Issuu on Google+

Kent, Belediyecilik ve Yerel Seçim Özel Sayısı

/HOCAMGazetesi

Yitirdiğimiz 8 Arkadaşın Anısına

/hocam_gazetesi www.hocamgazetesi.info

odtuhocamgazetesi@gmail.com

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU

2

YIL:2

SAYI:7

5

ABB Başkan’ı Melih Gökçek’in 20 Yıllık Karnesi

Röportaj: Ankaranın Bugları

3

8

ODTÜ SBKY Böl. Bşk. Raşit Kaya: 30 Mart Yerel Seçimleri Üzerine Düşünceler ve Yerel Yönetimlerde Rakamlarla Kadınlar

6 ve 7 4

İdeal Kent

9

ODTÜ SBKY Öğ. Üy. Tarık Şengül: Yerel Seçimler Ne Kadar Yerel?

10

Kent, İnşaat, Ekonomi ve Sandığa Giderken

11

Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları

Öğrenci Gözüyle Ankara

1994’ten Günümüze Seçmen Profili


2

HOCAM RÖPORTAJ: ANKARA’NIN BUGLARI

Ankara’nın Bug’ları “Sosyal-Toplumsal Proje”olarak ocak 2013 yılında ortaya çıktı. Ankara’nın Bugları adına söyleşi gerçekleştirdiğimiz Mehmet Keleş, kendilerini amaçsız muhalif olarak görmeyip, daha iyi Ankara için çalışan sıradan insanlar olarak tanımlıyor. “Ankara’nın Bug’ları Projesi ile Ankara’nın daha yaşanabilir bir kent olmasını isteyen ve bunun için çaba sarf eden tüm kişileri bir araya getirmeyi ve hep birlikte uğraş vermeyi; herkesin hiçbir şey yapmadan, sadece şikayet ettiği ‘Ankara Halleri’ni değiştirip, hep birlikte harekete geçmeyi amaçlıyoruz.” diyen Mehmet Keleş vasıtasıyla gelen bu insanları daha yakından tanıyalım.

Ankara, herkesin sürekli şikayet ettiği; ancak hiç kimsenin çözüme yönelik hiçbir şey yapmadığı bir şehir. Sayfayı kurmak kimin fikriydi? Nasıl gelişti bu fikir? Hepimiz Ankara’nın sorunları ile boğuşuyoruz; ama bazılarımız bu sorunlar içerisinde boğuluyor, ben de boğulanlar arasındayken acımı başkaları ile paylaşma adına böyle bir proje düşündüm. Aslında dört arkadaşız. Kemal araştırma görevlisi, İlke yüksek lisans öğrencisi, Evren üniversite öğrencisi, ben de metin yazarı ve sosyal medya danışmanı olarak çalışıyorum. Fikir benden çıktı; ama birkaç sene önce. Ankara metrosunda 2011 yılında 1998 yılına ait bir şehir haritası görmüştüm. Haritanın basıldığı yılda ortaokula gidiyordum; üniversiteyi bitirdiğimde hala ilgili haritanın orda aynen durduğunu gördüm. Soru da, cevap da burada. Ankara’da hiçbir şey değişmiyor mu? Hiç gelişme yok mu? Yok tabi ki. Fotoğraf çeken bir telefonum ya da fotoğraf makinem olmadığı için fikir birkaç yıl sonra uygulamaya geçebildi. Aslında böyle bir projenin ortaya çıkması değil, neden bu kadar geç kalındığını merak ediyoruz. Çünkü Ankara, herkesin sürekli şikayet ettiği; ancak hiç kimsenin çözüme yönelik hiçbir şey yapmadığı bir şehir.

Ankara’da sorunlar artık kanıksanmış ve rahatsızlık vermemeye başlamış

Projeye başlarken üç aşama belirledik. Odağı Arttır dedik ve insanların etraflarındaki sorunlardan rahatsız olmalarını istedik. Çünkü yıllanmış sorunlar artık kanıksanmış ve rahatsızlık vermemeye başlamıştı. İnsanlar yıllardır oturduğu sokaktaki hep orada olan sorunların farkına varmaya başladı böylece. Temel amacımız insanlardaki bu alışmışlık durumunu ortadan kaldırmak oldu ve bunu başardık. Daha sonra Dikkat Çek aşamasında, medyada ilgi uyandırdık. Gazeteler, dergiler, internet siteleri ve bloglarda projeden bahsedilmeye başlandı. Daha fazla kişiye ulaştık böylece. Günde yüzlerce mesaj geliyor, hepsi ile ilgilenmeye çalışıyoruz. Var olan sorunları herkese duyurmaya çalışıyor ve “Bundan rahatsız olan sadece sen değilsin!” diyoruz. Bu da Ankaralıya güven veriyor. Ankara’da bir sorun olduğunda bize ulaştırabileceklerini biliyorlar. Şu anda son aşama olan “Harekete geç!” aşamasındayız.

arkadaşımız, şehrin kendisine ait olduğunu sanarak, hiç kimseye danışmadan, kimsenin görüşünü, önerisini dinlemeden at koşturuyor Ankara’da. Bir de çok zevksiz. Estetikten bir gram anladığı yok. Belediyecilik Ankara’da zevksiz bir çevre düzenlemeciliğine indirgendi. Altyapı, adından da anlaşıldığı üzere “altta” olduğu, yani görünmediği için yıllardır ihmal edildi. Şu anki yönetim demokrasinin en tehlikeli handikapını kullanıp insanlara disneyland, ankapark, piknik alanları, şişme goril, peluş hayvanat bahçesi gibi oyuncaklar vaat ederek onları tavlamaktan başka bir iş yapmıyor.

Şu ana kadar belediyeden herhangi bir tepki aldınız mı? Bizi uzaktan çekinerek ve korkarak takip ediyorlar; ama şu ana kadar karşımıza çıkma cesaretini gösteremediler. Değindiğimiz sorunlardan bazılarını çözmek için uğraşıyorlar; ancak çözüm de aynı sorun gibi rezil bir şekilde ortaya çıkıyor.

Dışarıdan katılım hakkında konuşursak ilgi nasıl sizce? Bizim temel ekibimiz 4 kişi ile sınırlı ve biz sadece koordinasyonu üstleniyoruz. Esas ekibimiz Ankaralılar. Çünkü sorunları onlar bizimle paylaşıyor ve biz de biraz mizah ile harmanlayıp yayınlıyoruz. Onlar olmasa, yani katılımsal olmasa projemizin de sürekliliği olmaz. Biz projemize “Sosyal-Toplumsal Proje” dedik zaten. Böyle de devam ediyor.

Bir sürü var ama sizin favorileriniz hangileri buglar arasında? Efsaneleşmiş birkaç tane bug’ımız var. Şifalı yokuş, Tarantino merdiveni, minik peribacamız… Gidiyor, sonu yok. Bitirirken, ODTÜ’ye ve güzel insanlarına kucak dolusu sevgiler. Mücadeleye devam!

Belediyecilik hatalarıyla yola çıkan bir sayfa olarak Ankara Belediyesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ankara’da insana yönelik belediyecilik anlayışı yok

Ankara’da insana yönelik bir belediyecilik anlayışı yok. Beceriksiz ve plansız yapılıyor her şey. Ulaşım planlaması ve neredeyse bütün yol çalışmaları birer rant alanı. Bir proje hazırlanırken ne trafiği azaltmak ne de insan hayatını kolaylaştırmak amaçlanıyor. “Buradan iyi para gelir.” düşüncesi ile sanki yazarkasa başında bir arkadaşımız yönetiyor Ankara’yı.

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU

Mehmet YILDIZ


3

HOCAM 30 Mart Yerel Seçimleri Üzerine Düşünceler

S

eçmen davranışları üzerine araştırmalar yerel seçimlerde seçmen oylarının özgün dinamikleri olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, olağan dönemlerde mevcut siyasi iktidarı oluşturan parti ya da partilerin avantajlı bir konumda olduğu söylenir. Merkezi iktidarın yakın bir vadede değişmesi gibi bir olasılık söz konusu değilse seçmenler genellikle iktidardan ya somut yerel sorunlarına çözüm beklentileri nedeniyle ya da seçim sonuçları nedeniyle “cezalandırılabilecekleri” korkusuyla iktidar partisi doğrultusunda oy kullanma davranışı sergilerler. Ancak, kimi zaman da tam tersi özel bir durum söz konusu olabilir. Seçmenlerin önemli bir kesimi kendilerini mevcut merkezi yönetime daha yakın hissetseler bile, tatmin olmadıkları konularda bir uyarı işareti olması için karşı yönde oy kullanabilirler. Kısacası, yerel seçimlerde, seçime katılan partilerin kemikleşmiş seçmen tabanları dışında kalanlar oy kullanırken güncel olay ve koşulların etkisiyle genel siyasi aidiyetleri dışında tutumlar alabilirler.

Prof. Dr. Raşit Kaya ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Ancak, gerginleşen ortam ciddi bir polarizasyon da oluşturduğu için ve iktidar partisi bunu bilinçli bir biçimde tırmandırmakta olduğundan bu durumun iktidar partisi lehine işleyebileceğini de düşünebiliriz. Türkiye’de yoğun ve hızlı iç göç ve kentsel dönüşüm hareketleri olduğundan bu durumun yerel seçimlerin sonucuna etki edeceğini ve önümüzdeki yerel seçimlerin sonucunun kestirilmesinde ek güçlükler getiren bir durum olacağı da gözden kaçırılmamalıdır.

Adayların kimlikleri oy verme davranışını etkileyebilir

Seçmenleri oylarını kullanırken genel siyasi aidiyetleri dışında, göreli özgür kılabilen yerele özgü birçok özel etmen de söz konudur. Aday ya da adayların kimlikleri, yöreye özgü genel ya da özel sorunlar, olay ve oluşumlar oy verme davranışını güçlü bir biçimde etkileyebilir. Yerel sorun ve durumların dışında da seçim yapılan ülkenin o sırada içinde bulunduğu olağan sayılamayacak özel koşulların da seçmen davranışlarında etkili bir rol oynayabileceği değerlendirme yapılırken göz önünde tutulmalıdır. Örneğin, bir ülkede kriz olarak nitelendirilebilecek koşullar varsa, ya da çok net bir polarizasyon yaşanmakta ise seçmen oyunu seçim yerel de olsa genel siyasal tercihleri doğrultusunda belirleme eğiliminde olacaktır.

İktidar İstanbul’da ve Ankara’da oy kaybederse, siyasal coğrafya yeniden şekillenebilir

Yerel seçimlere özgü parametreler ile Türkiye’de halen yaşanmakta olan ve birbirleriyle çelişen sonuçlar doğurmaya aday çok sayıda gelişme önümüzdeki seçim sonuçları üzerine bir tahminde bulunmayı güçleştirdiği gibi, kimi beklenilmeyen dramatik gelişmeler bir anda ortaya çıktığından bu kestirimleri boşa çıkarabilir. Tırmanan-tırmandırılan gerilim ortamı esas itibariyle mevcut iktidarın konumunu konsolide edebilir. Ayrıca, hukuk dışı uygulamaların adeta olağanlaştığı bir ortamda erke ve onun sağladığı propaganda ve manipülasyon olanaklarına sahip olanları avantajlı kılabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Bununla birlikte aynı oluşumlar geri teperek, her şeyin tersine gelişmesine de neden olabilir. Böyle bir ortamda Kamu Oyu yoklamalarına da fazla itibar edilmemelidir. Bunlar esasen manipülasyona açık doğaları yanı sıra başka bir nedenle de yanıltıcı olabilirler. Çünkü, mevcut iktidara karşı oy kullanacakların önemli bir kesimi bunun açık edilmesinden genellikle kaçınırlar. Bu nedenle ussal davranış önümüzdeki seçimler için şimdiden bir kestirim yapılmamasını gerektiriyor. Kesin olarak ifade edilebilecek sonuç ise iktidar partisinin İstanbul ve Ankara’da kaybetmesinin, hatta kaybetmese bile önemli bir oy kaybına uğramasının Türkiye’nin siyasal coğrafyasını yeniden biçimlendirebilecek bir potansiyel taşıyacağıdır. Bu açıdan kendi gelecekleriyle ülke geleceğini düşünen genç insanların mutlaka sandık başına gitmeleri ve bu bilinçle aydınlık bir gelecek için oy kullanmaları şimdi her zamandan daha önemlidir.

Doğal olarak, merkezi iktidarın seçim döneminde yerel talepleri karşılama, ya da yoğun propaganda araçlarına sahip olma kapasitesinin bulunması seçim sonuçlarına etki yapacaktır. Seçim bölgelerinin sınırlarını ve seçmen kütüklerini manipüle etme olanağı varsa mevcut iktidarın seçim sonucunu etkilemeye yönelik bir çabasının olacağı da değerlendirmelerde hesaba katılmalıdır.

Gerginleşen ortam iktidar partisi lehine işleyebilir Bu genel çerçeve akılda tutularak bakıldığında önümüzdeki seçimler arifesinde Türkiye’de gerek siyasal gerekse ekonomik istikrarın sorgulanmakta olduğu önemli bir kriz ortamında yaşanıldığı görülüyor. Yerel seçimlerin ardından oldukça kısa zaman aralıklarıyla cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin yapılacak olması merkezi AKP iktidarının yerel seçimler nedeniyle popülist uygulamaları yürürlüğe koymasını bir ölçüde zorlayabilecek bir durum gibi gözüküyor.

YEREL YÖNETİMLERDE RAKAMLARLA KADINLAR Partilerin 30 Mart yerel seçimleri için il,ilçe,belde ve belediye başkanlıklarındaki kadın aday oranları AKP %1, CHP %4, MHP % 3 olarak açıklandı. BDP ve HDP kadın adaylara verilen eş başkanlıktan dolayı bu ayrımcılığı yaşatmamış gibi görünüyor. Mecliste bulunan 4 parti için, 2009’dan günümüze yerel yönetimde kadın oranlarıysa oldukça dikkat çekici.

MHP

AKP

BDP

CHP

2009 yılı seçim sonuçları itibariyle

Toplam Üye Sayısı

Kadın Üye Sayısı

Kadın %

Toplam Üye Sayısı

Kadın Üye Sayısı

Kadın %

Toplam Üye Sayısı

Kadın Üye Sayısı

Kadın %

Toplam Üye Sayısı

Kadın Üye Sayısı

Kadın %

İl Belediye Başkan Sayısı

8

0

0

47

0

0

-

1

-

15

1

6,6

İlçe Belediye Başkanı Sayısı

100

1

1

506

2

0,4

-

12

-

169

1

0,5

Belde Belediye Başkanı Sayısı

265

0

0

1169

2

0,2

-

2

-

339

4

1,1

Belediye Meclisi Üye Sayısı

-

130

-

15120

1242

8,2

-

-

-

5588

151

2,7

İl Genel Meclis Üye Sayısı

-

7

-

1927

51

2,6

-

-

-

626

28

4,4

Kadın Kolları Yapılanması (İl bazında)

77 il

81 il ve 892 ilçe

46 il (Partinin örgütlü bulunduğu)

77 il *kaynak: ka.der raporu

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


4

HOCAM Yerel Seçimler Ne Kadar Yerel? Seçimler ne kadar yerel ve neyi seçiyoruz?

3

0 Mart 2014 tarihinde belediye ve il özel idarelerini oluşturacak siyasi kadroları seçmek üzere oy kullanılacak. Seçime giderken sormakta yarar var; ne kadar yerel ve neyi seçiyoruz? Yapılan araştırmalar gösteriyor ki sadece Türkiye’de değil, başka ülkelerde de, örneğin İngiltere’de seçmenler bazı istisnai durumlar dışında, yerel seçimlerde oylarını yerel koşullar, aday profili, somut projeler üzerinden değil, ulusal düzeydeki siyasal ve ideolojik tercihlerine göre kullanıyor. Bu durumun siyasal alanda bir karşılığı var; siyasal partiler nadiren, adayların belirlenişini yerel örgütlerine bırakıyor. Çoğu durumda genel merkezler büyük kentlerden taşraya kadar her düzeyde ve meclis üyelerine varan biçimde adayları kapalı kapılar arkasında belirliyor. Yerel seçimlerde alınan oyların yarattığı sonuçlar yerel düzeyde kalmayıp, siyasal partilerin ulusal düzeydeki performanslarının kamuoyundaki karşılığı olarak görülüyor. Böyle olunca da siyasal yelpazenin her yerinden sıkça “bu seçimin yerel seçim ötesinde bir önemi var” uyarısını işitiyoruz. Ulus devlet temelli örgütlenmede merkezi yönetimin yerel düzey üzerinde belli bir kontrolünün bulunması kaçınılmazdır.

Ulus devlet temelli örgütlenmede merkezi yönetimin yerel düzey üzerinde belli bir kontrolünün bulunması kaçınılmazdır. Yerel siyasetin ulusal siyasetin bir alt kümesi olarak görülmesini basitçe bir demokratikleşme sorunu olarak görmek hata olur. Ulus devletleşme sürecinin en önemli özelliği kendini yerel birimlerin tamamlayıcılığı üzerinden kurmasıdır. Bu ise belli bir merkezileşmeyi öngördüğü ölçüde, yerel birimlerin özerkliğini de sınırlayan bir kurumsallaşmayı getirmiştir. Kuşkusuz bu merkezileşmenin düzeyi, yerele sağladığı hareket alanın büyüklüğü ülkeden ülkeye değişmektedir. Ancak bu alan değişse de, ulus devlet temelli örgütlenmede merkezi yönetimin yerel düzey üzerinde belli bir kontrolünün bulunması kaçınılmazdır. Türkiye’de devletin aşırı merkeziyetçi olduğu, yerelleşmenin demokratikleşme anlamına geldiğini düşünen kesimler bu nedenle ulus devletleri aşındıran küreselleşme süreçlerini en başından beri heyecanla karşıladılar. Ulus devletin aşınmasının yerelin ve demokrasinin önünü açacağı varsayıldı. Ancak bugün geldiğimiz noktada ne yerelin, ne de demokrasinin bu süreçten güçlenerek çıkmadığı açık hale gelmiş bulunuyor. Hayal kırıklığına uğrayan bu kesimlerin hesaba katmadığı iki dinamik var. Birincisi, ulusal devlet birçok alanda küresel güçler karşısında güç yitimine uğradıkça, kendini daha fazla yerel düzeye vakfetmeye başladı. İkincisi ulusal sınırlar aşındığı ölçüde, başta metropoller olmak üzere kentler küresel güçlerin de geçmiş dönemlerde rastlamadığımız ölçüde hareket ve yatırım alanına dönüştü. Ekonomilerin merkezinde sanayiye dayanan üretim değil, kentler var. Kentlere ulusal düzeyde siyasal ve ekonomik aktörler yanında küresel güçlerin de artan ilgisinin arkasında ulusal sınırların aşınması yanında, bu aşınma süreciyle de yakından ilişkisi olan birikim stratejilerindeki değişimin de önemli payı bulunuyor. Geçmişte üretim sürecini emek gücünün yeniden üretimini sağlayarak destekleyen kentler artık sadece bu işlevleriyle sınırlı bir öneme sahip değiller. 1980 sonrası dönemde daha açık biçimde görmeye başlandı ki, kentler sadece metanın üretildiği yer olmanın ötesine geçerek, metanın kendisi haline geldiler. Artık ekonomilerin merkezinde sanayiye dayanan üretim değil, kentler var. Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye gayri safi milli hasılasının 800 milyar doların altında olduğu bir dönemde, sadece 3. Havalimanının ihale bedeli 50 milyar dolar. Kuzey İstanbul’da gerçekleştirilmek istenen proje paketlerinin toplamının ise 250 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Doç.Dr. H. Tarık Şengül ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Kısaca ifade etmek gerekirse, İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerin sermaye birikim sürecinin merkezine geldiği bir dönemde kentlerin yerel güçlere bırakılmayacak kadar önemli olduğu tartışmasızdır. Bu tür bir durum, geçmişte ulusal devletin denetim ve kıskacı altındaki yereli bugün küresel güçlerin de içinde yer aldığı ikili bir kıskaca sokmuş bulunuyor. Geleceğini metropollerde gerçekleştirilen büyük projelere bağlamış merkezi yönetimin kentlere olan ilgisi tam da bu nedenle geçtiğimiz dönemlerde karşılaştığımızın çok ötesine geçiyor. Geleceğini metropollerde gerçekleştirilen büyük projelere bağlamış merkezi yönetimin kentlere olan ilgisi tam da bu nedenle geçtiğimiz dönemlerde karşılaştığımızın çok ötesine geçiyor. İstanbul’un kaderini belirleyecek tüm büyük projelerde Büyük Şehir Belediye Başkanı’nın değil, Başbakan’ın karar verici olması ve öne çıkması bu nedenle şaşırtıcı değil. Bu derece büyük kaynakların kullanıldığı, imar planı değişiklikleri yoluyla büyük rantların yaratıldığı ve dağıtıldığı bir ortamda, yolsuzluk ve iltimasların bu derece yaygın olması yanında, merkezi yönetimin en tepesinden, bakanlarına kadar geniş bir kesimi içine alması da sürpriz olmadı. Durum böyle olunca, 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimin yerel olduğunu söyleyebilmek mümkün mü? Kuşkusuz İstanbul (ya da diğer kentlerde) için sandığa giden seçmenler listelerde konmuş adaylara oy verecekler. Ancak bu listelerde yer alanların ötesinde, Başbakanı oyladıklarını bilerek oylarını kullanacaklar. Gezi Parkı’na ilişkin takınılan tavırlardan, kentlerin rant gözüyle görülmesini, bu sürecin sonunda ortaya çıkan yoğun ve yaygın yolsuzlukları, kişileri zenginleştirmek uğruna kentleri yoksullaştıran anlayışı oylayacaklar. Diğer bir anlatımla, bu seçim bu seçim bir yerel seçim değil; çünkü artık yerel yerel-ötesi bir gerçeklik. Bütün bunlar tamam da, hala ortada büyük bir sorun duruyor. Bu seçim aynı zamanda, sabah uyandığımız ev, yola çıktığımızda kullandığımız sorunlu ulaşım sistemi, ortadan yok olan yeşil alanlar, her zaman gittiğimiz ya da eşimizle tanıştığımız kafenin bir anda alışveriş merkezi yapılmak üzere yok edilişine de ilişkin. Yani bu seçimin yerel ötesi anlamı olduğunu söyleyenler bir gerçeği göz ardı ediyorlar. Başta İstanbul olmak üzere kentlerde yaşayan milyonlar için yerel hala bağlı olduğumuz, içinde yaşamımızı anlamlandırdığımız yerel. Yerel-ötesi anlamı vurgulayanlar yerel seçimin birçoğumuz için gerçekten yerel olduğunu hatırlamak durumundalar. Yaptığımız seçim yerel üstü güçlerin hangisinin bize daha iyi davranacağına ilişkin olacak Bu gerçek hatırlanmadığı ölçüde, yaptığımız seçim yerel üstü güçlerin hangisinin bize daha iyi davranacağına ilişkin olacak. İstanbul açısından bakıldığında, yoğun sorunlar içinde yaşayan İstanbullu için tutunduğu yeşil ve su havzalarıyla dolu Kuzey İstanbul ne olacak? 3. Havalimanı, 3. Köprü projeleri durdurulacak mı? İstanbul siluetini, Boğaz’ı tahrip eden gökdelenlere ilişkin ne adımlar atılacak? Keyfi imar planı değişikliklerine son verilecek mi? Kısaca bu seçim eğer sadece oyunun aktörlerinin iyiliği kötülüğü, dürüstlüğü yolsuzluğu, güzel gülüşü ya da somurtkanlığı üzerinden yapılacaksa gerçek bir seçim değil. Kentlerimizde daha büyük bir dünyanın parçası olarak oynanan bir oyun içinde kentlerimiz talan edilirken, oyunun kendisine karşı olan bir seçenek varsa, o zaman ortada tercih yapabileceğimiz bir seçim var demektir. Kısaca seçim kenti rant gözüyle görenler karşısında, rantın karşısında duranlar varsa anlamlı bir siyasal müdahale olacaktır. Eğer birileri ranta karşı değiliz; ama topluma aktaracağız diyorsa, o zaman tercih iki kötüden birini seçmek üzerinedir.

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


HOCAM

ABB Başkan’ı Melİh Gökçek’İn 20 Yıllık Karnesİ

1984 YILINDA KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI OLARAK ANKARA’DA

BELEDİYECİLİĞE İLK ADIMINI ATAN MELİH GÖKÇEK 1994 YILINDA ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE BAŞLADIĞI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI KARİYERİNE “SANKİ DAHA DÜN BAŞLAMIŞ GİBİ” 20 YILDIR DEVAM EDİYOR. 1994 YILINDA REFAH PARTİSİ, 1999 YILINDA FAZİLET PARTİSİ, 2004 VE 2009 YILLARINDA DA AKP ADAYI OLARAK KAZANDIĞI ANKARA’YA SAYISIZ VAATTE BULUNAN GÖKÇEK’İN 20 YILLIK KARNESİNİ ÇIKARTMAK DA PEK KOLAY OLMADI TAKDİR EDERSİNİZ Kİ. İŞTE BAHSETTİĞİMİZ SAYISIZ VAAT İÇERİSİNDEKİ “MEGA” VAATLER VE 5 ÜZERİNDEN KARNE NOTLARI:

METROLARIN BİTİRİLMESİ (0)

1994’TEN 2009 SEÇİMLERİNE KADAR VAAT EDİLDİ. HEDEF HEP 5 YILDA BİTİRİLMESİYDİ, 2013 YILINDA ULAŞTIRMA BAKANLIĞI’NA DEVREDİLEREK 2 HAT 2014 SEÇİMLERİ ÖNCESİ BİTİRİLDİ. 2014 SEÇİMLERİNDE SIHHIYE-HAVAALANI HATTI DA VAATLERE EKLENDİ, 30 KİLOMETRE OLACAK VE HEDEF 5 YILDA BİTMESİ,

GERÇEKÇİLİKTEN UZAK, SIFIR

YAP-BOZ KONGRE MERKEZİ (0)

1999 SEÇİMLERİNDE İLK DEFA VAAT EDİLDİ VE ARMADA’NIN KARŞISINDAKİ DEMİR YIĞINI OLARAK ANKARA’DA NAM SALDI, ŞU SIRALAR YIKIMI DEVAM EDİYOR, SIFIR

KÖPRÜLÜ KAVŞAKLAR (5)

KENT PROJELERİ (2)

ANKARA KENT MÜZESİ 2009’DA VAAT EDİLDİ, BEKLEMEDE. GÖKKUŞAĞI MEYDANI BİTİRİLDİ, BAHÇELİ’DEN GEÇERKEN YOLUN ORTASINDA GÖRDÜĞÜMÜZ ÖYLESİNE BİR ESER KONUMUNDA. METROBÜS VE ANKARA’YA KAPALIÇARŞI VAATLERİ ARAYA KAYNAMIŞ DURUMDA. ANKARA KALESİ’NE DİKİLECEK 180 METRELİK REKOR BAYRAK DİREĞİ GEREKLİ BİLİMSEL ÇALIŞMALAR SEVİYESİNDE OLSA GEREK. ANKARA’NIN 5 GİRİŞİNE 50’ŞER METRELİK HEYKELLER YERİNE DEV KENT KAPILARI YAPILDI. HIDIRLIKTEPE’YE GÖKDELEN OTEL VE ÜZERİNE KONULACAK UÇAK PROJESİ MİMARLAR TARAFINDAN FAZLA MARJİNAL BULUNMUŞ OLSA GEREK. ULUS TARİHİ KENT PROJESİNEYSE ANKARA HENÜZ HAZIR DEĞİL. AYRICA 20 YILDA TAKSİ DURAKLARI YENİLENDİ, OTOBÜSLER DOĞALGAZLI OLDU, HACI BAYRAM CAMİİ YENİLENDİ, ÇEVRESİNİN YENİLENMESİ İSE VAAT ÖZELLİĞİNİ KORUYOR. HAMAMÖNÜ TARİHİ DÖNÜŞÜM PROJESİNDE RESTORASYON YIKIM VE YENİDEN YAPIM İŞLEMLERİYLE TAMAMLANDI VE ANKARA’NIN ÖNEMLİ MEYDANLARINA SAAT KULELERİ DİKİLDİ, MEDENİYET

ADINA İKİ

SU SORUNUNA ÇÖZÜM (5)

SU SORUNU HAKKINDA TARİHTEN KISA BİR HİKAYE: 2007 YILINDA ŞEHİRDE ALTYAPI SORUNU NEDENİYLE AYLAR SÜREN SÜREKLİ VE KISMİ ELEKTRİK VE SU KESİNTİLERİ İÇİN GÖKÇEK HALKI “ GÜNLÜK YETECEK KADAR SU AYIRMALARI KAFİ. HELE HELE KÜVET DOLDURUP BOŞALTMAK İSRAFTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL” DİYE UYARMIŞTI VE ÇÖZÜM OLARAK “BELEDİYE PERSONELİNİ İKİ AYLIK İZNE GÖNDERMEYİ PLANLIYORUM. BİR 50-60 BİN KİŞİ ANKARA’DAN AYRILSA RAHATLARIZ. ANNE-BABALARINI ZİYARET ETSELER FENA MI OLUR?” PLANINI SUNMUŞTU, YARATICILIĞA TAM NOT, BEŞ

ANKARA’NIN HER YERİNİ PLANLI PLANSIZ, İŞLEVLİ İŞLEVSİZ KÖPRÜLÜ KAVŞAKLARLA DONATARAK “KÖPRÜLÜ MELİH PAŞA” ÜNVANINI KAZANDI, YILDIZLI PEKİYİ

ANKARA BOĞAZI (5)

MEGA PARK PROJELERİ (3)

ANKAPARK (5)

HARİKALAR DİYARI, 50.YIL PARKI, MOGAN PARKI, MAVİ GÖL, GÖKSU PARKI’NI BİTİRDİ. BU PARKLAR ANKARALILARIN UĞRAK PİKNİK ALANLARI OLDU. GENÇLİK PARKI YENİLENMESİNİ 1999’DA VAAT EDİP 2011’DE BİTİRDİ. DİSNEYLAND İSE 2 DÖNEMDİR VAAT OLMA ÖZELLİĞİNİ KORUYOR. MANGALIN KOKUSU HATIRINA,

ÜÇ

4-4LÜK, 10 NUMARA, BEŞ YILDIZ PROJE, SAYGI DUYARAK YILDIZLI BEŞ

AVRUPA’NIN EN BÜYÜK TEMA PARKI. MELİH GÖKÇEK’İN “TEMAPARK’IN DİNOZOR PARKINDA 200 DİNOZOR OLACAK. HAYVANAT BAHÇESİ DÜNYANIN EN BÜYÜKLERİNDEN OLACAK, 110 BİN METREKARELİK KAPALI ALANI OLACAK VE ALANDA 1217 OYUNCAK OLACAK Kİ BU BİR DÜNYA REKORUDUR, ANKARA TURİZMİ İÇİN EN BÜYÜK YATIRIM OLACAK.” SÖZLERİYLE TANITTIĞI ANKAPARK’TA HEDEF 10

ULUSLARARASI FUAR ALANI (3)

MİLYON ZİYARETÇİ, HEDEFE DÖRT

HALKLA İLİŞKİLER (5)

2009 VAATLERİNDE 1 MİLYON 800BİN METREKARE OLARAK DÜŞÜNÜLEN FUAR ALANI 2014 SEÇİMLERİNDE 2014’TE BİTİRİLMEK ÜZERE TEKRAR VAAT EDİLİYOR, CESARETE ÜÇ

SPOR PROJELER (2)

19 MAYIS STADI YENİLENMESİ 99’DA VAAT EDİLDİ, BEKLEMEDE. DÜNYADA ŞAMPİYON ÇIKARAMAYAN TEK BAŞKENT OLAN ANKARA’YI ŞAMPİYON YAPACAĞIZ VAADİNDEN SONRA ANKARAGÜCÜ İFLASIN EŞİĞİNE GELEREK İKİ KÜME BİRDEN DÜŞTÜ. “1 OCAK 2000’DE FENERBAHÇE’Yİ BORÇLARIYLA BİRLİKTE DEVRALIP ANKARA TAKIMI YAPACAĞIZ” DENDİ, ÇOK İYİ OLDU ÇOK DA KOMİK OLDU. ANKARASPOR SÜPERLİG’E ÇIKTI, SPORDAN MEN EDİLDİ, GERİ DÖNDÜ, ŞİMDİ 2.KLASMANDA LİDER. KAPALI SPOR SALONU VAADİ İSE GERÇEKLEŞTİRİLDİ, İKİ

EYMİR GÖLÜ’NÜN HALKA AÇILMASI (0)

5

SOSYAL MEDYAYI ETKİLİ KULLANMASIYLA ÜNLÜ OLAN BAŞKAN, TWİTTER’DA HALKLA SOSYAL, KÜLTÜREL, SİYASİ, HUKUKİ VE DAHA BİR SÜRÜ ALANDA BİR ARAYA GELİYOR. HALKLA MİTİNGLERDE, MAHKEMELERDE VE TWİTTER YEMEKLERİNDE BERABER OLMASI DA EN ÇARPICI ÖZELLİĞİ. AHMET HAKAN’LA TATLI SERT MUHABBETİ, BUYRUN SOHBETE BAŞLIKLI TWİTTER SOHBETLERİ, TELEVİZYONDA ANKARA KEDİLERİYLE SERGİLEDİĞİ ANKARA OYUN HAVASI FİGÜRLERİ VE TWİTTER’DAKİ TÜRKÇE KULLANIMI; “FIŞKİYE” VE ODTÜ MESELELERİNDEKİ ÇIKIŞLARINI AFFETTİRİYOR VE BEŞ TAM NOTU KAPIYOR. 2009 YILINDA “EĞER SEÇİLİRSEM BU SON DÖNEMİM OLACAK” SÖZLERİNE RAĞMEN BİTMEYEN PROJELERİNİ TAMAMLAMAK ADINA “DAHA ANKARA’DA YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR” DİYEREK YENİDEN ADAY OLMASINI TAKDİR EDİYOR VE MEDENİ CESARETİNİ DE TEBRİK EDEREK EKSTRA 5 PUAN DAHA VERİYORUZ

Niyazi KARABULUT

(YORUM YOK)

AYRICA SON OLARAK ALEYHİNDE VERİLEN MAHKEME KARARLARINA KARŞI DİRENCİ, LEHİNDE VERİLEN KARARLARDAKİ DURUŞU, ODTÜ’YE OTOBÜSLERİ SOKMAMAKTAKİ KARARLILIĞI VE HER SEFERİNDE İLK DEFA SEÇİME GİRİYORMUŞCASINA YAŞADIĞI SEÇİM HEYECANINDAN DOLAYI GEÇER NOT ALAMADIĞI KONULARDAN DA MUAF SAYILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ.

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


6

HOCAM

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BE

SOLUN ORTAK ADAYI Kaya Güvenç

E

mekçi Hareket Partisi (EHP),

Halkevleri, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) ortak sol adayı olarak seçime giren Özcan Kaya Güvenç “Biz hepimiz” sloganıyla seçim çalışmalarını yürütüyor. Kaya Güvenç, 1945te Osmaniye’de doğdu. Fransa’da INSA-Lyon’da Makina Mühendisliği öğrenimi gördü. 19761978 yılları arasında TMMOB Genel Sekreterliği yaptı. 12 Mart 1971 darbesinde 10 yıl hapis cezasıyla yargılanan Güvenç 2 yıl sonra berat etti. Bu süreçte dergilerde yazarlık yaptı ve Emek Platformu Programının hazırlanmasında görev aldı Kaya Güvenç’in belediyecilik anlayışında belediye yönetimini ve halkı ayırmak yok. O nedenle “Biz kendimiz yöneteceğiz” söylemi seçim sürecinde vurgulandı. Aday Kaya Güvenç, rant ve ekonomi algısına dikkat çekerek, “Çarpık kentleşme, sömürü-rant ekonomisi yaygın bir yozlaşmayı ve çete ilişkilerini büyüttü. Bu ekonomik ve siyasal işleyiş halkın yaşamını, temel haklarını son derece olumsuz etkilemektedir” görüşünü savunuyor.

Halkçı Anlayış Halkçı belediyecilik anlayışla aday olduğunu söyleyen Kaya Güvenç, halkçı bir belediyenin, halkın temel yaşamsal haklarını her şeyin üstünde olması gerektiğine inanıyor.

Projemiz: Emekçi halkın sorunlarını çözmek Kaya Güvenç, belediye başkanlığı için projeleriniz nelerdir sorusuna,” En büyük projemiz emekçi halkın

CHP’NİN ADAYI Mansur Yavaş Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara

Gezi olayları başta olmak üzere mevcut başkanın çeşitli konulardaki siyasi tavırlarını

Büyükşehir Belediye Başkan adayı,

eleştiriyor, Gezi olayları ile ilgili, “Sizi bir kaşık suda boğarız” gibi söylemleri eleştiren

Mansur Yavaş, “Yavaş Gardaşım yavaş,

Yavaş, Gezi olayları ile ilgili “Belediye Başkanının yapacağı tek bir şey vardı: araya

geliyor Mansur Yavaş” sloganıyla seçime

girmek; siyasi tavır almamak lazımdı.” diyor.

hazırlanıyor. 1955 doğumlu Mansur

Seçileceğinden emin, “En az %51 oy alacağım” diyor. 2 dönem Beypazarı Belediye

Yavaş, 1983’te İstanbul Üniversitesi

Başkanlığı yaptığını emsal gösterip Ankara’da da 2 dönemden fazla bu görevi

Hukuk bölümünü bitirdi. 18 Nisan

sürdürmeyeceğini iddia ediyor.

1999 seçimlerinde Beypazarı Belediye Başkanı oldu. 2 dönem Beypazarı

“Yetkilerimi paylaşacağım”

Belediye başkanlığı yaptı. 29 Mart 2009 tarihindeki yerel seçimlerde MHP

Türkiye’de belediye başkanlarının yetkilerinin haddinden fazla olduğunun altını çizen

tarafından ABB Başkan adayı gösterildi,

Mansur Yavaş, belediye başkanının halkın vergilerinden maaşını alan bir eleman

seçimi kazanamadı. 30 Mart 2014 yerel

olduğunu savunuyor.

seçimlerinde bu kez Ankara’da CHP’nin Kanada, Tokyo, New York gibi şehirlerin belediye başkanlarının “yetkisizliğini”

adayı...

ve sadece temsil görevlerinin olduğunu savunuyor. Ve ekliyor: “Yetkilerimi

Ülkücü kökenli...

paylaşacağım.” Seçildikten sonra hiçbir yasal mecburiyet olmamasına rağmen 5 encümen kontenjanından AKP ve MHP’lilere yer vereceğini vaat ediyor. Kendi

Geçmişini reddetmiyor; hatta “Hala

ifadeleri ile: “Kabinede muhalefetin vekillerine yer verilmesi gibi...” Şimdi, altı

ülkücüyüm” demekte bir sakınca

çizili noktaları beraber düşünelim: Partiler üstü konum, birlik ve beraberlik, barış,

görmüyor. Hemen belirtelim, CHP’den

seçildikten sonra parti rozetini çıkarmak, particiliği ve siyasetin reddedilişi, araya

aday gösterilmesini, CHP’nin “ne

girmek; siyasi tavır almamak, 2 dönemden fazla belediye başkanlığı yapılmaması

pahasına olursa olsun” kazanma hırsına

gerektiği, belediye başkanının yetkilerinin fazla oluşu iddiası ve farklı ülkelerdeki

bağlayanlar olduğu gibi CHP içinden bir

belediye başkanlıklarının yetkisizliği vurgusu,temsil görevinin bir ideal gibi

grup tepki ile karşıladı. Buna karşılık

savunulması... Gezi olayları örneğinde belediye başkanının konumunun “araya

kendisi, sıklıkla AKP dahil tüm partilerden

girmek” olması gerektiği söylemi ile parlamenter sistemlerdeki cumhurbaşkanının

belediye başkanlığı için adaylık teklifi

aşırılıkları yumuşatıcı, hükümet ve meclis arasında bir denge unsuru olması olması

geldiğini yineliyor ve tüm siyasi partilerin

benziyor. Bütün bunlara halk tarafından da seçilmeyi de ekleyince, sanırım CHP’li

seçmenlerinden oy alacağını düşünüyor.

Mansur Yavaş’ın ayrıntıları ile işlediği seçim sırrını yakaladık:

Bu durumun da kendini partiler üstü bir konuma taşıdığını iddia ediyor.

“Başkent’e ikinci Cumhurbaşkanı”

Ayrıca CHP’den aday olmasının birlik ve beraberlik yanında barışa hizmet

Mansur Yavaş’ın hukukçu olduğunu düşünülürse devamlı incelikleri ile vurguladığı

edeceğini iddia ediyor.

hususlar alelade söylenmiş hususlar olmadığı düşünülebilir, diye düşünüyorum. %50 üstünde oy alacağı iddiasının dahi düşünülmüş olduğundan kuşkulanmak gerek,

“Siyasete talip olsaydım, milletvekili olurdum.”

zira Türkiye Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanı mutlak çoğunluk (%50+1) ile halk

Katıldığı TV programlarında ılımlı ve sakin

Mansur Yavaş’ın teminatı: Beypazarı’ndaki staj deneyimi...

tarafından seçilir.

üslubu ile dikkat çeken Mansur Yavaş, particilik için değil hizmet için geleceğini

Kendisine ve projelerine yönelik eleştirilere Beypazarı’ndaki belediye Başkanlığı

savunuyor. Seçildikten sonra CHP

döneminde olanları emsal olarak göstererek karşılık veriyor ve vaatlerinin

rozetini çıkaracağını ve seçildikten sonra

inandırıcılığını da aynı emsal ile güçlendiriyor.

artık partisinin tüm ilçeleri ile Ankara

“Belediye başkanı olduktan sonra belediye çalışanlarını çıkaracak” iddialarına, şöyle

olacağının altını çiziyor.

cevap veriyor: “Ben Beypazarı’nda öyle yapmadım, eski kadroyla çalıştım”. “Devr-i Sabık” yapacak mısınız?” sorusuna: “Beypazarı’nda yapmış mıyım?” şeklinde cevap verebiliyor.

sorunlarını çözmek” yanıtını veriyor.

İlkay KİRİŞÇİOĞLU ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


7

HOCAM

ELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI HDP’NİN ADAYLARI

MHP’NİN ADAYI Mevlüt Karakaya

Suyu ucuzlatacağını vaat ederken, Beypazarı’nda atık su fiyatının hala Ankara’nınkinin yarısı olduğunu referans olarak gösteriyor. İşçilere sendika hakkı vereceğini ve teşvik edeceğini, yine Beypazarı emsalini hatırlatarak söylüyor: “Ben Beypazarında tüm işçileri sendikalı yaptım.” Ek olarak işçilerin DİSK’e üye olmasına

Milliyetçi Hareket Partisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mevlüt Karakaya “Gelecek nesiller için mutlu, huzurlu bir Ankara” söylemiyle başkanlık yarışına girdi.

Salman Kaya ve Songül Abdil İlk kez yerel seçimlere girecek olan Halkların Demokratik Partisi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylarını Salman Kaya ve Songül Erol Abdil olarak açıkladı. Başkanlık yarışında öne çıkan Salman Kaya, 68 kuşağından ve 1971’de tutuklanarak bir süre cezaevinde kalmış. Ondan sonraki süreçte hayatına matematik öğretmeni olarak devam eden Başkan Adayı Kaya, adaylık teklifini kabul edişini şöyle anlatıyor: “Bana teklif gelince, ‘ben zaten size oy veriyordum’ diyerek kabul ettim.” Selman Kaya, Parti Meclisindeki görevinin

da karşı çıkmayacağının altını çiziyor. Kendisine

ardından da HDP’den Anakent Belediye Başkanı olarak aday oldu. Eşbaşkan

yönelik soruların çoğunda cevaplar aynı kapıya

adayı Songül Erol Abdil, 28 Mart 2004 seçimlerinde DTP’den Tunceli Belediye

çıkıyor:

Başkanı olarak seçildi. Ve o dönem ülke genelinde seçilen tek kadın belediye başkanı Songül Erol Abdil oldu.

“İsteyenler Beypazarı’nda neler yaptığıma bakabilirler”

Yerel seçimlere sayılı günler kala, HDP hedeflerini şöyle açıklıyor: • Halkların yönetime doğrudan katılmasını sağlamak,

Herşeyden önce Ankara’daki yönetim anlayışının

• Merkezle yerel arasındaki ilişkiyi, yerinden yönetimin güçlendirilmesi

değişeceğini ve kavga etmeyen, ötekileştirmeyen;

yönünde geliştirmek,

STK, üniversite ve meslek odalarıyla işbirliği

• Yerel yönetimi toplumsal ihtiyaçlar temelinde geliştirmek,

yapacak bir belediyecilik vaat ediyor. . Öne çıkan projeleri: Ulaşım hizmetlerinin ve atık su bedelinin düşürülmesi, AOÇ’nin korunması, hafif raylı sistemler,dar gelirliye yardım, Ulus tarihi kent ve Kızılay açık AVM’si, 24 saat otobüs hizmetleri, imar rantının belediyeye akacağı,semt ve mahalle kütüphaneleri, Anadolu Kültür Bahçesi Projesi...

Sol görüşün önde gelen kişilerine yönelik: “Deniz Gezmiş’i, hakim katili Yılmaz Güney’i, terörist kör Eşber’i ve Yaşar Kemal’i kahraman edip ülkücüleri mafya ve çete ilan eden azınlıklara sesleniyorum: Bu insanlar mı çete yoksa siz mi çetesiniz” sözleri sözleri unutulmuş değil. Bunlarala gündeme gelmek istemediğini söylese de bir özürü çok fazla görmemesi gerektiğini ifade edenler de mevcut. 12 Ocak 2014 tarihli, “Mansur Yavaş değişti mi?” yazısında, Can Dündar en azından Mansur Yavaş’ın özür dilemesi gerektiğini söylüyor: “CHP’li Yavaş, görüşlerini değiştirdiyse, hiç değilse bir nedamet ifadesi beklemek hakkımız” Ve ekliyor: “Ben de Ankara’nın Melih Gökçek’ten kurtulmasını istiyorum; ama yerine yeni bir Melih Gökçek koyarak değil.”

Mevlüt Karakaya, Ankara’nın Bala ilçesinin Çavuşlu köyünde doğdu. Gazi üniversitesi İktisadi Bilimler fakültesinden mezun olan Karakaya 37 yaşında profesör ünvanı aldı. ABD’nin çeşitli üniversitelerinde eğitim aldı ve araştırmalarda bulundu. 1999 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi’nde Genel Müdürü olarak 4 yıl süreyle çalıştı. Son 10 yıldır da MHP Merkez Yönetim Kurulu üyesi olan Karakaya, 2011 yılından itibaren MHP Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor.

Belediye Bütçesinde Tasarruf Mevlüt Karakaya eğer seçimi kazanırsa, altyapı ve ulaşım sorunlarını göreve gelir gelmez halledeceğini söylüyor. Karakaya Ankara’nın Belediye bütçesinin 7 Milyar TL olduğuna dikkat çekerek, bu bütçenin %20’sinin israf edildiğini vurguladı. Ayrıca Mevlüt Karakaya, Ankara’ya dair projelerini gruplandırarak açıkladı.

• Yerel kaynakların adil, etkin kullanımını sağlamak, • Yerelde ortak kamusal alanların çoğaltılmasını sağlayarak, toplumsal dayanışmayı desteklemek, • Yerellerdeki dil, kültür, inanç, hafıza ve ihtiyaç farklılıklarını gözeten çoğulcu yaklaşımlar geliştirmek ve farklı grupların birbirleriyle ilişkilenmesini ve müzakeresini desteklemek, • Yerel hafızayı canlı tutmak, • Doğayı, suyu, ormanı, dereleri, meraları, sahilleri, tarım alanlarını, su ekosistemini korumak; bunların sermaye değerlendirme alanı olarak kullanımını ve suyun metalaştırılmasını önlemektir.

Çankaya için ODTÜ’lü Aday Çankaya Belediyesi Mükremin Barut Hocam Gazetesi’ne konuştu. ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu olan Mükremin Barut, kendini şöyle anlattı: “1954 senesinde Muş’ta doğdum. Babamın görevi nedeniyle gençlik yıllarımda birçok şehirde yaşadım ve birçok kültürle tanıştım.1969 senesinde Ankara’ya geldim ve burada Kurtuluş lisesini bitirdikten sonra Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji bölümüne girdim.1 yıl sonra tekrar sınava girip Mimarlık Fakültesine geçiş yaptım. Mimarlığa geçiş yaptıktan sonra siyasi nedenlerden dolayı okuldan uzaklaştırıldım.1978 senesi affıyla okula geri döndüm ve 5 senede okulu bitirdim. Mezun olduktan sonra 30 yıl mimar olarak çalıştım.”

Birleştirici Güç Siyasi hayatına, Barış ve Demokrasi Partisinde Çankaya yöneticiliğiyle başlayan Mükremin Barut, bir süre il yöneticisi olarak da görev yaptı. Mükremin Barut, Halkların Demokratik Partisi kurulduktan sonra mimar

Engelsiz Kent Ankara Projeleri, Ticaret, Turizm ve Kültürü Geliştirme Projeleri, Sosyal Yardım ve Destek Projeleriyle Ankara’nın Bağları Projeleri bunlardan bazılarını oluşturuyor.

İlker ARAL ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU

kimliğimle Çankaya’dan aday oldu. Çankaya’dan adaylığını ise “mimar kimliğimle birlikte bir görev olarak görüyorum” sözleriyle aktardı. Barut, HDP’nin içinde birçok bileşen olduğunu, ve bu nedenle HDP’yi birleştirici güç ve solun birliği olarak tanımladığını da vurguladı.

Yağız ÜNALDI


8

HOCAM İDEAL KENT

Ö

zellikle gelişmekte olan ülkelerde nüfusun kentsel alanlarda yoğunlaşması, çok önemli sosyal ve siyasal sonuçlar doğurmaktadır. Kentleşme, her şeyden önce ekonomik bir olgudur. Birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi 1950’li yıllardan itibaren Türkiye’de de bir yandan tarımda modernleşme kırsal alanda işsizliği arttırırken, diğer yandan kentlerin daha iyi yaşam için cazibe merkezleri olması ve kentlerde, çevrelerinde sanayinin gelişmesi kırsal alanlardan göç edenlerin umutlarını gerçekleştirmek istediği merkezler olarak görülmüştür. Peki, şehirde yaşamaya bu kadar umut bağlanmışken yaşadığımız yer ne kadar yaşanılabilir? Ankara ideal kent mi? Dünyadan örnek şehirler nereler? Ankara’nın metro problemi devam ederken metro hattıyla ünlü Moskova’da durum ne? Dünyanın en yaşanılası şehirleri nereler? Tüm bu soruların yanıtlarını beraber arayalım…

ANKARA Metro inşaatına 1992 yılında başlanmıştır. En son yaklaşık bir ay önce Batıkent OSB hattı açılmıştır. Mart 13’de Çayyolu metrosu çalışmaya başlamıştır.

MOSKOVA Moskova metrosunun inşaatını Joseph Stalin 1931 yılında başlatmıştır. Dünyanın gerek dekorasyon yönünden en güzel metrosu olduğu herkesçe kabul edilmektedir.

Metro tek hat olup çalışmaları devam etmektedir.

Metro toplam on iki katlıdır. Her hattın ismi, rengi vardır.

Metro hattı her yere bulunmamakla birlikte, sabah 06.00 da başlayıp gece en son Batıkent Kızılay istikametinde saat 00.20 de bitiyor.

Sabah saat 05.30 ile 01.00 arası toplam 19.5 saat çalışan metro, yoğun saatlerde 90 saniye aralıklarla çalışmaktadır.

Kurulmuş modern görünen şehrin yeraltı ulaşımını büyütmek için çok sık olmamakla birlikte kara yolunun kapatıldığı metro hattının çalışmayı durdurduğu görülmüştür.

Bilmeyen birisi metroyu incelediğinde Moskova’da önce metronun yapıldığını sonra şehrin kurulduğunu düşünebilir.

Ankara metrosu için bilgisayar oyunu tasarlandığı, kitap yazıldığı görülmemiştir.

Metro 2033 adlı kitaptan uyarlanan oyunda kullanılan mekan Moskova metrosudur.

Ankara metrosunda her zaman güncel olmamakla birlikte haftanın anlam ve önemine göre fotoğraflar asılmakta.

Moskova istasyonlarında süslemeler, işlemeler, tablolar, heykeller bulunmakta.

2011 verilerine göre nüfusu 4,338,620 dir.

Nüfusu 2010 yılı verilerine göre 11,503,501 dir.

Ankara için Esenboğa’dan merkeze Havaalanından şehir merkezine ulaşım havaş ile mümkündür. Metro ulaşım aeroexpress denilen trenlerle yapılması planlar arasındadır. sağlanmaktadır.

Economist Intelligence Unit’in yaptığı yıllık araştırmaya göre dünyanın en yaşanılası 20 şehri şu şekilde;

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

Vancouer (Kanada) 2010 kış olimpiyatları burada yapılmıştı. Melbourne (Avustralya) Viyana (Avusturya) Toronto (Kanada) Calgary (Kanada) Helsinki (Finlandiya) Sydney (Avustralya) Perth (Avustralya) Adeleida (Avustralya) Auckland (Yeni Zelanda) Harare (Zimbabve) Dakka (Bangladeş) Port Moresby (Papua Yeni Gine) Lagos (Nijerya) Cezayir (Cezayir) Karaçi (Pakistan) Douala (Kamerun) Tahran (İran) Dakar (Senegal) Kolombo (Sri Lanka)

Aynı listede dünyanın ikinci ekonomi devi Çin’in başkenti Pekin 31.sıradayken New York 56.sırada. Peki bu yaşanılabilir şehirlerin ortak noktası ne? Özellikle ilk onda Kanada’nın üç şehrini görüyoruz. Bu liste, yüksek insani gelişmişlik endeksine sahip ülkeler listesi ile doğru orantılı. İlk 20 şehir en gelişmiş ülkelerin şehirleri, yani yaşanılır şehrin yolu yine ekonomiden geçiyor. Ekonomisi gelişmiş ülkelerin okuma yazma oranı,yaşam uzunluğu, eğitim seviyesi onların insani gelişmişlik endeksini oluşturuyor. Şehir planı düzenlemeleri hükümete göre değişmiyor. Yol, barınma, ev edindirme çalışmaları hükümet değil devlet politikası olarak uygulanıyor.

Gizem KARAKUŞ

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


9

HOCAM Öğrenci Gözüyle Ankara Ankara’da öğrenci olmak, kurak bir bozkırın ortasında su aramak gibidir. Soğuk betonarme binalar ve duble yollarla kaplı bu bozkırda okuyorsanız, hayat neşesine susamayı işin en başında kabullenmeniz gerekir. Çünkü Ankara kimi zaman sakin ve telaşsız yapısıyla insana huzur verirken, çoğu zaman durağanlığı ve sosyal imkansızlıkları ile genç bir ruhu boğabilir. Bu imkansızlıkların pek çok yan sebebi olsa da, Ankara’nın bugünkü hali yerel yönetimlerin şehircilik politikalarındaki eksiklerden kaynaklanmaktadır .Ve birazdan bahsedeceğimiz bu eksiklikler, ne yazık ki en çok üniversite öğrencilerinin başını ağrıtmaktadır.

Ankara’nın kanayan yarası : “ Ulaşım “ Ankara, tıpkı içinde barındırdığı yüzlerce memur gibi sabah 7’de kalkan ve gece 10’dan sonra koltukta uyuya kalan bir şehirdir. Hele de hafta içiyse, sokakta ya bir kaç kişi vardır, ya da sadece siz varsınızdır. Bunun en büyük sebebi ise Ankara’da “ Ego” - halk otobüsleri- ve “ metro” gibi toplu taşıma araçlarının 23:00 ve sonrasında sefer yapmamasıdır. Bu saatten sonrasına kalacaksanız tek şansınız ya minibüs bulmak ya da taksiyle eve gitmektir. Kısıtlı mali bütçe göze alındığında öğrencilerin ilk tercihi tabi ki minibüs olur ve bu da sizi dünyanın en tekinsiz minibüs terminaline yani “ Güvenpark’a” getirir. Gündüzleri Güvenpark’ta yürümeye çalışmak Afrika Safarisinde hayatta kalmaya benzer; nereden çıkacağı belli olmayan minibüslerden korunmak için aslandan kaçan antiloplar gibi oradan oraya sekmek bir zorunluluktur. Fakat gündüz bu kadar hareketli olan Güvenpark, geceleri çöl kadar ıssızdır. Çünkü Ankara minibüsçüsü geceye kalan üç beş öğrenci için sefer yapmaya pek gönüllü değildir. Bu yüzden Ankara’da gece 1.30’dan sonrasını sokakta görmeye niyetliyseniz, taksi parasını cepten çıkarmayı da göze alırsınız. Taksi ise sadece arkadaş grubuyla birlikte kullandığınızda öğrenci dostudur.

Siz de kısıtlı öğrenci bütçenizden eksilecek 20-30 TL’yi her zaman göze alamazsınız. İşin özü, Ankara trafiği az, yolu bol olmasına rağmen, - özellikle öğrenciler için- ulaşımın bu kadar “ zor “ olduğu tek metropoldür. Eğer tuzu kuru değilse, toplu taşıma güzergahında olmayan bir yere gitmek veya bir mekanda bir saat fazladan oturabilmek Ankara’da yaşayan bir öğrenci için “ lükstür”.

Ankara’da hayat bir başkadır : “ Sanatsal ve sosyal imkansızlıklar “ Ankara’da bir öğrencinin yaşayabileceği en büyük ikinci sorun ise “ sosyal aktivite kıtlığı”dır. Ankara uçsuz bucaksız AVM’leri ve sürüsüne bereket kafelerine rağmen bir öğrenci için fazla seçenek sunmaz. Özellikle öğrencilere yönelik düzenlenen açık hava konserleri ya da film, müzik ve çeşitli sanat festivalleri yok denecek kadar azdır. Bu açıdan bulabileceğiniz en iyi belediye etkinliği “belli illerin tanıtım günleri” olur ve bu günler aç öğrenci karnınızı tıka basa doyursa da ruhunuzu pek doyurmaz. Ek olarak, Zamanında pek çok şaire ilham vermiş, pek çok romana konu olmuş bir şehir olmasına rağmen, şimdilerdeki Ankara sanatsal açıdan da oldukça kuraktır. Günümüzde, Ankara Belediyesi tarafından desteklenen neredeyse hiç sanat merkezi ya da sanat atölyesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Ankara’da sanatla uğraşmak isteyen ortalama düzeyde bir öğrenci için tek seçenek özel sanat kurumlarıdır ve bu masraf da çoğu zaman maddi imkansızlıklardan karşılanmaz. Belki hafta sonu için en iyi aktivite, Ankara Devlet Tiyatroları’nın sergilediği, 6 Tl’ye bilet bulabileceğiniz, şahane oyunlardan birini izlemek olabilir. Birkaç sene içerisinde özelleştirilmezse tabii… Sonuç olarak, Belediyecilik anlayışının ezelden beri oturtulamadığı Türkiye’de, Ankara metropolleştirilmeye çalışılırken, ruhsuzlaştırılmış bir başkenttir. Ve ne yazık ki bu ruhsuzluğun en büyük cefasını üniversite öğrencileri çeker. Bu yüzden Ankara’da öğrenci olmak dışarıdan kolay gözükse de her yiğidin harcı değildir.

Dilek İÇTEN ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


10

HOCAM KENT, İNŞAAT, EKONOMİ

SANDIĞA GİDERKEN

“İnşaat” kavramı ne zaman hayatımıza girdi diye düşünürsek, çok gerilere gitmeden yanıtını bulabiliriz. 1980’lerde Dünya’da yükselişe geçen “Serbestleşme Politikaları(neoliberal) ” Türkiye’de de etkisini gösterdi ve yaklaşık 30 yıllık serüveninde pek çok algının değişmesine yol açtı. Piyasa serbestleşirken, hayatlar küçük evlerin içine çıkıştı, yalnızlaştık. Köyden kente göçün artması 2000’lere kadar gecekondu sayısında patlamaya neden oldu. Ve bu artışın kaçınılmaz sonucunda yepyeni bir sektör güç kazandı: İnşaat Sektörü.

30 Mart yerel seçimleri yaklaşıyor, 52 milyon 695 bin 832 seçmen oy kullanacak. Bir yanda oy vermenin öneminin anlatıldığı haberler ve yazılar, öbür yanda seçim yaklaştıkça partilerin ve adayların seçilmek için yaptıkları mitingler... Hepimizin kafasında süreçle ilgili düşünceler var. Peki sandığa giderken son görüşler neler? Konuştuğumuz öğrencilerden edindiğimiz izlenim, büyük bir çoğunluğun oy kullanacağı şeklinde. Bir kısım, oy kullanmanın vatandaşlık görevi olmasının yanı sıra demokrasi için büyük öneme sahip olduğunu düşünüyor. Bu görüş okuldaki çalışanlar için de geçerli. Onlar da oy vermemenin mazeretinin olmaması gerektiği kanısındalar. Toplumda yaygın olarak, oy kullanmayan insanlar için apolitik olduklarına dair görüşler var; ancak kendi görüşlerini yansıtan bir aday bulamadıkları için ve seçimlere hilenin karıştırıldığını iddia ederek sandığa gitmeme kararı alanlar da az değil. Ki bu oran 2009 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde %15’e karşılık geliyor. Sandığa gidecek öğrenciler, genel anlamada, “sürecin yönünü daha iyiye çevirmek ve daha demokratik bir ortam yaratmak için gerekli olduğunu” savunuyorlar. Oy vermeyi düşünmeyen kesim ise “bir şeylerin değişmeyeceğine” inanıyor ya da süreç için umursamaz bir tavır takınıyor.

2001 Ekonomik Krizinden ağır darbe alan ülkede işsizlik artmış, enflasyonun etkisiyle reel ücretlerde azalma olmuş, TL’nin değer kaybetmesi nedeniyle de dış borç katlamıştı. Bu sorunlara kısa vadeli çözüm üretmek isteyen AKP, 3 Ocak 2003’te bir acil eylem planı yayınladı. Acil Eylem Planının, Sosyal Politikalar” başlığı altındaki 44.ve 45. Maddelerinde “ yerel yönetimlerle işbirliği sağlanarak kentlerimizdeki gecekondulaşmanın önlenmesi ve mevcut gecekondu alanlarının dönüştürülmesi ve dar gelirlilerin kira öder gibi ve kısa sürede ev sahibi olmalarının sağlanması hedeflenmiştir. Bu tedbirler ile ekonominin canlandırılması, üretimin artırılması ve işsizliğin azaltılması hedeflenmiştir” kararlarına yer verildi. Açık bir şekilde görülebildiği gibi, belirlenen kararlar uygulamaya konuldu.

2001 Krizi Sonrası Yeni Kalkınma Programı: İnşaat Peki iktidara geldikten 2 ay sonra, güçlenecek olan bir inşaat sektörünün sinyalleri verilirken, bunun ülke ekonomisine yansımaları neler oldu? Bunları şu şekilde sıralayabiliriz. İlk olarak “inşaatlar”, yeni istihdam alanları yaratıyor. Yani işsizlik rakamlarının düşmesine, kısa süreli de olsa, yardımcı oluyor. Bu anlamda işsizliği absorbe edebilen bir sektör olduğu söylenebilir. Ancak, istihdam yaratılan alan, “niteliksiz işçiliğe” ait. Çoğu işçi sigortasız çalıştırılıyor ve düzenli bir şekilde maaş alamıyor. Bu kadar hızlı para akışının olduğu bir sektör, büyüme verilerine olumlu etki yapacaktır. Ancak burada “teknoloji ve verimi arttırma” kaynaklı bir üretim olmadığı için büyüme rakamlarının sürekli olarak artış içerisinde olmayacağı ön görüler arasında. 2012 ve 2013 yıllarında büyüme rakamlarının diğer yıllara oranla düşmesi bu kanıyı destekler nitelikte. Sonuç olarak inşaat yaptığı sürece büyüme rakamlarına olumlu yansıma yapan bir sektör var. Peki inşaat yapacak hazine arazileri, kentsel dönüşüm bölgeleri ve yeşil alan sona erdiğinde ne olacak? Bunu hep beraber bekleyip göreceğiz…

Parti mi, Aday mı? Oy kullanmayı planlayan öğrenci ve çalışanların çoğunluğu her ne kadar adaya oy vermek istese de Türkiye’de bazı şeylerin değişmesi gerektiğini inanarak partiye oy verecek. Buna karşılık, “kimlikleri partilerin önüne geçen adaylara” oy vereceğini belirtenler de var. Yerel seçimlerden çıkacak olası sonuçların, genel seçimleri etkileyeceği düşüncesi hakim. Ama Türkiye’de gündemin aynı gün içinde bile değiştiğine ve bu yüzden yerel seçimlerin genel seçimleri etkilemeyeceğini ifade edenler de var.

Oy kullanmak neden önemli? ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Hüseyin Bağcı’ya da bu konuda fikirlerini sorduk. Bağcıya göre ise demokratik sistemlerde demokrasi ne kadar olgunlaşırsa seçime katılma oranı da o kadar azalır. “Bizde durum biraz daha farklı. 2011 seçimleri gibi seçime katılmayan insan oranı çok fazlayken, 2009 seçimlerinde oy kullanmayan insan oranı çok daha azdır.” diyen Hüseyin Bağcı, seçime katılmanın çok önemli olduğunu düşünüyor; sebebi ise seçime katılmayan insanların olan yönetim için söz söyleme hakkına sahip olamayacağı gerçeği. Bu nedenle seçimlere gitmek demokrasinin olmazsa olmazları arasında. Ayıca ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Hüseyin Bağcı, Türkiye’de yerel seçimlerin genel seçimleri etkileyeceğine inanıyor ve gerekçesini şöyle açıklıyor: “Her ne kadar tehlikeli bir gelişme olsa da Türkiye’de yerel seçimler genel seçimlere dönüşmeye ve klasik anlamdaki yerel seçim algısının dışına çıkmaya başladı.” Cumhuriyet Gazetesi yazarı Işık Kansu’ya göre ise yerel seçimlerde, adayların kişiliği, halka yakınlığı ve becerileri üzerinden yürütülen kampanyalar sayesinde partilerden çok adaylar yer edinmiştir. Işık Kansu, büyük şehirlerde bu tutum yerini, daha çok tutulan ya da beğenilen parti adayına yönelme eğilimine bırakacağını ve önümüzdeki yerel seçimlerde de seçmenin benzer tavır içine gireceğini düşünüyor.

Tutku ZENGİN

Burcu CURA ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


11

HOCAM 1994’TEN GÜNÜMÜZE SEÇMEN PROFİLİ Türkiye

Ankara

‘94

‘14

Sandık Sayısı

82.031

Seçmen Sayısı

23.261.235

Açılan Sandık

82.031

Kullanılan Oy

21.079.814

Geçerli Oy

19.848.925

Oy Kullanma Oranı

% 90.622

‘99 Sandık Sayısı

152.905

Seçmen Sayısı

28.774.081

Açılan Sandık

152.905

Kullanılan Oy

24.564.914

Geçerli Oy

23.377.109

Oy Kullanma Oranı

% 85.372

‘04 Sandık Sayısı

124.805

Seçmen Sayısı

34.018.147

Açılan Sandık

124.805

Kullanılan Oy

25.120.885

Geçerli Oy

24.126.774

Oy Kullanma Oranı

% 73.846

TOPLAM

İL/İLÇE MERKEZİ ERKEK

KADIN

Akyurt

28.349

14.456

 13.893

Altındağ

359.597

180.652

 178.945

Ayaş Bala Beypazarı Çamlıdere Çankaya

12.997 23.138 47.234 7.181 914.501

6.479 11.801 23.362 3.566 442.058

 6.518  11.337  23.872  3.615  472.443

83.449 43.873 469.626 2.995 115.924 8.921 42.566 13.678 45.879 848.305 26.694 568.396 29.797 117.393 123.857 484.694 34.577 591.462 5.045.083

41.948 22.481 236.967 1.474 59.395 4.332 21.778 6.878 23.542 418.559 13.283 284.830 14.736 59.267 62.327 246.990 17.349 289.015 2.507.525

 41.501  21.392  232.659  1.521  56.529  4.589  20.788  6.800  22.337  429.746  13.411  283.566  15.061  58.126  61.530  237.704  17.228  302.447  2.537.558

Ankara

Çubuk Elmadağ Etimesgut Evren Gölbaşı Güdül Haymana Kalecik Kazan Keçiören Kızılcahamam Mamak Nallıhan Polatlı Pursaklar Sincan Şereflikoçhisar Yenimahalle TOPLAM

HOCAM GAZETESİ Yıl: 2 Sayı: 7 Ay: 3 Odtü Medya Topluluğu Adına İmtiyaz Sahibi: Hakan ÇALIŞKAN

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Burcu CURA

‘09

Yayın İdare Merkezi Adresi: Karakusunlar Mah. 1550/1 Sokak, Doğan Apt. 17/11 Çankaya/ANKARA Yayının Türü: Ücretsiz Süreli Yerel Gazete Basım Adres: Özdemir Ofset Basın Yayın San. Ltd. Şti. Kazım Karabekir Caddesi Murat çarşısı No:41/18 İskitler / ANKARA Basım Tel: (0312) 342 28 88 Basım Tarihi: 21/03/14 Mali İşler: İlker ARAL Görsel Tasarım: Erkan ÖĞÜMSÖĞÜTLÜ

Sandık Sayısı

134.884

Seçmen Sayısı

39.760.411

Açılan Sandık

134.346

Kullanılan Oy

34.148.011

Geçerli Oy

32.243.038

Hocam ailesine katılmak isteyen gönüllüler aranıyor.

Oy Kullanma Oranı

% 85.884

odtuhocamgazetesi@gmail.com adresine mail atmanız yeterlidir.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarların kendisine aittir.

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


12

HOCAM

ODTÜ MEDYA TOPLULUĞU


Hocam Gazetesi Mart Sayısı