__MAIN_TEXT__

Page 1

Kasım - Aralık - 2018

Temizlik Kültürü Yayını www.hijyenlife.com

Endüstriyel Temizlik Sektörü, Ülke Ekonomisine Yılda Ortalama 14 Milyar Avro Katkı Sağlıyor…

TÜRKİYE’DE ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK SEKTÖRÜNÜN GELİŞİMİ

WILCO YENİ YILDA TÜRKİYE’NİN 81 İLİNDE

PEÇETE VE TUVALET KAĞIDI FİYATLARI UÇUŞA GEÇTİ


yüksek teknoloji mikrofilament temizlik bezi kumaş ile üretilmektedir. TM

TM

Toz ve hav bırakmayan temizlik etkisi Yüksek emicilik ve hızlı kuruma Hassas yüzeylerde çizmeden temizlik Yüksek kullanım dayanımı

MOGUL TEKSTİL SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

Kocatepe Mah. Şehir Parkı Cad. No:91 Bayrampaşa/İstanbul Phone : +90 (0212) 640 71 01 Fax : +90 (212) 640 71 05 E - Mail : mogul@mogulsb.com

www.mogulsb.com


EDİTÖRDEN

Abdurrahman ÇINAR Hijyen Life Dergisi Yayın Koordinatörü

SEKTÖR KENDİ DİNAMİKLERİNİ OLUŞTURUYOR

S

ektör 2018 yılını önceki yıllara göre daha durağan ve pozisyonunu koruyucu bir konumda geçirdiğini söyleyebiliriz. Nedeni ülkemizdeki darbe girişimi ve referandum süreci ve döviz kurundaki dalgalanma, dünyadaki siyasi ve politik problemlerden dolayı tüm dünyanın fırtınalı bir sürece girdi. Buna rağmen sektör Avrasya bölgesinde endüstriyel temizlik sektöründe yükselen pazar konumunda Türkiye’nin en fazla istihdam sağlayan sektörlerinden hem dünyada, hem de ülkemizde giderek gelişen ve önem kazanan sektörlerden, iş hayatında güçlü bir çözüm ortağı olarak yer alıyor.

azaldığı bir yıl olduğunu söyleyebiliriz. 2018, tüm şirketler için bütçelerin bir kez değil, pek çok kez hazırlandığı ve değiştirildiği bir yıl olarak hatırlanacak. 2019’da da aynı şekilde bütçelerin pek çok defa yeniden hazırlanması ve güncellenmesi ihtimali var. Kur ve finansman maliyetlerindeki hızlı artış ve kaynağa ulaşımın zorlaşması, kontrollü iş yapma zorunluluğunu doğurdu. Sektörde alışılagelmiş iş yapma biçimleri değişmeye başladı. Şu anda önemli olan büyümek değil. Önemli olan kontrollü olarak ve zarar görmeden büyümeyi sağlamak, ileriye dönük işin bütününü doğru yönetebilmek olacak.

Bugün geldiğimiz noktada sektörün son yıllarına baktığımızda, Yıllık ticari iş hacmimiz yaklaşık 13-14 milyar Avro. Kamu binaları da dahil edildiğinde bir milyon 500 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, ülke ekonomimize daha fazla katkı sağlayacak potansiyele sahip hale geldi. Doğu ve Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumu ve güçlü ekonomisi ile Türkiye, endüstriyel temizlik sektöründe yıllık ortalama 22 milyar dolar pazar payına sahip Ortadoğu’nun önemli bir parçası. Üstelik 2020 yılında bu rakamın 80 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

Sektörün gelecek yıl planları içinde odaklanacağı konuların başında, sektörümüzün eksilerini pozitife çevirmek olacak. Sektörün her gün değişkenlik gösteren beklentilerine duyarsız kalınmadan hizmetlerini geliştirerek müşterisine değer kazandıran çalışma modellerini oluşturmak, çalışanların motive ederek, eğitimlerini sürekli kılarak sektörün ekonomik değerini arttırmak sektör açısından önemli adımlardan olacaktır.

Önemli olan kontrollü ve zarar görmeden büyümek 2018’in tüm sektörler için zorlu bir sınav olarak değerlendirebiliriz. Genel olarak baktığımızda ise hızla değişen ekonomik tablo ve bundan etkilenen sektör talebin önemli ölçüde

Firmaların teknolojik olarak yenilenmiş makina-ekipman kimyasal kullanımı yanında yazılım destekli hizmetlerini müşterilerine en kısa sürede ulaştırabilmeleri için AR-GE’ye zaman ve kaynak ayırmak sektörün sürdürülebilirliği açısından odak noktası olacaktır. 2019 yılı sektör açısından daha verimli geçmesini umuyoruz. Bol kazançlı yıl geçirmek dileğiyle…


içindekiler

30

11

14 TRFMA Derneği 1. kuruluş yılını kutladı TRFMA, Tesis Yönetim Derneği 1.kuruluş yılını 21 Aralıkta Caddebostan, Büyük Kulüp’te dernek üyeleri, sektör temsilcileri Ankara Üniversitesi temsilcileri ve basın mensuplarının katılımı ile kutladı.

16 WILCO YENİ YILDA TÜRKİYE’NİN 81 İLİNDE Denizbank Genel Müdürlüğü, iştirak şirketleri ile Türkiye’de ki 700 şubenin hijyeni 2019’dan itibaren 3 yıl süreyle ‘’Wilco Group’’ tarafından sağlanacak

18 DİVERSEY MEA BÖLGENİN YENİ BAŞKANI GÖKHAN ÖZDÖL OLDU 18 yıldır Diversey bünyesinde önemli görevler üstlenen Gökhan Özdöl, Diversey MEA (Orta Doğu ve Afrika) Profesyonel Birimi Bölge Başkanlığı görevine atandı.

20 ÇAĞIN HASTALIĞI HASTA BİNA SENDROMU Son yıllarda ülkemizde yapılaşmanın çoğalması ile paralel olarak insanlar kapalı alanlarda yaşamak çalışmak sosyal yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldı.

22 Endüstriyel Temizlik Sektörü, Ülke Ekonomisine Yılda Ortalama 14 Milyar Avro Katkı Sağlıyor …

Endüstriyel temizlik sektörünü uluslararası pazarlarla buluşturacak, INTERCLEAN İstanbul Endüstriyel Temizlik Teknolojileri ve Hizmetleri Fuarı ve Konferansı, 10-12 Nisan 2019 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenleniyor.

İmtiyaz Sahibi Ekonomi Ajans Adına Abdurrahman ÇINAR Yazı İşleri Müdürü Cengiz Tepebaş

Avrupa yakası temsilcisi Ruşen Tanrıverdİ

Yayın Koordinatörü Abdurrahman ÇINAR

Web Tasarım Hamdi EKMEN

Reklam Müdürü Sabri ergenecoşar

Kalite Danışmanı Yeliz Sarıçam

Grafik Tasarım Erhan AYDIN Hukuk Danışmanı Bedirhan Güven

YÖNETİM YERİ: Ekonomi Ajans Yayıncılık Paz ve Danışmalık Hizmetleri Fevzi Paşa Cad. No 2 Sarı Ap.D:6 34750 Küçük Bakkalköy – Ataşehir – İstanbul Tel: +90 (0) 216 572 60 69 Faks: +90 (0) 216 576 89 96 Gsm : 0530 263 79 50 e-posta: info@hijyenlife.com

CTP ve BASKI Creative Basım Ltd. Şti. Litros Yolu 2.Matbaacılar Sitesi ZD1 Topkapı/İstnbul Tel:0212 709 75 25


18

18

24 KADIN DOSTU ISS, EN GÜÇLÜ İKi LİDERLERİ ARASINDA 39.624 çalışanıyla Türkiye’nin en fazla müşteri yaratan şirketlerinden ISS, “Kadın Dostu Şirketler” ve “En Güçlü İK Liderleri” listelerindeki yükselişini 2018 yılında da sürdürdü. Sırasıyla 3. ve 7. sıralarda yer alan ISS, 2019 yıldaki yüzde 18 büyüme hedefine ulaşarak yeni başarılara imza atmayı hedefliyor.

26 CFR Global’den Türkiye ’de ilkleri gerçekleştiriyor C-Consultancy/ Danışmanlık, F-Foreign Trade/ Dış Ticaret, R-Representation/ Mümessillik kelimelerinden oluşan CFR, “We make it Globally” sloganı ile global bir iş anlayışı sunuyor ve baca temizliği konusunda Türkiye’de bir ilki geçekleştiriyor.

22

28 SEKTÖRÜN ÖNEMLİ FİRMALARINDAN ÇETİN GRUP’TAN EĞİTİME BÜYÜK DESTEK

Tesis yönetimi, Temizlik, güvenlik, alanlarında hizmet veren sektörün önemli firmalarından Çetin Grup, Ahmet Çetin ve eşi Seval Çetin çiftinin Ambardere mevkiine yaptırdığı Seval-Ahmet Çetin Fen Lisesi görkemli bir açılış ile hizmete girdi.

30 APLUS KALİTE VE DENEYİMİ BİR ARADA SUNUYOR Acıbadem Sağlık Grubu hastanelerinin tesis yönetimi hizmetlerini karşılamak amacıyla 2006 yılında kurulan APlus, yılların deneyimiyle sektörde hizmet veren bir firma. Ülkemizde son dönemlerde gelişme gösteren temizlik ve tesis yönetimi hizmetleri konusunda sayılı firmalar arasına girmiş durumda.

32 ECOLAB, ORTADOĞU VE AFRİKA’DA

26

HÜLYA İBRAHİM İLE BÜYÜYECEK

Filiz Çeçen tarafından 2008 yılında kurulan Çeçen Plastik i, geçen 10 yılın ardından sektörde önemli adımlar atmaya devam ediyor. Kendi markası olan Hyscon’u yaratarak sektöre hızlı bir şekilde ilerleme kaydediyor.

34 Lila Group ve TEGV ile Brezilya’dan Türkiye’ye Sosyal Sorumluluk Projesi

Brezilya’nın önde gelen ormancılık şirketlerinden Fibria, iş ortağı olan, Türkiye’nin yerli şirketlerinden Lila Group’un Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile hayata geçirdiği çalışmalarını örnek alarak Tekirdağ’da TEGV Fibria Öğrenim Birimi’ni açtı.

32


ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK

TÜRKİYE’DE ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK SEKTÖRÜNÜN GELİŞİMİ

1983’e kadar kendi bünyelerinde istihdam edilen, “müstahdem” veya “hademe” gibi kadrolarla yerine getirilmeye çalışılan temizlik hizmetleri, bu tarihten sonra hızla çoğalmaya başlayan özel temizlik şirketlerince yerine getirilmeye başlandı. Bu anlamda 1980′ler ve 90′lar, sektörün kendi dinamiklerini oluşturma ve özelikle yurt dışı orijinli markaların da ithal edilmeye başlanması ile uluslararası uygulamaları tanıma süreci olarak tanımlanabilir. Ayrıca Kamu Kurumlarının yanı sıra, özellikle çok uluslu otel, AVM, perakende marketleri ve endüstri kuruluşlarının, kendi hizmet satın alma kültürleri doğrultusunda yapmaya başladığı hizmet satın almaları da sektör geneline pozitif baskı unsuru olarak yansımış ve Endüstriyel Temizlik Sektörünün sistem ve hizmet kalitesi bakımından gelişmesine neden olmuştur.

S

ektör 2018 yılını önceki yıllara göre daha durağan ve pozisyonunu koruyucu bir konumda geçirdiğini söyleyebiliriz. Nedeni ülkemizdeki darbe girişimi ve referandum süreci ve döviz kurundaki dalgalanma sektörde önemli daralmaya neden olmuştur. Buna rağmen sektör Avrasya bölgesinde endüstriyel temizlik sektöründe yükselen Pazarı konumunda. Son beş yılda pazar payımızı 19,4 mil-

yar TL’den 35,5 milyar TL’ye yükseltmeyi başardı. Yıllık ticari iş hacmimiz yaklaşık 13-14 milyar Avro. Kamu binaları da dahil edildiğinde bir milyon 500 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, ülke ekonomimize daha fazla katkı sağlayacak potansiyele sahip hale geldi. Doğu ve Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumu ve güçlü ekonomisi ile Türkiye, endüstriyel temizlik sek-

10

töründe yıllık ortalama 22 milyar dolar pazar payına sahip Ortadoğu’nun önemli bir parçası. Üstelik 2020 yılında bu rakamın 80 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Sektör yaklaşık 5.000 firma ile kamu binaları da dahil edildiğinde 1.5 milyon kişiyi istihdam ediyor. Buna aileler de dahil edildiğinde ortalama 6 milyon kişinin geçim kaynağı ve ülke ekonomisine yılda ortalama 14 milyar Avro katkı sağlı-


Kasım - Aralık 2018

yor. Sektör, 2000′li yıllarda, özellikle yabancı orijinli Temizlik Kuruluşları ve FM Kuruluşlarının şirket evlilikleri ya da satın alma yöntemi ile ülkemize gelmeye başlamasıyla farklı bir boyuta gelmiştir. Bazı uluslararası markaların franchising sistemi ile girdiği ülkemize, bazı Avrupa orijinli kuruluşlar ise şirket evlilikleri veya satın alma yöntemi ile geldiler. Böylece, 2002 yılı sonrası dönem uluslararası markaların kalite ve sistem yönünden rekabetine sahne olmaya başladı. 2009 yılında etkisini ülkemizde de iyice hissettirmeye başlayan global ekonomik kriz döneminde, Avrupa’ya oranla çok yüksek denilebilecek kar marjları ile hizmet vermekte olan kuruluşlar, özellikle büyük sermaye grupları bünyesinde bulunan hizmet firmalarının, kar marjlarını ve vadeleri rekabet enstrümanı olarak kullanmaya başlaması ile zor bir döneme girdiler ve sektörde dengeler de hızla değişmeye başladı. 2009 global krizi sonrası, temizlik hizmeti veren kuruluşların profili operasyon gücü-yeteneği ve kalitesi ile

kontrat alanlar ve finansman gücü ile kontrat alanlar olarak şekillenmiştir. Sektörün Geleceği Türkiye’de Endüstriyel Temizlik Sektörünün gelecekteki gelişiminin, salt büyüyen inşaat sektörü, gelişen konaklama endüstrisi ya da özel sağlık kurumları gibi potansiyel gelişmeye bağlanamayacağı bir gerçektir. Hali hazırda bu hizmeti dış kaynak kullanımı ile almayan büyük bir potansiyelin olduğu bilinmektedir. Yani yeni üretilecek tesislerden önce var olan tesislere bu hizmeti satabilmenin çözümleri bulunduğunda sektör mevcut cüssesinin çok üzerinde bir potansiyele ulaşacaktır. Son dönemde ülke genelinde özellikle inşaat alanında gerçekleşen büyük ve önemli projeler ile endüstriyel temizlik sektörünün atağa kalktığını Kamu projeleri yüzde 24 oranında arttı. Havaalanı sayısı 27’den 73’e, 5 yıldızlı otel sayısı 297’den 590’a yükseldi. Alışveriş Merkezi (AVM) sayısının ise bu sene yüzde 25 büyüyerek 450’ye, 18 milyon konut

11

sayısının ise 2050 yılında 30 milyona ulaşması bekleniyor. Bu tesislerin ekonomik değerinin korunması, kullanıcılarına sağlıklı entegre hizmetler tüm dünyada olduğu gibi işin uzmanları ve profesyonelleri tarafından yerine getirilmesi zorunlu hale geldi. Son dönemde ülke genelinde özellikle inşaat alanında gerçekleşen büyük ve önemli projeler ile endüstriyel temizlik sektörü olarak atağa kalktık. Kamu projeleri yüzde 24 oranında arttı, havaalanı sayısı 27’den 73’e, 5 yıldızlı otel sayısı 297’den 590’a yükseldi. Alışveriş Merkezi (AVM) sayısının ise bu sene yüzde 25 büyüyerek 450’ye, 18 milyon konut sayısının ise 2050 yılında 30 milyona ulaşması bekleniyor. Sektörümüzün büyüme oranları ülkemizdeki üretim ve inşaat sektörünün büyüme oranlarına entegre. Ülkemizde üretim tesislerinin açılması, ofis, konut avm projelerinin gerek karma olarak gerekse de tekil şekilde yatırımların artması, devlet kamu bölümünde güçlü kamu ekonomisi sayesinde kamu temizlik ihalelerinin büyümesi sektörümüzün gelişmesinde en


ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK

önemli yapı taşlarıdır. Kısacası bu tesislerin sayısı arttıkça endüstriyel ve kurumsal temizlik hizmetleri sektörü aynı paralellikte büyüme gösterecek. Son beş yılda pazar payımızı ortalama 13-14 milyar Euro ya yükseldi. Endüstriyel temizlik sektörü alanında faaliyet gösteren 3 bin firmamız bulunuyor bu sayı özellikle son dönemde trend olan ev, cam temizliği, halı, yatak yıkama gibi butik küçük işletmeleri de dahil ettiğimizde 5 bine kadar yükseliyor. Yıllık ciromuz 13-14 milyar Euro’ya ulaşıyor ve 1 milyon 300 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. SEKTÖRÜNÜZÜN SON DÖNEMDEKİ EN ÖNEMLİ ARTI VE EKSİLERİ Sektörümüzün bugününe gelindiğinde müşterilerimizin kendi işine odaklanma isteğinin artması ve outsurcing (dış kaynak kullanımı ) kültürünü benimsemesi önemli pozitif gelişmelerin başında gelmektedir. Son beş yıldır inşaat sektörünün gelişimi, kamu özel ortaklı projeler e ait tesislerin hayata geçmesi sektörün büyümesine olumlu etki etmiştir.

Sektör 2018 yılını önceki yıllara göre daha durağan ve pozisyonunu koruyucu bir konumda geçirdiğini söyleyebiliriz. Nedeni ülkemizdeki darbe girişimi ve referandum süreci ve döviz kurundaki dalgalanma sektörde önemli daralmaya neden olmuştur. Buna rağmen sektör Avrasya bölgesinde endüstriyel temizlik sektöründe yükselen Pazarı konumunda.

Temizlik mesleğinin hala meslek olarak yasalaşmamasının getirdiği dezevantajlar var. Sektör firmaları arasında hala yıkıcı rekabet var. İsteyen her girişimcinin bir takım yeterlilikler almadan temizlik sektörüne girmesi ve kısa süre sonra iflas vb durumlarla karşı karşıya kalıp sektörü olumsuz etkiliyor. Temizlik çalışanlarının hala belli bir yüzdesinin işini bir meslek olarak görmeme önyargısını kıramaması var. Sektörün gelecek yıl vizyon planları içinde odaklanacağı konuların başında, sektörümüzün eksilerini pozitife 12

çevirmek, sektörün her gün değişkenlik gösteren beklentilerine duyarsız kalınmadan hizmetlerini geliştirerek müşterisine değer kazandıran çalışma modellerini oluşturmak, çalışanlarımızı motive ederek, eğitimlerini sürekli kılarak sektörün ekonomik değerini arttırmak, sektör firmalarımızın teknolojik olarak yenilenmiş makina-ekipman kimyasal kullanımı yanında yazılım destekli hizmetlerini müşterilerine en kısa sürede ulaştırabilmeleri için AR-GE’ye zaman ve kaynak ayırmak olacak. Tüm bu çalışmalar sektörün sürdürülübilirliği açısından odak noktası olacak. Endüstriyel temizlik sektörümüz yıllık 13-14 milyar Euro cirosu ve 1,5 milyon kişiye sağladığı istihdam ile gelecek vaad eden bir sektör. Geçmiş yıllara da bakıldığında birçok sektöre göre büyüme oranı en yüksek sektörler arasında yer alıyor. Özellikle son üç yıldır büyük ölçekli binaların tesislerin devreye girmesinin yarattığı büyüme yanında, iş kazaları ve riskini üstlenmek istemeyen bir çok küçük işletme ve ev apartman müşterisi talepleri yüzlerce yeni temizlik firmasının kurulmasını sağladı. Bu tarz butik hizmetler sunan firmalar sektörümüzün büyümesinde önümüzdeki dönemde ciddi katkıları olacak, hatta ülkemiz temizlik pazarında önemli bir payı ellerinde bulunduracaklar. Özellikle Avrupa ve Amerika’daki sektörel gelişimlere baktığımızda bu gelişmenin geçmiş yıllarda aynı şekilde tezahür ettiğini görmekteyiz. Bugün Avrupa ve Amerika’da evlerde sadece cam temizliği hizmeti, halı yıkama yatak yıkama hizmeti sunan binlerce küçük işletme mevcut. Sektörde büyük ölçekli tesislere hizmet sunan yeterli sayıda yerli yabancı temizlik firması mevcut. Özellikle küçük ölçekli butik hizmet sunan firmalarımızın sayısının arttırılması belli disiplinler içinde ekonomiye kazandırılması sektörümüz açısından önümüzdeki 5 yıldaki en önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor.


tesİs yönetİmİ

TRFMA Derneği 1. kuruluş yılını kutladı TRFMA, Tesis Yönetim Derneği 1.kuruluş yılını 21 Aralıkta Caddebostan, Büyük Kulüp’te dernek üyeleri, sektör temsilcileri Ankara Üniversitesi temsilcileri ve basın mensuplarının katılımı ile kutladı.

T

esis Yönetim Derneği hakkında bilgi veren Yönetim Kurulu Başkanı Levent Alatlı, amaçlarının tesis üretim sektörünün Türkiye’de tanıtılmasına ve geliştirilmesine katkı sağlamak olduğunu söyledi. Alatlı, “Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde giderek önem kazanan tesis yönetimi Türkiye’nin en fazla istihdam sağlayan sektörüdür. Dernek olarak 24 üyeye sahip olduklarını bu üyelerimizin 62 bin çalışanı mevcut, dernek olarak sektörün önünü açmaya çalıştıklarını Ankara Üniversitesi ile beraber yürüttüğümüz çalışmalarda hedefimiz uluslararası standartlara ulaşmaktır” şeklinde konuştu. EFM Expo Bina ve Tesis Yönetim Fuarı ve TRFMA Türkiye Tesis Yönetim Konferansı hakkında bilgi veren Tesis Yönetim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Levent Alatlı, “Bu yıl 2.’sini düzenleyeceğimiz fuar 3-6 Nisan tarihleri arasında Avrasya Gösteri ve

Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek. Fuar alanında öncelikle bina ve tesis yönetimi yapan ulusal ve uluslararası firmalar yer alacak” dedi. Alatlı; “Bina ve tesis ile uğraşan firmaları bir araya getiren bu fuar her yıl düzenlenecek. Konferansta ise sektörde bulunan firmalar kişiler deneyimlerini paylaşacaklar. Bunun dışında

14

hizmet sağlayıcıları olan güvenlik, haşere kontrol, kimyasal ilaçlama firmaları yer alıyor. Konferansta her yerli hem yabancı konuşmacılar sektörle ilgili sorunları tartışacaklar. Avrupa’daki standartlar, kat mülkiyeti, enerji verimliliği, yangın güvenliği konuları hakkında bilgiler paylaşılacak” ifadelerini kullandı.


Kasım - Aralık 2018

15


TESİS YÖNETİMİ

WILCO YENİ YILDA TÜRKİYE’NİN 81 İLİNDE Denizbank Genel Müdürlüğü, iştirak şirketleri ile Türkiye’de ki 700 şubenin hijyeni 2019’dan itibaren 3 yıl süreyle ‘’Wilco Group’’ tarafından sağlanacak.

W

ilco Group Genel Müdürü Mehmet Avcı, Türkiye geneli 81 il’de, 2.000 noktada hizmet vererek, ülkemizin en büyük hijyen şirketi olmanın gururunu binlerce çalışanımızla yaşamaktayız, her zaman yenilikçi bir vizyona sahip kurumsal yapısıyla ilerleyişini sürdüren grubumuz; Türkiye’de hizmet verdiği alanlar içinde çok önemli bir konuma gelmiş ve iş yaptığı kurumlar tarafından çalışmaları takdirle bir yapıda olduklarını söyledi. Mehmet Avcı, “Grubumuz Türkiye ve Yurt Dışında Temizlik, Katı Atık Yönetimi, Güvenlik, İnşaat ve Yardımcı Personel hizmetleri vermektedir”, şeklinde konuştu. Mehmet Avcı: Wilco Group, ofis temizliği, toplu taşım araçları temizliği, AVM temizliği, hastane temizliği, okul temizliği ve katı atıkların toplanması ve açık alanların genel temizliğinde yarım asırlık bir tecrübeye sahip. Bugün, ticari temizlik denildiğinde, Türkiye’de ilk akla gelen birkaç firmadan biridir Wilco Group, kazandığımızı kendi işimize yatırdık. Bu alanda ilerledik ve büyüdük. Bu nedenledir ki Wilco Group’un Hizmet kalitesi ve standartları, istikrarlı biçimde yükseldi. Nitekim bunu, hizmet verdiğimiz kurumlardan da anlayabilirsiniz.

hizmet kalitemizi yukarıya çeken bir özelliğimiz. YENİLİKÇİ VE ÜRETKEN BİR KURUMUZ İşimize yatırım yapıyoruz, Ar-Ge departmanımız ticari temizlikte hizmet, sistem ve ürün kalitesini arttırmak için çalışıyor. Okul temizliği üzerine araştırmalar yapıyor. Yaptığımız araştırmalarda bu konudaki eksiklikleri, tüketicilerin beklentilerini ve görüşlerini tespit ettik ve bu doğrultuda X Line Okul adlı yepyeni bir temizlik sistemi geliştirdik. TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPIYORUZ Wilco Group, temizlikte, klasik yöntemler ve araçlarıyla yetinen bir kurum değil. En yeni gelişmeleri yakından takip ediyor ve bunları hiç vakit kaybetmeden kendi işimize transfer ediyoruz. Örneğin çalışanlarımızın sağlığı bizim açımızdan çok önemli,bu nedenle, örneğin şu günlerde, ergonomik temizlik araçları üzerinde çalışıyoruz. Ar-Ge ekibimiz, bu konuda sık sık yurt dışına giderek yenilikçi şirketlerle temaslarda bulunuyor. Fuarları çok sık takip ediyoruz. İnsan fiziğini en az yoran, en az

MOBİL BİR YAPIMIZ VAR, KOLAY ADAPTE OLUYORUZ Wilco Group olarak, Türkiye’nin 81 ilinde müşterilerimize hizmet veriyoruz. Bu bizim için büyük bir avantaj, bizimle çalışmak isteyecek potansiyel müşterilerimiz için de önemli bir avantaj. Dolayısıyla, İstanbul ve Ankara merkezli kurumsal firmalara sağladığımız hizmet kalitesini, Anadolu’nun her iline ve ilçesine rahatlıkla transfer edebiliyoruz. Her yerde şirket örgütlenmesi sağladığımız için ülkenin en uç noktasına bile temizlik hizmeti götürmemiz, bizim için çok kısa bir zaman alıyor. Mobilitemiz sayesinde, kolay adapte oluyoruz. Bu da 16

fiziki güçle ve kolayca kullanılabilen temizlik teçhizatlarını araştırıyoruz. Yine hijyen konusunda, nano teknoloji ile üretilmiş, insan sağlığına zarar vermeyen, daha kalıcı ve koruyucu temizlik maddelerini araştırıyoruz. Çok kullanımlı, kalabalık mekanlarda, uzun süreli ortam sterilizasyonunu sağlayan bu maddeleri kullanmak, maliyetli. Ancak bunu yapmak hem bizim rekabet gücümüzü arttırıyor, hem de kurumsal saygınlığımıza güç katıyor. Mehmet Avcı: Temizlik sektörünün yıldızlarından biri olan Wilco Group, sürekli büyümeyi hedef alan bir kurum. Hızlı değil, yeterli ve sağlıklı büyümeden yanayız. Yatırımlarımızı temizlik ile bağlantılı alanlarda yapmak istiyoruz. Gelişmiş ülkelere de iş yapma gibi bir hayalimiz var. Bu nedenle çok stratejik adımlar atıyor ve global firmalarda olduğu gibi kurumsal bir yapıya sahip, olduklarını belirti.


Kasım - Aralık 2018

17


HİJYEN

DİVERSEY MEA BÖLGENİN YENİ BAŞKANI GÖKHAN ÖZDÖL OLDU 18 yıldır Diversey bünyesinde önemli görevler üstlenen Gökhan Özdöl, Diversey MEA (Orta Doğu ve Afrika) Profesyonel Birimi Bölge Başkanlığı görevine atandı.

B

oğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu olan Gökhan Özdöl, kariyerine 1994 yılında Lever Endüstriyel’de satış temsilcisi olarak başladı. Şirketin Lever Endüstriyel’den Diversey’e yolculuğunda sırasıyla, 1997 yılında Satış Operasyon Müdürlüğü, 1999 yılında Pazarlama Direktörlüğü ve 2000 yılında da Satış Direktörlüğü görevlerini üstlenerek stratejik önem arz eden başarılı projeleri hayata geçirdi. 2007 yılında Diversey kariyerine Sonorous markasını kurmak amacıyla ara veren Özdöl, 2014 yılında Diversey-Sealed Air şirketine, Türkiye, İsrail, Kafkasya ve Orta Asya’dan sorumlu Genel Müdür olarak yeniden katıldı. Gökhan Özdöl, stratejik yapılanma, operasyonel verimlilik, ekip ve müşteri yönetimi,

değişim liderliği konularında gösterdiği başarılarla adından söz ettirerek, şirkete kazandırdığı bölgesel pek çok ödülün ardından, Ekim 2018 itibariyle Diversey MEA (Orta Doğu ve Afrika) Profesyonel Birimi Bölge Başkanlığı görevine getirildi. Diversey Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak amacımız her gün insanlara koruma ve bakım sağlamaktır. Diversey daima hayatı kolaylaştıran öncü bir firma ve gelecekte de bunu hedefliyor.94 yılın uzmanlığı ve birikimi ışığında Diversey, sürdürülebilir çözümler sağlayan, ihtiyaca özel, müşteri odaklı bir yaklaşım ile hayat kurtaran temizlik çözümleri geliştirmekte. Çevreyi koruyup iyileştirirken, yaptığımız her şeyde müşterilerimizin ihtiyaçlarına odaklanarak hareket 18

ederiz. Diversey’in etik ilkeleri tüm ürünlerinin yanı sıra çalışanları, müşterileri ve dünya ile kurduğu ilişkinin merkezinde. Bu etik ilkeler iletişim ve yenilikte geleceğin öncüleri olma amacı temelini oluşturuyor. Zihin ve makine gücünü birleştirerek temizlik ve hijyen verilerini etkin faaliyetlere dönüştürmemizi, insan kaynaklarına saygıyla yaklaşmamızı sağlayan Internet of Clean™, faaliyetimizin temel dayanaklarından biridir. Diversey verimliliğin geliştirilmesi, toplam işletme maliyetlerinin düşük tutulması ve markanın korunmasına katkıda bulunuyor. Başkanı ve CEO’muz Dr. İlham Kadri öncülüğünde yönetilen ve yaklaşık 9000 kişiye istihdam sağlamakta olan Diversey, 2016’da yaklaşık 2,6 milyar dolar hacime sahip.


Kasım - Aralık 2018

19


makale

ÇAĞIN HASTALIĞI

HASTA BİNA SENDROMU

S

on yıllarda ülkemizde yapılaşmanın çoğalması ile paralel olarak insanlar kapalı alanlarda yaşamak çalışmak sosyal yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldı, bunlar kimi zaman alışveriş merkezi kimi zaman plazalar ofis katları home ofisler tabi ki, bu kadar bina yapılır da havalandırma yani ısıtma soğutma sistemleri yapılmaz mı her geçen gün teknoloji ile birlikte bu sistemlerde gelişti bina kapalı bir kutu dışardan taze hava alıp içinde dolaştıracak bu arada havanın hepsini almayacak ki tasarruf yapsın mevcut havayı içerde sistemler filtreler çevirsin neyse fazla kafanızı karıştırmayayım burada önemli olan bu binaları yaptıktan sonra bu cihazlara bakım yapılması ve mekanlarda kaliteli hava olması çok önemli eğer hava kalitesine dikkat edilmezse neler olur 200m2 bir ofiste hasta olan en köşedeki kişi diğer köşedeki kişiyi hasta edebilir, bina içindeki kişilerde halsizlik yorgunluk belirtileri başlar ve insanların bağışıklık sistemi zarar görür. Son yıllarda

ülkemizde yapılaşmanın çoğalması ile paralel olarak insanlar kapalı alanlarda yaşamak çalışmak sosyal yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldı, bunlar kimi zaman alışveriş merkezi kimi zaman plazalar ofis katları home ofisler tabi ki, bu kadar bina yapılır da havalandırma yani ısıtma soğutma sistemleri yapılmaz mı her geçen gün teknoloji ile birlikte bu sistemlerde gelişti bina kapalı bir kutu dışardan taze hava alıp içinde dolaştıracak bu arada havanın hepsini almayacak ki tasarruf yapsın mevcut havayı içerde sistemler filtreler çevirsin neyse fazla kafanızı karıştırmayayım burada önemli olan bu binaları yaptıktan sonra bu cihazlara bakım yapılması ve mekanlarda kaliteli hava olması çok önemli eğer hava kalitesine dikkat edilmezse neler olur 200m2 bir ofiste hasta olan en köşedeki kişi diğer köşedeki kişiyi hasta edebilir, bina içindeki kişilerde halsizlik yorgunluk

belirtileri başlar ve insanların bağışıklık sistemi zarar görür. Biraz daha rakamsal konuşalım; Her yıl 5.5 ile 7 milyon arasında kişinin hava kirliliğinden dolayı öldüğü düşünülüyor. Bu sayının 4 milyonu ise kapalı mekandaki hava kirliliğinden kaynaklanıyor. Bu konuya dikkat çeken Danimarka Teknik Üniversitesi’nden Jan Sundell ve birçok diğer bilim insanı “hastalık ve ölümlere aslında kapalı alan kirliliğinin sebep olduğunu” düşünüyorlar. Hasta Bina Sendromunun sağlığı olumsuz etkilemesi dışında başka olumsuz sonuçlara da yol açan bir faktör olarak da kalmıyor. Sendromun oluşmasına sebep olan belirtiler sağlık harcamalarının artmasına ve iş gücü kaybının yaşanmasına da sebep oluyor. Örneğin, Amerikan Çevre Koruma Örgütü’nün verilerine göre 1993’te Amerika’da harcanan yıllık sağlık harcamasının 60 milyar HSB kaynaklı. Hasta bina sendromu kaynaklı sağlık sorunları yüzünden işe gelemeyen çalışanların sebep olduğu zaman kaybı ve maliyet artışı yüksek rakamlarla ifade ediliyor. Araştırmalara göre psikolojik etkenler yüzünden verimin düşmesi Birleşik Krallık’taki işverenler için 30 milyar poundluk bir zarara sebep oluyor. Hasta Bina Sendromuna Karşı Alınacak Önlemler Nelerdir? HBS kompleks bir sorun olduğu için tanı ve teşhislerin yapılması için sadece sağlık uzmanları değil, mühendis ve mimarların da bina yapılarıyla ilgili olarak görüşlerine ihtiyaç var. Buna rağmen, uzmanların araştırma sonuçlarına dayalı olarak elde ettiği bulgulara bazı önlemler almanın da mümkün olduğu biliniyor. BOMA International kuruluşuna göre hasta bina sendromunun olmadığı bir çalışma ortamı yaratmak için sıcaklık ve nem koşullarının optimize edilmesi ve 20

Burhanettin ÜNVER

bina içi hava kirliliğine yol açan maddelerin ortadan kaldırılması gerek.asta bina sendromunun önüne geçmek amaçlı alınacak önlemleri 6 başlıkta sıralayabiliriz: • Islak veya nemli alanların temizlenmesi, kurulanması ve durulanması gerek. Böylece, rutubet veya kirliliğin önüne geçilebilir. Üst seviye hijyeni sağlamak amacıyla profesyonel bir temizlik hizmeti alınması öneriliyor. • HVLS fanlarının havalandırma için kullanılmasıyla bina içi hava döngüsü düzeltilmeli. Kullanılan fanların ASHRAE standartlarına uygun olması gerekli. • HVAC ve bina yönetim sistemleri kullanılarak bina içi enerji yönetimi verimli hale getirilmeli; ısıtma, havalandırma, iklimlendirme gibi kontrollerin tek elden kontrol edilmesi sağlanmalı. • Özellikle sigara içilen alanlarda mutlaka hava döngüsü sağlanmalı. • Bina içinde kullanılan materyallerin VOC ölçümü düşük ve doğal hammaddeden yapılmasına dikkat edilmeli. • Düzenli bir şekilde binanın havalandırılması, camların uygun yerlerde kullanılması sağlanmalı. Özetle; hasta bina sendromunun çözümü için entegre bina ve tesis yönetim çözümleri, modern teknoloji ve kişisel farkındalığa ihtiyaç var.


FUAR

Endüstriyel Temizlik Sektörü,

Ülke Ekonomisine Yılda Ortalama 14 Milyar Avro Katkı Sağlıyor…

E

ndüstriyel temizlik sektörünü uluslararası pazarlarla buluşturacak, INTERCLEAN İstanbul Endüstriyel Temizlik Teknolojileri ve Hizmetleri Fuarı ve Konferansı, 10-12 Nisan 2019 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenleniyor. Fuara, 70 Ülkeden 4.500 profesyonel ziyaretçi ve 40 ülkeden 150 marka katılımı bekleniyor. Sektör, yılda ortalama 14 milyar Avro ciro ve yaklaşık 5.000 firma ile 1,5 milyon kişiye istihdam sağlıyor.

Doğu ve Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumu ve güçlü ekonomisi ile Türkiye, endüstriyel temizlik sektöründe yıllık ortalama 22 milyar dolar pazar payına sahip Ortadoğu’nun önemli bir parçası. Üstelik 2020 yılında bu rakamın 80 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Sektör yaklaşık 5.000 firma ile kamu binaları da dahil edildiğinde 1.5 milyon kişiyi istihdam ediyor. Buna aileler de dahil edildiğinde ortalama 6 milyon kişinin 22

geçim kaynağı ve ülke ekonomisine yılda ortalama 14 milyar Avro katkı sağlıyor. 70 ülkeden 4.500 profesyonel ziyaretçi ve 40 ülkeden 150 marka katılımı bekleniyor… INTERCLEAN İstanbul, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesindeki Endüstriyel Temizlik Sektörünü iki yılda bir İstanbul’da bir araya getiriyor. INTERCLEAN İstanbul Endüstriyel Temizlik


Kasım - Aralık 2018

Teknolojileri ve Hizmetleri Fuarı ve Konferansı’nın temizlik endüstrisinin Avrasya’daki en önemli uluslararası etkinliği olduğunu söyleyen Interclean İstanbul Marka Direktörü Hatice Dinçer, “INTERCLEAN İstanbul Fuar ve Konferansı’nda geçtiğimiz yıl 65 ülkeden 3200 sektör profesyonelini ağırladık. En çok ziyaretçi Almanya, İran, İtalya, Makendonya ve Rusya’dan geldi. Bu yıl, yüzde 45 Avrupa’dan, yüzde 29 Asya’dan, yüzde 15 Afrika’dan ve yüzde 11 Amerika/Avustralya’dan olmak üzere 70 ülkeden 4.500 profesyonel ziyaretçi ve 40 ülkeden 150 marka katılımı bekliyoruz. Endüstriyel temizlik sektöründe bulunan tüm alt sektörleri INTERCLEAN İstanbul’da tek çatı altında buluşturacağız” dedi. Endüstriyel Temizlik Sektörü 1,5 Milyon Kişiye İstihdam Sağlıyor… İki yılda bir İstanbul’da düzenlenen endüstriyel temizlik sektörünün dev

buluşması INTERCLEAN İstanbul’u desteklediklerini belirten Tesis Hizmetleri Yönetimi İşadamları Derneği TESHİAD Başkanı Zafer Mumcular: “TESHİAD olarak pek çok üye firmamızla 10-12 Nisan 2019 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek Türkiye’nin tek endüstriyel temizlik fuarı ve konferansı INTERCLEAN İstanbul’da yer alacağız. Fuarın, sektörümüze ihtiyacı olan yeni işbirliği fırsatlarını sunacağına inanıyoruz. Son beş yılda pazar payımızı 19,4 milyar TL’den 35,5 milyar TL’ye yükseltmeyi başardık. Yıllık ticari iş hacmimiz yaklaşık 13-14 milyar Avro. Kamu binaları da dahil edildiğinde bir milyon 500 bin kişiye istihdam sağlayan sektörümüz, ülke ekonomimize daha fazla katkı sağlayacak potansiyele sahip” dedi. TESHİAD işbirliği, Amsterdam Rai ve UBM NTSR’nin uluslararası gücü

23

ile düzenlenen INTERCLEAN İstanbul Fuarı’nda, zemin bakım makineleri, temizlik kağıtları, kimyasal temizleyiciler, halı yıkama makineleri, temizlik ekipmanları ve tesis temizliği öne çıkan sektörler olacak. Ziyaretçi profilini ise AVM’ler, özel okullar, belediyeler, restoranlar, perakende mağazaları, bankalar, kamu kurumları, fast food restoranları, inşaat firmaları, özel hastaneler, oteller, gıda üreticileri, sanayi firmaları, lojistik depoları, zemin kaplama firmaları, holdingler, site yönetim firmaları ve zincir spor salonları oluşturacak. Türkiye’nin tek endüstriyel temizlik fuarında, MENA bölgesinde ve Türkiye’de gelişmekte olan sağlık sektöründe temizlik ve hijyen konularının ele alınacağı Healthcare Cleaning Forum düzenlenecek. Sektöre dair yenilikçi fikir ve ürünler ise fuar alanında oluşturulacak İnovasyon Alanı’nda sergilenecek.


SEKTÖRDEN

KADIN DOSTU ISS,

EN GÜÇLÜ İK LİDERLERİ ARASINDA 39.624 çalışanıyla Türkiye’nin en fazla müşteri yaratan şirketlerinden ISS, “Kadın Dostu Şirketler” ve “En Güçlü İK Liderleri” listelerindeki yükselişini 2018 yılında da sürdürdü. Sırasıyla 3. ve 7. sıralarda yer alan ISS, 2019 yıldaki yüzde 18 büyüme hedefine ulaşarak yeni başarılara imza atmayı hedefliyor.

I

SS Türkiye, 2013 yılında “Kadın Dostu Şirketler”, Koç Holding, Fiba Holding gibi sektörün en büyük şirketlerinin 3. sırada yer haklı, dördüncü kez “En Güçlü İK Liderleri” Koç Holding, Anadolu Grubu, Sabancı Holding , Yıldız Holding gibi Türkiye devlerinin ardından 7. sıraya yerleşti. ISS Türkiye, bir kez daha teyit ettirilmiştir. EN BÜYÜK KAYNAK “İNSAN” ISS Türkiye en güçlü İK liderlerinden biri olma başarısı, ISS Group’un “insani dokunuş” ilkesini sağladı. 39.624 çalışanıyla Türkiye’nin en fazla iş sahibi olduğu ISS Türkiye, bu yıldan itibaren tüm değer alış ilanlarında kullandığı sloganıyla yeni nesillere hitap etme hedefine sunuyor. 100 yıllık iş başvurusu yapıldı ISS Türkiye’nin 86 kişiden oluşan İnsan ve Kültür Departmanı her iş başvurusunu titizlikle inceleyip mutlaka cevap veriyor. Yaklaşık 40 bin çalışandan 3.348’inin “beyaz yaka” konumunda bulunduğu şirkette yeni yöneticilerin çalışanlar içerisinden seçilmesine özen gösteriliyor. Bu yöntemle hem çalışanların güven ve sadakatlerinin artması hem de yetenekli ve dinamik çalışanların kariyer planlarında ISS’e ilk sırada yer vermesi sağlanıyor. KADIN DOSTU ISS ISS Türkiye, ISS Group ülkeleri içerisinde Birleşmiş Milletler Kadınların Güçlendirilmesi İlkeleri’ni (WEPs) ilk imzalayan şirket olarak kadın dostu yönetim politikalarını da taviz vermeden sürdürüyor. 2016 yılında 11.983 olan kadın çalışan sayısını 2017 yılında 13.555’e yükselten şirket, kadın yönetici sayısını da 692’den 871’e çıkardı. Şirket çalışanlarından oluşan “Kadının

Güçlenmesi Komitesi”ni kuran ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çalışanlarına yönelik eğitimler veren ISS Türkiye, iş başvuru formları ile iş ilanlarında “medeni durum” ve “cinsiyet” bilgisi talep eden soruları kaldırarak önemli bir adım daha atmıştı. Meme kanseriyle mücadele konusunda bilinçlendirme amaçlı eğitimlerle tüm çalışanlara erişen İnsan ve Kültür Departmanı, KETEM’lerle iş birliği yaparak kadın çalışanlarını meme taramasına yönlendirmişti. Departman bu alandaki çalışmalarıyla geçtiğimiz yıl ZER Grubu tarafından verilen “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” ödülünün de sahibi olmuştu. YENİ PROJELER İnsan ve Kültür Departmanı devreye aldığı yeni projelerle kadın dostu olmayı sürdürüyor. Kadın çalışanlar “İşte Sıra Sende” projesiyle “Aşçı-Aşçıbaşı” eğitim24

lerinden yararlanabildiği gibi kadın istihdamı bulunmayan “Yüksekte Çalışma”, “Makineci” ve “Camcı” gibi işler için de yetiştiriliyor. Departman, okuma yazma bilmeyen kadın saha çalışanları için Halk Eğitim Merkezi eğitmenleri eşliğinde “Kardelenler” projesini de hayata geçirdi. Mutfakta görev alan kadın çalışanların Millî Eğitim Bakanlığı onaylı hızlandırılmış programlı kurslar ile bir ay gibi kısa bir sürede okuma yazma öğrenmeleri ve yine MEB onaylı diploma almaları sağlandı. Öte yandan ISS ofislerindeki emzirme odalarının tümünün yenilenmesi ve anneler ile anne adaylarına yönelik olarak pozisyon bazlı “esnek çalışma” uygulamasının yaygınlaştırılması ilgi çeken projeler arasındaki yerini almış durumda. ISS Türkiye işe alım başvuruları değerlendirme aşamasında tüm şartların eşit olması durumunda kadınlara öncelik tanımasıyla da gönülleri fethediyor.


SEKTÖRDEN

CFR Global’den Türkiye’de ilkleri gerçekleştiriyor

C-Consultancy/ Danışmanlık, F-Foreign Trade/ Dış Ticaret, R-Representation/ Mümessillik kelimelerinden oluşan CFR, “We make it Globally” sloganı ile global bir iş anlayışı sunuyor ve baca temizliği konusunda Türkiye’de bir ilki geçekleştiriyor.

İ

ş yapış özel teknikleri ve know how ile uzmanlığı 20 senelik kıymetli bir tecrübeye dayanmakta. CFR GLOBAL Kurucusu Görkem Erpolat, “Müşterilerimizin ihtiyaçlarını sürekli olarak öğrenmek için çabalarız ve müşterilerimizin bu ihtiyaçlarını İstanbul, Çin, Hindistan ofislerimiz ve tüm dünyada akredite olmuş tedarikçilerimiz ile çözmek ve karşılamak için gayret gösteririz. CFR GLOBAL müşterilerinin ihtiyaçlarını en kaliteli ürün ve en iyi fiyat ile sunmayı hedefler. CFR GLOBAL, 40 senedir CNC üzerine özel makineler üreten Sloven UNIOR firmasının Türkiye temsilcisidir. CFR GLOBAL, teknolojik yenilikte dünyanın en büyüklerinden bir tanesi olan klima havalandırma kanalları, endüstriyel mutfak davlumbaz, fabrika bacaları üzerine temizlik robotları, makineleri ile

aksesuarları üreten İspanyol Teinnova firmasının Türkiye temsilcisidir. CFR GLOBAL, dünyanın en büyük ilaç sanayi için serum makineleri ve lityum pil makineleri üreticilerinden olan Güney Kore firması Techland’ın Türkiye temsilcisidir” şeklinde konuştu. Türkiye’de ilk kez; Kanal, baca, yağlı kanal temizliği robot, makine fırça ve kimyasalları sunan CFR Global, bu alanda dünyanın lider firmalarının Türkiye temsilciliğini gerçekleştiriyor. CFR GLOBAL Kurucusu Görkem Erpolat hem temsilciliğini yaptıkları ürünler hem de sundukları hizmetler hakkında sorularımızı yanıtladı. Firmanız hakkında bilgi verir misiniz? CFR GLOBAL, C Danışmanlık, F Dış Ticaret , R temsilcilik İngilizce kelime-

26

lerinin baş harfleri olup “We Make It Globally” sloganımız ile global olarak faaliyet gösteriyoruz. İspanyol Teinnova ,Sloven Unior Special Machines ve Güney Kore’li Techland firmalarının Türkiye temsilciğini yapıyoruz. Aynı zamanda Çin’de organizasyonumuz bulunmaktadır. Profesyonel ve kurumsal olarak firmaların Asya pazarından ithalatlarına destek veriyoruz. Burada sektör tekstilden, iklimlendirmeye, makine yedek parçalarına kadar geniş bir yelpaze var. Ürünler müşterilerimizin ihtiyacı olan ürünler olduğu için yelpaze açıkçası geniş de olmak zorunda. Doğru ürünü araştırmak, doğru ürünle birlikte doğru fiyatı bulmak, tedarikçi ve ürün kalite denetimlerini gerçekleştirmek bu kapsamda verdiğimiz hizmetlerden bazılarıdır. Müşterilerimize daha etkin bir tedarik zinciri yönetimi sunuyoruz. Dilerlerse müşterimize kapı teslim hizmet sunuyoruz.


Kasım - Aralık 2018

Sektörde sağladığınız ürünler ve faaliyetleriniz nelerdir? Özel terzi işi dediğimiz tesise ve müşteriye özel CNC makineler global referanslarından dolayı açıkçası çok çok üst seviye ürünler. Bunun yanı sıra Medikal tarafta Poşet serum ürünlerini üreten makineler ve hatları sunuyoruz. Hijyen tarafında ülkemizde ilk veya ilklerden diyebileceğimiz kanal, baca, yağlı kanal temizliği robot, makine fırça ve kimyasalları sunuyoruz. İş ortaklarımız ülkelerinin saygın ve bilinen kuruluşlarıdır. Bunların haricinde Çin ve Hindistan organizasyonlarımız ile Kore’den Taiwan’a, tüm Asya pazarında etkin tedarik zinciri ve satın alma çözümleri sunuyoruz. Kobiler için esnaf 4.0 derken büyük ölçekli üretim tesislerimiz için endüstri 4.0 diyoruz. Her sektöre hitap edebiliyor bu anlamda kadrolaşarak uzmanlaşabiliyoruz. Sizi sektörde farklı kılan özellikleriniz nelerdir? Daha fazla müşteri odaklılık, Endüstri 4.0 algısı ve yönelimi, Global iş anlayışı ve hizmet kalitesi, Öncü ve özel makineleri tespit edip Türkiye pazarı için sunmak. Sektöründe ilklerden olan kanal temizleme makinelerini ülkemizdeki manuel temizlik ile insani riskleri ve işveren maliyetlerini azaltarak çözümler sunmaktır.

Bu sene yeni yabancı iş ortaklarımızı bünyemizi kattık. Bunlar şu an içinde bulunduğumuz piyasa şartları sebebiyle Start-Up konumundadır. Yatırım her zaman için zaman ve insan gücümüzü kullanarak projeler geliştirdiğimiz için sürekli yapıyoruz.

Sektördeki gelişmeleri değerlendirir misiniz? Yatırım kanadında ülkemizin içinde bulunduğu durum ve global piyasalardaki konjonktürel yapı sebebiyle piyasalarda son zamanlara maalesef herkes gibi biz de daralma ve azalmadan oldukça üzgünüz. Üreten daha güçlü bir ülke olmak ilkesi fiyatlamadaki haksız fırsatçılıktan da uzak durarak ve en önemlisi yerli milli paramızı öne çıkararak kısa sürede atlatılabilir bir duruma çıkacağımızı hatta güçlenerek çıkacağımızı öngörüyoruz. Hizmet kalitesi açısından sektörde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir? Hizmet firmalarında ortada ürün olmaması sebebiyle hizmetin ölçülebilirliğinin, izlenebilirliğinin daha analitik yapıda raporlamanın olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu olursa tedarikçi firmalar birbirinin omzuna basarak değil veya fiyatları maliyetlerinin altında iş yaparak proje almak için değil daha iyi hizmet verebilmek müşterilerine daha somut verilerle etkin hizmet vermek için çalışabilir. Hizmet sektörü yapısın27

da bulundurduğu firma sayısı ve çalışan sayısı büyüklüğü ile yadsınamaz büyüklükte olan ve servisten temizliğe çok çeşitli kapsamı içinde bulunduran önemli bir koldur. Firmaların kontrolsüz büyüyerek bir anda insan kaynakları ve ekipman anlamında borçlanarak büyümesi yerine projelerini ve bütçelerini sürekli gözden geçirerek daha sağlıklı öngörüleri yaparak büyümesi gerektiğini düşünüyoruz. Yeni yatırımlarınız var mıdır? Bu sene yeni yabancı iş ortaklarımızı bünyemizi kattık. Bunlar şu an içinde bulunduğumuz piyasa şartları sebebiyle Start-Up konumundadır. Yatırım her zaman için zaman ve insan gücümüzü kullanarak projeler geliştirdiğimiz için sürekli yapıyoruz. Teknoloji anlamında bazı yabancı iş ortakları için görüşmelerimiz devam ediyor. Bir şey söylemek için erken ancak iyi niyet mektuplarımızı karşılıklı ilettik değerlendirmeler ve ticari avukatlar konuyu derinlemesine inceliyor. Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Tesis, bina, konut gibi bir yatırım planımız kısa vadede düşündüğümüz bir şey değildir.


EĞİTİM

SEKTÖRÜN ÖNEMLİ FİRMALARINDAN

ÇETİN GRUP’TAN EĞİTİME BÜYÜK DESTEK Tesis yönetimi, Temizlik, güvenlik, alanlarında hizmet veren sektörün önemli firmalarından Çetin Grup, Ahmet Çetin ve eşi Seval Çetin çiftinin Ambardere mevkiine yaptırdığı Seval-Ahmet Çetin Fen Lisesi görkemli bir açılış ile hizmete girdi.

P

rogramda ilk konuşmayı Çetin Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin yaptı. Çetin “ Öncelikle bu gün bu anlamlı günde bizlerle birlikte olduğunuz için şahsım ve ailem adına hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Bugün bizim için ilklerin yaşandığı tarihi bir güne hep birlikte tanıklık ediyoruz. Teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde ülkemizin kalkınması ve gelişmesi için eğitimli iş gücüne eskisinden daha çok ihtiyacımız var. İyi bir eğitimin 3 temel şartı güçlü bir alt yapı, iyi bir donanım ve eğitimde çalışan kalifiye iş gücüdür. Devletimiz bu konularda gerekeni geleni yapmaktadır. Ancak sosyal sorumluluk bilinci taşıyan bizlerde maddi imkanlarımızın el verdiği ölçüde devlet millet işbirliğini ortaya koymalıyız. Eğitim hizmetinin verileceği binalar için bizlerin koyacağı tek bir tuğlanın bile geleceğimizin inşasında büyük katkısı olduğunu kanaatini taşıyorum. İnanıyorum ki geleceğimize yönelik yapacağımız en isabetli yatırım çocuklarımıza sağlayacağımız kaliteli eğitimdir. Eğitime yapılan yatırım insana ve geleceğimize yapılan yarımdır. Teknoloji merkezinin ve sanayinin en fazla ihtiyaç duyduğu ilim ve bilim insanlarının yetiştirilmesinde ilk adımlarının atıldığı yerler fen liseleridir. Tamda bu nedenle bir fen lisesi yapmak içimizde büyük bir heyecan yarattı. Nihayet bugün hep birlikte böyle bir eğitim yuvasının hep birlikte açılışını yapmaktayız. Bugün açılışını yapmakta olduğumuz fen lisesi yapmış olduğumuz sosyal sorumluluk projesinin en anlamlısını taşımaktadır” dedi.

“HERKES İÇİN ONUR MESELESİDİR” Okulun 6 bin metrekare olarak projelendirildiğini ifade eden Çetin “ Seval-Ahmet Çetin Fen Lisesi 16 dersliğin yanında 3 adet seçmeli ders odası, 3 adet fen laboratuvarı, 1 adet beden eğitim salonu, 1 adet kütüphane, 2 adet çok amaçlı 115 kişilik salon, 10 adet idari bilimlere ait oda, arşiv odaları, kantin, sığınaklar ve depolar yer almaktadır. Burası bir eğitim kampüsü ve başlangıcı da Seval Ahmet Çetin Fen Lisesi ile olacak. Burada yer alacak diğer eğitim kurumları da artarda açılışları yapılır. Bugün açılışını yaptığımız Seval-Ahmet Çetin Fenlisesi ile beraber

28

bölgemizin eğitim alanındaki marka değerini olması gereken yere taşımanın başlangıcı olur. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Cumhuriyet fikren, ilmen fenlen bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesil bu nitelikle kabiliyetle yetiştirmek sizin elinizdedir. Eserinin üzerinde imzası olmayan yegane sanatkar öğretmendir. Geleceğimizin umudu, göz bebeğimiz, Seval-Ahmet Çetin Fen Lisesi’nin ilk öğrencileri attığınız adımlara çok dikkat edin. Çünkü bıraktığınız izler sizden sonra gelecek kardeşleriniz için bir kılavuz olacaktır. Bu sebeple sorumluluğunuzun çok büyük olduğunuzun bilinciyle hareket ediniz. Hayallerinizi be hedeflerinizi büyük tutunuz. Sizler gelecekte ülkemizin mimarları, mühendis ve doktorları olarak yurdumuz ve insanlara hizmet edecek birer yıldız olacaksınız. Bu tören burada bulunan herkes için bir onur meselesidir. Bu okulun bölgemize ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum”diye konuştu.


haber

APLUS KALİTE VE DENEYİMİ BİR ARADA SUNUYOR

Acıbadem Sağlık Grubu hastanelerinin tesis yönetimi hizmetlerini karşılamak amacıyla 2006 yılında kurulan APlus, yılların deneyimiyle sektörde hizmet veren bir firma. Ülkemizde son dönemlerde gelişme gösteren temizlik ve tesis yönetimi hizmetleri konusunda sayılı firmalar arasına girmiş durumda.

30


Kasım - Aralık 2018

A

Plus Temizlik Merkez Operasyon Müdürü Ertuğrul Tansel Yeniiz firması hakkında sorularımızı yanıtladı.

Firmanız hakkında bilgi verir misiniz? APlus 2006 yılında Acıbadem Sağlık Grubu hastanelerinin tesis yönetimi hizmetlerini karşılamak üzere kuruldu. 2011 yılı itibariyle de grup dışı firmalara hizmet vermeye başladı. APlus’ın kuruluşu itibariyle önceliği ve uzmanlığı hastaneler… Hastane temizliği, hastane tekstil hijyeni, hastane catering hizmetleri ve hastanelere özel kafeterya işletmeciliği alanlarında sektörün önde gelen isimlerinin başını çekiyor. Uzmanlık alanlarını diğer firmalara da taşıyan APlus; firmanın ihtiyaçlarına ve alanın gereksinimlerine göre çözüm önerileri geliştirerek sektörde esnek yapısıyla öne çıkıyor. Sektörde sağladığınız ürünler ve faaliyetleriniz nelerdir? APlus olarak önceliğimiz hastane alanlarında hizmet vermek. Biz uzmanlık alanımızla bu sektörde fark yarattığımızı düşünüyoruz. Hastanelere verdiğimiz özel temizlik hizmetlerimizin yanında hastane çalışanları ve hastaların ihtiyaçlarını öngörerek özel kurgulanmış hastane cateringi hizmetlerimiz bulunuyor. Hastane kafeteryası kavramını yeniden yorumlayarak, şık ve nezih alanlar oluşturuyoruz. Ayrıca sadece hastane tekstilinin yıkandığı bir tekstil yıkama fabrikamız var.

ederek, farklı uygulama ve teknolojileri sektöre kazandırıyoruz. Bir diğer ayırt edici noktamız ise personel eğitimi konusundaki hassasiyetimiz. Özellikle hastane temizliğinde kullanılan ekipman ve kimyasallar konusunda kalifiye elemanlar yetiştiriyoruz. Personellerimiz kimyasallar hakkında hakim bir bilgiye sahip oldukları kadar hasta yakınlarıyla iletişim ve hasta iletişimi konularında da özel eğitimler alıyor. Bu bizim 360 derece hizmet anlayışımızın önemli bir parçası… Temizlik sektöründe pazar payınız ve sektördeki gelişmeleri değerlendirir misiniz? APlus olarak biz hastane temizliği konusunda sektörün liderlerinden biriyiz. Temizlik sektörü çok geniş bir hizmet alanını kapsıyor. Sektörün geniş yapısı giderek uzmanlıkların gelişmesine imkan tanıdı. Bu yapılan işlerin daha profesyonel ve kaliteli olmasını sağladı. Uzmanlıklarına göre firmalarda yeniliklere açık hale gelirken, hizmet verdikleri alanlar için daha doğru ve gelişmiş sistemle-

Sizi sektörde farklı kılan özellikleriniz nelerdir? APlus olarak her zaman ilkleri denemek konusunda daha istekli ve esnek olduğumuzu düşünüyoruz. Yeni bir fikri ya da uygulamayı kullanmaktan çekinmiyoruz. Bu anlamda tedarikçilerimizle dirsek teması bizim için çok önemli. Yeni bir ürünü deniyorsak, onun artı ve eksilerini gerekli olabilecek yeni düzenlemelerini onlara ileterek maksimumda kullanılabilecek ürünler oluşmasına katkı sağlıyoruz. Aynı şekilde dünyada sektörü takip

31

ri, kimyasalları ve çalışma şekillerini hayata geçiriyorlar. Önümüzdeki dönemde de bu ivmenin süreceğini ve sektörün gelişimindeki etkilerini yakından göreceğiz. Hizmet kalitesi açısından sektörde dikkat edilmesi gereken konulardan bahseder misiniz? Temizlik sektörü personel sıkıntısının en çok yaşandığı alanların başına geliyor. Kaliteli bir hizmet vermek istiyorsak öncelikle bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Sadece kullandığı ekipmanı tanıyan değil, hizmet verdiği kişileri de tanıyan; verdiği hizmetin kişilerin yaşam kalitesini etkilediğinin bilincinde personeller yetiştirmek kalite konusunda her zaman önceliklerimizden birisi. Yeni yatırımlarınız var mıdır? APlus olarak biz grubumuzla doğru orantılı olarak büyüyoruz. Son dönemde Acıbadem Maslak Hastanesi 2. Etap açılışını gerçekleştirdik. Türkiye’nin en büyüğü olan bu hastanemizde bizde yeni teknolojileri ve sistemleri hayata geçiriyoruz.


HABER

ECOLAB, ORTADOĞU VE AFRİKA’DA HÜLYA İBRAHİM İLE BÜYÜYECEK

Filiz Çeçen tarafından 2008 yılında kurulan Çeçen Plastik i, geçen 10 yılın ardından sektörde önemli adımlar atmaya devam ediyor. Kendi markası olan Hyscon’u yaratarak sektöre hızlı bir şekilde ilerleme kaydediyor.

H

ülya İbrahim, Ecolab Kurumsal Ortadoğu ve Afrika Ülkelerinden Sorumlu Başkan Yardımcılığı ve Genel Müdürlüğü’ne atandı.Toplam 72 ülkeyi kapsayan Ortadoğu ve Afrika bölgesindeki tüm kurumsal operasyonlardan sorumlu hale gelen İbrahim, bölgedeki 7 ayrı satış, pazarlama, dağıtım ve finans ekibini yönetecek. Dünyanın lider su, hijyen, enerji teknolojileri ve servis şirketi Ecolab’ın tercihi bir Türk yönetici oldu. Son 5 yıldır Ecolab Türkiye Genel Müdürlüğünü yürüten Hülya İbrahim, şirketin Türkiye, Güney ve Batı Afrika Pazarlarından (MEA Bölgesi) Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü oldu. 27 yıl önce Ecolab’da Ar-Ge bölümünde başlayan kariyerini şirketin global düzeydeki üst düzey yöneticiliğine taşıyan İbrahim, Türkiye’nin de dahil olduğu fırsatlarla dolu bu pazarda en kısa zamanda daha fazla güçlenmeyi amaçladıklarını ifade etti. Dünya genelinde 170 ülkede faaliyet gösteren Ecolab için çok önemli olan MEA Bölgesi’nin ekonomik yapısındaki kısa dönemli sendromlar ve risk potansiyeline karşılık fırsatlarla dolu olduğuna dikkat çeken İbrahim, “Türkiye’deki başarımız sayesinde kısa bir süre önce Ecolab’ın en başarılı bölgesi olduk ve ödülümüzü aldık. Ülkemizde yakaladığımız büyüme başarısını Ortadoğu ve Afrika pazarına da taşımaya kararlıyım. Sektörün hak ettiği daha iyi ve kaliteli hizmeti tüm bölgede müşterilerimize en etkin şekilde taşıyacağız” diye konuştu. Ecolab’ın sürdürülebilirlik ve değer katmak vizyonuyla faaliyet gösteren global bir şirket olduğuna dikkat çeken İbrahim, “Dünyayı daha temiz, güvenli ve sağlıklı hale

getirmeye çalışırken doğal kaynakların korunması gerektiğine inanıyoruz. Ecolab insanların yaşadığı, çalıştığı, oynadığı ve sağlık hizmeti aldığı yerleri korurken, hastalık ve enfeksiyonları önleyecek bir dizi uygulamayı yaygınlaştırıyor. İnsanlara dokunarak, sağlıklarını koruyarak çok daha değerli bir şirket haline geldiğimize inanıyoruz” dedi. ECOLAB TÜRKİYE’DE SATIN ALMALARLA BÜYÜYOR Ecolab’ın Türkiye’de 200’ün üzerinde çalışanı bulunuyor. Global satın almalarla büyüyen şirket, geçtiğimiz yıl sağlık sektörü için hijyen ürünleri üreten Anios Laboratuvarları’nı 245 milyon dolara satın almıştı. Ecolab Türkiye ise 2017 yılında lider kimya şirketlerinden Deren İlaç Sanayi A.Ş.’yi satın almıştı. Ecolab geçtiğimiz yıl “Dünyanın En Etik Şirketleri” listesinde ilk sıralarda yer aldı. Etik iş yapış biçimlerini belirleyen ve savunan Ethisphere Enstitüsü tarafından belirlenen liste, şeffaflık, etik, uyum, iş yapış biçimlerinde doğruluk kavramları baz alınarak hazırlanıyor. Ecolab, 11 yıldır listenin ilk sıralarında yer alıyor. HÜLYA İBRAHİM KİMDİR? İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olan İbrahim, daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde İşletme yüksek lisansı yaptı. 1991 yılında Kimyager olarak Ecolab Ar&Ge Bölümü’nde işe başlayan İbrahim, o günden bugüne şirkette kritik pozisyonlarda görev aldı. Ar&Ge Bölümü’nde 6 yıl çalıştıktan sonra Kurumsal’ın satış direktörlüğü pozisyonuna atanan İbrahim, 5 yılın ardından aynı bölümün başına getirildi. İki yıl

32

boyunca Türkiye’nin de içinde yer aldığı Doğu Avrupa’nın Kurumsal Bölümü’nün yöneticiliğini üstlendi. Daha sonra Türkiye, Rusya, Romanya, Ukrayna, Bulgaristan ve Türkiye pazarlarından sorumlu müdür olan İbrahim, 2013 yılından bu yana Ecolab’ın Türkiye ve İsrail genel müdürlük görevini yürütüyordu. İbrahim, bu dönemde Anios&Deren birleşmesi, fabrika satın alınması, İstanbul’daki AR&GE Merkezi’nin geliştirilmesi, dağıtım operasyonunun yeniden yapılanması gibi projelere imza attı. İbrahim, TUROB, GGD, TURYID, ETUDER, Amerika-Türk İş Konseyi gibi sektörel kuruluşların ve Türkiye Toplum Hizmetleri Vakfı üyesidir.


Kasım - Aralık 2018

YILDA 5 MİLYAR LİRAYI TOPRAĞA GÖMÜYORUZ! İSO ve OMÜD işbirliğiyle düzenlenen ‘Kağıt Ambalaj Çözümleri Semineri’nde, kaynağında ayrı toplanmayan ve toprağa gömülen atıklarının Türkiye ekonomisine yılda 5 milyar liralık bir kayba neden olduğuna dikkat çekildi.

İ

stanbul Sanayi Odası (İSO) 26. Grup Kağıt, Kağıt Ürünleri Sanayii Meslek Komitesi ve Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği (OMÜD) işbirliğiyle düzenlenen ‘Kağıt Ambalaj Çözümleri Semineri’ 25 Ekim 2018 tarihinde İstanbul Sanayi Odası’nda gerçekleşti. Açılış konuşmasını Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği (OMÜD) ve İSO Kağıt ve Kağıt Ürünleri Sanayii Meslek Komitesi Başkanı Mehmet Nuri Görenoğlu’nun yaptığı seminerde, Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Duran, Çukurova Kağıt ve Ambalaj Grubu Genel Müdürü İsa Doğanlı, Dönkasan Genel Müdürü Murat Kayhan Ural ve İBB Gıda Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanı Bayram Ali Çakıroğlu sektörün sorunlarını ele alarak çözüm beklentilerini dile getirdi. Seminerin açılışında konuşan OMÜD Başkanı Mehmet Nuri Görenoğlu, “Dijital ortama geçilmesiyle, kağıt önemini yitiriyor gibi görünmekle birlikte ambalaj malzemesi olarak önemini korumaya devam ediyor. Sürdürülebilir, doğayla dost bir malzeme olması nedeniyle de diğer alternatif ambalaj malzemelerine göre uzun yıllar kullanılmaya devam edeceği öngörülüyor. Özellikle son tüketicide çevreye olan duyarlılığın artması ile kağıt, yıllarca önemini sürdürecek” dedi. ‘KAĞIT ATIKLAR ÇÖP DEĞİLDİR, SANAYİNİN HAM MADDESİDİR’ Kağıt sanayiinde 2010-2017 arasındaki üretimin yüzde 101,9 arttığına değinen Görenoğlu, şunları söyledi: “Kağıt sanayinde en yüksek katma değeri ise yüzde 40,5 ile oluklu kağıt ve karton ile mamulleri alt sektörü yaratıyor. En yüksek tüketim yüzde 44 ile oluklu mukavva ürünlerinde. 2017 rakamları

ile Türkiye’de 2 milyon 800 bin ton oluklu mukavva kağıdı ve yaklaşık 1 milyon 180 bin ton karton kağıdı tüketildi. Oluklu mukavva üretiminde ve karton ambalaj üretiminde Avrupa’da 5. büyük ülke konumundayız. Cumhuriyetimizin 100. yılında her iki sektörde de daha üst sıralarda yer alınacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Konuşmasının sonunda sektörün hammadde ihtiyacının yüzde 80’inin, geri dönüşümden elde edildiğine de dikkat çeken OMÜD Başkanı Mehmet Nuri Görenoğlu, “Bu noktada; ‘kağıt atıklarının çöp olmadığını ve sanayimizin ham maddesi’ olduğunu hatırlatmakta yarar var. Geri dönüşümün çok önemli olduğu bilinciyle tüm yurttaşlar olarak geri dönüşüme hak ettiği önemi vermeliyiz” diye uyarıda bulundu. KAĞIT VE KUTU FİYATLARINDA ARTIŞ SÜRECEK Çukurova Kağıt ve Ambalaj Grubu Genel Müdürü ve OMÜD Yönetim Kurulu Üyesi İsa Doğanlı, oluklu mukavva sektörü olarak fiyat artışlarını, müşterilere açıklamakta zorlandıklarına işaret ederek, “Karton kutu fiyatları, 33

ilk 8 ayda yüzde 33 artış gösterdi. Aynı dönemde dolar yüzde 73, Euro yüzde 69, hammadde fiyatları ise yüzde 32 oranında arttı. Bazı müşteriler kağıt fiyatlarındaki artışın sadece kur artışına bağlı olduğunu düşünüp ‘Kurlar düştü, kutu fiyatı neden düşmüyor’ diye soruyor. Oysa kurların artışı kağıt fiyatını artıran veya düşüren tek faktör değildir. Enerji ve kağıt atık fiyatı, kağıt fiyatını daha çok etkiliyor. Üretimde kullanılan kimyasal maddelerin maliyetleri de önemlidir. Artan maliyetler, gecikerek de olsa kağıt ve kutu fiyatlarını artırmaya devam edecek. Enflasyonun belirli bir yerde oturduğu ve kurların artık stabil hale geldiği algısı yerleşene kadar fiyat artışlarından, ülke olarak kurtulmamız söz konusu değildir.” İNŞAAT SEKTÖRÜ, 3. ÇEYREKTE DARALDI Seminerde konuşan Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Can Duran, ambalaj sektörünün dünyada 670 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olduğunu vurgulayarak kağıt ve karton ambalajın bu büyüklük içerisinde yüzde 31 paya sahip olduğunu dile getirdi.


EĞİTİM

Lila Group ve TEGV ile

Brezilya’dan Türkiye’ye Sosyal Sorumluluk Projesi Brezilya’nın önde gelen ormancılık şirketlerinden Fibria, iş ortağı olan, Türkiye’nin yerli şirketlerinden Lila Group’un Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile hayata geçirdiği çalışmalarını örnek alarak Tekirdağ’da TEGV Fibria Öğrenim Birimi’ni açtı. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklara kapılarını açan öğretim biriminin açılışına Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat iştirak etti.

H

ayata geçirdiği sosyal sorumluluk projeleri ile temizlik kağıtları sektörünün yenilikçi şirketi Lila Group, 2010 yılından bu yana TEGV’e verdiği desteklerle adından söz ettirmeye devam ediyor. 72 ülkeye ihracat yapan şirketin Brezilyalı iş ortaklarından Fibria, Lila Group’un hayata geçirdiği projelerden aldığı ilhamla Tekirdağ’da ‘TEGV Fibria Öğrenim Birimi’ni çocuklarla buluşturdu. Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu, Tekirdağ

Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat’ın katılımıyla 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde açılışı yapılan öğretim birimi, yabancı kökenli bir kurumun Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na destek olarak hayata geçirdiği ilk kurumsal sosyal sorumluluk projesi olma özelliği taşıyor. Toplamda 78 çocuk koltuğu kapasitesi bulunan öğrenim biriminde, yıl boyunca 6-14 yaş aralığındaki toplam 2.000 ço-

34

cuğun eğitimine destek olması hedefleniyor. Bu yıl için 100 gönüllünün eğitim vereceği birimde, farklı becerilere sahip olarak dünyaya gelen çocuklara kendi potansiyel ve yeteneklerini keşfetmelerine ve nitelikli eğitim almalarına fırsat tanınması amaçlanıyor. Öğrenim birimi bünyesinde yer alan Maker atölyesi ile yaparak öğrenme modelini çocuklara aşılayacak olan birimde ayrıca Okuma-Yazma, Sanat, Matematik, Fen ve Bilişim gibi farklı alanlarda da


KasımHaziran - Aralık -2018 2016

çocuklara yeni yetkinlikler kazandırılması amaçlanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Ezberi aktarma devri sona ermiştir. Bilgi hazır ve ambalajlı bir ürün değildir. Bilgi ‘canlı’dır. Tekrar ve ezber temelli bir eğitim sistemi beklenen sonuçları verememektedir. Günümüzde, yeni bir eğitim ve okul teorisine ihtiyaç vardır. Bu teori ve eğitim anlayışı Bakanlığımızca yayınlanan 2023 Eğitim Vizyonu belgesi ile kamuoyu ile paylaşılmıştır. Tasarladığımız eğitim sistemine büyük hizmetleri olacağını düşündüğümüz bu tesisi, bu anlamda önemsiyoruz. Okul dışı öğrenme ortamlarının etkin kullanımı, Vizyon 2023 belgemizin önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Bu anlamda, bu tesiste sunulacak hizmetlerden azami ölçüde istifade edilecektir.” Öğretim biriminin açılığında konuşma yapan Lila Group Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Öğücü; “TEGV ile iş birliğimiz çerçevesinde 2010 yılından bugüne kadar 20.000’den fazla çocuğumuzun eğitime katkıda bulunduğumuz çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2008 yılından bu yana ticari faaliyetlerimizdeki iş ortaklarımızdan ve Brezilya’nın önde gelen ormancılık şirketlerinden Fibria’nın yetkilileri Lila Group olarak imzacısı olduğumuz Sosyal sorumluluk projelerini ilgiyle takip ettiklerini ve ülkelerinde benzer projeleri hayata geçiriyor olmaları sebebiyle projelerimize destek olmak istediklerini ifade ettiler. Ülkemize yatırım yapan ve her daim ülkemizin gelişmesini arzu eden bir kurum olarak Fibria’nın sahip oldukları sosyal sorumluluk anlayışı ve finansal desteğiyle Tekirdağlı çocuklarımızın eğitimine katma değer sunmak adına bu öğrenim birimini hayata geçirmelerinden son derece memnunuz. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Fibria Öğrenim Birimi, resmi olarak 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklarımıza kapılarını açtı. Fibria’nın Brezilya dışında yapacağı ilk sosyal sorumluluk projesi olması, TEGV’in de ilk defa yurtdışından bağış alması gibi ilkleri de bünyesinde barındıran bu kıymetli projenin ülkemizin geleceğine ışık tutacağına inanıyor iyiliğe gönül vermiş iki değerli iş ortağımızı bir araya gelmesine vesile

olmaktan gurur duyuyoruz” yorumlarında bulundu. Sözlerine bu öğrenim biriminin faaliyete geçmesi kadar sürdürülebilir olmasını da önemsediklerini belirterek devam eden Öğücü “TEGV Fibria Öğrenim biriminin devamlılığı için Lila Group olarak biz de işletme giderlerini üstlendik, böylece Çocukların her gün koşarak ve heyecanla geldiği bu örenim birimi Lila Group faaliyetleri devam ettiği sürece burada olmaya devam edecek. Bu projenin bir benzerini Fabrikamızın da bulunduğu Çorlu’da hayata geçirmek içinde çalışmalarımız devam ediyor. Buna dair talebimizi gerek Sayın Bakanımıza gerekse yerel mercilere ilettik. Umuyor ve diliyoruz ki daha nice öğrenim birimini çocuklarımızla en kısa zamanda buluşturur çağdaş ve yenilikçi modellerle eğitim almalarına imkân sağlamış oluruz.” dedi. TEGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı olarak, 1995 yılından bu yana ilköğretim çağındaki çocuklarımıza eğitim desteği sağlıyoruz. Bugüne kadar on binlerce gönüllümüzün ve değerli bağışçılarımızın katkılarıyla 2,5 milyonu aşkın çocuğumuza eğitim desteği verdik. Türkiye’nin dört bir yanındaki 70’ten fazla etkinlik noktamız, her gün çocuklarla dolup taşıyor. Ne mutlu bize ki, bugün de böyle çok özel, tarihi bir mekânda, Tekirdağlı çocuklar için yeni öğrenim birimimizi açıyoruz. Bu açılışın bizim için çok özel bir anlamı var: Birimimizin kurucusu olan Fibria,

35

on bin kilometre uzaktan, Brezilya’dan, ülkemizin çocuklarına elini uzatıyor. Yardımseverlik duygusu artık sınırları aşıyor, ülkeleri, kültürleri buluşturuyor. Bu buluşmaya imkân sağlayan ve birimimizin işletme sponsoru olan Lila Group’a ayrıca teşekkür ediyoruz.” Fibria Ticari İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Henri Philippe Van Keer; “Brazilyalı bir şirketin Türkiye’deki böyle bir sosyal projeyi neden desteklediğinin anlaşılması çok önemli... Fibria olarak, şirketlerin daha iyi, daha adil ve daha sürdürülebilir toplumlar için dönüşümsel ve alternatif çözümler üretilmesinde öneli rol oynaması gerektiğini düşünüyoruz. Ürettiğimiz selülozun Lila Group ve diğer müşterilerimizde nihai ürüne dönüşünceye kadarki sürecin sürdürülebilir olması daha iyi bir gelecek için çok önemli… Sürdürülebilirlik Fibria olarak bizim DNA’mızın bir parçası... Fibria olarak, Türkiye ve Brezilya gibi yükselen ülkelerde eğitimin en önemli konu olduğuna inanıyoruz. Bu sebeple, Lila Group ile olan iş birliğimizi, TEGV projesini destekleyerek bir adım öteye taşımaya karar verdik. Böylesi tarihi bir binada, tarihi bir ana tanıklık ediyor olmaktan mutluluk ve gurur duyuyoruz. Bunun için Lila Group Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Orhan Öğücü’ye teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı zamanda TEGV’i bu muazzam proje için tebrik etmek istiyorum. Lütfen şunu unutmayalım; Çocuklar geleceğin mimarlarıdır. Onların gelişimi dünyamızı daha iyi bir yer yapacak” dedi.


TEMİZLİK

HİJYEN AVCILARI

EN KİRLİ TOP 10 LİSTESİNİ AÇIKLADI Tuvalette telefon mikrop yuvası Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre “Her 6 telefondan biri dışkısal madde içeriyor Kanada’da Guelph Üniversitesi’nin araştırmasına göre, tuvalete telefonla girmek çok tehlikeli. Bu adeta ayrılmaz parçamız haline gelen telefonların dışkısal madde içermesine yol açıyor. Telefonun bir klozetten daha fazla mikrop taşıdığı sonucuna ulaşan bilim insanlarından Jason Tetro, “Telefonunu

kendinizin bir eklentisi gibi düşünmelisiniz. Telefonunuza değen her şey sizin de elinize değer” diye konuştu. Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre de “Her 6 telefondan biri dışkısal madde içeriyor.” Kanadalı bilim insanları, telefonların hijyenik ıslak bezlerle sıkça temizlenmesi uyarısı yaptı. EN KİRLİ TOP 10 LİSTESİNİ AÇIKLADI Hijyen, temizlik ve buna bağlı sağlık

36

konularında çalışmalar için kurulan, hiçbir yere ve makama bağlı olmayan Hijyen Konseyi, gıda mühendisleri, veteriner hekimler, hukukçular, akademisyenler, sağlıkçılar ve tüketici dernek üyelerinden oluşuyor. Konsey, tüketicileri ve kamuoyunu uyarmayı, bazı noktalara dikkati çekmeyi amaçlayor. 2014 yılında uygulamaya sokulan “hijyen avcıları”nın tespitleriyle halkın sıklıkla kullandığı sağlık açısından tehlike arz eden 10 eşya açıklandı.


Kasım - Aralık 2018

“Tuvaletten bile daha pis” olarak nitelendirilen, “kirli top 10” şeklinde açıklanan ürünler şöyle: EL KURUTMA MAKİNELERİ, HASTANE VE KAMU BİNALARI TIRABZANLARI, FAST FOOD VE ÇİĞ KÖFTECİLERDE VERİLEN UZUN SÜRE BEKLETİLMİŞ YEŞİL SEBZELER, RESTORAN MENÜ KİTAPÇIKLARI, KULLANILMAYAN SPOR SALONLARINDAKİ ALETLER, OTOBÜS İÇİNDEKİ TUTACAKLAR, ORTAK KULLANIM ALANLARINDAKİ LAMBA DÜĞMELERİ, KAĞIT VE MADENİ PARALAR, GÜZELLİK SALONLARI VE KUAFÖRLERDEKİ HAVLU VE ALETLER. HAVLU.

37


temİzlİk

PEÇETE VE TUVALET KAĞIDI

FİYATLARI UÇUŞA GEÇTİ En güncel pazar araştırma hizmetlerini sunan BrandZone, kağıt ürünleri kategorisindeki fiyat artışlarını ve kampanyaları analiz etti. Buna göre yüzde 40’ı geçen fiyat artış oranlarıyla peçete ve tuvalet kağıdı fiyatı en çok artan ürünler oldu.

T

üm Türkiye’deki markalar için fiyat/ rekabet araştırma hizmetleri sunan BrandZone, bu yılın ilk 9 ayında kağıt ürünleri kategorisindeki kampanyala-

rı inceledi. 2018 Haziran ve Eylül ayları arasında kağıt ürünleri kategorisinde fiyatı en çok artan ürün yüzde 44’lük fiyat artış oranı ve 5,5 TL’lik ortalama

fiyatıyla 200’lü peçetede yaşandı. Yüzde 40’lık artış oranı ve 12,6 TL’lik ortalama fiyatıyla 12’li tuvalet kağıdı ikinci; yüzde 32’lik artış oranı ve 2,9 TL’lik ortalama fiyatıyla 100’lü peçete ve 15,5 TL’lik ortalama fiyatıyla ıslak havlu 3’lü paket üçüncü sırada yer aldı. Yüzde 28’lik artış oranı ve 22,5 TL’lik ortalama fiyatıyla 24’lü tuvalet kağıdı dördüncü; yüzde 27’lik artış oranı ve 11,5 TL’lik ortalama fiyatıyla 6’lı kağıt havlu beşinci; yüzde 25’lik artış oranı ve 19,5 TL’lik ortalama fiyatıyla 12’li kağıt havlu altıncı; yüzde 23’lük artış oranı ve 29,4 TL’lik ortalama fiyatıyla 32’li tuvalet kağıdı yedinci sırada yer aldı. Tuvalet kağıdında Selpak birinci 2018 Ocak-Eylül ayları arasında tuvalet kağıdı kategorisinde toplamda 3 bin 446

38


Kasım - Aralık 2018

kampanya düzenlendi. Yüzde 15,9’luk kampanya yüzdesi ve 549 kampanyayla Selpak en fazla kampanya düzenleyen marka olurken; yüzde 15,8’lik kampanya yüzdesi ve 543 kampanyayla Solo ikinci, yüzde 15’lik kampanya yüzdesi ve 502 kampanya ile Familia üçüncü sırada yer aldı. Yüzde 8’lik kampanya yüzdesi ve 278 kampanyayla Maylo dördüncü; yüzde 7’lik kampanya yüzdesi ve 237 kampanyayla Papia beşinci sırada yer aldı. Kağıt havluda Familia zirvede BrandZone’nun 2018’in ilk 9 aylık verilerine göre kağıt havlu kategorisinde toplam 3 bin 34 kampanya düzenlendi. Yüzde 15’lik kampanya yüzdesi ve 459 kampanyayla Familia birinci sırayı alırken; yüzde 14,7’lik kampanya yüzdesi ve 446 kampanyayla Selpak ikinci sırada yer aldı. Yüzde 14,6’lık kampanya yüzdesi ve 444 kampanyayla Solo üçüncü; yüzde 9’luk kampanya yüzdesi ve 270 kampanyayla Papia dördüncü; yüzde 8’lik kampanya yüzdesi ve 250 kampanyayla Maylo beşinci sırada yer aldı. BrandZone verilerine göre; kağıt mendil ve peçete kategorisinde toplamda bin 669 kampanya düzenlendi. Yüzde 21’lik kampanya oranı ve 353 kampanyayla Solo birinci; yüzde 10’luk kampanya oranı 166 kampanyayla Selpak ikinci; yüzde 9’luk kampanya oranı ve 151 kampanyayla Familia üçüncü sırada yer aldı. Bu markaları yüzde 8’lik kampanya oranı ve 135 kampanyayla Maylo; yüzde 5’lik kampanya oranı ve 89 kampanyayla Viva takip etti.

BrandZone 2018 Ocak-Eylül Kağıt Ürünleri Kategorisi Kampanya Verileri:

Islak mendile Sleepy imzası BrandZone ilk 9 aylık verilere göre ıslak havlu ve ıslak mendil kategorilerinde toplamda 2 bin 890 kampanya düzenlendi. Yüzde 11’lik kampanya yüzdesi ve 316 kampanyayla Sleepy birinci olurken; yüzde 10’luk kampanya yüzdesi ve 286 kampanyayla Uni Wipes ikinci sırada yer aldı. Yüzde 9’luk kampanya yüzdesi ve 270 kampanyayla Uni Baby üçüncü; yüzde 6’lık kampanya yüzdesi ve 179 kampanyayla Johnson’s Baby dördüncü; yüzde 5’lik kampanya yüzdesi ve 158 kampanyayla Mendiva beşinci sırada yer aldı.

39


temİzlİk

EV TEMİZLİĞİNDE

E

DOĞRU BİLİNEN 6 YANLIŞ PAYLAŞ

v temizliği, gün içerisinde ve belirli aralıklarla vakit ayırdığımız en önemli aktivitelerin başında geliyor. Hijyen, sağlık ve ruhsal durum açısından da önemli etkiye sahip olan bu aktivite, yanlış yapıldığı zaman hem çok vakit alıcı hem de verimsiz olabiliyor. Peki, temizlik konusunda doğru bilinen yanlışlar neler?

● Daha çok miktarda ve farklı türlerde temizlik maddesi kullanmak zorlu lekelerle baş etmek konusunda size yardımcı olmaz. Bunun yerine daha etkili malzemeler kullanarak, daha az zamanda ve daha az çaba sarf ederek bu lekeleri çıkarabilirsiniz. Özellikle kimyasal açıdan zengin temizlik ürünlerine çok fazla maruz kalırsanız

40

sağlığınız bu durumdan kötü etkilenebilir. Bu tip ürünler yerine, daha doğal temizleyicileri tercih edebilirsiniz. Sirke gibi çok doğal ve ekonomik temizlik maddelerinin nasıl harikalar yarattığına inanamayacaksınız! ● Temizlik ürünlerini birbirine karıştırmak her zaman için iyi bir fikir değildir. Özellikle bazı kimyasal maddeler


Kasım - Aralık 2018

birbirleriyle tepkimeye girdikleri için, o ortamdaki havayı solumanız bile ciddi zehirlenmelere yol açabilir. Bu nedenle içeriğinden emin olmadığınız maddeleri ayrı ayrı kullanmalısınız. ● Yalnızca dağınıklığı ortadan kaldırmak için eşyalarınızı farklı paketlere koyup dolaplara, bazaların altına saklamak daha da fazla dağılmanıza yol açabilir. Eğer bunu, eşyaları çeşitli kategorilere ayırıp, düzenli bir şekilde yapmazsanız, daha sonra bu eşyaları bulmak için zorlanabilirsiniz. Kullandığınız

paketleri renklerine göre ayırabilir ve böylece nerede ne olduğunu ilk bakışta anlayabilirsiniz. Buna ek olarak, eğer eşyalarınızı kaldırmak istiyorsanız, daha sağlıklı olması açısından plastik paketler yerine yün hurçlar ve çantalar kullanabilirsiniz. ● Islak mendil, kâğıt havlu gibi maddeler detaylı bir temizlik için uygun değildir. Bu gibi maddeler daha hızlıca temizlemeniz gereken yüzeylerde pratik bir çözüm sunar. Eğer daha ayrıntılı yapmanız gereken temizliklerde 41

de bunları kullanırsanız, kaynaklarınızı israf etmiş olursunuz. ● Bulaşıkları makineye yerleştirmeden önce suya tutmak yıkamanın daha etkili olmasını sağlamaz. Bu durum, daha fazla su kullanmanıza yol açar. Bunun yerine bir kâğıt havlu ile birçok bulaşığın üzerindeki kalıntıları çöpe dökebilirsiniz. ● Camları silmek için bez kullanmak camlarınızı daha temiz yapmaz. Bunun yerine kullanacağınız küçük fırçalar veya gazete kâğıdı daha iyi bir sonuç almanızı sağlar.


EKONOMİ

TÜRK AİLE ŞİRKETLERİ

2018’DE CİROLARINI ARTIRDI KPMG’nin Avrupa Aile Şirketleri Barometresi 2018 sonuçlarına göre Türkiye’deki aile şirketlerinin yüzde 70’inden fazlası, son bir yılda cirolarını artırmayı başardı. Ancak Türk aile şirketlerinin dörtte birinden fazlası gelecek 2019’la ilgili kaygılı olduklarını dile getiriyor

K

PMG’nin Avrupa Aile Şirketleri Derneği (EFB) ile birlikte hazırladığı Avrupa Aile Şirketleri Barometresi’nin 7’ncisi yayımlandı. Araştırmaya 26 Avrupa ülkesinden, 41’i Türk, bin 576 aile şirketi yöneticisi katıldı. Araştırma, Avrupalı aile şirketlerinin büyük bölümünün önümüzdeki 12 aya güvenle baktığını, buna karşın Türk aile şirketlerinin dörtte birinden fazlasının gelecek yılla ilgili kaygıları olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya Türkiye’den katılan aile şirketlerinin yüzde 71’i, geçtiğimiz 1 yılda cirolarını genel olarak artırdıklarını belirtti. Cirosu artan aile şirketlerinin yüzde 60’ından fazlası yüzde 50’den az, yüzde 10’u ise yüzde 50’den fazla büyümeyi başardıklarını kaydetti. Yeni istihdam düşük Araştırmaya göre, her 5 Türk aile şirketinden 3’ü son 1 yılda çalışan sayılarını aynı tuttuklarını ya da personel azaltma kararı aldıklarını ifade etti. Çalışan sayısını artırma kararı alan şirketlerin oranı ise yüzde 37’de kaldı. Siyasi belirsizlik en büyük sorun Araştırmaya Türkiye’den katılan aile şirketi yöneticilerinin yaklaşık dörtte biri, karşılaştığı en büyük zorluğun ‘siyasi belirsizlikler’ olduğunu vurguladı. Bu zorluğu sırasıyla ‘istikrarsız döviz kurları’ (yüzde 18) ve ‘kârlılıkta azalma’ (yüzde 15) takip ediyor. Beklenti vergilerin düşürülmesi KPMG Türkiye Danışmanlık Bölümü Başkanı Hande Şenova, Türk aile şirketlerinin yaklaşık yüzde 30’unun, vergi

oranlarının düşürülmesinin büyüme hedeflerini tutturmalarına büyük destek sağlayacağını dile getirdiğini kaydetti. Listede ikinci sırada finansman imkânlarına daha kolay erişim (yüzde 24), üçüncü sırada ise altyapının geliştirilmesi (yüzde 10) yer alıyor. Öz sermayeye güven Türk aile şirketlerinin dörtte biri, önümüzdeki 1 yıllık dönemde finansman açısından öz sermayelerine güveniyor. Öz sermayeyi yüzde 20’lik oranla banka finansmanı ve yüzde 17 ile endüstriyel anlaşmalar izliyor. Araştırmanın Türkiye sonuçlarında dikkat çeken satır başları şöyle: Türk aile şirketlerinin yüzde 44’ü, son 1 yılda yurtdışı faaliyetlerini bir önceki yılla aynı oranda sürdürdü. Türk yöneticiler, gelecek 2 yıllık dönemde şirketlerinin önceliklerini, kârlılığı artırma (yüzde 38), yeni pazarlara yönelme/ihracat yapma (yüzde 19) ve daha inovatif olma (yüzde 16) olarak sıralıyor. Türk aile şirketlerinin yaklaşık yüzde 60’ı, yönetimi bir sonraki nesle devretmeyi düşünüyor. Türk yöneticilerin yaklaşık yüzde 70’i, aileden olmayan bir CEO’ya görev vermeyi düşündüklerini belirtti. Türk aile şirketleri, halka açılmaya Avrupa’dakilerden daha sıcak bakıyor. Halka arz yoluyla şirketini satmayı planlayan Türklerin oranı (yüzde 45), Avrupa genelinin 3 katı. Türk aile şirketlerinin yüzde 88’i, strateji planlarının inovasyon ve yeni teknolojilere yatırım yapmayı içerdiğini kaydetti.

42

Avrupa’daki durum Araştırmaya göre Avrupalı aile şirketlerinin büyük bölümü, geleceğe güvenle bakmalarına karşın, rekabet gücünü sürdürüp büyümeye devam edebilmek için yeni yetenekleri çekmeleri ve inovasyon faaliyetlerine hız vermeleri gerektiğinin farkında. KPMG Türkiye Danışmanlık Bölümü Başkanı Hande Şenova, rapora ilişkin değerlendirmesinde, “Avrupalı aile şirketleri, geçtiğimiz yıl iyi bir ilerleme kaydetti. Bir sonraki adımda, hassas ve önem arz eden bir sürecin parçası olarak, var olan operasyonlarını ölçeklendirmeleri gerekecek. Avrupalı aile şirketleri dünya çapında iş yapmaya hazırlanırken, kendilerini dünyanın dört bir yanından gelen şirketlerle rekabet içinde bulacaklar. Büyüme ve yayılma planlarını yaparken, artan küresel rekabeti de hesaba katmalılar” diye konuştu. Raporun Avrupa ayağına ilişkin ilgi çeken bulgular ise şöyle: Avrupalı aile şirketlerinin yüzde 73’ü, önümüzdeki 12 ayda gösterecekleri finansal performansa güveniyor. Avrupa genelinde güven oranı artarken, İngiltere’de Brexit’in etkisiyle geçen yıla göre 15 puan azalarak yüzde 68’e düştü. Katılımcıların yüzde 64’ü geçtiğimiz yıl cirolarında artış olduğunu bildirdi. ‘Yetenek savaşları’, aile şirketlerinin karşılaştığı en büyük zorluk olarak ilk sıraya yerleşti.


Kasım - Aralık 2018

TURİZMİN 2018’DE BÜYÜMEYE KATKISI 36,3 MİLYAR DOLARA ULAŞACAK Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY’nin “Turizm Sektörü Değerlendirmesi” raporuna göre; turizm sektöründe büyüme 2017’de kaydedilen toparlanmanın ardından ivmelenerek devam ediyor. Turizm sektörünün Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasına doğrudan katkısının 2018’de 36,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Turizm gelirlerinin ise bu yıl bir önceki yıla göre %11,3 yükseliş göstereceği öngörülüyor.

D

ünyanın lider danışmanlık ve denetim şirketlerinden EY, Türkiye’nin turizm ve konaklama piyasasına ilişkin olarak hazırladığı “Turizm Sektörü Değerlendirmesi” raporu sonuçlarını açıkladı. Türkiye’nin turistler için sunduğu uygun fiyatlar ve seçenek çeşitliliği ile son yıllarda en çok tercih edilen ülkeler arasında yer aldığının belirtildiği raporda; özellikle kültür ve sağlık turizminin uzun vadede kayda değer bir büyüme potansiyeli taşıdığı ifade ediliyor. Bununla birlikte İstanbul, Antalya ve İzmir gibi büyük şehirlere yapılan yatırımların Türkiye’nin turizm sektörünü geliştirme hedefini desteklediği ifade ediliyor. Rapora göre; turizm sektöründe büyüme 2017’de kaydedilen toparlanmanın ardından ivmelenerek devam ediyor; yerli ve yabancı turist sayısına ilişkin beklentiler yukarı yönlü revize ediliyor. SERMAYE YATIRIMLARI 22,4 MİLYAR DOLARA YÜKSELECEK Rapora göre; turizm sektörünün Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasına doğrudan katkısının 2018 yılında 36,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2017 yılında turizm sektörünün Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasına doğrudan katkısı 26,1 milyar dolar seviyesindeydi. Konaklama, yolcu transferi ekipmanları, restoran ve eğlence tesisleri gibi turizm varlıklarına sahip diğer sektörler tarafından gerçekleştirilen harcamaların dâhil olduğu sermaye yatırımlarının ise 2018’de bir önceki yıla göre %9,2 yükselerek 22,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. BU YIL 38 MİLYONU AŞKIN TURİST TÜRKİYE’YE GELECEK Türkiye’nin dünyanın en önemli 10 turizm

destinasyonlarından biri olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’ye gelen turist sayısının 2018 yılında 38 milyonu, 2022 yılında ise 55 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. TURİZM GELİRLERİ %11,3 ARTACAK Türk turizm sektöründe 2017 yılındaki olumlu seyrin, ulaşım altyapısı, otel ve havalimanı inşasına yönelik yatırımlardaki artışın etkisiyle ivmelendiğine dikkat çekilen raporda; turizm gelirlerinin bu yıl bir önceki yıla göre %11,3 yükseliş göstereceği öngörülüyor. TURİZM SEKTÖRÜ 2016 YILI ÖNCESİNDEKİ GÜCÜNE TEKRAR KAVUŞTU Turizm sektörü açısından 2018 yılının önceki iki yıla göre çok daha olumlu geçtiğini belirten EY Türkiye Yönetici Ortaklarından, Gayrimenkul Hizmetleri Lideri, Avukat Mehmet Küçükkaya şu değerlendirmede bulundu: “Rusya ve Avrupa ile ilişkilerin normalleşmesi, hem dünyada hem de Türkiye’de güvenliğin artması ve Ortadoğu bölgesinden turistlerin gün geçtikçe ülkemize daha çok ilgi göstermesi zaten güçlü bir turizm destinasyonu olan ülkemizin 2016 öncesi günlerine dönmesine olanak sağladı. Ayrıca yaz aylarında kurlarda yaşanan hareketlilik yerli turistlerin de tatillerinde Türkiye’de kalmasına sebep olup turizm sektöründe olumlu bir etki yarattı.” “TURİZM GELİRLERİ AÇISINDAN DA İLK 10’A GİRMELİYİZ” “Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü’nün rakamlarına göre; ülkemiz 2017 yılında toplam 37,6 milyon turist ile dünyada en çok ziyaret edilen 8. ülke iken, 43

turizm gelirleri açısından ne yazık ki ilk 10’a giremedi” diyen EY Türkiye Ticari Gayrimenkul İşlemleri lideri Alp Şen şöyle konuştu: “2018’in ilk yarısında ülkemize gelen turistlerin yaptığı harcama kişi başı ortalama 629 dolar seviyesinde gerçekleşti. 2017’de bu rakam 597 dolardı. Aynı dönemde İtalya’da kişi başı turist harcaması 759 dolar, İspanya’da ise 830 dolar olarak gerçekleşti. Almanya 37,5 milyon turist ile 40 milyar dolara yakın bir gelir elde etti, kişi başı geliri ise 1.000 doları geçti. Bizim de bu rakamları yakalayabilmemiz için deniz ve kum tatilinin ötesine geçmemiz gerekiyor. Bu da ancak alternatif turizm alanlarını daha aktif kullanmamız ile olabilir. Bu konuda yapmamız gereken doğamızı, kültürümüzü ve mutfağımızı daha iyi tanıtmamız ve turistleri bu alanlara yönlendirmemizdir.”


ÇEVRE

BELEDİYE, AVM VE OTELLERE

“SIFIR ATIK”A GEÇME ZORUNLULUĞU GELİYOR Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hayata geçirilen Sıfır Atık uygulamasına ilişkin yönetmelik taslağı görüşe açıldı.

T

aslağın hayata geçmesi halinde belediyeler ile alışveriş merkezleri, organize sanayi bölgeleri, bin ve üzerinde çalışanı olan kamu kurum ve kuruluşları, 100’den fazla öğrencisi bulunan eğitim kurumları, 100 üzeri çalışanı olan iş yerleri, sanayi kuruluşları, 4 ve 5 yıldızlı oteller ile 50 ve üzeri yatak kapasitesine sahip sağlık kuruluşlarına 2019’da Sıfır Atık Sistemi’ne geçerek, Sıfır Atık Belgesi alma zorunluluğu getirilecek. Yönetmelik taslağında Sıfır Atık Sistemi’ne ilişkin, atık oluşumunun önlenmesi, önlemenin mümkün olmaması

durumunda atığın en aza indirilmesi, yeniden kullanıma öncelik verilmesi, kaynakların verimli kullanılması, atığın kaynağında ayrı toplanması, etkin toplama sisteminin kurulması ve atıkların geri dönüşümü/geri kazanımının sağlanması için Sıfır Atık Yönetim Sistemi’nin kurulması ve Sıfır Atık Belgesi verilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenleniyor. Taslakta, Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne ilişkin planlanan genel ilkeler, görev, yetki ve yükümlülükler ile sıfır atık belgesi verilmesine ilişkin esas ve kriterlerin belirlenmesi, başvuruların

44

alınması ve değerlendirilmesine yönelik esaslar yer alıyor. Buna göre, Sıfır Atık Sistemi’nde kaynakların verimli kullanılmasının yanı sıra atık oluşumunun kaçınılmaz olması durumunda atıkların kaynağında ayrı biriktirilmesi, geçici depolama alanına taşınması ve geçici depolanması sırasında risk oluşturmayacak, çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek yöntemlerin kullanılması öngörülüyor. SIFIR ATIK’A KİMLER, NE ZAMAN GEÇECEK? Taslakta, kurum ve kuruluşların Sıfır Atık Sistemi’ne geçişine ilişkin planla-


Kasım - Aralık 2018

nan takvime de yer verildi. Buna göre, yönetmelik uygulamaya geçerse başta belediyeler olmak üzere terminaller (havalimanı, liman, marina, otogar, tren garı), alışveriş merkezleri, organize sanayi bölgeleri, bin ve üzerinde çalışanı olan kamu kurum ve kuruluşları, 100’den fazla öğrencisi olan eğitim kurumları (okullar, üniversiteler, yurtlar), 100’den fazla çalışanı olan iş yerleri, sanayi kuruluşları, 4 ve 5 yıldızlı oteller ile 50 ve üzeri yatak kapasitesine sahip sağlık kuruluşları 2019’da Sıfır Atık Sistemi’ne geçecek ve Sıfır Atık Belgesi alma zorunluluğu getirilecek. Bunun yanı sıra 500 ile 1000 arası çalışanı bulunan kamu kurum ve kuruluşları, 100 ve daha az öğrencisi olan eğitim kurumları (okullar, üniversiteler, yurtlar) 100 ve daha az çalışanı olan iş yerleri, sanayi kuruluşları, hızlı yemek (fast food) işletmeleri, turizm işletme belgesine sahip yerler (restoranlar dahil) 2020’de, 500’den az çalışanı olan kamu kurum ve kuruluşları 2021’den itibaren sisteme dahil olacak ve belge alacak. Belirtilen tarih öncesinde belge almak isteyenler ile diğer yerler ise talep etmeleri halinde Sıfır Atık Belge müracaatında bulunabilecek. SIFIR ATIK’TA BELEDİYELERE BÜYÜK SORUMLULUK Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ni uygulayan büyükşehir ilçe belediyeleri, il ve ilçe belediyeleri atıkların toplanması veya toplattırılmasından ve bu doğrultuda toplama altyapısının oluşturulmasından sorumlu tutulacak. Bu nedenle taslakta belirtilen ön şartların yerine getirilmesi gerekecek. Belediyelere, Bakanlığın belirlemiş olduğu esaslara uygun ve her 250 bin nüfusa bir adet olacak şekilde birinci sınıf atık getirme merkezi kurma şartı konulacak. En az ikili toplama sistemi kapsamında atıkların ayrı biriktirilmesi için oluşan atık miktarını karşılayacak kapasiteye sahip olacak şekilde 400 bin ve üzeri nüfusa sahip belediyelerde her 100 konut veya her 400 metrede, 100 bin-400 bin arası nüfusa sahip belediyelerde her 150 konut veya her 500 metrede, 100 bin ve altında nüfusa sahip belediyelerde ise her 200 konuta veya her 600

metrede en az birer set halinde biriktirme ekipmanı yerleştirilecek. Ayrıca her 10 mahalleye 1 adet mobil atık getirme merkezi yerleştirilmesi de ön şartlar arasında yer alıyor. Ancak 6360 sayılı Kanun ile köyden mahalle olan yerler için bu durum her 20 mahalleye 1 mobil atık getirme merkezi yerleştirilmesi şeklinde olacak. Belediyelerce sokaklara, caddelere de ihtiyaca göre atık cam kumbaraları yerleştirilecek. Konutlardan atıkların toplanması veya toplattırılması, bunun için gerekli poşet veya ekipmanı da temin edecek. Belediyeler ayrıca atık pil, bitkisel atık yağ, atık elektrikli ve elektronik eşya ile diğer atıkların atık üreticisi tarafından, toplama noktalarına, Atık Getirme Merkezlerine veya çevre lisanslı atık işleme tesislerine gönderilmesi hususunda gerekli bilgilendirmeleri yapacak. Geri kazanılabilir tüm atıkların toplanması amacıyla bu atıklara yönelik toplama günleri belirleyerek, toplama programı hakkında halkın bilgilendirilmesi ve bu program çerçevesinde atıkların toplanması veya toplatılmasını da sağlayacak olan belediyelerin, sınırları genelinde uygulanan Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne ilişkin verileri de kayıt altına alma sorumluluğu olacak. Öte yandan biyobozunur atıkların ayrı toplanarak geri kazanımı konusunda gerekli çalışmalar ve sıfır atık yönetim sisteminin uygulanması konusunda farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları da belediyelerce yapılacak. Taslağa göre puanlama kriterleri ve Sıfır Atık Belge seviyeleri de “gümüş”, “altın” ve “platin” olarak belirlenecek. Belediyelerin puan tablosu, sıfır atık yönetim sistemine geçilmeden önceki yılın verisi esas alınarak hesaplanacak. Buna göre, düzenli depolama/yakmaya giden atık miktarındaki azalma oranı yüzde 0-20 arasındaysa belge seviyesi,”Gümüş”, yüzde 21-50 arasındaysa “Altın”, yüzde 51-90 arasında ise “Platin” olacak. KONUTLARA BELGE YOK Konutlar belediyenin Sıfır Atık Yönetim Sistemi içerisinde değerlendirilecek, ayrıca Sıfır Atık Belgesi düzenleneme-

45

yecek. Kağıt-karton, cam, metal, plastik ve kompozit türü geri kazanılabilir atıklar ile diğer atıklar farklı poşet veya ekipmanda biriktirilecek ve ayrı olarak toplanacak. Sistem kapsamında poşet veya ekipmanlarda geri kazanılabilir atıklar için “mavi”, kompostlanabilir atıklar için “kahverengi”, cam atıkları için “yeşil” ve diğer atıklar için “gri” renk ekipman veya işaretleme kullanılacak. Öte yandan Sıfır Atık Belgesi’ne sahip yerler il müdürlükleri tarafından 2 yılda bir denetlenecek. Ayrıca kamu kurum/ kuruluşları ve ilgili sektör temsilcilerinden oluşacak “Sıfır Atık Koordinasyon Kurulu” oluşturulacak. Kurul, yılda en az bir kere Bakanlığın belirleyeceği gündemle Bakanlık temsilcisinin başkanlığında toplanacak ve yönetmelik doğrultusunda yürütülen çalışmaları ve uygulamaları değerlendirerek tavsiye kararları alacak. “BELEDİYELERİMİZE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR” Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, yaptığı açıklamada, Sıfır Atık Projesi’nin hayata geçmesiyle önemli kazanımlar elde edildiğini vurguladı. Projeyi, yayımlanacak olan Sıfır Atık Yönetmeliği ile bütün ülkeye yaymayı hedeflediklerini belirten Kurum, “Bu noktada belediyelerimize önemli görevler düşüyor. Sıfır Atık Projesi’ni başarıya götürecek en önemli konu, yerel yönetimlerin projeyi sahiplenmeleridir.” dedi. Belediyelerin atıkların kaynağında ayrı toplanması için vatandaşlara gerekli altyapıyı sağlamakla yükümlü olduğunun altını çizen Kurum, şunları kaydetti: “Artık belediyelerimizin sadece evsel atıkları toplaması ve düzenli depolaması yetmez. Belediyelerimizin kağıt-karton, plastik, metal cam gibi geri kazanılabilir atıklar için ayrı bir toplama sistemi kurmaları gerekmektedir. Hazırladığımız yönetmeliğe göre belediyelerimiz bundan sonra ikili toplama sistemi ile atıkları ayrı toplamak için hizmet verecekler. Bu uygulamayı hayata geçirmeleri için belediyelere 2019 yılı sonuna kadar süre verdik. Belediyelerimizin uygulamalarını yakından takip edeceğiz.”


ÇEVRE

YAŞADIĞINIZ ŞEHİR SİZİ HASTA EDEBİLİR! Hava kirliliğinin beyin sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, çok önemli açıklamalarda bulundu. Hava kirliliğinin dünyada 9 milyon insanı öldürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, bizim de bu riskle karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Prof. Dr. Öztürk, son zamanlarda yaklaşık 180 ülkenin verilerini inceleyerek inme risk faktörlerini değerlendiren bir çalışmanın, beyin damar hastalıklarının yüzde 30’unun hava kirliliğinden kaynaklandığını ortaya çıkardığını kaydetti

H

ava kirliliğinin beyin sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, HABERTURK. COM’a çok önemli açıklamalarda bulundu. Hava kirliliğinin dünyada 9 milyon insanı öldürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, bizim de bu riskle karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Prof. Dr. Öztürk, son zamanlarda yaklaşık 180 ülkenin verilerini inceleyerek inme risk faktörlerini değerlendiren bir çalışmanın, beyin damar hastalıklarının yüzde 30’unun hava kirliliğinden kaynaklandığını ortaya çıkardığını kaydetti Türk Nöroloji Derneği tarafından düzenlenen 54’üncü Ulusal Nöroloji Kongresi, Antalya’da gerçekleştirildi. Nörolojik hastalıkların ele alındığı kongrenin bu yılki ana teması MS (Multiple Skleroz) oldu. Yurt içinden ve yurt dışından bin 200’den fazla uzmanın katıldığı kongrede, nörolojik hastalıklar, hastalıkların tanı ve tedavisindeki gelişmeler ve dünyadaki yenilikler masaya yatırıldı. BİLİM İNSANLARI UYARDI! İSTANBUL VE ANKARA’DAKİ O İLÇELERDEN KAÇIN! Hava kirliliğinin beyin sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, HABERTURK.COM’a çok önemli açıklamalarda bulundu. Hava kirliliğinin dünyada 9 milyon insanı öldürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, bizim de bu riskle karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Prof. Dr. Öztürk, “Avrupa Çevre Ajansının ölçümlerine göre; Türkiye’de de şehirlerin yüzde 97.5’i kirli havaya sahip olma yönünde sınırları aşmış bulunuyor.

Bu, direkt olarak çevresel faktörlere maruz kaldığımız anlamına geliyor. Bir çevre kirliliği olduğunda, çevreyi kirleten ajanlar içinde küçük ince partiküller, gaz maddeleri vardır. Bunlar direkt olarak hücrelerimize zarar veriyor, hücreyi öldürüyor ve bu direkt etkidir. Bir de dolaylı etkiler var, onlar da hücrenin çalışma fonksiyonlarını bozup, daha ileri vadede hastalıklara neden oluyorlar. Birtakım romatizmal hastalıklar, kas sinir hastalıkları, astım ve akciğer hastalıkları gibi hastalıklara sebep oluyorlar. Aynı etkilenmeleri beyinde de görüyoruz. Beyinde de inflamasyon, vaskülitler (kan damarı duvarında oluşan yangısal değişimlerin tümü), dejeneratif hastalıklar ortaya çıkıyor. Parkinson, Alzhei46

mer, MS (Multipl Skleroz) hastalığı gibi dejeneratif hastalıkların oranlarında artış saptanıyor. Dünyada hava kirliliği olan bölgelerde bu hastalıklarda artış oluyor” açıklamasında bulundu. 180 ÜLKENİN VERİLERİ İNCELENDİ... SONUÇLAR KORKUNÇ! Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, “Son zamanlarda yaklaşık 180 ülkenin verilerini inceleyerek, inme risk faktörlerini değerlendiren bir çalışma ortaya koydu ki; beyin damar hastalıklarının, inmelerin yüzde 30’u hava kirliliği yüzünden oluyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 40 bin kişi inme nedeniyle kaybediliyor. Biz, yıllık yaklaşık 200 bin inme hastasına sahibiz ve bunun da yüzde 30’u eğer hava kirlili-


Kasım - Aralık 2018

ğine bağlı ise yaklaşık 60-70 bin kişi hava kirliliği nedeniyle inme geçiriyor. Ancak bu önlenebilir bir faktördür. Bu yönde çevreyi koruyacak, hava kirliliğini azaltacak faktörlerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların, bireysel farkındalıkların sağlık alanında çalışan bütün organların iş birliği yapması gerekiyor” diye konuştu. Hava kirliliği, henüz anne karnında olan bir bebeğin bile beyin gelişimini etkiliyor. Bu durum, çocuklarda konsantrasyon bozukluğu, hafıza bozukluğu, konuşmada problemler, dikkat dağınıklığı, kişilik değişiklikleri gibi problemlere neden oluyor. Sigara da çevre kirliliği açısından çok önemli bir faktördür. Hem kişinin kendisinin sigara kullanıyor olması hem de yanındaki kişinin sigara dumanına maruz kalması... Biz buna ikinci el sigara kullanımı diyoruz” diye konuştu. TÜRKİYE’NİN HAVASI EN TEMİZ İLİ AÇIKLANDI! YANINIZDA SİGARA İÇEN KİŞİ, İNME RİSKİNİZİ EN AZ YÜZDE 30 ARTIRIYOR Prof. Dr. Öztürk, “Kişinin birlikte yaşadığı veya çalıştığı kişilerin sigara kullanıyor olması da o kişinin yüzde 30-40’larda inme riskiyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Burada kişisel farkındalık son derece önemli ancak kişisel farkındalığın oluşabilmesi için çok sistematik eğitim programlarının yürütülmesi gerekiyor. İklim değişikliği ile paralel yürüyen çevre kirliliği, ne yazık ki iç ortamda da beynimizi son derece etkileyen bir faktör olarak insanlığı tehdit ediyor. Bireyler, kendi yaşadıkları çevresinde de bir farkındalık

oluşturabilir. En azından çevrede kullanılan yakıtların yani kullanılan enerjinin daha temiz olmasına gayret gösterebilir. Kömür tüketimi aslında ekonomik bir enerji kullanımı değil. Aslında getirdiği sağlık sorunları nedeniyle son derece pahalı bir enerji türüdür. Çünkü çok yüklü bir sağlık sorunu ve maliyetini beraberinde getiriyor. Onun için de bütün dünyanın temiz enerji kullanımına daha fazla yönelmesi gerekiyor. Hem genel sağlık hem de beyin ve damar sağlığı için kesinlikle temiz hava şarttır” açıklamasında bulundu. YAŞAMAK İÇİN TEMİZ HAVALI BÖLGELER TERCİH EDİLMELİ Yaşamak için temiz havalı bölgeler tercih etmek gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk, “Hiçbir şey için geç kalınmış sayılmaz, hala sağlığımızı korumak ve havamızı temiz tutabilmek için yapabileceğimiz çok şey var. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ile koordineli çalışan bütün bakanlıklar, bütün yetkili organlar ve halkın sağlığından sorumlu olan bizler de aynı sorumluluğu taşıyoruz. Bir sivil toplum derneği olan Türk Nöroloji Derneği’de farkındalık yaratmaya çalışıyor” dedi. HAVASI KİRLİ OLAN ŞEHİRLERİ TERK ETMEK DOĞRU BİR FİKİR Mİ? Türk Toraks Derneği’nin açıklamasına göre; 2017 yılında Türkiye’nin havası en kirli şehri sırasıyla Amasya, Bursa, Manisa, Adana, Denizli ve Niğde olmuştu. Buna karşın Artvin ise Türkiye’nin havası en temiz şehri seçilmişti. Buna

47

göre bu illerde beyin hastalıkları daha sık mı görülüyor? ve hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini düşünecek olursak, kirli şehirleri terk edip daha temiz şehirlere mi yerleşmeliyiz? sorusuna ise Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, şu yanıtı verdi: “Şu an bizim en fazla hava kirliliği görülen şehirler ile ilgili bir çalışmamız yok ama gelecekte yapmayı planlıyoruz. O zaman Türkiye’nin nöroloji haritası çıkacak aslında. Hava kirliliği olan bölgeler ile nörolojik hastalıkların görüldüğü yerler paralel gidiyor mu bunu görmüş olacağız. Bu çok büyük bir çalışma, maliyeti de yüksek o yüzden bu çalışmanın bitmesi tahmini olarak iki yıl sürer. Kişilerin daha temiz şehirlere yönlendirilmek yerine, bulunduğu ortamlarda hava kirliliği ile mücadeleye yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Temiz hava hakkının bulunduğumuz her yerde sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Beyin sağlığı için temiz hava sağlığı bir haktır ve her yerde sağlanmalıdır.” BALKONDA İÇİLEN SİGARA ÇOCUĞU ETKİLEMİYOR MU? Hava kirliliğini önlemede bireysel bilincin önemini vurgulayan Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, “Bireysel farkındalığın sağlanması için eğitim çok önemlidir. Bu eğitimlere çocukluk çağında, ailede başlanması gerekiyor. Okullarda da çocuklarımıza bu bilincin aşılanması gerekiyor ki o çocuklarımız da büyüdüğünde, evlerinde, işyerlerinde bu bilinçle daha dikkatli olabilsinler. Okulların da kendi temiz havalarını oluşturacak bir ekosistem kurmaları gerekiyor. Bu anlaşmalar, yerel yöneticilerle yapılmalı ve okulların çevresi temiz hava olacak şekilde yeni düzenlemelerle geliştirilmeli. Ev tozları da bir kirlilik faktörüdür. Ebeveynlerin ev temizliğini yaparken bu faktörleri de dikkate alması gerekir. Partikül maddeleri artıracak yöntemler kullanılmamalı, evde ağır metaller içeren eşyalar bulundurulmamalı. Bu işlerde çalışan kişilerin eve geldiğinde dikkatli olması gerekir. Bazı ebeveynler sigarasını balkonda içer ve çocuklarının bundan hiç etkilenmediğini düşünür ama bu yanlış bir bakış açısıdır. Çünkü üzerinizde o partikülleri getiriyorsunuz ve evdeki kişiler de bu partiküllere maruz kalıyor” diye konuştu.


saglık

MÜKEMMELLETÇİYETÇİ KİŞİLERİN HASTALIĞI

H

ayatımız modern dünyanın nimetleriyle çevrelenmeye devam ediyor. Akıllı binalar, gelişen teknolojiyle birlikte hiç şüphe yok ki yaşamımız da giderek kolaylaşıyor. Madalyonun bu tarafı yüz güldürürken, diğer tarafında ise modern yaşamın sağlımız üzerindeki olumsuz etkileri yer alıyor. Hastalıklar yaygınlaşıyor, çeşitleniyor... Son yıllarda adını sık duyduğumuz sorunlardan biri olan fibromiyalji de modernleşmeyle birlikte görülme hızı artan hastalıklardan biri. Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, fibromiyaljinin hassas yapılı, mükemmeliyetçi, çok titiz kişilerin hastalığı olduğunu söylüyor... Ekonomiyi, iş hayatını ve gündelik yaşamı olumsuz etkileyen ve “çağın hastalığı” olarak tanımlanan fibromiyalji dünya nüfusunun yüzde 3-6 sını etkileyecek kadar yaygın bir sorun. Ancak hastalık tek bir şikayetten ziyade, yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik, uyku düzensizlikleri, depresif ataklar ve bazen de spastik kolit denilen birçok problemin eşlik ettiği genel bir sendrom olarak tanımlanıyor. Amerika’da yapılan istatistiklere göre, fibromiyalji iş gücü kaybına yol açtığı için, maliyeti en yüksek hastalıklar sıralamasında, kalp hastalıklarının ardından ikinci sırada bulunuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, sorunun giderek yaygınlaşmasına karşın, fibromiyalji teşhisinin konulması çok da kolay olmadığını hatırlatıyor. Her üç hastadan yalnızca biri doğru tanı alarak tedaviye başlıyor. Ancak birçok sistemi etkilemesi nedeniyle, tedavide de sabır, kararlılığın yanı sıra multidisipliner yaklaşımı da zorunlu kılıyor. Titiz ve hassas yapılıysanız dikkat! Fibromiyalji sendromunun neden geliştiği tam olarak bilinemiyor. Yapılan araştırmalarda; uyku bozukluğu, ağrı algılama bozukluğu, santral sinir sisteminde nörotransmitter denilen maddelerin dengesizliği, sinir sistemi ve hormonal

sistem bozukluğu, kas ve kas işlevlerinin bozukluğu, sempatik sistemin aşırı çalışması gibi birçok sorunun etken olabileceği düşünülüyor. Ancak bu sendromu yaşayan kişilerin bazı ortak karakteristik özellikleri bulunuyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, “Hassas yapılı, her şeyden çabuk etkilenen, kendilerinden beklentileri yüksek olan, mükemmeliyetçi, çok titiz ve duygu durumları çok çabuk değişen kişilerin hastalığıdır. Bu kişilerin stresli zamanlarında ağrılarının artma ihtimali de çok yüksektir” diyor. Fibromiyalji tedavisindeki yeni yaklaşımlar Fizik Tedavi Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, fibromiyaljiyi kontrol altına almak için tedavinin olmazsa olmazlarını anlatıyor... 1- Hem hasta hem de yakınlarının eğitimi Kronik hastalıkların tümünde olduğu gibi fibromiyalji tedavisinin merkezinde de hastanın kendisi yer alıyor. Bu nedenle etkili sonuçlara ulaşabilmek için öncelikle hastanın ve yakınlarının bilgilendirilmesi ve eğitimi gerekiyor. Son yıllarda yurt dışında ve ülkemizde hasta ve çevresinin eğitimi amacıyla te48

orik ve egzersiz uygulamalarını kapsayan “Fibromiyalji Okulu” adıyla anılan eğitim programları tedavi başarısının daha da kalıcı sonuçlara ulaşmasına yardımcı oluyor. 2- Yeni geliştirilen ajanlarla etkin ilaç tedavisi Fibromiyalji sendromunda ilaç tedavisinde; genellikle kas gevşeticiler, ağrı kesiciler, antidepresanlar, uyku düzenleyici ilaçlar, mineral ve antioksidan vitaminler uygulanıyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, son yıllarda gabapentin türevlerinin yer aldığı ilaçlardan da etkin sonuçlar alınabildiğini hatırlatıyor. Ayrıca birçok ilacın fibromiyalji tedavisinde denendiği bazılarının başarılı olduğu biliniyor. 3- Fizik tedavi uygulamaları Hastalığın tedavisinde fizik tedavi uygulamalarının önemli bir yeri bulunuyor. Sıcak paketler, derin ısıtıcılar ve ağrı kesici özelliği olan elektriksel akımlar ile olumlu sonuçlar alınabiliyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, bunun yanı sıra fizik tedavinin rutin uygulamaları arasına henüz girmemiş manyetik alan ve kriyoterapi gibi yöntemlerin de fibromiyalji sendromunda oldukça etkin sonuçlar verdiğini hatırlatıyor.


Adı:............................................................................................................................................................. Soyadı:...................................................................................................................................................... Firma Adı:................................................................................................................................................. Görevi:....................................................................................................................................................... Telefon:.................................................................................................................................................... Faks:........................................................................................................................................................... Web Adresi:.............................................................................................................................................. E-Mail Adresi:.......................................................................................................................................... Vergi Dairesi:........................................................................................................................................... Vergi No:................................................................................................................................................... Dergi Başlangıç Sayısı :.................................................................................................................... Dergi Bitiş Sayısı:.................................................................................................................................. Bize Nereden Ulaştınız? Adresi:

12 aylık abonelik: 120 TL YÖNETİM YERİ: Ekonomi Ajans Yayıncılık Paz ve Danışmalık Hizmetleri Fevzi Paşa Cad. No 2 Sarı Ap.D:6 34750 Küçük Bakkalköy – Ataşehir – İstanbul Tel: +90 (0) 216 572 60 69 Faks: +90 (0) 216 576 89 96 Gsm : 0530 263 79 50 e-posta: info@hijyenlife.com


Profile for HİJYEN LİFE

www.hijyenlife.com  

KASIM-ARALIK 2018

www.hijyenlife.com  

KASIM-ARALIK 2018

Advertisement