Issuu on Google+

Mevsimlik Kültür - Sanat ve Edebiyat Dergisi Yıl: 1 Sayı: 2 Fiyatı: 4 TL

Bedia Kocakoglu Prof.Dr. Saim SAKAOĞLU İbrahim SAĞIR Bahaddin KARAKOÇ İsa Kahraman Hayrettin İVGİN Abdurrahim KARAKOÇ

Zeynel Beksac

Yrd.Doç.Dr.Nuri ŞİMŞEKLER

Doğumunun 801. Yılında

Nasreddin Hoca Prof.Dr. Saim ı Sakaoğlu yazd

Fatma Ucarlar

Zeynel BEKSAÇ Zeki OĞUZ Hüsamettin OLGUN Rıfat ARAZ Erdal DEMİRKIRAN Yasin ALTUNBAY Bedia KOÇAKOĞLU Seyhan YAKUBİ Hakan SARI Reha BİLİR Melâhat ÜRKMEZ Ahmet KOÇAKOĞLU Fatma UÇARLAR

Esra Etci Isa Kahraman

Asuman Soydan ATASAYAR

Aslan BAYKARA Şükran GÜNAY Hasan KARAYEL Selcan NESİL Nurala GÖKTÜRK Ahmet BELTEKİN Esra ETÇİ Şerife KORKMAZ Seval OĞUZ Umut AYDIN Raziye Betül ERTUĞRUL Mustafa KADIOĞLU Mehmet GÜL Şerife YAKUT Raşit Ulaş ÇETİNKAYA Serap ALBAYRAK

Ibrahim Sagir

Saim Sakaoglu Hakan Sari Erdal Demirkiran

Hasan Karayel

Bedia Koçakoğlu’nu n kaleminden postmodern bir öykü

Hayrettin Ivgin

Ahmet Kocakoglu Tarık Buğra Nuri Simsekler

Yasin Altunbay lir yönetimindeki

Reha Bi nd e fotoğraf bölümü din ed r s Na Kendisini ul eden Hoca'nın torunu kab in Hoca zengin bir Nasredd ip olan kolleksiyonuna sah

Mehmet Gul Nurula Gokturk elikdan İsa Ç ca diyarın Selcan reddin HoNesil Nas tçısı sa Husamettin Olgun bir fotoğraf na ZUS Ö il m a K Rifat Araz Ilkan San ORHAN ŞAİK GÖKYAY Seval Oguz 2008 YILI ŞİİR ÖDÜLÜ Serap AlbayrakYAVUZ BÜLENT BAKİLER'E VERİLDİ Seyhan Yakubi PUŞKİN EDEBİYAT ÖDÜLÜ Sukran Gunay HAYRETTİN İVGİN'E VERİLİYOR SerifeDERGİSİ Korkmaz 100 YAŞINDA Umut Aydin Konya ÇALI

2


Kültür-Sanat ve Edebiyat Dergisi

Sayı: 2

Yaz 2009


“Nasreddin Hoca nasıl yeniden okunur? Nasreddin Hoca'nın belirli bir metni yok ki? Herkes aynı fıkrayı hem başka başka şekillerde anlatır hem de başka başka şekillerde yazıya geçirir. Bir kişi aynı fıkrayı bir daha aynen anlatamadığı gibi aynen de yazamaz. Öyleyse nereden çıktı bu Nasreddin Hoca'yı yeniden okumak?” Bu uzun soru yumağına cevap vermek hem kolaydır hem de zor… Biz cevapları verirken ne kolayına kaçacağız, ne de zorlanacağız. Okuyucumuzun anlamakta zorlanmayacağı bir üslup ile yola çıkacağız. Söze, bir Nasreddin Hoca fıkrasını hatırlatarak başlayalım. Hani sevimli Hocamız bindiği dalı keserken adamın biri uyarır ya… Fıkramız işte o fıkra. Devamında da Hoca Efendi koşup adamı bulacak, “Sen benim ağaçtan düşeceğimi bildin, öleceğim günü de bilirsin.” diye yakasına yapışacak ya, işte fıkramız bu karmaşık fıkradır. Hoca'yı sevenler bu fıkranın daha devamı olduğunu da hatırlayacaklardır. Peki, kim bu 'Nasreddin nam zat?' Bizde, Bütün Dünya dergisiyle tanınan Mankafa Poldi mi? Hayır! Veya benzerlerini yüzlerce yıl öncesinin yazmalarında gördüğümüz üç alıktan biri mi? (Sakaoğlu 1976). Hatta Mevlâna Celaleddîn-i Rûmî'nin Mesnevi'sinde hikâyeleri anlatılan dört arkadaş mı? (Mevlâna 1970: 91-92). Evet, kim bu Nasreddin Hoca? Hangisi? Elbette hiçbiri değildir, olamaz da. Öyle ya, siz sıkıştığınız zaman onun adalet dağıtmasını isteyeceksiniz, hatta hanımlarınız onun vaazlarını dinleyecek… Bütün bunlardan sonra o merak edip soracak 'Sen benim ağaçtan düşeceğimi bildin, öleceğim günü de bilirsin!” Adam isterse bir tarih bildirmesin… Zaten yakayı kurtarmak için bir tarih söyleyecektir. Şimdi, bu fıkrayı tasavvuf cenderesinde sıkıştırıp da zorlamayalım. Kim bilir eskiler bu fıkrayı nasıl yorumlamışlardır. Doğrusu; Burhaniye Tercümesi, Refik Gür, Abdullah Özbek, vb. bu fıkrayı nasıl yorumladılar? Biz, halk arasında, “Doğuran Kazan”, “Doğurduğuna İnanıyorsun da Öldüğüne mi İnanmıyorsun!” vb. adlarla anılan fıkranın nasıl farklı yorumlarla değerlendirildiğini biliyoruz. Nasreddin Hoca gibi aklı başında, herkesin sevgi ve saygısını kazanmış biri çıkacak, önce bir hazırlık motifi olmak üzere 'bindiği dalı' kesecek, sonra da ona bağlı olarak 'Benim öleceğimi de bileceksin' diye adamı sıkboğaz edecek! Ya paragrafın başında yazdıklarımız Nasreddin Hoca'nın özelliklerinden değildir, veya devamındakiler… Bu iki özellik aynı adamda / kişide / hocada bir arada bulunamaz. O zaman karşımıza, 'Gündüz külahlı / Gece silahlı'nın bir benzeri çıkıverecektir. Şimdi hep birlikte düşünelim. İnsanlar gerçek anlamda bindikleri dalı keserler mi? Cevabımız kesinlikle 'Hayır' olacaktır. Ama gazetelerde zaman zaman okuduğumuz haberlerde böyle insanlardan söz ediliyor. Ancak 3


17


29


43


25. SAYI

75. SAYI


Ağaç Seri Numarası:

0001

Sayın,

OKUR

Gittikçe ormansızlaşan ülkemizde orman alanlarının yeniden kazanılmasında, çevre ve çevre sağlığı bilincinin aşılanmasında ve erozyonla savaşımda IHLAMUR DERGİSİ tarafından başlatılan Ihlamur Dergisi Hatıra Ormanında dergimize abone olan her okurumuzun adına bir adet ıhlamur fidanı dikilmektedir. Abone olmak için abonelik ücretini (15 TL) yatırdıktan sonra adres bilgilerinizi bize iletmeniz yeterlidir. Saygılarımızla


GERİYE DÖNÜŞ YOK

Ahmet BELTEKİN

ahmetbeltekin@mynet.com

Yüreğimdeki yangını söndüremedi geçen yıllar, Yıllar geçtikçe çehresi değişen aynalar kaldı. Zaman daraldıkça sabahlar gelmedi, uzadı yollar, İçimde hiç yaşayamadığım nice dünyalar kaldı. Yüzyüze gelmek istemem, gerçekler çok acı, Yıllardan geriye yıkılan hayallerimle, rüyalar kaldı. Senelerdir içimin sesini dinleyen bir o yabancı, Bir de yarım kalmış, eksik yaşanmış sevdalar kaldı. Yalnızlıktan çatlayacak gibi olurum bir an, Bilirim ki uzaklardan sallanacak eller ve vedalar kaldı. Geriye dönüş yok, gerçeği hayale çevirir zaman, Ayrılığın rengi belli, dilimde yalnız dualar kaldı...

64


Esra ETÇİ Kültür-Sanat ve Edebiyat Dergisi

Sayı: 2

Yaz 2009



IHLAMUR DERGİSİ