Page 1

SAYFA 01 renkli

TV 2000 sektöre iddialı girmeye hazırlanıyor

ŞANİMDER’in başmisafiri ÖNDER

ŞANİMDER’in düzenlediği İmam Hatip Lisesi mezunları buluşma gecesinin ikincisi ÖNDER’in katılımıyla gerçekleşti.  SAYFA 3’TE

31 Mayıs 2012

Yıl:1

Sayı: 9

2 TL.

I 2000 MEDYA GRUBU olarak İstanbul'da 90,6 MHz'den yayınlarına devam eden Radyo 2000 radyo yayıncılığının ardından televizyon yayıncılığına da el atan grup ikinci radyo içinde kollarını sıvamış durumda.  SAYFA 3’TE

Dünyada İslâm hızla yayılıyor...

“Esenler Dünyayı konuşuyor” sloganıyla düzenlenen konferansta, AB’nin geleceğinde Türkiye’ye masaya yatırıldı.  4’TE

HAFTALIK BAĞIMSIZ GAZETE

FETHİN 559. YILI görkemli kutlandı  HABERİ SAYFA 7’DE

www.aktualitehaber.com

Ulaşımda Minimum Maliyet MAKSİMUM MEMNUNİYET İstanbul 2023 Toplu Ulaşım Vizyonu konulu panelde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Dursun Balcıoğlu, İstanbul’un raylı, karayolu, trafik yönetim ve denizyolu sistemleri hakkında bilgi verdi

I MİMAR ve Mühendisler Grubu Barcelo Eresin Topkapı Oteli’nde düzenlediği kahvaltılı toplantı ve panelde misafirleri ve üyeleriyle buluştu. Kahvaltı sonrası gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü MMG İnşaat Komisyonu Başkanı Murat Seven’in yaptığı “İstanbul 2023 Toplu Ulaşım Vizyonu” konulu panelin konuşmacıları; İETT Genel Müdürü Yard. Doç. Dr. Hayri Baraçlı, Şehir Hatları A.Ş. Genel Müdürü Süleyman Genç, İstanbul Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü Ömer Yıldız ve TCDD 1. Bölge Müdürü Hasan Gedikli oldu. Panel öncesi açılı konuşması yapan

I TÜRKİYE’nin 80 ilinden 462 okul ile balkanlardan

gelen 8 ülkenin öğrencilerinin bilgi, şiir hitabet ve musiki dallarında yarıştığı Uluslararası Arapça Yarışmaları birincileri belli oldu. Kuran tilaveti ve İstiklal Marşının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği mesaj okununca salondan büyük alkış aldı.  SAYFA 8’DE

Devrim, yeni çağlar ve eski gelenekler

 TARİHİ YAZI DİZİSİ SAYFA 9’DA

Fethi, Boğaz’da kutladılar I BAĞCILAR Belediyesi İstanbul’un Fethi’nin 559’uncu yıl dönümü dolayısıyla Boğaz turu düzenledi. 3 bin Bağcılarlı rehberler eşliğinde Boğaz’ın tarihi ve doğal güzelliklerini bir kez  SAYFA 4’TE daha görme fırsatı buldu.

Bakırköy’de Uluslararası sanat festivali heyecanı

MMG Genel Başkanı Avni Çebi, katılımcılar ve misafirlere MMG’nin etkinliklerinden ve toplumu ilgilendiren konular hakkında düzenlediği panel ve sempozyumlardan kısaca bahsetti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Dursun Balcıoğlu, hazırladığı sunum eşliğinde İstanbul ve İstanbul’un raylı, karayolu, otopark, trafik yönetim ve denizyolu sistemleri hakkında bilgiler verdi. Balcıoğlu, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’un birçok büyük etkinliğe ev sahipliği yaptığına dikkat çekti.  DEVAMI SAYFA 5’TE

3. Uluslararası Arapça Yarışmaları muhteşem bir programla sona erdi

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

I BAKIRKÖY Belediyesi tarafından düzenlenen 12. Bakırköy Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali 5 Haziran’da kadar devam edecek.

 SAYFA 4’TE

Restorasyonu tamamlanan Fatih Camii’ni Başbakan Erdoğan açtı I İSTANBUL’UN Fethi’nin

559. yıl dönümünde restorasyonu tamamlanan Fatih Camii, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ibadete yeniden açıldı. Restorasyonu tamam-

lanan Fatih Cami'ye ikindi namazında gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindekiler önce namazı kıldı ve Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesini ziyaret etti.  SAYFA 7’DE

Bir kıtanın sahip olduğu kadar maden çeşitliliğine sahibiz I TÜRKİYE’nin Maden Potansiyeli ve Değerlendirme Olanakları panelinde, uzman panelistler madenciliğin nabzını tuttu. Açılış konuşmalarını MMG Genel Başkanı Avni Çebi ve İ.Ü. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Tanyolaç’ın yaptığı panele, öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.  SAYFA 6’DA

Gazilere Başkan’dan takım I GAZİLERİMİZE Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu tarafından takım elbise hediye edildi. Hediye edilen takımlarını giyen gaziler, Başkan Develioğlu’nun kendileri onuruna verdiği  HABERİ SAYFA 4’TE yemeğe katıldılar.

Müslümanlık’ta Kürtaj yaygın bir uygulama değil I MÜSLÜMAN toplumlarda kürtaj yaygın değildir. Çünkü bu ülkelerde zina, cinsi sapıklıklar ve evlilik dışı ilişkiler yaygın değildir.

 SAYFA 10’DA

Yeşil Vadi 5. şubesini açtı! I YEŞIL VADI ARSA OFİSİ, beşinci şubesini Zeytinburnu'na açtı.  HABERİ SAYFA 3’TE

MEDCEZİR hasan çabukol

hasancabukol@gmail.com

Köy ve şehir hayatı...

Hasan Çabukol’un köşe yazısı 8. sayfada


SAYFA 02 renkli

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI


SAYFA 03 sb

iş dünyası

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

Editör - Hatice KÜÇÜK

31 Mayıs 2012

3

TV 2000 sektöre iddialı girmeye hazırlanıyor 2000 MEDYA GRUBU olarak İstanbul'da 90,6 MHz'den yayınlarına devam eden Radyo 2000 radyo yayıncılığının ardından televizyon yayıncılığına da el atan grup ikinci radyo içinde kollarını sıvamış durumda. İlhan Çalcı ve Selda Çalcı yönetiminde büyüme çalışmalarına hız veren grup öncelikli olarak TV2000 ‘nin stüdyo kurulumlarına devam ediyor. Yaz aylarında yayına girmesi beklenen televizyon kanalının ardından grubun ikinci radyosu olacak Türk Halk Müziği içerikli istasyonunda çalışmalarında da son noktaya gelindi. Büyüme konusunda çalışmalarını yürüten 2000 Medya Grubu Esenlerde yaptırmakta olduğu Modern bir mimari içeren 2000 MEDYA CENTER 'in inşaat ça-

lışmalarının büyük bölümünü tamamlayarak görsellerini www.tv2000.com.tr internet adresinden yayınladı. Çok yakında 2000 Medya Center'den yayına geçecek olan kanal Haberden sinemaya, diziden belgesele , Magazinden Müziğe kadar geniş bir içerikle genel izleyici kitlesine hitap etmeyi planlamakta olup bu konuda çalışmalarına hız vermiş durumda. TV2000 Önümüzdeki günlerde yapmayı planladığı flaş transferler ile dikkatleri üzerine çekerek adından çok söz ettireceğe benziyor. Grup www.tv2000.com.tr adresinden personel başvurularını toplayarak kadro kurulum çalışmalarını sürdürmekte olup, tv2000.com.tr/facebook adresinden üyeleriyle kanalla ilgili gelişmeleri an ve an paylaşıyor.

ŞANİMDER’in gecesinde başmisafir ÖNDER oldu Ş

Şanlıurfa İmam Hatipliler Derneği (ŞANİMDER)’in geleneksel hale getirdiği İmam Hatip Lisesi Mezunları Buluşma Gecesi’nin ikincisi ÖNDER’in katılımıyla gerçekleşti

anlıurfa İmam Hatip Lisesinin bahçesinde düzenlenen buluşma gecesine Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, ÖNDER Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Dağdeviren, İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Pala, Müftü Yardımcısı Mustafa Erdem,İl Halk Sağlığı Müdürü ve eski Mezun Dernek Başkanı sayın Osman Koyuncu,1970’den günümüze kadar olan İmam Hatip Mezunları ve vatandaşlar katıldı. Hafız Mehmet Ali baybostancı’nın okumuş olduğu aşrı şerif ile başlatılan program, ŞANİMDER Başkanı Abdurrahman Kırıkçı yaptı. Kırıkçı okullarımızın yıllardır çekmiş olduğu, başörtüsü, Katsayı, Karma Eğitim ve en son 28 Şubat sürecinde yapılan haksızlık üzerinde bilgilendirdi ve birlik ve beraberliğin önemi üzerine vurgu yaptı.

‘MÜCADELEMİZ SÜRECEK’

Daha sonra Kürsüye Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Dağdeviren geldi. Dağdeviren ‘İbrahim(A.S.)’ı yakmayan ateş, O’nun torunlarını da yakmadı, dokunmadı. Yıllardır yapılan haksızlıklar, zulümlare rağmen elhamdülillah dimdik ayaktayız. Bu mücadele Siyasi hayatına mal olsa da kapatacaklar ile siyasi hayatlarına mal olsa da açacakların, sahip çıkacakların mücadelesi olduğunu vurguladı ve bu mücadelenin kıyamete kadar devam edeceğini ifade etti. ÖNDER’in yaptığı çalışmalar, 4+4+4 eğitim sistemi, Ortaokullara kayıt sistemi ile ilgili velileri de uyaran Dağdeviren, İstanbul’da Yeni açılacak İmam Hatip Ortaokulları ve liseleriyle alakalı kurulan Platform’un çalışmaları hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Bu platformun bir benzerinin daha kapsamlısını diğer illerimiz içinde kurulacağını, okullarımızın fiziki kalitesi ve dört yıldızlı bir eğitim verilmesiyle ilgili olarak çalışacaklarını ifade etti. Gecede bir konuşma yapan Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, okullardaki kaliteyi artıracaklarını belirterek, gençlerin okul dışında spora ve kültürel faaliyetlere yönlendirilmesinin önemine değindi. İlk mezunlar ve son mezunlar adına yapılan konuşmalarla mezuniyet buluşması sona erdi.

Avrupa’nın organik çorapları İstanbul’dan

BEYLİKDÜZÜ Belediye Başkanı Yusuf Uzun, her hafta gerçekleştirdiği fabrika ziyaretleri kapsamında bu hafta Atel Çorap Fabrikası`nda yönetici ve çalışanlarla bir araya geldi. İmalathane alanını gezen Belediye Başkanı, üretim tesisinin ülke adına örnek çalışmalar yaptığını ifade ederek, tekstil sektöründe son yıllarda ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Başkan Uzun’un ziyaretinden memnuniyet duyduklarını ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bekmezci de yüzde yüz organik çorap üretimi yapan tesiste yılda 2 milyon düzine üretim yaptıklarını ve üretimin büyük bir kısmının Avrupa’ya ihraç edildiğini kaydetti.

Yeşil Vadi 5. şubesini Zeytinburnu’nda açtı

ZEYTİNBURNU’NDAKİ açılış organizasyonunu ‘’Medyaofis Tanıtım Organizasyon’’ Firmasının yaptığı arsa sektörünün öncü ismi Yeşil vadi Arsa Ofisi, beşinci şubesini Zeytinburnu'na açtı. Yeşil Vadi Arsa Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Orhan, "Sürpriz projelerle arsa sektöründe kazançlı yatırımların öncüsü olmaya devam edeceğiz" dedi. Çerkezköy, Kapaklı, Saray, Büyük Yoncalı, Tekirdağ Misinli, Marmaracık ta arsa, arazi ve gayrimenkul konularında faaliyet gösteren ve binlerce aileyi gayrimenkul sahibi yapan Yeşil Vadi Arsa Ofisi ve İnşaat, 5'inci ofisini Zeytinburnu'nda törenle hizmete açtı. Ofiste, gayrimenkul danışmanlığı, arsa, konut, dükkân, arazi ve villa konularında yatırımla ilgili hizmet verilecek. Açılışa özel olarak mehteran takımı getirilirken, ofis müşterileri ve çevre halkı yoğun ilgi gösterdi. Çok sayıda vatandaşın katıldığı açılış töreninde mehteran takımının coşkulu konseri ilgiyle izlendi. Törene katılan yetkililer, yap-

tıkları kısa konuşmalarda arsa sektöründe güvenin sembolü olan Yeşil Vadi Arsa Ofisi'ne bundan sonraki çalışmalarında başarılar dilediler. Yeşil Vadi Arsa Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Orhan, sürpriz projelerle, insanlara daha çok gelir kazandırmaya devam edeceklerini belirtti. Arsanın en kârlı yatırım aracı olduğunu kaydeden Orhan, "İnşallah, yeni dönem şirketimiz ve şubemiz için hayırlara vesile olur" temennisinde bulundu. Orhan, Yeşil Vadi Arsa Ofisi'nin sektörde çok saygın ve güvenilir bir konuma gelmesinden gurur duyduklarını belirterek, "Bizler, yatırım danışmanıyız. 13 yıldır arsa sektöründe yapılan tüm yatırımlar, yatırımcısına çok büyük yüzdelerle kazançlar getirmiştir. Biz, 'Geleceği görmek elinizde değil ama planlamak elinizde' sloganıyla müşterilerimize kazançlı yatırım adresleri sunuyoruz. Bize duyulan güveni her gün yeniden kazanmak için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi.

Hanımlar ‘Mutlu Yuva’nın sırlarını keşfediyor

İşged'de 25 Mayıs Cuma saat 10:00’da ikincisi düzenlenen Girişimci Kadınlar Komisyonu organizasyonuyla “Mutlu Yuva Semineri -2” programının konuğu Uzman Psikolog Gülden Esat oldu

P Yaptı. Marifed tanıtım filminin izlenmesinin ardın-

rogramın kahvaltı sponsorluğunu "Birmar Market"

dan program Birmar Market tanıtım filmi izlendi. Birmar Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Altuntaş kısa bir konuşma yaparak firması ve işi hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Altuntaş'a Girişimci Kadınlar Komisyonu Başkanı Sakiye Pehlivan tarafından plaket takdim edildi. Program açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter Şadan Yavuz, İşged faaliyetleri ve önümüzdeki günlerde yapılması planlanan organizasyonlar hakkında misafirlerimizi bilgilendirdi. Yavuz'un bilgi ve hatırlatmasının ardından kürsüye

gelen Pehlivan kısa bir hoşgeldiniz konuşmasının ardından günün konuğu Sayın Gülden Esat'ın kısa bir özgeçmişini misafirlerimizle paylaşarak "Aile İçi İletişim ve Ailede, Eşler Arasında İletişim" seminerini gerçekleştirmek üzere kendilerini kürsüye davet etti. Esat, böyle bir ortamda bir arada bulunmaktan ve davet edilmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Ailede, Eşler Arası İletişim hakkında değerlendirmelerde bulundu ve fikirlerini paylaştı. Sağlıklı bir evlilikte her kişi sorumluluk ve sınırlarının farkındadır. Mutluluğu kendi içinde yaşayabilir. Kendisiyle barışıktır ve yalnız kalmaktan korkmaz. Böyle özelliklere

sahip iki insan, eksikliklerini tamamlamaktan çok, sevgi ekseninde bir araya gelirler. Bu minval üzere şekillenen bilinçli ve sağlıklı iletişim anlamlı bir hayatın, anlamlı hayat da sakin ve mutmain ruh halinin gelişmesine yol açar. Ancak bunun için özgür ortam şarttır. Özgür ortamda gerçekleşen iletişim, toplumsal sorunların çözümüne olduğu kadar kişiler arası (özellikle aile içi) sorunların çözümüne de katkıda bulunur diyerek sözlerini tamamladı. Esat'a günün anısına İşged Girişimci Kadınlar Komisyonu Başkanı Sakiye Pehlivan bir plaket ve Burcu Furat ( Beyza Çiçek Durağı ) tarafından hediye edilen çiçekleri takdim etti.

Aile içi ileşitim ve ailede eşler arasında iletişim konularında bilgiler verilen Mutlu Yuva Semireni’nin ikincisine katılan hanımlar, programın sonunda toplu bir hatıra fotoğrafı çektirdiler.


SAYFA 04 sb

4 31 Mayıs 2012

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

yerel yönetim

İslâm hızla yayılıyor E

“Esenler Dünyayı konuşuyor” sloganıyla düzenlenen uluslararası konferansta, alanında uzman isimler, çok kültürlülük kavramını ve AB’nin geleceğinde Türkiye’yi değerlendirdi

Fethi, Boğaz turu ile kutladılar

BAĞCILAR Belediyesi İstanbul’un Fethi’nin 559’uncu yıl dönümü dolayısıyla Boğaz turu düzenledi. 3 bin Bağcılarlı rehberler eşliğinde Boğaz’ın tarihi ve doğal güzelliklerini bir kez daha görme fırsatı buldu. Bağcılar Belediyesi İstanbul’un Fethi’nin 559’uncu yıl dönümünde Boğaz turu düzenledi. İki vapur ile gerçekleştirilen Boğaz turuna 3 bin kişi katıldı. Bağcılar’dan otobüslerle Kabataş’a gelen vatandaşlar vapurlarla Boğaz turuna çıktı. Bağcılar Belediyesi’nin bu yıl 15’incisini gerçekleştireceği Çevre Haftası Etkinlikleri 4 Haziran Pazartesi günü başlıyor. Etkinlikler kapsamında, çevre yürüyüşü düzenlenecek, fesleğen dağıtılacak ve daha güzel

bir Bağcılar için rengarenk uçurtmalar uçurulacak. Bağcılar Belediyesi, Çevre Haftası dolayısıyla geleneksel hale getirdiği etkinliklere devam ediyor. 4 Haziran Pazartesi günü Halk Sarayı’nda Çevre Sergisi’nin açılışı ve Çevre Şurası ile başlayacak etkinlikler 4 gün boyunca devam edecek. Toplumdaki çevre duyarlılığının artırılmasının amaçlandığı etkinlikler kapsamında çevre yürüyüşü gerçekleştirilecek, vatandaşlara fesleğen dağıtılacak ve çevre paneli düzenlenecek. Etkinliklerin en dikkat çeken bölümünü ise Uçurtma Şöleni oluşturucak. Her yıl olduğu gibi bu yıl da rengarenk uçurtmalar daha güzel bir Bağcılar için gökyüzüne yükselecek.

Bakırköy’de festival heyecanı

BAKIRKÖY Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile Özel Kalem Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12. Bakırköy Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali 5 Haziran’da kadar devam edecek. Geleneksel kültürel değerlerin unutulmasını önlemek, çeşitli ülkelerden gelen misafirlere ülkemizin ve insanımızın zenginliklerini, konukseverliğini, kültürel ve sanatsal değerlerini,turizmini uluslararası alanda tanıtmaktan onur duyduklarını belirten Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen,” Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ,”Yurtta Sulh,Cihanda Sulh” sözü bize her zaman önder olmuş,ulusça ilkelerimizin başında barış ve

dostluk gelmiştir. Bu anlamda da Bakırköy’ümüzde 12. Uluslararası Bakırköy Kültür ve Sanat Festivali’ni düzenlemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ülkemizden ekiplerin yanı sıra halk oyunları bölümünde festivale Sırbistan, Yunanistan, Ürdün, Sierra Leone, Arnavutluk, Rusya,Makedonya, Polonya, Ukrayna, Cezayir, Hindistan, Slovakya ve Güney Kore olmak üzere toplam 14 ülke katılacak. Festival sırasında ayrıca Bakırköy Halk Eğitim Merkezi katkısı ile sergiler açılacak,konserler düzenlenecek. Ayrıca festivalin düzenlenmesinde emeği geçen Gökmeydan Halk Oyunları Kulübü’ne de teşekkür ediyorum.”şeklinde konuştu.

senler Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından “Esenler Dünyayı konuşuyor” sloganıyla düzenlenen uluslararası konferanslar serisi devam ediyor. Konferansların bu ayki programında “Çok kültürlülük, AB’nin geleceği ve Türkiye” konusu masaya yatırıldı. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Medeniyetler İttifakı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Recep Şentürk’ün Oturum Başkanlığında gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak Hebrew Üniversitesi’nden Assoc. Prof. Dr. Tahir Abbas ve Cardiff Üniversitesi Yönetim Kurulu Üyesi Akmal Hanuk katıldı.

AVRUPA ARAYIŞ İÇİNDE

Alanlarında uzman konuşmacılar konferansta, “Çok kültürlülük, AB’nin geleceği ve Türkiye” konu başlığı çerçevesinde moderatör Prof. Dr. Recep Şentürk’ün sorularını yanıtladılar. Çok kültürlülüğün Türkiye’nin AB üyesi ülkelerle ilişkileri bağlamında son derece önemli olduğunu anlatarak açılış konuşmasına başlayan Prof. Dr. Recep Şentürk, bugün dünyanın neresinde olursa olsun meydana gelen bir olay ya da tartışmanın bütün ülkeleri ilgilendirdiğini söyledi. İstatistiklere göre İslam dininin dünyada hızla yayılan bir din olduğuna dikkat çeken Şentürk, uluslararası ilişkiler anlamında bu durumun son derece önemli olduğunu belirtti. Müslümanların tüm dünyaya yayılmasının İslam dininin geleceği açısından

etkili olduğunu kaydeden Şentürk, “İslam, şu anda Avrupa’da Hıristiyanlıktan sonra ikinci büyük din. İslam bu statüye çok kısa sürede ulaştı. ABD’de de öyle. Bu da son derece önemli” dedi

İSLAM’IN AVRUPA’DA ETKİSİ

Çok kültürlülük kavramına da dikkat çeken Şentürk, Batı ülkelerinin uzun yıllar çok kültürlü bir toplumu oluşturamadıklarını söyledi. Avrupa’da yaşayan Müslümanların orada huzurlu bir yaşantı kurabilmeleri için çok kültürlülüğün gerçekleştiril-

mesi gerektiğini söyleyen Şentürk, Müslümanların Batı toplumlarının tersine açık bir medeniyet oluşturduğunu ve çok farklı medeniyetleri bir arada tutacak stratejiyi geliştirdiklerini vurguladı. “Çok kültürlülüğü, Avrupa’ya öğretme görevi Müslümanlara düşmektedir” diyen Şentürk, Avrupalıların çok kültürlülüğün inşa edilmesinde büyük bir çıkmazda olduklarını belirtti. “Avrupa’da çok kültürlülük öldü denmesinin sebebi nedir?” şeklinde bir soruya cevap veren Hebrew Üniversitesi’nden Assoc. Prof. Dr.

Çocukların Yeni Kahramanı

ZEYÇO

Gazilerimize Başkan’dan hediye birer takım elbise

Çevre adına önemli çalışmalara imza atan Zeytinburnu Belediyesi, “Eğitim küçükken başlar” dedi, çocuklara bir maskot hediye ederek önemli bir projeye daha start verdi

GAZİLERİMİZE Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu tarafından takım elbise hediye edildi. Muharip Kore ve Kıbrıs Gazi’leri, kendilerine hediye edilen gazi elbisesini giyerek Başkan Develioğlu’nun kendileri onuruna verdiği yemeğe katıldılar. Başkan Develioğlu “Ülkemiz için canınızı siper ederek savaşan gazilerimiz için ne yapılsa azdır. Belediye olarak sizler için hazırladığımız bu hediyeyi kabul ettiğiniz için size teşekkür ediyorum” dedi. Muharip Gaziler Derneği İstanbul Şube Başkanı Emekli Gazi Albay Ahmet Kendigel de, takım elbise, ayakkabı ve kalpaktan oluşan hediyeler için Başkan Osman Develioğlu’na teşekkür etti.

Ç

evre adına önemli çalışmalara imza atan Zeytinburnu Belediyesi, faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. Çevreye duyarlılık konusunda farkındalık oluşturmayı şiar edinen Zeytinburnu Belediyesi “Eğitim küçükken başlar” dedi, çocuklara bir maskot hediye ederek önemli bir projeye daha start verdi. Proje kapsamında İstanbul Aydın Üniversite’ sinde düzenlenen ‘Zeytin Çocuk Karakteri’, ‘Zeytin Çocuk Öyküsü’ ve ‘Çevreci Kısa Film’ yarışmalarında dereceye girenlere ödülleri de açılış töreninde verildi.

Ve artık sahneyi Zeyço’ya bırakma vakti

31 MAYIS 2012 YIL: 1 SAYI: 9 İmtiyaz Sahibi

Hatice KÜÇÜK

ZEYÇO alkışlar ve müzik eşliğinde sahneye geldi, çocuklar oturdukları yerden sahneye koştu. Zeyço ile dans eden onunla konuşmaya çalışan çocuklar çevre kahramanları ile buluşmanın mutluluğu içersindeydi. Gecede Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ile Çevreci Zeyço’ nun gülümseten kareleri objektiflere yansıdı.

Avrupa Bilardo Şampiyonası’nda 3. olduk B

ahçelievler Belediyesi’nin ev sahipliğinde 3 gündür devam eden 69. 3 Bant Ferdi Avrupa Bilardo şampiyonasının finali Siyavuşpaşa Kültür ve Spor Kompleksi'nde gerçekleşti. Yarı finalde Yunanlı Filipos Kasidokostas ile karşılaşan Türk oyuncu Murat Naci Çoklu maçı Hollanda’lı oyuncu Raimond Burgman ile Yunanlı oyuncu Filipos Kasidokostas finalde karşı karşıya geldiler. Yunanlı oyuncu Filipos Kasidokostas, müsabakayı kazanarak şampiyonanın birincisi oldu. 18 ülkeden 32 sporcunun katıldığı 69’uncu 3 Bant Ferdi

Tahir Abbas, Avrupa’daki devletlerin tutumu nedeniyle çok kültürlülüğe olumsuz bakıldığına dikkat çekerken; Cardiff Üniversitesi Yönetim Kurulu Üyesi Akmal Hanuk da Avrupalıların kendi değer yargılarını ön planda tuttuklarını söyledi. İslam’ın dünyada hızla yayılan ikinci din olmasını da değerlendiren uzmanlar, İslam’ın Avrupa’daki etkisine vurgu yaptılar. Avrupa’nın derin bir arayış içinde olduğunu vurgulayan Abbas, “İslamiyet açık uçlu bütüncül bir sistem olarak Avrupa’ya çok ilginç geliyor” şeklinde konuştu.

Avrupa Bilardo Şampiyonasına ev sahipliği yapmaktan Bahçelievler Belediyesi olarak onur duyduklarını belirten Belediye Başkanı Osman Develioğlu ‘ilçede spor alt yapısına oldukça önemli yatırımlar yaptıklarını’ söyledi. Türkiye Bilardo Federasyonu Başkanı Uğur Kurugöllü ve Avrupa Bilardo Konfederasyonu (CEB) Genel Sekreteri Johny Houtsch da böylesine önemli bir organizasyonda bilardo camiasına verdiği önem ve destekten dolayı Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’na teşekkür ettiler.

Genel Koordinatör: ..................Hasan ÇABUKOL Sorumlu Yazıişleri Müdürü: ....Önder GÜZELARSLAN Haber Müdürü: ........................Fatih H. ÇABUKOL Kültür-Sanat Danışmanı: ........Hüseyin AY Spor Müdürü:............................Mücahit KÜÇÜK Magazin Müdürü: ....................Ayşegül KÜÇÜK Hukuk Danışmanı: ..................Av. Özel DEMİRKOL Sayfa Tasarım:..........................Funda Yaşar ERDOĞDU Basın-Yayın ve STK Sorumlusu: ......................Rasim ERDOĞMUŞ Dağıtım Müdürü: ....................Tarık KÜÇÜK Halkla İlişkiler ve Reklam:........Saadet AYGÖR HABER MERKEZİ : 0212 554 2003 ABONE: 0212 664 75 94 İDARE MERKEZİ: TELSİZ MAH. ZAMBAK SK. NO:37 ZEYTİNBURNU – İSTANBUL TEL: 0212 664 75 94 ABONE DAĞITIM: AZİM GROUP SOĞANLI MAH. MARMARA SK. 18/A BAHÇELİEVLER – İSTANBUL TEL: 0212 554 2003 www.aktualitehaber.com info@aktualitehaber.com Baskı Yeri: Dergah Ofset / Evren Mah. Camiiyolu Sk. No:50 Güneşli - Bağcılar/İSTANBUL Yayın Türü: Yerel Süreli

Periyodu: HAFTALIK Türü: YAYGIN SÜRELİ YAYIN Medyaofis Aktüalite Haber, Basım Meslek İlkeleri’ne uymaya söz vermişti. Gazetede yayımlanan yazı ve fotoğraflar izinsiz olarak kullanılamaz.


SAYFA 05 sb

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

güncel

Ulaşımda Minimum Maliyet MAKSİMUM MEMNUNİYET

İstanbul 2023 Toplu Ulaşım Vizyonu konulu panelde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Dursun Balcıoğlu, İstanbul’un raylı, karayolu, trafik yönetim ve denizyolu sistemleri hakkında bilgi verdi

M

imar ve Mühendisler Grubu Barcelo Eresin Topkapı Oteli’nde düzenlediği kahvaltılı toplantı ve panelde misafirleri ve üyeleriyle buluştu. Kahvaltı sonrası gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü MMG İnşaat Komisyonu Başkanı Murat Seven’in yaptığı “İstanbul 2023 Toplu Ulaşım Vizyonu” konulu panelin konuşmacıları; İETT Genel Müdürü Yard. Doç. Dr. Hayri Baraçlı, Şehir Hatları A.Ş. Genel Müdürü Süleyman Genç, İstanbul Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü Ömer Yıldız ve TCDD 1. Bölge Müdürü Hasan Gedikli oldu. Panel öncesi açılı konuşması yapan MMG Genel Başkanı Avni Çebi, katılımcılar ve misafirlere MMG’nin etkinliklerinden ve toplumu ilgilendiren konular hakkında düzenlediği panel ve sempozyumlardan kısaca bahsetti.

ULAŞIM MASTER PLANI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Dursun Balcıoğlu, hazırladığı sunum eşliğinde İstanbul ve İstanbul’un raylı, karayolu, otopark, trafik yönetim ve denizyolu sistemleri hakkında bilgiler verdi. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’un birçok büyük etkinliğe ev sahipliği yaptığına dikkat çeken Balcıoğlu, “İstanbul 2012 Avrupa Spor Başkenti ilan edildi. Bunun yanı sıra 100 ülkeden ve 1.000’den fazla kentin üyesi olduğu UCLG’nin başkanlığını yürüten bir şehir oldu. 13.1 milyonluk nüfusu ile İstanbul, Avrupa’nın 23 ülkesinden daha büyüktür.” dedi. İstanbul’un gelecekteki ulaşım stratejilerini belirlemek için JICA İle birlikte “Şehiriçi Ulaşım Master Planı”nı oluşturduklarını söyleyen Başkan

Balcıoğlu, 13 milyonluk nüfusa sahip İstanbul’da 23 milyon günlük yolcu adetine ulaşıldığını belirterek, hergün trafiğe 400 yeni aracın girdiğinin ve Asya İle Avrupa arası trafik geçişinin 1,1 milyon olduğunun bilgisini verdi.

ÇÖZÜM MARMARAY

TCDD 1. Bölge Müdürü Hasan Gedik, TCDD’nin 2023 hedeflerinden bahsederken, Marmaray Projesi hakkında bilgi verdi. 2002 yılında 460 Milyon$ olan ayrılmış ödeneğin 2012 yılında yaklaşık 4,1 Milyar $ olduğunun altını çizen Gedik, demiryollarına ayrılan yıllık ödeneğin 10 yılda 10 katına çıktığını belirtti. 13 Mart 2009 tarihinde hizmete açılan AnkaraEskişehir Yüksek Hızlı Tren Hattı’nın, açıldığı günden 29 Şubat 2012 arasında 5 milyon 284 bin yolcu taşıdığının bilgisini verirken, YHT ile yolcu sayısının 10 katına çıktığını ve daha önce % 8 olan TCDD payının % 72 ’ye yükseldiğini kaydetti. Hükümetin programında 2023 yılına kadar yaklaşık 10 bin km YHT ve 4 bin konvansiyonel hat yapılarak, demiryolu ağını 25 bin 940 kilometreye çıkarmak olduğunu söyleyen Gedik, Türkiye genelindeki mevcut hatlar ve hizmete açılacak hatlar hakkında bilgiler verdi. Marmaray projesinden de bahseden Bölge Müdürü Gedik, 151 yıllık bir hayalin gerçekleşeceğini, Boğazın iki yakası arasındaki ulaşımın 4 dakika olacağını ve toplam 105 dk’da Gebze’den Halkalı’ya ulaşım sağlanacağını ifade etti. Marmaray’ı İstanbul’un ulaşım sorunlarına uzun süreli çözüm olarak nitelendiren Gedik, Gebze - Halkalı arasında 2-10 dakika arasında bir sefer yapılacağını dile getirdi.

Metrobüs sayesinde 100 kişiden, 21’i aracını park etti Metrobüs’e yurt dışından 3 ödül İETT Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hayri Baraçlıoğlu, geçmiş dönem ve hedefler arasında gerçekleşen ve gerçekleşmesi planlanan projelerden bahsetti. Baraçlıoğlu, misyonlarının toplu ulaşım hizmetlerini açığa çıkarmış ihtiyaçları karşılayacak şekilde düzenlemek ve denetlemek, sektörde dengeleyici rol oynamak, aynı zamanda ulusal ve uluslararası alanlarda bilgi birikimini yönetmek olarak açıkladı. 2471 Otobüs A.Ş. ve özel halk otobüsünün yürütüm ve denetimini yaptıklarını vurgulayan Baraçlıoğlu, 5,080 otobüs ile 585 hatta 963 milyon yolcu taşıdıklarını ifade etti. İETT’nin 9 bakım onarım garajı, 5 park garajı ve 1 motor yenileme ünitesi ile İstanbulluya hizmet verdiği bilgisini paylaşan Baraçlıoğlu, “6,249’u açık, 4,555’i kapalı olmak üzere toplamda 10,804 adet durağa sahibiz. Avcılar – Söğütlüçeşme güzergahında 315 araç ile 4 hatta 24 saat taşıma hizmeti veriyoruz. Metrobüs’e yurt dışından 3 ödül geldi ve 500’ü temin edilmiş olmakla birlikte 1300 yeni otobüs filosu oluşturma planlarımız var. İETT olarak kritik başarı formülümüzü minimum maliyet, maksimum memnuniyet olarak belirledik” şeklinde konuştu.

2004 yılı öncesinde İstanbul’da 45 km’lik raylı sistem ve 72 Km’lik banliyö hattının olduğunu kaydeden İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Dursun Balcıoğlu, “2004 sonrası 57,6 Km’lik raylı sistemi hizmete aldık Toplamda 102,7 Km’lik raylı sisteme sahibiz. 52,5 Km’lik Metro hattının yapımı ise devam ediyor.” diye konuştu. Balcıoğlu ayrıca Marmaray, karayolu sistemleri, İstanbul Otobüs A.Ş.ve otopark sistemleri hakkında şunları söyledi; “42 km’lik Metrobüs hattı kurduk ve günde 610 bin kişi taşıyoruz. Metrobüs sayesinde 100 kişiden, 21’i aracını park etti. Kamu kaynağı kullanmadan (özel sektör finansmanı ile) 1.500 yeni otobüsle filomuzu güçlendiriyoruz. Toplu taşımada bilet entegrasyonuna geçerek tek bilet ile yolculuk yapabilme imkanını sağladık. 641 bin 316 araç kapasiteli toplam 3.097 adet otoparkımız olacak.”

Boğaz’a teleferik projesi

BÜYÜKŞEHİR Belediye Başkanı Topbaş, Etiler'den Altunizade'ye yapılacak teleferik projesini açıkladı. Topbaş, Etiler'den Altunizade'ye bir teleferik projesini hayata geçireceklerini belirterek, şunları kaydetti: “ 'İki kıtayı teleferikle geçmek önemli ve heyecan verici bir hal alacaktır. İstanbul Boğazı'nı geçen bu teleferikte Altunizade'nin diğer bir aktarması da Çamlıca'ya olacak. Teleferik çalışmalarını esasında 4 yıl önce başlattık. Bunu dünyada bazı kentlerde başarılı yapmış olan firmalar ve ülkeler var. Yap-işlet olarak vermek istiyoruz. Saatte 6 bin yolcu kapasiteli bir sistem olacak.”

31 Mayıs 2012

DIŞ POLİTİKA aslan balcı

aslanbalci@gmail.com

Mısır’da rüzgâr İhvan’dan yana

ünya’nın en eski medeniyetlerinden olan Mısır, Ortadoğu’nun önemli ve etkili ülkeleriD nin başında gelir. Hem Afrika kıtasında hem de

Arap yarımadasında olduğundan dolayı stratejik öneme sahiptir. İmparatorluklar ve krallıkların olduğu zamanlarda herkesin gözü Mısır toprakları üzerinde idi. Burasını elinde bulunduran gücü’de elinde tutuyor anlamına gelirdi. Ecdadımız da buraları kendi egemenliği altında tutarak gücünün en zirve noktasına çıkmıştı. Osmanlı’nın buralara gitmesi ile bölgeye huzur ve barış gelmişti. Ancak Osmanlının son zamanlarında idareyi içten ele geçiren Jön Türkler vasıtası ile dostluklar düşmanlığa dönüştü. Eski adaletle hükmeden devlet adamlarının yerine zulmeden ve halktan nefret eden yöneticiler gelince halk ile yönetim arasında düşmanlıklar başladı. Zaten Jön Türklerde bunu istiyordu. İngiliz casuslarının kışkırtması ve Jön Türklü yöneticilerin baskısı ile Osmanlı bu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yerine İngiliz sömürge güçleri geldi. İç ve dış mihraklar Âşık ile Maşuk’u birbirinden ayırmıştılar. İngiliz yönetimi kendine kukla ve dediğini yapacağı idareciler atadı. Hiç bir zaman Mısır’ın istikrarlı bir ülke olmasını istemediler. Gelen gideni aratır oldu. Asker kökenli insanlar idareyi ele alıp yönetti. Onların çoğu da Mısır’ın değil başka ülkelerin adamı ( kuklası) olarak görev yaptılar. Bazıları hatalarını canları ile ödediler ( Rahmetli Halid El İstanbuli’nin öldürdüğü hain Enver Sedat gibi). Bazıları da demir kafesler içinde hasta yatağında mahkemeye çıkarılan son Firavun Hüsnü Mübarek gibi. Mısır’da değişim hızlı başladı ve hızlı bir şekilde devam ediyor. Halk yıllardır mahrum kaldığı özlük haklarına bir an önce kavuşmak istiyor. İstibdat ve istihbarat örgütlerinin gölgesi altında yaşamaktan bıktılar. Tahrir meydanında binlerce kişiyi şehit verdiler ama sonunda istediklerini aldılar. Bu aslında gerçek bir halk devrimidir. Halk devriminin ilk neticesi olarak Parlamento seçimleri yapıldı. Halk istediği parti veya cemaatin desteklediği kişileri kendi hür iradesi ile seçerek parlamentoya gönderdi. Son hamle olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi kaldı. Hüsnü Mubarek’in devrilmesinden 15 ay sonra, geçtiğimiz hafta 50 milyon seçmenli Mısır halkı tekrar sandık başına gitti. Önlerine uzun bir liste vardı. Bunlardan birisini Cumhurbaşkanı olarak seçmeleri istendi. Ancak ilk turda hiç bir aday istenilen çoğunluğu alamadı. Muhammed Mursi oyların yüzde 24,3 ve Ahmet Şefik’de oyların yüzde 23,3’unu aldı. Yani iki adayda birbirine çok yakın oy oranına sahip. Mısır’da yeni cumhurbaşkanını belirleyecek ikinci tur oylama 16–17 Haziran tarihlerinde yapılacak. En çok oy alan iki kişi tekrar seçime gidecek ve böylece halkın isteği ile yeni Cumhurbaşkanını seçecekler. Ancak burada önemli bir tablo var. Adaylardan birisi Müslüman Kardeşlerin adayı Muhammed Mursi adaletin ve özgürlüğün temsilcisi, öteki tarafta ise eski rejim kalıntısı ve Hüsnü Mubarek’in Başbakan’ı olan Ahmet şefik var. Şimdi halk bu ikisinden birini seçecek. Burası çok önemli bir eşiktir. Eğer bu turda özgürlük yanlısı değil de totaliter rejim yanlısı kazanırsa o zaman Tahrir meydanı’ndaki ruh ülkeye hakım olamayacak. Parlamentonun çıkardığı yeni yasaya göre, Mubarek rejiminde görev almış isimlerin tekrar seçimlere katılmasını engelleyen hükmü var. Ancak bu yasa 11 Haziran’da yürürlüğe girecek. Eğer Ahmet Şefik kazanırsa bu durumda onun Cumhurbaşkanlığını etkilemeyecek. Çünkü o seçimlere bu yasadan önce girmişti. Böylece eski rejim kaldığı yerden devam etmeye başlayacak. Tabii ki bu en son istenilecek bir tablodur. Müslüman kardeşler teşkilatı ülkenin bir realitesidir. Halk bu teşkilata canla başla bağlıdır. Binlerce insan bu teşkilata sempati ile bakıyor diye idam edildi. Yıllardır hapishanelerde hukuksuz bir şekilde tecrit edildiler. Şimdi ülkenin en üst makamına oturmaya hazırlanıyor. Büyük ihtimalle seçimi Mursi kazanacak. Ancak son zamanlarda onlardan ayrılan Selefi grubu başta Suudi Arabistan ve diğer bazı devletlerin desteği ile Müslüman Kardeşler teşkilatına muhalefetleri gittikçe artmaya başladı. Eğer bu seçimlerde selefiler Mursi’yi değil de Şefik’i destekleyecek olursa büyük hata yapmış olacaklar. Sözde radikal olan bu kesim dramatik bir şekilde Suudi ve ABD çizgisinde birleşebiliyor. O zaman radikallerin kime, diye sormazlar mı insana?

modern üstgeçit yapılıyor İftaiyede eğitim sınırları aştı Şirinevler’e İstanbul'un en önemli aktarma merkezlerinden biri olan ve artan yolcu DÜNYANIN en köklü itfaiye teşkilatları arasında yer alan İstanbul İtfaiyesi, yurdun dört bir köşesindeki kamu ve özel kurumların yanı sıra yurtdışında görev yapan itfaiye teşkilatları personeline yönelik eğitimlerde veriyor. Dünyanın en köklü itfaiye teşkilatları arasında yer alan İstanbul İtfaiyesi, yurdun dört bir köşesindeki kamu ve özel kurumların yanı sıra yurtdışında görev yapan itfaiye birimlerinin personeline yönelik eğitimlerde veriyor. İtfaiye eğitim merkezinde görevli eğitmenler tarafında Irak Petrol Bakanlığına

bağlı tesislerde görevli 30 kişilik Yönetici personele yangına müdahale eğitimi verilmektedir. 2 Hafta sürecek ve 80 saat olarak planlanan eğitim programında; Yanma yangın bilgisi, Yangın yerindeki tehlikeler, LPG Doğalgaz Bilgisi, Söndürme Maddeleri ve Kullanım teknikleri, Kişisel koruyucu donanım bilgisi. Söndürme Ekipmanları, Tehlikeli Maddeler, Ekip Çalışması ile Bina araç açık alan ve akaryakıt yangınlarına müdahale çalışması konularında teorik ve uygulamalı eğitimler verilmektedir.

İ

talebi karşısında yetersiz kalan Şirinevler üstgeçidi yeniden yapılacak

Doğa dostu kamu binası

ÇEVRENİN insan sağlığı ve doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirecek şekilde tasarlanan doğa dostu Küçükçekmece Belediye binası, Türkiye’nin BREEAM Sertifikalı İlk Kamu Binası olma özelliği taşıyor.

stanbul'un en önemli aktarma merkezlerinden biri olan ve artan yolcu talebi karşısında yetersiz kalan Şirinevler-Ataköy üstgeçidi yeniden yapılacak. Yeni üstgeçidin yaz sonunda hizmete alınması planlanıyor. Yaya ulaşımının daha seri ve rahat hale getirilebilmesi için yeni üst geçit projesi Başkan Topbaş'ın talimatı ile hazırlanıyor. Yeni proje ile; Şirinevler Yaya üst geçit köprüsü kaldırılarak yerine 10 metre genişliğinde yeni bir yaya üst geçidi yapılacak. Üst geçide ilave platform yapılıp Turnikeler, merdi-

5

venler üstgeçitten ayrılacak. Erişim noktalarında normal merdiven, yürüyen merdiven ve asansörler yapılacak olup, uygulama projeleri tamamlandıktan sonra yeni üstgeçidin imalatı başlayacak. İmalat sırasında Şirinevler Metrobüs Durağının Yenibosna tarafına geçiçi yaya üst geçidi yapılacak ve çalışmalar boyunca bu üst geçit kullanılacak. Projesi Başkan Topbaş'ın talimatıyla hazırlanan yürüyen merdivenli ve asansörlü yeni Şirinevler yaya üstgeçidi yaz sonunda hizmete girecek.


6 31 Mayıs 2012

Bir kıtanın sahip olduğu kadar maden çeşitliliğine sahibiz...

Mimar ve Mühendisler Grubu, ’Türkiye’nin Maden Potansiyeli ve Değerlendirme Olanakları’’ konulu panelde, uzman panelistleriyle madenciliğin nabzını tuttu

İ

stanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde gerçekleşen ’Türkiye’nin Maden Potansiyeli ve Değerlendirme Olanakları’’ konulu panelde konusunda uzman panelistler madenciliğin nabzını tuttu. Açılış konuşmalarını MMG Genel Başkanı Avni Çebi ve İ.Ü. Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Tanyolaç’ın yaptığı panele, öğrenciler ve madencilik sektörü üyeleri yoğun ilgi gösterdi.

Prof. Dr. Ataç Başçetin: “Bir kıtanın sahip olduğu kadar, maden çeşitliliğine sahibiz” Konuşmasına madenlerin insan hayatındaki yerini ve kullanım alanlarını belirterek başlayan Prof. Dr. Ataç Başçetin, doğal kaynakların, insan ve toplum yaşamında önemli ve vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu vurguladı. Ekonomik kalkınmayı ve buna bağlı gelişmişlik seviyesini yükseltmek için madenlere gereksinim duyulduğunun da altını çizen Başçetin, “Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman ilk önce ağır sanayide gelişip daha sonra zamanla gelişmişlik düzeyini arttırmışlardır. Sanayinin kullanılan araç gereç ya da hammadde bakımından olmazsa olmazı madenlerdir. Yaşamı fonksiyonel hâle getiren

araç ve gereçlerin büyük bir kısmı madenlerden sağlanmaktadır.” dedi. Başçetin ayrıca sunumunda gösterdiği resimler ile günlük hayatta kullandığımız eşyalar ve araçlarla bunlarda kullanılan maden çeşitlerini gösterdi. Jeolojik yapısının bir sonucu olarak, ülkemiz önemli sayıda maden çeşitliliğine sahip ve maden kaynakları yönünden zengin bir ülke olduğunu söyleyen Başçetin, maden rezervlerimizin gerek Türkiye yüzölçümüne gerekse nüfusa oranla kıyaslandığında diğer ülkelerden daha şanslı olduğumuzu kaydetti. Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit maden ve mineral bulunmaktadır. Ülkemiz madencilik sektöründe 60 farklı maden ve mineralin üretiminin yapıldığının bilgisini veren Başçetin; “MTA verilerine göre, dünyada 132 ülke arasında toplam maden üretim değeri itibarıyla 28’inci sırada yer alan ülkemiz, maden çeşitliliği açısından ise 10’uncu sırada bulunmaktadır. Madenler genel olarak; Endüstriyel Hammaddeler, Metalik Madenler, Enerji Hammaddeleri, Doğal Taşlar olarak gruplandırılır. Dünya endüstriyel ham madde rezervlerinin % 2,5’i; kömür rezervlerinin % 1’i; jeotermal potansiyelinin % 0,8’i ve metalik maden rezervlerinin % 0,4’ü ülkemizde bu-

lunmaktadır. Ülkemizin zengin olduğu madenler arasında ilk sırayı dünya rezervlerinin % 72’sini oluşturan bor mineralleri almaktadır.” diye konuştu.

Mehmet Üzer: “MTA 2 adet araştırma gemisi alacak. Artık elalemin gemisiyle araştırma yapılmaya mecbur kalmayacağız” Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürü Mehmet Üzer, “Dünya Maden Aramaları” konulu sunumunda, ağırlıklı olarak maden aramacılığında kullanılan yöntemlerden bahsetti. Madenlerin aranması ve bulunması sürecinin, yüksek risk taşıyan ve masraflı bir süreç olduğunu dile getiren Üzer, arama çalışmalarından, ekonomik değerlendirme aşamasına kadar olan bu süreçte, değişik pek çok mühendislik dallarının (jeoloji,jeofizik, maden, kimya, harita vb. ) çalışmalar yapması gerektiğine dikkat çekti. Üzer ayrıca Maden arama değerlendirme çalışmalarının, jeolojik araştırmalar, sondaj çalışmaları, kimyasal-mineralojik-teknolojik testler ve fizibilite çalışmalarını kapsayan uzun ve pahalı işlemler olduğunu vurguladı. Gelişmiş sanayi ülkelerinin çoğunda madencilik sektörünün ekonomik kalkınmayı

başlatan öncü sektör olduğunu belirten Üzer, “Özellikle savunma sanayinin temel hammaddelerini sağlayan madencilik dalları, ülkeler için stratejik öneme sahiptir. Madencilik, birim sermaye başına en yüksek katma değer yaratan, sanayi ve hizmet sektörlerine göre daha fazla istihdam sağlayan bir yatırım alanıdır. Halen işletilen maden yataklarının hızla tükeniyor olması, gömülü bulunan zenginliklerin ortaya çıkarılmasını zorunlu kılmıştır. Tarihsel olarak sanayileşme madencilik üretimindeki gelişme ile paralel olmuştur. Madencilik diğer sanayilerle doğrudan ilişkili katma değer sağlayan lokomotif sektörlerden biridir. Maden ve madenciliğe dayalı sanayilerin ABD ekonomisi içindeki payı %16'dır. Rusya’nın 318 milyar $'ı bulan toplam ihracatının yaklaşık %80'i madencilikten kaynaklanmaktadır. Ülkemizin toplam maden ihracatı yıllık yaklaşık 3.8 milyar $'dır. Maden ve madenciliğe dayalı sanayilerimizin ekonomiye katkısı ise yaklaşık 35-40 milyar $'dır.” dedi. Üzer ayrıca MTA olarak 2 adet araştırma gemisi alınacağını ve araştırmalar yapabilmek için yabancı gemilere mecburiyet duyulmayacağının da müjdesini verdi.

Binali Yıldırım

Okulun temeli dualar eşliğinde atıldı Çorlu İmam Hatip Lisesi'nin yeni binasının temeli atıldı. Açılışa Önder Genel Başkanı Hüseyin Korkut, Genel Başkan Yardımcıları Ekrem Torun ve Mustafa Canbey de katıldı

Ç

orlu'da eğitim öğretim veren İmam Hatip Lisesi'nin Reşadiye Mahallesi'ndeki yeni binasının temel atma töreninde konuşan Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek, “Çorlu 265 bin nüfusu ile sürekli büyümeye devam eden bir ilçe” dedi. Kemelek, Tekirdağ'daki okulların devamlı yenileştiğini ve gelişmelere ayak uydurduğunu da belirterek, ''Türkiye'de çok çeşitli meslek liseleri var. Eskiden vatandaşlar, meslek liselerine, üniversiteye girişteki engellerden dolayı biraz uzak duruyordu.

‘EĞİTİMDE YENİLENME ŞART’

Ama şimdi alınan kararlar ve kanunlarla bu durum ortadan kalktı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın hedefi, meslek liselerinin diğer liselere göre oranının daha yüksek olması. Ülkemizde şu anda yüzde 55 civarında meslek lisesi ve yüzde 45 civarında da diğer liseler var. Ama bu oranın en az yüzde 65'e gelmesi gerek. Yapılmak istenende bu paralelde'' diye konuştu.Kemelek, yıkılması gere-

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

güncel

SAYFA 06 sb

ken, tarihi olmayan eski ve sağlıksız okul binalarını yıkarak yerine sağlıklı ve daha yeni binalar yaptıklarını ifade ederek, ''Buradaki yeni yapılacak olan bina tamamen gönüllülük esasına dayalı bir çalışma. Şu ana kadar devletten hiçbir yardım ve destek almadan yapılmış. Umut ediyoruz ki bundan sonra da devlet kontrolünde ama destek almadan bitirilir. Çorlu'da okul binalarına ihtiyaç var. Çorlu, 265 bin nüfusu ile sürekli büyümeye

devam eden bir ilçe'' şeklinde konuştu. Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürü Halis İşler de 12 yıllık kademeli eğitime geçildikten sonra, okul binalarına ihtiyacın daha fazla arttığını söyledi. Konuşmaların ardından kurban kesilerek ve dua edilerek temel atma töreni gerçekleştirildi. İnşaatına başlanan yeni okul binası, 1000 metrekare kapalı alana sahip, 1200 öğrenci kapasiteli ve 40 derslikli olacak.

“Hedefimiz 3. köprüyü hemen yapmak” laştırma, Denizcilik ve U Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, ''İstanbul Boğazı'na inşa edilecek 3. köprü ihalesinde yapım sürecinin kısa olduğu, kriz nedeniyle finans konusunda çeşitli sıkıntılar yaşanabileceği'' yönündeki eleştirilerin önemli olmadığını belirtti. Bakan Yıldırım, ''Hedefimiz bir an önce köprüyü yapmak, ülkemizin, İstanbullu'nun hizmetine sokmak'' dedi. Teklif veren şirketlerin ihale şartlarını bildiğini kaydeden Bakan Yıldırım, şöyle konuştu: ''Açıkçası bu yorumlar bitmez. Uzun olunca 'niye uzun oldu' derler kısa olunca 'niye kısa oldu' derler. Onun için bunlara çok fazla itibar etmemek lazım. Şartları belli, talipliler gördüler, incelediler, hesaplarını, kitaplarını yaptılar, tekliflerini verdiler. En iyi teklifi veren İçtaş Astaldi Grubu ihaleyi kazandı. Başarılar diliyoruz. Bu tip yorumların bu noktadan sonra çok fazla önemi olmadığını düşünüyorum. Bizim hedefimiz bir an önce köprüyü yapmak, ülkemizin, İstanbullu'nun hizmetine sokmak. Bunun için gayret edeceğiz.''

YAŞAM KOÇU mustafa yurttaş mustafayurttas98@gmail.com

Sessizlik

enim gibileri sessizlikten korkar.Çünkü içindeki ben konuşmaya başlar.Onu dinB lemek zorundadır.Söylediği her şey doğru-

dur.Öyle iç çekici gerçeklerden bahseder ki bazen isyan edesiniz gelir. Hemen sessizliği bozacak bir şeyler ararsınız.Halbuki içimizdeki “ben” bizi uyandırmaya çalışıyor ve ısrarla haykırıyor; “kral çıplak”.Aslında içimizde ki “ben”den kaçmak değil de onu doğru anlayarak dinlesek bize çok faydası olacak. Kendimize sormaya dahi çekindiğimiz ,hatta birisi bize her an soracak diye korku ve telaş içinde kaldığımız sorularımız vardır ya,içimizdeki “ben” bu soruların yanıtlarını çok iyi bilmekte ve cesurca cevap vermektedir. İçimizde ki “ben” Rahmani ve şeytani olmak üzere iki kişidir.İnsanoğlunda hangisi baskın olursa onu dinler ve ona göre hareket eder.Rahmani ve şeytani “ben”lere olan mesafesi insanın kişiliğinin oluşmasını sağlar. Doksan dokuz (99) Esma insanda zuhur etmiştir.Her esma Rabbimizin bir özelliğini temsil etmektedir.Rabbim Esmalarından birini kuluna özellik olması için vermiştir. Aslında Esmalar birer kişilik açıklamasıdır. 99 Esmanın manalarını ve özelliklerini hiç merak etiniz mi? İnceleyin her birinin kişiler üzerinde ki bir özellik olduğunu fark edeceksiniz.Rabbim kendinden bir parçayı insanoğluna vermiştir. Şeytani duygular bazen “şeytanın sağdan yanaşması” şeklinde bizi etki altına alabilir.Dinen yasak veya şüpheli olduğunu bildiğimiz konular,bize birileri tarafından yada içimizdeki (şeytani) “ben “ tarafından normal bir davranış gibi gösterilir.Ticarette ödenilen veya alınan “faiz ve vade farkı”nın bahanesi her daim hazırdır.Günümüz ticaretinde mecburuz,denir ve konu kapatılır.Hanımefendinin başını baş örtüsü ile kapatması fakat eteğinin boyunu kısa bırakmasına,makyaj yapmasına ve dar giyinmesine her zaman bir bahanesi vardır.Kişi İ.H.L. mezunudur ama tam zıttı bir hayat yaşıyordur. Aslına bakılırsa bunlar bahane değil tam anlamıyla birer kişilik bozukluğudur.Bu tarz kişiler henüz nasıl yaşayacaklarına,nasıl giyineceklerine,nasıl ticaret yapacaklarına ve nasıl inanacaklarına henüz karar verememişlerdir.Karasız olan bu kişiler şeytani ”ben” in oyuncağı haline gelirler.Tutarsız görünen insanlar birer kukla misali hareketler içinde olduklarından bazen yaptıklarını kendileri dahi anlayamaz hatta algılayamaz. Kendinize mantıklı hedefler koyun. Kısa, orta ve uzun vade de meydana gelmesini istediğiniz hedefler olsun.Mesela;6 ay sonra,1 sene sonra ve 2 sene sonrasına hedef koyun.Tarihleri değiştirebilirsiniz.Ulaşmayı arzu ettiğiniz hedefi yazın.Sonra hedefe neler yapılırsa ulaşılırı yazın.Yapılacaklardan hangilerini yapabilirsiniz onu tespit edin. En kolaydan başlayın ki size ısınma hareketleri gibi olsun.İçinizdeki şeytani “ben” daima ulaşılacak hedefin uzak ve zor olduğunu haykıracaktır.Hatta yapılması gerekenlerin yapılamayacağını ve senin bunları başaramayacağını söyleyecektir. Ama sen her zaman Rahmani “ben”i dinle ve yürü.Cesur ol,tarih yola yalnız çıkmış insanlarla dolu.Emek ve zahmet olmadan Rahmet olmuyor. Hayatta alınabilecek en zor ve tehlikeli karar evliliktir.Eğer bir insan evlenme cesaret ve azmini gösterebildiyse,o kişinin başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Sessizlik iyidir,yeter ki doğru kullanabilelim.Yeter ki ulaşmaya çalıştığımız hedeflerimiz olsun,yeter ki kişilik bunalımı yaşamayalım,yeter ki şeytani “ben”inin kuklası olmayalım.

Helal Gıda Konseyi İstanbul’a taşınacak

DÜNYA Helal Konseyi merkezini İstanbul'a taşıyacak. Malezya'nın Kuala Lumpur kentinde, Nisan ayında gerçekleştirilen yarıyıl toplantısında Dünya Helal Konseyi WHC Yönetim Kurulu üyeleri, konseyin merkezinin İstanbul'a taşınması konusunda ön karar aldı. Karar, Ekim ayında İstanbul'da gerçekleştirilecek kongrede kesinlik kazanacak. WHC'nin geçen yıl Ekim ayında İstanbul'da gerçekleştirilen kongresinde Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirilen Türkiye Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği (GİMDES) Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer, kararın Türkiye açısından son derece önemli olduğunu söyledi. Konsey merkezinin İstanbul'a taşınmasının Türkiye'nin İslam alemiyle işbirliğini arttıracağını ifade eden Büyüközer, ''Helal sertifikalama konusunda dünyadaki bütün Müslümanlar'ın buradan bilgilendirilmesi ve akreditasyonların buradan yapılması önemli bir katılım sağlayacak, Türkiye'nin ihraç ürünlerine büyük potansiyel kazandıracak'' dedi.


SAYFA 07 sb

güncel

Fethin 559. yıl dönümü

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI 31 Mayıs 2012

7

Şehir hatları vapuru yaz tarifesine geçiyor

görkemli bir şölenle kutlandı İ

İstanbul’un Fethinin 559. Yılı kutlamaları muhteşem gösterilere sahne oldu. Başkan Topbaş, “İstanbul gerçek anlamda bir barış kenti olarak ilelebet devam edecek” dedi

stanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’un Fethi bu yıl da Haliç Balat’ta su, ışık, lazer, ses ve görüntü teknikleri kullanılarak şölen havasında kutlndı. Vatandaşların yağmura rağmen yoğun ilgi gösterdiği programda adeta görsel bir şölen yaşandı. Fetih kutlaması programında konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, fethin insanlık tarihinde önemli dönüm noktası olduğunu söyledi. İstanbul'un fethi ile yeni bir yönetim anlayışının da benimsendiğini anlatan Başkan Kadir Topbaş, “29 Mayıs 1453'te dünyada yeni bir ufuk açıldı. İstanbul gerçek anlamda bir barış kenti olarak bugüne kadar geldi ve ilelebet devam edecek. Farklı inançlarda herkes burada huzur içinde yaşıyor. Fatih Sultan Mehmet'i ve askerlerini hayırla yad ediyoruz” dedi.

. . . n a r e t h e M 0 0 Fetih yürüşünde 3

IŞIK VE SES GÖSTERİSİ BÜYÜLEDİ

Yağmur altında devam eden kutlamada Mehter konseri ile birlikte, toplam 10 bin 800 adet havai fişeğin kullanıldığı görkemli bir havai fişek gösterisi Haliç semalarını aydınlattı. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Müze ve Kültür Sitesi Mehteran Bölüğü'nün konserinin ardından su ve lazer gösterisi yapıldı. Su, ışık, ses, görüntü ve 16 adet lazerin yer aldığı gösteri yapıldı. 3 dev su perdesi, 118 hareketli su pompası ve 3 adet gayzer su pompasıyla Haliç'in suları hareketlendirildi. Geçen yıl ilki yapılan ‘Gökkuşağı Gösterisi’, bu yıl bir kez daha tekrarlandı. Gökkuşağındaki mavi, yeşil, kırmızı, turuncu ve sarı renklerin her biri ile Fetih’in sevgi, hoşgörü, barış, yeniçağın ışığı ve örnek bir model olmanın müjdesi gökyüzüne yazıldı. Bu özel şovun ardından 3 adet dev su perdesi, 118 adet hareketli su pompası, 3 adet gayzer su pompası Haliç’in sularını hareketlendirdi. Bu su gösterilerine 96 adet robot ışık ve 40 adet gökyüzü tarayıcısı kullanıldı. Su ve ışık sistemlerine ek olarak 16 adet lazerle muhteşem bir lazer gösterisi sunuldu. İstanbul’un Fethi kutlamaları için 3D tekniği ile hazırlanan ve ‘Fetih 1453’ filminin yönetmeni Faruk Aksoy’un yönettiği film toplam Bin 88 metre kareli dev ekranda, 8 adet projeksiyon cihazı kullanılarak gösterildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İstanbul'un fethinin 559. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, İstanbul'un fethinin, Türk ve dünya tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

E

dirnekapı’dan başlayan yürüyüşe vatandaşların da ilgisi büyük oldu. Edirnekapı’da toplanan grup, Mehteran Takımı eşliğinde Fevzipaşa Caddesi, Macar Kardeşler Caddesi’ni yürüdükten sonra Saraçhane Parkı’na geldi. Parkta ilk olarak Mehteran takımı kısa bir konser vererek Fetih coşkusunu bir kez daha yaşattı. Konserin ardından Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, yaptığı konuşmada, “Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethettiği yerin tam merkezindeyiz. Bu akşam yürüdüğümüz yol Bizans’ın imparatorluk yolu ve Fatih’in askerleri ile yürüdüğü yoldu. Buranın ev sahibi Fatih Sultan Mehmet Han’dır. Biz ancak misafir oluruz” dedi. Yıldırım Beyazıt’ın önce Anadolu Hisarı’nı yaptırdığı daha sonra da Rumeli Hisarı’nı yaptırdığını belirten Mustafa Demir, Fatih Sultan Mehmet’in, Peygamberimizin “O Kostantinepolis’i feth eden

Restorasyonu tamamlanan Fatih Camii’ni Başbakan Erdoğan açtı İstanbul'un Fethi’nin 559. yıl dönümünde restorasyonu tamamlanan Fatih Camii, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla ibadete yeniden açıldı

R

estorasyonu tamamlanan Fatih Cami'ye ikindi namazında gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindekiler önce namazı kıldı ve Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesini ziyaret etti. Caminin açılışında avluyu ve sokakları dolduran kalabalık vatandaş topluluğuna hitap eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fatih bölgesinde zamanında yüzlerce mescidin yıkıldığını, harap edildiğini belirterek, yıkılan ve harap edilen mescitlerin yeniden bulunup restore edileceğini ve vatandaşın hizmetine açılacağını söyledi. Şu an itibari ile Türkiye genelinde 4 bin civarında tarihi eserin restore edildiğini açıklayan Başbakan Erdoğan, “Fatih Camii'nin ve 1. Mahmut Kütüphanesi'nin onarımı bize 24 milyona mal oldu. Biz sizin verdiklerinizi, sizlere bu şekilde döndürüyoruz. Döndürmeye devam edeceğiz” dedi.

komutan, ne büyük komutandır. Onun askerleri ne büyük askerlerdir” sözünden tam 820 yıl sonra İstanbul’u fethettiğini söyledi. İstanbul'un fethinin 559. yıl dönümü dolayısıyla Fatih Camisi avlusundaki Fatih Sultan Mehmet Türbesi ziyaret edilerek, dua edildi. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İl Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, 23. Garnizon Komutanı adına 23. Motorlu Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Tayfun Özden tarafından Fatih Sultan Mehmet'in Türbesi'ne çiçek kondu. Daha sonra Fatih Camisi başimamı Osman Şahin tarafından Fetih Suresi okundu ve Fatih İlçe Müftüsü Emrullah Üzüm tarafından dua edildi. İstanbul İl Müftüsü Rahmi Yaran'ın da katıldığı ziyaretin ardından lokum ve irmik helvası ile şerbet dağıtıldı.

İSTANBUL Şehir Hatları'nın 2012 yılı yaz tarifesi 2 Haziran Cumartesi günü başlıyor. Yaz mevsiminin yoğunluğu, yeni eğitim-öğretim yılının başlangıç tarihi dikkate alınarak hazırlanan yeni tarife 2 Haziran - 16 Eylül tarihleri arasında geçerli olacak. İstanbul'un iki yakası arasından konforlu, güvenli ve huzurlu yolculuk sunan Şehir Hatları, yaz döneminde de yolcularına keyifli yolculuklar vaat ediyor. 2 Haziran'da başlayan yeni tarife ile 'Yaza Merhaba' diyecek Şehir Hatları, Adalar ve Boğaziçi hatlarında seferlerini artırıyor. Yaz döneminde artış gösteren turist hareketliliği dikkate alınarak Kabataş ve Bostancı'dan Adalara düzenlenen seferler, nostaljik boğaz turları artırılıyor. Yeni tarife ile Boğaziçi Özel Geziseferleri de yeniden düzenlenerek tura katılmak isteyenlere farklı alternatifler sunmuş olacak. Buna göre Nostaljik Uzun Boğaz turu her gün, 10.35, 12.00, 13.35'te, kısa boğaz turu 14.30'da Eminönü iskelesinden gerçekleştirilecek. Ayrıca kısa boğaz turları yaz tarifesiyle Eminönü'nün yanısıra Ortaköy iskelesinden de yolcu alacak.

Eyüplü öğrencilere 400 TL. eğitim desteği

EYÜP Belediyesi, lise son sınıf öğrencilerine her yıl dağıttığı "Eğitime Destek Payı”nı bu yıl bir şenlik eşliğinde verdi. Eyüp Belediyesi Gençlik Şöleni’ne 4 bin öğrenci katıldı. Etkinlik Mehter Takımı`nın gösterisi ile başladı. İlköğretim okulu öğrencilerinin rengarenk giysiler içerisindeki folklor gösterisi ilgi odağı oldu. Etkinlikte Eyüp Belediyesi, şenliğe katılan öğrencilere döner ekmek ve ayran dağıttı. Eğitimin bir ulusun en önemli kilometre taşlarından biri olduğunu belirten Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, "Hizmete başladığımız günden bu yana eğitime her zaman destek verdik. Bu gün bu çalışmalarımızın bir parçası olarak eğitime destek anlamında bir katkı payını dağıtıyoruz. Buradaki amacımız üniversiteye hazırlanırken siz gençlerimize bir destek ve katkı sağlamak " dedi. Gençlere ilk taksidi Ocak ayında olmak üzere toplam kişi başına 400 TL. eğitime destek payı dağıtıldı.

Eski çocuk oyunları yeniden hayat buldu

GELENEKSEL Çocuk Oyunları Festivali’nde çocuklar, körebeden birdirbire kadar birçok oyunu yeniden canlandırdılar. Geçmişten günümüze oynanan çocuk oyunlarının unutulmaması amacıyla bu yıl 3.’sü düzenlenen ‘Geleneksel Çocuk Oyunları Festivali’ yapıldı. İhlas Koleji tarafından organize edilen program, İhlas Koleji Marmara Evleri Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Beylikdüzü ilçesindeki ilköğretim okullarından 150’ye yakın öğrencinin katılımıyla yapılan festivalde, öğrenciler karma gruplar halinde, oldukça eğlenceli dakikalar geçirdiler. Etkinlikte, mendil kapmaca, dokuz kiremit, körebe, yakan top, seksek, birdirbir, ebelemece gibi birçok oyun oynandı. Böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptıkları için mutlu olduklarını söyleyen Özel Marmara Evleri İhlas İlköğretim Okulu Müdürü Sabahattin Kazaz, amaçlarının geleneksel çocuk oyunlarını yaygınlaştırmak olduğunu söyledi.


SAYFA 08 sb

8 31 Mayıs 2012

güncel

3. Uluslararası Arapça Yarışmaları muhteşem bir programla sona erdi Türkiye'nin 80 ilinden 462 okul ile balkanlardan gelen 8 ülkenin öğrencilerinin bilgi, şiir hitabet ve musiki dallarında yarıştığı Uluslararası Arapça Yarışmaları birincileri belli oldu

K

uran tilaveti ve İstiklal Marşının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği mesaj okununca salondan büyük alkış aldı. Arapça bilgi, şiir, hitabet ve musiki dallarının en iyileri ile sosyal medya ve Arapça grafiti yarışması birincilerinin ödül töreninden önce konuşan İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, Arapça'nın hem müslümanlar hem de dünya için önemli olduğundan bahsederek, 'Bu yarışmalarda emeği olanları kutluyorum. Türkiye'nin dört bir tarafından ve balkanlardan gelen öğretmen ve öğrencileri en samimi duygularla selamlıyorum'' dedi. Yarışmalar Tertip Heyeti Adına konuşan Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, böylesine büyük bir

Dernek lokali törenle açıldı

2011 yılında kurulan Kilikadılılar Derneği’nin lokali Şeyhsinan Mahallesi’nde bulunan dernek binasında açıldı. Yoğun bir katılım ile gerçekleştirilen açılış töreninde Tekirdağ Milletvekilleri; Özlem Yemişçi, Emre Köprülü, Bülent Belen, Marmaracık Belediye Başkanı Hüseyin Bulut, protokol üyeleri ve Bulgaristan’ın Kilikadı köyünden gelen konuklar, Çorlu, Tekirdağ, Eskişehir, Sakarya, Ankara, Yalova, Orhangazi ve İzmir’de yaşayan dernek üyeleleri katıldı. Açılış töreninde konuklar Gazi Osman Paşa Marşı ve Rumeli türküleriyle karşılandı. Hem Türkiye’nin çeşitli illerinden hem de Bulgaristan’dan gelen Kilikadılıların bir araya geldiği açılış töreninde birlik, beraberlik ve dostluk mesajları verildi.

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

organizasyona ev sahipliği yapmış olmanın gurunu taşıdıklarını belirterek, "Bu dil sadece arap olanların dili değildir. Arapça peygamberimizin annesinin ve eşlerinin dilidir. Biz de ümmet olduğumuz için bu dil bizim anadilimizdir' dedi. Arapçanın her zaman önemli bir dil olduğunun altını çizen Ağırakça, bu dilin yaygınlaşması ve ön planda olması için imam hatip liselerine çok iş düştüğünü kaydederek, “Bu sene balkanlardan gelen konuklarımızla Uluslararası bir boyut kazanan yarışmamız önümüzdeki yıllarda kafkaslar ve orta asya ile ortadağu ülkerine yayılacaktır” diye konuştu. Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Aycan, Arapçanın bir

Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen programa, Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin, MEB Din Öğretimi Genel Müdürü İrfan Aycan, Karadağ İslam Topluluğu Başkanı Hırvatistan Baş İmamı Aziz Alili, Romanya İslam Topluluğu Başkanı Murat Yusuf, Sırbistan Sancak İslam Topluluğu Başkan Yardımcısı Reşat Playoviç, Makedonya İslam Topluğu Başkanlığı Adına Arnavutluk İslam Topluluğu Başkanı, Rusya Mordovya İslam Topluluğu Başkanı- Rusya Müslüman Gençlik Birliği Başkanı Rusya Tataristan İslam Topluluğu Başkanlığı Adına Ukrayna Kırım İslam Topluluğu Başkanı, Katar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Sultan İbrahim Haşimi, WAMİ Dünya İslam Gençlik Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Salih İbrahim Ba Bair, WAMİ Dünya İslam Gençlik Teşkilatı YK Üyesi Menahicu'l Alemiyye Genel Müdürü Ala Ebu Âbid, Tunus Kuran Araştırmaları Merkezi YK Başkanı Habib Zerrad, Hollanda Avrupa İslam Üniversitesi Genel Sekreteri Adem Uzunca, Kuveyt Gönüllü Teşekküller Vakfı Genel Başkanı Cemal el - Doseri, İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanı Yusuf Tülün, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Bozloğan, İşadamı Remzi Gür, Suriyeli ses sanatçısı Yahya Havva, eğitim, siyaset, sanat, medya, sivil toplum kuruluşlarının önemli temsilcileri ile öğretmenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.

dünya dili olduğunu belirterek ''Arapça her zaman önemli olmuştur. Çünkü Arapça peygamberimizin, kutsal kitabımızın dilidir. Ne yazık ki medeniyetimizin en önemli unsurlarından birisi olan Arapçaya ilgi zamanla azalmıştır' dedi. İmam Hatip Liselerinin kuruldukları günden beri Arapça eğitimi verdiklerini belirten Aycan, ''İmam Hatip Liseli öğrenci için Arapça sadece bir dil değildir. Bu dil onlar için hem Kuran-ı Kerimi anlama, hem meslek öğrenme hem de Ortadoğu coğrafyasıyla iletişim kurma anlamında çok önemlidir'' dedi. Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin, yarışmaların Uluslararası finaline ev sa-

hipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti anlatarak sözlerine başladı. İki Cihanın Güneşi olan peygamberimizin dili olan Arapça'ya katkı verdikleri için çok mutlu olduğunu ifade eden Keskin, “Bu yarışmaların içinde olmaktan çok mutluyum” dedi. Konuşmaların ardından sırayla şiir, hitabet ve musiki de birinci olan öğrenciler eserlerini seslendirdiler. Şiirde Makedonya'dan Evzal Sinani, hitabette Kosova'dan Aıd Muslıu, Musikide Kosova grubu birincisi oldu. Balkan ülkeleri ve İstanbul FSM İHL öğrencilerinin ortak konserinden sonra program, sahneye çıkan Suriyeli ses sanatçısı Yahya Havva'nın öğrencilerle birlikte söylediği parçalarla sona erdi.

Kilikadılılar Derneği’nden bahar pikniği Çorlu Kilikadılılar Derneği’nin geleneksel bahar pikniğinin dördüncüsü Velimeşe Beldesi mesire alanında düzenledi Kilikadılılar Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı Bilgin İnceoğlu, yaptığı açıklamada, “Piknik organizasyonlarımızın ilkini 2009 yılında düzenlemiştik. Pikniğe katılanların sayısı her geçen sene artıyor. Bu sene 2.000’in üzerinde hemşerimiz katıldı. Önümüzdeki yıllarda daha geniş kapsamlı piknik organizasyonları düzenleyerek, hemşerilerimiz arasında birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

B

üyük bir coşkuyla düzenlenen piknik Tekirdağ Milletvekilleri; Özlem Yemişçi, Emre Köprülü, Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, Velimeşe Belediye Başkanı Rasim Yüksel, Marmaracık Belediye Başkan Yardımcısı Bilgin Kareli, Ak Parti Tekirdağ İl Başkanı Ahmet Kambur, Ak Parti Çorlu İlçe Başkanı Adnan Volkan ve ilçe yönetimi, CHP Çorlu İlçe Yönetimi, Bulgaristan Dobriç ili Kurtpınar HÖH İlçe Başkanı ve Kilikadı Belediye Başkanı Gülay Bekir, Çorlu Balkan Türkleri Dernek Başkanı Sezgin Engin ve dernek yönetimi, Bisader Genel Merkez Başkanı Nuh Nuhoğlu ve dernek yönetimi, Balkan Türk Aydınlar Dernek Başkanı Ramadan Kenan, Bulgaristan’ın Kilikadı köyünden gelen konuklar, Çorlu, Tekirdağ, Eskişehir, Sakarya, Ankara, Yalova, Orhangazi ve İzmir’de yaşayan dernek üyeleleri de hazır bulundu. Ayrıca Kilikadı Köyü’nden Türkiye’ye 1877-78 93 Rus Harbi ve sonrasında göç eden hemşeriler bir araya getirildi. Dördüncüsü düzenlenen piknik organizasyonunda Rumeli Türküleri seslendirildi. Şarkılar eşliğinde dans edip hayal çeken katılımcılar, gönüllerince eğlendiler. Çorlu İlköğretim Okulu folklor ekibinin Rumeli yöresine ait halk dansları sergilediği organizasyonda, ip çekme, çuval atlama ve kaşıkla yumurta taşıma yarışmaları düzenlendi.

MEDCEZİR hasan çabukol hasancabukol@gmail.com

Köy ve şehir hayatının farkları

hayatı; her gün binlerce insanın içine girŞdenehir diği ve çoğunlukla iş,eğitim vb. konular yüzüngeçiş yaptıkları hayat türüdür. Köy hayatın-

dan farklı olarak şehir hayatı; iş geleceği, eğitim ve sosyal ihtiyaçlar bakımından daha gelişmiş olup bu tür olanlarda gelişim sağlamış ve kişilerin ihtiyaçlarına yeterlilik sağlayabilecek durumdadır. Fakat bazı konularda köy hayatının da şehir hayatına göre olumlu yönlerini görmek mümkündür. Bunlarda ilk olarak çocuk gelişimi olarak alabiliriz. Okul yaşına gelmemiş bir çocuğun doğa sevgisi, hayvan sevgisi ve bir çok konuda doğayla iç içe büyümeleri için köy hayatının olumlu yeri olduğu herkesçe bilinmektedir. İkinci olarak yenilen besinlerdeki tazelik ve hormon bakımından köy hayatı yaşayan insanların bu konuda daha şanslı olduklarını söyleyebiliriz. İstatistiklerde şunu gösteriyor ki köyde yaşayıp doğal(Organik) beslenen bir kişinin şehir insanına nazaran daha uzun süre yaşıyor. Lakin şu da bir gerçektir ki insanlar yaşamları boyunca paraya ihtiyaç duymuşlardır ve duyacaklardır. Köyde yaşayan bir insana gelir getirebilecek yerler belli başlıdır. Bunların başlıcaları hayvancılık ve tarımdır. Fakat şehir hayatında para getirebilecek alanların genişliliği bakımından insanların bu hayata geçişi fazlalık göstermektedir. Şehir hayatında para getirebilecek alanların başlıcaları; sanayi, inşaat sektörü, gıda, tekstil, giyim mağazaları vb. alanlardır. Görüldüğü üzere şehir hayatında insanın geçimini sağlamak için gereken “para”yı kazanabileceği yerler çoğunluk göstermektedir. Bu nedenden olsa gerek şehir nüfusu, köy nüfusuna nazaran her geçen saniye artış göstermektedir. Hayat bizleri nereye sürükleyeceğini bilemeyiz. Bir gün umutla bir gün hayal kırıklıklarıyla yaşar dururuz. Geleceğin getireceklerini hesap etmez genellikle günü birlik bir yaşam tercih ederiz. Gençlik için yaşam ufak şeylerden mutlu olmaktan ibaret olup, genellikle anlık dünya hevesleriyle uğraşmakla zamanını geçirir. Tabı bunun içerisinde istisnalar vardır. Köy ile şehir hayatında çok büyük maddi ve manevi farklılıklar vardır. Çoğu insan şehre, iş ve eğitim umuduyla göç etmektedir. Aslında şehre göç edenlere sorsanız çoğu, köyün şehir yaşamından daha rahat olduğunu söyleyeceklerinden emin olabilirsiniz. Bunun nedeni de kültürel yaşam ve maddiyattan kaynaklanır. Köyde komşuluk ilişkileri ve adetlerimiz ön plana çıkmış olması, şehirde ise her şey maddiyata dökülmesi insanların köy yaşantılarını özlemesine neden olmaktadır. Köy ile Şehrin havası bile bir başkadır. Bir sabah uyandığınızda kuşların,kuzuların ve horozların sesleriyle temiz bir havada keyifle uyanmak varken, araba gürültüsü ve sisli bir havada uyanmak insanın yaşam hevesinden bile farkından olmadan bir şeyleri götürür. Maddiyat olarak köydeki yaşam şehre göre rahattır. Bunları örneklemek gerekirse köyde bahçede elma, armut yetiştirir evinde meyven eksik olmaz, patates soğan ekersin, su parası derdin olmaz, tarlada buğday nohut ekersin unun, bulgurun eksik olmaz, ekmeğini tandırda yaparsın ekmek parası derdin olmaz, ineğe, koyuna bakarsın sütün, yoğurdun, peynirin eksik olmaz, tavuğa bakarsın yumurtan eksik olmaz, köyümüzün tabiri ile odun kesimi (urusgatıya)ya gidersin yakıt derdin olmaz. Ancak bunlar için yapacağınız emek ve masraflar şehir hayatına göre onda biri kadar diyebilirsiniz. Geçen gün yaşlı bir hacı amcayı gördüm.Tabi ki siz tanımazsınız ama tanıyanların olduğunu bildiğim için ismini vermek istemiyorum. Önce selamlaşma ve hal hatır davasından sonra hacı amca anlatmaya başladı. Köyünü çok özlediğini, oranın havasını, suyunu, koyunların meleşmesini, eşeği ile odun getirmesini, çamlıktan kozak toplamasını, köydeki ahalinin toplanıp muhabbet etmesini, komşulukları v.s. özlediğinden bahsediyordu. Bunları anlatırken gözlerindeki köy özlemini kim olsa anlardı. Anlatırken bazen gözleri doluyordu. Anlaşılan şehir hayatı onu hiç mutlu etmemişti. Sonuçta insanlar köyde yaşadığı hayatı şehre, şehirdeki hayatı köye adapte etmenin çok zor olduğu aşikardır. Şu da bir gerçek ki köy hayatının da, şehir hayatının da ayrı bir güzelliği vardır. Yeter ki yaşadığımız anların kıymetini bilelim.


SAYFA 09 sb

kültür-sanat

Devrim, yeni çağlar ve eski gelenekler... Kaynak Kitap: OSMANLI İMPARATORLUĞU TARİHİ Yazar: NICOLAE JORGA

S

adece ismen vergiye tâbi Bulgaristan'ın kurulması; Doğu Rumeli Eyaleti ile birleşmesi; Makedonya'da çözülemeyen anlaşmazlıklar; Yunan eşkiya çetelerinin faaliyetleri; Girit'te Osmanlı Devleti ile her bağlantıya nüfûz eden bitmek bilmeyen ayaklanmalar; Sisam Adası'ndaki kışkırtmalar; Ermenilerin özgür bir anavatan kurma hayalleri; Kürtlerin Anadolu'da yarattıkları karmaşalar ve Türkiye'nin tek dayanağı olarak kalan1 Arnavutların Avrupa'daki anarşileri; Arap milliyetçiliğinin dinî değil de, siyasî yönde uyanışı - tüm bunlar, geniş topraklar üzerinde hâlâ 15 milyon nüfusa sahip olan, ama aralarında ne ırk veya dil ve kültür, ne de inanç veya ortak bir ekonomik faaliyet bağı olmayan bu devletin aslında çöküşü anlamına geliyordu. Yine de "eskilerin" geri getirilemez biçimde kayboldukları ve zorla kabul edilen "yenilerin" işe yaramadığı anlaşılmış bir imparatorluğun bu yavaş çöküşünden sanki içinde yaşayan insanlardan hiçbiri şikâyet etmiyormuş gibi görünüyordu.

İYİ GÜNLER GERİDE KALDI

Hristiyan tebaa kendini tamamen milli ideallerine kaptırmıştı ve kilise ile okullar için çalışarak, kendilerine İstanbul'da birçok küçük düşürücü olaylar ve büyük tehlikelere bağlı zorlu yaşama katılımın yararsız görüneceği bir meşgale bulmuşlardı. Hiçbir hatt-ı hümâyûn, hiçbir fermân veya idare Osmanlı düşüncesi ışığında mahalli bir siyaset yaratamamıştı. Muhafazakâr Türkler, iyi günlerin çoktan bittiğine kendilerini iyice inandırmışlardı. Dobruca'dan, Bulgaristan'dan, Karadağ'dan, Tesalya'dan ve Girit'ten kaçan dindaşlarının, padişahın himayesi altında sefil bir hayat sürmek için Anadolu'ya nasıl yöneldiklerini görüyorlardı ve her biri, gerektiğinde aynını yapmak için hazır bekliyordu. Gençler sadece daha düşük maaşa daha kötü işler yapmak için memuriyette terfi almayı bekliyorlardı. Okullar artık sadece sayıları günden güne artan, Şark'a mahsus tembelliğin Avrupa'ya mahsus bürokrasinin birleştiği ve insanlara eziyet çektirip, ceplerini boşaltan bürolarda çalışacak adaylar yetiştiriyordu. Ulema sınıfı, İslâm'a sadece zaman zaman geri kalmış halkı düşünerek müsamaha gösteren liberal düşünceli Midhat Paşa'nın devrilmesinden sonra, büyük bir nüfûz kazanmıştı.

SADRAZAM HAYREDDİN PAŞA DEVRİLDİ

1879 yılının Haziran ayında, sadrazamlık makamının gücünü kuvvetlendirmek istediği için, Sadrazam Hayreddin Paşa'yı devirmişlerdi, ama bu cahil din adamları gerçekte okuma yazma öğretilen sıbyan mekteplerinde eğitim vermek; şeriat mahkemelerinde tarafların mevkileri ve feda ettikleri paralara göre hüküm vermek; kahvehanelerde memurların liberal görüşlerini kınamak; Selanik ve Cidde'deki gibi karışıklıklar ve gereksiz ölüm sahneleri yaratmaktan başka bir şey yapabilecek kapasitede değildiler. Osmanlı Meclisi 1878 yılından sonra bir daha toplanmamıştı ve herşeye itaatkâr bir şekilde kafa sallayan bir meclise gerek olmadığı anlaşılmıştı. Nâzırlar, neredeyse önemsiz isimlerini Osmanlı yıllıklarına geçirmeye lâyık bile değildiler. 1876 ve 1881 yılları arasında 18 değişik kabine yönetime gelmişti ve 1881 yılında Ahmed Vefik Paşa ve dönemin tek gerçek "şahsiyeti" olan Küçük Said Paşa, iki gün içinde görevlerinden alınıp, tekrar birbirlerinin yerine geçmişlerdi.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD İKTİDARI

Herşeyi eline geçiren tek bir kişi vardı: Sultan II. Abdülhamid. Tek siyasî faktör olma hırsına kapılmış ve bu amacına da ulaşmıştı. Yanında başka hiçbir müşavire, özellikle de ağabeyinin aksine başka bir siyasî faktöre tahammül edemiyordu. Etrafını casuslar ve şahsi menfaatler güden bir siyasetin sinsi ve paraya ihtiyacı olan araçları sarıyordu. Türkiye'nin çok kritik bir zamanda kaderini neredeyse 40 yıla yakın bir süre ellerinde tutan Sultan II. Abdülhamid'in, keşke dedesi Sultan II. Mahmud gibi, despot da olsa bir ideali olmuş, keşke daha ulvî amaçlar için yaşamış ve çaba göstermiş olsa idi! 1877 yılının yaz aylarında büyük sevinç gösterileri altında, heyecanla ezelî düşmanı ile tüm gücünü kullanarak savaşmak üzere, tahta cülûs eden genç sultan (doğumu 22 Eylül 1842); melankolik gözleri dikkatleri çeken ve hayranlık uyandıran güzel yüzlü şövalye ruhlu bu şehzade; hafiyelerin, ihtişamı seven ahlaksız saray hizmetkârlarının ve "dostum" dediği Suriyeli izzet [Holo Paşa] gibi kâtiplerin kol gezdiği ve haremin bilinçsiz kalabalık kadınların da eklendiği değersiz bir toplumun içindi zaman geçtikçe, mutlak güce sahip bir hükümdarın eşi benzeri görülmeyen faaliyetsizliğinden ziyade korkudan, gözlerinin önünde tahttan indirilip, gizlice öldürülen ağabeyinin gölgesi eksik olmayan ve zamanından önce çöken yaşlı bir adam hâline geldi. Sultan II. Abdülhamid döneminde sadrazamlık makamına, 1886-1891 yılları arasında Kâmil Paşa, 1896 yılında, daha sonra bu makama altı kez getirilen ve 1896 yılında Yıldız Sarayı'ndan "bağımsız ve sorumlu bir kabine" talep etme cesaretini gösteren Küçük Said Paşa, Halil Rıfat Paşa, Cevad Paşa, vs.11 gibi önemsiz şahsiyetler getirilmişti. Sultan Abdülhamid artık gece gündüz saklanan, yattığı yeri

herkesten gizleyen, sırdaşları ve itaatkâr kullan olmayanlar dışında hiç kimse ile konuşmayan ve ancak haftada bir camiyi ziyaret ederken, maaşlarını düzenli ve zamanında alan ihtişamlı Arnavutlarının arasındaki görkemli arabasının aniden ortaya çıkması ile halkının arasında görünen yaşlı ve hastalıklı bir adamdı. Ölümden ruhuna acı verecek kadar korkuyordu ve parayı, görkemli saraylar yaptırmak ya da musahiblerini ve cariyelerini altına boğmak için sevmiyordu. Kendi döneminde çok sevdiği bir kadının anısına "Yıldız" Sarayı adını alan bir saray ve sarayın yanına ibadetini yerine getirmek için bir cami yaptırdı. Paraya gelince, Sultan Abdülhamid her gün ihmal edilmiş tebaanın kanı ve teri ile nâzırları ve alacaklıları ile bölüştüğü ve el konulan mallar, Anadolu'da ve Irak'ta geniş toprakların şahsi mülkleri ile birleştirilmesi ve memurlarla subayların ödenmeyen maaşlarını işleterek - ki devlet kendi iç borçlarını teşkil eden kaimeleri ve kendi sikkeleri olan beşlikleri ve altılıkları kabul etmek istemiyordu - sürekli olarak zenginleştirdiği şahsi hazinesine akan paraları, hükümdarlığına ve hayatına kasteden herşeyi ortaya çıkarmak ve cezalandırmak için bir araç olarak görüyordu.

LİBERALİZM HAYRANI GENÇLER

Bazı huzursuz unsurların, örneğin parlamento komedyası ve 1876 yılında sultanın öldürülmesi olayına karıştığı için tüm kalbi ile nefret ettiği Midhat Paşa'nın öğrencilerinin ve Batı'da yetişip, liberalizm ve milli onur hayranı ateşli gençlerin, elinin uzanamayacağı uzaklıkta yaşadıklarını, umut ettiklerini ve faaliyet gösterdiklerini biliyordu . Bir seferinde, 1897 yılında hepsini geri çağırdı ve onları denetim altında tutmak için büyük paralar harcadı. Casuslarının raporlarına her zaman nakit ödüyordu. Aynı şekilde Avrupa basınında kendisine karşı bir "kampanyayı" da para dağıtıp, bunun yerine övgü dolu yazılar yazdırarak gizlemeye her zaman hazırdı. Ama bu propagandaların gerçek anlamını, büyük geleceğini ve yakın zaferini, Fransız ve ingiliz yazarlar tarafından "dünya üzerindeki büyük katillerden biri olarak nitelendirilen ve lanetlenen tecrübeli ve çok akıllı bu yaşlı hükümdar tahmin edemezdi. Özgür basın ve özgür yazarlığa izin verilmiyordu ve Sultan II. Abdülhamid, tehlikeli düşünceleri engellemek için bunun yeterli olduğuna inanıyordu. Tebaa İstanbul'da çıkan "Vakit gazetesinde Tunus'taki gibi Hristiyan hakimiyetinin Müslümanlar da yarattığı felaket veya maliyeyi kurtarmak için Avrupalı memurların gerekli olduğu gibi yazılar okuyorlardı . Avrupa örneğine göre Kırım Savaşı'ndan sonra oluşan ve Lamartine ile Renan'ı şahsen tanıyan Şinasi (ölümü 1871), eleştirmen ve "Vatan Yahut Silistre" dramının yazarı Namık Kemal (ölümü 1887) ve Âlî Paşa'nın düşmanı Ziya Bey (ölümü 1880) zamanından beri kendine yandaş bulan çağdaş edebiyat akımı, halka yabancı kalmıştı. Daha sonraları ilk defa Mehmed Emin Bey [Yurdakul] artık yan Farsça, yarı Arapça değil de halk dilini kullanarak, "geleneksel" dilde değil de, artık gerçek Türkçe yazma cesaretini göstere-

cekti. Bu akım, uzun süre sadece Fransız klasiklerin (Moliere, Voltiaire), çağdaş Fransız şiirinin ve romantik maceracı akımın - Ahmed Midhat - veya natüralist akımın - Zola'nın "Therese Raquin" adlı eseri - romanlarının çevirilerini sağlayacaktı. Reşid Paşa tarafından yayınlanan bazı "diplomatik belgelerin" veya Âkif Bey'in şahsi "görüşlerinin [Tabsıra]"21 iki baskı hâlinde yayınlanmasına rağmen, siyasî propaganda edebiyatı tamamen eksikti.

BATI'NIN ZORBA VE YOK EDİCİ NÜFÛZU

Sultan Abdülhamid servetine, casuslarına, methiyecilerine, ordusuna güveniyordu ve yurtdışında sağlam bir dayanağı olması için Almanya'nın dünya siyasetini her zaman destekliyordu . Kayser Wilhelm'i 1898 yılında, ağabeyinin İmparatoriçe Eugenie'ye hazırladığı merasime benzer bir törenle karşıladı. Ayrıca Doğu Akdeniz'deki Alman Katolikleri himayesine alıp, Almanya'nın ekonomik menfaatlerini desteklemekte gecikmedi. Bu menfaatlerin arasında Anadolu demiryollarının Alman bir şirket tarafından BağdatBasra hattı inşaatına başlanması ve Almanların Haydarpaşa Limanı'nın, Haydarpaşa-İzmid-Ankara demiryolu hattının ve Selanik-Manastır demiryolu hattının inşası, ayrıca Ankara-Kayseri demiryolu hattı ve Eskişehir-Konya demiryolu hattı imtiyazlarının Alman kapitalistlere verilmesi gibi menfaatler bulunuyordu. Avrupa'da 750 kilometre olmak üzere sekiz yıl önce tamamlanan 1764 kilometre demiryolu hattının 1300 kilometresi ve sadece Anadolu'da projesi tamamlanmış 1379 kilometre ve inşaatı süren 544 kilometre demiryolları Alman girişimcilere aitti. Sultan II. Abdülhamid, elçilere şahsi yardımlarda bulunuyordu ve elçileri böylece susturuyor ve minnettarlığa zorluyordu. Örneğin İngiltere'ye 1903 yılında İzmirAydın demiryolu hattının imtiyazı verilmişti. Nihayet halife olarak ortaya çıkmayı seviyordu ve bu kutsal karakteri kendini güvence altına almak için ayrı bir araç olarak görüyordu . Ağabeyi Abdülaziz'in eski nâzın olup, daha sonra Tunus hükümetine getirilen Tunuslu Hayreddin Paşa'nın idealini sevinçle kabul etti: Tunus Dayısını vasalı olarak görmek; fanatik Senusilerin ve ihvanların (Kardeşler) Tunus'taki hareketlerini desteklemek; Avrupa'nın gözünden düşen Mısır Hıdivi İsmail Paşa'nın azlini bildirmek; Tunus'taki Müslümanların Fransa'ya karşı huzursuzluklarını körüklemek; yabancılara karşı Mısır milliyetçiliğinin öncüsü Arabî Paşa'nın yanında yer almak ve nihayet Harem Ağası Behram Ağa aracılığıyla Arabistan'da Panislamizm adına çalışmak hoşuna gidiyordu. Sadece Batı'nin zorba ve yavaş yavaş yok edici bir hâle gelen nüfûzuna karşı mücadele edebilmek için Avrupa tarzındaki kurumların kabulü bazında ki genç Japonya da aynı şekilde Avrupa'ya karşı mücadele ediyordu - 1870 yılında faaliyetlerine başlayan Jöntürklerin gazeteleri önce Kahire'de, daha sonra Paris'te ve Cenevre'de yayınlanmaya başladı . 1897 ve 1899 yıllarında, sürgündeki Jöntürklerin yandaşları olarak bilinen birçok genç mahkeme önüne çıkartılıp, ağır hükümler giydi.

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI 31 Mayıs 2012

Kendini feda edecek kadar anavatanına sadık bir vatansever

9

S

adece "uğrunda kendini feda edecek kadar anavatanına sadık bir vatansever " olan Murad Bey, Ahmed Rıza Bey, Midhat Paşa'nın oğlu Ali Haydar ve Arnavutların kendi soydaşları tarafından sevilen lideri İsmail Kemal Bey gibi, 1876 yılının yenilen ve yok edilen Terakki Cemiyeti'nin hayatta kalan üyeleri ve Fransız İhtilali hayranları ya da Damad Mahmud Celaleddin Paşa ve oğulları Sebahaddin ve Lütfullah Paşalar gibi, Sultan Abdülhamid'in Osmanlı tebaanın sevgisine dayanan bir Osmanlı tahtını tercih eden kaygılı akrabaları gibi, kendi menfaatlerini zene kadar düşünmeyen, büyük hizmetler vermiş, özverili ve gerçek birer vatansever olan böyle insanlar, yeni ve bağımsız özgür Türkiye için çalışmamış olsalardı, "Kızıl Sultan" muhakkak ki sınırsız mutlak güce sahip bir şekilde hayata veda edebilecekti. Paris komitesi ile bağlantıya geçip, Murad Bey gibi bazı liderlere ulaşmayı başardı ve Fransız hükümeti kendisine ihtilalci basına karşı yardımda bulundu. Ermeni ve Bulgar asilerle kardeşçe bir araya toplanıp, Osmanlı'nın geleceği için kararlar alan Jöntürklerin kongreleri tehlikeli sayılmazdı . Ayrıca 1897 yılından beri subaylar asice düşünceler sebebiyle takibe alınmışlardı . 1900 yılında askerî okulu bitiren bazı öğrenciler, ceza mahiyetinde basit birer er olarak eyaletlere gönderildiler. Sekiz yıl sonra, 22 Temmuz 1908 tarihinde, 3. Kolordunun tamamı kazanıldıktan sonra, Arnavutlar savaşa hazır beklerken, askerî okul müfettişi tarafından birçok meslektaşı ile birlikte İstanbul'a bir anket için çağrılan Enver ve Niyazi Beyler, İttihat ve Terakki Cemiyeti adına, Hilmi Paşa yönetiminde özgür bir hayatın yaşandığı Makedonya'da bir garnizon olan Resne'de özgürlük bayrağını çekti . Hükümetin Anadolu birliklerine karşı savaşmak gerekmiyordu, zira onlar da tıpkı Arnavutlar gibi, kendilerini özgür kılan bayrağın taşıyıcılarının tarafına geçtiler. Makedonya'daki başkomutanlarından biri olâfıv Şemsi Paşa öldürüldü, bir diğeri yaralandı ve bir üçüncüsü asiler tarafından esir alındı. Asiler, Midhat Paşa'nın anayasasından başka bir şey istemiyorlardı. [Küçük] Said Paşa, 24 Temmuz'da yeni çağın başlangıcını ilan etmek üzere, İstanbul'da devletin yönetimini devraldı. Yerine 6 Ağustos'ta Kâmil Paşa ve 1909 yılının Şubat ayında Hüseyin Hilmi Paşa geçti. İlk Mebusân Meclisi 107 Türk, 45 Arap, 27 Rum, 22 Arnavut, 10 Ermeni, 5 Bulgar, 4 Sırp, 3 Yahudi, 2 Kürt ve birer Romen, Dürzî ve Marunî'den oluşuyordu . Ama II. Abdülhamid'in nüfûzlıı saray grubu çabuk pes etmeyecekti. Sultan'ın orduda, sadık Arnavutlarının dışında birçok yandaşı ve ulema sınıfı34 ile İstanbul'un avam takımı arasında bir o kadar daha yandaşı vardı. Huzursuz birlikler, başlarında subayları olmadan, 13 Nisan/31 Mart'da nazırların ve meclisin süzerine yürüdüler. Sultan Abdülhamid, sanki neden olduğu ayaklanmanın baskısı altında hareket ediyormuş gibi, derhal Edhem Paşa yönetiminde bir Rum (Mavrokordato) ve bir Ermeni'den (Noradungiyan) oluşan bir kabine kurdu.

ABDÜLHAMİD'İN TAHTTAN İNDİRİLMESİ

Ama 5 bin kadar askerden destek alan bu zayıf hükümetin, Makedonya'dan başkente doğru hareket eden orduya direnmesi mümkün değildi. Asiler, davaları için kendi hayatlarını hiçe sayacak şekilde bir mücadele verdikten sonra, Mahmud Şevket Paşa 24 Nisan'da İstanbul'a girdi. Hükümetin yönetimini Ahmed Rıza Bey yönetiminde kurulan bir kabine devraldı. Sultan'ın tahttan indirilmesi artık siyasî bir gereklilik hâline gelmişti. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine yine şeyhülislâmın bir fetvası cevaz verdi ve 27 Nisan'da, Abdülhamid'in uzun süre kafes hayatı yaşamış yumuşak başlı kardeşi şehzade Reşad (doğumu 3 Kasım 1844), V. Mehmed Reşad olarak tahta cülûs etti. Rakiplerini kan akıtmadan alt eden galiplerden bazıları, tek başına mucizeler yaratan özgürlüğün bile devleti sadece kurtarmaya değil, birleştirmeye, kuvvetlendirmeye ve güvence altına almaya yeteceğine inanıyordu. Ahmed Rıza Bey başkanlığındaki mecliste 180 Müslüman'ın yanı sıra 50 Hristiyan ve 3 Yahudi görev alıyordu ve tüm eyaletler eşit oranlarla temsil ediliyordu. Ama birkaç gün sonra gerçek tüm çıplaklığı ile kendini gösterdi.Yeni Türkiye önce devleti kullanmak için her fırsatı kollayan dış düşmanlarına; sonra farklı milletlerin özgürlük baskısına; daha ileride zaferi kazanmak için şimdilik gizlenen, ama hâlâ çok güçlü olan muhafazakâr grubun intikam hırsına; geri kalmış eyaletlerdeki anarşiye ve yeni liderlerin böylesine büyük siyasî değişikliklerde her zaman beklenen gaddarlığı ve tecrübesizliğine karşı mücadele etmek zorunda idi. Uzun yılların mahsülü olan bu çalışma, bu zorlukların ortaya çıkışı ve bu zorluklara karşı yapılan mücadelelerin anlatılması ile tamamlanacaktır. Avusturya, yeni rejime ilişkin habere, işgali altında bulunan bölgeleri [Bosna-Hersek] 5 Ekim'de kendi topraklarına katarak cevap verdi. Bâbıâli'ye küçük bir teselli olarak Yenipazar Sancağı bırakıldı. Jöntürkler, antlaşmalara ve hukuka aykırı bu tedbire itiraz etmeyi uygun bulmadılar. Bu görevi sadece tüm Sırpların ülkesine geri dönen I. Peter Karayorgoviç yönetiminde birleştirilmesine dair ideallerinin yok edildiğini düşünen Sırbistan üstlendi. Kayser Franz Joseph tarafından yeni bir anayasaya kavuşturulan Bosna ve Hersek'in yeni efendileri, yeni kazanılan bu topraklar için 27 Şubat 1909 tarihinde 54 milyon 250 bin korun ödediler. Bu ödeme resmi olarak sadece vakıf malları karşılığında ödenen bir tazminat olarak görünüyordu. Avusturya aynı zamanda ithalat vergisinin yüzde 11'den yüzde 15'e çıkartılmasını onayladı; Bâbıâli'ye tamamen bağımsız bir ticaret siyaseti yürütme hakkı tanıdı, yani Türklerin ekonomik menfaaderinin korunmasını vaat etti; yeni monopolleri kabul etti ve kapitülasyonların yerine çağdaş antlaşmalar yapmaya hazır olduğunu bildirdi. DEVAM EDECEK...


SAYFA 10 sb

A B Ç

10 31 Mayıs 2012

nne

aba

sağlık

ocuk

Gel de Gör...

G

man eli boş çevirmemiştir. Varlıkta ve darlıkta ona sığınabilmek, onun inayetine kendini bırakabilmek çok mühim iki unsurdur bu konuda. Olayı iki boyutlu olarak inceleyelim: birincisi hiçbir şey yapmadan sadece Allah’a güvendiğini iddia edenlerden olmaktan sakınmaktır. Bu hale düşen kişi ayağına takılan taştan bile Allah(ını)(kafasındaki Allah tasavvurunu) sorumlu tutar ve hikmet arayışı içinde yaşayıp gider. Sadece yürürken sağa sola baktığı için taşı fark etmemiş ve takılmıştır sadece. Bu tip başına gelen iyi olayları da, kötü olayları da Allah tasavvuruyla bağladıktan sonra, içten içe kendi sorumluluğundan bütün olayları çıkarmış olur. Böylece raydan çıkar. Çünkü başına ne gelirse Allah’tandır ve sorumluluk Allah’ındır. Allah öyle takdir etmiştir. Halbuki Rasulullah gibi tevekkül etmeye çalışmış fakat kendi sorumluluk bilincinin getirdiği yükü de ALLAH’ ın üzerine yıkmıştır. Böylece trafolarını baştan kapatmış, elektriksiz kalmaya baştan rıza göstermiştir.

İkinci boyutu ise; her işi kendi eliyle yapmaya çalışan, bütün sorumluluğu yüklenen, Allah’a sırtını hiç dayamayandır. Bu kişi ise aşırı yüklenmiş olarak, “neden her şey benim başımda” serzenişiyle dolaşır durur. Her işe müdahil olmaya kalkışır. Bu tip çevresindeki herkesin rolünü üstlendiği gibi daha da ileri gederek Allah’ın rolünü üstlenmek ister. Hastalıklara hatta ölüme bile engel olabilecek kuvveti olduğuna inanır. İnsandır o, her şey onun tekelindedir. Her şeye hükmedebilir. İş bu hal üzere olmak birinciden daha da tehlikelidir. Değil trafoları elektrik santralleri bile toptan yok olabilir. Mühim olan bizi “ümmeten vusta” olarak tayin eden Rabbimizin buyurduğu gibi olabilmektir. Ne hayatın bütün yükünün altına girip pestil olmalı, nede her şeyi Allah’a yıkıp kenara çekilip oturmalıyız. Bu ikisi arasında kendi sorumluluk bilincimizle Allah’a tevekkül ettiğimizde Rabbimiz bizim sigortamız olur. Aşırı yüklenme hallerinde O na sığınır, halledebileceğimiz durumlar da Ondan yardım isteriz. Trafoları yakmadan sigortası Allah olanların tasavvurlarına ulaşabilmek dileğiyle… Rabbime emanet olun…

SOKAK ÇOCUĞUNUN HAYALİ... Yağmur yağıyordu Ben ağlıyordum Sokaklar soğuktu Yüreğim ise boştu Şimşekler çakıyordu Duygularımın gökyüzünde Anlaşılmak diyordum Ne kadar zormuş meğer Bir çocuk olarak yaşarken Gökkuşağının solmuş bedeninde Sıcaklığı diyordum Hani bir annenin yüreği var ya İşte o sıcaklık nasıldır Bir kedi gibi kıvrılarak Uzanıvermek dizlerinin üstüne Sonra saçlarında hissetmek Yumuşacık ellerinin okşayışını Ve sonra da “Yavrum” diyerek bağrına basılmak Nasıl bir duygudur bilir misin? Gözlerimi açtığımda tanıştığım

Soğuk duvarların hissiz gözleri Bir annenin sıcaklığına hasret kıldı beni Kıskançlık duyguları taşıdım hep Annesiyle yürüyen çocuklara Sokakta yürürken yalnız başıma. Ezildim hor bakışların ağırlığında Büzüldüm büzüldüm bir duvarın kenarına

A M ŞA IMA A Y ! K A K HA UNM K DO

Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurdu:

Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine (hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu velî de kısasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacağını almıştır. [İsra 33] Anne, baba veya doktor tarafından, tamamlanmadan hamilelik sürecine son vermek de yasaklanmıştır, haramdır. Buna benzer bir hareketi yapan kimse günahkar olur. Çünkü bu bir cinayettir ve sahih rivayet ile gelen hadisler gereği, tamamlanmış bir insan için gereken diyetin onda biri olan ğurre ödemeyi (erkek veya kadın köle vermeyi) gerektirir. Gebeliğin 40.ıncı gününden önce yapılan kürtaja gelince; buna İslam’da izin verilmiştir ve bunu yapan kimseye herhangi bir ceza veya diyet yoktur. Bunun nedeni; alınan veya düşürülen şeyin bir cenin haline gelmemiş olmasıdır. Çünkü o halen nutfedir. Ceninin alınması / kürtaj edilmesi ile ilgili hadis ise, burada kullanılamaz.

Bazı kötülüğü kovdum elimle, Bazı kötülüğü yerdim dilimle, Gücüm yetmeyince kendi halimle, Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör. Çıkar için laf davulu çalmadım, Hiçbir yerden makam rütbe almadım, Bildimse söyledim korkak olmadım, Bilmediğim yerde sustum gel de gör. Abdurrahim KARAKOÇ

Ülfetim olmadı iriler ile, Ağıla girmedim sürüler ile, Ölümden korkmayan diriler ile,

OKU EY GÜZEL ÇOCUK... Oku ey güzel çocuk. Oku yer gök inlesin. Rabbimin buyruğunu, Meleklerde dinlesin.

Doyur beni Kur'an'a. Şu gönlüm kansın, oku, Rabbimin buyruğuyla, Gönlüm yıkansın, oku.

Ey başı boş geçen gel, Akıntı da yüzen gel. Faniden faydalanıp, Ebediyi kazan gel.

O minik elindeki Kur'an, Allah sözüdür. Mukaddes kitabımız, Kainatın özüdür.

Çocuk yaşı yedi mi, Atsın ilme adımı. Ağacı eşemezsin, Yaşlandı kurudu mu.

Ahirette sana yarmış Hiç ilim gibi var mı? Paraya tapan gafil, Kefenin cebi var mı?

KÜRTAJ K

zynpyurttas@gmail.com

Aşk ceylanı emzirince sütünü, Taşa çalıp kırdım benlik putunu, Düşmanımdır inkarcının bütünü, Allah dostlarıdır dostum gel de gör.

Sonu hatırladım ilki duyunca, Kula kul olmadım ömür boyunca, Hakkın zehirini içtim doyunca, Batılın balina kustum gel de gör.

Sonra babam olsaydı Sarılsaydım ona korkuyla Babam deseydim suçlu gözlerle Affederdi belki biraz kızsa da Ama bir limanın olurdu sığınacak Sıcacık bir liman değil mi? O zaman anne demezdim yıldızlara Çöplerden ekmek toplamazdım Hadi yemeğini yesene oğlum derdi Kızardı yemek yemediğim için Ama hiç yaşamadım biliyor musun? Çocuk olmanın nazlı yaramazlığını Hani bir melekleri olurmuş Çocuklar geldiğinde dünyaya Onları kanatlarında uyutacak Adına da anne derlermiş. Ama ben seni hiç görmedim meleğim Kokun nasıldır hiç bilemedim İşte şimdi çekiliyorum göklere Gül yüzlü bir meleğin kanatlarında Ama gözlerim hüzünlü hala Sokaklarda yaşayan kardeşlerim Benim gibi şanslı olur mu bilmiyorum

YÜZ YILIN SORUNU: ürtaj, Batı Dünyasındaki toplumların problemlerinden biridir. Kürtaj, bu toplumlardaki yozlaşmanın bir sonucu haline gelmiştir ve sayısız zina, cinsi sapıklık ve evlilik dışı ilişkiler sonucu gayri meşru doğumlar giderek artmaktadır. Bu gayri meşru doğumlar, batılı kaynaklarda yer alan istatistiklere göre, toplam doğumların %45’ine ulaşmıştır. Bu oran, yerine ve zamanına göre, bazı ülkelerde %70’e kadar çıkmaktadır. Gayri meşru doğumlar; Batılı toplumlarda varolan, Dini hayattan ayıran kapitalist akidenin liderlik ettiği ferdi hürriyet gibi özgürlüklerin benimsenmesinden çıkan serbest bırakılmış cinsel kudurgan-

zeynep yurttaş

Ögrenci ve Ebeveyn Koçu

Selamı sabahı kestim gel de gör.

Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum, Mazluma mağdura kıvrak dil oldum, Zulüm sıcağında serin yel oldum, Yürekten yüreğe estim gel de gör.

Yıldızlara baktım son bir umutla Annem olur musunuz dedim Soğuk gecemin yalnızlığında Ellerimi uzattım masumca Anne anne diyerek hıçkırıkların arasında Küçük bedenim üşüyordu Soğuk taşlar sarıyordu kollarına Annenin sıcaklığı diyordum Ne kadar güzelmiş meğer Cansız bedenim düştüğünde toprağa Bir meleğin kanatlarında Yükselirken göklere Hani diyordum olsaydı Dünyada da bir meleğim Adına anne deseydim O da beni alsaydı kollarına Sevseydi sımsıcak nefesiyle Bulutların hüznü yerine Güneşin sıcaklığını yaşasaydım Kırlarda uçurtma uçursaydım Üstüm başım kirlenseydi Sonra da kızsaydı bana annem Özür dileseydim ellerinden öpseydim

Hasan ÇABUKOL

SEYR-Ü SEFER

Bağladım nefsimi zincir yulara, Dünyayı duvara astım gel de gör. Rahatı huzuru attım kenara, Çileyi bağrıma bastım gel de gör.

TRAFOLARIN YANMASIN, SİGORTAN ALLAH OLSUN! eçen hafta hayatı düzünden okumak isimli yazımızda, hayattaki olaylara nasıl yaklaşmamız icab ettiğinden bahsetmiştik. Bu hafta ise konuyu dönüp dolaşıp toplumdaki pek çok kötü dönüşümü bağladığım Allah tasavvuruyla alakalandıracağız. Toplumumuzda insana güvenmekle alakalı pek çok atasözü dolaşır durur. Hatta ekserisini kullanırız da şöyle bir irdeler miyiz acaba? Mesela ; Âdemoğlu (insanoğlu) çiğ süt emmiştir. Abdalın dostluğu köy görünceye kadar. Akan suya inanma, el oğluna güvenme. Güvenme dostuna, saman doldurur postuna. Vb… İşte annelerin nakaratı, öğretmenlerin okullarda işledikleri atasözlerimiz. İnsanın tamamen güvenilir olmadığını anlatırlar bize hep. Ve biz insanların kendimizi emniyet altında hissetmek, kendimizi gerçekleştirmek adına birisine tam olarak güven duymak temel ihtiyaçlarındandır. Tam güven duyulan varlık Allah’ tır. Çünkü o kendine güvenenleri hiçbir za-

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

Anne sıcaklığı diye sarıldığımız O sıcacık nefes kokan torbalar var ya İşte o torbalar anne babalarımız Bırak meleğim bırak bunları Biz sokakların soğuk taşlarını Anne diye sarmışız kollarımıza Ve düşüyoruz son nefesimizde Meleğimizin şefkat kanatlarına Ey Allah’ım Dünyada adına melek denilen Cennetler ayaklarına serilen O anneler var ya o anneler Kanatlarını dikenlerle süslerler mi? Çocuklarını bırakırlar mı sokaklara Sokakların soğuğuna mahkum ederler mi? Bilmiyorum Allah’ım bilmiyorum Senden son bir dileğim var Şeytanlaşacak melekleri ne olursun Bizlere anne diye verme olur mu? Ben geldim sana hüzünlü yürekle Ama benden sonraki umut tohumlarını Ne olursun kanadı dikenlerle süslenmiş Melek maskeli şeytanlardan koru. Seyit Ahmet UZUN

Ceninin kürtajına ne zaman izin verilir

?

ŞEKİLLENMENİN erken evrelerinde veya Ruh verildikten sonra eğer uzman bir doktor cenin anne rahminden alınmadığı takdirde anne ve bebeğin ölümüne yolaçacağı kararına varırsa, bu durumlarda kürtaj yapmaya izin verilmiştir. Bu durumda; ceninin alınmasına izin verilir ve böylece annenin hayatı korunur. İslam, hayatı koruyan veya hayatta kalmayı sağlayan şeyleri yapmaya davet eder. Bu kürtaj bir tedavi olarak kabul edilir ve Allah Rasulü SAV- insanlara tedavi yollarını ve şifa bulmayı emretmiştir. İmlas: İmlas, hamile bir kadına herhangi bir saldırı yaparak veya darbe vurarak çocuğun düşürülmesidir. Bu bir cinayettir ve günahtır. Ğurre, erkek veya kadın bir köle, ödemeyi gerektirir. Bu miktar, tamamlanmış olarak doğan birisi için gereken diyetin onda biridir. İmam Buhari ve Muslim’in Sahih’lerindeki bir rivayette, Ömer ibn el-Hattab(r.a.), -Hilafeti Döneminde- karnına vurulması sonucu çocuğu düşürülen bir kadının durumu (imlas) hakkında Sahabeler(r.anhum)’e danıştı. El-Muğire ibn Şu’be(r.a.) şöyle dedi: Allah Rasulü(s.a.v.) bu durumda, ğurre ödemeyi, erkek veya kadın bir köle verilmesini emretmişti. Muhammed ibn Mesleme onun rivayetini destekledi (doğrudur dedi).

lıkla sonuçlanmıştır. Bu özgürlük insanlara; olağan hale gelen evlilik dışı ilişkiler, zina, cinsi sapıklıklar ve dilediğini özgürce yapabilme gibi tüm mutluluk(!) çeşitleriyle zevklenme serbestiyeti vermektedir. Bu özgürlüğün bir sonucu olarak, Batılı toplumlar hayvanlar yığını haline gelmiş ve insanların karşı cinse ilgi içgüdüsünü alabildiğince, her türlü yoldan doyurmaları sağlanmıştır. Toplam doğumların yarısı gibi korkunç bir boyuta ulaşan bu gayri meşru doğumlar, batılı ülkeleri bu konu ile ilgili yeni yasalar çıkarmaya itti. Bu yasalarla kadınlara, herhangi bir gayri meşru yoldan edindikleri çocukları aldırmalarına izin verilmiştir. Batılı ülkeler, kendi kültürlerini bize pazarlamalarının bir parçası olarak, kürtajın serbest bırakılması için çalışıyorlar. Bununla, Müslümanlar üzerinde bir baskı unsuru oluşturmak, İslam Dünyasını oluşturan toplumlardaki İslami değerleri, ahlakı ve İslam kültürünü kaldırmak istiyorlar. İşte Batılı toplumların durumu budur! Müslüman toplumlara gelince; burada kürtaj yaygın değildir. Çünkü zina, cinsi sapıklıklar ve evlilik dışı ilişkiler yaygın değildir. Kürtaj yapıldığında ise, çoğunlukla annenin hayatı korunmak istenir. Bazı durumlarda annenin çocuğunu doğurması annenin ölümüyle sonuçlanabilmektedir. İşte bu engellenmek istenir. bu cenine yapılan saldırı, Şeri’at tarafından korunan ve kıymet verilen insan hayatına yapılmış bir saldırıdır. Bu ise, ve’d (çocuğu diri diri gömmek) olacaktır. Allah bunu Haram kılmıştır.


SAYFA 11 renkli

spor

31 Mayıs 2012

Kasımpaşa Süper Lig’de...

I SÜPER LİG’e yükselen Kasımpaşa Spor Kulübü’nün yönetici ve futbolcularını Saraçhane Belediye Sarayı’nda kabul eden Başkan Kadir Topbaş, “Süper Lig’de armanızda taşıdığınız Türk Bayrağı’nın gereğini yapacağınıza inanıyoruz” dedi. Bank Asya 1. Lig Play-Off Grubu'nda şampiyon olarak Spor Toto Süper Lig'e yük-

selen Kasımpaşa Sportif Faaliyetler A.Ş. yönetimi, teknik heyet ve futbolcuları, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı Saraçhane Belediye Sarayı’nda ziyaret etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Spor Toto Spor Lig'e yükselen lacivertbeyazlı ekibi tebrik ederek, başarılarının devamını diledi.

Fevzi Şeker güreş turnuvası

I OKULLARARASI Serbest Güreş Şampiyonası Kağıthane Ferit Aysan Spor Salonu`nda başladı. Geçtiğimiz aylarda vefat eden Serbest Güreş Milli Takım teknik direktörü Fevzi Şeker anısına Okullar Arası Serbest Güreş Şampiyonası düzenlendi. Minikler kategorisinde 300’e yakın sporcunun katıldığı turnuvanın açılış töreninde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mehteran

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

takımı salona gelen izleyicilere mehteran gösterisi sundu. İlginin yoğun olduğu turnuvaya Türkiye Güreş Federasyonu adına Başkan Vekili Kadir Haberdar, Kağıthane Kaymakamı Ahmet Akın Varıcıer, İstanbul İl Güreş temsilcisi Halil İbrahim Oktoy, Kağıthane İlçe Spor Müdürü Sermet Akgün ile merhum Fevzi Şeker’in ailesi katıldı. Türkiye Güreş Federasyonu Başkan Vekili Kadir Haberdar açılış konuşmasında yaptığı açıklamada, hem sporculuk yaşamı boyu elde ettiği başarılar ile hem de beyefendi kişiliği ile tüm gençlere örnek teşkil eden Fevzi Şeker anısına bu yıl ilk kez düzenlenen turnuvayı organize eden Kağıthane Belediyesi ve Kağıthane Hasbahçe spor kulübü yetkililerine teşekkür etti.

I İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği ve yıl boyunca devam edecek ‘Engelliler Spor Şöleni’ voleybol ve atletizm branşlarında start aldı. Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda gerçekleştirilen organizasyonda 400 voleybolcu ve 300 atletin birbirleriyle kıyasıya mücadelesi alkış aldı. Engelliler Spor Şöleni heyecanı voleybol ve atletizm dallarında yapılan yarışmalarla start aldı. Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda düzenlenen Engelliler Spor Şöleni’ni büyük bir katılımla gerçekleştirilen spor oyunlarına İSÖM’e bağlı merkezler, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar ile özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan

engelliler katıldı. 400 voleybolcu ve 300 atletin kıyasıya mücadele ettiği oyunlar tribünlerde bulunan sporcu velileri ve seyirciler tarafından heyecanla izlendi. Zihinsel engelli 300 sporcunun 30, 50 ve 75 metrelik mesafelerde yapmış oldukları serbest koşular büyük ve heyecanlı çekişmeye sahne oldu. Tribünlerde bulunan seyirciler ilgiyle yarışları takip ederken alkış ve tezahüratlarıyla engelli sporculara destek oldular. Müsabakalar sonucunda tüm engelli sporculara İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Dr. Muzaffer Saraç ve İSÖM Müdürü Bekir Köksal tarafından madalyaları takdim edildi.

Avrupa Spor Başkenti İstanbul’da, Engelliler Spor Şöleni Heyecanı

ENGELLİLER Spor Şöleni aynı zamanda toplumda engelli bireylere karşı bir farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Engelliler Spor Şöleni etkinlikleri Bisiklet, Basketbol, Masa Tenisi, Oryantiring, Trekking ve İzcilik branşlarında yapılacak organizasyonlarla yıl boyunca sürecek.

11

Beşiktaş’a Avrupa müjdesi

I BEŞİKTAŞ Milangaz'a, Avrupa Basketbol Ligleri Birliği'nden (ULEB) THY Avrupa Ligi için müjdeli haber geldi. THY Avrupa Ligi'nde gelecek sezon mücadele edecek ekiplerle ilgili yapılan açıklamada Beşiktaş Milangaz, Beko Basketbol Ligi playoff serisi finalisti olarak, gruplara direkt katılma hakkı tanıyan B lisansı verilecek takımlar arasında açıklandı. Geride kalan sezonda THY Avrupa Ligi'nde yer alan Galatasaray Medical Park'ın isminin yer almadığı listede, Beşiktaş Milangaz, A lisansı sahibi olan Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker'le birlikte Türkiye'yi temsil edecek ekipler arasında gösterildi. ULEB, A lisansı sahibi kulüplere gelecek 3 sezon için, B lisansı verdiği kulüplere ise 1 sezon için Avrupa Ligi organizasyonunda yer alma hakkı tanıyor.

Hasan Doğan’a anma...

I TÜRKİYE Futbol Federasyonu (TFF) eski başkanı merhum Hasan Doğan, ölümünün dördüncü yıl dönümünde Esenler’de anılıyor. Esenler Belediyesi’nin Esenler Kastamonulular Derneği (KASDER) ile birlikte düzenlediği programda, Türk sporunda sevgiyi, centilmenliği ve erdemi yeniden hatırlatan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) eski Başkanı merhum Hasan Doğan hayırla yad edilecek. 2 Haziran 2012 Cumartesi günü saat 17.00’de Esenler Dörtyol Meydanı’nda düzenlenecek programda, Hasan Doğan ile ilgili sinevizyon gösterimi, Kur’an-ı Kerim tilaveti, tasavvuf müziği ile birlikte Doğan’dan hatıratlar da sunulacak. Programda Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu konuşma yapacak. Futbol Federasyonu Başkanı olan

Doğan, bunun yanında Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi üyeliği ile Beşiktaş Kulübü kongre üyesiydi. Bodrum’da, 52 yaşında kalp krizi sonucu vefat eden Doğan, Ankara’da 14 Şubat tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul sonrası başkanlığa seçilmişti. Toplam 143 gün başkanlık yapan Doğan, genel kurula katılıp oy kullanan 231 delegenin 222′sinin oyunu alarak başkanlığa seçilmişti.


SAYFA 12 renkli

SIYAH MAVI KIRMIZI SARI

Aktüalite Haber 9. sayı  

''Haberde kalite''

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you