Page 1

Rehberlik Bilgi Bülteni Nisan 2014

“IŞIK”LI ANNE BABA REHBERİ

KARDEŞ KISKANÇLIĞI KARDEŞİMİ GELDİĞİ YERE GÖNDEREMEZ MİYİZ?

1


Sevgili Velilerimiz, İnsanoğlunun varoluşundan itibaren en temel duygularından biri olan kıskançlık, çocuğun hayatında en belirgin olarak ‘kardeş kıskançlığı’ şeklinde görülmektedir. Acaba, anne-babaları oldukça endişelendirebilen kardeş kıskançlığını olumlu olarak yönlendirebilmek mümkün müdür? Yeni kardeş doğumu için çocuğu nasıl hazırlayabiliriz? Bu ay Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi olarak bültenimizi “kıskançlık duygusu ve kardeş kıskançlığı” konusuna ayırdık. Kıskançlık duygusu tıpkı sevinç, öfke, korku gibi doğuştan getirdiğimiz ve insanın ruhsal oluşumunda kendiliğinden var olan doğal ve içgüdüsel bir duygudur. Freud kıskançlığı ‘yas gibi dokunaklı bir durum’ olarak ifade etmekte olup bu duyguyu oldukça doğal bir durum olarak nitelendirmektedir. Evrensel bir duygulanım olan kıskançlığın çocuğun hayatında ortaya çıkış şekli ise yaygın olarak kardeş kıskançlığı olarak karşımıza çıkmaktadır.

2


Kardeş kıskançlığı, çoğu ailenin karşılaştığı ve çocukla birlikte anne babanın da endişe duymasına neden olan bir duygudur. Anne baba yeni bir çocuk bekledikleri anda bu durumu çocuklarına söylemekte ve çocuklarını bu durum karşısında hazırlamakta zorlanabilmektedirler. Ebeveynler, kendi çocukluklarındaki yaşam deneyimlerinden de yola çıkarak bu duruma kaygılı bir şekilde yaklaşmakta ve çocuğun kaygısı konusunda endişeleniyor gibi gözükseler de aslında kendi kaygılarını yansıtmaktadırlar. Anne- babanın kaygı ve endişesini hisseden çocuk da bu duruma karşı daha tepkili ve endişeli olarak yaklaşmaktadır. O yüzden kardeş doğumu öncesi dönemde, çocuğun duygu durumunu sağlıklı ve sansürsüz olarak dışarıya yansıtabilmesi için, bu endişelendirici içerikleri olumlu olarak dönüştürebilen sağlam ve yıkılmayan ebeveyn figürleri ile karşılaşması oldukça önemli olmaktadır. Yaşanan gerçek duygu kardeş kıskançlığı değil, anneyi kaybetme duygusudur Kardeşi olacağını öğrenen çocuk artık anneyi başka bir birey ile paylaşmak durumunda kalacak ve muhtaç olduğu en temel şeyi ‘sevgiyi’ ve ‘ilgiyi’ kaybetme endişesine kapılan çocuk için en iyi çözüm yolu kardeşten kurtulma düşlemi olacaktır. Akıllarında oluşan bu endişeye birde karmaşık sorular eklenmiştir: Acaba bundan sonra anne ve babam beni sevecekler mi?

3


Ona ayırdıkları vakti bana da ayırabilecekler mi? Bu gibi sorularla meşgul olan çocuğu olumlu olarak yönlendirebilmek için ebeveynlerin yapması gereken öncelikli şey birlikte paylaşılan bu anda anne-babanın da duygularını çocukla paylaşmasıdır. Eğer anne baba çocuğuyla ne hissettiklerini paylaşmazsa çocuk da bu duyguların konuşulabilir olduğunu fark etmeyecektir. Endişe uyandıran duyguların olumlu olarak çözümlenebilmesinde tek bir yol vardır; duyguları fark etmek, dile getirmek ve olumlu olarak yönlendirmek. O yüzden çocuğun ‘kardeşimi kıskanıyorum’ diyebilmesine olanak sağlamak, bu paylaşım için uygun ve eleştirisiz ortam oluşturmak gerekmektedir. O senin kardeşin, ne kadar ayıp, tabiî ki seveceksin! gibi söylemler çocuğun kıskançlık duygusunu bastırmasına yol açacak olup, çocuk bilinçaltındaki kıskançlık duygusunu ebeveynin olmadığı diğer ortamlarda kardeşine küçük zararlar vererek (çimdirerek, sıkıştırarak vb) dışa vuracaktır. Ya da tam tersi bir yol izleyerek örnek ve ideal çocuğu sunmaya çalışacak, yani kardeşini çok yoğun bir sevgiyle seviyor gibi davranarak kıskançlık duygusunu yok sayacaktır. Bu davranışın bir sonucu olarak da kendi içine dönüp, parmak emme, saç yolma, konuşmayı kesme, iştahta azalma gibi çeşitli regresif semptomlar gösterecektir. O yüzden duygunun güvenli ve yapıcı işleyişte ortaya çıkarılabilmesi ve kapsayıcı işlevlerle konuşulabilmesi çocuğun ruhsallığında oldukça sağlıklı bir rol oynayacaktır.

4


Ayrıca, bu dönemde çocuklar anne ve babasının dikkatini çekmek ve yeniden ilgisini kazanmak için birçok davranışta bulunabilirler. Bu uç davranışlar ‘beni gör, benimle ilgilen’ mesajı vermektedir. Ebeveynler bu durumda çocuğa öncelikle duygularını yaşayabilmesi için uygun bir alan oluşturmalıdır. Oyuncağını ve eşyalarını paylaşmak istemeyen bir çocuğa bu davranışı için kızarak “sen ablasın kardeşinle paylaşmak zorundasın!” gibi bir ifade yerine, “görüyorum ki oyuncaklarını ve eşyalarını kardeşinle paylaşmak seni kızdırıyor” gibi duyguyu dışa vurmayı destekleyen ifadeler daha olumlu olmaktadır. Çocuk bu sayede anlaşıldığını ve öfkesinin görüldüğünü hissedecek, böylece endişesi yatışarak daha olumlu bir hal alacaktır. Kıskançlığı engellemek adına zaman zaman anne babanın yaptığı bazı davranışlar kıskançlığı daha da arttırabilmektedir. Büyük çocuktan sürekli olgun davranışlar beklemek, sevmemeyi tehdit olarak kullanmak, kardeşleri kıyaslamak gibi davranışlar rekabeti kardeşler arasında yıpratıcı bir hale sokabilmektedir. “Kardeşin sen istediğinde oyuncağını sana vermişti, bak kardeşin ne güzel dersini yaptı, ne güzel yemeğini bitirdi, kardeşin bu kadar usluyken sen ağabey olacaksın, neden şımarıyorsun?” gibi eleştiri ve kıyaslamalar, çocukların biricikliğine karşı gelmek ve ayrı bireyler olduğu gerçeğini

5


yok saymak demektir. Bu yüzden, ağabey ve abla olma süreci çocukların üzerine ağır bir yük haline gelebilmektedir. Kardeş Kıskançlığını Nasıl Olumlu Olarak Yönlendirebiliriz? Ağabey’ ve ‘ablalığın’ olumlu yanları anlatılarak sürecin çocuk üzerinde ağır bir yük oluşturması değil, ona sürecin içerisinde önemli bir rol aldığı hissi yaratılmalıdır. Çocukların yaşlarına göre ihtiyaçlarının ve tepkilerinin farklı olduğu unutulmamalı, büyük olan çocuğa fazla beklentiler yüklenmemelidir. “Sen büyüksün, o anlamaz” gibi söylemler yerine çocuğun ne hissettiğine ve ihtiyacına dönük eylemde bulunmak daha önemlidir. Sonuç olarak, büyük olmak onun seçimi değildir, o yüzden her zaman idare etmek zorunda olan da o değildir. Anne babalar için her iki çocuğa da eşit davranmak bazen mümkün olmayabilir önemli olan adil davranabilmektir. Bu nedenle mutlaka her şeyi çocuklara eşit paylaştırmaya çalışılmamalıdır. Yaşına ve yapısına göre her çocuğun ihtiyacı ve anne babadan beklentisi farklı olacaktır. Çocuk her ne kadar kardeş istemiş olsa da doğumdan sonra hislerin değişmesiyle bu duruma tepki gösterebilmektedir. Bu yüzden “kardeşini senin için yaptık, sen istedin” gibi söylemler çocuğun üzerinde çok ağır bir yük oluşturmaktadır. Unutulmamalıdır ki, çocuk yapma sorumluluğu yalnızca anne ve babaya aittir.

6


Eğer çocuk duygularını, endişelerini ve düşüncelerini uygun ortamda ifade edebiliyor, ebeveynler de çocuğu kaygılanmadan dinleyerek onun duygularını sağlıklı olarak kapsayabiliyorsa, çocuk kardeş kıskançlığını kendi hayatı için daha olumlu bir hale çevirebilmektedir. “Belki de iyi anne baba olmak demek mükemmel ve kusursuz olmaya çalışmak değil, çocukların duygularını doğru anda kapsayabilmek ve ihtiyacı olduklarında gereksinimleri oranında yanlarında bulunabilmektir.” Büşra DAĞISTAN Psikolojik Danışman Ispartakule Işık Okulları Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisi Kaynakça Funda Akkapulu Aydın: Çocuk Testlerinin Projektif Açıdan Yorumlanması Eğitimi- Hizmetiçi Eğitim Notları Yard. Doç. Dr. Neslihan Zabcı: Projektif Testler Eğitimi – Hizmetiçi Eğitim Notları

7


8

Ilkokul ortaokul bülten kardeş kıskançlığı nisan 2014  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you