Page 1

Klimanın Yol Açtığı Hastalıklar Nelerdir?

36

Klimalar yaşam alanlarındaki sıcak havayı dışarı atarak ortamı soğutur ve aynı zamanda havanın fazla nemini alır. Yoğun zamanlarda sogutma ve ısıtma yapan cihazlar; serin ve nem oranı dengeli mekanlar yaratırken filtre sistemleri bakterilerin üremesine uygun nem ve ısı ortamı sağladığından ortam havasına dağılarak solunum yolu ile insanlara geçebilmektedir. Klima filtre bakımı yapılsa bile bu bakterilerin çoğalması önlenemez. CleanAir Tablede Neden İhtiyaç Duyulmuştur? CleanAir, 3 aylık düzenli periyotlarda kullanıldığı zaman ortamda oluşacak bakteri mantar vb. mikropları ortadan kaldırır. Brom ve klor oksitleyicilerini bir arada içeren, alg, bakteri ve mantar popülasyonlarının kontrolü için kullanılan bir biyosittir. Filtreler ve lagünler, ısı değiştiriciler ve özellikle klima kondens hatlarında kullanılır. Geniş spektrumlu antimikrobiyal aktiviteyle mücadele için uygundur. Klima Nedeniyle Oluşabilecek Hastalıklar Nelerdir?

Klimalar; gribal enfeksiyonlar, bazı viral üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları ve klimalardaki bakterilerin yol açtığı zatürre oluşumuna neden olmaktadır. Bilinçsiz klima kullanımı alerjik hastalıkların tetiklenmesine de neden olmaktadır. Alerjik burun nezlesi ve sinüzit, alerjik göz nezlesi, astım gibi hastalıklar bu grupta sayılabilir. Özellikle ofis ortamında klimalar, viral ve bakteriyel solunum yolu enfeksiyonlarına neden olmaktadır. Dünyada en sık rastlanan ve en fazla iş gücü kaybına yol açan hastalık grubu bunlardır. Çünkü akciğerler, mesleki ve çevresel etkilerin en çok etkilediği organdır. Ofislerde havalandırmanın bozukluğu, toplu halde kalabalık olarak bulunma ve sigara içimi bu tarz enfeksiyonların

artışına neden olmaktadır. Nezle-grip gibi viral enfeksiyonlar, bu ortamlarda daha hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Klima nedeniyle oluşan hastalıklar nasıl bir seyir izliyor? Özellikle bakteriler nasıl bulaşıyor? Klimaların filtre sistemlerinde uygun nem olduğundan ve ısı ile çoğalarak üremekte olduklarından, ortam havasına dağılarak solunum yolu ile kişilere bulaşmaktadır. Solunum yolu ile alınan bu bakteriler bronşlara ve bronşların üst kısımlarındaki hava keseciklerine ulaşarak, o kısımlarda enfeksiyon ve iltihaplara yol açmaktadır. Lejyoner Hastalığı Klimalar yolu ile bulaşan hastalıkların en önemlisi, ‘Legionella pnömon-

isi’ olarak adlandırılan zatürredir. Hastalığın tanınması ile birlikte bu zatürre tipinin alışılagelmiş zatürre belirtilerini göstermediği fark edilmiştir. Hastalığa neden olan ise klima sistemindeki bir bakteridir. Bu bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda üremekte buradan da ortam havasına dağılmaktadır. Cleanair tablet Brom ve klor oksitleyicilerini bir arada içeren, alg, bakteri ve mantar popülasyonlarının kontrolü için kullanılan bir biyosittir. Hava akış filtreleri ve lagünler, ısı değiştiriciler ve özellikle klima kondens hatlarında kullanılır. Geniş spektrumlu antimikrobiyal aktiviteyle mücadele için uygundur. Çok düşük konsantrasyonlarda etkilidir. Klora oranla daha geniş pH aralığında çalışabilir (6-10). Amonyak kontaminasyonu olduğu durumlarda klordan daha etkilidir. Depolama ve kullanım açısından sıvı ve gaz klordan daha güvenlidir. Katı formda kolayca kullanılabilir. hijyen sağlıktır, sağlık hayattır.

Ah Şu Sorumluluk gulceetkin@gmail.com

Egomuzu, almadığımız her sorumluluğumuz ile biraz daha besleyerek şişiriyoruz. Özümüzden uzaklaşıyoruz. Hiç bir şeyden sorumlu olmazsak ne olur? Diğer bir deyişle ya Birisi her şeyi yapar ve bize hiçbir şey kalmazsa? Ya da her şeyi yapan o Birisi biz olursak, o zaman Herkes ne yapar? Her iki durumda da egomuzu çalıştırmış oluyoruz. Dolayısıyla, kendimizi geliştiremeden, farkında olamadan bir ömrü tüketiyoruz. Bir örnekle konuyu biraz daha açayım; Çocuklarımızın yemek yemesi, okul ödevlerinin zamanında yapılması hep bizim üstlendiğimiz sorumluluklardır. Nedir bunun altında yatan sebep sizce? Daha iyi, daha başarılı, ilgili anne-babalar olmak mı? Biz çocuklarımızın arkasından elimizde kaşıkla koşturduğumuzda, ya da ödevlerini yap-

tığımızda ne oluyor, aynı döngüyü güçlendirmiş olmuyor muyuz? Bir taraftan kendi egomuzu beslerken diğer taraftan onun sorumluluklarıyla yüzleşmesini ertelemiş oluyoruz. Şimdi aynı olayı tersinden değerlendirelim; Çocuk olan bizsek, o zaman ne oluyor? O zaman da egomuz sorumluluklar karşısında kaçmayı uygun görüyor. Her sorumluluğumuzun bizi geliştireceğini ve bunun sonunda da sizi istediği gibi yönlendiremeyeceğini biliyor. Başkası tarafından alınan her sorumluluk çocuk zihinlerimize ; sorumluluk= “herhangi birisini tarafından yapılabilecek ödevler” olarak karşılık buluyor. Bir de başkalarının mutluluğundan sorumlu tutulmak diye Bir şey var; Bu konuya özellikle değinmek istiyorum, çünkü ilişkilerde bir süre sonra bir bakıyoruz

ki, karşımızdakinin mutluluğundan biz sorumlu olmuşuz. Bizim yaptığımız bir şeyden dolayı üzülmüş ve ya bizim yapmadığımız bir şey onu kırmış. -Sana çok kızgınım, beni aramadın. -Çok mutsuzum beni sevdiğini söylemedin. Mutluluğumuzun sorumluluğunu başkalarına vermişiz. Sürekli bir beklenti içindeysek ve beklentilerimiz gerçekleşince mutlu oluyor, gerçekleşmeyince hayal kırıklığı yaşıyoruz. Nasıl mı? Doğum gününüzü kutlamış, mutlusunuz .....Sizi aramamış, mutsuzsunuz.....Tıpkı borsa endeksi gibi.... Ne acı ki sevgiyi bile karşınızdan gelen bir davranışa tepki olarak kullanıyorsunuz. Aslında “Sana ne, ben seni seviyorsam bundan sana ne” diyebilsek. Ne büyük özgürlük değil mi ! En önemlisi de mutlu ya da mutsuz olmanın bizim kararı-

mız olduğunu kabul etmek. Ve Unutmamalı, arzuladığınız sevginin ve mutlu olma halinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorsanız, nasıl bir mutluluk istediğinizi başkalarına anlatamazsınız. Siz ne istediğinizi tam bilmiyorken başkasının bunu bilmesini beklemek haksızlık olur. Karşınızdaki kişiler sadece ellerinden geleni yani kendisinin en doğru bildiği şeyi yaparlar. Sevgi ve mutluluğunun sizin için anlamını keşfetmek, hayatımızdaki deneyimlerin “ Neden-Sonuç” ilişkisini kurmak, duyguları bütünleştirmekle olur. Son olarak mutlu olmak ,sadece ve sadece sizin sorumluluğunuzdur… Ne gereğinde fazla,Ne de gereğinden az.Olması gerektiği şekilde,ve olması gereken kadar sorumluluklarınızın farkında ,denge içinde kalabildiğiniz ilişkiler dilerim....Sağlıcakla,hoş kalın....

İzmir basınının duayen isimlerinden Ege Telgraf Gazetesi Onursal Başkanı Sezer Doğan, ölümünün 10. yılında Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül töreni ile anıldı

E

GE Telgraf Gazetesi Onursal Başkanı Sezer Doğan’ın ölümünün 10’uncu yılında, Teknik Meslek Liseleri arasında gerçekleştirdiğimiz ve gelenekselleşmesini arzu ettiğimiz 2.Sezer Doğan ‘İzmir’in kadınları’ başlıklı Haber, Afiş ve Fotoğraf yarışması düzenlendi. Haber, Fotoğraf ve Afiş dalında 1. 2. ve 3. ile Ege Telgraf Gazetesinin kurucuları Nedim Çapman , Gürbüz Kipkurt, Süha Tekil adına mansiyon alan eserler açıklandı. Liseler arasında düzenlenen yarışma büyük ilgi görürken, yarışmaya İzmir’deki Bayraklı Ali Osman Konakçı Teknik Meslek Lisesi, Çınarlı Endüstri Teknik Meslek Lisesi, Çiğli İMKB Teknik Meslek Lisesi, Bayındır Teknik Meslek Lisesi’nden 75 öğrenci 3 dalda katılım gösterdi. 129 Eser Değerlendirildi Sezer Doğan’ın kızı ve Ege Telgraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aylin Suphandağlı, törende yaptığı konuşmada “Geçtiğimiz yıl teknik meslek liseleri arasında yaptığımız 1.Sezer Doğan ‘İzmir’i düşlüyorum’ yarışmasından çok güzel sonuçlar

çıktı. Yaşadığımız gurur tablosunu bu yılda devam ettirmek amacıyla yola çıktık ve arkadaşlarımızla bir konu üzerinde karar kıldık. Aklıyla mücadeleci ruhuyla kendine olan güveniyle ve tabi ki güzelliğiyle her zaman şehrimize ilkleri yaşatmış İzmir’in kadınlarını haberiyle, fotoğrafıyla, afişiyle gençlerimizden bizlere anlatmasını istedik. Gençlerimiz hazırlandılar, eserlerini bizlere teslim ettiler Ege Telgraf çatısı altıda birbirinden değerli 8 gazeteci dostumuzla Haberde 35, fotoğrafta 46, afişteyse 48 eser arasından biraz sonra sonuçlarını sizlerle paylaşacağımız sonuçları elde ettik” dedi. “Sezer Doğan’ca Yaşatmak Zorundayız” Babasını kaybetmesinin ardından 10 yıl geçmesine rağmen hala o kor ateşi içinde taşıdığını ifade ederek duygularını paylaşan Suphandağlı, “Amacım sizleri hüzne boğmak değil ama minicik de olsa sizlerle duygularımı paylaşmak istedim. Evet, dostlarım Aylin’in babası Sezer Doğan’dan başka bir de Gazeteci Sezer Doğan vardı. İzmir medyasının Sezer abisi. Dosttu, dara düşenin yardımcısı, iş

arayanın, işten atılanın, ekonomik sıkıntıya düşenin, senelerce çalışıp basın kartı hakkı elde edemeyenin, yanındaki, arkasında ki Sezer abi. İşte bizler gazetecilerin Sezer abisini yaşatabilmek, kaybettiğimiz bir sevgiliyi dostumuzu anmak ve her sene aynı duygu selini yaşamak için Sezer Doğan’ı Sezer Doğan’ca yaşatmak zorundayız” diye konuştu. Dereceye Giren İsimler 2. Sezer Doğan “İzmir’in Kadınları” başlıklı haber, afiş ve fotoğraf yarışmasında haber dalında birinciliği Aysel Şahin, ikinciliği Zişan Taş, üçüncülüğü ise Rabia Dumlu alırken, mansiyon ödülü de Enfal Duran’a verildi. Fotoğraf dalında ise Kezban Toprak birinci olurken, ikinci Onur Artagan, üçüncü ise Gamze Öner oldu. Mansiyon ödülünü ise Hazel Sunal aldı. Afiş dalında ödüllerin sahiplerinin de belirlendiği yarışmada birinciliği Lidya Gürler, ikinciliği Ayça Nur Bakırcıoğlu, üçüncülüğü ise Caner Kelici alırken, mansiyon ödülü ise Onur Yılmaz ve Ferhat Kara’ya veril-

di. Ayrıca yarışmaya katılan öğrencilere katılım belgesi takdim edilirken, dereceye girenlere laptop, tablet, mp3 player ve fotoğraf makinesi hediye edildi. Sezer Doğan Ege Telgraf Gazetesi’nin Onursal Başkanı, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin eski Genel Sekreteri, Sezer Doğan, İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde görev yapan gazeteciyi yetiştirmişti. 2004 yılında vefat eden Sezer Doğan, gazetecilik mesleğine 1963 yılında Sabah Postası’nda spor muhabiri olarak başlamış, 1966 yılında da yıllar sonra sahibi olacağı Ege Telgraf Gazetesi’ne geçmişti. 1984 yılından beri Ege Telgraf’ın sahipliğini de üstlenen Doğan, vefatına kadar burada gazetecilik mesleğini sürdürmüş ve aynı zamanda yüzlerce gazeteciye de hocalık etmişti. İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin de uzun yıllar yönetiminde yer alan Sezer Doğan, yönetim kurulu üyeliği ve genel sekreterlik görevlerinde bulunmuştu.

SIYAH MAVI KIRMIZISARI

Hayat yolculuğunda tecrübe edindiğimiz olaylar karşısında nerede ve nasıl duracağımızı belirlerken aslında bir anlamda sorumluluklarımız karşısında nasıl davranacağımızı da belirlemiş oluyoruz. Kimi zaman yapabileceğimiz şeyleri, ‘nasılsa birisi yapar’ diye düşünerek, bizi geliştirebilecek fırsatları fark etmeden es geçiyor,göz ardı olmasına olanak veriyoruz. Almadığımız sorumluluklarla aslında ne kaçırdığımızın farkında değiliz,Ya sizce? Pek sanmıyorum...Hayata dair yaptığımız bu yolculukta, kendimizi geliştirebileceğimiz bir sürü fırsatımız varken, o an içinde bulduğumuz durumlar gereği sorumluluklarımızı kabul etmiyoruz. Belki kendimizi tamamlamamızda çok değerli olabilecek o deneyimi kaçırarak daha derin döngüler yaşamamıza sebep oluyoruz.

Sezer Doğan Ödülleri Sahiplerini Buldu SAYFA 05

Gülce Etkin

5


Egitim rotasi 36 5  
Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you