Page 1

F

O

B ÜL T M E S E

Fotoğraf ve Sinema Emekçileri SAYI 1/MAYIS-2018

M

GÜNDE

KÜLT

ÜR-S

RÖPORTAJ

ANA

T

TILAR

ALIN YAŞAMDAN

BİZDEN Karanlık Oda Sosyalizme Giden Yolu Aydınlatıyor!


M E D GÜN Soma’da, madenciyi tekmeleyen dönemin Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in, madenciden özür dilemesi üzerine; Barış Atay’ın attığı bir tweete, Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan’ın ‘‘Lütfen bu adama haddini bildiririz’’ başlıklı köşe yazısında hedef gösterdiği sanatçı Barış Atay 16.05.2018 tarihinde, gözlatına alındı. 1 günlük gözaltı sonrası serbest bırakılan sanatçının ilk açıklaması, ‘‘Söylediklerimiz anlamını yitirmiş değil’’ olurken, Ahmet Hakan ‘‘Benim çağrım polise, savcıya değil İnce ve Akşener’eydi” diyerek pervasızlığını sürdürmeye devam etmiştir. Barış ATAY, AKP faşizminin karşısında durduğu için hedef gösterilmiş ve gözaltına alınmıştır. #BarişAtayYalnızDeğildir

Müzisyen Erdoğan Emir de devletin ‘sakıncalı’ listesinde!

Aydın Nazilli’de bulunan Alevi Kültür Derneği, 5 Mayıs Cumartesi günü müzisyen Erdoğan Emir’in katılımıyla konser düzenlemek istedi. Dernek yetkilileri izin için önce kaymakamlığa daha sonra emniyete başvurdu. Konsere izin vermeyen emniyet yetkililerinin Emir için “Bu kişi kırmızı kalem ile işaretlidir, burada bu sanatçıyı çıkaramazsınız” ifadesini kullandığı öğrenildi.

“İşimi geri istiyorum” talebiyle Konak meydanında direnen ve 183 gündür açlık grevinde olan Mahir Kılıç’ın ve 5 arkadaşının direnişi, Karşıyaka Belediyesi’nde işe başlamalarına yönelik protokolü imzamalarıyla zaferle sonuçlandı. Konak’ta işi, ekmeği, onuru için direnenlere selam olsun. YAŞASIN DİRENİŞ, YAŞASIN ZAFER!


Katil ABD’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdığı büyükelçiliğinin açılışını protesto etmek için sokağa çıkan Filistinlilere İsrail askerleri ateş açtı. Şu ana kadar en az 60 Filistinli katledildi, 2000’den fazlası yaralandı. ABD’nin büyükelçiliğini taşıdığı Kudüs de dahil tüm işgal ettikleri yerler; binlerce Filistinli yurtseverin kanıyla, canıyla sulanmıştır. Emperyalist ve Siyonist işgale karşı direnişin 70 yıllık tarihi vardır o topraklarda. Filistin topraklarıdır oralar. ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi istediği kadar saldırsın, yakıp yıksın, katletsin; Filistin topraklarında işgalci oldukları gerçeğini asla değiştiremeyecekler. Tarih, ABD ve İsrail’in katliamlarını yazdığı gibi; Filistin’in özgürlüğünü, ABD ve İsrail’in Filistin topraklarından defolup gideceğini de yazacak! Emperyalistler ve işbirlikçileri yenilecek, direnen Filistin halkı kazanacak! Kahrolsun ABD Emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi! Yüksel Direnişi’nin 553. günü ‘‘ Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın özgür Filistin,kahrolsun katil israil!’’. Faşizme, OHAL’e, KHK’lara karşı mücadelenin sandıkta değil, sokakta verilmesi gerektiği düşünceleriyle direnişe devam eden Yüksel Direnişçileri onur mücadelelerinin 555. gününde.


FOSEM TV HAPİSHANEDEN BİLDİRİYOR! Sevgili FOSEM TV izleyicileri merhaba. Bu sefer değişik bir röportajla karşınızdayız. Bugüne kadar ki çekimlerimizde hep kamera arkasında olan çalışanımız İsmail Cengiz Mumcu, bildiğiniz gibi 4 Ekim 2017 tarihinden beri tutsak. Direnmenin, devrimci sanatın her alanda üretmek olduğunun bilinciyle direniyor ve üretiyoruz. Çalışanımız İsmail Cengiz Mumcu’da bu amaçla tutuklu bulunduğu Burhaniye T Tipi Hapishanesi’nde yaptığı röportajları bizlere ulaştırdı. Normal şartlarda 2-3 saatte yapılabilecek bir röportajı, hapishane koşullarında yaklaşık 1 ay sürüyor. Birbirleri ile görüşmelerine izin verilmeyen ve sohbet hakları kullandırılmayan tutsaklar, mektup aracılığı ile haberleşebiliyorlar. Bu da röportajın hazırlanma süresini 1 aya çıkartıyor. Röportaj dizimizde ilk olarak yine Burhaniye T Tipi Hapishanesi’nde tutsak olan Grup Yorum üyeleri Bahar Kurt ve Betül Varan ile yaptığımız röportaja yer veriyoruz. Buyurun hep birlikte okuyalım demir parmaklıklar, taş duvarlar ardından yapılan röportajın kısa bir bölümünü yayınlıyoruz… Merhaba sevgili Bahar ve sevgili Betül nasılsınız? Grup Yorum ve FOSEM olarak uzun zaman birlikte çalışma yürüttük sizlerle. Şimdi ise

aynı hapishanede ayrı dosyalardan tutukluyuz. Aramızda birkaç demir kapı ve en fazla 100 metre mesafe var. Ama ne sesimizi birbirimize duyurabiliyoruz, ne de görüp sıkı sıkı sarılabiliyoruz. Bunların hiç biri sohbet etmemize engel değil elbette. Grup Yorum nasıl her koşulda türkülerini söylemeye ve üretmeye devam ediyorsa, FOSEM TV’de her koşulda gerçekleri halka ulaştırmaya devam ediyor. Bu vesile ile biz de FOSEM TV olarak sizlerle bir röportaj yapmak istedik. Öncelikle geçmiş olsun diyelim. Nasıl ve nereden gözaltına alındınız? Betül: Ben Fransa’ya festivale giderken havaalanında gözaltına alındım. Pasaport kontrolünden beni havaalanı karakoluna götürdüler. Orada bana geçmiş bir mahkemem olduğunu ve birkaç saat bekleyip sonra da mahkemeye çıkarılacağımı söylediler. Ama tabi bunların hepsi yalanmış. Çünkü 10-15 dk. Sonra TEM Şubeden polisler geldi ve beni Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüler. Nedenini de mahkemeye çıkarılana kadar öğrenemedim. Bahar: Ben, 24 Eylül Pazar günü, iki saat sonra başlayacak imza günümüze hazırlanırken, kültür merkezimizin basılması sonucu gözaltına alındım. Her şeye rağmen ‘ille kavga’yı çıkardık. Kurumumuzun etrafını onlarca


zırhlı araçla sardılar, kar maskeli özel harekat timleri içeri girdiler. Çocuklar dahil herkesi yere yatırdılar. Baskını türkülerimizle, sloganlarımızla ve halaylarımızla karşıladık. Çünkü gururluyduk, sevinçliydik. Acizliklerine güldük ve umudumuzla direndik. Grup Yorum’un tahliye olan üyeleri hapishaneden çıkmadan tekrar gözaltına alınıp tutuklanıyor. Dışarıda olan üyeleri de ‘terör listeleri’ne alınıp, başlarına para ödülü konulup aranır duruma sokuluyor. Buna rağmen Grup Yorum türkülerini söylemeye ve üretmeye devam ediyor. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz bizlere? Betül: Grup Yorum ilk defa bu saldırılara maruz kalıyor. Faşizm 33 yıldır Grup Yorum’a her türlü baskıyı uyguluyor. Yeri geldi albümlerimiz kurşunlandı, yeri geldi albüm kayıtlarımız çalındı, enstrümanlarımızı kırdılar, kültür merkezimizi basıp talan ettiler. Her saldırdıklarında bir adım daha ileriye atıldık. Üretmeye devam edeceğiz. Bahar: Grup Yorum’a yönelik ‘bir an bile nefes aldırmama’ politikası var. Milyonlara konser veren bir müzik grubunun üyelerini ‘aranan teröristler’ listesine alıyorlar. Terör listeleri Yorum’un meşruluğunu gölgeleyemez. Halkımız, Yorum dinlemenin bir bedeli olduğunu bilir ve yeri geldiğinde de

öder. Bu günler gelip geçicidir. Her şeye rağmen faaliyetlerimiz, konserlerimiz devam ediyor. Türkülerimiz kazanacak! Son olarak buradan FOSEM TV aracılığıyla iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? Betül: Son olarak şöyle demek istiyorum. Bu saldırılara, baskılara 33 yıldır teslim olmadık ve olmayacağız da. Nasıl ki Pir Sultan’lar, Yılmaz Güney’ler, Mahzuni Şerif’ler her koşulda üretmeye devam ettilerse, biz de her ne olursa olsun üretmeye devam edeceğiz. Grup Yorum tutuklamakla bitmez. Yorum 19 kişiden ibaret değildir. Grup Yorum 80 milyondur, halktır ve faşizm 80 milyon halkı teslim alamaz. Tarih kanıtlamıştır, her zaman direnenler kazanmıştır. Şimdi de yine biz kazanacağız, halk kazanacak. Ve daima emperyalizm ve faşizme karşı ‘ille kavga’ demeye devam edeceğiz! Tutsaklık koşularında böyle bir röportaj yapmak bizim için de çok önemli ve anlamlı. Hangi koşulda ve nerede olursak olalım, üretmeye ve direnmeye devam edeceğiz. Buradan FOSEM TV izleyicilerine ve sayfalarını bize açan Tavır Dergisi’ne selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Hepinizi çok seviyoruz. Biz kazanacağız!

FOSEM TV


Yapımı:2016 - İngiltere , Fransa , Çek Cumhuriyeti Tür:Biyografi, Gerilim, Savaş, Tarih Süre:120 Dak. Yönetmen:Sean Ellis Oyuncular:Cillian Murphy, Jamie Dornan, Toby Jones, Harry Lloyd, Charlotte Le Bon Senaryo:Sean Ellis, Anthony Frewin Yapımcı:Sean Ellis, Léonard Glowinski 1941’in sonlarında Çekoslovakya, Nazi Almanyası kontrolündedir. Alman güçlerinin başında yer alan Reinhard Heydrich aynı zamanda Yahudileri Avrupa’dan tamamen temizleme planının (Nihai Çözüm) arkasındaki isimdir.

Sürgündeki Çekoslovak Hükumeti ve İngiliz gizli servisinin desteğiyle Jozef Gabčík (Cillian Murphy) ve Jan Kubiš (Jamie Dornan) adında iki ajan Çekoslovakya’ya gönderilir. Anthropoid Operasyonu’nun amacı, Heydrich’i öldürmektir, ancak bu güçlü adamın canını almak kolay olmayacaktır. Dünya halklarının mücadele deneyimlerine örnek olabilecek olan bu film önerimizde, özgürlükleri uğruna savaşan, teslimiyeti reddeden bir halkı temsil eden bir grubun kanlarının son damlasına kadar mücadele ettiklerini izleyeceksiniz.


Bir görüntü binlerce sözcüğün anlattığından çok daha fazlasını anlatır. Biz, bu bilinçle tutuyoruz elimizdeki kamera ve fotoğraf makinalarını. Fotoğraf makinamız ve kameramızla, görüntünün altındaki esas gerçekleri görünür kılmaya çalışıyoruz. Fabrikalardan tarlalara, köylerden gecekondulara, okullardan dağlara… yani insanın oluğu her yerde; halkımızın sevinç ve acılarını, adaletsizliğe ve haksızlığa karşı mücadelelerini, bu mücadelenin bir parçası olarak, fotoğraf ve sinema sanatıyla yarına taşımaya çalışıyoruz. Bu bilinçle üretmeye çalıştık sanatımızı. Bu bilinçle üretmeye, halkımızla birlikte, halkın ve haklının kavgasının içinde geleceğe

yürümeye devam edeceğiz. Geçmişimizi bilmenin, geleceğe yürüyüşümüzde bizi güçlendireceğini biliyoruz. Bu inancın sonucu işte bu kitapla karşınızdayız. Bu yürüyüşte, kendimizi devrim mücadelesi içindeki fotoğraf ve sinema sanatçıları olarak bilip-tanımladığımız günden bugüne değin, Kültür Sanat Yaşamında TAVIR Dergisi aracılığı ile söylediklerimizi bir araya getirmek istedik. Tahmin edeceğiniz üzere, bugüne değin söylediklerimiz bir kitabın sınırlarını çok aşıyordu. Bu kitabın içinde sadece bir kısmını paylaşabiliyoruz şimdilik… Bu vesileyle bir kez daha yinelemek isteriz ki; ‘Karanlık Oda Sosyalizme Açılan Yolu Aydınlatacak!’ FOSEM Fotoğraf ve Sinema Emekçileri


EN

D Z İ B

KARANLIK ODA SOSYALİZME GİDEN YOLU AYDINLATIYOR! Sabah gazeteyi elimize aldığımızda, günlük haberlerle bağlantılı olarak irili ufaklı bir sürü fotoğrafla karşılaşırız. Yolda giderken ilan panolarına, duvarlara yapıştırılmış tüketimi özendirici reklam fotoğrafları görürüz. Bir kuruma kaydımızı yaptırırken, bir işe girerken, bir belge çıkartırken istenen başlıca evrakların içinde mutlaka vesikalık fotoğrafımız da yer alır. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Yüz elli yıllık geçmişiyle, teknik alanda gerçekleşen buluşların fotoğraf makinalarına ve malzemelerine yansımasıyla birlikte fotoğraf; yediden yetmişe hepimizin yaşantısında kendisine bir yer edinmiştir. Bugün, ömründe hiç fotoğraf görmemişlerin sayısı okyanusta damla kadardır. Bütün bunlara karşın, sıradan birine “Fotoğraf sanatı üzerine ne düşü-

nüyorsun? Hiç sanat fotoğrafı gördün mü?” vb. sorular yönelttiğimizde büyük bir olasılıkla alacağımız yanıt bir kaç sözcüğü geçmeyecektir. Fotoğraf sanatının, sınıflar mücadelesinde etkin olarak kullanılmamasının, Türkiye emekçi halklarına ulaştırılamamasının en büyük nedeni; fotoğraf sanatçılarının büyük çoğunluğunun küçük burjuva kökenli olmasıdır. Fotoğraf sanatının, küçük burjuva fotoğraf sanatçılarının tekelinde bulunmasının nedenlerini ekonomik temellerde aramak gerekir. Fotoğraf, çekiminden izleyiciye ulaştırılmasına kadar, sürekli para harcanmasını gerektiren bir uğraştır. Fotoğraf çekimi için en azından bir fotoğraf makinası ve film gereklidir. Pozlanmış filmin banyosunu, karta aktarılmasını da hesaplarsak, yüklüce bir miktar çıkar karşımıza. Zaten geçim sıkıntısından bunalan, kuruşların hesabını yapmakta olan emekçi halkımızın, fotoğraf alanında çalışmalar yapması çok zordur. Fotoğraf alanında söz sahibi olan küçük burjuva sanatçılar, düşünce ve değer yargılarını ürünlerine de yansıtmışlardır. Sanat her zaman, sınıfsal bir nitelik taşımıştır. Çağımızda burjuva


dünya görüşünü dile getiren sanat da sınıfsal karakteri gereği yozlaşmıştır. Fotoğraf sanatının sınıfsal niteliğini göz ardı edenler, burjuva ideolojisine denk düşen kaygılarla anlaşılmaz görüntülerin elde edildiği, estetik kaygıların ön plana geçtiği, iletilmek istenen herhangi bir mesajı olmayan ürünler ortaya koymaktadırlar. “Seslendiği kitlenin bilgi ve deneyimlerine hiçbir şey katmayan, onları geldikleri gibi geri gönderen, kaba içgüdüleri gıcıklamaktan ve ham ya da içi geçmiş görüşleri beslemekten başka bir tasası olmayan sanatın değeri sıfırdır.” diyor Bertolt Brecht. Ne yazık ki, bugün üretilen sanat fotoğraflarının büyük çoğunluğu bu tanımın kapsamı içinde yer almaktadır. Ayrıca, çeşitli kurumların, fotoğraf malzemesi üreten firmaların açmış oldukları fotoğraf yarışmalarında, konunun “nü, portre, turistik yerler, vs.” olarak belirlenmesi fotoğraf sanatçısını dar kalıplar içine hapsetmekte, burjuvazinin istemlerine göre ürünler ortaya koymasına neden olmaktadır. Fotoğraf alanındaki olumsuz örneklerden yola çıkarak, ülkemizde iyi ürünler olmadığını söylemek yanlış olur. 60’lı ve 70’li yılların sonlarında, özellikle toplumsal muhalefetin yükseldiği

yıllarda gelişen süreçten etkilenen sanatçılarda günceli estetik yaklaşımlarla yarına ulaştırabilmenin kaygısını taşımışlardır. Dönem dönem bireyler ya da kısa süreli yaşayan gruplar tarafından güzel fotoğraflar üretilebilmiştir. Fotoğraf sanatını yozlaşmış burjuva beğeni ve dünya görüşünden kurtarmanın yolu onu sınıfsal niteliğiyle değerlendirmekten geçer. Fotoğrafın gücü yadsınamaz bir gerçektir. Dünya fotoğraf tarihinden ve ülkemizdeki fotoğraflardan vereceğimiz çarpıcı örnekler, bu gücü kanıtlamaya yeterli olacaktır. devam edecek...


1D1A1K 1Deyim, diCiğeri beş para etmemek: Değersiz, ken kim sine güvenilmez, korkak, aşağılık (bir a, se olmak).”Bırak, ondan söz etme ban .” yok işim rla ciğeri beş para etmez adamla 1Atasözü, : Son pişmanlık fayda vermez (etmez) anın olm İş işten geçtikten sonra pişman yararı yoktur. 1Kelime, Dalkavuk: Kendisine çıkar sağlayacak teolanlara aşırı bir saygı ve hayranlık gös , skâr hulu se, rerek yaranmak isteyen kim ak, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yalt . yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı

sız oyunLübnan asıllı Fran nes Film cu Manal Issa, Can ı halısı Festivali’nin kırmız birden üzerinde yürürken kağıdın durarak beyaz bir zı ile üzerine kırmızı ya saldırı“Gazze’ye yönelik erek ları durdurun!” Diy protesto etti.

Sana t derin halka aitt i geniş kökleriyl r. En e bir emek lik kökle ç rine i kitleler te g Kitle i ler ta irmelidir n rafın . anlaş d ı lidir. lmalı ve s an e K ların itlelerin vilmeı, dü d uygu şü irade sini y ncelerini onlar a v ı yüc nsıtabilm e eltm e elidir li, . LEN İN

ında, ru r a l r a m çlü bir alkın da Sanat h üs eden çok gü n bu uf te hunda n oplumlar, tarih gelenek i, .T olgudur ını, sevinçlerin sıtmışr a an ıl yana ac rini bu yolla y ların rle alk ve kültü at bu yanıyla h çlığı, n aa a lardır. S slemiştir. Halk tmış be n la ruhunu ürüyü a delede m ö s , u ğ a yoksullu ortak bir müc iştir. a r a r l em ve halk nu göst ylenen u l o y n ö şu kurtulu kence altında s rısı ş i çağ Baskı ve ir halka savaş . üb ermiştir k v r ç ü ü t g r i a b ar r. Halkl ini hatır olmuştu ihini, değerler izin tar lmasına u t Halkın u n u e asla latmış v tir. iş vermem

Fosem Bülteni  

sayı 1/mayıs 2018

Fosem Bülteni  

sayı 1/mayıs 2018

Advertisement