Issuu on Google+

B‹L‹M‹N UFKU SONSUZ

AHMET BURAK: “Ifl›k, nesilleri kucaklayan bir camiad›r.” ‹STANBUL’DA B‹R DÂH‹: DAL‹ ÖZGÜRCE GÜLÜMSEME: ORTODONT‹ ‹DEAL CUMHUR‹YET KÖYÜ GÖLLER ÜLKES‹ ‹SV‹ÇRE

11.10


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 3

BAfiYAZI

De¤erli Ifl›kl›lar, D

ergimizin yeni say›s› sizlere ulafl›rken yeni bir e¤itim-ö¤retim y›l›na daha bafllam›fl oluyoruz. 122 y›ll›k köklü geçmifliyle Feyziye Mektepleri Vakf› Ifl›k Okullar›, anaokulundan üniversiteye uzanan e¤itim misyonuyla, ça¤dafl nesillerin yetiflmesine öncülük ediyor. Ard›nda hiçbir sermaye gücü ve holding bulunmayan vakf›m›z, tek amac› olan ça¤dafl, Atatürkçü ve laik cumhuriyetin öncü e¤itim kurumu olma özelli¤ini 122 y›ld›r sürdürüyor. Bu misyonunu da “e¤itimden ald›¤›n› e¤itime verme” anlay›fl›yla gerçeklefltiriyor. FMV Ifl›k Okullar› gücünü Cumhuriyetimizden al›yor. E¤itimden ald›¤›n› e¤itime veren Vakf›m›z ve Okullar›m›z, Türkiye’nin gelece¤ini ayd›nlatacak en önemli gücün iyi e¤itim alm›fl bireyler oldu¤u gerçe¤inden yola ç›karak Ifl›k Üniversitesinde %30 ve Ifl›k Okullar›nda %10 oran›nda burs olana¤›yla e¤itimin yayg›nlaflmas›na da katk› sa¤l›yor. Vakf›m›z›n ve okullar›m›z›n “Önce iyi insan yetifltirmek” anlay›fl›n›n bir sonucu olarak e¤itimi sadece bilgi aktar›m› olarak görmüyor; bireyin çok yönlü gelifliminin sa¤land›¤› bir ortam ve imkânlar bütünü olarak de¤erlendiriyoruz. Klasik ö¤renim önce ders, sonra s›nav anlay›fl›yla iflliyor ama hayatta önce s›nav yaflan›yor sonra da o s›navdan ders ç›kart›l›yor. ‹flte bu gerçekle çocuklar›m›z› hayat› tüm yönleriyle kavrayabilecekleri donan›mlara sahip olarak yetifltirmeyi ça¤dafl e¤itimin bir gere¤i olarak görüyoruz.

E¤itim – ö¤retim anlay›fl›m›zda; analitik düflünebilen, bilgiyi birlefltirip yeniden üretebilen, araflt›r›c›, sentez yetene¤ine sahip, cumhuriyetin de¤erlerinin bilincine varm›fl bireyler yetifltirirken onlar›n ayn› zamanda spor, sanat ve kültür gibi alanlarda da alg›lar› geliflmifl ve donan›ml› olmalar›na önem veriyoruz. Bunu gerçeklefltirmek için, geliflim ve yenilikleri “süreklilik” içinde ele ald›¤›m›z dört kampüsümüzde de “çevre” koflullar›na büyük özen gösteriyoruz. Kampüslerimizde çocuklar›m›z›n do¤ayla bütünleflece¤i, pek çok sporu yapabilece¤i, sanat ve kültür etkinliklerini yaflayabilece¤i entegre bir ortam› sa¤lamak için çal›fl›yoruz. Ifl›k Üniversitesi fiile Kampüsü de bu anlay›flla “bafltan bir üniversite kampüsü” olarak tasarland› ve ö¤rencilerimizin her türlü sosyal ve kültürel ihtiyaçlar›n› karfl›layabilecekleri bir “sosyal yaflam alan› kompleksi” olarak hayata geçirildi. Niflantafl› Kampüsünde açt›¤›m›z Galeri Ifl›k Teflvikiye’yi de çok de¤erli sanatç›lar›n eserlerinin sergilendi¤i bir mekân olmas›n›n yan› s›ra Ifl›k Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin katk›lar›yla etkin kullan›ml› bir sanat mekân› olarak tüm sanatseverlere “sanat için buluflma” ortam› sa¤layarak yaflatmak arzusunday›z. Yeni e¤itim – ö¤retim y›l›nda da, okullar›m›z e¤itim, bilim, sanat, kültür ve spor alan›nda donan›ml› ve “önce iyi insan” olan ö¤rencileri yetifltirme misyonunu sürdürecektir.

Dr. Murat B‹NARK Feyziye Mektepleri Vakf› Yönetim Kurulu Baflkan›

Sayg› ve sevgilerimle.

3


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 4

FMV KÜLTÜR SANAT

“‹yi insan” eyziye Mektepleri Vakf› Ifl›k Okullar› “önce iyi insan yetifltirmek” anlay›fl›yla, ö¤rencilerinin hayata çok boyutlu bir alanda haz›rlanmas›na büyük önem veriyor. ‹nsan ruhunun ve alg›s›n›n geliflmesindeyse kültürel etkinliklerin, sanat›n her kolunun ve müzi¤in büyük önemi buluyor. Çünkü estetik alg›n›n geliflmesi, bireylerin “duygusal zekâ” geliflimlerine do¤rudan katk› sa¤l›yor. Bu gerçeklikten yola ç›kan FMV Ifl›k Okullar›, hem ö¤rencilerini hem de tüm sanatseverleri kapsayan etkinlikleriyle sanata aç›l›mlar sa¤layan bir misyonu da hayata geçiriyor. Bu aç›l›mlarda Ifl›k Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi de önemli bir paya sahip bulunuyor.

F El Dekorlu Porselenler Sergisi

Hülya Günel - Sait Günel Sergisi

Sait Günel’in sergiden bir resmi.

4

Özgün sergiler Ifl›k Okullar› sanat buluflmalar›nda, özgün ve önemli sergilerle de dikkat çekiyor. 2008 y›l›nda bu sergiler içinde “El Dekorlu Porselenler” sanatseverlerin büyük be¤enisini kazand›. Bin y›l› aflan geçmifliyle porselen, insan yaflam›ndaki esteti¤in flekillendi¤i ve geliflti¤i en eski ürünler aras›nda yer al›yor. Porselenin dekorlanmas›, onun üretimindeki en anlaml› son aflamay› ifade ediyor. Dekorlanmayla porselen farkl›lafl›yor, kimli¤ini kazan›yor, özellefliyor. Porselenin elle dekorlanm›fl hâliyse en özgün biçimi oluflturuyor, onu “tek” ve “farkl›” k›l›yor. Ancak günümüzde porselenlerin ancak yüzde biri elle dekorlan›yor. Elma Sanat Atölyesi sanatç›lar›n›n eserlerinin yer ald›¤› “El Dekorlu Porselenler Sergisi” bir yandan sanatç›lar›n özgün bak›fllar›n›, di¤er yandan geçmiflin izlerini aktaran esteti¤iyle sanatseverlerin zevk ve be¤eniyle izledi¤i bir etkinlik olarak gerçekleflti. 2008 y›l›nda Ifl›k Lisesi Sanat Galerisinde bir di¤er önemli etkinlik de “Hülya Günel – Sait Günel Sergisi” oldu. Sait Günel’in resimlerinde hissedilen renk ve anlam coflkusu, Hülya Günel’in seramiklerinde de görülüyordu. Farkl› tarzlara sahip sanatç›lar›n eserlerindeki ortak özellik estetik zenginli¤i olarak ortaya ç›k›yordu. Sanatseverlerin ilgiyle izledi¤i sergiler bunlarla da kalmad›. Ifl›k Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ö¤retim üyelerinin eserlerinden oluflan “Yolu Ifl›ktan Geçenler 2” sergisi de resim sanat›nda önemli yer tutan pek çok de¤erli sanatç›n›n eserlerini bir araya getiren sanat etkinli¤i olarak dikkat çekti. Sanatseverler bu karma sergide çok boyutlu bir resim esteti¤ini birarada izleme f›rsat› buldular.


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 5

sanatla var oluyor Galeri Ifl›k Teflvikiye aç›ld› Feyziye Mektepleri Vakf› Ifl›k Okullar›, 2008 y›l›nda Niflantafl›’na son derece özgün mimarisi, genifl ve çok amaçl› kullan›m özellikleriyle Galeri Ifl›k Teflvikiye’yi de kazand›rd›. 300 metrekarelik kullan›m alan›yla Galeri, Niflantafl›’n›n sanat ortam›na yepyeni bir ›fl›k sundu. Galeri Ifl›k Teflvikiye, d›flar›dan da izlenebilen biçimde gerçekleflen mimarisiyle ayn› zamanda Feyziye Mektepleri Vakf› Ifl›k Okullar›n›n “d›flar›ya aç›lan yüzü” özelli¤ini tafl›yor. Balkan Naci ‹slimyeli Galeri Ifl›k Teflvikiye’de Galeri Ifl›k Teflvikiye’nin aç›l›fl› da önemli sanat etkinli¤ine ev sahipli¤i yaparak gerçekleflti. Balkan Naci ‹slimyeli’nin “Makas-Psikoj” sergisi, sanatç›n›n tümünü 2008 y›l›nda gerçeklefltirdi¤i son eserlerini kaps›yordu. Sergide sanatç›n›n tuval üzerine kar›fl›k teknikle gerçeklefltirdi¤i 30 yap›t› yer ald›. Galeri Ifl›k Teflvikiye, Balkan Naci ‹slimyeli’nin bilinçalt›n›n tutkular, yasaklar, korkular ve umutlarla yo¤rulmufl tarihsel karmaflas›n› bir seyir defteri biçiminde sundu¤u çal›flmalar› için özel bir katalog da haz›rlad›. Uluslararas› Bask›resim Bienali Galeri Ifl›k Teflvikiye, Eylül ay›nda da IMOGA taraf›ndan gündeme getirilen ve Ifl›k Üniversitesiyle birlikte organize edilen uluslararas› bir etkinli¤in bafllang›ç noktas› oldu. ‹stanbul’un ilk Uluslararas› Bask›resim Bienali, 19 Eylül – 18 Ekim tarihleri aras›nda Galeri Ifl›k Teflvikiye’de sergileniyor. 59 ülkeden 824 sanatç›n›n kat›l›m›yla gerçekleflen bienalde, 1704 özgün eser aras›ndan seçilen 339 özgün bask›resim yer al›yor. Bienalde, Ifl›k Üniversitesi Ödülü’nü Japonya’dan Tomoya Uchida; ‹MOGA Ödülü’nü Bulgaristan’dan Dimo Kolibarov; Feyziye Mektepleri Vakf› Ödülünü’yse ABD’den Onnik Karanfilian ald›. 20 Eylül – 20 Ekim tarihleri aras›nda Befliktafl Belediyesi Ça¤dafl Mustafa Kemal Kültür Merkezinde de sergilenmekte olan bienal ayr›ca 16 fiubat – 15 Mart 2009 tarihleri aras›nda Çankaya Belediyesi Ça¤dafl Sanatlar Merkezinde Ankaral› sanatseverlere ulaflacak.

Teflvikiye’nin yeni sanat mekân›: Galeri Ifl›k Teflvikiye

Balkan Naci ‹slimyeli Sergisi

Kültür baflkentinde sanat›n ›fl›¤›! Feyziye Mektepleri Vakf› Ifl›k Okullar› ve Ifl›k Üniversitesi sanata verdi¤i önem ve yapt›¤› katk›yla 2010 y›l›nda Avrupa kültür baflkenti olan ‹stanbul’da sanat›n ›fl›¤›n› yükseltiyor; sanatseverlerin, ö¤rencilerimiz ve genç nesillerin sanatla buluflmalar›na aral›ks›z katk› sa¤l›yor. Sanat Ifl›k’la, Ifl›k’ta yaflamay› sürdürüyor. Bask›resim Bienali: Tomoya Uchida’n›n bir çal›flmas›.

5


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 6

FMV DO⁄A

Feyziye Mektepleri Vakf› Ayaza¤a Kampüsü Botanik Seras›

Güçlü VARLIK Y. Peyzaj Mimar›

6

yaza¤a Kampüsünde, Feyziye Mektepleri Vakf›n›n köklü e¤itim gelene¤inde, çevre bilincinin ve do¤aya verdi¤i önemin bir göstergesi olarak kurulan botanik seras› yer al›yor. Sera binas›; Lale a¤ac›, Manolya, Erguvan, Sedir, Göknar gibi birçok özel türleri ve yeflil alanlar›yla bir korulu¤u and›ran kampüsün giriflinde bulunuyor. Yap›m›na 1997 y›l›nda proje-tasar›m çal›flmalar›yla bafllanan ve 1999 y›l›nda faaliyete geçen sera binas›, 250 metrekarelik kapal› alan üzerine kurulmufl olup yap›s›nda 60 tür ve 300 bitkiyi bulunduruyor. Seran›n mimari planlamas›nda bitki geliflimi dikkate al›narak binan›n uzay çat›s› flekliyle ›fl›k geçirgenli¤i artt›r›ld› ve farkl› bir konsept ortaya kondu. K›fl aylar›nda alan›n ›s›t›labilmesi için de özel fanl› sistem kuruldu. Seradaki bitkilerin planlamas›; kar›fl›k türler bölümü, kaktüs grubu bitkiler bölümü, e¤reltiler, ilksel türler bölümü ve su grubu bitkileri bölümü olarak düzenlenmifl durumda. Her bitki türü için özel olarak haz›rlanan top-

A

rak kar›fl›mlar›yla bitki adac›klar› oluflturulmufl durumda. Seran›n ortas›ndaysa nem oran›n› art›rmas› için 3 metrekarelik bir süs havuzu bulunuyor. Böylece, ender bulunan bitki ve çiçeklerle tropik bir mekân yarat›l›yor. Serada yer alan ilgi çekici ve görülmeye de¤er bitki türleri içinde Avocado (Avokado), Musa musa (Muz a¤ac›), Hibiscus rosa sinensis (Japon gülü), Nepenthes coccinea (Böcek kapan), Platycerium bifucartum (Geyik boynuzu), Bougainvillea glabra (Rodos gülü), Ficus elastica decora (Kauçuk), Nymphaea alba (Nilüfer) say›labilir. Sera binas›nda, düzenlenen botanik dersleriyle ö¤rencilere ‘bitkisel materyal’ hakk›nda temel bilgiler veriliyor ve projelerine destek sa¤lan›yor. Sera ziyaretçileri içinse verdi¤i pozitif enerjiyle ve fantastik atmosferiyle bir mutluluk arac› oluyor. Sera alan›nda, kampüsteki hasta ve bak›ms›z bitkilere de ayr› bir bölümde özel bak›m ifllemleri uygulan›yor.


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 7

E⁄‹T‹MC‹ GÖZÜYLE

Türkiye’nin e¤itim sorunlar› Erdo¤an Bozdemir FMV Özel Erenköy Ifl›k Lisesi Müdürü

¤itim, tüm dünyada -geliflmifl ülkeler dâhil- mükemmeli bulma konusunda üzerinde araflt›rma ve çal›flmalar yap›lan bir olgudur. Ayr›ca e¤itim, sadece okullarda verilenlerle s›n›rl› bir kavram olmay›p insan›n tüm yaflam› boyunca devam eden bir süreçtir. Aileden bafllayan bu süreçte kifli, okul ortam›nda formal metotlarla geliflmekte, ifl yaflam›nda hizmet içi e¤itimlerle desteklenmekte ve kazand›¤› deneyimlerle mükemmelleflmektedir.

E

Ülkemizde, ilkö¤retim, ortaö¤retim ve yüksekö¤retimin birbirini takip eden birer basamak olarak kuruluflu ve yap›lanmas› 19 ve 20. yüzy›llarda gerçekleflmifltir. Bilindi¤i gibi ilkö¤retim, temel kavramlar›n ö¤renildi¤i, günlük yaflam› kolaylaflt›rmak, gözlemlerden sonuç ç›karmak, soyut ve somut kavramlar› birbirinden ay›rmak için yap›land›r›lm›fl bir basamakt›r. Ortaö¤retimse; modern insan›n temel ihtiyaçlar›ndan olan kültürün geliflmesine katk› sa¤lamak amac›yla belirli bir yafl grubuna ve temel e¤itimini tamamlam›fl kimselere hitap eder. Ortaö¤retim yafl grubundaki bir insana, karmafl›k beceriler gerektirmeyen mesleki bilgi yüklemek de mümkündür. Yüksekö¤retimse mesleki e¤itimin üst seviyelerde flekillendi¤i, karmafl›k kavramlar›n kendi alanlar›nda uzman akademik kadrolarla verildi¤i, formal e¤itimdeki son basamak olarak görülebilir. Bundan sonra yap›lacak e¤itimlerse bir konuda usta (master) veya üstat (doktora) olabilme ve hatta insan yetifltirmek üzere yetki verilme aflamalar›d›r. Bu e¤itim basamaklar›n›n belirtilen tan›mlar›na uygun e¤itimlerinin ülkemizde tam olarak yap›ld›¤›n› söylemekse biraz fazla iyi niyetli bir yaklafl›md›r. Ülkemizde yap›lan, e¤itimden çok ö¤retim a¤›rl›kl› bir süreçtir. Hayata ve günlük yaflama dair e¤itim ve ö¤retim dengesinin kuruldu¤u bat› ülkelerinde zaman zaman çeflitli nedenlerle e¤itime giden ö¤rencilerimizin, özellikle fen bilimlerinde, bat›l› yafl›tlar›na göre çok daha iyi seviyelerde oldu¤u çok s›k rastlanan bir durumdur. Buna karfl›l›k, s›n›flarda ö¤retmenlerin s›n›f yönetiminde hemen hemen hiç sorun yaflamad›klar›, disiplin olaylar›n›n bu ülkelerde göçmen statüsünde yaflayan ailelerin çocuklar›nda çok daha s›k yafland›¤› da bilinen ve istatistiklerce do¤rulanan bir gerçektir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda toplumsal kültür, aile e¤itimi ve din faktörü ö¤rencilerin e¤itiminde çok önemli olmaktad›r. Anne karn›nda bafllayarak ailede devam eden e¤itim sürecinin, toplumun tüm iletiflim araçlar›yla desteklenmesi, dürüst insan olman›n bir meziyetten çok insan olman›n olmazsa olmaz flart› olarak kabul edildi¤i toplumlarda, lise s›ralar›n-

da s›n›f yönetimi problemi yaflamayan ö¤retmen ve okullar oluflmas›, kurulan e¤itim sisteminde f›rsat e¤itimlerinin her süreçte çok iyi de¤erlendirilmesiyle oluflmaktad›r. Bu nedenle bu ülkelerin hiçbirinde, örne¤in; herhangi bir tip cezaevinin modernli¤inden veya Avrupa’n›n en büyük Adalet Saray›n›n infla ediliyor olmas›ndan övünerek söz edilmemektedir. Ülkemizdeyse, geliflmifl ülkelerin birkaç yüzy›lda yaflad›¤› kültürel de¤iflim sürecinin, cumhuriyetin kurulmas›ndan sonra dar bir zamanda ve her konuda yaflanmas›, e¤itim alan›nda da önemli sorunlar› beraberinde getirmifltir. H›zl› nüfus art›fl›, bölgesel göç hareketleri, ekonomik sorunlar, e¤itim problemlerini Türkiye’nin gündeminde tutmaktad›r. Ülke e¤itimini flekillendirmekle görevli kurulufllar (MEB ve YÖK) yetki ve görev karmaflas›yla u¤rafl›rken uzun bir süredir kaç›r›lan ö¤retmen/ö¤retim eleman› yetifltirme sorunu 盤 gibi büyümektedir. Avrupa’da e¤itim alan›nda en iyiler aras›nda yer alan Finlandiya ve Hollanda’n›n baflar›s›n›n alt›nda, ö¤retmen yetifltirmeye verdikleri önem yatmaktad›r. Avrupa ülkelerinde, e¤itimde gelece¤e yönelik planlamalarda, ifl dünyas›n›n kat›l›m› mutlaka aranmaktad›r. Bu nedenle ilkö¤retim sonras› meslek okuluna yönelimin % 70 civar›nda oldu¤u Avrupa’n›n tersine, ülkemizde liseye yönelim % 6570’ler civar›ndad›r. Üniversite kap›s›nda her y›l gittikçe artan bir flekilde büyüyen y›¤›lma, 12 y›ll›k zorunlu e¤itimin konufluldu¤u s›rada, daha önceki y›llarda sözü edilmeyen OKS ve flimdi de SBS s›navlar›yla dershane sektörünü büyütmüfltür. Türkiye’de yap›lan OKS (gelecek y›l SBS) olarak bilinen s›navlardan sonra, bu gidiflle ilkö¤retimin alt basamaklar›na yönelecek dershane sektörü, flimdiki dokuz milyar dolarl›k olan hacmini çok daha yüksek rakamlara ulaflt›racakt›r. Velilerin büyük bir k›sm›n›n, “iyi bir okul” slogan›yla dershane ve özel ö¤retmen kap›lar›ndaki mücadelesi, asl›nda “iyi ö¤rencilerin topland›¤› okul” fleklinde olmal›d›r. Bu durumda, flimdiye kadar yap›lan OKS s›navlar›nda ülkenin ilk 500, hatta ilk 200’ünden ö¤renci alan okullar›n da ÖSS baflar›lar›n› mutlaka irdelemeleri gerekmektedir. % 100 baflar›l› ö¤rencilerin al›nd›¤› liselerin mezunlar›, acaba ayn› baflar›y› gösterebiliyorlar m›? Sonuç olarak; s›navla yar›flma alan›nda dünyan›n en deneyimli ülkesi haline gelen Türkiye’nin OKS ve ÖSS s›navlar›nda yüksek puanlar alarak ilk s›ralara yerleflen ö¤rencilerinin ifl hayat›ndaki baflar›lar› nas›ld›r acaba? Ö¤rencilerimizi e¤itim basamaklar›nda hayata ne kadar haz›rl›yoruz? Ya da insan iliflkilerinde ne kadar baflar›l›y›z?

7


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 8

‹Ç‹M‹ZDEN B‹R‹

Ahmet Burak: “Ifl›k, nesilleri kucaklayan bir camiad›r” Giray KARANLIK Yazar - Araflt›rmac› Sevil KARACIK FMV ve Ifl›k Okullar› Kültür Sanat Yöneticisi

hmet Burak, dünyan›n en büyük içecek firmas› olan Coca Cola’n›n Türkiye bölüm baflkan› olarak görev yap›yor, üst düzey yönetici olarak dünya çap›nda yönetsel baflar›lara imza at›yor. 1972 Ifl›k Lisesi mezunu olan Burak, Feyziye Mektepleri Vakf›nda da 2000-2007 y›llar› aras›nda mütevelli heyet üyesi olarak görev yapt› ve kurumun iflleyifline katk›larda bulundu. Biz de Ahmet Burak’la ifl yaflam›ndaki baflar›lar›n›n s›rlar›n›, Ifl›k’› ve Ifl›kl› y›llar› konufltuk.

A

Dünyan›n en büyük içecek firmas›n›n Türkiye bölüm baflkan›s›n›z. Genç nesillere ifl yaflam›ndaki baflar›n›z›n alt›n kurallar›n› aktar›r m›s›n›z? Bu sorunun cevab› üzerine say›s›z kitap, makale yaz›l›yor ve baflar›l› oldu¤u toplum taraf›ndan tescillenen kiflilerle yap›lan söyleflilerde de

8

baflar›n›n s›rlar›n›n ana bafll›klar› veriliyor. Birkaç tanesini sayarsak; vizyon sahibi olmak, iyi bir stratejist olmak, zaman› iyi yönetmek, proaktif olmak, sonuç odakl› olmak, tak›m çal›flmas› yapabilmek, ifl yükünü paylaflabilmek ve en önemlisi etik de¤erlere sahip olmak diye özetleyebiliriz. Ancak bence bunlar, zaten bir ifli baflarmak için olmazsa olmazlard›r. Siz bunlar›n içinden kendinizde olanlar› mükemmellefltirip olmayanlar için kendinizi yetifltirmeli ve eksiklerinizi tamamlamal›s›n›z. Bu say›lanlar asl›nda, kurumlar›n hissedarlar›n›n, kurum çal›flanlar›n›n ve kurumla ifl yapan herkesin bekledi¤i konulard›r. Di¤er taraftan, baflar›l› olabilmenin esas s›rr›; 24 saat 7 gün iflinizi severek, onunla yaflayarak, hayal ederek ve düflünerek yapmaktan geçer. Yaln›z bu söyledi¤imden 24 saat, 7 gün sadece iflinizi düflünün ya da iflkolik olun anlam›


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 9

“FMV’nin Türk insan›n›n e¤itiminde çok önemli bir yeri vard›r. FMV Millî E¤itimin laboratuvar›d›r. ‹lk defa Türkçe alfabe Atatürk’ün iste¤iyle FMV Ifl›k ‹lkokulunda bafllam›flt›r.” ç›kmamal›. ‹nsan beyni bilgisayarlardan çok daha karmafl›kt›r, her an her dosyay› di¤er dosyalarla iliflkilendirebilir ve gelifltirebilir. Dolay›s›yla gördü¤ünüz, ö¤rendi¤iniz yeni bir fleyi iflinizle iliflkilendirebilir, hem kendinizi hem de iflinizi gelifltirebilirsiniz ve en önemlisi bunu zevk alarak yapabilirsiniz. ‹fl yaflam›nda, kurum içi e¤itimin hem kifliye hem kurumun geliflmesine katk›s›ndan söz eder misiniz? E¤itim ve ö¤renim yaflad›¤›m›z müddetçe devam edecektir. Okullarda ve üniversitelerde ald›¤›m›z e¤itimler ilerisi için birer temel tafl›d›r. Kurumlarda e¤itimin devam etmesi verimlili¤in artt›r›lmas› aç›s›ndan çok önemlidir. Bu, hem kiflisel ihtiyaçlara hem de kurumsal ihtiyaçlara cevap verecektir. Yaln›z verilecek ya da al›nacak e¤itimin kalitesini, sonuç ve faydalar›n› iyi irdelemek gerekir. E¤itim programlar›, üst düzey yöneticiler taraf›ndan iyice incelenmeli ve mümkün oldu¤u kadar kurumun menfaatlerine uygun olarak minimum zaman diliminde maksimum ö¤renimi sa¤lamal›d›r. Tabii günümüzde art›k bilgisayar ortam›nda al›nabilen etkili e¤itimlerin de mevcut oldu¤unu unutmayal›m. Temel e¤itime dönersek, sizin baflar› öykünüzde Ifl›k Lisesinin yeri nedir? Millî E¤itim, her okula ayn› kitab› okutturuyor ve sonunda da ayn› e¤itim program›ndan sorular soruyor. Bu aç›dan bakt›¤›n›zda bütün okullar ayn›d›r ama FMV Ifl›k Lisesi sadece bir okul de¤ildir; Ifl›k Lisesi, 1886’dan beri süregelen köklü bir kurumdur. Ifl›k Lisesi, ö¤rencilerine aidiyet duygusunu veren, onlara her dönemde genifl çevreler kazand›ran, Türkiye’nin kalburüstü ö¤retmenleri taraf›ndan e¤itim veren, belli bir disiplinde “önce iyi insan” yetifltiren bir kurumdur. Ben de bu kurumda ilkokuldan lise mezuniyetine kadar e¤itim alm›fl flansl› kiflilerden biriyim.

Feyziye Mektepleri Vakf›nda sizin de önemli görevleriniz, çal›flmalar›n›z ve emekleriniz var. FMV’nin gelece¤e yönelik misyonunu ve Türk e¤itim sistemi içindeki yerini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? FMV’nin Türk insan›n›n e¤itiminde çok önemli bir yeri vard›r. FMV, Millî E¤itimin laboratuvar›d›r. ‹lk defa Türkçe alfabe Atatürk’ün iste¤iyle FMV Ifl›k ‹lkokulunda bafllam›flt›r. Bugün FMV Özel Ifl›k Okullar›, Millî E¤itim Bakanl›¤›’n›n yapmak istedi¤i de¤iflikliklerde öncelikle görüflünü ald›¤› önemli bir kurumdur. FMV, kiflilere ba¤l› olmayan, tamamen kurumsallaflm›fl bir e¤itim yuvas›d›r. Atatürk’ün ilkokulu olmakla övünen FMV Ifl›k camias› bugün bu çizgisini devam ettirerek ülkemize faydal› olacak iyi insanlar› yetifltirmeyi kendisine vizyon edinmifltir. 122 y›ll›k bir kurumun tarihini gelecek kuflaklara aktarmak, gün ›fl›¤›na ç›karmak da büyük önem tafl›yor. Mert Sandalc› taraf›ndan 4 y›lda haz›rlanan Feyz-i S›byandan Ifl›k’a kitab›n›n oluflum sürecine önemli destek verdiniz. Bu kitab›n anlam›ndan ve ortaya ç›k›fl serüveni s›ras›nda yaflad›klar›n›zdan da söz eder misiniz? Öncelikle de¤erli araflt›rmac› Mert Sandalc›’n›n yine benim kufla¤›mdan bir Ifl›kl› olmas›, FMV Ifl›k camias› için büyük bir flanst›r. Bir kurum ancak içinde y›llarca yaflanarak daha iyi anlafl›-

1971 - 1972 Ifl›k Lisesi y›ll›¤›nda Ahmet Burak

9


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 1

‹Ç‹M‹ZDEN B‹R‹

Sizin ve dönem arkadafllar›n›z›n Feyziyeliler Ifl›kl›lar Derne¤inde önemli faaliyetleriniz oldu. Bu süreçten, FID’›n Ifl›k camias› için öneminden ve gelece¤e tafl›nmas› gerekenlerden bahsedebilir misiniz? FID, bizim mezuniyetimizden sonra, s›n›ftaki arkadafllar›m›z›n iflleyifli ele almas›yla önemli bir s›çrama yapt›. Daha sonra FMV yönetiminde görev almaya bafllad›¤›m dönemde FID’›n canland›r›lmas›nda biraz tuzum oldu¤unu da kabul edebilirim. FID’›n varl›¤› ve aktiviteleri Ifl›k camias› için çok önemlidir. Bizler okul zaman›nda bir arada oldu¤umuz kiflilerle y›llar sonra ancak FID vas›tas›yla tekrar bir araya gelebiliyoruz. Biz, 72 mezunlar› olarak bugün hemen hemen tam mevcutla FID web sitesi üzerinden yaz›fl›yor, toplant›lar düzenliyor, resimler paylafl›yor, birbirimizden haberdar oluyoruz.

labilir. Bu aç›dan Mert Sandalc›’n›n yapt›¤› bu ifli di¤er yapt›¤› ifllerden daha fazla sahiplendi¤ini ve kendi özel meraklar›n› da bu vesileyle giderdi¤ini biliyorum. Kendisinin Mustafa Kemal Atatürk’ün de s›ralar›nda okudu¤u okulun fiziki izlerini bulmak için Selanik’te yapt›¤› ola¤anüstü araflt›rmay› ancak o kitab› okuyarak de¤erlendirebilirsiniz. Biz bu kitab› tarihimizi bilelim diye yazd›rd›k ve kitab›n tamam›nda yaz›lanlar› destekleyen belgeler de yer ald›.

“Ifl›kl›lar biliyor ki e¤er biri Ifl›k Lisesinden mezunsa o kifli mutlaka ‘önce insand›r’. Bu yüzden Ifl›kl›lar her f›rsatta birbirine sar›l›r.”

10

Ifl›k’›n yaflam›n›zda önemli bir de¤er oldu¤unu biliyoruz. Sizin için “Ifl›kl› olmak” ne anlama geliyor? Ifl›k Lisesi bugün Türkiye’nin kuflkusuz en büyük ve en köklü okullar›ndan biri. Ifl›kl› olmak hakikaten önemli bir ayr›cal›k, bugün sadece mezunlar derne¤inde 5000 kifli aktif olarak birbiriyle iletiflim içerisindedir. Bu kifliler birbirlerine ifl sahalar› yaratmakta, yeni konular, geliflmeler hakk›nda bilgi al›flveriflinde bulunmaktad›r. Yurt d›fl›nda yaflayanlar bile aralar›nda y›l farklar› olmas›na ve birbirlerini hiç tan›mamalar›na ra¤men sadece Ifl›kl› olduklar› için bir araya gelmekteler. Çünkü bu arkadafllar biliyorlar ki e¤er biri Ifl›k Lisesinden mezunsa o kifli mutlaka “önce insan”d›r. Bu yüzden tüm Ifl›kl›lar her f›rsatta birbirine sar›l›rlar.

Okul dönemi yafl olarak bir insan›n geliflim sürecinde çok önemli bir yer tutuyor. Elbette o döneme ait hat›ralar da haf›zalardan hiç silinmiyor. Sizin için Ifl›kl› y›llar nas›ld›? Silinmeyen an›lardan, arkadafllardan, ö¤retmenlerden bize aktaracaklar›n›z neler olabilir? Elbette unutamad›¤›m olaylar vard›r. Bunlardan biri cumartesi günü (o zamanlar cumartesi ö¤lene kadar okul vard›) matematik imtihan›m›z› erteletmek için bütün s›n›f› ilaçlay›p koridoru bile girilmez hale getirmemizdir. Bu olay, maalesef dokuz arkadafl›m›z›n okuldan uzaklaflt›r›lmas›yla sonuçlanm›flt›r. Bu, o zaman›n disiplin anlay›fl›n› anlatmak aç›s›ndan önemlidir. Bir di¤eriyse daha akademiktir. Sevgili s›ra arkadafl›m Celal fiengör’ün bir pazartesi sabah› matematik dersinden evvel bütün tahtay› 2+2=5 teorisiyle doldurmas› ve matematik ö¤retmenimiz taraf›ndan denklemin üzerinden geçmeden silinmesine bile müsaade etmemesidir. Okul y›llar›ndan bu yana sporla iç içe oldu¤unuzu biliyoruz. ‹yi bir basketçi ve okul tak›m›n›n kaptan› olarak Ifl›k Lisesinin tarihinde de yeriniz var. O sporculuk an›lar›n› da genç kuflaklar bilmeli diye düflünüyoruz. Spor benim bütün okul hayat›mda vard› ve hâlâ da devam ediyor. Benim en de¤erli an›m, 19 May›s 1971 y›l›nda bütün ‹stanbul okullar›n›n önünde Türk gençli¤ini sembolize eden genç olarak Türk bayra¤›n› tafl›mamd›r. Di¤er taraf-


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 11

tan okul tak›m kaptanl›¤›n› yapmam benim için büyük bir flereftir, o günlerde okul içinde ald›¤›m kupalardan baz›lar› hâlâ evimde bafl köfleyi süslüyor. Bizim o zamanki en büyük baflar›m›z ‹stanbul üçüncülü¤ünü k›l pay› kaç›rmam›zd›. Tabii bunda en önemli etken, rakiplerimizin bizden yafl olarak en az 2-4 yafl büyük olmalar›yd›. Zira bizim o dönemimizde Ifl›k’ta ‹ngilizce haz›rl›k s›n›f› yoktu ve s›n›fta kal›nca okuldan uzaklaflt›rma vard›. Burada spor hocam›z efsanevi Osman fiengül’ü de hat›rlamadan geçmek olmaz. Spor denince; Ifl›k Lisesinin renkleri sar› lacivert! Ama sizin sar› k›rm›z›ya olan tutkunuzu da biliyoruz. Biraz da o renklerin tutkusundan bahsedelim mi? FMV tarihi aç›s›ndan önemli bir soru sordunuz. Asl›nda FMV’nin renkleri sar› mavidir. Bu geçmifl y›llar›n y›ll›klar›nda net olarak görülüyor. Her nas›lsa bu renkler daha sonraki y›llarda logo de¤iflimiyle birlikte koyulaflt›r›lm›flt›r. Peki Galatasarayl›l›k ve Galatasaray tutkunuz nereden geliyor? Galatasaray Kulübünde kongre üyesiyim ve ayn› zamanda Galatasaray Pazarlama A.fi. de yönetim kurulu baflkan vekiliyim. Tabii herkesin hayat›nda bir tutkusu, bir hobisi oluyor. Benim hayat›mda da Galatasaray›n önemli bir yeri var.

di. Yani tribün ayr›m› yoktu. Yaklafl›k 25 kiflilik bir grupla maçlara, Fenerbahçe – Galatasaray derbilerine giderdik. Grubun yar›s› Fenerbahçeli, di¤er yar›s› Galatasarayl› olurdu. O maçlardan hâlâ konufltu¤umuz, flakalaflt›¤›m›z çok güzel hat›ralar›m›z var. O dostluklar›n ilerde, ifl yaflam›nda yans›malar› nas›l oluyor? Ifl›k Lisesinin misyonu, idealleriyle yetiflmek ve okul döneminde ayn› çizgide düflünmek, geliflmek çok önemli bir faktör. Bizim jenerasyondaki arkadafllar›m›za bakt›¤›m›zda, bugün çok baflar›l›, kendine, çevresine ve ülkesine önemli konularda faydalar› dokunmufl kifliler olduklar›n› görüyoruz. Bugün o arkadafllar›m›z›n büyük ço¤unlu¤uyla görüflüyoruz. Aradan 40 sene geçse de o zamandan kalan arkadafll›k; birbirini en samimi, en insan hâliyle tan›yor olmak; o insan›n özünü tan›yor olmak hiç kopmayacak bir dostlu¤u ortaya ç›kar›yor. Bugünse iletiflim araçlar›, buna daha da büyük olanaklar sa¤l›yor. Genç nesiller bu dostluklar›n ve bu özün; ayn› dili konuflman›n ifl yaflam›na da önemli faydalar› oldu¤unu göreceklerdir. Bu ba¤› sürdürmeleri gerekiyor.

Bu tutku ne zaman bafllad›, Ifl›k’ta nas›ld›? Benim Galatasarayl› olmam befl – alt› yafllar›nda; Turgay fieren’in, Metin Oktay’›n dönemlerine rastl›yor. Tabii çevrenin de etkisi var ama o futbolcular›n ön planda olmas› bunda etkili olmufltur. Lise y›llar›ndaysa bizim s›n›f›m›zda bir Fenerbahçe – Galatasaray dengesi vard›. Ayr›ca, küçük de olsa Befliktafll› ve ateflli bir grup da bulunuyordu. Dolay›s›yla lise y›llar› hararetli ve e¤lenceli geçmifltir. O dönem maçlara beraber gidilirdi ve maçlar beraber izlenir-

Ifl›k’ta bu dostluklar nesillere yans›yor ve nesiller boyu da sürüyor. Sizin de çocuklar›n›z Ifl›kl›. Mutlu oldu¤unuz bir kurumu ve en iyisi oldu¤unu düflündü¤ünüz bir ortam› en sevdi¤iniz insanlar için de düflünüyorsunuz, öneriyorsunuz. Bu sadece aile için de¤il arkadafllar›n›z için de geçerli olabilir. Ben hem k›z›m› hem o¤lumu Ifl›k’ta okuttum. Ama güzel bir tesadüf olarak benim s›n›f arkadafllar›m›n çocuklar› da ayn› yafllarda oldu ve onlar da çocuklar›n› Ifl›k’ta okuttular. Benim s›n›f arkadafllar›m›n çocuklar› benim çocuklar›mla s›n›f arkadafl› oldular. Ifl›k, kökleri güçlü, süreklili¤i olan bir camia… Kuflaklar› kucaklayan bir camia...

2004 Sultanahmet Meydan›

2008 Befliktafl

2004 ve 2008 Olimpiyatlar› öncesi, dünyay› dolaflan olimpiyat meflalesi ve atefli ‹stanbul’da ifladamlar› ve sporcular taraf›ndan Avrupa’dan Asya’ya tafl›nd›. Olimpiyat meflalesini tafl›yanlar aras›nda Ahmet Burak da yer al›yordu.

11


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 12

KAPAK

Bilimin ufku

sonsuz Giray KARANLIK Yazar - Araflt›rmac›

Uygarl›¤›n bugün ulaflt›¤› düzey, bize hem ça¤dafl de¤erleri hem de bilginin genifl ufuklar›n› sunuyor. Ça¤›m›zda bilgi her gün müthifl bir h›zla ço¤al›yor, kendini büyütüyor. Bilginin geniflleyen ufku hayat›m›z› kolaylaflt›r›yor, dünyay› ve evreni daha iyi anlamam›z› sa¤l›yor. Bu bilgi birikiminin köklerine indi¤imizde, onu üretmemizi sa¤layan unsurun, insan›n içinde hiç tükenmeyen “bilimsel merak” oldu¤unu görüyoruz. Galileo 400 y›l önce yapt›¤› teleskopuyla gökyüzüne bakt› ve evreni anlaman›n yolunu açt›. 2009’da onun gökyüzüne bak›fl›n›n ve modern astronominin do¤uflunun 400. y›l›n› kutlayaca¤›z.

nsanl›k tarihi, tutuculu¤un, dogmalar›n ve hurafelerin karfl›s›nda bilimsel merak›n ve bilimin yaratt›¤› ayd›nlanman›n tarihi olarak da flekilleniyor. Bilimin zaferi ve ayd›nl›¤› da ça¤dafl uygarl›¤› do¤uruyor. Uygarl›¤›n bugün ulaflt›¤› seviyeye bakt›¤›m›zdaysa, son yüzy›llarda kat edilen yol, önceki biny›llar›, on y›llara indirecek oranda h›zlanm›fl gözüküyor. Bugün insanl›¤›n ulaflt›¤› uygarl›k seviyesinin temelinde, insan›n “bakmak”, “görmek”, “bilmek” konusundaki sonsuz arzusu yat›yor. Tabular›, dogmalar› y›kan, bilimin ›fl›¤›… Çünkü bilim, evrenin diliyle konufluyor. Evrenin diliyse, fizik, kimya, biyoloji, matematik, geometri, astronomi gibi pozitif bilim alanlar›n›n bileflkesinden baflka bir fley de¤il.

Pozitif bilimin “harikalar dünyas›” ‹nsano¤lu pozitif bilimle bak›yor, görüyor, keflfediyor, anl›yor. Bugün e¤er pozitif bilimlere “evreni anlamam›z› sa¤layan en e¤lenceli, en muhteflem ak›l oyunu” olarak bakabilirsek, insana nefle ve heyecan veren en muhteflem olgu-


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 13

nun pozitif bilim oldu¤unu kolayca kavrayabiliriz. Çünkü bilim, tan›flt›kça daha çok e¤lenceli hâle geliyor! Mesela sadece “kütle çekim kuvvetinin” bir atomdan, kocaman bir kâinata; günefl sistemine; her biri birbirinden farkl› ve özel gezegenlere; y›ld›zlara, galaksilere kadar ortaya koyduklar› birbirinden de¤iflik oluflumlar, onlar›n renk cümbüflü, kendi içindeki kurgusu, bu kurgu içinde her an yeni bir fley bulman›n, merak etmenin, ö¤renmenin keyfi neyle de¤iflilebilir ki? Ifl›k h›z›n› ve gökyüzündeki y›ld›zlar›n mesafelerini bildi¤imizde; gökyüzündeki her y›ld›z›n çok farkl› uzakl›kta oldu¤unu; o an bize ulaflan her y›ld›z›n ›fl›¤›n›n binlerce, on binlerce y›l öncesinden yola ç›kt›¤›n› ve o zaman› bize tafl›d›¤›n› anlad›¤›m›zda; asl›nda her biri

Galilei Galileo

farkl› zamandan bize gelen ›fl›klarla, y›ld›zl› bir gökyüzünün asl›nda bir zaman labirenti, bir farkl› zamanlar resmi oldu¤unu bildi¤imizde, heyecan›m›z daha farkl›laflm›yor mu? ‹flte bilim bize böyle o kadar çok heyecan sunuyor ki... Tan›flt›kça, “bildikçe” onun çekicili¤inden vazgeçmek art›k mümkün olam›yor. Bugün bilimin vard›¤› aflamada pek çok bilim insan›n da eme¤i var. Ancak mikro kozmostan makro kozmosa, evrenin çözülen s›rlar› ve bilimin ayd›nlanmas›nda bir bilim insan›n›n yeri oldukca önem tafl›yor. Çünkü o, özellikle astronomide geliflmenin yolunu açan kifli. Onun ismi Galilei Galileo…

400 y›l önce... ‹nsan›n kendini bildi¤inden beri gökyüzüne bakt›¤›n› söylemek yanl›fl olmaz. Bir yandan onu anlamaya çal›fl›rken, bir yandan da ondan ürktü. Gezegenleri, y›ld›zlar›, ay›, günefli tanr›laflt›rd› ilk zamanlarda. Sonra düflüncesinde dünyay› ve kendini merkeze koydu, ta ki gerçek “aç›kça” görülünceye kadar. Onu gösteren bilim insan› da Galileo oldu. 16. yüzy›lda; ikinci yüzy›lda yaflam›fl Yunanl› gökbilimci Cladius Ptolemaios’un Aristoteles’in ‹.Ö. dördüncü yüzy›la ait düflünceleri üzerine kurulmufl sistemine inan›yordu. Bu sistemde “yer” evrenin hareketsiz sabit merkeziydi. Etraf›n› saran, birbiri içine geçmifl kristal

Galileo teleskopuyla gökyüzüne bak›yor ve Kopernikus’un tezlerini kan›tl›yordu. Teleskopuyla gördü¤ü ve gösterdi¤i Günefl’in lekeleri, Jüpiter’in uydular› gökyüzündeki her fleyin dünyan›n etraf›nda döndü¤ü tezini yerle bir ediyordu. Bu bilimsel ispat›n o dönem karfl›l›¤›; engizisyonda yarg›lanmakt›. Dünya tarihindeyse; ismini sonsuza kadar bilimin öncüleri aras›na yazd›rmak...

Galileo’nun teleskoplar›ndan biri...

13


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 14

KAPAK

‹nsan›n dünya d›fl›na ilk yolculu¤u Ay’a oldu.

gökkürelerin tafl›d›¤› Günefl, Ay, o zaman bilinen befl gezegen ve bütün y›ld›zlar yerin yani dünyan›n çevresinde dönmekteydi. Yani evrenin merkezine dünyay›, dünyan›n merkezine de kendini koymufltu insano¤lu. Bu sistem, kilisenin de resmî görüflü ve evreni anlat›fl›nda önemli bir arac›yd›. Ancak bu görüfle karfl› görüflü ilk dile getiren de bir Polonyal› Katolik din adam› Nicolaus Kopernikus oldu. “Gökkürenin Devirleri Üzerine” adl› kitab›nda dünyan›n güneflin etraf›nda döndü¤ünü ilk o yazd›. Ancak Kopernikus’un yazd›klar› görülmezden gelerek geçifltirildi. 16. yüzy›l› hayal edin, bugün sahip oldu¤umuz iletiflim, ulafl›m teknolojilerinden hiçbirine sahip de¤ildi insano¤lu. Dolay›s›yla bu görüfl kolayca etkisizlefltirilebiliyordu. Üstelik Kopernikus, say›s›z gözlem ve matematik hesap yapmas›na ra¤men bir somut kan›t sunmuyordu eserinde. ‹flte bunu de¤ifltiren Galilei Galileo oldu. Yapt›¤› teleskopuyla güneflin lekelerini, Jüpiter’in uydular›n› insanlar›n “gözleri önüne” serdi. fiimdi aç›kça görülüyordu ki Dünya ve gezegenler güneflin etraf›nda dönüyor!

Bilim engizisyonda yarg›lan›yor! Galileo’nun görüflleri Katolik kilisesi taraf›ndan elbette kabul görmeyecekti. Bu görüfller “sapk›nl›kt›”. Galileo’nun gerçe¤i; dini ve inanc› elinde tutan bir ruhban s›n›f›na göre “fleytan›n ifliydi”, dine hakaretti. Sonuçta Galileo’yu korkunç bir “yarg›lama” bekliyordu. Bu yarg›lama makam›n›n ad›ysa, her türlü iflkencenin ve eziyetin merkezi olan bir korku tünelinin ucundaki engizisyondu. Engizisyonda yarg›lanan Galileo, çaresizlik

14

fiimdi uzayda gözlerimiz var ve daha iyi görüyoruz!

içinde, iflkenceden ve yak›larak ölümden kurtulmak için dünyan›n sabit durdu¤una, gökyüzündeki her fleyin, güneflin, ay›n, gezegenlerin ve y›ld›zlar›n da dünyan›n etraf›nda döndü¤üne dair görüflü kabul etti¤ine ve aksini iddia etmeyece¤ine dair belgeyi imzalamak zorunda kal›yordu.

“Eppur si muove” Ancak Galileo, engizisyon rahiplerinin uzatt›¤› belgeyi imzalamak için aya¤a kalkt›¤›nda gökyüzüne bak›p aya¤›n› yere vuruyor ve yavaflça f›s›ld›yordu: “Eppur si muove”: “Ama yine de dönüyor!” Evet, dünya dönüyordu üstelik de güneflin etraf›nda. Hangi belge imzalat›l›rsa imzalat›ls›n, hangi bask› uygulan›rsa uygulans›n bilimin ortaya koydu¤u, ispatlad›¤› gerçe¤i yok saymak art›k mümkün de¤ildi. Elbette bilimin alaca¤› yolu da… 2009 Dünya Astronomi Y›l› 2009 Galilei Galileo’nun teleskopuyla gökyüzüne bak›fl›n›n 400.y›l›. Uluslararas› Astronomi Birli¤i (IAU), 2009 y›l›n›, Galileo’nun teleskopla yapt›¤› ilk gökyüzü gözleminin 400. y›l dönümü olmas› sebebiyle Dünya Astronomi Y›l› ilan etti. UNESCO da bu ça¤r›ya kat›ld› ve Birleflmifl Milletler, 2009 y›l›n› Dünya Astronomi Y›l› olarak kabul etti. 2009 y›l›nda gökyüzüne daha çok bakacak ve belki de evren ve evrendeki varl›¤›m›z üzerinde daha çok düflünece¤iz. Ö¤rendi¤imiz çok, merak›m›z sonsuz ‹nsano¤lu pozitif bilimin her alan›nda bu geçen 400 y›l içinde çok fley buldu. Her alanda ina-


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 15

Evrende milyonlarca galaksi, milyarlarca y›ld›z bulunuyor.

n›lmaz aflamalar katetti. Fizik, kimya, matematik, biyoloji, t›p, her türlü mühendislik bilimi insan›n hayat›na ve uygarl›¤a büyük katk›lar sa¤lad›. Elbette bu geliflim astronomi alan›nda da kendini gösterdi. ‹nsano¤lu önce uzaya ç›kt›. Sovyet kozmonot Yuri Gagarin, 1961 y›l›nda uzaya ç›kan ilk insan oldu. 16 Temmuz 1969 tarihinde insano¤lu aya seyahati gerçeklefltirdi. Apollo 11 uzay arac›yla Neil Armstrong aya ilk basan insano¤lu oldu. Ifl›¤›n h›z›n› ölçüp saniyede 299.792 km. yol katetti¤ini bulduk. Ve uzay›n müthifl büyüklü¤ünü, o büyüklük içindeki muhteflem oluflumlar› alg›lamaya bafllad›k. Uzayda, içinde milyarca y›ld›z bulunduran “bir y›ld›zlar toplulu¤u” fleklinde kümeler oldu¤unu gördük ve bunlara “galaksi” dedik. Sonra güneflin ve etraf›nda dönen gezegenimizin, içinde tahminen 400 milyar y›ld›z bar›nd›ran, 100.000 ›fl›k y›l› geniflli¤inde Samanyolu galaksisinde, merkezden 30.000 ›fl›k y›l› uzakl›kta bulundu¤unu tespit ettik. Güneflin galaksimizdeki bu 400 milyar y›ld›zdan sadece biri oldu¤unu anlad›k. fiimdi gelifltirdi¤imiz uzay ve radyo teleskoplar›yla uzayda birbirinden çok uzakta, farkl› boyutlarda ve biçimlerde milyonlarca galaksi oldu¤unu görebiliyoruz ve uzay›n genifllemeye devam etti¤ini biliyoruz. Bir yandan makro kozmosu keflfederken di¤er yandan mikro kozmosu anlamaya bafllad›k. Art›k atomlar bizim için küçük de¤il büyük parçac›klar hâline geldi. Atom alt› parçac›klara yöneldik; onlar› bulmaya, anlamaya bafllad›k. Kuantum fizi¤ini gelifltirdik. Albert Einstein, izafiyet teorisiyle fizik bilgilerimizi bambaflka bir yere tafl›d›. Zaman, mad-

Ve keflfedece¤imiz daha çok fley var!

de ve enerji aras›ndaki ba¤› bulduk. Bu sayfalara s›¤mayacak bulufllar insano¤lunu bu muhteflem büyüklük içinde bir zerre bile olmayan dünyadan, “anlayan, alg›layan” bir bilince tafl›d›. Onun hayat›n› anlamland›rd›. fiimdiyse heyecan›m›z sürüyor ve gelecekte de sürdürmemiz gerekiyor, çünkü daha keflfedecek, ö¤renecek çok fley var. Ve o keflifler yeni bilim insanlar›n› bekliyor. Onlardan biri siz veya sizin çocu¤unuz neden olmas›n?

CERN: EVREN‹N BAfiLADI⁄I AN

Dünyan›n en büyük parçac›k fizi¤i araflt›rma merkezi CERN (Avrupa Nükleer Araflt›rma Organizasyonu) yüzy›l›n deneyini gerçeklefltiriyor. ‹ki bin ton a¤›rl›¤›ndaki devasa m›knat›slar Fransa-‹sviçre s›n›r›n›n 100 metre alt›ndan geçen 27 kilometre uzunlu¤undaki tünele yerlefltirildi. Büyük Hadron Çarp›flt›r›c›s› (LCH) isimli parçac›k h›zland›r›c›s›nda, atom çekirde¤indeki protonlar çok yüksek enerjiyle çarp›flt›r›lacak. fiimdiye kadar infla edilen en büyük ve en yüksek enerjili parçac›k h›zland›r›c›s› olan LCH’deki çarp›flma sonucunda evrenin olufltu¤u farz edilen “Büyük Patlama” sonras›ndaki ilk “an”a dair ipuçlar› elde edilecek. Deneyin ilk sonuçlar›n›n 2009 bafl›nda al›naca¤› öngörülüyor. Deneyin sonucunda ya öngördü¤ümüz fizik teorileri kan›tlanacak, ya da bilime yepyeni sonuçlar kazand›raca¤›z. Her durumda da insano¤lu yepyeni bilimsel kefliflere imza atm›fl olacak. Deneyin sonuçlar› iletiflim teknolojilerinden, nano teknolojik ürünlere kadar pek çok alanda geliflmelere de olanak tan›yacak. Deneyde gözlemci olarak Türk bilim insanlar› da bulunuyor. Gelecekteki deneylerdeyse Türk bilim insanlar›n›n uygulay›c› ve teorisyen olarak yer almas› elbette bizim bilim insan› yetifltirme konusundaki çabam›za ve ay›rd›¤›m›z kayna¤a ba¤l›.

15


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 16

ANAL‹Z

Yaflam, çocuk ve edebiyat Sevim AK Yazar

Çocukla yetiflkinin ayn› görsel ve iflitsel dünyay› paylaflmas› çocu¤un duygu dünyas›nda önemli de¤iflimler yaratt›.

16

ünümüzde iletiflim teknolojisi ve medya araçlar› çocuklar› yetiflkinlerin dünyas›yla karfl› karfl›ya b›rakt›. Anne – babas›n›n izledi¤i televizyonu k›s›tlamas›z izleyen çocuk günlük olaylardan parasal sorunlara, toplumdaki çarp›kl›klardan, reklamlardan, paparazzilerden canl› yay›nda savafla kadar her türlü programla görsel ve iflitsel olarak etkileflim hâline geçti. Mankenlerin renkli dünyas›, gelecekte manken olma hayalini, gol krallar›n›n baflar›s› futbolcu olma, pop-starlarla gelen flöhretler y›ld›z olma arzular›n› yaratt›. Çocu¤un dünyas›n›n, hayal gücünü kullanma kapasitesinin, alg›lama flekli, anlama yetene¤i ve önem verdiklerinin yetiflkinlerden farkl› oldu¤unu biliyoruz. Çocukla yetiflkinin ayn› görsel ve iflitsel dünyay› paylaflmas› çocu¤un duygu dünyas›nda önemli de¤iflimler yaratt›. Okulda, evde kendisine ö¤retilen de¤erlerle dünyay›, nereden gelip nereye gitti¤ini, kim oldu¤unu tan›maya bafllam›fl çocuk, erken yaflta kendine sunulan, kurallar› çizilmifl steril ortamdan ç›kt›, d›fl dünyada olup bitenler, alt-üst olmufl de¤erler sistemi, haks›zl›klar, ç›kar üzerine kurulmufl iliflkilerle ilk bilgileri aras›ndaki çeliflkileri yaflamaya bafllad›. Sorgular, soru sorar, konuflur, okur, çeliflkilerini tart›flmay› ister hâle geldi. Otoriter tav›rlarla, ezberci yaklafl›mlarla belirli kal›plar içinde kalmas› istendi¤inde, söz hakk› verilmedi¤inde kendine baflka deflarj yollar› aramaya bafllad›. Görsel medya ö¤renmeye aç›k çocu¤u, filtresiz, kendine sunulan pek çok bilgiyle, izlenimle yüz yüze b›rakt›. Bu çocu¤un aile içindeki konumunu da etkiler hâle geldi. Özellikle kentlere göç etmifl, k›r kültürüyle kente gelen yetiflkinlerin bilgisinin televizyon ve kitle iletiflim araçlar›yla beslenen çocuklar›n bilgisinin

G

gerisinde kalmas›, çocuklarla yetiflkinler aras›nda bir iletiflim kopuklu¤u yaratt›. Bu iletiflim kopuklu¤u çocuklar›n yaflad›¤› sorunlar› yetiflkinlerle paylaflamamas›n›n bafll›ca nedeni oldu. Sanal dünyalara kaç›fl, çeteleflmeler, fliddet, uyuflturucu, kendine zarar verme gibi sonuçlarsa bu kopuklu¤un göstergesi… Kitle iletiflim araçlar›yla etkileflimler bir yandan da yetiflkinlerin ve çocuklar›n be¤enilerini, ilgi alanlar›n› birbirine yak›nlaflt›rd›. Çocuklar yetiflkinlerin giyim, yeme-içme tarz›na, müziklerine, oyunlar›na, diline ilgi duymaya bafllad›lar. Çocuk dükkânlar›n›n vitrinleri yetiflkin giysilerinin küçük modelleriyle doldu. Yetiflkin ve çocuk ayn› bilgisayar oyunlar›ndan, çizgi filmlerden, gerçeküstü öykülerden zevk al›r oldular. Ülkemiz de tüketim amaçl› bu tip yay›lmac› politikalardan nasibini ald›. Çocu¤un tüketim kitlesi olarak keflfedilmesiyle bafllayan süreç, giysilerinden hobilerine, oyuncaklar›na uzanan genifl yelpazeyle edebiyata da yans›d›. Reklamlarla tüketimi pompalanan, görsel yan› a¤›r basan, büyülü bir dünyaya kaçmaya ça¤›ran çok satan kitaplar ça¤› bafllad›. Uluslararas› pazar› olan yay›lmac› bir anlay›flla pazarlanan çocuk kitaplar›n›n filmleri, tiflörtleri, kalemleri, defterleri ve bir sürü yan tüketim malzemeleri piyasay› sard›. Edebî metinler kurmaca metinlerdir. Yazar yaflant›lardan esinlenerek kurmaca bir dünya yarat›r. Kahramanlar kurmacad›r ama yazar›n yaflam›ndan, çevresinden gelen pek çok fleyle beslenerek gerçek bir kimlik kazanm›fllard›r. Okuyucu çocuk, yaz›nsal metin kahramanlar›yla hemen iliflkiye geçer, kahramanlarla kendini özdefllefltirir, onlar›n duygu ve düflüncele-


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 17

rini paylafl›r, k›saca bu dünya gerçekmifl gibi yaflar. Çocuk kitapla bu kadar içli d›fll› olmasa okuman›n tad›na varamaz. Ancak okuma sadece bu aflamada kal›rsa okuyucu, edilgin al›c› rolün d›fl›na ç›kamaz. ‹yi bir çocuk kitab›n›n çok anlaml› olmas›, çok yönlü düflünmeyle elefltirel ve sorgulay›c› bir bak›fl kazand›rabilmesi, düfl gücünü gelifltirmesi beklenir. Yaflam›n gerçe¤inden kopmadan, çocuk bak›fl› ve gerçe¤inden uzaklaflmadan çocu¤a özgü sorunlar›, korkular›, kayg›lar›, beklentileri, çocuk- yetiflkin çat›flmalar›n›, savafl›n, açl›¤›n, fliddetin sorgulanmas› vb. konular› onlar›n anlayabilece¤i yal›nl›kta ama edebî bir dille aktarmay› amaçlayan, çocu¤a tepeden bakmadan, çocu¤u anlamaya ve keflfetmeye çal›flan, kendiyle ayn› düzeyde gören yazarlarca üretilmifl metinlere ihtiyaç vard›r. Oysa son y›llarda kitapç› raflar›nda çok satanlar listesinde yer alan kitaplar›n korku, bilim kurgu, gerçeküstü fantastik ürünler oldu¤unu gözlüyoruz. Bilgisayar ve medya dünyas› do¤al ve yal›n gerçe¤in yok oldu¤u, düflünme, hayal kurma, duyumsama yetilerinin k›sa süreli uyar›lara, yüzeysel izlenimlere, anl›k coflkulara indirgendi¤i bir dünya sundu çocuklar›m›za. Edebiyat bu dünyada varl›¤›n› bir flekilde sürdürmek için çeflitli yollar deniyor. Dünün insan›, dünyay› mitler ve masallarla yorumlam›fl, aç›klam›fl, do¤rulara onlar›n arac›l›¤›yla ulaflm›fl. Masallar hayal gücünü ve sanatsal yetenekleri gelifltirdi¤i gibi çocu¤u yaflama haz›rlar ve sorunlar›n›n üstesinden gelmesinde yard›mc› olur. Masallarla korkular, kompleksler azal›r, söz da¤arc›¤› geliflir, dil incelikleri ö¤renilir. Kendini masal kahraman›yla özdeflleflti-

ren çocuk, tehlikeli durumlardan ad›m ad›m kurtulurken kendi ruhsal sorunlar›ndan da yavafl yavafl uzaklafl›r. Günümüzdeyse mitlerin, masallar›n kahramanlar›n›n fantezileri “günün koflullar›nda” yeniden yarat›l›yor. Fantastik edebiyat, bat›l inançtan, korkudan, bilim kurgudan, gerçeküstünden, gelece¤in düfllerinden yararlanarak düfl gücünün s›n›rlar›n› zorluyor. Fantastik anlat›larda gerçe¤e göndermeler görülüyor. Gerçekle düfl ürünü olan abart›lm›fl de¤erler iç içe geçiyor. Medya kültürü, bilgisayar oyunlar›, magazin dünyas› da sundu¤u görsel malzemeyle imge ve düflünce, alg›lama biçimlerini etkiliyor, fantastik yap›tlara ilgiyi artt›r›yor. Bunlar okuyucuyu d›fl dünyan›n kat› gerçeklerinden uzaklaflt›r›p fantezi dünyas› sunarken okuyucunun gerçekleflmesini istedi¤i ama çözemedi¤i sorunlar›na da geçici bir çözüm buldurtup rahatlama sa¤l›yor, kutuplaflmalar, çeliflkiler ve paradokslar› yat›flt›r›yor, kiflili¤in az geliflmifl yanlar›n› onayl›yor, hatta yüceltiyor. K›saca, günümüz çocuk edebiyat›n› bir yanda hayattan kaç›fl, hayat›n ideallefltirilmesi, yaflam›n yan›lsamas› veya yans›t›lmas› olarak görmek mümkün. Di¤er yanda sanat ve edebiyat›n yaflam› yeniden flekillendirmesi, yeni bir gerçeklik yaratmas› gibi ifllevleri de var. Günümüzde çocuk steril bir ortamda de¤il, yaflam›n tam göbe¤inde duruyor. Çocuklar› savafl alanlar›nda, çal›flma yaflam›n›n içinde, açl›k s›n›r›n›n alt›nda ölüm-kal›m mücadelesi verirken, parçalanm›fl ailelerin yaratt›¤› sorunlar zinciri içinde görüyoruz. Ancak popüler kültürün sundu¤u çocuk ürünleri, olay örgüleri, mant›k zincirleriyle çocuklar›n gerçek hikâyelerini anlatmakta yetersiz kal›yor.

Medya kültürü, bilgisayar oyunlar›, magazin dünyas› da sundu¤u görsel malzemeyle imge ve düflünce, alg›lama biçimlerini etkiliyor, fantastik yap›tlara ilgiyi artt›r›yor.

17


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 18

SA⁄LIK

Özgürce gülümseyebilmek için

Ortodonti

Doç. Dr. Banu ÇAKIRER Marmara Üniversitesi Difl Hekimli¤i Fakültesi Ortodonti Anabilim Dal› Ö¤retim Üyesi

rken yafllardan itibaren bireylere sa¤l›kl› ve güvenli gülümseyifller kazand›rmay› hedefleyen ortodonti, diflhekimli¤inin bir uzmanl›k alan›d›r ve befl y›ll›k difl hekimli¤i e¤itiminin ard›ndan en az 4 y›l süreli bir doktora ya da uzmanl›k program›n› tamamlam›fl ortodontistler taraf›ndan uygulan›r. Ortodontist, çaprafl›k difl dizilimleri ve çeneler aras› kapan›fl bozukluklar›n›n teflhis edilmesi, önlenmesi ve tedavisinden sorumludur. Klinik muayenesinin yan› s›ra gerekti¤inde difllerin kapan›fl›n› gösteren alç› modeller, çeflitli foto¤raf ve röntgenler alarak hastas›n› de¤erlendiren ortodontist, bir problemin var olup olmad›¤›na ve varsa problemin nas›l çözümlenece¤ine karar verir. Düzgün dizilmemifl çaprafl›k difllerin f›rçalanarak temizlenmesi kolay de¤ildir. Bu durum, difl çürükleri ve difl eti hastal›klar›n›n oluflmas›na zemin haz›rlar. Birbirleriyle uyumlu olmayan çene iliflkileri ve buna ba¤l› olarak ortaya ç›kan hatal› kapan›fllar, çene-yüz kaslar›nda ve çene eklemlerinde fonksiyonel bozukluklara neden olabilir. Zaman›nda teflhis edilip tedavi edilmemifl bu sorunlar uzun vadede erken difl kay›plar›na, çene-yüz-bafl-boyun a¤r›lar›na, yüz asimetrilerine, sa¤l›ks›z ve mutsuz gülümseyifllere neden olabilir.

E

Çocuklara muayene flart Difller ve difl etleri sa¤l›kl› oldu¤u sürece her yafltaki bireye ortodontik tedavi yap›labilirse de çocuklar›n 7 yafl›ndan geç olmamak kayd›yla bir ortodontist taraf›ndan muayene edilmeleri gereklidir. Böylece baz› problemlerin oluflmadan önlenmesi sa¤lanabilir. Difller daha sürerlerken ideal konumda yerleflmelerinin ön-

18


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 19

lemleri al›nabilir. Erken kontroller, difl ve çene iliflkilerini bozan erken süt difli kay›plar›, hatal› solunum ve yutkunma bozukluklar›, parmak emme-dudak ›s›rma-dil itme gibi yanl›fl kas fonksiyonlar›na neden olan al›flkanl›klar›n belirlenip engellenmesi aç›s›ndan önemlidir. Alttan gelen daimi difller için do¤al yer tutucu görevi yapan süt difllerinin çürü¤e ba¤l› nedenlerle erken kay›plar›n›n önlenmesi için gerekti¤inde dolgu ve kanal tedavileri yap›labilirken zaman zaman da sa¤l›kl› bir süt difli alttan gelen daimi diflin ideal konumda sürebilmesinin sa¤lanabilmesi amac›yla çekilebilir. Ancak çekim karar› ortodontist taraf›ndan verilmeli ve çekim bofllu¤unun korunabilmesi için gerekli önlemler al›nmal›d›r. Süt difllerinin çürük nedeniyle erken çekilmesi ve çekim boflluklar›n›n yer tutucular yard›m›yla korunamamas› durumunda daimi difllerin düzgün s›ralan›m› bozulup orta hat kaymalar› ve çaprafl›kl›klar oluflabilir. Bu durumda ortodontist, daimi difl minesinden afl›nd›rma yaparak ya da sa¤lam daimi difllerin çekimine karar vererek yer sa¤layabilir. Her iki durumda da önceden al›nan kay›tlar üzerinde ciddi bir planlama yapmak gereklidir. Özellikle büyük oranda kal›t›ma ba¤l› nedenlerle alt-üst çene iliflkilerinin birbirleriyle uyumlu olmad›¤› durumlarda erken teflhis son derece önemlidir. Ergenlik ça¤›ndan önce belirlendi¤i takdirde büyüme ve geliflimden yararlan›larak bu problemlerin ortodontik olarak tedavi edilmesi mümkünken daha ileri yafllarda ortodontik tedaviyle birlikte çene ameliyatlar›n›n da yap›lmas› gerekli olabilmektedir.

Aral›kl› ve çaprafl›k difllerin düzgün flekilde s›ralanmas› çocuklarda kolay ve h›zl› gerçekleflirken eriflkin bireylerde difl hareketleri daha kontrollü ve yavafl yap›lmal›d›r. Eriflkin ortodontisinde amaç esteti¤in yan› s›ra çaprafl›k difllerin iyi temizlenememesi sonucu oluflabilecek difl tafllar›, difl eti hastal›klar›, ara yüz çürükleri ve bunlara ba¤l› difl kay›plar›n›n önlenmesidir. Diflsiz bölgelerin protetik restorasyonlar›n›n daha sa¤l›kl› olarak yap›labilmesi için a¤›zda var olan difllerin protez yap›lmazdan önce difl hekiminin iste¤iyle diklefltirilmesi, boflluklar›n kapat›lmas› da eriflkin ortodontisinin hedeflerindendir.

E¤lenceli aparatlar rahatlat›yor Ortodontik tedavi s›ras›nda çok çeflitli aparatlar kullan›labilir. Tedavi plan›na göre ortodontist, difl ve çevre dokular›n hareketlerini, hasta taraf›ndan tak›l›p ç›kart›lan bir aparey ya da difllerin ön ya da arka yüzeylerine yap›flt›rd›¤› braketler arac›l›¤›yla, sa¤lamay› tercih edebilir. Hastalar ortodontistlerinin önerileri do¤rultusunda tedavileri s›ras›nda kullan›lacak apareyler aras›ndan seçim yapabilirler böylece tedavi, çocu¤un kendisinin de k›smen söz hakk›n›n oldu¤u e¤lenceli bir sürece dönüfltürülebilir. Tellerin ilk kez uygulanmas› s›ras›nda hissedilen hafif bas›nç d›fl›nda tedavi s›ras›nda herhangi bir a¤r› oluflmaz. Toplumda yayg›n olan ortodontik tedavinin difl çürüklerine neden oldu¤u inanc›ysa do¤ru de¤ildir. Braketler, teller diflleri çürütmez sadece yiyecek art›klar›n›n daha kolayca tutunabilece¤i bir ortam yarat›rlar bu nedenle ortodontik tedavi s›ras›nda tüm hayat boyunca oldu¤u gibi iyi difl f›rçalamak flartt›r. A¤›z bak›m› do¤ru yap›ld›¤› takdirde ortodontik tedaviden çekinmeye gerek yoktur. Ortodontik tedavi sonras›nda elde edilen düzgün difller, dengeli bir yüz ifadesi ve güvenli bir gülümseyiflin yaflam boyu korunabilmesi önemlidir. Bu amaçla aktif tedavi sonras› hastaya verilen pekifltirme aparatlar›n›n da ortodontistin önerdi¤i flekilde kullan›lmas› gerekir ki harcanan emek, zaman ve para bofla gitmesin.

Bir zamanlar ortodontik tedavi s›ras›nda tak›lan teller özellikle genç hastalarda utanma ve s›k›lmaya neden olurken günümüzde sa¤l›¤›na ve görüntüsüne önem veren medeni bir birey izlenimi yaratmaktad›r ki bunda ortodontik tedavi gören Tom Cruise gibi popüler kültüre ait bireylerin de önemli bir katk›s› var.

19


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 2

TAR‹H

Türkiye Cumhuriyeti kuruluflundan itibaren ayd›nlanma gelene¤i içinde köktenci bir "ça¤dafllaflma" ya da "modernite" projesini uygulamaya çal›flm›flt›r. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlet olacakt›. Bu amaçla Cumhuriyet’in kurulufluyla bafllayan modernleflme ve ça¤dafllaflma hareketleri sadece sanayide ve kentte de¤il, tar›mda ve k›rsal kesimde görülen kalk›nma çabalar›nda da etkisini göstermifltir.

Dr. Arif AKDEN‹Z FMV Özel Ifl›k Lisesi Türkçe - Sosyal Bilimler Bölüm Baflkan›

‹DEAL CUMHUR‹YET KÖYÜ 20

üfusun çok önemli bir bölümünün köylerde yaflad›¤› (yaklafl›k %80) ve ekonominin a¤›rl›kl› olarak tar›ma dayand›¤› bu ortamda, tar›msal ve k›rsal kalk›nman›n ulusal kalk›nmadaki rolü, tar›ma ve k›rsal nüfusa özel bir önem verilmesini zorunlu k›lm›flt›r. Bu kapsamda, 1924 y›l›nda yürürlü¤e giren 442 say›l› Köy Kanunu’yla köylere hukuki bir kiflilik tan›narak idari yap›s› ve köylerde görülecek hizmetler belirlenmifltir. Gerek 1924’te bafllayan Türk – Yunan mübadelesi ve gerekse 18 Ekim 1925 tarihli TürkBulgar ‹kâmet Sözleflmesi'ne dayanarak devam eden mübadelenin beraberinde getirdi¤i so-

N


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 21

SANAT

runlar›n bafl›nda konut ihtiyac› geliyordu. Bu ihtiyac› karfl›lamaya yönelik olarak 1926’da Mübadele ‹mar-‹skân Bakanl›¤› kuruldu ve hemen harekete geçildi. Böylece yeni yerleflim alanlar› kurulacak; buralara yerlefltirilen göçmenlerin kendi geçimlerini bu yerleflim alanlar›ndan d›flar› ç›kma ihtiyac› duymadan sa¤lamalar› için kaynak sa¤lanacakt›. Kendine yetebilen, sürdürülebilir "‹deal Cumhuriyet Köyleri"nin hikâyesi de böyle bafllad›. K›rsal bölgelere ça¤dafl bir görünüm kazand›rmak amac›yla Cumhuriyet’in ilk y›llar›nda, Atatürk'ün emriyle, öz kaynaklar›yla kendine yetebilen 64 köy kurulmufltu. Temelli Köyü bunun ilk örne¤i… Dönemin ve bir liderin planl›, modern ve sürdürülebilir "vatan" anlay›fl›n›n da vücut bulmufl hâli. "Anadolu'nun ilk planl› köyü" Temelli, bir ülkenin de modernleflme yolunda att›¤› ilk ad›mlardan biri asl›nda. Temelli Köyü evlerinin en büyük özelli¤i; yar›m ay biçimindeki yerleflim plan›n›n yan›nda, tuvaletin ve tand›r›n (büyük f›r›n) da evin içinde olufluydu. Özellikle nüfus mübadelesi döneminde kurulan bu “örnek (numune) köyler” genellikle ›zgara plana sahip olup toplam konut birimi say›s›ysa o dönem flartlar› itibariyle hane say›s›na göre nüfus, yönetim birimi büyüklü¤ü ve evlerin infla düzenine göre belirleniyordu. Ancak köylerin kuruluflunda bu ifli bir flehir yap›s› saymak gibi köye ve köylüye yabanc› olmak yüzünden yanl›fll›klar yap›lm›fl, süreklilik sa¤lanamam›flt›r. Bu nedenle bir yerleflim biçimi olarak 1932 y›l›nda haz›rlanan Birinci Sanayi Plan›nda “‹deal Cumhuriyet Köyü” ad› alt›nda köylerin kentlefltirilmesini öngören kapsaml› bir k›rsal yerleflim projesi haz›rlanm›flt›r. Bu projede; zaman›n koflullar› içinde tar›m

arazilerinin düzenlenmesi köy gübreli¤i ve hayvan mezarl›¤› oluflturulmas›, de¤irmen ve fabrika yap›m›, konuk evi, çocuk bahçesi ve ö¤retmen evi yap›m›, panay›rdan köy gazinosuna kadar her türlü tar›msal, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel altyap› yer almaktad›r. Osmanl›n›n aksine Cumhuriyet Köyü’nün merkezinde cami de¤il, köy kahvesi veya cumhuriyeti simgeleyen bir an›t yer alacakt›r. Bu amaçla Trakya umum Müfettifli Kaz›m Dirik taraf›ndan 1937’de haz›rlat›lan “‹deal Cumhuriyet Köyü” plan› Atatürk'ün idealindeki modern Türkiye Cumhuriyeti'nin simgesi gibi planl›, sürdürülebilir, kendine yeten, cumhuriyetin kazan›mlar›n› k›rsal kesime etkin biçimde ulaflt›rabilecek ve k›rsal kalk›nmay› sa¤layabilecek güzel bir örnektir. Atatürk’ün de özellikle uygulanmas›n› istedi¤i bu plan, ne yaz›k ki Atatürk’ün ölümünden sonra her alanda oldu¤u gibi k›rsal alanda da öne ç›kar›lan birçok engel nedeniyle günümüze kadar uygulanamam›flt›r. Aradan geçen onca y›la karfl›n Anadolu köylüsü hâlâ ilkel denebilecek bir ortamda, öz kaynaklar›yla kendine yetemeyen, sürekli göç veren, kültürel, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlar›n› karfl›layamayan, insanca bir yaflamdan oldukça uzak bir yaflam sürdürmeye çal›flmaktad›r. Günümüzde Anadolu köylerinde, hâlâ Sümerlerden kalma yöntemlerle tar›m yap›ld›¤›n› ya da ça¤dafl Avrupa köylerinde görülen geliflmifl kanalizasyon sistemlerine karfl›l›k Anadolu köylerinde tuvaletlerin hâlâ evden uzakta bir köflede iptidai biçimde oldu¤unu gördükçe, Atatürk’ün cumhuriyetin ilan›yla birlikte uygulamaya koydu¤u “ça¤dafl uygarl›k düzeyine ulaflmak, hatta onun da üzerine ç›kmak ülküsü” ya da “Uygarlaflma-Medenileflme Projesi”nin anlam› daha iyi anlafl›lmaktad›r.

Bugün Temelli Köyü’nden geriye kalanlardan...

21


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 22

KOLEKS‹YON

Bir maden suyu öyküsü

Çitli Mert SANDALCI Ifl›k Lisesi Mezunu 1964-1974 Aktüel foto¤raf: Gülnur SANDALCI

Padiflah›n kahvalt› sofras›ndan hazin bir yok olufla...

General Dellasuda Faik Pafla Ordu Bafl Eczac›s› ve Çitli Maden Suyu iflletmesi imtiyaz sahibi.

22

nsan bir harabenin bafl›na geldi¤inde bir zamanlar orada yaflananlar› biliyorsa e¤er, geçmifl bir film fleridi gözlerinin önünden ak›p gitmeye bafllar, hüznü çok daha içten, çok daha derinden yaflar. Ben de böylesine bir duyguyu çok yak›nlarda yaflad›¤›m için s›ca¤› s›ca¤›na bu yaz›y› kaleme ald›m. II. Abdülhamid’in kahvalt› sofras›ndan günümüzün harabesine bir buruk hikâye asl›nda Çitli Maden Suyu. Bir maden suyu cenneti olan ‹negöl’de bafll›yor hikâyemiz. ‹negöl, günümüzde her ne kadar köftesiyle meflhur ise de, geçmiflte flehrin civar›nda yer alan Çitli, K›n›k, Bakmaca, Öksürük Suyu, Çayköy gibi maden sular›yla bugünden çok daha anlaml› bir flöhreti vard›. Bu kaynaklar içinde ad›ndan en çok söz ettireniyse Çitli idi kuflkusuz. Çitli Suyu ‹negöl ilçesinin 11 kilometre güneydo¤usunda tepelerin ete¤inde a¤açl›k bir vadide ç›k›yor. Yan yana üç çeflmeden akan kaynaklardan biri yak›n zamana kadar maden suyu olarak fliflelenmifl, serbest karbondioksitli olan di¤er maden suyuysa soda yap›m›nda kullan›lm›fl. Üçüncüsüyse içimi zor, gazs›z ve ac› bir su. Tamam› bikarbonatl› olan bu kaynak sular› sindirim sistemi, karaci¤er ve pankreas rahats›zl›klar›n›n tedavisinde kullan›lm›fl. Demir de içeren bu su, saf, berrak, ekflimsi lezzetli, bikarbonatl› sofra suyu olup kans›zl›k ve deri üzerindeki k›r›fl›kl›klar› gidermede iyi etkiler sa¤lamas›n›n yan› s›ra karaci¤er ve safra yollar›, mide ve solunum hastal›klar› tedavisinde de kullan›lm›fl. ‹nternette pek çok sitede yayg›n bir biçimde bulunan kayna¤› belirsiz bir bilgiye göre Çitli’nin bu özelliklerinin ilk fark›na varan

Anghelos Ridiger adl› bir müteflebbis olmufl, 1862’de maden suyunun iflletme hakk›n› alm›fl ve 10 y›l boyunca bu suyu, pek çok dergi ve gazeteye reklam vererek ‹stanbul’a, hatta Avrupa’ya tan›tm›fl. Ama bana sorarsan›z ço¤u Internet bilgisi gibi bu da külliyen yanl›fl. Maden suyunun 1866 tarihli etiketinde yer alan resimden Çitli Maden Suyu’nun daha 1855’te ilk ödülünü Paris’ten alm›fl oldu¤u görülüyor. Yani maden suyu Ridiger’e atfedilen tarihten çok daha önce ünlüymüfl. Ayr›ca 1866 tarihli etiket üzerinde maden suyunun ‹stanbul Beyo¤lu’nda Dellasuda Eczahanesi taraf›ndan pazarlan›yor olmas› iflletme hakk›n›n daha o tarihte Ordu Bafl Eczac›s›, General Dellasuda Faik Pafla’ya verilmifl oldu¤unu düflündürüyor. Baflbakanl›k Osmanl› Arflivinde bulunan 1 Aral›k 1872 tarihli belgede ‹negöl Kazas›'nda ç›kan Çitli Maden Suyu’nun imtiyaz›n›n Dellasuda Faik Pafla’ya verildi¤i ve imtiyazlar›n 5 y›lda bir yenilendi¤i de göz önüne al›n›rsa Dellasuda’n›n ilk imtiyaz› 1866’da alm›fl olmas› akla yak›n geliyor.1 Yak›n tarihimizde Çitli Maden Suyu yaln›zca Dellasuda Pafla’n›n ilgisini çekmemifl. 18791882 y›llar› aras›nda Bursa valili¤i görevinde bulunan Ahmet Vefik Pafla da Çitli’nin önemini ve iyi bir gelir kayna¤› oldu¤unu görmüfl 73-1881’de yap›lan yaz›flmayla suyun sat›fl›ndan elde edilecek gelirden al›nacak verginin Bursa Gureba Hastahanesi’ne aktar›lmas›n› sa¤lam›fl.2 Bununla da yetinmeyen Ahmet Vefik Pafla Çitli’de kendi ad›na da bir tarla sat›n alm›fl, buradan ç›kard›¤› maden suyunu da “Çitli Maden Suyu” ad›yla satmaya bafllam›fl. Y›ll›k 100 alt›n lira olarak tespit edilen vergisini düzenli olarak Bursa Gureba Hastahanesi’ne yat›ran Vefik Pafla’ya ait bu ikinci Çitli Maden Suyu, 16-2-1890


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 23

Osmanl› dönemi Çitli Maden Suyu etiketi. Etiketten anlafl›ld›¤› üzere o tarihlerde Çitli Maden Suyu’nun sahibi Dellasuda Faik Pafla imifl. Ayn› etikette maden suyunun ilk uluslararas› baflar›s›n›n 1855’e tarihlendi¤i görülüyor.

tarihinde isim hakk›n›n yaln›zca kendisinde oldu¤unu iddia eden Dellasuda Faik Pafla ve adamlar› taraf›ndan bas›lm›fl, ard›ndan her iki pafla mahkemelik olmufllar.3 Kim hakl› kim haks›z bilinmez ama 1891’de Ahmet Vefik Pafla ölmüfl ve Dellasuda Faik Pafla tek imtiyaz sahibi olarak Çitli Maden Suyu’nu bir süre daha iflletmeye devam etmifl. 1893’te al›nan kararla suyun sat›fl›ndan elde edilecek gelirden 5 y›l boyunca y›ll›k 150 alt›n lira vergi al›nmas› uygun görülmüfl ve bu paran›n yine Bursa Gureba Hastahanesi’ne verilmesi kararlaflt›r›lm›fl.4 Bu arada maden suyu sat›fllar›n›n seyri, al›nan verginin ne derece hakkaniyetli oldu¤u da sürekli olarak kontrol edilmifl.5-6 Bu durum 1904’e kadar devam etmifl, o y›l›n bafl›nda maden suyun iflletmesinin Dellasuda Pafla taraf›ndan gerekti¤i gibi çal›flt›r›lamad›¤› tespit edilerek Çitli’nin imtiyaz hakk› geçici olarak Gureba Hastahanesi’ne devredilmifl, toplanan paran›n yar›s›n›n hastahaneye, yar›s›n›n da yap›m› süren Hicaz demiryolu inflaat›na gönderilmesi kararlaflt›r›lm›fl.7 Çitli Maden Suyu’nun müdavimleri aras›nda kimler mi varm›fl? Padiflah II. Abdülhamid desek, baflka söze gerek kalmaz san›r›m. Ayfle Osmano¤lu, “Babam Abdülhamid” adl› kitab›nda bahsediyor: “Hastal›¤›ndan evvel senelerce Manyezi Hap› alm›flt›r. Hastal›¤›ndan sonra sinameki tozunu toz flekerle kar›fl›k olarak al›rd›. Yar›m bardak sütü maden suyuyla kar›flt›r›p içerdi. Çitli Maden Suyu kullan›rd›. Hastal›¤›ndan sonra Profesör Bergmann'›n tavsiyesi üzerine Almanya'dan Frederik Maden Suyu getirtmeye bafllam›flt›. Bu maden sulu sütten biraz sonra kahve ve sigaras›n› içer, sonra do¤ruca Harem DaireÇitli Maden Suyu’nun 1920’li y›llarda bir Rum gazetesinde yer alan reklam›. Burada hayal edilen tesis binas› ne yaz›k ki hiç bir zaman gerçekleflememifl.

23


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 24

KOLEKS‹YON

2008

1920’li y›llar

Ben yazmam›fl olay›m, kimse de okumam›fl olsun, kimseler de harabeye dokunmas›n, hiç olmazsa hâlâ hayal kurabiliyor, avucumu dayay›p padiflah›n içti¤i sudan kana kana içebiliyorum. K›ssadan hisseye gelince, Sevgili Ifl›kl›lar, Bu makaleyi kaleme almak için, kendi birikimim olan görsellerin edinilmesini bir yana koyarsak, topu topu ekran bafl›nda 8-10 saatlik bir çal›flma gerekti. Ben eminim ki okulumuzda muhteflem projelere imza atan gençlerimiz tatil zamanlar›nda pek çok sar› ya da kahverengi trafik levhalar›n›n iflaret etti¤i yollar›n sonuna vard›klar›nda benzer makalelere konu olabilecek bir harabe ve hikâyesiyle karfl›laflabilir, bir “ilk”e imza atabilirler. “Çitli” gibi yüzlercesi s›rada. Bu anlamda Türkiye inan›lmaz ve benzersiz bir f›rsatlar ülkesi. Peki, araflt›rmalar›m›z› destekleyecek onca tarihî bilgi ve belgeyi nereden bulaca¤›z derseniz, Baflbakanl›k Devlet Arflivi yaln›zca bir t›k mesafede: www.devletarsivleri.gov.tr. fiehirleraras› yollar›n birinden bir kahverengi levha seçin, toprak bir yola sap›n, yöre halk›yla yapaca¤›n›z keyifli konuflmalar› kaydedin, s›k s›k deklanflöre bas›n. Hem bu günü, hem de geçmifli ayn› anda

sine geçer, oradan Selâml›¤a ç›kar, masas›n›n bafl›na oturup Baflkâtip Pafla'y› isterdi.” Çitli Maden Suyuyla ilgili son bilgiyse Baflbakanl›k Cumhuriyet Arflivi’nden. Burada bulunan bir belgeden 1950’de maden suyunun imtiyaz hakk›n›n Hakk› Paza isimli bir flah›sla Gureba Hastahanesi’ne verildi¤i görülüyor. Çitli Maden Suyu hakk›nda yay›nlanan bir de rapor var. 1942’de H. Baruto¤lu taraf›ndan M.T.A.’ya haz›rlanan 1334 nolu rapor. “Çitli Maden Suyu hakk›nda ilk etüt”. Sonras› bir yok olufl. Ziyaret etti¤imde sahipsiz, y›k›k dökük, kurakl›¤a, küresel ›s›nmaya inat hâlâ akmaya çal›flan bir suydu Çitli. Yan›na vard›¤›mda içim s›zlad› do¤rusu. ‹negöl Belediyesi bir fleyler yapmaya çal›fl›yormufl, yeni su kayna¤› bulmufl gibi haberler okumufltum ama bunlar düflünceden öte gitmiyor olmal› ki henüz bir Allah’›n kulunun eli de¤memifl. Acaba hikâyeyi kavray›p, tarihî dokusuna uygun bir restorasyon yaparlar m› yoksa her taraf› Afyon mermerleriyle kapl› ›fl›l ›fl›l bir bina, asfalt bir yol, her iki taraf›nda dürümcüler, köfteciler, Ahmet’in yeri- Mehmet’in yeri mi olur… “Modern Çitli Maden Suyu tesisimizin aç›l›fl›na tüm halk›m›z davetlidir.” Aman aman! Vars›n kals›n. fiifleleme tesisi!

24

Son flifleler...


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 25

1942

2008

yaflayarak dünyan›n en zengin insanlar› aras›na kat›lmay› deneyin. Peki bu yaz›y› neden koleksiyon bafll›¤› alt›nda yay›nlad›m dersiniz? Söyleyeyim: Koleksiyonun ad› “Türkiye’nin Maden Sular› ve Gazozlar›”. Burada bir koleksiyonun tümü hakk›nda genel bir bilgilendirme yapmaktansa bütünden seçilmifl bir konu üzerinde nas›l çal›flt›¤›m› göstermek istedim. Birkaç y›ld›r “Türkiye’de koleksiyon ve koleksiyonculuk” konulu konferanslar verdim, vermeye devam ediyorum. Bu konferanslar›mda ça¤dafl bir koleksiyoncunun nas›l olmas› gerekti¤ini, ülkemizin ça¤dafl koleksiyonlar üretecek insanlara ne denli ihtiyac› oldu¤unu vurguluyorum. Umar›m bu makale arac›l›¤›yla tüm “Ifl›k” ailesine ça¤dafl, araflt›rmac› ve paylafl›mc› bir koleksiyoncunun yaflamdan nas›l keyif ald›¤›n› ve kendini ne denli zengin hissedebilece¤ini anlatabilmiflimdir. 1 ‹.fid. 22/966: Çitli memba suyunun imtiyaz›n›n Faik Bey uhdesine devri. 2 Y..E.. 78/72: Hüdavendigar Valisi Ahmed Vefik Pafla'n›n, Çitli Suyu'nun Gureba Hastahanesi’ne tahsîsiyle hastahanenin gelirinin artt›¤› ve berât›n›n gönderilmesi istirhâm›.

5 DHMKT 1929/34 : Çitli Maden Suyu’ndan al›nacak verginin sa-

re az bulundu¤u ve bununda ‹mtiyaz sahibi Faik Pafla'ya bildirilmesi gerekti¤i hakk›nda. 6 DHMKT 2051/49 : Bursa'da Çitili Maden Suyunun ihracat›n-

3 Y..E.. 9/19: Bursa'n›n Çitli Karyesi'nde sat›n ald›¤› tarladan ç›-

dan, Gureba Hastanesi'ne yard›m olarak verilmekte olan resmin, befl

kan maden suyunun varidat› olan senelik onbin kurufl, Bursa Gureba

y›ll›¤›na senevi yüzelli Osmanl› alt›n›na ba¤lanmas› ve bir y›l zarf›nda

Hastahanesi'ne terk edildi¤i halde Faik Pafla nam›nda biriyle baz› as-

kaç flifle su dolduruldu¤unun tespiti için bir memurun tayin edildi¤i.

hâb-› garaz›n suyu gasbetmek istemeleri üzerine, suyun hastahane

7 DHMKT 815/55 : ‹negöl'de ç›kan Çitili Maden Suyu'nu iflleten

menfaati için kullan›lmas›na dair irâde-i flâhane ç›kart›ld›¤›, Avusturya

Faik Dellasuda Pafla'n›n yükümlülüklerini yerine getirmemesinden

Sefiri'nin geldi¤i ve beklemekte oldu¤u, talimat alarak baz› garip tek-

dolay› suyun imtiyaz sahibi olan Bursa Gureba Hastahanesi taraf›ndan

liflerde bulundu¤una dair Ahmed Vefik Pafla'n›n ar›zalar›.

bir sene müddetle emaneten iflletilmesi ve daha sonra gelirinin yar›s›

4 DHMKT 2051/49 : Bursa Hastahanesi’ne yard›m olarak verilen Çitli Maden Suyu resminin, befl y›l için senevi yüzelli Osmanl› alt›n›na

Hâlâ ak›yor!

hibinin vermek istedi¤i resmin 1889 senesi için doldurulan fliflelere gö-

Hicaz Demiryoluna verilmek üzere ihale ya da emanet suretiyle iflletilmesi.

ba¤lanmas›n›n uygun oldu¤u.

25


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 26

GEZ‹ ‹ZLEN‹M

Do¤an›n en güzel enstalasyonu! Ahmet Lütfi YAVUZ Gazeteci - Yazar

26

Alpler’i kaplayan sislerin oluflturdu¤u arka fon, güneflin do¤adan al›p suya katt›¤› renkler, gölün etraf›n› yuva belleyen kufl türleri... Bunlar, ‹sviçre’de ziyaretçilerini bekleyen enstalasyonun parçalar›ndan yaln›zca birkaç›...


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 27

kyanuslar sonsuzlu¤u anlat›r. Neden mi? ‹nsan gözü, ona yüksek ölçekli bir haritadan bakmad›kça ucunu buca¤›n› göremez de ondan... Dalgal› denizleri, nehirleri, koylar› vard›r okyanuslar›n. Epey kalabal›k bir ailedir sular âleminde. Oysa bir göl öyle mi?.. Tek bafl›nad›r, durgundur, sessizdir. ‹çindeki müstakil canl› türleriyle yaflay›p gider. Çevresi bir ya da birkaç yerleflim biriminden ibarettir. Ziyaretçileri vard›r yaln›zca: Bazen küçük bir bal›kç› teknesi gezinir üstünde, bazen de her ne kadar gölün onlar›n varl›klar›ndan haberi olmasa da manzaraseverler! ‹sviçre, denize k›y›s› olmayan bir Avrupa ülkesi... Ama ne gam!.. Ülkedeki onlarca göl, dima¤lardaki su ihtiyac›n› gidermek için yeterli. Alpler’in aras›nda uzanan göller, dalgal› denizlerden, okyanuslardan daha butik ve daha derin manzaralar› ça¤r›flt›r›yor.

O

Yaflama sevinci, huzur ve mutluluk... Buras› bir gezginin bilinçalt›na öyle bir yerleflir ki do¤ayla düzenin buluflmas›n› kafas›nda ilk sembolize eden o olur. Amazonlar, Antlar bile v›z gelir onun yan›nda. Hayretler içerisinde b›rak›r, heyecanland›r›r. Çizgi film karakteri Heidi’nin ilham ald›¤› yaflama sevincinin, huzur ve mutlulu¤un kayna¤› gani ganidir orada. Üstelik kendi insan› da do¤an›n emanetine sahip ç›kar. Ne de olsa onlar, çak›dan saate, çikolatadan peynire pek çok ünlüsüyle 8 milyonluk bu küçük ülkenin, ad›yla birlikte an›lan her alanda, kalitenin ve kültürün yeni kuflak temsilcisidirler.

re çikolatas›na süt veren ineklerin dolaflt›¤› bu da¤lar neden sanki ‹sviçre’ye ait gibi alg›lan›r? ‹sviçreli yazar, Johanna Spyri’nin kitab›ndan çizgi filme dönüfltürülen Heidi’nin yürüttü¤ü iletiflimin bir baflar›s› olabilir mi bu? Siz belki ‹sviçre’nin ya¤›fll› ikliminin avantaj›n› da iflin içine katmak istersiniz ama Alpler’in çevresinde yap›lacak bir tur, gerçekleri ortaya ç›kar›yor: ‹sviçre’nin büyük bir do¤a kültürü var.

Göllerin renklerle kuflanm›fl hâli 4,000 metre yüksekli¤indeki zirveden afla¤›ya inince ‹sviçre’nin do¤a kültürü yerini kent kültürüne b›rak›yor. Cenevre’nin dünyan›n en pahal› 10 flehrinden biri olmas› ürkütüyor belki ama yeme-içmede, hizmette, al›flveriflte hiç de “Aldat›l›yorum” hissi uyand›rm›yor. Ama yine de bir fondü veya rösti ziyafeti için yüklü miktarda ‹sviçre frank›n› gözden ç›karmak gerekebiliyor. As›l ziyafet ‹sviçre mutfa¤›n› keflfedip flehirleraras› yollara düflünce bafll›yor. Öyle ki do¤a, tüm renklerini sergileyebilmek için en uygun iklime sahip oldu¤undan çok flansl› bu topraklarda. Yaz›n periyodik olarak düflen ya¤mur ta-

‹sviçre’nin Fransa’ya bakan taraf› Frans›z flansonlar›n› çalarken kuzeyde Almanca, ‹talya s›n›r›na yak›n yerleflim birimlerinde ‹talyanca ve Rumence konufluluyor.

Heidi’nin dedesini bile yumuflatan sihir Alpler denildi¤inde akla ‹sviçre gelir ya, bunun nedenlerini irdelemek gerekir asl›nda. Çünkü Alpler do¤uda Avusturya ve Slovenya’dan, bat›da ‹talya, ‹sviçre, Lihtenfltayn ve Almanya üzerinden Fransa’ya kadar uzanan s›rada¤lard›r. Peki bu kadar ülke aras›nda meflhur ‹sviç-

27


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 28

GEZ‹ ‹ZLEN‹M

‹sviçre, yaklafl›k 58.000 dolarl›k kifli bafl›na düflen gayrisafi millî has›la de¤eriyle dünyada yedinci s›rada yer al›yor.

neleri, ola¤anüstü manzaran›n bafll›ca ressam›. Yeflilse en sevdi¤i renk. Otlaklar, huzur veriyor insana. Tabii bu çay›rlar› düzenleyen, bak›mlar›n› üstlenenleri de ayr›ca tebrik etmek gerek: Do¤an›n kendisiyse do¤ay›, belediyelerse belediyeleri! Madem yukar›da Cenevre’deki fiyat seviyesinden girdik konuya; rotam›z›n merkezini buras› olarak belirleyelim ve ‹sviçre’nin en iyi manzaralar›n›n keflfini yapal›m. Cenevre’nin belirleniyor olmas› asl›nda tesadüf de¤il, zira en iyi manzaralara buradan sadece birkaç kilometrelik yollar yaparak ulaflmak mümkün. ‹flte size ‹sviçre gezisine nereden bafllayaca¤›n›zla ilgili bir ipucu! Cenevre’den yola ç›kman›n, ilk 30 kilometre boyunca sa¤ taraf›n›zda Cenevre Gölü’nü izleme imkân› vermesi gibi bir avantaj› var. Cenevre flehrinin güneybat› k›y›s›na konuflland›¤› bu göl, ‹sviçre’nin en büyük, Orta Avrupa’n›nsa en büyük ikinci tatl› su gölü. Bu rota bizi önce (2 km’de bir karfl›m›za ç›-

kan küçük yerleflim birimlerini saymazsak) Thun flehrine götürüyor. Buradan 12’nci yüzy›ldan kalma kaleyi görmeden geçmemek gerek. Kalenin içindeki müzede sergilenen ortaça¤a ait z›rhlar ve savafl ekipmanlar› oldukça ilginç. fiehirden ç›k›nca yeni bir göl peydah oluyor yine sa¤ tarafta. Ay›n flavk› güneyden Alpler’e vurdu¤unda, tam da bu gölün üzerinde seyrine doyum olmayan bir silüet olufluyor. Bu gölü geçer geçmez bir yenisi bekliyor pusuda: Brienz Gölü... Thun ve Brienz Gölü k›y›lar›nda yap›lan yolculuk belki de en keyiflisi... Alpler’in eteklerinde dolanan yolun kenar›nda bazen kaybolan, ço¤u zaman kendini cömertçe sergileyen bu göller, insan›n içinde bir boflluk varsa onu an›nda dolduruveriyor, hem de en iyi malzemeyle!.. Interlaken’den kuzeye, Luzern flehrine do¤ru gidildi¤inde Frans›zca yerini Almancaya b›rak›p ya¤›fl miktar› artarken yeflillerin tonu da de¤ifliyor. Ö¤leden sonra gölün etraf›ndaki da¤lar› kaplayan sis, turkuaza çalan bir rengi sergiliyor. K›sa bir ‹sviçre turu için (3 gün) bu gölleri görmek kâfi. Uzatmak isteyenlerin rotas›ysa kuzeydo¤u olmal›. Bu rotada s›ras›yla Zugar Gölü, Zürih Gölü ve Walen Gölü’nün yan› s›ra küçüklü büyüklü birçok göl var keflfedilmeyi bekleyen. ‹sviçre’nin güneyinde ‹talya s›n›r›nda yer alan ve bir k›sm› ‹talya taraf›nda kalan Lugano Gölü ve bat›daki Neuchatel Gölü de rotadan sapma lüksü olanlar için tavsiye edilebilir.

Sonuç yerine ‹sviçre’deki manzaralar; do¤ay› en iyi tamamlayan, dolay›s›yla gölün dinginli¤ini, yaln›zl›¤›n› ve huzurunu en iyi yans›tan enstalasyonlardan birini sergiliyor. Bu göllere gitmek, göllerin yaln›zl›¤›n› paylaflmak, do¤ay› biraz daha anlat›yor insana ve insana do¤ada kendi benli¤ini biraz daha bulabilmesi için, en iyi rehberleri sunuyor, en sihirli anlar› yaflat›yor.

28


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 29

GURME

Ayvay› yiyin! yva çiçek açt›, yaz geldi de geçti bile... Baharda açan, yaz›n müjdecisi güzel kokulu beyaz çiçek, art›k k›fl›n habercisi bir meyveye dönüflüyor. Ayvay› özel k›lan; birçok derde deva olmas›d›r: Bolca protein, karbonhidrat, kalsiyum, demir, fosfor, potasyum, sodyum ve C vitamini içeren bu meyve, vücudu kalp ve damar hastal›klar›ndan korudu¤u gibi varisi önleyici etkisiyle de biliniyor. Akci¤er, mide, göz, ba¤›rsak ve a¤›z rahats›zl›klar›nda da büyük yarar› oldu¤una inan›l›yor; piflmifl ayvan›n balgam› söktü¤ü, kronik öksürü¤e, solunum sistemi hastal›klar›na ve bronflite iyi geldi¤i söylenmektedir. Hem kendisi hem de kompostosu özellikle çocuk ishallerine karfl› çok etkilidir. A¤›z kokusunu önlemede birebir oldu¤u bilinen ayvay› grip ve nezle olanlar bol bol yemelidirler. Kurutulmufl ayvan›n suda bekletilmesiyle yap›lan gargara, bo¤az iltihab›n› giderici özelli¤e sahiptir. Ayva çiçe¤i balla kar›flt›r›l›p yenirse bafl a¤r›s›n›, kaynat›l›p içilirse kalp çarp›nt›s›n› keser, kalbi kuvvetlendirir, annenin sütünü art›r›r. Anavatan› baz› kaynaklara göre bilinmeyen, baz›lar›na göreyse Hazar Denizi dolaylar›, Kuzey-Bat› ‹ran ve Kuzey Anadolu olan ayvan›n üretimine bakt›¤›m›zda, 2000 y›l› verilerine göre Türkiye, dünyada birinci s›rada yer almakta. Romal›lar zaman›nda parfüm yap›m›nda da kullan›lan bu hofl kokulu çiçek ve meyve ayr›ca ba¤l›l›¤› ve aflk› da simgelermifl. Belki de bu

A

iki nedenden dolay› Do¤u’da genç k›zlar›m›z çeyiz sand›klar›na ayva koyarlar... Ayvan›n a¤›zda b›rakt›¤› buruk tat, zor çi¤nenir olmas› ve yutkunmada yaratt›¤› s›k›nt› nedeniyle s›kça kullan›lan bir deyim ç›km›fl ortaya: ayvay› yemek! Ayvay› taze olarak yemek di¤er meyveler kadar çok cazip gelmeyebilir ancak piflirilerek yap›ld›¤›nda enfes tatlara haz›r olun: Ayval› paz› m›, pilav m› istersiniz? Tas kebab›n› m›, dolmas›n› m›? Yoksa reçeli ve marmelad›n› m›? Ya tatl›s›n›, hele üstünde Afyon kayma¤›yla? K›fl mevsiminin yaklaflt›¤› bu günlerde siz, siz olun, sa¤l›¤›n›z için hap› yutaca¤›n›za ayvay› yiyin!..

fienay KURT FMV Özel Ifl›k ‹lkö¤retim Okulu Müdür Yard›mc›s›

Ayva demek, sa¤l›k demek! Ayvan›n akci¤er, mide, göz, ba¤›rsak ve a¤›z rahats›zl›klar›nda da büyük yarar› oldu¤una inan›l›yor; piflmifl ayvan›n balgam› söktü¤ü, kronik öksürü¤e, solunum sistemi hastal›klar›na ve bronflite iyi geldi¤i söyleniyor.

29


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 3

SANAT

‹stanbul’da bir dâhi

20. Yüzy›l›n en önemli sanatç›lar›ndan Salvador Dali’nin eflsiz sanat eserleri 20 Ocak 2009 tarihine kadar Sak›p Sabanc› Müzesi’nde sanatseverlerle bulufluyor.

Birsen KARAOSMAN FMV Özel Ayaza¤a Ifl›k Lisesi Resim Ö¤retmeni

30

afl›rt›c› baflar›lar peflinde koflan bir tuhafl›k düflkünü mü, yoksa ikiyüzlülü¤ün kol gezdi¤i bir ça¤da özü sözüne uygun bir sanatç› m› oldu¤u hep tart›fl›lan Salvador Dalí 11 May›s 1904'te ‹spanya'n›n Kuzeyinde Pireneler’e yak›n bir köyde Figueras’ta do¤du. 6 yafl›ndayken menenjitten ölen erkek kardeflinden 3 sene sonra dünyaya gelmiflti. Ona koyduklar› isim, ölmüfl kardeflinin ismiyle ayn›yd›. Salvador kardefline ikizi kadar benziyordu. Anne babas›n›n yatak odas›nda Velazquez'in “Çarm›hta ‹sa” resmiyle birlikte as›l› olan kardeflinin resminin yaflayan bir aynas›yd›. Böylece Salvador Dalí bir küçük despota dönüfltü. Ailesinin dikkatini çekmek için histeri krizine girmifl biri gibi yapt›¤› teatral hareketler al›fl›lagelmifl fleylerdi. K›z kardefli Ana Maria'n›n do¤umu bile onu düzeltmeye yetmedi. Aksine zaman geçtikçe farkl›l›¤›n› ifade etme iste¤i daha dayan›lmaz hâle geliyordu. Bu ruhsal durumunu 1973’te yazd›¤› bir yaz›da flöyle ifade ediyordu: 'Do¤ar do¤maz tap›n›lan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye bafllad›m. Beni severken hâlâ onu seviyorlard› asl›nda. Belki de benden çok onu... Babam›n sevgisinin bu s›n›rlar› yaflam›m›n ilk günlerinden itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.' Salvador Dali klasik ö¤renimden çok desen ve resme yatk›n biriydi, do¤al olarak da

1921’den itibaren Madrid’deki San Fernando Güzel Sanatlar Akademisine bafllad›. Orada, izlenimcilikten kübizme kadar moda olan de¤iflik üsluplar› taklit edebilme yetene¤inden dolay› çok k›sa sürede dikkati çekti. Bu dönem Dali’nin flair Federico Garcia Lorca’yla dostluk kurdu¤u ve ‹spanyol öncü sanat çevrelerine kat›ld›¤› dönemdi. Nisan 1926’da k›sa bir süre kalmak üzere Paris’e gitti¤inde, as›l e¤ilimi, Andrz Breton’un canl›l›k kazand›rd›¤› gerçeküstücülük ak›m› biçiminde ortaya ç›kt›. Dali art›k Breton’un güçlü etkisiyle, kendi iç dünyas›ndan kaynaklanan ilginç kompozisyonlar yapmaya bafllad›. Genç ‹spanyol sinema sanatç›s› Bunuel’le dostluk kurdu, birlikte ilk gerçeküstücü film olan "Bir Endülüs Köpe¤i"ni (1929) yapt›lar. Film büyük baflar› sa¤lad› ama ayn› zamanda senaryoyla görüntülerdeki fliddet unsurunun kad›n kahraman›n gözünün bir t›rafl b›ça¤›yla kesilmesi gibi birbirini tutmamas› yüzünden skandal yaratt›. Dali’nin sanatsal geliflmesinin ilk dönemi, ilham perisiyle yani Paul Eluard’›n kar›s› Gala’yla karfl›laflt›¤› 1929-1934 y›llar› aras›na rastlar. Ressam, kendisi u¤runa flairi terk eden Gala’yla 1958’de "dinî nikâhla" evlendi. Eserleri acayip olmakla birlikte kendisine giderek artan


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 31

bir ün sa¤lad› ve bu ün, gerçeküstücü topluluktaki bafll›ca savunucusu olan Andrz Breton taraf›ndan desteklendi. Ancak Dali k›sa bir süre sonra gerçeküstücülük hareketine karfl› elefltirel bir tutum benimsedi, 1934’te de özellikle Lenin’e karfl› giriflti¤i sald›r›lar ve Hitler’e karfl› besledi¤i hayranl›k (belki de k›flk›rtma) yüzünden topluluktan at›ld›. Bununla birlikte yine de gerçeküstücü anlay›flta resimler yapmay› sürdürdü, hayat› boyunca da bu ak›ma ba¤l› kald›. 1940’ta ABD’ye giden sanatç› orada tablo tüccarlar›, elefltirmenler ve izleyiciler taraf›ndan hararetle karfl›land›. Bundan böyle, tablolar› dünyan›n en çok para eden ressamlar›ndan biri oldu, ayn› zamanda da yaratt›¤› skandallar ve kibar çevrelerde kazand›¤› baflar›lardan dolay› en ünlü ressamlar aras›na kat›ld›. ABD, Fransa ve ‹spanya aras›nda flatafatl› ve dengesiz bir yaflam süren Dali gerçek bir kült konusu hâline geldi. Ressam›n 1989’da ölümüne kadarki son y›llar› 1982’de sevgilisi Gala’n›n ölümüyle karard›. Tablolar›nda, akademik bir beceriklilik göze çarpar, bu da onun, dünyada ne var ne yok hepsini, can›n›n istedi¤i gibi realist bir stilde yans›tmas›na imkân verir. ‹ster ço¤unlukla fon olarak kulland›¤› göklerde olsun isterse kendi vizyonlar›n›n ayr›nt›lar›nda, renklerin göz kamaflt›r›c›, parlakl›¤› ve çizgilerin kesinli¤i son derece dikkat çekicidir. Dali’nin gerçeküstücülü¤e en önemli katk›s› "elefltirel-paranoya" olarak adland›r›lan bulufludur. Bu, bilinçalt›ndan ve düfllerden geldi¤i kabul edilen ç›lg›nca hayallerin ak›lc› ve mant›ksal biçimde kullan›lmas›d›r. Ne var ki, sonunda Dali’yi elefltiren Breton,

her ne kadar onun için o fleytanca "Avida Dollars" anagram›n› -bu anagram Frans›zcada dolar düflkünü anlam›na gelir- bulmuflsa da Dali’nin nükteli ve tuhaf icatlar› her zaman dadac› baflkald›r› gelene¤inde yer alm›flt›r. Bunlar burjuva veya tuhaf nitelikli olan "sanat için sanat" düflüncesini y›kmak ve sanat›n, hayat›n her alan›n› do¤rudan do¤ruya ilgilendiren bir hayat tarz› oldu¤unu göstermek amac›ndad›r. Bu sebeple Dali, kendi kendisini sanat eserine dönüfltürme tehlikesini de göze alarak genellikle de o ünlü b›y›klar›ndan çok iyi yararlanmay› bildi. Dali, Alfred Hitchcock için korku dolu Doktor Edwards’›n Evi’ni (1945) haz›rlad›, Robert Deschames’le birlikte “Dantelac› Kad›n›n ve Gergedan›n ‹nan›lmaz Öyküsü”nü yönetti ve “Yukar› Mo¤olistan’dan ‹zlenimler” (Impressions de Haute Mongolie, 1978) ad›yla deneysel bir film çevirdi. Dali, düfl ve say›klama yöntemlerine yeniden baflvurdu¤u heykel-asamblajlar gerçeklefltirerek (Telefon-Istakoz, 1936; Çekmeceli Milo Venüsü, 1936-1964), sapt›rd›¤›, özünü de¤ifltirdi¤i, baflkalaflt›rd›¤› nesneye özgü güçlerle de ilgilendi. 1945’ten sonra, XX. yy’›n belki de son ikonografilerinden birini (Saint Jean de la Croix ‹sas›, 1951; Çarm›ha Gerilifl, 1954; Santiago el Grande, 1957) yaratarak kuramlar›n› baz› dinî temalara uygulad›. Sanatç›n›n, Avrupa resim gelene¤inden esinlenen sonraki eserleri, büyük bir yenilikçi a¤›rl›k tafl›yarak avangart bir hava gösterdi. Dali, k›flk›rt›c› kuramsal ve siyasi aç›klamalar›n ötesinde düflünce ba¤›ms›zl›¤› ve kuramsal yaklafl›m›yla büyük bir tutarl›l›k göstererek sanat›yla iki dünya savafl› aras› dönemin bütün gerçeküstücü maceras›na damgas›n› vurdu.

31


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 32

SPOR

S › n › r l a r ›

AfiMAK Ayhan BODUR FMV Özel Ayaza¤a Ifl›k ‹lkö¤retim Okulu Beden E¤itimi Zümre Baflkan›

32

arihçesi Antik Yunan’a dayanan olimpiyatlar›n yirmi dokuzuncusu, uyuyan ejderhan›n uyan›fl›n›n tüm görkemiyle ›fl›ldad›¤› Pekin’de yap›ld›. Kat›lan sporcular›n büyük bir ço¤unlu¤u kendini aflmak, ülkesini baflar›yla temsil etmek için oradayd›. Çok özel birkaç›ysa ülkesinin ötesinde insano¤lunun s›n›rlar› zorlamak, bunun sonucunda insano¤lunun temsilcisi olmak için yar›flmalara kat›lm›flt›. ‹flte 100 metre ve 200 metreyi dünya rekorlar› k›rarak koflan 3 alt›n madalyal› atlet Usain Bolt ve yüzmede 7 dünya rekoru k›ran 8 alt›n madalyal› Michael Phelps bunu baflarmak için Pekin’deydi. Bu y›ld›zlar› izlerken farkl› duygular içinde gidip geldim. E¤itimci yan›mla sporcu yan›m bazen farkl› kulvarlardaki sporcular gibi yar›flt›, bazen de senkronize yar›flmas›ndaki gibi uyum içersinde keyfine doyulmayacak anlar yaflatt› bana. Performanslar›yla dünyay› flafl›rtan atletler ayn› zamanda s›radan insanlar için de mesaj verdiler bana. Olimpiyatlarda dünyan›n en k›sa süren ama en çok ilgi duyulan yar›flmas›n›

T

Jamaikal› Usain Bolt kazand›. 100 metre finalini kazan›rken elde etti¤i derece 9 saniye 69 salise. Muhteflem bir dünya rekoru... Peki, 200 metredeki 19 saniye 30 saliselik performans›na ne demeli? Benim de akl›ma gelen ama yazamayaca¤›m düflünceyi ayn› yar›flta bulunan arkadafl› söylüyor: “O bir insan de¤il!..” Yak›n geçmiflte, 2008 y›l›nda bu derecelerin koflulabilece¤ini söyleyen birisine ifli bilmiyor gözüyle bak›l›rd› çünkü performans gelifltirici ilaçlar›n daha s›k denetlendi¤i bu dönemlerde, antrenman bilimiyle gelinecek noktalara, yani insano¤lunun h›z s›n›rlar›na yaklafl›lm›flt› diye düflünenler ço¤unluktayd›. Yan›ld›klar›n›, bu insan› seyrederken ve ekrana sonuca inanmayarak bakarken hep birlikte yaflad›k. Bolt’u özel k›lan nedir? Tabii ki ilk önce h›zl› koflmak için do¤mufl olmas›d›r. Yani dünyan›n en h›zl› koflucusu, önce genetik miras›yla çok çok özel do¤mufltur. Bu yetenek zaman›nda keflfedilmifl ve kendisi de çok çal›flarak bu noktalara gelmifltir. San›r›m bilim adamlar› dünyan›n en h›zl› sprinterine rakip ç›karmak için insan görünüfllü bir prototip yaratsalar bu, Usain Bolt’un fizik yap›s›ndan farkl› olmazd›. Tüm bunlara ra¤men “100 y›lda ancak yaklafl›k 1 saniye geliflebilmifl bir


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 33

yar›flman›n önemi nedir?” diye sorulabilir. Nedir 10 saniye bile sürmeyecek olmas›na ra¤men milyarlarca insan› televizyona ba¤layan tutku? Bu tutku, insano¤lunun h›z s›n›rlar›n› zorlamas›na flahit olma iste¤idir. S›n›rl› yaflam›nda neler yapabilece¤ine tan›k olma güdüsüdür. S›n›r tan›maz do¤as› gere¤i, varabilece¤i en son noktay› görme gereksinimidir. Peki, bu ilgi ve s›n›rlar› aflma iste¤i insano¤lunda var oldukça 100 metre koflusunda en iyi performans sizce ne olabilir? Çok uzak olmayan gelecekte genetik bilimi özel koflucular yaratmak için çal›flmalar yapacak m›? Kök hücreleriyle çal›flmalar gerçeklefltirilecek mi? Çok küçük yafllarda sürati gelifltirmek için farkl› antrenman teknikleri uygulanabilecek mi? Bunlar›n cevab›n› bilen tabii ki yok, fakat merak eden çok! Bolt’un bu performans› herkesi büyülerken benim e¤itimci yan›m farkl› dersler almak için çabal›yor ve atletin yar›flma öncesi davran›fllar›na dikkat ediyorum ister istemez. Rahatl›¤›n›n, kesinlikle soytar›l›k de¤il; az sonra koflulacak yar›flta sergileyece¤i performanstan emin olmakla ilgili oldu¤unu düflünüyorum. Çünkü

bu düzeyde yar›flmac›lar çok büyük aksilik olmad›kça performanslar›n› tahmin edebilmektedirler. Bu özel insan› a¤z›m›z aç›k, keyifle izlerken o, bir de hayata dair ders vermiyor mu bize? “Ne durumda olursan›z olun, kontrollü ve rahat olun.” der gibi. Ya sekiz alt›n madalya kazanan Phelps’e ne demeli? K›rd›¤› dünya rekorlar› ve kazand›¤› alt›n madalyalar› yaln›zca çok yo¤un antrenmanlara ba¤lamak do¤ru olur mu? Kuflkusuz hay›r. S›radan bir yüzücüyü tam gün havuzda yaflatsan›z da bu özel insan›n performanslar›n› geçemezsiniz. Çünkü Phelps de Bolt gibi kendi branfl› için çok çok özeldir. Yani yüzmek için do¤mufltur ve yetifltirilmifltir. Phelps’in bu baflar›lar› kazan›rken verdi¤i fiziksel ve psikolojik savafltan nas›l zaferle ç›kt›¤›n› biliyor muyuz? Bir taraftan star olarak nitelendirebilece¤imiz birçok sporcunun olimpiyat stresini kald›ramad›¤›n› gözlemlerken di¤er taraftan Phelps neleri gerçeklefltiriyor... Bu adam kendini adad›¤› bu iflte efsane yarat›yor. Sanki yüzdü¤ü her yar›fl, bir büyük yar›fl›n 8 etapl› hedefinden biriymiflçesine, yüzerken hep ileriyi düflünüyor. Bu muhteflem atletler, ola¤anüstü yeteneklerini dünyaca tescilli alanlarda sergileyip bizleri büyülerken bizler farkl› farkl› alanlardaki yeteneklerimizi ne kadar gelifltirebiliyoruz diye düflünmekten alam›yorum kendimi. Bizler de yeteneklerimiz ve ilgi alanlar›m›z çerçevesinde yaflamak, onlar› gelifltirmek için çabalasak kendi rekorlar›m›z› k›ramaz m›yd›k? Bunu becerebilirsek ödülümüz de daha mutlu bir hayat olmaz m›yd›? Bir ad›m daha ötesini hayal edip e¤itim sistemimizin böyle nesiller yetifltirdi¤ini düflünsek? O zaman olimpiyatlardaki baflar›s›zl›klar de¤il, baflar›lar konuflulurdu huzurlu ülkemizde.

Phelps ve Bolt bize disiplinin, fiziksel ve psikolojik haz›rlanman›n muhteflem sonuçlar›n› gösterirlerken insan›n yeteneklerini nas›l gelifltirebilece¤ine de örnek oluflturuyorlar.

33


FYZY SAYI 11

1 /22/ 8

12:48 PM

Page 34

TAR‹HTEN SAYFALAR

Niflan Tafl›’ndan Niflantafl›’na Dr. Arif AKDEN‹Z FMV Özel Ifl›k Lisesi Türkçe - Sosyal Bilimler Bölüm Baflkan›

O

smanl›larda okçuluk çok önemliydi. Öyle ki padiflahlar bile okçulu¤u bir prestij sorunu olarak kabul ederler, zaman zaman oku en uza¤a atarak hedefi vurma denemeleri yaparlard›. Padiflahlar›n rekor at›fllar› an›s›na mermer sütunlar dikilirdi. Bunlardan 20 kadar› günümüze kalabilmifltir. Yavuz Sultan Selim’in yapt›¤› bir rekor at›fl›n an›s›na, okun topra¤a sapland›¤› yerde (günümüzde Teflvikiye - Rumeli Valikona¤› Caddelerinin kesiflme noktas›nda) dikilen an›t sütun bugünkü Niflantafl› semtine ad›n› vermifltir. 19. yüzy›l ortalar›nda Sultan Abdülmecid bölgede bir yerleflim alan› kurulmas› iste¤ini belirtmek için bu sütun üzerine bir kitabe yazd›rm›flt›r. Üzerinde günümüz Türkçesi ile flu

yaz›l›d›r: "(Sultan) Mecid'in hiçbir karfl›l›k beklemeden ortaya koydu¤u eser (olan) yeni Teflvikiye Mahallesi". Bölge yerleflime aç›ld›ktan sonra Niflantafl›’nda yap›lan ilk bina Teflvikiye Camii’dir.

Mimar Sinan’›n a¤ac› hâlâ ayakta!

M

imar Sinan “kalfal›k eserim” diye nitelendirdi¤i (Ustal›k eseri Edirne Selimiye Camii’dir) ve Osmanl› eserleri aras›nda çok önemli yeri olan Süleymaniye Camii’ni ve külliyesini 1550 – 1557 y›llar› aras›nda Kanuni Sultan Süleyman ad›na gerçeklefltirdi. ‹stanbul, Süleymaniye Camii ve külliyesinin yap›m›ndan bu yana geçen 450 sene içinde irili ufakl› 100 deprem geçirmesine ra¤men eserlerde bir çatlak bile oluflmad›. Yap›t bir flaheser olmas›n›n yan› s›ra Mimar Sinan’dan kalan ve yaflayan bir hat›ray› da hâlâ bar›nd›r›yor. Bir büyük tarihî ç›nar a¤ac›n›. 450 yafl›n› aflm›fl bu ç›nar, eserin ilk yap›lan binalar› aras›nda olan imarethanenin (Bugün Dürülziyafe olarak hizmet veriyor.) avlusunda yer al›yor ve ulu gövdesinin serinli¤ini avluya yans›t›yor.

34



FYZY SAYI 11