Issuu on Google+


HABEREXEN


Siyasi Üründen Sanayi Ürününe

HABEREXEN

®

www.haberexen.com

Bir dönem siyasetin Karadeniz’de en etkin propaganda aracı fındık şimdilerde sanayileşmeye dönük girişim hikayeleriyle anılıyor.

AYLIK HABER DERGİSİ

Türkiye fındık pazarının ihtiyacının yüzde 70’ni üretiyor. Ancak, Pazar politikasını belirlemekte söz sahibi değil.

Mustafa ÇAKIR

Bu tablo ne kadar acı. O acılara çözüm arayan nice toplantılar, paneller yapıldı. Hepsinin ana fikri şu: Üretiyoruz ama para kazanamıyoruz. Dergi Haberexen, 44. sayısının kapak dosyasını üzerinde çok konuşulduğu halde sonuca varılamayan fındığa ayırdı. Arkadaşlarımız konunun muhataplarıyla yüz yüze görüşmeler yaparak fotoğrafı netleştirmeye çalıştı. Fındık, Karadeniz’in hazinesi. Dikildiği hemen her yerde zenginlikler oluşturmuş bir ürün. Son yirmi yıldır, ekonomik değerinin neden artmadığı tartışılırken, pazara yeni ülkeler de girmeye başladı. Çikolatada alternatifi bulunamamasının da katkısıyla Dünya’da fındık rekabeti artıyor. Türkiye ve Karadeniz maalesef zamanında bu fırsatı göremedi. Geçmiş dönemde siyasilerin fındığı sanayi ürünü yerine siyasi ürün görmesi bugün yaşanan tabloyu oluşturdu.

Marka Evi Ajans ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. Adına İmtiyaz Sahibi

SORUMLU YAZI iSLERi MÜDÜRÜ

Ahmet AK

HABER MERKEZi

Mustafa BiLiK Mert Volkan GÜN Cüneyt YASAR HALKLA iLiSKiLER

Ekrem Yunus KESiCi Onur NURDEMiR Tel : 0 362 432 64 64 Faks : 0 362 435 47 77 Mail : abone@haberexen.com REKLAM SATIS

Yavuz YAMAN Kürsad TEKOLUK Rezervasyon Tel : 0 362 432 64 64 Rezervasyon Mail : reklam@haberexen.com HUKUK DANISMANLARI

Fındıktan işlenmiş yeni ürünler elde etme çabaları, oy karşılığı verilen şaşaalı taban fiyat açıklamalarının yaralarını kapatamıyor. O fiyat politikaları üreticiyi de satıcıyı da atalete itti. Ürün geliştirme, Pazar payını çeşitlendirme gibi girişimlere ihtiyaç duyulmadı. Partiler, fındık üzerinden çok sayıda milletvekili kazandı ama Türkiye bugününü kaybetti. Bugüne gelindiğinde hem Türkiye’nin sektörel dönüşümleri hem de Dünya’nın değişimi, sancılı süreçler doğurdu. Çünkü, fındıkla haşir neşir olanların önemli bir bölümü yeni döneme hazır değildi. Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’da yeni yeni fındık sanayi ürünü haline gelmeye başladı. Çocukluğumuzun vazgeçilmez, imrenilen tadı Sagra şimdilerde kendini yeniden toparlamaya çalışıyor. Fındığın sanayiye dönüşümünde ilk ve tek örnek, kötü günlerinden yavaş yavaş kurtuluyor. Dünya’nın çikolata merkezi olabilecek 4 şehir kaçırdığı fırsatların telafisini yoğun çaba harcıyor. Birçok girişim öyküsü var bu yönde. Emeklere sekte vurulmazsa yakın zamanda Ordu ve Giresun fındık endüstrisinin merkezi olabilecek işaretler taşıyor. Fındık dosyasında okudukça öğreneceğimiz daha çok şeylerin olduğunu göreceksiniz!

AV. Hakan KARADUMAN AV. Hasan Tahsin SENGÜL AV. Adem AKSOY GÖRSEL YÖNETMEN

Uğur BIYIK BASIM YERi

Erol Ofset Ltd. Şti. Pazar mah. Necati Efendi Sk. No: 43 / SAMSUN Tel: 0 362 431 98 96 YÖNETiM YERi ADRESi

Ulugazi Mh. 19 Mayıs Bulvarı Sarı Konak Apt. No: 16 / 1 - 3 SAMSUN YAYIN TÜRÜ

Aylık Yerel Süreli Yayın BASIM TARİiHi

09 Haziran 2013 ISSN: 2147-4397

Bu dergi’de yer alan yazı, makale, fotoğraf ve illüstrasyonların elektronik ortamlar da dahil olmak üzere çoğaltılma hakları Marka Evi Ajans ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. ‘ye aittir. Yazılı ve ön izin olmaksızın hangi dilde ve hangi ortamda olursa olsun materyalin tamamının ya da bir bölümünün çoğaltılması yasaktır. Bu dergi, basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.

Sayı 44 / Haziran 2013

3


HABEREXEN HABEREXEN

R

10

Sayı 40 44 // Şubat Haziran 2013 Sayı 2013

dos y al ar

14

3('ø7g5 6 AKILDA KALANLAR 3 EDİTÖR

8 .gù(<$=,6,%(.ø55(ùø72ö/8

20

6 AKILDA KALANLAR

10 hd%(<$='$1%ø5ø+$<$7,0,='$1 8 KÖŞE YAZISI - BEKİR REŞİTOĞLU d,.,<25*ø%ø 10 TİCARET ve SANAYİNİN AKİL ADAMLARI

147h5.<81$10h%$'(/(6ø<$ù,1'$

14 BÜYÜK DEMEKLE BÜYÜKŞEHİR OLUNMAZ

20+85'$.$5721'$.ø<$%$1&, 16 KÖŞE YAZISI - AYLİN TAT 7(.(/ø1ø.,5$&$ö,=

24

18 MAYIS 7’NİN ARKASINDAKİ HÜZÜN 241(<('øöø1ø='(1(0ø16(1ø= $)ø<(7ù(.(52/681 22 AMASYA TAMİMİ 10 GÜNLÜK FESTİVALLE KUTLANIYOR

34

307ø5ø'ø1(7ø5ø'ø1(%$1,/,5 24 TOKAT’A GIDA OSB ŞART '2678./$5,1

40

28 KAPAK - AVRUPA KEYFİNDEN FINDIK KIRIYOR

34520$7ø=0$1,1<$./$ù,. 7h5h9$5 48 AİLENİN TEMELİ BOZULURSA SOSYAL FACİALARIN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ

38.gù(<$=,6,$</ø17$7

52 KALKANCIOĞLU PİLAVI

406$.,1*(d.$/0$ 56 KÖŞE YAZISI - AYDIN DOĞDU .h0(/(1'(*(/

58 DÜNYANIN EN UCUZU SU KAYAĞI HİZMETİ

SAMSUN’DA 54.gù(<$=,6,$<',1'2ö'8 62 LİGLERİN ARDINDAN

562.d8<$5,ù7,5$&$. $/$1$5$1,<25 64 TEKNOLOJİ-KOMPAKT FOTOĞRAF MAKİNALARI 66 SİNEMA 6023(5$

60

56

62'$0$.7$', 64)87%2/6$06816325 4

4

666ø1(0$

Sayı 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

5


Akılda Kalanlar

TOKAT’TAKİ KENTSEL DÖNÜŞÜM ERBAA’DAN BAŞLIYOR AK Parti Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, Bakanlar Kurulu kararıyla vilayetin ‘kentsel dönü­ şüm’ kapsamına alınacağını belirtiyor. İlk çalışmalar Erbaa ilçesinin riskli alan ilan edilen Erek Mahallesi’nde başlayacak. İnsanların kolayca ikna edilemediğini söylüyor Aslan: “O mahalle de yıllardır oturan insanlar var. Kendi bölgesinden, alıştığı yerden çıkmak istemiyor. Tokat merkezde ise Kale’nin etrafını bu kapsamda zorlamamız lazım. Hem oradaki heyelan tehlikesini bertaraf etmek hem de Sulu Sokak Çarşısı ile Tokat Kalesi’nin arasını açarak tarihi doku ile birleştirmek lazım. Bu anlamda Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü çalışıyor. Maalesef belediye böyle bir çalışmayı yapmamış.”

GİRESUN’A YENİ BİR GİRESUN KURULUYOR

AB HİBE DESTEKLERİNDE SAMSUN FARKI

Giresun Valisi Dursun Ali Şahin, Giresun’a yeni bir Giresun kurulduğunu, şehir tarihinin en büyük projesinin hayata geçirildiğini söylüyor. Şahin’in İl Genel Meclisi’nin mayıs ayı toplantısındaki konuşmasından bir bölüm: “Alım, satımını yaparak ilk ayağı gerçekleşmiş durumdadır. TOKİ’ye devri yapılmasının ardından ise ikinci aşama çalışmalar başlayacaktır. Bu proje önemsenmeli ve ilimize önemli kazanımlar sağlayacağı unutulmamalıdır. Bu konuda meclis olarak bana verilen alım-satım yetkisini kullandım. Dolayısıyla bu projede hepimizin emeği bulunmaktadır.”

Sosyal projelerde Avrupa Birliği (AB) hibe desteklerin­ den en çok faydalanan altıncı il Samsun. Merkezî Finans ve İhale Birimi’nden alınan bilgiye göre şehirde son bir yılda istihdama yönelik 131 proje, toplam 15 milyon Avro’yla desteklendi. İşsizlikle mücadelede Samsun, başarılı bir grafik çiziyor. Son yıllarda başta Türkiye İş Kurumu (İş-Kur) İl Müdürlüğü, Milli Eğitim İl Müdürlüğü ve Halk Eğitim merkezleri; çok sayıda kurum, istihdamın artması için büyük gayret sarf ediyor.

8 ÜNİVERSİTEDEN AKADEMİK İŞBİRLİĞİ ATAĞI Orta Karadeniz Üniversiteleri Akademik İşbirliği Platformu (OKÜP) atılan imzalarla resmiyet kazandı. Canik Başarı Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen protokol töre­ ninde Canik Başarı, Ondokuz Mayıs, Tokat Gaziosmanpaşa, Ordu, Giresun, Çorum Hitit, Amasya ve Sinop üniversiteleri sıkı bir işbirliğine gidecek bundan böyle. 6

Sayı 44 / Haziran 2013


ÇARŞAMBA KİTAP FUARI GÜÇLENİYOR Belediye Başkanlığı’nın organizesiyle Çarşamba’da bu yıl 5.’si düzenlenen Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil etkinlikleri kapsamındaki kitap fuarı büyük ilgi gördü. 9-16 Mayıs tarihleri arasında açık kalan fuarda 55 yayınevi stant açarken; 41 yazar ve şair katılımcıydı.

ORDULULAR VE VALİLERİ İSTANBUL’DA BULUŞTU

Kütahya’dan Ordu’ya atanan Vali Kenan Çiftçi, 23-26 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Feshane’de tertiplenen gün etkinliğinde Ordulularla buluştu. Şehrin eski Valisi Orhan Düzgün ise aynı vazifeyi Cumhurbaşkanı Gül’ün memleketi Kayseri’de yapacak.

TRABZON EMNİYETİ’Nİ ÜZEN KAZA

Trabzon Emniyet Müdürü Ertan Yavaş ve eşi, seyir ettikleri özel otomobilin hurdaya döndüğü trafik kazasından sağ kurtuldu. Kaza, Kırıkkale- Kırşehir karayolunun 10’uncu kilometresinde meydana geldi. Yavaş, yağışlı hava sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybetmiş.

OKA’DAN SINIR ÖTESİ OPERASYON Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), Moldova’nın önderliğini yapacağı Black Sea BI-Net projesinin yeni ortağı. Yunanistan, Romanya, Ermenistan ve Ukrayna da üye projeye. 801 bin 531 Euro bütçeli proje 24 ay sürecek.

SİNOP’TA İSTİHDAM KAYBI Sinop Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Müdürü Yaşar Kaya açıkladı: 31 Aralık 2012 tarihinde sona eren 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın ardından vilayetteki sigortalı sayısının bin 437 kişi, yüzde 1 azaldı.

Sayı 44 / Haziran 2013

SİNOP’A YENİ VALİ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayladığı son valiler kararnamesiyle İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürü Yavuz Selim Köşger, Sinop’a atandı. Görevdeki Vali Dr. Ahmet Cengiz ise Mardin’e atandı.

7


Köşe Yazısı Köşe Yazısı

Bekir Reşitoğlu Reşitoğlu Bekir Veda Hutbesini gOPV]OùHGRùXP

En Son Ne Zaman Okudunuz?

Ö

8

8

Şeffaflık. Gerçekten de istiyor muyuz bunu? Yoksa iki ŐƺŶ yüzlülüğümüzü ůƺŵ ďŝƌ ĕĂƚ ŬĂƉŦ ŐĞortaya çıkarmasından korkuyoruz ůŝǀĞƌŝLJŽƌ͙ mı KŶƵŶůĂ LJĂƔĂhep? Bu kavramdan yana görünüp ŵĂLJŦ ƂŒƌĞŶŵĞůŝLJŝnj͙ Ƶ ikili oynamayı sürdürüyor muyuz? ĚƺŶLJĂĚĂŶŶŝŚĂŝĂLJƌŦůŦƔŦŚŽƔ ŬĂƌƔŦůĂŵĂLJŦnj͙ İlkin kendimize karşı şeffaf mıyız bir kere? Söylediklerimizi, yaptıklarımızı 7ůŬ ĐƺŵůĞĚĞ ĚƵĂLJĞŶ içimizdeki ŐĂnjĞƚĞĐŝ DĞŚve düşündüklerimizi sese ŵĞƚ ůŝ ŝƌĂŶĚ͛ŦŶ͕ ƌĂŒŵĞŶ soruyor muyuz? ͲŚĂƐƚĂůŦŒŦŶĂ Vicdanımızın kalp ĚŝŵĚŝŬ ǀĞĨĂƨ atışlarınıĂLJĂŬƚĂLJŬĞŶͲ dinliyor muyuz hiç?Őŝnjůŝ͘ 7ŬŝŶĐŝƐŝŶĚĞ͕ ϭϵϵϵ DĂƌŵĂƌĂ ĞƉƌĞŵŝ͛LJůĞ ĂĚŦŶŦ ďƺƚƺŶ Hayattaki tümdƺƌŬŝLJĞ͛ŶŝŶ ilişkileri veƂŒƌĞŶĚŝŒŝ olayları WƌŽĨ͘ ƌ͘ ŚŵĞƚ DĞƚĞ kul /ƔŦŬĂƌĂ͛ŶŦŶ Ŭŝ͙ sadeleştirdiğimizde, ve Allah mĕƺŶĐƺƐƺŶĚĞ ĚĞYaratıcı ŵƺƚĞŵĂĚŝLJĞŶ ĨĂƌŬůŦ kalıyor geriye. nezdindeki ŐƂƌƺƔůĞƌĞ ƐĂŚŝƉůŝŒŝŶ ĕĂƨƔdurumumuzu merakŬĂǀŐĂLJŦ ediyorǀĞ muyuz? ŵĂLJŦ ǀƵƌŐƵůĂLJĂŶ ǀĞ OndanŐĞƌĞŬƟƌŵĞĚŝŒŝŶŝ saklama gafletine düştüğümüz ďŝƌďŝƌŝŵŝnjŝ ĂŶůĂLJĂďŝůŵĞLJŝ ƂŶĞƌĞŶ WƌŽĨ͘ standart dışı sapmalarımızı hatırlıyor ƌ͘dŽŬƚĂŵŦƔƚĞƔ͛ŝŶŬŝ͙ muyuz zaman zaman? Kainat kitabında ve onun özeti Kur’an-ı ƂƌĚƺŶĐƺLJƺ ĚĞ ĞŬůĞŵĞůŝLJŝnj͕ ϮϬϭϯ KͲ Kerim’de insanlığın bilmesi gerekenler ĐĂŬ͛ƚĂŬŝ ŵĞƔŚƵƌ ŬĂLJŦƉůĂƌŦŶĂ͘ ƺŶLJĂĐĂ tek tek sıralanıyor. Okuyor muyuz ara ŵĞƔŚƵƌƌĞƐƐĂŵŦŵŦnjƵƌŚĂŶŽŒĂŶĕĂLJ͛Ŧ sıra? ĚĂĞďĞĚŝLJĞƵŒƵƌůĂĚŦŬ͘ƐĞƌŝĞŶƉĂŚĂůŦLJĂ ƐĂƨůĂŶƐĂŶĂƚĕŦŵŦnjĚŦŽ͘ŝƌƌƂƉŽƌƚĂũŦŶĚĂ Ahlakı tartışıyor Türkiye son haftaƔƂLJůĞ ŬĞŶĚŝƐŝŶĞ͗ larda. ƐŽƌƵůŵƵƔƚƵ Alkole getirilen yeni ͞zĂƔĂLJĂŶ düzenleĞŶƉĂŚĂůŦdƺƌŬƌĞƐƐĂŵŦŽůŵĂŬŶĂƐŦůďŝƌ meler, Taksim’deki gezi parkı, üçüncü ĚƵLJŐƵ͍͟ ƔƵ ŝĨĂĚĞůĞƌ köprününƵĚĂŬůĂƌŦŶĚĂŶ ismi, yeni havalimanının ĚƂŬƺůŵƺƔƚƺ ĐĞǀĂďĞŶ͗ ͞sĂůůĂŚŝ ďĞŶŝŵ ekolojik dengeye etkileri, başkanlık ŝĕŝŶŚŝĕďŝƌƔĞLJĚĞŒŝƔŵĞĚŝ͘ĞŶŬĞŶĚŝŵsistemiyle yasama ile yürütme erkĚĞŶĞŵŝŶĚŝŵŚĂƩĂďŝƌĂnjŐĞĕďŝůĞŽůĚƵ͘ lerinin tek elde toplanması isteği ve ϱϬ ƐĞŶĞŵŝ ĚƵƌƵŵĂ benzeri pekĂůĚŦ çok ďƵ konuya kafaŐĞůŵĞŵ͘ yoruyor ϱϬ ƐĞŶĞ Ăĕ ŬĂůĚŦŵ͕ ĞŬŵĞŬ görünmekteyiz. Oysa ki ĂůĂŵĂĚŦŵ͕ keskin bir ŵĞƚƌŽLJĂ ďŝŶĞŵĞĚŝŵ͕ ĞǀŝŵŝŶ ŬŝƌĂƐŦŶŦ aldanıştayız. Çünkü afaki ve yüzeysel sözlerden ibaret ürettiğimiz cümlele­ rin ekseriyeti.

Dışımız içimizle uyumlu değil. İçimizden dışımızdakileri saklıyoruz ƂĚĞLJĞŵĞĚŝŵ͖ Śŝĕ ŬŝŵƐĞ ďŝůŵĞĚŝ ďƵŶgüya. Bizden arzulanan tersi ůĂƌŦ͘͘͘ zĂďĂŶĐŦůĂƌ ŚĂŬŬŦŵĚĂtam Ăůƨ ƚĂŶĞ aslında. İçimizle dışımızın birliği. ŬŝƚĂƉ ĕŦŬĂƌƴ͘ ŦƌĂŬŦŶ ƐĂŶĂƨ͕ ŚĞƌŚĂŶOrtaklaşa başardıkları hayır veŬŝƚĂƉ iyiŐŝ ďŝƌ ƐĂŚĂĚĂ ŚĂŬŬŦŶĚĂ Ăůƨ ƚĂŶĞ ĕŦŬĂƌƨůĂŶyüze ŬĂĕ ŬŝƔŝ ƚĂŶŦLJŽƌƐƵŶƵnj mümdƺƌŬŝliklerin vurulmadan, LJĞ͛ĚĞ͍sessizce mƐƚĞůŝŬ ďƵ LJĂnjĂƌůĂƌ ďŝůĂŝƐƟƐŶĂ künse yerine getirilmesi. Sağ ŬĞŶĚŝĂůĂŶůĂƌŦŶĚĂĚƺŶLJĂŶŦŶĞŶŵĞƔŚƵƌ elin verdiğini sol elin duymaması. ŝƐŝŵůĞƌŝ͘͟ Şatafatta, gösteriş fırsatlarında şeffafız. Önümüze gelene anlatıyoruz, ,ĞƉŝŵŝnj ƺŶLJĂ ƂLJůĞ͘ ^ĂŶişte şunuĨĂŶŝLJŝnj͘ şunu şunu benĚĂ yaptım. Ben Ŭŝ ŚĞƉ ďƵƌĂĚĂ ŚŝƐƐŝŶĚĞŶ bağışladım. BenŬĂůĂĐĂŬŵŦƔ aracı oldum. Ben ŬƵƌƚƵůŵĂĚŦŬĕĂBen ƉƌĂŶŐĂůĂƌĚĂLJŦnj͘ destekledim. ben ben… ,ĂŬŝŬŝ ƂnjŐƺƌůƺŬ ƐŽŶƐƵnjůƵŒƵ ŐƂƌŵĞ ǀĞ ŽŶĂ ŐƂƌĞŚĂLJĂƟĚŝnjĂLJŶĞĚĞďŝůŵĞĚĞ͘zĞƌŬƺͲ Evet tam da özünden yakaladık meseƌĞLJĞMesele ŶĂƐŦů ďĂŬŵĂŬƚĂƐŦŶŦnj͍ zŽŬƐĂ leyi. tamamen sen. Sen ile ĞƐŬŝ ben ĕĂŒ ŝŶƐĂŶůĂƌŦ Őŝďŝ ƂŬƺnjƺŶ ďŽLJŶƵnjůĂƌŦŶͲ arasındaki irtibatın sağlandığı kanalın ĚĂ ĚĞŶŐĞůĞŶĞŶ ƚĞƉƐŝakan ŵŝ njĂŶŶĞƚŵĞŬͲ duruluğu. Buradan mesajların ƚĞƐŝŶŝnj͍ ve dĂďŝtemizliği. Ŭŝ ďƵ ƚĞƔďŝŚƟ͘ &ĂŬĂƚ açıklığı Sen, ben veŶĞ o ĨĂƌŬŦŵŦnj ǀĂƌkomplekssizliği. ďƂLJůĞ ƐĂŶĂŶůĂƌĚĂŶ͍ 7ƔƚĞ üçlüsünün Saç ayağı ƚĞŵĞů ƐƵĂů ĞĚĞŶůĞƌŝŵŝnjĚĞŶ͖ ĞůŝͲ misali yere ďƵ͘ sağlam basışı. Biz diyeŵŝnjĚĞŶ͕TekĂLJĂŒŦŵŦnjĚĂŶ͕ ŐƂnjƺŵƺnjĚĞŶ͕ bilme. vücutta bütünleşebilme. ŬƵůĂŒŦŵŦnjĚĂŶ͕ ďƵƌŶƵŵƵnjĚĂŶ ŬĂůďŝBana dokunmayan yılan binǀĞyaşasın ŵŝnjĚĞŶ ǀƐ͖ ƌƵŚƵŵƵnjƵ ƐŦLJŦƌĂĐĂŒŦnj ŵƵƚdememe… ůĂŬĂ͘ ĂŵďĂƔŬĂ ĂůĞŵůĞƌĞ ŐŝĚĞĐĞŒŝnj͘ ŽŒŵĂĚĂŶ ĞǀǀĞůkoşarak ĚĞ ŽƌĂůĂƌĚĂLJĚŦŬ͘ İhale peşinde yorulanlar ƐůŦŶĚĂƂůƺŵ͕ƂůƺŵƐƺnjůƺŒĞĚŽŒƵŵĚƵƌ͘ şöyle bir dinlendiklerinde, kend&ŦƚƌĂƨŵŦnjĚĂŬŝĞďĞĚŝLJĞƚĚƵLJŐƵƐƵďƵŶƵŶ ileriyle baş başa kaldıklarında, elle­ ŝƐƉĂƨĚŦƌ͘ rini kalplerine koyduklarında, göz­ lerini kapadıklarında ve damar­la­ ŝƌLJĂŶĚĂƂůƺŵ͕ĚŝŒĞƌLJĂŶĚĂƐŽŶƐƵnjůƵŬ͘ rındaki kanın akışını hissettikler7ŬŝďŝůŝŶŵĞLJĞŶůŝĚĞŶŬůĞŵ͘ŶĐĂŬƂůƺŵĞ inde; alınlarındaki terin kimyasını y͕ ƐŽŶƐƵnjůƵŒĂ ĚĂ zderhal. ĚĞƌƐĞŬ͖Kısa z ƚĂŵĂaraştıracaklardır süre sonra da şantiyelerdeki işçilerin alınlarındaki terleri gözlerinin önüne

getireceklerdir. Aman Allah’ım, diyeceklerdir. ŵĞŶy͛ƚĞŬŝƉĞƌĨŽƌŵĂŶƐĂďĂŒůŦ͘ĞŵĞŬ Ŭŝ ďŝůŝŶŵĞLJĞŶ LJŽŬ ŽƌƚĂĚĂ͘ ŝůŵĞŵŝnj İdarecilik sorumluluk katsayısı ůĂnjŦŵůĂƌĂ ƚƺŵĚĞŶ ǀĂŬŦķnj͘ 7ŶŬĂƌ͕ ŝƐLJĂŶ tavan­ da bir iştir. İki türdürĞǀĞŬƵƔƵ yönetiǀĞ ŝŬŝLJƺnjůƺůƺŬ ĚĞƌƚůĞƌŝŵŝnj͘ ƌŽůƺďŝnjnjĂƚƚĞƌĐŝŚŝŵŝnj͘ cilik tarzı: İlk gruptakiler herkesi ve her olayı idare ederler. Yani tatlıya ŝƌĂŶĚ͛ŦŶ͕ ƚĞƔ͛ŝŶ ǀĞ ve tuzluya/ƔŦŬĂƌĂ͛ŶŦŶ͕ karışmadan, kimse­ ŽŒĂŶĕĂLJ͛ŦŶ ǀĞĚĂůĂƌŦŶĚĂŶ ĚĞƌƐͲ ye bulaşmadan geçinipŚĂŶŐŝ giderler. ůĞƌŝ ĕŦŬĂƌŵĂůŦLJŦnj ĚŝLJĞçalıştırdıklarının ƐŽƌĂďŝůƐĞŬ ĚĂŚŝ Verimliliği, başarıyı, ŬĂĮ͘ ,Ğƌ Ƃůƺŵ ďŝƌ ŝďƌĞƫƌ͘ ŽŒƌƵLJƵ moral motivasyonlarını önemsemez­ ƵŶƵƩƵƌŵĂŵĂ 7Ŭŝ ĞůůĞ ŶĞůĞƌĞ ler. İkinci tiptekiŝŬĂnjŦĚŦƌ͘ idarecilerse hak, adaƐĂƌŦůĚŦŒŦŵŦnjŦŶŵƵŚĂƐĞďĞƐŝŶŝLJĂƉŵĂķƌlet, eşitlik ve kardeşlik prensipleriyle ƐĂƨĚŦƌ͘ ederler. Toplam kalite için hareket çırpınırlar. Bir kişinin ahına bile sebep ĐĂďĂ ĂŶĂŵŦnjŦŶ ǀƺĐƵĚƵŶĚĂŶ ŬŽƉolmaktan kaçınırlar. Disiplinlidirler, ŵĂĚĂŶ ŚĂƩĂ ƌĂŚŵĞ ĚƺƔŵĞĚĞŶ ĞǀǀĞů gevşeklikten hoşlanmazlar, katiyetle ďŝƌŝŵŬĂŶƚĂŶŦŶƐĂLJĚŦŶĞLJƂŶĚĞŬĂŶĂĂƚ boşverciliğe gerilemezler. Allah’ın ŽůƵƔƚƵƌƵƌĚƵŬ͍ ƺŶLJĂ ĐĞnjƉ ĞĚĞƌ ŵŝLJĚŝ bildiğiniz kuldan esirgemezler. Kula ďŝnjŝ͍zĂƌĂƨĐŦ͛ŶŦŶƌĂŚŵĂŶŝLJĞƟǀĞƌĂŚŝŵreva gördüklerini Allah’ın melekleriůŝŒŝƐŽŶƐƵnj͘bŝŵĚŝƐŽƌƵůƵLJŽƌĂLJŶŦƐŽƌƵ͘ nin an be an yazdıklarını unutmazlar. mƐƚĞůŝŬ ƚĞĐƌƺďĞ ĚĞ ůƺƞĞĚĞƌĞŬ͘ Neticede herkesĞƚŵĞLJŝ huzurludur ve mutďĞĚŝLJĞƩĞŬŝ ŐƺnjĞůůŝŬůĞƌ ŵŝ͕ ϯͲϱ LJŦůůŦŬ ludur. ƐĂůƚĂŶĂƚůĂƌŵŦ͍ŽŬŶĞƚďŝƌŚĂů͘<ĂĨĂůĂƌ ĚŝŶŐŝŶ͘ůŵĂŝůĞĂƌŵƵƚĂLJƌŦƔŦLJŽƌ͘bĞLJƚĂŶ Öteye adım attığımızda şeffaflık ŚĂƌŝĕŬĂŶĚŦƌŦůŵĂŝŚƟŵĂůŝĚĞƐŦķƌ͘ ne imiş anlayacağız. Asıl mertlik ve insanlık bu dünyadayken fark etmek 7ŶƐĂŶŦnj͘ sĂƌůŦŒŦŵŦnjĚĂ͕ ƵĨĂĐŦŬ ďŝƌ ŝƐƚĂƐͲ hakikati. Yaşlı adam kendini ayağına LJŽŶ ĚƺŶLJĂ͘ ^ŽŶ ĚƺĚƺŒĞ ĚĞŬ ƺŵŝƚůŝLJŝnj͘ çağırtan oğluna ne güzel söylemiş: ŵĂ ŶĞĨĞƐůĞƌŝŵŝnjŝŶ ƐŽŶƵŶĐƵƐƵŶĚĂ ĚĂ” “Ben sana adam olamazsın dedim. ĂƟŬ ĚĂǀƌĂŶĂďŝůŵĞŬ njŽƌƵŶĚĂLJŦnj͘ ůůĂŚ Buradaki adam kelimesi her iki ŬŽƌƵƐƵŶ ďŦƌĂŬŦŶ ĚƺŶLJĂLJŦ͕ cinsi de kapsıyor şüphesiz.ƐŽŶƐƵnjůƵŬ Sahi Hz. ďĂƔŦŵŦnjĂLJŦŬŦůĂďŝůŝƌ͙͘ Muhammed’in Veda Hutbesini en son ne zaman okumuştunuz? Sayı 40 / Şubat 2013

Sayı 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

9


Gündem

Onlar aktif ve verimliyse şehirler kalkınıyor

TİCARET VE SANAYİNİN AKİL ADAMLARI Ticaret ve Sanayi Odaları (TSO) şehirlerdeki ekonomik hareketliliğin yönetildiği merkez­ler bir bakıma. Kalkınmanın fırsatları, yolları ve hesapları buralarda yapılmakta. Ne denli planlı ve aktif iseler o vilayet öne çıkıyor. Aksi halde de yerinde sayıyor. Bölgemizdeki TSO başkanlarını bir miktar yakından tanıyalım istedik.

10

Sayı 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

11


Gündem

Samsun TSO: Murzioglu Salih Zeki Murzioğlu 5 Ocak 1959 Samsun doğumlu. Şehirdeki ticaret lisesini bitirdi. Üniversite öğrenimi yarım bırakarak baba mesleği bakır işleme sektöründe iş hayatına atıldı. Elektrosan Elektro Bakır Sanayi A.Ş.’yi yönetmekte. 2009’dan beri TSO Yönetim Kurulu Başkanı. Öncesinde de odanın yönetim kurulu ve meclis üyeliklerinde bulunmuştu. Şu görevleri de paralel yürütmekte: TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları Konseyi Üyesi, vilayetteki Merkez OSB Yönetim Kurulu Başkanı, Kavak OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili, yine ildeki Gıda OSB Yönetim Kurulu Başkanı, KOBİ Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Denetim Kurulu Üyesi, TEKMER Danışma Kurulu Üyesi, SABEK A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği ve Büyük Anadolu Lojistik Organizasyonlar A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği ve OSBÜK Denetim Kurulu üyeliği. Salih Zeki Murzioğlu evli ve iki erkek çocuk babası.

Trabzon TSO: Hacısalihoglu 24 Nisan 1956 Trabzon doğumlu. İlk, orta ve liseyi bu vilayette okudu. 1979 yılında İstanbul Makine Fakültesi Makine Bölümünü bitirdi. 1981’de Yıldız Üniversitesi Makine Konstrüksiyon Yüksek Lisans Programı’nı tamamladı. 1983-1985 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nde doktora yaptı. Mustafa Suat Hacısalihoğlu, 1979’dan bu yana mesleğiyle ilgili çok sayıda iş kolunda hizmet vermekte: Konut, sanayii ve hizmet binası inşaatları, yer altı - telefon, drenaj, su, sulama, elektrik nakil hattı, doğalgaz dağıtımı, her türlü ısıtma, soğutma, havalandırma, drenaj, su şebekesi, arıtma ve su şartlandırma, doğalgaz şebekesi, sanayi tesisi… Arşin Organize Sanayii Bölgesi’nde kalorifer, buhar kazanları ve her türlü ısı gereçleri üretimi, hidroelektrik santral mekanik ekipman üretimi, hidroelektrik santral inşaatı yapımı… Yüzme havuzu, sauna, vitrifiye ve her türlü tesisat malzemesi, teknik malzeme, su izolasyonu, ısı izolasyonu, ses izolasyonu malzemeleri satışı ve taahhüt işleri… Evli ve üç çocuk babası. TSO eski meclis başkan vekili Hacısalihoğlu’nun diğer görevlerinden bir bölümü şöyle: Üniversite-sanayi kurulu başkanı, TOBB Genel Kurul delegesi, Trabzon OSB üst kurul üyesi, Şehir Kulübü Başkanı, MMO üyesi, TSİAD üyesi, Türk Eğitim Vakfı üyesi, OSBÜK Yüksek İstişare Kurulu Üyesi

Sinop TSO: Derici 3 Haziran 1952 Çorum’un İskilip ilçesinde hayata merhaba diyen Erol Derici, ilkokulu doğduğu yerde, orta okulu Antalya Gazipaşa’da , liseyi de Ankara tapu kadastro lisesinde tamamladı. 1976 yılında İstanbul Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi’nden (İ.D.M.M.A), şimdiki adıyla Yıldız Mühendislik’ten harita mühendisi lisansı aldı. 19761977 yıllarında Aksaray ve Sinop kadastro müdürlüklerinde kontrol mühendisi ve müdür vekili idi. 1978’de mesleği serbest sürdürmeye karar kıldı. İnşaat-taahhüt, deri ve turizmle uğraştı. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde ve okul derneklerinde yöneticiydi. Kasım 1995’te TSO başkanlık koltuğuna oturdu. Bugün de orada. Evli ve 3 çocuk babası. 12

Sayı 44 / Haziran 2013


Çorum TSO: Basaranhıncal 6 Temmuz 1971’de Çorum’da dünyaya geldi, Çetin Başaranhıncal. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İ.İ.B.F İktisat bölümü 1994 mezunu. Yıldız Kiremit Tuğla Sanayi ve Ticaret ile Başaran Un ve İnşaat Sanayi Ticaret Ltd.Şti’nde müdür; Yeni Yıldız Toprak Başaran Un ve İnşaat Sanayi Ticaret Ltd.Şti.’de de ortak. 31 Temmuz 2004’den beri Çorum Toprak Sanayicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı. 14 Aralık 2005’tan itibaren de Tuğla ve Kiremit Sanayicileri Derneği ( TUKDER) Yönetim Kurulu Sayman Üyesi. 3 Ocak 2009’dan bu yana da şehirdeki TSO’nun yönetim kurulu başkanı. Evli ve 2 çocuk babası.

Tokat TSO: Arat 1974’de Tokat’ta doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini burada bitirdi. 1992 yılından bu yana aktif ticaretle meşgul. Ahmet Arat, akaryakıt istasyonculuğu, şehirlerarası yolcu taşımacılığı, seyahat acentesi işletmeciliği gibi pek çok alanda faaliyet gösteriyor. 2001-2005, 2005-2009 dönemlerinde TSO meclis üyesidir; 2009-2013 arasında da yönetim kurulu başkanı. Kamu yararına birçok kuruluşta da aktif yöneticidir. Evli ve iki çocuk babası.

Giresun TSO: Çakırmelikoglu İlk ve orta öğrenimini 20 Eylül 1967’de dünyaya geldiği Giresun’da tamamladı Hasan Çakırmelikoğlu. Sultan Gıda İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. ve Çakırmelikoğlu Madensuyu İşletmesi San. ve Tic. A.Ş.’de Yönetim Kurulu Üyesi, Freşa İçecek San. ve Tic. A.Ş. ve Ginn Gıda San. ve Tic. A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Çakırmelikoğlu Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde şirket müdürüdür. 2005-2009 döneminde TSO Meclis Başkanı idi. 2009’dan beri de yönetim kurulunu idare ediyor. TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları Konsey Üyesi’dir. Evli ve 4 çocuk babası.

Ordu TSO: Sahin Servet Şahin’in doğum tarihi, 21 Temmuz 1951. İlk ve Orta öğrenimini doğduğu Ordu’da bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde okudu ve 1973’te lisans diplomasına hak kazandı. Aynı yıl vilayetinde eczane açtı. 32 yıllık meslek hayatında pek çok sivil toplum örgütü içerisinde yer aldı. TSO’nun yönetimi ve meclisinde uzun süreler görev yaptı. 1990-94 arasında TSO’da hem yönetimin hem de meclisin başındaydı. Bölge meslek grubunda en çok vergi veren kişidir. Halen Yenimahalle Eczanesi’ni işletmekte. Evli, ikisi kız dört çocuk babası.

Sayı 44 / Haziran 2013

13


Güncel

Ordu Belediye Başkanı Statü Sarhoşu Değil

Büyük Demekle Büyükşehir Olunmaz

Ordu’nun büyükşehir olmasına ilk etapla ayak­ ları yere sağlam basan bir eda ve stratejik açılarla yaklaşıyor Belediye Başkanı Seyit Torun: “Yalnızca isim değişikliği ile bu sıkıntılar çözülebilecek olsa şu anda büyükşehir olan illerde hiçbir sorun yaşanmaması gerekir.” Geleceği güvenle bakıyor ama: “İyi bir planlama ile nelerin yapılabildiğini bugün daha iyi görebilme imkanına sahibiz. ”

14

15 Mart 2013 tarihinde Meclis’ten kanunla büyükşehir statüsüne kavuş­ması Ordu’daki mevcut problemlerin kökten çözülmesi anlamına geliyor mu? Belediye Başkanı Seyit Torun’a göre hayır: “Büyükşehir olma­ nın Ordu’ya ne getirip ne götüreceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.” Vilayette yeni halin nasıl gerçek­leş­tiğinden ziyade meselenin özüne odaklanılması gerektiğini söylüyor Başkan Torun: “Mut­ laka avantajlı ya da dezavantajlı yönleri olacağı bir gerçektir. Ancak illerin statüle­ rinin değişmesinde başta coğrafi yapı, ekonomik ve nüfus gibi belirleyici kriter­ lere sahip olması ve bu kriterlerin gerçekçi ortaya koyulması lazımdır. Büyükşehirliği, geçmişin siyaset alışkanlığından gelen bir siyasi rant kapısı olarak görmek doğru olmayacağı gibi; sağlayacağı avantajları da heba etmek anlamına gelir. Önemli olan

Sayı 44 / Haziran 2013


Başkan Torun: “Bizler belediyeciliği biliyor ve merkezde yakaladığımız başarıyı ilimizin tümüne yaymak istiyoruz. İlimizin büyükşehir olması bize bu imkanı ve fırsatı verecekse bu konuda görev almaya da hazırlıklıyız.”

gerçek verilerden yola çıkarak alınan kararlardır. Böyle kararların uygu­ lanması ve sonuçları da o ölçüde güzel olabilecektir.” Büyükşehir yapı­ sına uyum kanun öncesinde de bir takım çalışmalar yürüttüklerini, karar kesinleşince bun­ların daha da yoğunlaştığını belirtiyor: “İlimizin neresinde olursa olsun, halkımızın yaşadığı problemlerinin çözümü olduğuna inanıyorum. Önemli olan mevcut kaynakları ve imkanları halkımızın yararına olacak proje­lerle değerlendirmek ve öncelik sırasını iyi belirlemek olmalıdır.”

Planlamanın Önemi

Planlamanın ehemmiyetini vurgu­ layarak, “2004 yılında biz göreve geldiğimizde Belediyenin özellikle eko­nomik yapısı o kadar zor durumda

Sayı 44 / Haziran 2013

idi ki, personel maaşlarını bile veri­ lemiyordu. Ancak iyi bir planlama ile nelerin yapılabildiğini bugün daha iyi görebilme imkanına sahibiz. Başta teleferik ve katı atıklar olmak üzere yıllardır kentimizin en önemli sorunları ve beklentileri yapılan gerçekçi plan ve projelerle çözülmüştür. Yoksa o dönemde de belediyenin imkanları ve almış olduğu devlet desteği yine bu ölçülerde idi. Burada önemli olan uygulayıcıların hazırlığı ve mevcut durumun iyi değerlendirilmesidir.” Katılırız ya da katılmayız tespiti şöyle: “Bugün ülkemizdeki belediye­ leri analiz ettiğimizde büyükşehir statüsüne sahip olan illerin yaşadığı ve önünde duran sorunları buna rağmen çözemediği, ama büyükşehir olmayan illerinse aynı sorunlara çözüm bulduğunu görebiliriz.”

“Belediyeciliği Biliyoruz”

Şu altı çizilesi cümleler de ona ait: “Ülkemizin ekonomik yapısını düşündüğümüzde belediyelerin kullanabileceği kaynakların neler olduğunu tahmin edebiliriz. Yalnızca isim değişikliği ile bu sıkıntılar çözüle­ bilecek olsa şu anda büyükşehir olan illerde hiçbir sorun yaşanmaması gere­kir.” Hemen ardından şunları ekliyor ama: “Bunu ifade ederken de şunu çok rahatlıkla ve güvenle vurgulamak istiyorum. Bizler belediyeciliği biliyor ve merkezde yakaladığımız başarıyı ili­mizin tümüne yaymak istiyoruz. İlimizin büyükşehir olması bize bu imkanı ve fırsatı verecekse bu konuda görev almaya da hazırlıklıyız.”

15


Köşe Yazısı Köşe Yazısı

Aylin Tat Aylin Tat İnanmak 9HID tir. Uzun yollar kısalır, yokuşlar düzleşir, yürü­ meye çalıştığımız yoldaki Kaç kere yoldan dönmüşte olsanız, tüm engebeler görünmez olur. ƂnjůƺŬƚĞŬŝ ĂŶůĂŵŦ ƐƂnjƺŶĚĞ 7ŶƐĂŶƐĂŬ ĞŒĞƌ͕ ŝŶƐĂŶĐĂ LJĂƔĂŵĂŬKaç kere döndürülmüşte olsanız, ĚƵƌŵĂ͕ ƐĞǀŐŝ ǀĞ ĚŽƐƚůƵŬ- ƐĂ ĂŵĂĐŦŵŦnj͖ ďĂƔŬĂ ŝŶƐĂŶůĂƌĂ ĚĂ Öyle bir güç vermiştir ki ƚĂ ƐĞďĂƚ ǀĞ ĚĞǀĂŵĚŦƌ ǀĞ- ŝůůĞ ĚĞ Ğů ƵnjĂƚŵĂŬƨƌ LJĂƔĂŵŦŶ ĂĚĂďŦ͘ Dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız, yaradan insanoğluna, ĨĂŶŦŶ͘ 'Ğƌĕŝ͕ ĕĂŒŦŵŦnjĚĂ dĂŶŦŵĂĚŦŒŦŶ͕ŽƚƵƌƵƉƚĂďŝƌďĂƌĚĂŬĕĂLJ hayallerini ve ŝŚĂŶĞƚǀĞďĞŶĐŝůůŝŬůĞƌĞLJĞƌ- ďŝůĞ ŝĕŵĞĚŝŒŝŵŝnj ŝŶƐĂŶůĂƌĂhedeflerini ŬĂƌƔŦ ďŝůĞ Kendinizin ‘yüreğiniz’ tarafından kabul edile­ ce­ gerçekleştirebilecek bir ŝŶŝďŦƌĂŬĂŶďŝƌŬĂǀƌĂŵŚĂůŝŶĞŐĞůŵŝƔƟƌ ǀĞĨĂŐƂƐƚĞƌŵĞŬƟƌŝƔŝŶĂƐůŦ͘ ğini potansiyel vardır insan ǀĞĨĂ͘inanmıyor olsanız da beden ve ruhunda. ŝƌŝŶŝ͚͛LJĂƂůĚƺƌLJĂLJĂƔĂƚĂŵĂĂƐůĂLJĂƌĂůŦ Siz yinedeƐŽŒƵLJƵƉ͕ kendinize, yüreğinize yürüyünüz. ,ĂǀĂůĂƌ ĂŒĂĕůĂƌ LJĂƉƌĂŬůĂƌŦŶŦ ďŦƌĂŬŵĂ͛͛ĚĞŵŝƔbĞŵƐdĞďƌŝnjŝ͘ Kızım küçükken bisikletĚƂŬƚƺŬƚĞŶƐŽŶƌĂĚĞƌŝŶďŝƌŚƺnjƺŶĕƂŬĞƌ düşmüş ağlıyordu. Ne ŝĕŝŵĞ͘EĞĚĞŶƐĞŬŦƔŵĞǀƐŝŵŝ͕LJĂƔĂŵŦŵ ŽƐƚůƵŒƵŶ ǀĞ ŽůŵĂnjƐĂ Hiç kimse size inanmasa da siz kendinize inanın. kenŵŝŶŶĞƩĂƌůŦŒŦŶ ďŽLJƵŶĐĂƐŽƌŐƵůĂŵĂŵĞǀƐŝŵŝŽůŵƵƔƚƵƌ ŽůŵĂnjŦĚŦƌs&͕ yaptıysak susturamadık. ŬĞŶĚŝ ĚƺŶLJĂŵĚĂ͘ <ĞŶĚŝŵŝ͕ ƐĞǀĚŝŬůĞƌDedim ki; ‘Bak yavrum, Mevlana ŝŵŝ͕ ƐĞǀŵĞĚŝŬůĞƌŝŵŝ͕ LJĂƉŵĂŬ ŝƐƚĞLJŝƉƚĞ sĞĨĂ͕ƂnjůĞŵĚŽůƵ͕ƐŦĐĂĐŦŬďŝƌŬƵĐĂŬůĂŵşimdi ben öpeceğim ve LJĂƉĂŵĂĚŦŬůĂƌŦŵŦ ƐŽƌŐƵůĂƌ ĚƵƌƵƌƵŵ͘ ĂĚŦƌ͘ tüm acın geçecek’ küçü­ 'ĞŶĞůĚĞ ĚĞ ŚƺnjƺŶůƺĚƺƌ İnanmakla başlar her şey.ƐŽƌŐƵůĂŵĂYaradana cük gözleriyle baktı bana ve ‘tamam’ ůĂƌŦŵ͘ njĂŵĂŶůĂƌŦ ďŝƌůŝŬƚĞ ĂƔŵĂŬ͕ ĚŽƐƚ Žůinanmak, kendi gücüne inan- Žƌ dedi. Ben öptüm birkaç kez, sonra ŵĂŬƨƌs&͘ mak, sevdiklerine inanmak, bir işi üfledim. Ve kızım aynen şunu söyledi <ĂLJŦƉůĂƌŦŵŦ͕ ŝŚĂŶĞƚůĞƌŝ͕ ĚŽƐƚHayattaki ďŝůĚŝŒŝŵ ‘Anneciğim yanıyor ama acımıyor’ başarabileceğine inanmak. ƌŝLJĂŬąƌůĂƌŦŚĂƨƌůĂƌŦŵ͘ LJĂůŶŦnj ŚŝƐƐĞƫŒŝŵŝnjĚĞ͕ Śŝĕ en pozitif eylemlerden biridir inan- <ĞŶĚŝŵŝnjŝ aslında kızımın acısı devam ediyordu ďŝƚŵĞLJĞĐĞŬƐĂŶĚŦŒŦŵŦnjĂĐŦůĂƌŦLJĂƔĂƌŬĞŶ mak, zira manevi duyguların en tesir­ fakat benim söylemime inanmayı <ŦƔŦŶLJƺnjƺƐŽŒƵŬŽůĚƵŒƵŝĕŝŶĚŝƌďĞůŬŝĚĞ ŐƺůƺƔůĞƌŝ͕ ƐĂŵŝŵŝ ďĂŬŦƔůĂƌŦLJůĂ ďŝnjĞ ŦƔŦŬ lisidir de aynı zamanda. tercih etmişti küçük yavrum ve ďƵŚƺnjŶƺŵ͘ ƚƵƚĂŶďŝƌĕŝŌŐƂnjĚƺƌǀĞĨĂůŦĚŽƐƚ͘ öyle yaptı. Kendi kendini yarasının İnançlarıyla şekil alır insan ruhu. Hani acımayacağına ikna ŐĞůĚŝŒŝŵŝnjĚĞ͕ etti. ,ĂůĂ ǀĂƌ ŽůĂŶ LJŽŬƐƵů ŝŶƐĂŶůĂƌ͕ ĕĂƨƐŦnj͕ hĕƵƌƵŵƵŶ ŬĞŶĂƌŦŶĂ ďŝƌ su akar yolunu bulurŽŶůĂƌĐĂ ya, inançlı bir ĂLJĂŒŦŵŦnj ƵĕƵƌƵŵĂ ŬĂLJŵĂŬƚĂLJŬĞŶ ďĞŽĚƵŶƐƵnj͕ ŬƂŵƺƌƐƺnj ĕĂƌƉĂŶ ruhta mutlaka istediği ďŝůĞ hedefe ulaşır. ĚĞŶŝŵŝnjŝƐŦŵƐŦŬŦƚƵƚĂŶLJƺƌĞŬůŝŬŽůůĂƌĚŦƌ Yaşam hanemdeki yaşların bana LJƺƌĞŬ͙ 7ŶƐĂŶůŦŒŦŵĚĂŶ ƵƚĂŶĂƐŦŵ İnanmaya başladığımız anda tüm ǀĞĨĂůŦĚŽƐƚ͙ öğrettiklerinden birisi de; hayatınız ŐĞůŝƌ͘sĞďƂLJůĞnjĂŵĂŶůĂƌŦŵĚĂĚĂĞŶĕŽŬ zorluklar aşılmaya başlamış demek­ da neye inanırsanız o başınıza geliƐŽƌŐƵůĂĚŦŒŦŵ ƔĞLJůĞƌŝŶ ďĂƔŦŶĚĂĚŦƌ ǀĞĨĂ <ĞŶĚŝ ĚŽŒƌƵůĂƌŦŶŦ LJĂƔĂƌŬĞŶ͕ ƐŝnjŝŶ LJĂŶĚƵLJŐƵƐƵ͙ ůŦƔůĂƌŦŶŦnjĂŚŽƔŐƂƌƺŝůĞďĂŬĂŶǀĞƐŝnjŝŬŦƌHiçbir zaman geç kalmadınız,

S

16 38

yor. Bugünkü moda tabiri ‘evrenden ne istersen sana onu veriyor.’ Bugüne kadar başardığım işlerde izlediğim yol hep aynı olmuştur. ŵĂĚĂŶ ĚŽŒƌƵůĂƌŦ ĂŶůĂƚĂŶ LJƺƌĞŬůĞƌĚŝƌ Önce inandım, sonra çalıştım ve ǀĞĨĂůŦĚŽƐƚ͙ inandığım her şeyi başardım. ŽƐƩƵŶŚĂŬŬŦŶĂŝůŝƔŵĞŵĞŬƟƌǀĞĨĂ͘ ͚͛ŝƌ ĮŶĐĂŶ ŬĂŚǀĞŶŝŶ ŬŦƌŬ LJŦů ŚĂƨƌŦ Uzun sözün kısası; aslında inanç ǀĂƌĚŦƌ͛͛ĚŝLJĞďŝůĞŶĚŝƌǀĞĨĂůŦĚŽƐƚ͘

za­ferlerin anasıdır.

sĞĨĂŶĞĚŝƌ͍ŝůŝƌŵŝƐŝŶĚĞƌDĞǀůĂŶĂ͖ Çanakkale zaferini kazanan Meh­ ͚͛sĞĨĂ͕ ĂƌŬĂŶĚĂ ďŦƌĂŬƨŒŦŶŦ͕ ŐŝĚĞƌŬĞŶ metçik, ‘Bir daha dönmemek üzere LJĂŬƨŒŦŶŦLJĂďĂŶĂĂƚŵĂŵĂŬƨƌ͘

gidiyorum’ derken zaferin varlı­ğına

sĞĨĂ͕ĚŽƐƚůƵŒƵŶĂƐĂůĞƟŶĞ͕ďŝƌĚƵĂƐŽŶinandığı için o kadar cesurdu. ƌĂƐŦ ǀĞƌŝůĞŶ ƐƂnjůĞƌĞ͕ ŚĂLJĂůůĞƌĞ ŝŚĂŶĞƚ ŬĂƚŵĂŵĂŬƨƌ͛͛ Mustafa Kemal Türkiye Cumhuri­

yeti’ni gençlere emanet ederken Türk

ŒĞƌ ƚƺŵ ďƵgerçekten ŐƺnjĞů ĚƵLJŐƵůĂƌŦ ƐŝnjĞ ŚŝƐgençliğine inanıyordu… ƐĞƫƌĞŶ ĚŽƐƚůĂƌŦŶŦnj ǀĂƌƐĂ ƐĂŚŝƉ ŽůĚƵŒƵŶƵnj͕ĚƺŶLJĂŶŦŶĞŶĚĞŒĞƌůŝŶŝŵĞƟŶĞ Yaptığınız işte başarı ise hedefiniz ƐĂŚŝƉƐŝŶŝnjĚŝƌĂƐůŦŶĚĂ͘ öncelikle kendiniz inanacaksınız

ki gözlerinde ki ışıltı karşınızdakini

ĞŶĚĞ LJĂƌĂĚĂŶŦŵ Ă ƔƺŬƌĞĚŝLJŽƌƵŵ Ŭŝ͖ de ikna edebilsin. Zirvede buluŚĂLJĂƨŵĚĂ͕ƐŦĐĂĐŦŬŶĞĨĞƐůĞƌŝŶŝĚĞƌŝŶĚĞŶ nan kişilerde herkes gibi sıradan ŚŝƐƐĞƫƌĞŶĚŽƐƚůĂƌŦŵǀĂƌ͘

insanlardı bir zamanlar.

͚͛zĂƔĂŵ ŐƺůŵĞLJŝ͕ ƐĞǀŐŝ ŚĂŬ ĞƚŵĞLJŝ͕ Hayat çok kısa, yaşamla ǀĞĨĂ ƵŶƵƚŵĂŵĂLJŦ͕ ĚŽƐƚůƵŬölüm ƐĂĚŦŬarasın­ ŬĂůdaki o incecik çizgiyi sevgi ve inanç­ ŵĂLJŦďŝůĞŶůĞƌŝĕŝŶĚŝƌ͛͛ĚĞŵŝƔLJĂDĞǀůĂla ƂŶĐĞůŝŬůĞ perçinleştirmektir âdemoğluna ŶĂ͖ ƐŝnjůĞƌŝ ĚƺŶLJĂLJĂ ŐĞƟƌŝƉ͕ yaraşan. İnancınızı kaybetmemeniz ŚĞƌĚĂŝŵĞůŝŶŝnjĚĞŶƚƵƚĂŶďƺLJƺŬůĞƌŝŶŝnjĞ dileğiyle… ǀĞĚŽƐƚůĂƌŦŶŦnjĂŚĞƌĚĂŝŵǀĞĨĂůŦŽůŵĂŶŦnj ǀĞĂLJŶŦǀĞĨĂLJŦĚĂŐƂƌŵĞŶŝnjĚŝůĞŒŝLJůĞ͙ Sayı 2013 Sayı 44 40 // Haziran Şubat 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

17


Turizm

Çobanı öldürten kral aynı anda aşığı kızını da kaybeder…

Mayıs 7’nİn Arkasındakİ Hüzün Mayıs 7’si törenlerinin arka planında nelerin yattığını kafaya takarak 20 yıl önce araştırıyor Tiyatro Yazarı ve Yönetmeni Şaban Karakaya. Herodot’a kadar geçmişteki öyküleri didik didik ediyor. Sonunda buluyor: Kral Mithridates’in kızı Aratias ile Keçi Çobanı Korkinos arasındaki aşkın hazin öyküsü vardır hakikatin özünde. Törpülene törpülene 20 Mayıs Festivali’ne dönüşmüştür olay. Kimi medeniyetler sessiz-sedasız elini ayağını çekmiş dünyadan ve nöbetini ardından gelenine devretmiş. Kimi topluluklar yaşadığı medeniyetin değerlerini ya arşivsel kayıtlarla yarınlara aktarmış ya da sanatın her türlü biçimini kullanarak gelecek kuşaklara miras olarak bırakmış. Kimi öyküler kulaktankulağa menkı­belerle günümüze kadar ulaşmış. Kimi öyküler ise kırıla-döküle bugünlere varabilmiş. Bun­ ların bazılarında kralların saltanatı dile getirilir. Bazı­ larındaysa dramatik aşklara parmak basılır. Dünyanın hangi ülkesinde ve hangi medeniyetin ürünü olur­ sa olsunlar aşka dairler ve sanki üç aşağı, beş yukarı aynıdırlar.

Aratias İle Keçi Çobanı Korkinos

Bunlardan bir tanesi de Kral Mithridates’in kızı; Aratias ile Keçi Çobanı Korkinos arasındadır. Fakat kulaktan kulağa çok törpülenmiş, eklentilere uğramıştır. Yarım yamalak kalmıştır. Ancak herhangi bir yerde belgesine rastlan­ mamıştır. Tek uygun düşen belge, Doğu Karadeniz’ in tek adası ‘Giresun Adası’dır. Yani diğer tarihsel adıyla Aratias’tır. 18

‘Aratias’, aynı zamanda Kralın ‘Keçi Çobanına’ aşık kızının adıdır. Bu aşk öyküsünün bir başka tanığı da Kral’ın kızını hapsettirmek için adaya yaptırdığı ‘manastır’ kalıntısıdır. Bir de ada’nın tam karşısındaki ‘Gedikkaya’ denilen ağzı açık kayalık ile Giresun Kalesi’nin içindeki Kral’ın saray olarak kullandığı ‘İç Kale’dir.

Mayıs 7’sinin Arka Planı

Ne var ki, bu mekanların üzerinde zamanla Mayıs 7’si denen başka törenler yapılır hale gelmiştir. 30 yıldır uluslararası kimliğe erişerek 20 Mayıs festivaline dönüşmüştür. Doğallıktan ve otantik’ değer­l erinden uzaklaşmıştır. Katılımcılar arkaları dönükken denize yedi taş atmakta ve sacayak denen demir halkadan geçmektedir. Havalar iyiy­se adanın etrafında kayıkla üç tur atılmaktadır bir de. Eskiden gençler güneş doğmadan deniz veya aksu deresine girip yıkanırlarmış. Bu ritüel tamamen yok olmuş. ‘Mayıs Yedisi’ törenleri sadece Giresun’a ait değil. Beşikdüzü’nden başlayıp Görele, Espiye, Tirebolu, Perşembe, Terme, Gölköy ve Sinop’a kadar uzanıyormuş yüzyıllar evvelinde. Halen sürdürenler de var.

Şaban Karakaya Araştırıyor

Giresunlu emekli eğitimci, tiyatro oyunu yazarı ve yönetmeni Şaban Karakaya’nın bundan yaklaşık yirmi yıl önce kafasına takılmış bütün bunlar. “Bu insanlar neden içinden bir dilek tuta­rak; ‘Sacayak’ denilen demir halkadan üç kez geçerler? Neden sırtlarını denize dönerek ‘yedi çift, bir tek taşı’ dualar okuyarak denize atarlar? Neden kayıklara doluşarak, adanın etrafını üç kez dolaşırlar? Bu ritüel değerler yıllar önce­si bir medeniyete mi ait, Sayı 44 / Haziran 2013


yoksa Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinden sonra mı ortaya çıktı?” diye sorup durmuş kendine, cevaplarını aramış.

Herodot’a Kadar Taramış

Sonrasını ise kendi ağzından dinliyoruz: “Karar verdim bu soruların yanıtını bir başkasında bulamasam da, kendime mantıklı bir yolculuk yaptırabilmek için, kendimi ikna edebilmek için bu sorulara mutlaka yanıt bulmalıyım diye… Eski medeniyetlere ve tarihlere ait ne kadar rivayet, menkıbe, tarihi masal ve mitos öykü varsa aradımtaradım okumaya başladım… Tarihin babası sayılan; Herodot tarihine göz attım… Ne kadar tarihi aşk öyküsü yolculukları varsa okumaya çalıştım… En sonunda şu karara vardım… Geçmişin öyküleri neredeyse hemen-hemen hepsi birbirine benziyor. Belki de aynı medeniyeti ve çağı ortak yaşamanın benzerliği ve paydaşlığı.”

Giresun’un Çok Önceki Adı Kresus’dur

Mayıs Yedisi ritüelleriyle, Keçi Çobanı ile Kralın Kızı Aratias’ın aşk öyküsüyle bir bağ vardır Karakaya’ya göre: “Giresun yöresinde de yüzyıllar öncesinden günümüze kadar söylencelerle, kulaktan-kulağa aktarılan bir aşk öyküsü vardır ki, orta yerde yazılı bir belgesi yoktur ama anlatılan öyküyü doğrularcasına belli tarihi kalıntılar hala günümüze kadar kendisini kör-topal taşıyabilmiştir. Ben de diyorum ki, bu şölene dönüşen öykünün başlangıcı ve çıkış noktası olsaolsa, Kral’ın kızı; Aratias ile Keçi Çobanının hüzünlü öyküsünün dramatik bir şekilde sonlandırılmasından sonra başlamıştır ve öykü şöyledir: Giresun’un binlerce yıl önceki adı; “Kresus’ dur. Kresus Kralı: Mitridatis’in dillere destan çok güzel bir kızı vardır. Adı: Aratias’tır…Kresus Kalesi’nin tam karşısında ise Gedikkaya Kayalıkları’nda keçi güden bir çoban vardır. Adı, Korkinos’tur… Çobanın bu ismi sözel anlatılan öykülerde geçmiyor. Keçi Çobanı, Korkinos keçilerini güderken kavalı Sayı 44 / Haziran 2013

ile herkesi hislendirip duygulandıran ezgiler çalar… Aratias, çobanı daha tanımadan, yüzünü bile görmeden bu gizemli insana yavaş, yavaş aşık olmaya başlar… Kralın oturduğu Kresus Kale’deki sarayına çobanın annesi her akşam taze keçi sütü götürmektedir. Fakat nasıl olduysa bir keresinde saraya sütü Keçi Çobanı Korkinos götürür. Çoban sarayın kapısında tam nöbetçi askere sütü teslim edecekken, birden karşısında Kralın kızı, Aratias’la yüz-yüze gelir. Aratias’ın yüzünü bile görmeden aşık olduğu yakışıklı genç şu anda tam karşısında durmaktadır. Bu o güzel nağmeleri seslendiren Keçi Çobanı; Korkinos’tur…

Sonunda Aşk Ortaya Çıkar

Aradan günler, aylar geçer… Bu geçiş süreçlerinde yörede ne kadar Kral, Prenses, Tekfur varsa Kralın kızı Aratias’a kavuşmak için yol ederler Kresus Kale kapısını. Fakat Aratias hiçbirine ‘evet’ demediği için bütün kapılar gelen Kralların, yakışıklı Prenslerin yüzüne kapanır. Buna bir anlam veremez ne Kresus kralı, ne de Sarayın önde gelenleri. Çünkü bi­lin­meyen şey; Keçi Çobanı ile Aratias’ın sessiz tutkunluğudur, sevdasıdır… Birbirlerine karşı duydukları aşkın bir harlanışıdır. Fakat gün gelir, Keçi Çobanı ile Aratias’ın aşkı fazla saklanamadığı için gün ışığına çıkar. Kral çılgına döner… Hırsından neyi kırıp, neyi dökeceğini şaşırır. Çağırır Kale Komutanı’nı, bir emirle Ada’ya bir ‘manastır’ ve içine de bir ‘hücre’ yaptırır ve kızını oraya kapattırır.

Bilge Kişinin Beş Para Etmez Formülü

Aradan yedi gün yedi gece geçer. Kızlarından uzak geçirdikleri bu yedi gün, yedi gece onlara yedi yıl kadar uzun geldiği için sarayın ‘bilge’ kişisine danışırlar. Bilge kişi ‘bilgeliğini’, aslında biçareliğini ve acizliğini gösterir ve şu öneride bulunur: ‘Efendim siz neden çobanı orta yerden kaldırarak cezalandırmıyorsunuz da, bir adaya yalnız başına hapsederek kızınızı 19


Turizm

cezalandırıyorsunuz?’ Kral’ın aklı başına gelir birden ve hızlıca son emrini verir: ‘Adanın karşısındaki Thor (Tor) burnuna hemen bir darağacı kurula ve çoban yarın hemen asıla!..’

Kral Emir Verir: Çoban Asılsın

Etrafa tellallar çıkartılıp duyu­rulmasını ister tüm halka ve tekrar emir verir: ‘Çoban asılırken, bütün halk çobanı taşlayacak. Hem de bir-iki taş atmakla kalmayıp, kızımdan ayrı kaldığım gece için bir taş, her gün için bir taş. Bir yandan da ilmik çobanın boynuna geçirilirken ‘çobana ölüm’ diye bağırılacak. Emre uymayıp atmayan birisi olursa atmayanlar aynen çoban gibi cezalandırılacak. Üstelik ilmik çobanın boynuna geçirilince, birden öldürülmeyip, tam boğulacağı sırada ilmik gevşetilecek ve üçüncü sefe­ rinde çoban boğularak öldürülecek. Ölüsü de üç gün, üç gece darağacında asılı olarak kalacak ve halka ibret 20

olacak.’ Kızı Aratias, haberi duyunca Manastırın burçlarına çıkar. Bir süre sevdiği insanın asılması için Thor Burnunda toplanan kalabalığı ve idam şölenini izler. Sonra manastırın burçlarından bir süre kaybolur… Çoban son nefesini vermiştir ki, manastırın burçlarında Aratias’ın bir çarşafla kendini astığı görülür… Yani iki seven kalp aynı anda elele tutuşur gibi yaşamlarının ikinci ve son yolculuğuna çıkarlar!... Aratias, kendini asmadan önce de babasına bir not bırakmıştır. Şöyle yazmaktadır: ‘Sevdiğime nasıl bir tören yaparsanız, bana da aynısını yapın’ diye. Aylardan eski takvim hesabına göre 7 Mayıs’tır. Yıllar sonra taşlanarak öldürülen çobanın asıldığı yerde bu sefer her yedi mayıs gelince ve geçmişte Kral zoru ile yaptıkları işkencenin bir göstergesi olarak bu sefer Sayı 44 / Haziran 2013


Mayıs Yedisi’ törenleri sadece Giresun’a ait değil. Beşikdüzü’nden başlayıp Görele, Espiye, Tirebolu, Perşembe, Terme, Gölköy ve Sinop’a kadar uzanıyormuş yıllar evvelinde. Halen sürdürenler de var.

boyunlarına defne dallarından yapılmış ve üzerle­ ri çiçeklerle süslenmiş çelenklerle iki aşığın ölüm mekânlarında ‘anma şölenleri’ düzenlerler. Nasıl ki geçmişte çobanın boynundan üç kez geçirilen ilmeği bu kez sevenlere saygıyı ifade etmek için kendi başlarından geçirdikleri halkayı üç kez ayaklarından geçire­rek sevenleri kutsarlar… Yine geçmişte çobanın üzerine atılan yedi çift, bir tek taşı da bu sefer, arkalarını denize dönerek; ‘Geçmişte aşkın ve sevginin üzerine nefretle attığımız taşlar denizin dibine batsın’ diyerek, topladıkları taşları denize atarlar. Ada’yı üç kez dolanma ritüelinde ise yine Aratias’ı ve saf aşkı kutsamak saklıdır.”

olaylara dayanarak anlatılmıyor. Karakaya’nın Mayıs Yedisi ritüellerini bundan yaklaşık yirmi yıl öncesinden bu yana araştırarak geçmişteki hikâyeler ile buluşturmasının ve bu araştırmasının bir meyvesi olarak tiyatro oyununa dönüştürmesinden ibaret her şey.

Şaban Karakaya

Elbette bunlar tarihi belgelere ya da gerçekliği kanıtlanmış Sayı 44 / Haziran 2013

21


Turizm

C

umhuri­ y e ­t i m i z i n kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Sam­ sun’dan başlattığı kurtu­ luş mücadelesi sürecin­ deki ana duraklardan biridir Amasya. Şehirle aynı isimle anılan ‘tamim’ bağımsızlığa giden yoldaki önemli kilometre taş­ larındandır.

Amasya Tamİmİ 10 Günlük Festİvalle Kutlanıyor

Her yıl 12-22 Haziran tarihleri arasında bu olayın yıldö­nümünde “Ulus­lar­ arası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali” düzenlenmektedir güzide şehzadeler şehrinde. Yine bu kapsamda Altın Elma Beste ile Kiraz Teşvik yarışmaları türü faaliyetler yapılmaktadır. 2013 Haziranı’nda da yaşanıyor aynı coşku ve kıvanç.

1971’de Mahalli Bayram Oldu

Atatürk’ün şehre gelişin törenlerle kutlanmasını 3 Haziran 1949 tarihinde Amasyalı Hukuk Profesörü Yaşar Ümit Doğa­nay teklif etmişti. Vilayette yayımlanan Yeşilyurt Gazetesi’nde yazdığı makalede dile getirmişti hoca düşüncesini. Vali Şevket Güres’in “12 Haziran ‘Mahalli Bayram’ olsun” önerisi Belediye Meclisi’nin 19 Haziran 1971’deki toplantısında onaylanarak resmileşti. Kararı halka Belediye Başkanı E. Naci Altunay açıkladı.

İlk Kutlama 1950’de Başladı

12 Haziran’a ilk anlam yüklenmesi, Atatürk Günü ismiyle 1950’deydi aslında. Birkaç yıl sonra merasimin üç güne çıkarılması önerildi. Amasya Turizm Derneği’nin 1960’taki

festivale dönüştürme fikri valilikçe uygun buldu. Birincisi 1961’de “ Atatürk Günü Amasya Festivali” ismiyle gerçekleşti. Amasya Tamimi’nin imzalandığı 22 Haziran’ın da 1998’de seneyi devriye programına eklenmesiyle kutlamalar 10 güne yayıldı ve milletlerarası hüviyete büründü. Altın elma beste ve kiraz teşvik yarışmalarının haricinde; halk dansları gösterileri, karakucak güreş müsabakaları, konserler, her alanda kültürel faaliyetler ve sergiler tertipleniyor festival boyunca.

Atatürk’ten Amasyalılara Yemin Çağrısı

12 Haziran 1919’da halka şöyle seslenmişti Atatürk: “Amasyalılar! Düşmanların Samsun’dan yapacağı herhangi bir huruç hareketine karşı ayaklarımıza çarıklarımızı çeke­rek, vatanı en son kayasına kadar müdafaa edeceğiz. Allah, Milletimize mağlubiyeti gösterirse; bütün evlerimizi, mallarımızı ateşe vererek ve vatanı bir harabezâra çevirerek boş bir çöl halinde düşmana bırakacağız. Amasyalılar! Buna hep beraber yemin edelim!”

19 Mayıs’ta Samsun’a çıkış. 12 Haziran’da Amasya’da tamimin yayımlanması. Sivas ve Erzurum kongreleri. Kurtuluş Savaşı’nın ana duraklarıdır bu olaylar. Amasya’daki 10 gün süren uluslararası festivalle kutlanmakta bugün. Atatürk’ün şehre gelişin törenlerle kutlanmasını 3 Haziran 1949 tarihinde Amasyalı Hukuk Profesörü Yaşar Ümit Doğanay teklif etmişti. 22

Sayı 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

23


İş Dünyası

Tam bir tarım ve hayvancılık şehri

Tokat’a Gıda OSB Şart Tokat’daki merkez OSB’nin nihai adımı 1978’de atılıyor. Ancak gıda üzerine ihtisas OSB’ye şiddetle ihtiyacı var şehrin. Çünkü tam bir tarım ve hayvancılık yöresi. İl merkezi ve Turhal, Niksar, Erbaa ile Zile ilçelerindeki OSB’lerde çalışmalar sürüyor.

Türkiye’de maalesef ancak 1960’larda akıl edilebilen planlı kalkınma mode­ linin lokomotifi sanayidir. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) de bunun enerjisi. İlk örnek 1962’de Bursa’da hayata geçirilir. Tokat’taki Merkez OSB ise Özel İdare, Belediye Başkanlığı, Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve ilgili koopera­ tif başkanlığının ortak protokole imza koymalarıyla 27 Haziran 1978’de somutlaşıyor. Yer için batı yönünden kente 7 kilomet­ re mesafedeki tarıma elverişsiz 500 hektar arazi seçiliyor. Yüksek eğimli ve yapılaşmaya namüsait kısımların ağaçlandırılması planlanıyor. Ulaşımı Tokat-Turhal karayolundan sağlan­ makta. Öte yandan içinden çevre yolu akmakta. Havalimanına 11 kilometre uzaklıktaki OSB’ye her mevsim koşullarında rahatlıkla erişilebilmekte. En yakın demiryolu 45 kilometre ötesinde, 24

Turhal’da. Raylı bağlantıya dair proje çalışmaları sürmekte. Denizle irtibatlandığı Samsun limanı ile arasındaki mesafeyse 360 kilometre. İki kısımdan oluşuyor Tokat OSB. Birincisindeki doluluk oranı yüzde 100 iken, ikincisinde yüzde 75. Toplam arsa sayısı 166. Faaliyet ve inşaatlar 136’sında devam ediyor. 30’u ise boş.

Sebze Ve Meyve Ağırlıkta

Tokat’ta sebze ve meyve üretimi ağırlıkta. Dolayısıyla imalatın geneli gıda üzerine: Bağ yaprağı salamurası, turşu, pekmez, köme, süt ürünleri, aromatik bitkilerden cilt temizliği malzemeleri, sucuk, pastırma türü et ürünleriyle çemen… Gıda ihtisas OSB için biçilmiş kaftan aslında. Tekstildeyse şehre has sofra bezi ve tülbent (yazmacılık) sektörü otomasyon halin­de ve ciddi miktarda ihracat söz konusu.

Niksar-Ünye Yolu

İli, Karadeniz Bölgesi’nden İç Anadolu

ve güneye bağlayacak Niksar Ünye Karayolu’nun yapılmasıyla OSB’deki hareketlilik artacak. Giderek cazipleşen geri dönüşümde yatırımlar bir bir çoğalıyor. Bir firma faaliyette. 6000 metrekare kapalı alanda hizmet verecek diğeri inşa aşamasında. OSB’de 96 adet firma aktif. 39’u gıdada, 12’si orman ürünlerinde, 8’i tekstilde, 6’sı tarım aletleri demir çelikte, 5’eri madeni eşya ve PVC kapı pencerede, 21’iri de diğer sektörlerde. Yıl boyunca 2100 kişi istihdam ediliyor buralarda. En fazla işçi tekstilde. Ortadoğu, Avrupa ve Asya’daki ülkelere tekstil dışında lastik, kimya ve mermer mamulleri de satılmakta. Toplam yıllık ihracat 5 mil­ yon dolar civarında.

Zile OSB

Zile ilçesindeki OSB’nin kuruluş tarihi 13 Ocak 2000. Kamulaştırmalar 3 yılda tamamlandı. 1 Eylül 2011’de alt yapı ihalesini Güvenç Yapı Üretim San.Tic.Ltd.Şti. aldı. Elektrik ihalesiy­ se Sige Enerji Ltd.Şti’nde kaldı. Bu çalışmalar bitti ofisler kullanılabilir

Sayı 44 / Haziran 2013


durumda. 72 parselli OSB, Ankara Alaca yolu üzerinde. Zile’ye 4 kilometre mesafede. 19 parsel sanayicilere tahsisli. 53’ü boş. 7 firma ise yeni başvuru yaptı. Halihazırda bir tekstil fabrikası ve bir kereste fabrikası faal. Yer kalmadığında genişlemeye müsait OSB. İlk tahsisler 1 Ocak 2012’deydi. Alt yapı çalışmalarının bitimiyle işler hızlandı.

Turhal OSB

İlçe organize sanayileşme sürecine 2001 yılında dahil oldu. Turhal Özel İdaresi ile Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’nın katılımlarıyla kuruldu. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı O.S.B. sicil defterindeki sicil numarası 137, kayıt tarihiyse 17 Nisan 2001. 2005’te dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’ un temelini attığı OSB; Tokat-Turhal kara yolu üzerinde. Şehir merkeziyle, Samsun – Sivas tren istasyonuna 12, Tokat havaalanına ise 25 Km mesafede. Yatırımcılar için cazip imkanlar bunlar. İlk tahsisler 13 Eylül 2004’deydi. Bölge müteşebbislerin

Sayı 44 / Haziran 2013

muhtemel taleplerine cevap verebilecek yeterlilikte şu an. 59.42 hektarlık alanın 24.20 hektarı sanayi parseli. Geriye kalanıysa idari ve sosyal tesisler, yeşil alanlar, otopark. Bugüne kadar 12 firmaya Tevhit ve İfraz işlemleri uygulandı. 22 parselde bedelsiz arsa tahsisi gerçekleşti. Firmalardan 3’ü üretimde. 2’si inşaat halinde. 2’si proje aşamasında. 5 firmada üretime ara verildi. Faaliyetteki şirketlerden biri gıda, biri ambalaj, diğeriyse doğal taş ürünleri imal ediyor. İnşaatı sürenlerden biri yakında elektronik ve elektrik telleri ve kablo­larının imalatına başlayacak. Biri güneş enerji sistemleri imalatıyla uğraşacak. Diğeriyse elektrik kumanda sistemleri üretecek. Rantabl dolulukta minimum 500, maksimumsa 800 kişiye ekmek kapısı olacak Turhal OSB.

Erbaa OSB

Arsa tahsisleri 1999’da başlayan 170 hektar büyüklüğündeki ve genişlemeye müsait Erbaa OSB’de

şimdiye dek 22 firmanın işlemleri sonuçlandı. İki firmanın başvurusu inceleniyor. 10 firma üretimde. Tümüyle faalleştiğinde bin 500 işçi çalışacak burada.

Niksar OSB

1997 yılında kurulan Niksar OSB’de 50 hektar alanın altyapı çalışmaları tamam. Güney batısında yer aldığı ilçeye 18 kilometre uzaklıkta. ErbaaReşadiye E–80 karayolundan 200 metre içeride. Kalkınmada 1. derecede öncelikli yöreler arasındaki OSB; İç ve Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında geçit konumunda, kavşak noktasında. Nakliye açısından son derece elverişli. İnşası süren 26 parselli 1. Etaptaki 373.763 metrekare arazinin 28.969 metrekaresiyle ilgili kamulaştırma işlemi henüz neti­ celenmedi. Parsellerden 15’i 4 firmaya tahsisli.

25


Kapak

26

Say覺 44 / Haziran 2013


Her türlü hamallığını ve cefasını biz çekerken

Avrupa Keyfİnden Fındık Kırıyor Fındığın her aşamasında söz sahipliği için harekete geçilmesi konusunda herkes hemfikir görünüyor. Ancak mevcut durumdan nemalanların ikili oynadıkları iddiası inceden inceye irdelenmeli. Hammadde halinde ihraç kolaycılığından vazgeçilmesi gerekiyor öncelikle. Öte yandan kalitenin artırılması için seferberliğe gidilmeli.

Sayı 44 / Haziran 2013

27


Kapak

Dünyada fındık üretimi bizden soruluyor ancak bu ürünün piyasasında esamemiz okunmu­yor. Acaba neden böyle? Üzücü tablo tersine çevrilebilir mi? Nerelerde hatalara düşmekteyiz? Hepsinden önemlisi bunların farkında mıyız? Niçin fındığı hammadde halinde işlemeden satmaktayız? Katma değerin kaymağını niye biz de yiyemiyoruz? Hemen hemen bölgedeki ilgili bütün çevrelere ulaşarak bu soruların cevaplarını aradık. 2012 yılı 1 milyar 802 milyon dolarlık ihracatla fındıktan en fazla döviz girdiği sağladığımız ikinci hasat sezonuydu. Dışarıya 265 bin 744 ton mahsul sattık o yıl. Bunun 175 bin tonu, başka bir ifadeyle yüzde 70’i Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) üyeleri eliyle gerçekleşti. Dış satım listesinde ilk 20’ye giren firmaların hepsine de ayrı ayrı teşekkürlerini sunuyor KFMİB Başkanı Dursun Oğuz Gürsoy. Fındık Tanıtım Grubu’nun çalışmalarıyla gelecek her bir yılın rekorlarla geçmesini umduklarını belirtiyor.

FİSKOBİRLİK

NAKİT ALIMLARA HAZIR Fiskobirlik 1 Eylül’den itibaren 6 liradan alım yapacak. Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, “İthalatçı ve sanayiciler devletin fındığa müdahale etmemesi ve serbest piyasa koşullarının uygulanması için avaz avaz bağırdı. Aynı kişiler 2009 -2010-2011’de TMO kapısında fındık almak için sıraya girdi. Çünkü fiyatı yükseliyordu. Serbest piyasadan anladıkları, fiyat düşerken devlet karışmasın; yükselirken müdahil olsun.” diyor.

F

ındık denince zihinlerde olu­ şan birinci kurum hiç şüphe yok ki Fiskobirlik. Şu anda hangi halde? Mazideki fonksiyonu neydi? Önümüzdeki yıllar için neler planlamakta yöneticileri? Şimdi oku­ya­ cağınız bilgiler Birliğin Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’dan: Rekoltenin düşüklüğü sebebiyle 1 Eylül’den itiba­ ren kilogramı 6 liradan fındık almaya hazırlanıyor birlik. 300 bin ton kapasiteli depolarını emanet için üreticinin kullanımına sunacak. Ödeme planı iki şıklı. Ya piyasa şartlarında peşin. Ya da piyasanın üzerinde ama yarısı peşin, geri kalanıysa alışveriş ve zirai gübre karşılığı. İyi bir ekip kurduklarını, bankaların kendilerine güvendiğini ve artık yeni sezonda ne yapacaklarına odaklandıklarını söylüyor Bayraktar: “Alımla ilgili paramız hazır. Devlet

28

desteği olmadan yapmamız gereken budur. Miktar olarak sınırlamamız yok. Her getirenden fındık alacağız.” Son 4 yıldır rekolteler düşük. Fiskobirlik yönetimine göre bu sezonki tablo da benzer. Fiyatlar tahminen 5-6 liralarda seyredecek. “Bu yıl gerekirse 6 liradan fındık alırız. Mali yapımız buna uygun. Kredi ve üretici borcunu ödedik.” diyor Bayraktar.

Ürün ve Kredi Borçları Ödenmiş

1 Aralık 2007 tarihi itibariyle Fisko­ birlik’in ürün borcu 104 milyon  580 bin lira, Şekerbank’a kredi borcu da 65 milyon 130 bin liraymış. Birlik ve kooperatifte 611 kişi çalışmaktaymış. Yıllık cari gider 26 milyon lira kadarmış. Şekerbank borcu yüzünden kurumun tüm gayrimenkulleri haciz yoluyla satıştaymış. Üretici borcu 20 mil­

yon liraya gerilemiş şimdi. TMO’dan gelecek 21 bin 500 ton yağlık kabuklu fındığın işlenmesiyle borç tamamen kapanacakmış. Şekerbank borcu ödenerek 19 bin üretici haciz baskısından kurtarılmış. Yıllık cari gider de 7 milyon liraya inmiş. 2007’den bugüne kadar birlik ve kooperatiflere ait 127 mi­lyon lira cari gider ödenmiş. Personel miktarı 170’e düşürülmüş. Gereken fi­nans; başta gayrimenkul satışlarından karşılanmış. Üreticilerden alınan kabuklu fındığın ve TMO’dan temin edilerek işlenen fındığın satılmasından kazanılan paralar da ödemelerde değerlendirilmiş. Öte yandan tasarruf tedbirleri rol oynamış kaynak oluşumunda.

Olumsuz Haberlerde Kasıt Var Bunların

yanı

sıra, “Fiskobirlik’in

Sayı 44 / Haziran 2013


Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Bayraktar: “Bizim üreticimizde hiçbir zaman Fiskobirlik’i kendi birliği gibi görmemiş ve böyle devam ediyor. Üreticinin gözünde tüccarın ucuza aldığı fındığı daha pahalıya satılabileceği kazıklanabilecek bir kurum Fiskobirlik.” lini yeniden yapılandırma kapsamında işten çıkartıyorsa bunun sonucu doğacak tüm tazminatları devlet karşılıyor idi.

tüm hesapları şeffaf ve kamuoyu­ na açık” bilgisini de paylaşıyor Bay­ raktar. Son zamanlardaki birlikle ala­ kalı kimi olumsuz haberlerde kasıt arıyor. Birliği ayakları üzerinde durur hale getirmeye gayret gösterdik­ lerini, entegre tesislerin moderni­ zasyonu için ilave yatırımların hayata geçirildiğini anlatıyor. Önde gelen bir kuruluşla işbirliğine giderek Türkiye’de dağıtım ve pazarlama ağı kurulduğunu; yurt dışı bağlantılar için çaba sarf edildiğini de dile geti­ riyor. Fiskobirlik’in kısa süre içinde fındık piyasasında yeniden ana aktör konumuna erişeceğine inandığını da ifade ediyor: “Fiskobirlik dün olduğu gibi bugün de yarın da fındığın sigortası olmaya devam edecektir.”

Fiskobirlik’teki Acı Gerçekler

240 bin ortaklı Fiskobirlik’in günah keçisi ilan edilmesini geçmişteki yanlış yönetime faturalandıran Bayraktar’a göre günümüzde sorunların aşıldı: “2003 yılına kadar bir kooperatif olsa da, bu birliği devlet himayesinde tutmuş. Genel müdürünü atamış. Bu yıldan sonra ise Fiskobirlik ve diğer birlikler özerkliklerini almışlar. Bazı birlikler bu geçiş sürecini iyi değerlendirerek devletin yeniden yapılandırmasından faydalanmışlar. Örneğin bu birlikler fazla persone­ Sayı 44 / Haziran 2013

Fiskobirlik ise ‘eski tas eski hamam devam edeceği düşün­cesi’ ve devlete güvenerek 2004-20052006 yıllarında devletin müdahale alımları yapması gibi alım yapmış ve bunlardan çok büyük zarar etmiştir. Devletin müdahale alımını devam ettirdiğini varsayarak 7 liraya fındık alıp 3 buçuk liraya satmış. Bu da yetmezmiş gibi 10 kişiyi çalıştıracağı yerde devletin eski mantığını sürdürerek 50 kişiyi istih­ dam etmeye devam etmiş. Elindeki fazla personeli işten çıkarttığında ise tazminat yükünü çekmek durumunda kalmış. O dönemin mali yükü 400 milyon lira. Bizim üreticimizde hiçbir zaman Fiskobirlik’i kendi birliği gibi görmemiş ve böyle devam ediyor. Üreticinin gözünde tüccarın ucuza aldığı fındığı daha pahalıya satılabileceği kazıklanabilecek bir kurum Fiskobirlik.”

Büyük Sermayeler ve Avrupalı Güçler

2007’de dümenin başına geçtiğinde dönen dolapları bizzat görmüş Bayraktar. O zamana dek söylenenlerin yanlışlığına şahitlik etmiş. Büyük sermayeler ve fındık piyasasına hükmeden Avrupalı güçleri suçluyor: “Su bulanacak ki büyük balık tutsunlar. İthalatçı ve sanayiciler devletin fındığa müdahale etmemesi ve serbest piyasa koşullarının uygulanması için avaz avaz bağırdı. Kamuoyunda bu kanı oluşturuldu. Sonra 2008’de bunu diyen aynı kişiler 2009 -2010-2011 yıllarında TMO kapısında fındık almak için sıraya girdiler. Çünkü fındık fiyatı yükseliyordu. Bunların serbest piyasadan anladığı, fındığın fiyatı düşerken

devlet karışmasın; yükselmeye başla­ dığında müdahil olsun. Elindeki fın­ dığı çıkartarak fiyatın yükselmesini önlesin. Bunlar biliyorlar ki Fiskobirlik güçlenir ise piyasadaki alternatif bir alıcı olarak onların istediği gibi at koşturmasına engel olacak. Bu nedenle Fiskobirlik güçlensin istemiyorlar.”

Tüketim Fazlası Abartılı ve Kasıtlı mı?

Devletin üç yıl daha doğrudan des­ tekleri sürdürme kararınınsa prob­ lem­lerin çözümü adına hiçbir işe yara­ mayacağı kanaatinde. İdeal model anlamında Amerika’nın bademini örnek gösteriyor. Dünyada fındıkta Türkiye ne ise bademde de Amerika o. Ancak yerli ve yabancı aktörlerin kaos ortamından beslendikleri için buna yanaşmadıklarını ileri sürüyor. “Türkiye’de fındık fiyatları yükselirse, Gürcistan ve Azerbaycan’daki alanlar Avrupalı sanayicinin alternatifi olur” tezine de katılmıyor. Bu ülkelerdeki tüm boş arazilere fındık dikilse dahi Sakarya bölgesindeki rekoltenin yakalanamayacağını iddia ediyor: “Herkesin zihninde fındığın rekoltesinin tüketim fazlası üzerinde olduğu zannı var Türkiye kamuoyunda. Hatta devlet söküm desteği veriyor fındığa. Ama Türkiye’deki son 10 yılda üretilen fındık miktarları, ihraç edilen fındık miktarını ve iç tüketim miktarlarını masaya koyun birbirine denk olduğunu göreceksiniz. Fındıkta o denli güçlü olan bir lobi var ki bu rakamların denk olmasına rağmen devlet eli ile fındığın sökülmesini sağlıyorlar. Devlet alan bazlı destek ile de şu an üreticiyi günübirlik mutlu edecek bir politikayı uyguluyor. Yarın bu destek durduğunda ne olacak? Türkiye’de serbest piyasa dendiğinde algılanan tekeller istediği gibi at koşturacak.” 29


Kapak

Karadeniz Fındık ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Başkanı Dursun Oğuz Gürsoy, daha fazla döviz getirmesi için fındığın dışarıya katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülerek satılması hakikatine vurgu yapıyor. 10 yıla dair üretiminin çok iyi planlanması gereğinin altını çiziyor. Bunun yalnızca bölge insanına değil, ülkenin refahına yansıyacağına inanıyor. Karadeniz Fındık ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Başkanı ve Gürsoy A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Oğuz Gürsoy’un da vurguladığı üzere, daha fazla döviz getirmesi için fındık dışarıya katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülerek satılmalı. İthal girdisiz bitkinin gelecek 10 yıla dair üretimi çok iyi planlanmalı. Bu 30

yalnızca bölge insanının değil, ülke­ nin refahına yansıyacak. İhracatta sürdürülebi­l irlik hedeflenmeli ve sağlanmalı. 2009’dan beri uygulanan alan bazlı destek mo­delini sanayicilerin olumlu karşıladığını söylüyor Gürsoy: “Ülkemizde son yıllarda yaşanan siyasi ve ekonomik istikrara paralel olarak fındık ihracatı

ve iç tüketiminde ciddi artışlar kaydedilmiştir. Nitekim 2023 proje­ sinde sektör hedefi olarak konulan 2 milyar dolar hedefine 2012 yılında 1.8 milyar dolar ile çok yaklaşılmıştır.”

Gelecek 10 Yılın Planı

Fındıktan faydalanılacak alanla­ ra yönelik inavasyon ve Ar-Ge çalış­ Sayı 44 / Haziran 2013


malarındaki eksiklikten yakını­yor Gürsoy: “Bugün günümüzde halen daha Türk fındığında kalite eksik­ liğinden, aflatoksinden bahsediyoruz. Oysa ülke olarak fındıkta üretim ve ihracatta dünya liderliğini sürdürebilmemiz, alt yapımızda gelecek 10 yıl içerisinde yapacağımız ciddi değişikliklere ve yatırımlara bağlı. Sayı 44 / Haziran 2013

Öncelikle Karadeniz Bölgemizdeki fındık bahçeleri arasında 100 senelik olanlar dahi var. Dolayısı ile yaşlanan bahçelerimizde fındık verimi ol­dukça düştü. Verimin düşmesi de maliyetle­ rin artmasını tetikliyor. Bir dönümde 100 kilo fındık alırken maliyetiniz 3 lira ise bir dönümde 200 kilo fındık alırsanız maliyetiniz 1lira 50 kuruşa

düşüyor.”

Alanlar Değil Verim Artmalı

Şu kaydettikleri belki de meselenin özü: “Bir defa bizim ara­zilerimizi değil verimi arttırmamız lazım. Ayrıca kalite­mizi de arttırmalıyız. Batı Karadeniz Bölge­si’nde Sinop’tan İstan­bul’a kadar uzanan ve 180 bin 31


Kapak

hektar civarında bir alanda fındık üre­ timi yapılıyor. Bu bölge­de fındık iyi verim yaptı­ğında 300 bin ton fındık oluyor. Oysa Ordu ilinde 226 bin hektar fındık dikili arazi var. Ancak biz hiçbir zaman Ordu’da 250 bin tondan fazla fındık alamıyoruz. Bu verim farklılığı coğrafi koşulların yanı sıra çeşitlilikten de etkilense asıl mesele bahçelerin yaşlılığıdır. Dolayısı ile bizim bahçelerimizi verimliliği yüksek coğrafi ve iklim koşullarına dayanıklı genç fideler ile yenilemeliyiz.”

Yaşlı Bahçeler Gençleştirilmeli

Fındıkta 2023 için belir­lenen ihracat hedefi 350 bin ton. Ne çare ki bahçeler yaşlanıyor ve miras yoluyla parça­la­ra bölünüyor. Bölgeden nüfus göçü de hız kesmiyor bu arada. Verim azalırken maliyetler palazla­n ı­ yor. Bugünkü tüketim artış trendinin, 650-700 bin tonluk üretimin iyi tarım uygulamalarıyla önümüzdeki 10 yılda çoğaltılmasını zorunlu kıldığını da kaydediyor Gürsoy: “Gelecek 10 yıl içinde mevcut dikili sahaları genişletmeden verimi yüzde 30-40 arttı­ rabilirsek hem üre­tim artacak hem de üreticinin dekar başına maliyeti düşecektir. Yaşlı bahçelerin 10 yıl içerisinde uygun bir plan dahilinde gençleştirilmesinin yanı sıra çok eğimli arazilerde teraslama yapılması, toplama ve kurutmada mümkün olduğu kadar mekanizasyon uygulanması gübre ve ilaç kullanımının analiz şartına bağlanarak daha kontrollü yapılması üretici eğitim faaliyetlerine daha fazla önem verilmesi ve üretim bölgelerinde arazi bölünmesine miras hukuku açısından acil çözüm bulunması ve daha da önemlisi halihazırda uygulanan alan bazlı desteğin cep harçlığına değil üretim altyapısının iyileştirilmesinde kullanılması kısaca 10 yıllık yeni bir fındık üretim stratejisine ihtiyaç duyulmaktadır.” 32

2009 Öncesine Dönülmemeli

İç tüketim bu hızla ilerlerse, 10 yıl içinde senede 1 milyon tonluk fın­ dık hasadına ihtiyaç duyacağımızı öngörüyor Gürsoy. Mevcut üretim verilerine bakılırsa, Avrupalı sanayici­ ler başka ülkelerden fındık temin edecek. “Arzdan çok çok fazla olan talep karşısında fındık fiyatları da kat ve kat yükselebilir. Bunun sonucu olarak da başka ülkelere yönelen Avrupalı sanayici yanında fındık kullanan yerli sanayicinin de alternatif ürünlere yönelmesine sebebiyet verilir. Netice olarak da tekrar en başa 2009 önce­ sine döneriz.”

Başka Ülkelere Plantasyon Yapılıyor

Marketlerdeki fındıklı ürünlerin tüketiminde çok ciddi artışlar gözleniyor. Artan tüketim, kalite ve verimi artan üretimle desteklenmeli. Dış alıcıların başka ülkelere plantasyon yaparak rakip ülke üretimlerini teşvik etmeleri önlenmelidir. Şöyle devam ediyor Gürsoy: “Avrupalı büyük sanayiciler Şili’ye fındık diktiriyor. Gürcistan’a plantasyon yapılıyor. Azerbaycan’daki fındık alanları arttırılıyor. Avusturalya ve Güney Afrika’ya plantasyon yapılıyor. Romanya’da bin dönümlük deneme bahçesi oluşturuldu. Özellikle bizim bölgemizde verim düştüğü için maliyet yükseliyor. Ayrıca fındığın hem ülkemiz dışında hem de içerisin­

de tüketiminin hızla artması sonucu gelecekte fındık bulunamaması endişesi ile diğer ülkelerde üretim faaliyetleri Avrupalı büyük sanayiciler tarafından başlatılıyor.”

Salt Tat ve Kaliteye Güven­ memek!

‘Fındığımızın tadı ve kalitesi diğer ülke­ lerdekilerden farklı diye düşünmekle kendimizi kandırıyoruz” Gürsoy’a göre: “Siz kakaolu fındık kreması yediğinizde içinde hangi ülkeden temin edilen fındığın olduğunu bilebilir misiniz? Bu mümkün değil. Fındık kalitesi sadece kuruyemiş olarak tüketime sunulurken önem kazanıyor. Bunun dışındaki alanlarda işlenen fındıklı mamullerde aradaki farkı anlama şansınız kalmıyor. Kaldı ki dünyanın en büyük ka­k aolu fındık kreması üreticisi olan İtalyan firması ürünle­ rinde sadece Türk fındığı kullanmıyor özellikle İtalyan fındığı ile karıştırarak kullanıyor. Bu firmanın ürünleri de tüketiciler tarafından rağbet görmeye devam ediyor. İçindeki fındığın Türk fındığı, İtalyan fındığı diye bir ayrım yapılabilmesi söz konusu değil. ” 2013’te 300 bin ton iç fındık ihraç edeceğimizi hesaplıyor, Gürsoy. Kaba bir hesapla 600 bin ton fındık demek bu. Bu yıl 100 bin ton kabuklu fındık iç tüketim piyasasında çok kolay harcanabilecek durumda. 700 bin ton fın­ dık tüketiliyor rahatlıkla. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın rekolte beklentisi, 709 bin ton. Gürsoy’unkiyse 740 bin ton civarında. Gürsoy, TÜİK’in 660 bin tonluk rekolte tahmini yanlış kanaatinde: “709 bin ton rekolte daha gerçeğe yakın. Randımanları da yüksek. İç- kabuk oranı yüzde 52 randıman olsa, rekolteyi yüzde 4 oranında etki­ ler. 700 bin ton rekoltenin yüzde 4’ü Dolayısı ile piyasadaki reel rekoltenin 740 bin ton civarında olacak” Sayı 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

33


Kapak

Fındık Rekoltesinin

Üçte Biri Ordu’dan Ordu Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Musa Sağlam: “Ordu toprağını ve insanını fındıksız düşünmek mümkün değildir. Fındık Ordu insanı ile toprağı arasındaki göbek bağıdır.” 112 binle Türkiye’de en fazla çiftçinin kayıtlı olduğu il Ordu’daki 227 bin hektar alanda 130 bin ila 180 bin ton arasında fındık üretiliyor. Bu Türkiye genelindeki mahsu­lün üçte birine denk. Şehrin Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Musa Sağ­ lam’dan öğreniyoruz ki, maalesef dönüm başı verim arzulananın epey uzağında: “Bizim bölgemizin coğrafi koşulları zorlu. Bunun yanında toprak derinliği oldukça az. Ayrıca bahçelerimiz ol­dukça yaşlı. Fındık ocağındaki dal sayısı fazla. Köylerimizde yaşlı insanlarımız kaldı gençlerimiz diğer şehirlere göç etmiş. Yaşlı insanlar da fazla ilgilenemiyor bahçelerle. Toprak analizi yapılmadan bilinçsizce gübre ve ilaç kullanılıyor.”

Kivi Karadeniz’i Çok Sevmiş

Bu şehirde fındık haricinde başka bir bitkinin kabul görmesi zor Sağlam’a göre: “Ordu toprağını ve insanını fındıksız düşünmek mümkün değildir. Fındık Ordu insanı ile toprağı arasın­ daki göbek bağıdır.” Yalnız ek gelir çerçevesinde son 20 yıldır bazı alternatiflere yönelme söz konusu imiş. 1994’de deneme ekimine başlanan kivide uyum sorunu aşılmış. Yoğun miktarda üretiliyor artık: “Bugün Ordu’da 2 bin kivi üreticisi 1 dönümden 80 dönüme kadar çeşitli ebatlardaki arazilerde kivi yetiştiriciliği yapıyor. Ordu’da Kırsal Kalkınma Yatırımları kapsamında finansının yüzde 50’si Gıda Tarım ve Hayvancılık 34

Bakanlığı tarafından karşılanarak vatandaşımızın kivisini koyabileceği iki bin tonluk soğuk hava deposu kuruldu. 2013 tahmini kivi rekoltesi 6 bin 700 ton civarında. Dolayısı ile yakın gelecekte kivi Türkiye’de 12 bin ton üretim ile birinci sırada olan Yalova’yı yakalayıp geçebilecek potansiyele sahip. Türkiye’nin 70 bin ton civarında kivi üretimine ihtiyacı var iken ülke­ mizdeki üretim sadece 40 bin ton. Kivi gelecek vaat eden bir ürün. Ayrıca Ordu’da yetişen kivi oldukça kaliteli ve lezzetli. Hatta İran kivileri Ordu kivisinin arasında satılmaya çalışılıyor piyasada.“

Kesme Çiçekte 12 Ay Üretim

12 bin ton imalatla, bal da öne çıkan kalemlerden. Kesme çiçekçilik ve çam yetiştiriciliği de yaygınlaşıyor giderek. Ordu’nun iklimi ve yetiştirme şartları soğanlı kesme çiçekler, gül ve karanfil için çok müsait. “İlimizde süs bitki­

leri yetiştiriciliği gelecek vaad eden önü açık bir sektör. Kesme çiçek yetiştiriciliğiyle aile bireylerine bütün yıl boyuna iş imkanı sağlanmakta.” diye konuşuyor Sağlam. Kesme çiçekçilik­ te yılın 12 ayı üretim yapılabiliyor. Bu çiçekler kışın Samsun’a mezata, yazın ise kooperatif aracılığıyla Ankara, Kayseri, Konya, Adana ve Mersin ille­ rine gönderilerek pazarlanabiliyor. Rusya da iyi bir Pazar. Çünkü oradaki kültürde çiçeğin ayrı bir yeri var. Ora­ya açılmanın birinci şartı, üretimin çoğal­ tılması, yani işletmelerin büyütül­mesi. İlginç bir detay: Rusya çiçek ihtiyacını 13 bin km uzaklıktaki Kolom­biya’dan karşılıyor. Oysa Ordu’ya 500 kilomet­ re mesafede. Ayrıca yıl boyu ürün sağlanan yeni tarım alanları genç nüfusu köylerinde tutabilir; göçenleri geri döndürtebilir. Bu fındığı da canlandırabilir, verim hususunda ilerleme kaydedilebilir. Sayı 44 / Haziran 2013


‘Giresun Kalite’ Fındık Revaçta Fındığın anavatanıyız. Dolayısıyla çeşit zenginiyiz: Tombul, Palaz, Foşa, Mincane, Çakıldak, Kalınkara, Uzunmusa, Kan, Kargalak, Cavcava, Sivri, İncekara,Karafındık, Acı, Kuş, Yuvarlak Badem ve Yassı Badem… Bizdeki yetiştiricilik dünyaya nazaran erken başladığından doğal seleksiyonun yararlı sonuçlarını da gördük. Öyle ki hala çok sayıda tabii tip, yabani fındık diye adlandırılmakta. Bitkiye sanayi penceresinden bakıldığında, yuvarlak şekilliler işlemeye gayet uygun. Fındığımızın kalitesi kabaca ikiye ayrılmakta: ‘Giresun’ ve ‘Levant’. Giresun türü; parlak kabuklu, verimli, çok lezzetli ve içerdiği yağ oranı ile yeryüzünün en üstün nitelikli fındığıdır. Zar atması sayesinde kuruyemiş sektöründe de tercih edil­mektedir. Ekolojisi elverdiğinden, Giresun ile Trabzon’un Beşikdüzü ve Vakfıkebir ilçelerinde yetişir. Diğer yerlerdeki üretim denemelerinde arzula­nan başarı yakalanamamaktadır. Levant kalite fındık ise daha az yağ içerir. Trabzon, Ordu, Samsun, Bolu, Sakarya, Zonguldak ve Bartın illerinde üretilir.

Geliştirme 1936’da Başlamış

Giresun’daki Fındık Araştırma Ens­

Sayı 44 / Haziran 2013

titüsü’nün (FAE) melezleme ıslahıyla geliştirdiği türlerden tescillenen ikisinin geleceği parlak. 152 dekar alana yayılan Enstitünün geçmişi 1936’ya kadar gidiyor. Karadeniz Bölgesinde fındık üretimini inkişaf ettirmek ve sorunları çözmek için açılmıştı. İlk adı “Fındık İstasyonu” idi. Az önce bahsettiğimiz türler; Giresun Melezi ve Okay 28. Meyveleri iri ve geç tarihte yapraklanıyorlar. Başarıda, enstitünün eski müdürlerinden araştırmacı Ahmet Nail Okay öncülüğündeki ekibin imzası var. Bu türleri yakından tanıyalım. Okay 28, 13 Nisan 2012 tarihinde tescillendi. Randımanı yüzde 52.21. İç meyvesi 15.38 milimetre irilikte. 100 tanesinin ağırlığı 130.60 gram. Kabuklu hali parlak görünüşlü ve iriliği 19.40 milimetre. 100 adedi 227.50 gram. Kabuk kalınlığı 1.09 milimetre. Boş meyve oranı yüzde 6.65. İkiz iç oranıysa sıfır. İç meyve şekli yuvarlak. Yalnızca yüzde 6.65 buruşuk. Göbek boşluğu 1 milimetreden fazla. Testa az sakallı. Giresun kalite de aynı gün tescil edildi. Randımanda Okay 28’i geçiyor: Yüzde 54.18, Ama iç meyvede geçiliyor. İriliği 14.38 milimetre. Haliyle

ağırlıkta da geride. 100 tanesi 124.40 gram. Kabuklu meyvesi parlak. 18.58 milimet­re irilikte. 100’ü 207.95 gram. Kabuğu 1 milimetre kalınlıkta. Yüzde 3.27’si boş. İkiz içsiz. İç meyvesi yuvarlak. Yüzde 8.30’u buruşuk. Göbek boşluğu 1 milimetreden büyük. Testa sakalsız ve koyu renkte.

Fındık Zurufundan Organik Gübre Fındığın işlenerek farklı mamuller elde edilmesinin ötesinde, zuru­ fun­dan istifade de gündemde şimdi. Karadeniz Tarımsal Araş­ tır­ma Enstitüsü (KTAE) ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Samsun İl Müdürlüğü işbirliğiyle zuruf, meyve bahçelerinde orga­nik gübre olarak atılıyor. “Fındık Zuru­ fu Kompostunun Bazı Meyve Türlerinde Toprak Düzenleyici ve Besin Maddesi Olarak Kullanı­mı­ nın Yaygınlaştırılması” adlı proje, Terme ilçesi Tutluk Mahallesi’nde tanıtıldı.

35


Kapak

Çotanak’ın Macerası ve Geleceği Altaş Yağ San.A.Ş. Kalite ve ARGE Müdürü Sevim Dervişoğlu, şöyle sıralıyor fındık yağının üstünlüklerini: “En yüksek oleik asit fındık yağındadır. Kötü kolesterolü düşürür, iyisini yükseltir. Kalp damar tıkanıklarını en aza indirir. Yanma derecesi çok yüksek olduğu için pişirme süresini kısaltır. Cilde de güzellik verir. Ayrıca antitoksik özelliği ile yaşlanmayı geciktirir. En az zeytinyağı kadar yararlı bir yağ.” Sevim Dervişoğlu

Sümerbank Ordu Soya Müessesesi, 1998 yılında Çotanak markasıyla yemeklik fındık yağı üretmeye başladı. Diğer yağ türleri üzerine de çalışıldı. 11 Mayıs 2001’de hisselerin çoğunluğu Fiskobirlik’e devroldu. 09 Aralık 2003’te de şirketin adı “Ordu Yağ San. AŞ.” diye değişti. Almanya’ya fındık yağı ihracatıyla dünyaya açılındı. Zamanla İtalya, Hollanda, Avusturya ve Irak’a da buradan yağ yollandı. Tesisi, 5 Şubat 2010’da “ALTAŞ GRUP” satın aldı. Aynı markayla ve kaliteyle imalat sürüyor. Evvelden fındık rekoltesinin 36

tüketimi aşan bölümü Fiskobirlik’çe topla­nıyordu. Böylece piyasadaki fiyatlar dengeleniyordu. Ardından bu görev Toprak Mahsulleri Ofaisi (TMO)’ya verildi. 2009’dan itibaren devlet elini fındıktan tümüyle çekti. Piyasa halihazırda tamamen serbest. TMO, depolarındaki stok fındıklardan yağa müsaitleri ihaleyle sıktırıyor fabrikalara. Altaş Yağ San.A.Ş. ise sıkılmış fındıktan elde edilen ham yağı alarak Ordu’daki 102 dönüm araziye kurulu fabrikasında işliyor ve Çotanak markasıyla tüketiciye ulaştırıyor. Ayrıca

bizzat TMO’nun ihalelerine de giriyor.

Fındık Yağı Kötü Kolesterol Düşmanı

Fındık yağının öbürlerinden ne farkı var? Sorunun cevabını Altaş Yağ San. A.Ş. Kalite ve ARGE Müdürü Sevim Dervişoğlu’ndan öğreniyoruz: “En yüksek oleik asit fındık yağındadır. Bu ona kötü kolesterolü düşürme iyi koleste­ rolü çıkarma özelliği verir. Ayrıca kalp damar tıkanıklarını en aza indirir. Kalp krizi riskini düşürür. Yine fındık yağı yanma derecesi çok yüksek olduğu Sayı 44 / Haziran 2013


için pişirme süresini kısaltır. E vitamini de çok yüksek olduğundan kalbe iyi gelen fındık yağı cilde de güzellik verir. Ayrıca antitoksik özelliği ile yaşlanmayı geciktirir. En az zeytinyağı özellikli bir yağ. Ayrıca zeytinyağından daha avantajlı. Yüksek sıcaklıklara epey dayanıklı ve defalarca kullanılsa da kolay kolay özelliği bozulmuyor. Dolayısıyla fındıktan bu denli önemli bir ürünü elde ederek değerlendirmekte gerekiyor.”

GDO Riski de Tamamen Sıfır

Fındıkta, soya, ayçiçeği ve kanola yağlarındaki gibi genetiği değiş­tirilmiş organizma (GDO) riski­nin bulunmadığını da belirtiyor Der­vişoğlu. Üzerinde birçok fındık olan dala çotanak deniyor. Yağın adı buradan geliyor. Fındığın yüzde 60’ı yağ. Ayrıştırılan küspeler protein ve mine­ral açısından bir hayli zengin. Hayvan yemi imalatında değerlendiriliyor. Fındık yağının yüzde 85’i ise Oleik asit, başka bir ifadeyle tekli doymamış türden. İnsan vücuduna en faydalı yağ çeşitlerinden. Çotanak’ın rafineri bölümündeki ileri teknoloji, işleme esnasında bu yağın yok olmasını engelliyor.

Fabrika Durdukça Fındık Yağı Üretilecek

Fındıkta asıl talebi Avrupalı sanayici­ ler yönlendiriyor. Türkiye’deki rekolte dünya ülkelerinin talebini çok aşıyorsa fındık ortada kalıyor. Son yıllarda rekolteyle talep dengeliydi. TMO depolarındaki yağlık mahsulün dev­ reye girişiyle hammadde sıkıntısı da hissedilmedi. Alıcı da satıcı da umumiyetle memnun. Şu an TMO’nun stoku bir süre yetecek miktarda. Sonrasını zaman gösterecek. Rekolte muhteme­ Sayı 44 / Haziran 2013

len bazı yıllar talebi geçecek. Bu durumda devletin yine fındığa müdahale edeceğini düşünüyor Dervişoğlu: “Devlet müdahale etmediğinde biz de piyasadan fındık toplayarak işleriz. Bizim fındık yağı üretimimiz bu fabrika var olduğu müddetçe devam edecek. Aslında fındık konusundaki en büyük sancı bu konuda düzgün ve kararlı bir politikanın hiçbir zaman oluşturulamamış olması.”

onayladığı ve analizden geçirilen ballar kullanılıyor. Böylece sahte bal ihtimalini elemine ediliyor. Piyasadaki fındık ezmeleri şekerli karışım. “Biz insan sağlığı açısından son derece zararlı ve beyaz zehir diye tabir edilen şekeri kullanmamış oluyoruz. Bal ve fındık zaten doğal olarak istediğimiz damak tadını sağlıyor fazladan bir tatlandırıcı yada yapay aroma kullanılmasına gerek bırakmıyor.”

Ballı Fındık Kreması

3,5 Kilo Kabuklu Fındıktan Bir Kilo Yağ

Altaş Yağ San. A.Ş. üç yıldır yeni bir ürün için Ar-Ge çalışması yapmaktaymış. Ayrıntılar Dervişoğlu’ndan: “Bu ürünümüz çok zorlu bir Ar-Ge sürecinden geçti. Balfin adlı ballı fındık kreması bu. Bal çok agresif bir madde. Fındıkla birleşmek istemedi. Ciddi ve uzun bir ar-ge sürecinden sonra Karadeniz’in bu iki önemli ürünü bir araya geti­rildi ve dünyada olmayan bir ürün ortaya çıkartıldı. Karadeniz dendiğinde zaten akıllara fındık ve bal geliyor. Enerji değeri oldukça yüksek bu ürün ile tüketicilerimiz ihtiyaç duydukları günlük enerjilerini son derece doğal ve sağlıklı yoldan elde edecekler.” Üründe, Ordu Arıcılık Enstitüsü’nün

Bir kilogram yağ için 3 buçuk kilo, 18 liralık kabuklu fındık gerekiyor. TMO ham fındık yağının litresini 5 lira 20 kuruştan piyasaya sürüyor. Altaş’ın tesi­sinde önceden kalma bir de subun imalat ünitesi var ama faal değil. Fabrika Sümerbank’tayken kurulan fındık unu birimi de atıl şu an. Çotanak günde 250 ton ham yağı işleyebiliyor ve 150 tonluk dolum yapabiliyor. Balfin’in üretim kapasitesi ise günlük 10 ton. 102 dönümlük arazide 5 Bin 500 ton fındık depolanabiliyor. 7 Bin 500 ton da ham yağ stoklanabiliyor. Rafine edilmiş Bin 500 ton yağ sorunsuzca saklanabiliyor. 37


Kapak

Siyasetin S’si Bile Fındıkta Olmamalıdır Son 10 yılın ortalamasına göre, Tür­ kiye’deki fındık hasadının yüzde 8’i Trabzon’dan. Miktar itibariyle 600 bin tonun 48-50 bini yani. Buna karşılık vilayetin bu ürünün ticaretindeki payı yüzde 40’larda. 2012 yılında ülke­ ye fındık ihracatından 1 milyar 802 milyon dolar olarak döviz girdi. Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliği’nin veri­ lerine bakıldığında bunun 717 milyon doları Trabzon aracılığıyla gerçekleşti. Şehrin bütün kalemler dahil geçen seneki toplam ihracatı 1 milyar 652 milyon dolar. İthalatıysa yalnızca 170 milyon dolar. Trabzon’daki fındık entegre işleme tesis­leri dünya çapında bir tesis. İşlenmiş, katma değeri yüksek ürüne endeksli. İstihdama da büyük bir katkı sağlıyor. Zaman zaman 4-5 bin kişi çalışıyor burada. Trabzon Ticaret Borsası Yöne­tim Kurulu Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu, fındık ihracatının gözde şir­ketlerinden Oltan Gıda’nın ortağı aynı zamanda. Dolayısıyla ilde fındığın konuşulabileceği yegane isim.

Tek Kuruş İthal Girdisi Yok Fındığın

-Ürettiğimiz fındığı yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Cevap hayırsa, nasıl değerlendirebiliriz? Dünya fındık üretim ve ihracatının yüzde 75’ini elimizde bulunduruyoruz. Bu başlı başına bir üstünlüktür. Ancak, Türkiye’nin tek kuruş ithal girdisi olmadan döviz kazandığı ender ürünlerden biri olan fındıkta hedef ürettiğimizin tamamını ihraç etmek olduğu fikrindeyiz. Bu yolda da son 38

yıllarda ciddi bir gelişme vardır. Son 10 yılın ortalamasına baktığımız zaman Türkiye yılda 250 bin ton civarında iç fındık ihraç etmektedir. Bunun kabukluya tekabül ettiği miktar 500 bin tondur. Ortalama döviz girdisi de yılda 1,5 milyar doların üzerindedir. Türkiye’nin yine son 10 yıl baz alınırsa yıllık üretimi 650 bin ton kabukludur. Bu durumda iç tüketiminde 100 bin tona yaklaştığını hesap edersek, arztalep dengesinde aşırı bir açıklık söz konusu değildir. Kaldı ki, geçtiğimiz yıl 265 bin ton iç (530 bin ton kabuklu) civarında bir ihracat rakamına ulaştık. 2013’de bunun 300 bin tonu aşması muhtemeldir. Bu da 600 bin ton kabuklu demektir. Türkiye’nin normal şartlarda üretimi 800 bin ton olabilmek­tedir. Bu da ihracatımızı arttırmak için avantajdır. Sonuç olarak fındığımızı iyi değerlendirme yolunda başarılı olduğumuz söylenebilir. -Söylendiği gibi dünyanın fındık ihtiyacına göre gerçekten de, ülke­ mizdeki yıllık mahsul fazla mı? Bugünkü şartlarda 750-800 bin tonluk üretim olursa fazla sayılabilir. Ancak uygulayacağımız istikrarlı fiyat politikaları ile bu miktarı bile çok kısa zamanda ihraç ederek, üretim fazlalığının sıkıntısını biz değil, diğer ülkeler çekebilir.

İç Tüketim 150 Bin Tona Ulaşmalı

-Ülkedeki iç tüketim kafi mi? Nasıl artırılabilir? Türkiye’de fındık tüketiminin yeterli olduğunu söyleyebilmek imkansızdır. Ancak son yıllarda çikolata sanayin­

deki gelişmeler, sadece çerez olarak tüketiminde dışına çıkılmasıyla artmaya başlamıştır. Türkiye’de halen 80-100 bin ton civarında olan tüketimin, 150 bin tonlara kadar yükselmesi için çerezliğin dışında çikolata sanayinin gelişmesi de etkili olacaktır. -Entegre fındık tesisleri niçin kurulamıyor ülkemizde? Kuranlarınsa herhangi bir zorlukla karşılaşıp karşılaşmadıkları söz konusu mu? Ayrıca önerileriniz nelerdir? Böyle bir şey söz konusu değil. Hatta Türkiye’deki entegre fındık işleme tesisleri dünyadakilerin en iyisi de denilebilir. Örneğin bizim yani Oltan firmasının Trabzon Arsin Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikası dün­yanın alanındaki en iyisidir. Bugün mevcut entegre fındık işleme tesisleri Türkiye üretimini fazlasıyla işleyebilecek durumdadır. Herhangi bir zorlukta söz konusu değildir. Buradaki hedef, halen yüzde 40 civarında olan işlenmiş fındık ihracatımızın payını daha da arttırmak olmalıdır. Bu da zaten kademeli olarak her geçen yıl artıyor. Bundan 15 yıl önce yüzde 20 civarında olan işlenmiş fındık ihracatının yüzde 40’a kadar çıkması bunun göstergesidir.

740 Bin Hektarda Fındık Dikili

-Fındık dikim alanlarıyla ilgili planlamadaki son durum nedir? Türkiye bugün 740 bin hektar civarında fındık alanına sahiptir. Artık bu alanların artmaması lazımdır. Bu fındık üretimi­ mizin arttırılmaması anlamına gelmemelidir. Fındıkta üretimi artırmanın yolu birim alandan alınacak verim Sayı 44 / Haziran 2013


Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Güngör Köleoğlu’ndan meselenin özü: “Fındıkta üretimi artırmanın yolu birim alandan alınacak verim ve kalite ile mümkündür. Türkiye’de bugün dekarda ortalama üretim 100 kilo civarındadır. Oysa bunu 150200’ye çıkarmak lazımdır. Bunun yolu da fındık bahçelerine daha sık gitmek, gençleştirme yapmakladır. Maalesef yılda bir ay yanına gidilen bir ürün haline getirilmiştir fındık.”

ve kalite ile mümkündür. Türkiye’de bugün dekarda ortalama üretim 100 kilo civarındadır. Oysa bunu 150200’ye çıkarmak lazımdır. Bunun yolu da fındık bahçelerine daha sık gitmek, gençleştirme yapmakladır. Maalesef yılda bir ay yanına gidilen bir ürün haline getirilmiştir fındık. Bunun sonucu olarak da 100 kilo ancak alınabiliyor. Oysa mesela Giresun’un Keşap İlçesinde Mustafa Şahin adlı üretici yılda 150 gün yani 5 ay fındık bahçesine gidenlerin dönümde 300 kilodan bile fazla fındık alabileceğini ortaya koymuştur. Hedef alanları değil, verim ve kaliteyi arttırmak olmalıdır.

Fındıkta Fiyat Devletin İşi Olmamalı

-Fındıktan siyasetin tam çekilme­ si mi gerekir yoksa hükümetin belirleyiciliğine ihtiyaç duyuluyor mu? Fındıkta siyasetin olduğu dönemleri herkes biliyor, hatırlıyor. O günler­ de ihraç edilen fındık miktarına ve sağlanan dövize bakın. Bir de 2000’den sonra, özellikle de serbest piyasa uygulamasına geçilen 2009’dan sonrasına. Bugün hedefi 300 bin tonun üzerinde iç fındık ihracatı ve 2 milyar doların üzerin­de yıllık döviz girdisine çıkarmış isek, bu tamamen piyasanın kendi şartları etrafında dönmesinin sonucudur. Fındıkta devletin işi fiyatla olmaz. Fındıkta devletin işi üreticisi­nin mağduriyetini destekleme ile olur. Fındıkta devlet, ihracatçının önünü açarak, işini kolaylaştırarak daha fazla döviz getirecek altyapıyı Sayı 44 / Haziran 2013

gerçek­leştirmekle olur. Siyasetin S’si bile fındıkta olmamalıdır, olamaz da.

Fındık da Bir Ticari Üründür

-Sadece fındığın ticaretinden yani al-satından para kazananların fındıktaki ağırlığı çok fazla mı? Acaba bunlar mı taşın altına ellerini koymuyorlar, entegre tesislere soyunmuyor ya da birilerinin buna el engelliyorlar? Fındık da bir ticari üründür. Hesabını bilmeyen zarar eder. Önemli olan hesabını kitabını bilmektir. Türkiye’de devletin dışarıya çıktığı süreçle birlikte, bu 2009’da başlamıştır, artık her şey ticaretin kurallarına ve piyasa şartlarına uygun cereyan etmektedir. Başta da söz ettik. Bana göre Türkiye’de bugün entegre işletmeler fındığı işlemi noktasında yeterlidir. Ama çikolata sanayinin geliştirilmesi bir katkı olabilir. Zaten bu da oluyor. Her üründe olduğu gibi, fındıkta da

ticaretin kar zarar kuralı geçerlidir. Bunu göre işini iyi yapan ile yapamayan da karını görür, ya da ceremesini çeker. Önemli olan, olumsuzlukların sektörü etkilememesidir ki, zaten pek de etkilemiyor. -Oltan Gıda yıllık üretimi ve işlenen fındık miktarları nelerdir? Oltan markası fındığın içinde yarım asırdır yer almaktadır. Ama ağırlıklı olarak 1984’den sonrasıdır. 2002’den itibaren de fındık ihraç rekortmenliğini elinde bulundurmaktadır. Tamamı ihracata yönelik bir üretim söz konu­ sudur. Yıllık üretim miktarımız ihracata bağlı olarak 130-150 bin ton arasında kabuklu fındığı işleyerek gerçek­leş­ tirilmektedir. Yıldan yıla değişen ihra­ catımızda mesela geçtiğimiz yıl 67 bin ton iç civarında olmuştur. Genelde miktar 70-80 bin ton iç aralığında değişmektedir. 39


Kapak

Samsun Çarşamba Ticaret Borsası Başkanı Kazım Yılmaz

Fındık Alanı Son 13 Yılda 140 Bin Hektar Arttı Kazım Yılmaz gerçeği açıklıyor: “Üreticiler, bakımı, üretimi daha kolay ve kısa zamanda elde edilen, en iyi kazancı sağlayan ürün fındık olduğundan sökmeye yanaşmamaktadırlar“ Hatta halen ovamızda yeni fındık ekimi ve dikimi söz konusudur. Bu manada teşviklerden beklenen sonuca ulaşılmadığı görülmektedir.” Samsun Çarşamba Ticaret Borsası (ÇTB) Başkanı ve Yılmaz Tarım’ın sahibi Kazım Yılmaz fındıkla yakinen ilgilenen işadamlarından. Karadeniz İhracatçı Birlikleri Fındık ve Mamülleri İhracatçı Birliği’nin yönetim kurulu üyesi aynı zamanda. Rekolte ve fiyatlar hakkında konuştuk kendisiyle… -Fındık için önümüzdeki hasat sezonunda rekolte ve fiyat beklentini nedir? Çarşamba ovamızda ve bölgemizde 2013 sezonu kabuklu fındık üretiminin geçen yıla göre özellikle düz arazi­ler­ de yer yer yüzde 30 - 50 oranlarında rekolte kaybına uğradığı öngörülmekte. Ülkemizde şu an için erken olmakla birlikte tahmini rekoltenin 600-650 bin ton; fiyatların da 4,50 - 5 lira civarında oluşması tahmin edilmekte. -Çarşamba’da ne kadar fındık hasat ediliyor? Son üç yılın rakamlarına göre 22 ila 36 bin ton arasında, o yılki verime bağlı olarak değişmektedir.

Söküm Teşvikleri Etkisiz Kaldı

-Ovada fındık sökümüne ilişkin destekler nasıl karşılık buldu halkta? Ovamızda verilen teşviklerle fındığını söken fındık üreticileri, değişik alternatif ürün arayışıyla; sılaj mısır, buğday, çeltik, fiğ gibi ürünlerle birlikte değişik sebze-meyve yetiştiriciliğine yönel­ mekte ise de; üreticiler, bakımı, üretimi daha kolay ve kısa zamanda elde edilen, en iyi kazancı sağlayan ürün fındık olduğundan sökmeye yanaş­ mamaktadırlar. Hatta halen ova­mızda yeni fındık ekimi ve dikimi söz konusu40

dur. Bu manada teşviklerden beklenen sonuca ulaşılmadığı görülmektedir.

mizin de sanayicilerimize bu konuda destek vereceğini düşünüyorum.

-Fındık çikolatanın temel unsur­la­ rından. Ürettiğimiz fındığı yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Değerlendirmeye çalışıyoruz, fındık tanıtım grubu ve ulusal fındık konseyinin yaptığı değişik etkinliklerle de ihracatımızı arttırıcı çabalar içerisin­ deyiz.

-Fındık dikim alanlarıyla ilgili planlamadaki son durum nedir? Geleneksel üretim bölgesi olan Ordu, Giresun ve Trabzon’un dışında, Samsun ile Düzce, Sakarya ve Bolu’ya kadar yayılan fındık alanlarında son 13 yılda 140 bin hektar artış gerçekleşmiştir. Yeni açıklanan fındık stratejisinin ana temasını fındık alanlarının sınır­ landırılması oluştururken, veriler Türkiye’nin geleneksel fındık üretim alanlarının dışına çıktığını göstermek­ tedir.

-Dünyanın fındık ihtiyacına göre gerçekten de, ülkemizdeki yıllık mahsul fazla mı? Rekoltelerin fazla olduğu yıllarda, dünya ihtiyacının üzerinde bir miktar üretildiğinden fiyatlara olumsuz yansı­ maları yaşanmaktadır.

Otobüs ve Uçaklarda Promosyon Verilebilir

-Ülkedeki iç tüketim nasıl kamçılanabilir? İç tüketimin yeterli olmadığı kanaatindeyim. Değişik teşvikler uygulanabilir diye düşünüyorum. Mesela otobüs­ lerde, uçaklarda promosyon olarak dağıtımı yapılabilir. -Fındık Entegre tesislerinin yeterliliği ve kapasite kullanımı konusunda neler düşünmektesiniz? Yurt dışından gelen ihracat taleplerinde daha çok ham (işlenmemiş) fındık talebi geldiğinden mevcut fındık enteg­re tesislerinin yeterli olduğu sonucu oluşmakta. Kaldı ki mamul madde halinde (işlenmiş) gelecek taleplerin yoğunlaşması halinde sana­ yicilerimizin entegre tesisler konusunda ihtiyacı karşılayacaklarını, devleti-

-Fındık ve siyasetin ilişkisi nasıl olmalı size göre? Fındıkta piyasaları regüle edecek bir argümana gerek olduğu ve bu argümanla arz talep dengesini sağlayarak, zirai ürün girdilerinden en yüksek ihracat girdisini sağlayan fındık ürününe hükümetlerimizin milli bir ürün olarak bakmaları gerektiğini düşünüyorum. -Sadece fındığın ticaretinden para kazananların sektördeki ağırlığı ne derecededir? Al-Sat yapan zahireci, manav dediğimiz kesimin fındık fiyatının belirlenme­sin­ de etkisi olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki fındığın fiyatını etkileyen birçok unsurdan bahsetmek mümkün. Dünya piyasaları, ekonomik çalkantılar, döviz kurları, dünyada yaşanan mali krizler bile fındık fiyatının oluşmasında etken. Entegre tesisi kurmak ciddi maliyeti olan yatırımlar, al-sat işini yapanlar sanırım bu şekildeki ticaretlerinden memnunlar ki böyle bir yatırıma ihtiyaç duymuyorlar. Sayı 44 / Haziran 2013


Ordu’ya Çikolota Vadisi ‘Ekim alanlarının fazlalığı bilgisi ne kadar gerçekçi?’ sorusuna verilecek cevapta isabet yakalamak da çok önemli. Avrupalı güçlerin ve onlarla senkronize çalışan yerli tüccarların bir oyunundan ibaret olmasın spekülas­yonlar? Bu kapsamda Ordu’yu kurulması planlanan Çikolata Vadisi projesi son derece stratejik. Entegre tesis­ler ve Ar-Ge faaliyetleri de... Sevindirici atılımlardan söz edelim biraz da. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOKA) girişimleriyle Ordu’da 34 işletmenin üretim yapabileceği ve Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinin yürütüleceği ‘çikolata vadisi’ kuruluyor. Son derece sevindirici bir gelişme bu. Tek çeşit ürüne yönelik gıda vadisi kurma düşüncesi giderek yaygınlaşıyor. Proje için ilk etapta 5,5 milyon Avro harca­ nacak. Yatırım arazisi üretme sorunundan söz ediyor, DOKA Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım. Bu sebeple yeni arazi üretmekten ziyade, mevcut arazilerde katma değeri yüksek ürünlere yöneldiklerini söylüyor. İnsanlığın tükettiği fındığın yüzde 70’i ülkemizde yetişiyor. Ancak ihracatımız hammadde kategori­sinde. Bu yüzden katma değeri çok az. Ordu’ya inşa edilecek havaalanının yanındaki dolgu sahasına konuşlanacak Çikolata Vadisi’yle buradaki zafiyeti de aşacağız.

Proje Türkiye İçin De Çok Önemli

Ajanstaki uzmanların Belçika ve Hol­landa’daki ürün vadilerinde inceleme­lerde bulunduklarını kaydediyor Kaldırım: “İncelemelerde, özellikle butik çikolata üretimi noktasında bölgemizin potansiyeli olduğunu gördük. Dolayısıyla bölgemizde adını çikolata vadisi koyduğumuz mekan oluşturulması, bu mekanda da butik çikolata üretimi yapılması, aile işletmelerinin kurulmasını hedefledik. Buradan çok güzel markaların çıkaca­ğına inanıyorum.”

Projeyi sadece Ordu özelinde düşün­mediklerinin altını çiziyor: “Bölgemiz ve hatta Türkiye için çok önemli bir proje olarak değer­lendiriyoruz. Bunun çok büyüyeceğine inanıyorum. Proje, bölgemizde organik ve natürel ürünlerin geliştirilmesiyle daha da değerli hale gelecek.” Tamamlanan fizibilite işlemlerinde bir hayli olumlu sonuçlara ulaşıldığını da anlatıyor: “Proje geliş­tiğinde belki 10 milyon Avro’yu geçecek ama biz ilk etapta çekirdek bir proje tasarladık. Tasarladığım proje 5-5,5 milyon Avro’ya mal olacak. Çevre düzenlemesi ve peyzajını Orman ve Su İşleri Bakanlığı üstlendi. Bakanlığın yapacağı çalışmalarla 8 milyon Avro’yu bulacak. Bunun büyük bir kısmını da ajansımız karşılıyor. Proje imzalandığında, 1-2 ay içinde uygulamasına geçilecek.”

Çikolata Harici Ürünler

İhracat Geliri 5’e Katlanabilir

Proje, bir süre önce Ordu’daki yöne­tim kurulu toplantısında onaylandı. Finansmanın çoğunluğu DOKA’ca karşılanacak. Yerel katkılardan da faydalanılacak. “Projenin temel hedefi, çikolatanın fındığın veya benzeri ürünlerin Ar-Ge’sinin yapılarak yeni ürünler geliştirilmesidir.” diyor, Kaldırım. Başka ürün ve markaların ortaya çıkmasının amaçlandığını vurguluyor: “Üniversite ile işbirliği içinde çalışmalar yapılacak. Butik işletmelerin yanı sıra ürünlerin satılabileceği konseptte dükkanlar olacak. Fındık ve çikolata müzesi de kurulacak. Sosyal donatılar ve mekanlarla konsept olarak çok güzel bir mekan olacak.” Sayı 44 / Haziran 2013

Kaldırım’a göre proje, fındığın ve benzeri ürünlerin değerlendirilmesi açısından çok mühim: “Hollanda’da son derece başarılı olmuş bir gıda vadisi projesi var. Dünyada tek çeşide yönelik proje yok. İlk defa bu alanda yapılacak örnek. Bölgemizin konseptine uygun bir proje olacak. 34 işletmenin üretim yapabileceği tasarımımız var. Tesisin arka tarafında işletme kurulup üretim yapılacak, ön bölümünde ise satış yapma imkanı sunacak dükkanlar oluşturulacak. Fındık bölgemiz ve ülkemiz için son derece önemli bir ürün. Yılda bölgemizden yapılan 1 milyar doların üzerin­ deki ihracat, buradan çıkacak çok iyi ürünler ve markalar sayesinde belki de 5’e katlanacak.” 41


Kapak

Çarsamba ve Terme Ovaları

Fındık İşgalinde Türkiye’deki yıllık fındık üretiminin 70-100 bin tonu, yüzde 10-15’i Samsun’dan. İldeki dikim alanı 89.000 hektar. 83.000 hektarı verim çağında. 22 bin hektarı yüzde 6 eğimden aşağıda. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kadir Güven “Çarşamba taban suyu problemi nedeniyle fındıkta meydana gelen fizyolojik problemler, örneğin dalkıran zararlısının yaygınlaşması, mücadele işlemi nedeniyle girdi maliyetlerini artırmaktadır.” diyor. Samsun Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kadir Güven, fındıkta rekolte miktarlarının en doğru şekilde ortaya ancak haziran ayında konulabileceğini söylüyor. -Fındık için önümüzdeki hasat sezonunda ne kadar rekolte beklemektesiniz? Fındık için en erken rekolte tahmini şubat döneminde yapılan “Karanfil Sayımı Esasına Göre Rekolte Tahmini” olup, bize ışık tutabilmektedir. Ancak bu yıl iklim verilerinde meydana gelen anormallikler nedeniyle bakanlıkça bu çalışmanın sonucunun yanıltıcı olacağı nedeniyle çotanak döneminde yani haziran ayının başında yapılması istenilmiştir. Saha çalışmasının sonu­cu olmadan bu konuda tahmini bir şey söylemek yanıltıcı olacaktır. Çalışmanın sonucunun belirlenme tarihi Haziran. -Samsun fındık üretim tonajı ortalama nedir? Dünya fındık üretimi 900 Bin ton civa­ rındadır. Türkiye kabuklu fındık üretimi, son on yılın ortalamasına göre 600650 Bin ton civarındadır. Türkiye yıllık

42

dünya üretiminin 70-75’ini, Sam­sun İli ise bu üretimin 70-100 bin tonunu yani 10-15’ini karşılamaktadır. -Samsun’da fındık dikili alan kaç hektardır? Bunun ne kadarı yüzde 6 eğimden aşağı yani ovada ne kadarı bu eğimden yüksek alandadır? Samsun toplam dikili alanı 89 Bin hektar olup, bunun 83 Bin hektarı verim çağındadır. Yüzde 6 eğimden aşağı yani ovada dikili fındık alanı ise 22 Bin hektar kadardır. Yüzde 6 eğimin üzerin­de yani ruhsatlı fındık alanımız ve orman ile hazine arazilerindeki fındık alanı ise 67 Bin hektar civarındadır.

Ova Fındığının Sökümü Hedefleniyor

-Fındık dikim alanlarıyla ilgili planlama nasıl gitmekte? İlimiz toplam fındık alanlarının yüzde 82’si sırasıyla Terme, Çarşamba, Salı­ pazarı ve Ayvacık ilçelerinde bulun­ maktadır. Planlamada önemli olan da bu dört İlçemiz olmaktadır. Çarşamba ve Terme İlçelerimizin ova kesimi fındık dışında birçok bitkisel

ürünün kolaylıkla yetişebileceği, uygun ekolojiye sahip olduğu halde uzun yıllar fındık dikimi artarak önemli bir alan işgal etmiştir. Fındık üretimi bazı yıllar üreticiye iyi gelir getirmesine rağmen, son yıllarda çeltik, soya ve diğer ürünler daha karlı üretim haline dönüşmüştür. Çarşamba taban suyu problemi nedeniyle fındıkta meydana gelen fizyolojik problemler, örneğin dalkıran zararlısının yaygınlaşması da mücadele işlemi nedeniyle girdi maliyetlerini artırmaktadır. Ayvacık ve Salıpazarı İlçelerinde fındık üretiminin tercih edildiği alanlar engebeli, yüksek rakıma sahip meyilli ve tarımsal mekanizasyona uygun olmayan alanlardır. Fındık bitkisi bu alanlar için ekolojik ve topografik bir zorunluluk olarak tercik edilmiştir. Dolayısıyla fındık bitkilerinin dikili olduğu bu alanlarda sürdürülebilir tarım açısından alternatifi bulunmamaktadır. İlimizde dikim alanlarıyla ilgili planlama yaklaşık 22 Bin hektar civarında olan ova fındığının sökümü ve yerine alternatif ürün yetiştiriciliğinin teş­ viki ile diğer ruhsatlı alanlardaki fın­dık

Sayı 44 / Haziran 2013


Çarşamba ve Terme ilçelerimizin ova kesimi fındık dışında birçok bitkisel ürünün kolaylıkla yetişebileceği, uygun ekolojiye sahip olduğu halde uzun yıllar fındık dikimi artarak önemli bir alan işgal etmiştir.

mi yüksek, randımanı yüzde 52-54, yağ oranı yüzde 58-63’dür. Her türlü iklim ve toprak şartlarına uyum sağlayabildiğinden, ilkbaharda diğer fındık çeşitlerinden geç uyandığı için, dondan daha az zarar görmekte olduğundan tercih edilmektedir.

yetiştiriciliğinin tekniğe uygun yapıl­ ması, dekara verimliğin artırılması ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi hedeflenmektedir.

Ordu-Samsun Fındıkları Aynı Özellikte

-Ordu, Giresun ve Samsun’da üretilen fındık arasında bir farklılık mevcut mudur? Samsun ve Ordu bölgesi fındık üretiminde bir farklılık bulunmamaktadır. İlimiz ve Ordu fındık üretiminde sırasıyla en fazla palaz, yağlı (tombul) ve çakıldak çeşitleri yer almaktadır. Giresun İlinin en yaygın çeşidi yağlıdır. Bunlardan en kaliteli çeşit yağlı olup,

Sayı 44 / Haziran 2013

verimi yüksek, randıman yüzde 50-52, yağ oranı yüzde 69-72’dir. Yağ oranının yüksekliği, kolay bozulmaya neden olmakta, kırma, ambalajlama, depolama ve taşımada itina ister. Palaz çeşidi orta kalite ve verimde, randımanı yüzde 49-51, yağ oranı yüzde 64-68’dir. Kökleri yüzlek, daha çok yanlara gelişme gösterdiğinden, toprak derinliği az, killi, kumlu, çakıllı topraklarda daha iyi gelişme gösterdiğinden tercih edilmektedir. İlkbaharda diğer fındık çeşitlerinden daha önce uyandığı için, dondan daha fazla zarar görmekte, meyveleri daha çok haşere zararına uğramaktadır. Çakıldak çeşidi ise kalitesi düşük, veri­

-Fındıkta Samsun bölgesine has bir hastalık ya da verimi etkileyen iklim faktörü var mı? İlimiz fındık alanlarında da bölgemiz­ de görülen hastalık ve zararlılar görülmekte ve zamanında mücadele yapılmadığında önemli oranda verim ve kalite kaybına neden olmaktadır. Fındık bahçelerinin ana zararlısı fındık kurdu, ana hastalığı ise bakteriyel yanıklık hastalığıdır. Ayrıca dalkıran, Amerikan beyaz kelebeği, fındık kozalak akarı, fındık koşnilleri, yeşil kokarca, gibi zararlılar iklime bağlı olarak bazı yıllarda yoğunlukları artmakta ve zamanında mücadelesi yapılmadığında zararlı olmakta ve verimi azaltmaktadır.

43


Kapak

OMÜ Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Dervişoğlu:

Halk Fındığın ve Yağının Faydalarından Bihaber Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Muhammet Dervişoğlu’na da sorduk, fındığın niçin Türkiye’de yeterince tüketilmediğini. Fındık ve fındık yağının sağlığa faydaları konusunda halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Tüketimi olumsuz etkileyen bir sebebi de şöyle izah ediyor: “Fındığın hammadde olarak kullanıldığı sektörlerde Türkiye’nin diğer ülkelerden geride olmasıdır. Örneğin çikolata sektöründe dünyada önde gelen ülkeler ile yarışabilecek seviyeye gelerek fındık tüketiminin arttırılması gerçekleştirilebilir. Ülkemizde çikolata tüketimi Amerika veya Avrupa ülkelerinden oldukça düşüktür. Bu nedenle çikolata hammaddesi olan fındığın kullanımı da düşük olmaktadır.”

En Yüksek Yanma Ve En Düşük Donma Derecesi

-Fındık yağını diğerlerinden ayıran temel özellikler nelerdir? Niçin kullanmalıyız bu yağı? Fındık yağı, içeriğindeki zengin vitamin ve mineraller ile doğal, besleyici ve sağlıklı bir besin kaynağıdır. Fındık; vücutta dokuların yenilenmesi, metabolizmanın düzenli çalışması ve bağışıklık sisteminin oluşturulması gibi

44

hayati faaliyetler için gerekli olan B1, B2, B3 ve B6 vitaminleri yönünden çok önemli bir kaynaktır. Ayrıca doğal bir antioksidan olan ve dolaşım, üreme, sinir ve kas sistemimiz için gerekli olan E vitamini, sert kabuklu yemişler arasında en çok fındıkta bulunmaktadır. Fındık yağı, trans yağ asidi, kolesterol ve herhangi bir katkı maddesi içermemektedir. Bütün yağlar arasında en yüksek yanma ve en düşük donma derecesine sahip olan yağdır. Düşük donma derecesi ile yağın vücut içinde dolaşımda iken katılaşmasını ve damar tıkanıklıklarına yol açmasını engeller. 220–240°C olan yanma ısısı özelliği ile hem sağlık, hem de lezzet açısından en büyük sorun olan, yağın yanması problemini engelleyerek yanık yağ kokusu ile yanmış yağ tadını ve bunların beraberinde getirebileceği kanserojen etkiyi ortadan kaldırır. Bilimsel verilere göre fındık yağı, insan vücuduna en çok yararı olan, yararlı kolesterolü yükselten ve en hızlı yakılan yağ olarak birinci sırada yer almaktadır.

Kalp Damar Sağlığı İçin Bire Bir

- Başka neler söylenebilir faydaları üzerine? Yeterince tanınmayan ancak insan sağlığına sayısız faydaları olan fındık yağının en önemli özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür: Birçok araştır­

macı, fındık tüketiminin insan beslenmesi üzerine olumlu etkileri olduğunu söylemiştir. Bu etkiler, tekli ve çoklu doymamış yağ asidi (yüzde 82.8 oleik ve yüzdte 8.9 linoleik) bakımından zengin olan fındık lipitlerinin yağlı asit profiliyle ilgili olabilir. Araştırmalar göstermiştir ki doymuş yağ oranının düşük ve tekli doymamış yağ oranının (MUFA) yüksek olduğu beslenme çeşitleri kan lipiti düzeyinin kontrolünde etkili olmaktadır; benzer bir sonuç, koroner kalp rahat­ sızlığı (CHD) riskinde de olumlu bir etken olabilir. Ayrıca (fındık yağında yüksek oranda bulunan) tekli doymamış yağ oranıyla zenginleştirilmiş beslenme çeşitleri CHD vakalarının azlığı, tansi­ yon düşüklüğü, toplam kolesterol dengesinde düşüklük, lipoprotein yoğunluğunun (LDL) azaltımı veya tersinin çoğaltımı ve kan trigliserin değerinin düşmesi gibi insanlarda benzer, olumlu etkiler oluşturur. Bileşiminde bulunan yüzde 77 oranın­ daki tekli doymamış yağ asidi (Oleik asit) sayesinde vücutta parçalanması ve sindirimi kolaydır. Bu sebeple fındıktan elde edilen yemeklik yağlar kolesterol seviyesini düşürücü ve beslenme için elverişlidir. Ayrıca, kalp dama sağlığı için de yararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Sayı 44 / Haziran 2013


Doç. Dr. Dervişoğlu: “Markalarda fındık yağının diğer bitkisel yağlarla karışımı mevcuttur. Bunlar etikette belirtilmiş olsa bile tüketici dikkatinden kaçmakta, saf fındık yağı düşüncesi ile satın alınmaktadır.” E vitamini açısından bitkisel yağlardan sonra fındık en iyi ikinci kaynaktır. E vitamini çözülebilir bir lipit fenolik antioksidandır. Fenoliklerin antioksidan aktiviteleri, hidrojen atomlarını bağımsız köklere dönüştürme özelliğinden kaynaklanır. Bu bileşimler bağımsız kökler oluşturabileceği için, diyabetik hastalarda, kanser ve atherosclerosis önlemede potansiyelleri olduğuna inanılmaktadır. E vitamininin antioksidan görevi ve koroner kalp rahatsızlığı ve kanserle olan ilişkisinden dolayı, fındık ve fındık ürünlerini de içeren doğal gıda maddelerine tüketici ve sanayi tarafından olan ilgi artmaktadır. Pratikteki uygulamalar neticesinde; fındık yağının kızartmalarda ortamda ve yiyecekte koku bırakmadığı, hafif ve lezzetli olması nedeniyle hamur işleri de dahil her türlü yemek yapımında çok iyi sonuçlar verdiği bilinmektedir.

Karışım Yağlara Dikkat

-Piyasada satılan fındık yağları gerçekten yüzde yüz fındıktan mı? Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yemeklik Yağlar Tebliğine göre “Fındık Yağı: Fındık ağacının (Corylus Avellana L. ile Corylus Maksima Mill) meyvelerinden elde edilen yağdır” olarak ifade edilmek­tedir. Bu tebliğe göre, diğer bitkisel yemeklik yağlar, mineral yağlar,

Sayı 44 / Haziran 2013

sentetik yağlar, esterleştirilmiş yağlar veya başka yağlar karıştırılamaz. Ancak markalarda fındık yağının diğer bitkisel yağlarla karışımı mevcuttur. Bunlar etikette belirtilmiş olsa bile tüketici dikkatinden kaçmakta, saf fındık yağı düşüncesi ile satın alınmaktadır.

Protein İçeriği de Yüksektir

-Fındıktan artı ne gibi yan ürünler elde edilebilir? Ülkemizde genelde kuruyemiş olarak tüketilen fındığın, natürel, kavrulmuş, kıyılmış, dilinmiş veya un hali yaygın olarak çikolata sanayinde, bisküvi, şekerleme, tatlı, pasta, dondurma imalatında kullanılmaktadır. Ayrıca, fındık işlenerek rafine fındık yağı olarak sofralarda, temizleyici, nemlendirici ve dağıtıcı olarak kozmetik sanayinde kullanılmaktadır. Bunların dışında fındıkların işlenmesi sonucunda arta kalan fındık kabuğu yakacak olarak kullanılmaktadır. Fındık protein içeriği yüksek bir üründür. Özellikle yağı alındıktan sonra arta kalan küspe oldukça yüksek oranda protein içerir. Bu küspenin değerlendirilmesi ve protein kaynağı olarak kullanımına uygun olabilir. Fındığın kavrulmasından sonra artan fındık zarı ise antioksidan açısından zengindir. Küspe gibi fındık

zarının değerlendirilmesi için çalışmalar ve yatırımlar yapılabilir. -Fındığı halka yedirmenin yolu işlemekten geçiyor. Takip ettiğiniz kadarıyla entegre tesislerin sayısı mı az yoksa tam kapasiteyle mi çalışmıyorlar acaba? Türkiye’nin en büyük fındık enteg­re tesisi 80 Bin ton fındık depolama kapasitesine sahiptir. Bunun dışında Giresun, Trabzon ve Ordu’da entegre tesisler bulunmaktadır. Fındık kırma ve işleme sanayinde kapasite kullanma oranı, rekolte ve finansman imkanlarına bağlı olarak değişebilmektedir. Bununla birlikte sektördeki firmaların genellikle aile şirketi özelliğindeki küçük ölçekli firmalardan oluşması ve çok ortaklı büyük firmalarının sayısının az olması, atıl kapasiteyi artıran bir diğer önemli etkendir. Sektörde çok düşük kapasite ile çalışılması, işleme masraflarını artırmaktadır. Fındık kırma ve işlemenin, piyasanın talepleri doğrultusunda yılın belirli aylarında (genellikle Eylül-Aralık dönemi) yapılmasının zorunluluğu ve farklı mamullerin (beyazlatılmış fındık ve kavrulmuş fındık gibi) aynı makinelerde üretilmesi, sektördeki atıl kapasitenin tamamen önüne geçilmesini engellemektedir.

45


Spor

46

Say覺 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013


Yaşam

Samsun Aile ve Sosyal Politikalar Müdürü Murat Yıldırım:

Ailenin Temeli Bozulursa Sosyal Faciaların Önüne Geçilemez Murat Yıldırım: “Biz toplum olarak artık ayağımızı yorgana göre uzatmıyoruz. Krediler alınmış lüks harcamalar için borca girilmiş devamında ise geçinememe, aile içinde huzur­suzluğun artması gelebiliyor. Ancak diğer taraftan eğitimli ve gelir düzeyi yüksek insanların oluşturduğu ailelerde de boşanma oranları yüksek. Dolayısı ile mesele ekonomik olmaktan ziyade aile içeri­ sindeki iletişimsizlik.” Atom ve moleküller maddelerin; aile­ lerse toplumların temelini oluşturuyor. Moleküler yapıdaki, genetik örgüler­ deki ve hücre düzenindeki arızalar; canlı veya cansız varlıkları hasara uğratıyor. Pek çok hastalıklar ürüyor bu keşmekeşlikte. Ailedeki çatlaklar ve bozulmalar da direkt topluma yansıyor. Peki, sorunsuzluk mümkün mü? Yoksa problemlerle karşılaşınca onları aşma yeteneği mi asıl mükemmel bir ailenin işleyişinde? Hayat inişler ve çıkışlarla dolu. Her an beklenmedik tesir ve sıkıntılar kapımızı çalabilir. Sıfır sorunlu bir dünya ütopyadan ibaret. Ancak meseleleri çözmede her zaman mahir değiliz. Üstelik giderek de köreliyor bu yeteneğimiz. Sosyal facialar art artına geliyor son yıllarda. Teknolojik cihazlar gayri nizami ve sanal ilişkiler doğuruyor; bireyler bencilleşiyor ve yalnızlaşıyor. Aile bağları gevşiyor. Arkadaşlıklar formelleşiyor ve sığlaşıyor; çıkar sarmalında boğulup gidiyor daha doğ­ rusu. Zevk, haz ve salt fayda peşinde koşuluyor. Bırakın ataerkilini, ailenin çekirdeği dahi çürüyor günümüzde. Haliyle toplu taşıma araçlarında yaşlısını 48

büyüğünü tanımıyor gencecik insanlar. Kulaklıklarla tıkalı bilinçler. Yerini terk etmeye yanaşmayacağından yalandan uyuma numaraları… “Aile temelinin sağlam tutulması ile sosyal sorunlar daha kolay ortadan kaldırılabilir. Aile temeli bozulur ise sosyal faciaların önüne geçilemez bir hal almasına sebep olur.” diyor, Aile ve Sosyal Politikalar Samsun İl Müdürü Murat Yıldırım. Ve şunları ekliyor hemen peşi sıra: “Kadına şiddet buradan çıkar. Yaşlıya bakmama onu kaderine terk etme buradan çıkar. Kimsesiz çocukların korunmaya muhtaç çocukların sayısının artması buradan başlar. O nedenle biz yüzümüzü aile temelinin sağlam tutulmasına dönüyoruz.” EVLENMELER AZALIYOR, BOŞANMALAR ARTIYOR Karadeniz’in bu güzide şehrindeki konuya dair istatistikler, Yıldırım’ın dile getirdiği endişelere kömür taşıyan cins­ ten. Aile kurumu ciddi boyutta sarsıntı içinde. Vilayetteki evlilik sayısı 2002 yılında 10 bin 120 imiş. 10 yıl sonra nüfusa paralel bir artış beklenmesi

gayet normal. Fakat 2011’deki tablo bambaşka ve ürkütücü. 9 bin 630’a geriliyor nikah adedi. Boşanmalardaki durum da vahim. Yine her iki yıl kıyaslandığında sırasıyla bin 547 ve bin 750 sayılarıyla yüz yüzeyiz. Yani yüzde 15 çoğalıyor ayrılma vakaları. Türkiye genelindeki manzara da üç aşağı bey yukarı benzer. Ülkenin ortak derdi bu. Evlenirken ince eleyip sık dokunuyor, lakin boşanırken bir çırpıda adliyelerin yolu tutuluyor. ARTIK AYAĞIMIZI YORGANA GÖRE UZATMIYORUZ Acaba bu bilgiler bize neleri işaretliyor? Ekonomik kaygıların bundaki rolü ya da payı nedir? Hangi toplumsal etkenler baskılamakta kişilikleri? “Evet, maddi imkanlar daraldıkça köşeye çekilmeler çoğalacaktır.” yargısı mantıki nitelik taşısa da tümden ülkemizdekini anlamaya yetmiyor. Sosyologların derin okuması gereken detaylar gizli sosyal faylar arasında. Murat Yıldırım’a göre sorun daha ziyade sosyal tandanslı; tutumluluğu ve kanaatkarlığı unuttuk: “Boşanmaların altında eğer ekonomik bir neden varsa bu da toplumsal bir sorundur aslında. Çünkü biz Sayı 44 / Haziran 2013


toplum olarak ayağımızı yorgana göre uzatmıyoruz artık. Krediler alınmış lüks harcamalar için borca girilmiş devamında ise geçinememe, aile içinde huzursuzluğun artması gelebi­ liyor. Ancak diğer taraftan eğitimli ve gelir düzeyi yüksek insanların oluşturduğu ailelerde de boşanma oranları yüksek. Dolayısı ile mesele ekonomik olmaktan ziyade aile içeri­ sindeki iletişimsizlik.” Yıldırım, şu anda 27 civarındaki ortalama evlilik yaşının yıldan yıla yukarılara tırmandığını da belirtiyor: “Bu da diğer bir boşanma nedenini oluşturuyor çünkü bu yaştan sonra oturmuş kişi­ likler çatışma yaşayabiliyorlar. Çok daha genç yaştaki çiftlerin evlilikle­ rinde birbirinin huyuna gitme kolay olurken bu yaştaki evliliklerde pek mümkün olmuyor.” EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM PROJESİ Sosyal yaranın idrakindeki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sürekli projeler geliştirip pratiğe getirmekte. Evlilik öncesi eğitim ve aile eğitimi başı çekiyor. Ordu İl Müdür Vekili iken ki hassasiyeti Samsun’da da sürdürmeyi amaçlıyor Yıldırım: “Bu konu öncelikli gündemimiz. Belediye başkanları ile görüşüp evlenmek iste­ yen çiftlere bir günlük evlilik ön­cesi eğitim vermeyi ve evlenebilmek için­ de bu eğitime katılmayı şart tutmak istiyoruz. Çiftlerimiz evlendikten sonra da onların yanında olmaya ve her ne sıkıntıları olursa olsun kurum olarak danışmanlık şeklinde destek vermeyi sürdüreceğiz. Böylece sadece biz kurs verdik siz ne yaparsanız yapın şeklinde değil aile kurumunun düzgün biçimde sürdürülebilmesini sağlamak noktasında da sorumluluk alacağız.” 8 noktada açılan Sosyal Hizmet Merkezleri’nde görevli danışmanlarca götürülecek iş. Her ailenin bir danışmanı olacak. A’dan Z’ye problemlere çare aranacak buralarda. Sağlıktaki aile hekimliğinin versiyonu gerçekleşecek bir bakıma. Aile sağlamlaştığında bakanlığın uhdesindeki öbür vazifelerin halli de kolaylaşacak. Aile içi şiddet ve Sayı 44 / Haziran 2013

bakıma muhtaç çocukların miktarı azaltılabilecek örneğin. Şu sözdeki kriter esas: “10 yılı planlıyorsan ağaç dik. 100 yılı planlıyorsan insan yetiştir.” İyi insan da tıkır tıkır çalışan ailelerde yetişebilir. 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair ka­nunla şiddetin tanımı ve kapsamı genişledi. (Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış.) Fiziksel, ekonomik, psiko­ lojik ve cinsel diye 4 gruba ayrıldı şid­ det. Birkaç misal: Evin hanımının mali durumun dışına itil­ me­si ve hanımla konuşmamak da bu çerçeve­de değe­r­ len­diriliyor bundan böyle. Farkındalık ve bilinç takviye­siyle her gün gazete sayfaları ve ekranlar­ da mevzu. Eski­siyle kıyaslamak ne mümkün! Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne (ŞÖNİM) bilhassa başta alkol madde bağımlısı eşlerinin fiziki şiddetine maruz kalan bayanlar başvuruyor. Öncesinde ya acile, ya kolluk kuvvetine koşuluyor; ve yahut da 183 aranıyordu. Koordinesizlik yüzünden zaman kaybediliyordu. Müdahaleler zamanında yapılamıyor, çoğu defa gecikiliyor, istenmeyen sonuçlar doğuyordu. ŞÖNİM, 7gün 24 saat faal şimdi. Hem de tek çatı anlayışıyla çalışmakta. Yardım ve korunma aynı anda sağlanabiliyor. SEVGİ EVLERİ VE ÇOCUK EVLERİ PROJESİ Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlükleri, kimsesiz çocuklarda da mesuliyet

yüklenmekte. Yetiştirme yurtlarında barınanların kişiliklerine ev ve aile ortamı tadılamadığından negatif motifler işlenebiliyor. 18 yaş bitince kendi ayakları üzerinde durmada zor­ lanıyorlar. Bu açığın, Sevgi Evleri ve Çocuk Evleri projeleriyle kapatılma­sına çabalandığını söylüyor Yıldırım. Şu ifadelerle bizlere sesleniyor: “Desteğin tek yolu evlat edinmek değil. Koruyu­ cu aile projesine müdahil olunabilir pek ala. Metot, tüm dünyada benimseniyor ve yaygınlaşıyor.” ‘Evlat edindirme’, ‘yardımla ailesi yanında kalma’ ve ‘koruyucu aile şef­ kati’ imkânlarından hiçbiri olamıyorsa,

“Sevgi Evleri” ve “Çocuk Evleri” projeleri devreye sokulu­yor. Aile ortamına benzer yapılar ve ilişkiler ağında yaşatılıyor çocuklar. 50-100 kişilik yurtların potansiyel olumsuzlarından uzaklaşılabiliyor. Hem de bir nebze aile esintisi hisse­debiliyorlar. Mekanlar buna göre dizayn ediliyor. Standart hizmet kalitesinin yakalandığı bu evlerde az sayıda per­sonel görev yapıyor. İstikrar ortamında güven duygusu da pekişiyor çocuklarda. Bu işte de iddialı Yıldırım. Çocuk esirgeme yurtlarını kapatarak, tamamını bu evlerde ya da koruyucu ailele­ rin yanında yetiştirileceklerini kaydediyor. Evin ekmek vesaire türünden ihtiyaçlarını dışarıdan bizzat evin sakinleri karşılıyor. Hazıra dayalı hayattan, tecritten kurtuluyorlar. Evi kendileri temizliyor. Aşçıdan yemek pişirmeyi öğreniyorlar. 49


Bir Osmanlı lezzeti…

Kalkanoğlu Pilavı... Trabzon’un meşhur lezzetlerinden Kalkanoğlu pilavını yemeyenlerdenseniz ilk fırsatta bu eksikliği giderin. 1856’da Süleyman Ağa’yla başlayan tat dört ve beşinci kuşakların elinde özelliğini aynen koruyor. Kavurma etle servis ediliyor pilav.

Trabzon’a gidenler bilir. Kalkanoğlu pilavını yemeden dönmüşseniz, orayı görmüş sayılmıyorsunuz. Bu yemekteki Samsun iş birliğini pek bilen yoktur ama. Kadınlar pazarının bulunduğu Pazar­ kapı mahallesinde 1856’dan beri hizmet veriyor Kalkanoğlu Pilavcısı. Osmanlı Sarayı’nın ildeki pilavcıbaşı Süleyman Ağa’yla başlamış tat. Ardından oğlu Hafız Ahmet Kalkan devam ettirmiş. Bugün dördüncü kuşak Taner ile beşinci kuşak Ali ve Arda Kalkanoğlu götürüyor işi. İlk günden bu yana pilav kazanı ocağın üstünden hiç inmemiş. Et ve kemik suyunda pişen pilavın pirinci, Samsun’un Terme ve Bafra İlçelerinden geliyor. Üstüne dökülen tereyağı ise Tonya yaylalarındaki üreticilerden alınıyor. Kiloyla satılıyor. Süleyman Ağa çocuklarına bunun sebebini şöyle açıklamış: “Kepçenin hilesi, terazinin adaleti vardır. Kim­senin hakkı bize geçmesin... ”

Yeteri Kadar Kemik 10-15 Saat Kaynatılıyor

Yeterli derecede kaliteli malzemeniz ve en önemlisi sabrınız var ise evinizde siz de deneyebilirsiniz. Gereken et suyunu çıkarabilecek miktarda bacak kemiği 10-15 saat ilikler eriyinceye dek kaynatılıyor ilkin. Pirinç 1-2 saat ılık suda bekletiliyor. Yumuşayan pirinçler kaynayan et suyuna atılıyor. Sonra ateşin ayarı iyice kısılıyor. Hatta ocak tamamen kapasa da olurmuş. Pişirme sırasında

ekstra yağ kullanılmıyor. Servis önce­ sinde lezzet ve koku amacıyla pilavın üstüne kızarmış tereyağı dökülüyor. Taner Bey, tutmama riskini azalacağının elbette farkındadır fakat, aynı lezzetin oluşmayacağını düşünerek pirinci kavurmuyor. Terme, Osmancık, Bafra yörelerinin pirinçlerini tercih ediyor. Pilavın yanına ayrıca adalesiz yerle­ rinden kavurma et hazırlanıp büyük pilav tenceresinin üstüne bu da ekleniyor. Yemeğiniz pilav üstü et olarak servis ediliyor. Et kendi yağı ve suyu ile pişiriliyor. Dilerseniz pilavınızı kuru fasulye ile de tamamlayabilirsiniz. Pilavla servis edilen hoşafın haricinde ekstra tada ihtiyaç duymayacaksınız. Ülkemizde kaç işletme vardır ki; 1856 yılından bu yana süregelsin. Bu işletmede halen korunan lezzetin kanıtıdır, müşterilerin masalara yazdığı notlar. Kalkanoğlu’nda servis sabah 10’da açılıyor ve öğleden sonra saat 3-4 gibi kapanıyor. Bir oturuşta bir kilo pilav yiyenlerin sayısının giderek azaldığından yakınıyor Taner Bey. Sayı 44 / Haziran 2013


Köşe Yazısı

Aydın AydınDoğdu Doğdu

Futbolda Irkçılık!

+ROLJDQL]P

F ø

enerbahçe-Galatasaray der- derisine değil edindiği misyona yani bisinde meydana gelen “muz “insanlık olgusuna” bakar. Kur’an-ı Kerim gösterme” olayı ile gün- de Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır; “Ey deme gelen ve Drog­ba’nın insanlar! Sizi bir erkekle bir kadından da twitter’den paylaşmasıyla da dünya yarattık. Hem de sizi şubeler ve kabile­ gündemine oturmasıyla iyice alevlenen lere ayırdık ki, birbirinizi tanıyasınız. “futbolda ırkçılık” uzun bir Şüphesiz ki, Allah katında en şerefliniz, 7ŶŐŝůŝnjĐĞtartışması ŬĞůŝŵĞ ŽůĂŶ ŚŽůŝŐĂŶŝnjŵ͖ ƚĞŬƐƵĕůƵŐƌƵƉůĂƌŵŦĚŦƌ͍ süre daha gündemi meşgul takvaca en ileride olanınızdır” (Hucurat ƺŒƺŶůĞƌĚĞ ĕŽŬ edecek Őƺƌƺůƚƺ gibi ǀĞ ŽůĂLJ dĂƌĂŌĂƌ duruyor. ĕŦŬĂƌĂŶ ďŝƌ ĂŝůĞ ͞ŚŽůŝŐĂŶ͟ ĂĚŦLJůĂ Suresi, 13) ŐƌƵƉůĂƌŦŶŦŶ͕ ŝĕŝŶĚĞ ďƵůƵŶĂŶ ĂŶŦůŦƌŵŦƔ͘ ,ŽůŝŐĂŶ ƐƂnjĐƺŒƺŶƺŶ ĂŶ-

ŐĞŶĕůĞƌ ĚŽŒƌƵ ǀĞ ŝƐƚĞŶŝůĞŶ ƔĞŬŝůĚĞ LJƂŶ-

ůĂŵŦ͖ biraz 'ŝƫŒŝ ŽƌƚĂŵŦ ĚĂŒŦƚĂŶ͕ ŝĕŬŝĐŝ͕ ƚĂďŝ Ŭŝ ĚŽŒĂů ŽůĂƌĂŬ Ŭŝŵŝ Bu mevzunun da gündemde AllahůĞŶĚŝƌŝůĞŵĞnjƐĞ Resulü (Sallahualeyhivesselem) ƔĂŵĂƚĂĐŦǀĞŚĂƔĂƌŦďŝƌŬĂƌĂŬƚĞƌ͟Ěŝƌ͘;ĞƐ- Ăƌƚ ŶŝLJĞƚůŝůĞƌŝŶ ŐƺĚƺŵƺŶĚĞ ŽůĂďŝůŝƌůĞƌ͘ kalmasının önemli bir sebebi herkesin Veda Hutbesinde; “Ey insanlar! Rabbiniz ŬŝƐƂnjůƺŬ͘ĐŽŵͿ ŶĐĂŬ ďƵŶůĂƌŦŶ ƂŶƺŶĞ ŐĞĕŵĞŬ LJŝŶĞ ŽŶdaha doğrusu her ülkenin ken­dine birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in ůĂƌŦLJƂŶůĞŶĚŝƌĞŶůĞƌŝŶŵĂŚŝLJĞƚůĞƌŝǀĞĞĚŝŶgöre meseleye yaklaşmasından kay­ çocuklarısınız. Adem ise top­rLJƌŦĐĂ aktandır. &ƵƚďŽůůŝƚĞƌĂƚƺƌƺŶĞ͕7ŶŐŝůŝnjůĞƌŝŶŚĞŵŬĞŶ- ĚŝŬůĞƌŝ ŬĂƌĂŬƚĞƌ ƂnjĞůůŝŬůĞƌŝĚŝƌ͘ Ğŵnaklanıyor. Hatırlayanınız vardır. Yıllar Allah yanında en kıymetli ĚŝƺůŬĞŵĂĕůĂƌŦŶĚĂŚĞŵĚĞŐŝƫŬůĞƌŝƺůŬĞͲ ŶŝLJĞƚ LJĞƚŬŝůŝůĞƌŝŶĐĞ ĚĞ ƐƺƌĞŬůŝolanınız, ĚĞŶĞƟŵĞ evvel Emre da maç esna­ en çok korkanınızdır. Arap’ın Arap ůĞƌĚĞŬŝBelözoğlu ŵĂĕůĂƌĚĂ LJĂƉƨŬůĂƌŦ ǀĞ ĕŦŬĂƌƚ-Ondan ƚĂďŝƚƵƚƵůŵĂůĂƌŦǀĞŬŽŶƚƌŽůĂůƨŶĚĂŽůŵĂƨŬůĂƌŦŽůĂLJůĂƌůĂĂŶŦůŵŦƔǀĞďƵŶƵŶƺnjĞƌŝŶĞ ůĂƌŦ ĚĂ ďŝƌ ďĂƔŬĂ ĚŝŬŬĂƚ ŐĞƌĞŶ sında şimdiki takım arkadaşı Yobo ile olmayana takvadan başkaĞĚŝůŵĞƐŝ üstünlüğü ĚĞ LJŝŶĞoynarken ŬĞŶĚŝ ƺůŬĞbir ƚĞƌŝŵŝ ŽůĂŶ ͞ŚŽůŝŐĂͲyoktur. ƵŶƐƵƌĚƵƌ͘ karşı karşıya pozisyonda ” buyurmaktadır. Ŷŝnjŵ͟ĨƵƚďŽůǀĞƐƉŽƌƚĞƌƂƌƺŶĚĞĚĞLJĞƌŝŶŝ söylediği söz yanlış anlaşılmış ve uzun ĂůŵŦƔďƵůƵŶƵLJŽƌ͘ dƺŵ ďƵŶůĂƌŦŶ ĚŦƔŦŶĚĂdoğrultusunda ďŝƌĞLJƐĞů ĂŶůĂŵsüre hem ülkemizde hem de İngiltere de Yukarıdaki bu bilgiler ĚĂ ĚĂ ƐƚĂƚůĂƌĚĂ ŐƂƌŵĞŬ ŝƐƚĞŵĞĚŝŒŝŵŝnj gündemi meşgul etmişti. hareket eden aklı selim hangi insan, LJƌŦĐĂ ŚĞƌŬĞƐŝŶ ŚĂůĞŶ ŚĂķnjĂƐŦŶĚĂ ŽůĂLJůĂƌŦ ŚĂůŝ ŚĂnjŦƌĚĂ LJĂƔĂŵĂLJĂ ĚĞǀĂŵ ırkçılık yapar ve kendini zor durumda LJĞƌ ĂůĂŶ͖ 'ĂůĂƚĂƐĂƌĂLJ͛ŦŶ͕ >͘hŶŝƚĞĚ ŝůĞ ĞĚŝLJŽƌƵnj͘DĂĂůĞƐĞĨŚĞƌƚƺƌůƺŵĂĕĂĚĞƚĂ Oysa söylediği söz bize göre normal bırakır ki! Dolayısıyla bir kaşık suda ŽLJŶĂĚŦŒŦǀƌƵƉĂ<ƵƉĂůĂƌŦŶĚĂŬŝŵĂĕƚĂĚĂ ďŝƌ ƐĂǀĂƔĂ ŚĂnjŦƌůĂŶŦLJŽƌŵƵƔ Őŝďŝ ŚĂnjŦƌůĂanlaşılabilecek bir kızma refleksiydi. O fırtınalar koparıp da ülkemize haksızlık LJŝŶĞ ŚŽůŝŐĂŶůĂƌ ďĂƔƌŽůƺ ŽLJŶĂŵŦƔ͘ ŦŬĂŶ ŶĂŶůĂƌǀĂƌƺůŬĞŵŝnjĚĞ͘ŝŒĞƌƚĂƌĂŌĂŶĨƵƚmaçtakiŽůĂLJůĂƌƐŽŶƵĐƵ͕Ϯ7ŶŐŝůŝnjƂůŵƺƔďŝƌŝŬŝƐŝĚĞ olay da Drogba’nın oynadığı yapanları anlamak mümkün değil. ďŽůƚĂďŝƌŝŶŝďŝƌƺƐƚƺŶůƺŬŐŝďŝŬĂƌƔŦƚĂƌĂĨĂ LJĂƌĂůĂŶŵŦƔƨ͘ ŽůĂLJ LJŝŶĞ ƺůŬĞŵŝnjŝŶ ĞnjŝĐŝůŝŬŐŝďŝŐƂƐƚĞƌŵĞLJĞĕĂůŦƔĂŶŬŝƔŝůĞƌŝƐĞ ülkelerde bu tür ŶĐĂŬ eylemlerin karşılığı Çünkü bu konuda bizim toplum olarak ŽůƵŵƐƵnj LJĂnjŦůŵŦƔ ǀĞ ŝnjůĞƌŝ ŽůĂLJůĂƌŦŶ ĕŦŬŵĂƐŦŶĚĂ ĞŶ ďƺLJƺŬ ĞƚŬĞŶ͘ “ırkçılık” olarakŚĂŶĞƐŝŶĞ algılandığından olsa LJŦů-hiçbir sabıkamız bulunmamaktadır. ƐƺƌŵĞŬƚĞĚŝƌ͘görünce ,Ğƌ ŽLJŶĂŶĂŶ ƵŶůĂƌŦŶ ͞ŐƂnjůĞƌŝ ŽůĚƵŒƵ ŬĂĚĂƌ gerek ůĂƌ ki LJŦůŦ bu ŚĂůĞŶ tür görüntüyü Bugüne kadar gelen ŬĂƉĂůŦ͊͟ tüm yabancı oyun7ŶŐŝůŝnj ƚĂŬŦŵůĂƌŦLJůĂ ŵĂĕůĂƌĚĂ͕ Kaldı ŐƺŶĚĞŵĞ ͞ŐƂŶƺůůĞƌŝĚĞŬĂƉĂůŦ͊͟ŽůƵŶĐĂŽƌƚĂLJĂ,Žůŝböyle bir yaklaşımda bulunmuş. culara toplumumuz bağrına basmış ve ŐĞƟƌŝůĞƌĞŬĂĐŦůĂƌƚĂnjĞůĞŶŵĞŬƚĞĚŝƌ͘ ŐĂŶŝnjŵĕŦŬŦLJŽƌ͘ ki bunun anlaşılabilmesi için bir kere hiçbir zaman kötülük yapmak niyetin­de Fenerbahçe’de oynayan futbolcular olmamıştır. Kaldı ki bu toplumun bırakın můŬĞŵŝnjĚĞ͕ LJŦůůĂƌ LJŦůŦ ďŝƚŵĞŬ ďŝůŵĞLJĞŶ ĞůŬŝ ĚĞ ƚĞŬƌĂƌĚĂŶ Ɛŝů ďĂƔƚĂŶ ĞůĞ ĂůŦŶarasında Webo ve Sow’un da olmaması genelinde böyle bir şey olması az bir ƔĞŬŝůĚĞŚĂůĞŶĚĞǀĂŵĞƚŵĞŬƚĞŽůĂŶŽůĂLJŵĂƐŦ ŐĞƌĞŬĞŶ ͞ƚĂƌĂŌĂƌůŦŬ͟ ŬĂǀƌĂŵŦLJůĂ gerekliydi. zümre de dahi olsaydı, değil futbolcuůĂƌ ŝƐĞ ďŝƌ ƚƺƌůƺ ƂŶůĞŶĞŵĞŵŝƔƟƌ͘ ,Ğƌ ďƵ ŽůŐƵŶƵŶ ƐŽƐLJĂů ǀĞ ƚŽƉůƵŵƐĂů ŶĞĚĞŶülkemizde dahi ŶĞ LJĂƐĂ ĕŦŬĂƌŦůŦƌƐĂ ĕŦŬĂƌŦůƐŦŶ͕ ƚƺŵ ĐĂLJ-nun ůĞƌŝ ƺnjĞƌŝŶĚĞoynaması ĚƵƌƵůŵĂůŦ͘ adımını ,ĂƩĂ ŽŬƵůĚĂŬŝ ĚŦƌŦĐŦůŦŬůĂƌĂƌĂŒŵĞŶ͕ŝƐƚĞŶĞŶǀĞďĞŬůĞŶĞŶ ͞ĞĚĞŶ ŒŝƟŵŝ ĞƌƐůĞƌŝŶĚĞ͟ Ülkemizde bugüne kadar birçok futbol- bu ülkeye basmazdı, basamazdı!ƚĞŬƌĂƌĚĂŶ͕ ͞^ƉŽƌ ve <ĂƌĚĞƔůŝŬƟƌ͊͟ ŽůŐƵƐƵŶĂ ďŝƌ ƚƺƌůƺ ƐƉŽƌ ŚĂƌĞŬĞƚůĞƌŝŶŝŶ LJĂŶŦŶĚĂ͕ ďƵ ŬŽŶƵĚĂ cu oynamış bunlara karşı herhangi ĞƌŝƔŝůĞŵĞŵŝƔƟƌ͘ ƵŶĚĂŬŝ ƚĞŵĞůdahi ƉƌŽďůĞŵ ĚĂĚĞƌƐůĞƌLJĂƉŦůŵĂůŦǀĞŐĞƌĞŬŝƌƐĞďƵĚĞƌƐͲ bir ırkçılık bırakın eylemini, söylemi Herkes bilir bizim Yunanlılarla olan ŝƐĞƂnjĞůůŝŬůĞŬƵůƺƉůĞƌŝŶŚĞƌĚĂŝŵĚĞƐƚĞŬĕŝůĞƌĞ ŚĞŵ ƉƐŝŬŽůŽŐůĂƌ ŚĞŵ ĚĞ ƐƉŽƌĐƵůĂƌ olmamıştır. Çünkü hem dinimiz gereği muhabbetimizi! Bakın Gekas’a! Ülke­ mize Ɛŝ ƚĂƌĂŌĂƌ ŐƌƵƉůĂƌŦ ŐƂƐƚĞƌŝůŵŝƔƟƌ͘ KLJƐĂ ĕĂŒƌŦůĂƌĂŬ ŬŽŶƵLJůĂ ŝůŐŝůŝ ĚĞƌƐůĞƌ ǀĞƌŝůŵĞhem de toplumumuzun buna yönelik Samsunspor ile ayak bastı! Şimdilerde bir 54 eylemi de müsaade etmemesi en Akhisar Belediye’de. Kim ne diyor ona! önemli unsurdur. Bırakın kötü söz demeyi, herkesin gönlüne girmiş, takdirini kazanmış durumKonya’da yaşarken uzun yıllar orada da. Hem karakteri hem de oynadığı bulanan Somali uyruklu insanlarla futbolla herkesin beğenisini kazanmış aynı ortamı paylaştık. Kimi zaman aynı durumda. Yukarıdaki örnekleri artırmak safta namaz kıldık. Kimi zaman yan mümkün. Kimse ülkemizde ırkçılık yana yolculuk yaptık. Bundan da kimse söyleminden bahsedemez. Bu ülkede şu gocunmadı. Çünkü toplumumuz insanın günlerde Almanya da görülen davada

56

olduğu gibi, asla insanlar yakılmamıştır! Onlar önce kendi pisliklerini temizlesinler. Herkes gördü nasıl ayrımcılık yapıldığını. İnsanlarımızı diri diri yakan kendi milletin­den olanlar kelepçesiz yargılanırken, cinayet sanığı Türkler’in cam kafesteĚŦƔŦŶĚĂ yargılandığını! ůŝ͘ ƵŶƵŶ ŵŶŝLJĞƚ LJĞƚŬŝůŝůĞƌŝ ĚĞ ŽůĂLJŦŶLJĂƐĂůĕĞƌĕĞǀĞƐŝLJůĞŝůŐŝůŝŬŽŶĨĞƌĂŶƐͲ

ůĂƌ ǀĞƌĞďŝůŝƌ͘ LJŶŦ ƔĞŬŝůĚĞ dĂƌĂŌĂƌ ŐƌƵƉͲ Dünyanın gözü önünde Budistlerin, ůĂƌŦŶŦŶĚĞƌŶĞŬůĞƌŝŶĚĞŬŝďĞŶnjĞƌŐĞŶĕůĞƌĞ Müslümanları diri diri yaktığı, öldürdüğü veĚĞLJƂŶĞůŝŬďƵŐƺƌƵLJŐƵůĂŵĂůĂƌLJĂƉŦůĂďŝůŝƌ͘ katlettiğini acaba Drogba ve onun zĂƐĂůĂƌ͕ ŚĞƉ ĕŦŬĂƌ ĂŵĂ ǀŝĐĚĂŶĚĂ LJĞƌ Ăůgibiler farkında mıdır? Küçük bu “muz!” ŵĂnjƐĂ͕ LJĞƌŝŶŝ ďĂƔŬĂ LJĂƐĂůĂƌĂ ďŦƌĂŬŦƌ͘ olayını büyütenler, orada yaşananları ne ^ŽŶ ŐƺŶůĞƌĚĞ ŐƺŶĚĞŵĚĞŶ ĚƺƔŵĞLJĞŶ͕ kadar gündemine alıyorlar. Bu insanlık ͞ůĞŬƚƌŽŶŝŬŝůĞƚ͟ƵLJŐƵůĂŵĂƐŦĚĂ͕ƔĂŚƐĞŶ dramı için acaba hiç atmışlar mıdır? ŵĞƌĂŬ ĞƫŒŝŵ ďŝƌ twit ƵLJŐƵůĂŵĂĚŦƌ͘  Ƶ ƵLJŐƵůĂŵĂLJŦ ƚĞŽƌŝ ŽůĂƌĂŬ ĚĞƐƚĞŬůĞŵĞŬůĞ

ďĞƌĂďĞƌ͕ ƉƌĂƟŬƚĞ ƵLJŐƵůĂŵĂƐŦŶŦŶ Tüm bu olanların yanında küçükĕŽŬƚĂ hatta ŬŽůĂLJŽůŵĂLJĂĐĂŒŦŶŦĚƺƔƺŶƺLJŽƌƵŵ͘ŝŒĞƌ minnacık olan o malum fotonun üzerin­ ƚĂƌĂŌĂŶ ͞^ƉŽƌ ^ĂǀĐŦůŦŒŦ͊͟ ĚĂ LJŝŶĞ ŵĞƌĂŬ den fırtınaların koparılmasını doğru ĞƫŒŝŵ ƵLJŐƵůĂŵĂůĂƌĚĂŶ͘ ĞŒĞƌ ďƵ bulmuyorum. Elbette ƺŶŬƺ Fenerbahçeli ƚƺƌ ƵLJŐƵůĂŵĂůĂƌĚĂŶ ĚĂ ƐŽŶƵĕ ĂůŦŶŵĂnj değilim. Hatta sempati dahi duymuyoŝƐĞ ŽůĂLJŦŶ ǀĂŚĂŵĞƟ ƐĂLJŵĂŬůĂ ďŝƚŵĞnj rum. Ancak ülkemin bu fotoğraf üzerin­ ŚĂůĚĞĚŝƌ ĚĞŵĞŬƟƌ͘ ƺƔƺŶƺŶ ŵĂĕůĂƌĚĂŬŝ den karalanmasına da göz yumamam ŽůĂLJůĂƌŦŶŽƚĂůĂŶ^ĂLJŦŶ^ĂǀĐŦŵŦnj͕ƐŽŶƌĂŬŝ veŐƺŶ müsaade edemem. ŽŶůĂƌĐĂ ŝŶƐĂŶŦŶ ŚĂLJĂƨŶŦ ĞƚŬŝůĞLJĞďŝůĞĐĞŬ͊

Ancak, bundan da gerekli dersi çıkarıp dƺŵ ďŝůŵĞƐŝda ŐĞƌĞŬŝƌ ͞ŵĂĕůĂƌ bu tarzŚĞƌŬĞƐŝŶ durumlardan uzakŬŝdurulması ŬŝŵŝůĞƌŝŶŝŶ ŽůŵĂ LJĞƌŝ gerekir. KaldıĚĞƔĂƌũ ki milyonu aşanĚĞŒŝůĚŝƌ͊͟ takipçisi ǀĞƚLJĂŶůŦƔŽŬƵŵĂĚŦŶŦnj͊ĞŶŝŵƐŦŬĕĂŬƺĨƺƌ olan Barcelona Kulübü’nün de bu tarz ĞĚĞŶůĞƌŝ ƵLJĂƌŦƌŬĞŶ ĚƵLJĚƵŒƵŵ ŬĂƌƔŦůŦŬgörüntüleri kullanmasına fırsat verilmeƨƌ ďƵŶůĂƌ͘ KůĂLJůĂƌŦŶ ƂŶƺŶĞ ŐĞĕŵĞŶŝŶ meli. Rakibin motivasyonu bozmak ĞŶ ƂŶĞŵůŝ ǀĞ ŐƂnjĂƌĚŦ ĞĚŝůŵĞŵĞƐŝ ŐĞƌĞͲ amaçlı dahi olmamalı bu tür görüntüler. ŬĞŶďŝƌďĂƔŬĂLJƂŶƺĚƺƌďƵƚƺƌŚĂĚŝƐĞůĞƌ͘ Yoksa “şüyu vukuundan beter!” oluyor. ƺŶŬƺŚŝĕƚĞLJĂĚƐŦŶĂŵĂnjƔĞŬŝůĚĞŵĂĕůĂƌĂ

ŬƺĨƺƌ ĞƚŵĞŬhem ǀĞ ƐƚƌĞƐŝŶŝ ĂƚŵĂŬ ŝĕŝŶ ŐĞÜlkemizde ırklığın esamesinin ůĞŶůĞƌ KLJƐĂşiddet ŵĂĕůĂƌŦŶ ŝnjůĞŶŵĞƐŝ ĚĞ hem deǀĂƌ͘ sporda olaylarını görmek ďĞůůŝďŝƌŬƺůƚƺƌĕĞƌĕĞǀĞƐŝŶĚĞǀĞƚŽƉůƵŵƵistemiyoruz. Bunun içinde her türlü ŵƵnjƵŶƂnjƺŶĞLJƂŶĞůŝŬŽůŵĂůŦĚŦƌ͘^ĂŶŦŵŦŵ yasanın destekçisi olacağım. Yeter ki adil ďƵŶƵLJĂƉŵĂŬĚĂŚĂŬŽůĂLJĚŦƌ͘ şekilde uygulansın. Şiddete buluşan kim olursa olsun, gerekli cezalar uygulanSayı 40 / Şubatmüm2013 mazsa bunların önüne geçmek kün olmayacaktır!

Bir kimse daha fiiliyatın düşünce­sin­ deyken başına gelecekleri bilirse, bu tür eylemlere girişmez! Yeter ki uygu­ lanacağını bilsin!

Sayı 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

57


Kapak

Dünyanın En Ucuz Su Kayagı Hizmeti

Samsun’da

Y

apay göletlerde faaliyet gösterenleri de var ama Samsun Sukay, Türkiye’de deniz üzerin­ de hizmet veren tek su kayağı merkezi. Aynı zamanda Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk. Büyükşehir Belediyesi Su Kaya­ ğı Merkezi İşletme Müdürü ve Baş Antrenörü Birol Yılmaz’la bu spor dalı 58

ve gerçekleştirildiği tesis hakkında konuştuk.

Tekne Arkasından Kablolu Sisteme

- Sukay nasıl yapılıyor? Sukay, 1960’larda tekne arkasında yapılan bir spordu. Daha sonraları çeşitli firmaların çalışmalarıyla daha

fazla kişiye hitap etmesi için kablolar vasıtasıyla yapılmaya başlandı. Federasyon Baş­k anlığı Almanya’da. Tesisimiz 14 – 15 kişi aynı anda kaya­ bilecek kapasitede. Ama 7 kişiden fazlasını kaydırmamaya çalışıyoruz. 30 dakikalık bir eğitimle kişiyi normal şekilde kaymayı sağlayabiliyoruz Sayı 44 / Haziran 2013


ancak basamak halinde eğitimleri verip 2 ayda oldukça iyi bir seviyeye de geti­rebiliyoruz. -Biraz daha detaylara girebilir misiniz? Kabloda 7 adet taşıyıcımız var ve hand­le dediğimiz tutaçlarla beraber Sayı 44 / Haziran 2013

acemi parkurunda kısa bir eğitim alıp, çeşitli güvenlik önlemleri anlatıldıktan sonra yardımcı antrenörlerimiz eşliğinde ana parkura geçiyoruz. Ana parkurda yine antrenörler kişiyi izliyor, varsa hataları nelerdir, nasıl daha iyi geliştirilebileceği konusunda uyarılar yapıldıktan sonra eğlence başlıyor.

Yetenekliler Kulüp Bünyesine Çağrılıyor

-Sonrasında neler oluyor? Tesisimize gelen müşterilerimizin içle­ rin­den 12 – 15 yaş arasında yetenekli olanları kulüp bünyesine davet ediyoruz. Kulüp bünyesinde de 2 - 3 aylık bir ön eleme sonucunda sporcuda 59


Büyükşehir Belediyesi’nin 2010 yılı Ekim ayında kurduğu Samsun Sukay Kulübü bir hayli iddialı. Kısa sürede Türkiye çapında pek çok derece elde etti. Ayrıca doğal deniz üzerinde faaliyet gösterilen ülkedeki tek tesise sahip. istediğimiz kriterler var ve bu spora gönül verecek bir kişiyse onu kulüp bünyesinde tutuyor ve yetiştiriyoruz. Onun haricinde nisan ayından kasım ayına kadar elimizden geldiğince halkımıza hizmet etme­ye çalışıyoruz. -Tesis ne gibi özelliklere sahip? Ne zamandır faaliyette? Kablolu su kayağı merkezi Türkiye’de 7 – 8 yıldır olan ve yeni gelişen bir spor. Samsun’da da 2010 yılının Ekim ayında Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın talimatı ile açıldı. Bursa, İzmit, Kartepe, Antalya ve yeni açılacak yerlerde yapay göletlerden oluşan tesislerin haricinde doğal deniz üzerinde olan tek tesis Karadeniz’deki ilk ve tek su kayağı merkezi olan bizim tesisimiz. Tesisimizin kablo uzunluğu 656 metrelik ideal ölçülerde ve her türlü yarışmaya organizasyonluk yapabilecek bir yapıya sahibiz.

Türkiye’nin En Hızlı Gelişen Kulübüyüz

-Burada hangi hizmetler verilmekte gelenlere? Bizde iki çeşitte hizmet var. Bir defa dünyada en ucuz su kayağı hizmetini veriyoruz. Normalde oldukça pahalı bir spor olmasına rağmen, daha çok kişiye hitap etmek için belediye başkanımızın talimatıyla malzemeleri de dâhil olmak üzere 1 saati 10 lira. Bunun yanısıra Samsun Büyükşehir Belediyespor ola­ rak da hizmet veriyoruz. Şu anda 22’si yetişmiş yarışmacı olmak üzere 30 sporcumuz var. 60

-Dereceleriniz var mı? 2 sezon önce açıldığımız tarihten 2 ay sonraki katıldığımız ilk yarışmamızda 1 altın madalya alıp geldik. Geçen yaz ikinci yarışmamızda Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nun düzenlediği ülke şampiyonasında 2 altın ve 1 bronz olmak üzere 3 derece aldık. Yine daha sonraki Bursa Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Başkanlık Kupası’nda da 4 madalya aldık ve geçen sezonu toplatma 7 madalya ile kapattık.

İlk Etapta Malzeme Getirme Şartı Yok

-Bu sporun malzemeleri de kendine hastır elbette… Bunlardan da söz eder misiniz?

İlk gelen kişiye dizüstü kayak olan “kneeboard” ismindeki tahtayı vermek­ teyiz. Yeni başlayanlar bunun üzerinde oturarak kayabiliyorlar. İkinci gün geldiğinde çift kayak eğitimine başlı­ y­oruz. Bunu da tamamen kavra­dıktan sonra izyap dediğimiz terlik olarak adlandırdığımız alete geçiyoruz. Terlik sonrasındaki geçiş aşaması ise wakeboard dediğimiz terliğin ayakkabılı olan malzemesi. Suyun “snowboard”u olarak adlandırılan bu tahtada birçok estetik hareket sergileyebiliyoruz. Bütün bunların ileri seviyesi de wakeskate ve monoski dediğimiz kaykaya benzeyen denge gerektiren malzemeler var.

Her Gelen Rampaya Alınamıyor

-Herkes bu malzemeleri yanında bulundurmak ya da almak zorunda mı? 1 saati 10 liraya girebilen seanslarda biz bu malzemeleri müşterilerimize veriyoruz. Eğer kendi malzemelerinizle gelirseniz tesisimize o zaman daha da uygun oluyor. Sezonluk abone olabiliyorsunuz ve sezonu 250 TL, aylığı 100 lira. Tesisimizde 5 adet rampamız var ve bu rampalarımız gösteri ve yarışma amaçlı kullanılıyor. Bu rampalara kişiler kendi malzemeleriyle geldiklerinde çıkabiliyor. Bizde kiralık müşterilerimize verdiğimiz malzemeler var ve bu malzemeler rampalara çıktığında zarar gören malzemeler. O yüzden her gelen kişiyi rampaya alamıyoruz. Ama kişi kendi malzemesi ile geldiğinde kullanabiliyor ve biz kendi malzemesi ile gelenlere onun da eğitimi veriyoruz.

Sayı 44 / Haziran 2013


Say覺 44 / Haziran 2013

61


Futbol

PTT 1. Lig’in Ardından Samsunspor Rekora Ortak Oldu 1461 Trabzon Süper Ligi Elinin Tersiyle İtti PTT 1. Lig’de 2012 – 2013 sezonunun tamamlanmasıyla iki Karadeniz ekibi Samsunspor ve 1461 Trabzon ilginç istatistikleri ile lige damga vurdular. PTT 1. Lig’in 2012 – 13 sezonunda ligin iki yeni takımı Samsunspor ve 1461 Trabzon oynadıkları futbolun yanı sıra bu sezonda hafızalara kazınan iki takım olarak tarihe geçtiler.

Samsunspor Rekora Ortak Oldu

Samsunspor 34 hafta boyunca aldığı 18 beraberlik ile bu sezonun en unutulmaz takımları arasında girerken, Kırmızı Beyazlı ekip bu anlamda 1982 – 83 sezonunda ligi 18 beraberlik ile tamamlayan Ankaragücü’nün rekoruna da ortak oldu. Samsunspor ayrıca bu sezon 7 galibiyet ile en az galibiyet alan takımlar arasında yer alırken, 9 mağlubiyet ile de en az mağlubiyet alan takımlar arasında yer aldı.

1461 Trabzon Süper Ligi İstemedi

Trabzonspor’un pilot takımı konumunda mücadele ettiği PTT 1. Lig’de ilk sezonunda gösterdiği başarılı performansıyla sezonu 3. sırada bitirip Süper Lig için play offlara kalmaya hak kazanan 1461 Trabzon, bu hakkını elinin tersiyle iterek kullanmadı. Bir ligde aynı şirkete bağlı iki takımın mücadele etmesinin yasak olmasından

62

dolayı Trabzonspor ile ilişiğini kesmesi gereken 1461 Trabzon, Türkiye Futbol Federasyonu kuralları ve Trabzonspor A.Ş. yönetim kurulunun isteği doğrul­ tusunda önümüzdeki sezon da PTT 1. Lig’de mücadele etmeye karar verdi.

dakika ile Lokman Gör ve 2308 dakika ile Darryl Roberts izledi. Kırmızı Beyazlı ekipte ligin son haftasında şans bulan genç kaleci Furkan Köse ise 12 dakika mücadele ederek takımına katkı yapan isimler arasında yer aldı.

En Golcüler

1461 Trabzon’da ise Türkiye Kupası maçları ile beraber toplamda 41 kez forma şansı bulan kaleci Fatih Öztürk 3660 dakika sahada kalarak takımı adına en uzun süre forma giyen oyuncu oldu. Fatih’i 3501 dakika ile Abdulkadir Özdemir ve 3248 dakika ile Mehmet Kuruoğlu takip edenler arasında yer aldı.

Samsunspor’un bu sezon adeta kurtarıcısı olan Abdulkadir Özgen ligin ikinci devresinde katıldığı Kırmızı Beyazlı ekibin en golcü oyuncusu olmayı da başarırken çıktığı 14 maçta 9 gol atarak takımının ligde kalmasında büyük bir pay sahibi oldu. 1461 Trabzon’da ise ligde 18 kere formasını giyen Sercan Kaya 9 gol atarak bu sezon takımının başarısında önemli rol oynadı. Sercan daha sonra Çaykur Rizespor’a transfer olarak Rize temsilcisinin de Süper Lig’e çıkmasına büyük katkı sağlayan isimlerden oldu.

En Fazla Süre Alanlar

Samsunspor’a sezon başında Bandır­ maspor’dan gelen Musa Sinan Yılmazer ligin ilk yarısında takımın hücum yükünün büyük bir çoğunluğunu çekerken ikinci devrede bu etkisini biraz kaybetmesine rağmen takımının 2360 dakika ile sahada en çok mücadele veren oyuncusu oldu. Musa’yı 2348

En Agresifler

Samsunspor 34 haftalık lig maratonunda en az kırmızı kart gören takımlar arasında yer aldı. Kırmızı Beyazlı ekipte Abdulkadir Özgen ve Erdem Şen’in çift sarıdan gördükleri kırmızı kartlar haricinde oyundan ihraç edilen futbolcu bulunmuyor. 1461 Trabzon ise savunma oyuncusu Mustafa Akbaş bu sezon 2 kırmızı kart görerek takımını sahada 10 kişi bırakan isimler arasında yer aldı. Mustafa’yı Gökhan Aslan, Fatih Öztürk ve Caner Osmanpaşa birer kırmızı kart ile takip ettiler.

Sayı 44 / Haziran 2013


Süper Lig’in Ardından Orduspor Lige Veda Etti Trabzonspor Sıkıntılı Sezonu Atlattı Süper Lig’de 2012 – 13 sezonu ardından Orduspor lige veda ederken, Trabzonspor ise sıkıntılı geçen sezonda Teknik Direktör Şenol Güneş ve Başkan Sadri Şener ile yollarını ayırdı. Orduspor Lige Veda Etti

Orduspor 2011 – 12 sezonunda 26 yıllık hasretini sonlandırarak çıktığı Süper Lig’de ilk haftalarda oynadığı oyunla beğeni toplamış ancak sene sonunu 14. sırada tamamlayarak ligde kalmayı başarmıştı. Bu sezon başında da oynadıkları futbolla büyük beğeni toplayan ve puan sıralamasında ikinci basamağa kadar yükselen Mor Beyazlı ekip, ligin ilk 10 haftalık periyodunda ilk 4 içerisinde yer alırken daha sonrasında yaşanan sıkıntılı süreçte gerilemeye başladı. Özellikle gol yollarında büyük sıkıntı yaşayan ve deplasmanda galibiyet alamadan sezonu tamamlayan Ordu­ spor, sezon sonuna doğru deneyimli Teknik Direktörü Hector Cuper ile de yollarını ayırarak Cevat Güler ile anlaşmasına rağmen kötü gidişe son veremedi. Liglerin bitmesine 2 hafta kala ligden düşmesi matematiksel olarak kesinleşen Mor Beyazlı ekip 26 yıl sonra çıktığı Süper Lig’de 2 sene mücadele ederek PTT 1. Lig’ine geri döndü.

Trabzonspor Kabus Sezonu Geride Bıraktı

2. sezon önce tartışmalı şekilde şampiyonluğu Fenerbahçe’ye kaptı­ ran Trabzonspor o sezon sonrası orta sahanın yıldız ismi Selçuk İnan’ın takımdan ayrılmasıyla yaşadığı düşü­ şü, bu sezon da golcü oyuncusu

Sayı 44 / Haziran 2013

Burak Yılmaz’ın takımdan ayrılmasıyla hızlandırdı ve kâbus gibi bir sezon geçirdi. 40 gol yiyerek ligin en az gol yiyen 4. takımı olmasına rağmen hücum yollarında yaşadığı sıkıntıya çözüm üretemeyen Bordo Mavili ekip, Teknik Direktör Şenol Güneş’in yöne­timle yaşadığı fikir ayrılıkları ve üst üste gelen başarısız sonuçlardan sonra 19. haftada alınan Elazığspor mağlubiyetinin ardından istifasını kabul ederek tecrübeli teknik adamla yollarını ayırdı.

da takımın başına getirdi.

Şenol Güneş’in ardından Tolunay Kafkas ile anlaşan Trabzonspor, 26. hafta küme düşme potasının 2 puan üzerinde yer alırken daha sonrasında yakaladığı çıkışla ligi 46 puanla 9. sıra­ da tamamladı.

Orduspor’da deneyimli orta saha oyuncusu Ali Çamdalı 32’si ilk onbir olmak üzere toplam 33 maçta 2922 dakika sahada mücadele ederken bu anlamda takımının en fazla süre alan oyuncusu oldu. Ali Çamdalı’yı 2764 dakika ile Nizamettin Çalışkan ve 2700 dakika ile başarıl file bekçisi Saso Fornezzi takip etti.

2012–13 sezonunu ligde istediği gibi geçirememesine rağmen Türki­ye Kupası’nda finale kadar yükse­len Trab­ zonspor, kupa finalinde Fener­bahçe’ye 1–0 yenilerek kupayı kaybetti. Sezon sonrası yönetimin de değiştiği Bordo Mavili ekipte 5 adayın yarıştığı genel kurulda 1571 oy alan İbrahim Hacıos­ manoğlu Trabzonspor’un 15. başkanı seçildi. Hacıosmanoğlu göreve başladığı ilk gün kulübün efsane oyuncularından Fatih Tekke’yi sportif direktörlüğe geti­rirken 1461 Trabzon’un başarılı teknik direktörü Mustafa Reşit Akçay’ı

En Golcüler

Orduspor’da ikinci sezonunu geçiren golcü oyuncu Bogdan Stancu attığı 11 golle Mor Beyazlı ekibin ligde kalmasını sağlayamazken, geçen sezonu 33 golle kapatan golcü oyuncusu Burak Yılmaz’ı satan Trabzon­ spor’da gol yollarındaki en etkili isim 13 gol ile orta saha oyuncusu Adrian Mierzejewski oldu.

En Fazla Süre Alanlar

Trabzonspor’da ise sezonun başarılı isimlerinden Olcan Adın kupa maç­ larıyla beraber 42 maçta 3350 dakika ile takımının en fazla süre mücadele veren ismi olurken, Olcan’ı 3226 dakika ile Mustafa Yumlu ve 3217 dakika ile Onur Kıvrak takip etti. Sezon boyunca Orduspor’da 5 futbolcu, Trabzonspor’da ise 6 futbolcu birer kez kırmızı kart görerek takımlarını eksik bıraktılar.

63


Cebinize Sığdırın! Fotoğrafçılığın yaygın bir hobi haline geldiği son dönemlerde dev profesyonel makine­ ler dudak uçuklatan fiyatlarıyla herkesin hayallerini süslerken, kompakt makineler de ufak boyutları ve profes­yonel çekim kaliteleriyle kullanıcılarını memnun ediyorlar. Basit kullanım menüleri, cebe girebilecek ölçüdeki boyutlarıyla da stil sahibi olan kompakt makineler teknolojinin tüm yeniliklerini de son damlasına kadar kullanarak kullanıcılarına birçok farklı özellik sunuyorlar. Fotoğrafçılığa yeni başlayanlar için oldukça iyi bir seçim olan bu minik makineler her ne kadar DSLR fotoğraf makinelerinin kalitesinde sonuçlar vermese de rahat taşınabilirlikleri ve kısa öğrenim süreleri ile oldukça ilgi görüyorlar. Wi-Fi özelliği ile çektiğiniz fotoğrafları anında paylaşabilme özelliğine sahip olanlar, DSLR’ler ile aynı kalitede fotoğraf çekebilme imkânı sunanlar ve minicik boyutlarıyla cebinize girebilen bu makinelerin özelliklerini bir de yakından inceleyelim:

Sony Nex 6 Kompakt Makinede DSLR Performansı Wi-Fi özelliği sunarak diğer kompakt makinelerin bir adım önüne geçmeyi başaran Nex – 6, gelişmiş teknolojisi ve fotoğraflardaki keskin netliği sunabilmesiy­le büyüleyici bir performans sunuyor. Wi-Fi özelliğinin yanı sıra Sony’nin kendi PlayMemories’i ile onlarca uygulama indirmeye imkân sunan Nex – 6 böylelikle birçok ekstra özelliği kullanıcısına sunabiliyor

Özellikler Yükseklik: 67 mm Genişlik: 120 mm Derinlik: 43 mm Ağırlık: 287 gram Sensör: 16,1 megapiksel, 23,5 x 15,6 mm APS-C CMOS Video: 190 x 1080 @50 fps Lens: 16 – 50 mm Power Zoom Lens Girişi: Sony E-mount Ekran: 3 inç, dokunmatik, LCD ISO: 100 – 25,600 Pil Ömrü: 360 çekim 64

Sayı 44 / Haziran 2013


Canon Eos M

Fiyatı da Performansı Kadar İyi

Oldukça şık ve minik tasarımı ile rakiplerinin önüne geçmeyi hedefleyen EOS M, 15 – 55mm’lik lensi ile çok keskin fotoğraflar yakalayabilirken, DSLR ayarındaki fotoğraf kalitesiyle de kullanıcılarını memnun ediyor. Basit menüleri sayesinde ilk kullanıcılarına bile oldukça profesyonel fotoğraflar çektirebilen EOS M, birçok farklı efekt seçeneğini ile de çekilen fotoğraflar üzerinde oynama yapılmasına imkan sunuyor.

Özellikler

Yükseklik: 66 mm Genişlik: 108 mm Derinlik: 32 mm Ağırlık: 298 gram Sensör: 18 megapiksel, 22,3x14,9 mm CMOS Video: 1920-1080 @25fps Lens: 15 – 55 mm Lens Girişi: EF – M Ekran: 3 inç, dokunmatik ISO: 100 – 12,800 Pil Ömrü: 230 çekim

Samsung NX 300 3 Boyutu Cebinize Sığdırın Saniyede 9 kare fotoğraf çekebilmesiyle rakiplerini geride bırakacak bir performans sergileyen NX 300, serisinin önceki modellerinin özelliklerinin geliştirilmiş versiyonunu kullanıcılarına sunuyor. Wi-Fi özelliği ile mobil cihazlarla senkronize edilebilen NX 300 DSLR makineleri aratmazken, hiç kuşkusuz en büyük özelliği ise 3D fotoğraf çekebilmesi.

Özellikler Yükseklik: 63,7 mm Genişlik: 122 mm Derinlik: 40,7 mm Ağırlık: 280 gram Sensör: 20,3 megapiksel, APS-C CMOS Video: 1920x1080 @30 fps Ekran: 3inç, dokunmatik ISO: 100 – 256,000 Pil Ömrü: 310 çekim

Sayı 44 / Haziran 2013

65


Sinema Sinema

WĞŶŐƵĞŶ<ƌĂůϯ dƺƌ͗ŶŝŵĂƐLJŽŶ

Muhbir 'ƂƐƚĞƌŝŵdĂƌŝŚŝ͗ϴbƵďĂƚϮϬϭϯ;ϭƐϭϴĚŬͿ



zƂŶĞƚŵĞŶ͗<ƵĚƌĞƚ^ĂďĂŶĐŦ Vizyon Tarihi: 14 Haziran 2013 (1s 52dk) KLJƵŶĐƵůĂƌ͗ĂǀŝĚƩĞŶďŽƌŽƵŐŚ Yönetmen: Ric Roman Waugh Oyuncular: Dwayne Johnson, Susan Sarandon, Barry Pepper můŬĞ͗7ŶŐŝůƚĞƌĞ Tür: Aksiyon &ŝůŵŝŶŬŽŶƵƐƵ͗ZĞdžŚĞŶƺnjŐĞŶĕǀĞƚƺŵƉĞŶŐƵĞŶůĞƌŐŝďŝƐĞǀŝŵůŝďŝƌŚĂLJǀĂŶĚŦƌ͘WĞŶŐƵĞŶ bĞŚƌŝ͛ŶĚĞŬƵnjĞŶůĞƌŝ>ĂƌƌLJǀĞDŽĞŝůĞďĞƌĂďĞƌLJĂƔĂŶZĞdžĕĞǀƌĞƐŝĚĂŒůĂƌůĂĕĞǀƌŝůŝƔĞŚƌŝŶĚĞ Üniversite öğrencisi genç oğlu, yanlış bir suçlamayla uyuşturucu satıcılığından 20 yıl hapis cezası ŬĞƔĨĞĕŦŬƨŒŦďŝƌŐƺŶĂƔŦŬŽůƵƌ͘ƵĂƔŬZĞnj͛ŝŶLJĂƔĂŵŦŶĚĂƉĞŬĕŽŬƔĞLJĚĞŒŝƔƟƌĞĐĞŬǀĞǀĂŚƔŝ alınca, düzenli ve sakin bir aile hayatı süren babasının yapacak tek bir şeyi alır: polisle iş birliği yaparak kılık değiştirecek ve uyuşturucu çetesinin en tepesindeki adama ulaşmaya çalışacaktır. LJĂƔĂŵŦŶďŝůŵĞĚŝŒŝŬĂƉŦůĂƌŦŶŦĂƌĂůĂLJĂĐĂŬƨƌ͘͘͘ Kendi hayatını da riske attığı için eşiyle arası bozulacak olsa da, oğlunu hapiste çürütmeye hiç WĞŶŐƵĞŶ<ƌĂů͕ŐĞŶĕǀĞƐĞǀŝŵůŝďŝƌƉĞŶŐƵĞŶŝŶnjĂĨĞƌůĞƌůĞĚŽůƵĞƉŝŬŚŝŬĂLJĞƐŝŶŝďĞLJĂnjƉĞƌͲ niyeti yoktur. Fakat kendilerine karşı polisle işbirliği yaptığı örgüt, azımsanmayacak kadar tehĚĞLJĞLJĂŶƐŦƨLJŽƌ͘<ĞŶĚŝŶĞďŝƌĞƔďƵůĂďŝůŵĞŬŝĕŝŶĚŝŒĞƌďŝŶůĞƌĐĞƐŝLJůĞLJĂƌŦƔĂŶŬĂŚƌĂŵĂŶŦŵŦnj͖ likeli adamlardan oluşmaktadır. John oğlunu kurtarmanın yanı sıra hayatta kalma mücadelesi de ďƵnjƵůůĂƌ͕ŬĂƌůĂƌǀĞƂůƺŵĐƺůĚĂůŐĂůĂƌĂƌĂƐŦŶĚĂŚĂǀĂĚĂŶ͕ŬĂƌĂĚĂŶǀĞƐƵĚĂŶŐĞůĞŶƚĞŚůŝŬĞverecektir..

ůĞƌĞ ŬĂƌƔŦ ŵƺĐĂĚĞůĞ ĞƚŵĞŬ njŽƌƵŶĚĂ ŬĂůŦLJŽƌ͖ ĂƐŦů njŽƌůƵ ŐƂƌĞǀ ŐĞůĚŝŒŝ ĂŶ ŝƐĞ ŬĞŶĚŝƐŝŶĞ

Filmin yönetmenliğini Ric Roman Waugh üstlenirken senaryo da Waugh ile birlikte Justin ƐŽŶƵŶĂŬĂĚĂƌŐƺǀĞŶĞŶĂŝůĞƐŝƚĂƌĂķŶĚĂŶLJĂůŶŦnjďŦƌĂŬŦůŦLJŽƌ͘ĞƐƵƌƉĞŶŐƵĞŶŝŵŝnjŬĂĚĞƌŝLJůĞ Haythe’nin imzası var. Aksiyon türündeki filmin oyuncu kadrosunda ise Dwayne Johnson, Susan LJƺnjůĞƔŝƉLJŽůĐƵůƵŒƵŶƐŽŶĞŶŐĞůŝŶŝďĂƔĂƌŦLJůĂĂƚůĂƚĂďŝůĞĐĞŬŵŝĚŝƌ͍ Sarandon, Jon Bernthal gibi isimler yer alıyor. dƺƌŬĕĞĚƵďůĂũŦŶŦzĞŬƚĂ<ŽƉĂŶ͛ŦŶƐĞƐůĞŶĚŝƌĚŝŒŝďƵƐŦƌĂĚŦƔŦLJĂƉŦŵϯĕĞŬŝůĚŝ͘

dĂƔDĞŬƚĞƉ dƺƌ͗ƌĂŵ

Dünya Savaşı Z 'ƂƐƚĞƌŝŵdĂƌŝŚŝ͗ϭϱbƵďĂƚϮϬϭϯ zƂŶĞƚŵĞŶ͗^ĂĚƵůůĂŚĞůĞŶ

Vizyon Tarihi: 21 Haziran 2013 KLJƵŶĐƵůĂƌ͗DĞůƚĞŵƵŵďƵů͕DĞůŝƐĂ^ƂnjĞŶ͕ƺůĞŶƚ7ŶĂů Yönetmen: Marc Forster můŬĞ͗dƺƌŬŝLJĞ Oyuncular: Brad Pitt, Mireille Enos, Matthew Fox Tür: Gerilim, Aksiyon, Fantastik &ŝůŵŝŶŬŽŶƵƐƵ͗<ĂLJƐĞƌŝ>ŝƐĞƐŝ͛ŶŝŶƐŽŶƐŦŶŦķŶĚĂŬŝϲϮƂŒƌĞŶĐŝϭϵϮϬͲϭϵϮϭLJŦůůĂƌŦŶĚĂŬŝƂŒƌĞ-

ƟŵĚƂŶĞŵŝŶĚĞŽŬƵůůĂƌŦŶŦƚĞƌŬĞĚĞƌůĞƌ͘dĞŬĂŵĂĕůĂƌŦ^ĂŬĂƌLJĂDĞLJĚĂŶ^ĂǀĂƔŦ͛ŶĂŬĂƨůŦƉ Gerry Lane iki kızı ve sevgili eşiyle mutlu bir hayat sürdüren bir aile babasıdır. Bir gün arabaları trafikte her zamankinden farklı olarak yolunda^ĂǀĂƔŦ͛ŶŦŶ gitmeyen bir olduğunu fark ŽƌĚƵLJĂsıkıştığında ĚĞƐƚĞŬ ŽůŵĂŬƨƌ͘ Ƶ ϲϮ ŐĞŶĕ ŶĞĨĞƐ <ƵƌƚƵůƵƔ ĞŶşeylerin ĕĞƟŶ ĕĂƨƔŵĂůĂƌŦŶŦŶ ederler. Tehlike hızla yaklaşmaktadır... Ailesini güvenli bir bölgeye yerleştiren Gerry, ikiye ayrılan LJĂƔĂŶĚŦŒŦŐƺŶůĞƌĚĞǀĂƚĂŶůĂƌŦƵŒƌƵŶĂƔĞŚŝƚŽůƵƌůĂƌ͘dĂƔDĞŬƚĞƉĂĚůŦĮůŵďƵϲϮŐĞŶĕƔĞŚŝdünyayı kurtarmak için zamana karşı yarışacaktır. ĚŝŶƂLJŬƺƐƺŶƺďĞLJĂnjƉĞƌĚĞLJĞƚĂƔŦLJĂŶďŝƌLJĂƉŦŵ͘͘͘

&ŝůŵŝŶ LJƂŶĞƚŵĞŶůŝŒŝŶŝ ^ĂĚƵůůĂŚ ƺƐƚůĞŶŝƌŬĞŶ͕ ƐĞŶĂƌLJŽ ŝƐĞ dƺƌŬ ƵƐƚĂ Brad Pitt’in hem başrolünü hem deĞůĞŶ yapımcılığını üstlendiği film, insanlar veĞĚĞďŝLJĂƨŶŦŶ zombiler arasında ŬĂůĞŵůĞƌŝŶĚĞŶ zŦůŵĂnj <ĂƌĂŬŽLJƵŶůƵ͛LJĂ Ăŝƚ͘ &ŝůŵŝŶ ŽLJƵŶĐƵ ŬĂĚƌŽƐƵŶĚĂ DĞůŝƐĂ ^ƂnjĞŶ͕ yaşanan sıra dışı bir savaşı odağına alıyor. Film Max Brooks’un aynı adlı kitabından uyarlandı. ƺůĞŶƚ7ŶĂů͕DĞƚĞ,ŽƌŽnjŽŒůƵ͕dƵŶĐĞů<ƵƌƟnj͕DĞůƚĞŵƵŵďƵů͕LJƔĞŶ'ƌƵĚĂ͕ůƚĂŶƌŬĞŬůŝ ŐŝďŝƉĞŬĕŽŬLJŦůĚŦnjŝƐŝŵǀĂƌ͘͘͘ &ŝůŵŝŶĂŶĂĞŬŝďŝŝƐĞ:ĞƐƐŝĐĂŚĂƐƚĂŝŶ͕EŝŬŽůĂũŽƐƚĞƌͲtĂůĚĂƵǀĞŬƺĕƺŬŽLJƵŶĐƵůĂƌDĞŐĂŶ ŚĂƌƉĞŶƟĞƌŝĞ/ƐĂďĞůůĞEĠůŝƐƐĞ͛ĚĞŶŽůƵƔƵLJŽƌ͘

<ĞůĞďĞŒŝŶZƺLJĂƐŦ dƺƌ͗ƌĂŵ

Dünya : Yeni Bir Başlangıç 'ƂƐƚĞƌŝŵdĂƌŝŚŝ͗ϮϮbƵďĂƚϮϬϭϯ;ϮƐϬĚŬͿ

zƂŶĞƚŵĞŶ͗zŦůŵĂnjƌĚŽŒĂŶ Vizyon Tarihi: 28 Haziran 2013 (1s 40dk) KLJƵŶĐƵůĂƌ͗<ŦǀĂŶĕdĂƚůŦƚƵŒ͕DĞƌƚ&ŦƌĂƚ͕zŦůŵĂnjƌĚŽŒĂŶ Yönetmen: M. Night Shyamalan můŬĞ͗dƺƌŬŝLJĞ Oyuncular: Jaden Smith, Will Smith, Sophie Okonedo Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Macera

&ŝůŵŝŶŬŽŶƵƐƵ͗ŽŶŐƵůĚĂŬ͛ƚĂLJĂƔĂLJĂŶ͕ŝŬŝŐĞŶĕƔĂŝƌZƺƔƚƺKŶƵƌǀĞDƵnjĂīĞƌdĂLJLJŝƉhƐůƵ͕

//͘ ƺŶLJĂ ^ĂǀĂƔŦ͛ŶŦŶ ĕĞƟŶ ŬŽƔƵůůĂƌŦŶĂ͕ LJĂƔĂĚŦŬůĂƌŦ ŬƺĕƺŬ ŵĂĚĞŶĐŝ ŬĞŶƟŶĚĞŶ ƚĂŶŦŬůŦŬ Hikaye günümüzden uzak bir gelecekte, kurgusal bir dünyada geçer. Dünya, içerisinde yaşayanlar tarafından terk edilmiş, insanlar artıkLJĞŶŝ yaşamlarını başka ŐĞŶĕ gezegenlerde sürdürmeye başlamıştır. ĞƚŵĞŬƚĞĚŝƌůĞƌ͘ LJĂŬůĂƌŦ ƺnjĞƌŝŶĞ LJĞŶŝ ŬĂůŬĂŶ ƵŵŚƵƌŝLJĞƚ ĚƺŶLJĂĚĂŬŝ ĐŝĚĚŝ İnsanlar dünyayı terk ettikten ƐĂŶĂƚĂ͕ 1000 yıl kadar sonraǀĞ yaptıkları yolculuk sırasında uzayŽůĂŶ gemileri ĚĞŒŝƔŝŵůĞƌůĞ ďŽŒƵƔƵƌŬĞŶ͕ ĞĚĞďŝLJĂƚĂ ĞŶ ĕŽŬbirĚĂ ƔŝŝƌĞ ŐƂŶƺů ǀĞƌŵŝƔ ďƵ arızalanan küçük Kitai ve babası Cypher dünyaya gitmek zorunda kalırlar, Cypher ciddi anlamda ŝŬŝŐĞŶĐŝŶLJƺƌĞŒŝŶĞŚŝĕƵŵƵůŵĂĚŦŬďŝƌnjĂŵĂŶĚĂĂƔŬĂƚĞƔŝĚƺƔĞƌ͘<ĞŶƚĞLJĞŶŝŐĞůĞŶŐĞŶĕ yaralanmıştır ve terk edilmiş dünyada , tuhaf yaratıklar ve korku dolu tehlikeli olaylarla mücadele ďŝƌŬŦnjĂĂLJŶŦĂŶĚĂƚƵƚƵůĂŶŝŬŝĂƌŬĂĚĂƔŦŶĂƌĂƐŦŶĚĂŬŝĚŽƐƚůƵŬĂĕŦůŵĂnj͖ďŝůĂŬŝƐLJƺƌĞŬůĞƌŝŶĞ etmek zorunda kalırlar. ĚƺƔĞŶďƵƐĞǀĚĂŽŶůĂƌŦŶŬĂůĞŵůĞƌŝŶŝǀĞŚĂLJĂƚĂĚĂŝƌŽůĂŶŝŶĂŶĕůĂƌŦŶŦĚĂŚĂĚĂŐƺĕůĞŶĚŝƌŝƌ͘

‘Altıncı His’ ile gerilim türüne yeni ve öncül bir yorum getiren ve ardından çektiği yapıtlarla kendi ŵĂŚĞŵŬĞŶĚŝŐĞůĞĐĞŬůĞƌŝ͕ŚĞŵĚĞƺůŬĞŶŝŶǀĞĚƺŶLJĂŶŦŶŐŝĚŝƔĂƨŚĂLJƌĂĂůĂŵĞƚĚĞŒŝůĚŝƌ͘͘͘ ekolünü oluşturan ǀĞ M. Night Shyamalan imzalı ƌĚŽŒĂŶ͛ŦŶ filmin başrollerinde Will Smith ve LJĂƉŦŵĐŦůŦŒŦ oğlu Jaden Smith zƂŶĞƚŵĞŶůŝŒŝŶŝ ƐĞŶĂƌŝƐƚůŝŒŝŶŝ zŦůŵĂnj ƺƐƚůĞŶĚŝŒŝ ĮůŵŝŶ LJŝŶĞ yer alıyor.

<D͛LJĞ Ăŝƚ͘ ĞŬŝŵůĞƌ ŽŶŐƵůĚĂŬ ǀĞ 7ƐƚĂŶďƵů͛ĚĂ ŐĞƌĕĞŬůĞƔƟƌŝůĞŶ LJĂƉŦŵ ĂLJŶŦ njĂŵĂŶĚĂ ŽŶŐƵůĚĂŬůŦŵĂĚĞŶĐŝůĞƌŝŶĚĞƂLJŬƺƐƺŶĞĚĞŒŝŶŝLJŽƌ͘KLJƵŶĐƵŬĂĚƌŽƐƵŶĚĂƌĚŽŒĂŶ͛ŦŶLJĂŶŦƐŦƌĂDĞƌƚ&ŦƌĂƚ͕<ŦǀĂŶĕdĂƚůŦƚƵŒ͕ĞůĕŝŵŝůŐŝŶ͕ dĂŶĞƌŝƌƐĞů͕ŚŵĞƚDƺŵƚĂnjdĂLJůĂŶŐŝďŝŐĞŶĕͲƵƐƚĂƉĞŬĕŽŬŝƐŝŵĚĞLJĞƌĂůŦLJŽƌ͘

66 66

Sayı 40 / Şubat 2013

Sayı 44 / Haziran 2013


HABEREXEN

DĂ&#x153;NYANIN GĂ&#x153;VENDÄ°Ä&#x17E;Ä°

MARKA: MEDIA MARKT! GĂźvenilir ĂźrĂźnler ve satÄąĹ&#x; sonrasÄą kaliteli hizmet, dĂźĹ&#x;Ăźk ďŹ yatlarla Media Markt'ta! U(BSBOUJTJ "ESFTFUFTMJNBUpÄ&#x2013;BEFp(BSBOUJÂŽUFTJp%Ă&#x201D;ĹąĂ&#x201D;L'JZB

ĂźrĂźnler için deÄ&#x;il, Ă&#x153;stelik sadece Media Markt'tan almÄąĹ&#x; olduÄ&#x;unuz r için de satÄąĹ&#x; sonrasÄą farklÄą maÄ&#x;azalardan almÄąĹ&#x; olduÄ&#x;unuz arÄązalÄą ĂźrĂźnle hizmet desteÄ&#x;i.

SAMSUN p Piazza AVM pÂ&#x;BSĹ&#x17D;BNCB$BE/P&TLJ0UPHBS.FWLJJ 4BOBZJ4JUFTJ:BOĂĄp$BOJL4BNTVO

Bakmadan almam.


Haberexen #44 Haziran 2013