Page 28

Köşe yazısı Çiğdem ACARSOY - Davranış Bilimleri Uzmanı

İlişkilerimizde kıskançlık ve biz Kıskançlık en doğal duygularımızdan biri aslında… Düşünün iki yaşındaki çocukta bile vardır bu duygu, annesi başka bir bebeği sevince kıskanır paylaşamaz mesela… Demek ki; belki de hepimizde var olan bir duygu ve yaşamımızın ilk yıllarından itibaren ortaya çıkmaya başlayan. Peki sadece insanlarda mı? Hayvanlarda da var bu duygu, sahibini kıskanan ev hayvanlarını düşünün… Benim minik kedim eve gelen arkadaşlarımı rakip görüyor kendisine. İşin en ilginç yanı, kedim bir erkek ve sadece erkek arkadaşlarımı kıskanıyor, kız arkadaşlarımla hiç sorun yaşamıyor hatta çıkıp kucaklarına davetsizce oturuyor ama gelen kız değilse; başlıyor etrafında dönmeye… Gözünü kırpmadan bakıyor, kendince rakip ilan ettiği kişiye, rahatsız edercesine ve asla kucağına falan da çıkıp oturmuyor. Yani buradan bu duygunun ne kadar ilkel olduğu sonucuna varılabilir mi? Korkarım evet, öyle gözüküyor. O zaman ilkel haliyle bu duyguyu yaşatmanın ve korumanın anlamı olmadığını düşünüyorum, koruduğumuz, kaybetmek istemediğimiz pek çok değerimiz olsun olmasına, ama bu değil, hep çıkış noktam kendini sevmekten geçiyor. Kendimizi eğitmek, sivri yanlarımızı törpülemek gerekli… İlk halimizle kalmamız hiç doğal gelmiyor açıkçası bana, aksi halde iki yaşındaki çocuktan bir farkımız kalır mı? Veya benim kedimden? Bir de “seven kıskanır” geyiği var ya! Bayılıyorum bu geyiklere! 28

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

Her şeye bir kılıf uydurmuşuz helal olsun bize. Çok ünlü bir yazarın bir yazısını hatırlıyorum “kıskançlık hançerini kim sapladıysa, onu oradan çıkartma ve yaramızı iyi etme kudreti de yalnızca ondadır” demiş bir kitabında… Vay canına! dedim okuyunca. Şimdi niye saplattın ki o hançeri anlamadım? Hep karşı tarafta suçu arama huyumuzda işin başka bir trajik komik tarafı. Kıskandığım için ben hiç suçlu olmam nedense! Çünkü durup dururken kıskanmadım ya! O kıskandırdı. “Hani ne gerek vardı şimdi o kızla mesajlaşmasına ki! Ben mi dedim mesajlaş diye? Durup dururken deli mi dürttü beni de huzursuzluk çıkartayım” çok hoş dimi harikayız. Dur ben işimi garantiye alayım, adam kalkınca bir de telefonunu karıştırayım, haklı olduğumu ispat edeceğim ya kanıtlar bulmam lazım! Görür o gününü! Ben kül yutar mıyım? Telefon hep cebinde mi? Oooo kesin aldatıyor, Allah bilir sesi de kısıktır. Kadın dergileri böyle akıllar verir ya, partneriniz sizi aldatıyor mu? madde1- telefonu ortada değilse hep cebindeyse, madde2- sesi kısıktaysa, madde3- durup dururken size çiçek alıyorsa, madde4- evden çıkarken parfümler sürüyorsa! Yani ne yapsa kaçışı yok zavallının, her şeyin altında bir şey bulabiliriz. Hepimizde var maşallah insana hayatı zindan etme kapasitesi!! Önce özgüven diyorum ben; siz kendinizi sevin, kendinize güvenin, dedektiflik yapmayın! Beyan esastır,

GÜZELLİK SANATI HAZİRAN 2013 SAYISI  

AYLIK GÜZELLİK ve YAŞAM E-DERGİSİ

Advertisement