Issuu on Google+


AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZATMAK Bir gün SUPERMAN gökte uçarken balık pazarında bir adam görmüĢ. Adamın balık pazarında balıkçının kendisine satmak istediği somon balığı yerine ısrarla hamsi balığı almak istemesi üzerine SUPERMAN, adama sormuĢ: “Ey balıkçı! Neden lezzetli somon balığı yerine Ģu küçük balıkları almak istiyorsun?” Adam: “Abi ben tek yaĢıyorum, param da az. Ancak yarım kg. hamsi almaya yetecek kadar param var.” demiĢ. SUPERMAN bunun üstüne: “ġimdi sen geceleri uyurken de ayağını yorganına göre mi uzatıyorsun?” diye sormuĢ. Adam da: “Yorganım kısa, ne yapayım?” demiĢ. HAKTAN ANT SÜZER

1


BALIK KAVAĞA ÇIKINCA Eski dönemlerde bir adam yaĢarmıĢ. Bu adam gezip gördüğü yerden bir sürü eĢya alır, sonra bu eĢyaları biriktirirmiĢ. Bir gün bitpazarında kendine bir dükkân kiralamıĢ. Bu dükkânda yok yokmuĢ ama dükkâna ne gelen varmıĢ ne giden. Kimsecikler adamın dükkânından bir Ģey satın almıyormuĢ. Adamcağız bu duruma çok üzülüyormuĢ. Esnafın biri, bir gün ona: “Ne zaman siftah yapacaksın komĢu?” diye sormuĢ. Adam da cevap vermiĢ: “Anca balık kavağa çıkınca!” TUNAY ORUÇ

2


KEÇĠLERĠ KAÇIRMAK Eski günlerde yaĢlı bir çiftçi varmıĢ. Bu çiftçinin bir sürü keçisi varmıĢ. Her gün keçilerini otlatmak için dağlara, bayırlara, tepelere çıkarmıĢ. Yine böyle bir günde keçilerini otlatmak için bir dere kenarında durmuĢ. Tam o sırada kocaman bir köpek yaĢlı adama doğru havlayarak geliyormuĢ. YaĢlı adam çok korkmuĢ ve kaçmaya baĢlamıĢ. Kaçıp bir dalın üstüne çıkmıĢ. Köpekten korktuğu için dalın tepesinden inememiĢ. Keçiler de sağa sola kaçıĢmaya baĢlamıĢ. YaĢlı adam bağırmıĢ ama keçiler gözden kaybolmuĢ. Köpek gidince yaĢlı adam da daldan aĢağı inmiĢ. Adam köy kahvesinin yanından geçerken arkadaĢları ona seslenip, “Keçilerin nerede?” diye sormuĢ. YaĢlı adam sinirinden birden gülmeye baĢlamıĢ ve “Kaçırdım” demiĢ. ECESU ÖZCAN

3


ATEġ PAHASI Bir gün, bir adam karısına altın bilezik almak için kuyumcuya gitmiĢ. Etrafına iyice bakınmıĢ ama karısının istediği bilezikten bulamamıĢ. Onun yerine en ucuzundan gümüĢ bir bileklik istemiĢ. Satıcı ona el iĢçiliği yüksek gümüĢ bir bileklik göstermiĢ. Adam fiyatını sormadan bilekliği hediye paketi yaptırmıĢ. Kasada tam parayı ödeyecekken bileklik ona çok pahalı gelmiĢ ve: “Bu bilekliğin pahası ateĢ gibi cebimi de beni de yakar “ deyip bilekliği almaktan vazgeçmiĢ. KöĢedeki çiçekçiden bir demet papatya alıp evinin yolunu tutmuĢ. SELĠN EDA SAĞNAK

4


LAFLA PEYNĠR GEMĠSĠ YÜRÜMEZ Bir zamanlar Ġstanbul’da küçük bir kulübede çok fakir bir aile yaĢarmıĢ. Ġki tane de inekleri varmıĢ. Çocuklar ineklerden sütü sağar, anne sağılan sütten peynir yapar, baba da bu peyniri pazarda satarmıĢ. Bir gün babanın aklına parlak bir fikir gelmiĢ: Civardaki sahil kasabalarına gemiyle peynir taĢıyıp bu peynirleri oranın halkına satmak. Baba hemen küçük bir gemi kiralamıĢ. Peynirleri gemiye yüklemiĢler. Çocuk dümene geçmiĢ ama gemiyi nasıl çalıĢtıracağını bilmiyormuĢ. Çocuk yardım istemek için babasına döndüğünde, babasını arkadaĢıyla laflarken görmüĢ ve dayanamayıp seslenmiĢ: “Heey! Lafla peynir gemisi yürümüyor iĢte. Bana yardım eder misiniz?” EYLÜL ÇĠLĠNGĠR

5


GÖZÜ YÜKSEKLERDE OLMAK Çok fakir bir çiftçi varmıĢ. Ailesinin karnını doyuracak paraları ve yiyecekleri yokmuĢ. Fakir çiftçi ailesinin karnını doyuramadığı için çok üzülüyormuĢ. KarĢıdaki dağlara bakarak: “ġu dağlar kadar param olmalı. Çok çalıĢmalıyım” diyormuĢ. Zengin olacağı günlerin hayalini kurarken tarlasında bir küp dolusu altın bulunca hem çok ĢaĢırmıĢ hem de çok sevinmiĢ. Artık o da ailesi de zengin bir hayat sürmeye baĢlamıĢlar. CAN YANIK

6


BAġINA DEVLET KUġU KONMAK Çok eski zamanlarda bir ülkenin padiĢahı ölmek üzereymiĢ. PadiĢah öldükten sonra kimin padiĢah olacağına dair bir vasiyetname bırakmıĢ. Kendisi öldükten sonra “Devlet” adındaki kuĢu kimin baĢına konarsa ülkenin padiĢahının o olmasını istiyormuĢ. PadiĢahın ölümünden sonra Devlet havalanmıĢ. Herkes çok heyecanlıymıĢ ve Devlet’in kimin baĢına konacağını merak ediyormuĢ. Devlet çok fakir bir çiftçinin baĢına konmuĢ ve ülkenin padiĢahı bu fakir çiftçi olmuĢ. O günden sonra herkes bir anda beklenmeyen büyük bir durumla karĢılaĢanlar için bu deyimi kullanmıĢ. DURU DEMĠR

7


GÖZÜNE GĠRMEK Yağmurlu bir günde adı Mert olan bir polis, hırsızların bir hanımefendinin çantasını çaldığını görmüĢ. Mert çok hızlı davranarak hırsızları bir anda yakalamıĢ. Kadın çantasına kavuĢtuğu için çok mutlu olmuĢ. Yoldan hızla geçen bir araba Mert’in dengesini kaybedip kadına çarpmasına neden olmuĢ. Mert’in kafası kadının gözüne gelince, kadın: “ĠĢte Ģimdi gözüme girmiĢ oldunuz.” demiĢ. AYTUĞ BATUHAN GELĠNCĠK

8


KOL KANAT GERMEK Bir akĢamüstü Mahmut Amca iĢten eve dönerken parkın kenarında ağlayan bir çocuk görmüĢ. Mahmut Amca çocuğun yanına gidip ona ne olduğunu sormuĢ. Çocuk annesini kaybettiği için ağladığını söylemiĢ. Mahmut Amca çocuğun elinden tutup önce onu bir lokantaya götürüp karnını doyurmuĢ. Sonra da birlikte karakola gitmiĢler. Karakolda çocuğun annesini görmüĢler. Çocuk, sevinçle annesine sarılmıĢ. Annesi ona: “Acıktın mı? Saatlerdir bir Ģey yememiĢsindir” demiĢ. Çocuk Mahmut Amca’nın kendisine döner ısmarladığını söyleyince, çocuğun annesi: “Oğluma kol kanat germiĢsiniz. Çok teĢekkürler.” demiĢ. Mahmut Amca da çocuk annesine kavuĢtu diye çok sevinmiĢ. RÜZGAR GÜMÜġAY

9


ĠPE UN SERMEK Günlerden bir gün, Ali uyuyakalmıĢ. Kapısı çalınınca uyanmıĢ. KarĢı komĢunun kızı AyĢe okula gitmek için Ali’yi çağırmaya gelmiĢ. Ali okula gitmemek ve uykusuna devam etmek için hasta olduğunu, ateĢi olduğunu, kendisini hiç iyi hissetmediğini söylemiĢ. AyĢe, Ali’nin suratından onun yalan söylediğini Ģıp diye anlamıĢ ve: ”Bari ipe un serdim deseydin. Okula gelmemek için bahaneler uydurma!” demiĢ. ĠDĠL AKSÜYEK

10


AVUCUNU YALAMAK Bir yaz günü, iki kardeĢ parktan eve dönüyorlarmıĢ. Ġkisinin de dondurmaları varmıĢ. KardeĢlerden biri daha yolun baĢındayken dondurmasını bitirivermiĢ. Diğer kardeĢ yavaĢ yavaĢ yiyormuĢ. Dondurmasını bitiren kardeĢ, diğer kardeĢine: “Dondurmandan az versene” diye rica etmiĢ. KardeĢi ise: “Imm, bir düĢüneyim. Ġyisi mi sen dondurmayı değil de avucunu yala. Hahaha!” diye dalga geçmiĢ. ELA ÖZGÖN

11


AVUCUNU YALAMAK Bir gün, Ahmet Bey komĢusundan borç para istemek için onun evine gitmiĢ. KomĢusu öyle cimriymiĢ ki kimselere bir Ģeyini vermezmiĢ. Ahmet Bey kendisinden borç istediğinde ona da vermemiĢ. Ahmet Bey bu duruma çok üzülmüĢ. KomĢusunun karısının yaptığı tatlıyı yerken eline bulaĢan kremayı peçetesi olmadığı için yalamak zorunda kalmıĢ. Bunu gören komĢusu, “Gördün mü Ahmet Bey? Anca avucunu yalarsın iĢte!” deyip gülmeye baĢlamıĢ. ÖZGÜR TĠNAS 12


BAġINA DEVLET KUġU KONMAK Bir zamanlar iki tane adam varmıĢ. Ġki adam da imparator olmak istiyormuĢ. Ondan sonraki gün imparatorun öldüğü açıklanmıĢ. Bu iki adam aldıkları habere çok sevinmiĢ. Hemen meydana gitmiĢler ama iĢleri çok zormuĢ. Çünkü meydanda imparator olmak isteyen yüz kiĢiden fazla adam varmıĢ. Ġmparatorun yaveri görünmüĢ. Elindeki kuĢu havalandırmıĢ. KuĢ bu iki arkadaĢın yanından geçip ĢiĢko adamın tepesine konmuĢ. ġiĢko adam imparator olmuĢ. Ġki arkadaĢ da ağlayarak evlerine dönmüĢler. NURETTĠN KUTALP NENG

13


DOLAP ÇEVĠRMEK Çok eski zamanlarda, kralların ve kraliçelerin olduğu bir dönemde, sarayın giriĢinde bir dolap varmıĢ. Bu dolaba kraliyet dolabı deniyormuĢ. Çok güzel bir dolapmıĢ. Saraya gelen tüm misafirler bu dolapla hatıra fotoğrafı çektirirmiĢ ama kimse dolabın içini açmıyormuĢ. Dolabın içinde bir kese altın varmıĢ. Kraliçe kıskançlığından o bir kese altını dolaptan alıp dolabın kapağını da kimse görmesin diye çevirmiĢ. Bunu anlayan kral, karısına çok kızmıĢ ve ona küsmüĢ. O günden beri halk gizlice bir Ģey yapanlar için: “Dolap çeviriyor.” deyimini kullanmıĢ. BUSE DĠLA DÖNMEZ

14


ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTĠ Günlerden bir gün, Ahmet adında bir çocuk atı ile elma, armut, karpuz ve bir demet maydanoz almak için pazara gitmeye karar vermiĢ. Pazara giderken yeni açılmıĢ bir lunapark görmüĢ. Lunapark rengârenkmiĢ ve bir sürü çocuk orada oyuncaklara binmek için sırada bekliyormuĢ. Ahmet, çocukları görünce dayanamamıĢ. Lunaparka gireceği sırada güvenlik onu durdurup: “Buraya at ile giremezsin. Onu dıĢarı bağla” demiĢ. Ahmet de mecburen denileni yapmıĢ. Oradan bir yere ayrılmasın diye de atını sıkıca tembihlemiĢ. Tam bir saat oynadıktan sonra bir de ne görsün? Bir adam, onun atını alıp kaçmak üzere. Ahmet bağırmıĢ ama adam atı alıp çoktan Üsküdar’ı geçmiĢ. ECE GÜRSEL

15


GÖZDEN DÜġMEK Mete’nin sabah futbol antrenmanı varmıĢ ama hiç çalıĢmamıĢ. Antrenmanda öğretmeni Mete’ye çok kızmıĢ. Mete, eve gelir gelmez yemeğini yemiĢ ve uyuyakalmıĢ. Rüyasında uçan bir göz varmıĢ. Bu göz beĢ katlıymıĢ. BeĢinci katta ne olduğunu çok merak etmiĢ. Mete birinci katta iken beĢinci kata ulaĢmak için kapıyı açmak durumundaymıĢ ama kapı kilitliymiĢ. Bir sürü anahtar denedikten sonra kapıyı açmıĢ ve beĢinci kata doğru hızla koĢmaya baĢlamıĢ. O kadar hızlı koĢmuĢ ki beĢinci katta duramamıĢ ve boĢluktan aĢağı düĢerken, düĢtüğü gözün öğretmeninin gözü olduğunu fark etmiĢ ve sıçrayarak uyanmıĢ. EROL BERK KAÇAR

16


GÜME GĠTMEK Ali, Tunay ve Ant bir gün yamaç kenarında uçurtma uçurmaya gitmiĢler. Uçurtmasını en yüksekte kim uçuracak diye aralarında iddiaya tutuĢmuĢlar. Ali’nin aklına parlak bir fikir gelmiĢ. Hızla koĢarsa uçurtması göklere kadar çıkabilirmiĢ. Ali hızla koĢarken, yamacın kenarında ayağı kaymıĢ ve aĢağı güm diye düĢmüĢ. Uçurtması da onunla birlikte çimlerin üstündeymiĢ. Ali’yi gören arkadaĢları: “Ali ile uçurtması güme gitti.” deyip gülmeye baĢlamıĢlar. ALĠ OMACAN

17


ĠNSANOĞLU KUġ MĠSALĠ Eski zamanlarda bir kral varmıĢ. Bu kralın üç oğlu varmıĢ. Kral, üç oğlu için de çok üzülüyormuĢ. Çünkü üç oğlu da devlet iĢleriyle ilgilenmeyip sarayın bahçesinde hep oyun

oynuyormuĢ.

Bu

ülkenin

prensleri

oldukları

için

kimse

onlara

ses

çıkaramıyormuĢ. Onlar da bu yüzden çok ĢımarıyormuĢ. Bir zaman sonra kral tahtını bırakmaya karar vermiĢ. Herkes bu duruma çok ĢaĢırmıĢ. Oğulları: “ Neden?” diye sorunca kral da hemen cevap vermiĢ: “Ġnsanoğlu kuĢ misali evladım, bir var bir yok. Artık ülkeyi yönetme sırası size geldi. Hem ben artık yoruldum.” Kraldan sonra üç kardeĢ ülkeyi beraber yönetmiĢler. SÜREYYA GÖKTUĞ GÖKBULUT

18


ĠPE UN SERMEK Eski zamanlarda biri fakir, biri zengin iki adam varmıĢ. Zengin adamın yapması gereken önemli bir iĢi varmıĢ ama bu iĢ kötü niyetli bir iĢmiĢ. Bu iĢi yaptırmak için fakir adama para teklif etmiĢ. Fakir adam baĢta iĢi kabul etmiĢ ama sonra bu iĢin kötü niyetli olduğunu fark edince, piĢman olup çeĢitli bahaneler uydurarak iĢi yapmaktan vazgeçmiĢ. Zengin adam, fakir adamın bahanelerini önemli bulmamıĢ: “Senin bu yaptığına ipe un sermek denir.” demiĢ. ARMAĞAN ASLAN GÜRER

19


ETEKLERĠ ZĠL ÇALMAK Beyza’nın doğum günü yaklaĢıyormuĢ. Beyza doğum gününde arkadaĢları ona ne hediye alacak, diye çok merak ediyormuĢ. Doğum günü vakti gelip çatmıĢ. ArkadaĢları Beyza’yı bu mutlu gününde hiç yalnız bırakmamıĢ. Beyza çok mutluymuĢ. Pastasının mumlarını üfledikten sonra hediyeleri açma vakti gelmiĢ. Yasemin Beyza’ya çok güzel bir etek almıĢ. Beyza eteğini hemen giyip denemek istemiĢ. O kadar güzel bir etekmiĢ ki Beyza çok mutlu olmuĢ. Eteğini giyince bir de ne görsün? Eteği zil çalıyormuĢ. Beyza sevinçle arkadaĢlarının yanına giderken: “Bakın, mutluluktan eteğim ne de güzel zil çalıyor.” demiĢ. ArkadaĢı Yasemin’i öpüp diğer hediyelerini açmaya devam etmiĢ. SENA ÖZMANAV 20


ETEKLERĠ ZĠL ÇALMAK Bir sabah, Irmak adında sporsever bir kız, tenis turnuvası için erkenden okula gitmiĢ. Okuldan da doğrudan turnuvanın yapılacağı yere gitmiĢ. Irmak küçüklüğünden beri öylesine güzel tenis oynuyormuĢ ki yarıĢmada da elinden geleni yapmıĢ ve rakiplerini açık ara farkla yenmiĢ. ġampiyon olunca çok sevinmiĢ. Madalya töreninden hemen önce soyunma odasına koĢmuĢ. Eteğini değiĢtirip kurulun karĢısına öyle çıkmıĢ. Madalya töreninde mutluluktan havalara zıplamıĢ, zıplamıĢ, zıplamıĢ… Irmak mutluluktan zıpladıkça da eteğine dikili küçük küçük ziller çalmıĢ, çalmıĢ, çalmıĢ… ĠRFAN POYRAZ ÖZEN

21


GEMĠLERĠ YAKMAK Bu hafta okulda resim öğretmenimiz bir performans ödevi verdi. Maket bir gemi yapmamız gerekiyordu. Sonra hepimiz gemilerimizi okulumuzun yakınındaki gölde yüzdürecektik. Ödev için iki hafta verilmiĢti. Bu yüzden hemen iĢe baĢladım. Offf! Ne yazık ki iĢler planladığım gibi gitmiyordu. Ġstediğim malzemelerin hepsini bulamamıĢtım ve geriye sadece üç günüm kalmıĢtı. Ġstediğim gibi olmasa da gerekli malzemeleri buldum ve gemimi bitirdim. Suda yüzüyor mu diye denemeye kalktım ama o sırada gaz lambası gemimim üzerine düĢtü ve gemim gözlerimin önünde yandı. Hemen bir kova su aldım ve gemimi söndürdüm. Ertesi gün resim dersi vardı ve öğretmenime “Gemimi yaktım.” dedim. YILMAZ EGE TUNÇ

22


ĠPE UN SERMEK Günlerden bir gün, AyĢegül’e öğretmeni bir ödev verir. AyĢegül’ün bir yumak iple bir proje ödevi yapması gerekmektedir ama AyĢegül oyun oynamaktan fırsat bulup da bir türlü ödevini yapamaz. Ödevi teslim etme günü geldiğinde, öğretmeni AyĢegül’e ödevinin nerede olduğunu sorar. AyĢegül baĢta ne cevap vereceğini bilemez. Sonra da annesinin o bir yumak ipe un serdiği bahanesini uydurur. Öğretmen, AyĢegül’ün ödevini yapmamak için söylediği bahaneden dolayı AyĢegül’e kızar. AyĢegül de söylediklerine piĢman olur. TUANA MOR

23


OCAĞINA ĠNCĠR AĞACI DĠKMEK Bir gün, bir komĢu diğer komĢunun bahçesini istemeden mahvetmiĢ. Bahçesi mahvedilen komĢu günlerden bir gün onun bahçesini mahveden komĢusunun bahçesine gizlice girmiĢ. Bir de ne görsünler? Duvarın hemen yanına bir incir ağacı dikilmiĢ. Aslında sorun, bu ağacın evin hemen yanında büyümesi ve büyüdükçe evin duvarını yıkıyor olmasıymıĢ. Sinsi komĢu piĢman olmuĢ ve komĢusuna gidip “Senin ocağına incir ağacı diken benim. Bu kötülüğü sana ben yaptım ama sen de bana büyük kötülük yapmıĢtın. Yine de ben özür dilerim. Gel beraber evini tamir edelim.” demiĢ. Kendi yaptığı hatayı hatırlayan komĢu da komĢusunun özrünü kabul etmiĢ ve beraber evi tamir etmeye çalıĢmıĢlar. AYġE TUGAY 24


ETEKLERĠ ZĠL ÇALMAK AyĢe adında küçük bir kız varmıĢ. AyĢe, yaĢlı büyükannesi ile birlikte küçük bir kulübede yaĢarmıĢ. Büyükannesi bir gün çok hastalanmıĢ. AyĢe büyükannesi için çok üzülür, her gece gizli gizli ağlarmıĢ. Yine bir gece böyle ağlarken bir peri belirivermiĢ karĢısında. Peri: “Merhaba. Ben gözyaĢı perisiyim. Ne zaman küçük bir kız ağlasa ben gelirim yanına. Dile benden ne dilersen.” demiĢ. Küçük AyĢe, gözyaĢı perisinden büyükannesinin iyileĢmesini dilemiĢ. Peri AyĢe’nin dileğini hemen yerine getirmiĢ. AyĢe o kadar mutlu olmuĢ ki ne yapacağını bilememiĢ. Peri minik bir sihirle AyĢe’nin eteklerine zil takmıĢ. AyĢe hareket ettikçe mutluluktan etekleri zil çalmıĢ. SUDE ÇOĞAL

25


SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK Büyük bir Ģatoda yaĢayan yaĢlı bir büyücü varmıĢ. ġatonun arazisinde saman yığınlarının altında saklı bir göl varmıĢ. Bu gölün suyu sihirliymiĢ. YaĢlı büyücü gençleĢmek için bu gölün suyundan her gün biraz içermiĢ. Ġçtikçe daha da gençleĢirmiĢ. Civar köylerden birinde fakir bir genç yaĢarmıĢ. Bu gencin sevdiği kız bir gün çok hastalanmıĢ. Fakir delikanlı, genç kızı iyileĢtirmek için büyücünün yanına iĢe girmiĢ. Büyücünün atlarının karnını samanla doyurmakmıĢ iĢi. Fakir delikanlı bir gece gizlice samanların altındaki sudan bir ĢiĢe almaya çalıĢırken büyücüye yakalanmıĢ. Büyücü: “Demek saman altından su yürütürsün, ha!” deyip fakir delikanlıyı kurbağaya çevirmiĢ. Fakir delikanlı ömrünün kalan kısmını kurbağa olarak geçirmiĢ. EGE MERCAN 26


ÇAM DEVĠRMEK YaĢlı oduncu bir gün patronunun yanına gidip artık emekli olmak istediğini söylemiĢ. Patronu uzun uzun düĢündükten sonra ondan son bir iĢ istemiĢ: Çam ormanın en güzel ve görkemli çamını ona getirmek. Oduncu ormana gitmiĢ. Aradığı çamı hemen bulmuĢ. Kesip patronuna götürmüĢ ama bu çam aslında çam ormanın kalbiymiĢ. Ertesi sabah oduncu köy kahvesinin yanından geçerken halk oduncuya kızmıĢ. Ormandaki çam ağaçlarının tek tek devrildiğini söylemiĢler. Oduncu bu duruma çok üzülmüĢ. O günden sonra herkes o oduncu için, “ÇAM DEVĠREN ODUNCU” diye söz etmiĢ. MEY EREN

27


AVUCUNU YALAMAK Kemal her sabah okuluna giderken köĢedeki bakkalda satılan lolipoplara bakıp dururmuĢ. Renk renk, desen desen lolipoplardan çekermiĢ canı ama parası olmadığı için de o lolipoplardan alamazmıĢ. Bir gün Kemal yine aynı yerden geçerken arkadaĢının elinde çok sevdiği lolipoplardan görmüĢ. Tadını o kadar merak ediyormuĢ ki arkadaĢından tadına bakmak için izin istemiĢ ama arkadaĢı Kemal ile dalga geçip: “Anca avucunu yalarsın.” demiĢ ve koĢmaya baĢlamıĢ. Kemal bu duruma çok üzülmüĢ. MUSTAFA EMĠR KARDEġ

28


LAFLA PEYNĠR GEMĠSĠ YÜRÜMEZ Sahil kıyısı bir kasabada yaĢayan ve mesleği peynircilik olan bir adam varmıĢ. O zamanlar o kasabanın beyi Hasan Bey imiĢ. Bir gün Hasan Bey peynircilik yapan adamdan peynirden bir gemi yapmasını istemiĢ. Hasan Bey çok para teklif edince adam da teklifi kabul edip gemiyi yapmaya baĢlamıĢ. Adam gemiyi bitirmiĢ ve parayı almıĢ. Hasan Bey adamlarına gemiyi suya indirmelerini emretmiĢ. Gemideki adamlar sürekli sohbet halindelermiĢ. Sonra içlerinden birisi “Bu gemi neden gitmiyor?” deyince Hasan Bey “Lafla peynir gemisi yürümez de ondan.” diyerek adamları güldürmeyi baĢarmıĢ. KEMAL METEHAN METĠN 29


ETEKLERĠ ZĠL ÇALMAK Bir zamanlar, küçük bir kız varmıĢ. Bu kız çok mutsuzmuĢ. Her gün asık suratla gezermiĢ. Kimse onu güldüğünü görmezmiĢ. Onların Ģehrinde hep hırsızlar dolaĢırmıĢ. Ġnsanlar onları görünce kaçıĢırmıĢ. Küçük kız bir gün çıngırak almak için dıĢarı çıkmıĢ. Bu esnada Ģehre bir çete gelmiĢ. Herkes yine kaçıĢmaya baĢlamıĢ. Küçük kız da zilleri eteğine koyup kaçmaya baĢlamıĢ. O esnada o kadar çok ses çıkmıĢ ki çete korkup kaçmıĢ. Kız bu duruma hem ĢaĢırmıĢ hem de sevinmiĢ. Herkes onu ilk kez gülerken görüyormuĢ. Bekçi kıza yaklaĢıp: “Eteklerin zil çalınca hırsızları kaçırdın, çok mutlu oldun.” demiĢ. Sonra sevinilen durumlar için bu sözler kullanılır olmuĢ. BELKIS PELĠN KĠPER

30


OCAĞINA ĠNCĠR AĞACI DĠKMEK Bir gün, bir adam bahçesine incir ağacı dikmiĢ. Yıllar geçmiĢ, adam ağacı sulamıĢ ama yine de incir ağacı büyümemiĢ. Bahçıvanlara sormuĢ. Sevgi ile sulamıĢ ama yine de iĢe yaramamıĢ. Adam neredeyse her gece bu ağacın baĢında ağlıyormuĢ. Bir sabah uyandığında evinin camından uzanan bir dal görmüĢ. DıĢarı çıktığında gözlerine inanamamıĢ. Diktiği ağacın dev gibi olduğunu ve evinin bir kısmını yıktığını fark etmiĢ. O anda “Kendi ellerimle ocağımın içine incir ağacı diktim.” demiĢ ve bir Ģeyi fazla isteyerek insanın kendisine zarar verebileceğini öğrenmiĢ. ALĠ OZAN AKYÜZ

31


DOLAP ÇEVĠRMEK Biri kız biri erkek iki kardeĢ varmıĢ. Anne ve babaları bu iki kardeĢe yaramazlık yaptıkları için bahçede oyun oynamalarına çok izin vermiyormuĢ. Onlara oda cezası veriyorlarmıĢ. Ġki kardeĢ bu duruma çok üzülüyormuĢ. Sonra pencerenin önünde duran dolabı çevirip pencereyi açmıĢlar. Kimse yokken dıĢarı çıkıp oyun oynamaya baĢlamıĢlar. Anne ve babaları gelmeden de aynı yoldan odalarına geri dönmüĢler. Yine bir gün bu iki kardeĢ bahçede oyun oynarken anne ve babalarına yakalanmıĢlar. Durum hemen anlaĢılmıĢ. Babaları gizli kapaklı iĢ çevirdikleri için çocuklarına kızmıĢ. Çocuklar da özür dileyince barıĢmıĢlar ve akĢam yemeklerini yemiĢler. BULUT TEKĠN

32


PĠREYĠ DEVE YAPMAK Bir gün Ece arkadaĢlarıyla parkta saklambaç oynarken, ebe olan arkadaĢı onu kolayca bulamasın diye çok gizli bir yere saklanmıĢ. Sessizce oyuna devam ederken arkasında bir köpek görüp çığlık atarak arkadaĢlarının yanına koĢmuĢ. Kocaman bir köpeğin kendisini ısırmak üzere olduğundan bahsetmiĢ. ArkadaĢları önce korkmuĢ, sonra da bu kocaman köpeği merak edip köpeğin olduğu yere doğru sessizce gitmeye baĢlamıĢlar ama gördüklerine çok ĢaĢırmıĢlar. Çünkü Ece’nin sözünü ettiği kocaman köpek, aslında minik bir yavru köpekmiĢ. Alican muzipçe gülüp fırsatı kaçırmayarak: “Pire kadar köpeği deve kadar yaptın be Ece. Nasıl da abartmıĢsın!” diye Ece ile dalga geçmiĢ. Bütün arkadaĢları Ece’ye çok gülmüĢ. ĠLAYDA DĠNDAR 33


KÜPLERE BĠNMEK Yaz gelince, Can ailesiyle lunaparka gitmiĢ. Lunaparktaki tüm oyuncaklar hem ıĢıl ıĢıl hem de çok eğlenceliymiĢ. Can önce çarpıĢan arabaya, sonra oyuncak trene, daha sonra atlıkarıncaya binmiĢ. Sıra dönme dolaba gelince ailesi Can’ın dönme dolaba binmesini istememiĢ. Çünkü dönme dolap çok yüksek ve tehlikeliymiĢ. Can bu duruma çok öfkelenmiĢ. Hemen yanında duran oyuncak küplerin üstüne çıkmıĢ. Anne ve babası Can’ı küplerin üstünden indirememiĢ. O günden sonra haddinden fazla öfkelenenler için bu deyim kullanılır olmuĢ. BEHLÜL DOĞUKAN DĠLEGE 34


SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK Bir zamanlar yufka yürekliliğiyle tanınan bir kral varmıĢ. Hayvancılıkla geçinen halkı için kent meydanına saman yığını koyduruyormuĢ. Samana ihtiyacı olan köylüler bu meydana gelip ihtiyacı kadar saman alıp gidermiĢ. Uyanık adamın biri bir gün inekleri için hem saman alıp hem de saman yığınının altındaki havuzdan da gizlice kova kova su çekip hayvanlarına içirirmiĢ bu suyu. Adam yine gizlice su çektiği bir gün krala yakalanmıĢ. Kral da ona demiĢ ki: “Ben o samanları size iyilik olsun diye bağıĢladım ama sen bir de üstüne saman altından su yürütüyorsun.” Köylü gizlice yaptığı iĢ yüzünden kraldan affedilmesini istemiĢ. Yufka yürekli kral da köylüyü hemen affetmiĢ. DERYA YAġAR ARIKAN 35


GÖZE GĠRMEK Bir gün Mehmet Bey, sınıfına performans çalıĢması yaptırıyormuĢ. O dersin sonunda herkes çalıĢmalarını vermiĢ. Mehmet Bey çalıĢmaları kontrol etmek için eve götürmüĢ.

AkĢam

çalıĢma

masasının

baĢına

oturmuĢ

ve

çalıĢmalara

bakmaya

baĢlamıĢ. Mehmet Bey çalıĢmalara baktıkça gözleri yaĢarıyormuĢ. Evin içinde sürekli “Hiç bu kadar gurur duymamıĢtım.” deyip duruyormuĢ. Bir süre sonra bu cümleyi söylemekten sıkılmıĢ. Ne söyleyeceğini ĢaĢırmıĢ. Birdenbire gözüne kirpik batmıĢ. “Ah!” demiĢ ve o an aklına bir fikir gelmiĢ. O kirpik bir öğrenci olsaymıĢ o da gözündeki kirpik gibi orada bir yer edinirmiĢ. Sabah çalıĢmaları alıp sınıfa gittiğinde “Aferin çocuklar, gözüme girip orada bir yer kazandınız.” demiĢ. Bu ise kulaktan kulağa günümüze kadar gelmiĢ. BERAT KUZEY MUNGAN

36


HAPI YUTMAK Eski zamanlarda bir çocuk varmıĢ. Bu çocuk hastalanınca hap yutmayı sevmezmiĢ. Yine bir gün çok fena hastalanmıĢ. Annesi çocuğu hemen alıp doktora götürmüĢ. Doktor karın ağrısı için çocuğun reçetesine hap yazmıĢ. Çocuk hapı yutmak istemiyormuĢ. Yol boyunca ağlamıĢ, sızlamıĢ, hapı yutmak istememiĢ ama annesi kararlıymıĢ. Çocuk eve gittiğinde hapı yutmak istememiĢ. Annesi ne yapıp edip o hapı çocuğa yutturmuĢ. Çocuğun babası iĢten döndüğünde, onu ağlarken görmüĢ ve: “Ne oldu çocuğum? Niye ağlıyorsun?” diye sormuĢ. Çocuk da: “Hapı yuttum da ondan ağlıyorum” demiĢ. MELĠS EREN

37


MÜREKKEP YALAMAK Mert çok akıllı bir çocukmuĢ. Derslerine çok çalıĢır, çok yüksek notlar alırmıĢ ama silgi alacak parası olmadığından kaleminin mürekkebiyle hata yaptığında onu yalayarak düzeltirmiĢ. Dilinde mürekkep lekesiyle gezermiĢ. Liselere GiriĢ Sınavı zamanı geldiğinde Mert’in sınavı çok baĢarılı geçmiĢ ve Robert Lisesi’ni birincilikle kazanmıĢ. Bir gün öğretmeni Mert’e: “Aferin Mert, birinci olmayı nasıl baĢardın?” diye sormuĢ. Mert’in komik arkadaĢlarından biri de: “Çok mürekkep yaladı öğretmenim, ondan iĢte.” demiĢ. Bütün arkadaĢları ile birlikte Mert de dayanamayıp gülmeye baĢlamıĢ. DURU KUġLU 38


ÇĠZMEDEN YUKARI ÇIKMAK Kağan adından bir çocuk varmıĢ. ArkadaĢlarını eve davet etmeye karar vermiĢ. ArkadaĢlarına makarna ikram etmek istemiĢ. Mutfağa gidip onlar için makarna piĢirmeye baĢlamıĢ. Sonra en sevdiği çizgi film baĢlayınca Kağan salona koĢmuĢ. PiĢmekte olan makarnayı unutmuĢ. Tencerenin dibi tutmuĢ. Eve gelen annesi Kağan’ı böyle bir sorumsuzluktan dolayı bir güzel azarlamıĢ. Kağan da suçu annesine atınca annesi çok öfkelenmiĢ ve: “Senin bu yaptığına çizmeden yukarı çıkmak denir” demiĢ. Kağan hatasını anlayınca annesinden özür dilemiĢ ve arkadaĢları için pizza söylemiĢler. MAHĠR KAĞAN ÖRÜN 39


KÜPLERE BĠNMEK Bir sabah Mehmet ve Ali kavga etmiĢler. Ali’nin Mehmet’i baĢka bir arkadaĢından kıskanması iki yakın arkadaĢın arasını açmıĢ. Mehmet öyle öfkelenmiĢ ki okul koridorunda sergilenen küplerin üstüne çıkmıĢ ve öfkeyle Ali’ye bağırmaya baĢlamıĢ. Nöbetçi öğretmen Mehmet’e: “Ne yapıyorsun sen?” diye sorunca Mehmet de öfkesinden “Küplere biniyorum!” demiĢ. Daha sonra iki arkadaĢ barıĢmıĢ. Mehmet, öğretmeninden özür dileyip küplerden aĢağı inmiĢ. Sınıflarına koĢmuĢlar. ÇAĞAN HAMDĠ BEYDOĞAN

40


DAĞDAN GELĠP BAĞDAKĠNĠ KOVMAK Yüksek bir dağın eteğinde kurulan küçük bir köy varmıĢ. Ġdil, bu köyün uzağındaki bağda üzüm toplayarak geçimini sağlıyormuĢ. Bağa gitmek için her gün bir saat yürürmüĢ. Ancak hiç yorulmaz, bütün gün canla baĢla çalıĢırmıĢ. Bağın sahibinin Filiz adında bir kızı varmıĢ. O da babasına yardım etmek için her gün bağda çalıĢıp üzüm toplarmıĢ ama o kadar da becerikli değilmiĢ. Babası her gün gelip Ġdil’i övüyormuĢ. Filiz, bu durumu kıskanmaya baĢlamıĢ. Babası yokken Ġdil’e çok kötü davranıyormuĢ. Ġdil bir gün Filiz’in hakaretlerine dayanamamıĢ ve onu bağdan kovmuĢ. Filiz: “Sen dağdan geldin, beni bağımdan kovamazsın.” demiĢ. ELA BOZOK

41


SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK GüneĢli bir günün öğle vaktinde Güllü Değirmenci Köyü’nde aç ve susuz bir oduncu varmıĢ. Adamcağız aç ve susuz çalıĢıp dururmuĢ. Üç beĢ kuruĢ kazandı mı karısı ve çocuğu için harcarmıĢ parasını. Bu köyde uzun zamandır kuraklık varmıĢ. Su az olduğundan çok pahalıymıĢ. Bu nedenle sadece köyün zenginleri su içebiliyormuĢ. Fakir oduncu bir sabah erkenden ormana gitmiĢ. Ormanın derinliklerinde, saman yığınlarının yanında yemyeĢil bir göl görmüĢ. Suyundan doya doya içmiĢ. Fakir oduncu hemen evine koĢmuĢ. Büyük bir kova alıp göle geri gitmiĢ. Gölün kenarında kovasına su doldururken köyün kurnaz zengini gelip gölü kendisinin yaptırdığını söylemiĢ ve: “Saman altından ne su yürütüyorsun?” diye oduncuya kızmıĢ. TUVANA BEGÜM ÇĠMRĠN

42


AVUCUNU YALAMAK Bir gün Ali ormanda yürüyormuĢ. KarĢısına aniden iki tane Ninja ayı çıkmıĢ. Ali korkup kaçmaya baĢlamıĢ. Ali çekirge gibi zıplayarak kayalıklara tırmanmıĢ. Kendisine doğru yaklaĢan iki Ninja ayıya yıldızlarını fırlatmaya baĢlamıĢ. Ninja ayılar neye uğradıklarını ĢaĢırınca Ali ayıların üstüne atlamıĢ ve iki Ninja ayının hakkından gelmiĢ. Ninja ayılar oldukları yere yıkılıvermiĢler. Ninja ayı tehdidi ortadan kalkınca Ali yoluna ıslık çalarak devam etmiĢ. Ninja ayılar da iyi dövüĢemedikleri için avuçlarını yalamıĢ. EFE AKARSU

43


ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇTĠ Abdullah Bey, bir gün yatağından kalkmıĢ ve atına bakmıĢ fakat atı yerinde değilmiĢ. Karısı ile önce at pazarını sonra ahırları aramıĢ taramıĢ ama atını bir türlü bulamamıĢ. Sonrasında yakın komĢusu Hüseyin Bey, ona atının kaçırıldığını söylemiĢ ve dürbünle kuzeye bakmasını söylemiĢ. Abdullah Bey çok sevdiği atının çok uzaklara gittiğini düĢününce üzüntüden bayılmıĢ. Uyandığında karısı yanındaymıĢ ve ona “Atım nerede?” diye sormuĢ. Karısı da “BoĢuna uğraĢma. Senin atı alan kimse Üsküdar’ı geçti.” demiĢ. MEHMET EMĠR ASLAN

44


BAġINA TALĠH KUġU KONMAK YılbaĢına az bir zaman varken, bir adam yolda yürürken çok yorulduğunu hissetmiĢ ve bir ağacın altındaki banka oturup dinlenmeye baĢlamıĢ. Tam kalkıp gideceği zaman baĢına bir kuĢ konmuĢ. Adam baĢta çok korksa da sonra baĢındaki kuĢu ellerinin arasına almıĢ ve kuĢu sevip okĢamaya baĢlamıĢ. Adam, kuĢun kendisine Ģans getireceğini düĢünüp piyango bileti almıĢ. YılbaĢı gecesi adamın biletine büyük ikramiye çıkmıĢ ve adam çok zengin olmuĢ. ArkadaĢları adama: “Ne kadar talihlisin” demiĢ. Adam da: “BaĢıma konan kuĢun talihi o aslında.” diye cevap vermiĢ. ZEYNEL ABĠDĠN UÇAR

45


BALIK KAVAĞA ÇIKINCA Günlerden bir gün bir kız uçmak istemiĢ. Annesine sorular yöneltmeye baĢlamıĢ: “Uçmak için ne yapmalıyım anne? Ġnsanlar uçabilir mi? Büyünce uçarlar mı? Sen hiç uçtun mu?” Annesi kızın bu sorularından çok sıkılmıĢ. O sırada mutfakta akĢam için yapacağı balıkları temizliyormuĢ. Bir tane balığı eline alıp kızına açıklamaya baĢlamıĢ: -

Bak kızım bu gördüğün balık nerede yaĢar?

-

Denizde… Onu sudan çıkarırsak ne olur?

-

Ölür. Peki, bu balık sudan çıkıp Ģu gördüğün kavak ağacına konabilir mi?

-

Hayır, anne. ĠĢte sen de ancak balık kavağa çıkınca uçabilirsin. SELĠN YILDIZ 46


ĠPE UN SERMEK Bir gün, öğretmeni Ali’den uçan bir cisim tasarlamasını istemiĢ. Ali günlerce çalıĢmıĢ ancak bir türlü istediği gibi olmuyormuĢ. ArkadaĢı Ahmet, onu merak etmiĢ ve evine gitmiĢ. Ali çalıĢmalarının sürdüğünü, isterse kendisine yardım edebileceğini söylemiĢ. Ahmet bu iĢten kaçmak için yerde duran ipi ve unu almıĢ, öğretmeninin ona da görev verdiğini ipe un sermesi gerektiğini söylemiĢ. Ali her ne kadar bunun imkânsız olduğunu söylese de Ahmet ipi ve unu alıp evden ayrılmıĢ bile. Böylece iĢ yapmaktan kurtulan Ahmet, ertesi gün okula gitmemiĢ. Ali ise projesini tamamlayıp öğretmenine teslim etmiĢ. Ahmet’i soran herkese: “Evde ipe un seriyordur.” demiĢ. Böylece öğrenciler iĢten kaçmak istedikleri her durumda bu sözü kullanmaya baĢlamıĢlar. YALIN KUMRU

47


KOZUNU PAYLAġMAK Bir gün Yalın ve Alp Eren aralarında kimin daha güçlü olduğunu öğrenmek istemiĢ ama ne yapacaklarına bir türlü karar verememiĢler. En sonunda aralarında bilek güreĢi yapmaya karar vermiĢler. YarıĢmayı Alp Eren kazanmıĢ ve Yalın bu duruma çok öfkelenmiĢ. Birbirleriyle tartıĢıp kavga etmiĢler. Alp Eren, günler sonra Yalın ile aralarındaki anlaĢmazlığı çözmek ve sona erdirmek için bir kez daha buluĢmuĢ. Tekrar bilek güreĢi yapmıĢlar. Yine Alp Eren kazanınca, Yalın ile aralarındaki anlaĢmazlık çözülmüĢ. BORA HIZAL

48


DEMOKLES’ĠN KILICI Ahmet, bir gün Ali’yi hırsızlık yaparken görmüĢ. ArkadaĢını uyarmıĢ ancak Ali yaptığı davranıĢı inkâr ediyor, yalan söylüyormuĢ. Ahmet de arkadaĢına bir ders vermek istemiĢ. Sınıf arkadaĢı Demokles’ten yardım istemiĢ. Çünkü o sınıfın en minik öğrencisiymiĢ. Ahmet, planını hemen arkadaĢına anlatmıĢ: “Yarın okula gelirken oyuncak bir kılıç getireceksin. Ben tüm sınıfı bahçeye çıkaracağım. Sen dolaba saklanacak ve Ali’nin sınıfa gelmesini bekleyeceksin. Ali sınıfa girince dolaptan kılıcını göstereceksin. O seni görmeyip sadece kılıcı gördüğü için korkup kaçacakken ben diğer arkadaĢlarımla sınıfa gireceğim.” Ertesi gün, Demokles arkadaĢının dediği her Ģeyi yapmıĢ. Ali, kendini tehlikede hissetmiĢ ve kaçmıĢ. TUNAY YANIK

49


PABUCU DAMA ATILMAK Ahmet her gün arkadaĢlarıyla futbol oynarken çok mutlu oluyormuĢ. Uzun zamandır topu çok eskidiği için de yeni bir futbol topu istiyormuĢ ve babası ona bir top almaya söz vermiĢ. Ahmet buna çok sevinmiĢ. Hevesle futbol topu beklerken babası ona basketbol topu alınca hem çok ĢaĢırmıĢ hem de çok üzülmüĢ. Futbol oynamak artık içinden gelmiyormuĢ. Ahmet daha sonra basketbol öğrenmeye baĢlayınca basketbolu daha çok sevmiĢ. ArkadaĢları neden futbol oynamadığını Ahmet’e sorunca o da: “Futbolun pabucu damda da ondan.” demiĢ. EMRE GERON

50


BU DEĞĠRMENĠN SUYU NEREDEN Bir gün Oğuz, arkadaĢı Ahmet’in yaĢadığı köye gitmiĢ. Ahmet, Oğuz’a yaĢadığı yerleri göstermiĢ. GezmiĢler, gezmiĢler, gezmiĢler… Oğuz çok yorulmuĢ ve susamıĢ. Sonra yel değirmeni ile karĢılaĢmıĢlar. Yel değirmeninden akan suyu görmüĢler. Oğuz: “Aaaa! Duralım Ahmet. Suuu!” deyince yel değirmeninin yanına gitmiĢler. Oğuz bir yel değirmeninden su akmasına çok ĢaĢırmıĢ. Ahmet ise gayet sakinmiĢ. Oğuz “Ġyi ama bir yel değirmeninden su akmaz ki. Bu değirmenin suyu nereden geliyor.” demiĢ. Aslında bu değirmen köyün en eski bilginlerinden olan Hüseyin Efendi’nin icadıymıĢ ama köy halkı kimsenin bunu bilmesini istemiyormuĢ. Ahmet de bu sırrı Oğuz ile paylaĢmamıĢ. O günden sonra Oğuz kaynağının ne olduğunu bilmediği durumlar karĢısında: “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” deyimini kullanmıĢ. BUSE KIZILKAYA 51


BALTAYI TAġA VURMAK Bir gün, FatoĢ adında küçük bir köylü kız ormanda yürüyormuĢ. Aniden önüne bir adam çıkmıĢ. Adam çok yaĢlı ve çirkin suratlı bir adammıĢ. FatoĢ’u gören yaĢlı adam: “Nereye gidiyorsun böyle ufaklık?” diye sormuĢ. FatoĢ: “ġu karĢıdaki dağın yamacına gidiyorum. Çoban babama yemek götürüyorum.” demiĢ. YaĢlı adam: “Ormanda karĢına ayı çıkar diye korkmuyor musun? YaĢın çok küçük. Ya ayı seni ufak olduğun için yerse?” diye sorunca FatoĢ da: “Korkmuyorum. Benim yaĢım küçük ama hızlı koĢarım ki ben. Hem sen de çok yaĢlısın amca. Ayı seni kovalasa hemen yakalar. Dikkat et!” deyince yaĢlı adam FatoĢ’un sözlerine çok kırılmıĢ. FatoĢ da yaptığı hatayı anlayınca vicdan azabı çekip çok ağlamıĢ. EMĠR ALP KÜÇÜK 52


KAZAN KALDIRMAK Mert ve AyĢe Ġstanbul’un en güzel lokantalarından birinde aĢçılık yapıyorlarmıĢ. Çok zalim bir patronları varmıĢ. Patronları Mert, AyĢe ve diğer çalıĢanlarına az maaĢ verip onları çok çalıĢtırıyormuĢ. Mert ve AyĢe bu duruma çok üzülüyormuĢ. Çünkü evlerine para götüremiyorlarmıĢ. MaaĢlarını alır almaz paraları bitiyormuĢ. Zalim patron bir gün Mert ve AyĢe’nin arkadaĢlarından birini iĢten çıkartınca Mert ve AyĢe bu duruma isyan etmiĢler. Bir sürü müĢterinin olduğu öğlen saatinde boĢ yemek kazanlarını kaldırıp kepçe ile vurarak müĢterilerin arasında isyan etmiĢler. Patronları da piĢman olup kovduğu kiĢiyi iĢine geri almıĢ. NĠL KESER

53


KAġ YAPAYIM DERKEN GÖZ ÇIKARMAK Güzel bir sabah, GökkuĢağı neĢeyle uyandı. Bugün öğretmeninin verdiği ödevi sunacaktı. En iyi arkadaĢları hakkında birer yazı yazmıĢlardı. GökkuĢağı da ġelale’yi anlatmıĢtı. Çok heyecanlıydı, kahvaltısını yaptı ve ġelale’nin evinin yolunu tuttu. Balonlarını aldılar, uçarak Bulut Okulunun yolunu tuttular. Dersler GökkuĢağı için geçmek bilmiyordu. Sonunda Türkçe dersi geldi çattı. Herkes sırayla ödevlerini okuyordu. Kendisinden bahsettikleri arkadaĢları da yanında duruyordu. Sıra GökkuĢağı’na geldi. ġelale’yi yanına çağırdı. Yazdıklarını okumaya baĢladı. ArkadaĢıyla ilgili bütün samimi duygularını anlatmıĢ, bütün sırları paylaĢmıĢtı. Ancak bu durum ġelale’yi üzmüĢtü. Çünkü o bunları herkesin bilmesini istemiyordu. ġelale, ağlamaya baĢlayınca GökkuĢağı onun yüzünü silmek istedi. Yüzünü silerken de elindeki kâğıt arkadaĢının gözüne battı. Bundan sonra iyilik yapayım derken zarara uğratmak anlamında bu deyim kullanıldı. ĠDĠL KATĠPOĞLU 54


GÖZ BOYAMAK Yeni kurulan bir firma maliyeti düĢürmek için hurdacıdan aldığı eĢyaları boyuyor, güzelleĢtiriyor ve her birini değerinin üç dört katına satıyormuĢ. MüĢteriler eĢyaları ancak dört beĢ ay kullanabiliyormuĢ. Sonra ya boyası çıkıyor ya kırılıyor ya da bozuluyormuĢ. Bora da bu mağdur müĢterilerden biriymiĢ. Bir gün Ģikâyetini belirtmek üzere firmaya gitmiĢ. Firma bu Ģikâyetlerin hiçbirini kabul etmemiĢ. Ürünlerinin en kaliteli malzemelerden yapıldığını belirtmiĢ ve Bora’yı göndermiĢ. Bora, firmadan çıkarken yolunu kaybetmiĢ ve tesadüfen atölyelerin bulunduğu alana gelmiĢ. Oradaki bütün eski eĢyaları ve ustaların nasıl onları güzelleĢtirmeye çalıĢtığını görmüĢ. “Bunlar eĢyaları değil âdeta bizim gözümüzü boyuyorlar.” demiĢ. ALP EREN ÖZKAN

55


SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK Fabrikayı yöneten beĢ müdür varmıĢ. Bu beĢ müdürden biri diğerlerini hep kıskanırmıĢ. Bu yüzden fabrikanın merkezine gidip her bir müdürden on lira alıp kendi hesabına eklermiĢ. Müdür olduğu için de kimse ona hesap sormazmıĢ. Günler olaysız ve mutlu geçmiĢ. En mutlusu da bizim açıkgöz müdürmüĢ. YavaĢ yavaĢ diğer müdürler Ģüphelenmeye baĢlamıĢlar. Çünkü hep maaĢından ve kâr edemeyiĢinden Ģikâyet eden adam bir anda mutlu, mesut yaĢayan bir adama dönmüĢ. Bu Ģüphe büyürken müdürlerden bir tanesi kontrol için muhasebeye indiğinde bir de ne görsün! Açıkgöz müdür diğer kasalardan kendisine para kaçırıyormuĢ. Müdür onu biraz uzaktan izledikten sonra yanına gelip “Vay açıkgöz! Bizi nasıl da kandırdın! Saman altından nasıl da su yürüttün!” diye ona bağırmıĢ. DENĠZ NESRĠN ARIKAN 56


AĞZINDAN BAKLAYI ÇIKARMAK Bir gün, bir hırsız pazarda gözüne kestirdiği bir kadının cüzdanını çalıp koĢmaya baĢlamıĢ. Kadın kendisini görmesin diye de serginin altına saklanmıĢ. Serginin altında saklanırken yaĢlı bir amca çocuktan ĢüphelenmiĢ. Çocuğun boĢ bulunduğu bir anda kulağından tuttuğu gibi karakola götürmüĢ. Polisler çocuğu sorguya çektiklerinde çocuk ilk baĢlarda korkudan ne diyeceğini bilemese de daha sonra kadının cüzdanını annesine ilaç almak için çaldığını itiraf etmiĢ. PiĢman olduğunu söylemiĢ. Polisler çocuğun çok korktuğunu görüp hırsızlık yapmanın kötü bir Ģey olduğunu söyleyip çocuğu uyarmıĢlar. Cüzdanı çalınan kadın da çocuğu affedince polisler çocuğu ailesine teslim etmiĢ. Çocuk da en son doğruyu söylediği için mutlu olmuĢ. GÜNEY ÇAĞLAR

57


GÖZÜNÜ DÖRT AÇMAK Yıl 1544… SavaĢ devam ederken Sultan Süleyman Han Hazretleri’nin adamı, kılıcını öyle bir savurmuĢ ki arkadan iki kiĢiyi kalbinden vurmuĢ. Arkasına döndüklerinde bir de ne görsünler? Vurdukları iki adam kendi ordularındanmıĢ. Saraya döndüklerinde Sultan Süleyman bu olayın etkisinden kurtulamamıĢ. Bir daha baĢına böyle bir Ģey gelmesini istemediği için adamlarının hepsine talimat vermiĢ. Ġki ay sonra yine bir savaĢ hazırlığı içerisine girmiĢler. Halk, coĢkuyla onları uğurlamıĢ. Sultan Süleyman Han Hazretleri’nin talimatıyla savaĢta askerleri büyük bir dikkatle bütün düĢman askerlerini yenmiĢler. Kendi arkadaĢlarına da hiçbir zarar gelmemiĢ. ZEYNEP DURU SEÇKĠN 58


ÇĠZMEDEN YUKARI ÇIKMAK Tırmık ve Mırmık adında ikiz kardeĢler varmıĢ. Tırmık sakin, sessiz, gizemli bir kiĢilikken Mırmık ise cesur, yaramaz, eğlenceliymiĢ. Bu ikiz kardeĢler birbirini hiç sevmezmiĢ. Kara kedileri Riri ile görkemli bir Ģatoda yaĢayan ikizler ormanda bir gün yürüyüĢ yaparken bir ördek görmüĢler. AkĢam yemeğinde Mırmık aĢçısına fırında portakallı ördek yaptırmak isterken, Tırmık ise aĢçısına ördekli pilav yaptırmak istemiĢ. AĢçı ördeği çok sevimli bulmuĢ ve onu kesemeyeceğini söylemiĢ, akĢam yemeğinde ikizlere pizza yapmayı teklif etmiĢ. Bunun üzerine ikizler sinirlenip: “Bize bak aĢçı, çizmeden yukarıya çıkmaya çalıĢıp haddini aĢma!” demiĢler. FĠLĠZ GÖLLÜ

59



DEYİMDEN ÖYKÜYE