Issuu on Google+

Gazete Çankaya • Yıl: 1 - Sayı: 2

www.gazetecankaya.com

15-30 Eylül 2010

Hakkı Suha Okay’a konuk olduk

Kızılay’da taşlar yerine oturuyor

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay Gazete Ç’yi konuk etti. Türkiye’nin sorunlarından Çankaya’nın gündemine sorularımızı içtenlikle yanıtladı...

Çankaya Belediyesi’nin Konur, Karanfil, Yüksel yaya bölgesi yenileme ve düzenleme çalışmalarında bölgenin altyapı ve zemin çalışmaları tamamlandıkça Kızılay’ın çehresi de değişmeye başladı.

10

15

“Otopark” bilmecesi devam ediyor Çankaya’nın en işlek caddelerini ‘otopark’a çeviren Büyükşehir Belediyesi, tüm tepkilere rağmen uygulamayı sessiz sedasız sürdürüyor.

03

İkinci OYUN SOKAĞI Dikmen’e geliyor Çankaya’da 16 mahalledeki belli sokakların oyun sokağı olarak düzenleneceğini açıklayan Başkan Tanık ikinci oyun sokağının Dikmen, Osman Temiz Mahallesi’ne yapılacağı müjdesini verdi.

04

Ç’HABER: Çankaya 12 Eylül’de “HAYIR” dedi...

03

Başkan Tanık, etkinlikler boyunca binlerce Ankaralıya seslendi.

ÇANKAYA Ankaralıların buluşma noktası oldu

Sergiler, konserler, film gösterimleri ve sokak etkinlikleriyle ilçe sakinleri hem başkentteki yaz durgunluğundan kurtuldular hem de belediye yetkilileriyle bir araya gelip kentlerine ilişkin merak ettikleri soruların cevabını birinci ağızdan öğrendiler ve isteklerini ilettiler. Çankaya’da

belediye – yurttaş buluşması, 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen sokak sergileriyle başladı. “Savaşa HAYIR! Barış Hemen Şimdi” sloganıyla hazırlanan etkinlikler kapsamında düzenlenen en önemli etkinlik ise kuşkusuz Zülfü Livaneli konseriydi.

Çankaya yeni eğitim öğretim yılına hazır

Manşet haber sayfa 8 ve 9’da

Çankaya’da halkla ilişkilerde yeni dönem

Çankaya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, ilçedeki okulların yeni eğitim öğretim yılına hazır girmesi için yaz tatili yapmadı. üç ay boyunca çalışan ekipler ilçedeki okulların tamiratını tamamladı.

Çankaya Belediyesi “Çözüm Merkezi’ ve ‘Başkanlık Refakatçileri’ projeleriyle yurttaşların sorunlarını en kısa sürede çözmeyi hedefliyor. Sayfa 7’de

06

İlk sayısı ile Çankayalıların büyük beğenisini toplayan Gazete Ç’nin web sitesi hizmete girdi. Bizi www.gazetecankaya.com’dan takip edebileceğiniz gibi gazetemizin ücretsiz olarak evinize gelmesini isterseniz 473 83 00 no’lu telefon numarasından veya iletişim@ gazetecankaya.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Eylül ayı Çankaya için hem renkli hem de zevkli bir buluşma ayı oldu. Çankaya Belediyesi’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü’nden itibaren düzenlediği pek çok kültür ve sanat etkinliği, Çankayalıları ve Çankaya Belediyesi’ni buluşturdu

Yeni Toplumcu Belediye anlayışıyla çıktığımız yolun bir buçuk yıllık kısmını geride bıraktık. Yokluğu da varlığı da paylaşma sözü vermiştik. Yürüttüğümüz çalışmaları, ürettiğimiz hizmetleri sizlerle paylaşmak adına her hafta basın mensuplarının da katılımıyla toplantılar yaptık.

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’ın başyazısı sayfa 2’de

12 Eylül 1980 darbesinin sebep olduğu acıları gözler önüne seren “12 Eylül Utanç Müzesi” Çankaya Belediyesi ÇSM’deydi... Sayfa 12’de

Türkiye’nin ilk kök hücre enstitüsü Çankaya Cevizlidere’de kuruluyor Çankaya Belediyesi’nin öncelikli kalkınma bölgesi seçtiği Cevizlidere, Türkiye’nin ilk kök hücre enstitüsüne ev sahipliği yapacak. Çankaya Belediyesi ve Ankara Üniversitesi işbirliği ile hayata geçirilecek olan projenin ilk adımı imzalanan protokolle atıldı

05


02

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, norm kadro uygulamasıyla emekli olanların yerine yeni kadroların gelemediğini, sürekli artan bir nüfusa sahip olan Çankaya’da, gittikçe azalan çalışan sayısıyla yeterli hizmet verilemeyeceğini vurguladı

Başkan Bülent Tanık, norm kadro yasasının çifte standartlı istihdam politikası yarattığını vurgulayarak, söz konusu durumun başta belediyeler olmak üzere kamu kurumlarında tahribat yarattığını belirtti. Başkan Tanık, Çankaya Belediyesi Mithatpaşa Hizmet Binası’nda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin işsizlik olduğunu belirtti. 4 kişiden 1’inin işsiz olduğu bir ortamda, vatandaşların belediyeler tarafından işe alınmak gibi bir beklentisi olduğunu ifade eden Tanık, şöyle konuştu: “Belediye olarak, 2 bin 700’ü kadrolu olmak üzere 4 bin 500 kişinin geçimini sağlıyoruz. Mart 2009’da görevi devraldığımızda 2871 çalışanımız vardı. 150’yi aşkını emekli oldu. 200 kadar emeklilik da bu yıl bekliyoruz. 1980’lerde başlayan ve kamuda personelin azaltılması için IMF tarafından dayatılan politika gereğince, emekli olanların kadroları iptal ediliyor. Çankaya Belediyesi’nin kadrolu çalışan sayısı 780’e düşünceye kadar da iptal devam edecek.” “Zabıta için hizmet alımı yapılamıyor” Zabıta gibi bazı müdürlüklerin personel ihtiyacının hizmet alımıyla karşılanamadığını belirten Tanık, 1993-1994 yıllarında 412 zabıta memuru varken bugün 210 zabıta ol-

duğunu söyleyerek şöyle devam ett: “Emekli olanların yerine yenileri gelemiyor. Çankaya’nın nüfusu artıyor, adrese dayalı 800 bin üzerinde nüfus var, gündüz 2.5 milyon kişi gece ise bir milyonu aşkın kişi Çankaya sınırlarından hizmet alıyor. Adrese dayalı nüfus üzerinden hesaplanan norm kadronun, hizmet bekleyen nüfusun talebini karşılaması mümkün değil. Personel fazlasını eritelim ancak, 200 kişi emekli olurken 100 kişi de işe alalım ki hizmet verebilelim.” “Taşeronlaşmaya gidiliyor” ‘Norm Kadro Yönetmeliği’yle hizmet satın alınmasının, taşeronlaşmayı getirdiğini belirten Tanık, “Belediyeler kadrolu ve memur çalışan istihdamına imkan bulamıyor. Bu da belediyede ve devlette bir süre sonra memur kalmayacağını gösteriyor” dedi. Taşeronlaşmanın Çankaya Belediyesi’nde de var olduğunu belirten Tanık, şöyle konuştu: “Norm kadro nedeniyle istihdam sıkıntısı yaşayınca belediye şirketleri öne çıkarıldı. İş başvuruları bu şirketler aracılığıyla karşılanabildi. Yönetime geldiğimizde şirket çalışanlarının ücretleri ödenemiyordu. Şimdi ödemeler düzenli bir hale getirildi ve çalışanların geçmiş haklarının önemli bir bölümü ödendi. 18’e yakın ikramiye alacağı 2 ikramiyeye kadar düştü.”

Taşerona yüklenen hizmet alımlarıyla ikili istihdamın geliştiğini vurgulayan Tanık, şunları kaydetti: “Bu doğru bir tercih değil. Kamu, genç kadroların enerjik ve dinamik unsurlarından, deneyimlilerin deneyiminden faydalanılmasından yoksun bırakılıyor. Bu uygulama bir an önce değiştirilmelidir. Belediyemiz gereksiz istihdam yaratmayacak bir siyasi kadroya ve yönetime sahiptir. Bizler piyasa zorlamalarına ve yanlış istihdam politikalarına alet olmayacağız” Her yıl en az 100-150 kişilik norm kadro verilmesi gerektiğini belirten Tanık, yerel yönetimlerin bu alanda mutlaka desteklenmesi gerektiğine dikkati çekti. “Kenti ve ekonomisini canlandırmaya çalışıyoruz” Sorunun güçlü bir ekonomik yapılanmayla çözülebileceğini belirten Tanık, kent ve tarım projesi, belediye binasının kent merkezinde bulunması talebi, kültürel etkinlikleri artırmak gibi çalışmalarının kentin ve ekonominin canlandırılması için yapıldığını belirtti. Başkan Tanık, iş ve istihdam merkezi kurduklarını, sosyal projeler merkezi ile istihdam olanaklarını artırmaya çalıştıklarını, TODAM’lardaki eğitim programlarıyla meslek kazandırmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi.

ÖSYM’nin yapısı yeniden düzenleniyor. Memur sınavlarını artık Devlet Sınav Merkezi yapacak

Memur sınavları için ‘çok önemli’ karar Türkiye'nin en güvenilir kurumlarından birisiyken bir anda Türkiye'nin en tartışmalı kurumu haline gelen ÖSYM, en kısa zamanda yeniden yapılandırılacak. Bu çerçevede üniversitelere yönelik sınavlar dışında, diğer tüm sınavların yükü ÖSYM'nin üzerinden alınacak. Kamuya ait sınavlar için Devlet Sınav Merkezi öngörülüyor. Milliyet Gazetesi yazarı Abbas Güçlü, 'ÖSYM'nin yükünü DSM alacak' başlıklı yazısında konuya ilişkin

Gazete Ç Yıl: 1 Sayı: 2 Eylül 2010 15 günde bir yayınlanır

bilgileri şöyle aktarıyor: “Son yaşanan kopya skandallarından sonra, YÖK ve devlet katında ağır basan görüş, Devlet Personel Dairesi'ne bağlı olarak kurulacak bir Devlet Sınav Merkezi'nin kademeli olarak ÖSYM'nin yapmakta olduğu kamuya ait tüm sınavları yapar hale gelmesi. Bu merkezin kurulmasında ÖSYM'nin de kurucu partnerlerden birisi olacağı da özellikle vurgulanıyor. Peki ÖSYM'nin üzerindeki sınav yükü azalırsa, kopya ya da çalınma-

ların önüne geçilir mi? Evet demek o kadar kolay değil. Çünkü, bu konuda öylesine büyük bir rant söz konusu ki, sistemi delmek isteyenler hep olacak. Bu konuda asıl önemli olan ÖSYM'nin nasıl bir güvenlik zırhı ile korunacağı? Bugüne kadar olduğu gibi, kuruma olan aidiyet duygusu ile mi koruma sağlanacak yoksa günümüz teknolojisinden de yararlanılarak çok gelişmiş güvenlik önlemleri mi alınacak? Bunu da zaman gösterecek.”

Başyazı

Başkan Tanık: “Norm kadro uygulaması kamu kurumlarında tahribata yol açtı” ‘Norm Kadro Yönetmeliği’yle hizmet satın alınmasının, taşeronlaşmayı getirdiğini belirten Tanık, “Belediyeler kadrolu ve memur çalışan istihdamına imkan bulamıyor” diye konuştu.

Ç’HABER

15 • 30 Eylül 2010

Bülent TANIK

Merhaba

S

evgili Ankaralılar, hizmet süremizin 18. ayında başkentimizin kalbi Çankaya’dan, içten bir selamı “gazeteçankaya”nın bu köşesinden iletmenin kıvancı içindeyim. Yeni Toplumcu Belediye anlayışıyla çıktığımız yolun bir buçuk yıllık kısmını geride bıraktık. Yokluğu da varlığı da paylaşma sözü vermiştik. Yürüttüğümüz çalışmaları, ürettiğimiz hizmetleri sizlerle paylaşmak adına her hafta basın mensuplarının da katılımıyla toplantılar yaptık. Çoğu zaman bu toplantılarımızı semtlerde gerçekleştirdik. İstedik ki vatandaşlarımızla birlikte olalım ve oraya ilişkin çalışmalarımızın doğrudan muhatabı olan vatandaşlarımız bizlere görüş, öneri ve eleştirilerini birinci elden aktarabilsinler, sorunları yerinde tartışıp birlikte çözüm üretelim. Bu bize sağlıklı bir iletişim olanağı da sağladı. Attığımız her adımın halkımızla birlikte atıldığında anlamlı olacağının bilinciyle; yoksullaştırılan, ranta teslim edilmiş, çöküntü haline dönüştürülmüş bir kentin yaşayanlarının mutluluğunu hedef olarak önümüze koymuştuk. Bu hedefe ulaşmak için çok çalışmak gerektiğini de biliyorduk. Geçtiğimiz süre içinde bu yolda önemli adımlar attık. Temel taşları yerine oturtmaya başladık. Yeni Toplumcu hizmet anlayışımızın gereği olarak da her yaptığımızı ve yapmayı planladığımız her çalışmayı sizlerle birlikte geliştirip kentimizin hizmetine sunmayı esas aldık. Bu paylaşımı gerek yüz yüze kurduğumuz iletişimle ve gerekse de basın yayın yoluyla sağlamaya çalıştık. Bugün elinizde tuttuğunuz “gazeteçankaya” umuyoruz ki sizlerle kuracağımız sağlıklı iletişim kaynaklarımızdan biri olacaktır. Toplumsal kalkınma, ekonomik yapının sağlıklaştırılması, geliştirilmesi, işsizlik ile mücadele hedefini önde tutan Belediyemiz için bu kaynak değerlidir ve özgürleştirici, toplumsallaştırıcı, adaletli bir kent olma yönündeki mücadelemize ışık tutacaktır. Birlikte çalışmak ve üretmek, üretileni korumak, geliştirmek ve paylaşmak, daha iyiyi istemek ve bunun için emek harcamak bizleri daha yaşanılası bir geleceğe taşıyacak. İşte “gazeteçankaya” bütün bu duygu, düşünce ve istemlerin paylaşılacağı vatandaş-belediye ilişkilerinin sağlıklı bir iletişim-etkileşim köprüsü olacak. Geleceğin Çankaya’sını yaratmak sizlerle birlikte ortak çaba ve emekle mümkün olacak. Yeni sayılarda görüşmek dileğiyle…

Başkan’ın Takviminden 27 Eylül 18:00 • ÇSM Dil Derneği işbirliğiyle 78’inci Dil Bayramı 28-30 Eylül • Kıbrıs “Türkiye ve Kıbrıs’taki Belediyeler Arasında İşbirliği Geliştirilmesi” Toplantısı 1 Ekim18:30 • Galeri Kara “Kara Kalpaklı Kent” Sergisi açılışı 2 Ekim 17:00 • ÇSM Sanat Kafe ve ÇAYED Resim Sergisi açılışı

Çankaya Belde Sosyal Etkinlikler Eğitim Bilişim Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına YAYIN SAHİBİ ve SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ E. Serdar KARADUMAN YAYIN YÖNETMENLERİ: Fatih CANITEZ, Elif KARADENİZLİ • YAYIN KURULU: H. Ali ULUSOY, Eser ATAK, Funda ERKAL, Savaş YORGANCI, Hayati SOYLU, Buğra GÖKÇE, Şemseddin DURMUŞ, Deran ATABEY, M. Bülent GÜLER, A. Haydar FIRAT, İzzettin CEVİZOĞLU, Mahmut ÜSTÜN, Özlem ZORCAN, Halil AKBIYIK, Ali Ekber K.KAYA, Julide KÖKÇÜ YÖNETİM YERİ: Reşat Nuri Sokak 83/4 Y. Ayrancı/ Ankara - Tel: 0 312 473 83 00 Faks: 0 312 473 83 11 • BASIM YERİ: Habertürk Baskı Tesisleri Esanboğa Yolu 24. Km. Pursaklar/ANKARA - Tel: 0 312 590 14 00 • BASIM TARİHİ: 17 Eylül 2010


Ç’ANKARA

03

15 • 30 Eylül 2010

ÇANKAYA “HAYIR” DEDİ

Ankara genelinde sandıktan sadece iki ilçede ‘hayır’ çıktı.

Anayasa değişikliğinin oylandığı 12 Eylül referandumu sonuçlandı. Başkent’in kalbindeki ilçe Çankaya’da ise seçmenlerin yüzde 70,64’ü ‘hayır’ oyu kullandı Anayasa değişikliğinin oylandığı 12 Eylül referandumun resmi sonuçları açıklandı. 3 milyon 341 bin 560 seçmenin oy kullandığı Ankara'da seçmenlerin yüzde 54,23'ü 'evet' derken, yüzde 45,77'si de 'hayır' dedi. Başkent’in kalbindeki ilçe Çankaya’da seçmenlerin yüzde 70,64’ü ‘hayır’ oyu kullandı. 9 bin 11 sandığın yer aldığı Ankara'da katılım oranı ise yüzde 80,69 olarak gerçekleşti. Başkent’te seçmenlerin 2 milyon 660 bin 583’ü sandığa giderken, 35 bin 661 oy geçersiz sayıldı. 25 ilçenin 23’ü anayasaya ‘evet’ derken Ankara’da sadece Çankaya ve Yenimahalle ilçeleri Anayasa değişikliği paketine ‘hayır’ dedi. MHP’li Gölbaşı, Etimesgut, Evren, Kızılcahamam, Beypazarı, Nallıhan belediyeleri ile Ayaş ve Kalecik ilçeleri de anayasaya ‘evet’ diyen ilçeler arasında yer aldı. İlçeler arasında en çok ‘evet’ oyu Çamlıdere’de yüzde 84.56 ile çıkarken, ‘hayır’ oranı ise Çankaya’da yüzde 70,64 olarak gerçekleşti. Ankara’da Türkiye ortalaması olan yüzde 58’lik ‘evet’ ve yüzde 42’lik ‘hayır’ın benzeri ise Ayaş ve Keçiören’de gerçekleşti. Çubuk’ta katılım yüzde 100 olarak gerçekleşirken onu Akyurt yüzde 90,55 ile takip etti. En az katılımlar ise yüzde 65,24 ile adını 12 Eylül 1980 darbesinin mimarı Kenan Evren’in ismini verdiği Evren ilçesi ve yüzde 65,93 ile Güdül’de gerçekleşti.

ÇizdikÇe

Fatih ÖNAL

Anasaya değişiklik paketinin neresinden tutsak da anlatsak!

Evet - Hayır Ankara Gen.. % 54.23 - % 45.77 Akyurt .......... % 83.35 - % 16.65 Altındağ ....... % 68.79 - % 31.21 Ayaş .............. % 59.03 - % 40.97 Bala ............... % 75.04 - % 24.96 Beypazarı ..... % 64.60 - % 35.40 Çamlıdere .... % 84.56 - % 15.44 Çankaya ....... % 29.36 - % 70.64 Çubuk .......... % 79.30 - % 20.70 Elmadağ ...... % 54.59 - % 45.41 Etimesgut .... % 52.53 - % 47.47 Evren ........... % 62.15 - % 37.85 Gölbaşı ........ % 63.26 - % 36.74 Güdül .......... % 67.25 - % 32.75 Haymana .... % 82.07 - % 17.93 Kalecik ........ % 70.46 - % 29.54 Kazan .......... % 74.57 - % 25.43 Keçiören ..... % 59.98 - % 40.02 K. Hamam .. % 75.34 - % 24.66 Mamak ........ % 53.95 - % 46.05 Nallıhan ...... % 51.26 - % 48.74 Polatlı .......... % 60.54 - % 39.46 Pursaklar .... % 81.63 - % 18.37 Sincan ......... % 69.00 - % 31.00 Ş. Koçhisar . % 62.97 - % 37.03 Y. Mahalle ... % 43.65 - % 56.35

Yol kenarlarındaki “Otopark” bilmecesi devam ediyor Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) tarafından 2007’de alınan kararı 3 yıl gecikmeli olarak yürürlüğe koyan ve Çankaya’nın en işlek caddelerini ‘otopark’a çeviren Büyükşehir Belediyesi, tüm tepkilere rağmen uygulamayı sessiz sedasız sürdürüyor Bahçelievler 1, 7 ve 3. caddeler, Tunalı Hilmi Caddesi ve Bestekar Sokak gibi Çankaya’nın en işlek konut, ticaret ve eğlence merkezlerinden başlayan otopark uygulamasında Büyükşehir Belediyesi’nin hedefi başkent genelinde 164 sokağı paralı otopark haline getirmek. Söz konusu karar kapsamında Büyükşehir Belediyesi, başkentin cadde ve sokaklarını belediye şirketi olan ANFA'ya 25 yıllığına devretti. ANFA ise 164 cadde ve sokakta uygulanacak ücretli otopark modelini özel firmalara ihale etti. Uygulama modeli olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketi İSPARK’ı örnek aldıklarını söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “İSPARK, otopark işletmesini kendisi yapıyor, oysa Ankara’da hangi şartlarla ve yollarla düzenlendiği belli olmayan ihaleler sonucu sokakların ‘otoparklaştırılma hakkı’ dağıtıldı” eleştirisine ise “İnceleyeceğim, varsa öyle bir şey gereği yapılır” demişti. Aradan 3 hafta geçmesine rağmen ne Büyükşehir Belediyesi’nden ne de Gökçek’ten herhangi bir geri dönüş yok. Bahçeli 3. Cadde “temizlendi” ama… ANFA Genel Müdürü Ferhat Ertürk’e göre uygulamayla yasadışı yapılan değnekçiliğin önüne geçiliyor ancak vatandaş aynı fikirde değil. Uygulamanın başlamasıyla evlerinin ve işyerlerinin önüne paralarıyla park et-

Bu fotoğrafın altına “YORUMSUZ” yazsak açıklama için yeterli olur kanaatindeyiz.

Arşiv fotoğrafı

Gökçek’in köprülü kavşak sevgisi bitmek bilmiyor Gökçek, Yeşilbayır’da yeni bir köprülü kavşak inşaatına daha başlıyor... Başkent’i uyguladığı anlamsız ulaşım politikalarıyla ‘Ranza Kent’e çeviren Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek yeni bir köprülü kavşak inşaatına daha başladı. Samsun Yolu (19 Mayıs Bulvarı) Yeşilbayır Mahallesi girişinde yapılacak yeni kavşak inşaatı şimdiden ulaşımı değiştiriyor. Yolun çalışma yapılacak bölümünün, Samsun'a gidiş istikameti trafiğe kapatılırken, Ankara'ya geliş istikametinde akış çift yönlü olarak sağlanacak. Yeşilbayır Mahallesi Sağduyu Caddesi'nin Samsun Yolu'na çıkış noktası da trafiğe kapalı olacağından, bu caddeden ulaşımın alternatif güzergahlara aktarılacak.

mek zorunda kalan Ankaralılar isyan bayrağını çekti ve “örnek uygulamadan örnek alınan örnek proje” ilk fiyaskosunu Bahçelievler 3. Cadde’de yaşadı. Cadde esnafı ve sakinler otoparkçılara tepki gösterince şirket geri çekildi. Ancak diğer yerlerdeki uygulama, üstelik abartılarak sürüyor. Örneğin Tunalı Hilmi Caddesi’nde araçlar artık iki sıra halinde “ücretli” park ediyor. Tanık: Tek çözümü ulaşım planı İlk günden beri uygulamaya karşı çıkan ve UKOME kararını yargıya taşıyacaklarını söyleyen Bülent Tanık’a göre başkentin trafik, ulaşım ve park sorunu köprülü kavşaklar inşa edip sokakları paralı otoparka çe-

virmekten değil, toplu taşımayı güçlendirip ketsel ulaşım planı yapmaktan geçiyor. “Sokaklar insanlara aittir” diyen Tanık, “Biz Kızılay kent merkezindeki park sorununu çözmek için bir proje hazırladık. Sıhhiye Çok Katlı Otopark’ında bir dizi yenileme çalışması yürüteceğiz. Yıpranmış bina cephesini yenileyeceğiz, teras katına arabalı sinema, tenis, basketbol, voleybol sahaları, tek potalar, kafe, çocuk parkı, çatı bahçesi gibi farklı ve yaşayan kullanım alanları inşa edeceğiz ve araç dönüşlerini yumuşatacak malzemelerle otoparkı cazip hale getireceğiz. Otopark çevresinde alınacak güvenlik önlemleriyle Sıhhiye Otoparkı Kızılay Bölgesi’ne hizmet edebilecek hale gelecek” diye konuştu.

Çalışma süresince sürücülerin kullanılabilecekleri alternatif güzergahlar şöyle: Samsun’a gidiş istikameti tamamen taşıt trafiğine kapatılarak, Ankara’ya geliş istikameti çift yönlü olarak taşıt trafiğine açılacak. Ankara şehir merkezinden Samsun istikametinde gidecek araç sürücüleri, 19 Mayıs Bulvarını kullanmaya devam edecek. Sağduyu Caddesi’nin, 19 Mayıs Bulvarı’na çıkış noktası taşıt trafiğine kapatılacağından, Sağduyu Caddesi’nden, Ulus, Kızılay ve Samsun güzergahına gidecek sürücülerin, Sağduyu Caddesi’nden, 1/2 Sokağa dönerek 1193. Sokağı takip etmeleri ve bu sokaktan 19 Mayıs Bulvarı’na çıkmaları gerekiyor.


04

Ç’HABER

15 • 30 Eylül 2010

N DA R U E S EPL B SE

İkinci OYUN SOKAĞI Dikmen’e geliyor Çankaya’da 16 mahalledeki belli sokakların oyun sokağı olarak düzenleneceğini açıklayan Başkan Tanık 2’inci oyun sokağının Osman Temiz Mahallesi’ne yapılacağını müjdeledi Türkiye’nin ilk ve tek oyun sokağını Birlik Mahallesi 455. Sokak’ta geçtiğimiz ay hizmete açan Çankaya Belediyesi, ilçenin bütün çocuklarının ve sokaklarının yüzünü güldürmek için var gücüyle çalışıyor. Kalkınmada öncelikli bölgeler olarak saptanan mahallelerden başlayarak dönem sonuna kadar toplam 16 mahalledeki belli sokakların oyun so-

kağı olarak düzenleneceğini açıklayan Başkan Tanık ikinci oyun sokağının Dikmen, Osman Temiz Mahallesi’ne yapılacağını müjdeledi. Çankaya Belediyesi Etüd Proje Müdürlüğü’nce gerçekleştirilen çalışmaların ardından 1002 ve 1003. sokakların, trafiği yavaşlatılmış ve nefes aldıran özel sokaklar olarak mahalle sakinlerine ka-

zandırılacağını kaydeden Tanık şunları söyledi: “Yakın zaman önce Birlik Mahallesi’nde hizmete açtığımız Oyun Sokağı deneyiminden gördüğümüz şudur ki; semt halkı sokakları ve toplu yaşam alanlarını özgürce paylaşıyor; çocuklar güvenle oynuyor, birlikte büyüyorlar.” Proje gereği toplam uzunluğu 330 metre olan iki soka-

ğın bir bölümünün eğitici- öğretici oyun araçlarıyla donatılacağını, diğer bölümün ise dinlenme alanı olarak düzenleneceğini ifade eden Tanık, sokaktaki trafiğin kasislerle yavaşlatılacağını da vurguladı. Tanık Akdere, Cevizlidere, Balgat, Kırıkkonaklar, Cebeci, Bademlidere ve Zafertepe gibi bölgelere de oyun sokağı yapacaklarını ifade etti.

1994 – “Ben böyle sanatın içine tükürürüm.” 1995 – “Hitit Güneşi Ankara’yı temsil etmiyor, Hititler’in Ankara’da yaşadığına ilişkin bir belge yok.” Ağustos 2007 –“Bu iki üç ay içinde vatandaşlarımız diğer şehirlere giderek anne ve babalarını ziyaret etseler iyi olur. Ankara boşalır, . Ankara'da nüfus ne kadar az olursa su sıkıntısı o kadar rahat çözülür. Gelecek yıl ne mi olur? Cenab-ı Allah bilir. Cenab-ı Allah isterse Ankara'nın su sorunu bir anda çözülür" 11 Ağustos 2007 – Çek Cumhuriyeti Büyükelçisi Eva Pilipi: “Önceki gün öğle yemeğinin ardından Katolik ve Protestan altı diplomatımızla birlikte susuzluğun giderilmesi için dua ettik. Müslümanlar cuma namazında yağmur duası ederken biz de belediye başkanınızın çağrısını dinledik, elçilikteki diplomatlarla yağmur için dua ettik" Ertesi gün - “Bana barajlardaki su seviyesi hakkında yanlış bilgi verdiler.” 12 Ağustos 2007 – Vatikan Büyükelçiliği: “Bugünkü haftalık ayinimize su duasını ekledik” Bir sonraki gün 2007 – “Üzülerek ifade ediyorum ki kendi personelimiz tarafından sabote  edildik… Gelen 22 şikâyetin sadece 7 tanesini kayıtlara almışlar. Buradaki işçilerin ve amirlerin kasıtlı sabotajları ortaya çıktı. Bunlar Melih Gökçek’i yıpratabilmek için içimizden vuran kişiler.”   14 Ağustos 2007 – Ankara’daki diplomatik temsilcilikler: “Su kesintileri yüzünden faaliyetlerimize ara verdik, personelimizi tatile gönderdik, yıkanmak için otellere gidiyoruz.”

Başkan Bülent Tanık, Milli Voleybol takımımızın kaptanı olan oğlu Sinan Cem Tanık’ı Avrupa finalleri öncesinde Yunanistan maçında izledi

Birkaç gün sonra – “Aslında borular patladığında ASKİ zamanında müdahale etmedi, hep bunu yapıyorlar, çünkü personel önceki dönemden kalan personel. 

Başkan Bülent Tanık’ın gurur günü Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, 2011 Avrupa Şampiyonası elemeleri kapsamında 5 Eylül günü TVF Başkent Spor Salonu'nda oynanan ve A Milli Erkek Voleybol Takımımızın Yunanistan’ı 3-1’lik skorla geçtiği 3. tur ilk maçını izledi. Tribünleri dolduran binlerce başkentli voleybolseverin heyecanını paylaşan Tanık için bu maçın özel bir anlamı daha vardı. Bülent Tanık, kaptanı olduğu milli takımla birlikte yaklaşık üç aydır İzmir’de kampta bulunan oğlu Sinan Cem Tanık’la uzun bir aradan sonra ilk

Melis harikalar diyarında

Hepinizi dünyaya rezil ederim!

kez buluştu. Baskılı bir oyunla 3 – 1 kazandığımız maçı Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık'ın yanı sıra Ankara Valisi Alaaddin Yüksel ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Atalay da izledi.  Hatırlanacağı gibi milli voleybolcularımız 12 Eylül Pazar günü Girit’te oynanan rövanş karşılaşmasında da Yunanistan’ı 3-2’lik skorla geçmiş ve gelecek yıl Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’nin ortaklaşa düzenleyeceği Avrupa Şampiyonası finallerine katılma hakkını elde etmişti.

11 Eylül 2009 – “Özellikle bodrum katlarda oturan vatandaşlarımızın gerekli tedbirleri almalarını istirham ediyorum. Uykuda sele yakalanmamalarını ve bir tehlike seziyorlarsa üst katlarda oturan komşularında veya yüksek yerlerde oturan akrabalarında kalmalarını öneriyorum”  12 Haziran 2010 - “İlçe belediye başkanlarını Büyükşehir belediye başkanları atasın’’  13 Eylül 2010 – “Ana muhalefet lideri, oy kullanmayarak Türkiye’yi dünyaya rezil etti. Ben de bir Türk vatandaşı olarak kendime pay çıkarıyorum ve utanıyorum."


Ç’ÖZEL

05

15 • 30 Eylül 2010

Kök hücre nereden elde edilir?

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık ve Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ protokolü imzaladı

Türkiye’nin ilk kök hücre enstitüsü

Çankaya’da kuruluyor Çankaya Belediyesi’nin öncelikli kalkınma bölgesi seçtiği Cevizlidere, Türkiye’nin ilk kök hücre enstitüsüne ev sahipliği yapacak Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ ve Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’ın katılımıyla düzenlenen protokolde Kök Hücre Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Günhan Gürman’ın yanı sıra hastane inşaatının yapımını gönüllü olarak üstlenen Zübeyde- Ziya Demirci çifti de hazır bulundu. Protokol imza töreninden önce söz alan Prof. Dr. Gürman, Kök Hücre çalışmalarını ateşin bulunması, tekerleğin icadı gibi insanlık tarihinde çığır açacak öneme sahip olarak niteleyerek, bu alanda yapılan çalışmalarla pek çok ölümcül hastalığa çareler üretilebileceğini söyledi. Kök Hücre Enstitüsü’nün Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Gürman, Cevizlidere’de açılan bu enstitünün dünyaca ünlü pek çok tıp adamının araştırmalarına da ev sahipliği yapacağını söyledi. Bilgi ve teknoloji üretecek

kadar üretim teknolojileri alanında da önemli sonuçlar üretme potansiyeli taşıdığını kaydeden A.Ü. Rektörü Celal Taluğ ise, “Burada yapılan çalışmalarla, patent haklarına sahip olmanın önem taşıdığı ürünler elde edilecek” diyerek, kurulan enstitünün çok özel olduğuna dikkat çekti. “Hızlı gitmek isteniyorsa tek başına yola çıkmak, uzağa gitmek ve amaca ulaşmak isteniyorsa birlikte hareket etmek gerekir” diyen Taluğ, “Birlikte hareket ettiğimiz değerli Demirci ailesi ve Çankaya Belediyesi ile birlikte sağlık alanında bizi çok uzaklara, önemli amaçlara ulaştıracak bir projeyi hayata geçirmiş bulunuyoruz. Kendilerine teşekkür ediyorum. Bir belediyenin bilimsel alana bu kadar önemli bir katkı yapmış ol-

Enstitünün, kök hücre çalışmaları ile tıp alanında olduğu

Çankaya Belediyesi ve Ankara Üniversitesi işbirliği ile hayata geçirilecek projenin ilk adımı imzalanan protokolle atıldı masından dolayı duyduğum memnuniyeti özellikle belirtmek istiyorum. Çankaya’ya zaten bu yakışır” diye konuştu. Kamu sağlıktan el çekerse, ticarileşme başlar Cumhuriyetin başlangıcından yakın zamana kadar Türkiye’de devletin sağlık alanına, kendini vatandaşın sağlığından sorumlu gören kamusal bir bakış açısıyla yaklaştığını, fakat son yıllarda kamunun sağlık alanından el çektiğini ve sağlığın ticarileşmeye başladığını belirten Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, bu durumu “büyük bir gerileme” olarak niteledi. Hakim kılınmaya çalışılan piyasacı anlayış nedeniyle yerel yönetimlerin ve üni-

versite hastanelerinin sağlık hizmeti üretemez hale geldiğine dikkat çeken Tanık, “Yine de biz sağlık alanına kamusal bir sorumlulukla yaklaşmaya devam edeceğiz ve bizim gibi sağlık hizmetlerini bir ticaret aracı değil bir toplumsal sorumluluk işi olarak gören kurum ve çevrelerle işbirliği yaparak önemli projeleri hayata geçirmeye çalışacağız. Kök Hücre Enstitüsü bu yaklaşımımızın bir ürünüdür” dedi. Tanık ayrıca Çankaya’da bölgesel kalkınma projeleri yürüttüklerini ve Cevizlidere bölgesini öncelikli hizmet bölgelerinden biri olarak saptadıklarını hatırlatarak, kurulan Kök Hücre Enstitüsü’nün Cevizlidere bölgesinin ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan kalkındırılması amacına da hizmet edeceğini belirtti. Protokol töreni, Çankaya Belediyesi’nin bağışçı aile için hazırladığı teşekkür plaketinin Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ tarafından Ziya Demirci’ye verilmesiyle sona erdi.

N

H

O N

2

Kök hücre nakli tedavisi; kan, lenf, ilik kanserleri ve diğer kanserler ile kemik iliği yetmezlikleri, ağır bağışıklık sistemi bozuklukları ve kansızlık gibi hastalıklarda yarım yüzyıldır başarıyla kullanılıyor. Yavaş ama emin adımlarla ilerleyen bilim insanları kök hücre nakli tedavisi ile damar tıkanıklıkları, enfarktüsler, omurilik yaralanmaları sonucu oluşan felçler, şeker hastalığı, Alzheimer hastalığı, çeşitli ortopedik bozukluklar ve uzuv eksiklikleri, diş ve diş eti sorunları ile bazı ürolojik hastalıkların tedavisinde de ümit verici sonuçlar alındığını belirtiyorlar.

Fetal kök hücre ise erken fetal dokudan elde edilir. İlk kez 1998’de uygulamaya geçirilen bu yöntemle elde edilen hücrelerin blastosit hücre kümesi içindeki hücrelerden elde edilen kök hücrelerle aynı özellikleri taşıdığı görülmüştür. Fakat bazı çalışmalarda saptanan kanıtlar embriyonik germ hücrelerinin farklı hücre tiplerine dönüşebilme yeteneklerinin daha sınırlı olabileceğini öne sürmektedir. Erişkin kök hücre doğumdan sonra  insan  ya da hayvanlarda gelişen dokularda bulunur. Bu hücrelerin elde edildiği en uygun yer bazı kemiklerin merkezinde yerleşmiş olan kemik iliğidir. Kemik iliğinde; hematopoetik (kanı oluşturan kök hücreler), endotelyal (damar ve dolaşım sistemini oluşturan kök hücreler) ve mezenkimal (kemik, kıkırdak, kas, yağ ve fibroblastları oluşturan) kök hücreler yer almaktadır. Yine göbek kordonu kanı, bebek dişi ve yağ hücreleri de olası erişkin kök hücre kaynakları olarak araştırılmaktadır.

İlk olarak ne zaman kullanılmaya başlandı? Tedavide canlı hücrelerin kullanılmasının tarihçesi 1960’lı yıllara kadar uzanmaktadır. O yıllarda kemik iliğimizdeki bir grup hücrenin kan sistemini oluşturan hücreleri yaptığı belirlendi. İlerleyen yıllarda kandaki kök hücrelerin de kullanılabileceği anlaşıldı. Fakat bu yolla elde edilen kök hücre sayısının diğer yöntemlere göre az olması yeni keşifleri zorunlu kıldı.

H

O

Kök hücreler, insan vücudunda bulunan ve her türlü vücut hücresine dönüşebilen ana hücrelerdir. Nerede bir zedelenme veya onarım ihtiyacı varsa, oraya giderek gereken hücre tipine dönüşür ve hasarı onarırlar. Kalp krizi geçiren hastalarda kalbe, karaciğer sorunu yaşayanlarda karaciğere, kemiği kırılanlarda ise kırık hattına giderek gerekli tamiratı yaparlar.

Dünya kök hücreden ne bekliyor?

Kök hücre nedir?

N

Embriyonik, fetal ve erişkin kök hücreler olmak üzere üç tür kök hücre vardır ve bunlar vücutta farklı yerlerden elde edilirler. Embriyonik  kök hücreler, döllenmeyi takiben oluşan "zigot" dediğimiz iki hücreli yapıdan gelişirler. Döllenmenin aşağı yukarı 5. gününde yaklaşık 150 hücreli "blastosit" denen içi boş bir küre meydana gelir. Bu kürenin merkezindeki hücre kümesi bir araya gelerek embriyonik kök hücreyi meydana getirirler. Embriyonik kök hücreler de tüm yetişkin hücre tiplerine dönüşebilirler.

O

1980'li yılların başında yeni doğan bebeklerin kordon kanında da kök hücrelerin bol miktarda bulunduğu ve bu hücrelerin tedavide kullanılabileceği fikri ortaya atıldı. İlk olarak Dr. David Harris, 1992 yılında oğlunun kordon kanını kendi laboratuarında dondurarak sakladı. Daha sonra bu uygulama halka açıldı ve 1994 yılında dünyadaki ilk Kordon Kanı Bankası Amerika Birleşik Devletleri'nde kuruldu.


06

Ç’EĞİTİM

15 • 30 Eylül 2010

Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri yaz tatili yapmadı

Çankaya yeni eğitim öğretim yılına hazır

Çankaya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, ilçedeki okulların yeni eğitim öğretim yılına hazır girmesi için yaz tatili yapmadı. Ekipler üç ay boyunca ilçedeki okulların tamirat, tadilat ve malzeme eksiklerini giderdi

Çankaya Belediyesi’nin TODAM’ları aracılığıyla sürdürdüğü ücretsiz eğitim faaliyetlerinin bu yıl da devam edeceğini vurgulayan Tanık, TODAM aracılığıyla kırtasiye yardımı da yapılacak” dedi.

Çankaya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, ilçedeki okulların yeni eğitim öğretim yılına hazır girmesi için yaz tatili yapmadı. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları boyunca ilçedeki okulların tamirat, tadilat ve malzeme eksiklerini gideren Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri okullara boya malzemesi sağlanmasından istinat duvarı yapımına, tören alanlarının asfaltlanmasından sınıflardaki eksik sıraların tamamlanmasına kadar dek pek çok eksiği giderdi. Okullar boyandı, sınıflar çiçek açtı Okulların ve dersliklerin fiziki koşullarının iyileştirilmesi noktasında özel bir gayret sarf eden Fen İşleri Müdürlüğü ekiplere ilçedeki 10 ilköğretim okulu ve 2 liseye yaklaşık 2750 kilogramlık yağlı boya, iç cephe ve tavan boyası ile 300 kilogramlık tiner yardımı yaptı. Boya yardımının yanı sıra Nurçin Sayan İlköğretim Okulu’na Atatürk büstü ve

bayrak direği monte eden ekipler Atasülün İlköğretim Okulu ile Reha Alemdaroğlu Anadolu Lisesi’nin basketbol, voleybol saha çizgileri ve öğrenci sıra çizgilerini asfalt yol çizgi boyası ile çizdi ve Süleyman Uyar İlköğretim Okulu’na iki demir kapı yaptı. Ayrancı Lisesi bahçesindeki kapakları eksik olan rögarlara da kapak monte edilerek boyandı. Fiziki eksikler giderildi Yaz döneminde okulların tören alanlarındaki ve bahçelerindeki eksikleri de gideren ekipler Süleyman Uyar İlköğretim Okulu’nun istinat duvarındaki problemleri giderdi; oyun alanı çevresine 10 tane tel örgü çerçeveli korkuluk; demir kapı ve 2 tane çöp kovası monte etti. Kırkonaklar İffet Güneşoğlu İlköğretim Okulu bahçesini yeniden düzenleyerek okulu yeni eğitim öğretim yılına hazır hale getiren Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri Yenilik İlköğretim Okulu’na da 4 tane 70 x 100 ebatlarında ilan panosu dö-

şedi. Aşağı İmrahor Mahallesi Özbirlik İlköğretim Okulu’ndan alınan 17 adet sıra ise bakım onarım ve verniği yapıldıktan sonra okula teslim edilecek. Molozlar ve hafriyatlar alındı, bordür taşları döşendi Büyük çaplı tadilat gören 8 okulun bahçesinde ve civarında biriken moloz ve hafriyatı da temizleyen Belediye ekipleri, İlçe genelinde okullarda 642 ton zemin kaplama; 653 ton yama ve onarım olmak üzere 1294 ton asfaltlama çalışması yürüttü. Okulların bahçelerinde ve iç mekânlarında bordür, kilit taş, mozaik ve mermer gibi malzemelerle düzenleme ve tadilat çalışması da yürüten Çankaya Belediyesi 19 okula da inşaat malzemesi yardımı yaptı. Kırtasiye yardımı da yapılacak Konuyla ilgili bilgi veren Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, yıl içinde de okullara tadi-

lat desteği verildiğini ve malzeme yapıldığını hatırlatarak “Ancak okulların kapalı olduğu Haziran sonu, Temmuz ve Ağustos dönemlerinde daha kapsamlı bir çalışma yürütme fırsatımız oldu. İlçe genelinde, özellikle kalkınmada öncelikli bölge olarak belirlediğimiz mahallelerdeki okulların fiziki eksiklerinin giderilmesi ve bu okullara malzeme temini noktasında önemli çalışmalar yaptık. Okullarımız yeni öğretim yılına hazır” diye konuştu. Çankaya Belediyesi’nin TODAM’ları aracılığıyla sürdürdüğü ücretsiz eğitim faaliyerlerinin bu yıl da devam edeceğini vurgulayan Tanık, “TODAM etüdlerine kayıtlar başladı, dersler Ekim ayı itibarıyla başlayacak. Gönüllü öğretmenler ve üniversite öğrencileri tarafından Fen Bilimleri, Matematik, Türkçe ve İngilizce alanlarında, gelir durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarına ücretsiz dersler verilecek. Ayrıca bu öğrencilere TODAM aracılığıyla kırtasiye yardımı da yapılacak” dedi.

Mini mini 1’ler derse başladı İlköğretimde 1 milyon 300, okul öncesinde 1 milyon 100 bin olmak üzere yaklaşık 2 milyon 400 bin öğrenci 14 Eylül’de okulla tanıştı. Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB), okula yeni başlayacak öğrencilerin okula alışmalarını sağlamak amacıyla hazırlanan program çerçevesinde okula yeni kayıt yaptıran öğrenciler diğer öğrencilerden bir hafta önce okula başladı. Uyum programıyla ‘’okul öncesi çocukları ve ilköğretim 1. sınıf öğrencilerinin okula uyumlarının sağlanması, okul kaygısının giderilmesi, sosyal ve sportif etkinliklerle öğrenme ortamını tanıması ve sevmesi, okul kurallarını öğrenmesi ve okula iyi bir başlangıç yapması’’ amaçlanıyor.

Öğrenciler tanışma haftasında okul kurallarını öğrenecek. Sınıf, koridor, tuvalet ve kantinin kullanımı konusunda öğrencilere uygulamalı bilgi verilecek. Öğretmenlerin öykü okuyup öğrencilerin masallar anlatacağı haftada, okul bahçesinde bol bol etkinlik yapılacak.

İlköğretime yeni başlayacak öğrenciler okul hayatlarının ilk haftasında ders düzenini, teneffüsü, defter kullanmayı ve kalem tutmayı öğrenecek. İlköğretim öğrencileri için uyum programında her biri 40’ar dakikadan toplam üç ders yapılacak ve her ders arasında 15-20 dakika teneffüs verilecek. 14-20 Eylül haftasında öğretmenlerle öğrenciler tanışacak, öğrencilere okulun ilgili bölümleri gezdirilecek. Tanışma haftasında öğrencilerin okuldan eve güvenle gelip gitmeleri konusunda eğitim verilecek ve şarkılı oyunlarla dersler sona erecek. Öğrenciler bu hafta son olarak okul ve sınıf kurallarını öğrenecek.

AKP döneminde eğitim harcamaları 4,5 kat arttı! Eğitim-Sen’in yayınladığı araştırmaya göre 2002 yılında bir velinin yaptığı eğitim harcaması ortalama 720 TL iken, AKP iktidarı döneminde bu rakam 3 bin 131 TL'ye yükseldi

KESK'e bağlı Eğitim-Sen'in yayınladığı 2010 eğitim harcamaları raporda; okulların açılmasına saatler kala velileri acı bir telaşın sardığı gözler önüne serildi. Eğitim alanına ilişkin 40 kalem ürün üzerinden hesaplama yapıldığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: ''Öğrenci velileri, her eğitimöğretim yılında olduğu gibi 2010-2011 eğitim-öğretim yılında da çocuklarının daha iyi eğitim alması için ekonomik fedakarlık yapacak, ilköğretimde çocuğu olan her veli, yıl boyunca ortalama 3 bin 131 TL harcama yapmak zorunda kalacaktır. Anayasanın 42. maddesinde 'ilköğretimde eğitim parasızdır' ifadesi yer almasına rağmen bir ilköğretim öğrenci velisinin bir yılda ortalama 3 bin 131 TL eğitim harcaması yapacak olması büyük bir çelişki olarak karşımıza çıkmaktadır.''

Açıklamada, kayıt parasının bazı yerlerde 300 TL’ye yaklaştığı, bazı yerlerde ise bunun çok üzerinde rakamların söz konusu olduğu iddia edilerek, öğrenci velilerinin 8 ay boyunca da servis ücreti ödediği hatırlatıldı. Lise öğrencilerinin giyim ve ulaşım masraflarının bu rakamı daha da artırdığı kaydedilen araştırmada, şu ifadelere yer verildi: ‘’Krizle birlikte emekçi ailelerin yaşadığı yoksulluğun daha da derinleşmesi milyonlarca öğrenci velisini eğitim harcamalarını karşılayamayacak hale getirmiştir. 2002-2003 eğitimöğretim yılında bir öğrenci velisinin yaptığı eğitim harcaması ortalama 720 TL iken aradan geçen 8 yıllık AKP iktidarı döneminde bu rakam ortalama 3 bin 131 TL’ye yükselmiş, başka bir ifadeyle velilerin cebinden yapılan eğitim harcamaları son 8 yıl içinde yaklaşık 4,5 kat artmıştır.’’


Ç’HABER

07

15 • 30 Eylül 2010

Çankaya’da çocuklar mutlu, aileler emin... Çankaya Belediyesi kreşlerinde 200 minik eğitime başladı Çankaya Belediyesi’ne bağlı gündüz bakımevlerinde yeni eğitim sezonu başladı. 3 yaş gru 200 yeni öğrenci, okula başladı. Üst dönem minik öğrenciler bir üst sınıfa geçip farklı oyuncaklar ve kitaplarla tanışırken, yeni başlayanlar ise ailelerinden ilk kez ayrıldıkları için oyunlarla, şarkılarla geçen her gün yeni ortama alışmaya çalışıyorlar. Kreş ücretlerine zam yapmayarak kriz döneminde ailelere kolaylık sağlayan Çankaya Belediyesi, personel çocukları için 100.- TL, kamu çalışanları için 250.- TL, özel sektör çalışanları içinse 350 TL fiyat uyguluyor. Etüd merkezi de bulunan kreşlerde ise fiyatlar 100 – 150 TL olarak uygulanıyor. Kardeş indirimi uygulamasına giden kreşlerde ailenin ikinci ve üçüncü minikleri için yüzde 50 fiyat indirimi ile büyük kolaylık sağlanıyor. Gündüz bakımevi ve etüd merkezi ile ailelerin ilgi odağı haline gelen Çankaya Belediyesi, 865 öğrenci kapasitesi ile çalışırken, bir yandan da yeni kreş ve etüd merkezleri açma hazırlıklarını sürdürüyor.

Halkın sağlığı emin ellerde Çankaya Zabıtası Şeker Bayram’ı sonrasında denetimlerini artırdı. Ekipler yoğunlaşan denetimleri sırasında bir markette vatandaşa satılmak üzere bekletilen yaklaşık 55 kilo bozuk ete el koydu. Zabıta ekipleri tamamı bozulmuş bir şekilde satışa sunulan karkas, kuşbaşı, sucuk ve bir kısmı pişmiş bir kısmı da çiğ vaziyette bulunan kokoreç türü etlere imha edilmek üzere el koydu. Aynı işyerinde boş kasaların da gelişi güzel ortaya saçılarak çevre kirliliğine neden olduğunu ifade eden yetkililer, halkın sağlığını hiçe sayan ve mahallenin çevre düzenini bozan bu tür yerlere denetimlerin artarak devam edeceklerini belirttiler. Denetimlerin ardından açıklamalarda bulunan Çankaya Belediyesi Zabıta Müdürü Bülent Çevik, Ramazan ayı sonrasında açıkta bırıkılan et ürünlerinin satışının artığını söyledi. Çevik, vatandaşların et ürünlerini alırken etin renginden ve kokusundan bozuk olup olmadığını rahatlıkla anlayabileceklerin dikkat çekti.

Halkla ilişkilerde yeni dönem Vatandaş odaklı hizmet üretmek üzere yola çıkan belediye, ‘Çankaya Çözüm Merkezi’ ve ‘Başkanlık Refakatçileri’ projeleriyle yurttaşların sorunlarını en kısa sürede çözmeyi hedefliyor Belediye – yurttaş ilişkilerinde yeni ve daha verimli bir dönem açmak için uğraşan Çankaya Belediyesi bu kapsamda iki yeni projeyi hayata geçirdi. Temeli geçtiğimiz yıl atılan ve Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’yle ortaklaşa gerçekleştirilen 'Şikâyet Yönetim Sistemi Tasarımı'ndan hareketle oluşturulan Çankaya Çözüm Merkezi, kurulalı çok az bir zaman olmasına rağmen pek çok ilçe sakininin sorununa verimli çözümler üretti. Üniversitesanayi işbirliği çerçevesinde Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde 16'ncısı düzenlenen ve 22 projenin katıldığı proje yarışması fuarında ödül alan dört projeden biri olan "Şikâyet Yönetim Sistemi Tasarımı" projesi hedefine ulaştı. Çankaya Belediyesi’nin, vatandaşların belediye ile olan iletişimini kolaylaştırmak için hazırlanan proje daha sonra geliştirilerek Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bünyesinde “Çankaya Çözüm Merkezi”nin

kurulmasına öncülük etti. Teknik ve fiziki altyapısı tamamlandıktan sonra birimde görev alacak nitelikli personelin de eğitimden geçirilmesiyle tam kapasiteyle çalışmaya başlayan Çankaya Çözüm Merkezi, yurttaşların pek çok alandaki ihtiyaç ve şikâyetlerini çözüme kavuşturuyor; öneri ve dileklerin yönetim kademelerine iletilmesine aracılık ediyor. Düzenli veri akışı ve raporlamalar sayesinde ilçede hangi noktalardan hangi alanlarda ne yoğunlukta şikâyet geldiğine ilişkin görüler de sağlayan sistem böylece belediyenin kent planlamasına da sağlam referans noktaları sağlıyor. Başkanlık refakatçileri de göreve başladı Çankaya Belediyesi’nin halkla ilişkilerin güçlendirilmesi için hayata geçirdiği bir diğer proje olan “Başkanlık Refakatçileri” de yurttaşların beğenisini topladı. Tamamı halkla ilişkiler ala-

nında eğitim görmüş genç görevlilerden oluşan ekibi basına ve yurttaşlara bizzat kendisi tanıtan Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, “Bu uygulamanın belediyenin gülen yüzünü oluşturacağına inanıyorum” dedi. Başkanlık refakatçilerinin belediyeye bir işini çözümlemek için gelen vatandaşları kapıda karşılayarak işlemleri boyunca onlara eşlik edeceklerini kaydeden Tanık, “Böylece Çankayalılar işlemlerini hızlıca bitirecekler ve belediyeden memnun ayrılacaklar. Yaşlı yurttaşlarımız ise bir yere oturup çayını yudumlarken işlemleri bu elemanlarca takip edilip sonlandırılmış olacak" diye konuştu. Birim görevlilerinin çoğunlukla gençlerden ve kadınlardan seçilmesini 'dinamik bir ekip kurmak istedik, istihdamda pozitif ayrımcılık ilkesini uyguladık” diyerek açıklayan Tanık, “Temizlik hizmetlerinde istihdam ettiğimiz 100 kadın arkadaşımız o hizmete nasıl bir kalite ve güzellik kazandırdıysa, ina-

nıyorum ki bu arkadaşlarımız da kendi alanlarına aynı kaliteyi ve güzelliği taşıyacaklardır. Kısa süre önce çalışmaya başlasalar da şu ana kadarki performansları bizleri umutlandırmakta ve gururlandırmaktadır” diye konuştu. Başkanlık Refaketçileri Belediyenin yeni oluşturduğu "Başkanlık Refekatçileri"ni basına tanıtan  Çankaya  Belediye Başkanı  Bülent Tanık, yeni yapılandırılan belediye refakatçiliği uygulamasının belediyenin gülen yüzünü oluşturacağına inandığını söyledi. Tanık, halkla ilişkiler alanında eğitim görmüş bireylerden oluşan ekibin belediyeye bir işini çözümlemek için gelen vatandaşları kapıda karşılayarak işlemleri boyunca onlara refakat edeceklerini ve böylece vatandaşların işlerini hızlı biçimde bitirerek belediyeden memnun biçimde ayrılmalarını sağlayacaklarını söyledi. 

Asfalt ekipleri Maltepe’de Çankaya Belediyesi asfalt serme işlemlerine aralıksız devam ediyor Çankaya Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’ne bağlı asfalt ekipleri semtlerdeki çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Eylül ayı başında Maltepe ve çevresindeki sokaklarda asfalt serme işlemlerini yapan ekipler önümüzdeki hafta Birlik, Ata, Bağcılar, Mimar Sinan mahallelerinde programa alınmış sokaklara ve onarım gerektiren okul bahçelerinde çalışacaklar. Önceden duyuru yapılmasına rağmen otomobille-

rini kaldırmayan semt sakinlerinden muzdarip olan ekipler, çalışmanın yapılacağı gün araçların birkaç saatliğine başka bir yere park edilmesinin hem güvenlik için, hem de asfalt kalitesi için önemli olduğunu dile getirdiler. Sezon başında kaliteyi yükselterek 100 bin ton asfalt serme hedefini açıklayan Çankaya Belediyesi mart ayından bu yana tam kaplama ve onarım çalışmalarında 65 bin ton malzeme kullandı.


08

Ç’MANŞET

Fotoğraflar • M. Bülent GÜLER

15 • 30 Eylül 2010

Ankaralılar ÇANKAYA’da buluştu Başkentin can damarı Eylül ayı boyunca Çankaya Belediyesi tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklerle renklendi.

aeli ve Zülfü Liv ık n a T ı n a k ş dı. Ba süre selamla n zu u ri le n izleye

Eylül ayı Çankaya için hem renkli hem de zevkli bir buluşma ayı oldu. Çankaya Belediyesi’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü’nden itibaren düzenlediği pek çok kültür ve sanat etkinliği, Çankayalıları ve Çankaya Belediyesi’ni buluşturdu Livaneli’yle barış ve özgürlük şarkıları söyledik

A

nkara’da en son konserini 1997’de Hipodrom’da veren ve 500 bin başkentliyle buluşan Zülfü Livaneli, 13 yıl aradan sonra bu kez Anıtpark’taydı. Zülfü Livaneli ve başkentin en içten korosu, ‘Yiğidim Aslanım’ türküsünü Anıtkabir’e dönerek söyledi. Anıtpark, konseri izleyen on binlerce Ankaralı’ya yetmedi. Bazı izleyicilerin alana sığmadığını gören Livaneli, “Yola doğru gelin. Bizler devrimci insanlarız. Gerekirse yolu kapatırız” dedi. Bunun üzerine, kavşağın bir bölümü izleyiciler tarafından trafiğe kapatıldı. Yaklaşık iki saat süren konserin ardından yeniden sahneye çağrılan Livaneli, iki parça daha seslendirerek Ankaralılara unutulmaz bir gece yaşattı.

Çankaya’da belediye – yurttaş buluşması, 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen sokak sergileriyle başladı. “Savaşa HAYIR! Barış Hemen Şimdi” sloganıyla hazırlanan etkinlikler kapsamında ilk olarak Sakarya Caddesi’nde bir fotoğraf sergisi açıldı. Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’ın da katıldığı ve basın toplantısıyla açılan sergide sanatçı Mehmet Özer’in barışa dair yüzleri, umutları ve dilekleri paylaşan fotoğrafları başkentlilerle buluştu. Aynı gün açılışı yapılan barış temalı bir diğer fotoğraf sergisine ise Galeri Kara ev sahipliği yaptı.  Başkan Tanık, açılışını belediye meclis üyeleri ve sanatçılarla birlikte yaptığı “Barış, Sanat ve Dünya” adlı sergide, ev sahibi sıfatıyla bir de konuşma yaptı. Tanık, “Barış etkinliğinde seçkin eserlerini bizimle paylaşan sanatçı dostlarımıza teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Çankaya Belediyesi’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında ev sahipliği yaptığı en önemli etkinlik ise kuşkusuz Zülfü Livaneli konseriydi. Zülfü Livaneli’nin kendisiyle birlikte türkü söylenen bir müzik adamı olduğunu da ifade eden Başkan Tanık, “O’nun en önemli özelliği yüz binlerce insanla birlikte mükemmel bir koro oluşturabilmesidir. Söylediğimiz türkülerle insanlığı savaşa, yoksulluğa, her türlü eşitsizliğe ve adaletsizliğe mahkûm eden hâkim anlayışlara, hep birlikte ve en yüksek sesle hayır diyeceğiz!” diye konuştu. Türküler yine Çankaya’dan yükseldi Çankaya Belediyesi, başkentlileri Ramazan Bayramı’nda da yalnız bırakmadı. On binler, 10 Eylül akşamı Anıtpark’ta düzenlenen Bayram Konseri’nde Musa Eroğlu, Burcu Güneş ve Edip Akbayram’la coştu. Çankaya Belediyesi sanatçısı Gülperi Öztürk ve Hoy-Tur Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisinden sonra sahneye alan Musa Eroğ-

lu, Burcu Güneş ve Edip Akbayram Anıtkabir ışıkları altında muhteşem bir konser verdiler. Alkışlar eşliğinde sahneye gelen halk müziğinin dev ismi Musa Eroğlu, ‘haydi büyük bir koro oluşturalım’ diyerek sevilen türkülerini alanı dolduran Ankaralılarla birlikte seslendirdi. “Hiçbir şeyimiz yoksa ozanlarımız var” Başkan Bülent Tanık, Türk Halk Müziği’nin ustası Musa Eroğlu’na bir teşekkür çiçeği sunup izleyicilere hitap etti. “Hiç bir şeyden korkumuz olmasın. Hiçbir şeyimiz yoksa ozanlarımız var” diyen Tanık, “Onların türkülerini susturmaya hiç kimsenin gücünün yetmeyeceğinden kuşkumuz yok. Bu halk hem haklarını hem doğruyu bulur hem de hoşgörülüdür. Bugün burada buluşmamızın nedeni aslında pek de öyle harcıalem siyaset değil. Aslında bir bayram şenliği. Bu bayram şenliğini, şenliğe çevirmek sanatçılarımızın olduğu kadar bizlerin de katkılarıyla hep birlikte yapılacak. Onlar bize ışık tutacaklar yüreklerimizin tellerine dokunacaklar biz de birlikte eğle-


Ç’MANŞET

09

15 • 30 Eylül 2010

işte BELEDİYE YURTTAŞ birlikteliği Sergiler, konserler ve sokak etkinlikleriyle ilçe sakinleri hem başkentteki yaz durgunluğundan kurtuldular hem de belediye yetkilileriyle bir araya gelip kentlerine ilişkin merak ettikleri soruların cevabını birinci ağızdan öğrendiler, isteklerini ilettiler neceğiz, barışı, hoşgörüyü, kardeşliği, insanca yaşamayı, adil bir kenti, adil bir ülkeyi kurmayı ama özgür ve demokrat devrimci yurttaşların elinde kurmayı yüceltmeyi, korumayı, kollamayı garanti altına alacak bayramlar yaratacağız. Çocuklarımızın aydınlık geleceklerde daha gür, daha özgür seslerle haykırabilmelerini sağlamak üzere hepinizi selamlıyorum” dedi.

Usta hayran bıraktı Bayram Konseri’nin son ustası Ankaralılarla Anıtkabir ışıkları altında bir kez daha buluşmanın kıvancını yaşadığını söyleyen Edip Akbayram oldu. Türkülerini Ata’ya armağan ederek başladığı konserinde muhteşem bir performans sergileyen Akbayram, Ankaralıları bağlama

virtüözü Yolcu Bilgiç’le baş başa bırakarak nefis bir de şelpe dinletisi sundu. Konser bitiminde Güneş ve Akbayram’a da teşekkür çiçeklerini sunan Başkan Tanık, “Sanatçılarımız hepimizin geleceğe dönük beklentilerini, yılmaz, kararlı yürekleriyle bir kez daha güçlendirdiler. Onlara çok teşekkür ediyoruz. Bu konserimizi şenliğe dönüştüren siz Ankaralılara, Çankaya adına teşekkür ediyorum. Hayırlı bayramlar” diye konuştu.

Genç yıldız coşturdu Musa Eroğlu’nun ardından sahne alan Burcu Güneş, popüler parçalarından bir demet sunduğu konserde programını hep bir ağızdan söylenen ‘Çile Bülbülüm Çile’ parçasıyla bitirdi.

Edip Akbayra m Bayram K onserleri kapsamında Çankayalıla rla buluştu.

Ankaralı , türküleriyle lu ğ ro E a s u M dirdi eri yüreklen sanatseverl


10

Ç’SÖYLEŞİ

15 • 30 Eylül 2010

Hakkı Suha Okay:

“Değişim sürecinde parti-örgüt işbirliği güçlendi”

“Çankayalıların gurur duyacağı, yaşamaktan keyif alacağı bir kent oluşturmak için çalışan bir belediye başkanımız var”

Söyleşi ve fotoğraflar Deran ATABEY D.A: Türkiye’nin değişim hızı ile CHP’nin değişim hızını kıyaslar mısınız? Hakkı Süha Okay: Ben siyasete 1971’de CHP Gençlik Kolları’yla başladım, 40 yıldan beri de aktif siyasetin içindeyim. Bu sürede hem ülkenin hem CHP’nin geçirdiği değişimlere ve kırılma noktalarına tanıklık ettim. “Türkiye’nin değişim hızı” dendiğinde hangi kavramın hangi bağlamda ele alındığına dikkat etmek lazım. Türkiye son 40 yıldır daha demokrat, zengin ve huzurlu bir ülke mi? Türkiye’nin demokrasi serüveni sancılı ve keskin hatlarla çizilmiş dönemlerden oluşuyor. Bütün askeri darbelere ve muhtıralara rağmen, üstelik kapatılma pahasına CHP, Türkiye’de demokrasi alanındaki değişimin öncülüğünü yaptı. CHP, bu ülkede çok partili yaşamı hayata geçiren, demokratik hakların kullanılmasına getirilen kısıtların kaldırılması için en fazla çalışan partidir.

bu söylemler Türkiye gerçeği ile bütünleştirilmiştir. “Ortanın solu” politikası CHP’nin yaşadığı önemli değişimlerden biridir. Keza CHP’nin Güneydoğu sorununa bakışı ve çalışmaları da bu yönde değerlendirmek gerekir.. Gelinen noktada söylem değişikliğinin çok ötesine geçildi, adeta bir kabuk değişimi yaşanıyor… CHP, Cumhuriyet’i kurduğu tarihten bu yana kurumsal kimliği ile ayakta duran bir siyasi partidir. Bu itibarla, parti programlarının belirlenmesi CHP’nin kurultaylarında olur. Kurultaylarda alınan kararlar CHP’nin siyasi projeksiyonudur. Şimdiki süreçte ise bir kadro değişimi gerçekleştirilmiştir.

Peki sizce CHP’nin dinamikleri hangi hızla değişiyor? Birileri CHP’nin tarihsel sorumluluğunu görmezden gelmeye çalışsa da, partimiz köklerinden aldığı deneyimle, kendi iç siyasi dinamiklerinde zamanın gereği olan yenilikleri yapmaktadır. Değişim süreçlerinde önemli adımlar atılmış, iddialı ve altı dolu söylemlerle ortaya çıkılmış ve

“Üç ay gibi kısa bir sürede Sayın Kılıçdaroğlu ile birlikte 70 ilde, 201 ilçede miting yaptık, halkla buluştuk. CHP tarihinde de, Türk siyasi tarihinde de böylesine dinamik bir çalışma örneği yoktur”

Yeni yönetimin ilk somut etkisi ne oldu? Bu değişim süreci, en başta örgütlerle birlikte aktif bir çalışma uygulanmasını sağladı. Üç ay gibi kısa bir sürede Sayın Genel Başkan’la birlikte 70 ilde, 201 ilçede miting yaptık, 300’ü aşkın belde ve yerleşim biriminde halkla buluştuk. CHP tarihinde de, Türk siyasi tarihinde de böylesine dinamik bir çalışma örneği yoktur. Kısa bir sürede nasıl bu kadar aktif bir çalışma yürütebildiniz? Örgütlerin katılımcılığını artırmayı öngören yeni bir model hazırladık. Buna göre çalışmalar her ilde 6’şar kişilik gruplar halinde yürütüldü. Bir merkez yönetim kurulu üyesinin yönetiminde 5 kişi görev aldı, 5 milletvekili de çalışmalara destek verdi. Önemlidir, değişimde güzel bir öz denetim süreci yaşadık. Örneğin referandum sürecinde, 118 bini aşkın sandığın, ki bu sayı toplam sandık sayısının %78’inden fazladır, tutanakları alındı ve bunlar CHP’nin Bilgi İşlem Merkezi’nde işlem gördü. Türkiye’de yıllarca miting yapılmayan il ve ilçelerde mitingler yapıldı. Ve kararlılık şu oldu; bundan sonra vatandaşla bire bir temas edeceğiz, vatandaşın ayağına gideceğiz ve vatandaşla orada buluşacağız. Partideki yeni yapılanma iktidar umudunu güçlendirdi mi, yaptığınız mitinglerde bunun emarelerini gözlemleyebildiniz mi?

Bu durumu, mitinglerin yanı sıra partiye olan katılımlardan da gözlüyoruz. Sol siyasette yer alan birçok aktif kadro CHP’de bütünleşme kararı aldı ve CHP’de yeni yapılanma sonrası bir anda mevcut üye yapısının üzerine yüzde 20 civarında yeni üye kaydı oldu. CHP’den istifa etmiş ya da kendisini CHP ailesinin dışına taşımış olan çok ciddi bir yapı, yeniden CHP’ye döndü. Yani bunlara bir bütün olarak baktığınızda CHP’nin sadece mitingleri değil iktidar umudunu taşıyan. Eğer 92’den bu yana partiye katılan üye sayısının yüzde 20’si kadarı sadece son 2-3 ayda CHP’yi tercih etmişse bu CHP’nin çok ciddi bir buluşma mekânı olduğunun göstergesidir. Referandumundan bahsetmek gerekirse, sonuçları nasıl okuyorsunuz? Bardağın hangi tarafını görüyorsunuz? Tersine bir hava estirilmeye çalışılsa da referandum sonuçları, ne iktidar için güven oylamasıdır ne de muhalefet için iktidarı yerinden edebilecek bir oylamadır. Sonuç itibariyle halkın bir tercihinin yansımasıdır ancak şu da bir gerçektir ki, iktidarın baskısından çekinen bazı kesimler sandıktan çıkacak oy sonucunun iktidarın tepkisini çekebileceği endişesi taşımaktadırlar. Bazıları iktidara yakın olmanın sağladığı imkânlardan, bazıları dağıtılan yardımlardan mahrum kalmaktan korkmaktadır. Ancak “toplum sözleşmesi” demek olan Anayasa metninin yüzde 42 gibi yüksek bir olumsuz oy oranıyla karşılanması da düşündürücüdür.

Referandum sonuçlarına bakarak 2011 genel seçimlerindeki Türkiye, Ankara ve Çankaya beklentileriniz nelerdir? Hedef olarak yüzde 40 civarında bir oy hedefimiz var bu da geçtiğimiz genel seçimlerle kıyaslandığında yüzde yüzlük bir artışı hedeflediğimiz anlamına geliyor ki bazıları bunu abartılı bulabilir. Ama ben bunun olabilirliğinden tereddüt etmiyorum, çünkü çok sıkı çalışıyoruz. Sizin de seçim bölgeniz olduğu için özellikle Ankara’yı ve Çankaya’yı değerlendirmeniz gerekse… Çankaya CHP’ye her zaman destek vermiştir ancak referanduma yüzde 25 gibi önemli bir katılım eksikliği tespit ettik ki bu hem referandum sonuçlarını hem de oranların değişkenliğini etkiledi. Son seçimde Belediye Başkanımız 287 bin civarında oy aldı, inanıyorum ki, 2011’de yapılacak seçimde CHP, bunu baz alıp hedefini bu oyu yüzde 50 artırmak olarak koyacaktır. 5 yıl sonra sizi nerede göreceğiz? Önümüzdeki öncelikli hedef; Türkiye 2011’de bir seçime gidecek, bugüne kadar olduğu gibi bu seçim sürecinde de CHP’de önemli bir sorumluluk üstlenecek bir kişi olarak iktidardaki siyasetin içinde, iktidardaki CHP’nin içerisinde sorumluluk taşıyacağım inancını ifade etmek isterim.

Çankaya’dan söz açılmışken, Çankaya’da ikamet eden bir yurttaş olarak belediye hizmetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Çankaya’da yaşamanın Çankayalı olmanın bir ayrıcalığı vardır. Bugün yine Çankaya’da başarılı bir Belediye Başkanımız bulunmaktadır. Kentin imarının ötesinde temizlik, park bahçe, kaldırım, asfalt, kültür ve sanat gibi tüm belediyecilik hizmetleri sosyal demokrat belediyecilik anlayışına uygun şekilde gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Kimi zaman geçmişte bazı belediyecilik uygulamalarından kaynaklanan rahatsızlıklar artık Çankaya’da söz konusu değil. Çankaya Belediye Başkanı da bu konuda başarılı bir görev yapmaktadır. Bundan sonra da Çankayalıların gurur duyacağı, yaşamaktan keyif alacağı bir kent oluşturmak için çalışan bir belediye başkanımız var.


Ç’YORUM

11

15 • 30 Eylül 2010

Bir zamanlar sokakların tamamının yayalara ait olduğu unutulduğu “gibi, yayaların elinde kalan yaya kaldırımları da taşıtların hareketi için

daraltılıyor, ya da park yeri oluyor

mekânı çoğu kez yayalar yokmuşçasına düzenleniyor; “ Ulaşım otomobil trafiğini rahatlatmak için yayalar ve yaya ulaşımı

kolaylıkla hiçe sayılıyor

YAYALAR HAKLIDIR Eser ATAK • Şehir Plancısı / Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Yaya ve taşıt, trafiğin tanımı içinde yer alan iki özne... İkisi de birer ulaşım biçimi. Biri insanın ilk ve en temel ulaşım biçimi olan adım atmaya dayalı yürümek, ikincisi ise insanoğlunun 'mobil'e 'auto' özelliğini ekleyerek icat ettiği arabanın tekerlekleri üzerindeki hareketi... Ancak iki ulaşım türü arasında temel bir fark var: Hangi ulaşım türünü kullanacak olursak olalım, ya da nereye gidersek gidelim her ulaşım biçimi yürüyerek başlar ve biter. Dolayısıyla yayalık, insanoğlunun varoluşundan bu yana vardır, var olmaya devam edecektir. Hızlı olan üstün Otomobillerin kentlerde boy göstermeye başladığı yüz yıl öncesinden bu yana kabul gören anlayış şudur: "Motorlu taşıtlar hızlı olduğu için üstündür; bu nedenle daha yavaş hareket biçimleri ve onların kullandığı mekanlar önemli değildir. Kentler, üstün olanın isteklerine göre biçimlendirilmeli, sokaklar motorlu taşıtların daha hızlı ve rahat gidebileceği şekilde düzenlenmelidir." Bir zamanlar sokakların tamamının yayalara ait olduğu unutulduğu gibi, yayaların elinde kalan yaya kaldırımları da taşıtların hareketi için daraltılır, ya da park yeri olur. Işıklı yaya geçitleri kaldırılırken, yerine onlarca basamaklı üst-alt geçitler yapılır; yayalar için karşıdan karşıya geçiş süresi azaltılır. Motorlu ve yayan hareket, kent yaşamı içinde sürekli karşılaşma ve kesişme halinde olmak zorunda. Ancak, ülkemizde trafiğin bu iki unsurunun kentteki karşılaşmalarında, yaya ve taşıtların yol mekânını paylaşmalarında hiç de adaletli olmayan bir ulaşım düzeni söz konusu… Yayalar ve yaya trafiği, kentlerdeki en önemli ulaşım biçimi olduğu halde çoğunlukla görmezden geliniyor ve dışlanıyor. Ulaşım mekânı çoğu kez yayalar yok-

muşçasına düzenleniyor; otomobil trafiğini rahatlatmak için yayalar ve yaya ulaşımı kolaylıkla hiçe sayılıyor. Taşıtların durdurularak yayaların yoldan düzayak geçmesi, sanki taşıta yapılan bir haksızlık olarak görülüyor. Oysa yayalara yapılan bilinçli ya da bilinçsiz dayatmacı tutumu büyük çoğunluk normal karşılıyor. Taşıtların hızlandırılması düşünülürken, yayalar sürekli olarak hareketinin yavaşlatılmasına ve engellenmesine maruz kalıyor. Şoför mahallinden kente bakış Taşıt sürücüleri de “şoför mahali” içinden benzer bir tutum içinde yayaları algılıyor. Taşıt sürücüleri ve trafik polisleri çoğu kez yayaları, üst geçitleri kullanmadıkları için suçluyor. Ancak üst geçitleri kullanmak, insanın enerji korunumu güdüsüne aykırılık oluşturuyor. İnsan, tabiatı gereği en az enerji harcayacak yolları kullanmak ister. Üst geçit yerine yolu düzayak geçme isteği de bundan kaynaklanır. Işıklı yaya geçidini kaldırıp onlarca basamaklı üst-alt geçit yaparsanız, yayalar bu geçitleri geçmemek için haklı olarak direnir. Esasında, yaya alt ve üst geçitleri, yayalar için değil, taşıtların yolda durmadan geçmesi için yapılır. Taşıt sürücüleri ve yayalar arasında, ışıklı yaya geçitlerinde de çoğunlukla sürtüşme ve çatışmalar yaşanır. Dikkat edilirse, trafik ışıklarında taşıtlara ayrılan geçiş süresi, yayalara ayrılandan iki-üç katı daha fazladır. Hatta, bazı ışıklı geçitlerde yayalara ayrılan geçiş süresi o kadar kısadır ki, yavaş yürüyebilen yayaların bu sürede yoldan karşıya geçmeleri çoğu kez müm-

kün olamaz. Bu durumda, yayalar taşıtların durmasını beklemeden yoldan karşıya geçmek ister. Çünkü burada yayalar aleyhine ciddi bir adaletsizlik söz konusudur. Ulusal ve uluslararası standartlardaki, "karşıdan karşıya geçiş süresinin, en yavaş yayalar olan yaşlı ve çocukların hızının esas alınarak belirleneceği" ilkesi ise kolaylıkla hiçe sayılır. Trafik düzenlemelerinde yayalar aleyhine yapılan ayrımcılığın yanında, taşıt sürücülerinin de kullandıkları arabanın her an bir ölüm makinesine dönüşebileceğinin ve yayaların ne denli korunmasız olduğunun farkına varması gerekiyor. Taşıt sürücüsünün hareket halindeyken, eli tetikte, mermisi namluya sürülmüş silahını kalabalığa doğrultarak dolaşan birinden çok fazla farkı yok. Taşıtın hızı arttıkça silahın horozu biraz daha gevşer, kontrol azalır. Ufak bir dalgınlık ya da dikkatsizlik, kan ve ölüm anlamına gelir. Namlunun doğrultulduğu kalabalık arasında en savunmasız olanı da yayalardır. Yaya korunmasızdır, arabalar gibi metal zırhı ve silahı yoktur. Yaya yavaştır, zararsızdır, masumdur; hiç kimse için tehlike içermez. Hızlı, zırhlı ve güçlü olan motorlu taşıttır. Taşıt sürücüsünün dalgın ve dikkatsiz olmaya hakkı yoktur. Sürücü, kullandığı taşıtın (makinenin)

hızına ve her hareketine hükmedecek uyanıklığı koruma sorumluluğunu, o taşıtı sürmeye başladığı anda kabul ve taahhüt ediyor demektir. Taşıtı sürmek için "ehliyet" sahibi olma koşulu da, zaten bunun için vardır. Ehliyet sahibi olmak, "ehil", "usta", "yetkin" olmak anlamına gelir. Oysa, yayalar yürürken hayal kurabilir, dalgın olabilir. Çünkü, taşıtlar gibi başkalarının hayatı için tehdit unsuru olacak bir-iki tonluk bir ağırlığa, hıza ve güce sahip değildir. Ayrıca, yayalar arasında uyanık ve dikkatli olamayacak, hızlı hareket edemeyecek, hasta, yaşlı, özürlü ve çocuklar gibi bedensel ve zihinsel açıdan kısıtlılığa sahip bireyler de önemli yer tutar. Bu durumda yayaların tümünün her an, her tehlikeyi ve uyarıyı fark edebilecek yeterliliğe ve hareketliliğe sahip olmalarını beklemek tümüyle haksızlık olur. Yol sadece taşıtın mı? Taşıt sürücülerinin büyük bölümü, yol mekanını kendi özel mülkü olarak kabul ettiğinden, trafikte hızını azaltacak her unsuru -özellikle yayaları ve bisikletlileri- özel mülküne tecavüz eden bir 'hasım' olarak görür. "Yayalar ve düzayak yaya geçitleri taşıtların hızını düşüren bir engeldir. Bu yüzden yayaların 'özel mülke' (yol mekanına) girmemeleri için her türlü tedbir (bariyerler, üst-alt geçitler) alınmalıdır. Bir şekilde taşıt yoluna giren bir yaya ise üzerine hızla araba sürülerek ve kornaya uzun uzun basılarak tehdit edilmelidir!" Halbuki, taşıttan indiğinde sürücü de yaya konumuna geçecektir. Taşıtın içinde avantajlı ve hızlı konumda olmak isteyen sürücü ve yolcular, taşıttan indiğinde, yani yaya olarak hareketini sürdürdüğünde niçin bu avantajını yitirmek zorundadır? Oysa, kent yaşamı içinde in-

sanlar, bazen sürücü, bazen yolcu, bazen yaya konumunda olabilir. Herhangi bir durumda sahip olunan haklar, diğer hareket biçimine geçildiğinde dezavantaja dönüşmemelidir. Yıllardır, motorlu taşıtların egemenliğinin sağlanması yönünde yayalara yönelik uygulanan sistematik adaletsizlikler, 'yaya hakkı' kavramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Örnek aldığımız 'ileri' ülkelerde, uzunca bir süredir yaya haklarının korunması ve geliştirilmesi tartışılan en önemli kentsel konular arasındadır. Avrupa ve ABD'de, yayaların hareketinin kolaylaştırılması ve yaya güvenliğinin artırılması için çok ciddi çalışmalar yürütülmektedir. Hollanda'da konut alanlarında hız sınırı 30 km/h 'e düşürülmüştür. Yayaların caddelerden geçişini kolaylaştırmak için yaya kaldırımları genişletilmekte, taşıtların hızını düşürecek fiziksel önlemler alınmaktadır. Trafikte, özellikle de ışıklı ya da ışıksız bir yaya geçidinde yayaya çarpan sürücüler, en ağır biçimde cezalandırılmaktadır. Ülkemizde ise 'yaya geçidinde' taşıtların çarpması sonucu yaralanan-ölen yayalar bile "kusurlu" sayılabilmektedir. Toplumsal ve kentsel yaşamın bir gereği olarak yollarda ve yaya geçitlerinde yayalar ve taşıtlar karşılaşmak zorunda... Bu karşılaşmaları daha tehlikesiz ve güvenli duruma getirmek, büyük ölçüde sürücülerin ve kent yöneticilerinin elinde... Kent yöneticileri ve trafik düzenleyicileri, yol kullanıcıları arasında adaletli ve insancıl bir düzen sağlamalı, sürücüler de kullandıkları makinenin (arabanın) yaşamları karartan tehlikeli bir silah olduğunu hatırdan çıkarmamalı. Kazaları selâmlaşmaya dönüştürmek, ölümü yaşama çevirmek elimizde. Bu fırsatı kullanalım ve sokakların binlerce yıldır yayalara ait olduğunu, taşıtların içindeyken de fark edebilelim.


12

Ç’KÜLTÜR

15 • 30 Eylül 2010

Ankara bir dönemin utancına tanıklık etti… Etkileri günümüzde daha da derinden hissedilen 12 Eylül 1980 darbesinin sebep olduğu acıları gözler önüne seren “12 Eylül Utanç Müzesi” Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açıldı Devrimci 78'liler Federasyonu tarafından düzenlenen ve darbe dönemine ait yüzlerce belge, fotoğraf, kişisel eşya ve tanıklığın sergilendiği müzenin açılışına Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda 78'liler derneği üyesi de katıldı. Müzenin açılışı fotoğraf sanatçısı Mehmet Özer’in şiirler ve fotoğraflar eşliğinde yaptığı sunumla başladı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ankara 78'liler Derneği Başkanı Hüseyin Esentürk, 12 Eylül tanıklarının tanıklığını kayıt altına almak için böyle bir müze açtıklarını belirterek, ''12 Eylül karanlığına karşı duranların türküsünü söyleyeceğiz'' dedi. Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık da Türkiye'de hem sağcıların hem de solcuların 12 Eylül Anayasası'nı lanetlediğini belirterek, “Türkiye'de yaşananların nedeni 1982 Anayasa-

Bir İstanbul masalı: Son Yeniçeri Tarihçi kimliği ve Alevilik üstüne yaptığı kapsamlı araştırmalarla tanındığı kadar, romancılığıyla da büyük beğeni toplayan Reha Çamuroğlu’nun, çok konuşulan romanı Son Yeniçeri de Everest Yayınları’nda... Son Yeniçeri, 18. yüzyıl İstanbul’unun romanı. Son Yeniçeri, savaşların seferberliklerin, mürşitlerin, müritlerin İstanbul’unu ve yeniçeri döneminin kapanışını anlatıyor. Keyifli okumalar… sıdır, bu doğru. Ancak 12 Eylül 2010’da oylanacak Anayasa değişikliğinin hazırlanma dayatılma biçimiyle 1982 Anayasası’nın hazırlanma ve oylanma mantığı arasında fark yoktur. Oylanacak tas-

lakta, mevcut anayasayı aratmayacak ve topluma büyük zarar verecek düzenlemeler var” dedi. Müzede 1980 olaylarında cezaevine girenlerin, hayatlarını kaybedenlerin isimleri, hayat hikâyeleri,

mektupları ve fotoğrafları, dönemin mağduru sanatçıların resimleri ve işkence aletleri yer alıyor. 15 Eylül tarihine kadar Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açık kalan sergi diğer illeri de gezecek.

Ferhan Şensoy Çankaya’ya konuk oluyor Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ferhan Şensoy’un yazıp yönettiği ‘İşsizler Cennete Gider’ adlı polisiye güldürüye evsahipliği yapıyor Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi, Ferhan Şensoy’un yazıp yönettiği ‘İşsizler Cennete Gider’ adlı polisiye güldürüye evsahipliği yapıyor. 26 Eylül akşamı saat 20’de başkentli sanatseverlerle buluşacak oyun son dönemin en önemli gündem maddelerinden biri olan “işsizliği” konu alıyor. Oyunda, yüksek öğrenim görmüş bir çiftin uzun süre iş bu-

lamayarak başlarına gelen dramatik olaylar konu ediniliyor. ‘İşimiz iş aramak’ biçiminde yaşamayı sürdüren bir karı kocanın, varoluş savaşımı üstüne tezelden bir çözüm dilekçesi sunan oyunda, günümüzde rekor düzeye ulaşan işsizlik kara mizah yoluyla anlatılarak büyüteç altına alınıyor. Güldürüde Ferhan Şensoy’un yanısıra, Serap Günaydın, Ali Çatalbaş ile Elif Durdu da rol alıyor.

Bir gezginin anıları: Keyfe Gezer Barselona, Roma, Napoli, Paris, Stockholm, Kopenhag, Viyana, Amsterdam ve Madrid’in en ilginç, en özgün, en eğlenceli, en sıkıcı, en heyecanlı, en tehlikeli, en keyifli bulduğu yönlerini yazdı...  Arzu Çağlan'ın sivri ve eğlenceli kaleminden bu dokuz Avrupa kentini okumaya hazır mısınız? Alfa Yayınları’ndan çıkan ilginç kitap Keyfe Gezer’le keyifli gezmeler!

İki kent, iki resim arasındaki ince fark Ankara Metro Sistemi

Daha fazla hikaye: Gece Kaçakları 1974 yılında şekillenmeye başlayan Ankara’nın kardeş şehri Seul’un metro sistemi 12 ayrı sistemden oluşuyor. Ayda ortalama 2.2 milyon kişiye hizmet veriyor. 1992 yılında yapımına başlanan Ankara metrosu 2 ayrı sistemden oluşuyor. Yılda 1 milyon civarı yolcuyu taşıyor.Ayrıca tek binişlik bilet de alınamıyor... Seul Metro Sistemi

Mosca Mye en yakın arkadaşı Saracen'le birlikte kendine güzel bir gelecek aramak için yollara düştü. Kılavuz olarak bir konuşma üstadı ve şair olan Eponymous Clent'i seçmişti. Kaçak bir yetim ve tahripkâr bir kazın sıra dışı bir maceraları... Frances Hardinge’nin yazdığı, Özlem Gayretli Sevim’in dilimize kazandırdığı kitap İş Bankası Yayınları’ndan çıktı.


Ç’SANAT

Festivadi başladı! Dikmen Vadisi halkı, “Festivadi”nin bu yıl ikincisini düzenlemek için kolları sıvadı. Bu yıl 19-26 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Festivadi’de, tiyatrodan klasik müziğe, halk konserlerinden panel ve söyleşilere birçok etkinlik yer alıyor Dikmen Vadisi, Festivadi’nin bu yıl ikincisini düzenlemek için çalışmalarını tamamladı. 19-26 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Festivadi’de, tiyatrodan klasik müziğe, halk konserlerinden panel ve söyleşilere birçok etkinlik yer alıyor. Festivadi-2’nin bu yıl ki ana sloganı ise; “Gülmek, bir halk gülebiliyorsa gülmektir” … Tüm başkentlileri Festivadi 2’ye davet eden Festival Komitesi, kaleme aldığı açık mektupla Festivadi’nin bir direniş çağrısı olduğunu söyledi. “Bir yıl önce idi; evimize, mahallemize davet etmiştik sizleri. Ve sizinle, bir büyük sırrı paylaşmıştık” diye başlayan mektupta vadi halkı başkentli komşularına şöyle seslen-

13

15 • 30 Eylül 2010

di: “Adına “Festivadi” dediğimiz bir düşü; türkülerimiz, halaylarımız, heykellerimiz, resimlerimiz, oyunlarımızla; ellerimiz ve emeğimizle, hep birlikte yarattık. Gündemdeki yıkım saldırısını, dayanışmanın, paylaşmanın ve sanatın gücü ile vicdani bir barikatla karşılamıştık. İşte biz o vakit, örgütlü bir halkı hiçbir gücün yenemeyeceğini bir kez daha anladık. Ve şimdi bir kez daha; üstelik yeni bir kentsel yağma projesinin ve yeni bir yıkım saldırısının arifesinde, Yukarı Dikmen Vadisi’ne davet ediyoruz sizi! Bilesiniz ki bu, kesinlikle ve açıkça bir direniş çağrısıdır! Bu, dünün kaybedenlerinin, bu günün yok sayılanlarının; yarınlara dair sahiplik iddiasıdır! Tekel işçileriy-

le soğuğu paylaşanların, derelerin suyu için yol kesenlerin, ulaşım hakkı için otobüs işgal edenlerin, yüreğini yerin altında ölen taşeron madencilerle gömenlerin; olmadık işler yapıp, her fırsatta haramilerin çarkına çomak sokanların buluşmasıdır bu. Bu, kesinlikle ve açıkça bir barikat yoldaşlığıdır! Her gün ve her şey aleyhimize gelişirken, bizler sabırla ve inatla çoğalıyoruz. Ölmek için erken daha, kaybetmek için geç; bitmedi ki yolumuz, tükenmedi ki umudumuz? O halde; “Festivadi”ye davetlisiniz! Hoş geldiniz; evinize, vadinize...

DİKMEN VADİSİ HALKI

Festivadi 2’nin etkinlik programı çok renkli...

Fatih ÖNAL

Oyun Yazarı ve

Dramaturg

SANATIN SOKAĞI “Farklı repertuarlardan ısırık almadan geçmeyiniz”

A

nkara yazını Ankara ayazına taşıyacak günlerin başlangıcı; başkent baharlarının en sevilen ayı Eylül, nihayet kentimizi onurlandırdı. Hoş geldi, sefa geldi, heybesi dolu geldi… Biliyoruz ki bu heybeden türlü türlü yemişler çıkacak. 1 Ekimde perdelerini açacak olan Devlet Tiyatrolarının yanı sıra, başta AST, Ekin Tiyatrosu, Öteki Tiyatro ve belediye tiyatrolarını izlemekle yetinmeyiniz; zamanı geldiğinde yine buradan duyuracağımız TAKSAV Uluslararası Tiyatro Festivali ve Ethos Tiyatro Festivali’ni de bu listeye ekleyiniz. Amatör tiyatrolara da şans ve destek vermeyi ihmal etmeyip aralarında kendi çocuklarınızın ve dostlarınızın da bulunduğu üniversite topluluklarındaki genç ve yaratıcı reji denemelerinden ve farklı repertuarlardan ısırık almadan geçmeyiniz. SAHNE TÜYOLARI

20 Eylül’de başlayan ve 26 Eylül’e dek sürecek olan Festivadi 2’nin etkinlik programı da çok renkli. 20 Eylül günü 18.30’da yapılan açılışın ardından Şef Mustafa Özarslan yönetimindeki Barınma Hakkı Çocuk Korosu, Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu önünde konser verdi. Etkinliğin ikinci gününde (21 Eylül Salı) saat 19.30’da Ahmet Özer’in yönettiği ve Tekel direnişini anlatan “Gördüğümüz Kendi Yüzümüzdür” adlı belgesel film gösterildi. Program 22 Eylül Çarşamba günü saat 19.00’da Özgür Tiyatro’nun “Hakikat” adlı oyunu ve saat 20.00’de Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu önünde verilecek Klasik Müzik dinletisi ile sürecek. Festivadi 2’nin etkinlik programında en çok ilgi görmesi beklenen etkinliklerden biri de 23 Eylül Perşembe günü saat 18.30’da düzenlenecek olan “Direnişte Kadın Hikâyeleri” etkinliği olacak. Aynı günün son etkinliği ise 20.00’de İmge Tiyatrosu’nun sahneye koyacağı tiyatro gösterisi olacak. 24 Eylül Cuma günü saat 15.30’de ilk önce ritim atölyesi Atölye Kam sahne alacak. Ekip “Davulum Masalı;

Masadan Davullu” adlı etkinlikle seyircileri selamladıktan sonra saat 17.45’de ritim atölyesinde hazırlanan performansın sunumu yapılacak. Vadideki çocukların başkentli yaşıtlarına armağanı olan "Hokus Pokus Bir Öykü” adlı çocuk oyunu da saat 18.00’de Tiyatro Tempo tarafından sahnelenecek. İllüzyon ve animasyon gösteriyle renklenecek olan etkinlik saat 20.00’de başlayacak olan “Direniş Ateşi Başında Şiir Dinletisi” ile o günlük son bulacak. Festivadi 2’nin son iki günü konserler, paneller ve şenliklerle dolu. 25 Eylül Cumartesi günü saat 15.00’de düzenlenecek olan “Direniş ve Sanat” konulu paneli oturum başkanı olarak Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu’ndan Tarık Çalışkan yönetecek. Turan Güneş Bulvarı yamacı, Yıldız Polis Karakolu altında saat 17.00’de başlayacak olan uçurtma şenliğinin ardından saat 19.00’da Grup Suskun ve Ezginin Günlüğü konserleri başkentli direnişçilerle buluşacak. Konserin ardından gece saat 23.00 den ertesi gün sabah 08.00 kadar ateş başında direniş nöbeti de tutula-

cak. Festivadi 2, 26 Eylül Pazar günü saat 11.00’de vadide düzenlenen “Hak Mücadelesi Verenler Buluşuyor” adlı kahvaltı ve sohbetle son gününe girecek. Tekel işçilerinin, ataması yapılmayan öğretmenlerin, HES'lere karşı direnenlerin, Mamak ve Yenimahalle Barınma Hakkı Bürosu temsilcileri ile altın madenciliğine karşı direnen Ulukışlalı köylülerin katılımıyla düzenlenen kahvaltı, dayanışmanın en canlı temsili olacak. Saat 15.00’de başlayacak olan piknik ve yarışmalar ise bir hayli eğlenceli. “Zar tutan Gökçek olsun" adıyla düzenlenen tavla turnuvası ve “Yıkamazsın Gökçek" adlı barikat kurma yarışmasıyla renklenecek etkinlik saat 17.00’de İzmirli Duvara Karşı Tiyatro Topluluğu’nun Yukarı Mahalle Trafo’da sahneleyeceği “Umut Kimde” ve Sahne Dışı Tiyatro Topluluğu’nun Ali Başpınar Mahallesi’nde sergileyeceği “Büyüklere Masallar” adlı sokak oyunlarıyla devam edecek. Saat 19.00’da Cemevi önündeki buluşmayla başlayacak olan meşaleli yürüyüşün ardından Festivadi 2’nin kapanışı yapılacak.

Yeri gelmişken Ankara Devlet Tiyatroları’nın yeni sezon repertuarında ilk anda gözüme çarpan üç oyundan söz edeyim. İlki, baskıcı rejimler karşısında yabancılaşan ve yalnızlaşan aydının “kendini dile getirdiği” bir monolog olan Moskova – Petushki adlı yapıtın uyarlaması. Venedict Yerofeyev’in eseri gerçekçiliğini ve gücünü, bu baskının en sert biçimde hissedildiği 60’lı yıllarda Sovyet Rusya’da geçmesinden alıyor. Reji koltuğunda Umut Toprak var. İkinci olarak yönetmeniyle öne çıkan bir oyun var. Resme olan yeteneği Nazım Hikmet tarafından, Bursa Cezaevi’nde, fark edilen İbrahim Balaban’ın, “damdakileri” anlattığı “Şair Baba ve Damdakiler” adlı romanı, Ankara DT’nin en verimli ve başarılı yönetmenlerinden Ayşe Emel Mesçi tarafından sahnelenecek bir diğer uyarlama. Son olarak da geçen yıl İstanbul’da hem Dormen Tiyatrosu hem de Mimar Sinan Konservatuarı öğrencileri tarafından sahnelenen “Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey Oldu” adlı müzikale değinelim. Sahnede renkli, kalabalık, gürültücü, romantik, isyankar ve deli dolu bir gösteri hayal eden Larry Gelbart ve Bert Shevelove’in

yazdığı müzikalin konusu… izleyecek olanların kesinlikle hoşuna gidecek. 21’inci Efes Pilsen Blues Festivali’nin Ekim ayında Ankara’dan da geçecek olan blues treni yola çıkmak üzere, biletinizi ayırtmayı hatırlayın. Unutmadan, soğuyan havalara karşın sokaklara renk vermeyi sürdüren sokak sanatçıları da kentin uygar atmosferine yaptıkları alçakgönüllü katkılarıyla en azından birkaç dakika izlenmeyi hak ediyorlar. BEYAZ PERDE SİZİ BEKLER Türk sinemasının bereketli yenibaharını yaşadığı bu dönemde 100 dolayında yerli yapım sizinle buluşmak için gün sayıyor. Onların öksüz bırakmazsınız elbette ama sinetek gösterimleri, sinema festivalleri de göz ardı edilemez. Yine içinde hevesli öğrencilerin de bulunduğu farklı sesleri dinlemek için yalnızca etrafınıza biraz kulak kabartmanız yeterli. Onlarca sergi salonu, müze, sanat merkezi, resim, heykel, performans ve fotoğraf gözlerinize, beyinlerinize ve yüreklerinize açık olacak. Gidiniz. Sokak ressamlarına bir portrenizi yaptırınız, kendinizi rengârenk takılarla süslemek için tezgâhların önünde eğlenceli sohbetler ediniz. Şunu izleyin, bunu dinleyin, onu görün ya da okuyun diyerek bitirmiyoruz elbette. Siz de yazmayı, çizmeyi, okumayı, çalmayı, oynamayı, kısaca “eylemeyi” ihmal etmeyin. Devlet destekli ya da kalburüstü sanat ve kültür kurumlarını yalnız bırakmayacağınızdan emin olarak, yazı boyunca amatör olana, sokakta olana ilginizi çekmeye çalıştım. Çünkü yeniliği amatörlerde, yaşamı ise sokakta bulmanız daha olasıdır. Ve sokaklarında keyifli yürüyüşler yapamadığınız; acele etmeden, yavaşça hatta durarak geçemediğiniz bir kentin; geçtim sizin olmasını bir kent olmasını beklemek bile boşunadır. Bu ilk yazıya çok iyi bildiğiniz ve yaptığınız şeyleri anlatarak başladığım için beni bağışlamanızı dilerim. Sonraki buluşmalarda böyle genel ifadelerin yerini daha doyurucu sohbetler alacak. Bu sohbetlerde sizinle Ankara’da güzel bir kültür sanat turu atmış olacağız; koşarak değil ama yürüyerek.


14

Ç’AKTÜEL

15 • 30 Eylül 2010

Başkentin yeni sanat yüzü

GALERİ KARA Ankara ve Ankaralı sanatseverler 1 Mart 2010’da yeni bir sanat galerisiyle tanıştılar. “Sanat daima canlı kalır” mottosuyla kurulan Galeri Kara’nın 6 ay gibi bir sürede başardıklarını görmek için şimdiye kadar ev sahipliği yaptığı sergiler hakkında hatırlatma sunalım ve yeni sergilerimiz hakkında da bilgi verelim istedik.

Galeri KARA: Sanat daima canlı kalır...

Derleyen • Bedia Fidancıoğlu Ankaralı sanatseverler 1 Mart 2010’da yeni bir sanat galerisiyle tanıştılar. “Sanat daima canlı kalır” mottosuyla kurulan Galeri Kara’nın açılışı, Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’ın ev sahipliğinde “Cumhuriyet Dönemi Karikatürleri” sergisi ile yapıldı. Ve Galeri Kara geçtiğimiz altı ayda sekiz sergiyi başkentli sanatseverlerle buluşturdu. Tanık açı-

lışta, “Yeni toplumcu belediyecilik anlayışımızın özünde toplum ve kamu yararını temel alan bir çalışma programı var” demişti ve bu düşüncenin bir yansıması olarak, Galeri Kara’nın daha yaşanabilir bir kent ortamı, sosyal ve kültürel çeşitliliğin yeşerdiği bir Kızılay için küçük, ama umutlu bir başlangıç olmasını temenni etmişti. Çiçeği burnunda ga-

Sanatın belleğini de oluşturuyor Galeri Kara hem başkentlilerin kültür – sanat ihtiyaçlarına cevap veriyor hem de kentin sanat belleğini oluşturuyor. Hazırlanan sergi kataloglarıyla Çankaya’nın sanat hayatı kayıt altına alınıyor. Pazar hariç her gün 09 - 19.30 saatleri arasında ziyarete açık olan Galeri Kara, 2010 – 2011 sanat sezonu için de söyleşiler, paneller, atölyeler, özel günler ve şükran günleriyle programını zenginleştirdi. 1 – 15 Mart 2010

lerimiz, tüm bu temennilerin ve iyi niyet dileklerinin hakkını verdi ve sadece altı ay olmasına rağmen gerek Çankaya için gerekse Ankara için hayati öneme haiz bir görev üstlendi. Bu yazıda sizlere genç galerimizin şimdiye dek ev sahipliği yaptığı sergiler hakkında kısa hatırlatma notları sunalım ve yeni sergilerimiz hakkında da bilgi verelim istedik.

Bir sonraki seri İstanbul’dan Genç galerimizin ev sahipliği yapacağı bir sonraki sergi ise Suna İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Ankara Üniversitesi ve Çankaya Belediyesi işbirliğiyle düzenlenecek. Küratörlüğünü Ekrem Işın’ın, danışmanlığını Turan Tanyer’in yapacağı “Ankara: Kara Kalpaklı Kent” başlıklı sergi 1 – 15 Ekim tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Başkent’in Atatürk’ün çevresinde şekillenen mimarisini, anlatacak olan sergi “Ankara, Osmanlı ile Cumhuriyet’in birbiriyle çatışan sembolleri üzerine kurulu bir kenttir.” temel eksenini işleyecek.

18 Mart – 18 Nisan 2010

4 – 15 Mayıs 2010

20 Mayıs – 5 Haziran 2010

Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü

Kızıl Hilal Çanakkale Sergisi

Tekel işçilerinin direnişinden kareler

Balkanlar’da ışık ve gölgeler

Karikatürcüler Derneği işbirliğiyle gerçekleştirilen sergide, 1947 yılında yaşamını yitiren karikatür sanatının öncüsü Cemal Nadir’den başlayarak günümüze kadar gelen eserler bir araya getirildi.

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 95. yıldönümünde Koleksiyoncular Derneği’nin katkılarıyla açılan sergi bilinmeyen pek çok eseri gün ışığına çıkardı. Sergide Savaş gemilerinin maketleri de yer aldı.

Galeri Kara, Cumhuriyet tarihinin en önemli emekçi direnişlerinden biri olan Tekel işçilerinin direnişini belgeleyen karelere de ev sahipliği yaptı. Direnişin fotoğrafları toplumsal hafızaya kazıdı.

8 Balkan ülkesinden genç fotoğraf sanatçılarının birbirinden güzel eserlerini Başkentlilerle buluşturan sergi de Galeri Kara’nın en çok ilgi gören etkinliklerinden biriydi.

9 – 22 Haziran 2010

1 – 19 Temmuz 2010

13 – 30 Ağustos 2010

1 – 23 Eylül 2010

Güzel günler göreceğiz çocuklar

Yollar, çehreler ve hayatlar

Amazon’un kalbinde Bir Kızılderili günü

BarışSanatDünya PeaceArtWorld

Tekel İşçilerinin haklı ve güzel direnişinin karelere yansıtıldığı bir diğer sergi de Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi Fotoğraf Topluluğu’nca hazırlanan “Usta’ya Saygı” fotoğraf sergisiydi.

Genç fotoğraf sanatçısı Xavier Allard “Afrika’dan Ortadoğu’ya Yollar, Çehreler, Hayatlar” isimli fotoğraf sergisinde, Afrika ve Ortadoğu turunda tanıklık ettiği yaşamları Ankaralılarla paylaştı.

Fotoğrafçı Alex Pilchin’in Kızılderililerin yaşamını konu ettiği “Amazon’un Kalbinde Bir Kızılderili Günü fotoğraf sergisi şüphesiz galerimizin ağırladığı en ilginç sergilerden biriydi.

Galeri Kara şu günlerde, 1 Eylül Barış Günü etkinlikleri çerçevesinde 24 sanatçı kolektifiyle oluşturulan “ BarışSanatDünya / PeaceArtWorld “ etkinliğine ev sahipliği yapıyor.


Ç’HABER

15

15 • 30 Eylül 2010

Kızılay'da çöp toplama sistemi değişiyor Kızılay'a yeni bir çehre kazandıran Çankaya Belediyesi, düzenlemelerin daha uzun ömürlü ve sağlıklı olması için bölgedeki çöp toplama sistemini değiştiriyor

Yüksel Yaya Bölgesi Yenileme Projesi ile Kızılay'a yeni bir çehre kazandıran Çankaya Belediyesi, düzenlemelerin daha uzun ömürlü ve sağlıklı olması için bölgedeki çöp toplama sistemini değiştiriyor. Yeni sisteme göre günün belli saatlerinde bölgeden geçecek olan çöp toplama ekipleri, esnaf ve apartman sakinleri tarafından o saatte dışarı çıkarılan konteynerleri toplayacak, belirlenen saatler dışında sokağa poşet içinde çöp çıkarmak ya da konteynerleri sokağa koymak yasak.

Konutlar için konteynerleri belediye temin edecek Çankaya Belediyesi, yeni sistemin başarıya ulaşması için bina yönetimlerine konteynerler sağlayacak. Buna göre restoran ve kafelere çıkardıkları günlük çöp miktarına göre 240 litrelik konteynerler temin edilecek, bina yönetimleri ve işyerleri de çöp konteynerlerini sadece çöp aracının geçiş saatinde dışarı çıkaracak, diğer zamanlarda bina ve işyerlerinde muhafaza edecekler. Torbayla sokağa çöp bırakılmayacak Uygulamaya göre işyeri ve konutlarda ortaya çıkan çöpler, kesinlikle torbalarla sokağa bırakılmayacak. Çöp araç-

ları her gün saat 18, 20, 22 ve 24'de olmak üzere günde dört kez Konur Sokağı’ndan alandan girecek, Yüksel Caddesi'ne dönerek Karanfil Sokağı takiben alanı terk edecek. Bölge esnafı ve apartman yönetimleri de çöp konteynerlerini çöp toplama araçlarına doğrudan teslim edecek. Böylece gün içinde sokaklarda poşet içinde, dağılmış, kötü koku ve görüntü yayan çöplere rastlanmayacak. Çöplerin önemli bir bölümünün geri dönüşüme müsait plastik, kâğıt, karton, cam, metal gibi ambalaj atıkları olduğunu ifade eden Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, “Geri dönüşüme kolaylık sağlamak açısından ambalaj atıkları ve organik çöplerin kesinlikle ayrı ayrı konteynerlerde biriktirilmesi gerekiyor. Zaten ambalaj atıklarını daha farklı bir saatte toplayacağız” dedi.

Ambalaj atıkları günde iki kez toplanacak Ambalaj atıklarının, belediyenin dağıtacağı iç mekân kutularında diğer atıklardan ayrı olarak biriktirilmesi gerektiğini ve ambalaj atığı toplama görevlilerince elden teslim alınacağını kaydeden Tanık “Ambalaj atıkları toplama aracı haftanın her günü 9 - 11 ve 16 - 18 saatlerinde günde iki kez toplama yapacak” diye konuştu. Tanık ayrıca ambalaj atıkları ve ıslak çöplerin karışık olarak biriktirilmesi, sokağa bırakılması ya da belediye görevlileri dışındaki kişilere verilmesi durumunda Çevre Kanunu ve Kabahatler Kanunu uyarınca idari yaptırım uygulanacağını da ifade ederek ilçe sakinlerinden düzenlemeye uymalarını rica etti.

Geri dönüşüm başlıyor Kızılay’daki işyeri ve konutlara ambalaj atığı için geri kazanım kutusu dağıtımına başlandı

Taşlar yerine oturuyor! Konur, Karanfil ve Yüksel yaya bölgelerinde yenileme çalışmaları sona yaklaşıyor... Çankaya Belediyesi’nin Konur, Karanfil, Yüksel yaya bölgesi yenileme ve düzenleme çalışmalarında bölgenin altyapı ve zemin çalışmaları tamamlandıkça Kızılay’ın çehresi de değişmeye başladı. İlk olarak zemin çalışmalarını bitiren ekipler bölgenin ağaçlandırmasını da yaptılar. Karanfil Sokak, çiçek dikimi ve bankların konulmasıyla daha güzel bir görünüme kavuşacak. Kızılay’daki çöküşü önlemek için çalıştıklarını belirten Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık; “Kızılay’ı yeniden eski cazibe merkezi haline getirmek için ilk olarak Konur, Karanfil, Yüksel yaya bölgelerinde düzenleme çalışmalarıyla işe başladık. Projede altyapı kuruluşlarından kaynaklı aksamalar oldu. Yüzeyden geçen doğalgaz, elektrik ve su tesisatlarında oluşan arızaların onarımlarındaki gecikmeler esnaf ve vatandaşların mağdur olmasına neden oldu. Karanfil’de

yenileştirme çalışmaları ilerledikçe şimdiden insan yoğunluğunun da arttığını gözlemliyoruz,” dedi. Dünyanın önemli kentlerindeki merkezler gibi Kızılay’ın da vatandaşların hoşça vakit geçirebilecekleri, gelmekten keyif alacakları bir konuma dönüştürme konusunda yoğun çaba gösterdiklerini dile getiren Tanık “Yaya bölgelerindeki yenileme çalışmalarında engelli yurttaşları da unutmadık, rampaların yanısıra engelli vatandaşlar için üretilmiş taşlarla şeritli bir yol yaptık, asansörümüz de hizmete girdiğinde Ziya Gökalp Caddesi’nden Karanfil Sokak’a girişi engelli olmaktan çıkaracağız” diye konuştu. Esnafın ve vatandaşın bir süre daha sabırlı olmasını isteyen Tanık, çalışmaların tamamen bittiğinde herkesin iyi ki bu zahmetlere girişilmiş dediği bir Kızılay’ı Ankaralılara kazandıracaklarını sözlerine ekledi.

Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, işyeri ve konutlarda ortaya çıkan ambalaj atıklarının toplanması için gerekli geri kazanım kutularının dağıtımına başladı. ÇEVKO ve belediye tarafından ortaklaşa yürütülen proje kapsamında büro ve konutlara iç mekan kutuları dağıtıldı. ÇEVKO çalışanlarının bilgilendirme broşürü dağıtarak işyeri ve konutlardaki yetkililere aktardıkları sistemle biyolojik atıkların yeşil koy-

teynere, geri dönüşebilir plastik, metal, kağıtların mavi koyteynere, her türlü cam şişe, kırık camların ise siyah koyteynerlere konulması istendi. İlk etapta Konur, Karanfil ve Yüksel’de başlayan uygulama ile geri dönüşüme kazandırılabilecek olan plastik, kağıt, karton ve metal gibi ambalaj atıkları haftanın her günü 09.00-11.00 ile 16.00-18.00 saatleri arasında bölgeye gelen görevlilere teslim edilecek. ÇEVKO çalışanları geri dönüşüm ile ilgili bilgilendirme broşürü dağıtıyor.

Çankaya Rehberi Çözüm Merkezi

444 06 01 444 07 23 Çankaya Belediyesi

(0 312) 458 89 00 (0 312) 458 90 00 Müdürlükler

Özel Kalem .................. 458 88 00 BY ve Halkla İlişk ....... 458 89 05 Çevre Kor. ve Kont ..... 458 89 03 Destek Hizmetler ........ 458 90 26 Emlak İstimlak ............ 458 90 22 Evlendirme .................. 435 70 32 Fen İşleri ...................... 442 33 99 Hukuk İşleri ................ 458 90 13 İnsan Kay. ve Eğit. ....... 458 90 10 Kültür ve Sos. İşler ...... 433 52 52 Ruhsat ve Denetim ..... 458 89 17 Mali Hizmetler ............ 458 90 08 Gece Müdürlüğü ......... 230 75 51 Sivil Savunma .............. 435 51 34 Temizlik İşleri ............. 438 67 27 438 67 28 438 67 29 Teftiş Kurulu ............... 458 90 06 Yazı İşleri ..................... 433 33 10 Çankaya Zabıta ........... 230 12 27 230 12 29 230 12 37 Sosyal Yardım İşleri .... 458 90 11 Çankaya Kaymakamlığı

(0 312) 418 99 72 (0 312) 425 19 57 Çankaya Önemli Numaralar

Çankaya B.Savcılık .... 309 07 00 Halk Eğitim ................ 229 10 45 İlçe Emniyet ............... 230 81 25 230 87 12 İlçe Milli Eğitim ......... 418 17 20 Çankaya Jandarma .... 345 93 90 Sağlık Grup Baş. ........ 417 56 38


4. Uluslararası Ankara Flamenko Festivali 23 Eylül’de başlıyor. Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi, festivalin açılış gününde, saat 9.30’da Mavi-Siyah Flamenko Topluluğu’na ve 25 Eylül Cumartesi günü saat 19.30’da da Manuel Reina & Bato Tato’nun performanslarına ev sahipliği yapacak. İyi seyirler…

22 EYLÜL’de TABANA KUVVET DİKKAT

GÜNCEL

Flamenko’ya hazır mısınız?

Biz Gazete Ç ailesi olarak 22 Eylül Arabasız Dünya Günü'nde tabana kuvvet diyeceğiz. Daha yaşanır bir dünya için siz de bir adım atın, araba anahtarlarınızı evde bırakın...

İsterseniz hafta sonu aileniz ve dostlarınızla güzel bir piknik için gelin isterseniz bir akşam konuklarınızı ağırlamak için uğrayın...

Yazın son demini AHLATLIBEL’de yaşayın

Ahlatlıbel’de çocuklar çıplak ayalarıyla toprağa değiyorlar, çimde gönüllerince yuvarlanıyorlar ve gökyüzünü uçurtmalarla süsleyebiliyorlar. Çünkü Ahlatlıbel, bir çocuğa çevreyi korumanın önemini; her canlının yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini ve doğanın büyüklü küçüklü mucizelerini anlatmak için ideal bir ortam.

Çankaya Belediyesi’nin yenileyerek hizmete sunduğu Ahlatlıbel Tesisleri, yaz güneşinin son damlalarını yudumlamak isteyenleri bekliyor. 30 hektar üzerinde kurulu olan, 18 hektar orman alanı ve 2500 metrekare çim alanıyla konuklarına tertemiz bir hava ve yemyeşil bir doğa sunan Ahlatlıbel, şehrin içinde ama şehirden uzak. İncek – Gölbaşı hattında, Ankara’ya 11 kilometre mesafedeki Ahlatlıbel’i şimdiye dek görmediyseniz gerçekten pişman olacaksınız. Üç tenis kortu, iki halı sahası, üç basketbol ve iki voleybol sahası, gokart pisti, koşu ve yürüyüş parkurları, golf sahası, bisiklet yolu, bir çok kondisyon aletinin bulunduğu açık hava spor bahçesi ve evcil hayvan gezdirme alanlarıyla Ahlatlıbel, kentin hantallığı içinde spor yapma fırsatı bulamayanlara bu şansı sunuyor. Çimlerine özgürce basabildiğiniz Ahlatlıbel’de sporda ve eğlencede tek sınır sizsiniz. Her hafta sonu ortalama 50 bin başkentliyi ağırlayan Ahlatlıbel’in tercih edilmesindeki en önemli nedenlerden biri de “piknik” kavramına yeni bir tanım getirmiş olması. Ankara’daki pek çok rekreasyon alanında süregelen “bir metre aralıklarla mangal yerleştirmek suretiyle yandakini dumana boğma” uygulamasının aksine burası gerçekten “dumansız hava sahası”. Tatlısıyla, tuzlusuyla bir piknik sepeti hazırlayın, içeceklerinizi so-

ğutun ve kendinizi çimlerin üzerindeki huzura bırakın. Ahlatlıbel, hazırlıksız gelenleri de en iyi şekilde ağırlıyor. Kafeleri, büfeleri ve restoranlarıyla Ahlatlıbel’de değişik tatları da deneyebilirsiniz. İsterseniz hafta sonu aileniz ve dostlarınızla güzel bir piknik için gelin isterseniz konuklarınızı bir akşam ağırlamak için uğrayın, Ahlatlıbel sizi her zaman aynı sıcaklık ve güleryüzle karşılayacak. Çayınızı, sodanızı ya da biranızı alın; kendinizi armut koltuklara atın ve hem günün hem de şehrin yorgunluğunun sizi terk etmesini izleyin. Yazın son günlerini yaşadığımız şu günlerde, eğer akşam konuğu olacaksanız, üzerinize bir şeyler almayı da ihmal etmeyin ama… Büyük şehirlerde doğan çocukların toprağı ve doğayı tanımasının tek yolu onlarla temas etmeleri… Ve Ahlatlıbel, bir çocuğa çevreyi korumanın önemini; her canlının yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini ve doğanın büyüklü küçüklü mucizelerini anlatmak için ideal bir ortam. Çünkü Ahlatlıbel’de çocuklar çıplak ayalarıyla toprağa değiyorlar, gönüllerince çimde yuvarlanıyorlar ve gökyüzünü uçurtmalarla süsleyebiliyorlar. 1500 araçlık otoparkı bulunan Ahlatlıbel’de güvenlik hizmetleri 24 saat boyunca sağlanıyor. Bu güzel doğa ise Ahlatlıbel ve ODTÜ ormanlarında çıkacak olası yangınlara karşı oluşturulan mini bir filoyla korunuyor.

Bilgi ve rezervasyon için 0 312 489 80 45-46

Ahlatlıbel Caf e&Bistro hizm

ete açıldı


Gazete Çankaya