Page 1


Aşk’tan da öte…

Elif Şafak’ın AŞK Romanı 500.000 adete ulaştı. 2009 yılı mart ayında Doğan Kitap tarafından yayımlanan AŞK, en kısa sürede en çok satan roman unvanını 500.000 adet baskı sayısıyla sürdürüyor. Türkiye’de raflara konduğu andan itibaren çok sevilen ve en kısa sürede en çok satan roman olan AŞK 500.000 adet baskı sayısına ulaştı. AŞK 500.000 için özel koleksiyon tasarımıyla tekrar basıldı.


Ya ortasındasındır AŞK`n merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.. Elle Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte sorunsuz bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zarara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella`yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır. Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller Aşk kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası Aşk, Elif Şafak`tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman. "


1971 yılında Strasbourg‟da doğdu. ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümü‟nde yaptı. İlk (öykü) kitabı Kem Gözlere Anadolu 1994 yılında, ilk romanı Pinhan 1997′de (İletişim), ikinci romanı Şehrin Aynaları 1999′da (İletişim) üçüncü romanı Mahrem (Metis) 2000 yılında basıldı. Elif Şafak, Pinhan ile 1998 Mevlana Büyük Ödülü‟nü kazandı. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü‟nde araştırma görevlisidir ve ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü‟nde doktorasını sürdürmektedir. Gördüğünüz gibi Elif Şafak BİLGİ ÜNİVERSİTESİ‟ nde araştırma görevlisidir. Yani bir akademik kariyer sahibi örnek aydınlarımızdan olma yolunda ilerlemektedir. Bu ne kadar düşündürücü öyle değil mi?Bu ülkede dikkatli vatandaşlar Bilgi Üniversitenin ne olduğunu kim tarafından kurulduğunu neye hizmet ettiğini finansmanını kimlerin sağladığını biliyorlar.


Şafak, “İnkar duvarında bir çatlak” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı: “Ben bir Türk diplomatın kızıydım. Annemin ilk görevi İspanya’daydı. Madrid’e 1980′lerin başında taşındık. Bu dönemde ASALA Avrupa‟daki Türk vatandaşlarına, özellikle de diplomatlara saldırılar düzenliyordu. Dolayısıyla Ermeni kelimesi benim için „Annemi öldürmek isteyen terorist‟ demekti. Şu basit soruyu sormam yıllar aldı: Ermeniler neden bizden nefret ediyor? Birçok Türk için ülkemin tarihi 1923′te Cumhuriyet‟in ilan edilmesiyle başlıyor, Ermeniler‟in soykırım iddiaları ise 1915 yılına, yani Cumhuriyet öncesine denk geliyordu. Yani bizmle ilgili değildi.Ancak bugün durum değişti. Ermeni konferansına katılmak üzere İstanbul‟dayım. Burada olmamız,Başbakan‟dan destek almış olmamız ülkemde bazı şeylerin ne kadar ilerlediğini gösteriyor. Ancak 2002′de ABD‟ye gelip Ermeni aydınlarla tanışana kadar iddialarla yüzleşme ihtiyacını hiç duymadım. Olaylardan sonra hayatta kalanların röportajlarını izledim, anılarını okudum,Ermeni dostalarımın aile sırlarını dinledim ve gördüm ki yalnızca korkunç şeyler yaşanmamış , bunların sistematik bir şekilde inkar edilmesi her şeyi daha da kötü duruma getirmiş. 1915 ülkemde daha önce hiç olmadığı gibi tartışılıyor. Zor olduğunu biliyorum .Ama inkardan tanımaya giden yolculuğun yapılabilir olduğunu düşünüyorum.


Eğer siz bu kitabı "Diskoya gitmek için nasıl izin alırım?"ı öğrenmek için aldınızsa, vah verdiğiniz paralara... Yok eğer gençliğinizi derinlemesine ve saatleri dakikalarla yaşamak, gerçek anlamda yaşamak konusunda bir şeyler öğrenmek için aldınızsa, o zaman başka. Peki nasıl olacak bu gençliği gerçek anlamda yaşamak? Bazı şeylerin "farkına" vararak. Nelerin farkına vararak? Önce sizin "kendi" yaşantınızdaki, sonra yaşamdaki "ayrıntıların" farkına vararak. Bu ayrıntılardan bazılarını sıralamak gerekirse... Onlar da kitapta!


Amerikan Kız Koleji, Edebiyat Bölümü’nden 1961 yılında mezun oldu. Yazar yazı hayatına, 1980 yılında başladı.Gençlik romanlarından sonra, gençlere yaşama kültürü ve kişisel gelişim gibi konularda, yardımcı olmasını amaçladığı bir üçlü yazdı. Bu kitapların ilki 1991 yılında TÜYAP’ta “Altın Kitap Ödülü”nü aldı. Ayrıca gençler için yaptığı bu çalışmalar nedeniyle kendisine Rotary Kulübü tarafından “1995-1996 Meslek Hizmetleri Ödülü” verildi. İpek Ongun, 1998 yılında da Oriflame firmasının 250.000 kişilik bir halk jürisine yaptırdığı anket sonucu yılın en başarılı kadın yazarı seçildi. Evli ve iki kız çocuğu annesi olan yazar, yaşamına Mersin’de devam etmekte…..


1961 yılında Amerikan Kız Koleji Edebiyat Bölümü'nden mezun olan İpek Ongun, yazı yaşamına 1980'de yayımlanan Mektup Arkadaşları'yla başladı. Onu Kamp Arkadaşları ve Afacanlar Çetesi adlı çocuk kitapları izledi. Bunların ardından yayımlanan Yaş On Yedi ve 'Bir Genç Kızın Gizli Defteri adlı yapıtlarıysa gençlik için yazılmış romanlardır. Gençlik romanlarından sonra, gençlere yaşam kültürü ve kişisel gelişim gibi konularda yardımcı olmak amacıyla bir üçleme yazdı. Adları sırasıyla Bir Pırıltıdır Yaşamak, Bu Hayat Sizin ve Lütfen Beni Anla olan bu kitapların ilki 1991 yılında TÜYAP'ta "Altın Kitaplar Ödülü"nü aldı. Ayrıca gençler için yaptığı çalışmalar nedeniyle Rotary Kulübü'nün Toros, Akdeniz ve Tarabya kolları tarafından 1995-1996,2003-2004 ve 2006 yıllarında kendisine "Meslek Hizmetleri Ödülü" verildi. 1998 yılında da Oriflame firmasının 250.000 kişilik bir halk jürisine yaptırdığı anket sonucu yılın en başarılı kadın yazarı seçildi. Bunlara ek olarak, yazarın çeşitli okul ve derneklerce verilmiş ödülleri de bulunmaktadır. Bu çalışmalardan sonra tekrar romana dönen Ongun, Bir Genç Kızın Gizli Defterinin devamı olan; Arkadaşlar Arasında, Kendi Ayakları Üstünde, Adım Adım Hayata, İşte Hayat, Şimdi Düğün Zamanı ve 'Hayat Devam Ediyor ve son olarak da "Günler Akıp Giderken" kitaplarını yazdı. Sabah gazetesindeki yazılarını Yarım Elma Gönül Alma ve Sabah Parıltıları adlı iki kitapta topladı. 2005 yılında, Şu Çılgın Tempoda Duyarlı Davranışlar adlı kitabı yayımlandı.


Gözler önünde işte Gittikçe arınıyorum kendimden Her giden güzelleşir Gidiyorum güzelleşmek için Unutulsun diye çirkinliklerim Gelecek birisi güzeldir Gelince güzel değil Hele gelmişse çirkin Yaşam, ölüm gelecek diye güzel Ey güzeller güzeli beklediğim Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem Artık ne gelmek ne de gitmek Yaşamın en zor yanı beklemek Hiçbirimiz beklemedik doğmayı, Doğduğumuzdan beri beklediğimiz ÖLMEK … AZİZ NESİN


Çok merak ediyorum kendimi Başıma bir şey mi geldi Öldüm mü kaldım mı Hiçbir haber yok kendimden Bu sabah kapımı çaldım Kapıyı açan kendim Bir süre kendime baktım Bu güleç yüz bendim Oh ne güzel bir sabah Bugün de yaşıyorum demek Benden başka yok kimsem Beni merak edecek. AZİZ NESİN


sen yoksun deniz yok yıldızlar arkadaşım ya bu gece harika bir şeyler olsun yahut bir bomba gibi infilak edecek başım ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım İstanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak işte kol kola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgar karşı sahilden fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz havada kanat sesleri ve çılgın kokular deniz yok yıldızlar uzaklaşıyor ben yine yalnız kalıyorum İstanbul minareler kaybolmuş sen yoksun . ATTİLA İLHAN


ilginc tasarm  

acele ve degisk bir dergi