Page 5

HALKIN SESi

HABER

30 Ekim 2013 Çarşamba

05

Neden anlaşamadınız? Bizim bir takıp bilimsel isteklerimiz vardır. Daha hızlı çalışma bazı bilgileri bizimle paylaşmak gibi... İş akışı noktasında anlaşmıştık. En önemli neden bu idi. Ama bunun yanında hızlandırmak istediğimiz için ekiplerimizi de çoğalttık. Kazı ekiplerini 6’dan 9’a çıkarttık. Labaratuarı değiştirdik. Labaratuarı değiştirirken kendi ara bölgedeki antropoloji labaratuarının yanına bir de küçük genetik labaratuarı açtık. Kimliklendirme sonuçlarını kendimiz de değerlendiriyoruz orada. Bunları yaptıktan sonra proje 2011 yılında bir duraklama yaşadı. Her değişim bir sorunla oluyor maalesef. Fakat 2013’de bütün bu değişimler etkili ve etkin olarak yürürlüğe girince 2013’de şu ana kadar 100 tane kimliklendirme yapıldı. Bunun da geçmesini bekliyoruz. Kazılarımız da gayet iyi. Kazılar için ayrı eğitim veriliyor mu? Bütün personel için eği6mler verilmekte. Ama şunu da söyleyebiliriz sevinerek; şuanda bizim Kayıp Şahıslar Komitesi eği6m almak yerine eği6m vermeye başlayan bir proje haline geldi. Bilimsel dünyaya katkılar yapıyor. Kazı yöntemlerimizi geliş6rmeye başladık. Yöntemlerimiz uluslararası bültenlerde yayınlandı. Bize gelip danışan Balkan ülkeleri var, Irak’tan var. Irak’ta kurulan ayıplarla ilgili komitenin bazı personelleri bizim labaratuarlarımızda stajer olarak eği6liyor. Bu tür danışmanlık da yapmaya başladık. 7 seneye ulaşan bir projenin ar7k öğrenme değil öğretme aşamasına geç6ğine inanıyorum. Bizim bütçemiz 3 milyon dolardır. Fakat bugün en büyük sorunumuz hızlı çalışmamız gerekliliğidir. Çünkü 50 seneden sonra kayıp yakınları ölüyor. Hızlı çalışmak demek daha çok ekip, daha çok DNA yap7rma demek. Bu da bütçe demek. Bütçemizin bize verdiği bir kısıtlama çerçevesinde her şeyi yapabiliriz. Daha çok kazamıyoruz, daha çok araç kiralayamıyoruz. Bütün bunlar karşılaş7ğımız zorluklardır. Bunun yanında hala daha bilgi akışı hızlı bir şekilde bize ulaşıyor. Bilgi aktarımı nasıl oluyor? Araştırmacılarımız ulaştığı kadar bizim de kendimizin insanların direk arayabilecekleri bir iletişim numaramız var, 181 diye. Bu şekilde bilgi toplamamız devam ediyor. Karışık gömü yerlerinde kemiklerin ayrılmasında sıkıntı oluyor mu? Şimdi herkes diyor ki niçin bu kadar uzun sürüyor. Bazı bölgeler vardır ki kazı ı.5 sene sürer.

Mesela 3-4 km’den topladığımız dağı7lmış kemikleri 1.5 senede topladık. Bazı kuyular vardır. 6-7 ayda çıkartabildik kemikleri. Bunun kazısı 1 sene sürer. Bir de bu kadar karışık gömü yerlerinden çıkan insanların analizi uzun sürer. Bir araya ge6rilmesi de o kadar zaman alır. Antropologlar bulmaca yapar gibi bilimden faydalanarak bütün bu kemikleri birleş6rmeleri lazım. Bunlar hep zaman ister. Doğru kemikleri doğru insanlara vermek gerek. Zaman çok önemli. En büyük rakibimiz zamandır. Ama zamanı kısıtlayalım diye de yapacağımız işin kalitesinden ödün veremeyiz. Kısa sürede çok fazla insanın işe alıp da sonra işten atamayız. Bir takım hassasiyetleri düşünerek dengede gitmek lazım. Tekke Bahçesinde gömülü olduğunu bildiğimiz kemikler var. Tekke bahçesinde de kayıplar vardır. Kazmayı bekliyoruz. Sıradadır.

Askeri bölgelerde kazı yapabiliyor musunuz? Bizim sivil bölgeler yerinde askeri otoriteler tarafından kontrol altında olan bölgeler de vardır. Askerin kontrolü olan yerlerde de bazı gömü yerleri olduğu ortadadır. Bunların hepsi kayıt altına alınmıştır. Ve bunlardan da bugüne kadar 2006’dan günümüze 22 tane izin aldık. Bundan sonra da alacağımıza inanıyorum. Toplam kazmamız gereken 30 adet yer daha var. Yarın bu rakam arta da bilir. Bunlar da zaman içinde izin verileceğine inanıyorum. Kazılacaktır. Şu ana kadar ekiplerimizin kazı yeri bulma sıkıntısı yok. Bu izinler verildikten sonra da hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. İki toplumlu ekiplerimiz iki toplumlu olarak gidip oralarda kazı yapmıştır. Tabii askerin kontrol altında tuttuğu yerlerin değişik sıkıntıları vardır. Bazıları atış alanındadır, bazılarında patlayıcı maddeler olabilir. Açık alanlar değil bunlar. Bu alanlar uygun olduğunda uygun olan yerlerden bize izin verilmektedir. Yerel bir gazetede çıkan bir haberde "kemikler buzluklarda tutuluyor" deniliyor. Taşkentlilerin kendi ayrı bir komiteleri vardır. Bizim vazifemiz definle ilgili değildir. Biz kalıntıları aileye teslim ettikten sonra defin tamamen onların sorumluluğundadır. Biz sadece defin parasını veriyoruz. Her birine eşit olarak. Bu şahıslar, kim olursa olsun kimliklendirildikten sonra defnedilene kadar bizde bekletiliyor. Aile kendi istediği zaman istediği yere, bize söyleyince o kalıntıları ulaştırıyoruz. Henüz bizden teslim alma istediği gelmemiştir. Gelmediği sürece de bizim ara bölgedeki labaratuarda özel kalıntıların tutulduğu yerde bekletiliyor. Bunlar buzluk değildir. Bunlar özel ısıda tutulan özel yerlerdir. Çünkü mantar ürememesi için her zaman, yazı kış aynı sıcaklıkta kalması gerekiyor kemiklerin. Bu bir odadır. Ama bu buzluk değildir. Muratağa ve Sandallar var mı listenizde? Evet. Bu kayıplar bizim tarafımızdadır. Bunların tekrar çıkarılıp tekrar gömülmesi olmuştu eskiden. Fakat ben incelediğimde bu çıkarılıp tekrar gömülürken insanların kimlikleri belli değildi. Şu anda köy halkı açmak istemediği için biz de bekliyoruz. Bizim burada zaten yapmak istediğimiz insanlara hizmettir. İnsanlara acı vermek değil.

Kıbrıslı Türklerin ve Rumların geçmişle yüzleşmesi, acılarını paylaşması adına bu projeye ilgili ne söylemek istersiniz? Bu projenin birkaç önemli boyutu vardır. Birinci boyutu insancıl olmasıdır. Büyük insan hakları konvansiyonunda insan haklarından olan insanların kayıplarının ne olduğunu bilme ve defnedilme haklarına cevap veren bir proje olması çok önemli bence. İkinci iki toplumlu olması çok önemli. İki toplumlu bir projedir. İki toplumun gençleri beraber ve eşit şartlarda çalışarak empa6 yaparak bunu gözlemleyebilmektedirler. Yakınlaşma oluşturan bir projedir. Uzun süre kayıplar meselesi sorun oldu, tabu oldu, iki tara$an da poli6ze edildi. Ama bu projeyle gerçekler ortaya konuldu. Her iki tara#n da çek6klerinin aynı olduğu ortaya konulmuştur. Dördüncü boyutu eğer Kıbrıs adası üzerinde bir barış yapılacaksa bu kara tarihimize bu acılarımızı adres edilmesi kapanış ge6rmesi gerekir. Bu yönden de önemlidir. Bu tek üç üye olarak düşünmeyin. Çünkü her üye kendi cumhurbaşkanı ve kendi otoriteleri tara#ndan oraya atanmış7r. Biz insancılız, otonomuz desek de kendi otoriterlerimizi temsil ediyoruz, kendi ülkemizi kendi devlet yapımızı temsil ediyoruz. Orada da bu işbirliği içerisinde birbirimizi anlama ve saygı duyarak çalışmaya çabalıyoruz ediyoruz. Bu da çok önemli bence. Bu kadar zorluğa rağmen bu proje yürüyor. İnsanlarımız da bu projeye inanmış. Ben şunu da gözlemliyorum, bütün bu kayıp aileleri, ki en çok acı çekenler onlardır, kayıplarını bulduğunda hep barış mesajı vermek is6yorlar. Kimse bir daha bunu yaşamasın diye. Bence şu ana kadar başarılı gidiyor. Kayıp ailelerinin bazıları daha affedici olabiliyor. Bazıları daha affedici, daha çok işbirliği yapıyorlar, çoğu bilgi vermede işbirlikçidir. Şu an üç üyenin bir başka hedefi vardır. Kayıp ailelerini daha çok yakınlaşma. Bunun için son iki senedir kayıp ailelerine yönelik bazı ak6viteler yapıyoruz. Geçen sene ara bölgede Ledra Palace’de kayıp ailelerini davet e8k. Orada bütün kayıplarımızın resimlerini görüntüleyerek, klasik müzik çalarak anma yap7k. Bu aileleri yakınlaş7rmaya daha iki toplumlu hale ge6rmeye çalışıyoruz. 2014’ün başlarından da yine kayıp ailelerine yönelik ak6viteler yapmak is6yoruz... Şimdi de ailelerin daha çok birlikte bir şey yapabilecekleri bir sa!aya dönüşüyor...”

30 ekim 2013  
30 ekim 2013  
Advertisement