Page 1

HABER FEBRUARI

2010

ŞUBAT

Karsu Yıl:1 Sayı: 3

KEMAL ŞAHİN

haber•nl

DOnmez: “Wanneer Amsterdam ligt te

HER AY SİZLERLE

BESTE KRANTliedjes.” VAN NEDERLAND slapen, schrijf ik mijn

N H O L L A N D A’

ESİ İYİ GAZET N E IN

2009 yılı dünya çapında; hem siyasiler hem iş dünyası hem de çalışanlar, kısaca ekonomide aktör olan herkes için çok derin bir krizin yaşandığı yıl oldu. Hükümetler değişik paketlerle bu krizi derinleştirmemek için mücadele etti. Almanya özellikle otomobil sektörünü destekleyerek, üretimin ve tüketimin sürmesini sağladı. ABD büyük paketler açtı; bankalara trilyonlarca para aktardı. Böylece 2009 yılında krizin, korkulan kadar büyük olacağı yönündeki düşünceler biraz da olsa hafifledi.

HıAdaB32EsRayfa

3.say

jda

ira 12.000 t

Yönetici stilleri farklıdır. En azından buradaki bir kısım toplumun sesiyim. Her hafta topluma yansıyan kararlar alıyoruz. Artık eskisi kadar ayırımcılık yapılmıyor. Benim halkla olan ilişkimi memurlar biliyorlar, birşey yaparlarsa bunu, benim duyacağımı da biliyorlar. Bir wethouder olarak camiilere, derneklere, Türk kuruluşlarına gidiyorum. Birbirimizi tanıyoruz. Bir sorun olduğunda mail yazıyorlar, asistanım mailleri okuyor, mutlaka cevap verir. Ama tabii beni aşan konular da oluyor, çok beklentiye girilmemeli, zaten çözemediğımız zaman söylüyorum.

» 10’da

İ ÜCRETSİZ SER İLANLAR sayfa 21

3 MART 2010 YEREL SEÇİMLERİ HOLLANDA’DAKİ TÜRKLER’İN GÜNDEMİNDE Günler sonra kapımızı çalacak olan 3 Mart Yerel Seçimleri, Hollanda’daki Türkler’e yeni bir heyecan ve hareketlilik getirdi. tseçimlere giriyor ve zaman içinde edinmiş oldukları deneyimlerle seçmeni etkilemek için, panel, konferans, resepsiyon gibi toplantıları kaçırmamaya özen gösteriyorlar. Seçim zamanlarında daha sık gördüğümüz bu simalardan birkaç tanesi aşağıda. Seçmenin en büyük isteklerinden birisi ise sadece seçim zamanı hatırlanmamak. Seçmen, şimdi çok kolay ulaşılabilen politikacılara, seçim dışında da kendi sorunlarına yakın ilgi göstermesini bekliyor. Vatandaş, en uzun vadeli politikacıları seçimden sonra da seçmeniyle içli dışlı olmalarından tanıyacak.

Tersİne Göç

Hİkayelerİ Cengiz Özdemir

BURHAN CARLAK

» 18’de

NAFİZE ŞENER Kurban oğlu kurban İnsanın başına ne geliyorsa kendi bilerek veya bilmeyerek verdiği kararlardan dolayı geliyor. Şu anda ne durumdaysa bunun sebepleri vardır ve insan kendinde aramalıdır.

» 8’te

» 11’de

VEYİS GÜNGÖR Komünistler gelmese ne yazar!

Turan Yazır CDA-Rotterdam

Derya Kaplan PvdA-Amsterdam

Yurdagül Yılmaz PvdA-Amsterdam

Emine Bozkurt PvdA-Avrupa Parlementosu

Fikri Demirtaş PvdA-Rotterdam

Cesaret edemediler. Yıllarca beslendikleri bir fikir adamı adına düzenlenen toplantıya gelemediler. Gelmediler. Korktular.

» 12’de

AYHAN TONCA “Çılgın Türkler”, nerelerden... Nerelere…… Seçimler kapıda, 3 Mart’ta yerel seçimler yapılacak. Siyasi partiler tüm hazırlıklarını yaptılar ve seçim kampanyaları başladı.

» 19’da

SEDAT ÇAKIR Paranın Etik çalışma düşüncesi

Canan Uyar, PvdA-Amsterdam

Burhan Kocak GroenLinks-Rotterdam

Süreyya Gök PvdA-Amsterdam

Selçuk Öztürk PvdA-Roermond

Ali Ahmet Çimtay: D66-Rotterdam

Genel anlamda insanların olduğu gibi, işadamlarının ve kullandığımız paranında etik düşüncesi vardır.

» 23’de

AHMET SUAT ARI Oy kullanma(ma)lı mı? Yerel seçimler için geri sayım başladı. Ben dahil binlerce aday şu an seçmenlerin teveccühüne mazhar olmak için hummalı bir çalışma içinde.

» 9’da

ERDİNÇ SAÇAN Rolmodellen

Meltem Cömertpay PvdA-Oosterhout

Alaattin Erdal CDA-Rotterdam

Muzaffer Çetin CDA-Rotterdam

Songül Akkaya PvdA-Amsterdam

Songül Mutluer PvdA-Zaanstad

In Nederland zijn vaker boeken uitgebracht door verscheidene instellingen waarin succesvolle allochtonen aan het woord komen.

» 29’da


HABER

2

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

boobaaboo.com Farklı olanların online alışveriş sitesi Boobaaboo.com keyifli ve güvenli alışveriş imkanını ayağınıza getirdi. MP3, MP4 oynatıcı,USB hub, USB hafıza, MP3-MP4 ve GSM telefon saatlerimize hayran kalacaksınız.

Web: www.boobaaboo.com Hediyelik ve promosyonel ürün çeşitlerimiz ve toptan fiyatlarımız için bizi arayınız FIC Peripheral Nederland B.V. www.ficpromotions.com Tel: +31 (0)73 623 34 57

A6

A5

per 5000 exemplaren

per 5000 exemplaren

210 x 148mm 300 grams Mc Mat Afwerking: + 1/1 UV-lak Dubbelzijdig Full Color

149,-

249,-

A4

A4

per 5000 exemplaren

per 1000 exemplaren

210 x 297mm 300 grams Mc Mat Afwerking: + 1/1 UV-lak Dubbelzijdig Full Color

210 x 297mm 300 grams Mc Gloss Afwerking: Glans Vernis Dubbelzijdig Full Color

439,-

199,-

Posters A0

A1

per 100 exemplaren

per 100 exemplaren

A4

A4

840 x 1188mm 135 grams Mc Gloss Enkelzijdig Full Color

840 x 594mm 135 grams Mc Gloss Enkelzijdig Full Color

419,-

295,-

420 x 594mm 135 grams Mc Gloss Enkelzijdig Full Color

420 x 297mm 135 grams Mc Gloss Enkelzijdig Full Color

per 100 exemplaren

per 100 exemplaren

145,-

119,-

Visitekaartjes 85 x 55 mm

85 x 55 mm

400 grams Mc Mat Afwerking: Mat Vernis Dubbelzijdig Full Color

300 grams Sulfaatkarton Afwerking: Glanslaminaat Dubbelzijdig Full Color

per 500 exemplaren

per 500 exemplaren

85 x 55 mm

85 x 55 mm

85 x 55mm 400 grams Mc Mat Afwerking: Matlaminaat Dubbelzijdig Full Color

300 grams HVO Dubbelzijdig Full Color

85,-

95,-

59,-

SGR hukuka boyun eğdİ SGR Türkiye spesiyalisti şirketleri sigorta fonundan çıkarmaktan vazgeçti. Gectigimiz aylarda Türkiye spesiyalisti şirketlere çok ağır koşullar getirmiş ve sonunda SGR sigorta fonundan çıkarıp SGST adında başka bir fona üye olabileceklerini belirtmişti. Buna karşılık Türkiye spesiyalisti şirketleri ortak karar alıp mahkemeye gitmişti ve ocak ayında Yıldırım Mahkemesi SGR’nin kararını hukuksuz bulmuştu. Mahkeme kararına rağmen SGR Türk spesiyalisti şirketlerini fondan çıkarma kararından vazgeçmeyip farklı koşullar altında SGST fonuna üye olabileceklerini tekrar kararlaştırmıştı. SGR 20 Ocak’ta yaptığı açıklamada Türkiye spesiyalisti şirketle-

ri SGR fonundan çıkarma kararında vasyonlardan faydalanamadıkları prosedür hatası yaptığını ve bu ka- ve zarara uğradıkları öğrenildi. Konuyu kendileriyle görüştüğümüz rarından vazgeçtiğini belirtti. Türkiye spesiyalisti şirketlerinin sözseyahatçiler, Hollandalılar’ın geleneksel olarak, yaz tatillerini aycüsü ise yaptığı açıklamada hakkın hukuk çerçevesinlar öncesinden planladıklarını ve rezerve ettiklerini, bu yüzde yerini bulduğunu açıkden de 2010 yaz tatili rezerladı. SGR’nin bu kararına tam olarak güvenmedikvasyonlarından büyük ölçüde ümitlerini kestiklelerini ve hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini rini anlattılar. Turizmciler sonuç söyledi. Geçtiğimiz ayitibarıyla SGR’in böylece emelarda yaşanan bu olayların sonucunline ulaştığıda Türkiye spesiyanı ve Türk seyahat şirketlelisti şirketleri hukuksal olarak zarini baltaladıSGST hareketine karşı ğını düşünüfer kazanmış olsagrubun sözcülüğünü lar da, erken rezeryorlar. üstlenen avukat Mark Meijjer

85,-

per 500 exemplaren

per 500 exemplaren

A4 Flyers groot oplage Omvang: 4 pagina’s Papier: 65 gram houthoudend halfmat Alle 4 pagina’s Full Color

per 200.000 exemplaren

3499,-

» Alle vermelde prijzen zijn in EURO’s » Prijzen exclusief BTW en verzendkosten » Vormgeving niet inbegrepen

Tel:010-423 04 24

info@mottomedia.nl

*Wijzigingen en typefouten voorbehouden

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Kürşad Tüzmen: ‘‘Geleceğin dünyası, Türkiye üzerinden geçmektedir’’

Flyers 105 x 148mm 300 grams Mc Mat Afwerking: + 1/1 UV-lak Dubbelzijdig Full Color

3

Hollanda Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) davetlisi olarak Hollanda’ya gelen AK Parti Dış İlişkiler Başkanı ve eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen çeşitli temaslarda bulunmak üzere Hollanda’ya geldi. Tüzmen, UETD Hollanda tarafından verilen ‘Yılbaşı Yemeği’ne eşiyle birlikte katıldı. Hollanda Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin (UETD) ‘Yılbaşı Yemeği’ne şeref misafiri olarak eşiyle birlikte katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Başkent Palet Party ve Kongre Merkezinde davetlilere “Türkiye ve Dış Ticaret Politikaları” konulu bir de konuşma yaptı. Toplantıya, Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği Ticaret Baş müşaviri Engin Ertekin, Din Hizmetleri Müşaviri ve Hollanda Diyanet Vakfı (HDV) Başkanı Bülent Şenay, Demokratlar 66 (D66) Partisi milletvekili Fatma Koşer Kaya, Hollanda Türkler İçin Danışma Kurulu (İOT) Başkanı Mehmet Emin Ateş, Hollanda Türk İşadamları Derneği (HOTİAD) Başkanı Turgut Torunoğulları, Hollanda Genç İşadamları Federasyonu (HOGİAF) Başkanı Mehmet Kabakyer’in yanı sıra iş, siyaset, çeşitli kurum ve kuruluş temsilcileri ile UETD Hollanda yönetim kurulu üyelerinden oluşan yaklaşık 150 davetli katıldı. Açılış konuşmasında UETD Hollanda Başkanı Veyis Güngör, 22 yıllık çalışmalarını anlattı ve gelecekte yapmak istedikleri çalışmalar hakkında bilgi verirken ‘‘Avrupa’da Yoksulluk ve Dışlanma ile Mücadele Yılı olan 2010 yılı çalışmalarımıza bugün burada start vermiş bulunuyoruz. Önümüzdeki günlerde de yapacağımız onlarca etkinlikle de bu çalışmalarımıza destek vereceğiz. 22 yıl önce başlattığımız bu çalışmalarımızla; dünden bu güne sayabildiğimiz 1982 ayrı etkinlik gerçekleştirmişiz. Bunun yanında, çeşitli dillerde 62 adet kitap yayımlamışız, 9 ayrı özel DVD belgesel hazırlamışız. Bunlardan 3’ü Hollanda 2 TV kanalında yayımlanmış. Son 10 yıldır da, ‘Kalkınma ve İşbirliği’ çerçevesinde, Afrika’ya, Balkanlar’a, Ortadoğu’ya ve Türkiye’ye olmak üzere 125 ayrı yardım projesi gerçekleştirmişiz. Bunların dışında 2007 yılında ‘Mevlana Yılı’ çerçevesinde 33 ayrı etkinlik düzenleyerek 7,5 milyon insana ulaşmışız. 6 yıl süren ‘Yağlı Güreş’ler ile de yaklaşık 5,5 milyon insana ulaşmışız. Bu etkinlikler, bizi diğer sivil toplum örgütlerinden ayıran özellikli etkinlikler olmuştur.’’ dedi.

Sizler, gerçek elçilerimizsiniz Nogay Türklerinin atasözlerinden birini

anımsatan Tüzmen, ‘‘Bir insanın 1 anası yok, 5 anası var: Birisi doğum yeri. İkincisi anadiliniz. Üçüncüsü örf, adet ve geleneğiniz. Dördüncüsü gerçek ananızdır. Beşincisi de, bazen tatlıdır bazen hatırlaması bile acıdır; tarihiniz. Bu 5 ana sizi yoğurur-doğurur ve biçimlendirir. İşte bugün burada Avrupa Birliği’nin kalbinde bakıyorum ki, ortak değerler için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bizler, ana değerleri ne kadar koruyup yeni nesillere taşıyabilirsek o kadar ülkemize, milletimize hizmet etmiş oluruz. Sadece ülkemize de değil yaşadığımız ülkeye de hizmet etmiş oluruz. Bu anlamda sizler de bizim gerçek anlamdaki elçilerimizsiniz’’ dedi.

Komşularımızla sıfır sorun Kürşad Tüzmen, ‘‘Bulunduğumuz bu coğrafyada komşularımız çok fazla. 11 tane komşumuz vardı ve hepsiyle de sıkıntılarımız vardı. 2002 yılı baz alındığında: Yunanistan ile 200-250 milyon dolarlık ticaret hacmimiz vardı. Bugün bu rakam 3 milyar doları geçti. Bulgaristan’la 350 milyon dolardı, bugün bu rakam 5 milyar doları geçmiş durumda. Romanya ile 400 milyon dolar idi, bugün 7 milyar doları geçmiş durumdayız. Rusya ile 7 milyarlık ticaret hacmimiz 2008 yılı verilerine göre 38 milyara çıktı. Çok sıkıntılar yaşadığımız İran ile 1,5 milyon do-

larlık ticaretimiz, 10 milyar dolara ulaştı. Suülke olduk ve dünyanın en büyük 15. ekonomiriye ile yok denecek kadar azken şuan 2 milsi haline geldik. Avrupa’nın da 6. büyük ekonoyar doları geçmiş durumdayız. 50 milyon dolarmisi olduk. Bu yukarı giden çizelge insanımızın lık ticaret hacmimiz olan Irak ile bugün 5 milkendine olan güvenini katladı.” yar dolarlık bir ticari hacmimiz var. Şimdi bulunduğumuz bu coğrafyayı paylaşan ülkelerle Nişan taktığımız kızı’ alacağız artık çok iyi ortaklıklar içerisine girdik. Türk saKürşad Tüzmen sözlerini şöyle tamamlanayisi de bu süreyi iyi değerlendirdi ve dünyadı: ‘‘Dünyanın gözü artık Türkiye’de. Binlerce nın sayılı sanayileri arasına girmeyi başardı. Tiyıllık bir tarihe sahip olan Türk tarihinde hiçcaret ve alışveriş beraberinde dostlukları getirbir zaman utanılacak bir hadisemiz yoktur. Ardi ve şu an neredeyse komşularımız ile sıfır sotık ekonomik güç olarak ta tarih yazmaktarun yaşamaya başladık. 2002 yılında yız. 2003 yılında ‘nişan taktığımız kızı’ alaca36 milyar dolar olan ihracatığız, AB’ye tam üye olacağız. Şuan itibariyle bile mız, 51 milyar dolar ithalaiçinde bulunduğumuz, tımız varken; 2008 yılında AK Parti Dış İlişkiler Başkanı sizlerin ve eskiyaşadığı Devlet yer zaten Avrupa Birliği ülkeleri. Dolayısıyla biz za87 milyar dolarlık bir dışKürşad Bakanı Tüzmen. ten AB’ye girmiş bulunuyoruz ve bizleri sizler ticaret hacmi olan ülketemsil ediyorsunuz. AB’nin bize olan ihtiyacıden 333 milyar dolarlık nın gelecekte bizim onlara olan ihtiyacımızdan dış ticaret hacmi olan çok daha fazla olduğunu onlarda anlayacaklar. bir ülke konumuna gelBaşka çare yok. Türkiye büyük bir güç, bu gücü dik. 36 milyar dolarlık yanına alan çok daha kuvvetli olacaktır. Geleihracat 132 milyar dolaceğin dünyası Türkiye üzerinden geçmektedir.’’ ra çıktı. Dünya çapında dış ticaret açısından ilk 20 içerisinde yer alan bir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler Başkanı Kürşad Tüzmen Hollanda temasları sırasında UETD grubu ile birlikte Rabobank Merkez Binasında Türk yöneticiler ile birlikte değerlendirme toplantısı yaptı. 61.000’e yakın personeli ve 650 milyar dolar sermayeli bankada önemli mevkilere gelmiş Türk yöneticilerle bir araya gelen Kürşat Tüzmen, bu toplantının ardından,eşiyle ve beraberindekilerle Utrecht’teki turizm fuarını ziyaret etti. Fuarda Türkiye standını gezerek neredeyse bütün stand sa-

Programın son bölümünde, 2010 yılının Avrupa’da ‘‘Yoksulluk ve Sosyal Dışlanmışlık Yılı’’ olması nedeniyle, Hollanda’da dört yıldır düzenli olarak ‘‘Yoksullara Kurban Eti Toplama Projesi’’nde aktif görev alan ve 3 ayrı girişimci, Fikret Beydoğan, Behzat Eren ve Hikmet Gürcüoğlu’na plaketleri takdim edildi.

hipleriyle tokalaşıp katılımcılarla kısa sohbet etti. Kemal Şahin’in bu sayıdan itibaren her ay HABER Gazetesi’nde köşe yazılarına başlayacak olmasını da çok iyi bir kazanım olarak niteledi ve başarı dileklerinde bulundu.

Kürşad Tüzmen


HABER

4

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

“Oy kullanmak demokratik bir haktır, benim oyum çok şey değiştirir”

ROTTERDAM

Damla Gazetesi ve UETD’nin ortaklaşa düzenlediği “Oy kullanmak demokratik bir haktır, benim oyum çok şey değiştirir” konulu panel siyasetçiler ve vatandaşlar büyük ilgi gösterdiler

Hollanda’da yayın yapan Damla Gazetesi ve UETD Hollanda işbirliğiyle organize edilen seçim paneline Rotterdam Büyükşehir Belediyesi İmar ve İskandan Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hamit Karakuş, Rotterdam Delfhaven İlçe Belediyesi Sosyal Demokrat İşçi Partisi (PvdA) adayı Fikri Demirtaş, Delfshaven İlçesi Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) listebaşı adayı Ali İhsan Ünal, Yeşil Sol Parti (GL) adayı Burhan Koçak, Charlois İlçe Belediyesi Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) listebaşı adayı Alaattin Erdal, Roermond Belediyesi Sosyal Demokrat İşçi Partisi (PvdA) adayı Selçuk Öztürk, Enschede Belediyesi Liberal Parti (VVD) adayı Faruk Uçar ve Zutphen Belediyesi Demokratlar 66 (D66) partisi adayı Ali Osman Biçen panelist olarak katılılar. Twente Üniversitesi Yazılım Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet

Akşit tarafından yönetilen panelde sivil toplum kuruluş temsilcileri, siyasiler, işadamları, eğitimciler ve basın mensupları hazır bulundu. Rotterdam Büyükşehir Belediyesi İmar ve İskândan Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hamit Karakuş: “Yabancılar üzerine oynanan politikaya şiddetle karşı çıkmamız gerekir. Parti olarak kararımız, biz ne suretle olursa olsun Leefbaar Rotterdam partisiyle koalisyon kuramayız. Diğer partilerin bu konudaki tutumlarını da merak ediyorum. Velev ki bizim parti Leefbaar Rotterdam ile koalisyon kurarsa, ben Hamit Karakuş olarak bu oluşumun içinde olmam. Irk ve din üzerinden siyaset yapan bir partiyle aynı masada oturamam.” dedi. Charlois İlçe Belediyesi Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) listebaşı adayı Alaattin Erdal: “Oy kullanmak, bir mecburiyet, demokratik bir haktır. Benim bir tek oyun ne kadar kıyme-

ti var, şeklinde bir anlayış, yaklaşım yanlıştır. Azınlık olarak bizlerin böyle bir lüksü olamaz. Bizler, toplumun her platformunda olmamız gerekir. Bu çerçevede mutlak suretle siyasette aktif yer almalıyız.” Rotterdam Delfhaven İlçe Belediyesi Sosyal Demokrat İşçi Partisi (PvdA) adayı Fikri Demirtaş: “Benim de ikamet ettiğim Rotterdam’ın Delfshaven ilçesini daha yaşanılır ve güvenli hale getirmek adına ben de 3 Mart seçimlerinde aday oldum. Türk toplumuna yeterli fırsat verildiği takdirde neler yapabileceğini göstermek adına bu seçimler bizim için çok önemli. İş, eğitim gibi medya alanlarda Türk toplumu son yıllarda oldukça fazla yol kat etti ancak politika için aynı şeyi söylemek yanlış olur. Toplumumuzun bütün bireyleri üzerine düşen görevi alırsa, kabul edilişimizde o oranda artar.” Enschede Belediyesi Liberal Parti

sorumlu belediye başkan yardımcılı yaptım, dolayısıyla siyasi manada yeterli tecrübeye sahip olduğuma inanıyorum. Benim yaklaşımım, hangi partiden olursa olsun Türk siyasetçi arkadaşlarımız, önemli konularda aynı masa etrafında oturup, sorunlara çözüm bulabilmelidirler. Bizler arasında partizanlık olmamalıdır, hizmet yarışı olmalıdır.” Roermond Belediyesi Sosyal Demokrat İşçi Partisi (PvdA) adayı Selçuk Öztürk: “Günümüzde ırkçı ve aşırı söylemlerle siyaset yapmaya çalışan Wilders gibi politikacıların bence uzun soluklu siyaset yapacaklarına inanmıyorum. Çünkü Hollanda’nın yapısı buna müsait değil. Başbakan Balkenende ilk olarak Leefbaar ile koalisyon kurdu, Leefbaar bitti, D66 ile kurdu, D66 koltuk kaybetti, şimdi ise Sosyal Demokrat İşçi partisi (PvdA) ile kurdu maalesef anket sonuçları hoş değil. Umarım Balkenende siyaseti bırakmadan önce Wilders ile hükümet kurar da, onun da anket sonuçlarını sıfıra indirir. Biz Türk siyasetçiler artık pastadan pay alması vaktinin geldiğine inanıyorum. ” Zutphen Belediyesi Demokratlar 66 (D66) partisi adayı Ali Osman Biçen: “Zutphen kentinde 8 yıldır belediye meclisi üyesiyim. Mutlak suretle 3 Mart seçimlerine toplu olarak katılmalıyız. Bu konuda sivil toplum örgütlerimiz öncülük yapmalıdır. Öte yandan gençlerimiz enazından 2 dili mutlaka çok iyi öğrenmelidirler. Salonda bulunan katılımcılar, panelistlere; gençlik, eğitim, aile, işsizlik, park sorunu, uyum kursları, maliyenin özellikle Türk esnafına sıklıkla yaptığı baskınlar, örgütlenme ve benzeri konularda sorular yönelttiler.

(VVD) adayı Faruk Uçar: “Liberal bir siyasetçi olarak sorumluluktan kaçmamak için Enschede kentinden liberal partiden aktif siyasete girdim ve 3 Mart seçimlerinde tekrar aday oldum. 3 Mart seçimleri bana göre sadece yerel meclis seçimleri değil, gelecek sene yapılacak olan genel seçimlerde kurulacak olan koalisyon seçimleridir. Seçim günü lütfen iradenizi sandığa yansıtın. Sandığa gittikten sonra bence çok şey değişir.” Delfshaven İlçesi Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) listebaşı adayı Ali İhsan Ünal: “1994 senesinde Rotterdam Delfshaven İlçe Belediyesinde, Sosyal Haklar ve refahtan Veyis Güngör

Adayların seçmene katılım çağrısı

Toplantının kapanış bölümünde ise UETD Hollanda Başkanı Veyis Göngör, kısa bir konuşma yaparak, seçimlere katılmanın önemine değindi.

Türk kökenli adayların başarıları; en çok, vatandaşlarımızın seçmen sandığına gitmelerine bağlı. Yerel seçimlere katılan ve son haftalarda daha bir aktif olan 40 politikacıya, seçmeni sandığa yöneltmeleri yolunda ‘1 cümlelik’ etkili bir mesaj vermelerini istedik. Her aday bu etkili mesajı vermek için en fazla 1 dakikalık düşünme süresi kullanabilecekti. Adaylarımızın yaklaşık yarısının böyle bir mesajı bu kadar kısa bir sürede vermeye hazırlıklı olmadıklarını gördük. Bazıları ise, seçim sloganını çoktan ezberlemişti bile.

Ali Osman Biçen D66-Zutphen

Alaattin Erdal CDA-Rotterdam

Muzaffer Çetin CDA-Rotterdam

Songul Akkaya PvdA-Amsterdam

Yusuf Aydogdu CDA-Rotterdam

Şayet vatandaşlar oyuna dahil ise, netice alma, sonuç alma hakları olur. Eğer oyunun dışında kalırlar ise, sadece seyirci konumunda kalırlar.

Göç dönemi artık geride kalmalı, bu ülkenin ve içinde yaşadığınız şehrin, mahallenin bir parçası olarak, kendi karar mekanizmanızı kendiniz kurun/seçin.

Toplumda varız diyorsak, verilmiş olan hakkımızı kullanalım. Bu da oy kullanmaktır.

Yönetmek mi istiyorsunuz, yönetilmek mi istiyorsunuz? Yönetmek istiyorsanız, işte size sandık!

Vatandaşlarımızın kendilerini ispat edebilmeleri ve kendilerinin var olduklarını hissettirmek için sandık başına!

Yurdagül Yılmaz PvdA-Amsterdam Birlik beraberlik yolunda el ele!

5

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

“Hangi partiden olursa olsun daha fazla insanımızı meclislere göndermeliyiz” Hollanda’da yerel seçimlere çok az bir zaman kala, partilerin seçim çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Amsterdam’da İşçi Partisi(PvdA)’dan aday olan ikisi merkez, dokuz tanesi ilçelerden aday olan Türk kökenli adaylar ve Hollandalı belediye başkan yardımcıları, Amsterdam Palet Kongre Merkezinde, halka ve basına çalışmaları ve neden aday oldukları konusunda bilgi verdiler. Kuzey Hollanda İşçi Partisi (PvdA) Eyalet Meclis Üyesi Songül Akkaya’nın girişimi ile organize edilen seçim panelinde, Avrupa Parlamentosu İşçi Partisi (PvdA) Milletvekili Emine Bozkurt, Amsterdam Merkez İlçe BaşSongül Akkaya’nın organize ettiği panele, Amsterdam’daki PvdA’lı Türk kökenli adayların çoğu yerel seçimler için bir kan YardımSongül Akkaya cısı Lodewijk araya geldiler. Asscher, Amsterdam Merkez Selçuk Öztürk tarafından yöre düşen en önemli görev, hangi paraçısından bu mümkün değil. Irk ve bin genci sokaktan aldık. Okumayan, İlçe Başkan Yardımcısı Freek Ossel, netilen panelde, sivil toplum kuruluş tiden olursa olsun daha fazla insanıdin üzerinden siyaset yapan bir partiybir yerden geliri olmayan bu gençleRotterdam Büyükşehir Belediyesi İmar temsilcileri, siyasiler, işadamları, eğimızı meclislere göndermek. Sandıle aynı masada oturamam. 3 Mart sere işyeri ve staj yerleri sağladık. İkinve İskandan Sorumlu Belediye Baştimcilere 3 mart 2010 seçimlerinin ne ğa giden insanımıza da kimin kendisiçimleri toplumuz için çok önemlidir. ci proje ise göçmen anıtı. Bu anıt ile kan Yardımcısı Hamit Karakuş hazır kadar önemli olduğunu hatırlatıldı. ne daha yakın olduğu, toplum içersinSeçimlere yeterli katılımı, teveccühü göçmenliğe son verilip, bizde bu ülbulundular. Panele ayrıca Roermond Amsterdam Merkez İlçe Başkan de hangi problemlerin olduğunu, bu göstermesek bu Leefbar Rotterdam’ın kenin artık vatandaşıyız, diyeceğiz. İşçi Partisi (PvdA) adayı Selçuk Öztürk, Yardımcısı Freek Ossel, “Amsterdam, problemlerin çözümünde hangi partiişine yarar. Bu sebepten dolayı seçimRotterdam’da Türk halkına 3 Mart seRotterdam Merkez İşçi Partisi Meclis muhteşem ve olanaklarla dolu bir şenin daha açık,daha net ve en önemlisi lerin kaderi göçmenlerin elindedir.” çimlerinde çağrım 3 dakika ayırıp bize Üyesi Zeki Baran, Hollanda HTİB Başhir. İsteyen burada okuyabilir, çalıdaha içerikli çözüm ve öneri getirdiğiAvrupa Parlamentosu İşçi Paroy vermelerini istiyoruz. Dört yıl önce kanı Mustafa Ayrancı, Hollanda UETD şabilir, yaşayabilir. İşçi Partisi olarak ni çok iyi anlatmamız gerekiyor.” şektisi Milletvekili Emine Bozkurt, “3 edindiğim tecrübelerimi toplumumuzBaşkanı Veyis Güngör-Koordinatör MiAmsterdam’ın; güçlü, dürüst, güvenlinde konuştu. Mart seçimleri için düzenlenen pala paylaşmam gerektiğine inandığım kail Güneş misafir olarak katıldılar. li ve herkesin istediği gibi özgür olabiRotterdam Büyükşehir Belediyenele adayları desteklemek için geliçin tekrar aday oldum.” Amsterdam merkez ve ilçe beledileceği bir şehir için çalışıyoruz. Bu sesi İmar ve İskândan Sorumlu Belediye dim. Hollanda’nın çok değişik yerleAmsterdam’ın merkez ve semtleye adayları Ali Rıza Küçüközel, Aydın çimden sonrada bu çalışmamız deBaşkan Yardımcısı Hamit Karakuş ise rinden çok değerli adaylarımız var. Bu rinden aday olan Türk kökenli siyasetÜre, Canan Uyar, Emre Ünver, Hüsevam edecek. Amsterdam’da yaşayan şöyle konuştu: “Yabancılar üzerine oyseçimler çok önemli. Çünkü aşırı sağçilerde ikişer dakika kendilerini tanıtyin Kılıç, Orhan Kayar, Salih Türker, herkes için iş olanakları oluşturmaya nanan politikaya şiddetle karşı çıkmacı Wilders’in partisi PVV giderek güçma fırsatı buldular. Daha sonra AmsSüreyya Gök, Yurdagül Yılmaz, Zati çalışacağız.” dedi. mız gerekir. Parti olarak kararımız, biz leniyor. Buna dur demek için sandıterdam Palet Kongre Merkezine katıYurdakul, 3 mart seçimlerine neden Kuzey Hollanda Eyalet Meclis ne suretle olursa olsun Leefbaar Rotğa koşmalıyız.” şeklinde açıklamalarlan davetlilerde önceki seçimlerde yakatılmak istediklerini, seçilmeleri haÜyesi Songül Akkaya, “Bu organizeterdam partisiyle koalisyon kuramayız. da bulundu. şanılan hatalardan ders çıkarılmaları linde hangi komisyonlarda görev alyi yapmadan önce tüm siyasi partileVelev ki bizim parti Leefbaar RotterRotterdam Merkez İşçi Partigerektiğini ve daha toplumsal olaylamak istedikleri v.s. konularında açıklare davet gönderdik. Maalesef İşçi Pardam ile koalisyon kurarsa, ben Hamit si adayı Zeki Baran şöyle konuştu: ra ve çözümlerine el atan ve yön vemalarda bulundular. tisi hariç diğerlerinden pek olumlu ceKarakuş olarak bu oluşumun içinde “Rotterdam’da iki kapsamlı projeren politikacıları görmek istedikleriRoermond İşçi Partisi (PvdA) adayı vap alamadık. Bu seçimlerde bizleolmam. Çünkü vizyon ve kültürümüz ye imza attık. Bunlardan bir tanesi 6 ni belirttiler.

AMSTERDAM

Emre Ünver Pvda-Amsterdam

Hüseyin Kılınç PvdA-Amsterdam

Süreyya Gök PvdA-Amsterdam

Yasar Vural CDA-Zuid Holland

Aydın Üre PvdA-Amsterdam

Söke söke aldığımız seçme ve seçilme hakkımızı bedava elden veremeyiz. Kimliğimizi ve kişiliğimizi kaybetmememiz için kesinlikle sandığa gitmemiz gerekiyor.

Katılmak gerekiyor politikaya; katılmak birlikte düşünmek birlikte olmak demektir.

Kendimizi temsil etmek için, çocuklarımıza iyi bir gelecek verebilmek için, yaşlılarımız için, herkese sesleniyorum, 3 Mart’ta lütfen sandık başına.

Toplumumuza sahip çıkalım, 3 Mart’ta adaylarımıza destek çıkalım ve oylarımızı kullanalım.

Oy demek kişinin ilk silahı bu silahla sen ülkenin geleceğini ve kendi geleceğini değiştirebilecek imkânlar veriyor sana, oy kullanacaksın ki kendi geleceğini garantiye alacaksın.

Ibrahim Emili CDA-Rotterdam

Canan Uyar, PvdA-Amsterdam

Burhan Kocak GroenLinks-Rotterdam

Osman Elmacı CDA-Gorinchem

Selçuk Öztürk PvdA-Roermond

Mustafa Çelik PvdA-Amsterdam

Siyasetçinin kapitali, sermayesi oydur. Siyasetçiye ne kadar oy verirseniz, sermayesinin çoğaltırsınız, sermayesi olan adam da iş yapar.

Eğer oy vermezseniz, eğer seçme ve seçilme hakkınızı kullanmazsanız, ağzınızı açma hakkını da kaybetmiş oluyorsunuz.

Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir kumandanı, bir kumandan da bir orduyu mahvedebilir. Ama bir çivi iyi cakıldığı zaman ordu sağlam kalır.

Artık idareci/yönetici olma zamanı. Yönetilen olmak istemiyorsan, sandığa git!

Yabancı değiliz, yabancılık bitti. Bizi kabul etmeyenlere kendimizi kabul ettirmemiz lazım. Biz de bu toplumun parçasıyız.

Daha iyi bir yaşam için 3 Mart’ta seçime!

Ali Ahmet Çimtay: D66-Rotterdam Kendi haklarınıza sahip çıkmak için seçime gidin!


HABER

6

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

GÜVENLİK

SİSTEMLERİNDE

Turan Yazır CDA-Rotterdam İnsanlarımız kaldıkları bölgelerde artık misafir duygularından çıkmalı, aidiyet hissetmeli, yani burasi da benim ülkem, şehrim, memleketim diye düşünmeli. Aynı zamanda oy vermek güç kullanmak demektir.

DOĞRU ADRES

Hamit Karakuş PvdA-Rotterdam Wethouder Hakkin varsa ve o hakkini kullanmiyorsan bir daha sorun icin biyere muracaat etmene gerek yok. Verilmis hakki kullanmak zorundasin. Bunun icin agir mucadeleler yapildi. Bu secimlerde farki turk ve faslilarin oylari belirleyecek.

7 Alaattin Erdal, Konya doğumlu ve 30 yıldır Rotterdam’da yaşıyor. Eğitimde 13 yıl çalıştıktan sonra 8 yıl Rotterdam meclis üyeliği yaptı, 6 yıl Samanyolu ve Zaman gazetesi temsilciliği ve parlemento muhabirliği görevlerinde bulundu. CDA’dan liste başı adayı olarak önümüzdeki seçimlere katılıyor. Rotterdam şehri ve halkı için önemli hedefleri ve uzun vadeli projeleri var. Bunların başında gençlere siyasette yol açmak ve tecrübelerini paylaşmak, Rotterdam’a hizmet ve yatırımda bulunmak var. Rotterdam halkının büyük bir kısmı yabancı ve bunların çoğunluğunu da Türkler oluşturuyor. Toplumun etkin ve yetkin karar mercilerinde, mecliste yer alması gerektiğinin, seçmen ve sivil toplum örgütlerinin sorumluluklarını alması gerektiğinin altını çiziyor. Siyaset ve toplumdaki sertleşmeye karşı uzun vadeli, halka, özellikle gençlere ve okullara yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyor. Rotterdam tarihi ile ilgili projesi ise çeşitli toplum kuruluşlarından, okullardan, Rotterdam müzesi ve bir film yapımcısından ilgi görmüş ve uygulama aşamasında. Bu proje ile insanımızdaki aidiyet ve sahiplenme duygusunu geliştirmeyi, kendi şehrini tanıyıp sahip çıkması gerektiğinin önemini anlatmayı hedefliyor. “Erasmus köprüsü Rotterdam’ın simgesi durumunda ve bu simge ortak tarihimizi oluşturuyor bir anlamda. Bu köprü bir anlamıyla bizim köprümüz, zira babalarımızın alın teri ile kuruldu bu köprü. Artık ben buralıyım, ‘öteki’ değilim diyerek, şehre ve siyasete sahip çıkmalı insanımız.” diyor.

Neden aday oldum? Daha hoşgörülü; Çok kültürlü, Demokratik Hollanda toplumunun ortaya çıkarılması sürecine katkıda bulunmak amacı ile aday oldum.Yükselen ırkçı dalgaya karşı mücadele etmek, toplumlar arası barış köprüsü kurmak, eşit haklar temelinde çalışmalar yapmak ta ana amaçlarımdandır. Somut olarak ta hedeflerim kısaca şunlar: • İşsizlikle ve yoksullukla mücadele etmek. • Orta ve küçük esnafa destek vermek, Girişimciliği teşvik etmek. • Gençlere staj ve iş imkanının sağlanması • Kadınlara iş piyasasında eşit koşullar, • Kadınlara eğitim ve iş olanağı. • Yaşanabilir bir şehir atmosferinin ortaya çıkarılması şu an somut olarak hedeflerimi oluşturuyor. Sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini kendime yakın bulduğum için ve de yukarda saydığım amaçları gerçekleştirebilmek için Rotterdam Feijenoord Bolgesinden Sosyal Demokrat Isci Partisi; PvDA ‘dan 10 siradan adayım.

“kültürel değerlerimiz, bu toplum için bir zenginliktir” Salih Türker PvdA-Amsterdam

Harun Karasahin VVD-Dordrecht

Sandık başında verilecek bu karar ömür boyu Hollanda’da yaşadığımız refah ve gelir seviyemizi belirleyecektir, bu yüzden herkesi secime çağırıyorum.

Herkesin seçimlerde oy kullanmasını istiyorum. Kullanılmayan her oyun, kaybedilmiş bir hak olduğunu düşünüyorum.

Ali Küçüközel PvdA-Amsterdam Oylarınızı bizden yana kullanın, oy verin, sesiniz olalım.

Subsidie-aanvraag voor uw veiligheidsystemen kunt U via ons regelen. Bel Hüseyin Kızgın, onze expert op dat gebied voor alle informatie: GSM: 0624-367064

Meltem Cömertbay PvdA-Oosterhout

2010 yılında da güvenlik sistemlerinde devlet desteği devam ediyor. Resmi işlemlerinizin kolayca yürütülmesi için bizi arayabilirsiniz.

Schiedamseweg 213 3026 AN Rotterdam

www.adacams.nl

010-462 35 69

Hepimiz birimiz birimiz hepimiz için, herkesin oy kullanmasını istiyorum.

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

3 Mart 2010 tarihinde Hollanda`da yerel (belediye) seçimleri yapılacaktır. Seçimlerde CDA`dan 12. sıra adayı olarak oylarınıza talibim. Toplumun her katmanında daha itibarlı bir konuma gelmek için, insiyatifi ele almalı, duyarlı ve daha sorumlu davranmalıyız. Yabancıların (göcmenlerin) genellikle negatif bir şekilde gündeme geldiği dönemde daha çok söz sahibi olmalı, düşüncelerimizi ortaya koymalıyız. Unutmayalım; varlığımız, kültürel değerlerimiz, bu toplum için bir zenginliktir. Biz buralıyız ve bu toplumun bir parçasıyız. Günlük hayatımda gazeteci olarak çalışıyorum. Bu sayede toplumun genel meselelerini takip ediyor, her kesimden insanla görüşüyorum. Türkçe dergi ve gazetelerde de toplumsal konuları işliyor, toplumu bilgilendirmeye çalışıyorum. Gönüllü olarak Türk kültürünü tanıtıcı bir çok faaliyete bulundum. Sizlere hizmeti bir vicdan borcu olarak görüyor, gerekli vizyon ve donanımı taşıdığımı düşünüyorum.

1985 yılı Gorinchem doğumluyum. Lise mezuniyetim ardından 2004 yılında Rotterdam Erasmus Üniversitesinde Siyasal Bilgiler fakültesine başladım ve 2008 yılında aynı dalda master yaptım. Aynı yılda Utrecht belediyesine sunmuş olduğum yerel yönetimler araştırmasından dolayı Mali Müşavir (Auditor) olarak göreve alındım ve halen aynı görevi yürütmekteyim. 2006 yılında Gorinchem belediye yönetimine sunmuş olduğum plan neticesinde Belediye Gençlik Meclisinin kurulmasına öncülük yaptım. Gorinchem Groen Links listesinden 3. sıra adayıyım. Öncelikli amacım belediye meclisindeki karar aşamasında Türk toplumunun istek ve arzularını dile getirmektir. Böylelikle hangi işlere koyulduğumu ve toplumu ilgilendiren ne gibi kararlar alındığını topluma sunmak istiyorum.

Bu seçimlerde neden aday oldum? Uzun yıllar farklı kurum ve kuruluşlarda hem bir uzman sıfatı ile, hem de gönüllü olarak özellikle göçmenlerin konumlarının iyileştirilmesi, haklarının korunması için değişik birçok çalışmalarım oldu. Rengi, dini ve kökeni ne olursa olsun herkesin mevcut imkanlardan eşit yararlanabilmesi, yaşadığı mahallede kendini daha iyi hissetmesi ve geleceğe daha güvenli bakabilmesi için çalışmalarımı sizlerin desteği ile yerel politik düzeyde sürdürmek istiyorum. Neden oy kullanmalısınız? Oyunu kullanmayan

kişi esasen kendisine en uzak partiye veya yöneticiye destek olmaktadır. Yabancılar arasında oy kullanma oranı oldukça düşük. Bundan dolayı siyasetciler yabancıları fazla dikkate almamaktadır. Uzun vadede yaşadığımız ülkede dikkate alınmak istiyorsak ve yönetimde söz sahibi olmak istiyorsak oylarımızı mutlaka kullanalım. Bir oydan ne olur ki diye kesinlikle düşünmeyelim, zira bunu herkes düşünürse oy kullanan kalmaz!

MESUT DİŞLİ PvdA KralingenCrooswijk

Adayların seçmene katılım çağrısı

Ali Aktaş CDA-Rotterdam

Derya Kaplan PvdA-Amsterdam

Orhan Kaya PvdA-Amsterdam

Zeki Baran PvdA-Rotterdam

Kullanılmayan her oy yabancılara düşman olan partilere gidecektir. Bunu önlemek için aday olan tüm Türk adaylara destek olun ve oyunuzu mutlaka kullanın.

Varolduğunuzu göstermek istiyorsanız sandık başına!

Halkımızı 3 Mart’ta PvdA’ya oy vermeye çağırıyorum, elimizden gelenin en iyisini yapmaya biz hazırız.

3 mart’ta 3 dakikanızı ayırın ve oyunuzu verin. Demokratik bi hak olan oyunuzu verin, bu aynı zamanda da bir demokratik sorumluluk.

Faruk Ucar VVD-Enschede Bizler için!

Emine Bozkurt PvdA-Avrupa Parlementosu Sorumluluk kendi elimizde kalsın, demokratik haklarımızdan faydalanalım.

Deniz Catikkas PvdA-Rotterdam

Fikri Demirtaş PvdA-Rotterdam

Ali İhsan Ünal: CDA-Rotterdam

Necat Kaya PvdA-Rotterdam

Zati Yurdakul: PvdA-Amsterdam

Songül Mutluer PvdA-Zaanstad

Daha güçlu ve daha refah bir Feijenoord için.

Sorumluluğunu al, kendinin ve çocuklarının geleceğini belirlemek için oyunu kullan.

Bizim toplum kendini, çocuğunu ve torununu kurtarmak istiyorsa, işte sandık. Aksi takdirde yarın torunlarının nasıl asimile olacağını görür.

Ekmezseniz biçemezsiniz. Bu bir hizmet yarışıdır ve hizmetin ne rengi ne dili ne de dini vardır, sınır tanımiyor. Ekin ki biçesiniz! Hakkını kullankı hakkın olsun

Seçilme hakkını biz söke söke almıştık, bu da demokratik bir gelişimdir, halkımızda mutlaka oylarını kullanması gerekiyor, oylarını da kullanırkende kendi adaylarını unutmasınlar

Kendi ve çocuklarınızın geleceği için, sesinizi duyurmanız için sandığa gitmeniz ve problemlerinizi çözebilecek vasıflı adaylara oy vermeniz, hem de bu dönemde, çok ama çok önemli!


HABER

8

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Yurtdışındaki Karamanlılar’a kurumsal birim hedefleniyor Bir dizi etkinliklere katılmak ve Karamanlılarla buluşmak amacıyla Hollanda’ya gelen Karaman Belediye Başkanı Kamil Uğurlu, Rotterdam kentinde hemşerileriyle bir araya geldi. Göreve geldiği süren bu yana gerçekleştirdikleri ve gerçekleştirmeyi planladıkları projeleri tek tek hemşerilerine anlatan Başkan Kamil Uğurlu, “Karaman belediyemiz içinde ‘yurtdışındaki Karamanlılarla alakalı bir masa, birim’ oluşturacağız. Bu birimin başına ise yurtdışındaki şartları bilen arkadaşlar getireceğiz. Siz yurtdışındaki hemşerilerimizle bu birimdeki arkadaşlar direkt muhatap olacak. Sizlerin istek, sorun ve talimatlarını bu arkadaşlarımız vasıtasıyla öğreneceğiz.” dedi. Karamanlı olan veya olmayan, Karaman’da yatırım yapmak isteyenlere çağrıda bulunan Karaman Belediye Başkanı Kamil Uğurlu, belediye olarak bu konuda bütün imkânları seferber edeceklerinin altını çizerek; Tarım, hayvancılık, enerji v.s alanlarında Karaman’ın, ‘pilot bölge’ olduğunu belirtti. Kamil Uğurlu, Temmuz ayı sonunda ise Karaman’da, 1 hafta süreyle ‘yurtdışında yaşayan hemşerilerimiz için festival’ tertip edileceği müjdesini de verdi.

9

Modernite ve müslümanlık konferansı

Hollanfa Diyanet vakfı, Roermond Fatih camii, Roermond Dadaşlar vakfı, Roermond Kültür cemiyeti , Roermond Türk İslam Kadınlar cemiyeti ve Lisiemo vakfı tarafından düzenlenen Gençlik Konferansında Modern ve Müslümanlık hakkında bir konferans düzenlendi.Limburg bölgesinde HDV ye bağlı bütün din görevlileri, cami yönetimleri ve halk katıldı.

Gençler için Modern ve Müslüman konuları hakkında katılımcılara konferenas veren Lahey Din Hizmetleri Müşaviri ve HDV başkanı Dr. Bülent Şenay, ilk önce HDV ye bağlı 142 camide 10 binden fazla çocukların din ve dil eğitim gördüğünü ve bunun ileride daha çoğalması için velilere çağrıda bulundu. Çocuklarınızı camilere gönderin ve dinlerini ve dillerini öğrensinler ve toplumda iyi bir müslüman çocuğu olarak büyüsünler dedi. HDV nin yeni projesi olan “uzaktaki yarınlarımız” hakkında da bilgi veren Şenay, çocukların Türkçe öğrenmeleri için yeni Türkçe dersleri kitaplarının geldiğinı ve isteyenler bu kitapları vakıfdan temin ederler dedi.

Oy kullanma(ma)lı mı?

Vefat eden Türk ressam adına sergi

advertorial

Huidkliniek Zuid yeni şubelerini açtı

ZBC / Zelfstandig behandel-centrum

Kliniğimizin başka kliniklerden farkı şu: Bu klinik Hollanda sağlık bakanlığı tarafından tanınmış bir dermatoloji kliniği. Aynı zamanda diğer kozmetik hizmetleri de veriyor. Asıl önemli olan bütün tedavilerin ziekenfonds tarafından karşılanması, bu önemli bir özellik. Böyle bir klinik, şu ana kadar Hollanda’da Türk kökenli olarak sadece biz varız ve üç senelik deneyimimizle herbiri kendi alanında uzman doktorlarla hizmet veriyoruz

Eko aleti

Huidkliniek Zuid sağlık bakanlığı Eko ile varislerin yeritarafından taninmiş bir dermatoloji ni ve şiddetini ölçüyokliniğidir. Tüm sigortalarla anlaşması ruz ve ona göre tedavardır ve hastalar buraya geldiğinde vi planlıyoruz. Vakontant para ödemezler, anlaşmalarımız risli hasta geliyor, gereği ücretleri sigortalar karşılar. hemen tedavi yapılmaz. Önce bir ekoyla bakılır. Hangi şiddette varisi vardır, ona göre tedavi planlanır. Dışarıdan lazerle mi yapılacak, yoksa endolazer ile mi yapılacak, fon terapi mi yapılacak, sade iğneleme tedavi mi yapılacak, önce muhakkak bu yapılması gerekiyor. Sağlık bakanlığınca da zaten bu şart koşuluyor.

Dermatolog Dr. Coşkun Birinci: Akne ve kozmetik tedavi Dr. Van Wateren: Deneyimli ve kıdemli dermatolog Dr. İbro Beciri: Varis tedavisinde uzman Dr. Daan der Kinderen: Endolazer uzmanı, filebolog, deri kanseri uzmanı Endolazer nedir? Endolazer içten lazer demektir. Önceden varis tedavilerinde eko yapılır. Eko yapılınca en içteki damarlarda varis var mı yok mu ona bakarız. Dıştan bunu göremezsiniz. Eğer onda varis varsa kasık bölgesinden ve diz bölgesinden bir kesik açılır, hasta narkoza yatırılıp ameliyat yapılırdı. Bu teknik artik geride kaldı. Şimdi bize hasta geliyor, yatağa yatıyor, görülen şekliyle damara giriliyor, damar içerisinden fiber, yani lazerin ucu, buraya kadar geliyor, daha sonra burası lokal olarak uyuşturuluyor, daha sonra lazer ile yakılarak çekiliyor. Hasta birşey hissetmiyor. Bunun tedavinin ismine endolazer diyoruz, hasta ameliyattan kurtulmuş oluyor. Bu tekniği Hollanda en iyi yapan kişi Dr. Daan der Kinderen’dir ve kendisi halen Utrecht şubemizde görev almıştır. ROTTERDAM: Utenhagenstraat 187 3083 VP Rotterdam Tel: 010-293 90 91 Utrecht: Dr. Max Euwestraat 60 3554 Utrecht Arnhem: Raapopseweg 82 6824 Arnhem Internet: www.huidkliniekzuid.nl E-mail: info@huidkliniekzuid.nl

Endolazer

HUIDKLINIEK ZUID’TE YAPILAN TEDAVİLER

Hollanda’nın Maassluis şehrinde 2008 yılında, 55 yaşında yaşama veda eden Mersin doğumlu resim sanatçısı Ertürk Boyancı’nın adına resim sergisi açıldı. Ritsart Resim Galerisi’nde açılan sergiye Demokratlar 66 (D66) partisi milletvekili Fatma Koşer Kaya, Maassluis Belediye Başkan Yardımcısı John Scheerstra, siyasiler, belediye çalışanları ve çok sayıda davetli topluluğu katıldı.

Boyancı’nın anısına hazırlanan serginin açılısını Demokratlar 66 (D66) partisi milletvekili Fatma Koşer Kaya yaptı. Fatma Koşer Kaya, “Sanatın kültürlere olan etkisini bir kez daha burada görüyoruz. Pazarda tanışan iki sanatçının aynı tablo üzerinde, birlikte çalışabilecek konumda olmasının, uyum için en büyük örnek olabileceğini düşünüyorum. 55 yaşında yaşama gözlerini yuman sanatçımıza rahmet diliyor, bu anlamlı sergiyi açmaktan da mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Bugün burada, sanat bizleri bir araya getirdi. Sanatın dili, rengi ve ırkı olmuyor.” dedi. Ertürk Boyancı’ya ait 19 eserin yer aldığı sergide, 4 adet de ortak çalışma bulunuyor. Yarım kalan resim ise koruma altında olduğu öğrenildi. 7 Mart’a kadar açık kalacak olan sergiye ilginin büyük olması bekleniyor.

• Dermatoloji • Lazer epilasyon merkezi • Varis tedavisinde en yeni teknikler uygulanır • Akne, egzama (eczeem), varis hastalarıkları tedavisi ve kıl sorunları tedavileri. • Aşırı terlemeye karşı krem, ilaç ve botox tedavisi

Azeri şehitleri Den Haag’da anıldı

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 20 Ocak 1990 tarihinde Sovyet ordusu tarafından yapılan katliamda hayatını kaybedenlerin anısına Hollanda Türk Azerbaycan Kültür Derneği tarafından Bouwlust Semtevi’nde bir anma gecesi tertip edildi. Gecede şehitlere dualar okundu.

Müşterilerimize Türkçe, Hollanda, Boşnakça, Sırpça, Arnavutça, İngilizce ve Almanca olarak da yardımcı oluyoruz.

Şehitler için bir dakikalık saygı duruşundan sonra Hollanda Türk Azerbaycan Kültür Derneği başkanı ilhan Aşkın günün anlamını belirten bir konuşma yaptı. İlhan Aşkın, “İşte bugün 20 Ocak Katliamı’nın 20. yıldönümünü anıyoruz. Şehitlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Bugün o şehitler Karabağ Hocalı Şehitleri gibi Şehitler Hıyabanı’nda yatmaktadır. Bugün yeni bir devrin kapanıp, yeni bir devrin açıldığı gündür. Binlerce çocuğun yetim bırakıldığı gündür. Her Azerbaycan Türk’ünün gönlünde Sovyet tanklarının açtığı yara vardır. Bugün Azerbaycan’ın kurtuluş günüdür.” dedi. Şehitlere saygının önemi kadar gazilere de sahip çıkmanın önemini vurgulandı. Katliam görüntülerinin yer aldığı slayt gösterisinin

Toplam 16 kişilik ekibimizle Rotterdam, Utrecht ve Arnhem gibi şubelerimizde kaliteli hizmet veriyoruz Dermatolog Coşkun Birinci, Türkiye’de 1998 yılında Ankara Hastanesi’nde dermatoloji uzmanı oldu. Ankara Hastanesi’nde 4 yıl çalıştıktan sonra Hollanda’ya yerleşti ve Rotterdam’da HUIDKLINIEK ZUID’ü kurdu.

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

CDA Delfshaven 1. sıra adayı Ali İhsan Ünal:“Bugüne kadar görev aldığım hiçbir kuruluşta veya siyasi arenada sizi utandırmadım. Bundan sonrasında da toplumumuzun, yeri geldiğinde sözcüsü, yeri geldiğinde avukatı ya da neferi olarak, bu ülkedeki geleceğimizi birlikte oluşturalım arzusundayım. Bunların zor olmayacağını biliyorum. Yeter ki, siz mutlaka sandığa gidin ve sizi temsil eden bizleri destekleyin. Unutmayın sizin bize verdiğiniz oylar, toplumumuzun söz hakkı olarak size geri dönecektir.”

Şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ardından Hollanda Türk Azerbaycan Kültür Derneği tarafından gazilere ‘Gazilik Beratı’ takdim edildi. Baycan Güneş ve Funda Alkan tarafından şiirlerin okunduğu programa Benelüks Azerbaycan Federasyonu Başkanı Elsever Memedov, Hollanda Anavatan Azeri Kadın Derneği üyeleri,

çocuklar, Türk dünyasının birçok derneğinden yönetici ve başkanlar, cami derneklerinden katılımcılar, Azerbaycan ve Iğdırlı vatandaşlar ve Türkiye’den gelen is adamları katıldılar. Toplantıda ayrıca şehitlerin ruhu için yemek ikramında bulunuldu.

Yerel seçimler için geri sayım başladı. Ben dahil binlerce aday şu an seçmenlerin teveccühüne mazhar olmak için hummalı bir çalışma içinde. 3 Martta dananın kuyruğu kopacak ve belediyelerin yeni yönetimleri belirlenecek. Demokrasilerde gayet sıradan bir durumdur bütün bu olanlar. Buna bazan bir güvenoyu almak, bazan da görevi devralmak olarak bakabiliriz. İktidarda olan partiler güvenoyu almak için, muhalefettekilerse iktidar olabilmek için mücadele ederler. Seçimler, seçmenlerin dört yılda bir siyasileri imtihan ettiği bir fırsattır da demek mümkündür. Yerel seçimleri genel seçimlerden ayıran en önemli özellik siyasi partilerin her şehirde farklı politika ve stratejilerinin olabilmesidir. Ayrıca mahalli iktidarlar merkezi iktidardaki parti veya partilerden farklılık gösterebilir. Dolayısıyle seçmenler için ölçüt her partinin mahalli programlarıdır. Daha doğrusu ölçüt olması gerekendir diyebiliriz, zira her nekadar mahalli programlar ve öncelikler farklı da olsa genel poltikalar seçmenleri yönlendirmektedir. 2006 Martındaki seçimlerde bunu çok açık bir şekilde gözlemledik. O zamanki iktidar partileri CDA, VVD ve D66, o zaman takip edilen politikalar sebebiyle seçmenlerin hışmına uğradılar. Bu seçimlerde de durum pek farklı görünmüyor. Bir çok başarılı yerel yönetici sırf partilerinin genel politikaları veya hükümetin icraatı yüzünden seçmenler tarafından cezalandırılacak. Bu da politikada kaderin cilvesidir tabii ki. Bu seçimleri diğerlerinden ayıran bir başka özellik ise iki şehir dışında seçimlere bile girmeyen ırkçı, İslam düşmanı bir partinin dominant bir rol oynamasıdır. Hem de seçimlere girebilmek için bir kaç aday bulmaktan aciz, tek kişinin hükümran olduğu, üyesi ve denetim organı olmayan bir parti. Tek söylemi İslam düşmanlığı. Bir de her türlü nezaketten yoksun kaba sokak kabadayısı söylemleri olan bir parti. Ancak bu parti, şimdi genel seçim olacak olsa kesin ikinci, ancak birinci olması da muhtemel bir konumda. En azından hatırı sayılır bir kaç kamuoyu araştırma kuruluşunun anketlerinden çıkan sonuç budur. Bu parti ve lideri ülkede yaşayan Müslümanlar için büyük bir tehdit oluşturmakla birlikte Hollanda kamu güvenliğini de tehdit etmektedir. Roermond Belediye Meclisi üyesi Selçuk Öztürk’ün de isabetle tesbit ettiği gibi bu parti Müslümanlardan çok Hollanda yerlilerinin problemidir. Bu problemi bertaraf etmek göçmenlerden ziyade Hollanda yerlilerinin görevidir. Göçmenlerin yapması gereken onlara gereken desteği vermektir. Bu destek saygın siyasi partilerde aday olanlara oy vermekle hayat bulur. Aman, benim oyumla ne değişecek demeye ne hakkımız var ne de öyle bir lüksümüz. Hatta oy vermeyi ırkçılarla mücadelenin en

önemli aracı olarak da görebiliriz. Bu çerçevede kullanılmayan her oy ırkçı, İslam ve Müslüman düşmanı partilerin dolaylı olarak desteklenmesi anlamına gelir. 31 Martta Rotterdam’da Damala Gazetesi ve UETDnin birlikte organize ettiği siyasi panelde konuşan Türk kökenli siyasetçiler seçimlere katılım için kendilerine % 70’lik bir hedef koyduklarını ve bunun gerçekleşmesi durumunda Rotterdam siyasetinin kaderini Türklerin belirleyeceğini ifade ettiler. Bu oran oldukça yüksek bir oran, ancak imkansız değil. Türklerin kendi sivil toplum kuruluşları, medya ve esnafının yoğun işbirliğiyle bu hedef tutturulabilir. Bu da adayların seviyeli ve toplum için siyaset yapmasıyla mümkündür. Zira sadece bir kişinin seçilmesi bir şey ifade etmez, ama bir kaç kişi değişik partilerden seçildiği takdirde gelecek için iyi bir altyapı oluşturulmuş olur. Şehirlerdeki aday sayısına baktığımız zaman bunun mümkün olabileceğini göreceğiz. Göçmenlikten yerliliğe geçiş sürecimizin önemli mihenk taşlarından olan siyasi katılıma herkesin gerekn önemi vereceğinden eminim, ancak sadece önem vermekle bir şey elde edemezsiniz. Aynı zamanda onun için çaba da sarf etmelisiniz. İşte 3 Mart seçimlerinde kullanacağınız oy da bu çabanın bir parçası olacaktır. Gelin bu anlayışla oyumuzu kullanıp sorumluluğumuzu yerine getirelim. Ben Enschede’de oy lar ınıza talibim!

suatari@haber.nl Ahmet Suat ARI is groepsleerkracht en onderbouwcoördinator op een VSO ZMLschool te Enschede. Hij schrijft columns in diverse bladen en is o.a. secretaris van UETD-Nederland.


HABER

TEDBİR ALARAK, İHTİYATLI BİR İYİMSERLİK İÇİNDE YOLA DEVAM 2009 yılı dünya çapında; hem siyasiler hem iş dünyası hem de çalışanlar, kısaca ekonomide aktör olan herkes için çok derin bir krizin yaşandığı yıl oldu. Hükümetler değişik paketlerle bu krizi derinleştirmemek için mücadele etti. Almanya özellikle otomobil sektörünü destekleyerek, üretimin ve tüketimin sürmesini sağladı. ABD büyük paketler açtı; bankalara trilyonlarca para aktardı. Böylece 2009 yılında krizin, korkulan kadar büyük olacağı yönündeki düşünceler biraz da olsa hafifledi. Avrupa’da beklenen oranda büyük ve köklü bir işsizlik olmadı. Bazı ülkeler hariç, nispeten Avrupa ve Amerika krizi atlatabildi. 2009 yılında özellikle Çin olağanüstü bir paketle, iç piyasayı destekleyerek ekonomisinin büyümesini sürdürebildi. Hindistan da aynı şekilde... Dolayısıyla bu ülkelerden krizin teğet geçtiğini söyleyebiliriz. Dünya dış ticareti ciddi anlamda daraldı. İthalat – ihracat, turiz de dünya çapında küçüldü. Bu gelişmelerle birlikte 2010 yılına geldik. 2009’un ikinci yarısından itibaren, çok cüzi ve cılız da olsa oluşan taleplerle ekonomiler biraz toparlanmaya başladı. Dolayısıyla 2010’a girerken krizin dibinin görüldüğü ve iyileşme sürecinin başladığı yönünde,

dünya piyas a l ar ı n d a bir kanaat oluşmaya başladı. İyileşme süreci çok yavaş olacaktır. Bu nedenle, ciddi ve hızlı bir i y i l eşmenin, özellikle de istihdam açısından, beklenmemesi gerektiği kanaatindeyim. Hatta bazı ekonomistlere

10

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

göre kriz ikinci bir dip de yapabilir. Bankalar faiz artırımına geçer ve devlet destekleri bir anda çekilirse, bir taraftan enflasyon ve bir taraftan da ekonominin cılız kalmış olması düşünüldüğünde, mali krizin 2. bir diple tekrar ortaya çıkabileceği tehdidini unutmamak gerekir. Krizin bıraktığı en derin iz: Devlet bütçelerindeki açıklar Bence krizin en zor dönemi 2008’in sonu ve 2009’un başıydı. O zor dönemden uzaklaşıyoruz. Hükümetler ve firmalar kendileri açısından gerekli tedbirleri aldı. Özellikle mali piyasalara çeki düzen verildi. IMF dünya çapında güçlendirildi. Krize karşı bir bağışıklık oluştu. Bu nedenle çok da karamsar olmamak gerektiğini düşünüyorum. Ancak 2008 ve 2009 yılında devlet bütçeleri çok hırpalandı. Devletlerin, vatandaşların geliri azaldı ve dolayısıyla da piyasalarda alım gücü çok çok küçüldü. Devlet yardımları nedeniyle bütçeler açıldı. Amerika, Yunanistan bütçe, Baltık Cumhuriyetleri, İzlanda ve İspanya gibi ülkelerin bütçelerinde büyük açıklar var. Bu açıkların da kısa ya da uzun vadeli olarak ciddi sorunlar yaratacağını varsaymak lazım. Bana göre zaten krizin bıraktığı en derin iz de, devlet bütçelerinde oluşan açıklardır. Bunlar, bir iki yıl gibi kısa zamanda kapanmayacak kadar büyük açıklardır. Dolayısıyla ekonomi üzerinde gelecekte; vergilerin artırılması ve kemer sıkma gibi tehditleri mevcuttur. Tüm bunları üst üste koyarsak bu krizden çıkmak birkaç yılımızı alacak. 2008 yılı öncesine dönmemiz, 2010 yılında olmayacak. Ancak, 2011 ya da 2012 yılında dünya ekonomisinin 2007 yılındaki seviyesine gelebileceğini düşünüyorum. İstihdam açısından da önümüzdeki yıllarda köklü bir iyileşme olmayacağını bilmek lazım. Ekonomik büyüme olacaktır ama bu küçük bir oranda yaşanacaktır. Tedbirli bir iyimserlik ve çalışma ile birlikte, daha ölçülü masraflarla yola devam etmek lazım. İş dünyası açısından baktığımda da çok karamsar olmak için de, çok iyimser olmak için de neden yok diye düşünüyorum. Tedbir alarak, ihtiyatlı bir iyimserlik içinde yola devam etmeliyiz.

KRALİÇE BEATRIX DİNİ LİDERLERİ DİNLEDİ Kraliçe Beatrix 25 ocakta ‘In vrijheid verbonden’ adlı toplantının beşincisine katıldı. Utrecht Üniversitesi’nde yapılan ‘Özgürlükte Birlik’ adlı toplantıya kraliçenin yanında çok sayıda genç ve din adamı da katıldı. Toplantıda Hollanda’daki değişik dini ve felsefi toplulukları neyin birleştirdiğine ve aynı zamanda gelecekteki durumun nasıl olması gerektiğine değinildi. Budizm, Hristiyanlık, Hinduizm, Hümanizm, İslam ve Yahudilerin temsilcileri kendilerini değişik yazılar ve müziklerle tanıttılar. Bunun yanında Hollanda’nın Adalet bakanı Ernst Hirsch Ballin konuşma yaptı. Özellikle tarihe ve dini özgürlüklere değinen bakan, laikliğin hükümet ve inanç toplulukları arasında ilişki olmaması anlamına gelmediğini açıkladı. Bakana göre ‘hükümet dini örgütlerin

içeriğine bakmamalı, bütün örgütlere eşit muamelede bulunmalıdır’. 2005 yılında bu toplantı ilk defa Kraliçenin 25 yıllık hükümet jübilesi adına düzenlendi. Bu girişimin temeli 1579 daki ‘Unie van Utrecht’e dayanıyor. Bu tarihte Hollanda’nın kuzeyindeki iller dini özgürlük ve inanca saygıya dayanan ‘sonsuz birlik sözü’ vermişlerdi.

11

Bel ons voor een afspraak!

Betaalbare website met webshop?

website v.a. € 399 webshop v.a. € 999 www.itnt.nl

0653-53 33 58

DEN HAAG’dA 5 GÜNLÜK TÜRK FESTİVALİ

30 Kasım 2009 tarihinde, Den Haag Hollanda Türk İşadamları Derneği (HOBelediyesi; Karaman Belediyesi, Elazığ’ın TİAD) Başkanı Turgut Torunoğulları, HolPalu, Kovancılar ve Karakoçan ilçeleriylanda Karamanlılar Vakfı (HOKAV) Başle ‘kültür değişimi’ anlaşmasına imza atakanı Uğur Şen, siyasiler, işadamları, sirak, bu kentlerle kültürel değişim çerçevevil toplum temsilcileri ve belediye çalışansinde çevre, yönetim, kadının topluma kaları katıldı. tılımı, kültür, ekonomi, ticaret ve endüstFestivalin düzenlenmesini sağlari alanlarında işbirliği yapma kararı aldı. Bu yan Den Haag Türk Platformu’nun başkapsamda Den Haag, 4 günlük ‘Türk Feskanı Rüstem Akarsu, “Bizim bu yıl ilkitivali’ düzenledi. Den Haag Belediye başni gerçekleştirdiğimiz festivalimize verdiğikan yardımcısı Rabin Baldewsingh açılışı: niz katkı bizleri gururlandırmıştır. 4 gün sü“Den Haaglı Türk Toplumu, kentimiz için ren festivalimiz bünyesinde değişik etkinönemli bir kazanımdır.” Sözleriyle yaptı. liklerimiz oldu. Türk film günleri, konserFestival kapsamında Den Haag beler, edebiyat akşamları v.s birçok progralediye binasında düzenlenen resepsiyomımız oldu. Den Haag Türk Platformu olana T.C. Den Haag Büyükelçisi Uğur Dorak bu festivalden asıl amacımız; ğan, Demokratlar 66 (D66) partisi millet2012 yılında kutlamaya hazırlandıvekili Fatma Koşer Kaya, Den Haag Beğımız, Türkiye – Hollanda ilişkilerilediye başkan yardımcısı Rabin Baldewnin 400. yıldönümü etkinliklerinin bir singh, Karaman Belediye Başnevi provasını da gerçekleştirmekti.” kanı Kamil Uğurlu, Elazığ’ın şeklinde konuştu. Kovancılar Kaymakamı SelT.C. Den Haag Büyükelçisi çuk Aslan, Belediye BaşkaUğur Doğan ise, “Bu nı Bekir Yanılmaz, Kagüzel etkinliğin, bu rakoçan Belediye güzel mekânda oluşBaşkanı Nurettin turulmasına katkı veAslan, Palu Beleren herkes, çok büdiye Başkan Yaryük takdire layıklar. dımcısı HayaBugün bu festival reBüyükelçi Uğur Doğan ti Karabulut, sepsiyonunda da

gördüm ki, Türk ve Hollanda toplumu gayet uyum içinde yaşıyor. Hollanda’daki Türk Rüstem Akarsu toplumu iş, eğitim, politika v.s alanlarda ciddi ilerleme kaydetmiştir, bu çok gurur verici bir tablodur.” dedi. Festival, 13 Şubat Cumartesi akşamı, MFÖ ile Sabahat Akkiraz’ın verdiği konserlerle sona erdi.

Adı da kendi gibi HELAL Kapsalon en Falafel nu ook verkrijgbaar bij ons

Tel.: 030 - 296 37 67 Kanaalstraat 56 - 3531 CK Utrecht

NIEUW Nu ook catering...

FOTOĞRAF YARIŞMASI Geçen sayının ödül kazanan talihlisi Özgür Deniz - Rotterdam

NASIL YARIŞACAKSINIZ?

GEÇEN SAYIDAKİ

Aşağıda 10 tane fotoğraf var. İki sütun olarak verilen fotoğraflardan her biri tanıdık bir simaya ait. Bu fotoğraflar gazetemizin farklı sayfalarından alınmış. Bu fotoğrafların kime ait olduklarını bulun; yanındaki boşluklara yazın ve numaraladığınız bu cevapları fotograf@haber.nl adresine gönderin. Aboneler arasından yapılacak çekilişteki şanslı abonemiz 50 EURO kazanacak! Kazanan ismi gelecek sayımızda yayınlayacağız.

FOTOĞRAF YARIŞMASININ

DOĞRU CEVAPLARI 1

2

3

4

5U0RO

Openingstijden: Zo. t/m Do. 10.00 tot 24.00 uur. Vrij. en Za. 10.00 tot 01.00 uur. Wij leveren grote bestellingen bij u op adres af

6

OSMAN ÇELİK

AHMET TEMURCİ

KARSU DÖNMEZ

7

8

9

AHMET

MUSTAFA BİRKİYE

AYDIN YILDIZ

KURŞAD TÜZMEN

KEMAL ŞAHİN

ABOUTALEB

5

E

10

ESEN ALTUĞ

BEKİR CEBECİ

Yarışmaya en son katılma tarihi: 8 Mart 2010

1

2

..........................................

..........................................

3 ..........................................

4 ..........................................

5 ..........................................

Tot 5000 personen!

kemalsahin@haber.nl

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

6

7

8

9

10

Kemal Şahin, Şahinler Yönetim Kurulu Başkanı ..........................................

..........................................

..........................................

..........................................

..........................................

Kurban oğlu Kurban İnsanın başına ne geliyorsa kendi bilerek veya bilmeyerek verdiği kararlardan dolayı geliyor. Şu anda ne durumdaysa bunun sebepleri vardır ve insan kendinde aramalıdır. Kimseye şikâyet etmeye veya kendinden başka suçlu aramaya gerek yok. Başkasını kendi durumundan dolayı suçlu görmen senin bulunduğun durumu değiştirmez. Başkasını suçlu buluyorsan onun senin durumunu değiştirmesini beklemen gerekecektir, yani hayatından başkasını sorumlu tutuyorsun, o halde bekleyeceksin, bekleyeceksin ve sonuçta hiçbir şey değişmeyecek. Evet, belki ırkçılar vardır bu ülkede, işvermeyenler vardır, hatta seni sevmeyen veya nefret eden bile vardır… Var oğlu vardır…100 ilana başvurmuşsundur ve hepsi de seni geri çevirmiştir. Kapıdan girerken bile bunlar beni istemiyor diye düşünerek oturuyorsundur sandalyeye…Kimse sana olumlu davranmıyordur. Bizi istemiyorlar, ayrımcılık yapıyorlar dersin ve belki de yapıyorlardır. Depresyona girersin. Ve karamsarlık gırla gider. Tuh… Allah K…dersin! Başlarsın “Batsın bu dünya… Bitsin bu rrruya… yaziklaaarrr olsun’dan tut… “feleeek ve kader vurdu bizi” şarkılarına. Ama böyle durumunu değiştiremezsin. Çünkü mağdur olmuşsun, kurban rolündesin; Ve bundan sonra battı balık yan gider. Hükümete, politikaya, millete, sisteme, eşine, çoluğuna çocuğuna, tanıdığına tanımadığına şikâyet etmeye başlarsın. Kurban olduğun için, derini yüzerler, yerden yere vururlar, sürünürsün ve suçlu, sen hariç herkestir. Bu arada kendini değiştirmeyi unutursun. Belki öğrenmen gereken şeyler vardır, örneğin iş ararken kendini profile etmeyi bilmiyorsundur. Bitkin ve hüzünlü görünüyorsundur ve onun için işe alınmıyorsundur. Her şeyin bir sebebi olduğu için, şikâyeti bırak, başla analiz yapmaya ve asıl durumunun sebebini bul! Analizden sonra “ben ne yaptım ve ne yapabilirim” dersen, herkes değişir birden. Zaten o zaman şikâyet etme, karamsar olma, negatif düşünmek için zamanımız olmaz

ve hedeflerimize doğru yürürüz. Konfiçyüs’un bir sözü var “karanlığa küfür edeceğine bir mum da sen yak”. Şikâyet etmeyi bırak bir şey ortaya koy! Çünkü insan iyisiyle de kötüsüyle de kendi hayatından sorumludur. Kurban rolünü aldığında, yani etkilenen taraf olduğunda sen sorumluluğunu ve gücünü ele veriyorsun demektir. Baştan güçsüz taraf ve yenilgiyi kabul ediyorsun demektir, sanki senin bu dünyada bir etkin olamazmış gibi? Sen bunların kurbanı mı olmak istersin? Yani bunların etkisi altında mı kalmak istersin? Yoksa ETKİLEYEN insan, değiştiren kişi mi olmak istersin, pes etmeksizin? Param olsaydı, şunum olsaydı, bunum olsaydı, eşim olsaydı veya olmasaydı yapacağımı biliyorum demeyi doğru bulmuyorum. Koşullardan yola çıkarak değil, rüyadan yola çıkarak koşullar üretebiliriz. Ben bunu yapacağım ve gerisi gelecek diye düşünebiliriz. Rüyalarımızı gerçek olabileceğine inanıyorum. İstediğimiz her şeye kavuşabileceğimize de. Pozitif düşüncenin başarıya götürdüğünü bilelim. Her istediğimizi başarabiliriz, inanıyor ve güveniyorum. Çünkü rüyalar gerçek olmak içindir. Bir başka söz Konfiçyüs’dan: “Kies een baan waarvan je houdt en je zult nooit in je leven meer een dag hoeven te werken”. Tercümesi: Sevdiğin işi seçersen hiç bir zaman çalışmana gerek kalmayacak (Konfiçyüs). Bir de eskilerden: “ne ekersen onu biçersin”. Hep beraber zor da olsa başarıya doğru yürümenin sorumluluğunu kendimizde tutalım kurban rolünden çıkıp hayatımızın kahramanı olalım.

nafizesener@haber.nl Nafize Şener consultancy (danışmanlık) ve proje yöneticiliği yapmaktadır. Şu an Çalışma Bakanlığı’nın finanse ettiği Landelijk Netwerk Diversiteitsmanagement projesinde çalışmakta. İş ve ticarette paylaşım için kurulan The NetworKing Turkey uluslararası organizenin lisans sahibesidir.


13

NIF Kadınlar Teşkilatı’ndan çiğ köfteli Eğitim Kampı

Kısa adı NIF olan Hollanda İslam federasyonu kadınlar teşkiAdnan Şahin latı Elspeet Elspeet Mennorode kamp kompleksinde dolu dolu bir eğitim kampı gerçekleştirdiler. Kampın ilk günü IOT’den Carola Doğan aile içinde sağlıklı iletişim konulu bir seminer verdi. Bölge başkanı Mehmet Yaramış yaptıpı kısa konuşmada: ‘Eğer ki kadınlarımız ve kızlarımız bir buradayız, bu davanın içinde varız diyorlarsa, o zaman onlar toplumu yoğurma konumuna geçmiş demektirler’ derken bunun gerçekten çok sevindirici bir durum olduğuna işaret etti. ‘Ama ne var ki, almamız gereken daha çok me-

safeler var’ diyerek sözlerini devam ettiren Yaramış, gençlerin içinde bulunduğu kaygı verici tabloya dikkat çekerken, yaşadıkları ortamda karşılaşabilecekleri olumsuz ve sakıncalı durumları sıraladı. Kolayca uyuşturucu bulabilen gençlerin, İnternet ve cep telefonu aracılığı ile de kötü niyetli kişilerle tanışabildiklerini ve kötü işlere alet

edilebildiklerini dile getirtirdi. Türkiye’den ve Almanya’dan katılan farklı konuşmacıların sunum yaptıkları kampta, yetişkin hanımlar ve genç kızlar bilgilenmenin yanı sıra program sonunda yaptıkları çiğ köfte sofrası etrafında karşılıklı sohbet ederek hem birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldular hem de moral depoladılar.

Genç kızlar kilolarca çiğ köfteyi neşe içinde hazırladılar

“Koken voor Morgen” projesinin ikinci aşaması da başarı ile tamamlandı

Kendilerini Çevre Dostu Türk Kadınları Birliği olarak adlandıran Stichting voor Morgen (SvM), “Koken voor Morgen” (Yarınlar için Yemek) projesinin ikinci aşamasında 2009 yılı boyunca Den Haag şehrinde 100 Türk kadınına ulaştı. Eğitimler süresince hanımlar çevre sorunları, sürdürülebilirlik ve su ayakizi konularında eğitim aldılar. 2007 yılında artan yemeklerin değerlendirilebileceği “Sürdürülebilir yemek tarifleri kitabı ve websitesiKoken voor Morgen” önerisi ile 250 proje arasından birinci seçilen ve Hollanda Doğa ve Çevre ödülünü

kazanan Sevim Zor, 6 Mayıs 2008 tarihinde Atiye Atay, Dina Kohen ve Leyla Bengi Arslan ile birlikte Stichting voor Morgen (SvM) vakfını kurdu.

ANFED işadamları heyeti Hollanda temasları yoğun bir şekilde devam ediyor Basri Doğan, DEN HAAG Milletvekili Coşkun Çörüz “Coşkun Çörüz “Hollanda hükümeti yatırımcılara büyük önem veriyor.Onların yeni iş istihdam alanları sağlamaları konusunda teşvik edici kolaylıklar sağlıyor. Bu açıdan CDA partisi olarak özellikle aile şirketlerine büyük önem veriyoruz.Bu açıdan kısa adı MKB olan Orta ve Küçük İşletmelerin çalışmalarına da büyük önem veriyoruz.Hollanda ile Türkiye arasında ticaret son yıllarda artarak devam ediyor. Bu tür iş ziyaretleri de bizleri oldukça memnun ediyor.”

Hollanda’nın Parlamento Başkenti Lahey’de TC Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan tarafından kabul edilen ANFED üyelerine büyükelçilikte Hollanda ile Türkiye arasında ki ticaret konularında bilgilerin yanı sıra yatırım olanakları hakkında bir sunum yapıldı. Büyükelçi Uğur Doğan “Dış Ticaretten Sorumlu Bakan Zafer Çağlayan ile gelen işadamlarından sonra ANFED işadamlarının Hollanda çıkarmalarını da önemsiyoruz.Hollanda ile Türkiye arasında devam ede gelen iyi ilişkilerin ticari heyetler ile daha çok güçlenecek. Başta tarım ve turizm olmak üzere bir çok alanda ortak yatırımlar yapılacak.”

Uğur Doğan her zaman elçilik kapısının işadamlarına ve vatandaşlara açık olduğunu Büyükelçiliğin ve Ticaret Müşavirliğinin, Türk yatırımcılara her zaman hizmet için hazır olduğunu söyledi. ANFED Başkanı Doğan Kaynak ise Hollanda hükümetinin Türk yatırımcılara yönelik başlattığı ve vize kolaylığı sağlayan teşviklerin ikili ticari hacmi daha güçlendireceğini söyledi.TC Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan,HOGİAF Başkanı Mehmet Kabakyer Genel Sekreter Ahmet Taşkan, ANFED Başkanı Doğan Kaynak ve işadamları birlikte grup resmi çektirdiler.

parlemento binasında eski parlementer Monique de Vries yaptı. Projenin ikinci aşamasında, eğitimler için Den Haag şehri pilot bölge olarak seçildi. Fonds1818’in katkısı ile gerçekleştirilen bu aşamada 2009 yılı süresince 100 Türk kadını çevre sorunları, sürdürülebilirlik ve su ayakizi kavramları konusunda eğitim aldılar. (Fotoğraf:1,2,3) Eğitim çalışmalarında özel olarak hazırlanan bilgisayar programını da kullanan hanımlar, bilinçsiz tüketimin çevresel maliyetlerini, tüketim alışkanlıklarında yapılacak en küçük değişimin olumlu sonuçlarını gördüler.

Petrol devi Royal Dutch Shell, küresel ekonomide yavaşlama ve talep azalması sonucu kârının yüzde 75'i bulan oranlarda düştüğünü açıkladı. Şirket azalan talebin kendilerini olumsuz etkilediğini açıkladı. Hollanda’nın İngiltere’yle ortaklığı olan şirket, geçen yıl Ekim ve Aralık ayları arasında 1,2 milyar dolar kâr ettiğini duyurdu. Şirketin bir önceki yıldaki kârı ise 4,8 milyar dolar ile bunun tam dört katıydı. 2009 yılının geneli içinse, Shell'in kârı 9 milyar 800 milyon dolar oldu. Bir önceki yıl şirket 31,4 milyar dolar kâra geçmişti. Shell bu durumu talepte azalma ile açıkladı.

Alanya’da yaşamı bırak

yaşamaya bak

CONSTRUCTION

25 Şubat 2009 tarihinde İstanbul-Amsterdam seferini yaparken Amsterdam Schiphol havalimanı yakınlarında düşen THY Tekirdağ adındaki 737- 800 Boeing tipi uçağın, Hollanda’daki AKD Avukatlık şirketinden Frans Vreede, Guido De Vos, Carolien Van Weering ve Melanie Van Hasselt ile Chicago’daki Clifford Law Offices avukatlık bürosundan avukatlar Thomas Prindable ve Michael S. Krzak, 21 müvekkile ilişkin Hollanda’da bir basın toplantısı yaptı. DAVA AÇMAK İÇİN 1 YIL KALDI Bugüne kadar dava açmak için kaç kişi başvurdu sorusuna, Avukat Frans Vreede, Hollanda ve Türkiye’den sadece 21 kişi başvur-

Hollandalı Avukat Frans Vreede.

duğunu, toplam tazminat isteyen 135 kişi olduğunu belirtti. Avukat Vreede, “Kazazedelere söylemek istediğim, burada çok kişiler değişik avukatlarla THY’ye, Hollanda kurumlarına ve Boeing’e bağımsız dava açabiliyorlar. Bu davalar Türkiye’de ve Hollanda’da açıldı ancak Boeing’e karşı kazanılacak davalar Amerika’da açılır. Çünkü Amerikan menşeli uçakların arızalı çıkmasının sebebi Amerika’dır. Kazazedelerin kazanın olduğu tarih itibariyle Boeing aleyhinde iki yıl içerisinde dava açmak hakkına sahipler. Bu süreyi geçirmeleri halinde haklarını kayıp ederler. Kişi başına 50 bin ABD doları olarak belirlenen tazminat paraları milyonları bulabilir. Bunda da jürinin yapacağı araştırmalar sonunda kişilerin gördüğü hasar oranında belirlenecek. Süre bakımından iki yıllık bir süreç var; şuan kazanın birinci yılı doluyor, onun için Amerika’da Boeing şirketine dava açabilmek için bir yıllık bir süremiz kaldı. Şimdiden bu konuda davaya katılmak isteyen biran önce müracaatlarını yaparlarsa kendileri açısından da yararlı olur. Çünkü süremiz gittikçe daralıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. Dava kaybedildiğinde masrafları kimin karşılayacağı sorusuna

D

Contact: Visseringweg 40 1112 AT Diemen Postbus 1284 1000 BG Amsterdam

1000 kişiyi çıkaracak Shell ayrıca 2010 yılında giderlerini kısmak üzere alınacak önlemler kapsamında 1.000 kişiyi işten çıkarmaya hazırlanıyor. 2009 yılında işgücünün yüzde 5'ine denk gelen beş bin kişi için alınan işten çıkarma kararının, yılda 2 milyar dolar tasarruf sağladığı açıklandı. Şirketin açıkladığı rakamlar, hisselerinin Londra borsasında işlemlerin ilk saatlerinde yaklaşık yüzde 2 gerilemesine yol açtı.

advertorial

Merkez Mah. Söğüt Caddesi. Bedesten İşhanı B Block 07410 Avsallar / Alanya (Türkiye)

KAZAZEDELERİN TAZMİNAT HAKKI VAR Komünistler gelmese ne yazar!

Shell'in kârı büyük düşüşle yüzde 75 azaldı

“Koken voor Morgen” projesinin ilk aşaması olan websitesi (www.kokenvoormorgen.nl) açılışını 2 Eylül 2008 tarihinde Lahey’deki

Tel.: 0090 - 242 517 13 32 Fax: 0090 - 242 517 13 34 Mobil: 0090 - 532 262 48 62 E-Mail: info@nobelbau.com

www.nobelbau.com

Nobel İnşaat, inşaat sektöründeki yeni atılımıyla dikkat çekiyor 2005 yılında Mehmet Er tarafından kurulan Nobel İnşaat, bir Türk-Alman işbirliği olup inşaat sektöründe yeni başarılara imza atmak istiyor. Amaçlarının müşteri memnuniyeti olduğunu belirten Mehmet Er aynı zamanda

farklı ülkelerdeki müşterilere hitap etmek istediklerini dile getirdi. Nobel İnşaat Alanya, Side, Avsallar, Antalya ve Belek bölgelerinde daire, arsa ve villalar ile ilgili danışmanlık ve yatırıma yönelik projeleri yürütmektedir.

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Tel: 020 - 398 08 08 Fax: 020 - 398 08 99 Web: www.dijkman.nl E-mail: dijkman@dijkman.nl Open: Zo 20:00 t/m vrij 23.00

Avukat Thomas Prindable, “Amerikan şirketi tarafından üretilen Boeing 737- 800 tipi uçakta, 1970’li yıllarda takılan cihazların daha sonra yenilenmemesi sebebiyle uçak kaza yaptı ve bu gerçeği şirket ‘fazla maliyet’ nedeniyle göz ardı etti. Uçağın bu eksikliği sonucu meydana gelen kaza nedeniyle ölen veya sağ olan yolcuların, maddi –manevi tazminat hakları vardır. Ümit ederiz ki, tüm kazazedeler Amerikan yasalarına göre dava açar. Hâlihazırda açılmış olan dava dosyaları, Boeing avukatlarına gönderildi. Bizde, onlara dava ile ilgili savunmamızı yapacağız. ” dedi. ise, kazazedelerin kendilerinin karşılayacakları belirtildi.

Dijkman Offset staat voor service, kwaliteit en aandacht voor de wensen van onze klanten.

Dijkman offset

Amerikalı Avukat Thomas Prindable

De produkten die van onze moderne full colour pers rollen zijn onder te verdelen in nieuwsbladen, verenigingsbladen, special interest bladen, free ad papers en huis aan huis bladen.

RESTAURANT OTTOMAN SARNIC ROTTERDAM & RESTAURANT LA CUISINE OTTOMAN UTRECHT Hollanda’nın ilk alkolsüz aile restoranı

Ailelerinizle ve dostlarınızla huzurlu bir ortamda lezzetli yemeklerin eşliğinde hoş ve güzel vakit geçirmek isteyenler için sultanlara, padişahlara layık ideal bir mekan!!! Hafta sonları canlı müzik organizelerimiz ile muhteşem gruplarla eğlencenin tadına varacaksınız! Ottoman restoranlarının büyüleyici atmosferinde sizlerle görüşmek dileğiyle.. RESTAURANT OTTOMAN SARNIC ROTTERDAM VIJF WERELDDELEN 105 3071 PS - ROTTERDAM TEL: 010 2900 3800 WEBSITE: WWW.SARNIC.NL

RESTAURANT LA CUISINE OTTOMAN JUTFASEWEG 219 3522 HS - UTRECHT TEL: 030 214 82 68 WEBSITE: OTTOMAANSRESTAURANT.NL

Cesaret edemediler. Yıllarca beslendikleri bir fikir adamı adına düzenlenen toplantıya gelemediler. Gelmediler. Korktular. Kim bilir belkide, ezberlerinin bozulacağını tahmin ettiler. Ya da toplantıyı organize eden kurumların adlarından dolayı katılmadılar toplantıya. Hangi sebepten olursa olsun toplantıda yoklardı komünistler. Sadece komünistler mi? Hayır. Laf açılınca mangalda kül bırakmayan, aslan sosyal demokratlarda gelmediler. Neden mi bahsediyorum. Geçtiğimiz günlerde Amsterdam’da gerçekleştirilen Nazım Hikmet programından. Bilindiği gibi Azerbaycan Yazarlar Birliği başkanı ünlü yazar ANAR, Nazım Hikmet’in Sovyetlerde bulunduğu yıllara ait anılarını, yaşantısını ve hikayesini anlatan bir kitap yayınladı. Ben burada kitabın içeriğine değinmeyeceğim. Benim üzerinde durmak istediğim olay şu. Amsterdam’da düzenlenen NAZIM HİKMET Kerem Gibi adlı kitabın tanıtım toplantısına hiç ummadığımız insanları görürken, yıllardır komünist ideolojinin bayraktarlığını yapan, hatta kendilerine zaman zaman sosyal demokrat diye hitap ettiğimizde, kardeşim bana sosyal demokrat demeyin, ben komünistim diyenleri ne yazıkkı, Nazım Hikmet toplantısında göremedik. Bin bir bahanelerle, gelemediklerini izah etmeye kalkıştılar. Aynı şekilde. Toplantı ilanını duyunca, bize yazılı mesaj göndererek, siz Nazım’ı biz de Necip Fazıl’ı tanıtan toplantılar yapalım diyen sosyal demokratlarda toplantıya katılmadılar. Oysa Amsterdam’da yapılan Nazım Hikmet toplantısı, hedefine ulaşmıştı. Sadece Hollanda’dan tepkiler gelmiyordu. Nazım Hikmet toplantısını Köln’den, Wüppertal’dan, Üsküp’ten, İzmir’den olağanüstü tepkiler geliyordu. İşte örnekleri. Mekadonya’dan gazeteci yazar Avni Engüllü diyor ki:‘Tanıtım haberini okuduktan sonra dostum Veyis Güngör’e teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilmekteyim… Bunun birkaç sebebi vardır. Nazım Hikmetin teşkilatınız tarafından tanıtılması ağırlıklı meseledir. Teşkilatınızın bu faaliyeti anılmadan bırakılamaz. Çünkü anlamı başkadır. Bunun Hollanda‘da yapılması aslında Türk şiiri ve Türkçenin ustasını ordakilere anlatmak açısından çok değerli ve sevindirici bu haber, dolayısıyla, bir köşe yazısı yazmaya ve Makedonya Türkleri olarak Nazımı anmak ve Makedonya‘da gündemde tutmak çabalarını hatırlayıp daha sonra bir köşe yazıma konu etmek gibi bir imkan yaratması açısından önemlidir... N.Hikmet şiiri gibi tartışılabilir… Ancak tartıştığımız insanın değerleri göz ardı edilmeden tartışılmalıdır! Her insanın anlayışı, inancı ve başka yönleri tartışılırken, başa değerlerini getirmekle başlanılmalıdır. Andığım faaliyet bu tür bir faa-

liyet olduğundan  Hollanda Türkevi, Hollanda Türk Yazarlar Birliği ve Türk Demokratlar Birliği’nin bu faaliyetini yeniden kutlarım‘. İzmir’den Metin Turan ise şunları yazıyor: `Değerli Türkevi yetkilileri, Türk dünyasının değerlerine, Türk kültürü ve edebiyatına bir damlacık da olsa katkısı olmuş tarihsel kişiliklere karşı, önyargılardan arınmış olarak yaklaşmak gerektiğinin somut örneğini sizler vermiş oluyorsunuz. Sizleri kutluyor, çabalarınızda başarılar diliyorum. Nazım Hikmet,kuşkusuz Türkçenin şairidir ve dolayısıyla, dünyanın neresine gidersek gidelim, Türkiye’den geliyoruz, Türküz dediğimizde akla gelen ilk iki-üç isimden biri mutlaka o olmaktadır. Ayrıca, insanları dünya görüşlerinden dolayı yargılamamak gerekir. Sizlerin de bildiğini düşündüğüm, ancak ilk ağızdan dinlemiş birisi olarak  şu anıyı da paylaşmak istiyorum.Prof. Dr. Mustafa Mehmet,  Romanya’da yaşayan önemli tarihçilerden biridir ve  Kur’an-ı Kerim’i  Romenceye akdaran kişidir. 2005 yılında, Bükreş’te, Bükreş Üniversitesi ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz KIBATEK Edebiyat Sempozyumu’nda tanıştığımız Prof. Dr.Mehmet, 1957 yılında, Nazım Hikmet’in eşiyle Bükreş’e geldiklerinde, kendilerine o günün ne olduğunu, camiye gidip gitmediklerini sorar.  Nazım Hikmet ekler, bugün Kadir gecesidir ve kalkın bir camiye gidelim der. Camiye giderler, Nazım Hikmet, minbere çıkar, oradaki Türklere bir de konuşma yapar ve böylesi günlerin önemli olduğunu, bir araya gelmek için vesile sayılmasını belirtir‘. Ve Almanya’dan Birlik Gazetesi sahibi Dr. Latif Çelik şu cümleleri yazmış: `Nazım´ın kitap tanıtım haberini manşetten yayınlıyoruz. Çok garibime gitti, bir zamanlar görsem yakacağım kitabı şimdi bütün dünya okusun diye manşete koydum. Neyse koministilerin kitapları bitsin de bizim Türk İzlerine de sıra gelir inşallah‘. Evet, fazla söze gerek var mı bilmiyorum. Amsterdam’da yapılan kitap tanıtım toplantısının etkileri, Allah’a şükürler olsun, gelişen teknoloji sayesinde, üç kıta yedi denizde etkisini gösterdi. Çağdaş düşünenler takdir ettiler. Eee toplantıya, hala eski çağdaki gibi ideolojik düşünen, Hollanda’daki komünistler ve sosyal demokratlar gelmeseler ne yazar, Allah Aşkına… NOT: 3 Mart 2010 Çarşamba günü yapılacak belediye seçimlerine etkin bir şekilde katılıp, şahsımız, aile fertlerimiz, komşularımız ve tüm tanıdık, eş ve dostlarımızın mutlaka sandığa gidip oy kullanmalarını sağlamalıyız.

veyisgungor@haber.nl

Veyis Güngör is advisuer van SMHO (Samenwerkende Moslims Hulp Organisaties) in Amsterdam. Tevens is hij voorzitter van UETD Nederland (Union of European Turkish Democrats).


HABER

14

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

“Şikâyeti BIRAKMALI, sistemin içinde OLMALIYIZ” Siz imar ve iskândan sorumlu encümen üyesi olaraktan önce yapılanma ve yapılaşmadan başlasak uygun olur sanırım. Biz gelmeden önce bilgi edinmeye çalıştık. Web sitenin birinde şöyle dediğinizi okuduk: “Burenoverlast en verloedering pakken we hard aan” diyorsunuz. Bunu somut olarak nasıl ele alacaksınız, güvenlik ve yaşam standartları konusunda Rotterdam’ın standartlarını artırabilmek için hangi çalışmaları yapıyorsunuz?

Önce şehrin ihtiyaçlarını analiz etmek gerek. Birincisi Rotterdam fakir bir şehir. Oranlama olarak baktığımızda zengin gözüküyor ama insanların gelir düzeyine baktığımızda çok fakir bir şehir. O yüzden burada inşaat gerçekleştirmek zordur, inşaatın belli bir maliyeti var. Bu maliyetin karşılığında gelir olmayınca satamıyorsunuz ya da asgari ücrete çekmek gerekiyor. İkinci sorun çarpık yapılaşma. Rotterdam’a baktığımızda merkezi olarak sadece dokuz ile beş arası programlanmış beşten sonra merkezde hayat kalmamış. Ve dış semtlere taşınma.. Yani program olarak vizyon olarak o şekilde şehir gelişmiş. Bu 2. dünya savaşından oluşan bir durum. Bir de finex dediğimiz yeni gelişen semtlere baktığımızda, bu Rotterdam halkını daha dış semtlere itmiş. Napıyorsun? Şehirdeki imkânlarını dışarıya taşıyorsun. Şehir o zaman gitgide fakirleşiyor, gelir düzeyi düşüyor. Gelir düzeyi düştüğü takdirde alışveriş duruyor, alışveriş durduğu zaman ekonomi duruyor, ekonomi durduğu anda işsizlik büyüyor. Ve bunun üzerinde ilk yıl çalışmam oldu. Şehir vizyonu, ‘Stadsvisie 2030’, programında bütün konular ele alındı ve o vizyon ilk defa Rotterdam’da uzun vadeli bir vizyon olarak yerleşti ve kabul edildi. Vizyonda ne vardır? İki ayak çok önemlidir: Ekonomiyi güçlendirme, konutlaşma ve şehrin daha güzelleştirilmesi. Bunlar birbirine bağlı. Ekonomi geliştiği takdirde insanların buraya taşınma ve burada kalma hareketi başlıyor. Kalma hareketi başladığı anda o insanlara imkân sunacaksın; tiyatrosu, şehrin güzelliği, sanatsal aktiviteler vs.. Ve insanlara istedikleri konut da yapılması gerekiyor. Çünkü geçmişteki hata şuydu: İstenen konut yapılmadığı için insan burada konut bulamıyordu, dış semtlere yöneliyordu. Onun için biz su anda istenen konutu yapıyoruz. İç merkezlerde mi istenen konutu yapıyorsunuz?

Evet, dışarıyı durdurduk. Bun-

INTERVIEW | Ibrahim Karaman Serap Torremans FOTOGRAFIE | HABERFOTO [MFK]

dan sonra konutlaşma, kentleşme şehrin sınırları içinde olacak. Şehrin içine doğru hareket başlıyor. O sayede şehri yaşanacak hale getiriyorsunuz. Merkeze baktığımızda örneğin, geçtiğimiz 4 yıl içinde acayip canlılık başladı. Meent bölgesi biliyorsunuz iki üç yıl önce hareketsiz bir semtti. Su anda Rotterdam’ın en canlı bölgesi haline geldi. Hoogstraat’ı biliyorsunuz, o da canlandı. Demek ki oluyor. Ve baktığımızda gelir düzeyi arttı Rotterdam’ın pekonomik düzeyi artıyor. 15bin iş imkânı sağlıyorsunuz bu konuyu ele aldığınızda, insanları şehre çektiğinizde, 5den sonra canlılık getirdiğinizde 15bin yeni is imkânı açılıyor merkezde. Bu Rotterdam için hayali birşey. Çünkü Rotterdam’ın düşük eğitim seviyesi olduğu için o is imkânlarına ihtiyaç var. Simdi web sitenizi incelediğimizde birinci ve ikinci yapılaşma sözkonusu. Sizin tabirinizle şu an ikinci yapılaşma dalgası içindesiniz. Farklı yapılaşmalar var. Bu yapılaşmaları nasıl görebiliriz? Yani biraz önce bahsettiğiniz Meent tarafı var Kop van Zuid’ün yıllar içindeki gelişimi var. Bu dalgayı nasıl ele alabiliriz beş yıllar on yıllar birimleri içinde?

Simdi zaten bu şehir ikinci yapılaşma benim programıma göre 15 yıl yani 2020’ye kadar sürer. Farkı nedir? İstenilen konut yapıyorsunuz. Bakın müstakil konut şehir içinde yapılmaz deniyor. Ama su anda ailenin istediği konut. İhtiyaç var, çünkü aileyi tutmak istiyorsunuz. Ve aileyi tutabilmeniz için semtleri geliştirmek lazım. Nedir bu semt geliştirmesi? İyi eğitim, sonra sağlık düzeyi ve de insanların kendini rahat hissetmesi lazım, cevre düzenlemesi. Bunların hepsi birbirine bağlı. Nedir amaç burada? İnsanları o semtte tutmak. Rakamlar onu gösteriyor ki, insanların %80’i, o semtte kalmak istiyor. Yani dışarı taşınmak isteyen kişi yok. Neden? Aile ortamı var, tanıdığı var. Yapacağımız şey nedir o halde? İstenilen konut yapmaktır. Bizim istediğimiz değil, halkın istediği konut yapıyoruz. Çünkü biz halka sürekli soruyoruz, ne istiyorsunuz, neye ihtiyaç var? Anketler mi yapıyorsunuz? Nasıl alıyorsunuz bu bilgileri?

Tabi. Anket yapılıyor. Çünkü şöyle bir düşünceye sahip olmamız gerekiyor. Orada bir kişi doğmuşsa 20 yıl sonra orada kendine ait evi olması lazım, 60 yıl sonra kendine ait evi olması lazım. Bu ihtiyaçlar bellidir. Yalnız yaşamak isteyen kişinin ihtiyacı bellidir, ailenin ihtiyacı bel-

15 ken’ diyorum. Huisvermelken projesi baktığımızda Rotterdam yirmi yıldan beri ağır bir yük taşıdığı bir konumdur. Şahıs evi alıyor bakım yapmıyor, o eve beş on kişi yerleştiriyor. O kişiler de çevreye zarar veriyor. Hem insani açıdan, çünkü o kişiler yüksek miktarda kira ödüyor. Bir de çevre açısından. Bu proje simdi Hollanda çapında ele alınıyor. Üç tanesini şehir dışı edebildik. Şehir dışı ettiğimizde o konutları biz aldık. En azından 1500-2000 konut zarar veriyordu semte. Topluma maddi olarak 15 milyon zarar veriyordu her yıl. Bunu durdurduk. Şu anda o proje çok güzel gidiyor. İkinci sıkıntı Rotterdam’da yeni konutun dışında,-ki bizim 287bin konutumuz vardır- 100bini ihtiyaca karşılık vermiyor. Ya bakımsız ya küçük, ya asansörsüz. 100bin konutumuz şu anda, 10 yıl içinde, Rotterdam halkına imkân sağlamayan konut haline gelecek. Bu çok büyük bir rakamdır. Bunun projesini ‘bestaand voorraad’ dediğimiz o projeyi başlattım. Sunu söz vermiştim ben. Bu dönem içinde 9500’ünü kullanılacak hale getireceğim. Rakamsal olarak 25bin euronun üzerinde yatırım yapılacak ki ben bunu 9500’ün içinde saymalıyım. Su anda 11500 konut, yani 2000 fazla konut düzenlemişiz söz verdiğimizden. Bu ne demektir? Simdi şöyle bir sorun var Rotterdam’da. Vereniging van Eigenaren (ev sahipleri dernekleri) var. Bunun projesini de başlattık. 10bin tane var, ama 10bini de islemiyor. Nedir VVE’nin görevi; bakım yapmak, çevre düzenlemesi.. Ama işlemiyor. Simdi o projeyi başlattık onlara destek veriyoruz. Gerekirse, maddi-manevi destek veya bilgi desteği. Onun karşılığında şart koşuyoruz, evin varsa konutun varsa bakımını yapacaksın, çünkü senin sorumluluğundur. Sen semte zarar veremezsin, konutun varsa bakımını yapacaksın. Maddi destek derken, VVE’’ ye subsidie mi veriyorsunuz?

Kısmen subsidie veriyoruz, kısmen de bankayla anlaşmamız var. Çünkü VVE şimdiye kadar banka tarafından finanse edilmiyordu. Şahıs olarak edilirsin, ama VVE olarak edilmiyorsun. Bunu Rotterdam’da hallettik, çözdük daha doğrusu. Şu anda Rabobank o finansal kaynağı sağlıyor, belediye olarak da biz garantör oluyoruz. Neden diyorum? Biz bakım yapabiliriz. Toplumsal olarak 105 milyon yatırım yapıyo-

Rotterdam’da farklı kültürden insanlar yasıyor. Sizde Türk kökenlisiniz. Size sorduklarında ‘’ Ben Hollandalıyım’’ diyor musunuz?

“Benim pozisyonum önemli değil, siz beni nereye getirebilirsiniz önemli olan budur” lidir. Bu yapılaşma hangi bölgeleri kapsıyor? Semt olarak hangi semtler?

Birincisi şehir merkezi. Şehir merkezinde yüksek gelirlileri tutabilmek için 5000 konut yapıyoruz. Şu anda 600’ü yapılmıştır. Zuid’ü de ağırlık olarak ele alıyoruz. Noord ile Zuid arasındaki fark çok açık, hem ekonomik hem sosyal. Yatırım yapılmamış oraya. Orda halkın suçu yok. Biz önümüzdeki on yıl ağırlıklı olarak Zuid’e yatırım yapıyoruz. Su anda farkları görüyorsunuz. Mesela Tarwewijk, Dordtselaan’a baktığımızda sürekli gelişmeler var. Ne gibi gelişmeler var Dortselaan da?

Birincisi orda çarpık konutlaşma vardı. İllegal kullanılan konutlar vardı. Çevreye zarar veren şahıslar vardı. Bunlar ortadan kalktı. Su anda biz oraya ağırlıklı olarak öğrenci yerleştiriyoruz. Onun avantajı nedir? Anlaşmamız gereği su anda 200 talebe yerleştireceğiz, 50’si yerleştirildi. Hiç kimse oraya gitmek istemiyor. Ama kollektif şekilde öğrencileri oraya yerleştirdiğimiz takdirde belli bir dinamizm ortaya çıkıyor. Öğrencilere kiradan indirim yapıyoruz, onun karşılığında onlar semte hizmet veriyor. Nasıl bir hizmet?

Aileye destek veya çocukların eğitimine yârdim. Belediye projeleri dahilinde mi

oluyor bunlar?

Tabi tabi. Önceden söylüyor musunuz siz bunu öğrencilere?Biz size konut vereceğiz düşük ücretle ama siz karşılığında sosyal hizmet dönüştürün diyorsunuz. Onlar da razı oluyor. Aslında benim sorduğum ilk sorunun cevabını da şimdi vermiş oluyorsunuz. Sosyal anlamda cevre kirliliğini bir bakıma bu tür yöntemlerle önlemeye calışıyorsunuz. Olayın içinde polis gücü falan var mı?

Verloedering nedir? Geniş çapta ele almamız lazım. Fizik verloedering nedir? Bakıyorsunuz konutlar bakımsız, konutların içinde illegal aktiviteler oluyor. Semte zarar veriyor. Ben bunlara ‘huisvermel-

Hamit K.; Bu doğru bir soru, ama cevabi her zaman yanlıştır! Ben gururla “Ben Hollandalıyım’’ diyorum. Ben Türk kökenliyim ama Hollandalı’yım. Neden? Biraz öncede söylediğim gibi artik kendimizi buralı hissetmemiz lazım. Hollandalıyım diyerek Türklüğünü inkar etmiş olmuyorsun. Dilini, dinini, kültürünü unutmuyorsun. Artik bunu asmamız lazım. Burada söylemeye çekiniyorlar ama yurtdışına çıktıklarında rahatlıkla Hollanda'yi sevdiklerini soyluyorlar. Bu ülke bize imkân veriyor, bizde toplum olarak çok şey katıyoruz, biz buranın bir parçasıyız.

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Evet. Bu şehir merkezine 5bin. Ben geçen dönemde 12800 konut yaptıracağım demiştim Rotterdam’a. Bunun içinde müstakili var, yaşlılara ve gençlere yönel i k

rum. Ama bunu kalıcı olarak ele almazsan, sorunu çözmezsen on yıl sonra tekrar aynı sorunlar ortaya çıkıyor. Bu 105 milyonu hangi donem için? 3 Mart’ta bitmiş mi oluyor o dönem?

4 yıl.. O dönem 2009’un s o n ayında bitmiş oldu a m a projeler

devam ediyor. Çünkü 105 milyon dediğimizde, benim istediğim, gelecek dönemde de iktidara geldiğimizde bunu devam ettirmek istiyoruz. Çünkü Rotterdam’in buna ihtiyacı var. Çünkü güzelleştiriyorsun. Mesela Schieweg’e baktığınızda ne kadar kötü konutlar vardı, çirkin görüntü vardı. Şu anda gidin bakın değişikliğe. Dediğim gibi Rotterdam gitgide düzenleniyor. Mesela küçük konutları birleştiriyorsun, büyük konut oluyor. Büyük konut olunca halkın ihtiyacına daha uygun oluyor. Önemli olan bir de kira konusu. Rotterdam’da ortalama bekleme donemi 7 yıldır, kiraya taşınabilmek için. Bu projelerle, çünkü bir taraftan konut çok, ama kalitesiz konut çok. O konutları kaliteli hale getirdiğiniz zaman otomatik olarak ona talep oluyor. Biz bunu 7 yıldan dört yıla indirdik şu anda. Gelecek dönem buna devam edebilirsek inşallah Rotterdam’lıların 2,5-3 yılın üzerinde, Rotterdam’lıların konut ihtiyacını karşılayabileceğiz. Bahsettiüğiniz 5bin konut şehir merkezine mi yapılacak?

gulaması. Her hafta burada listeler gözden geçiriliyordu, sorunlar varsa çözülüyordu. Diğer arkadaşlar belki bunu yapmamış olabilirler. Dediğim gibi yüzde 50 gibi kayıpları var. Simdi bu bağlamda sadece yapılaşmanın kaliteli olması yeterli olmuyor. Siz çok iyi binalar yapabilirsiniz ama cevre düzenlemesini alt yapılarını ya da şehirsel planlamayı yapmadığınız zaman şehir gene de yaşanılabilir kılınmıyor. Yani yapılaşmanın yanında bir de yapılanma gerekiyor. Hem sosyal yapılanma hem de fizik olarak çevrenin düzenlenmesi. Bu yapılanma konusunda toplu belediye olarak, Rotterdam belediyesi olarak veya siz imar ve iskân adına neler söyleyebilirsiniz?

Fark şu, geçmiş dönemle: Biz hem sosyal projeyi hem fizik yapılanmayı bir arada oturuyoruz. Çünkü bunlar birbirini tamamlar, bu çok önemlidir. Dediğiniz gibi iyi bir konut yapmışım ama halk fakirse veya sorunu var ve çözülmediyse o semt gelişmez. Biz hem ‘kapı arkası’ hem ‘kapı önü’ diyoruz, projeleri oturuyoruz. Size bir örnek vereyim: Yalnız yaşayan bayanlar, çocu-

var. 11381’i şu anda tamamlanmış halde. 1500 eksik oldu o da tabi ekonomik krizden dolayı. Hedefimize %90 ulaştık. Amsterdam %50yi yakaladı, biz %90 yakalayabildik, şartlar ağır olmasına rağmen. Çünkü Amsterdam’da ki fark m2 masrafı, inşaat fiyatları farketmiyor, ama orada satış fiyatları 2-3 katı. Peki, bunun için gerekli devlet finansmanını ayarlamak konusunda siz daha mı iyisiniz? Amsterdam bunu yapamadı da siz nasıl yapabildiniz?

Hayır, oradaki fark devlet finansından ziyade biz belediye olarak ekonomik kriz sinyalini alınca tedbirimizi aldık. Ben ne yaptım, 200 milyon kredi açtım inşaat sektörüne belediye olarak. Biz arsa karşılığında finans sağlıyoruz. Bu ne demektir, riskin yoktur. Bir de halkın parasını vermiyorsun, 200 milyon gitmiyor, geri dönuyor. Kredi dediğimiz geri dönüyor. Ha banka finanse etmiş ha ben finanse etmişim. Artı faiziyle beraber. O konseptin bize faydası çok oldu. Tabi bu kapsamda sıkı takip, sıkı yönetim uy-

Okuduğumuz röportajlarınızda Türklerin siyasette daha aktif olmaları gerektiğini soyluyorsunuz, biz Türkler bu konuda hala çekingeniz yada korkuyoruz. Sizce bunun sebepleri nelerdir? Bizim toplum olarak kalıcı mı gidici mi olduğumuza karar vermemiz gerekiyor, bu çok önemli. Kalıcı kişi yatırım yapar. Kalıcı olmayan ne kendine nede topluma yatırım yapmaz. Biz göçebe bir toplumuz, benim kökenimde yörüktür. Yani kalıcı olmaya karar verdiğimizde politikaya ilgi artmacak. Evet, mesela ikinci nesle baktığımızda bu çok belli. Kendimden örnek vereyim. Ben ilkokuldayken HAVO eğitimi için karar

vermişlerdi babam bunu istemedi. Çünkü ona göre biz geri dönecektik ve HAVO nün Türkiye’de geçerliliği yoktu. Bu düşünce ikinci nesle çok zarar verdi ki büyüklerimiz kendilerince haklılardı. Ama kalmaya karar verdiğiniz anda düşünceleriniz değişiyor. Ev alıyorsunuz, çevreye, eğitime, toplumsal olaylara önem veriyorsunuz. Ben herkes politika yapsın demiyorum ama toplum olarak bir yerlere gelelim diyorum. Bir oyla ne değişir demeyelim. Belli bir parti kazandığı takdirde bu hayatimizi direkt etkiliyor. Toplumsal seviyeyi yükseltmek çok önemli, o yüzden çocukların eğitimine önem vermeliyiz. Eğitimli çocuk mutlaka topluma birşeyler geri verir.

Davet edildiğim her yere giderim, mesajım açıktır. Benim pozisyonum önemli değil siz beni nereye getirebilirsiniz önemli olan budur. Son olarak; gençler imkânları kullanmalı, devlet imkân veriyor. Şikâyet ederek bir yere varamayız, ancak sistemin içinde olursak beğenmediğimiz yönleri değiştirebiliriz.

ğuna bakacak. Bayanlar Tarwewıjk veya Hillesluis’de projemiz var. O bayanlar sıkıntı içerisinde ünkü çocukları var, geçim sıkıntısı var, gelir sıkıntısı var. Bu tamamıyla drama yol açan bir konum olabilir. Çünkü siz çocuğunuza iyi eğitim veremezseniz veya o pozisyonda değilseniz çocuktan birşey bekleyemezseniz. O çocuk ilerde topluma kendine ailesine sıkıntı yaratabilir. Biz oradan başlıyoruz. O proje, sosyal proje çok önemlidir. Yani aileye destek, çocuğun eğitimine destek çok önemlidir. İkincisi diyoruz ki ‘brede school’. Achterstand dediğimiz, geri kalmış sorunlarımızı çözmek istiyoruz. Şunu anlamamız gerekiyor ki, halen yabancıların çocuklarının arasında ‘taalachterstand’ sorunu var. Dil sorunu olduğu için eğitimde de sıkıntı yaratır. O sorunu çözmeye çalışıyoruz. Brede school’un konumu nedir? Beş-altı saat ekstra bütçe katıyoruz biz belediye olarak. Okullara ekstra bütçe veriyoruz. Çocuğumuzu daha fazla eğit, okulda tut, faaliyet göster, topluma kazandır. Oradan başladık..

Kariyer planlarınız nedir? Kendinizi on sene sonra nerde görüyorsunuz? “Şimdiye kadar hiç kariyer planı yapmadım. Benim nereye faydam varsa ben ordayım.” Secim çalışmalarınız nasıl gidiyor? Ve hangi yönleriyle bu seçim önemlidir?

Önümüzdeki seçim iki açıdan çok önemlidir. Bu seçim Leefbaar ile PvdA arasında geçecek. Koalisyon açısından da önemli. Buradaki Türkler ve Faslılar seçime katılırlarsa PvdA'nın şansı olacak, bu yüzden seçimde oy hakkını kullanmak çok önemli. Oy potansiyelince gelince yarış, PvdA, D66, SP, GroenLinks arasında geçecektir. Ama PvdA'nın kazanmasını umut ediyorum, D66, SP yada GroenLinks’in sandalye alması PvdA’nın koalisyon şansını azaltır. Leefbaar çok oy alırsa PvdA Leefbaar ile koalisyon kurmaz. Kursa bile ben orda yönetici olarak görev almam. Seçimden önce böyle söylüyorsunuz ama seçim sonuçlarından sonra yapmak zorunda kalabilirsiniz.

Ben böyle söylüyorsam dediğimi yaparım. Söz veriyorum, eğer PvdA Leefbaar ile koalisyon kurarsa, ben orda yönetici olarak görev almam. Benim için verdiğim sözü tutmak çok önemlidir. Benim tavrım acık ve net. PvdA yabancıların gözünde gayet itibarlı bir partiydi, bu son zamanlarda azalmış görünüyor. Bu düşünceye katılıyor musunuz?

PvdA’nın tabanı farklılıklardan oluşur. Bu parti için zordur ama PvdA’nın gücü buradan gelir. Görüş farklılıkları olur ama önemli olan parti içi demokrasidir. Mesela entegrasyon konusunda Türkler, müslümanlar hakkında PvdA’nın içinde farklı düşünenler oldu. Önemli olan dışlamadan farklı görüşleri konuşabilmektir, Leefbaar ile aramızdaki fark budur. Biz farklılıkların zenginlik olduğunu düşünüyoruz.


HABER

16

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Tenzile Erdal

BOŞANAN ÇOCUKLU ÇİFTLER İÇİN EBEVEYNLİK-PLANI ZORUNLU TUTULUYOR 1 Mart 2009 yılından itibaren Hollanda kanunlarına bir yenisi daha eklendi. “Wet Bevordering Voortgezet Ouderschap en Zorgvuldige Scheiding” Ebeveynlik-planı (Ouderschapsplan) çocuk ve çocukların bakımı konusunda ebeveynlerin avukat veya mediator aracılığı ile hazırlamış oldukları anlaşmalar içerir. Ebeveynlerin kendi aralarında hazırladıkları ve ayrıldıktan sonra çocukların hakkında bir bilgi alışverişi de denilebilir. Ebeveynlik-planı, her bir ebeveynin günlük sorumluklarını, bir çocuğun günlük yaşantısının detaylarını ele almasının yanında, ebeveynlerin çocukları hakkında önemli konularda ne şekilde birbirlerine danışacaklarını ve bir mutabakata varacaklarını belirleyen ve gönüllü olarak yapılan bir anlaşmadır. Bu, ebeveynlerin her ikisinin de kabul etmesi koşuluyla, her zaman değiştirilebilir. Yeni yasanın su ana kadar unsurları: Ebeveynler boşanma başvurularında veya bir ikili ilişkinin sona ermesi durumunda bir ebeveynlikplanı yani ‘ouderschapsplan’ eklemeleri zorunlu tutulmaktadır.

Ebeveynlik-planı en az üç konu üzerinden anlaşmalar bulunmalı: -Çocuk(Lâçin) nafakası hakkında anlaşma; -Çocuğun (çocukların) bakım paylaşımı hakkında anlaşma; -Çocuğunuza destek ve çocuk ile ilgili önemli konularda bilgi alışverişi hakkındaki anlaşmalar. Bir çocuğun boşanma sonrası eşit ebeveynlik hakki vardır ve bir veli diğer veli’nin çocukla olan ilişkisini geliştirebilmesi için çaba göstermeli. Mahkemeye boşanmak için müracaat edildiğinde ve Ebeveynlik-planı sunulmadığı takdirde Mahkeme annebaba’nın boşanma talebini ret etmektedir. Hukuk sistemi gelişmiş bütün ülkelerde yaygın olduğu ve kullanılan Alternatif Uyuşmazlık Çözüm (Alternatife Dispute Resolution) yöntemi ile bir mediator aracılığı ile tarafların (örneğin boşanma) uyuşmazlığı durumunda mahkemeye gitmeden de çözümlenebileceğini belirtmek istiyorum. Mediation tarafların bir mediator aracılığı ile söz konusu olan sorunun kendi aralarında konuşulup ve tarafların kendileri için en uygun çözümü bulmalarıdır.

Japonya'da tahminleri aşan büyüme Japon ekonomisi, geçen yılın son üç ayında beklenenden de yüksek oranda büyüme kaydetti. Artışta, ihracat rakamlarındaki artışın etkili olduğu haber veriliyor. İhracatın artmasıyla ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası, geçen yılın Ekim ve Aralık ayları arasındaki üç aylık dönemde, yıllık bazda yüzde 4,6 oranında yükseldi. Bir önceki çeyreğe göre büyüme oranı ise yüzde 1,1 olarak gerçekleşti. Böylece GSYİH artışı, uzmanların tahminlerini aşmış oldu. Japonya ekonomisi keskin bir küçülme yaşamış, ancak geçen yıl içinde yeniden pozitif büyüme rakamlarına geri dönmüştü.

Ancak tüm bu rakamlara rağmen, 2009 yılının tümünde ülke ekonomisi yüzde 5 oranında daraldı. Japonya halen ABD'nin ardından dünyanın en büyük ikinci ekonomisi; ancak hemen ardından çok az bir farkla Çin ekonomisi geliyor. Çin'in kısa bir süre sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisi unvanını Japonya'nın elinden alması bekleniyor.

“Döner Kesme Robotu Hollanda Piyasasında”

Nazım Hikmet kitabı Amsterdam’da tanıtıldı

Hollanda’da başarılı girişimcilerimizden biri olan işadamı Mehmet Kabakyer, bir ilke imza attıklarını ifade ederek robot döner kesme makinesini piyasaya sürdüklerini söyledi. Uzaktan kumandalı döner kesme makinesi Alkadur RobotSystems GmbH tarafından satışa sunulan Alkadur Döner Robotu ile artık dönerler insan eli değmeden otomatik olarak kesilip pişirilecek.

ANAR:“Nazım Hikmet, Türkiye’de komünizmin simgesi olduğu yıllarda, ne gariptir ki bizim için yani Sovyetler Birliğinde yaşayan Türkler için Türkçenin ve Türkiye’nin simgesiydi…”

Alkadur RobotSystems Hollanda Direktörü Mehmet Kabakyer, robotun araştırma-geliştirme ve test çalışmalarının altı yıllık bir geçmişe dayandığını ve döner kesme robotunun ortaya çıkmasında profesyonel mühendislik ve dönercilik deneyimlerinin bulunduğunu belirtti. Dönercilik sektöründe önemli bir ilke imza atıldığına işaret eden Kabakyer, Alkadur Döner Robotu ile bir başlangıç yapıldığını söyledi. Kabakyer, bu robot ile dönercilerin hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü belirterek, “Bu robot, döneri daha sıhhî koşullarda, daha hızlı kesip pişirerek işletme giderlerini büyük ölçüde azaltıyor. Artan rekabet, zorlu ekono-

mik koşullar, sağlık açısından tartışılan hususlar gibi sektörü olumsuz etkileyen faktörler de, bu robot sayesinde ortadan kalkacak ve dönerin diğer fast-food ürünleriyle arasındaki fark açılacaktır.” dedi. Ürünün Schiedam NMS süpermarketler zincirindeki tanıtım toplantısına Rotterdam Büyükşehir Belediye Meclis üyesi (PvdA) Zeki Baran, Hollanda Karamanlılar Vakfı Başkanı Uğur Şen, Meram Lokantalar Zinciri sahibi Erdoğan Yüce, NMS Marketleri sahibi ve Türk asıllı işadamları katıldı. Tanıtım toplantısında bir konuşma yapan PvdA (İşçi Partisi) Rotterdam

Meclis üyesi Zeki Baran, Türk girişimcileri yeni tür icatlar ile döner sektörüne yeni bir heyecan kattıklarını söyledi. Baran, “Dönercilik sektöründe Hollandalı Türk işadamlarımız çok aktifler. Onlar yeni atılımlar ile para kazanmak zorundalar. Biz de siyasetçiler olarak onların önünü açmak durumundayız. Onun içindir ki kendilerine başarılar diliyoruz. Ekonomik krize rağmen çalışmalarına hız veriyorlar. Rotterdam ve çevresinde çok sayıda Türk girişimcimiz bulunuyor. Bunların sayılarının artmasını istiyoruz. Onlara her zaman desteğimiz artarak devam edecek.” şeklinde konuştu.

Kürşad Tüzmen, Başbakan Balkenende ile görüştü

Geçtiğimiz günlerde Rotterdam Dünya Ticaret Merkezi’nde (WTC) Türk işadamlarına, Meltem Üçer, Türkiye’den Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ve Hollanda’dan meslektaşı Frank Heemskerk’in de hazır bulunduğu iki ülke arasında resmi ikili görüşmeler çerçevesinde başarılı bir sunum gerçekleştirdi. Meltem Üçer’in iki kültür arasındakı farklılıklar konusunu irdelediği master tezi işadamları için bir rehber niteliğinde. Meltem Üçer tezinde, Türkiye ve Hollanda arasındaki yükselen karşılıklı yatırımları gözönünde bulundurarak yaptığı araştırmasında, geleneksel iletişimin dönüşüme uğradığı savına vardı. Çalışmanın sonuçları, Türkiye ve Hollanda arasındaki kültürel farklılıkları ve müzakere tarzı tercihlerinin farklarını ortaya koyuyor. Ayrıca Türkiye’deki kültürün batılılaştığı ve Hollanda’daki kültürün Asya kültürüne yöneldiği ve böylelikle resmi farklılıkların dönüşmeye başladığı düşünülüyor.

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Çin yetişiyor

Esselam Camii, son günde yıkılmaktan kurtuldu Geleneksel iletişim dönüşümde hir Belediyesi olarak yöne2005 yılında Faslı Müslüman tim ve müteahhitlik şirketoplumu tarafından inşasına start tine birkaç ay evvel ültimaverilen ancak değişik nedenlerden tom verdik. Kendilerine bir dolayı birtürlü tamamlanamayan süre verdik, bu süre zarfınEsselam Camii, Rotterdam İmar ve da gereken yapılmazsa İskandan Sorumlu Belediye anlaşmayı fes ederiz, Başkan Yardımcısı Hamit dedik ve bu süre buKarakuş’un çabaları sogün doldu. Belediye olarak nucu son anda yıkılmaktan şartlarımızdan biri, inşaakurtuldu. tın durmaksızın devam Rotterdam Belediyesi etmesi. İkincisi finans tarafından Esselam Camii sorununun halledilmesi yönetimine, şartların yerihesaba havale edilmesi. Üçünki gerekli olan rakamın, ne getirilmesi koşuluyla tacü şart ise inşaat firmasıyla yapıbelirlenınan sürenin bitmesine salan anlaşmanın belediyeye sunulnen atler kala, formalitelerin halması ve belediye tarafından kontrol ledilmesi neticesinde, camiedilmesi.” de düzenlenen basın toplan25 metre uzunluğunda, 2 mitısında Rotterdam İmar ve nareli, aynı anda 2 bin 500 kişinin İskândan Sorumlu Beleibadet edebileceği, kompleks içediye Başkan Yardımcısı risinde birçok birimlerin olacağı Hamit Karakuş şu açıkRotterdam Esselam Cami’nin inlamalarda bulundu: şaatının tekrar başlatılması ko“Rotterdam Esselam nusunda gereken desteği ve gücaminin bu güne kavenceyi veren Rotterdam İmar ve dar olan en büyük soİskandan Sorumlu Belediye Başrunu, inşaatın devamkan Yardımcısı Hamit Karakuş’a lı sekteye uğramasıyteşekkür eden cami başkanı Abdı. Özellikle Fas ve diğer dülrazzak Boutaher, “CamiMüslüman toplummiz inşallah 2010 yılının Ralardan gelen şikamazan ayına tamamlanıp, yetler üzerine, RotCamiinin yapımına kaldığı yerden tekrar başlandı ibadete açılacak. ” dedi. terdam Büyükşe-

17

Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen Hollanda’da ziyareti çerçevesinde, Den Bosch’ta yapılan CDA (Hristiyan Demokratlar) partisinin ‘Yeni Yıl Resepsiyonu’na katıldı. Resepsiyona gelişte Kürşad Tüzmen’i CDA Partisi Dış İlişkiler başkanı Inneke Giezeman karşıladı. Yen yıl resepsiyonunda Başbakan Jan Peter Balkenende ile de görüşen Kürşad Tüzmen, Türkiye’deki gelişmeleri ve TürkiyeHollanda arasındaki ilişkiler hakkında sohbet etti. Kürşad Tüzmen, CDA Meclis Grup Başkanı Pieter van Geel, Ulaştırma Bakanı Camiel Eurlings, Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Piet Donner ve Adalet Bakanı Ernst Hirsch Ballin ile ayrı ayrı görüştü. Kürşad Tüzmen, Brabant Valisi Prof. Dr. H. Van de Donk ve Brabant Ticaret Odası Başkanı Jan Melis’le de görüştü.

Türkiye’de ilk kez Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı meşhur yazar ANAR’ın kaleminden, Nazım Hikmet’in, hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Sovyetler Birliği’nde ve özellikle Azerbaycan’da nasıl tanındığını, şiirine ve varlığına ne gibi anlamlar yüklendiğini ele alan „Nazım Hikmet/ Kerem Gibi“ kapsamlı bir eser yayınlandı. Bengü Yayınları arasında çıkan kitap, Hollanda Türkevi, Hollanda Türk Yazarlar Birliği ve Türk Demokratlar Birliği’nin organizesi ile kitabın yazarı ANAR ve çevirmeni İmdat Avşar’ın da katıldığı bir programla Amsterdam Palet Kongre Merkezinde tanıtıldı.  ANAR, Nazım Hikmet’in Türkiye’de komünizmin simgesi olduğu yıllarda, bizim için Sovyetlerde yaşayan Türkler için Türkçenin ve Türkiye’nin simgesiydi” dedi. Anar, sözlerine şöyle son verdi: Nazım Hikmet kitabımın Amsterdam’da tanıtılacağı, Hollanda’daki Türklerle Nazım’ı konuşacağımı hiç hayalimden geçirmezdim. Benim için Nazım’ı burada sizinle konuşmak bir şereftir. Nazım Hikmet’in dedesinin bir mevlevi olduğunu belirten ANAR, “Nazım ilk şiirlerini Mevlevilik üzerine yazmıştır” diyerek şu hatırasını anlattı. “Bakü’de bizim evde ben ve kardeşlerim toplandık. Rahmetli babam da vardı. Nazım bize Allah’a inanıp inanmadığımızı sordu. Biz de hep birlikte evet Allah’a inanıyoruz dedik. Bunun üzerine babam, Nazım dedi, bunlar yeni nesil artık bunlar bizim neslin inandığı gibi Stalin’e inanmıyorlar, Allah’a inanıyorlar” dedi. Toplantının sonunda söz alan Hollanda Türkevi ve Hollanda Türk Demokratlar Birliği Başkanı Veyis Güngör ise, Hollanda’da şu ana kadar bu çerçevede Nazım Hikmet’in anılmadığını ve tanınmadığını dile getirerek, bir çok insanın hala Nazım Hikmet’e ideolojik yaklaştığını, bu tür yaklaşanların, Türkevi derneğinin organize etmiş olduğu Nazım Hikmet programına anlam veremediklerini belirtti.

HABER Gazetesi Hollanda’nın çeşitli bölgelerinde röportaj yapma, okur ve abonelerle ilgilenme yeteneği olan temsilciler aramaktadır. Müracaat: 010-2 900 900 E-mail: info@haber.nl


HABER

18

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

FOTOĞRAFA YE EN İYİ HİKA YARIŞMASI

19

Celal Oruç: “Başarılı olmak için öncelikle kendinize 1.lik € 50,ödülü güvenmeli ve inanmalısınız”

Canan Yorulmaz Avrupa İkincisi

LAHEY’DE TÜRK EDEBİYAT AKŞAMI COŞKUSU

Hollanda’nın parlamento kenti Lahey’deki, INHOLLAND Yüksekokulu, okulda eğitim gören öğrencilerine yönelik ‘Türkiye Günü’ düzenledi.

Celal Oruç: “Kim işini iyi yaparsa başarıya ulaşması kaçınılmazdır.”

Yukarıda gördüğünüz fotoğraf size neyi anlatıyor? Oturun, bu fotoğrafa bir hikaye yazın. En orijinal fotohikayeyi gönderen abonemiz jüri tarafından 50,- EURO ile ödüllendirilecektir. Gelecek sayımızda kazanan hikayeyi yayınlayacağız. Aşağıdaki koşulları gözönünde bulundurmayı unutmayın.... 1. Öykünüzü fotohikaye@haber.nl e-mail adresine göndermeniz gerekmektedir. 2. Hikayeniz en az 200 en fazla 400 kelime içermelidir. 3. Jüri üyeleri: Hüseyin Keleş, Elif Taşpınar ve Can Bayar. Ödüllü katılım sadece aboneleredir

YOLCULUK NEREYE?

Alooo, yolculuk nereye? “Senin sonun nereye varacak ?” diye soranlar çok olduğundan, ben de kendime bu soruyu sordum. Cevabını bulmak için hayatımı başladığı gibi, eğrisiyle doğrusuyla sürdürmek mi, yoksa hatalarımı düzelterek mi devam etmeliyim? Sonum ne olacak? Nasıl bitecek? Şu an neredeyim ve nereye gitmek istiyorum? Dünyadan, kendimden ve kalbimden çok uzağım. Kafamın içerisinde bin türlü soru dolaşıyor. Hâlbuki bu sabah kalktığımda çok rahat ve neşeliydim. Ama her gün bu yolu yürüyüp bu metro garına gelmek bana artik zulüm gibi gelmeye başladı. Peki, bu yolculuk nereye? Hangi yolu tutmalıyım? Şanslı olur muyum ki? Ya yolumdan şaşarsam? Beni geriye çeken olacak mı? İnsanların umursamazca etrafa bakınmalarına artik dayanamaz hale

geldiğimi fark etmeye başladım. Kendime bi çeki düzen vermeliyim, bu gidişat hiç te hoşuma gitmiyor. Hayat bizler için bi yolculuktan ibaret miydi, her sabah kalkıp bi yerden başka biyerlere gitmek mi? O bacaklarını üst üste atmış, beni izliyor. Onun keyfine ne demeli? O da mı benim gibi şikâyetçi? Yoksa susmayı mı tercih ediyor? Utancından yüzünü mü saklamış yoksa bana mı öyle geliyor? Kim O? Bir tek ben miyim hayatını böyle sorun eden? Ya oradakiler? Onlar ne yapmaya gidiyorlar? Bunun sonu nereye varacak diye karamsar ve negatif düşünceler beynimi meşgul etmeye devam ediyor. Artik daha çok kendi kendime konuşmaya başladığımı fark ettim. Nereye gittiği belli olmayan bir trene binip uzaklara mı gitsem? Ama o zaman soruma cevap bulamam ki? Boş bir sayfa olsa hayatımda ne olurdu ki? Bilmiyorum.. Şimdilik bilmiyorum. Tek bildiğim, uzun bir yolculuğa doğru yol almaya hazırım, bu sorulara cevabı bulmayı da. O’nunla veya O’nsuz, ama yine de bu yolda ...

50 EURO Kazanan abonemiz: İffet Subaşı

İÇ VE DIŞ MEKAN REKLAM TASARIMI YAPILIR —— —— —— —— —— —— —— —— —— —— Süpermarket, Döner Dükkanları, Elektronik —— ve Tekstil Mağazaları için Aradığınız Tüm Malzemelerin Gerçek Adresi

info@aclass.nl

www.aclass.nl

Metal raflar / Ahşap raflar Vitrinler – vitrin tezgahları Pasta / ekmek reyonları Barkodlu elektronik kasa sistemleri Duvar soğutucuları (sütlük-paket et) Freezer / Meşrubat dolapları Soğutuculu meyve/sebze dolapları Et doplaları ve kasap malzemeleri Döner ve mutfak ekipmanları Klimalar, motor ve motor grupları Soğuk ve derindondurucu odaları

Tel: 06 30 - 35 60 40

Özellikle büyük kentlerde şubeleri bulunan INHOLLAND Yüksek Okulu, Lahey’deki Ekonomi Bölüm Başkanlığı tarafından okulun kampüsünde önceki gün düzenlenen ‘Türk Günü’ programına konuşmacı olarak ORTEL Telekom Onursal Başkanı Celal Oruç, Türkiye Enstitüsü Müdürü Lily Sprangers ve Oxivo Danışmanlık Şirketi Yöneticisi Cemil Çakır’ın yanı sıra INHOLLAND Yüksekokulu Ekonomi Bölüm Başkanı Lillian Callender katıldı. In Holland Yüksek okulunda eğitim gören Türk ve diğer milletlerden öğrencilerin yanı sıra Gü-

ney Hollanda Eyalet Meclisi Üyesi Resul Özdemir, Hollanda Türk İşadamları Derneği (HOTİAD) Başkanı Turgut Torunoğulları ve yönetim kurulu üyeleri Mehmet Soytürk, Şerif Aktürk ile okulun öğretim görevlileri katıldı. INHOLLAND Yüksekokulu Ekonomi Bölüm Başkanı Lillian Callender, her yıl şubat ayında, 1 hafta süreyle ‘Uluslararası hafta’ çerçevesinde etkinlikler düzenlediklerini, konferanslar, değişik bilgilendirmeler tertip ettiklerini söyledi. Bu etkinlikler vasıtasıyla öğrencilerin o ülke hakkında daha fazla

bilgi edinmelerine katkı sağlamayı amaç edindiklerini belirtti. Hollanda’ da Yüksek eğitim gören gençlere Türkiye’de staj ve çalışma olanaklarını anlatıldığı ve Türkiye Hollanda ilişkilerinin de anlatıldığı toplantıda bir konuşma yapan ORTEL Telekom Onursal Başkanı Celal Oruç, “Başarılı olmak için öncelikle kendinize güvenmeli ve inanmalısınız. İşte disiplin büyük önem taşımaktadır. Başarılı bir işveren olabilmek için planlı, programlı çalışmanın yanı sıra başarıya ulaşmak için bazı altın kurallar mevcuttur. Bu kurallara uymak son derece önemlidir. Başarıyı yakalamak zor da olsa imkânsız değildir. Etrafınızdaki arkadaşlarınıza ve ekibinize güven önemlidir, bu bağlamda çalışma arkadaşlarınızı iyi seçmelisiniz. Başarıya ulaşmak için kapasitenizi sonuna kadar kullanmalısınız. İşte imkânsızı imkânlı hale getirmelisiniz. Kim işini iyi yaparsa başarıya ulaşması kaçınılmazdır.” dedi. Programda bir konuşma yapan Türkiye Enstitüsü Müdürü Lily Sprangers ise şunları söyledi: “Hollanda ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi son yıllarda artmıştır. Hollanda Firmaları Türkiye’de yatırım yapmaktadır. Biz Türkiye Enstitüsü olarak yatırımcılara Türkiye’deki yatırım olanakları hakkında bilgiler veriyoruz.”

SALI

ÇARŞAMBA

Breda şehrinde düzenlenen Avrupa Budo Kai Karate şampiyonasında Canan Yorulmaz final maçında rakibi Cath Zomer’a bir puan farkla yenilerek ikincilikle yetindi. Maç esnasında aldığı darbeyle parmağını burkan sporcumuz Canan Yorulmaz, bu darbenin etkisinde kalarak maçı istediği gibi bitiremeyip sahadan mağlubiyetle ayrıldı. Maçın “Canan style” ’da geçmediğini belirten sporcu, maçtan sonra hemen hastanenin yolunu tutup parmağını doktor kontrolü altına aldırdı. Kırık olmadığını öğrenince rahatlayan sporcu, bir sonraki şampiyonanın hazırlıklarına başladı bile.

“ÇılGın Türkler”, neRElerden... Nerelere…

Oturanlar, soldan sağa: Funda Müjde, Şenay Özdemir, Özkan Gölpınar. Ayaktakiler, soldan sağa: Ecehan Kalender, Gülümser Kalender, Hatice Bölek-Tokgöz Türk Platform Lahey tarafından organize edilen Lahey Türk Festivali’nin edebiyat akşamı Lahey Merkez Kütüphanenin toplantı salonunda düzenlendi. Türkiye ve Hollanda arasında kültürel ilişkilerin daha da güçlendirilmesi için düzenlenen festivalin edebiyat paneline Türklerin yanı sıra çok sayıda Hollandalı davetli de katıldı. Hatice Bölek-Tokgöz’ün sunduğu programda Laheyli şair Gülümser Kalender Hollandaca ve Türkçe olarak okuduğu şiirlerle misafirlere duygulu anlar yaşattı. Mezzo-sprono Ecehan Kalender ise Türkçe ve Fransızca olarak kısa bir konser verdi. Sanatçı Kalender’i dinleyiciler ayakta alkışladı. Programın ikinci bölümünde ise panele katılan konuşmacılar Türk-Hollanda edebiyatı üzerin-

Tarİhte bu ay PAZARTESİ

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

de görüşlerini bildirdiler. Yazar ve gazeteci Funda Müjde “ Birinci ve

la iç içe olduklarını vurguladı. Volkskrant ve Trouw gazete-

Türkiye ve Hollanda arasında kültürel ilişkilerin daha da güçlendirilmesi için düzenlenen festivalin edebiyat paneline Türklerin yanı sıra çok sayıda Hollandalı davetli de katıldı.

ikinci kuşak Türklerin anavatanla bağlarını koparmadıklarını, Türk kültürünün köklerine sıkı sıkı bağlı olduklarına belirtti. Üçüncü neslin ise burada doğup büyüdüklerini Hollanda kültürü ve edebiyatıy-

lerinde muhabirlik yapan Özkan Gölpınar’ın Gölcük Depremi ile ilgili Hollandaca olarak okuduğu ‘Mehmetler’ şiiri Hollandalılar tarafından ilgiyle takip edildi. Hollandalılar için Türkiye’nin sadece

şubat/Februarı

PERŞEMBE

CUMA

CUMARTESİ

PAZAR

01

02

03

04

05

06

07

1935 Ayasofya, müze olarak halkın ziyaretine açıldı. 2003 Columbia Uzay Mekiği, dünyaya dönüşü sırasında, Teksas üzerinde parçalandı: mekikteki yedi astronot öldü.

1918 ABD, I. Dünya Savaşı’na girdi. 2002 Prins Willem Alexander en Maxima Zorreguieta zjin vandaag getrouwd.

1451 Osmanlı padişahı II. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) tahta geçti.

1789 George Washington, ABD’nin ilk başkanı seçildi.

2005 Efteling won de ‘THEA Classic Award’ en werd, na de Deense Tivoli, het tweede pretpark dat deze prijs kreeg.

1928 Türkiye Anayasasına laiklik ilkesi konuldu.

1914 Charlie Chaplin ilk filmi ‘’The Little Tramp’’ gösterime girdi.

08

09

10

11

12

13

14

1921 Büyük Millet Meclisi tarafından Antep’e gazilik unvanı verildi. Antep şehrinin adı Gaziantep oldu. 2004 Türk pop müziği sanatçısı Cem Karaca kalp krizi sonucu vefat etti.

1968 De eerste metro van Nederland, ‘De Rotterdamse metro’, is in gebruik genomen.

1909 II. Abdülhamid tahttan indirildi. 2009 De Postbank onderging een naamsverandering en word voortaan ING Bank genoemd.

1990 Güney Afrika’da ırkçı rejime karşı savaşan Afrika Ulusal Kongresi’nin lideri Nelson Mandela 27 yıllık hapis hayatının ardından bugün özgürlüğüne kavuştu.

2002 Yugoslavya’nın eski devlet başkanı Slobodan Miloševiç’in yargılanmasına, BM savaş suçları mahkemesinde başlandı.

1925 Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk isyanı olan Şeyh Said İsyanı başladı. 1960 Fransa, BM ve ABD’nin itirazlarına rağmen Büyük Sahra’da atom bombası patlattı.

1942 Opening 1070,15 meter lange Maastunnel in Rotterdam. 2004 Fatih Akın’ın son filmi ’Gegen die Wand’’ Berlin Film Festivali’nde en iyi film seçilerek ‘’Altın Ayı’’ ödülü aldı.

15

16

17

18

19

20

21

1999 PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan, Türk güvenlik güçleri tarafından Kenya’da yakalandı. 2005 Video paylaşım sitesi YouTube kuruldu.

1991 ‘De Nederlandse Politieke Partij Radicalen’ (PPR) gaat verder als ‘GroenLinks’.

1923 Gazi Mustafa Kemal, ikinci defa Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 1959 Başbakan Adnan Menderes ve Türk heyetini Londra’ya götüren uçak düştü, Menderes sağ olarak kurtuldu.

2008 Antalya’ya 15 yıl aradan sonra ilk defa kar yağdı. 1952 Yunanistan ve Türkiye NATO üyesi oldular.

1915 I. Dünya Savaşı: Çanakkale Savaşları başladı. 1937 Vaststellen van de kleuren van de Nederlandse vlag (rood-wit-blauw)door Koningin Wilhelmina.

1970 Dünyanın 4. büyük köprüsü İstanbul Boğaz Köprüsü’nün temeli atıldı.

1965 Siyah Müslüman lider Malcolm X konuşması sırasında vurularak öldürüldü. 1947 Edwin Land ilk fotoğraf makinesi olan, Polaroid Land Camera’yı sundu.

22

23

24

25

26

27

28

1944 Nijmegen werd per ongeluk gebombardeerd door de Amerikanen. Ze dachten dat ze de Duitse stad Kleef hadden gebombardeerd. Er vielen 800 doden.

1994 Türkiye’de cep telefonu şebekelerinin açılışı Başbakan Tansu Çiller tarafından yapıldı.

1938 İlk naylondan yapılan diş fırçası piyasaya sürüldü.

1941 Amsterdamse arbeiders gingen in staking tegen de Jodenvervolging. 2009 THY uçağı Schiphol yakınında düştü, 9 kişi hayatini kaybetti.

1926 Televizyon icat edildi. 1992 Hocalı Katliamı: Azerbaycan’ın Hocalı kentine giren silahlı Ermeni gruplar, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu katliamlar gerçekleştirdi.

1933 Berlin’de büyük Reichstag yangını çıktı.

1994 NATO, tarihinin ilk saldırısını Sırplara karşı gerçekleştirdi 1997 Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu 28 Şubat süreci olarak adlandırılan kararlar alındı. Bu kararlar “Postmodern darbe” olarak da anılır.

bir tatil ülkesi olmadığını belirten Gölpınar edebiyatın her iki ülke arasında kültür elçiliği yaptığını da sözlerine ekledi. Yazar Şenay Özdemir ise son kitabı “De harsclub” den bir bölüm okudu. Kitaplarını Hollandaca olarak yazdığını ve Hollandalılar kadar Türk okuyucular tarafından da sevilerek okunduğunu söyledi. Yazar Özdemir, panelin sonunda salondaki davetlilere son kitabını imzaladı. Programdan sonra verilen resepsiyonda davetliler göçmen edebiyatı üzerine bol bol sohbet etme fırsatı buldular.

Seçimler kapıda, 3 Mart’ta yerel seçimler yapılacak. Siyasi partiler tüm hazırlıklarını yaptılar ve seçim kampanyaları başladı. Partiler yarıştığı gibi adaylarda yarışıyor. Tüm partiler ve adaylar oy toplamak için seferber oldular. Hatırlarsınız ilk 1986 yılında yabancılara seçme ve seçilme hakkı verilmişti yerel seçimlerde. O zamanlar yabancı kökenli adaylarımız çok azdı. Yabançıydık seçimlere. Ne gerekirdi ki o zamanlar seçimlere katılmak ve aday olmak. Çünkü geri dönmek vardı aklımızda. Seneler geçti geri dönmek bir hayal oldu. Bizlerde burada kalıcı olduğumuzu yavaş yavaş anlamaya başladık. Artık buraraldık Holladalı Türkler ve ya Avrupalı Türkler olmuştuk. Bizlerde bu topluma katkıda bulunmak istiyorduk. Her alanada iş pazarında, sosyal hayat’ta ve tabii ki karar verilen yerlerde. Bu karar yerleri hem yerel, bölgesel hemde ülkesel olarak düzenlenmişti Hollandada. Yabıncılar ve biz Hollandalı Türklerde her yerde temsil edilmek istiyorduk. Siyasi partilerde bizim oy potansiyelimizi görmüşlerdi ve yabancı adaylarını listelerine koymakta adeta yarış yapıyorlarda. Yabancı olsunda nasıl olursa olsun dercesine yarış yapıyorlardı partıler 90’lı yıllarda. Bu da biz Türklerin işine çok yaradı. Yerel yönetimlerde 10 lar 20 ler derken su anda 200 yakın meclis üyesi var encümenler ve eyalet meclis uyeleri millet vekilleri ve devlet bakanlığı yapan Hollandalı Türkler var. Bu 3 mart’taki yerel siçimlere yine çok arkadaşlarımız aday hatta büyük kentlerde listeleri alt üst edebilecek düzeye gelmiş durumdalar PvdA da. Sanki PvdA Hollandalı Türklerin partisi olmuş. PvdA bundanda çok rahatsız. Amman neden ki seçmeninin çoğu Hollandali Türklerse adaylarda bunu yansıması lazim diye düşünüyorum adaylar toplumun aynası olmasi gerkir diye düşünüyorum. Daha onceki yıllarda bizleri sadece oy alabilmek için kullanmışlardı şimdide yetkiyi ellerinden alınca aya kalkmaya başladılar. Tabii bizlerde sadece sayıya bakmamaıyız. Çünkü geçmişte bazı arkadaşlarımızın bu işi yapabilecek kabileyet ve capasite yoktu. Bu göreve gelen arkadaslar etkin ve yetkin

olmalari gerekir sadece oy vermekle bu iş olmaz. Bizler artık etkili ve yetkili siyasetciler olmak zorundayız bu topluma faydalı olabilmek için Çünkü mecliste tek başına bir oyun var. Yetkili olabilmek partilerin her alanlarında görev yapmal ve etkili ve yetkili olabilmek lazim. Parti proğramlarını etkileyebilmek lazim bu başarıldığı an bütün parti üyeleri buna uymaları gerekir. Bu toplumun bir parçasıyız biz artık ve be toplumun vekiliyiz biz artık Hollandalı Türkler olarak. Bu topluma faydalı olmak istiyoruz biz de siyaset içinde. Onun için seçmenlerde mutlaka seçim sandıklarına gitmelidirler ve demokratik haklarını kullanmalıdırlar. Bize artık çokluk değil etkili ve yetkili adaylar gerekir. Haydı Çılğın Türkeler sandık başına göster yine nerelerden nerelere geldiğini.

ayhantonca@haber.nl Drs. Ayhan Tonca is Programmaleider Grote Steden Beleid Provincie Overijssel. Tevens is hij CDA raadslid Gemeente Apeldoorn. Daarnaast actief (geweest) in vele landelijke zelf organisaties.


HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Tersİne Göç Hollanda’dan tersine göç hikayelerimizin ikincisini flaş isimlerden birine ayırdık. Her hikaye, içindeki umudundan, hayalkırıklığına, başarısından, talihsizliğiBURHAN CARLAK ne kadar kendi döneminin hikayesidir. Biyografiler yanlız bir tek şahsı değil tüm toplumu anlatır bu yüzden. Hareketli Hollanda yıllarından, hareketli Türkiye yıllarına, bir çoğunuzun tanıdığı -en azından ismini duyduğu- Cengiz Özdemir`in hikayesi benim için de özel oldu. Aslında bu yüzden zaman zaman Cengiz Abi tabirini kullanacağım. Dolu dolu bir aydın ile görüşülebilecek o kadar konu arasından sırf Hollanda’dan dönüş hikayesini dinlemek de redaksiyonda espri konusu oldu. Cengiz Özdemir Abi ile tanışmamız 90`lı yılların başındadır. Türkiye Gazetesinde Batı Avrupa’daki Türklerin konumlarını öncelikle ele alacak bir dergi ilanı görmüştüm. Azerbeycanı’ın milli şairi Bahtiyar Vahapzade, Nevzat Kösoğlu, Musa Serdar Çelebi gibi isimler vardı kadrosunda. Gençligin verdiği heyecanla abone olmakla kalmadım elime kalemi alarak sayfalarca mektup yazdım dergi editörüne. Kısa bir süre sonra bana dergiden cevap geldi. Mektubun altında Cengiz Özdemir imzası ile. Kaale alınmak, fakir sohbetleri yapmak beni celbediyordu. Cengiz Abi Enschede`de oturan Ahmet Suat Abi ile tanıştırdı. Eğitimimi tamamlamamı tavsiye ediyordu. Derken Rotterdam’da ne zaman bir sohbet programı olsa bana haber veriyor ben de katılıyordum. Ali Batman’ın şehitlik konferansı bunlardan biridir. Aynı yıllarda yine Türkiye Gazetesinde Halil Delice`nin Veyis Güngör’le röpörtajını okumuş, hemen mektup yazmıştım. Mektubun sonuna da Atsız’ın Yalnızlık şiirini. ‘Batı Avrupa Türkleri, yerleşik düzen’ gibi sosyolijik kavramlar ilgimi çekiyordu. Her üçü de gençliğimde, üzerimde etkisi emeği olan abiler. Her üçü de cok ciddi sosyal kültürel faaliyetlere imza attılar. Bu faaliyetlerin ortak özellikleri mutlaka ve mutlaka icerisinde “Türkiye” ruhu olmasıydı. Cengiz Özdemir, milliyetçi-muhafazakar bir çevrede yöneticilik yaptı. 1991 Yılını Unesco’nun Yunus Emre Sevgi Yılı ilan etmesi ile bir çok Hollanda Üniversitesinde etkinlikler düzenledi. Abdulwahid van Bommel’ın Hollandaca’ya çevirdiğı Yunus şiirlerini yayımladı. Hollanda Diyanet Vakfı’nda çalıştı. İslami ilkokulların kurucuları arasında yer aldı. Yine kurucu başkanlığını yaptığı Hollanda Türk-İslam Kuruluşları Birliği bünyesinde Türk kültürünü yaşatmaya ve tanıtmaya yönelik çalışmaları oldu. İlk Türk belediye başkan yardımcısı Ali İhsan Ünal, Abdullah Güven gibi arkadaşları ile Hollanda’daki belli başlı kanaat önderleri, toplum liderleri arasında yerini aldı. Türkçe-Hollandaca Haftalık Haber Gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Dergiler çıkardı, yazılar yazdı. Genelde kırsal kesimden gelen milliyetçi-muhafazakar bir çevrede, farklı, atılgan, enerjik bir yöneticilik örneği verdi. Özdemir farklı bir çok projesi ile Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Kültür, Siyaset ve Medya başta olmak üzere tüm Türkiye’nin tanınan isimleri arasında yer aldı. Haliç’teki Miniaturk Cengiz Ozdemir`in eseridir. Her yaşta, herkesin, ancak özellikle yurtdışından gelen bizlerin mutlaka görmesi gereken bir mekan. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin genel müdürlüğünü yaparken bir çok kalıcı eser bıraktı geriye. Dilerseniz gerisini kendisinden dinleyelim..

Hollanda’ya halıları dünyaca ünlü Hereke’den, milli sporcu sıfatı ile geldiniz. Hem ilk geliş serüveninizden bahsedebilir misiniz? Liseyi bitirmiş, Yıldız Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünü kazanmıştım. Yıl 1978’di ve Türkiye’de okumak neredeyse imkansızdı. Ailemin yaşadığı Hollanda’ya geldim. O yılların Hollanda’sı çok kültürlü, toplum düzeninin en iyi yaşandığı ülkelerden biriydi. Dolu dolu yaşanan 15 yıllık Hollanda yıllarım böylece başladı. Hayata atılmanızdan, eğitiminizden, ilk yıllarınızdan söz etseniz? Önce bir müddet çalıştım. Mobilya fabrikasında, çimento fabrikasında. Sonra Rotterdam’da Thomas Morus Pedagoji Akademisi’nde dil öğrendim. Ve Leiden Devlet Üniversitesi, Ortadaoğu Dilleri ve Kültürleri bölümünü bitirip “drs.” unvanını aldım. Hayatımın hiçbir döneminde sadece bir işim olmadı. Okul iş birlikte; ya da medya, gönüllü kuruluşlar sorumluluk aldığım yapılar oldu. Halen öyleyim. Bir işte yorulursam, başka bir iş yaparak dinlenirim. Farklı bir teşkilat anlayışınız, farklı bir yöneticilik üslubunuz vardı. Kendi metotlarınızla birlikte görev aldığınız kurum ve kuruluşlar o dönem hangi konumdaydı? Dernekler, federasyonlar, birlikler hepsini tek tek sayacak değilim. Ama o yılların Hollanda’sında benim gibi hiç olmazsa liseyi Türkiye’de bitiren arkadaşlara çok yük düşüyordu. Elimden geldiğince omuz vermeye çalıştım kısacası. Bu görevleri üstlenirken de kendim de tecrübe kazandım. İnsan ve para yönetiminde Türkiye’de önemli sorumluluklar taşımış ve bunda başarılı olmuşsam. Hollanda yıllarında kazandığım teşkilat tecrübesinin bunda çok fazla rolü olduğunu hiç inkar etmem. Hollanda`da Türk kültürü için bir çok faaliyette bulundunuz. Gazetecilik yaptınız, Geriye dönüp bakınca hangileri ilk önce aklınıza geliyor? Haber Gazetesi, Arayış ve İslam Dergisi, Yenigün, İntertürk... Ya da Hollanda’nın ilk Türk matbaası Multi Ofset. Esasen geriye doğru baktığımda azımsanmayacak işler yapmışız gazetecilik ve yayıncılık alanında. Türkiye’ye neden ve nasıl yerleşme kararı aldınız? Çocuklarım çok büyümeden bunu yapabilirdim. Belirleyici onlar oldu. Onlar ilk oku-

20

la başladıkları yıllarda zamanıdır dedim. Yıl 1993’tü.

Türkiye`ye yerleşme kararınızda hep buradayken de Türkiye’yi yaşamak ve yaşatmak etkili oldu mu? Olmuştur. Biz ülkemizin sevdalısıyız. İkinci vatanımız ise Hollanda. Dönüşümüzün üzerinden 17 yıl geçmiş. Hala herhangi bir yurtdışı seyahatimde ne yapar eder, Hollanda’ya mutlaka uğrarım. Yeniden Türkiye’de uyum sorunları, yaşadınız mı? Hayır. Zaten liseden sonra gelmiştim Hollanda’ya. Ve benim kuşağım için zor olan Hollanda’ya uyum sağlamaktı aslında. Beklentileriniz ne denli gerçekleşti? Türkiye’de çok farklı görevlerde bulundunuz. Bu görevleriniz esnasında önceden Holanda’da bulunmuş olmanın size getirdiği avantaj veya dezavantalar oldu mu? Allah’a şükrediyorum. İstediğim herşey fazlasıyla gerçekleşti. Masanın bütün taraflarında bulundum. Özel sektörde başarıyla şirketler yönettim. Kamuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş’de genel müdürlük yaptım. Star Medya Grubu Başkanlığı, Hürriyet, Vatan ve Zaman’da köşe yazarlığı. TV 8 ve Star’da programlar. Belediye Başkanlığı döneminde Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a danışmanlık. Bunlar ilk aklıma gelenler. Hemen hiçbirinde mahçup olmadım. Ve Hollanda’da geçen 15 yılımı, bu ülkede kazandığım sonuç odaklı çalışma yöntemini hem de çok önemsiyorum. Hollanda’ya hepimiz pekçok şey verdik. Ama aldık ta. Öğrendik te. O nedenle hakkını teslim edelim

ki, Hollanda maddi manevi pek çok kazandırdı hepimize. Hollanda ile bağınız ne denli sürüyor? Aynı zamanda Hollanda vatandaşıyım. Dört kardeşim hala bu ülkede ve bu ülke benim için ikinci bir vatan. Aradan geçen zaman içerisinde Hollanda`daki Türk toplumunda ne gibi sosyolojik değişimler gözlüyorsunuz? Herşey değişti. Benim yaşadığım yılların çok kültürlü toplum yapısı ile dünyanın gıpta ettiği o Hollanda’dan artık eser yok... Umudumuz bu günlerin de gelip geçici olacağı. İnşallah, o günlerin Hollanda’sı sadece hatıralarımızda kalmaz. Artık bu ülkenin parçası olarak o geçmiş günlerin çok kültürlü toplum yapısı bugünlere ve yarınlara taşınır. Şimdi çevrelerine bakıp, “hayal kurma” diyenleri duyar gibi oluyorum. Ne yani, ümit de mi etmeyelim? Hollanda’nın en çok nesini özlüyorsunuz? Örneğin, Hollanda Anayasası’nın 1. Maddesi. Den Haag’da parlamento binasının önündeki tek basamakta kazılı olan Anayasa’nın 1. Maddesi: “Bu ülkede yaşayan herkes aynı şartlarda eşit muamele görür. Dini, dünya görüşü, politik düşünceleri, rengi, cinsiyeti ya da herhangi bir başka yönüyle hiç kimse ayrımcılığa tabi tutulamaz.” Böyle bir anayasa ve böyle bir 1. Madde özlen-

21 mez mi? Göreceksiniz, gün gelecek Türkiye’de de böyle bir anayasamız olacak. Başbakan’la nasıl tanıştınız? Aslında Başbakan’ı da Avrupa’da, Krefeld’de bir ortak arkadaşımızın kuyumcu dükkanının açılışında tanıdım. Siyaset içinde genç bir il başkanıydı o tarihlerde. Türkiye’ye dönmeden hemen önceydi. O zamandan beri tanışırız. Siyaset de denediniz? Evet denedim. Siyaset, sizin dışınızda verilen kararlarla karşınıza çıkan bir sonuç. Ve elbette bir nasip işi. Bana göre bir aydın sorumluluğu. Son seçimde merkez sağ bir partiden Demokrat Parti’den aldığım teklifle aday oldum. Sorumluluğumu yerine getirdim. Kaybettik. Siyasi Parti bana göre din değil. Böyle görenlerden değilim. Bir hizmet aracı. Denedim olmadı.. Artık Türkiye’nin merkez sağındaki parti de AK Parti oldu. Siyasette esas olan sandıktan çıkan millet iradesidir. Ona şapka çıkartırsınız. Ben de öyle yapıyorum. Bu millet seçmesini bilmiyor demek, onu aşağılamak, hor görmek, ahmaklıktır. Sadece kabul edecek ve saygı duyacaksınız. Seçim döneminde konuşulanlar geçer ve sadece geleceğe bakılır. Eksikleri olabilir ama mevcut iktidarı başarılı görüyorum. Türkiye, bugünlere çok özlem duydu. Şimdi hatırlamak bile istemediğimiz ne günler yaşadık. Bugün, darbelerle dayatılan anayasaları masaya yatırabileceğimiz bir dönem yaşamaya başladık. Milleti aşağılayan, onu hor gören, kendisini milletin efendisi gören ne dikta heveslileri tanıdık. Türkiye’nin de güzel örneklerini gördüğümüz Hollanda gibi demokrat bir ülke olacağı günler artık çok uzak değil. Böylesi bir kararı (Türkiye`ye geri dőnüş) almak isteyenlere neler tavsiye edersiniz? İlk olarak Hollanda’ya dönüş imkanınız mutlaka olmalı. Benim hala var. Gerekirse, Hollanda’ya dönerim. Bu benim için bir tabu değil. Ve ince eleyip sık dokumalısınız. Hayat her yerde zor. Türkiye’de, Hollanda’dan da zor. Bunları göze alacaksanız, o zorluklarla mütenasip fırsatlara da kavuşabilirsiniz. Ben risk aldım ve karşılığını da aldım. Bugüne kadar yaşadığım sürece alınabilir riskten hiç çekinmedim ve kazandım. Şimdilerde ne yapıyorsunuz? PROGEM Proje Geliştirme Merkezi’ni kurdum. Belgeseller ya da televizyon dizileri yapıyorum. Özel sektör ya da kamu için projeler geliştiriyorum. Bu, benim için hayatıma anlam katan bir iş. TRT Çocuk’ta yayınlanan Kayıp Madalyon adını taşıyan dizimiz mesela. Kısacası hem sevdiğim işi yapıyorum, hem de para kazanıyorum. Yaratıcı projesi olanlara kapım açık: c.ozdemir@progem.tv elektronik adresine hiç çekinmeden yazın diyorum.

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

KAMPANYA

SERi iLANLAR (Gratis)

Sevgili Okurlarımız, bu sayımızdan itibaren ÜCRETSİZ SERİ İlanlar Sayfası başlatıyoruz. Kampanya boyunca 2010 Yaz ayına kadar, her türlü ilanınızı e-maille gönderebilirsiniz. Mail: ilan@haber.nl

ARABULUCULUK HİZMETİ

SU ARITMA CİHAZI

Boşanan çiftler için arabuluculuk ve danışmanlık hizmetleri verilir. Geniş bilgi için: Mediation @ Potentia legis www.potentialegis.nl Tenzile Erdal, mediator Tel: 0650-520 457

BOEK PRESENTATIE De Fiets en Wandelbeurs vindt plaats op zaterdag 27 en zondag 28 februari 2010 in de RAI te Amsterdam. 28 februari Om 16:00 uur houdt Sedat Çakır een presentatie over Sultans Trail, lange afstands wandelroute van Wenen naar Istanbul.

Temiz SU hayattır. Evinizde, işyerinizde ücretsiz, SU arıtma cihazı tanıtımı için arayınız. Hollanda’nın her yerinde sunum yapılır. Saadet Hanım 0644-653 961 saadet_icm@hotmail.com

SATIŞ TEMSİLCİSİ ARANIYOR Maxpromo adına çalışacak temsilciler aranıyor. Başvuru: 078-618 44 42 info@maxpromo.nl

2. Geleneksel Sıla Buluşmasına Davet Sevgili Dostlar, Kiymetli Hemşehrilerimiz, Geleneksel hale gelen “Sıla Buluşmamızı” bu yıl 28 Şubat Pazar günü yapıyoruz. Hollanda’da yaşayan Sivas’lıların, birlik ve beraberliğinin pekişmesi, gurbette yaşayan insanımızın tanışıp kaynaşması için buluşuyoruz... Tarih: 28 Şubat Pazar gününü Saat : 13.00 Yer : Amsterdam-Hollanda İrtibat: (+31) 06 47 26 04 55 06 14 43 66 21 E-mail: info@sivaslilar.nl

BETAALBARE WEBSITE MET WEBSHOP Websites vanaf €399 Webshops vanaf: €999 Bel voor een afspraak www.itnt.nl

DÜĞÜN FOTOĞRAFLARINIZ ÖZENLE VE PROFESYONELCE ÇEKİLİR

0653 53 33 58

0628 59 69 61

İpotek piyasasında son günlerde sıkça duyulan bu sözcük, ilk defa ev almak isteyen gençlere yeni fırsatlar sunup, hâlihazırda durgun emlak piyasasını canlandırmayı amaçlamaktadır. Etap Financieel Advies, ”koopsubsidie” hakkında bütün bilmek istediklerinizi sorabileceğiniz güvenli bir finansal danışma kurulusudur.

Koopsubsidie bilgilendirmesi

ELEMAN ARANIYOR Decor Meubel’de (DEN HAAG) çalışmak üzere sunumu güzel ve sektörde deneyimli satıcı elemanlar aranıyor. Müracaat: Hacı Mert Ekinci 0641 99 83 90

MUFA KLUSSENBEDRIJF Murat Özkurt Dr. Bauerstraat 86 4205 KC Gorinchem

SERVİS ELEMANI ARANIYOR Decor Meubel’de çalışmak üzere mobilya montajından anlayan, deneyimli, ehliyeti olan servis elemanı aranıyor.

Müracaat: Hacı Mert Ekinci GSM: 0641 99 83 90

Deuren / Ramen / Kozijnen Wand- & Plafondafwerking Meerpunt sluiten Aan- & opbouw Aftimmeren Renovatie Dakkapel Tel: 0653 87 58 19 www.mufaklussenbedrijf.nl info@mufaklussenbedrijf.nl

Try-out concert KARSU DÖNMEZ Het concert dat Stichting Mystiek voor Karsu Donmez heeft georganiseerd 26 februari a.s. in het kader van het Turkey Now Festival in Muziekgebouw ’t IJ is inmiddels uitverkocht! Woensdagavond 24 februari 19.30 uur vindt er een try-out plaats. Het is mogelijk om dit bij te wonen. Vanaf maandag 15 februari start de kaartverkoop aan de kassa (€15,00) van Paradiso (www.paradiso.nl) en in ons Restaurant Kilim (www.kilim.nl 0611- 32 07 10).

TE KOOP: SIGMA 50-500 mm fotografie lens De lens is in zeer goede staat, heeft een Canon vatting. Een hele mooie zoomlens met maar liefst 10x zoom. Interesse? mail voor prijs en verdere info naar: duman80@live.nl

ÖZEL DERS (bijles) Üniversite okuyan öğrencilerden, Venlo ve çevresinde VMBO, HAVO, VWO ve MBO öğrencilerine özel ders verilir. Saat ücreti 10 euro’dur. Grupla gelen öğencilere indirim yapılır. Daha fazla bilgi için GSM: 06-18477462

DANIŞMANLIK HİZMETİ Şirket verimliliği, işletmecilik, re-integratie,personelorganizasyon, sosyal sigortalar v.s. ilgili sorunlarınıza, hak- ve taleplerinize yazılı, sözlü danışmanlık hizmetleri verilir. Hemen arayın: 06-21444556 gulbahar60@hotmail.com

Zafer Apak & Cengiz Şimşek Etap Financieel Advies www.etapfinancieeladvies.nl

heb jij ook een feestje?….. maak dan een afspraak Voor de mooiste hoofddoekmodellen en achtergronden van bruidstafels

kardelenturbantasarim@live.nl

Kiralık dublex ev Den Haag’ın seçkin yerlerinden Benoordenhout’ta, Van Hoytemastraat alışveriş merkezine yakın bu üçlü dublex ev 1993, 2005 ve 2009 yıllarında yenilenmiştir. Stil bir iç dizaynı vardır. 160 m2 yarı eşyalı olan evin 3 odası, bir salonu (36 m2), mutfağı (5.30 x 2.50) ve aşağıdaki özellikleri vardır: - ayrı mutfak ve 2 ayrı tuvalet - çamaşır / kurutma makinası - Kombi-magnetron fırın - Gazlı ocak - Buzdolabı – dondurucu

İletişim:

- Balkon - Şömine - CV-kombiketel - Lüks Banyo (4.60 x 3.35) - Yerler laminat - Arka bahçede deposu

0650-520 457

Het lijsttrekkersintegratiedebat Het lijsttrekkersintegratiedebat - Stichting - StichtingHumanitas Humanitas De Stichting Humanitas en Mega Productions organiseren, het lijsttrekkersintegratiedebat Een Brug van Vertrouwen met o.a. Jeannette Baljeu (VVD), Salima Belhaj (D66), Arno Bonte (GroenLinks), Leo de Kleijn(SP), Dominic Schrijer (PvdA), Setkin Sies (ChristenUnie-SGP) Marco Pastors(Leefbaar Rotterdam) en Wubbo Tempel (CDA). Woensdag 24 februari 2010 in het gebouw van Humanitas-Bergweg, Bergwegplantsoen 10. Inloop: 18.30 uur. Start: 19.00 uur met welkomstwoord door gastheer prof. dr. Hans Becker, voorzitter van de Raad van Bestuur Stichting Humanitas.


HABER

22

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

“Bir müslüman en az bir Hıristiyandır” Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 1964 doğumluyum, Samsunluyum. Tıp fakültesi mezunuyum. Öğrencilik yıllarımda yazı yazmaya başladım. Mezun olduktan sonra ilk kitabım çıktı, 25’e yakın kitap ve 5-6 tane albüm çalışmalarım var. Kimliğinizin oluşumunda tıp eğitimi almış olmanızın bir etkisi var mı? Hiç şüphesiz. Tıp eğitiminin şöyle bir özelliği var: Şimdi doktorun karşısında insan neyse odur. Doktora numara çekemezsin. Doktorlar insanın arka bahçesini bilirler, çok insanın sırdaşıdırlar. Kutsal bir meslek denir, kutsal olmayan bir meslek yok ta, doktorluk bana daha bir kutsalmış gibi gelir. Canla uğraşıyorsunuz, ruhla uğraşıyorsunuz, sırla uğraşıyorsunuz. Hangi konular çekti sizi hatırlıyor musunuz? Şöyle bir hayalim vardı benim. Mutlaka kitap alır okurdum, ama her yeri iyi olmayabilirdi bu kitabın. Hangi kitabı okuyacağımı da bilmiyordum, 13-14 yaşındaydım. Babam esnaftı en büyük oğlu ben olduğum için tezgâhtarlık yapardım. Her sabah giderken bir kitap alırdım yanıma. Ama isterdim ki bütün kitapların en güzel taraflarını bir araya getireyim başka bir kitap yapayım, böyle bir hayalim vardı. Sonra bunun “dua” olduğunu sezdim. Allah karşıma kırmızı kitapları, Risale-i Nur külliyatlarını çıkardı. Said Nursi’nin en önemli özelliği senin karşından konuşmuyor olması, yanına gelip öyle konuşuyor, empatik konuşuyor. Allah sizin için ne ifade eder? Herkes için Allah’ı tanımanın bin bir yolu vardır. Allah kendisini Esma’ları ile tanıtıyor. Her bir Esma Allah’ı tanımanın yollarından, kanallarından biridir. Her bir Esma da bir ihtiyacımızı karşılar. Dolayısıyla ihtiyacın neyse arayışın odur. O arayışta bulduğun da Allah’tır. Ama hangi ihtiyacın üzerinden gittiğine bağlı. Esma-ül Hüsna 99 derler, en azından 99 ayrı çeşitle Allah’ı bulursun. Benim için Allah dost, beni kimsenin hatırını saymadığı yerden çekip alan, hatırı en çok sayılası bir dost. Beni en çok ikna eden, isyandan alıkoyan düşünce bu: Seni kimse arayıp sormazken seni o çekip aldı, seni var etti. Yokluktan çıkardı karşısına koydu. Onun hatırını kırmak doğru değil. Batı sizin gözünüzde nasıl bir medeniyet? Batı bencillik medeniyeti, bencilik medeniyeti, cimrilik medeniyeti. Ve kuvveti güç, söz edinmiş bir medeniyet. Ama 2. dünya savaşıyla duvara çarpmış bir medeniyet. Batı eğer bencilliği ve cimriliği, nefreti sürdürürse başına ne gelebileceğini görmüş. Şu anda yoğurdu üflüyor. Zoraki de olsa… Yaşayış biçimlerinde İslam medeniyetinin kodları var. Çünkü insanî olana doğru ilerliyorlar. “İslamiyet İnsaniyeti Kübra’dır” der Bediüzzaman. Yani İslamiyet’in yaşanması ile insanlık kübralaşır, büyür, daha çok. Orada AB kanunlarının çoğunda bir insanîlik, dolayısıyla bir İslamîlik var. Batı’nın gidişatında müslümanların ne gibi rolü var? Burada göçmen müslümanların sorununu Avrupa’lı müslümanları, müs-

lüman oldukları halde hala ‘gavur’ görmeleri. Yani “onların müslümanlığından ne olur” gibi bir düşünce var. Bu kadar açık söyleyemeseler de içlerinde bir soğukluk var. Ama müslüman o senin kardeşin. O zaman iş nereye varıyor? Sen dini millileştirmişsin. Yani Türk’ler müslüman’dır, Türk’ lerin müslümanlığı, Faslı’ların müslümanlığı. Hayır, Allah her ırktan sana kardeş gönderir. Bunu da kendi ırkından, kendi dilinden olan, kendi renginden olan kardeşin kadar benimseyeceksin. O evrenselliği henüz göçmen müslümanların yaşadığını söyleyemem. Bu şöyle bir tehlike içermez mi? Euro müslümanlık bir varlık göstermeye başladığında belki İslam’dan öyle bir duruş oluşturacaklar ki, klasik, bu günkü müslüman dünyasının duruşundan farklı bir duruş olacak. Zaten yeniden müslüman olmamız gerekiyor hepimizin. Bu insanlar diyor, biz şu tarihte müslüman olduk. Bize sorsalar, “siz söyler misiniz hangi tarihte müslüman oldunuz?” Bizim tarih verme imkânımız yok. Ama bir yerde karar vermiş olmamız lazım. “Bundan sonra harbî müslüman olaca-

ğım” diye. Öyle bir tarih yok. Kendimizi müslüman sanıyoruz. Kızıyor musunuz Batı’ya? Batıya bütünüyle kızmak doğru değil. Burada Batı’dan kaynaklanan, doğal olarak, coğrafyamızın batısında olduğundan “Batı” diyoruz biz ona. Ama aynı şeyi Doğu’dan da yapıyorlar, Batı demek bu anlamda doğru değil. Batı’ya tümüyle kızmıyoruz. Batı’ya niye toptan kızayım, Doğu’yu niye toptan seveyim? Batı sizden korkmalı mı? Korkmasına gerek yok. Namussuzluk edecekse, bencillik yapacaksa, güç üzerine bir medeniyet kurmayı düşünüyorsa bizden korksun. Biz gücü söz edinmiyoruz, sözü güç ediniyoruz. Ama adalet, evrensel ahlak, insanî düzlemde bir yaşama biçimi, insanî olanla, asgari insanî olanla ittifaksa bizden korkmasına gerek yok. Türkiye’den gümrükten gelirken, İsviçre’ydi galiba.. Her girişte bir zorluk çıkardılar. “Konferans vermeye geldim” deyince, bu defa dedi ki memur: “Sakın cihattan bahsetme tamam mı?”. “Cihat nedir sen biliyor musun?” dedim. “İşte savaş bilmem ne!.” dedi. “O” dedim, “George Bush’ la Usame bin Ladin’in tarifi. George Bush’ la Usame bin Ladin müttefik. Onlar cihadı böyle anlıyor. Cihat en önce insanın kendi kötülüklerinden, bencilliğinden, hırslarından kendini arındırması, kurtulması. Cihat odur. Ben özellikle cihattan bahsetmeye geldim.” Keşke cihadı anlatsaydık bunlar başımıza gelmezdi. Kabalık İslam’da yoktur. Nerde kabalık varsa o insanın aşırı müslüman olduğunu değil hafif müslüman olduğunu gösterir. Batı’nın Hak’ka doğru ilerlemesini müslümanlar hızlandırabilir mi? Batı da müslümanların yürüyüşünü hız-

“Ama isterdim ki bütün kitapların en güzel taraflarını bir araya getireyim başka bir kitap yapayım, böyle bir hayalim vardı. Sonra bunun “dua” olduğunu sezdim.”

landırabilir mi? Onlarda bizim aradığımız şey var, bizde onların aradığı şey var. İşleri var müslüman gibi, adları gayri Müslim. Bizim de adımız müslüman işlerimiz pek müslümanca değil. Burada adaleti, ölçüyü.. Mesela bir insanı kandırmak kolay kolay Avrupalı’nın aklına gelmiyor. Hakkını biliyor. Sokakta, pratikte, detaylarda insan hukukuna, kul hakkına riayeti biliyor. Öğretmişler bunu. Kaldırımına daha ayağını atmadan duruyor. Bunu Allah için yapmıyor ama refleks olaraktan. Bizse umursamıyoruz. İslam detaylarda kendini gösterir. Medeniyetin ucu detaylarda. Peki bu hususu kendi dinlerine, kendi tarihlerine bakarak mı öğrenecekler yoksa Batı’nın nasıl yaptığına bakarak mı? Belki de kendi kaybettikleri şeyi Batılı’nın elinde görecekler. “Bu bizim yitiğimizmiş” diye. Dikkat ederseniz peygamberimiz “Hikmet müminin yitiğidir” diyor. Cep telefonunu kaybettin mi hiç? Nasıl yana yakıla ararsın? Onsuz edemeyeceğini bilirsin çünkü. Biz o arayışı kaybetmişiz. “Ben hikmetsiz edemem, nerde bu şimdi?” cep telefonum kadar vazgeçilmez bu.. Çin’de de olsa alın diyor.. Telefonumu kaybettiğimi anladığım an aramaya koyulurum. Ama kaybettiğimi fark etmezsem bir şey yokmuş gibi davranırım. “Hikmet müminin yitiğidir” ne demek? Cep telefonu gibi yitiğidir demek. Bunu yana yakıla arıyor olmanız lazım. Sonra şimdiki müslümanların Ehli Kitap’la hukukunu Kuran’a göre ayarlaması gere-

SAFETY & SECURITY

kiyor. Ehli Kitap deyince hepimiz müşriklerle bir tutuyoruz onları. Hayır. Ehli Kitab’ın kestiği yenir. Ehli Kitap’tan kız alınır. Ehli Kitap, yani Yahudi ve Hıristiyanlardan bahsediyoruz. Ve İslam Hıristiyanlığı da Yahudiliği de içerir. Bir müslüman en az bir Hıristiyandır. Hıristiyanlık İsa’ya hürmetse, Hıristiyanlık İncil’e inanmaksa, bir müslüman için o var, onu içeriyor. Yahudilik Musa’ya inanmaksa, Tevrat’a hürmetse, müslüman onunla mükellef zaten. Bunu bilse Batı, biz bunu anlatabilsek.. Biz onların ağabeysiyiz yani. Bizim dinimiz ana din. Ümmet diyoruz ya biz kendimize, ümmet demek anaç toplum demektir. Ana kelimesiyle aynı kelimeden gelir: ümm. Ana toplum da diğer toplumları yavrusu gibi gören, çocuğu gibi gören demektir. Haylazlıklarına eyvallah diyen, başını okşayan, oğlu el kaldırsa da.. Tekmelese de… Bu tarif ettiğiniz çerçevede Batı’yla konuşmak mı gerekiyor? Batı’da müttefik mi aramak gerekiyor? Müttefikten bahsetmiyorum. Askeri, siyasal ittifaktan bahsetmiyorum. Hak ittifakından bahsediyorum. Yani bunun için bir siyasal güç olmamız gerekmiyor. Bizim buradaki duruşumuzun bu çerçeve içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Biz mü’min olarak buradayız ve İslamiyet’i kendi cebimize sokamayız. Bu bizim dinimiz dersek, Allah’ın rahmetini kendi cebimize sokmaya çalışırız. Tıpkı güneşe marka koymak gibi bir şey olur. “Güneş benim güneşim başkası kullanamaz” demek gibidir. Çok komik olur değil mi? Allah’ın rahmeti de en az bir güneş kadardır. Biz İslamiyet’e aitiz, İslam bize ait değildir. Bizden daha iyi yaşıyorsa bir başkası, işinde müslümansa ona tabi olacağız. İşinin müslümanı ise. Belki şöyle diyebilir miyiz? Batı’yla diyaloga geçerek onların hakikatle alakalı bilgilerini, tecrübelerini, bakış açılarını öğrenerek biz kendi dinimizi daha iyi anlama fırsatına mı ulaşırız? Aynamızı görüyoruz Batı’da. Bizim İslamiyet’ten koptuğumuz ölçüde ne kadar kabalaştığımızı görüyoruz. Şu var. Hani derler, süt ürünleri içinde en nihai ürün kaymaktır. Ondan öncesinde yoğurt var, peynir var mesela. Peynir bozulsa yenebilir. Yoğurt ekşise yenilebilir. Ama kaymak bozuldu mu çok kötü olur. Şimdi müslümanın bozulması ile hıristiyanın bo-

Melbournestraat 46b 3047 BJ Rotterdam Tel: 010 - 467 48 11

Her türlü güvenlik sistemi

GSM: 0644-180834 Web: www.ntel.nl E-mail: info@ntel.nl

23 zulması da buna benzer. Müslüman bozuldu mu, kaymak bitti.. Yok!.. Ama hıristiyan bozuldu mu? Bozuk.. Ara ürün çünkü. Bozularak çalkalanarak kendisine gelecektir. Tabi bu bizim açımızdan, müslümanın duruşu açışından böyle. Bir hıristiyan böyle söylemez. Adını koyuyoruz bunun, böyle de olması gerekmiyor. Yalnız müslümanın da hayatın detaylarındaki nezaketi gör-

mesi gerekiyor. Kuran’da özellikle namaz hakkında detay bilgi yoktur. Namazın rekâtlarını, hatta vakitlerini bile söylemez Kuran, beş vakit demez. Peygamberimizden öğreniyoruz bunu. Ama belli alanlarda çok detay vardır: Borçlanma hukukunda, boşanma hukukunda, miras hukukunda. Anne-babaya hürmet hukukunda. Çünkü burada nefis kıvırtıyor. Bunlar hayatın detayları. Namazımızın, haccımızın, orucumuzun, kelime-i şe-

RÖPORTAJ: Kürşat Bal

hadetimizin, zekatımızın, infakımızın ne kadar düzgün olduğunun göstergesi, ne kadar onlara göre yaşamaya niyetli olduğumuzun göstergesi borçlanmadaki hassasiyetimizdir. Miras paylaştırırken.. Mesela boşama yaparkenki hassasiyetimizdir. Dikkat edin ne kadar koyu müslüman olursa olsun, miras söz konusu olunca, Anadolu’da hala öyle, insanlar o konunun müslümanı değillerdir. Kızlarından mirası kaçırıyorlar. Allah’ın dediğini yapmıyor, karşı çıkıyor. Namazınızı iki rekat eksik kılın deseniz, kıyameti koparacaktır. Demek ki namazı oraya taşımıyor. Boşanmada ne kadar haksızlık yapıyoruz birbirimize. Mirasta öyle, borçlanmada öyle... Nasıl böyle yamukluklar, kaymalar, kaytarmalar yapıyoruz. O yönden Batı’dan öğreneceğimiz çok şey var. Evet. Çok.. O detayları gerçekleştirmiş. Birinin çatısı var.. Bizim de anlatacak şeyimiz var mı? Kuran’ımız, peygamberimiz? İslamiyet’i sahiplenmeden anlatmamız lazım. İslam bizim malımız değil. Allah’ın rahmetidir. Rahmeten lilalemindir. Âlemlere rahmettir peygamber. müslümanlara değil sadece. Bu gerçeği unutmayalım. Her insanda peygamberimizin rahmetinden bir pay vardır. Arasan bulursun. Mutlaka vardır.

TAZİYE Gazetemiz çalışanlarından Dr. Kürşat Bal ve Drs. Raşit Bal’ın muhterem valideleri Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı, geride kalan dostlarına sabır ve metanet dileriz. HABER Gazetesi çalışanları

MARKETIM

MARKETIM

Türk Kahvesi Makinesi “Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır” Türk kahvesini olması gerektiği gibi yapın!

N-TEL techniek is een snelgroeiend VEB erkend beveiligingsbedrijf met zowel zakelijke als particuliere klanten. Naast het leveren en installeren van inbraakbeveiliginssystemen is N-TEL Techniek actief op het gebied van brandbeveiliging, camera en videobewaking (CCTV), toegangscontrolesystemen, telecommunicatie, noodverlichting en elektrotechnische installatie.

Kamera güvenliği

Yangın güvenliği

Giriş kontrolü

Kablosuz alarm sistemi

Acil çıkış aydınlatması

Netwerk

Her türlü elektrik işleri

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

sadece

€105,-

Nature of Land BV Singaporestraat 63 3047 BE Rotterdam Tel: (+31) 10 462 36 30 www.natureofland.nl e-mail: info@natureofland.nl

Paranın Etİk çalışma düşüncesİ Genel anlamda insanların olduğu gibi, işadamlarının ve kullandığımız paranında etik düşüncesi vardır. Paranın toplu harekat tarzı ve etik düşüncesi bizim münferit düşüncelerimizden daha geniş bir alana etki ettiğinden, hayatımız üzerindeki etkisi de bizim münferit adımlarımızın ötesine geçerek günlük hayatımızı en temel ve içsel noktalarına kadar etkilemektedir. İşadamlarının etik düşüncesi üzerine yazılarım devam edecek ama bugün sizlere paranın etik düşüncesi üzerine yazacağım. Uzun ve zahmetli bir günün sonunda kazandığımız para aynen bizim gibi etik ve dürüst bir şekilde yolculuğuna devam edebiliyor mu? Paranız sizi utandıracak işler yapıyor mu? Bankaya yatırdığınız para silah ticaretinde kullanılıyor mu? Uyuşturucu bağlantısı var mı? Banka yöneticileri sizin paranızı çarçur edip kendilerine fahiş komisyonlar çıkarıyorlar mı? Bankanız sizin paranızla size karşı mı çalışıyor? Seks ve kadın ticaretine ne kadar para yatırıyor? Paranız dünya üzerinde ve belki de bizim geldiğimiz ülkelerde ve yaşadığımız ülkede fakirliği ve açlığı körüklüyor mu? Bu, bizim hergün kendimize sormamız gereken sorulardan. Ben, etik düşünceye uygun olarak dürüst çalışıyorsam, paramı alın terimle uzun uğraşılar sonunda kazanıyorsam, paramın da dürüst bir ortamda bulunma ve çalışma hakkı var mı? Bu işverenler kadar cami yönetimlerinin, hayır kurumlarının, derneklerin, yayın organlarının ve bizatihi kişilerin kendilerine sorması gereken sorulardan. Hakikaten paranızın dürüst çalışma hakkı var mı? Hollanda’da bulunan bankaların çoğunun etik düşüncesi paranın getirisi ve hisse senedi sahiplerinin menfaati ile sınırlı olduğundan ve bunun da ötesinde, bankacıların kendi kişisel bonusları ile ilintili olduğundan paranızın etik bir çalışma yolu izlediğini maalesef söyleyemeyiz. Bankacıların fahiş yükseklikteki bonusları sizin paranızla kirli işler yapmasına vesile olmaktadır. Sizin paranızla silah ticareti yapılmaktadır. Sizin paranızla minik çocuklar günün 1820 saati çalışmak zorunda kalmaktadır. Ve yine sizin paranızın finans gücüyle, bizim de içinde bulundu-

ğumuz bölgelerde savaşlar finanse edilmektedir. İçinde bulunduğumuz banka krizleri döneminde sizin de müşteri olarak daha fazla konuşma ve yönetimde söz alma hakkınız bulunmaktadır. Ama unutmayın ki; her ne kadar kriz olsa da bankanızın size, sizi dinleyecek kadar ihtiyacı bulunmamaktadır. Paranızın sizi dinlemesi ve dürüst çalışması için neler yapabilirsiniz? Banka seçerken daha seçici davranabilirsiniz veya bankanızı değiştirebilirsiniz. Etik değerleri olan bankaları tercih edebilirsiniz. Hollanda’da ASN bank ve Triodos bank şahsi ve ticari banka işlemleriniz için seçebileceğiniz etik değerleri yüksek olan bankalardan. Her iki banka hem düşük masrafları ile hem de yatırımlarını insana ve doğaya değer veren bir şekilde yaptıklarından paranızın iyi işler yaptığını bilirsiniz ve geceleri rahat uyursunuz. Paranızın yaptığı diğer bir iş te hayvanlar üzerinde deneylerin yapılması ve bu sadece Hollanda’da yüzbinlerce kobay’ın (üzerinde deney yapılan hayvanlar) dayanılmaz acılar çektirilerek işkence ile öldürülmesi anlamına geliyor. Siz paranızı hayvanlara ve insanlara işkence yapılsın diye bankanıza teslim etmiyorsunuzdur umarım. Ya da yanılıyor muyum?

sedatcakir@haber.nl

www.marketim.eu sitesinden sipariş verebilirsiniz.

Sedat Çakır, göçebe aile yapısından kaynaklanan genetik yapıyla Sultanlar Yolu’nu hazırladı ve yürüdü, yine aynı genetik yapının değiştirici etkisiyle değişim danışmanlığı yapıyor.


HABER

24

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Sadık Yemni’nin

Siz bu satırları okuduğunuzda özel gözlüklerle üç boyutlu olarak izlenebilen Avatar filmi bütün dünyada milyonlarca izleyicinin nefesini kesiyor olacak. Avatar bu gücü nereden alıyor? Pandora gezegeninin kuyruklu mavi yaratıkları özellikle genç seyircilerin dikkat odağı durumunda. Bazı kimselerden duyarım. Ben bilimkurgu filmi sevmem derler. Uçsuz bucaksız evrenin bir köşesindeki Samanyolu galaksinindeki minicik dünyanın düşünebilen ve roket inşa edebilen varlıklarıyız. Başımız gökyüzüne çevirdiğimizde milyonlarca yıldızın gök çanağını doldurduğunu görüyoruz. Dünya güneşin etrafında dönüyor. Güneş de gezegenleriyle birlikte belli bir dönüş yapıyor. Galaksimiz de hareketsiz değil. O da hareket halinde. Evren Big Bang’dan (Büyük Patlama) bu yana inanılmaz bir hızla genişliyor.

Roketlere binip bir yerlere gitmeden bile durduğumuz yerde evren gezginiyiz. Bugün gökyüzünde gördüğümüz tanıdık yıldızların konumları binlerce, milyonlarca yıl önce değişikti. On bin yıl sonra gökyüzü tanıdık takım yıldızların yeni konumu nedeniyle şimdikinden farklı görünecek. O sıralarda gelecekteki torunlarımız çoktan yıldızların koynundaki eşsiz sırların arasına dalmış olacak. Dünyamızın, evrenimizin bu mutena durumu nedeniyle bu sayıda film köşesinde şu ana kadar yapılmış bilimkurgu filmlerine, genel bir bakış atacağız. İnsan beyninin, hayalgücünün sınırlarını kestirmek zor. Hayalgücümüz evreni kuran zemberektir dersem bilmem abartı olur mu?

Aya Seyahat

Voyage dans la Lune A Trip to the Moon (1902)

Aya Seyahat filmi geçen yüzyılın başında dünyada çekilen ilk bilimkurgu filmi. Georges Melies tarafından yönetilen film 14 dakika uzunluğunda. Zamanının bilim çevrelerinin tutuculuğunu da alaya alan çizgisi olan bir film. Konusunu ünlü bilimkurgu yazarları Jules Verne ve H.G. Wells Ay’la ilgili kitaplarından esinlenmiş.

Görünmez Adam The Invisible Man (1933)

Washington'da aniden ortaya çıkan bir uçan dairede uzaylı Klaatu ve robotu Gort vardır. Uzaylı adam, 2. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında geldiği bu dünyaya bir mesaj ve istekle gelmiştir ancak gemisinden çıktığında yaşanan panikte bir asker tarafından yaralanır. Klaatu’nun diyalog isteği reddedilince tecrit edildiği yerden kaçar ve dünyalıları daha yakından incelemek için kimliğini gizleyerek, dul bir anne ve oğlunun yaşadığı bir eve sığınır. Bir süre sonra uzaylı harekete geçer ve gezegendeki tüm elektrik aniden kesilir. Klaatu sözünü dinletmek için artık farklı bir yaklaşım kullanmaktadır. Çirkin suratlı uzaylılarla dolu ve paranoyadan beslenen filmlerin yapıldığı bir zamanda, döneminin çok ötesinde bir filmdi. Hâlâ geçerli, evrensel bir söylemin taşıyıcısı. 2008 yılında yeniden filme çekildi ve Klaatu rolünü Keanu Reeves canlandırdı.

Zaman Makinesi / The Time Machine (1960)

İnsanlar güçlü olmak, uçmak, görünmez olmanın yanı sıra en çok hayal ettikleri şeylerden biri bir zaman makinesi inşa ederek zamanda maziye ya da geleceğe yolculuk yapmaktır. Aya Seyahat, Görünmez Adam filmlerinden tanıdığınız ünlü yazar H. G. Wells’in Zaman makinesi adlı romanından esinlenerek yapılmış bir film. Çok popüler bir konu olduğu için sürekli yenileri yapılmak-

ta, hem filmlere, hem de televizyon dizilerine model olmayı sürdürmektedir. Ana konu özellikle zaman yolculuğundaki paradokslara, aykırılıklara değinir. Nişanlısının bir kazada ölümü üzerine zaman makinesini icat eden genç geçmişe dönüp defalarca ölen nişanlısını kurtarmaya çalışsa da başarılı olamaz. Cevabı ise gelecekte bulur. Eğer nişanlısı ölmeseydi asla bir zaman makinesi yapmayacaktı, bu sebeple geçmişe dönüp nişanlısını kurtarmış olması da mümkün olmayacaktı. Yani zaman kendi akışını korumak için önlemler almaktadır.

Soylent Green (1973)

Soylent Green (1973), Richard Fleischer'ın, Harry Harrison’ın Make Room Make Room adlı romanından uyarlanmış bir filmdir. 2022 yılında, nüfusu kırk milyonu bulmuş bir New York şehrini sahne olarak kullanan distopik yani ütopya karşıtı bir öyküyü anlatır. Aşırı nüfus artışı ve çevre kirliliğinin doğurduğu sera etkisi medeniyeti bitme noktasına yaklaştırmıştır. Öyleki yaşlı bir insan bir parça sığır eti görebildiğinde gözyaşlarına kapılmakta, eski güzel günleri görmeyen yaştaki bir adam musluktan akan suyu ve bir kalıp sabunu görünce çok şaşırmaktadır. Gerçek sebze, meyve bulmak zenginlerin bile güçlükle başarabildikleri bir şeydir. İnsanların bir kısmı bina merdivenlerinde yatıp kalkmakta, bu yeri başkalarına kaptırmamak için silahla nöbet beklemektedir. Makineler bozulmakta, tamirinde güçlük çekilmektedir. Böyle bir dünyada, eski güzel günleri görememiş bir yaşta, yaşlı kâtibi Sol ile bir dairede yaşayan 14. Bölge dedektifi Thorn’un (Charlton Heston) önüne çözmesi için bir suikast vakası gelir. Bu davayı çözmek isteyen Thorn korkunç gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Yazar Harry Harrison bu felaket ortamını altmış başlarında kaleme almış ve 1999 yılında geçen bir öykü şeklinde yazmıştı. Filmde bu durum 2022 yılına kaydırılmıştır.

Şey / The Thing (1982)

Diğer Bir Dünyadan Gelen Şey (The Thing From Another World) adlı filmin yeniden çekimi olan Şey (The Thing) gelmiş geçmiş en iyi bilimkurgu korku filmlerinden biridir. The Thing, John Carpenter’ın yorumunda korku ve paranoyayı başından sonuna dek başüstünde tutuyor. Antartika’da canları sıkıla sıkıla bilimsel araştırmalar yapan bir grup Amerikalı bilim adamı yakınlarındaki Norveç üssünün helikopterinin bir köpeğin peşinde olduğunu görünce çok şaşırırlar. Köpeği molotof kokteylleri ve silahlarla öldürmeye çalışan Norveçlilerin helikopteri düşer. Norveçlilerin kampına giden bilim adamları, burada herkesin feci şekilde öldüğünü görürler. Binlerce yıldır buzulun altında kalan ve fiziksel formu olmayan bir organizma, yok ettiği vücutların biçimini almaktadır. O yaratık her neyse, şimdi o köpeğin, ya da diğer köpeklerin, ya da az ötedeki adamın, ya da diğer adamın şeklindedir. Kimin kim olduğunu anlamak hiç kolay olmayacaktır.

Turkey Now! festivali start verdi 2004 yılında Berlin’de başlayıp Stuttgart’la devam eden Turkey Now! festivali, Amsterdam ve Rotterdam’ın ardından üçüncü kez 4 Şubat – 4 Nisan 2010 tarihleri arasında Hollanda’da gerçekleştirilecek. Festivalde 20’nin üzerinde etkinlik yer alacak. Kulsan Vakfı’nın, Amsterdam Kilim Restoran’da düzenlediği etkinlikle ”Turkey Now” (Şimdi Türkiye!) festivali, Şevval Sam, Esra Dalfidan ve Karsu Dönmez dinletileri eşliğinde, basına tanıtıldı. Sanatçılar, kendi yaptıkları müzik hakkında kısa bilgiler verdikten sonra kendi parçalarından birer eser seslendirdiler. Şevval Sam’ın bir parçasını da sanatçılar birlikte okudular. 4 Nisan 2010 tarihine kadar sürecek festivalde, klasik

müzikten dünya müziğine, cazdan popa, danstan tiyatroya uzanan programıyla bugünün çağdaş ve dinamik Türkiye’sinin bir panoraması sunulacağı bildirildi. Kulsan Vakfı Başkanı Adnan Dalkıran da farklı toplumların sanat aracılığıyla paylaştıkları değerlerin, insanlık için huzur ve barışın hakim olduğu bir geleceği sağlamada büyük rol oynayacağını söyledi. Kültürlerarası diyalogun gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla Hollanda’da faaliyet gösteren bir kültür ve sanat kurumu olan Kulsan Vakfı’nın işbirliği ile Hollanda’da gerçekleştirilecek ”Turkey Now” festivaline,

Türkiye’den Musa Eroğlu, Coşkun Sabah, Yıldız İbrahimova, Rojin gibi sanatçıların katılacağı bildirildi. Festivalin kapanışında sahne alacak olan Şevval Sam’ın yanı sıra Hollanda’da yetişen sanatçılardan Esra Dalfidan ve Karsu Dönmez’in de sahne alacacığı kaydedildi.

MAGAZIN

Kibariye De Doelen’daydı

Kibariye ve Rosenberg Trio’nun sahne aldıkları Turkey Now festivalinin açılışı Rotterdam’da De Doelen konser salonunda gerçekleştirildi. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, Adalet Bakanı Hirsch Ballin ve CDA milletvekili Nihat Eski de izleyiciler arasındaydı. İzleyicilerin büyük çoşkuyla takip ettikleri Kibariye en çok bilinen Sezen Aksu şarkılarını kendine özgü tarzıyla seslendirdi. Gecede sahne alan Rosenberg Trio da sergiledikleri caz parçalarıyla seyirciyle bütünleşmeye çalıştı.

“İlişkimizi nasıl sürdürebiliriz” diye düşünseydik keşke Nebahat Çehre ile Sabah Gazetesi’nde yapılan bir röportajda Aşk-ı Memnu dizisinin başarılı oyuncusu Yılmaz Güney’le yaşadığı evlilik hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalardan bir bölümünü aşağıda alıntıladık; ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

rileri onun peşindedir. Şehrin karanlık sokaklarında dolaşırken yabancıları (uzaylıları) görür ve onlar bir çeşit deneyin peşindedir. Kendisinin de deneyin bir parçası olduğunu anlar ve gecenin hiç bitmediğinin farkına varır. Bu filmin bazı açılardan Matrix’i (1999) etkilediği düşüncesindeyim.

İnsanlığın Çocukları / Children of Men (2006)

Yıl 2027 kısırlık tüm dünyayı sarmış durumda, 18 yıldır hiç bebek dünyaya gelmemiş. Tam bir kaos ortamında dinler çatışmasından ırkçılığa kadar her türlü kötü olayı görebiliyoruz. Bu denli karanlık günlerin yaşandığı 2027 Londrası’nda Kee adında 8 aylık hamile bir zenci ortaya çıkıveriyor. Kızı güvenli ellere götürme görevini de Theo (Clive Owen) üstleniyor. Film anlatmak istediği kaos ortamını perdeye olabildiğince gerçekçi aktarmış. Yönetmenin kamerayı kullanma biçimi ise bir harika. Sanki filmin

Karanlık Şehir / Dark City (1998)

Alex Proyas’ın yönetmenliğini yaptığı, 1998 yapımlı bir bilimkurgu filmi. Rufus Sewel, başrol aldığı filmde John Murdoch karakterini oynuyor. John Murdoch, bir amnesia hastasıdır ve geçmişe ait hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bir otel odasının küvetinde uyanır, kendisinin doktor olduğunu söyleyen Dr. Daniel Schreber tarafından aranır ve ondan yardım alacağını öğrenir. Artık kendisini olayların içinde bulur. Birçok cinayetin suçlusu olduğunu öğrenmiştir ve bi-

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

içerisinde karakterlerin arasındaymışız hissi vermesi çok etkileyici. Bunun için yönetmen Alfonso Cuaron’u gerçekten kutlamak gerek. Oyunculuklarda çok başarılı özellikle Michale Caine in canlandırdığı Jasper karakteri filmin en renkli kişiliği ve Michael bunu yansıtmakta oldukça başarılı. Kısacası oyunculuklarıyla, senaryosuyla, yarattığı gerçeklik duygusuyla ve yönetmenin şahane kamera kullanımıyla izlenmeyi sonuna kadar hak eden bir film. Size son yüzyılda yapılmış yüzlerce bilimkurgu filmi arasından 8 tanesini seçtim. Hemen farkettiğiniz gibi konuları çok çeşitli. Aya seyahat, görünmez olmak, yakın gelecekteki felaketler, zaman makinesi, sanal gerçeklikler vb. Bir sonraki sayıda kaldığımız yerden devam etmek üzere.

Turkey Now! Festivali’nin basına tanıtım resepsiyonunda, Amsterdam’daki Kilim Restoran’da biraraya gelen Şevval Sam, Karsu Dönmez ve Esra Dalfidan üçlüsü birlikte ve solo seslendirdikleri şarkılarla davetlileri büyülediler. Hollandalı basının da ilgi gösterdiği basın toplantısında, Şevval Sam soruları İngilizce cevaplandırdı. Karsu Dönmez ise bilindiği gibi 26 Şubat’ta Amsterdam’daki aan ‘t IJ konser salonunda bir konser verecek. Bu konserin tüm biletleri daha şimdiden tamamen satıldı.

KIVANÇ TATLITUĞ ‘EN ÇEKİCİ TÜRK’ SEÇİLDİ Amerika’nın tanınmış dergilerinden People Magazine’nin her yıl düzenlediği bulunduğumuz yılın en çekici erkeği yarışmasının sonuçlarını websitesinde yayınladı. Buna gore 2009 yılının en çekici erkeği yarışmasında birinci sırada Johhny Depp yer aldı. Daha önce de 2003 yılında bu ünvanı kazanan Johnny Depp, böylelikle ikinci defa seçilen üçüncü erkek oldu. Johnny

Depp’ten önce sadece Bradd Pitt ve George Clooney bu yarışmada iki defa seçilmişlerdi. Bunun yanı sıra Askmen webportali, internet sitesi kullanıcıları arasında yaptığı oylamada dördüncü sırada yer alan Aşk-ı Memnu dizisinin yakışıklı ve karizmatik oyuncusu Kıvanç Tatlıtuğ, dünyanın en çekici Türk erkeği ünvanını almış oldu. İşte dünyanın en yakışıklıları 1. Johnny Depp 2. George Clooney 3. Brad Pitt 4. Kıvanç Tatlıtuğ 5. Ryan Reynolds

Kıvanç Tatlıtuğ

Decor meubel

Bu ilanla gelen müşterilerimize bu koltuklarda extra

%10indirim

Loosduinsekade 94 ELKE 2571 BS Den Haag ZONDAG Tel: 070 - 364 02 04 OPEN! Filiaal Rotterdam Midellandplein 25

PASA MEUBEL

- Neden çocuk yapmadınız? Televizyonda ya da birinin kucağında bebek görmek bile beni mutlu eder. Ama çocuk yapmadım. Çünkü üvey baba ile büyüdüm. Gerçi üvey babam iki üniversite bitirmiş, iyi eğitimli bir adamdı, hâkimdi. Ama ben küçük bir kız olarak ciddi biçimde çok acı çektim. Kendime söz verdim; “Yürütebileceğim ve mutlu bir evlilik yaşarsam çocuk yaparım” dedim. - “İnandığım bir evlilik olsaydı çocuk yapardım” demiştiniz? Evet. Yılmaz Güney’le evliliğimizin yürümeyeceğini ikimiz de biliyorduk. Tutkulu bir ilişki yaşadık ama birbirimizi yıpratıyorduk. Yine de çok Nebahat Çehre şanslı olduğumu düşünüyorum, sevdim, sevildim. Ve sonra baktım ki, bu ilişkinin devamı onu da beni de yıpratacak, bitmesi gerekiyordu. Bitti. Ama dostluğumuz asla tükenmedi. İkinci evliliğimi Yılmaz’a tam karşıt kutuptan

Johnny Depp

3021 BV Rotterdam Tel: 010 - 478 21 07

exclusief bezorgingskosten

Yüzü bandajlarla kaplı, siyah gözlükler takmış gizemli bir adam, İngiltere'nin küçük bir köyündeki bir hana yerleşir. Aslında bu kişi görünmez olmanın formülünü bulmuş ve kendi üzerinde denemiş bir bilim adamıdır. Ne var ki; ilacın etkisi geri çevrilememektedir. Esrarlı adam kaldığı han odasında gizlice deneyler yaparak bir çözüm arar. Öte yandan bu özellik Görünmez Adam'a korkunç suçlar işletecektir. İnsanların uçmak, çok güçlü olmak gibi en önde gelen temel arzularından biri de görünmez olmaktır. Bu nedenle olacak H.G. Wells tarafından yazılan 1897 tarihli romanın konusu bir çok filme ve televizyon dizilerine konu olmuştur. Bunların en sonuncularından birini Hollow man başlığıyla 2000 yılında Hollandalı dünyaca ünlü rejisör Paul Verhoeven tarafından filme çekildi.

Dünyanın Durduğu Gün The Day The Earth Stood Still (1951)

25

NU SLECHTS

795,-

NU SLECHTS

695,IN STOF en LEDERLOOK

In dIverse kleuren leverbaar

biriyle yaptım. Galatasaraylı basketçi Yavuz Demir ikinci eşim oldu. İsviçre’de okumuş, çok modern ama kadınına da sahip çıkan bir erkekti. Ona âşık da oldum ama çocuk yapabilecek ortam yoktu. - Şimdi âşık olduğunuz biri var mı? Aşkın yaşı yok ama yüreğimi hoplatacak birine rastlamadım uzun zamandır. - Bu da çok acı değil mi sizin gibi biri için? Ama gerçek olan şu ki, aşk için dezavantajlı bir yaştayım. Kendimden küçük bir erkekle de çıkamam. Beraber olduğum kişiye saygı duymalıyım, ona sırtımı dayayabilmeliyim. İkinci en büyük sorun da benim yaşımdaki erkeklerin çoğunun evli olması, bu yaşta bekâr bir erkekle karşılaşmak lotoyu yakalamak gibi bir şey. Ne kadar zamandır aşksız yaşadığımı söylemekten utanıyorum. - Evliliklerinizi sürdüremediğiniz için pişman mısınız peki? Pişman değilim ama Yılmaz’la yıpranmayı filan bir yana bırakıp “İlişkimizi nasıl sürdürebiliriz” diye düşünseydik keşke. Çünkü o ilişki devam edebilirdi. Severek ayrıldık. İkinci evliliğim de benim yüzümden bitti. İkinci eşimin hayatına adapte olamadım. Çok tutucu ve içe kapanıktım. Yaşadığım hayat ise bir o kadar hareketliydi. Seyahatler, misafirler, kalabalık bunaltıyordu beni. Kendimize ayıracak zaman kalmıyordu.


26

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Yöneticiler ve menajerleriyle futbol dünyası her daim konuşulan ve yazılan büyük bir pazar artık. Hollanda'da futbolda en çok önem verilen unsur; SERAP TORREMANS “altyapı”. Türkler olarak bizler de bu sporu seviyoruz, ilgileniyoruz. Oğlu olan her baba çocuğunu futbola yönlendiriyor. Altyapılarda futbol oynayan binlerce Türk çocuğu var. Peki, bu kulüpler nasıl? Çocuklar nasıl antrenman yapıyor? Kimler bu sporu öğretiyor? İşte bu soruları Hollanda'daki Türk kulüplerine sormak istiyoruz. Bu konudaki görüşlerinizi, yazılarınızı ve resimlerinizi bekliyoruz. HABER Gazetesi • Spor Köşesi Yazarı • Serap Torremans • serap@haber.nl -------- advertorial -------

FIC Promotions, Taiwan asıllı bir firma olup 15 yıldan uzun bir süredir Den Bosch`ta ticari faaliyetlerini sürdürmektedir. Zaten kendisi Çin asıllı olan firmamızın Çin’de de elemanımız var demesine gerek yok. Şirketinizin veya ürünlerinizin tanıtımı için yaptırmak istediğiniz eşantiyon ürünleri için, bizden iyisini bulamayacağınızı iddia ediyoruz. Bu işi ticari olarak yapan promosyon ürünü satan arkadaşlar! Sizin de güvenilir bir ithalatçı firma bulmak için daha fazla aramanıza gerek yok. Gerçeği varken sahtesiyle çalışmayın! Elektrikli, elektronik, analog, dijital, her türlü promosyon üründen websitelerimizde bulamadıklarınızı arka bahçemizde bulacaksınız. İstediğiniz ürün eğer üretilmişse en iyi şartlarda bulup getiriyor, hayalinizdeyse ve henüz üretilmemişse hayallerinizi de gerçekleştirip ürettiriyoruz.

Amaç Türkiye’nin ihracatını geliştirmek Türk Ticareti Geliştirme Ofisi (Turkish Trade Promotion OfficeTTPO), İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi’nin (İGEME) Hollanda şubesi olup, yaklaşık 20 yıllık bir geçmişi ile Rotterdam’da, Rotterdam Ticaret Odası binasında faaliyet gösteriyor. Özellikle Hollanda başta olmak üzere, Batı Avrupa ülkelerine yönelik olarak ihracatın artmasına katkı sağlamak üzere çalışıyor. İGEME, Başbakanlık, Dış Ticaret Müsteşarlığı’na bağlı olup, amacı Türkiye’nin ihracatını artırmaktır. Bu amaçlar dogrultusunda Türk ihracatçılarına, Hollanda ve diğer Batı Avrupa Ülkelerinde yerleşik Türk işadamlarına ve bu ülkelerdeki yabancı ithalatçı/işadamlarına ticari bilgi sağlama hizmeti veren İGEME, ayrıca, Hollanda ve diğer Batı Avrupa ülkelerindeki ticari fuarlardan bazılarına ‘info’ standlar ile katılarak, Türkiye ekonomisi, Türk ihracat sektörleri ve ihracatçılarını tanıtmak ve Türk ihraç sektörlerini tanıtmaya yönelik seminerler düzenlemek gibi faaliyetlerde de bulunmaktadır. Ofise başvuran Türk firmalarına sağlanan başlıca ticari bilgiler aşağıdaki gibidir: • Ürün bazında,Türk ihracatçı firma isim ve iletişim bilgilerini içeren listeler, sektörle ilgili üretici dernekleri, ihracatçı birlikleri ti-

caret ve sanayi odaları vb., iletişim bilgileri, • Ürün ya da sektör bazında, Hollanda pazarına ilişkin pazar araştırması raporları, • Türkiye’deki dış ticaret ve yatırıma ilişkin mevcut düzenlemeler ve istatistikler, • Ürün bazında, Hollanda ve diğer Batı Avrupa ülkelerindeki ithalatçı, ihracatçı, üretici ve toptan alım-satım yapan firma ve birliklerin listeleri; • Hollandalı firmaların profilleri (sahibi, iş yaptığı banka, çalışan kişi sayısı, adres değişikliği vb.) Rotterdam Türk Ticareti Geliştirme Ofisi Blaak 40, 3031TA, Rotterdam (Ticaret Odası Binası, 5. Kat) Turkish Trade Promotion Office - TTPO

Tel: 31-10-4124212 E-mail : ttpo.igeme@planet.nl Web: www.ttponl.org

TTPO is de Turkse vertegenwoordiging in Nederland van IGEME te Turkije. Beoogt de bevordering van de handel naar Nederland en samenwerking tussen Turkse en Nederlandse bedrijven.

STOC AMSTERDAM YEREL SEÇİM ETKİNLİKLERİ 20 Şubat Cumartesi günü Amsterdam Geuzenveld/Slotermeer bölgesinde Kümbet adlı Türk kuruluşuyla birlikte gerçekleştirilecek. Saat 14.00 ile 15.00 arasında gerçekleşecek bu toplantının adresi şöyle : Stichting Kümbet, Nicolaas Ruychaverstraat 4, 1067 NH Amsterdam. Diğer büyük toplantı Osdorp bölgesinde, Diyanet kurumuna bağlı Osdorp Hacı Bayram Camiinde gerçekleştirilecek. Bu toplantı 21 Şubat Pazar günü saat 13.00 ile 15.00 arası, Osdorperweg 386, 1069 LM adresinde gerçekleşecek. Seçimlere katılmak, kendimize en yakın olan bir partiye veya tercihli olarak bir adaya oy vermek hem demokratik bir hak, hem de bir vatandaşlık görevidir. Lütfen bu hakkımızı kullanalım, bu demokratik görevimizi yerine getirelim. Eğer Türkler’in oy kullanma oranları daha da gerilerse, giderek daha hızlı bir şekilde Hollanda politikasından ve sosyal yaşamdan soyutlanacağız. Buna meydan vermeyelim !.. STOC Türk Eğitim Merkezi-Amsterdam

www.ficpromotions.com

Araç Takip Sistemi Route Control ile 24 saat araç kontrolü Avrupa da ilk Turk firması olan Route Control, bir araç takip sistemi markası. Route Control Benelux ofis müdürü Eyyüp Gülnar’dan bu sistem hakkında bilgi verirken; “Sizleri, gelişen bu teknolojinin sunduğu araç takip sistemi hakkında bilgilendirmek istedik. “Bundan böyle aracım nerede diye düşünmeyeceksiniz.

Özellikle nakliye-güvenlik-postadağıtım-kurye gibi işler yapan şirketlere büyük kolaylık ve tasarruf sağlayacan bu sistemi, şimdiye kadar daha çok büyük firmalar kullanıyordu. Karmaşık bir yapıya sahip olması ve maliyetinin yüksek olması nedeniyle, küçük firmaların fazla rağbet etmemesi kaçınılmazdı. Biz Ro-

ute Control ekibi olarak bu olumsuz şartları ortadan kaldırarak, küçük firmaların da en uygun bir şekilde araç takip sistemlerini kullanmasına olanak tanıyoruz.” diyor Ve cihazın pratik kullanımı hakkında şu bilgiyi veriyor: “Route Control araç takip sistemleri ile takip edilen araçların, kaybolması söz konusu değildir. Çünkü, araç takip cihazı aracınızın görünmeyecek yerine monte edilebilir, ve cihaz sigara paketi büyüklüğünde olup, her araç için uyumludur. İsterseniz aracınızın kullanıcısına bunu bildirmeden de araç takip sistemini kullanarak aracinizi takip edebilirsiniz. Route Control cihazı GPRS aracılığı ile uydudan aldığı görüntüleri eş zamanlı olarak bilgisayarınıza aktarır ve bu sayede siz araçlarınızın 365/24 saat nerede olduğunu görebilirsiniz.

Belediye (Openbare basisschool) ilkokullarında İslam din dersleri Çocuğunuz Belediye ilkokuluna mı gidiyor? O zaman çocuğunuz için din dersi başvurusu yapma hakkınız var. Bu durumda çocuğunuz haftalık olarak yetkili bir öğretmen tarafından verilen İslam dersini takip edebilecektir. Bu dersler tamamen ücretsiz olarak verilmektedir. Hollanda kanunlarına göre, Belediye ilkokuluna giden çocukların haftada bir saat din dersi alma hakkı vardır. Őğrenci velileri, Hıristiyan din dersi, Hümanist yaşam dersi veya İslam din dersi seçebilmektedirler. Veliler bu dersleri seçtikleri takdirde, okul bu

derslere yer vermek durumundadır. Dersler bu konudaki ilgili kurumlar tarafından sunulmaktadır. Bu kurumlar nitelikli öğretmenler göndermekle yükümlüdür. İslam din dersleri CMO (Müslümanlar ve hükümet İletişim Kurulu) ve SPIOR (Rijnmond Müslüman Kuruluşlar Platformu) tarafından sunulmaktadır. Bu imkandan faydalanmak isteyen velilerin, çocuklarının gittiği belediye okulu müdürüne başvurnası gerekmektedir. Çocuğunuzun İslam din dersi takip etmesini istiyor musunuz? O zaman bu isteğinizi, 15 Nisan 2010 tarihinden önce okul müdürüne

bildiriniz. Bu konuda daha geniş bilgi veya başvuru yardımı için SPIOR danışmanı Mesut Dişli ile irtibata geçebilirsiniz. Telefon: 010-4666989 veya e-mail m.disli@spior.nl

EİNDHOVEN GENÇLİK PROĞRAMI Eindhoven Fatih Camii Gençlik Kolu 19, 20, 21 Şubat üç günlük yerel festival programı düzenleyerek, tüm bölge halkını davet ediyor. Din hizmetleri ataşesinin sunacağı ‘Gençlik ve İletişim’ konulu konferansın yanısıra programda Kitap Fuarı, Ebru ve Hat Sergisi, Kermes ve Ozan Çelebi de yer alacak. Adres: Eindhoven Fatih Camii Willemstraat 67 5611 HC Eindhoven İrtibat: 06-46323494

HERDENKING VAN SLACHTOFFERS VAN HET BLOEDBAD VAN KHODJALY (HOCALI) Op 28 februari a.s. organiseert de Azerbeidjaans-Turkse Culturele Stichting in Den Haag bij het standbeeld Khodjaly een Herdenkingsdag aan de slachtoffers van de Khodjaly genocide. De herdenkingsdag is ter nagedachtenis aan honderden onschuldige Azerbeidjaanse burgers die vielen als resultaat van het etnische geweld in de stad Khodjaly van de Azerbeidjaanse provincie Nagorno-

BULMACA

Hazırlayan: Abdurrahman Gündüz

Karabakh op 26 februari 1992. Later in de geschiedenis noemde men deze gebeurtenis het Bloedbad van Khodjaly. Sindsdien wordt 26 februari in de hele wereld door velen herdacht, niet alleen als nationale tragedie van Azerbeidjaan, maar ook als een protest tegen genocide en geweld op basis van etnische, nationale en religieuze verschillen. Bij de Herdenkingsceremonie zullen officiële personen van verschillende ambassades en organisaties aanwezig zijn. Datum: 28 februari 2010 om 11.00 uur Plaats: Begrafenisplaats Nieuw Eykenduynen Kamperfoeliestraat 2a 2563 KJ Den Haag Inlichtingen : Gencahan Askin Fenom-G@hotmail.com

50 EURO KAZAN

Kemik ucu

BULMACA USTALARI

Durak 7

İŞ BAŞINA!

Aday ...

Süleymanoğlu

Utanma

Yüz, Çehre

Su yosunu

Hasta taşıma aracı

Ses

Baston

Arapça’da bir harf

Avusturya plakası

Zoolojinin kısaltılması

Binek hayvanı

Mısır tanrısı

... servis

Lanetli, kötü

Şikar

İlave

İhlas Haber Ajansı

Numaranın kısaltılması

Alt rutbe

Bir peygamber

Osmanlı askeri

Az kaldı.. Devam!... :)

İlkel silah

Alanya’da bir plaj Bir balık türü

Türkiye para birimimiz

Engel Atatürk’ün doğum yeri

Ağırlık ölçüsü

Derin tabak taş Harman kalıntısı

Uzaklık anlatır

Kapan

At kamçısı

Karışık göz rengi

9

Su taşkını

Pişmemiş

Vidalı ayakkabı çivisi

2

G. Amerika ülkesi

Tenis aracı

Potasyum simgesi

Dizin, indeks

Kaide

Türkiye

Bir nota

Cumhuriyeti Ödüle ramak kaldı

İbadet eden

Bir nota

Litrenin kısaltması

Çeşit, nevi

10

6

Pelte, cıvık kıvam Hollandaca’da evet

Spor Kulübü kısaltma

Bir Nota Su

Gelenek, anane

Tayfa yamağı

G.Afrika Plakası

6

7

11

Mide hastalğı

8

abone@haber.nl

5

seçim çagrısı

Ateş

Abone formunu doldurun, e-maille ya da postayla bize ulaştırın.

4

Yemin

3

Abone olmak çok kolay!

3

şaşırma nidası

1

5

Valide

Kıyamette köprü

4

İskambilde birli

Dilsiz

Mastar eki

Erkek pop sanatçısı

Resimdeki HOGIAF bşk

Resimdeki HOTIAD bşk

Çelik çömlek oyunu

Şifalı bir bitki

2

Yüce, Ali

Alçak basinç

Geçen sayımızdaki anahtar kelimemiz KEMAL ŞAHİN’i doğru olarak bulan abonemiz Apeldoorn’dan Mehmet Göl 50 EURO’yu almaya hak kazanmıştır.

1

Dikkatsiz

Yasaklama

Ha gayret iyi gidiyosun

Bulmacayı çözün, anahtar kelimeleri bulun, ödülü kazanın! Yandaki bulmacayı çözdükten sonra çember işaretli numaraları uygun yerlerine yerleştirin. 2010 yılına dair bulduğunuz kelimeleri bulmaca@haber.nl adresine yollayın. Yapılacak olan çekilişte, aboneyseniz 50 EURO kazanabilirsiniz...

Canlı çalınan müzik

8

Trabzon’un ilçesi

9 10 11

1 5

Nasıl Oynanır?

Toplamda 9x9 = 81 kare olan kümelere 1’den 9’a kadar rakamlar yerleştirilir. Her bir rakam, her bir satırda ve her bir sütunda sadece bir kez kullanılabilir. Her bir rakam, 3x3=9 kareden oluşan mini bloklarda da sadece bir kez kullanılabilir. Bulmacayı tamamlamak için tabloyu öyle bir şekilde doldurmalısınız ki; dokuz kareden oluşan her satır, her sütun ve her blok 1’den 9’a kadar bütün rakamları içersin, hiçbir rakam tekrarlanmasın ve eksik kalmasın. K=Kolay Z=Zor

9

6

6

3

4

8

3 9

8 7

2

4

7

4

1

2

8

3

4

6

6

1 8

6

6 3

7

3

4

7

2

2

1 9

9 9

5 9

7

7

Zor

Günümüzün en önemli sporu futbol. Binlerce insanı sahalara getiren, milyonlarca izleyiciye televizyonla ulaşan, en fazla yatırımın yapıldığı, milyonlar ödenerek transfer edilen futbolcular, teknik direktörler...

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Kolay

ŞİRKET ve ORGANİZASYON HABERLERİ

27

Sudoku

HABER

5

7

3

5 8

1

5

6

9 3

9

2 8 6


HABER

WERK EN NETWERK

Naam:

Medine Durmaz

Naam:

Raziye Baysal

Mini C.V.

Mini C.V.

2009 – heden De Rading Jeugdzorg Utrecht, Ambulant Hulpverlener 2009 – heden Freelance Coaching

2007 – heden : Personeelsadviseur NPS

2006 – 2009 Spirit Jeugdzorg Amsterdam, Ambulant Hulpverlener

Ik heb in 2008 mijn HBO opleiding Social Work aan de Sociaal Academie Hogeschool de Horst afgerond met als specialisatie “Islam en de Samenleving”. Tijdens mijn studie ben ik bij Spirit Jeugdzorg te Amsterdam gaan werken als ambulant hulpverlener op de afdeling Pleegzorg. Hier was ik verantwoordelijk voor de kinderen tussen 0-18 jaar die vanwege verschillende redenen niet meer thuis kunnen wonen en hierdoor in een pleeggezin worden geplaatst. Tijdens mijn studie en werk heb ik ook een coachingsopleiding gevolgd en geef individuele coaching. Na mijn baan bij Spirit ben ik verder gaan zoeken naar nieuwe uitdagingen en ben zo beland bij De Rading Jeugdzorg in Utrecht. Ook hier ben ik werkzaam als ambulant hulpverlener. Het is een baan met veel afwisseling. Werken met (beschadigde) kinderen is een groot uitdaging voor mij. Zien, weten, ervoor zorgen en hopen dat zij later toch nog goed komen. Zij zijn tenslotte ons toekomst…

Kenmerken: Kies jouw 5 sterkste punten! Nauwkeurig

Vriendelijk Teamplayer

Leidinggevende capaciteiten

 

28

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Flexibel

2006 – 2007 : Projectmedewerker Bureau voor Maatschappelijke Ontwikkeling 2003– 2004 : Beleidsadviseur P&O Gemeente Zaanstad

Na een jaar als beleidsadviseur bij de Gemeente Zaanstad gewerkt te hebben, heb ik anderhalf jaar bij het projectbureau BMO empowermentcursussen aan vrouwen en Turkse taal- en cultuurlessen in het kader van Inburgering Andersom gegeven. Sinds 2007 ben ik als personeelsadviseur werkzaam bij de NPS (publieke omroep). In mijn functie geef ik mede inhoud aan de ontwikkeling van het personeelsbeleid en voer ik dit uit ten behoeve van de medewerkers die bij radio, televisie, nieuwe media en ondersteunende diensten werken. Verder coördineer en realiseer ik projecten zoals de Arbo en diversiteit en houd ik me bezig met de werving en selectie en functiebeschrijvingen. Ten slotte adviseer en begeleid ik managers bij de uitvoering van het personeelsbeleid.

Kenmerken: Kies jouw 5 sterkste punten!

Ambitieus

Nauwkeurig

Ambitieus

Flexibel

Vriendelijk

Flexibel

Zelfstandig

Teamplayer

Maatschappelijk betrokken

Leidinggevende capaciteiten

Doorzettingsvermogen

Flexibel

Doorzettingsvermogen

Resultaatgericht

Organisatietalent

Resultaatgericht

Organisatietalent

Representatief

Humor

Waarnemer

Ondernemend

Waarnemer

Denker

..............................

Denker

Beslisser

..............................

Beslisser

Doener 

..............................

Doener 

Zelfstandig

Representatief

Huidige status: werkzaam als ambulant hulpverlener bij De Rading Jeugdzorg in Utrecht.

Maatschappelijk betrokken

Humor

  

Het tweede deel van het project ‘Koken voor Morgen’ is succesvol afgerond

Stichting voor Morgen (SvM), die zich bekendmaakt als Milieubewuste Turkse Vrouwenvereniging, heeft met het tweede deel haar project ‘Koken voor Morgen’ gedurende 2009 100 Turkse vrouwen bereikt in Den Haag. Sevim Zor, die in 2007 de eerste prijs had gewonnen met haar projectvoorstel ‘Duurzaam Koken en Eten’, heeft samen met Atiye Atay, Dina Kohen en Leyla Bengi Arslan op 6 mei 2008 Stichting voor Morgen opgericht. Voor het tweede deel in 2009 werd Den Haag als pilot gekozen voor de

workshop van het project met als doel de bevordering van het milieubewustzijn bij bewoners. Het pilot-project heeft een jaar geduurd en aansluitend aan deze pilot-periode zijn landelijke activiteiten gepland. Gedurende 2009 hebben, mede dankzij Fonds 1818, 100 Turkse vrouwen deelgenomen aan deze workshops waarin ze geleerd hebben over onder andere milieuproblemen en duurzaamheid. Ze hebben gezien hoeveel invloed een kleine verandering in consumptiegewoonten kan hebben op het milieu en waren erg tevreden over dit project.

29

Ondernemend Coachingsvaardigheden

Lijsttrekker voor het CDA in Charlois en Rotterdammer van het jaar 1995, Alaattin Erdal, wil op alle basisscholen in Rotterdam verplicht het vak stadsgeschiedenis invoeren. Rotterdam kent veel nieuwkomers van zowel binnen- als buitenland, sommige mensen krijgen een inburgeringcursus en anderen weer niet. Kinderen echter, gaan naar school maar missen de achtergrond van de stad Rotterdam met de verhalen die daarbij horen. Via het vak stadsgeschiedenis moeten kinderen worden bijgebracht wat de ontstaansgeschiedenis is van Rotterdam en van Charlois in het bijzonder. Ze moeten meer weten en op

dingen om zich heen wanneer ze de ontstaansgeschiedenis kennen, dan is het makkelijker waarden te delen”. “Meer bekendheid over de stad zal ook de binding met de stad en de stadsbewoners vergroten”, aldus Alaattin Erdal.

KÜRSAD TÜZMEN BEZOEKT NIEUWJAARSRECEPTIE CDA Staatssecretaris van Turkije, Kürşad Tüzmen, nam laatst deel aan de nieuwjaarsreceptie van CDA die plaatsvond in Den Bosch. Bij aankomst werd Tüzmen verwelkomd door Ineke Giezeman, de vicevoorzitter van CDA. Kürşad Tüzmen heeft tijdens de nieuwjaarsreceptie met minister-president Jan Peter Balkenende gesproken over de ontwikkelingen in Turkije en de contacten tussen Turkije en Nederland. Daarnaast heeft hij gesproken met CDA fractievoorzitter Pieter van Geel, Minister van Verkeer en Waterstaat Camiel Eurlings, Minister van Sociale Zaken en Werkgelegenheid Piet Donner en Minister van Justitie Ernst Hirsch Ballin. Ook ging Tüzmen een gesprek aan met Prof. Dr. H. Van de Donk, de Commissaris van de Koningin, en Jan Melis, de Voorzitter van de Kamer van Koophandel.

Overtuigingskracht ..............................

PARTIJ 1 HOOPT OP ZETELS

worden aangepast. Want deze jongeren hebben meestal niet de kans om de discriminatie te melden. Ze moeten snel op zoek naar een alternatieve stageplek, om alsnog hun diploma te kunnen halen.

In de bijeenkomst, waarbij meerdere sprekers uit Turkije en Duitsland aanwezig waren om presentaties te houden, kregen de deelnemers ook de kans om onderling kennis te maken en gesprekken aan te gaan om zo nader tot elkaar te komen. De meisjes waren zeer entousiast met het maken van Turkse “çig köfte”.

klik & fly

19 januari 2010 hebben ruim 77% van de aanwezigen op de Big Improvement Day ‘ja’ gestemd op een nieuwe politieke partij, genaamd ‘1’, dat aangaf noch links nog rechts denkend te

zullen zijn. Yeşim Candan, de initiatiefneemster van de partij, overtuigde tijdens haar drie minuten durende presentatie het publiek ervan dat Nederland een nieuwe beweging nodig heeft die de bestaande orde doorbreekt: ‘Partij 1 is de oproep van een groep mensen die behoefte heeft aan een politiek klimaat waarbij verbinding, diversiteit en duurzaamheid centraal staan,’ zei Candan, die opgroeide in Nederland met Turkse ouders en zichzelf ‘bicultureel’ noemt. ‘1’ bestaat uit een diverse groep

Lid van College Belastingadviseurs

Becon nr: 490.532 Tafelbergdreef 36 3564 AB Utrecht

Belastingadvies Opstellen jaarcijfers Aangiften inkomstenbelasting Aangiften vennootschapsbelasting

ROLMODELLEN

Op 15 december heeft er in het WTC Rotterdam een bijeenkomst plaatsgevonden met Turkse bedrijven waarbij onder andere Staatssecretaris Frank Heemskerk en de Turkse minister van Handel Zafer Çağlayan aanwezig waren. Gedurende deze bijeenkomst vonden matchmakingssessies plaats tussen Turkse en Nederlandse bedrijven. Hiernaast heeft Meltem Üçer een presentatie gehouden naar aanleiding van haar scriptie waarin ze de verschillen tussen de twee culturen, zoals verschillen in de manier van onderhandelen, aanstipte. Uit haar onderzoek volgde dat er, naast de stijging van de wederzijdse samenwerking tussen Turkse en Nederlandse bedrijven, een revolutie plaatsvindt in de communicatie tussen de bedrijven. Er wordt gedacht dat de veranderingen ontstaan doordat de Turkse cultuur verwesterd en de Nederlandse cultuur zich meer richt tot de Aziatische cultuur.

Huidige status: -

‘een bijzondere vorm van discriminatie’, aldus het Centrum van Gelijkheid van Kansen. Volgens het Centrum is dit een ernstig probleem voor de gelijkheid. De directeur, Jozef De Witte, vindt zelfs dat het stagesysteem moet

een speelse manier de stad ontdekken in al haar facetten. Op korte termijn bespreekt CDA Charlois het initiatief voor lessen in stadsgeschiedenis in het basisonderwijs met de verantwoordelijk wethouder onderwijs, Peter Lamers. Alaattin Erdal, heeft als doel om samen met de schoolbesturen de invoering voor het komende schooljaar te regelen. ''Het is belangrijk dat iedereen naast de Nederlandse taal ook kennis heeft van de stad. Wij willen niet alleen trotsheid propageren maar zijn van mening dat mensen meer waardering hebben voor

CULTURELE VERSCHILLEN SHIFTEN

WEIGERING ALLOCHTONE STAGIAIRS

Allochtone jongeren hebben het vaak moeilijk om een stageplek, welke noodzakelijk is voor hun studie, te vinden omdat bedrijven hen niet accepteren. Vooral meiden met hoofddoek krijgen te maken met

Tel: 030-8890206 E-fax: 0847-292120 E-mail: info@profa.nl Website: www.profa.nl

CDA CharloIs pleIt voor stadsgeschIedenIs op basIsschool

Educatieve kamp door NIF vrouwenvereniging

Afgelopen weken heeft de Nederlandse Islamitische Federatie vrouwenvereniging (NIF) in het Mennorode Conferentiecentrum te Elspeet een educatieve bijeenkomst georganiseerd. Op de eerste dag heeft Carola Doğan van IOT een seminar gegeven met als onderwerp ‘Goede communicatie binnen het gezin’. Plaatselijke voorzitter Mehmet Yaramış in zijn korte presentatie: ‘Als onze vrouwen en kinderen laten zien dat ze hier zijn en aangeven mee te willen helpen aan onze doelen, betekent dit dat ze nu in staat zijn om de bevolking aan te sturen’. Hiernaast gaf hij aan dat hij dit een erg verheugende ontwikkeling vindt. ‘Maar we hebben nog een lang pad te volgen’, aldus Yaramış. Daarnaast gaf hij aan erg bezorgd te zijn over de situatie van jongeren en somde de mogelijk negatieve en verwerpelijke omstandigheden waaraan ze blootgesteld kunnen worden op. Hij stipte vervolgens aan hoe gemakkelijk jongeren aan drugs kunnen komen en met verkeerde verkeerde personen in contact komen via hun mobiele telefoon en internet.

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

van adviseurs en ‘ambassadeurs’ die samen de start van de partij vormen. Deze ambassadeurs zijn professionals van uiteenlopende achtergronden die advies en ondersteuning geven op vrijwillige basis. De toekomstige partij zoekt naar leiders en actieve leden. Als voldoende mensen mee willen doen, doet 1 mee aan de nationale verkiezingen in 2011. In de wandelgangen wordt er door de ambassadeurs verteld dat partij 1 in de eerstvolgende algemene verkiezingen een paar zetels zal bemachtigen.

De Big Improvement Day, waar de stemming werd gedaan tussen de 600 aanwezigen, is een jaarlijks evenement dat op elke derde dinsdag van januari plaats vindt in Amsterdam RAI. Tijdens de Big Improvement Day presenteren sprekers hun nieuwste ideeën en wil men de bezoekers enthousiasmeren voor creativiteit en innovatie. Met haar waarden van ondernemerschap, positiviteit en creativiteit is dit evenement perfect voor 1 om zich te presenteren als de ‘big improvement’ van het jaar.

In Nederland zijn vaker boeken uitgebracht door verscheidene instellingen waarin succesvolle allochtonen aan het woord komen. Ze worden geportretteerd om zo als rolmodel te kunnen dienen voor de generatie na hun, die nog op de middelbare school, MBO’s of zelfs hoger onderwijs studeren. Het zijn boeken waarin Nederlanders van Surinaams, Marokkaans, Turks, Antilliaanse afkomst zijn geïnterviewd. Wat we in onze omgeving zagen was dat Turken die zo een boek in hun hand kregen eerst de interviews van Turken lazen en de Marokkanen die van de Marokkanen. Stichting de Nieuwe Generatie besloot hierop ieder jaar een apart boek uit te brengen voor de diverse doelgroepen. Het zou ook makkelijker naar het Turks vertaald kunnen worden zodat ook de eerste en tweede generatie die het Nederlands niet genoeg machtig zijn ook kunnen lezen. De ouderen hebben nog steeds veel invloed op studie, beroepskeuze van vele jongeren. Als eerste zijn we gestart met de Nederlanders van Turks afkomst. Dit heeft geresulteerd in een boekwerk waarin 47 succesvolle Nederlanders van Turks afkomst zijn geïnterviewd. Ze zijn succesvol in hun beroep/ branche. Ze hoeven niet per se een hoge opleiding genoten te hebben. Een aantal voorbeelden hiervan zijn: - Karsu Dönmez, Pianiste, zangeres, componiste, arrangeur en tekstschrijver - Hüsnü Kocabas, bokskampioen Nederland - Canan Yorulmaz, kyokushinkarate kampioen De geïnterviewden zijn niet allen Young professionals. Er zijn ook een aantal professionals geïnterviewd die als rolmodel kunnen dienen voor Young professionals zoals Atilay Uslu, directeur van Corendon en Ugur Pekdemir, voorzitter van TANNET. Naast het boek komt er ook een website waarin nogmaals meer dan vijftien Young professionals aan het woord komen. We hopen hiermee aan de jongere generatie voorbeelden te tonen van mensen die het gelukt is om succesvol te zijn in hun beroep of studie.

Sponsors van het boek zijn de Ministerie van Binnenlandse zaken, Ministerie van Defensie, ING Bank, Triodor, Stichting Kulsan en de Grote Clubactie. We begonnen precies een jaar geleden aan het boek in de hoop binnen een half jaar klaar te zijn. In de praktijk komt er zoveel bij kijken dat het nu een jaar later nog niet af is. Onze projectleiders hebben heel hard gewerkt en werken er nog steeds aan. De interviews zijn klaar en gecorrigeerd, foto’s zijn gereed (gemaakt door meer dan 6 verschillende fotografen) en het boek zal binnen een paar weken naar de designer gaan. Het boek zal met een eerste oplage van 3000 aantallen worden uitgedeeld tijdens een gala dat georganiseerd wordt. Hopelijk zullen er meer oplagen komen hierna. Mocht je meer informatie willen over het boek, m a i l ons dan op info@ nieuwegen e ratie.net

erdincsacan@haber.nl Erdinç Saçan was werkzaam als internet coördinator bij Corendon / Gomundo. Momenteel is hij in dienst bij TradeDoubler als senior publisher manager. Daarnaast is hij voorzitter van Stichting De Nieuwe Generatie.


HABER

30

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

Succesvolle Nederlandse Turken Staatssecretaris van Justitie Nebahat Albayrak (41), advocaat Famile Arslan (38), headhunter Bercan Günel (47), Rotterdamse hoogleraar Uzay Kaymak (42), bokskampioen Hüsnü Kocabaş (30), directievoorzitter Rabobank Noordkennemerland Ugur Pekdemir (42), hoogleraar Sevil Sariyildiz (52) en reisondernemer Atilay Uslu (42); ze hebben allen één ding gemeen: ze zijn voorbeelden van succesvolle Nederlandse Turken. In de meeste gevallen zijn het kinderen van gastarbeiders die in de jaren ’60 naar Nederland zijn gekomen. Deze Nederlanders met Turkse achtergrond gaven al vroeg aan dat ze niet net als hun ouders een lage opleiding wilden volgen, maar juist graag van een hoge opleiding wilden genieten om zo een hoge positie te bekleden; het is duidelijk dat ze hun doel hebben bereikt. Niet alle (kinderen van) migranten zijn even succesvol; er zijn nog steeds een groot aantal laagopgeleide Turken of Turken die niet dezelfde kansen hebben gehad om hogerop te komen, ondanks het stijgende aantal hoogopgeleiden. Er bestaat in Nederland een eenzijdig be-

EV ÖDEVİ

ÖDEVİN KONUSU

eld van de migrantenpopulatie volgens veel van de geïnterviewde Nederlandse Turken door Elsevier. ‘Veel te lang zijn immigranten als groep benaderd,’ volgens Uzay Kaymak. ‘Ik zie een geweldige groep opkomen van jonge Turken en Marokkanen, van wie het talent niet wordt gezien. Terwijl ze elders met open armen worden ontvangen,’ aldus Bercan Günel. In een interview met hetzelfde tijdschrift gaf Nebahat Albayrak aan dat in de Nederlandse samenleving te veel ongeduld heerst rond de integratie van allochtonen. ‘Veertig jaar is een korte periode. Dit soort processen vergt veel meer tijd,’ aldus Albayrak.

EV ÖDEVİNİZ BİZDEN, KATILIP KAZANMAK SİZDEN

YAZ KAZAN!

Bir yazar ‘Hayal gücü evreni kuran zemberektir’ diyor. Sizce hayal gücü nedir?

NE YAPMANIZ GEREKİYOR?

Yazı dili: Türkçe

Yukarıda verilen ev ödevini konu edinerek, minimum 100, maximum 300 kelime kullanmak koşuluyla, düzgün ifadelerle ve çarpıcı bir şekilde kendi yazınızı kaleme alın ve kendi kısa makalenizi oluşturun. Gönderdiğiniz yazıları jüri kurulumuz tarafından değerlendirilecek ve 1. olarak seçilen makale bu ay 100,- EURO ile ödüllendirilecektir. Yazılarınızı makale@haber.nl e-mail adresine ulaştırabilirsiniz.

EU

HABER Gazetesi Abone Formu Adı - Soyadı / (Naam):

Adres / (Adres):

Cep Telefonu / (Mobiel):

Doğum Tarihi / (Geboortedatum):

Posta Kodu / (Postcode):

E-posta / (E-mail):

Şehir / (Woonplaats):

Yıllık abone bedeli olan 29,- EURO’nun 1 defaya mahsus olmak üzere yanda yazılı olan banka hesabımdan çekilmesine onay verdiğimi beyan ederim.

Banka no / (Rekeningnummer):

Ondergetekende verleent hierbij tot

Tarih / (Datum):

wederopzegging machtiging aan: HABER om een bedrag af te schrijven van 29,- EURO

İmza / (Handtekening): indien u het niet eens bent met de afschrijving, kunt u binnen 30 dagen uw bank om terugboeking verzoeken.

Posta adresi: HABER Laan op Zuid 474 3071 AB Rotterdam abone@haber.nl Tel: 010 -2 900 900

ministers, burgemeesters en commissarissen van de koningi(?)n. Wat ook belangrijk is, is dat er geen enkele wet in Nederland aangenomen kan worden zonder dat de koningin deze heeft ondertekend. Koningin Beatrix kreeg door de jaren heen ook steeds meer ruimte om haar eigen mening te laten horen en een persoonlijke invulling te geven aan het koningschap. Haar kersttoespraken trekken daarom ook veel aandacht. Wat vooral bij is gebleven, is haar Kerstrede van 1988. Dat jaar liet premier Lubbers haar zeggen dat Nederland schoner was geworden, vooral wat betreft het water en de lucht. Met Kerstmis reageerde de koningin zelf: “Onze wereld

lijdt onder vervuiling en vergiftiging van lucht, bodem en water. Langzaam sterft de aarde”.

Agnes Jongerius (1960) is FNVvoorzitter en hoort zeker in onze top-vijf lijst te staan. Jongerius werd geboren in de stad De Meern als jongste van acht kinderen. Ze studeerde cum laude af in de sociaal economische geschiedenis aan de Rijksuniversiteit Utrecht. Na haar studie, op 27-jarige leeftijd , ging ze werken bij de Vervoersbond van de FNV. In 1990 werd ze gekozen in het bondsbestuur van de FNV. Als regiobestuurder in Rotterdam hield ze zich toen bezig met de binnenscheepvaart en het beroepsgoederenvervoer. In 1997 werd ze lid van het federatiebestuur van de Vakcentrale FNV, in 2002 cao-coördinator en in 2004 vicevoorzitter. In 2005 werd ze de eerste vrouwelijke voorzitter. Als er een vrouw is die van aanpakken weet, dan is het Jongerius wel. Niets stond haar in de weg om carrière te maken. Ze probeert ook andere talenten te helpen. Zo zei ze in 2008 tijdens een interview: “Nu ik zelf het stuur in handen heb, wil ik jonge vrouwen helpen om in het stralende licht te komen staan”. Haar woord dringt door tot vele niveaus. Zo werd ze in verband met de discussie over de verhoging van de AOW leeftijd door fractievoorzitter Alexander Pechtold geschetst als “de echte minister van Sociale Zaken en Werkgelegenheid”.

Birgit Donker (1965) is sinds 2006 hoofdredacteur van NRC Handelsblad en de eerste vrouwelijke hoofdredacteur van een landelijk dagblad in Nederland. Haar carrière begon op een manier waar vele studenten journalistiek van dromen. Ze studeerde geschiedenis aan de Universiteit van Amsterdam waarna ze, na haar afstuderen in 1989, stage liep bij NRC Handelsblad. In datzelfde jaar ging ze naar Parijs en volgde ze aan de Ecole Supérieure de Journalisme een postdoctorale opleiding. Van 1991 tot 1994 schreef Donker over onderwijs op de redactie Binnenland van NRC Handelsblad, was hierna tot 1999 correspondent in Brussel en in sinds 1999 adjuncthoofdredacteur in de vijfkoppige hoofdredactie. Donker werd in 2006 door de redactie van de krant voorgedragen als hoofdredacteur. Tijdens een interview in 2009 zei Donker het volgende over haar keuze met betrekking tot nieuws: “Mijn criteria voor nieuws zijn dat het opmerkelijk is en dat het impact heeft op meer dan één persoon. Een incident dat nergens voor staat zullen wij niet zo snel melden. NRC is bijvoorbeeld heel terughoudend in berichtgeving rondom familiedrama’s. Dat is weliswaar nieuws, maar daarbij zullen we niet uitgebreid omwonenden gaan interviewen. Het is een drama voor de directe omgeving, maar geen groot nieuws.”

De Rotterdamse Neelie Kroes (1941) is niet alleen één van de meest invloedrijke vrouwen van Nederland, maar ook een van de machtigste van de wereld. Kroes wordt ook wel ‘Nikkelen Neelie’ genoemd om haar harde houding met betrekking tot (de) kartelzaken. In 2008 stond ze op de 47ste plaats van de Forbes-lijst The 100 Most Powerful Woman. In de jaren zeventig was ze VVD-Tweede Kamerlid, van 1977 tot 1981 staatssecretaris van Verkeer en Waterstaat en van 1982 tot 1989 minister van Verkeer en Waterstaat. Vervolgens was ze van 1991 tot 2000 president van de Universiteit Nijenrode. Naast de universiteit heeft Kroes veel meer grotere bedrijven in haar curriculum vitae staan. Zo was ze onder andere commissaris bij KPN, NS, Ballast Nedam en P&O Nedlloyd. In november 2004 werd Kroes de eerste vrouwelijke EU-commissaris van Nederland, met als portefeuille mededinging. Tijdens deze functie had ze de mogelijkheid om boetes op te leggen en hele sectoren door te lichten. Kroes maakte vaak gebruik van deze mogelijkheid. De voorganger van Kroes, de Italiaan Mario Monti, legde voor 3,2 miljard boetes op tijdens zijn termijn. Kroes daarentegen, incasseerde 9 miljard. Een van haar meest ‘populaire’ boetes ging naar Microsoft. Dat was een recordboete van 497 miljoen euro. Dan wordt het ook wel duidelijk waarom ze ‘Nikkelen Neelie’ wordt genoemd. In november 2009 werd ze opnieuw voorgedragen als commissaris en heeft ze op dit moment het beleid over de ICT en Telecom.

abonnementen: abone@haber.nl

Art Direction & fotografie: MFK Advertenties Nur Öztürk nur@haber.nl 0684-02 04 03

Repr. Eindhoven Ali Yücel Repr. Arnhem en Nijmegen Kürşat Bal Repr. Limburg Muzaffer Bozaslan Rafjes: Rafih Berkane

HABER verschijnt maandelijks

HABER

Tel:010- 2 900 900 info@haber.nl www.haber.nl

n a v

9 00

2

FOTOS: Beatrix: door Edwin de Jongh en Mehmet Fatih Karaman Agnes Jongerius: bron FNV Birgit Donker: door Klaas van der Pijl (http://www.klaasje.com) Neelie Kroes: bron TalkToEu

website: www.haber.nl

Repr. Amsterdam Murat Taş

Yandaki bilgileri eksiksiz doldurup aşağıdaki e-mail ya da posta adresimize verilerinizi ulaştırdığınızda aboneliğiniz başlatılacaktır.

Koningin Beatrix (1938) is sinds april 1980 regerend Koningin der Nederlanden. De koningin vormt samen met de ministers de Nederlandse regering, maar is zoals we weten hier niet verantwoordelijk voor. Ze doet wel veel dingen die niet voor iedereen zichtbaar zijn. Zo is ze betrokken bij de formatie van een nieuwe regering en spreekt ze iedere week met de minister-president over de politieke situatie. Naast haar terugkerende taken zoals staatsbezoeken, werkbezoeken, openingen en het uitreiken SUNA FLORET van prijzen en dergelijke, beëdigt ze jaarlijks tientallen overheidsdienaren, ambassadeurs,

Laan op Zuid 474 3071 AB Rotterdam 010 - 2 900 900

Correspondenten: Suna Floret Burhaneddin Carlak Serap Torremans

Jüri heyeti: 1. Sadık Yemni 2. Nazan Bilen 3. İbrahim Karaman

DE 5 MEEST INVLOEDRIJKE VROUWEN VAN NEDERLAND

HABER

Redactie: Mehmet Güzelyurt Dr. Hüseyin Keleş

HABER

FEBRUARI / ŞUBAT 2010

COLOFON

Hoofdredactie: Ibrahim Karaman

50R,O-

31

Bercan Günel (1964) heeft heel hard moeten werken voor haar carrière. En het harde werk heeft zijn vruchten afgeworpen. Na de middelbare school in Istanbul, studeerde Günel bedrijfseconomie aan de Bosphorus Universiteit. De specialist in financiën en accountancy werkte bij het accountantsbedrijf Arthur Anderson. Dit deed ze eerst in Istanbul en vanaf 1989 ging ze naar Amsterdam om haar werk voor te zetten. Ook Günel heeft de nodige stappen moeten maken in haar carrière. Zo werd ze in 1996 manager Financiën en Facilities bij de Nozema en daarna bij Coopers & Lybrand. Ze was twee jaar directeur en medeaandeelhouder geweest van Van Interboor Nederland BV en wist ze grote financiële problemen bij het bedrijf op te lossen. In 2001 stapte ze over naar Brunel International NV met wereldwijd 3500 medewerkers. Als concern controller was zij verantwoordelijk voor het hele financiële beleid, analyseerde zij informatie op het hoogste niveau en gaf advies aan de top van het bedrijf. Maar Günel had nog veel meer ambities. In 2003 begon ze haar eigen bedrijf: Q-Nel Management BV, voor consultancy en interim opdrachten. Op verzoek van aandeelhouder van Schoevers Instituut, richtte zij in 2004 Schoevers Professionals BV op, voor detachering, werving en selectie van personen op MBOen HBO-niveau. Sinds 2006 is zij verbonden als partner aan Stichting Woman Capital, waarbij ze zich inzet om meer vrouwen benoemd te krijgen in de top van organisaties. Günel zei het volgende over diversiteit: “Diversiteit is een belangrijke sleutel tot out-of-the-box denken, vernieuwing en innovatie van elke onderneming. Diversiteit in personeelsbeleid is het benutten van ieders talent, van hoog tot laag. Ik ben er zelf een levend voorbeeld van.”


DE 5 MEEST INVLOEDRIJKE VROUWEN VAN NEDERLAND

Elke stem telt!

ik stem!

De vijf meest invloedrijke vrouwen van het jaar 2009 van Nederland is gebaseerd op geld, roem, publiek en macht. Geld is bepaald door een schatting van de inkomsten van januari 2009 tot december 2009. Fame en invloed wordt bepaald door de sociale outreach, bekendheid op TV en media of het aantal van volgers op digitale wereld.

Gemeenteraadsverkiezingen woensdag 3 maart 2010

www.minderheden.org

» p.31

HABpEagRina’s

HABER FEBRUARI

2010

Karsu Jaar:1 Nr: 3

haber•nl

nr. 3 32 e:12.000 Oplag

DOnmez:

D E B E S TE KRA

daags, en wil-

EDERLAND N N A NT V

Succesvolle Nederlandse Turken Şevval Sam

Karsu Dönmez

Staatssecretaris van Justitie Nebahat Albayrak (41), advocaat Famile Arslan (38), headhunter Bercan Günel (47), Rotterdamse hoogleraar Uzay Kaymak (42), bokskampioen Hüsnü Kocabaş (30), directievoorzitter Rabobank Noordkennemerland Ugur Pekdemir (42), hoogleraar Sevil Sariyildiz (52) en reisondernemer Atilay Uslu (42); ze hebben allen één ding gemeen: ze zijn voorbeelden van succesvolle Nederlandse Turken.

Wereldmuziek, cross-overs tussen tradities en hedenmode, cinema, toneel meer. Het is maar een lekeurige greep uit het overvolle programma van Turkey Now 2010. Turkije heeft een roerige geschiedenis en een overdonderend aanbod aan kunst en cultuur met veel tradities, maar»waarin p.28 ook eigentijdse muziek, moderne literatuur, mode en beeldende kunst volop bloeien. Vooral in Istanbul. Van 4 februari tot 4 april beleeft Turkey Now! zijn derde editie.

KÜRSAD TÜZMEN BEZOEKT NIEUWJAARSRECEPTIE CDA Staatssecretaris van Turkije, Kürşad Tüzmen, nam laatst deel aan de nieuwjaarsreceptie van CDA die plaatsvond in Den Bosch. Bij aankomst werd Tüzmen verwelkomd door Ineke Giezeman, de vicevoorzitter van CDA.

» p.29

BEATRIX BRENGT DE RELIGIEUZE LEIDERS BIJ ELKAAR Koningin Beatrix woonde 25 januari in Utrecht de vijfde bijeenkomst van ‘In vrijheid verbonden’ bij. De bijeenkomst vond plaats in de Aula van het Academiegebouw van de Universiteit van Utrecht. Naast de komst van Hare Majesteit de Koningin waren ook vele jonge volwassenen en religieuze leiders aanwezig. Tijdens de bijeenkomst werd gesproken over wat de verschillende religieuze en levensbeschouwelijke gemeenschappen in Nederland verbindt en hoe de toekomst er uit moet zien. Vertegenwoordigers van het boeddhisme, christendom, hindoeïsme, humanisme, Islam en Jodendom hebben zich gepresenteerd met teksten en muziek.  Naast de presentaties sprak ook Ernst Hirsch Ballin, de Minister van Justitie. Hij besteedde vooral aandacht aan de geschiedenis van de godsdienstvrijheid en de belangrijkste mijlpalen daarin. Volgens Hirsch Ballin betekent de scheiding van kerk en staat niet

dat er geen contacten tussen overheid en geloofsgemeenschappen kunnen zijn: “De overheid moet zich niet met de inhoud bemoeien en alle religieuze organisaties gelijk behandelen”. Ook heeft de voorzitter van de Vereniging van Nederlandse Gemeenten mevrouw A. Jorritsma het woord gevoerd over de tweeluik Religie en het Publieke Domein. Deze bijeenkomst werd voor het eerst georganiseerd in 2005 ter gelegenheid van het 25-jarig regeringsjubileum van de Koningin. De grondslag van het initiatief is de Unie van Utrecht (1579), waarbij de noordelijke gewesten in de Republiek ‘een eeuwig verbond van eenheid’ sloten op basis van vrijheid van godsdienst en respect voor ieders levensovertuiging.

PARTIJ 1 HOOPT OP ZETELS

19 januari 2010 hebben ruim 77% van de aanwezigen op de Big Improvement Day ‘ja’ gestemd op een nieuwe politieke partij, genaamd ‘1’, dat aangaf noch links nog rechts denkend te zullen zijn. Yeşim Candan, de initiatiefneemster van de partij, overtuigde tijdens haar drie minuten durende presentatie het publiek ervan dat Nederland een nieuwe beweging nodig heeft die de bestaande orde door- » p.29 breekt. ERDİNÇ SAÇAN

ROLMODELLEN In Nederland zijn vaker boeken uitgebracht door verscheidene instellingen waarin succesvolle allochtonen aan het woord komen.

» »14’te p.29


Haber Gazetesi Nr 3  

Haber gazetesi, Hollanda, sayi 3 / Nr 3

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you