Issuu on Google+

AVUKAT Abdi PESOK Mecidiyeköy Yeniyanyol Caddesi Celilağa İş Merkezi, No: 10 Kat.10 Tel: (0212) 213 98 00 pbx - Fax : (0212) 213 99 44 Mecidiyeköy- Şişli /ISTANBUL BAKIRKÖY İŞ MAHKEMESİNE DAVACI

:

VEKİLLERİ

: Av.Abdi PESOK - Av.Merve ÖZGÜL – Av.A.Yağız PESOK Mecidiyeköy, Yeniyanyol Cad. Celilağa İş Merkezi, No:10 Kat:10 Şişli /ISTANBUL : Türk Hava Yolları A.O, THY Genel Müdürlük binası Atatürk Havalimanı Yeşilköy/IST. : İş sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tesbiti ile, davacının işe iadesine, işe başlatılıncaya kadar 4 aylık ücret ve diğer haklarının ödenmesine, davalı tarafca işe başlatılmaması halinde, hükmedilecek tazminatın, fesih sendikal sebeplerle olması nedeniyle, 3 yıllık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatına hükmedilmesi talebidir.

DAVALI DAVA

Müvekkilimiz tarihinde, davalı şirket yanında iş sözleşmesi ile çalışmaya başlamış, 29.05.2012 tarihinde, yazılı bildirim yapılmaksızın, hiçbir “haklı neden” veya “geçerli sebep” bulunmaksızın, “Yasa dışı eylem” iddiası ile, iş sözleşmesi feshedilmiştir. Müvekkilimiz, işyerinde çalışma süresi boyunca, başarılı bir şekilde, özveri ile çalışan bir işçidir. “haklı nedenle” de “geçerli sebeple” de işten çıkartılmasını gerektirecek hiçbir durum sözkonusu değildir. SGK’na sicil numarası ile kayıtlıdır. İşyerindeki görevi dir. Son ücreti TL net ve TİS ile sağlanan diğer sosyal haklardır. I-TARAFLAR VE İŞÇİ-İŞVEREN İLİŞKİLERİ BAKIMINDAN, GELİŞMELER HAKKINDA GENEL BİLGİ: Davalı THY A.O, şu anda Kamu teşekkülü statüsünde olmamakla birlikte, Yöneticileri, Ülkemizde, şu andaki hakim siyasi irade tarafından belirlenen ve görevlendirilen yöneticiler tarafından faaliyetleri yerine getirilen, Sermayesinin tamamına yakın kısmı hazineye ait iken, “özelleştirme” kapsamında %51’e yakın kısmı yerli/yabancı sermayeye satılmış bulunan bir şirkettir. Yönetimi, Ülkemizde, şu andaki hakim siyasi irade tarafından belirlenen ve görevlendirilen yöneticiler tarafından yürütülmenin dışında, işlevi bakımından, ”topluma ait” ve “kamu teşekkülü mahiyetinde” bir şirkettir. Ancak, aşağıda belgeleri ile belirteceğimiz sebeplerle, işçi-işveren ilişkileri bakımından, gerek Anayasamızda belirtilen çalışma hayatı ile ilgili konularda, gerek, Uluslar arası taahhütlerimiz ve mevzuatı bakımından, gerekse de Yasalarımız bakımından, toplumun beklentilerinden uzak, olumsuz örnek oluşturmuştur. 1


Davalıya ait işletmede çalışan işçiler, 50 yıla yakın süredir, bir işçi sendikasında örgütlüdür. 50 yıla yakın süredir bu işletmede Toplu İş Sözleşmesi imzalanmıştır. 50 yıla yakın sürede, 22 defa TİS imzalanmıştır. Tamamında, tarafların Hak ve Menfaat uyuşmazlıkları da olmuştur. Bu süre boyunca, 1977 yılında Hak Grevi, 1980 yılında ve 1993 yılında 2 defa Menfaat Grevi olmak üzere, toplam 3 defa Grev uygulaması yaşanmıştır. 1993 tarihinden bu tarafa, 2 defa grev oylaması yapılmıştır. Birinde “greve hayır” sonuncusunda “greve evet” çıkmıştır. Ancak, 1993 tarihinden bu tarafa, taraflar, anlaşma ile TİS’ ni bağıtlamışlardır. Bir evvelki dönem olan 22. Dönem İşletme TİS ise, Grev uygulaması bir tarafa, Grev İlanına dahi gerek kalmaksızın, taraflarca imzalanmıştır. Bu maddi ve hukuki gerçeğe rağmen, Davalı şirket yöneticileri ve onları görevlendiren irade, İşletmede TİS ve sendika istememektedir. Kanaatimize göre, Bu işletmede, Yöneticiler ve onları görevlendiren irade, Toplu İş Sözleşmesi yapmak istemediklerinden, Yetkili Sendika istemediklerinden, işçilerin, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını iyi niyetten uzak bir şekilde, akamete uğratmak için, M.K. 2. Maddesinde yer alan “dürüstlük kuralları” ile bağdaşmayacak biçimde davranmış ve işlemler yapmışlardır. a) Kötü niyetli Yetki İtirazları: 01.01.2011 itibariyle TİS bağıtlayabilmek için Eylül 2010 tarihinde, Yetkili Sendika tarafından, Çalışma Bakanlığından Çoğunluk Tesbiti talebinde bulunulmuş, Bakanlık 27.12.2010 tarihinde Çoğunluk Tesbit yazısını Yetkili Sendikaya ve diğer ilgililere bildirmiştir. Davalı THY. A.O. işvereni, bu Çoğunluk Tesbitine İş Mahkemesinde itirazda bulunmuştur. Ancak, bu itirazını, Yetkili Bakırköy İş Mahkemesinde değil, bilerek, daha fazla zaman kazanmak ve mümkün olduğu kadar çalışanların TİS hakkını ortadan kaldırmak, uzatmak için, İstanbul İş Mahkemesinde yapmıştır. Dosyayı inceleyen İstanbul 8. İş Mahkemesi, 2011/44 Esas sayılı dosyasında, TİS, İŞLETME düzeyinde olması sebebiyle, İşletmenin merkezinin bulunduğu yer Mahkemesi olan Bakırköy İş Mahkemesinin Yetkili olduğu gerekçesiyle, davayı Yetki yönünden reddetmiştir. Kötüniyetli olan THY A.O İşvereni, bu Yetkisizlik kararını Temyiz etmiş, Dosya, Y.9.H.D. tarafından, ONANMAK suretiyle kesinleşmiştir. İstanbul 8. İş Mahkemesi Kararı ve Yargıtay Kararı ektedir.(EK–1) Yargıtay’ın bu kararından sonra, dosya, Yetkili Bakırköy İş Mahkemesine gönderilmiştir. Bakırköy 13. İş Mahkemesinin 2011/244 Esas sayılı dosyasında tarafların iddia-savunmaları çerçevesinde Bilirkişi İncelemesi yapılmış, Sendikanın ezici çoğunlukta olduğu, itirazın yerinde olmadığı tesbit edilerek, Rapor ve belgeler doğrultusunda, itirazın Esastan da reddine karar verilmiştir. İşveren bu Kararı da Temyiz etmiştir. Y.9.H.D. itirazı yine reddetmiş, Kararı ONAMIŞTIR. Bakırköy 13. İş Mahkemesi Kararı ve bu Kararı Onayan Yargıtay Kararı Ektedir.(EK–2) 2


Sonuç olarak, kötüniyetli İşveren itirazları reddedilmiştir. Ancak, Bakanlıktan, THY A.O Genel Müdürlüğü ve bağlı işyerleri İŞLETMESİ için Yetki Belgesi alınıp TİS görüşmelerine 02.02.2012 tarihinde başlanabilmiştir. Böylece, 2 yıllık olarak yapılacak olan TİS nin görüşmeleri, 16 ay sonra başlayabilmiştir. Bu Kötüniyetli itirazlar, THY A.O işletmesi Yöneticilerinin ve onları görevlendiren iradenin, Toplu İş Sözleşmesi yapmak istemediklerinin, Yetkili Sendika istemediklerinin, işçilerin, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını iyi niyetten uzak bir şekilde, akamete uğratmak istediklerinin, nihai amaçlarının elle tutulur kanıtlarıdır. b) Resmi Arabulucu faaliyetlerine Hukuk dışı itirazlar. Alınan Tedbirler. Hukukla izah edilemeyecek işlemler. THY A.O. İşvereni ve onları görevlendiren irade, 02.02.2012 tarihinde başlayan TİS görüşmelerinde hiçbir ilerleme kaydedilmesine fırsat bırakmamıştır. 10 yıllardır TİS de yer alan işçi lehine, yasanın üzerinde kazanılmış haklar, TİS den çıkartılmak istenmiş, Hükümet tarafından açıklanan yıllık enflasyon, %10 un üzerinde olan Ülkemizde, yıllık %3 zam teklifinde bulunmuşlardır. Bu tutum ve kasıtlı tavır, iyi niyetle izah edilemeyeceği gibi, Sendika ve Sendika üyelerince de “Hayatın olağan şartlarına” uygun bulunmamıştır. Amacı TİS imzalamak olmayan işveren yetkililerinin de isteği ile, 19.03.2012 tarihinde uyuşmazlık tutulmuştur. Uyuşmazlık tutanağı Ektedir.(EK–3) Uyuşmazlığın tutulmasından sonra, 2822 sayılı yasanın ilgili maddeleri uyarınca, prosedür devam etmiş, uyuşmazlık zaptı, görüşmeler başladıktan sonra 45. günde tutulmuş olması sebebiyle, 2822 sayılı yasanın 22. maddesinin 2. bendi uyarınca, taraflar arabulucu konusunda anlaşamayınca, “görevli makam” tarafından “Resmi arabulucu listesinden” tarafların huzurunda ad çekmek suretiyle tesbit etmiştir. Ad çekmek suretiyle tesbit edilen arabulucu görevine başlamıştır. Ancak, THY A.O işletmesi Yöneticilerinin ve onları görevlendiren iradenin, Toplu İş Sözleşmesi yapmak istemediklerinden, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını iyi niyetten uzak bir şekilde, akamete uğratmak istediklerinden, Devletin düzenlediği ve gerçekleştirdiği bu işlemi de, Mahkemelerde itiraz konusu yapmışlardır. Bu nedenle, Sendika taraf gösterilmeksizin, Yetkisiz Bakırköy Mahkemesinde, Arabulucu seçimi işlemi hakkında dava açmışlar, aynı zamanda bu işlem hakkında “ihtiyati tedbir” talebinde bulunmuşlardır. İş yoğunluğundan veya sehven olsa gerek, maalesef, Yetkisiz Bakırköy 5. İş Mahkemesi, gıyabımızda Arabulucu işlemini “tedbiren” durdurmuştur. Sendika, durumdan haberdar olunca, Müdahale dilekçesi vermiş, konuyu, Hukuku ve Yasanın açık hükümlerini, Mahkemenin yetkisizliğini anlatmış, Bakırköy 5. İş Mahkemesi, 2012/191 Esas sayılı dosyasında, Sendikayı, “Müdahil” sıfatıyla davaya kabul etmiş, tarafları duruşmaya çağırmış ve tarafların huzurunda, Tedbirin kaldırılmasına ve yetki yönünden davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin verdiği bu Karar Ektedir. (EK–4) 3


Bununla da yetinmeyen, THY A.O işletmesi Yöneticileri ve onları görevlendiren irade, Toplu İş Sözleşmesi yapmak istemediklerinden, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını iyi niyetten uzak bir şekilde, akamete uğratmak isteklerine ve çabalarına devam etmişler; Bu defa da İstanbul İş Mahkemelerinde, Hem Bakırköy’den Yetkisizlikle gelen davaya kaldığı yerden İstanbul 11. İş Mahkemesinde devam etmişler, Hem de İstanbul 7. İş Mahkemesinde ayrı bir dava daha açmışlardır. İstanbul 7. İş Mahkemesi, 2012/276 Esas sayılı dosyasında, Sendika taraf gösterilmeden açılan tedbir talepli davada, Tensiple, sendikaya da tebligat yapılmasına, ilgili evrakların toplanmasına, duruşmanın da 22.05.2012 tarihine bırakılmasına, “İhtiyati Tedbir” isteğinin de duruşmada değerlendirilmesine Karar vermiştir. Sendika tarafından, dosyaya sunulan dilekçe ile, Konu, Hukuk ve Yasanın açık hükmü anlatılmış, ilgili belgeler dosyaya celbedilmiş, 22.05.2012 tarihli duruşmada, tarafların huzurunda, İhtiyati tedbir talebinin ve davanın Esastan Reddine Karar verilmiştir. İstanbul 7. İş Mahkemesi Kararı Ektedir. (EK–5) İstanbul 11. İş Mahkemesi, 2012/243 Esas sayılı dosyasında, yine iş yoğunluğundan veya sehven olsa gerek, yine taraf olan sendikanın gıyabında, “Arabulucu” işlemini yine “Tedbiren” durdurmuş, duruşma gününü de 04.09.2012 tarihine vermiştir. Yine durumdan haberdar olan sendika, ilave bir dilekçe daha sunarak, konuyu, Hukuku ve Yasanın açık hükümlerini tekrar anlatmış, İstanbul 11. İş Mahkemesi de, 25.05.2012 tarihinde, tarafların huzurunda yaptığı duruşmada Tedbirin Kaldırılmasına, davanın da esastan reddine Karar vermiştir. İstanbul 11. İş Mahkemesi Kararı Ektedir. (EK–6) Bu kötüniyetli davalar ve tedbir talepleri, THY A.O işletmesi Yöneticilerinin ve onları görevlendiren iradenin, Toplu İş Sözleşmesi yapmak istemediklerinin, Yetkili Sendika istemediklerinin, işçilerin, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını iyi niyetten uzak bir şekilde, akamete uğratmak istediklerinin, nihai amaçlarının, elle tutulur kanıtlarıdır. c) 2822 sayılı yasanın uygulanmasını önleyemeyen irade, en sonunda, 6321 sayılı Yasa ile, dünyada bir tek örneği olmayan, “Havacılık Hizmetlerinde” özel, grev yasağı getirmiştir. THY A.O işletmesi Yöneticilerini görevlendiren irade, Toplu İş Sözleşmesi yapılmasını istemediklerinden, Yetkili Sendika istemediklerinden, işçilerin, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını tanımak istemediklerinden; Alelacele, Torba Kanun tabir edilen, 6321 sayılı “Bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında Kanun” ile, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda değişiklik yaparak, 29. Maddesinde yer alan Grev yasaklarına “Havacılık Hizmetlerinde” ibaresini ilave etmiştir. Bu Yasa değişikliği, 29.05.2012 de TBMM ne gelmiş, 31.05.2012 de kabul edilmiş ve 03.06.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Ektedir.(EK–7)

4


6321 sayılı yasa ile 2822 sayılı yasada yapılan bu değişiklik, hazırlanış ve kabul ediliş şekli ve amacı dışında, Dünyada bir tek örneği olmayan Grev Yasağıdır. THY A.O işletmesi Yöneticilerini görevlendiren iradenin, Toplu İş Sözleşmesi yapılmasını istemediğinin, Yetkili Sendika istemediğinin, işçilerin, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını iyi niyetten uzak bir şekilde, akamete uğratmak istediğinin, nihai amaçlarının, elle tutulur kanıtıdır. d) THY A.O. yöneticilerini görevlendiren irade, Dünyada örneği olmayan kanun değişikliği ile de tatmin olmamış, Çalışma Bakanlığı, Çalışma Genel Müdürlüğünün hukuk dışı işlemi ile, TİS nin YHK na dahi gönderilmesi engellenmek istenmiştir. THY A.O işletmesi Yöneticilerini görevlendiren irade, Toplu İş Sözleşmesi yapılmasını istemediğinden, Yetkili Sendika istemediğinden, işçilerin, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını tanımak istemediğinden; 6321 sayılı yasa ile getirilen Grev Yasağı ile de tatmin olmamış, Sendikanın Yüksek Hakem Kuruluna da başvurması ve üyeleri adına TİS yapılmasının temin edilmesi önlenmek istenmiştir. T.C.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü 06.06.2012 tarihinde, Bakanlık İl Müdürlüğünde kayda geçen, 05.06.2012 tarihli yazı ile “Resmi arabulucu raporunun sehven tebliğ edildiği anlaşılmış olup raporun işleme konulmaması” nı istemiştir. Bakanlık İl Müdürlüğü, Bu yazıyı, ekine iliştirmek suretiyle aynı gün, 06.06.2012 tarihinde, üzerinde “iadeli taahhütlü” damgası bulunmasına rağmen, Sendikaya “Memur vasıtasıyla elden tebliğ” etmiştir. Sendika, 06.06.2012 tarihinde elden tebellüğ ettiği bu “Hukuk dışı” yazıya, aynı gün, 06.06.2012 tarihinde APS ile Hukuk çerçevesinde cevap göndermiş, Çalışma Genel Müdürlüğü yazısının Hukuk dışı olduğunu, kabul etmediğini, dosyanın 05.06.2012 tarihinde 191 kayıt numarası ile Yüksek Hakem Kurulu’na iletildiğini belirtmiştir. Çalışma Genel Müdürlüğünün 05.06.2012 tarihli yazısı, Bakanlık İstanbul İl Müdürlüğünün sendikaya hitaben elden tebliğ ettiği 06.06.2012 tarihli yazısı ve Sendikanın Çalışma Genel Müdürlüğüne gönderdiği yine aynı tarihli, 06.06.2012 tarihli yazıları örnekleri Ektedir. (EK–8) Görüldüğü gibi, tüm bu bilgi ve belgeler, THY A.O işletmesi Yöneticilerini görevlendiren iradenin, Toplu İş Sözleşmesi yapılmasını istemediğinin, Yetkili Sendika istemediğinin, işçilerin, Anayasa’da yer alan, Toplu İş Sözleşmesi ve Sendika örgütlülük haklarını iyi niyetten uzak bir şekilde, akamete uğratmak istediğinin, nihai amaçlarının, elle tutulur kanıtıdır. (a),(b),(c) ve (d) de bilgi ve belgeleri ile sunduğumuz hususlar, Huzurunuzdaki uyuşmazlığın, “Hukuk dışı” işten çıkartma işleminin, gerçek iradesinin ön hukuksuzluklarıdır. Bilgilerinize ve taktirlerinize sunmaktayız

5


II-ANAYASANIN 90, 54. ve 13. MADDELERİ ile ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER ve BAĞLAYICILIĞI: Anayasa 90.Madde: Anayasamızın Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma başlıklı 90. Maddesi’nin son fıkrası aynen şöyle demektedir: “….. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” Anayasanın bu maddesi ile, açıkça, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır, denilerek, milletlerarası andlaşma ve kanunlar bakımından konuyu açıklığa kavuşturmuştur. Anayasa 54.Madde: Anayasamızın Grev hakkı ve Lokavt başlıklı 54. Maddesinde yer alan; “… siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz ..” hükmü, İLO’ nun eleştirilerine paralel olarak, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğinde, Anayasa’dan çıkartılmıştır. 2010 yılından evvel, Anayasa’da yasaklanan bu durumlar, 2010 Anayasa değişikliğinden sonra, Anayasanın 90 maddesi çerçevesinde ve Uluslar arası sözleşmeler uyarınca, Anayasal Hak olarak, tartışmasız hale gelmiştir. Anayasa 13.Madde: Anayasanın 13.maddesi aynen ; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanun ile sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” demektedir. Hukuken, yukarıda tam metnini belirttiğimiz, Anayasanın 13.maddensine göre temel hak ve özgürlüklerine ilişkin hakların sadece Anayasa ile sınırlandırılabilinir. Anayasada belirtilen temel hak ve özgürlükler Anayasada yerini bulmaksızın kanunlar ile sınırlandırılamaz. Yukarıda ayrıntılı olarak belirttiğimiz gibi, daha önce Anayasanın 54.maddesinde belirtilmiş olan “… siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz ..” şeklindeki sınırlandırmalar 2010 Anayasa değişikliğinde ayrıntılı gerekçeleriyle birlikte belirtildiği gibi Anayasanın 54.maddesi metninden çıkartılmış olması sebebiyle, uyuşmazlık tarihi itibariyle ve bugün için temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak Anayasamızda hiçbir sınırlama bulunmamaktadır.

6


Genel hukuk ilkeleri uyarınca, Anayasaya aykırı kanun düzenlenemeyeceğinden Anayasa değişikliği ile kaldırılan temel hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlandırmalar kanunla da düzenlenemez. ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER: Uluslar arası belgelerde sendika, toplu sözleşme ve grevi de kapsayan toplu eylem hakkının birbirini tamamladığı, kolektif sosyal hakların varlığından söz edilebilmesinin, ancak, her 3 hakkın birlikte ve yeterli etkinlikte tanınması ile mümkün olabileceği kabul edilmektedir. İLO’nun 87 ve 98 Sayılı sözleşmesine göre; İLO’nun 87 ve 98 Sayılı sözleşmelerinde, greve ilişkin hükümler yer almamaktadır ancak, denetim organları, grev hakkının, örgütlenme hakkının doğal sonucu ve işçilerle işçi örgütlerinin temel hakkı olduğunu kabul etmektedir. İLO’nun 87 ve 98 Sayılı sözleşmesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Birliği tarafından kabul edilen Avrupa Temel Haklar Şartı’dır.Yukarıda belirtilen uluslar arası belgelerde grev hakkı, sendika hakkına dahil bir İNSAN HAKKI olarak kabul edilmektedir. 87 ve 98 sayılı sözleşmelerin Türkçe metni Ektedir. (EK-9) İLO Denetim Organlarına göre, grev hakkına ilişkin Türk Hukukundaki sınırlamalar, uluslar arası düzenlemelere aykırıdır. Bu aykırılığın başında da genel grev ve sempati grevlerinin tümüyle yasaklanması bulunmaktadır. Avrupa Sosyal Şartına göre; Sözleşmenin 6/4 maddesi uyarınca “menfaat uyuşmazlıkları halinde, işçilerin ve işverenlerin, daha önce yürürlüğe giren toplu sözleşmelerden ortaya çıkmış olabilecek yükümlülükler saklı kalarak, grev hakkı dahil, toplu eylemde bulunma hakkını tanırlar.” Her ne kadar, Türkiye, Avrupa Sosyal şartının örgütlenme hakkına ilişkin 5. Maddesini ve Toplu Pazarlık-Grev hakkına ilişkin 6. Maddesini Onaylamamış ise de; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’ye ilişkin “Demir ve Baykara – Türkiye” kararında sosyal şartı Türkiye’nin imzası olmamasına rağmen, dolaylı olarak, Türkiye’yi bu sosyal şartla bağlı kabul etmiştir. Bu doğrultuda hüküm kurmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başvuru no:34503/97 sayılı ve 21 Kasım 2006 tarihli, 16 sayfadan ibaret kararın Türkçe metni ektedir.(EK–10) Özetle; Müvekkilimiz açısından, “yasa dışı eylem” veya işlem hiçbir surette sözkonusu olmamakla birlikte; Anayasanın 90, 54. ve 13. maddeleri ile Ülkemizi ve Yargımızı bağlayıcı nitelikteki Uluslar arası sözleşme hükümlerine göre, Grev hakkı, sendika hakkına dahil bir İNSAN HAKKI’dır. Dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler hukuka uygundur. Eğer Anayasa hükümleri geçerli ise, … Eğer altına imza konulan Uluslar arası sözleşmeler geçerli ve uyulması gereken kurallar ve kaideler ise, … Eğer Türkiye bir Hukuk Devleti ise, … 7


III-DAVACININ HİÇ BİR HUKUK DIŞI İŞLEM VE EYLEMİ BULUNMAMAKTADIR. Yukarıda (II) başlığında anlattığımız Anayasa Hükümleri ve Uluslar arası sözleşmeler ve bağlayıcı hükümler bir an için hiç olmasa dahi; Yukarıda (I) başlığında anlattığımız ve belgelerini de sunduğumuz nedenlerle, Yasaların istismarını yapan, 50 yıla yakın süredir imzalanan ve uygulanan Toplu İş Sözleşmesini ortadan kaldırmaya çalışan, Sendika ve örgütlenme hakkını tanımayan ve ortadan kaldırmaya çalışan, Hukuka aykırı hareket eden, İşveren’dir. Davacının Hukuk dışı hiçbir işlem ve eylemi bulunmamaktadır. IV-FESİH USULEN VE HUKUKEN GEÇERSİZDİR. Yukarıda tekrar tekrar belirttiğimiz gibi, Davalı işletmede, 50 yıla yakın sürede, 22 Dönem TİS imzalanmıştır. 23. Dönem İşletme TİS maalesef işverenin Hukuk dışı itirazları nedeniyle halen bağıtlanamamıştır. Ancak; 2822 sayılı Yasanın Toplu iş sözleşmesinin hükmü başlıklı 6. Maddesinin son paragrafı, aynen: “Her ne sebeple olursa olsun sona eren toplu iş sözleşmesinin hizmet akdine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğü girinceye kadar, hizmet akdi hükmü olarak devam eder.” demektedir. Yasanın bu açık hükmü uyarınca süresi sona ermiş bulunan 22.Dönem işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi hükümleri hizmet akdi olarak devam etmektedir. 22.Dönem TİS Ektedir. (EK–11) Hava İş üye fişi Ektedir. (EK-12) Bu toplu iş sözleşmesinin 90. maddeden 96.(dâhil) maddeye kadar disiplin cezaları, uyarma ve kınama, ücret kesintisi, kıdem terfisinin durdurulması, cezaların tekerrürü, hafifletilmesi ve birleştirilmesi, disiplin kurulunun oluşması ve çalışması, disiplin cezası verilmesi ve cezaya itiraz konuları düzenlenmiştir. 90-96.maddelerde düzenlenen disiplin cezalarının dışında Toplu İş Sözleşmesinin işten çıkarma cezasında usul başlıklı 26.maddesinde aynen; “İşten çıkarma cezasını vermeye Genel Müdürlük yetkilidir. İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulu Kararıyla verilir….” Demektedir. Görüldüğü gibi bu hüküm tartışmasız bir şekilde bağlayıcıdır, uyulması zorunludur. “İşten çıkarma cezası disiplin kurulu kararıyla verilebilir” dememektedir, açıkça “İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulu Kararıyla verilir” demektedir. Bu hükümler normatif hükümlerdir. 2822 Sayılı kanunun 6.maddesi uyarınca toplu iş sözleşmesinin yenisi yürürlüğe girinceye kadar yürürlüktedir ve tarafları bağlayıcıdır. Nitekim; Davalı işveren de huzurunuzdaki bu son uyuşmazlık hariç bu maddelere uygun hareket etmiş, her konuda prosedürü bu hükümlere göre tamamlamıştır. “Haklı nedenle” hareket ettiğini iddia ettiği konuları da TİS’in 95.maddesinde belirtilen disiplin kurulu önüne getirmiş, disiplin kurulunun verdiği karara göre işlemleri sonuçlandırmıştır.

8


Tüm bu bilgi, belge, TİS hükümleri ve onlarca uygulamaya rağmen huzurunuzdaki uyuşmazlıkta, zorunlu olmasına rağmen konuyu disiplin kuruluna getirmeden, hatta yazılı bildirim dahi yapılmadan iş sözleşmesini bildirimsiz feshetmiştir. İddia edilen, “haklı nedenle bildirimsiz fesih” iddiası, yukarıda belirttiğimiz sebeplerle geçersizdir. Ayrıca, Fesih yazılı olarak yapılmamıştır. Yazılı olarak yapılmamasının sebebi, dilekçemizin başından beri belirttiğimiz, işverenin kötüniyetli tutumunun bir devamıdır. İşveren, salt usul kurallarını bertaraf etmek amacıyla hareket etmiştir: Dava konusu uyuşmazlıkta da, işveren, kötüniyetli olarak usul kurallarını bertaraf etmek amacıyla, Hem yazılı fesih bildiriminde bulunmamış, Hem de disiplin kuruluna getirmeksizin tek taraflı işlemle iş sözleşmesini feshetmiştir. Olay tarihi itibariyle ve bugün itibariyle Hizmet akti hükmü olarak yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin bu açık hükümleri, “TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ ÖZERKLİĞİ” uyarınca, tarafları bağlayıcı ve uyulması zorunlu hükümlerdir. Fesih, her iki nedenle de usul açısından geçersizdir. V- KABUL ETMEMEKLE BİRLİKTE, BİR AN İÇİN, İDDİA EDİLEN UYUŞMAZLIK KONUSU DOĞRU OLSA DAHİ, T İ S’nin 92. VE 93. MADDELERİ UYGULANMAKSIZIN İŞTEN ÇIKARMA CEZASI UYGULANAMAZ. Uyuşmazlık konusundaki işveren iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Bir an için aksini düşünecek olsak bile, iddia edilen uyuşmazlık konusu için toplu iş sözleşmesinin 92.maddesinin 2/d bendine göre ancak 2 günlük ücret kesimi veya 93.maddesinin 4.bendine göre kıdem terfisinin durdurulması cezası uygulanabilirdi. Mevzuatta belirlenmiş bir ceza mevcut iken daha ağır ceza veya yaptırım uygulanamaz. Ancak, yukarıda da özellikle belirttiğimiz gibi iddia edilen gerekçeyi kabul etmemekteyiz. VI-EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI HAREKET EDİLMİŞTİR. Uyuşmazlık konusu sadece davacı ve arkadaşları ile ilgili olmayıp, binlerce çalışan ile ilgilidir. Aynı gün, haklı, Anayasal, yasal ve Uluslar arası sözleşmeler çerçevesinde, binlerce işçi, basın toplantısına katılmış, hukuksuzluklara karşı haklarını dile getirmiştir. Yüzlerce çalışan da, hasta olması sebebiyle rapor almıştır. Rapor doğrultusunda da işine gidememiştir. Buna rağmen, işveren tarafından, O gün raporlu olanlardan, sadece davacı ve bir kısım arkadaşı hukuk dışı gerekçelerle, Anayasaya, yasalara ve Uluslar arası sözleşmelere rağmen, sadece toplu iş sözleşmesini akamete uğratmak ve sendikal hakları ve sendikal örgütlülüğü ortadan kaldırmak için, özel olarak seçilmiş, diğer çalışanlara da gözdağı vermek amacıyla, ayrımcılık yapılmak suretiyle, keyfi, sübjektif ve Sendikal nedenlerle işten çıkartılmıştır.

9


VII-FESİH GEREKÇESİ İLE İLGİLİ OLARAK İşveren, “yasadışı eyleme katılmanız sebebiyle” gerekçesiyle davacının iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu iddia gerçek dışıdır. Ortada herhangi bir “yasa dışı eylem” söz konusu değildir. Müvekkilimiz davacı ve binlerce işçi arkadaşının da, herhangi bir yasa dışı eyleme katılması söz konusu değildir. Bu nedenle yapılan fesih hem usulen hem de esas bakımından haklı veya geçerli değildir. İddiasını ispat külfeti işverene aittir. İspat çerçevesinde ileri sürülecek gerekçe ve delillere karşı ayrıntılı cevap ve delil bildirme hakkımızı saklı tutmaktayız. VIII-DAVACININ ÖZEL DURUMU Müvekkilimizin iddia edilen günde uçuşu veya görevi bulunmamaktadır. Müvekkilimiz iddianın tersine söz konusu günde uçuş görevini yerine getirmiştir. Müvekkilimiz iddia edilen günde hastadır, raporludur ve evinde istirahat halindedir. Müvekkilimiz iddia edilen günde hastadır, raporludur ve sadece raporu iş yeri hekimine onaylatmak üzere Yeşilköy Havalimanına gelmiştir. H.SEBEPLER

: Anayasa Hükümleri, Uluslar arası sözleşmeler, Yasalar, Toplu İş Sözleşmesi, sair ilgili mevzuat. K.DELİLLER : Toplu İş Sözleşmesi, İşyeri şahsi sicil dosyası ve işyeri kayıtları, SGK Kayıtları, Sendika kayıtları, Sağlık Raporları, Tanıklar, Kayıtlar, sair deliller. SONUÇ VE İSTEM: Huzurunuzdaki bu dava ile; Hiçbir haklı neden veya geçerli sebep olmaksızın iş sözleşmesi feshedilen davacının, -İş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve davacının eski işine iadesine, -Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için 4 aylık ücret ve diğer haklarının ödenmesine, -Mahkeme tarafından verilecek işe iade kararından sonra davacı işe başlatılmaz ise, fesih sendikal nedenlerle gerçekleştirilmiş olduğu için, 3 yıllık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatına hükmedilmesine, Yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dileriz. Saygılarımızla, Davacı Vekili Av.Abdi PESOK 10


Ekler: 1- İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2011/44 Esas Sayılı Kararı ve Onama Kararı 2- Bakırköy 13. İş Mahkemesinin 2011/244 Esas Sayılı Kararı ve Onama Kararı 3- 19.03.2012 Tarihli Uyuşmazlık Tutanağı 4- Bakırköy 5. İş Mahkemesinin 2012/191 Esas Sayılı Kararı 5- İstanbul 7. İş Mahkemesinin 2012/276 Esas Sayılı Kararı 6- İstanbul 11. İş Mahkemesinin 2012/243 Esas Sayılı Kararı 7- 29.05.2012 Tarihinde TBMM’ye gelen 6321 Sayılı Yasanın yayımlandığı 03.06.2012 Tarihli Resmi Gazete 8 06.06.2012 Tarihli T.C.Ç.S.G.B Çalışma Genel Müdürü Yazısı ve Sendikanın aynı Tarihli Cevap Yazısı 9- İLO’nun 87 ve 98 Sayılı Sözleşmeleri 10- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 21.11.2006 Tarihli “Demir ve Baykara” Kararının Türkçe Tam Metni 11- 01.01.2009-31.12.2010 Süreli TİS 12- Hava –İş Sendikası Üye Fişi 13- Vekaletname

11


THY İşten Çıkarmalarla İlgili Dilekçe Örneği