Issuu on Google+

HABER'iN WEBSİTESİ YENİLENDİ www.haber.nl

HABER MAYIS / MEI 2014

Yıl/Jaar : 5

ISSN:1879-9981

Sayı/Nr:

43

CELAL ORUÇ ELEŞKİRT'E FAKÜLTE KURUYOR

www. haber•nl

H O L L A N D A'NIN

Mehmet Emin Ateş

'de

Aramıza Hoşgeldin Emin ağabey Hollanda Türk tarihinin en tanınmış kanaat önderlerinden biri olan Mehmet Emin Ateş artık deneyim ve birikimlerini HABER okurlarıyla paylaşacak. Kuşaklar arasındaki buluşmaları tesis için Mehmet Emin Ateş abimizle özel çalışmalarımızı takibe alın. 18'de

AZETESİ G İ Y İ EN

ORTAK AKIL OLUSTURAMADIK 31'de

30'da

Ortak aklı nasıl oluşturacağız?

İbrahim karaman

4'te

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya açık mektup. 6'da İlhan Karaçay Birlik mi dediniz? Ahmet Suat Arı

8'de

Gıravatlı Beyzadeler. Metin yazarel

9'da

İbn-i Haldun, Asabiyye ve Ortak Akıl. veyis güngör

12'de

Nefret Anıtı ve Unutmamak!!! mehmet emin ateş

18'de

İletişim bir paylaşma eylemidir. EDA KARA

ORTAK AKIL İÇİN NE GEREKLİ?

selman karaman

29'da

Ya adacıklar halinde kendi başımıza hareket ediyoruz, ya da birtakım kişisel, ticari prestij kaygıları öncelediğimiz için "asgari müştereklerde" buluşamıyoruz. Bunu en son yaşanan Ermeni anıtın meselesinde de gördük. Hem olayları eleştirme biçimi, hem eylemleri organize etme ve içeriği, ortak bir iradeden yönetilemiyor. Sonuç ise da genellikle zayıflık ve hüsran...

YAPTIRIM GÜCÜ İŞTE BU DEMEK Ekonomiye 3 milyar euro zarar getirebilir

PVV Lideri Geert Wilders’in bir süre önce Suudi Arabistan bayrağı formatında hazırladığı ve meclisteki odasının kapısına astığı İslamiyet karşıtı etiket, iki ülke arasında krize yol açtı. Bakan Timmermans alelacele Suudi Arabistan'a gitme kararı aldı . Hollanda medyası, Riyad yönetiminin Hollanda ile ticari ilişkilerini olumsuz etkileyecek bazı kararlar almaya hazırlandığını duyurup hükümetin "Wilders delidir, siz onu ciddiye almayın” anlamına gelecek sözlerini öne çıkardı.

Wilders, e il Hollanda istan b Suudi Araa krize arasınd tı. yol aç 23'te

4, 8, 9, 10, 12'de

DİKKAT YAZ GELİYOR

POLİS YENİ TÜR HIRSIZLIK DALGASINA KARŞI UYARDI. 22'de RÖPORTAJ: İLHAN DÖNE

Ticaretteki en büyük sermayeniz, güvenilir ve 16-17'de itibarlı olmanızdır.

YAKTIN BİZİ SOMA!

24'da

MetaData MetaData söyle bana...

39. SAYIMIZDA TÜRK LOBİSİNİ SORMUŞTUK

asgari müşterekler

Ortak akıl nasıl oluşturabiliriz şeklinde sorduğumuzda aldığımız ilk cevaplar çoğunlukla "maddi, siyasi, medya gücü" üçgeninin gerekliliğine ve bunların birbirinden bağımsız hareket edemeyeceği düşüncesi oluyor. Evet bunlar gerekli muhakkak, ama başlamak için gerekli koşul değil. Bunlar aslında ortak iradeye ulaşılırsa, doğal sonuçlarıdır.

10'da

Aklın ortak kullanma hâli… Zeynel Abidin kılıç

Türk Lobisi'nin oluşması yolunda, öncelikle asgari müştereklerde buluşmak, ortak değerlere sahip çıkmak ve ortak bir akıl, ortak bir irade oluşturmak gerekiyor. Hollanda Türk Toplumu bunu başarabilir.

17'de

Manisa ilimize bağlı Soma İlçesinde meydana gelen maden faciasında 301 memleket evladını kaybettik. Hüznümüz derin, acımız emsalsizdir. Onların acılı haberleri bütün memleket sathında olduğu gibi Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın da yüreklerini derinden dağlamıştır. Yardımlarınızı esirgemeyelim.

Doğal Lezzet


HABER

2

MAYIS / MEI 2014

5 YIL

% 2,95 'den başlayan faizler

10 YIL

% 3,75 'den başlayan faizler


3

HABER

MAYIS / MEI 2014

EFSANE Düğün Salonu

1000+

kişilik e kapasit

! I D L I AÇ

Her türlü düğün, nişan, sünnet ve özel günlerinizde size hizmet sunmaktan mutluluk duyarız. En güzel günlerinizi gelin birlikte planlayalım. Konuklarınız ve sizin için unutulmaz saatler hazırlayalım. 1000+ kişilik kapasite.

BREDA

DEN BOSCH TILBURG

EFSANE Düğün salonu

EINDHOVEN

ANTWERPEN

Bredebaan 4, Wuustwezel / BELÇİKA (Hollanda sınırına 300 metre)

İrtibat: Adem Ozan: 0641 - 36 68 01 Metin Doğaner: 0610 - 30 11 00 Osman Sungur: 0681 - 46 90 75

n ile e T E ZAH nler ü g el güz lsun o n i siz

ZAHET, Hollanda'da yaşayan ve yardıma ihtiyacı olan herkese hizmet veren bir kurumdur. Yabancılar için bakım hizmetini kolay erişebilir yapıyoruz. Kültürel farklılıkları kabul ediyor, bir zenginlik olarak görüyoruz. Hizmetlerini, hastaların kültürel farklılığını göz önüne alarak sunuyoruz. Hizmetlerimizde; hastaların dini inançlarına, ananevi gelenek ve alışkanlıklarına azami dikkat gösteriyoruz.Kendi dillerinde hitap ederek hastalara kendi evlerinde Daha fazla bilgi almak ve hizmetlerimizi hissetmelerini sağlıyoruz. yerinde görmek için, sizi Beek-Ubbergen'deki bakımevimize bekliyoruz.

İrtibat bilgileri: Stichting ZAHET T. 024-7630420 Verbindingsweg 13 F. 024-7630421 6573 BS Beek-Ubbergen E. info@zahet.nl


HABER

4

MAYIS / MEI 2014

ORTAK AKLI NASIL OLUŞTURACAĞIZ? Esas olan ortak bir iradenin oluşmasıdır. Bu ortaklık elbette o ortaklığın inandırıcılığına bağlı. Medya, siyaset, para gücünü esas alıp onlara binaen birliktelik oluşturulursa, ömrü kısa olmaya mahkumdur. Çünkü daha güçlü medya, daha etkili siyaset ve daha çok parası olanlar senin birliğini o zaman çok kolay bozabilirler. Ve nitekim bugün yeryüzünde karşı karşıya olduğumuz durum tam da budur.

İBRAHİM KARAMAN Sevgili Okurlarımız, Bu sayıda "ORTAK AKIL OLUŞTURAMADIK" şeklinde bir manşetle karşınıza çıkıyoruz. ORTAK AKIL dediğimiz, birlikte hareket etme, bir stratejik hareket noktası oluşturma konusunda millet olarak henüz zayıfız. Bir milli meselede bile ortak akıl oluşturup global dünya güçlerine karşı hareket edemiyoruz. 50 yıllık Hollanda tarihimizde de hiç bir zaman yüzde yüz birlikte hareket edişimize tarih için kısa, bizim için uzun kesit, henüz şahit olmadı zannediyorum. Herkes ya adacıklar halinde kendi başına hareket ediyor, ya da birtakım kişisel, ticari prestij kaygılarla "hadi asgari müştereklerde birlikte hareket edelim"

dendiğinde toplu hareket içinde olunamıyor. Asgari müştereklerin paylaşıldığı oluyor ancak bunlar ya dar kapsamlı kalıyor ya da zayıf ve cılız olduğu için neşv-ü nema bulmuyor. Bunu en son yaşanan Ermeni meselesinde de bizzat gördük. Hem olayları eleştirme biçimi, hem eylemleri organize etme biçimi ve eylemlerin içeriği, ortak bir iradeden yönetilemiyor ve sonu da genellikle zayıflık ve hüsranla sonuçlanıyor. Sonra bilmem kaçıncı yerel seçimlerde yaşadık gene bunu. Ve şimdi de Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yaşıyoruz. Her adayımız için 20 bin oy gerekiyorken ve neredeyse 12 Avrupa milletvekili çıkarabilme potansiyelimiz varken halimiz

YENİ KUŞAK VAKFI GENÇLERİ

UTRECHT'TE BULUŞTURDU Geçtiğimiz günlerde Stichting de Nieuwe Generatie 7. Büyük Network buluşmasını düzenledi. Utrecht’in De Vereeniging kulübünde gerçekleşen buluşmaya 140 öğrenci ve genç profesyonel katıldı. Proğram,yeni başkan Esma Karkukli’nin açılış konuşmasının ardından başladı. Konuk konuşmacı olarak katılan Seyda Buurman-Kutsal, eğlenceli bir network

oyunuyla katılımcıların ilgisini çekti. Özellikle deneyimsel öğrenme, yansıma ve "sormaya korkuyorum" konularına ağırlık verdiği seminerinde, ayrıca mini bir workshop ile network konusunda verdiği ipuçlarını, gençler resepsiyon sırasında kullandı. Katılımcıların beğenisini kazanan proğram dizisine Yeni Kuşak Vakfı önümüzdeki dönemde de devam edeceğini bildirdi.

ibrahim.karaman@haber.nl ortada. Hollanda'da yarım milyon Türk nüfusunu ilgilendiren konularda ortak ve derli topluca hareket edip sonuç alamıyoruz, milyonu aşan Müslüman nüfusu için ortaklaşa hareket edip mutmain edici sonuçlar alamıyoruz. Buna sadece tecrübeli ve birikimli insanların teşhis koyması da yetmiyor. Teşhisleri koyduktan sonra, bu alandaki zaafiyetimizi giderici adımlar atmak ve farklı çevreden, geniş görüşlü, anlayışlı, vizyoner insanlarla fikir teatileri yapmak lazım. Ortak akıl oluşturmak ve ortak irade ile hareket etmek "toplumsal sorumluluk" taşıdığını düşünen her insanımız için bir vecibedir. Ortak akıl nasıl oluşturabiliriz şeklinde sorduğumuzda aldığımız ilk cevaplar çoğunlukla "maddi, siyasi, medya gücü" üçgeninin gerekliliğine ve bunların birbirinden bağımsız hareket edemeyeceği düşüncesi oluyor. Evet bunlar gerekli muhakkak, ama başlamak için gerekli koşul değil. Bunlar aslında ortak iradeye ulaşılırsa, doğal sonuçlarıdır. Nasıl mı? İzah etmeye çalışalım.. Bunlar bir ortaklığın yansımaları daha çok. Esas olan ortak bir iradenin oluşmasıdır. Bu ortaklık elbette o ortaklığın inandırıcılığına bağlı. Medya, siyaset, para gücünü esas alıp onlara binaen birliktelik oluşturulursa, ömrü kısa olmaya mahkumdur. Çünkü daha güçlü medya, daha etkili siyaset ve daha çok parası olanlar senin birliğini o zaman çok ko-

lay bozabilirler. Ve nitekim bugün yeryüzünde karşı karşıya olduğumuz durum tam da budur. Hak, adalet, eşitlik, barış, sevgi, güvenilirlik, sürdürülebilirlik, şeffaflık, insani değerleri önceleme gibi üstün değerler etrafında inandırıcı bir birliktelik esas olmalı. Bu değerleri "politikanın, paranın ve medya gücünden" öne koyabilen inandırıcı bir irade gerekli. Demokratik ve istişarî geleneği özümsemeli. O irade ve birliktelik uğrunda gerekli efor sarfedilirse, inandırıcılık sorun olmaz, konsensüslere kolay ulaşılır, içten içe büyür diğer unsurlar üçgenler, beşgenler şeklinde kendiliğinden oluşur. Önce sen kendin inanmalısın bu üstün değerlerin asıl ortak iradi noktaları oluşturabileceğine. Seni bilen senden emin olmalı, onu "satmayacağını" bilmeli. Sonra ailen ve yakındakiler gelirler, sonra dostların ve sevdiklerin. Yeter ki çizgin istikrarî ve samimi olsun; tanımadıkların da toplanır bu değerler çevresinde ve destek kendiliğinden büyür gider. Buradaki en büyük risk ise o güç oluştuktan sonra o üstün değerleri unutup, kitlenin asıl güç olarak algıladığı, ama sadece yansımada görülen güç merkezli olmaya başlanmasıdır. Uğruna fedalar edebileceğin, yılların birikimleri, çalışmaların, norm ve değerlerinin önüne iktidar hırsını koyman bu riske en somut örneklerden biridir mesela.

EDİTORYAL HABER yeniliklere devam ediyor. Köşe yazarı zengini olarak bilinen bir gazeteyiz. Bu zenginliğimize bu ay yeni dostlarımız katıldı. Manşet sayfamızda da okuduğunuz gibi değerli büyüğümüz Sevgili Mehmet Emin Ateş bu sayıdan itibaren aramıza katıldı. Zengin donanımından ve deneyiminden, Hollanda Türkleri zaten istifade ediyor, bilhassa yeni kuşak gençlerimizin de faydalanmasını arzu ediyoruz. Üstelik kuşaklar arasındaki farkı küçültmek için Mehmet Emin Ateş abimiz ile bazı özel çalışmalarımız olacak. Bilhassa gençliğimize yönelik vizyoner çalışmaların artık zamanı geldiğini düşünüyoruz. Zamanı geldiğinde bunlardan sizleri de haberdar edeceğiz. Aramıza katılan bir başka isim ise Eda Kara. Göreme Ayran sahibi Sevgili dostumuz Mehmet Demirel tanıştırdı Sevgili Eda'yı bizimle. Genç ve dinamik Eda'yı önümüzdeki yazılarında farklı yönleriyle tanıyıp yazılarından ve düşüncelerinden faydalanacağınızı ümit ediyoruz. Hoşgeldiniz aramıza diyoruz Sevgili Mehmet Emin ağabey ve Sevgili Eda Kara.

Bilindiği gibi Almelo'daki soykırım anıtı Türkler arasında geçtiğimiz haftalarda büyük tepki topladı. Farklı yerlerde programlar ve toplantılar düzenlendi ve düzenlenmeye devam ediyor. Ancak bu olay sadece gösteri düzenlemekten ve katılmaktan ibaret değil. Bilimsel ve tarihsel açıdan da incelenmesi ve irdelenmesi gerekiyor. Hollanda Türk Toplumu bu konuda maalesef çok somut çalışmalar içinde değil henüz. Köşe yazarımız Metin Yazarel Hollanda'dan, sözde Ermeni soykırımını irdeleyen ilk ve nadir kalemlerden birisi. Metin Yazarel websitemizde yayınladığı bir seri yazı ile bu konuya okurlarımızın dikkatini çekmeye çalışıyor. Yayınlanan seride olayın tarihsel boyutunda öne çıkan başlıkları bir kez daha bu sayımızda yer verdik. İç sayfalarımıza davet ediyoruz sizi tekrar...

MEHMET EMİN ATEŞ'İ KISACA TANIYALIM İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirdi, doktora çalışmalarını yaparken yurt dışına çıktı. 2000 yılında toplumlararası kültürleri birleştirdiği için Kraliyet nişanı aldı.1974'te Uluslararası Mübadele Komitesi'nde yurt dışına çıkan ilk Türk oldu. 1981 yılında Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri oldu ve o yıllarda Türk toplumuna yönelik çalışmalara başladı. Farklı platformlarda yabancıların haklarını savundu ve büyük bir mücadelenin içine girdiğinin farkına vardı. 1982-83'te 9 ay süren Büyük İslam Sempozyumu düzenleyicileri arasında yer aldı. Verdiği uzun mücadele sonucu kurumsallaşan hastane ve hapishanelere müslümanların maneviyatı için imamlara giriş hakkı tanındı. Hastanelerde mini camiler yaptırıldı. Türkler için danışma kurulunda uzun yıllar yönetim kurulunda yer aldı 207-2010 yılları arasında başkanlığını yaptı. Ricoh International'ın yönetim kurulu üyesi, uluslararası ilişkilerinin deneyimli aktörlerden biri. Ricoh'daki personel bile ona abi diyor.

Evet, HABER Gazetesİ'ne Abone olmak İstİyorum Adresinize gelsin, evinizde ya da işyerinizde rahat okuyun. Çocuklarınız okusun, sevdikleriniz okusun... Duyarsız kalmayın, çevrenizden haberiniz olsun... Adı - Soyadı / (Naam):

Posta Adresi / (Adres):

12 sayılık abone bedeli olan 35,- EURO’nun 1 defaya mahsus olmak üzere altta yazılı olan banka hesabımdan çekilmesine onay verdiğimi beyan ederim. Ondergetekende verleent hierbij tot wederopzegging machtiging aan: HABER om een bedrag af te schrijven van 35,- EURO eenmalig. indien u het niet eens bent met de afschrijving, kunt u binnen 30 dagen uw bank om terugboeking verzoeken.

Banka no / (Rek.nr.):

Tarih / (Datum): Posta Kodu ve şehir / (Postcode & Woonplaats ): İmza / (Handtekening): E-posta / (E-mail): of telefoon:

Yandaki bilgileri eksiksiz doldurup aşağıdaki e-mail ya da posta adresimize verilerinizi ulaştırdığınızda aboneliğiniz başlatılacaktır.

Posta adresi: HABER Laan op Zuid 915-B 3072 DB Rotterdam abone@haber.nl Tel: 010 -2 900 900


5

HABER

MAYIS / MEI 2014

Hollanda bir 'değer' daha kazandı

im İLK Eğit fuarına şi 6000 ki tı p giriş ya

şılaştığı sorunlara yönelik çözüm masaları, kültürel ve sanatsal etkinlikler, çocuklara yönelik eğlenceli aktiviteler yapıldı. Ayrıca gençlerimize model ve örnek olacak 30 meslek ve bunlarla ilgili tanıtımlar yapıldı. Türkiyeden NLP eğitimi alanında uzman Alişan Kapaklıkaya eğitimde gençlere motivasyon ve ailelerin eğitimdeki yeri ve önemi ve Hollanda dan Prof. Ahmet Akgündüz peygamber efendimizin eğitimci kişiliği ve din eğitiminin önemi ile ilgili konferans verdi. Bunun yanında birçok Hollan-

daca seminer Konferans tartışma programları Workshoplar vb birçok etkinlik icra edildi. Ayrıca dışarıda Türk ve Fas mutfağından lezzetler sunularak insanımızın hem gönülleri hemde mideleri dolu dolu evlerine döndüler. Kapanışta ise fuar çerçevesinde yapılan İki kültür arasında ben kompozisyon yarışması, fotoğraf yarışması ve temel dini bilgiler yarışmalarının hediyeleri verildi. Fuar gelecek yıllarda da devam edeceği duyurularak yapılan çalışmalara teşekkür edilerek bitirildi.

En Yüksek Binanın İnşaatı Başladı Suudi Arabistan Dünyanın en büyük binasının inşaatına başladı. Yaklaşık 5 yıl sürecek olan the Kingdom Tower binası yaklaşık 1 KM uzunluğunda olacak. Cidde kentinde yapılacak olan binanın yapımında 80 bin ton çelik kullanılacak. 59 adet asansörü olacak binanın 200 katı kullanılabilir olacak ve geri kalan kısmı ise kule şeklinde inşaa edilecek. Şu an dünyanın en yüksek binası Dubai’deki Burj Khalifa binasından yaklaşık 200 metre daha yüksek olacak.

Talim EC tarafından düzenlenip Milli Görüş tarafından da desteklenen 1.Eğitim fuarı sona ermiştir.17 Mayıs 11:00 da başlayan ve 18 Mayıs 20:00 da biten KOM ismi verilen fuara yaklaşık 6000 kişi katılım yaptı. Fuar Amsterdam Osdorpta yaklaşık 2500 m2 lik üç katlı bir salonda gerçekleştirildi. Fuara 30 eğitim kurumu katıldı. Türkiyeden de 7 tane okul ve Milli Eğitim müdürü katıldı. Üniversitelerden ilkokullara, belediyelerin eğitim kurumlarından askeriye stantlarına kadar birçok kurum kendi tanıtımlarını yaptılar. Eğitimde insanımızın kar-

Köse Advocaten

Rotterdam • Amsterdam

Law Offıce

Voor en met Turkse ondernemers

: 010 - 215 13 11 www.hukukburosu.nl

Senelik €  500'dan başlayan ücretlerle, Türk işletmelerinin hukuk danışmanlığını üstleniyoruz.

Hollanda'daki Türk işletmelerine hizmet sunmak için oluşturduğumuz Şirketler ve Ticaret Hukuku Birimimiz (sector ondernemingsrecht), bütün hukuksal mevzuat konularında sorunlarınızı çözmeyi hedefliyor. Köse Avukatlık Bürosu'nun Şirketler ve Ticaret Hukuku Birimi'nin departman yöneticisi avukat Nursel Köse ve bölümdeki hukukçularımız, 3 avukat ve 2 hukuk müşaviri ile hizmetinizdeyiz.

Av. Havva Yılmaz-Altındağ Huk. Müş. Erdal Kaya

Av. Nursel Köse

Av. Ejder Köse

Hukuk Müş. Elif Kıraç

Av. Ali Durmuş

Hukuk Müş. Mevlüt Gök

Design by ExpoLife

Hollanda'nın en büyük Türk avukatlık bürosu Köse Advocaten olarak yeni hizmetlerle karşınızdayız. Türk işletmelerine yönelik avukatlık ve danışma hizmetlerini sunmak ve hedeflenen sonuçları almak için yeni bir formül oluşturduk.

Av. A. Kemal Tosun


HABER

6

MAYIS / MEI 2014

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya açık mektup Öncelikle, ‘Sübuta ermeden işlem olmaz’ın manasını açıklayalım: Sübut, Arapça bir kelimedir ve genellikle resmi kurumlarda kullanılır. Sübuta ermek, eylemin gerçekleştiğinin ispatlanmasıdır. Olay, sayın Bakan’ın dediğiniz gibi, sübuta ermediğine göre, eylem de gerçekleşmemiş demektir.Bu cevap ve yoruma benim şahsen bir itirazım yok. Ama bu konunun medeni ülkelerde çok daha değişik değerlendirilmekte olduğunu bir örnek ile açıklayacağım. İLHAN KARAÇAY Sayın Bakan,

Türkiye’de yaşanmakta olan siyasi gelişmeler ve varlığı iddia edilen paralel güçler için, ‘Beni hiç ilgilendirmiyor’ desem, olmaz değil mi? Sonuçta ben de bir Türk-Hollanda vatandaşı olduğum için, yaşadığım babavatan (Vaderland) ile sık sık gittiğim anavatan (Moederland) ilgi odağım olmalıdır. Ama bazen de, ‘Ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu’ tekerlemesine dayanarak siyasetten uzak bir yorum yapma hakkım da olmalı değil mi? Anavatanımda (Moederland) cereyan eden son olaylar arasında, eski Bakan Zafer Çağlayan’a hediye edildiği iddia edilen 700 bin liralık bir saat konusu var. Ben bu saat konusundaki iddialara ve savunmalara hiç değinmeyeceğim. Sadece sizin bu konudaki bir açıklamanıza karşı, Hollanda’dan çok ilginç bir örnek vereceğim. 700 bin liralık saat konusunda verilen bir soru önergesine verdiğiniz cevabınızda şunları söylemişsiniz: ‘Sübuta ermeden işlem olmaz. Yolcunun giyinip kuşanmasına mahsus eşyalarla seyahat eşyası bu kapsamda değerlendiriliyor. Bu kapsamda giriş çıkış yapan yolcuların ihbar, şüphe olmaması durumunda giysi, saat, gözlük,

ilhan.karacay@haber.nl kolye ve telefon gibi şahsi kullanıma mahsus eşyalarının kontrolü yapılmıyor. Yurtdışına giren çıkan bir kişi olarak sizin saatinize, gözlüğünüze, üzerinizde bulunan şahsi eşyanıza bakılıp kontrol edilmediği gibi, aynı uygulama bütün vatandaşlarımıza uygulanmaktadır. Söz konusu edilen saatin modeli, değeri ve menşei iddia mahiyetindedir. Eşyanın ticari nitelikte olduğu sübuta ermedikçe gümrük mevzuatı açısından işlem yapılması mümkün değildir.’ Öncelikle, ‘Sübuta ermeden işlem olmaz’ın manasını açıklayalım: Sübut, Arapça bir kelimedir ve genellikle resmi kurumlarda kullanılır. Sübuta ermek, eylemin gerçekleştiğinin ispatlanmasıdır. Olay, sayın Bakan’ın dediğiniz gibi, sübuta ermediğine göre, eylem de gerçekleşmemiş demektir. Bu cevap ve yoruma benim şahsen bir itirazım yok. Ama bu konunun medeni ülkelerde çok daha değişik değerlendirilmekte olduğunu bir örnek ile açıklayacağım. Hollanda’da çok tanınmış seyahatçı ve havacı bir dostum var. Bu dostum, mesleği icabı sık sık Türkiye’ye gider ve gelir. Bu gidişlerden birinde, Amsterdam’ın Schiphol Havalimanı’da bir Free Shop’a girer. Yanında da bir arkadaşı vardır. Vitrinde çok hoş bir saat onlara bakıyor ve

‘Al beni’ diyor. İyi de bu saatin etiketine bakıldığı zaman tam 8 bin euro yazıyor. Eee, ne de olsa 700 bin liranın karşılığı olan 300 bin frank kadar pahalı değil ama, 8 bin euro da onlar için büyük para. Sonuçta, seyahatçı arkadaş bu saatı satın alıyor, faturasını ve garanti belgesini de çantasına koyuyor. İşte ne oluyorsa dönüşte oluyor. İstanbul’daki işini iki günde tamamlayan bu dostum, dönüşte havalimanındaki gümrük memuru ile karşı karşıya geliyor. Gümrük memuru soruyor: ‘Beyan etmek macburiyetinde olduğunuz eşya var mı?’ Dostum elindeki küçük çantasını göstererek ‘Hayır’ diyor. Gümrükçü’nün gözü o anda dostumun kolundaki saate takılıyor. ‘Bu saati nerede aldınız’ diye soruyor. ‘İstanbul’da aldıysanız, vergi ödemek durumundasınız’ diye de ekliyor. Dostum çantasındaki fatura ve garanti belgesini güçlü bir savunma belgesi gibi çıkararak, ‘Ben bu saati bu havalimanında aldım. Bu nedenle vergi ödememe gerek yok sanırım’ diye espri yapmak istiyor. Ama gümrük memurunun verdiği cevap dostumu hem şaşırtıyor ve hem de kızdırıyor. ‘Nasıl olur’ diye çıkıştığı gümrük memuru yanıt veriyor: ‘Bakın, siz bu saati Free Shop’tan alırken, bu eşyanın

Hollanda dışına çıkacağından ötürü vergisiz aldınız. Ama şimdi aynı eşyayı Hollanda’ya yeniden sokuyorsunuz. Bu durumda vergi ödemeniz gerekecek.’ Dostum neye uğradığını anlayamıyor. Bu durumu daha sonra biz medya mensuplarına anlattığı zaman biz de şaşırmıştık. ‘Vay anasını sayın seyirciler’ diye Hollanda gümrüğüne çatan bir haber yapacaktık ama, sağlıklı bilgi aldığımız için bir veryansın haberi yapmadık. Aslında, yıllarca önce yaşanmış gümrük olaylarında buna benzer konulara şahit olmuştuk. Türkiye’den gelen kadınlarımızın kullarındaki altın bileziklere el koyarak vergi isteyen gümrükçülere çok kızmıştık. Altın, Hollanda’da Free Shop dışında alınmışsa, (ki o zaman vergisi ödenmiş oluyor), beraberinde mutlaka faturasının bulundurulması şart oluyor. İşte böyle sayın Bakan. Bu Hollandalılar Arapça da bilmediği için ‘Sübuta ermeden işlem olmaz’ lafını da anlamıyorlar. Eeee, biz de o zaman şunu anlamak mecburiyetinde kalıyoruz: İhbar olmuş ve olmamış, vergisi ödenmeyen her zati eşya vergiye tabiymiş. Aaah bu Hollandalılar ah!!!

Gentle Incasso

1999 dan beri 1999' dan beri hizmetinizdeyiz

national and international debt collection payment solutions National and international debt collection& & payment solutions

Hayalindeki abiye ya da gelinliği bulamadın mı? Üzülme! Royal Modehuis'ın 400 m2'lik geniş mağazasında hayallerinin kıyafetini bulabilirsin...

abiye, , k li n li Ge netlik, n ü s , k lı damat ı ve farklı d bin all feti ın kıya r la m a elin ort yal'e g o R in iç

ROYAL MODE HUIS Groene Hilledijk 221A 3073 AG Rotterdam Tel: 010-848 95 00 www.royalmodehuis.nl

GÜZELLİK ÖZEN İSTER

Gentle Incasso, hem şirketten şirkete, hem de şirketten kişiye tahsilat yapan, para tahsil piyasasında uzman bir icra bürosudur. Alacaklı ve borçlu arasında iki tarafı tatmin eden bir sonuç almak için deneyimlidir.

Biz, birçok icra bürolarından farklı olarak ‘no-cure-no-pay’ esasına göre çalışmıyoruz. Dosya masrafı olarak az bir meblağ ödeyerek, alacağınızın itinalı bir şekilde incelenmesi garantisini alırsınız. Alacağınızın, ‘sulh yoluyla alınamaz’ haberiyle sizi hayal kırıklığına uğratmayız. Mahkemeye giden bu uzun ve genellikle pahalı yolu, en medeni ölçüler içinde ve mantık çerçevesinde önlemek bizim işimizdir. İşletmeci olarak paranızı tahsil etmek için ne kadar uzun beklediğinizi biliyoruz. Özellikle ekonomik sıkıntının yaşandığı bu dönemde, borçluların büyük bir kısmı, ödeme süresini uzatıyor ve daha da kötüsü iptal yoluna bile gidiyor. Bu da işletmeci olarak hiç istemediğiniz bir durumdur. Bu konuda sizden de, yapılan anlaşmaları yerine getirmeniz beklenmektedir.

Hizmetlerimizden faydalanmak için ilginizi çektiğimizi umuyoruz. İlgi duyarsanız veya hizmetlerimiz hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, bizimle temasa geçiniz.

Gentle Incasso Tel: 075 - 771 46 36 Fax: 075 - 635 70 49

info@gentleincasso.nl www.gentleincasso.nl


7

HABER

MAYIS / MEI 2014

Türkiye

1

9

ct

ct

(1)

(1)

/dk

/dk

cep telefonları

sabit hatlar

Baǧlantı ücreti 9ct

Yukarıdaki fiyatlardan yararlanmak için SAVER PLAN yazıp 2525’e mesaj gönderiniz

(2)

Her kredi yüklediğinizde

SINIRSIZ BEDAVA DATA AYRICA

SINIRSIZ Hollanda iҫi SMS

Avrupa, Amerika & Avustralya’daki bütün Lycamobile’lara SINIRSIZ BEDAVA ARAMALAR

ÜCRETSİZ SİM kart ve daha çok bilgi için www.lycamobile.nl ziyaret ediniz veya 0207543030 arayınız BURALARDA BULUNUR: R

.nl

(1)Het Lycamobile SAVER PLAN is geldig vanaf 09-07-2013. Klanten kunnen op elk moment overstappen van het Standaard Tarievenplan naar het Saver Plan. Ten minste 30 dagen na activatie kan de klant weer terugkeren naar het Standaard Tarievenplan. De extra beltegoed promotie (€5 = €10, €10 = €20 en €20 = €40) geldt alleen voor het Lycamobile Standaard Tarievenplan en is niet van toepassing op het Saver Plan. Nadat de klant is overgestapt van het Standaard Tarievenplan naar het Saver Plan zal de klant het promotiebeltegoed verliezen. Het nieuwe tarief is geldig vanaf 08-02-2014.(2) Algemene voorwaarden:Lycamobile klanten dienen tenminste eenmaal op te waarderen gedurende de promotieperiode om gebruik te maken van de promotie. De gratis minuten, sms’jes en data zijn geldig voor 30 dagen vanaf de dag van opwaardering en alleen geldig tijdens de promotieperiode. ONBEPERKT GRATIS DATA gebruik is onderhevig aan een verandering in snelheid van 3G naar 2G voor gebruik van meer dan 3GB data per simkaart gedurende de promotieperiode. ONBEPERKT GRATIS SMS’EN IN NEDERLAND is onderhevig aan een fair use policy van 3000 sms’jes, daarna geldt het standaardtarief. ONBEPERKT GRATIS BELLEN & SMS’EN NAAR NEDERLANDSE LYCAMOBILE KLANTEN is onderhevig aan een fair use policy van 3.000 minuten en 3.000 sms’jes. Wanneer de gratis minuten en sms’jes zijn verbruikt of verlopen geldt:Voor Standaard Plan klanten een tarief van 15ct/sms en 0 ct/min. voor de eerste 15 minuten per gesprek met een starttarief van 19ct/gesprek. Na 15 minuten geldt een tarief van 25 ct/min.Voor Saver Plan klanten geldt een tarief van 9ct/sms en 0 ct/min. voor de eerste 15 minuten per gesprek met een starttarief van 9 ct/gesprek. Na 15 minuten geldt een tarief van 9 ct/ min. ONBEPERKT GRATIS BELLEN NAAR ALLE LYCAMOBILE LANDEN: Klanten dienen minimaal 1 cent beltegoed op hun account behouden. Internationale gesprekken worden afgerekend per minuut. Deze promotie is alleen geldig voor klanten van Lycamobile Nederland en is niet van toepassing op roaminggesprekken. Na de 30 dagen dient de klant opnieuw op te waarderen om gratis te blijven bellen, zo niet dan wordt het standaardtarief berekend.Lycamobile behoudt het recht de voorwaarden van deze promotie te allen tijde aan te passen of te wijzigen, of deze promotie in te trekken, een redelijke termijn voor nieuwe klanten in achtnemend. Deze promotie kan niet gebruikt worden in combinatie met andere promoties en is alleen bedoeld voor particulier gebruik. Deze promotie is geldig van 22-04-2014 tot en met 31-05-2014.

LM_NL_Haber_285x386_.indd 1

02/05/2014 16:25


HABER

8

MAYIS / MEI 2014

Birlik mi dediniz? Mesela hep örnek olarak gösterilen Yahudi toplumuna bir bakalım. Onlar bir çoklarının sandığı gibi homojen bir toplum değildir. Bizde ne kadar farklılık varsa Yahudi toplumunda da bir o kadar vardır, ama onlar toplumsal menfaatler söz konusu olunca farklılıklarını bir kenara itip birlik olabiliyorlar. Biz ise duygusallığımızın da etkisiyle farklılıklarımızı öne çıkarıp ‘birlik’ çağrısı yapıyoruz. Rasyonellik ise ara ki bulasın! AHMET SUAT ARI Doğulu toplumların fertleri mizaç itibariyle rasyonellikten ziyade duygularla hareket ederler. Hatta bazılarının genlerinde rasyonellik molekülünün olmadığını iddia etmek bile mümkündür. Nitekim bir çok Batılı toplumda çok olağan görülen bir tavır Doğulularda olağanüstü bir durumdur. Bunun hem toplumların hem de fertlerin ilişkilerinde çok ciddi etkileri olmaktadır. Özellikle de siyasette bunu açık bir şekilde gözlemlemekteyiz. Siyaset bir metottan ziyade bir ölüm kalım meselesidir. Haliyle de her ne pahasına olursa olsun kazanılması gerekir. Bu durum her ne kadar kendimizi Batılı kabul etsek de, biz Batı Avrupa Türkleri için de geçerlidir. Hayatın her alanında bunu tecrübe etmekteyiz. Sanki uzlaşmayı değil de çatışmayı bir metot olarak benimsemişiz. Herhangi bir konuda fertlerle birebir yaptığınız görüşmelerde bir sonuca varabilirken, toplum olarak ortak bir hareket noktası bile bulamıyoruz. Her grup kendi yaklaşımını diğerlerine dayatma çabası içinde olduğu için bırakın meselelere çözüm üretmeyi, onları daha da içinden çıkılamaz hale getiriyoruz. Üstelik de hep birlik beraberlik lafları ederek. Eylem ve söylemde tutarsızlık sanki bir ilke haline gelmiş. Zaten bizde bir partiden veya hareketten ayrılanlar isimlerine hemen bir “Birlik” ibaresi koymuyorlar mı? Ayrılarak birlik nasıl olacaksa! Bundan tam iki yıl önce yazdığım “Birlik Beraberlikmiş, Külahıma Anlat” başlıklı köşe yazımda da bu konuya değinmiştim. Değişen bir şey yok, yine herkes birlik beraberlik çağrısı yapıyor ama çağrıyı yapanların bile ‘birlik’ olduğu şüpheli.

suat.ari@haber.nl

(Toplumsal) Birlik kavramının tanımını yapmadan böyle bir birliği gerçekleştirmek mümkün değildir. Nitekim bırakın bir toplumu birden fazla kişinin olduğu yerlerde farklılıklar olacaktır ki bu da gayet tabii bir durumdur. Herkesin kendine mahsus bir bakış açısı ve referansları vardır. Benim gördüğümü bir başkasının da mutlaka görmesi gerekmez. Referanslar farklı olduğu zaman aynı görüntünün çok farklı yorumları da ortaya çıkabilir. Bizim gibi duygusal toplumlarda da en önemli referans duygular olduğu için ortak bir yorum yapmak oldukça güçtür. Bu siyasette de böyledir, sosyal hayatta da. Bunun etkisini ortak akıl üretme noktasında en bariz bir şekilde gözlemlemekteyiz. Ortak akla en fazla ihtiyacımız olduğu zamanlarda da en fazla ayrıştığımıza şahit oluyoruz. Peki birlikten neyi kasdediyoruz ve nasıl olmalıdır? Birlikten bahsedilince genel olarak bahsedenin kendi kafasındaki düşünce etrafında birlik kasdedilmektedir. Haliyle çağrı yapılan fert veya gruplar onun belirlediği çerçevede birlik olmalıdırlar. Hal böyle olunca da kendisini o çerçeve içinde bulamayan fert ve toplumlar tabii olarak çağrıya kulak tıkamaktadırlar. Halbuki birliğin bir çok tezahürü vardır. Bir fikir, bir hedef, bir amaç, bir çıkar etrafında gibi somut bir birlik olabileceği gibi, soyut ve genel bir birlik de mümkündür. Somut birliklerin çerçevesi belirgin olduğu için olumlu veya olumsuz bir yargıda bulunmak nispeten kolaydır, ancak genel birlikte durum biraz karmaşıktır. Haliyle de gerçekleşmesi daha da zordur. Kanaatime göre böyle bir birliğin gerçekleşmesinin ana şartı evrensel değerlerdir. Bu değerler

etrafında birliği sağlamak mümkündür. Üstelik böyle bir temel, özel alanlarda birlik için de ciddi bir fırsattır. Toplumsal birliğin ana şartı birlik içindeki farklılıkları kabul etmektir. Bunun olmaması birliğin gerçekleşmemesi anlamına gelir. Biz buna asgari müştereklerde birlik diyoruz. Adı üstünde asgari müşterek (herkesin üzerinde mutabık olduğu ortak nokta), ama biz bunun yerine azami farklılıklar ararız. İşte bu asgari müşterekleri belirlemenin yolu azami farklılıklara tahammül edip, onları ayrışma için argüman olarak görmemekten geçer. Bizim henüz evrensel değerler etrafında birliğimiz bile gerçekleşmemişken milli ve siyasi birliğimizin olmasını beklemek safdillilik olacaktır. Bir taraftan birlikten bahsediyoruz, diğer taraftan bizim gibi düşünmeyenleri en ağır ifadelerle itham ediyoruz. Kendimizden farklı düşünenlerin niyetlerinden şüphe ettiğimiz için de çoğu zaman onları ihanetle suçluyoruz. Bunu herkes yaptığı için de bir türlü asgari müşterekler belirlenip onların etrafında birlik olamıyoruz. Halbuki etrafımızda bunu becerebilen o kadar çok toplum var ki, sadece onlara bakarak bile bir şeyler öğrenmemiz mümkün. Mesela hep örnek olarak gösterilen Yahudi toplumuna bir bakalım. Onlar bir çoklarının sandığı gibi homojen bir toplum değildir. Bizde ne kadar farklılık varsa Yahudi toplumunda da bir o kadar vardır, ama onlar toplumsal menfaatler söz konusu olunca farklılıklarını bir kenara itip birlik olabiliyorlar. Biz ise duygusallığımızın da etkisiyle farklılıklarımızı öne çıkarıp ‘birlik’ çağrısı yapıyoruz. Rasyonellik ise ara ki bulasın!

Türk çocukları daha kilolu Hollanda’nın Apeldoorn kentinde bulunan Helal Beslenme Bilgilendirme Büro’sunun (Voorlichtingsbureau Halalvoeding) bildirdiğine göre, Hollanda’da Türk çocukları arasında obezite Hollandalı çocuklara göre daha fazla. GGD ve TNO’nun araştırmasına dayandırılan verilere göre yerli çocuklarda aşırı kilolu olma sayısı azalırken, Türk çocuklarında kiloluluk oranında artış görülüyor. Hollandalı çocuklarda obezitenin azalması büyük şehirlerdeki bilgilendirmeye bağlandı. Buna karşın Türk çocuklarında obezite oranı %25’ten %32ye yükseldi. Diğer yandan İspanya’da yapılan bir araştırmaya göre Müslüman çocuklarda yeme sorunları ve vücudundan memnun olmama gibi sorunların, yerli yaşıtlarına göre daha fazla olması sosyo-kültürel sebeplere bağlandı. Hollanda’daki helal pazarını ve helal sertifikalarını araştırmasıyla bilinen Voorlichtingsbureau Halalvoeding, helal beslenme konusunda Müslüman tüketici ve üreticileri internet ve sosyal medya üzerinden bilgilendiriyor. Uluslararası çalışmalar da yapan Bilgilendirme Bürosu’na internet sitesinden ve facebook adresinden ulaşabilirsiniz. www.ikeethalal.nl www.facebook.com/ikeethalal.nl

GÜVENLİK

SİSTEMLERİNDE

Türk Alman kızı Avrupa’nın kraliçesi seçildi

DOĞRU ADRES

Telefon veya tabletinizle istediğiniz her an kameralarınızı izleyebilirsiniz!

Beveilig uw woning, kantoor of winkel met het beveiligingssysteemvan ADACAMS

Tel: 010-462 35 69 www.adacams.nl

MISIR'da düzenlenen 'Top Model of The World' yarışmasında Türkiye'yi temsil eden Tiffany Kurak, 'Queen of Europa' seçildi. Yarışmada birinciliği ise Kolombiyalı Tania Valencia Cuero kazandı. Mısırın El Gouna kentinde düzenlenen Top Model of The World 2014 yarışmasını Kolombiyalı Tania Valencia Cuero kazanırken, yarışmada Türkiye’yi temsil eden Tiffany Kurak, Queen of Europa özel ödülünü kazandı. Yarışmada ikinciliği Porto Riko’dan Jailenne Rivera, üçüncülü ise yarışmaya Güney Afrika’dan katılan Anronet Roelofz aldı.


9

HABER

MAYIS / MEI 2014

Leiden'da 2. Dünya Savaşı’ndan kalma bomba

Gıravatlı Beyzadeler Beşyüzbine yaklaşan nüfusumuzla, işadamlarımızla, avukatlarımızla, gazetecilerimizle, belediye meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle ve de binin üzerinde STK larımızla övünür hava atarız... Atarız atmasına da üçbuçuk Ermeninin elde ettiği başarıya kıskançlıkla bakarız..

METİN YAZAREL Geçtiğimiz günlerde Almelo kentinde diaspora Ermenileri tarafından dikilen sözde soykırımı anıtı gündemimize girdi. Türk toplumunun tepkisi beklentilerin aksine az katılımlı cılız bir tepki olarak gerçekleşti. Milli bir mevzuda bu kadar duyarsız kalınmasını endişe içeren vahim bir durum olarak algıladım. Gelecek nesillerimize yönelik kin ve nefret duygusu uyandırmayı amaçlayan bir iftira kampanyasına karşı gerektiği gibi toplumsal tepki veremedik. Özeleştiri olması anlamında diyorum ki ortak akıl dediğimiz milli çıkarlarımıza öncelik veren sosyal duyarlılığı harekete geçiremedik ve maalesef sınıfta kaldık. Esasen toplum mühendisliği yaparak insanımızı harekete geçirecek olan kanaat önderi Gıravatlı Beyzadelerimiz duyarsız davrandı. Salon toplantılarında temsil ettikleri dernekler adına arz-ı endam eden Beyzadeler, protesto mitinglerinde arazi olup hak ile yeksan oldular. Protokolde yer kapmak için birbirleriyle yarış eden Gıravatlılar nedense açık alan-

da çekilecek fotoğraf karelerinde yer almayı tercih etmediler. Türkiye’den gelen ünlüler, bakan, milletvekili, hatta Başbakan'la çektirdiği resimlerin altına sorunlarımızı ilettik notunu düşerek mavra kesen Gıravatlı Zübükzadeler bana göre ASALA'dan korktukları için deşifre olmak istemediler. Diğer yandan, katılımın düşük olmasını gerekçe göstererek tertip komitesini eleştirenleri de insaflı bulmam. Organizasyonda görev alanların beceri ve kabiliyetleri nisbetinde insanları duyarlı hale getirebildikleri tezine itiraz etmem. İnisiyatif alarak duyarlılık gösterenleri tebrik edip haklarını teslim etmek isterim. Yeri gelmişken gazetesinde Ermeni meselesini yazdığım için değil, sosyal sorumluluk duygusuyla hareket ettiği için Haber Gazetesi ve İbrahim Karaman’a da teşekkür ederim. Anıt dikileceği duyumunu alır almaz gecenin bir vaktinde, Haber Gazetesi'nin baskısını durduralım ricamızı geri çevirmeyen, sürmanşetten 'haydi şimdi lobi zamanı' diye çağrı ya-

metin.yazarel@haber.nl panların haklarının inkar edilmesine de rıza göstermem. Huzurda, ya da dört duvar arası toplantılarda ağır abi pozlarında, olmayan güç gösterisinde bulunarak rol kesen Gıravatlı Beyzadeleri eleştirenleri de haksız bulmam. Daha ileri giderek tavır koyma adına, milli-manevi konularda duyarsız kalan sözüm ona kanaat önderi Zübükzaadelerin toplantı ve davetlerine icabet etmemeyi önerirken, resmi toplantılara çağırmamayı teklif ederim. Hollanda'da bulunduğumuz elli yıllık toplumsal hayatımıza lobicilik açısından bakacak olursak, bir arpa boyu kadar yol alamadığımız gerçeğiyle yüzleşiriz. Lafa gelince mangalda kül bırakmaz savururuz. Beşyüzbine yaklaşan nüfusumuzla, işadamlarımızla, avukatlarımızla, gazetecilerimizle, belediye meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle ve de binin üzerinde STK'larımızla övünür hava atarız. Atarız atmasına da üçbuçuk Ermeni'nin elde ettiği başarıya kıskançlıkla bakarız..!

Kentteki bazı ev ve işyerleri güvenlik gerekçesiyle boşaltıldı. Polis, 250 kilogram ağırlığındaki bombanın kentteki bir su kanalında bulunduğunu, güvenlik gerekçesiyle bölgedeki bazı ev ve işyerlerinin boşaltıldığını açıkladı.

Bomba imha uzmanlarının olay yerinde araştırma yaptığı belirtilen açıklamada, tahliye edilen semt sakinlerinin bir spor salonuna yerleştirildiği kaydedildi. Geçen sene ekim ayında aynı bölgede benzer bir bomba daha bulunmuştu. İkinci Dünya Savaşı’nda Alman işgaline uğrayan Hollanda’nın farklı bölgelerinde şimdiye kadar savaştan kalma çok sayıda patlamamış bomba bulundu. Bombalar, silahlı kuvvetlere bağlı uzmanlar tarafından güvenli bölgelere taşınarak imha ediliyor.

VACATURE/ELEMAN ARANIYOR Eethuis Tadım is op zoek naar een kok gespecialiseerd in Turkse gerechten.Interesse? Solliciteer dan direct.

ulu n'a ızgara ve s tır. Tadım Restora n aşçı alınacak a y la n a i iy n e yemeklerd İrtibat:

Mail: tadimgrill@gmail.com Tel: 010 476 61 79 Nieuwe Binnenweg 231-A 3021 GC Rotterdam

THY Iğdır Havaalanı reklam çocukları konuştu

Antalya Korkuteli ilçesinin İmecik köyünde çekilen Türk Hava Yolları'nın (THY) reklam filminde rol alan çocukların hayallerini, ilk kez çekimler esnasında bindikleri uçak süslüyor. Büyükşehirden uzaklarda, köyde yaşayan çocuklar, hayvancılıkla geçimini sağlayan ailelerine yardım etmek için okuldan arda kalan zamanlarında keçi, koyun otlatırken, bir anda Türkiye'nin en gözde oyuncuları haline geldi. Daha önce büyüyünce değişik mesleklerde

çalışmak isteyen çocuklar, oynadıkları filmin de etkisiyle artık pilot olmanın hayalini kuruyor. Reklam filminin çekimleri sayesinde ilk kez uçağa binen çocukların hayallerinde artık Paris'e gitmek var. Reklam filminde görev alan 10 yaşındaki ilkokul 4. sınıf öğrencisi Elvan Büyükgursak, reklam filmi için önce köydeki çocukların fotoğraflarının çekildiğini, yönetmenlerinin bu çocuklar arasında kendilerini beğendiğini söyledi.

Reklam filminde oynayacağı söylendiğinde çok sevindiğini dile getiren Büyükgursak, "Çekimlerde havalar biraz soğuktu, üşüdük ama filmde oynamak çok zevkliydi" dedi. Çekimlerinin 1,5 hafta sürdüğünü belirten Büyükgursak, "Bazen rolümüzü hemen yapıyorduk ancak Kerim yapamıyordu. Biz kenarda beklerken Kerim çalışıyordu. İlk kez böyle bir çekimde bulundum, çok heyecanlandım" diye konuştu. En büyük hayali Paris'e gitmek Reklam filminin yayınlanmasından sonra arkadaşlarının kendisine "artist" dediğini anlatan Büyükgursak, öğretmenlerinin kendileriyle fotoğraf çektirmek istediğini, bazı arkadaşlarının da imzalarını aldığını ifade etti. Daha önce okuldaki tiyatro gösterisinde oynadığını bildiren Büyükgursak, şunları kaydetti: "Okuldan geldikten sonra keçilerimizi seviyorum onlarla oyun oynuyorum. Arkadaşlarımla bisiklet sürüyorum. Koyunlarımızı otladığı yere götürüyorum. Reklam filmimizi beğendim, hepimiz çok güzel oynamışız. Büyüyünce öğretmen olmak istiyorum. Reklam filminin çe-

kimleri için İstanbul'a uçakla gittim. En büyük hayalim tekrar uçağa binmek ve Paris'e gitmek." Elvanın annesi Döndü Büyükgursak ise çocuklarının reklam filminde oynaması için kendilerinden izin alındığını, sonra çekimlerin başladığını belirtti. Kızını bazen sabaha yakın götürdüklerini, okul zamanlarında öğretmenlerinden izin aldıklarını dile getiren Büyükgursak, kendilerinin de film ekibine yemek yaptığını kaydetti. Büyükgursak, "Reklam filmini severek izliyoruz. Kızım öğretmen olmak istiyor ama çekim için yaz tatilinde İstanbul'a tekrar istiyorlar. Babası gönderirse bence devam etsin" diye konuştu. "Büyüyünce uçağa binmek, pilot olmak istiyorum" Reklam filminin diğer oyuncusu 9 yaşındaki Kerim Ardıç ise filmde kendi yaptıkları kulenin üstüne çıkarak uçağa "gel buraya, gel", "piste in" dediğini, pilota da selam verdiğini söyledi. Filmden sonra pilot olmaya karar verdiği işaret eden Ardıç, "Uçağa binmeyi çok istiyorum. Büyüyünce uçağa binmek, pilot olmak istiyorum" dedi.

.com

€59

’dan

Hayallerinizi Corendon’la Yaşayin

BAŞLAYAN FIYATLARLA VERGILER DAHILDIR


HABER

10

MAYIS / MEI 2014

İbn-i Haldun, Asabiyye ve Ortak Akıl Medya, STK, siyasetçiler, girişimciler "ne haldeyiz, yaptırım gücümüz nedir, siyasette, ticarette ve diğer sosyal alanlarda ağırlığımız nedir?" gibi sorular sorar, çoğu zaman tam cevabını da bulamadan, hatta zaman zaman birbirimizi suçlamadan da edemeyiz.

VEYİS GÜNGÖR Hollanda Türk toplumu, karşılaştığı her can sıkıcı olaydan sonra ‘birlik ve beraberlik’, ‘ortak hareket etmek’, ‘asgari müştereklerde buluşmak’ gibi toplumsal davranışlar üzerinde tartışır, konuşur, bazen birbirlerini suçlar ve bir müddet sonra da unutur. Bir kaç haftadır, yine öyle bir süreci yaşamaktayız. Malum. Türk milletini yakından ilgilendiren ve derinden yaralayan sözde Ermeni soykırımı ile ilgili Almelo’da bir gelişme yaşadık. Hollanda Türk toplumunun huzurunu kaçıran bu olay ile ilgili haberler ve açıklamalar tüm medya organlarında yer aldı. Her can sıkıcı olay toplumumuzun halini yeniden tartışmaya açmakta. Medya mensupları, STK temsilcileri, siyasetçiler ve girişimcile; ne haldeyiz? "Yaptırım gücümüz nedir? siyasette, ticarette ve diğer sosyal alanlarda ağırlığımız nedir?" gibi sorular sorar, çoğu zaman tam da cevabını bulamadan olay kapanır gider. Hatta, sorulara cevaplar ararken, zaman zaman birbirimizi suçlamadan da edemeyiz… Bu bir kısır döngüyü beraberinde getiriyor. Sağlıklı düşünmemizi engellemekte. Sorulara sürdürülebilir cevaplar bulunamadığı için de toplumumuzu ilgilendiren

veyis.gungor@haber.nl sosyal olaylarda anlık, periyodik, his dolu tepkiler vermekteyiz. Peki bu soruları soranların yani görülen aktörlerin, bu satırları yazan da dahil, yaptıkları nedir? Kimse kusura bakmasın ama yaptığımız ‘vakanüvislik’tir. Peki Vakanüvislik nedir? Vakanüvislik, Osmanlı İmparatorluğu zamanında tarihî olayların kayıt altına alınması olarak tarif edilen bir meslekmiş. Gerçi o zaman bu bir devlet göreviymiş. Memurlukmuş. Ama bizim yaptığımız ise gönüllü Vakanüvîsliktir… Yani, bu açıklamaya göre yaptığımız iş olayları görünen haliyle yazmak, tartışmak ve tepkisel davranışlara anlam vermeye çalışmaktır. Oysa tarihçiler ve sosyal bilimciler olaylara farklı şekilde yaklaşmaktalar. Örneğin, sosyolojinin kurucusu olarak da bilinen ünlü Müslüman tarih ve sosyal bilimci İbn-i Haldun, olayların arkasında yatan nedenleri çözmemizi, keşfetmemizi ve bu şekilde tarihin doğasını kavramayı denememizi öneriyor. Gelişmeleri nedensellik ilişkisi içinde idrak etmek ve yorumlamayı teklif ediyor. İbn-i Haldun meşhur ‘Mukaddime’sinde ele aldığı ‘Asabiyye’ kavramını toplumsal

örgütlenmelerin özellikleri, sorunları, süreçleri, başarıları, hüsranları ve güçleri için kullanmakta. Sonraki araştırmacılar ‘asabiyet’ kavramına topluluk duygusu, ortak ruh, dayanışma duygusu gibi anlamlar da vermişlerdir. Asabiyye kavramından hareketle Hollanda Türk toplumunun örgütlenme özelliklerinin arka planına baktığımızda, özellikle siyasi ve dini örgütlenmelerde çok bariz gözlenen ve adacıkları andıran bir yapı karşımıza çıkmaktadır. ‘Adacıklar politikası’nın da örgütlü toplumun önemli bir bölümünü içine aldığı müşahade edilebilir. Siyasi görüş, dini inanış ve ideoloji etrafındaki bir yapılanma, bir bağ, bir teşkilatlanma şekli toplumun sosyal olaylar karşısında vereceği tepki ve tavırda önemli rol oynamaktadır. Daha doğrusu bu tip yapılanmalardaki hiyerarşik yapı gereği, Hollanda’daki örgütler merkezi teşkil etmedikleri için kararlarda tam bağımsız olamamaktadırlar. Örgütlerin ‘adacıklar politikası’ndan kurtulmaları uzun süreceğinden, sosyal olaylarda bir ortak akıl geliştirme süreci de zaman alacaktır. Umarım göçebelik ruhundan yerleşik hayata geçiş yani İbn-i Haldun’un ifadesiy-

ABD'de İDAM TARTIŞMASI

Oklahoma Eyalet Hapishanesinde, ilk defa denenen ilaç kombinasyonun idam mahkumunun 43 dakika çırpınarak ölmesine neden olması tartışmalara yol açtı. ABD'de Oklahoma Eyalet Hapishanesinde, bir idamın infazında ilk defa denenen ilaç karışımının, mahkumun 43 dakika çırpınarak ölmesine yol açmasının yankıları devam ediyor.  Üç  ilaç karışımının denendiği   Clayton  Lockett

adlı 38 yaşındaki idam mahkumun, infazdan önce kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi üzerine otopsi yapılmasına karar verildi. Eyaletin  Cumhuriyetçi Partili Valisi  Mary Fallin, olayın ardından eyaletteki idam prosedürünü  ince-

Selfie 32 YAŞINDAKİ KADININ ÖlÜmÜne neden oldu The Independent’in haberine göre Facebook’ta selfie fotoğraflarını yayınlayan ve durum bildirimini güncelleyen Courtney Sanford isimli kadın, son durum bildiriminden hemen sonra bir araba kazasında hayatını kaybetti. Sabah anayolda işine giderken 08.33’de “bu şarkı beni çok mutlu ediyor” diyerek güncelleme yapan 32 yaşındaki kadının 08:34’de bir kaza sonucu öldüğü ortaya çıktı. Bir kamyonla kafa kafaya çarpışmasının sebebinin alkol, uyuşturucu ya da aşırı hız sonucu olmadığı ortaya çıkmıştı. Birkaç gün sonra Sanford’un arkadaşlarının polise kazanın olduğu saatlerde facebook durumunun güncellendiğini bildirmesiyle kazaya selfielerinin ve facebookta ‘mutluluk’ güncellemesinin neden olduğu ortaya çıktı. Polis müdürü yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Birkaç saniyede bir hayat söndü, sırf arkadaşlarına ne kadar mutlu olduğunu bildirmek için. Gerçekten buna değmez. Bu herkese bir ders olsun.” Kamyon sürücüsünün yara almadan kazadan kurtulduğu bildirildi.

leteceği sözünü vermesine rağmen, eyaletteki infaz standartları yüzünden eleştirilerin odağında yer almaktan kurtulamadı. Bu arada Vali Mary Fallin, 1997’de sevgilisinin 11 aylık kızına tecavüz ettikten sonra öldüren ve  Lockett ile aynı gün idam edilecek Charles Warner’ın cezasının infazını erteledi. Avrupalı ilaç şirketlerinin,  ABD’deki cezaevlerine,  infazlarda kul-

landıkları  ilaç  satmayı reddetmesiyle Oklahoma'da ilk defa 3 ilaçtan oluşan yeni bir karışım Lockett'in infazında denemişti. Beyaz Saray'ın açıklaması Başkan Obama'nın sözcüsü Jay Carney'de basın toplantısında yaptığı açıklamada, başarısız infazın ''insani standartların eksikliği''nden kaynaklandığını ifade etti. Carney,  Başkan Barack

le ‘bedevilikten hadariliğe’ geçiş çok uzun sürmez. Sorunlar ve zorluklar karşısında, toplum olarak iç regülasyonumuzu sağlayıp, kültür ve medeniyet üreten bir topluluğa dönüşürüz. Aksi halde felekate yani sosyal sorunlara açık hale gelen bir topluluk oluruz... Hollanda’ya gelişimizin 50. yılında hala bir ortak akıl oluşturamamayı konuşmak insanı düşündüyor. Oysa içinde yaşadığımız Hollanda toplumunun yakın tarihi ‘ortak akıl’ oluşturmanın örnekleriyle dolu. Avrupa Birliği yine öyle. Birbirleriyle savaşan milletler elli yıl gibi kısa sürede ‘ortak akıl’ yani ‘Avrupalı olmak’ değerini ürettiler. Hollanda’da yaşayan ve bazı sosyal olaylar karşısında sürekli şikayet edenler, içinde yaşadıkları toplumun yakın tarihine bir göz atmalılar. Onyıllardır toplumdan dışlanan Katoliklerin nasıl toplum içine alındıklarını, birbirlerine kız vermeyen grupların nasıl birlikte yaşamayı öğrendiklerini görecekler. Hollanda’da özgürlük, tartışma, birlikte çalışma, katılımcı demokrasi kültürünün nasıl oluştuğuna şahit olacaklardır. Böylece; kutuplaşmanın, adacıklar politikasının faydasının olmadığını göreceklerdir. Ve sonra, dönüp kendi toplumumuza baktığımızda kimler tarafından oluşturulduğu belli olmayan önyargıların, belki de cehaletin, tanımamanın, sevmemenin bizi nasıl yüzeysel şeylerle oyaladığını, bir türlü öz’e inemediğimize şahit olacaklardır. Evet. ‘Ortak akıl’sorusunun cevabı bizde gizlidir…

Obama'nın, bazı iğrenç suçların ölüm cezası gerektirdiğine inandığını ifade ettiğini belirterek ''Ancak aynı zamanda bir idam cezası haklı olsa bile bunun insanca yapılması gibi ABD'de bir temel standart var ve en son  olayda herkesin bu standarda uyulmadığını kabul ettiğini düşünüyorum'' dedi. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliğinin  Oklamoha'daki şubesi de  38 ya-

şındaki idam mahkumu Clayton Lockett'un infazdan 43 dakika önce kalp krizi geçirip hayatını kaybetmesinin ardından, eyaletteki idam mahkumların infazının ertelenmesi çağrısında bulundu. İdam mahkumu  Lockett,  1999 yılında  iki arkadaşı ile hırsızlık için girdiği evde 19 yaşındaki Stephanie Neiman’ı tüfekle yaraladıktan sonra canlı canlı gömmüştü. 

Volkswagen Elektrikli Bisiklet Üretti

179 yaşındayım galiba Azrail beni unuttu

Kaliteli otomobilleri ile tanıdığımız ünlü Alman otomobil firması Volkswagen şimdide bir Elektrikli Bisiklet tasarladı. Kısaca bahsetmek gerekirse elektrikli olmasının yanında katlanabilir ve hafif olmasıyla birçok bisiklet severin ilgi odağı olacağına bahse girebiliriz. Katlandığında bir Volkswagen otomobilin stepne bölmesine rahatlıkla sığdığını da hatırlatalım.

Hindistan'ın Varanasi kentinde yaşayan Mahashta Murasi tam 179 yaşında. Üstelik yaşını kanıtlayacak her türlü belgeye de sahip. 6 Haziran 1835 doğumlu Hintli 1957'ye kadar ayakkabıcılık yapmış. 122 yaşında emekli olmuş. Murasi "Galiba Azrail beni unuttu. O kadar uzun yaşadım ki torunumun torununun ölümünü gördüm. 150 yaşını geçen kimse yok. Sanırım ben ölümsüzüm" diyor. Sağlık sorunlarıyla ilgili geçmişte bir kaydı bulunmayan Murasi'nin son doktoru 1971'de vefat etmiş. Hintli adam insanlık tarihinin en yaşlı kişisi olarak Guienness Rekorlar Kitabı'na girdi.


11

MAYIS / MEI 2014

HABER


HABER

12

MAYIS / MEI 2014

Aklın ortak kullanma hâli… “… Onlar işlerini kendi aralarında danışma, meşveret (istişare) ile yaparlar...” buyuruyor Yüce Mevla’m. O’nun çağrısına kulak tıkadığımız içindir yaşadığımız bu olumsuzluklar. ‘Aklınızı ortak kullanın’ buyruğu etrafında kümelensek, var olan pek çok sorunu yaşamıyor olacağız. ZEYNEL ABİDİN KILIÇ “Düşünceler gayeleri doğurur. Gayeler eyleme dönüşür. Eylemler alışkanlıkları oluşturur. Alışkanlıklar da karakteri belirler” “HABER’e geçtin diye mi değiştin?!..” HABER Gazetesi ile olan münasebetimizi farklı yorumlayan ve geçen sayıdaki makalemize yanlış mana yükleyen dostlarımızla karşılaştık. HABER’e, ayda bir söyleşi hazırlamak ve bir makale yazmak hususunda Sevgili İbrahim Bey’e verilmiş bir sözümüz var. Bir mekân değişikliği söz konusu değil. Hâlen kurucusu olduğumuz gazetede bize tevdi edilen görevi sürdürmeye çalışıyoruz. Bu manada bize gelen tepkilerden duyduğum rahatsızlığı tekrar yaşamamak adına böyle bir açıklamayı sizlerle paylaşmak istedim. “Nerde bir Müslüman görsem korkuyorum” başlıklı yazımızı sadece bir mekân değişikliği değil zihin değişikliği olarak anlayan, değerlendiren dostlara rastladım. Yazının tamamı okunmuş olsaydı, ne tür Müslümandan korktuğumuz, kimleri sevmediğimiz anlaşılırdı… Kaldı ki HABER’i o manada değerlendirmek bile abesle iştigal etmektir. Belki önümüzdeki sayılarda ne tür Müslümanlardan korktuğumuzu ve hangilerini sevmediğimizi yazma imkânımız olur... Yine mi sandık, usandık… Aylardır seçim havası soluyoruz. Adayların koşuşturması, öz örgütlerin toplantıları, basının çağrısı seçmeni harekete geçirmeye yetmiyor. Halkın kendi gündemi faklı; onlar içerisinde bulunduğu sorunlar yumağından kurtulmanın çabasındalar. Siyasîlerin bu sorunları çözme yerine arttırdığı kanaatindeler. Seçildikten sonra kendilerini unuttuklarını düşünüyorlar. Bu yüzden çağrılara kulak asılmıyor, sandığa giden yollar tıkanıyor. Tek sebep de bu değil. Seçmen, kime ve niye oy vereceği noktasında da kararsız ve bilinçsiz. Nasreddin Hoca gibi herkese hak veriyorum. Aday ‘oy’ istiyor, haklı; seçmen ‘vermem’ diyor, haklı. Peki kim haksız? Doğrudan suçlamak yerine, STK’ların bu konuda izlediği yol ve

zeynelabidin.kilic@haber.nl

yöntemde bir aksaklık olduğunu düşünüyorum. Bir üye olarak STK’ya soruyorum, ‘oyumu kime vereyim?’ Aldığım cevap, ‘sakın oy verme!’ şeklinde: “Adaylardan biri için kullan!” STK’lar bağımsızlığını, tarafsızlığını korumak adına, üyesinin kendisinden beklentisine müspet ve açık seçik bir cevap veremiyor. Kaldı ki STK’ların, bağımsız ve tarafsız olmak gibi bir durumları da söz konusu değil. STK’lar, adlarının herhangi bir partiyle anılmaması için böyle bir yol izliyor olabilir. Bu noktada onlara da hak verelim. Ama STK’lar kendi bünyelerinde oluşturacakları siyasî birimler vasıtasıyla üyelerine seslerini çok rahatça duyurabilirler ve üyelerinin beklentilerine olumlu bir cevap verebilirler. Avrupa Parlamentosu için birbirinden değerli 5 adayımız var. Hollanda’da çalışmalarını yürüten ve güçlü olduklarına inandığım sadece 5 STK’mız bu adaylardan birini desteklediğini duyursa, 5 adayımız da seçilir. Adaylar belirlendiğinde, sağ, sol ve merkezden 5 güçlü STK bir araya gelmeli ve her biri kendi düşüncesine yakın bir partiyi ya da adayı destekleyeceğini kamuoyuna açıklamalıydı. Bence böyle bir uygulama STK’ların bağımsızlığına halel getirmez aksine, siyasî ve toplumsal katılımı güçlendirdiği için asli görevini yerine getirmiş olurdu. Her adayın seçilebilmesi için ortalama 20 bin oy gerekiyor. Hollandalı Türk toplumunun seçmen sayısı yaklaşık 200 bin. Seçmen sayısının sadece yarısı, yukarıda istenilen şekilde; organize olmuş bir hâlde sandığa gitse, 5 adayı da seçtirebilirdik. Şu anki gidişat ve görüntü, onca uğraş, çaba ve emeğe rağmen hiçbirinin seçilemeyeceği yönünde. Yazık değil mi? Kim verecek bunun hesabını? Bu seçimde de geç kaldık galiba. Umudumuz diğer seçimlerde. Ama yazık oluyor, zira zaman aleyhimize çalışıyor... “Nasılsanız öyle idare edilirsiniz” Konu STK’lardan açılmışken, kendilerini, dolayısıyla toplumumuzu ilgilendiren şu hususların da altını çizmekte yarar görüyorum:

Makam, mevki, sınıf, parti, hizip, cemaat ve özellikle benlik duygusundan, düşüncelerinden arınmış bir hâlde karşımızdakinin düşüncesini ufkumuzu açma ve bir zenginlik olarak görerek bir araya gelmeye, birbirimizi anlamaya, tanımaya, dinlemeye başladığımız gün, kurtuluşa giden yolların dikenlerden ayıklandığını, hatta açıldığını göreceğiz. “Nasılsanız öyle idare edilirsiniz” buyuran Kutlu Elçimizin önümüze koyduğu düstur, günümüzü ve ahvâlimizi özetliyor aslında. Bizim sorunumuz ve önceliğimiz başımızdakileri değiştirmek, değil, kendimizi değiştirmek olmalıdır. Bizim değiştiğimiz gün onlar da değişecek ve düzelecektir zaten. “….. Onlar işlerini kendi aralarında danışma, meşveret (istişare) ile yaparlar...” buyuruyor Yüce Mevla’m. O’nun çağrısına kulak tıkadığımız içindir yaşadığımız bu olumsuzluklar. ‘Aklınızı ortak kullanın’ buyruğu etrafında kümelensek, var olan pek çok sorunu yaşamıyor olacağız. İnsanlarımız arasına ekilen, etnik, mezhep ve fikir ayrılığının fitne tohumları meyvelerini verdi ve koskoca bir millet paramparça, darmadağın oldu. Türkiye’deki bu dağınıklığı gittiğimiz her ülkeye taşıdık. Elin oğlu aralarındaki duvarları yıkarken, bizler; aynı vatanın evlatları, öz kardeşler aramıza durmadan yeni duvarlar ördük. Düşman, her gün birimizi tokatladı; diğerlerimiz ise, dövülen kardeşimize atılan dayağı zevkle seyretti; ertesi gün sıranın bizlere geleceğini hesap edemedik. Sonrasında da, yere yığılan ve bir daha doğrulamayan bir millet oluverdik. Haksızlığın karşısında bir kalkan gibi durmayı erdem bilen ‘yüce’ milletten “Bana değmeyen yılan bin yaşasın!..” diyebilen ‘cüce’ bir millete döndük ve yeni bir insan(!) cinsi türettik... Bizleri bir araya getirecek onlarca esaslı sebep varken; hiçbir değeri olmayan ayrılık nedenlerini kutsadık, korkunç bir parti, hizip, görüş, cemaat, fikir taassubuyla hareket eder hâle geldik. Yazık!.. Oysa, vurdumduymazlık, aymazlık, nemelazımcılık, öz örgütlerin ruhuna aykırı olan hasletlerdir.

‘Tabela örgütü’ olmaktan kurtulma vakti gelmedi mi? Sevgili STK yöneticileri, sizler, insanları bilgilendirmede, ufuk açma, hedef ve yol göstermede, örgütlemede, gasp edilen haklarını meşru zeminlerde arama ve almada; dayanışmada, beraberce hareket etme ve eylem birliğinde, ‘öncü-önder’ olmanız gerekmiyor mu?... Bu kadar incitilen, hakları gasp edilen toplumumuzun itibarını geri iade etmek için daha ne bekliyoruz? Toplanmanın, silkinmenin, ayağa kalkmanın, yürümenin zamanı gelmedi mi artık? Bir STK yöneticisi olarak, önümüzdeki 5-10 yılın plan-program ve projesini çıkarttınız mı? İnsanlarımızı nasıl bir gelecek bekliyor? Bu sancılı sürecin nasıl biteceğinin hesabını yaptınız mı? Hollanda’nın son yıllarda insanlarımıza yönelik antidemokratik uygulamalarının karşısında tüm STK’lar olarak bir araya gelmeyi, karşı durmayı ve yeri geldiğinde en az 100 bin insanımızı parlamento binası önünde eyleme çağırmayı düşünüyor musunuz? Kurumsallaşmada 40 yılı aştığınızdan söz ediyorsunuz. Başta Kraliçe olmak üzere bu ülkeyi yönetenlere bugüne dek, kurumunuzu tanıtan, amaç, hedef ve projelerinizi anlatan tek sayfalık da olsa bir mektup gönderdiğiniz oldu mu? Hollanda’yı idare edenlere her yıl çalışma programınızı gönderdiniz mi, bu ülkeyi yönetenleri faaliyetlerinize davet ve ortak ettiniz mi, katılmalarını sağladınız mı ve bu yolla lobi misyonunuzu yerine getirmiş oldunuz mu? Senede bir kez bu manada yazılmış bir mektup göndermiş olsaydınız, bugün soykırım dayatması, eşcinsellik, ötenazi, helal kesim, geri dönüş yasası vb. gibi uygulamalara dâhil edilmeyecek, hak gaspları yaşanmayacaktı. Dil, din, kültür ve milliyetimize yönelik karalama, iftira, yok etme politikalarını konuşmuyor olacaktık. Zira Hollanda devleti ve hükûmeti sizi ve gücünüzü tanıyacak, çalışmalarınızı yakından takip edecek ve görüşlerinizi, tavsiyelerinizi ciddiye alacaktı. Temsil ettiğiniz insanlar sizlere güveniyorlar ve sizlerden çok şeyler bekliyorlar bilesiniz!. Zira sizler, önümüzü aydınlatan ‘fener’ doğru yön bulunmasına yarayan ‘pusula’ ve tehlike bölgelerini, emniyet yollarını gösteren birer ‘harita’ hükmündesiniz... Eğer işlevinizi, vizyon ve misyonunuzu iyi üstelenememişseniz, vay bizim hâlimize, vay bizim geleceğimize!..

TOVER TÜRK HUKUKÇULAR BİRLİĞİNİ AĞIRLADI

T

OVER üyelerini hukuksal konularda bilgilendirmek amacıyla Hollanda Türk Hukukçular Birliği ile bilgilendirme akşamı düzenledi. Hollanda Türk Hukukçular Birliği başkanı Ejder Köse’nin de hazır bulunduğu toplantıda, katılanlar hukuksal sorunları hakkında sorular

Hollandaca haftalık yayın yapan Zaman Vandaag Gazetesi bu haftaki sayısında ilginç bir manşete imza attı. 20 Ocak 2014 tarihinde Türkiye'de yayın yapan Bugün Gazetesi'nde yayınlanan rö-

portajda, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'ye de atfedilen yazıda "PKK TARİHİNİN EN GÜÇLÜ ZAMANINDA" şeklinde bir başlık atıldı.

sorarak uzmanlarından cevap aldılar. 5 avukatın hazır bulunduğu toplantıda TOVER başkanı Durmuş Doğan “İnsanımız bir sorun karşısında avukata gitmek çözüm yolları arama konusunda çekingen davranmaktadır. Bu tür toplantılarla bilgi akışı sağlayarak hizmet etmeye çalışıyoruz” dedi.


13

MAYIS / MEI 2014

HABER


HABER

14

MAYIS / MEI 2014

GİRİŞİMCİ BULUŞMALARININ 4.SÜ

Avrupa Parlamentosu adaylarını ağırladı HABER Gazetesi'nin hayata geçirdiği Girişim Buluşmaları'nın dördüncüsü Rotterdam'daki Meram Restaoran'da gerçekleştirildi. AP Milletvekili adayları, STK başkanları ve Hollanda Türk basınının ilgi gösterdiği toplantıyı açan genel yayın yönetmenimiz İbrahim Karaman: “Haber gazetesinin düzenlemiş olduğu 4. Girişimci Buluşmaları programımıza, AP adayı olan siyasetçilerimi-

zi konuk ediyoruz. Bizim gözümüzde politikacılarda kendi açılarından siyasi alana dair girişimci oldukları için, böyle bir konsept yapmayı uygun gördük. Normal şartlar altında girişimci buluşmalarımızı daha çok farklı sektörlerdeki ticaretle uğraşan insanlarla yapıyoruz. Bunu iki defa farklı sektörleri biraraya getirerek yaptık, bir defa hukukçularımızla yaptık. Şimdi politikacılarımızla yapıyoruz. İleride

de öğretmenlerle olacak, farklı sektörlerden girişimcilerimizle olacak. İçinde girişimcilik ruhu olan aslında herkesin katılabileceği bir konsept bu. Girişimci Buluşmaları bir basın organının asli görevleri arasında değil. Bu bağlamda biz bunu çok uzun icra etmeyi düşünmüyoruz. Muhtemelen bundan sonraki programımızı konsept olarak bir STK’ ya devredip, bu kısa zamanda çok beğeni gören konseptin

Kaya Turan Koçak Haber Gazetesi’nin farklı bir formatta farklı bir debat şekli, basının ve kameraların karşısında yayına alınması çok hoş bir şey. Farklılık oluşturduğu için İbrahim bey’e ve ekibine teşekkür ediyorum. Adım Kaya Turan Koçak, 1971 Sivas Sarkışla doğumluyum. 73 yılından beri Hollanda Eindhoven’da yaşıyorum. En son eğitim olarak HBO Endüstri Mühendisliği okudum. 18 senedir Rabobank’ın genel merkezindeyim. 22 senedir de siyasetteyim. Eindhoven Gençlik Teşkilatından itibaren siyasete girdim, 1990 yılların başında. 4 sene Gençlik Teşkilatında yönetici vazifesinde bulundum. 5 sene eyalet bazında CDA Brabant yönetici vazifesinde bulundum. Son 5 senedir ülkesel çalışıyorum CDA Kleurrijk yöneticisi olarak. En son olarak, iki senedir hem Kleurrijk’ın başkanı ve MKYK üyelerinden bir tanesiyim. ‘Ben partimizin MKYK üyesiyim’ dediğimde tam algılanamıyor. Bende şöyle diyorum ‘Bizim partinin üst düzeydeki 40 yöneticiden bir

Mehmet Emin Ateş: Türkiye ile olan ticari ilişkilerde vize serbestliği getirilmesi konusunda önerge verme hakkında ne düşünüyorsunuz? CDA bu konuda ciddi olarak ne yapacak? Fraksiyonun içindekiler seninle aynı yönde gitmezse, tek başına mücadele edecek cesaretin var mı? Kaya Turan Koçak: Örnek veriyorum, Yunus meselesi. Başbakanımızın yaptığı açıklamaya, Rutte ‘İç meselemize karışmayın lütfen’ diye karşılık verdi. Ben benim partimin Merkez Karar Yönetim Kurulunda yaptığım konuşmada, kimse bana ‘Bu bizim iç meselemiz, karışamazsın’ deme-

tanesiyim’, o zaman vatandaşımız daha iyi kavrayabiliyor. Benden başka yabancı yok. Kaya Turan Koçak'ın konuşmasından satır başları: 86’nın mücadelesini verenlerden Bekir ağabey, Cebeci ağabey ve Arif Yakışır buradalar, çok iyi hatırlarlar. Biz yıllarca mücadele ediyoruz, bir hak elde ediyoruz. Ama şu andaki gençlerimize bakıyorum. Birçok gençle ben toplantı yapıp buluşuyorum. Bizim toplumda en az ilgi duyan grup maalesef gençlerimiz. Yıllarca birlik ve beraberlik içinde hareket etmişiz. Ne için yapmışız? Bir sonraki neslin daha iyi bir şekilde daha iyi yerlere gelebilmesi için. Ama baktığımızda 30-40 sene sonra gençlerimiz maalesef ilgili bir şekilde yaklaşmıyor. Bizim toplum son senelerde pasifleşmiş. Tekrar aktif hale gelmesi lazım ve tekrar canlanması lazım. Ama benim için ‘ne’ çok önemli, ‘nasıl’ değil. Eğer sizin vizyonunuz yoksa ne yapacağınızı bilemezsiniz. Biz diyoruz ki, insan merkezi siyaseti yapmadiler. O yüzden bizi oraya taşıyın, getirin, kendi gruplarının içinde bir Türk görsünler. Birini tanımaları ve birine güvenmeleri lazım, başarılı şekilde çalıştığını görmeleri lazım ki düşünceleri farklılaşsın. 2009da Hollanda’dan bir ticari heyetle Türkiye’ye gittim. Bursa gezimizde birçok esnafı dolaştık. Özellikle tekstil ağırlıklı esnaflarla konuşurken bana şunu söylediler ‘Avrupa ile ticaret yapmayı geliştirmek istiyoruz ama Schengen anlaşması dolayısıyla Hollanda’dan bir türlü vize alamıyoruz, Fransa vize veriyor’. Türkiye’deki esnafımız o zaman daha çok

yaşamasını ve gelecekte daha sistematik halde kökleşmesini sağlamaya çalışacağız. Siyasetçiler açısından şöyle bir eleştiri getirmek gerekiyor gündemimize.Siyaset çok uzun soluklu bir iş, eğer seçilmeye niyet ettiyseniz buna aylar önceden hatta yıllar önceden başlamanız gerekiyor. Önümüzde Avrupa Parlamentosu Seçimleri var, geçtiğimiz günlerde de yerel seçimlerden geçtik. Ama siyaset uzun soluklu bir iş olduğu için aslında bu tür programları son bir ay’a son bir haftaya sıkıştırmamak gerekiyor. Sıkıştırınca toplumda bir usangaçlık gözleniyor aynı türden proğramlar peşpeşe düzenlendikçe. Bütün adaylar belki bugün iki, üç program yapacaklar, halkın karşısına çıkıp onlara hitap etmek durumundalar. O yüzden bazı konulardan ders alıp, “siyaseti daha uzun soluklu bir hale nasıl getirebiliriz, neden geçen yıl yapmadık bu toplantıyı?” tarzında düşünüp kalıcığı temin etmemiz gerekiyor.” dedi.

Mehmet Emin Ateş ise baştan sona beğeni ile yönettiği toplantıda "Değerli arkadaşlar hepiniz hoş geldiniz. 20 yılı aşkın cemiyetçilik hayatım var Hollanda’da, hiçbir zaman cumartesi öğleden sonra toplantı organize etmedim vatandaşımızı bildiğimiz için. Her ne kadar seçmenden az arkadaş görüyorsanız da, Hollanda’da Türk toplumunun kamuoyunu oluşturan ekibin %90’ı burada diyebiliriz. O yüzden bu toplantı fikirlerin yayılması açısından çok uygun ve elverişli. Bugün burada üç partiden aday arkadaşımız var. Kaya Turan Koçak CDA, Güliz Tomruk-Kişi GroenLinks, Ali

Güliz Tomruk Kişi

dığınız müddetçe, insanı ortaya koyup yetiştiremediğiniz müddetçe, istediğiniz kadar uğraşın durun. Paralar harcanır. Ben belediyede birçok proje gördüm. Yılın ortasına kadar paralar harcanıyordu ondan sonra bir kısmı birikiyordu, Aralık ayı geldiği zaman para harcamak için proje üretiyordu. Vizyon sahibi olmayan insanlar için, vizyon sahibi olmayan belediyeler için, bizim için ‘ne’ çok önemli. Hollanda’da taşa yatırım değil, insana yatırım olması gerekiyor. Bizim son zamanlarda izlediğimiz ve gözlemlediğimiz her alanda maalesef insana yatırım değil de, taş’a yatırım yapılıyor. Bizim ekonomiye yatırım değil, esnafa yatırım yapmamız lazım. Esnafa yatırım yapacaksınız ki, ekonomi kendiliğinden canlansın. Aradaki fark bu, vizyon farkı bu.

Fransa’dan ticaret yapmaya başlıyor. O dönemde dedik ki Hollanda’ya, artık Türk esnafını zor durumda bırakmamak lazım. Orange Carpet diye yeni bir özel muamele var. Özellikle Avrupa’da Hollanda’da ticaret yapan esnaflara yönelik hızlandırılmış vize alma prosedürü. Türkiye’nin 2014 senesinden 2019 senesine kadar geçerli bu program. Şu an çözmemiz gereken ve öncelik vermemiz gereken bazı konular var. Her Avrupa ülkesi, AB üyesi olma hakkına sahiptir. Türkiye şartlarını yerine getirsin ondan sonra üye olacaktır.

Önce kendimi tanıtayım. Adım Güliz Tomruk-Kişi, 37 yaşındayım. Deventer’da doğup büyüdüm. Enschede’de Yüksek Akademi İşletme Ekonomi ve Hukuk üzerine okudum. Ondan sonra Nijmegen’da Hukuk Fakültesinde Hukuk bölümüne başladım. O aralar Tarım Bakanlığında hukukçu olarak çalışmaya başladım. O dönemde iki Türk derneğine başkanlık yaparken her zaman politikaya bir ilgi duydum ve o vesileyle politikaya atıldım. 9 yıl Belediye Meclisi üyesi olarak Deventer’da görev aldım. 9 yıllık bir dönemden sonra geçen sene Brüksel’de bir projeye katıldım. Ben belediye meclis üyeliği yanı sıra 9 yıl olarak Senior Projectmanager olarak çalıştım, benim proje tecrübem var. İki yıl evvelde TSM Business School da Proffesional Project Management üzerinde Mastır yaptım. Bu konuda deneyimim çok. Eğer Milletvekili seçilirsem bu konuda denetim projelerini takip edeceğim. Örnek vermek istiyorum. Mesela Hollanda’ya Avrupa Birliği tarafından 300 milyon Euro Armoedebeleid dediğimiz bir para yatırıldı. Bu

Mehmet Emin Ateş: Çok pratik bir soru. Siz seçildiniz diyelim. Buradaki bazı arkadaşlar size gelip ‘Duyduk ki bizim için para gelmiş ama biz bir şey görmedik’ derlerse, bunun peşinden sonuna kadar gider misiniz? Güliz Tomruk-Kişi: Sonuna kadar giderim çünkü benim denetim görevim bu. Ben her zaman şunu soyluyorum. Ben köprü vazifesiyim. Bruggenbouwer dediğimiz. Halk ile Avrupa’nın arasında çok büyük bir kopukluk var.

para nasıl harcanacak, nasıl değerlendirilecek çok merak ediyorum. Başta Voedselbank dediğimiz kuruluş bu paradan istiyor. Biz zaten yapıyoruz bu işi, bize verin biz faydalanalım diyorlar. Ama Hollanda olmaz diyor. Bu konularda denetim çok önemli. Güliz Tomruk-Kişi'nin konuşmasından satır başları: Bütün partiler işsizlik oranını düşürmek istiyor. Ama biz ne yapacağımız değil, nasıl yapacağımız önemli diyoruz. Biz enerji yatırım sektörüne baktığımız zaman, Almanya’dan kısa bir örnek vermek istiyorum. Almanya’da son 5 yıl içinde, duurzame energie konusunda, iş oranı yükseldi. Maden sektöründe 50.000 ‘e yakin bir nüfus çalıştığı zaman, duurzame energie sektöründe 375.000 kişi çalışıyor ve bu artıyor. Bir nükleer enerji santrali kurduğunuz zaman en az 10 senelik bir dönem alıyor. Bu sektörü kullandığınız takdirde Afrika’dan uranyum almamız gerekiyor. Bildiğiniz gibi uranyum çevreye çok zarar veriyor. Güneş ve rüzgâr enerjisi konusunda büyük yatırımlar yaparak iş imkânlarını çoğaltaAvrupa Birliği nedir, ne işe yarar? O konuda tecrübemiz çok zayıf. 20% katılım oranı var diyorlar, bu çok kötü bir durum açıkçası. Siyaset bilgi ve birikim ister. Bu bilgiyi ve birikimi kendime tutmanın zaten hiçbir zaman mantığı olmaz. İşverenlerle olsun, öğrencilerle olsun, sivil toplum kuruluşlarıyla olsun bu bilgi ve birikimi paylaşmak istiyorum. Bir senedir Brüksel’e gidip geldiğimden dolayı geçen sene ben bunu gördüm. 7 yıllık bütçe belirlendi. Bu büt-

Osman Biçen D66. Her birinin kendisini tanıtma imkanı olacak. Niye bu göreve talip oldukları, niye onların partisine, ondan sonrada niye onlara oy verilmesinin yararlı olduğuna inandıkları konusunda bilgi verecekler. Ben soruları parti programlarına bağlayarak, bir sohbet şeklinde götüreceğiz” diyerek açtığı toplantıyı, donanımı ve deneyimi ile başından sonuna kadar gayet başarılı bir biçimde yürüttü. Moderatörlüğüyle katılımcıların tamamının beğenisini kazanan Mehmet Emin Ateş’in parti proğramlarını ayrı ayrı incelemiş olduğu ve adaylara bu yönde içerikli sorular sorduğu gözden kaçmadı.

bileceğimizi düşünüyoruz. Bu Almanya’da görülmüş bir olay, yeni icat edilmiş bir şey değil ve oradaki iş imkânlarının yükseldiğini görüyoruz. Avrupa’nın yeni enerji konusunda vermiş olduğu bir kararda 2020’de ülkenin yeni enerji yatırımı 14% ile 20% arasında olmak zorunda. Şu an Hollanda 5%’de. Bu konuda daha çok işimiz var diye düşünüyorum. . Buradaki gençlerimiz eğitimli olduğu halde iş bulamıyor, ayrımcılığa uğruyor. O konularda daha aktif olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’nin ekonomisi kendini kurtarır. Genç bir nüfusu var, 70 ülkeye vizesiz girme imkânı var. Türkiye ya Avrupa’ya ya Asya’ya yönelecek. Biz Avrupa Milletvekili adayı olarak buradaki yaşayan Avrupalı Türklerin bu konuda çok büyük problemlerimizin olduğunun farkındayız. Bu konuları ele almak istiyorum.

çenin 940 milyarı, yani 40%’ı, Tarım Politikalarına verilmiş. Ve gördüm ki, oradaki lobiciler o paranın 40%’ını elde etmek için feci bir şekilde çaba gösterdiler. İşverenler olsun vatandaşlarımız olsun, bu konuda bilgileri olsa, onlarda faydalanabilirler, yatırımlarını yapabilirler. Bu yüzden bunları halk ile paylaşmak istiyorum ki halkımızda ilerlesin, kendine yatırım yapabilsin ve daha iyi konumlara gelebilsin.


15

HABER

MAYIS / MEI 2014

Ali Osman Biçen

Ali Osman Biçen, 3 dönem belediye encümenliği yaptıktan sonra bir dönem eyalet milletvekilliği adayı oldu. 2009 senesinde Avrupa Parlamentosu adayı idi,7000 tercihli oy aldı. Evli ve iki kız babası. D66 partisi açık ve net, toplumun önünü açan, engelleri kıran topluma özgüven veren bir

Mehmet Emin Ateş: AB’nin kamu yönetimi şeffaflığı için uğraşacağınızı ve AB’nin fonlarının sahtekârlıklarıyla uğraşmak için bir bakanlığın kurulması gerektiğini soyluyorsunuz. Siz seçilince bizim cebimizden çıkan paraların neye harcandığı konusunda ne yapmayı düşünüyorsunuz? Türkiye müzakereleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Ali Osman Biçen: Yolsuzlukla mücadele etmenin en iyi yöntemi sistemi kayıt altına almaktır. AP bu paraları sorunları giderecek ve gerekli olduğu anda harcaması gerektiğini düşünüyoruz. Parayı az, ama

parti. Bizim ayrışım noktamız net, daha çok demokrasi, şeffaflık, bireyin daha çok etki alanının oluşumunu sağlamak, daha kaliteli eğitim ve beraberinde gelecek olan iş sahasındaki imkânlar. Siyasetin toplum için yapıldığına ve insanların önünü açmak için yapıldığına inanıyoruz. Bir takım kısır döngülerde giden bir siyaset istemiyoruz. Biz yönetimi topluma indirmek istiyoruz. Benim arzu ettiğim Avrupa Birliği önümüzdeki dönemlerde kendi içindeki o birliği sağlaması ve bununla beraber ekonomik krizi aşacağına da inanıyorum. halkın sorunlarını daha ön plana getirelim. Siyaset, ileriyi görebilmek, gündemi yakalayabilmek ve gündem oluşturma sanatıdır. D66, Türkiye’nin AB’ye girmesi gerektiğini ama bunun için bir takim şartları yerine getirmesi gerektiğini düşünüyor. AP fraksiyonundaki başkanımızı takip ediyorum. Biz Türkiye’ye iyilik yapıyoruz, şartları yerine getirin ki diğer ülkeler gibi sıkıntı yaşamayın diyoruz. Mehmet Emin Ateş: Seçim programınızda bulunan ‘Diversiteit’ baslığının altında sadece eşcinsellerin evlilikleri-

3.500 Peygamber Aşığı Berlin’de Buluştu

Krizin aşılmasıyla beraber insanlarımızın insan haklarının özgürlüklerin baskı altında oluşu da ortadan kalkacağına inanıyoruz. İnsanların özgürlüklerinin dara girmesi ekonomik sıkıntılardan kaynaklanıyor. İnovasyon projelerine ve eğitime katkı sağlayaraktan insanlarımızın uluslar arası eğitim kalitesi yükseldiği takdirde, diğer ülkelerdeki iş şansının artması ve bununla beraber artık Hollanda’ya bağlı birey değil, her yerde bir kimlik meydana getirmek için mücadele vermeye çalışacağız. nin Avrupa’da tanınması hakkında bir paragraf var. Ama biz Türklerde azınlığız ve azınlık haklarımız var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz, ne değiştirebilirsiniz? Ali Osman Biçen: Hepimiz uluslararası düşünmek, uluslararası ticaret anlayışını kavramamız gerekiyor. Azınlıkla bir toplumu köşeye atıp büyük bir hedefi kaçıran bir toplum olmamalıyız. Partimizin bilinçli olarak bu paragrafları açmaması son derece olumlu. Özde bütün bireylerin haklarını savunacağız.

1 Her siyasetçinin örnek aldığı bir siyasetçi lider vardır, sizin için bu kimdir? 2 Adaylık sürecinde kaliteli AP milletvekili olabilmek için kendinizi ne şekilde hazırlandınız?

Kaya Turan Koçak: 1 Örnek aldığım model Ruud Lubbers.

2 İki senedir Lubbers ile görüşüyorum. CDA Kleurrijk’ın parti içindeki pozisyonunu güçlendirmek için ve partimizde göçmen asıllı milletvekilimiz olmadığından dolayı, bu arayı kapatmak için Ruud Lubbers Avrupa Parlamentosuna aday olmamı çok arzuladı.

Güliz Tomruk-Kişi:

1 Örnek aldığım model Femke Halsema.

2 1,5 yıl Brükselin Avrupa Parlamentosu tarafından teşvik edilen projesine

katıldım. AP nasıl çalışır, amendement nasıl sunulur, oylama nasıl yapılıyor, bu konularda tecrübe edindim. Her seçilen milletvekili önce bir ‘proeftijd’ ten geçer ama ben bunu atlattım ve seçilirsem hemen işe başlayabilirim. Ali Osman Biçen:

Kutlu doğum haftası çerçevesinde İslam Toplumu Millî Görüş (İGMG) Berlin Teşkilatı’nın 27 Nisan Pazar günü Almanya’nın başkentinde düzenlediği "Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Mâide-i Kur’ân" programı ziyaretçi akınına uğradı. İGMG Berlin’in on yıldır her yıl geleneksel olarak düzenlediği program Berlin’in en görkemli salonu Tempodrom’da gerçekleşti. Özellikle kadınların programa yoğun ilgi göstermesi ise salonun dolup taşmasına neden oldu. TRT ekranlarından tanınan Bekir Develi’nin sunuculuğunu yaptığı programa yine ekranlardan tanınan Dr. İhsan Şeno-

cak günün hatibi olarak katıldı. Ziyaretçilere Sakal-i Şerif’in de sergilendiği programda "The İmam" filminin oyuncusu Eşref Ziya Terzi sahne aldığında ezgi ve ilahiler eşliğinde tribünlerde renkli görüntüler oluştu. Almanya Cumhurbaşkanı Gauck’un Türkiye ziyareti nedeniyle programa katılamayan T.C. Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu’nu temsilen Büyükelçi Müşaviri Hidayet Çilkoparan, T.C. Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, sivil toplum kuruluşlarının ve Katolik kilisesinin temsilcileri de katıldılar. Kur’ân-ı Kerim tilaveti ile başlayan program aynı şekilde sona erdi.

Sera Supermarkt

� Taze meyve ve sebze reyonu � Et reyonu � Bol miktarda güleryüz

KALİTEDE TEK İSİM

Hakiki kuzu eti sadece bizde

1 Örnek aldığım model partimin lideri Alexander Pechtold.

2 Belediye meclisinin 2. yılından itibaren Avrupa siyaseti, özellikle partimin uluslar arası düşüncesi ve sınırları tanımamasından kaynaklanan Avrupa sevdası ve partimin programı beni Avrupa’ya hazırladı.

Sorulardan bir kesit Bekir Cebeci, Lütfi Tosyagülü, Huri Şahin, Hakkı Korkmaz ve diğer katılımcılar zaman zaman içeriksel ve eleştirel sorular sorarak adayları terlettiler. Yasin Yağcı: Anketlere bakarak görüyoruz ki, esasında bu seçimlerde kilit konu Avrupa karşıtlığı ile taraftarlığı. Her ne kadar sizin partileriniz karşıt değilse de, bu sizin seçimdeki şansınızı etkiler mi? Güliz Tomruk-Kişi: Aşırı Sağlar hızla sandığa gider diye düşünüyorum ve o yüzden bizimde gitmemiz gerekiyor. Avrupa’dan çıkamayız çünkü bizi ithalat ve ihracat konularında etkiler. Kaya Turan Koçak: Hollanda’da, AB tarafta-

rı veya karşıtı oluşumunu oluşturmayacağız. AB’nin içindeyiz ve bundan en iyi şekilde istifade etmemiz gerek. Vatandaşa AB’nin avantajını hissettirmeniz lazım. Ali Osman Biçen: Seçimlerde engel olmaz. Toplumda AB karşıtları olduğu gibi AB taraftarları da var. Karşıtı çok olabilir ama biz bunu pozitif etkilemek zorundayız. 125 milyar ihracattan yararlanan bir Hollanda var ve AB’de bundan 1,5 milyon insan ekmek yiyor. Mehmet Ali Topçu: Aday arkadaşlardan hangisine oy kullanacağıma karar vermek için, beni nasıl ikna edersiniz? Güliz Tomruk-Kişi: Her zaman mücadeleci ruhumla, azmimle, hukuk ve siyaset

proje deneyimime dayanarak bu görevi en iyi şekilde yerine getireceğime inanıyorum ve hakkiniz yerde kalmayacak diyorum. Ali Osman Biçen: Karşısında kendini anlayıp dinleyebilecek, ilk kez demokrat ve halkı düşünen, ilk kez toplumun değerlerini taşıyabilecek bir aday gördüğünde oy vereceğini düşünüyorum. Kaya Turan Koçak: Ben sadece partimin tercih ettiği bir milletvekili değil, halkımın da tercih ettiği bir milletvekili olmak istiyorum. Biz ne kadar güçlü bir şekilde parlamentoya taşınabilirsek, o kadar da siyaset alanımız genişler. Vatandaşımın oyunun boşa gideceğine inanmıyorum.

Bos en Lommerweg 159/161 1055 DS Amsterdam Tel: 020-6860623

2 adet şampiyonluğu olan meşhur Halil Usta'nın leziz yemeklerini tadın... Amsterdam'da yeni açılan restoranımızda geleneksel Türk mutfağının tadına varabilirsiniz.

Bos en Lommerweg 251 • 1055 DV Amsterdam


HABER

16

MAYIS / MEI 2014

RÖPORTAJ: ZEYNEL ABİDİN KILIÇ

Tur-Ned sahibi İLHAN DÖNE:

Ticaretteki en büyük sermayeniz, güvenilir ve itibarlı olmanızdır İLHAN DÖNE: İnsan olarak, becerebildiğinin, öğrendiğinin, yaşadığının üzerine zerre miktar müspet bir şey koyabiliyorsan, geleceğe umutla bakabilirsin

Son üç sayıdır gazetemizde, yarım asrı içerisinde tükettiğimiz Hollanda’nın birikimleriyle bu ülkenin gidişatını konuşuyoruz. Bu sayıda projektörümüzü iş dünyasının önemli simalarından biri olan İlhan Döne’ye çevirdik. Yaptığı işi bilerek yapan, donanımlı, fedakâr, hizmet sevdalısı, mütevazi, aydın, samimi bir kişiliğe sahip İlhan Döne. Bu haline rağmen o hep geri planda kalarak, görev aldığı kurumlara ve bu topluma katkı yapmaya devam ediyor. Tur-Ned B.V. sahibi ve HOTİAD Başkan Yardımcısı olan İlhan Döne ile pek çok konuyu değerlendirdik. Sohbetimizden keyif alacağınıza ve hayli istifade edeceğinize inanıyorum… İlhan Döne’yi kısaca tanıyabilir miyiz, yolunuz Hollanda’yla nasıl kesişti? 44 yaşındayım. 20 yaşında Hollanda’ya geldim. 2000 yılından itibaren Tur-Ned toptancı firmasının sahibi olarak ticari hayatın içerisindeyim. Evli ve 5 çocuk babasıyım. Lise tahsilinden sonra 20’li yaşlarda geldiğim bu ülkede kalmayı düşünmüyordum. Belli bir süre sonra Türkiye’ye dönmek istiyordum ama yaşadığımız gelişmeler bizi buraya bağladı. Türkiye’de yarı kalan tahsil hayatımızı Hollanda’da sürdürebilmek için lisan eği-

yor. Ticaret, omzunuza büyük bir sorumluluk yüklüyor ama bunun yanında da bağımsız ve her şeyi sizin belirliyor olmanız size yeni ufuklar açıyor ve rahatlatıyor. Şerif Aktürk abinin deyimiyle, insan ticarette belli bir dönem iaşesini, geçimini temin edecek bir miktarın peşinde koşuştur. Ondan sonra o durumu aşar ve yaptığı işi iyi yapmayı ve başarılı olmayı hedefler hâle gelir. Bundan bir sonraki aşamada da ‘en iyi’ olma hedefini koyuyor insan önüne.

timi gerekiyordu. Delft’te dil kursuyla başlayan tahsilimiz, tamamlayamadığımız mimarlık eğitimiyle devam etti. 92-96 yılları arasında Rotterdam’da HBO seviyesinde eğitim veren HRMO’da PNA bölümünde eğitimimizi tamamladık. Okulun üçüncü sınıfındayken 95 yılında stajyer olarak çalışmaya başladık. Aynı yıl evlenince, okulumuzu bitirince, çalıştığımız firmada kalınca ve Mehmet Akbulut abi de Tur-Ned’den ayrılma kararı alınca, ticareti kucağımızda bulmuş olduk. Hayat oradan sonra sizi şekillendirmeye başlıyor. Okulu bitirmeniz, aile kurmanız, ticari hayatta bir sorumluluk almanız sizin geleceğe dönük düşüncelerinize farklı bir yol çizebiliyor. 99 yılına kadar bir emanetçi olarak ya da çalışanı olarak götürdüğümüz TurNed’e o yıl ortak olduk. Ticaret bulaşıcı bir hastalık gibi, yapıştı mı yakanıza bırakmıyor. Belli biz zaman sonra yapabileceğiniz başka bir iş de kalmı-

Yani siz, yaptığınız işi geride kalanlara bırakmak istediğinizde onu en iyi noktada bırakmayı hedefler hâle geliyorsunuz. Bu noktaya geldiğinizde de, iaşe temin etme, başarılı olma modundan çıkıyor ‘en iyi’ olma konumuna geliyorsunuz. Bu durumu biz kendi içimizde, kendi kültürümüzde, kendi inancımızda olduğu şekliyle de tartışmamız, müzakere ve tefekkür etmek lazım.

da bir şeker hastalığı nüksetti. Yani elindeki sermaye onu ömrünün sonuna kadar refah içerisinde yaşatamaya yeterdi. Peki, neydi bu arkadaşımızın derdi? Günlük yarım ekmeği ancak yiyebilen insandaki bu hırs, bu azim neyle açıklanmalı? Bu insanın doğasında, yapısında var. Hiçbirimiz, ticarette, siyasette, sosyal hayatta kendimize yetecek kadar bir

“Evlatlarımız insan olmada, bizden bir adım ileride değillerse, ziyandayız”

Neyi müzakere neyi tefekkür etmeliyiz, iki kültür arasındaki ticaret anlayışını mı? Hayır. Müslüman neden sermaye sahibi olur? 1000 Euro’ya geçiniyorsak niye 5000 euro’m var; varsa, Müslümanın bunu nasıl idare etmesi lazım? Çünkü elinizdeki 4000 euro size ait değil; siz zaten 1000 euro ile geçinebiliyorsunuz. Hatta çok olduğu zaman onu yiyemiyorsunuz bile. Yine sevdiğimiz bir dostumuzun geçenlerde çok büyük bir ticari yatırımı oldu. Ama kendisinde aynı zamanlar-

hedefle hayatı bırakmıyoruz. Bunu bir hırs olarak değil de, ticaretteki üçüncü aşamanın gereğini yerine getirmeye çalışıyorlar ve yaptığı işte ‘en iyi’ olmanın telaşındalar, diye açıklamak daha doğru olur diye düşünüyorum. Elbette “insanın gözünü ancak toprak doyurur” nebevi buyruğunun da doğruluğuna inanıyorum. Asıl hedef, sorumluluk aldığımız bütün alanlarda yaptığımız işi iyi yapmak ve gelecek nesle de onların övünebilecekleri bir şekilde bırakmak olmalıdır. Hayatımın büyük bir bölümü köyde geçtiği için o hayatın insan üzerindeki müspet etkilerinin yakın şahidiyim. Köyde insanlar, sadece kendi ailesinin bireyi değil, o köyün çocuğudur. Herkes size kendi mahallesinin çocuğu gibi bakar. Bu manada söylenmiş çok güzel bir Afrika atasözü var: “Bir adamın yetişmesi için bir köye ihtiyaç vardır.” Bu sözde ben kendimi buldum. Köy sakinlerinden Osman amcamız vardı, “ağaca çık-

mayın düşersiniz, terli su içmeyin hastalanırsınız, yalan ve kötü söz konuşmayın günahtır, edepli, ahlaklı, büyüklerinize karşı saygılı olun” diye bizleri hep ikaz ederdi. Şimdi bırakın komşu çocuğunuza bu denli bir sözleri söylemeyi neredeyse kendi çocuğunuza bile söyleyemiyorsunuz. Bireyselleşmiş bir anlayış ve yapı etrafımızı sarmış, hüküm sürüyor. Yine dedemin bir nasihati hâlâ kulaklarımda. Derdi ki rahmetli, “Bak oğlum! Hollanda’yı bütün zenginlikleriyle beraber sana verseler, eğer senin evlatların insan olmada, Müslüman olmada, Mü’min olmada, toplumsal hayattaki başarıda senden bir adım ileride değillerse, hepsi boştur.” Şu verilen hedef ve ölçünün muazzam ve muhteşemliğini görebiliyor musunuz… Ben bu ticaret hacmini üç-beş misline çıkarabilirim. Ama eğer neslimi öteliyorsam, bizden her alanda daha üstün olmaları için

gayret sarf etmiyorsam; dedemin gösterdiği hedef doğrultusunda yetiştirmek için vakit ayırmıyorsam, hepsi boştur. Bu nedenle, ailenizle, işinizle ve toplumsal çevrenizle olan alakanızı dengeli bir şeklide sürdürmek zorundasınız. Bu emeğinizin, bu yoğrulmanızın ve bu ilişkilerinizin size dönen bir karşılığı olacaktır mutlaka. Eğer kendi bilgi, birikim, imkân ve gücümüz kadar hem ailemize, hem ticaretimize hem de çevremize iyi insan olma noktasında bir nebze bir katkı sunabiliyorsak, ne mutlu bizlere. Zira hayatı anlamlı hâle getiren önemli olgulardan biri de budur. Krizle yaşamaya vatandaş olarak bizler alıştık, ya sizler?

Yaptığımız işten, işin şeklinden şikâyetimiz yok, hamd olsun. Ama hayatın her alanında olduğu gibi ticarette de ekşi, tuzlu, acı zamanlar oluyor. Bu sıkıntıların da geçeceğine inanıyorum. Bu bazen bizden, bazen çalıştığınız insanlardan, bazen pazardan, piyasadan, şartalar ayak uyduramamaktan kaynaklanabiliyor. Buna rağmen şükrediyoruz.

Başarınızın sırrını neyle açıklarsınız? Buradan evimize gittiğimizde huzurluysak, başımızı yastığa koyduğumuzda vicdanen ra-


17 hat olarak uyuyabiliyorsak ne mutlu bize. 22 yıldır çalıştığımız firmalarla, markalarla, elemanlarla hiçbir sorun yaşamadık. Ticaretteki en büyük sermayeniz, güven ve itibarınızdır. Bazen çok paranız geçer akçe olmuyor. Ticarette sizi hedefe taşıyan asıl şey, güvenilir olmanız ve itibarınızdır. Bütün ilişkilerimizde ve görevimiz icabı alışverişimizde adil olmayı ve dürüstlüğü ilke edindik. Güven ve itibarımızı en büyük sermayemiz olarak tutmaya devam ediyoruz. Bizi mutlu eden bir diğer tarafı ise bu şirket sayesinde 40-50 kişinin ekmek yemesidir. Ve en önemlisi kimseye karşı boynumuz bükük değil. Bugüne kadar ‘bu adam ticareti düzgün yapmıyor’ diyen bir kişi çıkmadı, hamd olsun. Bir başarı söz konusuysa, bu düsturlara riayet ettiğimizdendir.

50 yıllık göç sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz, olmamız gerektiğimiz yerde miyiz? Bütüncül bir yaklaşım bizi sağlıklı bir sonuca ulaştırmaz. Birinci kuşağa farklı bakmamız lazım. İlk gelenler daha iyi bir yaşam standardına kavuşmak için göç ettiler. Biz hâlâ birinci kuşağın sermayesi ve onların bize bıraktığı miras ile geçiniyoruz. Onların bizim geleceğimize dönük attığı sağlam temeller bizim şu anki rahatlığımızın sebebidir. Kendimize ait bazı değerleri yaşayabiliyor ve muhafazasını yapabiliyorsak, birinci kuşağın bu noktada attığı sağlam temellerin sayesinde olduğunu düşünüyorum. Planlasak belki burada olmayabilirdik. Bunu bir kader anlayışı içerisinde değerlendirmemiz lazım. Yani senle benim bu toplum için katma değerimiz neyse, bizim toplumun da edeceği değer de odur. Sen bu topluma bir şey katıyorsan ve bir şey ifade ediyorsan, o oranda geleceğe dönük bir beklenti içerisinde olmalısın. Toplum olarak 50 yıl sonra geldiği-

MAYIS / MEI 2014

miz nokta hususunda olumlu ya da olumsuz manada bir şey söylemek istemiyorum. Eğer kendinizi iyi ifade etmiş, bilgi ve birikiminiz iyi kullanmışsanız burada oluşumuz bir avantajdır. Kullanmadığınız zaman da dezavantajları olabilir. Kendisine ait olan şeylerin bir değer olduğunu bilen bir birinci nesil vardı bence. Dünyanın küçük bir köy hâle geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Aylarca mektup yolu gözleyen birinci nesilden, Türkiye’nin en ücra köyündeki akrabanla görüntülü olarak anından görüşen bir kuşağa uzanan bu yolculuğun bu düsturlar ışığında avantaja dönüşeceğine inanıyorum. İlk gelenler bir Araf’taydılar. Ne buraya aittiler ne de Türkiye’ye. Ne burayı ne de Türkiye’yi yaşayabiliyorlardı. Göçmenliği üzerlerinden atamamışlardı; gurbetteydiler. Onlar, ikinci göç dalgası olan 80’li yıllar kadar bizlere çok büyük bir miras bıraktılar. 80 sonrasında bir olumsuzluk söz konusuysa bunun suçlusu ne ilk gelenler, ne Hollanda ne de Türkiye’dir; suçlu, o tarihten sonra gelenlerdir. Bize burada kalmaya, yaşamaya imkân tanındı, ortam sağlandı; biz bunun gereğini yerine getirmekle mükelleftik. Türkiye zaten kendi derdiyle uğraşıyordu, dışarıdaki insanlarının sorunlarıyla ilgilenmesi mümkün değildi. Hollanda göçten tam 20 yıl sonra azınlıklar/göçmen politikasını belirlemeye başlamış. Türkiye’de sanıyorum 97 yılında Dış Türklerden Sorumlu bir bakanlık oluşturmuştu. Ankara Antlaşması’nın sağladığı bazı haklar haricinde burada kurumsallaşan öz örgütler sayesinde var olan sorunlara ışık tutulmuş, ihtiyaçlar giderilmiş, problemlere çözümler üretilmiştir. Örgütlenmek, bir araya gelmek ve birlikte hareket etmek bile başlı başına büyük bir başarıdır, olaydır. Bu da, 80 sonrası göçün ortaya koyduğu güzel bir tablodur. Hollanda’da hemen hemen bütün renk, düşünce ve anlayıştan insanların örgütlenme ve herhangi bir cema-

ate, büyük gruba ait olma altyapıları var. Bu ne Türkiye’nin teşviki ne de Hollanda’nın isteği ile olmuştur. Bu kurumlar, buradaki insanlar buna ihtiyaç duydukları için oluşmuştur. Türkiye’den geldiği damar ya da dünya görüşü onların bir çatı altında toplanmasına sebep olmuştur. Birlikte hareket etme kültürünü biraz daha genişletebilirsek, çok daha iyi yerlerde olabiliriz.

Türkiye’deki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Hayata bakış açımızı özetlemeye çalıştım. Hayatın merkezinde biz varız, onun bir halka ötesinde ailemiz var, onun biraz ötesinde iş arkadaşlarımız, dernek arkadaşlarımız var. Bu halkayı daha da genişletebiliriz. Önceliklerimizi belirleyerek adım atarsak, yürüdüğümüz yolu başarıyla tamamlarız. Türkiye’deki gelişmeleri de bu halkaların çok dışında olarak değerlendirmek gerek. Bizi doğrudan ilgilendiren bir durum değil aslında. Biz, birinci derecede göstermemiz gereken vakit ayrımını, itina ve ihtimamı tam tersinden kullanıyoruz. Hayatımızın nasıl olacağına dair harcayacağımız vaktin daha iyi kullanması lazım. Elbette tamamen kayıtsız ve duyarsız kalmam beklenemez. Bu işin militanlığını ve taraftarlığını yapanlarla karşılaşıyorsunuz. Benim temel prensibim, yaklaşımım şudur: Siyaset yapanlarla bilmem ne cemaatinin birinci dairesi, önceliği şu an geldikleri noktadır. Bizim onlar adına konuşurken, bir diğeriyle olan insani hukukumuzu zedelememiz gereken bir ton kullanmamız lazım. Birinci ölçü bu. İşyerimize farklı düşünceye sahip onlarca insan geliyor. Eskiden beri tanıştığımız insanlar arasına bu kullanılan dil nedeniyle uçurumlar kazılıyor. Biz bu manada kullandığımız dilin seviyesine dikkat etmeliyiz. Başkasının eteğine takılıp gitmeyeceğiz. Kavga hâlinde olanlar yarın bir şekilde bir araya geldiklerinde bizim birbirimizin yüzüne bakacak yüzümüz olmalı. Kapıları kapatmamalı, karşımdakine, ‘keşke bu sözü kullanmasaydım’ diyecek duruma gelmememiz lazım. Olaylara böyle yaklaşırsak iyi bir başlangıç yapmış oluruz. Allah ayetinde, “Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin” buyuruyor. A tarafını

göklere çıkarırken B tarafını yerlere gömmek bizim işimiz olmamalı. Yine Allah sık sık “Akıl etmez misiniz, düşünmez misiniz?” diye bu gibi durumlarda aklımızı devreye sokmamızı istiyor. Ben A partisinin sözcüsü değilim, B cemaatinin de temsilcisi değilim, bu nedenle konuştuğumuz dile dikkat edeceğiz. Birbirimizle olan hukukumuzu başkalarının yaptıkları ya da yapmadıkları şeyler nedeniyle bozmamamız lazım. Bu, iki tarafı da idare etmek anlamında anlaşılmamalı.

Bu tahlil ve analizler ışığında nasıl bir gelecek bekliyor bizi? Kehanet değil, öngörülerinizi duymak isterim… Kimlik, kültür ve inanç noktasında bize ait değerlerin bizi şekillendirdiği müddetçe iyi ve istediğimiz yerlerde olacağımıza inanıyorum. Olumsuzluklar elbette var. Hayat zaten bu anlamda bir imtihan. İnsan olarak, becerebildiğinin, öğrendiğinin, yaşadığının üzerine zerre miktar müspet bir şey koyabiliyorsan, geleceğe umutla bakabilirsin. Asıl olan ‘gök kubbede hoş bir seda bırakmak’ değil mi. Ve o nida da, o seda da sizin bir katkınız varsa ne mutlu size. Ben size kendi yaşadığım sorunları da anlatabilirdim. Ama onlar da bu hayatın bir gerçeği. Bardağın dolu tarafını görmek lazım. Bizi hayatta tutabilecek pozitif ve artı değerlerin var olduğunu düşünüyorum. Bu değerlere sarılarak hayata tutunabiliriz. Hem kendimizi katma değer moduna çıkarabiliriz hem de bu topluma bir katma değer sunabiliriz. Ha, Ne kadar olur bu? ‘İlhan ne kadar adamsa o kadar olur’. Bence hayatın anlamı da odur. Karşımdakinin kusurlarını görürken, aynayla yüzleşebiliyor muyum, kendi kusurlarımı da görebiliyor muyum? Çocuklarımızın bizlerden bir adım önde olması için çaba sarf etmeliyiz. Bir irade ortaya koymak, mücadele etmek lazım, gerisi bizim işimiz değil. Bu uğraşı vermeliyiz. Sonucundan sorumlu da değiliz. en bu manada hayli iyimserim ve gelecekten ümitvarım.

HABER

YAKTIN BİZİ SOMA! Manisa ilimize bağlı Soma İlçesinde meydana gelen maden faciasında 301 memleket evladını kaybettik. Hüznümüz derin, acımız emsalsizdir. Onların acılı haberleri bütün memleket sathında olduğu gibi Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın da yüreklerini derinden dağlamıştır. Bu elim faciada hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlara, kederli ailelerine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve metanet, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyoruz. Milletimizin derin kardeşlik bağlarıyla seferber olduğu bu müstesna acının ortaya çıkardığı dert ve kederleri, sıkıntı ve kayıpları hep birlikte aşmada, milletçe dayanışma içinde yaralarımızı sarmada yardımını esirgememesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyor, aziz milletimize başsağlığı diliyoruz.


HABER

18

MAYIS / MEI 2014

Nefret Anıtı ve Unutmamak!!! Ermeni meselesinde müslüman Türk halkı yüzbinlerce kayıp vermiştir. Dedeleri Ermeni zulmünden kaçanların torunlarını arayıp bulun ve hikayelerini dinleyin ve anlatın.

EMİN ATEŞ Avrupa Parlamentosu seçimleri, Soma faciası gündemimizi meşgul etti ne zamandır. Ancak çok önemli bir konu unutulma tehlikesi ile karşı karşıya; Almelo’da bir Kilisenin (!) bahçesine dikilen nefret anıtı. Uzun zamandır böyle büyük nefret ile karşılaşmayan Hollanda'daki Türk toplumu bu kin anıtının gelecekteki tehlikelerinin henüz farkına varmış değil. Maalesef Türk toplumunun hafızası genelde çok zayıf. 1970'li yıllarda başlayan Ermeni terörü, diplomatlarımızı hunharca öldürmesi yetmiyormuş gibi şimdi de gelecek nesiller arasına kin tohumları saçmakla meşgul. Burada yetişen nesiller bu nefret anıtının getireceği ciddi sonuçlar üzerine ciddi olarak düşünmeli. Bu nefret anıtının amacı sadece bir kini devam ettirmek değil, burada yetişen genç kuşakların geleceğini karartmak ve Hollandalıları, yetişen Türk toplumuna karşı kışkırtmak ve de ayrımcılığı en şiddetli şekilde körüklemektir. Dışarıya karşı “sözde” Ermeni katliamından bahsederken Hollandalılarla olan görüşmelerde daima vurguladıkları “Türkler Ermenileri hristiyan oldukları için öldürdüler” konusudur. Böylece yeni yetişen toy Hollandalı beyinlere bir Türk-Müslüman düşmanlığı aşılamaktadırlar. O yüzden Ermeni meselesini devamlı kaşıyan Hollandalıların aşırı ve fanatik dinciler veya azılı Türk düşmanları olmaları tesadüf değildir. Bunların amacı gelecekte burada yeti-

Hollanda’da toplumlar arası ilişkilerde hissedilir derecede düşüş ortaya çıktı

emin.ates@haber.nl şen çocuklarımıza Hollanda'da hayat hakkı vermemek ve onları müthiş bir ayırımcılığa maruz bırakmaktır. Yani bizim gençlerimizden biri bir işe ya da bir eğitim kurumuna girecek olsa onun önünü kesebilmek için bu alçak yakıştırmaları yaparak hayatını zehir etmektir. Tehlikenin boyutunu ve de ciddiyetini görmek gerekir. Unutmayalım ki; su uyur düşman uyumaz! Bilenler bilmeyenlere bıkmadan usanmadan anlatacak. Geçmişte Ermeni terörünü protesto yürüyüşlerine katılmış büyüklerinize sorunuz, tarihi iyi ve doğru okuyunuz. Araştırıcı olunuz ve Türkiye'de ve buradaki kendini ve meselenin esasını bilmezlerin züppe laflarına tav olmayınız. Bizim neslin taşıdığı sorumluluk budur ve ecdadın vebali üzerimizdedir. Ermeni meselesinde müslüman Türk halkı yüzbinlerce kayıp vermiştir. Dedeleri Ermeni zulmünden kaçanların torunlarını arayıp bulun ve hikayelerini dinleyin ve anlatın. Ermeni nefret anıtına karşı birinci mücadele bu olmalıdır. Ondan sonra tarihin yalan ve yanlış bir şekilde anlatılmasını önlemek için doğru tarihi anlatacak veya anlattıracak olanlara yardımcı olalım. Şehitlere karşı olan vicdani borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz. Kindarlara ve nefret tohumları saçanlara fırsat vermeyelim ve asla UNUTMAYALIM.

29. Amsterdam Tartışmalarında “İlişkilerin önyargılar üzerindeki etkisi” tartışıldı. Psikolog Drs. Fatih Toprak’ın Hollandalı Psikologlar Enstitüsü tarafından verilen Sherazde Yılın en iyi tezi yarışmasında birinciliği alan “Hollanda’da Müslüman ve gayrimüslim gençler arasındaki (dolaylı) pozitif ve negatif ilişkilerin önyargılar üzerindeki etkisini temel alarak yaptığı sunumda elde ettiği bulgu ve sonuçları katılımcılarla paylaşmasının ardından tartışma gerçekleştirildi. Katılımcıların araştırma sonuçlarının kendi gözlem ve tecrübeleriyle de örtüştüğünü sıklıkla ifade ettikleri tartışmada, hem göç alan Hollanda toplumu hem de (Müslüman) göçmenlerin ilişkileri tesis etme noktasında isteksiz davrandıkları sonucu ortaya çıktı. Toprak’ın araştırmasına göre son yıllarda toplum-

lararsı ilişkilerde bir düşüş gözlemlenmektedir. Bazı araştırmacıların iddia ettiği gibi Müslümanlarla yerli Hollanda toplumunun “birlikte ayrı yaşama (living together apart)” durumunun söz konusu olduğu ve bunun da Sosyal Kültürel Plan Bürosunun (SCP) raporuyla da doğrulandığını belirten Toprak, ilişkiye geçmenin günden güne zorlaştığını ve bunun da toplumdaki karşılıklı önyargıları tetiklediğini vurguladı. Araştırma sonucuna göre yerli Hollandalıların Müslümanlarla ilgili önyargılarının arttığı ve bunda da 11 Eylül, Theo van Gogh cinayeti, Londra ve Madrid saldırıları ve aşırı sağcı hareketlerin bir katalizatör işlevi gördüğü gözlemlenmektedir. Fatih Toprak pozitif ilişkilerin önyargılar üzerindeki olumlu etkisinin bilindiğini, ancak negatif ilişkilerin olumsuz etkisinin pozitif

ilişkilerin etkisinden daha fazla olduğunun araştırmalarda öne çıktığının da dikkate şayan olduğunu belirtti. Fatih Toprak araştırmasıyla Müslüman ve gayrimüslim gençler arasındaki çeşitli ilişki formlarının önyargılara etkisi konusunda objektif bir görüntü ortaya koymayı hedeflediğini ve ortaya çıkan verilerin ileride önyargılarla mücadelede kullanılabileceğini belirtti. Toprak’a göre mevcut trant birbirleri ile asgari ilişki içinde olan ve önyargılarla dolu paralel toplumlara doğru gitmektedir ve bu durum kaygı vericidir. Bu gidişata dur demenin bir yolu medyada farklılıklar politikasının hayata geçirilmesidir. Bunun yanısıra Müslüman gençlerin negatif ilişkilerden etkilenmemelerini sağlamak için mental direnç kazanmalarını da sağlamak lazımdır.

Hollanda’da kayan yıldız yeniden doğuyor İlhan KARAÇAY'ın haberi...

*Hollanda’nın ünlü yazarı ve tiyatro-kabare satçısı Funda Müjde felçli haliyle Türkiye’ye bisiklet turu yapacak. * İstanbul’da bir taksi kazası sonrasında felç olup hayatı kararan Müjde, hayata neşeli bakışını sürdürüyor. * Funda Müjde Hollanda televizyonlarında yayınlanan pek çok seride rol aldı. Tiyatro ve kabere programlarına imza attı. Hollanda’nın en büyük gazetesi De Telegraaf’ta köşe yazarlığı yaptı. Şimdi ise tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürdürüyor. İçinde yaşadığımız dünyada meydana gelen ani gelişmeler, insanlar üzerindeki etkisini acımasız bir şekilde değiştiriyor. Hani, ‘Ne oldum deme, ne olacağım de’ diye bir tekerleme var ya? İşte bu tekerlemeye çok dikkat edilmeli ve yaşamımızın düzeninin bozulmaması için dikkatimiz ikiye katlanmalıdır. ‘Bir musibet bin nasihate bedeldir’ diye de bir söz vardır. Yani, insanlara istediğin kadar nasihat et, başlarına bir musibet gelmedikten sonra, bir şey öğretemezsin. Adana’dan çocuk yaşında

Amsterdam’daki babasının yanına göç eden Funda Müjde’nin yaşamı bir musibet ile karardı. Ama O’na kimse nasihat etmemişti. İstanbul’da bir taksiye binmişti. Bir yanda acemi bir taksi şoförü, karşı yanda da şımarık bir otomobil sürücüsü genç. Her ikisinin de hatası nedeniyle meydana gelen kaza sonucunda, Hollanda’daki popüler yaşamı ile gönüllerde taht kurmuş olan Funda Müjde ölümden kurtuldu ama, tekerlekli sandalyeden kurtulamadı. Yıldızlaşmıştı Funda Müjde. Ama ne var ki o elim kaza o yıldızı kaydırmıştı. Tekerlekli arabaya mahkum olduktan sonra

en önemli işlerinden biri olan De Telegraaf yazarlığına veda etmek mecburiyetinde kaldı. De Telegraaf yazarlığını 2012 sonuna kadar sürdürebilmişti. Bu arada 2013 yazına kadar radyo sunuculuğu, televizyon ve tiyatro faaliyetleri devam etti. Funda oynuyor Kraliyet Ailesi kahkaha atıyor Çok dirayetli olan Funda Müjde, Hollanda’da yeniden doğuş için inanılmaz bir gösterinin hazırlıklarını tamamladı. Evet, kaza sonucunda tekerlekli sandalyeye mahkum olan Müjde, Amsterdam’dan İstanbul’a bisiklet ile inanılmaz bir tur yapacak. Bu tur için kendisine özel

bir bisiklet yapıldı. Hayatının en zorlu sınavı için yola çıkacak olan Funda Müjde, bu ayın sonunda “BerkelBike” adını taşıyan özel tasarlanmış bisikleti ile yapacağı bu yolculukla, egzersiz yapmanın ve aktif bir yaşamın ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmeyi amaçlıyor ve şunu ekliyor: “Egzersiz inanılmaz derecede önemlidir, özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı kişiler için”. Funda Müjde yolculuğuna 28 Mayıs 2014 günü, Hollanda`nın, görkemli Amsterdam Olimpiyat Stadyumu önünden başlayacak. Genç, yaşlı demeden, ünlü ve ünsüz bisikletçiler gibi

birçok kişi Funda Müjde’ye yolculuğunun ilk kilometrelerinde eşlik edecekler. Funda Müjde`yi yolculuğuna uğurlayacak olanlar arasında, Hollanda'nın ünlü Rap Yıldızı Ali B. ile Sunucu ve Komedyen Jörgen Raymann, Paralimpik altın tennis oyuncusu Esther Vergeer de var. Funda Müjde’nin serüveni Ağustos sonunda Boğaziçi Köprüsü’nde sona erecek. Müjde’yi Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom, 79 yaşındaki babası ve aile bireyleri, Türk ve Hollanda basın mensupları, ve arkadaşları karşılanacak. Tabii ki sınır girişinde ve İstanbul’da Valiliklerin sürprizleri Wesley Sneijder ve eşi Yolanthe, Dirk Kuyt ve eşi Gertrude de cabası olacak. Funda Müjde hayatının yol-

culuğu için gece gündüz demeden çalışıyor. Haftanın 6 günü saatlerce profesyonel gözetim altında antrenman yapıyor. Tıbbi ve fiziksel testlerini başarı ile tamamlayan Funda Müjde’nin, kondisyonu çok kısa zamanda müthiş bir ilerleme kaydetti. Funda Müjde bu yolculukla egzersiz, azim ve iradenin ne kadar önemli olduğunu kanıtlamayı ve engelli insanlara hayatta daima umut ve fırsatlar olduğunu hatırlatmayı amaçlıyor. Funda Müjde`nin, ‘Funda ziet ze vliegen’(Funda takes off) adlı bir tiyatro çalışması ile, “Mag ik een kilo emancipatie van u?” (Sizden bir kilo emansipasyon alabilir miyim), “Chakra”, “Actueler dan ooit”,(Her şeyden daha aktüel) şovları halen devam ediyor.


19

HABER

MAYIS / MEI 2014

ADVERTORIAL

Dünyada sadece iki klinikte olan

Son teknoloji Visus Oogkliniek Rotterdam'da %100 memnuniyetimiz var. Türkiye’deki ameliyat larda 6 ay garanti bile alamazsınız, ama bizde ömür boyu garantili.

Rotterdam'da 5 yıldır hizmet veren modern göz kliniği Visus hizmetleriyle vatandaşlarımızın beğenisini kazanmaya devam ediyor. 5 milyon yatırımla kurulmuş bu gelişmiş kliniğin sahibi bir Türk: Dr. Nusret Baş. Türkiye'de ilk göz lazerini gerçekleştiren Doktor Nusret Baş, 28 yıldır tek başına 60 binden fazla göz lazer ameliyatı gerçekleştirdi. Visus Oogkliniek nasıl bir kurum? Visus Oogkliniek 5 yıldır Rotterdam’da aktif. Burada açmadan önce uzun yıllardır Türkiye deneyimimiz var. Visus Oogkliniek Doktor Nusret Baş tarafından kuruldu. Doktor Nusret Baş, Türkiye’nin en önde gelen göz cerrahlarından birisi, Türkiye’de ilk göz lazer ameliyatını yapan doktordur. Şu anda 2012 yılı itibariyle Hollanda’nın en büyük göz lazer kliniğiyiz. Rotterdam’da n sonra yakında, Amsterdam’da da bir şube açtık. Kliniğimiz 5 milyon Euro’luk bir yatırımla kuruldu. Dünyanın en gelişmiş ve en pahalı göz lazer cihazlarını bünyemize kattık. Visus Oogkliniek'te şimdiye kadar 10.000’den fazla ameliyat yaptık. Bu ameliyatların sonucunda her hangi bir komplikasyon her hangi bir sıkıntımız söz konusu olmadı. Şu anda Hollanda

GÖZ LAZERİ NORMALDE 1998,- EURO. HABER OKURLARINA %20 İNDİRİMLİ

Visus Oogkliniek Yöneticileri HABER Gazetesi indirim kodu ile gelenlere 400 Euro'luk indirim uyguluyor. Basit bir örnek: Diyelim ki Amersfoortse veya Zilveren Kruis'te sigortalısınız. Göz lazer tedavisi olduğunuz takdirde, €1998,- yerine €1598,- ödüyorsunuz. Aynı kalitedeki tedaviye başka kliniklerde çok daha fazla ödüyorsunuz.

Göz lazer ameliyatı ne kadar

çapında en yüksek notu (reviews) alan sürede tamamlanıyor? kliniğiz, 10 üzerinden 9.5 aldık ortalama. Ameliyatlarımıza müşterilerimize garanti Ameliyatlar çok kısa sürüyor. Ameliyatın kendisi, birinci bölümde göz veriyoruz. Hangi çeşit göz ameliyatları yapı- başına 27 saniye sürüyor, ikinci bolümde göz başına 1 dakika sürüyorsunuz? Yaptığımız ameliyatlar en son teknoloji yor. Toplam 3 dakikada hastamızla ile yapılmakta, ‘İntralasik’, yani halk dilin- sohbet ederek bitiriyoruz zaten. de bıçaksız göz lazeri olarak bilinen yöntemi yapıyoruz. Hastalarımızın büyük çoğunluğu İntralasik dediğimiz, bıçaksız, ağrısız, rüşmesi normalde 1 saat sürüyor ve kansız yöntemle çok kısa bir süre içinde tedavi doktor tarafından gerçekleştiriliyor. Göz oluyor. 4 saat sonra normal görme garantili tansiyonu ölçülüyor, gözün derecesi ölçüameliyatlarımız. Okuma gözlüğünden de kur- lüyor, korneanın deforme olup olmadığı tarıyoruz. Ne okuma için ne de genel anlam- ölçülüyor. Bu ölçümlerden sonra doktor da gözlük ihtiyacı kalmıyor. İntralasik'in yanı tarafından en son teknolojik cihazlar arasıra katarakt ameliyatla- cılığıyla bütün gözün en ön tarafından en rı, göz içi lensleri, gibi arka tarafına kadar komple kontrol edifarklı ameliyatlar da liyor. Bu yüzden de yanılma payı çok az. Göz lazeri nedir ve güvenli midir? yapıyoruz. Göz lazeri, gözdeki görme bozukluğu olan Muayene gö- insanların, derecesini sıfıra getirip tekrar iyi

HABER okurlarına 400,- Euro indirim

Dr. Nusret Baş ve net görmesini sağlamak ve bu sırada gözlük ve lens kullanımını kaldırmaktır. Göz lazeri tamamen lazer ışığıyla yapılıyor ve hiç bir yan etkisi yok, bilinen hiç bir sorunu yok. Dünyada geçtiğimiz 28 yıllık göz lazeri ameliyatlarında zannediyorum 40 milyondan fazla insan ameliyat olmuştur ve hiç bir yan etkisi veya gözlerde gerileme vakası görülmemiştir.

010-25 35 255 telefondan arayıp randevu ve ücretsiz muayene için Yasemin Hanım'la görüşebilirsiniz.

Visus Oogkliniek 's Gravenweg 310 3062 ZM Rotterdam Kimlik kartı

Visus Oogkliniek Rotterdam’ın en prestijli bölgelerinden birisi olan Kralingen’de. 1000 m2 bir alan üzerinde. Ücretsiz park yerleri mevcut. Otoyola, metroya, otobüs durağına ve tramvaya yakın.

Visus artık Amsterdam'da da hizmetinizde Lazer ameliyatında önemli olan ne doktor ne klinik, burada en önemli faktör ameliyatı yapan lazer cihazı. Yapılan ameliyatın sonucu da lazer cihazının kalitesiyle alakalı. Lazer aleti ne

Herkes göz lazer diye biliyor, yöntemini biliyor, farklı yöntemleri var, ama kimse aleti bilmiyor. Bu yüzden klinikler lazer aletlerine yatırım yapmıyor. Su anda piyasadaki aletlerin yüzde 90'ı, Visus Oogkliniek Amsterdam'da da yeni açılan klinikleriyle 2000'li müşterilerinin hizmetinde. Şehrin en tanınmış ve elit yılların bölgelerinden olan Gustav Mahlerlaan 56 numarada. 500 m2 başından büyüklüğündeki klinikte Rotterdam'ın yanı sıra Amsterdam'da da kalma. artık hizmet veriyor. Kimse değiştirmiyor, çünkü hem pahalı bir alet hem de müşterilerin bu konuda bilgisi yok. Bizim, Visus Oogkliniek olarak kullandığımız alet, 2013'un so-

Visus Oogkliniek'in yeni lazer cihazı Schwind Amaris 1050RS. Henüz 2 ay önce piyasaya çıkan bu cihaz dünyadaki lazer ameliyat cihazlarının en gelişmişi. Dünyada 2 adet var: Birisi Japonya'da diğeri Visus Rotterdam'da.

kadar iyise o kadar iyi bir netice alınabiliyor. Piyasada sayısız aletler var, insanlarımız maalesef bunu bilmiyor. Bu aletlerin ucuzu var pahalısı var, eski modelleri ve yeni modelleri var.

Visus Oogkliniek Amsterdam'da da açıldı

nunda çıktı ve dünyada sadece bir bizde var, bir de Japonya'da dünyanın en büyük kliniği olan Shinagawa kliniğinde var. Teorik olarak bu sebepten dolaVisus Oogkliniek yı dünyanın hiç bir yerinde, bizden Gustav Mahlerlaan 56 1082 ME Amsterdam ve Japonya'daki klinikten başka, daha iyi bir netiKimlik kartı

ce alan klinik yok lazer ameliyatında. Kullandığımız cihazın markası ve modeli Schwind Amaris 1050RS. Amsterdam'ın en lüks sokağı olan Gustav Mahlerlaan'ın ticari merkezinde ev 500 m2 büyüklüğünde.Hastalarımızın gelme gitmelerde rahatlık olması için

Amsterdam'a da bir klinik açtık. Rotterdam'da yapılan ameliyatların aynısı Amsterdam'da da yapılıyor. Hastalarımız telefonla bize ulaştığında hangi kliniğe gelmek istediklerini belirtmeleri yeterli, aynı kaliteli servis her iki klinikte de mümkün.


HABER

20

MAYIS / MEI 2014

Elsweide Futbol Kulübü'nden toplumsal barışa katkıda bulunacak etkinlik

Arnhem’de 16 takımı bünyesinde barındıran Elsweide Futbol Kulübü sosyal bilinci artırmak ve ‘biz’ duygusunu geliştirmek için “Wij!” ismiyle yeni bir organizeye imza attı. Boks Akademisi, Evital ve Driestroom bakım kurumlarıyla

birlikte organize ettikleri etkinlikte gençler Arnhem’in Presikhaaf bölgesinde çevreyi temizlediler. Gençlere sosyal sorumluluk bilincini kazandırmak, yaşadıkları çevreyle olan ilişkilerini geliştirmek ve topluma aktif katılımı sağlamak

hedefleriyle yapılan etkinlik kötü hava şartlarına rağmen başarılı geçti. Çevredekilerin ve bölge sakinlerinin olumlu tepkileri ile karşılaştıklarını belirten yönetim kurulu üyesi Nazım Yiğit şunları söyledi: “Biz sadece

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları ilk defa Ağustos ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde bulundukları ülkelerde oy kullanabilecek. Almanya’da 1,4 milyon Türk seçmeni bulunuyor. Büyük alanlarda seçim sandıkları kurmayı planlayan Almanya, Cumhurbaşkanlığı se-

çiminde Berlin’de yaşayan Türklerin, Berlin Olimpiyat Stadında oy kullanmasına karar verdi. Almanya'nın Başkenti Berlin'de yaklaşık 200.000 Türkiye kökenlinin yaşadığı biliniyor. Hessen Radyosu'nun verdiği bilgiye göre Frankfurt'ta Fraport Arena ve Düsseldorf 'da ISS

Dome'da sandıklar kurulacak. Münih, Düsseldorf, Hannover ve Karlsruhe'de ise fuar alanında kurulacak sandıklarda Türk vatandaşları oy kullanabilecek. Yurtdışında sandıklar 31 Temmuz 3 Ağustos tarihleri arasında açık kalacak. Seçimlerin ikinci tura kalması durumunda 18 - 20 Ağustos tarihleri arasında sandıklar yeniden kurulacak. Alman Dışişleri Bakanlığı seçimlerin ve sandıkların güvenliğinin sağlanması için konseptler üzerinde çalıştıklarını söyledi. Şehirlerde sandık merkezlerinin güvenliğini emniyet teşkilatının, sandıkların güven-

bir futbol kulübü değil, büyük bir aileyiz. Arnhem ve çevresinden 6 yaşından 45 yaşına kadar ve çeşitli etnik gruplardan sporcularımız var. Sporcularımıza ve gelecek neslimize daha sağlıklı bir ortam sunmak istiyoruz. Spor sadece insanımızın beden sağlığı için değil, akıl sağlığı, sosyal ve psikolojik gelişmesi için de çok önemli. Hedefimiz gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, zamanlarını anlamlı bir şekilde değerlendirebilecekleri bir ortam sağlamak ve topluma faydalı insan olmalarına katkıda bulunmaktır.” Ünlü boksör Orhan Delibaş’ın da katıldığı etkinliği Verenigd Arnhem partisi yöneticileri, D66 meclis üyesi İbrahim Güven ve bazı toplum önderleri de ziyaret etti. Verenigd Arnhem partisi meclis grubu başkanı Kürşat Bal organizatörleri bu başarılı etkinlikten ve hizmetlerinden dolayı tebrik etti. Yönetim kurulu üyesi

Nazım Yiğit Elsweide Futbol kulübünde çocukların sosyal gelişimleri için daha geniş hedefleri olduğunu belirtti. Bilgisayar kursu, ev ödevi kursları ve din dersi vermek istediklerini, bunlar için öğretmenler

Yasin Torunoğlu tekrar Eindhoven Belediye Başkan Yardımcısı seçildi.

Belin’deki Türkler Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarını ‘stadyumda’ kullanacaklar

Beynin en iyi çalıştığı yaş: 24 Kanadalı bilim adamlarının araştırması, bilişsel becerilerin en üst düzeye ulaştığı dönemin 24 yaş olduğunu gösterdi. Kanadalı bilim adamlarının araştırması, bilişsel becerilerin en üst düzeye ulaştığı dönemin 24 yaş olduğunu gösterdi. Simon Fraser Üniversitesi'nden bilim adamları, 24 yaşından sonra motor becerilerde azalma olduğunu ancak beynin bu azalmayı hızlıca telafi etmeyi öğrendiğini, dolayısıyla ''kurnazlaştığını'' belirtti.Bilişsel ve motor becerilerin ne zaman azaldığını anlamak için bilim adamları 3 bin 305 katılımcıya bu becerileri gerektiren bir bilgisayar oyunu oynattı. Bilim adamları ortalama 24 yaşından sonra ''beyin hızının'' yavaşlamaya başladığını gördü. Ancak nispeten yavaş olsalar da daha yaşlı oyuncuların hız eksikliğini oyununun arayüzünü daha iyi kullanarak telafi ettiği ortaya çıktı.

liğini ise konsolosluk yetkililerinin sağlaması bekleniyor. Şubat ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Alman meslektaşı Angela Merkel arasındaki görüşmede Almanya'da yaşayan Türk vatandaşlarının oy kullanması konusu gündeme gelmiş ve Merkel bu konuda gerekli adımların atılacağı sözünü vermişti. Seçim yasasında yapılan değişiklikle birlikte Türkiye dışında yaşayan Türk vatandaşlarının cumhurbaşkanlığı ve Genel seçimlerde oy kullanmasına imkân sağlanmıştı.

Vücut kendini saat 23.00'ten sonra yeniliyor Gençliğin ve sağlıklı yaşamın korunması için önemli olan uykunun, özellikle 23.00-04.00 saatleri arasında vücudun yenilenmesini sağladığı bildirildi. TOBB ETÜ Hastanesi Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Afşin Uysal ve Detoks ve Sağlıklı Yaşam Danışmanı Gül Kaynak'ın sunumlarıyla, Sheraton Otel'de "Gençliğin ve Sağlıklı Yaşamın Sırları" semineri düzenlendi. Detoks&Sağlıklı Yaşam Danışmanı Gül Kaynak, doğanın sunduğu yiyeceklerle genç ve sağlıklı kalmanın yöntemlerini anlattığı seminerde, insan vücudunun büyük bir bölümünün su olduğunu ve sağlığın korunmasında suyun vazgeçilmez önem taşıdığını vurguladı.

aradıklarını belirten Yiğit, “Aile zihniyetimizi benimseyen ve bize destek olacak gönüllülere her zaman açığız” diyerek gönüllüleri Elsweide ailesine katılmaya davet etti.

Bir önceki dönemde Eindhoven Belediye Başkan Yardımcısı görevini yürüten Yasin Torunoğlu, seçimlerden sonra kurulan yeni koalisyonun ardından tekrar aynı göreve getirildi.

2010 yılında yapılan yerel seçimlerde Eindhoven Belediye Meclisinine seçilen Yasin Torunoğlu (PvdA), Eindhoven'da tekrar Belediye Başkan Yardımcısı olarak seçildi. Yasin Torunoglu, Eindhoven'da konut, kentsel yenileme, vatandaş katılımı ve toplum çalışmalarında, mekansal planlama, kentsel gelişim ve sivil hizmetleri, lisanslama, hukuki konularda (temyiz ve itiraz) ve Stratumseind ​​2.0 projesinde hizmet verdi.

En çok kazanan yazarlar belli oldu FORBES Türkiye, bu yıl yedinci kez yayınlanan 'En Çok Kazanan Yazarlar' listesini açıkladı. 2013'te Türkiye'nin en çok kazanan 20 yazarı, önceki yıla göre telif gelirini yüzde 34 artırarak 14,8 milyon liraya çıkardı. İlk defa sekiz isim birden 1 milyon liralık telif geliri sınırını aşmayı başardı. Geçen yıl en çok kazanan 20 yazarın toplam telif geliri 11 milyon liraydı. Bu yıl yüzde 34'lük bir artışla bu rakam 14,8 milyon liraya yükseldi. Geçen yılki listede sadece iki yazar (Ahmet Ümit ve Sinan Yağmur) 1 milyon liralık telif gelirini aşabilmişti. Bu yıl ise bu sınırı aşan sekiz yazar var: Elif Şafak, Ahmet Ümit, Sinan Yağmur, Zülfü Livaneli, Ahmet Altan, İskender Pala, Yılmaz Özdil ve Ayşe Kulin.


21

HABER

MAYIS / MEI 2014

Al-Ghazali İslam Okulu çeyrek asrı devirdi

Osmanlı yetimi Bosna için el ele Saraybosna - Son 120 yılın en büyük sel felaketine maruz kalan ve 1,2 milyon insanın etkilendiği Bosna’da TIKA-IUS-IHH (Türkiye) koordinasyonu ile afetzedelere yardımda bulunuluyor. HASENE Hollanda üzerinden Bosna’ya yardımda bulunmak mümkün! Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) öğrencilerinin “suların çekilmesi ile durum ciddileşti, yardımlarınızı bekliyoruz” seklindeki çağrısı üzerine HASENE Hollanda yardımlara başladı. TIKA'nin (T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) IUS öğrencilerine kamyon temin etmesi üzerine sel felaketinden zarar gören bölgelere bölge halkı ve akademisyenler ile topladıkları yardım malzemelerini, özellikle Bijelina şehrine ve çevresine ulaştırdı. Bijelina’nın yani sıra Saraybosna Ilıca ve Osijek semtleri, Maglaj şehri tamamen sular altında kaldı, Doboy, Tesliç, Bosanski, Şamac

(Aliya’nın doğduğu şehir) Srebrenitsa, Janja ve Bijeljina en çok etkilenen şehir ve köyler arasında. IHH Türkiye’nin de destek verdiği yardımlara Hollanda üzerinden HASENE Hollanda Derneği aracılığı ile yardım göndermek mümkün. Şehirlerin sular altında kaldığı, heyelanların yolları ulaşıma kapattığı Bosna’da HASENE Derneği bölgede en fazla ihtiyaç olan gıda yardımları, temizlik ve hijyenik malzemeleri, içecek su, çocuk maması ve bezi, mum ve el feneri, evlerden suları dışarı atmak için küçük su pompaları gibi yardımları bölgede dağıtmaya başladı. Bosna Cumhurbaşkanı Bakir Izzetbegoviç bir haber kanalına verdiği röportajda “Bazı şehirler haritadan silinmiş durumda, milyonlarca

euroluk zarar var. Savaştan sonra başımıza gelen en kötü olay, uluslararası yardım olmadan bu durumu atlatmamız zor” dedi. SIPOR'a bağlı, 1988 yılında Hugo de Jonge, geçtiğimiz günHASENE Derneği Balkanlar Sorumlusu Edin Salkovic sel baskını ile Middagprogramma voorSpangen’da ouders Rotterdam açılan lerde, El Ghazali İslam ilkokulunu ilgili dün şunları söyledi: “Faturası ağır Al Ghazali İslam okulu 23 Mayıs ziyaret etmişti. Öğrencilerle bireTijd Waar Wat bir felaket oldu. Köprüler yıkıldı.13.15 Sularuur Feestlokaal vaders Elkaar ontmoeten onder het van een hapje drankje gezen cuma günü 25. kuruluş yıldönübirgenot sohbet eden veenokulu Feestlokaal moeders Elkaar ontmoeten onder het genot van een hapje en drankje çekilince salgın hastalıklar baş göstemünü kutluyor.  SIPOR OkullaHugo de(door Jonge, “Ziyaret ettiğim 14.30 uur Speellokaal Lezing over de sahaba voor ouders Bedirhan Turan gr8) recek. 1.200.000’den fazla insan buuur 14.45 Speellokaal rı Yönetim KuruluJubileumvoorstelling Başkanı Cihan (speellokaal) ama ayrılırken memnun olarak 15.30 uur Feestlokaal vaders Napraten felaketten etkilendi. Tüm kardeşleriGerdan, eski öğrenci ve çalışanlayegâneen okullardan biri Feestlokaal moeders Koranrecitatie van zusterayrıldığım Aktalan, oud-leerlinge napraten mizin yardımını bekliyoruz. Ulaşılama16.15 uur Einde rını kutlamaya davet  etti. de Al Ghazali İslam ilkokuludur” yan köyler ve kasabalar var. Ulaşılama 1989 yılında Charlois’ta eği- diyerek beğenisini dile getirmişti. yan bölgelere ulaşmaya çalışacağız." time başlayan İbn-i Sina ile SISIPOR Okulları Yönetim KuruHASENE Hollanda başkanı Avondprogramma Mehvoor oud-leerlingen, oud-collega’s en andereGerdan, relaties"MüfetPOR kurulusu altında birleşen Al lu Başkanı Cihan met Yaramış ile irtibata girmemiz (speellokaal) Ghazali okullarına 2004 yılında tişler okulumuzdan hep memnun üzerine yardımların bölgede devam Tijd Wat Dordrecht'te açılan Ikra okulu ve ayrılmışlar ve okullarımız hakettiğini ve şehirler gezilerek kumanya17.15 uur Inloop en gelegenheid voor het gebed (17.56 uur Asr-gebed) 2005 yılında Rotterdam'da acılan kında  hazırladıkları raporlarını 18.15 uur Opening door dagvoorzitter en leerling lar dağıtılmaya başlandığını öğrendik. 18.20 uur Inleiding Kristel Karso Noen okulları da(directeur katıldı.Al-Ghazalischool)  Toplam sürekli kamuoyuyla paylaşmışBosna Belediye başkanları üzerinden 18.35 uur Toespraak Mehmet Akbulut (oud-bestuurder en mede-oprichter) 1200 öğrenci ve 125 personeli lardır. Bu gözlemleri sonrasında 18.50 uur Optreden van de theatergroep Al-Ghazali yürütülen çalışmalara tüm yardımse19.15 uur Toespraak Cihanokulları Gerdan (Voorzitter college bestuur SIPOR) bize ve okullarımıolan SIPOR başarılı öğ- van müfettişlerin ver ve duyarlı insanlarımızın yardım19.30 uur Optreden van de theatergroep Al-Ghazali renciler edi- za olan güvenleri giderek artıyor 19.45 uur Sluiting dooryetiştirmeye dagvoorzitter endevam anasheed-kinderkoor ları bekleniyor. 20.00 uur

Dineren yor. en ontmoeten

SIPOR’a bağlı olan okulların bugüne kadar seviye testlerinde (CITO-toets) sürekli olarak Hollanda ortalamasının üzerinde bir sonuç aldığı biliniyor. Rotterdam Belediyesi’nin eğitimden sorumlu encümen üyesi

YARDIMLARINIZ İÇİN:  Stichting IGMG HASENE Hulporganisatie Nederland Banka: ABN AMRO BANK Hesap No: 40 75 66 783 IBAN: NL72ABNA0407566783 Omschrijving: FA-2014 Bosna Sel Felaketi

ve artık, daha kaliteli bir eğitim sunmak için bizim onlara ilettiğimiz talepler anında yerine getiriliyor. Bu kalite ve bu güven ilişkisi elbette kolay kazanılmadı. SIPOR’a bağlı okullar artık kendini ispat etmiş, koşar adımla hedefine doğru ilerlemektedir" dedi.

beleef rijke culturen

Presenteert www.imkan.nl

FERDi TAYFUR 29 MEI DONDERDAG

Nihat HATİPOĞLU

31 MEI ZATERDAG

VOORSTELLINGEN BOKENBEURS

Frans Duijts

30 MEI VRIJDAG

VOLKAN KONAK 1 JUNI ZONDAG

Sevval KAYHAN

29 MEI DONDERDAG

LEZINGEN CONCERTEN

MAHER ZAiN 30 MEI VRIJDAG

Danny de Munk

1 JUNI ZONDAG

BAZAAR THEATHER ENTERTAINMENT

29.30.31 MEI & 1 JUNI 2014 cultifest

+31 687 35 55 87 + 3 1 1 0 79 5 0 7 4 3

Ali KIRIŞ

30 MEI VRIJDAG

DAGELIJKS VAN 10:00 TOT 22:OO UUR w w w .c u ltife s t.n l in fo @ c u ltife s t.n l

MUSTAFA CECELi

ZORG CULINAIR

31 MEI ZATERDAG

Okan KARACAN DAGELIJKS

ALi B

29 MEI DONDERDAG

Pepee

DAGELIJKS

Telekids

29 MEI DO 30 MEI VR

BEURS KUNST en CULTUUR ONTMOETINGEN KINDERPARK

B r a b a n th a lle n ‘s -H e r to g e n b o s c h Diezekade 2, 5222 AK ‘s-Hertogenbosch

Gratis


HABER

22

MAYIS / MEI 2014

DİKKAT HIRSIZLAR KOL GEZİYOR Yaklaşan yaz aylarının getirdiği rehavetle insanlar güzel havada vakit geçirmek için ev dışını tercih ediyorlar. Geçtiğimiz haftalarda bütün büyük şehirlerde Bulgaris-

tan ve Romanya’dan gelen minibüslerin sokaklarda gezdiğinin görüldüğü bildirildi. Bu minibüsler akşam saatlerinde sokakları dolaşırken evlerin ön ve arkala-

rından fotoğraflarını çekiyor. Sosyal medya ve yerel gazetelerle vatandaşların daha dikkatli olmaları ve evden çıkarken pencere ve kapıları kapatmaları konusunda uyarılarda bulunuldu. Roman ve Bulgarlar hakkında çeşitli dedikodular var ancak olayın büyük çaplı bir hırsızlık şebekesinin işi olduğu bildiriliyor. Yetkililer 2014 yılının en tatile gittiğinizi ve iyi tatilde oldestinasyonların ilk duğunuzu sosyal medyada 10'u şu şekilde: paylaşmamanız konusunda uyarıyor. Polis bu minibüsleri aramasına rağmen henüz bir sonuç alamadı.

TDK kararını verdi selfie "özçekim" oldu

T

ürk Dil Kurumu (TDK), vatandaşlardan gelen önerileri değerlendirerek, "kendi fotoğrafını çekmek" anlamına gelen "selfie"ye Türkçe karşılık olarak "özçekim"i seçti. TDK Bilim Kurulu toplantısında "selfie" sözcüğünün Türkçe karşılığını "özçekim" olarak belirledi. Yabancı sözlere karşılıklar bulma çalışmalarına geniş katılımı sağlamak ve konuya katkısı olabilecek herkesin görüşlerini alabilmek amacıyla yapılan çalışma sonucunda yaklaşık 1 ay önce başlatılan çalışma kapsamında önerileri alan TDK, Facebook sayfasından, telefon

Türk filmleri Hollanda’da sinemaseverlerle buluşUYOR Türk filmlerinin Hollanda’da tanıtılması amacıyla düzenlenen “Kırmızı Lale Film Festivali”nin ikincisi 25 Mayıs’ta başlayacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayelerinde, Rotterdam Belediyesi’nin desteğiyle Hollanda Türkiye Kültür Vakfı tarafından düzenlenen ve 31 Mayıs’a kadar sürecek festivalin açılışına

Bu yıl ikincisi düzenlenecek Kırmızı Lale Film Festivali’nde toplam 32 Türk filmi gösterilecek. Festivalin açılışına Nuri Bilge Ceylan da katılıyor. Nuri Bilge Ceylan ve Fatma Girik gibi tanınmış isimler katılacak. Hollanda Türkiye Kültür Vakfı Başkanı Mehmet Emin Alkanlar, festivalle ilgili basın toplantısında, 5 kişilik jüri tarafından yapılacak değerlendirme sonunda “En iyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “Yaşam Boyu

Başarı” ve “Ustaya Saygı” gibi dallarda ödüller dağıtılacağını açıkladı. Hollanda ile Türkiye arasındaki kültürel bağları sinema aracılığıyla güçlendirmeyi ve Türkiye’nin tanıtımını yapmayı hedeflediklerine vurgu yapan Alkanlar, “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nün bu sene Fatma

Girik’e verilmesinin kararlaştırıldığını kaydetti. Bir hafta sürecek festivalde uzun metrajlı, belgesel ve kısa filmlerden oluşan toplam 32 Türk filminin izleyiciyle buluşacağını belirten Alkanlar, “Türk sinemasının Hollandalılar nezdinde tanıtılmasını amaçlıyoruz” diye konuştu. Lahey Kültür ve Tanıtma Ataşesi Kıvılcım Neşe Akdoğan ise bakanlık olarak iki yıldır destekledikleri festivali önemsediklerini dile getirdi. Türk sinemasının tanıtımına büyük önem verdiklerine vurgu yapan Kıvılcım, festivalin uzun ömürlü olmasını arzuladıklarını ifade etti.

IRKÇI LİDERİN ŞİDDETE TEŞVİK EDEN OYUNU

Belçika’da ırkçı lider Dewinter Müslümanlara şiddeti teşvik eden oyun çıkardı. Belçika’nın ırkçı partisi Vlaams Belang’ın lideri Filip De Winter bir televizyon kanalına çıkarak ürettikleri yeni oyunu gururla tanıttı. Oyunda bir beysbol sopası ile Müslümanlara vurarak uçan halılarından düşürmeye ça-

lışılıyor. “Oyunumuz genç ve yaşlıların gerçek hayatta ne yapmaları gerektiğine ilham kaynağı oluyor” diyen Dewinter, “dijital ortamda Müslümanlara vurmak çok zevkli ama gerçek hayatta olsa daha güzel olur” şeklinde hiç çekinmeden açıklamalarda bulunuyor. “Biz sadece çoğunluğun düşündüğü şeyi söylüyoruz” diyerek Belçika halkının kendi düşüncelerini paylaştığını iddia ediyor. Irkçı lider Dewinter’ın açıklamalarından kısa bir sure sonra Belçika medyasında çıkan haberlerde 17 yaşındaki Talha Yıldız’ın 40 yaşlarında ki bir saldırganın saldırısına uğradığı haberleri yayınlandı. Saldırgan elinde-

ki çivili bir beysbol sopası ile 17 yaşındaki çocuğun başına vururken arkadaşlarının yardıma gelmesi ile kaçmayı başarmış. Çivilerden bazılarının 13 santimetreyi bulduğunu ve Talha’nın kafatasında kaldığını söyleyen ailesi, Talha’nın hayati tehlikeyi at-

lattığını ama beyninin kalıcı bir şekilde hasar gördüğünü anlattı. Avrupa Parlamentosu seçimleri sırasında Wilders Belçika’nın ırkçı partisi lideri Dewinter ile birlikte çalışmıştı.

ve mail yoluyla kendilerine ulaşan görüşleri geçen hafta son olarak 5'e kadar indirmiş ve yine son kararı halka bırakmıştı. Bu çerçevede bugün toplanan TDK Bilim Kurulu, 5 karşılıktan en fazla önerilen "özçekim"i "selfie"ye karşılık olarak kabul etti. Özellikle gençler arasında dünyada bir akım haline gelen "selfie"ye karşılık olarak kuruma gelen tavsiyeler arasında ayrıca "Sosyapoz", "Başyapıt", "Bengil", "Beyani", "Cepimge", "Çekendi", "Çekerol", "Çekinti", "Çeklaçek", "Çektirim", "Çeksun", "Eday", "Ferdi", "Görsel Salım", "Seyfi" ve "Kendirme" gibi sözcükler bulunuyordu.

Karaman Anadolu Sağlık Meslek Lisesi LDV proje ekibi Hollanda'dan geçti

A

vrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans) ‘ın finanse ettiği” Hasta Bakımı ve Hasta Bakımı uygulamalarında Hemşirenin rolü” konulu LDV projesi, Roterdam'da gerçekleşti. Karaman Anadolu Sağlık Meslek Lisesi’nin öğrencileri, Yurtiçi proje ortağı Muğla Yatağan Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri ve öğretmenlerden oluşan gurup Hollanda Karamanlılar Vakfı tarafından ağırlandı. Demirtaş sözlerine şöyle devam etti, “Roterdamda bulunduğumuz süre zarfında bizlerle her konuda yakın-

dan ilgilenen Hollanda Karamanlılar Vakfı yöneticilerine çok teşekkür ediyoruz. Proje sonunda katılım sertifikalarını alan öğrenci ve öğretmenlerimiz, geride verimli bir proje çalışması, güzel bir arkadaşlık bağı bırakarak ve ömür boyu unutulmayacak anılarla yurda geri döndüler. Karaman Anadolu Sağlık Meslek Lisesi, 2. Avrupa Birliği projesi olan bu proje ile kültürel etkinliklerdeki yerini ön sıralara taşımakta ve bu çalışmaların tüm gençlerimize ve bu konuda teşvik unsuruna ihtiyaç duyan Karamandaki diğer okullarımıza da ışık tutmasını temenni ederiz” dedi.

Sanatçı Yıldırım Hayranlarıyla Buluştu Ünlü ses sanatçısı Hüseyin Yıldırım, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Hollanda'nın Başkenti Amsterdam’da hayranları ile buluştu. Türk Halk müziğinin Türkiye’deki sevilen sesi Hüseyin Yıldırım, ilk olarak Hollanda Sivaslılar Platformu Başkanı İbrahim Çitil'i ziyaret etti. Başkan İbrahim Çitil, Sanatçı Yıldırım'la bir süre görüşerek sohbet etti. Amsterdam’da faaliyet gösteren Kümbet vakfı’nın organize ettiği Kermesi de ziyaret eden Hüseyin Yıldırım hayranlarıyla buluşup hatıra fotoğrafı çektirdi. Kendisinin de Sivas’lı olduğunu ve Sivas ruhu taşıdığını söyleyen Yıldırım, gördüğü ilgiden çok büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Sivas’ın yöresel yemeklerini, özellikle Sivas Köftesini çok sevdiğini belirtti.


23

HABER

MAYIS / MEI 2014

Avrupa Birliğinin önemi vatandaşa Turks Forum CDA’yı protesto etti yeterince anlatılamadı

A

msterdam Tartışmalarının 30.’su 22 Mayıs tarihinde yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yarışacak adaylardan Kaya Turan Koçak (CDA), Adnan Tekin (PvdA) ve Güliz Tomruk-Kişi’nin (Groen Links) katılımlarıyla gerçekleştirildi. Adayların kendi Avrupa vizyonları, bu vizyonlarında Avrupa Parlamentosunun rolü ve aday olma gerekçelerini katılımcılarla paylaşmalarının ardında başlayan tartışmada öne çıkan en önemli unsur siyasi katılımın önemi oldu. Avrupa karşıtı parti ve oluşumların samimiyetinin de sorgulandığı tar-

tışmada, adayların üçü de Hollanda’nın AB’den kazanımlarının halk tarafından bilinmediği ve sadece AB karşıtlarının propagandalarından etkilendiklerinin altını çizerken, AB’nin sunduğu imkanlar ve Hollanda’nın bunlardan ne derece istifade ettiği halka iyi anlatılmalıdır dediler. Hollanda’nın ödediği 6 milyar avroluk aidatın kat kat fazlasının gerek projeler gerekse dolaylı yollardan geri geldiği de adayların üzerinde hemfikir olduğu bir başka konuydu. Hemen hemen her siyasi partinin programında sözü geçen “Avrupa değerleri”nin ne olduğu konusundaki belirsizlikle ilgili de fikirleri so-

Hollandalı öğrenciler YTB'yi ziyaret etti Hollanda'daki Martinus Koleji'nden gelen öğrenci heyeti, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından uluslararası öğrencilere verilen Türkiye Bursları hakkında bilgi almak için Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nı ziyaret etti. Hollandalı ve Türk eğitimcilerin de bulunduğu 34 kişilik heyete, YTB ve Türkiye Bursları hakkında bilgi verildi.

rulan adaylar, bu değerlerin Kopenhag Kriterlerinde anılan değerler olduğunu ve bunların da hiç bir dini veya kültürü öne çıkarmayan evrensel değerler olduğunu söylediler. Adnan Tekin: “Kopenhag Kriterlerinde hangi değerlerden bahsediliyorsa bizim bahsettiğimiz değerler de onlardır.” Tartışmanın en can alıcı noktası ise tartışmadan bir gün önce CDA liste başı adayı Esther de Lange’nın bir radyo programında sarf ettiği “Türkiye hiçbir zaman AB’ye giremez” ifadesi ve onun yankılanmasıydı. Tartışma moderatör Ahmet Suat Arı'nın siyasi katılımın boyutlarıyla ilgili

yaptığı kısa değerlendirmeyle sona erdi.

Türk Forum Başkanı Gökhan Genç, CDA’lı liste başı adayı Esther de Lange’nın Türkiye karşıtı sözleri üzerine sosyal medya ve Hollanda Türk basını aracılığıyla bir protesto ve kınama kampanyası başlattıklarını duyurdu. Yapılan bildiride “CDA parti bürosunu aradık. Esther de Lange telefona çıkmadı. Bayan de Lange‘nın ofisinden bir görevliyle görüştük. Turks Forum olarak böylesine acı bir günümüzde aptalca Türk karşıtı sözlerini kınadığımızı ve kendisiyle görüşmek istediğimizi belirterek, sözlerini acilen geri çekmesini istedik. Görevli,

YAPTIRIM GÜCÜ İŞTE BU DEMEK PVV Lideri Geert Wilders’in bir süre önce Suudi Arabistan bayrağı formatında hazırladığı ve meclisteki odasının kapısına astığı İslamiyet karşıtı etiket, iki ülke arasında krize yol açtı. Etikette Wilders İslam’a, Kuran’a ve peygamberimize hakaretler içeren bir mesaj yayınlamıştı. Hollanda medyası, Riyad yönetiminin bu sebeple Hollanda ile ticari ilişkilerini olumsuz etkileyecek bazı kararlar almaya hazırlandığını duyurdu. Haberlerde, Hollandalı şirketlerin bu ülkede yeni projelere katılması ve işadamlarına vize verilmesinin zorlaştırılabileceği ileri sürüldü. Dışişleri Bakanı Frans Timmermans, haberler üzerine yaptığı açıklamada, yakında Suudi Arabistan’a gideceğini açıkladı. Wilders’ın düşüncelerini tasvip etmediğini hatırlatan Timmermans, söz konusu olayın ekonomik ilişkilerine zarar vermemesini umduğunu dile getirdi.Timmermans “Bir parlamenterin ergence davranışları üzerine bütün ülkenin cezalandırılamayacağını” Suudi Arabistan’a anlatacaklarını söyledi. Bu bir anlamda “Wilders delidir, siz onu ciddiye almayın” demek anlamına geliyor. Başbakan Mark Rutte de Wilders’ın hareketini hükümet olarak desteklemediklerini, bunu Suudi Arabistan

yönetimine ilettiklerini belirterek, bu davranışın ülke ticaretine zarar verme riski taşıdığını ifade etti. Bölgesinde etkili role sahip Suudi Arabistan’la ticari anlamda iyi ilişkileri olduğunu kaydeden Rutte, söz konusu sorunun çözümü için önce üst düzey bürokratların, ardından Dışişleri Bakanı Timmermans’ın Riyad’a gitmesinin planladığını söyledi. PVV lideri Geert Wilders’ın geçen yıl aralık ayında Suudi Arabistan bayrağı formatında hazırladığı İslamiyet karşıtı etiket büyük tepki çekmişti. Wilders, meclisteki odasının kapısına yapıştırdığı etiketi isteyenlere bedava dağıtmıştı. Suudi Arabistan’ın boykot

haberlerinin gündeme gelmesiyle Limburg ihracatçılar birliği Limburg’daki şirketlerin bu boykottan ciddi şekilde etkilenecekleri açıklamasında bulundu. Boykotla birlikte Hollanda şirketlerine ihale verilmesinin zorlaştırılacağı ve Hollanda’dan ithalatın durdurulacağı haberleri ile şirketler panik yaşamaya başladılar.Diğer yandan Harderwijk’de bulunan bir şirket Suudi Arabistan’ın son anda anlaşmayı imzalamaktan vazgeçmesi sonucu 20 milyon Euro'ya yakın kaybı olduğunu açıkladı. Ekonomi Bakanı Dijsselbloem bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada aylar öncesinde yapılan bu etiketten

"isteklerinizi not ettim, size geri döneceğiz" dedi ancak geri dönüş olmadı. CDA partisinden bayan Esther de Lange sarf ettiği Türkiye karşıtı sözlerini geri çekmediği gibi, telefonla Turks Forum'u arayarak ben böyle konuşmadım diyor. CDA resmi açıklama yapacağız dedikleri halde, Turks Forum'u oyalamaktan başka bir şey yapmıyor. Basılı ve görsel yayınlar ortada! Her seçim'de olduğu gibi kendine pek güvenemeyen Hollandalı (aday) milletvekilleri Türk/ Türkiye karşıtı açıklamalar yaparak oy toplayacaklarını zannediyorlar.” denildi.

Wilders, e il Hollanda istan b Suudi Araa krize arasınd tı yol aç dolayı özür dilemeyeceklerini söyledi. Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher ise boykot kararını ���saçma bir tehdit” olarak nitelendirdi. Suudi Arabistan’ın boykot hazırlıkları üzerine bazı Faslı özörgütler bir basın bildirisi yayınladılar. Basın bildirisinde Suudi Arabistan’a boykotu durdurma çağrısı yapan bu Faslı örgütler bu boykotun ülkede bulunan herkese zarar vereceğini söylediler. Normalde yabancıların basın bildirilerini ciddiye almayan Hollanda medyasının birkaç özörgütün basın bildirisini ülke çapında yayınlayıp büyüterek gündemde tutması ise dikkat çekici bulundu. Başbakan Rutte’nın boykot kararının büyük çaplı işten çıkarmalara neden olabileceği endişesini dillendirmesi ve dışişleri bakanını acilen bu hafta sonu Suudi Arabistan’a gönderiyor olması, Hollanda’nın bir Müslüman ülkesi olan Suudi Arabistan’a bağımlılığın boyutlarını göstermesi açısından ilginç bulundu. Yıllardır Wilders’ın ayrımcı ve faşist söylemlerine karşı önlem almayan politikacıların söz konusu ekonomi ve maddi kayıp olduğunda panik içindeki açıklamaları “Wilders’a deli damgası vurarak susturmaya çalışıyorlar” şeklinde yorumlara neden oldu.


HABER

24

MAYIS / MEI 2014

İLETİŞİM BİR PAYLAŞMA EYLEMİDİR Bizler yörelere göre bile ayrılırken en az iki, en çok dört öpüşüp birbirimize selamet hoşluk dileyen bir toplumken, ne ara bu kadar soyutlandık birbirimizden. Göz göze gelip en içimizden dudaklarımıza dökülen, 'canım ablam, canım abim, canım arkadaşım'lar, hangi arada, uçuşup sahte bir 'yazışırız'a kanat açtılar?

EDA KARA En uzak mesafe ne Afrika’dır ne Çin, ne Hindistan, ne seyyareler ne de yıldızlar geceleri ışıldayan… En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir Birbirini anlamayan Can Yücel..

Bize bunu kim yaptı diye düşünmekten kendimi alamıyorum son zamanlarda. Ama perdeleri kapatıp, ışıkları söndürüp, kabuğumuza çekilme lüksümüzün olmadığı bir zaman dilimindeyiz, O halde pamuk elleri ceplerden çıkarıp, sıcacık omuzlara, nemli yanaklara, taranmamış saçlara dokundurmanın tam zamanı... Kendimizi öncelliklerimize göre tanımlamak isteyebiliriz. Fakat bu sayacaklarımızın hiç birisi tek başına kendimizi tanıtmamız ve tanımamız için yeterli değildir. Çünkü kendini bilmek, çok derinlere uzanır. Son zamanlarda sıkça karşılaşılan durumlardan sadece birisi , ki o sebeple diğerlerinin farkında bile değiliz. Fiziksel iletişimin celladı, "Tekno İletişim". Bizler yörelere göre bile ayrılırken en az iki, en çok dört öpüşüp birbirimize selamet hoşluk dileyen bir toplumken, ne ara bu kadar soyut-

eda.kara@haber.nl landık birbirimizden. Göz göze gelip en içimizden dudaklarımıza dökülen, 'canım ablam, canım abim, canım arkadaşım'lar, hangi arada, uçuşup sahte bir 'yazışırız'a kanat açtılar? Toplumsal tahribatın önüne geçmenin çaresini tek başımıza bulamayız. Bu benim ilk yazım olacak HABER Ailesi içinde. En büyük temennim ise, içinizden de olsa yalnız değilsin! Ben varım demeniz olacaktır. Ne kadar elimizden düşmese bile akıllı telefonlarımız, günler içerisinde mutlaka, akıverir klavyemizden o güzelim söz 'KALP KALBE KARŞIDIR' ben hissederim. Kazandıklarımızı, kaybettiklerimizi, muhasebe edecek olursak eğer. Vicdan tartımız bize gün ışığı göstermez. uzağı yakın, yakını uzak eden, bu güzelim nimeti kendimize esir ederek kendi hizmetimize dahil etmeliyiz. Kitap ve ansiklopedi kokan evler, kalemle sertleşmiş parmak uçlarımı özlüyorum. Babaannemin, beğenmediğim tabiri caizse (kocakarı ilaçlarını ) özlüyorum. Her şeyi bilemezken, danışacak birinin yolunu gözlemeyi özlüyorum. Dahası acaba nasıl sorsam diye kırk dereden su getirdiğim, zihin bahçelerimin güzel kuyularını özlüyorum. Kendi yalnızlığımızın sesini bastı-

Hollanda’da 1915 olaylarına ilişkin açılan anıt protesto edildi

Den Haag'da toplanan Türk sivil toplum kuruluşları anıtın toplumda huzursuzluğa yol açabileceği uyarısında bulundu. Hollanda’da faaliyet gösteren Türk sivil toplum kuruluşları, Ermenilerin 1915 olaylarına ilişkin Almelo kentinde

açtığı anıtı protesto etti. Lahey’de parlamentonun önündeki meydanda yapılan mitinge katılan farklı sivil toplumu kuruluş temsilcileri, Ermeni Kilisesi bahçesine dikilen anıtın toplumda huzursuzluğa yol açabileceği uyarısında bulundu. Yaklaşık 400 kişinin katıldığı miting kapsamında sivil toplum kuruluşları adına hazırlanan bildiride, benzer protesto gösterilerinin devam edeceği kaydedildi. Türklerin yarım asırdır yaşadıkları Hollanda’nın kalkınmasında önemli katkıları olduğuna değinilen bildiride, şu ifadelere yer verildi: "Ermeni diasporasının açmış olduğu bu anıt ve soykırım adlandırmaları, Hollanda’da bugüne kadar birlik, beraber-

ranın, kurumasın diye özenle kremler sürdüğümüz ellerimiz olması çok esef verici. Sonuç olarak, iletişim bir paylaşma eylemidir. İletişim kurmada kişisel özelliklerimiz, kültürel yapımız, değer ve tutumlarımız etkilidir. Birbirimizi anlama çabasında empatik tutum ve davranışı, demokratik ilişkileri kurmak zorunluluk olmalıdır. Bu eylemlerimizi gerçekleştirmediğimiz zaman birbirimizi anlamayacağız ve değer vermemiş olacağız. Toplum olarak bunları sorgulamalıyız. Bir çok sorunumuzun iletişimsizlikten kaynaklanmaktadır. Sorunu tartışmanın zamanı gelmiştir. Peki, bittik mi? Tükendik mi? Sorgulamaya devam ettikçe , büyüyeceğiz, güçleneceğiz, silkelenip özümüze döneceğiz. Duygularımızı süzgeçten geçirip "evet, kaygılıyım, evet üzgünüm, evet engellenmiş hissediyorum" dediğimiz an, bu durumla başa çıkmak için en iyi zaman ve müthiş bir başlangıçtır. Ayrıca, bu aynı zamanda duyguları sahiplenmek ve sorumluluk almak anlamına da gelir. Elbette kabul edilen duygular da bizi rahatsız etmeye devam edecektir. Ancak, iletişimsizlik virüsünün gücü azalacak ve bu kabul bize güç verecektir...

lik, dostluk içerisinde yaşayan insanlar ve toplumlar arasında huzursuzluğa neden olacak, kin, nefret, düşmanlığı körükleyecektir. Bundan dolayı Hollanda’daki STK temsilcileri olarak, insanlar arasında kaos yaratacak, kural dışı bu çalışmaların iptal edilmesi için Almelo Belediyesi ve ülkesel kurumları duyarlı olmaya ve bu konuda harekete geçmeleri için çağrıda bulunuyoruz.” Türk ve Azerbaycan bayraklarıyla mitinge katılanlar, gösteri sonunda İstiklal Marşı’nı okuduktan sonra olaysız dağıldı. Türk toplumunun, Almelo’daki Ermeni Havari Kilisesi bahçesinde 24 Nisan’da açılan anıtla ilgili hukuki mücadelesi devam ediyor.

Almelo'da sözde soykırım anıtı protesto edildi Almelo şehrinde Ermeni Kilisesi'nin arazisinde açılan anıta karşı Hollanda'da ki Türk Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri ve vatandaşlar Almelo Belediye'si önünde bir protesto gösterisi düzenlediler. Yaklaşık 350 kişinin hazır bulunduğu protestoda, STK temsilcileri konuyla ilişkin açıklamalarda bulundular.

Tarihte Ermeniler Tarihte Batının emperyalist ihtiraslarını canlı tutma gayretiyle uydurduğu bir meselede tarihçilere ve ilmi olmayan verilere itibar edilerek parlamentolarda alelacele kararlar alıp topyekün bir millet töhmet altında bırakılmak isteniyor. 1789-1799 Fransız ihtilaliyle başlayan İmparatorlukları ortadan kaldıran, ulus devletleri türeten, milliyetçilik akımlarını körükleyen bir süreç başlar. Avrupa'da başlayan milliyetçilik akımları zaman içerisinde Osmanlı Devletinde bulanan azınlıkları bağımsızlık konusunda cesaretlendirir. 1821 Mora isyanıyla başlayan bağımsızlık mücadelesi 1830'da Yunanlıları bağımsız kılmış, arkasından 1878'de Romanya, Sırbistan, Karadağ bağımsızlığını ilan etmiş, 1908'de Bulgaristan bağımsız olmuştur. Osmanlı topraklarının batısında bu gelişmeler olurken, ülkenin doğusunda Anadolu'da da boş durulmaz. Hıristiyan misyonerler, Rum, Ermeni ve Süryanilere yönelik faaliyetlerde bulunurlar. Sadık teba olarak bilinen Ermeniler bağımsızlık sevdasıyla Osmanlıya karşı Ruslarla işbirliği yaparak, Osmanlı-

Konunun hassasiyetine binaen bu işin takipçisi olacaklarını belirten STK temsilcileri, bunun bir milli mesele olduğunu, bunu da bir barış içerisinde yürüteceklerini dile getirdiler. Daha sonra Almelo Belediye Başkan Yardımcısı Jan van Marle'ye Türk toplumunun hassasiyetlerini dile getiren bir bildiri takdim edildi.

Sözde soykırıma karşı daha aktif politikalar geliştirmeli.

Metin Yazarel

ya ihanet eder ve sırtından bıçaklamaya kalkar. Ancak doğuda Rus Bolşeviklerinin isteksiz tavır almasının da etkisiyle Ermeni ve Süryanilerin kurduğu bağımsız bir devlet çıkartılamaz. Birinci Dünya savaşında Osmanlı devleti İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya vb. itilaf devletlerine karşı ittifak devletleri Almanya'nın yanında yer alarak savaşa girer. Cihan harbinde Osmanlı ordusunda Fritz Bronsart von Schellendorf ve Liman von Sanders gibi söz hakkına sahip olan Alman generalleri bulunur. Alman generaller savaş ortamında Ermeni komitacıların Ruslara sağladığı lojistik desteği kesmek için Osmanlı idaresini ısrarla tehcir kararı almaya zorlarlar. 3 Mayıs 1915’de Ermeni Komitacıları Van’da büyük bir katliama girişirler ve bu harekattan sonra 27 Mayıs 1915’te Alman generali Bronsart von Schellendorf’un ısrarlı telkinleriyle Tehcir (yer değiştirme) Kanunu çıkartılır. Tehcir kanunun çıkartılmasından sonra bile Ermeniler rahat durmaz. Ermeni Komitacı Arşak, Bayburt'ta katliam yapar ve bu olay gibi daha bir çok yerde Türk ve Müslü-

man ahaliye yönelik katliamlar devam eder. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile Osmanlı silah bırakır. 10 Ağustos 1920’de itilaf devletleri Osmanlıya Sevr Anlaşmasını imzalattırarak kağıt üzerinde Anadolu'yu paylaşırlar. Fakat aynı yıl içinde 1920’de Bolşevikler bölgeyi Sovyet Ermenistan'ı ilan ederek, bağımsız Ermenistan fikrine sıcak bakmazlar. Mustafa Kemal önderliğinde başlayan Türkiye'nin Kurtuluşu Mücadelesi neticesinde (1919-1923) Anadolu toprakları kurtarılır ve Lozan Anlaşmasıyla bugünkü Misak-ı Milli sınırları çizilir. Türkiye, Batının Emperyalist emelleri uğruna Ermeni-Türk meselesini yarattığını her fırsatta dile getirip bu konuda batının takındığı ikiyüzlü tavrı deşifre etmeli. Türk Devleti haklı olduğu davasında sözde soykırımı iddialarını savunanlara karşı, kendini savunma konumundan çıkıp, daha aktif politikalar geliştirmeli. Ermeni tarafının 2015 için çok ciddi hazırlıklar yaptığı dikkate alınarak şimdiden önlemler alınıp karşı propaganda faaliyetlerine başlanmalı.


25

HABER

Günde 4-5 saat uyurum, sabah 05'te kalkarım

Melek Hanım, şimdiye kadar kendi halinde bir işkadını olarak biliniyordunuz. Sonra piyasada hiç yokken, bir baktık Multifestival sahibi ve organizatörü oldunuz. Bu nasıl gelişti, bu düşünce nasıl oluştu? Ben zaten geçtiğimiz senelerde, festival değil de fuarlara katıldım. Yönlendirdim. Yurtdışından gelen fuar ziyaretçilerini karşıladık. Yani fuar olarak tecrübem var. Haliyle, ne iyi gidiyor ne kötü gidiyor orada da gördük. Bana 2012 senesinden beri teklifler geliyordu. Türkiye’den gelen sağlık alanında bir fuar veya festival organize edebilir miyiz diye. Birkaç aylık bır araştırma sürecinde Ahoy ile temasa geçtik. Ahoy, bizim Multifestijn diye bir şirketle anlaşmamız var, o yüzden şimdilik seni kabul edemiyoruz diyerek bir sınır koymuştu. Ama bunlar 2012 yılında başladı. Yani bu yeni bir şey değil aslında. 2013 de bir deneme yapıldı. Bu denemeden sonra ben, evet veya hayır cevabını verdim bazı masaya oturduğum arkadaşlara. Yani 15 Aralıktan önce ben hiç bir kesin cevap vermedim. Kendi tecrübe sahibi oldum. Ne iyi olur ne kötü olur ona baktık. Sonra kendi festivalimizi kurmak istedik. Ekip şu anda fulltime çalışıyor. bir senelik veya 6 aylık kontratlar verildi. Fulltime şu anda tek festival için, 10 kişi var. Parttimeler de var, bölümler için. Çünkü bunun sürekliliğini istiyoruz. Sürekliliğin olması çok önem-

MAYIS / MEI 2014

li, tecrübeli bir ekibimiz var. Bir de bu işi yapanlar bizi destekliyorlar bu konuda. Mesela Van Putten şirketi ile anlaştık. Emir Mystiek Productions ile anlaşmamız var, müzik, sahne ve sanatçılar konusunda. Türkiye’den de destekler var. Mesela animasyon grubu vs. Bunlarda fikir üretiyor sürekli. Bir de benim zaten bulunduğum yönetim gurubum var. Onlarda tecrübelerini aktarıyorlar, tavsiyelerde bulunuyorlar.

Siz önceki yıllarda organize edilen bu tür festivallerde ne değiştiriyorsunuz? Var mı yenilikleriniz? Yeniliklerimiz Osmanlı çadırı ve Osmanlı sergilerimiz olacak. Bu sene daha çok bilimsel, akademik ve üniversite düzeyinde konuşmacı olacak. Profesörlerimiz buradan ve Türkiye’den katılacaklar. Müzik için gelmek isteyenler, sadece yemek için gelmek isteyenler. Herkese hitap etmeye çalışıyoruz. Basının kendi bölümü olacak, sivil toplum kuruluşların ayrı bölümü olacak, öğrenci derneğinin de kendi bölümü olacak. Kültürel standların da kendine ait bir bölümü olacak. Bölümlere masa sandalye yaptırmak istiyorum. Görselliği sağlamak için, her bölüme ayrı renk vereceğiz. Tabii kendilerini tanıtma fırsatı da vereceğiz onlara. Ama ortada oturma imkânı da olsun istedik. Avrupa İslam Üniversitesi'nden profesörler gelecek. Rotterdam İslam Üniversitesi'nden profesörler gelecek. Faslıların profesörleri

var onlarda katılacak. Hollandalı yazarlarımız var, kitapları hakkında bilgi verecek. Faslıların muzik gosterimi olacak.

Kaç stand olacak? 280 stand satıldı, toplam 320 stand var. Bu sene ben bölümler yapıyorum. Mesela öğrenci bölümü. Eğer 20 öğrenci derneği katılıyorsa, 20 stand vermek yerine hepsini bir çatı altında toplayacağız.

Türkiye’den ne tür gruplar getiriyorsunuz? Sihirbaz, Tahta Bacak, Osmanlı Gurubu gibi, 30 kişilik animasyon grubu var. 4 gün boyunca olacaklar. Sibel Can ve ekibi de gelecek. Sevcan Orhan ile Ahmet Özhan var. Aysu Baceoğlu ve kız kardeşi Gülsu gelecek, onlar pop müziği tarzı sanatçılarımız. Mustafa Akgül, İstanbul büyükşehir belediye vaizi. Yazarlarımız: Canan Tan, Kahraman Tazeoğlu, Sinan Yağmur. Birde Kleurrijk Dansgroep var Mehmet Ali Bey. Onlar zaten dört gün boyunca sürekli yanımızda olacaklar. Altay Demirci, her saat bir folklor ekibi çıkaracak. Nasreddin Hoca ve Hacivat ile Karagöz de var. Faslı ekipler Workshoplar düzenleyecek. Şu an 6 tane podyumumuz var. Büyük podyuma büyük sanatçılar çıkacak. Fas ekibi olacak, onlarda mehter grubu gibi festival boyunca ziyaretçilerimizi karşılayacaklar. Koro ekibi de olacak 2 - 3 gün boyunca. Hem çocuk korosu hem yetişkinler korosu. Türkiye’den 5 soğuk heykel getirilecek. Mesela Muh-

Kısaca Melek Atak kimdir? Ben 1982 doğumluyum, doğma büyüme Rotterdam'lıyım. Beş kız kardeşiz. Annem var, babam yok. Annem bana 15 yaşımdan beri, eğitimimde destek ve azim verdi. Annemde çok azimli bir insan. Her zaman kendi ayağınızın üstünde durun, okuyun derdi. Ben ailemden böyle gördüm. Melanchton College’da HAVO bitirdim. HAVO'dan sonra Sociaal Juridische Dienstverlening okudum. Bir de üniversitede Ceza Hukuku okuyorum şu an.

teşem yüzyıla ait Hürrem Sultan ile Sultan Süleyman heykeli. Mesela birinci podyumda büyük sanatçılar çıkacak. İkincisi fuar alanında olacak, 500-1000 kişi arasında izleyiciye hitap edecek. Burada konferanslar olacak. Üçüncü podyumumuzda sürekli workshoplar olacak. Mesela ebru sanatı, kına ve müzik. Faslıların ve Hindistanlıların programı olacak. Dördüncü podyum, çocuklar için olacak. Çocuk bölümünde sürekli Disney, Mickey Mouse vs olacak. Çocukların podyumunda mini disko ve Hacivat ile Karagözde olacak. Çocuk bölümü de baya zengin bu sene. Hollanda hükümetinden ya da Türk hükümetinden destek görmeniz mümkün oldu mu? Olur, ama bence onlar bize manevi desteği verdikten sonra, gerisi gelir diye düşünüyorum. Çünkü festival kendisini kurtarıyor. Yani resmi destek olmadan da bu iş oluyor ve her şey yolunda.

Önceden kendi halinizde bir işiniz vardı, simdi biraz daha Hollanda’da ülkesel çapta tanınmış oldunuz. Türk toplumuyla tanıştım ben. Ondan önce ben bakanlık düzeyinde iş yapıyordum, yapıyorum da hala. Ben Hollandalılarla iş yaptım. Türk toplumunu ticari konuda pek tanımamıştım. Festivale girdikten sonra ve hatta Rotterdam Zuid’de, bu mekâna geldikten sonra bazı şeyleri öğrendim. Ama zaten önce-

Simit

MELEK ATAK

Bir ablam var, 3 küçük kardeşim var. Biz zaten her şeyimizi beraber yaparız. Bir fikir üretildiyse, bir şey yapılacağı zaman, birbirimize danışırız. Kız kardeşlerle, annemle ve dedemle bağımız çok iyi. Her konuda destek verirler bana. Manevi destekleri çok tabii ki. İnanmaları yetiyor bana. İnsan, manevi destek olsa da, bazen birilerinden fikir alması gerekiyor. Hakikatten destek alması gerekiyor. Hayatta kalın çizgilerle motivasyon gerekiyor.

den vardım. Beni bulması gereken kişiler buluyordu. Yetiyordu bana. Şimdi daha çok tecrübe sahibi oldum. Türk ticaret ahlakını burada festivalde öğrendim. İşini bilenle çalışıyorum. Yani dışarıdan her zaman profesyonellerle, daha çok Hollandalılarla çalışıyoruz. Türkler her zaman destekçilerim ama şu an benim için temelde Hollandalılar var. Ahoy’da ne kadar katılımcı bekliyorsunuz? Ne kadar Hollandalı ne kadar Türk? Hollandalıların katılımının az olacağını düşünüyorum ama bu yıl Faslıların katılımını yüksek bekliyoruz.

Köfte

Mozarella Panini

Faslılar günü olacak, Hindistanlıların günü bir de Surinamların günü olacak. Bunlar gelirse zaten bu senelik yetiyor. Sayı konusuna gelince; bir sayı verirsem o zaman bir söz olur, sözümde duramazsam haksızlık olur. Başka festivallere bakarsak, programımız daha zengin daha dolu dolu.

Simit Sandviç

Simit Sarayı Meent Adres: Meent 15A 3011 JA Rotterdam

Tiramisu

Simit Burger

Mantı

Mozaik Pasta


HABER

26

MAYIS / MEI 2014

TiCARi SAYFALAR Deurwaarder ve Incasso bürolarıyla başınız dertte mi?

Ticari Sayfalar'da 33,- EURO'dan başlayan fiyatlarla ilan verebilirsiniz.

Kiralık oda Ortak kullanım alanları ve günlük yönetimi olan, uygun bir komplekste kiralık büyük stüdyo şeklinde mobilyalı odalar (20 m2). 2-3 kişi tarafından kullanılan ortak mutfak, yemek salonu, duş ve tuvalet. Ücretsiz internet ve Türk televizyonu bulunmaktadır. Ortak alanların temizliği komplekse aittir. Her oda kendi başına bir GBA kaydı yaptırılabilecek bağımsız bir adrestir, yani kira yardımı için müracaat edilebilir. Kira enerji masrafları dahil (gaz ve elektrik) 350 - 450 Euro arası.

Tel./fax: 010 - 737 06 76 SLINGE 584 1.KAT 3086 EX ROTTERDAM

e-mail: info@edu-talents.com Telefon: 010-2268531 • 0645-067273 Adres: Sandelingplein 162-185 • Rotterdam

info@buropas.com www.buropas.com

Ofis ve işyerlerinizin cam temizliĞİ Tel: 0655-38 45 54 www.schoonmaakbedrijfschiedam.nl info@schoonmaakbedrijfschiedam.nl

Her türlü dış cephe temizliği hizmetlerimiz mevcuttur.

Groothandel In Horeca benodIgdheden

JILPAQ Holding

www.jilpaqholding.com VOOR UW JURIDISCHE ZAKEN

T:010merkezinde - 477 96tarihi 28 semtte Pieter de Hochweg 115 Rotterdam F: 010 477 96 83 misafirimiz olun. 3024 BG Rotterdam Nezih ve Temiz hotelimizde

Rotterdam merkezinde tarihi semtte Nezih ve Temiz hotelimizde misafirimiz olun.

www.sancak.nl

Tel: (013) 455 11 19 Mail: info@jilpaq.nl

Ledeboerstraat 39 5048 AC TIlburg

Tolga Advocatuur Aelbrechtskade 52 b aza 3022 HL8]PDQı Rotterdam Kaza geliyorum demez!

K

Kendi dilinizde ve kültürünüzde hukuk hizmetleri

Erken ve grup rezervasyonlarda

%20’e kadar Pieter de Hochweg 115 3024 BG Rotterdam

indirim

T. 010 - 477 96 28 F. 010 - 477 96 83

Scan for

Virtual Tour

W. www.hotelport.nl E. info@hotelport.nl

telefoon: 010-2260373 e-mail: t.gumus@tolgaadvocatuur. Ethem Emre / 06 39 11 02 43 / Amsterdam Ulviye Tekeli / 06 39 11 02 41 / Rotterdam info@kazauzmani.nl - www.kazauzmani.nl

Erken ve grup rezervasyonlarda

%20’e kadar Pieter de Hochweg 115 3024 BG Rotterdam

indirim

Scan for

SAFETY & T. 010 - 477 96 28 W. www.hotelport.nl F. 010 - 477 96 83 E. info@hotelport.nl SECURITY Virtual Tour

www.ntel.nl 010-467 48 11

www.mob.nu

MERAM SUPERMARKET Meridiaan 30-32 3813 AW Amersfoort Tel: 0651691025

meer info: www.tolgaadvocatuur.nl Administratie en Accountancy

www.profa.nl

Tolga Gümüş - Strafzaken - Jeugdzaken (OTS/UHP) - WSNP (schuldsanering) Tel: 010 - 226 03 73 Aelbrechtskade 52b Rotterdam

www.tolgaadvocatuur.nl


27

HABER

MAYIS / MEI 2014

Türk gençleri Hollandalı-Türk Öğrenciler Meclisi'ni kurdular Geçtiğimiz haftalarda NATDS Council’lerde yer alacak mevcut öğrenci derneği yöneticileri ve farklı üniversitelerden üniversite temsilcilerden oluşan yak-

laşık 20 öğrenci ilk tanışma ve istişare toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda NATDS’in hedefleri ve bu yönde yapacağı çalışmaların önemi ve gerekliliği

konusunda mutabık kalındı. National Assembly of Turkish-Dutch Students adı altında bir çatı kuruluşu olmayı hedefleyen NATDS, geçtiğimiz günlerde 20 fark-

lı öğrenci dernekleri temsilcileri ve yöneticileriyle bir tanışma toplantısı gerçekleştirdi. Toplantı sonunda yapılan bildiride, toplantıda NATDS'nin ileriye dönük hedeflerinin çizildiği belirtildi. Toplantıdan sonra yapılan basın bildirisnde ise "Hollanda’da doğan, büyüyen ve okuyan bir nesil yani biz, Hollandalı Türkler, yetiştik. Yıllar önce bazılarımız öncülük edip belki de bugünlerin geleceğini öngörerek birliğimiz, beraberliği-

miz ve ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda birbirimize danışabilmemiz amacıyla öğrenci dernekleri kurdu. Bu dernekler günümüze kadar küçümsenmeyecek şekilde tabanının, yani Hollandalı Türk öğrencilerinin, ihtiyaçlarını karşılamak konusunda var güçleriyle çalıstılar ve hâlâ çalışmaya devam etmektedirler. NATDS ilk olarak tüm üniversitelerde, o üniversitede okuyan ögrencilerden oluşan kendi öğrenci konseylerini (NATDS Councils) kurarak üniversite

bazındaki gelişmelerden haberdar olacak ve öğrencileri temsil açısındanda oldukça önem taşıyan üniversitenin kendi konseylerine (Universiteitsraad/Medezeggenschapsraad) katılım konusunda teşvik edecek ve çalışma yapacaktır. Bunun yanısıra NATDS, akademisyenler önderliğinde akademik seviyede Hollanda’daki (güncel) meseleler ve politikalar üzerine, konu bazında o dalda okuyan öğrenciler ile profesyonel çalışmalar yapacaktır.” açıklamasını yaptılar.

Hollanda Türk Hollanda’da altı Türk’e Kraliyet Nişanı verildi

H

ollanda’da her yıl geleneksel olarak verilen Kraliyet Nişanı’na bu yıl altı Türk layık görüldü. Toplum yararına yaptıkları gönüllü çalışmalarıyla ödülü almaya hak kazanan Naciye Yakışır’a Rotterdam, Türker Atabek’e Almelo, Fatma Kebapçı Yeşil’e Spijkenisse, Cafer Demirtürk’e Hellevo-

etsluis, İbrahim Tekir’e Gorinchem ve Osman Çimen’e de Tilburg kentlerinde düzenlenen törenlerde nişanları belediye başkanları tarafından takdim edildi. Sembolik değere sahip nişanı şimdiye kadar 100’den fazla Türk aldı. Hollanda’da daha önce Kraliçe Günü olarak adlandırılan, geçen yıl Kral’ın tahta geçmesinin ardından ise Kral Günü ismini alan kutlamalar çerçevesinde dağıtılan nişanlara, bu yıl ülke genelinde bin 116’sı kadın olmak

üzere toplam 3 bin 155 kişi layık görüldü. Tanınmış bazı isimlerin de ödüllendirildiği kutlamalarda Kraliyet Nişanı alanların en yaşlısının 94, en gencinin ise 31 yaşında olduğu belirtildi. Nişanını Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Abouataleb’ın elinden alan, Türk kadınlarına yönelik yaptığı gönüllü çalışmalarıyla tanınan Beraberlik Türk Kadınlar Cemiyeti Başkanı Naciye Yakışır, böyle anlamlı bir ödüle layık görüldüğü için mutlu ve gururlu olduğunu söyledi. Elinden geldiği kadarıyla topluma faydalı olmaya çalıştığını anlatan Yakışır, çalışmalarının bundan sonra da devam edeceğini kaydetti.

Franchise hukuku Ticari sorunlar İş sorunları Kira sorunları De Veldoven 3 Haciz ve icra sorunları 3342 GR Hendrik-Ido-Ambacht Vergi sorunları İflas ve kişisel iflas sorunları Sosyal sigortalar sorunları

• • • • • • • •

• • • • • • • •

Tel:(078) 684 00 54 Fax: (078) 684 95 33

www.advocatenkantoorkara.nl

Sevim Kara info@advocatenkantoorkara.nl

Gorinchem Süleyman Çelebi Camii Başkanı İbrahim Tekir de yaptığı çalışmalar için kraliyet nişanına layık görüldü. İbrahim Tekir, yaptığı birçok gönüllü işlerin yanısıra camii gençlerine de öncülük yapıyor. Gorinchem Türk halkı arasında aktif bir rol

İflas ve kişisel iflas davaları Sosyal sigortalar hukuku Boşanma davaları lettertype Bauerbodini bt (bold) Velayet ve nafaka davaları Ticaret hukuku İş hukuku Kira hukuku Haciz ve icra davaları

www.asv-advocaat.nl E-mail:harmankaya@asv-advocaat.nl

alan İbrahim Tekir, kişiliğiyle de Gorinchem'liler tarafından çok sevilen birisi. Başkanlığını yürüttüğü HDV Süleyman Çelebi Camii'nde yönetimiyle birlikte caminin toplumun her kesimine hitap etmesi ve kapılarını çeşitli kermes ve özel günlerde özel olarak Hollandalılara da açması, caminin toplumda sosyal bir rol oynamasına katkı sağladı.

Stille Veerkade 25 2512 BE DEN HAAG Tel: 070 394 63 45 Fax: 070 393 10 04

Avukat Tuğba Harmankaya

"Hukuk iyi ve adil olanın sanatıdır" Ius est ars boni et aequi

mr. Rasim Küçükünal

www.kucukunal.nl

Prof. Kamerlingh Onneslaan 154 3112 VM Schiedam T: 010 - 238 08 30 F: 010 - 238 08 31 M: info@kucukunal.nl

mw. mr. Dilek Küçükünal-Abotay


HABER

MAYIS / MEI 2014

İlhan Karaçay’a hizmet ödülü Uluslararası Futboltenisi Federasyonu, Türk sporuna yaptığı hizmetler için İlhan Karaçay’a ödül verdi. Ödül alanlar arasında milli takım eski teknik direktörü Abdullah Avcı, Ogün Altıparmak ve Galatasaray'ın eski antrenörü Ahmet Akcan var. Uluslararası Futboltenisi Federasyonu FİFTA’nın İstanbul’da düzenlediği 6’ıncı panelinde, Türk sporuna hizmet etmiş kişilere ödül dağıtıldı. Aralarında gazeteci İlhan Karaçay, milli takım eski teknik direktörü Abdullah Avcı, Fenerbahçeli eski futbolcu Ogün Altıparmak ve Galatasaray'ın

eski antrenörü Ahmet Akcan’ın da bulunduğu 20 kişiye verilen ödüller için açıklama yapan Futboltenisi Türkiye Başkanı Orhan İçin, ‘hizmet’ kriteri için, ‘Geçmişe bakmak yeterlidir’ dedi. Hollanda’da yaşayan gazeteci İlhan Karaçay’ın 1970, 1980 ve 1990’lı yıllarda, takip ettiği 6 dünya ve 7 Avrupa Şampiyonası yanında, çok sayıda final maçı izleyerek Türk sporseverlere büyük bir hizmet vermiş olduğunu belirten Orhan İçin, ‘Abdullah Avcı, Ahmet Akçam ve Ogün Altıparmak için açıklama yapmama gerek yok sanırım’ açıklamasında bulundu. Uluslararası 6. Futboltenisi Paneli ve 6. Spor Yıldızları Ödül Töreni, Atatürk Havalimanı’ndaki TAV Airport Hotel'de yapıldı. Programın sunuculuğunu Olay TV’den Ufuk Gersman ve Sevgi Ercan yaparken, futboltenisinin vizyonu ele alındı. Önceleri, ‘Ayak Tenisi’ ve ‘Ayak

Voleybolu’ olarak anılan ve pek çok antrenörün ağ veya ip gerdirerek futbolculara yaptırdığı antremanların yararına değinen teknik adamlar, ‘Bizim eskiden ilkel bir şekilde ip gererek oynattığımız bu oyun, şimdilerde uluslar arası alanda profesyonelce bir spor haline geldi. Bu spor çeşidinin, futbolcular için büyük bir avantaj olduğunu göz ardı etmemek lazımdır’ diye konuştular. Uluslararası Futboltenisi Federasyonu’nun, panel ve ödül töreninden sonra, 16 ülke temsilcisinin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirdiği toplantısında bir konuşma yapan FİFTA Başkanı Nogoteniski Savez, hiçbir ülke tarafından tanınmayan, UEFA ve FİFA’nın da tanımadığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, resmi üye olarak FİFTA’ya alındığını ve geçen yıl da Avrupa Şampiyonası’nın Kuzey Kıbrıs’ta yapıldığı belirtti.

‘Özgürlük Yemeği’ne hoşgörü ve saygı damgasını vurdu Türkevi Derneği öncülüğünde Amsterdam’da gerçekleşen ‘5 Mayıs Özgürlük Yemeği’nde farklı din, dil ve kültürlere sahip olan ve alanlarında uzman ve tanınmış siyesetçi, gazeteci, sanatçı, girişimci ve STK temsilcileri

bir araya geldi. Programın başında günün anlamına dair bir konuşma yapan Türkevi Araştırmalar Merkezi proje koordinatörü Mehmet Akkoç, kurum olarak bu akşamın Hollanda’nın Alman işgalinden kurtuluşu

ruhuna uygun olan ‘özgürlük’, ‘hoşgörü’, ‘demokrasi’, ‘direnme’, ‘ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele’ anlayışının gündeme taşınmasını temenni ettiklerini belirtti. Coffee Mania’nın ev sahipliği ve Meram Restoranın ikramıyla gerçekleşen programı eski Milli Görüş müdürü ve insan kaynakları uzmanı

Hacı Karacaer yönetti. Toplumdaki farklılıklara dikkat çeken Karacaer, bu ülkede yaşayan bir çok insanın 4 ve 5 Mayıs’ın Hollanda için neler ifade ettiğini bilmediğini, toplumun o günleri çok çabuk unutarak ‘özgürlüğün’ değerini veremediğini belirtti.

28


29

HABER

MAYIS / MEI 2014

MetaData MetaData söyle bana... En son gazetelerde yayınlanan meta-data bilgilerle teröristlerin belirlenip, insansız hava araçlarıyla elimine edildiğini okuduk. Bütün bu bilgilere sahip olduğunuzda, işlemden geçirip birilerini suçlayıp savunma hakkı tanınmadan mahkum edip, cezalarının kesilmesi için artık bir engel tanınmıyor demek.

SELMAN KARAMAN Alfred Hitchock'un 'Çok Şey Bilen Adam (The man who knew too much)' filminin başlangıç sahnesinde Fas'a seyahat ederken otobüs yolculuğunda tanıştıkları Fransız ile çok samimi sohbet eden kocasını eleştiren kadın kocasına şöyle der 'O senin herşeyini öğrendi, mesleğin ne, nerede çalışıyorsun, buraya gelirken nereleri gezdin, hangi otelde kalacaksın, kaç gün kalacaksın ve buradan nereye gideceksin. Herşeyi bir çırpıda anlattın, sen ise onun hakkında ne biliyorsun ismi dışında? Hiçbirşey!..' Kocası karısını aşırı kuşkucu olmakla suçlar ve şöyle der: 'Samimi bir sohbetti bizimki sadece.' Filmi izleyenler hatırlayacaktır, kadının bu meraklı yabancı hakkındaki şüpheleri hiç de boşuna değildir. Günümüzde hepimiz teknolojinin getirdiği 'nimetlerden' faydalanırken kendimize ait, normalde bizim için basit bir bilgi seviyesindeki nice bilgi ve verileri de bazen farkında olarak bazen farkında olmadan teknolojiyi sağlayan ve kontrol eden kişi ve kurumlarla paylaşıyoruz. Diyelim ki çocuğunuzun bir doğum günü fotoğrafını akıllı telefonunuzla çektiniz ve facebook'ta paylaştınız, uzaktaki arkadaşlarımız ve ailemiz de bu fotoğrafa bakıp muhakkak mutlu oldular ve bizi hatırladılar, fotoğrafın altına da iyi dileklerini yazdılar. Peki ama sosyal medyada paylaştığımız bir kaç fotoğrafla başka hangi bilgileri paylaştık farkında mıyız? İsterseniz bakalım:

selman.karaman@haber.nl - Çocuğumuzun doğum tarihini ve gününü, ismini, yaşını (Ali'nin yaş günü pastası diye paylaştığınız resimle, pasta'daki mum sayısı veya yazı siz söylemeseniz de yaşını da ortaya çıkarıyor). - Evimizin koordinatları (yani ev adresimiz, çünkü her fotoğrafta akıllı telefonunuz aynı anda fotoğrafın çekildiğ koordinatları da kaydediyor ve fotoğrafa biz görmesek te bunu metadata olarak ekliyor). - Hangi tür fotoğraf makinası veya akıllı telefonunuzun markası veya tipi . - Eğer fotoğraflarda arkadaşları etiketlemişşeniz sizin ve çocuğunuzun kimlerle görüştüğünüz. - Arka planda kalan çoğunlukla bizim dikkatimizi çekmeyen ama yabancı ve meraklı bir göz için önemli olabilecek olan ne tür bir evde yaşadığımız ve kullandığımız eşyalar. Bütün bu bilgileri sadece basit bir doğum günü fotoğrafıyla paylaşıyorsak, son 4-5 yıl içinde hayatımızın her anını kayıt altına alıp paylaştığımız diğer bilgiler ve fotoğrafları bir araya getirdiğimizi düşünün. Aynısını sosyal medyada etkileşim içinde olduğumuz diğer insanlar için de geçerli olduğunu düşünün ve bütün bu bilgiler elinde tutan kişi ve kurumun istediğinde -geriye dönük olarak da- sizinle ilgili her türlü bilgiye erişebildiğini hatırlayın. Peki bazen bilerek bazen bilmeden paylaştığımız bilgiler sosyal medya ile sınırlı

mı? Elbetteki değil, gündelik hayatımıza dönüp bakarsak kullandığımız kredi kartları ve alışverişlerimiz artık kayıt altında, kiminle hangi saatte, ne kadar süre ve nereden konuştuğumuz telefon şirketlerinin veritabanında. Kime hangi emailleri gönderdiğimiz veya hangi saatte hangi websitesini ziyaret ettiğimiz İnternet şirketlerinin veri tabanında. Hangi yoldan işe gittiğimiz veya günlük olarak nerden nereye seyahat ettiğimiz veya bulunduğumuz konumlar yine trafik veya güvenlik kameralarıyla ve mobiltelefon şirketlerinin sistemlerinde kayıtlı. Bunların tek tek bir yerlerde kayıtlı olması elbette sorunlu ama asıl tehlike bütün bu bilgilerin hepsine ulaşım imkanı belli kurumlara sağlandığında ve bu her türlü denetim dışında gerçekleştiğinde ortaya çıkıyor. Hangi gün, hangi saatte, kimlerle nerede kahvaltı yaptığınız niçin önemli olsun ki? Ama kötü niyetli birisinin eline geçerse bu bilgilerle üzerinize cinayet bile yıkılabilir, deliller oluşturulabilir. En son gazetelerde yayınlanan meta-data bilgilerle teröristlerin belirlenip, insansız hava araçlarıyla elimine edildiğini okuduk. Bütün bu bilgilere sahip olduğunuzda, işlemden geçirip birilerini suçlayıp savunma hakkı tanınmadan mahkum edip, cezalarının kesilmesi için artık bir engel tanınmıyor demek. Sanırım George Orwell bile böyle bir kontrol mekanizması hayal edemezdi.

Meta data MARİFETİNDE drone saldırıları ile yüzlerce çocuk infaz ediliyor Şubat ayında gündeme getirdigimiz haberde İçişleri Bakanı'nın Hollanda’da 1,8 milyon telefon görüşmesi takip ederek kimlerle görüşüldüğü bilgilerini (metadata) topladığı ve bunu Amerikan gizli servisi NSA ile paylaştığı ortaya çıktığını sizlerle paylaşmıştık. Yeni gelen haberlere göre ABD sadece metadata bilgilerine dayanarak yargısız infazlarda bulunmuş. ABD’de Johns Hopkins üniversitesindeki bir proğramda bir profesörün gündeme getirmesiyle eski NSA ve CIA müdürü Michael Hayden topladıkları bu bilgilerin (metadata) insanları öldürmek için kullanıldığını itiraf etti. Yani telefonla yaptığınız bir görüşmenin içeriğine bakmadan arama yaptığınız numara ve kişi üzerinden siz de hedef haline gelebiliyorsunuz. Rt.com/usa sitesinde yayınlanan raporlarda bu bilgilerle dünyada drone (insansız hava aracı) saldırıları için hedefler belirlendiğini ortaya çıkardı. Bu bilgiler daha önce Edward Snowden’ın ortaya çıkardığı Wikileaks belgelerinde de geçmişti. Bir zanlının hedef haline gelip yok edilmesi için herhangi bir araştırma yapılmadan insansız hava aracı kullanılabiliyor. Kolombiya Hukuk Fakültesi İnsan Hakları Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre Pakistan’da drone saldırıları ile infaz edilenlerin %98 siviller. Yani “terorist” olduğu iddia edilen bir insanı öldürebilmek için 10 ila 50 kişi arasında sivil insanın katledilmesi gerekiyor. Araştırmacı Gazetecilik Bürosunun internet sitesinden Yemen ve Pakistan'da infaz edilen 18 yasındaki küçük çocukların isimlerini ve yaşlarını yayınladı. Listeye göre yüzlerce çocuk terörist avı sırasında katledilmiş. Geçtiğimiz dört yıl içinde Obama Pakistan’da, George W. Bush’dan 4 kat daha fazla, 193 drone saldırısına onay vermiş. Metadata deyip geçmeyin.

GARAGE MERCEDES

Keurmeester Serdar Altay Tegen inlevering 's. tie / voor alle auto €39 en rt ve ad ze de n va

APK

€ 29,€ 49,-

APK Keuringsstation Reperatie en onderhoud alle merken Inkoop en verkoop Banden Accu's

Hillegondastraat 11-13 3051 PA Rotterdam

• • • • •

BENZINE: €69 : DIESEL

Tel: 010 - 418 50 69 Mob: 0619 - 75 83 25

24 Mayıs Cumartesi günü saat 09:00’dan itibaren SIRA NUMARALARI verilecektir

BÜYÜKBAŞ HİSSE İÇİN BİZİ ARAYABİLİRSİNİZ !


HABER

30

MAYIS / MEI 2014

Girişimci Buluşmalarının dördüncüsünde STKlısı, medyacısı, politikacıs yanyanaydı.

Girişimciler Buluşmasında politikacıları buluşturan proğrama katılan UETD Rotterdam üyesi Saadet Koral ve TİKDF Genel Başkanı Arif Yakışır, Avrupa Parlamentosu seçimlerini değerlendirirken.

Amsterdam Tartışmalarına katılan PvdA Milletvekili Tunahan Kuzu, son günlerde mecliste verdiği soru önergeleriyle dikkat çekiyor.

Köşe yazarlarımız Veyis Güngör ve Ahmet Suat Arı 2005-2013 arasında 8 yıllık çalışmalarını içeren yüzlerce UETD proğramlarını ve detaylarını pek yakında bir kitap halinde yayınlayacaklar.

Basının emektarlarından her kesimin sevdiği Ergün Kula bugünlerde Multifestival için en çok efor sarfedenlerden biri.

Anadolu Ajansı muhabiri Yasin Yağcı, Hollanda'nın dört bir tarafını gezerek objektifine takılan haberleri AA'ya en kaliteli biçimde ulaştırmaya çalışıyor.

Avukat Mehtap Çölgeçen de siyasetçilerin öne çıktığı Girişimci Buluşmaları proğramının katılımcılarındandı. Kaya Turan Koçak'ın PR menajeri kızkardeşi Necla Koçak. HABER'in PR Müdürü Nur Öztürk ile beraber. Sosyal medyayı son zamanlarda çok aktif kullanıyor.

Van klein naar groot. Fotos seminar "Online Business en Social Media". HABER''n gönüllü çalışanlarından çalışkan Özlem Hasip böyle esprili bir not düşmüş fotoğrafa alt yazı olarak.

CM Basın Yayın sahibi Hakkı Korkmaz, İstanbul'dan gelerek Amsterdam RAI'da temizlik sektörü fuarında stand sahibiydi. Siyasetçiler buluşmasında Avrupa Parlementosu GroenLinks adayı Guliz Tomruk-Kişi ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

Kasim Akdemir'in esprili yönünü çok insan bilmez. Aynen resimde olduğu gibi. "Takım elbiseyle mangal yapılmaz elbet, ben azıcık pişirmek için durdum' diyor

19 Mart yerel seçimlerininde kendi listesiyle büyük bir başarı elde eden Necat Kaya, Avrupa Parlementosu adaylarının tezlerini dinledi. D66 adayı Ali Osman Biçen ise örnek aldığı kişinin Alexander Pechtold olduğunu açıkladı.

Hollanda'nın en gezgin fotoğrafçılarından Coşkun Yeğenoğlu, bu yaşına rağmen herkese taş çıkartıyor.

Hollanda'nın tanınmış simalarindan Bekir Cebeci, köşe yazarımız Metin Yazarel ile gündemi değerlendiriyor. Siyasetçilere 2015 yılında Avrupa Parlamentosu'nda muhtemelen ön plana çıkacak olan Ermeni meselesi oylamasında siyasetcilere 'çekimser veya ret oyu kullanabilecek misiniz?' sorusunu yöneltti. Naciye Yakışır ablamızın Kraliyet Nişanı aldıktan sonra Rotterdam'daki grupla çekilen hatıra fotoğrafından. Resimde 41 kişi var, 29'u gözlüklü. Maşallah Naciye ablamızın gözlüğe ihtiyacı yok. Kendisine bol sağlık dileriz.

fınızı Fotoğra rin gönde lım ya yayınla


31

HABER

MAYIS / MEI 2014

Dünyanın en pahalı selfie'si!

Sneijder ve Kuyt'a milli onur

COLOFON

HABER Adres: Laan op Zuid 915b 3072 DB Rotterdam Nederland Hoofdredacteur (Genel Yayın Yönetmeni) İbrahim Karaman ibrahim @haber.nl

ABD'nin en büyük şirket ve markalarının CEO ve başkanları, Walmart'ın sosyal sorumluluk kampanyası için bir araya geldi. Ancak haberin konusu bu olay değil. Bu kez haber, cinsiyet, ırk, dil, din ve görüldüğü üzere maddiyat demeksizin tüm dünyayı saran selfie modasının bir kez daha hayata geçmiş olması. Hemen söyleyelim bu selfie başka selfie'lere benzemi-

yor, zira bu karede yer alan kişilerin yönettikleri şirket-

lerin toplam rakamsal karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolar.

İşte fotoğraftaki kişiler ve şirketleri

1. John Bryant, CEO/ Kellogg : 24,1 milyar dolar 2. Doug McMillon, CEO/ Walmart : 257,4 milyar dolar 3. AG Lafley, CEO / PG: 224,4 milyar dolar 4. Kees Kruythoff, Başkan / Unilever: 72,6 milyar dolar 5. Hugh Grant, CEO / Monsanto: 58 milyar dolar 6. Indra Nooyi, CEO / PepsiCo: 131 milyar dolar 7. Denise Morrison, CEO / Campbell: 14,3 milyar dolar 8.Roberto Marques,Başkan / J-J: 287 milyar dolar.

Redactie: (Yayın Kurulu) Mehmet Güzelyurt Rabia Karaman Rasim Gencer Özlem Hasip Şenay Tosun

Hollanda Milli Takımı’nın FIFA 2014 Dünya Kupası aday kadrosuna Galatasaraylı Sneijder ve Fenerbahçeli Kuyt'ta davet edildi. Hollanda Milli Takımı’nın, 12 Haziran'da Brezilya’da başlayacak FIFA 2014 Dünya Kupası’na katılacak aday kadrosu açıklandı. Teknik direktör Louis van Gaal'ın açıkladığı 30 kişilik kadroda, Galatasaraylı Wesley Sneijder ile Fenerbahçeli

Dirk Kuyt’a da yer verdi. Arjen Robben, Robin van Persie ve Rafael van der Vaart gibi yıldız oyuncuların davet edildiği kadroda, Feyenoord’dan 7, PSV Eindhoven'den ise 4 futbolcu çağrıldı. 30 kişilik aday kadro, Dünya Kupası öncesinde yapılacak hazırlık kampında 23’e indirilecek. Hollanda’nın, Brezilya’ya gidecek 23 kişilik nihai kadrosu 2 Haziran’da açıklanacak.

Frank de Boer Hollanda’da "Yılın Teknik Direktörü"

Ajax’ı üst üste 4 kez şampiyon yapan De Boer, Hollandalı efsane teknik direktör Rinus Michels adına verilen ödülün sahibi oldu. Hollanda Birinci Futbol Ligi’nde (Eredivisie) geçen hafta sona eren sezonu şampiyon tamamlayan Ajax’ı çalıştıran Frank de Boer, ülkesinde yılın en başarılı teknik direk-

törüne verilen “Rinus Michels” ödülünü kazandı. Profesyonel antrenörlerin değerlendirmeleri sonucu birinciliğe layık görülen De Boer, geçen sene de bu ödülü almıştı. Ajax’ın hazırlık kampı dolayısıyla Endonezya’da bulunan De Boer, kendisini bu ödüle layık görenlere

teşekkür etti. Daha önce Galatasaray’ın da formasını giyen Frank de Boer, 2010 yılında geçici teknik direktör olarak görev aldığı Ajax’ı 4 sene üst üste şampiyon yapma başarısı gösterdi. Amsterdam ekibiyle 2017 yılına kadar sözleşmesi bulunan genç teknik direktörü

İngiliz ekibi Tottenham Hotspur’un transfer etmek istediği ileri sürülüyor. Hollanda’da 2003-2004 sezonundan itibaren dağıtılmaya başlanan “Rinus Michels” ödülünü alanlar arasında Guus Hiddink, Louis van Gaal ve Ronald Koeman gibi tanınmış isimler de yer alıyor.

Art Direction & Fotografie: M. Fatih Karaman fatih@haber.nl Advertenties: Office: 010-2 900 900 Nur Öztürk / nur@haber.nl 0641-22 68 79 Interviews & Correspondenten: Özlem Hasip Merve Karaman Ayşe Özkaya Keziban Karaçor Repr. Amsterdam Ali Andal Repr. Eindhoven Ali Yücel Repr. Limburg Muzaffer Bozaslan Repr. İstanbul Dr. Hüseyin Keleş Abonnementen: abone@haber.nl e-mail & website: info@haber.nl www.haber.nl

148 + 43 + 69 - 34 + 57 = ? 468 / 36 = ? 790 x 18 = ? 6936 - 1326 = ? etik ental aritm rir Soroban m lerini gelişti zlem beceri ö g e v e m Dinle sağlar Odaklanma ştirir cerisini geli e b k ti a m te Ma i rmak sistem Çift el 4 pa zandırır Özgüven ka

Ben bu işlemleri 3-5 saniyede yapabiliyorum. Ya sen?

SOROBAN MENTAL ARİTMETİK NEDİR? Sormen tarafından uygulanan Soroban Mental Aritmetik; Uzakdoğu'da yüzlerce yılın birikimi ile geliştirilmiş bir eğitim programıdır. Çocuklara zihinsel ve işlevsel yetenekler kazandırır, matematik becerilerini geliştirir. Çocukların aritmetik işlemlerini hesap makinesi, kağıt-kalem gibi hiçbir araçgereç kullanmadan, hızlı ve doğru bir şekilde zihinden çözebilmelerini sağlar.

GELECEĞİN DAHİLERİNİ YETİŞTİRİR

17 yıldır hizmetinizde Bisschophamerstraat 1 (naast ANWB) 6511 NA • Nijmegen Tel: 024-3234433

www.luargalajurk.nl


HABER

MAYIS / MEI 2014

2014'te yeni bir sayfa açın! Hesap kitap çok önemli. 2014'te temiz bir başlangıç yapın ve muhasebenizi uzmanına ve güvenilir ellere teslim edin. Şimdi muhasebecinizi değiştirmenin tam zamanı! Mali Müşavirlik Vergilendirme ve vergi mevzuatı Personel muhasebesi Online (uzaktan) muhasebe işlemleri Danışmanlık Girişimci olarak, sorularınıza en doğru cevapları alacağınız bir yere gelmek istiyorsunuz. Bunun bilincinde olan ADA GROEP, "tek duraklık işyeri" ADA NIJMEGEN prensibiyle, siz girişimcilere hizmet sunmaktadır. ADA ARNHEM ADA DEN-HAAG ADA AMSTERDAM Kerkenbos 1234 Broekstraat 32 Hoefkade 875 t.t. Vasumweg 18 Birlikte, en kısa sürede çözümler üretebiliriz. 6546 BE NIJMEGEN 6826 PZ ARNHEM 2525 HC DEN-HAAG 1033 SC AMSTERDAM T: +31 (0) 26-3895377 T: +31 (0) 24-8 100 100 ADA GROEP girişimcilerimize, sabit fiyat garantisi T: +31 (0) 70-4274357 T: +31 (0) 20-6946600 F: +31 (0) 26-4437152 F: +31 (0) 24 66 374 66 F: +31 (0) 70-3638097 F: +31 (0) 20-6941800 ile standart hizmet paketleri sunan, size en yakın ve en fonksiyonel danışmanlık noktanızdır. Daha fazla bilgi almak için www.adagroep.nl adresinden websitemizi ziyaret edebilirsiniz.

SİZE YENİ KAPILAR AÇIYORUZ


HABER Gazetesi nr-43 Mayis 2014