Page 1

Hiç Çanakkale'ye gittiniz mi? Denizin maviliğinin içine gömülmüş o kan kırmızısını gördünüz mü?

Anadolu Liselerini kazanmak isteyenler, bu sene dişlerini sıkıp kendilerini soru çözmeye alıştırsınlar.

Okulumuz kız basketbol takımı oyuncuları Arnavutköy’de ikinci olarak büyük başarı elde ettiler.

Yaprak Özer’in yazısı s.5

Elif Uçar’ın yazısı s.9

Esma Poyraz’ın haberi s.12

Halis Kutmangil Okul Gazetesi

Sayı: 4

¨1

Mart-Nisan 2012

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı “Bu yılki tören benim küçüklüğümden beridir katıldığım en güzel törendi.” Berfin Özer’in haberi sayfa 4’te…

1453 Panorama Fetih Müzesi gezimiz

Rahmi Koç Müzesi çok eğlenceliydi

Okulumuzda Kutlu Doğum programı

O muhteşem insanın, Peygamber Efendimizin (sav) hadis-i şerifini yerine getirmek için gösterdiği kahramanlığı ve İstanbul’u fetheden Fatih’in, fetih için yaptığı hazırlıkları yerinde görmüş olduk.

Rahmi Koç’un kendi zevkine göre geçmişten günümüze birçok eşyanın orijinalinin bulunduğu müzede eskiden kalma trenler, arabalar, gazeteler, Atatürk’ün eşyaları gördüklerimiz arasındaydı.

Program önce 6. ve 7. sınıflara, daha sonra da gönüllü 8. sınıf öğrencileri ve velilere sunuldu. Programdan çıkan velilerin gözleri ağlamaklıydı. Programdan sonra gelen davetlilere gül dağıtıldı.

Mehmet Ata Çal’ın haberi sayfa 2’de…

Mehmet Ata Çal’ın haberi sayfa 3’te…

Hilal Özbey’in haberi sayfa 10’da…


Halis Kutmangil Gezi

Sayı: 4

2

Mart-Nisan 2012

1453 Panorama Fetih Müzesi gezimiz Mehmet Ata Çal | Geziye Sosyal Bilgiler dersinden ortalaması yüksek olan öğrenciler gelmişti. Derste işlediğimiz İstanbul’un Fethi konusunu daha iyi anlayabilmek için Sosyal Bilgiler öğret menimiz Alper Sarı tarafından düzenlenen geziye ayrıca Tuğba, Özlem, Mümin, Ömer, Ersin öğretmenlerimiz de katıldılar. O muhteşem insanın, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) hadis-i şerifini yerine getirmek için gösterdiği kahramanlığı yerinde görmüş olduk. Sanki sadece İstanbul’u değil dünyayı fetheden Fatih’in, fetih için yaptığı bütün hazırlıkları görmüş olduk. Yer altından kazılan lağımlar (tüneller), gür sesli mehter takımının Bizans’ı korkutması, Fatih’in döktürdüğü büyük toplarla üç yüz parçadan …..

Sayfa

oluşan donanması… Bizans’ın surlarını yerle bir eden komutanın ve askerlerinin yaptığı savaşın sanki tam ortasındaydık. Sırtında oklar olduğu halde bayrağı göklere diken Ulubatlı Hasan’ı, o beyaz renkli muhteşem atıyla arkasında ellerini göğe dikmiş dua eden Akşemseddin Hoca; sanki oradalardı. Müzeden çıkarken duvardaki tabloları inceledik. Tablolarda ansiklopedik bilgiler vardı. Müzeden çıkar çıkmaz etraftaki park alanında oturarak yemeklerimizi yedik. Ardından otobüsümüze binerek yaklaşık on dakikalık bir aradan sonra merhum Mehmed Âkif Ersoy’un kabrini ziyaret ettik. Fatihalarımızı okuduktan sonra, o muhteşem İstiklal Marşımızı Tuğba Hocamızın önderliğinde gür sesle okuduk. Sonra Alper Hocamız Mehmed Âkif’le ilgili genel bilgiler verdi.


Halis Kutmangil Gezi Mehmet Ata Çal | Geziye her sınıftan iki ila üç öğrenci katılmıştı. Ayrıca Alper, Burcu, Ersin, İbrahim, Mümin, Ömer, Özlem ve Tuğba öğretmenlerimiz de bizimle birlikte gezidelerdi. Herkes müze alanına geldiğinde büyük bir heyecanla içeriye girdiler. Girdiğimiz ilk bölümde 70’li ve 80’li yıllardan kalma arabaları gördük. Sonra ise bilim ve matematik bölümüne geldik. Burada köpüklü sudan büyük bir balonun içine girdik. Haliç Köprüsü’nün küçük bir maketini yapmaya çalışsak da başaramadık. Yapbozdan oluşan tahtalar ve daha sayamayacağımız birçok şey… Girdiğimiz deniz altı gibi düzenlenmiş bölüm gerçekten deniz altı gibiydi ve herkes sanki oraya kilitlenmiş gibiydi. Yaklaşık üç metre uzunluğunda olan yerin fotoğraflarını çektiler. Denizin altında gezdikten sonra Rahmi Koç’un kendi zevkine göre geçmişten günümüze birçok eşya..

Sayı: 4

Sayfa

3

Mart-Nisan 2012

Rahmi Koç Müzesi’nde çok eğlendik nın orijinalinin bulunduğu bölüme geçtik. Süleyman Demirel’in şapkası, maket insanlar hatta ve hatta Rahmi Koç’un kendi maketi ...

de vardı. Fenerbahçe gemisinin, Beşiktaş İskelesi’nin, Galata Kulesi’nin, Kızkulesi’nin ve başka birçok kule, iskele ve gemilerin en küçük hallerinin olduğu maket bölümünü de gezdik. Eskiden kalma trenler, arabalar, gazeteler, Atatürk’ün elbiseleri ve kişisel eşyaları, Rahmi Koç’un kişisel eşyaları, Koç aile tablosu, hançerler, Beşiktaş’ın eski futbolcularından imzalı forması da gördüklerimiz arasındaydı. Gezinin sonuna doğru yanımızda getirdiğimiz ve bize orada ikram edilen yiyecekleri yemek için Fenerbahçe gemisine bindik. Aramızdan birkaç kişi orada bulunan ziyaretçi defterine yazı yazarak imzalarını attılar. Yemeklerimizi yedikten sonra bahçede sergilenen özel bir uçağa bindik. Herkes uçağın içini gördükten sonra gitmek için otobüsteki yerlerini aldılar.


Halis Kutmangil Haber Berfin Özer | Bu sene 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda görevliydim. Görevim sunuculuktu; aslında ben bu görevi ikinci dönemin başından beridir istiyordum ve bunu bütün öğretmenlerim de biliyordu. Katılma amacım, 8. sınıfa kadar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda hiçbir etkinliğe katılmamıştım ve katılmadan da bu okuldan gitmek istemiyordum. Sonunda katıldım ve artık sunucuydum. Tek ben değildim. 1. sınıftan beridir en iyi arkadaşlarımdan birisi olan Aslı Şahin de benimle birlikteydi. Beraber uzun süre çalıştık. İşte o an gelmişti. O gün erkenden kalkıp kahvaltı yapmadan formamı giyip saçımı yaptım ve okula gittim. Okula geldiğimde herkes bir işin ucundan tutmuş ve birbirlerine yardım ederek işleri bitirmeye çalışıyorlardı. Bütün herkes geldikten sonra bando takımı her zaman ki

Sayı: 4

Sayfa

4

Mart-Nisan 2012

23 Nisan coşkusu görülmeye değerdi gibi beyaz etekli, kırmızı ceketli güzel kızlarımızla doluydu; yalnızca bir erkek bulunuyordu. Bando takımı çalmaya başladı ve kısa bir yürüyüş yaptılar. O kadar güzel çalıyorlarmış ki gittiklerinden daha fazla insanla döndüler. Ardından tören başladı. Sunucu arkadaşım Aslı'yla ben çok heyecanlıydık. Bu tören benim küçüklüğümden beridir katıldığım en güzel ve en şıkır şıkır olan törendi. Tek sorunumuz her seneki gibi velilerimizin kendileri için ayrılan bölümde durmamalarıydı ama haksız da değillerdi. Bu kadar güzel bir töreni izleyemiyorlardı; ama sonra velilerimiz anlayışlı bir şekilde yerlerine geçtiler. Öğrenciler dans ettikçe herkes eğleniyordu. Bu eğlenceyi her zaman hatırlamak için kimsenin elinden kamera ve telefon düşmüyordu. Tabi biz sunucuları çeken kimse olmadı, babamın haricinde;

ona da buradan teşekkür ederim. Küçük kardeşlerimiz o kadar güzel oynuyorlardı ki bir çocuğun velisi ağladı; bunlar mutluluk gözyaşlarıydı. Küçük kardeşlerimizi de buradan tebrik etmek isterim; gerçekten 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı güzel kılan tek şey onlardı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı en büyük bayramdır biz çocuklar için… Atatürk'e bunun için ne kadar teşekkür etsek azdır; ama şunu biliyorum ki eğer bu bayrama sahip çıkar ve onu korursak teşekkürlerimizi iletebiliriz belki de bu şekilde. Arkadaşlar benim bu güzel bayramda yaşamış olduğum duygular bunlar... 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda özel bir şekilde bu günün güzel geçmesi için uğraşan herkese ve yanımda sunucu olan arkadaşım Aslı Şahin'e de teşekkür ederim.


Halis Kutmangil Tarih

Yaprak Özer* | Hep kitaplardan okuyarak ve büyüklerimizden dinleyerek tarihi öğrendik. İlgi çekici, yoğun ve karışıklıklarla dolu bir tarih… Medeniyetler, uluslar, etnik yapılar, anlaşmalar, savaşlarla dolu bir tarih... Yaşamadığım bir dönem olduğu için masal gibi gelirdi kulağıma. Bir nokta vardı ki tarih atılan, kocaman bir nokta. Her anlatılışta; tarihin sayfalarını karıştırdığımda içimi burkan aynı zamanda bana gurur kaynağı olan bir destan: Çanakkale Destanı. Nasıl olabilirdi böyle bir şey; bu ulus nasıl yazardı bu destanı? Bunu öğrenmenin bir yolu olabilirdi, yaşanılanlara şahitlik eden topraklarda olmak... İsimsiz kahramanların toplandığı tarihin hala o günlere ait izlerini taşıdığı meşhur mahşer alanında. Siz hiç Çanakkale'ye gittiniz mi? Denizin maviliğinin içine gömülmüş o kan kırmızısını gördünüz mü? Tuzlu sudan yüzünüze esen ılık rüzgârı hissettiniz mi hiç? İliklerinize kadar işleyen, hüzün salan manzarayı görmek ne tuhaf bir tecrübe… Tarifi imkânsız duygu …

Sayı: 4

Sayfa

5

Mart-Nisan 2012

Yüreklerinin tam ortasına demirden ateş topları saplansa bile yüzlerinde vatanı uğruna can vermenin sevincini taşıyan Çanakkale şehitlerine… yüklü bir hal alıyor insanı. İçinizde öyle derin fırtınalar kopuyor ki yutkunmaya korkuyorsunuz, her adım atışınızda boğazınızda düğüm düğüm oluyor. Neden bu kadar acı ve hüzün dolu sözler dökülüyor dudağımdan kalemime? İçimde anlayamadığım buruk bir karmaşıklık var. Sustukça birikiyorlar. Artık sayfalara dökme zamanı. İşte böyle düşündükçe Çanakkale’yi; acaba kırmızıya çalmasaydı deniz, bu kadar hüzünlü dans etmeseydi yapraklar rüzgârla ve kanla sulanmasaydı bu toprak değerini bilir miydik şehitlerimizin? Sanki sıradan bir yer gibi gelirdi. Aslında Türkiye’nin her yeri gurur kokan topraklarla kaplı değil mi? O savaşlar koltukta oturularak mı yapıldı? Hiç mi kan dökülmedi? Şehitlerimiz çok mu rahattı? Bu …….

sorulara cevap verdikçe yüreğimize değişik bir gurur bulaşır. Hiç atmak istemediğimiz bir duygu. Annesinden, babasından, kardeşlerinden, sevdiğinden ayrı bu vatan için savaşan küçük yüreklerin haykırışı çınlıyor kulaklarımızda. Hâlâ yerlerde şarapnel parçalarına, mermi kalıntılarına rastlayabiliyorsunuz. Farkındayım burada yaşanılanların ve bunun bilincindeyim. Çanakkale’yi yaşayabiliyor, onun duygusunu hissedebiliyorum. Eğer sizin de yolunuz Çanakkale'ye düşerse bu tarih kokan yere uğramadan geçmeyin. İnanın bana Türklük damarlarınız kabaracak ve bu şehirden ayrılmayacaksınız. *2010–2011 mezunlarımızdan. Arnavutköy Kız Teknik ve Kız Meslek Lisesi 9. sınıf öğrencisi.


Halis Kutmangil Kültür-Sanat Değerler eğitimi | Yiğit Samet Ünal

Vatanseverlik Vatan; üzerinde doğup büyüdüğümüz, toprağından, suyundan, yeraltı ve yer üstü her türlü zenginliğinden yararlandığımız, havasını teneffüs ettiğimiz toprak parçasıdır. Türk ulusunun fertlerini birbi-rine bağlayan kuvvetli bağlardan biri de millet birliğidir. Her türlü varlığı ve zenginliği ile bizi besleyen yurdumuzu sevmemiz, ona sahip çıkmamız gerekir. Bunu atalarımız tarih boyunca yapmış ve bu kutsal toprakları korumak için Çanakkale’de tarihin kaydettiği en büyük kahramanlığı göstermiştirler. Değişik iklim özellikleri, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve çok çeşitli ürünleri ile Türkiye’ miz, dünyada pek az ülkede bulunan bir zenginliğe sahiptir. Bize düşen görev ise mutlu olmamızı sağlayan yurdumuzun değerini iyi bilmektir. Onu korumak için gereken askerlik görevimizi yapmak ve kazancımızın bir kısmını vergi olarak vermektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün bir anısı da vatanımıza verdiği önemi gösterir: Kral Edward İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayı’na yanaştı. Atatürk de rıhtımda onu bekliyordu. Deniz dalgalı idi ve Kral’ın bindiği motor inip çıkıyordu. Kral rıhtıma çıkmak istediği bir sırada eli yere değdi ve tozlandı. O sırada Atatürk de Kral’ı rıhtıma almak üzere elini …..

Sayı: 4

Sayfa

6

Mart-Nisan 2012

uzatmış bulunuyordu. Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği bir anda Atatürk: “Vatanımın toprağı temizdir, o, elinizi kirletmez!” diyerek, Kral’ı elinden tutup rıhtıma çıkarıverdi. Mustafa Kemal Atatürk, yurt sevgisini ve hür yaşamanın güzelliğini su sözleri ile ifade etmiştir: “Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk milletini ebedî hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın. Türk toprağı! Sen, seni seven Türk milletinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster. Türkiye halkı, mütevazı millî hudutları içinde bütün medenî insanlar gibi tam mana ve şümulüyle yaşayacaktır.” Yurt, hiç bir şeyle değişilmeyecek kadar kutsal bir varlıktır. Büyüklerimiz ne güzel söylemişler, “Ana gibi yâr, vatan gibi diyar olmaz.” diye. "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır."

Aile | Birhat Ağkan

Sevgili anneciğim babacığım Deneme ile öğrenirim; bana işimde, oyunumda ve herhangi bir davranışımda kızıp azarlamayın. Davranışlarımın sonucunu kendim görürsem daha iyi anlarım. Bana verdiklerinizin yanı sıra koyduğunuz kuralları ve yasakları pek beğendiğimiz söyleyemem. Bana zaman tanıyın, bu yolda bana destek olun, hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılabilirim. Ben senin yaşındayken diye başlayan sözleri hep kulak ardına atarım. Küçük hatalarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın; yatağa sığınmak zorunda kalabilirim. Biliyorum belki sizi üzüyor, hatta yaralıyorum. Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi ama seçme hakkım olsaydı sizden başkasının çocuğu olmak istemezdim.

Şiir | Furkan Demirtaş

Tanımlayamadığım duygu Yağmur yağıyordu ince ince Gönlümü avutuyorum kendimce Kıyamet kopuyordu sessizce Bu sessiz bir fırtınaydı bence Âlimler bilirdi bu duyguyu ancak İnmez artık asla gönlümdeki sancak

Söz geçiremem gönlüme biliyorum olmayacak Sol yanımdaki kırmızı gül asla solmayacak Duyduğum ve unutamadığım o isim Bulduğum ve kaybetmediğim o resim Nasıl kaldırır bu duyguyu genç kesim Yeter ki gelsin o, çıkmaz artık sesim


Halis Kutmangil Kültür-Sanat

Sayı: 4

Sayfa

7

Mart-Nisan 2012

Şiir | Nisa Nur Uçar

Karanlıkta kalemi parlayan Mehmet Akif Mehmet Akif’i anlamak Soğuktan elleri donma derecesine gelip kalemi bırakmamaktır Vatanın bağımsızlığının hayalini kurarken ağlayabilmektir Medeniyetin ayak sesini duyabilmektir Düşmana karşı şaha kalkabilmektir Mehmet Akif’i arıyorum Engin denize, kara toprağa soruyorum Kendimi onu düşünmekten alamıyorum Herkes onun yasını tutuyor biliyorum Mehmet Akif’i buldum Türk gençliğinin ta derinliğinde Mehmet Akif sen rahat uyu Sönmez bu şafak, yıkılmaz bu vatan Al sancağın altında toplandı millet Kimse istemez yıkılsın bu devlet Mehmetçik döktüğün kanı helal et Vatan emin ellerde rahat et Gecenin en karanlık vaktinde Ay ve yıldız belirdi gökyüzünde Askerin göl olmuş kanına Yansıdı bütün güzelliğiyle Mehmet Akif aldı kalemi eline Yazdı marşı defterine Duygulandı bütün kalbiyle Vatanı sevdim dedi tüm içtenliğiyle

Kitap | Şeval Yiğit

Yazar Aslı Der’le tanıştık Ünlü çocuk kitabı yazar Aslı Der’in “Büyük Tuzak” adlı kitabının tanıtımı için Arnavutköy Kültür Merkezine okulumuz Halis Kutmangil İlköğretim Okulu adına öğretmenlerimizden Ömer Albayrak önderliğinde 8/A sınıfından Yiğit Samet Ünal, 8/B sınıfından Zehra Bilen, 8/C sınıfından Mustafa Şahin ve Arzu Kurkan, 8/E sınıfından Sayime Özcan, 7/A sınıfından Furkan Demirtaş, 7/B sınıfından Tuba Bektaş, 6/A sınıfından Şeval Yiğit, Birten Acar ve Tuğba Kaya isimli öğrencilerimiz hep birlikte yazarın söyleşisine katıldık. İlk defa bir yazarla tanışacağımız için çok heyecanlıydık. Kitap hakkında arkadaşımız Zehra Bilen “Normalde cadılar kötü karakterdirler. …….

Neden kitabınızda Küçük Cadı Şeroks bu kadar iyi bir karaktere sahip?” diye sordu. Yazar da: “Ben daha çok bu kitapta hayal gücümüzü artırmak için bu iyi karakteri seçtim” cevabını verdi. Kitapta ülkenin sözlere sahip olduğu anlatılıyordu. Gizli bir odada bu ülkenin sözleri gizliydi. Küçük Fare’nin karnı acıktığı için kitabı yere düşürdü ve kitabın en önemli sayfasını yedi. Herkes söyledikleri sözleri unuttular. Bu ülke için çok büyük bir felaketti. Padişah bu durumu öğrenince kızından bir masal yazmasını istedi ama kızı çoğu sözcükleri unuttuğu için yazmakta zorlandı. Sonunda güzel bir masal yazmış ve ülkenin hayatını kurtarmış. Mutlu sonla biten bu kitabı okumaktan çok zevk aldık. Güzel bir söyleşi oldu. Yazarımızla tanıştığımız için okulumuz adına çok memnun olduk. Daha çok kitabını okuyabilmek için yeni kitaplar yazmasını bekliyoruz.


Halis Kutmangil Kültür-Sanat

Bayram Akbayrak | Kitap hakkındaki düşüncelerim olumlu yönde; fakat yazarın bir eksiği gibi görünen ama fazladan yazmış olduğu cümleler var. Benim beğendiğim bu fazlalık, bir cümleyi döndürüp dolaştırıp yaklaşık yarım sayfa anlatmasıdır. Belki de bu yüzden kitap iki yüz üç sayfa. Ama kitabın özellikle Peygamberimizi yani Kâinatın Efendisini anlatması çok güzel olmuş. Ayrıca konuları ayrı başlıklar altında sunmuş olması, aralarda ayet, hadis ve yabancı insanların bu konulardaki düşüncelerinin olması kitaba ayrı bir zenginlik katmaktadır. Başka bir özelliği ise konu sonunda yer alan “İbretlik Bir Örnek” kutusu… Kitabı beğenmemin bir sebebi de, ilgimi ve dikkatimi hikâyeler, fabllar vb. değil de daha çok dini kitapların çekiyor olması. Bana göre dini kitap okumak bir hobi, bir ilahi çağrı adeta… Buna örnek de dini bir dergi olan “Gülistan” dergisini de boş vakitlerimde okumamdır. Ayrıca yazarın kitapta fazla düşüncesi olmamakla birlikte çoğu alıntıdır.

Sayı: 4

Sayfa

8

Mart-Nisan 2012

Burcu Kılıç | Beyaz Gemi adlı kitabı okudum; fakat biraz anlamadım. Örneğin bir yazıya başlanıyor ondan sonra başka bir konuya geçiyor. Ben açıkçası böyle kitaplardan fazla hoşlanmıyorum. Tabii bütün kelimeler doğru ve düzgün kullanılmış öğretici kelimeler de var. Mesela birinci bölümde, yanlış hatırlamıyorsam Mümin Dedenin yani Beyaz Gemi adlı kitabın kahramanı olan çocuğun dedesinin kişilik özellikleri birinci bölümü yarıladı zaten. Ben bu zamana kadar macera veya hikâye türü şeyler okuduğum için bu gibi kitaplara pek alışamadım. Sanki bu kitabın yazarı biraz da kendi hayatından örnekler katmış olmalı. Bu kitabı okuyan insan da ders alabilir çocuğun yürekliliğinden, cesurluğundan alabilir. Hayatta tek başına kalma çabasını bu kitap bence başka türlü de yazabilirdi. Tabi kitap genel olarak güzeldi. Benim biraz önyargılarım olmuş olabilir. Ama ben macera, hikâye gibi kitapları daha çok seviyorum bu kadar. Bu kitabın özetini çıkarmak çok zor olur bence.

Nisa Nur Uçar | Bu kitap beni mutlu ettiği gibi tedirgin de etti; çünkü onların yanında ben bir kum tanesinin yarısı kadar bile olamazdım. İkinci kitabı da daha yeni aldım. Kitabı incelerken son sayfalarında bir fotoğraf fark ettim. Mevlana ve Tebrizli Şems’in doğdukları evin fotoğrafıydı. İçimde tuhaf bir his oluştu. Öyle bir şeydi ki hemen oraya gidip doğdukları yerde inceleme yapmak istedim; çünkü onlardan hatıra kalan bir şeyler vardır. Kitabı okurken ve kitap bittikten sonra da aklımda çok fazla soru vardı. Bence çoğunun çok fazla sorgulanmaması gerekiyordu. Bazı şeyler “bence” sorgulanmadan kabul edilmeli, itiraz edilmemeli. Aklımdaki sorular şuydu; hayatımızı tamamen ilme adayıp hakikati mi öğrenmeli yoksa kolay yolu mu seçmeli? Ya da her ikisini de bir arada yürütüp ikisini de olmamalı mı? Ama ben bu sorulara kendimce cevaplar buldum. Ve bence cevaplar hayatım için çok önemli ve beni olumlu yönde etkileyecek.


Halis Kutmangil Rehberlik

Elif Uçar* | Bu yazıyı kaleme almadan önce eski okulumda gazete işlerinin aksadığını duydum ve çok üzüldüm. Belki bu yazı birilerinin dikkatini çeker diye düşündüm. Böylece hem okurlarımıza hem de eski İnkılâp Tarihi hocamız olan Alper Hocama iyilik yapmak istedim. Bu yazı daha çok sekizinci sınıflara hitap edecek sanırım; çünkü onlar bu sene maalesef ki bizler gibi bu okuldan ayrılacaklar ve çoğu olmasa da bir kısmı iyi bir lise arayışı içerisindeler. ‘Hangi okul kaç puan; bu okulun kazandırma yüzdesi ne; bana fayda sağlar mı; düz liseye gitsem fark eder mi?’ gibi sorular belki çoğunluktadır. Ben de sonuç olarak geçen senenin mezunuyum ve inanın ki şu an okuduğum okula hayranım. Belki öyle çok lüks değil ama eğitim şartları olabildiğince üst düzey. Başarı yüzdemiz her geçen yıl artıyor. Tabi bizim okulumuz bir Şehremini, Çapa ya da başka uçuk puanlar isteyen bir Anadolu Lisesi değil ama Anadolu Liseleri, geleceğini düşünen genç beyinler ……

Sayı: 4

Sayfa

9

Mart-Nisan 2012

Anadolu Lisesi nasıl kazanılır için gerçekten önemli. Anadolu Liselerini kazanmak isteyenler varsa, bu sene dişlerini sıkıp şu bilgisayar denilen şeyden azıcık uzak dursunlar; çünkü ileride sizin geçiminizi ve geleceğinizi bu elektronik cihazlar sağlamayacak. Şurada zaten iki ayınız ya var ya yok. Bence bir daha düşünün; ne kaybedersiniz ki ve ayrıca inanın bir Anadolu Lisesi öğrencisiyle düz lise öğrencisi arasında çok fark var. Birincisi biz beş ders daha fazla görüyoruz ki bu sayı Fen Liselerinde daha fazla… Düz lise öğrencisinin dersleri boş geçerken Anadolu Lisesi öğrencilerinin kafalarını kaşımaya vakti yok. Ben bile bu yazıyı gazeteye yetişsin diye sabahın bilmem kaçında yazıyorum. Her neyse bir de şunu söyleyeyim; kendinizi soru çözmeye alıştırın ve mutlaka liseyi kazandığınızda 9. sınıfta dersaneye gidin. 10’da, 11’de ya da 12’de gitmeseniz de 9. sınıfta şart; çünkü 9. sınıf temeldir. LYS ve YGS’de

çıkan soruların % 60’ı 9. sınıf konularındandır. 9. sınıf öyle zaten liseyi kazandık, yat babam yat değildir; zordur. En önemlisi bütün sınavlar aynı haftadadır ve hepsi öğrenci tabiriyle "kazık" sorulardır. He insaflı sorular da var ama çalışana diyelim. Sayısal derslerde birçok tanımadığınız terim göreceksiniz; fonksiyonlar diye bir konu var orda. Kitaba gömüleceksiniz zaten. Bakın ben gömülmedim fonksiyonların 'f’sinden anlamam; her konuyu çözerim [çözmeye çalışırım] ama fonksiyonlara gelince dururum. En önemlisi meslek seçiminize karar verin ve ondan emin olun. O mesleğin ilgili olduğu dersleriniz kötüyse bile düzelteceğinize inanıyorsanız bölümünüzü rahat rahat seçebilirsiniz. He ama ben yapamam derseniz o zaman yeni bir meslek arayışına koyulabilirsiniz. *2010–2011 mezunlarımızdan. Hadımköy Örfi Çetinkaya Anadolu Lisesi 9. sınıfı öğrencisi.


Halis Kutmangil Haber

Sayı: 4

Sayfa

10

Mart-Nisan 2012

Okulumuzda Kutlu Doğum programı düzenlendi Hilal Özbey | Biz okulumuzda 8/A sınıfından Hilal Özbey ve Leylanur Çıra… Okulumuzda düzenlenmiş olan Kutlu Doğum programında görev alan öğrencilerdeniz. Bu program için yaklaşık iki hafta yoğun bir çalışma içindeydik. Bu iki haftada programı düzenleyen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz Mustafa Göçmez çok çaba harcadı. Bizler gibi çabalayan diğer arkadaşlarımız ise şunlar; Zehra Bilen, Aslı Şahin, Berfin Özer, Kadriye Alkan, Elif Kılıç, Gülcan Çatal, Yasemin Sağlam, Bilge Acar, Züleyha Kaya… 19 Nisan Perşembe günkü programa Mustafa Hocamız velileri mesaj çekerek davet etti. O gün ilk önce 6. ve 7. sınıflara, daha .

Ey Sevgili Zehra Bilen | Sensizliğin bin üç yüz sekseninci yılındayız. Edebi hayata intikal ettiğinden beri muhtacız, hasretiz Sana. Görmeden özlediğimiz, yokluğunu hissettiklerimizden biri de Sizsiniz. Kâinat Sizin bıraktığınız gibi değil, Sizin kör karanlıktan aydınlığa ……

sonra da gönüllü 8. sınıf öğrencileri ve velilere sunduk. Programdan sonra, gelen davetlilere gül ve lokum ikram ettik. Programdan çıkan velilerin gözleri .

ağlamaklıydı. Program bittikten sonra Mustafa Hocamız görev alan öğrencileri tebrik edip hepimize teşekkür etti ve bizlere birer adet teşekkür belgesi verdi.

çıkardığınız gibi değil; zifiri karanlık. Müslümanlar Müslümanları öldürür oldu. Yetimin başı yerde, zalimler kimsesiz masumların efendisi olmuş. Sizin bıraktığınız kâinattan şimdi eser yok. Sizin yokluğunuzu ta iliklerimize kadar hissediyoruz. Müslümanların elinde silah, din kardeşini öldürür oldu. Hayatı Sizin dediğiniz gibi yaşayamı……

yoruz. Elalem ne der düşüncesi bizi engelliyor. Senin hasretinde bir vuslat var. O vuslat ebedi hayattır. Onun tesellisi dindiriyor; yüreğimizin çığlıklarını, sancılarını. O gün, mahşer günü bizim vuslatımızdır. Hasretimiz sonra ereceği günü bekliyor ve o gün ile teselli buluyoruz. Efendiler Efendisine salât ve selam olsun…


Halis Kutmangil Spor

Sayı: 4

Sayfa

11

Mart-Nisan 2012

Atletizmde biz de varız

Voleybolda dereceyi kaçırdık Yasemin Sağlam | Takımda Esma Poyraz, Yasemin Sağlam, Gülcan Çatal, Meryem Altunboğa, Gamze Aktaş, Elif Kılıç, Ceren Tufan, Beyza Kılıç, Feyzanur İp, Esra Akgün, İlknur Karaca, Betül Adak, Ayşe Emirhüseyinoğlu vardı. Bunlardan altısı değişerek oyunda yer alıyorlardı. Hazırlık çalışmalarımız yaklaşık iki ay sürdü. Çalışmalarımızı Müjdat Hoca ve asistanı Aslı Şahin yönetti. Tabii bizim üzerimizde kaptanımız Esma Poyraz’ın da çok emeği var. Her maça birer saat çalışarak gidiyorduk. İlk maçımız en güçlü rakip Hadımköy İlköğretim Okulu ile oldu. Bu maçta 2–0 yenildik. Ama ilk maçımızdı. Onların sahaları, spor salonları olduğu için büyük avantajları vardı. Bu yüzden yenildiğimiz için fazla üzülmedik. İkinci maçımızı ise Suatlar Toki ….

İlköğretim Okulu ile oynadık. Bu kez 2–0 yendik. Belli ki bizim kadar çalışmamışlardı. Mücadelemiz çok güzeldi. Diğer maç Anafartalar İlköğretim Okulu ileydi ama takım gelmediği için maçı biz almıştık. Aslında buna üzüldük; mücadele etmek isterdik. Öteki maçımız da Boğazköy İlköğretim Okulu ileydi ama onların hocası bizim nasıl oynadığımızı görmüş ve takımını maça çıkarmak istememiş. Bu maçı da biz almış olduk. Ertesi gün Tayakadın İlköğretim Okulu ile olan maça aslında biraz geç kalmıştık ve bunun için de biraz endişeliydik. O takımın kaptanı çok iyiydi. Aslında ilk seti biz alabilirdik ama toplarını karşılayamadığımız için ilk seti aldılar. İkinci sette zaten moralimiz bozulmuştu. Bu yüzden maçı aldılar ve biz de elenmiş olduk.

Şeval Yiğit | Arnavutköy ilçesinde okullar arasında düzenlenen atletizm yarışmasına bu yıl okulumuz, öğretmenlerimizden Sayın Müjdat Zivaroğlu önderliğinde katılmıştır. Okulumuz bu yarışmada üçüncü olmuştur. Arkadaşlarımız 2 km koşmuşlardır. Okulumuz bu yarışmada 2012 atletizm yarışmasında okulumuzu temsil eden 1997, 1998 ve 1999 doğumlu ‘Yıldız Erkekler’ adını verdiğimiz grubumuzdan; 8/E sınıfından Özcan Şolali beşinci, 7/C sınıfından Hasancan Çelikkaya yirminci, 8/C sınıfından Burak Özdoğan yirmi dördüncü, 5/E sınıfından Yasin Eşk on altıncı olmuştur. Bu dereceler okullar arası sonuçlarda en iyi üçüncü dereceyi almamızı sağlamıştır. 2000, 2001 ve 2002 doğumlu ‘Minik Kızlar’ adını verdiğimiz grubumuz da 1 km koşmuşlardır. Bu grupta 6/A sınıfından Nisanur Keşaplıoğlu yedinci, 5/B sınıfından Hatice Poyraz on dördüncü, 4/E sınıfından Çınar Bayındırlık onuncu olmuştur. En yakın rakibimiz Tayakadın İlköğretim Okulu’nun 4. atleti on sekizinci olmuştur. Bizim okulumuzun 4. atleti 5/B sınıfından Miyase Tatar ise yirmi ikinci olduğu için averajla üçüncülüğü az bir farkla kaçırmamıza sebep olmuştur. Biz okulumuz gazetesi adına, öğretmenimiz Sayın Müjdat Zivaroğlu ve yarışmaya katılan, derece alan veya alamayan bütün arkadaşlarımıza okulumuzu layığıyla temsil ettikleri için tebrik ve teşekkür ederiz.


Halis Kutmangil Spor

Sayı: 4

Sayfa

12

Mart-Nisan 2012

Okulumuzda 17 Nisan günü düzenlenen ödül töreninde müdür başyardımcımız Mehmet Basatemur ile okulumuzun eski müdür vekili Fatih Bardakçı basketbol takımında olanlara madalyalarını takdim ettiler. İkincilik kupasını takım halinde beden eğitimi öğretmenimiz Müjdat Zivaroğlu ile birlikte kaldırdık. Esma Poyraz | Basketbol oyunu beş kişi ile oynanır. Yedeklerle beraber on iki kişi vardı bizim takımda. Bunlar kaptan Esma Poyraz, Yasemin Sağlam, Elif Kılıç, Feyzanur İp, Aslı Şahin, Beyza Kılıç, Yasemin Koçak, Gizem Ekici, Songül Satılmış, Ayşen Dursun, Nebiye Çetinalp Gülcan Çatal idi. Hazırlık çalışmalarımız yaklaşık iki ay kadar devam etti. Çalışmaları Müjdat Hoca ve kaptan Esma yönetti ve çalışmalarımız çok zevkli ve eğlenceli geçti. İlk maçımız Sabri Akın İlköğretim Okulu ileydi. Aslında bu maçta yeniliyorduk, kaptan ve oyuncular .

Halis Kutmangil Okul Gazetesi

Basketbolda ilçede ikinci olduk da bayağı bir yorulmuştu. Kaptan on sayı yapmıştı ve 12–12 beraberlikten sonra kendimizi biraz toparladık. Kaptan bir üçlük sayı attı ve 15–12 yendik. Ertesi gün Arnavutköy İlköğretim Okulu ile maçımız vardı; bu maçı da 19–9 aldık. Bu rakip aslında güçsüzdü ve bu yüzden yenmemiz biraz kolay oldu. Müjdat Hocanın asistanı Esra da takımın moralini yüksek tutuyordu. Bu maçla beraber birinciliğe gidiyorduk. Son maç birincilik maçı idi. Rakibimiz …….

Nakkaş İlköğretim Okulu’nun spor salonu olduğu için bizi 24–0 yendiler. En iyi rakip bunlardı ve biz ikinci olmuştuk. Okulumuzda 17 Nisan günü düzenlenen ödül töreni ile basketbol takımında olanlara madalyaları verildi. Ayrıca takım halinde ikincilik kupasını kaldırdılar. Mutlu oldukları yüzlerinden okunuyordu. Gülcan Çatal’a yanlışlıkla erkek basketbol takımı birincilik madalyası düşmüştü. Okulumuzu gururlandırdıkları için emeği geçenlere teşekkür ederiz.

İmtiyaz Sahibi: Erhan Bekir Kuru Yazı İşleri Müdürü: Mehmet Ata Çal Editör: Şeval Yiğit Yayın Kurulu: Yiğit Samet Ünal, Nisa Nur Uçar, Furkan Demirtaş, Esma Poyraz, Yasemin Sağlam, Berfin Özer, Birhat Ağkan Adres: Raif Özmen Cad. No: 1 İmrahor İletişim: hkgazete@gmail.com

Halis Kutmangil Sayı 4