Issuu on Google+

Mayıs 2011 Yıl:1 Sayı:12 Fiyatı: 5TL

www.halkulasim.com

Türkiye Özel Halk Otobüsleri

ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ,

TÖHOB PASTA KESTİ… ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ

HAYDİ SESİMİZİ YÜKSELTELİM!

GAFİL SORUMLULAR KİMLER?


GÜLERYÜZ COBRA

MARMARA

TOPLU TAŞIM SANAYi TiCARET LTD.ŞTi.

ALÇAK TABANDA

EN UYGUN

Turgut Özal Caddesi Esenler Oto Sanayi Sitesi 16.Blok No:6 İkitelli - Başakşehir İSTANBUL Tel.: (0212) 671 02 62 671 02 63 671 02 64 Fax: (0212) 671 02 66

FiYAT

COBRA GD 272 LF ALÇAK TABAN ŞEHiRiÇi

E M T Z H i A K K A Hi H A K L A ZMET H

L G Ü E R Y Ü Z C O B R A A L Ç A K TA B A N A İST NBUL YOLLARINDA

2


Silahtarağa Caddesi No:51 Eyüp-İSTANBUL


Türkiye Özel Halk Otobüsleri

İmtiyaz Sahibi Murat Uzun Gsm: 0555 553 20 72 Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Erğun Gsm: 0505 423 12 17

10

ESNAFIN YÜZDE 30’U KARA LİSTEDE

12

BÜYÜK RESİM BURSA’DA

Halkla İlişkiler Müdürü Melek Altundaş Grafik Tasarım Halil Kurt fgrafiktasarim@gmail.com 0537 985 85 64

Muhabir Gökhan Günay

içindekiler

Editör Ahmet Erğun

CÜNEYT ZENDERLİOĞLU: ÖZEL HALK OTOBÜSÜ ESNAFI OLARAK SIKINTILI BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ. SON DÖNEMDE AKBİL ÖDEMELERİNDE HER NE KADAR OLUMLU GELİŞMELER YAŞANSADA ESNAF MADDİ KRİZ İÇERİSİNDE. YÜKSELEN MALİYETLER NEDENİYLE ESNAFIN YÜZDE 30’U BANKALARIN KARA LİSTESİNDE.

Gelişen ve değişen dünyamızda hiçbir şey eskisi gibi olmayacağını geçmiş yazımda ifade etmiştim. ..

Yönetim Yeri Tarlabaşı Bulvarı Kalyoncu Kulluk Mah. Gönül Apt. No:242 Kat:2 Daire:2 34435 Beyoğlu-İstanbul

Tel: 0212 253 07 57 e-mail: halkulasim@hotmail.com Basım Yeri ANKA Matbaacılık LTD. ŞTİ. Yayın Türü Ulusal Süreli Yayın-Aylık

2

14 15

ZAMAN TÜNELİ DÜNYANIN İKİNCİ METROSU TÜNEL; 1875 YILINDAN BU YANA TAM 136 SENEDİR GALATA İLE BEYOĞLU ARASINDAKİ YOLCULUĞUNU SESSİZ SEDASIZ SÜRDÜRÜYOR...


içindekiler

editörden

Esnafımızla İkinci Yıl

18 19 20

ESNAF YENİ MECLİSTEN NE BEKLİYOR

12 Haziran’da yapılacak genel seçimler öncesi esnafımızın görüşlerini aldık. Yakıt fiyatlarından ve zamlardan dolayı gün geçtikçe sıkıntıları artan değerli esnafımızın birçoğu geleceğe yönelik karamsar ve umutsuz. Ülkenin gidişatından memnun olsalar da; onlara göre sandıktan çıkan sonuç esnafın cebine yansımayacak.

YIĞCI: ÖNCELİĞİMİZ 22 SÜMER KÂR DEĞİL KALİTELİ HİZMET 23

Ulusoy Turizm Grup Başkanı ve aynı zamanda Turizm Taşımacıları Derneği (TTDER) Başkanlığı’nı yürüten sektörün duayenlerinden Sümer Yığcı ile enine boyuna turizm taşımacılığını konuştuk.

24 ZORU BAŞARDIK 25

Mardin; medeniyetler diyarı. Tarihi, yerleşimi ve antik evleriyle dünyanın 3. harikası olmaya aday. Çok farklı kültürleri barındıran Mardin; siyasal, sanatsal, kültürel ve turizm bakımından ilgi çekiyor

Halk Ulaşım Dergisi kurulduğu günden bu yana sektörü ve esnafı için yayınlarını sürdürdü ve sürdürmeye de devam edecek. Bazı kesimler hoşlanmasa da dergimiz ilk günden bu yana şeffaflığı ilke edinerek gerçekleri yazmaya özen gösterdi. Esnafının ve çalışanlarının yanında durduğu bu süre içerisinde bazıları rahatsız olsa da gerçekler acıdır ilkesini bildiğimiz için yazmaktan vazgeçmedik. Yeniydik belki sektörde ancak esnafın içindendik. Yıllarca Halk Otobüslerinde çalışmış biri olarak ve aynı zamanda gazeteci de olarak ele aldım konuları. Bir tarafım gazeteci olsa da bende Halk Otobüsçüsüyüm. Ben okurken çalıştım, ekmek yedim bu sektörden. Yediğim ekmeğin sahipleri daima benim büyüğüm ağabeylerim olmuştur. Duraklarda gezerken beni kardeşleri gibi dostları gibi bu yüzden görürler. Muavinlikse yaptım şoför koltuğuna mı evet oturdum. O sıkıntıları bende çektim… Sıkıntıları ve sorunları bilen bir dergi olarak kaleme aldık yazılarımızı. Ve bu sayı ile 1 yılı geride bıraktık. İkinci yılımıza girerken umudumuz sektörümüz için daha güzel bir gelecek. Bunun için esnafımıza büyük sorumluluk düşüyor. Ne olur kendilerini temsilen atadıklarını iyi seçsinler. 5216 sayılı yasa değişikliğindeki acizliği hepimiz gördük. İlk olarak Göksel Ovacık’ın dergimizdeki açıklamaları ile sektörümüz tehlikeyi gördü. Oysa asıl yetkililer bihaber geziler düzenlemekteydiler. Hiçbir çaba göstermeyenler olayı bizler gündeme taşıyınca göstermelik çabalara büründüler. Oysa artık ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇMİŞTİ. www.halkulasim.com sitemizde artık anket çalışması yapmaktayız. Bazı şeyleri daha iyi görebilmek için ve yöneticilere de yardımcı olabilmesi için. Havuz sistemini esnaf ister mi diye bir soru sorduk. Çıkan sonuç çok çarpıcı. Bu yazıyı yazarken baktığımda ki son sonuç şöyle; İstanbul’da Dar Bölge Havuz Sistemiyle Çalışmak İster misiniz? ● Evet (100%, 858 Oy) ● Hayır (0%, 2 Oy) ● Toplam Oy veren: 860 Yetkililer için önemli bir veri olsa gerek. Biz üstümüze düşeni yaptık artık görev sizlerin.

Murat UZUN

3


MARKALAŞM

Halkımızı bizler otobüslerimize bindiğinde misafirimiz olarak görüyoruz. Onlara en güzel hizmeti sunmak için yeni çalışmalar başlatacağız. İstanbullu bizimle İstanbullu olduğunu daha da hissedecek. Kurumsallaşmak İçin Yeni Projelerimiz Hazır İstanbul Halk Ulaşım A.Ş. olarak seçimlerden sonraki en önemli çalışmamız kurumsallaşmak olacak. Esnafımız kurumsal bir şirketin ortağı olduğunu büyük bir gururla hissedecektir. Yönetim kadememiz bununla ilgili çalışmaları başlatmak üzere. Şuan ilk aşamalarını belirliyoruz ve bu kısa bir sürede en güzel biçimde tamamlanacaktır. Bireysel olarak mücadele etmeyeceğiz, bireysel olarak elimizi taşın altına koymayacağız, bireysel olarak 4

hakkımızı aramayacağız. Artık bireysel olmayıp hep beraber olacağız. Yapılacak bu yenilikler Şehiriçi Toplu Ulaşımının çılgın projesi değildir. Çünkü bunlar bizim yapmamız gerekenlerdir. Ancak bunları başardıktan sonra asıl çılgın projelerimizi hayata geçireceğiz. Öncelikle yükümlülüklerimizi daha güzel yerine getirme ve birlik olabilmeyi sağlayacağız. Havuz Sistemi ve Şirketleşme 12 Haziran seçiminden sonra İETT’nin İstanbul Kart’a geçişi tamamlayacağını umuyoruz. Bununla birlikte Halk Otobüslerinde muavin ve İETT’de şoför akbilinin kalkması gündeme gelecek. Şuan bununla ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Ancak bu geçişin sağlıklı olabilmesi için İETT yetkilileri tüm halk otobüsleri ile oluşa-

cak yeni düzeni tartışması ve en uygun yolu belirlemesi lazım. Biz şirketimiz olarak oluşacak yeni düzene hazırız. Sistemin uygulamaya başlaması ile dar bölge havuz sistemi çalışmamızı hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ancak İETT bu konuda acilen muavinsiz ortamın halk otobüslerine uygulanışını bir palana koymalı. Özellikle hak edişleri ne kadar sıklıkla ödeneceği, aktarma ve mavi kart ödemelerinin ücretleri en kısa zamanda çözüme kavuşturulmalıdır. Havuz sistemi İstanbul için önemli bir olay olacaktır. Esnafımızın yaşadığı birçok sıkıntıya merhem teşkil edecek ve birçok sorunu da sona erdirecektir. Havuz sistemi sayesinde; —Esnafımız birbiri ile daha barışık olacak.


MA ZAMANI İstanbul Halk Ulaşım A.Ş. yöneticileri ve çalışanları olarak artık geleceğin gereklilikleri için çalışıyoruz. Şuana kadarki dönemde birçok çalışmalarda bulunduk. Son 8 aylık dönemde ise eksiklerimizi ve markalaşma uğruna neler yapmamız gerektiği konusunda önemli araştırmalarda bulunduk. Yeni dönemin ilk ve tek konusu budur. İstanbul Halk Ulaşım A.Ş. bir marka olacaktır. Artık gündelik çalışmalar bitiyor. Artık ufak tefek sorunlarla günü geçirmek bitiyor. Artık bizler İstanbul’un hak ettiği taşımayı vatandaşa sunmak için çalışıyoruz.

—Çalışanlar arasındaki kırgınlıklar ve anlaşmazlıklar sona erecek —Trafikte kaza riski neredeyse sıfıra inecek. —Yolcuların hızlı yahut yavaş gitme şikayetleri sona erecek. —Trafik kurallarına daha çok riayet edilecek. —Cezalar ile yaşanan sıkıntılar sona erecek. —Yolcu memnuniyeti artacak. Eğitimlerimiz Başlıyor İETT Genel Müdürlüğü’nün eğitim seferberliği ne yazık ki şirketler tarafından uygulamaya konulamadı. Ancak İstanbul Halk Ulaşım A.Ş. olarak yeni dönemde yaz aylarından itibaren eğitimlerimiz başlayacak. Bu eğitimleri şirketimiz bünyesinde sağlayacağız. Ayrıca eğitimlerimiz süreli bir eğitim olmayacak. Daima uygulanacak süresiz eğitimlerle esnaf ve çalışanlarımıza hem yolcu memnuniyeti eğitimleri verilecek hem de kurumsallaşmak için gerekli adımların anlatılması sağlanacak. Uzman eğitmenler ile uygulanacak bu eğitim çalışmamız uzun soluklu ve verimli bir çalışma olacaktır. 5216 Büyük Haksızlık 5216 sayılı yasa ile Büyükşehir Belediyelerinin ihalesiz olarak ihale devrine olanak tanınması büyük sorunların başlangıcı olacağı düşüncesindeyim. Şirketimiz olarak bu gibi girişimleri asla tasvip etmiyoruz. Tamamen inisiyatife bırakılan bu durumun ne gibi sorunlara yol açacağını kimse tahmin bile edemez. Bu durum her bele-

diye başkanı değişmesi ile ihale olaylarının yaşanmasına neden olacaktır. İhalesiz hak devri kabul edilemez bir durumdur. Özellikle İstanbul’da şehiriçi taşımacılıkta bir ihalesiz hak devri yapılması gerekiyor ise bu ancak mevcut halk otobüsü firmaları olmalıdır. Çünkü bu sektörde tek geçmişi, tecrübesi olan bizleriz. Bu konuyu ilk olarak dergimiz Halk Ulaşım’ın gündeme taşıması maalesef dikkate alması gerekenler tarafından göz ardı edildi. Bu sadece halk otobüslerinin sorunu değil, bu aynı zamanda minibüs ve taksilerinde sorunu. Bu konuda ortak hareket edilmeliydi ama odalarımız ve birliklerimiz uyudu. Artık yasa 12.04.2011 tarihi ile resmi gazetede yayınlandı. Bundan sonrası için ne yapılması gerektiği düşünülmeli. İETT 5216 Sayılı Yasa Değişikliliğine Kayıtsız Kalmamalı Bizleri en çok şaşırtan bu yasa değişikliğine İETT’nin kayıtsız kalmasıdır. Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına otobüs işletmeciliğini bu şirket sağlamaktadır. Yasa değişikliği ile İETT zaman içerisinde yok olacaktır. Zaten bu işi yapan bir kurum varken yeni aktörlerin devreye sokulmaya çalışılmasının ardındaki mantığı anlayabilmiş değiliz. Hem ihalesiz yetki devri hem de 1871’den beri var olan tarihi bir kurumun bitirilmesi!

İstanbul Otobüs A.Ş.’nin kuruluşunu bizler böyle görmekteyiz. Yılların kuruluşu olan İETT’nin saf dışı bırakılışını simgelediğine inanıyoruz. İstanbul’un en büyük yükünü çeken kurumun dışında bir oluşum ile nelerin amaçlandığını merak etmekteyiz. İstanbul Otobüs A.Ş. araçları da bireysel girişimcilerin elinde, İETT’ye bağlı bizlerinde araç filosu bireysel girişimcilerde. O zaman İstanbul Otobüs A.Ş. İETT’den farklı ne yapacaktır? 5216 sayılı yasa değişikliği İstanbul Otobüs A.Ş’nin önünü açmak için mi yapıldı? Bu soruların cevabını duymak tek halk otobüsçülerinin hakkı değil, tüm vatandaşlarımızın hakkıdır. Saygılarımla…

İstanbul Halk Ulaşım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa ALTUNTAŞ 5


GAFİL

SORUMLULAR Sevgili dostlar; İnsanlar için Gaflet; dalgınlık, dikkatsizlik, kendinde olmamadır. Gafil ise; çevresinde olup bitenlerden habersiz, her zaman şaşkın ve halkla münasebetleri açısından da dikkatsiz yaşayan demektir. Gafil uyur-gezer gibi yürür, fakat yürüdüğünün farkında değildir. Bir şeyler yapar ama, ne yaptığını tam kestiremez. Hedefsizdir, çok defa abesle iştigal eder. Eder de hep yürüdüğü yollara ve içinde yaşadığı zamana yenik düşer. Doğrusu, onun davranışlarında bir gaye aramak da beyhudedir; zira o bakıp da görmeyen, işitip de anlamayan öyle bir şaşkın ve öyle bir dalgındır ki, bazen etrafında cereyan eden temsil ettiği sektörde esnafın kaderini tehdit eden adeta ölüm fermanı gibi yeni kanunlar çıkarılırken kızıl-kıyamet hâdiselerden bile habersiz yaşar. Yıllar var ki, bu talihsiz şehiriçi toplu ulaşım sektörü insanları -ona da yaşama denecekse- hep böyle yaşadı. Gafiller yüzünden gafletle oturdu, gafletle kalktı. Bir gaye-i hayali olmadı, kendini yenilemedi, değişimi aramadı ve sürekli gününü gün etme peşinde koştu. Baronlarınca hep günübirlik hikayelerle avutuldu. Sektörde ki gelişmeleri yakından takip eden olumlu bir şeyler katkısında bulunmak isteyen üç beş yönetici arkadaş hep 6

post modern darbe planları ile uzaklaştırılmak istendi ve gelişmelerin hep dışında tutuldu. Adeta köyün delisi konuma sokuldular. 29.03.2011 tarihinde kabul edilen ve 12.04.2011 tarih ve 27903 sayılı resmi gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 6215 sayılı bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun 21. maddesi ile 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Yasası’nın 26. maddesi adeta talandan mal kaçır gibi anayasanın eşitlik ilkesine bakılmazsızın değiştirildi. Peki yürürlüğe giren yeni 26. madde ne diyor: “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki toplu ulaşım hizmetlerini işletebilir; ya da belediye veya bağlı kuruluşlarının yüzde 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın işletilmesini devredebilir. Yasa teklifini yapanlar T.C anayasasının 173. Maddesi olan ‘’devlet esnaf sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır’’ şeklindeki hükmedici bir hükmünü görmezden gelmişlerdir. Aslında ‘Esnaf Sanatkar’ kavramı ekonomik olmaktan ziyade sosyal bir anlam içerir.

Sorun ve Vebal Kimde? Toplumumuzun ve ekonomimizin istikrar unsuru ve orta direği olan esnafımızın temsilcileri, genel başkanları, birlik başkanları, oda başkanlarıdır. Bu yasa kanunlaşırken hangi ilde, yurt dışında sektör adına hangi seyahatte önemli heyetler arası görüşmeleri yapıyorlardı? Hangi kazanımı elde etmişlerdi? Üstelik bu yasa teklifinin içeriği, kendilerine daha taslak aşamasında yandaş medya aracılığı ile haberdar edilmişken neler yaptılar? Peki, binlerce çalışanın emek ve alınteri sermayesi ile ülke insanına hizmet eden esnaf, siyasiler tarafından neden kayda alınmıyor? Sorun ve vebal kimde? Derdini meramını anlatan etkili olan yok mu? Sektör bu yasa değişiklik teklifi ile tarihinin en önemli kriziyle karsı karşıyadır. Sektör mensuplarının yıllardır çalışarak elde ettikleri kazanımlarını bu sorumlular yüzünden kaybetmek üzereler. Bu yasanın çıkması belediyeler üzerinde etkili hangi çevrelerin lobi başarısıdır? Gerçek niyet nedir ? Kriz kelimesini tanımlamak gereksiz. Bilinen bir çok anlamı var. Krizlerin ortak özelliklerini göreceli olarak beklenmedik bir anda sinsice gelmeleri ve hazırlıksız yakalandıklarına büyük zarar vermeleridir. Peki, yıllarının şehiriçi ulaşımda işletmecilerimize zarar verecek, esna-


fın varlığını ve geleceğini tehdit edecek siyasi, ekonomik, sektörel mevzuat kökenli krizler önceden tahmin edilebilir mi? Bu sorunun cevabı tabiî ki evet. Ekonomik ve yapısal krizler önceden tahmin edilebiliyor. Yasalar ise taslak aşamasında taraflara uygun bir dille anlatılırsa komisyonlarda müzakere aşamasın da müdahale edilebilirse zararsız hale dönüştürülebilir. Hasret Giderme Toplantılarıyla Sorunlar Çözülmüyor İnsanoğlu alınteriyle ve emekle doğar, aynı şekilde ölür. İlk ve son nefeste bile bir çaba, vardır. Başlangıç ve bitiş arasındaki o süre zarfında ekmeğine sahip çıkarsan, olup biteni ülke ve kent gündemini takip edersen, kurumsal bir yönetim anlayışınız ve ekibiniz varsa böyle gelişmeler engellenir. Fakat sponsorların yard��mı ile hasret giderme toplantılarınızla meşgul olmuyorsanız bunları yapabilirsiniz. Sektör ehil insanlarca yönetiliyorsa, siyasi ve itibari ilişkileriniz ve istişareniz var ise bu yasalar kontrol altına alınıp zarar verilmesi engellenebilir. Sektörde yaşanan sıkıntıların bizi de ciddi biçimde içine çekmesi normal bir gelişme. Zaten içinde olduğumuz ama sonuçlarının çeşitli nedenlerle gizlenmesinden dolayı geç duyulduğu bir krizi fark ettik. Bu tür sıkıntıların çözümünde, hatta insan yaşamının her safhasında yapılacaklarla ilgili girişimlerdeki temel mantık, işinin ehli olmaktan geçmiyor mu? Özel halk otobüsü işletmecileri için, şehiriçi toplu ulaşımda yaşanan gelişmeler karşısında tutunabilmenin yolu da her şeyi herkesin değil, her bir şeyi, her birine uygun yapacak yetenekte ehil olanların yapması gerektiği mantığını taşımaktan geçmiyor mu? Sizce de bu böyle değil midir? Demek ki kadro hareketinde temel düstur; vizyon sahibi liderlerle çalışmaktan geçiyor.

Bunca yaşanan olaylar bunları göstermiyor mu? Liderlerin; yeteneklerini her koşula ve ortama uygun kullanabilmesi çok önemli ama yetmez. Ayrıca tamamlayıcı özellikleri de taşımaları şart. Vizyon sahibi olmaları yanında, her değişimde mobilize olabilmeyi de içine sindirebilmiş duyarlılıkta olmalılar. Bugün önemi gittikçe daha da anlaşılmaya başlayan ve modern işletmeciliğin temeli olarak ortaya çıkan “organizasyon kültüründe yönetimin rolü oldukça önemlidir. Bir noktada yönetim ile yönetici özdeşleştirildiğinden ve işletmelerde teşkilatlarda yönetim fonksiyonunun icrası yöneticiler tarafından gerçekleştirildiğinden bu yöneticiler, bir organizasyon- da kendine özgü yapının kültürün standardın oluşumunda en etkili faktördür. Oynayacağı rol, yönetim tarzı, düşünce, duygu, hayat tarzı, kısaca kültürü ile yönetici, organizasyonun kültür temelini de oluşturur. Kültür ve buna bağlı değerler her yönetici için farklıdır. Çünkü bunlar yöneticilerin gerçeği anlamasına ve yetiştiği çevre faktörüne bağlıdır.

Zira algılanan her hadisede insanların tecrübeleri, değer yargıları ve kapasiteleri önemli rol oynar. Bundan dolayı müesseselerin başarı veya başarısızlıklarında yönetici, nirengi noktasını teşkil eder. Bilinmelidir ki yenilik üretmek, hayatın her safhasında zaman zaman ihtiyaç duyulan insani bir faaliyettir. Zira değişen şartlar ve insanlığın çeşitli alanlarda elde ettiği birikimler, bazen hayatı sürdürebilmek için yenilenmeyi ve yeniliği kullanmayı mecburi kılar. Yenilik üretmek; fert, şirket, topluluk ve milletleri ileriye götüren bir unsurdur. Yenilik üretmemek de bireyi ve toplumu geri bırakan unsurlardandır. Hattâ fert ve toplumların uzun ömürlü olabilmesinin bir şartı da, düşünce, duygu ve aksiyon plânında sürekli yenilenmek ve zamanın ruhunu yakalayacak şekilde inanç ve geleneklerini çağın idrakine söyletebilmektir. Bol kazançlı kazasız günler dileklerimle

Özulaş A.Ş Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sedat ŞAHİN

7


(Kentiçi Toplu Taşıma Gazetesi kupürüdür)

ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ,

TÖHOB PASTA KESTİ… ÖZEL HALK OTOBÜSÜ SEKTÖRÜNÜN GELECEĞİNİ KARARTACAK “5216 SAYILI BÜYÜKŞEHİR YASASI” TBMM’DEN GEÇERKEN AYNI GÜNLERDE TÖHOB MEŞHUR GEZİLERİNDEN BİRİNE DAHA İMZA ATTI. ESNAF GELECEĞİNİ KARA KARA DÜŞÜNÜRKEN TÖHOB YÖNETİMİ AYDIN’DA PASTALI KUTLAMA YAPTI. Türkiye genelinde özel halk otobüsü esnafını temsil etmek amacıyla yola çıkan TÖHOB’da skandallarının ardı arkası kesilmiyor. Sektörün sorunlarını çözmekten çok uzakta kalan kuruluş, geçtiğimiz aylarda Türkiye genelinde sektörü temsil eden tek sivil toplum kuruluşu olmasına rağmen “Toplu Ulaşım Birliği” nin dışına itilmişti. TÖHOB yöneticileri bir skandala da Aydın’da imza attı. Özel halk otobüsçü esnafını karanlığa sürükleyecek, şehiriçi ulaşımda kaos ortamı yaratacak “5216 sayılı Büyükşehir Yasısı” ndaki değişiklikler TBMM’den geçtiği günlerde TÖHOB meşhur gezilerinden birini daha gerçekleştiriyordu. Esnafı bilgilendirme, sorunları gündeme getirme, sorunlara karşı çıkış yolları bulma gibi görevleri yerine getirmesi beklenen TÖHOB yöneticilerinin bu hayati yasanın meclisten geçtiği günlerde şaka gibi pasta keserek kutlama yapmaları tarihe kara bir leke

8

olarak kaydedildi. Aydın’da bunlar yaşanırken “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” Esnafın asıl merak konusu; Aydın’da esnaf için ne yapıldı? 5216 sayılı yasa hiç gündeme geldi mi? Hangi ilimizin yaşadığı sorunlar masaya yatırıldı? Taksiciler Başbakanla, minibüsçüler Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile görüşüp sorunlarına çözüm yolları ararken TÖHOB’un Aydın gezisini kim dikkate aldı? Nisan sayımızda Ulaştırma Bakanı Habib Soluk ile yaptığımız röportajda esnafın birçok sorununa çözüm için hazır olduklarını belirtti. Özellikle 2012 yılında uygulamaya konulacak engelli uyumlu araç olayı ve halk otobüsü tanımı ile ilgili yeşil ışık yakmıştı. Tek istekleri ise bu konuda girişimlerde bulunulmasıydı. Peki, bu konularda TÖHOB geçen bu süre zarfında bir tek çalışması resmi makamlara ulaşmış mıdır? Açıkçası esnaf merak ediyor. TÖHOB onların sorunları için mi var yoksa TÖHOB bir gezi kulübü mü? Eğer TÖHOB gezi kulübü ise bu esnafında gezmeye hakkı vardır, sadece yöneticilerden ibaret kalmasın. Eğer TÖHOB esnaf sorunları için var ise acilen bu

sorumluluklarını yerine getirmelidir. 29 Mart’ta TBMM’den geçen yasa Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra 12 Nisan’da Resmi Gazete’de yayınlandı. Bu süre zarfında ve öncesinde yasayı engellemek adına ne gibi girişimleriniz oldu? Soruyoruz bu yasa değişikliğinden haberiniz yok muydu? Yoksa zaten büyük bir ayıp. Eğer var ise yasa değişikliğini engellemek için ne yaptınız? Ya bir şey yapmadınız yahut başarısızsınız! Türkiye’deki özel halk otobüsü esnafının samimiyetle umut bağladığı, sorunlarına çıkış noktası olarak gördüğü TÖHOB’un “Gezi Kulübü” niteliğinden kurtarılarak bir an önce ciddiyet içinde çalışmalarına başlaması, kanayan yaraya merhem olması gerekiyor.


HAYDİ, SESİMİZİ YÜKSELTELİM! Geçen haftaki köşe yazımda 5216 sayılı “Büyükşehirler Yasası” ndaki değişikliği gündeme getirmiştim. Bu değişiklik neler getirecek buna biraz değinmek gerekiyor. Büyükşehirlerde belediye başkanlıkları %50 hissesi belediyeye ait olacak bir şirket kuracak ki İstanbul’da kurulmuş durumda. Bu şirketler toplu taşıma yapmaya başlayacak veya İstanbul’da olduğu gibi bireysel taşımacılara devredecek. Bütün bu işlemler maalesef ihalesiz yapılacak. Kaç araç verilecek, ucu açık, sayısı belli değil. Belediye istediği kadar verebilir. İstediği hatta ihalesiz yeni araçlar tahsis edebilir. Büyükşehirlerde oturmuş bir toplu taşıma sistemi var. Tüm büyükşehirlerde yeteri kadar taksi taşımacılığı var. Bazı şehirlerde yeteri kadar minibüs taşımacılığı ve özel halk otobüsleri var. Belediyenin kendi toplu taşıma araçları var. Yeni araçlara ihtiyaç var mı tartışılır. Her verilecek toplu taşıma aracı ciddi sıkıntılara ve mağduriyete yol açacaktır. Bu böyle bilinmelidir.

Yetkililer neden böyle bir değişikliğe gerek gördüler? Ne düşünerek yapılan bir çalışmadır? Bunu tartışmak sorgulamak gerekmektedir. Sistemde var olan toplu taşımacılara gözdağı vermek için mi, yoksa yeni alternatif bireysel taşımacılar yaratarak büyükşehirlerde toplu taşıma sistemini kaos ortamına sürüklemek mi istenmektedir? Ben yaptım oldu mantığı ile davranarak; sivil toplum kuruluşları, birlik, oda, kooperatif ve esnaf derneklerini yok sayılarak, bilgi paylaşımı yapılmadan, görüşleri sorulmadan yapılmış bir kanun değişikliği olduğu ortaya çıkmıştır. Ve maalesef olumsuz sonuçlar doğuracak bir çalışma olmuştur. Türkiye seçim sathına girmişken bu değişikliğin yapılması da düşündürücüdür. İstanbul’da 18.000 adet taksi, 7000 adete yakın minibüs, 2000 adet özel halk otobüsü taşımacılığı yapılıyor. Diğer büyükşehirleride katarsak toplam 50.000 adet toplu taşımacı bu kanun değişikliğinde zarar görecektir. Mağduriyet yaşayacaktır. Bunun hesabı kitabı iyi yapılmalıdır.

Türkiye’deki tüm toplu taşımacılar şu sorunun cevabını arıyor: Bu günden sonra ne yapılmalıdır? Yapılacak tek şey var; öncelikle sesimizi yükseltmeliyiz ve bu değişen kanun maddesini tüm siyasilere iyi anlatmalıyız. Mağduriyetimizin giderilmesi için gerekli çalışmaları yapmalarını talep etmeliyiz. Sonuç alınamazsa gerekli yasal mercilere derhal başvurmalıyız. Bizi yok saymalarına seyirci kalamayız, kalmamalıyız.

Göksel OVACIK Özulaş A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi

9


ESNAFIN YÜZDE 30 30’U ’U

KARA LİSTEDE CÜNEYT ZENDERLİOĞLU: ÖZEL HALK OTOBÜSÜ ESNAFI OLARAK SIKINTILI BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ. SON DÖNEMDE AKBİL ÖDEMELERİNDE HER NE KADAR OLUMLU GELİŞMELER YAŞANSADA ESNAF MADDİ KRİZ İÇERİSİNDE. YÜKSELEN MALİYETLER NEDENİYLE ESNAFIN YÜZDE 30’U BANKALARIN KARA LİSTESİNDE.

T

ürkiye’deki özel halk otobüsü sektöründe esnafın kanaat önderlerinden biri konumundaki Cüneyt Zenderlioğlu şehiriçi toplu taşımada her geçen gün artan maliyetler ve ödeme sistemindeki yanlışlıklar nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını vurguluyor. Şehiriçi ulaşımın en önemli aktörlerinden biri olan özel halk otobüsçülerinin yaklaşık 15 kalem yolcuyu ücretsiz taşıdığına dikkat çeken Zenderlioğlu “Bunun karşılığında diğer taşımacılardan bir farkımız olmalı. Hükümetimiz bize en azından ÖTV’siz mazot imkânı vermeli” diyor. Özellikle İstanbul’da yakın zamana kadar akbil ödemelerinde ciddi sıkıntı yaşadıklarının altını çizen Cüneyt Zenderlioğlu “Bir dönem İETT’den 9 akbil alacağımız vardı. Bu sayı bu günlerde 4’e düşmüş durumda. Ancak biz günlük ödeme yapan esnafız ve maliyetlerimiz de ortada. Üstelik araçlarımızın yenilenmesi gerekiyor ve otobüs fiyatları da malumunuz. Aksayan ödemeler nedeniyle esnaf olarak ciddi sıkıntılar yaşadık. Ben ödemelerimi döndürebilmek için dairemi satmak zorunda kalmama rağmen bankaların kara listesine girmekten kurtulamadım.

10

Birçok esnaf arkadaşımız da aynı sorunu yaşadı. Şu an esnafımızın yüzde 30’u bankaların kara listesine girmiş durumda. Bu bizim için son derece hayati bir konudur. Araç yenilemek için kaç kişi o kadar parayı nakit ödeyebilir?” diyor. İstanbul halkına en güzel hizmeti verebilmek için özel halk otobüsçüleri olarak gece gündüz çalıştıklarını belirten Cüneyt Zenderlioğlu başta Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İETT yetkililerinden de anlayış ve daha çok destek beklediklerinin altını çiziyor. Mazot fiyatlarının sürekli yükselmesine rağmen bilet fiyatlarının aynı kaldığını vurgulayan Zenderlioğlu “Belediye başkanımız da fiyatlarda gerekli ayarlamaları yapmalı ki mağdur olmayalım. Daha iyi hizmet verebilmemiz içinn bel belediye üzerine düşeni yerine get getirirken halk otobüsçüleri olarak bizler de başta şoför eğitimi olm olmak üzere eksiklerimizi biran ön tamamlamalıyız” diyor. önce Akbil sisteminden dolayı ggünlük taşıdığımız yolcu sayıssını göremiyoruz diyen Cüneyt Z Zenderlioğlu “Taşıdığımız yolccu sayısını 15 günde bir görebiliyoruz. Günlük veri alamıyoruz. Dolayısıyla günlük kazancımız nedir, zarar mı ettik, kârda mıyız hesabını ya-

ĞLU DERLİO N E Z T CÜNEY İMDİR? K sı ehirlerara Ş . lu m u ğ 1954 do ptıktan sonra ık ya taşımacıl zel Halk Otobüsü ı ld İstanbul Ö atılarak beş araç a a k ığ ihalesine e toplu taşımacıl d ve 1983 ‘ başladı. l Halk Otobüsleri İstanbu yaptı. aşkanlığı sonra çeşitli b i ğ e n r e D rulduktan Özulaş ku e şirketin yönetim d dönemler da yer aldı. kadroların

‘‘

’’

pamıyoruz. Sistemin bir an önce düzeltilmesi gerekli” diyor. Türkiye genelinde özel halk otobüsçülerinin can simidi olabilecek olan TÖHOB’un son derece etkisiz kalmasına değinen Cüneyt Zenderlioğlu “Başarısızlığın baş mimarı tabiî ki yönetimdir. Geçmiş dönemlerde başarısız olduğu için defalarca şirketten tazminatını alarak gönderilen Onur Orhon gibi bir kişinin tekrar TÖHOB’un başına Genel Sekreter olarak getirilmesini yadırgıyorum. Bir insan bir defa tazminatını alarak o camiadan ayrılmışsa tekrar dönmemeli” diyor.


’ 11


BÜYÜK RESİM BURSA’DA Gelişen ve değişen dünyamızda hiçbir şey eskisi gibi olmayacağını geçmiş yazımda ifade etmiştim. O kadar hızlı gelişme yaşanıyor ki orta ve küçük ölçekli esnafların yada birey kültürü ile mesleğini idame ettiren esnafların bırakın ayakta durmayı yaşama şansı tanımamaktadır. Bakınız büyükler kendi aralarında her zaman önde olabilmek için birleşmekte, ortak paydada ortak akılda birliktelik içerisinde olmaktadırlar. Orta ve küçük ölçekli yani küçük esnaf grupları hali hazırda ortaklık kavramını, bütünleşmeyi, ortak akılla hareket etmeyi sadece düşünce ortamında değerlendirip hayata geçirmede yavaş davranmaktadırlar. Bizler toplu taşıma sektöründe tahditli, ihaleli vs. tanımlarla hizmet veren gruplarız. Genelde farklı illerde mesleğimizi icra ederken bulunduğumuz kentlerin siyasi kadro anlayışının coğrafik ve fiziki konumları yerleşkelerdeki farklılıklar göz önüne alındığında, farklılıkların yaşandığını görmekteyiz. Örneğin Bursa sanayisi kültürel ve tarihi dokusu turizm kenti olması gibi özellikleri nedeniyle hızla göç alan ülkemizin dördüncü büyük kenti Bursa’da özel halk otobüsleri esnafı olarak siyasi arenada sıkça söylenen “Halep ordaysa arşın burada” sözünden hareketle arşının Bursa’da olduğunu ve Büyükşehirler dahil tüm kentlerimize Bursa’mızdan büyük bir resim gösterilmek istenmektedir. Nedir bu resim diyecek olursanız resmin adı “Burulaş” yansımaları ise kelimenin sonundaki “ulaş”ın başına kentin ya da ilçenin adını koymak yeterli Bursa Halk Otobüsçüleri Esnaf Oda’sı olarak Bursa ili 1. etap toplu taşıma entegrasyonu kapsamında 19 Ağustos 2002 tarihinde başlatılan entegrasyonda gelinen nokta itibariyle mevcut yapımızdan 12

ödün vermeyerek dik durup mevcudiyetimizi esnafımız ile bütünleşerek gelişmiş ülkelerde hala revaçta olan lastik üstü taşımacılıkta varız diyoruz. Ancak Türkiye genelinde yeniden yapılanma birey kültürünün egemen olduğu toplu taşımada mevcut yapının idareleri tarafından minimize edilmesi düşünülmekte ve bununda görsellik kazanan Belediyelerin kuruluşu olan şirketlerin lastik üstü taşımacılıktaki atılımları paralelde zorlandıkları 2886 sayılı ihale kanunu. 2886 sayılı ihale kanununa göre toplu taşıma hatlarını ihale etmekte sıkıntı yaşayan Büyükşehir Belediyesi siyasi aktörleri Ankara merkezli görüşmelerde esnafın gözünün içine baka baka 6215 sayılı “bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun” yasalaştırdı. Sayın Cumhurbaşkanımızda onadı. Kanunun 26. maddesinde ne diyor; Büyükşehir Belediyeleri harfiyat sahalarını park bahçe, büfe, sosyal tesisler, toplu taşıma hizmetlerini işletebilirler, ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının %50 sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere 2886 sayılı ihale kanunu hükümlerine tabi olmaksızın devredebilir. Bu noktaya nasıl gelinildi? Yıllardır yazıldı çizildi. Takip edebildiğim kadarıyla toplu taşımada özel sektörün kurumsallaşmada ağır davranması bölgesel menfaatlerin önde tutulması birlikteliğin sağlanmaması gibi nedenlerle Büyükşehir Belediye yöneticilerinin ortak görüşü olan yasanın içeriğindeki tanım yasalaştı. Bursa ili batı bölgesi 1. etap toplu taşıma entegrasyonu kapsamında 600 adet minibüslerimizin 2 ye 1 oranında otobüse dönüşümü 2005 tarihli Akıllı Bukart Sistemi Sözleşmesi protokolü kapsamında, 300 adet aracımızla yine entegrasyon kapsamında ihaleli otobüslerinde 55 adetle sınırlandırılıp kentin

BURSA

doğu bölgesinde hizmete sokulması batı grubu 61 hatla doğu grubu 24 hatla periyodik olarak dönerli bir sistemle tüm hakedişlerini tek havuzda toplayarak eşit bir şekilde paylaşan esnaf grubu olarak gerek hukuki alt yapısı gerekse şekil ve teknik yönden örnek alınacak bir anlayış ve uygulama içerisindeyiz. 2002 öncesi minibüs hatlarındaki gelir farklılıkları gözetmeyen esnafımız ortak akılla ortak paydada birleşerek bugün bütünlük içerisinde bütünleşik bilet kapsamında sisteme entegre olacak bizler çözüm ortağıyız diye bilmekteyiz. Ama fırsat şudur ki Büyükşehir Belediyesinin toplu taşımada bugüne kadar araç filolarındaki hantallığı, eskimiş araçlarının yerine modern araçlarla yollara çıkmaya başlayacakları hali hazırda Bursa dahil gözle görülür değişiklik başlamıştır. Bursa Büyükşehir belediyesinin tüm taşıma haklarını devrettiği “Burulaş” örnek alınmakta çalışmalar bu yönde yapılmaktadır. Öyleyse tüm Türkiye’de ki toplu taşıma aktörlerine sesleniyorum. Öncülüğü elinde bulunduran Burulaş A.Ş. ile sistem içinde çalışan grup olarak sizlerle paylaşacağım çok şeyler var. Bir nefes kadar birbirimize yakınız. Yılmadan usanmadan dertlerimizle dertlenerek istişarede bulunalım. Bizlere yapılan her olumsuzluğun karşısında ortak hareket edelim. Lastik üstü taşımacılık devam edeceğine göre mücadelemizi ortak görüş ve anlayışla devam ettirelim.

BURSA ÖZEL HALK OTOBÜSÇÜLERİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKAN RAMAZAN ÇALAN


13


ZAMAN

DÜNYANIN İKİNCİ METROSU TÜNEL; 1875 YILINDAN BU YANA TAM 136 SENEDİR GALATA İLE BEYOĞLU ARASINDAKİ YOLCULUĞUNU SESSİZ SEDASIZ SÜRDÜRÜYOR. BİR ZAMANLAR MİLYONLARLA ANILAN YILLIK YOLCU SAYISI GÜNÜMÜZDE DÜŞMÜŞ OLSA DA O, GEÇMİŞLE GÜNÜMÜZ ARASINDAKİ YOLCULUĞUNA AKSATMADAN DEVAM EDİYOR. sağlanır. Tünel, sefere başladığında iki tarafı açık olan vagonlar, elektrik olmadığından gaz lambalarıyla aydınlatılır. 1910 yılında şehre elektrik verilmesi çalışmaları başlayınca Tünel Şirketi, Osmanlı uyruğuna geçer. Daha sonra devlet tarafından 175 bin Türk Lirası’na satın alınarak 1939 yılında millileştirilerek İETT’ye bağlanır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında bazı malzemeleri yurt dışından satın alınamadığı için üç buçuk ay yolcularından ayrı kalır. 1968 yılında elektrifikasyona geçiş için hazırlanmaya başlar ve çalışmalar üç yılda tamamlanarak

Tünelin Beyoğlu çıkışı 1897

İstanbul’a 1867 yılında turistik gezi amacıyla gelen, iyi bir gözlemci ve proje adamı olan Fransız Mühendis Eugene Henri Gavand, her gün Yüksekkaldırım yokuşunu kan-ter içinde tırmanan insanları (40 bin kişi) gözlemler. Ticaret ve bankacılığın merkezi Galata ile sosyal hayatın kalbinin attığı Pera arasında asansör tipinde bir demiryolu projesi hazırlar. Kanaati, bunun hem kârlı hem de yararlı bir iş olacağı yönündedir. Hazırladığı projeyMillileşme Töreni Metrohan 16 Haziran 1939

1144

le dönemin Osmanlı Padişahı Abdülaziz Han’ın huzuruna çıkar. Uzun süren müzakereler sonucunda projeyi kabul ettirir. Padişah, ferman verir. Gavand, hemen inşaat hazırlıklarına başlar. Sistem üç buçuk yılda tamamlanır. 1874 yılının sonunda deneme seferlerinin ardından 17 Ocak 1875 tarihinde yerli ve yabancı kalabalık ve muteber bir davetli topluluğunun katıldığı törenle hizmete alınır. Böylece 180 bin Osmanlı Lirası’na mal olan ve devletin kasasından tek kuruş harcanmadan tam bir yap-işlet-devret modeliyle inşa edilen Tünel, Londra’dan sonra dünyanın ikinci metrosu olarak tarihteki yerini alır. İstanbulluların vazgeçilmezi İlk yapıldığında vagonları ahşap olan ve birinci ve ikinci mevki şeklinde ayrılan Tünel’in enerjisi 150 beygir gücünde iki buhar makinesiyle

Tünelin Beyoğlu istasyonu yolcular zilin çalmasını bekliyor 1950

2 Kasım 1971 günü elektrikli haliyle yeniden yolcularına kavuşur. Daha önce çift olan raylar teke indirilir. Karşılıklı hareket eden iki vagon sadece ortada karşılaşır ve yine yola devam eder. Bu durum vagonların çarpışması şeklindeki kaza riskini sıfıra indirir. Daha sonraki yıllarda sadece


TÜNELİ

İlk Tünel Jetonu 1875

vagonların boya ve kaportası yenilenir. Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbulluların vazgeçilmezi olan Tünel, 1875’den bu yana hiç değişmeyen mesafesi ve yolculuk süresiyle Karaköy ile Beyoğlu’nu en kısa yoldan birbirine bağlarken yolcularına keyifli bir yolculuk sunar. Bugün 573 metrelik mesafeyi 90 saniyede alan Tünel, günde ortalama 200 sefer yaparak 12 bin dolayında yolcuya hizmet vermektedir. Tünelin Açılış Merasimi 17 Ocak 1875

Cer Atölyesi makaralar

Gavand, açılışta yoktu Deneme seferlerinin bitiminde İngiliz Şirketi, Gavand’ı devreden çıkararak Tünel’in tek hâkimi konumuna geldi. Ancak Bab-ı Ali bir süre daha Gavand’ı muhatap kabul etti. Nihayet Gavand, Tünel imtiyazını şirkete devretti ve açılış merasimine de katılmadı. Bundan sonraki bütün muamelelerde muhatap şirket müdürü William Albert oldu. Albert, uzun yıllar bu görevde kaldı. On dört günde 75 bin yolcu Tünel’in inşaat çalışmaları 1874 yılının Kasım ayında tamamlandı. Bu tarihten sonra deneme seferleri başladı. Tünelin Karaköy istasyonu

Bu denemelerde insan hayatı riske atılmak istenmediğinden vagonlara hayvanlar yüklendi. ‘İlk zamanlar insanlar korktukları için Tünel’e binmek istemediler, bu nedenle hayvan taşındı’ şeklindeki yanılgı buradan kaynaklanmaktadır. Zira açılışı takip eden 14 gün içerisinde taşınan 75 bin yolcu bu kanının yanlış olduğunu ispatlamaktadır. İnsanlar, sanılanın aksine daha ilk günden Tünel’e büyük ilgi gösterdi ve çok çabuk benimsedi. Tünel’de 1875 yılının Şubat ayında 111 bin, Nisan ayında, 127 bin, Haziran ayında ise nakliye ücretlerinde fiyat indirimine gidilmesi dolayısıyla yolcu sayısı 225 bine ulaştı. Bir zamanlar çok gözdeydi Cumhuriyetimizin ilan edildiği 1923 yılında Tünel’de seyahat eden yolcuların sayısı 12 milyon 100 bini bulurken, sistem 1956 yılında 12 milyon 536 bin yolcu ile zirve yaptı. En yüksek yolculuk verilerine ise 1954-1958 yılları arasında ulaşıldı. Tünel’de 1954 yılında 10 milyon 673 bin yolculuk yapılırken 1955 yılında 11 milyon 469 bin, 1957’de 11 milyon 418 bin, 1958’de ise 10 milyon 445

bin rakamına ulaşıldı. Tünel ve tramvay işçileri İstanbul’un ilk büyük grevini başlattı 1920 yılında Tünel işçileri, tramvay işçileriyle birlikte ücretlerinin artırılması ve diğer bazı sosyal taleplerinin de yer aldığı isteklerini kabul ettirmek amacıyla İngiliz şirkete karşı grev ilan etti. Bu, İstanbul tarihinde ilk büyük grevdi. Sekiz gün süren grev sonunda işçilerin günde 9 saat çalışmasına ve haftada bir gün tatil yapmasına karar verildi. Yevmiyeler de işçilerin isteği doğrultusunda 150 kuruşa yükseltildi. Bu rakam kıdem durumuna göre ayarlandı. İşçiler altı ay kadar sonra daha fazla hak talebiyle tekrar greve gitti, ancak bu kez çok katı davranan şirket, talepleri kabul etmedi ve işçiler işlerine dönmek zorunda kaldı.

1155


Atı Alan

29/3/2011 tarihinde kabul e-

dilen ve 12 Nisan 2011 tarih ve 27903 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21. maddesi ile 5216 sayılı yasanın 26. maddesine sessiz sedasız ekleme yapıldı. “Şirket kurulması” başlıklı 26. maddenin ilk hali “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilirler. Büyükşehir belediyesi, kendine ait büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir. “ şeklindedir. 16

26. maddenin yeni hali ise “ Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilirler. Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” Şeklindedir. Maddenin eski ve yeni hali mukayese edildiğinde yapılan eklemenin “hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler” in ihale yapılmaksızın belediye şirketlerine ve-

ya bu şirketlerin ortak olduğu şirketlere verileceği yönünde olduğu görülecektir. Bu aşamada söz konusu değişikliklerden sadece “toplu ulaşım hizmetleri”ne ilişkin kısmı yönünden değerlendirme yapmak istiyoruz. Bu değişiklikten sonra Büyükşehir belediyeleri toplu ulaşım hizmetleri’ni ihale yapmadan doğrudan kendi şirketlerine veya şirketlerinin %50 hissesinden fazla hissesine sahip oldukları şirketlere verecektir. Bu düzenleme öncelikle özelleştirmenin felsefesi ve amacı ile çelişmektedir. Özelleştirmenin ana felsefesi, devletin, asli görevleri olan adalet ve güvenliğin sağlanması yolundaki harcamalar ile özel sektör tarafından yüklenilemeyecek altyapı yatırımlarına yönelmesi, ekonominin ise pazar mekanizmaları tarafından yönlendirilmesidir. Özelleştirmenin temel amacı nihai olarak, devletin ekonomide işletmecilik alanından tümüyle çekilmesini sağlamaktadır. İşletmelerin daha etkin, verimli ve karlı çalışabilecek hale getirilmeleri, böylece etkinliğine güvenilen piyasa ekonomisine işlerlik kazandırılmasıdır.


Üsküdar’ı …….. Özelleştirmenin mali amaçları ise, servetin geniş kitlelere yayılması, dev kuruluşlar olan KİT’lerin hisse senetlerinin küçük tasarruf sahiplerine, personeline ve yöneticilerine satılmasıyla, hazine üzerindeki yüklerinin azaltılması, alternatif finansman kaynağı olması, devlete gelir sağlanması, teknoloji ve yeni yatırımların özendirilmesidir. Hakim irade tarafından, bir yandan özelleştirme savunulurken bir yandan da dolaylı olarak özelleştirmenin engellenmesi manidardır. Yapılan düzenleme ile kent içi ulaşım kamu şirketlerinin uhdesinde, yönetiminde ve tekelinde toplanmak istenmektedir. Bu düzenlemenin doğal sonucu olarak, Büyükşehir belediyelerinde kent içi toplu taşımada özel teşebbüslerin payı gün geçtikçe azalacaktır. Özel teşebbüs sahiplerin hem kan kaybetmesi hem de sesinin kısılması kaçınılmaz olacaktır. Özel teşebbüs sahipleri tacir sıfatı ile hareket eden kamu şirketlerinin insafına ve kıskacına mahkûm olacaktır. Değişiklik öncesi belediyeler toplu taşım ihtiyacını 2886 sayılı yasa kapsamında her isteklinin katılabileceği ihale yolu ile karşılarken bu ihalelere özel teşebbüsçülerde katılmaktaydı. Ancak bu tür ihaleler tarih olmuştur. Bu düzenleme yapılırken, alt komisyonlarda tartışılırken şoför esnafının temsilcileri, birlikler ve ilgili STK’ lar acaba ne yapıyordu? Hangi işlerle meşgul olmaktaydılar? Yıllardır “Özel Halk Otobüsü” tanımının peşinde koşanlar, tanımlama yapıldığında artık 86/10553 sayılı Bakanlar Kurulu Kapsamında bir kazanım sağlayacaklarını sananların bu değişiklikten ne zaman haberdar olduklarını da merak etmiyor değilim. Bu yasal değişiklik belediye lobilerinin zaferidir. Çaba gösteren çabasının karşılığını alır. Vekil sıfatı ile takip ettiğim köy kanununa tabi taşınmaz ihtilafında yaklaşık 600 mağdur bir araya gelerek, doğru noktalara doğru temas ederek torba kanunun-

da lehlerine yönelik kanun maddesinin çıkmasını başarmışlardır. Akla gelen soru şu? Kent içi toplu taşıma sektöründe on binlerce esnaf olmasına rağmen neden lobi faaliyetleri başarısız? Yâda kayda değer bir lobi faaliyeti var mı? Atı alan Üsküdar’ı geçti.. Söz konusu düzenlemeyi birde kanun yapma sanatı açısından değerlendirmekte fayda olduğu kanaatindeyim. Kanun yapma sanatı, yürürlükteki mevzuatı (anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelikleri) iyi bilerek, toplumdaki siyasi, iktisadi ve sosyal dengeleri makul şekilde değerlendirerek, kural koymanın usullerine riayet ederek, basit, açık ve sistematik düşünebilme ve bunu yazabilme beceri ve kabiliyetidir. Kanun yapma sanatı ilkelerine göre, iyi bir kanundan söz edebilmek için, bu kanunun Anayasaya, memleket gerçeklerine, genellik ve soyutluk ilkelerine ve hukuk mantığına uygun olması şartları aranır. Şu veya bu kişinin veya kişilerin veya grubun veya firmaların çıkarları için ve belirli süre geçerli kurallar koymak, kanun yapmak bilimi esaslarıyla asla bağdaşmaz ve kanun yapma sanatına aykırı düşer. Ayrıca bu durum aynı düzeydeki kişi ve gruplar arasında eşitsizlik yaratır. Hukukun ve anayasanın “eşitlik” veya “eşit işlem” ilkesine ters düşer. Kanun veya Kanun Hükmünde Kararname çıkartılırken bu ilkelere yetkili yasama ve yürütme organlarının mutlaka riayet etmesi gerekir. Aksine durum, hukuki istikrarı, toplumdaki düzeni ve güveni sarsıcı bir nitelik taşır. Kanun yapma sanatında normlar arası hiyerarşinin gözetilmesi gerektiği gibi yasa metni açık olmalı ayrıca müphem ifadelerden de uzak durulmalıdır. Bu perspektiften bakıldığında yasaya eklenen ifadenin kanun yapma sanatı ve tekniği ile bağdaşmadığı görülecektir. Yasa metnine eklenen

“toplu taşıma hizmetleri” nden neyin kastedildiği açık ve net değildir. Toplu taşıma hizmetlerinden anlatılmak istenen nedir? Toplu taşıma hizmetlerini oluşturan, yada genel manada toplu taşıma hizmetlerine giren argümanlar, kent içi toplu taşım araçları; otobüs, dolmuş, taksi, deniz ulaşım araçları, bu araçlarda kullanılacak elektronik bilet sisteminin kurulum ve işletimi, toplu ulaşım sisteminin planlanması, hat güzergah ve araç sayılarını belirlemek ve planlamak, durak yeri yapmak……. gibi toplu ulaşımla ilgili bir çok kavram ve işlem kapsam içinde yorumlanacaktır. Yasa koyucunun gerçek muradı nedir? Yasa metninden anlamak mümkün değildir. Bu müphemiyet yönü ile söz konusu değişiklik kanun yapma sanatı ile bağdaşmamaktadır. Alelacele eklenen bir düzenleme gibi algılanmaktadır. Toplu ulaşım hizmetlerinin ihale kanununa tabi olmaksızın belediye şirketlerine devredilirken süresi ve bedeli belediye meclisi tarafından belirleneceği kanun metninde yer almıştır. Bu sürenin üst limiti nasıl tespit edilecektir. Bu sürelerinde madde metninde yer alması gerekmektedir. Ayrıca bedel tespit edilirken nelere dikkat edilmelidir. Uygulamada sembolik bedellerle devir yapılmasının önünde bir engel bulunmadığı tartışmasızdır. Bu da kamu kaynağının şirketlere aktarılması anlamına gelmektedir. Kamu şirketlerinde norm kadro v.s gibi bir sınırlamanın olmadığı, KPS gibi bir sınırlamanın olmadığı ve kamu şirketlerinin siyasilerin rahatça hareket edebildiği ve edebileceği alanlar olduğu göz önüne alındığında ne anlatmak istediğimi anlamakta zorlanmayacaksınız. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti……..

Av. Hüseyin Öztürk benimavukatim@hotmail.com

17


ESNAF YENİ MECLİST 12

Haziran’da yapılacak genel seçim Yakıt fiyatlarından ve zamlardan ğerli esnafımızın birçoğu geleceğe yönelik k memnun olsalar da; onlara göre sandıktan ç

Hacı Akbayır - A221 Halk otobüsçüsü olarak seçimlerden özellikle bir beklentim yok açıkçası. Halimize şükrediyoruz. Şu an ki mevcut durumdan memnunum. Tabiî ki sıkıntılarımız var. Sıkıntısız bir meslek yok muhakkak. Ancak genel gidişat sağlıklı ve bizi memnun ediyor.

Hacı Erkoç- A203 Esnaf olarak bizim en büyük sıkıntımız her zaman olduğu gibi mazot. Her geçen gün yeni zamlarla karşılaşıyoruz. Seçimler yaklaşıyor. Umut ediyoruz ki seçimlerden sonra biz şehir içi toplu taşımacılık yapanlar için şartlar iyileştirilir. Tabi en önemlisi 12 Haziran’da sandıktan çıkacak sonucun ülkemize, vatanımıza, milletimize hayırlı olması. Ancak esnaf olarak durumumuzda bir düzelme olacağını sanmıyorum.

Cevdet Bayraktar- A306 Sektörün en büyük sorunu mazot fiyatları. Yakıt aldı başını gitti. Bu konudan rahatsızız. Ancak ben ülkenin genel durumunu olumlu buluyorum. Böyle de devam etmesini isterim. Bekleyip, göreceğiz. Hayırlısı diyorum ben.

Erkan Varışlı – A023 İçinde bulunduğumuz şuan ki durumdan memnun değiliz. Hiçbirimiz huzur içinde çalışamıyoruz. Mazot zaten almış başını gidiyor. Bizim de halk otobüsçüsü olarak biran önce mazotu vergisiz şekilde almamız gerekiyor. Yoksa günden güne durum kötüye gidiyor. Yani beni ilgilendiren konu bu; seçimlerden ziyade; ben kendi ekmeğimin peşindeyim.

Volkan Kılıç- A-154 Ben 12 Haziran’da şuan ki tablonun değişmeyeceğini düşünüyorum. Bundan hiç şüphem yok. Bu sonuç da bizi memnun eder. Seçimlerden herhangi bir beklentim yok esnaf olarak. Ama tahminim bu yönde.

Cevdet Akman- A176 Öncelikle sandıktan çıkan sonuç ülkemizin hayrına olsun. Bunu belirteyim. Mazot dışında bir problemimiz sıkıntımız yok diyebilirim. Seçimlerden sonra umuyorum ki mazotun durumu da düzelecektir. Hayırlısı olmasını temenni ediyorum.

18


STEN NE BEKLİYOR?

imler öncesi esnafımızın görüşlerini aldık. n dolayı gün geçtikçe sıkıntıları artan dekaramsar ve umutsuz. Ülkenin gidişatından çıkan sonuç esnafın cebine yansımayacak.

Yavuz Aydın-A143 Ben 12 Haziran’da taşların yerinden oynayacağını düşünüyorum. Farklı sonuçlar ortaya çıkacak. Seçimlerde dediğim gibi sürprizlerle karşılaşabiliriz. Tahminlerim bu yönde. Esnaf olarak da şunu söyleyeyim: Seçimlerden dolayı herhangi bir beklenti içinde değilim. Bizim sıkıntılarımız şimdi neyse seçimden sonra da bu sorunlarla yaşamaya devam edeceğiz.

Kadir Kurtlugöz - C037 Ben şikayetçiyim. Halimiz ortada. Aldığımızı mazota verir hale geldik. Artık bazı şeylerin değişmesi lazım. Zamanı geldi de geçiyor. İnşallah 13 Haziran sabahı bu ülkede bazı şeyler değişmiş olur. Artık sabrımız kalmadı. Esnaf olarak isterim ki seçimlerden sonra çalışma şartlarımız iyileşsin. Bekleyip, göreceğiz. Hayırlısı olsun.

Kenan Akçay-C139 Ben bu sene oy vermeyi düşünmüyorum açıkçası. Sisteme tümden karşıyım ben. Şunu söyleyeyim. 2 ay sonra belki biz işimizden olacağız. Biletçileri kaldırmayı düşünüyorlar. Bu karar alınırsa eğer 5000 tane biletçi işsiz kalacak. Henüz netleşmedi ama bizim duyduğumuz seçimlerden hemen sonra bu karar uygulamaya geçecek. Bu karar dolayısıyla sinirlerimiz bozuk. O yüzden seçim, parti, iktidar kelimelerini duymak istemiyorum.

Gürkan Özen- C269 Şu anki durumdan hem memnun değiliz hem memnunuz. Bizim sıkıntımız mazot fiyatları. Fiyatlar düşse yüzümüz gülecek ancak şuan sıkıntılar büyük. Açıkçası seçimle ilgili ne bir beklenti ne de umudumuz var. Değişen bir şey olmayacağına inanıyorum.

Kadir Kurtlugöz - C037 Ben şikayetçiyim. Halimiz ortada. Aldığımızı mazota verir hale geldik. Artık bazı şeylerin değişmesi lazım. Zamanı geldi de geçiyor. İnşallah 13 Haziran sabahı bu ülkede bazı şeyler değişmiş olur. Artık sabrımız kalmadı. Esnaf olarak isterim ki seçimlerden sonra çalışma şartlarımız iyileşsin. Bekleyip, göreceğiz. Hayırlısı olsun.

Yılmaz Safi- C152 Ben için de bulunduğumuz durumdan son derece memnunum. Daha da iyiye gidiyor ülkemizin durumu. Tek bir konuda şikayetçiyim o da yakıt fiyatları. Bu konuda inşallah gerekli düzeltmeler yapılacaktır. Sağlıklı bir seçim süreci geçiririz umarım. Hayırlısı olsun.

19


Engin Mutlu- C254 Mazotu toplu halde alabileceğimiz bir yer istiyoruz. Kazandığımız para aynı ama giderlerimiz artıyor gün geçtikçe. Seçimler yaklaşıyor ancak bir umudum yok. Simdi neyse seçimden sonra da aynı şekilde devam eder. Yani tek sorunumuz mazot. Mazota zam geliyor ancak nedense bilete zam gelmiyor. Sıkıntılarımız bunlar yani. Dediğim gibi seçimlerin bize bir yararı olmayacak. Zaten bir durum düzelse bir durum kötüye gidiyor.

Medeni Baski-A355 Şuan neyse seçimlerden sonra da aynı olur durumumuz. Herhangi bir beklenti içinde değiliz. Eksiklerimiz, giderimiz çok. Bir kere en büyük sıkıntımız şu; bedavacı çok. Bedavaya çok yolcu taşıyoruz. Biz 1 TL’ ye herkesi taşıyalım ama bedava olayı ortadan kalksın. Seçimlere gelince bize hiçbir yararı olmaz.

Adnan Turan- A154 Trafik bizim için büyük sorun. İsteriz ki bu durum düzeltilsin. Bunu umut ediyoruz. Beklenti içindeyiz. Ama şu da var önemli olan sandıktan çıkan sonucun vatanımıza, milletimize hayırlı olması. Bakalım; bekleyip göreceğiz.

Halil Üçer- C545 Yakıt konusunda sıkıntılarımız var. Bunu belirtmeliyim. En azından ÖTV’nin kaldırılmasını istiyorum ben. Bu yapıldığı takdirde bizim için daha da iyi olacak. Genel olarak da ülkenin durumunu iyi buluyorum. Seçimlerde tablo aynı olacaktır. Ben pek bir şey değişeceğini sanmıyorum. Esnaf olarak şunu söyleyeyim: biraz daha bizim sorunlarımızı görsünler. Yetkililerden duyarlı olmalarını bekliyoruz.

Ayhan Alpman - C154 Seçimler sonrasında değişen bir şey olamayacak. Açıkçası bir beklenti içinde değiliz. Bizim sorunumuz mazot fiyatları. Ama o da ortada. İndirim yerine her gün yeni zamlar geliyor. Sıkıntımız bu. Bunun dışında sandıktan çıkan sonuç ülke için en hayırlısı olsun.

Mustafa Genç- C533 Biz insan taşıyoruz. Vatandaşa hizmet sağlıyoruz. Ancak giderlerimiz çok. Mazota verdiğimiz para ortada. Kazancımız çok düştü. Günden güne de düşüyor. Seçimler tabi bir umut bizim için. Bazı şeylerin değişmesini istiyoruz artık.

Ayhan Çoban – C388 Mevcut durumdan pek memnun değiliz. Bakalım göreceğiz 12 Haziran’da ne olacak. Devlet bizi umursamıyor açıkçası. Görmezden geliyor. Mazotun hali ortada. Bir tane karar alınmadı bununla ilgili bizim lehimize. Haliyle şikayetçiyiz.

Hakan Ateşoğlu- C-532 Ben şuan ki durumdan memnunum. 12 Haziran’da da sonuç değişmez diye düşünüyorum. He diyeceksin ki mazot fiyatları bu kadar yüksek; sen nasıl hala böyle düşünüyorsun. Onu şöyle izah edeyim. Bu zamların hükümetle alakasının olmadığını düşünüyorum. Dünyada tekeller var ve fiyat konusunda onlar yön veriyorlar piyasaya. Yani bunun devletle alakası yok. Kısacası gidişat iyi. Hem esnaf olarak hem de vatandaş olarak herhangi bir şikayetim yok.

Bülent Aydın- C273 Çıkan sonucun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum öncelikle. Şartlar her geçen gün daha da iyileşiyor. Seçimlerde sonuç değişmez diyorum. Ülkemiz için en sağlıklısı da budur. Benim tek isteğim var. O da mazot bize ÖTV’siz verilsin.

20


21


SÜMER KÂR DEĞ

Ulusoy Turizm Grup Başkanı ve aynı zamanda Turizm Taşımacıları Derneği (TTDER) Başkanlığı’nı yürüten sektörün duayenlerinden Sümer Yığcı ile enine boyuna turizm taşımacılığını konuştuk. -Kaç yıldır meslektesiniz? Kendinizden bahseder misiniz? 1935 senesinde Akçaabat’ta doğdum. Sinema sektörüyle başladı iş hayatım. Nişantaşı’nda zamanın en ünlü sinemalarından birinde müdürlük yaptım. Sonrasında Ulusoy’a geçtim ve otobüsçülük yapmaya başladım ve 43 senedir de bu mesleğin içindeyim. O zamanlar; Trabzon, Samsun, İstanbul, Ankara’ya seferler vardı. İstanbul’dan ben sorumluydum. Kadromuz çok kalabalık değildi. Patron, ben ve sekreterimiz vardı. Ankara’ya seferlerimiz yeni başlamıştı. Sonra turizm işine girelim dedik. Akdeniz Turizm vardı, onlara otobüs vermeye başladık. Böyle 1968 yılında sektöre girdik. İlk başlarda gerek araç gerek personel anlamında sıkıntılar yaşadık. Eş dost da çalışmak isteyince yavaş yavaş işleri büyütmeye başladık. Filomuzu genişlettik. Derken bugünlere kadar geldik. 22

-Ulusoy’un sektördeki durumu nasıl? Ulusoy, ön sıralarda yürüyen bir firma. Çok fazla hattımız yok aslında. 1984 senesinde Neoplan arabalarla hizmet vermeye başladık. Hala bu araçlarla devam ediyoruz. Vatandaş da bu arabaları sevdi. Gerek araçlarımız, gerekse personelimiz ile kaliteli hizmet veriyoruz. Tabi yaptığınız iş kaliteliyse karşılığını alıyorsunuz. Sağ olsun birçok vatandaşımız, birçok acenta turizm ve taşımacılık konusunda bizi tercih ediyor. -Turizm taşımacılığından bahsedebilir misiniz? Turizm taşımacılığı, ulaştırma bakanının bu işi ele almasından önce önü arkası olmayan bir sektördü. Şöyle ki adam, turizm acentasına giderdi. ‘’Bir arabam var’’ derdi ve işi alırdı. Ulaştırma Bakını Bin Ali Yıldırım işe el atıp, resmileştirince bir düzen geldi.

Bakan Bey’e kim olduğumuzu, ne iş yaptığımızı anlattık. Araçlarımızdan, personelimizden ve özelliklerinden bahsettik. Diğer taşımacılık yapan firmalara belge verilirken bize verilmediğini ve belgenin bizim de hakkımız olduğunu ifade ettik. Neyse ki 2004’te belgeyi aldık. Bir talebimizi daha ilettik Ulaştırma Bakanlığı’na. Minibüsçüler içinde belge verilmesini istedik. Ancak o konuya sıcak bakmadılar. Tabi durumu izah ettik; neden belge verilmesi gerektiğini falan anlattık derken; onlara da belge çıktı. Zaman zaman çeşitli sıkıntılarımız oldu ancak onları da aştık. Turizm acentaları artık bize güveniyor ve inanıyorlar. Kendimizi kanıtladık. Yaptığımız işin kalitesini herkes gördü. Şoförlerimize yılda 3-4 kez eğitim veririz. Adabı muaşeret, yabancı dil, yorgunluk nasıl giderilir; ne yapmak


R YIĞCI: ÖNCELİĞİMİZ EĞİL ĞİL KALİTELİ HİZMET gereklidir vs şeklide eğitimlerimiz oluyor. Bu eğitimlerimizin sonunda şoförlerimize sertifika veriyoruz. -Turizm taşımacıları olarak Türkiye’de toplam kaç acentaya hizmet veriyorsunuz? Ülkemizde 4800 tane turizm acentası var fakat bunların hepsi faaliyette değil. Faaliyette olan 3000 civarı acenta var. Bunların hepsine hizmet vermekteyiz. Turizm acentalarını hiçbir zaman zor durumda bırakmadan onlara gereken desteği, hizmeti sağlıyoruz. -Turizm Taşımacılar Derneği’nden konuşalım. Dernek ne zaman kuruldu ve bütün Türkiye’yi kapsıyor mu? Evet kapsıyor. Biz bu derneği 1995’te kurduk. Çeşitli kooparatifler kurduk zamanında ancak olmadı; faal duruma geçiremedik onları. Daha sonra bu derneği kurmaya karar verdik. Bu derneği kar amacı gütmeden kurduk. Amacımız hizmet vermek. Derneğin kurucusu biz olduk. Kurulduğundan beri de başkanlığı ben yapıyorum. -Derneğin yapısından ve yürütmüş olduğunuz çalışmalardan bahseder misiniz? Mesela şöyle bir durum mevcut. Eğer Turizm Taşımacılar Derneği üyesiysen Mercedes’ten aldığın her araç için %4 indirim hakkına sahip oluyorsun. Michelin lastiklerinden indirim alabilirsin; aynı şekilde Suzuki’den, Volkswagen’den indirim alabilirsin. Bunları hep dernek ayarlıyor. Üye sayımız gün geçtikçe artıyor. Eğitimler, seminerler düzenliyoruz sık sık. Bu eğitimler hep dernek üzerinden yapılıyor.

Şoförlerimiz için adabı muaşeret konusunda özel hoca tuttuk. -Peki sektörel sorunlar nedir? Bizim en büyük sıkıntımız trafik cezaları. Sultanahmet gibi turistik alanlarda zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz. Turist taşıdığımız için oralara girip çıkmak zorundayız. Ancak trafiğin durumu orada malum. Yolcu indirip bindirirken ceza yiyoruz maalesef. Ancak şunu da söylemeliyim ki polisler eskisi gibi sert ve kaba davranmıyorlar. Bize karşı daha ılımlı ve anlayışlılar. Otobüsler için havaalanlarında park yeri yok. Bu konuda da sorun yaşıyoruz.

-Turizm sektörü taşımacılık alanında kaç araca sahip? 7500-8000 civarı araca sahibiz. Sektörde çok büyük sirkülasyon ve hareket var. Her geçen gün araç sayısı da haliyle artıyor. -Peki derneğe üye olmada herhangi bir şart arıyor musunuz? ‘Taşımacılık Belgesi’ olan her vatandaş ya da firma gelip hemen üye olabilir. Yani vatandaş dürüst, namuslu olsun ve işini kurallar çerçevesinde yapsın. O bize yeter. Gelip hemen üye olabilir.

23


ZORU BAŞARDIK Mardin; medeniyetler diyarı. Tarihi, yerleşimi ve antik evleriyle dünyanın 3. harikası olmaya aday. Çok farklı kültürleri barındıran Mardin; siyasal, sanatsal, kültürel ve turizm bakımından ilgi çekiyor. Etnik, din ve dil mozaiği oldukça renkli olan Mardin Güneydoğu’nun güzide bir ili konumunda. Nüfusuyla Türkiye’nin 41 ilinden daha büyük olan Kızıltepe ise Mardin’in şirin bir ilçesi. Kızıltepe; geniş

24 24

ovası ve verimli topraklarıyla Suriye sınırında. İpek Yolu üzerinde bulunan ilçe Irak Habur sınır kapısı güzergâhında yer alıyor. Kızıltepe Özel Halk Otobüsçüleri olarak 2006 yılında “Hizmette Sınır Yoktur” prensibiyle yola çıktık. O tarihe kadar ilçemizde düzenli bir toplu ulaşım hizmeti yoktu. Genç ve dinamik bir ekiple çıktığımız yolda esnaflarımızla beraber ilçemizin büyük takdirini kazandık. Biz Mardin Kızıltepe de bir ilke imza atık. Kızıltepe; 2006 yılına kadar toplu taşıma adına düzenli bir hizmeti olmayan, korsan dolmuşlar ile taşımacılık yapılan bir ilçe idi. Kızıltepe Belediye’sinin aynı yıl açtığı özel halk otobüsü ihalesine katılan bizler bir ilke imza atarak ihaleyi kazandık. İhaleden sonra esnafımızla bir araya gelerek bireysel hareket etmeme kararı aldık. Yine birlikte hareket ederek esnafın alacağı 36 halk otobüsünün sıfır olmasına karar verdik. Bu bizim için aynı zamanda zor bir dönemin de başlangıcı oldu. Çünkü o güne kadar toplu taşıması olmayan halk bu hususta yeteri kadar bilgiye sahip değildi. Biz

. MARDIN

ise tüm yönetim ve çalışanlar olarak işimizin maddiyattan ziyade bir hizmet olduğu bilincinde olarak hareket ettik. Çok zor koşullar altında 2006 yılından günümüze kadar özveriyle ve sabırla çalışmalarımızı sürdürdük. Türkiye genelinde çok nadir il ve ilçelerde bile 20 senelik bir geçmişe sahip olan toplu taşımayı ilçemizde 5 yıl gibi kısa sürede canla başla çalışarak rayına oturttuk. Alt yapısı olmayan, yolu olmayan, durağı olmayan, yolcusu olmayan bir bölgede zoru başardık ancak halen problemlerimizin tamamını çözebilmiş değiliz. Uzun ve yorucu çalışmalarımızın ardından tam rahat bir nefes alacakken bu seferde belediyemizin yanlış politikaları nedeniyle sıkıntı yaşıyoruz. “Toplu Taşıma Yönetmeliği” nin olmaması bizim olduğu gibi bütün Türkiye’deki şehiriçi taşımacıların problemi. Her il, her ilçe kendisine göre kurallar koymuş ve bizlerin emeği görmezden gelinmekte. Oysa ki bizler özel halk otobüsçüleri olarak kamu hizmeti vermekteyiz. Şehiriçi toplu taşımacılar olarak birçok devlet kurumundan veya özel sektör-


den daha çok devlet ekonomisine katkı sağlıyoruz. Buna rağmen devlet şehiriçi toplu taşıma konusunda maalesef olumlu bir adım atmamıştır. Bunun bir an önce yasalaşmasını canı gönülden istiyoruz. TÖHOB üyesiyiz ve tüm çalışmalarını takip ediyoruz ancak yetersiz buluyoruz. TÖHOB en kısa sürede Anadolu’da şehiriçi toplu taşıma hizmeti veren kuruluşları kendi çatısı altında toplamalı. Çalışmalarını bu yönde hızlandırmalı ve tüm Türkiye’yi kapsayacak bir hareket olmalı. Özel halk

otobüsçülerini üvey evlat muamelesi görmekten kurtarmalı. Haklarımızı korumalı ve emeğimizin karşılığı olan saygınlığı sektörümüze kazandırmalı. Otobüs fabrikalarının üzerimize oynadığı kirli oyunu hep beraber bozmalıyız. Ne demek Türkiye’deki tüm otobüslerin değişmesi? Neymiş efendim engelli rampası olmalıymış. Bir rampa için trilyonlarca Lira harcanacağını hesaplayan yok mu? Tamam, engelli vatandaşlarımızın da hakları var. Onlar da şehir içinde hayatlarını en-

gellere takılmadan yaşayabilmeliler. Ancak bu problem esnafın üzerinde baskı oluşturarak ve tüm yükü esnafın üzerine yükleyerek çözülmemeli. Bütün bunları esnaf üzerinde oynanan kirli bir oyun olarak görüyorum. TÖHOB’un ise bu kanunlarla maalesef doğru dürüst bir çalışma yapabileceğine şahsen inanmıyorum. Zeynelabidin İNCESU Kızıltepe Özel Halk Otobüsçüleri Dernek Başkanı

HALK ULAŞIM -HABERwww.halkulasim.com

İstek, şikayet, resim ve haber paylaşımlarınız için;

forum sayfamız hizmetinizde... 25


BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE

GÜZEL GÜNLERE DOĞRU…

İstanbul Halk Ulaşım Denetim Kurulu Başkanı Naci Yağız: Eşitlik, hak, adalet, birlik ve beraberlik istiyoruz. Neticede vatandaşa hizmet ediyoruz hepimiz. Yani bizim amacımız, hedefimiz bu olmalı. Özellikle biz idareceler bunu istemeliyiz. 26

Kardeşlerimle birlikte 5 tane aracımız var. Herhangi bir başka yatırımımız bulunmamaktadır. Sadece bu işle uğraşmaktayız. Haksız cezalarla karşılaşıyoruz Tabi sıkıntılarımız oluyor zaman zaman. Bizim üstümüz İETT. Yani İETT’ye bağlı çalışıyoruz. İşte bu bağlamda sıkıntılarımız, şikayetimiz bulunmakta. Mesela araçlar arısında ki 5 dakikalık mesafe olayı var. Bu konuda çok büyük problemler yaşıyoruz. Araçlarımıza konulan GPRS takip sistemiyle bu konuyu bir nebze de olsa çözmüş bulunmaktayız. İnanıyorum ki; sistem tam anlamıyla yerleştiğinde sorun tamamen ortadan kalkacak. Sistem sayesinde artık bende İETT otobüsüyle benim otobüsüm arasında kaç dakika olduğunu görebileceğim. İETT zaten bunu görebiliyor, sistem onlarda da var. Zaman geçtikçe şeffaflık sağlanacak. Biz de bunu istiyoruz zaten. Ne bizim hakkımız yensin, ne de biz kimsenin hakkını yiyelim.

Eşitlik, hak, adalet, birlik ve beraberlik istiyoruz. Neticede vatandaşa hizmet ediyoruz hepimiz. Yani bizim amacımız hedefimiz bu olmalı. Özellikle biz idareceler bunu istemeliyiz. Yeni binamızın esnafımıza hayırlı olmasını dilerim Yeni bir yer aldık. Geç kaldık bu yeri almakta ancak Allah bugüne kısmet etmiş. Esnafımıza hayırlı olmasını dilerim yeni yerimizin. Tüm samimiyetimle şunu söylemek istiyorum: Eğer yönetim olarak bu işi yapacak bizden daha iyi kişiler olursa biz seve seve bu işi bırakıp gideriz. Her şeyden önce ben bu işte başarıyı sağlamak zorundayım çünkü kendi araçlarım var. Ben zarar edersem esnafım da zarar eder. İnsanlarda, arkadaşlar ne kadar başarılı sorusu kafalarda oluşursa benim canım çok yanar. Ben esnafım için buradayım Öncelikle ben esnafımın sağlığı, sıhhati, rahat bir kazanç sağlaması için çalışıyorum. Benim önceliğim bu. Zaten


görüştüğüm personelimden ben durumun nasıl olduğunu anlıyorum. Biz elimizden gelen var gücümüzle çalışmaya gayret ediyoruz. Her şeyden önce birlik ve beraberliği sağlamaya çalışıyoruz. Yarınlardan umutluyum. Burada kader birliği yaptığımız 12 arkadaşımla omuz omuza verip; daha iyisini nasıl yaparız diye düşünüyoruz. İETT artık bizi dikkate alıyor Zaman zaman İETT’yle ortak gibi hareket ediyoruz. Önceden özel halk otobüsleri olarak sözümüz dinlenmezdi, küçümsenirdik ve arka planda kalırdık. Ancak şimdi bu sorunu çözmüş bulunmaktayız. Ayakta, dimdik duruyoruz. Geniş ve genç bir filomuz var. İETT bazen bizi dikkate alır bazen de görmezden gelirdi. Ancak bu konuyu aşmış durumdayız. Artık bizim de sözümüz geçiyor diyebilirim. Ama konjenktör, İstanbul’un yapısı o kadar hızlı gelişiyor ki bizim buna paralel büyümemiz çok kolay olmuyor. Esnafımız maddi manevi sıkıntıya düşüyor. Malum araç filomuz çok geniş ve bunları finans etmek çok zor. Zaman zaman idare zorlaşıyor. Ama inanıyorum ki bu sıkıntıları hızlı bir şekilde aşacağız. Önümüz çok açık. Güzel günler bizi bekliyor. 1930’lardan beri İstanbul’da taşımacılık İETT’nin elinde. 1970’lerden sonra özel halk otobüsleri de bu sisteme yardımcı unsur adıyla dahil oldu. Çalışır, çalıştırır, işletir kavramıyla farklı yerlere geldik. Statümüz iyileşti. Toplu taşımada kısa vadeli düşünülmemeli İstanbul’da toplu taşıma konusunda kısa vadeli düşünülmemeli. Yapılan hataların sebebi hep kısa vadeli düşünmek; uzun vadeli planlar yapmamaktan kaynaklandı. Hedefi uzun tutacaksın ki kalıcı olacaksın. Daha iyiye ancak böyle ulaşabiliriz. Günü kurtarmaya oynamayacaksın. Uzun ve kalıcı düşüneceksin. Belediye bir süre önce 10 yıllığına 172 hattın ihalesin yaptı. Ancak bunun kısa vadeli yapılmış bir plan olduğunu düşünüyorum ve yanlış buluyorum. Ben yıllardır bu işin içindeyim. Çok tecrübe yaşadım bu meslekte ve biliyorum ki bu zaman dilimi kısa. Esnafımız bizi desteklemeye devam etsin Esnafımızı seviyoruz. Onlar bizim için çok önemli. Onlardan isteğim şudur; bizi hiçbir ideoloji gözetmeden

desteklesinler. Onlara güzel günler vaat ediyor, olumlu işler yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Örneği de şu ki; bu yeri onlar için tahsis ettik. Tabiî ki düşünceler farklı olabilir. Bunu da saygıyla karşılarız. Ama şuna inanıyorum; onlar bizim yanımızda. Birlik, beraberlik içinde huzurlu bir şekilde bu işi yürütüyoruz. Onları seviyoruz.

Naci Yağız

‘‘

kimdir?

şım ul Halk Ula b n ta s İ n e B nı rulu Başka u K m ti e n De 0 . Sivas 196 plu ız ğ a Y i c a N 21 yıldır to 5 . m u y lu m .1 doğu pmaktayım ilik a y ık ıl c a taşım da idarec m u r u k u b . yıldır da e seçildim v e r ö g u B . yapıyorum im sevdiğim işi iğ d Gönül ver hizmet iççin a lk a H . m yapıyoru buradayız.

’’ 27


COŞKUNLAR OTOMOTİV - TEMSA İŞBİRLİĞİ ŞEHİRİÇİ ULAŞIMDA KALİTEYİ ARTIYOR

Coşkunlar Otomotiv

1953 yılında Sivas’ta Nevzat Coşkun önderliğinde kurulan Coşkunlar Otomotiv, günümüzde Kani Coşkun’un Genel Müdürlüğü’nde, Erdoğan Coşkun ve Şinasi Coşkun ile çalışmalarını sürdürüyor. Uzun yol otobüs işletmeciği hizmeti veren Coşkunlar Otomotiv, 1985 yılında halk otobüsü işletme-Bundan sonrası için hedef1985 yılından beri özel halk ciliğine geçerek bu alanda hizmet vermeye başladı. Şehiriçi oto- leriniz nelerdir? Coşkunlar Ootobüsü sektöründe hizmet vebüs taşımacılığının yanı sıra Coşkunlar Otomotiv otobüs işlet- tomotiv olarak geleceğe nasıl ren Coşkunlar Otomotiv, şehir içi bakıyorsunuz? ulaşımda çıtayı yükseltmeye demeciliği, otomotiv alım satımı, acentelik ve akaryakıt sekİlk önce kendi işlerimizde başavam ediyor. Coşkunlar Otomotiv, törlerinde de faaliyet göstermeye başladı. Son olarak 1 rıyı arttırmak. Yani maksimum başaTemsa’nın ilk ve tek şehiriçi otobüs Ekim’de Temsa’nın ilk şehiriçi otobüs yetkili satıelde ettikten sonra gerisi gelir zarıyı bayisi olarak Avenue marka yeni nesil cısı olan Coşkunlar Otomotiv, günümüzde ten. Öncelikli hedeflerimiz bunlar. Ama toplu taşıma araçlarını özel halk otobüsü de hizmetlerini sürdürüyor.

sektörüne sunuyor. Şehir içi ulaşımda çıtayı yükselten bu adımı Coşkunlar Otomotiv Genel Müdürü Kani Coşkun ile konuştuk. -Temsa ile işbirliği sürecinden bahsedebilir misiniz? Temsa’nın ilk ve tek bayisi siz oldunuz. Coşkunlar Otomotiv olarak niçin böyle bir politika izlediniz? Bizim işimiz şehiriçi taşımacılık yapmak. Misyonumuz çıtayı sürekli yukarıya çıkarmak oldu. Temsa, Avenue sınıfı araçları ilk kez piyasaya sürdü. Bu aracı A’dan Z’ye inceledik. Yüksek kalitede bir araç olduğuna karar verdik. Ayrıca araç halk otobüsçüsüne uygun bir araç. Gerek maliyetleri düşürecek gerekse ulaşımda kaliteyi arttıracak özelliklere sahip. Netice de biz de taşımacılık sektörüne hizmet veriyoruz. Dediğim gibi Avenue otobüsleri beğendik. Hem kendi açımızdan hem esnaf açısından yararlı olacağını düşündük ve bayilik almaya karar verdik. Yılbaşında araçlar gelmeye başladı. 5 aracımız şuan İstanbul’da hizmet vermekte. Önümüzdeki günlerde 30 tane daha teslim edeceğiz ihaleye. -Aracın teknik özelliklerinden bahsedelim. Esnaf neden bu aracı tercih etmeli? 28

Avenue’lerin en büyük özelliği yakıt tasarrufu yapması. Diğer araçlara göre daha az yakıt kullanıyor. Yedek parça ucuzluğu ve 24 saat servis hizmetini imkânı var. Yani bu aracı alarak esnafımız mazot, servis ve yedek parça konusunda sıkıntı yaşamadan hizmet vermeye devam edecek. Hem ceplerinden daha az para çıkacak; hem de rahat bir şekilde işlerini yapacaklar. Aracı, esnafımıza gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Ayrıca Avenue’nün 105 kişilik yolcu kapasitesi var. 28+1 koltuk ve 76 ayakta yolcu kapasitesi ile piyasada bütün rakiplerinin önünde yer alıyor. Bu rakam bakanlıkça onaylanmış bir sayı. Bazı esnaf arkadaşlarımız görünüşe aldanarak bu araç dar, yolcu almaz diye eleştiriyorlar ama bu tamamen bir göz yanılması. Çünkü 105 kişilik yolcu kapasitesi bakanlıkça onaylandı. -Coşkunlar Otomotiv olarak hizmet verdiğiniz diğer sektörler nelerdir? Sigortacılık, otobüs işletmeciliği, inşaat ve akaryakıt sektöründe hizmet vermekteyiz.

tabiî ki gelecek ne getirir bilinmez. Çalışma alanlarımızı daha da genişletebiliriz. Bunu zaman gösterecek. ÖTV’SİZ MAZOT İSTİYORUZ -Yıllardır sektörün içindesiniz. Size göre şehir içi ulaşımda sorunlar nelerdir? Sektörün en büyük sorunu hiç kuşkusuz mazot… Mazotun halk otobüslerine ÖTV’siz verilmesi gerekiyor. Bunun dışında havuz sisteminin biran önce uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Bu uygulama başladığı takdirde esnafımız büyük ölçüde rahatlayacaktır. -Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı? Kendini yenilemeyen bir firma çağın gerisinde kalır. Eğer amacımız vatandaşa hizmetse var olan durumu sürekli daha da iyileştirmeye, kaliteyi daha da yükseklere çıkarmayı prensip haline getirmeliyiz.


BMC’NİN BMC ’NİN LİDER BAYİİ FSM DEMİRBAŞ İSTANBUL’DA YÜZDE 68 PAZAR PAYINA ULAŞTI BMC’NİN LİDER BAYİİ FSM DEMİRBAŞ OTOMOTİV, İSTANBUL ÖZEL HALK OTOBÜSÜ PAZARINDAKİ PAYINI YÜZDE 68’E ÇIKARDI. REKORLARIN BAYİİ OLARAK TANINA FSM DEMİRBAŞ’IN YENİ HEDEFİ İSE YÜZDE 80 PAZAR PAYI. BMC’nin lider bayisi FSM Demirbaş Otomotiv rekorlarına devam ediyor. İstanbul’da 2011 model otobüs satışlarında daha önce de kendine ait olan satış rekorunu kırarak yüzde 68 Pazar payına ulaştı. Hedef yüzde 80’ e çıkmak İETT ‘ye bağlı olarak çalışan toplam 1283 adet 12 metrelik Özel halk otobüsünde toplam pazarın yüzde 62’sine sahip olan firma 2011 model otobüs satışlarında pazar payını yüzde 68’e çıkartarak erişilmesi zor bir başarı yakaladı. Pazardaki en ya-

kın rakibine yüzde 50 gibi önemli bir fark atan FSM Demirbaş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Demirbaş çıtayı daha da yükselterek pazarın yüzde 80’ine hakim olma hedefinde olduklarını söyledi. Rakamları değerlendiren FSM Demirbaş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Demirbaş, İstanbul’da özellikle A kodlu bölgede Pazar payının düşük olduğunu ama B ve C kodlu bölgelere ise yüzde 85- 88’lik Pazar payına ulaşıldığını ifade etti. Demirbaş zayıf kalınan A Bölgesinde

de Pazar payını artırma çalışmasında olduklarını vurgulayarak; “Bizi buralara getiren ve her zaman aracımızı tercih eden İstanbul Özel Halk Otobüsü camiasına sonsuz teşekkür ederim.” dedi.

OTOBÜS A.Ş.’NİN RENGİ BELLİ OLDU İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yapılan oylama sonucunda “ERGUVAN” renginin seçildiğini düzenlenen törenle açıkladı. Böylece Otobüs AŞ es-

nafının sıkıntılı bekleyişi de son bulmuş oldu. Aylar öncesinden ihaleye girip kazanan, parasını yatıran ve şartnameye uygun araçlarını hazırlayıp borçlanan esnaf rahat bir nefes aldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin internet üzerinden düzenlediği “İstanbul Rengini Seçiyor” kampanyası sonucunda Mayıs ayı içerisinde 34 hatta 172 otobüsle hizmete başlayacak Otobüs A.Ş. araçlarının rengi belli oldu. 29


GÜLERYÜZ COBRA ESNAFIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR

G

üleryüz Cobra’nın en yeni otobüslerinden şehiriçi Alçak Tabanlı otobüsü, kullandığı üstün teknoloji ve kaliteli hizmet anlayışıyla esnafın gözbebeği konumunda. Hizmette kaliteyi ön plana çıkaran aracın en büyük özelliği iç hacim genişliği. Sınıfının en geniş hacmine sahip. Araç, yakıt konusunda da Euro 5 motoruyla esnafın yanında olduğunu gösteriyor. Bir diğer özellik de araçta adblue sistemi bulunmamakta. Bu da yine esnafın giderlerinde ciddi bir düşüş sağlayacak bir diğer özellik. Peki esnaf neden Güleryüz Cobra Alçak Tabanlı otobüsü tercih etmeli? Cevabı 10 yıldır şehiriçi toplu taşımacılık yapan esnaf Süleyman Akkuş’tan (A-049) alıyoruuz. alıyoruz.

30

Geniş iç hacim Alçak Tabanlı Cobra Güleryüz otobüslerinin diğer araçlara göre en büyük farkı ve özelliği iç hacminin genişliği. Gerekli ölçümleri yaptık; araç boşken ne kadar, yolcu varken ne kadar bunların hepsinin ölçümleri yapıldı. Çıkan sonuç gerçekten memnun ediciydi. Neticede bu aracı tercih ettik. Yakıt tasarrufu Diğer dikkat çeken bir özelliği de adblue sisteminin olmaması. Yani esnafın ekstra bir masraf ve eziyet çekme durumunu ortadan kalkıyor. Araç euro dizel yakıtla çalışıyor. Gözle görülür derecede yakıt tasarrufu elde ediyorsunuz. Bu da esnafın yararına olan bir diğer özellik. Konforlu yolculuk Araç geniş hacim ve alçak tabana sahip olduğu için vatandaşımız inerken ve binerken sıkıntı çekmiyor. Aracın bekleme süresi kısalıyor. Bu da yolcu memnuniyetini arttırıyor. Aynı zamanda daha hızlı şekilde iniş binişleri sağladığımız için hem zamandan kazanıyoruz hem de trafik açısından olumlu bir durum ortaya çıkıyor. Güleryüz Cobra esnafın sesi oluyor Şunu da söylemeliyim ki Güleryüz Cobra firması, esnafın tam olarak ne is-

tediğini; araçlarda hangi özellik olursa esnaf daha tatmin olur, bunları çok iyi analiz ediyor ve bu bağlamda araçlarını dizayn ediyor. Bu çok önemli. Esnaf bireysel olarak fabrikayla diyalog kurup; benim ihtiyacım şu; araçta bu özellik olursa daha iyi olur; bu olmazsa daha iyi olur diyebiliyor. Yani Güleryüz Cobra esnafın sesi oluyor. Bireysel anlamda özel isteklere olumlu yönde cevap alıyorsunuz. O yüzden diğer firmalara göre bir adım önde. Mesela başka firmalarda sistem şudur; otobüsler standarttır ve siz gidip ben otobüsümde şunu değiştirmek istiyorum dediğinizde aldığınız cevap olumsuz olur. Ayrıca 2005’ten beri Güleryüz Cobra firması Romanya ve Bulgaristan’da hizmet vermekte. Bu da bizim tercihimizde etkili olmuştur. Şuan itibariyle 5 tane alçak tabanlı araç İstanbul’da hizmet vermekte.


ÇEVRECİ MERCEDES

BENZ TÜRK

Mercedes-Benz Türk, Daimler AG yönetimi tarafından tanımlanan çevre ilkeleri kapsamında, entegre bir çevre koruma ağı çerçevesinde faaliyetlerini yürütüyor. Sürdürülebilir çevre, sürdürülebilir üretim felsefesi ile üretimine devam eden Mercedes-Benz Türk A.Ş., atık yönetimi ve enerji yönetiminden oluşan çevre yönetim sistemini hayata geçirdi. Şirket,

atık yönetimi sistemi için 1.000.000 € tutarında bir yatırım gerçekleştirdi. Yeni atık yönetim sistemi kapsamında üretimde oluşan atıklar 4 ana grupta biriktirilerek bertaraf işlemine gönderiliyor. Bu yaklaşımla hem atıkların fabrika içinde taşınması, hem de merkezi atık mahallinde yer kazanılması mümkün oldu.

Atıkların ayrı toplanması için geliştirilen yeni konteyner sistemi ise, otomatik ekipmanların kullanımıyla manuel uygulamaların ortadan kalkmasını ve presleme kolaylığı sağladı. Evsel atık, naylon ve plastik atıklar ise merkezi atık sahasında biriktirilerek geri kazanım veya imha işlemine gönderiliyor.

KENTKART’A ÖDÜL STARPET İSTANBUL’DA Bu yıl Dubai’de gerçekleşen 59. UITP Dünya Kongresi ve Fuarında Kentkart “Toplu Taşımanın 2025’de iki katına çıkartılması” ana temalı yarışmada, geliştirmiş olduğu Akıllı Ulaşım Sistemleri ile Türkiye bölgesinin en iyi toplu taşıma endüstri sağlayıcısı seçildi. 12 Nisan 2011’de Türkiye Forumun’da gerçekleştirilen ödül töreninde, 35 başvu-

ru içinden “En başarılı ve en yenilikçi çözüm sağlayıcısı” olarak seçilen firmanın ödülünü, Kentkart Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mazhar Umur Basmacı, UITP Genel Sekreteri Hans Rat’tan tarafından ödüle layık görüldü.

73 ilde 450’ye yakın istasyonu ile Türkiye’de en hızlı büyüyen akaryakıt dağıtım şirketlerinden biri olan Starpet, İstanbul şehir merkezi Esenler’de 2 mil-

yon dolarlık yatırımla ilk istasyonunu hizmete açtı. Açılış günü istasyondan satılan tüm akaryakıt ürünlerde yüzde 19’a varan indirim uygulayan Starpet Deka Petrol istasyonu, açılışı takip eden günlerde de yüzde 8’e varan indirim uygulamasına devam edecek.

İdeal Çözüm 34 ARAÇ TESLİMİ Otokar, Bursa BURULAŞ filosunda hizmet veren 63 otobüsüne yenilerini ekledi. Otokar’ın teslim ettiği 4 adet M-2010 ve 30 adet Kent 290LF, BURULAŞ filosunda hizmete başladı. Bir Koç Topluluğu şirketi olan Otokar’ınçağdaş ve modern yolcu taşımacılığı için tasarladığı M-2010 ve Kent LF araçları, Bursa şehir içi toplu taşımada kulla-

nılmaya başlandı. 63 adet Otokar DORUK LE aracını filosunda barındıran BURULAŞ’ın (Bursa Ulaşım Toplu Taşıma İşletmeciliği) yeni açtığı otobüs ihalelerini kazanan Otokar’ın Bursa’ya teslim ettiği 4 adet M-2010 ve 30 adet Kent 290LF yolcu taşımaya başladı. Otokar, bu yıl başında da 18 adet Doruk LE’yi Burulaş’a teslim etmişti.

Raylı sisteme geçen Samsun’da, hatları destekleyecek otobüs ihtiyacını karşılama görevi Otokar’a verildi. Şehrin ihtiyaçlarını etkin şekilde analiz eden Otokar, yoğun zamanlar için geniş kapasiteli 12 metrelik Kent LF, yoğunluğun azaldığı zamanlarda da seri

ve ekonomik M-2010 modeliyle Samsunlular’a en etkin ulaşım çözümünü sunuyor. SAMULAŞ (Samsun Ulaşım A.Ş), yolcu taşımacılığının ana omurgası olan doğu batı istikametinde, geçtiğimiz yıl tamamladığı raylı sistem projesini otobüslerden uluşan bir hat ile beslemeye karar verdi. 12 metrelik otobüslerden oluşması düşünülen bu hatlarda Otokar, 12 metrelik otobüsü Kent LF’nin yanında M-2010 araçlarını da önerdi. 31


Mayıs’ta da birbirinden keyifli kültür-sanat etkinlikleri bizleri bekliyor. İşte size birkaç öneri…

SE ERG Gİ Societe Realiste Binaların Arasındaki Şehir Bir sanatçı kooperatifi olan Societe Realiste’in “Binaların Arasındaki Şehir” sergisi, 26 Mart 2011 - 07 Mayıs 2011 tarihleri arasında Akbank Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.

KO ONSE ER Swingle Singers

KİİTA AP Şah ve Sultan

Dünyada Swingle Singers, adını duymayan pek az müziksever vardır. 1963 yılında çığır açan ilk albümleri Jazz Sébastien Bach’ı yayınladıkları andan itibaren, bu sekiz sesli acapella grubu her kıtada ve dünyanın en ünlü sahnesinde konserler vermiştir. Swingle Singers, çoğu, grubun kırkıncı yıl dönümünü kutlamak üzere yeniden basılmış olan elli albümü kırk yıllık sanat hayatları boyunca çıkarmıştır. Grubun 2011 programı Rusya, Amerika, Türkiye, Brezilya’da tur ve gösteriler, ayrıca uzun bir Avrupa ve Birleşik Krallık turnesini içermektedir.

Etkinlik Saati : 20:00 - 22:00// Etkinlik Tarihi: 22 Mayıs 2011// Yer: Cemal Reşit Rey Konser Salonu

TİY YATR RO Alo komşumuzu ş öldürdük

DV VD - Şantaj

“Ne zor şeydir komşuluk. Hele yan balkona düşen bir renkli iç çamaşır - kıskanç bir aşık, kıskanç diğer bir aşık, aniden ölen komşu, çatlak bir komiser ve az salak yardımcısı -e daha ne lazım bu oyuna Güzel müzikler hoş şarkılarr ve izleyiciden yükselecek kah-kahalar...” 27 Mayıs 2011 Cuma Afife Jale Sahnesi. 32

Emekliliğine sayılı günler kalmış olan Jack Mabry’den (Robert De Niro), büyükanne ve büyükbabasının cinayetini, kaza süsü verip örtbas etmeye çalıştığı için hapishanede bulunan Gerald “Stone” Creeson’ın (Edward Norton) dosyasını, şartlı tahliye gerekçesi ile yeniden incelemesi istenir. Tahliyenin gerçekleştirilebilmesi ve hapisten erken çıkabilmesi için Stone’un, Jack’i artık kendisinin yepyeni bir insan olduğuna daik etmesi gerekmekir ikna ted tedir. An Stone’un bu ikAncak na çabaları, beklenmedik etk yaratır. Kanun aetkiler da ve suçlu arasındadamı ki mesafe giderek daraldı dıkça, Stone’un karanlık lı dürtülerinden yola çıkarak kurguladığ yolculukta iki erkek ğı de d birbirine daha çok b benzemeye başlar.

Tutku… Güzellik… Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş. Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş. Çaldıran... Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride. Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi? Kızılbaşlık! Sünnilik! İktidar hırsı. Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman! Korku? Ya o? Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta. Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir. Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri. Ve işte bir kez daha aşk! Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar. Şah ve Sultan… Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler. Masal kadar gerçek. Büyüleyici olduğu kadar umut verici. Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap.


ANDROPOLOS Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Bizans donanması ile Osmanlı donanması savaşacaklardır. Bizans 10 gemilik muhteşem bir donanma hazırlar ve denize açılır. Donanmanın başında Andropolos vardır. Andropolos en öndeki geminin burcunda elleri göğsünde heybetli bir heykel gibi durmaktadır ve hemen arkasında yardımcıları vardır. Hep birlikte Osmanlı donanmasını beklemektedirler. Yukarıdan gözcü bağırır: - Komutanım, Osmanlı donanması 3 gemiyle göründü.. Komutan yardımcısına döner ve: - Bana kırmızı gömleğimi getirin eğer savaşta yaralanırsam kanım belli olup da askerlerin morali bozulmasın, der. Hemen kırmızı gömleği giyer ve aynı ihtişamıyla yerinde durur. Gözcü yine bağırır - Komutanım, 3 geminin ardından 30 gemi daha göründü. Andropolos tekrar yardımcısına döner ve hafifçe mırıldanır : - Bana kahverengi pantolonumu getirin, der

doğru gitmiş ve bir düğmeye basmış. Duvarlar açılmış, yaşlı kadın yoğun ışıklı küçük bir odaya girmiş, duvarlar kapanmış. Oğlan ve babası kapının üzerindeki küçükten büyüğe doğru yanıp sönen ışıklı rakamları izlemişler. Son rakamdan sonra aynı sırayla bu sefer geriye doğru ışıklar teker teker yanmış. Sonunda duvar iki yana kayarak açılmış, dışarı 24 yaşlarında incecik muhteşem bir fıstık çıkmış. “Oğlum” demiş adam kızdan gözlerini ayıramayarak: “Koş Koş ananı Getir!”

BOŞANMA DAVASI KADIN: Hakim bey, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu 9 ay karnımda taşıdım! KOCA: Hakim bey, farz edelim ki caniniz soğuk bir kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir? Yoksa parayı deliğe atanın mıdır? HAKIM: Yaz kızım; çocuk babanındır.

MAAŞ

VERDİKÇE VERİYOR Adamın birine sayısaldan büyük ikramiye çıkıyor. Karısına bile söylemiyor. Sabaha karşı ikramiyeyi almak için Ankara’ya yola çıkıyor. Tam Elmadağ’a gelmişken bir telefon. Arayan kayınbiraderi -Neredesin enişte ? -Dışarıdayım hayırdır. -Çabuk eve gel - N’oldu ? Çok mu acil - Hemen gel ablam… - Yoksa hasta mı ? - Yok. Sizlere ömür! Telefonu kapattıktan sonra adam koltuğa yaslanıp şöyle demiş: - Ey güzel Allah’ım, verdikçe veriyor, verdikçe veriyor…

ASANSÖR Köylü oğlan ve babası büyük şehre ilk defa gelmişler. Alışveriş merkezinde zemin kattaki iki gümüş renkli parlak duvarın ağır ağır açılıp kapanması ilgilerini çekmiş. “Bu ne baba?” diye sormuş oğlan. Hayatında hiç asansör görmemiş baba: “Bilemiyorum oğul..” demiş. Onlar bu ilginç şeyi nefeslerini tutup izlerken tekerlekli sandalyeli yaşlı bir kadın sağa sola kayan gümüş renkli duvarlara

Kalabalık bir belediye otobüsünde kadının biri haykırmış: - Terbiyesiz adam, yeter artık! - Aman bayan ne oldu ki? - Daha ne olacak geçtin arkama. Taksim den beri ayıptır be! - Efendim yanlış anladınız herhalde. Bugün aybaşı. Maaşımı aldım, cebimde o var. O dokunmuş olacak. -İyi de, Taksim’den Şişli’ye gelene kadar maaşına zam mı geldi?

DOMUZ İki araba birbirlerine yaklaşıyorlardı. Birinin içinde bir adam, diğerinde bir kadın. Tam yan yana geldiklerinde adam cami açıp kadına: -DOMUZ!!! diye bağırdı ve konuşmasına devam edecekken kadın çok sinirlendi ve o da camı açıp adama, -HAYVAN!!! diye cevap verdi. Ve arabalar yollarına devam ettiler. Kadın tam virajı dönmüştü ki yolun ortasında duran kocaman bir domuza çarptı. Bu hikayeden çıkarılacak sonuç : - Kadınlar dinlemeyi bir öğrenebilseler…

PİPO İÇEN İNEK Karadenizliler kahvede otururken bir arkadaşları içeri girmiş: - Temel, ineklerinden pipo içen var mı ? - Yok - O zaman ahırın yanıyor

MANİ Aradan 10 Ay geçmiş ama köyden yeterli haber alamamış. Merak ettiği konu çocuğunun olup olmadığıymış. Hanımı okuma yazma bilmez, geleneğe göre babaya da böyle şey sorulmaz. Nihayet babasına yazdığı bir mektupta dereden tepeden söz ettikten sonra sonuna bir mani iliştirmiş: Güzel mektup gez de gel Bizim köye var da gel Bir iken iki olduk Üç olduk mu sor da gel Baba tahsilli biri değil ama çarıklı kurmay. O da cevabı mektubunda havadan sudan bahsettikten sonra oğlunun sorusuna mani ile cevap vermiş: Bir dalda iki kiraz Böyle mektup yine yaz Tarla mahsul vermedi Gelecek yıl yine kaz

ÖKSÜRÜK Temel öksürükten, Dursun da kabızlıktan şikayetçidirler. Beraber doktora giderler. Doktor Temel e öksürük şurubu, Dursun a da müshil verir. Bunlar ilaçları karıştırırlar. Bir hafta sonra doktor Temel’e: - Nasıl oldu? Hala öksürüyor musun? - Öksürmeye cesaret bile edemiyorum doktor bey

BİR

a d ’ AZ



halk ulasim dergisi mayıs 12. sayi