Issuu on Google+

İEU Rektörü Tunçdan Baltacıoğlu

DÜNYA ÜNĠVERSĠTESĠ OLMAK …


www.sfinance.org


Değerli okurlarımız

Öncelikle herkese bahar dönemi akademik yılı için baĢarılar dileyerek sözlerime baĢlamak isterim. SFINANCE‟ in 3. sayısında tekrar bu satırlardan sizlere sesleniyor olmak, bazı sorunları aĢmanın verdiği bir hazla bizi çok sevindiriyor. Finans dünyasının, iĢ dünyasının bir adım daha içine girebilmek, her ay çeĢitli finansal terimleri hatırlamak ve yeni terimler öğrenmek, öğrencilere gelecekleriyle ve günümüzle ilgili farkındalık yaratabilmek, her ay finans dıĢı bir konuyla vizyonunuza katkı sağlayabilmek adına çıkarmaya baĢladığımız SFINANCE‟in, bu gün geldiği nokta itibariyle misyonunun baĢarıyla üstesinden geldiği aĢikârdır. Hiç Ģüpheniz olmasın ki bundan sonraki aylarda da herkesin katılımına açık olan dergimiz sizlerin gösterdiği destek ile daha güzel ve baĢarılı çalıĢmalara imza atacaktır.

GENEL YAYIN YÖNETMENĠ GENEL KOORDĠNATÖR

Bu ay sizlerle farkındalık üzerinden biraz konuĢmak isterim. Hazır farkındalıktan bahsetmiĢken, hiç yanı baĢınızdan uçup giden fırsatları yakalayabilseydiniz neler olabileceğini hayal ettiniz mi? Bence etmeyin, zaten edemeyiz de. Açıkçası bunları hayal etmek sonuçta bize bir Ģey kazandırmazdı. Ancak bundan sonraki fırsatları kaçırmayarak bu saçma soruya cevap aramak yerine onu ortadan kaldırmak daha doğru gibi geliyor bana. Bunun içinde antenlerimizin alıcılarını sonuna kadar açık tutmalıyız.

Merve Korkmaz

Evet, aslında etrafımızda neler olup bittiğinin farkında olmadığımızı söylemeye çalıĢıyorum ve bunun bize yaĢattığı ancak hiçbir zaman bilemeyeceğimiz acı kayıplardan bahsetmek istemiĢtim. Hiçbir zaman bilmeyeceksek acı olduğunu nerden anladık diye de sorabilirsiniz; eğer kaderci bir kiĢiliğe sahipseniz. Sizlere tavsiye vermek haddim olmayarak bir özeleĢtiri yapmak istiyorum. Kaçımız okulumuzun hemen her köĢesinde bulunan panolara günde 2 dakikasını ve ya abartmadan 30 saniyesini ayırıyor diye merak ediyorum. Ben ayırmıyorum mesela en azından daha düne kadar. Fakat o panolara bakmayı baĢladıktan sonra fark ettim ki aslında aradığım ayağıma kadar gelmiĢ de haberim yok. Etrafımızdaki fırsatların burnumuzun dibine kadar gelmiĢken kaçırmamamız dileğiyle… M. Melih Akyurt

Tezer Yelkenci

Halil Karlı

M. Melih Akyurt

EDĠTÖR

EDĠTÖR

RÖPORTAJ SORUMLUSU

YAZI ĠġLERĠ EDĠTÖRÜ

Birce Dobrucalı

Melek Geçer

ÜNĠVERSĠTELER SORUMLUSU

ETKĠNLĠK SORUMLUSU

Gözde Özer

Büçke Deniz MenteĢe

Doğan Bademkıran

Sabri Umut Dilemre FOTĞRAF EDĠTÖRÜ HABER EDĠTÖRÜ

Semih Pek

Melis Gizem Konuk Halime Bayer

YAZI ĠġLERĠ EKĠBĠ

Merve Ġkizoğlu Bahar Çayır Hande N. Belen

HABER EKĠBĠ

ÜNĠVERSĠTE TEMSĠLCĠLĠĞĠ EKĠBĠ

Murat Sarı Umay Algan RÖPORTAJ EKĠBĠ

Aytaç Aycan Tolga Deniz TEKNĠK SORUMLU

ETKĠNLĠK EKĠBĠ

Celal BaĢol Elif Kolcu

Reklam & iletişim ieusfinance@yahoo.com.tr 05548865055/05056170479

DANIġMAN HOCALARIMIZ

Prof. Dr. Cengiz Erol cengiz.erol@ieu.edu.tr Doç. Dr. C. CoĢkun Küçüközmen coskun.kucukozmen@ieu.edu.tr Yrd. Doç. Emin Akçaoğlu emin.akcaoglu@ieu.edu.tr Dergiyi Hazırlayan: M. Melih Akyurt

www.Sfinance.org


MART 2012 SAYI-3

6

12

14

16

20

22

24

26

Sn Rektörümüz Tunçdan Baltacıoğlu ile gerçekleĢtirdiğimiz hoĢ sohbette Ġzmir Ekonomi Üniversitesi‟ni masaya yatırdık, değerli rektörümüz görüĢlerini bizlerle paylaĢtı. Halil Karlı bu ayki makalesinde bankacılık krizlerini değiĢmeyen nedenleriyle irdeliyor.

Melek Geçer focusing on the debacle caused by the wrong hedging strategies of Metallgesellschaft in his article

Birce Dobrucalı is going to discuss Pınar Food Dairy‟s Overseas Operations on her article

Hazal Özgül faizin iĢlemediği yeĢil sermaye olarak adlandırılan Ġslam bankacılığını tanıtan makalesini bizlerle paylaĢıyor

Murat Barbaros and Ömer Kartal talk about the interesting topic which is the one of the biggest failed in the world called “Failed Story of Lehmon Brothers”

This month Celal BaĢol is going to deal with marketing strategies in his article.

Ġzmir Ekonomi Üniversitesi araĢtırma görevlilerinin büyük baĢarısı…


MASA BAġINDA SAĞLIKLI KALIN

H

Hayatımızın daha güzel geçmesi adına, iĢ hayatında performansımızı ve baĢarımızı doğrudan etkileyen sağlımıza dikkat etmemiz çok büyük önem taĢmaktadır. Bunun için düzenli bir hayata, spor yapmaya ve beslenmemize dikkat etmemiz gerekir. Bunların yanı sıra gününü bilgisayar kullanarak masa baĢında geçiren ofis çalıĢanlarının yarısından fazlası kas ve iskelet sistemi hastalıklarıyla karĢılaĢırken, uzmanlar çözümün bazı küçük önlemlerde gizli olduğunu belirtiyor. Sadece alacağımız birkaç önlem her zaman olduğu gibi bizi büyük problemlerden kurtaracak. ĠĢte masa baĢında sağlıklı kalmanın, kas ağrılarına ve iskelet sistemi hastalıklarına son vermenin küçük sırları: -Bilgisayar ekranı göz hizasında olsun. -Mouse'u çok sıkmayın. Klavye kullanırken çok az güç sarf edin. -El bileğinizin düz olmasına dikkat edin. -Dirsek, ön kol ve bilekleri sert yüzeylere dayamayın. -ÇalıĢırken uzun süre oturmayın. Bu omurga üzerine baskıya neden olur. -Dik oturmaya özen gösterin. Bel-kalça açısı 90 derece olmalı, ayaklar yere değmeli. Gerekirse ayağınızın altına destek koyabilirsiniz. -Gün içinde kısa molalar verin. Böylece kas ve eklemlerinizi dinlendirebilirsiniz. -Zaman zaman mouse'un bulunduğu yeri değiĢtirin. Farklı elleri kullanmak ve farklı kasları çalıĢtırmak sakatlanma riskini azaltır. -Düzenli biçimde farklı duruĢlar deneyin. Aynı pozisyonda uzun süre kalmayın. -Gün boyunca 2 saatte bir 30-60 saniye süreli yapacağınız germe egzersizleriyle kendinizi daha rahat hissedebilir, boyun, omuz, sırt ve bel ağrılarından kurtulabilirsiniz. Kaynak: Dr. Sevilay EriĢ

5/

www.sfinance.org


TUNÇDAN BALTACIOĞLU ile Ġzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörü Sn Tunçdan Baltacıoğlu ile keyifli sohbetimizde Ġzmir Ekonomi Üniversitesini ve merak ettiklerimizi masaya yatırdık. Sorularımızı büyük bir hassasiyet ve ilgiyle cevapladı. ġimdi lafı uzatmadan o hoĢ sohbetle sizleri baĢ baĢa bırakıyoruz. Bize biraz kendinizden ve kariyer sürecinizden bahseder misiniz? 1970 yılında asistan olarak Ankara Ġktisadi Ticari Ġlimler Akademisi‟ne girdim, yani akademik kariyerim o tarihte baĢladı. 1975 yılında pazarlama alanında doktoramı tamamladım. Arkasından satıĢ ve pazarlama üzerine doçentlik çalıĢmalarına baĢladım. ÇalıĢmalarımı 1979 yılında tamamladıktan sonra üniversitede yarı zamanlı olarak çalıĢmaya baĢladım. Sanayi ile iĢbirliği içerisine girdim, 1979 yılından 1997 yılına kadar, emekli olana dek, yarı zamanlı olarak Gazi Üniversitesi‟nde çalıĢtım. Gazi Üniversitesinde yarı zamanlı çalıĢtığım süre zarfında çeĢitli sektörlerde danıĢmanlık, genel müdürlük, üst düzey yöneticilik yaptım. Bu arada 1989 yılında profesörlük unvanını aldım. Ankara‟da bulunduğum süre içerisinde, yaklaĢık 8 yıl kadar, Orta Anadolu Ġhracatçılar Birliği baĢkanlığı görevini sürdürdüm. Dolayısıyla o dönemlerde sanayinin, ticaretin içinde çalıĢtım. Bir yandan akademik çalıĢmalarımı sürdürürken, bir yandan da iĢ hayatının içerisinde bulundum. Emekli olduktan sonra bir süre tamamen özel sektörde çalıĢtım. 1999‟da tekrar akademik kariyere geri dönüĢ yaptım. Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi‟ne Ġdari Bilimler Dekanı olarak gittim. 2001 yılında Ġzmir Ekonomi Üniversitesi açıldıktan sonra da buraya geldim. Önce Öğrenci

6/

İktisadi ve Ticari Dekanlığı Bölümü‟nü kurdum, sonra Meslek İlimler Akademisi Yüksek Okulunu oluĢturdum. Güzel Sanatlar (İTİA) günümüz Fakültesi‟nin kuruluĢunu gerçekleĢtirdim. İktisadi ve İdari Arkasından Lojistik Yönetimi Bölümü‟nü Bilimler Fakültesinin kurdum. Bir de Mutfak Sanatları Yönetimi 1980’li yıllar ve öncesindeki adıdır. Bölümü‟nün kurulmasında yer aldım. Bu dönem içerisinde, yaklaĢık 6, 7 yıl kadar Rektör Yardımcılığı yaptım ve geçtiğimiz Ocak ayında da üniversitemizin Rektörlüğüne atandım. Bu süreç içerisinde eğitimimle ilgili birkaç noktaya daha değinebilirim. Asistanlık dönemlerimde 6 ay Fransa Standardizasyon TeĢkilatı‟nın düzenlemiĢ olduğu Kalite Kontrol ve Standardizasyon konulu seminerde bulundum. Sonra da 1 yıl Amerika‟da Michigan State Üniversitesinde doktora sonrası çalıĢmalar yaptım.

İzmir Ekonomi Üniversitesinde Bologna süreci çerçevesinde neler değişmiştir? Bu değişimin ardından Bologna sürecinin İzmir Ekonomi Üniversitesinde okuyan ya da bu üniversiteyi kazanmayı hayal eden öğrencilere ne gibi katkıları olacaktır? Son yıllarda Avrupa‟daki üniversitelerde Amerikan üniversitelerine göre bir geri kalmıĢlık söz konusuydu. Amerikan üniversiteleri çağımızın ihtiyaçlarına uygun bir eğitim süreci içindedir. Bu yüzden Amerikan üniversiteleri hala daha günümüzün önde gelen üniversiteleridir. Avrupa üniversiteleri burada birazcık daha geri kalmıĢlardı, klasik yapılarını yırtıp çağın gereksinimlerine uyum sağlayamamıĢlardı. Bologna‟da yayımlanan bildirgede bu geliĢimin sağlanması açısından neler yapılacağı tartıĢıldı ve burada da Avrupa‟daki tüm üniversitelerin belli bir yapılanmaya gitmesi, çağın gereklerine uygun eğitim verilmesi için bir takım kararlar alındı. Bu süreç belirli aralıklardaki toplantılarla geliĢtirildi. Biz Ġzmir Ekonomi Üniversitesi olarak da Bologna sürecinin içerisine kurulduğumuz andan itibaren girmeyi istedik. Bologna süreci çerçevesinde onun www.sfinance.org


gereklerini yerine getirdik. Kısacası Bologna sürecindeki esas; öğrencinin daha serbest bir eğitim alanını yakalayabilme meselesidir, öğrencilerin kendi yeteneklerine, kendi beğenilerine uygun alanlarda çalıĢma imkânları sağlanmasıdır. Bunun içinde çok sayıda seçmeli dersin programlara dahil edilmesi gerekmektedir. Nitekim biz bu alanı yarattık ve bütün programlarımızda 10 civarı seçmeli ders öğrencilerin talepleri doğrultusunda değerlendirilmekte. Ayrıca Bologna süreci içerisine girdiğiniz zaman kredileri eĢleĢtiriyorsunuz, yani burada verilen eğitimin kredisiyle diğer Avrupa ülkelerindeki üniversitelerinde verilen derslerin kredileri eĢleĢmiĢ oluyor çünkü burada öğrenim çıktıları, öğrencinin o dersi aldığı zaman ne beklendiği, öğrencinin nasıl çalıĢacağı, kaç saat zaman harcayacağı standardize edildiği için bu mümkün hale geliyor. Bizim üniversitemizde aldığınız herhangi bir dersin olduğu gibi kredisini belli bir Avrupa üniversitesine transfer edebilme Ģansınız var çünkü dersler eĢleĢmiĢ vaziyette. Örneğin Paris üniversitesindeki ekonomi dersiyle bizim üniversitemizdeki ekonomi dersi benzer yapıda verildiği için buradaki kredinizi taĢıyabiliyorsunuz ya da oradaki öğrenci kredisini buraya taĢıyabiliyor. Zaten bunun hemen arkasından Erasmus olayı söz konusu ve Erasmusla da öğrenci

değiĢimi, öğretim üyesi değiĢimi ve idari personel değiĢimi gibi unsurlar beraberinde geldi. Biz bu konuda da baĢarıyla ilerliyoruz. Bildiğim kadarıyla son dönemde öğrenci değiĢimi sayımız yetmiĢ civarına ulaĢmıĢ durumda. Bunların içinde Ġtalya, Fransa, Portekiz, Almanya, Hollanda gibi ülkelerden birçok öğrenci aramızda ve sizlerle beraber eğitim alıyorlar. Dolayısıyla Bologna süreci üniversitemizin Avrupa‟da ki bilinirliğini artırması ve öğrencilerimize de Avrupa kapılarını bir anlamda açması açısından önemli bir yapı ve bizde bunun içerisindeyiz zaten bütün kıstasları yerine getirdik ve bundan sonra da bunu sürdürmeye devam edeceğiz.

bütün sektörleri ifade eden. Dolayısıyla böyle bir üniversiteyi kurmuĢ olmaları oradan bize sürekli bilgi akıĢı olmasını sağlıyor. ġöyle ki: sektörlerin ihtiyacının ne olduğu konusunda bize devamlı bilgi geliyor. Ġzmir Ticaret Odasında dayanıklı tüketim malları, tekstil, otomotiv sektörü vb. bütün sektörlerin meslek komiteleri vardır. O meslek komitelerinde de kendi mesleki sorunlarını tartıĢıyorlar, çözüm yolları arıyorlar. Tabii ki bu arada eleman sorunu da onlar için önemlidir. Dolayısıyla iĢe alacakları kiĢilerde ne gibi nitelikler aradıkları konusunda da bir görüĢ ortaya çıkıyor. Onlar bize isteklerini bildiriyor ve biz onları tabii ki akademik açıdan değerlendiriyoruz. Akademik açıdan uygun olanları da ya ders biçiminde programlar olarak ilave ediyoruz, ya da bölüm olarak açıyoruz. Örneğin; Lojistik bölümü bunlardan bir tanesidir. ĠTO‟dan gelen talepler doğrultusunda böyle bir bölüm açma gereği duymuĢtuk. Onun üzerine ben o konuda görevlendirildim ve Lojistik bölümünün açılmasına öncülük ettim. O bölümü açtık ve nitekim çok da baĢarılı olarak devam ediyor. Yine sizin okumakta olduğunuz Uluslararası Ticaret ve Finansman bölümünün de ilk ıĢıkları oradan gelmiĢti; yani böyle bir bölümün açılması, ders

içerikleri, bazı derslerin okutulması yönündeki istekler gibi. Biz onların ham fikirlerini burada akademik yapı içerisinde değerlendirerek eğitim programı haline getirebiliyoruz. Böyle bir faydası var ticaret odasının çatısı altında olmanın. Bu iletiĢimi sağlıyor. Bir diğer husus tabiî ki çıkan öğrencilerimizi de benimsiyor Ġzmir Ticaret Odası. Çünkü ĠTO‟daki herkes burayı benim üniversitem Ģeklinde tanımlamaya çalıĢıyor, benimsiyor. Benimsedikleri içinde bizim üniversitemizden çıkan öğrencileri aynı niteliklere sahiplerse tercih edebiliyorlar (daha iyisi varsa daha iyisini alacaklar; ama benzerler arasında bir tercih nedeni olabiliyor.). Ayrıca staj imkânı sağlaması açısından da bir takım faydaları var.

7/

İzmir Ekonomi Üniversitesi‟nin, İzmir Ticaret Odası çatısı altında bulunmasının gelişimi ve geleceği açısından ne gibi faydaları vardır ve olacaktır? Üniversiteye sağlayacağı destek Ģu: iĢ adamlarının bulunduğu ticaret odası iĢ âleminin temsil edildiği sivil toplum kuruluĢudur. Bildiğim kadarıyla her sektörden yetmiĢ bin kadar üyesi vardır Ġzmir Ticaret Odası‟nın (ĠTO). ĠTO bütün sektörlerdeki ticaretle uğraĢan; gerek Ģahıs firmalarının, gerek limitet Ģirketlerinin, gerek anonim Ģirketlerinin yani her seviyedeki Ģirket kuruluĢunun üye olduğu bir yapıdır. ÇeĢitli meslek komiteleri vardır orada,

İzmir Ekonomi Üniversitesi kurulduğundan bu yana Türkiye‟de ve Dünyada nereye geldi, hangi hedeflerine ulaştı? ġimdi tabiî ki biz gerçekten çok hızlı büyüyen, çok hızlı geliĢen bir üniversiteyiz. 11.yılın içersindeyiz, 10 yılda geldiğimiz noktayı biliyorsunuz. Bugün Avrupa Üniversiteler Birliğinin üyesiyiz. Avrupa Üniversiteler Birliğinden biz kendimizin denetlenmesini istedik. Bu Ģuanda Türkiye‟de çok az

www.sfinance.org


sayıda üniversitenin geçmiĢ olduğu bir iĢlemdir. Avrupa üniversiteler birliği EUA diye adlandırdığımız bir birliktir. Biz buna yaklaĢık 4 sene evvel müracaatta bulunduk. Avrupa üniversiteler Birliği temsilcileri bir çok kez geldiler; öğrencilerle, bizlerle, mütevelli heyetiyle ve idarecilerle konuĢtular, bizi incelediler, binaları gezdiler, derslere girdiler. Her türlü bilgiyi aldılar; çünkü onların denetlemesi o Ģekilde oluyor. Sistem nasıl çalıĢıyor, bir yandan Bologna sürecine uygun olup olmadığına da bakıyorlar. Yani bütün M. Melih Akyurt- Tunçdan Baltacıoğlu – Semih Pek bunlar birbiriyle bağlantılı Ģeyler tabiî ki de. Ders içerikleri nasıl saptanıyor, öğrenci öğretim üyesi iliĢkisi nasıl, mütevelli heyet akademik yapı iliĢkisi nasıl Ģeklinde bütün alanları inceliyorlar. Bunun sonucunda da bir rapor yazıyorlar; kabul ediyorlar ya da etmiyorlar. Biz bu süreçten baĢarıyla geçtik. Yani Avrupa üniversiteler Birliğinin bir üyesiyiz Ģu anda. Sürekli kontrol ediyoruz. Bu iĢ Avrupa Üniversiteler Birliğinin üyesi olmakla bitmiyor. Heyetler mart ayının baĢında tekrar gelecekler denetlemek için. Bu denetimler artık yıllık olarak sürekli devam edecek. “Bir standardı tutturmuĢsunuz, o belgeyi almıĢsınız ama devamlılık sağlanabiliyor mu?” diyerek devamlı kontrolünü yapıyorlar. Dolayısıyla bu da üniversitemiz adına önemli bir adım. Biz Bologna sürecinde YÖK tarafından pilot üniversite seçildik. Dolayısıyla diğer gerekli üniversiteler de gelip bizden sürekli nasıl yaptığımız hakkında bilgi alıyorlar. YÖK bizim bu iĢi layıkıyla yaptığımızı düĢündüğü için bizi pilot üniversite olarak seçti. ġimdi de diğer üniversitelere bilgimizi, birikimimizi aktarıyoruz; böyle bir yapımız var. Bildiğiniz gibi Amerika‟da Newyork Eyalet Üniversitesi ile çeĢitli alanlarda çift diploma programlarımız var (SUNY). Ekonomi ve iĢletme alanında, ĠletiĢim Fakültemizin Medya bölümünde, bilgisayar ve Mutfak Sanatları bölümünde Amerika ile yeni devreye giren çift diploma programımız vardır. Bu dünyaca tanınmakla ilgili bir konudur. Bu programları seçen öğrencilerimiz bildiğiniz gibi iki tane diploma sahibi olabiliyorlar; bir tanesi bizden, bir tanesi Newyork‟tan. Meslek yüksek okulu çatısı altında da Ġskoçya ile bir iĢbirliğimiz, çift diploma programı uygulamamız vardır. Orda da yine meslek yüksek okuluna gelen öğrencilerimiz bir diploma bizden, bir diploma da Ġngiltere‟den alabilme Ģansına sahipler. Onların da akreditasyonlarını aldık. En sondan baĢlarsak Ġskoçya‟dan akreditasyon aldık, Amerika üniversiteleriyle iĢbirliğimiz vardır. Dolayısıyla bizim kalitemizi ve eğitimimizi bunlar da kabul ediyor; çünkü ortak bir diplomaya imza atıyoruz. Aynı zamanda Avrupa Üniversiteler Birliği‟nin üyesiyiz ve sürekli kontrol altında tutuluyoruz. En baĢta da dediğimiz gibi Bologna sürecinde çok ileri noktalara geldik. Bundan sonra önümüzdeki dönemlerde hedefimiz de Mühendislik, Ġdari Bilimler, ĠletiĢim, Güzel Sanatlar gibi bütün programlarımızın teker teker akreditasyonlarını almaktır. Çünkü her bir alanda ayrı ayrı uluslararası akreditasyon kuruluĢları var ve o akreditasyon kuruluĢları sizi akredite ediyorlar. Bundan sonraki hedefimiz de bunların akreditasyonlarını sağlamak olacak.

8/

www.sfinance.org


Eğer 2020 EXPO organizasyonu İzmir‟de gerçekleşirse, EXPO‟nun İzmir „deki Üniversitelere ve şehre neler katacağını düşünüyorsunuz? Biz Ġzmir‟in ilk vakıf üniversitesiyiz. Tahmin ediyorum; Türkiye‟deki vakıf üniversiteleri arasında da sıralama yapıp, faaliyetlere baktığımız zaman ilk 5‟in içindeyiz. Tabii ki biz EXPO‟yu destekliyoruz. Zaten bundan önceki Milano‟ya karĢı kaybetmiĢ olduğumuz EXPO‟nun da biz çok ciddi destekçisiydik. Hatta o zamanki logo tamamen burada, bizim üniversitemizde bizim öğrencilerimiz tarafından yapılmıĢ, beğenilmiĢ ve kullanılmıĢtı. 2020‟yi de tabii ki destekliyoruz. Bununla ilgili elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz. EXPO yönetimiyle de iliĢki içerisinde 6000 öğrencimizi bu iĢte bilgilendirmek, haberdar etmek ve bunun Ġzmir genelinde bilinirliğini, kabul edilirliğini sağlamakta görevlendireceğiz; çünkü bir Ģeyin olabilmesi için öncelikle onu isteyen kentin bu iĢi tümüyle benimsemesi lazım. Ev kadınıyla, çalıĢanıyla, çocuğuyla, büyüğüyle, genciyle benimsenmesi gerekir. O yürek atıĢını hissettirebilirsek o zaman biz EXPO 2020‟yi çok rahatlıkla alabiliriz. Bu konuda da tabi gençlik olarak üniversiteler önde yer almak durumunda. Biz Ġzmir Ekonomi Üniversitesi olarak bunu gerçekleĢtirmeye çalıĢacağız. Önümüzdeki günlerde muhtemelen EXPO‟dan gelecek olan talepler doğrultusunda sizlerden bunu nasıl ileriye götürürüz, nasıl tanıtabiliriz diye destek isteyeceğiz. Üniversitemizin öğrencilere sunmuş olduğu önemli olanaklardan biri olan çift ana dal ve yan dal programları hakkında fikirlerinizi öğrenebilir miyiz? Birçok akademisyen farklı alanlara bölünmektense, tek konu üzerine yoğunlaşmayı daha doğru bularak bu programlara katılmayı pek önermiyor ve katılım kriterinin daha yüksek olması gerektiğine inanıyor. Buna karşın üniversitemizde bu programlara katılan öğrenci sayısı oldukça fazla. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? Onu Ģöyle söyleyeyim, bizde çift ana dal ve yan dal programları var. Öğrencilerimiz de bu programlara çok hevesle katılmak istiyorlar. Biz kimseyi kısıtlamak istemiyoruz; ama bir Ģeyi de tespit ettik: Gençliğin de verdiği hırsla, belki de geleceklerine yönelik bir artı daha ilave edebilmek açısından çok sayıda öğrencimiz çift ana dal ve yan dal programlarına girmek istiyorlar. DanıĢmanlarımız, yani danıĢman hocalar ve bizler Ģunu söylüyoruz: Evet güzel bir Ģey çift ana dal;

9/

ama bu denli talep olması, ciddi anlamda isteğin dıĢında bir talep olduğunu gösteriyor. Çok sayıda öğrenci görüyorum; çift ana dal ve yan dal yüzünden eğitim programlarını ve durumlarını uzatmak zorunda kalabiliyor, yarıda çıkmak istiyorlar. Bu seferde bir takım zorluklar ortaya çıkıyor. Ben gerçekten bu iĢi kafasına tam anlamıyla koymuĢ, çok ciddi ideallerle bu iĢe girmiĢ olan öğrencilerin çift ana dal programına baĢlamasını öneririm. Ayrıca öğrencilerin çift ana dal yapacakları zaman bu iĢin dört yıl içerisinde bitmeyeceğini, en az bir dönem daha okuyacaklarını kabul ederek programa girmeleri gerekir. Eğer bunu kabul etmeden girerlerse çok sıkıĢıyorlar. Ders çakıĢmaları oluyor, doğal olarak bazı dersleri alamıyorlar. Çünkü bütün dersler, yapılar regular öğrenciye göre yapılmaktadır. Dolayısıyla burada dikkatli olmak lazım ve en az bir dönemin daha uzayabileceğini hesaba katarak bu programlara girmelerinde fayda var diye düĢünüyorum. İzmir Ekonomi Üniversitesi'nin gelişiminde kısa ve uzun vadede hedefleriniz nelerdir? Onu aĢağı yukarı söyledik galiba. Bizim hedefimiz kısa vadede de, uzun vadede de hep aynı; bir dünya üniversitesi olmaktır. Zaten biz yola çıkarken bu amaçla; sadece Türkiye tarafından değil, dünyaca bilinirliği olan, kabul edilirliği olan bir üniversite olmak amacıyla yola çıkmıĢtık. ġimdi bütün fakültelerimize Ģu direktifi verdik, dedik ki; kendinizi “bench mark” edin. “Dünyada bir üstteki ligde hangi üniversite var? Türkiye‟de sizin üzerinizde bölüm olarak hangi üniversitenin hangi bölümleri var?” araĢtırın. Bütün bölümlere bu talimatı verdik; kendinizi “bench mark” edin ki, orada eksiklerimiz nedir adım atıp önce orayı yakalayalım, ondan sonra bir sonraki merdivenleri tırmanarak üniversiteler sıralamasında gerek Türkiye‟de, gerekse dünyada belli yerlere gelebilelim. Bütün çabamız bu yöndedir. Bütün akademik kadroya bu yöndeki görüĢlerimizi; yani üst yönetim olarak dileklerimizi ilettik. ArkadaĢlar da bu yönde çalıĢıyorlar. Tahmin ediyorum ki bu önümüzdeki on yılın hedefidir. Çünkü bir on yıl tamamladık, ikinci bir on yıla giriyoruz. Türkiye‟de en baĢtaki sıraya oturmak, dünyada da belli yerlere gelebilmek istiyoruz. Hiç olmazsa dünyadaki ilk bin üniversite içerisine girmek, daha sonra ilk beĢ yüze girmek istiyoruz. Bu Ģekilde yavaĢ yavaĢ tırmanmak gibi hedeflerimiz var.

www.sfinance.org


Bunların dışında biz öğrencilere söylemek, eklemek istediğiniz bir şeyler var mıdır? Tabi ki baĢarılı olmak, çalıĢmak bir üniversite öğrencisinin en önemli görevidir. Ama üniversite mezunu olmak sadece derslerde okuduğunuz kitaplarla sınırlı değildir. Daha entelektüel bir çerçeveye sahip olmanız lazım. Bu nedenle de mesleğiniz dıĢındaki kitapları okumalısınız. Mesela sizler Uluslararası Ticaret ve Finans bölümünde okuyorsunuz; ama neden fotoğrafçılıkla ilgili bir kitap okumuyorsunuz, ya da edebiyattan bir takım eserleri niçin okumuyorsunuz, niçin Ģiir alanında kendinizi yetiĢtirmiyorsunuz, niçin siyasal alanda bir takım kitaplar alıp da dünya ve Türkiye siyaseti hakkında bir Ģeyler okumuyorsunuz diye soruyorum. Bunları okumanız lazım. Sonuçta buradan mezun olduktan sonra iĢ hayatına atılacaksınız. Sadece kendi mesleğiniz ile ilgili bir çerçeveniz olursa, vizyonunuz çok dar olur. Öylesine etkileĢimli bir dünyada yaĢıyoruz ki; her Ģey, her Ģeyi ve herkesi etkileyebiliyor. Bir sanat olayı ticareti etkiliyor, bir savaĢ bir baĢka Ģeyi etkiliyor, bir yerde iki ülkenin çatıĢması yine ticareti etkileyebiliyor. Siz Uluslararası Ticaret ve Finans okuyorsunuz, uluslar arası ticarette en önemli konu dünya siyasetidir. Ortadoğu‟da bir savaĢ çıkıyor, Irak ile bu kadar ticaretiniz varken bir anda hepsi duruyor, kaç ay duracak belli değil. Dolayısıyla bunları öngörebilmek gerekiyor. ĠĢ adamı olacaksınız; ister bir iĢyerinde çalıĢan olun, ister kendi iĢiniz olsun. Sonuçta iĢ adamısınız. Atacağınız adımlarda bunları öngörebilmeniz lazım. Dünya siyaseti nereye gidiyor, ülkeler arasında bir çatıĢma çıkar mı çıkmaz mı, çıkarsa nerede çıkar ve ne olur gibi soruların cevaplarını da öngörebilmeniz lazım ki, atacağınız adımlardan daha emin olabilesiniz. Risk olduğu takdirde baĢarılı olabilirsiniz. Bu bakımdan ufkunuzu biraz daha geniĢletmenizi tavsiye ediyorum. Dünyada zincirleme bir etki vardır. Bu nedenle de entelektüel kapasitenizi artırmanız hepiniz için çok yararlı olur diye düĢünüyorum. Bunun dıĢında, çalıĢın diyoruz tabi ki. ÇalıĢın, baĢarılı olun. Dil konusunda ihmalkâr olmayın. Dilinizi geliĢtirmek için sürekli Ġngilizce kitaplar okuyun. Dil öğrenmenin ve mükemmel bir dilin sonu yok! Ne kadar çok çalıĢırsanız, dili o kadar iyi kullanabilirsiniz. Bunu öneriyorum. Sn Rektörümüz Tunçdan Baltacıoğlu’na bizi kırmayıp, desteklediği için Sfinance ekibi olarak teşekkür ediyoruz...

10/

www.sfinance.org


Değişmeyen Nedenler ve Sonuçlarıyla Bankacılık Krizleri

y

Yıllardan beri küresel ekonomide görülen en büyük çöküĢlere hep bankacılık sektöründe yaĢanan krizler öncülük etmiĢtir; çünkü bankalar paranın alım ve satımını amaç edinmiĢ hizmet kuruluĢlarıdır ve bu yüzden hem reel hem de finansal sektörde büyük bir öneme sahiptirler. Bankacılık krizini tanımlayacak olursak; devlet yönetiminin bankalara el koyması, bankaları birleĢmeye veya kapanmaya zorlaması, mevduatların aĢırı çekilmesi gibi bankaların varlığını olumsuz etkileyen durumlardan söz edebiliriz. Bankacılık krizlerinin ilginç yanlarından biri çok sık görülmesi ve ya geliĢmekte olan ülke ayırt etmemesidir. 1945‟ten beri ortalama her beĢ yılda bir bankacılık krizi yaĢanmıĢ ve dünya genelinde 1970 yılından bu yana 93 ülkede 112 tane bankacılık krizi meydana gelmiĢtir. Bankacılık krizlerinin oluĢumuyla ilgili iki tip görüĢ ortaya atılmıĢtır. Ġlki bankacılık krizini davranıĢsal psikolojinin de bir terimi olan, sürü psikolojisiyle açıklamaktadır; insanların banka krizi olacak ve bankalarda para kalmayacak düĢüncesiyle paralarını çekmesi sonucunda bankacılık krizinin oluĢması. Bu görüĢün reel ekonomiyle hiçbir bağlantısı olmadığı düĢünülmektedir. Ġkinci görüĢte ise olayın rastsal olmadığı ve reel ekonominin sonuçlarına bağlı olarak bankacılık krizlerinin oluĢtuğu savunulmaktadır. Çünkü ekonomik faaliyetlerde oluĢabilecek bir daralma, bankaların varlık fiyatlarını azaltacaktır. Bu olay mevduat sahipleri için de uyarıcı bir etken taĢıyacak ve mevduat sahiplerinin bankalarda olan fonlarını çekmesine yol açacaktır. Bankacılık krizlerini 5 ana baĢlık altında açıklamak mümkündür. Ġlk olarak makroekonomik nedenlerden baĢlayacak olursak, geliĢmiĢ ülkeler tarafından uygulanan maliye ve para politikaları hem o ülkeyi hem de diğer ülkeleri kolaylıkla etkileyebilmektedir. Örnek vermek gerekirse 2001 yılından itibaren bankalar, FED ‟in faiz indirme kararı sonucu ucuz para kaynağı bularak kredi geniĢletme yoluna gitmiĢtir. Krediye olan kolay eriĢim sonucunda kredi ödeyemeyecek bir sürü insan kredi çekmiĢ, sonuçta da ödeyememiĢtir. Varlık fiyatları düĢmüĢ, bankalar ipotekledikleri varlıkları düĢen fiyatlarıyla muhasebeleĢtirmek zorunda kalmıĢlar

12/

ve büyük zararlar etmiĢlerdir. Aynı zamanda reel ekonomide oluĢabilecek bir gerileme bankacılık sektörünü de negatif anlamda etki altına alacaktır. Çünkü bankacılık sektörü reel ekonominin en büyük fon sağlayıcısı olup krediler de yaĢanan geri dönmememe sorunu bankaları zor durumlara sokabilmektedir. Ġkinci olarak bankaların sürdürdüğü birtakım riskli faaliyetler vardır. Amerika‟da yaĢanan krizde bankaların türev ürünlere yönelmesini, sigorta aracı olan CDS‟ leri bile spekülatif amaçlarla kullanmasını veya 2001 yılında Türkiye‟de yaĢanan bankacılık krizinde bankaların açık hesap oluĢturmalarını ve sabit kur rejiminden dalgalı kur rejimine geçilmesi sonucunda oluĢan zararları bunlara örnek verebiliriz. Üçüncü olarak rekabetin yoğun olmasıyla bankaların karlılığı düĢer ve yetersiz sermayeyle verilen riskli krediler sonucu krizle karĢı karĢıya kalınabilir. Dördüncü olarak bankaların gerektiğinden büyük olması sonucunda verimsizleĢmesi, iyi yönetilememesi ya da 2001‟de Türkiye „deki bankacılık krizinde de sıkça rastladığımız gibi banka hortumlama iĢlemleri kriz sebepleri arasında gösterilebilir. Son olarak ise bankaların kısa süreli yabancı paralara olan bağımlılığı bu konudaki en önemli nedenlerden biridir. Yeterli finansal kaynakları bulamayan geliĢmekte olan ülke ekonomileri, bu fonu yurtdıĢından gelen sıcak paralarla sağlamaktadır ama herkesin bildiği gibi en kritik

www.sfinance.org


nokta; bu paraların ülkelere hızla girip hızla çıktığıdır. Bankalar bu fonları kredi olarak dağıtırlar ve ani çıkıĢlar karĢısında likidite sorunu yaĢayıp batma tehlikesiyle karĢı karĢıya kalırlar. Bankacılık krizlerinin sonuçlarını inceleyecek olursak; bankalar ellerindeki varlıkları zararla satmaya baĢlarlar; çünkü artan mevduat çekme talebine karĢı güçlük çekerler ve bunu karĢılayamazlar. Ġkinci olarak kredi verme iĢleminde oluĢan aksaklıklar sonucu her geçen gün kredi kanalı daralır. Bu durumun etkileri de reel sektöre yansır; üretim ve istihdam azalır, kamu maliyesi de ekonomiyi zarardan

kurtarmak için yaptığı müdahalelerden olumsuz yönde etkilenir ve tüm ekonomiyi kolaylıkla etkisi altına alabilir Özetlemek gerekirse, özellikle Türkiye gibi geliĢmekte olan ülkeler ve tabi ki bunların yanında ABD, Japonya gibi geliĢmiĢ ülkeler bankacılık sektöründe yaĢanacak herhangi bir kriz ortamında reel ve finansal ekonominin iki tarafında bulunduğu için bu iki taraf da büyük yaralar alır. Bunun için bankacılık sektörünün çok sık denetlenip makro ve mikro ekonomik ölçülerde riskler kontrol edilmelidir. AĢırı devlet müdahalesinin sakıncalı olarak görüldüğü kapitalist sistem ve baĢıboĢluk da büyük çöküĢleri meydana getirebilmektedir.

Halil Karlı Uluslararası Ticaret Ve Finansman 3. Sınıf karli.halil@yahoo.com

13/

www.sfinance.org


Metallgesellschaft‟s Hedging Debacle Background Metallgesellschaft AG, or shortly MG, is a German conglomerate that deals with wide range of activities, such as mining, engineering, trade and financial services. MG was established in 1881 by Wilhelm Merton, Leo Ellinger and Zacharias Hochschild. Originally, MG is a traditional metal company which is owned by Deutsche Bank AG, Dresdner Bank AG, Daimler-Benz, Allianz, and the Kuwait Investment Authority. MG has a subsidiary in its “Energy Group” in United States; Metallgesellschaft Refining and Marketing Inc. (MGRM) was responsible for refining and marketing petroleum products in U.S. MGRM entered into derivatives market in 1991. None had been thought MG had a huge loss of approximately $1.5 billion, and this massive deficit brought MG to bankruptcy, because they were hedging (!).

Entry of MGRM to Derivative World:

MGRM started to play a role in derivative markets in 1991 as a result of hiring Arthur Benson. Starting in 1991, MG began to sell contracts at fixed prices with terms of up to 10 years to retailers and independent wholesalers. At the beginning, these contracts were successful, because it guaranteed a price above the current spot price. By September 1993, MGRM had committed to sell forward contracts of 160 million barrels. These contracts were a little different from other forward contracts in the market,

because MGRM‟s contracts contained an “option” clause. Thus, counterparties of the contracts could exit their contracts early if next month New York Mercantile Exchange futures contracts were greater than the price at which MGRM sold the oil product. Buyer of these contracts also could receive one-half payment of difference between futures prices and contract price multiplied by the remaining barrels in the contract. This option was attractive for customers who were in financial difficulties, and did not need oil in future.

Hedging Strategy of MGRM: Hedging strategy of MGRM was prepared to avoid from increase in price of petroleum, because forward supply contracts could left MGRM in a defencelesss position. MGRM used stack and roll hedging system which in front-end month futures contracts on NYMEX were used, because MGRM‟s sold forward contracts were tied to the front month futures on NYMEX. MGRM went long position in many short dated futures contracts on crude oil, heating oil and unleaded gasoline to hedge risks of their forward contracts, because the futures markets for most commodities have little liquidity beyond first few contract dates. Another hedging strategy of MGRM is entering into OTC energy swap agreements to receive floating rate in spot price and pay fixed rate in future price.

14/

www.sfinance.org


What Went Wrong: Maturity Mismatch

From Backwardation to Contango:

Timing difference between short term hedges and long term liabilities led to maturity mismatch. Buying many short term future contracts to hedge was a wrong decision, because margin calls occur when you have made loss in future contracts. Against of MGRM‟s idea about increase in price of oil, it decreased sharply. So, MGRM lost money on their hedge positions and received margin calls. In a normal case, forward contracts‟ gains would offset hedge losses. But in MGRM‟s case, a negative cash flow occured in short run, because MGRM could not receive cash from gains of forward contracts until oil was sold up to 10 years. This created a funding crisis.

Another cause of MG‟s bankruptcy is market shift from backwardation to contango. In backwardation, spot price is normally greater than futures price while in contango futures price is greater than spot price. Because of buying short dated futures hedging contracts that were stack and roll hedges, Metallgesellschaft was forced to pay a premium to rollover each stack of short-term contracts as they expired. And the contango market created rollover losses that were unrecoverable. As long as the market stayed in contango, MGRM continued to lose on the rollover.

U.S. versus German Accounting Methodologies In Germany, Lower of Cost or Market(LCM) accounting method is used, while MGRM had to use hedge accounting method in U.S. In the U.S. MGRM had a profit, because their hedge losses offset by gain of supplying forward contracts. On the contrary, In Germany LCM did not allow for netting their loss and profit, therefore; MG‟s income statement collapsed. If hedge accounting was acceptable in Germany, MGRM‟s position may not alarmed the market. Lack of Corporate Governance In market trading volume changed between 15,000 to 30,000 contracts per day, while MGRM held 55,000 contracts. This amount was so enormous to be deemed as an effective hedge. If Management Board and Supervisory Board of MG knew these positions and did not understand them, they wold not do their job. If they knew and understood positions, they would rely on Benson‟s strategy. According to Gail E. Schares, “Metallgesellschaft's collapse highlights a devastating weakness in German corporate governance.”. If they were hedging, they would be indifferent to changes‟ direction in prices, but decreases in oil prices led to big losses of MG. This case raised a question MG was really hedging or speculating.

Lessons for Risk Management:     

A long-term exposure can be hedged with short-term instrument, but it creates basis risk. Futures hedge is so noticeable, because futures require margin calls. Provide sufficient liguidatable instrument to meet margin calls. Manage funding risk Accounting regulations are important. Ensure creditors, supervisors understand the purpose of the hedging strategy, especially if the hedging program is inseparable from your business strategy. Melek Geçer İşletme, Uluslar arası Tic. ve Finansman ÇAP, 3. Sınıf melek.gecer@hotmail.com

15/

www.sfinance.org


Pınar Food Dairy‟s Overseas Operations

P

Pınar Food Dairy is a part of YaĢar Holding Food and Beverage Group, which is a pioneer of the Turkish food industry. Even if industrial products have not reached the requested levels which are set by the European Union and by some other countries, Pınar leads the Middle Eastern market with Pınar Labaneh. Pınar Food exports its products to 29 countries including Saudi Arabia, North Cyprus, Azerbaijan, United Arab Emirates and Bahrain. YaĢar Holding boosts its activities to expand its product range and the size of the market share not only in Turkey but also in other countries. The Group, which continues searching for the new markets with a potential of exports for all its products. Further, Pınar branded products are manufactured in Germany through Pınar Foods GmbH, which is established in Frankfurt. The sales organisation of Pınar Foods GmbH makes it possible to bring dairy products and natural spring waters to consumers, who are living there and looking for Pınar brand. Pınar Spring Water plays an important role in the foreign trade of Turkey. It was being exported to across the world. Pınar Spring Water, currently reached more than 50% of the exports of Turkey in the field of spring water and reaches to consumers in many countries starting from the USA to Singapore. Pınar Water is one of the top five brands, which exports most to the European Union in the water industry. Analyzing Pınar Food Dairy‟s investments as a developing-country multinational is quite different than analyzing other companies. In contradistinction to developing-country multinationals, Pınar preferred to invest in developed countries such as Germany. Pınar Foods GmbH can be defined as a green field investment which sights reaching to European Union market. Also sheltering millions of Turkish citizens in Germany encouraged the company to make the biggest investment in there. Other foreign investments of the company differ in the way of being a brown field investment. These kinds of branches are located in Kuwait, Bahrain, U.A.E., Saudi Arabia, Iraq, Yemen, Cyprus and Kosovo. The company is aiming to lower costs, such as production and transportation costs, and reach to global markets by its brown field investments.

16/

Turkish companies have started investing in foreign countries in 1990s, after the collapse of the Soviet Union and with the economic liberalization of the newly established independent states. Pınar Food followed the trend and has decided to invest in foreign countries in the year 2000. The company took the advantage of starting its overseas operations, which were financed with non-debt equity, before the financial crisis period which started in 2001. After the feasibility studies that lasted for years, Pınar Food decided to made its first investment in Germany (in the year 2000) with funds provided from equity capital. In 2001, while Turkey was experiencing a financial crisis, in contradistinction to other Turkish multinational companies which have financed their investments by debt-equity, Pınar Food did not affected from high interest rates arising from loans and achieved its main goal of getting into European countries‟ market by its investing in Germany. The company has achieved its second goal, lowering transportation costs arising from exports to the Middle East, by investing in Dubai, U.A.E.. Residents of the host country, who can also be defined as adjective of “residents of the country which has the third highest purchasing power ranking in the Middle East”, became acquaintance to the brand “Pınar Food”. By FDI operations, Pınar Food Dairy is aiming to get into European countries‟ market in order to not being affected from the presentations of the European Union for importation of food products. European Union does not allow importation of foods, except fisheries (fish, clam, lobster etc.) from Turkey, so the Turkish food companies can not export meat, meat products and dairy products to European countries. In order to exist in the European countries‟ and German food market, Pınar is transferring its technology and makes licensing


contracts with foreign firms or establishes companies. There are widely known subbranches of Pınar such as Pınar Food (diary products), ġölen (meat products) and Truva(diary products). This can be interpreted as the aim of enhancing global competitiveness. As a result, foreign direct investments affected Pınar Food Dairy in a positive way. Building a global network, the level of technology transfer and know-how of the company has increased. Pınar Dairy also took the first to becoming a widely recognized company in the global food and beverage industry, which is one of the unique industries that can keep size of the market relatively stable thorugh recessionary times. Birce Dobrucalı Uluslararası Ticaret Ve Finansman 3. Sınıf dobrucali.birce@gmail.com

Ġzmir Ekonomi Üniversitesi Kariyer Kulübü‟nün bu aykı etkinliği olan Carer Fair‟i kaçırmayın. Kariyerinize önemli bir katkıda bulunacağını düĢündüğümüz etkinlik için ayrıntılı bilgiye sayfa 27‟de bulabilirsiniz. Not: Etkinlik sertifikalı olup herhangi bir ücrete tabii değildir.

17/


“7. İzmir İktisat Günleri”

İzmir Ekonomi Üniversitesi UTF Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cengiz Erol Ġzmir Ġktisat ve Yüksek Ticaretliler Mezunlar Derneği (ĠZĠMDER) tarafından düzenlenen “7. Ġzmir Ġktisat Günleri”, „Türkiye Ekonomisine YaklaĢımlar ve Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi (ĠĠBF) Eğitimi‟ konularıyla 17 ġubat 2012 Cuma günü Dokuz Eylül Üniversitesi ĠĠBF Konferans Salonu‟nda gerçekleĢtirildi. Konferansa okulumuz Ġzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü‟nün değerli hocaları Prof. Dr. Cengiz EROL, Doç. Dr. C. CoĢkun KÜÇÜKÖZMEN ve Yrd. Doç. Dr. Emin AKÇAOĞLU beraber hazırlamıĢ oldukları „Ekonomide Mülkiyet DeğiĢimi‟ konulu makaleleri ile katıldılar. Öğleden önce yapılan Türkiye Ekonomisine YaklaĢımlar konulu 1. oturumda yer alan değerli hocalarımızdan Prof. Dr. Cengiz Erol (ĠEÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve ĠĠBF Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm BaĢkanı) „Ekonomide Mülkiyet DeğiĢimi‟ baĢlığı altında hazırlamıĢ oldukları makale doğrultusunda görüĢlerini paylaĢtı. Değerli hocalarımızın çalıĢmaları bizlere ıĢık tutarak önümüzü açmaya devam ediyor... Gözde Özer - Semih Pek

18/

www.sfinance.org


Ġslami Bankacılığın ĠĢleyiĢi

1

1975 yılında, Müslüman ülkelerin kamu alanındaki projelerinin finansman sorunlarını çözmek amacıyla aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler tarafından "Ġslam Kalkınma Bankası" kurulmuĢtur. Bu sistem hem bankacılığı, hem ticari ortaklığı (kâr ve zarar ortaklığı), hem de sigorta gibi alt finansman yöntemleri kullanan kendine özgü bir modeldir. Ġslamin kurallarına göre “Faiz” yasaklanmıĢtır. Ġslami Bankacılıkta dini kurallara göre faiz geliri elde edilemiyor. Ġslami Bankacılık sisteminde en baslıca kurallarından biride kazanç sağlayanların zararlarıda yüklenmesidir. Ġslami finansman kuruĢlarında yapıla hiçbir yatırım spekülatif olmamakla birlikle risklerin ortak dağıtılması ve iyi bir yatırım politikasıyla kazanç sağlanmaktadır. Faiz; Ġslam dininde yasak olduğu için Ġslami bankalar kar ve zarar üzerinden kazanç sağlarlar. Ġslami finans kuruluĢlarının para kullandırtma yöntemlerinden baĢlıcaları: Mudarabe ,müĢareke, icaredir. Mudarabe bankaların en fazla kullandığı para kullandırtma yöntemlerinden biridir. Yapılan yatırımdaki tüm sermayenin sahibi bankadır,müĢteri ise iĢ,emek gücünü ortaya koyar.Ġslami bankalar isteyeceği değiĢik kar oranını,fonun miktarına göre belirler.Sonuç olarak elde edilen kar daha önceden belirlenen oranlarla banka ve müĢteri arasında paylaĢılır.Kar ve zararın nötr olması sonucunda ne müĢteriye nede bankaya kar düĢer.Zarar halinde doğacak bütün yükümlülükleri banka karĢılar.MüĢterinin geçen zamanda harcadığı emek yeteri kadar onu zararı uğrattığı düĢünülmüĢtür. MüĢareke yöntemi daha çok sanayi finansmanında kullanılır. Teçhizat ve makine sağlanmasında bu uygulanır. MüĢarekede taraflar iĢe hem emek hem sermayeleriyle birlikte baĢlarlar. Buradaki taraflardan kastımız baĢta banka ve ortakmüĢteridir. Herhangi bir zarar söz konusunda zarar ortaklıktaki sermaye paylarıyla orantılı olarak dağıtılır. Ġcare, Ġslam bankalarının kiralama yoluyla müĢterilerine fon kullandırtmalarına denir. Menkul ve gayrimenkul değerlerinin finansmanında

kiralama yöntemi kullanılabilir. Buna örnek olarak doktorluğa yeni baĢlamıĢ birinin muayenesine kalp cihazını Ġslami bankalardan kiralaması böylece iĢe yeni baĢlamıĢ doktor kolay ve ucuz yoldan tıbbi urunu elde etmiĢ oluyor. 1975 yılında Ġslami Kalkınma Bankasının kurucu üyelerinden olan Türkiye sermaye payını arttırarak bu finansman kurluĢunun en büyük ortaklarından biri haline gelmiĢtir. Türkiyede Faizsiz Bankacılığın ortaya çıkmasında katkısı bulunan bankalar; Albarak Türk,Kuveyt Türk,Anadolu finans kurumu,Ġhlas finans kurumu ve Asya Finans Kurumudur.Bu bankalar,müĢterilerine kar ve zarar paylaĢımına dayalı fon toplamaktadır.Bu fonları da gerekli döviz birimlerinden daha çok özel sektörün ticari finansmanında kullanılmaktadır.Kaynak fazlası bulunan ve bu kaynağını kendi ülkesinde yatırma olanağı bulamayan ülkeler Türkiye‟ye fon getirmektedir. Bu da belli projelerin finansmanın sağlanması ve gelirin artıp daha fazla vergi ödenmesini sağlamaktadır. Türkiye nüfusunun çoğunluğu Müslüman kesimden oluĢtuğu için son yıllarda Ġslami Finans KuruluĢlarının ülkemizdeki geliĢme hızı giderek artmaktadır. Halkın bu kuruluĢlara duyduğu güven ve bankaların halka verdiği serbest katılma hakkı bu güveni pekiĢtirmektedir. Ayrıca faiz yerine kar ve zarara dayalı sistem Ġslami kurallara uygun olduğu için daha çok talep ediliyor. Su anda Dünyanın önde gelen birçok bankası Ġslami Bankacılık modelini örnek almaktadır. Bunlarında basında citibank bulunmaktadır.

Hazal Özgül, Dokuz Eylül Üniversitesi, İşletme Bölümü, 2. Sınıf

20/

www.sfinance.org


FAILED STORY OF LEHMAN BROTHERS Lehman Brothers is an investment bank which located in New York in USA. Emmanuel, Mayer and Henry Lehman brothers who are Ashkenazi migrated to USA from Germany in 1850. They established Lehman Brothers in Alabama. In this period of history, some companies acquired and merged with Lehman Brothers. Such as, in 1977 Kuhn Loec&Co, in 1984 American Express, in 1994 Traveler Group. After 1994, Lehman Brothers started to be traded in American exchange market. And then, Lehman Brothers had golden age between 2000-2007. And as you know, in 2008 Lehman Brothers had failed. During the mortgage crisis, Lehman Brothers put on the market almost 32.000.000 $ stocks, because Lehman Brothers needed liquidity. But, expected to increase stocks was decreased. Thus, Lehman Brothers‟ strategy was not successful. Is the Lehman Brothers Scapegoat??? The most important question in this case when the government saved Bear Stearns, Fannie Moe, Freddie Mac which the significant mortgage company in USA, why Lehman Brothers was failed or permitted to be failed? TOWARDS TO COLLAPSE As you know, Lehman Brothers suddenly failed in 15 September 2008. But, this bankruptcy was not normal for the most people. Most employees made nothing of the bankruptcy. In 15 September 2008, Lehman Brothers made announcement this failed, in the company. Every employee was surprised. Moreover, some employees learned this failed from the news. So, at the end of everything, every people thought these questions: “How this decision was taken?“ and “What was behind this failed?”. Before 1 day: 14 September 2008 In 14 September 2008 on 6 a.m., Henry Paulson who was the Treasury Secretary in the USA arranged the meeting in his own office. The participants of this meeting: Henry Paulson who was the Treasury Secretary in the USA, arranged the meeting with Christopher Cox, who was the president of SEC, Timothy F.Geithner, who was the president of New York Central Bank and the bank CEO‟s in Wall Street. The most interesting things, Lehman Brothers officials had not been invited to the meeting. As an understood, the meeting topic was Lehman Brothers. According to meeting, government officials wanted to do from others banks CEOs, planed to rescue of Lehman

22/

Brothers. In fact, Geithner said, “If you don‟t rescue to the Lehman Brothers, you can be next bank”. On the other hand, the others banks CEOs wanted to privilege from the government. That means, CEOs wanted to privilege similar to leaders of mortgage banks. For example, while the Bear Stearns sold, government had been helped to JP Morgan. On the contrary, government officials didn‟t change to their own decision. And then, Banks CEOs said: “if government don‟t support to us, we won‟t exist in this plan of rescue to Lehman Brothers”. By this way, Lehman Brothers‟ fate was determined. THE OTHER SIDE OF THE MEDALLION THE RELATIONSHIP BETWEEN GOLDMAN SACHS AND LEHMAN BROTHERS As you know, 613 billion$ disappeared into the blue with going bankrupt of Lehman Brothers. Due to crisis, most of investment bank was rescued; however there was no support for Lehman Brothers. The bank was gone bankrupt openly. Backstage of that scenario was important to understand for backstage of crisis. Most people believed that Lehman Brothers was gone bankrupt by the Goldman Sachs. At this point, it is necessary to investigate Goldman Sachs and backstage of that bank. Goldman Sachs was the American investment bank, after the rescue, the status was changed. He got the name of holding banking. He was shrouded by the government as not like Lehman Brothers. Goldman Sachs was an asset bubble machine in the world, also was successful bank. Goldman inflated the bubbles not only money but also commodities. For instances, gas was passed into other hands after the situation of initial state the time of 27. In each chaining, price of gas was over again determined. Let‟s define Goldman in details and learn the role of collapsing of Lehman. Goldman was

www.sfinance.org


established in 1882 by Marcus Goldman who was to be an Ashkenazi. When Lehman was trading commodities, Goldman was trading money. Goldman was master of using money, such that Goldman was the backstage of 1929 great depression. They used the stocks and made Ponzi scheme. Actually, Goldman traded and invested on same assets with Lehman. However, they had a small difference. They were everywhere. Goldman administrators came from USA management, central banks, treasury etc. For instances, treasury secretary was Henry Paulson in that period and he was the CEO of Goldman before. And he decided which the bank was collapsed Of course, that bank was the Lehman against Goldman. In conclusion, we mentioned about approximately 32 million Lehman Brothers stocks which was to be short selling. We think that, except all other effects, this problem weld up because of not being effective and successful managers in huge companies. Firms should grow up more managers who well supported more efficiency SOME ANECTODES • We can tell about some anecdotes related to Muhammed El Arian who is the manager of Pimco which is the most significant bond fund company. That black day, Arian said his wife that getting all money from the bank. • The rescue negotiation of Lehman Brothers was liked to “chicken game”. • Bain Capital and Clayton Dubilier& Rice offered new bid for Lehman Brothers. Those offered was only 5 billion$. KKR & Co. offered bid for the part of investment of Lehman Brothers. • The value of his stocks decreased %53 percent just in 2 days. Murat Barbaros, International Trade and Finance, 4.Class mrtbarbaros@gmail.com Ömer Kartal, International Trade and Finance, 4. Class omerkartal@gmail.com


Perception of Positive Difference

w

Many years ago, there was a white piece of stone on my study table. I found that stone under the sea while I was trying my first diving. When my friends came to my house to study, they always wondered this stone. They asked what it was, why it was on your table, etc. I could not say that this stone was found very interesting by my friends. This stone was meaningless for my friends, it was just a stone, but it has a lot of meanings for me. On your desk, in your house or work place, there can be ornaments or other kinds of goods which have many memories. These goods may not be special or may not be marvelous, according to others. However, for you, it has a meaning. It establishes a bond with the past and memories. When we analyze this meaning in terms of brands and goods, some of them are not preferred, although they are advertized for many times. From this point of view, it should be remembered that difference and meaningfulness are very important for brands and goods. Nowadays, brands try to be different in following strategies. Each brand tries to be different and they seek new ways to be different. They want to do their best, they have to be different. They have to make meaningful differences, not just for the sake of conversation. Many successful brands both make differences and take meaningful steps. In other words, “successful brands” apply “meaningful differences”. So, what is meaningful difference? First of all, we have to explain some terms. Difference means, factors which distinguishes one objective from another. Everybody can see differences but it cannot be important for everyone. Meaningful difference emphasize the word of “importance”, in other words, it gives meaning to the brand. It affects the choices of customers. In the meaningful difference of a brand, there can be many factors. For example, you can use the same detergent just like your mother used the one in your childhood. When you want to buy a car, you can think money saving or the attractive or

24/

economic sides of the car. Meaningfulness can be in everything as functional, emotional, touchable, abstract or tangible. This concept is can be relative, changes from person to person. So, what is the worth of this meaningful difference? While people are purchasing something, they want to find what they seek; they can choose the goods with reasonable prices. However, according to the research “Brand Dynamics” made by Millward Brown, while buying a product, customers add additional the reasons to choose the goods. Maybe, they can often buy this product because the brand satisfies his/her needs. The meaningful difference is a critical factor. While choosing a product, the customers take two things into attention: “good” and “meaningfulness. ” For example, Coca Cola makes differences with its campaigns. They take the attention of people. Their motto is “Open Happiness”, which means “Mutluluğa Kapak Aç” in Turkish. They give a different meaning to the drink: If you want to be happy, drink Coke. When we analyze the most profitable and successful brands in the world today, we hear that meaningful differences is very important behind this success. The world‟s biggest and most powerful brands have not privileges. The most successful brands do not try everything on people. Sometimes customers make their own choices on their own. Privileges are required but they cannot be effective. In some categories, positive advertisements are enough to change the perspectives of people. However, without differences, the cheapest brand can be a good option. On the other hand, meaningful differences can take the attention of customer and encourage her to choose the brand.

www.sfinance.org


People always give a meaning to everything in their lives, whether it is. It can be a brand, a souvenir or just a stone. Finally, if you have to give people a reason to choose your brand in order to build a valuable thing. Celal Başol, Izmir University of Economics, Business Administration, Retail Management, 3.Class celalbasol@gmail.com (Makalenin Türkçesine www.sfinance.org adresinden ulaşabilirsiniz.)

25/

www.sfinance.org


FİNANSAL ANALİZ İLE TÜRKİYE'Yİ TEMSİL EDECEKLER

(14-15 Mart tarihlerinde Londra‟da düzenlenecek finale gidecek olan ekip baĢarılarını Ġzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet BaĢkanı Ekrem DemirtaĢ ve Rektör Vekili Prof. Dr. Tunçdan Baltacıoğlu ile paylaĢtı. ) Soldan sağa:Doç.Dr. C.Coşkun Küçüközmen,Prof.Dr.Tunçdan Baltacıoğlu, İ.Onur Öz, Ekrem Demirtaş, Seda Tunç, Yekta Takım, K.Çağlar Göğebakan, Ünal Seven. Ġzmir Ekonomi Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi araĢtırma görevlilerinden oluĢan ekip, finans piyasasındaki en önemli sertifikasyon kurumu olan CFA (Charted Financial Analyst) tarafından düzenlenen yarıĢmada, rakiplerini geride bırakarak, birinci oldu. CFA tarafından düzenlenen CFA Enstitüsü Küresel Yatırı AraĢtırma YarıĢması‟na (CFA Institute Global Investment Research Challenge) ilk kez katılan Ġzmir Ekonomi Üniversitesi ekibi, TOFAġ Ģirketinin finansal analizine ve değerlemesine yönelik hazırladıkları raporun sunumu ile Mart ayında Ġngiltere‟de düzenlenecek olan finallerde Türkiye‟yi temsil etme hakkı kazandı. Sabancı Center‟da gerçekleĢtirilen Türkiye finalinde, Boğaziçi, Sabancı ve Bilkent Üniversite‟lerini geride bırakan Ġzmir Ekonomi Üniversitesi, Londra‟da ülkemizi temsil etme hakkını elde etti. Ġ. Onur Öz, Seda Tunç, Yekta Takım, K. Çağlar Göğebakan ve Ünal Seven‟den oluĢan ekip, yarıĢmaya Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. CoĢkun Küçüközmen ile sektör danıĢmanı John Hunter danıĢmanlığında hazırlandı. Ġzmir Ekonomi Üniversitesi ekibi, 14-15 Mart tarihlerinde Londra‟da düzenlenecek finalde Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesel finalinde yine TOFAġ sunumu ile Türkiye‟yi temsil edecek. CFA nedir? CFA (Charted Financial Analyst), dünya finansal piyasalarında geçerliliği olan en önemli sertifikasyon kurumudur. CFA (Sertifikalı Finansal Analist), her yıl küresel bazda "CFA Institute Research Challenge” yarıĢmasını düzenlemektedir. YarıĢmaya geçen yıl 45 ülkeden 546 üniversite 2 bin 500‟den fazla öğrenci ile katılmıĢtır. Genellikle prestijli üniversitelerin temsilcileri bu yarıĢmaya katılmaktadır. Öğrenciler bu yarıĢma kapsamında hangi ülkeden yarıĢmaya katılıyorlarsa oradaki CFA kurumu tarafından kendilerine verilen bir Ģirketi değerlendirdikleri bir rapor ve beraberinde bir sunum hazırlamaktadır. Raporun kabulü halinde, üniversiteler sunuma davet edilmektedir.

26/

www.sfinance.org



sfinancemartsayisi