Issuu on Google+


2


Her işin başı eğitimden geçiyor

İNSANA YATIRIM ZAMANI

Samsun her açıdan güzelliği, ulaşım kolaylığı ve sosyal huzuruyla sadece bölgesi değil, ülke geneli için de cazip bir şehir. Bu alanda vakit kaybetmeden proje üstüne proje geliştirilmeli. Eksiklik ve aksaklıklar vakit kaybetmeden giderilmeli. En önemli yatırım, insana yapılanı. Bu da ancak iyi bir eğitim ve öğretimle mümkün. Eğitim, salt bilgi yüklemesi anlamına gelmiyor. Neslin çağın ve geleceğin ihtiyacını karşılayacak düzeyde yetiştirilmesinde; kültürel, ah­laki ve dini değerlerin aktarılması da son derece mühim. Fonksiyonun temelinde, çocuğun terbiyesi yatıyor. Ailesine, çevresine ve ülkesine; tabi ki bütün insanlığa faydalı bir kıvama ge­tirilmesi esas. Bu yüzden okul-aile işbirliği ciddiye alınmalı. Temel eğitim tabiri, ilk defa 1961 yılında çıkartılan 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nda zikrediliyor. Tabir metinde, “her yurttasın görmesi gereken bir eğitim biçimi” diye geçiyor. Kavram, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nda şöyle tanımlanıyor: “6–14 yaslar arasında bulunan çocukları hayat ve üst öğrenime hazırlayan en az 8 yıllık temel eğitim veren, temel eğitim görmeyen yetişkinlere ise gelişmelerine ve ihtiyaçlarına uygun bir süre eğitim hizmeti sunan bir eğitim kademesidir.” Türkiye’nin en can sıkan problemle­ rinden biri işsizlik şüphesiz. İşsiz kesimin

anormal bir bölümü maalesef vasıfsız. Ne gariptir ki, sürekli büyüyen sanayi sektörü vasıflı personel diye kıvranıyor. Mesleki eğitimin önündeki engellerin bir an önce kaldırılması gerektiği gerçeğini anlama, bu yaman çelişkiyi kökten bitirme zamanı şimdi. Ataletin beli de ancak böyle kırılabilir. Negatif tablodan aileler de sorumlu ama asıl görev devletin. Anlamsız rejim tartışmalarıyla vakit kaybederken harcanan enerjilerin tümden eğitime aktarılması da şart diğer yandan. Bir şehrin gelişmişliği irdelenirken, mutlaka eğitimde ulaştığı mesafe de değerlendiriliyor. Samsun yüksek öğrenimin gözde şehirlerinden. Canik ilçesi sınırlarında Karadeniz Bölgesi’nin ilk vakıf üniversitesi Başarı’nın da açılmasıyla, şehir ülkenin her yanından öğrenci çekecek. Eğitim yatırımları, ekonominin diğer ayaklarını yakından etkiliyor. Çeşitli şehirlerden insanların şehre akını, müspet propaganda açısından büyük kazanım. Ulaşım kolaylığı, başta deniz ve orman tabiat güzellikleri ve misafirperverliği

Samsun’un artı puanları. Bu avantaj kalkınma hamlesindeki şehri uçurabilir. Şehir pekala Türkiye’nin eğitim üstlüğüne aday. Okulların açıldığı dönemde şehrin eğitim profilini çıkaralım istedik: Nerede aksıyor, nerede almış başını gidiyor? Konuyu sektörün yetkili isimleriyle konuştuk. Samsun, 270 bin öğrenci, 14 bin civarındaki öğretmeni ve binin üze­ rindeki okuluyla dev bir eğitim camiasına sahip. Şehirde düzenlenen 18. Millî Eğitim Şurası Bölge Çalıştayı Komisyon Raporu’na göre, okullaşma oranı Türkiye ve bölge ortalamalarıyla paralel. İlk ve orta öğretimdeki öğretmen başına düsen öğrenci sayısı da. Yalnız, okul öncesindeki öğretmen dağılımı farklılık arz ediyor. İstihdam alanlarındaki zorluğu gören ebeveynler, kısıtlı imkânlarına aldırmadan çocuklarını daha ziyade teknik okullara yönlendiriyor. 2002’den bu yana birleştirilmiş sınıf ve buralarda okuyan öğrenci sayısı yüzde 57; okul sayısı da yüzde 67 oranında azalmış. 19 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda (YİBO) 7 bin 347 çocuk öğrenim görüyor. 3


İLKÖĞRETİM KALABALIK

SINIFLARI

AŞIRI

Rapora göre 19 Mayıs Şehri’ndeki ilköğretimin sorunları: Veli eğitim sitemine etkin dâhil edilemiyor. İlköğretime başlayan öğrenciler aynı düzeyde hazır değil. Öğrencilerin yıl içinde aldığı puanların merkezi sınavlarda kullanılması, objektiflik ve hakkaniyet ölçülerinde farklı sonuçlar doğuruyor. İlköğretim 1, 2, 3, 4 ve 5’inci sınıf öğrencilerinin YİBO’larda yatılı kalması duygusal gelişim ve ihtiyaçlarının karşılanmasında problemlere yol açıyor. İlköğretim okullarındaki öğrenci mevcutları idealden fazla. Özellikle şehir merkezindeki sınıflar kalabalık ve derslik sayısı yetersiz. Okul derslikleri kitaplık ve diğer ders araç gereçleri konusunda da eksik. Öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimi ve kişisel gelişim çalışmaları noksan. Hizmet içi eğitimlere öğretmenler

teveccüh göstermiyor. Öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmeli ve akademik çalışmalara özendirecek yöntemler geliştirilmeli. Yeni ders müfredatlarına ilişkin bilgi ve deneyim istenilen seviyenin altında. Rehberlik saatleri tam değerlendirilemiyor. Sınıf rehber öğretmenliği işlevi yetersiz. Eğitsel kulüp faaliyetleri kağıt üzerinde kalıyor. Yönlendirme ilköğretimin 8’inci sınıfında ağırlık kazanınca, aileler ve çevrenin baskısı öğrencilerde psikolojik baskı oluşturuyor; öte yandan sınav sisteminin yapısı kararları belli okul türleri ve alanlara yoğunlaştırıyor. Bilhassa mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının ilgi, meslek ve yetenek tanınmadan aile zoruyla tercih edildiği gözleniyor. Birçok öğrenci sonrasında seçiminden memnun kalmıyor ve mutsuzluğa itiliyor. Vaktin önemli bir bölümünün geçirildiği okul bahçeleri beton duvarlarla örülü ve yeşil alansız. Okullar maddi anlam-

da zorda, üstelik başlarının çaresine bakmak zorunda. Okullardaki temizlik hizmetleri sorunlu, tuvalet ve sınıflarda hijyen problemi var. Öğrenci devamsızlık hakkı süresi çok uzun. Ortaöğretimdeki sorunlar, ilköğretimdekilerle benzeşiyor. Ortaöğretime erişim için öneriler: Devletin muhtaç öğrencilere barınma, beslenme ve ulaşım sunmalı. Ortaöğretim kız öğrenci yurtlarına yenileri eklenmeli. İlköğretimde yönlendirme yönergesi sonucunda çıkan yöneltme formu, ortaöğretime geçişte de aynen kullanılmalı. Ortaöğretimdeki okullaşma oranına, gerekirse ödeneğe ilave yapılarak hız verilmeli. Ortaöğretime erişimin kolaylaştırılması için; ilçe ve köyler bazında projeler hazırlanmalı. Beldenin ileri gelenlerinden oluşacak heyetler muhtarlarla birlikte aileleri gezerek, kız çocuklarının okula devamı yönünde ikna faaliyeti yürütmeli.

270 bin öğrencisi, 14 binden fazla öğretmeni ve binin üzerindeki okuluyla Samsun dev bir eğitim camiasına sahip. Vakıf Üniversitesi Başarı’nın faaliyete girmesiyle, yükseköğretim de dahil, Türkiye’nin en önemli eğitim üst­lerinden biri haline gelebilir.

2010-2011 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖZEL KURUMLARIN DERSLİK / ÖĞRETMEN / ÖĞRENCİ SAYILARI KURUM TÜRÜ

DERSLİK SAYISI

ÖĞRENCİ SAYISI VE KURSİYER SAYILARI ERKEK KIZ TOPLAM

ÖĞRETMEN UZMAN / USTA ÖĞRETİCİ SAYILARI

ÖZEL ANAOKULU

14

57

241

237

478

52

ÖZEL İLK ÖĞRETİM

10

193

1503

1405

2908

302

ÖZEL EĞİTİM OKULU

2

67

22

24

46

43

LİSE- ANADOLU LİSESİ FEN VE SOSYAL BİLİMLER LİSESİ

6

82

603

465

1068

125

2+1

17

114

90

204

50

ÖZEL EĞİTİM REHABİLİTASYON MERKEZİ

26

369

5184

3650

8834

336

ÖZEL DERSHANELER

69

905

11424

11880

23304

1149

ÖZEL M.T.S.K.

44

119

18282

7020

25302

454

ÖZEL YAB. DİL ve BİLGİSAYAR KURSLARI

6

43

431

364

795

17

ÖZEL ETÜT EĞİTİM MERKEZLERİ

6

21

138

181

319

19

ÖZEL ESTETİSYENLİK KURSU

3

1

0

24

15

2

ÖZEL OKULLAR

4

ÖZEL KURUM SAYISI

ÖZEL DENİZCİLİK KURSLARI

4

7

2704

38

2742

12

ÖZEL AÇIKÖĞRETİM VE MESLEK EDİNDİRME KURSLARI

9

25

1196

542

1738

31

GENEL TOPLAM

199

1906

41842

25920

67762

2592


5


Milli Eğitim Müdürü değil; Anne, Koç Hülya Ertürk Koç ile Samsun Milli Eğitim Müdürü değil iki öğrenci velisi olarak görüştük. Bir anne olarak Samsun Milli Eğitim Müdürü Hülya Ertürk Koç, Anneliğin daima içinde yoğun olarak hissettiği bir duygu olduğunu dile getirerek başlıyor sözlerine; “Ben ilköğretimde SBS’ye giren ve Üniversite’ye hazırlanıp LYS’ye giren bir öğrenci annesiyim. Samsun’daki bir çok annenin duygularını paylaşıyorum. Onlar bizim en değerli varlıklarımız. Hayatımızın anlamları ve bütün geleceğimizi onlar üzerine kuruyoruz. Yeter ki çocuklarımız mutlu olsunlar. Onlar için hem bir anne hem de bir Samsun Milli Eğitim Müdürü olarak en iyisini istiyorum. Bu duygularım elbette tüm çocuklarımız için.“ Koç, tüm çocuklar için en önem verdiği konunun akademik başarılardan ziyade onların mutluluğu olduğunu ifade ede­ rek şunları söylüyor; “Kendi çocuklarımın eğitimine baktığımda birinci önceliğim çocuklarımın mutlu ve iyi bireyler olmasıdır. Akademik başarılar elbette önemlidir. Fakat asla birinci derecede değil. Bunlara ulaşması içinde önüne çıkacak engelleri aşması ve akade­mik anlamda onu destekleyecek katkıları nasıl sağlayabilirimin yollarını araştırıyorum.

Belki eğitimci bir anne olmanın getirdiği avantaj şudur; Çocuklarımın kapasitesini doğru kavrayıp onları ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, kapasitelerinin karşılayabileceği alanlarda onların önünü açmaya çalışıyorum. Son karar verici olmamak içinde gayret sarf ediyorum. Bunun yolu da onlara seçenekler sunmak ile oluyor. Ben fikrimi söyler önlerine alternatifleri getiririm ve son tercihi onlar yapar. Bu dönem içeri­ sinde çocukların istekleri ve beklentileri çok değişiyor. Onun için kesinlikle böyle olacaksın yada olmayacak­sın demiyorum. Buradaki nüans çok önemli. Sen başarılı olabilirs­in yeteneğin var demek daha önemli. Başarının anahtarı motivasyon. Seçmek istedikleri meslekteki insanlar ile onları tanıştırdığım dahi olu­ yor. Onlardan etkileşerek kendi yollarını

Hülya Ertürk Koç’un bir anne olarak içinde taşıdığı en büyük uhde ise yine eğitimle alakalı. Koç; “ İçimde çocuklarıma dair kalan en büyük uhde büyük oğlum ilköğretime başladığı gün bir anne olarak onu elinden tutup okuluna götürememiş olmaktır. Bunu bir hata olarak görüyorum ve ikinci oğlumda aynı hatayı yapmadım. O hissettiğim pişmanlığın geri dönüşü olmadı elbette bu. Ne denli önemli bir işiniz olursa olsun bazı anların telafisi yok. Bu olayın ardından çocuklarımın her özel anında yanında olmaya çalıştım. Eğitim hayatlarının özel anlarında çocuklarımızı yalnız bırakmamalıyız.” Sözleri ile paylaştı uhdesini.

6

çizmelerini istiyorum bu tercihler üniversite sınavından aldıkları puan önlerine gelinceye değin değişebilir. Hatta üniversiteye gittikten sonra okuduğu bölümün kendine uygun olmadığını düşünüp yine fikir değiştirebilir. Önemli olan ebe­veynlerin ne istediği değil, çocuğun ka­pasitesinin doğru tespit edi­lip o kapasi­tede elinden gelenin en iyisini yapmasına fırsat vermek.“ Ailelere de tavsiyesi de bu yönde herkesin doktor, mühendis olmasının mümkün olmadığını bunun yerine onların kapasitelerine göre yönlendirilmeleri gerektiğini ve ebeveynlerin kendilerinin başaramadığını çocuklarının omuzlarına yüklememeleri gerektiğinin önemine değiniyor; “Herkes ilgi ve yeteneğine göre bir mesleğe gidecektir. Çocuklarımıza taşıyamayacakları yükleri yükleyip onların mutsuz bireyler olmasına neden olmamamız lazım. Onun için anne babalra büyük görev düşüyor. Kendi başaramadıklarımızı çocuklarımıza yük­ lemeyelim. Bizim çocuklarımız biz değil. Kendi çocukluğumuzu unutmamamız gerek.” Hülya Ertürk Koç, çocuklarının Samsun’da okuyor olmalarından da


ayrıca mutluluk duyuyor. Zira Koç ailesi Türkiye’nin üçüncü büyük kentinden Samsun’a gelmiş olmalarına karşın İzmir ve Samsun arasında eğitim anlamında bir fark olmadığını kaydediyor; “Çocuklarımın Samsun’da eğitim görmesinden çok memnunum. Biz Samsun’a geldiğimizde küçük oğlum 6. Sınıfa başlayacaktı. Bu nedenle onun için çok zor olmadı. Zaten 5 yıllık öğretmeni ve arkadaşlarından 6. Sınıfta ayrılacaktı. Büyük oğlum için zor oldu. Orada İzmir Anadolu Öğretmen Lisesi’ne başlamıştı. Ama büyük oğlum buna rağmen bugün ‘İyi ki Samsun’a gelmişiz. Buradada çok güzel arkadaşlıklar kurdum. Farklı öğretmenler ve farklı çevrede bana çok şey kattı.’ Diyor. Ben çocuklarıma da belki gittiğimiz yerin artılarını görmeyi onlara kazandırmış olabilirim. Ben hayata hiçbir zaman eksiler üzerinden bakmam. Eleştirmek yerine ben acaba ne yapabilirim? Diye düşünürüm. Eğitim olarak baktığımızda Türkiye’nin üçüncü büyük kentinden Samsun’a geldik. Çocuklarım oranın en iyi devlet okullarında okuyorlardı. Buraya geldiğimizde bir farklılık görmedik. İzmir eğitim anlamında ne ise Samsun’da o. Onun için gönlüm rahat. Bir endişem yok. Bir yeri güzel kılan insanların kendisidir. Bir yere olumsuz baktığınızda orası dünyanın en iyi yeride olsa mutlu

olamazsınız, o güzellikleri göremezsiniz.” Hülya Ertürk Koç’un çocukları devlet okulunda eğitim görmekte. Fakat bunun nedeni kentin milli eğitim müdürünün çocukları olarak özel okula gönderilmemeleri değil. “Eğitim konusu sadece milli eğitimin üstesinden gelebileceği bir konu değil. Eğitim herkesi tüm boyutları ile il­gilendiren bir konu. Eğitim konusunda herkes üzerine düşeni yapmalı. Bu noktada milli eğitim kaynaklarının yanı sıra hayırseverlerin destekleri de çok önemli. Samsun bu açıdan çok şanslı bir kent. Eğitime destek anlamında hayırseverlerimizin ve belediyelerimiz gibi diğer kurumlarımızın büyük katkıları var. Değişen dünyada özel sektörde büyük önem kazandı. Sağlıkta olduğu gibi eğitimde de artık özel sektör kendini hissettirmeye başladı. Artık bu bir dünya gerçeği. Bizde eğitimde özel sektörün payı henüz çok düşük. Türkiye genelinde %3 Samsun ortalaması ise %1. Bugün Rusya’ya baktığınızda ki özel sektör onlarda bizden yıllar yıllar sonra gelişmeye başladı. Onlarda oran %10. Devletin üzerinden bu yükü özel sektörün daha fazla alması lazım. Bakın elbette özel sektördeki okulların devlet

okullarından daha iyi olduğunu söylemiyorum. Örneğin ben çocuklarımı özel okullarda okutabilecek bir ekonomik yeterliliğe sahibim. Ben kendi çocuklarımı devlet okuluna göndermeyi yeğledim. Ben devlet okulunda okumakla özel okulda okumak arasında bir fark görmü­ yorum. Eğitimi çok iyi olan devlet okulları var. Eğitimi çok iyi olan özel okullar var. Bizim devlet olarak okullarımızdaki imkanlarımızı artırabilmemiz için özel sektöründe işin içine girerek yükümüzü hafifletmesi gerekmekte. Bu nedenle Samsun’da özel okul sayısının artmasını istiyorum. Bu eğitime rekabeti ve dolayısı ile kaliteyi getirir. Benim tercihim devlet okullarından yana oldu. Şartlarım farklı olsa idi mesela benim yükümün büyük bir kısmını eşim üzerimden alıyor. Bu imkanım olmasa idi çocuklarımı özel okula gönderebilirdim. Bundan da Milli Eğitim Müdürü olarak rahatsızlık duymazdım.”

7


21’inci yüzyılın birikimi Samsun’a aktarılacak

EĞİTİME 1919 RUHU AŞILANACAK Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2019 Eğitim Vizyonu projesine öncülük ediyor. Rektör Hüseyin Akan, önce eğitimde neredeyiz soruna cevap arayacaklarını, ardından da çözüm yollarını belirleyeceklerini söylüyor: “Biz toplum olarak Güneydoğu’da mahrumiyet olduğunu düşünürüz. Ancak, Samsun’un da oldukça mahrumiyet yaşanan ilçeleri, bölgeleri var.” Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, “2019 Eğitim Vizyonu” projesiyle Samsun’un yükseköğretim giriş sınavındaki derecesini yükseltmek için çalışacaklarını söylüyor. Eğitim Fakültesi geliştirdiği proje, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Özel İdare’nin işbirliğiyle yürütülüyor. Üniversitenin bi­limsel araştırmalar fonundan 150 bin lira ayrıldığını ifade eden Rektör Akan, ilk önce “Eğitimde neredeyiz?” sorusuna cevap bulunacağını dile getiriyor: “Ardından, ‘sorunların ne olduğu’ belirlenerek çözüm aranacak. 2–3 yıl kadar çalıştaylar, bilimsel toplantılar, anketler ve istatistikî çalışmalar yapılacak.” 57 araştırmacıyla niçin böyle bir projeye başlandığı Prof. Akan’ın şu sözle­ rinden çok net anlaşılıyor: “Biz toplum olarak Güneydoğu’da mahrumiyet olduğunu düşünürüz. Ancak, Samsun’un da oldukça mahrumiyet yaşanan ilçeleri, bölgeleri var. Bunun yanında çevre illerden, ilçelerden Samsun’a, Samsun’dan da İstanbul’a sürekli göçler

8

yaşandığı için verilerde değişiyor. Bu göç devam ettiği için eğitimine daha önem veren o yapıyı her zaman göremeyebiliyoruz.” 1919’DAN 100 YIL SONRA Projeyle; şehirdeki okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimdeki öğrenci, öğretmen, veli, yönetici ve müfettişlerden ana problem ve çözüm önerileri dinlenecek. Akabinde bunlara uygun eğitim programları dizayn edilecek. En nihayetinde de elde edilen somut veriler kamuoyuyla paylaşılacak. Projenin adı, Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100’üncü yılı düşünülerek konulmuş. Proje kapsamında, 17 ilçeden datalar toplanarak, şehrin merkezi sınav sonuçlarındaki performansı analiz edilecek. 21’inci yüzyılın bilimsel birikimiyle eğitim plan, program ve faaliyetlerine ışık tutulacak. OMÜ’nün bölge üniversitesi niteliği taşıdığını belirten Rektör Akan, “Dolayısıyla bünyesinde bir-

çok fakülte barındırıyor. Buna rağmen bazı fakültelerin eksikliğini hissediyoruz. Müracaatlarımız var. Güzel sanatlar, su ürünleri ve eczacılık gibi bilinen bazı fakülteler bizim bünyemizde yok. Sosyal bilimlerde geç kalındığı görü­ lüyor. Göreve başladığımda İktisadi ve İdari Bilimler fakültesinin birinci sınıfında öğrenciler vardı. Şimdi hem iktisat hem işletme hem siyaset bilimi hem de kamu yönetimi bölümlerinde öğrenci okuyor. Bu yıl hukuk fakültemizde ilk öğrencilerini aldı.” diyor. Öğrenci almak önemli ama tek başına yeterli değil elbette. Öğretim üyelerinin kalite ve kifayeti de çok daha mühim. Yeni kurulan fakültelerde dahi, bu konuda eksik yok. Hukuk Fakültesi şimdilik, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne ait binanın bir bölümünde hizmet veriyor. Çarşamba ilçesinde kendine ait dekanlık binası ve kampus inşa edilecek. İletişim, mimarlık ve havacılık-uzay bilimleri fakülteleri kuruluş aşamasında. Dekan, mekan ve öğretim üyesi ayarlanıyor.


SAMSUN, ÖĞRENCİLER İÇİN MÜKEMMEL Akan, üniversitenin şehre, şehrinde öğrenciler sunduğu imkanlara ilişkin şöyle konuşuyor: “Şehre sosyal imkanları öğrenciler kazandırır. Bir şehre üniversite öğrencileri geliyorsa şehir onlar için yurtlar, restaurantlar, cafeler yapar. Sinemalar açılır, tiyatrolar olur. Eğlence mekânları bulunur. Bu açılardan bakıldığında Samsun’da bu sosyal imkanlar var. Devlet opera ve balesi var. Devlet tiyatrosu var. Samsun’da ki özel tiyatrolar oldukça gelişmiş durumda. Televizyonlar ve internet özel tiyatrolara olan dikkatleri azaltıyor sadece. Samsun’da sinema, alışveriş merkezleri, sahili ve her an denize ulaşım imkânı var. Öğrenciler için mükemmel bir şehir.”

Prof. Akan’ın aktardığı bilgiler, “OMÜ öğrencilerinin yüzde 70-80’nin şehir ve civarındandır” tahminini doğrulamıyor: “Karadeniz bölgesi ağırlıklı olsa da, Türkiye’nin dört bir yanından öğrencilerimiz var. En çok İstanbul’dan öğrenci geliyor. Çoğunluğun Samsun ve çevresinden olmayışının sebebi, Samsunlu öğrencilerin anne babasının kontrolünden çekinip, başka şehre giderek özgür yaşama isteğidir. Bu yaklaşım, tüm şehirlerdeki öğrenciler için geçerli. Bu düşünce Türkiye’nin bir ucundaki öğrenciyi Samsun’a Samsunlu bir öğrenciyi de Türkiye’nin başka bir ucuna götürüyor.” Tıp, mühendislik ve yabancı diller öğretmenliği bölümlerinin yanı sıra OMÜ’nün zihinsel ve işitme engelliler,

okul öncesi-çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık-rehberlik öğretmenliği bölümleri de rağbet görenler arasında. Öğrenciler tercihleri iş bulma odaklı işaretliyorlar artık. Akan barınmaya ilişkin de şunları anlatıyor: “Üniversitemizin öğrenci sayısı geçtiğimiz yıl 23 bin idi. Devlet yurtlarının kapasitesi 5 bin civarında. Bu nasıl yeter diye çok şaşırdım. Daha sonra diğer şehirlere kıyasladığımda durumda olduğumuzu gördüm. 30 bin öğrencili şehirlerde kapasite 2 bin 500 – 3 bindi. Geçen yıl 900 kişi hariç, müracaat eden herkes devlet yurtlarına yerleştirildi. 900 kişiye de zamanla yer açıldı. Özel yurtlar da mevcut. Üniversitemiz sınırları içeri­ sindeki Tepe Otel’in 40 odası öğrencilere tahsisli.”

9


eğitimde

İLKADIM atılıyor

İlkadım Belediyesi, yürüttüğü eğitim faaliyetleriyle dikkat çekiyor. Yoksul öğrencilere fırsat eşitliği tanıyan Gazi Dershanesi, 5-12 yaş arası çocuklara internet eğitiminin verilmesini sağlamasının yanı sıra kitap okuma alışkanlığı kazandıran Bilgi Evi, kadınlara meslek edindirme ve Gençlik ve Bilişim Birlikteliği projeleri ile eğitimde ilkadımları atıyor. Belediye Başkanı Necattin Demirtaş’ın talebiyle İlkadım İlçesi’ndeki okulların altyapısının iyileştirilmesi için Belediye bütçesinden 1 milyon TL kaynak ayrıldı. GAZİ DERSHANESİ Maddi imkanlardan yoksun öğrencilerin eğitim olanaklarını hayırseverlerin destekleri ile karşılayan Gazi Dershanesi, sosyal belediyeciliğin bir yansıması olarak eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Kar amacı gütmeden eğitim veren Gazi Dershanesi ihtiyaç sahibi öğrencilerin de eğitimine de katkı sağlıyor. Kurulduğu günden bugüne İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş’ın değişime yönelik katkısı ve çalışmalarıyla güzel meyvelerini veren Gazi Dershanesi,

10

SBS ve LYS yerleştirme oranlarında özel eğitim kurumları içerisinde başarı çıtasını her geçen gün yükseltiyor.

okulda veya evde ders çalışma imkanı bulamayan öğrenciler etüd sınıflarında rahatlıkla ders çalışabiliyor.

BİLGİ EVİ Kadifekale spor kompleksi altında hizmet veren bilgi evinde, çocuklar modern eğitimin imkanlarından faydalanarak geleceğe hazırlanıyor. Çağdaş eğitim yuvası olarak tabir edilen bilgi evinde internet eğitimi ve kullanımı yanında yaşları 5 ila 12 arasında değişen çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırılıyor. Kütüphanesi, etüd sınıfları ve bilgisayar salonu olan bilgi evinde

EĞİTİME 1 MİLYON DESTEK İlkadım Belediyesi, bütçesinden eğitime 1 milyon tl ayırıyor. İlçedeki okulların iyileştirilmesi ve çocukların daha rahat şartlar dahilinde eğitim görmeleri hedefleniyor. Belirlenen okullarda ihtiyaç önelciğine göre olumsuz şartlar engelleniyor. İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş bu davranışıyla eğitime ne kadar önem verdiğini göstermekte.


TEKSTİLDE KADININ ADI VAR İlkadım Belediyesi “ tekstilde kadının adı var” projesi kapsamında herhangi bir meslek sahibi olamamış, işsiz sosyal refahtan yoksun 100 bayanı tekstil alanında meslek sahibi yapıyor. Yürütülen projede 18-30 yaş arası işsiz 100 kadın, tekstil alanında verilen mesleki eğitim programları ile eğitilerek, özel sektörde rahatlıkla çalışabiliyor. Unkapanı kültür merkezinde verilen eğitimde kursiyerler 2 dönemde sabah ve öğlen olmak üzere 25’er kişilik gruplarda 40 saat teorik,312 saat pratik veriliyor.

GENÇLİK VE BİLİŞİM BİRLİKTELİĞİ PROJESİ Bu projenin hedefi, işsiz gençlere mesleki açıdan nitelik kazandırmak. Samsun’da ikamet eden 18-25 yaş arası, en az lise mezunu ve en az orta düzeyde bilgisayar bilgisine sahip 16 kişiye 600 saat bilgisayarlı muhasebe, diğer 16 kişiye ise 16 saat bilgisayar operatörlüğü olmak üzere toplam 32

kursiyere mesleki eğitim veriliyor. KÜLTÜR ve SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ Kültür ve sanat, gençlik ve spor, meslek ve beceri kazandırma ile tu­rizm ve tanıtım faaliyetlerini yürüten İlkadım Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, kültür, sanat, spor ve ekonomik gelişmişlik yönünden İlkadım’ı örnek bir kent haline

getirmek için çalışıyor. Tarihi, kültürel, eğitici ve sanata yönelik her türlü kültürel etkinliklerde bulunarak halkın ihtiyaçları doğrultusunda okumayazma, el becerileri, kültür-sanat ve mesleki alanlarda kurslar düzenleyen kültür ve sosyal işler müdürlüğü, 9 kültür merkezinde 47 değişik kurs ve branşta hizmet veriyor. Toplam 4 bin 680 kursiyer eğitim faaliyetlerini sürdürüyor.

11


Canik;eğitimin yatırım üssü Canik Belediyesi gençlerin eğitimine büyük önem veriyor. Bölgenin ilk Vakıf Üniversitesi’ni Canik’e çekmeyi başaran Başkan Osman Genç, şimdi de 19 Mayıs Üniversitesi’nin yeni açılacak fakültelerinin Canik’e konuşlanmasını hedefliyor. Genç, bölgeyi bir eğitim üssü haline getirmek istediklerini belirtiyor. Neden eğitime odaklandıklarını Canik Belediye Başkanı Osman Genç şu cümlelerle anlatıyor; “Bu ülkenin, bu milletin istikbali, ülkeye istikamet çizecek, ülkeye, millete rehberlik edecek yavrularımıza, huzuru, istikrarı, kardeşliği daha da yüceltecek olan gençliğimize önem veriyor, onları sağlıklı bir geleceğe hazırlıyoruz.” Belediyenin öncelikli hizmet sunumunun eğitim olmamasına rağmen bu yönde büyük emek harcadıklarını aktarıyor, Canik Belediye Başkanı Genç. Eğitimin uzun soluklu bir süreci kapsadığına vurgu yapan Başkan Genç, şunları söyledi: “Göreve ilk geldiğimiz gün aldığımız bir kararla belki de bir belediye başkanın yapmaması gereken şeyi yaptık ve hizmette önceliğimizi eğitime verdik. Bunun iki büyük tehlikesi vardı. Birincisi, belediye olarak yapmamız gereken onca iş varken biz eğitim ile ilgili önümüze gelen bütün problemler ile uğraşarak diğer önceliklerimizi biraz bekletmiş olduk. İkincisi ise takdir edersiniz ki,

12

konumuz eğitim ve öğretim olunca sonucunu hemen alamazsınızı. Eğitim ve öğretime yapmış olduğumuz katkıların sonucunu evet hemen alamadık ama gördük ki, yapmış olduğumuz hizmetle­ rin gerek eğitimciler nezdinde gerekse öğrencilerimiz noktasında çok olumlu sonuçları var. Sizlere somut bir örnek vereyim. İlçe olarak il bazında üniversiteyi kazanma oranlarında zirveye oynuyoruz. Bu benim için çok önemlidir ve bütün yorgunluklarına değecek bir başarıdır.” Eğitim’de çıtayı yükselttik 2004 yılında göreve başlar başlamaz eğitimin olmazsa olmazlarımız arasında olduğu ilkesini benimsediklerini belirten Başkan Genç,” Bu yönde başlattığımız çalışmalarımız ve yoğun gayretlerimiz sonucu bugün İlçemiz eğitim yatırımları ile Samsun’un en gözde ilçesi konumuna gelmiştir. Bir çok Okulun yapımının yanı sıra İlçemize biri özel ve diğeri devlet üniversitesi olmak üzere iki üniversite kazandırdık. Karadeniz’in ilk özel üniversitesi olma özelliğini taşıyan Canik Başarı Üniversitesi 450 Dönüm alan üzerine kurulacak olup 116 dönümüne rektörlük, fakülteler, sosyal tesisler, yurtlar, lojmanlar ve uluslararası kongrelere ev sahipliği yapabilecek kongre merkezi inşa edilecek. Yapımı başlayan Başarı Üniversitesi ilçemizin geleceğine ışık tutacak”dedi.

Genç,”Eğitim yatırımlarındaki bir diğer önemli atağımız ise 19 Mayıs Üniversitesi’nin Fakültelerini İlçemize taşıma başarısını gösterdik. Bu konuda sayın Rektörümüzle müzakerelerimiz sürüyor ve en kısa zamanda da İlçemizde yapımına başlanılacak Fakülteler ile Canik bilimin adresi olacak”diye konuştu. Eğitim yatırımları geleceğin inşası Ana okulundan, İlköğretim Okuluna, Lise’den Üniversite’ye, Sürekli Eğitim Merkezinden, Bilgi Evlerine kadar Canik’i eğitim merkezleriyle donattıklarını vurgulayan Genç, eğitim alanında yaptıklarını şu cümlelerle anlattı: “Merkezi Hükümetimizin yatırımı, özel teşebbüsün katkıları ile son sekiz yılda 11 yeni eğitim yuvasını ilçemiz eğitimine kazandırarak toplam okul sayımızı 18’e yükselttik. Özelleştirme idaresi tarafından Milli Eğitim Bakanlığımıza devredilen ilçe­ mizdeki 35 bin metrekarelik eski Tekel depolarının bulunduğu alan dönemi­ mizde eğitim kampüsü haline getirilerek ülkemizin ilk eğitim kampüsleri arasında yer almıştır. Bir taraftan yeni eğitim kurumları yaparken bir taraftan da var olan okullarımızın tamir, bakım ve donanımlarına her türlü desteği verdik. İlçemizde 40 ayrı bölgede okul alanı ürettik. Bunlardan bir bölümü 50 – 60 dönümlük eğitim kampusu olabilecek büyüklüktedir.


Bahçeşehir Markası Canik’te Canik Belediye Başkanı Genç, Başarı Üniversitesi’nden sonra böl­g eye Bahçehir’i de getirdiklerini aktardı. Genç, Bahçeşehir ve Canik’teki eğitim yatırımları ile ilgili şunları kaydetti: “Ülkemizde kolej ve üniversiteye sahip eğitim kurumu Bahçeşehir Eğitim kurumları da Canikli oldu. Toplam 20 000 öğrencisi 40 ile yayılmış okullarıyla Bahçeşehir ülkemizin en önemli eğitim kurumu desek yanılmış olmayız. Canik’te yaklaşık 10 000 m² alan üzerinde kolej inşaatı başlamış olup 2011-2012 eğitim yılında faaliyete başlayacaktır. Bahçeşehir ismi ile İlçemiz bir büyük Eğitim Markasına daha kavuşmuş olu­ yor. İlçemizde Anaokulundan, Koleje Bahçeşehir markasını görmekten sonsuz mutluluk duyduğumuzu bilmenizi istiyorum. İlçemizde eğitim faaliyetlerinin gerek fiziki şartlarını ve gerekse eğitim kalitesini arttırmak için hiçbir fırsatı göz ardı etmeden ve her imkanı kullanarak çalışmak bir eğitimci başkan olarak gerçekten mutlu ediyor. Eğitim mesele-

sini o kadar ciddiye alıyor ve o kadar önemsiyorum ki geleceğimiz olan genç­ lerimizin eğitimlerine katkı sağlamak ve fırsat eşitliği oluşturmak için maddi olarak imkanı bulunmayan gençleri­mize Canik Belediye Dersanesi ile hizmet vereceğiz. Şuan geçici hizmet binası olarak kullandığımız binamızı bir ders­ hane olarak planlayarak hayata geçirdik. En kısa zamanda gençlerimiz için burayı boşaltarak eğitime kazandıracağız. Sosyal Tesislerimiz içerisinde oluşturduğumuz Canik Belediyesi Anaokulu Akıl Küpü ve Etüt Merkezi Cakem; gençlerin serbest zamanlarını çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetlerle değerlendirmelerine imkân tanıyan, kişisel gelişimlerini destekleyen, gençler tarafından çözüm üretilen ve proje­ ler geliştirilen, Belediyemiz bünye­sinde faaliyet gösteren bir kurum halinde çalışmalarını sürdürmekte. Cankur Sürekli Eğitim Merkezi; Cankur Sürekli Eğitim Merkezimiz’de Halk Eğitim Merkezi ile ortaklaşa yapılan program çerçevesinde Bilgisayar

İşletmenliği, Bilgisayarlı Muhasebe, Temel İngilizce, Anne-Çocuk Eğitimi, Ahşap Boyama ve Ev Ekonomisi(iğne oyası, ev mefruşatı, triko, makine nakışı) branşlarında kurslar verilmektedir. Halk Eğitim Merkezinden gelen uzman hocalar eşliğinde eğitim verilen kurslarda, kursiyerler almış oldukları sertifikalarla meslek edinme yolunda büyük adımlar atmış oluyorlar. Şimdiye kadar çeşitli branşlarda 2500’ü aşkın kursiyere sertifikaları verilmiştir. Her Mahalleye bir Bilgievi; Belediyemiz “Her Mahalleye Bir Bilgi Evi” proje kapsamında birinci bilgi evini Canik Belediyesi Sosyal Tesisleri’nde hizmete sundu. Denetimi tamamen belediyemizin elinde olan Bilgi Evleri, yarınlarımızı emanet edeceğimiz genç­ lerimize ücretsiz olarak hizmet veriyor. Halkımıza, bilgiye ve teknolojiye erişim imkânı sağladık. Bilgievi Projesinin tüm mahallelere yayılması için alt yapı çalışmaları devam etmektedir. ��uan ilçemizde mevcut bilgievi sayısı 3 tanedir.

13


Başarıları tesadüfe bırakmıyorlar... Final okulları Samsun Genel Müdürü Cengiz Karaca, başarıları tesadüflere bırakmayan bir anlayış ile eğitim verdiklerini söyledi. Özel Samsun Final Okulları’nın tecrübeli ve yetkin kadrosu, ilkeli ve çağdaş eğitim felsefesinin yanı sıra fiziksel donanımıyla her geçen yıl Samsun Halkının beğenisini kazandığına vurgu yapan Genel Müdür Cengiz Karaca, “Kuruluşundan itibaren yolunda emin adımlarla ilerleyen okulumuz, sizlerin her geçen yıl gösterdiği ilgilinin ve memnuniyetin artmasıyla daha da mutlu olmaktadır. Akademik başarıyı en önemli hedeflerden biri olarak seçen ve bunun gerçekleştirilmesinde ve içselleştirilmesinde “Yaşam Başarısı” nın önemini gayet iyi bilen kurumumuz bunu YGS ve SBS başarılarıyla taçlandırmaktadır” dedi.

14

Özel Samsun Final Okulları’nın eğitim anlayışı ile ilgili de bilgiler veren Karaca, şunları söyledi: “Hedefleri olan ve bunu gerçekleştirmek için duyarlılık sahibi, devletin temel değerlerine saygılı, Atatürkçü ve çağdaş, biz bilincine sahip, etrafına ve ailesine karşı saygılı gençler yetiştirmek idealindeyiz. Final markası, başarıları tesadüflere bırakmaz ve başarıların devamlılığını sistemli ve özverili çalışmalarda bulur. Kurumuz gençleri sadece SBS ve ÖSS’ ye girecek kişiler olarak değerlendirmemektedir; problemlere farklı açılardan bakabilen “BİZ” olabilmenin önemini, olayların asıl nedenleri kavrayabilen ve takım halinde çalışabilen gençler yetiştirmeyi kendisine ilke edinmiştir.” Özel Samsun Final Okulları’nın Samsun halkının beğenisini kazandığını hatırlatan

Karaca, velilerin çocuklarını tereddütsüz bir şekilde “Final Markası”na emanet ederek bunu gösterdiklerini aktardı. Karaca; “Bu sonsuz güven duygusunu da arkasına alarak emin adımlarla hedeflerine doğru tek tek ilerleyen kurumumuz “yaşam ve sınav başarısı” yolunda kendisine duyulan güveni asla boşa çıkarmayacaktır” diye konuştu. Eğitim’in bireylerde istendik davranış meydana getirme süreci olduğuna vurgu yapan Genel Müdür Karaca, bu yolda disiplinin Özel Samsun Final Okulları’nın vazgeçilmez ilkelerinden biri olduğunu kaydetti. Karaca; “Çünkü başarılı olmanın yolu, düzenli ve disiplinli çalışmaktan geçer. Başarı yolunda öğrencilerine her türlü desteği verecek olan okulumuzun öğrencilerimizden tek beklentisi özverili ve düzenli çalışmaktır. Çünkü


Başarı yolunda her türlü desteği verecek olan okulumuzun öğrencilerimizden tek beklentisi

özverili ve düzenli çalışmaktır. gelecek öğrencilerimizin, gençlerimizin omuzlarında yükselecek ve Ulu Önder Atatürk’ün gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesi, gençlerimiz sayesinde aşılacaktır” dedi. Öğrenci velilerine seslenen Özel Samsun Final Okulları Genel Müdürü Cengiz Karaca, çalışmanın önemini bir kez daha ifade ederek şunları söyle-

di; “Değerli Velilerimiz, evlatlarınız artık Özel Samsun Final Okulları onların ikinci yuvası, aydınlığa ve uygarlığa ilerleyecekleri yolda tek adresleridir. 35 yıllık Final tecrübesinin sonu hiç şüphesiz sınav başarısıdır. Biz bu başarı geleneğini yaşam başarısıyla da pekiştirerek çocuklarınıza aydınlık yarınlar hazırlıyoruz. Bu hususta en doğru yerde olduğunuzdan emin olarak huzurla evlatlarınızı bize emanet

edebilirsiniz. Özel Samsun Final Okulları sizlere gerçek bir kampus hayatı, sosyalkültürel faaliyetlerinizi gerçekleştirmek için modern tesisler, güçlü ve tecrübeli öğretmen kadrosuyla aydınlık yarınlar sunmaktadır ve bu yolda siz öğrencilerin yapması gereken okul kurallarına uymak ve ÇALIŞMAK tır. Bunları uygulayacağınız noktasında da sizlere güvenimiz tam­ dır.”

15


Feza Eğitim Kurumları Genel Müdürü Küçükkaya:

ÖZEL OKUL HAYATA DA HAZIRLIYOR Feza Eğitim Kurumları Genel Müdürü Kemal Küçükkaya’ya göre Samsun en az 20 özel okulu daha kaldırabilecek potansiyele sahip. Özel okullar sınav başarılarını doğrudan etkiliyor. Özelin çoğalmasıyla hedefine ulaşan öğrenci sayısı artacaktır. Sınıf mevcudu yüksekliği ile okullaşma azlığının eğitim ana problemleri arasında yer aldığını belirten Feza Eğitim Kurumları Genel Müdürü Kemal Küçükkaya, şehir merkezinde bulunmalarından dolayı Samsun’daki okullarda gürültü ve trafik sorunlarının da hat safhada hissedildiğini söylüyor. Sadece sınıf başına düşen öğrenci miktarını ideale yaklaştırarak eğitimdeki sorunların hal yoluna konulamayacağını belirten Küçükkaya; özel sektördeki öğretmen sözleşmelerinin verimlilik ve veli ile öğrenci memnuniyetinin üst düzeye çıkarılabilmesi amacıyla birer yıllık yapıldığını ifade ediyor: “Milli Eğitim’de kişi öğretmen olunca emekliliğine dek görevde kalıyor. Psikolojik sorunlar yaşasa da, formasyonu yetersizse de, verimi düşükse de, kötü alışkanlıkları

16

olsa da… Sınıf mevcudu yüksekliği ile müfredat yetersizliğini buna eklerseniz, Türkiye’deki eğitimin sıkıntılarını tahmin edersiniz.” Küçükkaya’ya göre Samsun, 20’den fazla özel okulu kaldırabilecek potansiyele sahip. Ama şehir halkı, son yıllarda çok kaliteli örnekleri faaliyet göstermesine rağmen, nedense özel eğitimden uzak duruyor. Özel okullar sınav başarılarını doğrudan etkiliyor. Atakum’daki başarının sebebi, diğer ilçelere nazaran daha fazla özel okul bulunması. Özelin çoğalmasıyla hedefine ulaşan öğrenci sayısı artacaktır. Özel okulların sınav haricinde öğrencileri hayata da hazırladığını kay­d eden Küçükkaya, “Çocuk, ortaöğretimden temel hayati becerileri kazanarak mezun olmalı. Donanımıyla bir başına hayatını idame ettirebilmeli.

Ancak Türkiye’deki eğitim sistemi müfredatı buna izin vermiyor. Şu andaki müfredatın temel hedefi, disiplinle hazırlanan öğrencinin tüm soruları cevaplandırması üzerine. Sistem ezberciliğe dayalı. Bu sistem davranış kazandırmıyor.” diye konuşuyor. Özel okulların farkı da burada ortaya çıktığını dile getiren Küçükkaya, şöyle devam ediyor: “Hangi öğrencimiz okuldan mezun olduktan sonra kendi ütüsünü yapabiliyor, yemeğini pişirebiliyor, musluğunu tamir edebiliyor, söküğünü dikebiliyor? İşte asıl bunlar okulda öğretilmelidir. Bunlar Türk eğitim sisteminin problemleri. Ben bunların okullarda uygulanması hayalini kuruyorum. Benim bir ha­yalim var. Öğrencilere yemek yapmayı, ütüyü, sökük dikmeyi, ev tamiratlarını öğretmek için hayat laboratuarı kurmak istiyorum.”


17


Feza eğitim kurumları, yükseköğretime öğrenci yerleştirmenin yanı sıra kültürel ve sportif faaliyetlere de bir hayli önem veriyormuş: “Feza fen lisesinin yükseköğretime öğrenci yerleştirme oranı yüzde yüz. Son beş yıldır Türkiye’nin en iyi 5 ortaöğretim kurumundan bir tanesi. Yani özel okullara kaliteli öğrenci geldiği zaman özel okullar bu kalite çıtasını çok daha yukarılara taşıyabiliyorlar. Anadolu lisemizin yükseköğretime öğrenci yerleştirme oranı yüzde 75. Bunlar da Anadolu lisesini kazanamamış öğrenciler. Yani devlet okuluna devam etseler düz lise okuyacaklardı. Düz liselerin yükseköğretime öğrenci yerleştirme oranı yüzde 10. Feza eğitim kurumları olarak geçtiğimiz yılsonunda bir program yaptık. TÜBİTAK proje yarışmalarında, olimpiyatlarda, ulusal ve uluslar arası yarışmalarda, sportif yarışmalarda dereceye giren öğrencilerimizi ödüllendirelim istedik. Beklentimiz 50 ila 100 öğrenci idi. Ancak, bir yılda Feza eğitim kurumlarında ulusal ve uluslar arası tüm yarışmalarda 201 öğrencimiz dereceye girdi. Bizim eğitim koordinatörü müdür yardımcımız var. Proje koordinatörü müdür yardımcımız var. Yabancı diller zümre başkanı müdür yardımcımız var. Bunların amacı Türkiye’de ki uygulamaları dünyada ki gelişmeleri takip ederek öğrencilerimizin performansını arttırmaya yönelik çalışmalar yapmak. Dünyanın herhangi bir yerinde ki öğrenciler arası organizasyonlara proje yarışmalarına öğretmen ve öğrenci gönderiyoruz. Bunun maddi külfeti de ağır oluyor. Ama öğrencilerimize ufuk kazandırıyor. Sporda bireysel branşlarda Avrupa ve balkan şampiyonluklarımız oldu. Olimpiyatlara hazırlanıyor.” ZARARLI A L I Ş KA N L I K L A R TEHLİKESİNE DİKKAT Küçükkaya, öğrencilerin madde bağımlığı ve benzeri kötü alışkanlıklardan korunmasına ilişkin şunları söylüyor: “Özel okullarda maddi durumu nispeten iyi olan çocuklar art niyetli insanların hedefi haline geliyorlar. Feza eğitim kurumları bünyesinde 180 civarında öğretmen 110 civarında yardımcı personel var. Ancak, bir tane sigara içen personelimiz yok. Öğretmen dahil tüm personelimizi seçerken bu kritere dikkat ederiz. Bizim personelimizde si­gara alkol gibi zararlı alışkanlıkları olan hiç kimse bulunamaz. Bir defasında cebinde sigara paketi gördüğüm bir personelimi ilk ve son kez kati biçimde uyardım. Sigarayı bırakması halinde kendisini ödüllendireceğimi de söyledim. Bütün bunlar öğrencinin bizden yanlış bir alışkanlığı görmemesi için. Özel eğitim 18

KANTİNDE SARMA VE SALATA Kantinlerin kola, hamburger ve cips türü ürünlerin satılmadığını kaydeden Küçükkaya, gerekçelerini şöyle açıklıyor: “Kola dünyanın birçok ülke­ sinde yasaklanmış bir ürün. Oysa bizim ülkemizde çocukları teşvik edici boyutlara ulaşmış. Biz kantinlerimizde kola, cips, hamburger gibi ürünlere yer vermeyerek bunlara alternatif sağlıklı ürünleri tercih ediyoruz. Örneğin meyve suları, süt ve meyve aromalı çeşitleri gibi ürünlere yer veriyoruz. Meyve ve ev yapımı sarma satılıyor kantinlerimizde. Öğlen yemeklerinde açık büfe salata çeşitlerimiz oluyor. İdeal bir okulda kantin dahil olmamalı. Sabah gelen öğrenci için saat 10.00’ da ufak bir atıştırmalık kek vs. konularak, akşama doğru saat 15.00 için yine kek sür konularak sabah kahvaltı yapan ve öğlen yemek yiyen bir çocuk için yeterli beslenme sağlanabilir. Oysa okulda ki hambur­ gere güvenen anne sabah çocuğuna kahvaltı hazırlamıyor. Devlet kantinle­ rinde boyalı ürünler dahi satılıyor. Ben kendi çocuğuma yedirmeyeceğim hiçbir ürünü öğrencilerime yedirmem. Kafein gibi maddelere, domuz yağı katkılarına çok dikkat ediyoruz.”

kurumları ayrıca önemli bir avantaj olarak şehir merkezinden uzaklar. Etraflarında internet cafe, uyuşturucu satıcıları ve zararlı insanların olabileceği kalabalık ortamlardan uzaktalar. Burada formül öğretimi yapan insanların oluşturdukları hava ve gelenek. Feza eğitim kurum­ larında zararlı alışkanlıklar sıfır denecek kadar az. Biz okul duvarlarımıza kanuni olarak sigara içilme­sinin yasak olduğunu belirten afişleri asarken çocukların dikkatini çekecek noktalardan uzakta asmaya çalışıyoruz. Çocukların çevresi iyi insanlar ile oluşturulmaz ise çocuk bu çevreyi kendisi oluştururken hata yapabilir. Biz velilerimize evde güvenli internet kullanımı konusunda bilgiler veriyoruz. Öğrenciler kadar aileleri de eğitmek gerekiyor. Bu tür kötü alışkanlıkları edinen çocuklarda en büyük neden bunların manevi veballeri­nin onlara hiç anlatılmamış olması. Bizim manevi dinamiklerimiz var. Bir çocuk kötü alışkanlıkların yahut interneti pornografik içerikli kullanması durumunda günah işleyeceğini bilirse bir adım geride durur. Biz çocuğumuzu iyi eğitmezsek o kendine bir model seçecektir.”

ÖĞRETMEN BAŞARILIYSA ÇALIŞTIRILMALI Yaz tatili dönemini çok uzun bulan Küçükkaya, şöyle konuşuyor: “Biz kendi okullarımızda ki öğretmenlerimize bir ay yaz tatili izni veriyoruz. Bu sürenin dışında öğretmenlerimiz yaz boyunca öğrencilerinin neler yapması gerektiğini hangi kitapları okuması gerektiğini planlıyorlar. Bu planları bir dosyaya dönüştürerek ailelere ulaştırıyorlar. Yani yazında biz öğrencilerimiz ile diyalogumuzu koparmıyor ve çalışmalarımız sürdürüyoruz. Aksi takdirde Milli eğitimin belirlediği üç aylık yaz tatili oldukça uzun bir dönem. Ayrıca devlet eğitimi merkezden yönetmek yerine temel standartları belirleyerek yönetimi illere bırakmalı. Öğretmenleri performansa dayalı bir sözleşmeli sistem ile çalıştırmalı. Öğretmen performans gösteremediğinde ertesi sene çalıştırılmamalı. Bugün devlet öğretmenlerinin arasında yılın yarısını rapor ile geçirenler var. Samsun merke­ zindeki öğretmenlerimize bakıldığında yaş ortalamaları oldukça yüksek. Bu kişiler eski müfredatlara göre yetiştirilmiş kişiler. Bu öğretmenler yeniliğe ve yeni müfredatlara ayak uyduramayabilir. Milli eğitim kendi öğretmenlerine ceza ve ödül sistemi getirmeli. Başarılı öğretmenler ödüllendirilerek daha çok teşvik edilmeli başarısızlar ise cezalandırılmalı.”


OMÜ’nün içinde “ÖZEL” bir okul Ondokuz Mayıs Üniversitesi Vakfı Özel İlköğretim Okulu, yeni kurulmasına rağmen kaliteli eğitimiyle dikkat çekiyor. Doğayla baş başa bir ortamda eğitim hizmeti veren bu özel okul, öğrencilerine diğer okullarda bulunmayan birçok imkân sunuyor. Bir okul düşünün, şehrin gürültüsünden uzak, her öğrencisini ayrıcalıklı tutan bir eğitim yuvası. Bir okul düşünün yemekleri gıda mühendisinin kont­ rolünde, yine bir okul düşünün ki, üniversitenin her türlü imkânından yararlanan, öğrencilerine sadece teknolojik değil uygulamalı eğitim veren… İşte bu okulun amacı geleceğin Türkiyesi’ne başarılı bireyler yetiştirmek. ‘ÖZEL’ BİR OKUL 1976 yılında kurulan ve Türkiye eğitim sisteminde beirli bir yer edinen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Vakfı, sosyal sorumluluk bilinciyle Türkiye’nin ve Samsun’un eğitim çıtasını bir üst seviyeye taşımak amacıyla OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nu kurdu. OMÜ Kurupelit Kampüsü içerisinde, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden mezun tecrubeli ve uzman eğitimci kadrosuyla, okul öncesi ve ilköğretim bölümlerinden oluşan binasıyla ‘en iyi’ olmak için yola çıkan OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu, öğrencilerin bireysel istek ve ihtiyaçlarının dikkate alındığı, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişmelerinin desteklendiği, çocukları kucaklayan, huzur dolu bir eğitim- öğretim ortamını sunmayı amaçlıyor.

HER ÖĞRENCİ AYRICALIKLI OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu, kurulalı kısa bir zaman olmasına rağmen, verdiği kaliteli eğitim, öğrenci ve velilere sunduğu imkanlarla dikkat çekiyor. OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu, öğrencilerine ayrıcalıklı olduklarını adeta hissettiriyor. Okul Müdürü Kamuran ERDEM, tecrübesiyle kısa zamanda çok iş başarmış. Öyle ki, başarılı müdür bu yeni okulu kısa zamanda saygın bir eğitim yuvası haline getirmiş. ÜNİVERSİTE İMKANLARINDAN YARARLANILIYOR OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nda öğrenciler üniversitenin tüm imkanlarından yararlanma imkanlarına sahip. Yüzme havuzunu kullanabilen öğrenciler tenis, dağcılık gibi sporların yanında piyano dersi de alabiliyor. Öğrenciler aynı zamanda üniversitenin sağlık hizmetinden de yararlanıyor.bu okulda her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Yemek­ler gıda mühendislerinin kontrolünde çıkıyor. Ayrıca öğrenciler zaman zaman sağlık kontrollerinden geçiriliyor.

BİRE BİR EĞİTİM İMKANI OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu öğrencileri ve velileri oldukça şanslı; çünkü okul tarafında Ilgaz, Akdağ ve Kapadokya gibi yerlere geziler düzenleniyor, etkinlikler yapılıyor. Şehrin gürültüsünden uzak, doğayla iç içe bir eğitim yuvası olan OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nda dil laboratuarı da var. Öğrenciler dil laboratuarında yabancı dil derslerini daha sağlıklı bir ortamda alıyor. Yine beceri yetenek salonları ise öğrencilerin hizmetinde. OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nda boş zamanlar da değerlendiriliyor. Öğrencilere etüt odalarında bire bir eğitimde veriyor. UYGULAMALI EĞİTİM VERİLİYOR Uzman eğitimci kadrosuyla geleceğin Türkiye’sine nitelikli ve başarılı bir gelecek yetiştirmeyi ilke edinen OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nda öğrenciler Ziraat ve Veterinerlik Fakültelerinde arazide uygulamalı eğitimde görülüyor. Böylece çocuklar bitkileri, hayvanları daha yakından tanıma şansına sahip. Diğer okullarda bulunmayan bir ayrıntıda, Cumartesi günü öğrencilere ücretsiz sosyal çalışma yaptırılıyor.

19


Üniversite imkanlarına sahip bir okul OKULUN VİZYONU OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nun vizyonunu anlatan Okul Müdürü Kamuran Erdem; ‘vizyonumuz, çalışanların görevlerini iyi yapmanın huzurunu duyduğu, hem hizmeti alan öğrencilerin ve hem de diğer toplumsal çevrenin saygınlığını kazanmış, çalışma ortamı ve öğrenci davranış ve başarıları ile çevresinde örnek teşkil eden, Atatürk İlke ve İnkılâpları ışığında, topluma lider ve model olabilecek, kurumsal kültürü ve kimliği güçlü, eğitimdeki tüm yeniliklere açık, yeni modeller üreterek öncülük eden lider bir ilköğretim okulu olmaktır’diyor. MİSYONU Erdem, okulun misyonunu ise ‘yüksek teknoloji ve çağdaş eğitimin tabiat­ la iç içe bir ortamda verildiği; Türk Milli Eğitiminin temel amaçları ve temel

20

ilkeleri doğrultusunda, vatanını, milletini, bayrağını seven ve manevi değerlerine bağlı, milletine ve ailesi yararlı, deği­ şimlere kolay uyum sağlayabilen, milli ve evrensel değerlere açık, kendine güvenen, hoşgörülü, sorumluluk sahibi, yeteneklerini ve birden fazla yabancı dili en iyi şekilde kullanabilen, bilimi, sanatı, kültürü ve sporu yaşamının bir parçası olarak benimseyen, pozitif düşünceye sahip, etkili iletişim kuran ve örnek insanlar yetiştiren, araştırmacı ve bilimsel düşünceye açık bireyler yetiştirmektir’ olarak açıkladı. NEDEN OMÜ VAKFI ÖZEL İLKÖĞRETİM OKULU Uzun süre devlet okullarında idareci olarak görev yapan tecrübeli Okul Müdürü Erdem, OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nun neden tercih

edilmesi gerektiğini şu şekilde açıkladı; ‘OMÜ Vakfı Özel İlköğretim Okulu’nda üniversite kampüsü içerisinde güvenli bir ortamda doğayla baş başa eğitimöğretim imkanı sunuyoruz. Okulumuzda yabancı dil laboratuarının yanı sıra bilgisayar ve fen laboratuarı öğrencilerimizin hizme­tinde. Öğrencilerimizin uzmanlar eşliğinde sağlık kontrolleri yapılıyor. Sınıflarımız 20’şer kişiliktir. Üniversitemizin tüm birimlerinin danışmanlığında bilgi destekli eğitim veriliyor. Yemeklerimiz gıda mühendisliği dene­ timinde çıkıyor. Üniveritemizin sağlamış olduğu imkanlar eşiliğinde olimpik yüzme havuzunda verdiğimiz yüzme eğitiminin yanında her türlü sportif ve sosyal etkinlikler de okulumuz tarafından düzenleniyor.’


Samsunlular BAŞARI’ya sahip çıktı Canik Başarı Üniversitesi 2012-2013 eğitim-öğretim sezonunda İktisadi ve İdari Bilimler (İşletme – İktisat); Mimarlık ve Mühendislik (Mimarlık, Bilgisayar, Elektrik-Elektronik); Fen-Edebiyat (Moleküler Biyoloji, Genetik Kimya); Eğitim (Okul öncesi öğretmenliği, Rehberlik ve psikolojik danışmanlık, Türkçe Öğretmenliği) alanlarında öğrenci kabul edecek. Alanlar belirlenirken lise öğrencileri arasında anket çalışması yapılmıştı. Başarı Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı’nı 4 yıl önce Samsun’un iş ve sosyal hayatında öne çıkan simalarından oluşan bir heyet şehre özel vakıf üniversitesi kazandırabilmek amacıyla kurdu. Vakıf üyeleri “bu şehirde birlik ve beraberlik tesis edilemez” önyargısını kırmayı başardı. Tanrıverdi Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Vakfı ile güç birliğine gide­rek, fedakârlık ve çalışkanlıklarıyla üniversite hedefinde büyük aşama kaydetti. Eğitim kurumunun fizibilite çalışmalarına dair ilk fikirler 11 Şubat 2008 tarihinde yürütüldü. 24 Hazarin 2009’da Canik Belediyesi’nden arazı arazi satın alındı ve Yüksek Öğretim Kurulu’na (YÖK) başvuruldu. 7 Aralık 2009’da YÖK heyeti yerinde incelemeler yaptı. Başvuru kabul edildi. Kuruluş kanunu 24 Nisan 2010’da

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül imzaladı. Aynı yılın 16 Mayıs’ında da Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir, şehir milletvekilleri ve halkın katıldığı bir törenle temel atıldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, 6 Kasım 2010’da kampusunu gezdiği Canik Başarı Üniversitesi’nin fiziki altyapısını başarılı bulduğunu belirtti. Yeni kurulan üniversitelerden çok daha farklı icraatlar beklediklerini söylüyordu Prof. Özcan: “Mesela bilimsel çıktıları açısından da çok iyi olmalarını istiyoruz. Son zamanlarda YÖK’te ‘Tematik’ üniversitelerin ortaya çıkmasını arzu ediyoruz. Canik Başarı Üniversitesi’nden beklediğim kurulduktan 3–5 yıl sonra belli konularda temayüz etmiş bir üniversite olmasıdır. Diğer üniversite­ lerden farklı olmasıdır. Özellikle İngilizce öğretimine verdikleri önem gerçekten

dikkate şayandır.” Canik Başarı Üniversitesi’nin temel atma töreninin ardından hemen hemen bir yıllık bir süre geçti. Gelinen noktayı Vakfın Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Yunus Bekdemir Dergi Haberexen’e anlattı: YÖK Başkanımız üniversite­ mizin kuruluş başvurusu esnasında yaptığımız sunumdan çok etkilenmiş ve konsepti eğitime yaklaşımı çok hoşuna gitmişti. Yabancı dillerde de bölümlerin planlanması ile yurt dışından öğrenci çekilmesinin amaçlanmasından büyük heyecan duyduğunu belirtmişti. Bizimde bu planlarımız halen daha devam ediyor. Yani burada sadece bölgeye veya Türkiye’ye hitap eden bir üniversite anlayışı değil de dünyaya ve değişik coğrafyalardaki insanların geldiği zevkle ve güven içerisinde okuduğu bir üniversite olma amacımız devam ediyor.“

Başarı Üniversitesi’nin 75 bin metrekarelik kapalı alanının 27 bin metrekarelik bölümü bitirildi. Bir taraftan da akademik alt yapısı için uğraşılıyor. 21


Başarı Üniversitesi’nin 75 bin metrekarelik kapalı alanının 27 bin metrekarelik bölümü bitirildi. Bir taraftan da akademik alt yapısı için uğraşılıyor. Yurt dışına uzanan görüşme ve çalışmalar devam ediyor. Öğretim üyesi noktasındaki açığı kapatmada elini taşın altına koymaktan çekinmiyor mütevelli heyeti. Fen ve sosyal bilimler enstitüle­ riyle; evrensel değerleri benimsemiş, girişimci, araştırmacı, toplumuna, kurumuna ve yaşadığı çevreye duyarlı, ulu­ sal ve uluslararası eğitim ve araştırma kurumlarıyla iletişim içinde, halkın ihtiyaç duyduğu alanlarda araştırma yapan, fikir ve çözüm üreten bilim insanları yetişmesi amaçlanıyor. Öğrencilerin; fen ve mühendislik bilimlerinde 21’inci yüzyılda gerekli bilgilerle donatılması, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip etmeleri ve ulusal ve uluslararası alan-

da nitelikli lisansüstü çalışmalara imza atmaları hedefleniyor. Canik Başarı Üniversitesi Prof. Dr. Yunus Bekdemir’in de ifade ettiği gibi Samsun halkının elinde yükseliyor. Ekim Kasım ayları içerisinde yurdu, yaşam merkezi, kütüphanesi, sineması yemekhaneleri, kafeteryaları ve fakülteleriyle inşaatın bitirilip peyzaj alanlarının tamamlanması; eğitim ve öğretime hazır hale getirilmesi planlanmakta. Prof. Bekdemir, şehir halkının da heyecanla sonucu görmek istediğini ifade ediyor: “Elbette çok büyük maddi ve manevi destek veriyorlar. Karadeniz’in ilk vakıf Samsun’un ikinci üniversitesi olması ile Canik Başarı Üniversitesi ayrıca bir öneme sahip ve insanlar bu önemin farkında. Samsun halkı bu esere sahip çıkarak onu yükseltmekte.” Üniversiteye yöneltilen bağış

‘‘

desteklerinin, muhteşem bir sinerjiyi işaretlediğini de söylüyor Bekdemir: “Bu sahiplenme üniversiteyi de aşan bir birliktelik getirerek güzel bir sinerji oluşturuyor. Kentimizin bu sinerjiye de ihtiyacı var. Samsun’un marka değeri artsın derken bunun sporu ile eğitim kurumlarıyla top yekûn olmasını istiyoruz. Bu tür projeler aidiyetle birlikte hareket etme hissini kuvvetlendirir.” Canik Başarı Üniversitesi’nin inşası, 300 dönümü yeşil alan 450 dönümlük arazide hızla devam ediyor. Üniversite eğitim ve öğretime 2500 öğrenci kapasitesiyle başlayacak. İlk etapta ekonomi, işletme, iktisat, mühendislik ve fen-edebiyat alanlarında bölüm açılıyor. Projeye bunların yanı sıra çeşitli enstitü ve meslek yüksekokulları da dâhil. Alanlar, 1100 lise öğrencisine anket soruları yöneltilerek belirlendi.

Canik Başarı Üniversitesi tanıtım ofisine bir genç gelir. Akşam vaktidir. Görevli bekçiye bağış yapmak yapacağını söyler. Görevli bağışı kendisinin kabul edemeyeceğini belirterek, şehir içindeki irtibat bürosuna gitmesini dile getirir. Fakat “Bu akşam bağışı yapmam lazım” der, genç ve ısrarından vazgeçmez. İrtibat bürosuna ulaştırılan gence, ısrarının sebebi sorulur. Dedesi ile yaşadığını ve dedesinin emekli maaşından her ay bir yere bağışta bulunduklarını anlatır. Bu defa bu adresi belirlediklerini kaydeder. Cüzi gibi gözükse de, devleşen bir bağıştır bu.

DERGİ HABEREXEN’in Ücretsiz Ekidir. Marka Evi Ajans ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi

Mustafa ÇAKIR

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

Ahmet AK

HABER MERKEZİ

Mustafa BİLİK

‘‘

HALKLA İLİŞKİLER

HUKUK DANIŞMANLARI

BASIM YERİ

REKLAM REZERVASYON

YÖNETİM YERİ ADRESİ

www.haberexen.com

Tel : 0 362 432 64 64 Faks : 0 362 435 47 77 Mail : abone@haberexen.com Rezervasyon Tel: 0 362 432 64 64 Rezervasyon Mail: reklam@haberexen.com

AV. Hakan KARADUMAN AV. Hasan Tahsin ŞENGUL AV. Adem AKSOY Ulugazi Mh. 19 Mayıs Bulvarı Sarı Konaklar Apt. No: 16/1-3 SAMSUN

Erol Ofset Ltd. Şti. Pazar mh. Necati Efendi Sk. No: 43 / SAMSUN Tel: 0 362 431 98 96

Bu dergi, basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.


23



Haberexen #21 Eğitim Temmuz 2011