Issuu on Google+

ÜNLÜ DÜŞÜNÜR FEHMİ HÜVEYDİ: “TÜRKİYE’NİN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ BELEDİYELERDEN BAŞLADI”

-Bülten

İstanbul ve Uluslararası Kent Gündemi Bülteni

Ocak 2010 Sayı. 03

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ | DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ

2009 Yılının Panoraması

İSTANBUL: KÜRESEL MERKEZE DOĞRU

Nostalji ve Modernitenin Harmonisi Kardeş Şehrimiz

BARSELONA Japonya Başkonsolosu ile içten bir söyleşi

Dostluğumuz Ebedi


SÖZE BAŞLARKEN

BU SAYIDA PARİS’LE İŞBİRLİĞİNİ DERİNLEŞTİRMEK Üzerinde bir yıldan uzun süredir çalıştığımız Paris–İstanbul İşbirliği, bu yaz Türk Sezonu’nda karşılıklı imzalarla protokole döküldü. Şimdi bu işbirliğini kentlerin karşılıklı çıkarlarına uygun olarak kullanmak için çalışmalara başlıyoruz.

Sayfa

İstanbul: Küresel Merkeze Doğru 2009 yılı küresel vitrinde İstanbul’un çokça yer aldığı ve adından çok söz ettirdiği bir yıl oldu. 21. yüzyılın en önemli problemlerinden “su sorunu”, kelimenin tam anlamıyla dünyanın dört bir yanından, 192 ülkeden devlet başkanlarından, su konusunda uzmanlara kadar çeşitli düzeylerde 30 binin üzerinde katılımcı ile İstanbul’un yeni ve modern kongre merkezi Sütlüce’de başarıyla gerçekleştirdik. Yerkürenin çözüm aradığı bir diğer acil sorun ise tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizdi. Bu bağlamda paranın patronları; Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ve bunun yanısıra krizin de sorumlusu olarak gösterilen finans sektörünün önde gelen isimleri tarafından İstanbul’da yapılan Guvernörler Kurulu Toplantıları ve yan etkinliklerinde küresel krizden çıkış yolları arandı ve yeni dönemin yeni stratejileri belirlendi. Dünyanın önde gelen kent düşünürleri, şehircilik alanında uzmanlaşmış akademisyenler ve kent politikacıları, İstanbul’u araştırdı. Bu bağlamda İstanbul 4-6 Kasım 2009 tarihleri arasında Urban Age Konferansına ev sahipliği yaptı. Görüldüğü gibi dünyanın çeşitli ülkelerinden, onlarca devlet başkanı, başbakan, bakan, önde gelen entellektüeller, fikir önderleri ve uzmanların mutlaka uğramasını gerektiren İstanbul, global sorunlara global çözümlerin alındığı bir karar merkezi olmaya başladı. İçinde bulunduğumuz yıl ise Avrupa Kültür Başkentliği payesinin gücünü de arkasına alan İstanbul’un bölgesel ve küresel merkez olma vizyonuna bir adım daha yaklaştıracaktır. Kentlerle işbirliklerimize bir yandan yenilerini eklerken bir yandan mevcut işbirliklerini derinleştirmek ve bu işbirliklerini İstanbul’a fayda sağlayacak şekilde geliştirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu sayıda, 2009’un çok kısa bir panoraması, 2010 Japonya Yılı olması münasebetiyle, İstanbul sevgisini gizlemeyen Japonya Başkonsolosu ile keyifli bir röportaj ve yine özel kent gündemi haberleri ile bir bülten sizleri bekliyor. Selamettin Ermiş Dış İlişkiler Müdürü

KAZABLANKA İLE İŞBİRLİĞİ

Sayfa

Fas'ın Marakeş şehrindeki 5. Afrika Kentler Zirvesi sürerken Fas'ın bir başka kenti Kazablanka ile İstanbul arasında işbirliği protokolü imzaladık.

İstanbul AB’ye yeni ofisinde hazırlanacak. Sayfa 4’te Afrika Kentler Zirvesi’nin açılışını Başkan Topbaş yaptı Sayfa 4’te Milano Belediye Başkan Yardımcısından Başkan Topbaş’a Ziyaret Sayfa 5’te

Görüş, öneri, istek ve eleştirileriniz için; irelations@ibb.gov.tr adresine e-mail atınız. Tel: 455 21 85 Fax: 455 26 42 e-bülten

1


RÖPORTAJ JAPONYA İSTANBUL BAŞKONSOLOSU KATSUYOSHI HAYASHI İLE DOSTÇA BİR SÖYLEŞİ -

“Çeşitliliğinin derinliği, İstanbul’u çekici kılmakta.” “Belki ülkelerimiz birbirine uzak, Asya kıtasının iki ayrı ucunda ama 120 yıllık geçmişi olan ebedi bir dostluk ilişkimiz var.” “İstanbul, keyfi çıkarılacak bir şehir. İstanbul hayatın tadını çıkarmak için Japon kentlerinden daha güzel”. 2010 Türkiye’de Japonya Yılı. Film festivalinden, kaligrafiye çok geniş bir yelpazede ilgi çekecek programlar var. Bu yıl, Türklerin Japonya’yı yeniden keşfetmesi için önemli fırsatlar sunuyor.

ANALİZ

İZLENİM

KARDEŞ ŞEHİRLERLE İLİŞKİLER: İSTENİLEN DÜZEYE GELMEK İÇİN NELER YAPILMALI?

DOSYA

İKLİM ZİRVESİ: KENTLER HEM SUÇLU HEM MAĞDUR, BAŞKAN TOPBAŞ’IN YEŞİL İSTANBUL PROJELERİ TAKDİR TOPLADI

NOSTALJİ VE MODERNİTENİN HARMONİSİ: KARDEŞ ŞEHRİMİZ BARSELONA Hulusi KÖSE

İSLAM BAŞKENTLERİ VE KENTLERİ TEŞKİLATI (OICC) Hüseyin Özgür ÜNSAL

Dr. Oğuz CAN

Adem VARICI

AFRİKA

AMERİKA

AVRUPA

ASYA

DÜNYANIN KENT GÜNDEMİ Türkiye’de Japonya Yılı Etkinlikleri Başladı “Geleceğin Enerjisi Dünya Zirvesi” Abu Dabi’de Başladı Suudi Arabistan'da Şehir Planlama Konferansı Yapıldı Şehirler İttifakı Yıllık Toplantısı Hindistan’ın Bombay Kentinde Yapılıyor Tahran Bilim Forumuna Hazırlanıyor Yaşam Kalitesi ve Sürdürülebilirliği Geliştirmede Öncü Bir Kent: Zürih Dünyanın En Zengin Ve En Pahalı Şehirleri Belli Oldu Amsterdam Belediyesi Karbon Emisyonu İzleme Sistemi Kuruyor EUROCITIES Çevre Ve Ekonomik Kalkınma Ortak Forumu Madrid’de “Şehirlerin Geleceği” Konferansı Londra'da Düzenlenecek Washington 2010 Karbon Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapıyor ABD’de Açlık ve Evsizlik Problemleri Rekor Seviyeye Ulaştı Yeni Yeşil Ekonomi Konferansı ABD’nin Washington Kenti’nde Yapılıyor Mexico City “İklim İçin Belediye Başkanları Dünya Konseyi’nin (WMCCC)” Başkanı Oldu Uluslararası İnovasyon, Yönetim ve Teknoloji Konferansı Güney Afrika’da Yapılacak 5. Afrika Kentleri Zirvesi Marakeş’te (Fas) Yapıldı

PANORAMA 2009  DÜNYA SU İÇİN İSTANBULDA BİR ARAYA GELDİ  1 MİLYON ETİYOPYALIYI SUYA KAVUŞTURDUK  DÜNYA EKONOMİK KRİZDEN ÇIKIŞI İSTANBUL’DA TARTIŞTI  BAŞKONSOLOSLARLA KAHVALTIDA BULUŞTUK

 GLOBAL CITY FORUM(ABU DHABI)  BERLİN’DE İSTANBUL  NALAS GENEL KURULU  URBAN AGE İSTANBUL  SAYILARLA 2009  FRANSA’DA TÜRK MEVSİMİ

2

Ocak 2010


Kazablanka ile İşbirliği Protokolü İmzaladık

Fas'ın Marakeş şehrindeki 5. Afrika Kentler Zirvesi sürerken Fas'ın bir başka kenti Kazablanka ile İstanbul arasında işbirliği protokolü imzalandı. İstanbul ile Kazablanka arasında işbirliğini karşılıklı geliştirmeyi hedefleyen protokolü Başkan Topbaş'la Kazablanka Belediye Başkanı Muhammed Sacid imzaladı. Başkan Topbaş imza töreninde yaptığı konuşmasında “İstanbul olarak karşılık beklemeksizin dünyanın çeşitli yerlerindeki sorunlara elimizden geldiğince yardım ediyoruz. Birleşmiş Kentler ve Ye-

e-bülten

3

rel Yönetimler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak Afrika’ya karşılıksız yardıma hazırız. Kalkınmak için Afrika’nın kaynakları kendine yeter. Aldığım bir maille Etiyopya’daki bir su sorunundan haberdar oldum ve bir çalışma ekibini Etiyopya’ya göndererek 1 milyon 200 bin Etiyopyalının suya kavuşmasını sağladık. Bu zirve aracılığıyla sizlerle beraber olmaktan çok memnunuz” dedi.


Afrika Kentler Zirvesi’nin Açılışını Başkan Topbaş Yaptı Fas'ın Marakeş kentinde düzenlenen 5. Afrika Kentler Zirvesi'ne katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG Eş Başkanı Kadir Topbaş, zirvenin açılışını yaptı.

Başkan Topbaş Küresel sorunlarla mücadelede ve bin yıl hedeflerinin gerçekleştirilmesinde Afrika Yerel ve Bölgesel Yönetimleri'nin katkısı ve desteğinin, birleşik ve kararlı bir Afrika sesinin büyük önem arz ettiğini ifade etti. 53’ünü Afrika elkelerinin oluşturduğu 100’e yakın dünya ülkesinden Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, Belediye Başkanları ve Valilerden oluşan 3000 kişinin katıldığı 'AfricitiesAfrika Kentler Zirvesi'nde Başkan Topbaş açılış sonrasında düzenlenen ilk oturuma da katılarak bir konuşma yaptı.

İstanbul Avrupa Birliği’ne Yeni Ofisinde Hazırlanacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği tarafından Ortaköy’de hazırlanan “AB Merkezi İstanbul Ofisi”, Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski’nin de yer aldığı bir törenle hizmete açıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın ev sahipliğini yaptığı törene Başbakan Erdoğan’ın Eşi Emine Erdoğan, Devlet Bakanı Egemen Bağış, Eşi Beyhan Bağış ve İstanbul Valisi Muammer Güler’in yanı sıra, milletvekilleri, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile yerli ve yabancı çok sayıda davetli katıldı. Törende konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu ofisin AB sürecine önemli katkıları olacağına inandığını ifade ederek, hayırlı olması temennisinde bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a AB çalışmalarında ortak kullanılacak binayı AB Genel Sekreterliği’ne tahsis ettiği için özellikle teşekkür ettiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “AB’ye katılım Türkiye'nin çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkma idealini gerçekleştirmek için çok önemli bir süreçtir. Bu bir medeniyet projesidir ve bu süreçteki kavgamızı yılmadan, usanmadan sürdüreceğiz” dedi. AB'ye, Avrupa'nın değerlerine ne büyük zenginlik kattığımızı göstermesi açısından İstanbul’un son derece önemli bir şehir olduğunu vurgulayan Recep Tayip Erdoğan, şehrin aynı zamanda Avrupa medeniyetinin köklerini içinde barındıran büyük bir çınar olduğunu kaydetti. Törende konuşmaların ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Eşi Emine Erdoğan, Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski, Devlet Bakanı Egemen Bağış, Eşi Beyhan Bağış, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İstanbul Valisi Muammer Güler, kurdele keserek AB Genel Sekreterliği İstanbul Ofisi’nin açılışını yaptılar. Erdoğan ve beraberindekiler, daha sonra binayı gezerek yetkililerden bilgi aldı.

4

Ocak 2010


Milano Belediye Başkan Yardımcısından Başkan Topbaş’a ziyaret Milano Belediyesi’nin (İtalya) Kültür İşlerinden Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı (Assessore alla Cultura) Massimiliano Finazzer Flory, gerek İstanbul ve Milano arasındaki ilişkilerin yakınlaşması, gerekse de İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti olması nedeniyle düzenlenebilecek muhtemel kültür faaliyetlerinin konuşulması amacıyla belediye başkanımız Sayın Kadir Topbaş’ı makamında ziyaret etti. Saraçhane Belediye Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede Milano Belediye Başkanı Letizia Moratti’nin selamlarını ileten Flory; tarih boyunca her açıdan çok önem taşımış olan Milano ve İstanbul şehirleri arasındaki kardeşliğe ve yakınlığa çok kıymet verdiğini ifade ederek “Tüm Avrupa, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak İstanbul’un ne kadar canlı bir etkinlik takvimine sahip olacağının farkında” dedi. Uluslararası platformda hem İstanbul’un hem de Milano’nun ekonomik, jeopolitik ve kültürel açıdan öneminin tekrar altını çizen konuk başkan yardımcısı, bu şehirlerin dünya barışına ve kültürüne yaptıkları katkının çok büyük olduğunu ifade etti.

e-bülten

5

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Türkiye ve İtalya arasındaki ilişkilerin gelişmesinden büyük memnuniyet duyduğunu ve bu bağlamda İstanbul-Milano arasındaki ilişkilerin ilerlemesinin de kendilerini son derece mutlu ettiğini belirterek başladığı konuşmasında, Milano’nun gerçekten farklı bir atmosfere sahip olduğunu ve kendisinin bir “Milano-sever” olduğunu söyledi. Topbaş, 2010’a girildiğinde birdenbire her şeyin tozpembe ve mükemmel bir hal almayacağını fakat bu şehrin değerlerine sahip çıkma anlayış ve felsefesinin doğup yükseleceğini anlattı. Başkan Topbaş, ayrıca İstanbul’un tarihi hakkında kısaca bilgi vererek, son arkeolojik kazılarda 8000 yıllık buluntulara rastlandığını, Hatta Altınşehir Mağaraları’nda 15 bin yıl öncesine dayanan yaşam izlerinin bulunduğunu ve insanların oradan Avrupa’ya geçtiğinin sözlerine ekledi. Görüşmenin sonunda Sayın Belediye Başkanı Yardımcısı, kendilerini ağırlamasından ötürü Sayın Kadir Topbaş’a teşekkürlerini sundu. Ziyaret, karşılıklı verilen hediyeler ve iyi niyet ifadeleriyle son buldu.


Paris’le İşbirliğini Derinleştirmek

Paris Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında 9 Ekim 2009 tarihinde imzalanan işbirliği protokolü kapsamında yürütülebilecek ortak çalışmaları görüşmek üzere Paris Belediyesinden bir heyet Dış İlişkiler Müdürlüğüne ziyaret gerçekleştirdi. İnsan kaynakları, ulaşım, kentsel planlama konularında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmalar yürütmeyi öngören

protokol dahilinde yapılabilecek işbirliği hakkında fikir alışverişinde bulunmak amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin farklı birimlerine bir dizi ziyaret gerçekleştiren heyet, 16 Aralık

2009 tarihinde Dış İlişkiler Müdürü Sn. Selamettin Ermiş ve İnsan Kaynakları Müdürü Sn. Mustafa Şahin tarafından ağırlandı. Paris Belediyesini temsilen gelen ve Paris Belediyesi Dış İlişkiler Departmanı Yerinden İşbirliği Proje Yöneticisi Gaëlle Henry ile Paris Şehircilik Atölyesi (APUR) Müdür Yardımcısı Andre-Marie Burlon’un içerisinde yer aldığı heyet üyeleri, görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmalar gerçekleştirmekten büyük memnuniyet duyacaklarını söyledi. Görüşmede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden uzman bir heyetin Paris Belediyesinin faaliyetleri ve işleyişini izlemek için Paris’e gönderilmesi yönünde bir çalışma gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varıldı. Görüşme İBB Dış İlişkiler Müdürü Sn. Selamettin Ermiş ve İBB İnsan Kaynakları Müdürü Sn. Mustafa Şahin’in heyet üyelerine hediyelerini takdim etmeleri ve karşılıklı iyi niyet temennilerini ifade etmeleriyle sonlandı.

6

Ocak 2010


BERLİN'DE 'İSTANBUL NEXT WAVE' SERGİSİ Almanya'nın başkenti Berlin ile İstanbul'un kardeş şehir olmasının 20. yıl etkinlikleri çerçevesinde Berlin'de 3 ayrı mekânda, "İstanbul Next Wave" adlı çağdaş Türk sanat sergisi açıldı. 12 Kasım 2009- 3 Ocak 2010 tarihleri arasında ziyaretçilerine açık olan sergide 300'den fazla eser sergilendi.

DÜNYA, SU SORUNUNU TARTIŞMAK İÇİN İSTANBUL’DA TOPLANDI Sayılarla Forum

5. Dünya Su Forumu, Dünyanın su konusunda en büyük tartışma platformudur. Dünya Su Forumu, su sorunlarına çözüm bulmak için, küresel işbirliğine doğru atılmış en önemli adımlardan biridir. Forum, su topluluğunun, bakanların, yerel yöneticilerin, parlamenterlerin, bilim adamlarının ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelmesini, birbirleri arasında bağ kurulmasını, tartışma ortamı yaratılmasını ve su güvenliği sağlamaya yönelik

33.058

192

Katılımcı

Ülke

200

59

Yerel Yönetici

Belediye Başkanı

9

1027

Devlet Başkanı

Akredite gazeteci

111

84

Oturum

Bakan

çözümler bulunmasını amaçlamaktadır. Zira, Su Forumu'nun ana hedefi; su konusunu siyasi gündemin üst sıralarına taşımaktır. Dünya Su Forumu, Dünya Su Konseyi tarafından her üç yılda bir, ev sahibi ülkenin yetkilileri ile sıkı işbirliği yapılarak düzenlenmektedir. 5. Dünya Su Forumu ise 16 – 22 Mart 2009 tarihleri arasında İstanbul'da başarıyla düzenlenmiştir.

DÜNYA KRİZDEN ÇIKIŞI İSTANBUL’DA TARTIŞTI

1 MİLYON ETİYOPYALIYI SUYA KAVUŞTURDUK

Bu yılki Dünya Bankası – IMF yıllık toplantıları 6 -7 Ekim 2009 tarihlerinde bir kültür ve tarih abidesi olan İstanbul’da gerçekleştirildi. IMF Yıllık toplantılarında; 186 ülkeden ekonomi bakanları, merkez bankası başkanları ve diğer üst düzey yetkilileri genel olarak küresel kriz ve bu krizden çıkış stratejilerine ilişkin konuları tartıştılar. Toplantılar ve seminerler bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde inşa edilen İstanbul Kongre Merkezi başta olmak üzere, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi ve bazı otellerde yapıldı. IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarına 13 bin delege ve 2 bin ziyaretçi katıldı. Uluslararası Para Fonu (IMF) -Dünya Bankası Yıllık Toplantıları sonrasında hazırlanan sonuç bildirgesi, ‘İstanbul Kararları’ olarak kayda geçirildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, TİKA ve İTO işbirliğiyle Etiyopya’daki su sıkıntısını gidermek üzere yürütülen çalışma tamamlandı. Etiyopya su sıkıntısını gidermek için Su Kaynakları Bakanlığı’nda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın katılımıyla tören yapıldı. Sondaj ekipmanı törenle bakanlığa hibe edildi. Törende Etiyopya Su Kaynakları Bakanı Aswaf Dingamo, açılan su kuyuları için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a teşekkür etti. Başkan Topbaş da susuzluktan büyük çaplı çocuk ölümlerinin olduğu Etiyopya'ya bu hizmeti götürmekten memnun olduklarını belirtti.

e-bülten

7


ABU DHABİ GLOBAL CITY FORUMU Global City, kamu ve özel sektör liderlerinin en güzel uygulamaları ve sürdürülebilir kent stratejilerini paylaştıkları önemli bir uluslararası forumdur. Reed Exhibitions tarafından organize edilen bu prestijli organizasyonun 4.sü dünya genelindeki şehirlerin küreselleşmesi ve sürdürülebilirliği üzerine odaklandı. Organizasyon Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Amerika’daki sembol şehirlerin deneyim ve uzmanlıklarının paylaşıldığı bir platform oldu. NALAS'IN GENEL KURUL TOPLANTISI İSTANBUL’DA YAPILDI NALAS’ın 5. Genel Kurul Toplantısı 10-11 Aralık 2009 tarihleri arasında İstanbul’da yapıldı. Marmara Belediyeler Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında NALAS Başkan Yardımcılığına Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin seçildi.

URBAN AGE İstanbul Konferansı Dünyanın önde gelen düşünürleri, akademisyenleri, yerel politikacıları İstanbul’u, sorunlarıyla ve güzellikleriyle ilk defa bu kadar derinlemesine inceledi. Tartışmalar ufuk açıcıydı. Londra Ekonomi ve Siyaset Okulu Şehircilik Bölümü (LSE Cities Programme) tarafından 2005’te başlatılan ve dünyanın önemli kentlerini, şehircilik ve kentsel sorunlar bağlamında mercek altına alan URBAN AGE (KENTLER ÇAĞI) Araştırması 2009’u İstanbul Yılı olarak belirlemişti. 5-6 Kasım 2009 tarihlerinde gerçekleştirilen URBAN AGE Konferansı dünyanın önde gelen kent yöneticilerini, uzmanlarını, akademisyenlerini ve düşünürlerini İstanbul’da bir araya getirdi. İstanbul Araştırmalarına dair bulguların sunulduğu konferansta ayrıca diğer kentsel sorun ve modeller tartışıldı. İstanbul’la ilgili bu entelektüel düzeyi yüksek tartışma platformunda çarpıcı fikirler, örnek modeller sunuldu, çağın kent ve kentli anlayışı eleştirel boyutta incelenerek geleceğin kentleri için ufuk açıcı vizyonlar ve yaklaşımlar ortaya kondu. Dış İlişkiler Müdürlüğü uzmanları tarafından http://issuu.com/irelations/docs/urban_age_istanbul_konferans__raporu/1?mode=a hazırlanan rapora ulaşmak için tıklayın: _p

8

Ocak 2010


BAŞKONSOLOSLARLA BULUŞMA 8 Temmuz’da İstanbul’daki başkonsoloslarla sabah kahvaltısında buluşan Başkan Topbaş, “2010 Avrupa Kültür Başkenti olan şehrimizde adımlarımızı atarken, konsoloslukların kendi ülkelerindeki tecrübeleri dinlemek istedik” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul’da görev yapan başkonsoloslarla sabah kahvaltısında bir araya geldi. Ortaköy’deki Feriye Lokantası’nda düzenlenen kahvaltıya aralarında ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Irak, İran, Sudan, Suriye ve Yunanistan’ın da bulunduğu 41 ülkenin başkonsolosu katıldı. Başkan Kadir Topbaş, toplantıya katılan başkonsoloslara 2. Abdülhamit Han’ın emriyle çekilen İstanbul fotoğraflarından oluşan ‘Eskimeyen İstanbul’ adlı kitabı hediye etti.

Dünyanın En Büyük İklim Zirvesi Kopenhag’da Yapıldı İklim değişikliğine adanmış dünyanın en büyük konferansı Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi, 7 – 18 Aralık tarihleri arasında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapıldı. Dünya tarihine “en önemli etkinliklerden biri “ olarak geçen zirveye 192 ülkeden 15 bini aşkın delege ile 30 bine yakın aktivist katıldı. Zirveyi, 5 bine yakın gazeteci izledi. İki hafta süren ve 105 dünya liderinin katıldığı toplantı 19 Aralık’ta sona erdi. Sera gazlarının atmosfere salınmasının azaltılması ve yoksul ülkelere temiz teknoloji için milyarlarca dolarlık yardım yönünde anlaşmaya varılması hedefiyle toplanan zirve, küresel sıcaklık artışının 2 dereceye ulaşmamasını amaçlayan çalışmalar ve gelişmekte olan ülkelere mali yardım yapılmasını öngören ''Kopenhag Mutabakatı'' ile sona erdi. Yasal bağlayıcılığı bulunmayan ve daha çok 'uzlaşı' niteliği taşıyan ''Copenhagen Accord'' başlıklı mutabakat metninde küresel ısınmada etkili olan sera gazı salınımının önemli oranda kısıtlanması gereğinin bilimsel açıdan da desteklendiği vurgulanarak, ''bu çerçevede küresel sıcaklık artışının 2 dereceden daha az olmasını sağlamak amacıyla gaz salınımında kısıtlama yapılması gerektiği'' ifade edildi. Mutabakat metninde, gelecek yılın sonuna kadar üzerinde uzlaşılan konulara yasal bağlayıcılık getirilmesinin ele alınması önerisi de yer alıyor.

Gelişmekte Olan Ülkelere Yardım Metinde az gelişmiş ülkelere yapılacak yardım konusu ise, ''Gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelerin adaptasyon çalışmaları için yeterli, öngörülebilir ve sürdürülebilir finansal kaynak, teknoloji ve kapasite geliştirme desteği sağlayacaktır'' ifadesiyle yer aldı.

Gaz Salınımı Gaz salınımıyla ilgili konular mutabakat metninde ''gelişmiş ülkelerin hedefleri'' ve ''önde gelen gelişmekte olan ülkelerin gönüllü vaatleri'' şeklinde iki ayrı ek olarak yer aldı.Salınımın denetlenmesi, özellikle Çin'in uluslararası denetime karşı çıkması nedeniyle zirve süresince üzerinde en fazla tartışma yapılan konular arasında yer aldı. Mutabakat metni, gelişmekte olan ekonomiye sahip ülkelerin bu alandaki çabalarının yine kendileri tarafından gözlemlemesini ve gözlem sonuçlarını iki yılda bir BM'ye iletmesini öngörüyor.

e-bülten

9


Dış İlişkiler Müdürlüğü 2009 Faaliyet İstatistikleri

103

6.000

Heyet Kabulü Sayfa

340

Tercüme

Konuk

3

750

3.500

Saat Tercümanlık

Sayfa Bilgilendirme Dokümanı

Paris

4600

Yeni İşbirliği Bangkok

Protokolü

Uluslararası Yazışma

Kazablanka

22 Konsolosluk Ziyareti

17 Diplomatik Temsilci Kabulü

10

Ocak 2010


Türkiye’nin Önlenemez Yükselişi Belediyelerden Başladı Mısırın önde gelen gazetelerinden AL-Ahram’ın Başyazarı ünlü düşünür Fehmi Hüveydi, Türkiye’nin Dış Politika’daki başarısını ve sürekli yükselen etkinliğini mercek altına alıyor. Hüveydi, bu yükselişin içerden, belediyelerden başladığını, belediyelerin başarısının hükümete olan desteği artırdığını dile getiriyor. Londra’da yayınlanan El-Hayat gazetesi editörü Gassan Türk dış siyasetinin gerçekleştirdiği başarılardan bahseden Şerbel “Davutoğlu Bizi Bırakma” başlıklı makalesinde, Arap buna benzer çok yazı yazıldı. Hatta bu yazılardan bazısı (eldünyasında ortaya atılan farklı dosyalarda başarısız olan Hayat gazetesi yazarlarından Paul Salim) Ortadoğu’nun Arap entelektüelini saran bozgun halini tanımlıyor. Yazar Türk çağına girdiğinden bahsetti. Salim Türk konumunun bu satırları yazarken Dışişlepayı olduğu Ortadoğu’daki önemli ri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “İstanbul Belediyesi’ni örnek verecek stratejik değişimlere dikkat çekti. Arap ve Kür bölgelerindeki olursak –Türkiye’deki en büyük belediye- Daha sonra da 20. Yüzyılın büyük iki konsolosluğun açılışını 2004-2009 seneleri arası dönemde in- bölümünde İsrail, Türkiye ve İran’ın yaptığı Musul’dan Irak Küraynı kampın içinde yer aldığına ansanlara hizmetle bağlantılı farklı alanlardistan başkenti Erbil’e geçcak İran’daki İslam devriminin bu da 22,6 milyar dolarlık yatırım yapmış gerçeği değiştirdiğine işaret etti. mişti. olduğunu görürüz. Bu hizmetlerden ba- Türkiye’nin son zamanlardaki konuYazar, sözü Davutoğlu’na zısı şöyle: 28 km uzunluğunda metro ve mu ise kuruluşundan bu yana ilk yönelterek şöyle diyor: tramvay hattı, (60 km de hâlen inşaat defa İsrail’i müttefiksiz bıraktı. “Seni Barzani’yle yan yana halinde) 10 tünel, 5000 araçlık otopark, Bu manada deneyimli Türk gazeteci gördüğümde kıskançlıktan 3278 km kanalizasyon ve 1000 km su Cengiz Çandar (22.10.2009) tarihli çatlayacaktım. Biz aylardır şebekesi, yeşil alanların %55 oranında Radikal gazetesinde yazdığı yazısınAbbas ile Meşal’i bir araya artırılması, 3 kumsalın açılması, 18 mey- da, Türkiye’nin bir zamanlar İsrail’e getiren böyle bir sevgi tabdanın yeniden dizaynı, günlük 15 milyon yaklaşma yoluyla Amerika’nın semlosunu görmek için yanıp tutuşuyoruz.” Hüveydi, ton çöp toplanması ve 30 bin ailenin patisini kazanmaya çalıştığını ama şimdi durumun farklı olduğunu, Lübnan krizinden ve 5 ay iskân edilmesi.” İsrail’in Washington’un arabuluculuboyunca hükümetin kuruğuyla Türkiye’nin sempatisini kazanmaya çalıştığını ifade lamamasından da bahsediyor ve Türkiye’nin bölgede sözü dinlenir olması ve anlaşmazlıkları çözmedeki maharetine etti. Çandar bu konuya son noktayı şöyle koydu: “Washington ve İsrail, Washington’un sevgisini kazanmak istinaden Davutoğu’nu durumu kurtarmaya çağırıyor. için İsrail’e yaklaşan kişinin Mahmud Abbas’ın sonuyla; yani

e-bülten

11


kendi kuyusunu eliyle kazma sonuyla karşılaşacağını idrak etmelidir.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi aynı dönemde şu başarı-

Türkiye’yi dışarıdan takip edenler Türk Dış İşleri’nin bu alandaki başarılarını takdir ediyorlar. Şüphesiz bu haklı bir takdirdir. Ama çoğunluk dışarıdaki başarıların, içerideki imtihanın yüksek dereceyle kazanılmasından sonra kemale ereceğine dikkat etmiyor. Burada bana şunu söyleme hakkı doğuyor: içeride gerçekleşen başarılar dışarıda peş peşe gelen başa

18 kültür merkezi ve konferans salonu, 11 kütüphane kurulması ve 81 tarihi eserin restore edilmesi.

rıların dayandığı ve hareket ettiği temel noktadır. Ankara’ya yaptığım son ziyarette arkadaşlardan biriyle eşsiz bir manzaraya sahip yeşilliklerle dolu bahçeler topluluğundan oluşan engin bir vadiye bakan tepede kurulu bir lokantada öğle yemeği yedim. Arkadaşım beni manzaraya dalmış görünce bu vadinin birkaç sene öncesine kadar şehrin çöplüğü olduğunu ancak belediyenin buraya el attığını ve şehirde yeşil alanlara daha çok yer ayırma, şehrin güzelleştirilmesi ve aynı zamanda orada yaşayanların rahatlatılması politikası kapsamında burada bu değişikliği gerçekleştirdiğini söyledi. Arkadaşım sözlerine şöyle devam etti: “Belediye her bahçede çocukların oyun oynayabileceği bir mekân tahsis etmeye özen gösterdi. Bu sayede artık Türk aileleri çocuklarının eğleneceği bir yer bulacaklarından emin bir şekilde bu bahçelere geliyorlar.” Uzman arkadaş çöplüğün bahçeye dönüşme hikâyesinin Türkiye’nin tanıdığı hizmet alanlarındaki devrimin sembolü sayıldığını ve Merkezi hükümetin, gerçek başarısının insanları, onlara sunulan hizmet düzeyini yükseltmek ve ihtiyaçlarına cevap vermek için var olduğuna ikna etmekte gizli olduğunu ifade etti. Binlerce ilçe ve belde belediyesi yanında 81 il belediyesi de bu görevi icra etmekle meşgul. Bu belediyelerin yetkisi, kamu hizmetleri alanını aşıyor ve toplumsal, eğitim, kültür ve turizm alanlarını da içine alıyor.

lara da imza attı:

32 sağlık kurumu, 18 huzur evi, 17 rehabilitasyon merkezi, 17 spor salonu ve 14 toplumsal merkezin kurulması. 220 parkın binlerce ücretsiz spor aletiyle donatılması, 120 okulun kurulması ve kamusal alanlarda ücretsiz internet projesi. 73 bin kişilik yaz kamplarının oluşturulması, ücretsiz eğitim veren 146 (İSMEK) merkezin kurulması. Öğrencilere 550 bin adet harita dağıtılması, 187 bin öğrenciye eğitim bursu verilmesi, 170 bin muhtaç aileye yardım dağıtılması ve günlük 1,7 milyon adet düşük fiyatlı halk ekmeği üretilmesi. Belediyeler böyle farklı alanlarda çalışmalarda bulundukları sürece insanların güveni ve desteğini kazanmaları kaçınılmazdır. Seçilmiş hükümet de bu durumda dışarıda sırtı pek ve birbirine kenetlenmiş topraklar üzerinde durduğundan emin bir şekilde hareket edebilir.

Türk modelinin başarılı olmasında içerdeki başarı önemli bir yer tutuyor. Ama tek unsur bu değil. Bu modelin oluşmasına farklı rollerle katkıda bulunan başka unsurlar da mevcut. Türk toplumu kendine has bir canlılığa sahiptir. Bu da onun ülkedeki ilerleme ve kalkınma çalışmalarında etkin bir şekilde hazır bulunmasını ve pay sahibi olmasını sağlamaktadır. İslami vakıf sistemi Türk tarihinin üç aşamasında –Selçuklu, Osmanlı ve cumhuriyet dönemleri yani 1000 yıldır- var olan canlılığın muharrik unsurudur. Bu dönem boyunca ruhani lider ve tacirlerin bir karışımını oluşturan sivil cemaatlerin, faaliyetlerini finanse ettikleri vakıfları vardı. Bu formül sayesinde toplum hükümetten bağımsız olarak kendi kendine kalkındı ve hatta hükümete yardımda bulundu.

İstanbul Belediyesi’ni örnek verecek olursak –Türkiye’deki en büyük belediye- 2004-2009 seneleri arası dönemde insanlara hizmetle bağlantılı farklı alanlarda 22,6 milyar dolarlık yatırım yapmış olduğunu görürüz. Bu hizmetlerden bazısı şöyle: 28 km uzunluğunda metro ve tramvay hattı, (60 km de hâlen inşaat halinde) 10 tünel, 5000 araçlık otopark, 3278 km kanalizasyon ve 1000 km su şebekesi, yeşil alanların %55 oranında artırılması, 3 kumsalın açılması, 18 meydanın yeniden dizaynı, günlük 15 milyon ton çöp toplanması ve 30 bin ailenin iskân edilmesi.

Vakıfların bu alanda gerçekleştirdiği başarı, Avrupalılar için Osmanlı devletinin nizamını ülkelerine götürüp geliştirmenin muharrik unsuruydu. Aynı şeyi Osmanlının şeriatı uygulamak için icat ettiği “milletler” sisteminde de yaptılar. Bu sistem Batı’ya aktarıldı ve Batı’nın daha önce bilmediği çoğulculuk fikrinin temeli oldu.

Kamu hizmetleri alanındaki bu çalışmalara ek olarak

Şuan Türkiye’de vakıfların finanse ettiği 50-60 bin arasında -bazısı bu sayıyı 90 bine çıkarıyor- hayır kuruluşu var. Bu kuruluşlar her türlü insani alanda; geleneksel hayır faaliyetlerinden tutun bilim, sanat, çevre, insan hakları ve iş adam-

12

Ocak 2010


larına kadar her alanda faaliyet gösteriyorlar. Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Başkanı Fethi Güngör’e göre bu cemiyetlerin bütçesi 2007 yılı itibarıyla 7 milyar dolara ulaştı. O halde belediyelerin yüksek gayretinin yanı sıra vakıfların oynadığı önemli rolü de işin içine kattığımızda bütün bu çabaların toplum refahına ve kalkınma sermayesine aktığını görürüz. Türk modelinin başarılı olmasında rollerini görmezden gelemeyeceğimiz iki unsur daha vardır. Birincisi, sivil toplumun rolünün ve siyasetle ilgilenenlerin deneyimlerinin gelişmesine yardım eden ve genel seçimlerde kitlelerin kararına binaen yönetime boyun eğdirme fırsatı veren demokrasi rejiminin uygulanmasıdır. Türk modelinin başarılı olmasındaki ikinci ve önemli unsur, yönetici kesimin stratejik bakışının netliğidir. Bu netlikten sadece hedefler değil araçlar da nasibini almıştır. Türk tarihinin şu aşamasının mimarının siyasi müsteşar ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olduğu herkesçe malumdur. Davutoğlu siyasi bilimler hocalığı yaptığı zamandan bu yana yazdığı eserlerde Türkiye’nin bölgede mihver devlet olmasını arzulamaktadır ve Türkiye’nin bu rolü iki işte başarılı olduğu müddetçe gerçekleştirebileceğini anlamıştır: Türkiye’nin içeride güçlü ve istikrarlı, dışarıda ise bütün komşularıyla barış içinde olan bir devlete dönüşmelidir.

e-bülten

13

Bütün gruplarıyla –özellikle Kürtler- toplum içi barış politikalarının güçlendirilmesi, siyasi reform yolunda ilerleme ve ekonomik yetkinliğin güçlendirilmesi için süratle çalışılması kampanyası bu iki ilkeden hareketle oluşmuştur. Ekonomik alandaki bu çalışmayla Türk ekonomisi endüstriyel dünyada 17. sıraya yerleşmiştir. Ve cumhuriyetin 100. kuruluş yıldönümünün kutlanacağı 2022 yılında Türkiye’nin 10. sıraya yerleşmesi hedeflenmektedir. Zero politikasının (sıfır sorun politikası) benimsediği bakış buydu. Türkiye bu sayede komşularıyla olan bütün sorunlarını çözdü hatta sıfır sorun konumuna geldi. Bu sorunsuzluk onu bölgede marjinal bir köprü ülke olmaktan çıkardı ve bölgesel ve uluslar arası alanda mihver rol oynayacak merkezi bir devlet haline getirdi. Bu anlatılanlarda gizli bir durum söz konusu değil. Herkes bunu gerçekleştirebilir ancak sebeplere tutunmalı ve kat şartlarını haiz olmalıdır. Bu şartlardan ilki Arap sında sadece adını duyduğumuz ama uygulamada yoksun olduğumuz bağımsız yönetimin sağlanmasıdır. * Mısırlı ünlü düşünür yazar Fehmi Huveydi'nin bu analizi, Gülşen Topçu tarafından bazı kısımları özetlenerek tercüme edilmiştir.


Japon Başkonsolos Katsuyoshi HAYASHI ile iki ülkenin dostluğunu ve 2010 Türkiye’de Japonya Yılını konuştuk:

DOSTLUĞUMUZ EBEDİ

Röportaj: Eyyup YILDIRIM-Hulusi Köse

1

2010 Türkiye’de Japonya Yılı. Biz de bu bahane ile dostluğu ve medyadaki sıcakkanlı tavırları ile sempatilerimizi çalan dost diplomatın kapısını çaldık. Odasına girdiğimizde her zamanki sıcak tavırları bizi evimizde hissettirdi. Japon Çayı’nın garip gelebileceği tüyosu cebimizdeydi. Evet farklıydı, fakat güzeldi, ıhlamur renginde, yeşil çayı andıran tadıyla. Anlatılan o seremoniyle içilen çay ise farklıymış, bizim içtiğimiz ise misafirlere ikram edilen çaydan. Öncelikli bizi misafir ettiğiniz için teşekkür ederiz. Rica ederim. Buyurun. Sayın Başkonsolos İstanbul’un en çok sevdiğiniz yönü nedir? Çeşitliliğin derin olarak yaşandığı bir yer. Bu da İstanbul’u çekici kılan özelliklerinden biridir. Yaklaşık olarak 1,5 yıldır İstanbul görev yapıyorsunuz. Bu zaman diliminde İstanbul’da alışmakta en çok zorlandığınız ne oldu? Özellikle alışamadığım hiç bir şey yok. Trafik sorunundan bahsetmemi bekliyorsunuz ama ben trafiği sorun olarak görmüyorum, tam tersine daha iyi araba kullanmayı öğrenmeme vesile olduğunu söyleyebilirim. (gülüşmeler). İstanbul, tümüyle eğlenceli bir şehir. Özellikle, bazen şehir içi yolculuk birkaç saat sürmekte, arabada nasıl 1

vaktimi geçirebilirim bu konuda çok iyi deneyim kazandım ve arabada diğer işlerimi yaptığım için problem yaşamıyorum. -Çok ilginç bir bakış açısı -Elbette, trafiğin tamamen sorunsuz olduğunu söyleyemem. Ama İstanbul’un diğer güzellikleri ile karşılaştırdığımda sorunların bir hiç mesabesinde olduğunu düşünüyorum. Bu bakış açısı, aynı zamanda Japonların farkını da gösteriyor. Japonya’da evden çıkıp, işyerinde koltuğuma oturmamla arada geçen süre bir saati aşmaktadır. Japonya’da özellikle sabahları belli saatlerde metrolar öylesine dolu oluyor ki kımıldayacak yer bulmak imkânsız. İnsanlar işe giderken, işleri hakkında düşünüyor, işten dönerken ise kitap okuyorlar. İstanbul’un yemekleri ile aranız nasıl? Türkiye’de et yemekleri ve sebze yemekleri hazırlanış biçimleri itibari ile Japon mutfağı ile çok da uzak olmadığı için çok zorluk çekmedim. Bilindiği üzereüzere Türkiye-Japonya dostluğu köklü bir geçmişe sahiptir. Gerek 1890 yılındaki Ertuğrul Firkateyn Faciası gerekse İran-Irak savaşı sırasında THY uçağının Japonları kurtarması gibi iki ülkenin dostluğunu sembolize eden ünlü tarihsel sahneler sık sık ele alınmaktadır. Her iki olayda da ortak olan, zor şartlar altında hiçbir paye beklemeksizin yakınındaki insanları

Dış İlişkiler Uzmanları

14

Ocak 2010


gönüllü olarak kurtaran her iki ulusun atalarının gösterdikleri cesaret ve vefadır. Bu güzel dayanışmayı gösteren örnekler Türk – Japon dostluğun perçinlenmesini sağlamıştır. Günümüzde ise bu köklü dostluğun uluslararası diplomaside işbirliğine dönüşmesi bağlamında Haziran 2008’de Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün Japonya’ya yaptığı ziyaret ve Japonya Dışişleri Bakanı Sayın Katsuya Okada’nın geçen hafta Türkiye’ye yaptığı ziyaret neticesinde İran ve Afganistan gibi çelişkili mevzularda ortak politika belirleme aşamasına gelmiştir. Bu bağlamda Türkiye-Japonya ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

global dünyasında bir ülkenin yalnız başına bir şey yapması nerdeyse imkansızdır. Böylesi bir durumda kimin kiminle dost olacağı, kimin kimle ortak olacağı önem kazanmaktadır. Bu şartlar altında 120 yıllık dostluğa sahip Türkiye ile Japonya neden partner olmasın? Bu dostluk neticesinde neden başka ülkelerde ortak yatırımlar ve işbirliği yapılmasın.

Türkiye ile Japonya arasında 120 yıla dayanan ama ebedi bir dostluk ilişkisi var. Belki ülkelerimiz birbirine uzak, Asya kıtasının iki ayrı ucunda ama ebedi bir dostluk ilişkimiz var. Bu dostluğu daha da ileriye götürmek istiyoruz. Bu sahip olduğumuz dostluk ilişkisini bir hazine olarak addedip daha üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu yüzden 2010 Türkiye’de Japonya Yılı’nı fırsat olarak görüyoruz. Türkiye ve Japonya BM Geçici Güvenlik Konseyine üye iki dost ülke olarak güncel konulardan İran ve Afganistan ile ilgili ortak tutum geliştirebilir miyiz arayışındadır. Ekonomik olarak baktığımız zaman Günümüzün

Türk –Japon dostluğu oldukça olumlu yönde etkiledi. Topkapı’dan tarihi eserler getirildi ve bu eserler sergilendi. Bu sergiye büyük ilgi oldu. Bunun sonucunda Japonya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısında ciddi artış oldu, iki, iki buçuk katı kadar. Türkiye’de tarih var, çok ciddi bir tarih var. Japonlar tarihi çok seviyorlar, tarihi turistik yerleri gezmeyi çok seviyorlar. Aynı zamanda Türkler çok sıcakkanlı ve misafirperverler ve Türk yemeklerini çok lezzetli buluyorlar. Memnun olarak ülkelerine dönüyorlar ve geçirdikleri bu muhteşem geziyi çevrelerindekilere, arkadaşlarına anlatıyorlar, bu da daha fazla

Aradaki mesafe önemli değil. 2003, Japonya’da Türkiye Yılı ilan edildi. Bu etkinlik sizce ilişkileri nasıl etkiledi?

Türkiye'de Japonya Yılı Etkinlikleri Başladı Japonya ile Türkiye arasındaki dostluğun pekiştirilmesi ve iki ülke arasındaki işbirliği fırsatlarının geliştirilmesi amacıyla çeşitli etkinliklerle kutlanacak olan “2010 Türkiye’de Japonya Yılı” açılış töreni, 4 Ocak 2010’da Ankara Türk-Japon Vakfı Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. “2010 Türkiye’de Japonya Yılı” Yürütme Kurulu Başkanı Fujio Cho ve Japonya Büyükelçisi Nobuaki Tanaka’nın ev sahipliği yaptığı törene, Japonya Dışişleri Bakanı Sayın Katsuya Okada ve T.C Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay da katıldı. 25 Aralık 2009 tarihinde Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Japonya Büyükelçisi Nobuaki Tanaka’nın katılımıyla, “2010 Türkiye’de Japonya Yılı" hakkında bilgilerin ve yıl boyunca gerçekleştirilmesi planlanan etkinliklerin aktarıldığı basın toplantısının ardından, Ankara Türk-Japon Vakfı Kültür Merkezi’nde açılış töreni gerçekleşti. e-bülten

15

Devamı yan sayfada


Japonun da Türkiye’ye gelmesini sağlıyor. Döngü bu şekilde devam ediyor. 2007 yılı itibari ile Türkiye’ye gelen turist sayısı 170.000, 2008 tarihinde bu sayı krizin etkisi ile 150.000’e düştü. Japon turistlerin profiline baktığımızda genel olarak orta yaş ve üstü, bunlar da genel olarak para harcıyorlar. Japon turistler sayıca az olsa da para harcama düzeyleri oldukça yüksek. Kültürel ilişkilerin dostluğun geliştirilmesinde oldukça önemli bir yeri var bu bağlamda ilişkilerin geliştirilmesi için neler yapılabilir? 15-17 Ocak tarihlerinde Kültür Bakanlığının düzenleyeceği Film Festivali olacak. Bu festival kapsamında çok yeni filmler hatta vizyonda olan Japon filmleri de bulunmaktadır. Bu festival de çağdaş Japon sinemasının örneklerini izleyen Türk izleyicileri çağdaş Japon gündelik yaşamı ve çağdaş Japon kültürü hakkında daha derin bilgi sahibi olabilirler. Ayrıca 2010 Japon etkinlikleri kapsamında yapılacak olan etkinliklerin bazılarından bahsetmek istiyorum. Mart ayında Japon Geleneksel Gölge Oyunu, Nisan ayında ayrıca dünya da ilk defa Türkiye’de Sabancı Müzesinde üç farklı dilde Kaligrafi Sergisi düzenlenecek; Türk Kaligrafi Sanatı, Japon Kaligrafi Sanatı ve Latin Kaligrafi Sanatı. Mayıs ayında Topkapı Sarayı’nda Japonya’nın Güzellikleri başlıklı bir sergi yapılacaktır. Eski çağlardan Ertuğrul Faciasına kadar dönemi kapsayan tarihi eser ve hazinelerin sergileneceği eşsiz bir sergi olacak. Bu sergi çok önemli ve nadir yapılan bir sergi olduğunu belirtmeliyim. Haziran ayında ise İKSV ile işbirliği yapılarak iki Modern Dans gösterisi ve bir Tiyatro Oyunu gösterilecek. Ayrıca temmuz ayında İKSV ile ortak Jazz Festivali yapılacak, bir de ünlü Japon Piyanist de bu festivale katılacak. Ayrıca, Dünya’da ilk defa kazının yapıldığı yerde açılan müze ve kültür merkezi olan Kırşehir Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ile Japon Arkeoloji Enstitüsü’nün açılışı yapılacak.

Bu tür etkinliklerin gözle görülmeyen soyut bir amacı bulunmakta olup, kültürlerin aslının bilinmesi, aslıyla birlikte sonuç olarak insanın ve doğanın beraber bir harmoni oluşturmasını sağlamaktır. Tüm bu etkinlikler iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştıracağına inanıyorum. Şimonoseki ile İstanbul1972 yılından beri kardeş şehirdir. Bunun yanısıra Kobe ve Kyoto ile de işbirliği için temaslarda bulunmaktadır. Sayın Başkonsolos, kentlerin geliştirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Kyoto ile İstanbul’un kardeş Şehir olması için görüşmeler devam ediyor. Ben şahsen bu şekilde ilişkilerin geliştirilmesinin çok faydalı olduğu kanaatindeyim. Sonuç olarak iki ülkenin ilişkilerinin doğasına baktığımızda gerek Ertuğrul faciasında gerek Türkiye’nin yardımında bu dostluğun temelinin halklar arası olduğunu görüyoruz. Elbette hükümetler arası ilişkileri artırarak dostluğu daha üst seviyeye çıkarmak önemli ama bizim amacımız dostluğu halklar arasında kurup üst seviyeye çıkarmak. Sonucunda ise gerek halklar düzeyinde gerek hükümetler düzeyinde ilişkilerin artırılmasını sağlamaktır. İstanbul ve Japon kentlerini planlama, ulaşım, yaşam standartları bağlamında kıyaslama yapabilir misiniz? Japon kentlerinde ulaşımın temeli raylı sistemlerdir İstanbul’da ise genel olarak otobüsler ön plandadır ve her yöne tramvaylar ve metrolar deyim yerindeyse yağmur gibi ardı ardına gitmektedir. Burada Tokyo raylı sistem haritasını görüyorsunuz (Raylı sistemler haritasını gösteriyor)

Türkiye ve Japonya’dan üst düzey protokolün davetli olduğu törende, T.C Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay ve Japonya Dışişleri Bakanı Sayın Katsuya Okada’nın yanı sıra “2010 Türkiye’de Japonya Yılı” Yürütme Kurulu Başkanı Yardımcısı Atsuko Toyama (Japonya’nın Eski Türkiye Büyükelçisi, Eski Kültür ve Eğitim Bakanı), Japonya Büyükelçisi Nobuaki Tanaka ve “2010 Türkiye’de Japonya Yılı” Turizm ve Dostluk Elçisi Hadise Açıkgöz de yer aldı. Açılış Töreninde ayrıca Mersin'in kardeş şehri olarak konumlandırılan “Kushimoto” Temsilcisi Sayın Tokuhiro Horiguchi, 1890 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na ait Ertuğrul Firkateyni'nin Japonya'yı ziyareti ardından yaşanan felaketin Türk-Japon dostluğunun güçlü bir sembolü haline gelişi hakkındaki duygu ve düşüncelerini paylaştı. Ön Açılış Töreninin ardından Noh performansı ve dünyanın tüm ülkelerinde faaliyetleriyle ün salan usta davul sanatçısı Ichitaro, Japon Neyi sanatçısı Masaki Nakamura ve davul sanatçısı Akihiro Sato’nun bir araya gelmesiyle oluşan geleneksel davul gösterisi gerçekleşti. Japonya’nın geleneksel kıyafeti olan “kimono”nun temel alınarak tasarlandığı kıyafetler eşliğinde müzik ve dansla yoğrulmuş kimono, dans ve moda gösterisinin yer aldığı toplu bir gösteri de sahnelendi. "2010 Türkiye’de Japonya Yılı" kapsamında tüm yıl sürecek etkinlikler hakkında detaylı bilgi “2010 Türkiye’de Japonya Yılı” resmi web sitesi olan www.japonya2010.org adresinden öğrenilebilir.

16

Ocak 2010


Örümcek ağı gibi(gülüşmeler) Evet, evet Öte yandan İstanbul, keyfi çıkarılacak bir şehir. İstanbul hayatın tadını çıkarmak için Japon kentlerinden daha güzel. 1994 yılında büyük bir deprem yaşayan Kobe ile 1999 yılında meydana gelen Marmara Depremi gibi büyük afetlerde Türkiye ve Japonya birbirlerine yardım eden ilk milletler olmuşlardır. 2009 yılı Ağustos ayında AKOM’a ziyarete gelen Kobe heyeti ile Afet yönetimi konusunda daha fazla işbirliği arzulandığı belirtilmişti. Her iki ülkenin bu ortak acısı konusunda nasıl işbirliği yapılabilir, bu konuda neler düşünüyorsunuz? Deprem Japonya ve Türkiye’nin acısını hissettiği büyük bir doğal felakettir. Japonya deprem konusunda çok deneyimli bir ülke, Türkiye de depremden çok acı çekti. JICA bu konuda İstanbul ile doğrudan işbirliğini daha da geliştirebilir, Japonca da bir atasözü vardır: “Yediğiniz şey çok sıcaksa boğazınızdan geçene kadar boğazınızı yakabilir, ama mideye gittikten sonra o sıcaklık artık siz rahatsız etmez.” İnsanlar deprem esnasında çok korkuyorlar, çok acı çekiyorlar, ancak bir müddet sonra insanların deprem felaketinin acısını unutmaya başlıyorlar, depremden korunma hususunda gerekli önlemler alınmıyor. Bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi gerekir, özellikle okullarda çocuklardan başlayarak deprem bilincinin toplumun tüm kesimlerine aşılanması gerekir.

geleceğe yönelik sembolik projelerin de sayısı artarak devam etmektedir. Türkiye-Japonya arasında ticari ve ekonomik ilişkileri yeterli buluyor musunuz? Türkiye üretiminin % 40’ını gerçekleştiren İstanbul ile Japon kentleri arasında ticari - ekonomik ilişkileri geliştirmek için neler yapılabilir? Japonya’da orta ve küçük ölçekli firmalar, Japon teknolojisinin gelişmesinde büyük rol oynuyorlar, bu firmaların Türkiye ile işbirliği yapmalarına şahsen destekliyorum, ancak sorun şu ki, bu firmalar Türkiye ile ilgili yeterli malumata sahip değiller, bu yüzden JETRO Türkiye’yi bu firmalara tanıtmada yardımcı olabilir, İstanbul gibi büyük bir kentte Japon firmalarının elbette yatırım yapmalarını hem kendileri için hem de Türk – Japon liişkilerinin gelişmesi açısından arzuluyoruz. Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz, Türkiye’de 2010 Japonya Yılı’nın Türkiye – Japonya ilişkilerine ivme kazandıracağını umuyor, bu vesileyle Türkiye’nin Japon kültürünü daha iyi tanıyacağını düşünüyoruz. Ben teşekkür ederim, sizin de söylediğiniz gibi 2010 yılı Türkiye’nin Japonya’yı yeninden keşfetmesi için çok güzel bir fırsat. Umarız en güzel şekilde faydalanılır ve ilişkilere de olumlu bir ivme kazandırır.

Türkiye’de çok sayıda Japon firması bulunmakta ve bunlardan bir kısmı da Türkiye’de büyük yatırımlar yapmaktadır. Demiryolu Boğaz Tüp Geçişi Projesi, Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi'nin inşası projesi gibi

Not: Başkonsolos Hayashi, dört yılı aşkın bir zamandır Türkiye'de. Ankara'da ikinci büyükelçi olarak görev yapmış. Bir buçuk yıldır da İstanbul'da. Uluslararası ilişkiler mezunu. İki kız babası. Çocukları eğitimlerine yurt dışında devam ettikleri için Türkiye'ye gelememişler. Eşi ise İstanbul'da yaşamaktan çok memnun.

e-bülten

17


Yaşam Kalitesi ve Sürdürülebilirliği Geliştirmede Öncü Bir Kent: Zürih İsviçre’nin başkenti ve aynı zamanda en büyük şehri olan Zürih, günümüzde sahip olduğu yaşam kalitesi ve gerek çevre gerekse ekonomi gibi alanlarda diğer pek çok dünya kentinin arasından kolayca sıyrılmasına rağmen daha ileriyi hedeflemeye devam ediyor. Kentin günümüzdeki başlıca hedefleri; yaşam kalitesini koruma, sürdürülebilirliği geliştirme ve vatandaşlara konut temini. Şehir 2006 yılı verilerine göre karbon emisyonu oranını 1990 yılının %8,3 altına düşürdü. Ayrıca şehirde yapılan oylama neticesinde 1990’da kişi başına düşen 6 tonluk karbon emisyonu oranının 2050 yılında 1 tona düşürülmesi yönünde çalışmalar yürütülmesine karar verildi. Zürih kenti enerji verimliliği konusundaki başarılı çabalarıyla 170 şehri kapsayan Avrupa Enerji Ödülleri kapsamında altın kategoriyle ödüllendirildi. Şehir genelinde özellikle 1990’larda oldukça yaygın olan uyuşturucu kullanımı ve neticesinde işlenen suçlar ile antisosyal tutum gibi problemler konusunda, yerel idarelerin gösterdiği kararlı adımlarla olumlu sonuçların elde edilmesi beklenmekte. Kentin gündeminde olan diğer iki önemli konu da konut erişimi ve sürdürülebilirlik. Sosyal zenginliği devam ettirebilmek için sadece varlıklı kişilere değil, lumun tüm tabakalarına konut temin etmek amacıyla şehirde çalışmalar devam etmekte. Zira gün geçtikçe kent nüfusunun artması da bu probleme acil bir çözüm bulun-

masını beraberinde getirmekte. Şehrin nüfusunun 2011’de 400.000’e ulaşacağı tahmin edilmekte. Zürih Belediyesi İsviçre Sosyal Demokrat Parti üyesi olan Başkan Corine Mauch tarafında yönetilmekte. Mart 2009’da göreve gelen Mauch aynı zamanda kentin ilk kadın belediye başkanı. Zürih Belediyesi bugün 23.111 personele sahip ve bu rakam giderek artmakta. Kaynak: http://www.citymayors.com/mayors/zurichmayor-mauch.html

Dünyanın En Zengin ve En Pahalı Şehirleri Belli Oldu 122 farklı mal ve hizmet bedeline göre belirlenen dünyanın en pahalı şehirleri belirlendi. Araştırma sonuçlarına göre Oslo, Zürih, Kopenhag, Cenevre, Tokyo ve New York dünyanın en pahalı şehirleri iken Kuala Lumpur, Manila, Delhi ve Bombay ise listede yer alan şehirler arasında ucuzluğuyla dikkat çekmekte. Prices and Earning adlı İsviçre firması tarafından yapılan araştırma için 2009 yılının Mart ve Nisan ayları boyunca 73 farklı şehirden veri toplandı. Araştırma neticesinde İstanbul’un en pahalı şehirler kategorisindeki 73 şehir arasında 34. sırada olduğu saptandı. Kişi başına düşen gelir bakımından en zengin şehirlerin de tespit edildiği araştırma sonuçlarına göre Kopenhag dünyanın en zengin şehri. Geçen yıl 6. sıradayken bu yıl zirveye tırmanan Kopenhag’ı Zürih, Cenevre, New York ve Oslo izliyor. Geçtiğimiz yıl en zengin şehirler kategorisinde 45. sırada yer alan İstanbul bu yıl iki sıra birden gerileyerek 47. sırada yer aldı.

İstanbul, pahalılıkta 34. sırada yer aldı. Zenginlik sıralamasında ise 2 basamak düşerek 47. sıraya geriledi.

18

Ocak 2010


Amsterdam Belediyesi Karbon Emisyonu İzleme Sistemi Kuruyor Amsterdam Belediyesi vatandaşlarına iklim değişikliği ile ilgili bilgilendirmede bulunmak için internet destekli bir kentsel harita sistemi oluşturma kararı aldı. Karbon emisyonunun çevreye etkileri konusunda vatandaşların farkındalığını arttırmayı hedefleyen sistem ile Amsterdamlılar ulaşım, enerji kullanımı ya da atıklardan oluşan karbon emisyonu miktarı hakkında bilgilenecekler ve aynı zamanda karbon ayak izinin nasıl azaltılabileceği hakkında ipuçlarına kavuşacaklar. Söz konusu sistemin ileriki yıllarda eş zamanlı bilgilendirme yapması hedeflenmekte. Kaynak: http://www.citymayors.com/news/metronews_europe.html

EUROCITIES Çevre ve Ekonomik Kalkınma Ortak Forumu Madrid’de

“Şehirlerin Geleceği” Konferansı Londra'da Düzenlenecek 08 -09 Şubat 2010 tarihleri arasında Londra'da düzenlenecek olan "Şehirlerin Geleceği" isimli konferans; hızlı kentleşmenin nasıl planlanacağı, yönetileceği ve mali olarak idare edilmesi konularını ele alacak. Şehirler; enerji ve su tedariği, nüfus yapısı ve iklim değişikliği gibi 21. yüzyılın getirdiği zorluklarla mücadele etmek zorunda kalıyor ve sürdürülebilir çözüm yoları için arayışlara giriyor.

10 -12 Şubat 2010 tarihleri arasında İspanya’nın başkenti Madrid’de EUROCITIES Çevre ve Ekonomik Kalkınma Ortak Forumu gerçekleştirilecek olup toplantının ana teması “Akıllı olmak, sürdürülebilir olmak: Geleceğinin şehirlerini yeniden yapılandırmak” olacaktır. İklim değişikliği ve ekonomik durgunluk, kentlerin üstesinden geleceği ya da kaybedecekleri kilit küresel tehditler olup acil müdahale gerektirmektedirler. Ortak forum toplantısında, kentlerin bu şiddetli ve acil tehditler karşısında rollerini ve yapılarını yeniden gözden geçirmeleri sağlanacak olup, “Kentler iklim değişikliğine karşılık olarak ve ekonomik performansı geliştirmek için hangi stratejileri benimsiyorlar? Zor mali koşullarda sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için hangi pratik adımları atıyorlar? Avrupa boyutu kentlerdeki bu çerçeveyi ve eyleme geçmeye yönelik kaynakları nasıl geliştirebilir?” sorularına cevap aranacaktır. 11 Şubat programı, hem Çevre Forumu hem de Ekonomik Kalkınma Forumu’na yöneliktir. Sabah oturumlarında mevcut sorunların bir taslağı çıkarılacaktır. 11 Şubat günü öğleden sonra sadece siyasilere yönelik ve liderlikle ilgili bir yan etkinlik de düzenlenecek olup bu etkinliğin konusu “Siyasiler, yeşil ve düşük karbonlu bir ekonomiye yatırım konusunda nasıl bir liderlik göstermeliler?” olacaktır. Etkinliğin ikinci gününde (12 Şubat) Çevre Forumu ve Ekonomik Kalkınma Forumu üyeleri ilk günde yapılan görüşmelerin sonuçlarını kendi alanlarında incelemek ve olağan toplantılarını yapmak üzere ayrıca toplanacaklardır. Kaynak: https://www.eurocities.eu

e-bülten

19

Bu konferansta; 

Şehirlerin bu zorlukların üstesinden gelmek için neler yapması gerektiği,  Düşük karbonlu kalkınma yolları bulunması,  Sosyal katılım için stratejik planlama,  Altyapı için gerekli olan hizmetler ve Sürdürülebilirlikleri,  Uzun soluklu büyüme ve sürdürülebilirlik için mali kalkınmanın desteklenmesinde örnek aldığı modeller Etkinlik Hakkında detaylı bilgiye aşağıdaki web sitesinden ulaşılabilir: http://www.chathamhouse.org.uk/cities2010/


ABD’de Açlık ve Evsizlik Problemleri Rekor Seviyeye Ulaştı 23 yıldan daha fazla süredir ABD Belediye Başkanları Topluluğu ülke genelindeki açlık ve evsizlikle ilgili problemlerin güncel durumunu ve kentlerin bu problemlerle mücadele izledik yolları içeren bir doküman oluşturmaktalar. 1 Ekim 2008-30 Eylül 2009 arasındaki dönemi kapsayan son rapora göre ABD’de evsizlik ve açlık problemleri rekor düzeye ulaştı. Şehirlerden toplanan verilere göre acil yiyecek ihtiyacı geçen yıla oranla yaklaşık %26 daha arttı ve bu rakam son 18 yılda gerçekleşen en büyük artıştı. Nashville’deki acil yiyecek yardımı ile ilgili talepler %74, Seattle’da %30, Los Angeles’ta %10, Detroit’te ise %15 oranında artış gösterdi. Yapılan araştırma ayrıca Los Angeles, Louisville ve Charlotte haricinde tüm kentlerde evsiz ailelerin ve evli olmayan yetişkinlerin geçen yıla oranla artış gösterdiğini ortay çıkardı. San Francisco, Sacramento, Dallas, Boston, Kansas City ve Charleston da evsiz ailelerdeki artış yüzdesinin çift haneli rakamlara ulaştığı saptanırken, Portland, Providence ve Seattle’daki oranların geçen yıla oranla çok değişmediği gözlendi. Kaynak: http://www.citymayors.com/features/uscity_poverty.html

2010 Karbon Zirvesi

ABD’nin başkenti Washington D.C. 19 Ocak 2010 ‘da “2010 Karbon Zirvesi’ne (2010 Carbon Summit) ev sahipliği yapıyor. Konunun uzmanlarını ve karar vericilerini bir araya toplayarak Aralık 2009’da Kopenhag’da gerçekleştirilen 15. Taraflar Konferansı (COP15) nın sonuçlarının değerlendirilip, ABD’deki karbon pazarının geleceğinin tartışılacağı zirve, aynı zamanda sektörün önde gelen kişileriyle ortak bir platformda buluşma ve fikir alışverişinde bulunma ortamı sağlayacaktır. Zirvede görüşülecek olan bazı ana başlıklar şu şekildedir: 2012 sonrası uygulanacak uluslararası politika, ABD karbon politikası, karbon piyasasına genel bir bakış, gönüllü karbon pazarı, AB politikası, vergilendirme, proje bazlı esneklik mekanizmaları.

Tahran’da Bilim Forumu 23-25 Şubat 2010 tarihlerinde İran’ın Başkenti Tahran önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacaktır. Tahran Belediyesi’nin katkılarıyla yapılacak olan 1. Bilim Forumu ve Kentsel Kamu ve Uluslararası İlişkiler Dalında En İyi Uygulamalar Ödülü Töreni etkinliğinde elektronik iletişim, iletişimsel Planlama, vatandaşlık iletişimi, medya iletişimi, kentsel uluslararası ilişkiler ve işbirliği gibi konular ele alınacaktır. İran’ın yerel ve kentsel yetkililerinin katılacağı, üniversite profesörlerinin konuşma yapacakları ve seçilmiş bazı makalelerin sunumunun yapılacağı forumda kentsel kamu ve uluslararası ilişkileri dalında en iyi uygulamalar tanıtılacak, kentsel projeler ziyaret edilecek. Aynı zamanda toplantıyla paralel olarak kentsel yönetim alanında yapılabileceklerin ve faaliyetlerin bir sergisi de yapılacaktır. Kendi türünün İran İslam Cumhuriyeti’nde ulusal düzeyde ilki olan bu etkinlik kentsel kamu ve uluslararası ilişkiler ile aşina olmak için güzel bir fırsat oluşturacaktır. Forum, aynı zamanda İran kentlerindeki meslektaşlarınızla bilgi ve tecrübe alışverişinde bulunmak için de güzel bir fırsat sağlayacaktır.

Kaynak: http://www.carbontradeex.com/carbon-summit.aspx

20

Ocak 2010


Mexico City WMCCC Başkanı Oldu Aralık 2009’da Kopenhag’da alınan karar uyarınca Mexico City, 2010’nun Aralık Ayında BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 16. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapacaktır. Yine alınan karar uyarınca Mexico City Belediye Başkanı Marcelo Ebard, “İklim İçin Belediye Başkanları Dünya Konseyi’nin (WMCCC)” yeni başkanı, Bonn (Almanya) Beleidye Başkanı Jürgen Nimptsch ise“İklim İçin Belediye Başkanları Dünya Konseyi’nin (WMCCC)” yeni başkan yardımcısı seçildi. Bonn kenti, COP 16 Konferansından önce önemli bir etkinliğe de ev sahipliği yapacaktır, 28 – 30 Mayıs 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve UNDP, UN – HABITAT, UNEP, Dünya Bankası ve IIED tarafından da desteklenen etkinlikte (İklim Değişikliğine Adaptasyon’da Birinci Dünya Forumu - Esnek Kentler), iklim değişikliği ve küresel ısınma ile ilgili Mexico City’e giden yolda (COP 16) hükümetler arasında müzakerelerin yapılması beklenmektedir. Kaynak: http://www.iclei.org/index.php?id=1487&tx_ttnews[tt _news]=4318&tx_ttnews[backPid]=983&cHash=02c404 bace

“Geleceğin Enerjisi Dünya Zirvesi” Abu Dabi’de Başladı

18 Ocak 2010 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin Başkenti Abu Dabi’de başlayan “Geleceğin Enerjisi Dünya Zirvesi” önemli dünya liderlerini, yatırımcıları, araştırmacıları, hem yenilenebilir hem de geleneksel enerji sektörlerinden iş topluluklarını bir araya getirecek bir etkinliktir. Etkinlik, iklim değişikliği, enerji güvenliği, siyasi ve ekonomik istikrar gibi önemli dünya meselelerine gerçek ve ispatlanmış çözümler bulma ve uygulamada ön planda olan kurumlar için bir platform oluşturmaktadır. Etkinliğe İspanya, Danimarka ve Monako Veliaht Prensleri, Yunanistan, Maldivler Malezya, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Güney Kore, Hindistan, Uganda, Gana ve İsviçre’den Bakanlar, dünyanın önde gelen yeni enerji firmalarından yetkililer, Masdar Enstitüsü, MIT, Berkeley, Imperial College ve daha pek çok kurumdan önemli öğretim görevlileri katılmaktadır. Etkinlik 21 Ocak günü sona erecektir. Zirve ile ilgili bilgilere şu web sitesinden ulaşılabilir: http://www.worldfutureenergysummit.com

Şehirler İttifakı Yıllık Toplantısı Hindistan’ın Bombay Kentinde

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Kültürlerin Yakınlaşması Yılı çerçevesinde, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı (UCLG) ve Şehirler ittifakı (CA- Cities Alliance) tarafından Hindistan'ın Bombay kentinde 18 Ocak 2010 tarihinde "Şehirler İttifakı’nın Yıllık Toplantısı" düzenlenmektedir. Toplantı; politika ve stratejiler, sürdürülebilir çevrenin oluşturulması, planlı yapılanma, kentsel büyüme stratejileri ve kentleri ilgilendiren bir dizi konu üzerinde şehirler arasında işbirliğinin geliştirilmesini amaçlamaktadır. Kaynak:http://www.cities-localgovernments.org & http://www.citiesalliance.org/ca/node/1832

e-bülten

21


Yeni Yeşil Ekonomi Konferansı ABD’nin Washington Kenti’nde Yapılıyor Washington Ronald Reagan Yapı ve Uluslararası Ticaret Merkezi’nde 20 – 22 Ocak 2010 tarihleri arasında düzenlenmekte olan Çevre ve Siyaset konferansına Fen ve Çevre için Ulusal Konseyi (NCSE) ev sahipliği yapmaktadır. Bir yüzyıllık tarihi belirleyen NCSE, ulusal konferansta yeşil ekonominin tanımını kapsayan yapılanmış diyaloga birçok farklı sektörden gelen öncü lider ve müdürleri bir araya getirmektedir. Binden fazla katılımcıya ev sahipliği yapmakta olan Yeni Yeşil Ekonomi Konferansı; ticaret adamlarını, çevre uzmanlarını, politikacıları, sivil toplum örgütlerini, üniversite öğretim üyelerini ve öğrencileri bir araya getirmektedir. Kaynak: http://ncseonline.org/conference/GreenEconomy/

Suudi Arabistan'da Şehir Planlama Konferansı Yapıldı

10–12 Ocak 2010 tarihleri arasında "Şehir Planlama Deneyimler ve Sonuçlar" konulu uluslararası konferans, Suudi Arabistan'ın Doğu Eyaletinin Jubail Sanayi Şehrinde düzenlendi. Jubail ve Yanbu Kraliyet Komisyonu Başkanı Prens Saud Bin Abdullah Bin Thunyan Al-Saud himayesi altında düzenlenen konferans ile eş zamanlı ve aynı temayı taşıyan bir sergi de yapıldı. Konferans, Jubail Sanayi Şehrini desteklemeyi ve böylece tanıtımını yapmayı; planlamanın çeşitli alanlarındaki en son gelişmeleri izleyerek bilgi sahibi olmayı; gelecekteki uygulamalar için başkalarının deneyimlerinden faydalanmayı; dezavantajları önlemek için onları tanımayı; bilgi paylaşımını, şehir planlama alanında çalışan kamu, özel sektör ve mühendisler arasındaki etkileşimi artırmayı ve bu sayede deneyim kazanmayı; kentsel ve mimari planlamanın geliştirilmesinde özel sektörün rolünü vurgulamayı ve şehir planlamasında çevreyi korumanın ve sürdürülebilir kalkınmanın taşıdığı önemin altını çizmek amacıyla yapıldı. Konferans’ta şu konular ele alındı: Stratejik ve yapısal planlama, ulaşım planlaması, kentsel tasarım, planlamada teknoloji uygulamaları, sürdürülebilir kalkınma ve yeşil şehirler, şehir planlanmasında son kavramlar ve teknikler, kentsel gelişmenin ekonomik boyutu, kalkınma için bir araç olarak turizm planlaması, şehir merkezlerinin ve sahil kesimlerinin geliştirilmesi ve pazarlanması, özel sektörün kentsel planlamadaki ve kentsel tasarımı geliştirmedeki rolü, şehrin gelişmesinde planlama yöntemlerinin etkisi. Kaynak: http://www.jubailcityplanning.com/index.htm

22

Ocak 2010


5. Afrika Kentleri Zirvesi Marakeş’te (Fas) Yapıldı Ana temasını “Bölgesel ve Yerel Afrika Yönetimleri”nin oluşturduğu 5. Afrika Kentleri Zirvesi, 16–20 Aralık 2009 tarihleri arasında Fas’ın Marakeş şehrinde düzenlendi, etkinliğe 53’ünü Afrika Ülkelerinin oluşturduğu 100’e yakın dünya ülkesinden cumhurbaşkanları, başbakanlar, ekonomi, çevre ve istihdam bakanları, bölgesel ve yerel hükümetler ulusal birlikleri başkanları, bölgesel/yerel yönetimlerin belediye başkanları, kamu/özel sektör temsilcileri, ekonomi kurumları temsilcileri, sivil toplum örgütleri temsilcileri, öğretim görevlileri ve uzmanlar, Afrika bölgesel ekonomi gruplarının temsilcileri ile kalkınma işbirliği ortaklarından 3000 kişi katıldı., Afrika Kentleri Zirvesi her üç yılda bir Afrika’nın farklı bölgelerinde düzenlenmekte olup, Afrika ülkelerinin yönetimi ve kalkınmasında yerel hükümetlerin rolünün ve konumunun ortaya konulması, bunun yanında Afrika’daki desantralizasyon sürecinin hızlanması konularında verimli çalışmalar yürütmektedir. Afrika Kentleri Zirvesi ayrıca, merkezi hükümetlere arasındaki ilişkileri tamamlamayı amaçlayan yerel/ bölgesel hükümetler ile şehir diplomasilerinin konuşlandırılması için benzersiz bir fırsat oluşturmaktadır. Yerel yönetimlere tek bir ağızdan cevap vermeleri ve böylece diğer paydaşlarda tutarlı bir diyalog geliştirmeleri dolayısıyla Bölgesel ve Yerel Yönetimler Ulusal Birlikleri şehir dip-

lomasisinde önemli bir paydaştır. Şehir diplomasileri ve bölgesel/yerel yönetimler 2004 yılında kurulan Birleşmiş Şehirler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı (UCLG) ile 2005’de kurulan UCLG Pan-Afrika Örgütü’nün de desteğiyle artık daha güçlü bir duruş sergilemektedirler. Bilindiği gibi, Afrika Kentleri Zirvesi’nin ilki “Afrika’nın kalkınmasında yerel yönetimlerin rolü” temasıyla

1998’de Abidjan’da (Cote d’Ivoire), ikincisi “Kıtanın sürdürülebilir kalkınmasını sağlamak için yerel yönetimlere kaynak yaratma” temasıyla 2000’de Windhoek’de (Namibya), üçüncüsü “Afrika yerel yönetimlerinde temel hizmetlere erişimi güçlendirmek” başlığıyla 2003 yılında Yaounde’da, dördüncüsü “Bin Yıl Kalkınma Hedeflerine erişmek için güç birliği inşa etme” başlığıyla 2006’da Nairobi’de (Kenya) düzenlemiştir. Zirve ile ilgili bilgilere şu web sitesinden ulaşılabilir: www.africites.org

Uluslararası İnovasyon, Yönetim ve Teknoloji Konferansı Güney Afrika’da Yapılacak Uluslararası İnovasyon, Yönetim ve Teknoloji Konferansı 29-31 Ocak 2010 tarihleri arasında Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da gerçekleştirilecektir. İnovasyon, yönetim ve teknoloji konularında çalışan sektörün önde gelenlerini, öğretim görevlilerini, uzman ve öğrencileri bir araya getirerek tecrübelerini paylaşarak, fikir alışverişinde bulunmalarını amaçlayan konferansta ayrıca bu konularda karşılaşılan sorunlar ve uygulanabilecek yöntemler masaya yatırılacaktır. Konferans boyunca çeşitli çalıştayların da düzenlenmesi planlanmaktadır. Kaynak: http://www.waset.org/conferences/2010/capetown/icimt/

e-bülten

23


DOSYA

Barselona: Nostalji ve Modernitenin Armonisi Hulusi Köse

2

İspanya’nın 17 özerk bölgesinden biri olan Katalonya bölgesinin başkenti Barselona ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında Kardeş Şehir anlaşması 05 Ocak 1997 tarihinde dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ile dönemin Barselona Belediye Başkanı Pasqual MARAGALL arasında Barselona’da imzalanmıştır. 90’lı yıllar yerel demokrasiyi geliştirme ve sağlamlaştırma ile ekonomik ve kültürel ilişkileri güçlendirme amacına yönelik eyleme geçme gereğinin çok büyük öneme sahip olduğu bir dönemdir. Bu bağlamda İstanbul ile Barselona arasında imzalanan Dostluk ve Kardeş Şehir Protokolü, iki şehrin vatandaşları arasındaki daimi dostluk ve işbirliğine katkıda bulunmayı ve yerel yönetimler konusunda karşılıklı olarak bilgi ve deneyimlerin etkin paylaşımını gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Bu hedefler doğrultusunda ortak çalıştaylar düzenlenmekte, çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenerek iki kent arasındaki yakın ilişkiler daha da güçlendirilmektedir.

Nostalji ve Modernitenin Meydana Getirdiği Armoni Kent: Barselona M.Ö. 230 yıllarında kurulmuş olan ve tarihi İspanya'dan çok daha öncelere dayanan Barselona, Katalonya özerk bölgesinin başkentidir. İspanya'nın nüfus bakımından ikinci büyük kenti olan Barselona, Gaudi'nin başını çektiği modernizm akımıyla planlanmıştır. Nostalji ve modernitenin meydana getirdiği armoni kenti çepeçevre sarmakta olup, tarihi, kültürü, geleneği ve coğrafyasıyla Barselona gerçek bir Akdeniz şehridir. Dünyaca ünlü ressam Piccaso, ünlü mimar Antoni Gaudi ve kâşif Christopher Columbus gibi sanatçı ve araştırmacıları yetiştiren Barselona’nın yaygın dili Katalancadır. Barselona; uluslararası ekonomik aktivitesinde ve uluslararası pazarda, rekabetçi ve stratejik sektörlerde yükselmektedir. Barselona’nın bu yükselişinde özellikle fuarı, limanı, havalimanı, serbest bölge birliği ve turizm birliği önemli rol oynamaktadır. Barselona’nın ekonomik aktiviteleri 1999-2006 arasında %14,5 oranında artmıştır ayrıca İspanya genelindeki firmaların %15’i Barselona’dadır. Barselona’nın en önemli ekonomik özelliklerinden biri, endüstriyel temele dayalı olmasıdır. Barselona, rekabetçi ve ihracat-odaklı; • • 2

Otomotiv, Tüketici elektroniği,

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Uzman Koordinatörü

24

Ocak 2010


• Kimya ve ecza sanayii, • Yiyecek ve içecek endüstrileri gibi endüstriyel sektörlerde uzmanlaşmıştır. Ayrıca; • Ortak hizmetler, • Kültür endüstrileri, • Görsel-işitsel üretim, • Bilgi ve iletişim teknolojileri, • Biyo-teknoloji, • Havacılık ve uzay sanayii gibi endüstriler Barselona’da yükselişte olan sektörlerdir. Ticaret, lojistik hizmetleri, tıbbi hizmetler, tasarım ve reklam, uzun zamandır geleneksel hale gelmiş sektörlerdir.

Barselona’da Kentsel Planlama Barselona; Kentsel Planlama, Kentsel Dönüşüm ve Kıyı Kullanımı konusunda dünyanın en önde gelen kentlerindendir. Barselona Yönetimi özellikle 1992 Olimpiyatları düzenlemeye dönük yarışa girişildiği dönemde kentin sanayileşme modelini aşarak, Barselona’yı Avrupa çapında bir finans ve hizmet merkezi yapmayı amaçlayan yeni bir sosyoekonomik modele yönelmiştir. Plan bu modelin gerektirdiği stratejiyi uygulayabilmek için, sıkışık kent merkezinin dışında, iyi ulaşım ilişkilerine sahip yeni merkez alanlarının düzenlenmesini öngörüyordu. Bu Plan “Kentsel Dönüşüm Projeleri” olarak adlandırılmıştır. 1990 yılında onaylanan “Barselona 2000” adlı ilk Stratejik Planın arkasından, 1994 ve 1999 yıllarında onaylanan 2. ve 3. aşama planlar gelmiştir. Kentsel Dönüşüm çerçevesinde 2002 yılında Metropoliten Planlama aşamasına geçilmiş, 2005-2007 yılları arasında bu Plan revize edilerek uygulanmaya devam edilmektedir. Plan çerçevesinde kenti yurt dışında tanıtarak yabancı sermaye çekmeyi hedefleyen “Barselona Gelişme Ajansı (BDA)” kurulmuştur. Barselona, Kıyı Dönüşüm Projesi konusunda başlı başına önemli bir örnektir. Tarihi kent önündeki eski dok adaları üzerinde çarşı, restoran, sergi ve gösteri işlevlerini barındıran yeni binalar yapılmıştır. Kentin kuzey doğusunda kıyı boyunca uzanan eski endüstri yapılarının yerinde beş kilometrelik bir plaj kordonu düzenlemesi yapılmıştır; yıllar içinde B-tipi plaj haline gelen Barselona'da artık kent içinden denize girilebilmektedir. 1997 yılında kardeş şehir protokolü imzalayan İstanbul ile Barselona arasındaki ilişkiler kültürel, ekonomik, teknik ve belediyeler arası işbirliği boyutunda artarak devam etmektedir. Son dönem İBB – Barselona ilişkisine baktığımızda düzenlenen ortak çalıştaylar, kültürel aktiviteler ve teknik ziyaretler var olan iyi ilişkinin daha üst seviyeye taşınacağını göstermektedir.

Son dönem İstanbul – Barselona ilişkisinden bazı kesitler; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir TOPBAŞ ile Barselona Belediye Başkanı Sayın Jordi HEREU’nun 15 Mayıs 2009 tarihinde Barselona’da yaptıkları görüşmede İstanbul ve Barselona arasında yerel yönetimler, iş dünyası ve akademik çevreler arasında bir köprü oluşturulmasını amaçlayan “İstanbul ile Barselona Arasında Ekonomi ve Kültür Köprüsü” projesi gündeme gelmiştir. Bu kapsamda bir İspanyol heyeti 29 Haziran - 2 Temmuz 2009 arasında İstanbul'u ziyaret ederek projenin fiilen başlaması için görüşmeler yapmıştır. Bu çalışmayla İstanbul ve Barselona arasında ekonomik, bilimsel, teknik ve belediyeler arası işbirliği gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.

e-bülten

25


Bu ticari ve ekonomi işbirliğinin yanı sıra iki kent arasında ortak çalıştaylar düzenlenmektedir. Bu Çalıştaylardan biri 02 – 03 Aralık 2009 tarihleri arasında Barselona ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında İMP (İstanbul Metropoliten Planlama) Kentsel Tasarım ve Yarışmalar Grubu tarafından yürütülmekte olan “Kağıthane Cendere Vadisi Rehabilitasyon Amaçlı Özel Proje Alanı” çalışması kapsamında “22@ Barcelona Küme Gelişimi Modeli” deneyim paylaşımı amacıyla “Cluster Development Experiences 22@ Barcelona” başlığı altında düzenlenen Çalıştay’dır. İMP (İstanbul Metropoliten Planlama) tarafından organize edilen Çalıştay’a; sanayi kullanımlarının üniversite destekli ileri teknolojiler üreten ve kullanan birimlere dönüşünün sağlanması doğrultusunda 22@Barcelona projesi deneyimlerinin paylaşımı ve “Küme Gelişimi” konusunda bilgi vermek üzere Barcelona’dan 22@Barcelona CEO’su Josep Miquel Pique, Şehir Plancısı Rosina Vinyes i Ballbe, Altyapı Direktörü Ramon Sagarra i Ruis katılmıştır. Çalıştay sonunda; Küme Gelişimi Modeli’nin bu alanda nasıl uygulanacağına dair fikirler tartışılmış, bu alanda yapılacak çalışmanın sadece ekonomik boyutta değil aynı zamanda sosyal boyutta da olması gerektiği belirtilmiştir. Yapılacak çalışmanın 22@Barcelona modelini örnek almasını ancak proje alanının özellikleri ve Türkiye’nin ve İstanbul’un kendine özgü dinamiklerinin analiz edilmesinin ve bu dinamiklere göre öneri geliştirilmesi gerektiğini önemle vurgulamışlardır. Bu teknik çalıştayların yanı sıra İstanbul ile Barselona arasında kültürel ilişkileri güçlendirme amacına yönelik çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir. Düzenlenen bu etkinliklerden biri; La Mercè Festivali’dir. 23 – 24 Eylül 2009 tarihinde Barselona’da düzenlenen La Mercè Festivali vesilesiyle Meclis 1. Başkan Vekili Sayın Ahmet Selamet ve beraberindeki heyet Barselona’ya bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Barselona Belediye Başkanı Sayın Jordi HEREU Barselona için çok büyük önemi olan bu kutlama günlerinde Sayın Ahmet SELAMET ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan, kardeş şehir İstanbul ile coşku ve sevinçlerini paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir. Festival kapsamında Barselona Denizcilik Müzesi’nde ‘Soul of İstanbul / İstanbul’un Ruhu’ adlı sergi açılmıştır.

Barselona Uluslararası İlişkileri ve Uluslararası Etkinlikler Barselona önemli uluslararası yerel yönetimler birliklerinin de merkezi konumundadır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir TOPBAŞ’ın da eş-başkanı olduğu UCLG (Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı) ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Metropolis’in (Dünya Büyük Metropoller Birliği) genel merkezleri Barselona’dadır. Barselona ayrıca çok önemli uluslararası etkinliklere de ev sahipliği yapmıştır. Bu etkinliklerden biri; 1992 yılında düzenlenen 25. Olimpiyat Oyunları’dır. 2004 UNIVERSAL FORUM’u da Barselona’nın ev sahipliğinde gerçekleşmiştir.

Barselona’nın Yurtdışındaki En Büyük Elçisi: Barça Barselona denilince akla dünyaca ünlü Barcelona FC takımı gelmektedir. Kentin en önemli sembollerinden olan Barça, oynadığı futbol ile dünyanın en büyük kulüplerinden biridir ve kentin yurtdışındaki tanıtımını en iyi şekilde yapmaktadır. Barselona hala renklerinin kutsallığını bozmamak için formasına ticari reklam almayı reddetmektedir. FC Katalan bölgesinin Milli Takımı gibi olan Barselona, maçlarını Stadium Nau Camp da yapmaktadır.

Barselona ile gelişen ilişkiler birçok alanda somut meyvelerini vermeye başladı bile… Dünya futbolunun en köklü ve başarılı takımlarından biri olan Barcelona takımı ile THY arasında imzalanan anlaşmaya göre artık THY, Barcelona'nın "resmi taşıyıcısı" ünvanını aldı. (Aralık 2009) Gelecek 3 yıl boyunca Barcelona futbol takımını yurt dışı deplasman maçlarına THY'nin tahsis edeceği uçak taşıyacaktır.

26

Ocak 2010


Sonuç Olarak; “Viva İstanbul, Yaşasın Barselona!”

Kardeş şehrimiz Barselona bağlı bulunduğu bölgenin ticaret faaliyetleri ve gelişmişlik bakımından dünyanın önemli kentlerinden bir tanesidir. “Kentsel Dönüşüm Projeleri” ile Barselona, plan hiyerarşisi içerisinde kentleşmiştir. Tarihi değerler korunmuş bu yolla turizm potansiyeli geliştirilmiştir. Kıyı kullanımı tamamen halka bırakılmıştır. Kardeş şehrimiz Barselona ile ilişkilerimiz ise kültürel, ekonomik, teknik ve belediyeler arası işbirliği boyutunda artarak devam etmektedir. “Viva İstanbul, Yaşasın Barselona!”

e-bülten

27


İZLENİM

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONFERANSI TARAFLAR TOPLANTISI COP 15 /CMP5

Dünya’nın Nabzı 07- 18 Aralık 2009 Tarihleri Arasında Kopenhag’da Attı Dr. Oğuz Can3

Artık tüm etkileri ile yaşamakta olduğumuz, “İklim Değişikliği” veya bir diğer bilinen adıyla “Küresel Isınma”nın temelinde; yeryüzünü ısıtan güneş ışınlarının bir kısmı uzaya geri yansıtılırken, sera etkisi olan karbondioksit (CO2) ve benzeri gazların miktarının artması ile atmosfer ve yeryüzünde tutulan ışınımın da artması sonucu oluşan ilave ısınma bulunmaktadır.

Sera gazı etkisi olan başlıca gazlar arasında en yaygın olarak;  Karbon Dioksit (CO2),  Metan (CH4),  Nitrozoksit (N2O),  Hidroflorokarbonlar (HFCs),  Perflorokarbonlar (PFCs) ve  Kükürthekzaflorid (SF6) yer almaktadır. Sera gazı yoğunluğunun atmosferde arttığı sürece iklim değişikliği etkilerinin daha şiddetli olarak kendini göstereceği bilimsel verilerle desteklenmiş ve genel kabul görmüş bir durumdur. Bu durum insan kaynaklı enerji, sanayi, ulaşım, atık yönetimi, tarım, arazi kullanımı, ormancılık gibi sektörlerde oluşan sera gazı emisyonlarının azaltılmasını gerektirmektedir. 1988 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı (United Nations Environmental Program – UNEP) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization – WMO)’nün desteğiyle kurulan “Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel on Climate Change – IPCC)” insan kaynaklı iklim değişikliği ile ilgili bilimsel, teknik ve sosyoekonomik araştırmalar yapmakta, en güncel modelleri ortaya koyarak belirli periyotlarda açıklamaktadır. IPCC’nin birinci değerlendirme raporu 1990 yılında, ikinci değerlendirme raporu 1995’de, üçüncüsü de 2001 yılında 3

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSTAÇ AŞ. Sistem Geliştirme Md.

28

Ocak 2010


yayımlanmıştır. Son olarak Aralık 2007’de yayınlanan IPCC 4.değerlendirme raporuna göre; 20.yüzyılda ortalama hava sıcaklığının 0,74ºC artmasıyla birlikte küresel buzlar erimiş ve okyanus seviyeleri 17cm artmıştır. Maldiv Adaları ve küçük ada devletleriyle Bangladeş gibi 1-2 metre deniz seviyesinden yüksekliği olan kıyı devletleri su seviyesindeki artışlardan yaşam ve mülkiyet konusunda en fazla etkilenecekler arasında kabul edilmektedirler. Eğer sera gazları azaltılmazsa Grönland'da su seviyeleri 7 metreye kadar yükselecek, küresel sıcaklıkların ortalama 1,5-2,5 ºC artmasıyla yaklaşık %20-30 canlı türü kaybolacak, nüfusun artmasıyla birlikte su kaynaklarının kullanımında, arazi kullanımında ve ekonomik kaynaklarda sıkıntı yaşanacağı gibi kentlerde de problemler yaşanacaktır. Araştırmalara göre bazı bölgelerde yağışlar aşırı artacağı gibi bazı bölgelerde de azalacak ve her iki durumda da sıkıntılar olacaktır.

Su seviyelerinin artması, sel ve su taşkınlarını artıracak ve bu durumda toplumda değişikliklere neden olacaktır. 2080’lerde dünya nüfusunun %20’si ki bu oran 2 milyar kişinin üzerinde bir nüfusa tekabül etmektedir, daha çok nehirlerin taşma olasılığının yüksek olduğu yerlerde yaşayacaklar. 2020 yılında Afrika’da yaşayan 75 ila 250 milyon insan su konusunda sıkıntı yaşayacaktır. Okyanuslarda ise 1750’lerden beri insan kaynaklı karbondaki artış ve ortalama PH oranında 0,1 birim düşüşle sudaki asidik oranda artış gözlenmektedir. Atmosferdeki CO2 oranındaki artış asit oranını artırdığı gibi deniz organizmalarını da etkileyecektir. IPCC’nin dördüncü değerlendirme raporuna göre 2020 yılında emisyonların 1990 yılı seviyesine göre %25-45, 2050 yılında ise % 80 azaltılması gerekliliği ifade edilmektedir. İklim değişikliği ve etkileri ile mücadelede; 

  

e-bülten

29

Ulaşım, sanayi, enerji kullanımı, atık, tarım ve ormancılık gibi alanlardan atmosfere salınan insan Kaynaklı sera gazlarının azaltımı, İklim değişikliğine hassas bölgelerin adaptasyonu, Yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve gelişmekte olan ülkelere transferi, İklim değişikliğini önlemek amacıyla yapılacak yatırımlar için gerekli yapılabilmesi için gerekli finansmanın sağlanması hedeflenmiştir.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü I. Dünya İklim Konferansı 1979 yılında yapılmıştır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention for Climate Change - UNFCCC) 1992 yılında Rio’da yapılan Çevre ve Kalkınma Konferansında kabul edilmiş ve 21 Mart 1994 yılında yürürlüğe girmiştir. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin yetersiz olduğu kabul edilerek, yükümlülüklerin daha sıkı hale getirilmesi ve yasal bağlayıcı bir belge olması amacıyla yine sözleşmenin çatısı altında hazırlanan Kyoto Protokolü ise Aralık 1997 tarihinde protokolü imzalayan ülkelerin küresel sera gazı emisyonunun % 55’ini temsil etmesi halinde yürürlüğe konulması koşulu ile kabul edilmiştir. Ancak, tüm dünya sera gazı emisyonlarının % 25'inden tek başına sorumlu olan ABD'nin, % 17’sinden sorumlu olan

Rusya ve % 1,5'lik paya sahip Avustralya'nın imzalamaması sonucu uzun yıllar yürürlüğe girememiştir. 2004 yılındaki taraflar toplantısında Rusya’nın protokolü ani bir kararla onaylamasıyla da 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşmede (UNFCCC) ülkeler yükümlülüklerine göre farklı eklerde listelenmiştir. Ek-1 listesinde Avrupa Birliğinin tek bir ülke olarak değerlendirildiği 41 adet OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) üyesi olan sanayileşmiş ülkeler ile ekonomileri geçiş sürecinde olan ülkeler yer almıştır. Ek-2 listesinde ise hepsi OECD üyesi olan ve Ek-1 listesinde de yer alan 24 ülke bulunmaktadır. Ek-1 listesi ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda öncü olmaları beklenmektedir. Ek-2 listesi


ülkeler ise gelişmekte olan ülkelere İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında yapılacak projelere finansman sağlamak ve bu ülkelere yardımcı olmakla yükümlüdür. Ek-1 dışı ülkeler ise çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerdir. Türkiye: EK1 ülkesi olup; 26 Ağustos 2009 tarihinde de KP’ne taraf olmuştur. Türkiye sayısal bir azaltım hedefi olmadığı için Ek-B ülkesi değildir. 2012 yılına kadar herhangi bir azaltım sorumluluğu bulunmamaktadır. 9 Kasım 2001 tarihinde COP7 Marakeş’te alınan 26/CP.7 numaralı karar ile: Taraflar “Türkiye’nin özgün koşulları ile diğer Ek1 ülkelerinden farklı bir pozisyonda bulunduğunu” tanımaya davet edilmektedir.

Kopenhag Gündemi 7-18 Aralık 2009 tarihleri arasında BMİDÇS 15. Taraflar Konferansı Danimarka/Kopenhag da 194 ülkeden 40.000’in üzerinde ülke delegasyonları, sivil toplum kuruluşları basın ve 130 dünya liderinin katılımıyla gerçekleştirildi. Müzakerelerin ana başlıklarını:  Emisyon hedefleri, hedef yılı ve azaltım gerçekleştirilecek referans yılını içeren Azaltımmitigasyon  İklim değişikliğinin getirdiği çevresel, sosyal ve ekonomik etkilere adaptasyonu sağlayacak Adaptasyon  Teknoloji Transferi,  Ve Finansman oluşturmaktadır. Kopenhag’daki 15. Taraflar Konferansı (COP15), gelişmekte olan ülkeler, Çin, AB, ABD arasındaki diyaloglar neticesinde kilitlenme noktasına gelmiş, daha sonra ABD ve anahtar ülke konumundaki Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin Cumartesi gününe sarkan kapalı grup toplantıları sonucunda ancak bir mutabakat metni – Copenhagen Accord- ile sonuçlanmıştır. Müzakerelerde, gelişmekte olan ülkeler için, İsveç: 800 milyon Avro, Danimarka 160 milyon Avro katkıda bulunmayı açıklarken, AB’nin kısa dönem finansman için Brüksel’de 11 Aralık 2009Cuma günü almış olduğu karar ile 2012 yılına kadar yılda 2,4 milyar Avro olmak üzere

7,2 milyar Avro’’luk finans paketi açıklamıştır. Kopenhag Mutabakat Metni ile sonuçlanan müzakerelerde Gelişmekte olan ülkelerin uyum ve azaltım faaliyetlerinin finansmanı için 2010-2012 periyodunda 30 milyar dolar, 2012-2020 arasında yıllık 100 milyar dolarlık fonun harekete geçirilmesi hedeflenmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinden İSTAÇ AŞ. Uzmanlarının da yer aldığı Türkiye heyetinde; İklim Değişikliği Koordinasyon kurulu üyeleri, ilgili kamu kurumlarının üst düzey yetkilileri, üniversiteler ve İş dünyasından oluşan 115 kişilik heyet yer alarak, müzakerelerde katılım sağlamıştır. Ayrıca Çevre ve orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, TBMM Çevre Komisyonu başkanı Sn. Haluk ÖZDALGA, Başkan vekili Prof.Dr. Mustafa ÖZTÜRK’ ÜN de dâhil olduğu dört milletvekilimiz de müzakerelere iştirak etmişlerdir. 14 Aralık Pazartesi günü Türkiye İklim Değişikliği Stratejik Planının sunumunun yapıldığı bir yan etkinlik yapmıştır.

Sn. Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL 17 Aralık Perşembe günü üst düzey Toplantıda Türkiye adına bir konuşma yapmıştır.

Gelinen son noktada Kopenhag Mutabakat Metni gereği, Türkiye Kyoto Protokol’ü tarafından Ek 1 ülkesi olarak değerlendirildiği için emisyon azaltım planını tüm ekonomi bazında 31 Ocak 2010 tarihine kadar UNFCCC’ye bildirmek zorundadır. Mutabakat Metni 2010 yılı Haziran ayında Bonn’da yapılacak ara toplantıdan sonra muhtemel bir ilerleme ile Meksiko kentinde düzenlenecek olan COP16 taraflar konferansında bağlayıcı bir doküman haline gelecektir. Mutabakat metni başlıca; 0  Küresel sıcaklığın 2 C’nin altında tutulması,  Sürdürülebilir kalkınma için düşük emisyonlu kalkınma stratejinin benimsenmesi,  EK-1 ülkelerinin sera gazı azaltım hedeflerinin belirlenmesi;  EK-1 Dışı ülkelerin ise, sera gazı azaltım eylemlerini benimsemelerini ve Sekretarya’ya iletilmesini talep etmektedir.

30

Ocak 2010


Mutabakat metni her ne kadar bağlayıcı olmasa da (mevcut durumu itibariyle) bir yol haritası olarak değerlendirilmektedir.

Yerel Yönetimler Ve İklim Değişikliği BM 2006 tarihli nüfus raporuna göre; “2050” yılında dünya nüfusu 6,7 milyardan 9,2 milyara çıkacaktır. 1950 yılında dünya nüfusunun 2,5 milyar olduğunu düşündüğümüzde 1950’den 2050’ye dünya 4 kat küçülmüş olmaktadır. Nüfus artışı ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde ve kırsal alanlardan kentlere doğru gerçekleşmektedir. Dünya nüfusunun % 50’sinin yaşadığı kentler önümüzdeki dönemde hızla % 80’lere varan oranlarda daha kalabalıklaşacaktır. İnsanın makro ölçekteki hali olan dünyamız, 2ºC’lik bir sıcaklık artışı karşısında iklim değişikliğine ekstrem hava koşulları (bölgesel su baskınları, sızaklık dalgalanmaları, fırtınalar, kuraklıklar…) ve salgın hastalıklar ile tepki vermektedir. İnsan ve Dünya arasındaki analojiye daha birçok örnek verebiliriz. Buradan çıkarılacak sonuç Dünya’nın insanlar üzerinde olan hukukunun korunması şeklinde olmalıdır. 10 milyar insanın yiyecek, giyecek, barınma, ulaşım ihtiyaçlarını düşündüğünüzde, ayrıca artan talepleri, değişen hayat standartları ve tüketim profili de göz önüne alındığında ya planlayarak ve yöneterek ya da ortaya çıkan yeni koşullara tabi olarak değişeceğimiz kesindir. Bu açıdan hızla yoğunlaşan kentler iklim değişikliğinin hem sebebi hem de mağduru olarak karşımıza çıkmaktadır. “Enerji”, “Ulaşım”, “Atık” ve “Su” yönetimi gibi başlıklarda yerel yönetimlerin ve kentlerin atabileceği birçok adım vardır. Tabiatıyla de çözümler de kentlerden gelişecektir. Gelişmiş ülkelerin sera gazı salımlarının % 75’i kentlerden oluşmaktadır. Bu salımların ise % 80’inin enerji kaynaklı olduğu bilinmektedir. Başta binalarda enerji verimliliği olmak üzere örnek kentsel dönüşümler yapılabileceği gibi, yenilenebilir enerji payının artırılmasından, enerji verimliliğine, merkezi ısıtmadan, şehir aydınlatma ve trafik sinyalizasyonuna varıncaya kadar birçok alt

e-bülten

31

başlıkta enerji kaynaklı sera gazı emisyonlarının azaltımı için projeler gerçekleştirilebilmektedir. Enerji yönetimi alanında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilk olarak 2002 yılında olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin hafif raylı sistemlerde kullanılmasıyla başlayan faaliyetlerine, kent içi trafik sinyal lambalarının tamamının yine aynı yıllarda akkor Flamanlı ampuller yerine tasarruflu ve uzun ömürlü LED’li trafik üniteleri ile değiştirilmesi ile devam etmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi depolanmış evsel atıklardan oluşan çöp gazının elektriğe dönüştürülmesinde iki fazın toplamında 38 Mega Watt Kurulu güç ile bu alanda en büyük projelerden birisini gerçekleştirmiştir. Şehir Aydınlatmada yapılan enerji tasarrufu ile elektrik tüketimi tasarruf edilerek emisyon azaltımı gerçekleştirilmiştir. İBB’nin ulaşım, enerji ve atık yönetimi ile sağlamış olduğu sera gazı emisyon azaltımı 2010 yılı itibariyle yıllık 2 milyon tona ulaşacaktır. Hızla gelişmekte olan kentlerin, özellikle bina yalıtımı standartları, yağmur sularının yönetimi ve kullanımı, güneş, rüzgâr, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, özendirilmesi, kent planlamasında özel yer verilmesi ile yapabileceği azaltımlar önem kazanmaktadır. Yine ulaşım amaçlı tüketilen enerji içerisinde hibrid, elektrikli ve hidrojenle çalışan araçların özendirilmesi, uygun dolum istasyonlarının planlanması kent yönetimlerinin sorumlulukları arasında yer almaktadır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir TOPBAŞ, İklim Zirvesinde 15 Aralık Salı günü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş, Kopenhag Başkanlar zirvesinde 'Kentler Faaliyetlerini tanıtıyor' başlıklı oturumda Los Angeles, Taipei ve Riga belediye başkanları ile Yuvarlak Masa toplantısında yer aldı. Aynı zamanda UCLG – Birleşmiş Kentler Yerel Yönetimleri eş başkanı olan Sn. TOPBAŞ’ın İstanbul’un düşük karbon yönetimine geçişte hayata geçirdiği projeleri ilgi ve takdir topladı.


ANALİZ

Türkiye Yerel Yönetimlerinin, “Kardeş Şehir” İlişkilerinde İstenilen düzeye gelinmesi için neler yapılmalı? Hüseyin Özgür Ünsal

4

Türkiye’de Desentralizasyon (Yerinden Yönetim) süreci ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesine bağlı olarak, uluslararası ilişkilere ve işbirliklerine, giderek daha fazla önem verildiği görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. Maddesi ile 1173 sayılı Milletlerarası Münasebetlerin Yürütülmesi ve Koordinasyonu Hakkında Kanun’un 1. Maddesi uluslar arası alanda “antlaşma (treaty, pact, convention)” yapma yetkisini merkezi hükümete ait bir yetki olarak tanımlamıştır. Belediyelerin imzaladığı Kardeş Şehir ve İşbirliği anlaşmaları, milletlerarası antlaşma hükmünde değildir. Kardeş şehir ilişkilerinin ve işbirliklerinin kurulmasına dair bağlayıcı kanuni hüküm, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 74. Maddesi’nde geçmektedir. Ancak aynı kanunun 76. Maddesi’nde geçen Kent Konseyleri’nin çalışma usul ve esaslarını anlatan bir yönetmeliğin mevcudiyetine karşın belediyelerin yurtdışı ilişkilerine dair bir yönetmelik veya stratejik yönlendirmeden sorumlu bir kurumun veya kuruma bağlı bir birimin olmayışı uygulamada belirsizliklere yol açmaktadır. Aşağıdaki şemada bir Türk belediyesi ile yabancı belediye arasında bir anlaşma metninin imzalanma süreci ve resmi prosedür ana hatlarıyla verilmektedir:

Resmi prosedür ile ilgili detaylara Türkiye Belediyeler Birliği’nin (TBB) internet sitesinden ulaşılabilmektedir: http://www.tbb.gov.tr/index.php?details=sols&id=39. Türkiye Belediyeler Birliği, kardeş şehir ilişkilerini içeren

Resmi prosedür ile ilgili detaylara Türkiye Belediyeler Birliği’nin (TBB) internet sitesinden ulaşılabilmektedir: http://www.tbb.gov.tr/index.php?details=sols&id=39. Türkiye Belediyeler Birliği, kardeş şehir ilişkilerini içeren bir veritabanı üzerinde çalışmakta olup kurulan kardeş şehir ilişkileri ve bu zamana kadar yürütülen ortak faaliyetler hakkında tüm belediyelerden bilgilendirme yapılmasını beklemektedir.

4

İBB Dış İlişkiler Uzman Koordinatörü

32

Ocak 2010


Dünyada farklı ülkelerden şehirlerarasındaki ilişkiler: Kategori Kardeş Şehir İlişkileri (Sister City Relations)

Yerinden İşbirliği (Decentralized Cooperation) Belediyeler arası Uluslararası İşbirliği (Municipal International Cooperation)

İçeriği

Önde gelen ülke ve kurumlar

Belediyelerin yerel toplumlar arasındaki ilişkileri ilerletmek amacıyla kolaylaştırıcı olduğu, sivil toplum, iş dünyası, eğitim ve belediyeleri içine alan kültürel alışverişlerden ekonomik kalkınmaya kadar pek çok konuyu içeren ilişkiler

ABD, Sister Cities International (SCI), International City/County Management Association (ICMA )

Uluslararası kalkınma ajanslarını da içeren ve resmi kalkınma desteklerinin sağlandığı, çoğunlukla Kuzey-Güney yerel yönetimleri arası ilişkiler Belediyelerin uluslararası ilişkilerine tekabül etmekte ve iki veya daha fazla belediye arasında bilgi ve deneyim paylaşımı yoluyla teknik işbirliği kurulmasını ifade etmektedir.

AB, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika, İsveç, Finlandiya Fransa, Fransa Kentler Birliği (Cités Unies France – CUF), Hollanda, Hollanda Belediyeler Birliği (Vereniging van Nederlands Gementeen – VNG), Japonya

Kaynak: J.C. De Villiers’in SCI’ın 50. Yıldönümü Etkinliği‘nde yaptığı konuşma, Washington DC: 13.06.2006

Gelişmiş ülkelerin şehirlerinin Kardeş Şehir ilişkileri: Kardeş Şehir (Sister City) kavramı 1950lerden itibaren ABD’nin kendi şehirleri ile dünyanın geri kalan ülkelerindeki şehirlerarasında barış ve karşılıklı anlayışın gelişmesi için ortaya çıkmıştır. Avrupa’da da aynı tarihlerde ve benzer şekilde özellikle Fransız ve Alman şehirleri arasında dostluğun geliştirilmesi amacıyla “Twinning” adı verilen eşleştirme veya kardeşlik ilişkileri kurulmaya başlanmıştır. Zaman ilerledikçe yerel yönetimlerin desentralizasyon sonucu kurumsal gelişimlerini tamamlamalarıyla kardeş şehir ilişkileri daha çok kültürel, ekonomik ve ticari boyutuyla öne çıkmaya başlamıştır. Özellikle batı ülkeleri kardeş şehirlerine yerel ticaret ve sanayi odaları ile STK’larını örgütleyerek ticaret ve kültür heyetleri düzenlemektedirler (Ör. Barselona İş Köprüsü, Berlin-İstanbul Kent Partnerliği’nin 20. Yıldönümü). Buradaki temel mantık, kültürel olarak bağları geliştirirken kendi şehirlerindeki işadamlarının kardeş şehirlerde iş imkânlarını artırmaktır. Uluslararası ticarette en önemli hususlardan biri güvendir. Belediye Başkanlarının eşlik ettiği heyetler, bu bağlamda beraberlerindeki işadamlarını daha güçlü bir biçimde temsil etmekte ve güvenilirliği artırmaktadır (Ör. Houston-Monterrey ticari işbirliği). Kardeş şehir ilişkilerinin dış ekonomik ilişkilerle birlikte düşünülmesine Kyoto Belediyesi’nin liderlik ettiği ve Doğu Asya ve Avustralya’dan şehirleri (Bangkok, Bombay, Cakarta, Hong Kong, Ho Chi Minh, Kuala Lumpur, Manila, Melbourne, Osaka, Seul, Singapur, Şanghay, Tianjin) içeren Business Partner Cities Network (BPC) de örnek gösterilebilir. Bu noktada gelişmiş ülkelerin şehirlerinde kardeş şehir ilişkilerini yürüten uluslararası ilişkilerden sorumlu belediye birimi, yerel ticaret ve sanayi odası ile işadamları dernekleri ile sağlam ve sürdürülebilir ilişkiler geliştirmektedir. Kültürel ilişkilerin geliştirilmesi için ise yerel kültürel topluluklar, STKlar vb. kurum ve kuruluşlar ile tanışılarak gereken zamanlarda hızlı bir biçimde organize olabilmek için sağlam ve sürdürülebilir ilişkiler geliştirilmesi gereklidir. Amerikan şehirleri, kardeş şehir ilişkisi kurulması için Sister Cities International’e (SCI) üye olmanızı isteyebilirler. Zira ABD şehirleri ile diğer dünya şehirleri arasındaki kardeş

e-bülten

33

şehir ilişkilerinin koordinasyonundan SCI sorumludur. Amerikan şehirleri ve Alman şehirleri, kardeş şehir ilişkilerini sağlam temellere oturtmak için tamamen gönüllülük esasına göre işleyen kardeş şehir dernekleri kurarlar (Ör. Houston-İstanbul Sister City Association, Verein zur Förderung der Städtepartnerschaft Köln-İstanbul). Şu an dilimizde kullanılmakta olan “Kardeş Şehir” ifadesi aslen ABD orijinli “Sister City” ifadesinden çevrilmiş olup Avrupa’da şehirler daha çok “Twin City” veya “Partner City” gibi ifadeleri tercih etmektedirler. Bir Avrupa şehri ile kardeş şehir ilişkisi kurulacağı zaman özellikle süreli bir işbirliği mi yoksa kalıcı bir kardeş şehir ilişkisi mi kurulacağı konusunda yanlış anlaşmalara mahal vermemek için anlaşma metninde “Sister City” ifadesinin net bir biçimde yer almasında büyük fayda görülmektedir. Gelişmiş ülkelerin şehirleri, kardeş şehir ilişkisi kurarken aşağıdaki kriterlere dikkat ederler:  Şehirlerinde o ülkeden veya şehirden göçmen bir toplum olması  Kardeş şehir ilişkisi kurulması düşünülen şehirle mevcut ilişkiler  Ayırabilecekleri kaynaklar ve finansal sürdürülebilirlik  Yabancı şehrin büyüklüğü  Yabancı şehrin gayrı-safi kentsel hâsılası  Yabancı şehrin diğer kardeş şehirleri ve belediyenin dış ilişkiler kapasitesi  Dış ticaretten sorumlu bakanlık veya müsteşarlığın karşılıklı ticaret ve yatırımın düzeyi ve sunduğu olanaklar hakkındaki raporu  Bağlı oldukları belediyeler birliğinin tavsiyesi  Dışişleri Bakanlığı’nın tavsiyesi

Kardeş Şehir ilişkilerinde başarılı olmak için gerekli kurumsal gelişim ve kapasite artırımı: Kurum içi iletişim: Belediyelerin başta uluslararası ilişkiler olmak üzere genel anlamda kurum içi iletişiminin güçlü olması gerekir. Standart kurum içi yazışma prosedürlerinin


yanı sıra dış ilişkilerden sorumlu belediye personelinin kurum içindeki idareci ve danışmanlar ile birim ve/veya iştirak şirketlerinden yabancı dil bilen uluslararası ilişkiler alanında irtibat kişileri ile yüz yüze tanışmaları ve kartvizit değişimi yapmaları kurum içi iletişimi güçlendirecektir. Ayrıca dış ilişkiler birimlerinin dış ilişkilerden sorumlu belediye meclis komisyon üyeleri ve belediye başkanlığı özel kalemi ile de eşgüdümlü çalışmaları gereklidir. Stratejik Vizyon, kurum içi bilinçlenme, motivasyon, bütçeleme ile yatırım olanaklarının belirlenmesi: Belediye meclis üyeleri, idarecileri ve personelinin yurtdışı ilişkiler alanında motivasyonunu artırıcı tedbirler alınması ve bilgilendirme yapılması uluslararası işbirliklerinden gerektiği ölçüde yararlanılarak amaçlanan kurumsal kapasite artırımının sağlanmasına önemli katkıda bulunacaktır. Belediyelerin şehirlerinin ve kurumlarının güçlü yönlerini vurgulayabilecekleri stratejik bir dış ilişkiler vizyonunun olması dış ilişkiler yönetiminin ana unsurlarındandır. Dış ilişkilerden sorumlu birimlerin, belediye başkanı özel kalemi, belediye başkan danışmanları, belediye birlikleri, sanayi ve ticaret odaları ile yerel paydaşlar ve kurum içi birim ve iştirak şirketleri ile eşgüdümlü ve fikir alışverişi içerisinde bir dış ilişkiler vizyonu ve bu vizyonu gerçekleştirecek stratejileri belirlemeleri kurum içi bilinçlenme ve motivasyon için büyük bir adım teşkil edecektir. Bir kardeş şehir ilişkisi kurulurken stratejik bir hedefleme yapılması çok önemlidir. Bunun için kendi şehriniz ile ilişki kurulacak şehrin mukayeseli SWOT analizi yapılarak muhtemel işbirlikleri ortaya konulmalıdır. Yürütülecek çalışmalar için en az beş yıllık bir plan ve bütçe oluşturulmalıdır. Her yıl yeniden gözden geçirilebilecek bütçenin gider kalemleri içerisinde yurtdışı seyahatler, yurtdışından gelen heyetlerin ağırlanması, gerekli ekstra personel, muhtemel ortak projeler, tahmini kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler, seminerler ve konferanslar ile yapılması düşünülen kardeş şehir parkları, bahçeleri ile açılması düşünülen sergiler vb. maliyetler hesaba katılmalıdır. Yurtdışı ilişkilerden özellikle ekonomik alanda sağlanabilecek getiriler ise belediye ve iştirakleri nezdinde kapsamlı bir yatırım ve iş olanakları analizi yapılmak suretiyle ortaya konulmalıdır. Belediyenin elindeki dış yatırımcının ilgisini çekebilecek emlak stoku, kentsel dönüşüm projeleri ile hangi iştirak şirketlerinin yurtdışında müteahhitlik hizmetleri gerçekleştirebilecek ve ihracat yapabilecek kapasiteleri ve mukayeseli üstünlükleri olduğunu gösteren bir envanter oluşturulmalıdır. Kurum dışı iletişim: Kurum dışı iletişimin güçlü olması belediyelerin ve genel anlamda yerel toplumun uluslararası ilişkilerinde var olan potansiyelin değerlendirilmesini, işbirliklerinin artırılmasını, bilgi paylaşımını, ortak bir vizyon dahilinde çalışılmasını ve de tüm paydaşların yürütülen faaliyetlere ve düzenlenen etkinliklere dahil edilmesini

mümkün kılacaktır. Bu bağlamda ilk planda belediyelerin dış ilişkilerinden sorumlu birimlerinde çalışan personelin yerel sanayi ve ticaret odaları, bağlı bulunulan belediye birlikleri ve de STKlar, kalkınma ajansları, valilik ve il özel idaresi, işadamları dernekleri ile ilçe belediyelerini içine alan bir bilgi paylaşım ve haberleşme ağı kurmaları kurum dışı iletişimi geliştirecektir. Kurumsal İç Yapılanma: Özellikle büyükşehir belediyelerinde dış ilişkilerden sorumlu birimlerin yetkilerinin ve personel sayısının artırılması ve de kendilerine bağlı alt birimlerin oluşturulması. Bu alt birimler, protokol hizmetleri, uluslararası etkinlikler, uluslararası işbirliği projeleri ve kardeş şehirler, dış yatırımlar ve dış krediler ile AB ilişkilerinden sorumlu birimlerden oluşabilir. Yabancı dil engeli, belediyelerin yurtdışı ilişkilerini geliştirmelerinde göze çarpan bir engel yabancı dil bilen personel eksikliğidir. Sadece dış ilişkilerden sorumlu birimlerin değil yurtdışı işbirliklerinden faydalanarak daha iyi hizmet sunumu gerçekleştirebilecek belediye birimlerine ve iştirak şirketlerine yabancı dil bilen personel alımı bu sorunun aşılması için bir gerekliliktir. Belediyelerin dış ilişkiler birimlerinin çok iyi derecede yabancı dil bilen personel istihdamı için hizmet ihalesi ile personel tedarikine gitmesi bu anlamda faydalı olacaktır. Belediye Birlikleri ile İlişkiler: Türk belediyelerin belediye birlikleriyle işbirlikleri yeterli düzeyde değildir. Belediye birliklerinin yürütülebilecek işbirlikleri ve kapasiteleri hakkında belediye idarecileri ve dış ilişkiler birimlerini bilgilendirilmesinde büyük yarar vardır. Belediye birlikleri, kardeş şehir, işbirliği partneri arayan, uluslararası donörlerden ve AB fonlarından yaralanmak isteyen belediyeler için güçlü, organize ve toplu bir temsil görevi yürütebilirler. Ayrıca belediye birlikleri, yerel yönetimlerin beklediği desentralizasyon reformları ile daha fazla yetki ve kaynaklara kavuşmaları, yerel toplumun yerel yönetişime katılımı vb. hususlarda merkezi hükümet nezdinde lobi faaliyetleri yürütebilirler. Özetlemek gerekirse Türk belediyelerinin ve belediye birliklerinin uluslararası ilişkiler alanında başarılı olması için yapması gereken çok şey vardır. Kardeş şehir ilişkileri de yerel düzeydeki uluslararası ilişkilerin en önemli başlıklarından biridir. Üniversitelerde, uluslararası ilişkiler konusunda eğitim gören veya diğer ilgili öğrencilere belediyeler ve belediye birliklerince yerel düzeydeki uluslararası ilişkiler hakkında bilgilendirme seminerleri düzenlenmesinin de bu konuda bilgi sahibi yetişmiş üniversite mezunlarının belediyelerde ve belediye birliklerinde istihdamı açısından faydalı olacaktır. Bunun yanı sıra Türk belediyelerinin kendi aralarında uluslararası ilişkiler alanında bilgi alışverişinde bulunması ve de ortak vizyon ve strateji belirlemesi ileriki dönemde üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur.

34

Ocak 2010


DOSYA

OICC BAŞKANI: Omar Abdullah Al-Qadi

İslam Başkentleri ve Kentleri Teşkilatı (Organization of Islamic Capitals and Cities – OICC) Adem Varıcı5

OICC Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Hamdi Mustafa’nın İBB’yi Ziyareti. 27.06.2009

Kuruluş: İslam Başkentleri ve Şehirleri Teşkilatı (OICC) 1980 (Hicri 1400) yılında kurulmuştur. Yapısı: İslam Konferansı Örgütü (Organization of Islamic ConferenceOIC) bünyesinde kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Misyonu: Teşkilata üye olan İslam şehirlerinin istikrarlı kalkınmalarının sağlanması ve bu şehirlerin içinde bulunduğu şartların iyileştirilmesidir. Üye Sayısı: Şu an itibarıyla teşkilatın OIC üyesi 57 ülkeden toplam 147 aktif üyesi, OIC üyesi olmayan 6 Ülkeden 8 gözlemci üyesi ve üniversiteler, bakanlıklar, Araştırma Merkezleri vb. çeşitli resmi kuruluşlardan oluşan 15 katılımcı üyesi bulunmaktadır. Üyeleri 4 kıtaya yayılmıştır: Asya, Afrika, Avrupa ve Güney Amerika. İslam Başkentleri ve Kentleri Teşkilatı (OICC), 1978 yılında İslam Konferansı Örgütünün Dışişleri Bakanları Toplantısında alınan karar doğrultusunda İslam kentlerinin kimliğinin ve tarihi mirasının korunması ve yapılacak konferanslar, seminerler ve uzman değişimleri gibi çalışmalarla bu kentlerdeki yaşam standartlarının yükseltilmesi amacıyla kurulmuştur.

Teşkilata Asya, Avrupa, Afrika ve Güney Amerika’dan olmak üzere 54 ülkeden 141 aktif üye başkent ve kenti bulunmaktadır. Ayrıca Teşkilatın amaç ve aktiviteleri ile ilişkili olarak, İslam Dünyası dışındaki 6 ülkeden 8 gözlemci üye, İslam Dünyası’ndan veya İslam Dünyası dışındaki bakanlıklarından, komisyonların teşkilatlarından, üniversitelerinden, araştırma ve kültür merkezlerinden 14 tane iş ortağı üye bulunmaktadır. Kuruluş Hikâyesi: İslam Başkentleri ve Kentleri Teşkilatı (OICC) 1978 yılında Senegal’in Başkenti Dakar’da yapılan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 9. Dışişleri Bakanları Toplantısında alınan 9/9-P nolu karar ile kurulması karalaştırılmış ve Mekke’de İslam Ülkeleri Başkentlerinin temsilcilerinin bir araya gelmesi ile oluşan bir hazırlık toplantısıyla kuruluş tüzüğünün ortaya

5

Dış İlişkiler Müdürlüğü Uzmanı

e-bülten

35


çıkartılmasına karar verilmiştir. 1979 yılında İslam Ülkeleri Başkentlerinin katılımıyla gerçekleşen Mekke’deki hazırlık toplantısında Teşkilatın taslak tüzüğü kabul edilmiş ve 1980 yılında Fas’ta yapılan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) 10. Dışişleri Bakanları Toplantısında da bu tüzük kabul edilerek İslam Konferansı Örgü-  tünün bu teşkilata tam destek sağlayacağı kararlaştırılmıştır. Teşkilatın kuruluşunda Türkiye Cumhuriyeti hükümeti aktif olarak rol almıştır. Hedefleri:

Programı ile işbirliği içinde düzenlenen “İslam Kentinde Sürdürülebilir Kent İdaresi Stratejileri” başlıklı OICC 8. Uluslararası Bilim Sempozyumu’na davet edilmiştir. Bu konferansta, içinde İstanbul’un da bulunduğu yeni Yönetim Kurulu ve İşbirliği Fonu üyeleri seçilmiştir. OICC 10. Genel Konferansı’nın bir gündem maddesi olarak Kudüs Şehri ile diğer OICC üyeleri arasında dini, bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel bağları kuvvetlendirmek ve şehrin İslami kimliğini ve mirasını korumak için kardeşlik anlaşmaları yapılması gün-

deme gelmiştir. Ancak, bu hususta herhangi bir adım atıl(a)mamıştır.      

İslam kentlerinin tarihi mirasını korumak; İslam kentlerini daha yaşanılır hale getirmek; İslam kentlerinin küresel rekabet gücünü artırmak; İslam kentlerinde yerel yönetim hizmetlerinin kalitesini artırmak; İslam kentlerinde belediye çalışanlarının yaşam standartlarının iyileştirilmesi; İslam kentleri arasında işbirliğini geliştirmek…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, OICC’nin kuruluşundan 4 sene sonra (1984) bu kuruluşa üye olmuştur.

25 – 27 Nisan 2004 tarihlerinde Dubai’de düzenlenen, 10. Genel Konferansı ve buna paralel olarak Dubai Belediyesi ve Birleşmiş Milletler HABITAT

Genel Kongre: Teşkilatın, hedefleri ve temel esasları doğrultusunda genel politikalarını belirleyen kuruldur. Genel kongre, teşkilat bünyesinde görev yapan komisyonların faaliyetlerine esas teşkil eden kural ve prensipleri belirler. Yerel Yönetimler ve yerel kalkınma alanlarında üyeler tavsiyelerde bulunur. Ayrıca, Genel Sekreterin seçimi ve Yönetim Kurulu Üyelerinin belirlenmesi, İstişare Kurulunun oluşturulması, üyelik aidatlarının belirlenmesi, teşkilat bütçesinin onaylanması gibi görevleri ifa ederler.

OICC Olağan Genel Kongresi, her 3 yılda bir, OICC merkezinin bulunduğu kentte veya Genel Sekreterliğinin bulunduğu şehir veya üye bir başkentte veya üye şehirlerden birinde (Genel sekreter veya Kongrenin icra edildiği şehrin belediye başkanı veya temsilcisinin başkanlığında) ya da dönüşümlü olarak yapılır. Genel İdare Kurulu kararıyla veya üye kentlerin üçte ikisinin onayı ile olağanüstü olarak ta toplanabilir. Olağanüstü toplantısında, hangi konu için toplantıya çağırılmışsa, o konudan başka konulara bakmaz. Kararlar, üye kentler temsile yetkili olan ve oy kullanma hakkına sahip kişilerin oy birliği veya oy çokluğuyla alınır.

36

Ocak 2010


Yönetim Kurulu Üyeleri Mekke (Suudi Arabistan) Medine (Suudi Arabistan) Riyad (Suudi Arabistan) Cidde (Suudi Arabistan) İstanbul (Türkiye) Ankara (Türkiye) Abu Dabi (BAE) Dubai (BAE) Kahire (Mısır) İskenderiye (Mısır) Tunus (Tunus) Hartum (Sudan) Kudüs (Filistin) Şam (Suriye) Tahran (İran) Amman (Ürdün) Kampala (Uganda) Kuala Lumpur (Malezya) Kuveyt (Kuveyt)

OICC ve İBB 2009 yılı OICC-İBB ilişkilerinde önemli bir yıl olmuştur. İBB’den bir heyet, 16-19 Haziran 2009 tarihleri arasında Tataristan’ın Başkenti Kazan’da 27. Genel Kurul Toplantısı’na etkin bir katılımda bulunmuş ve paralel olarak düzenlenen 2. Dijital Etkileşim Komitesi Toplantısı’nda İBB Bilgi Teknolojileri Daire Başkanı Hakkı Tok, İBB’nin ve iştiraklerinin bilgi teknolojileri alanındaki çalışmaları hakkında bir sunum yapmıştır. 23 – 25 Haziran tarihlerinde, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Hamdi Mustafa ve beraberindeki 4 kişilik OICC heyeti, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret ederek İBB Meclis 2. Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ’ı makamında ziyaret etmiş, aynı ziyaret çerçevesinde İBB Meclis Üyeleri, Dış İlişkiler Müdürlüğü ile diğer belediye birimleri ve iştirak temsilcileri ile bir araya gelmiştir. Bu ziyaret esnasında iki kurum arasında ilişkilerin nasıl geliştirilebileceği görüşülmüştür. İSKİ ve Dünya Su Konseyi ile koordineli olarak İBB Dış İlişkiler Müdürlüğü’nce OICC Genel Sekreterliği’yle yapılan görüşmeler sonucu 5. Dünya Su Forumu’nun en önemli çıktısı olan İstanbul Su Mutabakatı’na imza atılması için, OICC Genel Sekreterliği tarafından üyelerine İngilizce ve Arapça çağrıda bulunulmuştur.

Manama (Bahreyn) Rabat (Fas)

Türkiye’den Ve KKTC’den Üye Belediyeler: Yönetim Kurulu Üyesi • • Normal Üye

İstanbul Ankara

• İzmir • Konya • Kayseri • Bursa • Gaziantep • Mersin K.K.T.C’den üye olan Belediyeler • • •

Lefkoşa Girne Gazi Magosa

Ayrıca İBB Dış İlişkiler Müdürlüğü, OICC Genel Sekreterliği ile mütalaa edildiği üzere OICC’ nin 6 ayda bir İngilizce ve Arapça dillerinde yayınlanan İslam Başkentleri ve Kentleri Dergisi’ne gerçekleştirdiği önemli faaliyetlerin haberlerini gönderecektir. İBB’nin Mayıs 2010’da Doha’da (Katar) düzenlenecek olan 10. Uluslararası Bilimsel Sempozyumu’na faal bir katılım göstermesi düşünülmektedir. İBB, OICC 10. Uluslararası Bilimsel Sempozyumu’nda sonuçları açıklanacak olan proje yarışmasına üç dalda birer proje ile katılmaktadır.

OICC GENEL SEKRETERLİĞİ İRTİBAT BİLGİLERİ: GENERAL SECRETARIAT OF OICC

‫األمانة العامة لمنظمة العواصم والمدن اإلسالمية‬ Address: P.O.Box: 13621 Jeddah 21414 Kingdom of Saudi Arabia Tel: +966 2 6981953 Fax: +966 2 6981053 Web: www.oicc.org e-mail: webmaster@oicc.org

e-bülten

37


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü Kemalpaşa Mahallesi Şehzadebaşı Caddesi No.25 Fatih / İstanbul, 34134 : (+90) 212 455 21 85 : (+90) 212 455 26 42 irelations@ibb.gov.tr

www.ibb.gov.tr/frelations

e-bülten’i takip etmek için irelations@ibb.gov.tr adresine subscribe e-bülten konulu boş e-posta atmanız veya www.ibb.gov.tr/frelations sitesine girerek e-mail listesine kayıt olmanız yeterli olacaktır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü tarafından hazırlanmıştır. Bültende yer alan haberler ve içeriklerin sorumlulukları yayın ekibine aittir. Her hakkı saklıdır. Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.

Görüş, öneri, istek ve eleştirileriniz için; irelations@ibb.gov.tr adresine e-mail atınız. Tel: 455 21 85 Fax: 455 26 42

38

Ocak 2010


Dış İlişkiler E-Bülten Ocak 2010 Sayı 03