Issuu on Google+

HABER EKiM

2010

OKTOBER

Yıl:1 Sayı: 9

haber•nl

ISSN:1879-9981

"Spor ve sanat çok kolay iletişim kurDURUR" Şimdiye kadar spor sayfamızda genelde futbol ağırlıklı haberlere yer verdik. Bu sayımızda Hollanda'da spor haberlerinde geniş yer verilen, tüm şampiyonalarda madalyalar kazanılan ve Hollanda'da çocukların ve gençlerin yöneldiği yüzme sporuna değindik.

BESTE KRANT VAN NEDERLAND

H O L L A N D A’

N

İYİ G N E IN

YEMEKNAME

FADiME ÖRGÜ

AZETESİ

...VE IRKÇI HAYALET, HÜKÜMETE TAKOZ

HABER Gazetesi’nin bu sayısında siz değerli okurlarımız için yeni köşemiz YEMEKNAME'ye devam ediyoruz. Bu defa da aşama aşama Ali Nazik tarifi veriyoruz, hem de davet ettiğimiz davetlilerin, yemek konusundaki görüşlerini alıyoruz. Her sayımızda farklı aşçılar tarafından hazırlanan farklı zevkleri beğeninize sunacağız. YEMEKNAME, aynı zamanda bir network event gibi farklı sektördeki insanlarımızı buluşturup tanışmaları için bir aracı olacak. Ali Nazik hazırlayan aşçımız: Nazar'ın Mehmet Ustası. Davetlilerimiz: Nafize Şener, Zafer Apak, Adnan Şahin ve Deniz Sezer.

Fadime Örgü: "Son üç yıldır medya, tv proğramları ve özellikle siyaset ve şirket yöneticiliği olan kişilere danışmanlık, yol gösterme konusunda çalışmalar yapıyorum."

Bugünlerde tam da koalisyon karşıtı olan insanların kaygı noktaları gerçekleşiyor ve Göç ve Mülteciler Bakanı olarak atanan eski Maastricht Belediye Başkanı Gerd Leers, Geert Wilders'ın makamına çıkıp icazet alması gerekiyor. Hollanda medyası bunu normal bir haber biçiminde verirken, bunun yanlışlığını sorgulamaması da endişe verici bir durum olarak öne çıkıyor. PVV'nin şimdilik parkeden bir aracı sabitleyen bir takoz işlevini görmesi, aynı zamanda en büyük rizikoyu da içinde barındırıyor. Zaten istikrarsız olan sosyal gidişat ve ekonomi üzerindeki Demokles'in kılıcı, bu koalisyonun ömrünü fazla uzun kılmayacak gibi.

COŞKUN NEREDEN KOŞUYOR? Parti ileri gelenleri ve üyelerin red oyu verilmesi için verdikleri mücadeleye rağmen, CDA’nın tek müslüman milletvekili Coşkun Çörüz kongrede söz alarak ‘evet’ denmesi gerektiğini savundu. ZAYIF SAVUNMA

KOLTUK BEKLENTİSİ VAR MI?

Azınlık Koalisyonu'na 'evet'in 1,5 milyon PVV seçmenine saygının bir ifadesi olacağını açıklayan Coşkun Çörüz muhaliflerin kaygılarının yersiz olduğuna vurgu yaptı. Coşkun Çörüz'ün "Koalisyon protokolünde bir defa bile İslam sözcüğü geçmiyor" şekliyle yaptığı zayıf savunma ve bununla CDA delegelerini ikna edebilmesi, etnik kökeni gözönünde bulundurulduğunda, kendi insanları adına konuştuğunu düşündüğü, realist bir politikacının bakış açısına denk düşmüyor.

ŞiKAYET ETMEYİ BİLMİYORUZ

Konuşmasının sonunda ‘evet’çilerin ayakta alkışladığı Çörüz’ün neden bu tavrı aldığı bir çok üye tarafından bir türlü anlaşılamazken, kamuoyunda Coşkun Çörüz'ün koalisyon hükümetinden iyi bir koltuk beklediği konuşuluyordu. CDA Genel Kongresi'nden önce kendi parti merkez kurulunun kendi içinde yaptığı ve yaklaşık 15 saat süren kongreye hazırlık görüşmesinde, çok uzun süren tartışmalara son noktayı, Maxime Verhagen topu tamamıyla Coşkun Çörüz'e atarak koydu.

» 4'te

KOALİSYONA APAÇIK EVET

KRALİYET ÖDÜLÜNE NEDEN LAYIK GÖRÜLDÜLER?

Sebahat Yurdişen (42) Yasin Akın (50) Arnhem Den Haag Proje Menajeri Belastingambtenaar

Zekeriya Açkalmaz (53) Nermin Altuntaş (45) Den Haag Rotterdam Kadın vakfı müdiresi HDV Koordinatörü

Belgin Hijberink (41) Woerden İşletmeci

İbrahim Ölmez (51) Leiden İşletmeci

Kapınızın önündeki sokaktan, yasak olduğu halde, kamyonlar mi geçiyor? Belediye’ye yaptığınız başvuru dilekçesini saçma bir neden yüzünden ret mi edildi? Çocuğunuz VMBO-T’den Havo’ya geçmek istiyor, ve okul geçiş için aşırı derecede yüksek puanlar mi istiyor? Bu tür, ve buna benzer diğer konularda, kendi itirazınız sonrası hala haksız yere haksız konumunda iseniz, Ombudsman'a başvuru yapabilirsiniz.

Kişisel olarak "Coşkun, sen istemezsen bu koalisyon kurulmayacak, son kararın nedir?" diye sorması üzerine, Coşkun Çörüz PVV destekli bu koalisyona 'apaçık evet' dediğini açıklamıştı bile. Coşkun Çörüz'ün evet'i üzerine Maxime Verhagen artık koalisyonun kurulacağından emin şekide CDA kongresine gidiyordu. Daha kongre gününde, Maxime Verhagen'ın Geert Wilders'a, Almanya'da yaptığı konuşmasında İslam düşmanlığı içeren eylemlerinde başarılar dilediğini yazdığı SMS'i, Hollanda basınında da çok "Kendine pasif rolünü yakıştırma. Uzun ve kısa normal birşey gibi yazıldı, çizildi. vadeli hedefler belirle ve » 10'da

Bayram Başaran (53) Vehbi Kılıç (47) Rotterdam Tiel Kaynakçı Esnaf, mobilyacı

» 6'da

PIETER HILHORST

HABER ÖZEL

Hollanda'da her sene verilen Kraliyet Nişanı'na bu yıl toplam 19 Türk de layık görüldü. Ülkenin değişik kesimlerinde toplum yararına yaptıkları gönüllü çalışmalardan dolayı ödüle layık görülen Türkler'e nişanları bulundukları bölgelerde düzenlenen çeşitli törenlerle takdim edilmişti. Ülke genelinde her yıl 30 Nisan'da kutlanan Kraliçe Günü'nde dağıtılan nişanları bu yıl toplam 3 bin 746 kişinin almaya hak kazanmıştı. Leiden'daki fahri Türk Konsolosluğunun biraraya getirdiği kraliyet nişanı sahibi 11 Türk'e neden bu ödüle layık görüldüklerini gazetemizin iç sayfalarında okuyabilirsiniz.

BosnaAmsterdam uçuşları başlıyor

nr. 9

» 4'te

OMBUDSMAN

HA2BpEagRina’s

‘Başarılı olmanın yolu kararlılık ve cesaretten geçer’ Metin: Özlem Keskin

Çocukluktan itibaren ne yőnde kariyer yapacağını bilen Çiğdem bunları yorumla; Öztürk (1981) sağlıkla alakalı her belirlediğin hedeflere konuya ilgi duyuyor ve buna yőnelik neden ulaşıp ulaşamadığını kendi kendine sor. Yüksek televizyon programlarını da özveriyle izliyordu. Şimdi ise Universitair gördüğün kişilere yaklaşmakta da cesaretli Medisch Centrum Groningen’de ol, çünkü başarılı olmanın (UMCG (Üniversite Sağlık Merkezi yolu kararlılık ve Groningen)) görev alıyor. cesaretten geçer" » 13’te

» Sayfa 22

3

00

e:13.0

Oplag

Bosna Hava Yollarının almış olduğu yeni bir karar doğrultusunda 1 Aralık’tan itibaren Amsterdam-Sarayova direk uçuşları gerçekleştirilecek. Hem Hollanda‘daki Bosnalılar hem Bosna’ya gezi amaçlı gitmek isteyenler için yeni bir fırsat doğacak. BH Airlines Amsterdam-Sarajevo hattında hafta da 3 frekans uçuşlara başlayacak. Uçuş süresinin 2 saat 10 dakika olacağını söyleyen yöneticiler "Herşey dahil, gidiş dönüş konsepti ile satışa çıkartılacak olan biletlerin fiyatları 139 euro'dan başlayacak." dediler. » Sayfa 14 A. SUAT ARI

İkilemimiz

» 5’de AYHAN TONCA

Batı Avrupa’da neler oluyor ?!

» 7’de SEDAT ÇAKIR

Yeni kabine ve bizler

» 9’da VEYİS GÜNGÖR

Liberal Başbakanla Yola Devam

» 11’de

ERDİNÇ SAÇAN

Wilders'in ayağını öpenler

» 13’te

INCEPTION: BU BiR RÜYA MI? Inception son zamanlarda sinemaya uğramış en iyi film. Günümüz sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden olan Christopher Nolan'ın başarılı bir çalışması olarak gündeme oturan bu filmi Hollanda'da film izleme ve değerlendirmelerine güvendiğimiz 3 otoriter isimle konuştuk.

» 16'da


HABER

2

OKTOBER - EKiM 2010

RAHATI BAŞKA YERDE ARAMAYIN

AYAĞINIZA GETİRİYORUZ...

ŞİMDİ M VE A D R E T T RO Nİ E Y A D ’ M A AMSTERD ZALARIMIZLA ĞA A M N A L I İZ AÇ Y E D Z İ N İ T HİZME

m 0 0 5 2keyifle gezin

2

Amsterdam ve Rotterdam’daki toplamda 8000 m2’yi aşan mağazalarımız ve güleryüzlü personelimizle haftanın 7 günü hizmetinizdeyiz. Gelin, almayı düşündüğünüz ürünleri bütçenize göre ayarlamak için, önce bir kahve içerek başlayalım...

Rotterdam

Amsterdam-West

Amsterdam-Oost

mottomedia

RAHATI VE HUZURU


3

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

SICN'DEN SONRA NIF DE ORRO ENERJi'YE GEÇTİ Dünyaca bilinen QUOTE Dergisi'ne geçtiğimiz günlerde bir röportaj veren Celal Oruç, kısa adı NIF olan Hollanda İslam Federasyonu ile yaptığı ortaklık anlaşması imza töreninde önemli açıklamalarda bulundu. OR Şirketler Grubu hakkında da kısa bilgiler veren Celal Oruç, İslam Merkezi Kültür Vakfı'ndan (SICN) sonra, NIF ile de ortaklık anlaşmasını imzalamalarının Orro Enerji'ye kazandırdığı perspektiften memnun. Peter Berg ve Necmettin Oruç'un 2009 Eylül ayından beri teknik altyapısını hazırladıkları anlaşmaya göre NIF, Hollanda'daki tüm teşkilatlarına daha ucuz gaz ve elektrik temin edebilmek için Orro Enerji'ye geçmeleri için tavsiyede bulunacak.

H

Peter Berg

ollanda İslam Federasyonu'nun Rotterdam'daki merkez binasında gerçekleştirilen basın toplantısında Orro Enerji ve NIF (Nederlandse Islamitische Federatie), her iki tarafa da kazancı olacağını belirttikleri ortak bir anlaşmaya imza attılar. Buna göre Hollanda İslam Federasyonu, altyapısını oluşturan teşkilatlarına Orro Enerji'ye geçmeleri konusunda tavsiyede bulunacak. NIF Başkanı Mehmet Yaramış, şu ana kadar farklı kuruluşlarla yaptıkları anlaşmaların federasyonlarına çok avantaj sağlamadığını, ancak başarısını Ortel'den tanıdıkları Celal Oruç için bir rezervlerinin olmadığını dile ge-

Celal Oruç

tirdi ve benzeri Türk işadamlarının desteklenmesi gerektiğini söyledi. Öte yandan yapılan enerji sözleşmelerinin gerektiğinde sadece 1 ayda feshedilebilmesinin büyük bir avantaj olduğu vurgulandı. Orro Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Celal Oruç neden Orro Enerji'nin tercih edilmesi gerektiğine dair bir soruya verdiği cevapta "Biz müşterilerimize diğer enerji şirketlerine nazaran daha avantajlı fiyatlar sunuyo-

Mehmet Yaramış

ruz. Bunun yanında müşterilerimize, Hollandaca, İngilizce ve Türkçe olmak üzere kendi dillerinde hizmet veriyoruz ve bize kolaylıkla ulaşabiliyorlar." dedi. NMA Tescili'ni Şubat 2009'da alan, Türk ve Hollandalı ortakları bulunan Orro Enerji CEO'su Celal Oruç "Şu anda planladığımızın yüzde 15 üzerinde gidiyoruz. Belçika altyapımız da hazır. Orro Enerji yakın gelecekte 5 Avrupa ülkesinde faaliyete geçecektir" dedi.

Tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik eder, her gününüzün bayram tadında geçmesini temenni ederiz.

Avrupalı Türkler, Türk dünyası ile şiir

söleninde buluşuyor! Harid Fedai

Hasiye Rustemov

Mustafa Ceylan

Nedim Uçar

Nesrin Erbil

Özer Meral

Elçin İskenderzade

Mümin Uluç (sunucu)

15 Ekim 2010 - Cuma Saat 20:00 Yer: STOR Rotterdam Graafstroomstraat 71 3044 AP Rotterdam De

nH

aa

g

t

ch

re

Ut

alk Canlı Türk H de: Müziği eşliğin han sanatçı Tuna sizlerle

Giriş Ücretsizdir Salon müdürü: Mustafa Bayram Tel:0031-623 90 50 78


HABER

4

OKTOBER - EKiM 2010

Irkçılar dolaylı olarak iktidarda: Geri sayım başladı Dışarıdan Wilders’in destekleyeceği VVD-CDA koalisyonunun önündeki en büyük engel kalktı. 2 Ekim'de Arnhem Rijnhal’da yapılan olağanüstü kongrede CDA üyelerinin % 68’i PVV’nin dışarıdan destek vereceği azınlık koalisyonu için yeşil ışık yaktı. Oldukça heyecanlı geçen kongrede koalisyona karşı çıkanlar ve destekleyenler üyeleri etkilemek için hararetli tartışmalar yaptılar. Zaman zaman heyecanın doruğa çıktığı kongrede gülen taraf Maxime Verhagen’ın başını çektiği koalisyon taraftarları oldu. Kongrenin bu kararı sadece VVD ile koalisyonu içermemekte, aynı zamanda ırkçı ve İslam düşmanı PVV’nin dolaylı olarak iktidara gelmesi anlamına da gelmektedir. Zira koalisyon protokolünün yanısıra PVV’nin kerhen destek protokolü de kabul edilmiş oldu. Bu da PVV’nin iktidar sorumluluğu almadan iktidara gelmesi anlamına gelmektedir. Destek protokolünde tarafların İslam ve uyum konusunda birbirlerini rahat bırakacakları belirtilmekte olup, Wilders’in saldırılarına devam edebilmesi de engellenemeyecek. CDA kongresinde PVV ile işbirliğinin tehlikelerine hem parti ileri gelenleri hem de üyeler ısrarla vurgu yaptılar. Adalet Bakanı Prof. Dr. Hirsch Ballin ise yaptığı 1 dakikalık duygusal konuşmada üyeleri “Hollanda’ya bunu yapmayın!” diyerek uyardı. Sağlık Bakanı Ab Klink ise PVV’yle neden işbirliği yapılmaması gerektiğine vurgu yaparken, Verhagen’ın argümanlarını bir dakikalık bir zaman diliminde çürütmeye gayret etti. Klink, “PVV’ye verilecek bu dışarıdan destek ancak onun konumunu sağlamlaştıracaktır. Bunun örneğini Danimarka’da gördük.” dedi. Eski Başbakanlardan Dries van Agt ve 95 yaşındaki Piet de Jong da üyeleri PVV ile işbirliği yapılmaması yönünde uyardılar. Her ikisi de PVV’nin İslamla ilgili düşüncelerinin onlarca yıl kavgasını verdikleri inanç özgürlüğüne aykırı olduğunu ve böyle bir işbirliğinin toplumda ayrışmaya sebep olacağını belirttiler. 85 yaşındaki eski milletvekili ve senatör Hannie van Leeuwen ise 65 yıldır kavgasını verdiği değerlerin PVV ile yapılacak işbirliğiyle tehlikeye gireceğini ve buna müsaade edilmemesi gerektiğini vurguladı. Nihai kararı verecek olan meclis grubunun iki üyesi Kathleen Ferrier ve Ad Koppejan da yaptıkları konuşmalarla üyeleri karşı oy kullanmaya ikna etmeye çalıştılar. Ferrier duygu yüklü konuşmasında içinde bulunduğu zor durumu ifade ederken, üyelerin neden red oyu vermeleri gerektiğini parti prensipelerini esas olarak ifade etti. Ferrier, üyelerin tavrının kendisinin tavrında belirleyici olacağını ve her halükarda CDA’da politikaya devam edeceğini vurguladı. Parti ileri gelenleri ve üyelerin red oyu verilmesi için verdikleri mücadeleye rağmen, CDA’nın tek Müslüman milletvekili Coşkun Çörüz kongrede söz alarak ‘evet’ denmesi gerektiğini

HOLLANDA’DA

savundu. Bunun 1,5 milyon PVV seçmenine saygının bir ifadesi olacağını açıklarken muhaliflerin kaygılarının yersiz olduğuna vurgu yaptı. Coşkun Çörüz'ün "Koalisyon protokolünde bir defa bile İslam sözcüğü geçmiyor" şekliyle yaptığı zayıf savunma ve bununla delegeleri ikna edebilmesi, etnik kökeni gözönünde bulundurulduğunda, kendi insanları adına konuştuğunu düşündüğü, realist bir politikacının bakış açısına denk düşmüyor. Konuşmasının sonunda ‘evet’çilerin ayakta alkışladığı Çörüz’ün neden bu tavrı aldığı bir çok

Coşkun Çörüz'ün azınlık hükümetine verdiği destek neo-CDA'lıları coşturdu

üye tarafından bir türlü anlaşılamazken, kamuoyunda Coşkun Çörüz'ün koalisyon hükümetinden iyi bir koltuk beklediği konuşuluyordu. CDA Genel Kongresi'nden önce kendi parti merkez kurulunun kendi içinde yaptığı ve yaklaşık 15 saat süren kongreye hazırlık görüşmesinde, çok uzun süren tartışmalara son noktayı, Maxime Verhagen topu tamamıyla Coşkun Çörüz'e atarak koydu. Kişisel olarak "Coşkun, sen istemezsen bu koalisyon kurulmayacak, son kararın nedir?" diye sorması üzerine, Coşkun Çörüz PVV destekli bu koalisyona 'apaçık evet' dediğini açıklamıştı bile. Coşkun Çörüz'ün evet'i üzerine Maxime Verhagen artık koalisyonun kurulacağından emin şekide CDA kongresine gidiyordu. Daha kongre gününde, Maxime Verhagen'ın Geert Wilders'a, Almanya'da yaptığı konuşmasında İslam düşmanlığı içeren eylemlerinde başarılar dilediğini yazdığı SMS'i, Hollanda basınında da çok normal birşey gibi yazıldı, çizildi. CDA içinde aktif olan Türk ve Müslüman kökenli üyeler de hummalı bir şekilde çalıştıkları kongrede söz alabilmek için salon içindeki mikrofonlara koşturdular. Kongrede ilk oylama Rotterdam Charlois Daimi Encümeni Alaattin Erdal ve arkadaşlarının verdiği PVV ile işbirliği yapılmaması yönündeki önerge oylamaya sunuldu. İlk etapta el kaldırma yöntemiyle yapılan oylamada belirsizlik oluşunca oy pusulalarının kullanılması istendi, ancak henüz oylar kullanılmadan oylamanın yanlış anlaşıldığı yönünde ‘uyarılar’ geldiği belirtilerek neyin nasıl oylanacağı tekrar tekrar izah edildi. Koalisyonun kurulmasından yana olan Maxime ve sunucu Jos Houben delegeleri ma’nız nipüle edebilmek için az gayret göstermediler. ELFI KAZA AVUKATINIZ Türk delegelerin divana Kaza mağdurlarına kendi dilinde itirazı sonuç vermedi ve kültüründe hukuksal hizmet. Maddi & Manevi tazminat davanız sonuç değişmedi ve tekvarsa. Bu rar eller havaya kaldırı- Trafik kazası, - İş kazası veya larak oylama yapıldı ve - Tıbbi hata olabilir. çoğunluğun önergenin Sizden masraf almaksızın davanıza bakılır... reddi yönünde oy kullandığı açıklandı. Daha www.kazaavukati.nl sonra CDA Yönetim

Kaza Avukatı

WTC (World Trade Center) Beursplein 37 kamer 339A 3011 AA ROTTERDAM Tel. 010 - 2052630 Mob. 06 - 3911 0243 Haftanın 7 günü bizi arayabilirsiniz info@kazaavukati.nl

Kurulunun koalisyon ve destek protokolünün kabul edilmesi yönündeki önergesi oy pusulaları kullanılarak yapıldı. Noter huzurunda yapılan sayım sonucunda üyelerin % 68’inin kabul oyu kullandığı açıklandı. Kongrede söz alan koalisyon karşıtı üyeler Maxime Verhagen'ı terlettiler. Zaman zaman duygularına hakim olamayan bir CDA lideri görüntüsü çizdi Verhagen ve konuşmasında gözyaşlarını esirgemedi. Lehte yapılan konuşmaları bir okul öğrencisi gibi alkışlarken, aleyhte yapılan konuşmalara surat astı. Dikkat çeken bir başka husus da, Türk delegeler duygusal konuşma yapmamaları konusunda uyarıldı divan başkanı tarafından. Halbuki asıl duygusal konuşmaları yerli CDAlılar'ın yaptığı gözlendi. Sonucun açıklanmasının akabinde söz alan Maxime Verhagen, günün “feest van de democratie (demokrasi bayramı)” olduğunu söylemesi parti üyelerinin büyük bir bölümü tarafından oldukça yadırgandı. Vergahen yaptığı bu gafla CDA'yı yüklenebilecek

nitelikte bir lider olmadığını da açıkça ortaya koyuyordu, meydan muharebesi kazanmış bir komutan edasıyla. Zaten Camiel Eurlings'in duygusal tezlerle, delegeleri galeyana getirmek için yaptığı konuşma ve militerce selamlama jesti de, tasvip edilen bir davranış olmadı ve internetteki sosyal paylaşım sitelerinde yüzlerce insan tarafından yadırgandı. Kongre boyunca gerek mikrofonlara koşarak gerekse lobi çalışmaları yaparak mücade eden Alaattin Erdal, Ahmet Suat Arı, Ayhan Tonca, Osman Elmacı, İbrahim Elmacı, İbrahim Emili, Yaşar Vural, İbrahim Wijbenga, Burhan Carlak, İbrahim Emili, Turgut Çağlayan, Memet Tekinerdoğan, İmran Dikmen, Muzaffer Çetin, Mustafa Amhaouch ve Kaya Koçak bundan sonra da mücadeleye devam edeceklerini ve azınlık hükümetini hassasiyetle takip edip, kongrede verilen sözlerin tutulmasını talep edeceklerini iafede ettiler. Kongrenin aldığı karar doğrultusunda 5 Ekim Salı günü CDA Meclis Grubu

Betaalbare website met webshop?

koalisyon ve destek protokolünü onaylayarak VVD-CDA azınlık hükümetinin önündeki son engeli de kaldırmış oldu ve azınlık koalisyon hükümeti kuruldu. Kongre bitiminden sonra görüşlerini bizzat aldığımız Coşkun Çörüz 'sadece iyimserdi' ve 4 yıl sonra Geert Wilders efsanesini ortadan kaldırabilecekleri hayalini dillendiriyordu. Görüşlerine başvurduğumuz siyasetçiler, Türk toplumu tabanından aldığı tercihli oy sayısı 2110 olan Coşkun Çörüz'ün, bu oyların azlığı nedeniyle bu tabana da sırtını dönmesi olarak okunabileceğini belirttiler. Kamuoyunda beklenildiği gibi olmadı ve koalisyon oluşumunda Coşkun Çörüz'e bir makam tevdi edilmedi. Bugünlerde tam da koalisyon karşıtı olan insanların kaygı noktaları gerçekleşiyor ve Göç ve Mülteciler Bakanı olarak atanan eski Maastricht Belediye Başkanı Gerd Leers, Geert Wilders'ın makamına çıkıp icazet alması gerekiyor. Hollanda medyası bunu normal bir haber biçiminde verirken, bunun yanlışlığını sorgulamaması da endişe verici bir durum olarak öne çıkıyor. PVV'nin şimdilik parkeden bir aracı sabitleyen bir takoz işlevini görmesi, aynı zamanda en büyük rizikoyu da içinde barındırıyor. Zaten istikrarsız olan sosyal gidişat ve ekonomi üzerindeki Demokles'in kılıcı, bu koalisyonun ömrünü fazla uzun kılmayacak gibi. Ekim ayında Maurice de Hond'un yaptığı araştırma da, halkın yaklaşık %60'nın bu koalisyonun ömrünü çok kısa biçtiğini gösterdi. Üç koyup, beş alma zihniyetinde olanların, 4 sene dolmadan yeniden erken seçimlere gitmek zorunda kaldıklarında, nasıl bir kayıp içinde olacakları şimdiden merak konusu. Rutte kabinesinde görev alacak bakan ve müsteşarların isimleri belirlendi. Buna göre: Mark Rutte (Başbakan), Maxime Verhagen (Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Tarım ve İnovasyon Bakanı), Piet Hein Donner (İçişleri Bakanı), Ivo Opstelen (Güvenlik ve Adalet Bakanı), Melanie Schultz van Haegen (Altyapı ve Çevre Bakanı), Henk Kamp (Sosyal İşler ve İstihdam Bakanı), Hans Hillen (Savunma Bakanı), Gerd Leers (Göç ve Mülteciler Bakanı), Uri Rosenthal (Dışişleri Bakanı), Jan Kees de Jager (Maliye Bakanı), Edith Schippers (Sağlık, Refah ve Spor Bakanı), Marja van Bijsterveldt (Eğitim Bakanı). Müsteşarlar: Henk Bleker (Ekonomi, Tarım ve İnovasyon Bakanlığı), Marlies Veldhuijzen van ZantenHyllner (Sağlık, Refah ve Spor Bakanlığı), Ben Knapen (Dışişleri Bakanlığı), Frans Weekers (Maliye Bakanlığı), Paul de Krom (Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı), Fred Teeven (Güvenlik ve Adalet Bakanlığı), Halbe Zijlstra (Eğitim Bakanlığı) ve Joop Atsma (Altyapı ve Çevre Bakanlığı) olarak belirlendi.

Bel ons voor een afspraak!

website v.a. € 399 webshop v.a. € 999 www.itnt.nl

0653-53 33 58


5

HOLLANDA'NIN SiYASi TABLOSU

DÜŞÜNC E YORUM

MUSTAFA AYRANCI HTIB Başkanı

HALiL DOĞAN Avukat

Hollanda’nın yeni export mamülü: Wilders’ın yabancılar politikası

G

ö ç men olup yeni hükümetin yabancılar hukuku ve uyum yasaları ile ilgili ‘kötü’ niyetini duymayan kalmadı. Bu yeni kurulacak hükümet, daha önceki iktidarların yaptığı gibi hukuk devleti sınırlarını zorlamakla uğraşmıyor, hukuk devleti ilkesinin düpedüz çiğneneceği beyan ediyor. Tüm bunlar, yeni hükümetin birincil görevi olarak vurgulanan, göç olayının durdurulması ve uyumun gerçekleştirilmesi için yapıldığı beyan edilmekte. Verdonk ile birlikte ve bunun akabinde gelen iktidarlarda hukuk sınırlarını Avrupa Birliği düzeyinde zorladılar, ancak bu faaliyetlerin hiçbiri bu denli açık ve gururla ilan edilmemişti. Benim bu tespitte çıkarttığım sonuç yeni hükümetin Wilders’ın yabancılar politikasının Hollanda patentli bir export mamulü gibi, Avrupa Birliği düzeyinde yaymak istemesidir. Wilders’ın politikası Hollanda devletinin resmi politikası haline gelmiş ve tüm Avrupa Birliği ülkelerine yayılmak istenmektedir. Bu durumda kanımca yapılacak iki şey var, ya kahvelerimize kapanıp gelişmeleri ‘turist’ olarak izleyeceğiz -ne de olsa legalitemiz bu gidişle kalkacak- Ya da, artık bu toprakların bir bireyi olarak uluslararası insan hakları değerlerini yaşamın her alanında aktif savunucusu olacağız.

ALİ KESKİN

HTIB Amsterdam

İstisnasız herkes zararlı çıkacak

Elbette bu alanlarda sadece göçmenler zarar görmeyecekler, Hollandalιlar da zarar görecekler. Çünkü göçmenler politikasι ve uygulamalarι Hollanda da bir sekördur. Girişimciler öyle kolay, kolay pes etmez. Bu sadece sektörü değil, koalisyon ortaklarιnda ayrιlmalara sebep olacaktιr.

HiSAR sofra sanatı

Her partinin anayasa değerlerine uyması gerekir ‘Bu hūkūmetin ilk yapacağı iş halkın, özellikle dar gelirlilerin haklarını kısıtlamak olacaktır. 18 milyar Euro’nun kimin cebinden çıkacağı gerçeği, bu hūkūmetin kimden yana olacağının en açık delilidir.’ ‘Bu hūkūmete ‘hayır’ diyoruz, çūnkū PVV, mūslūman göçmenleri dışlayan, ötekileştiren ayırımcı ve ırkçı bir partidir. Bu partinin dışarıda kalması bir politik manevradan başka bir şey değildir. Hazırlanacak koalisyon proğramında bu partinin isteklerinin gözönūnde tutulacağı apaçık ortadadır. Eğer, hūkūmet proğramında hiçbir isteği dikkate alınmazsa PVV bu hūkūmete neden destek versin ki?’

ZEKİ BARAN DSDF Başkanı

Wilders, hükümeti dışarıdan esir aldı. Sorumlusu CDA'dır Hükümet programında yer alan yurt dışında uyum kurslarının daha çok zorlaştırılmasından tutun, çifte vatandaşlığı olanların, suç(!) işlemeleri durumunda, Hollanda vatandaşlığının elinden alınmasına kadar bir çok karar, hükümet programına girmiş durumda. Yabancıları zor günler bekliyor. BASKI ARTACAK 3000 ekstra mahalle polisi ile sokakta kontrolleri artıracaklar. Hollanda'da illegal kalmak cezaya tabi tutulacak deniyor. Yabancı görünümlü yurttaşların sürekli kimlik kontrolüne tabi tutulacağı açık. Yabancılara ait iş yerleri bu tür bahaneler ile sürekli baskınlara uğrayacak. 500 hayvan hakları polisi ile kurban bayramında 'helal kesimi' zorlaştırmak isteyecekler. IRKÇILIK ARTACAK Hükümet proğramında dış görünümünden dolayı iş bulamayanların ödeneklerinin kesileceği yer alıyor. Sakalından ya da baş örtüsünden dolayı işe alınmayanlar bir de hükümet tarafından cezalandıracak. VVD ve özellikle CDA iktidara gelmek uğruna Wilders'e teslim oldular. Son sözü CDA Kongresi söyleyecek. Eğer koalisyona 'evet' derlerse bu hükümetin yabancılarda ve Müslümanlarda yaratacağı sıkıntıların sorumlusu CDA olacak.

"Mutfağınızın baş tacı"

dirimler

%30'a varan in

Türkiye'nin beğenilen kalitesini Hollanda'ya getirdik...

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Oranjestraat 15 • 3111 AM • Schiedam www.hisar.nl i n f o @ h i s a r. n l

Tel: 010 - 273 00 02

İkilemimiz Kendinizi bir ikilem içinde hissettiğiniz zamanlar olur. Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık misali. Ama bir karar vermeniz de kaçınılmazdır. Bu durumda ince eleyip sık dokumanız gerekir. Vereceğiniz karar, ani refleksle veya aşırı duygusallıkla alınmayacak ve daha sonra sizi pişman etmeyecek. Velhasıl artısı eksisi iyi hesaplanmış olmalı. Geçtiğimiz haftalarda CDA üyesi arkadaşlar bu ikilemi bütün şiddetiyle yaşadık. Zira yıllardır üyesi olup emek verdiğimiz partimiz, bizleri dışlamak, hatta ülkeden atmak isteyen bir parti ile dolaylı da olsa bir koalisyon kurmak için çalışmalara başlamıştı. Halbuki seçimlerin akabinde kendi liderinin ağzından böyle bir işbirliğinin hem program bazında, hem de ırkçı PVV’nin eylem ve söylemleri göz önüne alındığında mümkün olmadığını açıklamıştı. Ancak muhtemel koalisyon seçeneklerinin bir bir mümkün olmadığının anlaşılması üzerine, üzerinde durulmamış olan VVD-CDA-PVV koalisyonu gündeme gelmişti. İlk etapta bunun sadece bir formaliteden ibaret olduğu, siyaseti takip eden bir çok kişinin hemfikir olduğu bir durumdu. Zira informatör Lubbers sadece bu üç partinin birbirleriyle çalışıp çalışamayacağının anlaşılmasını istemişti. Durumun bir koalisyon çalışmasına yol açacağını tahmin bile edememiş olmalı ki, daha sonra durumdan duyduğu rahatsızlığı medya yoluyla kamuoyuyla paylaşmıştı. Kimse PVV ile doğrudan koalisyon kurmaya yaklaşmadığı için, PVV’nin dışarıdan kerhen destekleyeceği bir VVD-CDA kombinasyonu gündeme geldi. Gelmesiyle de bizim ikilem başladı. Nasıl olur da yıllardır emek verdiğimiz parti böyle bir tavır içine girer, onu anlamaya çalıştık. Parti içinde aktif olan ve zaman zaman istişarelerde bulunan Türk kökenli siyasetçiler olarak bir araya gelip durum değerlendirmesi yaptık. Bizim gibi durumdan rahatsız olanlarla irtibata geçip, birlikte ne yapabilirizin cevabını aramaya koyulduk. Biz bir yandan strateji belirlemeye çalışırken, diğer taraftan bizimle hareket etmesini arzuladığımız bazı arkadaşlar durumdan hiç de rahatsız olmadıklarını ve böyle bir koalisyonla PVV seçmenine, ciddiye alındıkları mesajı verilmesi gerektiğini kamuoyuna açıkladılar. Gelinen noktadan rahatsız olan eski başbakan, bakan, senatör, milletvekili, yönetici, akademisyen ve daha bir çok önde gelen şahsiyet, hem medya yoluyla hem de lobi yaparak CDA yöneticilerini etkilemeye çalıştılar. Ama hepsi nafile! CDA’nın Balkenende’nin istifasıyla vekaleten başına geçen Maxime Verhagen’ın hiç vazgeçmeye niyeti yoktu. Hatta koalisyon karşıtlarına baskı bile kurulmuştu. Nitekim bu baskılar sonucunda sabık Sağlık Bakanı milletvekilliğinden istifa etti. Diğer muhalif iki milltevekili Ad Koppejan ve Kathleen Ferrier ise baskılara sonuna kadar direndiler. Bütün bu gelişmeler cereyan ederken gözler CDA’nın konuyla ilgili olağanüstü kongresine çevrildi. Zira CDA, tarihinde ilk defa koalisyon protokolünü üyelerin onayına sun-

muştu. Kongrede hem koalisyon, hem de PVV’nin destek protokolü onaylanacaktı. Kongre öncesi karşıtlar ve taraftarlar hummalı bir çalışma içine girip neden koalisyona dahil olunmaması veya olunması gerektiği yönünde çalışmalar yürüttüler. Biz CDA’lı Türk kökenli üyeler de bir iki istisna hariç muhalif kanatta yer alıp üyeleri ikna etme çabası içine girdik. Kongre günü mikrofonların arkasına geçip söz alma yarışına girip, üyeleri etkilemeye çalıştık. Zaman zaman muhaliflerin konuşmaları sonrasındaki alkışları duyunca ümitlendik, zaman zaman da nafile bir mücadele sürdürdüğümüz hissine kapıldık. Artık kongrenin sonuna yaklaşmıştık ki, CDA milletvekili Coşkun Çörüz söz aldı, tabii ki bizim gibi sıra beklemeden, zira o Verhagen’ın son tetikçisi olarak belirlenmişti (Tetikçi sözü bana ait değil, salonda bulunan yerli bir üye arkadaşın). Çörüz konuşmasında meselenin fazla büyütülmemesi gerektiği ve birbuçuk milyon PVV seçmeninin tercihine saygı duyulması gerektiği ve onların göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Unuttuğu bir şey vardı, o da geri kalan yedibuçuk milyon seçmenin varlığı. Ayrıca Sayın Çörüz konuşmasıyla, işbirliği yapılacak partinin birbuçuk milyar müslümanın inancına en kaba sözlerle saldırdığı, onları düşman olarak algıladığı ve müslümanlara karşı savaş açtığını ilan ettiği gerçeğini de göz ardı etti. Çörüz’ün konuşması ayakta alkışlandı, tabii ki koalisyon taraftarları tarafından. Benim kanaatim onun konuşması sonucu tereddütte olanlar evet oyu verdiler. Kongreden bir hayır çıkmayacağını az çok tahmin edebiliyorduk. Bu yüzden de ikinci bir önerge sunmuştuk. Bu önergeyle CDA’nın İslam ve müslümanlarla ilgili duruş belirlemesini amaçlamaktaydık. PVV’nin söylemlerine karşı bir çeşit sigorta niteliği taşımaktaydı bizim önergemiz. Partiyi İslamla ilgili resmi duruşu yoluyla muhatap yapmak ve yetkililerin kafasının estiği gibi değil, partinin görüşü doğrultusunda tavır almalarını sağlamak istemiştik. Bunda da başarılı olduk, zira önergemiz oylamaya bile sunulmadan kabul edildi. Bu da CDA’nın İslamı bir din olarak gördüğü, müslümanların eşit vatandaşlar olduğunun resmi olarak kabul etmesi anlamına gelmektedir ki, bu durum PVV’nin İslam'ın bir din değil ideoloji olduğu yönündeki söylemlerine karşı bir resmi tavır anlamına gelmektedir. Gelinen bu noktadan sonra bizlerin hala CDA’da kalıp kalmayacağı sorusu zihinleri meşgul etmekte. Bunu anlamakla birlikte, alınacak istifa kararlarının faydadan çok zarar vereceğini düşünüyorum. Tabii ki verilen sözler yerine getirilmeyip, PVV’nin saldırılarına göz yumulması durumunda konumumuzu tekrar gözden geçiririz, ancak bu aşamada henüz böyle bir durum söz konusu değildir. Ayrıca bizim tek başımıza olmadığımız kongrede red oyu veren 1300’e yakın üyeyle de tesbit edilmiştir. Evet oyu verenlerin de büyük bir çoğunluğu şartlı evet demiştir. Kurulacak hükümetin pek uzun ömürlü olacağına inanmıyorum. Biz her halükarda görevimizi yapıp titizlikle takip edeceğiz. Başımız öne eğik değil, dik olarak hak mücadelemizi sürdüreceğiz.

suatari@haber.nl

Ahmet Suat ARI is groepsleerkracht en onderbouwcoördinator op een VSO ZMLschool te Enschede. Hij schrijft columns in diverse bladen en is o.a. secretaris van UETD-Nederland.


HABER

6

OKTOBER - EKiM 2010

Ombudsman Pieter Hillhorst:

"Türkler'den hiç şikayet gelmiyor"

Bir devlet memuru olan Ombudsman, görevi itibarı ile tarafsız bir makam olarak vatandaşların hükümet, kurumlar ve şirketlere karşı şikayetlerini araştırmakla görevlidir. Başvuru yapan insanlar arasında köken ve milliyet alanında çok fark var mı? Mesela, başvuru yapanlar arasında Türkler'in sayısı ne durumda? Türklerden çok az insan başvuru yapıyor. Bizi bulabilmek te önemli tabi. Bazen sorunu olan insanları kendimiz arıyoruz. Bu söyleşiyi yapmamın nedenlerinden biri de, bu gazeteyi (HABER - red.) insanların okuyup sorunlarıyla bize gelmesini sağlamaktır. Vatandaş bizim var olduğumuzu bilsin. İnsanlar başvuruyu sade-

ce bir şeyler başarabildiğimize inandıkları zaman yaparlar. Bazen insanlar hükümetin kendilerini başka kökenden oldukları için dinlemediğini düşünüyor. Herkesi savunmak istiyoruz; en savunmasız insanları dahi. İstediğim şey insanların kendi haklarını savunmalarıdır. Bunun için insanlara bilhassa Türklere bir çağrıda bulunmak istiyorum: Problem ve sorunlarınızla bize gelin. Bazı gruplar umutlarını yitirmiş durumda, bu çok yazık. Türk halkı da Ombudsman gibi organla-

TD – Platform Almanya ve Türkiye arasında köprü kuracak

TD-Plattform’un yeni yönetimi, geçtiğimiz mart ayında göreve gelmişti. Yeni yönetimdeki gençlerimiz de tıpkı daha öncekiler gibi hızlı bir giriş yaparak, çeşitli organizasyonlarla iletişim ağını güçlendirmeye devam ediyor. Ramazan ayı içerisinde Köln’de, TD-Plattform tarafından düzenlenen iftar yemeği, Köln ve çevresinden çok sayıda üyeyi bir araya getirdi. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa ve Türk-Alman Forumu Genel Başkanı Bülent Arslan da bu yemekte gençlerimizle bir araya geldi. Genç akademisyenlere yeni ufuklar açmaya yönelik çalışmaları çerçevesinde TD-Plattform yöneticileri, eylül ayında bir de İstanbul gezisi organize etti. Halen Almanya’da yaşayan öğrenci ve akademisyenlerden oluşan 18 kişilik TD-Plattform üyeleri, Almanya’dan Türkiye’ye kesin dönüş yapmış olan 7 TD-Plattform üyesi ile bir araya geldi. İş, kültürel ve sosyal yaşama yönelik bilgi alış verişinde bulunan gençler, kafalarındaki “Türkiye’ye mi dönsem, yoksa Almanya’da yaşamaya devam mı etsem?” gibi soruları, kendilerine göre biraz daha netleştirme imkanı yakalamış oldular.

Aynı zamanda Almanya’da yetişen genç nesil Türkiye'yi daha çok tatil için geldikleri süreç çerçevesinde tanırken, bu gezi ile birlikte; Türkiye’deki iş yaşamını tanımak ve yeni bağlantılar kurmak için de fırsat yakalamış oldular. YENİ UFUKLAR Genç akademisyenler ve öğrencilerimiz için İstanbul önemli bir potansiyel. Almanya’da iyi eğitim almış, kendini iyi yetiştirmiş gençler için İstanbul’da büyük fırsatlar var. Çünkü birçok Alman firmasının İstanbul’da temsilcilikleri bulunuyor. Bu da Alman kökenli gençlerimiz için İstanbul’da ciddi bir iş potansiyeli olduğunu gösteriyor. Elbette bu gezilerin amacı gençlerimizi illa ki Türkiye’ye yönlendirmek değil. Ancak, eğitim ve iş bulma konularında Almanya’daki Türk kökenli gençlerimizin sıkıntı yaşadığı gerçeğinden yola çıkarsak, onlara farklı seçenekleri bulunduğunu da göstermekte yarar var. Bu açıdan bakıldığında, TD-Plattform’un; eğitim, iş ve kariyer açısından Almanya ve Türkiye’deki fırsatları gençlerimize aktarma imkanı sağlayan bu tür organizasyonlarının genç akademisyenlere yepyeni ufuklar açtığını düşünüyorum.

Yazarlarımız Songül Arslan ve Nafize Şener Ombudsman'la görüştü. Türkler'in bu kurumu yeterince kullanmadığı ortaya çıktı. rın onlar için neler yapabileceğini bilmeli. Ombudsman olarak çalışma yönteminiz hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz? Bizim için önemli olan iyi hazırlanmış olmaktır, tüm yaklaştığımız kişilere karşı. Yani kapıları tekmeleyerek işe koyulmuyoruz. Bir yere girip müdür ile konuşmayı talep edebilirsin, fakat konuyu araştırıp öğrenmeden böyle bir şeye koyulamayız. Bir konuyu ele almanızın kriterleri nelerdir? Konuları ele almak için ilk önce kanıt lazım. Bazen olayları kanıtlayamıyoruz ve bundan dolayı da ele almamız imkansız oluyor. Bir olay konusunda hakim karar vermiş veya dava açılmışsa, konuyu biz ele alamıyoruz. Hakime karşı ‘kampanya’ başlatmamız mümkün değil. Ulaşamadığınız Türk halkına ne tür bir mesaj vermek istersiniz?

De Ombudsman adlı programı her cuma saat 19:25’te Nederland 2’de izleyebilirsiniz.

Ben onlara Hollanda’da herkesin eşit olduğunu, ve onlarında herkes gibi aynı haklara sahip olduklarını iletmek istiyorum, onların haklarını da savunuyoruz, savunacağız. Kötü muamele gördüklerini hissettiklerinde ve kendilerinin bir şey yapamaz durumda olduklarında bizden yardım istesinler. Bizim onlara

yardım edebileceğimiz konusunda bize güvensinler. İnsanlar size nasıl ulaşabilir, şikayetlerini nasıl bildirebilirler? Şikayetlerinizi web sitemiz aracılıyla bize ulaştırabilirsiniz: www. ombudsman.vara.nl. Bu hem girişimciler hem de sivil insanlar için geçerlidir.

Rumi Sanat Enstitüsü

Rotterdam Ebru Evi GELENEKSEL TÜRK EBRU V E H AT S A N AT I -

Kurs ve workshop etkinlikleri Ebru, hat sanatı sergi ve gösterileri Sanat ve kültür projeleri organizesi Ebru ve hat sanatı eserleri ve malzemeleri Hat, ebru, ney ve tezhip sanatı

kurs kayıtları devam ediyor Genis bilgi için; Dr.Mehmet Refii Kileci web: www.kileci.net | www.roumi.nl e-mail: info@kileci.net tel: +31(0)618884955

Rotterdam/HOLLANDA

Rotterdam'da yılın adamı seçimi Her yıl Rotterdam'da kurum ve kişilerin yapmış oldugu çalışma ve faaliyetlere göre düzenlenen yılın adamı seçimi için 3 Hollandalı'nın yanında Arif Yakışır da aday gösterildi. 5 Kasım 2010 tarihine kadar adaylar adına maille oylama yapılabilitor. Aşağıdaki adresten "Rotterdammer van het jaar" tuşuna basıp oylamaya katılabilirsiniz.

Kemal Şahin, Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı

http://www.onsrotterdam.nl/or/voorblad/homeblad.html

Yeni bakan umut vadetti Rutte kabinesinde Göç ve Mülteciler Bakanı olarak görev yapacak olan Maastricht Belediyesi’nin eski Başkanı CDA’lı Gerd Leers, toplumda ayrışmaya son vermek istediğini belirterek, “Misyonum, gruplar arasında köprüler oluşturmaktır” dedi.


7

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Amsterdam’da uluslararası Gülen konferansı yapıldı

H

ollanda’daki Diyalog Akademisi tarafından düzenlenen “Gülen Hareketinin Haritalanması” başlıklı uluslar arası konferans, başkent Amsterdam’da bulunan ünlü Felix Meritix kongre merkezinde gerçekleşti. Bir gün süren konferansa Ankara Üniversitesinden Prof.Dr. Doğu Ergil, Amsterdam Vrije Üniversitesinden Prof. Dr. Thijl Sunier, Loyola Üniversitesinden Dr. Pim Valkenberg,

Georgetown Üniversitesinden Prof. Dr. Thomas Michel, Belçika Leuven Üniversitesinden Prof. Dr. Johan Leman, Amsterdam Üniversitesinden Prof. Dr. Gerard Wiegers, Utrecht Üniversitesinden Prof. Dr. Martin van Bruinessen, Houston Üniversitesinden Prof. Dr. Helen Rose, Dr. Muhammed Çetin, Fatih Üniversitesinden Dr. Şammas Salur, Houston-Clear Lake Üniversitesinden Prof. Dr. Maria Curtis, İngiltere Derby Üniversitesinden Prof. Dr. Paul Weller, Hollanda Diyalog Akademi Başkanı Gürkan Çelik ile ABD, Hollanda, Belçika, İngiltere, Fransa ve Macaristan gibi ülkelerden 200’ün üzeri nde akademisyen, yazar ve basın mensubu katıldı.

Özcan Hıdır profesör ünvanını aldı

Rotterdam İslam Üniversitesi'nde Dr. Özcan Hıdır'ın Temel İslam Bilimleri Kürsüsü'nde Profesörlüğe atanması münasebetiyle bir tören düzenlendi. Hollanda'da müslümanlar arasında, ilk olan tören münasabetiyle Dr. Özcan Hıdır, "Oksidentalistik ve Oryantalistik Yaklaşımlar Arasında Batı'da Kur'an ve Hadis Çalışmaları" adıyla 50 dakikalık bir sunum yaptı. Gerek Hollandalılardan

gerekse Türk ve Faslılardan yoğun ve nitelikli bir izleyicinin takip ettiği programa, müzakereci olarak İUR'den Prof. Ahmet Akgündüz, Prof. Dr. Emin Akcahüseyin, Dr. Mustafa Akdemir, Leiden Üniversitesinden Prof.Dr. Witkam, Vrij Üniversitesinden Prof. Anton Wessels, Dr. Aslan Karagül, Kampen Üniversitesinden Dr. Harry Mijntjes ve Prof.Dr. Fartusi cüppeleriyle katıldılar. Tören tebriklerin takdimi ve resepsiyon ile sona erdi.

NIF Enstitüleri ders başı yaptılar

Adnan Şahin/Rotterdam

Hollanda İslam Federasyonunun geçen yıl başlattığı ve 32 öğrencinin Den Haag kentinde devam ederek başarıyla ilk yılını tamamladıkları 4 yıllık NIF eğitici ve hatibe yetiştirme enstitüsü bu yıl üç ayrı kentte start verdi. Den Haag’dan sonra Rotterdam ve Oss’da bu kurslar başladı. Şu an bayanlara yönelik olan kursların erkekler için de yapılması düşünülüyor.

GÜVENLİK

SİSTEMLERİNDE

DOĞRU ADRES

BEVEILIG UW WONING OF KANTOOR MET HET BEVEILIGINGSSYSTEEM VAN ADACAMS Maak vrijblijvend een afspraak met één van onze beveiligingsadviseurs. Hij helpt u bij het samenstellen van een ADACAMS beveiligingssysteem dat specifiek is afgestemd op uw werk en/of woonsitutatie.

Subsidie-aanvraag voor uw veiligheidsystemen kunt U via ons regelen. Bel Hüseyin Kızgın, onze expert op dat gebied voor alle informatie: GSM: 0624-367064

Schiedamseweg 213 Schiedamseweg 213 3026 3026AN AN Rotterdam Rotterdam

MottoMedia

2010 yılında da güvenlik sistemlerinde devlet desteği devam ediyor. Resmi işlemlerinizin kolayca yürütülmesi için bizi arayabilirsiniz.

naar onze Vraag nu biedingen zomeraan

www.adacams.nl www.adacams.nl 010-46235 3569 69 010-462

Batı Avrupa’da neler oluyor ?! Bildiğiniz gibi uzun görüşmelerden sonra Hollanda’da VVD ile CDA’dan oluşan ve PVV’ninde dışarıdan desteğiyle merkez sağ hükümeti kurulmak üzere. Bu hükümetin kurulma aşamasında CDA partisi içinde çok büyük ve heyecanlı tartışmalar yaşandı ve yaşanıyor. Bu tartışmalara geçen aylarda hepimiz tanık olduk. Bu hükümetin kurulmasını destekleyenler ve karşı çıkanlar medyada kendilerinden sık sık söz ettirdiler. Son olarak ta 2 Ekim'de yapılan CDA Kongresi'nde bu tartışmalar son doruk noktasına ulaştı. CDA içinde aktif görev yapan CDA’lı arkadaşların hükümetin kurulmasına karşı olan önergeleri kongrede kabul edilmedi ve kongrenin yüzde 68'i VVD ve CDA’dan oluşacak olan ve PVV'nin dışarıdan destek vereceği hükümetin kurulmasına evet dedi. Bununla beraber CDA içinde tartışmalar bitmedi. Çünkü CDA içinde azımsanacak kadar az olmayan yüzde 32 hayır diyen bir grup var. Bu grubun içinde iki de milletvekili var ki; hükümetin kurulmasına evet demelerine rağmen bunlar bu hükümetin kurulmasını istememişlerdi. Bakalım bu hükümet mecliste 1 sandalye fazlalığıyla ne kadar uzun ömürlü olacak. Gelecekte göreceğiz. Bu konuyu tabii ki sizler de medyada yakından takip etmişsinizdir. Onun için bu konu üzerinde fazla durmayacağım. Hükümetin ne gibi planları olduğu hakkında da fazla durmayacağim. Uyum politikalarının gelecek dönemde daha sert olacağını herkes okumuştur. Hollanda’ya gelmek zorlaştırılmak istenmekte, Avrupa dışına giden ödeneklerin (çocuk parası, malulen emeklilerin ve dulların ek ödenekleri gibi) durdurulması gündemde. Bu kanunların çoğunu yapabilmek için ikili antlaşmaları ve Avrupa Birliği'nin almış olduğu kararları değiştirmeleri gerekecek. Bunları yapabileceklerine de inanmıyorum. Beni endişelendiren bu sorun da değil. Beni esasen endişelendiren sorun, Avrupa’da esen ve gün geçtikçe artan bir yabancı ve İslam düşmanlığıdır. Hollanda’da bu ırkçı ve İslam düşmanlığıyla bilinen PVV, Danimarka’da yıllardır aşırı sağ partisinin desteğiyle ayakta duran hükümet, İsveç seçimlerinde ilk defa parlementoya giren neo faşist bir parti, Avusturya’da, Belçika’da ve Fransa’daki yıllardır bilinen ırkçı ve sağ partiler. Bunlar gün geçtikçe büyümekteler ve gün geçtikçe siyasette güç kazanmaktalar. Hollanda’da kurulan hükümet Almanya için de cesaret vermekte. Almanya’da da yavaş yavaş sağcı söylemler, kişiler ve partiler seslerini daha gür bir şekilde duyurmaktalar. Bakınız, CSU Türkler'in ve Araplar'ın Almanya’ya gelmelerinin yasaklanmasını istemekte. Hollanda’daki PVV’nin bir kardeş partisi geçenlerde Berlin’de kuruldu. Neler oluyor bu Batı Avrupa’da?

İkinci dünya savaşından sonra ırkçılığa son vermiş ve bir daha Avrupa’da hortlayamayacağına söz vermiş bu Batı Avrupa’da neler oluyor? Tarih her zaman tekerrür eder derler. Acaba şimdi de mi öyle oluyor? Muasır medeniyet dediğimiz Avrupa uçuruma doğru mu gidiyor? Etrafımıza baktığımızda aşırı İslam düşmanlığının arttığını görüyoruz. Yolda ve sokakta müslümanlar bir öcü gibi görülüyor, istenmeyen ikinci ve üçüncü sınıf bir vatandaş gibi muamale yapılıyor. Bazı kanuni yaptırımlar partiler tarafından öneriliyor ve kabul görüyor. Başörtüsü yasağı gibi. Müslüman kadınlar başları kapalı diye spor okullarına alınmıyorlar. Bunlar gibi daha çok örnekler yaşanmakta ve sizler de yaşamışsınızdır. Neler oluyor böyle, Avrupa gerçekten aşırı şağ ve ırkçılığın pençesine mi kapıldı? Görünüşe bakılırsa oraya doğru gitmekte. Bir şeyler değişmezse bu eğilim daha da artacak gibi görünüyor. O zaman ne yapmalı neler değişmeli? Bizler, Avrupa’daki müslümanlar olarak neler yapmalıyız? Eğer bu sorulara biz Avrupa’daki azınlıklar, Müslümanlar ve siyasetçiler bir cevap bulamazsak bu ırkçı sağcı akımlara dur diyemezsek daha dün Bosna’da, bütün Batı Avrupa’nın gözü önünde, yaşananların daha fazlası bütün Avrupa’da yaşanır muhtemelen.

ayhantonca@haber.nl

Drs. Ayhan Tonca is Programmaleider Grote Steden Beleid Provincie Overijssel. Tevens is hij CDA raadslid Gemeente Apeldoorn. Daarnaast actief (geweest) in vele landelijke zelf organisaties.


HABER

OKTOBER - EKiM 2010

8


9

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Avrupa’daki Türk girişimci sayısı 2025’te 200 bin’i, istihdam ettikleri çalışan sayısı 1 milyon’u bulacak

Yaratıcı, Cesur, Çalışkan – Ekonomik Güç olarak Türk Girişimcileri başlığı altında düzenlenen Almanya Türk Ekonomi Günü 2010, Türk-Alman iş dünyasının önemli girişimcilerini, ekonomi, siyaset ve toplumun önde gelen isimlerini 2 Ekim’de Düsseldorf Kongre Merkezi’nde buluşturdu.

ATiAD Başkanı Prof. Recep Keskin

650

’ye yakın katılımcıyı ağırlayan ve ikinci kez düzenlenen Almanya Türk Ekonomi Günü’nün açılış konuşmasını ev sahibi ATİAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Recep Keskin ve selamlama konuşmalarını T.C. Berlin Büyükelçisi Ahmet Acet, KRV Eyaleti Çalışma ve Uyum Bakanı Guntram Schneider, Şahinler Holding’in CEO’su ve ATİAD İstişare Kurulu Başkanı Kemal Şahin

ve T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı Ziya Altunyaldız tarafından yapıldı.

Avrupa’da yaşayan ve Türk girişimcilerinin büyük bir ekonomik potansiyel teşkil ettiğini ve bu potansiyelin daha da gelişebilmesi için yönlendirilmesi gerektiğini dile getiren Şahinler Holding’in CEO’su ve ATİAD İstişare Kurulu Başkanı ve gazetemiz yazarlarından Kemal Şahin, “Almanya’da bugün yaklaşık olarak 3 milyon Türk insanı yaşamaktadır ve sahip oldukları başarılı girişimcilik ruhu sayesinde büyük bir ekonomik potansiyel oluşturmaktadırlar. Yaklaşık 380.000 kişiye iş imkanı sağlayan 80.000 Türk iş-

letmesinin sayısının, mevcut koşulların sürmesi halinde, bundan 10 yıl sonra 130.000’e çıkması, bu işyerlerinde çalışacak kişi sayısının 750.000’e ulaşması, böylece yıllık 18 milyar euro yatırım yapılması ve 70 milyar euroluk ciro elde edilmesi beklenmektedir. 15-20 yıl sonra Batı Avrupa genelinde 200.000 Türk girişimcisinin ve bu girişimcilerin çalıştıracağı 1 milyon insanın olması uzmanlarca tahmin edilmektedir. Bu sayılar bizi ATİAD olarak hem gururlandırmakta hem de bu gelişmeyi desteklemek ve yönlendirmek için harekete geçirmektedir” sözleriyle Almanya Türk Ekonomi Günü’nün önemini bir kez daha vurguladı.

Türk bisikletçisinden araba çekilişi

H

ollanda’da 37 bisiklet şubesi ile hizmet veren ADO Bike tarafından bisiklet

alana verilen araba kupon çekilişi nedeniyle KİA Araba kazanan talihliye bisikleti törenle teslim edildi. Den Haag şehrinde düzenlenen törene ADO Bike sahibi Sedat Akdağ, Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Genel Federasyonu Başkanı Arif Yakışır,Den Haag ADO Bike sahibi Sebahattin Elmas,İşletme ADO Bike İşletme Müdürü Erdal Koçak,araba çekilişin-

İlk 3 şubemiz Grote Visserijstraat Rotterdam'da

de araba kazanan talihli Hollandalı Elisa van de Weetering, Den Haag birinci noteri,Hollandalı ve Türklerin yanı sıra basın mensupları katıldılar. Tören sonrasında Den Haag ADO Bike şubesi önünde arabasını arkadaşı ile teslim alan Elisa van de Wetering korna çalarak Den Haag'da tur atarak evlerine gittiler. ADO Bike tüm işyerlerinde 300 kişiye iş istihdamı sağlıyor. Resmi kayıtlara göre Hollanda'da yılda yaklaşık 1,7 milyon bisiklet satılıyor ve ekonomiye ortalama 4 - 4,5 milyar euroluk bir katkı sağlıyor. Bu yıl 37 bisiklet dükkanına sahip olan ADO Bike, geçen yıl 23 şubesi aracılığıyla yaklaşık 25bin bisiklet satmıştı.

tlarla Şok fiya de niz hizmeti

açıldı te e m iz h iz m e b u ş 4.

21 Mathenesserweg 3027 HD Rotterdam Tel: 010 476 76 46

Walvis

meubelen exclusief

« Halı « Laminat « Muşamba « Oturma grupları

Taşıma ve serme ücretsizdir

Grote Visserijstraat 8 • 3026 CJ • Rotterdam • 010 - 476 76 46

Yeni kabine ve bizler (Türkleri Hollanda’da yenilgileri 1.) Sizler bu yazıyı okurken yeni kabine’de kurulmuş olacak. Tüm Avrupa’da olduğu gibi Hollanda politikasında da sağa bir kayma var. Bizimde Avrupa’da yaşayan göçmen azınlıklar olarak bu yeni politikaya bir cevap bulmamız gerekiyor. Özellikle Almanya ve Hollanda’da savaş sonrası suçluluk duygusu çok yüksek olduğundan bu ülkelere gelen yabancılara karşı ayrımcılığı ön plana çıkarmayan bir tavır vardı. Bu tavır Hollanda’da Pim Fortuyn ortaya çıkıncaya kadar devam etti ve onun öldürülmesinden sonra bayrağı Geert Wilders devir aldı ve yabancı düşmanlığı yarı resmi devler politikası olarak mecliste yer almaya başladı. Yeni realite yeni çözüm üretmeyi beraberinde getiriyor. Yıllar öncesinin Türk asıllı milletvekili seçtirmenin sevinci yerine göçmen azınlıkların haklarını daha iyi koruyacak politikacılara yönelmek ve bunu teşvik etmek gerekiyor. Kendini bizim temsilcimiz hissetmeyen milletvekillerini bizimde millet olarak istemememiz gerekiyor. Fatma Koşer Kaya dışında da kendini bizim milletvekilimiz hisseden milletvekili yok. Hollanda parti içi demokrasi yoksunluğunda bunun olmasını da beklemek biraz hayal kırıklığı olur. Bu yeni gelişmelerin bir ayağı. Türk kökenli sivil toplum kuruluşları acilen bu yönde bir hareket planı oluşturmalıdırlar. Benim tavsiyem yakın gelecekte olacak erken seçimlerde bu yeni hareket planı ile oy verme ve toplama olmalıdır. Basın olarak toplumsal alanda aktif çeşitli başarılı Türkleri bulup ortaya çıkarmak ve özellikle bu kişilerin Hollanda medyasında yer almalarını sağlamak. Bunu yaparken Hollandalıları ezme gibi bir taktik uygulanmaması gerektiği kanaatindeyim. Yeni gelişen ve zenginleşen bir toplum olarak dikkatli hareket etmemiz gerekiyor. Old boys network denilen yerleşik düzene karşı çıkan ve düzeni bozmaya yönelik hareketleri kısa bir zamanda ekarte ediyor. Bunun yakın geçmişimizde örneklerini gördük ve bugünde görmeye devam ediyoruz. Türkiyemspor’un batışı bunun güzel örneklerinden bir tanesidir. Amsterdam’ın en başarılı ikinci kulübü gözleri-

mizin önünde batırıldı ve biz buna seyirci kaldık. Utanmamız gereken yenilgilerden bir tanesidir. Ders almamız gereken ve unutmamamız gereken bir yenilgidir. Hepimizin alnına çıkmaz mürekkep ile dövme şeklinde yazılmıştır. Bugünlerde belki de farkındasınızdır. Slotervaart hastanesi üzerinde aynı oyunun başka bir perdesi sergileniyor. Aysel Erbudak olağanüstü bir başarının bedelini şu anda kendi üzerinde oynanan bir oyunla ödemeye başladı. CZ sağlık sigortası öncülüğünde saldırı başladı. Biz yine seyirci kalıyoruz. Basında tepki yok. İşadamları derneklerinden bir tepki gelmedi. Sivil toplum kuruluşları bu konuda bir fikir beyan etmedi. Kısa zamanda Slotervaart hastanesi ile ilgili değişik yeni suçlamaların olacağını hep birlikte göreceğiz. Bu göçmenlerin ve özellikle Türklerin başarılı olduğu her alanda kendini gösteriyor ve her zamanda başarılı oluyor. Bunu yaparkende eski koloniyal gelenekte de kullanılan böl ve yönet yöntemi başarılı bir şekilde uygulanıyor. Kılıflar her zaman hazır ve kanunlara çok uygun. Tabii ki burası kuralların herkese ‘’eşit’’ uygulandığı bir ülke. Kurumları kur ve istediğin kararları aldır. Görünüz İOT örneği. Türk milletvekillerini kendi isteklerin doğrultusunda kullan ve bunlar bize karşı çalışırkan biz de gurur duyalım. Yabancılardan sorumlu uyum bakanı olarak Nebahat Albayrak örneğinde olduğu gibi. Rita Verdonk döneminde karşı çıkma hakkımız vardı Nebahat Albayrak döneminde o’da bizden olduğundan dolayı karşı çıkma hakkımız elimizden alındı. Çünkü biz göçmenler bunu böyle istiyorduk. Siz istemiyor muydunuz? Yeni kahverengi kabinemiz hayırlı olsun. Çoşkun Çörüz teşekkürler. Not: diğer yenilgilerimiz gelecek sayıda.

sedatcakir@haber.nl Sedat Çakır, göçebe aile yapısından kaynaklanan genetik yapıyla Sultanlar Yolu’nu hazırladı ve yürüdü, yine aynı genetik yapının değiştirici etkisiyle değişim danışmanlığı yapıyor.


HABER

10

OKTOBER - EKiM 2010

Maltepe’de Hollanda rüzgarı esti

2010 İstanbul Avrupa kültür başkenti organizasyonu çerçevesinde Maltepe sahilleri dostluğun ve kardeşliğin ezgileriyle şenlendi. Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, Hollanda Başkonsolosu ve Ateşesine Maltepe’nin simgesi olan Bakireler Anıtı’nı hediye etti ve “Maltepeli dostlarım, biz anıtımızı verdik ama karşılığında yel değirmeni bekliyoruz.” dedi. Başkonsolos Onno Kervers, Başkan Zengin’e Türkiye-Hollanda arasındaki dört yüzyıllık dostluğu anlatan bir kitap hediye etti. Etkinlikler semazen gösterisi, Hollanda halk dansları topluluğu ve Karadeniz folklor ekibinin gösterileriyle devam etti.

Hollanda’dan Maltepe’ye bisiklet kardeşliği

2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul organizasyonu çerçevesinde Maltepe’de pedallar dostluk için döndü. Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin ve Hollanda İstanbul Başkonsolosu Onno Kervers önderliğindeki bisikletçiler, 8 kilometrelik sahil şeridine sahip olan Maltepe’de dostça pedal çevirdiler.

Ekut Onart Fotoğraf sergisi

Erkut Onart

Veronica Divendal

Mustafa Zengin

Etkinlikleri çerçevesinde Rotterdam Eski Başkonsolosu Erkut Onart’ın “ “Hollanda’da 5 yıl- Hollanda’daki Türkiye” fotoğraf sergisi Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde açıldı. Açılışı, Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, Kulsan Vakfı Başkanı Veronica Divendal ve Erkut Onart ile birlikte yaptı. “Maltepe Hollandalı kardeşleriyle buluşuyor” etkinlikleri kapsamında sahnelenen gösteriler Maltepelileri coşturdu. “Eğlencede sınıf ayrımı yoktur” temalı danslarının ardından seyirci karşısına çıkan Türkiye şampiyonu Grup Pulathane Atabarı ve Zeybek oyunlarıyla izleyenleri bir kez daha hayran bıraktı.

BU YIL KRALİYET NİŞANI ALAN TÜRKLER Bilindiği gibi 19 Türk bu yıl verilen kraliyet nişanını almaya layık görülmüştü. İbrahim Ölmez, Ali Karacabay, Kadir Onurlubaşgil, Bayram Başalan, Zekeriya Açkalmaz, Sebahat Yurduşen, Aynur Yıldırım, Jale Şimşek, Hediye Kesmer, Aziz Ulutaş, Yasin Akın, Fındık Demir, Veli Yücesan, Nermin Altıntaş, Ayhan Tonca, Belgin Heybeli, Vehbi Kılıç, İsmail Ercan ve Memduh Karaman. Bu 19 vatandaşımızdan Leiden fahri konsolosluğunda Made in Sishane kutlamasına katılanlarla görüşüp neden kraliyet nişanına layık görüldüklerini sorduk.

Sebahat Yurdişen (42) Arnhem Proje Menajeri

16 yaşından beri gönüllü olarak çalışıyorum. Daha çok kadınlara yönelik projelerde bulundum ve şuanda Nederlandse Vrouwenraad’da çalışmalar yapıyorum. Aynı zamanda Yüksek Eğitimli Türk Kadınlar Vakfı (BİZ) kurucu üyesiyim. Şu anda proje menajeri olarak çalısıyorum.

Bayram Başaran (53) Rotterdam Kaynakçı

Rotterdam Ayasofya Cami bünyesindeki Ayasofya vakfında Türk toplumunun Hollanda’daki problemlerinin çözümünde yürütülen çalışmaları yürütüyorum ve aynı zamanda gençlerin ve çocukların eğitim konularında yardım ediyorum.

NEDEN KRALİYET ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜLER?

Zekeriya Açkalmaz (53), Memduh Kahraman (58), Metin Yılmaz (51), Rotterdam Rotterdam Papendrecht HDV Koordinatörü Sosyal Danışman İşveren

20 yıldır gönüllü olarak hizmet veriyorum ve iki toplum arasındaki diyalogu pekiştirmek için yıllarca çalışmalar yaptım. Bunun yanı sıra bir çok sosyo-kültürel alanlarında farklı çalışmalar yaptım. Şu anda Hollanda Diyanet Vakfında (HDV) koordinatörlük yapıyorum.

40 yıldır hem profesyönel hem de gönüllü olarak Hollanda’daki yabancılara ve daha ziyade Türklere yönelik çalışmalar yaptım ve bunun yanı sıra HTIB’in ilk kuruluşunda bulundum. Bunun gibi farklı çalışma gruplarında da yer aldım. Hollanda Turk Yaşlılar Federasyonu kurucu üyelerindenim.

Oturduğum şehir Papendrecht'te İşadamlar derneği başkanı olarak çalışmalar yapıyorum ve aynı zamanda HOTIAD yönetim kurulu üyesiyim. Sosyal projelerde ve belediyelerin güçlenme projelerinde çalışmalarım oldu. Bundan dolayı Çalışma Bakanlığı tarafından bu ödüle aldım.

Yasin Akın (50) Den Haag Belastingambtenaar

30 yıldır HTIB’e bağlı olarak gönüllü çalışıyorum ve aynı zamanda HTIB yönetiminde çalışmalar yürütüyorum. Gençlerin eğitimine yardımcı olma, kadın haklarını savunma, aile içi şiddete karşı çıkma gibi projelerde çalışmalar yürüttüm. 'Sint komt uit Turkije' projesini üç yıldır yürütüyorum

Belgin Hijberink (41) Woerden İşletmeci

Yıllardır gönüllü olarak ceşitli kurum ve derneklerde çalışmalar yaptım. Özellikle yabancı kadınlara yönelik sosyal faaliyetler ve aktiviteler imkanı sağlamak için çalıştım. Bunların yanı sıra kendi işletmemi yürütüyorum ve gönüllü işleri beraberinde yapmaya çalışıyorum.

İbrahim Ölmez (51) Leiden İşletmeci

1976’da Hollanda’ya geldikten 3 yıl sonra dernek çalışmalarına başladım ve 1979’da Leiden HTIB (Hollanda Türk İsçiler Birliği) şubesinin kurucu üyelerindenim. O dönemden itibaren zaman zaman aktif, zaman zaman geri planda görev aldım ve çalışmalar yaptım.

Vehbi Kılıç (47), Tiel Esnaf, mobilyacı.

Nermin Altuntaş (45), Den Haag Kadın vakfı müdiresi

Gençler için ve küçük yaşta ki çocuklara yönelik, ilk okullardaki Türkçe derslerin tekrar getirilmesi için birkaç gönüllü arkadaşla beraber girişimlerde bulunduk ve aynı zamanda Türk toplumuna yardım amaçlı sosyal konularda birçok çalışmalarım oldu.

15 yaşından beri çok çeşitli sosyal projelerde gönüllü olarak yer aldım. Kadınların ve erkeklerin eşitliği için çalışmalar yürüttüm ve yürütüyorum. Bunun yanı sıra buradaki Türklerin uyum sorununu aşmaları için yardım etmeye çalıştım. Şu anda bir kadın vakfında çalışmalar yürütüyorum

Ali Karacabay (48), Amsterdam Belgesel yapımcısı

Hollanda televizyonları için sosyo-kültürel alanlarında farklı konularla çeşitli belgesel çektim. Bu belgesellerin topluma katkı sağladığı ve entegrasyon sorununda çözümler üretebileceği için bu ödüle layık görüldüm. Halen farklı belgeseller çekim aşamasındayım


11

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Türklere ticari oturum müjdesi

H

ollanda'da 5 yıl önce açılan ticari dava Türk vatandaşı Memiş Özcan lehine sonuçlandı. Danıştay, Türklere "ticari oturum" için onay verdi. Kararın mimarı avukat Ejder Köse, "Herhangi bir Türk vatandaşı, işletme sahibi olduğunda ve bunun yanı sıra doğru bir işletme planı sunduğunda, ciddi anlamda oturum alma hakkı ve şansı elde etmiştir" dedi. Özcan, 2005'te bir işletmeye ortak olarak, avukat Ejder Köse aracılığıyla Hollanda Adalet Bakanlığı'na bağlı

olan Göç ve Yabancılar Dairesi'ne (IND) ticari oturum başvurusu yaptmıştı. 5 yıldır çıkan farklı kararların en sonunda Danıştay yine Memiş Özcan'ı haklı buldu. Memiş Özcan'ın avukatı Ejder Köse, Danıştay kararını değerlendirdiği açıklamasında, "Bu karar, şu anlama gelmektedir. Herhangi bir Türk vatandaşı, illegal de olsa işletme sahibi olduğunda ve bunun yanı sıra doğru bir işletme planı sunduğunda, ciddi anlamda oturum alma hakkı ve şansı elde etmiştir" dedi.

Danıştay'ın almış olduğu bu karar yürürlüğe girmesi durumunda, 'Ticari Oturum' davalarında, bizim bu davamız emsal teşkil edecek. 5 bin 600 Türk vatandaşının davasının sürdüğünü, Memiş Özcan'ın durumunun onlara emsal olabileceğini kaydeden avukat Köse "Hepimiz için hayırlı olsun." açıklamasında bulundu.

İsveç'te Yeşiller Partisi'nin başkanlığına bir Türk seçildi İsveç Meclisinin tek Türk milletvekili Mehmet Kaplan, Yeşiller Partisi meclis grup başkanı seçildi. İsveç'te 19 Eylülde yapılan seçimlerde meclisin 3. büyük partisi olan Yeşiller Partisi, meclis grup salonunda bugünkü oturumda parti grup başkanını seçti. 3 adayın katıldığı seçimde Kaplan, oy çokluğu ile partisinin meclis grup başkanı oldu. Mehmet

Kaplan, İsveç'te ilk kez bir Türk milletvekilinin bir partinin grup başkanlığına seçildiğini Mehmet Kaplan 1971 yılında Gaziantep’de doğdu. 1960’lı yılların sonunda, 1 yaşında, işçi ailesi kapsamında İsveç’e taşındı. The Royal Institute of Technology’de şehir planlama ve çevre eğitimi, 1995’te de Stockholm Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve psikoloji eğitimi gördü. 2005 yılında İsveç Müslümanlar Konseyi'nin basın sözcülüğünü yaptı. 1997 yılında Yeşiller Partisi'nin gençlik kollarına üye olan Kaplan, 2003 yılında partinin MKYK üyeliğine seçildi. Partinin ayrımcılık ve entegrasyon konularında sözcülüğünü

kaydederek, bundan dolayı çok sevinçli ve heyecanlı olduğunu söyledi. yapmaktadır. 2004 yılından itibaren İsveç Yeşilay Federasyonu’nun (IOGTNTO) Stockholm bölge başkanıdır. 2006 İsveç seçimlerinde Yeşiller Partisi Stockholm listesinde 2. sıradan aday gösterilen Mehmet Kaplan, Milletvekili olarak İsveç Parlementosu'na girmiştir. Türkçe ve İsveççenin yanı sıra çok iyi derecede İngilizce bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır. Mayıs 2010 tarihinde Sofia isimli yük gemisiyle Gazze'ye yardım amaçlı yola çıkmış fakat uluslararası sularda İsrail'in saldırısına uğrayarak kanlı Gazze filosu saldırısı'na bizzat şahit olmuşdur.

Nijmegen’de bir ahde vefa örneği Murat Gedik- Nijmegen 4 Ağustos 2010 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Hollanda Türk Federasyon’a bağlı Nijmegen

Türk Kültür Merkezinin kurucu üyesi ve ilk teşkilat başkanı Celal DURAN ruhuna okutulan Mevlidi-Şerife vatandaşlar büyük ilgi gösterdi.

Mevlit sonrası bir konuşma yapan Nijmegen Türk Kültür Merkezi başkanı Serkan Gedik özet olarak şunları söyledi: “Maalesef 4 Ağustos 2010 tarihinde hiç beklenmedik bir haberle sarsılmış olduk. Yıllık iznini geçirmek üzere Türkiye’de bulunan teşkilatımızın kurucu üyesi ve ilk teşkilat başkanı Celal Duran bey çok genç bir yaşta kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir. Bugün Nijmegen Türk Kültür Merkezi var ise ve bu çatı altında yüce Türk milletine hizmetler sunulabiliyorsa, bunda merhumun çok katkısı vardır. Onun bu kutlu çatının, bu Ülkü Ocağı’nın kurulmasında emeği çok büyüktür. Cenab-ı Allah ondan razı olsun ve mekanını cennet etsin” dedi.

RESTAURANT OTTOMAN SARNIC 200 kişilik kapasite düğün, nişan ve özel günlerinize iş toplantılarınıza hizmet veriyoruz Tarihin ve farklı kültürlerin batıda buluŞtuĞu mekan

Haftanın 3 Günü Canlı Müzik

Vijf werelddelen 105 3071 PS - Rotterdam Tel: 010 2900 3800 Website: www.sarnic.nl

Liberal Başbakanla Yola Devam Liberal başbakanımızı tanımadan önce, bu ülkeye tam 8 yılını veren Balkenende’ye teşekkür etmek isteriz. Siyasi fikirleri ne olursa olsun sayın Balkenende geride kalan 8 yılda Hollanda için elinden geleni yaptı. Avrupa Birliği dönem başkanlığı başta olmak üzere, ülkenin iyi ve kötü günlerinde büyük efor harcadı sayın Balkenende. Her türlü şartlarda Hollanda için çalıştı. Zor günlerde hiç şikayet etmedi. Hep iyimser oldu. Kendisine Hollanda Türk toplumu olarak teşekkürü bir borç biliriz… Artık uzun zamandır kurulamayan hükümet bu günlerde şekilleniyor. Liberaller ve Hıristiyan Demokratlar bir ortaklık antlaşması yaparak, dışardan aldıkları destekle yeni hükümeti kuruyorlar. İşleri oldukca zor. Dışarıdan aldıkları destekçilerini nasıl idare edecekler doğrusu merak konusu. Hangi anlaşmayı yaparlarsa yapsınlar, üçüncü parti mutlaka ileri geri konuşacaktır. Gönlümüz sol partilerinde içinde olduğu bir koalisyon hükümetinin kurulmasıydı. Ama olmadı. Aylarca tartışıldı. Örneğin CDA içinde mücadele verildi. Nihayet geçen hafta yapılan kongrede, her ne kadar önemli bir kısım hayır dese de, delegelerin önemli bir bölümü kurulan bu hükümete evet oyu verdiler. Sırası gelmişken, CDA içinde onurlu mücadele veren Türk kökenli delegeleri tebrik etmek istiyorum. Vermiş oldukları demokrasi mücadelesini bir başka yazıda ele alacağım. Hollanda’da yeni bir dönem başlıyor. Bizim için oldukca riskli olan bu dönemi liberal parti lideri Mark Rutte yönetecek. İşi kolay değil. Şimdi kısaca yeni başbakanımızı tanıyalım. Mark Rutte, onaltı yaşında siyasete girer. Siyasi mücadalesini öğrencilik yıllarında da ‘Özgürlük ve demokrasi gençlik hareketi’nde devam ettirir. Bu harekete hukuk fakültesinde okurken üç yıl boyunca başkanlık eder. 2002 yılında Sosyal İşler Bakanı/Müşteşarı olarak kariyerini sürdürür. 2004 yılında eğitim bakanlığında yaşanan bir problem yüzünden göreve olağanüstü getirilir. Bu arada VVD partisi içinde çetin bir mücadele ortaya koyar. 2006 yılında, bütün Hollanda’nın yakından tanıdığı ama göçmenlerin özellikle tanıdığı Rita Verdonk’a karşı partide liderlik için zor bir mücadele verir. VVD liderliğini kazanır. 2010 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde VVD’yi uzun yıllar sonra birinci parti yapar. Tabii ki bu zaferin sonucunda Rutte, Hollanda’nın başbakanı olmayı hak kazanır. Bu yazının kaleme alındığı sıralarda yüzde doksanbeş hükümetin kurulduğu ve Mark Rutte’nin

de başbakan olacağı kesinleşmişti. Kısa siyasi hayatından sonra isterseniz, biraz da, Rutte’nin liberallik anlayışı, VVD partisine bakışı üzerinde duralım. Gençlik yıllarında olduğu gibi, partinin içinde aktif olduğu andan itibaren farklı yorumlarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarabilen Rutte, 2004 yılında, VVD partisinin sadece zenginler partisi olmaması gerektiğini, daha geniş kitlelere hitap etmesi gerektiğini vurguladı. 2006 yılında VVD’nin liderliğine soyunduğunda, ‘ödenek alan bir anneninde, baş örtülü bir bayanında’ hakkını savunacağını söyledi Rutte. Mark Rutte’ye göre liberalizm, ‘sosyal adalet ve anlaşma’ düşüncesidir. Taa 2003 yılında, VVD’nin sadece ekonomi, güvenlik ve devlet yardımları partisi görüntüsünden vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Rutte, kendisi pek beğenmesede, o zamanlar ‘sosyal-liberal’olarak damgalanmıştı. 2004 yılı milletvekili seçimlerinde, bir zamanlar sol’un tek elinde olan ‘çevre, eğitim’ gibi bazı konulara el atan Rutte, VVD partisinin toplumdaki imajını değiştirmeye çalıştı. 2005 yılında yayınladığı “Geleceğe Güvenle Bakmak” adlı liberal manifestoda, liberalizm üzerine endişelerini dile getirdi. Rutte ‘bireysel özgürlüğün, normsuzluk, değer taşımama, ya da egoizm olmadığı’nı savundu. Devletin insanları mutlu kılamayacağını, hükümetin insanlara yeni şartlar ve sorumluluklar vermesi gerektirdiğini dile getiren Rutte, toplumun bireylerdeki potansiyel gücü iyi işler hale getirmeyi teşvik etmesini savunmakta. Devamla Rutte, VVD partisinin, sadece ayakları üzerinde durmayı başaran bireyleri değil, aynı zamanda önüne fırsat sunulduğunda kendini geliştirmek isteyen insanlarında partisi olduğunu söylemekte. Evet Hollanda yeni bir başbakanla yola devam edecek. Liberal başbakan, toplumda yeni girişimlere, orjinal düşüncelere sahip birey ve gruplara fırsat verecek. En azından biz, bu yolu mutlaka denemeliyiz. Bittik, kahrolduk, Hollanda yaşanmaz hale geldi gibi olumsuz düşünceleri bir tarafa bırakıp, yeni şartlarda yeni mücadele yöntemleri geliştirmeliyiz. Yeni hükümet Hollanda’ya hayırlı olsun. Not: Sevgili okurlarım. Geçen sayıda ele aldığımız konu üzerine olağanüstü tepkiler aldım. Hiç beklemediğim insanlardan bile… Bunlara cevap vermek Hollanda Türk toplumuna şu günlerde bir fayda sağlamayacak. Ancak bize ulaşan bilgileri yeri ve zamanı gelince değerlendirmek, bizim en tabii hakkımız olduğu açıktır.

veyisgungor@haber.nl

Veyis Güngör is advisuer van SMHO (Samenwerkende Moslims Hulp Organisaties) in Amsterdam. Tevens is hij voorzitter van UETD Nederland (Union of European Turkish Democrats).


HABER

12

OKTOBER - EKiM 2010

Sağlık sigortasında öncü

TIKLAYIN, HESAPLAYIN!

Yakında açıklıyoruz.. Sağlık sigortasında kollektif indirimlerinden yararlanın. Hollanda'daki en avantajlı primleri Kasım ayında kamuoyuna açıklıyoruz.

tün.

yü ir... ayınızı bü l i b e y büyü , pazar p r e l n e ın ünün tırım yap ş ü d a k büyü eklama y e c e r Sad krizde e Siz d

6 HA

sa ı ş a

k ı l ğ

er ay

'da h llanda

esi Ho

azet BER G

Tel: 013-467 52 67

Her şey in b

0 0 0 . 5 r

asılıyo

AGIS, CZ ve VGZ'de bütçenize en uygun primleri biz sunuyoruz.

tb n ade i b 3 1

r o y ı l ğ nı sa

a

k m i i r e l müşt

e y i s n a Pot

TIKLAYIN, HESAPLAYIN... 2010 Ana sponsorlarındanız!

BenimsigortaM.nl bir PMF Moerenburg Adviesgroep kuruluşudur

Doğal Lezzet

Melkproducten

Tel : 010 290 72 77 www.goremeayran.com


13

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

‘Başarılı olmanın yolu kararlılık ve cesaretten geçer’ Foto: Rick Rindertsma

Çiğdem ise iki kez kura sisteminden neticesiz ayrıldı. Bundan dolayı Psikoloji Fakültesi’ne kayıt olduğunu söylüyor gülerek. Psikoloji eğitimini gördüğü sırada 2001 yılında üçüncü bir kura sonucu Leiden’da Tıp Fakültesi’nde eğitim almaya hak kazandı. Bu örnek azmin sahibi Çiğdem Tıp Fakültesi’nden 2008’de başarıyla mezun olduktan sonra, Breda’da Amphia Ziekenhuis’de (Amphia Hastanesi) doktor-asistanı olarak çalışmaya başladı. Burada Cerrahi Dalı’nda büyük bir tecrübe edinme ve ameliyatlarda asiste etme olanağına sahipti Çiğdem. Bir yıl sonra UMCG’nin kendi sunduğu Cerrahi Dalı eğitimine girebilmek için Groningen’e geçti. “Cerrahi Dalı eğitiminden sonra kendimi daha fazla uzmanlaştırmak istediğim noktaya gelebilmem için uzun görünen bu yolu yürüyeceğim.” Zevk almak da önemli Mezun olduğu fakülteleri kombine etmekten çok memnun olduğunu belirtiyor Çiğdem. “Birbirine çok yakın olan dünyaları, yani Psikoloji ve Tıp Fakültesi’nin dünyalarını, kombine ediyorum. Ameliyat geçirmiş olan hastalar ile birlikte yaşam kalitesini de göz önünde bulundurarak bilimsel alanda soru listeleri doldurabiliyorum. Bu neticeleri değerlendirmek amacıyla tescilli bir dergide yayınlayabilmek için uğraşıda bulunuyorum.” Çiğdem gençlere tavsiyesinde meraklı olma ve çevre yapmanın önemini vurguluyor. “Kendine pasif rolünü yakıştırma. Uzun ve kısa vadeli hedefler belirle ve bunları yorumla; belirlediğin hedeflere neden ulaşıp ulaşamadığını kendi kendine sor. Yüksek gördüğün kişilere yaklaşmakta da cesaretli ol, çünkü başarılı olmanın yolu kararlılık ve cesaretten geçer. Ayrıca azmini %100’lük bir oranla kullanmayı unutma. Eğer saat beşi gösterdiğinde işin bitmediyse, işini bırakmadan devam et. Fakat sonuç itibariyle zevk almak da kesinlikle çok önemlidir. Yani hayata katıl!”

Çiğdem Öztürk "Kendine pasif rolünü yakıştırma. Uzun ve kısa vadeli hedefler belirle ve bunları yorumla; belirlediğin hedeflere neden ulaşıp ulaşamadığını kendi kendine sor. Yüksek gördüğün kişilere yaklaşmakta da cesaretli ol, çünkü başarılı olmanın yolu kararlılık ve cesaretten geçer"

Çocukluktan itibaren ne dan değil, bu anaokul değişiklikleyőnde kariyer yapacağını rine bir taşınma olayı sebep bilen Çiğdem Öztürk olmuştur.” Çiğdem’in (1981) sağlıkla alaeski sınıf arkadaşlarıkalı her konuya ilgi nın onun hakkında duyuyor ve buna hala hatırladıkları yőnelik televizyon ise Çiğdem’in cerrah programlarını da olma arzusu. Bu heözveriyle izliyordu. defi hiç bırakmadan Şimdi ise Universitair ortaokulda da hala Medisch Centrum kendinden emin ve baGroningen’de (UMCG şarılı bir şekilde okuMetin: (Üniversite Sağlık maya devam ediyordu. Özlem Keskin (Hukukçu) Merkezi Groningen)) “ Üniversite’ye girebilgörev alıyor. mek için hangi dersleri Çiğdem Psikoloji Fakültesinin görebileceğimi araştırmaya vwo’nun yanı sıra Tıp Fakültesini de bitirdi. ilk sınıfında başladım.” Üniversite mezuniyetinin ardından Tıp Fakültesi’ne alınabilmek Cerrahi Dalı’nda çalışmaya başladı. için var olan kura sistemine katıŞuan UMCG’de kalarak, kendi söyle- larak kuradan çıkmanız gerekiyor. miyle cerrah olma yolunda mantıklı Voor de Nederlandse versie van dit interview kan het boek ‘Turkse bir adım attı. afkomst, Nederlandse toekomst’ (‘Türk geçmişli, Hollanda gelecekli’) İki sonuçsuz kura van Stichting De Nieuwe Generatie (‘Yeni Nesil Vakfı’) worden Çiğdem üç değişik anaokulunda geraadpleegd. Zie voor meer informatie over het boek: eğitim gördü. “İmkânsız olmadığımwww.turkseafkomstnederlandsetoekomst.nl.

Wilders'in ayağını öpenler Herkesin siyasetçiler hakkında bir düşüncesi vardır. Düşünceler genelde şundan ibarettir: 'Siyasetçiler sadece kendi cebini düşünür. Siyasetçiler yalancıdır, dürüst değildir, düzenbazdır' ve buna benzer daha çok sözler sarf edilir. Dürüst siyasetçi yok mu yani? İdealist olan, topluma hizmet arzusuyla yanıp tutuşan siyasetçi yok mu dünyada? Var tabii! Ama maalesef azınlıkta. Hollanda'da bu durum farklı değil. Başarılı bir siyasetçi olmak isteyen susmayı bilmeli. Aksi takdirde sustururlar. Parti başkanının çizgisinden çıktığın anda kargalar etrafını sarar ve seni zorlarlar, baskı yaparlar. Bu baskılara karşı dayanabilen insan az. 2006 senesinde parlemento adayı olduğum zaman İşçi Partisi tarafından aşırı baskı altında kaldım. Tecrübeli bir siyasetçi ile telefonda görüşürken bana şunu söylemisti: "Erdinç, kendini düşün. Halk unutur. 3 hafta sonra gazeteleri çöpe atarlar ve olanları unuturlar". Bu sözlerin doğruluk payı var. Ama bir şeyi unutmuştu bu siyasetçi bana bunları söylerken; "Ben kendim aynaya bakabilir miydim? Geceleri rahat uyuyabilir miydim? İdeallerimi, prensiplerimi satarak, kenara atarak alnım ak sokakta yürüyebilir miydim?" Hayır, hiç birini yapamazdım! Parti baskısıyla siyaset yapmamaya karar verdim. İşçi Partisi aynı gün beni listeden çıkardı. Zerre kadar pişman değilim. Çünkü ruhumu, hürriyetimi satmadım. Hollanda bu aralar çalkalanıyor. Hollanda'da yaşayan 1 milyon Müslüman söz ve hareketler ile incitiliyor. Hollanda'da yaşayan Müslümanlar tedirginler. Bir doktor arkadaşımla sohbetimde kendisi bana şunu anlattı: "Erdinç, Türkiye’den ev alacağım, burada geleceğimiz meçhul!". Bunlar korkunç sözler. Biz

Hollanda'da yaşamak istiyoruz. Hollanda bizim ülkemiz. Maalesef bu zor günlerde kendilerinden bir duruş beklediğimiz bir takım Türk asıllı siyasetçiler bizleri hayal kırıklığına uğrattı. Wilders isimli İslam düşmanının ayağını öptüler. Koltuk sevdası için geçmişlerini unuttular. Ruud Lubbers, Van Agt, Hirsch Ballin, Ab Klink, Kathleen Ferrier, Ad Koppejan isimli Hollandalılar ayağa kalkıp, Wilders’e "hayır" dedi. Açık ve net tavırlarını ortaya koydular. Bunu herkes duydu ve saygıyla karşıladı. Aynı duruşu sergilemesini beklediğimiz, bizi canla başla savunması gereken, bizim duygularımızı dile getirebilecek bir şahıs vardı, o da tam tersini yaptı. Wilders ile beraber çalışmayı canı gönülden kabul edip, herkesin kabul etmesi için televizyon ekranlarından çağrıda bulundu. Kimbilir neler vaad edildi kendisine. Demokratik bir ülkede yaşıyoruz ve herkes düşüncesini açıklamalı. Bende demokratik hakkımı kullanarak düşüncelerimi açıklıyorum: bu duruşunu, bu seçeneğini anlamıyorum! Sadece ben değil, görüştüğüm bütün Türk, Faslı, Surinamlı, Endonez arkadaşlar da anlamıyor. Bir gerçek daha var. Unutulacak. 3 hafta sonra gazeteler çöpe atılacak. Wilders'in ayağını öpenler yine davet edilecek Türk’lerin organize ettiği etkinliklere. Konuşmacı olarak katılacak, saygı gösterilecek. Ne de olsa koskoca bir milletvekili değil mi? Merak ettiğim tek şey: aynaya bakabilecek mi? Geceleri rahat uyuyabilecek mi?.....

erdincsacan@haber.nl Erdinç Saçan was werkzaam als internet coördinator bij Corendon / Gomundo. Momenteel is hij in dienst bij Fonyts Hogescholen Eindhoven als docent ICT & Business. Daarnaast is hij voorzitter van Stichting De Nieuwe Generatie.


HABER

12 Eylül mektupları Amsterdam'da 12 Eylül döneminde cezaevinde bulunanların yazdıkları ve uzun yıllar sahiplerine ulaştırılmayıp saklanan mektupların kopyaları, Hollanda'nın Amsterdam şehrinde sergilendi. Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB) merkezinde açılan ''26 Yıl Tutuklu Kalan Mektuplar'' isimli sergiye, Türkiye- Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu eski Eş Başkanı Joost Langedijk'ın yanı sıra, bazı mektup sahipleriyle o dönem yurt dışına çıkanların da aralarında bulunduğu kalabalık bir grup katıldı. Serginin düzenlenmesini sağlayan grup adına HTİB Başkanı Mustafa Ay-

Rotterdamlılar'a yeni imkanlar

İşçi Partisi Kralingen-Crooswijk belediyesi meclis üyesi Oktay Ünlü, Rotterdam Kralingen bölgesindeki gölün sadece zenginler ve yelken derneklerine üye olan kişiler tarafından kullanılabildiğini ve bunun değişip herkese açık olması gerektiğini; tüm Rotterdamlılar'ın eşit şekilde faydalanabilmesi gerektiğini vurgulayarak bunun araştırılması için belediye meclisine yeni bir önerge verdi. Belediye meclis üyelerinin tamamının evet demesiyle kabul edilen önerge konuşulurken, belediye başkan yardımcısı da aynı şekilde Rotterdamlılar'ın bu tür faaliyetlerden daha çok yararlanabileceklerinin sinyallerini verdiğini söyledi.

14

OKTOBER - EKiM 2010

rancı, “Açılan binlerce davada 230 bin kişi sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmış. On binlerce insan hakkında dava açılmış ve bu yüzden tutuklu kalmışlardır. Tüm bu baskılar sonucunda 30 bin kişi yurt dışına mülteci olarak gitmek

zorunda kalmış ve binlercesi vatandaşlıktan çıkarılmıştır” dedi. Mektupların darbeden 26 yıl sonra, o dönemde cezaevinde görev yapan bir başçavuş tarafından kamuoyuna sunulduğu da belirtilerek, bu mektuplarla Türkiye tarihinin

karanlık yüzü olan o dönemin gündeme taşınmak istendiği kaydedildi. Sergi kapsamında bir de panel düzenlendi. Panele Hollandalıların da katılımı dikkat çekerken, katılanlar 12 Eylül döneminde yaşadıklarını anlattılar.

Amsterdam Ayasofya Cemaati Ayakta: "İnşaat İzni Verilsin Artık" cere çalarak protesto etme kararı aldı. İki gün boyunca belediye içinde ve önünde gösteri yapan, tencere ve tava çalarak seslerini duyurmaya çalışan 50 kişilik guruba polis müdahale edip, tutuklayarak otobüsle ifadelerini almak üzere karakola götürdü. Cami başkanı Fatih Üçlerdağ ve basın sözcüsü Murat Kurt verdikleri demeçte: “Perde arkasında dönen dolaplar sonucunda, camiinin bulunduğu semtin belediyesi olan Amsterdam West yerel belediyesi, tüm plan ve projeler onaylanmış olmasına rağmen, prosedürde teferruat mesabesinde olan, inşaat alanındaki yerleşim planı ile ilgili camii yönetimini uyduruk uzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu’na bağlı gerekçelerle üç aydır oyaAmsterdam Ayasofya Camii Cemaati, yeni caminin inşaatının başlayabilmesi konusunda belediyenin ayak sürü- lamaktaydı. Amacın, camii düğünü ileri sürerek, bu tutumu belediye önünde tava -ten- inşaatının başlamaması, hatta

K

cemaatin yılgınlık gösterip vazgeçmesini sağlamak olduğu kaanati cemaatte hasıl olunca protesto eylemleri de başlamış oldu.” Belediyeden hiç bir tepki gelmemesi üzerine camii cemaati Perşembe günü tekrar öğle namazından sonra belediye binasına geldi. Protestonun ikinci gününde de tencere kapakları vuruldu, düdük çalındı, namaz kılındı ve dualar edildi. Oyalandıklarına sinirlenen cemaat polis uyarısına rağmen bu sefer binayı boşaltmayınca 50-60 kadar polisin eşliğinde bir otobüse bindirilerek Amsterdam merkez karakoluna götürüldü. Burada tek tek hücrelere konulan insanlar saatlerce bekledikten sonra ifadeleri alınarak serbest bırakıldı.”

Bosna-Amsterdam uçuşları başlıyor

B

osna Hava Yollarının almış olduğu yeni bir karar doğrultusunda 1 Aralık’tan itibaren Amsterdam-Sarayova direk uçuşları gerçekleştirilecek. Bosna Hersek Havayolları yetkililerinden Mustafa Aydın ve Okan Uluocak’la yapılan karşılıklı görüşmelerde Hollanda’dan Bosna’ya hava yoluyla ulaşımın zorlukları üzerinde duruldu. Bugüne kadar aktarmalı yapılan uçuşların fazla zaman alması ortadan kalkacak. Hem Hollanda‘daki Bosnalılar hem Bosna’ya gezi amaçlı gitmek isteyenler için yeni bir fırsat doğacak. Artık gruplar bundan böyle sık aralıklarla Bosna’ya gezi düzenleyebilecekler. BH Airlines

Amsterdam-Sarajevo hattında hafta da 3 frekans uçuşlara başlayacak. Uçuşların A319 tip uçakla yapılacağını ve uçuş süresinin 2 saat 10 dakika olacağını söyleyen yöneticiler "Herşey dahil,

www.anadoluline.nl

gidiş dönüş konsepti ile satışa çıkartılacak olan biletlerin fiyatları 139 euro'dan başlayacak. Bu şekilde yolcularımız hem vakit hem de nakitten kâr etmiş olacaklar" dediler.

Sezer Consult kuruluşunun 10. yılını kutladı

Sezer Danışmanlık (Consult), Rotterdam Korte Hoogstraat adresinde bulunan Historisch Müzesinin şeref salonunda seçkin davetlilerin katılımıyla onuncu yılını kutladı. Kutlamalara T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, Müze Müdürü Paul van der Laan, Rotterdam Belediyesi Entegrasyondan sorumlu encümen üyesi bayan Korrie Louwes , Topsport genel müdürü Hans Oudendammer, işverenler, bazı dernek ve kuruluş temsilcileri ile çok sayıda Türk ve Hollandalı davetli katıldı. Açılışta bir konuşma yapan Cemile Sezer, “Sezer danışmalık olarak on yıldır başarılı projelere imza attık. Bu başarılı çalışmalarımızı 2020 yılına taşımak istiyoruz. Düzenlediğimiz uyum kurslarıyla toplumlar arasındaki önyargıları kaldırıp her ikisinin de tarih ve kültürleri hakkında bilgi sahibi olmasını istiyoruz.” dedi.

Gençler, telefon şirketlerinin tuzağında Rotterdam Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Zeki Baran: “Yaptığım araştırmaya göre Rotterdam'daki gençlerin, yüzde 89’unun telefon firmalarına borçları var. Borçlarından ötürü herhangi bir yerden uyarı almayan gençler, gelecekte finans açısından sıkıntıya düşmeleri kaçınılmaz. Bu öyle bir hal ki, ilerdeki bütün yapacakları işleri engelleyecek. Geri kalan yüzde 11’lik bölümündeki gençlerin ise hastalık sigorta şirketlerine borçları var. Konuyla ilgili olarak Sosyal İşler Bakanı Piet Hein Donner ve Gençlik–Aile Bakanı Andre Rouvoet'a bir mektup yazarak olayı ele almaları için istekte bulundum. Bakanlara, telefon firmaları ile birer anlaşma yapılarak, belirli bir rakam aboneliğin üzerine çıkan gençlere, anında bir sms gönderilerek, uyarılmalarını istedim. Tabii ki telefonu kullanan gençlerin kendi sorumlukları ancak, 25 avroluk abonesi olan bir genç, nasıl oluyor da 300 avroluk görüşme yapabiliyor? Biz bunun önüne geçilmesini, gençlerin ilerde sıkıntı yaşamalarını istemiyoruz." dedi.

Seçmen koalisyona kısa ömür biçti Hollanda’da seçmenlerin yüzde 60’ı, PVV'nin dışarıdan desteklediği VVD ve CDA azınlık hükümetinin 2014 yılından önce düşeceğini düşünüyor. Maurice de Hond’un araştırmasından çıkan sonuca göre, yüzde 22’lik grup yeni hükümetin 2012’de, yüzde 29’luk grup 2011’de ve yüzde 7’lik grup da bu yıl düşeceği görüşünde.

Yıldırım Türkiye


15

Sultanlar Yolu'nun mola üssü açıldı

Avrupa-Türkiye Kültür ve Tarih Yolu Projesi olan Sultanlar Yolu’nun Haarlem şehrindeki bürosu açıldı. Avrupada ilk defa Türkler tarafından hazırlanan ve Türkiye’de sonuçlanan bir uzun menzilli kültür ve tarih yolu olan Sultanlar Yolu’nun, Hollanda’nın Haarlem şehrinde bulunan bürosu çeşitli ülkelerden gelen davetliler eşliğinde açıldı. Açılışa Türkiye Cumhuriyeti Turizm Müşaviri Ahmet Temurci de katıldı. Sultanlar Yolu Vakfı başkanı Kyra Kuitert Sultanlar Yolu’nun misyonunun doğadan zevk alarak hareket etmenin yanısıra kültürler arası kaynaşmanın ve tarihi yaşatmanın olduğunu anlattı. Orta Avrupa ve Balkanların tarihinin bazen kanlı savaşlara sahne olduğunu ve Sultanlar Yolu’nun bu ülkelerde köprü oluşturarak barışa ve kardeşliğe katkı sağlayacağına işaret etti. İkinci olarak konuşan Sedat Çakır, Sultanlar Yolu fikrinin doğuşunu ve nasıl geliştiğini anlattı. Özellikle 2010 yılında yapılan yol işaretleme çalışmalarına ve sponsorların önemine değindi. Türkiye’den Polisan

boya firmasının bağışladığı sarı renkli okları anlatan Sedat Çakır, konuşmanın sonunda 2009 ve 2010 yıllarında vermiş oldukları katkılardan dolayı T.C. Turizm Müşaviri Ahmet

Temurci’ye teşekkür belgesi takdim etti. Daha sonra konuşmalara verilen arada, çeşitli milletlerden insanların aynı düşünce çerçevesinde ve Avrupa'daki Osmanlı kültürünü yaşatmak için geliştirdikleri fikirler dinlendi. Aradan sonra yürüme yollarından ve farklı ülkelerdeki güzergahlardan çekilmiş fotoğraflardan oluşan bir sunum davetlilerin beğenisine sunuldu.

FOTOHABER Bosna Hersek ziyareti ile ilgili bilgi veren UETD Hollanda başkanı Veyis Güngör ikili yaptıkları görüşmelerde Hollanda Bosna Hersek arasında soysal, siyasi, kültürel kalkınma işbirliği konuları ele aldıklarını ve oldukça verimli bir ziyaret gerçekleştirildiğini bildirdi. Hollanda’ki Türklerle Boşnakları biraraya getireceklerini söyleyen Başkan Veyis Güngör, Hollana Bosna Hersek arasındaki ilişkilerin ilkini teşkil edecek sözkonusu kültürel etkinlikte, Bosna'yı tanıtan bir belgesel film gösterilecek. UETD Hollanda’nın Bosna gezisi sırasında çekilen fotoğraflardan oluşan bir sergi açılacak. Boşnak Türk kahvelerinin servis edileceği, Bosna programında müzik grupları da yer alacak. Amsterdam’da yapılacak program Hollanda Boşnak Dernekleri Platformuyla ortakalaşa gerçekleşecek.

5 Kasım tarihinde Amsterdam’da gerçekleştirilecek Bosna Dayanışma Programı’yla Bosna Hersek farklı yönlerİYLE tanıtILACAK.

RESTAURANT OTTOMAN SARNIC'DA WORKSHOP YEMEK PROGRAMI

Hollanda'daki Rizeliler örgütlendi

H

ollanda'da yaşayan 2 bin civarındaki Rizeli Drunen'de gerçekleştirdikleri organizasyonla, "Hollanda Rize Kültür Vakfı" bünyesinde biraraya geldi. Rizelilerin çoğunlukta olduğu Drunen'de gerçekleşen açılışa, Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, Heusden Belediye Başkan Yardımcısı Wim Van Engeland, Den Haag Turizm Ataşesi Ahmet Temurci, THY Hollanda Müdürü Metin Gözüaçık, Hollanda Türk İşadamları Derneği (HOTİAD) üyeleri, Hollanda Rize Kültür Vakfı Başkanı Kamil Kopuz ve diğer yetkililer katıldı. 2008 yılında kuruluş aşamasını ve diğer bürokratik işlemleri tamamlayan vakfın başkanı Kamil Kopuz, amaçlarının, Rize kültürünün Hollanda'da tanıtılması ve anavatanla sağlam köprüler kurul-

ması olduğunu söyledi. T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ ise, “Rizeli vatandaşlarımızın, kendi kültür değerlerini yaşamak için oluşturdukları vakıf hayırlı olsun. Türkiye – Hollanda arasında ticari, ekonomik, eğitim ve birçok alanda uzun yıllara dayanan işbirliği var. Hollanda Rizeliler Vakfı, varolan bu işbirliğine olumlu katkılar yapacağına inanıyorum. Hollanda’daki Türk toplumu artık kalıcı. Bu nedenle, her ne suretle olursa olsun, çocuklarımıza en iyi eğitim olanaklarını sunmalıyız, onların mutlaka bir diploma sahibi olmalarını sağlamalıyız” şeklinde konuştu. Rizeliler, vakıf sayesinde uzun yıllar sonra bir araya gelmenin mutluluğunu yaşarken, hemşerileri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da, en kısa sürede aralarında görmek istediklerini söylediler.

zırlamak, aşçılar tarafından bıçak kullanma teknikleri, tabak dekorasyonu ve süslemesi, ve Helvahane kapısı bölümünde tatlı türleri hakkında bilgi almak mümkün. Haftanın 3 günü canlı müzik programları düzenlenen bu mekanda, fasıl, Türk halk müziği, Türk pop müziği programları yapılmaktadır. Workshop konusunda daha detaylı bilgi için Restaurant Ottoman Sarnıç'ta Burak Erkan'a başvurabilirsiniz.

Reizen

49€

’dan başlayan fiyatlarla

İkram dahildir

KONYA - ELAZIĞ - SİVAS DİREKT UÇUŞLARIMIZ BAŞLAMIŞTIR

www.yildirimreizen.nl MottoMedia

Hollanda’da Utrecht'den sonra Rotterdam’a açılan Ottoman Restoranının ikinci şubesi olan Restaurant Ottoman Sarnic gün geçtikçe değişik projelere imza atıyor. Eğitim amaçlı aktiviteler düzenlemeye başlayan restoran, özel yemek workshopları vermeye başladı. Yemek yapmayı öğrenmek isteyenler ve Türk ve Osmanlı Mutfağı’na ilgi duyanlar bu mekanda workshop programlarına grup halinde katılabilmekte. Bu mekanda 3 veya 4 aşamalı yemek menüsünü hem kendiniz yapıyor hem de kendiniz yiyebiliyorsunuz. Workshop suresince Matbah-i Amire, yani Osmanlı Saray Mutfağı bölümünde on yemek ha-

HABER

OKTOBER - EKiM 2010


HABER

16

OKTOBER - EKiM 2010

INCEPTION: BU BiR RÜYA MI?

MODERATÖR | MESUT KARAMAN FOTO | M.F. KARAMAN

Inception son zamanlarda sinemaya uğramış en iyi film. Günümüz sinemasının en yetenekli yönetmenlerinden olan Christopher Nolan'ın başarılı bir çalışması olarak gündeme oturan bu filmi Hollanda'da film izleme ve değerlendirmelerine güvendiğimiz 3 isimle konuştuk. Sadık Yemni, Yusuf Alan ve Sevim Zor 2 saat boyunca Inception filmini enine boyuna ele aldılar ve ilginç tesbitlerde bulundular. Bu ortamı sağlayan Rotterdam Zuid Meram Restoran yetkililerine teşekkürü bir borç biliriz. Mesut Karaman: Film hakkında çok iyi şeyler okumuştum, filmi seyreden arkadaşlarım da çok beğenmişler ve tavsiye ettiler. Filmin müziği ile okuduğum yazıdan sonra filmi daha seyretmeden soundtrack’ini dinledim ve çok etkilendim. Edith Piaf’ın müziğinin yavaşlatılmış halini film müziği olarak uyarlamışlar. Film başlarken de müziğin bu yavaşlatılmış haliyle başlıyor. Bu da filmdeki rüya konseptinin, yani gerçek zamanın rüyadakine göre daha yavaş ilerlediğine dair bir işarettir. Bunun dışında filmde sembolik ve mitolojik olarak çok işaret var. Filmi detaylı olarak görüşmeden öncede, kısaca filmi ne zaman seyrettiniz, nasıl buldunuz, öğrenebilir miyiz? SEVİM ZOR: Çarşamba günü gecenin bir vakti sinemaya gittim, son

seansa girdim ve filmi izledim. Oğlum çok anlattı filmi, filmden çok etkilendiğini ve bana mutlaka görmemi söyledi. Oğlum üç kere gitmiş ve benimle beraber gitmeyi çok istedi. Matrix filmiyle karşılaştırınca bana çok daha enteresan geldi, çünkü hayatın içinden birşeyler var, Matrix’de daha çok hayali ve teknolojik ağırlıklıydı. Bu filmi hayal etmek ve kendi yaşamımla eşleştirmek daha kolay. Bende çok hayal kurarım zaten, birilerinin rüyaları yönetebilmeleri ürkütücü ve ilginç geldi. YUSUF ALAN: Ben de seyredeli birkaç gün oldu. Konuyla ilgili yazılanları, yönetmenin özgeçmişini, yorumları, sembolleri inceledim. İlginç korelasyonlar tesbit edilebiliyor, özellikle tasavvuf kavramlarıyla, onlar ile ilgili notlar aldım.

SADIK YEMNİ: Bazı sahneleri 5-6 defa seyrettim. Özellikle felsefe yapılan, rüya tekniği nasıldır, beyin nasıl hızlı çalışır, algı nasıl değişir, bilinçaltının katkıları, bilinçaltına başkalarının girmesi ilginç şeyler. ‘Lucid dreams’ konulu filmlerde bu konular işleniyordu, burada tabii işin içinde 160 milyon dolar olunca, yönetmen diğer filmlere rest demiş. Önceki filmlerinden Memento’da çok iyiydi. Mesut Karaman: Christopher Nolan’ın diğer filmleri çok iyiydi, IMDB top 250 listesinde sanırım 5 filmi var, bu yüzden son zamanlarda en beğenilen yönetmenlerden birisi. Inception başlarken sahilde bir sahneyle başlıyor ve bu şekilde film biterken tekrar aynı noktaya bağlıyor. Bunun dışında tabii seyirciyi de sürekli nasıl bu noktaya gelindi diye merakta tutuyor. Filmin yine başında Japon işadamıyla yaptığı bir görüşmeyle devam ediyor. Film rüyalara girip bir insanın fikirlerini çalma hikayesi gibi başlıyor. Filmdeki başrol oyuncusunun işini zorlaştırmak için de bu tur rüya hırsızlarına karşı eğitimin mümkün olduğunu ve bu Japon işadamının da bu konuda eğitim aldığını öğreniyoruz ve kendimizi ikinci bir rüyada buluyoruz. Sonra filmin konusu rüyalardan fikir çalmak yerine başka birisine rüyada fikir yerleştirme olarak değişiyor. Filmin konusu sadece fikir çalmak olarak kalsaydı çok sıradan hırsızlık filmine benzeyecekti, fakat bu şekilde çok daha ilginç bir filme dönüştü. SADIK YEMNİ: O zaman üçüncü katı tanımayacaktık, üçüncü katı tanımadan adamın kendi dramını bilmiyoruz. Çünkü daha önce o numarayı yapmış, yani fikir yerleştirmeyi. Bu şekilde başrol oyuncusunun ailesiyle ilgili dramını öğreniyoruz. YUSUF ALAN: Bana bu filmin en ilginç çağrışımı şu oldu: Dünyada rüya olmasaydı, rüya görmeseydik, ne olurdu? Dünyanın hakikatini tam hissedemezdik. Rüya ile kıyas ederek dünyanın hakikatine hakikat diyoruz. Ama dünya olmasaydı geldiğimiz ruhlar alemi, -tasavvuf terimleriyle konuşuyorumöbür dünyanın hakikatini anlayamazdık. Bu dünya rüya gibi. ‘İnsanlar uykudadır, ölünce uyanır’ diye bir hadis var. Hem mitolojik hem tasavvufi semboller kullanmış Nolan. Yusuf’u kullanmış, ki Hz. Yusuf rüya tevilinde uzmand��r malum. Filmdeki kahramanın eşi ile ilişkisi de ilginç, eşinin ismi Mal, yani şerre işaret var orada. Kahramanın şer problemi var, çünkü 'bana neyi bildiğini söyleme, neye inandığını, neyi hissettiğini söyle' diyor. Orada suçluluktan bahsediyor, müzikle birleştirirsek, yani pişman değilim. Aslında suçluluk ve pişmanlık filmin özü, fakat çıkış yolu, af dileme, tövbe, o nokta açık bırakılıyor. Ancak ölerek çıkabilirsin, o ölme nedir? Fena fillah, nerede fena olacaksa? SADIK YEMNİ: Yani demek ki müs-

lüman aleminin böyle bir film çekmesinin zamanı gelmiş. YUSUF ALAN: Yani dedim ki, helal olsun Nolan’a. Bizdeki kaynakları bir de bilseydi nasıl olurdu? SADIK YEMNİ: 160 milyon harcamış ama bütün sembolleri maksimum kullanmış. YUSUF ALAN: Escher’i kullanmış, mitolojide Ariadne var, labirent çizen kız. Tren var bir de, sizce bu tren nedir? SADIK YEMNİ: Kadın treni adamın üzerine sürüyor, beni almaya gelecek tren vardı diyor. YUSUF ALAN: Bu tren ecel mi? Gönül insanlari zamana benzetirler treni. SADIK YEMNİ: Benim burada gördüğüm, kadını bir tren almaya gelecekti, daha mutlu bir yere götürecekti, yani kadının beklentisi. Adamın da bir trene binmesi kaydıylaydı. Şimdi adam trene binmediği için, hiç ummadığı bir anda yolda bir tren çıkıyor ve arabalarına çarpıyor. Kadının öfkesiyle üzerlerine sürdüğü bir tren, kadının hayal kırıklığı treniydi. Simdi sembollerden devam edersek, Yusuf var, rüya tabir ederdi. Yusuf’u almaya gittiklerinde, orada 12 kişi birbirlerine bağlanmış yatıyordu. 12 rakamı, yani 12 havariler, ve onlar buraya uyanmaya geliyorlar diyordu. Şimdiye kadar 2 kat rüya yapmışlar ve üçüncü bir rüya için çok uzun süre baygınlık gerekiyor ve bunu da kimyasal bir maddeyle çok derin bir uykuya daldırarak yapıyorlar. Bir nedenden dolayı ölürlerse sonsuza dek bir çölde kalmaları gerekiyor. Normalde ayılması lazım ama ayılamıyor. Kimyasal madde hala etkili olduğundan uyanamıyor. Rüyadan çıkamıyor ve kendine bir yer buluyor, sonsuza dek de kalabilir. YUSUF ALAN: O da limbo, yani Arasat veya Araf deniyor. SADIK YEMNİ: Bizdeki manası öyle çöl gibi, kendini kaybettiği bir yer değildir. Sonsuz, bıktırıcı bir anlamı yoktur. Sonra 60 rakamı kullanılıyor. Babil’den gelen bu rakam, daireyi 360 dereceye bölmeleri. Bu da bir sembol, bu alemde 1 saniye, uyku aleminde 60 saniye oluyor, başka bir rüya katında 20 kat gibi söyleniyor. YUSUF ALAN: Sonsuza giden görüntülerin yansıdığı aynalara ne diyeceksiniz? SADIK YEMNİ: (Anlatıyor resimde...) Köprünün üstündeyken kız iki tarafa da bir ayna yerleştirerek sonsuz görüntüler olan bir durum çıkardı ortaya. Kırdı aynayı ve yeni bir koridor cıktı ortaya. YUSUF ALAN: Eliyle dokunuyor aynayı kırmak için, Nolan filmlerinde eli çok kullanıyor. Sizce neden eli kullandı? Bu aynalar geçmiş ve gelecek, nehirde şuanki zaman mı oluyor? Geçmiş ve gelecek çok sanal aslında. Yani içinde yaşadığımız zamanı çok genişmiş gibi hissediyoruz. Aslında geçmiş ve gelecek aynaları yüzünden çok genişmiş gibi görünüyor, halbuki çok dar bir yerde yaşıyoruz. Bir dokunsak, geçmiş ve

SADIK

YUSUF

SEViM

gelecek yıkılacak aslında. SEVİM ZOR: Ama zaten geçmiş ve geleceğin arasında kayboluyoruz, geçmiş gelecekte, gelecek geçmişte. YUSUF ALAN: Yani uyanma o, 'unfolding now' deniliyor, o anı açmak, uyanmak, zaman ve mekan üzeri olabilmek. Ona da ruhun ve kalbin hayat derecesi deniliyor, huzur orada diyorlar. Hinduizm ve Budizm'de de benzer kavramlar var, Nirvana gibi. Ruh zamanla kayıtlı değildir, beden kayıtlı, çelişki orada başlıyor. Burada da onu yaşamak mümkün, o sanallıktan kurtulduğu zaman veya ölmeden önce uyandığı zaman. SADIK YEMNİ: Zamanın yavaşlamışıdır o huzur, Şimdi biz koşuşturuyoruz ya. Rüyadan hep ölerek çıkıyor, ya da 'kick', Türkçe'de sadme; onun gibi birşey kullanılıyor. YUSUF ALAN: Aslında o 'tembih' olması lazım. Hani anne çocuğuna tembih eder ya, orada uyandırma vardır. İntibah oradan gelir, ruhun uyanışı, tembih, kick. Mesela suya düşme, ani düşüş yaşaması. Ama uykudaki kişiye değil, uyuyan kişiye yapılırsa oluyor. Gönül insanlarının eserlerinde bu semboller çok kullanılıyor. ‘Gençlik gecesinde uyuya kalmışım, ihtiyarlığın sabahıyla uyanmışım, ve beni uyandıran o” kickler”, tembihler, saçımdaki beyazlıklar, hastalıklar ve ölümler’. SADIK YEMNİ: Bir de totem vardı filmde. Rüyada veya gerçek hayatta olup olmadığını kontrol etmek için kendine bir totem yap deniliyor. Kız da kendine ne yaptı? Fil, satranç taşı. YUSUF ALAN: George Lakoff’un “Don’t Think of an Elephant!” kitabına bir atıftı. George Lakoff bir Amerikalı dilbilimcisi, Nolan da İngiliz dili ve edebiyatı mezunu. Çok iyi göndermeler var filmde. SADIK YEMNİ: Edgar Allan Poe’nun da bir sözü var: “En hakiki gerçeklik rüyalardır”. Birde adam diyor ya, her gün buraya geliyorlar bağlanıyorlar diye. SEViM ZOR: Peki siz inanıyor musunuz, aynı rüyanın paylaşılabileceğine? YUSUF ALAN: Şimdi orası ilginç. Rüyalarda biz rüyalarımızı paylaşmıyoruz, şu ana kadar tecrübe edemedik. Ama dünyada, bu hayat bir rüyaysa, onu paylaşıyoruz. SADIK YEMNİ: Bence bu dünyayı da çok paylaşmadığımızdan, rüyaları da hiç paylaşamıyoruz. Bu dünyayı daha iyi paylaşabilseydik, ortak rüyalara daha yatkın olurduk. Ama şu tur rüya paylaşımları yok mu? İnsanların aynı hedef uğruna, aynı ideoloji, aynı ideal uğruna bir araya gelmeleri yok mu? Bunlar ortak rüya, ortak vizyon değil


17

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

midir? Hatta bunları bir araya gelmeleri kolaylaştıran şey bu rüyaların ortaklığı değil midir? YUSUF ALAN: Aynısı olmasa bile benzer rüyalar görülüyor o yüzden. Ben yaşadım bir tanesini, kayınbirader ile ben hemen hemen aynı dönemde çok benzer rüyalar görmüşüz. O Türkiye’deyken msn’den görüntülü görüşürken önce ben anlattım, onlar dinlerken şaşırmıştı, ben de şaşırdım. Sonra o başladı anlatmaya ben de bir garip oldum. SADIK YEMNİ: Filmin sonunda ne oldu diye konusalım. YUSUF ALAN: Sona geçmeden önce bazı diyaloglar var. Mesela profesör ne diyor: “Come back to reality”. Hakikate gelmek demek ne demek? SADIK YEMNİ: En son sahneye dönmek lazım o zaman. En son sahnede Amerika’ya sorunsuz girdi, korkarak. O polis sahnesini çok uzun gösterdiler ama. SEVİM ZOR: Ama o rüya mıydı acaba? SADIK YEMNİ: Hiç tartışmasız rüya, neden? Çünkü herkes ona bakıyordu

havalimanındaki sahnede. Kız ilk defa Paris rüyasındayken, niye bunlar bana bakıyorlar diye sordu? Çünkü sen benim bilinçaltımdasın, onlar senin yabancı olduğunu hissediyor, o yüzden bakıyorlar. SEVİM ZOR: Ama çocuklarının yüzünü son sahneye kadar görmemişti, hep arkadan gördü. SADIK YEMNİ: Ama o teknik, bir yeri daha göstermediler. Kadın ile elele yürüyorlardı bir yerde, kaç sene kalmışlardı orada, 50 yıl mı? Kaç yaşında olmaları lazım, niye orada yaşlı karı koca göstermediler. Orada çok uzaktan belirsiz gösterdi, ellerini yakından gösterdi. Neden? Çünkü Japon’u yaşlı gösterecekleri sahnenin benzersiz olması lazımdı, tamamen film tekniği. O sahnenin ünik olması lazım, onun şaşırtması şoke etmesi lazım. YUSUF ALAN: Orada ele odaklanma kader anlamına geliyor olamaz mı? SADIK YEMNİ: Carlos Castanada, 'lucid' rüya görebilmek için, yani rüyada bilincini kullanabileceğin hale gelebilmek için rüyada ellerini ara der. Rüyada ellerini görebildiğinde ilerledin demektir. Mesut Karaman: Rüyada yaşlanmak için rüyanın gerçek olduğuna inanması gerekiyor, Japon işadamı bu yüzden yaşlanıyor, senelerce orada kalıyor. Başrol oyuncusu Cobb ise rüyada olduğunu bildiğinden yaşlanmıyor. SADIK YEMNİ: Japon helikopterde başrol oyuncusuna dedi ki: 'Yapmayacak mısın? O zaman tek başına ve pişmanlıklar içinde yaşlanacaksın ve

Hollanda ve Almanya’dan Türkiye’nin her noktasına uçak bileti temin edilir 7/24 hizmetinizdeyiz...

tek başına öleceksin'. Ona söylettiler, yaşlanacak adama yaşlanmayı telaffuz ettirip filmin teknik anons mekanizmasını gösterdiler. Tek yaşlanmayı telaffuz eden o ve filmde yaşlanan tek kişi o. Bunları filmdeki gizli katlardır, asla bilinçle kavramazsın ama bilinçaltında bir zevk duyarsın. YUSUF ALAN: Bir de rüyaya geçerken fark etmeyiz uykuya daldığımızı. Dünyaya geldiğimizi fark ettik mi? Aşağı yukarı iki yaşından sonrasını hatırlıyoruz, asla dünyaya geldiğimizi hatırlamayız. Uykuya daldığımızı, rüyaya girdimizi fark etmiyoruz. Dünyaya geldiğimizi fark etmiyoruz. Herhalde öldüğümüzde de fark etmeyeceğiz gibime geliyor biraz. SEVİM ZOR: Yusuf Bey, filmin sonuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Ben rüya değil diyorum, çocukların yüzünü gördü. YUSUF ALAN: Sonunu yoruma açık bırakmışlar, Michael Caine rüya değil diyor, o kendi kanaati bence. Açık bırakmış sonunu. SADIK YEMNİ: Ama herkes bakıyor ona. Ben ne anladım biliyor musunuz? Kadın rızasını verdi adama, kadının bilinciyle cıktı, birinci kata. Herkesin ona bakması başkasının bilinçaltında olması değil mi? Kadın Dante’nin Beatrice’i gibi bir çeşit. YUSUF ALAN: Peki cennette rüya var mı? Yani rivayetlerde eserlerde uyku yok rüya yok diye belirtiliyor . Çünkü her şey gerçek, canlı, taş toprak her şey şuurlu, nurlu ve söz dinliyor, anlıyor. Cennette uyuma yok, rüya yok, yorulma yok. Garip bir seviye, yani orada topaç durmuyor. Bu seviyeler nefsin mertebelerine de işaret ediyor olabilir. Şimdilik üç, yediye kadar bu çıkarabilir. Aslında tersten başlıyor, yani nefsi emmare dediğimiz en alttaki, en dip uyku, o limboya yakın, unutulmuşluğa ait. Ondan sonra tasaffi süreci var, saflaşma. En üstte yokluk, hayret makamı benliğin kaybolması tamamen sıfatların isimlerin özelliklerinin sende yansımaya başlaması. İşte nirvana dedikleri şeylerin bizim anlayışımızdaki hali, kainatla bütünleşmek gibi.Tasavvufta enteresandır, Yaratıcının ilk yarattığı şey Nur-u

Muhammed'dir derler. Çok enteresan bir nur. Orada, öyle mükemmel bir ayna ki, Yaradan kendi sonsuz güzelliğini, mükemmelliğini görmüş, yaratmaya karar vermiş herşeyi. Hepimiz aynı mayadan yaratıldığımız için aslında, tek meyveyiz yaratılış ağacının, çekirdeğe tekrar gidebilsek, dönebilsek, herşeyle ilişkimizi, ortaklığımızı hissediyoruz. YUSUF ALAN: Inception bana bir de şunu ilham etti. Tohum. Çekirdek. Fikir olarak. Yaratıcı da bizim içimize benlik tohumunu atmış. Bu tohum bizimle birlikte büyüyor. SADIK YEMNİ: Bizim İnception’ımız o işte. YUSUF ALAN: Biz büyütüyoruz, bizim hem sırrımız, hem tohumumuz. Ama çok garip, nasıl istersek öyle bir alem çıkıyor. Tuğba da çıkabilir, zakkum da çıkabilir, yani o bizim irademize bağlı. Ne istersek o şekilde büyüyor, o çok garip. SADIK YEMNİ: Filmde diyor ki, iyilik daha kalıcıdır. Zorbalığa rezistans gösterecek diyor, iyilikle yapılması lazım. Babanın ölüm sahnesindeki kasanın açılması ve içinden çıkan sır gibi.

SERi iLANLAR

YUSUF ALAN: İnsanın içindeki o sırlar da bir kasanın içinde. Benlik de öyle, önce onu açıp onu kullanarak diğer şeyleri açmak mümkün. İlim denen şey, evrendeki sinyalleri alıp içerde işleme, onları içselleştirme. Marifet de bu sinyalleri, ilimi kullanarak kendini keşfetme, o sırrı, anahtarı bulma. Kemalat, olgunlaşma ise o anahtarı kullanarak kaynağını keşfetme. Ben kimim, nereden geldim? Bendeki hayatın kaynağı nerede, benim çekirdeğim ne? Onu bulduğu zaman, olgunlaşıyor insan. SEVİM ZOR: O kasadan fırıldağın çıkması çok güzeldi. Masumiyet, en güzel değerler orada saklanmış. YUSUF ALAN: Filmin aslında özü şu. Batı veya doğuda, dünyadaki insanlar niye sıkıntıda? İki şey yüzünden, tövbe edememe, tevekkül edememe. Bu geçmiş gelecek aynalarını kırmak, o baskıdan kurtulup geçmişiyle hesaplaşmak. Ben kusur ettim, suçluyum, ama af diliyorum diyememek. SEVİM ZOR: Bunu da aslında en iyi rüyada yaparız, çünkü sosyal baskı yok, kendinlesin rüyanda. 

Kampanya boyunca 2010 yılı sonuna kadar, ilanlarınızı ücretsiz yayınlıyoruz. Mail: ilan@haber.nl

Hasan Karaman Yetkili Acenta

Tel: 077-354 82 56 GSM: 0628-494 308 e-mail: hasan@turknet.nl

Lichtreclame Doosletters Neonreclame Autoreclame Gespecialiseerd n Belettering in alle soorte Spandoeken reclame Onderhoud Relatiegeschenken Full-Colour Printing

MOBIEL: 0614 43 58 04 TEL: 010 84 08041

Sağlıklı yaşam için artık ATC Organik cörek otu yağı BIO sertifikatlı olarak HOLLANDA'DA Siparişleriniz için

06 43 90 54 09 Bayilikler vermekteyiz, ilgililerin dikkatine sunulur. Pek yakında online olarak ta siparişlerinizi verebilirsiniz.

Ridderspoorstraat 17 • 3073 ET Rotterdam

GALAXYBIKE FIETS REPARATIE

Wij repareren alle soorten fietsen voor lage prijzen. Wij komen uw fiets ophalen,repareren en terug brengen. U kunt voor nieuwe en gebruikte fietsen bij ons terecht. U bent zondag ook welkom. tel:0313-419163/0642048297 Adres: Dr.kuyperstr.7 Dieren voor meer info kijk naar www.galaxybike.com

Deuren Ramen Kozijnen KLUSSENBEDRIJF Wand- & Plafondafwerking Meerpunt sluiten Aan- & opbouw Aftimmeren Renovatie Murat Özkurt Dakkapel

MUFA

Tel: 0653 87 58 19

SU ARITMA CİHAZI Temiz SU hayattır. Evinizde, işyerinizde ücretsiz, SU arıtma cihazı tanıtımı için arayınız. Hollanda’nın her yerinde sunum yapılır. Saadet Hanım 0644-653 961 saadet_icm@hotmail.com

ÖZEL DERS (bijles) Üniversite okuyan öğrencilerden, Venlo ve çevresinde VMBO, HAVO, VWO ve MBO öğrencilerine özel ders verilir. Saat ücreti 10 euro’dur. Grupla gelen öğencilere indirim yapılır. Daha fazla bilgi için GSM: 06-18477462

Heb jij ook een feestje? Maak dan een afspraak

24-10-2010 Pazar günü Nihat Hatipoğlu ile Dosta Doğru proğramına herkesi davet ediyoruz.

kardelenturbantasarim@live.nl

Grup Gökkuşağı'dan ilahiler, ezgiler ve Sema gösterileri ile süslenecek olan proğram Beverwijk Alem partycentrum'da.

Voor de mooiste hoofddoekmodellen en achtergronden van bruidstafels

Gökkuşağı Sanat Merkezi

ARABULUCULUK HİZMETİ Lok sanayi makinesi Boşanan çiftler için arabuluculuk ve danışmanlık hizmetleri verilir. Geniş bilgi için: Mediation @ Potentia legis www.potentialegis.nl Tenzile Erdal, mediator Tel: 0650-520 457

"The Global Selection", 5 iplikli Az kullanıldı, hic problemi yok! Global Motor Switch Type NS OV-616-550 /10A-250 V /5A-400 V Made by Kingtex, Seri no: 025005

Fiyatı: €750

Tel: 0650 - 67 06 50 Durmuş Ali Gülcü


HABER

18

OKTOBER - EKiM 2010

Tersİne Göç

BURHAN CARLAK

Toplumumuzun birinci ve ikinci kuşaktan bir kesimi yılın küçüksenmeyecek bir bölümünü Türkiye’de geçiriyor. Bunun sonucu olarak bir çok şağlık şirketi de müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek için Türkiye’de temsilcilik açıyor, müşterilerine kendi anadillerinde, kendi kültür değerlerini iyi bilen, müşterinin profiline uygun elemanları tercih ediyorlar. Yasemin Balekoğlu’da bu fırsattan yararlanmak isteyen, kariyerini Türkiye’de gören gençlerden. AGIS sağlık sigorta şirketinde çalışıyor. Bu arada Türkiye’deki sağlık sektöründe son yıllarda yaşanan gelişmeler de hem Hollanda’nın sağlık hizmetlerine alışık Türk-

lerin geri dönüşlerine etken bir unsur oluyor hem de sektördeki şirketlere yeni fırsatlar sunuyor. Her türlü tedavi ve amelliyatların yanı sıra check-up, plastik cerrahi, ağız ve diş bakımı, saç ekimi gibi konularda da Türkiye’nin cazibe merkezi haline geldiğıni belirtelim. Hollanda’nın Gorinchem şehrinde doğan Yasemin Balekoğlu 28 yaşında. 3 yıldır Türkiyede yaşıyor ve Agis Turkey’de çalışıyor. Hollandalı Türkler ve Hollandalı tatilcilere ihtiyaç duydukları zaman sağlık hizmeti verdiklerini belirten Balekoğlu, hizmet kalite ve uslubumuz Hollanda’da insanların alışık olduğu anlayışla devam ettiriliyor’ diyor.

Türkiye’de yaygın müşteri ağı olan AGIS sigorta şirketinde çalışan Yasemin Balekoğlu

Yasemin Balekoğlu

"Kıyaslama yapmayı bırakınca Türkiye’ye alıştım" Hollanda’da ne kadar kaldınız, hangi şehirlerde ne işlerle uğraştınız? Hollanda’da 25 senem geçti. Okulu Dordrecht Da Vinci College’de okudum. Hollanda’dan ayrılmadan öce bir tekstil firmasında büro elamanı olarak çalıştım. Türkiye’ye ne zaman ve niçin dönüş kararı aldınız? Agustos 2007 de kesin dönüş yaptım. Kararımda eşim etkili oldu. Evlilik kararı aldğımızda, beni ikna ettmeyi başardı. İstanbul beni her zaman büyülemiştir, ikna etmesi de zaten çok uzun sürmedi. Hep ‚bir gün geri döneceğim‘ diyoruz. O gün geldi ve böylece İstanbul’a taşındım. Büyük bir adım oldu benim için. Hayatımın dönüm noktası.  Geri dönerken karar aşamasındaki duygularınız, endişeleriniz, beklentileriniz neydi? Süreç nasıl gelişti? Karar vermek zor değildi, Türkiye ye geri dönmek hep hayalimde de vardı. Zor olan kısım ise, ailemden uzaklasacağım düşüncesi. 25 Yıl beraber yaşadıktan sonra bir anda kopmak nasıl olacak diye çok düşündüm. Zor bir süreçti benim için, ama eşim sayesinde o süreci de kısa bir sürede atlattım.  Tatilimi gecirdigim İstanbul’la, yaşadığım İstanbul arasında çok fark olacağını biliyordum. O yüzden herşeye hazırlıklı geldim.

İstanbul büyük bir şehir, doğup büyüduğüm Gorinchem’le asla kıyaslanamazdı. İstanbul’da araba kullanabilir miyim -üstelik bir bayan olarak- acaba diye bir endişem vardı. Kısa bir sürede bu endişemi de yendim.  Çok büyük beklentilerim olmadı. Herşeyi, Istanbullu olmayı, zamana bırakıp yaşayarak ögrendim. Döndükten sonraki zaman dilimi, Türkiye’ye yeniden uyum süreciniz nasıldı? Zorlanmadım desem yalan olur, dili biliyorsunuz ama bazen yetmiyor. Hollanda mantığını da ister istemez kapmışım, bunu Turkiye’ye yerleştikten sonra çok daha iyi anladım.  Düzen pek yok, Türkiyede işlerin nasıl yürüdüğünü, hangi durumda ne yapmam gerektiğini öğrenmek zaman aldı. Herşeyi kıyaslıyordum ilk zamanlarda. Sistemin burda nasıl yürüdüğüne mantığım el vermiyordu. Kıyaslamayı bırakınca kabullenmek daha kolay oldu. Burada işler böyle yürüyor demekten başka seçeneğiniz yok. Bir de bakmışsınız ki o mantığınızın akıl erdiremediği düzene, çoktan alışmıssınız.  Hala zorlandığım zamanlar oluyor tabi, mesela bir kurumdan bir evrak alabilmek için, bütün gününüzü ayırmak zorunda kalabiliyorsunuz.

HABER Gazetesi Abone Formu Adı - Soyadı / (Naam):

Cep Telefonu / (Mobiel):

Adres / (Adres):

Doğum Tarihi / (Geboortedatum):

Posta Kodu / (Postcode):

E-posta / (E-mail):

Şehir / (Woonplaats):

Banka no / (Rekeningnummer):

Tarih / (Datum):

İmza / (Handtekening):

Yıllık abone bedeli olan 19,- EURO’nun 1 defaya mahsus olmak üzere yan tarafta yazılı olan banka hesabımdan çekilmesine onay verdiğimi beyan ederim.

Ondergetekende verleent hierbij tot wederopzegging machtiging aan: HABER om een bedrag af te schrijven van 19,- EURO eenmalig. indien u het niet eens bent met de afschrijving, kunt u binnen 30 dagen uw bank om terugboeking verzoeken.

Yandaki bilgileri eksiksiz doldurup aşağıdaki e-mail ya da posta adresimize verilerinizi ulaştırdığınızda aboneliğiniz başlatılacaktır.

Posta adresi: HABER Laan op Zuid 474 3071 AB Rotterdam abone@haber.nl Tel: 010 -2 900 900

Şu anda aldığınız karardan memmun musunuz? Kesinlikle evet!!  Hollanda deyince aklınıza neler geliyor? En çok nesini özlüyorsunuz? Hollanda deyince aklıma gelen ailem, çocukluğum, arkadaşlarım ve oradaki düzen geliyor. En çok özlediğim ise yemekler! “Patatje met mayo” aynısı olmuyor burda. Albert Heijn’ın çeşit çeşit şekerleri, sosları burda yok. Böyle bir çok yiyecek türleri sayabilirim. Bunun dışında pek özlediğim bir şey yok. Burada Türkiye rüyası gören çok kimse olduğunu düşünüyor musunuz, bu yönde sorular alıyor musunuz? Evet, kesinilike bir çok kişinin böyle bir hayali olduğunu düşünüyorum. Ya şartlar el vermiyordur geri dönmeye ya da okuyan çocuklar olduğu için hep erteleniyor hayaller. Gençlerin geri dönme isteği mesela çok gururlandırıyor beni. İlk başta çok soruyorlardı ama artık buradaki yaşantıma alıştığımı biliyorlar. Bize Hollanda’dan ziyarete gelenler çok oluyor, Yaşantımı görenlerden olumlu tepkiler alıyorum. Hollanda ile şu anki ilişkiniz ne durumda? Çalıştığım şirketten dolayı hergün Hollanda ile bağantıdayım.  Ailem orada ve haliyle firsat buldukça onları ziyarete gidiyorum. Doğup büyüdüğüm yer. Bir yanım hep orada kalacaktır.

Türkiye’de Hollanda’da daha önce bulunmuş kimselerle ilişkileriniz var mı?  Evet, çoğu arkadaslarım benim gibi geri dönüş yaptılar veya iş dolayısıyla İstanbul’da bulunuyorlar. Her ay İstanbul’daki Hollandalılarla toplanıyoruz, bir akşam olsa bile kendimi Hollanda’da hissetmemi sağlıyor.  Koninginnedag, Sinterklaas v.s. gibi günlerde de İstanbullu Hollandalıar için etkinlikler düzenleniyor. Türkiye’ye geri dönmek isteyenlere tavsiyeleriniz var mı? Geri dönmek isteyenlere tavsiyem, kararlı olmaları. Hiç birşey ve hiç bir olay sizi kararınızdan yıldırmasın.  Herşey toz pembe olmayabilir ilk başta ama sonrasında en doğru kararı verdiklerini anlayacaklar. Son olarak şunu belirtmek isterim: ‘İstanbulda Türkiye’nin her yerinden gelen insanlarla iç içesiniz. Hollanda’da iken Türklerle tanıştığınızda ilk sorulan sorulardan birisi genelde ‘nerelisin?’ olur. Burada insanlar buna gerek duymuyorlar. Çünkü herkes Türkiyeli!

Güllüoğlu Amsterdam'da ilk şubesini açtı Geleneksel Türk tatlılarını Avrupa'ya taşımak isteyen Güllüoğlu markası ilk

şubesini Amsterdam'da açtı. Açılışa Güllüoğlu Yönetimt Kurulu Başkanı Nejat Güllü, Türkiye'nin Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, Amsterdam Belediye Başkanı Eberhard Van der Laan, Türk Hava Yolları Amsterdam Genel Müdürü Metin Gözüaçık HOTİAD Başkanı Turgut Torunoğulları , Güllüoğlu Amsterdam yetkilisi Erdem Mirza ve İsmail Ağarmış ile iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Hollanda'daki şubede baklavanın yanı sıra börek ve simit gibi yiyecekleri de müşterilerine sunacak Güllüoğlu, ürünlerinin tamamını Türkiye'den getirtecek.


COUNTANCY

AANCY 19

de n e l l i sch r e n V ne e t s dien ele h e g or o de v ratie t s i in rief m a d t a n all-i n ee

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Als een cliënt een onderneming wilt starten komt degene regelmatig voor nieuwe verassingen te staan, waar u niet eerder aan heeft gedacht. Om de cliënt op weg te helpen om een succesvolle onderneming op te bouwen kan een accountancybedrijf goed van pas komen.

Wij bij ADA Accountancy zijn gespecialiseerd in de mkb-

“Bizim gücümüz sizinsector gücünüzdür” in Nederland en bieden ondernemers in deze sector ADA ARNHEM

ADA DEN HAAG graag onze ADA AMSTERDAM hulp. Hoefkade 875 t.t. Vasumweg 18 2525 HC DEN HAAG 1033 SC AMSTERDAM Door de jarenlange ervaringen T +31 (0) 70 – 427 43 57 T +31 (0) 20 – 694 66 00 en97expertise kunnen F +31 (0) 70 – 363 80 F +31in(0)het 20 –vak 694 18 00 info@ada-accountancy.nl info@ada-amsterdam.nl

Broekstraat 32 6826 PZ Arnhem T +31 (0) 26 389 53 77 F +31 (0) 26 443 71 52 info@ada-arnhem.nl

gücümüz sizin gücünüzdür”

wij u goed op weg helpen om

uw onderneming succesvol te

www.ada-accountancy.nl

Mubarek Ramazan Bayramı’nın,

ADA AMSTERDAM t.t. Vasumweg 18 laten slagen. 1033 SC AMSTERDAM T +31 (0) 20 – 694 66 00 F +31 (0) 20 – 694 18 00 info@ada-amsterdam.nl

gücünüzdür”

herkese huzur, barış ve mutluluk getirmesini dileriz.

ancy t n u Acco A da Bayramınız kutlu olsun. D n A u l rı yo a ş a b riniz e n t i par y i n e

.ada-accountancy.nl untancy.nl Tarİhte bu ay ADA AMSTERDAM t.t. Vasumweg 18 1033 SC AMSTERDAM T +31 (0) 20 – 694 66 00 F +31 (0) 20 – 694 18 00 info@ada-amsterdam.nl

l

PAZARTESİ

27

SALI

28

ÇARŞAMBA

29

msterdam en Haag rnhem

ADA DEN HAAG Zichtenburglaan Hoefkade 875 31 -6 2544 EA Den 2525 HC DENHaag HAAG T +31 (0) 70 – 427 43 57 F +31 (0) 70 – 363 80 97 info@ada-accountancy.nl

A AD ACCOUNTANCY

www.ada-accountancy.nl EKİM/OKTOBER

PERŞEMBE

30

07

CUMA

CUMARTESİ

PAZAR

01

02

03

1574 - Een storm laat de dijk rond Leiden breken. 20.00 Spaanse soldaten verdrinken. 1949 - Mao Zedong önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu; Mao, Çin'im ilk başkanı seçildi.

1187 - Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü fethederek 88 yıllık Haçlı işgaline son verdi.

1574 - Ontzet van Leiden na een Spaanse belegering; Willem van Oranje schenkt de stad een Universiteit. 1990 - Doğu ve Batı Almanya birleşti.

08

09

10

04

05

06

1957 - Sovyetler Birliği'nin ilk yapay uydu Sputnik'i fırlatmasıyla ABD ile arasındaki uzay yarışı başladı. 1992 - Een El Al Boeing 747 vrachtvliegtuig stort neer op de flatgebouwen in de Amsterdamse Bijlmermeer. 43 personen sterven.

2000 - Belgrad'da kitlesel gösteriler sonucu Slobodan Milošević Sırbistan başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı.

1981 - Mısır cumhurbaşkanı 1917 -De Koninklijke Luchtvaart Enver Sedat, askeri bir tören Maatschappij (KLM) wordt sırasında öldürüldü. Suikastı opgericht. Müslüman Kardeşler örgütü 1966 - İlk Türk otomobiline Anadol üstlendi. adı verildi.

1573 - Alkmaar Ontzet: overwinning op de Spanjaarden die in het begin van de Tachtigjarige Oorlog de stad belegerden. Alkmaar was de eerste Hollandse stad die ontzet werd. 1912 - Balkan Savaşı başladı.

1971 - Deniz Gezmiş ve 17 arkadaşı idama mahkûm edildi.

1995 - Alle Nederlandse telefoonnummers worden tiencijferig.

11

12

13

14

15

16

17

1980 - De christelijke politieke partijen KVP, ARP en CHU fuseren tot het CDA.

1654 - Delftse donderslag. In Delft ontploft een opslagplaats met ca. 100.000 pond kruit. Een groot gedeelte van de binnenstad wordt volledig verwoest. Minstens 500 mensen sterven.

1968 - Avustralya'ya ilk Türk işçi kafilesi hareket etti.

1946 - Nederland en Indonesië komen een staakt-het-vuren overeen. 1966 - De Nederlandse politieke partij D66 wordt opgericht.

1927 - Gazi Mustafa Kemal Paşa CHP kurultayında "Büyük Nutuk"u okumaya başladı. Nutuk'un okunuşu 6 gün sürdü.

1924 - Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı. 1964 - Çin, ilk atom bombasını patlatarak dünyanın 4. nükleer gücü oldu.

1973 - OPEC, bazı batılı ülkelere, Suriye ile olan savaşında İsrail'e yardım ettikleri gerekçesiyle petrol ambargosu uygulamaya başladı.

18

19

20

21

22

23

24

1898 - ABD, Porto Riko'nun sahibi 1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı. oldu. 1987 - Londra Borsası çöktü. 50 1867 - ABD, Alaska'yı Rusya'dan milyar sterlinlik değer 7,2 milyon dolar karşılığında kaybı yaşandı. alarak topraklarına kattı. 2003 - Aliya İzzetbegoviç vefat etti

1905 - Galatasaray Spor Kulübü kuruldu. 1940 - Nüfus sayımı. Türkiye'nin nüfusu: 17.820.950. 1921 - Fransızlar'ın Anadolu'dan çekilmesi. TBMM ile Fransa hükümeti arasında Ankara Anlaşması imzalandı.

1879 - Thomas Edison, karbon filamanlı elektrik ampulünü icat etti. 1945 - Fransa'da kadınlar, ilk kez oy kullanma hakkı elde etti.

1938 - Chester Carlson fotokopiyi icat etti. 1988 - Barış Manço'nun televizyon programı 7’den 77’ye TRT'de başladı.

1929 - New York Borsasında hisse senetlerinin değerindeki sürekli düşüş yavaş yavaş paniğe yol açmaya başladı (1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın ilk işaretleri)

2008 - TRT Çocuk yayına sokuldu.

25

27

28

29

30

31

1983 - Erzurum ve Kars'ta meydana gelen depremde, 1.330 kişi öldü, 534 kişi yaralandı.

1919 - Sütçü İmam, Kahramanmaraş'ta Fransız işgalcilere ilk kurşunu attı. 1951 - Yaya geçidi çizgileri ilk kez İngiltere'nin Berkshire kentinde kullanılmaya başlandı. 1989 - Turgut Özal, 263 oyla Türkiye'nin 8. cumhurbaşkanı seçildi

(d. 1925)

1936 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini, Roma-Berlin güç ekseni'ni oluşturdu. 2001 - Microsoft, Windows XP işletim sistemini piyasaya sürdü.

26 740 - Konstantinopolis'te çok sayıda ölüm ve yaralanmaya neden olan deprem oldu. 2005 - Een felle uitslaande brand op vliegveld Schiphol-Oost. Er sterven elf gedetineerde "illegalen".

1982 - Çin, nüfusunun 1 milyarı aştığını açıkladı. 1991 - Türkmenistan, Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını kazandı.

1886 - Özgürlük Heykeli, Fransızların hediyesi olarak New York'a dikildi.

1923 - Türkiye'de Cumhuriyet ilan edildi, Mustafa Kemal Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. 1955 - In Nederland wordt de vijfdaagse werkweek ingevoerd.


HABER SPOR • MAGAZiN • KÜLTÜR • SANAT Şimdiye kadar spor sayfamızda genelde futbol ağırlıklı haberlere yer verdik. Bu sayımızda Hollanda'da spor haberlerinde geniş yer verilen, tüm şampiyonalarda madalyalar kazanılan ve Hollanda'da çocukların ve gençlerin yöneldiği yüzme sporuna değindik. Hollanda Yüzme Federasyonu yöneticilerinden Sayın Fadime Örgü ile özellikle Türk toplumuna yönelik yaptığı çalışmaları ile ilgili projeler hakkında bilgi aldık. Türk toplumunun yüzme sporuna olan ilgisi ve çalışmaların devamlılığını değerlendirdik. Merhabalar Fadime Hanım; siz şu an Hollanda Yüzme Federasyonu'nda yöneticisiniz ve aslında Hollanda'da Türk toplumunda tanınan bir isimsiniz. Şimdiye kadar yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?

FADiME ÖRGÜ

20

OKTOBER - EKiM 2010

"Spor ve sanat çok kolay iletişim kurulabilinecek önemli iki unsur"

vuzu ve yüzme derneği farklıdır. Ben çalışmalarıma Vlaardingen'de Bilimleri eğitimimi bırakıp 1997’de başladım, önce kadınlara ve çocukmilletvekilliğine aday oldum ve sekiz İnsanlarımız yüzme derneklerinde lara yönelik sağlık alanında bilgilensene bu görevi yaptım, üç sene önce üye olunup, ekstra ders alabilecekdirme çalışmaları yaptım. Daha sonde bıraktım. lerini bilmiyorlar. Sadece okulda bu ra kız çocuklarına eğitim konusunda Yüzme Federasyonu'ndaki göders varsa gönderiyorlar ama böyle neler yapabilecekleribir dernekle yüzme sporuna başlareve nasıl başladınız? ni ve kendilerini Teklif onlardan bana gelnabileceğini bilmedikleri için biz o nasıl geliştiredi, sporun çok önemli bir çocuklara ulaşamıyoruz. O yüzden bilecekleri faktör olduğuna inanbiz bu Swim2gether projesi ile bunu Son üç yıldır medya, konusunda dığım, kendimde yüzanlattık. Bu kırk dernekle bu insanları tv proğramları ve yardım meyi sevdiğim ve ilhedeflemiştik. Ve daha ilk yılında bin özellikle siyaset ve ettim. Bu gilendiğim için kabul kişinin üye olması yüzme sporu adına şirket yöneticiliği olan sosyal faettim, ilk dört yıllık büyük bir başarıdır. aliyetleri dönemi bitirdim ve Aslında bende ayrıca yüzme kişilere danışmanlık, yaparken şimdi daha çok yödernekleri olduğunu bilmiyoryol gösterme konusunda aslında netim, organizasyon, dum! Peki, Türkiye ile bağlantılı çalışmalar yapıyorum. kendimde tanıtım, medya ve göprojeler var mı? böylelikle nüllülerin yaptığı çalışTabii, gecen seneki şampiyonada siyasete girmalardan ben sorumluyum. bunları konuştuk. Hatta federasyon miş oldum. Daha Uluslararası organizasyonları başkanımız çok memnun kaldığı için sonrasında Avrupa yönetim kurulu olarak belirliyoruz. Türkçe bir teşekkür mektubu yazmaBirliği Gençlik Kolları Genel Yakın zamanda Avrupa mı istedi. Öyle bir jest yaptık. Bu yılda Sekreterliğini sekiz yıl yaptım. Şampiyonası var sanırım. biz onları burada misafir edeceğiz. Burada ‘Exchange’ yani ulusEvet, önümüzdeki kasım ayınPolitikadaki tecrübelerinizi lararası öğrenci değişim da Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonası göz önüne alarak, spordaki bu faproğramları ve serbest Hollanda'da yapılacak, dolaşım hakkı konulabu çalışma ile meşgulüz. Şu an ilginç bir projemiz var: rında çalışmalar hazırTüm Avrupa ülkeleri bu Swim2gether. Burada Hollanda'da yaşaladım. Gençlik vakıfları şampiyonaya katılacak. yan ve yabancı uyruklu olan, yüzmeye ile Avrupa Birliği’nde Tabii bunu sadece yüzçok ilgisi olmayan bir gruba yönelik çalışlobi faaliyetlerini me olarak düşünmeyema yaptık, onları profesyonel yüzücü olyaptım. Genç yaşımlim, tüm su sporları yamaları için teşvik ettik, bakanlıktan despılacak. Ben izlemekten da bu faaliyetleri yatek alarak bunu yaptık. Dört yıl boyunca parken İngiltere’de büyük zevk alıyorum. bu destek devam etti ve bu yıl bu proje ve Almanya'da uzun Fadime Hanim, siz bitecek. Başlangıç olarak biz bu insanları süre yaşadım, diğer federasyon olarak bu çağırdık ve bunu uzun vadede yapmamız batı Avrupa ülkelerinçalışmaları yapıyorsugerektiğini anladık. Şu an kırk dernekle de de kısa süreli kaldım. nuz yalnız Türk aileçalışıyoruz ve ilk yıl bin çocuk bu derHollanda'ya döndüğümde lerinden yeterince ilgi neklere üye oldu. Ben ileride Hollanda bazı televizyon kanallagörüyor musunuz? Geri milli takımında Türk kökenli gençlerından gelen teklifler üzedönüşten memnun murin de olmasını isterim. Tabii bu küçük rine Hilversum'da Medya sunuz? yaşta teşvik edilip, ailelerin de özverisi Şimdi, bizim insanAkademisi'nde eğitim alile gerçekleştirilebilir. Hollanda yüzme dım ve aynı zamanda telelarımız şunu bilmiyor, sporunda sürekli madalya alan, bu dalda vizyon kanallarında çalıştım. her şehirde yüzme dertanınmış bir ülke. İmkanlar çok geniş ve Leiden'da ki İktisat ve Siyaset nekleri var, yüzme hakullanıma açık.

DENiZ SEZER'iN FIRÇASINDAN

Deniz Sezer

Mitolojide Ab-ı hayat yaşam suyudur. Bu suyu içenlere ölümsüzlük verir. Hz. Hızır ile İskender, Ab-ı hayat’ı Kaf Dağı’na aramaya çıkarlar. Büyük İskender, Ab-ı hayatı Kaf Dağı`nda Zulmet denilen yerde arar. Ancak İskender suya ulaşamaz, Hz. Hızır ise gider, bu sudan içince ölümsüz olur. İskender’in suya erişememesi onun dünya ile manevi saltanatını birleştirmek istemesindendir. Hz. Hızır ile Hz. İlyas’ı bu minyatürde ölü bir baliği diriltirken görüyoruz. Balık peygamberlerden birinin elindedir. Fon siyah yapılmıştır, bu da oranın Zulmet olduğunu göstermektedir. Onun gerisinde aydınlık kesimde bir kral ile askerleri görülüyor, bu büyük olasılıkla Zulmet`e ve Ab-ı Hayat’a ulaşamayan İskender’dir.

aliyetlerle Avrupa'da Türkiye’nin tanıtımı açısından katkılarını nasıl görüyorsunuz? Bence burada kültür olgusu çok önemli. Spor, öğrenci değişim proğramları anahtar aslında, birbirimizi tanıma ve önyargıları değiştirebilme adına. Aslında Hollanda'da yaşayan Türk insanları buna yatkınlar. Çünkü sekiz-on yaşında bir Türk çocuğu farklı kültürler olduğunu algılayabiliyor. Kendimizde farklı kültürlere girişirsek ifade anlamında kendimizi daha iyi anlatabileceğiz. Spor ve sanatta çok kolay iletişim kurulabilinecek önemli iki unsur. Son olarak ailelere söylemek istediğim; çocuklarını spora yönlendirsinler, belediyelerden yardım sorabilirler, derneklere üye olabilirler. Daha çok bilgi edinmek isteyen okurlarımız Hollanda Yüzme Federasyonu'nun websitesini ziyaret edebilirler: www.knzb.nl

HABER Gazetesi’nin muhabirlerinden Elif Asena Taşpınar 23 Ekim'de İstanbul'daKi düğün MERASİMİYLE evlenip Türkiye'ye yerleşecektir. Babası İsmail Taşpınar'ı ve annesi Selma Taşpınar'ı tebrik eder, Elif Asena'ya ve Bahadır Ülker'e hayatlarının bundan sonraki bölümünde sağlık ve mutluluklar dileriz.

İnsan yaşamı boyunca bir kişiyi sever. Önceki ve sonrakiler; Birer arayış, kaçış yada aldanıştır. (Goethe)

HABER Gazetesi çalışanları

Oğlum Doğu’yu ve

gelinim Mehtap’ı, 1 Ekim 2010 Cuma günü dünyaya

gelen ZARA ismini

Pişman değilim yaşadıklarımdan, Öfkem belki de yaşayamadıklarımdan. (Nazım Hikmet Ran)

verdikleri kızlarıyla kutlar; torunuma,

bir ömür boyu sağlık ve mutluluklar

Zara Ayboğan Doğum tarihi: 01-10-2010 52 cm, 3400 gram.

dilerim.

Muhlis Ayboğan

Kişi sevdiğini Allah'a emanet ederse, Onu birdaha görmeden ölmezmiş.. "Öyleyse Allah'a emanet ol" (Elif Şafak)


21

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Kaleci Yaşar Duran’ın İngiltere maçları anıları ”Aslında İngiltere mı belli değildi. Tabii 8 ile 1984 yılında oygollük maçtan sonra bu nayacağımız o maça 5'lik karşılaşma ciddiye kadar inanın 1 ay alınmadı. Ama bizim T A K sürekli yan top çabu maça bir gidişimiz K DI lıştık. Ancak o gün var, inanılmaz. Abdülyediğimiz 8 golden kerim Wembley'deki 3'ü yan toptandı. ilk idmana giderken bir Adamların nasıl gol atakaç futbolcu ile birlikte yacağını biliyor ama çaresini rış yaptılar. 'Wembley'e ayak bulamıyorduk. Hayatımda oynabasan ilk biz olalım' dediler.Abdığım en tuhaf maçtı. Düşünün dülkerim sanki Neil Armstrong sahada 22 kişi var ve 20 tanesi gibiydi.. 'Aya ilk ben ayak basabana bakıyordu.Çünkü maç hep cağım' diyordu.” benim kalemin önünde oynandı. Top sanki duvara çarpıyordu, İkinci 8-0'in öyküsü bana geri geliyordu. Maçtaki tek İkinci 8-0'lik maçta kalede Faşutumuzu Erdal Keser atmıştı. tih Uraz vardı. Çünkü ilk 2 maçta Belki bin maç yapsak 8 olmazdı. 13 gol yediğim için oynamayaAma oldu. 40'ıncı dakikada 'beni cağımı biliyordum. Fatih sürekli çıkarın!' diye bağırdım. Hoca beni sıkıştırıyor ve 'Abi ne olur, başka alana değişiklik yaptı, ben 8 olur mu?' diye soruyordu. Ben sahada kaldım. 8 golü de ben yede, '1-2 olur fazla olmaz' diyordim. Maç sonu TRT spikeri geldi dum. O kadar çok sordu ki, bir 'Ne hissediyorsun' dedi. Adamın gün dellendim, 'Yeter be! 7 olur, suratına baktım 'Ne hissedeyim 9 olur ama 8 olmaz. O bana ki' dedim." has!' deyip sıyrıldım. Maç 8-0 olunca, Fatih: 'Abi be! Senin yaWembley'deki 5-0'lik maç pacağın tahmin bu kadar olur' “Bir de 5 gol yediğim bir İndedi, gülüştük. giltere maçı daha var. Abdül8-0'lik bir İngiltere maçında kerim, Lineker'i, Raşit Çetiner 5. yada 6. golü yedikten sonra de Hoddle'ı tutuyor. Bir korner TRT spikerinin dedikleri: "Evet sırasında, Abdülkerim ceza sasayın izleyiciler, İngilizlerin hasında resmen 'Lineker'i görbir atağını daha gol yiyerek sadünüz mü beyler?' diye sordu. vuşturduk" maçın 90.dakikası Raşit de, 'Az önce buralardaydı' ve İngilizler bir gol daha atıyoryanıtını verdi. Maç mı, makara lar ve spiker yine patlatıyor "Evet sayın izleyiciler, maç bitti daha gol yiyoruz... Kaleci Fatih ile Milli Takım’da oda arkadaşıydık. İngilizler'den 3 maçta 21 gol yiyince gazeteler 'Fatih ile Yaşar öyle iyi arkadaşlar ki, yedikleri (!)içtikleri ayrı gitmez' diye yazdı."

Moderne mode uit Turkije, voor iedere moderne vrouw

www.hcmode.nl

Gebreide tuniek

,95

€19

,95 €24

Jurk met ketting

OMİK KK

,95

€16

,95

€19

Takım

,95 €19

,95

95

€54

€89,

Ook voor de moderne islamitische vrouw, hebben wij genoeg keus!

Thomasstraat 5 7553 XT Hengelo

e.nl www.hcmod

Tel: 074 - 750 56 78 GSM: 0643 - 90 12 68

www.bakhortech.eu

12 yıllık tecrübemizle fırın ve horeca sektöründe hizmete devam etmekteyiz...

BAK-HOR-TECH

Hamur açma makinası

Taşlı fırın

Dönerli fırın

Bakplaten

Tel: +31 30 666 76 76 Fax: +31 30 666 76 99

Hamur makinesi

Strijkviertel 58 3454 PN De Meern

Broodjes presser

,95

€29

Jurk

Gebreide tuniek

ÇO

ÇO

OMİ KK K


HABER

YEMEKNAME

Ali Nazik MALZEMELER

HABER Gazetesi’nin bu sayısında siz değerli okurlarımız için yeni köşemiz YEMEKNAME'ye devam ediyoruz. Bu defa da aşama aşama Ali Nazik tarifi veriyoruz, hem de davet ettiğimiz davetlilerin, yemek konusundaki görüşlerini alıyoruz. Her sayımızda farklı aşçılar tarafından hazırlanan farklı zevkleri beğeninize sunacağız. YEMEKNAME, aynı zamanda bir network event gibi farklı sektördeki insanlarımızı buluşturup tanışmaları için bir aracı olacak. Ali Nazik hazırlayan aşçımız: Nazar'ın Mehmet Ustası. Davetlilerimiz: Nafize Şener, Zafer Apak, Adnan Şahin ve Deniz Sezer. Adnan Şahin'in ud'uyla renk kattığı yemek sonrası misafirlerimiz onlarca TSM eserlerini birlikte söylediler.

Kırmızı biber

“Ben de iyi yemek yaparım” diyorsanız, yemekname@haber.nl adresine maillerinizi bekliyoruz.

1

6

Havuç

4

Sarımsaklı yoğurt Etler kısık ateşte pişerken, suzme yoğurt, sarmısak, tuz ve ince doğranmış frenk soğanlarını karıştırıp yoğurt sosu elde edilir.

Az yağlı dana/kuzu eti

Salça

Patlıcan

Soğan

Frenk soğanı

Hazırlaması kolay Patates Sebzeli Mengen Kayığı

VE YEMEK ANI...

Etin hazırlanması Etler kuşbaşı doğranıp 7-8 dakika kavrulur. Havuç, soğan ve pırasa küçük küçük doğrantıktan sonra salça ve kabukları soyulmuş ve robottan çekilmişdomatesler de ilave edildikten sonra hepsi kısık ateşte bir saat kadar pişirilir.

5

Közlenmiş patlıcanlar Patlıcanlar çatal/bıçak yardımıyla delinip fırında 220 derece de 15 dakika közlenir ve kabukları soyulur ve robotta püre haline getirilir. Kırmızı biber, tuz, kara biber, fesleğen Servis ve sarmısakları ince doğrayıp Kızartılmış patatesleri servis tabağına serilir. Üzerine közlenmiş patlıcanlar ve sarımsaklı veya robottan çekip patlıcan yoğurt sırayla dizilir. Kızartılmış domateslerle ve dilimlenmis ve kızartılmış kabaklarla püresine karıştırılır. etrafı süslenir. En sonunda üzerine hazırlanmış olan et konulup servis edilir. Afiyet olsun!

olayı d n a d ant'a r ıların Katk r Restau riz. a e z Na kkür ed teşe

Fesleğen

Pırasa

2

Patatesler, Etler, Patlıcanlar Patatesler soyulup dilimlenir ve sonra kızartılır. Et kuşbaşı dilimlenip marine edilip kızartılır. Patlıcanlar közlenip dilimlenir.

Domateslerin hazırlanışı Etler piştikten sonra ‘cherry’ domatesleri ikiye bölüp tavada hafifçe kızartılır.

Mekan: NAZAR Restoran Rotterdam

Sarmısak

Domates

3

22

OKTOBER - EKiM 2010

Nazar Restaurant’ın şef aşçısı Mehmet Usta

Aşçı Mehmet usta 24 yaşında ve 5 yıldır Nazar Restoranda çalışıyor. Annesi Hollandalı, babası ise Türk olan Mehmet Usta, evde yemekleri babasının yaptığını söylüyor ve ekliyor: "Babam çok güzel yemek yapar, bende onun bu yaptığı güzel yemek sayesinde aşçılığa ilgi duydum".

Adnan Şahin: Yemek güzeldi. Bana daha çok Anadolu mutfağını anımsattı. Genellikle kullanılan malzemeler daha çok yağlı yemekler şeklinde yapılır ancak bu yemek hem hafif hem leziz hem de doyurucu idi. Günümüz insanlarının en büyük sorunlarından biri de fazla kiloları. Bu yemek bu sorunla karşılaşmak istemeyenlere tavsiye edilebilir. Deniz Sezer: Gayet hafif bir yemek.

Nafize Şener: Bu yemeğin içindekileri ben ayrı ayrı yapmıştım, ama bu tüm malzemeleri bu kadar karıştırmamıştım. Zafer Apak: Türk mutfağının güzelliklerini biraraya toplayan bir güzellik olmuş. Önceden aynı yemeği defalarca yedim, ama bu kadar lezizini hiç yememiştim. Muhtemeldir ki, masayı paylaştığımız insanlardan da kaynaklanıyordur.

Davetlilerimiz Neşet Ertaş'tan başlayıp, Türk Sanat Müziği'nin en bilinen eserlerine kadar onlarca parçayı hep birlikte büyük bir keyif içinde seslendirdiler. Adnan Şahin'in ve Deniz Sezer'in Rotterdam Türk Sanat Müziği korosuyla geliştirdikleri repertuarları dikkatlerden kaçmadı. Zafer Apak da eserlerin çoğuna eşlik etmesini bildi...


VERZEKERINGEN 23

aldem

www.aldem.nl • info@aldem.nl

Vleutenseweg 230 3532 HR Utrecht

Makelaardij OG • • • • •

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Aan- en verkoop woningen Sparen en beleggen Verzekeringen Hypotheken Taxaties

www.aldem.nl info@aldem.nl

tel : 030 - 66 68 168 fax: 030 - 66 68 167

Flyers

R

per 5000 exemplaren

per 1000 exemplaren

Tel: 030 - 66 68 168 Fax: 030 - 66 68 167 Sabahın ilk saatlerine kadar süren gecede bir konuşma yapan gecenin organizatörü Mustafa Bayram, amaçlarının para kazanmanın ötesinde, aile ortamını tesis edip, hoş bir akşam yaşatmak, olduğunu belirtti. Bayram, “Rotterdam ve civarında ailece gidilip, oturulabilecek ve özellikle Türk Sanat Müziği icra edilen bir mekan maalesef yok! Dostlarla konuşurken böyle bir gece düzenleyip, bunu aydabir düzenleme kararı aldık. Önümüzdeki aylarda ilgi devam ettikçe bu tür fasıl gecelerimiz devam edecektir.” dedi.

FOTOHABER

GRANDPA'S ANGELS

199,-

Visitekaartjes 85 x 55 mm 85 x 55mm 400 grams Mc Mat Afwerking: Matlaminaat Dubbelzijdig Full Color

per 500 exemplaren

99,A4 Flyers groot oplage

Omvang: 4 pagina’s Papier: 65 gram houthoudend halfmat Alle 4 pagina’s Full Color

, 9 9 4 200.000 ex. 3

» Alle vermelde prijzen zijn in EURO’s, exclusief BTW en verzendkosten » Vormgeving niet inbegrepen

5

info@mottomedia.nl

Bu FOTOĞRAF Vahdet ile Sema'nın düğününde çekildi. Süleyman Dede'nin 25 tane kız torunu var ve o an hazır olan kızlar dedeleriyle hatıra fotoğraf çekindiler ve FOTOĞRAFA DA 'DEDENİN MELEKLERİ' İSMİNİ KOYDULAR. YER: Heinkenszand (Zeeland)

Tel:010-423 04 24

Aydın Bayka gazetemizi ziyaret etti

Politikayı bırakan Wouter Bos KPMG'ye partner olarak girdi

Başbakan eski Yardımcısı PvdA’lı (İşçi Partisi) Wouter Bos, tanınmış danışmanlık şirketlerinden KPMG’de partner olarak çalışmaya başlayacak.

210 x 297mm 300 grams Mc Gloss Afwerking: Glans Vernis Dubbelzijdig Full Color

249,-

Vleutenseweg 230 3532 HR Utrecht

otterdam Spansepolder de bulunan ve kısa adı STOR olan Rotterdam Türk Esnaflar Kulübü lokalinde geçtiğimiz günlerde, unutulamayacak bir fasıl akşamı yaşandı. Türk Sanat Müziğine susamış müzik severler, STOR Yöneticisi Mustafa Bayram`ın organizesinde, bu özlemlerini giderme fırsatı buldular. Geceye fasıl ekibinin birbirinden güzel ve özenle hazırladıkları eserlerle başlanırken daha gecenin ilk dakikalarından itibaren tüm konuklar da bu eserlere eşlik ettiler. Çeşitli sürprizlerin yaşandığı gecede, fasıl heyeti ile sahneyi paylaşan akademisyen/müzisyen Tülin Yılmaz da kendi çaldığı sazı ve mükemmel sesi ile davetlileri coşturdu. Gecenin bir diğer sürpriz sanatçısı ise Hollanda sahnelerinin tanınmış isimlerinden Tuğçe oldu. Tuğçe de gecenin akışına uygun olarak okuduğu sanat müziği eserleriyle muhteşem bir dinleti gerçekleştirdi.

A4

210 x 148mm 300 grams Mc Mat Afwerking: + 1/1 UV-lak Dubbelzijdig Full Color

İstikrar güvenle başlar

STOR’DA ‘FASIL’ BİR BAŞKA

A5

G

azetemizin Rotterdam'daki bürosunu ziyaret eden STOR Başkanı ve Amsterdam Airlines Koordinatörü Aydın Bayka

gündeme dair görüşlerini gazetemizle paylaştı. Geçen sayımızdaki çok konuşulan köşe yazılarının da gündeme geldiği görüşme esnasında deneyimli işadamı Aydın Bayka,

HABER Gazetesi'ni 1. sayısından beri yakından izlediğini söyledi ve konjünktüre dair tavsiyelerde bulundu. Eleştiri kültürünün bizde henüz yerleşmediğini açıklayan Aydın Bayka, 'öneri niteliğinde bir eleştiri de benden' diyerek, konsolosluklarda işadamlarının gereğinden fazla bürokrasiye takıldığını savundu. Çözüm olarak, konsolosluğun, ekonomiye katkıda bulunması beklenen işadamlarının iştakibi için yeni bir prosedür başlatabileceğini, mesela işa-

damının orada iş saati kaybını önlemek için, iş takibi yapabilen aracılara yönlendirilebileceğini anlattı. Aydın Bayka'ya göre milyonlarca euroluk ciro yapan bir işadamı, işine engel olan formalitelerin hızlandırılması için gerekirse binlerce euro ödeyip işlerini bitirmek ister. Burdan sadece değerli zaman kazanımını hedeflediğini söyleyen deneyimli işadamı, bu işin elbette ki torpile dönüşen yanını da asla tasvip etmediğini söyledi.


HABER

24

Interview | Merve Karaman Foto | Yahya Hussin

Student @the World Wide Web

OKTOBER - EKiM 2010

us (22)

Van welke sociale netwerksites en/of programma’s maak je gebruik?

1

Van welke sociale netwerksites en/of programma's maak je het meest gebruik bij je studie?

2

In hoeverre ben je ervan afhankelijk? Hoe vaak per dag/ per week houd je je accounts bij? Zie je jezelf als een ‘verslaafde’ en zo niet, waar ligt dan de grens volgens jou?

3

Wat is volgens jou het grootste voordeel en het grootste nadeel van sociale netwerksites en/of internet?

4

Stel je voor: je wordt wakker en internet bestaat niet meer... Wat zou je doen, hoe zou je leven en je studie er dan uitzien?

5

rm Özlem Deu

boud

@ Rad sychologie P rs a ja Studie: 3 en it Nijmeg Universite

ed Abdussam

(25) taş-Kırıcı id @ Ahu Demeir ars Rechtsgeleerdhe n e g e die: 4 ja m

Özay (20) a @ Avans formatic

jaars In h Studie: 1e ogenbosc len ‘s-Hert Hogescho

Stu it Nij Universite Radboud

Ik maak zelf onder andere gebruik van Facebook, Hyves, MSN, LinkedIn, Gmail en Youtube.

Ik maak gebruik van de volgende netwerksites en/of programma’s: Gmail Chat, Skype, MSN, Linkedin, Forum, Facebook, Dropbox, Demonoid.

Ik maak gebruik van Facebook, MSN, Skype en Voip Buster. MSN en Voip Buster gebruik ik dagelijks om met mijn familie te praten.

Voor mijn studie maak ik het meest gebruik van het programma Blackboard. Vanuit mijn studie is dit hét communicatiemiddel tussen docenten en studenten. Door middel van dit programma worden bestanden toegankelijk gesteld voor studenten en worden we ook op de hoogte gehouden van de laatste ontwikkelingen binnen de cursussen. Verder is voor mijn studie ook de contacten met mijn medestudenten belangrijk. Hiervoor maak ikzelf gebruik van Facebook, MSN en mijn Gmail.

MSN wordt vaak gebruikt door mijn medestudenten. Om zo goed mogelijk te kunnen communiceren moet ik ook gebruik maken van MSN, ook al wil ik het niet. Naast MSN, maak ik ook gebruik van de applicatie Dropbox. Dit is een applicatie waarbij het delen van bestanden heel gemakkelijk gaat. Alle documenten in de betreffende Dropbox map, worden online opgeslagen en ook gedeeld met de gebruikers die je zelf hebt gekozen.

Bij mijn studie gebruik ik alleen MSN, maar niet heel vaak. Meestal telefoneer ik met mijn studiegenoten. Dit duurt soms wel heel lang, maar gelukkig heb ik een abonnement die dit toestaat. Als ik mijn telefoon niet zou kunnen gebruiken voor lange gesprekken zou ik meer geneigd zijn om MSN of andere programma’s te gebruiken.

Ik houd mijn account dagelijks bij. De communicatie met mijn studie en werk gaan beiden via internet. Ook om up-to-date te zijn is het handig om deze regelmatig bij te houden. Internet is een manier om snel en gemakkelijk te communiceren. Ik beschik ook over internet op mijn mobiel. Dit maakt het natuurlijk een stuk aantrekkelijker om er constant gebruik van te maken. Ik zie mezelf niet als een verslaafde. Waarom zouden we hier dan ook geen gebruik van maken? Het wordt natuurlijk heel anders als je niet meer zonder zou kunnen. Wat ik duidelijk probeer te maken is dat het heel veel voordelen heeft om gebruik te maken van internet. Echter wanneer je niet meer zonder kunt heb je wellicht de grens bereikt.

Ik zit heel vaak achter een pc wegens mijn opleiding en werkzaamheden binnen een bedrijf. Mede hierdoor, ben ik ook vaak bezig met Facebook, Dropbox, MSN of met een andere applicatie. Eerlijk gezegd, begint mijn dag met het inzien van mijn accounts, en eindigt ook daarmee. Aangezien mijn telefoon een internetverbinding heeft en ook is verbonden met al mijn accounts, krijg ik meldingen per direct binnen. We kunnen spreken over verslavingen wanneer iemand zeer afhankelijk is van iets. Ik zit wel heel erg vaak op mijn accounts, maar ik kom zeker wel vooruit zonder die dingen. Ik ben wel een internetverslaafde, dat moet ik toegeven. Zonder internet ligt mijn dag plat.

Ik ben niet actief op Facebook, maar check mijn account wel dagelijks of om de twee dagen. Mijn e-mail echter check ik elke dag, soms zelfs twee keer per dag. Ik zie mezelf niet als verslaafde. Definitie van verslaafd is in mijn ogen dat je je mail en accounts om het uur checkt en dit elke dag in de week doet. Daarnaast vind ik iemand verslaafd als diegene elke dag twee uur op Facebook zit en elke gebeurtenis in zijn leven er op zet. Dat sommigen elke foto die zij/hij maakt online zet zonder zich zorgen te maken om welke foto het gaat vind ik het toppunt van verslaafdheid.

Een groot voordeel van sociale netwerksites is dat je aanzienlijk veel informatie en kennis met anderen kunt delen. Ook is het een geschikt middel om je netwerken uit te breiden. Wel kleven hier wat nadelen aan. Het grootste nadeel is dat het een bedreiging kan vormen voor de privacy. Dit kan enigszins tegen worden gegaan door de privacy instellingen aan te passen en zo het ongewenst delen van informatie te voorkomen. Echter blijft er altijd wel een risico bestaan.

Een grootste voordeel van zo’n netwerksite is dat je heel snel op de hoogte wordt gehouden over verschillende onderwerpen of gebeurtenissen. Altijd alles bij de hand zou ik zeggen. Een andere voordeel is dat je de hele wereld in een visuele omgeving leert kennen. Een nadeel van een netwerksite is dat het niet altijd even betrouwbaar is als in ‘real life’. Er zijn veel mensen op het internet met een valse naam en verkeerde informatie. Je kunt de persoon met wie je praat nooit beter leren kennen dan dat je die persoon in ‘real life’ kent.

Het grootste voordeel is dat de afstanden dankzij sociale netwerksites en internet korter worden, je kunt in een korte termijn heel veel mensen bereiken. Verder is het mogelijk om in contact te komen met de mensen die je in het leven zelden ziet of spreekt. Het grootste nadeel is dat mensen minder sociaal zijn, grappig dat het de naam ‘sociale netwerksites’ heeft gekregen. Het is een soort paradox lijkt me. Face to face zitten en gesprekken voeren, elkaar in de ogen kijken, zien hoe iemand reageert op je verhaal komt steeds minder voor.

Een leven zonder internet is moeilijk voor te stellen. Ik denk dat het leven dan een stuk ‘trager’ zou worden. Tegenwoordig kunnen we veel regelen door bijvoorbeeld een mail te sturen. Velen beschikken over internet op mobiel, waardoor je dag en nacht internet binnen handbereik hebt. Voor de studies bijvoorbeeld zou een wereld zonder internet betekenen dat je je vragen persoonlijk moet stellen en dat je verslagen op papier moet inleveren. Opdoen van informatie en informatie overbrengen zou dan meer tijd in beslag nemen. Ik denk dat mede hierdoor ook weinigen een wereld zonder internet zullen prefereren.

Ik kan het me niet eens voorstellen. Dat zou heel hard aankomen. 80% van mijn studie wordt eigenlijk online uitgevoerd. Alle informatie die ik nodig heb voor het bouwen van mijn applicaties staat op het internet. Wat er zou gebeuren als dit toch gebeurt? Ik denk dat dan alle programmeurs zoals ik, weer flink gaan duiken in boeken en van zo veel mogelijk informatie die ze hebben een overzicht maken. Een overzicht over hoe en waar je de betreffende informatie kan vinden. Dit vergt natuurlijk veel tijd. Conclusie: Als het internet niet meer bestond, zou ik overwegen om een andere opleiding te gaan volgen.

Ik denk dat dat niet zal gebeuren, maar oké. Ik zou een leven zonder internet erg vervelend vinden, heel erg vervelend. Leven zonder internet zou betekenen dat ik veel minder met mijn moeder kan spreken, of dat ik er veel meer voor moet betalen. De gedachte dat ik minder met mijn familie zal spreken is eigenlijk al erg genoeg voor me.

Anja Meulenbelt: Feministes in soorten "Ik ben niet teleurgesteld dat Rutte zo weinig vrouwen in zijn regering wil. Ik ben blij met elke vrouw die er niet in zit. Met elke man trouwens ook. Daarentegen is Neelie Kroes niet teleurgesteld dat haar partij samenwerkt met een islamofoob. En ik wel. Je hebt feministes in soorten."

Twitter is vernieuwd met nieuwe design

V

anaf 14 september 2010 heeft Twitter op haar blog het nieuwe design van Twitter.com aangekondigd, waarbij heel wat veranderd qua gebruik. Tot nu toe was Twitter altijd bekend met het gebruik

van 140 karakters en het eenvoud van de website. Hier is door de tijd heen steeds meer gebruiksopties aan toegevoegd. Het nieuwe design van Twitter moet hier vorm aan geven. Het nieuwe design

is niet voor elke Twitteraar op dezelfde dag beschikbaar, maar op den duur gaat iedereen overstappen naar het nieuwe systeem. Volgens Twitter zal dit toedoen aan een betere Twitter ervaring.


25

FOTO-INTERVIEW Tuğba Harmankaya

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Met deze editie van HABER beginnen we een nieuw rubriek waarin we de veelzijdigheid van mensen de revue laten passeren. Wij willen de lezers kennis laten maken met de diverse kwaliteiten van iemand middels een foto-interview. In deze editie hebben we Tugba Harmankaya te gast die in het dagelijks leven werkzaam is als advocaat. Samen met haar nichtje Deren kijken ze samen tv als ze op bezoek is.

"Ik sta rond kwart over zeven op, tussen half 9 en 9 uur ga ik naar mijn werk. Ik heb geen standaard dag, ik werk meestal aan faillissementszaken op kantoor waarbij ik soms ook werknemers moet ontslaan. Als er een nieuwe faillesement binnenkomt, dan moet ik wel alles eventjes laten liggen en eerst naar de nieuwe klant toe gaan. Rond 6 uur ben ik klaar op kantoor, waarna ik naar mijn ouders ga, om gezamenlijk te dineren. Daarna naar huis, daar ga ik wat ontspannen en rond 12 uur ga ik naar bed.

Tuğba Harmankaya, 29 jaar en werkzaam als advocaat bij Broeseliske Van Vlijmen Advocaten. Ze werkt er al drie jaar waarbij ze vooral faillissementszaken doet. Ze gaat binnenkort naar Naardwijk Westland partners. Ze wil een nieuwe uitdaging aangaan bij haar nieuwe baan waarin ze breder werk kan gaan doen zoals strafrecht, ondernemersrecht en arbeidsrecht.

Werk

Ze heeft geen vaste kapsalon, make-up doet ze zelf. Ze houdt ervan om er verzorgd uit te zien, Ze is trots op haar nagels, dat doet ze ook allemaal zelf. Zonder make-up gaat ze niet het huis uit. Iedere vrouw zegt dat ze niet genoeg schoenen heeft. Ik heb ook niet veel schoenen! :) Ik hou van veel pumps en hoge hakken, ik draag niet veel platte schoenen.

Ebru

Vrije tijd

..... . .....................

Tuğba houdt veel van reizen, ze probeert minimaal 2 keer per jaar op vakantie te gaan. In de zomer gaat ze naar Turkije op familiebezoek naar Karaman. Daarnaast probeert ze ook naar andere landen te gaan om andere delen van de wereld te zien. In het afgelopen jaren is ze al naar Spanje, Cuba en Palestina geweest. Ze is daar naar Jeruzalem geweest, naar de oude binnenstad vlak bij de Aksa Moskee. Daar zijn ook veel Ottomaanse historische bezienswaardigheden. "Dat vond ik heel mooi om te zien." Cuba vond ze een heel mooi

Ontspannen

Beetje tv kijken, films kijken, internetten, vooral facebooken. Ze is verslaafd aan haar iPhone en Facebook. Tuğba is fanatiek Fenerbahce supporter. Zelfs in haar auto heeft

land, maar de mensen waren heel droevig. Ze heeft daar gezwommen met dolfijnen, wat ze in eerste instantie een beetje eng vond, maar dat viel wel mee uiteindelijk. Ze is in 2007 naar Andalucia geweest. Daar is ze in Granada naar het Alhambra paleis gegaan, daar kon je zoals op de foto verkleden en er een foto van laten maken. “Dit is mijn prinsessenfoto” zegt ze. Verder probeert ze tussendoor weekendjes weg te gaan met vrienden. ze een Fenerbahce shirt. Ook haar vader is Fenerbahce supporter, echter de rest van de familie is Galatasaray fan. Ze houdt van autorijden, ze heeft een Peugeot 206. Voor de zomer was ze begonnen met Bikram Yoga. Dat is yoga in een sauna, het is 40 graden, dat is dus best wel intensief. Kleding en dergelijke koopt ze vaak online bij Tommy Hilfiger en H&M. Bij Mango en Bijenkorf gaat ze fysiek.

Doordeweeks draag ik veel jurkjes, pantalons, nette kleding. In het weekend probeer ik meer casual te kleden, bijvoorbeeld een spijkerbroek. Met haar vriendinnengroep komt ze eens in de 2 à 3 weken bij elkaar om samen tijd door te brengen. Het is een groep van 4 meiden, die elkaar al meer dan 15 jaar kennen. Vanwege drukte zien ze elkaar minder dan dat ze zouden willen. Ze willen wel meer afspreken, maar dat lukt helaas niet altijd. Met de familie komen ze ook vaak bij elkaar voor verschillende familiebijeenkomsten. Ze zijn een hechte familie.

"Ik vond Ebru altijd interessant en erg mooi. Twee jaar geleden heb ik deelgenomen aan een cursus. De cursus was in Den Haag, onze docent kwam wekelijks uit Rotterdam om les te geven. Ik heb destijds alle spullen gekocht, zodat ik thuis ook met Ebru bezig kan zijn om me te ontspannen". Tuğba houdt erg veel van lezen, het laatste boek dat ze heeft gelezen is “Aşk” van Elif Şafak. Het was wel heel anders dan dat ze had verwacht gezien de titel, maar

Haring

toch vond ze het een heel mooi boek. Ze is nu bezig met "Saraydan Sürgüne" van Kenize Murat.

Turkse koffie Iedereen vindt het wel lekker in de familie, daarom kan ik het ook lekker voorbereiden. Ik heb ook een geheime ingrediënt, waardoor het extra lekker wordt en dat is stukjes chocola erin. Ik heb ook het apparaat ervoor gekocht, maar met de “cezve” vind het ik het lekkerder. Mijn moeder vond het ook heel lekker, we dronken vroeger altijd samen. Mijn tante kan heel goed “fal bakmak”. Dus we maakten daarvoor veel koffie om haar te laten vertellen.

Tuğba houdt heel erg veel van haring. Ze is er dol op.

Familie

Ben je ook veelzijdig in je sociale en professionele leven? Én wil je volgende keer ook in deze rubriek staan? Stuur dan een e-mail naar interview@haber.nl

Vakantie in Palestina

Özel günlerinizi film setine çevirebilirsiniz. Başrolde gelin ve damat!

Bruiloft fotografie 0628-596961

Vakantie in Cuba


KvK

HABER

BESTE KRANT VAN NEDERLAND

K AM ER V

26

OKTOBER - EKiM 2010

Kamer van Koophandel Midden-Nederland in Utrecht

OPHANDEL O K AN

Geloof in je onderneming!

Foto: Martijn van den Bergh

Geloof in je onderneming belooft hét netwerkevent van 2010 te worden, met onder meer een presentatie van Martijn van den Bergh, zelfstandig tv-presentator

(bekend van de zogeheten belspellen). Als geen ander kan hij vertellen hoe je als zelfstandig ondernemer aan klanten komt. “Als je in zes minuten 10.000 mensen kan aanzetten tot een telefoontje van 90 cent, is dat pure sales. Geloof in je kracht als ondernemers is daarbij doorslaggevend.” Van den Bergh zal uitleggen hoe je het laaghangend fruit in jouw netwerk kunt plukken. Het netwerkevent wordt gehouden op maandag 22 november 2010 van 15.00 tot 19.00 uur in de Sint Janskerk in Utrecht. Voor meer informatie en inschrijven: www.kvk.nl/ mn-netwerkevent.

Startersdag 2009 in De Fabrique in Utrecht

Startersdag 2009 in DeFabrique Wet & Regel Dag Tijdens de Wet & Regel Dag van de KvK Midden-Nederland op dinsdag 30 november 2010 in Hotel van der Valk Houten krijgen ondernemers een overzicht van belangrijke veranderingen in wet- en regelgeving. Deze dag wordt voor de derde keer georganiseerd door alle KvK’s op vijftien locaties in het land. De themadag bereidt ondernemers voor op veranderende wetgeving, zoals juridische en fiscale aspecten van de bedrijfsvoering, handige fiscale eindejaarstips en het Belastingplan 2011. Daarnaast biedt de dag de mogelijkheid andere ondernemers te ontmoeten en om specifieke vragen voor te leggen aan de specialisten. Voor meer informatie en inschrijven: www.kvk.nl/mnregeldag. Negende editie van de Startersdag Voor de negende keer organiseert de KvK op zaterdag 6 november de landelijke Startersdag. Op deze dag geeft de KvK startende ondernemers of mensen die overwegen een eigen zaak te beginnen de gelegenheid op één dag een flinke stap te zetten in hun voorbereidingen. Met een uitgebreid programma, een

Wie wordt de Utrechtse Kleurrijke Detaillist van 2010?

D

e Kamer van Koophandel Midden-Nederland en de gemeente Utrecht organiseren voor de derde keer op rij de verkiezing van de kleurrijke detaillist van Utrecht. Tijdens een feestelijke bijeenkomst op 15 december aanstaande wordt de winnaar bekend gemaakt. U kunt tot 1 november uzelf of collega's nomineren. Dit doet u door een e-mail te sturen naar ukd@novodor.nl Niet iedere detaillist komt in aanmerking voor de Utrechtse Kleurrijke Detaillist trofee. Het bedrijf van de genomineerde moet gevestigd zijn in de stad Utrecht en geregistreerd bij de Kamer van Koophandel Midden-Nederland. Verder moet de onderneming minimaal 3 jaar bestaan. De jury neemt ook de financiële stand van

zaken van de onderneming mee in de beoordeling. De genomineerde moet dus bereid zijn hierover informatie te geven. De financiële positie van het bedrijf moet stabiel zijn. Belangrijk is ook dat de onderneming niet handelt in strijd met weten regelgeving. De genomineerde moet iemand zijn die vernieuwend bezig is met ondernemen. En de laatste voorwaarde waaraan de genomineerde moet voldoen: hij of zij moet van etnische afkomst zijn. Binnenkort vindt u op de website

www.utrecht.nl/UKD meer informatie over de UKD trofee en de procedure. De jury bestaande uit bekenden uit het Utrechtse bedrijfsleven en de politiek zal in verschillende ronden de beste kandidaten selecteren. Meld dus zo snel mogelijk uw favoriet aan.

informatiemarkt met relevante bedrijven en organisaties voor beginnende ondernemers en presentaties over verschillende onderwerpen waar je als starter mee te maken krijgt. Op het netwerkplein kunnen bezoekers ervaringen delen met reeds gestarte ondernemers. Ook zijn daar verschillende netwerkpartijen aanwezig die meer over hun organisatie kunnen vertellen.

De Startersdag wordt gehouden op twee locaties, namelijk: • Het Educatorium aan de Leuvenlaan 19 in Utrecht • Restaurant De Betuwe aan de Hoog Kellenseweg 7 in Tiel. De toegang is gratis, graag wel vooraf aanmelden. Voor meer informatie en inschrijven: www.kvk.nl/ mn-startersdag.

KvK bijeenkomst ‘Internet trends 2011, verder de diepte in’ In navolging van de zeer succesvolle regiobijeenkomsten ‘Van buzz naar business’, waar in totaal honderden ondernemers op af zijn gekomen, organiseert de KvK Midden-Nederland op dinsdag 19 oktober a.s. de bijeenkomst ‘Internet trends 2011, verder de diepte in’. Tijdens de regiobijeenkomsten die de KvK in de afgelopen weken organiseerde in Beesd, Mijdrecht, Utrecht, Maarsbergen en MeerProgramma 13.00 - 13.30 uur 13.30 - 14.15 uur

kerk werd duidelijk hoe zeer het onderwerp internet trends leeft in het bedrijfsleven. Veel ondernemers gaven aan behoefte te hebben aan informatie hoe ze nieuwe online toepassingen en social media kunnen inzetten voor hun bedrijf en er geld mee kunnen verdienen. De KvK speelt hier op in door tijdens de gratis toegankelijke bijeenkomst op 19 oktober dieper in te gaan op de laatste trends op het gebied van internet.

Ontvangst met koffie en thee Online trends 2011 – door Idealize, over social media zoals Twitter, Facebook en LinkedIn 14.15-14.30 uur Koffie en thee 14.30-15.15 uur Eerste ronde workshops Mobiel internet & intranet – door Evident Location-based services – door Idealize 15.15-16.00 uur Tweede ronde workshops Augmented reality, wat is dat en hoe werkt het? – door Evident Social media, wat is de toekomst? – door Efocus 16.00-16.15 uur Koffie en thee 16.15- 17.00 uur Derde ronde workshops Google voor gevorderden – door Efocus 17.00-17.30 uur Afsluting en borrel Meer informatie en aanmelden De bijeenkomst is op dinsdag 19 oktober vanaf 13.00 uur bij de KvK Midden-Nederland, Kroonstraat 50, 3511RC in Utrecht. Aanmelden via: www.kvk.nl/mn-onlinetrends.

Tel: 030-8890206 E-fax: 0847-292120 E-mail: info@profa.nl Lid van College Belastingadviseurs

Tafelbergdreef 36 3564 AB Utrecht

www.profa.nl

Belastingadvies Opstellen jaarcijfers Aangiften inkomstenbelasting Aangiften vennootschapsbelasting


27

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

Terwijl de imam mij rond 5 uur ‘s ochtends wakker zingt en oproept voor het gebed (althans dat gok ik, het is in het Arabisch, hoewel ik het meeste Turks ook niet versta), en hij vocaal ondersteund wordt door de jankende zwerfkatten in mijn straat, bedenk ik me dat het tijd is om een update te geven over mijn leven hier. Inmiddels zit ik alweer anderhalve maand in Istanbul en het bevalt bijzonder goed! Een specifieke reden is hiervoor niet aan te wijzen, maar zonder twijfel is het een combinatie van het goede weer (vandaag is het 28 graden), de interessante werkzaamheden en de vriendelijke collega’s, het heerlijke eten en de fantastische stad met haar mooie nachtleven. Vanaf het begin van mijn aankomst heb ik puntsgewijs bijgehouden wat me opvalt. Inmiddels meer dan 3 A4’tjes. Laat ik willekeurig eens wat opvallende zaken met jullie delen.

Hoge hakken en zoenende mannen

Bij mijn aankomst op het vliegveld werd ik netjes opgehaald door een chauffeur. Vervolgens werd ik op mijn eerste werkdag per auto naar mijn kantoor gebracht, het hoofdkantoor van ING Bank Turkey. Dit was echter eenmalig, dus aan deze luxe service mocht ik niet wennen. ING Bank Turkey heeft namelijk een andere vorm van transport voor haar medewerkers van het hoofdkantoor. In totaal rijden er elke ochtend en avond ongeveer 70 shuttlebusjes door Istanbul. Zij pikken ‘s ochtends iedereen op afgesproken plekken in de buurt van hun huis op en vertrekken ‘s avonds stipt 18.15u weer van kantoor om iedereen thuis te brengen. Ik heb het geluk dicht bij een metrostation te wonen, dus ik maak geen gebruik van deze dienst. In Istanbul wonen officieel 15 miljoen mensen (officieus lopen de schattingen op tot 20 miljoen) op een oppervlakte zo groot als de provincie Utrecht. Je kunt je voorstellen wat een verkeerschaos dit elke ochtend en avond met zich meebrengt. Reistijden van meer dan 1,5 uur naar kantoor zijn geen uitzondering. Mocht je jezelf lopend door de stad begeven, dan is het helemaal goed opletten. Als voetganger hang je namelijk onderaan de voedselketen en ben je niet zoveel waard als je zou hopen. Zebrapaden hebben hier blijkbaar enkel een esthetische functie. Aangekomen op kantoor werd ik warm welkom geheten door de faciliteitenmanager. Deze afdeling heeft alles geregeld met betrekking tot mijn komst. De vergadering met 15 mensen werd stilgelegd, waarna ik in het midden van de tafel werd gezet om kennis te maken met iedereen. Een beetje ongemakkelijk tijdens mijn eerste minuten op kantoor, maar inmiddels ben ik er wel een beetje aan gewend geraakt. Gedeeltelijk zal het liggen aan het feit dat ik een buitenlander ben die uit het land komt waar het hoofdkantoor van de ING Groep gevestigd is. Aan de andere kant wordt hier sowieso niet zo snel ter zake gekomen als wij

Door: JAN BOLLE

in Nederland gewend zijn. Allereerst word je altijd een kopje thee aangeboden door een soort van conciërge die iedere afdeling heeft. Elke afspraak begint met een algemeen praatje over vrienden, familie, vakantie, en duurt naar mijn gevoel altijd net te lang. Wij Nederlanders (ja, generaliseren mag) zijn gewend snel to-the-point te komen en gestructureerd de te bespreken punten door te werken. Hier is dit in de verste verte het geval. In mijn volgende blog zal ik dan ook een stuk uitgebreider ingaan op de werkwijze en –cultuur binnen de bank. Bruin verbrand, maar waarschijnlijk ook een paar kilo zwaarder, zal ik in het najaar terugkomen. Alles draait hier namelijk om eten. Elke dag wordt een bijzonder uitgebreide warme lunch in het restaurant geserveerd. Turken vinden het onbegrijpelijk dat wij lunchen met een paar boterhammen en melk. Worden dan ook vaak grappen over gemaakt. De lunch op kantoor krijg je gratis als je je toegangspas scant. Mocht je buiten de deur lunchen, dan kun je het dagelijkse tegoed op deze pas gebruiken om het in de foodcourt te besteden. Je kunt hier je snacks zelfs ‘reserveren’, zodat ze deze later naar je werkplek komen brengen. Tweemaal per dag rijdt er namelijk een man met een karretje vol lekkers rond. Van allerlei repen tot hele taarten. Het eten wordt je zo wel echt letterlijk op een presenteerblaadje aangeboden en je moet sterk in je schoenen staan om je niet elke middag te buiten te gaan.. Eten is ook een belangrijk aspect tijdens verjaardagen op kantoor. Deze worden hier bijzonder uitgebreid gevierd. Allereerst regelt je afdeling een grote taart met kaarsjes en sterretjes. Als het festijn aan het einde van de dag plaatsvindt, worden er ook nog chips, fruit, cola en wijn geregeld. Alles wordt in het geheim opgezet als de jarige even weg is. Vervolgens wordt deze met gezang en geklap verwelkomd. De eerste keer voelde ik me lichtelijk schuldig omdat ik deze persoon ‘s ochtends was vergeten te feliciteren. Ik liep dus direct naar hem toe en feliciteerde hem alsnog. Dit bleek echter niet de bedoeling. ‘s Ochtends feliciteert niemand de jarige. Iedereen wacht tot je samen bij de taart staat. Na het uitblazen van de kaarsjes, houdt de hoogste baas een speech en worden de cadeaus overhandigd. Vervolgens feliciteert iedereen de jarige. Ik weet het niet helemaal zeker, maar heb het vermoeden dat de volgorde van feliciteren afhankelijk is van je positie binnen de bank. Eerst de senior managers, dan de managers, etcetera. Aan het feit dat iedereen hier elkaar 2 zoenen geeft moest ik in het begin wel wennen. Het blijft toch raar om je mannelijke senior manager te zoenen op zijn verjaardag. Gelukkig wist hij hoe het werkte: ‘Ik weet dat het raar is om mannen 2 zoenen te geven in Nederland, maar ik ken jullie tradities ook hoor. Jullie geven elkaar immers allemaal 3 zoenen….’ Het eten bevalt dus goed. Met name de uitgebreide diners. Men begint met allerlei koude happen, genaamd Mezes. Deze worden genuttigd in combinatie met Rakı. Een Turkse sterke drank die nog het meest doet denken aan het Griekse Ouzo. Tijdens het drinken wordt er veelvuldig gep-

Rutte negatief tegenover islam - Wat is er joods aan de joodschristelijke traditie die staat in het beginselprogramma van de VVD? ‘Oh, dat kan ik uitleggen! De christelijke traditie bestaat bij gratie van de traditie die er aan voorafging. De christelijke waarden wortelen allemaal in die joodse traditie. Die twee geloven onderscheiden zich fundamenteel van bijvoorbeeld het islamitische geloof. Uit het joods-christelijke gedachtengoed komt de scheiding tussen kerk en staat voort en het concept vergeving. Vergeving tref je in de islam niet aan. -Ex-minister Ella Vogelaar was zo warrig dat ze in de islam een waardevolle basis van onze traditie meende te zien.’ Ze stelde vast dat de islam nu eenmaal invloed

roost. Niet alleen aan het begin, maar bijvoorbeeld ook als iemand iets moois of goeds zegt. Mooie traditie vind ik om voor het proosten met je glas op de tafel te tikken. Dit staat voor het proosten op je vrienden die er die avond helaas niet bij mochten zijn. Je drinkt Rakı in combinatie met water en ijs. Erg smakelijk en drinkt weg als limonade. Totdat je opstaat om naar de wc te gaan... Mijn enige twijfelachtige ervaring met eten was toen ik onder luid applaus werd ontvangen toen ik terugkwam van een lunch buiten de deur. We zouden traditioneel Turks gaan eten met een paar collega’s en ik had 2 smakelijke broodjes op. Bleken achteraf schapendarmen te zijn. Ik vond het niet echt vreemd, maar blijkbaar zijn de meningen over dit gerecht hier erg verdeeld. Opvallend is verder dat iedereen op kantoor er bijzonder net gekleed bijloopt. Alle mannen altijd met een das, ongeacht het weer. En niet alleen de bankiers, ook ondersteunend personeel loopt er altijd verzorgd bij. De vrouwen zijn erg hooggehakt. Mijn mannelijke Turkse collega’s geven lachend aan dat ze dit echt mooi vinden en vrouwen met platte schoentjes eigenlijk maar niets. Tijdens een lange dag op een congres in Ankara had het vrouwelijke hoofd van communicatie de hele dag op ongelooflijk hoge stelten gelopen. Gelukkig kon ze op weg naar het vliegtuig toen iedereen weg was haar casual outfit aan; de nieuwe schoentjes met iets lagere hakjes kwamen uit de tas. Voor wat betreft toiletgebruik lijken sommige Turkse mannen juist weer wat vrouwelijk. Ongelooflijk, wat een getut op het toilet. Er wordt langdurig gebruik gemaakt van de (vaak veelvuldig) aanwezige spiegels. Haren worden uitgebreid in model gebracht, het gezicht bekeken en handen worden altijd uitermate grondig gewassen. Al met al duurt dit ritueel zo enkele minuten. Het uitgebreid handen wassen komt wellicht voort uit het feit dat vroeger de linkerhand de onreine hand was. Op traditionele Turkse toiletten vind je dan ook geen wc-papier, maar heb je enkel een kraantje en je eigen linkerhand tot je beschikking.. Gelukkig ben ik deze toiletten nog maar weinig tegengekomen.

heeft op onze cultuur. ‘Voor zo ver dat gaat om couscous eten, vind ik het allemaal prima. Maar het kan niet zo zijn dat wij concessies doen op basiswaarden, zoals de gelijkwaardigheid van vrouwen of homo’s. Er zijn overeenkomsten, maar die punten zitten al in de joods-christelijke traditie. Daar heb ik de islam niet voor nodig. - Hard voor moslims om te horen dat hun geloof niets aan Nederland toevoegt. ‘Ik zie inderdaad in hun waardenstelsel geen toegevoegde waarde.’ Rutte in 2008 over de Islam Door: Gerard Driehuis Gepubliceerd: dinsdag 9 december 2008 in de Pers. Kop: Wat betreft Mark Rutte beperkt de invloed van islam zich tot 'couscous eten'.

"Made in Şişhane" in Leiden De Turkse ambassadeur in Nederland, de heer Uğur Doğan en de burgemeester van Leiden, de heer Henri Lenferink openden op donderdag 30 september met een druk op de knop een nieuwe tentoonstelling in het Honorair Consulaat-Generaal (HCG) van Turkije: “Made in Şişhane”. De 19 Turkse Nederlanders die dit jaar een Koninklijk lintje ontvingen, waren als eregasten uitgenodigd in het HCG van Turkije in Leiden. De Honorair Consul-Generaal van Turkije Joost Peters wil graag een brugfunctie vervullen tussen Nederland en Turkije en vertelt: “Juist in deze tijden is het belangrijk om positieve aandacht

te schenken aan de Turkse gemeenschap in Nederland. Met deze bijeenkomst wil ik laten zien dat wij waardering hebben voor deze mensen, die door hun inzet een belangrijke bijdrage leveren aan de maatschappij.”

Om deze blog niet met het bovenstaande af te hoeven sluiten, nog één laatste ding: de familie. Dat familie belangrijk is had ik al wel gehoord. Er wordt veel over gedeeld. Naast de kinderfoto’s op alle bureau’s, sturen collega’s vaak foto’s van hun kindjes door naar de hele afdeling. Laatst tijdens de lunch mocht ik samen met drie mannelijke collega’s tien minuten naar een filmpje kijken van een andere mannelijke collega (1.90 meter lang, 100 kg plus) die zijn kindje aan het verschonen was. Tot zover deze update. De volgende keer meer aandacht voor het werken en mijn werkzaamheden binnen een Turkse bank!

243_Amsterdam 105x210 mm EN.indd 1

3/10/10 1:56:47 PM


HABER

Flexibiliteit, in aanbod maar ook in vraag naar arbeid Het is ongekend wat er aan zit te komen qua overheidsbezuinigingen op personeel. De Nederlandse overheid moet flink de broekriem aanhalen, zoals ze dat noemen. In mijn optiek wordt niet alleen de broekriem aangehaald, de broekspijpen worden er ook zo’n beetje afgehaald. Wat blijft er dan nog over? De algemene gedachte bij het verdwijnen van banen waar dan ook is dat werknemers zich flexibel moeten opstellen want als je je flexibel opstelt, heb je zo weer een baan. Ik ben het er volledig mee eens dat men eisen aan (potentiële) werknemers mag stellen. Dat moet zelfs als je als land en economie concurrerend wil blijven. Bovendien vereist de hedendaagse, complexe omgeving vol stimuli en massa-informatie dat. Flexibiliteit is een van de belangrijkste eisen. Dat is soms niet meer dan simpel aanpassingsvermogen. De term survival of the fittest, bekend geworden door de bioloog Charles Darwin (maar die oorspronkelijk komt van de filosoof Herbert Spencer), is gebaseerd op het fenomeen dat een organisme dat zich het meeste aan zijn omgeving aanpast, de meeste overlevingskansen heeft. Dit is een interessante gedachte en kan op vele gebieden toegepast worden, waaronder de arbeidsmarkt. Helaas is de arbeidsmarkt zelf niet zo flexibel. Een van de grootste misvattingen vind ik dat ouderen niet zo flexibel meer zijn. Dat is een van de redenen dat hun positie op de arbeidsmarkt zo abominabel slecht is. Een andere reden is dat ouderen simpelweg te duur zijn. Er wordt onterecht van uitgegaan dat mensen boven een bepaalde leeftijd niet meer flexibel zouden zijn. Lichamelijk gezien klopt dat helemaal.

28

OKTOBER - EKiM 2010

De man schijnt zijn lichamelijke piek rond zijn 32e te hebben en de vrouw rond haar 28e. Medisch gezien takelen we dus allemaal na ons dertigste af. Echter, daarmee is onze pensioengerechtigde leeftijd nog lang niet in zicht. Immers, de menselijke geest is wat ons drijft en wetenschappelijk onderzoek heeft uitgewezen dat het menselijk brein tot op latere leeftijd nog verbindingen kan leggen en creëren en daarmee dus lerend vermogen heeft. Bovendien is niet iedere jongere werknemer per definitie flexibel en energiek en iedere oudere werknemer traag en star. Toch is het zo dat ouderen, ook diegenen die daarvoor een bewonderenswaardige flexibiliteit hebben vertoond, immers het job-for-life systeem bestaat ook in Nederland niet (meer), als inflexibel beschouwd worden en maar moeilijk een baan kunnen krijgen. Dat gebeurt soms al op een leeftijd rond de vijftig. En als ze nog als flexibel beschouwd worden, dan zijn ze te duur, wordt beweerd. Toch zijn er velen onder hen die voor een lager salaris en soms zelfs startsalaris willen werken en niet salarisniveau verwachten. Uiteraard zou men dat wel willen, dat is niet meer dan logisch maar ze zijn realistisch genoeg. Je kunt je aanpassen tot je een ons weegt maar als je simpelweg gekarakteriseerd wordt als te oud en dus te inflexibel en te duur, waar sta je dan nog met je flexibiliteit? Aan de arbeidsmarkt zelfs zouden ook eisen gesteld moeten worden. Te beginnen met flexibiliteit. Daarnaast is het nodig dat met een minder veralgemeniserende bril naar de realiteit gekeken wordt en leeftijd niet per definitie de bepalende factor is in overwegingen. Laat kennis, ervaring en wijsheid ook een rol spelen. Allemaal redelijke factoren, lijkt mij. Het mooie is, alle ook factoren waarvan gezegd wordt dat die met de jaren toenemen. Laat de arbeidsmarkt de flexibiliteit aan de dag leggen om de vruchten daarvan te plukken.

WERK EN NETWERK

Naam: Tugba Çavuşoğlu-Xhemaili Naam: Fatih Coşar Contact: www.linkedin.com/TugbaCavusoglu Contact: Twitter: fatih.cosar@live.nl @TugbaCavusoglu

Mini C.V. 2006-heden 2007-heden 2005-2008

Kenmerken: Kies jouw 5 sterkste punten! Nauwkeurig

Vriendelijk

Zelfstandig

Leidinggevende capaciteiten

Maatschappelijk betrokken

Flexibel

Doorzettingsvermogen

Resultaatgericht

Organisatietalent

Representatief Waarnemer

Ambitieus Flexibel

Teamplayer

Havva Harmankaya Büşra Çoban info@drnaccountancy.nl http://nl.linkedin.com/in/busracoban

Mini C.V.

Bouwtechnische Bedrijfskunde Hogeschool Utrecht Projectleider deelproject United Students Voorzitter jongerenvereniging Süleyman Çelebi moskee

Mijn naam is Fatih Coşar. Ik ben geboren en getogen in Gorinchem. bezig met mijn Na mijn MBOMomenteel opleiding ben ik begonnen met laatste jaarals vansalarisde opleiding Bouwtechnische Bedrijfswerken en administratief medewerker kunde aangroot de Hogeschool Utrecht. heb jaar gekozen bij een uitzendbureau. NaIk een ben ik voor de avonduren afstudeerrichting Regie Stedelijke Vernieuin de ook begonnen aan HBO bedrijfswing. Reden datwaar ik hiervoor is dat ergenog administratie ik tweeheb jaargekozen later mee ben veel te doen is mettot volkshuisvesting. Achterstandsstopt. Van 2001 en met 2004 heb ik bij adminiswijken en de sociale en economische problemen die tratiekantoren als financieel medewerker gewerkt. daarbij zijn.ikDe maatschappelijke tint van Beginontstaan 2005 ben samen met mijn toenmalige deze afstudeerrichting heeft mij aangesproken. Ik heb compagnon een administratiekantoor begonnen. het volgende motto voor mijzelf; ‘Nederland is niet In oktober 2007 heb ik DRN Accountancy opgemeer in opbouw, maar in verbouw’. Dit heeft niet zo richt. richt me voornamelijk op ondernemers, zeer metIkstapelen van stenen te maken, maar is meer maar ook particulieren behoren tot mijn clientèle. dan dat. Naast mijn studie ben ik actief bezig met de Mijn motto is om financiële oplossingen te bieden studievereniging United Students, waar ik tevens meaan mijn klanten. deoprichter van ben. United Students voert projecten uit om het studiesucces van niet-westerse allochtone studenten te verhogen.

Naam: Naam: Contact: Contact:

Humor

Ondernemend

Denker

Zelfverzekerd

Beslisser

Ondersteunend

Doener 

..............................

2007-heden Bouwkunde Hogeschool bij Zeeland 2005 – heden vennoot – administrateur DRN Afstudeerrichting: Accountancy Architectuur 1999 – 2004 financieel medewerker bij te Jan – Juli 2010 salarisstage +en bijbaan Mecanoo architecten bedrijven scholen & Wei-Wu-Ying diverse Delft Duurzame Center of Arts Taiwan 06/2007 – 01/2008 Stage +bijbaan WBU-Heijmans te Grijpskerke Vrijetijdspark ZEP Middelburg & Woonpark Mortiere

Mijn naam is Busra Coban. Ik ben geboren in Vlissingen en woon in Middelburg bij mijn ouders. Ik zit nou in mijn laatste studiejaar voor de opleiding Bouwkunde aan de Hogeschool Zeeland. Voor mijn afstudeerrichting heb ik gekozen voor architectuur, met een kleine specialisatie in constructie. De reden dat ik hiervoor heb gekozen is het vernieuwen van het straatbeeld. Dromen, creatief denken en uittekenen. Architectuur is durven, je fantasie optekenen en in werkelijkheid realiseren. Tijdens mijn studie richt ik me voornamelijk op duurzaamheid en gezonde binnenklimaat in onderwijsgebouwen. Naast mijn studie ben ik actief voor de stichting VHTO, dit is een landelijk expertisebureau voor meisjes/vrouwen en bèta/techniek. Hiervoor houd ik speeddates met scholieren van het voortgezet onderwijs om ze een juiste beeld te geven over technische opleidingen en beroepen. Ook ondersteun ik het Technasium binnen het voortgezet onderwijs. Ik beoordeel tekeningen die door scholieren ontworpen zijn en begeleid ze hierbij. Deze worden voor een opdrachtgever ontworpen en in werkelijkheid uitgevoerd. Voorheen heb ik me beziggehouden met culturele activiteiten. Ik heb in het bestuur van werkgroep ontmoeting gezeten, welke was gericht op integratie van de Nederlandse cultuur naar de Turkse cultuur en andersom.

KLEURRIJK SPH SOCIAAL PEDAGOGISCHE HULPVERLENING

OP ZOEK NAAR JOU!

In verband met uitbreiding van ons netwerk zijn wij op zoek naar professionele pedagogische medewerkers. 1. Minimale opleiding SPW (wij streven naar HBO agogische opleidingen zoals SPH, Pedagogiek, MWD, CMV e.d. Wij raden deeltijd studenten aan om te reageren.) 2. U bent boven de 23 jaar. 3. Minimaal 3 jaar werkervaring met de doelgroep. 4. Bereid zijn wisselende diensten te draaien (ook slaap en weekend diensten). 5. In het bezit zijn van rijbewijs B en eigen vervoer (i.v.m. de spoeddiensten).

Mensen die deeltijd opleiding volgen raden wij aan om te reageren. Onze voorkeur gaat uit naar mensen uit Dordrecht, Utrecht, Rotterdam, Den Bosch, Leiden e.o.

songularslan@haber.nl

Songül Arslan heeft een achtergrond in internationale en financiële projecten, marketing en communicatie en is nu werkzaam als beleidsmedewerker op de afdeling Buitenlandse Economische Betrekkingen van het ministerie van Economische Zaken.

Gildenstraat 3 Tel: 0345 - 54 83 01 E-mail: 4143 HS Leerdam Fax: 0345 - 61 63 39 info@kleurrijksph.nl www.kleurrijksph.nl (direct solliciteren via de website ook mogelijk)


29

SUCCESVOL ONDERNEMER

Wie is İlhan Done? Ik ben in 1970 geboren in Schiedam. Na mijn basisschool en middelbare school in Turkije afgemaakt te hebben ben ik in 1989 terug gekomen naar Nederland. Eerst heb ik 2 jaar de taal geleerd, waarna ik 1 jaar aan de TU Delft Architectuur heb gedaan. In 1992 ben ik begonnen aan de opleiding personeelswerk aan het HBO in Rotterdam, welke ik in 1996 heb afgemaakt. Ik deel mijn leven met mijn vrouw Melek en we danken Allah voor onze vier lieve kinderen: 2 zoons en 2 dochters. Hoe is het allemaal begonnen? Mijn werkende leven is begonnen in 1995. Tegelijkertijd was ik bezig met mijn derde studiejaar waarnaast ik in het zelfde jaar ook ben getrouwd. Ik had een vast inkomen en werk nodig om mijn vrouw over te brengen vanuit Turkije. Daarom ben ik op 15 augustus 1995 begonnen als part-time administratief medewerker bij Tur-Ned. Sindsdien ben ik al 15 jaar werkzaam bij Tur-Ned. Wat voor reacties heb je gehad nadat je je eigen bedrijf was begonnen? Tur-Ned heb ik niet zelf opgericht. Het bedrijf is in 1992 opgericht, 3 jaar voordat ik daar ging werken. In 1997 is een van de bestuurders vertrokken, ik ben toen 2 jaar als bestuurder gaan werken. In 1999 ben ik samen met Ismail Sahin partner geworden van TurNed. Tussen 1995 en 1999 heb ik met drie verschillende bedrijfsleiders gewerkt, waarbij ik veel van hun ervaring heb geleerd. Omdat ik tussen 1995-1996 aan het studeren was kon ik theorie in praktijk brengen, wat heel veel toegevoegd heeft aan mijn kennis en studie. Heb je in het begin problemen gehad? Het was voor mij een voordeel om binnen te komen in een bedrijf dat al draaide. Het was wel een nadeel dat ik geen eerdere ervaring had in het bedrijfsleven, maar de 3 jaar ervaring van het bedrijf zelf, en het werken bij drie verschillende bedrijfsleiders in een korte tijd heeft

İLHAN DÖNE

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

ervoor gezorgd dat ik problemen eerder en makkelijker kon oplossen. Heb je een moment gehad dat je het niet meer zag zitten om een eigen bedrijf te hebben? Sinds ik in het bedrijfsleven zit heb ik dat niet gehad. Natuurlijk waren er moeilijke tijden, maar de beste methode om die tijden te doorkomen was geduldig zijn, volharden en houden van je werk. Ben je een geboren ondernemer? Ik kan niet zeggen dat ik een geboren ondernemer ben. Door de redenen wat ik hierboven heb genoemd ben ik tot partner uitgegroeid. Ik ben net zo goed ondernemer als iemand die na zijn 25ste het bedrijfsleven in gaat. "Jong geleerd is oud gedaan" luidt het spreekwoord. Mensen uit Kayseri noemen iemand pas ondernemer als die al 3 generaties ondernemer is. Al is dit een humoristische benadering, ik geef ze wel gelijk. Want ondernemerschap is niet alleen iets produceren, verkopen of inkopen. Ondernemerschap heeft een eigen cultuur, moraal en discipline. Het neemt tijd in beslag om al deze eigenschappen je zelf eigen te maken. Als we in dit kader aannemen dat de Turkse ondernemersgeschiedenis met de republiek is begonnen, hebben we nog een lange weg te gaan. Wat is je hoogtepunt geweest, heb je een leuke anekdote die je met ons kunt delen? De dynamische structuur van het bedrijfsleven houd je fit. Een van de belangrijkste pilaren hiervan zijn de beurzen. Beurzen verbreden je visie en horizon. Tijdens een bezoek aan een beurs heb ik van een leverancier te horen gekregen dat we ondanks dat we niet zoveel producten van ze afnemen wel een heel schip aan producten zouden kunnen krijgen, gebaseerd op het vertrouwen dat we

den haag

‘Beriep Wilders zich maar vaker op zijn zwijgrecht’ Peter R. de Vries heeft een artikel geplaatst op zijn website over het zwijgen van Wilders in de rechtbank en over het conceptakkoord van de VVD, CDA en PVV. “Voor alle duidelijkheid: Ik heb zelf niet in het minst een bezwaar tegen het feit dat Wilders zich op zijn zwijgrecht beroept. Integendeel zelfs, het zou een zegen voor het land zijn als hij dat in de toekomst vaker doet.” Verder

vindt Peter R. de Vries het raar dat de immigratie eerder wordt genoemd als primaire doelstelling van de regering dan de financiële crisis, iets wat in het verkiezingspamflet van de PVV hoort en niet in een gedoogakkoord: “Ombuiging, beheersing en vermindering van de immigratie zijn geboden en urgent gelet op de maatschappelijke problematiek. Verwezenlijking hiervan behoort tot de primaire doelstellingen van het te voeren kabinetsbeleid”. En vervolgens volgen ruim zes pagina’s met zeer vergaande maatregelen om dit doel te bereiken.

HILVERSUM De memoires van mijn grootvader. De dienstplicht van een Osmaans Arabische soldaat

..... . .....................

hem hebben gegeven. Dit is een onbeschrijfelijk hoogtepunt omdat de grootste schat van een ondernemer het vertrouwen is die hij/ zij inboezemt. De mens kan in het bedrijfsleven winnen en verliezen, maar indien je de grote schat van vertrouwen eenmaal hebt ben je onvermoeibaar. Aan welke eigenschappen heb je je succes te danken? Om te beginnen moet je in vrede zijn met je zelf en moet je houden van je werk. Sta altijd open om te leren, geloof in teamwork. Net als in je leven als mens zul je ook in het ondernemerschap ups en downs hebben, maar leer geduldig te zijn en wees gelukkig met wat je hebt. Wat wil je adviseren aan jonge ondernemers of jongeren die een eigen bedrijf willen beginnen? De weg naar stucces is teamwork, ontdek dat investeren in mensen, investeren in de toekomst betekent. Daarom adviseer ik ze om hun studie af te maken, zodat ze een goede basis hebben. Ik zou zeker de mogelijkheid nemen om voor het beginnen van je eigen bedrijf, ervaring op te doen bij een lopend bedrijf. Wees moedig en ondersteun dit met je studie, succes zal dan een natuurlijke resultaat zijn. Wat is je levensmotto? Een “ hoş bir seda” (=leuke herinnering) achterlaten op deze wereldbol.

In het radioprogramma Onvoltooid Verleden Tijd van de VPRO is een radiodocumentaire te beluisteren over de memoires van een Osmaans Arabische soldaat, Suleyman Halaceli. Hij heeft in 1925 zijn memoires in het Arabisch geschreven na zijn terugkomst van de vele oorlogen die hij heeft meegemaakt. Zo heeft hij in Gallipoli tegen

de Britten gevochten, maakte de Grote Oorlog mee, streed mee met Mustafa Kemal Ataturk tegen de Grieken en is met duizenden anderen in handen van de Britten gevallen in Gaza waarna hij een jarenlang in krijgsgevangenschap is gebleven in Cairo. Arabiste meltem halaceli heeft samen met de vpro een documentaire gemaakt over haar reis naar de kinderen en kleinkinderen van halaceli in turkije om de verhalen aan hen te vertellen die geschreven waren in een taal die zij niet konden lezen.

Amsterdam

Umut Barutci wint Financial Talent Award 2010 Umut Barutci (21) heeft de Financial Talent Award 2010 gewonnen voor zijn presentatie van zijn afstudeerscriptie Bedrijfseconomie met de titel ‘Koopvormen binnen en buiten Wonen West Brabant. Op 23 september was hij een van de negen genomineerde

studenten tijdens de landelijke finale. Zijn scriptie werd door de examencommissie al beoordeeld met een negen. ,”Umut is heel goed op de hoogte van alles wat op dit vakgebied speelt. Hij heeft zich niet beperkt tot zijn scriptieonderwerp dat op zichzelf al zeer origineel, creatief, vernieuwend en van maatschappelijke relevantie is. Deze brede kennis maakt dat hij zelfverzekerd stond te presenteren.", Aldus juryvoorzitter Ed van Vliegen.

Naarden

Gastarbeiders in het Gooi De stichting Tussen Vecht en Eem werkt aan een publicatie en tentoonstelling over Gooise arbeidsmigranten tussen 1960 en 1980. Daarvoor is de stichting op

zoek naar beeldmateriaal van gastarbeiders van de eerste generatie die in Hilversum, Huizen en Weesp hebben gewerkt. Foto’s van het werk, de woning en andere activiteiten zijn welkom. Het materiaal dat ter beschikking wordt gesteld wordt met zorg behandeld. Wie een bijdrage wil leveren kan contact opnemen met Hans Mous (jmmous@gmail.com)

Den haag

Filosofiestudente Sine Bagatur wint grote studiebeurs Sine Bagatur heeft een studiebeurs gewonnen van het Nuffic (Netherlands Organization for International Cooperation in Higher Education). De filosofiestudente van de Faculteit der Wijsbegeerte kan met de beurs van bijna 75.000 Euro

haar promotieonderzoek financieren. Sine Bagatur gaat traditionele opvattingen over mensenrechten vergelijken met politieke ideeën die bepaalde sociale bewegingen (bijvoorbeeld feministen) daar over hebben. Vervolgens onderzoekt ze hoe politieke theorieën en praktijken deze opvattingen over mensenrechten hebben overgenomen en ze kijkt welke rol globalisering hierin speelt. Hoogleraar Ingrid Robeyns is haar promotor.

Lıjnden

Corendon in 2011 met luchtvaartmaatschappij vanaf Schiphol Corendon Dutch Airlines wil in 2011 starten als een Nederlandsche luchtvaartmaatschappij die vanuit Schiphol kan vliegen naar overige Europese bestemmingen. Corendon Airlines

vloog al vanuit Turkije naar Nederland. Directeur Atilay Uslu wil met Corendon Dutch Airlines zijn pakketreizen buiten Turkije ook met een eigen luchtvaartmaatschappij aanbieden. Op dit moment vliegt Corendon naar deze bestemmingen met Transavia. In 2011 zal er gestart worden met één enkele Boeing 737-800 en er zal elk jaar een toestel bij komen.


HABER

30

OKTOBER - EKiM 2010

Ombudsman Pieter Hilhorst

INTERVIEW | SONGÜL ARSLAN FOTO | M.FATiH KARAMAN

De ombudsman is er voor iederee

U bent politicoloog en columnist bij de Volkskrant en nu ook Ombudsman. Is dat een logische volgende stap geweest? Ik ben gevraagd voor de Ombudsman. Voor de Volkskrant schreef ik al regelmatig over het functioneren van de overheid. Nu als Ombudsman kan ik daar ook iets aan doen. Aan de hand van verhalen van mensen die in de knel komen, zie je hoe de overheid werkt en wat de logica is van al die regels. Wat vindt u van die logica van al die regels?

Wat opvalt is dat er een kloof is tussen de logica van het systeem en de leefwereld van mensen. In de eerste uitzending richten we ons op het zorgsysteem van Klink en het persoonsgebonden budget. Dat is een budget voor mensen die recht hebben op zorg en de zorg zelf willen regelen. Alle mensen die na 1 juli aanklopten moeten tot 1 januari op de wachtlijst. Klink denkt dat dit niet erg is omdat hij denkt dat iedereen die geen persoonsgebonden budget heeft wel zorg in natura krijgt. Maar de werkelijkheid is dat er mensen zijn die dat niet

krijgen. Ik sprak laatst de vrouw van een onlangs overleden man. Ze had gevraagd om een persoonsgebonden budget om haar zieke man te verzorgen maar ze kreeg het niet en kwam op een wachtlijst. Eigenlijk komt het er op neer dat je maar beter een half jaar kan wachten met doodgaan. Als iemand last heeft van de regels, is het vaak moeilijk om de overheid te bewegen mee te gaan met die klachten. Dat is wel wat wij proberen te doen. Vorig jaar zijn we opgekomen voor een ijscoman die iedere keer een vergunning moest aanvragen voor zijn de ijsverkoop. Totdat de gemeente besloot om te dereguleren zodat er minder vergunningen aangevraagd hoefden te worden. Je verwacht dat het dan makkelijker wordt maar toen viel de ijscoman onder de gewone wetten en dat betekent dat je na ’s avonds 7 uur en in het weekend niets mag verkopen. Dus die deregulering is wel goed maar niemand heeft er rekening mee gehouden dat je daarmee die ijscoman in de problemen brengt die dan zijn ijsjes verkoopt. Als die ijscoman zich meldt bij de gemeente, dan zou je verwachten dat de gemeente zegt: “Wat stom van ons, hier hebben we niet aan gedacht.” In plaats daarvan zeggen ze: “Dit zijn de regels.” Wordt er dus door jouw inzet anders naar de vergunningen en de regels gekeken? Ja, dat is wel de bedoeling. Niet alleen voor individuen, maar ook voor hele grote groepen. Bij het persoonsgebonden budget gaat het om 9.000 mensen. Dat is voor zo’n grote groep ook moeilijker terug te draaien. Voor de meest schrijnende gevallen hebben we gezorgd dat er iets geregeld wordt. Dat doen we samen met politieke partijen en belangengroepen. Kunt u iets vertellen over jullie werkwijze als Ombudsman? Wat wij belangrijk vinden is dat de mensen die we benaderen ook goed voorbereid zijn. Dus we trappen geen deuren in. Je kunt wel ergens zomaar binnenstappen en eisen om de directeur te spreken maar die weet dan vaak ook niet waar het om gaat. Vindt u dat er een soort syste-

em zit in alle aanmeldingen of zijn alle gevallen uniek in hun soort? De overeenkomst is dat het vaak mensen zijn die het eerst zelf hebben geprobeerd en tegen een muur zijn gelopen en zich niet gehoord voelen. Maar het soort gevallen is zeer uiteenlopend. Het kan gaan over mensen die zorg willen maar het kan ook gaan over mensen die in een straat wonen met een verbod voor vrachtverkeer maar waar toch vrachtwagens doorheen rijden. Er zijn ook klachten geweest van iemand die vrijwilliger is bij buurtbeheer. Zij kreeg ruzie met jongeren uit de buurt en wordt nu bedreigd. Er is een steen door haar ruit gegooid. Je verwacht dat de gemeente haar eigen vrijwilliger optimaal beschermt, maar dat gebeurt niet. Ook proberen we te onderzoeken hoe je een oplossing kunt bedenken die voor iedereen geldt en niet slechts voor een op zichzelf staand geval. We willen geen uitzondering voor één persoon maar we willen dat

de regels veranderd worden zodat andere mensen daar ook recht op hebben. Wat we ook doen is de verklaring omtrent gedrag, dat heette vroeger verklaring omtrent goed gedrag. Dat betekent dat als je een keer veroordeeld bent, je bepaalde banen niet krijgt. Maar wat blijkt nu? Nu staan er ook mensen in die nooit veroordeeld zijn maar wel ooit een keer verdacht. En dat is raar. Zo was er een jongen die in de coffeeshop van zijn vader werkte waar een keer een inval was omdat men dacht dat er teveel wiet lag. Ze hadden de naam van de jongen opgeschreven en nooit verteld dat hij verdacht werd. Vervolgens kreeg hij geen van de nieuwe banen waar hij een tijd later op solliciteerde. Hij wist niet wat er achter zat totdat hij op een gegeven moment een oproep kreeg van de rechtbank. Maar er is nooit tegen hem gezegd dat hij ergens van verdacht werd. Ook al is hij alleen maar verdachte, dan is het nog raar


31

en!

Er zijn juist heel weinig Turkse mensen die zich aanmelden. Je moet ons ook weten te vinden. Een van de redenen dat ik dit interview geef is dat ik hoop dat de mensen die deze krant lezen zich bij ons melden met problemen. dat hij allerlei banen niet kreeg. Pas nadat hij was vrijgesproken kreeg hij zijn verklaring omtrent gedrag Dit geldt natuurlijk voor veel meer mensen. Hoeveel mensen hebben geen verklaring van gedrag gekregen alleen omdat ze verdacht worden? Als je de politie hierover aanspreekt, dan geven ze toe dat de informatieverwerking niet helemaal goed gaat. Dit soort voorbeelden zijn wel heftig maar hier proberen we ook iets aan te doen. We zijn ook bezig met een register voor artsen. Artsen die geschorst zijn door een medisch tuchtcollege staan daarin vermeld. Maar als een arts of een fysiotherapeut een waarschuwing of een berisping heeft gekregen staat dat er niet in. Patiënten die verkeerd behandeld waren zeggen dat ze graag hadden willen weten dat die arts al eerder gewaarschuwd was, dan hadden ze zich niet door hem laten behandelen. Of ze hadden een second opinion kunnen aanvragen. Zitten er qua achtergronden en nationaliteiten nog verschillen tussen de mensen die zich aanmelden? Zijn er bijvoorbeeld veel of weinig Turkse mensen die zich aanmelden? Er zijn juist heel weinig Turkse mensen die zich aanmelden. Je moet

HABER

OKTOBER - EKiM 2010

ons ook weten te vinden. Een van de redenen dat ik dit interview geef is dat ik hoop dat de mensen die deze krant lezen zich bij ons melden met problemen. Mensen melden zich alleen bij ons als ze geloven dat wij wat kunnen bereiken. Soms denken mensen ook dat de overheid niet luistert omdat zij een andere achtergrond hebben. Je wilt opkomen voor iedereen, ook de meest kwetsbaren. Ik zou willen dat mensen zien dat het helpt om voor je rechten op te komen. Daarom wil ik ook de Turkse mensen oproepen met hun problemen naar ons toe te komen. Er zijn groepen die de hoop hebben opgegeven. Dat is zonde. Turkse mensen moeten ook weten wat instanties als die van de Ombudsman voor hen kunnen betekenen. Wat zou je voor boodschap willen meegeven aan die mensen die je nu niet kunt bereiken zoals Turkse mensen? Ik wil de boodschap meegeven dat ze dezelfde rechten hebben als iedereen in Nederland en dat wij daarvoor opkomen. Op het moment dat je je slecht behandeld voelt, en het lukt je niet er zelf iets aan te doen, roep dan onze hulp in. Vertrouw erop dat wij iets kunnen betekenen.

Wat is het verschil tussen de ‘gewone’ Ombudsman en jullie? De ‘gewone’ Ombudsman komt in actie als de overheid zich niet houdt aan de eigen regels en wetten. Maar iets kan wel binnen de regels of wetten vallen maar toch onrechtvaardig zijn. Zo willen we ook opkomen voor diegenen die van het VMBO-T naar de Havo willen. Scholen mogen eisen dat leerlingen gemiddeld een 6,5 of een 7 hebben. Ze zijn bang dat een leerling met lagere cijfers het Havo niet kan halen en dat zij op die uitval worden afgerekend. Scholen hebben hier het recht toe, het is volgens de regels maar het is wel onrechtvaardig. Dit staat natuurlijk haaks op het idee dat men wil dat er zoveel mogelijk doorgestroomd wordt binnen het onderwijs. Over Turkse of Marokkaanse leerlingen kan het idee bestaan dat ze eerder uitvallen. Ik ben ervan overtuigd dat veel Turkse leerlingen hier last van hebben. Wij willen dingen op het spoor komen. Wij willen ons baseren op klachten van mensen waar niemand het over heeft of die niet besproken worden in het nieuws of in de actualiteitenprogramma’s, zoals die verklaring omtrent gedrag. Wat zijn criteria om een zaak te behandelen of niet? Om een zaak te behandelen hebben we bewijzen nodig. Soms kunnen we een zaak niet bewijzen en dan kunnen we het niet in behandeling nemen. Vooral bij Jeugdzorg is het moeilijk om een verhaal te verifiëren. Je wilt niet dat Jeugdzorg ten onrechte een kind bij haar moeder weghaalt. Maar andersom wil je ook niet dat kinderen onterecht bij de ouders blijven omdat er vreselijke dingen kunnen gebeuren. Beide gevallen zijn lastig te bewijzen. Het aantal kinderen onder toezicht is wel explosief gestegen. Een bepaalde zaak van Jeugdzorg gaan we wel behandelen omdat we bijna zwart op wit hebben wat er mis is gegaan. Wat we ook niet behandelen is als een zaak al bij de rechter ligt of de rechter al een uitspraak heeft gedaan. Wij gaan geen actie voeren tegen de rechter. Als we iets behandelen, willen we ook laten zien hoe het anders kan, zoiets als ‘best practices’. Dit doen we bij mensen met een huurachterstand. Bij sommige woningcorporaties wordt er direct een incassobureau op huurders afgestuurd. Soms moet daar ook een deurwaarder aan te pas komen. Dat levert enorm veel kosten op. Andere woningcorporaties hebben ander beleid. Bij een maand huurachterstand wordt direct contact met de huurder opgenomen en gevraagd wat er aan de hand is en worden oplossingen gezocht. Deze werkwijze is zowel voor de woningcorporatie als voor de bewoners voordeliger en prettiger. Met deze ‘best practices’ willen we laten

zien dat het ook anders en beter kan. Jij hebt een bepaalde filosofie rondom Eigen Kracht. Kun je daar iets over vertellen? Eigen Kracht is bijzonder omdat het gaat om probleemgezinnen waar veel hulpverleners bij betrokken zijn. De Eigen Kracht filosofie is gebaseerd op het idee dat mensen eigenlijk heel veel op eigen kracht kunnen. Mensen hebben altijd een netwerk van mensen die hen kunnen helpen: vrienden, familie, kennissen, buren. Zodra een gezin in problemen komt, wordt er een Eigen Kracht conferentie belegd waarbij vrienden, familie, buren en kennissen bij elkaar komen om te kijken wat het probleem is binnen dit gezin en om samen een plan te maken hoe ze de problemen de baas kunnen worden. Het mooie is dat die gezinnen waarvan je dacht dat die officiële hulpverlening nodig zouden hebben, het binnen hun eigen kring kunnen oplossen. Hoe vindt u dat de Nederlandse samenleving de afgelopen 10 jaar is veranderd? Ik vind dat er een verrechtsing heeft plaatsgevonden en een (gedoog) regering met de PVV vind ik erg. De PVV is bezig met een haatcampagne en daar moet je niet mee regeren. De samenleving is verhard. Daarnaast is er zoiets als ‘neerwaartse jaloezie’. Vroeger waren mensen jaloers op mensen die het beter hadden. Nu heeft men het over allochtonen die doodgeknuffeld worden. Er bestaat het idee dat mensen die ziek zijn of werkloos of hangjongeren, allemaal verwend worden en dat daar een keer streng tegen opgetreden moet worden. Mensen moeten harder aangepakt worden, luidt het adagium. Je bereikt meer door mensen te stimuleren of te ondersteunen. Ik stoor me ook aan de obsessie met culturele verschillen. Er wordt meer gesproken over culturele verschillen dan over kansen op de arbeidsmarkt. Wat zou een kentering in de samenleving kunnen zijn om die verrechtsing te neutraliseren? Je moet laten zien dat een helpende hand ook helpt in plaats van mensen uit te sluiten. Je moet mensen zelf vorm laten geven aan solidariteit. Nu lijkt het alsof solidariteit iets van anderen is of van de overheid. Het moet ook iets van jezelf zijn en je moet mensen kansen geven. Hoe kunnen mensen zich bij jou melden? Klachten kun je melden via de website Ombudsman.vara.nl. Dit geldt zowel voor burgers als ondernemers. De Ombudsman is elke vrijdag om 19.25 uur te zien op Nederland 2.

den haag

Islamitische uitvaarten vormen een groeimarkt Steeds meer Nederlandse begraafplaatsen werken aan een speciale begraafplaats voor Moslims. De behoefte om in Nederland begraven te worden neemt vooral toe bij de derde generatie moslims. Steeds meer gemeenten leggen een speciale begraafplaats en een aparte was- en gebedsruimte aan. Volgens Trouw bereiden Nederlandse begraafplaatsen zich al jaren voor op een groeiende groep moslims die voor een begraafplaats in Nederland kiezen. Meer dan tachtig begraafplaatsen hebben een deel gereserveerd waar moslims op islamitische wijze begraven kunnen worden. Tot nog toe kozen de meeste moslims voor een graf in het land van herkomst.

den haag

Hulpactie Kosovo van Turkse jongerenvereniging Bozporus De Turkse jongerenvereniging die eerder een basisschool heeft opgeknapt in Kosovo, heeft een grootschalige actie ondernomen om medische producten te verzamelen en te schenken aan de stad Vushtrri. Er is onder andere een ambulance, een bus voor vervoer van kinderen met een rolstoel geschonken. ‘De actie moet Kosovo een handje helpen met de ontwikkeling van het door oorlog getroffen gebieden en moet een voorbeeld zijn voor toekomstige acties.’, aldus Hasan Türk, de voorzitter van de Bergse stichting ‘Bozporus’.

COLOFON

HABER

Laan op Zuid 474 3071 AB Rotterdam 010 - 2 900 900 website: www.haber.nl abonnementen: abone@haber.nl Hoofdredactie: Ibrahim Karaman Redactie: Songül Arslan Mehmet Güzelyurt Merve Karaman Dr. Hüseyin Keleş Art Direction & fotografie: Mehmet Fatih Karaman Advertenties Nur Öztürk nur@haber.nl 0641-22 68 79 Correspondenten: Suna Floret Burhaneddin Carlak Serap Torremans Repr. Amsterdam Murat Taş Repr. Eindhoven Ali Yücel Repr. Arnhem en Nijmegen Kürşat Bal Repr. Limburg Muzaffer Bozaslan Rafjes: Rafih Berkane

HABER verschijnt maandelijks

HABER

Tel:010- 2 900 900 info@haber.nl www.haber.nl


Student @ the World Wide Web

p. 26

"Voor mijn studie maak ik het meest gebruik van het programma Blackboard. Vanuit mijn studie is dit hét communicatiemiddel tussen docenten en studenten. Door middel van dit programma worden bestanden toegankelijk gesteld voor studenten en worden we ook op de hoogte gehouden van de laatste ontwikkelingen binnen de cursussen. Verder is voor mijn studie ook de contacten met mijn medestudenten belangrijk. Hiervoor maak ikzelf gebruik van Facebook, MSN en mijn Gmail."

HABER OKTOBER

2010

EKiM

Jaar:1 Nr: 9

haber•nl

DOnmez:

D E B E S TE KRA

EDERLAND N N A NT V

p. 24

ISSN:1879-9981

Hoge hakken en zoenende mannen Terwijl de imam mij rond 5 uur ‘s ochtends wakker zingt en oproept voor het gebed (althans dat gok ik, het is in het Arabisch, hoewel ik het meeste Turks ook niet versta), en hij vocaal ondersteund wordt door de jankende zwerfkatten in mijn straat, bedenk ik me dat het tijd is om een update te geven over mijn leven hier. Inmiddels zit ik alweer anderhalve maand in Istanbul en het bevalt bijzonder goed!

HABpEagRina’s

nr. 9 32 e:13.000 Oplag

KvK bijeenkomst ‘Internet trends 2011, verder de diepte in’

Online trends 2011 – door Idealize, over social media zoals Twitter, Facebook en LinkedIn Eerste ronde workshops Mobiel internet & intranet – door Evident Location-based services – door Idealize Tweede ronde workshops Augmented reality, wat is dat en hoe werkt het? – door Evident Social media, wat is de toekomst? – door Efocus Derde ronde workshops Google voor gevorderden – door Efocus

p. 26

İlhan Döne

Foto-Interview

Tuğba Harmankaya

p.25

Werkloosheid daalt voor de zesde maand op rij Uit de cijfers van het CBS blijkt dat de werkloosheid voor de zesde maan op rij is gedaald. In augustus 2010 waren er 386.000 werklozen. Na correctie voor de seizoenspatronen komt dit aantal op 414.000,

12.000 minder dan in juli 2010. De daling in de laatste 6 maanden is 28 gemiddeld met 6.000 perp.maand. Ondanks de daling zijn het aantal werklozen wel hoger dan een jaar geleden.

Inflatie licht omhoog naar 1,6 procent De inflatie is in september gestegen naar 1,6 procent. In augustus was de inflatie 1,5 procent. Na een dieptepunt medio 2009 is de inflatie weer langzaam opgelopen. Dit blijkt uit cijfers van het CBS. De ontwikkeling van de benzineprijs heeft een verhogend effect op de inflatie. Benzine was in september 8,3 procent duurder dan vorig jaar.

Startersdag 2009 in DeFabrique

Tijdens de Wet & Regel Dag van de KvK Midden-Nederland op dinsdag 30 november 2010 in Hotel van der Valk Houten krijgen ondernemers een overzicht van belangrijke veranderingen in wet- en regelgeving. p. 26

Flexibiliteit, in aanbod maar ook in vraag naar arbeid

Daarom wil ik ook de Turkse mensen oproepen met hun problemen naar ons toe te komen. p. 30

SUCCESVOL ONDERNEMER

19 oktober vanaf 13.00 uur bij de KvK MiddenNederland, Kroonstraat 50, 3511RC in Utrecht

p. 27

Met deze editie van Haber beginnen we een nieuw rubriek waarin we de veelzijdigheid van mensen de revue laten passeren. Wij willen de lezers kennis laten maken met de diverse kwaliteiten van iemand middels een foto-interview. In deze editie hebben we Tugba Harmankaya te gast die in het dagelijks leven werkzaam is als advocaat.

De ombudsman is er voor iedereen! De ‘gewone’ Ombudsman komt in Er zijn juist heel weinig Turkse actie als de overheid zich niet houdt mensen die zich aanmelden. Je aan de eigen regels en wetten. Maar moet ons ook weten te vinden. Een iets kan wel binnen de regels of wet- van de redenen dat ik dit interview ten vallen maar toch onrechtvaardig geef is dat ik hoop dat de mensen zijn. Zo willen we ook opkomen voor die deze krant lezen zich bij ons diegenen die van het VMBO-T naar melden met problemen. Mensen de Havo willen. Scholen mogen eisen melden zich alleen bij ons als ze dat leerlingen gemiddeld een 6,5 of geloven dat wij wat kunnen beeen 7 hebben. Ze zijn bang dat een reiken. Soms denken mensen leerling met lagere cijfers ook dat de overheid niet luistert omdat zij een andere het Havo niet kan haachtergrond hebben. len en dat zij op die uitval worden afJe wilt opkomen gerekend. Schovoor iedereen, ook de meest kwetslen hebben hier het recht toe, baren. Ik zou willen dat mensen zien het is volgens dat het helpt om voor de regels maar je rechten op te komen. het is wel onrecht..... . vaardig. .....................

Door: JAN BOLLE

Ik kan niet zeggen dat ik een geboren ondernemer ben. Ik ben net zo goed ondernemer als iemand die na zijn 25ste het bedrijfsleven in gaat. "Jong geleerd is oud gedaan" luidt het spreekwoord. Mensen uit Kayseri noemen iemand pas ondernemer als die al 3 generaties ondernemer is. Al is dit een humoristische benadering, ik geef ze wel gelijk. Want ondernemerschap is niet alleen iets produceren, verkopen of inkopen. Ondernemerschap heeft een eigen cultuur, moraal en discipline. Het neemt tijd in beslag om al deze eigenschappen je zelf eigen te maken. Als we in dit kader aannemen dat de Turkse ondernemersgeschiedenis met de republiek is begonnen, hebben we nog een lange weg te gaan.

p. 29

Het is ongekend wat er aan zit te komen qua overheidsbezuinigingen op personeel. De Nederlandse overheid moet flink de broekriem aanhalen, zoals ze dat noemen. In mijn optiek wordt niet alleen de broekriem aangehaald, de broekspijpen worden er ook zo’n beetje afgehaald. p. 28

Utrechtse Kleurrijke Detaillist 2010 Wie wordt de Utrechtse Kleurrijke Detaillist van 2010? De Kamer van Koophandel MiddenNederland en de gemeente Utrecht organiseren voor de derde keer op rij de verkiezing van de kleurrijke detaillist van Utrecht. Tijdens een feestelijke bijeenkomst op 15 december aanstaande wordt de winnaar bekend. p. 26

Söngül Arslan


Haber nr 9