Page 1

olumlu sözcükler etkili sonuçlar HAL URBAN ElmaYayınları, 2015. ISBN: 978-975-6093-28-3 Tanıtım yazısı kitaptan kısa alıntılar içermektedir; daha detaylı bilgi için kitabın satın alınmasını öneririz. Hazırlayan: Hümanist Kitap Yayıncılık


Salonunuzun ortasına bir poşet çöp döksem nasıl olur? Ünlü yazar Zig Ziglar, bir konuşmasında dinleyicilere şunu sorar: “Adamın birinin evinize girip koca bir poşet dolusu çöpü oturma odanızın her yanına dökmesine izin verir misiniz?” Bu tuhaf sorunun şaşkınlığıyla yanıt veremeyen dinleyicileri beklemeden devam eder: “Madem birinin evinize gelip oturma odanıza çöp dökmesine izin vermiyorsunuz, neden birisinin zihninize saçma sapan sözler atmasına izin veriyorsunuz?” Her sabah haberleri açtığımızda veya sosyal medyaya göz attığımızda karşılaştıklarımızı düşünün: bombalanan şehirler, acımasız yönetimler, kadın ve çocukların yaşadığı şiddet ve temiz kaynakları tükenen yaşlı bir dünya... Sanki tüm bu yaşananlar her gün tekrar eden trajik bir senaryonun parçaları. Tüm bu yanlış adımlar ve kötü girişimler karşısında “pozitif kalmak” adına yapabileceğimiz kolay bir şey var: Sözcüklerin ve küçük detayların gücüne inanmak. 


Tarihin akışını belirlemiş olan sözcükler, bugüne kadar yeni fikirler doğurmuş, savaşlar başlatmış, milyonlarca insana ilham kaynağı olmuş, insanları zengin ve ünlü yapmış. Çünkü sözcükler, insanları incitip sarsabileceği gibi, onları sıkıntılarından kurtararak iyimserlik duygusu da uyandırabilir. Bu bakışla, Oliver Holmes’in dediği gibi, yaşam ve dil aynı derecede kutsaldır. Olumlu olmanın da olumsuzluğun da anahtarı kelimelerdedir. Peki olumlu olmak için kelimeleri nasıl kullanabiliriz? Pardon, sizin kediniz de Van kedisi mi? Öncelikle başkalarıyla ve kendimizle sözcükler vasıtasıyla konuşup, resimler ile düşündüğümüzün altını çizmek gerek. Eğer “kedi” dersem, zihninize sabah sokakta gördüğünüz kedi veya evde beslediğiniz kedi aklınıza gelir. Birisiyle konuşurken yaptığımız tam da budur. Dağarcığımızdaki her sözcüğün karşılığı olan görseller vardır ve bu görseller kendi geçmiş deneyimlerimiz ile şekillenir. Kimi zaman, benim zihnimdeki görsel ile sizin zihninizdeki görsel aynı olmaz (örneğin ben evdeki Van kedimi düşünürken siz sokaktaki tekir yavru kediyi düşünüyor olabilirsiniz. Bir de “özgürlük” kelimesinin nasıl farklı resimler ifade ettiğini düşünün!). Dolayısıyla kafamızda beliren farklı resimler nedeniyle ortak bir noktada buluşmak zorlaşır ve anlaşmazlıklar artar. O nedenle, öncelikle karşı taraf ile aynı resim üzerinden konuştuğumuza emin olmak gerekir. 


"Dokunma"nın önemi İletişim esnasında karşı tarafa dokunmakla ilgili pek çok çalışma bulunur. Günlük hayatta bir kol hizası kadar mesafe bırakmayı modern şehirli hayatın yazılı olmayan bir kuralı gibi yaşasak da, kimi zaman hafif dokunuşların sosyal faydalarından da yararlanmak gerekir. Uzun yıllar boyunca yalnızca bedenimizi saran bir doku olarak değerlendirilen deri, biyoloji ve psikoloji alanında yapılan kapsamlı araştırmalar sonucunda farklı yönleri olan bir organ olarak değerlendiriliyor artık. Bir yazar ve aile terapisti olan Alan Loy McGinnis şöyle diyor: “İnsan derisinden çıkan yarın milyondan fazla duyusal lif omirilik vasıtasıyla beyne ulaşır. Bir duyu sistemi olarak deri, vücudun en önemli organıdır.” Hafif dokunuşların, terapinin önemli bir parçası olması da bundandır. O nedenle çocuklarımızı sık sık kucaklamamız çok değerlidir. Tek bir dokunuş bile insanları harekete geçirebilir. Diğer yandan, iş dünyasında dokunmak güven sağlamak için önemlidir. Müzakerede de karşı tarafın koluna dokunmak güven yaratmak açısından faydalıdır. Karşı tarafın dirseğinin üst kısmında bir noktaya dokunmak daha belirgin bir güven ve yakınlık işareti olurken, (dikkat!) dirseğin altında bir noktaya dokunmak ise kontrolü ele alma ifadesi olarak algılanabilir. 


iyilik içeri, iyilik dışarı

Matematikçi Charles Babbage tarafından ortaya atılan “garbage in, garbage out” felsefesi, bilgisayarlar için kullanılan ve doğru bilginin doğru sonuçlar doğuracağını ifade eden, GIGO olarak kısaltılmış bir yaklaşımdır. Aynı yaklaşım, insanların zihni için de geçerlidir. Eğer güzel şeylerin zihninizden içeri gitmesine izin verirseniz, sizin sunacaklarınız da güzel olur. Güne sıcak bir kahve ile başlayıp, sevdiğiniz biriyle sohbet eder ve güzel bir müzik dinlerseniz, sizinle sohbet eden kişilerin de olumlu sözler duyma ihtimali yükselir. Ya da tam tersi, eğer gün boyunca olumsuz yorumlar yapan birini görürseniz, bilin ki girdi olarak hep olumsuz şeyleri zihninden içeri almıştır.   


sıcak mı soğuk mu “Sensation: The New Science of Physical Intelligence” adlı kitabında psikolog Thalma Lobel, dokunduğumuz şeylerin yüzey dokusu ve sıcaklık derecesinin bizi sandığımızdan fazla etkilediğinin altını çizer. Kitabında yer verdiği araştırmalardan biri, 2008 yılında Colorado Üniversitesi’nden Lawrence Williams ve Yale Üniversitesi’nden John A. Bargh’ın ilginç bir deneyidir. Bu araştırmada, bir grup denek, yabancı bir kişinin belli sorulara verdiği cevapları değerlendirmek üzere bir laboratuvara çağrılır. Ancak, deneklere yabancıyla görüşmeden önce bazı bilgilerinin not edilmesi gerektiği söylenir ve deneyi yürüten asistan, “ellerim dolu, lütfen ben yazarken içeceğimi tutar mısınız?” diyerek elindeki bardağı verir. Deneklerin yarısına sıcak kahve fincanı verilirken, yarısına da soğuk bir içecek bardağı verilir ve ardından yaptıkları görüşmelerde yabancıyı nasıl değerlendirdikleri karşılaştırılır. Sizce sıcak veya soğuk bir objeyi ellemek  değerlendirme açısından fark yaratmış mıdır? Kesinlikle öyle! Gözlemlenen, sıcak kahve fincanını tutanların karşısındaki kişiyle ilgili daha olumlu yorumlar yaptığı, soğuk içecek tutanların ise daha eleştirel olduğu yönündedir.   

Olumlu sözcükler etkili sonuçlar  
Olumlu sözcükler etkili sonuçlar  
Advertisement