Page 1

Dış Politikada Değişim, Dönüşüm… Uluç Gürkan Diyorlar ki, Türkiye içe dönük, dışa kapalı bir toplumdu. İçe kapanık Türkiye’de iç siyaset ile dış siyaseti ayrıştıran ve dış siyasette sorun yaşamamayı esas alan anlayış vardı. Sorundan uzak durma kaygısı Türkiye’yi dış siyasette idareyi maslahatçı bir ülke konumuna sürüklemişti. Türk dış politikası statik yani durağan bir vizyona sahipti. Tarih, kültür, medeniyet birikimimizi yok sayan, komşuları yok sayan, kardeş ve akraba toplulukları yok sayan bir politika egemendi. Kimse de Türkiye’yi ciddiye almazdı… Bugün Türkiye bir değişim, dönüşüm yaşıyor. Statik dış politikadan dinamik bir politikaya geçildi… Sözümüz dünyada dinlenir oldu… Doğru mu bu? Türkiye’nin dış politikası geçmişte kimsenin ciddiye almadığı statik bir “idareyi maslahatçılık” mıydı? Şimdi bu politikanın değişmesi ve dinamik bir yapıya dönüşmesi sonucu sözümüz dünyada dinlenir mi oldu? Bu soruyu yanıtlamak için, unuttuğumuz, bize unutturulan bazı gerçekleri anımsamakta yarar var… Türkiye dış politikasındaki temel değişiklik, “komşularla sıfır sorun” sloganıyla başlamıştı. Böylece, tarih, kültür, medeniyet birikimimizi yok sayan, komşuları yok sayan, kardeş ve akraba toplulukları yok sayan dış politikanın değişeceği ve Türkiye’nin bölgesinin büyük gücü olacağı öne sürülmüştü. Peki, sonuç ne oldu? “Komşularla sırf sorun” dersek abartmış olmayız. Sorun yaşamadığımız, sorunlarımızın büyüyüp artmadığı tek bir komşumuz yok… Hem Mısır, hem de İsrail ile diplomatik ilişkilerinin düzeyini düşürmüş dünyadaki tek demokratik ülkeyiz. Bölgenin sözü dinlenen büyük gücü olma efsanesine gelince… Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Irak keyfince hava sahasını kapatıyor, Suriye keşif uçağımızı düşürüyor, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Akdeniz’de kendisince belirlediği “ekonomik münhasır bölgede” petrol ve doğalgaz aramalarını hiçbir engel olmaksızın sürdürüyor. Bu arada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarına da tecavüz ediyor… Türkiye’nin sözünün pek de dinlenmediğini kanıtlayan örnekleri dilediğinizce çoğaltabilirsiniz. Oysa dış politikada “statik idareyi maslahatçılık” yapıldığı söylenen önceki yıllarda durum böyle değildi. Türkiye’nin sözü dinleniyordu. Kuzey Irak’a, PKK terörüne karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin (BM) 51. Maddesi uyarınca her gerektiğinde sıcak takip ve sınır ötesi operasyon yapılıyordu. Sonuç da alınıyordu. 2001 ve 2002 yıllarında terörün, deyim yerindeyse sıfırlandığı unutulmamalı…


Önceki yıllarda PKK lideri Abdullah Öcalan’ı barındıran Suriye’ye de gereken ayar verilmişti. 7 Ekim 1997 günü toplanan TBMM’nde dönemin koalisyon hükümeti, Öcalan sınır dışı edilmezse, Türkiye BM Sözleşmesi’nin 51. Maddesinin gereğini yapacağı açıklamış, Suriye de iki gün sonra 9 Ekim 1997 günü terörist başını sınır dışı etmek zorunda kalmıştı. Rusya’ya giden Öcalan, Rus Parlamentosu Duma’nın “sığınma hakkı” tanımasına karşın, o günkü Türk Hükümeti’nin hiç de “idareyi maslahatçı” olmayan kararlılığı sonucu bu ülkede kalamadığı gibi, İtalya ve Yunanistan’da da barınamamıştı. Sonuçta Yunanistan çaresiz kalınca, GKRY pasaportu taşıyan Öcalan’ın Türkiye’ye teslimi için Amerika’dan arabulucu olmasını istemişti. Kısacası Türkiye, o günlerde sözü dinlenen, ağırlığı bölgesinin ötesinde dünya genelinde hissedilen bir ülkeydi. Nitekim GKRY Kıbrıs’a Rus füzeleri konuşlandırmaya kalkınca, Türkiye’nin tepkisi üzerine bundan vazgeçmek zorunda kalmıştı… Türkiye’nin on yıl önce çevre ülke olarak görünürken, şimdi kilit ülke olduğu, on yıl önce çok az kişinin mümkün olduğunu düşündüğü bir önem sahip bulunduğu yolundaki asılsız propagandaya, yukarıda birkaç örneğini özetlediğimiz yaşananların yanında iki çarpıcı belgeyle de yanıt verebiliriz. 1. 2002 yılı Şubat ayında “The Washington Institute for Near East Policy” tarafından

yayımlanan “Türkiye’nin Yeni Dünyası (düzenleyenler, Alan Makovsky and Sabri Sayarı)” “Türkiye dünya ilişkilerinde yükselen gerçek bir bölgesel güçtür. Hakikaten, birçok yönden, Türkiye eşsiz bir kilit devlettir…” vurgusu vardır. (s.3) 2. İngilizlerin ünlü Independent (18 Şubat 1999) gazetesinde Rupert Cornwell’in

yazdığı, “Türkiye’nin büyük bir dünya oyuncusu olarak ortaya çıkışı” başlıklı makalede, “Artık Türkiye başkalarının üstünü çizebileceği bir ülke değildir. Bugün Türkiye önemlidir” denilmiştir.

Selçuk üni  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you