Page 1

Hayatınıza renk katar

Hayatınıza renk katar

www.yenihareket.com KARDEŞLİK ve HİZMET VAKFI

Hizmet Fleisch & Fleischwaren

Avusturya’da

GÖNÜL RAHATLIĞIYLA YİYİN Zentrale : Koppstraße 36, 1160 Wien Produktion: Frauenhofen 88, 3580 Horn Tel: 01 890 42 03, E-mail: office@hizmet.at

Auflage/Baskı:

Vivenotgasse 8/Kat 3, 1120 Wien Tel.:+43 664 395 40 85 www.kahider.com office@kahider.com

15.000

www.yenihareket.com Neue Bewegung Avusturya’da Nisan/April 2012

Sayı/Ausgabe 96

Aylık Bağımsız Gazete

e-mail: yenihareket@yenihareket.com

Ücretsiz / Kostenlos

Auflage / Baskı:

GÖÇMENLER SAĞ OLSUN! 15.000

Neue Bewegung

Mart 2014

Sayı 119

Aylık Bağımsız Gazete

e-mail: yenihareket@yenihareket.com

Ücretsiz / Kostenlos

Avusturya Federal Sağlık Bakanı Alois Stöger’le göçmenlerin sağlık sorunları hakkında söyleşi iyana İşçi Odasında yaptık. göçmenlerin ( A r b eBakan iterkamm er) 11-24 Mart tarihleri sağlığı bizim için önemli dedi arasında seçim yapılacak. ve Bakanlık Seçmenlerin oyuyla olarak işçi mec- göçmenlerin lisinin 180 üyesi seçilecek. karşılaştıkları sağlık sorunlarının İşçilerin haklarını daha iyi üzerine gideceklerini vurguladı. savunabilmelerinin yolu 8. Sayfada temsilcilerini meclise gön-

İŞÇİLER TEMSİLCİLERİNİ SEÇİYOR

Viyana’ da Yunus Emre Rusya Kırım’ı Kültürişgal Merkezi etti

dermekten geçiyor. Türk işçiler iş arama sürecinde ve iş bulduktan sonra çalıştıkları işyerlerinde ayrımcılığa maruz kalıyorlar.

Foto:Yeni Hareket

V

Ercüment Aytaç (FSG)

Ümit Vural (Liste Perspektive)

Viyana’da Kutlu Doğum Programı Seçime 12 liste giriyor. Türkiye kökenliler Liste PerspektiViyana’da Peygamber Efendimizin kutlu doğumu, her yıl bir çok teşkilatın ortak organizesi ile kutlanıyor.

ve, Bündnis Mosaik ve Türk-İş adında üç listeyle katılıyorlar. Liste Perspektive Mag. Ümit Vural’ın başkanlığın-

Yeni bir kira kanununa acilen ihtiyaç var

Bu yılki Kutlu Doğum Programı 22 Nisan 2012 Pazar günü 11. Viyana’daki Gasometer Halle`de yapılacak. iyana eyalet Bakanı Michael Ludwig, Avusturya milli meclisinin acilen yeni bir kira kanunu çıkarmasını talep etti. Mevcut kanunlardaki boşlukların giderilmesi gerektiğine ve daha fazla şeffafliyana ık için yeni bir kiraViyanakanunuBelediyesi na ihtiyaç duyulduğuna işaret lılar arasında günlük haeden Ludwig, milli meclisteki yatta karşılaşılan sorunları en partileri ve milletvekillerini aza indirmek ve barış içinde göreve çağırdı. Ludwig yeni beraber yaşamayı sağlamak için yeni bir proje başlattı. Wiener Charta adı verilen proje ile bir toplum sözleşvusturya’da halen mesi hazırlanmak isteniyor. okul öncesi bir yıl 6. Sayfada anaokula (Kindergarten) göndermek mecburiyeti var. Hükümet bu süreyi 2015 yılından itibaren iki yıla çıkarmak istiyor. Böylelikle 4 yaşındakiler de anaokullu olacak.

Ailelerin yükü bir luğu yılda oluşturan Sosyal Demokratlar Listesinden (FSG) 1200 Euro arttı de Ercüment Aytaç aday

da seçime katılıyor. Bündnis Mosaik’te ise Nihat Saymaz listebaşı.

olarak seçimlere katılıyor. vusturya’da pahalılık bir ailenin akaryakıt Viyana İşçi Odası’nda çoğun- olan 8. Sayfada aileleri fena etkiledi. ve diğer giderler için ödeYapılan araştırmalara göre diği para bir yılda 288 Euro aileler bir yılda 1200 Euro arttı. Kira, elektrik, su gibi daha fazla ödemek zorun- harcamalar bir yılda 211 da kaldılar. Euro arttı. Gıda için 2011 yılında 176 Euro daha fazEn fazla fiyat artışı ulaşım la cebimizden para çıktı. masrafında oldu. Arabası 4.sayfada

A

Yükselen Türkiye

V “Wiener Charta”ile

Göçmenlerin diplomaları tanınacak

Viyana’da yeni bir başlangıç

V

Nihat Saymaz (Bündnis Mosaik)

Ü

kanunla kiracılara ek külfetler yüklenmesinin önüne geçilebileceğini söyledi.

Zorunlu “Kindergarten” iki yıla çıkıyor

Aile Bakanı Sophie Karmasin ile Entegrasyon Bakanı Se-

Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz 4 yaşındakilere anaokulu mecburiyetinin bütün çocuklara değil, özellikle Almanca eksiği olanlar için öngörüldüğünü söyledi. 4. Sayfada

Foto:Yeni Hareket

A

bastian Kurz birlikte düzenledikleri basın toplantısında yeni düzenlemenin startını verdiler.

lkesinde okumuş ve meslek sahibi göçmenler Avusturya’da mesleklerini icra edemiyorlar. Afrikalı ETDViyana’da Linz Şubesi’nin dübir doktor taksicizenlediği ve AK Parti lik yapmak zorunda kalabiManisa Milletvekili Doç. liyor. Türkiye’de mühendislik Dr. Selçuk ÖZDAĞ’ın katıldığı yapmış birini Avusturya’da ‘Yükselen Türkiye Konferası’na garson olarak çalışırken göhalk yoğun ilgi gösterdi. rebiliyorsunuz.

tegrasyon Devlet Sekreterliği bu duruma son vermek için çalışma başlattı. Üniversite mezunu göçmenmeyidiplomaları de anlattı: Fetullah Gülen lerin tanınacak. bana iki yıl öncesahibi şöyle dedi: Ayrıca meslek göç-“AK Parti’den de ve diplomaları Başbakan’danveçok menlerin memnunuz. Başbakan’ın bir üç belgeleri tanınacak. Böylece dönem daha devam etmesi gegöçmenlerin eğitim aldığı rek. Parti tüzüğünü değiştirin. meslek üzerine iş sahibi olMilletvekili Selçuk Özdağ ko- Erdoğan devam etsin.” maları kolaylaşacak. nuşmasına Malazgirt muhabe- Ne zaman ki dershaneleri kalSosyal Bakanlığı ile Enresi ile İşler başladı ve Osmanlı tarihi 6.sayfada dırmaya kalktık, bizi düşman

U

ile devam etti. Özdağ, Cumhuriyetin kuruluşundan 1960 darbesine, 12 Eylül’den 28 Şubat darbesine kadar bütün hadiseleri detaylı bir şekilde anlatarak adeta tarih dersi verdi. Doç. Dr. Selçuk Özdağ ayrıca 2 yıl önce Pensilvanya’da Fetullah Gülen’le yaptığı bir görüş-

ilan etti. ‘Uzun Adam’ ölsün diye beddua etmeye başladılar.

V

iyana’ya resmi bir zi- Ahmet Davutoğlu yarette bulunan ve Viyana’daki temasları Avusturya Dışişleri Baka- esnasında 10. Viyana’da nı Michael yoğun BD Spindelegger ve Batı’nın Türk krizinöğrencilerin patlak verdiği ile görüşen Ahmet Davuolduğu bir liseyi de ziyayaptırım tehdit- Kırım’da tansiyon yüklerine rağmen seliyor. Rusya’nın Şimtoğlu basın toplantısında ret etti. Rusya’nın Kırım’daki ar- diye kadar Kırım Özerk Viyana’da Yunus Emre masız askerler ile işgali Cumhuriyeti’ne 15 bin Kültür Merkezi’nin açıla- 5. Sayfada genişliyor. Rusya Dışişasker çıkardığı ileri sücağı müjdesini verdi. leri Bakanı da “Kırım’da rülüyor. Kırım’da fiilen kalmaya devam edece- askeri kontrolünü ilan SAYFA eden Rusya, Batı’dan İşyerleri“parkpickerl”alabilecek 4ğiz” dedi. gelen bütün yaptırım Ukrayna’da Rusya yanSAYFA tehditlerine rağmen eski Devlet Başkanı Göçmenlerin gözde bölgede markalarıkalmaya de6lısı Viktor Yanukoviç’in AB vam edeceğini ilan etti. SAYFA yanlısı darbeyle azleKırım’ın tarihi gidiyor ile ilgili Eşine sadık olmayanlar kalpten ardından 14dilmesinin yazımız 19. sayfada

A

Hangi dondurmalarda alkol var?

D

ondurma mevsimi geldi. Birçok dondurmacı içinde bulunduğumuz Mart ayında dondurma satışlarına başladı. Bazı dondurma çeşitlerinde alkol var. SAYFA

ESNAFA MÜJDE! Kolipo paketshop bayisi olun, ek kazanç sağlayın! Yapmanız gereken tek şey, bizimle iletişime geçmek! 0660 390 8000 paketshop@kolipo.at www.kolipo.at /kolipo.at

yeni mutfak köşelerimiz evinizi şenlendirecek Ölçü sizden, yapmak bizden...

EFOR Möbel | Tischlerei & Möbelrestaurierung - Inh. Metin Kocak Adresse: Kudlichgasse 13 A-1100 Wien ( Kral Düğün salonunun yanı) Telefon: +43 (0) 676 / 799 27 68 Email: office@efor-möbel.at - www.efor-möbel.at

“REKLAM SİZİ ve İŞİNİZİ BÜYÜTÜR!” Bize ulaşın:

Laxenburgerstr. 34, 1100 Wien

Tel: 01 95 41 770, Mobil: 0676 618 19 23 office@mekmedia.at, www.mekmedia.at

Inh. Mehmet ISCEL Hetzendorfer Strasse 1, A-1120 Wien Mobil: 0660 214 72 42 office@autohaus-hetzendorf.at www.autohaus-hetzendorf.at

5 Viyana hayat kalitesinde birinci

SAYFA

14 Anne türleri

Özdağ, konuşmasına şu sözlerle son verdi: “İnşallah 30 Mart’tan da alnımızın akıyla SAYFA - PIZZA - ŞİNİTZEL çıkacağızKEBAP ve ondan sonra da inşallah Recep Erdoğan’ı ETLİ Tayyip EKMEK - LAHMACUN en az yüzde 60 oyla CumhurÖffnungszeiten: Mo-Fr. 09:00 - 22:00, SAYFA başkanı yapacağız.’’ Sa-So. 11:00-22:00

- Lebensmittel Fleischerei kaldırılması 15 HalifeliğinMediterrane Kurban Organizesi Yapılır

Bekir ALICI

Stand B6, A-1150 Wien neden etkili? Schönbrunnerstr. 194, 1120 Wien 18 Türk dizileriMeiselmarkt

Tel: 0699 119 55 823

• Mutfak (Einbauküche) • Yatak Odası • Yemek Odası • Vestiyer • Banyo • Kapı, Pencere

Viyanalı Türklerin en çok rağbet ettiği dondurmacılardan biri olan Tichy’in sahibiyle yaptığımız görüşmeyi okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. 6. Sayfada

Tel.: 01/786 35 40 / Handy: 0664 402 62 98

- Fleischerei - Lebensmittel - Steirische Hendl

Bu Gutschein ile gelenlere bilet Cengiz KARAARSLAN başına 10 Euro Meiselmarkt Stand A3/A4/C2 A-1150 Wien - Austria indirim! Tel. :+43 699 185 618 21

e-mail:cengiz-karaarslan@hotmail.com Seyahat Acentası

GUTSCHEIN

10 Euro

1100 Wien, Laxenburgerstrasse 46 Mobil: 0664 88 39 83 03, Tel.: 01 971 10 34 www.travel8.at

Adres: 1160 Wien Lerchenfeldergürtel 3 Tel: 0699 119 70 191 - Tel&Fax:01/990 39 16


Mart

2

2014

Yetkin Bülbül yetkinbulbul@yahoo.com

İ

Gündemi takip

ki ülkedeki gündemi öncelikli olarak takip ediyoruz: Birincisi yaşadığımız ülke Avusturya’da olan gelişmeler; İkincisi ise anavatanımız Türkiye’deki gelişmeler. Dünya’da olup bitenlere de ilgisiz değiliz. Avusturya’da gündemin şu sıra en önemli maddesi İşçi Odası’nda (Arbeiterkammer) yapılacak seçimler. Viyana İşçi Odası’nın 850 bin üyesi var. Bunların 47 binini Türkiye kökenli üyeler oluşturuyor. İşçi Odası seçimlerinde Avusturya vatandaşı olmayan seçmenler de oy kullanabiliyor. Seçime 12 liste giriyor. Türkiye kökenliler Liste Perspektive, Bündnis Mosaik ve Türk-İş adında üç listeyle katılıyorlar. Liste Perspektive Mag. Ümit Vural’ın başkanlığında seçime katılıyor. Bündnis Mosaik’te ise

Nihat Saymaz listebaşı.

yaşıyor.

Viyana İşçi Odası’nda çoğunluğu oluşturan Sosyal Demokratlar Listesi’nden (FSG) de Ercüment Aytaç aday olarak seçimlere katılıyor.

Kırım Rusları yarımadayı Rusya’ya bağlamak isterken, Tatarlar Ukrayna’ya bağlı özerk bir cumhuriyet olarak kalmak istiyorlar. Rusya Kırım’ı fiilen işgal etmiş durumda. Osmanlı dönemindeki anlaşma ile Kırım Türkiye’ye bile bağlanabilir. Ancak bu uzak ihtimal.

Viyana İşçi Odası seçimleri 11 Mart’ta başlayacak ve 24 Mart’a kadar sürecek. İşçilerin haklarını daha iyi savunabilmelerinin yolu temsilcilerini meclise göndermekten geçiyor. Türk işçiler iş arama sürecinde ve iş bulduktan sonra çalıştıkları işyerlerinde ayrımcılığa maruz kalıyorlar. İşçi odasında güçlü temsil bu haksızlıkların giderilmesinde etkili olacaktır. Gündemin diğer maddesi Hypo Bank’taki yolsuzluk iddiaları. Hypobank’ın devlete ve dolayısıyla hepimize zararı var. Hükümet meseleye en az zararla çözüm bulmak için uğraşıyor. Henüz bir sonuç alınamadı. Bir diğer madde işsiz sayısının artması. Şubat ayı itibariyle işsiz sayısı 441 bini buldu. Avusturya’da ekonomik büyeme ve yatırımlar artarsa yeni istihdam alanları açılır ve böylece işsiz sayısı azalabilir. Türkiye gündemine geçmeden önce dünya gündeminin birinci sırasındaki Kırım meselesine değinmekte fayda var. Ukrayna’da AB yanlısı darbenin akabinde Rusya Kırım’ı ele geçirmek için hamle yaptı. Kırım’da halkın yarıdan fazlası Rus. Ayrıca % 20’ye yakın bir oranda müslüman Tatarlar

Türkiye’nin gündemi Türkiye’nin gündeminde 30 Mart’ta yapılacak belediye seçimleri var. Partiler seçim çalışmalarını sürdürüyorlar. Ancak bu seçimi diğer seçimlerden farklı kılan bir özellik var. Seçimlerden yaklaşık üç ay önce başlatılan operasyon ülke gündemine oturmuş durumda. Yolsuzluk ve rüşvete karşı başlatıldığı söylenen operasyon hükümeti yıpratarak istifaya zorlamayı hedefliyor. Bu amaçla hergün yeni bir dinleme kaydı medyada yayınlanıyor. Büyük bir kısmı yasadışı olan bu dinlemelerin bir süredir paralel yapı olarak adlandırılan Fethullah Gülen cemaati tarafından yapıldığı iddia ediliyor. Bu iddiayı güçlendirecek en önemli delil olarak da cemaat medyasının dinlemeleri sahiplenmesi ve yayınlaması gösteriliyor. Tam da bu noktada insanlar Gülen cemaatinin islamiliğini sorgulamaya başladılar. Çünkü dinimizde yasaklanan birçok işin Gülen cemaati mensuplarınca yapıldığı ortaya çıktı. Cemaat’in adı insanların gizli hallerini kasete alıp şantaj yapmak ile anılır oldu. Hatta daha vahimi masum insanları

montaj kasetlerle suçlu gösterme gibi cürümler işledikleri iddia ediliyor. Bütün bunlar gerçekten korkunç. Dinimizde insanların günahlarını araştırmak haram olduğu halde inanmış bir insan nasıl böyle bir işe kalkışabilir? İslam tarihinde bu konuda ibretlik bir olay rivayet edilir. “Hz. Ömer bir gece Medine’de dolaşıyordu. Evlerin birinden şarkı sesleri duydu. Duvara tırmanıp içeri girdiğinde hoşlanmadığı bir manzara gördü ve içerideki adama çıkıştı: ‘Ey Allah’ın düşmanı, yaptığın kusuru Allah’ın örteceğini mi zannettin?’ diye bağırdı. Adam: ‘Ey mü’minlerin emiri; Dur, acele etme. Eğer ben, Allah’a karşı bir hata işlediysem, sen üç hata işledin; Allah Teâlâ, ‘Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın’ (Hucurât 49/12) buyurduğu halde, sen ayıp araştırdın. Allah, ‘Evlere kapılardan girin!’ (Bakara 2/189) buyurduğu halde, sen duvara tırmandın. Allah, ‘Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selam vermeden girmeyiniz’ (Nur 24/27) buyurduğu halde sen evime izinsiz girdin’ diye karşılık verince Hz. Ömer, ‘Eğer ben seni affedersem sen de beni affeder misin?’ dedi. Adam, ‘Evet’ deyince, Hz. Ömer, çıkıp gitti.” Gülen cemaatindekiler “kırk yılda ördüğümüz hırkayı size verecek

değiliz” diyorlar. Kırk yılda ördükleri yün hırkayı çamaşır makinesine attılar ve giyilmez hale getirdiler farkında değiller hala. Bizi de kendilerinden soğuttular. Oysa biz 1993 yılında Samanyolu TV kurulduğunda sevinmiştik. 2006 yılında Mehtap TV kurulduğunda gazetemizde haber yapmıştık, dindarların bir kanalı daha oldu diye sevinerek. Okullar hakkında çekincelerimiz olsa da yeni yetişen nesillerin imanlı yetişmesine gayret ediyorlar diye düşünüyorduk. Nasıl ki Fransız okulları Frankofon (Fransasever) insanlar yetiştiriyorsa, Türk okullarının da ‘Türkiyesever’ insanlar yetişmesine katkı sağladığını düşünüyorduk. İşi İsrailseverliğe götüreceklerini düşünemedik. Yazık oldu yarınlara…

Hızlı Havale Havalenizi DenizBank ile yapın, Türkiye’nin 81 şehrinde 4.200 noktaya anında ulaşın! • DenizBank A.Ş.’nin 700 şubesine göndereceğiniz havaleleri bir saat içinde Türkiye’de hiçbir ek masraf kesilmeden memlekete gönderiyoruz. • Havalelerinizi ister Avusturya genelindeki 19 şubemizden, ister internet şubemiz üzerinden online yapın, paranızı hesaplı, güvenli ve hızlı bir şekilde memlekete ulaştıralım!

Haftaiçi uzun çalışma saatlerimizle hizmetinizdeyiz. Ayrıca Viyana şubelerimiz Cumartesi günleri de açık!

Müs¸teri Hizmetleri 0800 88 66 00, www.denizbank.at DenizBank bir Sberbank grubu kuruluşudur.


Mart

HABER 3

2014

Viyana’da bir Erbakan dualarla yâd edildi kuyumcu soygunu daha P rof.Dr. Necmettin Erbakan, dualarla yâd edildi. Vefatının 3. yılı münasebetiyle Viyana’da düzenlenen anma programına yoğun ilgi vardı. Programa başta, İFW Genel Başkanı Muhammed Turhan olmak üzere Türkiye’den Lütfi Yalman, Almanya’dan Orhan Sarı ve Avusturya Eski Müftüsü Dr.Ramazan Yıldız katılarak birer konuşma yaptılar. Foto: Dewa

Paralel Heute V 2

0. Viyana Eser Kuyumcusu silahlı bir soyguncu tarafından soyuldu. 27 Şubat Perşembe akşamı saat 17 sularında kuyumcuya gelen ve kırık almanca konuşan soyguncu mağazada bulunan

Mustafa Eser’e silahını doğrultarak vitrindeki altınları aldı. Kamera kayıtlarında soyguncunun eşgali kısmen belli oldu. Fotoğraflar: Yeni Hareket

iyana’da U-Bahn duraklarında parasız sunulan Heute gazetesi, 26 Şubat’ta yayınlanan sayısında Türkiye’deki paralelcilerin paralelinde yayın yaparak Başbakan Erdoğan hakkında kurgu konuşmaları haber yaptı. Haberde konuşmaların montaj ve kurgu olduğu açıklamalarına yer verilmedi.

1 1 . –24 . M ä r z 2 0 1 4 www.rudikaske.at WIEN

GerechtiGkeit Wählen. AK Präsident

rudi Kaske


4

Mart

HABER

2014

Zorunlu „Kindergarten“ iki yıla çıkıyor

A

vusturya’da halen okul öncesi bir yıl anaokula (Kindergarten) göndermek mecburiyeti var. Hükümet bu süreyi 2015 yılından itibaren iki yıla çıkarmak istiyor. Aile Bakanı Sophie Karmasin ile Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz birlikte düzenledikleri basın toplantısında yeni düzenlemenin startını verdiler.

da olup anaokul eğitiminden geçenlerin oranı % 97’yi buldu. Anaokullarında anadili almanca olmayan çocuk oranının % 26,6’ya çıktığını ifade eden Aile Bakanı 4 yaşındakilere de anaokul zorunluluğu getirmek suretiyle aynı rotada devam edeceklerini ifade etti. Sebastian Kurz ise 4 yaşındakilere anaokulu mecburiyetinin bütün çocuklara değil, özellikle Almanca eksiği olanlar için geçerli olduğunun altını çizdi.

Aile Bakanı Karmasin’in açıklamasına göre 5 yaşın-

Herkes Göçmen karşıtı oran yüzde sivil görev istiyor! 48’miş

G

A

vusturya’da gençler kışlada askerlik yapmak istemiyor. Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre askerlik hizmet yaşına gelmiş gençlerden yaklaşık 14.000’i sivil görev yapıyor. Sivil hizmet şeklinde askerlik yapanlar hastanelerde, yaşlılarevinde, cankurtaran şoförü olarak askerliklerini tamamlıyorlar. Kışla-

eçen ayki sayımızda İsviçre’de 9 Şubat’ta yapılan bir anketin sonucuna yer vermiştik. Bu ankete göre İsviçre halkının %50,3’ü, Avrupa içerisinden gelecek göçmenleri ülkelerinde istemediklerini belirtmişti.

da askerlik 6 ay iken, sivil hizmet şeklindeki askerlik 9 ay sürüyor.

Benzer bir anket de Avusturya’da yapılmış. Linz’den ‘trend’ isimli ekonomi dergisinin yaptığı

bu kamuoyu yoklamasını en çok da Strache istemişti. Biz de onun bu isteğine manşetten yer vermiştik. Çıkan sonuç Strache’yi sevindirecek cinsten. Zira bu ankete göre, Avusturya halkının %48’i Avrupa Birliği içerisindeki göçmenlere karşı. Bu göçmenlerin Avusturya’da iş piyasasına çıkmasının sınırlanmasını istiyorlar.


Mart

HABER 5

2014

Dünyanın en yaşanılır şehri yine Viyana oldu

V

iyana, dünya çapında hayat kalitesi en iyi şehir seçildi. Milletlerarası insan kaynakları yönetim danışmanlığı firması Mercer’in dünya genelinde 223 büyükşehiri kapsayan “Hayat Kalitesi Araştırması 2014”ün sonuçları belli oldu. Viyana’nın birinci olduğu sıralamada, İsviçre’nin başkenti Zürih ikinci ve Yeni Zelanda’nın en büyük şehri Auckland üçüncü oldu. Listede dördüncü olan Münih’i, Kanada’nın ve Kuzey Amerika’nın en yaşanılır şehri Vancouver takip etti.

Koruyucu aileler aranıyor V

iyana’da koruyucu ailelere ihtiyaç var. Çeşitli sebeplerle ailesinden alınan çocuklar koruyucu aileye veriliyor. Viyana Belediyesi konu ile alakalı olarak sık sık bilgilendirme toplantıları düzenliyor. Bir sonraki toplantı 20 Mart Perşembe akşamı saat 18-20 arasında 1210 Wien, Schöpfleuthnergasse 25 adresinde düzenlenecek. Toplantıda koruyucu aile olmanın şartları ve getirileri anlatılacak.

Viyana kendi Domain (Alan) ismine kavuştu

Ayrıntılar için: www.nic.wien

En çok göçmen Viyana’da yaşıyor

A

vusturya’da 2013 başı rakamlarına göre 1,5 milyon göçmen kökenli yaşıyor. Bu rakam Avusturya toplam nüfusunun % 18’ine tekabül ediyor. Viyana halkının ise % 34,6’sı istatistiklere göre göçmen kökenli. Viyana’da yaşayan insanların 602900’ünün yabancı ülkede doğmuş olduğu bildiriliyor. İlçeleri arasında en çok göçmen de 15. Viyana’da yaşıyor. Bu ilçede her iki kişiden biri göçmen. Vorarlberg eyaletinde göçmen oranı % 20,6; Salzburg’da ise % 18,5.

Pflegeeltern gesucht!

Wie kann ich Kindern ein Zuhause auf Zeit geben? Welche Voraussetzungen brauche ich als Pflegemama oder Pflegepapa?

Servicetelefon der MAG ELF: 01/4000-8011 www.kinder.wien.at

Der kostenlose

Pflegeeltern-Infoabend:

Informationsabend mit aktiven Pflegeeltern und ExpertInnen der MAG ELF

Do, 20. 3. 2014, 18–20 Uhr:

beantwortet diese und

Schöpfleuthnergasse 25

in 1210 Wien,

andere Ihrer Fragen.

Wissenswertes für Pflegemamas und Pflegepapas auf einen Blick. Scannen Sie mit Ihrem Handy diesen QR-Code. Er führt Sie direkt zur Seite der MAG ELF mit allen Infos zu Pflegekindern.

INS_08_Pflegeeltern_Infoabend_202x315_JPssp.indd 1

Pflegekinderzentrum

Bezahlte Anzeige

İ

nternet adresi olarak “.wien” çok yakında görebileceğiz. Şirketler, kuruluşlar ve özel şahıslar internet adreslerinde bu domain’i kullanabilecekler. Müracaatlar 30 Nisan’a kadar yapılması gerekiyor.

03.03.14 08:50


6

Mart

HABER

2014

Hangi dondurmalarda alkol var? Dondurma mevsimi geldi. Birçok dondurmacı 1 Mart’tan itibaren dondurma satışlarına başladı. Bazı dondurma çeşitlerinde alkol var. Viyanalı Türklerin en çok rağbet ettiği dondurmacılardan biri olan Tichy’in sahibiyle görüştük.

K

alabalık bir nüfusa sahip olan 10. bölgede bulunan TICHY’nin sahibi Kurt Tichy, dondurma çeşitlerinin birçoğunda alkol kullanıldığını belirtti. Bu konuda hassas davranan müşterilerine hangi üründe ne kullanıldığını açıkladıklarını belirten Tichy, içeriğindeki alkol nedeniyle Avusturyalıların dahi dondurma almaktan vazgeçtiklerini söyledi. Eskiden müşterinin dondurmadaki alkole çok dikkat etmediğini; ancak sağlık sebebiyle eski rağbetin azaldığını ifade eden Tichy, dondurmalara,

Tichy’nin en ünlü ürünlerinden birisi. Tichy’nin geliştirdiği bu tatlı da alkol içermekte.

tariflerinden dolayı alkol kattıklarını belirtti. Vanilya, Kokos, Fiako, Pistazia, Eismarillenknödel, Eisbusserl, Scheeball, Bananen, Tiramisu gibi ürünlerinden alkol kullandıklarına değinen Tichy, Haselnuss, Schoko, Zitrone ve meyveli dondurmaların (muzlu hariç) alkol içermediğini söyledi.

Kurt Tichy, kendisiyle yaptığımız görüşmede, müşterilerinin hassasiyetine saygı duyduğunu, bu nedenle ürünlerinin içeriğini açıklamaktan çekinmediklerini ifade etti. Satış yapamama pahasına da olsa, hangi

Eismarillenknödel,

Viyana’da alkolsüz dondurmacı

dondurmada alkol bulunduğunu soranlara dürüstce söyleyen Tichy, sadece Müslümanların değil, Avusturyalı müşterilerin de artık sağlık gerekçesiyle alkollü dondurmadan kaçındıklarını sözlerine ekledi. Tichy dondurma dükkânını Kurt Tichy’nin babası kurmuş. 50 yıl önce bu mesleği İtalyanlar dışında kimselerin yapmadığından, halk kendilerini İtalyan sanıyormuş. Reumannplatz’daki binanın tamamının sahibi olan Tichy, Mart ayından Ekim’e kadar açık kalıyor. (Yeni Hareket arşivinden)

Meslek içi eğitim almayan kamyon şoförüne ve firmasına yüksek ceza

K

V

dondurma çeşitlerini tadabileceğini ifade etti. 10. Viyana Quellenstr. 122 numarada bulunan dondurmacı “Döner’ci”nin tam karşısında yer alıyor. Dondurmacı 15 Mart’tan itibaren sezonu başlatacak.

Bezahlte Anzeige

iyana’da faaliyet gösteren dondurmacıda bütün dondurmalar alkolsüz. Dondurmacıyı işleten Mustafa Yıldız ürünlerinde alkol, boya ve katkı maddelerinin kullanılmadığını, dolayısıyla herkesin gönül rahatlığıyla

amyon şoförleri meslek içi eğitim (Weiterbildung) yapmak zorunda. Eylül ayına kadar 35 saatlik meslek eğitimini tamamlamayanları yüksek cezalar bekliyor. Halen 25 bin kamyon şoförü eğitimini tamamlamadı. Bu durumdaki şoförlerin 6 ay süreleri kaldı. Eğitimini tamamlamayan şoföre 726 Euro; firmasına da 5000 Euro’ya kadar ceza kesilecek. Otomobil kurumu ÖAMTC şoförleri uyarıyor. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi ÖAMTC’nin internet sayfasından edinilebiliyor: www. oeamtc.at/berufskraftfahrerweiterbildung

Meinen Lehrabschluss wollte ich schon lange nachholen!

Jetzt bis zu 3.000 Euro für Ihre Ausbildung!

Sie haben einen Job und wollen den Lehrabschluss nachholen? Wir zeigen Ihnen wie‘s geht. Nützen Sie die Chance: Der waff fördert Ihre Kurskosten – mit bis zu 3.000 Euro! Wir informieren und beraten Sie gerne. Kostenlos!

Tel. (01) 217 48 – 555 www.waff.at

WAFF_WBT_YENIHAREK_270x105_Mann_2014_RZ.indd 1

acebook.com/waff

03.03.14 15:08


Mart

HABER 7

2014

Başardılar, gençlere örnek oldular

Yozgat-Konya nişanı

V Bayanlar daha az kazanıyor! iyana’nın önde gelen et toptancılarından Konyalı Abdullah Demirci’nin kızı Büşra,

Yozgatlı İsmail ile nişanlandı. 10. Viyana Kral düğün salonunda gerçekleşen nişanda gençlerin nişan yüzükleri

Avusturya, AB’de maaş nok- sıralarda yer alıyor. Yaşadığıtasından cinsiyet ayrımının mız ülkede bayanlar erkekleyapıldığı ülkeler arasında ilk re nazaran daha az maaş alı-

1

6 Şubat 2014 Pazar günü çocuklarımız ve gençlerimiz Viyana Başkonsolosluğu ve ATİB İşbirliği ile avukat ve doktor ağabeyleriyle buluştu. Avukat Metin Akyürek ve Doktor Turgay Taşkıran, çocuklarımıza kendi eğitim tecrübelerini anlattı ve önemli tavsiyelerde bulundu.

Çocuklarımız ve velilerimiz de kendi deneyim ve düşüncelerini paylaştı. Katılımcılar, çocuklarımızın eğitimde hedeflerini yüksek tutmaları gerektiği, öz kültürlerinin kendileri için avantaj sağlayan ilave bir donanım anlamına geldiği ve başarıya giden yolun kendilerine olan güvenden geçtiği konularında ortak fikir beyan ettiler.

İslam Cemaati Başkanı Dr. Fuat Sanaç tarafından takıldı. Grup İhya ekibi türkülerle düğünü şenlendirdi.

yor. Aynı işi yapan bir bayan, meslekdaşı erkekden % 23 daha az kazanıyor.

C AMC I TAYFU N 1100 Wien, Gudrunstr. 136A Tel. : 01 /943 69 15 - Mobil : 0699 110 490 21 www.glasereitayfun.at

Viyana dışına servisimiz vardır


8

Mart

HABER

2014

İşçiler temsilcilerini seçiyor

Liste Perspektive seçime iddialı giriyor

V

iyana İşçi Odasında (Arbeiterkammer) 11-24 Mart tarihleri arasında seçim yapılacak. Seçmenlerin oyuyla işçi meclisinin 180 üyesi seçilecek. Viyana İşçi Odası’nın 850 bin üyesi var. Bunların 47 binini Türkiye kökenli üyeler oluşturuyor. İşçi Odası seçimlerinde Avusturya vatandaşı olmayan seçmenler de oy kullanabiliyor. Seçime 12 liste giriyor. Türkiye kökenliler Liste Perspektive, Bündnis Mosaik ve Türk-İş adında üç listeyle katılıyor-

lar. Liste Perspektive Mag. Ümit Vural’ın başkanlığında seçime katılıyor. Bündnis Mosaik’te ise Nihat Saymaz listebaşı.

bulduktan sonra çalıştıkları işyerlerinde ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Seçmenlerin yaklaşık yarısı kendi çalıştıkları firmada oy kullanabilecekler. Böyle bir imkânı olmayanlar oyunu mektupla kullanabilecek.

Alternative und Grüne GewerkschafterInnen/ unabhängige

TÜRK-IS Union der österreichischtürkischen ArbeitnehmerInnen in Wien

GewerkschafterInnen (AUGE/UG)

(TÜRK-IS)

GRÜNE ARBEITNEHMER (GA)

Kommunistische Gewerkschaftsinitiative International (KOMintern)

Viyana İşçi Odası’nda çoğunluğu oluşturan Sosyal Demokratlar Listesinden (FSG) de Ercüment Aytaç aday olarak seçimlere katılıyor.

Seçime katılan listeler:

Liste Perspektive - Mag. Ümit Vural (LP) Bündnis Mosaik (BM)

İşçilerin haklarını daha iyi savunabilmesinin yolu temsilcilerini meclise göndermekten geçiyor. Türk işçiler iş arama sürecinde ve iş

Rudi Kaske - Sozialdemokratische GewerkschafterInnen (FSG) ÖAAB-Christliche Gewerkschafter (ÖAAB-FCG) Freiheitliche Arbeitnehmer (FA)

Gewerkschaftlicher Linksblock (Parteilose, KommunistInnen, SozialistInnen - linke GewerkschafterInnen) (GLB)

BDFA - Bunte Demokratie Für Alle (BDFA) ARGE Arbeitsgemeinschaft unabhängiger ArbeitnehmerInnen (ARGE)

“Getto istemiyoruz!” Tramvay A yerine Otobüs vrupa Birliği ülkelerinden 30 belediye başkanının bir araya geldiği Brüksel’de Viyana Belediye Başkanı Dr. Michael Häupl, “Getto istemiyoruz” beyanında bulundu. Avrupa Komisyonu tarafından talep edilen gelir sınırlaması olmaksızın, konut planlaması çerçevesinde çok geniş bir sosyal yapıyı desteklediklerinin altını çizen Viyana Belediye Başkanı Dr. Michael Häupl şunları dile getirdi:

V

“Sosyal anlamda desteklenen binalara sahip olmak istiyoruz. Bunu bizzat genç aileler için talep ediyoruz. Kaynaşmış bir toplumsal yapıyı arzuluyoruz; getto istemiyoruz.”

İslâm karşıtı film yayından kalkıyor

Y

ayınlandığı dönemde Müslümanların büyük tepkisine neden olan film, İslam karşıtlığı nedeniyle değil, bir oyuncunun açtığı telif davası üzerine kaldırılıyor. ABD Temyiz Mahkemesi teknoloji devi Google’a, bünyesindeki video paylaşım sitesi YouTube’daki İslam karşıtı filmi kaldırma emri verdi. Google, 14 dakikalık ‘Müslümanların Masumiyeti’ adlı Hazreti Muhammed’e hakaret ve iftira

içeren filmle ilgili Obama’nın daha önce yaptığı ‘filmi kaldırın’ talebini reddetmişti. Google’dan E-mail yoluyla yapılan açıklamada, ‘’Bugün 9. Temyiz Mahkemesi, bir aktrisin rol aldığı Müslümanların Masumiyeti’nin 5 saniyelik görüntüsü yüzünden telif hakkı iddiasıyla filmin servislerimizden kaldırılması emrini verdi’’ açıklamasında bulunuldu.

iyana’nın en işlek metro hatlarından biri olan U1 uzatılacağı daha önce duyurulmuştu. Leopoldau’dan başlayıp Reumannplatz’a kadar devam eden U1, 2017’den itibaren 5 yeni durak kazanarak Viyana’nın en uzun metro hattı olacak. Reumannplatz’dan itibaren yeni eklenecek duraklar şöyle: Trotsstrasse, Altes Landgut,

Alaudagasse, Neulaa ve Oberlaa. İnşaat sebebiyle halihazırda 67 tramvayının devam ettiği güzergahta, 1 Mart tarihinden itibaren yeni bir otobüs hattı gelecek. 67 tramvayı Alaudagasse’ye kadar devam edecek. 67E isimli bu otobüs hattı ise Alaudagasse’den başlayarak Oberlaa’ya kadar ulaşım sağlayacak.

Sigaraya ve arabaya zam

A

vusturya’da hükümetin vergi paketi sigara tiryakilerini ve yeni araba alacakları vurdu. Tiryakiler paket başına 20 Cent fazla ödeyecekler. Sıfır kilometre araba almak isteyenler de ortalama 300 Euro daha fazla NoVA vergisi ödeyecekler. Mesela VW Polo

için 406 Euro daha fazla NoVa ödenecek.


Mart

HABER 9

2014

Ercüment Aytaç:

Haklarımıza sahip çıkalım! Arbeiterkammer’nın gücü, bütün çalışanların gücüdür, bundan dolayı Arbeiterkammer’i emin ellere teslim etmemiz gerekir.

Bu seneki Arbeiterkammer seçimleri hakkında bilgi alabilir miyiz? Viyana’daki seçimler 11-24 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek. Bildiğiniz gibi Arbeiterkammer’nın iki önemli görevi vardır: Birincisi iş huhuku danışmanlığıdır. Heryıl yüzbinlerce kişi bu hizmetten yararlanır. Bu hizmeti alanların yarısına yakını göçmen, onların da büyük bir bölümü Türkiye kökenli insanlardır. İkinci önemli görevi, eyaletlerdeki AK meclislerinde yapılan önerge görüşmeleridir. Kabul edilen önergelerin uygulanması için Arbeiterkammer bütün nüfuzunu kullanır. Seçimler sonucunda bu meclisin üyeleri belli olacak. Siz FSG fraksiyonu içinde yer alıyorsunuz. Ercüment Aytaç’ın FSG’deki sorumluluğu nedir? AK Viyana meclisinde çoğunluğa sahip olan Rudi Kaske başkanlığındaki FSG fraksiyonudur. Ben Türkiye kökenli bir aday olarak, FSG›de göçmenlerin meselelerini dile getirmekteyim. FSG’nin göçmenlere yönelik önergelerinin hazırlanmasında ve sunumunda aktiv rol alıyorum. Yalnızca meclis üyesi olarak değil, entegrasyon komisyonu üyesi olarak da hizmet vermekteyim. Bu görevler fahridir, aylık ücrete tabî değildir.

Neden FSG’yi seçelim? Mecliste verilen kararların tamamı FSG kontrolü ve yönetimi altında gerçekleşir. FSG resmi ve gayrı resmi alanlarda büyük bir nüfuza sahiptir. İşletmelerde göçmenlere ayırımcılık yapılmaması, göçmen ailelerinin çocuklarının yeterli eğitim almaları FSG’nin önem verdiği konular arasında yer alır. Örneğin FSG’nin çoğunlukta olduğu AK Salzburg, başörtülü insanlarımızın işletmelerde maruz kaldıkları ayrımcılığı açık bir dille eleştiriyor ve bu problemi ortadan kaldıracak çözümler üretiyor. Viyana’da Rudi Kaske ile yapılan bir toplantıda da biz bu konuyu dile getirdik. Bu Avusturya siyasetinde çok önemli bir kilometre taşıdır. Eğer biz bu büyük fraksiyonun içinde bulunmasak bu konularda ilerleme kaydetmemiz mümkün değil. İçlerinde Türklerin bulunduğu diğer fraksiyonları nasıl görüyorsunuz? Avusturya’da ayırımcılık politikası yapan FPÖ’nün Arbeiterkammer’daki kolu her seçimde büyüyor. Bunlar her fırsatta biz göçmenlerin ve özellikle Türkler’in aleyhinde çalışıyorlar. Örneğin son toplantıda Türk vatandaşlarına Avusturya’da özel haklar veren Ankara Anlaşmasını

fesh etmek için önerge verdiler. Bu önergeye FSG hiç düşünmeden hayır dedi. Oysa ÖVP’nin kolu olan ÖAAB komisyona sevkedelim, üzerinde konuşalım dedi. Tabii ki biz FSG olarak buna engel olduk. Şimdi ÖAAB Türk aday göstererek insanlarımızın gözünü boyamak istiyor. Bu arkadaşımız ne yazık ki seçilebilecek ve fraksiyonun havasını değiştirecek bir sırada değil. Artık siyasî dostu ve düşmanı bilip bu tuzaklara düşmememiz gerekir. Küçük gruplara gelince: “Biz de varız” diyerek fraksiyon kurmak elbette demokratik bir haktır. Ancak bu şekilde karar verme sürecine müdahil olmanız ve sözünüzü dinletmeniz mümkün değil. Bu arkadaşların mecliste hiçbir etkileri yok. Liste Perspektiv’i belki özel bir yere koymak gerekir, çünkü kendi bürolarında yaptıkları danışmanlık hizmetini takdirle karşılıyorum. Önergelerinde de genel olarak doğru konuları dile getiriyorlar ve biz FSG olarak kabul ediyoruz. Bazı önergeleri tam anlaşılmadığı için veya eksik bilgiler içerdiği için reddediliyor. Ancak iş önerge vermekle bitmiyor. Kendileri komisyon toplantılarına çoğunlukla katılmıyorlar ve onların önergelerinin takibi yine FSG’ye düşüyor. Kamuoyuna kendi başarıları olarak lanse ettikleri bütün konuların asıl gerçekleştiricisi FSG ve Arbeiterkammer.

Bu gerçeğin seçmenler tarafından bilinmesi gerekiyor. Ben her zaman olduğu gibi ortak çalışma davetimi buradan da tekrarlıyorum. Te ş k i l a t ç ı l ı k mantığını aşıp da profesyonel bir iş birliği içinde olursak, gelecekte pek çok başarıya Allah’ın izniyle vesile olacağımıza inanıyorum. Seçimle ilgili mesajınızı alabilir miyiz? Herkesten duyarlı olmasını ve göçmenlerin meselelerine sahip çıkan FSG’yi desteklemesini rica ediyorum. Arbeiterkammer’in gücü, bütün çalışanların gücüdür, bundan dolayı Arbeiterkammer’i emin ellere teslim etmemiz gerekir. Türk insanımızın desteğiyle güzel ve yararlı çalışmalarımıza devam etmeyi umuyorum ve seçimler bütün Türk seçmenlere hayırlı olsun diyorum. Ercüment Aytaç:

TED Ankara Koleji’nden ayrılarak ailesiyle geldiği Avusturya’da Realgymnasium’a devam etti. Bilgi yönetimi konusunda yüksek lisans yaptı. Yetişkin eğitimciliği, yönetim ve kinezyoloji alanlarında eğitim aldı, biri Almanca üç kitabı bulunmaktadır. Meslek alanı bireysel ve kurumsal eğitim seminerleri, danışmanlık hizmetleri ve koçluktur. 2004’ten beri Arbeiterkammer’nın Viyana meclisinde fahri meclis üyeliği (Kammerrat) görevini sürdürüyor ve bu yıl Viyana’da gerçekleşecek olan AK seçimlerine FSG listesinde seçilebilir bir sıradan katılıyor.

Türkiye’de doğdu ve gençlik yıllarını Ankara’da geçirdi. 1981’de

Ender Rastlanan Hastalıklar Kliniği

V

iyana Üniversitesi Tıp Fakültesi, nadir rastlanan hastalıklarla ilgilenecek müstakil bir klinik açıyor. Nadir rastlanan hastalıklar (seltende Erkankungen), aslında 10 bin kişiden 5’inden azının rast geldiği hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Avusturya içerisinde tahmini olarak 400-500 bin arasında insanın bu tür hastalıklarla muhatap olduğu bilinmektedir. Viyana Tıp Fakültesi, yeni açacağı klinik ile, nadir rastlanan hastalıklarla mücadele edecek. Viyana Tıp

Fakültesi, daha önce de Moleküler Tıp, Moleküler Patoloji, Moleküler Bio-Teknoloji gibi özel sahalarda araştırma merkezleri açmıştı. Nadir Hastalıklar Kliniği ile bu halkaya yeni bir zincir eklenmiş oluyor. Kliniğin mücadele edeceği hastalıkların başında metabolik hastalıklar, lizozomal depo hastalıkları, doğuştan gelen bağışıklık yetmezliği, iltihap hastalıkları ve sinirsel çocuk hastalıkları gelmektedir. Foto: ZSE Tübingen

Mag. Liane Hirschbrich, LL.M. Verteidigerin in Strafsachen

BIBERSTRASSE 3/8 A-1010 Wien

T +43 1 513 22 79 F +43 1 513 22 79 / 30 M +43 664 418 36 33 lh@lianehirschbrich.com www.lianehirschbrich.com

Devren Satılık Döner Pizza Salonu & Süpermarket

350 m2 (150 m² dükkân, 200 m² depo) 9. Viyana Nußdorferstraße ile Gürtel’in köşesinde önünden 37, 38 tramvayları geçen U6 durağı yakınında hazır müşterisi olan, faal durumdaki döner pizza salonu ve süpermarket devren satılıktır.

Tel: 0650 861 22 54


Mart

10 HABER

2014

Avrupalı Türklerin siyasete katılımı artıyor! AB Parlamento Seçimleri yaklaşıyor. Mayıs 2014’de gerçekleştirilecek olan AB Seçimleri‘ne, Avrupa’da yaşayan seçmenlerin siyasete katılımı daha da bir önem arz etmektedir. AB Seçimleri Ama aksine AB Seçimlerine katılım genelde daha düşük olarak tespit edilmektedir! “Ancak Avrupalı Türkler’in bu konuda daha duyarlı olacaklarından hiç şüphem yok, tam tersi, Avrupalı Türkler’in siyasete katılımları gün geçtikçe olumlu yönde artmaktadır!” diyor Ercan Karaduman.

“Siyasete Katılım Projesi 2013” Proje koordinatörü Sevgi Kırçıl ve proje yetkilisi Ercan Karaduman UETD Austria çerçevesinde bir bilimsel çalışma yürüterek istatiski sonuçlar elde ettiler! Böylesi istatistikî sonuçlar, Avusturya’da ilk kez bu verimlilikte gösterilir duruma geldi. Şimdiye denk hiçbir kuruluş tarafından bu kapsamda böylesi

bir çalışma sonucu somut verilerin elde edildiği olmamıştı. Siyasete Katılım için yön veren bu tespitler, bilimsel eksiklikleri gidermektedir.

İstatistiki Sonuçlar Söz konusu olan bu bilimsel çalışma ilgiyi arttıran sonuçlar ortaya koymaktadır. Avusturya Genel Seçimleri ekseninde “Seçimlere 2008’de katıldım ve “2013’te de katılacağım” diyen Türk seç-

menlerin demokratik hassasiyetleri bilimsel olarak tespit edilmiştir. “Bu elle tutulur sonuçların önümüzdeki AB-Parlamento seçimleri için seçmenlere yönelik bir motivasyon olmasını diliyoruz. Böylece hem siyasi bilincin hem de siyasete katılımın artacağını ümit ediyoruz.” Ercan Karaduman, ileriki zamanda Avrupalı Türkler’in siyasete katılımlarının önemi gittikçe artacağını vurguluyor!

UETD Austria’nın çalışması olan bu projede bütün STK’lar birleşerek birbirlerine destek oldular ve demokrasinin önemini seçmenlerle birlikte bir kez daha getirdiler. Projenin öne sürdüğü bu konu - siyasete katılım - Avusturya’nın dört tarafından yüksek ilgi gördü. Alakalı proje bir de eyaletler arası dayanışmayı da arttırınca oldukça verimli bir proje tabanı oluşmuş oldu.

Teşekkürlerimiz “STK’lar arası yürütülen bu ortak çalışmada yer alan tüm ekiplere, tüm toplumlara ve emeği geçen tüm insanlara sonsuz teşekkürlerimizi iletmek istiyorum. Özellikle Batı Avusturya’da yer alan bölgelerde yaptığımız çalışmalarda bizlere olağanüstü bir destek veren Sayın Mehmet Gençtürk, YTB YVDK üyesi Sayın Atilla Dinçer ve çok değerli yol arkadaşlarına; ayrıca desteklerini esirgemeyen bütün STK’lara teşekkür ediyoruz.

Çalışma Sonuçları Genel zemin olarak kabul edilebilecek ve bu konuda yön gösterecek olan bilimsel çalışmanın sonuçları şöyledir: [n=4614 topyekün / n=4329 geçerli] %7,7 artış gösteren araştırmanın detayları:

Seçimlere katılım 2008: %57,5 / 2013: %65,2

Katılmama sebeblerinden en önemli veriler ise %67,0 - vatandaş olunmamasıdır ve %15,8 - siyasete ilginin hiç olmamasıdır.

Araştırmaya katılanların %43,6 - Kadın / %56,4 - Erkek

Seçimlere en yüksek ilgi gösteren Türkler sıralamadaki eyaletlere göre tespit edilmiştir %48,2 - Viyana / %22,6 - Vorarlberg %21,5 - Niederösterreich

İşçiler % 47,5 ile oranla en büyük katılım kitlesini oluştururken, seçimlere en yüksek ilgiyi gösterenler ise 16 ile 26 arası yaş grubu oldu. Bunların %33,6 - Kadın, %24,1 - Erkek Böylece, Avrupalı Türkler arasındaki genç kadınlar 38 yaşlarına kadar seçimlere daha yüksek ilgi gösterdikleri anlaşılmaktadır SPÖ’e oy atanların çoğu okur-yazarlardan oluşurken, ÖVP liselilerden oy toplamakta. GRÜNE partisine güvenler daha çok ünversitelilerden oluşmaktadır.

Eyaletlerin parti tercihleri SPÖ - Burgenland, Viyana, Salzburg ÖVP - Vorarlberg, Tirol, Niederösterreich GRÜNE - Tirol, Vorarlberg, Oberösterreich


Mart

HABER 11

2014

Türk kanallarını çanak antensiz ve kablosuz seyretmek artık mümkün

Android TV kutusu ile Kuran-ı Kerim’i açıp istediğiniz sureyi dinleyebilir ve Kuran okumasını öğrenebilirsiniz. Cihaz ile ilahiler ve ezgiler de dinlemek mümkün. “Android TV Box” cihazı ile evinizde internet olması şartıyla yerli-yabancı 100’e yakın kanalı çanak antene ihtiyaç duymadan seyredebilirsiniz. Aynı zamanda cihazınıza internet kamerası (webcam) takıp Skype üzerinden Türkiye’deki yakınlarınızla görüntülü görüşebilirsiniz. Android TV kutusu ile Kuran-ı Kerim’i açıp istediğiniz sureyi dinleyebilir ve Kuran okumasını öğrenebilirsiniz. Cihaz ile ilahiler ve ezgiler de dinlemek mümkün. Digitürk’e abone olup Android uygulamasını indirip LİG TV’yi ve maçları aylık 10 Euro’dan başlayan fiyatlarla seyredebilirsiniz. Cihazda bulunan dizi programı sayesinde dizileri reklamsız seyredebilme avantajı da var.

Android TV box ile sınırsız eğlence

A

ndroid işletim sistemli Android TV Box, artık evlerimizdeki yüksek çözünürlüklü LCD ve Plazma TV’leri Gerçek SmartTV’ye dönüştürerek keyfinize keyif katacak. Havada hareketinize göre fare işlemcisini oy-

natan Air Mouse kumandası, MicroSD kart okuyucusu, kablolu ve kablosuz ağ bağlantısı, HDMI arayüzü ile Android TV Box televizyonunuzu bambaşka bir boyuta geçirerek. Kolay ve kullanıcı dostu Türkçe arayüzü, ücretsiz programlara erişeceğiniz Google Play Market’i, yüklü gelen oyunları ile sınırsız eğlenceye hazırlanın! Android TV Box- ile sınırsız bir dünyanın kapısını aralayacaksınız. Benzersiz Air Mouse kumandası, 3D hızlandırıcı ARM Cortex A9 işlemcisi, dahili kablosuz ağ desteği ile donmadan film izleyebilir ve müzik dinleyebilirsiniz...Tam bir medya canavarı olan bu Android cihazla, tüm oyun ve uygulamaları LCD TV ya da tüplü TV’lerde rahatça kullanabilirsiniz… Android TV Box- Mini PC’de kurulu gelen Facebook, Twitter uygulamaları ile sosyal paylaşım ağlarındaki hesaplarınıza kolayca erişebilirsiniz. Dosyalarınıza Ağ üzerinden rahatlıkla ulaşabileceksiniz. Kablosuz 2.4 GHz klavyesi ile rahat ve akıcı bir şekilde tweet atabilir veya duvarınızı güncelleyebilirsiniz. 8 GB Flash hafızası ile bilgilerinizi kaydedebilir ve daha sonra izleyebilirsiniz. Online oyun, video, gazete, sosyal

medya sitelerindeki flash uygulamaları kusursuz bir şekilde kullanabilirsiniz. Ethernet arabirimi, 1080p Full HD Video desteği, HDMI video çıkışı, HD video oynatma için HDTV ye bağlantı, USB arabirimi, taşınabilir HDD desteği, Mouse ve klavye destegi ile bağımlısı olacaksınız... Android TV Box ofis uygulamalarının yazı yazma hesap tablosu, sunum gibi dosyalarını görüntüleyeceğiniz alt yapıya sahiptir. Yüklü gelen Android Office programlarıyla tüm işlemlerinizi TV ekranınızdan takip edebileceksiniz... 2.4 GHz frekansındaki kablosuz klavye ve Air Mouse desteği ile yerinizden kalkmadan klavye kullanabilecek, kumandanızı ekrana doğrultarak fare imlecini kontrol edebileceksiniz.

Ürün Özellikleri ARM CORTEX A9, frekans 1,800 MHz, RAM 2 GB, entegre 8BG Hafıza - Android 4.2 İşletim Sistemi ile çalışır, Entegre 802.11b/g/n WIFI modülü, kablosuz internet erişimi - RJ45 10/100M Ethernet arabirimi -1080P video oynatmayı destekler. HDMI video çıkışı, HD video oynatma için HDTV’ye bağlantı - USB arabirimi, mobil HDD’yi destekler, fare

ve klavye çalıştırmayı destekler. Hava durumu, takvim ve masaüstü saat aletlerini destekler, USB fare ve klavye çalıştırmayı destekler, 2.4G kablosuz hareket (ayrıca air fare veya sky fare olarak adlandırılır) uzaktan kumandayı (farklı modellerde muhtelif ) destekler, FLASH PLAYER 10.2 donanım şifre çözücüyü destekler, 1080p ye kadar online video oynatma - Müzik çalar, resim oynatıcı ve daha fazla aile eğlencesini destekler. SD kart, TF kart, USB disk ve USB HDD’yi destekler. Google Chrome

tarayıcıyı destekler. USB/SD kart/TF kart/USB HDD den uygulama kurulumu icin App Kurucu. Desteklenen video formatları: DAT/ MPEG/MPE/MPG/M2V/ISO/TS/VOB/ AVI/MKV/MP4/MOV/3GP/3GPP/FLC/ AVI/WMA/TS/M2TS/M3TS/M4TS/ M5TS/MTS/M4V/FLV/3G2. Desteklenen audio formatları: MP3/ WMA/WAV/OGG/OGA/FLAC/ALAC/ APE/AAC/M4A/AC-3/DTS/RM.


HAYAT


Avusturya’da

Neue Bewegung

Mart 2014

Sayı 119

Aylık Bağımsız Gazete

www.yenihareket.com

Müsiad Avusturya’dan Macaristan Seferi

M

üsiad Avusturya üyesi işadamları 17 Şubat Pazartesi günü otobüs kaldırarak Budapeşte’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katılımıyla gerçekleşen iş forumunda temaslarda bulundular. Forumda Türkiye’den gelen ve Macar işadamları ile ikili görüşmeler yapıldı. Müsiad Avusturya Başkanı Faruk Can gazetemize yaptığı açıklamada Müsiad ve Genç Müsiad üyesi 50 arkada-

şımızla yapılan gezinin olumlu geçtiğini belirtti. Başkan Can, gezinin hem üyeler arası dayanışmaya, hem de bir çok iş alanında yeni işadamlarıyla tanışmaya vesile olduğunu ifade etti Sınır tanımayan girişimciler, forumdan sonra Müsiad dış ilişkilerden sorumlu Başkan Yardımcısı Eyüp Akbal birlikte toplu bir hatıra fotoğrafı çektirdiler.

e-mail: yenihareket@yenihareket.com

Ücretsiz / Kostenlos

Çengel Bulmaca

28 Şubat; bir daha asla!

YTB Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül görevine başladı YURTDIŞI TÜRKLER BAŞKANI DOÇ.DR. KUDRET BÜLBÜL: “ DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ” Doç. Dr. Kudret Bülbül: “Entelektüel sermaye işbirliğini sadece kamu üzerinden değil, sivil toplum örgütleri ve üniversiteler üzerinden ve diğer kamu kurumlarıyla birlikte gerçekleştireceğiz. Çalıştığımız alanda tüm taraflarla daha fazla işbirliği yaparak hareket edeceğiz. Daha fazla ortak aklı öne çıkaracağız ki daha az yanlış yapalım. Bunu yaparken tabii ki gelişmiş demokrasilerin deneyimleri ve en az onun kadar değerli medeniyetimizin birikimiyle de hareket edeceğiz. Yurtdışı Türkler Başkanlığı, Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu kurumlardan birisidir. Hep birlikte daha da çok çalışacağız” dedi. DOÇ. DR. KUDRET BÜLBÜL KİMDİR? 7 Ocak 1970 tarihinde Konya’da dünyaya gelen Doç. Dr. Kudret Bülbül, 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini de aynı üniversitede tamamlayan Doç. Dr. Kudret Bülbül, doktorasını

Sayfa 21

www.yenihareket.com

da 2004 senesinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı. Akademik eğitimi için bir sene Londra’da kalan Doç. Dr. Kudret Bülbül, ABD’de Kansas Üniversitesi’nde “Misafir Araştırmacı” olarak bulunmuş ve ardından 2007 senesinde Doçentlik unvanını almıştır. Kırıkkale Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi unvanıyla çalışan Doç. Dr. Kudret Bülbül, 2005-2008 yılları arasında tekrar Kırıkkale Üniversitesi’nde görev yaptı. 2008 yılında aynı üniversitenin Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümü başkanı oldu. Çok sayıda düşünce kuruluşu ve sivil toplum örgütü faaliyetlerine aktif olarak katkıda bulunan Doç. Dr. Kudret Bülbül, son olarak Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nda Müsteşar Yardımcısı unvanıyla çalışmaktaydı.

A

K Parti MKYK üyesi Prof. Mazhar Bağlı Viyana ve Wr. Neustadt şehirlerinde “Yükselen Türkiye” konulu konferanslar verdi. UETD Austria’nın davetlisi olarak Avusturya’ya gelen yazar, Viyana’da basın mensuplarıyla kahvaltıda biraraya geldi. Mazhar Bağlı burada yaptığı konuşmada 17 Aralık operasyonuna da değindi. Bağlı, “Halkın onların arkasında olmadığını hesap edemediler” diyerek 17 Aralık’ın niçin başarılı olamadığına açıklık getirdi. Mazhar Bağlı konuşmasında 17 Aralık ile 28 Şubat arasında benzerlikler olduğuna işaret etti.

BİZİM KİTABEVİ YENİ YERİNDE

Viyana’da ilk YENİ Helalburger

diğer yeni ürünlerimiz: BÜTÜN KİTAPLARDA %50 İNDİRİM Wallensteinstr. 39, 1200 Wien Tel.: 0681 811 29 952

PİLİÇ ÇEVİRME

KÖFTE

YAYIK AYRANI

Quellenstraße 171 1100 Wien


Mart

14 AİLE

2014

Anne türleri

Kuralcı anneye not: “Bazı kuralların aşılmak için olduğunu unutmayın!”

SEVGİ PITIRCIKLIĞINI AŞMIŞ ANNE

KUSURSUZLUĞUN KİTABINI YAZAN ANNE

K

usursuzluk idealini taşıyan anneler detaycılıkları ile öne çıkarlar. Hamileyken “Ne, neye iyi geliyor?” diye araştırır, soruşturur ve “Asla yemem!” dediği şeyleri bile bir görev edasıyla yer. Çocuğunun beş yıllık oyuncaklarını daha doğmadan almış ve özenle odasına yerleştirmiştir. Bebeğini kaynatılmış damacana suyunda yıkamakla övünür. Başka annelerin anneliğini beğenmez. “En anne” kendisidir çünkü. Kendi isteklerinden vazgeçmiş biri olarak, çocuk eğitimine adanmış bir ömür sürer. Ancak bu adanmışlık zaten onun dünden razı olduğu bir durum olduğundan pek de vazgeçiş sayılmaz. Hijyen takıntısı bu annenin en belirgin özelliklerindendir. Onun çocuğu başkalarınınki gibi asla yerlerde yuvarlanamaz, kesinlikle elleri pis dolaşamaz. Gün içerisinde bir kaç kez giysisi değiştirilir. Kusursuzluğun kitabını yazan annelerin çocukları mikroplara bağışıklık kazanmadıkları için sık sık hasta olabilirler. Çocuğa kalmadan her şeyin planlamasını yapan bu annelerin ilerde çocuklarıyla çatışma içinde olmaları yahut çocuklarının anne gölgesi olmadan karar verememeleri gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Kusursuz anneye not: “Beni öl-

dürmeyen mikrop, güçlendirir”

KURALLARIN KRALİÇESİ ANNE Kuralcı annelerin hayatlarında her şey siyah ve beyaz diye ikiye ayrılmıştır. Gri renge yer yoktur onların dünyasında. Doğrular ve yanlışlar vardır. Çocuklarını yetiştirirken de bu refleksle hareket ederler. Kuralları bebeklikten itibaren çocuğa benimsetmeye çalışırlar. Kuralcı anne, bebeği kucağa alıştırmamak gibi prensipler uğruna evladının en tontiş zamanlarını kaçırabilir. Tuvalet eğitimi, sütten kesme gibi zamanlarda kesin kararını verir ve uygulamaya koyar. “Çocuk henüz hazır mı, değil mi?” gibi detayların işe su katmak olduğunu düşünür. “O brokoli yenecek!” dediyse yenecektir. Kuralcı annelerin çocuk eğitimindeki yaklaşımlarında anne şefkatinden ziyade kraliçe otoritesi ön plana çıkar. Bu annelerin çocukları ya pısırıklık derecesinde uysal ya da fazlaca asi olabilirler. Ergenliğe kadar bir şekilde sözünü dinleten annenin ergenlik döneminde ciddi sorunlarla başetmesi gerekebilir. Zira hayatın kuralları bir insanın asi olmasını da pısırık olmasını da kabul etmez. Evladının bu iki uçta seyrettiğini düşünen anne, yeni kurallarla bu sorunların üstesinden gelmeye çalışır. Hâlbuki hata payı da denebilecek ufak tefek esneklikler hayat kurtarıcı olabilir.

Mottosu “Sevgi içimizde” değil “Sevgi her yerde”dir. Her durumda, her şeyi sevgiyle halletme eğilimindedir. Çocuğunun olumsuz tek bir unsurla bile karşılaşmasını istemez. Buna kendi olumsuz duyguları da dâhildir. Asla çocuğuna kızmaz, suratını asmaz. Çocuğu kıracağına kafasını kırsa daha iyidir. Evladı ne derse yapar. Yapmak istemediği şeyler için yine sevgi yoluna başvurarak onu bu isteğinden vazgeçirmeye çalışır. Başarılı olmazsa da bu sonucu sevgiyle kabul eder. “Hayır” kelimesi kitabında yoktur. Sevgi pıtırcığı annelerin etiket derdi yoktur. Başkalarının aferin demesi için böyle davranmaz, onun karakteri budur. Çocuğuna karşı zaafı vardır. Çocuk ilerde bu zaaf dolayısıyla sınır tanımaz ve bencil bir karaktere bürünebilir. Ne yaparsa yapsın eleştirilmeyen, “hayır” kelimesini duymayan çocuklar sosyal hayatlarında da benzer bir beklenti içine girerler. Her durumda kendisini idare edecek birilerinin bulunacağı yanılgısına düşerler. Hayırsız evlat kategorisini en çok bu annelerin ellerinde büyüyen çocuklar oluşturur. Çünkü hayırlı olsa da olmasa da anneleri onları hep onaylayacak, her şeylerini idare edecektir. Kuralların kraliçesi olmasa da biraz kuraldan kimsenin zarar görmeyeceğini bilmesi gereken annedir. Sevgi pıtırcığı anneye not: “Merhametin maraz doğuranına dikkat!”

BOHEM ANNE Anne olmadan önceki hayatı ile anne olduktan sonraki hayatı arasında pek fark bulunmayan annedir. Kusursuzluğun kitabını yazan annenin tam zıddıdır. Çocuk yetiştirmek konusunda “Mevlam kayıra” düsturunu ortaya atmış ve sonra da o düstura bir güzel tabi olmuş annedir. Kendi istek ve ihtiyaçlarından pek taviz vermek istemez. Annelik kimliğinin sorumluluğu altında ezilmektense onun üstüne çıkmayı tercih eder. Çocuğunu bir yetişkin gibi değerlendirir. “Acıkırsa söyler zaten”, “Emziği bırakmak istediğinde kendisi bırakır” gibi tezleri vardır. İlginç şekilde bu annelerin yemek konusunda sorun yaşamayan evlatları olur. Ancak aynı çocuğun 8 yaşına kadar emziği bırakamadığı da gözlemlenebilir. Bohem anneler çocuk eğitiminde içgüdüleri ve duygularıyla hareket ederler. Nerede neye kızacağı yahut nerede neyi takdir edeceği bilinmez. Çünkü çocuğun davranışının yanlışlığına yahut doğruluğuna

değil o an kendisinin ne hissettiğine bakar. Evi yeni temizlediği gün ayakta yemek yiyen çocuğa kızar, temizlik yapmadığı gün herhangi bir tepki vermez. Bu sebeple çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu kavramakta güçlük çeker. Bohem annelerin çocukları zamansız gelen kuralları umursamaz. Çünkü kuralların genel geçerliği olmadığına kodlanmışlardır bir kere.   Bohem anneye not: “Bohem hayat aileye zarar!”

ARAŞTIRMACI GAZETECİ ANNE Anneliğin kitaplardan, bloglardan öğrenilecek bir olgu olduğunu düşünür. Yeni akımların hemen hepsinden haberdardır. Çeşitli kaynaklardan okuduğu ve uzmanlardan duyduğu her şeyi hemen uygulamaya çalışır. Büyüklerinin tavsiyelerine pek itibar etmez. Geleneksel çocuk eğitimini neredeyse kökten reddeder. Yeni olan “en iyi” olandır çünkü. Henüz anne olmadan annelik hakkında “sağlam” fikirleri ve planları vardır. Ancak anne olduğunda işlerin farklı yürüdüğünü anlar. Bebeğin gazı modern yöntemlerle geçmediğinde annesinden yahut kayınvalidesinden duyduğu işlemi denemeye karar verir istemeden de olsa. Olumlu sonuç elde ederse hemen bilimsel kaynaklarla açıklamaya çalışır. Bilimsel temellere oturtabiliyorsa bilimsel açıklamasını yaparak, oturtamıyorsa “Çok enteresan! Kayınvalidemin dediği yöntem işe yaradı” şeklinde bu metodu bir istisna olarak bloğunda paylaşır. Araştırmacı anneler geleneği kökten reddettiği için geçmişin tecrübesinden mahrum kalır. Yanı sıra yeni yöntemlere fazla itibar ettiği için de çocuklarını deneme yanılma yöntemiyle büyütmek gibi bir hataya düşebilirler. Büyüklerin tavsiyesini sorguladığı kadar modern yak-

laşımları da sorgulaması bu anneyi doğru sonuca ulaştırabilir. Araştırmacı anneye not: “Yumurtadan çıkan civcivin kabuğunu beğenmesi çok faydalıdır.”

SADECE “ANNE” Bu annelerin en belirgin özelliği dengedir. Çocukla ilgili herşeyde abartıdan kaçarlar, doğalığa inanırlar. Çocuk eğitiminde temel kurallar olduğunu kabul ederler. Ama çocuğun karakteri, ruh hali ve zamanın şartları gibi unsurları düşünerek kimi zaman esnek, kimi zaman otoriter, kimi zaman eğlenceli anne olabilirler. Kendi sevmedikleri brokoliyi zorla çocuğa yedirmezler. Çocuğun geleceğine dair planları vardır ancak hırsları yoktur. Allah’tan hayırlısını istemeleriyle meşhurdurlar. Elbette çocuklarının doktor, mühendis vs. olmasını isterler. Bunun için yol haritası çizerler. Ancak çocukları çöpçü olursa da yıkılmazlar. Bu anneye göre önemli olan çocuğun mutlu, huzurlu ve ahlaklı olmasıdır çünkü. Kuralları da sevgisi de çocuğun taşıyacağı kadardır. Anneliği görev olarak görürler ancak kimseye saçını süpürge ettiğine dair serzenişte bulunmazlar. Yahut mükemmel bir anne olduklarını iddia etmezler. Geleneği önemser, günceli takip eder ve bu ikisinden çocuğun hayrına olacak bir sentez oluştururlar. İlginç bir şekilde başkalarına annelik dersi vermezler. Her annenin ve her evladın başka olduğunu düşünürler. Aslında annelikteki başarıları buradan kaynaklanır. Bu annelerin evlatları genelde hayırlı evlat olurlar. Sorun çıkarsalar da çocuklarıyla aralarında kuvvetli bir iletişim olduğundan problemi çözmeyi becerirler. Anneye not: “Tecrübelerinizi kitaplaştırmayı düşünür müsünüz?


Mart

İSLÂM TARİHİ 15

2014

3 Mart 1924 Halifeliğin kaldırılması

İslam dünyası zihni karışıklığın olumsuz bütün semptomlarını göstermektedir. Bu bütün meselelerinin gelip dayandığı ‘esas mesele’ gibidir. Zihni karışıklık, zihni faaliyet alanının bütün etkinliklerini olumsuz etkilemektedir.

B

ugün, İslam dünyası diye belli belirsiz işaret edilen bölgenin tamamı zihni bir karmaşa içindedir. Bunun neticesi olarak sosyal ve siyasal bir karmaşadan da bahsedilebilmektedir. İslam dünyası zihni karışıklığın olumsuz bütün semptomlarını göstermektedir. Bu bütün meselelerinin gelip dayandığı ‘esas mesele’ gibidir. Zihni karışıklık, zihni faaliyet alanının bütün etkinliklerini olumsuz etkilemektedir. İslam dünyası sınırları belirsiz, nerenin işaret edildiği tam belli olmayan bir alan olarak varlığı kabul edilmektedir. Buna neden olarak siyasal bir bütünlüğe sahip olmaması gösterilebilir. Siyasal bütünlük, sosyal, içtimai bir yekparelik yakalamakla yahut bir ülkü birliği, duygu ortaklığı temin etmekle mümkün olabilmektedir.

Halifelik nedir?

B

undan yaklaşık yüz sene öncesine kadar İslam dünyası diye işaret edilen alan Osmanlı / Türk hâkimiyetindeki alandı. Temsili İstanbul’da ikamet eden Osmanlı sultanındaydı. Sultan hem Osmanlı mülkündeki yaşayanların padişahıydı, hem de yeryüzündeki bütün Müslümanların ‘ötekiyle’ ilişkisinde temsilcisiydi. Halife, yeryüzündeki Müslümanların siyasi ve dini otoritesidir. O Müslümanların sesidir, temsili ona aittir. Müslümanları toplu olarak cihada çağırma yetkisi onun uhdesindedir. Müslüman coğrafyanın idaresi ona emanettir. Halifelik her şeyden önce siyasi bir

otoritedir. İçtimai hayatı tanzim eder; toplumun, milletin, ümmetin durumuyla ilgili tasarrufta bulunur. Halifenin belirlenmesi Peygamberimizden sonra seçimle gerçekleşmiş; sonraki zamanlarda ise yönetimin babadan oğla devredildiği devletlerin yönetiminde devam etmiştir. Bu noktada şu Hadis-i Şerif’i hatırlatmakta fayda bulunmaktadır: ‘Benden sonra hilafet 30 senedir, sonrası ısırıcı saltanattır.’ Halifelik kurumu Hz. Peygamber’den, yazının başlığı olan tarihe kadar neredeyse kesintisiz devam ede gelmiştir. Peygamber Efendimizden sonra 4 halife dönemi, sonra da Emevi, Abbasi, Memluk, Osmanlı ve en son Türkiye Cumhuriyeti’nde devam etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu husustaki yeri itibariyle izaha muhtaç bir yanı ve fakat son derece ehemmiyetli özelliği bulunmaktadır.

Halifeliğin Türkler’e geçişi

H

alifelik Emevi ve Abbasilerden sonra Memluklara geçmişti. O vakte kadar Arap fetihleri etkinliğini canlı bir şekilde korumuş, İslam geniş coğrafyalara yayılmıştı. Bu noktada İran’dan, Horasan’a; Yemen’den, Portekiz, İspanya, Sicilya’ya kadar İslam yayılmıştı. Memluklar döneminde ise Müslümanların yaşadığı bölgelerde, bilhassa Anadolu’da çok canlı bir kültürel hayat bulunuyordu. Bu kültürel hayat büyük siyasi organizasyonlara zemin oluşturacak bir

kuvvetteydi. Fakat Memluklar her ne kadar kendi bölgesinde etkin olsalar da, dünyada henüz güçlü bir siyasi merkez bulunmamaktaydı. Bu noktada Osmanlı devletinin teşekkülü bir boşluğu doldurmuş ve Osmanlı devleti kısa süre içinde önce Anadolu birliğini, zamanla neredeyse bütün kuzey Afrika, İran, Balkanlar gibi birbirinden uzak bölgeleri siyasi bir çatı altına toplamıştı. Osmanlı devleti, Yavuz Sultan Selim döneminde birliği sağlamak ve güneyden gelebilecek tehditleri önlemek için Mekke ve Medine’yi topraklarına katmış, Memluk devletini de ortadan kaldırarak halifelik kurumunu Osmanlı devletine taşımıştı. Bu ‘görev teslimi’ halifeliğin İstanbul’a taşınması, Türk milletinde temsil edilmesi, ümmetin sorumluluğunun Osmanlı padişahlarına devri demekti.

Halifeliğin ilgasına varan süreç

O

smanlı devleti bir gaza beyliği olarak kurulmuştu. İslam adına yalnızca kâfirle savaşan bir beylik olarak teşekkül etmişti. Bu uğurda varlığını sürdüren beylik, kısa süre içinde devletleşmiş, neredeyse bütün dünyaya söz geçirebilecek bir kudrete kavuşmuştur. Osmanlı devleti İslam tarihinin en büyük tecrübesidir. Halifeliğin geçen yüzyılın başına kadarki temsilcisidir. Devletin fiili olarak yıkıldığı tarih olan 1918 yılına kadar da bu devam etmiştir. Osmanlı, Batılılar’ın ve diğer Müs-

lüman halkların nazarında Türk demekti. Halifelik de Türkler’in elindeydi, yani Müslümanlar adına konuşma, tasarrufta bulunma yetkisi bu milletin elindeydi. Ancak Osmanlı idare tarzı yenidünya sistemi göre arkaik kalan bir sistemdi. Babadan oğla geçen idari mekanizması ve asırlar içinde dünyada gerçekleşen değişimi kaçırmak gibi zaafları bulunmaktaydı. Bu noktada birçok yenileşme denemesi yapıldıysa da başarılı olunamamıştı. Birinci dünya savaşı ya da bizim verdiğimiz isimle seferberlik Osmanlı devletinin sonunu getirdi. Osmanlı devleti 1918 yılında siyasi bir güç olarak tarihten silindi. Ancak sembolik olarak halifelik kurumu devam etmekteydi.

Halifeliğin fiili olarak ilgası

T

ürkiye Cumhuriyeti Ankara’da kurulan meclis tarafından ilan edildi. Meclis İstanbul işgal altındayken ve İstiklal harbi cereyan ederken ‘’Padişahın ve halifeliğin kurtarılması’’ adına teşekkül ettirilmişti. Burası çok mühim, zira bugün Cumhuriyete bakışımızı belirleyen bu konudaki yanlış bilgilenmedir. Cumhuriyet, halifeliğin kurtarılması adına teşekkül etmiş bir meclis tarafından ilan edildi. Meclis, saltanatın yani Osman oğullarının değil, bir siyasi otorite makamı olan halifeliğin kurtarılması için bir araya gelmişti. Cumhuriyet ilk iki anayasasında (ki cumhuriyetin 4 anayasası vardır, bunlardan ilk ikisinde) devlet kendini bir İslam devleti olarak tarif etmiştir. Bu nok-

tada halifelik de artık Osman oğullarında değil, milleti temsil eden meclisin uhdesinde temsil edilecek denilmiştir. Halifelik mecliste mündemiçtir. Bu sarayların hala, bugün dahi meclise bağlı olmasından anlaşılabilmektedir. Fakat Cumhuriyet’i idare edenler meclisin bir araya gelme nedenine kısa sürede ters düşen bir yola girdiler. Milletle halifeliğin kurtarılması adına hareket ediyor gibi görünenler, vatan savunması bir netice alınca milleti de şaşkınlığa düşüren bir yola girdiler. İslam savunması olarak gerçekleşmiş İstiklal Harbinin neticelerini manipüle ettiler. Cumhuriyet’in başlangıcında tek parti dönemi hâkimdi. Parti, ülke idaresine mutlak söz sahibiydi. Başlangıçta her şey olması gerektiği gibiydi fakat çok kısa süre sonra işlerin rengi değişti. 3 Mart 1924 halifelik Osmanoğulları’ndan alınıp, mecliste temsil edildiği kabul edildi. Bu kimsenin yadırgadığı bir hamle değildi, her şey beklendiği gibiydi. Ancak sonra gerçekleşenler halifeliğinin ‘‘fiilen’’ sonunu getirdi. Halifelik yalnızca Müslümanlardan oluşan milleti temsilen meclisteydi. Fakat Kemalist devrimler bu gerçekliği gölgeledi. En başta gerçekleştirilen harf inkılâbı bütün resmi değiştirecek ölümcül bir değişimdi. Sonra kılık kıyafet devrimi, hukuk devrimi ve diğerleri… Evet, bunlar İslam devleti olarak kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin manasını gölgelemişti. Fakat bu milletin varlığına mana veren, Türkiye Cumhuriyeti’nde görünür olan hakikat ve bin senelik tarihi bellek manipülasyonlarla ne derece tamamıyla gölgelenmiş, örtülebilmişti?


Mart

16 BİLİM ve TEKNOLOJİ

2014

Apple sağlığa da el attı T

eknoloji dünyasında farklılıklar oluşturmaya devam eden Apple’ın son günlerde kalp krizini önceden tahmin ederek kişiyi uyaran bir teknoloji üzerinde çalıştığı söyleniyor. ABD’li elektronik devi Apple, bu kez sağlık için özel bir cihaz geliştiriyor. San Francisco Chronicle gazetesinde yayımlanan habere göre, Apple kalp krizini önceden tahmin edecek bir sensör teknolojisi üzerinde çalışıyor. Ses uzmanı Tomlinson Holman ile geliştirilen projede, damarlardaki kanın sesi

takip edilecek. Apple’ın bu cihazı yakında piyasaya sürmeyi planladığı akıllı saat iWatch’a adapte etmesi bekliyor. Ocak ayında çıkan bir haberde Apple’ın sağlık odaklı iOS uygulamarlını arttıracağı iddia edilmişti. Firma yakın bir zamanda bu alanda uzman Marcelo Malini Lamego’yo

bünyesine alarak iddiaları güçlendirmişti.

Bagaj için ekstra ödemeye son H

avaalanlarında ek bagaj için para ödemekten ebediyen kurtulabilirsiniz. ABD’li bir şirket, bagajınızı giymenizi sağlayan ceketlerle yolculara çözüm sunuyor. Jaktogo şirketi, özellikle ABD’li havayolu firmalarının ekstra ücret kesmesinden bunalan yolcular için özel ceketler üretti. Vücudunuzu saran battaniyelere benzeyen ceketler sadece küçük eşyalarınız için düşünülmemiş. Ayakkabılarınızdan dizüstü bilgisayarınıza kadar her türlü eşyanızı bu ceketlere tıkabiliyorsunuz.

H

Jaktogo şirketi, özellikle ABD’li havayolu firmalarının ekstra ücret kesmesinden bunalan yolcular için özel ceketler üretti. Vücudunuzu saran battaniyelere

A

vustralya’da bir hayvan çiftliği yakınında bulunan kristalin dünyanın en eski parçası olduğu açıklandı. ‘’Nature Geoscience’’ dergisinde yayımlanan araştırmada, saç telinden 2 kat kalın kristal zirkonun 4.4 milyar yıl öncesine ait olduğu belirtildi. Wisconsin Üniverstesi’nden John Valley ve ekibi, iki tarihlendirme yöntemi kullanarak par-

çanın yaşını belirledi. Bu incelemeler, dünyanın oluştuktan sonra hızla soğuduğu, dolayısıyla okyanusların ortaya çıkışının da sanıldığından daha eski olduğu teorisini güçlendirdi. Valley, asıl merak uyandıranın dünyada yaşamın ne zaman başladığı, hayatın başlaması için dünyanın ne zaman yeterince soğuduğu olduğunu vurguladı.

En ince ve en hafif tablet Hauwei’den

Ç

inli elektronik üreticisi Huawei, MWC 2014’te dünyanın en ince ve en hafif tabletini tanıttı.

Farklı boyutlarda 14 cep içeren ceketler, farklı modellere sahip.

Ceketlerin fiyatları ise 94 ile 319 dolar arasında değişiyor.

Yeni gezegenler bulundu avaalanlarında ek bagaj için para ödemekten ebediyen kurtulabilirsiniz. ABD’li bir şirket, bagajınızı giymenizi sağlayan ceketlerle yolculara çözüm sunuyor.

Dünyanın en eski parçası

benzeyen ceketler sadece küçük eşyalarınız için düşünülmemiş. Ayakkabılarınızdan dizüstü bilgisayarınıza kadar her türlü eşyanızı bu ceketlere tıkabiliyorsunuz. Farklı boyutlarda 14 cep içeren ceketler, farklı modellere sahip. Ceketlerin fiyatları ise 94 ile 319 dolar arasında değişiyor.

IMPRESSUM Avusturya / Österreich Unabhängige österreichische Zeitung in türkischer Sprache Yıl: 12 Sayı:119 Mart 2014 - Ausgabe Nr.:119 März 2014

Sahibi / Herausgeber und Medieninhaber: Yetkin BÜLBÜL Adresse: Schellhammergasse 8/3, A-1160 Wien/Austria Tel&Fax: +43 1 990 96 23, yenihareket@yenihareket.com www.yenihareket.com | www.facebook.com/yenihareket Genel Yayın Yönetmeni / Chefredakteur: Yetkin BÜLBÜL Editorial Grafiker / Layout: Hakan ÖZDAŞÇI, Bakk, MBA Editor: Yahya KURTKAYA AUFLAGE: 15.000 Reklam / Marketing: 0699 116 79 724 yenihareket@yenihareket.com Baskı / Druck: MediaPrint: Wien İlanlar ve köşe yazılarının içeriğinden gazetemiz sorumlu değildir. Der Verlag übernimmt keine Haftung für den Inhalt der Anzeigen und Kolumnen. dem Ehrenkodex der österreihischen Presse verpflichtet.

Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC 2014) teknoloji firmaları yeni ürünlerini görücüye çıkarıyor. Etkinlikte Huawei, dünyanın en ince ve en hafif tableti iddiasıyla sunduğu yeni ürününün tanıtımını yaptı. X1 adıyla piyasaya çıkacak tablet 239 gram ağırlığında ve 7.18 milimere. Tabletin teknik özellikleri arasında13 megapiksel kamera, 1.6Ghz dört çerkir-

dekli işlemci, 16 GB hafıza (daha sonra yükseltilebilir), 7 inç ekran dikkat çekiyor. Ağustos ayında satışa çıkması beklenen tabletin fiyatı 755 dolar.

Mars’a gitmeyin! B

irleşik Arap Emirlikleri’nde yayınlanan bir fetvada Müslümanların Mars’a yapılacak tek yönlü seyahate katılmaları yasaklandı. Abu Dabi’deki İslam İşleri ve Aydınlanma Genel İdaresi tarafından yayınlanan fetvada, bu tarz bir yolculuğun yaşam için büyük bir tehlike içerdiği ve İslam adına onaylanamayacağı belirtildi. Khaleej Times adlı gazetede yayınlanan haberde, fetvanın “Mars’a giden bir insanın orada hayatta kalamama olasılığının bulunduğunu“ içerdiğini yazdı. Fetvada, hayatını bu tarz bir oyun içine sokanların ahirette intihar edenlerle benzer bir şekilde cezalandırılacağı kaydedildi. Fetvayı yayınlayan kurulun başkanı Profesör Faruk Hamada, hayatı tüm tehlikelerden korumanın tüm dinler tarafından kabul edildiğini söyledi. Hamada, Nisa Suresi’nin “Kendinizi helâk etmeyin.

Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir” şeklindeki 29’uncu ayetine atıfta bulundu.


Mart

SAĞLIK 17

2014

Çocuklarda gece yatak ıslatma Ebeveynler için İnternet Semineri

katılacakları seminerde “Çocuklarda Gece Yatak Islatma“ ile ilgili sorularınızı da cevaplayacak. Seminer 24 Mart günü, saat 19’da gerçekleşecek.

V

iyana Üniversitesi Üroloji Bölümünden Dr. Mehmet Özsoy, Türkçe yapılacak olan ve ebeveynlerin isim vermeden

Seminere kayıt için: www.clubmondkind.at

Kahve karaciğer yağlanmasını azaltıyor

Zencefil sadece baharat değildir

Türk Fitoterapi Derneği Başkanı Prof. Ekrem Sezik, baharat olarak tercih edilen zencefilin birçok rahatsızlığın tedavisinde de kullanıldığını söyledi ve etkinliğinin bilimsel çalışmalarla kanıtlandığını belirtti.

G

astroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Değertekin, günde bir fincan kahve içmenin karaciğer yağlanmasını azalttığını, araştırmalarla özellikle bir fincan kahvenin faydasının kanıtlandığını belirtti. Acıbadem Sağlık Grubu’ndan yapılan yazılı açıklamada, karaciğer yağlanmasının bütün dünyada hızla artan bir mesele olduğuna işaret edilerek, Türkiye’de her 4 erişkinden birinde karaciğer yağlanmasının görüldüğü ifade edildi. ‘En iyi yöntem kilo vermek’ Karaciğerdeki fazla yağın, insan vücudu için hayati önem taşıyan bazı enzimlerin üretilmesini ve gerekli dağılımın yapılmasını engellediği için bazı ciddi has-

T

ropikal bölgelerde yetiştirilen zencefilin Çin Tıbbı, Ayurveda, İslam Tıbbı gibi geleneksel tıp sistemlerinde değişik rahatsızlıkların tedavisi için kullanıldığını belirten Türk Fitoterapi (Bitkilerle Tedavi) Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekrem Sezik, mide rahatsızlıklarından migrene, romatizmadan soğuk algınlığına kadar birçok hastalıkta etkili olan zencefilin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin

“Genel olarak güvenilir” ürünler grubunda yer aldığını söyledi. Bildiğimiz gibi Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şerif’lerde de zencefile dair bilgiler vardır: Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de zencefille ilgili şöyle buyurur. “Orada karışımında zencefil olan (dolu) kadehlerde (cennet şarabı) içirilir. (O zencefil) orada bir pınardır ki, ona “Selsebîl” adı verilir.” (İnsan Suresi 17-18).

Ebu Nuaym, Tıbb –ı Nebevi adlı eserinde Ebu Said El Hudri r.a.’den şu Hadis-i Şerifi nakleder. “Peygamber Efendimize Rum Kralı Zencefil küpü hediye etti. Efendimiz s.a.v. herkese bir parça yedirdiği gibi bana da bir parça yedirmişti.” Bilim, dinin söylediklerini ispat etmeye çalışadursun; dinin öğütlerine kulak verenler, her zaman kârlı çıkacaktır.

Burun eğriliğine 20 liralık klipsle çözüm

B

urunda nefes alma problemlerine sebep olan eğrilikleri klipsleme tekniğiyle düzeltmek mümkün... Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrah Op. Dr. İlker Manavbaşı, kendi buluşu olan “Klipsleme Tekniği” ile 6 yıldır, özellikle de burnun orta direğinin yapışma yerlerinden ayrıldığı, düzeltilmesi neredeyse imkânsız olarak kabul edilen burunlarda başarılı sonuçlar elde ediyor. İnsan vücuduna en uyumlu metal olan titanyum klipsler, septuma çok ciddi destek sağlayarak burun eğriliklerinin düzeltilmesinde görev alıyor. Kıkırdak ya da kemik kullanımının mümkün olmadığı durumlarda ise titanyum klipsler kıkırdağın ve kemiğin işlevini dev-

ralabiliyor. Hacettepe Tıp Fakültesi’nde asistanken ameliyatlara girdiği sırada “Yeni neler yapılabilir?” diye düşünen Op. Dr. İlker Manavbaşı bu yöntemi bulmuş. Japonya’da yaşayan 31 yaşındaki Kemal Türkkan da klipsleme yöntemiyle ameliyat olan hastalardan. Eski amatör futbolcu olan Türkkan’ın burnu üç kez kırılmış. Gittiği iki doktordan biri “Senin burnuna dokunamam” demiş. Op. Dr. Manavbaşı ile görüşen Türkan, ameliyattan üç hafta sonra rahat nefes alıp vermeye başladı. Kaynak: Sabah

talıklara zemin hazırladığı belirtilen açıklamada, “Oysa, yağlanma sorununu basit önlemlerle gidermek mümkün. Kilo vermek bu önlemlerin başında geliyor. Kişinin mevcut kilosunda yüzde 5 azalma sağlandığında, karaciğer yağlanması gerilemeye başlayabiliyor. Günde bir fincan kahve içmek de karaciğer yağlanmasını azaltıyor” bilgisi verildi. ‘Şok diyetlerden kaçının’ Karaciğer yağlanmasının kalbi yorduğuna dikkati çeken Değertekin, karaciğere zarar veren alışkanlıklardan uzak durulması gerektiği ve karaciğer yağlanmasına karşı sağlıklı beslenilmesi gerektiğini kaydetti.

Çilek, kalp dostu Araştırma, çileğin kolesterol üzerindeki faydalı etkisini ortaya koydu

İ

talya’daki, Università Politecnica delle Marche (UNIVPM) üniversitesiyle, İspanya’daki, Salamanca, Granada ve Seville üniversitelerince yapılan araştırma, çileğin kandaki toplam kolesterolü, kötü kolesterol olarak da bilinen düşük dansiteli lipoprotein (LDL) ve trigiliseritleri önemli oranda düşür-

düğünü gösterdi. Araştırmanın, çileğin, ultraviyole radyasyonuna karşı koruyucu etkisi bulunduğu, alyuvarları güçlendirdiği ve kanın yaşlılığı geciktirme yeteneğini iyileştirdiğine ilişkin daha önceki bilimsel çalışmaları da teyit ettiği bildirildi.


Mart

18 SİNEMA

2014

Türk dizileri neden etkili? Görsel sanatların altın çağında, göze hitap edenin fark edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bilhassa sinemanın son derece aktif, canlı olduğu bir zamanın tanıklarıyız. Görünün olanın kıymet kazandığı, ‘show’un neredeyse en önemli iletişim aracı olduğu bir dünyadayız.

Kuşatan görsellik

G

örsel sanatların altın çağında, göze hitap edenin fark edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bilhassa sinemanın son derece aktif, canlı olduğu bir zamanın tanıklarıyız. Görünün olanın kıymet kazandığı, ‘show’un neredeyse en önemli iletişim aracı olduğu bir dünyadayız. Dünya bir bütün halinde kendi gerçekliğinden, iletişim dilinden uzaklaşmış bulunmaktadır. Uzak yakın her toplum görünür olanla bir ilişki kurmaktadır. İnsanlığın geçen yüzyıla kadarki hikâyesi boyunca devam ede gelen gerçeklikten kopmuş, uzaklaşmış durumdayız. İnsanlık olarak televizyonlarla, bilgisayarlarla, cep telefonlarıyla çok sık temas ederek yaşamaktayız. Bunu neredeyse bir zorundalık olarak saymaktayız. Durumumuz böyle… Yaşadığımız zamanın ruhu (Zeitgeist) bizi kuşatmış bulunmaktadır.

Sinemanın etkinliği

B

unun izahı çok katmanlı ve uzun. Meseleyi, medeniyetlerin nöbet değişimi ile yani batı medeniyetinin dünya üzerinden üstünlük kurmasıyla irtibatlandırmak dahi mümkündür ki biz konuyu o kadar geniş açmayalım. Fakat şunu kısaca belirtmek gerekir ki sinema Amerikan kültür hâkimiyetinin mutlak bir başarı sağlamasıyla yaygınlaşmış bir sanat alanıdır. İnsanlığın geride kalan tecrübesinden farklı olarak, bu yüzyılda duyulur olanla iletişim zayıflamış, daha kolay kabul edilebilir, daha hızlı tüketilebilir olanla, yani görsellikle, sinemayla ilişki öne geçmiştir.

bulunmaktadır. Çünkü format olarak olduğu gibi, yapısal olarak da, üretim metodu, imkânları, dili olarak da evrensel bir takım özellikleri bulunmaktadır. Kaldı ki diğer bütün disiplinlerde ortaklığın giderek artması gibi, zaten bu döneme ait bir alanda bunun daha da belirgin olması kaçınılmazdır. Sinema ve diziler üzerine genel geçer farklar itibariyle ilk elde şunlar söylenebilir: -

Sinema kâğıt üzerinde olanı, sesle algılananı görselleştirmiş, hayalleri birlikte görülebilir kılmıştır. Sinema hayallerin birlikte kurulduğu bir alandır. Kitlelerin ortak duygu alanına dâhil olmasına imkân temin etmiştir.

Dizilerin yaygınlığı

D

izi sinemanın bir alt dalı fakat farklı bir formata sahip olanıdır. Sinema diziye nispette sınırlı bir alanda var olur. Dizinin yürüdüğü yol uçsuz bucaksızdır… Yaşadığımız hayatın türlü sıkıntıları, zorlukları bulunmaktadır. Kimi memleketlerde burada olandan çok farklı, çok daha meşakkatli hayatlar yaşanmaktadır. Zorlukların dışında ise asıl önemli mesele olarak anlam sorunu ile var olmaktadır. Yaşam manasının silikleştiği bir zamandadır. Bu noktada diziler çokları için günleri çekilir kılan, tat katan bir değer olarak kabul edilmektedir. Günlük periyotlarla televizyonları zenginleştiren yapımlar birer sığınak gibi görünmektedir.

-

Diziler sinemaya göre daha pratiktir. Maliyeti daha düşüktür, getirisi oranına göre daha yüksektir. Sektörü canlı tutan bir mekanizmadır. Televizyonların dünyasını besler, sinema ile televizyon izleyicisi arasında irtibatı korur.

-

Sinemanın handikapları vardır. Senaryosu başı sonu belli olan, tek seferliktir. Muhkem olmalıdır. Her şeyin iyi planlanması gerekmektedir. Dizi ise bu zorluklardan kısmen uzaktadır. Dizilerde hataları telafi edecek devamlılık söz konusudur. Hikâyenin zayıfladığı yerde, toparlamak, tekrar heyecanlı bir yere çıkarmak mümkün olabilmektedir.

Kitleler dizilerle bir paylaşım alanı temin edip, sanal da olsa bir ortaklık temin etmektedir.

Sinema ve dizi arasındaki farklar

B

u mukayesede her ülke, her sektör kendi içinde farklılıklar gösterir. Her merkez kendine göre bir düzen tutturmuştur. Hepsinin ötekinden farklı olan gelişim seyri yapısal farklılıklar yaratmıştır. Fakat dizi ve sinema arasında hemen hepsi için sıralanabilecek farklılıklar da

Sinemanın sacayaklarından biri oyunculardır. Bu noktada en önemli kaynağı ise tiyatrolardır. Tiyatro dünyası formatı itibariyle sahici oyuncuların yetiştiği bir platformdur. Seyirciyle dolaysız irtibatın kurulduğu bir sahnede sergilenen performans sinemanın imkânlarında maksimum neticeyi kazandırmaktadır. Ancak bugün gelinen noktada diziler de sektörel gelişmişliğiyle ve ekonomik işleyişiyle sinemaya tıpkı tiyatro gibi oyuncu hazırlayabilen bir okula dönüşmüş bulunmaktadır. Diziler, tiyatro ile sinema arasında bir geçiş alanı haline gelmiş durumdadır. Sinema, kusursuz bir dünyadır, her şeyin tam olduğu, öyle olması gereken bir mecradır.

-

Sinema görsel dünyanın merkezidir. Bu alandaki bir tek sahici başarı dizi alanındaki birçok başarı sahibi olmanın üstündedir. Sinemanın kendisi itibardır, dizi itibar yolunun yolcusudur…

Türk dizileri başarılı mı? Evet. Neye göre? Kendi geçmişine göre. Hiç kuşkusuz bu soru bir mukayese yapılmasını gerektiriyor. Sorunun sıhhatli cevaplanabilmesi için referans alınacak bir merkezin belirlenmesine ihtiyaç duyuluyor. Bu noktada referansın neresi, neyine göre olacağı bir ehemmiyet kazanıyor. Türk dizileri başarılı, evet ancak dediğimiz gibi bunun hangi alanda, nasıl olduğunun izahı gerekmektedir. Türkiye’deki dizi sektörü bilhassa son beş senede oldukça dikkat çekici yapımlar ortaya koymuştur. Buna örnek olarak son dönemde geniş kitlelerce takip edilen ünlü dizileri gösterebiliriz. ‘’Bizimkiler’’ dizisinden bugün gelinen nokta arasında çok büyük farklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların başında sektörün mali imkânlarıyla da irtibatlı olarak teknik gelişmişlik gelmektedir. Türkiye bilhassa bu noktada dünya standartlarına çok yakın bir konumdadır. Dizi ve sinemada öncü merkez olan Amerikan film endüstrisinden hiç de geri kalır bir yanı bulunmamaktadır. Fakat bununla birlikte, Türkiye’deki televizyon sektörünün bir handikabı olarak yayın saatleri uzun tutulmakta, bundan dolayı diziler de gereğinden fazla uzamakta ve hikâyeler de gereksiz yere yavaşlatılmaktadır. Türk dizilerinde dönem eserleri de başarılı bir şekilde canlandırılmaktadır. Eskiye ait olan resimler Karadayı, Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerde son derece başarılı uygulanmaktadır. Dizilerde kıyafetler, çevre, peyzaj, makyaj gibi kalemler titizlikle dönem resimlerine uyarlanmaktadır. Birkaç yıldır başka toplumların da seyri dikkate alındığından, çeviriden kaynaklı sorunlara sebebiyet vermemek için senaryolar titizlikle yazılmaktadır. Fakat bunların yanında dizilerde genel olarak bir tat eksikliği, bir tamamlanamamışlık dikkatleri çekmektedir. Nedeni ise sinema camiasının milletine değerleri itibariyle mesafeli olması ve bundan dolayı milletle doğru dürüst bir irtibat kuramamalarıdır.

Halk dilini bilmek, geçmiş hikâyelerle temas etmek milletle sahici bağ kurmaktan geçer. Sahici bağ ise milletin değerleriyle barışık, hatta taşıyıcısı olma rolünü benimsemekten geçer.

Yabancı memleketlerde Türk dizileri

T

ürkiye kabul edelim ya da etmeyelim, hemen bütün çevre devletlerin halkları üzerinde güçlü bir etkinliğe sahiptir. Burada siyasal bir etkiden bahsediyoruz ki kültürel etkinlik de siyasal etkinin üzerinden bir alan temin etmektedir. Çevre devletlerin yakın plan durumlarına baktığımızda neredeyse hepsinin benzer bir yapıya sahip olduğu görülür. Mesela neredeyse hepsi kendilerini doğu ile batı arasında köprü olarak görürler. Bu dünyaya bir vakitler bizim de baktığımız bir yaklaşımı karşılamaktadır.

işitilebiliyor, vb… Bu dikkate değer bir sosyolojik bir olgudur. Siyasi olarak bambaşka kamplarda olan memleketlerde dahi bu durumun önü alınamamaktadır. Kimi engelleme gayretlerine rağmen dizilere olan merak giderek artmaktadır. Peki, bunları nasıl anlamalı? Türk dizileriyle kurulan irtibatı nasıl yorumlamalı? Bizce bunun çok boyutlu izahı mümkündür. Kısaca şunları söyleyebiliriz: -

Türk dizileri kendi içinde bir enerji saklıyor. Türkiye’nin gündemiyle senkronize bir gerilimi, diziler de barındırıyor. Bu da dizileri cazibeli kılıyor. Çünkü hemen çoğu ülke gündemi Türkiye ile mukayese edilemeyecek kadar yavaş, belki sıkıcı yahut dingindir. Bu durum dizileri ilgi çekici kılmaktadır.

-

Dizilerin ilgiyle takip ettikleri ülkelerin çoğunluğunun ortak özelliği Osmanlı hinterlandı olmalarıdır. Ukrayna’dan, Cezayir’e; Hırvatistan’dan, Birleşik Arap Emirlikleri’ne kadar geniş bir yelpazeden söz ediyoruz. Bu listede sayılabilecek birçok ülkenin ortak özelliği, hepsinin bir dönem direk ya da dolaylı olarak Türk hâkimiyetinde kalmalarıdır. Böylesi ortak bir geçmiş ise bir tanıdıklık hissi demektir. Türkiye’den yükselen bir sese kulak verilmesi, üçüncü bir başka ülkenin sesini tanımaktan daha kolay olmaktadır.

-

Bütün dünya Amerikan eserleriyle bir ortak duygu alanı yakalamışken, yine de bir yabancılık duygusu da hep kenarda bir yerde duruyordu. Yakın zamanlara kadarki Amerikan yapımlarının alternatifsiz olmalarından kaynaklı zorunluluk, onların hikâyelerinde kendine bir karşılık bulmayı da zorunlu kılıyordu. İşte bu noktada var olan boşluğu Türk dizileri doldurdu. Bunu daha içerden hikâyeler, daha tanıdık karakterlerle gerçekleştirdi.

-

Kurtlar Vadisi Pusu, Muhteşem Yüzyıl gibi diziler o memleketlerin kendi geçmişlerinde de bir karşılık bulduğundan son derece ilgiyle karşılandı.

Bu ve buna benzer yaklaşımlar, kültürel faaliyetlerde de yakınlık yakalamaya yardımcı olmaktadır. Tabii burada şunu hususi olarak belirtmek gerekir ki bu güçlü irtibatta neden tarihi geçmişimizdir. Sinema, görselliğin dünyası her ne kadar Batı’da icat edilmişse de neticede bir formdur ve form normun muhtevasına göre biçim alır. Normla sahici ilişki kurmak ise kültürel kodlarla, anlam haritalarıyla ilişkide olmayı gerektirir. Kültürel kodlar ve anlam haritalarıyla doğru ve sahici bir ilişki bize neyin nasıl yapılması gerektiğini gösterecektir, tıpkı şiirimizdeki gibi…

Çevre ülkelerde Türk dizisi furyası

Ç

oklarından duymuşuzdur yahut televizyonlardan görmüşüzdür: bilhassa Arap ve Balkan topraklarında bir Türk dizisi furyasıdır gidiyor. Bu, bizim de seyahatlerimizde sıklıkla tanıklık ettiğimiz bir durumdur. O coğrafyalarda Türk dizileri gündemin hâkimi durumundadırlar. Sokaklar dizilerdeki tanıdık isimlerin afişleriyle kaplı olabiliyor yahut Türkiye’den geldiğinizi öğrenenler dizilerden hareketle size merakla bakabiliyor, korsan DVD dünyasında diziler kapışılıyor, araçlardan yüksek seste dizi müzikleri


Mart

TARİH 19

2014

Biz Kırım’dan çıkanda… Kırım, Karadeniz’in kuzeyindeki bir yarımadadır. Karadeniz’e hâkim bir konumdadır. Toprakları bol yağmurlu, bereketlidir. Geniş düzlüklere ve görkemli dağlara sahiptir.

ya da Altın Orda devleti kurulmuştu. Altın Ordu devleti bugünkü Rusya’yı da önemli ölçüde içine alan bir genişlikteydi. Altın Ordu, önceki dönemlerdeki gibi pagan bir inanışın parçasıydı. Ancak Anadolu’nun Türkler tarafından vatan kılınmasından sonra bu devlet de Müslümanlaşmış, İslam’a geçmiştir. Bu noktada şöyle bir durum ortaya çıkmıştır: Araplar İslam beldelerini yıkan güç olarak Tatarlara kafir zümre demişlerdi ancak kuzeyde kalan Altın Ordu Tatarları sonraları İslam’a geçmişlerdi. Böylece kuzeydeki Tatarlar Müslüman, diğer unsurları yine bilindiği üzere kafir unsur olarak kalmışlardı.

T

ürkünün ilk mısrası “Biz Kırım’dan çıkanda…”, bir halkın trajedisini anlatmaya bu sözlerle başlıyordu. Biz Kırım’dan çıkanda, Kar yağmadı, kan aktı, Anam babam kız kardeşlerim, Gözleri dolu yaş kaldı. Gökte uçan uçakların, Kanatlarını kim yazgan, Şu Kırım’da ölen genç yiğitlerin, Cenazelerini kim kılar. Kaçardım ben Akyar’dan, Karadeniz olmasa, Aşaredim öz özümnü, Annem babam olmasa.

cadelesiyle yoğrulmuş bir tabiata, ruha sahiptir. Kırım, Ukrayna ve Rus toprakları aşağı yukarı aynı tarihe sahiptir. Rus ve Ukraynalı kimliği henüz bir farklılık kazanmadığı zamanlarda buralarda Tatar hâkimiyeti bulunmaktaydı. Tatarlar Orta Asya kökenli bir halktır. Savaşçı karakterleri vardır. Pagan dönemlerinden yıkıcı ve yağmacı bir güçtüler. Tatarlar Bağdat’ı yıkmışlardı. Araplar Tatar derken bu kelimeyi ‘kâfir’ anlamında kullanırlar. Çünkü İslam başkentini yıkıp, diğer şehirlerini de yağmalamışlardı.

ırım, Karadeniz’in kuzeyindeki bir yarımadadır. Karadeniz’e hâkim bir konumdadır. Toprakları bol yağmurlu, bereketlidir. Geniş düzlüklere ve görkemli dağlara sahiptir.

K

Tatar istilası Viyana kapılarına kadar dayanmıştır. O vakitler büyük imparatorluğun başında bulunan Cengiz Han öldüğü için, geleneklere göre evlatlarının Karakurum’a, başkente dönmeleri gerekiyordu. Çünkü yeni Han’ın seçilmesi onları tasarrufundaydı. Bu sebeple Viyana alınmadan geri dönülmüştü.

Kırım’ın toprağı çetin çatışmalara tanıklık etmiştir. Çok katmanlı bir tarihi vardır. Kırım’ın toprağı gibi, insanı da sert tabiatlıdır. Kırım tarih boyunca hep çatışma alanı ola geldiği için, insanı da ölüm kalım mü-

Baştaki Hanın ölümünden sonra evlatları büyük imparatorluğu 4’e bölmüşler, aralarında paylaşmışlardı. Bu paylaşımda imparatorluğun kuzeyinde, yani bugünkü Kırım’da, Karadeniz’in kuzeyinde Altın Ordu

Kırım‘ın kısa tarihi

Timur, Osmanlılarla savaşmadan önce Altın Ordu devletine saldırmış ve önemli ölçüde zarar vererek dağılmasına sebep olmuştur. Savaştan sonra merkezi otoritesini kaybeden Altın Ordu, kısa zamanda 4’e bölünmüş, dağılmıştır. Bu dağılımda Kırım Hanlığı, Kazan Hanlığı gibi 4 farklı devlet ortaya çıkmıştır. Kırım Hanlığı, bugünkü Kırım’ın Bahçesaray şehrini başkent edinip, bağımsızlığını ilan etmiştir.

Kırım ve Osmanlı Devleti

K

ırım, Osmanlılar tarafından hiçbir zaman tam olarak fethedilmemiştir. Osmanlı’ya bağlı, vergisini ve askerini vermekle yükümlü ancak kendi iç yönetiminde de bağımsız olan bir yapıdaydı. Kırım Osmanlıların asker deposu olmak gibi bir etkinliğe sahipti. Savaşçı tabiatlı olmaları ve Osmanlı merkezi karakterine yakın olmaları hem böyle bir yakınlık doğuruyor, hem de onları bir takım imtiyazlara sahip kılıyordu. Kırım Hanlığı ile Kırım’daki Osmanlı kuvvetleri birbirine çok yakın durumdaydılar. Osmanlı kuvvetleri Kırım’ı hem koruyor, hem de denetim altında tutuyorlardı. Kırım, ku-

zeyden gelebilecek tehditlere karşı tampon bölgesiydi. İstanbul’un kuzey savunması buradan başlatılıyordu. Karadeniz’in bir Türk denizi kalmasının teminatı bu toprakların muhafazasından geçiyordu.

de, sabaha karşı kapıları çalındı. Bütün Kırımlılardan 15 dakika içinde evlerini terk etmeleri istendi. Kendilerine ne bir bilgi veriliyordu, ne de soru sormalarına müsaade ediliyordu.

Osmanlılardan sonra Kırım

Kırımlılar şehir meydanlarına toplanıp, 70 ila 100’er kişilik gruplar halinde yük trenlerine bindirildiler. Yanlarına belki birer torba yiyecek ve belki bir iki battaniye alabilmişlerdi.

O

smanlı Devleti zayıflayıp, merkezi otoritesini kaybetmeye başlayınca, tarih boyunca hep ciddi bir tehdit ola gelmiş Rus tehlikesi Kırım’ın işgaliyle kendini göstermişti. Rus tehdidinin savuşturulamayacak bir ciddiyet kazanmasından sonra, Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım elden çıkmıştı. Asırlar boyunca İstanbul’a ‘’arkadaş’’ olan topraklar kaybedilmişti.

Trenlerin nereye gittiğini, niçin gittiğini bilen yoktu. Gerçeği yaklaşık 20 gün sonra öğreneceklerdi. 20 gün kadar yol gittiler. Yük trenlerine bindirildikleri için, ne tuvalet, ne de yatacak imkânı vardı. Yaklaşık 500.000 kişinin zorunlu olarak tabi tutulduğu sürgün, 3/1’lik kısmın ölümüne neden olmuştu.

Ruslar Kırım’a gelince ciddi bir nüfus politikası takip ederek buradaki Müslümanları yerlerinden etmeye başlamıştı. Bunu kimini sürerek, kimini de öldürerek yapmışlardı. Ruslar gelmesi, Osmanlı himayesindeki Kırım Hanlığına da son vermişti.

Gidilen yer ise ya Sibirya soğukları idi ya da Özbek çölleri… 20 günlük yolun ardından buralarda ikamet edeceklerini öğrenmişlerdi. Soğukla, hastalıkla, geçim derdiyle baş etmek, haysiyetlerini korumak zorundaydılar…

Büyük Kırım Sürgünü

Bugün Kırım’da olanlar

K

ırım Ruslarca hep stratejik bulunmuş, üzerinde ehemmiyetle durulmuştur. Çünkü Karadeniz üzerinden sıcak denizlere en kısa yol olarak Kırım üzerinden inebilmektedir. Bu noktada bizim boğazların da büyük bir önemi bulunmaktadır. İkinci dünya savaşında Kırım’da da yaşanan Alman işgali Kırımlıları bir şaşkınlığa düşürmüş, ikilemde bırakmıştır. Almanlar kendilerinden yana tavır almalarını istemişlerdi. Ruslar ise diğer tarafta buna şiddetle itiraz ediyorlardı. 1944 Kırımlılar için tarihin en acı yılıdır. Ruslar Almanlarla işbirliği yaptıkları iddiasıyla Kırımlıları cezalandırmışlar, bütün halkını unutulamayacak bir işkenceye, sürgüne, ölüme mahkûm etmişlerdi. 18 Mayıs 1944 gününün gecesin-

B

ugün Kırım’da bir kez daha Rus işgali yaşanıyor. Rusların Kırım’da hak iddia etmesi, tekrar geriye dönme gerekçesi yukarıda anlatılanlarla irtibatlıdır. Kırımlılar 60’lı yıllardan itibaren Kırım’a dönmeye başlamışlardı. Bilhassa 90’lı yıllarda geriye dönüş hızlanmıştı. Tabii büyük ölçüde ölümler yaşandıktan sonra… Kırım’da bugün yaklaşık 300.000 Tatar yaşamaktadır. Kırımın nüfusu 2 milyondur ve bunun 1 milyondan fazlası Rus, 600.000 kadar Ukraynalı ve gerisi de Tatar’dır. Ruslar Kırım’ı kendi milli çıkarları için hayati önemi haiz kabul edip, hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir. Bugün yaşanan işgali bu vizyonla, gerekçesini de yukarıda anlatılanlarla anlamak gerekmektedir.


20 NÜKTELER VE KARİKATÜRLER

Mart 2014

NÜKTELER & KARIKATÜRLER Ne desem? Adamın biri bir rüya görmüş. Tabirciye gidip: - Bir rüya gördüm, tabir et, demiş. Tabirci: - Söyle bakalım ne gördün, demiş. - Efendim, Allah hayırlar vere, bu gece rüyamda kale kapısından dışarı çıkmışım. Bir de baktım ki ucu bucağı yok bir yeşillik; çayır mı desem, çimen mi desem, bağ mı desem, bahçe mi desem! Onu geçtim; gördüm ki bir su; göl mü desem, çay mı desem, ırmak mı desem, deniz mi desem! Onu da geçtim; gördüm ki bir ağaç; çınar ağacı mı desem, selvi mi desem, kavak mı desem, ceviz mi yoksa kestane mi desem! İşte gördüğüm rüya budur, deyince tabirci cevap vermiş: - Allah senin belanı verecek, ama bugün mü desem, yarın mı desem, öbür gün mü desem…

Dost çeşitleri: Şair Baki’ye ahbapları kaç çeşit dost olduğunu sorarlar. Baki: -Üç çeşit dost vardır, der ve açıklar: Bir dost vardır, gıda gibidir. Sen onu her gün ararsın. Bir dost vardır, ilaç gibidir. Gerektiğinde ararsın Bir dost daha vardır, hastalık gibidir. O seni arar.

Vay bana ördek dedin! Ördek lakaplı maskara bir adam varmış. Bir gün mahalle kahvehanesinde otururken tanımadığı bir adam: -Allah daha iyi bilir ya, bugün yağmur yağacak gibi görünüyor demiş. Ördek kalkıp hemen adama bir tokat atmış. Kahvede bulunanlar ördeğe: -Ne yaptı sana bir şey mi dedi, diye sormuşlar. -Ördek dedi demiş. Adam: -Ben öyle bir şey söylemedim; bugün yağmur yağacak gibi görünüyor dedim, deyince Ördek: -İyi ya; işte yağmur yağar sel olur; seller akar göl olur; gölde ördek olur, demiş.

Babası Dava Açmaz Müfettiş, öğretmeni bir öğrenciyi döverken yakalamıştı. Derhal uyardı. - Ne yapıyorsunuz hocam, biliyorsunuz ki dövmek yasak! Babası size dava açsa başınıza bela alır, uğraşıp durusunuz? - Babasının dava açmayacağına garanti veririm! Müfettiş şaşırdı. Öğretmen açıklamaya devam etti: - Babası benim!

Zayıflama Metodu - Karım zayıflamaya karar verdi. - Peki, bunun için ne yapıyor? - On gündür, her sabah üç saat ata biniyor. - Şu anda durum nasıl? Adam, hüzünle başını eğdi: - At, beş kilo zayıfladı.

Kalabalık Temel, pastaneye gitmiş. Gişedeki memura; - “Havale yapacaktım” demiş. Telefonla konuşan Memur Temel’in yüzüne bile bakmadan; - “ Sıraya geç, sıraya” demiş ve telefonla konuşmaya devam etmiş. Temel de önüne arkasanı bakmış. Kendisinden başka kimseyi göremeyince sinirlenmiş memura tekrar; - “Havale yapacaktım” demiş. Memur da yüksek sesle, - “Kardeşim görmüyor musun? Sıra var” demiş. Temel arkasına önüne bir kez daha bakmış kimseyi göremeyince çok sinirlenmiş ve telefonla konuşmaya devam eden memura, okkalı bir tokat vurur tokatı yiyen memur ayağa fırlamış ve; - “Manyak mısın be adam ne vuruyorsun?” demiş. Temel de; - “Asıl sen manyak mısın? Bu kalabalıkta benim vurduğumu nerden çıkardın?” demiş.


Mart

ÇENGEL BULMACA 21

2014

ÇENGEL BULMACA Tüfeğin namlusuna takılan bir bıçak

Utanma, ar

Osmanlı‘da üstün askerlere verilen ünvan

Şovenizm yanlısı kimse

Bir nota Resim B‘deki Âlim

Tekerleklerin dönmesine rağmen taşıtın ilerleyememesi

Ayıplamak, takbih etmek

Anapara

Yemek tatlandırıcı

Takım

Soyisim Tanrı tanımaz Uzun saplı yayvan kap Mağara

Başladığı yerde biten gezi

Araçlarda yük taşımaya yarayan düzen

Arapçada hayır

A

Tellür elementinin simgesi

Çok iri, güçlü masal yaratığı

Biçilmiş tarlada kalan tahıl kökleri

Gürültülü, karışık durum

Sevgili

Felsefe‘de ikicilik Gizli yer, köşe bucak Aşırı gelişmiş

Çaylak

İngilizce iyonosfer

Elem‘in ünsüzleri

Belge onayı için gerekli, şahsa ait işaret

Resim A‘daki ünlü repçi

Kanal al rengini veren, yuvarlak, küçük hücre

Durgun su örtüsü

Hangi şey Gösteri yapılan alan

İtalyanca‘da o zaman, öyleyse

Dine göre yapılmasında sakınca olmayan

B

Ehemmiyet

Gereksiz, anlamsız, boş söz

Yırtıcı, etçil memeli hayvan

Resim (C)‘deki ünlü osmanlı mimarı

Arapçada evet Eski dilde kocalar, eşler

Beyaz

İnsan vücudunun dış yüzü, cilt

Yenilgiyi kabul ettiğini belirten bir söz

Vole‘nin ünsüzleri

Anne En kısa zaman dilimi, An

Sır

Kısaca alışveriş merkezi

Manzume, nazım, koşuk

Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk

Topal, aksak Ruhani, tinsel, maddi karşıtı

Bildik, tanıdık

Bir nota

Kısaca elektrik, elektronik mühendisliği

Sahiplik, mülkiyet

Türkiye‘de bir deniz

Yemekten emir

Bir nota

Kar aracı

Çocuk nimetine karşılık kesilen şükür kurbanı

Kalın biçilmiş uzun tahta Yabancı

C

Selenyum elementinin simgesi Çaresiz, çıkar yol olmayan

Bir bağlaç

Yumru, bağa, tümör

Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka Kürtçe‘de ben Öç alma isteği, garaz

Kolun tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü Konutlar topluluğu, iş merkezi

İlgi

Boru sesi

Ne soğuk, ne sıcak

Fecir


Mart

22 KİTAP TANITIMI

2014

KİTAP TANITIMLARI Ailede Ahlâk Eğitimi (Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın - Timaş Yayınları)

D

Böyle olunca, roman, aslî mahiyeti bakımından bir oldurma, oluştırma, biçimleme, yakıştırma, tasarlama işi halinde meydana çıkıyor ve insandaki eşya ve hadiseleri murakabe ve öteleri kovalayıcı hayal gücüne dayanıyor.

Kitapta oldukça yalın bir dil kullanılmıştır. Okuyucuların rahatça okuyabileceği ve anlayabileceği bu kitapta oldukça değerli bilgi ve öneriler mevcuttur.

Roman, toprağa bağlı keyfiyetiyle ihtimaller âlemi boyunca ya tasavvurî bir icat, yahut muhaller dünyasında maveraî bir hayal: veya olmuş ve olabilirlerin nakline mahsus, fakat hepsinde harekiyet ve seyyaliyet ve teessüriyet değerlerini şart koşucu bir vasıtadır. Romanın roman olması için bu üç kıymetin mutlaka posa vak’a tasavvurlarından arındırılması ve maddeyi geride bırakıcı bir ruh seviyesine yükseltilmesi gerekir.’

in Eğitimi Anabilim dalında öğretim üyesi olan Mehmet

Zeki Aydın Ailede Ahlak Eğitimi Kitabında, bir ailenin ahlak eğitiminde dikkat etmesi gereken ilkeleri izah etmektedir.

Kitabın giriş bölümünde Ahlakın tanımını yaptıktan sonra Ahlak ile ilgili teorilere kısaca değinen yazar, ahlak eğitiminin amacı ve önemini belirtir. Kitabında, renkli tekrar edilen davranışların insanın karakteri haline geleceğini, insanın eylemlerini devamlı olarak doğruluk şartlarına uydurmasının bu doğru ve düzenli hareketleri, güzel ahlaki alışkanlıklar, yüksek karakterler halinde elde etmesinin ahlak eğitimi olduğunu söyler.

ği yapması ve Londra Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün yöneticiliğini üstlenmesi bu görevlerden birkaçı olarak sayılabilir. Dünya, Batı ve İslâm, BBC’nin daveti üzerine 1950’de gerçekleştirilen ve Toynbee’nin Reith Dersleri adı altında verdiği konferansların metin haline getirilmesiyle okuyucuyla buluşmuş. Yazar, bundakı amacın en tanınmış eseri olan 12 ciltlik ‘A Study of History (Tarih Üzerine Bir İnceleme)’nin 8. cildinde büyük yer tutan konuya çok kısa ve basit bir giriş yapmaktan ibaret olduğunu söylüyor. Kitap, Dünya ve Batı’nın birbirleriyle karşılaştırılmasını ele alıyor. Rusya ve Batı,İslâm ve Batı, Hindistan ve Batı, Uzak Doğu ve Batı başlıklardan bazıları... Toynbee birçok araştırmasında Batılı yurttaşlarının maskesinden arınmayı başarıp olayları olduğu gibi değerlendirebilen tarihçiler arasındadır. Dünya, Batı ve İslâm’da da bunu destekleyici paragraflara rastlamak mümkün;

Çocukta disiplin sağlama, doğru iletişim ve örneklik oluşturma, çocuğun arkadaşlık ilişkileri, çocuğa nasıl takip ve denetim sağlanacağı, çocuğa gösterilen tutumların doğruluğu ve yanlışlığı, çocukta vicdan oluşturmada dikkat edilmesi gereken hususlar gibi birçok konuda aileye rehber kaynak niteliği taşıyan bu kitabı aile akademisi olarak okuyucularımıza tavsiye ediyoruz.

“Batı hiçbir zaman Dünya’nın tamamı olmamıştır. Batı, -şimdilerde çoktan kaybetmiş olduğu- büyük gücünün zirvesinde olduğu zamanlar bile modern tarihin oluşumundaki tek aktör olmamıştı. Dünya-Batı karşılaştırımında en önemli tecrübelere sahip olan taraf Batı değil, hep Dünya olmuştur. Batı Dünya tarafından taarruza uğramış değil, bilakis Dünya, Batı tarafından taarruza –hem de şiddetli bir taarruza- uğratılmıştır.”

Kafa Kağıdı (Necip Fazıl Kısakürek Büyük Doğu Yayınları)

Kafa Kağıdı’nın önsöz mahiyetindedi sayfalarından roman telakkisini ifade edecek bu satırları kullanıyor Necip Fazıl. Halkın ‘nüfus kağıdı’ yahut ‘hüviyet cüzdanı’ olarak isimlendirdiği o kağıdı Necip Fazıl ‘Kafa Kağıdı’ olarak isimlendirmeyi seviyor. Kafa Kağıdı diye isimlendiriyor; zira ‘otobiyografi’ şeklinde yazılan satırları âdi bir nüfus cüzdanından öte, roman telakkisinde bahis açtığı o manevi boyuta taşıyan bir yanı ile ele alıyor. Acizâne bana göre eserin en önemli yanı, kaleme alındığı zaman dilimi ile kaleme alınan zaman dilimindeki hayat algısının farklı oluşu. Yani ki, Necip Fazıl bu eseri yetmişsekiz yaşında yazmaya başladığını söylüyor. Ve olayların biraz da tarihi gelişimine baktığımızda biraz daha çocukluk ve gençlik yıllarına ağırlık verildiği görülmektedir. Belki ileriki yıllarını da yazmayı planlamıştır ama biz ancak elimizdeki ile yorum yapabiliyoruz. Şurası da bir vakıa ki Necip Fazıl, eseri vefatından bir ay önce bizzat mühürleyip oğluna teslim etmiştir. Benim asıl çıkarmak istediğim sonuç şudur: Necip Fazıl özellikle içinde yaşadığı o çevreyi anlatmıştır. Yani belki de arkasından çokça konuşulan o ‘bohem’ hayatı kendi bakış açısından anlatarak insanlara net bir fikir sunmuştur. Hâlim, Evvel Zaman, Çevrem, İlk Yıllar, Çocukluğum, Sirkeli Bezler, OkuYaz, Mektep, Seferberliğe Doğru, Filân-Falan, Seferberlik, Bahriye Mektebi, Cumhuriyet ve Bâbıâli olmak üzere on dört bölümde anlatıyor Kafa Kağıdı’nı Necip Fazıl. Bir çok meşhur şahsın hayatındaki yerlerinden de ara ara bahsidelen eserde Abdulhamit Han’dan Goethe’ye, Nazım Hikmet’e, Ahmet Haşim’den Baudelaire’e, Peyami Safa’dan Reşat Nuri’ye kadar bir çok kişi ile yaşanmış olan fikri yahut fiziki münasebetleri de okuyabilirsiniz.

Dünya, Batı ve İslâm (Arnold Toynbee - Pınar Yayınları, Çeviren: Abdullah Zerrar)

Modern Dünyada Müslümanlar

A

(Abdurrahman Arslan İletişim Yayınları)

rnold Toynbee (1889-1970) siyasî pencereden bakıldığında dünya üzerinde önemli gelişmelerin yaşandığı yoğun bir dönemde yaşamış özgün tarihçilerdendir. Hayatı boyunca stratejik olarak oldukça kritik görevlerde bulunması onu diğer araştırmacı-tarihçilerden farklı kılar. 1919 Paris Barış Konferansı’nda İngiltere heyetinde yer alması, 1921-22 yıllarında Türk Kurtuluş Savaşı’nda savaş muhabirli-

acaba? Yaşadıklarımızdan, yaşıyor olduklarımızdan ve dahi kendimizden şüphe ederek hayatımıza ve kendimize şöyle durup bir bakmak için okunması tavsiye edilen ‘tatlı ama acı’ bir kitap. Önerilerden çok tespitlere yer verilmesi herkesin kendi inancını, yaşantısını sorgulayacağı noktanın farklı, çözümün de kişisel olmasından sebep olsa gerek. Üslub ise, Rasim Özdenören okuyanlar için yabancı değil; nazik, mütevazi ama vurucu…

vâkıaların zinciri içinde demeti, dizgisi, sergisi roman…

A ‘Roman, icatçı bir hayat Olurların, olabilirlerin, rın, olması özlenenlerin, muş olanların, mutlaka

taklididir. olamazlahatta ol(dinamik)

bdurrahman Arslan, sosyologların müslüman olanlarından bir za’t. Birçokları gibi yeterince tanınmıyor, tanınmayınca okunmuyor. Muhammed İkbal, İbn Haldun, Bediüzzaman, Muhyiddin Arabi’den gelen bir mirasın son temsilcilerinden. Fikir arkadaşlarından birisi Ali Bulaç. Bindokuzyüzdoksanüç yılında, dergi-kitap formatında

Bilgi ve Hikmet’i çıkarmaya başlıyor. ‘Modern Dünyada Müslümanlar’ doksanlı yıllarda Bilgi ve Hikmet, Birikim, Gelecek, Köprü, İlim ve Sanat, Umran gibi dergilerde yayınlanmış makalelerin toparlanması ile oluşturulmuş, sıkıntılı bir zamanın ertesinde yayınlanmış bir kitap.... Modernizm ne ile yaşar? Akılla... Akıl, şüphe yok ki Batılı insana kadim Grek’ten kalmış bir mirastı. Ve yine şüphe yok ki; modernizmin tohumu atan da onu sulayıp geliştiren de yine bu ‘akıl’ olgusu idi. Aydınlanma, Tanzimat, Cumhuriyet... akıl furyası dalgalanıp devam ededuruyor. Karanlığı doğuran ne hazindir ki ‘Aydınlanma’ oluyor.

Kitaptan alıntılarla birlikte yazılmış olan birkaç satır, hayatımızı dine göre değil de dini hayat tarzımıza göre yaşadığımız şu günlerde: “Zaman böyle gerektiriyor, onun için böyle yapıyoruz, diyerek vebali zamana yüklemekle farkında olmadan iki kat günaha girenler” ; yani bizler, nasıl Müslümanlarız ki dine hayatımızın her şeyi diye bakamıyoruz? Yoksa modern ve çağdaş Batı’nın, daha doğru bir söylemle batı tarzı düşünce yapısının, hayatı (yaşamı) ve dini, birbirinden kat-i surette ayrılmayacak olan bu iki kavramı, birbirinden farklıymış gibi algıladığı kafa yapısına mı sahibiz? “Allah rızası için sadece dinin emirlerine uyarak yaşamakla yetinmek istemeyen bir anlayışın mevcut olduğu ve kafirlere özgü düşünme biçiminin gitgide mü’minlerin arasında yaygınlaştığı” tespitine katılmamak pek mümkün değil gibi gözüküyor.

Günümüz İslâmcılık düşüncesine de sair eleştiriler sunar. Misalleri çokçadır: İslâmcı partiler, modern müfredatlı İmam- Hatip okulları ve çeşitli kolejler, manasından arındırılarak mankenlere podyum kıyafeti olan ‘tekbir’ markalı giysiler, plajlarda boy gösteren yanmaz-yapışmaz ve dahi su geçirmez şer’i mayolar, radyolarda hidayetten uzaklaşanlar için istek yapılan yeşile boyanan pop şarkıları, Kur’an’ı Kerim ve İstiklal Marşı ile açılan televizyonar, vs, vs, vs... konuya dair kitaptan alıntı: “... moda tesettüre bürünerek podyumlarda arz-ı endam ederken; yaşlı yeryüzünün bütün bir ömrü boyundca Yesrib varoşlarında ancak bir kez şahit olacağı o görkemli karşılamanın nağmeleri, ‘tala’el Bedru’, mankenler için fon müziği olmaktan kurtulamayacaktır... israf için üretim krizine yakalanmış ekonomide, Allah’ın büyüklüğüne vurgu yapan ‘tekbir’ kelimesi içerik anlamını terk ederek patentlenecek ve ticari mülkiyetin ‘metaı’ haline gelecektir. Öte yandan İslâm, Müslümanlar’a bir eğlenme ve dinlenme kültürü ‘sunmadığı’ halde; metropolden başlayarak deniz kıyılarına uzanan modern hayat biçimlerinin özellikle denize dönük kültürü ve bu hayatın mevcut kurgusu gözardı edilerek, HakikiŞeriatMayo yapılıp denize sokulmaya başlanır.” Durum budur ve acıdır!

Müslümanca Yaşamak (Rasim Özdenören İz Yayıncılık) ‘Müslümanca Yaşamak’, Rasim Özdenören kitabı. Yaşamayı nefes alıp vermekten ibaret gören ama aslında sadece yaşadığını zanneden bizler için… Yaşamak; var olmak değil varlığını sürdürebilmekse eğer, varlığımızı istenildiği gibi mi yoksa istediğimiz gibi mi sürdürüyoruz

Zaman’a atfettiğimiz problemler değişiyor ki bugüne kadar çok değişti ve hâlen değişiyor. Her zamanın problemi kendi zamanına göre değişiyor. Bu kadar değişime karşın kulluk sınavımız hiç değişmiyor. Mü’min olmak, mü’min kalmak ve mü’min gibi yaşamak asli görevimizken, “Müslümanlar, kendi doğrularına göre yaşamayı hedeflerinin en önüne koymadıkça başkalarının estirdiği rüzgarda, başkalarının akıttığı sularda, onların istediği yönde sürüklenip duracaklardır” görüşüne hak vermemek içten bile değil… Peki ama nasıl yaşayacağız? Kitapta, bu soruya dair verilmiş tek ve açık cevap bir İmam-ı Gazali yorumu: “Ömrün bitmiş, fakat sen yalvarmış yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş; işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan, her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et, öyle yaşa.” Kitaba dair son kelam; Rasim Özdenören’nin güzel kalemi ve derviş ruhuna ait: “Dünyanın omurgasına işleyen bir kelam olmalı!”


Mart

ÇOCUK DÜNYASI

2014

23

BİLMECELER 1-

Suda yaşar, karada ölür. Nedir?

2-

Gökte gördüm bir köprü; rengi var yedi türlü?

3-

Akşam baktım çok idi, sabah baktım yok idi?

4-

Ben giderim o gider, güneşte beni izler?

5-

Ben giderim o gider, içimde tık tıke der?

6-

Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur?

7-

Gece dolu gündüz boş, içinde yatması hoş?

8-

Küçük bakkal, dünyayı yutar?

9-

Yarım kaşık, duvara yapışık?

10- Zilim var, kapım yok? 1- Balık, 2- Gökkuşağı, 3- Yıldızlar, 4- Gölge, 5- Kalp, 6- Yumurta, 7- Yatak, 8- Ağız, 9Kulak, 10- Telefon

Sizce bu çocuklar ne yapıyor?


Mart

24 TARİH

2014

BİLET SATIŞ NOKTALARI WEFA AUSTRIA Ignazgasse 12, 1120 Wien

ABONE FRISEUR Quellenstraße 84, 1100 Wien

İSTİKBAL MOBİLYA Trillergasse 4, 1210 Wien

PAMUKKALE MÜZİK MARKET Quellenstr. 153, 1100 Wien

HALKAM TATLI Laxenburgerstr. 65, 1100 Wien

AZİZİYE KİTABEVİ Märzstraße 65, 1150 Wien

ANADOLU BACKSHOP Simmeringerhauptstr. 43, 1110 Wien

WONDER Kreitnergasse 4-6, 1160 Wien

DIWAN BACKSHOP Reschgasse 5, 1120 Wien

Biletler 10 Euro‘dur ve salon girişinde de bilet satışımız olacaktır.

Yeni Hareket Gazetesi Mart 2014  

Avusturya'da Aylık Türkçe Gazete Türkische Unabhängige Zeitung in Österreich.

Advertisement