Page 1

Camiler fişleniyor mu? İçişleri Bakanlığı 2009 yılının Mart ayında belediyelere ve toplumsal kurumlara yardımcı olmak amacıyla “ikiyüzlü politikayı tanıma yolları” (Wegwijzer Façadepolitiek) adıyla bir broşür yayınladı. Broşürde dışarıya kendilerini olduklarından farklı yansıtan selefi cami ve kurumların tanınması, onlara karşı önlem

alınması konularında bilgi verilmesi ve nasıl önlem alınacağının yollarının gösterileceği yazılıyor. Sosyalist Parti meclis üyesi van Raak AIVD’nin bir raporu üzerine meclise soru önergesi vermişti. AIVD raporunda selefilerin kendilerini ‘ılımlı’ müslümanların temsilcisi gibi göstermeye çalıştığı, gizli gündemleri olduğu, Şia’nın

metodu olan takiyyeyi kullandığı, müslümanların devletle ilişkisini kontrol altına almak istediği, radikal davalarını yaymaya çalıştığı, belediyelerden ödenek aldığı, diğer kuruluşlarla ve belediyelerle birlikte çalıştığı seklindeki suçlamalara yer vermişti.

Camiler Hollanda toplumuna 150 milyon euro kazandırıyor

Rotterdam Mevlana Camii

Sayfa 3’te

HABER MEI

2010

MAYIS

Yıl:1 Sayı: 6

haber•nl

A

ISSN:1879-9981

BATI iFLASIN

EŞiĞiNDE Mi?

Sayfa 4’te

Doğan

evlerinde 10 Mayıs’ta gerçekleştirdik. Oğulları Arman (9) ve Ozan’la (3) akşam yemeğinde yakaladık onları. Ertesi günü, Exact Software ile Türkiye işbirliğinin, İstanbul Çırağan Palace’da, medyaya verecekleri brifingi için Türkiye’ye uçacak olmalarına rağmen, bunun telaşı ya da izleri bile yoktu. Kahve, çay ve Zehra Hanım’ın bizzat yaptığı kek eşliğinde keyifli bir söyleşi yaptık.

GAZETESİ İ Y İ N IN E

PAPAZLARIN CiNSELLiK PARANOYASI

in

“Benim hobim işim olmuş... Bu röportajı Atilla Emekli bile Aytekin ve Zehra Doğan çiftinin olmam” Hoofddorp’taki ve

Zehra

BESTE KRANT VAN NEDERLAND

N H O L L A N D A’

ytek tilla A

İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla Stichting Oikos’a yaptırılan bir araştırmanın sonuçları yayınlanan bir rapor ilginç bulgular ortaya koydu. Rapor camilerin Hollanda toplumuna katkısının her yıl en az 150 milyon euro olduğunu yazıyor .

14’te

Batı’nın kayıtsız şartsız özgürlük tutkusu çocukları ömür boyu azaba mahkum ediyor! Cinsel istismar ile travma yaşayan gençlik Hristiyanlığa inanmıyor... “Bizi kötülükten kurtar” (Deliver us from evil) adıyla yayınlanan korkunç bir belgeselde ABD’de Oliver O’Grady adlı papazın 70’li yıllardan beri yüzlerce çocuğu cinsel olarak taciz etmesi konu alınıyor. Belgeselde papaz O’Grady yaptıklarını kamera karşısında utanmadan anlatıyor. Cinsel

ADAYLAR DESTEK BEKLİYOR

tacize maruz kalan o zamanın çocukları, şimdinin yetişkinleri ise yaşadıkları travmanın, hayatlarını ve ailelerini hala nasıl etkisi altında bıraktığını kimi zaman büyük bir öfkeyle kimi zaman gözyaşlarını tutamayarak anlatıyorlar. Sayfa 6’da

9 Haziran 2010’da Hollanda’da Genel Seçimler’de aşağıdaki adaylardan, sizi temsil ettiğine inandığınız adaya oyunuzu kullanın.

. Funda Arar KONSERi

Geçen yıl ilk kez geldiği Hollanda’ya bu sefer ikinci bir konser için tekrar geldi. Hollanda’da ilk konserini geçtiğimiz yıl yine Rotterdam’da veren ve çok büyük beğeni toplayan Funda Arar bu yıl da yine Rotterdam De Doelen konser salonunu dolduran katılımcı bir dinleyici kitlesine çok keyifli anlar yaşattı. sayfa 23’te » 23’te

KEMAL ŞAHİN Gurur Duyuyoruz

» 4’te A. SUAT ARI Kadro Harca(ma)mak

» 5’ta NAFİZE ŞENER Ben Sensiz Yapamam

» 11’de VEYİS GÜNGÖR

Coşkun Çörüz CDA - 19. sıra 1998’de Haarlem belediye encumeni olarak politikaya girdi. Daha sonra 2001 yılında meclise CDA’dan giren Çörüz, bu dönemde anayasa ve idare hukuku, insan hakları ve uluslararası hukuk portföylerine baktı.

Keklik Yücel PvdA - 46. sıra 2000-2010 yılları arası Deventer belediyesinde çeşitli görevler üstlenen Keklik Yücel, 2006 yılında Pvda’dan 49uncu sıradan aday olmus ama seçilememişti. 2010 yılında ara dönemde yinede meclise girdi.

Nebahat Albayrak PvdA - 2. sıra Nebahat Albayrak, ilk olarak 1998 yılında meclise girdi. 2006 yılında Pvda’nın listesinden ikinci sıradan aday olup meclise giren Nebahat Albayrak, o seçimlerde aldığı oy oranıylada büyük ilgi topladı. Bir önceki hükumette devlet bakanlık görevini yaptı.

Nilgün Yerli Partij Een - 14. sıra 10 yaşında Hollanda’ya geldiğinde ilk olarak ailesiyle Friesland’a yerleşti. Daha sonra Amsterdam’a taşınan Yerli, burda yüksek eğitimini tamamladı. Het Parool gazetesinde köşe yazarlığı yapan Yerli, Hollanda’da yaptığı çeşitli kabare gösterileriyle tanındı.

Fatma Koşer Kaya Yeşim Candan D66 - 5. sıra Partij Een - 1. sıra Fatma Koşer Kaya, 2004 yılında ara dönemde meclise girdi. 2006 yılındaki genel seçimlerde D66 listesinden 6. sıradan tekrar tercih oylarıyla seçildi. Geçtiğimiz dönem mecliste Maliye, Sosyal İşler, Gençlik ve Aile, Sağlık, Refah ve Spor portföylerine baktı.

Fatih Okumuş: Hollanda Yeni imamını Arıyor Fatih Okumuş Amsterdam VU Üniversitesi Teoloji Fakültesi’nin İslam bölümünde çalışıyor. Okumuş, Kur’an ve Hadise Giriş, Tefsir Usûlü, Siret ve İslam Tarihi, Avrupa Kültürü içinde İslam, Diyalog ve İslam’ın Diğer Dinlere Bakışı derslerini verirken doktora tezini de yazıyor. Tezin konusu Hollanda’da görev yapan Türk imamların çağdaş dini meselelere yaklaşımları. » 12’de

International School of Economics ve Nyenrode Üniversitesi’nde eğitim alan Yeşim Candan, 2006 yılında ‘allochtoon’ kelimesi yerine ‘bicultureel’ kelimesini Hollanda’ya kazandıran kişi olarak tanınıyor. 9 Haziran seçimlerine kuruculuğunu üstlendiği Partij 1 ile katılacak.

Metin Çelik PvdA - 25. sıra 20 yıldır emniyet görevlisi olarak çalışan Metin Çelik, günlük hayatta Rotterdam polis teşkilatında komiser olarak görev yapmakta. Bunun yanı sıra 1998-2010 yılları arasında Rotterdam anakent belediyesinde 3 dönem arka arkaya belediye encümeni olarak çalıştı.

Nafize Şener Partij Een - 5. sıra

Gülhan Akdemir PvdA - 62. sıra

6 yaşında Hollanda’ya gelen Nafıze Şener, ortaokuldan sonra yüksek eğitimini Amsterdam yüksek okulunda Halkla İlişkiker bölümünden mezun olarak tamamladı. 9 Haziran seçimlerinde Partij Een’den 5inci sıradan milletvekili adayı olarak listede yerini aldı.

Adaylar arasında en genç olan 1983 doğumlu Gülhan Akdemir, Hukuk fakültesi mezunu ve belediye düzeyinde encümen olarak bir dönemdir yürüttüğü işleri, ulusal anlamda devam ettirmek istiyor.

Oy verirken dikkat edeceğim üç ana kriter

» 13’te

SEDAT ÇAKIR Hollanda At pazarının Dünya At pazarı içindeki önemi

» 21’de

Feijenoord’da Yeni Hollanda Oluşuyor

MULTIFESTIJN’e 100bin ziyaretçi bekleniyor

Aslına bakarsanız burada Yeni Hollanda oluşuyor. Nasıl Yeni Hollanda oluşuyor? Feijenoord eskiden bir isçi semtiydi. Bazı mahallelerde işsizlik oranı yüksek, gelir seviyesi düşük, eğitim seviyesi az. Hemen hemen onbeş yıldır yatırım yapılıyor buraya, Kop van Zuid mesela. Yeni insanları çekmeye çalışıyorlar. Eğitim düzeyi, gelir düzeyi yüksek olan insanları. Böylece hem Feijenoord yenileniyor hem de Yeni Hollanda oluşuyor. Feijenoord’a bakarsanız % 66’sı yabancı. Feijenoord’un 72.000 nüfusu var. En büyük grup da Türkler. Bunun yaklaşık 17bini Türk kökenli.

Nostaljik bir ortamda, tarihten günümüze kültür, sanat ve çeşitli etkinliklerle dolu 4 gün renkli geçecek. 13-14-15 ve 16 Mayıs tarihlerinde her gün akşam saatlerine dek sürecek olan Multifestijn, “Kalıcı Dostluklara” sloganıyla, Utrecht’teki fuar merkezinde bu yıl 100bin civarında ziyaretçi bekliyor.

» 20’de


HABER

MEI / MAYIS 2010

2


3

HABER

MEI / MAYIS 2010

Camiler fişleniyor mu? yabancı ya da dini-laik örgütlerin var olduğunu belirtiyor. Hatta profesyonel kurumların ve politik partilerin de ikiyüzlü politikanın sinyallerini verdiğini, bunun sadece selefilere özgü bir özellik olmadığını söylüyor. SP meclis üyesi Van Raak’ın sorusuna bu broşürün hiçbir şekilde cevap vermediğini ifade ediyor Butter yazısında. Belediyelerin ve memurların ikiyüzlü politikaya karşı dikkatli olması gerektiğini anlatmak isterken, bu broşürün toplumda sadece şüphe ve güvensizlik yarattığını ama nerdeyse hiç somut önlemler sunmadığını belirtiyor.

Araştırma-Haber: Rabia Karaman

Gorinchem Süleyman Çelebi Camii

n.

ı ınız . y . . a r p ili yeb pazar ü y ü n, ler b yapı n e şün yatırım ü d yük klama ü b or e y e ı r l c ı e e s ba Sad e krizd t e d d Siz bin a

0 0 0 . da

esi

da’ n a l Hol

0 6 zet R Ga

E

Fotoğraf

Bulmaca

Türkiye

stand nr.

67

Hukuk Veri

Manşet

Ekonomi

Abone

Hayat Abone

İşletme

Ülke

Hollanda

r o y ğlı Multifestijn

Spor

Sağlık

HABER Sinema

m i i r şte

Kadın

Kültür

Arkadaş

Gazete

Politika

Söyleşi

İş

Magazin

Medya

Eğlence

Sanat Futbol

Barış

Po

12

a s ı kan

ü m l iye

tans

nsan

ay her

Tarih

Bunun dışında da ikiyüzlü politikalarla ilgili sinyaller alabilirsiniz ve çok fazla sinyaller var deniyor. “Aklınızı kullanırsanız bunları görürsünüz” gibi inanılmaz ifadelere yer verilmiş. Güncel olaylardan yola çıkarak çeşitli misallerle ”ikiyüzlü politikalardan” örnekler verilmiş. Örneklerden birinde bir caminin semt festivali (buurtfeest) düzenlemek için belediyeye başvurması ele alınmış. Semtte işsizlik,

Mekan

HAB

Dünya

Rotterdam Mevlana Camii

temasa geçin denilse de, örneklerin bir kısmında normatif ve niyet okuma gibi politikalar teşvik ediliyor. Bir tavsiyede ise, doğrudan radikal İslami kurumlarla yüzleşmeyin, ama diğer ılımlı kurumların bunlara karşı direncini artırın deniyor. İlgililer ise bu tür tavsiyelerin kurumların birbirine karşı güvenini sarsıcı ve birbirine karşı olumsuz davranışlara, düşmanlığa yönlendirme anlamı taşıyıp taşımadığını soruyorlar. ACB Kenniscentrum yapımcısı Ewoud Butter, yazdığı yazıda broşürle ilgili endişelerini dile getirmiş. Ona göre broşür AIVD’nin endişelerini tekrar etmek dışında topluma fazladan bir katkıda bulunmuyor. Zira ikiyüzlü politikaların tam olarak nasıl tanınacağına dair açık bilgiler vermiyor broşür. Diğer taraftan selefiliğin tanımı yeterince yapılmamış ve selefilerin içinde de farklı akımların olduğu gerçeğine hiç yer verilmemiş. Selefilerin kolayca tanınacağına dair bilgi ise tamamen gerçek dışı, çünkü nasıl tanınacağına dair hiçbir bilgi yok broşürde. Verilen örneklerin hiç birinde selefilere ait sinyallerden bahsedilmediğini ve bu sinyallere dair somut bilgiler verilmediğini söylüyor. Kendisi 20 yıldır yerli ve yabancı özörgütlerle çalıştığını ancak ikiyüzlü politikanın özelliklerine sahip birçok yerli-

ütü büy

Spor Yarışma

İkiyüzlü politikalardan örnekler adı altında garip cümlelere yer veriliyor: Bir kurum gizli hiç bir şeyi olmadığını söylüyor, herkese açık olduğunu ifade ediyor ama sadece randevu ile görüşme yapılabiliyor. Bir kurum severek başka kurumlarla çalışmak istediğini ifade ediyor ama birlikte çalışma olmuyor. Kurum güç kazanmaya ve diğer kurumları saf dışı etmeye çalışıyor. Bir kurum aktiviteler düzenlemek istiyor ama diğer İslami kurumlarla birlikte çalışmıyor. Röportajlarda demokratik değerleri kabul ettiklerini söylüyor, ancak internetteki bir forumda kurumun temsilcileri bunu göstermiyor. Bir kurum çeşitli aktiviteler düzenliyor ama sonuçları pek önemsemiyor.

ekonomik ve toplumsal sorunların yanı sıra yerli ve yabancılar arasında gerilim olduğundan dolayı böyle bir fikre belediye sıcak bakıyor ve organizasyonu destekliyor. Festival Ramazan bayramına denk getiriliyor ve böylece müslümanlarla müslüman olmayanların da birbirini tanımalarına olanak sağlanmış oluyor. Festival sonrasında belediyeye olumlu sinyaller geliyor ve belediye memnun olduğunu ifade ediyor. Ancak bir kaç gün sonra semt görevlisi (buurtagent) festivalde bazı olayların dikkatini çektiğini belirterek belediyeye başvuruyor: Konferansların birinde kadınlarla erkekler ayrı yerlere oturmuştu ve festivalde cami ile ve düzenledikleri kurslarla ilgili broşürler dağıtılmıştı. Belediye üyesi bunun üzerine cami ile görüşmeye gidip bazı sorular soruyor: yeni üye bulmak için mi festivali organize ettiniz? Neden kadınlarla erkekler ayrı ayrı oturuyordu? Broşüre göre bu sorulara yeterli cevaplar gelmemiş. Belediye memuru organizatörler ve niyetleri hakkında şüphelenmişler ve bu cami ile çalışmamaya karar vermişler. Bunun gibi ev ödevleri yardımı projesi, sokaktaki rahatsızlık veren gençleri yönlendirme projesi gibi çeşitli örnekler verilmiş. Her ne kadar dedikodulardan yola çıkmayın, organize ile

Müzik

ründüğü ve tanınacağı belirtilmiyor. Bu konu açık bırakılarak sokaktaki insanların töhmet altında tutulmasına ve kolayca sebepsiz yere suçlanmasına imkân sağlanmış oluyor. Selefi kurumlarla diyalog içinde bulunmak için bazı sebepler olabileceği, ancak bunun radikal görüşlerini yaymaya katkıda bulunacağı rizikosu taşıdığı belirtiliyor. Broşürde gerçek hayattan örnekler verilerek ikiyüzlü politikaların (façadepolitiek) nasıl tanınacağı, buna karşı neler yapılabileceği, önleyici ve caydırıcı ne gibi önlemler alınabileceği konusunda bilgilerin bulunduğu ifade ediliyor. Daha sonra bu organizeleri tanımak için sinyallere bakılması, bilgi ve görüşlerin çevreden toplanması gerektiği yazılıyor. Görüşlerine başvurduğumuz uzmanlar raporda tavsiye edilen önlemlerin herhangi bir caminin ya da müslümanın fişlenmesi olarak algılanabileceği ya da bu şekilde hayata geçebileceği konusunda endişeler taşıdıklarını dile getirdiler. Broşürün başında hedef olarak selefilerin ve extremistlerin çok küçük bir azınlık olduğu ve bunları tanımanın yolları yazılıyor. Fakat belediyelere bunu nasıl yapabilecekleri konusunda verilen öneriler ve diğer örneklerde çok yanlış, saçma ve genelleyici konular var. Buradan anlaşılacağı üzere bu raporu yazan kişilerin konuya ne kadar uzak oldukları ve önerilerinin (medyadan, buurtbewoners gibi özel kişilerden bilgi toplamaları gerektiği) yani kısaca fişlemelerin nerelere varacağı düşünülmüyor.

Toplum

İçişleri Bakanlığı 2009 yılının Mart ayında belediyelere ve toplumsal kurumlara yardımcı olmak amacıyla “ikiyüzlü politikayı tanıma yolları” (Wegwijzer Façadepolitiek) adıyla bir broşür yayınladı. Broşürde dışarıya kendilerini olduklarından farklı yansıtan selefi cami ve kurumların tanınması, onlara karşı önlem alınması konularında bilgi verilmesi ve nasıl önlem alınacağının yollarının gösterileceği yazılıyor. Sosyalist Parti meclis üyesi van Raak AIVD’nin bir raporu üzerine meclise soru önergesi vermişti. AIVD raporunda selefilerin kendilerini ‘ılımlı’ müslümanların temsilcisi gibi göstermeye çalıştığı, gizli gündemleri olduğu, Şia’nın metodu olan takiyyeyi kullandığı, müslümanların devletle ilişkisini kontrol altına almak istediği, radikal davalarını yaymaya çalıştığı, belediyelerden ödenek aldığı, diğer kuruluşlarla ve belediyelerle birlikte çalıştığı seklindeki suçlamalara yer vermişti. Ancak AIVD söz konusu durumdan kaç tane ve hangi kurumların faydalandığı, bu kurumların istisna olup olmadığı konusuna açıklık getirmemişti. SP üyesi van Raak soru önergesinde belediyelerin ve toplumsal kurumların selefi müslümanların gizli gündemli politikalarını nasıl tanıması ve önlemesi gerektiğini sormuştu. Bu soru önergesi üzerine Wegwijzer Façadepolitiek adıyla yayınlanan broşür belediyelere gönderildi. Broşürde AIVD’nin raporundan alıntılarda bulunarak “radikal”, “dava”, “ultraortodoks”, “selefi”, “misyonerlik”, “reform” gibi kavramlar çokça kullanılıyor. Radikal, ultraortodoks müslümanlar çoğunlukla radikal dava hareketlerini destekliyorlar ama şiddeti teşvik eden ve demokratik hukuk sistemine tehdit olacak davranışlarda bulunmuyorlar deniliyor. Radikal kelimesinin ne içerdiği somut bir şekilde tanımlanmazken, ultraortodoks olarak nitelendirilmesinin sebebinin katı bir din anlayışına sahip olmaları, modern bir dini anlayışı ve uygulamaları reddetmeleri olduğu söyleniyor. Radikal olmaları toplumu kökten değiştirmek istemelerine, batının demokratik hukuk sistemini reddetmelerine ve izolasyona çağırmalarına bağlanıyor. Bütün bunları şiddet kullanmadan ve şiddeti teşvik etmeden yaptıkları da ifade ediliyor. Selefilerin mesajının zaman içinde uyuma, dayanışmaya ve temel haklara zarar verebileceği yazılıyor. Müslüman toplumun çeşitlilik arz ettiği ve müslümanların çoğunlukla ılımlı ve liberal İslam’ı tercih ettiklerinin belirtildiği broşürde selefi müslümanların henüz çok küçük bir azınlık oluşturdukları da belirtiliyor. Buraya kadar akılcı görünen raporda akıl almaz ve anlaşılmaz ifadeler takip ediyor. Medya ve sokakta selefilerin açıkça görünüp tanınabileceği ifade ediliyor, ancak bunların nasıl gö-

Çocuk

İlan

Reklam

HABER

BESTE KRANT VAN NEDERLAND

www•haber•nl 010-2 900 010-2 900 900 900

Hayata dair her şey! Laan op Zuid 474 • 3071 AB • Rotterdam


HABER

4

MEI / MAYIS 2010

Camiler Hollanda toplumuna 150 milyon euro kazandırıyor Dr. Welmoet Boender’dan oluşan üç kişilik bir heyet gerçekleştirdi. Araştırmanın bağımsız olması için kriterleri Stichting Oikos belirlemiş ve araştırma sürecinde CMO (Contactorgaan Moslims en Overheid) araştırmaya ve sonuçlarına ilgi duyduğunu ifade ederek sınırlı da olsa katkıda bulunmuş. Içişleri Bakanlığı toplum içindeki gelişmeleri takip etmek ve devlet politikası geliştirmek için araştırmanın yapılmasını istemiş. Camilerin toplumsal rollerinin son zamanlarda belediyeler tarafından da anlaşılmaya başlanmasıyla belediyelerin nasıl bir tavır almaları gerektiğinin de tartışma konusu

GURUR DUYUYORUZ Federal Almanya’nın Aşağı Saksonya Eyaleti’nin Sosyal İşler, Kadın, Aile ve Sağlık Bakanı olarak atanan Aygül Özkan, sadece Almanya’da yaşayan Türk kökenli vatandaşlarımız için değil, tüm Avrupa’da ve Türkiye’de yaşayan insanlarımız için gurur kaynağı oldu. Aygül Özkan, azmin ve çalışmanın sonucunda; bir insanın kökeninin ve nerede yaşadığının, başarıya ulaşmak için engel oluşturamayacağının somut bir simgesi olmuştur. Bu, hem Almanya’da hem de Avrupa’nın diğer ülkelerinde yaşayan milyonlarca gencimiz için de büyük bir motivasyon kaynağıdır. Aygül Özkan gibi başarılı isimlerin, gençlerimiz için iyi örnek oluşturacak şahsiyetlerin çoğalıyor olması gerçekten de sevindirici. Böyle başarılı isimler, inanıyorum ki Türk kökenli insanlarımızın, yaşadıkları topluma entegrasyonu açısından da ciddi katkılar sağlayacaktır. Bu sevindirici gelişme, sadece Türkler için değil, özellikle Almanya’da göçmen olarak yaşayan herkes için umut ışığıdır. Bugüne dek gerçekleştirdiği yüzlerce organizasyonda, toplumdaki başarı öykülerini ve örnek kişilikleri ön plana çıkararak, gençlerimizle bir araya getiren TD-Plattform da; Almanya’da yaşayan Türk gençlerinin daha iyi yetiştirilmesi, gelecekte hem toplumsal hem de mesleki açıdan çok daha iyi noktalara gelmeleri ve Alman toplumunun önemli kademeleriyle rahat iletişim kurmalarına destek olmak için çeşitli çalışmalarda bulunuyor. Gençlerimizin Alman toplumuna entegrasyonunu kolaylaştırmak için de faaliyetlerde bulunan TD - Plattform, Alman toplumuyla birlikte bu ülkede yaşayan Türkler’e ve Türkiye’ye de faydalı, gelecekte Türkiye’nin AB’ye girmesine daha çok katkı-

da bulunabilecek elit bir kesimin yetiştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Toplumun önde gelen ve başarılı isimlerinin bu tür oluşumlarla gençlerimize örnek olması ve aynı zamanda destek vermesi, eminim ki Aygül Özkan gibi nice isimleri bizlere kazandıracaktır. Fırsatlar ve imkanlar sunulduğunda gençlerimizin neleri başarabileceğinin en yeni ve güzel örneklerinden birini bize yaşatan Aygül Özkan’ı, bu vesileyle buradan bir kez daha tebrik ediyorum. Kendisinin gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacağına da gönülden inanıyorum.

kemalsahin@haber.nl

Kemal Şahin, Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı

Raporda yer alan camilerin geniş kapsamlı etkinliklerinden bazıları şöyle: »» sosyal kültürel etkinlikler: kermes, bayramlar, iftarlar, kızlar için defile, bayram kutlamaları, hanımlar için el işi faaliyetleri, sergiler »» eğitim alanındaki etkinlikler: ev ödevi yardımı, Hollandaca dersleri, çocuk eğitimi kursları, sağlık ve politika hakkında bilgilendirme toplantıları, gençlerin okul seçimlerinde destek »» sportif etkinlikler: kadınlar

olmaya başladığını belirtiyor rapor. Din ve devlet ilişkilerinin ayrılması prensibinin nasıl uygulamaya geçirileceğinin her belediye tarafından farklı şekilde anlaşıldığının da altını çiziyor araştırmacılar. Camilerde gönüllü olarak iş yapan ve aktiviteler organize eden insanlar, thuiszorg, sociale dienst, wijkcentrum, maatschappelijk werk gibi kurumların maddi karşılıkla yaptıklari işleri karşılıksız yaparak hem onların yükünü hafifletiyor hem de topluma katkı sağlıyor. Araştırmacılar camideki bazı aktivitelerin bu kurumların görev alanında olduğunu ve bu aktiviteleri bu kurumların yapması durumunda topluma ve devlete ne kadara mal olacağını kendi geliştirdiği bir teknikle hesap ediyor. Dini alandaki ibadet, namaz, Kur’an öğrenimi, hac ve umre organizeleri gibi aktiviteler bu hesabın dışında tutuluyor ve sadece sosyal çalışmaların toplumsal etkilerinin karşılığı hesap ediliyor. En son sayımlara göre Hollanda’da 475 tane cami var. Hollanda’nın ilk camisi 1951’de eski KNIL askerleri olan Molük müslümanlar tarafından yapılmış. 2003 ile 2007 yılları arasında yapılan çeşitli araştırmalarla camilerin sosyal, kültürel ve toplumsal etkinlikleri gün yüzüne çıkmış. Bir caminin ortalama cemaati 416 kişi ve camide ortalama 41 gönüllü görev yapıyor. Sosyal kültürel aktivitelere araştırmaya katılan 16 cami 32.000 saat ayırmış ve bunun maddi karşılığı 1 milyon euro. Bu etkinliklerin

için yüzme, salon futbolu, buz patenti, geziler »» insani yardım için çalışmalar: zekat, kurban, yemek ve kıyafet dağıtımı »» bireysel yardımlar: bakımevi ve hapishane ziyaretleri, cenaze hizmetleri, Hollandaca formların doldurulması »» arabuluculuk hizmetleri »» kültürlerarası çalışmaları: açık günler, diyalog toplantıları

topluma katkı oranı ise %72 olarak belirlendikten sonra, topluma 727 bin euro katkıda bulunduğu yazılıyor raporda. Sportif faaliyetlere bu camiler 8.800 saat ayırmış, bu da 263.000 euro’ya tekabül ediyor. Sportif faaliyetlerin topluma katkı payı daha yüksek: %91,5 ile 240.000 euro. İnsani yardım çalışmalarına ayrılan vakit ise 8.600 saat bu camilerde. Bunun karşılığı olan 375.000 euro’nun %97,4’ü topluma getiri olarak dönüşmüş ve bu da 366.000 euroya tekabül ediyor. Yukardaki örneklerdeki gibi her aktivite ve kategori için ayrı ayrı getiri tabelası hazırlanıp, bunların topluma katkı payları ayrılarak Hollanda toplumuna getirisinin toplam değerinin 150 milyon olduğu hesap ediliyor. Bu rakamın kesinlikle abartılmadığını ve minimum değerlerden yola çıktıklarını, hatta eksik dahi olabileceğini ifade ediyor araştırmayı yapan heyet.

Daha önce protestan toplumu ve göçmen kiliseleri ile ilgili benzeri bir araştırmada geliştirdikleri bu tekniğin camiler için de uygulandığını ifade diyorlar. Camilerin topluma katkısının maddi değeri göçmen kiliselerden daha fazla. Bunun nedenini ise yerleşmişlik, topluma uyumdaki düzey ve üyelerin sayısı olarak belirtiyor araştırmacılar. Araştırmaya katılan gönüllüleri bu işleri karşılıksız yapmaya sevk eden sebepler sorulduğunda verdikleri cevap: “Allah için, cami için ve toplum için yapıyorum”. Raporda şu sözlere yer veriliyor: “Camilerdeki etkinlikler çok çeşitli. Bu yüzden camiler etkinliklerin ve sosyal ağ oluşturmanın merkezi olarak ortaya çıkıyor. Toplum ile etkileşim, emansipasyon ve entegrasyon ilk önce burada şekilleniyor. Bu sürecin gelişimi ve etkinliklerin kavranması cami içindeki ve dışındaki toplum için çok anlamlı.” Rapor 2008 yılının Ekim ayında yayınlanmış, ancak İçişleri Bakanlığı araştırmanın sonuçlarını kamuoyuna duyurmakta çekingen davranmış. Bunun sebebini ise din devlet ilişkilerinin ayrı olması ile açıklıyor. İçişleri Bakanlığı araştırmayı politika üretmek ve yeni kararlar almak için yaptırdıysa ne gibi kararlar aldı ve neden sonuçları duyurmada çekingen davrandı? Bu sorunun cevabı gerçekten din-devlet ilişkilerinin ayrı olması ile ilgili ise, araştırmayı (devlet bütçesinden) neden yaptırdı? Şimdi kamuoyu bu soruların c e va b ı n ı bekliyor.

Araştırma-Haber Rabia Karaman

İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla Stichting Oikos’a yaptırılan bir araştırmanın sonuçları “Moskeeën gewaardeerd, een onderzoek naar het maatschappelijk rendement van moskeeën in Nederland” adıyla yayınlanan bir rapor ilginç bulgular ortaya koydu. Rapor camilerin Hollanda toplumuna katkısının en az 150 milyon euro olduğunu yazıyor . Stichting Oikos daha önce protestan ve göçmen kiliselerle ilgili yaptığı araştırma sayesinde camilerin topluma katkısını hesap edecek bir metod geliştirdi ve bu araştırma sonuçlarını 70 sayfalık bir raporla yayınladı. Araştırmayı Ir. Jaap van der Sar, Drs. Roos Lombo-Visser ve

Zaandam Sultan Ahmet Camii

RAI’DA KUTLU DOĞUM ve KURAN ZİYAFETİ

Kuzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu’nun Amsterdam RAI salonunda dördüncüsünü düzenlemiş olduğu “Kutlu Doğum ve Kur’an Ziyafeti” programı yüzlerce Peygamber sevdalısını buluşturdu. Yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı ve üç bölüm halinde gerçekleşen program, ünlü sunucu Serdar Tuncer tarafından sunuldu. Program açılış konuşmasında Federasyon Başkanı Ahmed Duran proğramın içeriği ve anlamı dolayısıyla kısa bir konuşma yapmakla yetindi. Programa destek olan sponsor

kuruluşlara verilen plaketlerin ardından, tasavvuf müziğinin sevilen ismi Mustafa Güneşdoğdu ve ekibi sevenleriyle hasret giderdi. Seslendirdiği birbirinden güzel eserlerle, salondakileri coşturdu. Rotterdam Elbruni öğrenci yurdu talebelerinin seslendirdiği ilahilerin ardından söz alan günün hatibi Mustafa Mullaoğlu,

“Peygamberimizi Anlamak” konulu bir konferans verdi. Ardından sahne alan Dursun Ali Erzincan okuduğu birbirinden güzel naatları ile salondakilere Asr-ı Saadetten esintiler sundu. Özel hazırlanmış güçlü fon müziği eşliğinde anlattığı Bedir savaş sahnelerini adeta yeniden canlandırdı.


Walvis

5

meubelen exclusief

HABER

MEI / MAYIS 2010

rla a l t a y fi Şok e d z i n i t e hizm

Kadro Harca(ma)mak

Grote Visserijstraat 8 • 3026 CJ • Rotterdam • 010 - 476 76 46

Huidkliniek şimdi Utrecht ve Arnhem’de

ZBC: Zelfstandig BehandelCentrum

anlığı d, Sağlık Bak Huidkliniek Zui atoloji rm nmış bir de tarafından tanı şması la an rtalarla go si üm T ir. id kliniğ ldiğinde alar buraya ge vardır ve hast alarımız şm la ezler, an em öd ra pa t rşılar. kontan ri sigortalar ka gereği ücretle

Kliniğimizin başka kliniklerden farkı şu: Bu klinik Hollanda Sağlık Bakanlığı tarafından tanınmış bir dermatoloji kliniği. Aynı zamanda diğer kozmetik hizmetleri de veriyoruz. Asıl önemli olan bütün tedavilerin ziekenfonds tarafından karşılanması, bu önemli bir özellik. Böyle bir klinik, şu ana kadar Hollanda’da Türk kökenli olarak sadece biz varız ve üç senelik deneyimimizle herbiri kendi alanında uzman doktorlarla hizmet veriyoruz... Eko aleti

Lazer

Eko ile varislerin yerini ve şiddetini ölçüyoruz ve ona göre tedavi planlıyoruz. Dışarıdan lazerle mi yapılacak, yoksa endolazer ile mi yapılacak, fon terapi mi yapılacak, sade iğneleme tedavi mi yapılacak, önce muhakkak bu yapılması gerekiyor. Sağlık bakanlığınca da zaten bu şart koşuluyor. Endolazer nedir? Endolazer içten lazer demektir. Önceden varis tedavilerinde eko yapılır. Eko yapılınca en içteki damarlarda varis var mı yok mu ona bakarız. Dıştan bunu göremezsiniz. Eğer onda varis varsa kasık bölgesinden ve diz bölgesinden bir kesik açılır, hasta narkoza yatırılıp ameliyat yapılırdı. Bu teknik artik geride kaldı. Şimdi bize hasta geliyor, yatağa yatıyor, görülen şekliyle damara giriliyor, damar içerisinden fiber, yani lazerin ucu, buraya kadar geliyor, daha sonra burası lokal olarak uyuşturuluyor, daha sonra lazer ile yakılarak çekiliyor. Hasta birşey hissetmiyor. Bunun tedavinin ismine endolazer diyoruz, hasta ameliyattan kurtulmuş oluyor. Bu tekniği Hollanda’da en iyi yapanlardan birisi Dr. Daan der Kinderen’dır ve kendisi halen Utrecht şubemizde görev almaktadır.

UZMANLARIMIZ: Dermatolog Dr. Coşkun Birinci: Akne ve kozmetik tedavi Dr. Daan der Kinderen: Endolazer uzmanı, deri kanseri uzmanı Dr. Van Wateren: Deneyimli ve kıdemli dermatolog Dr. İbro Beciri: Varis tedavisinde uzman

ROTTERDAM: Utenhagenstraat 187 3083 VP Rotterdam Tel: 010-293 90 91

HUIDKLINIEK ZUID’TE YAPILAN TEDAVİLER • Varis tedavisi • Cilt hastalıkları • Lazerle epilasyon • Alerji testleri • Botox Müşterilerimize Türkçe, Hollanda, Boşnakça, Sırpça, Arnavutça, İngilizce ve Almanca olarak da yardımcı oluyoruz. Toplam 16 kişilik ekibimizle Rotterdam, Utrecht ve Arnhem gibi şubelerimizde kaliteli hizmet veriyoruz

Utrecht: Dr. Max Euwestraat 60 3554 Utrecht 030 –244 27 81 Arnhem: Raapopseweg 82 6824 Arnhem 026 –443 35 00

Internet: www.huidkliniekzuid.nl E-mail: info@huidkliniekzuid.nl

Dermatolog Coşkun Birinci, Türkiye’de 1998 yılında Ankara Hastanesi’nde dermatoloji uzmanı oldu. Ankara Hastanesi’nde 4 yıl çalıştıktan sonra Hollanda’ya yerleşti ve Rotterdam’da HUIDKLINIEK ZUID’ü kurdu.

Hep Türk toplumu olarak yeterince kadromuz olmadığından şikayet ederiz. Bizim hakkımızda başkalarının karar verdiğinden, karar sürecinde bizleri temsil eden, en azından bizi tanıyanların olmamasından yakınırız. Bu bütün yönetim katmanları için söz konusudur. Bürokrasi, siyaset, ticaret, kültür gibi daha bir çok alan için. Bir taraftan kadro eksikliğinden şikayet ederken, diğer taraftan da mevcut kadrolarımızı hoyratça harcamaktayız. Yeter ki bizim beklediğimizin dışında bir icraatta bulunsunlar. Hiç gözlerinin yaşına bakmayız, hemen harcayıveririz. Bazan işi o kadar ileri götürürüz ki, ağzımızdan çıkanı kulağımız duymaz olur. Kulağımız duysa hafsalamız algılama ve yorumlama sorunu yaşar. Yıllarca topluma hizmet etmiş insanlar bir anda olur ‘hain’, ‘satılmış’, ‘uşak’, ‘sahibinin sesi’ ve daha bilmem ne yaftalamalar. Bu yaftalamalar da çoğu zaman gerçek dışı olgulara dayanır. Hele hele yaftalanan bir siyasetçiyse bir çok gerçek hep göz ardı edilir. Mesela bir siyasetçinin bir karar alacağı zaman bir çok faktörü değerlendirmesi gerektiği akıllara gelmez. İlla da bizim istediğimiz yönde karar alınıp uygulanmasını isteriz. Bu olmazsa mutlaka siyasetçide bir ‘sorun’ var demektir. Her şeyden önemlisi bu siyasetçinin bağlı bulunduğu partinin bir programının olduğu ve onun da bu programı gerçekleştirmek için siyaset yaptığı gerçeğini bir türlü kavranmak istenmez. İlla ki siyasetçide bir ‘sorun’ olduğuna kendimizi şartlandırırız. Aynı tavrı diğer alanlardaki insanlarımız için de yaparız. Bürokratsa illa da bizim istediğimiz doğrultuda hizmet etmesini bekleriz. Ticaret adamları için de aşağı yukarı aynı şeyler geçerli. Onların bir işletmeyi çekip çevirmek için bir çok kaygısı varken bizler onların sadece para kazandıklarını ve kazandıkları parayı da hep çoğaltmak istediklerini düşünürüz. Nalıncı keseri gibi hep kendi tarafımıza yontmayı alışkanlık haline getirmişiz vesselam. Halbuki birazcık zahmet edip bir düşünsek, bir kişinin bir pozisyona gelebilmesi yılların emeği ve enerjisinin gerektiğini anlayacağız da, bir türlü o noktaya gelemiyoruz. Her düzeyli pozisyondaki kişinin biz beğensek de beğen-

mesek de önemli bir misyonunun olduğunu artık kabul etmeliyiz. Ayrıca sanki Türk toplumu yeknesak bir toplummuş gibi bir takım beklentilere girmekten de vazgeçmenin çoktan zamanının geldiğini kavramalıyız. Her toplum gibi Türk toplumu da kendi içinde bir çok sosyal, ekonomik, siyasi, dini ve kültürel farklılıklar barındırır. Beklentilerimizi bu gerçeklerden yola çıkarak şekillendirirsek hem hayal kırıklığımız asgari düzeye çekilir, hem de insan harcamaktan vaz geçeriz. Bu toplumun kendi içinden çıkmış kadroları harcama gibi bir lüksü yoktur ve olmamalıdır da. Şayet memnun olmadığımız durumlar söz konusu ise bunu argümanlarımızla ortaya koymalıyız. Nasıl başkalarının bizim argümanlarımızı ciddiye alıp değerlendirmelerini istiyorsak, biz de onların argümanlarını iyi dinleyip değerlendirmeliyiz. Aksi takdirde hakkaniyetten uzaklaşırız ve hem kendimiz üzülürüz, hem de başkalarını üzeriz. Genel Seçimler 9 Haziran Çarşamba günü yine sandığa gideceğiz. Bu sefer 150 sandalyeli İkinci Meclis (Parlemento) üyelerini seçeceğiz. Partiler şu anda hummalı bir seçim çalışması içindeler. Hem adaylarını hem de programlarını seçmenlere anlatmakla meşguller. Biz Türkler açısından seçimler her zaman olduğu gibi mutlaka önem verilmesi gereken en önemli demokratik haktır. Gazetemiz hem partiler hem de adaylarla ilgili geniş bilgilerle donatıldığı için bilineni tekrar etmeyeceğim, ancak nacizane bir uyarı yapmadan da edemeyeceğim. Oyumuzu verirken sadece isme değil o adayın partisi ve icraatlerine de mutlaka bakıp oy vermeliyiz. Verilen vaadlerin kulağımıza hoş gelmesinden ziyade gerçekleştirilebilir olmasına dikkat etmeliyiz. Aksi halde kendi kendimizi kandırıp hem seçtiğimiz parti, hem de aday açısından hayal kırıklığına uğrarız. Hayal kırıklığı da yukarıda sözünü ettiğim adam harcamanın önemli gerekçelerindendir. Ne hayal kırıklığına uğrayalım, ne de uğratalım. Ama mutlaka kendi içimizden birine oy verelim. Kime? Buna da siz karar verin artık!

suatari@haber.nl Ahmet Suat ARI is groepsleerkracht en onderbouwcoördinator op een VSO ZMLschool te Enschede. Hij schrijft columns in diverse bladen en is o.a. secretaris van UETD-Nederland.


HABER

6

MEI / MAYIS 2010

4. Yozgatlılar şenliği Rotterdam’da yapıldı

Hollanda Yozgatlılar Federasyonu Yönetim Kurulu: Başkan: Yakup Peker, 2. Başkan: Durak Sarıkaya, Başkan Yardımcısı: Erhan Tanır, Başkan Yardımcısı: Alaattin Kalın, Sekreter: Musa Bilgiçli, Muhasip: Nihat Koçak, Üyeler: Murat Şenyürek, Vahdi Polat, Seyit Oğuzer, Hacı Nuh Birgül, Hurşit Güngörmüş.

Hollanda’da yaşayan Yozgatlı vatandaşlarımız tarafından kurulan Hollanda Yozgatlılar Federasyonu, Rotterdam kentinde, geniş katılımlı şenlik organize etti. Türkiye’den misafirlerin katıldığı şölen, akşam geç saatlere kadar devam etti. Hollanda Yozgatlılar Federasyonu tarafından bu yıl 4.kez düzenlenen şenlik İstiklal Marşı okunması ve Kuranı Kerim tilavetiyle başladı. Sanatçı Ahmet Baydaroğlu tarafından sunulan ve Uğur Işılak’ın da sazıyla, sözüyle renk kattığı şenliğe T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, Yozgat Valisi Amir Ateş, Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer, Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Özışık, Yozgat Bozok üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İnci Varinli, Sorgun

Belediye Başkanı Ahmet Şimşek, Sarıkaya Belediye Başkanı Ali Osman Erbir, Akdağmadeni Belediye Başkanı Suphi Daştan, Boğazlıyan Belediye Başkanı Mustafa Bozdal, Çayıralan Belediye Başkanı Çetin Çakmak, Rotterdam Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Hamit Karakuş, Rotterdam Feijenoord İlçe Belediye Başkanı Seyit Yeyden ve yardımcısı Turan Yazır, DSDF Başkanı Zeki Baran, Hollanda Sivaslılar Platformu Başkanı İbrahim Çitil, Hollanda Karamanlılar Vakfı Başkanı Uğur Şen, siyasiler, işadamları katıldı. Hollanda Yozgatlılar Federasyonu Başkanı Yakup Peker misafirlere hitaben yaptığı konuşmada, “Federasyonumuz, Hollanda’da yaşayan orta ve üst düzeyde iş kapasitesi

olan Yozgat asıllı İşadamlarının bir çatı altında toplanmayı başarmış güçlü bir kuruluştur. Kuruluş amaçları doğrultusunda federasyonumuz, resmi kurumlar olmak üzere Hollanda’da yaşayan Yozgatlıların takdirini kazanmış olup başta ekonomik ve sosyal konularda bilgisine başvurulan bir kurum haline gelmiştir.” dedi. Şölene Hollanda’nın değişik kentlerinden 2 bin 500 civarında vatandaşımız ka- Uğur Işılak tıldı.

PAPAZLARIN CiNSELLiK PARANOYASI Bu b utan ir belg ç ese li

Batı’nın kayıtsız şartsız özgürlük tutkusu çocukları ömür boyu azaba mahkum ediyor! Cinsel istismar ile travma yaşayan gençlik Hristiyanlığa inanmıyor...

“Bizi kötülükten kurtar” (Deliver us from evil) adıyla yayınlanan korkunç bir belgeselde ABD’de Oliver O’Grady adlı papazın 70’li yıllardan beri yüzlerce çocuğu cinsel olarak taciz etmesi konu alınıyor. Belgeselde papaz O’Grady yaptıklarını kamera karşısında utanmadan anlatıyor. Cinsel tacize maruz kalan o zamanın çocukları, şimdinin yetişkinleri ise yaşadıkları travmanın, hayatlarını ve ailelerini hala nasıl etkisi altında bıraktığını kimi zaman büyük bir öfkeyle kimi zaman gözyaşlarını tutamayarak anlatıyorlar. Belgeselde papaz Oliver’in tecavüz ettiği yüzlerce çocuktan Anna, Nancy ve Adam hislerini ve papazın hayatlarına yaptığı korkunç etkiyi anlatıyorlar. Olayların içindeki birçok kişiyle (kurban çocukların annebabaları, avukatları, kilisenin yetkili kişileri, piskoposlar, psikologlar, resmi görevliler, polisler) röportaj yapılmış. Papaz Oliver genç yasta ABD’nin California eyaletinde papaz olarak göreve başlıyor. 1970’lerde kiliseye bağlı olan dindar aileler hiç bir şeyden habersiz çocuklarının dini ve ahlaki gelişiminde katkıda bulunsun diye ona emanet ediyorlar. Çocuklarla yakından ilgileniyor ve ailelerin çoğu ile aile dostu oluyor. Zaman içinde papazın çocukları cinsel tacize maruz bıraktığı, papazın bir sübyancı, pedofil olduğu ortaya çıkıyor. Piskopos ve kardinallerin bu olaydan haberleri olması üzerine papaz Oliver aynı eyalette başka bir yere tayin ediliyor. Burada da papaz boş durmuyor ve olaylar tekrarlanıyor. Her defasında kilise onu başka bir köye tayin ediyor ama geçmişinden kimseye bahsetmiyor, çocuklarla çalışması engellenmiyor. Papaz her gittiği köy ve şehirde kendine yeni kurbanlar buluyor ve rahatça istediği gibi çocukları taciz ediyor.

Tecavüz ettiği çocukların kimi 5 yaşında, kimi 9 yaşında. Hatta bunların arasında 9 aylık bir bebek te var.

Onlarca çocuğa tecavüz eden Katolik Papaz Oliver O’Grady.

Nancy, 1986 yılında sübyancı papaz ile yüzleşmek ister ve kiliseye başvurur. Önce böyle bir olayın gerçekleşmediğini, Nancy’nin olayı yanlış anladığını, olduğunu zannettiği şeyin olmadığını söyleyerek inkar etmiş kilise yetkilileri. Ancak Nancy papaz Oliver’in özür mektubunu gösterince piskoposlar kızarıp bozardıktan sonra dil değiştirmişler. Kilisedeki piskoposlar kızın bundan vazgeçmesini, intikam almanın kötü birşey olduğunu, Tanrı’nın herkesi cezalandıracağını söylerler. “Artık o iyi bir papaz” derler ve sonunda

Tecavüze uğrayan çocuklardan Nancy Sloan: “Bir çocuk anne babasına nasıl anlatabilir biraz önce ona neler yaptıklarını?”

kızı suçlamaya başlarlar. “Bütün suçu bana yüklemeye çalışıyordu, oysa ben onun bendeki yarayı, acıyı anlamasını istiyordum.” Piskoposa olayları bildiği halde neden müsaade ettiğini sorması üzerine piskopos inanılmaz bir cevap veriyor: “Sen bir kızsın, seni kullanması normal bir merak diye düşünüyoruz, eğer

erkek olsaydın o zaman anormal bir durum olduğunu anlardık, bir erkeği taciz etmesi garip olurdu.” Sonunda kızı suçlamaya başlamış kilise. Papazın pedofil olduğuna dair dosya elinde olmasına rağmen papazı korumaya alması kurbanların ve ailelerin en çok kızdıkları olay. Üstelik piskopos papazın manastıra gönderileceği sözünü vermiş, bunun karşılığında aileye şikayetçi olmamalarını istemiş ama sözünü yerine getirmemiş. Papaz Oliver ise belgeselde sadece kızlara değil erkek çocuklara da ilgi duyduğunu ve onları taciz ettiğini anlatıyor. Zaman zaman yaptığı davranışın yanlış olduğunu düşünüp piskopos Mahony ile görüştüğünü, günah çıkardığını söylüyor. Mahony onu anlayışla karşılamış, destek olmuş. “Senden şikayetçi olmayacağız, başka bir yere göndereceğiz dediler ve orda devam etmemi sağladılar.“ Bazı aileler piskoposa mektup yazıyor papazın çocukları ile ilgili uygunsuz davranışlarına şahit olduklarında. Papaz ise aileleri tehdit ediyor: eğer kendisi hakkında olumsuz şeyler yazarlarsa ailelerini karaktersiz olmakla suçlayacağı tehdidinde bulunuyor.

tek istiyor papaz Oliver, suçlandığını söyleyerek. Anna’nın ailesi suçlamalara inanmıyor ve ona destek olmak için çalışmalara başlıyor. Olaylardan şüphe eden aile, yetişkin olan kızlarına sorduklarında önce kaçamak cevaplar alıyorlar ve sonunda kendi kızlarını da taciz ettiğini öğreniyorlar. Anna’nın babası, anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor, 23 yıllık aile dostu ve Tanrı’nın adamı olarak inandığı birinin kendi evinde kendi kızına tecavüz etmesi karşısında. Kızlarına neden hiç anlatmadığını sorduklarında ise, babasının papazı öldüreceğini ve babasını asla göremeyeceği korkusuyla hiç bir şey anlatmaya cesaret edemediğini söylüyorr. “Bütün hayatımı mahvetti bu adam, 40 yaşına yaklaştım ne çocuklarım var ne evlendim.” Polisler arama emri çıkardıklarında kilisenin önlerine olmadık engeller çıkardığını söylüyorlar. “Araştırma piskopos Mahony bildiklerini söylemiş olsaydı herşey ortaya çıkardı, ama gizli bir anlaşma yaptılar. Sen kilisenin adının kötüye çıkmasına engel ol, biz seni kurtaralım dediler ve yaptılar da.” Kilise yıllarca papaz Oliver’i maddi olarak desteklemiş. Anna ise

Babası ve Anna: “Hayatımızın içindeydi, evimizde, sınıfımızda, kilisede.. Hepimizi (çocukları) kontrolü altına almıştı”

Kardinal Roger Mahony: Hiçbir şeyden haberi olmadığını iddia ediyor ve sübyancı papazı korumakla suçlanıyor: “Hatırlamıyorum.”

Papaz Oliver’in suçlanması ve mahkemesi üzerine Başpiskopozların şahitliklerine başvuruluyor. Bütün piskoposlar, ellerinde mektuplar, dosyalar olmasına rağmen bu konu ile ilgili bilgileri olmadıklarını iddia ederek susuyorlar. Anna’nın ailesinden des-

anne babasının olayın ortaya çıkmasından sonra işlerini terk etmek zorunda kaldıklarını, kilisenin onlara hiçbir maddi destekde bulunmadığını, kiliseye ödedikleri aidatları dahi geri ödemediklerini hatta bir özür bile dilemediklerini söyleyip

haksızlığa isyan ediyor. Avukatlar mahkemenin 2 ay gibi kısa bir sürede sonuçlanmasına hayret ediyorlar. Kilisenin her şeyden haberi olduğunun ortaya çıkmaması için kısa bir sürede mahkeme sonlandırılıyor. Kurbanların ve ailelerin isyan ettikleri nokta sadece papazın tecavüzlerini serbestçe sürdürmesi değil, ayrıca kilisenin buna maddi katkıda bulunması ve olayları gizlemek için her türlü yola başvurması. Los Angeles’te polis olayları ortaya çıkarmak için bilgi ve dosyaları istiyor. Ancak papaz Oliver’in avukatları papaz ile piskopos arasındaki yazışmaların özel olduğunu iddia edip mahkemede kullanılmasına engel oluyorlar. Görüşüne başvurulan piskoposlar ise bunun normal olduğunu, bu tür özel muamelenin başkaları için de geçerli olduğunu iddia edip uygulamayı savunuyor. Hatta olayları örtbas etmekle suçlanan bir kardinal Vatikan’a, Papa’nın yanına terfi ediyor. Birkaç yıl hapishanede kaldıktan sonra 2000 yılında Oliver O’grady hapishaneden çıkıyor ve İrlanda’ya gönderiliyor. İrlanda’da bir ailenin yanında kalıyor. İrlandalı yetkililer ve aile papazın geçmişinden habersiz ve papaz elini kolunu sallayarak özgür bir biçimde yaşamaya devam ediyor. Papaz Oliver sorgusu sırasında sorulan bir soru üzerine kendisinin de çocukluğunda abisi ve bir başka papaz tarafından kullanıldığını söylüyor. Bunu kullanılmak olarak algılamadığını, herkesin böyle bir merakı yaşadığını söyleyerek hayata bakış açısı hakkında ipuçları veriyor. Tarihçi ve kilise kanunu hukukçusu Tom Doyle kurbanları savunduğu ve kilisenin bu tutumunu açıkça eleştirdiği için kilisedeki iki görevinden atılıyor. “Kilisede 2 çeşit insan var. Birinci kısım Tanrı tarafından insanlara önderlik yapmak için seçilmiş. Diğer kısım da avam. Onların görevi ise itaat. Sistem bir monarşi, tüm güç belli başlı kişiler-


7

HABER

MEI / MAYIS 2010

DEN HAAG’TA KARADENİZ RÜZGARI

Tarihçi ve dini kanunlar hukukçusu Tom Doyle: “Kilise hakkında gerçekleri söylediğim için işten atıldım.”

Jeff Anderson, avukat: “Her gün, her hafta yeni bir pedofil olayı çıkıyor karşıma. Bence yüzlerce değil binlerce papaz var bu işi yapan.” Patrik Wall, ilahiyatçı: “Piskoposlar raporları hasır altı ettiler ve hiçbir şey olmamış gibi

davrandılar çocukların kullanıldığını bilmelerine rağmen. Çocukların cinsel tacize uğraması 4. yüzyıldan beri devam ediyor. Cinselleştirilmis papazlık var, cinselliğin her türlüsü köotü tanımlandı. Kitaplarda ömür boyu bekarlıkla ilgili hiçbir kural yok. Isa bunu emretmemiş, hiçbir hukuksal ve dinsel kaynağı yok. 12 Havari ile ilk papazlar da evliydi ve çocukları vardı. Bekarlık makamı 4. asırda icat edildi. Papazlar ölünce mal varlıkları en büyük oğullarına geçiyordu, enstitüleşen kilisenin liderleri buna engel olmak için bekarlık kuralını uydurdular. Böylece papazların mal varlığı piskoposlara ya da kiliseye kalacaktı.” John Manly, avukat: “Katolik olmak diğer dinlere ya da mezheplere benzemez. Katolik olmayanlar anlamaz bunu. Kilisenin öğretilerine göre kurtuluşun tek yolu kiliseye gelmek. Kiliseye iman etmezsen lanetlenirsin, sonsuza dek cehennemde kalırsın.” Papaz okullarından mezun olanların %10’u pedofil oluyormuş ve ilgililer haklı olarak Yale mezunlarının %10’u pedofil olsaydı üniversite kapatılırdı diyor. Tom Doyle, kurbanlardan ikisi ile Vatikan’a gidiyor ve Papa’ya mektup yazıyorlar. Vatikan bu kurbanlara kucak açmak yerine onları reddediyor ve içeri almıyor. Mektuplarına cevap dahi verilmiyor. Anna’nın babası: “Onlar pedofil değil, tecavüzcü, ırz düşmanı. Ben fikrimi değiştirdim artık. Tanrı yok. Hepsi bu insanlar tarafından uydurma.” Papaz Oliver O’grady hala İrlanda’da serbest ve özgür bir şekilde dolaşıyor. Tom Doyle, İrlandalı resmi makamlarla Oliver O’grady gibi pedofilleri takip etmek için çalışıyor. Papa 16. Benedikt ABD’de cinsel tacizi gizlemekle suçlanmıştı. Vatikan’ın isteği üzerine başkan Bush papaya dokunulmazlık hakkı tanıdı. 1950’den beri cinsel taciz suçlamalarına karşı yapılan anlaşmalar kiliseye bir milyar dolardan fazlaya mal oldu. Sadece ABD’de cinsel tacize uğrayanların sayısı 100.000’i geçti. Uzmanlar cinsel tacize uğrayan kurbanların %80’inin bunu gündeme getirmediklerini, bunların ortaya çıkmadığını belirtiyor.

GE

RD

de. Sistem bu kişileri koruyor çünkü onları Tanrı’nın seçtiğine inanıyor. Böylece dünyayı Tanrı adına kontrol etmeleri gerekiyor. Kurgu bilim gibi geliyor kulağa ama bunlar gerçek.“ Boyle kilisenin monarşik, hiyerarşik ve devletçi sistemine büyük eleştiriler getiriyor. Papa’dan en basit kilise yöneticisine kadar hepsi Tanrı’nın isteği olduğuna inanıyor ve kilisenin çocuklardan daha önemli olduğuna inanıyorlar. “En baştakilerden en alttakilere kadar hepsi manipülasyon ve sahtekarlık yaptı” diyor. Tom Doyle pedofillerin mahkemeye çıkmasını 25 yıldır savunuyor. Doyle’un çalışmaları üzerine toplanan papazlar bunun kiliseye milyonlarca dolara mal olacağına dair raporlar yazıyorlar. “Papazlar her konuda görüş bildiriyorlardı, nükleer silahlardan tutun da sakız çiğnenmesine kadar. Bu konuda da birşeyler yapacaklar sandım. Ama onlar milli bir krizden, kilisenin adının kötüye çıkmasından ve kilisenin milyonlarca dolar kaybetmesinden endişe ediyorlardı. Ratzinger, şimdiki Papa Benedikt, 1978-2005 yılları arasında kilisenin başıydı. Çocukların kullanılmasını engelleyecek tek kişiydi papadan sonra. Ama tacizlere engel olmadı.” “Eskiden kilise din adamları tarafından kontrol edilmezdi. Ama artık politik olarak kullanılmaya başlandı. Evlenip ayrılırsan gelemezsin ayine mesela. İnsanların düşüncesini kontrol eden, hizaya sokan politikleştirilmiş bir enstrümana dönüştü.”

bulundular. Gecede kemençe sanatçıları Gökhan Şanlı, Mehmet Tak, Nejdet Kumaş ve Adem Kodalak`ın çalıp söyeledikleri Karadeniz türkülerine eşlik eden davetliler, gece 03.00’e kadar eğlendiler. Hollanda’nın tanınmış horon ekiplerinden olan Zaandam Taka Horon Ekibinin gösterilerini de izleyen davetliler, alkışlarla ekibe eşlik etti ve gece boyunca telefonlarına geceyi kayıt ettiler.

H 268

NACE 51.3

RTIFIC E

E

CE

RD

HACCP

GE

Hollanda’da ikamet eden Karadenizli vatandaşlarımız, Ahmet ve Kenan Başoğlu organizatörlüğünde, yöresel kültürlerini yaşatmak ve hoş bir vakit geçirmek için ‘Den Haag Karadenizliler Gecesi’ akşamında biraraya gelerek, bolca horon oynadılar ve özürlülere yardımda

RTIFICEE CE

Fast Food - Catering - Gedroogde producten Groente & Fruit - Vlees Verpakkingen - Pizza dozen Bedrukte Verpakkingen - Horeca Artikelen Aliminium Bakjes & Schalen - Zuivelverpakkingen Ei dozen & schalen en Isolatiemateriaal Waalhaven N.z 65 3087 BJ Rotterdam The Netherlands Tel.: +31 (0)10 495 35 03 Fax.: +31 (0)10 495 53 30 www.lmctrade.com info@lmctrade.com

Vatikan sessiz: Taciz olayları Hollanda’da da ortaya çıktı ABD’de sübyanci papazlar hakkındaki “Deliver us from evil” adlı belgeselden sonra Kanada’daki bir yetimhanedeki olayları konu alan“The boys of St. Vincent” adıyla 1992’de bir belgesel yayınlandığı ortaya çıktı. Belgesel yetimhanedeki çocukların papazların cinsel tacizlerine maruz kalmalarını konu alıyor. Onsekiz yıl önce çekilen belgeselin ortaya çıkardığı gerçeklere rağmen Vatikan’ın yıllardır bildiği bu olayları önlemek şöyle dursun, suçlu papazları korumaya aldığı eleştirileri yükselmeye devam ediyor. Belgesellerde yetkililerin çocuk tecavüzlerini gizledikleri suçlanmasıyla sarsılan Vatikan hala sessizliğini koruyor. Katolik

kiliselerden sonra Protestan kiliselerinde de taciz olayları duyulmaya başlandı. ABD, Kanada ve Avrupa’nın birçok ülkesinden sonra Hollanda’nın Roosteren sakinleri de kendi papazlarının cinsel taciz olaylarına karışması haberiyle şok oldu. Taciz olayı papazın önceki görev yeri olan Wessem’da gerçekleşmiş. Suçlamalar üzerine 74 yaşındaki papaz görevinden istifa etti. Roermond piskopozluğu 22 Mayıs 2010’da 450. yıldönümünü büyük bir kutlamayla anacaktı, ancak olaylar üzerine kutlamayı sınırlı tutacağını açıkladı. Diğer yandan Utrecht Yardım ve Hukuk bürosuna (meldpunt Hulp & Recht) son iki ayda inanılmaz

seviyede başvurular yapıldığı bildirildi. 1999 yılında kurulan büroya yılda 10 başvuru gelirken son iki ayda 1900 mağdurun cinsel tacize uğradıklarını bildirmeleri karşısında şaşırdığını dile getiriyor piskopoz Gerard de Korte 11 Mayısta yayınlanan bir televizyon programında. Son dönemlerde medyada taciz olaylarının gündeme gelmesiyle insanların artık yaşadıkları tacizleri bildirmek için cesaretlendikleri bildiriliyor. Şubat ayında ilk olarak NRC Handelsblad’ın 1970’lerde Heerenberg’deki bir yatılıda meydana gelen papazların taciz olaylarını gündeme taşıması üzerine Katolik kiliselerinin birçok yerde cinsel taciz olaylarına karıştığı ortaya çıkmıştı.


HABER

8

MEI / MAYIS 2010

ADAYLAR DESTEK BEKLİYOR Sizi temsil ettiğine inandığınız adaya 9 Haziran’da destek verin

Coşkun Çörüz CDA - 19. sıra

Nilgün Yerli Partij Een - 14. sıra

Amsterdam Üniversitesi Hukuk fakultesi mezunu olan Coşkun Çörüz, 1998’de Haarlem belediye encumeni olarak politikaya girdi. Daha sonra 2001 yılında meclise CDA’dan giren Çörüz, bu dönemde anayasa ve idare hukuku, insan hakları ve uluslararası hukuk portföylerine baktı. 9 Haziran genel seçimlerde tekrar CDA’dan 19uncu sıradan aday.

Nilgün Yerli, 10 yaşında Hollanda’ya geldiğinde ilk olarak ailesiyle Friesland’a yerleşti. Daha sonra Amsterdam’a taşınan Yerli, burda yüksek eğitimini tamamladı. Het Parool gazetesinde köşe yazarlığı yapan Yerli, Hollanda’da yaptığı çeşitli kabare gösterileriyle tanındı. 2006 yılında Türkiye’ye taşınan Yerli, şimdilerde tekrar Hollanda’ya döndü ve Partij Een’den 14üncü sıradan milletvekili adayı.

Fatma Koşer Kaya Nebahat Albayrak PvdA - 2. sıra D66 - 5. sıra Brabant Universitesi Hukuk fakultesi mezunu olan Fatma Koşer Kaya, 2004 yılında ara dönemde meclise girdi. 2006 yılındaki genel seçimlerde D66 listesinden 6. sıradan tekrar tercih oylarıyla seçildi. Geçtiğimiz dönem mecliste Maliye, Sosyal İşler, Gençlik ve Aile, Sağlık, Refah ve Spor portföylerine baktı. Fatma Koşer Kaya D66 listesinden 5. sıradan aday.

Leiden Universitesi uluslararası ve Avrupa hukuku bölümünden mezun olan Nebahat Albayrak, ilk olarak 1998 yılında meclise girdi. 2006 yılında Pvda’nın listesinden ikinci sıradan aday olup meclise giren Nebahat Albayrak, o seçimlerde aldığı oy oranıylada büyük ilgi topladı. Bir önceki hükumette devlet bakanlık görevini yürüten Albayrak, önümüzdeki seçimlerde PvdA’dan yine ikinci sıradan aday.

Keklik Yücel PvdA - 46. sıra Keklik Yücel, Amsterdam VU Üniversitesi Yönetim Bilimler mezunu. 20002010 yılları arası Deventer belediyesinde çeşitli görevler üstlenen Yücel, 2006 yılında Pvda’dan 49uncu sıradan aday olmus ama seçilememişti. 2010 yılında ara dönemde yinede meclise giren Yücel, portföyünde tıbbi etik ve iş geliştirme isleri var. Önümüzdeki seçimlerde PvdA’dan 46ıncı sıradan aday.

Nafize Şener Partij Een - 5. sıra 6 yaşında Hollanda’ya gelen Nafıze Şener, ortaokuldan sonra yüksek eğitimini Amsterdam yüksek okulunda Halkla İlişkiker bölümünden mezun olarak tamamladı. Bunun yanısıra Leiden Universitesinde bir yıl Türk Dil ve Kültürü bölümünde okudu. Proje takip yönetimi ve danışmanlık kurslarından sonra bu dalda uzman olan Şener, 9 Haziran seçimlerinde Partij Een’den 5inci sıradan milletvekili adayı olarak listede yerini aldı.

9 Haziran 2010’da Hollanda genelinde milletvekilliği seçimleri yapılacak. Akıllı bir seçim yapın ve size hem en uygun adaya, hem de en uygun partiye oy verin. Kendi haklarınızı koruma, oy vermek için sandığa gitmekle başlar.

Yeşim Candan Partij Een - 1. sıra International School of Economics ve Nyenrode Üniversitesi’nde eğitim alan Yeşim Candan, 2006 yılında ‘allochtoon’ kelimesi yerine ‘bicultureel’ kelimesini Hollanda’ya kazandıran kişi olarak tanınıyor. 3 yıldır hazırlıklarını sürdürdüğü politik hareketi, bugünlerde Partij Een olarak 9 Haziran seçimlerine katılarak somutlaştıran Candan, seçimlere partisinin 1. sırasından katılıyor. Aynı zamanda da 5 sandalye çıkartmayı hedefliyor.

Metin Çelik PvdA - 25. sıra 20 yıldır emniyet görevlisi olarak çalışan Metin Çelik, günlük hayatta Rotterdam polis teşkilatında komiser olarak görev yapmakta. Bunun yanı sıra 19982010 yılları arasında Rotterdam anakent belediyesinde 3 dönem arka arkaya belediye encümeni olarak çalıştı ve son döneminde meclis başkan vekilliği ve imardan sorumlu komisyon başkanı görevlerini üstlendi. Metin Çelik, 9 Haziran seçimlerinde PvdA’dan 25. sıradan aday.

Gülhan Akdemir PvdA - 62. sıra Adaylar arasında en genç olan 1983 doğumlu Gülhan Akdemir, Hukuk fakültesi mezunu ve belediye düzeyinde encümen olarak bir dönemdir yürüttüğü işleri, ulusal anlamda devam ettirmek istiyor. Mecliste politika sorumlusu olarak ta görev almış olan Gülhan Akdemir, burada yaptığı tecrübeyi milletvekili olarak kullanmak istiyor. Gülhan Akdemir 9 Haziran seçimlerinde PvdA’dan 62. sıradan aday.

GÜVENLİK

SİSTEMLERİNDE

DOĞRU ADRES

Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi TÜRKİYE’NİN ŞİFA KAPISI

BEVEILIG UW WONING OF KANTOOR MET HET BEVEILIGINGSSYSTEEM VAN ADACAMS Maak vrijblijvend een afspraak met één van onze beveiligingsadviseurs. Hij helpt u bij het samenstellen van een ADACAMS beveiligingssysteem dat specifiek is afgestemd op uw werk en/of woonsitutatie.

Subsidie-aanvraag voor uw veiligheidsystemen kunt U via ons regelen. Bel Hüseyin Kızgın, onze expert op dat gebied voor alle informatie: GSM: 0624-367064

Schiedamseweg 213 3026 AN Rotterdam

MottoMedia

2010 yılında da güvenlik sistemlerinde devlet desteği devam ediyor. Resmi işlemlerinizin kolayca yürütülmesi için bizi arayabilirsiniz.

e k onz

e Bezo

stand

stand nr:84

www.adacams.nl

010-462 35 69

Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi, 18 bin metrekare kapalı alan, 164 yatak kapasiteli, 8 ameliyathane, 2 doğumhane ve 4 yoğun bakım ünitesiyle özel sağlık sektöründe Türkiye’nin parlayan yıldızı oldu. HASTANE ÇATISINDA HELİKOPTER PİSTİ Özel Lokman Hekim Hastaneleri, Etlik’ten sonra Sincan Hastanesi ile de vatandaşların ‘şifa kapısı’ olmayı sürdürüyor. 2008 yılında hizmete açılan ve açılış kurdelesi Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek tarafından kesilen Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi, yaptığı başarılı atılımlarla kısa sürede adından sıkça söz ettirmeye başladı. 18 bin metrekare kapalı alan, 164 yatak kapasitesi, 8 ameliyathane, 2 doğumhane ve 4 yoğun bakım ünitesine sahip olan hastane, modern görünüm ve hizmet anlayışıyla büyük ilgi görüyor. Aynı zamanda Türkiye’nin tek ‘yükseltilmiş’ ruhsatlı helikopter pistine sahip olan Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde hastalar, çatıya inan helikopterden alınarak anında gerekli ünitelere naklediliyor ve burada gereken acil müdahale yapılıyor. Özel Lokman Hekim Sincan Hastanesi, Tüp Bebek Merkezi, Uyku Laboratuarı, Onkolojik Cerrahi (Kanser Cerrahisi) ve KozmetolojiGüzellik Merkezlerini de bünyesine katarak, özel sağlık sektöründeki liderliğini sürdürüyor. YURTDIŞINDA YAŞAYAN TÜRKLER’İN TERCİHİ ÖZEL LOKMAN HEKİM Özel Lokman Hekim Hastaneleri, sadece Ankara’dan değil Türkiye’nin dört bir tarafından hatta yurtdışından gelen hastalara şifa dağıtıyor. Özel Lokman Hekim Hastaneleri Genel Müdürü İrfan Güvendi, yıllar önce Türkiye’den hastaların tedavi olmak için Avrupa ülkelerine gittiğini ancak son dönemlerde bu bölgeden hastaların tedavi için Türkiye’yi seçtiğine dikkati çekti. Güvendi, “Türkiye sağlık alanında çok ciddi atılımlar gerçekleştirdi. Avrupa’dan bize gelen

hastaların çoğunluğunu gurbetçilerimiz oluşturuyor” dedi. Genel Müdür Güvendi, Özel Lokman Hekim Etlik ve Sincan Hastanelerinde, Hollanda, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Belçika, İsveç ve Norveç’in özel sigortalarının kabul edildiğini söyledi. Özel Lokman Hekim Hastaneleri AGIS başta olmak üzere birçok sigorta şirketine bağlı olan hastaları kabul ederek en iyi hizmeti sunmaya çalışıyor. GÜVENDİ: “HEDEFİMİZ HER ZAMAN DAHA KALİTELİ HİZMET” Genel Müdür İrfan Güvendi , Lokman Hekim Hastaneleri’nin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan puanlamada ‘en üst puan’ grubunda yer aldığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Sağlık sektöründe harcamaları azaltmaya ve hizmete ulaşımı zorlaştırmaya yönelik çabaların arttığı 2009 yılı, Lokman Hekim Hastaneleri için hizmet yelpazesinin genişlediği ve hizmet kalitesinin arttığı bir yıl olmuştur. Geride bıraktığımız sene, hem hizmet kalitemizin geliştirilmesi hem de kurumsal alanda hedeflerimize ulaşmamız bakımında oldukça verimli ve başarılı geçmiştir. Özel Lokman Hekim Hastaneleri’ne ‘şifa kapısı’ ünvanını halkımız verdi, biz de bu onurlu ünvana layık olmak için var gücümüzle gayret gösteriyoruz. Ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu ekonomik koşulları göz önünde bulundurarak, hastalarımıza Avrupa standartlarında hizmet sunabilmek için büyük bir özveriyle görev yapıyoruz. Hastanelerimizi ‘şifa kapısı’ olarak gören halkımızın gösterdiği ilgi, bizi daha da çok çalışmaya teşvik ediyor, hastalarımıza daha fazla hizmet sunma gayretimizi artırıyor. Kârlılığı olmadığı halde, topluma karşı sorumluluğumuz gereği olarak acil sağlık hizmetlerine önem verdik ve Sağlık İl Müdürlüğü tarafından ‘en fazla acil vaka kabul eden özel hastane’ olarak Teşekkür Belgesi ile ödüllendirildik. Şirketimiz kendi üzerine düşen görevleri hakkıyla yerine getirmeye gayret edecektir.”


9

HABER

MEI / MAYIS 2010

MEDYA Yusuf Ziya ERARSLAN

0 530 363 55 91

Türkiye’deki

şifa kapınız Yurtdışı:

ETLİK DAHİLİ: 1115 SİNCAN DAHİLİ: 3994

444 9 911

2) (031

IS G A a t Baş üzere olmakortalarla ig özel s şmalıyız anla

0090 312 444 9 911

www.lokmanhekim.com.tr


HABER

10

MEI / MAYIS 2010

SIMDI TURKIYE’YE UCUN €59 5

herşey dahil

5

Haftada 4 gün İstanbul Pazartesi, Perşembe,

,-

başlayan fiyatlarla

Corendon.com da otel rezervasyonunuzu da yapabilirsiniz Otellerimizden biri:

Cuma, Pazar

başlayan fiyatlar

€25,tek gece kişi başi

İstanbul Titanic City

***** .com Telefonla rezervasyonunuzu yapabilirsiniz +31

(0)23 751 06 06


11

HABER

MEI / MAYIS 2010

prime cargo’dan türkiye açılımı 12 yıllık bir şirket olan Prime Cargo, son 5 yıldır Hollanda’da yürüttüğü hava, kara ve deniz kargo işlerinde kargo dünyasında büyük adımlarla ilerliyor. Uzak Doğuda, özellikle Çin’de 10 farklı ofisi olan Prime Cargo, bugünlerde Mersin’de Güney Türkiye ve

Orta Doğuya yönelik yeni bir ofis açmayı planlıyor. Türkiye’de İstanbul merkezli partnerleri AS-AV ile çalıştıklarını belirten Prime Cargo direktörü Norman de Vos şunları söyledi: “Şimdiye kadar genelde Uzak Doğu ile çalışmalarımızı yürütüyorduk. Müşterilerimize yeni servisler sunabilmek için Türkiye’de 2 yıldır çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye hızlı gelişen bir ülke. Bizde Türkiye’nin gelişimine hem katkıda bulunma, hem de servis ağımızı genişletme amaçlı, açacağımız yeni ofisimizle, müşterilerimiLevent Sarılmışer ve Norman de Vos ze daha güzel servis-

ler vermeyi planlıyoruz”. Haftalık Türkiye’den parsiyel TIR çıkışlari geldiğini söyleyen De Vos: “Müşterilerimizin isteği doğrultusunda A’dan Z’ye tüm kargo işlerini ve işlemlerini üstlenip paket halinde gümrük depomuzda yürütebiliyoruz. Özellikle küçük esnaf ve toptancıların yüklerini taşımaktayız. Böylece tüm ürünleri kapıdan kapıya teslimatta iddialı bir konuma gelmeyi planlamaktayız ” dedi. Bunun haricinde Hollanda’daki tanınmış çeşitli giyim mağazalarına, 6bin metre kare büyüklüğündeki lojistik depolama sahalarında, günde 10bin adet giyim asma kapasiteli ve buharlaştırma gibi modern işlemler için büyük yatırım yaptıklarını söyledi.

Deniz yolu nakliyatı Hava yolu nakliyatı Karayolu nakliyatı Depolama Gümrükleme

“It’s Always Prime Time”

Tekstil bakımı ve satış öncesi işlemleri HAFTALIK PARSİYEL TIR ÇIKIŞI

İrtibat: Levent Sarılmışer levent@primecargo.nl

www.primecargo.nl info@primecargo.nl

Tel.:+31 (0) 10 2451051 Fax:+31 (0) 10 4158101 ´s-Gravelandseweg 365 3125 BJ Schiedam

Hollanda’nın si en iyi künefe nir Ancyra’da ye

Suavi

el

:0

T

Giriş: 65,-- EURO (3 çeşit yemek)

00

14 ve 15 mayıs 2010 20:00 -- 22:00

1 0 - 2 41 0

4

Westelijk Handelsterrein Van Vollenhovenstraat 15 (unit 30) 3016 BE Rotterdam 010-241 04 00

Ben sensiz yapamam Kapım açıldı. Baktım, iri yarı, ama bitkin, yorgun, yaşlı, korkak biri. ‘Kime gideceğimi bilemedim, korkuyorum, rüzgar beni bu tarafa saldı, lütfen beni hoşgör, çok üşüyorum. Hay Allah! Ne oldu sana böyle, az kalsın tanıyamayacaktım. Ne bu saçın, başın, korkuluk gibisin? ‘Hiç sorma, hastayım, halim perişan. 17 milyon çocuğum var, hepsi birbirinden farklı, dinleri, ırkları, geçmişleri. Onlara söz geçiremiyorum, farklılıklar arasında birlik kuramıyorum. En üzüldüğüm şey ise aralarında düşmanlığın olması. Fitne çıkarana kızmıyorum, çocuklarımın buna kanmalarına üzülüyorum. Yenik düşüyorlar, kendilerini savunamıyorlar. Kim nereye çekiyorsa oraya gidiyorlar. Ben hiç mi bir şey öğretememişim diye kendime yanıyorum.’ Bir taraf öğlene kadar yatıyor, ukalaca daha başka harçlık yok mu diyor, öteki taraf geceden başlıyor çalışmaya, çoluğunu çocuğunu göremeden akşama kadar işini bitiremiyor. Bir dengesizlik var. İyiyi, güzeli ayırt edemiyorlar. Ben de bıraktım kendimi, battım iyice, yan yan gidiyorum. Yaşlandım kızım, ülkemde on kişiden üçü 65 yaşının üstünde, on, onbeş sene sonra on kişiden altısı 65 yaşın üzerinde olacak. Bu yaşlılarıma kim bakacak? Bunların harçlıklarını nasıl karşılayacağım? Eskiden işçi bulamazken şimdi işsizlik de çoğaldı. Okulunu bitirmeyip sokakta olanlar, geçimsizlikler, hangisini sayayım. Kendi çocuklarımı tanıyamaz oldum. Yaşıma bakmadan yoldan geçerken başıma taş atıyorlar. Benim çocuklarım, torunlarım bunlar. Sahip çıkamadım onlara. Onlar benim elim ayağım. Ben elden etekten düşmeden, sorumluluklarını alırlarsa kurtulurum. Ama nerede? Bu kadar çeşitlilik arasında ortak noktamız olan insan olmak konusunda hemfikir olamadık. Farklı olmak doğa kanunu, zenginliktir nimettir anlatamadım. Yalnız kaldım, yaşlanınca kimse yüzüme bakmadı, şaha vurdum duymazların elinde. Halbuki ülkemde herkesin rahat etmesini, kendini güvende hissetmesini istiyordum. Herkesin yükselmesini, becerilerini geliştirebilmelerini, kardeşlerin birbirini sevmesini, her çocuğumun kendini de-

ğerli hissetmesini ve hakettiği yere gelmesini istiyordum. Ben eskisi gibi olmak istiyorum. Böyle olacak biri miydim? Küçük ama, güçlü biriydim. Sesimi dünyada duymayan yoktu ve ülkemde her şey mümkündü. Düştüysem, yerde bırakmayın beni, kaldırın, kurtarın, Allah aşkına. Çaresizim yardım et bana, sensiz yapamam! Ama dedeciğim, ülkendeki kardeşlerin dediğin sürekli suçlu arıyorlar, parmağı başkasına uzatmış durumdalar. Aralarında içkiye 13 yaşında başlayıp komalık olanlar var, 14 yaşında evlilik dışı hamilelikler görüyoruz. Uyuşturucu leblebi gibi gidiyor. Üstelik korkuyorlar, olmayan kimlikleri kaybolacak zannediyorlar. Korkaklık ve cahillik, ikisiyle de yol alınmaz ki? Bugüne kadar neredeydin? Her şeyi birbirine karıştırmışsın. Bu kadar problemi ben nasıl taşırım, imkânsız. Sus, ağlama, ne de olsa ekmeğini yiyorum, otur, otur. Yıllar içinde zor da olsa karşılıksız sevmeyi de öğrendim. Tekrar eski gücüne gelebileceğine de inanıyorum. İnsanliğa ait güzel bir duygumuz var: ‘Merhamet duygusu’. Muhtemelen onunla yardımcı olabiliriz, hep beraber işin bir tarafından tutarız, 40, 50 sene once annelerimizin, babalarımızın yaptığı gibi. Bu sefer de çoluk, çocuk, torunlar, canla başla gene çalışırız, sen gönlünü ferah tut. Ama şartsız olmaz; bundan sonra çocuklarına güveneceksin, saygılı olacaksın, hepsine eşit davranacaksın. Herkes rahatlıkla kendi olabilecek, inancını yaşayabilecek. Herkesin çalişabilmesi için imkanlar göstereceksin, sevgiyle teşvik edeceksin. Suratını asla asmayacaksın, otoriterlik, büroklatlık taslamayacaksın, hoşgörülü olacaksın. Fitne çikaranı derhal cezalandırıp örnek olacaksın. Uzak kaldığın cocuklarını, torunlarıın, onların torununu bugünden itibaren tek tek ziyaret edip gönüllerini alacaksın. Anlaştık değil mi, garip dedem? Dede Allah razı olsun dermiş gibi, bir tebessümle uzaklaştı... O sırada alarm çaldı, uyandım, saat 06:00, hiç kalkasım yok, omuzumda bir ağırlık. Aklıma rüyam geldi. Bir nevi sözdü bu, kalkmasam olmayacaktı.

nafizesener@haber.nl Nafize Şener consultancy (danışmanlık) ve proje yöneticiliği yapmaktadır. Şu an Çalışma Bakanlığı’nın finanse ettiği Landelijk Netwerk Diversiteitsmanagement projesinde çalışmakta. İş ve ticarette paylaşım için kurulan The NetworKing Turkey uluslararası organizenin lisans sahibesidir.


HABER

12

MEI / MAYIS 2010

FATiH OKUMUŞ: HOLLANDA YENi iMAMINI ARIYOR

F

atih Okumuş Amsterdam VU Üniversitesi Teoloji Fakültesi’nin İslam bölümünde çalışıyor. Okumuş, Kur’an ve Hadise Giriş, Tefsir Usûlü, Siret ve İslam Tarihi, Avrupa Kültürü içinde İslam, Diyalog ve İslam’ın Diğer Dinlere Bakışı derslerini verirken doktora tezini de yazıyor. Tezin konusu Hollanda’da görev yapan Türk imamların çağdaş dini meselelere yaklaşımları. Hollanda’da görev yapan 500 imamın en az yarısı Türk. İmamların Hollanda’da karşılaştıkları sorular Türkiye’ye göre farklılık arz edebiliyor. Özellikle bu Avrupa’ya özgü soruların peşine düşen araştırmacı 13 imam ve bir Alevi dedesi ile derinlemesine

Fatih Okumuş

mülakat yapıp İslam Hukuku literatürünü kullanarak soruları sınıflandırmış: İbadetler, kadınaile ve gayrimüslim bir ülkede Müslüman olarak yaşama ile ilgili soru ve sorunlar. İbadetlerle ilgili meselelerden ikisi namazla, ikisi de oruçla ilgili. Yatsı namazının vakti ve namazların birleştirilmesi (cem’) meselesi; hilalin görünmesi, Ramazanın ve bayramın tespiti ile uzun günlerde oruç meselesi. Araştırmada Kadın-Aile başlığı altında kamusal alanın kullanımı, haremlik-selamlık, tokalaşma, camide ve aile içinde kadınların konumu, giyim-kuşam, aile içi şiddet, imamların evlilik ve ayrılık durumlarındaki rolleri ile mezhepler/ dinler arası evlilik ve anlaşmalı boşanma konularına temas ediliyor. Okumuş, imamların bu alanda bazen bir terapist gibi de çalıştıklarını, ama terapist olmadıklarını, bunun eğitimini almadıklarını, fakat kendilerinin bu taleple karşılaştıklarını söylediklerini belirtiyor. 15 yıldır RIAGG’a (psikolojik danışmanlık ve tedavi kurumu) gidip geldiği halde asıl sorununu paylaşamayan, ama daha ilk görüşmede sorununu hocaya anlatan kişiler bulunduğunu belirten araştırmacı Teoloji fakültesi öğrencilerinin bir kısmının aile terapisi alanına yöneltilerek hem hoca hem terapist olarak yetişmelerini yani din ve psikiyatri işbirliğini öneriyor. Çünkü kadim din de modern psikoloji de insanı merkez alarak insa-

Tüm fırınlara en uygun fiyatlarla her türlü un ve un mamülleri veriyoruz

Moon Star’ın kalitesi, 20 yıllık birikim ve tecrübesiyle sabittir

nın aynı sorularına cevap arıyor. Araştırmacı Müslüman kadınların Türkiye’den taşınan ataerkil geleneklerle post-modern Hollanda toplumu arasında sıkıştığını, imamların temsil ettiği bilgiye dayalı din anlayışının ise bu iki kutup arasında aracı işlevi gördüğünü öne sürüyor. Ona göre dinî bilgi seviyesi yükseldikçe hangi sınırların Allah’ın koyduğu değişmez sınırlar, hangisinin tarihsel

şartlar içinde oluşmuş geçici ve değişebilir çizgiler olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bu noktada imamlara büyük bir görev düşüyor ve imamlar da genellikle bu görevi başarıyla yerine getirebiliyorlar. Okumuş’a göre imamların sadece geçici ve kısa bir süre görev yapıyor olması büyük bir mesai, emek ve motivasyon kaybı. Tezin son bölümü gayrimüslim ülkede Müslümanca yaşama ile ilgili meselelere ayrılmış. Önce İslam Hukukuna göre ülke taksimi, ülke farkının hükümlere etkisinin olup olmadığı konuları hakkında bilgi veriliyor. Gayrimüslim bir ülkede geçici olarak oturma veya vatandaşlık alma ile ilgili görüşlere yer verilmiş. Daha sonra da sırasıyla şu konular ele alınmış: Helal gıda, yeni nesillerin eğitim ve kimlik sorunları, niçin soruları (hikmet-i teşri) ve inanç soru(n)ları. Okumuş, imamların birinci nesil ile ikinci nesil arasında sıkıştıklarını; bu yüzden iki farklı ‘din dili’ kullandıklarını tespit ediyor: “Birinci nesil daha çok ‘ne ve nasıl’ sorusu sorarken, gençler ‘niçin’ sorusunu daha anlamlı bu-

luyor ve sadece cevabı değil, argümanlarını da duymak istiyorlar.” İslam’ı Avrupa hayatına tercüme eden Müslümanların Avrupa’nın kalıcı bir parçası olduklarını belirten araştırmacı şunları söylüyor: “Birinci nesil kimliğini koruma refleksi ile köklerine tutunmuş ve Türkiye’de dindar değilse bile Avrupa’da dindarlaşmıştı. Bu kuşağın sorusu ‘kendimi nasıl koruyabilirim?’ sorusuydu. İkinci kuşak ikinci bir aşamaya geçti ve ‘bu topluma nasıl katılabilirim; sınırlarım nelerdir?’ sorularını sormaya başladı. Şimdi sorulması gereken ‘Avrupa’nın ortak geleceğini birlikte nasıl inşa edeceğiz?’ sorusudur. Müslümanlar Avrupa’nın tarihi düşmanlarıydılar. Son elli yıldır Avrupa ekonomisinin, toplumunun, kültürünün parçası haline gelmeye başladılar ve daha çok problem olarak görüldüler. Şimdi ise birlikte yaşayacakları geleceği birlikte inşa eden partnerler olmak durumundalar. Bu otomatik bir süreç değildir ve ilgili bütün tarafların inisiyatif almasını gerektirmektedir.”

www.moonstarbv.nl info@moonstarbv.nl

Servis ağı ve kalitemizle hizmetinizdeyiz... Adres: Contactweg 40 1014 AN Amsterdam Telefoon: (+31) 020 616 94 78 (+31) 06-24801072


13

HABER

MEI / MAYIS 2010

HOLLANDA'DA 23 NİSAN COŞKUSU

23

Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bir çok ülkede olduğu gibi Hollanda'da da coşkuyla kutlandı. Rotterdam Başkonsolosluğu binasında, DHB Bank tarafından da desteklenen programa katılan vatandaşlar ve minikler hem bayramı kutladılar hem de doyasıya eğlendiler. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bir çok ülkede olduğu gibi Hollanda'da da coşkuyla kutlandı. Rotterdam Başkonsolosluğu binasında DHB Bank tarafından da desteklenen programa katılan vatandaşlar ve minikler hem bayramı kutladılar hem de doyasıya eğlendiler. Gerçekleşen programa Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, Rotterdam Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ata-

şesi Fevzi Hamurcu, Konsoloslar Günay Babadoğan, Erdal Atik, DHB Bank temsilcileri Devrim Baykal ve Burhan Bahçeli, siyasiler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, her çocuğumuz çok kıymetli olduğunu, özellikle burada doğan ve yaşayan çocuklarımızın iyi bir eğitim almasının şart olduğunu belirtti. Altuğ, “Siz velilerden ricamız, çocuklarınızın eğitimiyle birebir ilgilenmenizi ve diyalog içinde olmanızı istiyoruz. Hollanda’ da eğitim çok önemli. Ancak çocuklarımızın Türkçesini de unutturmamamız lazım!” şeklinde konuştu. Muavin Konsolos Günay Babadoğan ise, “TBMM, ulusumuzun en karanlık günlerinde Atatürk’ ün çağ-

rısıyla toplanmış, ulusal kurtuluş savaşını başarıya ulaştırmakla kalmamış, aynı zamanda bugün vatandaşı olmaktan gurur duyduğumuz çağdaş, demokratik ve laik T.C. temellerini atmıştır. Milli egemenlik bir milletin varlığının teminatıdır. O milletin geleceğinin teminatı, yeni nesiller, yani siz çocuklarsınız. Bu gerçeği çok önceden gören büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan gününü, ulusal egemenlik ve çocuk bayramı olarak çocuklarımıza armağan etmiştir.” dedi. Öğrencilerin şiir, şarkı ve oyunlarıyla renk kattıkları programda, DHB Bank tarafından bu yıl 12. kez düzenlenen ‘Deha Çocuk Resim Yarışması’nda, dereceye girenlere para ve değişik ödüller verildi.

ZAANDAM CAMii’NDE 23 NiSAN KUTLAMASI YAPILDI

Çocuklar “Katibim”’i başarıyla sahnelediler

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı HDV Zaandam Sultan Ahmet Camii konferans salonunda 24 nisan cumartesi akşamı coşku ile kutlandı. T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Fevzi Hamurcu, basın mensupları, veliler ve çok sayıda çocuk programa katıldı. Açılış konuşmasını HDV Zaandam Sultan Ahmet Camii Sekreteri Recep Ayaz yaptı, günün anlamını ve cami bünyesinde olan eğitim komisyonunun faaliyetlerinden kısaca bahsetti.

T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ kutlamada yaptığı konuşmasında ana dili ve Hollanda eğitiminin önemine dikkat çekerek, “En önemli hazinemiz olan çocuklarımızın eğitimine önem verelim”. Eğer çocuklarımızın toplumun her kesiminde yer almasını istiyorsak bu ancak onların başarılı bir şekilde eğitimini ve meslek eğitimlerini tamamlamasıyla mümkün olur. Bugün bizler fazla uzun konuşmayacağız söz çocukların” dedikten sonra programı sunan çocuk sunucuları Esra ve Fatih’i

öperek bayramlarını kutladı. HDV Zaandam Sultan Ahmet Camii’nde din derslerinin yanında Türkçe dili ve kültürü ve Hollanda eğitimi alan Türk çocuklarının, seslendirdiği birbirinden güzel şarkı ve okudukları şiirler salonda duygulu anlar yaşanmasına sahne oldu. Özel beceri dalında yapılan Hababam sınıfı ve diğer skeçler ise seyircileri hem düşündürdü hem de kahkahalara boğdu. Program bitiminde çocuklara çeşitli hediyeler dağıtıldı.

RESTAURANT OTTOMAN SARNIC ROTTERDAM & RESTAURANT LA CUISINE OTTOMAN UTRECHT Hollanda’nın ilk alkolsüz aile restoranı

Hafta sonları canlı müzik organizelerimiz ile muhteşem gruplarla eğlencenin tadına varacaksınız! Ottoman restoranlarının büyüleyici atmosferinde sizlerle görüşmek dileğiyle.. RESTAURANT OTTOMAN SARNIC ROTTERDAM VIJF WERELDDELEN 105 3071 PS - ROTTERDAM TEL: 010 2900 3800 WEBSITE: WWW.SARNIC.NL

RESTAURANT LA CUISINE OTTOMAN JUTFASEWEG 219 3522 HS - UTRECHT TEL: 030 214 82 68 WEBSITE: OTTOMAANSRESTAURANT.NL

Oy verirken dikkat edeceğim üç ana kriter 9 Haziran tarihinde milletvekili seçimleri var. Geçtiğimiz Mart ayında belediye seçimlerini yaptık. Şimdi sıra milletvekili seçimlerinde. Geride bıraktığımız belediye seçimlerinde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde olduğu gibi milletvekili seçimlerinde de mutlaka sandığa gidip oyumuzu kullanmalıyız. Neden oyumuzu kullanmamız gerektiğini bir çok defa yazdık, anlattık. Anlatmaya da devam edeceğiz. Kısaca hatırlamamız gerekirse; seçimlerde oy kullanmak bizim için bir vatandaşlık görevinden ya da demokratik bir haktan daha çok, içinde yaşadığımız şartlardan hareketle, insani bir görev ve sorumluluktur. Çok farklı nedenleri sıralayıp, bizim oyumuzdan ne çıkar, bir oy neyi değiştirir gibi bir lüksümüz asla olamaz. Olmamalıdır da. Bunun tam aksine. Çok farklı nedenlerden dolayı hem kendi oyumuzu bilinçli bir şekilde kullanmalıyız. Hem etrafımızdaki arkadaşlarımıza seçim günü oylarını kullanmaları ve mutlaka sandığa gitmeleri için tavsiyelerde bulunmalıyız. Kutuplaşmanın hat safhaya ulaştığı bir Hollanda’da ‘acaba seçim günü sandığa gidip oy kullanmam gerekir mi’? sorusunu soracak hiçbir haklı gerekçemiz yoktur. Bu yönde yani siyasi katılım sürecinde toplum olarak daha bilinçli, gerekirse daha stratejik bir şekilde oy kullanmanın hesabını yapmalıyız. Peki 9 Haziran milletvekili seçimlerinde hangi partiye veya hangi adaya oy vereceğiz? Ya da oy vereceğimiz partilerde hangi kriterleri aramamız gerekmektedir. Bu sorunun cevabı elbette her birey için farklıdır. Olmalıdır da. Ama benim için, oy vereceğim partiler ve adayların belirlenmesinde yani seçiminde, özellikle üç ana kriter rol oynayacaktır. 9 Haziran tarihinde oy verirken bu üç özelliğe dikkat edeceğim. Bunların başında hiç şüphesiz, oy vereceğim siyasi partinin, Hollanda’nın gündeminde olan güvenlik, eğitim, işsizlik, kutuplaşma, yaşlanan Hollanda toplumuna getirilecek hizmetler gibi konularda neler söyledikleri gelmektedir. Oy vereceğim siyasi parti bu ana sorunlara nasıl yaklaşmaktadır? Çözüm önerileri nelerdir? Gibi sorular oy kullanmamda belirleyici olacaktır. İkinci olarak, oy vere-

ceğim siyasi partinin içinde yaşadığımız Hollanda toplumunu nasıl algıladığıdır. Yani siyasi partinin ya da tercihli oy vereceğim milletvekili adayının çoğulculuğa inanıp inanmağı ya da farklılıkları bir tehlike olarak sunup sunmadığı önemli rol oynayacaktır. Ki bu noktada Hollanda’nın gelecek yıllarda önemli sorunlarından biri olmaya devam edecek olan entegrasyon sorununa siyasi partinin nasıl baktığı, oy vermemde rol oynayacaktır. Üçüncü olarak tabii ki, siyasi partilerin Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerinde takındıkları tavır da benim için oyumu hangi siyasi partiye veya kişiye vereceğimi belirleyen kriterler arasında yer almaktadır. Siyasi gelişmelere ilgi duyan, takip eden bir vatandaş olarak seçim günü oy vereceğim parti ve kişide aradığım genel özellikleri kısaca böyle sıraladım. Çok özel olarak başka isteklerim de olabilir. Ancak özellikle Hollanda’nın geleceği için ilk iki kriter benim için olmazsa olmazlardandır. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, geleceğimizin daha refah, sağlıklı, güvenli olmasını bu kriterlere uyan siyasi partilerin iş başına gelmesinde görmekteyim. Üçüncü isteğimde, aidiyet duyduğum bir ülkenin Avrupa Birliği’ne alınmasıdır. Bu isteğim ise, taşıdığım çifte aidiyetten gelmektedir. Seçimlerin ve ortaya çıkacak sonucun Hollanda’ya hayırlar getirmesini temenni ederim.

Not. Bu yazıyı kaleme aldığım sırada eski İçişleri Bakanı VVD lideri Hans Dijkstal’ın hayatını kaybettiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Yazıda yer alan kriterlere uygun bir şahsiyet olan Hollanda siyasetçisi Dijkstal’a Allah’tan rahmet, partisine ve Hollanda halkına baş sağlığı dilerim.

veyisgungor@haber.nl Veyis Güngör is advisuer van SMHO (Samenwerkende Moslims Hulp Organisaties) in Amsterdam. Tevens is hij voorzitter van UETD Nederland (Union of European Turkish Democrats).


“Benim hobim işim olmuş... EMEKLi BiLE OLMAM” Bu röportajı Atilla Aytekin ve Zehra Doğan çiftinin Hoofddorp’taki evlerinde 10 Mayıs’ta gerçekleştirdik. Oğulları Arman (9) ve Ozan’la (3) akşam yemeğinde yakaladık onları. Ertesi günü, Exact Software ile Türkiye işbirliğinin, İstanbul Çırağan Palace’da, medyaya verecekleri brifingi için Türkiye’ye uçacak olmalarına rağmen, bunun telaşı ya da izleri bile yoktu. Kahve, çay ve Zehra Hanım’ın bizzat yaptığı kek eşliğinde keyifli bir söyleşi yaptık. Yarın Türkiye’ye gidiyorsunuz. Geçen iki hafta boyunca Amerika’daydınız. Bu kadar tempolu bir yaşamı nasıl sürdürüyorsunuz, bunun sırrı ne? Eşim gelmeden hemen anlatayım. (Gülüşmeler... Zehra Hanım henüz masada yoktu). Hayatınızın verdiği seçenekler var. Belli seçenek yapıyorsunuz. Girişimciliği kafanıza koyduğumuz için, sosyal hayatınızdan ödün vermek zorunda kalıyorsunuz. Çekirdek kadrodan oluşuyor sosyal hayat. TV izlemiyorsunuz, hafta sonunuz hafta sonu olmuyor, yarım iş günü oluyor. Sadece çocuklar için zaman ayırıyorum. Büyük oğluma cumartesileri ayırıyorum. O gün sabah 7:30’da kalkıyoruz. Ama yorulma çok olmuyor, ilginç bir şekilde. İnandığınız birşeyi ful motivasyonla yaptığınız zaman, onun sonucunu da görmeye başladığınız zaman çok yorulma olmuyor. Ulaştığımız sonuçlar memnuniyet verici. Kendimi son derece mutlu bir insan olarak görüyorum; çünkü hayalimdeki şeyleri yapıyorum. Çok etkili oluyor bu. Çoğu insan işini yapar, bunun yanında kendi hayali vardır, başka birşey yapsam diye. Benim hobim işim olmuş, o çok büyük bir zevk veriyor. Bazen de sadece sonuca odaklı olmadan, sonuca giden yoldan çok zevk alıyoruz. İşyerindeki ekibimizle son derece hoş, zevkli bir or-

14

MEI / MAYIS 2010

tamda çalışıyoruz. Triodor ne yapıyor? Türkiye’de en son izlediğimiz kadarıyla 110 çalışanınız vardı. Hollanda ayağınız var, ama asıl çalışma ofisinizi Türkiye’ye kurdunuz. Finansal daha mi avantajlı? Triodor bir yazılım şirketi. Biz ‘second tire’ yazılım şirketi, yani ikinci çember yazılım şirketi diyoruz. Başka teknoloji ve yazılım şirketlerine yazılım yapıyorsunuz. Üretim Türkiye’de, genel merkezimiz Hollanda’da. Üretimin Türkiye’de olmasının iki nedeni var: Birincisi hakikaten yüksek kalitede yapabiliyoruz. Türkiye tamamıyla beyin işini götürdüğümüz bir yapı. R&D dediğimiz araştırma geliştirme merkezlerini biz Türkiye’ye kuruyoruz. Sadece yönetimini buradan yapıyoruz. Devraldığımız şirketlerle 150 personele yaklaştık. Bunun 100’ü Türkiye’de, 50’si Hollanda’da. Bu yıl 7,5 milyon euro ciro yapmayı hedefliyoruz. 2009 yılını 4,6 milyon Euro ciro ile kapattık. Devraldığımız şirketlerin cirolarını saymıyoruz, yarı yolda devraldığımız için. Bir de ikinci şey vardır, bizim iş modelimiz; tam anlamıyla müşteri varsa biz eleman alırız. Yani Hollandalıların “op de bank” olayı bizde yoktur. Eleman kapasitesini %100 kullanıyoruz. Biz detachering den çıktık. Çok mobil olduğunuz gözleniyor. Hollanda’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Amerika’ya gidiş gelişler. Zor olmuyor mu? Obama davetini irdelersek bu Hollanda için önemli bir haberdi, Türkler için bir gurur vesilesiydi. 2 hafta Obama’nın Girişimciler Konferansı için Amerika’da kaldınız. Asıl işinizin yanında bunlara zaman bulabiliyor musunuz? Biz Washington’daydık, üç gün orada kaldık. Son üç günü New York ta geçirdik. Görüşmeler yaptık. Zaten

Obama’nın davetlisi olarak gittiğiniz konferansa, neden Atilla Aytekin seçildi tüm Hollanda’dan? Hollanda’dan bir Türk’ün gitmesi dikkat çekti. Niye? Amerikan elçiliği kendisi araştırmış, 60 ülkeden girişimci veya girişimcilere yardımcı olan kuruluşlar çağrılmış. Mesaj şuydu: Önce az gelişmiş ülkelerde girişimciliği destekleyen mikro finans dediğimiz kuruluşları davet etmişler, girişimcilik daha fazla olsun diye. Gelişmiş ülkelerde de azınlıklara rol model olan şirketleri davet etmişler. Hollanda’daki Amerika elçiliğine sormuşlar; 10 tane isim gönderin, seçim yapacağız diye. Bizi seçmişler Amerika’dan. Çünkü hem şirketin son üç dört yıldır basarîsini görmüşler. Amsterdam’daki girişimcilik ödülü, gecen sene Netuba ödülü aldık, Financieel Dagblad’dan ödül aldık. İkincisi de bizim Dutchdream Foundation (Hollanda Rüyası Foundation) imiz var. Amerika’da bu çok ilgi çekmiş. Bir Türk asıllı Hollandalı Hollanda rüyasının peşine düşmüş. BU ilginç gelmiş onlara. Amerika’daki bütün soruların %50’si bunun üzerineydi. Sen azınlık olarak, Türk Hollandalısı olarak Dutchdream’in peşinden gidiyorsun (kovalıyorsun) anlat bakalım diye.

ATiLLA AYTEKiN, ZEHRA DOĞAN ÇiFTiYLE SÖYLEŞİ

Michigan şehrinde küçük bir ofisimiz var, geçen sene kurduk oraya. Bir destek ofisimiz var 1 kişilik. Amerika zaten bizim için önemli bir pazar. Sadece Amerika değil iki sene içinde hedefimiz Avrupa ülkelerinde beş yerde satış noktaları oluşturmak. İlk kurduğunuz zaman çekirdek kadroyu her zaman kendiniz kurmalısınız ve başlangıçta gidiş gelişler çok oluyor. Türkiye mesela; eskiden gidip bir ay gelmediğimiz zamanlar oluyordu. Umut arkadaşımız, diğer ortağımız,

www.anadoluline.nl

Türkiye’den sorumlu. O geçen seneye kadar bir ayın iki haftasını Türkiye’de geçi-

riyordu. Gecen sene bir haftaya düştü. Simdi bir ayda 2-3 gün gitmeyle idare ediyor. Yani bütün felsefemiz yerel çalışan sistemin otonom çalışması. Sorumluları koyuyorsunuz, insanlara güveniyorsunuz, güven de veriyorsunuz, yetkileri veriyorsunuz. Avrupa’da 5-6 ülkede bu tarz çalışmayla organize oluyoruz. Türkiye eskiden beri Amerika’yı model olarak alır, zaman zaman da Avrupa’yı yakalamaya çalışır. Bizim önümüzde üçlü bir düzlem var yani, Türkiye, Avrupa ve Amerika var. Bu farklılıklar bağlamında soruyorum. nasıl birşey o kıtadan bu kıtaya geçiş? Kültür ve iş boyutu farklılıkları neler? Amerika’yı ülke olarak bile tabir edemeyiz bazen. Amerika’nın kendi içinde o kadar çok kültürleri var ki. Mesela New York kendi başına bir ülke. 126 tane değişik etnik kökenin yaşadığı, İngilizce den daha fazla İspanyolca konuşulduğu bir yer. %52 İspanyolca konuşuluyor, beyaz Amerikalılar %32 civarında. Son derece uluslararası ve uçuk bir yer, 24 saatlik bir ekonomisi olan. Washington ona karşı tam bir memur devlet bölgesi. Amerika’nın en yüksek eğitim oranı insa-

RÖPORTAJ |İBRAHİM KARAMAN FOTOĞRAF | MEHMET FATİH KARAMAN

HABER

ni Washington’da yaşıyormuş. Akademik üniversite mezunu %65 oranında. Düzen derseniz çok iyi bir düzen, insanlar saygılı ve yüksek eğitimli. Diğer yandan Chicago tam klasik bir Amerika şehridir, Hollanda ve Türkiye’yi haritada göster desen gösteremez. Dünyayı Amerika olarak görüyor. Simidi bir elit var, ABD de, bir de elitin eliti var. Stanford üniversitesi, Harvard üniversitesi inanılmaz bir üst düzeyde. O farkı yaratabiliyor. Ama alta baktığımız zaman da Avrupa da görülmeyen fakirlik var, sokakta fakirlik var. Şimdi Avrupa’yla genel anlamıyla karsılaştırırsak, burada 350 milyon orada 300 milyon nüfus var. Genel anlamda kültürleri karsılaştırırsak, ikisi de Hıristiyan temeller üzerine kurulu bu kıtalar. Aradaki bariz, görünen farklar nedir? Bariz farklar var hem de. İlginç olanı, Amerikalı daha dindardır genel olarak, daha tutucudur. Avrupa da biz, Avrupa da rönesansı ve belli bir sosyal düzeni görüp yaşadığımız için insanlar daha itibarlı, birbirlerine davranışları daha normal, daha hümanist öyle söyleyeyim. Bir yapı

Yıldırım Türkiye


HABER

MEI / MAYIS 2010

yor tabi. Biraz önceki dediğiniz örnek Hollanda’da olabilir mi? Bugün parlamentonun temizliğini yapan insanların torunları bir başbakan olabilecek mi mesela? Kesinlikle olacak inanıyorum. Dutchdream’in temel felsefesi de bu. Azınlık olarak her zaman daha iyi performe etmek zorundayız. Biz geriden geliyoruz. Geriden gelip eşit seviyede koşmak için daha hızlı koşmak zorundayız. Ama koşuya katılınca daha fazla enerji harcamaya gerek kalmıyor. Belli bir mesafemiz var, onu eşitledikten sonra durmuyoruz biz devam ediyoruz. Türk girişimciler Hollanda için çok büyük bir şanstır. Azınlıkların emansipasyon dediğimiz, gelişime, topluma daha uygun bir şekilde katılması girişimcilikten geçiyor. 50 kişilik şirketimizin 30’u Hollandalı. Gecen yıl %100 Hollandalı olan bir şirketi devraldık. İki bayan yönetici var aralarında. Kendi aralarında konuşuyorlarmış: “Ya Türkler bizi aldı, bizim halimiz ne olacak” diyorlarmış. Birkaç hafta sonra toplantının birinde bu çok konuşmayan bayan söz aldı ve dedi ki: “Benim Türkler üzerine böyle bir düşüncem vardı. Ama hayatımda gördüğüm en iyi şirket buymuş, ben etrafıma hep bunu anlatıyorum” dedi. Birbirinize çok yardım ediyorsunuz, çok sıcak kanlısınız, böyle sevecen bir ortam görmedik demeye başladılar. İlk geldiklerinde işyeriniz ne kadar temiz diye şaşırdılar, hiç beklemiyorduk dediler. Dutchdream’in öngörüleri nedir? Girişimcilik ruhundadır çoğu diyorsunuz. Hollanda’nın geleceğine bakacak olursak, nasıl bir şema çizersiniz? Bence güzel bir şema çıkıyor. Şöyle bir fırsat var: Hollanda toplumu gittikçe yaşlanıyor. İkincisi, azınlığın en büyük avantaji, azınlık kılıfından çıkmanın fırsatı girişimciliktir. Wilders gibi aşırı sağ gruplara en iyi cevap başarılı işadamlarıdır. Ekonomik hayata yön vermeye başladığımız zaman daha çabuk kabul göreceğiz. Almanya’daki Türk işadamlarının oluşturduğu ciro 35 milyar euroyu geçmiş, inanılmaz bir rakamdır bu. Hollanda bu kadar gelişmedi henüz. Peki böyle bir potansiyel olmasına rağmen, Türk lobisi Hollanda da neden çok zayıf? 400 bin Türk var, Ülke gündeminde pek rolleri yok. Örnek olarak şöyle deniyor: 4000 erme-

Zehra Hanım siz ne iş yapıyorsunuz. Birbirinizden bağımsız mı çalışıyorsunuz? Zehra Doğan: Kesinlikle! Biz werk en selectie’de yüksek eğitimlilere iş pazarında yardımcı oluyoruz. Bu iş bulma, danışma, coaching training, proje üretimi olabilir. Hollanda sıkıntılı bir zamanda ve gençlerimiz iş pazarına girmede Hollandalı gençlere göre daha zorlanıyorlar. Azınlığın getirdiği bir dezavantaj bu. Ahmet yerine Jan’ı almayı tercih ediyor. Buna ayrımcılık demesek bile, bilinçsizliği gösteriyor. Yeteneğe bakılmadığını gösteriyor. Coach olarak bir kişiyi konuşmaya çağırdığımda, acaba bu kişi okudugu daldan başka alanlarda da çalışabilir mi diye düşünüyorum. Bunu yapamayan şirketler uzun vadede kaybedecekler. Yeteneği görmeyen şirketler ellerindeki yetenekleri kaçıracaklar. Profit ve non profit sektörlerdeyiz: IT sektorü, telekomdayız, accountancy, bankacılık. İlk girişimciliğimizi BAAN’da birlikte yaptık Atilla’yla. O zaman karar verdik birlikte çalışmayacağız bir daha diye. Çünkü ben başka yöntem kullanıyorum, Atilla başka yöntem kullanıyor. Nedir yöntem farkları? O yüzden mi birlikte çalışmıyorsunuz? Zehra Doğan: Atilla sen benim liderlik stilimden bahset ben seninkinden. (gülüşmeler) Atilla daha çok bir öncü. Yeni şeyler üretmeyi çok seviyor.

Reizen

49€

nin ulaştığı lobi gücü Türkler’den daha fazla. Niye? 4000 Ermeni’nin ekonomik gücü 400.000 Türk’ten daha fazla da ondan. Konuştuğun zaman arkanda ekonomik bir yaptırım gücün olacak. İkincisi bizim özörgütlerimiz. On sene öncesine kadar bunlar Türkiye’nin bir kopyasıydı. Türkiye’nin sağ sol çatışmasını biz buraya kopyalamıştık. Hollanda’ya özgü özörgütlerimiz son yıllarda başladı. Üçüncüsü şirketlerimize bakın. Yeni nesil şirketler yavaş yavaş gelmeye başladı. Elimizde bir tane Corendon, Triodor, Ortel var başka yok. Önümüzdeki on yıl bence her yıl güçlenerek gelecek bu lobiler. On yıl sonra ciddi bir lobimiz olacak. Çünkü ciddi bir ekonomik gücümüz olacak. Bir de bizim Türkiye den gelme bir hastalığımız vardı: Fraksiyonlaşma. Bizde bayrak kültürü de vardır, Fenerbahçeli isek, Galatasaray dünyanın en iyi futbolunu oynasa beğenmeyiz. Siyasette değil sadece. Ama yeni nesil değişiyor. Bunu çok iyi bir şekilde görüyorum. İster dindar ol, ister solcu ol, birleşebileceğin noktada birleşiyorsun. Eskiden dört dörtlük olacaktı, senin gibi düşünen olacaktı.. Ama simdi diyebiliyoruz ki, “ben şu noktada birleşebilirim. Senin özel hayatin beni ilgilendirmez” deniyor artık. (Burdan sonra Zehra Hanım söyleşimize katılıyor) Zehra Doğan: İş hayatında ben bunu çokça görüyorum. Turk kökenli Hollanda gençliğinde bu sıfır. Sen ister alevi, Sünni Şii ol, Türk olmaları hoşlarına gidiyor. Bizim büromuzun 3 Türk’ten oluşması hoşlarına gidiyor. Branşta çok büro var, 2000den fazla. Rekabetimiz çok yüksek. Farkına varıyorum, bir sunum verdiğimde bir yerde, yabancı kökenliler bana geliyor. Hatta Türk Faslı olması bile fark etmiyor. Türklüğün dışında birşey bu, biculturaliteit ile ilgili birşey. Tam da burada birşey sormak istiyorum. aslında önümüzde muazzam bir fırsat var, doğu kültüründen batıya doğru gelmişiz, doğunun elementle-

’dan başlayan fiyatlarla

rini taşıyoruz: bizde fedakarlık var, empati var, samimiyet var, bereket kültürü var. Batı’da da bir sistematizm var, herşeyi programlama üzerine oturtmuşlar. Asıl fırsat bizim önümüzde. doğunun güzellikleriyle Batı’nın avantajlarını ortak bir paydada harmanlasak…Bizi daha da hızlandırmaz mı? Atilla Aytekin: Asıl başarı o. Çoğu zaman soruyorlar ve ben Triodor’un başarısını buna bağlıyorum. İki tarafın sentezini iyi bir şekilde balanslarsanız olur. Güzel olan taraf; biz Hollanda‘da Türk sentezini isliyoruz, Türkiye’de de Hollanda sentezini işliyoruz. Adaptasyon gücümüz de yüksek. Yeni bir işe başladığımız zaman karşıdakini gözetliyoruz. Formel, zakelijk bir şeyse öyle davranıyoruz. Bakıyoruz hoş sohbet, ona da uyum sağlayabiliyoruz. Zehra Doğan: Benim stilim coachend leider. Ben daha çok yardımcı olmak isterim insanlara. Her insanın yardıma ihtiyacı vardır, bu güvenle alakalı değil. Profesörün bile danışmaya ihtiyacı olabilir. Atilla’nın mantığı güçlüdür. Ama mantığı güçlü olanın empatisi her zaman güçlü olmuyor. Veya tersi. En iyisi zaten ikisinin balansını yapmak. Liderlikte o balansi iyi yapan başarılı olur. Hangi lider populer şu anda? Gençler otoriter özelliklere bakmıyorlar, bu şirket çok büyük, çok para kazanırım demiyor. Karşımdaki lider kim, bana özgürlük veriyor mu, esnek davranıyor mu? Bu tür şeyler önemli

Kendisi kreatif olduğu için, her gün daha iyisini üretmek ister. Atilla bir şeyde uzun sure kalmayısevmiyor. Hemen başka bir alana uçmayı seviyor. Hayalleri çok büyük, borsaya gitmek istiyor. Çok büyük bir şirket olmak istiyor. Atilla Aytekin: Zehra da tam bir detaycı. Ben daha çok top-down yaklaşırım. Vizyon misyon, strateji cok onemlidir. Operasyonlarda mesela, %20 fireyi rahatlıkla tolere edebilirim. Sonuç odaklıyım. Zehra bottom-up yaklaşır. Detaylar mükemmel olsun, onun için de 1000 kişilik sirket yerine 10 kişilik olsun. Benim; insanlara tamamen özgürlüğü veren, güvenden başlayan bir stilim vardır. İlk once güvenirim, insanlara alan tanırım. Zehra önce kontrolden başlar. Raporları ister. Bence insanların hata yapması çok önemli değildir. Hata yapar, daha da hızlı öğrenir. Zehra’nın modeli hata yapmama üzerine kurulmuştur. O konuda yaratıcılık prosesinde, hata yapmak zorundasın; yoksa öğrenemiyorsun.

İkram dahildir

oldu artik. Spiritueel leiderschap onemli. Atilla Aytekin: Niye beraber çalışmıyoruzun başka bir boyutu daha var. Ikimiz de dominant bir yapıdayız. Şirketlerde son karara verecek merci çok onemli. Şirketler demokratik yapılar değildir. İnsanların görüşlerini alırsınız, ama son kararı verecek insan gerek. Zamanınız yok. İki gün tartışırsınız üç gün tartışırsınız, parlemento değil burası. Sizin sitiliniz Tayyip Erdoğan’ın stiline benziyor biraz. (gülüşmeler) Konuşur tartışırsın ama karar alır gidersin. Zehra farklı bir stil olduğu için, toplantıda karar alıyorum, eşim diyor ki yok konusacağız tartışacağız. Zehra Doğan: Onun için son aşama demek ki. Ben de en son konuşmak istiyorum o da öyle. Bir gemide iki kaptan olmuyor. O yüzden birlikte çalışmıyoruz. Kendi soyadlarınızı kullanıyorsunuz. Bilinçli bir hareket mi bu? Zehra Doğan: Biz evlendiğimizden beri kendi soyismimizi kullanıyoruz. Iş hayatından önce aldık bu kararı. Bu benim kişiliğimle alakalı. Ben Zehra Doğan olarak doğdum, hakkım var kendi soyadımı taşima hakkı. Maalesef Türkiye’de kanun hala değişmediği için AytekinDoğan olarak kullanıyorum orda. Atilla Aytekin: Erkek olarak bana sorulsaydı, soyisminin değistirilmesini ister misin diye. Hoşuma gitmezdi. Eşimin kendi soyisminin olması ne fark eder ki? Bu kadar yoğunlugun arasında aileye, çocuklara, birbirinize vakit bulabiliyor musunuz? Zehra Doğan: Yardımcımız var, aupair. Karı-koca birlikte çalışanlara tavsiye ederiz. Atilla Aytekin: sonuçta kaliteli zaman ayırmaya çalışıyorsunuz. 24 saat evde olup da çocuklarıyla ilgilenmeyen insanlar var. İlgilenmeye çalışmak önemli olan. Tabi her zaman ilgilenemiyorsunuz. Hafta sonu veya tatillerde ilgileniyorsunuz. Doğru değerleri vermeye çalışıyorsunuz çocuklara. Etnik olarak çok takıntımız yok. (Dünya vatandaşı) bizim aldığımız değerler evrensel değerler. Çocuklar dürüst olsun, bilinçli olsun. Amaç olması çok onemli. İlla en iyi okulu okuması gerekmiyor ama yaptıkları şeyden hoşlansın, hedefine doğru gitsin ve ondan zevk alsin. Boş boş gezmesin.

KONYA - ELAZIĞ - SİVAS DİREKT UÇUŞLARIMIZ BAŞLAMIŞTIR

www.yildirimreizen.nl MottoMedia

15 var bütün Avrupa’da. Bu genel birşeydir. Amerika’da son derece, abartmadan söylüyorum, vahşi batının, vahşi kapitalizmin efektleri halen görünüyor. Çok hızlı bir şekilde zengin olabiliyorsunuz, çok hızlı bir şekilde fakir olabiliyorsunuz. Hiçbir sosyal olanak yok. Bu da insana ve oradaki yaşayan gruba farklı bir etki yapıyor. Bir de yüzeysel oluyorsunuz. Her an işinizi kaybedebiliyorsunuz. Samimi bağlantılar, arkadaşlıklar, ilişkiler gelişmiyor. Hepsi menfaat ve materyalizm üzerine. İlginç olan ilk gördüğünüzde son derece samimi zannediyorsunuz. Allah Allah, biz Avrupa’da bunu görmedik ne kadar neşeliler diyorsunuz. On senedir sürekli gidip geliyoruz. İki dakika sonra biter sıcak görünen davranışlar. Ertesi gün seni tanımaz bile, ihtiyacı yoksa. Neleri yaşadınız Obama’nın konferansında? Neler hissettiniz? Twitter’da da tarih yazılıyor diye not düşmüştünüz o zamanları kısaca tanımlarken. Obama gerçekten güçlü bir şahsiyet.TV’lerde filtrelenmiş görüyorsunuz adeta. Canlı yaptığı konuşma ve hitabet gücü insanı etkiliyor. Woww diyorsunuz. Siyasetini onaylayın, onaylamayın insan olarak etkileyici bir tarzı var. İkinci gün Hillary Clinton üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söyledi. Aynı hükümetin mensubu, aynı mesajları farklı bir dille vermeye çalıştı. Ama daha klasik bir havayla, daha sert, dünyanın patronu tarzında. Obama ise sıcak, inspiration dediğiniz şeyi hissediyorsunuz. Amerika o konuda sanki iki tane yüzü olan bir ülke. Birisi Obama ile dünyaya açılmış, elini uzatmış, herşeyi beraber yapalım diye. Diğer taraftan da Hillary Clinton, patron benim diyor, sana yardım ederim, ama zavallı olduğun için yardım ederim diyor. O hissi de veriyor. Ben senden daha iyiyim diyor, ben Amerikalıyım diyor. Orda onu görüyorsunuz. Mesela şeyi yaşadım ben. Anlatırlardı da bu lobi gruplarının gücünü ve orada olan olayları. Biz bir hafta Washington’da kaldık, ya inanılmaz lobi organizasyonları var. Bir konferansın etrafına tam 63 tane, saydık Umut’la oturup, değişik seminerler kokteyller falan organize edilmiş. Herkes delegasyon çekmek için uğraşıyor; 60 ülkeden 150 delegasyon vardı. Bütün lobi gurupları davetlileri cazip şeyler sunarak çekmeye çalışıyordu. Karşılaştırmaya gelince; şöyle söyleyeyim, Avrupa Amerika’nın yanında güç olarak küçük çocuk daha. Üç yasındaki küçük çocuk. Benim oğlum gibi. Askeri gücün yok, ekonomik güç olarak birleşmemişsin, siyasi hiç bir gücün yok. Zaten Avrupa topluluğuna güç vermemişsin. Kendinin de aslında bilmediği bir şey var, Avrupa topluluğu konumu var. Amerika olmak için bir otuz yıl daha lazım. Obama’dan başka etkileyici kimler vardı? Eğitim genel sekreter vardı, Asya asıllı birisiydi. Dedesi Beyaz Saray’da temizlikçiymiş ve temizlik yaparken, torunlarım bir gün gelecek Beyaz Saray’a girecek diye içinden geçirirmiş. 60 sene sonra, Beyaz Saray’a genel sekreter olarak geldik, bu mümkün dedi. Çok etkileyiciydi. Bir de Kemal Derviş vardı. Hemen yanımıza geldi mütevazice. Halimizi hatırımızı sordu, ihtiyacınız olursa ulaşabilirsiniz bana dedi. Konuşması da çok iyiydi, kriz ve ekonomi üzerine. İnsan gurur duyu-


HABER

16

MEI / MAYIS 2010

Hollanda’da 19 Türk’e Kraliyet Nişanı verildi

Türkler için Danışma Kurulu IOT, kutlamalar çerçevesinde şimdiye değin bu ödülü alanlarla bu yıl almaya hak kazanan Türkleri bir araya getirdi. Lahey’de düzenlenen toplantıya Kraliyet Nişanı sahibi Türkler dışında eski Başbakanlardan Ruud Lubbers de hazır bulundu. Hollanda’da her sene verilen Kraliyet Nişanı’na bu yıl toplam 19 Türk de layık görüldü. Ülke genelinde her yıl 30 Nisan’da kutlanan Kraliçe Günü’nde dağıtılan nişanları bu yıl toplam 3 bin 746 kişinin almaya hak kazandığı belirtildi. Eski başbakanlardan Ruud Lubbers ise, ödül alanlar arasında

Bu yıl Kraliyet Nişanı alan Türkler

Pathe’de Eşrefpaşalılar'ın galası yapıldı Türkiye’de büyük bir heyecan ve merak uyandıran Eşrefpaşalılar filminin Benelux ülkelerindeki ilk galası, Rotterdam Kuip Pathe sinemasında yapıldı. Rotterdam’da düzenlenen Eşrefpaşalılar filminin galasına aralarında Hollanda’nın değişik şehirlerinden katılan çeşitli siyasi partilerde ki Türklerin yanı sıra, işadamları, akademisyen, Hollandalı profesörlerin yanı sıra 400’ün üzerinde seçkin davetli katıldı. Kriminal olayların yoğun olduğu bir mahalleye gelen imamla, olayların gidişatının değişmesini konu alan bir film olan Eşrefpaşalılar izleyicilerden tam not aldı. Filmin yapımcısı Yusuf Kulaksız, yaptığı basın açıklamasında “Eşrefpaşalılar filmi 2200 başvuru arasında ilk 500 film arasından ilk 50’ye kalarak komik

drama dalında en iyi film ödülünü aldı. Eşrefpaşalılar filmi alanında çok ilklere sahip bir film. Bu filmi tasarlarken insanların ailece gelip izleyebilecekleri bir film olsun istedik. Küfürsüz komedi, cinsellik olmadan aşk anlatılsın istedik.” dedi. 450 bine yakın bir izleyici Şimdiden 450 bine yakın bir izleyici ile buluştuğunu söyleyen Yapım-

cı Yusuf Kulaksız, 'Eşrefpaşalılar'ın alanında en iyi film olduğunu açıkladı. “Filmimiz Türkiye’de tahmininizin üzerinde bir ilgi ile karşılaştı.Tam 155 salonda Eşrefpaşalılar vizyona girdi.Hala vizyonu da devam ediyor. Avrupa’da başta Hollanda’nın Rotterdam, Den Haag, Amsterdam şehirleri olmak üzere 22 Nisan 2010 Perşembe itibari ile 55 salonda vizyona giriyor.” dedi.

yaşı ilerlemiş olanların da bulunmasını hatırlatarak, “Bu şunu gösteriyor Hollandaca diliniz yeterli olmasa bile toplum yararına işler yapabilirsiniz. Bunun ispatı da ödül alanlar” şeklinde konuştu. Programda daha sonra bu yıl nişan alanlar tek tek sahneye davet edilerek davetlilere tanıtıldı.

Bayram Başalan, İbrahim Ölmez, Ali Karacabay, Kadir Onurlubaşgil, Zekeriya Açkalmaz, Sebahat Yurduşen, Aynur Yıldırım, Jale Şimşek, Hediye Kesmer, Aziz Ulutaş, Memduh Karaman, Fındık Demir, Veli Yücesan, Nermin Altıntaş, Ayhan Tonca, Belgin Heybeli, Vehbi Kılıç, İsmail Ercan ve Yasin Akın.

Tarİhte bu ay PAZARTESİ 26

SALI 27

ÇARŞAMBA 28

MAYIS/MEI

PERŞEMBE

CUMA 30

29

CUMARTESİ

PAZAR

01

02

1889 - 1 Mayıs işçilerin ortak bayramı olarak kabul edildi.

1986 - In Nederland wordt voor het eerst radio-activiteit gemeten die afkomstig is van de op 26 april 1986 ontplofte kerncentrale bij het Russische Tsjernobyl. 2010 - FC Twente wordt voor de eerste keer kampioen van de Eredivisie.

03

04

05

06

07

08

09

1978 - Tarihte ilk kez bir bilgisayar ağı üzerinden yığın mesaj (Spam) gönderildi. 1979 - Margaret Thatcher, İngiltere’nin ilk kadın başbakanı oldu

1931 - Mustafa Kemal Atatürk, üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi. 1945 – Nationale dodenherdenking

1945 – Bevrijdingsdag is de dag waarop het einde van de Tweede Wereldoorlog wordt gevierd. 1970 - In Nederland wordt de Nationale Kraakdag gehouden.

1972 - Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nde idam edildi. 2002 - Na een radiointerview op het mediapark in Hilversum wordt de politicus Pim Fortuijn vermoord.

558 - Ayasofya’nın kubbesi çöktü. Jüstinyen, kubbenin onarılma emrini verdi. 1824 - İşitme duyusunu yitiren Beethoven, Viyana’da 9’uncu senfoniyi ilk kez sundu.

1980 - In het Nederlandse stads- en streekvervoer wordt de strippenkaart ingevoerd.

1961 - Koningin Juliana stelt de Gerbrandy-toren in gebruik; deze toren in IJsselstein is beter bekend als de zendmast van Lopik en is in december de grootste ‘kerstboom’ met verlichting ter wereld.

10

11

12

13

14

15

16

1932 - Het Wilhelmus wordt het Nederlandse volkslied. 1940 - Nazi-Duitsland valt België, Nederland en Luxemburg binnen.

330 - Konstantinopolis (İstanbul) Roma İmparatorluğunun resmi başkenti olur.

1940 - De Nederlandse koninklijke familie vlucht naar Engeland. Alleen koningin Wilhelmina blijft nog achter. Een dag later verlaat ook zij ons land.

2000 - Ontploffing van vuurwerkopslagplaats in Enschede. Er vallen 22 doden en ca. 950 gewonden. 200 woningen worden volledig verwoest.

1948 - Filistin’de İngiliz egemenliği sona erdi ve İsrail bağımsızlığını ilan etti.

1988 - 8 yıldan fazla süren çarpışmalardan sonra Sovyet Kızıl Ordusu Afganistan’dan çekilmeye başladı.

1891 - Gerard en Anton Philips richten Philips & Co op om te voldoen aan de groeiende vraag naar gloeilampen, die was ontstaan na de algemene beschikbaarheid van elektriciteit.

1997 - Eurovision Şarkı Yarışması’nda, Şebnem Paker’in seslendirdiği ‘Dinle’ adlı şarkı üçüncü oldu.

17

18

19

20

21

22

23

1920 - Het eerste verkeersvliegtuig landt op Schiphol. 1954 - ABD’de siyah çocukların beyaz çocuklarla aynı okula gitmelerini önleyen yasa yürürlükten kaldırıldı.

1857 - Opening van de Rotterdamsche Diergaarde, het latere Diergaarde Blijdorp. 1974 - Hindistan, Pokhran eyaletindeki Racastan Çölü’nde ilk nükleer silah denemesini başarıyla gerçekleştirdi.

1935 – İlk autobahn açılışını Hitler yapti.

1873 - ABD’de Levi Strauss ve Jacob Davis, bakır perçinlerin kullanıldığı ilk blue jean’in patentini aldılar. 1967 - In Amsterdam demonstreren 10-duizend mensen tegen de Vietnam-oorlog.

1946 - De KLM begint als eerste luchtvaartmaatschappij op het Europese vasteland een luchtdienst op New York.

1972 - In Hengelo wordt Ton Sijbrands wereldkampioen dammen.

1977 - Zuid-Molukkers beginnen een treinkaping bij De Punt en gijzeling van een lagere school in Bovensmilde.

24

25

26

27

28

29

30

1956 - İlk Eurovision Şarkı Yarışması, İsviçre’nin Lugano kentinde düzenlendi. 7 ülkenin katıldığı yarışmayı evsahibi İsviçre’nin şarkısı kazandı. 1958 - De Nederlandse Martin Schröder richt Martinair op

1946 – Urdun bagimsizligini ilan etti

1986 - Avrupa bayragi kabul edildi

1935 - Hafta tatili Cuma’dan Pazar’a

1932 - De Afsluitdijk wordt om twee minuten over één ‘s middags gesloten; de Zuiderzee is nu het IJsselmeer.

1453 - Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederek Bizans İmparatorluğu’nu (Doğu Roma’yı) sona erdirdi.

1876 - Osmanlı Padişahı Abdülaziz, bilekleri kesilerek öldurulmustur.

alındı.


17

HABER

MEI / MAYIS 2010

SEYİT YEYDEN, HOLLANDA’DAKİ İLK TÜRK BELEDİYE Alaattin Erdal ve Turan Yazır Rotterdam BAŞKANI OLDU ilçelerinde belediye başkan yardımcısı oldular Türklerin en yoğun yaşadığı Rotterdam kentine bağlı, 72 bin nüfusun yaşadığı Feijenoord ilçesinde, koalisyonun oluşmasından sonra ilçe belediye başkanlığına Seyit Yeyden getirildi. Yaklaşık 2 aydır devam eden koalisyon görüşmeleri sonucu, meclise seçilen üyelerden birinin, belediye başkanlığı görevine getirilememesi sonucu, dışarıdan başkan adayı arayışına gidildi. Adayların müracaatları değerlendirildikten sonra, Sosyal Demokrat İşçi Partili (PvdA) Helmond eski belediye başkan yardımcısı Seyit Yeyden (46) başkanlığa getirildi. Belediye meclisinde yapılan oylama sonucu 25 üyenin 17’sinin oyunu alan Seyit Yeyden, önümüzdeki 4 yıl için, Feijenoord ilçe belediye başkanlığına resmen başlamış oldu.

olan Feijenoord Belediye Başkanı Seyit Yeyden’in, 2 yardımcısından biri de Türk. Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA)’nden meclise giren Turan Yazır, Seyid Yeyden’in yardımcılarından biri olarak görev yapacak. Feijenoord ilçe belediyesinde görev yapacak Türk kökenli meclis üyeleri şunlar: Serdar Çiçek, Ertuğrul Gültekin, Mustafa Çakır, Saffet Alpaslan, Deniz Çatıkkaş, Ahmet Karaca.

CDA’lı Alaattin Erdal, yemin ederek görevine başladı.

İlçede, Sosyal Demokrat İşçi Parti (PvdA), Yeşil Sol (GL) ve Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) koalisyon oluşturarak, toplam 14 sandalyeyi elde ettiler. Önümüzdeki 4 yıl görev yapacak

Öte yandan nüfusunun yarıdan fazlası yabancılardan oluşan Rotterdam’a bağlı, 66 bin nüfuslu Charlois ilçesinde, 3 Mart’ta yapılan yerel seçimlere katılan partiler arasından oluşturulan koalisyonun başkan yardımcılığına, Hıristiyan Demokrat Parti (CDA)’lı Alaattin Erdal getirildi. Belediye meclisinde yapılan oylama sonucu 25 üyenin 17’sinin oyunu alan Alaatin Erdal, önümüzdeki 4 yıl için, Charlois ilçe belediye başkan yardımcılığına resmen yemin ederek göreve başladı. Alaatin Erdal, İmar, Çevre, Ekonomi, Ulaşım ve Spor’dan sorumlu olacak. İlçede, Sosyal Demokrat İşçi Parti (PvdA), Sosyalist Parti (SP) ve Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) koalis-

İleri tanı ve tedavi yöntemleri ve deneyimli hekimleri ile bilinen Medical Park Hastaneler Gurubu, Avrupa’daki danışma merkezinin açılmasıyla alakalı ilk basın toplantısını Rotterdam’da gerçekleştirdi. Krelis Louwenstraat 1B-02 Amsterdam adresinde hizmet verecek olan ‘Avrupa Sağlık Danışma Bürosu’nun başına ise Hamdi Aslan getirildi. 12 Hastane ve 2 Hastane Kompleksi ile toplam 14 hastanesi, 6000’i aşkın hekimi ve çalışanıyla Türkiye’nin çeşitli illerinde hizmet veren Medical Park Hastaneler Gurubu Türkiye’nin en büyük sağlık yatırım gurubu arasında yer alıyor. 16-19 Nisan tarihleri arasında

Hollanda’nın çeşitli kentlerinde Medical Park Bahçelievler Hastanesi yetkilileri Genel Müdür Yardımcısı Aysun Uçar, Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Gençbay ve Aile

Rotterdam Anakent Belediye Başkan Yardımcısı Hamit Karakuş Seyit Yeyden’i tebrik etti

MOB yeni bürosunu açtı

yon oluşturarak, toplam 14 sandalye ile çoğunluğu sağlamış oldular. 2008 yılında Pınar Coşkun adında bir Türk bayanla evlenip eşinin kızlık soyadını alarak Hollanda’da bir ilki gerçekleştiren, Rotterdam Büyükşehir belediye meclisinde SP grup başkanı olan Theo (Cornelissen) Coşkun da, Charlois ilçe belediye başkan yardımcılığına getirildi.

Geçtiğimiz 29 Nisan tarihinde MOB Zorg yeni bürosunu Rotterdam’da birçok davetlinin katılımıyla çoşkulu bir şekilde gerçekleştirdi. Bu açılışta konuşan MOB direktörü İsmail Meral, ‘Ben inanıyorumki, bir insan olarak yapmamız gereken en önemli şeylerden birisi, özel hayatta ve iş alanlarında etrafınıza iyilikler sunmaktır. Başkalarını sevindirmek ve yardımda bulun-

mak kendinizi tatmin etmelidir. Bu yüzden bende MOB gibi bir şirkette direktör olmaktan çok mutluyum. Çalışanlarımızın insanlara ve müşterilerimize bakış açısı ve muşterilerimize önem vererek işlerini yaptıklarında için gururluyum’ dedi. Açılış konuşmalarından sonra Türk mutfağının çeşitli yiyecekleri ve canlı müzik eşliğinde açılışa gelen misafirler güzel vakit geçirdiler.

Innoppia ile Exact Partnerlik Anlaşması Yaptı Soldan sağa: Charlois Belediye Başkanı Epe, yardımcıları Alaattin Erdal, Theo (Cornelissen) Coşkun ve Michel De Baan.

Medical Park Hastaneler Grubu Hollanda’da

Hekimi Check-Up Uzmanı Doç. Dr. Dilek Toprak, düzenledikleri toplantılarla katılımcıları Türkiye’de tedavi ve sağlık uygulamaları hakkında bilgilendirdiler.

Genç Türk Bilişim Firması Innoppia, Hollanda’nın IT devi Exact ile online proğramlarının entegrasyonu konusunda anlaştılar. Bu anlaşma çerçevesinde Innoppia firmasının Altyapı (Infrastractuur) sektörü için piyasaya sunduğu INNfra proğramı ile Exact’in webtabanlı muhasebe proğramı Exact Online ile birlikte çalışacak. Bu entegrasyon sayesinde INNfra ve Exact Online’ı birlikte kullanan işletmeler tek bir sisteme veri girerek her iki sistemdeki kayıtlarını tutabilecekler. Innoppia’nın INNfra programı ile hizmet ettiği Altyapı (Infrastractuur) sektörü Hollanda’da en çok gelişen sektörlerden biri ve Türk firmalarının ağırlığını hissettirdiği bir iş alanı. Özellikle fiber optik teknolojilerinin gelişmesi ile sektör çok ciddi anlamda hız kazandı. Bu gelişmeler Türk girişimcilerin de dikkatinden kaçmadı ve fiber

Bütün mutfaklarımız %50 indirimlidir. Profesyonel montaj hizmete dahildir.

keuken express

Beijerlandselaan 3 - 5 3074 EA Rotterdam Telefoon: 010 291 08 44 Fax: 010 291 08 45 Service Tel: 010 291 08 46 info@keukenexpress.com www.keukenexpress.com

optik kabloların döşenmesi konusunda birçok Türk şirketi kuruldu. FTTH (Fiber to the Home) olarak bilinen servislerin altyapısını hazırlayan bu firmalar genellikle Den Haag ve Rotterdam bölgesinde aktif. Hollanda FTTH hizmetlerinde dünyadaki en aktif ülkelerden biri. Avrupa’nın ilk FTTH projesi de Eindhoven’da gerçekleştirildi. Telecompaper’a göre 2020 yılına kadar Hollanda’nın %70-80’ine bu hizmet sunulacak. 2007 sonu itibari ile Hollanda’da 200.000 konut bu hizmete ulaşabiliyorken, danışmanlık şirketi Stratix’in yaptığı araştırmaya göre bu rakam 2009’un ilk çeyreğinde 350.000 civarında. Yine Telecompaper’ın tahminlerine göre 2011 sonu itibari ile bu sayı 600.000-700.000’e ulaşacak. Bu rakamlar bu sektörün gerek 2010’da gerekse önümüzde 10 yılda da çok hareketli olacağı anlamına geliyor.

Anadoluline Schiphol Havalimanı’nda kontuar açtı Anadolu Line 27 Nisan’dan itibaren Schiphol havalimaninda yolcularına, bizzat hizmet verebilmek için ANADOLU- LINE kontuarını açtı. Kontuar 3 Nolu gidis terminalinde 24 Nolu check-in kontuarının karşısında bulunuyor

İrtibat numaraları: 020 405 34 15 Mail: schiphol@anadoluline.nl


HABER

18

MEI / MAYIS 2010

Operada Sallanan Boş Beşik Müzik tiyatrosu Hollandse Diep Dordrecht kentinde bildiğimiz ‘Boş Beşik’ hikayesinden esinlenerek operaya uyarladığı bir oyunu sahneledi. 17 nisanda ilk kez seyirci karşısına çıkarılan Hollandalı ve Türklerin rol aldığı Boş Beşik adlı oyuna ilgi devam ediyor. 18,22,24 ve 25 nisanda oynanan oyun 10 günlük bir aradan

sonra tekrar 6,7,ve 8 mayısta tekrar sahnelendi. Endüstriyel anıt yapı olan Dordrecht Energiehuis’te sahnelenen operayı ilgililer şu cümlelerle özetliyorlar: Türk ve Hollanda kültürlerinin kucaklaşmasının, Hollandalı ve Türk amatör ve profesyonel sanatçıların heyecan verici ortak çalışmasının

ürünü özgün bir yapım. Boş Beşik, ailelerin rızası olmadan evlenen bir kadının ve bir erkeğin öyküsüdür. Sevgileri, olası bütün engellerle karşılaşır. Fakat olaylar birden beklenmedik bir yönde gelişir ve yıllardan sonra mucize eseri bir çocukları olur.. Besteci Seung-Ah Oh ve yazar Anne Vegter bu öyküyü beklenmedik

çağda bir opera haline getirdiler. Gazetemiz adına davet edildiğimiz operayı izledim ve amatör ve profesyonellerin bir araya gelerek muhteşem bir temsil ortaya koyduklarını gördüm. Opera gurubunda yer alan genç Türk ayanların çoğunun ilk kez böyle bir operada yedi aylık bir çalışma sonucu güzel bir rol aldıklarını önceden oyun ortaya konulabilmiş. biliyorduk. Yaklaşık altı

Felekten bir gece... Geçenlerde mailbox’umuza Adnan Şahin’den hoş bir mail düştü. O kadar sıcak yazılmıştı ki, hiç dokunmadan yayınlayalım dedik. Aşağıda icrayı sanat ettikleri etkinliklerinin mektupvari yazılımıyla sizleri başbaşa bırakıyoruz: Adnan Şahin

Orro snapt dat ik pas om 18:00 uur kan bellen met een vraag over energie Servis hattımız hafta içi 09:00 - 21:00 Onze servicelijn is bereikbaar arası, hafta sonu 10:00 - 16:00 arası van 09:00 tot 21:00 uur hizmetinizde

Yeni enerji firmanız Orro Energy, sizlere en kolay ve en hesaplı hizmeti sunmaya devam ediyor. Her türlü sorunlarınız için Orro Energy’yi mesai saatleri dısında , Cumartesi ve Pazar günleri dahil arayabilirsiniz.

Bel 088 123 67 76 www.orro.nl

Daha fazla bilgi için www.orro.nl veya tel.: 088-123 67 76 Avantajları öğrenmek için Multifestijn’de, 13-14-15 ve 16 Mayıs günlerinde 55 ve 56 numaralı standımızı ziyaret* edebilirsiniz.

Goed voor elkaar

* Ziyaretiniz esnasında hediyenizi istemeyi unutmayın...

Geçtiğimiz 26 nisan Pazar günü Hollanda’nın şirin bir köşesinde sıcacık bir cami lokalinde yürekleri türkülere, ezgilere , ilahilere susamış bir avuç vatandaşımızla yürek yüreğe bir akşam yaşadık. Cami imamı Bilal Türker Hoca ile 2 yıl kadar önce yine böyle bir sıla gecesi ortamında tanışmıştık. O zamanlar Amersfoort Rahman camii görevlisi idi. Bizi o zaman oraya davet etmişti ve koşarak gelmiş ve oradaki kardeşlerimizle buluşarak, Allah ne verdiyse dilimizin döndüğünce ezgi, türkü, ilahi ve bozlak okuyarak birlikte hoş vakit geçirmiştik. Bilal Hoca ile arada bir telefonla hal hatır sorarak irtibatı canlı tutuyoruz. Bunschoten’daki Hacı Bayram Camii’nde görev alan Bilal Hoca yine böyle bir akşam düzenleyelim diye teklif etti. Tabi ki, yine severek ve koşarak geldik. Bu sefer tek kişilik ekibimi! biraz daha genişleterek; NIF bölge vaizimiz Mustafa Urgenç hocamı ve değerli neyzen Harun kardeşimi de davet ettim ve sağ olsunlar kırmadılar geldiler. Ve hatta o çevrede yaşayan semazen Recep kardeşimiz de bize eşlik etti. Eğer ortam müsait olsaydı o da sema dönecekti. Kısaca tam kadro geldik ve gerçekten küçük bir ortamdı. Ama yürekler öyle dolu öyle içliydi ki, bunu kelimelerle anlatmak zor. Çok bilinen hasret türkülerini birlikte söyledik. Ama ne söyleyiş! Sanki, tam eğitilmiş bir koro vardı ortada. Hani türkü tadında derler ya tam öyleydi. Türkülerin tadına vara vara söylerken öyle coştuk ki, sular seller gibi çağladık. Birlikte söylemenin tadına vardık. Dertleri off’larla kapıdışarı ederken neşeyi ooh’larla içeri aldık. Daha sonra Mustafa Hoca’nın kadife sesi ile ney’in mistik melodisi birleşince, o söylerken, biz de dinlerken, büyük haz aldık. Acizane ben de ud ile ortama katkı sağlamaya çalıştım ve birlikte güzel bir akşam geçirdik. Bu arada belirtmeliyim ki, cami başkanımız Şaban Bozkurt ve diğer görevliler bizleri hürmete boğdular. Küçük bir misal; aynı akşam iki defa çiğ köfte yoğruldu. Teşekkürler.. Bir hoş sedâ bırakabildiysek ne mutlu bize.


19

HABER

MEI / MAYIS 2010

SERi iLANLAR Rotterdam’da STOR mekanı düğün ve kınaya kiraya verilir. Yemek, müzik, kamera, fotoğrafçı, düğün paketi ayarlanır! Graafstroomstraat 71 3044 AP Rotterdam

Boşanan çiftler için arabuluculuk ve HUKUK danışmanlık hizmetleri verilir. Geniş bilgi için:

ELFİ Letselschade & Advies Kazadelere Kendi Dilinde ve Kültüründe Hukuksal Yardım Maddi & manevi hasarınız varsa bizi hemen arayın! Masraf almaksızın biz sizi evi nizde ziyaret ediyoruz! Bu bir trafik kazası, iş kazası veya tibbi hata olabilir!

Websites vanaf €399 Webshops vanaf: €999 Bel voor een afspraak www.itnt.nl 0653 53 33 58

Ethem Emre : 0639 11 02 43 e.emre@elfi-letselschade.nl Merkez: WTC (World Trade Center) Beursplein 37 kamer 339A 3011 AA Rotterdam

Arkadaş

Gazete Fotoğraf

Bulmaca

Hollanda

aldem Makelaardij OG

www.aldem.nl info@aldem.nl

Vleutenseweg 230 3532 HR Utrecht tel : 030 - 66 68 168 fax: 030 - 66 68 167

0681-818594 Garage: 070-380 50 30

7/24 hizmetinizdeyiz...

Yetkili Acenta

Tel: 077-354 82 56 GSM: 0628-494 308 e-mail: hasan@turknet.nl

Hayat Ülke Ekonomi

Türkiye

Reklam

HABER Gazetesi Abone Formu Adı - Soyadı / (Naam):

Cep Telefonu / (Mobiel):

Adres / (Adres):

Doğum Tarihi / (Geboortedatum):

Posta Kodu / (Postcode):

E-posta / (E-mail):

Şehir / (Woonplaats):

Yıllık abone bedeli olan 19,- EURO’nun 1 defaya mahsus olmak üzere yanda yazılı olan banka hesabımdan çekilmesine onay verdiğimi beyan ederim.

Banka no / (Rekeningnummer):

Ondergetekende verleent hierbij tot Tarih / (Datum):

Hasan Karaman

Medya Abone

Manşet

Mekan

AAN- EN VERKOOP WONINGEN TAXATIES HYPOTHEKEN SPAREN EN BELEGGEN VERZEKERINGEN

Fatih Nas

Politika

HABER Sinema

Schade herstel APK Taxatie Laswerk Banden Spuitwerk

Barış

Yarışma

Müzik

Toplum

Futbol

Medya

Sanat

Garage Zwarte Zee

Hollanda ve Almanya’dan Türkiye’nin her noktasına uçak bileti temin edilir

Satilik İŞyerİ Arnhem’de ÇarŞi İÇİ IJssalon Pizzeria. Yeni bir başlangıc yapmak isteyen icin ideal bir seçim. 250m2 genişlikte olup 100 kisilik teras kapasiteye sahip Aylık kirası 655,00 euro. İyi çalışır vaziyette olan iş yerimi yeni atılım nedeniyle satıyorum. Fiyati 185.000,00 euro Ilgilenenler aşağıdaki numaradan arayabilir. Tel.0623-074833

Eğlence

GALAXYBIKE FIETS REPARATIE Wij repareren alle soorten fietsen voor lage prijzen.wij komen uw fiets ophalen,repareren en terug brengen. u kunt voor nieuwe en gebruikte fietsen bij ons terecht. u bent zondag ook welkom.tel;0313-419163 en 0642048297 Adres: Dr.kuyperstr.7 6951 gv Dieren voor meer info kijk naar www.galaxybike.com

Spor

Mediation @ Potentia legis www.potentialegis.nl Tenzile Erdal, mediator Tel: 0650-520 457

MUFA

Bel: 06-45900989

BETAALBARE WEBSITE MET WEBSHOP

HUKUKİ ARABULUCULUK HİZMETİ

Deuren Ramen Kozijnen KLUSSENBEDRIJF Wand- & Plafondafwerking Meerpunt sluiten Aan- & opbouw Aftimmeren Renovatie Murat Özkurt Dakkapel Tel: 0653 87 58 19

Mustafa Bayram 0623-905078

Dünya

Saadet Hanım 0644-653 961 saadet_icm@hotmail.com

Verkoop mais/ maiskorrels met deze verkoopchalet (verrijdbare stand) op een vasteplek of op tijdelijke plaatsen zoals evenementen en festivals.

Söyleşi

Temiz SU hayattır. Evinizde, işyerinizde ücretsiz, SU arıtma cihazı tanıtımı için arayınız. Hollanda’nın her yerinde sunum yapılır.

Kampanya boyunca 2010 Yaz ayına kadar, her türlü ilanınızı ücretsiz yayınlıyoruz. Mail: ilan@haber.nl

MISIR ARABASI SATILIK

SU ARITMA CİHAZI

Magazin

YA AN P KAM YA AN P KAM

wederopzegging machtiging aan:

HABER om een bedrag af te schrijven van 19,- EURO İmza / (Handtekening): indien u het niet eens bent met de afschrijving, kunt u binnen 30 dagen uw bank om terugboeking verzoeken.

HABER hayattır Yandaki bilgileri eksiksiz doldurup aşağıdaki e-mail ya da posta adresimize verilerinizi ulaştırdığınızda aboneliğiniz başlatılacaktır.

Posta adresi: HABER Laan op Zuid 474 3071 AB Rotterdam abone@haber.nl Tel: 010 -2 900 900


HABER

SÖYLEŞİ: İBRAHİM KARAMAN FOTOĞRAFLAR: MEHMET FATİH

FEIJENOORD’DA YENİ HOLLANDA OLUŞUYOR

SEYIT YEYDEN

Feijenoord Belediye Başkanı Rotterdam’ın Feijenoord ilçesinde iki aydır devam eden koalisyon görüşmelerinde, meclise seçilen üyelerden birinin belediye başkanlığına getirilememesi sonucu, dışarıdan başkan adayı arayışına gidildi. Bu süreç akabinde de, Helmond’da yıllardır belediye başkan yardımcılığı görevini yürüten Seyit Yeyden, Feijenoord Belediye Başkanlığı’na getirilmiş oldu. Hollanda’da Türk kökenli ilk belediye başkanı olan Seyit Yeyden’i, henüz çiçeği burnunda 10 günlük başkanken makamında ziyaret ettik. Başkanın rahat tavırları ve sıcaklığı, sohbetimizin içeriğine de yansıdı. Sayın Başkan, biz de Feijenoord bölgesinde yeniyiz. Bölgenin tüm özelliklerine henüz vakıf değiliz. Ancak, çevredeki arkadaşlardan bazı sorunlu durumların ilgi beklediğini öğrendik. Gettolaşma konusu mesela. Bu bölge gelişim açısından da çok dinamik. China town da Feijenoord sınırlarında. Bir de yarım milyarlık proje olan “de Rotterdam” projesi var Katendrecht semtinde, çok büyük o da. Portföyünüzde muazzam şeyler var. Aslına bakarsanız burada Yeni Hollanda oluşuyor. Nasıl Yeni Hollanda oluşuyor? Feijenoord eskiden bir isçi semtiydi. Bazı mahallelerde işsizlik oranı yüksek, gelir seviyesi düşük, eğitim seviyesi az. Hemen hemen onbeş yıldır yatırım yapılıyor buraya, Kop van Zuid mesela. Yeni insanları çekmeye çalışıyorlar. Eğitim düzeyi, gelir düzeyi yüksek olan insanları. Böylece hem Feijenoord yenileniyor hem de Yeni Hollanda oluşuyor. Feijenoord’a bakarsanız % 66’sı yabancı. En büyük grup da Türkler. Feijenoord’un 72.000 nüfusu var. Bunun yaklaşık 17bini Türk kökenli. Baktığımız zaman Feijenoord’un kendi meclisi var, meclis seçiliyor. 25

20

MEI / MAYIS 2010

tane meclis üyesi var. Koalisyon kuruluyor, koalisyon kurulduğu zaman günlük yönetimi, wethouder (belediye başkan yardımcılarını) seçiyorlar aralarından. Bunun içinde voorzitter dedikleri, belediye başkanı görevleri taşıyan bir makam var. Yalnız burada belediye başkanı statüsünü almıyor. Aslında belediye başkan yardımcısı ile belediye başkanı arasında birşey. Görevlerine bakarsan belediye başkanı. Tam Hollanda’ya özgü bir sistem yani. Vilayetlerdeki belediye başkanları kraliçe tarafından atanıyor. Ama siz, ilçe belediye başkanları, seçiliyorsunuz. Siz mecliste 17 oyla seçildiniz. Burada seçilmenizde, Türkler’in ağırlıkta olmasının etkisi mi var? Onun rolü olmuştur belki ama prosedür öyle değil. Burada secim komisyonu kuruldu. Başvuru yapan yaklaşık birçok kişiden birini seçiyor bu kurul. Sisteme göre en büyük parti, (Feijenoord ilçesinde PvdA) belediye başkanlığını üstleniyor. Onaylamaya gelince bütün meclis onaylıyor. İlginç bir deyim kullandınız. Yeni Hollanda oluşuyor diye. Nedir Yeni Hollanda? Özellikleri nedir, nasıl bir model bu? Yeni Hollanda dediğimiz zaman şunu kabul etmemiz gerekiyor. Hollanda 1950’lerin Hollanda’sı değil. Hollanda’ya çok göç oldu. Bu göç eden kişiler artık Hollanda’yı kendi ülkesi olarak gördü. Burada eğitimini aldı, çoğu burada doğdu. Bu zamana kadar yalnız bazı nedenlerden dolayı halen misafir olarak görülüyorlar ya da kendileri öyle görüyordu. Son on yıldır bu değişti. Hollanda çok küçük bir ülke aslında, ama dünyaya açık bir ülke olmuştur her zaman. Son zamanlarda sınırlar kapatıldı, Hollanda’ya gelmek zorlaştırıldı, ama Hollanda’nın

ekonomisi yurt dışına bağlı, dünyaya bağlı. Rotterdam’a bakarsanız, limanıyla dünyaya açık, dünyayla iç içe bir kent. Hollanda’nın geleceğinin de öyle olması gerekir. Dünyaya açık ve dünyayla iç içe. Ekonomi çok etkin. Birincisi Rotterdam dünya kenti dedik, ekonomisi dünyaya bağlı. İkincisi Rotterdam’ın en dinamik bölgesi Feijenoord, en genç nüfusu barındırıyor. Gelişme burada oluyor. Burada zenginle fakir bir araya getiriliyor yeni projelerle. Hollanda’nın çoğu bölgesinden buraya gelen insanlar bu gelişme karsısında şaşırıyorlar. Bunun bir de gölge tarafı var. Sadece refahı değil. Burada eğitim seviyesi az, işsizlik yüksek olan mahalleler de var. Yeni Hollanda oluşuyor dediğim zaman, bu iki uç nokta, zenginle fakir yaklaşıyor birbirine. Burada yabancılar çok. Yabancılarla Hollandalılar birlikte yaşayacak artık, daha iyi yaşayacaklar. Gettolaşma kapsamında yabancıların aynı bölgelerde meskenleştirilmesi önlenemez mi? Biz önlemeden daha ziyade insanların refah düzeyini yükseltip seçenekleri olsun istiyoruz. Bir kişi sadece kiralık, eski bir evde istemeyerek kalır, gelir seviyesi az olduğu için. O problemi çözmek için de ortalama gelir seviyesini yükseltmek istiyoruz. Herkes iyi bir mahallede, güvenli bir sokakta, güzel bir evde oturmak ister. Ama herkesin imkanları buna müsaade etmiyor. O yüzden burada Yeni Hollanda oluşuyor dediğim zaman, eğitimi az gelir seviyesi az olan insanların eğitimini ve gelirini yükseltmemiz gerekiyor ki gettolaşma önlensin. Eğer bu düşünce hizmete dönüşecekse, refah ve eğitim düzeyi yükselecekse, yeterli altyapı sağlanacaksa örnek olması bakımından da güzel bir gelişme bu. Belediye bütçesi de bunlara imkan sağlayacak mı? Feijenoord Hollanda’nın nüfus olarak en genç belediyelerinden birisi. Hollanda’nın en büyük sorunu mesela yaşlılık çoğu yerlerde. Bu genç nüfusu topluma faydalı bir şekilde iyiye yönlendirmek gerekiyor. Ekonomisine katkısı olması gerekiyor. Belediyenin yıllık bütçesi 38 milyon euro civarında, 2010 yılı için. Ancak bunun yanında anakentten milyarlarca yatırım yapılıyor. Sorumluluğumuz anakentle birlikte. Toplamda değil ama özel projelere 1,5 milyar yeni yatırım sözkonusu olabilir. Halen görevdeki 25 meclis üyeden sadece 14’ü koalisyonda. Bu biraz zayıf bir koalisyon değil mi? D66 alınsaydı daha da tabanlı bir oluşum olmaz mıydı? 4 yıllık süre dolar mı? O kadar zayıf bulmuyorum. İyi bir muhalefete de ihtiyaç var. Koalisyon görüşmelerinde ben yoktum. Koalisyon kuruldu, anlaşmalar yapıldı. Günlük

Seyit Yeyden kimdir? Kayseri doğumlu. 9 yaşında Hollanda’ya geldi. Üniversite eğitimini Eindhoven’da aldı. İtalya’da ekonomi eğitimi gördü. Sağlık, uluslararası alanlarda çalışmalar yaptı. 1998 senesinden beri aktif siyasetin içinde. Son 4 yılda, Helmond belediyesinde, başkan yardımcılığı görevinde bulundu. Evli, 2 çocuk babası. Seyit Yeyden, Hollanda’da ilk Türk kökenli belediye başkanı ünvanına sahip oldu. yönetime insanlar geldi. D66 sağduyulu bir parti. Bir iki topİnsanlarımız için iş ve eğitim projeleri lantımızda onu sezdim. Tabi muhalefet hazırlamamız lazım. Tabi 60 yaşındayapacak, ama olumlu muhalefet yapaki birini okula göndermek de olmaz. cağına inanıyorum. Koalisyon ne kaGençlerden başlayacaksın. Bugün iyi dar büyük olursa o kadar iyi olur tabi. bir mesleği olan birisine her zaman iş Ancak koalisyon programına bakmak var. Herkesin universite okumasına gerek. Partilerden daha çok programın gerek yok, diğer mesleki eğitim almış içeriği önemli. Ben başkan olarak parinsanlara da ihtiyaç var. tilere ve gruplara aynı mesafede olmak Helmond’da belediye başkan yardurumundayım. dımcısı idiniz. İlk defa ilçe belediye Programda neler var? başkanlığına getirilen Türk ünvaHollanda gündeminde bütçe kısıtlanına sahip oldunuz. Kariyer olarak ması var. Ama bu kısıtlamalar fakirliğe, daha yüksek bir yere ve metropole iş ve eğitime olumsuz etki etmeyecek. geldiniz. Bu ne değiştirdi sosyal haSosyal alana ağırlık verilecek. Özöryatınızda? gütler biraz daha iyi yer almalı. BewoTabi en yakın zamanda Feijenoord’a nersorganisatie gibi yapılar var, bazı taşınacağım. Sadece beni değil ailemi profesyonel kuruluşlar var, bunlar çok de ilgilendiren bir konu. Değişen şeygüçlü. Sonunda hizmet bunlara gidiyor. ler oldu tabi. Birincisi yeni bir belediAslında hizmeti alan kişiyle görüşmek yeye geçiyorsunuz, yeni insanlar, yeni gerekli ki verilen hizmetten memnun bir bölge, yeni bir dinamizm. Eskiden olup olmadığı bilinsin diye. Koalisyobelediye başkan yardımcısıydım, kennun en büyük hedeflerinden biri de di sorumluluk alanım vardı. Orda da bu. Belediyenin özörgütlere böyle bir meslektaşlarımla birlikte, diğer başaçılım projesi var. kanlarla çalışıyordum ama günlük yöEkonomi çok önemli. Ekonomi ile netim bende değildi. Simdi hem kendi eğitimi birleştirmemiz gerekiyor. Yeni sorumluluk alanlarını taşıyorsun hem Hollanda’ya bakarsanız, iş ve eğitim günlük yönetimi, ayrıca diğer başkanbirbirinden ayrı olmayacak. Eğitime de larla uyum içinde çalışma sorumluluyatırım yapılmalı. Çalışanların profilini ğumuz da var. belirlemede birlikte çalışmak gerekiyor Bu farklı bir tempo getiriyor mu? işverenlerle. Sorumluluğunuz daha fazla, şimdi Kemer sıkma politikası olacak. daha fazla mı çalışıyorsunuz? Nereden kısıtlanacak? Daha fazla çalışmaktan ziyade, çaHükümet seçilmedikçe kısıtlamanın lıştırmak, daha iyi organize etmek generden olacağı belli değil. Şu anda birekiyor. Helmond’da ben zaten 80-90 zim belediye olarak 5 milyon kısıtlama saat çalışıyordum haftada. Az değil yapmamız gerekiyor. İki seçeneğiniz yani. Ama önemli olan hizmet vermek. var aslında: verdiğiniz hizmeti aynı Feijenoord’da olsun, başka yerde olsun kalitede tutmak istiyorsanız, hizmet belediye başkanının çalışma saatleri 80 veren kurumlara diyeceksiniz ki “birsaatten aşağıya düşmez. likte çalışın”. En az acı veren reçete. Yok Otoriter mi olacaksınız? birlikte çalışmak istemezlerse seçenek Ben artık 2010 yılında otoritenin yapmamız gerekiyor. 2012 yılına kadar yüksek dozajlı gerekmediğini düşüsorun yok. Benim önerim bu sosyal yanüyorum. Otoriteyi gerektiği yerde pılanmayı da, sosyal hizmet verenleri kullanmak lazım. Şu anda böyle birde bir çatı altında toplamak ve sorunu şey söz konusu değil, olmayacağına onlarla birlikte çözmek. da ina- nıyorum. Buranın sistemi Yani 5 milyonun nerden kısıtlade bunu götürmüyor nacağı kesinleşmedi? zaten. Hollanda’da Nerden kısıtlanmayacağı kesinleşti. yönetici olarak baHizmet verilen zayıf semtlerden kısıtşarılı olmak isterlanmayacak. Eğitimden, işten de taviz seniz, herkesi eşit vermek istemiyoruz. Bence en uygututacaksınız. nu, Feijenoord bölgesindeki bir çok projeyi gözden geçirmek gerekiyor. Kuruluşlar birlikte çalışsın, israf olmasın. Sonuçta hedefler aynı. Feijenoord belediyesinin sorunlarını tanıyor musunuz ve bunları nasıl ele alacaksınız? Feijenoord’un 8 mahallesi var. Mahallelerin sorunları değişik. Ancak 3 kategoriye dikkatle eğilmemiz gerek: Eğitim seviyesi düşük, işsizlik yüksek ve insanların birbirleriyle kaynaşmaya ihtiyacı var. 30 yıl önce vasıfsız iş bulunaabiliyordu. Modern zaSeyit Yeyden, Hollanda’da ilk Türk kökenli belediye başkanı manlarda artık bu olanaksız hale geldi. ünvanına sahip oldu. Bundan önce de Hollanda’da belediye başkan yardımcılığına getirilen ilk Türk ünvanını almıştı.


21

HABER

MEI / MAYIS 2010

Gorinchem Süleyman Çelebi Camii’nden 23 Nisan kutlamaları Gorinchem Süleyman Çelebi Camii’nin organize ettiği ve Gorin-chem halkınında büyük ilgi gösterdiği 23 Nisan Bayramı coşku ile kutlandı. İkiyüz kişinin katıldığı proğram

bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşının söylenmesi ile başladı. Kadın kolları başkanı Emine Şahin açılış konuşmasında milletin egemenliğine ve bağımsızlığının önemine ve bu vesile ile 23 Nisanın çocuklara bayram olmasının önemine değindi. Sinevizyon gösterisi eşliğinde Çocuk Korosu 23 nisan ile ilgili şiirlerin ve değişlerin okunduğu sırada duygusal anlar yaşandı. Halk ozanı Ali Muş tarafından Çanakkale ve 23 Nisan kahramanlık türküleri söylendiği esnada salonda coşkulu anlar yaşandı. Daha sonra çocukların hazırlayıp sundukları skeç ve eğlenceler ile sona erdi.

Hollanda At pazarının Dünya At pazarı içindeki önemi

20 yıllık İşçi Partili Bekir Cebeci:

“Soykırım dayatması anti-demokratik bir uygulamadır”

9 Haziran Seçimleri’nde PvdA’dan aday adayı olan, ancak listeye alınmayan eğitimci Bekir Cebeci, 2006 yılında olduğu gibi 2010 seçimlerinde de soykırım dayatmalarından oldukça rahatsız olduğunu ve bu dayatmayı anti-demokratik bulduğunu söyledi. Bekir Cebeci, “1980 yılından beri Hollanda’da bulunuyorum.20 yıldır PvdA (İşçi Partisi) üyesiyim. PvdA’nın Rotterdam Charlois ilçesinde 3 yıl yönetiminde bulundum.4 yıl süre ile Güney Hollanda Eyalet Milletvekilliği yaptım. 9 Haziran 2010 Milletvekilliği seçimlerine aday adayı oldum. Bu adaylık sürecim sonrasında partim PvdA’dan bir email mektup aldım. Mektupta 2006 yılında

Hollanda Millet Meclisi’nin oybirliği ile kabul ettiği Ermeni Soykırım meselesini Türkiye ile AB görüşmelerinde sürekli gündeme getirelim, bunu dayatalım” deniyor. Ben de cevaben “Ben tarihçi değilim. Bu sorun, Türkiye ile Ermenistan birlikte onaylayacağı, bağımsız hukukçular ve bağımsız tarihçiler araştırarak bir çözüme ulaştırılmalıdır” bağlamında bir tepki verdim. “Bu soykırımı kabul edip, etmediğinizi bildirmeniz lazım” şartlandırmasına karşı ben de kendi görüşüm olarak Volkskrant Gazetesinde Prof Dr Justen McCharthy’nin makalesini, İşçi Partisi seçim komisyon başkanına ilettim. Bu makalede McCharthy, “Soykırım söz konusu değildir. Eğer soykırım söz konusu

ise Ermeniler de soykırım yapmıştır. O zaman Türkler de yapmıştır. Ama iki tarafta birbirini kırmıştır. İki tarafta da acılar yaşanmıştır. Eğer soykırım olsa idi Türk askeri çantasındaki ekmeği Ermeniler ile paylaşmazdı. Türk askeri mataralarındaki suyunu Ermeniler ile paylaştı. Bu nasıl bir soykırımdır?” diye yazıyor. BU APAÇIK BİR AYRIMCILIK “Bize uygulandığı için, için de yaşadığımız Hollanda Anayasası’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Çünkü 89 kişinin içinde 8 Türk kökenli adayı çıkarıp, onlara bu mektubu gönderip, 81 kişiye göndermiyorsunuz. Bu e-mail eşitlik ilkesine aykırı” şeklinde açıklamada bulundu.

İş dünyasına yeni düşünceler dedik sonra bir baktık ki kendimizi etik düşüncenin içinde bulduk. Tabiiki etik, ahlaki düşünce çok önemli ve hem kişi olarak özel hayatımızda hem de bir çalışan veya işveren olarak iş hayatımızda olmazsa olmazlar arasında yer alması gerekir. Bu yazımızda etik düşünce dizisine biraz ara vererek at pazarına bakalım. Türkler ve Türkiyedeki diğer halklar için önemli olan bu asil hayvanı Hollanda’da nasıl ve ne kadar tanıyoruz. At Hollanda’daki hayatımızda yer alıyor mu? At, avrat, silah üçlüsünden burada da Türkiye’de olduğu gibi söz ediyor muyuz? At’ın çocuklar üzerindeki psikolojik olumlu etkisi ispatlanmışken bizim çocuklarımız neden at sevgisini alamazlar ve bizim işadamlarımız ve işkadınlarımız neden at ticareti ile uğraşmazlar. Hollanda malumunuz olduğu üzere tarım ihracatı ile geçinen bir ülke. Gaz rezervlerinden gelen paraları bu yazımızda dikkate almıyoruz. Başka bir yazımızda gaz zengini Hollandayı ayrica anlatacağız. Tarımsal ürünlerin ihracatında at ve at ürünlerinin ihracatı toplam hayvan ürünlerinin ihracatı içinde önemli oranda yer alıyor. Hollanda’nın 2008 ihracatı toplam 368 Milyar Euro ve bunun 63 milyar Euro’su tarımsal ürünler. Hollanda istatistik bürosu (CBS) her yıl bu rakamları yayınlıyor. İlgilenenler www.cbs.nl web adresinden ilgili bilgileri yıl yıl alabilirler. Hollanda dünya at pazarında en önemli pazar yerlerinden biri ve dünya at ticaretinin yönlendirildiği ender merkezlerden. Özellikle yarış, konkur ve dresaj atlarının pazar payı çok yüksek. Türkiye dahil dünyanın her tarafından at meraklıları Hollanda’ya geliyorlar ve buradan at satın alıyorlar. Aynı zamanda at eğitim merkezleri dünya çapında şöhrete ve öneme sahiptirler. Yeni Pazar ve bu pazarlarda kendilerine pay arayan işa-

damları için hem zevkle yapabilecekleri, hem de iyi para kazanabilecekleri bir iş dalı. At ve atçılık yanlız ihracata dayalı bir iş dalı değil aynı zamanda Hollanda’da menaj (manege) işleterek hem para kazanırsınız hem de bu iş dalını diğer Türk işadamlarına açmış olursunuz. Yapılacak işlerin çeşitliliği hem buradaki Türklerin itibarını arttıracaktır hem de yeni yan iş alanlarının oluşmasına yardımcı olacaktır. Örneğin eyer yapımcıları bundan hemen faydalanabilirler. Türkiye’de halen geleneksel yöntemlerle üretim yapan eyer ve semerciler için yeni iş kapılarını açabilirsiniz. Yem ve yem katkıları konusunda hem Hollanda’da hemde Türkiye’de Hollandalı Türk işadamlarının hızlı çalışma metoduna ve iş ahlakına ihtiyaç olduğu kanaatindeyim. At ve binicilik malzemeleride başlı başına ayrı bir iş dalı gem, yular çeşitleri, eyerlerin en alası satılacak ürünler arasında ve Türkiyede üretiliyor. Küçük dar ve çekişmeli pazarlardan daha sakin ve kar payı yüksek iş yapmak isteyenler için ideal bir iş dalı ve aynı zamanda saygınlığı da diğer işdallarına nazaran daha yüksek. Hollandaca olarak ayrıntılı iş bilgilerini www.fnrs.nl (Federatie van Nederlandse Ruitersportcentra) Hollanda binicilik sporu merkezleri federasyonunun, Kuruluş tarihi 1930, websitesinde bulabilirsiniz. At binenin kılıç kuşananındır.

sedatcakir@haber.nl

Sedat Çakır, göçebe aile yapısından kaynaklanan genetik yapıyla Sultanlar Yolu’nu hazırladı ve yürüdü, yine aynı genetik yapının değiştirici etkisiyle değişim danışmanlığı yapıyor.


HABER

22

MEI / MAYIS 2010

IV. Maastricht Ekonomi Zirvesi 400 Yıllık Dostluk… 400 Jaar Vriendschap…

Maastricht Provinciehuis

19-20 Haziran 2010 • MAASTRICHT

IV. AVRUPA TÜRK İŞ ADAMLARI MAASTRICHT EKONOMİ ZİRVESİ

H

ollanda pazarında etkinlikleri ve nicelikleri artan Tűrk Girisimciler bu gücünü ortak bir çatı altında birleştirilerek daha kalıcı amaclara hizmet etmesini arzu etmişler ve bu doğrultuda 2004 yılında kısa adı HOTİAD olarak bilinen Hollanda-Tűrk İşadamları Derneği’nin temelini atmışlardır.

Yukarıdaki amaçları gerçekleştirmek ve Avrupa’daki gücümüzü geliştirmek için Avrupa ülkelerine ve Türkiye’ye yönelik görev ve beklentilerimizi ele alacagımız “IV. Avrupa Türk Iş Adamlari Maastricht Ekonomi Zirvesi”ni 19-20 Haziran 2010 tarihinde Hollanda’nin Maastricht kentinde düzenliyoruz.

Günümüzde Avrupa’nin çesitli ülkelerinde yüzlerce sektörde, yüz bine yakın Türk iş adamımız yüz binlerce işçi çalıştırmakta ve milyarlarca Euro ciro yapmaktadırlar. Bu rakamlar da gösteriyor ki; Türk iş adamları olarak Avrupa ekonomisine ciddi bir katkı saglamaktayız.

Türkiye, Hollanda ve diger AB üyesi hükümet yetkililerinin en yüksek düzeyde katılacagı zirvemize Avrupa’daki tüm iş adamlarımız ve kurum yöneticileri davetlidirler.

Ama bu yetmez. Yaşlanan nüfus ile gerileyen Avrupa ekonomisine içinde yaşadıgımız bu toplumun bir parçası olarak daha fazla nasıl katkı saglayabiliriz? Genç girisimcilere bu konuda nasil öncülük yapabiliriz? Üniversite çagındaki gençlerin egitimleriyle birlikte ticarete yönlendirilmelerinde rolümüz neler olabilir? AB’ye giriş sürecinde birlik üyesi ülkelerin kamuoyunun Türkiye’ye bakış açılarının olumlu olması yönünde üzerimize düşen görevler nelerdir ve bunları nasıl birlikte yerine getirebiliriz?

2010 Maastricht Ekonomi Zirvesine katılarak, bizleri onurlandırmanızı rica ederiz. IV. Maastricht Ekonomi Zirvesine katılımın çok yogun olması dolayısı ile katılıp katılamıyacağınızın en geç 01 Haziran 2010 tarihine kadar bildirilmesi rica olunur. Saygılarımızla, Turgut Torunoğulları Hotiad Yönetim Kurulu Başkanı

Daha geniş bilgi için: www.hotiad.nl


23

MEI / MAYIS 2010

MANGAFALILAR

Bu yıl Eurovizyon Şarkı Yarışmasında Türkiye’yi ‘We Could Be The Same’ (Biz Aynı Olabilirdik) şarkısıyla temsil edecek olan Manga grubu, Şahmeran’ın organize ettiği bir konser için Amsterdam’a geldi. Bu konsere dair bir haber yapmak için giden muhabirlerimiz, kötü bir sürprizle karşılaştılar. Organisatör Seyfi Atçeken konser saatinde karar değiştirip basın mensuplarını konsere almama kararı aldıklarını söyledi. Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek Manga Grubu’nun bu şekilde basın ve yayın imkanların-

dan uzak tutulmasının, tanıtıma ne kadar faydası olabileceği tartışılıyor. Manga Grubu’nun menajerliğini üstlenen GRGDN şirketine bu konuya açıklık getirmlerini istedik. Ancak bu arayışımız da sonuçsuz kaldı. Manga Grubu’nun Eurovizyon yarışmasında reklam ve tanıtım açısından çok zayıf kalması Hollanda Türk medyasında olumsuz tepkiler aldı. Şimdi kamuoyu

Ege ilk single’nı çıkardı

Ege, 13 yaşındayken babaannesinin ona, kardeşi Deniz ile paylaşmak şartıyla, hediye ettiği gitara tutkuyla bağlanıp , hayatinin geri kalanına yon verecek bir yola doğru ilk adımını attı. Lise yıllarında İzmir’in, üniversite yıllarında ise Türkiye’nin meşhur yazlık mekanlarında sahne alan Ege, eğlence tarzı ve sesiyle çevresinde farklı bir yer edindi. 2004 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra, müzik eğitimine devam etmek için doğum yeri olan Amsterdam’a

geri dondu ve okulun yani sıra müzik ve sahne çalışmalarına Hollanda’da devam etti. Halen okuluna basarili şekilde devam edip bir yandan ayni okulda derslerde vermeye başlayan Ege, diğer yandan Hollanda’nın en seçkin eğlence merkezleri olan Ortam Exclusive, Grand Café Nazar, Şehzade ve Beyoğlu Gecesi gibi yerlerde her hafta sonu mekanları dolduruyor. Geniş repertuarı ve essiz performansıyla Hollandalı, Belçikalı ve hatta Almanyalı Türk’lerin de

Funda Arar ilk konserini aratmadı

HABER MAGAZIN

bunun sonuçları ve sorumlularının açıklanmasını bekliyor.

kalbini kazanan Ege, şimdilerde ilk çıkardığı “Kürkçü Dükkanı” adlı single’ını sevenleri ile paylaştı. Çok yoğun bir çalışma temposuna sahip olan Ege, kısa ve hızlı bir çalışma ile çıkardığı “Kürkçü Dükkanı” isimli single’ının söz ve müziği yine Ege’nin kendisine ait. CD de orijinal versiyonun yani sıra, Türkiye Bent FM eski prodüksiyon sorumlusu Barbaros Bulutlu’nun 2, Hollanda’da performansları ve başarılı işleri ile tanınan DJ’lerden DJ Mali ve B*Rock’in da birer REMIX versiyonları bulunmakta. Ege ve B*Rock’un CD Extra REMIX’ ide, single’ı alanlara Ege’nin minik bir hediyesi… Ayrıntılı bilgi www.egecoskun.com ve www.ortam.eu sitelerinde.

Funda Arar, geçen yıl ilk kez geldiği Hollanda’ya bu sefer ikinci bir konser için tekrar geldi. Hollanda’da ilk konserini geçtiğimiz yıl yine Rotterdam’da veren ve çok büyük beğeni toplayan Sam Funda Arar bu yıl daŞevval yine Rotterdam De Doelen konser salonunu dolduran katılımcı bir dinleyici kitlesine çok keyifli anlar yaşattı. Stichting Mystiek tarafından organize edilen ve ç saat süren konserinde söylediği şarkılara dinleyiciler de eşlik etti. Sevenlerinin “Gurbet Kuşları seni çok seviyor” yazısını gördüğünde duygulu anlar yaşayan sanatçı, gözyaşlarını tutmakta zorlandı. Kendisininde onları çok sevdiğini belirten, Funda Arar, daha sonra sevilen şarkılarını söyledi. Sevenlerine, Barış Manço şarkılarından, Türk Sanat Müziğine kadar çok geniş bir repertuar hazırlayan Funda Arar, geçen yılki konserini aratmayıp iki bölümden oluşan konserini coşkulu bir şekilde sona erdirdi.

A AD ACCOUNTANCY

Hollanda birinci futbol liginde ilk defa bir türk hakem düdük çaldı

“Bizim gücümüz sizin gücünüzdür” ADA ARNHEM Broekstraat 32 6826 PZ Arnhem T +31 (0) 26 389 53 77 F +31 (0) 26 443 71 52 info@ada-arnhem.nl

ADA DEN HAAG Hoefkade 875 2525 HC DEN HAAG T +31 (0) 70 – 427 43 57 F +31 (0) 70 – 363 80 97 info@ada-accountancy.nl

ADA AMSTERDAM t.t. Vasumweg 18 1033 SC AMSTERDAM T +31 (0) 20 – 694 66 00 F +31 (0) 20 – 694 18 00 info@ada-amsterdam.nl

www.ada-accountancy.nl

Hollanda birinci futbol liginde ilk defa bir Türk hakem düdük çaldı. Hollanda birinci futbol liginin gelmiş geçmiş en genç hakemi olması ve ilk Türk kökenli hakem olması nedeniylede çifte bir ilk yaşandı. De Telegraaf gazetesinin verdiği haberde, oynanan Heracles Almelo-ADO Den Haag maçını 24 yaşındaki Türk kökenli Serdar Gözübüyük yönetti. Hollanda’nın Haarlem kentinde 1985 yılında doğan Serdar Gözübüyük, ‘‘En büyük rüyam’’ dediği, kendisinden önce 26 yaşında iken Hollanda liginde en önemli maçlardan birinde düdük çalan meslektaşı Danny Makkelie’nin rekorunu kırmayı başardı. Gençlik yıllarında futbola kaleci olarak başladığı Haarlem DCO takımının genç takımların maçlarında hakemlik yapmasını is-

Serdar Gözübüyük en büyük rüyasını rekora çevirdi

temesiyle aktif futbolu bırakarak hakemlik serüvenine başlayan Serdar Gözübüyük, 2006-2007 futbol sezonundan itibaren 2008-2009 futbol sezonunun ardından Hollanda’nın en iyi 24 genç hakemleri listesine terfi eden Serdar Gözübüyük, Hollanda Kupası maçlarında ikinci lig takımlarının maçlarını yönetti. Gözübüyük, 27 Nisan 2010 tarihinden itibaren birinci lig maçlarını yönetmek üzere KNVB’nin kadrolu hakemi oldu.


HABER

24

MEI / MAYIS 2010

SAFETY & SECURITY

Melbournestraat 46b 3047 BJ Rotterdam Tel: 010 - 467 48 11

GSM: 0644-180834 Web: www.ntel.nl E-mail: info@ntel.nl

Her türlü güvenlik sistemi N-TEL techniek is een snelgroeiend VEB erkend beveiligingsbedrijf met zowel zakelijke als particuliere klanten. Naast het leveren en installeren van inbraakbeveiliginssystemen is N-TEL Techniek actief op het gebied van brandbeveiliging, camera en videobewaking (CCTV), toegangscontrolesystemen, telecommunicatie, noodverlichting en elektrotechnische installatie.

TÜRKİYE’DEN KİRA ÖDER GİBİ ARSA, İŞYERİ VEYA EV SAHİBİ OLMAK MÜMKÜN MÜ? Avrupalı Türklere özel çıkarılan HYPO TURKIJE Hypotheek Kredi ile MÜMKÜN..Hypo Turkije Hypotheek Kredisi’yle Türkiye’nin her yerinden, dilediğiniz tipte taşınmaz alabilirsiniz. Hollanda’da olduğu gibi borcunuz bittiğinde ise hypotheek durumu ortadan kalkar. Hypotheek vadesi 1 ile 20 yıl arasında değişmektedir. Hypo Turkije Hypotheek kredisinin başlıca türleri şunlardır.

Kamera güvenliği

Yangın güvenliği

Giriş kontrolü

Kablosuz alarm sistemi

Acil çıkış aydınlatması

Netwerk

Her türlü elektrik işleri

Hypo Turkije Ev (Konut) Kredisi: Ev (mesken) almak için için kullanılır. Hypo Turkije Özel Ofis / İşyeri Kredisi: Ofis, işyeri, imalathane satın almak için kullanılır. Hypo Turkije Arsa Kredisi. Arsa ve bahçe finansmanını için kullanılır. Hypo Turkije Konut Geliştirme Kredisi: Konutların yenileme, dekorasyon, tadilat ihtiyaçları için kullanılır. Hypo Turkije İnşaat Kredisi: Kaba inşaatı bitmiş yapıların

finansmanını desteklemek üzere kullandırılan bir hypotheekdir. Hypo Turkije Transfer Kredisi: Konut Kredisi Borç Transferi ve Yeniden Yapılandırma Kredisi olarak da bilinir. Mevcut Hypotheek borcunun daha uygun faiz ve vade koşulları ile değiştirilmesini sağlamak üzere alternatif olarak sunulan kredi türüdür. Hypo TurkIje Hollanda’daki ihtiyaçlarınız için kredi Kredi geri ödenene dek, bankalar taşınmazınıza el koyabilme yetkisini ellerinde tutarlar. Bu nedenle

geri ödeme zorluğu olduğunda karşılaşılabilecek riskleri iyi tartmanız gerekir. Sadece Avrupalı Türklere hizmet veren ve kurulduğu günden beri yüzlerce vatandaşımızı Türkiye’de ev sahibi yapan Hypo Turkije’ye, Türkiye’den alacağınız her türlü gayri menkul alımı konusunda danışabilirsiniz. www.hypoturkije.nl Amsterdam: 06 246 38 830 Den Haag: 06 419 83 682 Adres: Voorthuizenstraat 194 2573 AP Den Haag

Türkiye’den Konut Alırken Nelere Dikkat Etmeli? Hypo Turkije Konut Kredisi ile Türkiye’de ev sahibi olanYaser Acer’in tavsiyelerini sizlerle paylaşmak istedik. Yaser Bey Yozgat’lı. Rotterdam’da 15 senedir sebze ve meyva toptancılığı yapıyor. Günümüz şartlarında Türkiye’den ev alırken herzamankinden daha dikkatli olunmasında fayda olduğu kesin.

Peki günümüz şartlarında neden daha dikkatli olacağız? Çünkü piyasa sıkışık olduğunu biliyoruz, piyasa sıkışık olunca Türkiye’de zemin kaygan olur ve biz Avrupalı Türkler ayağımızı sağlam basmak zorundayız. Ayağımızı nasıl sağlam basacağız? 1. İnşaattan konut alacağınız zaman çok iyi araştırın, mutlaka banka ile anlaşmalı inşaat firmaları seçin, çünkü bankaların projeyi ve müteahhit firmayı sizin yerinize araştırdıklarını unutmayın. 2. Mutlaka kampanyalı konut alımı yaparken, paranız olsa dahi ufak ta olsa bir kredi kullanın. 3. Bankadan kredi kullanmaya kalktığınızda kredi oranının yanısıra bir o kadar da önemli olan masraflara bakın. Cebinizden çıkacak para önemli. Süpriz ile karşılaşmayın! 4. Hypotheek de vadenizi doğru seçin, çünkü 84 ay aydan sonraki vadelerde aylık ödemelerde çok büyük fark olmadığı halde boşuna faiz ödemeyin. 5. Ödeme planı yaparken en kötü senaryoya göre bir plan seçin, mümkün oldukça elinize geçen para ile kredinizi kapatın. 6. Peşin paranızla ev alacaksanız tapuda kayıtara Dikkat..Alacağınız konutun üzerinde bir şerh var mı? Mutlaka bakın.


25

HABER

MEI / MAYIS 2010

BULMACA

Hazırlayan: Abdurrahman Gündüz

25 EURO KAZAN

€19,- euroya abonen!ol

yarışmaya hak kaza

BULMACA USTALARI

Prensip

Kalın kumaş

Şaklabanın yaptığı iş

İki kol aralığı mesafe

Kırmızı

Bulmacayı çözün, anahtar kelimeleri bulun, ödülü kazanın!

Gerekli

Kadın büyücü

İslav halkından olan

Hollandaca sigorta

Kemikleşmiş

8

Ne olursa olsun

PvdA milletvekili adayı

Az, azar

Bundan böyle

Elle oynatılan oyuncak

İŞ BAŞINA!

Yandaki bulmacayı çözdükten sonra çember işaretli numaraları uygun yerlerine yerleştirin. 2010 yılına dair bulduğunuz kelimeleri bulmaca@haber.nl adresine yollayın. Yapılacak olan çekilişte, aboneyseniz 25 EURO kazanabilirsiniz...

Gizlenmek

Anadolu Ajansı

Kendi yutar .... başkasına verir talkını

Anlamlı işaret

Sonsuz

Ailesini geçindiren

3

Yol yiyeceği Leke kelimesinin ünsüzleri

4 İlginc kişilik

Üzmek, sıkıntı vermek

Arının yaptığı

Milimetrenin kısaltması

Bi parçayı söküp koparmak

Sıvı ölçü birimi

Dumansız 5 ateş

Sözleşme

Arazi parçası

İsim Bulmaya çalışma

Ameliyat etme işi

Oval tabak

Askerler 2

İstemsiz kas hareketi

Favori

Fosforun simgesi

Halk dilinde amca Soyu kesik

Kuzu sesi

Yunan milli dansı

Emmeden emir

Bir nota

İcar Bozkır

İdam etmek

Alfabenin ilk harfi

Ödünç mal

Cennet bahçesi

6

Japon otomobil markası

Üst karşıtı

İlk çığır

Avusturya’nın plaka imi

İrkla ilgili olan 9

7 Eğreti işler, ... çatma

Kansızlık

İridyumun simgesi Ön ödenti

Solistin tek şarkısı

Osmityumun simgesi

Bir hayvan

Asalak bir böcek

Kenar Kamu İhale Kurumu

Bir binek hayvanı

Arapçada ben

Vücut ifrazatı

Mübalağa

Almanya’nın plaka imi

İlave

Şöyle böyle

1

Abone olmak çok kolay! Abone formunu doldurun, e-maille ya da postayla bize ulaştırın.

Fijenoord belediye bşk

Saf, temiz

Kabaca evet

Yetersiz

1

2

3

4

5

6

7

8

9

abone@haber.nl 1 9

9 2

5

5

6

3

3

4

1

6

4

1

7

2 5

4

9 7

3

2

4

8 1

4 6

7

2

Zor

Toplamda 9x9 = 81 kare olan kümelere 1’den 9’a kadar rakamlar yerleştirilir. Her bir rakam, her bir satırda ve her bir sütunda sadece bir kez kullanılabilir. Her bir rakam, 3x3=9 kareden oluşan mini bloklarda da sadece bir kez kullanılabilir. Bulmacayı tamamlamak için tabloyu öyle bir şekilde doldurmalısınız ki; dokuz kareden oluşan her satır, her sütun ve her blok 1’den 9’a kadar bütün rakamları içersin, hiçbir rakam tekrarlanmasın ve eksik kalmasın.

6

Kolay

Sudoku

Nasıl Oynanır?

8

8

8

5

9

1

4

3

8

7

2

3

4

9

3 5

7

6

8 3

8

4

9


HABER

26

MEI / MAYIS 2010

zeven plekken gekozen. Aan de andere kant is het geen toeval maar heeft het zo moeten zijn. Nu zijn de vrouwelijke kwaliteiten meer nodig in de maatschappij, voor meer balans. We zijn op de volgende manier aan kandidaten voor Partij Een gekomen. We hebben een oproep gedaan en selectiedagen gehouden. Mensen zijn naar ons toe gekomen en degenen met de beste kwaliteiten waren de vrouwen. Dat was voor ons ook nieuw. We hebben toen gezegd dat de lijstduwers mannen moesten zijn, puur voor de symboliek. Onze slogan is “Verandering begint vandaag” en mannelijke leiders moeten ruimte maken voor vrouwelijke leiders. Het mooiste is dat Abraham Soetendorp op de lijst staat als lijstduwer. Het is voor het eerst dat op een lijst moslims staan en dat een rabbi de duwer is. Soetendorp heeft het zelf aangeboden. Zijn belangrijkste kernwaarde is respect en hij vindt verbinding ook het sleutelwoord. Jullie worden de Idealistische Partij genoemd. Wat zijn jullie idealen? (Misschien zowel politiek als persoonlijk.) Yesim: Onze politieke idealen zijn gericht op drie pijlers. De eerste pijler is de kracht van verbinding. De tweede is de kracht

INTERVIEW | SONGÜL ARSLAN

Een nieuwe partij in het Nederlandse politieke landschap. Waarom een nieuwe partij en waarom Partij Een? Er is behoefte aan een nieuw, positief geluid omdat we juist weg willen van angstpolitiek en negativiteit. Daarom zijn we drie jaar geleden begonnen met het oprichten van deze partij. De behoefte is ook terecht. Waarom Partij Een? Partij Een is een partij van een nieuw gedachtegoed in de politiek. Het is de partij van een nieuwe generatie die niet gelooft in het links-rechts denken maar gelooft in ondernemerschap en idealisme. De belangrijkste kernwaarde van onze partij is verbinding. We moeten elkaar ook meer steunen. Er wordt gezegd dat jullie opvallend veel vrouwen in jullie partij hebben. Kunnen jullie iets meer vertellen over hoe jullie partij is samengesteld? De eerste zeven personen op de lijst zijn vrouwen. De eerste man komt op nummer acht. Daarna zijn het allemaal die de vrouwen duwen richting de politiek in. Het is ook symbolisch want meer vrouwen in de politiek brengt ook meer kwaliteiten mee. Het is aan de ene kant toeval want we hebben niet bewust voor de vrouwen op de eerste

FOTOGRAFIE | MEHMET FATİH KARAMAN

MEER VROUWEN IN DE POLITIEK BRENGT MEER KWALITEITEN MEE

YEŞİM CANDAN

Yeşim Candan en Nafize Şener

van de mens en de derde is de kracht van diversiteit en daar gaan onze idealen over. We geloven dat niet alleen wij als partij idealen hebben maar iedereen. We streven ernaar dat iedereen gelooft in zijn of haar eigen idealen en dat we iets gaan ondernemen. Ondernemen zonder angst om iets met die idealen te doen.

Vanuit onze vijf kernwaarden verbinding, respect, verantwoordelijkheid, duurzaamheid en positiviteit gaan we alle onderwerpen bekijken. We kunnen onszelf met deze kernwaarden vereenzelvigen. Nafize: Mijn persoonlijk idealen zijn dat ik op de arbeidsmarkt gelijkwaardigheid wil en

participatie van iedereen. Ik wil dat iedereen bijdraagt aan de productie en economie in Nederland en dat we zo ondernemerschap blijven stimuleren. Meer werkgelegenheid voor iedereen en ook stageplekken voor iedereen. Wat voor visie hebben jullie voor Nederland?


27

HABER

MEI / MAYIS 2010

Wij geloven in diversiteit. Wij denken dat Nederland een positief land is en weer kan worden. NL is een land waar kansen zijn voor iedereen. Onze visie is dat iedereen in Nederland met elkaar verbonden wordt, jongeren met ouderen, arbeidsongeschikten met arbeidsgeschikten, iedereen. We willen ook duurzaam denken aan en over de toekomst en nu investeren in jongeren voor later. We denken dat een positief Nederland mogelijk is. Wij geloven ook dat iedereen een talent heeft en we willen dat iedereen meedoet in Nederland en dat niemand aan de kant gezet wordt. Dat houdt ook in dat het vak ondernemerschap geïntroduceerd wordt op scholen. Jongeren dienen een alternatief te krijgen om ook ondernemer te zijn en te worden en dat het goed is voor iedereen om die ondernemersgeest te ontwikkelen. Wij zoeken ook verbinding door werk. Iedereen die een (werkloosheids)uitkering krijgt, moet dan ook iets terug doen voor de samenleving in onze visie. Iedereen draagt bij aan de samenleving. Mensen krijgen een sociale plicht. We moeten allemaal bouwen aan de toekomst van Nederland. Belangrijker is dat we niemand gaan uitsluiten! Veel mensen zijn naar Nederland gekomen voor economische redenen en dat moet weer tot zijn recht komen. Het mag niet voorkomen dat er mensen zijn die geen werk hebben, dan moeten we dus werkgelegenheid creëren. Hoe denken jullie als partij een rol te kunnen spelen in deze toekomst van Nederland? Ten eerste denken we dan weer aan de drie pijlers met als belangrijkste pijler de verbinding tussen mensen. We willen mensen met name verbinden door werk. Via een sociale plicht kom je ook in contact met anderen en kun je weer eerder solliciteren. We willen mensen actiever maken. Ten tweede de kracht van de mens. Iedereen heeft recht op een scholingsregeling. We kunnen er niet omheen dat we langer moeten doorwerken. Laten we het dan praktischer maken, iedereen krijgt bijscholing. Ten derde denken we aan de kracht van diversiteit. We hebben het niet over integratie. Wij zeggen dat verschillen fantastisch zijn! Nederland heeft een schat in handen: jong, oud, homo, hetero, autochtoon, bicultureel. Daar moeten we gebruik van maken. Waarom zouden kiezers op jullie moeten stemmen? Yesim: Omdat er mensen zijn die behoefte hebben aan

mogelijkheden en kansen en die zich daarvoor willen inzetten Ik geloof erin dat alles wat je aandacht geeft, groeit. Het is stimulerend als ik tegen jou zeg: “Je hebt talent, je kunt het.” Dat geeft een hele andere dynamiek dan: “Je kunt het niet.” Wij willen mensen aanspreken op talenten. Wij willen vernieuwing en verfrissing. We willen dat iedereen meedoet. Nafize: Als mensen geloven dat hun idealen waargemaakt kunnen worden, dan moeten ze op ons stemmen want wij geloven daar ook in en dat het kan. Yesim: Het mooiste voorbeeld is de mail van de PVV-stemmer die ik heb ontvangen. Die man

243_Amsterdam 105x210 mm EN.indd 1

had zoveel haat en wilde het liefst dat alle Marokkanen het land uitgezet werden. Maar hij schreef dat als wij met oplossingen zouden komen, dan zou hij op ons stemmen. En met hem samen alle andere Nederlanders. Daar kreeg ik echt kippenvel van. Wat hij eigenlijk zegt in zijn mail is: “Help mij.” Wij willen hem ook helpen en dat kunnen wij ook. Bij ons hebben jongeren geen tijd meer om anderen te treiteren. We gaan heel erg focusen dat iedereen een talent heeft en dat iedereen gaat bijdragen. Er is gewoon geen tijd om rond te hangen. Ik denk dat als wij jongeren ook gaan betrekken in het hele verhaal, in plaats van ze

3/10/10

af te schrijven, dan zal dat een enorme omwenteling teweegbrengen. Hoeveel zetels verwachten jullie? Vijf. Wat is jullie boodschap voor kiezers? Nafize: Moed in plaats van angst en liefde in plaats van haat. Nu verbinden met elkaar en elkaar steunen. Yesim: Iedereen is een leider en leiderschap houdt in dat je vandaag tegen jezelf zegt dat je je op de toekomst richt, op mogelijkheden en kansen. Alles is

mogelijk in het leven, als je er maar in gelooft. Geloof in jezelf en neem ook die verantwoordelijkheid.

Stemmen in je pyjama

De Tweede Kamer verkiezingen zijn zeer binnenkort. Iedereen met een Nederlands paspoort kan meedoen aan de verkiezingen en zijn stem uitbrengen. Het onderwerp van deze verkiezingen lijkt de economie te zijn. Gevestigde partijen hebben het voornamelijk over bezuinigingen. Er is echter een belangrijk item dat door de meeste partijen zo veel mogelijk wordt gemeden; Wilders. Welke partij durft het aan om met hem een coalitie te vormen mochten ze een groot aantal zetels halen? Een aantal partijen heeft al gezegd dat ze geen coalitie willen met Wilders. Volgens het televisieprogramma Zembla laat de retoriek van Wilders duidelijk zijn sporen na in de Nederlandse samenleving. In Groesbeek treiterde onlangs een buschauffeur zijn moslimpassagiers met de woorden: “Wacht maar tot na de verkiezingen van 9 juni. Dan wordt alles anders en gooien wij jullie, buitenlanders, eruit.” G. Ankoné, directeur van het Bureau Discriminatiezaken in Den Haag, voegt daaraan toe: “Steeds meer mensen rechtvaardigen hun uitspraken jegens moslims door middel van uitspraken van landelijke politici.” Via zijn stem kan elke burger zijn ideeën uitdrukken, zijn mening geven over het systeem en een toekomst eisen die aan zijn verwachtingen voldoet. De stem is dus het eerste wapen waarover stemgerechtigden beschikken om zaken te veranderen. Onze toekomst hangt gedeeltelijk af van de politieke beslissingen. Voor ons eigen welzijn en dat van onze omgeving moeten wij dus stemmen voor de persoon of de partij die ons politieke ideaal het dichtst benadert. 1:56:47 PM Verkiezingen zijn dus scharniermomenten in de werking van de democratie: momenten waarop iedere burger, gelijkwaardig en vrij, zijn stem kan laten horen. Die stem is dan ook het ultieme en beslissende middel waarover iedere burger beschikt om het bestuur van zijn gemeente, zijn gewest, zijn land of de Europese Unie richting te geven.

Als we willen dat een wannabe dictator als Wilders niet genoeg zetels haal,t dan moeten wij met zijn allen gaan stemmen. Daar ligt ook het grootste probleem. Er zijn heel veel biculturelen, allochtonen, maakt niet uit hoe je ze wilt noemen die niet gaan stemmen. Laatst vertelde een persoon op TV het volgende: “Onze mensen zijn te lui om zich in de ochtend te scheren en naar buiten te gaan. Moet ik het land redden?” hoor je ze dan. “Ja, jouw stem is belangrijk,” antwoord ik hen. “ Kom stemmen, ook al ben je in je pyjama!” Laten we stemmen, laten we ervoor zorgen dat anderen ook stemmen. Alleen dan pas mogen we klagen en mogen we politici bekritiseren!

erdincsacan@haber.nl

Erdinç Saçan was werkzaam als internet coördinator bij Corendon / Gomundo. Momenteel is hij in dienst bij Olezo als e-commerce manager. Daarnaast is hij voorzitter van Stichting De Nieuwe Generatie.


HABER

28

MEI / MAYIS 2010

Zekerheden in het leven De munteenheid van Europa heeft het de afgelopen tijd zwaar te verduren gehad door de schulden van de eurolanden. Niet lang na de introductie werd de euro een serieuze concurrent van de dollar. De dollar was veelgevraagd en zelfs olie werd gedenomineerd in dollars. De dollar was heer en meester. En toen kwam de euro. Hoewel er zeker in het begin door consumenten steen en been geklaagd werd dat alles zo duur was geworden, werd de euro een gedegen concurrent. Niet alleen voor de dollar maar ook voor andere belangrijke munteenheden zoals de Japanse yen en het Britse pond. Door deze stevige positie van de euro was er voldoende vertrouwen in de Europese landen die deelnamen aan de euro. Toen kwam de financiële en economische crisis. Niets was meer zeker en nergens leek nog vertrouwen in te zijn. Allerlei fundamenten waarvan wij dachten dat die op sterke pijlers rustten, berustten vaak op niet meer dan goede marketing-technieken. Hoewel, twee zekerheden in het leven bleven: dat we op een dag sterven en dat we belasting moeten betalen. Daarnaast kwamen zaken bovendrijven waarvan we misschien maar blij moeten zijn dat ze nu aan het daglicht komen zodat we er iets aan kunnen doen. De schrikbarende financiële positie van Griekenland bijvoorbeeld. Griekenland heeft structureel haar cijfers mooier voorgesteld dan deze in werkelijkheid waren. Zelfs zo erg dat Griekenland hulp nodig heeft, van haar bondgenoten in Europa maar ook van het IMF. Niet alleen het vertrouwen in Griekenland maar ook het vertrouwen in de euro liep hiermee schade op. Wat frappant is dat een euroland als Griekenland, een land dat lid is van de Europese Unie ook bij het

IMF moet aankloppen. Bij het IMF klopten meestal landen aan waar instellingen weinig vertrouwen in hadden, zoals Turkije en Brazilië, en juist deze landen bouwen de relatie met het IMF af of hebben deze al afgebouwd. Dit lijkt de omgekeerde wereld: ontwikkelde landen kloppen bij het IMF aan terwijl de minder ontwikkelde landen de relatie afbouwen. In zekere zin is de wereld zich misschien wel aan het omkeren. De financiële en economische crisis heeft duidelijk gemaakt dat de zwakke economieën van nog niet zo heel erg lang geleden (waaronder wederom Turkije en Brazilië) sterker zijn dan we denken. Deze economieën hebben zich sneller hersteld van de crisis dan de Europese landen. Bovendien hebben Turkije en Brazilië een upgrade gekregen van instellingen die kredietwaardigheid beoordelen terwijl eurolanden als Griekenland en Spanje juist een bijstelling naar beneden hebben gekregen. De Griekse bevolking moet een zware last dragen. De internationale gemeenschap lijkt zich tegen hen te hebben gekeerd en lijkt hun weerstand tegen de hervormingen niet te begrijpen. Hoewel de voorgestelde bezuinigingen pijnlijk zijn, zijn de problemen ervan niet onoverkomelijk. De Grieken hebben van oudsher hun stempel op de wereld gedrukt met hun culturele erfgoed en anderen verrijkt met hun Griekse cultuur. Aan de eerste zekerheid in het leven hebben ze zich kunnen onttrekken door de onsterfelijkheid van hun goden op de Olympus. Het zou me niets verbazen als Griekenland ook een manier zou vinden om zich aan de tweede zekerheid van het leven, het betalen van (meer) belastingen, zou kunnen onttrekken. Als ze desondanks hun schulden kunnen afbetalen, dan valt er zeker nog iets te leren van de Grieken.

WERK EN NETWERK

Naam: İsa Özler Contact: contactme@isaozler.com

Naam: Nuri Kaplan Contact: nurikaplan@hotmail.com

Mini C.V.

Mini C.V.

2010 - heden - Art director - euzcom

2003-2007 - Iris Travel

2008 - heden - Brand Designer - Featherlight Design

2007 - heden - Bank Of New York Mellon

2007 - 2007 - Stagiair Docent - Momentum Middle School (San Diego / California)

Na enige tijd in het hoger onderwijs te hebben genoten van verschillende studies was het op een gegeven moment een doodlopende weg in mijn studieloopbaan. Vervolgens heb ik een radicale keuze gemaakt en besloten om van mijn hobby mijn werk te maken. Alleen was het niet echt een tijd waarin je al te veel risico’s kon nemen (krediet crisis). Maar het was een uitdaging, met niets een fulltime job beginnen. En toen is Featherlight Design geboren. Inmiddels heb ik rond de 100 klanten en kom ik steeds voor grotere uitdagingen te staan. Sinds kort ben ik samen met een compagnon een nieuw bedrijfje gestart (euzcom) waar we de kleinere MKB op communicatief vlak willen professionaliseren. Hierbij ligt de nadruk dan ook bij visuele communicatie. Kortom waar een wil is, is een weg!

Mijn naam is Nuri Kaplan. Ik ben al 6,5 jaar woonachtig in Belgie. Daarvoor heb ik lange tijd gewoond in Turkije. In eerste instantie was het natuurlijk even wennen aan de nieuwe condities en omstandigheden hier in Belgie. Het wennen aan de land en de nieuwe cultuur, taal problemen, social toestand etc. Maar gelukkig heb ik dat in korte tijd weten te overwinnen. Ik ben begonnen met werken destijds toen ik hier kwam bij een Turkse Reisbureau, Iris Travel, waar ik ook de mogelijkheid zag om de taal te leren. Op dit moment ben ik werkzaam bij een Amerikaanse bank, Bank of New York Mellon, tevens ben ik bezig met de studie Master In Finance. Mijn filosofie is dat met hard werken, succes vanzelfsprekend is.

Kenmerken: Kies jouw 5 sterkste punten! Nauwkeurig

Ambitieus

Nauwkeurig

 

Ambitieus

Vriendelijk

Flexibel

Teamplayer

Zelfstandig

Leidinggevende capaciteiten

Maatschappelijk betrokken

Flexibel

Doorzettingsvermogen

Resultaatgericht

Organisatietalent

Resultaatgericht

Representatief

Humor

Representatief

Humor

Waarnemer

Ondernemend

Waarnemer

Ondernemend

Innovatief

Denker

Zelfverzekerd

Simpel/Makkelijk

Beslisser

Ondersteunend

..............................

Doener

..............................

Denker Beslisser

Kenmerken: Kies jouw 5 sterkste punten!

Doener

 

Flexibel

Teamplayer

Zelfstandig

Leidinggevende capaciteiten

Maatschappelijk betrokken

Flexibel

Doorzettingsvermogen

Organisatietalent

Huidige status: Bank Of New York Mellon

Huidige status: Eigenaar Featherlight en Art Director Euzcom

ModerneTurkse Poëzie

Vriendelijk

Samengesteld door Mehmet Emin Yıldırım, Sytske Sötemann en Mehmet Çetin. In Turkije leeft de poëzie onder de mensen. Dichters worden gehoord, gelezen en gezongen. En dichters luisteren. Een bloemlezing van

moderne Turkse poëzie staat daarom midden in de Turkse geschiedenis en samenleving – en legt haarscherp getuigenis af van alle turbulenties in het Turkije van de twintigste eeuw. ISBN 978 90 450 0222 4, €49,90, 728 blz.

İÇ VE DIŞ MEKAN REKLAM TASARIMI YAPILIR

songularslan@haber.nl

Songül Arslan heeft een achtergrond in internationale en financiële projecten, marketing en communicatie en is nu werkzaam als beleidsmedewerker op de afdeling Buitenlandse Economische Betrekkingen van het ministerie van Economische Zaken.

—— —— —— —— —— —— —— —— —— —— Süpermarket, Döner Dükkanları, Elektronik ve —— Tekstil Mağazaları için Aradığınız Tüm Malzemelerin Gerçek Adresi

info@aclass.nl

www.aclass.nl

Metal raflar / Ahşap raflar Vitrinler – vitrin tezgahları Pasta / ekmek reyonları Barkodlu elektronik kasa sistemleri Duvar soğutucuları (sütlük-paket et) Freezer / Meşrubat dolapları Soğutuculu meyve/sebze dolapları Et doplaları ve kasap malzemeleri Döner ve mutfak ekipmanları Klimalar, motor ve motor grupları Soğuk ve derindondurucu odaları

Tel: 06 30 - 35 60 40


29

HABER

MEI / MAYIS 2010

Turkije de 2e economie van Europa rond het jaar 2025! Deze uitspraak werd gedaan door de Istanbul Chamber of Commerce. De ontwikkelingen gaan zeer snel in Turkije en het land ontwikkelt zich tot een belangrijk producent. Voor onze regering belangrijk genoeg om Turkije tot prioriteitsland voor zakelijke contacten en kansen te bestempelen. Concreet betekent dit dat er veel geïnvesteerd wordt in het zichtbaar maken van de kansen in Turkije, door het geven van voorlichting en het bieden van ondersteuning bij het vinden van partners. De Turkse en Nederlandse Kamers van Koophandel hebben daarop het initiatief genomen hieraan invulling te geven. In 2010 en begin 2011 zullen consultdagen met Turkije experts, bijeenkomsten over het zakendoen met Turkije en drie handelsmissies worden georganiseerd. Begin 2011 volgt een inkomende handelsmissie. Elke handelsmissie wordt lan-

delijk aangeboden en heeft een focus op een aantal kansrijke sectoren en regio´s in Turkije. Turkse regionale kamers van koophandel verzorgen de individuele matchmaking met potentiële Turkse partners. Op 18 mei is er in Utrecht een programma over kansen in Turkije met als doel ondernemers te helpen de Turkse markt beter in beeld te krijgen. Tijdens deze bijeenkomst komen de volgende onderwerpen aan bod: de huidige economische ontwikkelingen, kansen en mogelijkheden voor Nederlandse bedrijven, Turkije in perspectief met andere landen, financiële aspecten bij het zakendoen met Turkije en de Turkse belastingstructuur, zakelijke gedragscode, de do’s en dont’s in Turkije en gesubsidieerd exporteren naar Turkije met behulp van de exportsubsidie ‘prepare2start’. Het seminar is kosteloos en wordt gehouden bij de Kamer van Koophandel Midden-Nederland in

Utrecht. U kunt zich aanmelden via onderstaande bon of via www.kvk. nl/mn-turkije. Op 21, 22 en 23 juni worden er bij de KvK’s in Rotterdam, Utrecht en Venlo spreekdagen georganiseerd met het Landbouwattaché van Turkije. Tussen 30 mei en 4 juni is er een handelsmissie naar Kocaeli, Bursa en Istanbul waarbij o.a. de sectoren agro/food & life science, duurzaam bouwen, auto/vrachtauto industrie en kunststofverwerkende industrie aan bod zullen komen. Tussen 3 en 8 oktober vindt de handelsmissie plaats in Gaziantep en Istanbul met de focus op life sciences en medische sector, ICT, food en agri, metaal en machines. Izmir, Ankara en Istanbul zijn de plaatsen waar tussen 28 november en 6 december een handelsmissie zal plaatsvinden, programma wordt nog nader bepaald.

Turkse Nederlanders uitgenodigd door Barack Obama

Handelsmissie Turkije Wilt u meer weten over zakendoen in turkije? door deel te nemen aan de handelsmissie naar turkije kunt u kennismaken met de lokale industrie en contacten leggen met lokale ondernemers. omdat turkije de oostelijke provincies meer aandacht wil geven, bestaan hier diverse financiële ondersteuningsprogramma’s voor. kansrijke sectoren zijn: lifesciences en medische sector, ICt, milieu, food & agri, metaal en machines, bouw, textiel, transport en infrastructuur. turkije behoort al jaren tot een van de snelst groeiende economieën ter wereld. ondanks de economische crisis voorspelt de europese Investeringsbank voor turkije in 2010 alweer een herstel van de economische groei. er zijn volop kansen voor het nederlandse mkb op een breed terrein.

Programma bezoek aan Istanbul (2 dagen) en de nog niet door al te veel westerse bedrijven ontdekte regio Gaziantep (zuid-oost anatolië) (3 dagen). Gaziantep is dé toegangspoort tot syrië, Irak en het midden-oosten. meer informatie: Judith de bruijn, jbruijn@middennederland.kvk.nl of secretariaat ondernemersinformatie t (030) 2396 649. door het programma samenwerking opkomende markten (psom) kunnen wij deze vijfdaagse handelsmissie voor € 500,- aanbieden.

InformatIe & aanmelden handelsreIs: www.kvk.nl/ turkije

kosten: e500,exclusief reis- en verblijfskosten. loCatIe: istanbul en Gaziantep datum: 3 t/m 8 oktober 2010

Atilla Aytekin en Umut Akpinar zijn de mede-oprichters van Triodor Software en zijn als enige Nederlandse ondernemers op 26 en 27 april in Washington aanwezig geweest op een tweedaagse conferentie. Deze werd door de Amerikaanse regering georganiseerd en president Barack Obama heeft in zijn speech de nadruk gelegd op het feit dat sociaal ondernemerschap een bijdrage kan leveren aan

het oplossen van problemen veroorzaakt door sociale verschillen. Triodor Software ontwikkelt software met kantoren in Amsterdam en Istanbul. Atilla Aytekin heeft in 2006 zijn levensverhaal als boek uitgebracht met de titel Atilla’s Dutch Dream. Verder heeft hij de Dutch Dream Foundation opgericht om nieuwe ondernemers te stimuleren.

Op 24 april is in Oudewater in de provincie Utrecht een standbeeld onthuld van Nasreddin Hodja. Het standbeeld komt op de boerderij van familie Hoogenboom. Mozaik Cultuur en Kunststichting heeft het initiatief genomen om de beeltenis van Nasreddin Hodja te plaatsen. Nasreddin Hodja was een volkfilosoof, observator en grootmeester van de lach die voor elke gebeurtenis een creatief antwoord wist te geven. Bij de onthulling van het standbeeld waren naast Burgemeester Marianne Ruijgrok-Verreijt ook familieleden, vrienden en een

grote Turkse delegatie aanwezig. Jan Hoogenboom maakte sinds 1984 boerenyoghurt in zijn boerderij. Nadat hij een Turkse ondernemer ontmoette kreeg de boerenyoghurt een Turks imago. Volgens de Turkse ondernemer smaakte de dikke boerenyoghurt namelijk erg veel op Turkse yoghurt. De naam werd in de jaren negentig veranderd in Ciftlik Yogurt en de familiefoto van de boer op de verpakking werd vervangen door Nasreddin Hodja. Hierna werd de boerenyoghurt een enorme hit in de Turkse gemeenschap.

De Turkse ondernemer Ertan Bayar wil samen met een internationale consortium de luchthaven van Twente exploiteren. Als hij de exploitatierechten kan verkrijgen wil hij flink maar daarnaast ook duurzaam investeren in de luchthaven. Het consortium heeft al de luchthavens van Dalaman en Hakkari in Turkije en zijn ze

mede-eigenaar van vliegvelden van Izmir, Ankara en Antalya. Bayar heeft verder ook Bayair opgericht en ziet grote kansen voor de luchthaven: “Binnen een straal van twee uur rijden heeft dit vliegveld een bereik van 34 miljoen mensen. Er ligt een goede startbaan, de A1 en het spoor zijn dichtbij. Dat biedt geweldige kansen.”

Nasreddin Hodja vereeuwigd in Nederland

Turkse ondernemer wil vliegveld Twenten overnemen


HABER Tel: 030-8890206 E-fax: 0847-292120 E-mail: info@profa.nl Website: www.profa.nl

Lid van College Belastingadviseurs

Becon nr: 490.532 Tafelbergdreef 36 3564 AB Utrecht

Belastingadvies Opstellen jaarcijfers Aangiften inkomstenbelasting Aangiften vennootschapsbelasting

Inflatie stijgt naar 1,1 procent De inflatie in april 2010 steeg naar 1,1 procent. Dat is 0,1 procentpunt hoger dan in maart. Dit blijkt uit cijfers van het CBS. De stijging van de inflatie komt vooral door duurdere vliegreizen. Een vliegticket was in april gemiddeld 12,6 procent duurder dan een jaar eerder. Hogere groenteprijzen en verblijfskosten in het buitenland droegen ook bij aan de toename van de inflatie. De Nederlandse inflatie volgens de Europees geharmoniseerde methode (HICP)

Aantal openstaande vacatures daalt verder

Eind maart 2010 stonden er, gecorrigeerd voor seizoeninvloeden, 113 duizend vacatures open. Dat zijn er 11 duizend minder dan een kwartaal eerder. Het aantal openstaande vacatures is in het eerst kwartaal van 2010 hiermee verder gedaald. Na een eerdere stabilisatie in het derde kwartaal van 2009 lijkt de periode van dalingen nog niet voorbij. Het aantal vacatures blijft laag, en ligt nu nog 18 duizend boven het vorige dieptepunt in 2003.

Minimale groei van de economie

De Nederlandse economie ıs in het eerste kwartaal van 2010 met 0,1 procent gegroeid ten opzichte van hetzelfde kwartaal een jaar eerder. Ten opzichte van het voorgaande kwartaal groeide de Nederlandse economie in het eerste kwartaal van 2010 met 0,2 procent. Hierbij is rekening gehouden met werkdag- en seizoenseffecten. Dit is het derde kwartaal op rij met een positieve kwartaal-op-kwartaalgroei. Wel is deze groei minder dan in de voorgaande twee kwartalen.

€15 miljoen voor technologie elektrisch rijden

Minister Van der Hoeven (EZ) investeert 15 miljoen euro in de technologie van het elektrisch rijden. De geselecteerde tien projecten verkeren nog in de ontwikkelfase maar kunnen bijna in productie worden genomen. De nieuwe bedrijvigheid die ontstaat leidt ook tot extra werkgelegenheid en innovatie in Nederland.

30

MEI / MAYIS 2010

daalde naar 0,6 procent. Volgens de raming van Eurostat steeg de inflatie van de eurozone in april naar 1,5 procent. De inflatie van de eurozone is nu ruim twee keer zo hoog als die van Nederland. Dit komt vooral doordat de stijgende olieprijs in de meeste landen van de eurozone sneller doorwerkt dan in Nederland. In Nederland worden aanpassingen van gas- en elektriciteitsprijzen grotendeels doorgevoerd in de maanden januari en juli.

Word abonnee en ontvang een jaar lang HABER voor maar 19,- EURO We hebben onze abonnementsprijs verlaagd naar 19,- EURO.Wie nu een abonnement van 1 jaar neemt, krijgt HABER elke maand naar zijn/haar (post)adres per post verstuurd. Ook is het via de website mogelijk om abonnee te worden. HABER Gazetesi abonelik ücretini gelen yoğun istek üzerine yıllık 19,- EURO’ya indirmiştir. Sadece bir defa ödeyeceğiniz bu miktarla HABER Gazetesi her ay posta adresinize ulaşacaktır.

Oud-minister Dijkstal overleden Op 9 mei 2010 is Hans Dijkstal, voormalig minister van Binnenlandse Zaken, op 67-jarige leeftijd overleden. Ook overleed op deze dag oud-staatssecretaris van Financiën, Ferdinand Grapperhaus. Dijkstal was van 1994 tot 1998 minister van Binnenlandse Zaken en viceminister-president in het eerste kabinet-Kok. Vervolgens werd hij fractievoorzitter van de VVD in de Tweede Kamer. “Hans Dijkstal verdient grote waardering en respect voor zijn vele activiteiten op politiek en bestuurlijk gebied’’, zei minister-president Bal-

‘Leeftijdsgrens alcoholverkoop van 16 naar 18 jaar’ GGD Nederland, het Trimbos-instituut en het Nederlands instituut voor alcoholbeleid (STAP) willen dat de Tweede Kamer de leeftijdsgrens voor de verkoop van alcohol verhoogt van 16 naar 18 jaar. De Kamer debatteert hier binnenkort over. De drie landelijke gezondheidsorganisaties willen de leeftijdsgrens omhoog omdat het drinken van alcohol op jonge leeftijd schadelijk is voor de ontwikkeling en gezondheid van jongeren. Ze doen hun oproep in een open brief aan de Tweede Kamerleden.

HABER

Beveilig uw woning of kantoor met het beveiligingssysteem van ADACAMS

kenende in reactie op het overlijden. “Hij was een overtuigde liberaal met een sociaal gezicht. Hij was wars van populisme, zocht steeds de nuance en probeerde voortdurend de verbinding tussen mensen te leggen.” “Hij was een meester in het overbruggen van tegenstellingen, zonder dat hij daarbij zijn eigen overtuigingen geweld aan deed. Maar bovenal was hij een aimabel en plezierig mens. Waar Hans was, daar werd gelachen. Onze gedachten zijn vandaag bij zijn vrouw en zijn familie”, aldus Balkenende.

COLOFON

HABER

Laan op Zuid 474 3071 AB Rotterdam 010 - 2 900 900 website: www.haber.nl abonnementen: abone@haber.nl Hoofdredactie: Ibrahim Karaman Redactie: Songül Arslan Mehmet Güzelyurt Dr. Hüseyin Keleş

Maak vrijblijvend een afspraak met één van onze beveiligingsadviseurs. Hij helpt u bij het samenstellen van een ADACAMS beveiligingssysteem dat specifiek is afgestemd op uw werk en/of woonsitutatie.

Schiedamseweg 213 3026 AN Rotterdam

GSM: 0624-367064

www.adacams.nl

Betaalbare website met webshop?

Bel ons voor een afspraak!

Art Direction & fotografie: Mehmet Fatih Karaman Advertenties Nur Öztürk nur@haber.nl 0684-02 04 03 Correspondenten: Suna Floret Burhaneddin Carlak Serap Torremans Repr. Amsterdam Murat Taş Repr. Eindhoven Ali Yücel Repr. Arnhem en Nijmegen Kürşat Bal Repr. Limburg Muzaffer Bozaslan Rafjes: Rafih Berkane

website v.a. € 399 webshop v.a. € 999 www.itnt.nl

0653-53 33 58

HABER verschijnt maandelijks

HABER

Tel:010- 2 900 900 info@haber.nl www.haber.nl


31

MEI / MAYIS 2010

HABER


Zekerheden in het leven

D

e munteenheid van Europa heeft het de afgelopen tijd zwaar te verduren gehad door de schulden van de eurolanden. Niet lang na de introductie werd de euro een serieuze concurrent van de dollar. De dollar was veelgevraagd en zelfs olie werd gedenomineerd in dollars. De dollar was heer en meester. En toen kwam de euro. Hoewel er zeker in het begin door consumenten steen en been geklaagd

werd dat alles zo duur was geworden, werd de euro een gedegen concurrent. Niet alleen voor de dollar maar ook voor andere belangrijke munteenheden zoals de Japanse yen en het Britse pond. Door deze stevige positie van de euro was er voldoende vertrouwen in de Europese landen die deelnamen aan de euro. Toen kwam de financiële en economische crisis. Niets was meer zeker en nergens leek nog vertrouwen in te zijn. p. 28

HABER MEI

2010

Karsu

MAYIS

Jaar:1 Nr: 6

haber•nl

DOnmez:

D E B E S TE KRA

EDERLAND N N A NT V

Stemmen in je pyjama D

e Tweede Kamer verkiezingen zijn zeer binnenkort. Iedereen met een Nederlands paspoort kan meedoen aan de verkiezingen en zijn stem uitbrengen. Het onderwerp van deze verkiezingen lijkt de economie te zijn. Gevestigde partijen hebben het voornamelijk over bezuinigingen. Er is echter een belangrijk item dat door de meeste partijen zo veel mogelijk

p. 27

» p. 26

Interview met Yeşim Candan en Nafize Şener – Partij Een Er is behoefte aan een nieuw, positief geluid omdat we juist weg willen van angstpolitiek en negativiteit. Daarom zijn we drie jaar geleden begonnen met het oprichten van deze partij. De behoefte is ook terecht. Waarom Partij Een? Partij Een is een partij van een nieuw ge-

focus op een aantal kansrijke sectoren en regio´s in Turkije. Turkse regionale kamers van koophandel verzorgen de individuele matchmaking met potentiële Turkse partners. Op 18 mei is er in Utrecht een programma over kansen in Turkije met als doel ondernemers te helpen de Turkse markt beter in beeld te krijgen. Tijdens deze bijeenkomst komen de volgende onderwerpen aan bod: de huidige economische ontwikkelingen, kansen en mogelijkheden voor Nederlandse bedrijven, Turkije in perspectief met andere landen, financiële aspecten bij het zakendoen met Turkije en de Turkse belastingstructuur, zakelijke gedragscode, de do’s en dont’s in Turkije en gesubsidieerd exporIstanbul en teren naar Turkije met behulp van GazIantep de exportsubsidie ‘prepare2start’. 3 t/m 8 oktober 2010 Het seminar is kosteloos en wordt » p. 31 www.kvk.nl/ gehouden bij de Kamer van Koopturkije handel Midden-Nederland in Utrecht. U kunt zich aanmelden via het bieden van ondersteuning bij onderstaande bon of via www.kvk. het vinden van partners. nl/mn-turkije. De Turkse en Nederlandse KaOp 21, 22 en 23 juni worden er mers van Koophandel hebben dabij de KvK’s in Rotterdam, Utrecht arop het initiatief genomen hieraan en Venlo spreekdagen georganiseinvulling te geven. In 2010 en begin erd met het Landbouwattaché van 2011 zullen consultdagen met TurTurkije. Tussen 30 mei en 4 juni is kije experts, bijeenkomsten over er een handelsmissie naar Kocaeli, het zakendoen met Turkije en drie Bursa en Istanbul waarbij o.a. de handelsmissies worden georganisectoren agro/food & life science, seerd. Begin 2011 volgt een inkoduurzaam bouwen, auto/vrachtamende handelsmissie. uto industrie en kunststofverwerElke handelsmissie wordt lankende industrie aan bod zullen delijk aangeboden en heeft een komen. p. 29

Handelsmissie Turkije: Istanbul en Gaziantep 3 t/m 8 oktober 2010

wordt gemeden; Wilders. Welke partij durft het aan om met hem een coalitie te vormen mochten ze een groot aantal zetels halen? Een aantal partijen heeft al gezegd dat ze geen coalitie willen met Wilders. Volgens het televisieprogramma Zembla laat de retoriek van Wilders duidelijk zijn sporen na in de Nederlandse samenleving. In Groesbeek treiterde onlangs een buschauffeur zijn moslimpassagiers met de woorden: “Wacht maar tot na de verkiezingen van 9 juni. Dan wordt alles anders en gooien wij jullie, buitenlanders, eruit.”

dachtegoed in de politiek. Het is de partij van een nieuwe generatie die niet gelooft in het links-rechts denken maar gelooft in ondernemerschap en idealisme. De belangrijkste kernwaarde van onze partij is verbinding.

TurkIje de 2e economie van Europa rond het jaar 2025!

Özel günlerinizi film setine çevirebilirsiniz. Başrolde gelin ve damat!

Mehmet Fatih Karaman • 0628-596961

Zet uw bedrijf in Turkije op de kaart

Deze uitspraak werd gedaan door de Istanbul Chamber of Commerce. De ontwikkelingen gaan zeer snel in Turkije en het land ontwikkelt zich tot een belangrijk producent. Voor onze regering belangrijk genoeg om Turkije tot prioriteitsland voor zakelijke contacten en kansen te bestempelen. Concreet betekent dit dat er veel geïnvesteerd wordt in het zichtbaar maken van de kansen in Turkije, door het geven van voorlichting en

Bruiloft fotografie info@fatihkaraman.nl 010-423 04 24

TIKLAYIN, HESAPLAYIN...

2010 Ana sponsorlarındanız!

stand nr. 111 & 112

BenimsigortaM.nl bir PMF Moerenburg Adviesgroep kuruluşudur

Haber Gazetesi Nr.6  

Haber Gazetesi Nr.6

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you