Page 1

Farklı Açıdan Bakmak Bölüm 4: Hayatımdan Bir Gün Çeviren : Hüseyin Tamer Ursavaş

Geçen Eylül yeni Moyes RX’imle ilk uçuşumu yaptım. Kalkış yapıp görece yükseldim ve indim. Hepsi bir günlük iş. Ama eve giderken uçuşumun sonucunu etkileyen kararlar ve tercihlerle ilgili bir sürü küçük gözlemde bulundum. Başarılı bir uçuşa etkileyen birçok faktörün olması nedeniyle iyi bir değerlendirme olur diye düşündüm. Belki de okur birkaç yeni numara öğrenir veya eski dersleri tekrar hatırlar. Belki de siz benim atladığım şeyleri veya uçuşta yaptığım hataları bana gösterirsiniz. Uçuş yeri hava durumuna göre ve benzin parasına göre tercih edilen, Pensilvanya da ki Susquehanna nehri yanındaki Hyner tepesiydi. Kalkış pisti nehrin diğer tarafındaki iniş alanından 400 metre yukarıdaydı.


41.19.34 k, 77 37 28 b


Kalkış alanı ve tepe dik, önünde büyük bir çanak olan yapıdadır. Kalkışın hemen yanında dik bir sırt uzanmaktadır ve kalkışın önünde solda nehrin bize bakan tarafındaki bir zirveye uzanan bir sırt daha bulunmaktadır (Şekil 1). Sola giden sırt belirgin bir sola dönüş yaparak 80 metre yüksekliğinde nehire bakan 1.5 km’lik bir etek düzü oluşturur. Kalkıştan hemen sonra güneyden kuzeye çeşitli yönlere bakan yamaçlar bulunur. Yine de batı ve kuzeye bakanlar en çok iş görenlerdir. Bu yamaçlar birçok rüzgarı ve termiği göreceğimiz gibi toplar. Bütün bu değişkenler bu uçuş bölgesinin tek yönü ve yüzü olan bir yerden daha karmaşık olduğunu anlatır. Hyner tepesi aslında termik üreten bir alandır çünkü dar bir vadinin üzerinde oturur ve 30 km/h hızın üstündeki rüzgarlarda ordan uçmayız. Vadi alanlarından kaynaklanan bütün termikler geçerken kalkış alanına en azından bir selam çakar. Hyner hafif rüzgarlı günlerde bizim son umudumuzdur ve hava abazaları daha iyi yer önerilerimizi yendiğinde orda hazır bulunuruz. Sonuç olarak sıklıkla kendimizi kuytularda, nadiren gelen cılız termikleri kullanarak, amansız yerçekiminden kurtulmak için kazınırken buluruz. İniş alanına olan 1/2’lik süzülme oranı dibine kadar kazımanıza izin verir. Arasıra 50-100 metre civarından termik bulanlar da olur. Bu manzarayı bir göz önüne alın ve benim bu karışık duygularla kalkış alanında RX’imi hazırlarken düşünün. Kız gibi olan deltakanadımla aradaki buzları kırmak için sadece iniş alanına gitmeye hazırlanmıştım. Şimdi de kalkışın tam


altında nehirden gelen zayıf termiği merkezlemiş bir kel kartalı gördüğümde yüzümdeki gülümsemeyi hayal edin. Kanadımı kaldırdım, parmak uçlarımda yobaz bir rahibin cennete kabulu gibi, ama işte hep hafif rüzgarda olduğu gibi termik kalkış rüzgarını çapraza doğru değiştirdi. Bu dik yamaçta 30 derecelik çapraz rügazrı önemsemem ama sadece devamlı rügaz olduğunda, böyle termik etkisinde değil. Termikler güvenliğimizi riske atacak türbülansları yaratır. Tabiki de termiklerin içine doğru kalkarız, ancak rüzgar düzeldiğide tam merkezlerine doğru (Ders 1). Ne yazık ki, rüzgarın düzelmesini bekleyip iyi bir kalkış istatistiğine sahip olmak için beklerken kartal benden yükseğe çıkmıştı. Var gücümle, maksimum kontrol için maksimum hızda kalktım. O termiğin kalıntılarını buldum ve birkaç 360 atıp merkezini bulmaya çalıştım- tabi varsa - ama hiç işe yaramadı. Kartalın, ezikmişim gibi üzerimden süzülerek geçtiğini gördüm ve ona bol şans diledim. Çanağın içindeydim, burası termiğin ilk olarak aranacağı yerdi ancak hiçbirşey bulamadım. Tamam - zaten kendimi direkt inmeye hazırlamıştım ve RX’in sürüşünün güzel olmasına kendimi kaptırmıştım. Öndeki sırtın zirvesine yöneldim, burası çanaktan sonra iknici yerel termiğin olduğu yerdi. O gün 10 pilot vardı ve birkaç tanesi bu noktada yükselten balonlarda debelenmişti. O civarda süzülürken yaprakların düzensizce salınımını aradım (Ders 2- Ağaç dallarının uçlarının rüzgarın yön değiştirmesiyle sallanması - leaf disturbance) ve 150 metrelik irtifamı kaybettim. İster şans deyin, isterse performans veya kararlılık deyin ama termiğin kenarına çarptım. Kaybedecek birşeyim yoktu ve o küçük kanadımı yatırdım. Termiğin küçük olacağını biliyordum- yüksek basınç etkisinde batılı rüzgarlarda uçuyorduk bu yüzden hazırdım (Ders 3). Zirvenin altındaydım ki bu birkaç açıdan avantajlıdır çünkü bu yamaç termiği kendi boyunca yukarı kanalize eder ve bu haldeyken içinde durmak kolaydır. Ayrıca böyle 0.25’lik termikte yükseldiğimi altimetreme bakmadan algılayabilirim- (50-50 termik 50 feet / dk, 30 saniyede 25 feet). Normalde böyle cılız bir termikte sadece altimetreniz veya yanında bulunduğunuz yamaç yükseldiğinizi gösterir (sanırım bunlar 4. ve 5. Dersler). Yamacı yükseklik tayininde kullanırken akılımı, vücudumu ve ruhumu yükselen havaya odaklayabilmiştim. Kazımanız gereken durumlarda odaklanmak çok önemlidir (Ders 6). Biraz çabaladıktan sonra tepenin üzerine çıktım ve termik birleşmeye ve güçlenmeye başladı fakat biraz daha geriye yattı. Odaklanmamı ikiye katladım ve hala üzerimde olmasına rağmen kartalın bana katılmasına sevindim. Termik sadece 0.5’likti. Termik batı-kuzey batı istikametinde yatmıştı ve kaynağının aşağıdaki zirve olduğunu hayal ettim. Hizayı aklımda tutmaya çalıştım ve termiğin önünden veya arkasından düşmemeye dikkat ettim. Termikler araziden koptuktan sonra rüzgar altına doğru hızlanırlar böylece termiğin önünden düşmeye eğilimliyizdir. Ancak böyle açılı (ÇN: Yazar öne mi arkaya mı eğik olduğunu belirtmemiş ama rüzgara doğru öne eğik olmalı) termiklerde arkadan düşmeye meyilliyizdir (Ders 7). Bu ilk termiğim olduğu için herkes günün nasıl olduğuyla


ilgili fikir yürütebilir, böylece her dönüşüme konsantre olup tırmanışımı mümkün olduğunca sabit tutmaya çalıştım. Birkaç sefer yükseltici zayıfladı ancak çıktığım alanı tekrar merkezleyerek, tırmanışımı geri kazanabildim (Ders 8 ve fazlası). Bazı cihazlar termiğin merkezinin nerde olduğunu size gösterebilir ancak 10 milyon termiği tanıyıp açığa çıkardıktan sonra hareketli bir termiği oldukça iyi bir biçimde tekrar bulabilirim. 1o dakikalık mücadaeleden sonra ki hepsi çok keyifliydi, Hyner zirvesinin biraz üstündeydim. Başka bir pilot kalkış yapıp direkt termiği bulduğum yere gitti. Kalkışta bekleyip duruyordu- bana göre çok fazla durmuştu. Böyle zayıf günlerde biri tırmanıyorsa tepeden kalkıp ona katılmak çok önemlidir, aynı kartal gibi- tabi mümkünse (Ders 9). Aslında böyle cılız günlerde en güzeli iki iyi pilotun aynı anda hazır olması ve kalkış yapmasıdır ve böylece bir kişinin termiği bulma şansına göre gerçekten şansları daha fazla olur. Tabi ki de emin olmak veya daha emin olmak için beklemek bizim doğamızda var ama bazen fazla bekleriz; bazen treni kaçırırız. Şimdi iki şeyi gözlemeye başlamıştım: 70 metre altımdaki pilot ve kalkış pistindeki rüzgar göstergeleri (zirvede birkaç rüzgar flaması ve bir bayrak). Daha yükselip uzaklaşamamıştım. Böyle yüksek basınçlı günlerde termikler kısa sürelidir ve inversiyon tabakaları termiklerin merkezini tıkayabilir. Yukarda takılırken aşağıdaki pilot arkadaşımı, termikleri veya yükselen balonları yerini gösteriyor diye izliyordum. Onun irtifasındayken yaptığım dönüşlerden daha büyük dönüşler yapıyordu. Bunun hata olduğunu düşündüm çünkü daha keskin dönüşler size daha fazla alçalma hızı sağlasa da, en iyi yükseltici alanı terk ettiğinizde kaybedeceğiniz irtifa daha fazladır (Ders 11). Bana göre yavaş yükseliyor gibi görünüyordu çünkü giderek ondan uzaklaşıyordum. Uçuştan sonra kalkış alanından yaklaşık 30 metre kadar yükseğe çıkabileceğini söylemişti. Flamalara bakıyordum ve termiklerin beslendikleri yeri tayin etmeye çalışıyordum. Uçuş alanında termikler birçok noktadan kaynaklanıp bir öncekiyle birleşerek veya yerine geçerek kalkış alanındaki rüzgar yönünü değiştiriyordu. Rüzgarın sağa yöndeğiştirdiğini fark ettiğimde (saat yönünün tersine- [aynen böyle yazıyor]) rüzgarın gösterdiği termiğin daha solda olmasını bekledim (Şekil 2’ye bakınız). Şekil 2- Sol üstten alta: Termik bu yöne gidiyor. Rüzgar göstergeci döner. Flamanın dönmesi termiğin etkisini ve yerini gösteriyor.


Sabit bir termiğin içinde olduğuma emindim ve kalkışın 200 metre üstüne kadar sürekli dolaşan termiğe göre kendimi ayarlamam gerekiyordu (Ders 12). Tipik olarak zayıf bir günde termiği son damlasına kadar sıkmanız gerekmektedir, böylece termik döngüleri arasındaki boşlukta dayanabilirsiniz (Ders 13). Kurtuluşunuz yüksekliktedir. O gün belli belirsiz düzenli kaldırıcılarla daha yükseğe süzülebildim. Bu kalkıştan 200 metre yükseklikteki seviyede alttaki dengeli hava tabasını (yüksek basınçta tipiktir) kırdığımı hissettim ve termiğin merkezi birleşip sabit bir +1’lik termik oldu ve hada sonra 1.25 oldu. Mutluydum ve var olanı kalkıştan 300 metre olana kadar tırmandım (1000 MSL). Daha sonra termik yavaşladı ve sarsıntılı olmaya başladı. İnversiyona gelmiştim. Terkar dönüşlerimi keskinleştirdim ve termiğin küçük merkezinin içinde kalıp onunla beraber sürüklendim. Genelde inversiyon tabakasının farklı rüzgarları vardır ve bu seferki kuzeyli bir rüzgara sahipti (Ders 14). Bulldog gibi olmuştum, gerektiğinde yükseltici parçalarından yararlanarak ilerliyordum. Hala 0.5 ile 1’lik yükselticiler içinde tırmanıyordum. Hiçbiri sabit değildi ancak mutluydum çünkü nihayetinde bütün bir uçuş beklenmedik bir hediyeydi. 200 metre daha yükseldiğimde işler daha da güzellerşti. Termik güçlendi ve uçuş sürem arttı. Bundan sonra kalkış pistinden 800 metre yukarıya tırmanmakta hiç zorluk çekmedim. Her ne kadar termiğin suyunu sıksamda, tavanında yükseltici akım bitti. Belki daha güçlü bir inversiyon vardı belki de termik tükenmişti (daha yükseği müjdeleyecek bulutlar yoktu). Ama muhteşem olan şey rahat rahat uçup 600 -800 metre artı yükseklikteki perspektifimi koruyabilirdim. Hyner sıklıkla böyle havalar sunar ve dürüst olmak gerekirse daha önce bahsettiğim pilot birkaç hafta sonraki iki uçuşunda 1400 metre artı tepe yaptı ve istediği gibi gezindi. Yaklaşık 1 saat sonra kaldırıcı aniden bitti. Yavaşça inversiyonun altına indim. Sebep olarak kendimce günün bittiğini ve termiklerin inversiyon tabakasını artık delmediğini düşündüm. Böyle bir kapanış genelde beklenmeden olur ve herhangi bir seviyede gelişebilir. 300 metre artı tepenin altına indiğimde hafif bir termik hissettim ama bir türlü ondan faydalanamadım. Sonuçta kalkış yüksekliğine indim. Elimden geleni yaptım, dikkatlice rüzgarın yönüne bakıp olası termik dönüşünü belirlemeye çalıştım. Rüzgar bir yamacı çaprazladığında, termikler genelde döner, en azından aşağıda dönerler. Dönüşün tam tersine dönmek belirgin biçimde tırmanma hızını artırır (Ders 15). Hala pilotlar kalkış yapıyordu ve bir tandemin kalktığını gördüm. Onu bir akbaba gibi takip etim ve onun bulacağı herhangi bir termik leşinden beslenmeyi umut ettim. Favori noktalaımızda termik ararken dahada alçaldık. Tandem pilotu iyilerinden biri- altımda dönmeye başladı. Ona katıldım ve eğer bir tandemle


yükselebiliyorsa benim de tabi ki yükselmem gerektiğini düşündüm. Küçük yamacın üstündeydik ve inişin yaklaşık 100 metre üstündeydik- dayanıyorduk. Aniden tandem değil tek olduğunu farkettim. Ona eşlik edip ‘tabi ki de’ yükseleceğime bu kadar da emin olmamalıydım (buralarda bi yerde Ders 16 olmalı). Bu tek tük yükselticide beraber 170 metreye kesintilerle çıktık. Bütün bu sürede iniş alanındaki flamaları gözlüyordum (Ders 17). Saat yönünün tersine döndü ve yükelticinin bittiğini hissettim. Sonra biraz kuzeye yöneldim. Teorinin ve doğanın bir birine uyup emeklerinize karşılık vermesi çok memnun edicidir. Flamanın rüzgar altı yönündeyken zayıf ama bütün bir termiğe rastladım. Başka bir pilot kalkış yapıp bana doğru uçtu. Benim dönüşüme uymayacak şekilde (saat yönüne dönüş) tam ters yönde dışarda döndü ve termiği hiç bulamadı. Termik girişinizi ne kadar iyi hesaplarsanız, diğer bir pilota tertemiz katılırsanız ve birlikte çalışırsanız o kadar iyidir (Ders 18). Sonunda o termiği kalkış alanına kadar takip ettim ama gün bitiyordu. Gün biterken geriye kalan fazla ısı muhteşem rüzgarlar olarak geriye döndü ama çok zayıftı ve kısa sürmüştür, sadece bir tadımlık. Bir buçuk saat sonra kaçınılmaz olarak iniş yaptım. Bu alan sadece kuzeye ya da güneye iniş vermektedir. Böyle zayıf bir günde iniş alanındaki rüzgarın yönünü termikler belirler. Zayıf rüzgarların olduğunu gördüm ama yönleri değişiyordu. Kuzeyden bir esinti oldu sonrada güney batıya döndü sonra da durdu. Bende zarları salladım. Son ana kadar yönümü belirleyebilmek için alanın köşesine kadar dönerek alçaldım (Ders 19). İrtifam bitiyorken rüzgarın kaldığını gördüm ve gün içinde en çok esen yön kuzey olduğu için kuzeyi hedefledim. Yaklaşma hızı için kanadımı eğdim, hizaladım, enerjisini boşalttım ve hava rüsgarsız olduğu için sağlam bir palye verdim. Uçuş bitmişti ve beklenmedik uçuş süresi nedeniyle sırıtıyordum. Belki benimde iyimser olmam için bir derse ihtiyacım vardır (bunu 20 yap). Kusursuz bir kalkış yapıp termikleri iyi kullanmıştım ve acemi kanadımın ilk uçuşunda tertemiz indirmiştim. Eve giderken yaşadığım eğlenceyi düşündüm ve bir uçuşu etkileyen ne kadar da çok ufak ayrıntının olduğunu fark ettim. Zayıf koşullarda yükselemediğim zamanlarda olmuştu, o yüzden en önemli dersten bahsetmem gerekiyor: Şanslı olmak her zaman işe yarar! Okuma Önerileri 1- Orjinal makale s53-55 http://issuu.com/us_hang_gliding_paragliding/docs/hgpg1402_issuu 2- Dağ coğrafyası ve parçaları bilmediğiniz linklere basınız http://www.cografya.gen.tr/sozluk/dag.htm


Farklı açıdan bakmak 4  
Farklı açıdan bakmak 4  

Ünlü yazarın yazı dizisi

Advertisement