Page 1

TÜRK SÖYLENCESİNDE TULPAR

Dünya milletleri, Türk’ün adını anarken atlardan ve Türklerin atlara olan sevgisinden bahsetmeden geçemezler. Hepimizin bildiği “ At, avrat, pusat” üçlemesi Türklerin ata duyduğu saygı ve sevginin en sade ve özlü anlatış şeklidir. Atlar, uçsuz bucaksız Orta Asya bozkırlarında, aşılmaz denen dağlarda, girilmez denilen nehirlerde, geçilmez denilen çöllerde her zaman Türk’e yardımcı olmuştur. Türkler atı sadece bir binek hayvanı olarak değil; aynı zamanda dost olarak görmüştür.Örneğin Dede Korkut Destanı’nda Bamsı Beyrek atına şu şekilde seslenir: At demem sana kardaş derim, Kardaşımdan yeğ! Başım beraberi Başıma iş geldi yoldaş derim Yoldaşımdan yeğ!

Günümüz Türkiye’sinde ata verilen değer maalasef “ Altılı Ganyan” yarışlarından öteye gidememektedir. Oysa ki, atalarımız zamanında kahramanların adı, atlarının adından koparılmaz ve beraber anılırlardı. Örnek verecek olursak: KAHRAMAN

ATININ ADI

Oğuz Han

Alaca At

Köroğlu

Kır At

Bamsı Beyrek

Boz Aygır

Alpamıs

Bayşubar

Altın Arığ

Ak Boz At


*Manas

*Ak Kula

Alman Bet

Sarı Ala

Er Töştük

Çal Kuyruk

Ural Batır

Ak Buz At

Zaytülek

Gök Tulpar

Kül Tigin

Alp Şalçı

Koblandı

Tayburul

*Manas ile atı Ak Kula’nın aynı gün doğduğu rivayet edilir. Türklerin yaşantısında bu derece önemli olan atların, Türk efsanelerinde yer edinmemesi için bir neden yoktur. Sahiplerini ölümlerden kurtaran, savaş sırasında üstünlük kazandıran ve uzun mesafeleri ışık hızıyla kat eden atlar Türk efsanelerinde elbette hizmetlerine yakışacak şekilde anılacaktır. Türkler efsanelerinde atlara, insan dilini konuşabilme, kanat sahibi olup uçabilme, sahibine öğüt verme gibi yetenekleri vermiştir. Uçan ve kanatları olan at denildiğinde akla gelen, Yunan mitolojisindeki Pegasus’un, Türk mitolojisindeki karşılığı Tulpar’dır. Tulpar adı verilen atlar gökyüzünde yaşayan tanrısal atlardır. Tulparın en canlı şekilde görüldüğü Başkurt Türkleri’nin Ural Batır adlı destanında, Akbuzat ve Sarat tulparlarından bahsedilmektedir. Akbuzat , Samrav’ın karısı Koyaş’tan (Güneş) doğmuş olan Humay’ın kutsal atıdır. Sarat ise, Samrav’ın Ay’dan doğmuş olan kızı Ayhılu’nun atıdır. Akbuzat, kahramanların koruyucusu ve atların neslini devam ettiren rolündedir. Tulparların sahip olduğu dev kanatların biri tarafından görülmesi sonucu, tulparın aniden yok olacağı inancı vardır ve tulparlar kanatlarını büyük engelleri aşmak için ortaya çıkarırlar. Bir başka Başkurt rivayetine göre, Büyükayı’nın en dıştaki iki yıldızın adı Buzat ( Boz At) ve Sarat’tır.(Sarı At) Karaçay-Malkar kültüründe ise, Küçükayı’nın iki yıldızı Sarı Aygır ve Toru ( Doru ) atlarıyla betimlenir. Tulparlar bir çok Türk boyunun kültürel benliğinde yer almıştır. Başkurtlar’da, Kazaklar’da, Kırgızlar’da, Altay ve Yakutistan’da, Karaçay-Malkarlar’da, Kumuklar’da, Anadolu ve Azerbaycan’da, Türkmenler’de ve diğer Türk halklarında tulparın izine rastlamak mümkündür. Özellikle Kafkasya yöresinde yaşayan Karaçay-Malkar ve Kumuk Türkleri’nin Kafkasya yöresinde yaşayan diğer halkların dillerine Tulpar/ turpal kelimesini sokmalarıyla beraber o bölgede “tulpar motifi” sıkça işlenmiştir. Kumuk Türkleri’nin bir atasözünde : “Tulpar yerin birevü buççagında busa da, öz yılkısın tabar.” ( Tulpar dünyanın bir köşesinde olsa da, kendi sürüsünü bulur.) ifadesi yer almaktadır. Karaçay-Malkar Türkleri’nin bir atasözünde ise :


“ Tulpar at callıdan kalmaz.” ( Tulpar at kurda yem olmaz.) ifadesine rastlamaktayız. Tulparı Ural Batır destanında gördüğümüz gibi Manas destanında da görebilmekteyiz. Yine aynı şekilde, Kazakistan’da kazı çalışmaları sonucunda bulunan “Altın Elbiseli Adam’ın” başlığında tulpar figürünü görüyoruz. Kazakistan ve Moğolistan devletlerinin armalarında yer alan tulpar figürleri, bize tulparın ne kadar önem verilen bir mit olduğunu anlatmaya yetecek; Kazakistan’daki bir hava yolu şirketinin adının “Tulpar” olduğu bilgisi ise öğrendiklerimizin üstüne güzel bir örnek daha olacaktır. Kazakistan’da Nazarbayev’in açılışını yaptığı metronun bir durağının adı Tulpar’dır. Kazakistan’ın buz tutmuş denizlerde yüzebilme yeteneğine sahip olan gemilerinden birinin adı MV Tulpar’dır. Kırgızistan’da düzenlenen futsal turnuvalarından birinin adı ise yine Tulpar’dır. Türkiye’de ise tulparı, ilk milli zırhlı ve paletli muharebe aracı olarak görüyoruz. Bu araç, Altay tankının ana yüklenicisi Otokar tarafından, Altay tanklarına yakın destek sağlamak ve personel taşımak amacıyla üretildi ve İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda sergilendi. Türklük olgusu içinde bulunan mitolojik ögeleri bilmemiz ve yaşatmamız lazımdır. Sahibi olduğumuz yüce kültür ve tarihimizin en küçük parçaları bile unutulmayacak kadar değerlidir. İşte bu yüzden, mitolojimize, yeme ve içme kültürümüze, güzel sanatlarımıza, tarihimize, tarihsel ekonomik faaliyetlerimize, dilimize yani bizi biz yapan her şeye sahip çıkmalıyız. Tanrı Türk’ü Korusun.

Hasan Apar KAYNAKÇA 1) Kafkas Nart Destanlarında At Motifi, Ufuk Tavkul 2) Türk Mitoloji Ansiklopedisi Türk Söylence Sözlüğü 3) http://en.wikipedia.org/wiki/MV_Tulpar 4) http://en.wikipedia.org/wiki/Theater_named_after_Auezov_(Almaty_Metro) 5) http://en.wikipedia.org/wiki/Kyrgyzstan_national_futsal_team#Tulpar_Cup 6) http://tengrinews.kz/kazakhstan_news/nazarbaev-otkryil-v-astane-zavod-tulpar-talgo-203424/ 7) http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/171722--zirhli-birlikleri-tulpar-koruyacak EK GÖRSELLER

Moğolistan Arması

Kazakistan Arması

Tulpar