Issuu on Google+

Rehberlik Bilgi Bülteni Mart 2014

“IŞIK”LI ANNE BABA REHBERİ

ÇOCUĞUM YARAMAZ MI? ÇOCUKLUK DÖNEMİ ÖFKE YÖNETİMİ

1


Sevgili Velilerimiz, Çocuğun doğal gelişim evresinde önemli bir yeri olan öfke güdüsü zaman zaman siz ebeveynler için çözülmesi ve anlamlandırılması oldukça güç bir durum olarak karşınıza çıkmaktadır. Toplumsal anlayışta bu denli olumsuz nitelikler yüklenen içgüdüsel dürtünün sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi ne kadar mümkündür? Acaba öfkemizi dış dünyaya olumlu olarak yansıtabilmemizin bir yolu var mıdır? Bu ay Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi olarak bültenimizi “çocukluk dönemi öfke duygu durumunun sağlıklı olarak anlamlandırılması ve yöneltilmesi” konusuna ayırdık.

‘Yaramaz çocuk’ kavramı aslında öfke duygulanımının saldırganlık davranışı ile karıştırıldığı ve bu duygu durumun yanlış yönlendirilmesi sonucu ortaya çıkan çocuğa kolayca yapıştırılan bir etiket olmaktadır. Çocuğun kişiliğine atfedilen bu yaramaz çocuk etiketini onun üzerinden sıyırıp yeniden çocuğu kazanabilmek, bazen uzun soluklu bir çalışma ile gerçekleşebilmekte, bazen de çocuğu bu sıfattan ayırıp onun özgüvenini yerine getirebilmek mümkün olamamaktadır.

2


O yüzden biz yetişkinlerin görevi insanoğlunun doğasının bir parçası olan öfke güdüsünü daha iyi anlamlandırmaya çalışmak ve bu doğal dürtüyü günlük hayatın içinde olumlu olarak var edebilmektir. Öfke dürtüsüne farklı bir bakış Öfke duygulanımı genellikle yok sayılmaya çalışılan, inkar edilen olumsuz bir duygu olarak görülmektedir. Halbuki bu içgüdüsel dürtü insan ruhsallığının doğal bir parçası olan, doğuştan getirdiğimiz ve herkesin hissedebildiği bir duygu bütünüdür. Önemli nokta bu öfke dürtüsü ile olumlu olarak nasıl baş ettiğimiz ve bu duyguyu yaşam deneyimlerimiz içerisinde nasıl yönlendirdiğimiz boyutudur. Çocuğun öfkesini sağlıklı olarak anlamlandırabilmesi için erken çocukluk dönemindeki anne çocuk ilişkisinde bu dürtünün olumlu olarak işlenebilmesi gerekmektedir. Anne, çocuğun öfkesini görerek farkına varabilmeli, bu dürtüyü tanıyarak onu kabul edebilmelidir. Yani çocuğun öfkesinin yıkıcı hale dönüşmemesi için annenin öfkeyi kapsayıcı bir işlevde tutabilmesi ve çocuğun gereksinimini anlayarak giderebilmesi gerekmektedir. Bu eylemi yaparken de oldukça stabil ve endişe duymadan bu içeriği ele alabilmesi öfke dürtüsünün olumlu yöneltimini sağlayan bir rol üstlenmektedir. Çocuk doğuştan getirdiği tüm güdüsel öfkesini öncelikle karşılaştığı ilk güven dolu kişiye yani annesine yansıtır.

3


Annenin panik olmadan içeriği kapsayarak dönüştürmesi ve bu saldırgan dürtü ile yıkılmaması aynı zamanda çocuğun olumsuz dürtülerine ne kadar tahammül edebildiğinin de bir göstergesi olacaktır. Çocuk öfke ile ilgili ilk yaşam deneyimlerini bu yolla öğrenebilecek ve uygun dışavurum yollarını keşfetmeye başlayacaktır. Çocuk öfke duygulanımını anneye yansıttığında annede aynı içerikte karşılık verirse, çocuk anneyi kaybetme endişesi ile karşı karşıya kalacak ve “sevdiğim insana öfkelenemem” ya da “beni seven bir insan bana öfkelenmemeli” gibi bir yanlış algı oluşacaktır. Aynı zamanda kendi olumsuz dürtüsünün anneye ne kadar zarar verdiğini görerek kendini tehdit edici imge olarak nitelendirecek ve öfke duygusunu ifade edemez hale gelecektir. Çocuk bir insanı hem sevip hem ona öfkelenebileceğini bilmeli ve böylelikle öfke dürtüsünün yıkıcı değil, ifade edilebilir boyutta bir duygu bütünü olduğunu deneyimlemelidir. Annenin öfke duygusu ile baş edememesi durumunda, çocuğun ruhsallığında, annesinin bile tahammül edemediği bir öfkenin arkasından mutlaka suçluluk duygusu gelişecektir.

4


Öfkemizi olumlu bir duygu olarak yönlendirebilmemiz ancak bu dürtünün sevdiğimiz insanlara zarar verici bir duygu olmadığını deneyimlememiz noktasında var olacaktır.

Öfkeyi olumlu olarak nasıl yönlendirmeliyim? Öncelikle öfkeyi yok saymak ya da görmezden gelmek yerine onu olumlu olarak yönlendirmek çocuğun duyguyu dışa vurabilmesi ve gevşeyebilmesi adına önemli bir adımdır. Bu noktada duyguya hitap etmeyen katı yasaklar koymak yerine “Seni anlıyorum, bu durum seni kızdırmış olabilir. Fakat bu durumda bize değil ama yastığına vurabilirsin” diyerek hem çocuğun rahatlamasına ve duygusunu yaşamasına olumlu bir olanak tanınmakta hem de öfke dürtüsünün daha olumlu bir düzenekte ortaya çıkmasına izin verilmektedir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta insan doğasının doğal bir parçası olan öfke duygusunun ortaya çıkması değil bu duygunun paylaşımına hiç yer vermeyen çocukların ruhsal düzenekleridir.

5


O yüzden öfkenin sağlam temellerde dışa vurulması için güvenli ortamda dile geliyor olması oldukça önemlidir. Çocuklar bu yollarla kendi duygu durumlarını ortaya çıkartabilecek ve bunu olumlu olarak işleyebilmek adına bir sürece başlamış olacaklardır. Bu süreçte çocukların öfke düzeylerinin şiddetlenmesine yol açacak açıklanamayan yasaklar koymak, süreci daha yıkıcı hale getirebilmektedir. ”Ben öyle diyorsam yapacaksın, vurmayacaksın!” gibi sözler çocuğun ruhsallığını anlamaktan çok onu kendi içine döndürmeye iten bir rol oynamaktadır.

Bu anlamda çocuğun öfkesini sağlıklı olarak ortaya koyabileceği, onarılabilir oyunlar oynaması, öfkenin dışa vurulmasını sağlıklı olarak yönlendiren, yastığına veya yumuşak bir oyuncağına vurması, müzik dinletilmesi ve daha da önemlisi öfke duygusunun sözcüklere yansımasına izin verilmesini pekiştiren uygun ortamlar oluşturulması, oldukça yapıcı eylemler olarak karşımıza çıkmaktadır.

6


“Unutmayınız, yaramaz ve saldırgan çocuk yoktur, öfkeyi olumlu olarak yansıtabilmeyi öğrenememiş, yönlendirilmeye ve anlaşılmaya gereksinimi olan çocuk vardır.”

Büşra DAĞISTAN Psikolojik Danışman Ispartakule Işık Okulları Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Kaynakça Yard. Doç. Dr. Neslihan Zabcı: Projektif Testler Eğitimi – Hizmetiçi Eğitim Notları Zor Çocuk ve Gençler (2005).Yeniden Sağl Derneği, T. C. İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü & Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu Matra Kap Fonu

7


8


Ilkokul bülten