Issuu on Google+

Haberin Yeni Adresi

Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, Kağıthane Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın geleneksel olarak düzenlediği kahvaltıda esnafla buluştu. Hasbahçe’de ki Kırkahvesi’nde gerçekleşen kahvaltıya Kâğıthane Kaymakamı Ahmet Akın Varıcıer, Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Ömer Osmanoğlu...

06

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan okul buluşmalarında Hasköy ilköğretim okulu öğrencileri ile bir araya geldi. Hasköy İlköğretim Okulu’nda sevgiyle karşılanan  Demircan’a Beyoğlu Belediyesi meclis üyeleri ve birim müdürleri de eşlik etti. Çocuklarla sevgi dolu bir iletişim içinde olan Demircan,  gittiği okullarda yoğun ilgiyle karşılaşıyor.

02 DEVAMI

20 DEVAMI

Kısa süre önce kurulan Far Elektrik, sürekli eğitim, yaşam boyu öğrenme, iş ahlakı, dürüstlük, yeterlilik, yenilikçilik ve girişimcilik ilkelerinin karşılığını fazlasıyla alıyor. Far Elektrik, 1999 yılında dört kardeşin girişimiyle Okmeydanı’nda küçük bir atölyede elektrik malzemeleri üretimine başladı. Kısa süre içerisinde kendini sürekli geliştirip...

Başkan Demircan öğrencilerle çok mutlu

Başkan FazlI Kılıç; Esnaf Toplumun Aynasıdır DEVAMI

Far Elektrik Dünyayı Aydınlatıyor…

Sayı: 9

Başarılı olmak için sevdiğiniz işi yapın

BEYOĞLU’NU KİM KURDU?

Boğaziçi Gündem Gazetesi Kurucusu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İlhan Çabukol, genç ve başarılı avukat Hamza Şahin ile Şişli’deki bürosunda konuştu.

DEVAMI

12

Bartınlılar (BAR-KUM-DER) Aşure gününde buluştu İstanbul’da faaliyet gösteren Bartın’ın Ulus İlçesi, Kumluca Beldesi, (BAR-KUM-DER) Derneği, Beyoğlu Şubesi Aşure Programı düzenleyerek üyeleriyle buluştu.

DEVAMI

16

32 Yıllık tecrübe, “Hasbal Kilit Anahtar” 32 yıllık tecrübeyi modern teknoloji ile birleştiren “Hasbal Kilit Anahtar” farklı meslek dallarıyla İstanbulluların hizmetinde.

14

DEVAMI

DEVAMI

07

Örnektepe’nin sertifikalı anneleri

Boğaziçi Gündem kurucusu ve sorumlu yazı işleri müdürü İlhan Çabukol, TV5 İş Vizyon programına konuk oldu. Çabukol, yerel medya yayıncılığının zorluklarını anlattı.

İlhan ÇABUKOL

Serkan AKSARI

Hüseyin Şenel ODACI

ilhancabukol@gmail.com

serkanaksari@hotmail.com

senodaci@gmail.com

Bu gurur hepimizin

Mücadele ruhu var mı bizde

03

13

Hangi insan hakları?

24

DEVAMI

Boğazİçİ Gündem TV 5’e Konuk Oldu

Beyoğlu Belediyesi’nin kişisel gelişime yönelik projelerinden biri olan “Annelik Okulu” ilk mezunlarını verdi.

05

DEVAMI

11


2 Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan “Okul Buluşmaları Programı” kapsamında ziyaret ettiği Cemal Artüz İlköğretim Okulu’nun Beyoğlu Belediyesi’nce yenilenen bahçesini, basket sahasını ve kütüphanesini çocuklarla birlikte açtı.

DEMİRCAN’DAN OKULLARA DESTEK İlhan Çabukol / Boğaziçi Gündem Sekiz yıldır okulların açılmasıyla birlikte ilçedeki okulları ziyaret eden, ihtiyaçları yerinde dinleyen ve çözüm üreten Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan 2012-2013 yılı eğitim-öğretim dönenimdeki okul buluşmalarına devam ediyor. Bu buluşmalarda okul yönetimi, öğretmenler, veliler ve öğrencilerle bir araya gelen Başkan Demircan bu sefer Cemal Artüz İlköğretim Okulu’nu ziyaret etti.

odasının açılışını öğrencilerle birlikte yaptı. Bu buluşma sırasında bir öğrencinin kendisine verdiği kara kalem portresi Demircan’ı oldukça duygulandırdı. Çocuklarla sohbet eden, onların sevgisine tek tek ilgilenerek karşılık veren Demircan, öğrencilerin isteklerini de not aldı. Okul Yönetimiyle Arada

Yenilenen Birimleri Çocuklarla Açtı Okul Müdürü Sultan Gelmez tarafından karşılanan Demircan öğrencilerle okulun bahçesinde buluştu. Okullarını ziyaret eden belediye başkanlarını sevgi tezahüratlarıyla karşılayan öğrenciler Demircan’a olan sevgilerini onu kucaklayarak ve fotoğraf çektirerek gösterdiler. Demircan, Beyoğlu Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen okul bahçesi ve basket sahası ile okula kazandırılan kütüphane

Bir

Ders zilinin çalmasıyla öğrenciler sınıflarına giderken, Demircan, okul yönetimi, öğretmenler ve velilerle biraraya geldi. Okulun kütüphane odasında kitaplar arasında gerçekleşen buluşmaya Beyoğlu Belediyesi birim müdürleri de katıldı. Toplantıda, okulun ihtiyaçları ve çözümlerini konuşuldu. Okul mevcudiyetinin 1600 olduğunu, ancak, bu rakamın 2012-2013 yılı eğitim-öğretim döneminde misafir ettikleri Muallim Cevdet İlköğretim Okulu öğrencileriyle 3 bin 200’e çıktığını belirten Okul Müdüresi Sultan Gelmez, “Okulumuza ve eğitime her türlü desteği veren Sayın Başkanımıza sonsuz şükranlarımı sunuyorum” dedi. Demircan: Okullarımızdan Desteği Asla Çekmeyeceğiz

Başkan Demircan öğrencilerle çok mutlu Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan okul buluşmalarında Hasköy ilköğretim okulu öğrencileri ile bir araya geldi.

İlhan Çabukol / Boğaziçi Gündem Hasköy İlköğretim Okulu’nda sevgiyle karşılanan Demircan’a Beyoğlu Belediyesi meclis üyeleri ve birim müdürleri de eşlik etti. Çocuklarla sevgi dolu bir iletişim içinde olan Demircan,  gittiği okullarda yoğun ilgiyle karşılaşıyor. Demircan gittiği her okulda olduğu gibi burada da öğrencilerle yakından ilgilenerek sorunları dinledi. Ziyaret sırasında tüm sorunlarını ve isteklerini paylaşan öğrenciler Demircan ile fotoğraf çekilmeyi de ihmal etmedi.

Öğretmenlerin ve velilerin isteklerini dikkatle dinleyen Demircan, sekiz yıldır ilçedeki okulların daha kaliteli eğitim verebilmesi için çalıştıklarını söyledi. Bugüne kadar ilçedeki okulların yönetimleriyle el ele vererek sorunları çözdüklerini ifade eden Demircan, “Beyoğlu Belediyesi olarak ilçedeki yavrularımızı kendi çocuklarımız olarak görüyor, onları geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için çalışıyoruz. Hizmetlerimizde sekiz yıldır hep önceliğimiz çocuklar olmuştur. Göreve geldiğimizden beri ilçedeki okullara desteğimizi sürdürüyoruz. Okullarımızdan bu desteği asla çekmeyeceğiz” diye konuştu.


3

YAZARIMIZ ŞEYDA KOÇ’UN İMZA GÜNÜ

İlhan ÇABUKOL

Hollanda’da yaşayan değerli yazarımız Şeyda Koç, 17-18 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen Uluslararası 31. Tüyap Fuarı’na katılmak üzere geldiği İstanbul’da fuar öncesinde okuyucularıyla buluştu.

Boğaziçi Gündem Genel Koordinatörü

ilhan@bogazicigundem.com

İlhan Çabukol / Boğaziçi Gündem Gazetemiz köşe yazarlarından Şeyda Koç’un Sultanbeyli Kız Meslek Lisesinde gerçekleştirilen imza ve söyleşi gününü Boğazçi Gündem Gazetesi’nden İlhan Çabukol takip etti.

Bu gurur hepimizin Okul içinde tertip edilen programa okul idarecileri, öğretmenler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdiler. Gençlerle doyurucu bir edebiyat muhabbeti yapan yazar arkadaşımız Şeyda Hanım’ın yeni kitapları ‘Yalnız Balıklar’ ve ‘Devşirme’ sadece öğrenciler açısından değil okulun değerli öğretmenleri tarafından da büyük ilgi gördü. Biz de bu sevgi gününde Şeyda Koç Hanım’a okul müdürü Yakup Eroğlu tarafından verilen plaketini fotoğraflarken, sevgi selini de sizler için sayfamıza taşıdık. Söyleşi sonrasından Sultanbeyli Kız Teknik ve Meslek Lisesi’nden edebiyat öğretmeni Emre Özcan Boğaziçi Gündem Gazetesi’ne şu açıklamaları yaptı. “Değerli yazar ve şairimiz Şeyda Koç Hanımefendi’ye bugün okulumuza yaptığı ziyaretten ötürü çok teşekkür ediyorum. Öğrencilerimizin ufkunda açtığı yeni dünyalar umarım edebiyatımız açısından yeni şair ve yazarların ortaya çıkmasına vesile olur. Derslerde anlattığımız, üzerinde kafa yorduğumuz eserlerin sahibi ile öğrencilerimizin buluşması bende tarifi imkansız bir çoşku oluşturdu ve öğrencilerime bakışımı değiştirdi. Onlar artık benim gözümde geleceğin yazar ve şairleridir. Şeyda Koç’ a bize yaşattığı güzel duygulardan dolayı minnettarım.”

‘Akıl hastaneleri’ tarih olacak Sağlık Bakanı Akdağ, yeni yılla birlikte ağır ruh sağlığı problemi olan hastaların tedavi edileceği toplum temelli ruh sağlığı merkezlerinin sayısının artırılacağını açıkladı. Yeni yılda ruh sağlığı hizmetleriyle ilgili yenilikler olacağını açıklayan Akdağ, ‘’Hastaların depo hastanelere götürüldüğü modelden toplum temelli ruh sağlığı modeli ‘ne geçiyoruz’’ dedi. Şu anda 50’den fazla toplum temelli ruh sağlığı merkezinin bulunduğunu bu sayının 200’ün üzerine çıkarılacağını belirten Akdağ, şöyle devam etti; ‘’Bütün şehirlerimizde

ruh sağlığı problemi olan hastalarımızı toplum içinde tedavi edebileceğimiz, ailesiyle ya da toplumla irtibatını daha yakın tutup rehabilitasyonunu sağlayabileceğimiz bir modele geçiyoruz. Bu hastaneleri 2-3 yıl içerisinde dönüştürmüş olacağız. Yani yüzlerce kişinin bir arada toplandığı hastanelerden kişinin daha çok kendi ortamında tedavi gördüğü bir modele geçiyoruz”dedi.

Değerli okuyucularımız, Hüseyin Şenel Odacı’nın Genel Yayın Yönetmenliği’nde, Sezai Çimen’in Haber Müdürlüğü’nde, Doğukan Gezer’in Haber Koordinatörlüğü’nde yayın hayatını sürdüren Boğaziçi Gündem Gazetesi’nin son günlerde yaşadığı birkaç mutluluğu sizlerle paylaşmak istiyorum. Boğaziçi Gündem Gazetesi olarak yayın hayatına başladığımız günden itibaren, henüz bir yılımızı doldurmadan, sizlerden aldığımız destek ve güvenle, kendimizi sürekli yenileyerek İstanbul gibi bir metropolde belli bir noktaya geldiğimizi gururla ifade etmek istiyorum. Bu noktaya gelmemizin tek nedeni her gün görsel medyada www.bogazicigundem.com internet haber sayfamızı ziyaret eden ve Boğaziçi Gündem Gazetesi’ne sahip çıkan değerli okurlarımızdır. Biz Boğaziçi Gündem Haber Ailesi olarak bunun farkındayız ve sizlere son derece müteşekkiriz. 09.12.2012 tarihinde, iş dünyasının kendini serbestçe ifade etme imkânı bulduğu, ekranların tek “Reel Sektör Programı”, TV5’de her Pazar Saat 11.00’da canlı olarak yayımlanan, Zennur Karslı ile “İş Vizyon” Programı’na konuk olduk. Programda gazetemizin kuruluş sürecini anlatma ve Boğaziçi Gündem’i TV5 izleyicilerine tanıtma fırsatını bulduk. Programın yayınlanmasında emeği geçen herkese, TV5 Kanal yönetimine, bizi programına davet eden Zennur Karslı Bey’e, huzurunuzda teşekkür ediyorum. Değerli okuyucularımız, bu programda yaşadığım bir diğer mutluluğu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisini televizyon ekranlarında hayranlıkla izlediğim, haberdar olduğum bütün programlarını heyecanla takip ettiğim, yazıları ile Boğaziçi Gündem’e destek veren Fikri Akyüz ile ilk defa aynı masa etrafında, yan yana canlı bir programa konuk oldum. Bu benim için tarifi mümkün olmayan bir mutluluk. Boğaziçi Gündem’in başarısında büyük pay sahibi olan, yazılarını sadece gazetemizde okuyabileceğiniz değerli yazarlarımız Prof. Dr. Bünyami Ünal, Prof. Dr. Ersan Odacı, Doç. Dr. Sinan Canan, Gazeteci-yazar Fikri Akyüz, Şeyda Koç, Hicran Çelikyay, Hüseyin Şenel Odacı, Sezai Çimen, Avukat Harun Muş, Alim Yavuz, Eyüp Güzel, Fatih Aydın, Doğukan Gezer, bizlere desteğiniz için sizlere sonsuz teşekkürler. Haber ve teknik ekibimiz ve diğer arkadaşlarımız, “Gazetemizin Mizampajını yapan Grafik ve Tasarımcımız Yusuf Güler, Aytaç Engin, Mehmet Koçak, Furkan Onur Ulusoy, Göksu Selin Odacı, Mevlana Demirel, Mustafa Bayındır, Hande Kurt, Zeynep Hilal Çakın, İbrahim Kılıçarslan ve Av. Hakan Özbay, sizler başarımızın görünmez kahramanlarısınız.” Sizlere de teşekkürler. Son söz olarak sizlere şunu ifade etmek istiyorum. Sabırla, yayın politikasından taviz vermeden, çok zorlu şartlarda yayınını devam ettirdiğimiz Boğaziçi Gündem Gazetesi ve internet haber sitemiz sizler takdir ettikçe yoluna devam edecektir. Siz yeter demedikçe biz yolumuza devam edeceğiz. Bu vesileyle 2013 yılında yeni atılımlarla karşınızda olacağımız müjdesini de burada verirken yeni yılın sizlere sağlık ve mutluluk getirmesini diler, selam ve saygılarımı sunarım.

Sayı: 9 Tarih: 26 Aralık 2012 - Yerel-Aylık ve Süreli Yayın Boğaziçi Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan ÇABUKOL GSM: 0532 411 70 04

---------------------------------------------Genel Yayın Yönetmeni: Hüseyin Şenel ODACI Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: İlhan ÇABUKOL Haber Müdürü: Sezayi ÇİMEN Haber Koordinatörü: Doğukan GEZER Kültür ve Sanat Danışmanı: Hande Kurt Reklam Müdürü : İbrahim KILIÇASLAN

------------------------------------------------Hukuk Danışmanı: Av. Hakan ÖZBAY Grafik ve Tasarım: Yusuf Güler

Baskı Yeri: Ada Matbaası Tel: 0.212 567 12 42 ------------------------------------------------

Adres: Akınsal Sanayi Sitesi C Blok No: 5 İSTANBUL Tel: +90 ( 0212 ) 481 89 16 - Faks : 481 91 13 Web: www.bogazicigundem.com - E-mail:info@bogazicigundem.com


4


5

hüseyin şenel ODacI Boğaziçi Gündem Genel Yayın Yönetmeni

huseyin@bogazicigundem.com

Üniversiteliler iÇin Cennet MeKÂn şeBinKaraHisar Giresun’un Şebinkarahisar İlçesi, ilçede bulunan meslek yüksek okullarının eğitim kalitesi, barınma sorununun olmayışı, sunduğu sosyal ve kültürel imkânlarla üniversite öğrencilerinin en fazla tercih ettiği ilçelerden biri haline geldi. İlhan Çabukol/boğaziÇi Gündem

Merkez nüfusu 13 bin civarında olmasına rağmen, Giresun ilinin Şebinkarahisar ilçesi meslek yüksek okullarında 3600 üniversite öğrencisi eğitim görüyor. Kelkit Vadisi’nin şirin ilçesi Şebinkarahisar Türkiye genelinde nüfusuna oranla en yüksek üniversite öğrencisi sayısına sahip ilçelerden bir tanesi konumunda. Öğrencilerin Şebinkarahisar’ı tercih etmelerindeki en önemli etkenlerin başında, Şebinkarahisarlı idarecilerin, Şebinkarahisarlı vatandaşların ve sivil toplum örgütlerinin ilçede öğrenim gören üniversite öğrencilerine sahip çıkmaları ve destek olmaları geliyor. Şebinkarahisarlı idareciler ve sivil toplum örgütleri’nden üniversite öğrencilerine tam destek…

gören Şebinkarahisarlı öğrencilerin kalması için yurt olarak inşa edilen, şu anda yerli ve yabancı turistlerin konakladığı tarihi mekânda ağırlanan Şebinkarahisar’da eğitim gören üniversiteliler, düzenlenen programda doyasıya eğlendiler. Programa Şebinkarahisarlılar Yardımlaşma Derneği Başkanı Yücel Kısa, Vakıf Başkanı Avni İşcan, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Hasbal ve Salih Kaçır katılırken gecenin sürpriz konuğu ise Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar oldu. Programı organize eden Şebinkarahisarlılar Yardımlaşma Derneği Başkanı Yücel Kısa öğrencilere bulundukları mekân hakkında bilgiler vererek Şebinkarahisarlıların eğitime ne kadar önem verdiğini yıllar öncesinden kanıtladığını belirtti. Programda Vakıf Başkanı Avni İşcan, Mehmet Hasbal ve Salih Kaçır’da birer selamlama konuşması yaptılar. Rektör Attar: Şebinkarahisar’da okumak bir ayrıcalıktır… Şebinkarahisar’da okumanın bir ayrıcalık olduğunu ve Dünya’ya mal olmuş birçok ünlü ismin yetiştiği Şebinkarahisar’ın bir kültür merkezi olduğunu ifade

Şebinkarahisar Belediyesi ve Kaymakamlığı Giresun Üniversitesi’ne bağlı Şebinkarahisar Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Yerleşkesine yaptıkları hizmetlerin yanı sıra, İstanbul’da faaliyet gösteren Şebinkarahisar Sivil Toplum Örgütleri de tüm imkânlarını öğrenciler için seferber ediyorlar. Her yıl yüksekokul öğrencilerini İstanbul’a davet ederek çeşitli etkinliklerde bir araya getiren Şebinkarahisarlılar, bu sene de aynı geleneği devam ettirdiler. Yüksekokul öğretim görevlileri Banu Yılmaz ve Leyla Kaya eşliğinde yüksekokul’un 47 moda tasarım öğrencisinden oluşan grup çeşitli mesleki etkinliklere katılmak için İstanbul’da faaliyet gösteren Şebinkarahisar Sivil Toplum Örgütleri’nin misafiri oldular. Üniversiteli gençler Şebinkarahisarlıların mekânında ağırlandı…

tarihi

Yıllar önce İstanbul Aksaray’da, İstanbul’da eğitim

eden Prof. Dr. Aygün Attar ise özetle şunları söyledi. “Bunun kanıtı olarak, uzun yıllar evvel yapılan bu yurt binası, şu anda Şebinkarahisar’a yapılan eğitim binaları ile Türkiye’de hiçbir yerde olmayan eğitim sevdası, Şebinkarahisar’ı cazibe merkezi haline getiriyor. Buranın kıymetini bilin, Şebinkarahisarlıların gösterdiği misafirperverlik için ayrıca Şebinkarahisarlılara teşekkür ediyorum” dedi.

Hangi insan hakları? Tarihte çıkarılan isyanları, yapılan işgalleri, devrimleri, dünya savaşlarını ve haçlı seferlerini okuduğumuzda bu olayların gerçek amaçlarının neler olduğunu ilk bakışta görmek mümkün olmaz. Ama geçmişten günümüze, aslında amaçları hiçbir zaman değişmemiş, sadece uygulama yöntemleri farklı olan bu olayların nedenlerini doğru anlamaya başlayıp son yüzyıl içerisinde yaşanan olayları bir bütün olarak ele alındığında, sadece insan hakları bahane edilerek dünyanın yeniden şekillendirildiğini görmemek mümkün değil. Günümüz dünyasında artık savaş teknik ve taktiklerinin değiştiğini görüyoruz. Amaçlarına ulaşmak için yeni yöntemleri deneyen son yüzyılın egemen ülkeleri, hedeflerindeki ülkelerde hâkim olmak için farklı yöntemler kullanmaya başladılar. Egemen ülkeler; kurdukları ya da destekledikleri örgütler ile amaçlarına ulaşmaya, hedef ülkelerde istikrarın bozulmasını ve iç huzursuzlukların çıkmasını sağlayarak bu ülkelere müdahale etmeyi gerektiren “kendilerine göre” haklı sebepleri de oluşturabiliyorlar. Ben ise tüm bunların geçmişten bugüne, tarih boyunca devam eden olayların çoğunun esas nedeninin din eksenli olduğunu ve dinler arası mücadelenin hala devam ettiğini düşünüyorum. Günümüzde yaşananlar ile geçmişte haçlı ordularının yaptıkları arasında amaç olarak aslında bir fark yok. Yöntemler farklı olsa da amaçları aynı. Eskiden orduları ile gelip bir ülkeyi işgal ediyorlardı. Şimdi ise “Diktatörlüğü yıkacağız, sözde adaleti ve insan haklarını getireceğiz” denilerek ülkeler işgal edilebiliyor. Pakistan, Irak, Mısır, Lübnan, Libya örneklerinde olduğu gibi işgal edilen ülkelerde yıllardır istikrarın sağlanamadığını, şiddet olaylarının bir türlü bitmediğini, huzurun, adaletin ve can güvenliğinin olmadığını görüyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise bu ülkelerin Müslüman ülkeler olmasıdır. Örneğin, yıllardır Filistin topraklarını işgal eden İsrail’e kadınları ve çocukları katlettiği halde her nedense herhangi bir yaptırım söz konusu olmuyor. İsrail için sadece “Savunma haklarını kullanıyorlar” açıklaması yapılırken, burada insan haklarından hiç söz edilemiyor. Dünün haçlı ordusunda olduğu gibi, bu günün Birleşmiş Milletler Örgütü’nün dünya ülkeleri üzerinde gerçekten insani kararlar aldığını düşünmek açıkçası bana zor geliyor. Avrupa ve Amerika’nın kriterlerine göre kurulmuş olan bu birliğin, bir gün ülkemiz için de yaptırım kararları alabileceğini düşünmeden edemiyorum. Nükleer gücün sadece kendilerinde olmasını uygun bulan ülkeler, elinde nükleer güç bulundurmak isteyen diğer ülkelere yönelik yaptırım kararı alabiliyor, ama sizde neden nükleer güç var diye kimse onlara soramıyor. Birleşmiş Milletler, dünya barışını sağlamak yerine güçlü ülkeleri rahatlatan görüntüsü ve uygulamaları ile Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Başka ülkelerin yaptırımlarını uygulamak zorunda kalan Müslüman ülkeler ise vakit kaybetmeden ülkelerinde oynanan oyunların gerçek amacını anlamaları gerekiyor. Dayatma insan haklarının aksine, Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) veda hutbesinde olduğu gibi, tüm insanlığa huzur getirecek insan haklarını tatbik etmeleri gerektiğini düşünüyorum.


6

Esnaf Toplumun Aynasıdır Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, Kağıthane Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın geleneksel olarak düzenlediği kahvaltıda esnafla buluştu. Boğaziçi Gündem Hasbahçe’de ki Kırkahvesi’nde gerçekleşen kahvaltıya Kâğıthane Kaymakamı Ahmet Akın Varıcıer, Birleşik Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Ömer Osmanoğlu, İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkan Vekili İsmail Taşkın, Sivil Toplum Platformu Başkanı Musa Can, Kâğıthane Emniyet Müdürü Mahir Yavaş, İlçe Milli Eğitim Müdürü Nail Bölükbaşı, İlçe Halk Eğitim

Müdürü Muzaffer Kartal ve Kağıthane esnafı da katıldı. Bu tür buluşmalarda Kâğıthane esnafı ve yöneticilerini bir araya getirmek istediklerini belirten Kâğıthane Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ömer Osmanoğlu, “ Kağıthane esnafımızı ve değerli yöneticilerimizi bir araya getirdiğimiz bu geleneksel toplantının gerçekleşmesinden büyük mutluluk duydum. Sohbet havasında geçen bu programda

esnafımız hem kendilerini ifade ediyor hem de ilçemizin değerli yöneticileriyle çeşitli konular hakkında istişare ediyorlar.” dedi. Bir yöneticinin yaptığı hizmetleri sürdürebilmek ve vatandaşa ulaşmak açısından bu tür programla-

rın önemine dikkat çeken Başkan Kılıç, “Bizler hem yönetici hem de siyasetçi olarak esnaflarımızla sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelmeyi önemsiyoruz. Tüm gayretlerimiz; Kağıthane’ye daha iyi hizmet edebilmek, vatandaşlarımıza daha güzel işler götürmektir. Esnaf toplumumuzun aynasıdır. Bu bakımdan esnafımızla diyalog geliştirmek önemlidir. Bu güzel ortamın hazırlanmasında emeği geçen ve değerli zamanlarını ayırıp da gelen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. Vatandaşla buluşmanın Kağıthane’ye yapılacak olan hizmetler adına gerekli olduğunu ifade eden Kağıthane Kaymakamı Ahmet Akın Varıcıer ise “Başkanımızla birlikte sürekli esnafımızla buluşuyoruz. Kamu yöneticilerinin esnaflarla bir araya gelmesi, yapılan hizmetler için önemlidir. Bu konuda büyük özveri gösteren başkanımıza da teşekkür ediyorum.” dedi.

Kağıthane’de Engelli Öğrencilere Bisiklet Sanayi Mahallesinde bulunan Yağmur Çocuklar Özel Eğitim Okulu öğrencilerine bisiklet hediye edildi. hallesinde bulunan Yağmur Çocuklar Özel Eğitim Okulu öğrencilerinin topladığı bin yüz kilo mavi plastik kapak karşılığında, çekilişle on öğrenciye bisiklet hediye edildi.

Kağıthane Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğünün organize ettiği plastik mavi kapak toplama kampanyası çerçevesinde, Sanayi Ma-

Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç’ın yaptığı çekilişle on öğrencinin bisiklet sahibi olduğu programa öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Başkan Kılıç; engelli çocukların sevincine ortak olmanın, onları sevindirirken çevreye de katkı sağlamanın önemine değinerek “Hem engelli çocuklarımızı sevindirmek hem de çevre koruma bilincini artırmak için yaptığımız bu kampanyanın çok güzel

neticelerini almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Toplanan plastik kapaklar başka engelli vatandaşlarımıza tekerlekli sandalye olarak geri dönerken, çevrenin korunmasına da büyük katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda bu güzel kampanyaya katkıda bulunan çocuklarımızı da bisiklet hediyesiyle mutlu etmiş olduk. Bu tür kampanyalar sosyal alanda yaygınlaşmaya devam edecek, böylelikle hem çevre koruma bilinci tüm halkımız arasında yayılmış olacak hem de engelli vatandaşlarımız için tekerlekli sandalye imkanı sağlanmış olacak. Bu güzel kampanyaya katkıda bulunan ve sürdüren herkese teşekkür ediyorum” dedi.


7

32 yıllık tecrÜBe, “HAsBAl kilit AnAHtAr” 32 yıllık tecrübeyi modern teknoloji ile birleştiren “Hasbal Kilit Anahtar” farklı meslek dallarıyla İstanbulluların hizmetinde. İLHAN ÇABUKOL/BOĞAZIÇI GÜNDEM “Hasbal Kilit Anahtar” Erol Hasbal’ın, tamamen bir tesadüf eseri İstanbul’a gelmesiyle kuruluyor. Anahtarcılık ve Çilingir sektöründe, Anahtar, Kapı, Kasa, işlerinde deneyim ve bilgiyle uzmanlaşmış kadroları Beyoğlu Mebusan yokuşunda 32 yıldır müşterilerine güvenle hizmet veriyor. Erol Hasbal 32 yıl önce temelini attığı “Hasbal Kilit Anahtar” firmasının dünü ve bu gün geldiği noktayı Boğaziçi Gündem Gazetesi Kurucusu İlhan Çabukol’a değerlendiriyor.

yor. Şebinkarahisar Alişar Köyü Kestane (Çaylak) mahallesinden Dursun Hasbal’ın oğluyum. 1956 yılında Dünya’ya gelmişim. Tamamen bir tesadüf eseri 1973 yılında İstanbul’a geldim. Dedem köyde rahatsızlanınca, tedavi olmak için İstanbul’a gelecekti. Beni de yanına yardımcı olayım diye aldı. Ama sonra dedem getirdiğine bin pişman olmuş. Keşke getirmeseydim demiş o zaman, “İstanbul’u bir kere gördü ya daha da köye dönmez”

demiş. Dedemin dediği oluyor tabi ben o zaman geldikten sonra köye dönmedim ve burada çalışmaya başladım.

İşte Erol Hasbal’ın İstanbul’a gelişi ve “Hasbal Kilit Anahtar” firmasının başarısı.

Erol Hasbal, Perşembe pazarında hemşerisi olan o zamanın anahtarcısı Sali Paşa’nın yanında altı ay çalışıyor. Anahtarcılık işini orada öğreniyor ve daha sonra Mebusan Caddesinde Hasbal Kilit Anahtar firmasını kuruyor. 10 yıl sadece el işçiliği ile kapı, kasa ve araba anahtarı yapıyor. Daha sonra gelişen teknoloji ile birlikte, içine sinmese de otomatik makinalarda anahtar üretmeye devam ediyor. İşe başladığı dönemlerde ünlü isimlerin mekanı olan Mebusan yokuşu, Erol Hasbal’ın da müşteri profilini zenginleştirmiş. Kısa zamanda Başta Aysel Gürel olmak üzere, bir çok ünlü isimlerin bölgede güveneceği tek anahtarcı olmuş.

Erol Hasbal İstanbul’a geliş hikayesini şu şekilde anlatı-

20 yıl Anahtarcılık işini başarılı bir şekilde yapan Erol

Geçmişi yıllar öncesine dayanan “Hasbal Kilit Anahtar”ın kurucusu Erol Hasbal’ı yıllar sonra yine tezgah başında anahtar yaparken bulduk. Bu uzun ve yıllara meydan okuyan başarı hikayesini araştırdık.

Hasbal, yine kendisi gibi başarılı bir müteşebbis olan oğlu Doğan Hasbal’a bu işin püf noktalarını öğreterek işleri devrediyor. Erol Hasbal firma olarak şuan ki geldikleri durumdan çok mutlu olduğunu ifade ederek, başarının doğruluk, dürüst ve güvenden kaynaklandığını söylüyor. Müşteri memnuniyetini her şeyin üstünde tuttuklarını belirten Hasbal sözlerini şu şekilde tamamlıyor. “2000 yılında işleri oğluma Doğan’a devrettim. Ben yaz aylarında 3 ay memlekete gidiyorum ve kalan zamanlarda ara sıra gelip buralarda oyalanıyorum. Tabi oğlum Doğan işleri çok geliştirdi. Çağın gerektirdiği modern teknoloji ile enerjisini birleştirerek, kısa zaman içerisinde işleri büyüttü. Anahtarcılığın yanı sıra Hasbal Sigorta ve Hasbal Teknik adı altında, Anahtar, Su Tesisatı, Elektrik, Boya, Yapı Dekorasyon, Seramik ve Alçıpan gibi bir çok işi profesyonel bir ekip kurarak İstanbul’un geneline hizmet etmeye başladı.”


8

KARADENİZ GÜNLERİ’NDE

Şebinkarahisar ürünleri’ne yoğun ilgi İstanbul Feshane’de düzenlenen Karadeniz Günleri’nde Şebinkarahisar ürünleri ilgi odağı oldu.

Zennur Karslı’dan Köprü trafiğine çözüm önerisi İstanbulluların vazgeçilmez çilesi haline gelen Boğaz Köprülerindeki trafik sorununa TV5 İş Vizyon programı yapımcısı ve sunucusu Zennur Karslı’dan çözüm önerisi geldi. İlhan Çabukol/Boğaziçi Gündem Boğaziçi Köprüsü ve FSM Köprüsü’nde oluşan yoğun trafiği rahatlatmak için, TV5 İş Vizyon programının yapımcısı ve sunucusu Zennur Karslı tarafında çözüm ve öneriler  getiriliyor. Köprü gişeleri semt sapaklarının çıkışlarına konulmalı…

(turnike) köprü çıkışında olduğundan hem köprü üzerinde yoğun trafik hem de yoğun ağırlık oluşmaktadır. Oysaki gişeler kaldırılıp her semte giden  sapakların çıkışlarına bu gişelerin konulmasıyla trafik büyük ölçüde nefes alacak ve rahatlayacaktır. Aynı zamanda Türkiye ekonomisine yoğunluktan kaynaklanan, trafikte boşu boşuna yakıt tüketimine ve zaman harcamasına olumlu yönde katkı sağlayacaktır.” dedi. Ulaştırma Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne çağrı…

Boğazlardaki trafik sorununa nefes aldıracak projeyi tamamen kendi becerisi ile çizerek projelendiren Karslı, çözüm yollarını anlattığı her platformda dinleyenlerden destek aldığını belirterek Boğaziçi Gündem Gazetesi’ne konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı. “Özellikle Boğaziçi köprüsünde gişeler

Prof. Dr.

Ersan ODACI eodaci@gmail.com

Ankara’nın Aralık 2012 fotoğrafı Birkaç gün önceden Boğaziçi Gündem Yazı İşleri Müdürü İlhan Çabukol ile sözleştik. İlhan İstanbul’dan, ben Trabzon’dan aynı gün Ankara’ya gideceğiz. Sabah Ankara Esenboğa Havaalanı’nda buluşacağız. Birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitmek, bazı vekillerle görüşmek üzere. --Sözleştiğimiz gibi de buluştuk. İlhan benden bir saat önce havaalanına gelmiş, beni bekliyordu. Selamlaştık, kucaklaştık. Dışarı çıktığımızda Ankara, güneşli bir havada bile soğuk yüzünü bizden saklamıyordu.

İlhan Çabukol Boğaziçi Gündem Giresun, Trabzon, Ordu, Samsun, Rize, Artvin Tokat illerinin ve ilçelerinin buluştuğu Karadeniz Günleri’nde yöresel ürünler de stantlardaki yerini aldı. Her bölgenin farklı lezzetlerinin sunulduğu stantlarda Şebinkarahisar ürünleri de boy gösterdi. Saraçoğulları Şebinkarahisar Pestil Köme’nin sergilediği ürünler katılımcıların ilgi odağı oldu ve ürünler kısa sürede tükendi. Saraçoğulları, modern tesislerde, el değmeden üretilen Şebinkarahisar yöresinin dünyaca ünlü cevizini, karadut’unu pekmez’ini, sade ve fındıklı-cevizli dut pestilini, dut pekmezini, sade ve pikola kömesini, pestil tatlısını, fındık ezme-

sini, kuşburnunu, erik ve fırın kurusunu, balını, fındığını, küp peynirini ve daha birçok çeşit ürününü Karadeniz Günlerinde tüketiciyle buluşturdu. Ürünlerden tatmak isteyen ziyaretçilere bol bol ikramda da bulunan firma sahibi Taşkın Fener Şebinkarahisar ürünlerine gösterilen ilgiden çok memnun olduğunu söyledi. Saraçoğulları Pestil Köme Firması olarak hemen hemen düzenlenen bütün fuar ve etkinliklere katıldıklarını belirten Taşkın Fener, Karadeniz Günlerinin kendileri için çok iyi geçtiğini belirtti. Fener, Şebinkarahisar ürünlerinin nereye giderse gitsin birçok insan tarafından tanındığını ve tercih edildiğini ifade etti.

Karslı, Kasım ayından itibaren projeyi İş Vizyon programında canlı yayında sürekli gündeme getirdiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti. “Programıma katılan herkes ile bu projeyi paylaşıyorum. Katılımcıların %100’ü bu proje hayata geçerse köprüdeki sıkışan trafik büyük ölçüde rahatlayacaktır fikrinde birleşiyor.” diye konuştu. Ulaştırma Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na çağrıda bulunan Karslı, projenin mutlaka yetkililer tarafından incelenerek, mantıklı görülmesi halinde hayata geçirilmesini arzu ettiğini belirtti.

Bizi karşılayan arkadaşımızla havaalanından ayrılırken İlhan’ın uykusuz hali dikkatimi çekti. İlhan, abi uçağa yetişmek için sabah dörtte yola çıktım, bir iki saat ancak uyudum” dedi. --Ankara’ya doğru yol alırken, İlhan arkada uyukluyordu. Bende uzun süredir gelmediğim Ankara’yı inceliyordum. Daha önce bu yoldan geçerken gözüme takılan gecekondular artık yıkılm��ş, Yerlerine modern yaşam alanları inşa edilmiş. Gerçekten çok da güzel olmuş. Ama yol ilerledikçe Ankara’nın yoğun trafiğinden kurtulmak da mümkün olmadı. Gideceğimiz 20 dakikalık yere 45 dakikada gidebildik. --Ben bir doçentlik sınav jürisinde yer aldığım için, Boğaziçi Gündem yazarlarından Prof. Dr. Bünyami Ünal ise eşinin doçentlik sınavı nedeniyle Ankara’daydı. Havaalanından ayrıldıktan sonra Bünyami hocayı aradım. İlhan ile buluştuğumu, birlikte Meclis’e gideceğimizi söyledim. Hoca “beni de alın, hayatımda hiç Meclis’e gitmedim” dedi. Aracımızı hocanın kaldığı Başkent Öğretmen Evi’ne çevirdik. Hocayı aldık, birlikte Meclis’in yolunu tuttuk. --Türkiye’nin kaderinin çizildiği, insanların ipten alındığı, Vekil olarak içeri girmek için birçok insanın dünyalarını vereceği

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kapısına geldiğimizde tüm haşmetiyle, kalın duvarlarıyla, yoğun güvenlik önlemleriyle, Müşteri bekleyen taksicileriyle, dertlerine derman arayan vatandaşlar ve ağaçlarından dökülen sonbahar yapraklarıyla bizi karşıladı. --İki aşamalı güvenlik taramasından geçtikten sonra Ben, Bünyami Hoca ve İlhan, vekil odalarına doğru yöneldik. İçimizde en tecrübeli olan İlhan, Daha önce birkaç kez meclise gelmiş. Görüşeceğimiz vekillerden birinin danışmanını aradı. Vekilin odasına nasıl ulaşacağımızı öğrendi. Biz Vekil’in odasına doğru giderken, Ben ve Bünyami Hoca, sağımıza solumuza bakarak etrafı inceliyor, Hangi binanın ne amaç için kullanıldığını tahmin etmeye çalışıyorduk. --Vekil’in odasına gittiğimizde henüz odasında olmadığını öğrendik. Ama sekreteri bizi odaya aldı, çaylarımızı söyledi. Oda, yaklaşık on metrekare bir yer. Odaya bir masa, masanın karşısına bir adet ikili koltuk, bir sandalye, kapının arkasına ve karşısına birer kütüphane konmuş. Bünyami hoca bana döndü ve espriyi patlattı. “Gardaş bizim odalar bunlardan çok iyi, milletvekili olup da ne yapacağız.” Daha sonra tüm vekillerin odalarının aşağı yukarı aynı büyüklükte olduğunu ve aynı şekilde teşrif edildiğini öğrendik. --Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyaretimizde

birçok vekille görüştük. Başta Meclis’in çalışma düzeni, milletvekillerinin yetkileri, gündemle ilişkili konular olmak üzere, daha birçok konuda fikir alışverişinde bulunduk. Şunu özetle söylemek gerekirse, Ankara gündemi oldukça yoğun ve bulanık, Siyasetin üzerini sanki yoğun bir sis kaplamış. Suriye, dokunulmazlıklar, Irak ve daha birçok konu siyasetin başköşesinde Gündemdeki konularla ilgili olarak milletvekillerinin kafası da karışık Örneğin dokunulmazlıklar konusunda, Başbakan Erdoğan’ın çıkışını doğru bulmayanlar var. Samimiyetimize güvenerek bunu bize hissettirdiler ya da söylediler. Ama grup kararının dışına çıkmayacaklarını da ifade ettiler. --Meclisten ayrıldıktan sonra, Boğaziçi Gündem Yazarlarından Fikri Akyüz ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim Çiftçi ile buluştuk. Yaklaşık bir saatlik sohbetimizden sonra Fikri Akyüz ve Bünyami hoca bizden ayrıldılar. Akşam, Boğaziçi Gündem’in bir diğer yazarı Doç. Dr. Sinan Canan’la buluştuk, sohbet ettik. Artık vakit geç oldu ve ayrılma zamanı geldi. İlhan’ın İstanbul’a dönmesi gerekiyor, uçak saati de oldukça yaklaştı. Halil İbrahim, İlhan’ı havaalanına götürürken, Sinan’da beni otele bıraktı. Gece bir ara otelin penceresinden dışarı baktım. Ankara sokaklarını yağmur ıslatırken, üzerini de artık sis kaplamış. Tıpkı Ankara siyasetinin üzerinde olduğu gibi


9

Gazeteci- Yazar Fikri Akyüz: BAŞBAKAN ERDOĞAN’I İLK KEZ 23 YIL ÖNCE GÖRDÜM Boğaziçi Gündem okuyucularının yazılarını ilgiyle takip ettiği ve yeni yazılarını sabırsızlıkla bekledikleri Gazeteci- Yazar Fikri Akyüz, Başbakan Erdoğan’ı ilk gördüğü zamanı anlattı.

İlhan Çabukol/boğaziÇi Gündem Tarihi Yarımada Sultanahmet’te yerli ve yabancı t1989’da Yerel Seçim çalışmaları sırasında Erdoğan’ı ilk kez gördüğünü ifade eden Akyüz, Refah Partisi’nin o zaman Beyoğlu’nu kazanamayacağını düşündüğünü fakat sonuçları görünce oldukça şaşırdığını ifade etti. O zaman Beyoğlu Belediye Başkan adayıydı… İstanbul Kasımpaşa Sosyal Tesisleri’nde Boğaziçi Gündem ekibiyle bir araya gelen Fikri Akyüz, 1989 Yerel Seçimleri sırasında yaşadığı bir anısını da haber ekibimize şu şekilde anlattı. “O gün, Şişhane yokuşunda bir yakınım ile sinemaya gidiyorduk. Hemen yanımızdan Refah Partisi bayrakları asılı bir konvoy geçti. Araçlarda ‘Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Recep Tayyip Erdoğan’ yazılı afişleri gördüm. O ana dek bu ismi hiç duymamıştım. Ben de yakınıma “Ya Salih, Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Recep Tayyip Erdoğan ne kadar şanssız bir adam. Refah Partisi’nden Beyoğlu’nda Belediye Başkan adayı olmuş. Beyoğlu sadece Okmeydanı, Kasımpaşa, Sütlüce ve Hasköy değil, bu ideolojiye tamamen zıt kesimler de bu sınırlar içinde yaşıyor.” Akyüz, seçim sonuçlarına baktığında ise şaşkına döndüğünü söylüyor ve devam ediyor; “Seçim sonuçlarına baktım ve Beyoğlu’nda Refah Partisi’nin kazandığını gördüm. Ama seçimi kazanmasına rağmen sandıktan pusulalar kaçırılmış ve ne yazık ki Erdoğan’ın kaybettiğine dair karar alınmıştı. Dolayısıyla ben orada o yorumu yaparken çok yanılmıştım. O gün bana Refah Partisi yüzde kaç oy alır diye sorsalardı, % 4–5 derdim. Erdoğan’ı hiç tanımadığım için “Kasımpaşalı” faktörünü de düşünememiştim.” Farklı ideolojilere rağmen 18 yıldır Beyoğlu’nda aynı gelenek… Beyoğlu’nda AK Parti’nin başarısını da değerlendiren Akyüz, güzel adımlar atıldığını söylüyor ve ekliyor; “Bugün bakıldığında Beyoğlu, 18 yıldır bu gelenekten gelen kişiler tarafından yönetiliyor. Böylesine

farklı ideolojileri barındıran bir yerde yıllardır seçim kazanılabiliniyor. Beyoğlu’nun bir avantajı daha var. O da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, Eski Beyoğlu Belediye Başkanı olması. 1989’da Beyoğlu’ndan gösterilen adayın ne kadar şanssız bir adam olduğunu söylemiştim. Şimdiyse ne kadar şanslı ki Dünya çapında bilinen bir Başbakan’ın ve Büyükşehir Belediye Başkanı’nın çıktığı yerden aday oluyor diyorum.” Ahmet Misbah Demircan hakkında attığı Tweet…

Son olarak Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan için attığı bir Tweet’ten bahseden Akyüz, içerik olarak doğru olan Tweet’in genelleme yapılarak yanlış yorumlandığını ve bundan dolayı üzgün olduğunu belirtirken şu ifadeleri kullandı. “Beyoğlu çok zor bir yer. Bir tarafta İstiklal Caddesi, diğer tarafta Cihangir. Bir tarafta Galata, bir tarafta Sütlüce, Hasköy, Okmeydanı ve Tarlabaşı. Sosyolojik yapısı bu kadar zıt olan grupların oluşturduğu bir yer. Böyle bir yerde Belediye Başkanlığı yapmanın çok zor olduğunu düşünüyorum. Bu faktörlere rağmen Ahmet Misbah Beyin iki dönem üst üste seçimi kazanması bir başarıdır. Yeri gelmişken şunu da hatırlatayım, Sayın Başkanla özel bir samimiyetimiz yok ama bir Tweet atmıştım. O Tweet içerik olarak doğruydu fakat genelleme yapmak gibi bir hataya mal oldu. Başkan’ın yanlış anladığını zannediyorum. Sanki daimi olarak bunu yapıyormuş gibi bir anlam çıkıyordu. O yüzden orada ben bir kul hakkına riayetsizlik yaptığımı düşünüyorum.”


10

tarlabaşı’nda kiracılar bile ev sahibi oldu melen çayı’nın suyu istanbulla Buluştu İlhan Çabukol/boğaziÇi Gündem İlhan Çabukol/boğaziÇi Gündem İstanbul’un kalbinde çürük, kullanışsız ve estetik niteliklerini kaybetmiş Tarlabaşı’na tarihi dokusunu bozmadan gerçek değerini yeniden kazandıracak olan Beyoğlu Belediyesi Tarlabaşı Yenileme Projesi 7 yıldır sağlam adımlarla ilerliyor.

Önemli bir kentsel dönüşüm hamlesi olan ve şehrin merkezini yeniden yaşanılacak bir alan haline getirecek proje, bölgede yaşayan kiracıları, mülk sahiplerini mağdur etmeden hayata geçen örnek bir proje olarak öne çıkıyor. 2005 yılında ilk adımları atılan proje sürecinde, proje alanı içinde olan mahalle halkıyla tek tek konuşularak kiracılarla ve mülk sahipleriyle anlaşmalar yapıldı. Herkesin hakkı korunarak yapılan görüşmeler neticesinde, yoksulluğun, çaresizliğin ortasındaki Tarlabaşı’nda mülk sahiplerine projedeki hakları teslim edilinceye kadar kira desteği anlaşması yapıldı. Başkan Demircan: Kiracılar Mağdur Edilmedi Proje alanı içindeki kiracı olarak oturan vatandaşlar kendi kaderlerine terk edilmek yerine, Beyoğlu Belediyesi tarafından

mağdur edilmeyerek ev sahibi olmaları sağlandı. Demircan, Tarlabaşı Yenileme Projesi’ni hayata geçirirken herkesin hakkını koruduklarını belirterek, “Kayabaşı’na taşınan kiracılarımızın memnuniyeti bizim için gurur verici. Tarlabaşı’ndaki yoksulluğu, çaresizliği, depresyonu, korkuyu, karanlığı tüm ayrıntılarıyla biliyorum. Şehrin merkezini yaşanılacak bir alan olarak imar ederken, mülk sahiplerini ve kiracıları mağdur etmedik. Kiracılara TOKİ’den çekilişsiz kurasız daire verdik. Küçük bir peşinatla kira öder gibi taksitlerini ödüyorlar. Hepsi Kayabaşı’nda ev sahibi oldu. Tek derdimiz insanımıza bir faydamız dokunsun. Amacımız, evlatlarımıza, milletimize daha anlamlı yaşam alanları, içindekilerin gülümsediği yuvalar sunmak “dedi

Türkiye’nin dört bir yanında faaliyete geçirilen toplu açılışlarda, İstanbul, Aydın, Artvin, Diyarbakır, Sinop, Malatya ve Antalya’ya video konferans yöntemiyle kurulan canlı bağlantılarla yapıldı. Melen Projesi’nin Cumhuriyet Tarihi’ndeki en büyük su temin projesi olduğunu vurgulayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu proje sayesinde İstanbulluların 2071 yılına kadar su sıkıntısı yaşamayacağı müjdesini verdi. Sözlerine “90’lı yılların başında İstanbul’un en büyük sorunu susuzluktu. İstanbul’a susuz kent ismi verilmişti. Biz göreve gelir gelmez, 180 km uzaklıktaki Istrancadan su getirmek suretiyle, İstanbulluların su hasretine son verdik. Melen Projesi’yle İstanbul’un 2071 yılına kadarki su sorununu çözdük” dedi.

20 Bin Metrekarelik Proje

Melen Projesi’nin İstanbul’un sigortası olduğunu belirten Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, çalışmaların sadece İstanbul ile sınırlı olmadığını belirterek

Tarlabaşı Yenileme Projesi tamamlandığında Tarlabaşı’ndaki binaların dış görünümü korunarak yüzde 52’si konut, yüzde 12’si ticaret, yüzde 17’si turizm ve yüzde 14’ü ofisten oluşan yeni ve geleceğe umutla bakan bir Tarlabaşı ortaya çıkacak. Şehrin kalbi Beyoğlu’nun çehresini değiştirecek proje, 20.000 metrekare alanda, 210’u tescilli sivil mimarlık örneği olan ve her an çökme tehlikesi olan 278 bina ile bu binaların arasındaki sokakların ve tüm altyapının yenilenmesini kapsıyor.

“Türkiye’de su sorunu yaşayan her bölgeye su götürüyoruz. Şehir ve ilçeleri kapsayan 58 adet yerleşim bölgesine bu yıl içinde su götürdük ve götürmeye de devam edeceğiz” dedi. Yapılan yatırımlarla İstanbul’un su sıkıntısını çözdüklerini müjdeleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “2071 yılı İstanbul ve Türkiye için hayırlı olsun” dedi. Açılışı yapılan eserler arasında; 26 baraj, 2 gölet, 30 sulama tesisi, 26 özel sektör HES projesi, 9 içme suyu projesi, 4 taşkın koruma tesisinin yanı sıra şehir ormanları, bal ormanları, orman içi dinlenme yerleri, yangın havuzları ve göletleri, orman yolları, otomatik meteorolojik gözlem istasyonları (OMGİ), deniz OMGİ’leri, milli park projeleri, milli ağaçlandırma seferberliği, Anadolu Su Havzaları Rehabilitasyon Projesi, ‘Okullar Hayat Olsun Projesi’, yol kenarı ağaçlandırmaları, Uluslararası Antalya Yangın Eğitim Merkezi ve 2 adet meteorolojik radar bulunuyor.


11

Gıda toptancılarının modern tesis sorunu çözülüyor Boğaziçi Gündem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, merkezi Rami’de bulunan İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği’ni (İGTOD) ziyaret ederek toptancı esnafıyla buluştu. Buluşmada AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Mahmut Göksu, Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, da yer aldı. İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği (İGTOD) Başkanı Mustafa Karlı’dan Rami esnafının sorunlarını dinleyen Başkan Kadir Topbaş, kendisinin bir esnaf çocuğu oldğunu esnafın sıkıntısını çok iyi bildiğini belirterek, İstanbul ve Türkiye için gıda toptancılarının önemine dikkat çekti. İstanbul’daki eksiklikleri ve yanlışlıkları gidermek için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Kadir Topbaş, şehrin gelişmesiyle Rami Toptancılar Sitesi’nin şehrin içinde kaldığına dikkat çekerek, ulaşım ve altyapı sistemleri iyi düzenlenmiş buradan bir daha kal-

dırmayacak şekilde esnafın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak uygun, modern bir tesis kurulması için. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar ile görüştüğünü belirterek “Başakşehir’de

İGTOD için düşünülen yeni tesisin TOKİ tarafından yapılacağını ve bütün esnafın bu projede yer almasını istediklerini” açıkladı. Başkan Topbaş, İGTOD’ın kul-

landığı Tarihi Rami Kışlası’nın restore edilerek uluslararası bir merkez haline dönüştürüleceğini ve ileride buradan Piyer Loti’ye bir teleferik projesinin de olduğunu söyledi.

Örnektepe’nin sertifikalı anneleri Boğaziçi Gündem

Beyoğlu Belediyesi’nin kişisel gelişime yönelik projelerinden biri olan “Annelik Okulu” ilk mezunlarını verdi. Örnektepe Semt Konağı’nda bir ay süren seminerlere katılan 50 anne sertifikasını aldı.

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Serap Buharalı tarafından Örnektepe Semt Konağı’nda bir ay süren “Annelik Okulu” eğitimleri sona erdi. Seminer programı her hafta farklı bir başlık altında gerçekleşti. “Nitelikli İnsan–Nitelikli Anne” başlığıyla başlayan seminerlerde sırasıyla, “Anneliğin Formülü”, “Evladınıza Baktığınız Göz Hangisi”, “Geleceğe Adını Yazdıracak Evlatlar Yetiştirmek” konuları konuşuldu. Örnektepe’li 50 anne sertifikalı anne oldu... Oldukça verimli geçen seminerlere Örnektepeli hanımlar yoğun ilgi gösterdi. Bir ay süren programlara, evli-çocuk sahibi ve anne adayı hanımlar katıldı. Başarıyla tamamlanan seminerler sonunda sertifika almaya hak kazananlar için Örnektepe Semt Konağı’nda tören düzen-

lendi. Anneler sertifikalarını, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın eşi Ferda Demircan’ın elinden aldılar. Beyoğlu Belediyesi Kültür ve Eğitim Müdürü Deniz Özlem Doğan’ın da hazır bulunduğu programda konuşan Bayan Demircan, anneliğin evrensel olduğunu belirterek, “Dünyanın her yerindeki anneler çocuklarını en iyi nasıl yetiştireceğinin kaygısını yaşar. Anne olarak bunun kaygısını sizlerde yaşıyorsunuz. Bu ba-

kımdan, semt konaklarımızda eğitim seminerleri başlattık. “Annelik Okulu” bunlardan biri. Sizlerin bu programa katılımınızdan da görüyorum ki; seminerler oldukça verimli geçmiş, çocuklarınızla ilişkinizde size rehber olmuş. Bu seminerlerde güzel bir birliktelik oluşmuş ve duygusal bağ kurulmuş. Anneler aldıkları seminerlerle kaygılarına cevap bulmuş. Annelik Okulu, farklı uzmanlarla ve yeni konularla her ay farklı semt konaklarında devam edecek ” dedi.


12

Avukat Hamza Şahin:

Başarılı olmak için sevdiğiniz işi yapın

İlhan Çabukol / Boğaziçi Gündem Boğaziçi Gündem Gazetesi Kurucusu ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İlhan Çabukol, genç ve başarılı avukat Hamza Şahin ile Şişli’deki bürosunda konuştu. Şahin, İstanbul Baro seçimleri, ülkemizdeki hukuk sürecinin işleyişi, yeni Anayasa çalışmaları, ülke gündeminden düşmeyen davalar hakkındaki düşüncelerini ve daha birçok bilinmeyeni Boğaziçi Gündem Gazetesi’ne anlattı. İlhan Çabukol’un Avukat Hamza Şahin ile gerçekleştirdiği röportajı siz değerli okurlarımıza aşağıda sunuyoruz. Kasımpaşa doğumlu Avukat Hamza Şahin… Hamza Şahin: Aslen Antalya Aksekili olmama rağmen doğma büyüme Kasımpaşalıyım. İlk ve orta öğrenimimi Kasımpaşa’da bitirdim. Spora çok meraklıyım. Liseler arası güreş turnuvalarında İstanbul birinciliğim bulunmakta. Öğrencilik yıllarımda dönemin Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Dergisi’nin Beyoğlu’nda kurucu yönetim kurulu üyeliğini yaptım. Boğaziçi Gündem: Avukat olmaya nasıl karar verdiniz? Hamza Şahin: Çocukluğumdan beri haksızlığa gelemeyen bir yapım vardı. Savcı olmak her zaman önceliklerimin arasındaydı. Hukuk fakültesini kazandığımda çok mutlu oldum. Üniversiteyi bitirdiğimde aklımda

sadece savcılık vardı, lakin o ara hâkim ve savcılık sınavları takvimi belli değildi. Bu nedenle avukatlık stajıma başladım ve bir hukuk bürosunda işe girdim. Mesleğin içine iyice girince avukatlığın memurluğa göre daha kazançlı ve serbest mesleğin bana daha yatkın olduğu kanısına vardım. Hukuk düzeni bulunmayan bir toplum düşünmek imkânsızdır… Boğaziçi Gündem: Hukukun sizin hayatınızdaki yeri nedir?

söz var “Bir ömür boyu mutlu olmak istiyorsanız, sevdiğiniz işi yapın.” İnsanların başarısının altında aslında sevdikleri işleri yapmaları yatıyor. Önce seveceksin ki sonra başarı için çabalayasın. Ben sevdiğim işi yapıyorum. Ve toplum düzenini sağlayan hukuki kuralların yaşatılmasında rol almak beni çok mutlu ediyor. Almanya ve Rusya ile partner ofislerimiz bulunmakta. Partner olduğumuz hukuk büroları ülkelerinde çok iyi ve bu partnerlerimizle olduğu gibi on ayrı ülke de hukuk büroları ile yeni anlaşmalar yapmayı hedefliyorum.

Hamza Şahin: Hukuk, insanlık Anayasamız darbe anayasaolduğu sürece hayatın her sı imajından kurtulamayerinde her aşamasınSadece dı… da var ve var olmaya Türkiye’de değil uluslaradevam edecek. BilBoğaziçi Gündem: rası alanda takip ettiği davadiğiniz gibi insanİstanbul Baro seçiların oluşturduğu larla kısa sürede hatırı sayılır bir minde kıyasıya bir toplum, mutlaka üne kavuşan Avukat Hamza Şahin, yarış oldu. Siz bu bir düzene dayanseçimi nasıl değerAlmanya ve Rusya ile partner ofismalıdır ve şüplendiriyorsunuz? lere sahip. Avukat Şahin on ayrı hesiz bu düzenin temelini de hukuk Hamza Şahin: Baro ülke de hukuk büroları ile yeni kuralları oluşturur. seçimleri çok önem anlaşmalar yapma aşamaHukuk düzeni bulunarz etmektedir. Yasında. mayan bir toplum dünılmıyorsam 28 bin şünmek imkânsızdır. Bi884 avukat seçimlerde oy rey olarak, toplumsal düzen kullandı. Sizin de bahsettiğive daha kolay yaşanılır bir çevre niz gibi yarış içerisinde bir seçim için hukukun üstünlüğüne inanıp, yaşaoldu. Ama emin olun ki bu yarış rekabeti maya ve yaşatmaya çalışıyoruz. ortaya çıkarıyor. Ve dolayısı ile rekabet başarıyı ve daha iyi hizmetlerin ortaya çıkarılBoğaziçi Gündem: Genç bir avukat olarak bamasına vesile oluyor. şarılı bir isim olduğunuzu biliyorum. Geleceğe yönelik hedefleriniz nelerdir? Boğaziçi Gündem: Ülkemizde hukuk süreci sizce nasıl işliyor? Hamza Şahin: Sorunuz ile ilgili çok güzel bir


13 Hamza Şahin: Hükümet, yargı paketleri ile uzun yargılama sürelerini hızlandırıp kısaltmak için çabalasa da yerleşmiş bir düzen var. Ön inceleme duruşmalarında eksikler giderilse dahi karar veren çıkmıyor. Örneğin ben bir iş mahkemesi kararını temyiz ettim, 2 sene oldu hala arşivde gözüküyor. Boğaziçi Gündem: Şu anda çalışmaları devam eden yeni anayasa hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

Serkan AKSARI

Hamza Şahin: 1982 Anayasası, kabul edildiği günden itibaren darbe anayasası imajından kurtulamadığı için halk tarafından hiçbir zaman benimsenmemiştir. Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve toplumun birçok kesimleri tarafından eleştirilmiştir. Süreç içerisinde yapılan değişikliklere rağÖğrencilik yıllarınmen üzerindeki askeri dan beri hukuk bürolarında vesayet gölgesinden çalışmaya başlayan Avukat Hamza kurtulamamış. Yeni Şahin, şu anda serbest avukatlık yapıyor.  anayasa ihtiyacı 12 Haziran 2011 milAvukat Şahin’in başarılı bir avukat olmanın letvekili genel seyanında, siyasete olan ilgisi de dikkat çekiçimlerinden önce yor. Milli Gençlik Vakfı, Saadet Partisi ve AK gündeme gelmiş Parti’nin değişik kademelerinde birçok görev dik? Türkiye toplumda oluşan ve sorumluluk yüklenen Şahin, kısa sürede normalleşiyor büyük ilgi ve bekve üstünlerin mesleğinde yakaladığı başarısının altındalenti ile Meclis Başhukuku yerini, ki sırrı “bir ömür boyu mutlu ve başakanlığı tarafından sohukukun üstünrılı olmak istiyorsanız, sevdiğiniz mut bir adım atılmış ve lüğüne mi bırakıişi yapın” diyerek özetliçalışmalar yapılmış, halen yor?   Bekleyelim göde yapılmaktadır. Bu çalışyor. relim. maların sonunda beklenen ideal Anayasa için tüm gereksinimler göz Boğaziçi Gündem: Yoğun iş temönüne alınır ve kendimizi içerisinde bulabiliriz ponuz arasında siyasetle de ilgilisiniz. Siyasi çaTürkiye normalleşiyor mu? Üstünlerin hukuku yerini, hukukun üstünlüğü ne mi bırakıyor?  Bekleyelim görelim… Boğaziçi Gündem: Ülke gündemini sürekli meşgul eden davalar hakkında neler söylemek istersiniz?

Hamza Şahin: Gündem çok sanıklı davalardan geçilmiyor. Ergenekon, Balyoz, KCK, Şike, Pankart gibi çok sanıklı ve sanıkların toplum tarafından beklenmedik kişilerden (üstünlerden) oluşmuş olması, gündemde sürekli kalmalarını sağlıyor. Tabi yargılamalar sürerken bir şey söylemeyi bir hukukçu olarak doğru bulmuyorum. Lakin işte bu sırada akıllara bazı sorular geliyor. Bu gerçek mi? gerçekse bunca yıldır biz bu ülkenin neresindey-

lışmalarınız nasıl gidiyor? Hamza Şahin: Küçük yaşlarda siyasetle tanıştım. Ülkem için bir şey yapanlardan olabilme aşkı her zaman içimde duruyordu. AK Parti kurulduğunda Saadet Partisi’nde siyaset yapıyordum. AK Parti’de gençlik kolları, seçim işleri, teşkilat başkanlığı gibi birçok görevde bulundum. İl Başkan Vekilimiz Haydar Ali Yıldız beyin listesinde ana kademede siyaset yapmaya devam ettim. Partim adına 2 dönem Beyoğlu Kaymakamlığı İnsan Hakları Komisyon Üyeliği yaptım. Yine Beyoğlu Emniyet ve Adliye Komisyonları Başkanlığı yaptım. Ve mesleğimiz icabı her seçimde avukatlar komisyonunda fiili olarak görev yapmaktayım. Boğaziçi Gündem: Sayın Şahin, yoğun temponuz arasında bize vakit ayırdığınız ve sorularımıza verdiğiniz samimi cevaplar için size çok teşekkür ediyorum. Hamza Şahin: Bende sizlere teşekkür ediyor, hukukun üstün olduğu bir toplumda birlikte yaşamak dileklerimle, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

serkanaksari@hotmail.com

Mücadele ruhu var mı bizde Bu ilk yazımdan herkese merhaba. Bundan sonra düzenli olarak yazılarımı Boğaziçi Gündem gazetesinde okuyabileceksiniz, Boğaziçi Gündem ailesi arasına katılmak benim için gurur verici. Sizlere yazılarıma ulaşmama vesile olduğu için başta genel yayın yönetmenimiz İlhan Çabukol bey’e ve tüm Boğaziçi Gündem ekibine bir kez daha teşekkür ediyorum. Ben bu ilk yazımda Suriye konusunu kısa da olsa farklı bir yönden ele almak istiyorum geçen gün Bağcılar Belediyesinin düzenlediği 10 -17 Aralık İnsan Hakları Haftası münasebetiyle bir panel organize edilmişti ve program sunucusu olarak katılmak nasip oldu. Panele İHH yönetim kurulu üyesi Av. Gülden SÖNMEZ, MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Av. Cüneyt SARIYAŞAR, Şair -Yazar Ahmet MERCAN bey katıldı ve gecikmelide olsa panelin son bölümüne katılan gazeteci Adem ÖZKÖSE (Hatırlayamayanlar için söyleyeyim hani Suriye’de kameraman Hamit COŞKUN ile alıkonulan gazeteci kardeşimiz) katıldılar. Konu panelin de adından anlaşılacağı gibi insan hakları konusu anlatıldı ve dünyada yaşanan mazlum halklardan bahsedildi küçük de olsa çözüm yollarından bahsedildi. Paneli izlenebilir kılan ise son anda da gelse gazeteci Adem ÖZKÖSE’nin Suriye izlenimiydi ve yaklaşık 70 gün kaldığı Suriye hapishaneleriydi ve Baas güçlerinin muhaliflere yaptığı işkencelerdi ve tabi ki yılmayan bir halkın diğer Arap Baharı dediğimiz ülkelerde Tunus, Libya, Mısır gibi vazgeçmeme çabasıydı. Peki bu mücadelenin ve bu ruhun arkasında yatan neden ne idi. Neden bu insanlar Esad’ın gitmesi için bu kadar çabayı göze almışlardı. Bence asıl bilinmesi gereken bu idi. Ben bu serzenişin arkasında ki nedeni mücadele ruhu olarak görüyorum. Eğer insan hayatta mücadele ruhunu kaybederse bana göre her şeyini kaybeder ve kaybetmeye muhtaç hale gelir. Her türlü başarının ilk şartı mücadele gücüdür. Mücadele gücünden yoksun olan kimseler küçücük zorluklar karşısında sarsılıp ümitsizliğe düşmeye her daim mahkum olurlar. Zaten Hayatın gayesi, baştanbaşa çalışma, gayret ve mücadele etmek değil midir. Çalışmak için güce, gayret için ümide ihtiyaç yok mudur. Hayatın zor yollarından geçmeye kalkanlar, ya yolda kalırlar ya da diğerlerinin gölgesinde dururlar. Ya da hiç yola çıkamazlar, ümitsizlerdir. Dolayısıyla önemli olan yola kararlılıkla çıkmak ve yolu başarıyla bitirebilmektir. Tekrar soruyorum mücadele ruhu var mı bizde; eğer varsa korkmayın... Yolumuz açık olsun...


14

Beyoğlu’nu SulTan ıı. BeyazıT-ı Kuran Velİ Han Beyoğlu’nda Anıldı

Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Galatasaray Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Topkapı Sarayı Müzesi ve Kültür Kenti Vakfı işbirliğiyle “Beyoğlu’nu Kuran Sultan II. Beyazıt Han Sempozyumu” yapıldı. İlhan Çabukol/boğaziÇi Gündem Osmanlı İmparatorluğu’nun kurumsallaşmasını sağlayan, şehircilik ve kültür alanında birçok eseri hayata geçiren ve Beyoğlu’nun temellerini atan Sultan II. Beyazıt Han ölümünün 500’üncü yılında sempozyumla ve bir dizi etkinlikle anıldı. Sultan II. Beyazıt tarafından kurulan, önce Enderun, sonra Sultanî ve sonra lise olarak Türkiye’nin kültürel mirasının ve değişim içerisindeki sürekliliğinin simgesi olan Galatasaray Lisesi’nde gerçekleşen açılışa, Beyoğlu Kaymakamı Osman Ekşi, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Doç. Dr. Haluk Dursun, Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ethem Tolga, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yalçın Karayağız, AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol, ilçe protokolü ve çok sayıda tarihçi ve akademisyen katıldı.

Başkan Demircan: Beyoğlu’nu Ayakta Tutan Sütunlar Sultan II. Beyazıt’a ait Açılışta konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Beyoğlu’nu besleyen bütün damarların kaynağında, Sultan II. Beyazıt Han olduğunu söyledi. “Beyoğlu’nu ayakta tutan sütunların Sultan II. Beyazıt Han’a ait olduğunu belirten Demircan, “Beyoğlu’nu geleceğe taşıyacak güç bu sütunlarda saklı. Bu nedenle, Sempozyumun alt başlığını “Beyoğlu’nu Kuran sultan Beyazıt-ı Veli Han” olarak belirledik.” dedi. Rektörler “Sempozyum Vefa Borcudur” Dedi Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ethem Tolga, II. Beyazıt Han’ın Osmanlı İmparatorluğu’nun kurumlaşmasının baş mimarı olduğunu belirterek şunları söyledi; “II. Beyazıt Han şehirleşme, belediyecilik, yeni donanmanın kurulması, vakıfların ve Galatasaray

Enderunu’nun kurulması gibi önemli konularda öncülük yapmıştır. 500. ölüm yıldönümünde II. Beyazıt’ı anmak tüm Türk Milleti’nin olduğu kadar Galatasaraylıların da vefa borcudur. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yalçın Karayağız ise II. Beyazıt Han’ın hayatına ve dönemine kısa bir yolculuk yaptırdığı konuşmasında, “ II. Beyazıt mecbur olmadıkça savaştan uzak kalmaya dikkat etmiş, ülke yönetimine verdiği önem nedeniyle de çoğunlukla İstanbul’da kalmayı tercih etmiştir. Bu önemli padişahın sempozyumunu düzenlemek bizim için onurdur” dedi.

Prof. Dr. Ethem TOLGA

Prof. Dr. Yalçın KARAYAĞIZ

Sultan’ın Eserleri ve Kostümlerinden Oluşan Sergi Galatasaray’da Açıldı Sultan II. Beyazıt Han’ı daha yakından tanımamıza olanak sağlayan sempozyum kapsamında iki önemli sergiden biri olan “II. Beyazıt Dönemi Mimari ve Yaşam Fotoğraf ve Kostüm Sergisi” İstiklal caddesi üzerinde Galatasaray Lisesi karşısındaki Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi’nde açıldı. Tunç Bilge’nin II. Beyazıt dönemi eserlerini fotoğrafladığı sergi sultan tarafından yürütülen bir kentleşme ve bayındırlık projesini gözler önüne seriyor.

Doç. Dr. Haluk DURSUN

Beyoğlu Kaymakamı Osman EKŞİ


15

Demircan, Beyoğlu’nun Tarihi Koridorlarını Anlattı

B

eyoğlu’nun kurucusu Sultan 2. Beyazıt Han’ın vefatının 500’üncü yılında Beyoğlu Belediyesi, sempozyum düzenledi. Sempozyum kapsamında Galatasaray Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Topkapı Sarayı Müzesi’nde konferanslar, Beyoğlu Belediye Başsergiler ve söyleşiler gerçekleştirildi. Programların ardından kanı Ahmet Misbah DeBeyoğlu Belediye Başkanı Ahmircan “Sultan İkinci Bemet Misbah Demircan ile asırlar önceki Beyoğlu’nu konuştuk. yazıt Han’ın neredeyse

Beyoğlu’nda her taşın altından çıkmasına rağmen hiç bahsedilmediğini gördük ve bu sempozyumu gerçekleştirdik.”

Beyoğlu’nun tarihi derinliğini ilk ne zaman fark ettiniz?

Belediye Başkanı olduğum gün, bir Kasımpaşalı olarak güncel olaylardan farklı olarak tarihi konularda yapacaklarım hakkında bir yol haritası çizdim. Beyoğlu tarihi ile yüzleştiğim ilk olayı unutamam. Bir gün İspanya temsilcisi görüşmeye geldi. Görüşmemizde bize şöyle dedi; “Burada Santana Kilisesi’nin arkasında eskiden İspanyol Kilisesi olarak çalışan bir kültür merkezi vardı. Buranın mülkiyeti ile ilgili problem yaşıyoruz. Burası malik vakfı olarak görülüyor ama aslında burası bizim hükümetimizin.” Ben de kendilerine ellerinde belge olup olmadığını sordum. Sultan 2. Beyazıt Han zamanında bize burası tahsis edilmiş. Divandan çıkmış olan belgemiz var deyince birden garip bir duyguya kapılarak tarihin koridorlarında dolaşmaya başladım. Bu yüzleşme açıkçası beni heyecanlandırdı. Niye size tahsis etmiş dediğim-

de ise “Sultan Beyazıt Han, Avrupa’daki hacılar buradan gelip geçerken İstanbul’a uğrasınlar ve ibadetlerini yapsınlar diye vermiş” dedi. Adım Adım Beyoğlu’nun kurulumu nasıl olmuş? Beyoğlu’ndan söz edilirken bize anlatılan Beyoğlu isminin Venedik elçisinin oğluna ait bir evden aldığından bahsediliyordu. Fakat Beyoğlu tarihine baktığımızda üç safhadan geçtiğini görüyoruz. Birisi şimdi Kuledibi’nin olduğu 1450 yılına gittiğimizde ise Konstantine denilen bölge. Beyoğlu denildiğinde Pera, o günlerde Kuledibi ile birkaç sokaktan oluşuyor. Daha burayı şehir yapan ve burada kurumların kurulmasının zeminini hazırlayan bir süreç var. O sürece baktığımızda ve bugüne gelinmesinde ilk yapının Sultan Beyazıt Han’ın bu bölgeye gelmesi ile saray mektebinin buraya kurulması kararı ile oluştuğudur. Kuledibi’nden sonra Beyoğlu’nun kuruluşunun ilk binalarından birisi Galatasaray Lisesi binasıdır. İkincisi ise Galat Mevlevihanesi’dir. “Beyoğlu” kelimesinde Sultan 2. Beyazıt Han’ın yeri nedir? Beyoğlu’ndan bahsederken bütün dinlerin ve kültürlerin buluştuğu bir yer diyoruz. Bu bölge-

den bahsederken bir anlamı ve tarihi olduğunu unutmamak lazım. Bu sürecin 2. Beyazıt Han’a dayandığını görüyoruz. Bu bizi neden ilgilendiriyor? Bizim belediye olarak en önemli vazifelerimizden birisi planlama yapmaktır. Koca bir şehrin planlamasını yaparken de şehrin kuruluş felsefesini ve karakterini unutmamak gerekir. Beyoğlu’ndan bahsederken Cenevizliler dönemine giderek Kuledibi’ni ve Galata Kulesi’ni es geçemeyiz. Beyoğlu’nun sembolü de Galata Kulesi’dir. Daha sonraki dönemlerde şehri geliştiren ve karakterini oluşturan dönem olan Sultan İkinci Beyazıt Han’dır. O dönemde eğitime destek vererek buraları inşa etmemiş, Galata Mevlevihanesi’ni kurmamış ve farklı mezheplere Sinagog, Kilise yapma fırsatı verilmemiş olsaydı bugün farklı dinlerin bir arada yaşamasından bahsediyor olmazdık. Sultan İkinci Beyazıt Han’ın neredeyse her taşın altından çıkmasına rağmen hiç bahsedilmediğini gördük ve bu sempozyumu gerçekleştirdik. Bizler İstanbul’dan, Beyoğlu’ndan bahsederken Sultan İkinci Beyazıt Han’dan bahsetmemiz gerektiğini anladık. Bu nedenle Sultan’a hakkettiği değeri verebilmek için bu duyguyla bir araya geldik. Burada Sultan İkinci Beyazıt Han’ı ölümünün 500.yıl dönümünde bir kez daha anmış oluyoruz.

Topkapı Sarayı’nda İlk Tahta Çıkan Padişah Sergisi Açıldı Topkapı Sarayı’nda tahta ilk çıkan padişah Sultan II. Beyazıt’ın 500’ncü ölüm yıldönümünde Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde önemli bir sergi açıldı. “Beyoğlu’nu Kuran Sultan II. Beyazıt Han Sempozyumu” kapsamında açılan sergide, padişahın özel eşyaları sergilendi.

Sergi Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Dairesi Has Oda’da açıldı. 28 Ocak 2013’e kadar sürecek sergide Topkapı Sarayı Müzesi’nin zengin koleksiyonu içerisindeki Sultan II. Beyazıt Han’ın özel eşyaları, dönemin önemli sanat eserleri ile Topkapı Sarayı envanterine kayıtlı eserler yer alıyor. Okçuluğa büyük merakı ve kabiliyeti olan Sultan II. Beyazıt`a ait yay ve kılıçlar, Sultan II. Beyazıt’ın entarisi ve Şehzade Korkut’un tören kaftanı sergide yer alıyor. Yine, Sultan II. Beyazıt’ın altınla çekilmiş tuğrası, şehirciliğe verdiği önemi gösteren beratı, o döneme ait minyatürlerin yer aldığı kitaplar, ünlü hattatlardan Şeyh Hamdullah tarafından yazılan Kur’an-ı Kerim serginin önemli eserlerinden birkaçı. Topkapı Sarayı Müzesi Hazine Bölümü`nde korunan Osmanlı Kabe Kilit ve Anahtar grubunun örneklerinden Kabe kilidi de sergide görülebilir. Sergi, Sultan II. Beyazıt Han’ın Topkapı Sarayı’nda tahta ilk çıkan padişah olmasıyla da önem kazanıyor.


16

Şeyda KOÇ www.seydakoc.com

..ve 2012 KAÇAR! Bir yılı daha uğurlamanın hüznü var içimizde; bu hüzün çocukluğumuzdaki ‘hoşçakal eski yıl, hoş geldin yeni yıl’ resmindeki burukluk gibi değil. Bu hüzün gelecek yüzyıl için siyasi kültürel ekolojik , elektronik ve insanı birçok törpülenmemiş kavramların ve olayların başladığı yıl olduğundan dolayıdır. Çok olumlu bir sene geçirdiğimizi bir dünya insanı olarak söylemek mümkün değil. Ancak Türkiye’nin iç mekanizmalarının temiz eller operasyonunun süregiden kısmı bakımından ümit verici. Birçok kişi başbakanın dikta psikolojisi ile yaptırımlarda bulunduğundan bahsediyor. Bizim gibi hisleri açısından dokunmatik bir toplumda bunun bu çağda özellikle mümkün olmadığını düşünenlerdenim. Belki fazla iyimserim. Radikal tedbirler özellikle siyaseti temsil eden kişi ve bakanların çoğunluğunun eğitim eksikliği olduğu halde meclis binasını da doldurduğunu düşünürsek maalesef böyle yaptırımlara sayın Tayyip Bey’i mecbur bırakmış olabilir. Ancak ben hala kendi coğrafi sınırları içinde TC hükümetinin özgür siyaset yapabileceği günlerin olacağına ve gerçekten eğitimli insanlar tarafından kurumlarımızın ülkemizin gün gelip yönetileceğine dair de ümitvarım. Özgür düşünce yönetimi anlamda henüz netleşmesekte bu yıl önemli adımlar atıldı. Dikkat çekmek istediğim asıl konu şu ki sosyal medyada ki azınlıkların çıkar gözeten sayfalarını ve haberlerini duyarlı insanımızın önemsememesi gerekir. Haberin ya da sloganın temelindeki asıl mesajı görürken görüntüdeki şişirme manşete itibar etmemesi gerekir. Türkiye Cumhuriyeti ve Askeriyesi ülkenin menfaati dışındaki çıkarlara hizmet eden ve dini istismar edebilecek kişilerden temizlendikçe, daha iyiye gitme olasılığımız artıyor. Önemli olan da budur!

Bartınlılar (BAR-KUM-DER) Aşure gününde buluştu İstanbul’da faaliyet gösteren Bartın’ın Ulus İlçesi, Kumluca Beldesi, (BAR-KUMDER) Derneği, Beyoğlu Şubesi Aşure Programı düzenleyerek üyeleriyle buluştu. İlhan Çabukol/Boğaziçi Gündem Halıcıoğlu kültür merkezinde düzenlenen programa, AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol ve Yönetim Kurulu Üyelerinin tamamı, AK Partin Beyoğlu Belediye Meclis Üyeleri, AK Parti Kağıthane İlçe Başkan Yardımcısı Mehmet Yılmaz, Almanya’da faaliyet gösteren Türk Dernekleri Federasyon Başkanı Bahri Akalın, Halıcıoğlu mahalle muhtarı Bahri Sivri, Sancaktepe Bartınlılar Dernek Başkanı Hasan Çelik ve çok sayıda dernek üyesi katıldı. Aşure program Kur-an’ı Kerim tilavetiyle başlayıp dualar eşliğinde devam etti. Cengiz Bayraktar hocanın okuduğu güzel kasidelerin ardından, İbrahim Şimşek hoca, Aşure ile ilgili sohbet yaparak katılımcıları bilgilendirdi.

Sosyal ve sanatsal aktivitelerde gençlerimiz daha çok yer almalı sesini duyurmalı. Partilerin gençlik çatıları altında seslerini yükseltmeli. Toplum bilinci gençlerimizde yaygınlaştırılmalı buna en büyük katkıyı sağlayacaklar muhakkak ebeveyn ve öğretmenlerdir. Dünya genelinde memnun değilim çünkü bahar rüzgarı sert esti ve büyük yeni dünya düzeninin neler getireceği ise kendini henüz sergilemiş değil. Yeni Yıl Ne Getirir ? Öncelikle insani yönlerim barış özleminde bir anne olarak, çocuklarım ve hepimizin çocukları için nükleer savaşın ya da soğuk savaşların olmayacağı bir dünya adımların atılacağı bir yıl olmasını diliyorum. Vatandaş olarak ; ülkem adına eğitimin her sahada yükseleceği evlerde TV saati olduğu kadar ailelerin salonlarında çocuklarıyla kitap okuma saatinin de olacağı ve bu düşüncenin başlayabileceği bir yıl diliyorum. Bir yazar olarak ; elbette daha güzel kitaplar yazabilmeyi diliyorum. Daha çok genç okuyucuya ve kitapseverlerimize ulaşabilmek adına..

Günün anlamına dair AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol bir konuşma yaptı. Dindarol, Aşure ayının önemi ile ilgili konuştu. Beyoğlu’nda yapılan çalışmalar hakkında katılımcılara bilgiler veren Dindarol STK’lara verdikleri önemin altını çizerek, bu tür dernek lokallerini sürekli ziyaret ederek hemşerileri bir araya getirip birlik ve beraberliği daha üst sevilere

Başkan Bulut sözlerine şöyle devam etti. “Bizler dernek olarak her zaman bu tür programları dernek üyelerimizin katkılarıyla yapmaya çalışıyoruz. Birlikte hareket etmeyi felsefe edinmiş bir STK olarak, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” mantığına önem veriyoruz .Bu güzel ve önemli günleri layıkıyla farklı bir şekilde yaşayıp geriden gelen neslimize aktarmaya ve idrak etmenin gayreti içindeyiz.” dedi. Sözlerine bir Hadis-i şerifle devam eden Başkan Mehmet Bulut, “Herkim aşure gününde ailesine ve ev halkına yakınlarına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak’ta senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder” diyor. İşte bizler bu düşünceyle hareketle böyle manevi değeri çok yüksek günleri, bütün dernek üyelerimiz ile birlikte geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz

Açılış kurdelesini AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol, Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Tokel, Eyüp İlçe Emniyet Müdürü Kenan Şaban Süzgün ve Fersah Dernek Başkan Yardımcısı Keramettin Özaydın birlikte kestiler.

Yılbaşı akşamınızı da yaşamınız nasılsa seyrediyorsa, ona göre düzenleyin ve olumlu düşüncelerle eşikten geçin.

Yeni yılınız kutlu olsun. Yeni yolunuz aydınlık olsun!

BAR-KUM-DER Başkanı Mehmet Bulut, Boğaziçi Gündem Gazetesine yaptığı açıklamada, Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol ve Yönetim Kurulu Üyeleri, bugüne kadar bütün programlarımıza katılıp bizleri hiç yalnız bırakmadı. Dernek yönetimim adına kendilerine ve Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür ediyorum dedi.

Açılışa yoğun ilgi...

Ağacın altındaki hediyeleri açmıyorum ama açanlara da güzel ve sağlıklı bir yıl diliyorum. Hindi pişirmiyorum ama ailece bir masada yenilecek yemeğin şükrünü yeni yılda da bize yaşatması için Allah’a dua ediyorum.

Son olarak Boğaziçi Gündem ailesine 2012 yılında katılmaktan mutluyum. Özellikle bu aileyi seçme sebebim tarafsız yayın yapmasıyla alakalıdır. Yazarlarına herhangi bir kota koymaması ve yazarlarını geniş fikir yelpazesine sahip kişilerden seçmiş olmasıdır. Boğaziçi Gündem ailesi olarak daha iyiye kulaç attığımızın sebeplerinden ilki sahibi İlhan Çabukol Bey’in özveri ve çalışmasıdır.

Protokol konuşmalarının ardından tamamen Bartın’ın yöresel yemeklerinin sunulduğu Aşure gönünde katılımcılar birbirleriyle hasret gidererek sohbet etti.

Adecell Elektronik açılışına yoğun ilgi

Yılbaşı gecesinde çam ağacım olmaması benim bu dua ve temennilerime engel değil.

Günah gün ve saatlerin kovalamasından değil . Günah seccadedeki desen de değil kıblenin yönünün yanlış olma olasılığındadır..aslolan günah beynimizin kıvrımlarındaki hücrelerde dolaşır.

taşınması gerektiğini belirtti.

İlhan Çabukol/Boğaziçi Gündem Yoğun katılımın olduğu açılışa, AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol, Beyoğlu Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Tokel, Eyüp İlçe Emniyet Müdürü Kenan Şaban Süzgün, Fersaf Dernek Başkan Yardımcısı Keramettin Özaydın, Beyoğlu Belediyesi Meclis Üyeleri ile çok sayıda davetli katıldı.

AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol açılış sonrası kısa bir konuşma yaptı. Beyoğlu’nda bu tür işletmelerin çoğalmasından oldukça memnun olduğunu belirten Dindarol, işletme sahibi Adem Süzgün’e hayırlı olsun diyerek bol ve bereketli kazançlar temennisinde bulundu. Bol çeşit, uygun fiyat... Karaköy Elektronikçiler çarşısı, İskele Çıkışı No: 10 adresinde hizmete giren Adecell Elektronik, geniş ürün çeşidinin yanı sıra özellikle bilgisayar satış ve tamiri, her çeşit cep telefonu satışı, tamiri ve aksesuarları ile piyasa şartlarının altında fiyatlarıyla dikkatleri çekiyor.


17

BEYOĞLU’NDa sOKaKLaR YENİLENDİ Beyoğlu’nun eski mahallelerinden Firuzağa’daki Kadirler Yokuşu başta olmak üzere bütün mahallelerde yol yenileme çalışmaları devam ediyor. Birçok mahallede sokaklara yapılan Arnavut taşı deseni baskısı geçmişin izlerini günümüze taşıyor

Av. Harun MUŞ avharunmus@mynet.com

Git Yargıdan Aklan Gel Bağrıma Yaslan

boğaziÇi Gündem Beyoğlu Belediyesi’nin ilçedeki sokakları yenileme çalışmaları devam ediyor. Kış aylarının gelmesine rağmen ara verilmeyen çalışmalarda hava şartları müsaade ettiği sürece bozulan sokaklar baskı beton tekniğiyle yenilenerek halkın

hizmetine sunuluyor. Beyoğlu’nun sokaklarına ömür katan, 30 yıl dayanabilen baskı beton tekniğiyle son olarak Firuzağa mahallesindeki Kadirler Yokuşu yenilendi. Yokuşta, Arnavut desenli baskı kullanıldı. Antik etki tozu yüzeyde bırakılarak, betona eski ve kullanılmış görüntüsü veren bu uygulama aynı zamanda Kadirler Yokuşu’na geçmişteki Beyoğlu’nun Arnavut taşı sokakları nostaljisi yaşatıyor. Kasatura Sokak ve Tahtaki Yokuşu Yenilenecek Her sokağında tarih barındıran, her taşında kültür yatan Beyoğlu’nun baskı beton uygulamasıyla yenilenen sokakları zamanla oluşabilecek çökmelerden de etkilenmiyor. Kültür ve sanatın merkezi olan Beyoğlu’nu, tarihine uygun ve dayanıklı sokaklara kavuşturan Beyoğlu Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Firuzağa mahallesinin Kasatura Sokağı ile Tahtaki yokuşunu hava şartlarının düzelmesiyle yıllara meydan okuyan baskı beton tekniğiyle yenileyecek.

TaKSİCİ eSnaFımıza HeR zaman SaHİp çıKaCağız Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç taksi durakları ziyaretine devam ediyor. Her zaman esnafın yanında olan Başkan Kılıç; Kağıthane’deki bütün Taksi duraklarını, Kağıthane Otomobilciler ve Şoförler Esnaf Odası Başkanı Akın Atlı ile beraber gezmeye devam ediyor.

İLHAN ÇABUKOL/BOĞAZIÇI GÜHDEM Taksi durakları ziyareti programı çerçevesinde Emniyet evleri Taksi Durağı esnaflarıyla kahvaltıda buluşan, Başkan Kılıç, esnafların büyük ilgisiyle karşılandı. Emniyet evleri Taksi Durağı ziyaretinde Başkan Kılıç’ı, Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Çakır, Kağıthane Otomobilciler ve Şoförler Esnaf Odası Başkanı Akın Atlı, Emniyet Evleri Mahalle muhtarı Zeki Uzun, Kağıthane Birleşik Esnaf odaları Başkanı Ömer Osmanoğlu ve Emniyet Evleri Taksi Durağı esnafları karşıladılar. Başkan Kılıç’la kahvaltıda buluşan Emniyet Evleri Taksi durağı esnafları, meslekle ilgili sıkıntılarını anlatıp, sohbet ettiler. Başkan Kılıç, “Taksici kardeşlerimiz

bizimle meslektaşlardır. Bizler nasıl kamuya hizmet ediyorsak, taksici kardeşlerimizde öyleler. Bizler her fırsatta bütün esnaflarımızla, vatandaşlarımızla bir araya geliyoruz. Bilhassa taksici esnaflarımızla buluşmak, onları dinlemek bizim için önemlidir. Var olan sıkıntıları beraber aşıp, gelişen Kağıthane’yle birlikte taksici esnaflarımızın da sorunlarının üstesinden geleceğimize inanıyorum. Bütün esnaflarımıza olduğu gibi taksici kardeşlerimize de her zaman sahip çıkacağız.” dedi. Emniyet Evleri taksi Durağı Esnafları Başkan Kılıç’ın yaptığı ziyaretten ötürü memnuniyetlerini dile getirirlerken, ziyaretin sonunda Başkan Kılıç’a bir teşekkür belgesi takdim ettiler.

Dünya’ da kalite ve standartların mucidi bir milletiz. Gerçek anlamda, kurumsal olarak ürün ve hizmetlere dair ilk kalite düzenlemesi ve standardizasyonun Osmanlı Padişahı Sultan ll. Beyazid Han tarafından yapıldığı yazıyor tarih kitaplarında. Her nedense çağdaş birçok uygulama gibi, “kalite standardizasyonunun da” tarafımızca tekrar benimsenmesi; Çağdaş ve muasır medeniyet! olan batıda bir tur attıktan sonra ancak mümkün olabilmiştir. Ancak mucit bir millet olarak yerimizde saymamız elbette beklenemezdi. Yeni yeni icatlara yelken açmak genlerimizde mevcuttu netekim. Biz de standartı daha da geliştirdik(!) . Çifte standartı hatta çoklu standartı getirdik çağdaş memlekete.. Ülkenin siyasetini, bürokrasisini, ideolojisini, yargısını, medyasını; bu çoklu standartlara dayandırdık, rahatladık.. Onlarca yıldır bunu titizlikle uyguladık. Darbe mi olmuş? Elbette bütün darbeler standart olarak kötü olamazdı Kimin, kime yaptığına baktık.. Bizim tosuncuklar yaptıysa buna darbe denemezdi elbette olsa olsa devrim olur, bayram olur kutlanırdı.. Demokrasi, hak, özgürlük, eşitlik, Herkese standart olarak uygulanabilir miydi? Hak eden var etmeyen var, eğitimlisi var cahili var, aydınlık yüzler var kara Fatmalar(!) var, modern ilerici var çağdışı gerici var, Öteki var beriki var efendim çoklu standart şart.. Söz misal yargı; Kanunlar herkese eşit uygulanabilir mi? -Bazısı hakkında iddianame düzenlendiyse kesin suçludur.. Devletin koskoca savcısı elinde doğru dürüst delil olmadan dava açacak hali yok ya, onca yıl okumuş, devletin kademelerinde görev almış işini bilmeyecek mi? -Bazısı hakkında kesinleşmiş karar bile olsa suçsuzdur, yıllardır tanırız, yakın dostumuz, ahbabımızdır, devlete bunca sene hizmet etmiştir suç işleyecek hali yok ya efendim. Hele tutuklama hele tutuklama; -Bazısına 10 yıl bile azdır bazısı bir saat alıkonulmamalıdır efendim, her şeyin de bi standartı var şeyini çıkarmamak lazım.. Medyayı ele alalım; Tek bir standartla yürütülecek mecra mıdır Allah aşkına? Dünya görüşüne göre bir uygulama gerek, -hakkında yolsuzluk iddiası olan çağdaş vatansever kamu görevlimiz fidan gibi adamdır, yapmaz o. Kim bilir kimlerin kuyruğuna bastı da üstüne gidiyorlar. Aslan gibi görevinin başında, kimse ona rüşvetçi diyemez, yıpratamazsınız.. Hem elinizde kesinleşmiş mahkeme kararı mı var? Karar kesinleşinceye dek herkes masumdur, Kesinleşse de bu işte mutlaka bir iş vardır.. Diğer yandan; -Hele şu bademe bak, hem yemiş her haltı bir de utanmadan masumum diyor, Ateş olmayan yerden duman çıkmaz demişler, yalan mı iddialar haa yalan mı? Masumum diyorsan yargı orda, yemezler efendi, git aklan da gel, teslim et kendini devletin bağımsız yargısına ve şefkatli kollarına, aklan da gel.. aklann..aklannn..


18

Bahrİ akalIn; çağIMIzIn hastalIğI İnternet Bartın Dernekler Federasyonu’nun gerçekleştirdiği Aşure Günü’nde görüştüğümüz, Almanya Türk Dernekler Birliği Platform Başkanı Bahri Akalın internet bağımlılığı hakkında Boğaziçi Gündem Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu. İlhan Çabukol / boğaziÇi Gündem Boğaziçi Gündem Gazetesi her sayısında olduğu gibi bu sayısında da sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına yer vermeye devam ediyor. Bu sayımızın misafiri Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın örgütlü gücü Türk Dernekler Birliği Platform’u Başkanı Bahri Akalın. Almanya da yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını yakından bilen ve onlarla sürekli diyalog halinde çalışmalarına devam eden Başkan Akalın, Türkiye’de de eğitim ve bilgilendirme çalışmalarına katılıyor. Almanya’da Bağımlılık Danışmanı Sertifikası’na sahip Akalın, Türkiye’de birçok il ve ilçede bağımlılık hakkında seminerlere katılarak aileleri ve gençleri bilinçlendirmeye çalışıyor. Bahri Akalın ile yaptığımız ve ailelerin mutlaka sonuna kadar okumalarını tavsiye ettiğimiz bu söyleşiyi siz değerli okurlarımız ile paylaşıyoruz. Boğaziçi Gündem: Dernekçiliği nasıl değerlendiriyorsunuz. Yurtdışında dernekçilik ne kadar önemli? Bahri Akalın: Türkiye’de insanın başı sıkıştığında köyde muhtardan, belde

belediye başkanından, ilçede kaymakamdan, ilde il valisine varıncaya kadar kapısını çalabileceği bir sürü insan, kurum ve kuruluş var. Ama Almanya’da insanlarımızın müracaat edeceği ilk ve tek adres derneklerdir. Onun için Almanya’da ve diğer yabancı ülkelerde derneklerimiz önemlidir. Bizde yöresel derneklerimizi ve güçlerimizi bir araya getirip iletişimlerimizi hızlandırarak Türk Dernekler Birliği Platformu’nu kurduk. Arkadaşlarımızın gayretleriyle ve destekleriyle bu hizmet 3 yıldır yürüyor. Boğaziçi Gündem: Almanya’da faaliyet gösteren, Türk Dernekler Birliği olarak en çok hangi konular üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz? Bahri Akalın: Bizim her şeyimiz gençlik adına. Çünkü biz 50 yıldır ülkemize

geri döneceğiz diye Türkiye ağırlıklı hazırlık yapmışız. Maalesef 50 yılımızı doldurduğumuz halde geri dönememişiz ve artık Almanya’da her şehirde Müslüman Mezarlığı var. Görünen o ki artık orada kalıcıyız. Daha önce buraya geliyorduk Almancı, oraya gidiyorduk yabancı. İki kimlik arasında kalıyorduk. Birinci kuşak vefat etti, ikinci kuşak ağırlıklı olarak Türkiye’de yaşıyor, üçüncü kuşak biraz Almanya’da. Fakat üçüncü kuşakla dördüncü kuşak arasında gerçekten önemli problemlerimiz var. Boğaziçi Gündem: Nedir bu problemler? Bahri Akalın: Özellikle dördüncü kuşak orada doğmuş. Ana okulundan tutun liseye kadar, üniversiteye kadar, Almanlarla beraber aynı kültürü, aynı sokağı paylaşmış. İşe gittikleri için anne ve babanın Almancası yeterli olmamış. O konularda gençlikle belli sıkıntılarımız var. Ama buna rağmen sevindirici taraflarımızda var. Toplumun her kesiminde, siyasetten futbola, hukuktan öğretmenliğe, her kesimde insanımız, iş adamlarımız artık yetişti. İnsanlarımız oradaki işçi kabuğundan sıyrıldı ve bu konuda kendini topluma hazırladı.

Boğaziçi Gündem: Biraz faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Bahri Akalın: Almanya’da bizim dernek olarak aktivitelerimiz çeşitlilik gösteriyor. Örneğin hapishanelere gidiyoruz. Sadece gençlik adına değil genel olarak. Gençlik adına yapmış olduğumuz dışarıda suça bulaşmamış, 16 yaşından 20 yaşına kadar gençlerimizi alıp hapishanelere ibret gezileri yaptırıyoruz. Evde annesinin; oğlum yatağını yap! dediğinde böyle mırın kırın eden çocuk, hapishanede bir mahkûmun yaşamıyla ilgili 24 ile 48 saat arası bir seminer aldığında iş değişiyor. Hapishanenin bir film olmadığını, televizyonda seyrettiği hapishane hayatı olmadığını orada gerçekleri gördüğünde caydırıcı etkisini fark ediyor. Yatağını kendisinin yapacağını, yapması gereken bulaşığıydı,

paspasıydı bunları görünce arkadaş çevresine dikkat etmesi gerektiğini, oraya düşenlerin hangi zayıf noktalardan girip düştüğünü bunları anlatıyoruz, gençlik adına bunu yapıyoruz. Boğaziçi Gündem: Bu çalışmaların yanında gençleri sosyal alanlara çekmek için faaliyetleriniz var mı? Bahri Akalın: Kesinlikle var. Erkek çocuklarımızın spor, güreş, tekvando, karate gibi güç hobisi var. Kız çocuklarımızın %80’ninin hobisi folklor. Bunun için ne yaptık? Mesela bu sene 3. Folklor Türk Halk Müziği Festivali düzenledik. 228 çocuğumuza madalya dağıttık. Bunları tabi birinci, ikinci olarak vermedik. Motive olsun diye hepsine verdik. Yine bu sene 4. ayda yedi ülkenin folklor ekibiyle beraber yaptığımız etkinlikte gençlerimizin hepsine motive amaçlı madalya dağıttık. Bunlar bizim internet sayfamızda görsel olarak var. Gençlik adına yapmış olduğumuz üçüncü bir çalışmada, Avrupa’da internet bağımlılık olarak, hastalık olarak kabul edilmiştir. İşte bende bunun için Türkiye’deyim. Burada deminde bahsettiğim gibi derneklerin davetleri var. Zonguldak’ta uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili Alkol Derneği’nde bir konferansım olacak. Türkiye’ye davetli geldim. Kendim Almanya sertifikalı Bağımlılık Danışmanıyım. Tabi burada görüşmelerimizde şöyle bir durum ortaya çıkıyor. Türkiye’de Güvenilir İnternet diye bir ağ var. Bunu insanlar biliyor ama bizim anlattığımız o değil. Bir çocuğun ya da birinin yanlışlıkla bir sayfaya girmesi değil. Bizim bahsettiğimiz bir çocuğun 15-16 saat internetin başında kalması, bağımlılıktır. İnternette izledikleri program veya oradaki birebir oynadıkları oyunlarda küçük yaşta öldürmeler var. Burada çocuğun toplumdan kopması söz konusu. Çocuğun topluma adapte olması veya bunları konuştuktan sonra neler yapılabilir bunlar hakkında bilinçlendiriyoruz. Boğaziçi Gündem: İnternet bağımlılığını azaltmak için aileler nasıl bir yol izlemeli? Sizce aileler bu mücadelenin neresinde? Bahri Akalın: Şu bir gerçektir ki çocuğu ilk internetle tanıştıran ailedir. Bunu aileleri suçlamak için söylemiyorum, bunun altını çizelim. Kendisi televizyonda bir programa, bir diziye bakarken, çocuğun kendisini rahatsız etmemesi için internette oyun açan ilk önce ailedir. Bu çocuk bu oyunu izler, oyuna aşina olur ama televizyondaki diziler her hafta yenisi geldiği için çocuğa oyun temini aileden başlar.

Ama internetten indirir, ama parayla satın alır. Burada ne yapacağız? Örnek olma modelimizi kendimiz geliştireceğiz. Mesela içki, uyuşturucu bağımlılıkları kişinin maddi gücüne göre devam eder. Parası varsa alır ve kullanır. Ama internette bu yok, internet zaten evde var. Yani çocuğun bunu alabilir miyim alamaz mıyım diye bir sıkıntısı yok. Bunun için ne yapabiliriz? Bunlar uzun mesele ama kısa yoldan şöyle diyelim. Çocuğun okul öğretmeniyle irtibat kurulup, çocuk hakkında bilgi alın. Çocuğun eli, beyni, fikri neye yatkın olabilir? Müzik olabilir, spor olabilir. Buna göre çocuğun hobisini bulup ona yönlendirilmeli. Boğaziçi Gündem: Almanya’da bu nasıl yapılıyor? Bahri Akalın: Tabi bu anlattıklarım Almanya’da çocukların isteklerinin yoğunluğuna göre, spor veya farklı bir alanda okul aile birlikleriyle, hangi birim ilgileniyorsa bunlara göre hobiler hazırlanır. Yani çocuğu internetten çekince bir alternatif sunmamız lazım. Çünkü çocuğa yasak koymak, çocuğu hırslandırır. Bunları azaltma yönüne gideceğiz. Boğaziçi Gündem: Bunlar neler olabilir? Bahri Akalın: En önemlisi ailenin çocuğun sosyal faaliyetlerini sıklaştıracak olmasıdır. Mutlaka kendi hemşeri dernekleri faaliyetleri olması şart değil. Topluma faydalı olan kim tarafından yapılırsa yapılsın her türlü faaliyet dikkate alınarak değerlendirilmeli ve faaliyetlere mümkün mertebe ailenin çocuklarıyla beraber gitmesi lazım. Buradaki esas sıkıntı ailede başlıyor. Aile ilk etapta çocuk sokakta tanımadığı insanlarla birlikte olmasın diye internet başından kalkmamasına müsaade ediyor. Ama çocuk internet ortamında kimlerle tanıştığını bilmiyor. Anne baba da çocuk evimde diye seviniyor. Ama çocuğun Hasan diye görüştüğü kişi Mehmet diye bir başka birisi çıkabiliyor. Boğaziçi Gündem: Sayın Akalın, bize vakit ayırdığınız için size çok teşekkür ediyoruz. Bahri Akalın: Bende sizlere teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.


19

Mehmet Akif Ersoy Beyoğlu’nda anıldı Mehmet Akif Ersoy vefatının 76. yıl dönümünde Beyoğlu’nda anıldı.

Alim YAVUZ

2013’ten beklentiler Bir yaşının bütün güzelliğini yaşamakta olan Boğaziçi Gündem’in değerli ailesine sevgi ve saygı ifadeleriyle başlayalım meramımızı anlatmaya. Bahaneler arkasına saklanarak yazılarını geciktiren, tembel bir ferdi olsam da, (İlhan bey, nasıl olsa Maya’lara göre kıyamet kopacak, yazmaya ne gerek var diye düşündüğüm için yazmadım. Ama şu saat itibariyle kopmadığına göre yazmaya devam) böyle güzel bir ailenin içinde bulunmak mutluluk verici. Bu dinamiklik ve ataklıkta giderse, daha nice yaşlarını birlikte göreceğimiz Boğaziçi Gündem’in çatısı altında bu mutlulukları yıllar boyunca ifade ederiz inşallah.

İlhan Çabukol/Boğaziçi Gündem

Beyoğlu Gençlik Merkezi’nde AK Parti Beyoğlu İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen “Mehmet Akif Ersoy’u Anma ve Anlamak” konulu programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Sezai Çimen’in sunduğu program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. AK Parti Beyoğlu İlçe Başkanı Rüstem Dindarol programda yaptığı konuşmada, Akif’in tam bir düşünce adamı ve gençlere yön vermeye çalışan bir mütefekkir olduğunu söyledi. Dindarol sözlerine şöyle devam etti. “Kendisi büyük ıstıraplar çekmiş. Ama ne hazindir ki bu ülkeye İstiklal Marşı’nı kazandıran Mehmet Akif Ersoy, 1936 yılında vefat ettiğinde o dönemin devlet yetkililerinden hiç kimse cenazesine katılmamış. Böyle bir düşünce adamı ne yazık ki garip gelmiş, garip gitmiş. Fakat garip yaşamıyor. Sizler, bizler onun hatırasını yaşamaya ve yaşatmaya devam ediyoruz.” İTO Kadınlar Çeşmesi 6-C sınıfı öğrencisi Melisa Çağdaş’ın sahnede yürekten okuduğu İstiklal Marşı katılımcılar ta-

Başarının mutluluğunu sözle ifade etmek biz kenardakiler için kolay tabi. İşin mutfağında olan sihirbazlara; hem gazetenin hem de sitenin bu hale gelmesinde esas emek sahibi olan İlhan ÇABUKOL ve Şenel ODACI Beylere sormak lazım verdikleri emekleri. Bütün kısıtlı imkanlara rağmen, ücreti az –hatta yokemeği çok olan böyle bir işe imza attıkları ve azimle bu hizmete devam ettikleri için, okurlar olarak kendilerine teşekkür ediyoruz.

rafından gözyaşları içinde dinlendi. AK Parti İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi Şerif Sezgin Melisa’ya çiçek vererek başarılar diledi. Programın son bölümünde Marmara Üniversitesi Türk İslam Edebiyatı Anabilim Dalı

Başkanı Prof. Dr. Mustafa Uzun, “Akif’in hayatını kitaplara bile sığdıramıyoruz. Akif, hem bir aydın, hem bir vatanperver, hem bir aktivist, hem

siyasetçi hem de iyi bir Müslüman” diyerek şöyle konuştu. “Mehmet Akif Ersoy, milletin istiklali tehlikedeyken, ne yapılması gerekiyorsa onu yaptı. Ama Mehmet Akif milletin istiklalinden ziyade milletimizin her şeyi için, her şeyi yaptı. Yani kapsam bu kadar geniş. Fakiri için ne düşündüyse onu söyledi ve kendi hayatında yaptı. Zengini için aynı şeyi yaptı. Âlimi için benzerini yaptı, cahili için benzerini yaptı. Biz ne yapabiliriz ve ne yapıyoruz. İnsan sevgisi diye kıyametler koparılıyor. İşte size insanı seven bir ideal insan örneği. Akif’i böyle bir toplantıda dinleyerek anlamak çok zor. Çünkü bizim pek çok büyüğümüz gibi müstesna bir insan. Önce Akif’i okuyalım, anlayalım sonra bu toplantılarda eksiklikleri giderelim.”

Ekim, Kasım, Aralık derken; hepimizin diline sakız olan Maya takvimini de geride bıraktık. Dünyanın gündemi ve coğrafyası, her gün duyduğumuz kan, gözyaşı ve acı dolu haberlerle o kadar kirlendi ki, onları konuşmamak için bu maya kıyameti saçmalığını konuşmayı tercih ettik. Ama işte zaman o yalanı da elimizden kolayca aldı. Şimdi gerçeği görmek istemeyen gözlerimize yeni yalanlar lazım. Cemil MERİÇ, “düşünmek; mutlu azınlık ile sömürülenler arasında sıkışıp kalanların işidir” der. O zaman bize düşen yalanlardan uyanıp, “düşünen” insan sayısını çoğaltmak. O zaman sömürülen sayısında bir azalma olur. Kimbilir belki mutlu azınlık grubu da, sömürü üzerine kurdukları mutluluklarını sorgulamaya başlarlar. Ayak seslerini duyduğumuz 2013 yılı bu umut için bir milat olabilir mi? Temennimiz olsun. 2013 yılı dünyada kan ve gözyaşının son bulduğu, ülke coğrafyalarının haritalarının ve kaderlerinin insan kanından mürekkeplerle, insan derisi üzerine çizilmeyen bir yıl olsun. Sırf inançları yüzünden küçücük çocukların üzerine bombaların düşmediği bir yıl olsun. Yaşadığı coğrafyanın kaderidir diye bir deri bir kemik kalmış çocuklar, açlıktan susuzluktan ölmesin. “Ben hakkım” diyen dar kafalı dini hiziplerin, güç cephesinde bir metre daha geniş yer alacağım diye birbirlerini ezdikleri bir yıl olmasın. Mevlana’nın dediği gibi: “Düne ait ne varsa (bütün kötülükler) hepsi dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Umarım barışa ve güzelliğe ait yeni nağmeler duyabileceğimiz bir yıl olur 2013. Bilmiyorum müflis bankalar gibi umut denilen ilaca çok fazla mı kredi verdim bilmiyorum. Dünyanın bu çirkinliğinde pay sahibi olanlardan bazıları benim yazımı okuyup saflığıma ve temennilerime kıs kıs gülebilir. Ama ben yine de bu umudu yeşil ve canlı tutmaya devam edeceğim. Hadi hep beraber KAFKA’nın temennisine düet yapıp gerçekleşmesini sağlayalım: “Sevgili Milena, insanlığın yürümesini dört gözle bekliyorum.” Sağlık, mutluluk, barış dolu seneler efendim.


FAR ELEKTRiK

Dünyayı Aydınlatıyor…

20

Kısa süre önce kurulan Far Elektrik, sürekli eğitim, yaşam boyu öğrenme, iş ahlakı, dürüstlük, yeterlilik, yenilikçilik ve girişimcilik ilkelerinin karşılığını fazlasıyla alıyor.

Kısa süre önce kurulan Far Elektrik, sürekli eğitim, yaşam boyu öğrenme, iş ahlakı, dürüstlük, yeterlilik, yenilikçilik ve girişimcilik ilkelerinin karşılığını fazlasıyla alıyor. İlhan Çabukol/Boğaziçi Gündem Beş altı çeşit ürünle üretime başlayan Far Elektrik, başta grup prizler, elektrik aksesuarları, aydınlatma armatürleri ve sigorta kutuları olmak üzere 150’nin üzerinde ürünle yurt içi ve yurt dışında 25’e yakın ülkeye ihracat yaparak gelişen Türk ekonomisinin sektörde öncü firması oldu. Bu gün Ümraniye’deki modern tesisinde profesyonel kadrolar ile üretime devam eden Far Elektrik, sürekli eğitim ve yaşam boyu öğrenme, iş ahlakı ve dürüstlük, yeterlilik, yenilikçilik ve girişimcilik, müşteri odaklılık, çevreye duyarlılık, uyum ve farkındalık gibi altı temel ilkelerinden hiç taviz vermedi.

Kısa sürede bu başarının mimarı olan Far Elektrik Teknolojileri yönetim Kurulu Başkanı Zihni Gülep’i Boğaziçi Gündem Gazetesi olarak Ümraniye’deki çalışma ofisinde ziyaret ettik. 2013 yılında yeni yatırımların müjdesini de veren Sayın Gülep’e Far Elektriğin dünü bugünü ve yarınını sorduk. Kısa sürede gelen önemli başarı… Boğaziçi Gündem: Far elektrik nasıl kuruldu bize anlatır mısınız? Zihni Gülep: Far elektrik olarak, 1999 yılında dört kardeş bir araya geldik ve çok küçük bir şirket olarak Okmeydanı’nda bir atölyede üretime başladık. İşlerimiz artmaya başladığında 1966 yılında kurulmuş olan Far Bakalit firmasını devraldık. Bu isimle birlikte piyasada olan rekabet gücümüzü artırarak şirketimize yeni bir ivme kazandırdık. Boğaziçi Gündem: Gördüğümüz kadarı ile çok çeşit ürününüz var. İhracat yapıyor musunuz? Zihni Gülep: İlk günlerle bu günü mukayese bile edemeyiz. Çünkü ilk başladığımızda ancak 5-6 çeşit ürün imala-

tı yapabiliyorduk. Bu gün yüz ellinin üzerinde ürün çeşidine sahibiz. Bu gün otuz beş ülkeye ihracat yapan bir şirket olan Far elektrik, ihracata önem verirken, Ar-ge çalışmalarında önemli yatırımlar yapıyor. Yaptığı ürünlerin kalitesini artırmak için ürünlerini kendisi tasarlıyor kalıplarını kendi bünyemizde yapıyoruz. Böylece gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde bir adım daha önde olma gayreti içindeyiz. Enerji tasarrufunun adı: FAR-LED… Boğaziçi Gündem: Şu an kaç çalışanınız var? Kaç metrekarelik alanda hizmet veriyorsunuz? Zihni Gülep: Dört kişilik küçük bir atölyeden yetmiş beş kişilik personeli ile 3500 metre kare alan içerisinde üretim yapıyoruz. Far elektrik 2013 yılında önemli yatırımlar yapacak. Bizler ülkemizi seviyoruz ve yatırım yapma konusunda hassasiyetlerimiz var. Öncelikle enerji konusunda ve tasarruf konusunda dört yıllık araştırma ve çalışmamızın ürünü enerji tasarrufuna önemli katkı sağlayacak olan ürünlerimizi piyasaya FAR-LED olarak çıkaracağız. Yeni fabrika binası ve ürün çeşitlerimizi geliştirme konusunda da yatırımlarımız devam edecek. Yurtiçi ve her ay düzenlediğimiz yurtdışı tanıtım fuarlarımızı artırarak devam ettireceğiz. Boğaziçi Gündem: FAR-LED hakkında biraz daha bilgi verir misiniz? Zihni Gülep: Evet biraz öncede söyledim. Şu an bizim sektörde iş biraz daha tasarruf ve enerjiye dönüyor. Kısmet olursa 2013-14 yılında da yeni bir fabrika kurma düşüncemiz var. Bizde FAR-LED adında ikinci bir firmayı kurduk. FAR-LED firmamızda özellikle Kamu Kurumlarına ve Karayollarına sokak armatörü ve projektör üretimi yapacak. Üzerinde çalıştığımız ürünler

şu anki mevcut aydınlatma lambalardan %60 daha tasarruflu olacak. Bunun çalışmaları yapıldı. Şu an ürünler TSE’ne gönderildi. Kısmet olursa 2013’de hızlı bir şekilde bu işe start vereceğiz ve daha çok yatırımlarımız bu alanda olacak. Ortadoğu ve Orta Asya ülkeleri için üründe Made in Turkey yazması yeterli… Boğaziçi Gündem: ilk ihracatınız ne zaman başladı. İhracat girdileri sizi hangi yönde etkiledi. Yabancıların Türk mallarına bakış açısı size göre nasıl? Zihni Gülep: 2005 yılında ilk Romanya Fuarı’na katılarak yurtdışı deneyimimiz oldu. İhracata 2007 yılında başladık. 2008 yılında Türkiye’de yaşadığımız krizi yaptığımız ihracat sayesinde, yurtiçinde çok büyük kayıplarımızın olmasına rağmen atlattık. Yurt dışında özellikle Ortadoğu ve Orta Asya ülkeleri ürünlerin üzerinde Made in Turkey yazmasını yeterli görüyorlar. Ancak daha önce Laleli piyasasında işin ehli olmayanlar tarafından özellikle tekstilde yapılan hataların etkisi hala Rusya ve Ukrayna bölgesinde devam ediyor. Bu ülkeler Türk ürünlerine mesafeli olsalar da yavaş yavaş bu düzeliyor. Boğaziçi Gündem: Türk Ticaret Kanunu’ndaki değişiklikler sizi nasıl etkiledi? Zihni Gülep: Yapılan değişikler aslında ilk bakışta olumlu oldu. Ancak yeni çek kanunu ile ilgili olan düzenlemeyi maalesef art niyetli olan iş adamları, dürüst iş adamlarını zor durumda bırakacak şekilde kullanıyorlar. Cezası olmadığından karşılıksız çeklerin oranları arttı. Karşılığında bir yaptırım olmadığından özellikle yurt içi tahsilatlarımızda çok büyük açıklarımız ve sıkıntılar olmaya başladı. Bu sıkıntının bir an önce yeni bir düzenleme yapılarak düzeltilmesini bekliyoruz. Boğaziçi Gündem: Sayın Gülep, bize vakit ayırdığınız ve sorularımıza verdiğiniz samimi cevaplar için size çok teşekkür ediyoruz. Zihni Gülep: Bende buralara kadar geldiğiniz için sizlere teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.


21

sArıyer’De sAğlıklı yAŞAmın yeni ADresi pilAtes mikA Her yaşta insanın gidebileceği, profesyonel hocaların gözetiminde modern spor aletleriyle donatılan, “Pilates Mika” Sarıyer’de hizmete açıldı. İlhan Çabukol/boğaziÇi Gündem

Büyükdere Mahallesi Piyasa Caddesi üzerinde son derece modern görüntüsüyle hizmete giren Füsun ve Akif Serkan çiftine ait Pilates Mika’nın açılışına ilgi yoğun oldu. Açılışa, Sarıyer Kaymakamı Ömer Karaman, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Şebinkarahisarlılar Yardımlaşma Dernek Başkanı Yücel Kısa, Şebinkarahisar Vakıf Başkanı Avni İşcan ve çok sayıda davetli katıldı. Pilates, Joseph Pilates tarafından kasları güçlendirmek, esnekliği arttırmak ve vücudun genel sağlığını iyileştirmek

amacıyla geliştirilmiş bir egzersiz sistemidir diyen işletme sahibi Akif Serkan Tetik, Boğaziçi Gündem Gazetesi’ne şu açıklamalarda bulundu. “Egzersizler minder üzerinde ya da özel olarak dizayn edilmiş aletlerle yapılıyor. Pilates sistemi vücudun her bölümünü çalıştırmaya yönelik farklı aktivitelere uygun egzersizler içerir. 20.yüzyılın başlarında ortaya çıkan pilates, kendi döneminin ilerisinde bir sistemdi ve 21. yüzyılın modern insanları tarafından büyük ilgi gördü” dedi. Pilates egzersizlerinin temel amacının zihin-beden bütünlüğünü sağlamak olduğunu ve verimli bir çalışma için her egzersizde nefese ve hareketlerin

doğru yapılmasına odaklandığını ifade eden Tetik, “Pilates vücudun merkezini güçlendirip, denge ve koordinasyonu arttırarak stresi azaltmaktadır. Egzersizler güvenli ve kontrollü yapıldığından her yaş seviyesine uygundur. Pilates vücudumuzu daha iyi tanımamızı sağlar ve faydalarını günlük hayatımızda da hissederiz. Pilates günümüzde fitness kulüplerinde, özel stüdyolarda, rehabilitasyon merkezlerinde ve hastanelerde çeşitli rahatsızlıkları olan insanlardan profes-

yonel sporculara kadar herkesin sağlığını iyileştirmek için kullanılmaktadır. Pilates, katılımcıların günden güne artmasıyla insanların ihtiyaçları doğrultusunda hareket kabiliyetlerini kolaylaştırmaya devam etmektedir” diye konuştu. Açılışını Sarıyer Kaymakamı Ömer Karaman ve Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’in yaptığı “Plates Mika” Sarıyerliler başta olmak üzere bütün İstanbulluların gözde yerlerinden birisi olacak gibi görünüyor.


Dİndarol;

22

Bİz Beyoğlu’nun her yerİndeyİz İlhan Çabukol/Boğaziçi Gündem

İlginin yoğun olduğu programa, Beyoğlu İlçe Teşkilatı Başkanı Rüstem Dindarol ve Yönetim Kurulu Üyeleri, İl Yönetim Kurulu Üyesi Aysun Çeliker, Beyoğlu Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Tokel, Kadın Kolları Başkanı Yaprak Arıman, Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Tezgel ve Belediye Meclis Üyeleri ile birlikte çok sayıda partili katıldı. Cihangir Firuzağa Camii önünden başlayan ziyaret sokak boyu devam etti. Hiçbir ayrım yapılmadan sırasıyla tüm işyerlerine gidilerek esnafa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını ileten Başkan Dindarol, aldığı olumlu tepkileri karşısında oldukça memnun kaldı. Bir vatandaşın daveti üzerine ayakkabı mağazası açılışına katılan Dindarol, işletme sahiplerine hayırlı olsun temennilerini iletti. Üç saat süren ziyaretler sırasında yüzlerce karanfil Cihangir sakinlerine dağıtıldı. Program sonrasında kısa süre önce annesini kaybeden Siirtliler Derneği Başkanı’na taziye ziyareti de yapıldı. “Bir kez daha gördük ki gitmediğiniz yer sizin değil, sıkmadığımız el bizim el değil, çalmadığımız kapı bizim kapımız değil…”

Program sonrası Cihangir ziyaretini Boğaziçi Gündem Gazetesine değerlendiren Beyoğlu AK Parti İlçe Başkanı Rüstem Dindarol

şunları söyledi. “Bu gün teşkilatımın her kademesindeki yol arkadaşlarımız

ile birlikte, yoğun bir katılımla, Cihangir bölgesinde daha önce planladığımız hem esnaf, hem de seçmen ziyaretlerini gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerin ne kadar önemli olduğuna bugün burada bir kez daha şahit olduk. Gerek esnafımızdan gördüğümüz ilgi, alaka, teveccüh, gerekse arkadaşlarımızın çat kapı ziyaretlerinde vatandaşlarımızdan gördükleri ilgi, hepimiz için bir kez daha moral kaynağı oldu. Bu gün Cihangir’de teşkilatımla beraber daha çok motive olduk. Bu gün bir kez daha gördük ki gitmediğiniz yer sizin değil, sıkmadığımız el bizim el değil, çalmadığımız kapı bizim kapımız değil. Bu bizim her zaman bildiğimiz şey ama bunu bu gün bir kez daha gördük.” AK Parti’nin Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi, Beyoğlu’nun da her yerinde olduğunun altını çizen Başkan Dindarol “gerek hükümetimizin çalışmaları, gerek Büyükşehir Belediyemizin çalışmaları, gerekse İlçe Belediyemizin yapmış olduğu hizmetler karşısında vatandaşlarımızın kesinlikle bir memnuniyeti var” diye konuştu.


23

YAZARLARIMIZ MECLİS’TE İlhan Çabukol/boğaziÇi Gündem Boğaziçi Gündem Yazarlarımızdan Prof. Dr. Bünyami Ünal ve Prof. Dr. Ersan Odacı, Doç. Dr. Sinan Canan ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim Çiftçi TBMM’nde bir dizi ziyaret gerçekleştirdiler. Ziyarette Boğaziçi Gündem Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İlhan Çabukol’da hazır bulundu. Yazarlarımız Prof. Dr. Bünyami Ünal ve Prof. Dr. Ersan Odacı, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Ünal Kaçır, Ahmet Baha Öğütken, Feyzullah Kıyıklık, Sevim Savaşer, Hakan Şükür, Giresun Milletvekili Mehmet Geldi ve Düzce Milletvekili Osman Çakır ile görüştüler. Milletvekilleri ile makamlarında ve meclis kulisinde gerçekleştirilen görüşmelerde yazarlarımız ülke gündemine ait fikirlerini ve düşüncelerini milletvekilleri ile paylaştılar. Ziyaretten oldukça mutlu ve memnun oldukları görülen milletvekilleri yazarlarımıza ve gazetemize oldukça ilgi gösterdiler. Bünyami Ünal: İlk kez TBMM’ne geldim, ilk kez bir vekille yüz yüze konuştum… Prof. Dr. Bünyami Ünal, ziyaret sonrasında gazetemize yaptığı açıklamada hayatında bir çok kez yurtdı-

Doğukan Gezer dogukan.gezer@hotmail.com

şına çıktığını ama ilk kez TBMM’ne geldiğini ifade ederek şunları söyledi. “ABD, İngiltere, Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok kez yurtdışına çıktım. Uzun ve kısa süreli olarak oralarda bulundum. Ama ilk kez TBMM’nin kapısından içeri girdim. Daha ilginç olanı belki size garip gelebilir ama ilk kez bir milletvekili ile yüz yüze tanışma ve sohbet etme imkânı buldum. Özellikle Ahmet Baha Öğütken ile meclisin çalışma düzeni ve ülke gündemine ait sohbetimiz benim için çok önemli idi.” Ersan Odacı: Vekillerin çalışma ortamı ülkemize yakışmıyor… Prof. Dr. Ersan Odacı ise uzun yıllar sonra ilk kez meclise geldiğini ifade

ederek şunları söyledi. “Meclisimizde milletvekillerinin çalışma ortamı çok yetersiz. Vekiller neredeyse on metrekarelik bir mekânda hizmet vermeye, ülkenin problemlerine çözüm üretmeye çalışıyorlar. Benim üniversitedeki kendi odam bile vekillerin odasından çok daha geniş ve konforlu. Milletvekillerine bir an önce çok daha rahat bir çalışma ortamı sağlanmalı.” diye konuştu İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık ile kendi çalışma ofisinde gerçekleştirilen görüşmede ise Prof. Dr. Ersan Odacı, Doç. Dr. Sinan Canan ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim Çiftçi yer aldı. Yazarlarımızı kendi ofisinde akşam yemeğinde ağırlayan Milletvekili Kıyıklık, Bağcılar Belediye Başkanlığı döneminde yaşadığı tecrübelerini yazarlarımızla paylaştı. www.bogazicigundem.com

aLUCRaLıLaRDaN aHMEt BaHa ÖĞütKEN’E NEZaKEt ZİYaREtİ Alucra Vakıf Başkanı Sinan Karaveli ve Alucra Yöresel Kalkınma Derneği Başkanı Ahmet Tekoğlu, İstanbul Milletvekili Ahmet Baha Öğütken’i Fatihte bulunan çalışma ofisinde ziyaret etti. İlhan Çabukol / boğaziÇi Gündem Samimi bir ortamda geçen ziyarete, Alucra Vakıf Başkanı Sinan Karaveli, Vakıf Yönetim Kurulu Üyeleri Ömer Metin Yurt, İlhami Konukçu, Alparslan Karamanoğlu ve ünlü iş adamı, Alucra Yöresel Kalkınma Derneği Başkanı Ahmet Tekoğlu katıldı. Alucra ve Şebinkarahisar’ın sorunlarının daha çok ön plana çıktığı tanışma topalntısında memleket meseleleri konuşuldu. Yeni seçilen Vakıf Başkanı Sinan Karaveli hemşeri milletvekili Ahmet Baha Öğütken’e kendini ve yönetim kurulu üyelerini tanıtarak, Vakıf çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Alucra Yöresel Kalkınma Dernek Başkanı Ahmet Tekoğlu ise Son günlerde bölge basınında da sıkça yer alan, İstanbul/Tuzla’da kuruluş çalışmaları süren “İstanbul Anadolu Yakası Hal ve Lojistik Merkez” projesi kapsamında yer alan ATÜ (Anadolu Hal ve Lojistik Teknoloji Üniversitesi)’ne bağlı pilot proje A-YKF (Alucra Yöresel Kalkınma Fakültesi) hakkında Ahmet Baha Öğütken’e önemli bilgiler verdi. TOKİ ile ortak yürütülen projenin bitme aşamasına geldiğini belirten Ahmet Tekoğlu, Alucra’da heyecan yaratan bu projenin memleketin kalkınmasına ve göç sorununu büyük olasılıkla ortadan kaldırarak

yöre insanına büyük istihdam sağlayacağını belirtti. Öğütken’i daha detaylı bir sunum için Tuzla’da bulunan tanıtım ofisine davet eden Tekoğlu, bu konuda kendisinden son aşamaya gelen bürokratik süreç için destek istedi. Ziyaretten oldukça memnun olan Milletvekili Öğütken, İstanbul Milletvekili olmalarına rağmen memleketleri için ellerin ne geliyorsa yaptıklarını söyledi. Her zaman yardıma ihtiyaç duyulduğunda kendisin arayabileceklerini belirten Öğütken, projeyi kesinlikle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu Projeyle Tarihi İpek Yolunun da canlanabileceğini belirten Öğütken, iyibir fizibilite çalışması yapılması gerektiğini belirtti.

Kamusal Alan Neresi? Kamusal alana deyince ilk akla gelen imge, bir üniversite veya devlet kurumu oluyor. Kamusal alan eşittir devlet alanı olarak algılanıyor. Bu algılamanın hatalı olduğunu ise; Jürgen Habermas’ın “Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü: Burjuva Toplumunun Bir Kategorisi Üzerine Araştırmalar” adlı kitabında anlıyoruz. Habermas kamusal alanı, “Özel şahısların, kendilerini ilgilendiren ortak bir mesele etrafında akıl yürüttükleri, rasyonel bir tartışma içine girdikleri ve bu tartışmanın neticesinde o mesele hakkında ortak kanaati, kamuoyunu oluşturdukları araç, süreç ve mekanların tanımladığı hayat alanı” olarak tanımlıyor. Kitapta yer alan; “Kamusal alan, modern toplum kuramlarında, toplumun ortak yararını belirlemeye ve gerçekleştirmeye yönelik düşünce, söylem ve eylemlerin üretildiği ve geliştirildiği ortak toplumsal etkinlik alanına işaret etmek için kullanılan kavramdır” görüşü ile günümüz devlet kurumlarını karşılaştırınca kamusal alanın devlet kurumuna eşit olduğu görüşü bir kez daha çürüyor. Çünkü kamusal alan, insanların kendilerini ve fikirlerini özgürce ifade edebildikleri bir yer olarak tanımlanırken devlet kurumlarında bu özgürlüğün kesinlikle söz konusu olmadığını görüyoruz. Eşit Haklar ile Yeniden Kamusal Alan Habermas’a göre siyasi baskı ortamlarından dolayı kamusal alan değer kaybediyor. Kamusal alanın yeniden canlandırılması konusunda iyimser olduğunu ifade eden Habermas şu şekilde devam ediyor; “Ulus-devleti etnik ve kültürel benzerlikler temelinde aşmakta olan politik toplumun, eşit haklar ve yükümlülüklü yurttaşların yasal koruma donatılı olması halinde, yeni dönemdeki geleceği için ümitlidir. Demokrasinin bu değişkenlikli kuramı öyle bir toplum gerektirir ki birlikte politik istem belirleyebilsin ve bunu yasama sistemi düzeyinde uygulayabilsin. Bu politik sistem eylemci bir kamusal alan gerektirir, burada ortak çıkar sorunları ve siyasi konular tartışılabilir ve kamuoyunun gücü karar verme sürecini etkileyebilir.” Erdoğan: “Dolmabahçe kamusal alan değil” Özellikle son yıllarda türban sorunu ile gündeme gelen kamusal alan tartışmaları, çeşitli yönlerden de ele alınıyor. Emine Erdoğan’ı, NATO yemeğine davet etmeyen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i Başbakan “Dolmabahçe kamusal alan değil” diyerek eleştirmişti. Buradan da ortaya çıkan bir başka sonuç, kamusal alanın somut bir alan olmadığı fikirsel bir oluşum olduğudur.


m e d n ü G İ ç İ Boğaz u d l O k u n o K TV 5’e Doğukan Gezer/Boğaziçi Gündem

adamları artık dikkat çekmeye odaklı yaygın gazetelere reklam vermeye yöneliyor. Bu da bizi sıkıntıya sokuyor. Ama her şeye rağmen çizgimizden ayrılmadan yayıncılığımıza devam ediyoruz” dedi.

5 yıldır TV 5’de Zennur Karslı tarafından yapımcılığı ve sunuculuğu yapılan İş Vizyon, Boğaziçi Gündem’i ağırladı. Programa Çabukol’un yanı sıra Boğaziçi Gündem yazarı Fikri Boğaziçi GünHazırlık aşamalarında Akyüz, Türkiye Esnaf Gada büyük zorluklar dem kurucusu ve sozetesi Kurucusu Nusret yaşadığının altını çiKafasıbüyük ve İstanbul rumlu yazı işleri müdürü zen Çabukol, “GaTaksiciler Esnaf Odalaİlhan Çabukol, TV5 İş Vizyon zeteyi okuyucuya rı Başkanı Yahya Uğur programına konuk oldu. içerik olara dolu ve katıldı. nitelikli bir şekilde Çabukol, yerel medya yaYerel Medyacılıkta Sıkıntı sunmak zorundayız. yıncılığının zorluklarını Büyük Bu yüzden çok uzun anlattı. Boğaziçi Gündem’in kurumesailer yapıyoruz” dedi. Çaluş aşamasını anlatan Sorumbukol, objektif gazetecilik anlayışı lu Yazı İşleri Müdürü Çabukol, üzerine; “Haber yapım aşamasında tayayıncılık sürecinde karşılaşılan sıkıntılar mamen dürüst olmak gerekiyor. Yaygın bahakkında; “Yerel gazetelerde karşılaşılan en sında olmayan samimiyet de yerel medyada büyük sorunlardan biri ekonomik sıkıntılar. İş oluşuyor. Haber kaynağı ile dürüstlük üzerine

kurulan yakın ilişkiler de haberin doğruluğunu güçlendiriyor” ifadesini kullandı. Şantajcı Gazetecilik Üzerine Ulusal ve görsel basının aranan yüzü gazeteci- yazar Fikri Akyüz, yayın hayatına başlama hikâyesini anlattı. Bazı yerel medya kuruluşlarının belediyelere karşı şantaj yaptığını ve maddi çıkar güttüğünü söyleyen Akyüz, bu tür bir gazetecilik anlayışının kesinlikle doğru olmadığını vurguladı. ‘Esnaf odaları önemli’ Türkiye Esnaf Gazetesi Kurucusu Nusret Kafasıbüyük, yeni yılda önemli adımlar atacağını belirterek “Bizim varlığımız esnafımızın varlığının teminatı olmalıdır. Esnafın sorunlarını göstermeye ve çözüm yolları aramaya çalışıyoruz.” dedi. Korsan Taşımacılığa Son Programda yerel medyanın yanı sıra taksicili mesleği de konuşuldu. Program konuğu İstanbul Taksiciler Esnaf Odaları Başkanı Yahya Uğur, taksicilik mesleğinin zorlukları ve sıkıntıları hakkında konuşan Uğur, bu sıkıntıların kısa sürede tamamen biteceğinin sözünü verdi. Korsan taşımacılık konusuna da değinen Uğur, katı yasal düzenlemeler geleceğini ve resmi olmayan araçların tamamen kaldırılacağını belirtti.


Boğaziçi Gündem Gazetesi