Page 1

YAS AM

SAYI

ISSN: 1306-5653

76

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI İKİ AYLIK YAYINI

GELECEK ONLARIN

l DOSYA: TÜRKİYE’DE AFET GERÇEĞİ l ZİRVEDEKİLER: PROF. DR. E. ERTUĞRUL KARSAK VE PROF. DR. VOLKAN DEMİR l GAZETECİ BİLAL EMİN TURAN l DARÜLACEZE’NİN MELEĞİ l İSTANBUL’UN ‘FATİH’İ l KÖLN’DE TARİH VE LEZZET TURU l DEPRESYONA DİKKAT l DİJİTAL OYUNA FUTBOL AÇILIMI


başkandan

Sevgili İSMMMO Ailesi,

2018 yılını Kasım ve Aralık aylarıyla beraber uğurlamaya hazırlanıyoruz. İyisiyle kötüsüyle özellikle döviz kurlarının iniş ve çıkışı anlamında zor bir yıl oldu. Ama oda olarak hiçbir zorluktan yılmadan faaliyetlerimizi sürdürdük. Özellikle eğitimlere çok odaklandık. Yılın son döneminde ise Anadolu Yakasında büyük bir eğitim birimini hizmete açtık. Bol eğitimli bir yılı geride bıraktık. Yeni yılda da eğitim ve diğer projelerimize devam ediyor olacağız… Evet, yılın son dergisiyle karşınızdayız. Kapağımızda geleceğin mesleklerine mercek tuttuk. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte meslekler de değişmeye başladı. Önümüzdeki 20 yıllık süreçte birçok meslek yok olacak ve yerine şu anda hayatımızda olmayan yeni meslekler gelecek. 3D üretim mühendisinden robot teknisyenine kadar pek çok yeni mesleğe hazırlıklı olmalıyız. Dijital dönüşüm bizim mesleğimizi de etkileyecek. Bunu, 5-6 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen XX. Muhasebe Kongresi’nin teması olan ‘Dijitalleşme Sürecinde Değişen İş Hayatı ve Muhasebe Mesleğinin Yeniden Yapılanması’ başlığı altında da masaya yatırdık. Avustralya’nın Sidney kentinde düzenlenen Dünya Muhasebe Kongresi’nde ‘Vizyonerler ile Liderler’, kendi uzmanlıklarını bir araya getirme fırsatını yakaladı. Dosyamızda ise ülkemizdeki afet yönetimi kavramına ışık tuttuk. Binlerce insanın hayatını, yüz binlerce insanın ise sağlığını ve evini kaybettiği 17 Ağustos 1999’da Marmara depreminde Türkiye, ‘afet’ kavramı ile tanıştı. Büyük deprem riski dışında son yıllarda artan sel, dolu ve heyelan riskleri bir afet planının yanı sıra bireysel koruma tedbirlerinin de önemine işaret ediyor. Zirvedekiler sayfamızın konuğu ise Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. E. Ertuğrul Karsak ve Dekanı Prof. Dr. Volkan Demir. Gündemin Sesi’nde Posta Ekonomi Müdürü Bilal Emin Turan var. Turan, “Posta, olaylara yaklaşım ve haber dili anlamında direkt halka dokunan anlayışı bana aşıladı. Bu da Posta’nın neden en fazla okunan ve satan gazete olduğunu ortaya koyuyor” diyor. Yaşamın Portresi’nde Keloğlan filminin oyuncusu Atilla Doğukan ve yönetmeni Süleyman Mert Özdemir var. Masal kahramanı Keloğlan’ın yeni yani günümüze uyarlanmış versiyonu ve Keloğlan’ı yeniden çekme ve rol alma deneyimini konuştuk. Renkli Yaşam’da, meslek mensubu Muzaffer Kazan’ın eşi Şengül Kazan’ı misafir ettik. Darülaceze’nin iyilik meleği. Kazan, 41 yıldan bu yana Salı ve Cuma günlerini Darülaceze sakinleriyle geçiriyor…. Yurtdışı gezi sayfalarımızda sizi Almanya Köln’e götürüyoruz. Almanya’nın dördüncü büyük şehri. Tarihi ve doğal güzellikleri, birası ve lezzetli yemekleriyle ziyaretçileri kendine çekiyor. İstanbul’da ise sizi Fatih’in tarihi sokaklarında dolaştırıyoruz... Kültür Sanat, Kitap, Sinema, Lezzet, Kariyer, Mizah, Teknoloji, Eğitim, Dostlarımız da diğer sayfalarımızı süslüyor. Keyifli okumalar dilerim.

Yücel Akdemir

İSMMMO ISSN: 1306-5653

YAS AM

SAHİBİ İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Adına Yücel Akdemir Kurtuluş Cad. No: 114 Kurtuluş-Şişli / İSTANBUL SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Gülgün Öztürk

YAYINA HAZIRLAYANLAR Nil Demirciler, Ela Gökmen, Ayşegül Emir, Gaye Delen basin@ismmmo.org.tr, yasamdergi@gmail.com

Kurtuluş Cad. No: 114 Kurtuluş-Şişli / İSTANBUL

l DANIŞMA KURULU

Yücel Akdemir, Yahya Arıkan, Erol Demirel, Orhan Sarıgene, Cemile Kuzu, Ali Haydar Tunç, Gülgün Öztürk, Adem Çalışkan, İbrahim Balcıoğlu, Turgay Kanarya, Halil İbrahim Avcı, Alim Karataş, Taner Yüceur, Nadir Hikmet Güneş, Aysel Tümer, Ayhan Çorapçı, Çiçek Yağmur, Mithat Erdoğan, İbrahim Şennur, Nilgün Saraçer, Sebahaddin Kunaçaf, Ahmet Karakılınç, Hayrettin Özbakır, Bilal Karayazı, Nihat Savaş, Fahrettin Ravanoğlu, Nevzat Pamukçu, Murat Düzgün, Halim Bursalı, Yıldız İrgin, Murat Ceyhan, Süheyla Öztürk Selçuk, Hacı Demir, Sabri Karakaşlıoğlu, Hafize Öztürk, Mustafa Çanakçıoğlu, Oğuzhan Bahadır, Kazım Mermer, Ali Ekber Özkan, Yılmaz Bolgün, Hüsniye Sezgin, Emel Duman Yücetürk, Sevda Rızvanoğlu, Metin Gökdağ, Hüseyin Turna, Mustafa İrfan Yalçın, Turan Karabulut, Mahmut Şahin, İskender Demirci, Alper Karakaş, Filiz Bülbül, Arif Mert, Saadet Gençoğlu, Yalçın Sütütemiz, Özlem Gül Er, Cumhur Karatepe, Serdar Murat Akın, Yeşim Özer

l BASILDIĞI YER:

l Yayın Türü: İSMMMO Yaşam; yaşam, kültür ve güncel haber dergisidir. Yerel süreli yayındır. İki ayda bir yayımlanır, 3.000 adet basılır. Dergimizde yer alan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. l Yönetim Yeri ve Yazışma Adresi: Kurtuluş Caddesi, No: 114, Şişli- İSTANBUL Telefon: (0212) 315 84 00, Faks: (0212) 343 47 80


KAPAK

İşte geleceğin meslekleri Büyüyünce ne olacaksın? Öğretmen, doktor, avukat… Çocuklara sorulan bu sorunun cevapları artık geçmişte kalıyor. Dijital dönüşümle beraber hayatımız değişirken meslekler de farklılaşıyor. Artık bu sorunun cevabı ‘veri analisti, yapay zeka uzmanı, robot bilimcisi’ şeklinde değişiyor…

18

İÇİNDEKİLER

Z İ R V E D E K İ L E R

‘Mali Müşavirlik İşletme Danışmanlığı’na dönüşecek’ Teknolojik gelişmeler nedeniyle değişim göstermesi beklenen mesleklerden biri de mali müşavirlik. Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. E. Ertuğrul Karsak ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Volkan Demir ile üniversiteyi ve mali müşavirlik mesleğini konuştuk. 14

D O S YA

Türkiye’de afet gerçeği Binlerce insanın hayatını, yüz binlerce insanın ise sağlığını ve evini kaybettiği 17 Ağustos 1999’da depreminde Türkiye, ‘afet’ kavramı ile tanıştı. Büyük deprem riski dışında son yıllarda artan sel, dolu ve heyelan riskleri bir afet planının yanı sıra bireysel koruma tedbirlerinin de önemine işaret ediyor. 28


GÜNDEMİN SESİ

‘Sıradan vatandaşa odaklanıyoruz’

Posta’nın ekonomi müdürü Bilal Emin Turan, Posta’nın meslek hayatında ayrı bir yeri olduğunu belirterek, “Olaylara yaklaşım ve haber dili anlamında direkt halka dokunan anlayışı bana aşıladı. Bu da Posta’nın neden en fazla okunan gazete olduğunu ortaya 24 koyuyor” diyor.

YAŞAMIN PORTRESİ

‘Bu Keloğlan’ın hikayesi fantastik’ Keloğlan-Yeni Masal filmi 7 Eylül’de vizyona girdi. Bu yeni yani günümüze uyarlanmış versiyonu ve Keloğlan’ı yeniden çekme ve rol alma deneyimini yönetmen Süleyman Mert Özdemir ve Keloğlan’ı canlandıran Atilla Doğukan Türkyılmaz’la konuştuk...

34 EĞİTİM

Okul başarısı nasıl artırılır? Lise giriş sınavlarından üniversite giriş sınavlarına kadar çocuklar hep birbirleriyle rekabet halindeler. Veliler çocukların okul başarısını artırmak için neler yapmalının cevabını aradık…

40

R E N K L İ

Y A Ş A M

Darülaceze’nin iyilik meleği Meslek mensubu Muzaffer Kazan’ın eşi Şengül Kazan, 41 yıldan bu yana Salı ve Cuma günlerini Darülaceze sakinleriyle geçiriyor. Bakıma muhtaç sakinlerle birebir ilgilenen Kazan, onların tırnak bakımından özel yemek isteklerine kadar ihtiyaçlarının giderilmesine yardımcı oluyor... 32

6 2 .

G Ü N

6

İSMMMO HABER

8

SAĞLIK

38

DOSTLARIMIZ

42

L E Z Z E T

44

EVİM EVİM

46

G E Z İ - D Ü N YA

48

G E Z İ - İ S TA N B U L

52

K Ü LT Ü R - S A N AT

56

SİNEMA - DVD

58

K İ TA P

60

T E K N O - YA Ş A M

62

MİZAH

64


62. GÜN

Yüz binler Atamıza koştu Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 80. yıldönümünde yurt genelinde düzenlenen törenlerle saygı, sevgi ve özlemle andık. Saatler 09:05’i gösterdiğinde bayraklar yarıya indirildi, Atamızın manevi huzurunda saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı

6 l İSMMMO YAŞAM

okundu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da trafikteki arabalar durup 4 dakika korna çalarak anma etkinliklerine destek verdiler. Her Türk vatandaşının görevi Atatürk’ü her 10 Kasım’da anmak ve anlamaktır ve sonra nesillere anlatmaktır. Ulu Önderimiz, Atamızın emek verdiği yolda, hiç durmadan

yürümek, daimi hedefimiz ilkelerini korumak, devrimlerini sonsuza dek yaşatmak yegane görevimizdir. Atatürk’ü anlamak ise, kazandırdığı ilke ve inkılaplara uymakla olur; ülkenin yönetimini ve seçme hakkını milletine vermesi, Atatürk’ün ne kadar vatanına ve milletine düşkün önder olduğunu gösterir.


Organ bağışı hayat kurtarıyor Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de organ yetmezliği nedeniyle organ nakli bekleyen hastalar önemli bir sorun oluşturuyor. Sağlık Bakanlığı sisteminde kayıtlı 25 bin hasta organ beklerken bu listeye her yıl 6 binin üzerinde yeni hasta ekleniyor. Tek umudu organ bağışı olan hastalardan her yıl yaklaşık bin 300’ü organ bulunamaması nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde her yıl 3-9 Kasım Organ ve Doku Bağışı Haftası olarak kutlanıyor. Yasal desteğe sahip olmasına rağmen organ ve doku nakli hizmetlerinin geliştirilmesinde en önemli husus organ ve doku bağışının sağlanması ve artırılması için kamuoyunda bu konudaki bilgi eksikliğinin giderilmesi, organ

bağışı bilincinin geliştirilmesi, halkın organ ve doku bağışı konusunda teşvik edilmesi gerekiyor. Bu konuda bütün eğitim kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşüyor. Sağlık Bakanlığı organ bağışını artırmaya yönelik çalışmalar yaparken; toplumu organ bağışının önemi konusunda bilinçlendirmeye yönelik çalışmaların yanı sıra beyin ölümü ve kadavra donor tespitinin artırılmasına yönelik sağlık personelinin eğitim çalışmaları aralıksız sürdürülüyor. Ülkemizde halen yürürlükte olan ‘Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkındaki 2238 Sayılı Kanun’ kapsamında, 18 yaşını dolduran kişiler, ölümlerinden

sonra kullanılmak üzere organ ve dokularını bağışlamak istediklerinde, sağlık kurum ve kuruluşlarında bulunan organ bağış bürolarına başvurabilirler ve bu birimlerde organ bağış belgelerini imzalayarak organ bağışında bulunabilirler. Organ bağışı hayat kurtarmaya vesile olunması açısından çok önemli bir adım. Vefat eden kişilerin bağışlanan organları alındıktan sonra, vücut bütünlüğü hiç bir şekilde bozulmamaktadır. Ülkemizde en çok nakli yapılan organlar böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak olurken, 2016 yılında 2 bin 757 böbrek nakli, bin 106 karaciğer nakli, 58 kalp nakli, 16 akciğer nakli gerçekleştirildi.

İnsan Hakları Günü Kutlu Olsun

1949’da bu antlaşmayı imzalamıştır. Her yıl 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmakta. 30 maddeden meydana gelen İnsan Hakları Beyannamesi’nin önemli maddelerinden bazıları şöyle:

l Bütün insanlar hür ve eşit doğarlar. l Her kişinin fikir, vicdan ve din hürriyeti vardır. l Herkes ırk, cins, dil ve düşünce farkı gözetmeksizin insan hak ve hürriyetlerine sahiptir. l Hiç kimse kölelik ve kulluk altında yaşamaya zorlanamaz. l Hiç kimseye insanlık dışı, haysiyet kırıcı cezalar uygulanamaz. l Her insan eğitim hakkından yararlanabilir. l Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz. l Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, iyi şartlarda çalışma ve işsizlikten korunma hakkı vardır.

62. GÜN

Dünya kurulduğundan beri insanlar savaşların, baskı ve haksızlıkların yol açtığı büyük acılar yaşadılar ve yaşamaya devam ediyorlar…. Milletler bu savaşlara son vermek, barış içinde birbirlerinin haklarına saygı duyarak yaşamak amacıyla Birleşmiş Milletler Teşkilatını kurdular. Bu teşkilata bağlı olarak ‘İnsan Hakları Komisyonu’ kuruldu. Komisyon, 10 Aralık 1948’de ‘İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni kabul ederek yürürlüğe koydu. Bu beyanname kişilerin, hak ve özgürlüklerinin bir özeti gibidir. Beyannameyi imzalayan ülkeler, hem birbirleriyle hem de kendi toplumlarıyla barış içinde yaşamayı kabul etmektedirler. Türkiye, 6 Nisan

İSMMMO YAŞAM l 7


İSMMMO HABER

Muhasebe mesleğinin dijitalleşmesi masaya yatırıldı XX. Türkiye Muhasebe Kongresi, 5-6 Ekim tarihlerinde İstanbul’da geniş bir katılımla gerçekleşti. İlginin başından sonuna kadar hiç azalmadığı kongrede, mesleğin bugünü, geleceği, riskler ve fırsatlar ayrıntılı bir şekilde konuşuldu. Bir panel, üç ana oturum ve 18 paralel olmak üzere toplam 22 oturum büyük bir ilgi ve katılımla gerçekleşti. Kongrenin açılışını yapan TÜRMOB Genel Sekreteri Yahya Arıkan, kongre hakkında bilgi vererek, “XX. Türkiye Muhasebe Kongresi’nde mesleğin geleceğini tartıştık” dedi. TÜRMOB Genel Başkanı Masis Yontan, Türkiye Muhasebe Kongrelerinin mesleğin sorunlarının, geleceğe dönük gelişmelerinin dünya ve Türkiye’deki gelişmelerle beraber ilgili paydaşların bulunduğu ve görüş bildirdikleri bir ortamda tartışıldığı mesleki ve akademik bir platform olduğunu vurguladı. Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta Primleri Genel Müdür Vekili Savaş Alıç, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Semi Okumuş ise, kurumun dijitalleşme konusunda yaptığı çalışmalar ve gelecek planları hakkında bilgi sunarken, “Dijitalleşme sürecinde Gelir İdaresi olarak çok önemli mesafeler aldık” dedi. Okumuş, dijitalleşmeyi mali müşavirlerle birlikte yürütmek durumunda olduklarını söyledi. Vergi Denetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karakum, 8 bin 200 müfettişle vergi denetimi

8 l İSMMMO YAŞAM

gerçekleştirdiklerini ve bir yılda 60 bin mükellefi inceleme imkanı olduğunu belirterek, “İnceleme aşamalarının tüm evrelerinde dijital olarak bilgi veriyoruz. İnceleme raporunu dijital ortamda görmeleri mümkün” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı Rıza Çelen konuşmasında KGK’nın çalışmaları hakkında bilgi verdi. IFAC Yönetim Kurulu Üyesi ve Akdeniz Muhasebeciler Federasyonu Başkanı Philippe Arraou, doğru bir konu başlığı olan dijitalleşmenin seçilmiş olmasının kongreye değer kattığını

belirterek, “Dijitalleşme muhasebecileri çok yakından ilgilendirmektedir” dedi. Avrupa Muhasebeciler Federasyonu Başkan Vekili ve Gelecek Dönem Başkanı Morten Speitzer ise “Misyonumuz karar alma sürecini bütün dünyada etkilemektir. Tek bir ses halinde konuşmamız çok önemli. Üyelerimizin yüzde 81’i dijitalleşmeyi hizmetlerimizin geliştirilmesi için bir fırsat görüyor. Belli alanlarda robotlardan, yapay zekadan yararlanabilirsiniz ama bunlar bizim yerimize geçmeyecek. Geleceğimizi parlak görüyorum” ifadelerini kullandı.


Akdemir: Teknolojiye ayak uydurmak çok önemli

nen Dünya Muhasebe Kongresi’ne de hazırlık ve tamamlayıcı unsurlar içermiş olmanın haklı gururunu taşımaktadır.

PEK ÇOK YENİ ETKİNLİK Diğer bir teknolojiye uyum çerçevesinde İstanbul Odamızın düzenlediği Elektronik Defter ve Belge Uygulamalarında Son Gelişmeler konulu aylık düzenlenen klasiğimiz Cevahir semineri, meslek mensuplarımızın geniş katılımı ile büyük ilgi gördü. İlçelerimizde eş zamanlı yapılan eğitimlerimiz de bizleri yarına hazırlayan ve güncel değişimleri takip

etmemizde en büyük desteğimiz olan yapılar haline geldi. Tüm bu ortak çabalar, bizleri başarıya götürmenin ve çağın gerisinde kalmamak adına yarına hazırlanmanın gereğini ve sorumluluğunu yerine getirmek üzere ortaya çıkmaktadır. Yayınlarımızın da bu anlamda sorumluluğu ve üretimleri bizler için büyük önem taşımaktadır. Bu vesile ile siz değerli okurlarımız ve yazarlarımız başta olmak üzere eğitime ve gelişmeye katkı sunan herkese teşekkür eder, eğitimin vazgeçilmez üstünlüğünü bir kez daha odamız kurulları ve tüm organları adına desteklediğimizi ifade etmek isterim.”

İSMMMO HABER

İSMMMO Başkanı Yücel Akdemir, XX. Türkiye Muhasebe Kongresi’yle ilgili görüşlerini belirtti. Konuşmasına Albert Einstesin’den alıntı yaparak başladı. Akdemir, “Albert Einstein’in ‘Ben Gelecek İçin Hiçbir Endişe Duymadım. O Yeterince Hızlı Geliyor’ cümlesiyle sözüme başlamak istiyorum. Evet, gelecek çok hızlı geliyor. Zamana ve teknolojiye ayak uydurmak geçmişimizden dersler alarak geleceğimizi planlamak her çağda olduğu gibi bu çağda da önemini koruyor. Çağı yakalamanın, özellikle iş hayatımızda teknolojiye bağlı gelişmeleri takip etmenin yolu eğitim ve bilginin paylaşımından geçiyor” dedi. Yine Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır’ cümlesinden yola çıkarak meslek odalarının da bu anlamda üzerine düşen en önemli görevi yerine getirmeye çalıştığını vurgulayan Akdemir, şunları söyledi: “Ekim ayı içinde TÜRMOB ve İSMMMO, mesleğimizin ve yaşadığımız dünyanın geleceğine dair güzel örnekler verdi. 05-06 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen XX. Muhasebe Kongresi’nin teması olan ‘Dijitalleşme Sürecinde Değişen İş Hayatı ve Muhasebe Mesleğinin Yeniden Yapılanması’ başlığı altında yapılan uluslararası ve ulusal sunumlar katılımcıları geleceğe dair heyecanlı bir yolculuğa çıkardı. GİB, SGK, SPK, KGK gibi devlet kurumlarının, üniversitelerin, SMMM odalarının, bağımsız denetim şirketlerinin ve TÜRMOB yetkililerinin katkıları ile kongre salonu ve paralel oturumlar katılımcıların yoğun ilgisine sebep oldu. Dört yılda bir düzenlenen uluslararası kongremiz, Kasım ayında düzenle-

İSMMMO YAŞAM l 9


İSMMMO HABER

19. Dünya Muhasebe Kongresi Sidney’de yapıldı 19.’su düzenlenen Dünya Muhasebe Kongresi’nde Vizyonerler ile Liderler, kendi uzmanlıklarını bir araya getirme fırsatını yakaladı. Dünya Muhasebe Kongresi (WCOA) 2018, 5-8 Kasım 2018 tarihleri arasında Avustralya’nın Sidney şehrinde düzenlendi. Dünyanın 130 ayrı ülkesinden gelen finans ve iş dünyasında bilinirliği yüksek konuşmacılar, 6 binden fazla katılımcının yarattığı sinerjiyle dört gün boyunca mesleğin geleceğine dair farklı kültür ve birikimlerin getirdiği bakış açılarını paylaştı. Bu etkinliği bir araya getiren organizasyon komitesinin dört farklı hedefi vardı. Kullanılan enerji ve atıkları azaltmak, yeniden düşünmek, tanımak ve raporlamak… Vizyonerlerle liderleri bir araya getirerek bilgi ve deneyimlerini paylaşma fırsatı veren Dünya Muhasebe Kongresi, teknolojinin küresel bağlantıyı nasıl kolaylaştırdığı, yeni zorlukları nasıl tanımladı-

10 l İSMMMO YAŞAM

ğı, bilgiyi paylaşmak ve yeni stratejileri belirlemek noktalarında nasıl tek bir vücut olarak bir araya gelinebileceğini açıklayan sunumların benzersiz uyarıcı etkisiyle kongrenin en önemli yararı olarak ortaya çıktı. ‘Küresel ekonomilerde krizle baş edebilme, iş ve eğitim dünyasında yaratıcılık ve inovasyon, insan kaynağının kullanımı, esnek ve değişime ayak uydurabilen lider özellikleri, bilgi güvenliği ve siber tehditler, blokchain’in geleceğimize getireceği etkiler’ gibi konular, kongrede ele alınan başlıklar olarak sıralandı. Dünya uygulamalarına paralel Türkiye uygulamalarının da, muhasebe mesleğinin geleceğine ışık tutması; şeffaf, anlaşılabilir finansal tabloların hazırlanması ve ülke ekonomilerinin sağlıklı muhasebe sistemleri ile sürdürebilir olma kabiliyetini kazanması ile mümkündür. Bu haliyle de TÜRMOB ve odalarımız azami gayreti göstermektedirler.


Yazarkasa POS’ta tercih Ingenico oldu Uçtan uca ödeme konusunda önde gelen firmalardan olan Ingenico’nun yazarkasa POS cihazları, Vodafone Türkiye’nin tercihi oldu. Ingenico yazarkasa POS’lar için geliştirilen özel Vodafone satış uygulaması ile Vodafone mağazaları, Ingenico yazarkasa POS’lar üzerinden özel paket satışları, TL yükleme ve fatura ödeme gibi birçok satış işlemini tek cihaz üzerinden gerçekleştirebilecek. Vodafone Türkiye ile olan işbirliğinin Ingenico Grubu için son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Ingenico Türkiye Genel Müdürü Alpay Sidal, “Uçtan uca ödeme konusunda dünya lideri bir şirket olarak, Vodafone Türkiye ile iş ortaklığı yapmak bizim için son derece önemli. Sahada 150.000 mükellefimize, 215.000 cihaz ile aktif hizmet veriyoruz. Bu tecrübeyi Vodafone mağazalarına taşımaktan mutluluk duyuyoruz. Diğer tüm iş ortaklarımızda olduğu gibi Vodafone Türkiye için de özel olarak geliştirdiğimiz uygulamalarımızla daha yüksek katma değer sağlamayı hedefliyoruz. İşbirliğimizin verimli bir şekilde uzun yıllar devam etmesini diliyorum” dedi.

YENİLİKÇİ UYGULAMALAR Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy ise, “Vodafone Türkiye olarak en iyi müşteri deneyimini sunma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Müşteri

DAYANIKLILIK ÖN PLANDA

Yazarkasa POS’larının donanım zenginliği ve dayanıklılığı ile ön plana çıkan Ingenico, işbirliği kapsamında Vodafone Türkiye mağazalarına özel olarak geliştirilen uygulama ile geniş bir hizmet yelpazesi sunuyor. Vodafone Türkiye mağazaları artık Ingenico mobil ve masaüstü cihazları ile nakit ve kartlı TL yükleme, paket satışı, fatura ödeme ve daha birçok işlemi yapabilecek. Yazarkasa POS’larında teknolojik pratikliğe ve uygulama zenginliğine önem veren Ingenico, Vodafone mağazalarına özel geliştirmiş olduğu uygulama sayesinde mağazaların hem seyyar hem de masaüstü Ingenico yazarkasa POS’ları sadece KDV fişi için değil, katma değerli servis satışları için de kullanabilmesine olanak tanıyor.

deneyimine daha fazla odaklanmayı, pazar dinamiklerine daha hızlı yanıt vermeyi ve dijital teknolojilerden en iyi şekilde faydalanmayı gerektiren yeni dijital dönemle birlikte mağaza kanalımızda da yenilikçi uygulama-

lara imza atıyoruz. Ingenico ile yaptığımız işbirliği sayesinde Vodafone mağazaları iş akışlarını hızlandırarak müşterilerimize en iyi deneyimi sunma imkânı bulacak” diye konuştu.

İSMMMO YAŞAM l 11


İSMMMO HABER

Anadolu Eğitim Birimi hizmete açıldı

12 l İSMMMO YAŞAM

İstanbul’daki mali müşavirlerin ve stajyerlerin eğitimine katkı vermesi amacıyla TESMER Anadolu Eğitim Birimimiz Maltepe’de törenle hizmete açıldı. Açılışa; Oda Başkanımız Yücel Akdemir, Odamızın Kurucu Onursal Başkanı ve TÜRMOB Genel Sekreteri Yahya Arıkan, Odamızın Yönetim Kurulu ve kurullarıyla birlikte çok sayıda meslek mensubu katılım sağladı. İstanbul’un Anadolu yakasında hizmet verecek olan eğitim birimi, iç dekorasyon ve teknolojik yenilikleriyle meslek mensuplarımız tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Gerçekleştirilen açılış ve kokteylin ardından konuşma yapan Oda Başkanımız Yücel Akdemir, eğitim birimlerinin meslektaşlar için bilgi paylaşım alanları olduğunu belirtti. Eğitime çok büyük önem verdiklerini dile getiren Akdemir, mesleğin kabuk değiştirdiğini ifade etti. Akdemir, “Ülkemiz ve mesleğimiz adına burada çok ciddi çalışmalar yapılacağını biliyoruz. Eğitim birimlerimizi günlük toplu taşıma araçlarının geçişine uygun yerlerde konumlandırıyoruz. Bu sayede sadece semtlerdeki meslektaşların değil, diğer ilçelerden gelen meslektaşlarımızın da faydalanmasını sağlıyoruz. Buraları yapmak çok kolay olmuyor. Yönetim kararlılığının olması lazım. Gerek yönetim kurulumuzdaki, gerekse TESMER’deki arkadaşlarımızın, yapımdaki kararlılıkları çok önemliydi. Huzurunuzda hepsine çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. Eğitim birimleri açmaya devam edeceklerini belirten Akdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bilginin büyük bir ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Seminerlerimizde katılımcıların yoğunluğu nedeniyle salonların taştığını görüyoruz. Bilirkişi, uzlaştırıcı ve diğer tüm eğitimlerde meslektaşlarımız yoğun katılımlarla ilgi gösterdiler. Bilgiyi doğru aktarabilmek için bütün eğitim birimlerimizden faydalandık. Bundan sonra da bizim eğitim anlayışımız devam edecek.” Odamızın Kurucu Onursal Başkanı ve TÜRMOB Genel Sekreteri Yahya Arıkan ise Oda’nın yaptığı atılımları mutlulukla karşıladığını ifade etti. Eğitim birimlerinin açılmasında katkı ve desteklerini sunanlara teşekkürlerini ileten Arıkan, “Meslek mensuplarının her zaman daha iyisini hak ettiğini düşünerek davrandık. Meslek onuru için yola çıktık. Çok ciddi değişim ve dönüşüm yaşıyoruz. Aldığımız eğitim gelişimimizin yanında toplumda mesleki saygınlığımızı da etkileyecektir. Bu iki husus hayata geçtiği sürece geleceğimizi şekillendirebiliriz ve ayakta kalabiliriz” diye konuştu.


Meslektaşlar tiyatroda bir arada Odamızın Üsküdar İlçe Temsilciliği, sosyal alanda meslektaşlarla birliktelik sağlamak amacıyla şehir tiyatrolarında her ay bir oyun izleme etkinliği gerçekleştiriyor. Üsküdarlı meslektaşlar geçen ay Musahipzade Celal Sahnesi’nde oynanan ‘Kahvede Şenlik Var’ adlı oyunda bir aradaydılar.

Odamızın Üsküdar İlçe Temsilcisi Fatma Ölmez, meslektaşlarla etkinliklerde buluşmaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek, “Musahipzade Celal Sahnesi’nde her ay bir oyunun seyrine düzenli olarak gidiyoruz. Son üç yıldır her sezon hiçbir oyunu kaçırmıyoruz. Bu oyunları meslektaşlarımızla bir

Odamızın düzenlediği Bilirkişilik Temel Eğitim Sertifika programını başarıyla tamamlayanlara katılım belgeleri Şirinevler ve Kadıköy Eğitim Birimlerinde verildi. Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunarak yetki alan odamız ‘Bilirkişilik Temel Eğitimi’ programı ile ilgili eğitimlerine devam ediyor. On sekiz saati teori ve altı saati de uygulama eğitimleri olan meslektaşlarımıza düzenlenen törenle oda başkanımız Yücel Akdemir sertifikalarını verdi.

İSMMMO HABER

Bilirkişilikte yola devam

arada seyretmekten büyük keyif alıyoruz. Bu seyirlerin en güzel yanı ise biletler satışa çıkar çıkmaz toplu olarak grup indirimi alıyoruz ve gerçekleştirdiğimiz tiyatro etkinliğindeki küçük bağışlar ile Darüşşafakalı bir öğrencinin 8 aylık kırtasiye giderini karşıladık” dedi.

İSMMMO YAŞAM l 13


Prof. Dr. E. Ertuğrul Karsak

Prof. Dr. Volkan Demir

ZİRVEDEKİLER

‘Mali müşavirlik işletme danışmanlığına dönecek’ NİL DENİZ DEMİRCİLER Teknolojik gelişmeler günümüzde birçok mesleğin Mali müşavirlik mesleği, günümüzde olduğu şekil değiştirmesine neden gibi gelecekte de önemini koruyacak meslekler oluyor. Değişim göstermesi arasında yerini alıyor. Galatasaray Üniversitesi, beklenen mesleklerden biri de köklü eğitim anlayışı ile yeni meslek mensupları yetiştirme konusunda önemli bir yere sahip olan mali müşavirlik. Galatasaray üniversitelerden biri. Galatasaray Üniversitesi RekÜniversitesi Rektörü Prof. Dr. törü Prof. Dr. E. Ertuğrul Karsak ve İktisadi ve İdari E. Ertuğrul Karsak ve İktisadi Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Volkan Demir ile üniversiteyi ve mali müşavirlik mesleğini konuştuk. ve İdari Bilimler Fakültesi Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. E. ErtuğDekanı Prof. Dr. Volkan rul Karsak sorularımıza şu yanıtları verdi: Demir ile üniversiteyi ve mali Üniversitenizden bahsedebilir misimüşavirlik mesleğini konuştuk. niz?

14 l İSMMMO YAŞAM

25 yıldan beri faaliyet gösteren Galatasaray Üniversitesi genç bir üniversite olmasına karşın, güçlü ve köklü eğitim-öğretim geleneği, Türkiye, Avrupa ve ABD’nin ileri gelen üniversitelerinde yetişmiş ve farklı alanlarda uzmanlaşmış akademik personeli, başta Fransa olmak üzere 100’den fazla Avrupa üniversitesi ile yaptığı akademik işbirliği ve değişim programı anlaşmaları, Erasmus+ Programı çerçevesinde gerçekleşen karşılıklı öğrenci hareketliliği ve en az iki yabancı dile hakim, üst düzey mesleki bilgiyle donanmış mezunları ile ülkemizde ihtiyaç duyulan nitelikli işgücü ve diğer üniversitelerin akademik personel gereksiniminin karşılanmasına katkıda bulunmakta olup, merkezi yerleştirmede ilk yüzdelik dilimdeki öğrencilerin


PROF. DR. E. ERTUĞRUL KARSAK KİMDİR? Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. E. Ertuğrul Karsak, İstanbul Amerikan Robert Lisesi’nin ardından 1989 yılında İTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. 1990 yılında University of Southern California’dan Endüstri ve Sistem Mühendisliği alanında yüksek lisans derecesi, 1994 yılında İTÜ Endüstri Mühendisliği Anabilim Dalı’nda doktor unvanı aldı. Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde, sırasıyla 1994 yılında yardımcı doçent, 1996 yılında doçent ve 2001 yılında profesör oldu. 1996-1997 yıllarında Fransa’da Université Paris-Dauphine’de misafir araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürdü. Araştırma konuları arasında, çok ölçütlü karar verme, bulanık karar analizi, yatırım karar analizi, teknoloji seçimi ve ürün geliştirme yer almaktadır. Çeşitli uluslararası bilimsel toplantılara, düzenleyici, bilim kurulu üyesi, oturum başkanı olarak ve bildiri sunmak üzere katılmıştır. Uluslararası atıf endeksleri tarafından taranan hakemli dergilerde çok sayıda makalesi yayımlandı. Galatasaray Üniversitesi bünyesinde kurucusu olduğu Bilgisayar Bütünleşik İmalat alanındaki UNESCO Kürsüsü’nün (UNESCO Chair in Computer-Integrated Manufacturing) 1997 yılından bu yana eşbaşkanlığını yürütüyor. Galatasaray Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği bölüm başkanlığı, Fen Bilimleri Enstitüsü müdürlüğü, Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi dekanlığı ve rektör yardımcılığı görevlerinde bulunurken, 2015 yılı Nisan ayından itibaren Galatasaray Üniversitesi Rektörü olarak görev yapıyor.

PROF. DR. VOLKAN DEMİR KİMDİR? Galatasaray Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Volkan Demir, 1975 yılında Ordu’da doğdu. 1997 yılında Marmara Üniversitesi, İİBF’nin İktisat Bölümünü bitirmiştir. 1999 yılında Marmara Üniversitesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalında, Yüksek Lisansını, 2003 yılında da aynı üniversitede doktorasını tamamladı. 1999 yılında SMMM ruhsatını alan Demir, 1998 ile 2004 yılları arasında Marmara Üniversitesi, İİBF, İşletme Bölümü, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalında Araştırma Görevlisi olarak görev yaptı. 2004 yılında Grenoble/Fransa’da, 2007 yılında da New York/ABD’de muhasebe, finansman alanında araştırmalarda bulundu. 2004 yılından itibaren Galatasaray Üniversitesi’nde, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak görev yapan Volkan Demir, lisans ve yüksek lisans programlarında Raporlama Teknikleri, Uluslararası Muhasebe, Yönetim Muhasebesi, Şirket Değerleme derslerini vermektedir. Muhasebe-Finansman alanında ulusal ve uluslararası makaleleri ve tebliğleri ile Finansal Tablolar Analizi, İşletme Bütçeleri ve Finansal Raporlama Standartları konulu birçok kitap ve kitap bölümü bulunmaktadır. MYO Müdür Yardımcılığı, Dekan Yardımcılığı, Fakülte Yönetim Kurulu ve Üniversite Senato Üyeliği görevleri yapan Volkan Demir, 2010 yılında Doçent, 2017 yılında Profesör olmuş ve 29 Mart 2018 tarihinde Galatasaray Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığına atanmıştır.

ZİRVEDEKİLER

tercihi olmayı sürdürmektedir. Galatasaray Üniversitesi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Fransa Cumhuriyeti Hükümeti arasında 14 Nisan 1992’de imzalanan milletlerarası anlaşmayla kurulan Galatasaray Eğitim ve Öğretim Kurumu’nun, 3993 sayılı Kanunla üniversite statüsünü kazanmasıyla kuruldu. Üniversite, ülkemizde milletlerarası anlaşmayla kurulmuş ilk devlet üniversitesi ve 1481 yılında Sultan II. Bayezid tarafından ‘Galata Sarayı’ adı verilen bir Enderun okulunda başlatılan beş yüz yılı aşkın bir eğitim-öğretim geleneğinin, günümüzde yaşayan son aşamasıdır. Öğrencilerinin yüzde 40’ı lisansüstü programlarında öğrenim gören Galatasaray Üniversitesi araştırma odaklı bir üniversite olarak ülkemizin lisansüstü alanda uzmanlaşmış insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasına sürdürülebilir katkı sağlamayı hedeflemektedir. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından son yıllarda uygulanan Öğretim Üyesi Yetiştirme Programında (ÖYP) ve yeni kurulan hukuk fakülteleri için öğretim üyelerinin yetiştirilmesi sürecinde etkin rol almaktadır. Diğer üniversiteler arasında yeriniz nedir? Galatasaray Üniversitesi, ÖSYM tarafından düzenlenen üniversite giriş sınavında ilk 100’e giren öğrenciler tarafından tercih edilen ilk 5 üniversite arasında yer almaktadır. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ülkemizde eşit ağırlık puan türünde en yüksek taban puanla öğrenci alan lisans programları arasında uzun yıllardır yerini korumaktadır. Diğer yandan, ÖSYM tarafından açıklanan 2017 ALES Sonbahar Değerlendirme Raporu’na göre Galatasaray Üniversitesi sayısal, eşit ağırlık ve sözel alanlarda en başarılı üniversiteler arasında bulunmakta, 2017 e-YDS Değerlendirme Raporuna göre de öğrenci ve mezunlarının elde ettiği puan ortalamasında en üst sıralarda yer almaktadır. Tüm bu veriler, Galatasaray Üniversitesi’nin üniversiteye girişte başarılı öğrenciler tarafından tercih edildiğinin, öğrencileri ve mezunlarının ise muhakeme becerilerini ve yabancı dil düzeylerini ölçmek üzere ulusal ölçekte düzenlenen sınavlarda oldukça başarılı sonuçlar elde ettiklerinin somut göstergeleridir. Öğrencilerinin ulusal ve uluslararası yarışmalarda elde ettikleri dereceler de Galatasaray Üniversitesi için gurur kaynağı olmaktadır. CFA Institute tarafından

İSMMMO YAŞAM l 15


ZİRVEDEKİLER

düzenlenen 10. CFA Investment Research Challenge Türkiye yarışması 2018 yılı birincisi olan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerimiz ile Avrupa ve ABD’de ülkemizi pek çok kez başarıyla temsil etmenin yanı sıra 2018 yılında 59.’su düzenlenen dünyanın en prestijli hukuk farazi dava yarışmalarından Philip C. Jessup Dünya Şampiyonası’nda ilk 16’ya kalarak Türkiye’de bir ilke imza atan Hukuk Fakültesi öğrencilerimiz, paydaşlarımız tarafından takdir gören öğrencilerimizin yakın geçmişteki başarılarından sadece birkaçıdır. Öğretim dilinin ağırlıklı olarak Fransızca olduğu Galatasaray Üniversitesi’nde, İngilizce’nin uluslararası alandaki önemi göz önünde bulundurularak, bütün öğrencilerin öncelikle ileri seviyede İngilizce bilgisine sahip olması

16 l İSMMMO YAŞAM

sağlanmakta, ayrıca üçüncü bir yabancı dil öğrenme olanağı da sunulmaktadır. Mali müşavirlik mesleğinin geleceğini konuştuğumuz Galatasaray Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Volkan Demir ise sorularımıza şu yanıtları verdi: Mali müşavirlik mesleği teknolojik gelişmeler ile birlikte gelecekte nereye gidecek? Mali müşavirlik mesleğinin geleceğini belirleyebilmek için öncelikle geçmiş ve bugününü değerlendirmek ve sonra da dünyadaki ekonomik sistemin nereye gideceğini iyi saptayabilmek gerekmektedir. Şirketlerde olduğu gibi ülke ekonomilerinde başarıların da artık sadece büyüme, gayrisafi milli hasıla, kişi başına düşen ortalama gelir gibi finansal verilerle ölçülmesi iyi ekonomiyi işaret etmeyecektir. Bunlarla birlikte; iş yapabilmenin basitliği, düzenlemelerin öngörülebilirliği, belirsizliğin, yoksulluk, yolsuzluk ve suistimallerin azlığı, mutluluk endeksinin yüksekliği, güvenilirliğin yüksekliği gibi ekonomik başarının yeni performans ölçüleri olacaktır. Geçmişte salt kayıt tutma ve devlete yasal bildirimlerde bulunma üzerine inşa edilen muhasebecilik mesleği, günümüzde bu özelliklerinin bazıları korusa da teknolojik gelişmeler, artan düzenlemeler ve küresel iletişim ile birlikte başka bir boyut kazanmıştır. Bir işletme uzmanlık dalı olarak mevcudiyetini koruyan meslek artık işletmeciliğin kendisi

haline gelmiştir. Yani bugün iyi bir mali müşavir aynı zamanda pazarlama, organizasyon, hukuk gibi alanlarla donatılmış ve yönetsel becerileri gelişmiş bir işletmeci olmuştur. Teknolojik gelişmeler, akıllı sistemler, dijitalleşme ile birlikte gelecekte-hem de yakın gelecekte- mali müşavirlik mesleği teknoloji ile iç içe geçmiş işletme danışmanlığına dönecektir. Bu gelişmeler ülkelerde ve ekonomik çıkara dayalı topluluklarda daha fazla hükümet düzenlemeleri getirecek, şu anda var olan birçok kurum ya da kuruluşun fonksiyonu ya bitecek ya da sorgulanacaktır. Düzenleyici otoriteler artık dijital otoriteler haline dönüşecektir. Ama ne olursa olsun mali müşavirlik mesleği ismi, içeriği, fonksiyonu değişse de hep var olacaktır. Meslek güvenilirlik, etik ve toplumsal fayda kavramları etrafında yeniden şekillenecektir.

İKNA ETMELİYİZ Günümüzde öğrenciler nasıl bir eğitimle sahaya çıkıyorlar, verilen eğitimler ne kadar güncel? İlk öğretim sonrası başlayan yoğun bir sınav maratonunu yıllar içinde başararak üniversiteli oluyorlar. Üniversiteye geldiklerinde neredeyse tüm öğrenciler müthiş hazırlanılmış zorlu bir sınav maratonunu başarmanın verdiği rahatlıkla, yeni bilgiler ve değerler almaya hazır haldeler. Ancak bu öğrenciler test ağırlıklı, seçenekli klasik müfredat çerçeveli alışılmış eğitim sistematiğinden çıkarabilmek için programların iyi tasarlanması gerekiyor. Esas olarak üniversitenin öncelikli meslek öğrenme yeri olmayıp evrensel bilgileri taşıma merkezi olduğuna ikna olmamız ve öğrencileri de buna ikna etmemiz önemli. İlgili alanlardaki programlarda öğrenim gören öğrenci, program çıktılarına sahip olduğunda zaten meslek öğrenmesi ve geliştirmesi hiç de zor olmayacaktır. Her üniversite öğrencisinin iyi bir alan eğitiminin yanında bugün diploma ekinde yazan ve çok önemli olan alan dışında sanatın her alanına, edebiyata, sosyal girişimciliğe de yönlendirilmesi gerekmektedir.

GÜNCEL KALABİLMEK ÇOK ÖNEMLİ


ÇOCUKLARA ANLATMALIYIZ Çocukların meslekten, gelecekten beklentileri neler? Çocukların meslekten bir şey beklemeleri için mesleği onlara çok iyi tanıtmamız gerekmektedir. Etrafımızda ailesinde mali müşavir olmayan çocuklar dışında mesleğimizi tanıyan çocuk sayısının çok az olduğunu düşünüyorum. Çünkü onların iletişim kanalına giremiyoruz. Çocukların iletişiminin büyük bir kısmı kitaplar ve internet üzerinden gerçekleşiyor. İçinde mesleğin doğru anlatıldığı kaç çocuk kitabımız var? Mesleğin doğru anlatıldığı kaç çizgi film mevcut? Bu soruların cevaplarını vermeliyiz. Bu çocuklar büyüyünce hayal kurmadıkları bir mali müşavirlik mesleğini ne kadar başarılı ve tutku ile yapabilirler? Bunları da konuşmamız gerekli. İlk önce bir şekilde onların dünyalarına girip hayallerine dahil olmayı amaçlamalıyız. Aslında sadece çocukların değil tüm toplumun iletişim dünyasına bir şekilde girebilmeliyiz. Çizgi filmlerde, kitaplarda, televizyon dizilerinde meslek ne kadar doğru anlatılırsa algılanma doğruluğumuz da artacaktır. Üniversiteler İSMMMO’yu nasıl görüyorlar? İSMMMO, İstanbul’da İşletme Progra-

mına sahip olan tüm üniversitelerin en önemli paydaşlarından biridir. Kendi yarattığı bir başarı hikayesi ve başarılı bir misyonu vardır. Kurulduğu günden bugüne kadar da hem üniversiteler ve akademisyenlerle birlikte hareket eden akademik bir meslek örgütüdür. Kendi içinde geliştirdiği “eğitmenlerle eğitim” programının bile kendi başına başarısı ülke sınırlarını aşmıştır. Ürettiği toplumsal ve ekonomik raporlar ile toplumsal yarar sağlama misyonunu da yerine getirmektedir. Üye ve stajyer sayısı ile en büyük meslek odalarından biridir. Üniversitenizin meslek örgütleri, İSMMMO ile ne tür işbirlikleri var? Galatasaray Üniversitesi olarak hem sosyal bilimler hem de mühendislik bilimleri alanlarında meslek örgütleri ile sıkı ilişkilerimiz mevcuttur. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemizin İSMMMO ile ilişkisi ve eğitim, seminer, sempozyum konferans gibi konularda iş birlikleri bunun en belirgin örnekleridir. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin mesleğe bakışı nasıl? Üniversitemizde, Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerimiz genellikle mali müşavirlik mesleğini tanımış olarak bize geliyorlar. Dolayısıyla onlara mesleği, değişimi, gelişimi anlatmak daha kolay oluyor.

ZİRVEDEKİLER

Dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aynı hızda kendimizi yenileyip güncelleyebiliyor muyuz? Üniversite eğitiminin güncel olabilmesi için tüm paydaşların birlikte çalışıyor olması en önemli unsurdur. Üniversite bir tüzel kişiliktir; idari ve akademik birimler eş güdümle çalışırsa ve akademisyenler ile öğrencilerin insan olma faktörlerini de birleştirirse ve geliştirirse başarılı bir üniversite olabilir. Üniversitelerde verilen eğitimin güncelliğini ancak çıktılarımız olan mezunlarımızın nerede, hangi işler yaptıklarını ve başarılarını devamlı izleyerek ölçebiliriz. Mezunlarımızın, mezun olarak yaptıkları geri bildirimler de programlarımınız geliştirilmesinde kullanılabilir. Galatasaray Üniversitesi olarak yaptığımız analizler, mezunlarımızın durumu bize üniversitemizde dünya standardında programlar yürüttüğümüzü gösteriyor. Varsa eksiklerimizden beslenip bunları geliştirmek için de kalite güvence sistemimizi oluşturduk ve geliştirmeye devam ediyoruz. Güncel kalabilmek için sizce neler yapılmalı? İlk önce güncel kalmak ifadesini tartışmalıyız. Güncellik dünya nereye gidiyorsa uyum sağlama başarısı mı yoksa dünyayı daha yaşanabilir hale getirme yarışması mı? Bunları tartışmalıyız. Çünkü dünya genelinde; ekonomik ve toplumsal sorunlar sarmalı artıyor ama bunun yanında dünyada güzel şeyler de oluyor. Savaşlar azalıyor, hastalıktan ölümler azalıyor, çocuk ölümleri azalıyor ama yeterli değil. Ülkemizde ya da dünyada olumlu gelişmeler yaşanması için büyük adımlar mı yoksa küçük adımlar mı atmamız gerektiğini de tartışmalıyız. Şahsen herkesin küçük adımlar atarak dünyayı daha güzelleştireceğine inananlardanım. Yani bugün herkes başkasından, başkası bir başkasından bir şeyler yapmasını bekliyor. Bu sarmal ne kadar devam edebilir bilemiyorum. Bireyler kendi mikro çevrelerinden başlayabilir dünyayı değiştirmeye. Bundan sonra güncel kalabilmek konusu en kolay olanıdır.

İSMMMO YAŞAM l 17


İşte geleceğin meslekleri KAPAK

ELA GÖKMEN Teknoloji çağındayız ve artık hiçbir şey eskisi gibi değil… Hemen her gün yeni bir gelişme, yeni bir değişime tanık oluyoruz. İnsanların hayatları giderek kolaylaşırken birçok iş robotlara devredilmeye başlıyor. Otomasyona geçişle birlikte gelecekte pek çok iş yok olacak. Ancak robotik ve yapay zeka yeni işlerin doğmasına yol açacak. İK uzmanları ve fütüristlere göre, şu anda anaokuluna giden

18 l İSMMMO YAŞAM

çocukların üçte ikisi bugün var olmayan işlerde çalışacak. Bu süreçte geçmişte bilim kurgu olarak okuduğumuz, izlediğimiz pek çok şey gerçeğe dönüşüyor. İnsansı robotlar, yapay zeka, nano teknoloji, biyomedikal gelişmeler, gen mühendisliği, 3D, artırılmış gerçeklik, insan ve makine bileşimi… Tüm bunlar bugünkü teknolojik gelişmeler olurken, bunlar sosyal ve kültürel hayattan ekonomiye kadar pek çok şeyi değiştiriyor. Günümüzdeki bu bilimsel ve

teknolojik gelişmeler geleceğin mesleklerini ortaya çıkaracak. Dünya Ekonomik Forumu’nun ‘Mesleklerin Geleceği’ raporuna göre, beş yıl içinde 5 milyon iş otomasyonla birlikte yok olacak. Ama robotik ve makine öğrenmesi yeni işler yaratacak. Öyle ki şu anda anaokuluna giden çocukların üçte ikisinin bugün var olmayan işlerde çalışacağı öngörülüyor. Günümüzde var olan bazı işler ise bu süreçte şekil değiştirecek. Peki, geleceğin meslekleri neler olacak? Bu soruyu İK uzmanlarına ve


fütüristlere sorduk. Robotik ve makine öğrenmesinin yeni işler yaratacağını söyleyen uzmanlar, aranan yetenek ve yetkinliklerin de değişeceğinin altını çiziyor.

İLGİNÇ MESLEKLER İş yaşamındaki değişimle birlikte şu anda adını bile duymadığımız yeni ve ilginç meslekler de karşımıza çıkacak. Büyük bir ihtimalle şu anda yeni çocuk sahibi olan ebeveynlerin çocukları çok farklı meslekleri yapacak. Youth Holding kurucusu Emrah Kaya, yaptıkları ‘Gençliğin Geleceği’ çalışmasında yer alan geleceğin meslekleri arasında büyük veri arkeoloğu, vücut parça üreticisi, hafıza artırma cerrahı, uzay pilotu gibi ilginç işler olduğunu anlatıyor. Kaya, nano doktor, sanal avukat, iklim polisi gibi bugünün mesleklerine ismi benzese de görevi çok farklı olan işleri de sıralıyor.

DEĞİŞİM KOLAYLAŞACAK

YAPAY ZEKA ETKİSİ Çok değil 40 yıl sonra neredeyse tüm işleri insanlar yerine robotlar, makineler yapacak. İçinde bulunduğumuz süreçte giderek önem kazanan yapay zeka alanında görülen gelişmelerin 2021 yılına kadar 800 bin kişiye yeni iş yaratması ve bu gelişmenin global ekonomiye 1.1 trilyon dolar katkı yapması beklentiler arasında yerini alıyor. Fütürist Murat Şahin’e göre, gelecek 50 yılda dünya çapında otomobil sayısında 200 milyon adetlik bir daralma olması öngörülüyor, bu durumda bu kadar aracı satan, bakım yapan, yedek parça üreten, hurdası ile geçinen kişi de olmayacak. Murat Şahin, kaybolacak mesleklerin yerine yenilerinin geleceğini, 10 yıl içinde kısa mesafe teslimatların drone ile yapılmaya başlamasıyla kargo teslimatının önemli ölçüde otomatik hale geleceğini vurguluyor. 2060 yılına geldiğimizde neredeyse tüm işlerin insanlar yerine robotlar, makineler tarafından yapılacağına dikkat çeken Murat Şahin, “Ama yapay zeka alanında gelişmelerin 2021’e kadar 800 bin kişiye yeni iş yaratması ve bu gelişmenin global ekonomiye 1.1 trilyon dolar katkı yapması bekleniyor” diye konuşuyor.

KAPAK

Büyüyünce ne olacaksın? Öğretmen, doktor, avukat… Çocuklara sorulan bu sorunun cevapları artık geçmişte kalıyor. Dijital dönüşümle beraber hayatımız değişirken meslekler de farklılaşıyor. Artık bu sorunun cevabı ‘veri analisti, yapay zeka uzmanı, robot bilimcisi’ şeklinde değişiyor…

Çoğumuza ürkütücü gelen bu süreçte insanlar için kolaylıklar da gündeme gelecek, çünkü bu süreçte iş değiştirmek de kolaylaşacak. Uluslararası Özel İstihdam Büroları Başkanı ve Randstad Holding Global Direktörü Annemarie Muntz, yakın bir gelecekte teknolojik alanda eleman ihtiyacı doğacağını söylüyor. Muntz, “Küresel rekabet daha da büyüyecek. Reaksiyonun daha hızlı olduğu bir iş yaşamı bizi bekliyor. Yeteneğin daha ön planda olduğu yeni meslek grupları ve yeni iş alanları doğacak” diyerek yaşanacak süreci özetliyor. Gelecekte yeşil enerji, biyoteknoloji gibi yeni

alanların bu sektörlerde istihdam edilecek yeni meslek gruplarını ortaya çıkaracağına dikkat çeken Muntz, dijital çağın doğal sonuçlarından birinin de iş değişikliği yapmanın giderek kolaylaşması olacağını da vurguluyor.

İSMMMO YAŞAM l 19


1 - SAYBORG TASARIMCISI: Yarı insan yarı makine yani sayborgların sayısı sürekli artıyor; gelecekte zenginlerin birer sayborga dönüşeceği tahmin ediliyor. Sayborg tasarımcılığı da geleceğin mesleklerinden biri olacak.

KAPAK

GELECEĞİN 40 MESLEĞİ 2-VERİMLİLİK DANIŞMANI: Farklılaşma ve teknolojik değişimler verimliliğin yeniden tanımlanmasını zorunlu kılıyor. İnsanların ergonomi, sağlıklı yaşam, zaman yönetimi gibi faktörlerin yeni isteklerini de hesaba katarak kendilerini ve yaşamlarını yeniden yapılandırmalarına yardımcı olan uzman. 3- MİKROBİYAL DENGELEYİCİ: Çok daha gelişmiş ve sağlıklı bir yaşam için gerekli ekosistemi, mikrobiyal (mikro organizmalarla ilgili) beslenme programını öneren, eğitimli uzman. 4- UZAKTAN İLETİŞİM UZMANI: Uzak mesafe görüşme ya da video konferans

20 l İSMMMO YAŞAM

kanalı ile yapılan mülakatların etki ve verimini arttıracak görsel, teknik, davranışsal tavsiyelerde bulunan uzman. 5- MERAK EĞİTMENİ: Yalnızca merakı kışkırtacak esinlenme ve içeriği tavsiye eden değil, aynı zamanda keşfetme sanatını da öğreten uzman. 6- KENTSEL ÇOBAN: Esnek, mikro çiftçiler. Şehrin alışkın olmadığımız farklı yerlerinde gelişecek doğal alanların, küçük ölçekli bahçe ve arsalardaki tarım alanlarının bakımını yapan uzman. 7- BASKI UZMANI: Mikro-üretim ihtiyaçları için elinden her şey gelen, 3D tarama,

tasarım, yazılım, dolum ve tamir yapan 3D baskı uzmanı. 8- DİJİTAL ÖLÜM MÜDÜRÜ: Kişinin ölümünden sonra dijital ortamlardaki varlıklarının ne olacağını belirlemek üzere içerik üreten, eleyen ve yöneten uzman. 9- MEME AJANSI (MEME AGENT): Tıpkı bir şöhretin ya da sporcunun menajeri gibi bireylerin kişiliklerinin, entelektüel birikimlerinin yayılmasını sağlayan uzman. 10- DİJİTAL DETOKS TERAPİSTİ: Teknoloji kaynaklı stres yaşayanları cihazlarından ayırarak arınmalarına yardımcı olacak analog ortamlar yaratan uzman.


23- ALTERNATİF PARA BİRİMİ SPEKÜLATÖRÜ: Bitcoin ve diğer kripto para birimlerine insanların duyduğu güvensizlik ve bilgisizlik sonucu ortaya çıkan bir meslek. Alternatif para, arbitraj ve yatırım fırsatları gibi konularda yeni fırsatlar yaratan uzman. çeken teknolojilerinden biri. Bu alanda kurulan girişimler ise özellikle tekstil, sağlık, yemek gibi konularda önemli değişimler vaat ediyor. 3D üretim mühendisliği gelecekte üretimi seri üretimden kurtarıp kişiselleştirecek, gelecekte kendi ürünlerinizi kendiniz üretebileceksiniz. 21- KİŞİSEL DİJİTAL KÜRATÖR: Kişisel gelişim ve kariyer yapmak için öğrenilmesi ve kullanılması gereken teknolojileri, uygulamaları, donanım, yazılım ve benzeri bilgi kaynaklarını öneren uzman. 22- BİYOTEKNOLOG (İNSAN DNA PROGRAMCISI): Biyoteknoloji son yıllarda en köklü gelişmelerin yaşandığı alanların başında geliyor. İnsan benzeri makineler yaratma misyonu, insan ömrünü uzatan teknolojiler geliştirme misyonuyla besleniyor. DNA çalışmaları yaparak daha güçlü, hastalıklara daha dayanıklı hatta ölümsüz insan yaratmayı amaçlayan bu çalışmalar gelecekte daha önem

kazanacak ve insan DNA programcılığı geleceğin mesleklerinden biri olacak. 23- İKLİM MÜHENDİSİ: İklim değişikliği, küresel ısınma, ekosistemin bozulması alanlarında yapılan çalışmalar yoğunlaşıyor. Yakın gelecekte bu sorunun derinleşeceği ve bu alanda çalışıp çözümler üretecek profesyonellere ihtiyaç artacak. 25- YAPAY ZEKA EĞİTMENİ: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte en çok konuşulan konulardan biri de yapay zeka. Temelde insan davranışlarının ve düşünme biçiminin makinelere öğretilmesi ve makinelerin bağımsız düşünmelerini, aksiyon almalarını amaçlıyor. Yapay zeka eğitmenliği geleceğin gözde meslekleri arasında yerini alacak. 26- VERİ ANALİSTİ: Giderek önemli hale gelen veri analistleri özellikle büyük veri konusunda yaptıkları çalışmalar ve gelişen teknolojilerle önem kazanıyor. Gelecekte inter-

KAPAK

11- ÇOKLU FONLAMA UZMANI: Kickstarter, Indigogo gibi fonlama platformlarını, hangi projelere, nasıl yatırım yapılması gerektiğini bilen, öneren uzman. 12- YETENEK KÜLTÜRÜ GELİŞTİRİCİSİ: Tıpkı bir finansal danışman gibi müşterilerine acil ve hayati pozisyonları işaret eden, bunlar için yetenek bulma, geliştirme konusunda yardımcı olan uzman. 13- SAYISAL KİŞİSEL TRAİNER: Yaşamsal tercihlerin optimum yapılmasını sağlamak için yalnızca diyet küratörlüğü değil, genetik analizlere göre bireyin durumunu ve fitness rutinlerini, bilgilerini de analiz eden yaşam tasarımcısı. 14- VİDEOGRAFİK VEKİLİ: Bir bireyin kişisel deneyimlerini, anlarını Google Glass/ Go Pro gibi aygıtlarca kaydeden, kesitler alan ve bunları derleyen uzman. 15- OKULDIŞI EĞİTİM DANIŞMANI: Klasik okul eğitimi dışında, yaşamın doğallığında, farklı biçimlerde öğrenmeye teşvik eden ve yönlendiren uzman. 16- MAHREMİYET DANIŞMANI: Kişisel, fiziksel, online ortamlardaki güvenlik açıklarını saptayan ve önlemler alınması için önerilerde bulunan uzman. 17- KURUMSAL KARIŞTIRICI: Şirketlerdeki hiyerarşiyi değiştirerek “startup” kültürünü ya da organize kaosu yaratan uzman. 18- KİŞİSEL TUTANAK ARŞİVCİSİ: Her yaşımızın, her hareketimizin arşivlendiği bu çağda kişisel içeriğin bir anlam ifade etmesini sağlayacak şekilde kategorilere ayrılmasını, ayıklanmasını, kullanılabilir hale gelmesini sağlayan uzman. 19- TEST SÜRÜCÜLERİ: Cihazlar gelişiyor, karmaşıklaşıyor. Ticari ve askeri alanların dışında da hızla artan talepler için, özellikle kentsel deneyimi olan uzman test sürücüleri gerekiyor. 20- 3D ÜRETİM MÜHENDİSİ: 3 boyutlu yazıcılar son yılların en çok dikkat

İSMMMO YAŞAM l 21


KAPAK

27- ENERJİ SİSTEMLERİ MÜHENDİSİ: Temiz ve yenilenebilir enerji gibi konular gelecekte oldukça önemli olacak, bu alandaki profesyonellere büyük fırsatlar sunacak ve enerji sistemleri geleceğin mesleklerinde öne çıkacak.

net of things (nesnelerin interneti), big data (büyük veri) gibi teknolojilerin bu uzmanlara duyulan ihtiyacı artıracak. 28- ENDÜSTRİYEL TASARIM MÜHENDİSİ: Günümüzde kişiselleştirilmiş ürünler ve tasarım öne çıkıyor. Gelecekte daha iyi tasarlanmış ürünlere olan ilginin artması endüstriyel tasarım mühendisliğini geleceğin mesleklerinden biri haline getirecek. 29- DİJİTAL REHABİLİTASYON DANIŞMANI: Gelecekte teknoloji kullanımının giderek artacak olması insanların teknoloji detoksu yapmak isteğini doğuracak. Dijital

22 l İSMMMO YAŞAM

rehabilitasyon uzmanları da bu ihtiyaca cevap verecek 30- KİŞİSEL GİZLİLİK DANIŞMANI: Teknoloji aynı hızda ilerlemeye devam ederse; medeni durumdan bankalarla olan duruma kadar kolayca ulaşılır olmaya başlayacak. Şu an için teşhircilik kültürü hoşumuza giderken ileride büyük sorunlara yol açacak. Bunun için kişisel gizlilik danışmanlarına danışacağız. 31-ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK GELİŞTİRİCİSİ: Hayat şu haliyle çok sıkıcı diyenlerin başını çektiği bir meslek olarak düşünebiliriz aslında. Microsoft hololens ile artırılmış

gerçekliğini hayatımıza sokmak için gayret gösteriyor. Gost in the shell (kabuğun içindeki hayalet) filminde ise bu artırılmış gerçekliğin hayatımızda nasıl yer edeceği görülüyor. 32-NANOTEKNOLOJİ MÜHENDİSİ: Nanoteknoloji bilgisayar hatta kıyafet gibi farklı sektörlerde kullanılıyor. Yakın gelecekte kendisini kopyalamayı başaran nano robotlar vücutlarımızda gezip virüslerle mücadele edecekler. 33- KİŞİYE ÖZEL ORGAN ÜRETİM UZMANI: 3 boyutlu yazıcıların hayatımıza girmesiyle birçok ürünün üretimi hızlandı. Aynı


teknoloji tıp alanında kullanılmaya başlandığında organ nakli için sırada beklemek tarihe karışacak. Bilim insanları böbrek, kalp, kulak gibi organların üretimini gerçekleştirecek. 34- BEYİN İMPLANT UZMANI: Sinirbilimdeki hızlı gelişmeler bilgisayar teknolojisindeki inanılmaz ilerlemelerle birleşiyor. Gelecekte sanal telepati, bellek iyileştirmesi, hastalık yönetimi, ruh hali düzenlemesi, felç tedavileri için insanların beyinlerine implante edilecek. 35-TEKNİK ETİK UZMANI: Etik uzmanları yeni teknolojilere ve bunların potansiyel sonuçlarına ilişkin cevapsız soruları incelemeye yardımcı olurlar. Örneğin, tasarımcı bebeklerin yaratılmasına izin verilmeli mi? Yapay olarak akıllı robotlarla aynı haklara sahip olmalı mıyız? Gibi sorulara yanıt bulmamızı sağlarlar. 36-ZİHİN TRANSFERİ UZMANI: Bu yüzyılın sonundan önce, bir bilgisayara insan zihni yüklemek ve daha sonra aynı veya farklı insan beynine geri aktarmak için saklamak mümkün olabilir. Bazı insanlar zihinlerini kendi klonlarına, suni beyinli sentetik organizmalara veya bilinçlerini genişletmek için özel sibernetik robotlara aktarabilecekler. 37-ROBOTİK/HOLOGRAFİK AVATAR TASARIMCISI: İnsanlar VR kıyafetlerini giymek zorunda kalmadan sanal arkadaşlarıyla veya önemli diğerleriyle etkileşim kurmak isteyebilirler. Yaşadıkları sanal dünyada olduğu gibi gerçek dünyada da çekici veya yaratıcı olan özel avatarların yaratılmasına yardımcı olmak için özel tasarımcılara ihtiyaç duyulacaktır. 38-BT VE MATEMATİK UZMANLARI: Teknolojinin gelişmesine karşın BT ve matematik alanında çalışacak profesyoneller gelecekte de oldukça revaçta olacak. Özellikle teknolojinin farklı alanlarında yaşanan baş döndürücü gelişmeler bugün bile ihtiyacın oldukça fazla olduğu bu meslekleri vazgeçilmez kılıyor.

39- DRONE PİLOTU: Dronelar film, video çekiminde kullanıyor. Henüz bu mesleği yapan biri olmasa da yakın gelecekte sadece video çekimlerinde değil insan taşımak için hatta belki askeri alanlarda bile kullanılır hale gelecek.

40- ROBOT TEKNİSYENİ: Robotlar teslimattan kişisel asistanlığa kadar yavaş yavaş hayatımıza girerken gelecekte robotların ve robotları özel görevlere programlayacak teknisyenlerin önemi artacak. Robot teknisyeni gelecekte gözde mesleklerin başında gelecek.

İSMMMO YAŞAM l 23


GÜNDEMİN SESİ

‘Habercilikte sıradan vatandaşa odaklanıyoruz’

24 l İSMMMO YAŞAM

Posta’nın ekonomi müdürü Bilal Emin Turan, Posta’nın meslek hayatında ayrı bir yeri olduğunu belirterek, “Olaylara yaklaşım ve haber dili anlamında direkt halka dokunan anlayışı bana aşıladı. Bu da Posta’nın neden en fazla okunan ve satan gazete olduğunu ortaya koyuyor. Her zaman olduğu gibi bundan sonra da günlük hayatta sıradan vatandaşın bile ilgi duyacağı konulara odaklanmaya devam etmek, doğru bilgiyi basit dille sıkmadan aktarmak temel hedefim” diyor


GAYE DELEN Bilal Emin Turan… Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden Posta’nın ekonomi müdürü. Gazeteciliğe 2003 yılında Dünya’da adım attı. Turan, 2006 yılında Vatan Gazetesi’ne transfer oldu. 5 yıllık çalışmanın ardından 2011’de Habertürk’e geçti. Burada 10 ay görev yaptıktan sonra aynı yıl Posta Gazetesi’ne Ekonomi Müdür Yardımcısı olarak transfer oldu. 6 yılı aşkın bir süre bu görevi yürüttü. Aralık 2017’de ise aynı gazetede ekonomi müdürü olarak atandı. 2003 yılından beri sayısız habere imza atan Turan, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, yüksek lisans eğitimine Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri alanında devam etti. İngiltere’de 1.5 yıl dil ve akademik eğitim de alan Turan, evli ve bir çocuk babası. Posta’nın meslek hayatında ayrı bir yeri olduğunu belirten Turan, “Olaylara yaklaşım ve haber dili anlamında direkt halka dokunan anlayışı aşıladı. Bu da Posta’nın neden en fazla okunan ve satan gazete olduğunu ortaya koyuyor. Her zaman olduğu gibi bundan sonra da günlük hayatta sıradan vatandaşın bile ilgi duyacağı konulara odaklanmaya devam etmek, doğru bilgiyi en basit dille sıkmadan aktarmak temel hedefim. Gazeteci olarak çok önemli bir kamu hizmeti de üstlenmiş durumdayız. Dolayısıyla bunu hakkıyla yerine getirmek, direkt vatandaşın cebine ve kalbine dokunmaktan geçiyor. Ben de bunun farkında olarak azimle daha çok gayret edeceğim” diyor. Turan’la kariyerini ve medyayı konuştuk.

ÖĞRETMEN OLMAK İSTEMİŞTİM

İş dışındaki zamanınızı nasıl geçirirsiniz? Hobileriniz var mı? İş dışında kendime ayırabileceğim çok fazla zamanım olmuyor. Ama fırsat buldukça ailemle ve dostlarla görüş alışverişinde bulunmayı tercih ediyorum. Bir oğlunuz olduğunu biliyoruz. Ona zaman ayırabiliyor musunuz? Meslekte en çok zorlandığımız konu zaman. Özellikle sorumluluk hissi yüksek birisiyseniz iş ve kurum dışında başka bir şeye zaman ayıramıyorsunuz. 7/24 görev hali, vücudunuz evde olsa bile aklınızın işte olmasını sağlıyor. Bu bir refleks. Bazen yorucu olsa da bu, gazeteciyi ayakta tutan bir aidiyet ve ince düşünce olsa gerek. Kitap yazma ya da bu tarzda bir projeniz var mı? Deneyimlerimi yeni nesle faydalı olabilmek adına aktarabileceğim bir kitap yazmayı istiyorum.

GÜNDEMİN SESİ

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Çocukken ne olmak istiyordunuz? Antalya’nın şirin bir ilçesi olan Finike’de doğup büyüdüm. Çocukken insan farklı hayallere kapılıyor. Hele Anadolu’da yani büyükşehirden uzak büyüyorsanız hayallerin sınırı yok. Elektrik, elektronik merakım vardı hep. Eski radyo, TV, el feneri, teyp gibi cihazları bulur onları parçalarına ayırır sonra farklı icatlar peşine düşerdim. O yüzden ortaokul ve lise döneminde Fen ve Matematik ağırlıklı eğitim aldım. Ders tercihlerimi hep o yönde yaptım. Lise sona geldiğimde elektrik, elektronik mühendisliği gibi istediğim bir bölümü kazanmak için yüksek sayısal neti çıkarmam gerektiği gerçeğiyle karşılaştım. Maddi olarak dershaneye gitme imkanım da yok o dönem. Sonra daha kendi kendime çalışarak kazanabileceğim işletme, iktisat gibi bölümlere yoğunlaştım. Öğretmen olmak istedim bir ara. Ama sonunda doğru yolu buldum. Gazeteci olmaya nasıl karar verdiniz?

ÇOK FAZLA ZAMANIM OLMUYOR

İSMMMO YAŞAM l 25


GÜNDEMİN SESİ

İSMMMO DAHA FAZLA RAPOR PAYLAŞMALI İSMMMO’nun faaliyetlerini nasıl buluyorsunuz? Daha birkaç yıl öncesine kadar gündeme damga vuran araştırmalarıyla adını sıkça duyuyordum. Bizzat araştırmalarını haberleştirip sayfalarıma taşımıştım. Belki bir stratejidir ama son dönemde faaliyetleri hakkında pek bir bilgim olmadı. Oysa İSMMMO, yönlendirici ve uzman kadrosuyla az bilinen vergi hukuku, iş hukuku konularında kamuoyunu aydınlatma adına bizlere daha çok destek olabilir, çalışma ve raporlarını paylaşabilir.

26 l İSMMMO YAŞAM

Girişimci ruh beni gazetecilik alanına yöneltti. Biraz da televizyonlarda izlediğim gazetecilerin, kameramanların etkisinde kaldım. Bizim yörede genelde devlet garantili meslek tercih etmek revaçtaydı. Ben ise özel sektörde rekabeti, zorunda kalırsam devlet alternatifini düşündüm. Fen ve matematik eğitimi alsam da ağırlıklı puanı sosyal bilimlere göre hesaplanan Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünü tercih ettim ve kazandım. Okula ilk başladığımda her şeyin Anadolu’da hayal edildiği gibi olmadığını görsem de yılmadan, kararlılıkla yoluma devam ettim. Hiçbir dersimde bütünlemeye kalmadım. Üniversiteyi de 100 üzerinden 77 puan ortalamayla tamamladım. Çok değerli isimlerden ders aldım. Bunlardan biri de geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrılan Prof. Dr. Güngör Uras’tı. Mekanı cennet olsun. İktisat gibi teknik bir dersi sevdirdi. “Üreteceksin, ülken için üreteceksin. Soba borusu değil, çip üreteceksin” felsefesini aşıladı. Geldiğim noktada ekonomi branşını seçmiş olmamda, haberleri yazarken anlaşılır bir dili tercih etmemde büyük katkısı oldu Güngör Hocamın. Nerelerde çalıştınız? Ekonomi alanını nasıl seçtiniz? Üniversiteden mezun olduktan sonra yük-

sek lisansa da devam ettim. Sonra yolum Dünya Gazetesi’yle kesişti. 2004 yıllarıydı... Malum ekonomi ağırlıklı bir gazete. Dünya Online da o dönemde Türkiye’nin en önde gelen dijital haber platformuydu. Orada muhabir olarak başladım. Pratikte de sevdim ekonomiyi ve ekonomi gazeteciliğini. Sektörde de bu yönde hep bir ihtiyacın olduğunu fark ettim. Ekonominin her alanında kendimi geliştirmek için gayret ettim. Öğrenme heveslisi ve aynı zamanda detaycıydım. Biraz yorucu oldu ama sıfırdan başladığım bir konuda eksikleri gidermek için her gün hevesle, heyecanımı kaybetmeden çalıştım. Dünya’da yaklaşık 4 yıl görev yaptıktan sonra Vatan Gazetesi dergi grubuna transfer oldum. Haberturk.com’da bir süre ekonomi editörlüğü yaptıktan sonra Posta Gazetesi’ne ekonomi müdür yardımcısı olarak transfer oldum.

VATANDAŞA SADE ANLATIM 2011’de Posta’ya geçtiniz. Şu anda ekonomi servisi müdürüsünüz? Posta Ekonomi’de hedefiniz nedir? Her kurumun farklı katkılar oldu. Ama Posta’nın meslek hayatımda apayrı bir yeri var. Farklı bir vizyon kattı. Olaylara yaklaşım ve haber


gazeteciler yetişti. Bu süreçte inşaat, teknoloji, enerji, turizm gibi alanlara odaklanıp uzmanlaşanlar öne geçti ve aranan gazeteci oldu.

EKONOMİ GAZETECİLİĞİNE GÜVEN FAZLA Türkiye’de ekonomi gazeteciliğiyle ilgili görüşleriniz neler? Ekonomi gazetecileri adeta bir otokontrol sistemiyle çalışıyor gibi. Herkes birbirini çok yakın takip ediyor. Tatlı bir rekabet olduğu gibi üst düzey bir dayanışma ve mütevazı bir tutum da var. Bu konuda çok iyi durumda olan, ekonominin hemen hemen her alanında o konunun uzmanıymış gibi haber yazabilen gazeteciler oldukça fazla. Bu hem ülkemiz hem de basın camiası açısından çok değerli bir kazanım. Verilere ve kesin bilgiye dayalı bir habercilik alanı oluşturduğu için ekonomi gazeteciliğine güven daha fazla diyebiliriz. İnternet ve sosyal medya haberciliğiyle nasıl rekabet etmeyi planlıyorsunuz? Dijital yayıncılık hayatımıza hızlı bir giriş yaptı ve çok hızlı büyüdü. Ancak gelinen noktada doğru ve güvenilir bilgi hep sorgulanır oldu. Evet, yazılı basını hem gelir hem de tiraj anlamında sarstı. Ancak tüm gündelik olayların, araştırmaların derli toplu yayınlandığı gazetelere halen talep var. En önemli nokta ‘İçerik’. Hangi mecrada olursa olsun kaliteli ve ihtiyaçlar

doğrultusunda ‘doğru’ üretilen içerik her zaman değerli olacak ve el üstünde tutulacak. Dolayısıyla biz de internet ve sosyal medyada yer almayan veya bu mecrada çalışan meslektaşlarımızın gözden kaçırdığı noktaları keşfedip içerik üretmeye devam edeceğiz. Sonuçta ben bir gazeteciyim. Üretmem gerekirse bunun gazete, TV ya da web ortamında olması çok da önemli değil. Zaman ve ihtiyaçlar neyi gerektiriyorsa gazeteci adapte olabilmeli ve kendini bu değişime her an hazır hissetmeli. Maliyet hesapları, gelişen teknoloji kağıdın tahtını elbet bir gün yıkacak. Ama habercilik asla ölmeyecek sadece mekan değişecek...

İNTERNET VE YAZILI BASIN FARKI İnternet haberciliğiyle yazılı basının haberciliğini nasıl karşılaştırırsınız? Her iki mecrada da bulundum. Gazete sıfır hata üzerine dizayn edilirken, internet haberciliğinde zamanla yarış ve ‘tıklanma’ kaygısı hata riskini artırıyor. İnternette anlık düzeltme yaparken, gazetelerde basıldığı an geri dönüş olmuyor. Zamanla yarış ve sisteme daha çok haber girme ihtiyacı nedeniyle editörün bir konuya odaklanması çok zor oluyor. Bu nedenle haber ilk kaynaktan çıktığı gibi onlarca sitede farklı başlıklarla yer alabiliyor. Ancak yazılı basında editör, internette geçen aynı haberin tek bir cümlesinden özel haber çıkarıp fark yaratabiliyor. İnternet haberciliğindeki spekülatif başlık atma anlayışı ve ‘kes’, ‘kopyala’, ‘yapıştır’ yaklaşımı gazeteciyi de körelten bir alışkanlık haline dönüşebiliyor. Zamanın kıymetli olduğu, fotoğraflara bakış süresinin saniyelerle ölçüldüğü bir ortamda internet haberciliğinde kısa anlatım daha çok önem kazanıyor. Çoğu gazeteci bunun farkında ama maalesef uygulamada sorun var. Çünkü uzun konuları kısa cümlelerle, özet bir şekilde anlatabilmek zor.

GÜNDEMİN SESİ

dili anlamında direkt halka dokunan anlayışı aşıladı. Bu da Posta’nın neden en fazla okunan ve satan gazete olduğunu ortaya koyuyor. Her zaman olduğu gibi bundan sonra da günlük hayatta sıradan vatandaşın bile ilgi duyacağı konulara odaklanmaya devam etmek, doğru bilgiyi en basit dille sıkmadan aktarmak temel hedefim. Gazeteci olarak çok önemli bir kamu hizmeti de üstlenmiş durumdayız. Dolayısıyla bunu hakkıyla yerine getirmek, direkt vatandaşın cebine ve kalbine dokunmaktan geçiyor. Ben de bunun farkında olarak azimle daha çok gayret edeceğim. Ekonomi haberciliğinde neleri öne çıkarıyorsunuz? Genelde bireye yani her eğitim grubundan vatandaşa dokunmaya çalışıyorum. Bunu yapmak basit gibi görünse de mühendislik gerekiyor. Bir şirket haberini binlerce vuruş kullanmak yerine, toplumun önemli bir kısmına çoğu kez maddi anlamda fayda sağlayacak konulara odaklanıyorum. Okurun da bizden talebi o yönde artık. Hatta yol gösteren faydalı bilgiler bizim sayfalarda olmazsa olmazlar arasında. Yaptığımız haberlerin okur nezdindeki değerini de birçok kez ölçümlediğim için bu yolda daha fazla efor sarf ediyorum. Türkiye’de ekonomi gazeteciliğinin doğuşu ve gelişimine tanıklık eden isimlerdensiniz? Geçmişten bugüne geçen süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Ekonomi gazeteciliği son 10 yılda özellikle çağ atladı diyebilirim. Bunda veriye kolay ulaşım sağlayan teknolojideki gelişmelerin katkısı şüphesiz çok büyük. Veriye ulaşım, analiz, karşılaştırma, haber kaynağına ulaşma, farklı kaynaklardan araştırma yapabilme imkanı sağlayan teknolojik devrim, akıllı telefonlar ekonomi editörlerinin daha üretken, daha özel üretimler yapması konusunda hem yönlendirici hem de zorlayıcı olmuştur. Çok iyi

İSMMMO YAŞAM l 27


Türkiye’de afet gerçeği Binlerce insanın hayatını, yüz binlerce insanın ise sağlığını ve evini kaybettiği 17 Ağustos 1999’da Marmara depreminde Türkiye, ‘afet’ kavramı ile tanıştı. Büyük deprem riski dışında son yıllarda artan sel, dolu ve heyelan riskleri bir afet planının yanı sıra bireysel koruma tedbirlerinin de önemine işaret ediyor.

DOSYA

UMUT EFE “Sesimi duyan var mı?” Türk toplumunun belleğinde karanlık bir gecenin yaşam umudu olarak kazınmış bir soruydu... 17 Ağustos 1999 günü 45 saniye içinde 17 bin 480 canı alan ‘doğal’ bir afet, arkasında binlerce yaralı, on binlerce yıkılmış yuva ile deprem ve afet kültürü olmayan yıkık bir toplum bıraktı. Dünyanın dört bir yanından gelen yardımlarla can kurtarma çalışmalarına girişen koca bir ülke, o 45 saniyenin yarattığı travmanın ardından ‘afet yönetimi’ kavramıyla tanıştı. On binlerce can kaybının ardından 1999, Türkiye’de bir milat olarak kabul edildi. İlk etapta kentsel dönüşüm yasası çıkarıldı, eski binaların yenileneceği açılanırken, birçok semte art arda yeni yapılaşmalar için balyozlar indi. Ancak

28 l İSMMMO YAŞAM

aradan geçen süre, hafızalardaki izleri birer birer silerken deprem toplanma alanları yeni yapılaşmalara açılmaya başlandı. Bugünlerde Türkiye’de neredeyse doğal afet kategorisindeki tek olay olarak kabul edilen yeni bir İstanbul depremi gündemdeki sıcaklığını zaman zaman artırırken, iklim değişikliğinin getirdiği dolu, sel ve heyelan olayları artık topyekün bir afet yönetimi planının gerekliğine işaret ediyor.

330 MİLYAR DOLARLIK FATURA Birleşmiş Milletler tarafından doğal afetler için kabul edilen ortak tanım, “İnsanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, normal yaşamı durdurarak veya kesintiye uğratarak toplumları etkileyen ve yerel imkânlar ile baş edilemeyen her türlü doğal, teknolojik veya insan kaynaklı tüm

olaylar” şeklinde. Buna göre bir olayın afete neden olabilmesi için, toplumlar ve yerleşim birimleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi veya insan faaliyetlerini bozarak, kesintiye uğratıp bir yerleşme birimini etkilemesi gerekiyor: Günümüz dünyasında birçok şehir önemli ölçüde, başta deprem olmak üzere afetlerin oluşturduğu büyük risklerin tehdidi altında bulunuyor. Modern yaşamın hakim olduğunu düşündüğümüz şehirlerde doğal, teknolojik ya da insan kaynaklı afetler sonucunda ortaya çıkabilecek kayıp ve zararlar, can, mal-mülk ve çevre açısından çok büyük boyutlara ulaşabiliyor. Dünya genelinde 2017 yılında meydana gelen doğal afetlerde tarihi rekor kırılırken, milyonlarca can kaybının yanında Alman Sigorta Birliği Derneği (GDV) 2017 afet


raporunda geçen yıl 330 milyar dolarlık maddi hasarın meydana geldiğini açıkladı.

SON 80 YILIN EN KRİTİK DÖNEMİ Son dönemlerde iklim değişikliğinin de etkisi ile özellikle meteoroloji kaynaklı büyük doğa olaylarına şahit oluyoruz. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2017 yılında 598, 2016 yılında 654, 2015 yılında ise 731 meteorolojik afet gözlemlendi. Bu üç yıl, 1940’lardan beri ülke tarihinde en çok meteorolojik afetin görüldüğü yıllar olarak ön plana çıkıyor. Bu afetlere dair diğer bir çarpıcı veri ise, karakteristikleri ile ilgili tespitler… Son üç yılda Türkiye’deki afetlerin ortalama yüzde 80’inden fazlası fırtına, şiddetli yağış, sel ve dolu afeti olarak gerçekleşti. 2017 yılında gözlenen meteorolojik karakterli doğal afetler içinde yüzde 36 ile fırtına ilk sırada yer alırken, yüzde 31 ile şiddetli yağış ve sel ikinci, yüzde 16 ile dolu üçüncü sırada yer aldı. Meteorolojik gözlemler Türkiye’de fırtına ve sel/aşırı yağış ile don sayısının giderek arttığını gözler önüne seriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2016 yılındaki bir değerlendirmesine göre, 2000 yılından sonraki yıllarda sel olaylarında ciddi artışlar olurken, son 10 yılda hemen hemen 50 ve daha fazla sayıda sel olayı gerçekleşti. 2015, 2016, 2017 yılları son 20 yılda en çok dolu afetinin yaşandığı beş yıldan üçü olarak da ön plana çıkıyor. Türkiye’de 2015 yılında 226, 2016’da 292, 2017 yılında ise 215 fırtına/hortum olayı gerçekleşti. Uzun yıllar fırtına afeti sayılarına bakıldığında, son 10 yıl içerisinde fırtına afet sayısının önceki yıllara göre daha fazla yaşandığı görülüyor. 2016 yılı, aynı zamanda, son 10 yılda yaşanan afetler arasında ise en fazla sel afet yaşanan yıl olarak kayıtlara geçmişti.

HEPSİNE BİRDEN DİKKAT

Son yılarda yapılan araştırmalar Türkiye’de afetlerin, başta fırtına, sel ve don olmak üzere giderek arttığını ve aynı zamanda giderek şiddetlendiğini de ortaya koyuyor. Diğer bir yandan ise uzun vadeli veriler, Türkiye’nin genel ikliminde sıcaklık artışları yaşandığını, yağışların ve nemin düştüğünü, buharlaşmanın ise arttığına işaret ediyor. Bütün bu gözlemler Türkiye’de beklenen iklim değişikliği etkileri ile de birebir uyumlu görünüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri, Türkiye’de ortalama sıcaklıkların giderek arttığını, ortalama yağışların azalma eğilimi gösterdiğini, ortalama nemin azaldığını ve buharlaşmanın ise arttığını gözler önüne seriyor. 2017 yılında, Türkiye’de ortalama sıcaklık 1970 yılına göre 1.5 derece artarak 14.2 derece olarak gerçekleşti. 1981-2010 ortalamasının 13.5 derece olduğunu göz önüne alırsak ortalama artış 0.7 derece oluyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye ortalama sıcaklıklarında 1998 yılından bu yana süreklilik arz eden bir artış olduğunu ifade ediyor. İklim değişikliği konusunda sıkça irdelenen diğer bir başka konu da yağış miktarı ve sıklığıdır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2017 yılı, Türkiye yıllık alansal ortalama toplam yağışı 506.6 mm ile 1981-2010 normalinin (574 mm) yüzde 12 altında gerçekleşti. Kurumun, ‘2017 Yılı Sıcaklık ve Yağış Değerlendirmesi’ne göre 1990 yılından günümüze kadar yağış miktarında azalma eğilimi bulunurken, 2017 yılında, 1990 yılından günümüze kadar görülen azalmaların üçüncüsü gerçekleşti. Bu veriler Türkiye’de sıcaklıkların artarken, yağışların ise azalmakta olduğunu ortaya koyuyor.

DOSYA

İstanbul Teknik Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi tarafından yayınlanan ve Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu tarafından kaleme alınan ‘Bütünleşik Afet Yönetiminin Temel İlkeleri’ raporunda, yakın geçmişe kadar Türkiye’de kuraklık, sel, deprem ve toprak kayması gibi yıkıcı doğal afetlere bir ölçüde seyirci kalındığına dikkat çekiliyor. Tüm afetlerin zararlarını etkili şekilde azaltabilmek için afet yönetim çevrimi adında bütünleşik bir Afet Yönetim Sistemi’nin uygulanmadığını kaydeden Kadıoğlu, şöyle devam ediyor: “Bu nedenden dolayı, ülkemizde afet

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YENİ AFETLER GETİRDİ

İSMMMO YAŞAM l 29


DOSYA

HAYAT KURTARACAK 4 YAKLAŞIM Deprem ve diğer afetlere karşı hayat kurtaracak 4 temel yaklaşımı öğrenebilirsiniz ÇÖK-KAPAN-TUTUN: Bu davranış şekli deprem, uçak kazası, bomba patlaması ve bomba tehdidi, yıldırım ve hortum için uygulanır. Zemin sarsılmaya başladığında veya yüksek sesli bir patlama duyulduğunda/hissedildiğinde veya bir çök, kapan ve tutun tatbikatı uygulandığında hayat kurtarır. YERINDE SIĞINAK: Tehlikeli madde (nükleer, biyolojik ve kimyasal (NBC) sızıntısı veya serpintisi, duman, ateşli silah sesi, keskin nişancı tehlikesi veya şiddetli fırtınalarda uygulanır. Çevrenizde bir tehlikeli madde riski oluştuğunda: Dışarı çıkmanız söylenene kadar içeride kalın ve

30 l İSMMMO YAŞAM

içeride hava girişini kesip güvenli bir sığınak oluşturun KILITLEN VE YAT: Çevrede ateşli silah sesi duyulduğunda, şüpheli veya tehlikeli kişi ya da keskin nişancı riskleri ortaya çıktığında uygulanır. Örneğin, yakınlarda bir silah sesi duyulduğunda, öğretmen veya personel ‘yere yatın’ komutunu verir. Bunun ardından herkes düz yere veya zemine yatmalıdır. Bina içindeyseniz binanın ve/veya odanın kapısını içeriden kilitleyiniz. Eğer açık havada iseniz, emniyetli olduğu anda ‘Yerinde Sığınak’ prosedürünü uygulamaya başlayın TAHLIYE: Yangın anı, deprem ve patlama sonrası, sel/su baskını öncesi ve anı; kimyasal kazalar, terör/bomba tehdidinde ve heyelan öncesinde uygulanır.

yönetiminin genel algılanışı daha çok afet sonrası afetzedelere yardım ile sınırlı kalmıştır. Afet ve acil durum yönetimi konusunda uyulması gereken kuralları özetle: “Afetleri göz ardı etme, tümüne dikkat et. Sadece müdahaleye değil, zarar azaltma ve hazırlığa daha çok önem ver. Afetlere hazırlığı bireyden ve evden başlat. Güvenli bir yaşam tarzı geliştir. Katılımcı ol ve ekip çalışması yap. Çalışmaları bir sistem dâhilinde ve bir bütün olarak gerçekleştir. Doğa olayları ile afet yönetimini birbirine karıştırma. Bazı afetler için tahmin ve erken uyarıya önem ver. Evrensel bilgi ve standartları takip et. Ortak organizasyon, mesaj ve dil geliştir, şeklinde sayabiliriz.” Türkiye’nin 1999 depremi ile tanıdığı Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Kurucu Üyesi Nasuh Mahruki


4 ADIMDA AFET MÜCADELESİ

ise, Türkiye’nin afet yönetiminde daha çok afet sonrası yaraları sarma çalışmalarına odaklandığına dikkat çekiyor. Burada tamamen afet yönetimine odaklanmış yeni bir yapıya geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Mahruki, şu önerileri yapıyor: “Acil durum yönetimi yapısı, merkezi hükümetten yerel yönetime kadar inen hiyerarşik bir yapıda olmalıdır. Bu yapıdaki yetki-sorumluluk ilişkileri afet planlarında yer almalıdır. Kimyasal ve madde sızıntısı gibi özel uzmanlık gerektiren müdahaleler dışında itfaiye, sağlık hizmetleri, arama-kurtarma birlikleri ilk müdahale yerel kurtarma hizmetleri tarafından yapılmalıdır. Afetin etkisi büyüdükçe, destek birimleri dolayısıyla organizasyon yapısı büyümekte ve komuta ve kontrol merkezi hükümete kadar en üst seviyeye ulaşabilecek şekilde tasarlanmalıdır. Bütün çağdaş ülkelerde acil durum yönetimi yapılarının ortak özelliği, afet öncesi ve sonrası sürekliliği sağlamak üzere kurulan ve tam-zamanlı görev yapan bir koordinasyon kuruluşunun varlığıdır. Hemen hemen her ülkede bir ulusal acil durum yönetimi planı bulunmaktadır. Genel çerçeve niteliği taşıyan bu plan, bölgeye ve afetin özelliklerine göre yerel planların geliştirilmesine katkı sağlayacak esnekliğe sahip bir nitelik göstermektedir. Bazı ülkeler ulusal afet planının yanı sıra afet yönetim standartları da geliştirmiştir. Büyük ölçekli kaza riskleri (örneğin nükleer radyasyon sızıntısı) afet planlarında ayrı bir ek olarak yer almış ve alınacak önlem ve müdahale teknikleri, uzman müdahale birimleri ayrıca belirtilmiş, gerekli yasa ve yönetmelikler ayrıca çıkartılmıştır.”

DOSYA

Doğal afetlerle mücadele henüz olay gerçeklemeden başlarken, konuyla ilgili hazırlanan stratejik planlar 4 temel adıma işaret ediyor: • Hazırlıklı Olma: Planlama, eğitim ve uygulamalarla herhangi bir tehlikeye karşı hazırlıklı olma, zararları azaltma, müdahale etme ve normal hayata dönmeyi sağlamada iyileştirme için etkin bir acil durum yönetimi çalışmasıdır. • Zarar Azaltma: Çeşitli tehlikeler ve onların etkileri sonucu oluşacak can ve mal kaybından kaynaklanacak zararları uzun dönemde azaltmak veya ortadan kaldırmak için yapılan ve sürekliliği olan çalışmalardır. • Müdahale: Can ve mal korumak/kurtarmak için acil durum personeli, donanımı ve kaynaklarını kullanarak afetzedeleri tahliye etmek, ihtiyacı olanlara, yiyecek, içecek, barınak ve tıbbi bakım sağlamak, kritik kamu hizmetlerinin çalışmasını sağlamak için acil durum eylemlerinin yürütülmesidir. • İyileştirme: Toplum ve bireylerin, işyerlerinin ve devlet kurumlarının kendi kendilerine çalışabilmeleri, normal yaşama dönmeleri ve gelecekte olası tehlikelere karşı korunmalarını sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılmasıdır. Acil durum yönetiminin dört evresi bir bütünlük içerisinde ele alınmalı, afet öncesi, sırası ve sonrasında etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Bu dört evre, doğrusal olarak ilişkili değil, döngüsel bir ilişki yapısı göstermektedir. Afet olmadan hazırlıklı olma ve zarar azaltma etkin bir şekilde uygulanmalı, afet sırasında müdahale ve sonrasında iyileştirme yapılmalıdır. Elde edilen tecrübelere dayanarak, iyileştirmeden sonra, başa dönülerek hazırlıklı olma ve zarar azaltma evrelerine geçilmelidir. Bu kavramsal yaklaşım, ulusal düzeyden en küçük idari birime kadar geçerliliğini korur. Acil durum yönetimi yaşayan bir yönetimdir, sürekli yenilenmeli, revize edilerek değiştirilmelidir. Dört evrenin başarıyla ve etkin uygulanması, yapılacak organizasyonun olası afetler göz önünde bulundurularak ve sorumluluğun paylaşılmasıyla gerçekleşir. Yapılan organizasyonların modüler bir yapı içermesi, ilgili birimlerin her dört evre içerisinde kolayca entegre olabilmesini sağlar. Organizasyon içerisinde uzmanlık alanları doğrultusunda sorumluluk paylaşımı, etkili bir iletişimin birimler arasında olmasıyla, afetin kontrol altında tutulmasını sağlar. Acil durum yönetiminde dört evrenin entegrasyonu kamu, özel sektör ve gönüllü kuruluşların en üst düzeyde koordineli bir şekilde çalışmasıyla gerçekleşir.

İSMMMO YAŞAM l 31


Darülaceze’nin iyilik meleği Meslek mensubu Muzaffer Kazan’ın eşi Şengül Kazan, 41 yıldan bu yana Salı ve Cuma günlerini Darülaceze sakinleriyle geçiriyor. Bakıma muhtaç Darülaceze sakinleriyle birebir ilgilenen Kazan, onların tırnak bakımından özel yemek isteklerine kadar ihtiyaçlarının giderilmesine yardımcı oluyor…

RENKLİ YAŞAM

ELA DAMLA DEMİRCİLER İnsan ilişkilerinin giderek yozlaştığı, insanların birbirleriyle geçirdikleri vakitlerin giderek azaldığı günümüzde iyilikseverliğini korumayı başarabilenler de bulunuyor. Meslek mensubu Muzaffer Kazan’ın eşi Şengül Kazan bunlardan sadece biri. İki çocuk annesi ev hanımı Şengül Hanım, 41 yıldan bu yana Salı ve Cuma günlerini Darülaceze’deki bakıma muhtaç kişilere adamış iyi yürekli bir insan. Modern zamanların iyilik meleği olarak tabir edebileceğimiz Kazan ve meslek mensubu eşinin bağlı bulunduğu İSMMMO Kağıthane

32 l İSMMMO YAŞAM

İlçesi’nin temsilcisi Muharrem Küçükelçi ile Darülaceze’de buluşuyoruz. Taş duvarları ile gelip geçenlerin ilgisini çeken ancak çok azının içeri girdiği Darülaceze’nin bahçesinde çaylarımızı yudumlarken Şengül Hanımın Darülaceze ile tanışmasından başlayarak 41 yıl içinde burada yaşayan insanlarla paylaşımlarını dinlemeye başlıyoruz… O ara yanımızdan geçenler ya uzaktan Şengül Hanımı selamlıyor ya da yanımıza gelip hem onunla hem de bizimle konuşuyor. Şengül Kazan’ın, Darülaceze ile tanışması 1979 yılında şimdiki Türkiye Gazetesi Hastanesi’nin yerindeki Bulgar Hastanesi’ne annesini getirmesiyle başlamış.

O gün hastaneye giderken Darülaceze’nin önünden geçtiklerini ve içinde yaşayanları merak ettiğini belirten Kazan, hastane çıkışı annesi ile birlikte Darülaceze’yi ziyaret ettiklerini ve o günden beri her hafta Salı-Cuma günleri sabahtan akşam yediye kadar burada bakıma muhtaç insanlarla ilgilendiğini söylüyor.

DUVARLAR GÜLÜYOR Şengül Hanım ve Muharrem Bey ile birlikte Darülaceze’nin koğuşlarını gezmeye başlıyoruz. O ara fotoğraf çektirmek istiyoruz ve karşımıza bisikletiyle kurumun içinde gezinen Perihan Hanım çıkıyor. Fotoğraflarımızı çekip bizle sohbet ettikten sonra bisikletine atlayıp yanımızdan uzaklaşıyor…. Şengül Hanım önde biz arkada kadınlar koğuşuna gidiyoruz. Gözleri görmeyen üç kadın ile koah hastası bir kadının kaldığı bu koğuşta Şengül Kazan, “Sen geldin ya duvarlar bile gülmeye başladı Şengül” diye karşılanıyor.


Bunu söyleyen Habibe Hanımın gözleri görmüyor ama onu sesinden tanıyıp gelişiyle birlikte mutlu olduğunu dile getirmeden edemiyor. Şengül Hanım bir çırpıda koğuştakilerin her birinin yanına gidip onlarla ilgileniyor, tırnak bakımlarını yapıp onlara yardımcı olabileceği bir konu olup olmadığını soruyor. Koah hastası Gülsüm Hanım ile sohbete başlıyoruz o ara. Sarılıp öptüğümüz bu kadın kendine gösterilen bu ilgiden memnun “Sık sık gelin bizi ziyarete emi yavrum!” diyerek yeniden ziyaret edilme talebini dile getiriyor. Gözleri görmemesine rağmen muntazam bir biçimde yelek örebilen Hatice Hanımın yanına gidiyor Şengül Kazan. “Öyle güzel örgüler örüyor ki ben bile hayran kalıyorum” deyince Hatice Hanımın yanakları kızarıyor. Onu da yanaklarından öpüp sırtını sıvazladıktan sonra yanlarından ayrılıyoruz. Kazan önde Muharrem Bey ve ben arkada bu sefer de erkekler koğuşuna gidiyoruz.

GÖZLERİ PARLIYOR Bu koğuş diğerine göre daha kalabalık. Fiziksel engellilerin yanı sıra oldukça yaşlı beyler bizi görünce mutlu oluyor. Şengül Hanımı hepsi tanıyor ve neşeli güler yüzünü görmekten mutlu olduklarını dile getiriyorlar. Şengül Hanım direkt olarak koğuşun en dibindeki yatağa doğru ilerliyor. Yatakta yüzü mendille kapatılmış biri uzanmış. İtinayla yüzündeki mendili alıp, “Ben geldim Hikmet bak sana arkadaşlarımı getirdim” diyor. Yatakta uzanan Hikmet’in gözleri parlıyor birden. Hikmet genç yaşta MS hastalığı nedeniyle tüm uzuvlarını kullanamaz hale gelmiş yaklaşık 48 yaşlarında biri. Her şeye rağmen şikayet etmiyor. “Şengül ablamı görünce kendimi çok iyi hissediyorum” diyor. Onunla biraz sohbet ettikten sonra yanından ayrılacakken, “Yüzünü örteyim mi yeniden uyuyacak mısın?” diye soran Şengül Hanıma, “Yok abla uyanmıştım ama biri gelse de yüzümü açsa diye bekliyordum” yanıtını veriyor. “Hikmet çok sevgi doludur. Tekerlekli sandalyesiyle kuşları besler ve bize ekmek almaya gider” diyor Şengül Hanım. Zor yaşamına rağmen hala hayatın içinde olmaya çalışan Hikmet Bey sağlam insanlara hayat dersi verecek kadar da yaşama bağlı…

Darülaceze ziyaretimiz rehabilitasyon merkeziyle devam ediyor. Bedeninin büyük bir kısmını kullanamayan kas hastalarından gözleri görmeyenlere ve yaşlılara kadar herkesin yeteneklerine göre resim yapmaktan örgü örmeye ve çeşitli el işlerine kadar uğraşları bulunuyor. Orada karşılaşıp selamlaştığımız herkes bizi görmekten mutlu oluyor. Onlarla ilgilenen personel de güler yüzleriyle bizi karşılıyor. Buradaki insanlar için illa parayla bir şey yapılmasının gerekmediğine dikkat çeken Şengül Kazan, “Burada iyi bakılıyorlar. Gençlere tavsiyem öğlen boş boş gezeceklerine gelip burada yatalaklara bir

10 Nisan 1969 yılından bu yana Muzaffer Kazan ile mutlu bir evlilikleri olduğunu belirten Şengül Kazan’ın iyilik serüvenine eşi de destek oluyor. Ev işlerini akşamdan halledip haftanın iki günü Darülaceze’nin yolunu tuttuğunu belirten Kazan, “Eşim ve kızım dayanamayacakları düşüncesiyle buraya hiç gelmediler ama oğlum birkaç defa geldi” diyor. Ev hanımı olan Şengül Hanım, ailesi tarafından okutulmuş olsaydı milletvekili olmayı istediğini de vurguluyor. bardak su versinler, onlarla sohbet edip hatırlarını sorsunlar. Ben şu anda 70 yaşındayım ayaklarım yere bastığı ve aklım çalıştığı her an buraya gelmeye devam edeceğim. Burası bana huzur veriyor. Boş işlerle uğraşmak yerine bu insanları görmeye gelmenizi tavsiye ederim” tavsiyesinde bulunuyor. Rehabilitasyon bölümünün üst katında dikim bölümündeki diğer gönüllü hanımların kahve teklifini kabul edip bir müddet onlarla oturup sohbet ediyoruz. Ayşe Hanım ve yanındaki genç hanım haftanın birkaç günü buraya gelip kurum sakinlerinin dikim işlerini yaptıklarını anlatıyorlar. İlk yıllarda çocuk bölümüne daha sık gittiğine ve bu insanlar için çok üzüldüğünü belirten Şengül Kazan, zaman içinde bu insanların da hayatlarının böyle olması gerektiği düşüncesini benimseyerek üzülmekten vazgeçtiğini vurguluyor. 41 yıllık süreçte burada birçok anı biriktiren Kazan aklında en çok yer eden anısını ise şöyle anlatıyor: “Aydınlı bir Suzan ablamız vardı ve ben onunla çok ilgilenirdim. 2016 yılının Haziran ayında benden kıymalı börek, sarma ve yağda yumurta istedi. Ben onları hazırlayıp ona yedirdim. Birkaç gün sonra yeniden buraya geldiğimde yatağı boştu. Ne olduğunu sorduğumda vefat ettiğini öğrendim. O eritme peynir severdi ara ara eritme peynir alıp onun ruhu için dağıtıyorum. Buradaki ihtiyaçları karşılamak için kendi ayırdığım bütçemin yanı sıra arkadaşlardan da para toplayarak bu insanların ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyorum.”

RENKLİ YAŞAM

REHABİLİTE OLUYORLAR

EŞİ VE KIZI BİRLİKTE GELMEMİŞ

İSMMMO YAŞAM l 33


‘Bu Keloğlan’ın hikayesi çok daha fantastik’ Keloğlan-Yeni Masal filmi 7 Eylül’de vizyona girdi. Bu yeni yani günümüze uyarlanmış versiyonu ve Keloğlan’ı yeniden çekme ve rol alma deneyimini yönetmen Süleyman Mert Özdemir ve Keloğlan’ı canlandıran Atilla Doğukan Türkyılmaz’la konuştuk...

YAŞAM’IN PORTRESİ

BANU BOZDEMİR Keloğlan-Yeni Masal filminde Atilla Doğukan Türkyılmaz’ın Keloğlan’ı canlandırıyor. Filmde ayrıca Keloğlan’ın biricik aşkı Cankız’ı Yağmur Ün oynarken, Asuman Dabak da kürk hayvanlarının peşinde olan Tijen karakteri için kamera karşısına geçti. Filmin hem masal yazarı hem de Keloğlan’ın yakın arkadaşı Emir olarak Kaya Akkaya, Yusuf Dede olarak Yakup Yavru, Arif olarak Esvet Şahin, Gogo olarak da Miraç Bayramoğlu yer alıyor. Bu yeni yani günümüze uyarlanmış versiyonu ve Keloğlan’ı yeniden çekme ve rol alma deneyimini yönetmen Süleyman Mert Özdemir ve oyuncu Atilla Doğukan Türkyılmaz’la konuştuk… Merhaba sektöre uzun süre emek vermiş birisiniz, bu ilk uzun metrajınız

34 l İSMMMO YAŞAM

sanırım. Keloğlan filmine nasıl dahil oldunuz? Süleyman Mert Özdemir: Dediğiniz gibi uzun yıllardır sektöre hizmet vermekteyim. Yaklaşık 12 senedir dizi ve sinema projelerinde yer alıyorum... İçinde olduğum işlerin hepsi kendi zamanın en iyi projeleriydi. Bu konudan dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum. İşinde gerçekten iyi olan isimlerle çalıştım. Keloğlan projesinden hemen önce bir tv filmi çektim tabii sinema olarak düşünürsek ilk uzun metrajım... Keloğlan projesine dahil olma sürecime gelirsek; Çok değer verdiğim görüntü yönetmenimiz Sami Saydan aracılığıyla oldu. Beni aradı ve bir çocuk filmi olduğundan bahsetti... Sonrasında yapımcımızla tanıştık. İlk toplantıda güzel bir sinerji oluştu aramızda.O kafasında planladıklarından bahsetti, ben projeyle alakalı

fikirlerimi söyledim ve kader ortaklığımız başlamış bulundu... Keloğlan bildiğimiz bir hikaye ve örnekleri de bir hayli fazla. Bu film klasik hikayeye bağlı kalınarak mı çekildi, yoksa ne gibi farklılıkları var? Dediğiniz gibi tarihte çekilmiş bir çok örnekleri olan bir proje. Fakat bizim Keloğlan’ımız diğerlerine kıyasla bir çocuk filmi. Diğerlerine benzer olan tek şey kahramanımızın Keloğlan oluşu. Onun dışında çoğu nüvemizi sıfırdan belirledik... Tabi ki Keloğlan’ın klasikleşen çizgisinden de kaçmadık. Gerek konuşması gerekse hareketleri daha önce çizilen Keloğlan’ı andırıyor. Onun dışında senaristimiz Ferhat Ergün inanılmaz bir çocuk dünyasını kaleme almış. Sonrasında çekim için beraber yaptığımız revizyonlarla son halini

Süleyman Mert Özdemir


aldırdık projeye. Sonucunda da önceki çekilmiş olan diğer Keloğlan serilerinin aksine fantastik bir Keloğlan projesi çıktı karşımıza... Rüştü Asyalı Keloğlan’la bütünleşmiş bir isimdi, şimdi yeni bir isim var: Atilla Doğukan Türkyılmaz. Genç bir oyuncuyla geleneksel bir rolü çalışmak sizin için nasıl bir deneyim oldu? Keloğlan rolü için günümüz dizi ve sinemasında tanıyacağımız bir kaç isimle görüşüldü. Rol için birçok oyuncuyu audition’a aldım. Evet tipoloji olarak Keloğlan olabilirlerdi fakat kafamdakine yakın birisi olmadı. Sonrasında Keloğlan için Atilla Doğukan Yılmaz ismi gündeme geldi. Birkaç projeden tanıyordum ama rol için ne derecede beraber yürüyebiliriz kafamda canlanmadı. Sonrasında tanışmamız oldu ve bir audition aldım. O audition’u izleme gereği hiç duymadık. Keloğlan oydu... Geldi Keloğlan formuna girdi oynadı ve gitti. Dedik ki bence aramaya gerek yok. Keloğlan Atilla’dır. Ayrıca bu başarılı performansından dolayı Atilla’ya gerçekten teşekkür ederim. Elinden gelen ne varsa bir fazlasını koyarak canlandırdı Keloğlan’ı... Bu arada filmin diğer değerli oyuncuları Kaya Akkaya, Asuman Dabak, Yağmur Ün,Yakup Yavru, Esvet Şahin, Elif Sevinç, Rüzgar Deniz Özbay, Miraç Bayramoğlu’nu da unutmayalım. Filmi o kadar değerli kıldılar ki hepsine çok teşekkür ederim. İyi ki yollarımız kesişmiş...

Hikayede günümüze dair göndermeler, ya da gençleri kapsayacak güncellemeler var bildiğim kadarıyla… Zaten bu Keloğlan filmi günümüzde geçmekte. Kostümler olsun filmde geçen replikler olsun hepsi güncel. Çocuklarımızı ve gençlerimizi yakalayamayacaksak neden bir Keloğlan filmi yapıyoruz ki... Zaten çekilmişi ve oynanmışı var. Bizim yapmamızdaki amaç güncel teknolojiyle kahramanımızı harmanlamak ve ortaya fantastik bir Keloğlan filmi

çıkarmaktı. Başardık mı? Başardık ve kendimden nasıl eminsem çektiğim filmden de eminim. Takdir saygıdeğer sinema izleyicisinin, bekleyip göreceğiz... Hollywood çokça geleneksel kahramanları fantastik bir bakış açısıyla filme çekiyor. Biz teknik olarak biraz yetersiz kalıyoruz maalesef. O yüzden de fazla fantastik film çekmiyoruz. Bu filmde teknik detaylar nasıl aşıldı, efektler konusunda kimlerle çalışıldı? Hollywood’la kıyasladığımızda tabi ki yetersiz kalırız sektörce. Böyle konusu olan bir film için 250 milyon $ harcanıyor ve bunun yanında iki senelik süreçte filmin her aşaması titizlikle yapılıyor. Maalesef bizim sektörümüzde artık 18 günde bir film çekiliyor. Hemen post işleminden geçip sinemalara düşüyor. Bu kadar ucuza ve hızlıca hazırlanan bir filmle “Hollywood filmleri gibi iş yaptık” cümlesi bilinçli

tüketicide alaycı bir gülümseme bırakır tabii. Ayrıca işin içine fantastik cümlesini katıyorsak bir anda çekilecek filmin bütçesi 1 milyonken en az 5 milyon ve üzerine çıkıyor. Günümüze birkaç tane yapımcı dışında bu paraları bir filme yatıracak yapımcı yok. Çoğu yapımcı en az fiyata en iyi filmi yapma derdinde. Maalesef bunu istiyorsa hem parayı ortaya koyacak hem de zamanı. Bu şartları oluşturduğu vakit gerçekten o kalitede yapımları ortaya koyabilecek yetenekli yönetmenlerimiz var. Ama tam tersi oldu bittiye getirdiğimiz sürece Hollywood’la kıyaslamamak en doğrusu filmlerimizi. Ayrıca şunu rahatlıkla belirtebilirim bizim yapımcımız kılı kırk yardı bu film için. En iyi isimleri bir araya getirmeye çalıştı. Zaman anlamındada bir senedir gecemiz gündüzümüz bu film. En ince detayına kadar uğraştık. Post yaptığımız şirketteki bazı arkadaşlar bile “bir film için bu kadar gelinir mi” esprisi yapıyor :) O kadar işin içinde olduk

YA Ş A M ’ I N   P O RT R E S İ

GÜNCEL HİKAYE

Atilla Doğukan Türkyılmaz

İSMMMO YAŞAM l 35


YAŞAM’IN PORTRESİ

yani bu filmde.“Teknik durumları nasıl aştınız” sorusuna gelirsek; çekimlerde visual effect’ler için bir supervisor bulundurduk. Onun söyledikleri doğrultusunda çekimlerimizi tamamladık. Ayrıca visual effect konusu her zaman ilgi alanım olmuştur. Bununla alakalı visual effect atölyelerinde eğitim almış, okumuş, araştırmış ve denemiş biri olarak sette bu yapılanlara yabancı değildim :) Ama benim gibi yeni nesil yönetmenler bunlara zaten meraklı.Çünkü geleceğin burada olduğunun farkında. Artık bir geniş iki yakınla sahne bitiren yönetmenler girmiyor piyasamıza. Gayet net, ne çekildiğinin farkında olan, izleyen, okuyan, teknolojiyi ve yeni ekipmanları takip eden yönetmenlerimiz sektöre girmiş bulunmakta. Bu da çok sevindirici tv ve sinemamız adına...

DİZİLER KAÇINILMAZ Yönetmenlik deneyiminizi nasıl devam ettirmeyi düşünüyorsunuz, daha ısmarlama ya da fantastik diyebileceğimiz filmler mi olacak, yoksa senaryosunda sizin imzanız olan filmler mi çekmek istiyorsunuz? Tabi ki bir yönetmen her zaman sinema yapmak ister. Fakat o projenin yapımını üstenmeden sadece yönetmen olarak yer alıyorsanız günümüz koşullarında geçinmeniz çok zor. Dolayısıyla dizilerde yer almamız da kaçınılmaz oluyor. Bundan dolayı asla şikayetçi

36 l İSMMMO YAŞAM

değilim sadece sektörce sürelerden şikayetçiyiz. Yoksa mesleğine aşık biri olarak reklam, klip, dizi, sinema asla fark etmez. Elime kamera alıp bir şeyler çekmek çocukluğumdan beri en zevk aldığım aktivite oldu. Bundan dolayı sette de en mutlu insan ben oluyorum genelde. Ve mutlu olduğumdan dolayı benimle çalışan arkadaşlarda mutsuz olmuyor. Eğlenceli bir set havası oluşturmaya çalıştım tüm çalıştığım projelerde. Ayrıca sorunuza gelecek olursak filmin türü gerçekten umurumda değil, anlatacağı bir derdi olsun yeter. Bu arada her yönetmen kendi yazdığı bir filmi çekmek ister. Benim de böyle bir hayalim var tabi ki. Daha önceden yazıp bitirdiğim ve şu anda halen yazmakta olduğum bir senaryo olmak üzere iki farklı projem var. Sadece doğru zamanı ve yapım anlamında doğru ismi bekliyor diyebilirim. Çünkü iki yazdığım senaryo da çok değerli benim için. Umarım farklı türlerde de yine seyirci karşısına çıkma fırsatı bulabilirim... Bu film seyirciye nasıl gelecek, nasıl hissettirecek sizce? Bir kere çocuklarımız “Keloğlan Masalı”nı seyir zevki yüksek bir filmle seyretme fırsatı

yakalayacak. Ayrıca çocuklarımızı sinemaya getiren ebeveynlerinde mutlu ayrılabileceği bir film oldu. Çünkü 7’den 70’e izlenebilecek özel bir film yaptık. İlerde geriye dönüp baktığımızda bu filmde benimle beraber çalışan hepsi birbirinden değerli ekip arkadaşlarım “iyi ki böyle bir filmin içinde olabildik” diyebilecekler. Bu benim için çok ama çok önemli :) Sinemaseverlerin de bu sıcak filme sahip çıkmasını umuyorum...

SÖZ SIRASI TÜRKYILMAZ’DA Sorularımızı oyuncu Atilla Doğukan Türkyılmaz’a soruyoruz. Öncelikle çok genç yaşta geleneksel bir karakter olan Keloğlan’ı canlandırmak nasıl duygu? Atilla Doğukan Türkyılmaz: Keloğlan’ı oynamak çok eğlenceliydi. Ama tabi ki birtakım korkularım vardı Rüştü Asyalı efsaneleşmiş ve kendini topluma kabul ettirmiş bir halk kahramanı sonuç olarak. Beğenilir mi yoksa benzetilir mi ya da eski Keloğlanın taklidi gibi mi görülür gibi soru işaretleri vardı kafamda. Ama senaryoyu okuduktan sonra bunların


eziyetin arttığını görmek beni çok üzüyor ve bunun için gelecekte üzücü şeyler görmememiz, okumamamız adına çocukların hayvan sevgisiyle büyütülmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanoğlunun, dünyanın sadece bize ait olmadığını anlaması lazım.

TEK TİP OYUNCULUK İSTEMEM Genç bir oyuncu olarak kariyer hedefini nasıl hayal ediyorsun ya da kurguluyorsun, canlandırmak istediğin roller var mı? Pek tabi daha oynamak istediğim çok rol var. Tek tip oyunculuk yapmak istemiyorum her şeyden önce. Farklı karakterler, farklı hikayelerle izleyicinin karşısına çıkmak istiyorum. Öte yandan umarım Keloğlan’ı senelerce Rüştü Asyalı’nın temsil ettiği gibi büyük bir başarıyla izleyiciyle buluşturabilirim. Dizi ve sinema sektörünün gelişimini nasıl görüyorsun? Özellikle internet dizilerinin gösterdiği başarılar beni çok mutlu ediyor. Oyunculukların

da benim hatırladığım yakın geçmişe oranla daha kaliteli olduğunu görüyorum. Sinema filmlerimizde ise avrupa standartlarına yaklaştığımızı düşünüyorum. Her anlamda, umarım her şey daha güzel olur ve gelişmeye devam ederiz. Biraz da filmin setinden ve çekim ortamından bahsedelim, nasıl geçti? Etkileşim nasıldı? Çok eğlenceliydi çekimler, tüm ekipte seneler sonra Keloğlan’ı Türk sinemasına yeniden kazandırmanın getirdiği bir heyecan ve mutluluk vardı. Yönetmenimizin bizimle iletişimi ve samimiyeti yaptığımız işe yansımıştır diye düşünüyorum. Ben sette mutluydum, eminim seyirci de izlerken mutlu olacaktır. Seyirciler bu Keloğlan filminde neler bulacak, neler görecekler? Çok fazla filmin sürprizini bozmak istemem ama şunu söyleyebilirim görsel efektler ve animasyonlarıyla daha önce Türkiye’de çok örneği olmayan hatta birçok açıdan hiç örneği olmayan bir film. Masalın devamını izleyip göreceğiz.

YAŞAM’IN PORTRESİ

hepsi yerini tatlı bir heyecana bıraktı. Çünkü hem Keloğlan’ın saf ve geleneksel imajına sadık kalınmış hem de yenilikçi bir senaryoydu birçok açıdan. Bu rol için nasıl seçildin ve fiziksel olarak kel olmanın dışında bir değişim geçirdin mi? Yani rolüne nasıl hazırlandın? Oyuncu koçu Ümit Çırak’ın atölyesinde karaktere hazırlandım. Zaten iki sezon boyunca tiyatro sahnesinde bir çocuk oyununda Keloğlan’ı oynuyordum ama oyundaki keloğlanla filmdeki çok ayrıydı, Ümit Çırak ve ekibi tiyatroda oynadığım keloğlandan uzaklaşmamda bana yardımcı oldular. Nasıl seçildiğime gelecek olursak tamamıyla güzel bir tesadüf diyebilirim sanırım. Çok ani gelişti her şey. Dizilerde de oynayan bir oyuncusun, klasik olarak sana da soralım. Dizi mi sinema mı diye? Ben yedi yaşımdan beri kamera önündeyim dizilerde de oynadım sinema filmlerinde de. Genel olarak oynamaya aşığım. Bu dizi, sinema filmi, tiyatro sahnesi hiç fark etmedi benim için.  Bu Keloğlan hikayesinin klasik hikayeden farkı nedir?  Günümüze uyarlanmış, güncellenmiş bir yanı var mı? Klasik hikayeden farklı olarak biraz daha günümüz imkanlarıyla harmanlanmış animasyonları ve görsel efektleriyle daha dikkat çekici bir film. Halk kahramanımız olan Keloğlan’ı günümüz çocuklarının ilgisini çekebilecek bir şekilde güncelleyerek yeniden halkımıza kazandırmaya uğraştık. Bunu yaparken filmde kürkleri için katledilen hayvanları kurtarmak için günümüze gelen bir masal kahramanı olarak gösterdik Keloğlan’ı. Filmin başrolünü oynayan biri olarak bu filmin sence ana mesajı nedir, Keloğlan bizlere, dünyaya ne anlatmak istiyor? Filmde de dediğimiz gibi kürkler yalnızca hayvanlarındır, onlara aittir insanlara değil. Günümüzde hayvanlara karşı şiddetin ve

İSMMMO YAŞAM l 37


Havaların soğuduğu, güneşin eskisi kadar yüzünü göstermediği şu günlerde kış depresyonu kapınızı çalabilir. Sabah uyanmakta zorluk çekiyor, yataktan bile kalkmak istemiyorsanız yazımızı okumanızı öneririz….

Kış depresyonuna dikkat!

SAĞLIK

ELA DAMLA GÖKMEN İşine her gün severek giden Elif için artık sabahları uyanmak bir işkence halini almıştı. Çalan saatini defalarca durdurup bir türlü yatağından kalkmak istemiyordu. Kendisine ne olduğunu anlamlandıramasa da bir psikolog arkadaşı ona kış depresyonuna yakalanmış olabileceğini söyleyince tedbir alması gerektiğini fark etmişti. Önce işin uzmanına gidip neler yapması gerektiğini öğrenen Elif, yatak odasında zaman ayarlı aydınlatma sistemi kurdurup alarmı çalmadan yarım saat önce suni de olsa yatağında gün doğumunu hissederek uyanmaya başladı…. İsteksizlik-mutsuzluk, değersizlik–suçluluk hisleri, uyku bozukluğu–aşırı uyku hali, enerji azalması–yorgunluk, iştah değişikliği, sinirlilik, endişe-kaygı, konsantrasyon bozuklukları… Sıralanan belirtilerden üç ya da daha fazlası sizin için iki haftayı aşkın bir süredir geçerli ise profesyonel destek almaktan çekinmeyin… Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mustafa

38 l İSMMMO YAŞAM

Sercan, kışın erken kararan havaların, gün ışığından az yararlanmanın, soğuyan havalar ile fiziksel etkinliğin azalmasının kişilerde kış depresyonuna neden olabildiğini söylüyor.

SEBEPLERİ NELER? Sonbahar ve kış aylarında günışığının azalmasına beynin verdiği tepki ile tetiklendiğini düşünülüyor. Grip virüsü bile herkeste değil, bağışıklığı zayıf olanda hastalık yapar. Mevsimsel depresyon da öyle, yatkın olan kişilerde risk yüksektir. Işığın azalmasına tepki olarak da ortaya çıkabilir. Kış depresyonunun serotonin ve melatonin’in kan düzeylerindeki değişikliklerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Sercan, “Bu iki kimyasal madde insanda uyku ve uyanıklık döngüsünün, enerjisinin ve ruh halinin düzenlenmesinde etkilidir. Sonbahar ve kış mevsimlerinde günlerin kısalmasıyla günışığında geçen sürenin azalması ve karanlık saatlerin uzamasıyla melatonin düzeylerinde artış ve serotonin düzeylerinde azalma olmaktadır. Bu da depresyonun oluşması için gereken biyolojik

koşulları yaratabilir” diye konuşuyor. Peki, kendini mutsuz hisseden herkesin aklına depresyon mu gelmeli? Uzmanlara göre bu sorunun yanıtı elbette ki hayır. Depresyondaki kişiler çoğunlukla mutsuzdur ama her mutsuz kişi depresyonda demek değildir. Öncelikle kişi sıradan mutsuzluktan daha çok yakınması olduğunu ayırt etmeli. Depresyon hem bedensel hem de ruhsal çökkünlük halidir. Mutsuzluk ise, elimizdekilerin beklentimizin gerisinde kalması ya da beklemediğimiz olumsuzluklarla ortaya çıkan bir ruh halidir. Mutsuzlukla oluşan olumsuz duygu zamanla azalır, kişi normalleşir. Olumsuz duygulara bedensel belirtiler eşlik ediyorsa, bu belirtiler artma eğiliminde ise ya da azalmıyor ve süre iki haftayı geçmişse depresyon olasılığı beliriyor demektir.

YAPILMASI GEREKENLER Depresyon ille de kişinin olumsuz bir yaşam olayına tepki olarak oluşmaz. Olumsuz yaşam olayları tetikleyicilerden yalnızca biridir. Depresyon biyolojik yapımızın bir sonucu da ola-


bilir, mevsimsel depresyon gibi doğa olaylarınca da tetiklenebilir. Kişi bir neden olmadan da üzgün hisseder ve sevinemediğini fark eder. Bu bazen kolay ağlama, kolay sinirlenme ya da hiçbir şey hissetmeme şeklinde de gerçekleşir. Keyif alma duygusunun kaybı, sosyal ilişkilerden uzaklaşma. Sıkıntı, kaygı hissi olabilir tam bir duyarsızlık, dünya yansa umursamamak şeklinde de kendini gösterir. Uyku ve iştah değişiklikleri belirgindir. Enerji azlığı, çabuk yorulma, halsizlik, çaresizlik duygusu, umutsuzluk. Dikkat yoğunlaşmasında azalma ve güçlük, okul ya da iş yaşamında başarının düşmesi. Cinsel isteksizlik. Bunların bazıları iki haftadan uzun süredir kişide varsa depresyon akla gelmeli ve bir hekime başvurmalı. Genel depresyon belirtileri kişide var olmakla birlikte bazıları özel görünüm taşır. Halsizlik duygusu, kol ve bacaklarda kurşun ağırlığı varmış şeklinde hissedilir. Uyku bozukluğu çok bazen de aşırı uyuma biçiminde görülür. İştah değişikliği de artış yönündedir aşırı yemeye kadar gidebilir. Karbonhidratlara düşkünlük artar, kilo alımı belirgindir. Mevsimsel depresyon kararı belirtileri en az iki yıl arka arkaya mevsim içinde yalnızca birkaç ay sürmesi, diğer mevsimlerde olmamasına göre verilir.

ORANI DÜŞÜK

Depresyon, kişinin duygularıyla dışa cevap verebilme sürecinde ortaya çıkan bir bozukluktur. Yaşamdan zevk alamama, içe kapanma ve sosyal ortamlardan uzaklaşarak giderek yalnızlaşma gibi belirtiler ile kendini gösterir. Depresyona giren kişi, kendisine mutluluk veren aktivitelerden artık zevk almaz hale gelir. Kadınlar, erkeklere oranla iki kat daha fazla depresyona girmektedir. Gebelik ve loğusalık dönemleri, hormonal değişiklikler, yaşanan travmalar, duygusal açıdan daha hassas olan kadınlarda depresyon sorununu daha çok ortaya çıkarmaktadır. olabildiğince aydınlıkta olmak yararlıdır. Uyku saatlerinin düzenli olması ve uyku süresinin de artışına da, azalmasına da meydan vermemek önemlidir. Ayrıca hava serin ve karanlık diye güneş ışığından vazgeçmemelisiniz. Özellikle gündüzleri bulutlu bile olsa dışarı çıkıp güneş ışığını görmeniz öneriliyor. Çünkü güneş ışığı doğal olarak beynin duygusal merkezini uyarır ve insanın iyi hissetmesini sağlar. Erken kalkıp perdeleri açmanız, dışarı çıkmanız sizi depresyona karşı koruyacaktır.

HAREKET EDİN Hareket etmek ve aktiviteler yapmak da koruma kalkanı oluşturur. Bu nedenle spor merkezinde, evde veya hatta tercihen dışarıda kalbiniz 140’ın üzerinde çarpsın. İyi bir egzersizin etkisi saatlerce sürer, gün içinde daha fazla enerjiniz olur, metabolizmanız hızlanır, iyi hissettiren hormonlar salgılarsınız. D Mutluluk, zindelik ve canlılık hissi veren seretonin hormonunun seviyesi düştüğünde, karbonhidratlara ve şekerli gıdaları tüketme isteği

artar. Kışın özellikle de tatlı yeme eğilimi artar; bunlar bedende uyuşturucular gibi biyokimyasal sistemleri etkiler. Ne yediğiniz nasıl hissettiğinizi ciddi ölçüde etkiler. Arkadaşların, ailenin, iş arkadaşlarının, komşuları önemini fark edin. Her şeyi boş vermek istediğinizde sizi destekleyecek insanları aklınızda tutun, ihtiyaç duyduğunuzda sizi cesaretlendirmelerine izin verin. Heyecanını yitiren insan yaşama sevincini de yitirir. Bir şeyi yaşamayı beklemek insanı motive eder; size heyecan verecek bir hafta sonu gezisi, gece planı veya spor planları kışınıza renk katacaktır. Kayak, kızak, kar yürüyüşü, buz pateni gibi faaliyetleri heyecanla bekleyebilirsiniz. İş, ders, aile, arkadaşlar, randevular, buluşmalar meşgul olmaktan hoşlansanız dahi herkesin sakin kalmaya ihtiyacı vardır. Bİnsanlar soğuk havalarda doğal olarak daha uzun uyur çünkü bu fizyolojik bir ihtiyaçtır ve buna saygı göstermek gerekir. Zamanı iyi kullanarak ve disiplinli olarak, geceleri 7-8 saat uyumayı hedefleyin.

SAĞLIK

Kış depresyonunun toplumda yaygınlığı yüzde 5–6 olarak tahmin edilmektedir ve bu oran yaşanılan bölgenin ekvatora uzaklığına bağlı olarak yükselmektedir. Kuşkusuz her yaşta olabilse de ilk görülmesi genç erişkin yaşlarında ve kadınlarda erkeklerden dört kat sık görülür. Ailevi geçiş özellikleri göz önüne alındığında ailesinde mevsim depresyonu olanlarda risk daha yüksektir. Mevsimsel depresyonun tedavisinde ilaç tedavisi, psikoterapi ve ışık tedavisi kullanılabilmektedir. Korunmak için gün ışığından en çok yararlanmanın yollarını bulmakta yarar var. Sabah erken uyanmak, gündüz saatlerinde açık havada, gün ışığında yürümek. Çevrede kar varken gün ışığının daha etkili olduğunu bilmekte de yarar var. Akşam saatlerinde de

KADINLAR DAHA FAZLA ETKİLENİYOR

İSMMMO YAŞAM l 39


Eğitimde rekabet giderek artıyor. Lise giriş sınavlarından üniversite giriş sınavlarına kadar çocuklar hep birbirleriyle rekabet halindeler. Böyle bir dönemde başarılı olmanın yolu da düzenli ve disiplinli çalışmaktan geçiyor. Veliler çocukların okul başarısını artırmak için neler yapmalının cevabını aradık…

Okul başarısı nasıl artırılır? EĞİTİM

NİL DENİZ DEMİRCİLER Çocukların eğitiminde akademik başarının yanı sıra sosyal başarı da büyük önem taşıyor. Akademik başarısı iyi olan ancak sosyal anlamda yetersiz kalan bireylerin iş hayatında da sorunlar ortaya çıkabiliyor. İlkokul öğrencisi Çiğdem zeki bir kız olmasına karşın bir türlü derslerinde başarılı olamıyordu. Sürekli olarak başarısız olmaktan korkuyordu. Oysa aynı sınıfta okuyan komşuları Dila için okul hayatı çok daha kolaydı. O ödevlerini yaptıktan sonra boş vakitlerinde müzik ve bale ile ilgileniyor, başarısızlık korkusu da yaşamıyordu. Dila

40 l İSMMMO YAŞAM

annesinin yüreklendirmesiyle kendi işlerini kendi gören özgüveni yüksek bir çocuktu… Birçoğumuzun çevresinde buna benzer örnekler mevcut. Ebeveynler olarak çocuğunuzun okul başarısını yukarılara taşımak mümkün. Ama nasıl? İşte bunu başarmanın yolları…. Çocukların doğdukları zeka seviyesinin kaderleri olmadığına dikkat çeken Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz, “Çocukları daha zeki ve daha kolay öğrenen insanlar haline getirmek aslında biz ebeveynlerin ve eğitimcilerin elinde ve inanın bunun için bir sürü para harcamak, özel dersler veya özel aktiviteler gerekmiyor. Kendi sorumluluğunu taşıma fırsatı

verip içsel motivasyonunu güçlü tutmak gibi basit uygulamalarla çocukların okul başarısını artırmanız mümkün” diye konuşuyor.

DUYGU BAĞININ ÖNEMİ Çocuğun düzenli olarak görme, işitme ve diğer rutin kontrollerinin yaptırılması, sağlıklı beslenmesi, bol su içmesi, yaşına göre ihtiyacı olan uykuyu uyuması, bol bol hareket edip, açık havada da zaman geçirmesi okul başarısının temeli. Ancak ebeveyni ile arasındaki duygu bağını sağlam tutulması da büyük önem taşıyor. “Çocuğunuzla aranızdaki ilişkinin sağlamlığı ve sıcaklığı, onunla zaman geçirme-


niz, dokunmanız, öpmeniz, dinlemeniz, sohbet etmeniz, gülmeniz, zaman zaman baş başa kalmanız, onun sevildiğini ve kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır” diyen Şenay Yılmaz, kendini duygusal olarak güvende hisseden çocuğun çok daha etkili öğrendiğini vurguluyor.

DEŞARJ OLMALI Çocukların gün içerisinde kendi içlerinde yaşadıkları birçok stres kaynağı var, büyümek ve okul hayatı kolay değil. Bu stres çok yoğun duygular yaratabiliyor ve öğrenmeyi olumsuz etkileyebiliyor. Bu stresi yönetmenin en etkili yolu da çocukların duygularını her fırsatta ifade etmesini teşvik etmek ve bu duyguları onaylayıp ona destek olmak. Çocuğa gün içinde neler yaptığını sorup yaşadıklarına dair yorumlar yaparak, örneğin okulda arkadaşı ile kavga eden bir çocuğa, “Okulda arkadaşınla kavga etmek seni çok üzdü değil mi?” gibi sorular sorarak bunu başarabilirsiniz.

KİMLİK KAZANMALI

1. Onu her zaman ve her şartta seveceğinizi hissettirin. 2. Olumlu davranışlarını takdir edin, iyi ilişkiler kurmasına destek olun. 3. Kendisine hedefler koymasını sağlayın. 4. Onu arkadaşlarıyla, başkalarıyla kıyaslamayın, rekabete sürüklemeyin. 5. Okulu ve öğretmenlerini çocuğun yanında eleştirmeyin, öğretmeni ile iletişimde olun. 6. Ona küçükmüş gibi davranmayın, yapabileceği görevler verin. 7. Kendini ifade etmesine izin verin, doğru iletişim kurmayı öğretin. 8. Aile içinde sevgiye dayalı bir ortam hazırlayın, birlikte vakit geçirin. 9. Ders dışında hobi edindirin, okul içi sosyal etkinliklerde cesaretlendirin. 10. Dengeli beslenmesini, düzenli uyumasını, defter ve kitaplarını düzenli tutmasını sağlayın. etmelisiniz. Gelişme çağındaki çocuklara sorumluluk duygusunun aşılanması hayat başarısında etkili oluyor. Şenay Yılmaz, “Kendi sorumluluğunu taşıyan çocuk kendisi için çalışır, sizin polislik yapmanıza gerek kalmaz, sadece gözlemlemeniz yeter. Giyinme, banyo, ödev, yatak toplama gibi kendi başına yapabileceği işlerin sorumluluğunu ona vermek, sürekli onu korumak yerine arada sırada küçük hatalar yapmasına da müsaade etmek, okul başarısı ve özgüveni için olumlu etki yapıyor” diye konuşuyor. Öğrenmeyi sevdirmek için, öğrenmeyi sıkıcı ve yapılması zorunlu bir aktivite halinden eğlenceli ve çocuğun hayatıyla ilişkili hale getirmeniz de bir diğer dikkat edilmesi gereken konu oluyor. Örneğin, matematik derslerinde çıkarma, toplama ve kesirler gibi konuları öğrenmekte güçlük çeken çocuğa keki bölerek

konuyu anlatıp konuyu keyifle öğrenmesini sağlayabilirsiniz.

DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETİN Çocuklarda beyin gelişimi ve öğrenme okul ders saatleri dışında da devam etmeli. Çocuk ile birlikte evde bol bol kitap okumak, onunla sohbet etmek onun düşünme ve dil gelişimine katkı sağlar. Ayrıca size bir soru sorduğunda ona hemen doğru cevabı vermek yerine önce “Bu konuda sen ne düşünüyorsun?” diyerek onun beynini zorlayıp öğrenme potansiyelini artmasına destek olabilirsiniz. Serbest zaman boşa geçen zaman değildir, o nedenle çocuğunuza serbest geçireceği zamanlar yaratın. Çocuğun her gün okul aktiviteleri, televizyon izleme ve bilgisayar oyunları ile geçirdiği zaman dışında yaratıcılığını kullanacağı, yetişkin yönlendirmesi olmadan kendi kendine kararlar verip, problem çözme fırsatının olacağı ortamlar beyin gelişimini ciddi ölçüde destekler. Her gün okuldan geldikten sonra belli bir oyun, ders, yemek ve uyku saati olsun. Düzen içinde yaşayan çocuk kendini daha güvende hissedip kendi sorumluluklarını daha rahat taşır ve okul hayatını daha etkin yönetir.

TEKNOLOJİYİ KULLANDIRIN Teknolojiyi bilinçli kullanmak çocuğunuza katkı sağlar. Ödev saatinden önce dinlenip, özellikle hareket halinde olacağı oyunlar oynaması, ders saatlerinde televizyonun kapalı olması, çalışma alanında bol ışık bulunması ve çalışma malzemelerinin önceden hazır olması çalışma saati verimi için kritik faktörler. Çocuğunuzun okul başarısını etkileyecek en önemli faktörlerden biri; okulunu, arkadaşlarını ve öğretmenini sevmesi. Eğer çocuk okula sürekli olarak isteksiz gidiyorsa, eve genelde mutsuz ve heyecansız dönüyorsa, altında yatan nedenleri sorgulamalısınız. Öğretmeni ile sürekli iletişim halinde olmak, çocuğun karşısında bir takım olarak görünmek ve karışık mesajlar vermemek açısından önemli.

EĞİTİM

Çocukların da birer birey olduğunu unutmadan hareket edilmeli. Çünkü çocukların da kendine göre güçlü yönleri, yetenekleri, beğenileri, öğrenme stili ve geliştirilmesi gereken yönleri var. Onu kendinize veya başkalarına benzetmeye çalışmadan, olduğu gibi sahiplenip bol bol seçme şansı vermek, güçlü yönlerinin farkında olmasını sağlamak özgüvenini artırıp okulda ve sosyal hayatta ayaklarının daha sağlam yere basmasını sağlayacaktır. Çocuğunuzla ilgili neye odaklanırsanız onu büyütürsünüz; sürekli olarak yanlışlarına ve eksiklerine odaklanmak yerine, onun çaba gösterdiği konulara ve olumlu yönlerine odaklanın. Etkiyi artırmak için de daha fazla görmek istediğiniz davranışını takdir edin. Ne yaparsa yapsın ailesine yaranamadığını, onları mutlu edemediğini hisseden çocuğun ders çalışma motivasyonu da düşecektir, o nedenle çocuğunuzun yaptığı iyi şeyleri takdir

10 ÖNERİ

İSMMMO YAŞAM l 41


Kış aylarında sıcak bir ortam ve özel bakıma, insanlar kadar minik dostlarımızın da ihtiyacı var… Birkaç soğuk savar önlemle kendiniz kadar minik dostlarınızın da kışı rahat atlatmasını sağlayabilirsiniz.

Soğuk savar önlemler DOSTLARIMIZ

UMUT EFE Kışlık montlar ve paltolar portmantodaki, sıcak çorbalar sofradaki yerlerini aldı. Hastalıklara ve soğuk havalara karşı bir dizi önlemle artık kışın en kritik aylarına hazırız… Soğuk havalarda insanlar kadar özel bakım ve hazırlık isteyen bir başka kesim daha var ki o da evlerde beslediğimiz ya da kendine sokakları mesken seçmiş minik dostlarımız… Hava sıcaklıklarının düştüğü kış günlerinde evcil hayvanların özel bir bakıma ihtiyacı var… Bu konuda sadece soğuk havada dışarı çıkarılmaları değil, evdeki ısı değişimlerinden de söz etmek gerekir. Çünkü hayvanlar ısı değişimlerinden çok kolay etkilenebilirler... Kediler ve köpekler sıcaklık düşüşüyle üşütebilir, boğaz enfeksiyonları ile

42 l İSMMMO YAŞAM

karşılaşabilir, halsiz düşebilir, aynı insanlarda olduğu gibi nezle ve grip gibi kış hastalıklarına yakalanabilirler… Özellikle sıcak bir ev ortamından, günlük ihtiyaçları için dışarı çıkarılan köpeklerin ve bazı kedilerin uzun süre dışarıda kalmamasına dikkat edilmeli, kuş kafeslerinin korunaklı bir ortamda olmasına dikkat edilmeli…

BUZ KÜTLELERİNE DİKKAT Birkaç soğuk savar adımda kendiniz kadar minik dostlarınızın da kışı rahat atlatmasını sağlayabilirsiniz… Öncelikle soğukların iyice artıp kar ve buzlanmanın yaşandığı havalar, evcil hayvanlarınız için ekstra önlem almanız gereken zamanlardır. Özellikle evcil köpek sahiplerinin, dostlarını gezdirirken onu donmuş su kütlesi olabilecek yerlerden uzak

tutması ve mümkünse tasmayla gezdirmesi önemli. Ayrıca kar ve buz, hayvanların patilerine ciddi zararlar verebiliyor. Bu yüzden eve geldikten sonra patilerini iyice temizlemeye özen göstermelisiniz.

BALKONDA YA DA ODADA Evde yaşamaya alışan ve veteriner kontrolü ya da seyahat gibi gerekçelerle dışarı çıkmak durumunda kalan evcil kedilerinizin soğuk almasını önlemek için koruyucu çantaları tercih edebilirsiniz. Kedilere göre dışarıda olmaya daha fazla alışkın olan köpekleriniz için bu bir gereklilik olmasa da, çok soğuklarda yavru köpekleri de koruyucu çantalarda taşıyabilirsiniz. Eğer evde birlikte yaşadığınız kedi ve köpeklerin dinlenme alanı için kapalı bir


balkonu ya da evin boş bir odasını kullanmayı tercih ediyorsanız özellikle ısıtmanın olmadığı, zemin döşemesinin yetersiz kaldığı balkon gibi bir alan, evcil hayvanlar için kış mevsiminde ideal bir ortam değildir. Buna benzer olarak ısıtmanın yetersiz olduğu boş bir oda da buna dahildir. Evcil hayvan yatağının en az 22 derece bir ortamda yalıtımlı bir zemin üzerinde bulunması gerekir. Mama ve su kaplarının da bu ortamda bulundurulmasına dikkat edilmelidir. Çünkü soğumuş su ve mama kedi ve köpeklerde boğaz enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. Kuş kafeslerinin de evin korunaklı bir köşesinde yer alması gerekir. Çünkü kuşlar da ısı değişimlerinden çok çabuk etkilenmektedir. Özellikle soğuk havalarda kafesin bir bölümünü örtmek kuşun sağlığını korumanız açısından faydalı olur.

BESLENME ÇOK ÖNEMLİ

l Evcil hayvanınızın uzun süre dışarı kalmasına izin vermeyin. Soğuk havada dışarıda yapılan gezintinin ardından evcil hayvanınızın patilerini ılık su ile yıkayın. l Kedi ve köpeğinizin üşümemesi için kıyafet giymesi gerekir. Kıyafetler tüylerinin sağlıklı kalması açısından da önemli bir unsurdur. l Kar ve buzların erimesi için kullanılan tuz gibi kimyasallar hayvanların zehirlenmesine ve patilerinin yanmasına neden olabilir. Evcil hayvanınızı bu havalarda dışarı çıkarmak yerine evde tuvalet eğitimi vererek, birkaç günü evde geçirmesini sağlayabilirsiniz. l Evcil hayvanınızın rahatsızlığı varsa soğuk havalarda dışarı çıkarmamalısınız. l Evcil hayvanınızla dışarı yaptığınız keyifli bir gezintiden sonra ya da evde yatağında kıvrılmış uyurken üşüyüp üşümediğini çok kolay anlayabilirsiniz. Eğer kedinizin ya da köpeğinizin patileri, burnu ve kulakları soğuksa üşümüş demektir. Bu durumda dinlenme köşesine bir battaniye koyabilir, evcil hayvanınızı bu battaniyeye sarabilirsiniz. l Kafesteki bir kuş ise üşüdüğünde tüylerini kabartır ve sürekli uyku halindedir. Bu

durumda kafes, elektrikli ısıtıcı ya da kalorifer ile çok yakın olmamak şartıyla evin daha sıcak bir köşesine taşınmalı ve kafes yarı yarıya örtülü olmalıdır. l Evcil hayvanlar, yaz mevsimlerine göre kış aylarında daha fazla mama ihtiyacı duyarlar. Tabi evde, kalorifer başında vakit geçiren hayvanların durumu farklıdır. Daha çok dışarıda vakit geçiren veya bahçede beslenen evcil hayvanlarda bu konuya dikkat edilmesi gerekiyor. Minik dostlarınız, soğuk havalarda daha fazla kalori tüketecekleri için mama miktarı konusunda dikkatli davranmanız gerekmektedir.

DOSTLARIMIZ

Soğuk havalarda dışarıda kalan sokak canlıları için de birkaç küçük adımda büyük iyilikler yaratabiliriz... Özellikle araç sahipleri, soğuk gecelerde ısınmak için araç motorlarına saklanan kedi yavrularına dikkat etmeli ve aracı çalıştırmadan önce kaputa vurarak buradaki kedileri çıkmaya zorlamalı. Sokak canlılarına daha fazla yardımcı olmak içinse, evinizdeki eski battaniyeleri yorganları hayvan barınaklarına bağışlayabilir, buralara mama yardımı yapabilirsiniz. Sokağınızdaki hayvanları besleyip onlar için kulübeler, yataklar yaparak da kışı bir nebze rahat geçirmelerini sağlayabilirsiniz.

EVDE BAKIM ÖNERİLERİ

İSMMMO YAŞAM l 43


Zamansız bir keyif: Çay saati

LEZZET

UMUT EFE Bu topraklarda çay, içecekten de öte hassas bir mesele… İngilizlerin saati ve ritüeli ile öne çıktığı çay konusu, Türkiye sınırlarına girildiği anda yer, zaman ve mekan kavramlarının ötesine geçen adeta zamanın ötesinde bir olgu. Kahvaltı sofrasında, öğle ve akşam yemeklerinden sonra, ikindide 5 çayında, bir ev ziyaretinde, sokakta üşürken, güzel bir

44 l İSMMMO YAŞAM

Bastıran kış ve sağanak yağmurlar, ev, battaniye, çay üçlüsünü hayatımızın odak noktasına soktu. Türk halkının zamanın ötesindeki içeceği çay, yeni nesil kafeler ve artan çeşitlerle birlikte artık daha mekansız daha zamansız…

manzaraya ya da dost sohbetine eşlik eden demli ve sıcak bir bardak çaydır. Bu kadar hayatın içinde olmasına rağmen tarihi birkaç mekandan öteye gidemeyen çay mekanları da ‘yeni nesil’ kavramından nasibini aldı. Son zamanlarda çay bahçelerinden öte modern çay mekanları sayısında büyük bir artış görülürken, yılda 3.5 kilogram çay tüketilen Türkiye’de bu mekanlarla birlikte kış çayından yeşil çaya, ada çayından, meyve çaylarına

kadim ve yeni nesil türlerin hepsi yeniden hayatımızın bir parçası haline geldi… Eskiden çay içmek için çay bahçelerine, pastanelere gidilirdi. Şimdilerde çay meraklılarının buluşabileceği “çay kafeleri” de var. Buralarda onlarca çeşit çay ve demlemek için çeşitli malzemeler ile saklama kapları da satılıyor. Tıpkı kahve zincirleri gibi… Geçmişten günümüze İstanbul’un en güzel çay mekanlarını derledik…


mızı çay ve bitki çayından oluşan 60 çaylık yelpazesi ve 3 farklı ev yapımı buzlu çayıyla bu mucize bitkinin her halinin, ait oldukları kültürü yansıtan özel sunumlarla İstanbullular ile buluştuğu Dem’de, çaylara eşlik eden özgün tatlılar, atıştırmalıklar ve zengin kahvaltı seçenekleri de mevcut.

BEBEK KAHVE Adı kahve olsa da çayın başkentlerinden

biri…Yaklaşık 65 yıl önce bir balıkçı kahvesi olarak açılan Bebek Kahve, aradan geçen yarım asrı aşkın süreye rağmen tadını bozmayan mekanlardan… Bundan yıllar önce balıkçıların ağlarını tamir ettiği, lambalı radyo ile ajans haberlerinin dinlendiği zamanları gören kahve, üniversite öğrencilerinin uğrak mekânı olduktan sonra çok değişmiş. Şimdilerde ofisi gibi kullanan insanlar, bir kahvaltıya uğrayan ya da tatlı bir sohbet için gelen misafirlerle şenleniyor. Burada çaylar her dem taze, yemekler hep leziz …

ÇAY STATION Son dönemlerin öne çıkan bölgelerinden Kadıköy’de gözde bir mekan... Çiçeği burnunda gezen bu mekanda demleme, kış çayı, yasemin çayı, yeşil çay, aşk çayı gibi seçenekler var. Meyveli

çaylarını da unutmayalım; portakal çayı, nar çayı, böğürtlen ahududu çayı... Çayından başka mekanda nostaljiye doyuracak bir konsept de mevcut… İçinizi ısıtacak, azıcık ucundan nostalji yaptıracak bu şey Çiçek Abbas’daki Abbas ve Şakir! Bu resimlerin üstünde yazan “Herkese benden çay, Şakir’e yok!” yazısı ise herkesin yüzünü gülümsetecek cinsten. Çay üstüne kurulmuş bu mekanda alternatif de yok değil. Türk kahvesi, filtre kahve, sıcak çikolata ya da sahlep, çay dışında başka bir şey arayanlar için ideal.

PIERRE LOTI Turistinden yerlisine öğrencisinden işçisine, konu

çay içmekse ilk akla gelen yerlerden biri de Pierre Loti. İstanbul’un en güzel manzarasına karşı Türk kahvenizi içtikten sonra, demli bir çay keyfi yapmak kadar güzel bir şey yoktur. Türkiye’yi ikinci vatan olarak gören ünlü Fransız yazar Pierre Loti’nin o dönemde, “Rabia Kadın Kahvesi” olarak bilinen bu kahveye sık sık gelerek Haliç’e karşı “Aziyade” adlı romanını yazdığı söylenir. Tam bir İstanbul aşığı olan yazar, uzun dönemler İstanbul’da yaşamış ve günümüzde mekânın ismi adıyla anılmıştır.

DEM İstanbul’un göbeğinde huzurlu ve sakin bir atmosfer sunan Dem, 60 çeşit çayıyla, doğuştan çay bağımlısı bu ülke insanlarına özgün bir deneyim vaat ediyor. Beyaz, yeşil, oolong, siyah, tütsülenmiş, pu-erh, kır-

TARIHI ÇINARALTI AILE ÇAY BAHÇESI Bah-

LEZZET

çesindeki yüzyıllık çınarlarla buram buram tarih kokusuna bir de buram buram çayın eşlik ettiği yerdir Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi… Çınar ağaçlarının altında konumlanmış çay bahçesi boğazın tam kıvrıldığı yerde 24 saat açık olarak bizleri bekler. Samimi sıcaklığı gelen her kişinin en az bir masaya selam vermesinden gelir. Elbette yaz ayları için ideal olmakla birlikte kışın, karlı havalarda aynı tadı almakta mümkün.

İSMMMO YAŞAM l 45


Ay sonu gelemeden bütçeleri tüketen elektrik, su, doğalgaz, internet faturalarını azaltarak evde tasarruf sağlamak mümkün. Bunun için su tüketimini azaltmaktan gereksiz aydınlatma sistemlerini terk etmeye kadar evde tasarruf yapmanız için gerekebilecek tüyoları araştırdık…

Evde tasarruf reçeteleri NİL DENİZ DEMİRCİ Bilinçsiz elektrik tüketimi, gereksiz su tüketimi, gereksiz aydınlatma sistemleri gibi daha ay sonu gelmeden bütçelerde derin yaralar açılan, parasını faturalara yatıran tüketiciler… Yaman Bey her ay birbiri ardına gelen yüksek faturalardan şikayet eden ‘bilinçsiz’ ve ‘gereksiz’ tüketim mağduru bir tüketiciydi. Evindeki yanlış tüketime dur demenin yollarını arıyordu. Biz de bu gerçekten yola çıkarak ev bütçesinde tasarruf için yapılması gerekenleri araştırdık….

EVİM EVİM

ELEKTRİK TASARRUFU Ekonomik aydınlatma sistemlerini tercih edin. Ev bütçesi tasarrufu için ekonomik aydınlatma sistemi, daha çok beyaz ışık olarak da bilinen bir aydınlatma sistemidir. Bu lambalar pek çok kişi tarafından, tasarruf lambası olarak bilinir. Floresan lambalar sahip olduğu ışık sistemi gereği, daha çok mavimsi parlak bir ışık yansıtır bu da bu lambanın normal ampule oranla hem daha uzun ömürlü hem de daha

46 l İSMMMO YAŞAM

ekonomik olmasını sağlar. Normal ampullere göre neredeyse yüzde 80 oranında enerji tasarruf etmek mümkün olur. Gereksiz yanan ışıkları söndürün Ev bütçesinde tasarrufu sağlamak için su ısıtıcısı kullanımına da dikkat edilmeli. Özellikle ev ortamında en çok kullanılan elektronik eşyalardan birisi de su ısıtıcısı yani keetle’dır. Bu ısıtıcılar; çay, kahve, sıcak su ya da her türlü sıcak içeceği, ev ortamında yapabilmemiz de en büyük yardımcı oluyor. Pek çok yemeğin yapılabilmesinde dahi su ısıtıcısına ihtiyaç duyulur. Genel kullanım şartlarına bakıldığında kettle olarak da adlandırılan su ısıtıcılarının daha ekonomik olduğu söylenebilir. Çünkü kettle sistemi sayesinde, ısıtılan su, kaynadığı anda, elektrik sistemi otomatik olarak durur. Ve de kaynayan bir suyu, birkaç dakika bekletseniz bile, buharının küçük bir kısmı dışarıya karışır. Dolayısıyla doğrudan çay, kahve ya da benzeri sıcak içecekleri yapabilmenizde su ısıtıcıları ev bütçesi tasarrufu için daha ekonomiktir. Elektrik tüketimi ile bilinen saç kurutma makinesinden

tasarruf etmek için; öncelikle bir havlu ile saçların ıslaklığı alınmalı sonrasında kurulama işlemi gerçekleştirilmeli. Böylece saç kurulama süresini kısalacaktır.

EN EKONOMİK ISINMA Ev bütçesi tasarrufu için kış aylarında ihtiyaç duyulan ısınma işleminin gerçekleştirilebilmesi için doğalgaz mı, elektrikli soba mı, klima mı seçilmeli? Bütçeyi korumak için her ne kadar pek çok yeni yapılarda tercih edilmese de eski zamanların odun sobaları, ısınmak için en ekonomik yöntemlerden birisiydi. Günümüzde; doğalgaz, elektrik sobası ve klima seçenekleri mevcut. Doğalgaz sistemine sahip binada yaşıyorsanız, doğalgazı tercih etmeniz ev bütçesi tasarrufu için daha hesaplı olacaktır. Aksi halde elektrik sobası daha çok faturanıza yansır ve klima ise ısıtmak konusunda çoğu zaman başarısızdır. Çünkü klima sistemi belli bir alanı hedeflemez. Her ne kadar ayarlanabilir olsa da klima daha çok bulunduğu ortamın havasını


ısıtmaya yöneliktir. Bu da dolayısıyla daha çok enerji tüketiminin, daha uzun bir süreçte gerçekleştirilmesi anlamına gelir.

PAKETİNİZİ İYİ SEÇİN

Yemek pişirirken tasarruf etmek için kapaklı tencere ve tavaları tercih edin. Bu sayede kapaklar buharı tutacak ve hem yemekler daha lezzetli olacaktır hem de daha kısa sürede pişecektir. Kapaklı bir tencere ya da tavada yemek pişirirken kısık ya da orta derece ateş tercih edin. Aksi takdirde yüksek ateş hem daha fazla enerjinin harcanması hem de yemeğin çiğ kalmasına sebep olur. Donmuş gıdaları, doğrudan tavaya atmayın, öncelikli olarak çözümlenmesini bekleyin aksi takdirde daha fazla enerji tüketirsiniz.

beyaz eşyalar uzun vadede size büyük tasarruf sağlayacaktır. Beyaz eşyalar daha çok enerji tüketimine uygun olduğundan dolayı özellikle satın alırken ekonomi sınıfında olduğundan emin olun bulaşık ve çamaşır makinelerinizi gece çalıştırın.

SU TASARRUFU İÇİN… Günümüzde su faturaları giderek kabarıyor. Gereksiz su tüketiminin önüne geçerek faturalarınızı düşürmeniz mümkün. Musluklar bozulduğunda, damlattığında su israf edileceğinden dolayı zarar etmenize neden olur. Suyun sadece ihtiyaç duyulan kadarını harcamaya özen gösterip bozuk su sistemlerini tamir ettirmeniz halinde sudan tasarruf edebilirsiniz. Enerji kaçaklarının bir diğer yeri de elektrik ve su tüketen bulaşık ve çamaşır makineleri oluyor. Bulaşık makinesi tam olarak dolduğunda makineyi çalıştırın ayrıca fazla ya da eksik doldurmayın. Fazla doldurursanız, kullanılacak enerji ve suyun bir kısmı boşa

gidecektir, aynı şekilde eksik doldurursanız kullanılacak enerji ve suyun bir kısmı ziyan olacaktır. Bununla birlikte bulaşık makinesinin ekonomi sınıfı olduğundan emin olun. Mümkünse gece çalıştırın, sıcaklık derecesini fazla yükseltmeyin, genel olarak maksimum 60 derece sıcaklık yeterli olmaktadır. Çamaşır makinesinde ise sahip olduğu kg değeri kadar çamaşır doldurun, ne fazla ne de eksik olmasın. Isı derecesi de genel olarak 40 derece uygundur, daha fazlası daha çok enerji demektir ve dolayısıyla daha çok elektrik tüketimi anlamına gelir Buzdolabından tasarruf etmek için; çok fonksiyonlu buzdolabınız varsa gece ve gündüz için ayrı ayrı değerler girin. Buzdolabında buzlar varsa bunları sürekli ve düzenli olarak temizleyin. Buzdolabınızı mutfakta tüp, fırın gibi ısıtmayı sağlayan eşyalardan uzak bir alana yerleştirip tasarruf yapabilirsiniz.

EVİM EVİM

İnternet paketini doğru seçerek ev bütçesinden tasarruf yapabilirsiniz. Aylık olarak seçtiğimiz internet paketi doğrultusunda, çeşitli sınırlamalar ile interneti kullanır ve aylık ödemesini gerçekleştiririz. Faturalara ödediğiniz para ile ev bütçesi tasarrufu yapmak istiyorsanız, internet faturanızı mutlaka kontrol altına almalısınız çünkü internet paketleri arasında kimi zaman ciddi fiyat farkları bulunuyor. Burada öncelikle aylık olarak interneti hangi amaçlar doğrultusunda kullandığınızı ve de bu kullanım sonucunda ne kadar kotaya ihtiyaç duyduğunuzu hesaplamalısınız. Ancak bu hesabı yaparken, aynı zamanda sizinle birlikte evde başka kullanıcı varsa onu da hesaba dahil etmelisiniz. Sonuç olarak aylık tüketim kotanız için en uygun internet paketini tercih ederek, ev bütçesi tasarrufu sağlayabilirsiniz. Ya da kotalı ve sınırlı tarifelerden birisine geçiş yaparak, daha fazla tasarruf etmeniz de mümkün. Tasarrufu için bilgisayarınızı açık unutmamanız da öneriliyor. Laptop kullanıcıları bu konuda daha şanslılar çünkü laptoplar hem daha az enerji tüketir hem de uzun süre açık kaldığında şarjı biter ya da otomatik olarak uyku moduna geçer. Ancak masaüstü bilgisayarda aynı durum söz konusu değil. Gece açık unutulan bir masaüstü bilgisayar, aynı zamanda bir internet ağına bağlı ve sürekli bir şekilde işlem yapıyorsa harcayacağı enerji de bir o kadar artıyor. Bunun için alınabilecek en iyi tasarruf yöntemi bilgisayar ayarlarından zamanlama modunu açmak olmalı. Bu sayede bilgisayarınızı açık unutsanız bile, belirlediğiniz zaman dolduğunda, otomatik olarak kapanıp tasarruf moduna geçecektir. Gece sunulan elektrik hizmeti gündüze oranla indirimli olduğu için gece kullanacağınız

PİŞİRMEDE TASARRUF YAPIN

İSMMMO YAŞAM l 47


GEZİ-DÜNYA

Köln’de tarih ve lezzet turu Türk nüfusuyla tanınan ve Türklerin ‘Kölün’ diye telaffuz ettiği Köln’deyiz. Almanya’nın dördüncü büyük şehri. Tarihi ve doğal güzellikleri, birası ve lezzetli yemekleriyle ziyaretçileri kendine çekiyor. Devasa katedrali Dom, eski şehri, tepeden manzarası, müzeleri görülmeye değer…

48 l İSMMMO YAŞAM

AYŞEGÜL EMİR Almanya ve Alman şehirleri hiçbir zaman gezi listelerimin başında yer almaz. Ama iş gereği bu ülkeye çok sık gittiğim için en çok ziyaret ettiğim şehirlerin de başında geliyorlar... Berlin, Münih, Düsseldorf, Hannover derken şimdi de Köln... Almanya’nın batısında bulunuyor. Ülkenin dördüncü büyük şehri. Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti’nin ise en büyük şehri. Köln’ün özelliklerinden biri de Türk nüfusunun fazla olması. Zaten Almanya’ya çalışmak için gidenlerin ilk uğrak noktası olmuş. Türkler arasında ‘Kölün’ diye de telaffuz ediliyor. Zaten şehirde Türkçe tabela, restoran, taksici ve her tür işte çalışan Türklere rastlamak mümkün. Kendinizi çok yurtdışında hissetmiyorsunuz! Dönerden baklavaya her tür yemek de var. Köln’e bir fuar için gidiyorum. Fuar alanı

Koelnmesse bizim fuar alanlarına göre bir hayli büyük. Her yıl onlarca fuara ev sahipliği yapıyor. Şehrin merkezinde ünlü katedral Dom’a yakın olan Hilton otele yerleşiyoruz. Valizleri bırakır bırakmaz öğlen yemeği için hareket ediyoruz. Şehir küçük olduğu için yürüyerek pek çok yere varmak mümkün. Hızlı bir yemeğin ardından ilk günümüzü şehri gezmeye ayırıyoruz.

DEVASA KATEDRAL Köln, Ren Nehri’nin çevresinde yer alan turistik bölgelerinde çok sayıda mimari harikası binaya, müzeye ve sanat galerisine sahip. En ünlüsü tabii ki Dome. Dışarıdan çok heybetli ve ihtişamlı görünüyor. Kölner Dom… Katolik mezhebinin ibadethanesi. İnşaatı tam 632 yılda tamamlanmış. 7 bin metrekare alanda kurulu, 157 metre yüksekliği var. Temeli 1248 yılında atılmış.


Yıllarca yapımı sürmüş, maddi imkansızlıklar nedeniyle bitirilemeyen inşaat diye anılmış. İnşaatı 1560 yılında parasızlık yüzünden durdurulmuş. 1842 yılında Prusya kralı, inşaatı yeniden başlatmış. 1880’de ise tamamlanmış. Gotik bir mimari stile sahip. Günümüzde şehrin ve ülkenin en çok turist çeken yapılarından biri. Dışarıdan ince ayrıntısına kadar incelediğimiz yapının içine de giriyoruz. Devasa boyuttaki tavanı ve karanlık ortamı insanı başka dünyalara götürüyor. Bu yapı şehrin her yerinden görülüyor…

Dom’un önünden rengarenk ön cephelere sahip tarihi yapıların olduğu eski şehre yöneliyoruz. Artık hepsi birer kafe ya da restoran. Bunlardan birinde oturup dinlenirken şehre özgü Kölsch biralarından içiyoruz. Burada her restoran kendine özgü biralar yapıyor ve hepsinin

GEZİ-DÜNYA

RENKLİ ESKİ ŞEHİR

lezzeti farklı. Şehirde bolca bira salonu var. Biraz soluklanırken de rehberimizden Köln’ün tarihini dinliyoruz: “M.Ö 50 yılında Roma İmparatoru Claudius tarafından kurulmuş. Eski bilinen ismi Cologne. Kolonyanın keşfedildiği şehir burası. Bu nedenle adı da buradan geliyor. 400 yıl boyunca Roma’ya bağlı olmuş ve ordunun karargahı olarak görev yapmış. Ortaçağ’da ise Kuzey ve Doğu Avrupa arasında önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. İkinci Dünya Savaşı’nda da nasibini alarak en çok bombalanan kentler arasında yer almış. Bugün 1 milyon nüfusu bulunuyor. Bunların yüzde 10’a yakınını da Türkler oluşturuyor.” Bira molasından sonra nehir boyunca dümdüz yürüyoruz. Karşımıza ünlü Hohenzollern Köprüsü çıkıyor. Bu köprü hem demiryolu geçidi hem de yaya geçidi olarak kullanılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılmış daha sonra yeniden

İSMMMO YAŞAM l 49


ÇİKOLATA FABRİKASINI MUTLAKA GÖRÜN

GEZİ-DÜNYA

Alman şehri Köln’de bizim vakit bulamadığımız ama gidince yapabileceğiniz başka aktiviteler de var. Sanatseverlere hitap eden Ludwig Müzesi’ni gezebilirsiniz. Rembrandt, Renoir gibi sanatçıların eserleriyle dolu. Modern ve çağdaş sanatlara ilgisi olanlar kaçırmasın. Roma-Germen Müzesi’nde arkeolojik mirası inceleyebilirsiniz. Romanesk mimariye sahip St. Gereon Katedralini gezebilirsiniz. Çikolataya meraklıysanız ya da çocuğunuzla seyahat ediyorsanız Çikolata Müzesi’ni kaçırmayın. Burada çikolata ile ilgili her şeyi deneyimleme şansı yakalayacaksınız. Kolumba Müzesi’nde ise Roma dönemine ait kalıntıların yanı sıra daha önce kilise olan yapının kalıntılarını görme şansı yakalayacaksınız…. Bir hayvansever olarak çok onaylamasam da şehirde bir hayvanat bahçesi de bulunuyor.

50 l İSMMMO YAŞAM


yapılmış. Köprü üzerinden geçerken yükseklik fobim nüksetse de demirlere takılı ‘aşk kilitlerine’ takılıp kalıyorum. Aşıklar bir kilit alıp üzerine sevdiğinin ismini yazıp kilitliyor ve anahtarını nehre atıyor. Bu inanış köprüde çok renkli görüntüler oluşmasına neden olmuş. Bu inanış bizde neden yok diye düşünmeden edemiyorum.

TEPEDEN ŞEHRE BAKIN

Almanya denince akla yemekten daha çok bira gelir. Köln de kendine özgü birasıyla meşhur bir şehir. Kölsch bu şehre ait. Şehrin kendine has bira çeşidi. Yumuşak bir bira ve içimi çok rahat. Üzerinde en az iki parmak köpükle geliyor. Susuzluğumu anında gideriyor. Her biracının kendine özgü Kölsch’ü bulunuyor. Kendileri üretiyor. Üzerine kapağını koyup istemediğinizi belirtmediğiniz sürece garsonlar size servis yapıyor. Küçük bardaklarla servis edilen birayı mutlaka denemelisiniz. Patates, sosis Alman mutfağının vazgeçilmezlerinden. Her ikisinin bir arada olduğu Currywurst çok lezzetli. Himmel un Aad da yerel bir yemek. Yemekte patates ile yapılan özel bir sos kullanılıyor. İçinde elma ve soğan da yer alır. Flönz de sosis eşliğinde yenilir. Alman mutfağındaki önemli sosis çeşitlerinden biri. Ayrıca şehirde pek çok Türk restoranı ve dünya mutfağından çeşitleri bulma şansınız var…

GEZİ-DÜNYA

Manzara için Köln Teleferiği’ndeyiz. Yükseklik fobimi bastırarak şehre tepeden bakma şansı yakaladığım için kendimi mutlu sayıyorum. 1957 yılında kurulmuş. Avrupa’nın ilk teleferiği. Mükemmel bir manzara sunuyor. Şehrin bütün noktalarına tepeden bakma şansı yakalıyorsunuz. Dom Katedrali bütün ihtişamıyla karşınızda. Eski şehir, diğer kiliseler, yerleşim yerleri hepsi ayaklarımızın altında kalıyor. Şehrin düzenli yerleşiminden etkilenirken bir de bizim şehirleri düşünüyorum. Köln’e gelenlerin yapmadan döndüğü diğer bir ritüel olan bir gökdelenin en üst katındaki restoranda da akşam yemeğimizi yiyoruz. Osman 30’da yemek yerken şehre bir kez daha tepeden bakma şansı yakalıyoruz. Restoranın sahibi bir Türk ama dünya mutfağından yemekler sunuyor. Çalışanlar arasında da pek çok Türk var. İş arasında fırsat bulup şehrin alışveriş meydanı olarak bilinen Hohe Strasse’ye de uğramayı ihmal etmiyoruz. Euro kurları çok yüksek olsa da hediyelik eşyalarımızı seçiyoruz. Köln’de iş için kaldığım üç güne şehir gezisini de sıkıştırmanın mutluluğuyla pek çok anılar eşliğinde geri dönüşe hazırlanıyorum.

KÖLN’DE NE YENİR?

İSMMMO YAŞAM l 51


İstanbul’un ‘Fatih’i! İstanbul’un fethini simgeler. O günden beri tarihi mekanları, restoranları, camileri, türbeleri ve müzeleri ile zengin bir semttir, Fatih. Her yanından tarih fışkıran bu semte gelmeyeniniz yoktur ama bir kez daha gitmek için çok sebebiniz var.

GEZİ-İSTANBUL

NİL DENİZ “Kostantiniye bir gün feth olunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır.” Hz Muhammed’in bu hadis-i şerifinden sonra İstanbul, birçok defalar fethedilmeye çalışıldı. Ancak kenti fethetmeyi Fatih Sultan Mehmet başardı. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’ten adını alan Fatih, şehrin tarih kokan en önemli semtlerinden biri… Fatih denilince akla ilk gelen tarihi mekanlar arasında Kapalıçarşı’dan Mısır Çarşısı’na, Büyük Postane’den Yeni Cami’ye Hırka-i Şerif Camii’nden Fatih Camii’ne, Sultanahmet Meydanı’ndan Topkapı Sarayı’na, Ayasofya’dan Yerebatan Sarnıçı’na kadar birçok tarihi mekanı bağrında barındıran bu semti gezmek için birkaç gününüzü ayırmalısınız. Fevzi Paşa Caddesi, Fatih’teki en önemli caddelerden biri; burada mağazalar, restoranlar ve cafeler bulunuyor. Yeme-içme mekanlarından tarihi alanlarına kadar her yönüyle ayrı bir lezzet sunan Fatih’in en popüler bölge-

52 l İSMMMO YAŞAM

lerinden biri olan Sultanahmet’e gittiğinizde turunuza Sultanahmet köftesini dahil etmeyi unutmayın. Sultanahmet’in hemen hemen her noktasında bu ünlü köftelerden yiyebileceğiniz mekanlar bulunuyor.

OTANTİK PAZAR Semtin gezilecek yerlerinden biri olan Fatih Kadınlar Pazarı’nda, eski dönemlerde kadınlar evlerinde yapıp ürettikleri ürünleri satarlarmış. Kadınlar Pazarı ismini de buradan almış. Günümüzde Bitlis, Sivas, Siirt ve Diyarbakır’ın lezzetlerini ve yöresel tatlarını bulabileceğiniz bir yer haline gelmiş. Özellikle yöresel peynirler, hurma, pestil ve her çeşit baharat bulunuyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde At Pazarı olan bölgede, Fatih Belediyesi’nin bir projesi olarak onlarca cafenin ve restoranın yan yana sıralandığı çok canlı bir yere dönüşmüş. Şimdilerde At Pazarı’nı hatırlatan bir at heykeli kalmış. Müzeleri ve kütüphaneleri ile öne çıkan ilçede Çemberlitaş’ta yer alan Basın Müzesi

Kütüphanesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi, Beyazıt Kütüphanesi, Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Sultanahmet’teki Aya İrini Müzesi, Eminönü’ndeki İstanbul Tekel Müzesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Müzesi, Ayasofya Müzesi, Kariye Müzesi bulunuyor.

NE YENİR, NE İÇİLİR? Fotoğraf meraklıları Sirkeci’deki Hayyam Pasajı’ndan ikinci el ya da yeni fotoğraf makineleri ile fotoğraf makinesi aksesuarlarına bakabilir. Sirkeci’ye yolunuz düşmüşken İstanbul Demiryolu Müzesi’ni de görmelisiniz. Görülmesi gereken yerlerden biri olan Sirkeci Postanesi, 1909 yılından beri hizmet veriyor. Sonradan büyük üne kavuşan Mimar Vedat Tek’in ilk eseri. Günümüzde de PTT şubesi ve postane olarak hizmet vermeyi sürdürüyor. Geziniz esnasında Eminönü’nde denize karşı balık ekmek yiyebilirsiniz. Eminönü’yle özdeşleşen balık ekmek ikilisi semtin sahilinde birçok noktada bulunuyor. Yemeğinizi yedikten sonra hazır Eminönü’ndeyken Mısır Çarşısı’nı gezebilirsiniz. Özellikle baharat çeşitlerinin


yoğun olduğu çarşıda keyifli bir alışveriş yapmak mümkün. Ardından eski dönemlerde Topkapı Sarayı’nın has bahçesi olan Gülhane Parkı’nda dinlenebilirsiniz. Güzel bir manzaraya karşı oturup sıcak bir çay içerek günü daha keyifli hale getirebilirsiniz. Bu arada Fatih’in hemen hemen her noktasında satılan Vefa bozasının tadına muhakkak bakmalısınız. Akşam saatlerinizi Kumkapı’nın birbirinden eğlenceli mekanlarında geçirebilirsiniz. Kumkapı’da eğlenirken sokak müzisyenleri sizlere bol bol eşlik edecek. Bölgedeki meyhanelerin çoğu Rumlardan kalan binalardan oluşurken mistik bir atmosferde eğlenme fırsatı sunuyor.

GURMELERİN ÖNERİSİ

ROMA’DAN MİRAS Fatih semtindeki gezerken bir anda karşınıza bir Roma sütunu çıkabilir ve nerede olduğunuzu şaşırabilirsiniz. Graniti Mısır’dan getirilen bu sütunun tepesi ise Korint (yani Antik Yunan) usulü yapılmış dolayısıyla Bizans İmparatorluğu’nun bütün kültürel özelliklerini tek bir sütunda görebilmeniz mümkün. Bizans’ın başarılı ama nispeten az bilinen imparatorlarından olan Marcianus adına dikilmiş ve özgün ismi de Marcianus Sütunu. Eskiden üzerinde imparatorun heykeli de bulunmuş ama şimdi kayıplara karışmış durumda. Türkçe ismi ise üzerinde yer alan peri kızı motiflerinden geliyor.

GEZİ-İSTANBUL

Son yıllarda öne çıkan Balat da restoranları ve cafeleri ile ünlenmiş durumda. Ünlü gurme Vedat Milor’un övgü ile bahsettiği Balat Sahil Restoran, Kariye Müzesi’nde bulunan Asitane Osmanlı Mutfağı, Kıztaşı’nda Paçacı Mahmut, Samatya’daki Develi Restoran, Balat Fetih İşkembe salonu semtte deneyimlenmesi gereken mekanlardan sadece birkaçı…. Meşhur Kebapçı Emin, otantik ortamı, lezzetli kebapları ve güler yüzlü hizmetiyle mutlaka denenmesi gereken bir mekan. Müdavimleri arasında İbrahim Tatlıses, Vedat Milor ve merhum Müslüm Gürses de varmış. Fatih Horhor’da bulunan Sofular Caddesi ve Ragıp Bey Sokak’ta İstanbul’daki en güzel kebapları yiyebilirsiniz. Aksaray Metro Durağı’nın hemen yakınında bulunan sokağa yaklaştığınızda kebap kokusunu alabilirsiniz.

İSMMMO YAŞAM l 53


GEZİ-İSTANBUL

Semtte sanki tek başına kalmış bir minareyi andıran Beyazıt Kulesi ile Kıztaşı’nı aynı gün ziyaret ederseniz Bizans mimarisi ile Osmanlı mimarisi arasındaki farkı görmüş olursunuz. 1828 yılında Sultan 2. Mahmut’un emriyle yapılan bu kulenin adı bulunduğu semtten geliyor ve hem yangınları önceden görme, hem hava durumunu haber verme hem de Haliç’teki gemilere mihmandarlık yapıyor. Şehrin simgelerinden biri olan Bozdoğan Kemeri (Valens Su Kemeri) de, eskiden Sarayburnu’na su sağlamak için kullanılırmış. 368 yılında, yani Antik Roma İmparatorluğu döneminde yapılmış. Günümüzde Atatürk Bulvarı üzerindeki kısmı korunmuş olan bu kemerin altından araba ile geçilebiliyor.

CAMİLERİYLE ÜNLÜ Sultanahmet Camii’nden Yeni Cami’ye, Hırka-i Şerif Camii’nden Mihrimah Sultan Camii’ne kadar camileri ile öne çıkan Fatih’e adını veren Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra şehrin güzel tepelerinden birine Fatih Camii’ni yaptırmış. O dönemde burada bulunan Havariyun Kilisesi, Çarşamba’daki Pammakaristos‘a taşınmış. İlk yapılan Fatih Camii’nin mimarı Atik Sinan’dır. Fatih

54 l İSMMMO YAŞAM

Camii, 1766 yılında meydana gelen depremde çok hasar görmüş ve neredeyse büyük bölümü yıkılmış. Sultan III. Mustafa, Fatih Camii’nin hemen onarılması için dönemin en ünlü Mimarı Mehmet Tahir Ağa’yı görevlendirmiş. 1771 yılında bugünkü Fatih Camii tamamlanmış, içindeki hat eserleri Yahya Sofi ve oğlu Ali Bin Sofi’ye ait. Fatih Sultan Mehmet’in türbesi, Fatih Camii’nin kıbleye bakan duvarının hemen önünde bulunuyor. Fatih Camii, külliye olarak yapılmış. Caminin çevresine medreseler, hamamlar ve çarşı da inşa edilmiş. İstanbul’un ilk medreseleri de, Fatih Camii’nin kuzeyinde ve güneyinde bulunan Akdeniz ve Karadeniz Medreseleri olmuş. Fatih Camii’nin arkasındaki Şekercihan (Şekerci Hanı), Neyzen Tevfik ve Mehmet Akif başta olmak üzere birçok Osmanlı aydınını ağırlamış önemli bir yapı. Günümüzde harap vaziyette. Yanındaki Malta Çarşısı ise tarihi bir alışveriş noktası. Hazreti Muhammet tarafından, Veysel Karani Hazretleri’ne hediye edilen hırka Hırka-i Şerif Camii’nde

saklanıyor. İstanbul’a I. Ahmet zamanında getirilen Hazreti Muhammet’e ait olan Hırka için ilk önce bu semtte bir ev yaptırılmış. Daha sonra, Sultan Abdülmecit bu camiyi 1851 yılında yaptırmış. Hırka-i Şerif, caminin üst katında yalnızca Ramazan aylarında sergilenir.

DÜNYA MİRASI LİSTESİNDE UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınan Zeyrek Camii, Bozdoğan Kemeri’nde Saraçhane Parkı’na sırtınızı dönüp Atatürk Bulvarı boyunca yürürseniz beş dakikada ulaşabilirsiniz. Cami, 1124 yılında İmparatoriçe Irene Komnena’nın bağışlarıyla kilise, kütüphane ve hastane yapıları içeren Pantokrator (yani Yüce İsa) Manastırı olarak inşa edilmiş. Daha sonra bir kilise daha eklenmiş ve çok sayıda Bizans imparatoru ile imparatoriçesi buraya gömülmüş. Fethin ardından cami ve medreseye


‘MESLEK MENSUPLARININ YOĞUN OLDUĞU BİR İLÇE’ Hırka-i şerif, Süleymaniye gibi daha çok sayıda cami, çeşme, medreseler ilçemizde bulunmaktadır” diyor. Son yıllarda ünlenen Balat, Fener, Ayvansaray, Kadınlar pazarı, Samatya gibi semtlerin hem gezilebilecek yer olarak, hem de doğal dizi platosu olarak kullanıldığına dikkat çeken Halim Bursalı, şuan TV’lerde yayınlanan pek çok dizinin bölgede çekildiğini vurguluyor. Altın Boynuz olarak anılan Haliç kıyılarında Cumhuriyet’ten sonra ilk sanayileşme hareketi başlatılmıştı. Küçük gemi tersaneleri, çivi fabrikası, eskiden reci diye tabir edilen Tekel Sigara Fabrikası Haliç kıyılarında ki o yılların önemli ekonomik tesisleri olarak işletiliyordu. Günümüzde ilçedeki ticari faaliyetler daha çok Sultanhamam, Tahtakale, Mercan’da yoğunlaşırken ülke ekonomisine çok ciddi döviz kazandıran bavul ticareti de Laleli’de hız kazanmış durumda. Tarihi Kapalıçarşı turizm

çevrilince burada ders veren Molla Zeyrek’in ismini almış. Ayasofya’dan sonra Bizans’tan kalan en büyük ve önemli dini yapı olsa da o kadar meşhur olmaması ilginç. Bozdoğan Kemeri ile Zeyrek Camii arasında yer alan kadınlar pazarı, özellikle Büryan Kebap tatmak isteyenlerin uğramak isteyeceği bir adres. Yanında Perde Pilavı da yenilmeli. Saraçhane Parkı’nın yanında bulunan Şehzadebaşı Camii ile Sarayburnu’nun güney kısmında yer alan Sokollu Mehmet Paşa Camii de semtin dikkat çeken eserleri arasında yerini alıyor.

ki başkaları da alıp dilekte bulunsun ve onlara da uğur getirsin… Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından 1729 yılında inşa ettirilen direklerarası ise, günümüzde ramazan eğlenceleriyle özdeşleşmiş durumda. 1800’lü yıllar boyunca da Osmanlı kültür hayatının, tiyatroların ve Karagöz-Hacivat gösterilerinin merkezi olmuş.

DİLEKLERİN MERKEZİ Ayın Biri Kilisesi, 1775 yılında inşa edilmiş. Adı her ayın ilk günü burada düzenlenen dilek ayininden geliyor. Kiliseden 2 TL karşılığı bir anahtar satın alan insanlar bu anahtarı duvara sürterek dilekte bulunuyorlar ve anahtarı yanlarında götürüyorlar. Eğer dilekleri kabul olursa anahtarı getirip kiliseye geri bırakıyorlar

DÜNYACA ÜNLÜ KAPALIÇARŞI Fatih’in bir diğer önemli yapısı da Kapalıçarşı. Dünyanın en eski bankası, en eski ve en büyük alışveriş merkezi, en görkemli tarihi yapısı olan Kapalı Çarşı, dünyanın en pahalı mülkleri arasında da yerini alıyor. Kapalı Çarşı 64 cadde ve sokağı, 2 bedesteni, 16 hanı, 22 kapısı, yaklaşık olarak 3600 dükkanı olan dünyanın en büyük ve en eski alışveriş merkezidir. 4 bin 500 metrekare alanı kaplayan yapı içinde yaklaşık 2 bin kişi çalışıyor. Kapalı Çarşı pek çok yazar ve ressama

Halim Bursalı

açısından döviz kazandırıcı olma özelliğini kısmen kaybetmiş olsa da belli oranda ağırlığını korumakta.Fatih’in Suriye’den göç eden kişilerin en fazla tercih ettikleri bölge haline geldiğini belirten Bursalı, Suriyeli vatandaşların işlettikleri mekanların sayısının hızla arttığını vurguluyor. ilham kaynağı olmuştur. Hatta şair Orhan Veli Kanık bir şiirinde “Kapalı Çarşı deyip de geçme, Kapalı Çarşı kapalı kutu” sözleriyle Kapalı Çarşı’nın gizlediği hazineyi anlatmıştır. İstanbul Nuru Osmaniye, Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalı Çarşı, semtin simge yapıları arasında başı çekerken Fatih Sultan Mehmet döneminde 1461 yılında inşa edilirken, bugünkü görkemini Kanuni Sultan Süleyman döneminde kazanmış ve ahşap olarak tekrar inşa ettirilmiştir. Eski zenginlerin, mücevher, kıymetli maden, kürk ve murassa gibi değerli eşyalarının yanı sıra, devlet hazinesinin mülkü de buradaki kasalarda muhafaza ediliyordu. Evliya Çelebi’nin büyük bir kale olarak tanımladığı çarşı, o dönemde şehrin ekonomik gücünün merkeziydi. Daha sonradan Galata’ya yerleşen bankalar ve bankerler ekonominin merkezinin oraya kaymasına sebep olmuş. Deprem ve yangınlar geçiren çarşı, bugünkü halini 1894 yılındaki restorasyonla aldı.

GEZİ-İSTANBUL

İSMMMO Fatih İlçe Temsilcisi SMM Halim Bursalı, 32 yıllık meslek hayatının tamamını Fatih’te gerçekleştirdi. Halim Bursalı, iki dönem MMMBD Fatih Şube başkanlığı yaptıktan sonra 2016 yılından bu yana İSMMMO Fatih ilçe temsilciği görevini yürütüyor. Meslek mensuplarının yoğun tercih ettiği bir ilçe olan Fatih’te yaklaşık üç bin meslek mensubu var. Bunlardan yaklaşık bin kadarı serbest olarak kendi bürolarında mesleklerini sürdürüyor. Fatih tarihi yarımada olarak adlandırılan İstanbul’un en eski yerleşim yerlerindendir. Son düzenleme ile Eminönü ilçesi ile Fatih ilçesi birleştirildi. Bizans Surları, Bozdoğan kemeri, Yerebatan Sarnıcı, Çemberlitaş gibi tarihi mekanları ile öne çıkan bölgenin kiliseleri ile de bilindiğine dikkat çeken Halim Bursalı, “Tarihi Kapalıçarşı, Büyük Valide Han, Caferiye Han gibi çok eski hanlar. Sultanahmet, Fatih, Yeni, Yavuzselim,

İSMMMO YAŞAM l 55


Lera Lynn ve Caz Yeşili Kült televizyon serisi “True Detective”in müziklerinin arkasındaki dâhiyane isim, çağdaş Amerikan folk sahnesinin yükselen yıldızı Lera Lynn, Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında 22 Kasım’da Zorlu PSM’de. 2011’de çıkardığı ilk albümü “Have You Met Lera Lynn?” ile çağdaş müzik sahnesinin aktif oyuncularından biri haline gelen Lera Lynn, büyüleyici sesi ile şarkıcı-söz yazarları arasında sağlam bir yer edindi. İlk albümüyle adını duyuran Lynn’in ikinci albümü “The Avenues” daha profesyonel bir ses sunuyor. The Avenues ile HBO draması True Detective’in yapımcılarından T-Bone Burnett’ın dikkatini çeken Lynn, kısa sürede dizinin müziklerini bestelemeye başladı. Yıldızı iyice parlayan Lynn, dizide kendine edindiği rolü ile de ününe ün katarken 2016 yılında yayınladığı Resistor albümü ile daha rock eksenli yeni bir ses ortaya koydu. Bu senenin ilk yarısında çıkardığı “Plays Well With Others” ile dünya turnesine hazırlanan Lynn’in kadife vokaline çağdaş müzik sahnesinin en zevkli Americana melodileri eşlik ediyor.

Hamlet, festival sahnesinde

K Ü LT Ü R S A N AT

Dali’nin Kadınları, sahneye çıkıyor Marilyn Monroe, Virginia Woolf, Edith Piaf ve Frida Kahlo aynı anda sahnede… Dünya tarihinde büyük iz bırakmış isimler Marilyn Monroe Virginia Woolf, Edith Piaf ve Frida Kahlo, Salvador Dali cinayetinde şüpheli konumundalardır. Dali’nin öldürüldüğü bıçakta parmak izleri bulunmuştur. Kahramanımız, katilin kim olduğunu bulmaya çalışır ve böylece kendini iç dünyasını ve hayatını sorgularken bulur. Ütopik bir evrende geçen, yer ve zaman kavramının kaybolduğu Dali’nin Kadınları her biri ayrı renk olan efsaneleri bir araya getiriyor. Çarpıcı ve farklı bir üslup ile absürt komedi olarak nitelendirilen oyunda izleyiciler aynı zamanda bir parça müzikal, biraz trajedi ve bir tutam gerilim unsurunun yanı sıra olağandışı bir yüzleşmeye tanık olacak. Oyun 10 Kasım tarihine kadar Zorlu PSM’de seyircisi ile buluşacak.

56 l İSMMMO YAŞAM

Tiyatro ve güncel sanatın buluştuğu bir başyapıt, titiz bir dramaturjik anlayış ve mükemmel bir yorumla İstanbul Tiyatro Festivali’nde seyirciyle buluşuyor: Hamlet | Collage. Tiyatroya getirdiği yeniliklerle adından övgüyle bahsettiren, Kanadalı tiyatro ve sinema yönetmeni Robert Lepage’ın Moskova’nın yenilikçi tiyatrosu Theatre of Nations’la ilk işbirliği olan Hamlet | Collage, kendi bilincine “bakan” Hamlet’e odaklanmış bir performans. Adalet duygusunun tüm bilinci etkilediği ve biçimlendirdiği bir karakter olarak Hamlet, “boşluğa” konumlandırılmış bir küpün içinde ve Shakespeare’in oyunundaki diğer karakterlerin hayaletiyle birlikte Evgeny Mironov tarafından hayranlık uyandıracak bir ustalıkla yorumlanıyor. Mironov, özellikle Hamlet’in ölümle kurduğu diyalogun, ölümde kendi varoluşunu anlatım biçiminin, oyunun başından sonuna kadar “çürümenin” nüfuz ettiği bir bilincin yansımasını oldukça berrak bir biçimde ortaya koyuyor. Etkinlik 23 ve 24 Kasım tarihlerinde Zorlu PSM’de izleyicisi ile buluşuyor.


Rus Avangardı’na kapsamlı bir bakış S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi, 20. yüzyıl dünya sanatını şekillendiren Rus Avangardı akımının Türkiye’deki en kapsamlı sergisine Sabancı Holding’in katkılarıyla ev sahipliği yapıyor. S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde Kasım, Aralık döneminde devam edecek olan “Rus Avangardı. Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek” sergisi, Sabancı Holding’in katkılarıyla Rus avangard sanatını kapsamlı bir seçkiyle ziyarete açıyor. Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer ile Selanik Devlet Çağdaş Sanat Müzesi - Costakis Koleksiyonu Müdürü Dr. Maria Tsantsanoglou’nun eş küratörlüğünde gerçekleş-

tirilen sergi, Costakis Koleksiyonu’nun yanı sıra Moskova’daki Tüm-Rusya Dekoratif Sanatlar Müzesi ve Multimedya Sanat Müzesi ile Avrupa’nın önde gelen özel koleksiyonlarından seçilen 513 eserle, Türkiye’de ilk defa bir arada sunulan Rus Avangardı’nın sanat tarihindeki zengin yerine ışık tutuyor. Sabancı Üniversitesi’nin parçası olan Sakıp Sabancı Müzesi, 20. yüzyıl sanat tarihinin en heyecan verici dönemlerinden birine odaklanan bu sergisinde, Rus Avangardı’nın siyasi arka planının katmanlarını, kaynak teşkil edecek bir

çerçevede sunarak akademik misyonunu yerine getirmeyi amaçlıyor. Sergide, dönem boyunca faaliyet gösteren ve sanatı hayatın her alanına yaymayı hedefleyen sanatçı ve okullar, resim, tasarım, edebiyat, film ve tiyatro alanlarındaki zengin üretkenlikleriyle temsil ediliyorlar.

Festival’de Komik Tiyatro

sikleri güncel bir bakışla ele alan yönetmen Roberto Latini, doğrudan oyunun özüne iniyor. Oyuncularıyla “birlikte” ve onların “üzerinde” çalışan yönetmen, İtalyan tiyatrosunun yakın

geçmişine bakarak bu geçmişin mirasına sadık kalırken, Avrupa’da tiyatronun geleceğini de tahayyül ediyor. Oyun Kasım ayında UniqHall’de sanatseverlerle buluşacak.

K Ü LT Ü R S A N AT

İstanbul Tiyatro Festivali, Piccolo Teatro’yu sekiz yıl aradan sonra, Goldoni’nin Komik Tiyatro’sunun yeni yorumuyla ağırlamaktan gurur duyuyor. Teatro Piccolo’nun geçmişi ile Carlo Goldoni (1707–1793) ve oyunları arasında çok sıkı bir bağ var: 1947 yılında, Piccolo’nun açılış sezonunda, kurucusu ünlü yönetmen Giorgio Strehler, yine Goldoni’nin Avrupa tiyatrosunda bir efsane haline gelen oyunu İki Efendinin Uşağı’nı sahneledi. Sekiz yıl önce Piccolo, İstanbul Tiyatro Festivali’ne Goldoni’nin bir başka eseri olan, Toni Servillo’nun sahnelediği ve canlandırdığı, üç yıl süren dünya turnesi boyunca kapalı gişe oynayan Tatil Üçlemesi ile konuk olmuştu. Piccolo, bu kez de Goldoni’nin commediadell’arte tiplemelerinin ve maskelerinin ötesine geçerek özgün karakterler yarattığı Komik Tiyatro adlı oyununu sunuyor. Kla-

İSMMMO YAŞAM l 57


Fantastik Canavarlar 2 Tür: Fantastik, Macera Yönetmen: David Yates, Oyuncular: EddieRedmayne, KatherineWaterston, Dan Fogler Vizyon tarihi: 15 Kasım 2018

Aquaman

SİNEMA-DVD

Tür: Aksiyon, Macera, Fantastik Yönetmen: James Wan Oyuncular: Jason Momoa, Amber Heard, WillemDafoe Vizyon tarihi: 27 Aralık 2018 Justice League sonrasında yaşananlardan yola çıkan solo Aquaman filminde, Jason Momoa John Curry, namıdiğer Aquaman’a hayat vermeye devam ederken film, kahramanın gelen tehditler karşısında yurdu Atlantis’i savunmak için girdiği amansız mücadeleyi konu ediniyor. Aquaman, DC Comics’in aynı adlı karakterinden uyarlanan ve Warner Bros. Pictures tarafından dağıtılan bir ABD süper kahraman filmi. James Wan tarafından yönetilen filmin senaryosunu Will Beall yazdı. Arthur Curry, Atlantis sualtı krallığının mirasçısı olduğunu öğrenir. Artık halkını yönetmek ve dünyaya bir kahraman olmak için ilerlemelidir. Gerilimin ustası ünlü yönetmen James Wan’ın yönettiği filmin başrolünde Jason Momoa, Amber Heard ve usta oyuncu Willem Dafoe yer alıyor.

58 l İSMMMO YAŞAM

Harry Potter filmlerinden tanınan yönetmen David Yates’in yönetmen koltuğuna oturduğu film, Newt Scamander’ın büyülü bavulundaki nesli tükenmekte olan sihirli yaratıkların, bavulun içerisinden kaçarak Amerika sokaklarına taşması sonrası yaşanan maceraları anlatıyor. Karanlık büyücü Geller tGrindelwald, Newt Scamander’ın da yardımıyla Amerika Birleşik Devletleri Sihir Kongresi (MACUSA) tarafından yakalanır. Ancak kaçmayı başaran büyücü, kendine, gerçek niyetinden habersiz olan müritler toplamaya başlar. Asıl planı; büyü dünyasından uzak olan canlıların hepsine hükmedecek olan safkan büyücüler yetiştirmektir. Karanlık büyücünün planlarını bozmak isteyen Albus Dumbledore, eski öğrencisi Newt Scamander’dan yardım ister. Önündeki tehlikenin farkında olmayan Newt, gerçek dostluklar ve aile bağları konusunda bile sevgisinin ve sadakatinin test edileceği bir yola girecektir...

Bohemian Rhapsody Tür: Biyografik, Dram Yönetmen:Bryan Singer Oyuncular: Rami Malek, Lucy Boynton, Aaron McCusker Vizyon tarihi: 1 Kasım 2018 Rami Malek’in ünlü müzisyen Freddy Mercury’ye hayat verdiği Bohemian Rhapsody, 60’lı yılların sonunda Londra’da kurulan ve tüm zamanların en efsanevi gruplarından birine dönüşen Queen’in ikon haline gelmiş solisti Freddie Mercury’yi ve Mercury’nin liderlik ettiği grubun Live Aid konserine kadar ilerleyen sürecini ele alıyor. Bohemian Rhapsody, Queen grubuna, müziklerine, klişelere meydan okuyan ve kuralları yıkarak dünyanın en sevilen sanatçılarından biri haline gelen ikonik solistlerine bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Film, simgeleşmiş şarkıları ve devrimci sesiyle grubun meteorik yükselişine, Mercury’nin yaşam tarzının kontrolden çıkması ile çıkan iç çatışmaya ve yaşamını tehdit eden hastalığına rağmen Mercury’nin rock müzik tarihinin en büyük performanslarından birinde gruba liderlik ettiği Live Aid konserinin arifesinde muzaffer birleşme sürecine yayılıyor. Bu süreçte de, her zaman bir aile gibi olan ve günümüzde dışlanmışlara, hayalperestlere ve müzikseverlere ilham vermeye devam eden bir grubun mirasını süslüyor.


Bizi Hatırla Tür: Dram Yönetmen: Çağan Irmak Oyuncular: Altan Erkekli, Tolga Tekin, Özge Özberk devamı Vizyon tarihi: 22 Kasım 2018 Bizi Hatırla, ihmal ettiği babasının rahatsızlanmasının ardından onunla yeniden bağ kurmaya çalışan bir adamın hikayesini konu ediyor. Çalışkan bir adam olan Kaan, sahip olduğu başarılı kariyerini dişi tırnağıyla gerçek-

leştirmiştir. Bulunduğu noktaya gelebilmek için yıllarca çalışmış ve sonunda istediği mevkiye gelmeyi başarmıştır. Eşi, iki çocuğu ve işiyle kurduğu sakin hayat onun için yeterlidir. Bu stresli yoğunluk içindeyken, bir sahil şehrinde yaşayan yaşlı babası Eşref’i biraz ihmal etmiş durumdadır. Ancak bu durum, günün birinde babasının geçirdiği bir rahatsızlık sonrasında değişir. Yaşanan rahatsızlık Eşref’i babasının yanına gitmeye zorlar, ancak yoğun iş temposu buna müsaade etmemektedir. İşten vakit ayıramadığından ötürü babasını İstanbul’a, evine

DVD SEPETİ

l Thelma Norveç’in en önemli sinemacılarından Joachim Trier bu kez gerçeklikten bir nebze uzaklaşıyor ve âşık olunca doğaüstü güçlere kavuşan bir genç kızın hikâyesini beyazperdeye aktarıyor. 1980’lerin Japon animeleri, StephenKing romanları ve synthesizer müzik-

l Yedi Samuray Akira Kurosawa’nın kült

lerinden ilham alan filme adını veren Thelma, kasabadaki hayatını ve dindar ailesini geride bırakarak Oslo’ya, üniversitede biyoloji okumaya giden çekingen bir kızdır. Burada, güzel sınıf arkadaşı Anja’ya âşık olur, ancak bu durum Thelma’ya fazla ağır gelir.

l Goya’nın Hayaletleri Amadeus’un Oscar Ödüllü Yönetmeni Milos Forman’dan Oscar Ödüllü Javier Barden’den… 1792 İspanya... Katolik Kilisesi’nin en güçlü olduğu dönem. François Goya (Stellan Skarsgrad), ülkenin en ünlü ressamıdır. Goya’nın genç ve güzel ilham perisi Ines’in (Natalie Portman) Engizisyon Mahkemesinin arkasındaki güçlü bir rahip tarafından, toplumsal değerlere aykırı davranış ile suçlanması ülkede büyük bir skandal yaratır. Güzel Ines haksız yere Engizosyon Mahkemesi tarafından mahkum edilip işkence görünce, Goya’nın eski dostu rahip Lorenzo (Javier Barden) ile olan dostluğu sınanır. Goya Lorenzo’ya, Ines’in hayatının bağışlanması için yalvarır. Fakat Lorenzo gücün peşindedir ve Engizisyon’un arkasındaki asıl güçlerin başıdır. Ines hapse atılır, işkence görür ve ölüme terk edilir. 20 yılda goya, yaratıcılığının doruğuna ulaşmıştır ama artık sağırdır ve akıl sağlığı yerinde değildir, Goya, Ines ve Lorenzo tekrar bir araya gelir ve yıllarca saklanan sırlar ortaya çıkar.

SİNEMA-DVD

eseri Yedi Samuray, geçtiği dönemin sosyo-ekonomik sorunlarını ve köy yaşamını ele almaktadır. Köylere musallat olup çiftçilerin nice zorluklarla çalıştığı tarlalara saldırıp değerli hasatlara el koyma amacındaki bir grup eşkıyadan yaka silken köylüler, hiçbir şekilde yardım bulamadıkları ve kendilerini savunamadıkları için Yedi Samuray bularak haydutlara karşı direnmekte çare bulurlar. Roninler yani efendisiz kalmış samuraylardan oluşan bu yedi onurlu savaşçı, çiftçilerle el ele verip destansı bir savunmaya girişirler. Tüm zamanların en iyi filmleri arasında yer alan filmde Akira Kurosawa’nın usta yönetmenliğine ve tüm oyuncuların etkileyici performansına tanık olun. Yedi Samuray, Dünya Sinema Tarihi’nde çığır açmış önemli filmlerdendir ve birçok yönetmeni etkilemiştir. Film, ayrıca, George Lucas’ın Star Wars evrenindeki Jedi’ların esin kaynağıdır.

getirmeyi tercih eder. Baba Eşref ise oğluna ve ailesine yük olmaktan çekinmektedir, bu nedenle de geldiği gibi kendi evine geri dönmek ister. Bu alışık olmadıkları durumun içinde nasıl davranacaklarını bilemeyen baba-oğlu, birbirlerine ne kadar yabancılaştıklarını fark ederler. Babasıyla tekrar bağ kurmaya çalışırken aynı çatı altında kalmak Kaan için zor kararlar alma gerekliliğini ve sıkı bir vicdan muhasebesini beraberinde getirecektir...

İSMMMO YAŞAM l 59


Mustafa Kemal

l Yazar: Yılmaz Özdil l Yayınevi: Kırmızı Kedi l Sayfa Sayısı: 520

Yılmaz Özdil tarafından kaleme alınan bu kitapta, Mustafa Kemal’in çocukluğundan Kuvayı Milliye ruhuna, idam fermanından Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan Mustafa Kemal’in kişisel özelliklerine, hizmetlileri ile olan diyaloglarından gece hayatına ve hayatında iz bırakan yakınlarına kadar pek çok detayı bulacaksınız. Yılmaz Özdil’in “Türkiye’nin kurtuluş reçetesi Mustafa Kemal’in hayat hikâyesidir,” diyerek kaleme aldığı Mustafa Kemal, Kırmızı Kedi etiketiyle buluşuyor. Özdil’in kaleminden, Modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı aynı zamanda Kırmızı Kedi Yayınları’nın 1000’inci kitabı. Yılmaz Özdil yeni kitabında, Mustafa Kemal’in Osmanlı ordusunda görevli bir askerken -bilhassa 1.Dünya Savaşı’nda görev aldığı Çanakkale cephesinde- çeşitli cephelerde ve daha sonra Türk Kurtuluş Savaşı’nda emperyalist güçlere karşı kazandığı başarıları, kurduğu yeni cumhuriyetle gerçekleştirdiği “çağdaş” demokratik cumhuriyet idealini, kadın hakları başta olmak üzere sosyal hayatta gerçekleştirdiği reformları, eğitim-kültür-sanat-ekonomi-tarım-sanayi-gündelik yaşam ve diğer başka alanda hayata geçirdiği, dönemi için emsalsiz denebilecek başarıları kaleme alırken, gündelik hayatından da kesitler sunuyor.

21. Yüzyıl İçin 21 Ders

l Yazar: Yuval Noah Harari l Yayınevi: Kolektif Kitap l Sayfa Sayısı: 336

Yaşadığımız yüzyılın en çok ses getiren düşünürlerinden Yuval Noah Harari, ilk kitabı Sapiens’te insanın nasıl önemsiz bir hayvandan dünyanın efendisine dönüştüğünü, ikinci kitabı Homo Deus’ta çarpıcı öngörüleriyle insanlığın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu ele almıştı. 21. Yüzyıl İçin 21 Ders ise yüzyılımızın eşi benzeri görülmemiş teknolojik ve ekonomik kırılmalarıyla ve yaşanan aralıksız değişimlerle başa çıkabilmek için elzem soruları tartışmaya açıyor. Tanrı geri mi dönüyor? Bilgisayarlar ve robotlar insan olmanın anlamını nasıl değiştirecek? Yalan haber salgını karşısında ne yapabiliriz? Büyük Veri bizi sürekli izlerken, seçme özgürlüğümüzü nasıl geri kazanabiliriz? Dünyayı anlayamıyorsak doğruyla yanlışı, haklıyla haksızı nasıl ayırt edeceğiz? Ufkumuzu aşan, bütünüyle insan kontrolünün dışında dönen ve tüm tanrılarla ideolojilere gölge düşüren bir dünyada sağlam bir etik zemin bulmak mümkün mü? Homo Sapiens yarattığı dünyayı anlamlandırma yetisine sahip mi? Gerçekliği kurmacadan ayıran belirgin bir sınır kaldı mı?

Vazgeçebilmek

KİTAP

l Yazar: Guy Finley l Yayınevi : Destek Yayınları l Sayfa Sayısı: 304 Değişmeye hazırsanız, işte cevabınız! Gelmiş geçmiş en çok satan kişisel gelişim ki-

taplarından biri olan Vazgeçebilmek mutluluğa giden yolda yanınızda bulundurabileceğiniz en güvenilir kılavuz. Sizi mutluluktan alıkoyanlar neler bir düşünün. Ve hepsinden vazgeçin gitsin. Söylemesi kolay ama yapması değil, öyle mi? Guy Finley bu kitapta adım adım mutluluk ile aramızda dikilip duran o duvarı nasıl yıkacağımızı, vazgeçmemiz gerekenleri nasıl bırakacağımızı ve nasıl özgürleşeceğimizi anlatıyor. Vazgeçebilmek’i okurken öfke, kin, kaygı, suçluluk duygusu ve daha pek çok olumsuz düşünceden arındığınızı fark edecek ve her sorunun cevabının yine sizin içinizde olduğunu göreceksiniz. Gerçek yaşam öyküleri, içten diyaloglar ve zihni çalıştıran sorular zaten içinizde barındırdığınız gücü ve duygusal özgürlüğü size geri verecek.

60 l İSMMMO YAŞAM

l Mustafa Kemal l 21. Yüzyıl İçin 21 Ders l Vazgeçebilmek l Zeki Müren l Sızı l Beyaz Zambaklar l Antika Titanik l Paris’ten Çiçeklerle l Vücudunuz Hayır Diyorsa l Babıali’nin Öteki Yüzü

l Remzi Kitabevi

EN ÇOK SATANLAR

ŞİİR BULUŞMAK ÜZERE Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım

CAN YÜCEL


Aşkın Kavurduğu Güneş Zeki Müren l Yazar: Radi Dikici l Yayınevi : Remzi Kitabevi l Sayfa Sayısı: 376 Bu kitapta, büyük sanatkâr, sizin hayalleriniz ötesinde, tahminlerinizin ötesinde büyük bir Zeki Müren var... Radi Dikici’nin kaleme aldığı yeni kitabı “Zeki Müren” Remzi Kitabevi etiketiyle okurla buluştu. Neredeyse tümü ilk kez gün ışığına çıkan fotoğraf ve belgeler Dikici’nin çalışmasıyla ilk kez yayımlanıyor. Bu kitapta, inatçılığı, kıskançlığı, kindarlığı, hasisliği gibi zaaflarının yanı sıra, ulaştığı yerde tek olma arzusuyla yanan ve bazen de anlaşılmaz bir gönül zenginliği sergileyip, âşık olduğu zaman onu sonuna kadar yaşayan bir insan var...

Vücudunuz Hayır Diyorsa l Yazar: Gabor Mate l Yayınevi : İletişim Yayıncılık l Sayfa Sayısı: 382 Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir. Oysa modern tıp, söz konusu zihin ve beden olduğunda, kişinin hastalık başlamadan önceki duygusal şartlarını veya bunların hastalığın seyrini ve nihai durumunu nasıl etkilediğini gözden kaçırabilmektedir.

İLK GENÇLİK KİTAPLARI Şu Benim Kararsız Hayatım Yazar: Jessica Brody Yayın Evi: Remzi Kitapevi Sayfa Sayısı: 304

Yazar: Michelle Paver Yayınevi: Remzi Kitapevi Sayfa Sayısı: 240 İlkçağlardan gelen gizemli bir serüven… Tarih Öncesi Günlükleri’nin son kitabı olan Hayalet Avcısı hayatta kalma mücadelesini, kayıpların acısını ve dostluğun gücünü anlatan bir öykü. Michelle Paver bizi uzak bir geçmişin gölgeli dünyasına sürüklüyor. Kahramanımız Torak, Orman’dan ayrılmak ve Hayaletler Dağı’nda Eostra’nın saklandığı yeri aramak zorundadır. Renn de zorlu bir kararla karşı karşıyadır. İkisinin sadık sürü kardeşleri Kurt ise büyük bir acının üstesinden gelmek zorundadır. Ve karanlık güçlere karşı son mücadelesinde Torak, ölümcül bir seçim yapacaktır.

KİTAP

“Lise çağındaki bir genç kızın aile sorunlarının yanı sıra okul yaşamındaki açmazlarını irdeleyen içtenlikli anlatımla örülmüş bir roman.” Kitabın kahramanı genç kız şöyle sesleniyor: “Benim adım Brooklyn Pierce, on beş yaşındayım ve karar verme konusunda hiç başarılı değilim. İngilizce dersi için hangi kitabı okuyacağımı başkalarının kararına bıraktım. Ve kafeteryada boğazıma kaçan kavun parçasıyla boğulmaktan beni kurtaran o zeki-çalışkan-hoş çocuğun (Bu arada kendime bir not: Yutmadan önce kavunu çiğne) münazara takımına katılma davetini kabul edip etmeme kararını da. Hatta kiminle çıkacağıma bile okuyucularımın karar vermesine izin verdim! Daha bir süre yaşantı sahnesi… Olayların akışı boyunca güleceksiniz, ağlayacaksınız ve sinirden çığlık atacaksınız. Çığlık atan sadece ben de olabilirim. Ne de olsa bu benim hayatım.”

Hayalet Avcısı

İSMMMO YAŞAM l 61


Konsol, bilgisayar ve mobilde oynanabilen simülasyonlu futbol oyunlarında Türk futbol takımları da yer alıyor. PES 2019, FIFA, Football Manager gibi oyunlarla futbol dünyası oyun dünyasıyla buluşuyor.

Dijital oyuna futbol çalımı!

TEKNO-YAŞAM

AYŞEGÜL EMİR Türkiye’de futbol oyunları revaçta. Liglerin başlamasıyla futbol oyunlarına da ilgi arttı. Konsol, bilgisayar ve mobilde oynanabilen simülasyonlu futbol oyunlarında Türk futbol takımları da yer alıyor. PES 2019, FIFA, Football Manager gibi oyunlarla futbol dünyası oyun dünyasıyla buluşuyor. Pro Evolution Soccer’ın (PES) kısaltması olan PES en çok ilgi görenlerden. Konami firması tarafından geliştirilip yayınlanıyor. PES 2019 ise Türkiye’de daha yeni satışa sunuldu. PES 2019, pek çok yenilik ve iyileştirmeyle geldi. Türkiye Süper Ligi de oyunda yer alıyor. PES 2019’a Türkiye de dahil olmak üzere 9 yeni lig eklendi. Türk orta saha oyuncusu Hakan Çalhanoğlu da yerel temsilci olarak belirlendi. Oyundaki stadyumlar arasına Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu da eklendi. Playstation 4, Xbox One ve PC için satışa çıkan oyunda, Konami 18 takımın tamamıyla mücadele etmenize izin veriyor.

KENDİ KADRONU OLUŞTUR FIFA ise, Electronics Arts (EA) Canada tarafından geliştirilen ve EA Sports tarafından dağıtımı

62 l İSMMMO YAŞAM

ceksiniz. Football Manager da, FIFA ve PES’den sonra en çok ilgi gören futbol oyunları arasında. Football Manager 2018, Sports Interactive tarafından geliştirilen Sega tarafından yayınlanan bir futbol menajerlik oyunu. Derinlik, duygu ve kontrol konularında benzersiz gerçeklik sunuyor. Oyuncu ve takım isimleri gerçek. Türkçe dil desteği bulunuyor. İstediğiniz takımı seçip, rüyalarınızdaki takımla başarılara koşabilirsiniz. Oyunda, oyuncuların takımlarını zirveye taşımaları için menajerlik yapıyorsunuz. Gerçek dünyadaki kulüplerden yani 51 ülkede 117 ligden istediğinizi seçebiliyor ve onları zafere götürebiliyorsunuz. yapılan video oyunu. En çok tercih edilen futbol oyunu unvanını koruyor. FIFA 2019 için ise geri sayım sürüyor. Oyundaki yeni özellikler heyecanla bekleniyor. EA, UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi lisanslarına sahip. Yepyeni modlarla gelmesi bekleniyor. 28 Eylül’de çıkacak oyunda yeni oyun modları sayesinde arkadaşlarınıza karşı meydan okuyabileceksiniz. Oyuncu hareketleri tamamen simule edilerek oyuna katıldı. Binlerce futbolcu arasından hayalinizdeki kadroyu kurarak FIFA’nın en popüler modunda mücadele edebile-

YERLİLER DE VAR Dünyada oynanan bu oyunlar dışında Türkiye’de geliştirilenler de var. Online Kafa Topu bunlardan biri. Çevrimiçi bir futbol oyunu. Arkadaşlarınızla veya diğer oyuncularla teke tek olarak oynayabileceğiniz eğlenceli bir oyun olan Kafa Topu’nda sezonun birincisi olmak için tüm rakipleri mağlup etmeye çalışmalısınız. İster arkadaşlarınızla isterseniz de rastgele olarak eşleştiğiniz oyuncularla mücadele edebilirsiniz.


STRESİ TAKİP ET

Samsung Electronics, ağustos ayı içerisinde tanıttığı yeni Samsung Galaxy Watch akıllı saatlerini Türkiye’de satışa sundu. Galaxy Watch, uzun pil ömrü, sağlıkla ilgili fonksiyonlar ve kişiselleştirilmiş tasarımıyla dikkat çekiyor. Saat, stres ve uyku izleme fonksiyonlarının yanı sıra gümüş, gece siyahı ve pembe altın renk seçenekleri, arayüz ve kayışlarda da kişiselleştirilebilir tasarım ve renkleri ile görsel çeşitlilik sunuyor. Galaxy Watch’ta bir yenilik olarak stres yönetimi takibi bulunuyor. Cihaz, yaşanan bir yüksek stres düzeyini otomatik olarak tespit ettiğinde, kullanıcının rahatlaması için nefes egzersizleri öneriyor. Geliştirilen uyku takibi fonksiyonu ise REM hareketleri dahil tüm uyku kademelerini takip ediyor. Böylece kullanıcıların uyku alışkanlıklarını düzenlemelerine ve dinlenerek güne başlamalarına yardımcı oluyor. 80 saatlik pil ömrü var. 46 mm ve 42 mm versiyonları kullanıcılara seçenekler sunuyor.

SELFIE’LER GÜZELLEŞECEK Vestel Venus’ün yeni modeli V6 satışa çıktı. Venus V6, biri 13 MP diğeri 5 MP olan çift arka kamerası ile yüksek kalitede fotoğraf çekmeye imkan tanırken, düşük ışık koşulları için de çift tonlu LED flaş da bulunduruyor. Yüz güzelleştirme özelliğine sahip V6, hem 8 MP’lik ön kamerasında hem çift arka kamerasında yer alan portre modu sayesinde fotoğrafçılığa merak duyanların ilgisini çekecek. 5.7 inç’lik ekranı var. 1.8 GHz hızındaki 8 çekirdekli Qualcomm işlemcisi ve 3 GB Ram’i ile oyun severlere de hitap ediyor. Venus V6, hızlı şarj olma, Type-C giriş, IZAT GPS, dahili FM Radyo ve arka yüzeyde parmak izi okuyucu gibi hayatımızı kolaylaştıran teknolojilere de sahip. Fiyatı 1.699 TL olarak belirlendi.

YENİ EOS R SERİSİNİ TANITTI

Yeni öğretim yılına hazır başlamak isteyen öğrenciler için artık teknolojik ürünler de ihtiyaç listelerinin üst sıralarında yer alıyor. Tüm PC gereksinimlerini tek bir cihazdan karşılayacak şekilde tasarlanan HP Pavilion 15 Gaming Laptop, oyun oynamanın yanı sıra, ev ödevlerini eğlenceli hale getirmek isteyen öğrencilere destek olacak bir bilgisayar seçeneği olarak ön plana çıkıyor. HP Pavilion 15 Gaming Laptop, oyun oynama, içerik oluşturma ve üretkenlik için taşınabilirliği ve son derece sağlam donanımı bir araya getiriyor. Oyun ekosisteminin bir üyesi olan HP Pavilion 15 Gaming Laptop, günlük kullanım için güçlü oyun deneyimleri ve çok işlevliliğin mükemmel bir kombinasyonunu sunuyor. Bu, hızlı ve yüksek kapasiteli depolama, hızlı Wi-Fi ve geliştirilmiş ses deneyiminin yanı sıra hava akışını yönetmek ve ısınmayı azaltmak için dizüstü bilgisayarın arka köşelerinde yer alan egzoz havalandırmalı çift fan şeklinde güçlü bir soğutma çözümü anlamına geliyor.

TEKNO-YAŞAM

Canon, devrim niteliğindeki yeni EOS R sistemini paylaştı. EOS R sisteminin parçası olarak yeni full frame fotoğraf makinesi ve lens serisinin detaylarını da paylaştı. EOS R sistemini, geliştirdiği RF lenslerini ve EF serisine eklediği yeni lenslerini duyurdu. Sessiz çekim yapabilme özelliğine sahip EOS R, karanlık ortamlarda en hızlı ve yüksek netlikte odaklanmasıyla profesyonel kareler elde edilmesini sağlıyor. Ergonomik tasarımı, kullanım kolaylığı ve 4K video çekme özelliği ile teknoloji tutkunlarının yeni gözdesi oluyor. Tam manuel ses ayarı, hareketli ve dokunmatik LCD ekranı, manuel odak olanaklarına sahip EOS R daima açık Bluetooth özelliği sayesinde seyahatte, gezide her yerde çekimlerini akıllı telefonlarına anında aktarmak isteyenler için ideal bir seçenek oluyor. GPS verilerinin kaydedilmesine de imkan veren yeni sistem EOS R, Canon Camera Connect uygulaması üzerinden uzaktan çekim yapılarak yaratıcı çekimlere ilham veriyor.

ÖĞRENCİLERE OYUN BİLGİSAYARI

İSMMMO YAŞAM l 63


l

K O M İ K

MİZAH

VAAZ Köy camisi imamı ve otobüs şoförü Temel, aynı gün vefat eder. Beraber sorguya çekilirler. Sorgu meleği imama: -Hayatın boyunca işlediğin günahları hatırlıyor musun? İmam: -Vallahi Allah’ın yolundan hiç ayrılmadım. Harama, günaha hiç bulaşmadım. Camiye gelenlere de hep böyle yaşamaları için vaaz ettim. Melek, bizim Temel’e dönünce Temel: -Ben hep günahtan kaçindum, Allah’un emirlerini yerine geturdum ama bir günahum vardur. İçinde insanlar olmasuna rağmen otobüsü hep hizlu kullandum. Bunun üzerine sorgu meleği: -İmam Efendi sana cennetin 5, Temel’e de 10. katında yer veriyorum. Aldığı cevaba sinirlenen imam: -Bu adam nasıl benden daha üst mertebeye çıkabilir? Melek cevaplar: -Sen vaaz verirken bütün cami seni dinlemek yerine uyuyordu ama Temel aracı kullandığı sırada bir otobüs dolusu insan dua ediyordu!

64 l İSMMMO YAŞAM

R E S İ M L E R

BİLMİYORUM Küçük bir çocuk kahvehaneye girer ve avazı çıktığı kadar bağırır: Yetişin! Babamı dövüyorlar! Kahvedekiler, telaşla kalkıp çocuğun götürdüğü yere gider. Olay yerine varanlar, dört adamın birbirlerine kıyasıya vurduklarını görürler. İçlerinden biri çocuğa dönüp: -Senin baban bunlardan hangisi? Çocuk, “bilmiyorum” deyince sinirlenerek; “ne demek bilmiyorum?” diye çıkışırlar. Bunun üzerine çocuk cevap verir: Evet, bilmiyorum. Kavga nedeni de bu zaten!

GAZETE Adamın biri gazete almak için bayiye uğrar. İçlerinden bir tane seçerek sorar: Bunun fiyatı nedir? Bayi çalışanı: ‘Beş lira’ diye cevap verince, gazetenin üstüne bakan adam tekrar dönerek: -İyi de gazetenin üstünde bir lira yazıyor! Bunun üzerine bayi çalışanı, sinirli bir şekilde cevap verir: Ohooooo ! Yahu hemşerim, gazetelerde yazan her şeye inanırsan, işimiz var seninle!

YALAN SÖYLEYEMEM Kadın kocasına hep canım, ruhum, bir tanem gibi sözler söylermiş. Adam da karısını bu güzel sözlerden dolayı ödüllendirmek için hacca yollamış. Kadın hacdan sonra bir kelime dahi söylemeyince adam hani sen güzel sözler söylüyordun. Artık hiç söylemiyorsun. Kadın:- Hacca gittim artık yalan söyleyemem.

SEBZELERİ EK İkinci Dünya Savaşı’nın iyice kızıştığı günlerdi. Karısından mektup aldı. Eşi:-İzlanda’da eli iş tutar erkek kalmadı. Hepsi askere gitti. Ne yapayım kocacığım artık bahçeyi ben belleyeceğim. Derhal cevap geldi: -Sakın ha bahçeyi kazayım filan deme, silahlar orada gömülü. Savaşta mektuplar alınıp incelendiği için bir manga asker gelip evin bahçesinde kazılmadık yer bırakmadılar. Adam bir hafta sonra tekrar karısında gönderdiği mektupta: -Sanırım bahçe iyice bellendi. Sebzeleri hemen ek, karıcığım.


l İ N T E R N E T T E   B U N L A R   VA R : ) KOMİK YALANLAR l Facebook’ta duvarına “yengeç burcu kadını yalandan ve adatılmaktan hiç hoşlanmaz” diye yazmış. Sanki diğer burçlar aldatılınca halay çekiyor:) l Yeni doğan çocuğa ‘Kamuran’ adını vermekte nedir? Çocuk resmen hayata 35 yaşında başlıyor.

l Zorla güzellik olmaz estetikle olur. l Mutluluk herkesin hakkıysa biri benim hakkımı yiyor kesin. l Sol kulağını kapatırsan sağduyulu olursun. l Ayıya dayı demek mi o da neymiş. Ben öküze aşkım demişim. l Şu hayatta pozitif olan bir şey varsa o da kan grubum. l Aşk dediğin şey bitki isimleri ile başlar ancak hayvan isimleriyle sona erer. l Eğer bir gün ‘çok mutluyum, hayat çok güzel’ falan yazarsam anlayın ki hesabım çalınmıştır. l Annelere göre su bardakları 3’e ayrılır. Günlük su bardakları, misafirlere özel su bardakları, doku-

TEMEL Bir gün Temel oğlunun yanına gitmiş. Oğlu 10. katta oturuyormuş. Yorgun yorgun yukarı çıkmış. Oğlu: Baba neden asansöre binmedin demiş. Temel: -Asansör 6 kişilikti, 6 kişi bekledim gelmedi. Ben de binmedim.

HAKİM Hakim sanığa sordu: - Karakolda suçunu itiraf etmişsin sen, peki şimdi niye inkar ediyorsun? - O zaman henüz avukat tutmamıştım. Şimdi suçsuz olduğuma ben bile inandım.

nulmazlığı olan vitrindeki su bardakları… l Yapılan araştırmalara göre, kadınların çoğu 30 yaşına kadar trip, 30 yaşından sonra ise terlik atıyor. l Bankamatikten para çekince sayan vatandaş para eksik çıkınca ne yapacaksın merak ediyorum. l Eve temizlikçi çağırıp ayıp olmasın diye evi temizleyen kişi Türk kadınıdır. l Ne kadar içersen iç başın döner, gidenler değil. l Asgari ücret gibiyim kimse benle geçinemiyor. l Döner gelirse senindir, biz pide söyledik. l Fazla kilolardan kurtulmak için başınızı sağa ve sola çevirin. Bu egzersizi size her yiyecek ikram edildiğinde üç kez tekrarlayın.

İKİ KÖTÜ HABER Doktorun biri telaş içinde hastasının yanına gelir. Acelesi her halinden belli olan doktor kan ter içinde anlatmaya başlar: - Günlerdir, hastalığınız hakkında yaptığımız araştırma nihayete erdi Hasan Bey. Maalesef size iki kötü haberim var. Talihsiz adam kaderine razı bir şekilde, “Nedir bu kötü haber doktor Bey?” diye sorar. Doktor: -1 haftalık ömrünüz kaldı. Adam: -Diğer kötü haber nedir? Bunun üzerine doktor cevap verir: -Bu haberi verebilmek için 7 gündür sizi arıyorum!

Cevaplar

çevirin üstüne yapsın.

1-Ağzında yoktur dişi her gün yemektir işi. 2-Ha iki teker ha üç teker iki ayakla nasıl gider? 3-Okus pokus bir varız bir yokuz. 4-Çıt çıt yenir adına eğlence denir. 5-Sarıdır limon değil hilaldir ay değil. 6-Hangi kanun insanları yargılamaz? 7-Zili var kapısı yok. 8-Sarıdır özü güldürür yüzü. 9-Bakması güzel alması üzer. 10-Ağız içinde dil arifsen bil.

1-Bebek 2-Bisiklet 3-Sihirbaz 4-Çekirdek 5-Muz 6-Yerçekimi kanunu 7-Telefon 8-Altın 9-Gül 10-Kaval

l Bebeğinizin altına yapmasını istemiyorsanız

ÇOCUK BİLMECELERİ

İNGİLTERE NEREDE Öğretmen derste Ali’ye sorar: -İngiltere nerededir? -Bilmiyorum öğretmenim. Öğretmen: - Git evdekilere sor, yarın tekrar soracağım. Ali eve gelir ve babasına sorar. Babası:- Tam olarak ben de bilmiyorum nerede diye ama çok uzakta olamaz. Çünkü bizim şirkette bir tane İngiliz çalışıyor. İşe yürüyerek geliyor.

İSMMMO YAŞAM l 65


K A R E

B U L M A C A

SUDOKU K O L A Y

Z O R

SOLDAN SAĞA

1. Askeriyede bir sınıf – Dişi deve. 2. Sağlıklı, salim – Oruç ayı. 3. Şart eki – Bir hayvan – Kötü, sevimsiz. 4. Otlar – Uyma. 5. Hayranlık içeren bir ünlem – Utanma duygusu – Ayak. 6. Gelecek – Osmiyumun simgesi – Bir renk. 7. Uzaklık anlatan sözcük – Attığını vuran kimse. 8. İlave – Karagöz oynatan kimse. 9. Bir ay adı – Başarısız kimse. 10. Asya ile Avrupa’yı ayıran sıradağlar – Film çekmeye başlarken söylenen söz. 11. Genelge – Kabaca evet. 12. Yüce – Bir pamuk türü – Parola. 13. Arjantin’in plaka işareti – Sinir hastalıkları hekimi. 14. Yapım işleri – Kanuni. 15. Derman – Çocuk. YUKARIDAN AŞAĞIYA

1. Sınırdan geçiş izni – Merkür’ün diğer adı. 2. Tutsaklık – Müsvedde. 3. Bir bağlaç – Antlaşma – Atıcı – Namuslu. 4. Apansız – Halk – Karışık renkli. 5. Bir taşıt türü – Hile, entrika – Bıçak bileme çelik aracı. 6. Ezgi, nağme – İnsan Hakları (kısa) – Ayılmış olan – Mevki, makam. 7. Bebek yiyeceği – Büyük ve süslü çadır – Uyku. 8. Egzama – Bir bakanlık adı. 9. Anne – Senedi başkasına devir etme – Hanım, eş. 10. Serbest bırakma – Bir soru eki – Gelecek – Ucu yanık odun. 11. Uçurum – İtalya’da bir ırmak – Kısaca otomobil – Buluş. 12. Kıta – Dul kadınlar.

Ç Ö Z Ü M

KARE BULMACA ÇÖZÜM SOLDAN SAĞA 1. Levazım-Maya. 2. Esen-Ramazan. 3. Sa-İt-Madara. 4. Era-Riayet. 5. PehpehAr-Pa. 6. Ati-Os-Mor. 7. Ta-Atıcı. 8. Ek-Hayali. 9. Aralık-Rate. 10. Ural-Motor. 11. TamimHa. 12. Ali-Akala-İm. 13. Ra-Asabiyeci. 14. İmalat-Yasal. 15. Takat-Velet. YUKARIDAN AŞAĞIYA 1. Lesepase-Utarit. 2. Esaret-Karalama. TÜRMOB İSTANBUL 3. Ve-Ahit-Rami-Ak. 4. Ani-Ahali-Ala. TEMEL EĞİTİM VE STAJ MERKEZİ SERBEST MUHASEBECİ İSTANBUL ŞUBESİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 5. Tren-Al-Masat. 6. Ir-İh-Ayıyk-Kat. 7. Mama-Otak-Hab. 8. Mayasıl-Maliye. ==> YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK 9. Mader-Ciro-Ayal. 10. Azat-Mı-Ati-Ese. SINAVLARI HAZIRLIK KURSLARI 11. Yar-Po-Oto-İcat. 12. Anakara-Eramil.

K O L A Y

Z O R

EĞİTİMİN AMACI Yeminli Mali Müşavirlik Sınavı Hazırlık Kurslarımızın amaçları, kursiyerlerimizin sınav sistemini ve içeriğini tanımalarının yanı sıra, sınavlara hazırlamak ve Mesleki Vizyon kazandırmaktır. GENEL BİLGİLER l Yeminli Mali Müşavirlik Sınavı Hazırlık Kursumuz, Şişli Eğitim Birimimizde haftada 5 gün olarak devam etmektedir. Kurs süresi toplam 228 saat olup, sınav tarihlerine paralel olarak, sınavlardan 3 ay önce başlamaktadır. Yılda 3 dönem düzenlediğimiz kursumuz 3 ay devam etmektedir. l Kursa katılım için öncelikle web sayfamız üzerinden ön kayıt başvurusu alınmaktadır. Ön kayıt başvurularından sonra Oda merkezimizden kesin kayıt başvuruları alınmaktadır. l Her kurs dönemi öncesi kurs ve kayıtlarla ilgili bilgiler web sayfamızdan ilan edilmektedir. EĞİTİM KİTAPLARI Yeminli Mali Müşavirlik Sınavları Hazırlık Kurslarımızda verilen eğitimlere paralel içerikte ilgili dersin hocaları tarafından hazırlanan eğitim notları, konu anlatımlı kitaplar kursiyerlerimize ücretsiz olarak basılı halde veya pdf şeklinde verilmektedir.

l Kurtuluş Cad. No:114 34375 Kurtuluş- Şişli/İstanbul Telefon: (212) 315 84 00 Faks:(212) 343 47 80

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ İSTANBUL MALİ MÜŞAVİRLER SERBESTODASI MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

TÜRMOB TEMEL TÜ EĞ İSTANBU TE İS

==> SMMM YETERL

SINAVLARINA HAZIR STAJ SÜRESİNDEN SAYILMASI HAKKIND

Bir çok üniversiteden öğretim üyesi ve görevlile EĞİTİMİN AMACI Uzmanları, Hesap YMM Sınavı SMMMUzmanları, Yeterlilik Sınavı HazırlıkHazır Kurs bu eğitimleri vermektedir. Mali Müşavir Stajyerlerini sınava haz birlikte verilen eğitim meslek mensu İÇERİK de hazırlamakta, Mesleki Vizyon ve bilgilendirmektedir. DERS l Finansal Yönetim

GENEL BİLGİLER

l Sermaye Piyasası Mevzuatı l Hafta İçi Kursları: Şişli , Kadık

ve Kambiyoolmak Mevzuatı l Dış Ticaret Birimlerinde üzere üç bölgede

18:30 – 21:30 saatleri arasında düz l Vergi Tekniği lServet HaftaÜzerinden Sonu Kursları: Ka AlınanŞişli, Vergile l Harcama ve EğitimAlınan Birimlerinde olmak üzere üç l Gelir Üzerinden Vergiler

Cumartesi ve Pazar günleri 10:00 –

l Revizyon düzenlenmektedir. l İleri Düzeyde Muhasebe Her Finansal sınav öncesi ve ara dönemlerde

l Yönetim Muhasebesi kurs düzenlenmektedir.

Raporlama Denetima kayıtları -(Muhasebe Oda merkezimizden l Denetim veKurs öncesi-IIkurs ve kayıtlarla Raporlama (Vergi Denetimi)ilgi l Denetim vedönemi ilan edilmektedir.

EĞİTİM BİRİMLERİMİZ EĞİTİM KİTAPLARI TESMER Şişli Eğitim BirimiSınavları / İSMMMO SMMM Yeterlilik Hazırlık A K eğitimlere paralel içerikte Gayrettepe Mah. Yıldızposta Cad. No:48hazırlanm Dedem ve diğer Beşiktaş Telefon: (212)konulara 274 42ilişkin 22 konu anlatı içeren kitaplarımız kursiyerlerimize halinde veya pdf şeklinde verilmek

l Kurtuluş Cad. No:114 34375 l www.istanbulsmmmodasi.org.tr Telefon: (212) 315 84 00 Fak l egitim@ismmmo.org.tr

SOLDAN SAĞA: 1. Levazım-Maya. 2. Esen-Ramazan. 3. Sa-İt-Madara. 4. Era-Riayet. 5. Pehpeh-Ar-Pa. 6. ATi-Os-Mor. 7. Ta-Atıcı. 8. Ek-Hayali. 9. Aralık-Rate. 10. Ural-Motor. 11. Tamim-Ha. 12. Ali-Akala-İm. 13. Ra-Asabiyeci. 14. İmalat-Yasal. 15. Takat-Velet. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1. Lesepase-Utarit. 2. Esaret-Karalama. 3. Ve-Ahit-Rami-Ak. 4. Ani-Ahali-Ala. 5. Tren-Al-Masat. 6. Ir-İh-Ayıyk-Kat. 7. Mama-Otak-Hab. 8. Mayasıl-Maliye. 9. Mader-Ciro-Ayal. 10. Azat-Mı-Ati-Ese. 11. Yar-Po-Oto-İcat. 12. Anakara-Eramil.


İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

MESLEK HAYATINIZDA

HEDEFLERİNİZE BİZİMLE ULAŞABİLİRSİNİZ www.istanbulsmmmodasi.org.tr

B İSTANBUL ĞİTİM VE STAJ MERKEZİ ÜRMOB İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ İSTANBUL UL ŞUBESİ EMEL EĞİTİM VE STAJ MERKEZİ MALİ MÜŞAVİRLER SERBEST MUHASEBECİ ODASI SERBEST MUHASEBECİ STANBUL ŞUBESİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI ODASI MALİ MÜŞAVİRLER

LİLİK

RLIK DA

TÜRMOB TEMEL EĞİTİM VE STAJ MERKEZİ İSTANBUL ŞUBESİ

KURSLARI

eri, Gelir rlık Kurslarımızda slarımızın Amacı zırlamaktır. Bununla ubu adaylarını, mesleğe Misyon konusunda SAAT 18 12 Eğitim köy ve Şirinevler e , hafta içi 21 her gün 24 zenlenmektedir. adıköy er ve Şirinevler 24 bölgede , hafta 24 sonu – 18:00 saatleri arasında 33 olmak üzere24yılda 5 dönem 30 mi) alınmaktadır.12Her kurs ili bilgiler web 6 sayfamızdan

Akademi Kurslarımızda, verilen mış Muhasebe Uygulamaları man İş Hanı Kat:3 ımlı ve örnek çözümler ücretsiz olarak basılı kitap ktedir.

Kurtuluş- Şişli/İstanbul ks:(212) 343 47 80

TÜRMOB TÜRMOB İSTANBUL İSTANBUL TEMEL EĞİTİM VE STAJ MERKEZİ TÜRMOB İSTANBUL TEMEL TEMEL EĞİTİM VE STAJVEMERKEZİ MUHASEBECİ SERBEST MUHASEBECİ İSTANBUL ŞUBESİ EĞİTİM STAJ MERKEZİ SERBEST SERBEST MUHASEBECİ İSTANBUL ŞUBESİŞUBESİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASIODASI MALİMÜŞAVİRLER MÜŞAVİRLER ODASI İSTANBUL MALİ

STAJ SÜRESİNDEN SAYILMASI HAKKINDA ==> İŞLETME AĞIRLIKLI Toplam 178 saat olan SMMM yeterlilik sınavı hazırlık kursuna devam DİL durumunda KURSLARI süresinin 160İNGİLİZCE saat ve üzerinde olması 4 ay, 133 saat ve üzerinde EĞİTİMİN olması durumunda 3 ay staj süresinden sayılabilecektir. AMACI Adayların, kurs süresini staj süresinden saydırabilmesi için, girecekleri İşletme Ağırlıklı İngilizce dil kurslarımızı diğerlerinden ayıran en sınava başvuru yaparken kursu tamamlamış olmaları gerekmektedir. önemli özellik kursların kaliteden ödün vermeden, sorumlu ve duyarlı eğitim anlayışıyla yürütülmesidir. İÇERİK DERS SAAT GENEL BİLGİLER l Finansall Muhasebe 302 dönem Kursumuz, Şubat ve Eylül dönemlerinde yılda l Finansalolarak Tablolaraçılmaktadır. Analizi 21 l Maliyet Muhasebesi l Mevcut İşletme veya İş İngilizcesi kurslarında27katılımcılara daha çok halkla ilişkiler, pazarlama ve satış elemanlarının 30 l Vergi Mevzuatı ihtiyaçveduyacağı, mail alma, mail cevaplama, telefonla l Temel Hukuk Borçlar Hukuku 15 görüşme, l İş Hukuku SSK ve yazışma Bağ-Kur kuralları, Mevzuatı pazarlama, genel istatistiki 12 raporlar hazırlama ile ilgili eğitim verilmektedir.13 l Ticaret Hukuku l Eğitim Süreleri; Başlangıç, Orta Öncesi, Orta ve İleri l Muhasebe Denetimi 21 seviyereleri için 154 saat, 11 Haftadan oluşmaktadır. l Meslek Hukuku 9 günleri l Kurslarımız; hafta içi akşam Pzt.-Salı-Çarş.-Perş. saat 18:40-21:30 ile arasında yapılmakta, hafta sonları ise EĞİTİM BİRİMLERİMİZ Cumartesi günleri saat 13:00-18:00, Pazar günleri 09:30-15:30 TESMER Kadıköy Eğitim Birimi arasında gerçekleşmektedir. Ağırlıklı Dil Kurslarımızda katılımcılara HasanpaşalMah.İşletme Uzunçayır Cd. İngilizce No:29 Kat:1 Kadıköy/İstanbul Dinlediğini Telefon: (216) 545 35anlama 51 - 545(Listening 35 52 Comprehension), Konuşma (Speaking), incelemeAkademi (Reading Comprehension), TESMER Şişli EğitimMetin BirimiOkuma, / İSMMMO (Writing) becerileri Gayrettepe Yazma Mah. Yıldızposta Cad. No:48kazandırılmaktadır. Dedeman İş Hanı Kat:3 Devam zorunluluğu olan program , kursiyerlerini ingilizce Beşiktaş Telefon: (212) 274 42 22 seviye belirleme ve çeşitli test-sınavlara da hazırlamaktadır. TESMER Şirinevler Eğitim Birimi - Hürriyet Mahallesi l Katılımcıların, en çok 17’şer kişilik sınıflarda, eşit seviyede Mahmutbeyolması Cd. Arıkan İş Merkezi Şirinevler eğitimDağlar açısından büyük No.1 önemKat.3 taşımaktadır. Telefon: (212)503 59 59 - 552 24 64

TÜRMOB TÜRMOB TÜRMOB TEMELTEMEL EĞİTİM VE STAJVEVEMERKEZİ TEMELEĞİTİM EĞİTİM STAJMERKEZİ MERKEZİ STAJ İSTANBUL ŞUBESİŞUBESİ İSTANBUL ŞUBESİ İSTANBUL

STAJ SÜRESİNDEN SAYILMASI ==> SMMM STAJHAKKINDA BAŞLATMA

SMMM SINAVI HAZIRLIK KURSLARI YETERLİLİK SINAVLARINA HAZIRLIK KURSLARI

İşletme Ağırlıklı İngilizce Dil kursumuzda Bir kurun tamamına kayıt yaptırmak sureti ile, kursa devam süresinin 150 saat ve üzerinde olması durumunda 3 ay, devam süresinin 113 saat ve EĞİTİMİN AMACI 2 ay staj süresinden sayılabilecektir. üzerinde olması durumunda Başlama Sınavı Hazırlık Kurslarımızın amacı, Stajyer İki kurStaja devam eden kursiyerlerimiz, kurs süresini 6temel aya kadar Adaylarını sınavlara staj süresinden saydırabilir.tam olarak hazırlayabilmektir. Eğitim içeriği ve eğitim materyalleri tamamen bu amaca yönelik İÇERİKolarak hazırlanmıştır. l Temel muhasebe terimleri, GENEL BİLGİLER l Hafta İçi Kursları: HaftaBilanço, içi her gün saatleri l Finansal Tablolar (Gelir Tablosu, Nakit18.30-21.30 Akış Tablosu) arası vebilgi tümsistemi, program süresince genellikle l Muhasebe muhasebe kayıt tekniği 5 Cumartesi günü 14.00-18.00 arasında, Kadıköy, Şişli, Şirinevler eğitim l Hizmet ve ticaretsaatleri işletmelerinde dönem içi işlemlerin birimlerinde devam etmektedir. muhasebeleştirilmesi l Hafta Sonu Kursları: Hafta Sonu (Cumartesi - Pazar l Maddi ve maddi olmayan duran varlıklar, günleri 10:00-18:30 saatleri arası) ve Hafta içi (9 gün l Operasyonel varlık ve borçların değerlemesi, 19:00-22:00 saatleri arası) Kadıköy, Şişli, Şirinevler eğitim l Finansal tabloların analizi, oranlar ve nakit akış tablosu birimlerinde devam etmektedir. yardımı ile analiz, l Maliyet muhasebesi terimleri, maliyet muhasebesi problemleri, EĞİTİM KİTAPLARI SMMMmuhasebesi Staj Başlatma Sınavları Hazırlık Kurslarımızda, verilen l Yönetim terimleri, karar problemleri eğitimlere paralel içerikte hazırlanmış Muhasebe Uygulamaları ve BİRİMLERİMİZ Hukuk konuları ile ilgili konu anlatımlı ve örnek çözümler EĞİTİM içeren kitaplarımız, Deneme Sınavı Kitapçığı kursiyerlerimize TESMER Kadıköy Eğitim Birimi ücretsiz olarak basılı kitap halinde veya pdf şeklinde Hasanpaşa Mah. Uzunçayır Cd. No:29 Kat:1 Kadıköy/İstanbul verilmektedir. Telefon: (216) 545 35 51 - 545 35 52 TESMER Eğitim Birimi / İSMMMO Akademi STAJŞişli SÜRESİNDEN SAYILMASI HAKKINDA Gayrettepe Cad.başlama No:48 Dedeman İş Hanı Kat:3devam ToplamMah. 233Yıldızposta saat olan staja sınavı hazırlık kursuna süresinin saat 274 ve üzerinde Beşiktaş Telefon:200 (212) 42 22 olması durumunda 5 ay, 166 saat

İSTANBUL İSTANBUL SERBEST SERBESTMUHASEBECİ MUHASEBECİ MALİ MALİMÜŞAVİRLER MÜŞAVİRLERODASI ODASI

TÜRMOB TÜRMOB TEMEL TEMELEĞİTİM EĞİTİMVEVESTAJ STAJMERKEZİ MERKEZİ İSTANBUL İSTANBULŞUBESİ ŞUBESİ

İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI

ve üzerinde olması durumunda 4 ay staj süresinden sayılabilecektir. Adayların, kurs süresini staj süresinden saydırabilmesi için, kursa katıldıkları dönemde dosya başvurularının bulunması ve aynı dosya süresi içinde sınavı kazanarak stajlarını başlatmış olmaları gerekmektedir. İÇERİK DERS SAAT DERS Finansal Muhasebe 27 Vergi Mevzuatı İş Hukuku SGK Mevzuatı 9 Matematik Maliyet Muhasebesi 18 Ekonomi-Maliye Ticaret Hukuku 9 İnkılap Tarihi Borçlar Hukuku Finansal Raporlama Standartları 8 Türkçe Muhasebe Denetimi 21 İngilizce Finansal Tablolar Analizi 15 ETÜD DERSLERİ Meslek Hukuku 15

SAAT 18 7 21 7 9 6 7 36

İSMMMO / TESMER EĞİTİM YOL HARİTASI

YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVLARI HAZIRLIK KURSLARI

llwww.istanbulsmmmodasi.org.tr Kurtuluş Cad. No:114 34375 Kurtuluş- Şişli/İstanbul

lTelefon: egitim@ismmmo.org.tr (212) 315 84 00 Faks:(212) m www.istanbulsmmmodasi.org.tr m 343 47 80

l Kurtuluş l www.istanbulsmmmodasi.org.tr Cad. No:114 34375 Kurtuluşm www.istanbulsmmmodasi.org.tr m Şişli/İstanbul Telefon: l egitim@ismmmo.org.tr (212) 315 84 00 Faks:(212) 343 47 80

TÜRMOB TEMEL EĞİTİM VE STAJ MERKEZİ İSTANBUL ŞUBESİ

İŞLETME AĞIRLIKLI İNGİLİZCE DİL KURSLARI

EĞİTİM BİRİMLERİMİZ TESMER Kadıköy Eğitim Birimi Hasanpaşa Mah. Uzunçayır Cd. No:29 Kat:1 Kadıköy/İstanbul Telefon: (216) 545 35 51 - 545 35 52 TESMER Şişli Eğitim Birimi / İSMMMO Akademi Gayrettepe Mah. Yıldızposta Cad. No:48 Dedeman İş Hanı Kat:3 Beşiktaş Telefon: (212) 274 42 22 TESMER Şirinevler Eğitim Birimi - Hürriyet Mahallesi Mahmutbey Cd. Arıkan Dağlar İş Merkezi No.1 Kat.3 Şirinevler Telefon: (212)503 59 59 - 552 24 64 l www.istanbulsmmmodasi.org.tr

m www.istanbulsmmmodasi.org.tr m l egitim@ismmmo.org.tr

SMMM STAJ BAŞLATMA SINAVI HAZIRLIK KURSLARI

m www.istanbulsmmmodasi.org.tr m


2004 yılından itibaren bulut teknolojisini muhasebe yazılımında başarı ile uygulayan LUCA'dan E dönüşümde lider çözümler..

LUCA Ticari Paketleri’ nde yer alan çözümler ile firma iş süreçlerinde başlayan e uygulamaların LUCA Mali Müşavir Paketi’ ndeki e defter gönderimi ile Gelir İdaresi Başkanlığı’ na doğrudan bildirimi sağlanır. E dönüşüm süreçlerinde TÜRMOB İŞNET Özel Entegratörlük Hizmetleri anlaşması ile birlikte elektronik belgelerin saklanması konusunda da önemli hizmetler sunulur.

İSMMMO Yaşam Sayı 76  
İSMMMO Yaşam Sayı 76