Page 1


EDİTÖR

Aylık Güzellik ve Yaşam E-Dergisi Yıl: 2013 Sayı: 6 İmtiyaz Sahibi Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı adına Ertan Acar Genel Yayın Yönetmeni: Nurgül Koca Acar Yayın Koordinatörü:

Büşra YILDIZ

Büşra Yıldız Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Metin Koca

Merhaba Sevgili Güzellik Sanatı Okurları,

Reklam ve Pazarlama: Özge Konci

Yaz mevsimi tüm enerjisiyle geldi ve birçok keyifli haberi paylaşma fır-

İletişim Adresleri:

satını da birlikte getirdi. Yaz mevsimi boyunca rengârenk ve bir o kadar

Esentepe Mah. Kasap Sok. Aslan Apt.

da faydalı olabilecek içerikleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

No:11 D:7 Şişli/İSTANBUL Tel: 0212 272 51 51

Haziran sayımızda yazın coşkusunu ruhunuzda hissedecek, okudukça

Fax: 0212 272 49 50

keyiflenecek, keyiflenirken bilgilerinize yenilerini ekleyeceksiniz. Aile,

E-mail: editor@guzelliksanati.com

aşk, cinsellik, güzellik, diyet, beslenme ve modaya dair faydalı olabi-

ABD Temsilcisi:

lecek birçok konuyla ilgili bilginin yanı sıra markaların özel ve trend

Prof.Dr.Tevfik Dalgıç

olan ürünleri ile fiyatlar hakkında bilgi sahibi olabileceğiniz “Editör’ünSeçtikleri”sayfasısizleri bekliyor.

Dallas, Texas, USA Tel: 0214 212 43 43 e-mail: tdalgic@gmail.com

Ünlü Diyetisyen Taylan Kümeli’den zayıflama sırlarına, evlilikte bölünen erkeklerden aşkın anatomisine, evde kolay ayak bakımından mutfaklarda vintage etkisine kadar kadın hayatına dair tüm ayrıntıları bulabileceğiniz bir sayı hazırladık. Değerli yazar kadromuz da her ay yeni ve keyifli makaleleriyle sizlerle olmaya devam ediyor. Bu sayımızda Davranış Bilimleri Uzmanı Çiğdem Acarsoy, “İlişkilerimizde kıskançlık ve biz”, Gazeteci Nurgül Koca Acar “Her zaman kendi öykümüzün senaristi olamayız” ve Ece Ertem “Yeni

İngiltere Temsilcisi: Vehbi Koca 10 Avocet Close Se1 5En London/UK Tel: +44 (0)20 7232 0291 Dijital Yayın Platformu: Dijimecmua Sayfa Tasarım: V2 Medya İletişim

rotamız: Bahamalar” yazılarıyla hayata dair bilgi ve tecrübelerini bizlerle paylaşmaya devam ediyor.

Güzellik Sanatı Dergisi’nde yayınlanan yazıların her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere 2

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

kullanılamaz.


İÇİNDEKİLER 6

4

İlişkilerimizde kıskançlık ve biz

6

Aşkın anatomisi

8

Çalışanlar için seks önerileri

10

Yeni rotamız: Bahamalar

12

Evde kolay ayak bakımı

13

Obsesif estetik kaygılar, sizi sağlığınızdan edebilir

12

14

Ramazan ayında beslenme

16

Taylan kümeli: “Yasaklar değil, kontrol zayıflatır”

18

Mutfaklarda Vintage etkisi

20

Her zaman kendi öykümüzün senaristi olamayız

24 18

32

22

Yeni Igora Royal ile saçlarda yüksek çözünürlükteki renkler

23

Editörün seçtikleri

24

Etnik desenler geri geldi

28

Evlilikte bölünen erkekler

30

Bitkisel yağların psikolojik etkileri

32

Göz sağlığı ile ilgili bildikleriniz gerçekten doğru mu?

34

Regl ağrılarına iyi gelen besinler Güzellik Sanatı | Haziran 2013

3


aile

Evlilikte

bölünen erkekler Yuvayı dişi kuş yapar dense de evlilikte erkek faktörü çok önemli. Yapılan araştırmalar ve boşanma istatistiklerine göre, evlilikte erkek ilgisizliği en sık yaşanan ilk üç sorun arasında gösteriliyor. Erkeğin evlilikteki rolü üzerine önemli bilgiler veren Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği Uzman Psikologu Seliyha Alten evlilikte en büyük bölünmeyi erkeklerin yaşadığını belirtiyor. Yapılan araştırmalar ve boşanma istatistiklerine bakıldığında evlilikte sorunların yüzde 50’sine yakının ilk beş yılda ortaya çıkıyor. Bu noktada evlilikte ilk beş yıl çok önemli. Bu kritik süreçte yaşanan sorunların başında eş uyumsuzluğu, erkeğin ilgisizliği ve aile içi problemler geliyor. Uzmanlar erkeğin ilgisiz davranışlarını en önemli aile sorunu olarak tanımlarken evlilikte eşlerin uyumu ve ilişkileri kadar her iki tarafın ailesinin uyumu ve ilişkilerinin evlilikte önemli olduğu hatırlatmasında bulunuyor. En büyük bölünmeyi erkek yaşıyor Evlilikle yeni sorumluluklar alan kadın ve erkek iki taraf arasında maddi ve manevi bir bölünme yaşamakla birlikte en büyük bölünmeyi ataerkil düzenin bir sonucu olarak erkekler yaşamaktadır. Bu bölünme, evliliğin ilk yıllarında doğru yönetilemediğinde eşler arasında ciddi çatışmalara neden olmaktır. Aileler arasında denge sağlanabilmeli Burada beklenen, bireyin kendi ailesine de ilgisini makul bir seviyede devam ettirerek yeni ailesi ile anne-babası arasındaki ilişkiyi herkesi memnun edebilecek düzeyde kurulabilmesidir. Eğer eşler belirli bir olgunluk ve anlayışa sahiplerse ve eşler arasında sağlıklı iletişim söz konusu ise yaşanan bölünme çatışmaya dönüşmemekte ve zaman içinde eşler arasında ilişki güçlenmekte ve bu denge kurulabilmektedir. Bunun da evliliğe yansıması zamanla özellikle erkeğin önceliği eşine, çocukları4

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

na vermesi şeklinde kendini göstermektedir. Bu dengenin kurulamaması halinde evliliklerde


sorunların giderek artacağını belirten Uzm. Psikolog Seliyha Alten, aksi halde evliliğin boşanmayla sonuçlanabileceğini vurguluyor. Alten, eşlerin biz olmayı başarabilmesi gerektiğinin de altını çiziyor. Biz olabilmeyi başarabilmeli Yeni kurulan ailenin göstermesi gereken ilk gelişim “biz olma” becerisidir. Dolayısıyla eşlerin evliliklerinin ilk yıllarında ilişkilerine yatırım yapmaları öncelik taşır. Temel uğraşların başında eşlerin birbirlerini daha yakından tanıması, farklı görüş ve alışkanlıklarda uzlaşabilme becerisi gösterebilmeleri ve ortak bir yaşam biçimini geliştirebilmeye hevesli olmaları gelir. Bunların oluşması için de çiftlerin her şeyden önce birbirlerine zaman ayırmaya ihtiyaçları vardır. Aile büyüklerinin kontrol çabası evliliğe zarar veriyor Bu anlamda hem yeni evli çiftlere hem de yeni evli çiftlerin ebeveynlerine görevler düşmektedir. Çünkü çoğu durumda aile büyüklerinin çocuğundan kopamaması veya çevreyi kontrol etme ve gücü elinde tutma alışkanlığı, yeni evli çiftlerin evlilikle-

rinde ilişki bağını kurmalarını zorlaştırmaktadır. Kültürümüzde bu konuda en çok erkek annelerinden örnekler çıkmaktadır. Özellikle annelerin çocuklarıyla bağlılık ilişkisi yerine bağımlılık ilişkisi kurma eğilimi, evlatları evlendikleri zaman onlardan kopamamaya sebep olmaktadır. Bu da erkeğin evliliği ile üstlenmesi gereken eş rolünün gerekliliğini yerine getirememesine neden olmaktadır. Çünkü oğlunun evliliğinin bağımsızlaşması, eşiyle olan ilişkilerinin ve bağının güçlenmesi anne için otoritenin ve gücün kaybı anlamına gelmektedir. Bu da bir iktidar ve sahiplenme mücadelesi başlamasına yol açmakta, aileler içinde kişilik sınırları net çizilememekte herkes herkesin zaman ve mekânının içinde yer almaya başlamaktadır. İyi niyetle ve samimiyet adına yapılan bu “kişisel sınır” ihlali, evliliklerin iki kişi arasında güçlenmesini örselemektedir. Burada en hassas görev erkeğe düşmekte, savunmaya geçmeden karşılıklı konuşabilmek ve kimin ailesinden gelirse gelsin evliliği yıpratabilecek tutumlardan el ele vererek kaçınmak en güzel tutum olmaktadır.

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

5


aşk & cinsellik

Aşkın anatomisi Midede uçuşan kelebekler. Ayakların yerden kesilmesi. Göğsün üstünde duyulan o ince sızı. Aşkın, hayatımızı ve duygularımızı tepetaklak eden hezeyanlı ve coşkulu etkilerini tarif eden bu cümleler ilk bakışta klişe gibi görünseler de her biri aslında bir fizyolojik gerçeği yansıtıyor. Bilim dünyası aşkın tıbbi gizemini çözdü bile: Bol miktarda adrenalin, feniletilamin, seratonin ve biraz da oksitosin. İster biyolojik bir ihtiyaç olsun, ister olmasın, aşkla ilgili bütün klişeler aslında doğru. Peki aşık olduğumuzda bedenimizde gerçekten neler olup bitiyor? İşte bütün klişe hislere fizyolojik açıklamalar: Midemde kelebekler uçuşuyor Semptomlar: Aynı anda hem tuhaf bir sevinç ve coşku, hem de garip bir gerginlik yaşıyorsunuz. Kalbiniz deli gibi çarpıyor. Nedeni: Bizim için özel olan o kişiyi kalabalıklar içinde ilk kez gördüğümüzde beynimiz feniletilamin adı verilen doğal bir amfetaminin salgılanması

emri veriyor. (Amfetamin spor yaparken ve yemek yerken salgılanan bir hormon.) İkinci aşamada, diyelim ki ilk özel buluşmada, böbrek üstü bezleri vücudumuza adrenalin ve noradrenalin pompalıyor. Bu hormonlar vücudun stresle baş etmek için kullandığı temel silahları olarak biliniyor. Ancak tabii ki söz konusu olan aşk gibi pozitif bir stresse hissettiğimiz “midemde uçuşan kelebekler” oluyor.

Onu bir an bile aklımdan çıkaramıyorum Semptomlar: Aklınızı yitirmiş gibisiniz. Duygularınız karmakarışık. Sadece tutku objenize odaklanmış durumdasınız ve ondan başka hiçbir şeyi düşünemiyorsunuz. Nedeni: Yapılan araştırmalar aşık olma durumunda beynin obsesif kompülsif bozuklukla aynı semptomları yaşadığını gösteriyor. Obsesif kompülsif bozukluk yaşayan hastalar ile yeni aşık olmuş bir grup insan üzerinde yapılan deneyler, her iki grubun da beynindeki seratonin miktarının yüzde 40 düştüğünü kanıtlıyor. Seratonin düşmesi ise anksiyite ve depresyon yaratıyor. Bu da insanların kimi zaman aşkı mutluluk değil, acı verici bir şey olarak yorumlamalarına neden oluyor. Fakat aşık olanlarda yaşanan bu seratonin gerilemesi aslında geçici bir durum. İlişki bir seneyi geçtikten sonra yapılan testler söz konusu kişilerde seratonin seviyesinin normale döndüğünü gösteriyor.

O da beni sevecek sadece şu an bunu göremiyor Semptomlar: Ona sahip olmak için her davranış biçimini, hatta bütün kurnazlıkları deniyorsunuz. Aşkınıza karşılık vermiyor gibi görünse de aslında 6

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


sizi çok sevdiğine, bir gün bunu kendisinin de fark edeceğine inanıyorsunuz. Nedeni: Psikologlar, aşık olduğumuzda duygularımıza karşılık almak için şiddetli bir özlem duyduğumuzu ve karşımızdaki insanın her türlü davranışına aşırı duyarlı olup, ilgisiz şeyleri bile olumlu yorumlayabilme potansiyeline sahip olduğumuzu dile getiriyorlar. Aşk acısı çeken 500 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, duyguları karşılıksız olan bu insanların, aşık oldukları kişilerin kayıtsız davranışlarına geçerli açıklamalar getirmek gibi sıra dışı bir çaba sergilediklerini gözler önüne seriyor. Bu açıklamaların birçoğu ise maalesef ki hayal ürünü olmaktan öteye gidemiyor.

O dünyadaki en mükemmel insan Semptomlar: Çevreniz sizi uyarsa bile, onun hatalarını ve sorunlarını göremiyorsunuz., Nedeni: Aşkın gözleri kör etmesi klişesi aslında bir yanıyla doğru. Uzmanlar karşımızdaki insanın duygularını, yüzünden yansıyanları ve dürüstlüğünü değerlendirirken beynimizin üç farklı bölü-

münün çalıştığını söylüyorlar. Aşık olduğumuzda ise bu bölümlerin geçici olarak çalışmadığını dile getiriyorlar. Yani karşımızdaki insanım hatalarını, problemlerini aşık olduğumuzda göremememizin fizyolojik bir açıklaması bulunuyor.

Bulutların üzerinde gibiyim Semptomlar: Tuhaf bir kaldırma kuvvetiyle ayaklarınız yerden kesilmiş durumda. Aşkınıza karşılık aldığınızdan beri sanki boşlukta yürür gibi hafiflemiş hissediyorsunuz. Nedeni: Romantik aşkın beyinde yarattığı nöroloji değişimler, insanın öfke, korku, saldırganlık gibi negatif duygular hissetme yeteneğini –geçici olarak- yok ediyor. Karşılıklı aşkın etkisiyle tıpkı mutluluk verici bir ilaç ya da uyuşturucu almış gibi bir deneyim yaşayan beyin, negatif duyguları bastırıp, mutluluk verici duyguları keşfediyor. Böylece görünmeyen bir asansör ayaklarınızı yerden kesip, sizi bulutların üzerindeki aşk cennetine çıkarıveriyor. Güzellik Sanatı | Haziran 2013

7


aşk & cinsellik

Çalışanlar için

seks önerileri n tekcanı ayakta tutmak içi ye he i ek izd kin İliş ya l ağınız küçük ini kaptırıp, cinse faydalanın. Eşinize atac Çalışma hayatına kend de en jid lo no ayı için sıcak bir karşılam bazı önerilerimiz var. a m şa lar ak an at la a ar ajl an pl es i m nc i seks şamını iki ndinizi daha iyi garanti altına alır. ke a ızl ın m şa ya l se Renklenen cin yanişteki veriminize bile yok diye düşünüyorhissettiğinizde bunun Madem ki zamanım esela iz. ı iyi değerlendirin. M sıyacağını göreceksin sunuz, o halde zaman vet ığınız duşa eşinizi da ald en izd in iğ ld ge işten ks için enerjileri edebilirsiniz. se k ço en lar an lış ça Yoğun seks çi. Halbuki, aslında et ay şik n da ın ığ ad değerlendirmeyi unut kalm de i rin le at sa ki h da ba ın Sa as eşinizle sağlıyor. Seks sonr erken kalkıp bu süreyi at daha enerjik olmanızı sa rım Ya . ın ay m er deliksiz olacağından, rseniz, günün geri ka rü ve li ştü rim nü ve dö ha ra da ala z kik nu uyku sıcak da çireceğinize eminiz. nıza eminiz. ğı ca lka ka jik er en ha lanını da daha güzel ge tesi gün da cicünden yararlanın. La gü rin le nk nu re ğu ik du ot ol Er ı r parças va yaraSeksin hayatınızın bi bi renkler seksi bir ha gi or m , ızı m kır r rt, bi ı ve olacak. ğunluğunuzdan dolay ya sokmaya yardımcı va ha i unutmayın. Belki yo siz k ra ta nelmiyor. İşte tam da bu süredir aklınıza bile ge pın. Getırlatmalısınız. lli günleri için plan ya ha be n nu nı bu fta ize Ha in nd ke ndevu ayırın. denle gün boyu i halini rekiyorsa ajandanıza eşinizle bir ra ks se en n izi in eş re ı ayırGün içerisinde bir sü n güzel bir otel odas içi ı ın lar m şa e ak siz a m u Cu n gerekli motivasyon ir olmayabilir. düşünmek akşam içi mak hiç de fena bir fik sağlayacak.

8

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


Diyaliz evinizde, ...ister periton diyalizi, ister ev hemodiyalizi...

Periton Diyalizi

Ev Hemodiyalizi

Ev konforu, daha özgür yaşam, daha serbest diyet* Diyaliz merkezine gitmeden, her gününüzü istediğiniz gibi yaşayabilirsiniz. www.fresenius.com.tr * Perl et al. Home Hemodialysis, Daily Hemodialysis, and Nocturnal Hemodialysis: Core Curriculum 2009. Am J Kidney Dis. 2009; 54: 1171-84. • Laurant et al. The results of an 8 h thrice weekly haemodialysis schedule. Nephrol Dial Transpl. 1998; 13: 125-131. • Williams et al. Slow Nocturnal and Short Daily Hemodialysis: A Comparison. Semin Dial. 1999; 12: 431-439.


Köşe yazısı

Ece Ertem

Yeni rotamız: Bahamalar Bir an önce yazmak istedim sizlere, yaz planlarınızı yaparken belki de rotanızı siz de Bahamalar’a çevirmek istersiniz diye. Bahamalar’a pek çok gidiş noktası var. Biz New York’tan Carnival Cruise ile gitmeyi tercih ettik. Daha önceki tüm cruise tecrübelerimin çok üze-

01

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

rinde bir keyif ve memnuniyetle tamamladık gezimizi. Casino, spa, kaydıraklı havuz, steak hause, 17 yaşa kadar her çocuk için ayrı düzenlenmiş eğlence alanları, golf ve basketbol sahasıyla “Fun day at sea” konseptini hakkıyla sundular. Son gün çekilişler yapıldı, “Bedava Cruise Hakkı” kazandık. Gide-


ceğiz yeniden, “mecbur”! Bizim gemimiz Carnival Splendor’da yeteri kadar güzeldi ama en güzel gemileri Breeze’yle gitmenizi tavsiye ederim. Gezimizin asıl amacı Pierce Brosnan ve Salma Hayek’in başrollerini paylaştığı “After the Sunset” (Gün Batarken) filmini seyrederken gördüğümüz Atlantis Otel’e gitmekti. Filmi geri alıp garsonun yaka kartından adını öğrendiğimiz otel, ilk durağımız olan Bahamalar’ın başkenti Nassau’daydı. İnanılmaz bir yer. Beni en çok etkileyen yeri kay-

dıraklardan kaydıktan sonra köpek balıklarının da yüzdüğü havuzdan kayarak geçip gitmek. Bu oteli farklı kılan özelliklerden sadece biri! Bu arada Nassau’da taksi yerine limuzin kullanmanızı tavsiye ederim lakin sadece 30 Usd fark ödüyorsunuz. İkinci durağımız özel bir ada olan ve sadece Carnival Cruise ile gelebileceğiniz Half Moon Cay adası. Ayak bastığınızda karşınıza bir tabela çıkıyor: “Hep burada kalmayı dilerdim, sanırım burası Cennet”. Eşim 9 yıl boyunca tüm dünyayı gezmiş ve “Bahamalar Maldivler’den daha güzel” derdi. Burayı görünce ne demek istediğini anladım, deniz muhteşem. Sizlere layıkıyla anlatmam mümkün değil. Hani ölmeden önce yapılması gerekenler listeleri vardır ya, içerisinde bu ada da yer almalı. Gezilere katıldık ama gerek yokmuş, keşke sadece yüzseydik! Son durağımız Grand Turk’de ise bizi Stingray’ler bekliyordu. Onlarla yüzmenin yanında masaj yapar gibi size sürtünüşleriyle ne kadar insan canlısı olduklarını fark etmek çok şaşırttı beni. (Vatozları böyle bilmezdik!) Bu adanın bir diğer özelliği ise pırlantanın çok ucuza satılması. Türkiye’nin üçte bir fiyatına pırlanta alabiliyorsunuz. Sertifikalı. Pek çok kuyumcunun sahibi ermeni asıllı Türk. Adanın ismi de Türk denizci Kemal-i Hasan tarafından keşfedildiği için “Grand Turk” olmuş. “Turk’s head- Türk kafası” geleneksel biralarının adı. Eşsizlik ancak bu adayla tanımlanabilir. Hayat içerisinde unutmayın ki olaylar değişmez, insanlar değişir. Siz hayatı güzelliklerde yaşamayı seçin. Ve hep hatırlayın ki nefes almamız bile büyük şans. Güzellik Sanatı | Haziran 2013

11


cilt & makyaj & estetik

Evde Kolay Ayak Bakımı Kişisel hijyenin en önemlisi olan ayak bakımı, aslında uygulaması hiç göründüğü kadar zor değil. Evde rahatlıkla uygulayabileceğiniz basit teknikler sayesinde, ayaklarınız uzman ellerden çıkmış gibi rahat ve kusursuz görünümlü olabilir. • Ayaklarınızı ılık, sabunlu su ile yıkayın. Bu işlemi yaptıktan sonra soğuk su ile durulayıp, havlu ile parmak araları dahil ayağınızın her yerini iyice kurulayın. Daha sonra nemlendirici krem sürebilirsiniz. • Ayak tırnaklarınızı düz değil, yuvarlak kesmeye çalışın. Tırnaklarınızın yanında bulunan etleri ise kesinlikle kesmeyin. Bu uygulama tırnaklarınızın daha çok uzamasına neden olur. • Ayaklarınıza ponza taşı ile masaj yapın. Ponza taşı, masaj yaparak uygulandığında nasır görünümünü yok eder, ayaklarınızı temizlemede de size yardımcı olur. Ölü derilerin vücudunuzdan atılmasını ve cildinizin rahat nefes almasını sağlar. Bu uy-

12

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

gulamalardan sonra ayağınızın bir süre sıcak suda kalması derinizin yumuşak kalmasını sağlar. • Ayak bileğinizden başlayarak dize doğru masajlar yapın. Bu masaj kan dolaşımınızı düzenler ve ayaklarda oluşan şişmeleri, ağrıları yok eder. • Yatmadan önce ayaklarınıza süreceğiniz nemlendiricilere dikkat etmelisiniz. Parmak aralarına kaçırmamaya özen gösterin çünkü nemli kalan bu bölgelerde mantar oluşumuna neden olmaktadır. • Yatmadan önce, ayaklarınıza yoğun bir krem sürün ve üzerine pamuklu bir çorap giyin. Uyandığınızda ayaklarınızın bir pamuk gibi yumuşacık olduğunu göreceksiniz.


Obsesif estetik kaygılar, sizi sağlığınızdan edebilir Öz güven, kişilerin yaşamlarını mutlu bir şekilde sürdürebilmeleri ve kendilerini dış dünya karşısında güvende hissedebilmeleri için sahip olmaları gereken, önemli bir özelliktir. Dış görünüşümüzde sahip olduğumuz bir kusur, psikolojimizi de doğrudan etkileyebilir. Özellikle de, yüzümüzün en orta bölgesinde bulunan burnumuzla ilgili sorunlar, psikolojimiz üzerinde de oldukça etkilidir. Burnunun yüzüne hiç yakışmadığını düşünen bazı kişilerde bu kusur öyle bir takıntı haline gelir ki, bireyin iş ve sosyal hayatını tam bir kabusa çevirebilir! Ancak bu kaygıları sonlandırmak isterken, sağlık durumunu da önemle göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu sebeple burun estetiği, gerçekten ihtiyaç duyuluyorsa yapılmalıdır.

Estetik kaygılar, haklı nedenler içermeli Obsesyon, yani halk arasında bilinen adıyla takıntı, kişilerin özellikle de kendi vücutlarıyla ilgili düşünsel düşkünlükleri olarak öne çıkıyor. Olmayan ya da sorun teşkil etmeyen fiziksel kusurlarını, sürekli düşünmekten kendini alamayan kişiler bu obsesyonlarını gidermek için, estetik operasyonlar yaptırabiliyorlar. Rinoest Klinik’ten Op. Dr. Coşkun Şanverdi, güzel olabilmenin hatasız, mükemmel yüz hatlarına sahip olmakla değil, kişinin yüzüne uygun ve abartılı olmayan estetik sonuçlarla sağlanabileceğini ve bunun için operasyonların konusunda uzman hekimlerce yapılması gerektiği uyarısında bulunuyor… Dr. Şanverdi ayrıca,“Kişiler nefes ve koku almada karşılaştıkları güçlükler gibi sağlık sorunları nedeniyle burun estetiğine başvururken, kimi zaman da estetik kaygılarla bıçak altına yatmayı göze alabiliyorlar. Örneğin, burun eğriliği hastanın nefes almasını zorlaştırırken, dış görünüş açısından da sorun oluşturabilmektedir. Bunun dışında, burnuyla sağlık açısından veya estetik açıdan bir problemi olmadığı halde, estetiği obsesyon haline getiren kişiler de bulunmaktadır. Bu tutum, insan sağlığı açısından risklidir. Burun estetiği, hekimin uygun gördüğü durumlarda gerçekleştirilmeli ve sağlık ya da estetik açısından haklı nedenler içermelidir.” diye belirtiyor.

Estetik kaygısında yeni bir dönem: Ünlülere benzeme merakı Günümüzde ünlülere benzeme merakı, kısmen dizilerin ve medyanın da etkisiyle, giderek daha fazla ilgi görüyor. Bu konuyla ilgili, burun estetiğinin gerekli olmadığı durumlarda gerçekleştirilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Coşkun Şanverdi, kişilerin sağlığının daima, estetik kaygılardan önce gelmesi gerektiğini ifade ediyor. Güzellik Sanatı | Haziran 2013

13


diyet & beslenme

Ramazan ayında beslenme Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, ramazan ayında beslenmeye yönelik önemli ipuçları verdi. Ramazan ayında beslenme sistemimiz içerik ve boyut değiştirdiğine vurgu yapan Gürhan, “Ramazan ayında maksimum sağlıklı beslenmenin ana noktası yeterli ve sağlıklı sahur ve iftar öğünleri ve iftardan sahura kadar olan süreçte de gece boyunca küçük sağlıklı ara öğünlerdir.” açıklamasını yaptı.

Ramazanda temel beslenme davranışları neler olmalıdır; - Ramazanda sahur öğünü normal beslenme sisteminde ki kahvaltıya eşdeğerdir. Sahura mutlaka kalkmalı ve zengin bir sahur kahvaltısı yapmalısınız. 3-4 dilim peynir + tam tahıl ekmeği + küçük bir avuç ceviz + bol domates salatalık vb. çiğ seb-

ze + 1-2 porsiyon taze meyve dengeli bir sahur kahvaltısına örnek verilebilir. Sahurda tüketilecek en uygun meyve; kiraz, şeftali ve kayısıdır. - Başrolde olan öğün; iftar öğünüdür. Ve İftarda dengeli beslenmek Ramazan ayının sağlıklı geçmesi için temel gerekliliktir. İftar öğününde denge kurmak için; 1 . grup yemek; et veya etli sebze yemeği + 2 . grup yemek; ekmek grubu yiyecekler; ekmek, pilav, makarna, patates, mısır + 3 . grup yemek süt- yoğurt grubu( ayran, cacık, yoğurt olabileceği gibi iftarın üzerine sütü kahve ile karıştırarak sütlü kahve olarak da içebilirsiniz) + 4 . grup yiyecekler salata ve çiğ sebze( az zeytin yağı ilave edilmiş salatadan en az bir avuç yemeniz yeterlidir, enerji içermediği için daha fazla, istediğiniz kadar tüketebilirsiniz.) + 5 . grup yiyecek olarak da yemeğin üzerine meyve yemek temel adımlardır. - İftarda, sahurda, iftardan yatana kadar gece boyunca bol su için. İftardan sonra suyunuzu yanınıza alın sizi rahatsız etmeyecek şekilde bol bol için. - İftardan sonra yatmadan önce küçük sağlıklı bir aburcubur tüketmek 3. öğün görevini görür. Bu atıştırmalar; taze mevsim meyvesi, kuru meyveler, ceviz, fındık, badem, peynir+ ekmekle küçük bir sandviç, süt, yoğurt, meyveli yoğurt vb. olması en sağlıklı seçeneklerdir.

Ramazan ayında oruç tutarken sağlıklı beslenmek neler kazandırır, artıları nelerdir; - Sindirime bağlı enerji harcaması artar… Çünkü vücudumuz yiyecekleri sindirebilmek için enerji harcar. Ramazan ayında iftardan sahura kadar geçen zamanda ara öğünlerin olması vücudumuzun birkaç kere daha enerji harcaması anlamına gelir. Bu durum günlük toplam enerji harcamamızı ve Metabolik hızımızı arttırır. - Kan şekeri dengesi sağlar… Kan şekeri (glikoz) kanda enerji sağlayan en önemli maddedir. İftar14

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


dan sonra ara öğünler tükettiğimizde kan şekerini maksimum düzeyde dengeleme şansımız olur. - Midemiz zorlanmaz, mide sağlığını korur… Mide asidi, kesintisiz olarak üretilir ve az miktarda da olsa midede her an bulunur. Yediğimiz yiyeceğin yapısına ve miktarına bağlı olarak mideden asit salgılanması 1–2 saat ile 8 saate kadar sürebilir. İftardan sonra sahura kadar ara öğünler mide asidinin, midenin mukus yapısını bozmasını engeller. - Safra kesesi sağlığımızı koruruz… Yağların sindiriminde gerekli olan safra sıvısı karaciğer tarafından ve sürekli olarak üretilir. Safra kesesinde ise yoğunlaştırılarak biriktirilir. Safra kesesi besin

tüketimine bağlı olarak kasılır ve safra sıvısı ince bağırsağa boşalır. Ara öğün tüketimi, safra kesesinin normal, sağlıklı ve yavaş yavaş çalışmasını sağlar. Aşırı gaz ve şişkinlik problemlerinin görülme riski azalır. - Kilo alma riski azalır… Uzun açlık dönemlerinde iştahımız kabarır ve farkında olmadan daha fazla besin tüketiriz. Tek öğünde besin alım düzeyi artar ve sindirim için harcadığımız enerji birim başına azalır. Daha çok kaloriyi daha kısa sürede alırız ve metabolizmamız daha çok yağ depolar. Ayrıca ara öğünler sayesinde tokluk hormonları miktarı azalmaz ve kendimizi daha uzun süre tok hissederiz. Güzellik Sanatı | Haziran 2013

15


diyet & beslenme

Taylan Kümeli:

“Yasaklar değil, kontrol zayıflatır” Ünlü Diyetisyen ve Beslenme Danışmanı Taylan Kümeli, diyet yaparken başarıya ulaşmanın porsiyon kontrolünden geçtiğinin altını çiziyor. 20 yılı aşkın süredir hastane, catering kuruluşu; çeşitli gıda firmaları ve akademik çalışmalar kapsamında tedavi edici; bilgilendirici ve kurumsal diyetisyen olarak hizmet veren Taylan Kümeli, yaz mevsimi yaklaşırken; plajlarda fit bir görünüme sahip olmayı hedefleyenler için bir dizi öneride bulunuyor. Özellikle diyet yaparken motivasyon kaybı yaşayan kişileri ilgilendiren bu tavsiyeler, büyük bir özveri gerektiren zorlu diyetleri daha kolay hale getiriyor. Çalışma hayatı boyunca sağlıklı beslenme söylemine farklı bir soluk getirmeyi amaçlayan Kümeli, kendi geliştirdiği “Sentez Diyeti” ile de yurt çapında haklı bir üne sahip. “Sentez Diyeti”ne göre: sağlıklı ve formda kalmanın kesin kuralları tek tip beslenmeden uzak durup, porsiyon kontrolüne dik16

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


kat etmek. Makul ve küçük porsiyonlarda kalmak koşuluyla hemen her yiyeceğin tüketilebileceğini vurgulayan Taylan Kümeli, diyetlerdeki “yasakçı” zihniyetin motivasyonu olumsuz etkilediğini savunanlardan. Kümeli’ye göre diyet sürecinde verilen küçük molalar, diyet yapan kişinin psikolojik bıkkınlığını ortadan kaldırarak kilo verme sürecine olumlu katkıda bulunuyor. Birçok diyette kesin olarak yasaklanan, çikolata, bisküvi, kraker ve cips gibi yiyeceklerden az ve kontrollü olarak tüketilebileceğinin altını çizen Taylan Kümeli, bu şekilde devam edilen diyetlerin başarı oranının daha yüksek olduğu görüşünde.

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

17


dekorasyon

Mutfaklarda Eskiye dönüşün etkisini hayatımızdaki pek çok ayrıntıda hisseder olduk. Özellikle ev dekorasyon ürünleri ve mobilyalar vintage etkisinin en fazla hissedildiği ve yaşatıldığı alanlar arasında. Peki evlerimizin en fazla kullanılan alanı olan mutfaklarda,geçmişi günümüze taşıyan bu akım bizlere ne gibi alternatifler sunuyor? İşte mutfağında vintage etkisi yaratmak isteyenler için öneriler…

18

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


Vintage etkisi

G羹zellik Sanat覺 | Haziran 2013

19


Köşe yazısı

Nurgül Koca Acar

Her zaman kendi öykümüzün Bu gün evlilik yıldönümüydü, evleneli 11 yıl olmuştu. Ne çabuk geçmişti zaman daha dünmüş gibi ilk tanıştıkları gün. Bunları düşünürken sekreteri eşinin gönderdiği çiçekleri getirdi. Gülümseyerek baktı çiçeklere. Her yıl aynı jest. Yeni açmış beyaz tomurcuk güller… Severek evlenmişlerdi. Eşi de avukattı onun gibi. Her ikisi de kalabalık ailelerde yetişmişlerdi ama onların evinde derin bir sessizlik vardı. Tam 11 yıldır. Anne olmak istiyordu artık. “Anne” diye çağrılmak. Tek eksiği buydu. Çeşitli yöntemlerle çocuk sahibi olmayı denediler anne her defasında hüsranla sonuçlandı. Aslında son derece sağlıklı bir kadındı. Anne olabilirdi ama herkes için çok kolay olan şeyi onlar bir türlü başaramıyorlardı… Çocuk sahibi olmak o kadar saplantıya dönüşmüştü ki, eşinden ayrılmayı bile aklından geçirmeye başlamıştı. Anne olma hırsı ve öfkesi onu eşinden yavaş yavaş uzaklaştırmaya başlamıştı. Öyle ki o artık eski sevgililerini bile arayıp hayatına heyecan katmayı, hatta onlardan hamile kalmayı bile denedi. Ama yine olmadı… Eşinin hiç bir zaman çocuk isteyip istemediğini anlayamamıştı. Çünkü yanında bir kez bile bir çocuğun saçını bile okşamamıştı eşi. Onun çocuk sevmediğini düşünüyordu. Oysa kendisi, hayatını bile verebilirdi çocuk sahibi olmak için… Girdiği her ortamda ya da eş dost buluşmalarında konuşmalar kısa bir süre vizyondaki filmler, okunan kitaplar, arkadaş dedikoduları derken herkes sözü çocuğuna getiriyor, “Benimkinin okulu”, “Bizim kızın ergenlik bunalımı”, “Ay kız senin oğlan yürümeye baş20

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

ladı mı?”, “Senin kızın bale okulu nasıl gidiyor”, “Maşallah ‘Anne’ demeye de başlamış afacan?” şeklinde sohbetler devam ediyordu. O ise gülümseyerek sadece dinliyor yeğenlerinden bahsedebiliyordu… Anne olmak için bütün özellikleri taşıyordu. Onun gibi yüreği çocuk sevgisi ve hasreti ile dolu bir kadın çocuklardan mahrum olmamalıydı. Oysa eşi onu incitmemek, üzmemek için çocuk sahibi olmayı, baba olmayı ne kadar çok istediğini hiçbir zaman belli etmemişti. Evde iki yabancı gibi davranmaya başlamışlardı artık. Dördüncü deneme de başarısız olmuş, iyice ümitlerini yitirmeye başlamışlardı. Anne olma arzusu psikolojisini bozmuştu. İşine de konsantre olamıyordu. Artık aldığı davaları bile kaybeden, mevcut müşterilerini kaybeden bir avukat olup çıkmıştı. Yine o gün yani evliliklerinin 11’inci yıldönümünde ofisinde boş boş otururken aniden eşi içeri girdi. Karısının elinden tutup kaldırdı. Şefkatle öptü biricik ama kendisine soğuk soğuk bakan karısını. “Hadi tatile gidiyoruz” dedi. Yanında kocaman bir valiz vardı. İkisi için de gerekli her şeyi almış, 10 günlük bir tatil ayarlamıştı. İkisinin de bu tatile ihtiyacı vardı aslında… Hiç bir şey sormadan, şaşkın bakışlarla eşini takip etti. Emektar şoförleri sükûnetle açtı aracın kapısını. Arabaya bindi. Ağzını bıçak açmadı havalimanına kadar. Hatta nereye gittiklerini bile sormadı. Önce Yunanistan’a uçtular. Uçakta da hiç konuşmadılar. Ardından yat ile balayı yaptıkları Rodos’a geçtiler. Eşi balayını geçirdikleri otelde yer ayırtmıştı.


senaristi olamayız Bu sürpriz tatil moralini yerine getirdi az da olsa. Hiç bir şey düşünmeden her şeyi geride bırakarak dolu dolu tatilin keyfini çıkardı. Eşine haksızlık ettiğini düşünmeye başlamıştı artık… Çok iyi dinlenmiş, enerji depolayarak dönmüşlerdi tatilden. Onu gören herkes ne kadar güzel ve sağlıklı göründüğünü söylüyordu. Etrafına ışık saçıyordu adeta. Sanki eşi ona çok güzel bir tatil yaşatmıştı… 2 ay sonra… Yataktan kalmak istemiyordu. Kendisini kötü hissediyordu. Eşinin zoruyla yataktan kalktı ve giyindi. Kahvaltı masasına oturdu. Çok acıkmıştı ama nedense tarif edemediği bir tiksinti vardı… Midesi bulanıyordu… Birden takvimine uzun zamandır bakmadığını hatırladı. Evet gecikmişti ama doktoruna göre bu normaldi. Hatta bir keresinde doktoru ona “Kendinizi o kadar çok şartlandırıyorsunuz ki hamile kalmak için, beyniniz size oyun oynuyor ve kendinizi hamileymiş gibi hissediyorsunuz” demişti. Heveslenmek istemedi. Tatilde eşine söz vermişti. Artık hamile kalma, anne olma takıntısını bir kenara bırakacak ve hayatın tadını çıkaracaklardı. Bulantıları dayanılmaz olmuştu. Eşi basit bir soğuk algınlığı olduğunu düşünüyor ama karısının psikolojisini düşünüp, sırf içi rahat etsin diye yine ümitsizce jinekoloğa giderken ona eşlik etti. Ve büyük sürpriz. Hamileydi. Evet anne olacaktı. Hem de doğal yoldan… İkinci balayı bir hediye sunmuştu onlara…

Hayat hikayeler sunar bizlere. Her birinde ayrı dersler saklıdır. Yaşamasını, bakmasını, görmesini bilenler için… Bizler de o hikayelerin birer oyuncusuyuz. Her zaman kendi öykümüzün senaristi olamayız. Kimi zaman bilerek, kimi zaman da doğaçlama oynarız rolümüzü… Etrafımıza dönüp baktığımızda, benzerlerini görebileceğimiz yukarıdaki öykü, acaba bize hangi dersleri veriyor?

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

21


moda

Yeni Igora Royal ile

saçlarda yüksek çözünürlükteki renkler Yeni IGORA ROYAL, müşterilerine profesyonel renklendirme hizmetlerinde yeni “Yüksek Çözünürlük Teknolojisi” ile her durumda %100 güvenilir sonuçlar sunuyor. Bu yenilikçi relansman, dünyanın dört bir yanından en yeni renk trendlerini hayata taşıyarak Schwarzkopf Professional’ı bir kez daha kuaförlükte sektörün lideri olarak konumlandırıyor.

Schwarzkopf Professional’ın öncü markası Igora Royal’in relansmanı yapıldı 51 yılı aşkın profesyonel boya uzmanlığıyla, dünyanın 60’tan fazla ülkesinde günde 100.000’den fazla satılan IGORA ROYAL, Schwarzkopf Professional’ın kalıcı renklendirme grubunun öncü markası ve kuaförlük sektörünün öncüsü. En yeni teknolojik gelişmeleri keşfetmek için hiç durmadan çalışan Schwarzkopf Professional Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarları, renk uzmanlarının ihtiyaçları ve müşterilerinin talepleri doğrultusunda maksimum performansı elde etmek üzere faaliyetlerini sürdürüyor ve yenilikte sınır tanımıyor.

Yeni IGORA ROYAL: Saç boyalarının standardını belirliyor… IGORA ROYAL’in renk skalasına eklenen birbirinden farklı yaratıcı tonlar sayesinde renklendirme uzmanları kendi yaratıcılıklarını sergileyebiliyor 22

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

ve kişiye özel renklendirme tasarımları ortaya koyabiliyorlar. Mükemmel beyaz kapama ve moda tonlarda yüksek canlılıkta renkler sunan kapsamlı renk serisiyle yeni IGORA ROYAL, yorulmuş saçlarda bile mükemmel renk eşitliği sağlayarak harika renk sonuçları yaratıyor.


moda

Editörün Seçtikleri H&M 19,95 TL

Mango 34,99 TL

tarzimon.com 360 TL

Mango 49.99 TL

H&M 34,95 TL Mango 129,99 TL

Mango 129.99 TL

H&M Gecelik 49,95 TL

İnci 399.9 TL

Mango 279,99 T L

H&M Küpe 9,95 TL

H&M 49,95 TL

Mango 59.99 TL Güzellik Sanatı | Haziran 2013

23


moda

Etnik desenler geri geldi Geçtiğimiz yıldan gelen etnik ve tribal desen modası devam ediyor. Hatta sezonu ele geçirmiş durumda! Etekler, ceketler, elbiseler, pantolon ve çantalar bu desenlerin cazibesiyle podyum ve vitrinlerdeki yerlerini çoktan aldı. 2013 yazında etnik desenli şortlar, harikulade kalem etekler, etnik balon elbiseler ve etnik desenli büstiyerleri göreceğiz.

Etnik desenli etekler Kalem eteklerin en modern hali desenlerle karşımızda. Hollywood yıldızlarının da tercih ettiği bu desen, kalem eteklerde hükmü ele almış durumda.

Etnik kaftanlar 2013 yazında rengarenk ceket modelleri var. Yakasız ceketler, kaftanlar da bizimle olacak. Geleneksel desenlerle farklı bir görünüm yaratmak isteyenler için bu kaftanlar doğru seçim.

Etnik elbiseler Straplez elbiseler yazın vazgeçilmezi. Ünlü modacıların modern kesimlerde geleneksel etkileri kullan24

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


ması üzerinize çok yakışacak.

Midi etnik etekler Midi etek ve elbise modelleri iş kadınlarının sıkça giydiği parçalardan. Midi etekler kalın pilili ve tribal desenli versiyonlarıyla yeni trend.

Etnik balık etekler Renklerin desenlerle mükemmel bir birliktelik sağladığı parçalarda balık etekler de var.

Etnik uzun etekler Yazın uzun uçuşan etekleri her kadın çok seviyor. Hem terletmiyor hem de kolay kombinleniyor.

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

25


moda

Adriana Lima’nın Sırrı: BOKS Eylül ayında ikinci kızı Sienna`yı kucağına alan Adriana Lima, kısa sürede forma kavuşmasının sırrının boks olduğunu söyledi. Eğer yeni doğum yaptıysanız ve kısa zamanda kilolarınızdan kurtulmak istiyorsanız bu konuda oldukça başarılı olan Adriana Lima`nın size bir tavsiyesi var o da boks yapmak. Eylül ayında ikinci kızı Sienna`yı kucağına alan Lima, sadece birkaç ay sonra çıktığı Victoria`s Secret defilesindeki güzel vücudunu günde altı saat boks yapmaya borçlu olduğunu söyledi. Düzenli yürüyüşlerin ve beslenmenin yanı sıra boks yaparak da kısa sürede çok başarılı sonuçlar elde edeceğinizi söyleyen güzel manken, şu sıralar anneliğin de tadını çıkardığını söyledi.

H&M’in patronundan itiraf!

H&M’in patronu Karl-John Persson moda markalarının aşırı zayıf modellerle çalışmaları konusunda özeleştiride bulundu. Hazır giyim markası H&M’in CEO’su Karl-John Persson İngitere’deki Metro dergisine verdiği röportajda geçmişte aşırı zayıf modelleri tercih ettiklerini itiraf etti. Aşırı zayıf modellerle çalışma konusunda moda zincirlerine büyük sorumluluklar düştüğünü anlatan Persson “Bu konuda geçmişte bizim de hatalarımız oldu” dedi. H&M son moda çekimlerinde şarkıcı Beyonce ve 38 beden olan model Jennie Runk ile çalıştı. Persson “Bizim için artık önemli olan modellerin sağlıklı ve zinde görünmesi” diye konuştu.

26

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


Rihanna’dan Topshop’a 5 Milyon Dolarlık Dava

Rihanna, İngiliz perakende devi Topshop’a, üzerinde resmi bulunan tişörtleri izni olmadan sattığı gerekçesiyle 5 milyon dolarlık bir dava açıyor. NY Post’a konuşan bir kaynak, Rihanna’nın ekibinin, Topshop’un sahipleri Arcadia Group ile şarkıcının resminin haklarına ilişkin sekiz ay boyunca anlaşmaya varmaya çalıştığını fakat şirketin, Rihanna’ya 5.000 dolar önerdiğini ve “umurunda olmadığını” söylediğini belirtti. Rihanna, Londra’da dava açmak üzere uluslararası hukuk firması Reed Smith ile anlaştı. Kaynak, Rihanna’nın ekibinin defalarca Topshop’tan söz konusu ürünleri satmaya son vermesini rica ettiğini ve sonucunda “İstediğimizi yaparız” şeklinde bir cevap aldığını belirtti. Topshop’un, Rihanna’nın resmini bir fotoğrafçıdan satın aldığını fakat şarkıcıya lisans ücreti ödemediğini belirten kaynak, maalesef İngiliz yasasının şarkıcıyı korumadığını da sözlerine ekledi. Kaynak yine de Rihanna’nın Topshop’a dava açmaya karar verdiğini belirtti. NY Post’un öğrendiğine göre dava şu anda keşif aşamasında.

İstanbul ShoppingFest Başladı

ShoppingFest, her yıl perakende, turizm, yeme-içme, ulaşım, konaklama gibi birden çok sektörü harekete geçiriyor. İstanbul’un sahip olduğu zenginlikleri tüm dünyaya tanıtmak ve İstanbul’un marka değerine katkı sağlamak için üçüncü kez sivil toplum, özel sektör ve kamu işbirliği ile düzenlenen İstanbul ShoppingFest, 8-30 Haziran arasında yurtdışından gelecek yüzbinlerce turist ve yerli tüketiciyi ağırlayacak. İstanbul’un tarihi, kültürel özelliklerinin yanı sıra moda ve alışverişteki üstünlüğünü, tüketiciye sunacağı fırsatları ön plana çıkararak perakende, turizm, yeme-içme, ulaşım, konaklama gibi birden çok sektörü harekete geçirecek olan İstanbul ShoppingFest’te bu yıl 150’den fazla marka sezon ürünlerinde yüzde 50’ye varan indirimler sunacak. Güzellik Sanatı | Haziran 2013

27


Köşe yazısı Çiğdem ACARSOY - Davranış Bilimleri Uzmanı

İlişkilerimizde kıskançlık ve biz Kıskançlık en doğal duygularımızdan biri aslında… Düşünün iki yaşındaki çocukta bile vardır bu duygu, annesi başka bir bebeği sevince kıskanır paylaşamaz mesela… Demek ki; belki de hepimizde var olan bir duygu ve yaşamımızın ilk yıllarından itibaren ortaya çıkmaya başlayan. Peki sadece insanlarda mı? Hayvanlarda da var bu duygu, sahibini kıskanan ev hayvanlarını düşünün… Benim minik kedim eve gelen arkadaşlarımı rakip görüyor kendisine. İşin en ilginç yanı, kedim bir erkek ve sadece erkek arkadaşlarımı kıskanıyor, kız arkadaşlarımla hiç sorun yaşamıyor hatta çıkıp kucaklarına davetsizce oturuyor ama gelen kız değilse; başlıyor etrafında dönmeye… Gözünü kırpmadan bakıyor, kendince rakip ilan ettiği kişiye, rahatsız edercesine ve asla kucağına falan da çıkıp oturmuyor. Yani buradan bu duygunun ne kadar ilkel olduğu sonucuna varılabilir mi? Korkarım evet, öyle gözüküyor. O zaman ilkel haliyle bu duyguyu yaşatmanın ve korumanın anlamı olmadığını düşünüyorum, koruduğumuz, kaybetmek istemediğimiz pek çok değerimiz olsun olmasına, ama bu değil, hep çıkış noktam kendini sevmekten geçiyor. Kendimizi eğitmek, sivri yanlarımızı törpülemek gerekli… İlk halimizle kalmamız hiç doğal gelmiyor açıkçası bana, aksi halde iki yaşındaki çocuktan bir farkımız kalır mı? Veya benim kedimden? Bir de “seven kıskanır” geyiği var ya! Bayılıyorum bu geyiklere! 28

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

Her şeye bir kılıf uydurmuşuz helal olsun bize. Çok ünlü bir yazarın bir yazısını hatırlıyorum “kıskançlık hançerini kim sapladıysa, onu oradan çıkartma ve yaramızı iyi etme kudreti de yalnızca ondadır” demiş bir kitabında… Vay canına! dedim okuyunca. Şimdi niye saplattın ki o hançeri anlamadım? Hep karşı tarafta suçu arama huyumuzda işin başka bir trajik komik tarafı. Kıskandığım için ben hiç suçlu olmam nedense! Çünkü durup dururken kıskanmadım ya! O kıskandırdı. “Hani ne gerek vardı şimdi o kızla mesajlaşmasına ki! Ben mi dedim mesajlaş diye? Durup dururken deli mi dürttü beni de huzursuzluk çıkartayım” çok hoş dimi harikayız. Dur ben işimi garantiye alayım, adam kalkınca bir de telefonunu karıştırayım, haklı olduğumu ispat edeceğim ya kanıtlar bulmam lazım! Görür o gününü! Ben kül yutar mıyım? Telefon hep cebinde mi? Oooo kesin aldatıyor, Allah bilir sesi de kısıktır. Kadın dergileri böyle akıllar verir ya, partneriniz sizi aldatıyor mu? madde1- telefonu ortada değilse hep cebindeyse, madde2- sesi kısıktaysa, madde3- durup dururken size çiçek alıyorsa, madde4- evden çıkarken parfümler sürüyorsa! Yani ne yapsa kaçışı yok zavallının, her şeyin altında bir şey bulabiliriz. Hepimizde var maşallah insana hayatı zindan etme kapasitesi!! Önce özgüven diyorum ben; siz kendinizi sevin, kendinize güvenin, dedektiflik yapmayın! Beyan esastır,


eşiniz ne diyorsa o, aramayın hiçbir şey, evli bile olsanız eşinizin özeline saygı duyun, her birliktelikte eşlerin bir arka bahçeleri olmalı, diğerinin giremeyeceği hem de. Özgürlüklerimizden vazgeçmedik ki! Hepimizin özel hayatları kalmalı. Kimsenin cep telefonuna dokunmayın, ne arıyorsunuz? Bulunca ne yapacaksınız? Yol arkadaşınızdan bahsediyorum, oyun arkadaşınızdan bahsediyorum, ona inanmayıp dedektifçilik oynuyorsanız, bence sizinle uzun yola çıkılmaz, asıl size güvenilmez! Kırmızı ışıkta durmasını bilmiyorsunuz demektir çünkü bu! Kimseyi zorla yanınızda tutamazsınız eğer o kişi sizi seçtiyse hala neden ona inanmayıp onu kaybetmekten korkuyorsunuz? Unutmayın korktuğunuz şeyi kendinize çeker ve yaşarsınız eninde sonunda. Hayatım boyunca kimseye “neredesin?” diye sormadım, söylemek istiyorsa söyler zaten nerede olduğunu, istemiyorsa da bırakın söylemesin, çok mu merak ettiniz?

Bu anlattıklarım asla birisini tavlamanın yolları değil! Bunlar sizin mutlu olmanızın yolları. Amacımız sadece huzur. Kolay hayatlar yaşamıyoruz belki, altın tepside sunulmuyor bazı şeyler… Mücadele gerekiyor, insanların birbirinden beklentileri sadece huzursa eğer, bunu önce kendinizden sonrada beraberliklerinizden esirgemeyin. Dediğim gibi çıkış noktası hep kendimiz. Geriye baktığımızda her gün biraz daha yol aldığımızı ve hatalarımızı, yanlış davranışlarımızı kabul edip onlardan birer birer vazgeçtiğimizi görmemiz gerekiyor. Her gün büyümemiz ve gelişmemiz gerekiyor ve bu yolculuğumuzda bizi destekleyecek, besleyecek seçimler yapmamız da çok önemli, peki simdi napacağız doğamızdaki bu duyguyu? Yok mu sayacağız? Hayır. O var orada tam içimizde… Mücadele etme ve kendimizi eğitme zamanımız geldi… Demek ki ve fark ederek ilk adimi atik bile. Işığınızın yolunuzu aydınlatması dileğiyle… Güzellik Sanatı | Haziran 2013

29


sağlık & yaşam

Bitkisel yağların

psikolojik etkileri TARÇIN : Zindeleştiren bir yağ olan tarçın, yorgunluk ve güçsüzlük durumlarında faydalıdır.

KİŞNİŞ : Zihni uyarıcı bir yağ olan kişniş, duyguları canlandırır ve ruhu tazeler. Hafızaya yardımcıdır.

KİMYON : Kimyon yağı zihinsel işlemleri uyarıcı, güçlü bir düzenleyicidir.

SELVİ : Rahatlatıcı bir yağ olan selvi, depresyonun hem acı hem de öfke, tedirginlik, aşırı konuşma şeklinde ortaya çıkan diğer yönünü iyileştirir. Büyük ve ani değişikliklerde, kişinin değişimi kabul etmesinde büyük destektir.

KARABİBER : Hayal kırıklıklarında dayanma gücü

rasında olduğu gibi kişinin olaylara yenik düştüğü durumlarda kullanılır.

verir ve zihnin karar vermesini güçlendirir.Duygusal etkilere kayıtsız olan kişilerin daha sıcak bir ruh haline geçmelerini sağlar.

OKALİPTÜS : Kişiye konsantrasyon ve zihin açıklı-

SEDİR : Gerilimleri yatıştırır. Genellikle meditasyon

DEREOTU : Dereotu, kriz anlarında veya şok son-

ğı sağlar. Enerjilerin dengesiz olduğu durumlarda kullanılır.

aracı olarak kullanılır.

REZENE : Sıkıntılı zamanlarda güç ve cesaret verir.

papatya, depresyon, korku, histeri ve gerilimi yatıştırır. Endişe içinde olanlar için yatıştırıcıdır. Tedirginlik, huzursuzluk,öfke ve sabısızlık durumlarında sükunet verir.

Stresli zamanlarda tepki olarak yeme sonucu oluşan oburluk ve alkolizm için kullanılır.

ANASON : Canlılık hissi verir. FESLEĞEN : Güçlendirici, uyarıcı bir yağ olan fesleğen konsantre olma zorluğu çekenler, dikkati kolayca dağılanlar, kararsızlık ve disipline olma zorluğu içinde olanlar için faydalıdır. Duygusal açıdan kırılgan olanlara güç verir ve düzenleyici olarak depresyon, endişe, histeri ve ruhsal yorgunluk tedavisinde kullanılır.

DEFNE : Hafif bir uyuşturucu olan defnenin yatıştırıcı etkisi vardır.

BERGAMOT : Moral yükseltici ve sakinleştirici bir yağ olan bergamot, öfke ve hayalkırıklığını giderir, 30

özellikle endişe ile oluşmuş depresyonda mükemmel sonuç verir.

Güzellik Sanatı | Haziran 2013

PAPATYA : Fiziksel ve ruhsal bir rahatlatıcı olan

SARDUNYA : Sardunya, manik depressif eğilimli kişilerde, zihni yeniden dengeler ve içe/ dışa dönüklüğün aşırı uçlarını törpüler,endişe ve depresyonu yatıştırır. Genellikle kişilik olarak çok katı olanlar sardunyanın etkilerinden yararlanabilirler.

GREYFURT : Kafa karışıklığı, kıskançlık ve hayalkırıklığı gibi olumsuz düşünce durumlarında ilaç olarak kullanılır. Greyfurt, bu durumları yok eder ve canlandırıcı karakteri ile kararsızlık, sürüncemede bırakma ve geçmiş için kaygılanma durumlarında fayda sağlar. Manik ve depressif arasında gidip gelen durumlarda yardımcıdır.


YASEMİN : Yatıştırıcı ve canlandırıcı bir yağ olan yasemin, kendini uzak ve kopuk hisseden kişileri dünyanın daha gerçekçi bir görüntüsüne yakınlaştırır. Depresyon, üzüntü tedavisi ile güven aşılama, kayıtsızlık ve tembellikten sıyrılmanın sağlanmasında kullanılan ana maddedir. Duyguların bir yay gibi gerilerek, katılık, duygusal ifade eksikliği ve kıskançlık gibi belirtiler gösterdiği gergin durumlarda faydalıdır. Yasemin, endişeyi yatıştırır ve gelecek olaylardan korkanlara soğukkanlılık verir, aynı zamanda afrodizyak olarak da kullanılır.

ARDIÇ : Bedene olan etkisi gibi, ardıç zihin için de uyarıcı, berraklaştırıcı ve destekleyicidir. Zihnin gereksiz bilgilerden arındırılmasına yardımcı olurken, aynı zamanda endişe, depresyon, hafıza kaybı ve duygusal tükenmişlik durumlarında fayda sağlar.

LAVANTA : Lavanta düzenleyici bir ilaçtır. Bir moddan diğerine atlayan duyguları dengeler, endişe, panik ve histeriyi yatıştırırken depresyon ve halsizlik durumlarında kişiye canlılık sağlar. Uykusuzluk için genel olarak faydalıdır ve manik-depresyon tedavisinde kullanılabilir.

LİMON : Yanan bir kalbi ve zihni yatıştırır, tazeler. Düşüncelere berraklık sağlar.

MERCANKÖŞK : Derin ruhsal travmaların seçimidir. Acının yalnızlığında kaybolanları rahatlatır, endişe,hiperaktivite, gerilim ve histeri durumlarında zihni yatıştırır ve uykusuzluk vakalarında iyileştirici bir uyku alınmasına yardımcı olur.

MELISSA : Yatıştırıcı ve canlandırıcı bir yağ olan Melissa, duygusal blokların kişinin acı çekmesinde etken olduğu durumlarda faydalı bir ilaçtır. Şok, panik, histeri için kullanılır ve aşırı duyarlı kişileri yatıştırır. Acı içindeki kişiler bu yağ ile olumlu bir bakış açısı kaza-

nabilirler.

PORTAKAL : Enerjisi durgunlaşmış kişiler için yararlıdır. Kasvetli düşüncelerden ve can sıkıntısından arındırır, Olumlu bir bakış açısı sağlar ve enerji verir. Portakal yağı psikolojik gerilim ve strese karşı korunma sağlar.

MAYDANOZ : Maydanoz, idrar akışını arttırıcı etkisi yanısıra, aşırı yüklü zihinleri temizleme özelliği mevcuttur.

NANE : Etkileyici ve uyarıcı bir yağ olan nane, zihni yabancı konulardan arındırır, öfkeden uzaklaştırır, zihinsel yorgunluk ve depresyon durumlarında enerji ve dinçlik verir. Kişinin sinirsel heyecan nedeni ile titrediği durumlarda faydalıdır, sinirsel güçsüzlükte güç sağlar. Nanenin etkileyici kokusu, şok ve histeri durumunda kişiyi yatıştırır.

ÇAM : Yorgun zihni güçlendirir ve canlandırır. GÜL : Özelliklere kadınlara faydalı olan güçlü bir ilaçtır. Geçmişte kaybolmuş, duygularına aşırı bağlı, kendilerinin çok farkında olanlar ya da aşırı derecede ben-merkezli olan kişiler için faydalıdır. Üzüntü ve pişmanlık durumlarında yatıştırıcıdır, ruha neşe verir, acıyı ve depresyonu, özellikle de bu bir doğum sonrası yaşanırsa, iyileştirir.

BİBERİYE : Zihin ve duygulara berraklık verir, entellektüel yetileri biler ve birikmiş çöpleri temizler. Kendini hafıza zayıflığı ya da zihin karışıklığı şeklinde gösteren zihinsel fonksiyon kaybı durumunda kullanılır. Zihinsel berraklığın olmadığı ve kararsızlığın var olduğu durumlarda odaklanma sağlar ve bir tür koruma hissi verir. Histeri, tembellik, üzüntü ve “Pazartesi Sendromu”na biberiyenin canlandırıcı özellikleri ile yardımcı olunabilinir.

YLANG YLANG : Ylan ylang suçluluk, düşmanlık, sabırsızlık, kıskançlık, inatçılık, ağzı sıkılık, şüphecilik ve öfke gibi elastik olmayan aktif olumsuz duyguları yatıştırır. Uzak ve soğuk hissedenler için faydalıdır, kendilerini aşırı eleştirenlere ve güvensiz olanlara kendine değer verme hissi sağlar ve kolay telaşlanan mizaçları yatıştırır. Endişe, depresyon, uykusuzluk ve şok durumlarında faydalı olduğu gibi, geleneksel olarak cinsel iktidarsızlık ve firijidite durumlarında afrodizyak olarak kullanılmaktadır. Güzellik Sanatı | Haziran 2013

31


sağlık & yaşam

Göz sağlığı ile ilgili bildikleriniz

gerçekten doğru mu?

“Bir insan uzağı ve yakını net görüyorsa gözü sağlam demektir”, “Tuzlu yemekler göz sağlığını olumsuz etkiler” ya da “Çok yakından televizyon izlemek veya kitap okumak gözleri bozar” gibi doğru bildiğimiz kavramların yanlış olabileceği kimin aklına gelebilir? Ancak Avrupagöz Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan, göz ile ilgili bilinen ‘doğruların’ yanlış olduğuna dikkat çekiyor. Göz ile ilgili bugüne kadar doğru bildiğimiz ancak birçok yanlış bilgiyi barındıran kavramın varlığına dikkat çeken Avrupagöz Göz Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan, havucun görüşü arttırdığı bilgisinin de doğru bilinen yanlışlardan olduğunu vurguluyor. ‘Dinlendirici gözlük baş ve göz ağrısını azaltmaz, çünkü dinlendirici gözlük diye bir şey yoktur.’ diyen Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan, sözlerine şöyle devam

ediyor: “Özellikle gençlerde net görmede problem olmamasına rağmen astigmat ya da hipermetrop gelişebiliyor. Çocuklarda ise sıklıkla görülen çok yakından televizyon izlemek ya da kitap okumak sanıldığının aksine gözleri bozmayıp ancak bir göz bozukluğunun habercisi olabiliyor.” Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan, dinlendirici gözlük kavramının da doğru bir tanım olmadığına dikkat çekiyor: “Gözlük rakamlarla ifade edilen değerlere sahiptir ve takıldığı zaman görmeyi daha iyi yapıyor ise kullanılmalıdır. Yaygın olarak kullanılan ve dinlendirici olarak bilinen gözlüklerin herhangi bir tedavi edici özelliği bulunmamaktadır. Ayrıca katarakt ile ilgili de benzer doğru sanılan yanlış bilgiler mevcuttur. Bunlardan bir tanesi kataraktın yalnızca yaşlılarda göründüğü bilgisidir. Katarakt yaşlılarda sıkça görülmekle birlikte gençlerde, bebeklerde ve çocuklarda da rastlanabilen bir rahatsızlıktır. Katarakt bir gözden diğer göze geçebilen bir rahatsızlık olmayıp çoğunlukla çift taraflı oluşmaktadır.”

Göz Sağlığı İle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar • Çok ağlamak gözyaşını kurutmaz, çünkü ağlamak psikolojik bir olaydır ve gözyaşı, göz çevresindeki 32

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


çeşitli dokular tarafından sürekli üretilir. • Gözlükten kurtulmak için ‘gözü çizdirmek gerekir’ tanımı doğru bir ifade değildir. Görme kusurunun tedavisi için uygulanan lazer (excimer) tedavisinde, gözün saydam tabakası belirli bölgelerde inceltilir. Çizmek gibi bir işlem yapılmaz. • ‘Bebekler gözlük takmaz’ yine yanlış olarak bilinen ifadelerdendir. Göz muayenesi doğuştan itibaren yapılabilir ve 3 aylıktan itibaren bebekler gözlük takabilir. • ‘Bebeklerdeki şaşılık büyüdüğünde geçer’ yine doğru bilinen yanlışlardandır. Bebeklerdeki bazı şaşılıklar tedavi edilmediğinde ileriye dönük kalıcı görme kayıpları (göz tembelliği) gelişebilir. • Katarakt tekrarlayıcı bir unsur değildir, bazen katarakt ameliyatından sonra, göz içine yerleştirilmiş olan merceğin arkasındaki zarda kesifleşme olabilir ve bu yanlış olarak ‘katarakt tekrarladı’ şeklinde bilinir. • Göz damlası damlatıldıktan sonra gözü sık kırpıştırmak gerekli değildir. Çünkü göze damla uyguladıktan sonra bir dakika süre ile gözü uyut gibi kapatmak gerekir. Gözün sık kırpıştırılması, gözyaşı kanalı vasıtası ile damlanın burun boşluğuna geçerek etkisinin azalmasına yol açar. Avrupagöz Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Ömer Kamil Doğan, göz ile ilgili herhangi bir rahatsızlık hissedilmesi durumunda ise hastaların, teşhis ve tedavi sürecini en kısa sürede başlatması gerektiğini de sözlerine ekliyor. Güzellik Sanatı | Haziran 2013

33


sağlık & yaşam

Regl ağrılarına iyi gelen besinler Regl döneminde sizi rahatlatacak ve ağrınızı azaltacak yiyecek önerilerine göz atalım. Regl dönemi yaklaştığında hepimizin canı farklı bir yiyeceği çeker. Kimimiz tatlıya saldırırken kimimiz hamur işinden ayrı kalamayız. Bu yiyeceklerin bazıları ise durumu daha da zorlaştırır. İşte kendinize hakim olamadığınız zamanlarda tercih ederek ağrınızı azaltmaya yardımcı olacak yiyecekler… Keten tohumu Ayın en ağrı dönemi olan regl döneminde kramp-

ları azaltan yiyeceklerden biri de keten tohumudur. Keten tohumu ayrıca kalp hastalıkları, kanser, felç ve diyabet riskini de azaltır. Menopoza yaklaşan kadınlardan günde 2 kaşık keten tohumu tüketenlerde ateş basmasının %57 oranında azaldığı gözlemlenmiştir. Keten tohumunu kahvaltıda veya ara öğünlerde yoğurda katarak tüketebilirsiniz. Tam tahıllar Tam tahıllar kan şekerini orta seviyede tutmaya yardımcıdır. Lif ve protein açısından zengin olan tam tahıllı yiyecekler adet sancılarına iyi gelebilir. Kalsiyum zengini besinler Maryland Medical Center Üniversitesi’nden araştırmacılar, kalsiyum açısından zengin brokoli, soya sütü, ton balığı ve diğer balık çeşitlerinin ağrıyı azaltabileceğini savunmaktadır.

34

Güzellik Sanatı | Haziran 2013


GÜZELLİK SANATI HAZİRAN 2013 SAYISI  
GÜZELLİK SANATI HAZİRAN 2013 SAYISI  

AYLIK GÜZELLİK ve YAŞAM E-DERGİSİ

Advertisement