Issuu on Google+

2

4

3

5

2

ÇAĞDAŞ GÖKBEL

GİZEM TÜRKMEN

EREN YÜKSEL

MALİK ALKAN

KADİR ALİ ŞEKER

ÇAĞDAŞ GAZETECİ

ÇAĞDAŞ GAZETECİ

ÇAĞDAŞ GAZETECİ

ÇAĞDAŞ GAZETECİ

ÇAĞDAŞ GAZETECİ

Eski şarkısı

Anayasa Mahkemesine başvuru

TSK, Balyoz ve kumpas

Türkiye’deki Ortadoğu

3’de

İnsanlığı göreve çağırıyorum

Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse.

Gabriel Garcia Marquez yirmi dokuz nisan iki bin on dört

ikinci say›

gençlerin sesi

6 Mart 1927 - 17 Nisan 2014

Bir yılda 778 idam uygulandı Uluslararası Af Örgütü’nün yapmış olduğu çalışmaya göre 2013 yılında Çin hariç tüm dünyada 778 idam cezası infazı uygulandı. İdam sayılarını vermeyen Çin’de ise yılda binden fazla kişinin idam edildiği tahmin ediliyor... Mısır’da Müslüman Kardeşler üyesi 529 kişiye verilen idam cezası tüm dünyada büyük bir tepkiyle karşılansa da işin aslı öyle değil. Yaptığımız araştırmalara göre, dünya da bir çok gelişmiş ülke bu insanlık dışı cezayı hala uyguluyor. Dünya üzerin de 74 ülke idam cezasını aktif olarak uygularken, 25 ülkenin ise sadece yasalarında duruyor. Uluslararası Af Örgütü’nün verilerine göre 2013 yılında 22 ülkede 778 kişi idam edildi. 2012’ye göre

100 kişinin daha infaz edilmesiyle yüzde 15 artış olurken, en çok idam cezası uygulaması 369 infazıyla İran’da yapıldı. İran’ı 169 infaz ile Irak ve 79 infaz ile Suudi Arabistan takip ediyor. Listede dikkat çeken ülkeler ise, ABD ve Japonya. 2013 yılında ABD’de 34, Japonya’da 8 infaz yapıldı. Örgütün verilerinde ise Çin yer almıyor. Çin’de her yıl binlerce insanın ölüm cezası alarak infaz edildği tahmin ediliyor.

İdam cezası uygulayan ülkeler ABD Afganistan Bangledeş Belerus Birleşik Arap Emirlikleri Çin Dominik Cumhuriyeti Endonezya Jamaika Japonya Kamerun Katar Kazakistan Kırgısiztan Kuveyt

Sosyal medya tartışıldı

4’de

Eser, “Özel sektöre borç krizi gelebilir”

Şehir Üniversitesi İletişim Kulübü ve Mad Informatics Sosyal Medya/PR Ajansı, 'Sosyal Medya' paneli gerçekleştirerek Twitter ve Facebook’u masaya yatırdılar...

Şehir Üniversitesi İletişim Kulübü ve Mad Informatics Sosyal Medya/PR ajansı tarafından 'Sosyal Medya' paneli gerçekleştirildi ve sektörün sorunları tartışıldı. Panele Mad Informatics Ajans Başkanı Fırat Sayıcı, İnci Sözlük sahibi Serkan İnci ve Uludağ Sözlük sahibi İsmail Alpen katıldı. Panelistler kendi deneyimlerinden yola çıkarak sosyal medyanın iş ve özel hayatlarındaki yeinden ve sektördeki öneminden bahsettiler. Sosyal medyadaki caps kültürünün yeni bir mizah anlayışını başlattığını söyleyen İnci Sözlük’ün sahibi Serkan İnci, "Facebook Türk kullanıcılarının mizahından faydalanıyor. İçeriği, mizahı biz üretiyoruz ama ekmeğini bu tip siteler yiyor. Caps kültürü yeni bir mizah tarzı yarattı ve bu tamamen Türk kullanıcılarının yaratıcılığından ortaya çıktı. İncicaps.com üzerinden tüm sosyal ağlara yayıldı. Kendi yaptığımız mizahın ekmeğini Twitter ve Facebook'a yedirmemiz çok trajikomik. Bu tarz sosyal ağ siteleri para hortumunu kendilerine bağladılar ve rahat rahat hayatlarına devam ediyorlar. Aslında özgürlük çok da umurlarında değil. Biz Türkiye'de bir özgürlük mücadelesi veriyoruz ama Twitter, Youtube ve Facebook gibi siteler için vermiyoruz bu mücadeleyi. Bizim mücadelemiz Türk sitelerinin özgür olması, Türk girişimcilerin ko-

rkmadan işlerini yapabilmesi, hortumu kendimize bağlamayı öğrenmemiz gerekiyor" dedi. Üniversite gençlerinin kendilerini yetiştirmelerini belirten Uldağ Sözlük’ün sahibi İsmail Alpen ise, "Gençlerin duruma el atmaları gerekiyor. Özellikle üniversite 1. ve 2. sınıflarında okuyan gençlere tavsiyem kendilerini geliştirsinler. Ellerine bir yazılım kitabı alıp devamlı kendi kendilerine uygulamalar geliş-tirsinler. İnternetten para kazanmak çok kolay ve çok fazla kalifiye elemana ihtiyaç var. Türkiye’de internette çok büyük bir reklam payı var ve bu pay maalesef Türk şirketlerine dağılmıyor. Parsayı toplayan hep yabancılar. Kendi özgürlüğümüzü korumaya çalışmalıyız" diye konuştu. Mod Informatics’in başkanı Fırat Sayıcı ise, Dijital evrim sürecine ayak uydurulması gerektiğini belirterek, "Dijital medya hızla geleneksel medyanın payından almaya devam ediyor. Bu dijital evrim sürecine ayak uydurmak için markaların, firmaların, şahısların, ürünlerin bir an önce hız, teknolojik adaptasyon ve gelişim takibiyle içli dışlı olmaları gerek. Tüketiciyle direkt olarak interaktif bir ilişkiye girmeleri de mecburi bir sonuç. Hızlı olan ileri vadede kazanacaktır. Kısacası kazanmak isteyen elini çabuk tutmalı” diyerek sözlerini tamamladı.

Kuzey Kore Küba Libya Lübnan Malezya Mısır Pakistan Suriye Suudi Aabista Tacikistan Tayland Güney Kore Hindistan Irak İran

Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kadir Eser ile birlikte ekonomi, üniversite gençliği ve gezi parkına dair sıcak bir söyleşi gerçekleştirdik. Eser ekonomiye dair ileriye dönük ipuçları verirken, “Özel sektöre borç krizi gelebilir” dedi. Eser, Türkiye ekonomi tarihine değinerek yaşanmış krizleri inleyerek, günümüzde yaşanabilecek krizin boyutunu ve niteliğinianlattı. Küreselleşen dünyada yaşanan krizlerin sadece ülkeler bazında olmayacağını belirten Eser, “Küreselleşmeye bağlı olarak yaşanan krizlerden Türkiye’de etkilenecektir. Ancak bu ülkemizde özel sektörü vurabilir” diye konuştu...

3’de

Melikşah’a ödülü Melikşah Üniversitesi öğrencileri, Dünya Ambalaj Örgütü’nün düzenlediği Ambalaj Tasarımı Ulusal Öğrenci Yarışması’nda tasarım ödülünü aldı... Yarışmada Melikşah Üni-versitesi En-düstri Ürünleri Tasarımı Bö-lümü öğrencileri büyük bir başarıya imza atarak 'Mansi-yon' ödülünü aldı.

Habertürk’e iki etik ödül Medya Etik Konseyi tarafından medyada ciddi, seviyeli, ilkeli ve meslek etiğine uygun olarak mesleğini icra eden gazetecileri ve basın kuruluşlarını teşvik etmek için bu yıl 4. düzenlenen 'Medya Etik Ödülleri' sahiplerini buldu. Habertürk Gazetesi Muhabiri Sultan Uçar, 'Sultanahmet'in Minaresi kaydı" başlıklı haberiyle Kültür Sanat Haberi Etik Ödülü'nü alan isim oldu. Habertürk TV'den Didem Arslan Yılmaz, "Türkiye'nin Nabzı" programıyla TV Haber Etik Ödülü'ne layık görüldü. Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezi'nde (FKM) düzenlenen törende konuşan Medya Etik Konseyi Başkanı Halit Esendir, medyada etik değerlerin her geçen gün azaldığını söyledi. Ödülünü Esendir'den alan Sultan Uçar, "Bir ülkede, 'Medya Etik Ödülleri' adı altında bir ödül veriliyorsa, bu durum o ülkede basında etik değerlerle ilgili ciddi bir sıkıntı olduğunu gösterir. Ödül için şahsım ve gazetem adına teşekkür ederim. Ancak mesleğim adına üzücü bulduğum bu ödüllerin anlamını yitireceği günü görmeyi ümit ediyorum" diye


2

POLİTİKA 29 Nisan 2014

ÇAĞDAŞ GÖKBEL cagdas_gokbel@hotmail.com

‹nsanl›ğ› göreve çağ›r›yorum...

KADİR ALİ ŞEKER

ÇAĞDAŞ GAZETECİ MUHALEFET

Eski şark›s›... enç ve güzel bir kız yerde uzanG mış, çevresindekiler telaş içerisinde, kızın gözleri umutla açılıyor, bakışlar endişeli ve zor nefes alıyor.

O sıra bir kuş tüyü konuyor saçlarına, kızın kolunda A rh + yazıyor. Bir damla gözyaşı ve çıkmış bir ayakkabı. Görüntüler Gezi olaylarına kadar sürüklüyor bizi. Ağaçların arasına atıyor ruhsuz bedenlerimizi, elele tutuşup sevgiyle sarılmayı öğretiyor bize bir çadırın içinde. Sonra geliyor karanlığın şövalyeleri, sonra öldürmek için sevgiyi harekete geçiyorlar. Özel sandığımız hayatımız açılıyor bir anda kamuya. Binlercesi yığılıyor ormana, kaçacak yeriniz kalmıyor ve dünyanın en doğal şeyini salgılıyor vücudunuz, “korkuyu”… Güzel olan ağaçlar diyorsunuz belki de, karanlık içine çekiyor tüm kötülüğü. Gözlerinizi kapatıp hazırlanıyorsunuz en kötüsüne. Üzerinize boca edilen milyonlarca kuş tüyü ile hafifliyor ruhunuz. Grup üyeleri özgürce söyleyebiliyorlar şarkılarını, ama artık bir dehşetin içindesiniz. Uyanmak için fazlası ile beklediğiniz bir dehşet.

oca dünyada bir AlK lah’ın kulu da çıkıp da Arap ülkelerinde olan olay-

ları engelleyemiyor. Herkes kendi çıkarından işin içine giriyor. Kimse birbirini öldürmesin değil de, benim yakınım olan ölmesin derdine düşmüş bütün ülkeler... Hatta durum o kadar vahim ki, bir çok ülkenin halkları da ikiye bölünmüş durumda. Tıpkı bizim gibi... Bazıları Esad’ın, bazıları muhaliflerin safında. Bazıları

idamları destekliyor bazıları sadece bu idamları lanetliyor. Kısacası toptan ben bütün olaylara karşıyım kimse diyemiyor. Bence bütün insanlık psikologlardan destek almalı. Özeleştri yapabilmeli. Aynaya sadece saçını düzeltmek için bakmamalı... Unutmamak gerek ki, en güzel ayna gözünü yumduğunda gözlerinin önüne gelendir. Orada kendini görürsün, en saf haliyle. Montaj

filan yoktur. Umarım, artık herkes uzun zamandır yapmadığı şeyi yaparak düşünür ve bu insanlık dışı olayların önüne geçmek için ayağa kalkar. En çok üzüldüğüm şeylerden biri de, koca koca adamların cahilce, bencillikle yaptığı kavgalardan savaşlardan dolayı, masum ve tek kiri sokakta oyun oynarken yüzünde oluşan siyahlıklar olan çocukların ölmesi... Bütün insanlığın bu ölüm-

lerin önüne geçmesi için tüm insanlığı göreve çağırıyorum... *** Son günlerde çocukların kaybolması, öldürülmesi ve şuan kalema alamayacağım istismarların yapılması gittikçe arrttı. Bu haberleri artık okuyamaz hale geldik. Ne oluyor anlamıyorum. İnsanlıktan çıkmaya başladık. Sanırım toplumsal bir cinnet söz konusu. Haykırış olarak önümüzdeki sayı bu konuyu ele alacağız...

Sınavsız üniversite

Milli Eğitim Bakanlığı ile Yüksek Öğretim Kurumu’nun ortaklaşa hazırladığı yeni bir sisteme göre, 30 yaş üstü vatandaşlara sınavsız üniversite imkanı tanınacak.

Mor ve ötesi son çektiği klipte gezi olaylarını ele alıyor. Bize yaşadığımız hadiseleri hatırlatıyor. Unutma refleksine direnmek adına, insanlık adına tarihe not düşüyor. Yaşadığımız heyecanları, korkuyu ve sevgi içinden çıkacak olan yeni hayatı düşürüyor yorgun belleklerimize. Şimdi hatırına geliyor insanın 1 Mayıs gelirken o günlerden çıkardığımız dersler nelerdir diye? Çocuklarımız ölürken, gözlerimizin önünde kendi arkadaşlarımız can verirken. Ülkemizi sürüklendiği felaketten kurtarmak için belki de son çırpınışlarımızdır tüm bu olanlar. Bölünmüşlüğümüzden yararlananlar var etrafımızda. Seçimler kimseyi tatmin etmedi. Sokaklar henüz temizlenebilmiş değil, yüzleri belli kimliği belirsiz katillerden. Birileri elimizde kalan son gücü tüketmek için harekete geçmiş durumdalar. Sevgi direnmektir, sevgi sarılmak, koşmak ve savaşmaktır. Şimdi tüm ruhumuzu korku duvarlarına haps ediyorlar. Bencil güçler tarafından ölüme sürükleniyor genç bedenler. Öldüren kadar ölüme sürükleyenler de suçludur. Yeni bir hayata açılmayan her kapı ölüme çıkıyor. Ölümden sadece ölüm üretiliyor. Sakin olunamıyor, güç toplamak için kendimizi güneşe bırakmak zorunluluğunu kimse görmüyor. Doğaya dönüp sarılma vaktini, eskimiş kentlerimizde dövüşerek tüketiyoruz.

Türkiye'de ilk kez eğitim ve yükseköğretim kurumlarını bir araya getiren 1. Eğitim Zirvesi (EDU SUMMIT) İstanbul’da yapıldı. MEB, YÖK ve eğitim kurumu yöneticilerini bir araya getiren zirveden yeni yasa sinyali çıktı. Ayrıntılarının 12 Mayıs’ta açıklanacağı belirtilen yasa da, 30 yaş ve üstüne sınavsız üniversitenin de yer alacağı yeni bir sistem kurgulandığı belirtiliyor. Toplantının açılış konuşmasını yapan Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Rifat Sarıcaoğlu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun, yayımlandığı 1981’den bu yana 27 kez değiştiğini hatırlattı. TBMM’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ilk gün-

dem maddesi olarak hazırlanan yeni YÖK Yasası’nın görüşülmesini isteyen Başkan Sarıcaoğlu, “Öğrencinin üniversiteyi seçme hakkı olduğu kadar, üniversitenin de öğrenciyi seçme hakkı olmalıdır” diyerek taleplerini sıraladı. Yükseköğretimde reform yapılırken online eğitime çok önem verilmesi gerektiğinin altını çizen Sarıcaoğlu, 30 yaş üstüne sınavsız üniversite hakkı verilmesi gerektiğini söyledi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ise Sarıcaoğlu’na, “Açıklamalarının altına imzamı ata rım” diyerek destek veririken, “27-30 üniversite, bir kaç yüz bin öğrenci için kurgulanmış bir yapının, bugün 5,5 milyon öğrencinin, 150 bin öğretim üye

Kürtçe eğitim veren üniversite kuruluyor

Güçlenmek zorunda kitaplar, güçlenmek zorunda sevgi ve yaşam yeniden çıkmak zorunda papatyaların arasından…

Marksizm günleri yapıldı

sinin, 180 üniversitenin oluşturduğu yapıda, küreselleşme dinamiklerinin hızlı çalıştığı bir ortamda, mevcut haliyle yürüyebilmesi mümkün değil” dedi. Yükseköğretim sistemindeki öğretim üyesi sıkıntısına da değinen Çetinsaya, farklı finansman modeli arayışlarına girmek gerektiğini söyledi. Öte yandan kulislerde Sarıcaoğlu’nun gündeme getirdiği 30 yaş üzerindeki kişilerin sınavsız üniversite alınmasıyla ilgili konunun üzerinde bir süredir durulduğu, paketten çıkacak sürprizlerden birinin de “30 yaş” olacağı konuşuluyor. Öğretim üyesi maaşlarının dünya standartlarına yükseltilerek, 80 bine çıkan akademisyen açığının kapatılması de hedefler arasında yer alıyor.

Diyarbakır’da kurulacak olan Amed Üniversitesi, Türkiye’de eğitim dili Kürtçe olan ilk üniversite olacak. Üniversitenin kurucuları arasında ünlü sanatçı Şivan Perver’de var...

Her yıl geleneksel olarak yapılan, Marksizm Günleri bu yılda, Marksizm Günleri 2014 adıyla 16-20 Nisan arası’nda Taksim Hill Otel’de yapıldı. İlginin yoğun olduğu buluşmada yurt içinden ve yurt dışından 66 konuşmacı yer aldı. Sırrı Süreyya Önder, Rıdvan Akar, Ahmet Ümit, Mete Çubukcu ve Ufuk Uras gibi önemli isimlerin yanında dünyaca ünlü marksist düşünürler Terry Eagleton ve Alex Callinicos da düzenlenen panellerde konuşmacı olarak yer aldı.

Mezopotamya Vakfı’nın yürüttüğü çalışmalar sonucunda, Diyarbakır’da Kürtçe eğitim verecek olan Amed Üniversitesi’nin, önümüzdeki dönemde eğitim ve öğretim dönemine yetişmesi planlanıyor. Şivan Perver’in yanı sıra; İnsan Hakları Savunucuları, iş adamları ve akademisyenler de üniversitenin kurucuları arasında yer alacağı öğrenildi. Merkezi Diyarbakır’da bulunan vakfın, kurulacak olan Üniversite’de Türkçe ve İngilizce eğitimleri de verecek. Ayrıca ileriki dönemde Ermenice ve Süryanice de eğitim verilmesi planlanıyor. Mezopotamya Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Selim Ölçer, kurulacak olan üniversiteyle ilgili açıklamalarda bulundu. Yaklaşık bir yıl önce 15 kişiyle çalışmalara

başladıklarını belirten Ölçer, “Şuanda 200'ü aşkın kurucu üyeye ulaştık. Ayrıca vakfımız Resmi Gazete’de yayınlanarak resmen kurul muş oldu” dedi. Ölçer, açıklamalarına şöyle devam etti: “Vakıf olarak bölgede çok dilli, başta üniversite olmak üzere muhtelif seviyelerde eğitim kurumları oluşturmak için çaba içerisindeyiz. Yasalar çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yaptığımız işin barış sürecine paralel bir biçimde gitmesi için emek sarf ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yapılacak işlerimiz var. 23 Haziran’da kongre yapacağız. Ardından, üniversitenin kurulması için YÖK’e başvuru yapacağız. Olumlu sonuçlandığı taktirde, mülk edinmek için çalışmalarımız başlayacak. Bağış toplayarak, ihtiyaçlarımızı karşılamayı düşünüyoruz”


3

MEDYA 29 Nisan 2014

EREN YÜKSEL SİYASET

TSK, Balyoz ve kumpas... 0 Ocak 2010 günü 2 bir gazetede ilan edilen “Balyoz Güvenlik Harekat Planı”na ilişkin ifadelerin yer alması üzerine ertesi gün Genelkurmay Başkanlığı şu açıklamayı yaptı: “Birinci ordu sorumluluk bölgesinde icra edilen bu plan seminerinde savaş hali ve savaşı gösterecek bir durumun baş göstermesi halinde uygulanacak sıkıyönetim ve geri bölge emniyeti konuları üzerinde durulmuştur.”

Marquez, gözlerini yumdu ünyaca ünlü Nobel Ödüllü yazar Gabriel GarD cia Marquez 17 Nisan’da Meksika’nın baş kenti Meksiko’da yaşadığı evde hayatını kaybetti.

"Büyülü gerçekçilik" akımının en önemli isimlerinden olan 87 yaşında yazar, 31 Mart'ta hastaneye kaldırılmıştı. Ünlü yazara aşırı su kaybının yanı sıra akciğer ve idrar yolları iltihabı teşhisi konulmuş, antibiyotik tedavisinin ardından taburcu edilmişti. "Yüzyıllık Yalnızlık", "Kolera Günlerinde Aşk", "Kırmızı Pazartesi", "Albaya Mektup Yazan Kimse Yok", "Labirentteki General", "Aşk ve Öbür Cinler" ve "Bir Kayıp Denizci" gibi unutulmaz eserlere imza atan Marquez, 1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görül dü. Yaklaşık 30 yıldır Meksika'da yaşayan Marquez, yaşam öyküsünü anlattığı "Anlatmak için Yaşamak" adlı son eserini 2002'de yayımladı. Marquez'in, 1967'de yayımlanan "Yüzyıllık Yalnızlık" adlı kült romanı 25'ten fazla dile çevrilmişti. Marquez’in veda mektubu olarak yazdığı bir yazı, internette okunma rekorları kırıyor.

İşte Marquez’in mektubu; Tanrı bir an için paçavradan " bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, ak lımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklım dan geçirir ve düşünürdüm. Eşya ların maddi yönlerine değil anlam larına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumdu ğum her dakikada, 60 saniye bo yunca ışığı yitirdiğimi düşünür düm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu za man yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalma ya gayret ederdim. Başkaları ko nuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yü zümü güneşe çevirir, sadece vü cudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine ka zır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissede-

rek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ik na ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mut luluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?"

Melikşah’a tasarım ödülü Melikşah Üniversitesi öğrencileri, Dünya Ambalaj Örgütü’nün düzenlediği Ambalaj Tasarımı Ulusal Öğrenci Yarışması’nda tasarım ödülünü aldı... Yarışmada Melikşah Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğrencileri büyük bir başarıya imza atarak 'Mansiyon' ödülünü aldı. Bu ödülle birlikte Dünya Ambalaj Örgütü (WPO) tarafından organize edilen ve sadece öğrencilerin katılımına açık olan dünyanın en prestijli tasarım yarışması 'Worldstar Student' yarışmasına katılmaya hak kazandılar. 18 farklı ülkeden 161 projenin katıldığı yarışmanın, Amerika’nın Virginia Tech Üniversitesi’nde düzenlenen ödül töreninde Melikşah Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarı-

Kıraç, Aydın’da klip çekti

mı Bölümü son sınıf öğrencilerinden Sümeyye Sarar ve Reyhan Çevik ''LOOP'' adlı projesiyle ilk üç dereceye girerek, ''Worldstar Sudent Winner '' derecesini kazandı. ABD’den ödüllerini alarak yurda dönen öğrenciler, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yılmaz ile birlikte Melikşah Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut D. Mat’a ziyaret gerçekleştirdi. Rektör Prof. Dr. Mahmut D. Mat başarılarından dolayı dereceye giren öğrencileri teb rik ederek başarılarının deva mını beklediğini ifade etti. Mat, “Öğrencilerimizle gerçek ten çok gurur duyduk. Eminim ki hayatlarında da bu başarı ları devam ettirecekler” dedi.

Rock müziğin sevilen ismi Kıraç, yeni şarkısı için Aydın Üniversitesi’nde klip çekti. Keyifli geçen çekimlerin ardından Aydın Üniversitesi öğrencilerine konser de veren Kıraç, üniversite öğrencilerine adeta bahar şenliği havası yaşattı.

Anayasa’nın 144.maddesine göre; “Savaş hali ve savaşı gerektirecek durumların baş göstermesi halinde Bakanlar kurulu sıkıyönetim ilan edebilir bu derhal resmi gazetede yayımlanır ve aynı gün TBMM’nin onayına sunulur.” Savaş hali ve savaşı gerektirecek bir durumda sıkıyönetim ve geri bölge konularının oynanmaması gerektiğini ileri sürmek, konuları bilmemek veya saptırmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. 1. Ordu Savcılığı Balyoz Planı’na ilişkin haberlerin basında yer alması üzerine 26 Ocak 2010 tarihinde soruşturma açtı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise Balyoz Planı’na ilişkin bir bavul dolusu dokümanın kendilerine ulaşması üzerine, 30 Ocak 2010 tarihinde soruşturmanın başlamasına karar verdi. 22 şubat 2010 tarihinde balyoz davası kapsamın da ilk tutuklamalar başladı 26 şubat ta tutuklanan personel sayısı 28 oldu 1.ordu savcılığı da 26 şubatta şu açıklamayı yaptı. “Askeri savcılığımız konuya ilişkin soruşturmaya devam etmektedir bugüne kadar yapılan incelemeler ve araştırmalar neticesinde adı geçen iddia edilen balyoz güvenlik harekat planı varlığıyla ilgili herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır.” Ertesi gün İstanbul cumhuriyet başsavcılığı merkez komutanlıklarına gönderdiği bir yazıda “ben ve yardımcılarımız

Yazı İşleri Sorumlusu Kadir Ali ŞEKER Editör Ali Askar DÜZGÜN Eren YÜKSEL Hukuk Sorumlusu Gizem TÜRKMEN Atacan YILDIRIM

Haber ve Fotoğraf: Esra Duran

onaylamadığı sürece savcıların talimatına yerine getirmeyin” dedi. 22 mart 2010 da ilk tahliyeler başladı ancak 3 nisan 2010 tarihinde balyoz davasında bir şok yaşandı. Savcılar 97 kişi hakkında yakalama kararı aldı bu kararla yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararı ile uygulanmadı. Diğer bir şok ise 23 temmuz 2010 tarihinde yaşandı savcılar bu seferde 102 kişi hakkında yakalama kararı çıkarttı. Hukuken yanlış olan bu kararlar da uygulanmadı. Mahkemede 6 ağustos 2010’da bu kararı iptal etti 30 ağustos 2010 tarihine gelindiğinde balyoz davasında tutuklu hiçbir personel bulunmuyordu. 2 mart 2012 tarihinde gelindiğinde 10. Ağır Ceza Mahkemesi’in talebi üzerine mahkemede tanık olarak İlker Başbuğ ifade verdi. Başbuğ ifadesinde, mahkeme üyeleri basın mensupları tarafından pek anlaşılmayan olasılığı en yüksek tehlikeli senaryonun ne olduğunu anlatmaya çalıştı. Bir çok kimsede şu algı oluştu, “bu bir suç belgesidir bunun oynanması yürürlüğe konması suçtur” Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen Milli güvenlik siyaset belgesi ve dokümana dayanarak hazırlanan Türkiye’nin milli Askeri stratejisi(TÜMAS) dokümanı vardır. TÜMAS 2000 de OEYTS şu şekilde geçmektedir:“Bir ön şart olmamakla beraber Türkiye’nin iç tehdidine angaje olmasından istifade ederek Yunanistan’ın Ege’de emrivakilerle ve Kıbrıs’ta KKTC ile GKRY arasında çatışmalara neden olması ve Kuzey Irak’ta Kürt devleti’nin kurulması’’ Yunanistan’a karşı uygulanacak hareket planlarının faraziyeleri, yani ileride olabileceklere ilişkin kabul edilebilecek durumlar ise yazımızın ikinci bölümünde yer alacaktır…

Haykırış Gazetesi’nde hiç bir yayın kuruluşundan haber olduğu gibi alınmamıştır. Bütün haberlerimiz editörlerimiz tarafından araştırılıp yayınlanmıştır. Köşe yazarlarımızın yazılarından gazetemiz mesul değildir.

gazetehaykiris@gmail.com facebook.com/haykirisgazetesi https://twitter.com/gazetehaykiris


4

TOPLUM 29 Nisan 2014

Özel sektöre “borç krizi” gelebilir! Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kadir Eser ile birlikte ekonomi, üniversite gençliği ve gezi parkına dair sıcak bir söyleşi gerçekleştirdik. Eser ekonomiye dair ileriye dönük ipuçları verirken, “Özel sektöre borç krizi gelebilir” dedi. Çağdaş Gökbel: Ülkemizde kısa vadede ekonomik bir kriz bekliyor musunuz? Prof.Dr.Kadir Eeser: Bu soruyu yanıtlarken, Türkiye’nin yaşadığı iktisadi krizlerin tarihsel sürecine bakmakta yarar görüyorum. Son 30 yıla bakacak olursak en büyük krizlerden biri 1979 krizidir. 80 Öncesi dönemde Türkiye’de daha içe dönük ve ithal ikameci bir ekonomik model uygulanıyordu. 80 Sonrası dönemin ise çok daha farklı olduğunu görmekteyiz. Bu dönemi Özallı yıllar diye nitelendirebiliriz ve günümüze dek etkileri sürmüştür. 1979 krizi ödemeler denge si krizidir. Bu dönemde büyüme negatiftir, enf lasyon Türkiye tarihinde ilk defa üç haneli ra kamlara ulaşmıştır. Sadece ekonomik olarak değil, siyasi olarak da çalkantıların yaşandığı bu dönemde, askeri darbe ve arkasından ge len 24 Ocak kararları, buna ek olarak IMF ile imzalanan stant-by anlaşması ve istikrar programı çok katı ekonomik düzenlemelere neden olmuştur. 80 sonrası dönemi on yıllık dönemler halinde inceleyebiliriz. 80 ve 90’lı yılları Özallı yıllar olarak belirtmiştim. Bu dönemde Türkiye de serbest piyasa ekonomisi, kuralları geçerli kılınmıştır. Bu dönemi finansal liberalizasyon olarak nitelendirmek mümkündür. 90’lı ve 2000’li yıllar ise Türkiye tarihinin en sancılı dönemleridir. Bu dönemde 79’dan sonraki en büyük kriz olan 94 krizi yaşanmıştır. Kısaca bu krizi kamu borç krizi olarak adlandırmak mümkündür. 1999’ Marmara depremi ise büyük bir ekonomik yıkıma neden olmuştur. 2000’li yılların başına geldiğimizde, 20001 yılında yaşanan kriz bir bankacılık krizidir. Bu krizle beraber 20-25 banka batmış ekonomi çıkmaza sürüklenmiştir. Büyü me oranları tarihin en düşük seviyelerine

gelmiştir. Bu dönemde öne çıkan gelişmeler ise Kemal Derviş’in Türkiye’ye gelmesi, IMF ile yapılan anlaşmalar ve BDDK-TMSF gibi düzenleyici kurumların aktif ha le gelmesi sayılabilir. 2002’den sonra AKP hükümeti ile beraber yeniden toparlanma sürecine gi rilmiştir. Bu yıllarda büyüme nin hızlandığını, enflasyonun düşüşe geçtiğini iç ve dış dengeyi sağlamaya dönük politikalar izlendiğini, mali disiplinin ön plana çıktığını görüyoruz. Bankacılık sektörü artık daha sağlam temellere oturtulmuş durumda.

ması önemlidir. Üniversite öğrencisi olmak demek sadece derslere katılmak değil, sosyal faaliyetlere de katılmaktır. Üni-versite öğrencisinin entelektüel kaygıları olmalıdır. Örneğin: Ben yalnız iktisat ala nı ile sınırlı kalmayıp, siyaset, tarih, sos-yoloji ve felsefe alanlarına da ilgi duymaktayım. Tüm bunların yanında sanat ve spor alanlarıyla da ilgilenmek sosyal alanlarda da kendimizi geliştirmek ö-nemlidir. Bugün artık öğrencilerimizin daha bilinçli olduğunu gözlemekteyim. Türkiye toplumunda öğrenci kesiminin bilinç düzeyi, toplumun diğer kesimleri-ne nazaran daha fazladır. Yakın zaman-da bunun en somut örneğini gezi olay- larında yaşadık. Dolayısı ile öğrencileri-miz eskisine göre hem ülkesindeki, hem dünyadaki gelişmelere kayıtsız değil. Bu durum Türkiye’nin geleceği açısından sevindiricidir. Gezi olayları demokratik bir bilincin oluşması, Türkiye’nin siyasal bilincinin artması önündeki engelleri kaldırmıştır.

Röportaj: Çağdaş Gökbel Fotoğraf: Kıvılcım Yılmaz

Kısaca; beklenen kriz ödemeler dengesi açığı, bankacılık sektörü krizi veya kamu borç açığı krizi olmayacaktır. Dünyadaki gelişmelere bağlı olarak, ülkemiz de küresel krizden etklenmiş durumdadır. Bu sorunların başında cari açık sorunu görünmektedir. 2012 ve bugüne baktığımızda büyümenin düştüğünü görüyoruz. Türk Lirası’nın yüzde 30’a varan değer kaybetmesi, enflasyondaki gidişatı olumsuz etkilemektedir. Günümüzde yaşanan büyüme ise bir istihdam yaratamamaktadır. Buradan hareketle gelecek olan krizin bankacılık sektörü ve kamu alanının dışında olacağını düşünmekteyim. Tüm bunları toparlayacak olursak; Türkiye’nin ekonomik koşulları bun dan önceki dönemlere hiç ben zemiyor. Hane halkının ve özel sektörün borç oranı çok yüksek ve bir kriz olursa bu özel sektör borç krizi olarak önümüze çıkacaktır. ÇG: Kurdaki yükselişin devam edeceğini düşünüyor musunuz? KE: Dünya ekonomisindeki durgunluktan çık ma politikaları, faiz oranlarının yükselmesine yol açmıştır. Bu

demek oluyor ki bundan sonra sıfıra yakın faiz oranlarını görmek imkansız olacaktır. Faiz oranları kademeli olarak yükselecek, bu Türkiye’de olumsuz sonuçlara neden olacak. Çünkü: Yüksek faiz büyümeyi olumsuz etkiler. Türkiye şu anda yüzde 3’lük düşük sayılabilecek bir büyümeye sahip, Türkiye’nin gelişmiş ülkelerle gelir farkını kapatması yönünden yakalaması için uzun vadede yüzde 7-8’lik büyümeye sahip olması gerekir. Doların güçlenmesi, Türk Lirasının değer kaybetmesine neden olmaktadır. Bu yükselişin devam edeceğini söylemek ekonomik ve siyasi istikrara bağlıdır. İstikrar sağlanamaz ise öncelikle faiz oranları ve döviz kuru etkilenecektir. Bu iki olgu bozulur ise; kesinlikle Türk Lirasındaki değer kaybı devam edecektir.

ÇG: Ülkemizin ekonomik durumunu da göz önünde bulundurarak üniversiteli gençlere önerileriniz nelerdir? KE: Bu konuda gençlere birçok öneri sunabilirim. Türkiye de 200’e yakın üniversite mevcut. Türkiye’deki ve dünyadaki eko nomik, siyasal ve sosyal gelişmeler üniversitelerdeki akademisyenler ve öğrenciler için aslında çok büyük araştırma imkanları doğurmaktadır. Bu açıdan baktığımızda üniversitelerdeki öğrencilerimizin, diğer üniversitelerle yakın bir diyalog içerisinde başarılı bir eğitim-öğretim sürecine katıl-

ÇD: Gezi olaylarından da biraz bahsettiniz, sizce bu olayların ekonomiye olumsuz etkisi olmuş mudur? KE: Türkiye’deki gelişmelerin dünyadaki gelişmelerden soyutlanamayacağını düşünüyorum. Bugün artık kü resel bir dünyada yaşıyoruz. Dolayısı ile dünya Türkiye’yi yakından izliyor. Bu açıdan bakıldığında gezi olaylarını bir tepki olarak görmekteyim. Bu tepkinin dikkate alınması gerektiği kanaatindeyim. Şahsen gezi olaylarının ekonomiyi olumsuz etkilediği yönündeki görüşleri irdele-meden önce, bu olayların neden çıktığını iyi tahlil etmek gerektiğini düşünmekteyim. Bu olayların çıkmasına neden olan hükümetin sert tepkisine eleştirel bir gözle bakılması kanaatini taşımaktayım. Hükümet bu ölçüde sert bir tepkide bulunmamış olsa idi bu olaylar daha barışçıl düzeyde ve gerçek anlamına yakın bir ölçüde oluşmuş olurdu.

ÇG: Sizce siyasi belirsizlik halen devam ediyor mu? KE: Türkiye birden fazla seçimin yaşanacağı siyasi bir atmosfere girdi. Bu durum makroekonomik dengeleri olumsuz yönde etkileyecektir. Yerel seçimlerde iktidar partisinin yüzde 44 civarındaki oyunun kendisi açısından başarı olduğunu düşünüyorum. İktidarın başarısı demek ise, muhalefetin başarısızlığı demektir. Bu süreçten sonra Cumhurbaşkanlığı ve tahminen erken genel seçim bizleri bekliyor. Tüm bu gelişmelere baktığımızda siyasal arenada be lirsizlikler artıyor.

GİZEM TÜRKMEN

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru

BİR CEVAPTA HUKUK

on dönemde AnaS yasa Mahkemesi’nin adını çok sık duyar olduk. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının da doğmasıyla birlikte, gündemdeki önemli davaların mağdurları tek tek başvuru yapmaya başladı. Peki, Anayasa Mahkemesi’nin görevi nedir? Nasıl başvurulur? Bu yazımda bu sorulara cevap vereceğim...

Anayasa Mahkemesinin temel görevi, yasamanın kimi işlemlerinin Ana- yasa'ya uygunluğunu denetlemek ve bireysel başvuruları karara bağlamaktır. Anayasa Mahkemesi; Genel Kurul, iki Bölüm ve altı Komisyondan oluşmaktadır. Genel Kurul 17 üyeden kuruludur, başkan ve en az oniki üye ile toplanır ve kural olarak katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Bireysel başvuru, temel

hak ve özgürlükleri kamu gücünün işlem,eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edilen bireylerin diğer başvuruyollarını tükettikten sonra başvurulan hak arama yolu olarak tanımlanabilir. Anayasa mahkemesine bireysel başvuru 4.bölümün 45. maddesinde şöyle açıklanmaktadır :

yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.

çin Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yolu açılmıştır.

(3) Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz.

HANGİ HAKLAR BİREYSEL BAŞVURUNUN KONUSUNU OLUŞTURUR? Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurunun konularını anayasada bulunan temel hak ve özgürlüklerin, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlalidir.

(1) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hak ları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Bireysel başvuru 12 Eylül 2010 tarihinde halkoylamasıyla 1982 anayasasının 5982 sayılı kanun ile kabul edildi. Bireysel başvuru Avusturya, Almanya, İsviçre, Macaristan, İspanya ve Rusya gibi ülkeler başta olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır.

(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru

Ülkemizde insanlar yargı yollarının istenildiği gibi sonuç vermemesinden dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmak taydı. Bunun azaltılması i-

NEDEN BİREYSEL BAŞVURU?

Kanun ,içtüzük gibi yasama işlemleri ve tüzük, yönetmelik gibi idarenin düzenleyici işlemleri doğrudan bireysel başvuruya konu edilemez. Yasama işlemi ya da düzenleyici işlemin kişiye uygulanması ve bunun da bir hak ihlaline yol açması hâlinde söz konus uygulama işlemi aleyhine bireysel başvuru yapılmasına engel oluşturmamaktadır. Bireysel Başvuru Şekil

Şartları: Bireysel başvuru formunda istenilen bilgiler doldurulup başvurucu veya vekili tarafından imzalanır. Forum Anayasa Mahkemes’inin internet sitesinde(www.anayasa.gov.tr) bulunmaktadır. Başvuru formuna aşağıdaki belgelerin asılları ya da onaylı örneklerinin eklenmesi gerekmektedir. a. Kanuni temsilci veya avukat vasıtasıyla takip edilen başvurularda başvurucuyu temsile yetkili olunduğuna dair belge. b. Harcın ödendiğine dair belge. c. Nüfus cüzdanı örneği, başvurucu yabancı ise geçerli kimlik belgesi. ç. Tüzel kişilerde tüzel kişiliği temsile yetki belgesi. d. Nihai karar ya da

işlem tebliğ edilmişse tebellüğ belgesi. e. Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri. f. Tazminat talebi varsa uğranılan zarar ve buna ilişkin belgeler. g. Başvuru süresinde yapılamamışsa mazereti ispatlayan belgeler. Süre : Anayasa Mahkemesi, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bireysel başvurunun, kanunlarda zorunlu idari ve yargısal başvuru yolları öngörülmüşse, bu yolların tamamının “tüketildiği tarihten”, “başvuru yolu öngörülmemişse ihlâlin öğrenildiği tarihten itibaren” 30(otuz) gün içinde yapılması gerekir.


5

TEKNOLOJİ 29 Nisan 2014

MALİK ALKAN HAYATA DAİR

Türkiye’deki Ortadoğu... umurtaya can veY ren Allah neden bütün peygamberlerini ve mucizelerini Ortadoğu’ya göndermiş gittikçe daha iyi anlaşılıyor. Ortadoğu Allah’ın kelamına, elçilerine ve mucizelerine en fazla muhtaç bölge çünkü. Demokrasinin noksan olup, otoritenin yoğunlaştığı, insan canının ucuz olduğu, insan temel hak ve özgürlüklerinin geri planda kaldığı, kadının edilgen bir varlık görüldüğü, sınıfsal statünün gözle görüldüğü, kurşunun sözden önce hareket ettiği, medeniyetlerin en ağır mekanı ve dünya haritasının kangren olmuş bir bölgesi; Ortadoğu...

Bakan’dan uyarı: “www’dan çıkarız”

Bir hikaye anlatayım… Bir gün bir araba seyir halinde gidiyormuş. Yol uzun, hava güzel şoförün keyfi yerinde…

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, sosyal medyanın uluslararası hukuk kurallarına kavuşması gerektiğini söyleyerek, “Gerekli koşullar sağlanmadığı takdirde, www’dan çıkar, ttt’yi kurarız” dedi. laştırma, Denizcilik ve Haberleşme U Bakanı Lütfi Elvan, TBMM’de gazetecilerle yapmış olduğu sohbettei, sosyal medyanın uluslararası hukuka uygun olarak yeniden dizayn edilmesi gerektiğini söyledi. Elvan bu konuda sadece Türkiye’nin değil, bir çok Avrupa Birliği ülkesinin de çalışması olduğunu belirtti. Yasal alt yapı eksiklikleri nedeniyle Twitter yönetimi ile Türkiye arasında yaşanan krizin, yeni tartışmaları da gündeme getirdiğini belirten Elvan, Türkiye’nin kendi alan adresini oluşturmasının da tartışılan konular arasında olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Sosyal medyanın denetimsizliğini gidermek için uluslararası bir ortak konvansiyon oluşturulması durumunda, sorunlar da çözülecektir. Sosyal medyanın kaynak adresi sadece ABD şirketleri. Dolasıyla, Almanya ve Fransa’nın başını çektiği AB ülkelerinin de bundan kaynaklı sorunları var. Bu ülkelerin ABD ile sıkı görüşmeleri var. BM ilkeleri gibi sosyal medyanın da tek bir uluslararası kural metni olması gerekir. Aksi durumda, ülkeler daha güvenli olmaları nedeniyle kendi alan adreslerini oluşturabilirler. Bu uzun süreden beri tartışılıyor. “www” yerine “ttt” gibi bir sistem kurulur. Türkiye ve diğer ülkeler kendi alan sis-

temlerini kurabilir. Bu ülkelerin internet sistemlerini birbirinden koparır. Ülkelerin birbirlerinin sistemlerine ulaşmaları zorlaşır” Edinilen bilgiye göre, Türkiye, sosyal medya ile ilgili uluslararası bir konvansiyon oluşturulmasını istiyor. Bu konvansiyonda sosyal medyaya ilişkin kuralların yer alması gerekecek. Ülkelerin ve şirketlerin hangi kurallara uyacakları olacak. Bir nevi sosyal medyanın anayasası gibi olacak. Böylece facebook, twitter gibi firmalar ile yaşanan sorunlar ortadan kalkacak. Ülkeleri ve şirketleri bağlayıcı kurallara herkes uymak durumunda kalacak.

10 yaratıcı Türk Twitter da genci seçiliyor... boyun eğdi MIT Technology Review Innovators Under 35(35 Yaş Altı Yenilikçiler Yarışması), güncel sorunları çözme ve geleceği şekillendirmeye yönelik en yaratıcı 10 Türk genci seçecek. 10 yıldır düzenlenen yarışma Türkiye’de ilk defa yapılacak. Yarışmanın sonucu ise, Eylül ayında duyrulacak. Kazanan genç, bir üst yarışmada Türkiye’yi temsil edecek...

Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek yarışma, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) bağımsız yayını MIT Technology Review Dergisi aracılığı ile teknolojideki gelişimlere en çok etki edecek Türk gençlerini bulmayı amaçlıyor. En yaratıcı 10 Türk genci arasına seçilenler, yarışmanın uluslararası ayağına katılmaya hak kazanacak. Yarışma; enerji, internet-web, biyoteknoloji, telekomünikasyon ve diğer tüm teknoloji katagorilerine ayrılıyor. MIT Innovators Under 35 Yarışması’nın önceki kazananları arasında Facebook’tan Mark Zuckerberg, Google’dan Sergei Brin ve Linux’tan Linus Torvald yer alıyor. Türkiye’de Garanti Bankası’nın desteği ile ilk kez gerçekleştirilecek yarışmaya başvurular 21 Mayıs 2014 tarihine kadar tr35turkey.com bağlantısı üzerinden yapılabiliyor. Sonuçları Eylül’de açıklanacak olan yarışmada adayları, uzmanlardan oluşan bir jüri heyeti değerlendirecek ve kazanan 10 kişinin isimleri açıklayacak.

17 Aralık Süreci’nin ardından, Twitter’dan iktidarın ses kayıtlarını paylaşan iki hesap, Twitter tarafından gizlenerek erişime kapatıldı. Twitter’ın erişime engellenmesinin ardından, Türkiye’ye gelen Twitter yöneticisi Colin Crowell, Türkiye’de gerekli görüşmeleri yaparak ülkesine geri döndü. Twitter yöneticilerinin dönüşünün ardından, 17 Aralık Operasyonu’yla ilgili ses tapelerini yayınlayan Haramzade333 ve Başçalan hesapları gizlendi. Geçtiğimiz hafta, Twitter’ın 2 numaralı yöneticisi Colin Crowell başkanlığında bir heyet seçim sürecinde erişime engellenen Twitter ile ilgili temaslarda bulunmak üzere BTK ve TİB yetkilileri görüşmek için Ankara’ya gelmişti. Yapılan görüşmeler sonrasında Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, “Zararlı ve mahkeme kararına konu içeriklerin ‘buzlanarak’ etkisizleştirilmesi konusunda görüş birliğine varılmıştır” demişti. Görüşmeleri yaptıktan sonra ülkesine dönen Crowell, beklemmedik bir şekilde Haramzade333 ve Başçalan hesaplarını gizletti. Böylece bu iki hesabada erişilemiyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan’ın, “geçtiğimiz günlerde gerekirse kendi alanımızı kurar ve onunla yola devam ederiz” demesi, Twitter yönetimini orta yolu bulmaya zorlağı belirtiliyor. Bu kararın ardından, Türkiye’de çok tartışılan sosyal medya sansürü daha da büyüyerek devam edeceği bekleniyor. Şimdi ise, Twitter, Facebook ve Youtube’nin Türkiye’de ofis kurup kurmayacağı merak konusu. Twitter’ın aynı durumla ilgili olarak, Fransa ve Almanya ile de problem yaşadığı bu yüzden uzlaşmacı bir tavır sergilediği belirtildi.

Her şey çok güzel, şoförün keyfini, huzurunu bozacak bir neden yok. Derken ansızın arkadan gelen kornanın sesiyle şoför rahatsız olur. Motosikletli bir kişi el kol hareketi yapıp hızlıca arabayı geçerek uzaklaşır. Bu duruma sinirlenen şoför gaza yüklenerek motosikletle yarışa başlar, bir müddet sonra motosikleti yakalar. Şoför derin bir kahkaha ve el hareketleri yaparak motosikleti geçer. Şoförün keyfi yine yerine gelir, ıslık çalar ve yüksek sesle türkü söylemeye başlar. Aradan belli zaman geçtikten sonra tekrar korna sesiyle irkilir, motosikletli yine el kol hareketiyle şoföre bir şeyler anlatmaya çalışır, şoför tekrar gaza yüklenip hızlıca motosikleti geçer. Bu durum defalarca tekrarlanır… Motosikletli bu sefer hızlıca el kol hareketi yaparak arabayı geçer ve ufukta kaybolur. Şoför biraz yol aldıktan sonra ilerde bir kazanın olduğunu görür. Biraz daha yakınlaştıkça kazayı yapanın ken-

disiyle yarışmaya çalışan motosiklet olduğunu görür. Şoför arabadan inerek yerde yatan motosikletli gence yaklaşarak: “Yarış yaparsan sonun bu olur! Bu yaptığına değdi mi?” Genç: ”Ne yarışı be abi, bu motosikletin freninin biliyor musun, nasıl fren yapacağım diyecektim” Yaklaşık olarak 12 yıldır iktidarda olan AKP ve Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gittikçe ben merkezciyetliğe bürünüp otoriterleşen politikaları Türkiye’yi hızlıca bir Ortadoğu ülkesine çevirmektedir. Başbakan kendisini uya ran, politikalarını eleştiren, ayna olmaya çalışan, yolun taşlarla dolu olduğunu söyleyen, haykıran, uyaran herkesi kendisine rakip görüp düşman ilan ettiği bir nefret politikası güdüyor. Başbakanda kendi ara basında olmayan, yardım etmeye çalışan herkesi karşısına alıp rakip yaptı. Türkiye’nin de gittikçe otoriterleştiği, insan temel hak ve özgürlükleri ihlalinin görmemezlikten geldiği, aykırı düşünen, muhalif ola nın sindirilip hedef gösterildiği zor şartlardan geçiyoruz. Ortadoğu toplumları, yö neticilerinin rahatlıkla, “yolda bulunmuş sahipsiz cüzdan” muamelesi yapabildiği, “bu benim oldu, istediğimi yaparım” diyebildiği toplumlardır. Türkiye de hızla bir Ortadoğu olma yolunda geriye doğru otoriteleşen politikalar yerine, temel insan hak ve özgürlüklerinin olduğu, evrensel hukukun işlediği demokratik bir ülke çatısı altında, fikirlerinin ön plana çıktığı, kimsenin inancından, mezhebinden, ırkından ötürü ötekileştirilmediği, düşüncenin her platformda tartışıldığı, herkesin katılıp kendini temsil edebildiği şeffaf bir ülke yolunda adımlar atması gerekiyor.

Buzlanan iki hesaba sadece Türkiye’den erişilemiyor. DNS ayarlarını değiştirenler veya VPN programları kullananlar bu hesapları çok rahat takip edebilecek.


yirmi dokuz nisan iki bin on dört

ikinci say›

gençlerin sesi

Gediz’de “robot yarışması” Gediz Üniversitesi, 26-27 Nisan tarihlerinde 1.Ulusal robot Yarışması’na ev sahipliği yaptı. Teknoloji meraklısı öğrencileri buluşturan yarışmada İzmir Takev Koleji birinciliği kazandı.

Galaxy S5’lerde kamera sorunu çıktı Samsung’un yeni amiral gemisi Galaxy S5’lerde kamera problemi çıktığı ve düzelmediği öğrenildi. Samsung’un geçtiğimiz günlerde satışa sunduğu ve kullanıcıları tarafından merakla beklenen ürünü Galaxy S5 kameralarında ciddi sorunlar çıktığı belirtildi.  Kullanıcıların forumlarda bahsettiklerine göre, nedeni bilinmeyen bir hatadan dolayı kameraların çalışmadığı ve her ne olursa olsun düzelmediği gelen belirtildi. The Verge sitesinin haberine göre, bazı Galaxy S5 cihazlarında ortaya çıkan sorun yüzünden kamera kullanılamıyor. Kullanıcılar kamerayı açmaya çalıştıklarında ise, “Uyarı: Kamera Arızası” bildirimini alıyorlar.

Konuyla ilgili açıklama yapan Samsung, az sayıda kişinin bu sorunu yaşadığını belirterek kullanıcıları sorunlu cihazların değişimi için kendileriyle iletişime geçmeye davet etti. Galaxy S5'te ortaya çıkan kamera arızasının kaç kişiyi etkilediği bilinmiyor.

Üniversite öğrencilerinden Mısır ve Suriye’ye tepki Atatürk Üniversitesi öğrencileri, son dönemde Mısır ve Suriye’de yaşanan insanlık dışı olaylara sokak tiyatrosu oyunu oynayarak tepki gösterdi. ediz Üniversitesi Robotik Kulübü tarafından düzenG lenen 1. Ulusal Robot Yarışması, teknolojiye meraklı gençleri bir araya getirdi. Yarışmaya, Türkiye genelinden 34 lise ve 17 üniversite katıldı. Çevresini gören, şartlara göre karar verip uygulayabilen akıllı robotlarla kıyasıya mücadele edililirken, birinciliğe, İzmir’den Takev Koleji ulaştı. Yaşları 14 ile 21 arasında değişen gençler akıllı robotlarıyla iki gün boyunca karşı karşıya geldi. Sensörleri aracılığıyla parkurdaki beyaz ve siyah çizgileri takip eden, kurulan tuzakları farkedip nereden gitmesi gerektiğine karar

verebilen esnek yapay zekaya sahip robotların mücadelesi nefes kesti. Zorlu parkuru en hızlı tamamlayan “Tosuncuk” adlı robotun mimarı Takev Koleji birinciliğe ulaştı. İkinciliği, “Esnaf” isimli robotlarıyla İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi elde etti. Şampiyon Takev Koleji, diğer robotları “Takev”le de üçüncü sırada yer aldı. Celal Bayar Üniversitesi öğrencileri, “Roadrummer” ile jüri özel ödülüne lâyık görüldü. Dereceye giren ekipler, Gediz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyfullah Çevik tarafından ödüllendirildi.

rzurum Rabia Platformu ve Atatürk E Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri, Mısır ve Suriye’de yaşanan insanlık dışı olayları protesto etmek için, Lalapaşa Camii’nin bahçesinde sokak tiyatrosu oyunu sergilediler. Varillerle geniş bir alanı çevirerek eylemlerini gerçekleştiren öğrenciler, kimyasal gaz kullanımının boyutuna dikkat çekti. Tiyatro gereği kimyasal gazdan hayatını kaybetmiş 4 kişi yerde yatarken onların etrafında da bu zul-

mün durması için pankartlar asıldı. Yapılan insanlık dışı hareketlerin son bulmasını isteyen Erzurum Rabia Platformu Koordinatörü Emre Yaylalı, “Mısır’da, Suriye’de ve dünyanın birçok yerinde insanlara yapılan zulümlerini artık son bulmasını istiyoruz” dedi. Güzel Sanatlar Fakültesi Yüksek lisans öğrencisi Suat Korkmaz ise, “Sanatçılar olarak yapılanlara karşı tepkimizi bu şekilde ortaya koymak istedik. Artık bu tür harketler son bulmalı” diye konuştu...

1.Üniversite Kadın Araştırma Merkezi Kongresi:

Toplumsal cinsiyet dersleri verilmeli

okuz Eylül Üniversitesi Kadın D Hakları ve Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi ile Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nce düzenlenen, Türkiye’deki bir çok üniversiteden öğretim üyelerinin katıldığı "I. Üniversite Kadın Araştırma Merkezi Kongresi" iki gün süren oturumun ardından tamamlandı. Kongrede kapanışında açıklanan sonuç bildirgesinde, "Cinsel taciz ve ayrımcılığı önlemeye ilişkin yönergeler" incelenerek hazırlanacak bir yönerge önerisinin tüm devlet ve

vakıf üniversiteleri ile paylaşılması, üniversitelerin disiplin yönetmeliklerinde gerekli değişikliklerin yapılması istendi. Sonuç bildirgesinde ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Üniversitelerde toplumsal cinsiyet derslerinin tüm bölümlere seçmeli ders olarak konulup, açılması, üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayıcı her türlü ortak faaliyette bulunulması, tüm üniversitelerde Kadın Araştırma Merkezlerinin kurulmasının sağlanması kararı alınmıştır.”


Haykırış Gazetesi 2 Sayı