Issuu on Google+

Say覺 25 / Kas覺m 2011

1


2

Say覺 25 / Kas覺m 2011


Sizi bekleyeceğiz! Haberciliğe farklı bir bakış getiren Dergi HABEREXEN, 3’üncü yılına girdi. İlk sayı 2009’un Kasım’ında okurla buluşmuştu. Geçen 2 yılda tam 24 sayı çıktı. 2011’de her ay bir sektöre odaklanan Sektör Ekleri’ni hazırladık. Samsun’un ilk Almanak’ını bu yıl verdik. Hiç ara vermeden, durmadan ve yorulmadan. Şehrin geleceğine ışık tutan, çoğu kapak dosyaları yaygın medyanın da gündemine taşınan Dergi Haberciliğini yaşıyor ve yaşatıyoruz.

w w w.hab erexen . com AYLIK HABER D ERGİSİ Marka Evi Ajans ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi

Mustafa ÇAKIR Ahmet AK SORUMLU YAZI İŞERİ MÜDÜRÜ HABER MERKEZİ

Mustafa BİLİK HALKLA İLİŞKİLER

Güncel sorunların kısır tartışmalarından uzak, şehre derinlemesine bakış açısı getiren Dergi HABEREXEN, 3’üncü yılının ilk sayısıyla elinizde.

Tel : 0 362 432 64 64 Faks : 0 362 435 47 77 Mail : abone@haberexen.com

2012’nin hazırlıkları da tamamlandı. Biz kendimizi 2013 sonrasına ve oradan da daha ileri yıllara taşımaya hazırlanıyoruz. Zira Samsun, kozasından çıkmaya hazırlanan tırtıl gibi azimle mobbingi kırmaya çabalıyor. İlk meyvesini 2013 yılında alacak. İlk Vakıf Üniversitesi, Otelleri, AVM’leri, büyük ölçekli sanayi planlamalarının önemli bir kısmı 2012-2013 yıllarında hayata geçecek.

Emre GÜNDEM

Bugün güncel siyasi ve ekonomik gelişmelerden kafasını kaldıramayanların göremediği yatırımlar ufukta belirdi. Çok büyük aksilik ya da topyekün bir vazgeçiş söz konusu olmazsa 2012’nin sonbaharından itibaren yeşeren umutların meyvelerini toplamaya başlayacağız. Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma iradesini hissettiren Samsun’un evlatlarına, girişimcilerine mobbingcilere karşı direnmek ve bu son virajı da almak görevi düşüyor. Bir zamanlar bu kent için herkes bir şey söyleyebiliyordu. Lakin, durum şimdi farklı. Zira hedeflerimiz var. 1 Milyar dolar ihracat yapmak, hizmet ve ticaret merkezi olmak ve sanayi hamlelerini tamamlamak. En güzel hikayeleri uyuyanlar değil uyanıklar yazar. Biz 3’üncü yıla girerken Samsun’un ufuktaki resmini çizdik.

REKLAM REZERVASYON Rezervasyon Tel : 0 362 432 64 64 Rezervasyon Mail : reklam@haberexen.com HUKUK DANIŞMANLARI

AV. Hakan KARADUMAN AV. Hasan Tahsin ŞENGÜL AV. Adem AKSOY TASARIM

Serdar ILGIN

www.serdarilgin.com.tr

BASIM YERİ Erol Ofset Ltd. Şti. Pazar mh. Necati Efendi Sk. No: 43 / SAMSUN Tel: 0 362 431 98 96 YÖNETİM YERİ ADRESİ

24 aydır yaptığımızı gelecekte de icra edeceğiz.

Ulugazi Mh. 19 Mayıs Bulvarı Sarı Konaklar Apt. No: 16 / 1 - 3 SAMSUN

Söz veriyoruz, her ayın ilk haftası okumanız için masanızda sizi bekleyeceğiz. YAYIN TÜRÜ Aylık Yerel Süreli Yayın Bu dergi’de yer alan yazı, makale, fotoğraf ve illüstrasyonların elektronik ortamlar da dahil olmak üzere çoğaltılma hakları Marka Evi Ajans ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. ‘ye aittir. Yazılı ve ön izin olmaksızın hangi dilde ve hangi ortamda olursa olsun materyalin tamamının ya da bir bölümünün çoğaltılması yasaktır. Bu dergi, vermiştir.

Sayı 25 / Kasım 2011

basın meslek ilkelerine uymaya söz

3


HABEREXEN

14

R

Sayı 25 / Kasım 2011

dos y al ar

18

3 EDİTÖR 6 AKILDA KALANLAR 10 KÖŞE YAZISI BEKİR REŞİTOĞLU 12 CHP’DE KONGREYE KADAR ERSOY ABİ FORMÜLÜ

26

14 NİHAİ AMACI PVC’DE BÖLGE LİDERLİĞİ

38

18 SAMSUN’DAKİ ATALETE ANTİ PARANTEZ 26 ÖNCELERİ HAYATI ÖLÜMSÜZLEŞTİRİYORLARDI, ŞİMDİ ÖLÜM SESSİZLİĞİ İÇİNDELER 32 SONBAHARDA DİNÇ KALMA TİYOLARI

32

34 AŞKTIR SAZ, NAZA GELMEZ

52

38 MOBBINGİN BELİ KIRILIYOR 52 İKİNCİ EL OTOCULARA İTİBAR PROJESİ 54 MADDİYATI DÜŞÜNSEM SAMSUN’A GELMEZDİM

54

58 SİNEMA

4

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

5


Akılda Kalanlar TURİZME HAFIZA KAYDI

SAĞLIK SERBEST BÖLGESİ ÖNCE SAMSUN’UN HAKKI Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın duyurduğu ‘Sağlık Serbest Bölgesi’ projesinin fikri Samsun’da doğmuştu. Yabancı hekimlerin çalışmasına imkan sağlayacak projeyle sağlık turizmi de gelişecek. Sağlık Kenti Samsun Derneği Başkanı Dr. Köksal Holoğlu, “Türkiye’de Sağlık Serbest Bölge Projesi’ni ilk defa 4 yıl önce biz gündeme getirdik. Türkiye’de bir sağlık serbest bölge yapılacaksa bu Samsun’un hakkıdır” diyor. Pojeye ilişkin detaylar bakanlığa gönderilmiş.

İl Özel İdaresi’nin hazırladığı “TR83 Bölgesinde Turist Bilgi Sistemi (TBS) oluşturulması” projesi, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (OKA) “Küçük Ölçekli Altyapı Geliştirme, Kültürel, Turistik Değerleri ve Ekolojik Dengeleri Koruma ve İyileştirme Mali Destek Programı” kapsamında hibe kazandı. Projeyle Samsun’un turizm hafızası kayda geçirilecek. Bu alandaki bilgi alt yapısına başta yatırımcılar dileyen herkes rahatlıkla ulaşabilecek.

TIBBİ CİHAZLAR İHTİSAS OSB MÜJDESİ Türkiye’nin ilk Tıbbi Cihazlar İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB), bu sektörde dünyanın üçüncü kümelenme merkezi Samsun’da kurulacak. Müjde, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün şehirdeki incelemeleri sırasında geldi. Kararda Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın girişimlerinin büyük etkisi var. Ergün, arazinin bulunması halinde Kılıç’ın dile getirdiği talebin yerine getirileceğini belirtiyor.

6

SAATHANE PROJESİ ONAYLANDI Samsun’da büyük tartışmalara ve çıkar kokan polemiklere yol açan “Saathane Taşhan, Belediye Kentsel Dönüşüm Projesi” sonunda çok önemli bir engeli aştı. Büyükşehir Belediyesi Mec-lisi projeyi oy çokluğuyla kabul etti.

Sayı 25 / Kasım 2011


BAFRA CEZAEVİ FABRİKA GİBİ Karadeniz Bölgesi’nin ve kategorisinin en büyük ceza infaz kurumu niteliğine sahip 90 bin metrekare üzerine kurulu Bafra Kapalı T Tipi Cezaevi’nde sıra dışı işler başarılıyor. Rehabilite edilip eğitimden geçirilen tutuklu ve hükümlülere atölyelerde meslek öğretiliyor. Amaç, onları yeniden topluma kazandırabilmek. Marangozhane, müzik aletleri, demir doğrama ahşap hediyelik eşya, şal ve boncuk malzemeleri, araç tamir ve bakımı, seracılık, PVC kapı pencere, ayakkabı sayacılığı, mes ve temizlik işkolu atölyelerinde üretilenler bölge piyasasına arz ediliyor. Bir yandan içerdekiler gelire kavuşurken, diğer yandan da kamu kurumlarının bazı ihtiyaçları karşılanıyor.

ODESSA VE CHERSKASY’LE BİR DİZİ PROTOKOL

Odessa Bölgesel Ticaret ve Sanayi Odası ile Cherskasy Ticaret ve Sanayi Odası’ndan 30 kişilik iş adamı heyeti, Karadeniz Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu (KASİF) ile Karadeniz Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (KASİAD) konuğuydu. Sanayi tesislerini gezen heyet şehir hakkında bilgilendi. Misafir odalarla Samsun Ticaret ve Sanayi Odası arasında pek çok işbirliği protokolüne imza konuldu.

PERAKENDEDE GÜÇBİRLİĞİ ZAMANI

SAMSUN’UN AVUSTURYA’DAKİ YERİ BAŞKA! Avusturya’nın Samsun’daki Fahri Konsolosluğu’nun birinci yıl dönümü resepsiyonu katılan ülkenin Ankara Büyükelçisi Heidemania Güleç, şehrin kendileri için ayrıcalıklı gördüklerini belirtti. Avusturya, başta Türkiye, Karadeniz ülkelerini önemsiyormuş. Türkiye’de de 19 Mayıs şehrini.

Karadeniz Perakendeciler Derneği’ne üye 6 yerel market Samsun’da faaliyet gösteren Akyüz, Mark, Genç, Değişim, Çelikler ve Dostlar marketleri çok uluslu firmalarla mücadele edebilmek ve hizmet kalitesini artırabilmek amacıyla iş ve güç birliği içine girdi. 6 market de Karadeniz Perakendeciler Derneği üyesi. Bu Türkiye genelinde benimsenen bir projenin şehirdeki yansıması aslında. Karadeniz Perder Yönetim Kurulu Başkanı Bayram Akyüz tek şubeli bakkal ve marketlerin bu yola başvurmaları gerektiğini söylüyor. “İşbirliği Güç Birliği Projesi” kapsamında KOSGEB’in kapısını çalan aynı sektördeki 5 işletmeye 250 bin lirası hibe 500 bin lira kredi tahsis ediliyor. Sayı 25 / Kasım 2011

7


8

Say覺 25 / Kas覺m 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

9


Köşe Yazısı

Bekir Reşitoğlu

İşimiz gazetecilik Rab izin verdikçe !

G

erçekleri söylemek tatmin edici değildir çoğu zaman. Anlattıklarınıza pek kulak verilmez. Dinler gibi görünür kimileri ama ruhen orada yoklardır aslında. Peki, böyle diye bu sevdadan vaz mı geçeceğiz? Kesinlikle hayır. Mazideki iki yılkinden daha gür çıkacak sesimiz. Fikri takip yapağız. Küpelik tespitleri iyice belleklere yerleşinceye kadar yineleyeceğiz. Tabi ki sıkmadan, usandırmadan, illallah dedirtmeden… Mustafa Çakır’ın yönetimindeki Haberexen niçin bu işlerle uğraşıyor diye merak edenler vardır elbette. Duymuştum bir ara; arkamızda birileri aranmış epeyce süredir. İki üç sayı sonra hevesleri kırılır, bırakırlar dergiyi zannındakileri üzmeye devam edeceğiz maalesef. Keşke onlar da halkaya katılsalardı; birlikte yürüseydik bu hayırlı yolda. Samsun bütün engelleri aşıyor bir bir. Mobbingciler çaresiz. Yerli ve yabancı sermayenin takibinde şehir. Ufak aksaklıkları abartarak güneşi balçıkla sıvamaya kalkışanlar unutmamalılar ki, geceleri ancak kendilerinedir. Karadeniz’e atalet hükmü giydirenler amaçlarına ulaşamayacaklarının

10

farkındalar artık. Yalan dünyada yalnızlıkları müebbet ne yazık ki… Ötesini bilemeyiz… Kraldan çok kralcılıktan ekmek yiyenler masumiyet rollerine soyunuyorlar şimdilerde. Topla ayrı köşelere fırlatılmışlığın mahcubiyeti içindeler. Utançlarından sürekli yere bakıyorlar mütemadiyen. Rüya görmüyoruz, hakikat bu. Alay, küçümseme ve karalama kitabımızda yazmıyor. İşimiz gazetecilik bizim. Hakkıyla, layıkıyla, çilesiyle, teriyle, imkânsızlıklarıyla, zorluklarıyla, fitnesiyle, fesadıyla, neşesiyle, gururuyla, tasasıyla ve yorgunluğuyla… Hayatımızın her anında haberleyiz. Kardeşlik, demokrasi, din - vicdan-fikir özgürlüğü, yerinden yönetim, yerel medya, geleceği okuma, uluslararası ilişkiler, ticaret, sanayileşme, tarım, hayvancılık, bölge merkezliği, spor seferberliği, eğitim - sağlık - turizm kenti hedefi, lojistik güç, Türkiye’yi dünyaya açan kapı özelliği, ulaşım, tarihi-kültürel-tabii zenginlik, istihdam yolları, kalkınma, sanatsal etkinlikler, yaşanabilirlik, şehir ruhu ve benzer kategorideki nice kavramdan bihaberlik girdabında boğulanlara sesleneceğiz yılmadan.

Rab diledikçe, son nefese dek azmimizi zinde tutacağız. Dilemedikçe nefesimizin kesileceğinin bilincindeyiz. O razıyla anlamlı ifade, davranış ve düşünceler. Rızasının peşindeyiz. Motivasyonumuzun beslendiği kaynağı da belirttik dolayısıyla. Metafizik gerilimden yoksun insanların ufku yetmez idrake. Eforları akimdir hep. Sorarlar ‘Niye?’ Nereye yollanacaklarını irdelemezler nedense? Dünyadan evvel ikametsiz miydiler? Sorumsuzlar mı burada? Felsefe kitaplarındaki vesvese tuzaklarına dikkat, ne olur! İrtica ve Kürt tandanslı bölücülük tehditlerini yıllardır kullandılar çıkarlarını muhafaza adına. Güya rejim savaşındaydılar. Ak ile kara seçiliyor, çok şükür. Tan ağarmak üzere. Kahpe rüzgârlar serbestsiniz, arzuladığınızca esin. Surda gedik açıldı bir kere. Güzelliklerin yakınındayız. 12 Eylül 1980 öncesinde şartlar olgunlaşmadı gerekçesiyle kardeşi kardeşin kırdırma filmini uzatanlarla; 1960, 1971, 1997 ve 2007’yi tezgâhlayanlar ruh ikizi. 30 yılı aşkındır Türkiye’nin sağ kolunu felce uğratanlar tedirgin. İçerdeki ve dışarıdaki bağlantıları da. Zarardan dönülen yerde kar başlıyor. Biraz cesaret… Ha gayret… Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

11


Siyaset

CHP’de kongreye kadar Ersoy Abi formulü Genel merkezin Samsun İl Başkanlığı görevine atadığı Ersoy Üstay, “İnşallah, önümüzdeki parti içi seçimlerinin sonrasında her şey düzene girecektir. Meydana gelen karışıklık, olağanüstü durumların neticesindedir. Olağan zamanlarda bu tür tablolar yaşanmaz.” diyor

Üstay, önceki genel başkan Deniz Baykal’a komplo düzenlendiğine ve işlerin ondan sonra karıştığına inanıyor.

12

Sayı 25 / Kasım 2011


C

umhuriyet Halk Partisi (CHP) Samsun teşkilatındaki il başkanlığı kaosu, genel merkezin Ersoy Üstay’ı atamasıyla en azından kongreye kadar sona erdi gibi. Üstay, “Kongreye kadar il başkanıyım, kongreden sonra görevi seçilen arkadaşıma devredeceğim.” diyor.

hazırlanacaklarının sinyallerini verdiği kongrenin “köy ve mahalle delegelerinin saptama yerine seçilmesiyle” demokratik hüviyet kazanabileceğini dile getiriyor: “Geçmişte biz kongrelerimizi saptama değil gerçekten demokratik seçimler ile yürüttük. Bunu yeniden yapacağız. Delegelerde kahvehane köşelerinde değil, parti genel merkezinde belirlenmeli. Gerçekten CHP’ye gönül vermiş üyeler gelecekler dürüst bir seçimde oy kullanacaklar ve delegelerimiz belirlenecek. Demokratik bir ilçe seçimi sürecinin ardından yine dürüst bir il kongresi seçimi gerçekleştirilecek. Ben de görevimi devredeceğim.”

Problemin yukarılarda başladığını düşünen Üstay’a göre partinin önceki lideri Deniz Baykal’a komplo düzenlendi: “Ondan sonra her şey değişti. Demokrasilerde bunların yeri yok. Yaşanan bu olağanüstü durumda Samsun’da olağanüstü değişikliklerin yaşanmasına neden oldu. İnşallah, önümüzdeki parti içi seçimlerinin sonrasında her şey düzene girecektir. Meydana gelen karışıklık, olağanüstü durumların neticesindedir. Olağan zamanlarda bu tür tablolar yaşanmaz.”

Türkiye’nin halen daha şark ülkesi özellikleri taşıdığını, bu yüzden de demokrasi standartlarının yakalanamadığını ileri süren Üstay, halkın bu ayrıma varamadığını kaydediyor: “İnsanlarımız halen daha Hasan’ın partisi ve Mehmet’in partisi diyorlar. İdeolojiler, yapılanlar vizyonlar, yerel adaylar konuşulmuyor. Örneğin geçtiğimiz genel seçimlerde yerelde çok sevilen ve başarılı olmuş dürüstlükleri ile bilinen adaylarımız sadece partinin başında ki insanlara oy atılarak seçimler gerçekleştirilmesinden dolayı göreve gelemediler. İnsanımız halen daha partinin liderine göre oy kullanmaktalar. Yerelde aday olan kişilerin meziyetlerine bakmayı ihmal ediyorlar, hep yukarıya bakıyorlar. Bu partimizde de bilindiği için önce yukarı ile oynadılar.”

Üstay, başkanlık görev tebliğinin ulaştığı 29 Eylül’den itibaren partisinin şehirdeki vekilleri Haluk Koç ve İhsan Kalkavan’la görüştüğünü belirtiyor. Uzlaştırıcı ve tarafsız bir kimlikle bu göreve tayininde bu iki vekille vilayetteki partili belediye başkanlarının tavsiyesi rol oynuyor. İl başkanlığı hazarin seçimleri evvelinde de teklif edilmiş Üstay’a: “Fakat seçim öncesi yoğun ve tempolu bir çalışma gerektiği için ve benim yaşım bu tempoya uygun olmadığından dolayı görevi kabul etmemiştim. Şimdi seçim süreci sona erdi ve bu görev bana tebliğ edildi. Parti içi seçimler yapılıncaya kadar bu görevimi sürdüreceğim. Kongre sürecinde yeni seçilen il başkanımıza da görevi devredeceğim.”

CHP İl Başkanı ilkin cumartesi günleri saat 14.00’de partili partisiz vatandaşların katılımıyla açık toplantılar düzenlemeyi hedefliyor. Herkesin konuşabileceği ve yöneticilere sorular yöneltebileceği bir platform arzuluyor.

Daha öncesinde de il başkanlığı vazifesini yürüten Üstay, bir çok projeyle

CHP’NİN YENİ İL YÖNETİMİ: Şükrü Kumbasar (İl Sekreteri), Mustafa Polat (Örgüt ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı), Mehmet Ali Canikli ( İdari ve Mali İşlerden Sorumlu

Sayı 25 / Kasım 2011

Başkan Yardımcısı), Sadi Subaşı (Basın ve Sivil Toplum Örgütlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı), Arzu Sabuncu (Kırıcı Gençlik Kollarından Sorumlu Başkan Yardımcısı), Filiz Öztopal ( Kadın Kollarından Sorumlu Başkan Yardımcısı), Ahmet Ketenci,

Atilla Tekcan, Atilla Usta, Ayşe Saral, Bahtiyar Kaya, Davut Emre Dilek, İshak Özdemir, Kenan Özcan, Mustafa Yaran, Naci Özdoğan, Nesime Göker, Ömer Altay, Ümit Sönmez ve Yurdanur Abanoz.

13


İş Dünyası

ADOPEN bölge distribütörü Bedük, nice sıkıntılara göğüs germiş

Nihai amacı PVC’de bölge liderliği Samsun’daki PVC sektörünün önde gelen isimlerinden Murat Bedük, “Bugün müşterilerin üçte ikisi fiyata bakıyor kalite ve malzemeye bakan yok. Ama 6 ay sonra pişman oluyorlar. PVC profilinin et kalınlığına ve odacık sayısına; içerisinde CRP malzemesi ya da destek sacının olup olmadığına dikkat etmek gerekir. Montaj sonrası hizmet de çok önemli.” sözleriyle, tüketicileri uyarıyor.

Çıraklıkla girdiği sektörde A’dan Z’ye tecrübe edinen Bedük’e göre “Çilesi çekilmeyen işin patronu olunmaz.”

14

Sayı 25 / Kasım 2011


19

94’te çıraklıkla giriş yaptığı PVC sektöründe nice sıkıntılara göğüs germiş EGESU Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bedük: “Çilesi çekilmeyen işin patronu olunmaz.” 15 metrekarelik montaj bayiliğinden, bölge distribütörlüğüne uzanan yolda A’dan Z’ye edindiği tecrübelerle ilerliyor şimdi. 2000’de başladığı montajdan üretime geçme aşamasında Örnek Sanayi Sitesi’nde 300 metrekarelik bir yere taşıyor işini. 2007’ye gelindiğinde daha büyük bir atölyededir artık. CNC hattıyla Samsun’daki sayılı firmalar arasındadır. Sektörün her alanındaki deneyiminden güç alır. 3000 bin metrekarede CNC makine üretimine devam eder. 2010’da bölgesel şirket etiketini hak eder. ADOPEN bölge distribütörüdür. 75 personeliyle son teknoloji CNC bantlarında günde 1000 metre PVC imal eden bir iş adamıdır. Karadeniz Bölgesi’ndeki 48 bayisi bulunan EGESU, diğer ürünler de ilave

Sayı 25 / Kasım 2011

edildiğinde ayda 60 bin metrekare PVC satmaktadır. ADOPEN’in haricinde MAKROWİN, ASAŞ ve FİLİZ Çelik Kapı markalarının distribütörlüğü de onda. Cam ve mermer işine girmeyi de hedefleyen Bedük; tesisinin konuşlandığı sahayı 6 bin metrekareye çıkartarak, kapalı bölümü 8 bin metrekareye yükseltmeyi planlıyor. Haliyle bu genişleme istihdama da yansıyacak. Nihai amaç sektörün liderlik koltuğuna oturmak zaten. Başarısının sırrını ise şu sözlerle özetliyor: “Her şeyden önce aldığımız parayı helal kazanmayı ön planda tuttuk. Kimisinden az kazandık kimsinden çok kazandık ama işimizi hep layığı ile yaptık ve hizmet anlayışımızın bozulmaması için bayiliklerden ziyade kendi şubelerimizi oluşturmayı tercih ettik.” Niçin ADOPEN’i tercih ettiğini de şöyle anlatıyor: “ADOPEN ulusal ve güvenilir marka. Güçlü ve köklü bir kuruluş. Ar- Ge konusunda çok ciddi çalışmalar yürütmekte ve bu çalışmalar ne-

ticesinde ortaya çıkan CRP malzemesini profillerinde kullanmakta. Diğer firmalar profil içerisinde sac kullanıyorlar. Bu CRP malzemesi kadar kaliteli profil sunmuyor. Ayrıca profillerinin eti kalın ve dolayısı ile sağlam. ADOPEN’in üretimdeki mükemmeliyetçiliğinin özeti kaliteli profilleri üreterek bunu tüketicinin olduğu her yere yaygın bir bayi ağı ile ulaştırarak tüketici memnuniyetini sağlamak. ADOPEN için “kaliteli PVC profil üretmek”; nitelikli hammadde ve en ileri üretim tekniğini, uzman bir ekip ve tecrübe ile iyi bir tesiste kusursuz bir organizasyonla birleştirmektir. ADOPEN tarafından üretilen profiller sevkiyat aşamasına geçmeden önce, darbe dayanıklılığı, köşe mukavemeti, kaynak uygunluğu, sıcakta bekletme sonrası ölçü değişikliği, sıcakta bekletme sonrası davranış, hava şartlarına karşı renk haslığı (yaşlandırma), vicat yumuşama ısısı tayini, charpy darbe dayanımı, hava şartlarına karşı mekanik dayanıklılık gibi testlerden geçirilir. Görünümü, rengi, parlaklığı, boyut ve ölçüleri ve yüzeyi sürekli kontrole tabi tutulur. Doğa şartlarına ve darbeye karşı dayanıklı, rengi solmayan, son-

15


İş Dünyası radan kirlenme yolu ile yüzeyde oluşan lekeleri kolayca temizlenen ADOPEN doğramalarının farkı, kaliteli profil üzerine büyük bir hassasiyetle uygulanan ince ustalık ve ileri üretim teknolojisinin kusursuz bileşiminin sonucudur. Uluslararası normlara uygunluğu nedeniyle Türkiye’den bir çok ülkeye ihraç edilen PVC doğrama sistemi olması ADOPEN’in pencere konusunda bütün dünyanın beklentilerinin tam karşılığı olduğunun kanıtıdır.” ET KALINLIĞI VE ODACIK SAYISINA DİKKAT… Aynı zamanda evlerinde PVC kullanacak vatandaşlara nelere dikkat etmeleri konusunda da önemli ipuçları veriyor: “Bugün müşterilerin üçte ikisi fiyata bakıyor kalite ve malzemeye bakan yok. Ama 6 ay sonra pişman oluyorlar. PVC profilinin et kalınlığına ve odacık sayısına; içerisinde CRP malzemesi ya da destek sacının olup olmadığına dikkat etmek gerekir. Montaj sonrası hizmet de çok önemli. En başta yıllar sonra dahi karşısında muhatap bulunabilecek yerlere iş yaptırılmalı. Kurumsal firmalar tercih edilmeli mutlaka. 50 kuruşluk ekmek alırken gramajına dikkat edilirken evlerde yıllarca kullanılacak binlerce liralık malzeme alınırken üçe beşe bakılarak kalitesine dikkat edilmiyor. Oysa insanımız bilmeli ki ödediği parayı kendi malına veriyor. Kaliteli mal alıyor. Biz çok kar marjı ile para kazanıyor değiliz. Kaliteli malın fiyatı yüksek oluyor. Ucuz etin yahnisi yavan olur. TSE, ISO belgeleri vatandaşımız tarafından ha-

16

len daha sorulmuyor. İnsanların bunları da araştırması lazım. Ama insanlar marka ve kurum yerine merdiven altı üretimleri ucuz olduğu için tercih edebiliyorlar. Yarında bir sorunla karşılaştıkları zaman karşılarında çözüm sunacak muhataplarda bulamıyorlar. Oysa biz kurumsal bir kimlik oluşturmak adına bu yatırımı kente yapmışız. Bugün varız yarında olacağız. Sattığımız ürünlerde Türkiye genelinde kendini kanıtlamış markalara ait. ADOPEN - MAKROWİN - ASAŞ - FİLİZ Çelik Kapı bu markalara kim ne diyebilir? Bu firmalar marka değeri oluşturabilmek adına çok ciddi yatırım yapmaktalar ve isimlerine kara leke sürülmesinin önüne geçmek için kaliteden taviz vermelerini mümkün değil. PVC fiyatları hesaplanırken kalite önemli bir unsurdur. O nedenle kesinlikle ucuz yaptıracağız diye işini bilmeyenlere iş yaptırmayın.” Enerjili verimli kullanma mecburiyeti PVC’yi vazgeçilmez kılıyor. Yazın klimanın soğuttuğu, kışın da doğalgazla ısınan havanın yalıtımı için bire bir. Sektör doğalgaz yakılan Samsun’da bir hayli iyi potansiyele sahip. PVC işi metre hesabıyla ölçülüyor. 100 bin metrelik üretim var vilayette. Bunun 25 bini Egesu’nun. Merdiven altı işletmelerin 30 binlik payı söz konusu. Pastanın kalanı diğer kurumsal firmaların elinde. Özellikle Atakum ve Canik bölgesine iş yetiştirmek çok zor. Murat Bedük, imalatın yüzde 40’nın Karadeniz’in tek büyükşehri Samsun’da tüketildiğini, yüzde 60’ın bölge illerine gönderildiğini belirtiyor. Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

17


Kent

Samsun’daki atalete

anti parantez

13–16 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen Samsun Sempozyumu’nda şehir için birbirinden önemli mevzular konuşuldu. Tebliğler farklı açılardan gelişim ve kalkınmanın şifreleriyle doluydu. Metinler bir kitapta toplanarak ölümsüzleşecek. Ancak oturumları yalnızca orta öğretim öğrencileriyle birkaç kişinin takip etmesi düşündürücüydü. Durum bilgiye ülkemizde atfedilen değerin seviyesini gözler önüne seriyordu aslında. Programın sloganında geçtiği üzere belki parantez açılmıştı ama sanki biraz anti kalmıştı. 18

Sayı 25 / Kasım 2011


Valilik, büyükşehir belediyesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nce (OMÜ) organize edilen programla şehrin her türlü toplumsal, kültürel, ekonomik, coğrafi ve çevresel konularının irdelendi. 21 başlık altında 320 bildiri planlanmıştı. Bunların 292’si sunuldu.

B

ir parantez açıyoruz” sloganıyla 13-16 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen Samsun Sempozyumu’nun misyonu ve sonuçları arasında hangi oranda paralellik oluşacağını zaman gösterecek. Çok mühim konular irdelenmesine rağmen 62 oturumun tümünde de açılıştaki kalabalıktan eser kalmaması bir hayli düşündürücüydü. Valilik, büyükşehir belediyesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nce (OMÜ) organize edilen programla şehrin her türlü toplumsal, kültürel, ekonomik, coğrafi ve çevresel konularının tartışılması ve kayıtların sonraki kuşaklara aktarılması amaçlanıyordu. 5 bin afiş ve 7 bin broşür dağıtılmıştı. 2 bin 50 davetiye ve 3 bin kitapçık basılmıştı. Web sayfası da hazırlanmıştı. 27’si bildiri, 3’ü de oturum başkanlığı için özel davetli statüsündeki 30 bilim adamı da oradaydı. 21 başlık altında 320 bildiri planlanmıştı. Bunların 292’si sunuldu. Atatürk Kültür Merkezi (AKM), OMÜ Kurupelit Kampüsü ve Canik Kültür Merkezi’nde söz alan tebliğcileri

Sayı 25 / Kasım 2011

maalesef yalnızca orta öğretim öğrencileriyle birkaç kişi dinledi. Vali Hüseyin Aksoy, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Gökten, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, ÖMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, TSO Başkanı Salih Zeki Murizoğlu, Adalet Eski Bakanı Hikmet Sami Türk, siyasetçiler, kamu kurum müdürleri, bilim adamları ve iş dünyasından isimlerin katıldığı açılışta şehir vekillerinin eksikliği dikkatlerden kaçmadı. Ankara’daki yoğun gündemi sebebiyle sempozyuma video konferans yöntemiyle iştirak eden Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, “Samsun’un değişim gerçeğine el birliği ile devam edeceklerini” belirtip, “Samsun Sempozyumu’nun neticesinde, Samsun önünü daha iyi görecek.” diyordu. Vali Aksoy, Kurtuluş Savaşı simgeliğine işaret ettiği şehrin tarihi önemine de değindi. OMÜ Rektörü Prof. Dr. Akan, “ Biz Samsun’u seviyoruz.” derken, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Bahaettin Yediyıldız ise vilayetten “iyilik ve hayrat şehri’ diye söz ediyordu. Büyükşehir Başkanı Yılmaz da “lojistik şehri”

özelliğini ön plana çıkarıyordu. Adalet eski Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Türkiye’de şehircilik yapısının bozukluğuna işaret ediyordu: “Arsa spekülasyonculuğu ve arsadan bina yapmak, para kazanmak uğruna yapılan çeşitli etkinlikler, şehircilik bilimini engelliyor.” Türkiye’de evlere yönelik buldozer benzeri yıkım fikriyle yaklaşıldığını dile getiren Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tunçer, Samsun’da önceki kentsel kimlik ve yeşilin mutlaka korunması; fazla konutun önüne geçilmesini ve bilhassa küçük konuta ağırlık verilmesi gerektiğini kaydediyordu. TEKNOPARK TEMELİ YILBAŞINDAN ÖNCE ATILIYOR… OMÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Samsun Teknopark Proje Sorumlusu Prof. Dr. Fehmi Yazıcı’nın sunum konusu üniversitenin Kurupelit Kampusu’nda konuşlanacak ‘Teknopark’ idi. Kabinenin 28 Temmuz 2009 tarihli hakkındaki kuruluş kararı 4 Eylül 2009’te resmi gazetede

19


Kent

yayınlanan teknoparka ait imar planları 2010 yılı aralığında bakanlığa iletiliyor. Onay işlemi tamamlanan plan için Atakum Belediyesi’ndeki 20 günlük askı süresinin ardından ihale aşaması başlıyor. Temelin 2012 yılı öncesinde atılması öngörülüyor. LOJİSTİK KÖY İÇİN 5 ALTERNATİF YER… OMÜ Endüstri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Elevli’nin sempozyumda bildirdiğine göre “Lojistik Köy Alternatif Alanları” için 5 ayrı yer belirlenmiş durumda. Prof. Elevli, “Samsun Lojistik Köy Yeri Alternatiflerinin Çok Boyutlu Amaçlar Doğrultusunda Değerlendirilmemesi” başlıklı sunumunu dile getirirken, şehrin lojistik merkezliği yönündeki çalışmalarda önemli mesafeler kat edildiğini belirtti: “Puanlamalar yapılmaktadır. Lojistik köy yapımına karar verdikten sonra 5 bölge ortaya konulmuştu. Tekkeköy yolu üzerinde

20

800 dönümlük yerde iç kesimde birinci tercih yapıldı. Burası, birinci sınıf tarım arazisi. İkinci yer olarak tersanenin bulunduğu alanda tamamı kamu arazi birinci sınıf tarım arazisi, üçüncü yer havaalanının kuzey doğusundaki yer 600 dönümlük kamu arazisi, dördüncü Karayolları ile mevcut OSB arasında özel şahsa ait yer. Beşinci yer olarak otogar bölümünde Toybelen’e yakın bir noktada yer belirledik.” AKDENİZ-KARADENİZ TAŞIMA KORİDORU… Lojistik uzmanı Atilla Yıldız Tekin de, Samsun’un bu alandaki merkezliği hususunda icra edilmesi gerekenlere dair bilgiler aktardı: “Samsun odaklı eylem planında Akdeniz - Karadeniz taşıma koridorunun oluşturulması gerekmektedir. Otoyol, demiryolu ve boru hattı geliştirilmeli. Başlangıç bitiş tesis kapasiteleri Samsun, Mersin ve İskenderun olarak belirlenmelidir. Ara hatta dikey

aktarım istasyonları yapılmalıdır. Demiryolu terminalleri özelleştirilmelidir. Taşıma hızı artırılmalıdır. Lokomotif ve vagon eksikliği giderilmelidir. Samsun’a üçüncü çevre yolunun yapılması gerekmektedir. Limanlara demir yolu bağlantısı yapılması ve ÖTV avantajının yaygınlaştırılması gerekli.” “LİMAN BÜYÜK HİNTERLANDA SAHİP” Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Ersin Moral da deniz ticaretindeki payına değindiği 19 Mayıs Şehri’ndeki limanın hinterlant büyüklüğüne dikkatleri çekti: “Samsun dış ticaret açısından istenilen atılımı yapamadı. Eskiden iyi derece hizmet verilemiyordu. Yeni dönemde atılım yapılacak. 5 ürün liman kapasitenin yüzde 75’ini oluşturuyor. Türkiye’de 348 milyon ton kapasitenin yüzde 2’sini Samsun karşılıyor. İstenilen oranda yük payına sahip değil. Samsun’da 3 büyük liman var.” Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

21


Kent Araştırma Görevlisi Hasan Özgen, sözü edilen modern lojistik köyün 21’inci yüzyıl ekonomisine entegrasyonu üzerine yoğunlaşmıştı: “Lojistik kümeler uluslararası akreditasyon ve denetim kolaylığı sağlayacaktır. İller gerekli destek verilmediğinden kendi lojistiklerini oluşturmaktadır. Bu hukuksal ve uluslararası alanda dezavantajları oluşturulmaktadır. Yönetmelik plan hazırlanmalıdır. Samsun ulusal ve uluslararası taşımacılığa hazır değil. Bölge için uluslararası alanda işbirliği yok, nitelikli personel istihdamı diğer personele göre az. Ekipman ve teknoloji dezavantajı olmamasına rağmen uygun kullanımlar yoktur. STK tam aktif değildir. Coğrafi konumu itibariyle ortak lojistik merkezi Samsun’da olabilir. Yüksek potansiyeli vardır. Bölgeye açılan kapı konumundadır. Samsun Limanı Karadeniz’in en büyük limanıdır. Entegre lojistik merkezini oluşturmalıdır.”

geneli ve çevre şehirlere ulaşan firma sayısı da az sayılmaz. Sadece kalkınmaya dönük mevzular tartışılmıyor Samsun’da. OMÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Akın Temur’un bunların en hassaslarından birine ilişkin görüşü şöyleydi” Amazonların Samsun’da simgeleşmesiyle ilgili Amazon heykellerinin yapılmasını, Samsun’un amblemi olan 19 Mayıs 1919’u simgeleyen at üstündeki ‘Atatürk Heykeli’ni gölgelemek ve ikinci plana düşürmek gayreti olarak görülmesi tamamen tutarsızca bir görüştür.” SAMSUN’UN YERLİSİ KİM?

Prof. Dr. Mehmet Yavuz Erler’in başkanlığındaki oturumda ağırlıkla Samsun’un sosyal problemleri konuşuldu. “Samsun Şehrinin Yerlisi Kim?” içerikli bir sunum yapan OMÜ Öğretim Elemanı Tevfik Yılmaz Demir, bir kişinin şehre intisabını, sağladığı katkının belirlediğini vurguladı: “Samsun’a kim değer katıyorsa Samsunlu odur. Kişi Vanlı olabilir, Trabzonlu olabilir, Konyalı olabilir önemli olan şehir için bir mücadele vermesidir.” Kavak’taki Anadolu Lisesi ve öğrenci yurdunu inşa ettiren Elazığlı bir işadamı daha fazla Kavaklıydı bu teze göre. Sempozyumda elde edilen tüm veriler kitap haline gelecek.

İMALAT SEKTÖRÜNÜN HALİ… OMÜ Fen Bilimleri Enstitüsü İstatistik Bölümü Öğretim Üyesi Naci Murat’ın Ekonomi ve Ticaret oturumundaki ‘Samsun İmalat Sektörü Envanter Çalışması’ başlıklı semineri de ehemmiyet arz ediyordu. Çalışmaya göre vilayetteki işletmelerin 4’te 3’ü şahsi sermayeli, önemli bir miktarı da 10 yaşından genç. Çoğu kurumsallaşma sorunu yaşıyor. Veriler ortaklık kültürünün gelişmediğini ortaya koyuyor. İşletmeler yüzde 72,20’si ferdi mülkiyet; yüzde 19,20’si limitet şirket; yüzde 4,90’ı adi ortaklık; yüzde 3,10’u anonim şirket ve yüzde 0,50’siyse kolektif şirket hüviyetinde. Sektörde şu iş kolları öne çıkıyor: Gıda ürünleri, mobilya, ana metal sanayi, başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipman, mobilya haricindeki ağaç ve mantar ürünleri, kauçuk ve plastik ürünleri, diğer metalik olmayan mineral ürünleri, makine ve teçhizat hariç fabrikasyon metal ürünleri, giyim eşyaları ve tekstil. İstihdam edilen personelin yüzde 78,5 erkek. Firmaların büyük çoğunluğu bulunduğu beldeye hizmet veriyor. İl

22

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

23


Kent

24

Say覺 25 / Kas覺m 2011


FOTOĞRAF

: DR. M. HAKAN ÖZSARAÇ

Foto kritik fotoğraf gurubuyla çıktığımız Vezirköprü gezisi esnasında örümcek ağına düşmüş olan bu çiseler tarifi zor duygular oluşturuyor insanın ruhunda. Sayı 25 / Kasım 2011

25


Yaşam

Bir zamanlar fotoğrafçılar vardı, en güzel anlarımızın şahidiydi onlar…

Önceleri hayatı ölümsüzleştiriyorlardı, şimdi ölüm sessizliği içindeler Daha önceleri Samsun’da 100’ün üzerinde fotoğrafçı varken günümüzde sadece 40 veya 50’sinin ayakta kalmayı başardığını görüyoruz. Mesleği icra edenlerin sayısının yarı yarıya düşmesi yüzünden Samsun Profesyonel Fotoğrafçılar Derneği’ne dönüştürülmüş Samsun fotoğrafçılar odası. Çünkü sayı odalık için kâfi değil, dernek statüsüne yetiyor. Dernek Başkanı Ömer Altay sadece dijital teknolojiyle sarsılmadıklarını, kendilerine asıl ağır darbeyi 2008 yılı küresel ekonomik krizinin vurduğunu söylüyor.

I

şık yardımıyla iz bırakmaktır, fotoğraf sözcüğünün anlamı… Kökeni eski Yunan’a dek uzanır. Fotoğraf çekme işinin temelinde, “gümüşün ışıkla etkileştiğinde kararması” bilgisi yatar. Karanlık kutularda, yani sonradan geliştirilecek kameraların ilk haliyle, birbirinden habersiz nice deneylere imza atar onlarca kişi. 1813’de Joseph Nicepore Niepce ışığa duyarlı bir levha üzerinde, kalıcı görüntüler elde etmeyi başarır. Ancak ışıklanma sekiz saat sürmektedir. Meraklıları detaylı tarih-çeye, kısa bir internet sörfüyle rahatlıkla ulaşabilir. Artık fotoğraf makinesinin cep telefonlarına sığdırıldığı bir dönemde-

26

yiz. Eskiden son derece itibara sahip ve yüksek kazanç sağlamasının yanı sıra; ustalık da gerektiren fotoğraf sanatını ve zanaatı çoktandır ölüm döşeğinde. Öldü demekte de bir beis yok açıkçası. Siyah beyaz fotoğrafçılık, renkli baskı teknolojisine, o da dijital devrime yenik düştü. Dijital hayatımızın her alanını kaplamadan evvel, fotoğraf çektirmenin özel bir anlamı vardı herkes için. Şimdi kareleri karta bile bastırmıyoruz. Albümlerin yerini CD’ler aldı. Vesikalık resim de tarih oldu neredeyse. Önceleri doğum günlerini dahi fotoğrafçılar gelip görüntü-lerdi. Bayramlarda ve kimi hususi günlerde

fotoğraf stüdyolarına gidilerek poz verilirdi. Şimdilerde düğün ve nişan gibi ömürde bir kere yaşanan olaylarda görebiliyoruz fotoğrafçıları. Evlenenlerin gelinlik ve damatlıkla stüdyo çekimleri de canlılığını koruyor bir nebze. Bu süreçte fotoğrafçılık mesleğini icra edenlerin önemli bir çoğunluğu yarıştan koptular, bunu hiç dilemeseler de. Fakat yine de değişik atraksiyonlarla gemisini yüzdürüyor bir grup meslek erbabı. Teknolojinin nimetlerini işlerine uyarlamayı başaranlar ayakta kalıyor. Yastıklara, doğum günü pastalarına, puzlle, duvar saatlerine, halılara ve sihirli kupalara fotoğraf basılması buna güzel bir örnek. Çok iyi bir buluş. Özel bir hediye çeşidi hakikaten. Sayı 25 / Kasım 2011


Ali Öztürk, 1960 yılından beri fotoğrafçılıkla uğraşıyor Samsun’da. Mesleğe 19 yaşında üçayaklı alaminüt makinesiyle Atatürk Anıtı önünde hatıra fotoğrafları çekerek merhaba diyor. Bu işi yapanlara şipşakçı denirmiş o dönemde. 1955’te köyünden şehre gelen Öztürk, bir çok işte çalışır. 1957’de Samsun’dan İstanbul’a gider. Bir akrabası fotoğrafçıdır. Fotoğraf makinesini ilk orada görür. Gizlice kendisi de bu işi yapmak ister ama hemen yakalanır. Nereden bilsin makinenin içinden fotoğrafın alınması gerektiğini! Tekrar Samsun’a döndüğünde kafasında ve kalbindeki tek iş fotoğrafçılıktır. İşin raconlarını öğrenmiştir henüz mesleğe tam atılmadan. Film banyo ediyormuş havası uyandırmak için ellerini yeşil ceviz kabuğuyla boyar. Böylece fotoğrafçı yanında çalıştığı imajı uyandırmayı amaçlamaktadır. Ali Öztürk kendine en ucuzundan 6/9 bakalit bir fotoğraf makinesi de edinir bu arada. Foto Arif Çelik’in yanında işe başlar. Fotoğraf aşkı ile Öztürk arasına bu defa da babası girer. Babaya göre bu iş günahtır. Bu engeli de aşar zamanla. Atatürk anıtının etrafında konuşlanan oyuncak arabalar ile bayramlarda ve hafta sonlarında çocukların fotoğraflarını çektirmek modadır. Öyle bir talep oluşuyordur ki, yetişmekte güçlük çekilir. Köylüsü ve kentlisi için de önemli imiş o zamanlar fotoğraflanmak. Çektirdikten sonra kartı almak için bir hafta da beklenirmiş. Cep telefonundan çekilen fotoğrafın bilgisayayara yüklenerek görebildiği, e-mail yoluyla bir saniyede her yere gönderebildiği bir çağda, bu bekleme süresi çok çok uzun geliyor insana. Hatırlı müşteriler iki güne indirebiliyorlarmış süreyi. Esasında iş 2 saatte sonuçlanıyormuş. Fotoğraf sahiplerinin niçin 7 gün oyalandığını hala çözemediğini söylüyor Ali Öztürk. “Ustalarımızdan öyle gördük. Öyle yaptık.” diyor. Günümüzün photoshop benzeri uygulamaları da o zamanların kara kalemcilerince siyah boya, ispirto türü malzemeler ile icra edilirmiş. Öztürk, teknolojiye yenilse de 15 M2’lik stüdyosunda ayak diriyor hala; var olmaya çalışıyor. Hususiyetle siyah beyaz fotoğraf banyo ettirmek için gelen üniversite öğrencileri ve Diş hekimlerinin getirdiği röntgen filmlerinin tabıyla geçiniyor. “Uzatmaları oynuyoruz artık.” sözleriyle niteliyor durumunu. Sayı 25 / Kasım 2011

Ali Öztürk

Ali Öztürk Atatürk Anıtı önünde şipşakçılık yaparken

Ali Öztürk alaminüt makine ile resim çekerken

1966’da Havza’da da dükkan açan Ali Öztürk, “İşimiz Almanya gibiydi o zaman. Havza benim için Almanya idi.” diye konuşuyor. Havza’dayken 1970’te dükkânına uğrayan bir gurbetçi Öztürk’e Hollanda’da gördüğü renkli fotoğraf basan makineden ve negatiflerin de karanlık oda dışında pozitif resme dönüştürüldüğü teknolojilerden bahseder. Öztürk, bunlara inanmaz, inanamaz. Öztürk karanlık oda dışında bir fotoğrafçılığın olabileceğini düşünemez. Havza’dan sonra Samsun’a dönerek o yılların en işlek ticari caddesi Meşrutiyet’te bir dükkan işleten Öztük, halen aynı yerdedir. Caddenin hareketli yaşantısına hürmeten yerinden kımıldamamış.

27


Yaşam cep telefonlarında var. Bütün bunlar tartışmasız fotoğrafçılık mesleğine ağır darbeler vurdu. Fakat, dijital teknolojinin getirdiği avantajlarda var. Eskiden film maliyetimiz, yıkama maliyetimiz vardı. Yıllarca kazandığımız 10 liranın 9 lirası bu maliyetler için gitti. Dijital ile yarı yarıya düşen müşterilerimiz kadar maliyetlerimizde yarı yarıya düştü.”

Ömer Altay

Ömer Altay’ın çok önemli bir uyarası da var kesinlikle dikkate almaya değer: “Bilgisayara ve CD’lere yüklenen fotolara kimse bir kere dahi açıp kimse bakmıyor. Oysa eskiden Pazar günleri kişi fotoğraf albümleri ve bir fincan kahvesini eline alıp zamanda yolculuğa çıkardı. Bunun ileride müşteri sıkıntısını yaşayacak. Bastırılmayan bu fotoğraflar bozulan CD’ler, virüs giren hard disk veya usb’ler ile yahut çöken bilgisayarlar ile kaybolup gidecek. İnsanlar bir bakacaklar ki maziye dair ellerinde hiçbir şey kalmamış. Onlara eski günleri anımsatacak rahmetli olan yakınlarını yeniden hatırlatacak her şey kaybolup gidecek.”

Fotoğrafçılık mesleği dijital fotoğraf makineleri cep telefonlarındaki fotoğraf ve video çekim özellikleri çıkana dek sürdürüyor mevcudiyetini. Fakat dijital teknolojisi ile resimlerin artık bastırılmadan bilgisayar ve CD’lerde muhafazası mesleğe iyice darbe vuruyor. Fotoğrafçılar Odası’nın dernek statüsüne gerilemesi hali çok iyi anlatıyor. Çünkü oda için gereken sayıda meslek erbabı yoktur şehirde. Elektronikçiler odasına bağlı çalışıyor ayaktakileri. Samsun Profesyonel Fotoğrafçılar Derneği Başkanı Ömer Altay, Samsun’un en eski fotoğrafçılarından merhum Bahri Altay’ın oğlu ve Foto Bahri’nin sahibi. 1958 yılında kurulmuş bir işletme Foto Bahri. 50 yıldır da aynı dükkânda hizmet veriyor. Daha önceleri Samsun’da 100’ün üzerinde fotoğrafçı varken günümüzde sadece 40 veya 50 civarında kalmış.

28

Bu mesleği icra edenlerin sayısının yarı yarıya düşmesi ile Samsun Profesyonel Fotoğrafçılar Derneği’ne dönüştürülmüş Samsun fotoğrafçılar odası. Dernek Başkanı Ömer Altay sadece dijital teknolojiyle sarsılmadıklarını, kendilerine asıl ağır darbeyi 2008 yılı küresel ekonomik krizinin vurduğunu söylüyor: “Dijital teknoloji bizi elbette ki fazlası ile olumsuz yönde etkiledi. Örneğin eskiden insanlar doğum günlerinde, diğer özel günlerinde bizleri evlerine davet eder fotoğraf çekinirlerdi. Biz bu işlere yetişmekte zorlanırdık. Genç kızlar ve erkekler gelir sevgililerine vermek için artistik pozlar çekinirlerdi. Amatör fotoğraf çekenlerde gelir filmlerini getirerek fotoğraf bastırırlardı. Günde 15-20 makara film gelirdi baskı için. Şimdi dijital çekiyorlar CD veya bilgisayarlarında muhafaza ediyorlar fotoğraflarını. Kimse bastırıp albümüne koymuyor her şey sanal oldu. Sevgililerin fotoğrafları da birbirlerinin

Altay eskiye dair anılarını gözünün önünden geçirdiğinde, en çok bayramlarda şık bayramlıklar ile ailelerin gelerek hatıra fotoğrafı çektirmesini hatırlıyor. Bayram günlerinde fotoğrafçılar iş yetiştiremezlermiş. Günümüzde bu sayının git gide düştüğünü ve yok olmaya yüz tuttuğunu anlatıyor. Bayramlardaki aile birlikteliği, evlerdeki dijital makineler ile ölümsüzleştirilir olmuş. Fotoğraf; bastırılmadan para harcanmadan bilgisayarda muhafaza edilen bir ölümsüzlük. İnsanlar ekonomik sıkıntıların getirdiği külfetler altında fotoğrafa para vermemek için bu yöntemlere başvursalar da tarihin ve geçmişimizin en önemli belgeleri fotoğraflar aslında. Fotoğrafçıların şu an tek ayakta kalabilmelerini sağlayabilen işleri düğün, nişan sünnet gibi günlerde çekilen fotoğraflar. Özellikle gelin damat fotoğrafları en önemli gelir kaynağı. Fakat bunda da uzunca bir süredir sıkıntı belediyelerin işlettiği düğün salonlarında dernek üyesi vergi levhası ile gerçekten fotoğrafçılık mesleğini sürdürenlerin çalışamaması. Sayı 25 / Kasım 2011


Reklam 9

Say覺 25 / Kas覺m 2011

29


Yaşam Yahya Aktaş 1969 yılında kurulan Foto Aktaş’ın şu anki varisi. Babası Hasan Aktaş doğum yeri Trabzon’un Araklı ilçesinin Bereketli adı verilen köyünden Samsun’a göçüyor. Bu köyün yüzde 90’ına yakını fotoğrafçı imiş. Bu nedenle köy fotoğrafçılar köyü olarak da bilinmekte imiş. Hasan Aktaş alaminütçülüğü 1939-40 yıllarında öğrenir. Hasan Aktaş’ın oğulları Harun, Davut ve Yahya Aktaş da babalarının yolundan gitmişler. Gazeteciliğe ilkin Yahya Aktaş niyetlense de, meslek Davut Aktaş’a nasip olmuş. Davut Aktaş fotoğrafçılıkta Samsun’da eline su dökülemeyecek isimlerden biri. Bu alanda birçok ödüle layık görülmüş. Baba Hasan Aktaş’ın vefatının ardından Foto Aktaş’ın başına Harun Aktaş geçer. Harun Aktaş’ın vefatının ardından ise

Yahya Aktaş’dadır bayrak. Yahya Aktaş, babasının fotoğrafçılık dönemleri anlatırken, Hasan Aktaş’ın kendi imali üçayaklı alaminütçüler makineyle gezmedik köy-ilçe bırakmadığını kaydediyor. Hasan Aktaş’ın eli marangozluğa da yatkın olduğundan alaminüt sandık üretip satarmış. Yahya Aktaş eski fotoğrafçılık mesleği ile şimdikinin kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu söylüyor. Günümüz fotoğrafçılığı ciddi teknoloji alt yapıları gerektiren günübirlik gelişmeleri takip isteyen bir hal aldığını belirtiyor: “On binlerce Euro verip aldığımız baskı makinelerinin sürekli olarak yenisi çıkıyor. Bir önceki baskı makinemizi hurda demir fiyatı üzerinden kilo hesabı ile sattık. Gazi caddesi üzerinde bulunan meslektaşlarımızın her birinde bir baskı makinesi var yani 15-20 me-

tre mesafe ile onlarca baskı makinesi. Bu maliyet hepimizi bitiriyor. Oysa bir araya gelerek ortak laboratuarlar oluştursak maliyetlerimiz düşse daha sağlam durabiliriz. Yabancı büyük firmalar bu cihazları her bi-rimize satarak zengin olurken biz bu maliyetleri karşılamak için çırpınıp duruyoruz. Ama bir türlü bir araya da gelemiyoruz.” Bu açıdan bakıldığında sadece dış etkenlerin değil fotoğrafçılarında kendi kendilerine verdikleri zararlar gün yüzüne çıkıyor. Aktaş Fotoğrafçılık’ın bugünlerde halen daha ayakta durabilmesini, işlerine verdikleri ehemmiyet ve yatırıma bağlıyor: “Aktaş Fotoğrafçılık teknolojiye yatırım yapan ve yakından takip eden bir işletme. Gelecekte de sadece işine yatırım yapan ve yenilikçi meslektaşlarımız ayakta kalabilecek”

Yahya Aktaş, “Aktaş Fotoğrafçılık teknolojiye yatırım yapan ve yakından takip eden bir işletme. Gelecekte de sadece işine yatırım yapan ve yenilikçi meslektaşlarımız ayakta kalabilecek” diyor.

30

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

31


Sağlık

Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Emin Dinççağ’dan

Dinç kalma tiyoları Mevsim geçişleri her zaman insan sağlığını etkiler. Havaların giderek soğuduğu bu aylarda solunum yolu hastalıklarına azami dikkat gerekiyor. Temizlik ve hijyen bulaşıcılığın temel çözümüdür. Sıvı jellerin yerine sabun tercih edilmeli. Eller sık sık her birinde üç beş dakika bol suyla sabunlanarak yıkanmalı. Yaşlılar, diyabetliler ve kronik hastalık sahipleri mutlaka grip aşısı vurulmalı. Mevsime göre beslenme yok. Genel ilkeler her zaman geçerli. Ancak mevsim meyve ve sebzeleri direnci artıran en etkin yöntem.

G

üneşli, insanı pozitif etkileyen, cıvıl cıvıl yaz günleri geride kaldı artık. Tatil mevsimi, başka bir deyişle rehavet dönemi bitti. Yeniden iş stresiyle yüz yüzeyiz. Gündüzlerin kısaldığı, gecelerin uzadığı zaman dilimindeyiz. Serin, yağışlı, bazen de kasvetli havalarla yaşayacağız son bahar boyunca. İklimlerin geçiş döneminin tesirindeyiz. Hem fiziki, hem de psikolojik yönden.

32

Yaz tatilinden dönüş her kişide moral ve motivasyonu törpüleyici rol oynar. Çocuklar okula, büyükler işe başlar. Ciddi bir çalışma atmosferine girilir. Daha gerilimli, tahammülsüz ve sıkıntılı bir ruh haline bürünür kişilikler. İşte bu sebeple hazan mevsimi denir sonbahara; hüzün hükümrandır. Romantizm ve duygusallık artar bu aylarda. Havaların soğumasıyla solunum yolu enfeksiyonları sıklaşacak. Grip

vakıaları alıp başını gidecek. Boğazlar ağrıyacak. Ateşle kavrulacağız, vücutlarımız kırgınlaşacak. Öksürük ve aksırıkla kesilecek sözlerimiz. Havayla yayılan hastalıklar salgın turnelerine koşacak okul okul. Unutulmamalı, ihmal edildiğinde her bronşit zatürree adayıdır. İşte size Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Emin Dinççağ’dan basit ama etkili yöntemler… Sayı 25 / Kasım 2011


İLLA DA TEMİZLİK VE HİJYEN… Havaların ani soğuması direnci azaltır. Böylece kolayca hastalanırız. Havaların serinlemesiyle, mevsime uygun giyinmeli, bol sıvı almalıyız. Kapalı ortamları sık sık havalandırmalıyız. El temizliğine de azami özen. Her biri en az üç beş dakika, sık sık sabunlamalıyız ellerimizi. Herkes kendi havlu ve atkısını kullanmalı. Hastalığı bulaştırmamak için kimsenin yüzüne karşı aksırıp, öksürmemeliyiz. C vitamininin koruyuculuğu bilimsel netlik kazanmadı ama anti oksidan içeren taze meyve ve sebzeler vücuttaki direnci destekler; faydalıdır. Bol sıvı tüketiminin yanı sıra, ıhlamur gibi doğal ve denenmiş içecekler sonbahar ve kış boyunca elden düşürülmemeli. Ihlamuru tarçın ve limonla zenginleştirilebilir. Solunum yolu enfeksiyonuna yakalananlar hekime başvurmalı ve önerilen ilaçları kullanmalıdır. Gelişigüzel antibiyotik içimi, faydadan ziyade zarardır. Ateş, boğaz ağrısı, öksürük gibi şikâyetler okul çocuklarında beta

hemolitik streptokok salgınına işaret edebilir. Kalbe vuran romatizma riski dolayısıyla küçük yaştakilerde daha titiz davranılmalı. Hekim kontrolündeki penicilin tedavisi kalp romatizmasını önler. GRİP AŞISI! Yaşlı, diyabetli, kronik hastalara grip aşısı şart. İş günü kaybının öne çıktığı mesleklerde de tavsiye ediliyor bu aşı. Hamilelere grip aşısı uygulanmaz. Sonbaharda kızamık, kızamıkçık gibi virütik hastalıklar da atağa geçer. Genel hijyen kuralları, hastanın toplumdan uzak duruşu ve evdekilerden izolesiyle yayılma engellenebilir. Okul çocukları daha fazla hastalanır bu aylarda. Birden çok öğrencide üst solunum yolu hastalığı, ishal görülebilir. Bu vaziyette çocuk derhal hekim kontrolünden geçirilmeli ve iyileşene dek arkadaşlarından ayrı tutulmalıdır. Sağlığın korunmasında tuvalet hijyeni büyük önem arz eder. Okul tu-

valetlerine bol su ve sabun temin edilmeli, çocuklara temizlik öğretilmelidir. İshal, sarılık, parazitler hastalıklar ve heliko bakter pilori (mide ülseri mikrobu) hijyen eksikliği ile bulaşır. Kimyasal madde içeren jeller tercih edilmemeli. Alerji ve gelişimi engelleme marazı doğurabilir. Eller bol su ve sabunla usulüne uygun yıkanmalı. Okul aşıları zamanında tatbik edilmeli. Öğrenciler aşının yararına dair bilinçlendirilmeli. MEVSİMLER DEĞİŞİRKEN Ani ısı değişiklikleri vücuttaki direnci zayıflatarak hastalılara zemin hazırlar. Mevsime göre beslenme yoktur. Genel kurallar her ay geçerli. Günde 3-5 defa mevsim meyvesi ve sebzesi yenerek direnç güçlendirilebilir. Bu hastalıklardan koruyucu en etkin metottur. Sağlığı yitirmemenin diğer bir kaidesi de sıvı tüketimindeki cömertliktir. Süt, ayran, meyve suyu türü likitler de bolca içilmeli. Ancak kolalı ve gazlı içeceklerden mümkün mertebe uzak durulmalı.

Ateş, boğaz ağrısı, öksürük gibi şikâyetler okul çocuklarında beta hemolitik streptokok salgınına işaret edebilir. Kalbe vuran romatizma riski dolayısıyla küçük yaştakilerde daha titiz davranılmalı. Hekim kontrolündeki penicilin tedavisi kalp romatizmasını önler.

Sayı 25 / Kasım 2011

33


Kültür - Sanat

Binlerce yıllık yarendir o bizi yara götüren…

Aşktır saz, naza gelmez Saza adım atacaklara imalat ustası Ahmet Balcı’dan kulağa küpelik tüyolar: “Saz çalmaya merak salan bir kişi tınıları ve sesi güzel olan bir sazla bu işe başlarsa hevesi de artıyor. Fakat bu tür Çin’den gelen ve ne yaparsanız ne kadar iyi çalarsanız çalın o armoniyi yakalayamayacak olan sazlar şevk kırıyor. Fabrikasyon üretimde malzemenin kurutulması beklenemiyor. Çünkü fabrika boş kalamaz ve yaş malzeme işleniyor. Oysa biz aldığımız malzemeleri 3 sene depomuzda bekletiyoruz.”

T

ürk Halk Müziği’nin baş enstrümanıdır saz. Uzun saplısına saz, kısalısına ise bağlama denir. “Saz çalmaya merak salan bir kişi tınıları ve sesi güzel olan bir sazla bu işe başlarsa hevesi de artıyor. Fakat bu tür Çin’den gelen ve ne yaparsanız ne ka-

34

dar iyi çalarsanız çalın o armoniyi yakalayamayacak olan sazlar şevk kırıyor.” diyor, imalat ustası Ahmet Balcı. Sazın gövdesi genellikle kestane ve dut ağacından yekpare oyularak elde ediliyor. Gövdeye yerleştirilen kapak çam, eklenen sap ise gürgen

ağacından. Sap ve yanların süsleri de ceviz ve sedef ağaçlarından. Altı, sekiz ya da on iki tellidir. Tezene adlı kiraz ağı kabuğundan imal mızrapla çalınır. En küçüğüne cura, orta boya bağlama, üçer üçer dizilmiş on iki tellisine de meydan sazı veya çöğür ve aşık sazı da denir. Sayı 25 / Kasım 2011


Çok önceleri telli sazlar el veya okla (yay) çalınırdı. Birçok saz ve bağlamada bunu görürüz. Telin niteliği sazlarda çok önemli. Araştırmalara göre ilk teller at kılından. Uzunca bir süre bu madde kullanılır. Ardından bağırsak tel devreye girer. Sonraları ipek teller de takılır sazlara. Nihayetinde metalde karar kılınır. Ancak at kılı her dönemde varlığını sürdürür, şimdi de. Metal tel, tını ve icra tekniği yönünden çeşitli değişimler getirir saza. Saz boyları büyür, ağaç göğsü kullanılır, elin yanı sıra pena, mızrap ya da tezene ile de çalınır. Mızrap (tezene) Anadolu sazı ve müziğini etkiler. Mızrapla sazların tel sayıları artar. Tellerin tümü metal, ses tablosu da (göğüs) ağaçtandır artık. Mızrapla vuruş kalıpları da şekillenmeye başlar öte yandan. Müziğin genel karakteri bu kalıpların belirleyici güdümüne kilitlenir böylelikle. Zamanla, el ile çalma tamamen bırakılır. Bağlama mızraplı bir sazdır anlayışı yerleşir.

Sazın başlangıcı bir ağaç kütüğüdür sadece. Gerisi zanaatkarın el emeği göz nuru; sanatkarın da parmaklarındaki hünerdir.

Bağlama ve sazda Cumhuriyet’ten sonra da mühim gelişimlere şahit olunur. Müzik sektörleşir. Bağlama ve saz üretimi de. Her çeşit teknik ve malzemeden faydalanılır imalatta. Radyo anlayışı, farklı özelliklerdeki birçok yöre müziğini tek bir yapıda birleştirmeyi amaçlar. Bağlamaya değişik koma nispetlerinde perdeler bağlanır. Bu alışkanlığa dönüşür gittikçe. El ile bağlama çalma geleneği Anadolu’da başta Teke yöresi Yörük Türkmenleri; orta, güney ve doğu Anadolu’daki Alevi-Bektaşi topluluklarıyla az da olsa Gaziantep Oğuzeli yöresi Türkmenlerinde hala yaşar. Saz denildiğinde Samsun’da akla ilkin 5 yıl kadar önce vefat eden Ömer Sinop gelir. Yıldıray Çınar ve Orhan Gencebay da temel saz eğitimini ondan almıştır. Ahmet Balcı, 1980 yılından beri saz ustası. 40 yıllık usta babası Süleyman Balcı da çalma merakından ötürü mesleği Sinop’un yanında öğrenir. Babadan geçen mesleği oğluna taşıyan Ahmet Balcı mesleğine aşık: “Sevmesem bunca yıldır, 1980 yılından beri yapmazdım bu işi. Mesleğime aşık ve seven bir insanım. Baba mesleği diye değil, aşkla yapıyorum.”

Sayı 25 / Kasım 2011

35


Kültür - Sanat

Evet son yıllarda saza ilgi ve merak artıyor. Ancak fabrikasyon ucuzuna rağbet, el imalatçılarına negatif tesir ediyor.

İyi sazın özellikleri cezp ediyorsa, ustaya kulak verin: “İyi saz dut ağacından oyularak yapılırmış. Malzemenin kuru olması da çok önemli imiş. İyi sazı ancak bu işte ustalaşmış kişiler anlayabilir, aksi takdirde saz çalmaya merak salan amatörlük aşamasındaki kişilerin saz yapan ustaların sözüne güvenmekten başka ellerinden bir şey gelmezmiş. Saz ustalarının en büyük sıkıntısı ise artık hayatın her alanında el emeği göz nuru tabirini sonlandıran fabrikasyon üretim.” Şöyle devam ediyor Balcı; “Şimdi büyük marketlerde dahi saz satılmakta. Çin’den gelen ve çok ucuza satılanları dahi var. Vatandaş fiyatına aldanarak bu ucuz sazları almakta. Herkes kesesine göre hareket ediyor elbette ama bu tür sazları alanlarında sonu hüsran oluyor. Saz çalmaya merak salan bir kişi tınıları ve sesi güzel olan bir saz-

36

la bu işe başlarsa hevesi de artıyor. Fakat bu tür Çin’den gelen ve ne yaparsanız ne kadar iyi çalarsanız çalın o armoniyi yakalayamayacak olan sazlar şevk kırıyor. Fabrikasyon üretimde malzemenin kurutulması beklenemiyor. Çünkü fabrika boş kalamaz ve yaş malzeme işleniyor. Oysa biz aldığımız malzemeleri 3 sene depomuzda bekletiyoruz. Aldığımız malzemeyi doğrudan mamule çeviremiyoruz. Yatırımımızın karşılığını ancak uzun seneler sonunda alabiliyoruz. Bunun yanında bizim sazlarımızın her birinin belli işlemlerden sonra beklemesi gerekiyor. Bu nedenle 10 tane kadar sazın yapımına aynı anda başlıyoruz biri bekleme aşamasına alındığında diğeri üzerin de çalışıyoruz. Bu şekilde bizim 1 aydan fazla zamanımızı alıyor. Fabrikasyonda ise günde onlarca saz imal ediliyor.”

SAZIN SIRLARI 1.Vücut yapısına uygunluk çok önemli. 2.Burgular kolay çevrilebilmeli ve iyi sıkılabilmeli. Tahta burgulular tercih edilmeli. 3.Eşikler iyi ayarlanmalı. 4.Perde bağlarındaki sıkılık da mühim. 5. Çok kalın saplardan kaçınılmalı. 6. İdeal tezene ne çok kalın ne de yumuşaktır. TUTUŞ TEKNİKLERİ 1.Vücut yapısıyla uyumlu sandalyeye oturulur. 2.Sağ kol bağlamanın gövdesine bastırılır, sağ el tellere yaklaştırılır. Sol el sapından çektiğinde bağlamanın dengesi bozulmamalıdır. Zira bağlamayı sağ el dengede tutar. 3.Bağlamanın sapı vücudumuza göre biraz çapraz durmalıdır.

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

37


Kapak

Samsun gücünün farkında; hedeflerine koşuyor…

Mobbingin beli kırılıyor Karadeniz’in dünyaya açılan kapısı Samsun’un, 2023’te Türkiye’nin en büyük 10 ilinden biri haline gelebilmesi için sebep çok. Vilayet, ticaretin bölgesel gerçekleştiği yıllarda gözdeydi. Şimdi tarım, sanayi, sağlık, turizm ve eğitim projeleriyle yükselecek. Mobbingciler eski güçlerini yitirdi; müteşebbisler yatırımda yarışıyor adeta. Kimi yerli, kimi şehir dışından; uluslararası boyuttakileri de var aralarında. Eğitimden ticarete, spordan sağlığa hummalı bir çalışma izleniyor. 2012 -2013 yıllarında tamamlanacak çoğu iş. Tam manasıyla sıçrama gerçekleşecek. 38

Sayı 25 / Kasım 2011


T

ürkiye’nin dünyayla bağlantı kurabileceği birkaç şehirden biri Samsun. Eski Sovyet ülkeleri, Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerine açılan bir kapıdan söz ediyoruz. Sağlık, eğitim, kültür ve sanat merkezi haline gelebilir pek ala. Tarım başlı başına bir kalkınmayı körükleyebilir. Yaş sebze ve meyve ihracı bile parlak bir gelecek vaat ediyor. Hele tarıma dayalı sanayiyle müthiş bir gelişme ivmesi yakalanabilir. Şehir; imalat sanayi için biçilmiş kaftan. Her ürün Türkiye’nin en ücra köşesine rahatlıkla ulaştırılabilir. Hakkıyla yararlanıldığında, sadece lojistik potansiyeli bile yetebilir rızıkların teminine. Türkiye 2023’te dünyanın en iyi 10 ekonomisi listesine adını yazdırmayı hedefliyor. Samsun’da bunu Türkiye ölçeğinde gerçekleştirmek istiyor. Amaç, ülkenin büyümedeki başarısıyla zirveye koşan gözde 10 ili arasına girmek. İlginç bir tesadüftür ki 2023 hedefine ulaşmakta atılan temellerden önemlice bir miktarı 2013 yılında

tamamlanacak. İnşaatları süren Başarı adlı vakıf üniversitesi, fuar ve kongre Merkezi, 4–5 yıldızlı oteller, yeni stadyum, spor salonları, havuz ve 3 ayrı alışveriş merkezi projesiyle üzerindeki ataleti bertaraf ediyor şehir. Karadeniz Bölgesi’nin en geniş kullanılabilir arazisine sahip il. Alpin iklim kuşağında. Yani ne yazları çok sıcak, ne de kışları çok soğuk. Özellikle sahil kesimindeki ortalama ısı 14 derece. Nadiren yazları 30’u, kışları da 0’ı görüyor. Yeşil bitki örtüsüyle kaplı dört mevsim.

Özel ve kamu yatırımlarıyla sağlık sektörü hızla büyüyor ilde. Yeni yatırımcılar da cesaretlendirilmeli sonuna dek. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde şifa arama zorunluluğu bitirilmeli. Nitelikli hekimlere cazip şartlar sunulabilmeli. Temel amaç çok para kazanmaksa, barutun kısa sürede tükeneceği peşinen söylenebilir. Uzun vadeli düşünülmeli. Verimliliğe odaklanılmalı. Karadeniz’in 8 özel hastaneli tek kentindeki sağlık hamlelerinin büyümenin önünü açtığı gözlerden kaçırılmamalı.

Küresel ısınma bile şehrin lehine yeni fırsatlar doğurmakta. Denize girilebilen ay sayısı artacak. Bu turizme doğrudan katkı anlamı taşıyor. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginliğiyle gezilmeye değer bir yer. Ancak konaklamada zafiyet söz konusu. Mevcut tesislerle kongre turizm merkezliği hayal. İş, ticaret ve sanayiye dair toplantılar için cazip değil. Kimileri “turizmde kuzeyin Antalya’sı” diyor Samsun’a. Mazisindeki fuar geleneğinin AVM’lere ilgiyi artıracağı; otel ve rezidans talebinin tavan yapacağı belirtiliyor.

Kendine güvenmek, donanımları bilmekle alakalı bir açıdan. Kuru kuruya “kendini iyi hissetmek ve başarıya motive” anlamı çıkarılmamalı bundan. Mükemmel kıvamda bir helva için gereken tüm unsurlar el altında. Hem de fazlasıyla. Nifaklar güç birliğiyle un ufak edilebilir. Bütünleşince farklılıklar mukavemet harcı kimliğine bürünebilir. Şehrin kozmopolitliği lehe döndürülebilir ve metabolizmasını muhkemleşir böylelikle. Ne mobbingçisi, ne de “bana dokunmayan yılan bin yaşasıncısı” karşı durabilir buna.

Denizle vatandaşlar arasındaki engellerin kaldırıldığı Samsun, bugün Türkiye’nin en yaşanılır yerleşim merkezlerinden biri. Karşı kıyıdakilerle kurulacak ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler Samsun’un kalkınmasında bir hayli rol oynayabilir.

Sayı 25 / Kasım 2011

39


Kapak 1 milyon 275 bin genel nüfuslu şehir; ekonomisi ticaret ve tütüne dayalıyken ülkenin önemli vilayetlerindendi. 1980’lilerden 2000’li yıllara dek yavaşlama sürecine girdi. 2000’li yıllarda yeniden canlanmaya başladı. Özelleştirme hamleleri de rol oynadı bu kıpırdanmada. Ulaşım, alt yapı ve çevre düzenlemedeki modern projeler hayata geçtikçe yaşam standardı yükseldi. Halk denizle buluştu, sahiliyle övünüyor. Raylı sistem konforuyla tanışıldı. Önümüzdeki 3 yılda 5 yıldızlı oteller, fuar ve kongre merkezleri ile turizm ve tanıtım tesisleri hizmete açılacak. Tarihsel dokunun özenle korunması için çalışmalar ilk günkü ciddiyetle sürüyor. Hava limanındaki iş hacmi de genişliyor ay ay. İhracat milyar dolar hedefine doğru koşuyor. Ülkenin 15, Karadeniz’in 15’inci ili Samsun; bölge ve çevresini de etkileyip yönlendiriyor. Türkiye’nin deniz, kara, hava ve demiryolu trafiği bulunan 3 kentinden biri. Alternatifli ulaşım yollarıyla Anadolu’nun kuzey ülkelerine ve dünyaya açılan kapısı. Türkiye’nin; Karadeniz ülkeleri, AB ve Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerini fonksiyonelleştireceği ideal bir üs. Ayvacık üzerinden şehre bağlanacak Tokat –Niksar bölünmüş yoluyla sapadaki pazarlarla da kontak kurulacak. İç Anadolu’yla seri ve kesintisiz irtibat sağlanacak. İl gelişme planındaki temel gelişme ve kalkınma sahaları; tarım, tarıma dayalı ve istihdam edici sanayi, uluslararası ticaret ve ihtisaslaşmış hizmetlerden oluşuyor. 19 Mayıs Şehri, bir taraftan tarım, diğer yandan da mütemadiyen gelişen sanayi kenti. Önümüzdeki yıl, tıbbı aletler sektöründe müstakil bir ihtisas organize sanayi bölgesine kavuşulacak. Sinemasından otel hizmetlerine akla gelen ihtiyaçların hepsini kapsayan kompleks projeler, Karadeniz Bölgesi’nce ilgi gösteriliyor. Vilayet 20 yılda kaybettiği kanı, 5 yılda yerine koymayı arzuluyor. “Gelecek 5 yılda Samsun, kaybettiklerini kaza-

40

Büyükşehir, ilçe ve belde belediyelerinin spor, sağlık ve turizm projelerinin çoğu özel sektörle entegreye uygun. Bunlar vilayetin vizyon ve algılanışına da olumlu tesir ediyor. Atakum’da turizm, İlkadım’da ticaret, Canik’teyse eğitim ve sağlık yatırımları yoğunlaşıyor.

nmak için varını yoğunu toprağa yatırıyor.” tabirinde hiç de abartı yok doğrusu. Alışveriş merkezleri, sağlık tesisleri ve sosyal hayata dönük projeler diğer girişimcileri cesaretlendiriyor. Eğitimden ticarete, spordan sağlığa hummalı bir çalışma izleniyor. 2012 -2013 yıllarında tamamlanacak çoğu iş. Tam manasıyla sıçrama gerçekleşecek. Samsun, şehri atalete sürükleyip yerinde saydıran Mobbing boyunduruğundan kurtuluyor ivedilikle. Vakıf Üniversitesi’nden 4–5 yıldızlı otellere ve alış-veriş merkezlerine; kent müzesinden fuar ve kongre merkezine pek çok yatırım 2012 yılı içinde hayat bulacak herhangi bir sekteye uğratılmazsa. Rusya ile başlayan ikili görüşmeler ticari boyut kazanmanın arifesinde. Kalkan vizeler, Karadeniz’in kuzey ve güney kıyılarını heyecanlandırdı. Girişimcilerin şehirdeki icraatları yerel yönetimleri de memnun ediyor. Özel sektörün istekleri özenle dinlenerek yerine getiriliyor şimdilerde. Kamu ve özel yatırımda yarışıyor adeta. Toprağın altına ya da üstüne ekilen yatırım tohumlarıyla Samsun’u gelecekte daha da yaşanırlaşıp keyif aldıracak. Doğu yakasındaki Canik ilçesinin tepelerine konuşlanan ve önümüzdeki yıl öğrenci kabul edecek Başarı Üniversitesi şehrin çehresini kökten değiştirecek. Karadeniz havzasının bilimsel çekim merkezi olacak. Futbolun tanıtımdaki gücünü kim inkar edebilir ki? Futbol takımının yeniden süper lige yükselmesinden bütün şehir nemalanıyor. Bunun katsayısı; akıllı yönetim tarzı ve gelecek vaat eden projelerin desteklenmesiyle artabilir pekâlâ. Güven ve huzur dolu atmosferiyle yaşanılası şehir özelliği daha gür anlatmalı Türkiye’ye. Büyükşehir, ilçe ve belde belediyelerinin spor, sağlık ve turizm projelerinin çoğu özel sektörle entegreye uygun. Bunlar vilayetin vizyon ve algılanışına da olumlu tesir ediyor. Atakum’da turizm, İlkadım’da ticaret, Canik’teyse eğitim ve sağlık yatırımları yoğunlaşıyor. Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

41


Kapak

Şehirdeki hareketlilik ve canlanmaya tesis dopingi…

Spor ve iş dünyası adına dev yatırımlar 7500 kişilik kapalı spor salonu ile 30 bin seyirci kapasiteli stadyum sportif; Fuar ve Kongre Merkezi’yse sanayi ve ticaret alanında bir çığır açacak Samsun’da. İhtisas Fuarı, 6 adet fuar salonu ve kongre - konferans salonları, idare, kafeteryaları içeren bir idari binadan oluşuyor. Entegre spor tesisleri şehrin doğu-batı yönündeki gelişmesine büyük katkı sağlayacak.

Samsun 2013’te şehrin gelişimi ve etkinlik tertip yeteneğini yakından ilgilendiren tesislere kavuşacak. ‘Spor kenti Samsun’ hedefine giden yolda Tekkeköy’e inşa edilen 7500 seyirci kapasiteli kapalı spor salonu önemli bir adım. Yanına konuşlanacak 30 bin kişilik stadyumla bu uğurda bir hayli mesafe alınacak. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa yaptırdığı kapalı salon için 30 milyon lira harcanacak. Stadyumun maliyetiyse 100 milyon lirayı aşacak. Fuar ve Kongre Merkezi de aynı yerde hizmet verecek. Entegre spor tesisleri şehrin doğu-batı yönündeki gelişmesine büyük katkı sağlayacak. Otoparkları, bahçeleri, yeşil alanları, çevre düzenlemeleri ve sosyal donatılarıyla içeri giren-

42

lerin çıkmak istemeyeceği güzellikte alt yapıya kavuşuyor 19 Mayıs Şehri. Bu arada Atakum’a düşünülen bin 500 kişilik kapalı spor salonu için yer arayışları sürüyor. Fuar ve Kongre Merkezi’nin önümüzdeki yılsonu ya da 2013 başında tamamlanmasıyla sanayi ve ticaretin kalbi de Samsun’da atacak. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 12 milyon 29 bin lira bedelli projeye Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) eliyle Güdümlü Proje Destekleri kapsamında 7 milyon lira aktardı. Projede; Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsası’nın imzası var. Yapı, Tekkeköy kavşağındaki kent parkı diye isimlendirilen 50 bin metrekarelik

arazide boy gösterecek. İlk imzalar 15 Mart 2010’da parafe edilmişti. İkincisi de 2 Haziran 2011’de. Tarafların hisse oranları şöyle: Samsun Valiliği İl Özel İdaresi yüzde 30; Büyükşehir Belediye Başkanlığı yüzde 30; Ticaret ve Sanayi Odası yüzde 30; Ondokuz Mayıs Üniversitesi yüzde 5 ve Ticaret Borsası yüzde 5. Samsun İhtisas Fuarı, 6 adet fuar salonu ve kongre - konferans salonları, idare, kafeteryaları içeren bir idari binadan oluşuyor. İlk etap da salon 1 ve salon 2’nin; devamında da salon 3.4.5 ve 6’nın inşası uygun görülmüş. Salonlarda her türlü depo, ofis, özel arzu ve insani ihtiyaç birimleri detaylarıyla mevcut. Fuara ana girişler ve kafeteryalardan biri idari binanın alt katında. Kongre ve konferans amaçlı çeşitli büyüklüklerdeki salonlar ise üst katta. En büyüğü 640 kişilik. Bundan bir tane var. 210 ve 105 kişiliktense 2’er adet. 4 salon 50, 3’ü de 20 kişi kapasiteli. İkinci etapta 50 kişilik 4 ve 20 kişilik 2 salon bulunacak. Sergi ve vıp salonu, vıp restaurantı, basın odası, ziyaretçiler ile katılımcılara telefonfotoğraf hizmetleri verecek mekânlar ve işletmeci için idari ofis alanı bunlara dahil değil. Otoparklardan biri bin 648 araçlık. Ortak istifadeye arz edilecek ikincisine 2 bin 272 araç sığabiliyor. Fuar ve Kongre Merkezi’nin inşasına Kurban Bayramı’nı takiben bismillah denecek. Sayı 25 / Kasım 2011


Konaklama ve alışverişte inanılmaz ataklar 5 yıldızlı oteller, dev alışveriş merkezleri ve global marketlerle donatılacak Samsun’daki ticaret aktivitesi hatırı sayılır seviyeye ulaşacak. Civar il ve ilçelerden müşteri çekeceği tahmin edilen projeler şehrin değerini katlayacak. Rönesans Gayrimenkul Yatırım AŞ’nin (GYO) eski otogar arazisine yaptırdığı Acteum Otel ve AVM projesi hızla devam ediyor. Şehir merkezine 2,5 kilometre mesafedeki tesislerin 29 Ekim 2012’de hizmete açılması planlanıyor. AVM, 146 milyon Avro bedeliyle Kuzey Anadolu Bölgesi’nin en büyük yatırımı hüviyetini taşıyor. 62 bin metrekarelik kiralanabilir alanında, deniz manzaralı restoran ve kafeler, bir hipermarketle ulusal ve uluslararası markalarca işletilecek 170 satış mağazasıı yer alacak. Rönesans GYO pörtföyünde 6 AVM projesi var. AVM projesindeki 156 odalı otel, vilayetin her standart ve çapta konuk ağırlama ihtiyacını karşılayacak. Proje şehirde 2 bin 500 kişiye iş imkânı sunacak. Güral Grup da, 49 yıllığına kiraladığı Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nün arazisine 100 milyon harcayarak 5 yıldızlı otel inşa ediyor. 1500 kişilik konferans salonlu, 325 odalı ve 750 yatak kapa-

siteli tesiste; restoranlar, cafeteryalar, güzelli- kuaför salonları, çiçekçiler, sinema salonu, rent a car, giyim-hediyelik eşya mağazaları, ayakkabı dükkanları ve kuyumcu bulunacak. Açık yüzme havuzlu, su parklı, spa merkezli ve 500 araçlık otoparklı otelde 300 kişi çalışacak. Grup yer tahsisi karşılığında meteorolojiye 19 Mayıs ilçesindeki Tekel arazisine bina yaptıracak. Bir diğer 5 yıldızlı otel de DLH depolarının yerinde yükselecek. Proje, Avrupa’nın şehir otelleri zinciri Novotel’e ait. Devlet Malzeme Ofisi binasının tahsis işlemleri sonuçlandı. Öte yandan Karadeniz’in en büyük outlet alış veriş merkezi niteliğindeki Lovelet, bölge insanını adında vurgulandığı üzere outlet ve alışverişe aşık etmeye hazırlanıyor. 6 ayda yüzde 50’si tamamlandı. Mart 2012 de müşteri kabulü amaçlanıyor. İdol İnşaat 75 bin metrekareye yayılan projeye 50 mil-

yon Avro yatırdı. Karadeniz Bölgesi’nin tümüne hitap edeceği tasarlanan 225 mağazalı tesiste 1200 kişi ekmek yiyecek. Kıyı ticareti başladığında Rusya’dan da çok sayıda müşteri çekeceği tahmin ediliyor. Ziyaretçilerin canı hiç sıkılmayacak. Çünkü kafe, sinema, bilhassa çocuk ve gençlere yönelik özel eğlence alanlarında vakit geçirebilecek. Teknoloji marketleri de kent katacak ortama. Lovelet, farklı bir alışveriş konsepti sunmayı hedefliyor. Merkezdeki otoparka aynı anda 1300 araç bırakılabilecek. Samsun’daki Tütün Fabrikası’nın binası da modern bir alışveriş merkezine dönüşüyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Yap-İşlet-Devret modeliyle açtığı ihaleyi kazanan TorunlarTurkMall ortaklığı inşaat çalışmalarına hızla devam ediyor. Bulvar Samsun Alışveriş Merkezi’nin en önemli özelliklerinden biri Karadeniz’in en büyük yer altı otoparkına sahip oluşu. 3 katlı otopark inşası bu yıl sonu bitiyor. AVM, gelecek yılın ilk çeyreğinde kepenkleri açacak. AVM’deki kiralanabilir alan 16 bin metrekare. Projede 45 mağaza var. Yüzde 60’ının başı bağlandı. Fabrikayken 800 kişi çalışıyordu burada. Aynı istihdam miktarı yakalanacak. Metro Gross Market, Karadeniz Bölgesi’ndeki yatırımlarına Canik’ten başlıyor. Çevre yolu kenarında 16 bin metrekare alana inşa edilecek. Gıda, tekstil, dayanıklı tüketim malzemeleri, beyaz eşya ve daha birçok ürün halka arz edilecek. Dünya devi Alman Metro AG Holding’in 31 ülkede 2 bin 100 şubesi hizmette. 290 bin kişiye iş temin ediyor.

Sayı 25 / Kasım 2011

43


Kapak

Günde 53 bin yolcu taşıyan raylı sistem Tekkeköy’e uzanacak…

Metan gazından 7 bin konutluk elektrik İhaleyi kazanan firma işi teslim aldı; önümüzdeki aylarda temeli atılacak Atık Su Arıtma Tesisi 2013’te hizmete girecek. 28 milyon Avro bedelle, bölgenin bu alandaki tek büyük projesi. Samsun Büyükşehir Belediyesi, Avdan Köyü’ndeki Katı Atık Depolama Tesisleri’nde metan gazından elektrik

44

üretiyor. Bununla 7 bin konut beslenebilecek. Günde ortalama 500 ton çöp toplanıyor. Projeye 1 yıl önce başlandı. 3 ay zarfında aynı kapasitedeki ikinci motor da devreye girecek. Halihazırda tek motorla 1,2 megavat enerji elde ediliyor. 2012 yılında üçüncüsü de devreye sokulacak. Toplam üretim 3,6

megavata ulaşacak. Günde taşınan yolcu sayısı 50 bini aştığında Tekkeköy’e uzatılacağına dair söz verilen raylı sistemde sayı 3 bin aşıldı. Geçeceği yerler tartışılan güzergah yeni yapılan kapalı spor salonu Fuar ve kongre merkezinde sona erecek.

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

45


Kapak

OMÜ’deki merkez böbrek naklinde son derece başarılı.

Üniversiteler şehri Samsun Samsun eğitim üssü haline geliyor. Karadeniz Bölgesi’nin ilk vakıf üniversitesi Başarı, Canik tepelerinde yükseliyor. İkinci devlet üniversitesi de yolda. Bahçeşehir Koleji de bu niyete sahip. Orta öğretim düzeyindeki yatırımlar da dolu dizgin.

Canik Başarı Üniversitesi 2012-2013 eğitim - öğretimsezonunda İktisadi ve İdari Bilimler (İşletme - İktisat); Mimarlık ve Mühendislik (Mimarlık, Bilgisayar, Elektrik - Elektronik); Fen - Edebiyat (Moleküler Biyoloji, Genetik Kimya); Eğitim (Okul öncesi öğretmenliği, Rehberlik ve psikolojik danışmanlık, Türkçe Öğretmenliği) alanlarında öğrenci kabul edecek. Fen ve sosyal bilimler enstitüleriyle; evrensel değerleri benimsemiş, girişimci, araştırmacı, toplumuna, kurumuna ve yaşadığı çevreye duyarlı, ulusal ve uluslararası eğitim ve araştırma kurumlarıyla iletişim içinde, halkın ihtiyaç duyduğu alanlarda araştırma yapan, fikir ve çözüm üreten bilim insanları yetişmesi amaçlanıyor. Öğrencilerin; fen ve mühendislik bilimlerinde 21’inci yüzyılda gerekli bilgilerle donatılması, bilimsel

46

ve teknolojik gelişmeleri takip etmeleri ve ulusal ve uluslararası alanda nitelikli lisansüstü çalışmalara imza atmaları hedefleniyor. Canik Başarı Üniversitesi’nin inşası, 300 dönümü yeşil alan 450 dönümlük arazide hızla devam ediyor. Üniversite eğitim ve öğretime 2500 öğrenci kapasitesiyle başlayacak. İlk etapta ekonomi, işletme, iktisat, mühendislik ve fen-edebiyat alanlarında bölüm açılıyor. Projeye bunların yanı sıra çeşitli enstitü ve meslek yüksekokulları da dâhil. Samsun böylece iki üniversiteli ilk Karadeniz kenti haline gelecek yıl 2013 olduğunda. Bu arada TBMM’ye, Prof. Dr. Ali Fuat Başgil adıyla ikinci devlet üniversitesi için kanun teklifi sunuldu. 1 Ekim

2011 tarih ve 70 sayılı dilekçeyle; 28 Mart 1983 tarih ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nda değişiklik yapılması talep ediliyor. Teklif gerekçesinde; gelişim gösteren şehrin daha fazla öğrenciye imkan sağlayabileceği vurgulanıyor. Teklif hayata geçtiğinde, yeni devlet üniversitesi rektörlüğü bünyesinde; İktisadi ve İdari Bilimler, Edebiyat, Eğitim, Turizm, Denizcilik, Su Ürünleri, Sağlık Bilimleri, Spor Bilimleri ve Güzel Sanatlar fakülteleri kurulacak. Çarşamba’daki Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi’nin de ismi değiştirilerek bu üniversiteye bağlanması isteniyor. 5 meslek yüksek okulunun da Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden yeni devlet üniversitesine nakli arzulanıyor. Sosyal Bilimler ile Sağlık Bilimleri diye iki ayrı enstitü de kazandırılacak ikinciye. Bu yıl Atakum’a 24 derslikli Anadolu Lisesi inşa ediliyor. Alaçam’a da aynısı düşünülüyor. İlkadım’a ise Atatürk Sağlık Meslek Lisesi açılacak. Bunun derslik sayısı da 24. Salıpazarı Çok Programlı Lisesi ile Atakum Recep Tanrıverdi Lisesi kapalı spor salonuna kavuşturulacak. Havza’da 200 öğrencilik ortaöğretim pansiyonu yaptırılıyor. Alaçam’daki Anadolu Lisesi’ne 200 kapasiteli öğrenci yurdu entegre edilecek. Türkiye’nin organize sanayi bölgesi içindeki tek meslek yüksek okulu da Samsun’da kuruluyor. Projeyi Ticaret ve Sanayi Odası ile Yeşilyurt Grup yürütüyor. Şehre ayak basan Bahçehir Koleji de, gelecekte vakıf üniversitesine dönüşme niyetinde. Sayı 25 / Kasım 2011


Kışın kayak merkezine, yazın yat limanına

Turist çekecek projeler Ladik Akdağ Kış Sporları Merkezi’ne 3 yıldızlı otel; Amazon Adası tesisleri, Kurupelit Yat Limanı ve kent müzesiyle Samsun’un cazibesi daha da artacak. Kış turizminin yeni gözdesi Akdağ Kayak Merkezi, şifa fışkıran Havza Kaplıcası, insanı enginlere uçuran Bafra Kuş Cenneti, onlarca tarihi mekanları ve diğer tabiat güzellikleriyle gezilip görülmeye değer bir şehir Samsun. İl Özel İdaresi, büyükşehir ve ilçe belediyeleri turizmi canlandırmak amacıyla büyük çaba sarf ediyor gece gündüz. Özel seyir yerleri, yeme-içme mekanları, artan konaklama tesisleri ve oteller…. Karadeniz’in tek kayak merkezi Ladik Akdağ’ın turist çekmesi için konaklama ihtiyacının giderilmesi ger-

ekiyordu. Otel eksikliğinin farkındaki Özel İdare’nin açtığı ihalede teklifler 8 Aralık’ta netleşecek. 3 yıldızlı tesis, Saray Köyü mevkiindeki Akdağ Kış Sporları merkezinde 4 bin metrekarelik 4 ayrı parselli araziye inşa edilecek. Mülkiyeti İl Özel İdaresi’nde olacak. Amazon Adası Çevre Düzenlemesi’nde heykel etrafı kaplamaları ve deniz tarafı tahkimat çalışmaları sonuçlandı. Ada üzerindeki Amazon Köyü’nün inşası sürüyor. Konseptte neler düşünülmemiş ki: Mağaralar, zindan,

kral mezarı, ana kraliçenin yatak odası ve mutfağı, kraliçenin silah odası, diğer savaşçıların sergilendiği salon, kafeterya, hediyelik eşya satış reyonu, dia ve gösteri merkeziyle şelale… Bu yılsonuna yetişecek tümü. Deniz kenarındaki gezinti yolları gelecek yılsonuna bitecek. Atakum Kurupelit’te 205 bin metrekareye Yat Limanı inşası da süratle devam ediyor. Mendireğin uzunluğu 900 metre. Kıyı çizgisiyse mesafesi ise 380 metre. Su derinliği 5 metreyi bulacak. Şehir halkına yıllarca unutturulduğu deniz ve kumsal keyfi yaşatılacak bu liman sayesinde. Turizmden hak edilen payın alınmasını herkes arzuluyor. Kurupelit, kaybettiği kumsala mendirekle yeniden kavuşacak. Eski güzelliği geri gelecek yani. Yat Limanı’nda ilk etapta çeşitli boyutlarda yat, tekne, yelkenli ve benzeri deniz taşıtları için kışlık konaklama ve kara park alanı oluşturulacak. Ayrıca karaya alınarak tekneler bakımdan geçirilebilecek. Bunun için 50 ve 70 tonluk lift sistemleri kuruluyor. Gelecek yıl bitirilmesi planlanan Yat Limanı’nda; kara ve deniz gözetleme kuleleri, otopark alanı, deniz kurtarma ve müdahale ekipleri, teknelerin lojistik gereksinimlerini karşılayacak tesisler, dalgıç hizmet birimi ve benzeri tesisler de yer alacak. Devlet Demiryolları’na ait 2 lojman ve bir lokalin bulunduğu alana konuşlanacak kent müzesiyle de Samsun’un sosyal ve kültürel zenginlikleri sergilenecek.

Sayı 25 / Kasım 2011

47


Kapak

Civar ülkelerinden hasta çekilmesi de hedefleniyor…

Sağlık turizminde dev adımlar Samsun bölgesinin teşhis ve tedavi merkezi artık. Özel sektör ve kamu sağlık yatırımlarında yarışıyor adeta. Yan dal branşlarında da öne çıkıyor şehrin adı. Nihayetinde Dünya Göz Hastaneleri de geldi. Tıbbi Cihaz İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’yle tıbbın il ekonomisine katkısı tavan yapacak.

Türkiye’nin sağlık kampusu şehirlerinden biri Samsun. ‘Sağlık Kenti’ vurgusunun altı 5-6 yıldır kalınca çizilmekte. Yeni yatırımlarla bölgenin teşhis ve tedavi merkezi konumuna yükseldi vilayet. Sağlık kenti kavramı ilk defa burada dillendirilmişti. İlgili bakanlık açıkladı; ülkenin 20 üssü arasında. Sektör kamu ve özel sektörün yatırımlarıyla öyle zenginleşmekte ki, 19 Mayıs Şehri sadece bölgesine değil yakınındaki ülkelere de hizmet verecek çapta

donanıyor. Cerrahi alet imalatındaki dünya üçüncülüğü önemli bir etken bu sıfatın pekişmesinde. Hastane inşasında kamu ve özel sektör yarış halinde. Şehir dal branşlarında da bölgesinin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek. Dünya Göz Hastanesi de geldi en nihayetinde. Bir firmanın ilaç üretimi de sevindirici. Yatak kapasitesi 4 binden fazla. 1 üniversite, 15 devlet, 4 branş ve 8 özel sektör hastanesi hizmet veriyor. 3 ağız ve diş sağlığı, 13 özel tıp ve dal, 6 özel

diyaliz ve 131 aile sağlığı merkezi ile 59 laboratuar da ilavesi. Özel hastanelerdeki yatak sayısının 630’a ulaşması dikkat çekici bir gelişme. Şehir alternatif tıp açısından da şifa kaynağı. Havza ve Ladik ilçelerindeki kaplıcalardan edilen istifade katsayısı çoğaltılabilir. “Uluslararası Tıbbi Cihazlar İmalatı Sanayi Kongresi ve Sergisi” ile Samsun’un Medikal Cihazlar ve Aletler konusunda iyice kurumsallaştı. Medikal Sanayi Kümelenme Derneği (MEDİKÜM), hız kesmeden çalışıyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün Tıbbi Cihaz İhtisas Organize Sanayi Bölgesi sözü sonrası yer arıyor. Söz konusu bölge, sektör ve ülke ekonomisi adına çok önemli. 200 yataklı Çarşamba Devlet Hastanesi’nin temeli atıldı. Sırada Vezirköprü var. Orta Karadeniz çanağındaki şehir, civar ülkelere de hitap ediyor. Rusya ve Türkiye’nin vizeleri kaldırmasıyla sağlık turizmi de ön plana çıkıyor. Karadeniz’de ‘ticaret şehri’ konumuna yükselen Samsun’da özellikle Rusya ve liman şehirleriyle ticari ilişkilerinin artırılması için çalışmalar hızlandırılmakta.

48

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

49


Kapak

Kalkınmanın yolu lojistikten geçiyor Samsun lojistik imkânlarından yeterince faydalanabilirse, ülkenin en kalkınan şehirleri sıralamasında tahminleri aşan noktaya çıkabilir. Yol medeniyettir, kullanılamadığında çoraklaşmaya mahkûmdur. Samsun Lojistik Master Planı hazır. Ön çalışmalar bitti. Komşu ülkelerle ticari ilişkileri artıracak bu hamle. Büyükşehir Belediyesi’nin kardeş şehir çalışmaları lokomotif rolü oynuyor. Buralarla direkt hava ve deniz yolu bağlantısı kurulmalı mutlaka. Havaalanı kargo terminali faal. Samsun Sinop kara yolu toplam 151 km. İki şehir arası ancak üç saatte alınabiliyor. 1 buçuk saate düşürülecek. Karadeniz sahil yolu gelecekte İstanbul Boğazı’na bağlanacak. Samsun- Ankara yolu sıkıntısız. Sarp yolu da. Çalışmaları süren Ladik-Taşova bağlantısıyla Kuzey Tetek’e geçiş sağlanacak. Doğu çevre yolundaki en büyük sıkıntı Canik-Tekkeköy arasında. Sanayi bölgelerindeki trafiği seyreltmek için; lojistik köy, mobil santral, tersane ve

50

Yeşilyurt Demir-Çelik’in arkasından sahil yolu inşası tartışılmıştı geçmişte. Ancak şu sıralar Canik güzergahında viyadük fikri üzerinde duruluyor. Şehrin denize açılan kapısı Atakum’un iyice çile haline gelen trafiği, çevre yolunun Sarı Işık köyü ayrımından Ondokuzmayıs Üniversitesi’ni üstten dolaşarak Polis Okulu’na uzanmasıyla rahatlayacak. 1300 metre uzunluğunda iki tünel var projede. Batı çevre yolu projesinin 4 yıla bitmesi hedefleniyor. Samsun batıda Atakum’a doğuda ise Tekkeköy’e doğru büyük bir hızla genişliyor. Bir günde Atakum yolundan 50 bin, Tekkeköy’dekindense 40 bini aşkın araç geçiyor. Sayılar yazın yüzde 25-30 artıyor. Çatalarmut Mahallesi’nde 13 milyon lira harcanarak 270 günde inşa edi-

len kavşak vilayetin en büyüğü. Kilise yakınındaki yoğunluğu hafifletmesi bekleniyor. Trafik sorununu azaltma amaçlı diğer projeler de şöyle sıralanabilir: Aşağıçinik Büyüklü yolu. Balaç’ı Atakent’e bağlayan yol bittiğinde Atakum’dan Ankara’ya gidilirken Eğitim Fakültesi dolaşılmayacak. İmar işleri neticelenen projeler bunlar. İHRACAT POTANSİYELİ ATIL KALIYOR… Türkiye’nin ihracat açısından en donanımlı vilayetlerinden 19 Mayıs Şehri. Ancak kapasitesi potansiyelinin bir hayli gerisinde. 400 milyon dolarlık dış satımı var. 10 milyon ton

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

51


Otomotiv

Üçkâğıtçı nitelemesinden, yeniden parlamenter saygınlığına

İkinci el otoculara itibar projesi Samsun İkinci El Otomotivciler Derneği Başkanı Hasan Kahyaoğlu’na göre şehir içindeki LPG’li araçlar ‘patlamaya hazır birer bomba’. Telafisi imkânsız olumsuzluklara davetiye çıkarılıyor: “Galerilerin şehir dışına taşınması evvela mayınlı arazilerin temizlenmesi manasına gelecek.” Mesken altı dükkânlar, yaya seyrüseferini de baltalıyor. Kaldırımlar işgal altında. Görüntü kirliliği cabası.

T

ürkiye’de otomotiv sektörü 30 milyar dolarlık büyüklüğe sahip. Sektörün en fonksiyonel ve hareketli bölümü ise satış. Bu işteki toplam ticaretin beşte dördü ikinci elde gerçekleşiyor. Dile kolay, 30-40 bin galericiden söz ediliyor. İkinci el oto galerileri, büyük şehirler, iller ve nüfusu yüz binden fazla ilçelerde yerleşim alanları dışına taşınacak.

52

Apartman altı ve sokak içi dükkânları kalkıyor. Bu hizmet daha düzenli ve güvenli ortamlarda verilecek artık. Likit Petrol Gaz (LPG) ile çalışan araçların patlama riski ortada. Karardaki öne çıkan etkenlerden biri bu. Galericilerin kurumsal kimliğe kavuşmalarındaki ilk temel adım federasyon çatısı. Dağınık vaziyetteki üyelerin bir fiziki merkezde toplanmasıysa ikinci adım. Zaten çaplı mali potansiyel de

bunu gerektiriyor aslında. Samsun’da İkinci El Otomotivciler Derneği’nin kurduğu kooperatif Toybelen mevkiinde bu gayeyle site inşa ettiriyor. 50 bin metrekarelik proje 2006’da başladı. Sitede 225 metrekarelik 92 iş yeri var. Dükkânların 58 metrekaresi kapalı alan. Kalan sahada araçlar teşhir edilecek. İnşaatın yüzde 80’i bitti. Muhtemelen 2012 bahar aylarında tamamen hizmete girecek. Sayı 25 / Kasım 2011


Hasan Kahyaoğlu, “Artık kimse galericilere üçkâğıtçı gibi yaklaşımlarda bulunamayacak çünkü iyi esnaf yoluna devam ederken, yakışıksız işlerde bulunanlar elenecek.” diyor.

Samsun’da İkinci El Otomotivciler Derneği’nin kurduğu kooperatif Toybelen mevkiinde site inşa ettiriyor. 50 bin metrekarelik proje 2006’da başladı. Sitede 225 metrekarelik 92 iş yeri var. Dükkânların 58 metrekaresi kapalı alan. Kalan sahada araçlar teşhir edilecek. İnşaatın yüzde 80’i bitti. Muhtemelen 2012 bahar aylarında tamamen hizmete girecek. gezilebilecek. Şehir dışı müşterileri ekonomik hareketliğe sebebiyet verecek. Ford Transit araçları Terme’de toplanıyor örneğin. Çevre ve diğer illerdeki alıcılar Terme ile temasa geçiyor. Sitede her marka araç toplanacak.

Samsun İkinci El Otomotivciler Derneği (SİOD) Başkanı, Türkiye Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Hasan Kahyaoğlu, galericilerin eskiden parlamenter kadar saygı gördüğünü söylüyor: “Fakat bu saygı ve itibar bugüne gelindiğinde yerini üçkâğıtçı tanımlamasına bırakmış durumda. Bu üzücü tablo bazı kendini bilmezlerin yaptıklarının tüm esnafa mal edilmesinden kaynaklanıyor. Sektör bu denli büyük ve dağınık olduğunda ise artık kontrolü de imkânsız hale geliyor ve istenmeyen durumların yaşanması kaçınılmaz oluyor. Samsun’da bu işle uğraşan insan sayısı yaklaşık 500 civarındadır. Ancak derneğimize sadece 100 tanesi üye. Galerici esnafını bir çatı altında toplamak her şeyden önce kontrol mekanizmasının doğru çalışmasını sağlayacak. Oto galerilerin şehir dışına taşınması ile kayıt dışı oto galeri de kapanacaktır. Şehir içinde galerilere müsaade edilmediğinde galericilik yapmak isteyen kişiler sitemize gelerek dükkân talebinde bulunmak zorunda kalacak. Böylece takip ve kontrol sistemimizin bir parçası haline gelecek. Bu esnaf olumsuz davranışlar içerisine girdiğinde de gerekli yaptırımlar uygulanarak vatandaşımızın mağdur Sayı 25 / Kasım 2011

edilmesinin önüne geçilecek. Sonuçta elde edilen galericilerin itibarının geri kazanılması da olacak. Artık kimse galericilere üçkâğıtçı gibi yaklaşımlarda bulunamayacak çünkü iyi esnaf yoluna devam ederken, yakışıksız işlerde bulunanlar elenecek.” Yerel yönetimler zorlamadıkça, galericilerin bir bölümü şehirden ayrılmayabilir. İç İşleri Bakanlığı’nın takip ve denetlemeleri bu noktada cidden ehemmiyet arz ediyor. Yalnızca can ve mal emniyeti hassasiyeti değil; siteye taşınma trafik keşmekeşliğinin çözümü adına da hayati. Kahyaoğlu’na göre şehir içinde LPG’li araçlar ‘patlamaya hazır birer bomba’. Telafisi imkânsız olumsuzluklara davetiye çıkarılıyor: “Galerilerin şehir dışına taşınması evvela mayınlı arazilerin temizlenmesi manasına gelecek.” Mesken altı dükkânlar, yaya seyrüseferini de baltalıyor. Kaldırımlar işgal altında. Görüntü kirliliği cabası. Şehir dışına taşınmayla bütün sorunlar son bulacak. Site, şehre de büyük ekonomik katkı sağlayacak. Karadeniz’in tek büyükşehri Samsun’un etrafındaki illerde oto galerilerinin sayısı az. Şehirdeki 100 civarında galeri bir anda

Kahyaoğlu, şehrinin ikinci elde cazibe merkezi, Karadeniz’in en büyük ikinci el pazarı kimliğine bürünmesini hedefliyor. Böylelikle, alışveriş site yönetiminin teminatına kavuşacak. İnsanlar kandırıldım mı endişesiyle stres girdabında boğulmayacak. Mağduriyetlere yönetim el koyacak. BAĞIMSIZ EKSPERTİZ RAPORU Sitenin aktifleşmesiyle bağımsız bir şirketçe ekspertiz raporu düzenlenecek. Kahyoğulu, İzmir’den ithal sistemi şöyle anlatıyor: “Biz sitemizde kuracağımız ekspertiz sistemiyle bağımsız bir firma tarafından denetimi yapılacak araçlara ekspertiz raporu verilmesini sağlayacağız. Bu raporda aracın değişen, boyanan, tamir edilen tüm parçaları yer alacak. Bununla birlikte aracın arızalı kısımları da bu raporda belirtilecek. Müşteri aracı satın aldıktan sonra bu raporun aksine bir durumla karşılaşılır, belirtilmeyen bir arıza değişen bir parça tespit edilirse site yönetimi aracın satın alındığı galeriye müşteri mağduriyetini çözdürecek yaptırımlar uygulayacak. Bu sistem İzmir’de kullanılıyor ve gayet güzel işliyor.”

53


Spor

SBK menajeri Filiz Yükrük, geleceğe umutla bakıyor…

“Maddiyatı düşünsem Samsun’a gelmezdim” Türkiye’nin başarılı basketbolcularından Filiz Yükrük, ilk menajerlik tecrübesini Samsun Basketbol Kulübü’nde kazanıyor. Henüz kurumsal yapıya kavuşulmasa da SBK’da herkesin olayın bir yanından tutmaya çalıştığını söyleyen Yükrük, “Bunları gördüğümde ‘Ben de bir şeyler yapabiliyorum, ne mutlu bana.’ diye düşünüyorum. Bu nedenle manevi taraf ve başarıda katkı sağlayabilmek bana yetiyor.” diyor.

1

03 kez milli formayla karşılaşmaya çıkan Filiz Yükrük, 21 Mart 1974 tarihinde doğduğu Mersin’deki Dumlupınar Lisesi’nde öğrenciyken 14 yaşında başladı basketbola. 2 yıl sonra Adana Botaşspor’daydı. 5 yıl oynadığı kulüpten, Galatasaray’a sıçradı. 4 yıl da Sarı-Kırmızılı formayı giydi. Ancak lisansı bu takımdayken birer sezon Antalya Koleji ile Botaşspor kadrolarında yer aldı. Hatta İsrail’de de ter döktü bu süreçte. Dönüşünde CimBom’la anlaşmazlığa düşünce ömür saati 28’i gösterirken profesyonel basketbolculuk hayatını noktaladı. Şimdi kadınlar birinci lig ekiplerinden Samsun Basketbol Kulübü’nde (SBK) menajerlik yapıyor. Başkan Ahmet Öztürk’ün

54

girişimleriyle bir yıllık sözleşmeye imza atarak getirildi bu göreve. Yeni işindeki ilk deneyimi tattığı takımın, geçmişteki sıkıntılarına son derece vakıf Yükrük. Bu yılki transferleri bizzat yönetiyor. O bir cesur yürek. Sağlayabileceği katkıları sergilemek için Ankara’daki ev düzenini 19 Mayıs Şehri’ne taşıması büyük anlam taşıyor bu açıdan. Çankırı Üniversitesi Bayan Basketbol Takımı’nı çalıştırırken de gönlünde menajerlik yatmaktadır aslında. Ahmet Öztürk’ün teklifiyle hayalleri gerçeğe dönüşür. SBK, öteden beri takıma bayan bir menajer düşünmektedir. Bu arayış, Samsun’la buluşmasını kolaylaştırır. Yükrük, “SBK’nın durumunu bili-

yordum. Geçen sezon yaşadıkları zorlukları da. Maddiyatı düşünen birisi olsam Samsun’a gelmemem lazımdı. Ancak ben farklıyım ve hiçbir zaman maddiyatı düşünmedim. Birçok kere küçük kulüplerde çalıştım ve böyle yerlerde insanların ne tür zorluklara göğüs gerdiğini buna rağmen başarı için emek sarf ettiklerini çok iyi biliyorum. SBK’da herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor. Kurumsal bir yapı olmadığı halde herkes işin bir ucundan tutmuş, insanlar destek olmaya çalışıyorlar. Ben bunları gördüğümde ‘Ben de bir şeyler yapabiliyorum, ne mutlu bana.’ diye düşünüyorum. Bu nedenle manevi taraf ve başarıda katkı sağlayabilmek bana yetiyor.” diye anlatıyor geliş hikayesinin özünü. Sayı 25 / Kasım 2011


Menajerliğe bir birinci lig takımında ‘Bismillah’ demek de önemli bir kazanım ve haz verici durumdur, Yükrük için. Öte yandan mutevazi özellikleriyle kendini geliştirebileceği ortama sahiptir kulüp. Hem teknik, hem idari ve hem de genel menajeridir Samsun’un. Diğer takımlardakinin aksine, işin üç fonksiyonunu birden üstenmiştir yani. Bir dezavantajları da yok değil tabi ki. Salon dışında da görüşmeler planlayarak oyuncularla geçirebildiği vakti mümkün mertebe çoğaltmaya çabalayan Yükrük, bayan basketbolunun ülkede bir hayli mesafe kat ettiğine inanıyor. Amerikalı yıldızlar, Türkiye liginin ekiplerinden SBK’yı da çok rahatlıkla tercih edebilmektedir örneğin. Ama şurası da gayet açık ki, taşıma suyla değirmen dönmüyor. Maddi sıkıntılar görülmeli. Kurumsallaşma süreci mutlaka tamamlanmalı. Gelen ve giden belirsizse mecburen ortalama bütçelerle yürümeye çalışıyor ekipler. Kadro oluşumu da üç aşağı beş yukarı hesaplanıyor bu yüzden. Sorunların toptan halli, hayalcilik. Her şeye rağmen Yükrük, önümüzdeki yıllara umutla bakıyor. Transfer sırasında daha ziyade kariyer açlığı içindeki, kazanma hırsıyla dolu, kendini göstermeye niyetli ve karakterli oyunculara odaklanıldı Samsun’da. Başarı kovalayanlar arandı. 700 bin liralık bütçeyle milyon liralık rakiplerle başka türlü mücadele etmek imkansızdı. Bu hakikat dolayısıyla takım genç ve tecrübesizlerden kurulu. Tecrübe boşluğu yabancılarla dolduruluyor. Örf ve adetlere dikkat ile şehrin değerleriyle uyum da azami rol oynuyor adaylar izlenirken. Ruhi yapı sağlamlığı ve zikzaksız performans grafiği de mühimdi takım kimyası adına. Camiayı yakından tanıyan ve işi çok iyi bilen Yükrük, yönetimin tam desteğiyle hareket etmiş transfer döneminde. Karşılıklı oynadığı oyuncularla bile temasta bulunmuş. Ekonomik elverişsizlik istediği kimi oyuncuları ekibe çekebilmesini engellemiş bu arada. Evvela geçen sezon borçlarının ödenmesinde titiz davranmış. Zira bir oyuncunun ‘Ben SBK’dan paramı alamadım.’ demesiyle oluşan kötü imajı silebilmek maddi darboğazı aşmaktan daha zordur çoğu zaman. Sayı 25 / Kasım 2011

103 defa milli formayı giyen Yükrük, basketbola Mersin Dumlupınar Lisesi’nde öğrenciyken 14 yaşında başlamış.

55


Spor

Coco - Kelly Miller adlı ikiz kardeşlerin yanlarında getirdikleri üç valizin biri yiyecekle doluymuş. Dışarıda yemiyorlar ve kalori hesabına göre ve organik besleniyorlarmış. Dindarlarmış da. Yükrük vaziyete şaşırmış, aynı oranda da memnun kalmış. Özel hayat ile yenilen ve içilen sporcu için önem arz etmektedir. Hep vurgulansa da uyulmaz bu ilkelere umumiyetle. Miller’lar müthiş bir misaldir. Oyuncular ambiyansını önceden bildikleri ve gece hayati haricindeki her türlü sosyalliğe müsait şehirde adaptasyon problemi yaşamamış. Günde iki antrenman sebebiyle pek fazla zamanları da kalmıyor geriye. Menajerin hemcinsliği sayesinde tüm sorunlarını bir yetkiliyle paylaşılabiliyorlar. 15 yaşından beriki kaptanlık birikimiyle ilişkileri koordineyi müşkülatsız yürütüyor Yükrük.

56

SBK’nın, organize ettiği “4’üncü Cumhuriyet Kupası” turnuvasındaki dört müsabakayı da kaybetmesi, kendisinden beklentileri derinden etkilerken Yükrük, olayın sadece skor penceresinden değerlendirilmesine karşı: “Biz aslında o turnuvayı iptal edecektik. Çünkü 4 yabancı oyuncumuzdan sadece bir tanesi maçlara çıkabilirken diğer takımlar yabancılarıyla tam kadroydu. Biz buna rağmen son dakikalardaki birkaç sayı ile kaybettik tüm maçları. Üç yabancımız milli takımlarında oynamak zorundaydı. Turnuvayı yabancılarımızı görmek için düzenlemiştik oysa. Onlar yokken bile maçları kıl payı kaybettiğimizi gördük ama. Bu bize umut verdi. Demek ki tam kadro olsak bütün maçları kazanacaktık. Turnuva ‘iddia’ya girdiği ve kulübe gelir sağlanacağı için turnuvayı iptal edemezdik de.” SBK’da öncelikli hedefi dev bütçeli

takımların arasından sıyrılarak PlayOf’a kalabilmek. Bir de bütün oyunculara alacaklarını zamanında iletmek. Eldeki esirgenmeyecekse de, bu bütçeyle şampiyonluk sürprizden öte tam bir hayal. Samsun basketbol ve futbolun süper liginde. Bu konuda, “Futbol farklı bir kulvar. Spor kenti olmak açısından önemli. Samsun’un iki süper ligde takımı olmasının spor arenasında dikkat çekici.” diyor Yükrük. Şehir milletvekili Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın desteğine de güveniyor bu arada. 7500 kişilik kapalı spor salonunun temelinin atılması doğrudan SBK’ya bir müjde. Takım halen Canik Belediyesi’ne ait salon ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nce tahsis edilen Yaşar Doğu Spor Salonu’nu kullanıyor. Yeni salon hizmete açıldığında alt yapının güçlendirilmesinde de ivme kaydedilecek. Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

57


Sinema Ölümsüzler Tür : Aksiyon, Fantastik, Macera Gösterim Tarihi : 11 Kasım 2011 Yönetmen : Tarsem Singh Yapım yılı : 2011 Oyuncular : Henry Cavill, Luke Evans, Kellan Lutz Filmin konusu: Antik Yunan’da geçen filmde, savaşçı prens Theseus kötü güçlere karşı savaş açar; tanrılar ve insanlar, titanlara ve barbarlara karşı mıdır?Mickey Rourke’nin canlandırdığı Titan Hyperion, yıllar sonra insanlığa savaş açar. Savaş Tanrısı Ares tarafından üretilen efsane bir silahın, Epirus Yayı’nın peşindedir. Bu silah, Titanları Tartaruslardan kurtarmaya yarayacaktır, bu silah sayesinde öç alabilecektir. Tanrılar savaşta Hyperionlar ya da insanlık arasında bir seçim yapma yetisine sahip değildirler, taraf tutamamaktadırlar. Tanrıları ve toprağını korumakla görevli olan Theseus’tur ve onu da Zeus seçmiştir. 3D teknolojisine göre çekilen film ekstra post prodüksiyona ihtiyaç duymuştur. Yönetmen Rönesans resim stilini baz alan bir aksiyon çekmek istediğini söylemiştir. Yönetmenin ağzından: “Düşünün ki Baz Luhrmann Meksika’da Romeo ve Juliet yapıyor.” Oscar ödüllü kostüm tasarımcısı Eiko İshioka da filmi güzelleştiren isimlerden biri.

Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Tür : Fantastik, Romantik Gösterim Tarihi : 18 Kasım 2011 Yönetmen : Bill Condon Yapım Yılı : 2011 Süre: 135 dk. Oyuncular : Kristen Stewart, Taylor Lautner, Anna Kendrick Filmin konusu: Bella Swan ve Edward Cullen arasında yaşanan epik aşk hikayesinde sonun başlangıcına geliyoruz. Stephenie Meyer’ın çok satan ve şimdiden kültleşen Alacakaranlık roman serisinden uyarlanan son filmin ilk bölümünde Bella ve Edward her güçlüğe karşı durarak evleniyorlar. Rüya gibi başlayan günlerden sonra işler Bella’nın hamile olduğunu fark etmesiyle farklı bir yön alıyor. İçinde henüz doğmamış bebek (ya da yaratık) hem kurtları peşlerine takıyor hem de vampir akdini tehlikeye sokuyor.

Dedemin İnsanları Tür : Dram , Tarihi Gösterim Tarihi : 25 Kasım 2011 Yönetmen : Çağan Irmak Yapım Yılı : 2011 Dağıtımcı : Warner Bros Turkey Oyuncular: Çetin Tekindor, Hümeyra, Zafer Algöz, Filmin konusu: Çağan Irmak, Babam ve Oğlum ile çok başarılı olduğu sulara, Dedemin İnsanları ile geri dönüyor. Most Production ve Ay Yapım’ın yapımcısı olduğu, Çağan Irmak’ın senaristliğini ve yönetmenliğini yapacağı Dedemin İnsanları, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Filmin mübadele yıllarına uzanan hikayesi I. Dünya Savaşı ile değişen, parçalanan hayatları sinemaya taşıyor... Çekimleri yaz aylarında tamamlanan filmin oyuncu kadrosunda başta Çetin Tekindor, Hümeyra, Zafer Algöz ve Yiğit Özşener olmak üzere birçok ünlü isim yer alıyor

58

Sayı 25 / Kasım 2011


Say覺 25 / Kas覺m 2011

59


60

Say覺 25 / Kas覺m 2011


Haberexen #25 Kasım 2011