Issuu on Google+

Halet-i Ruhiye

Fa*rz.lJGe LeceLı

@ ş

qelecek, b izi vn uazdı öı vnız. keıid"i vvıi z[ hap settİE ıniZ d,t; şl er e. t


Geleceğe Geriden bakmak

Gelecekten bahsetmeden geleceğin nasıl algılanması gerektiğini kendimce ifade etme gerekliliği hissediyorum. Gelecek, geçmiş ve şimdiki zamanla içsel ilişkili bir haldedir, yani aralarında nedensel bir ilişki, güçlü bir bağ var ve birbirlerinden kopuk algılanmaması çok önemli, geçmiş geçmişte kalmış gelecekte henüz yaşanmamış bir şey değil. Geleceğe dair bir konuda ön görüde bulunup soyutlama yapacaksak öncelikle geçmiş ve şimdiki ilişkisini değerlendirmek gerekir tarihi geriye doğru incelemeliyiz. Yazının hızla karmaşıklaştığının farkındayım... sanırım bunda üzerinde durduğum konuyu açıklamakta kullandığım diyalektik yöntem etkili oluyor. yinede işi

birazcık daha açık ifade etmem gerekirse tarih bir trenin üzerinde durduğu ray gibi algılanmamalıdır. Gelecek trenin varacağı, rayın götürdüğü yer olmayacatır. Çünki buradaki tren ve ray benzetmesi bir çok bilim adamının yanlış olan doğrusal tarih anlayışını sembolize etmektedir. Tren bir toplum ray

da sürekli "ilerleme"yi ifade eden bir zaman tanımıdır. Fakat gelecek, bir

tolum veya sadece bireyin içinde bulunduğu birçok değişkenin birbirilerine sıkı ilişkilerle örüldüğü bir ağ halindedir. Bu karışık ağın düğümünü, değişkenleri birbirinden koparmadan yaptığımız soyutlamayla çözebiliriz. G ünüm üz toplumlarına bakıp, yazının başında belirttiğimiz soyutlama düzeyini kullanarak yapacağım bir gelcek ön görüsünde, ilk fark ettiğim insanoğlunun henüz en büyük acısını tatmadığı gerçeğidir. Bu da benim

baktığım açıdan geleceğin bizler için hiçte toz pembe olmadığını göstermektedir, insanın içine girdiği doğayı dönüştürme mücadelesinde

insanoğlunun üzerinde durduğu dalı kesme çabası sona ermedikçe gelceğin gök yüzü karanlık ve soğuk olacaktır. Yazıyı sonlandırırken sizinle ünlü bir kızıldereli atasözünü paylaşmak istiyorum.

when the last tree is cut down the last river poisoned the last fish caught. then only will man discover That he can not eat money. Gregor Samsa

Son ağaç kesildiğinde Son nehir kirlendiğinde Son balık yakalandığında Farkına varacağız ki, Para yenmiyor.


GELsİN Gelecek gelmeyecek, gelecek gelemeyecek,

gelecek

gelemese, gelecek gelmesin, gelecek gelmemeli, gelecek gelse ki mi ki mi ki?

Çaya ahlan şeker erir ve içilmeyen çay zaman içerisinde soğur... Gelecek bu kadar basit görünse de içinde onlarca değişik parametreler ve fonksiyonlar barındırır. Mesela şeker kullanmayan birisi için şekerin erimesi pekte önemli değildir. veya kimi çayı sıcak sever kimi ise soğuk içer. Bizleri belirsizliğe sürükleyen de bu kavramların tamamını hesaplayamıyor olmamız olsa gerek.

Galiba falcılar tüm varyasyonları o küçücük kahve fincanlarında veya ellerindeki kartlarda görüp hesaplayabilen süper zeki insanlar olsa gerek ki, gelecek hakkında konuşabiliyorlar. Onlarda hep güzel şeylerden büsediyorlar "Geleceğin çok parlak, çok zengin olacaksın, güzel bir karın2 çocuğun olacak..." bir insan daha ne ister ki hayattan? "çok çalışıp evlerim, arabalarım, hanlarım, hamamlarım olduktan sonıa iflas edeceğim ve kuru ekmek soğana muhtaç olacağım." Hayalini kuran hiç kimse yoktur herhalde. Giinümüzde Mevlana'nın "bir lokma bir hırka" felsefesini savunan çok az insan varken açgözlülüğün ve hırsın insanların gözlerini kapladığını görmek ise çok acı geliyor. Herkesin geleceğinin kaygısına düşüp bugününü unuttuğu bir di.inyada şunu hatırlamak çok mu zor... GELECEK DİYE BİRŞEY YoK ÖNpıırırİ OLAN ANI YAŞAMAK! Her şey bir yana, ben geçmişin karanlık sayfalarına hiçbir zarflan gömmek istemediğim, bir ömür onun kahkahalarını duyarak

mutlu olacağım, bahtının büttin dillerdeki en güzel aşk şarkıları kadar güzel olmasını istediğim, güzeller güzeli arkadaşım carum nar tanem nur tanem KRALİÇEM Ecem'im doğum günü kutlamak istiyorum. Seni seviyorum ECEEEEEEMMMM! l !

devil-sapidus


İ

H ını" Ş!,

,l:i-i,,

tF ill

ılı ]l

"ilr i§ l. i

İ ;

tı*

iJ i i

ü üi^r iJiıi r

]İl ;ş,ı ,l!

| ıi" l riı

i\ [

,ı.',

ı

't::u

1 -,ş.


Gelecek umut demektir aslında... Gelecek deyince

fallara

dokunmadan geçmek istemiyorum. İnsan fala inanma ama fa|sız da kalma derken gelecek merakına çomak sokma durumundadır. Biraz kabaca oldu ama gerçekten de böyle.Bir kahve fincanının dibinde umuda yolculuk... Merakımız çevresel faktörlerle sürekli kamçı|anır. Ne olacak, nasıl olacak, iyi mi olacak yoksa kötü mü? Çok klişe ama gelecek özlenen ya da korkulan dündür içinde bulunduğumuz anda. 14 Şubat'ta yazdığım için bu satırları ne alaka deseniz de sevgililer günününe dair bir şiirini de araya serpiştirmek istiyorum, sevilen, özlenen, beklenen özetle geleceğe dair: SEVME GÜNÜ(366 GÜN SEVME) Sevmenin zamanı olsaydı Ben kolay olur diye Bugünü seçmezdim ...Sevmenin zamanı olsaydı Ben dünü ve yarını seçerdim Dün seni sevdiğim gibi

yarın da seni severdim S|TARE AKGÜN

Evet günler önemli ve günlere yüklediğimiz anlamlar önemli. Yaşadığımız her şey anlamlı. Bazen hiç ummadığımız şeylerle karşılaşsak da hayat bir bütündür. Dünde yaşamak insanı çökertirbir bakıma yüzümüzü

geleceğe dönmeliyiz. Dünü silmek değil vurgulamak istediğim, dün şu anımızda bir seyirci olmali hayatımıza kattığı tecrübelerle, onu bir öğretmen gibi kişileştirmeli. İnanmak, güvenmek, özlemek , beklemek, düşünmek, üretmek, düş kurmak, merak etmek, araştırmak, vazgeçmemek, sevmek hep birlikte hayatımızı mayalar.

Dün bilim dünyasında olmaz dediğimiz ve düş bahçesi olarak gördüğümüz şeyler merak eden, araştıran, sınır tanımayan, bilime adanmış beyinlerce olur, olabilir kılınmakta. Asırlar öncesinde uçabilmek, çok değil 70, 80 yıl öncesinde radyo, sinema, televizyon ile karşılaşmak gibi

icatları


günümüzde sıradan görebilmekte bugün. Çare bulunmaz hastalıklara çare bulan asri Lokman Hekimler, makina|aşmak, teknolojinin geldiği son nokta, uzaya yolculuk. Çözülmedik tek bilimez ölüm ötesi. Hadi bakalım o da çözülür

belki. Ya da ölmek saksı değiştirmektir, bir çiçek gibi önce yer üstünde sonra yer altında zerreleriyle yaşamdan kopmamak. Bir de geleceğe dair planlar,

onları altüst eden beklenmeyenlerden bahsetmeli. Ama yine de planlı olmak iyidir, paldır küldür yaşamaktansa. Hayatı yepyeni anlamlara sarmalı her defasında. İyi ve güzel olanı dilemek ve dünyaya güzel gözlerle bakmak, karamsar

düşüncelerden uzaklaşmak, dünyayı sır olarak görüp ona bu sırrın büyüklüğü karşısında ezilmeden keşif macerasına çıkmak her gün yeniden bizi geleceğe bağlar. Geleceğin anahtarı asla vazgeçmemek,hayata sıkı sıkıya tutunmaktır. Anahtar da paspasın altındadır, paspasın altına koyan da biziz. Geleceği dün

gibi mis kokulu sandıklarda saklayamayız. Dünü nasıl arada havalandırıyorsak, geleceğe dair anahtar elimizin altında budur zaten, ilaç da hasta da

biziz,

'TARL.çE

çıkarıp

olmalıdır. Sır

da


Değişira O zamanlar orta okuldaydı.Tüm dünyayı saran o rock müzik sevgisi onu da esir almıştı.Tabi bunda o dönemin yetişklnlerine imrenme ve hatta taklit etme iç güdüsü de vardı.Siyah kıyafetler, uzun ve kirli saçlar, gümüş

yüzükler, kolyeler ve konuşurken ilgisizce uzaklara dalan bakışlar, bunlar şekilsel olarak bir rockçıyı tanımlayan özellikIerdi.o da hep bu furyanın bir parçası olmak isterdi.Dönemin en ünlü gruplarını, en ünlü şarkılarını takip etmeye başladı.Metalllca, Cardigans, Garbage, Bon Jovi, Lenny Kravitz ve daha bir çokları... Onları dinlerken içindeki protest duygu ortaya çıkıyordu.Blug çağının da etkisiyle bu coşkun duyguyu hissetmek onun çok hoşuna gidiyordu. Lise dönemlerinde kendini rock müziği korumak zorunda olan bir görevli gibi hissediyordu.Arkadaşlarına Unforgiven z'lan Zombi'leriAnimal lnstinct'leri dinletmeye çalışıyordu.Tabi buna karşılık türkü dinlemek zorunda kaldı.Hiç umulmadık bir şekilde türkülerden hoşIandığını hissetti.Çok şaşırdı kendine ama olmuştu işte bir kez türkünün tadına vardı ve durmadan d]nlemek istedi.Türkülerdeki coşkunluk ona çok kendinden gibi göründü kendini buldu onlarda... Bir yaz tatiliydi boş günlerini değerlendirmek için küçük bir ofiste basit işIer yapıyordu.Radyodaki DJ birden ilginç bir deneme yapmak istediğini söyledi. -Gözlerimizi kapatıp kendimizi bir deniz kenarında düşüneceğiz... Duyduğumuz her sesi dalga sesine benzeteceğiz. yüzümüzde hissettiğimiz esintiyi dalgaların oluşturduğu tatlı rüzgar sanacağız. Denizde ıslanmış mayomuzu kurutmaya çalışan güneş ışığı olacak gerçekte ofiste sizi bunaltan o hararet... dedi. Bunları düşünürken eline bir Bach cD si geçti ve müzik eşliğinde meditasyon yapmanın iyi bir fikir olacağını düşündü.Hayatında ilk kez yaşadığı ve gerçekten kendini bir deniz kenarında güneşlenirken hissetmesine yardımcı olan Klasik müziğe adete bayıldı.Vivaldi, Albinoni, Bach ve tabiT ki Tuluyhan Uğurlu adete hayran kalmıştı.Müzik insanı nasıl bu kadar dinlendirebilir miydi? Üniversite yıllarında tanıştığı bir arkadaşının ilgisi aslında kendisinin de hep beğendiğl ama asla tutku haline dönüşmeyen Türk sanat müziği sevgisini canlandırdı.Kendini mutsuz'efkarlı' hissettiği dönemlerde dinlediği Zeki Müren şarkılarının aşkı nasıl böyle etkili kelimelerle anlattığına, sesindeki duygunun yoğunluğuna tutuldu.Üstelik TSM şarkıları sürekli dinlenir, herkes tarafindan bilinir fakat asla eskimezdi Nasıl bir tılsım onları hep yeni ve etkili yapıyordu?


okul bitti efkar bitti tabii..:) yağmurlu bir günde bir an evvel eve yetişmeye çalışırken bir bann önünden koşarak geçiyordu birden'Latin gecesi ' yazan bir tabela fark etti..Meraklı bir kişilik olduğu için hemen o cuma nasıl bir şey olduğunu keşfetmeye gitti. Bu gece dinlediği salsa Şarkılarının hareketli ritmi, Bachata şarkılarının romantik ve huzurlu tınısı çok hoşuna gitmişti. izleyen aylar boyunca evde, arabada, telefonunda, Mp3 de hemen her yerde Latin şarkıları dinliyordu. Hatta ispanyolcayı öğrenmek için dayanılmaz blr istek duydu. Bir gün ortaokul öğrencisi küçük kardeşiyle alış veriş merkezine doğru yürürken müzik dinlemeye karar verildi. Bir kaç şarkıdan sonra Mama said dinleyi önerdi. kardeşi bu şarkıyı bilmiyordu hatta rock müzikten hiç hoşlanmadığı söyleyince büyük bir hayal kınkhğına uğradı.Bu duruma ilk yorumu yeni jenerasyon ile birlikte yeni müzik tarzlarının populer olduğuydu. Geçmişini düşündü rock müzik yıllarını ve merak etti -Acaba gelecekte ne tarz müzikler dinlenecek? Bundan zo yıl sonra gençler tarafından sevllen müzik tarzına kendisi de büyükleri gibi burun kıvırıp beğenmeyecek miyim ? Bu toplumsal olarak değişim1 düşünürken, kendi yaşadığı bireysel değişimi de fark etti.Sıkı rockçı bugün Salsa dinllyor ha deyip gülümsedi .insanların asla aynı kalmayacağını süreklj bir değişim yaşadığını ve aslında bunun çeşitliliğl oluşturduğunu düşündü.

}


^a

U

q/

<"-)


GELECEK

BiR söZ VARDıR "BEKLENEN GüN GELEcEKSE çEKiLEN çiLE KUTsALDIR,, BU

sözü ilr ouyouĞuv AN GELEcEK gıNıitvı içiıı çoK DAHA FARKLı ANLAMLAR yürırııoi, MEsALA GELEcEK UMUTTUR; çüıırü NE zAMAN

oana oÜşsııı aiR işi vaenvazsRrıı rı-irı KoLUN gaĞLeNın KEŞKE orRsiıı zAMANl cıniyr oöıvoünrgiı-srvı AMA AsLA yApAMAzsıN BuNU UMuT erıvıe iHriıvıaı-iıı aiı_e YoKTUR oF çEKER isyRııı rorR gıLri nĞLensıNı soNRA GELECEKTE cÜzrı- cÜııı-ıni HAYAL ıornsiıı VE GELECEK srıııiıı UMUDUN oLUR...

BAZEN MUTLULUKTUR ; AYlRMlŞTlR UZUN YoLLAR srııi sıvoirırniııoEıv, sevci ı-iyr özı-rvı oüĞ ü ıvı oüĞ üıvı işı-rıı v işri n vü nrĞi ıı r, oüşü ıııoü rçe

crçvıiŞi

AslLlR YÜzÜııı srgıpsiz gin ionMı cigi, sorıRe gin ııaıssÜıv grLinin yüzüııor, GELEcEKTEKi cüzıı_ cüıııı-ınoin yüzüıvoıri ıe gıssüvı, srvciı_iyr KAVUŞMA cÜıııÜıııÜıı GELECEK oLMAslDlR vıurı-ı-uĞuNDUR GELECEK...

ıı

nlrni ıııiıı KANı N DAN gısı-ıN oiĞi, zAYlFl cÜçı-ÜYr YALAKAL|K rııvıııviıv ERDEM SAYRııoıĞı, oüııyRı-ır içiııı oüııvayı KARARTAıı rrıııoirıi gilvırzıtRoEN KuRTULuşTUR GELEcEK, raıoiyırrr veRoıĞıruoa... BıR DE KuRTULuşTU R; i NSAN LARı

ızvıııiıı

gi Rgi

Çelik


Gaziantep Gençlik ve Kültür Evi


Halet-i Ruhiye---Fanzin---Gelecek