Issuu on Google+

n0.01 KAKTUS

Aralık 2011 SAYI: 2011/01 NO: 01 FİYAT: 10 Krş (KDV NE OLA Kİ?)

20

12

Ta

www.kaktusdergi.com

kaktüs He

di

kv

im

ye

mizah dergisi

i


Taksitle bedelli askerlik çıktı!!

İlker Buğday Johnny Depp bir viski fıçısı içinde defin edilmek istediğini söyledi. Ayrıca defin edileceği viski fıçısının içinden herkesin bir kadeh tatmasını önerdi.

İlker Buğday Eşini sopayla dövüp, burnunu kıran ve polis karakolunun önüne bırakarak kaçan H.Ç. darp suçundan adliyeye sevk edildi. Fakat kadın şikayetçi olmayınca koca serbest bırakıldı.

İlker Buğday

ilker Bugday


Bülent Arınç İzmir’de: “Hayat alkol ve seksten ibaret değil.”

Oğulcan Köstenoğlu


Bir insanın -yaşı, cinsiyeti, ırkı hiçbirşeyi farketmez başına gelen standart şeyler var. bu sefer ele alacağımız konu bilememek: böcek veya hertürlü haşeratla doğal olmayan ortamında (ev) karşılaşma. Efendim ev dediğimiz şey, pek çok insan için doğal ortam olmuş durumda. He ben şimdi kalkıp sistemi eleştirmek filan, yok öyle bişey canım, neyse. Evet ne diyorduk, ev. Umulmadık anda karşılaşan yabancı ve minik misafirler, kısa süreli de olsa beyinde yanmalara ve karşılıklı bakışmalara sebep olabiliyor. Özellikle karşılaşmalar yalnız yaşandığında ve minik misafir bırak minikliği haddinen büyük ebatlara sahipse, ....... anının süresi de giderek uzuyor. Eğer yaşanan süreçleri sınıflandırırsak:

1. aşama: duraksamak Pek hareketli olan misafir de genelde henüz yabancı olduğu evde, ev sahibine düşünecek bir kaç sn'lik boşluk verir(nezaketen). Fakat 2. aşama olan: ne yapsak ya lan!?'da sahibe gelen kıpırdanma üzerine yabancı dostumuz da saklanacak bir köşe bulmak üzere pıtır pıtır kaçar. (Eğer haşerat çok büyse ayak sesleri duyulabiliyor.-yaşanmış hikayedir.) Tabi şimdi kaçıp giden misafir ardından kısa süreli olarak ilk aşamanın 'bakmak, bakmak, çok bakmak, tekrar bakmak' kısmı tekrar yaşanılabilir. Zira evde devasala dönüşebilecek büyük olasılıkla da kendi özerkliğini isteyecek koloniler kurulması, hiçbirşey olmasa olmadık bi anda belirerek rezil edici sonuçlar doğurabilme olasılığı çok yülsek(mesela sevgili/arkadaş eve davet edildiğinde, anne yemek yapmak için mutfağa girdiğinde vs)

Sonraki aşama: kovma çabaları. Genel sonuç: başarısızlık. Sürekli tetikte geçen ve sırf az önceki ihtimallerden ötürü evin her tarafına dikkatlice bakıldıktan sonra bulunamayan haşerat, en gafil anlarda, örneğin uyuklarken, diş fırçalarken, yıkanırken, eller doluyken belirip çok hızlı bir şekilde yok oldukça ve tetikte olunan her an başka diyarlarda var olmaya devam ettikçe kabul edilen mağlubiyet duygusu bizi öteki aşamaya geçiriyor: kabullenme. Adeta eve yeni gelen bir ev arkadaşına davranılan kibarlık ve saygıyla kabul edilen mahluk ne yazık ki sizin kadar saygılı olmayacak. Kısa bir süre sonra daha çok belirmeye, siz de kabullenen taraf olduğunuzdan sesinizi çıkarmadıkça şımaraya devam edecek. En sonunda, kapıda sizi karşılayıp 'abi nerde kaldın!? açlıktan öldük burda, hem yengen gelecek şu evin haline bak, insan bir toparlar arada cık, cık, cık' gibi kalp kırıcı tepkiler bile verebilir. Hem sen orada saçını süpürge et, neyse. Tabi sonraki aşama: kendi evinde yabancı gibi olmak kendini yazının ortalarında geçen rezil edici anlardan birinde 'bakmak, bakmak, çok bakmak' başlangıç aşamasına bırakabilir. Uyarı: bu süreç ev sahibiyle birlikte şahit olan öteki şahsın paniği ile daha da destansılaşıp benzer evrelerin tekrar tekrar yaşanmasıyla da sonsuza dek devam edebilir. Not: cevval olan okurlarımız daha 1. aşama yaşanmadan bütün herşeye son verebilecekleri içi az beceriksiz veya çekinen okurlarımıza DEV tavsiye! : CEVVAL İNSANLARLA ARKADAŞLIK KURUN. Herşey sizin için sevgili okurlar, gelecek sayıda görüşmek üzere...


Yaz-Çiz: Onurcan Kurt

Cansu Karakız


Engin Ăœnsal


olur öyle bazen... cansu karakız

Ben artık şaşırmıyorum. Olur öyle bazen diyorum ve tuhaf tuhaf gülüyorum bunu söylemeden önce. Mesela elinde Shpenhauer'ın Paradokslar Üzerine adlı kitabıyla bize oturmaya gelen bi arkadaşımla kitap üzerine sohbet edip, bi yandan kitabı karıştırırken içinden bi kağıda yazılmış dolma tarifiyle karşılaşmam, taksi şöförünün Britney Spiers dinlemesi, hepimizin bildiği şu apaçi marşının bir teyzenin cep telefonu melodisi olması, ninemin cips yemekten hoşlanması, otobüste karşılıklı koltukların olduğu bölmede aynı anda birbirinden bağımsız 4 genç kızın ellerinde cep telefonlarıyla çok hızlı bi şekilde mesaj yazması, veya okulun kantinindeki amcadan tut da yolda çorap satan seyyar satıcının bile durduk yerde bana azar çekebilmesi, hatta başka bi işim varken televizyonda açık olan belgesele çok kısa süreli göz attığım anda gergedanların boynuzlarıyla birbirinin poposunu kaşıması bile tuhaf gelmiyor. Emin değilim nasıl bu hale geldiğim konusunda. Ben mi geldim, yoksa getirildim (ya da getirildik)? Gerçek olan tek şey her geçen gün biraz daha tuhaflaşmamız bi onu biliyorum. Neyse, olur öyle bazen.


www.kaktusdergi.com

kaktüs mizah dergisi

Basım: Eskiz Dijital Baskı Merkezi Yayıncı: Yok Basın Yayın LTD. ŞTİ. İmtiyaz Sahibi: İlker Buğday Yazı İşleri Müdürü: Cansu Karakız Yayın Kurulu: İlker Buğday , Cansu Karakız, İpek Kuran, Cem Kutluer, Salih Zeki Gönenli Grafik Tasarım ve Renk: Salih Zeki Gönenli, İlker Buğday


Kaktüs Mizah Dergisi NO:1