Page 1


Sevgili Güngörenliler! Bir parçası olmaktan gurur duyduğumuz İstanbul, şehir ve kültür kavramlarına anlam kazandıran âlemşümul bir şehir hiç şüphesiz. Bize bırakılan binlerce yıllık bu birikimin farkında olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek için hiç durmadan çalışmaya devam ediyoruz. Sınırları içerisinde birlikte yaşayıp nefes aldığımız Güngören’i İstanbul’a yakışır bir ilçe yapma noktasında katılımcı ve şehir kültürüne yaraşır bir vizyonda adım atıyor, ilçemizi bir cazibe merkezi haline getirmek için akılcı projeler geliştiriyoruz. Bu doğrultuda ayağı yere basan, uygulanabilir stratejik hedefler ve planlar hazırlayarak hep birlikte ilçemizin ve hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırma gayretindeyiz. Güngören için hayal ettiğimiz ve uyguladığımız her projenin,

Güngören Belediye Başkanı Ş. Yücel KARAMAN

İstanbulumuzun ve yükselen Türkiyemizin vizyonuna eklenen birer tuğla olması perspektifiyle hareket ediyoruz. Bu yolda attığımız adımlar aynı zamanda ilçemizin dinamiğine, çoğulcu kültürel yapısına ve modern görünümüne bir katkı sunuyor. Sağlıktan spora, sanattan bilime, edebiyattan sinemaya, kent estetiğinden sosyal yaşama dair uyguladığımız her projenin arkasında bu inanç ve sizlerin desteği var.

Desteklerinizle büyümeye ve daha yaşanabilir bir Güngören’i birlikte kurmaya devam edeceğiz. Hepinize sağlıklı ve mutlu bir ay diliyorum.


Yıl 1 | Sayı 3 | Haziran 2013 Güngören Belediyesi’nin Aylık Süreli Yayın Organıdır.

gungorendergi.com

İmtiyaz Sahibi Güngören Belediyesi Adına Şakir Yücel KARAMAN Yazı İşleri Müdürü İrfan ERSAN

ISSN123456789 Yayın Kurulu Süheyla SÜLEZ, Yasemin EKMEKCİ Ayhan YILDIRIM, Pınar KARTI, Merve KIRDEMİR Görsel Yönetmen Reyhan SULA

Yayın Koordinatörü Fatih DOĞAN

Foto Muhabir Büşra BULUT

Yayın Yönetmeni Ferhat BULUT

Baskı Tarihi Haziran 2013

20

04

SÖYLEŞİ

BAŞKAN KARAMAN 19 MAYIS’I GENÇLERLE KUTLADI

45 HANELİK BİR KÖYDEN KOSKOCA BİR KENTE (2)

54

Yönetim Yeri Güven Mahallesi Marmara Cad. Belde Sokak No: 38 Güngören / İstanbul Tel: 0 212 449 55 00 www.gungoren.bel.tr Yayına Hazırlık ve Baskı

0 212 493 0 456 www.afmiletisim.com

GEZEN BİLİR MALATYA

50 20

İSTANBUL KUŞKONMAZ CAMİİ

46

15

YAZI DİZİSİ SANATIN SUDAKİ AKSİ EBRU

KENTLİLİK DOĞU - BATI ARASINDA MEDENİYET KÖPRÜSÜ: İSTANBUL SAĞLIK HAMİLELİKTE SİGARA İÇMEYİN

32 facebook.com/groups/gungorenbld

twitter.com/gungorenbld twitter.com/sykaraman

38

RÖPORTAJ NEŞE KARABÖCEK

youtube.com/user/GungorenBelediyesi


GÜNDEM HABER Başkan Karaman 19 Mayis’ı Gençlerle Kutladı | 04 Başkan Karaman Merter’i Değerlendirdi| 05 Goražde Yeni Parkı Gün-Gor’e Kavuştu | 06 Hayalimin Peşindeyim 2. Yılında | 06 İstanbul’un Fethinde Geleneksel Tat | 07 Öğrencilere Temel Afet Bilinci Eğitimi | 07 Sünnet Festivali Kayıtları Başladı | 07 Geleceğin Mucitleri Güngören’de Yetişiyor | 08 Zabıta Memurlarına Eğitim Verildi | 08 Güngören Belediyesi İle 9. Çanakkale Gezileri Tamamlandı | 09 Dünya Merter’i Takip Etmeli | 10 Parklarda Olası Kene Mücadelesi Başladı| 10 Sertifikalı Temel İlkyardım Eğitimi Başlıyor | 10 Vatan İçin Biz de Varız | 11 KENTLİLİK Herşey Daha Modern Bir Güngören İçin | 12 Doğu - Batı Arasında Medeniyet Köprüsü: İstanbul | 15 Malazgirt Parkı | 18 Bayrampaşa Caddesi | 19 Söyleşi / 45 Hanelik Bir Köyden Koskoca Bir Kente-2 | 20 AİLE/YAŞAM Ailede Amaç Mutluluğu Paşlaşmak | 24 Erken Ergenliğe Dikkat | 25 SDM | 26 Evliliği Zedeleyen Cümleler| 28 EĞİTİM 8. Sınıf Öğrencisi Apple’a Oyun Hazırlayıp Sattı | 29 Veliler Öğrencilerle Ders Çalışacak | 30 MEB’den LYS Adaylarına 45 Gün İzin| 31 Yeni Okullar Müstakil Olacak | 31 SAĞLIK Hamilelikte Sigarayı Bırakın | 32 Çöp Torbası Deyip Geçmeyin | 32 Çocuklarda Orta Kulak İltihabına Dikkat | 33 Röportaj / Hipertansiyon | 34

bu sayıda RÖPORTAJ Neşe Karaböcek | 36

TEKNOLOJİ Avrupa’nın Geni Anadolu’dan | 40 Bozuk Para Büyüklüğünde Robot Arı | 41 Dünya’nın En Eski Suyu Bulundu | 42 Uzayda 1 Ay Kalıp Döndüler | 42 Yoldaki Sigara İzmaritini Bile Görüyor | 43 Bu Posteri Yalnızca Çocuklar Görüyor | 43 Sosyal Medya Hafıza Yeteneğini Değiştiriyor | 44 Dijital Pearl Harbor Korkusu Artıyor | 44 Güngören Sokakları 360° Gezilebilecek | 45 YAZI DİZİSİ Ebru / Sanatın Sudaki Aksi | 46 GEZEN BİLİR Malatya | 50 İSTANBUL Kuşkonmaz Camii | 54 KÜLTÜR/SANAT Hemfest’e Güngörenli Açılış | 60 Kültür Sanat Kurslarında Muhteşem Kapanış | 60 Güngören’de Malatya Günleri | 61 Bosna Hersek’te Mevlevihane Açılışı | 61 SPOR Hentbol Turnuvası Birincileri Belli Oldu | 62 Öğrenciler Öğretmenlerini Alkışladı | 62 İzciler Yeşil Sahaları Fethetti | 62 Kurumlar Futbolla Kaynaştı |63


4

gündem haber gungorendergi.com

Başkan Karaman 19 Mayıs’ı Gençlerle Kutladı

Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını Aliya İzzetbegoviç Parkında Gençlerle Kutladı

G

ençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü Nilüfer Yılmaz’ın günün anlam ve önemini belirten açılış konuşması ile başlayan programa İlçe Kaymakamı Zafer Orhan, Garnizon Komutanı Albay Ali Soner Evirgen, Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman, İlçe Emniyet Müdürü Ömer Burak Aktaş, İlçe Sağlık Grup Başkanı Arzu Aydınlı, İlçe Milli Eğitim Müdü-

haziran2013

rü Abdullah Nurkan ve ilçe protokolünün yanı sıra bir çok öğrenci ve veli katıldı. Gençlerin günün anlam ve önemini belirten şiirler okumasının ardından sahneyi halk oyunları ve folklor ekipleri aldı. Ardından Güngören’de sporcu yetiştiren iki kulübün öğrencileri tekwando ve Kick Boks gösterisi sundu.


Başkan Karaman

Merter’i

Değerlendirdi

G

üngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman, MESİAD’ın düzenlediği kahvaltı organizasyonunda Merterli işadamlarıyla bir araya geldi.

Merterli işadamları derneği MESİAD’ın düzenlediği kahvaltı programına katılan Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman Merter’in durumunu ve geleceğini işadamları ile konuştu. İlk erişilebilir standart yol olarak 2004 yılında yapılan Merter Nar sokaktaki Odak Restaurantta gerçekleşen kahvaltıya, MESİAD Başkanı Halit Tuna’nın yanı sıra Ak Parti Meclis Üyesi ve 1. Başkan Vekili M. Ergün Turan ve Belediye Başkan Yardımcısı Murat Kavak katıldı. Merter’in bugünü ve yarının konuşulduğu toplantıda, işadamlarının sorularını yanıtlayan Başkan Karaman Merter’in dünya çapında bir moda merkezi olmasını istediklerini ve bu yolda çalışmalar yapmakta olduklarını söyledi. İşadamlarının isteklerini ve durumlarını dinleyen Belediye Başkanı, Merter için en iyinin yapılmasını desteklediğini belirtti.

5

gündem haber gungorendergi.com

Engelliler Güngören’i Yeşillendirdi

G

üngören Belediyesi, Güngören’de bulunan rehabilitasyon merkezleriyle birlikte çiçek ve fidan ekimi yaptı. Çiçek ve fidan eken engelliler, Güngören’i yeşillendirdi. Güngören Belediyesi, engelliler haftası dolayısıyla Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü rehabilitasyon merkezleriyle ortaklaşa bir organizasyon düzenledi. Daha güzel bir çevre ve daha yeşil bir Güngören isteyen, Güngören Rehabilitasyon Merkezi ve Algı Dünyası Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri, Sosyal Yardım İşleri Müdürü Salih Zeki Kaplan ve hocalarıyla birilikte çiçek ve fidan ekimi yaptılar.

B elg rad Orman ı n d an G ü n gör en ’e Alk ış

G

üngören Belediyesi, engelli çocukları aileleriyle birlikte Belgrad Ormanı’na götürdü. Doğayla iç içe olan çocuklar, çalınan müziklerle adeta coştu. Güngören Belediyesi, ‘Engelsiz Hayat Pikniği’ adı altında Güngörenli engellileri ve ailelerini Belgrad Ormanına götürdü. Sabah saatlerinde belediyenin tahsis etmiş olduğu otobüslerle evlerinden alınan engelliler aileleriyle birlikte güzel geçen yolculuğun ardından piknik alanına vardı. Çalınan müziklerle ve gösterilerle neşelenen, çeşitli gösterilerle eğlenceli saatler geçiren çocuklar, mangal keyfi de yaptı. Program sonunda çekilişle hediyeler dağıtıldı. Tüm gün piknikte keyifli vakit geçiren aileler ve çocukları alandan mutlu ayrıldılar. İki gün süren ‘Engelsiz Hayat Pikniği’ne katılanlar Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman’a teşekkürlerini tezahürat ve alkışlarla gösterdi. haziran2013


6

gündem haber gungorendergi.com

Goražde Yeni Parkı Gün-Gor’e Kavuştu Bosna’daki Kardeş Belediyemiz Goražde’de Açılan Kültür Merkezinden Sonra Başkan Karaman’ın İkinci Hedefi Gün-Gor Park Açıldı

S

avaşta gösterdiği direnişle Bosna Hersek’in düşmesini engelleyen Goraždeliler için, Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman Goražde yatırımlarına devam ediyor. 2011 yılında faaliyete geçen mesleki eğitim veren Kültür Merkezinden sonra Gün-Gor Park’da hizmete açıldı. Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman’ın kültür merkezinden sonra, Goraždelilerin güzel vakit geçirebileceği park hedefi gerçekleşti. 05.05.2013 tarihinde, Goražde Kantonu, Başbakanı ve Bakanları; Bosna-Hersek Federasyonu

Belediye Başkanları; Goražde Müftüsü, Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman ve Başkan Yardımcısı Murat Kavak Güngören Belediyesi Meclis Üyelerimiz Ergün Turan, Ömer Lütfü Arı ve İbrahim Etem Yiğitol ile Goražde Belediye Başkanı Muhamed Ramovic’in katılımlarıyla Gün-Gor park Goraždelilerin kullanımına açıldı. Açılış törenine Ak Parti Konya Milletvekili Cem Zorlu ve Bosna-Hersek Federasyonu Milletvekilleri de katıldı.

Hayalimin Peşindeyim 2. Yılında

E

ğitime tam destek veren Güngören Belediyesi, üniversite sınavına hazırlanan gençlerin üniversite tercihleri ve bölümleri konusunda bilgi sahibi olması için başlattığı Hayalimin Peşindeyim Projesinin bu yıl 2.si düzenleniyor. Güngören’deki tüm liselerden son sınıf öğrencilerinin katıldığı proje yaklaşık iki ay boyunca devam ediyor ve Yıldız Teknik Üniversitesi, Kültür Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Sabahattin Zaim Üniversitesi gibi nitelikli kampüsler ziyaret ediliyor. Güngören’de üniversite çağına gelmiş lise son sınıf öğrencilerinin İstanbul’daki üniversiteleri, üniversitelerin şartlarını, ortamlarını yerinde öğrenmelerini sağlayan Hayalimin Peşindeyim projesi, gençlerin haziran2013

hayallerini genişletmeyi amaçlıyor. Gençler gezdikleri üniversitelerin yanı sıra bölümler ve sosyal olanaklar hakkında detaylı bilgileri uzmanlardan alırken üniversitenin havasını teneffüs ediyorlar. Rehber anlatımı eşliğinde laboratuarlardan amfilere, konferans salonlarından yemekhanelerine kadar gezdikleri üniversiteleri yakından tanıma fırsatı bulan öğrenciler, üniversite öğrencileri ve öğretim üyeleriyle birebir sohbet etme ve merak ettikleri konular hakkında sorular sorma fırsatı buluyor. Bu geziyle moral ve motivasyon kazanan Güngörenli gençler bölüm ve üniversite tercihleri konusunda daha bilinçli bir şekilde geleceğe adım atıyor.

Güngören Belediyesi’nin lise son sınıf öğrencilerinin üniversiteleri tanımaları için düzenlediği Hayalimin Peşindeyim Projesi 2 yaşında.


7

F

atih’in İstanbul’u fethinin 560. yıl dönümü Güngören’de coşkuyla kutlandı. Sabah saatlerinden itibaren kutlamalara başlayan Güngören Belediyesi Kültür Merkezi’nde, İzzet Ünver Lisesi öğrencileri hazırladığı programla izleyicler ile buluştu. İlçe protokolünün de katıldığı programda şiirler, fetih hikâyeleri ve tarihi ile Fatih Sultan Mehmet anıldı. Mehter takımının da yer aldığı programda, daha sonra mehter takımı Menderes Caddesinden başlayarak Belediye önüne kadar marşlarla geldi. Belediye önünde marşlarla bir gösteri sunan mehter takımının ardından geleneksel Osmanlı şerbeti ve helva izleyicilere ikram edildi. Mali Hizmetler Müdürlüğü’nde vergi ödeyen vatandaşlara sürpriz yapan şerbetçi vergisini ödeyen vatandaşlara da şerbet ikram etti.

Güngören’de İstanbul’un Fethi Mehter Takımının Coşkulu gösterisi ve geleneksel tatlar ile kutlandı.

gungorendergi.com

Öğrencilere Temel Afet Bilinci Eğitimi

İstanbul’un Fethi’nde Geleneksel Tat

gündem haber

G

üngören Belediyesi Sivil Savunması Şefliği tarafından düzenlenen Canımı Seviyorum Harekete Geçiyorum Projesi kapsamında okullarda ‘Temel Afet Bilinci’ eğitimi verildi. Proje kapsamında ilk yardım ve deprem eğitimlerinden sonra şimdi ise İstanbul MAGDER (İstanbul Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği) işbirliği ve uzman eğitmenleri ile okulların Sivil Savunma Kulübü öğrencilerine yönelik Temel Afet Bilinci eğitimi veriliyor. Deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası yapılması gerekenlerle ilgili bilgilendirilen öğrenciler, iki saatlik eğitimin sonunda, Teşekkür Belgesi, ‘Güvenli Yaşamı Öğreniyorum’ kitabı ve çeşitli hediyelerle, afetlere karşı daha duyarlı ve bilinçli bir şekilde eğitimden ayrılıyorlar.

e Sü n n et Fes t iv d ’ n e r ö g n ü ali G Güngören Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nün düzenlediği ve bu yıl 10.su gerçekleşecek festivalde Güngören’de ikamet eden, velisi ve kimlikleriyle Güngören Belediyesi Engelli Merkezine gelen çocuklardan sünnet kıyafetleri için beden ölçüsü alındı. İki yaş üstü çocukların katılım gösterebileceği festival sonrası, çocuklar Eyüp Sultan ve Miniatürk müzesini ziyaret edip ardından yatla Boğaz’da gezintiye çıkacaklar. Müracaat: Engelliler Merkezi Adres: Merkez Mah. Mimarsinan Cad. No:2 Tel: 0212 562 39 87

haziran2013


8

gündem haber gungorendergi.com

Geleceğin Mucitleri Güngören’de Yetişiyor Geleceğe Yatırım Yapan Güngörenli Öğrenciler Bilim Proje Yarışmasında Ürettikleri Projeleri Sergiledi.

G

üngören Belediyesi’nin 9 yıldır geliştirerek sürdürdüğü Güngören Bilim, Kültür, Sanat ve Spor Ligi, Güngörenli öğrencilere, hem kendilerini geliştirme hem de hünerlerini gösterme fırsatı sunuyor. İlçe genelindeki okulların tümünün katılım sağladığı Lig yarışmacıları, bu kez bilim proje yarışmasında çalışmalarını sergilediler. Güngören Kaymakamı Zafer Orhan ve Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman’ın açılışını yaptığı Bilim Proje yarışması finalinde, geleceğin bilim insanları ürettikleri projelerini sundu. 60 projenin katıldığı yarışmada Fen, Teknoloji, Fizik, Kimya Biyoloji, Matematik alanlarında öğretmenlik yapan sekiz kurul üyesinin oylamasıyla dereceye giren projeler sergilendi.

Öğrencilerin anlattığı projeleri ilgiyle dinleyen Kaymakam Zafer Orhan, “Projelerin hepsi birbirinden güzel. Tüm öğrencilerimizi kutluyoruz” dedi.

Zabıta Memurlarına Eğitim Verildi

Projeleri tek tek inceleyen Başkan Karaman “Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onların eğitimi ve gelişimi için biz de elimizden geleni yapıyoruz. Çocuklarımız kendini doğru ifade eden, özgüvenli bireyler olarak yetişiyor. Potansiyelleri bu tür organizasyonlarla ortaya çıkıyor. Öğrencilerimize, öğretmenlerimize ama en çokda velilerimize teşekkür ediyoruz. Hep beraber daha güzel buluşlarla, insanlığa daha faydalı şeyler yapıp büyük bir ülke olma yolunda hızla ilerleyeceğiz inşallah” dedi. Ortaokullar arası Bilim-Proje yarışmasında; Ayser Akbaş (Mehmet Akif Ersoy İ.Ö.O.) Dönen Geometrik Şekiller ve Cisimler projesiyle birinci, Oğuzhan Ferhat Hökelek (Özel Ufuklar Koleji) Zencefilin Dişlere Etkisi projesiyle ikinci, Mustafa Buğra Seçilir (50. Yıl Ahmet Merter İ.Ö.O.) Numaralı Kaynakçı Gözlüğü projesiyle üçüncü oldu. Liseler arası Bilim-Proje yarışmasında ise; Birinci Uyandıran Yatak projesiyle Doğukan Güler (İzzet Ünver Lisesi) olurken, ikinci Yoldaki Enerji projesiyle Celal Buğra Kaya (Osman Ülkümen Anadolu Lisesi) üçüncü ise Çiçek Sulama Devresi projesiyle Emine Nur Gürbüz (İzzet Ünver Lisesi) oldu. Ödüllerini Kaymakam Zafer Orhan ve Belediye Başkanı Ş. Yücel Karaman’dan alan öğrenciler toplu hatıra fotoğrafı çektirdi. haziran2013

G

üngören Belediyesi hizmet kalitesini arttırmak için yaptığı eğitim çalışmalarını devam ettiriyor.

Güngören Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü’nün organize ettiği 2013 yılı Hizmet İçi Eğitimi kapsamında Belediye’nin tüm Zabıta Memurlarına eğitim verildi. 39 saatlik eğitim bir buçuk ay sürdü. ‘Örgütlerde Davranış ve Etkili Takım Yönetimi, Stres Yönetimi ve Çatışmaları Çözme Becerileri, İnsan Psikolojisi, Psikoterapik Eğitim ve Motivasyon, Mevzuatlar’ ve daha birçok konuda eğitim verildi. Tüm belediye personeline verilmesi planlanan eğitimler, yıl içerisinde devam edecek. Köyiçi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimlere katılanlara sertifikalarını ise Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman ve Başkan Yardımcısı Ensar Özcan takdim etti.


9

gündem haber gungorendergi.com

Güngören Belediyesi ile 9. Çanakkale Gezileri Tamamlandı Güngören belediyesi‘nin geleneksel hale getirdiği çanakkale kültür gezileri bu yıl 9. kez gerçekleşti. Çanakkale şehitliği gezileri’ sayesinde binlerce güngörenli; şehit olmuş ecdadının hatıralarıyla dolu mekanları gezmenin gururunu yaşadı.

G

üngören Belediyesi; 18 Mart 1916’da Gelibolu yarım adasında destanlar yazan atalarımızın şehit düştüğü tarihi mekanlara düzenlediği gezilerle, sunduğu hizmetlerle örnek belediyecilik anlayışını bir kez daha ortaya koydu. 2005’ten beri her yıl, binlerce Güngörenlinin Çanakkale’deki şehitliği gezmelerini sağlayan Güngören Belediyesinin bu yıl ki Çanakkale gezilerinin sonuncusu da yapıldı. Seyahat için son model otobüsler kullanan Güngören Belediyesi, Güngörenlilerin atalarının bu vatan için nasıl çetin bir mücadele verdiğini ve ne büyük bir destan yazdıklarını öğrenmeleri için alanında uzman rehberler tahsis etti. Güngören halkı Şehitlikte duygulu anlar yaşadı Ülkemiz tarihinin yanı sıra dünya tarihinde de çok önemli bir yeri olan Çanakkale destanının yazıldığı mekanları gezen Güngörenliler duygulu anlar yaşadılar. Usta rehberlerin de anlatımıyla adeta o anlar yeniden canlandırıldı. Çanakkale gezilerine katılan Güngörenliler duygularını şöyle ifade ettiler: “Bu vatanın her karış toprağı değerlidir. Ancak Çanakkale bu topraklarda yazılmış en büyük destandır. Buraya gelirken heyecanla birlikte duygulu anlar yaşadık. Çanakkale şehitlerimiz olmasaydı bizler bugün buraları ziyaret ediyor olmayacaktık. Burada olmanın mutluluğu ve burukluğunu beraber yaşıyoruz. Güngören Belediyesi bu tarihe verdiği önemi bizlere sunduğu fırsatla göstermiş oldu. Başkan Şakir Yücel Karaman’a çok teşekkür ediyoruz.” dediler. Güngörenliler için her şey düşünülmüş Sabahın erken saatlerinde Güngören’den Çanakkale’ye doğru yola koyulan kafilenin tüm ihtiyaçları Güngören Belediyesi tarafından düşünüldü. Yol boyunca ve mola yerlerinde Güngörenlilere çeşitli ikramlarda bulunuldu, hediye olarak şapka ve Çanakkale Şehitliklerini anlatan tanıtım kitapçıkları dağıtıldı. Binlerce şehidin kanının döküldüğü kutlu topraklarda ziyaretçiler, bir rehber eşliğinde tüm Çanakkale’yi gezdiler. Gruplar sırasıyla, Kilitbahir Kalesi, Tabyalar, Seyit Onbaşı, Şahindere Sargı Yeri, Alçıtepe Müze Gezisi, Şehitler Abidesi, Seddülbahir, Yahya Çavuş Anıtı ve Şehitliği, 57. Alay Şehitliği, Conkbayırı, Kemal Yeri’ni gezerek bir milletin var olma mücadelesini yeniden yaşadılar. haziran2013


10

gündem haber gungorendergi.com

Parklarda Olası Kene Mücadelesi Başladı

Dünya Merter’i Takip Etmeli Merter Sanayici İş Adamları Derneği (MESİAD)’nin düzenlediği Modelistlik Eğitimi sonunda sertifika törenine Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman katıldı.

Güngören Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Güngören’in dört bir köşesini yaza hazırlıyor.

M

ESİAD’ın Merterli tekstil çalışanları için düzenlediği modelistlik eğitimi sertifika töreni ile son buldu. Törene Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman, MESİAD Başkanı Halit Tuna, İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Nurkan ve Türkiye’nin en yaşlı modelisti Hikmet Mercan Katıldı. Açılış konuşması yapan Başkan Karaman, “Merter bizim için çok önemli. Aldığınız eğitimin sizlere büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Biz Merter’i Moda Merkezi haline getirmek istiyoruz. Bu da elbette sizlerin katkısı ile olacak. Dünya artık Paris’i, Milano’yu değil, Merter’i takip etmeli. Kendi modamızı oluşturmalıyız. Bu yıl hangi renk moda diye sormamalı kendi modamızı kendimiz üretmeliyiz. Sizlerin de katkılarıyla önümüzdeki dönemde bunu başaracağımıza ve Merter’in bir dünya markası haline geleceğine inanıyorum” dedi.

K

amu kurumlarında, okullarda, park ve dinlenme alanlarında, ilaçlama ve dezenfekte işlemlerini yıl boyu sürdüren Veteriner İşleri Müdürlüğü, olası kene ihtimaline karşı mücadele çalışmasını başlattı. Güngören’deki tüm park ve dinlenme alanlarını ilaçlayan ekipler, Güngörenlilerin yaklaşan yaz aylarında yeşil alanları rahatça kullanabilmeleri için ilaçlama çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

Sertifikalı Temel İlkyardım Eğitimlerinin Startı Verildi Güngören Belediyesinin ödüllü projesi ‘Canımı Seviyorum Harekete Geçiyorum’ 16 saatlik Temel İlkyardım Eğitimi başlıyor.

G

üngören Belediyesi Sivil Savunma Şefliği tarafından hazırlanan, daha önce ilk yardım ve yangın söndürme eğitimlerinin verildiği Canımı Seviyorum Harekete Geçiyorum projesinde sertifikalı yeni eğitim dönemi başladı. İlk yardım temel uygulamaları, vücutta nabız, solunum, kalp durması, yapay solunum, hayvan ısırmaları ve boğulma gibi konuların işleneceği Temel İlk Yardım Eğitimi için Güngören Bilgi Evleri aracılığıyla kayıtlar alınıyor.

haziran2013


11

gündem haber gungorendergi.com

Vatan İçin Biz de Varız

“Vatan için biz de varız” diyen engelli gençler, bir günlük temsili askerlik yaparak terhis belgelerini aldılar.

B

edensel ve zihinsel rahatsızlıkları nedeniyle silah altına alınamayan engelliler, Hasdal Askeri Kışlası 6’ıncı Motorlu Piyade Alayı Komutanlığında bir günlük temsili askerlik yaptı. Engelliler haftası sebebiyle İstanbul Büyük Şehir Belediyesi İSEM tarafından organize edilen programa Güngören Belediyesi ve bir çok ilçe belediyesi katılım sağladı. Eyüp Sultan Meydanı’nda Mehter Takımı eşliğinde başlayan programda askerlerin kınalarını eski Milletvekili Lokman Ayva yaktı. Askerler daha sonra dualarla Hasdal Kışlasına uğurlandı. Aileleriyle birlikte Hasdal Kışlasına gelen engelli askerler gerçekleşen yemin töreni sonrasında terhis belgelerini komutanın elinden aldı.

haziran2013


12

kentlilik gungorendergi.com

Herşey Daha Modern Bir Güngören İçin

Planlayıp uygulamaya geçirdiği bütün projeleriyle ilçe sakinlerimizin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen Güngören Belediyesi, uygulanabilir stratejik hedefleriyle Güngören’i bir cazibe merkezi yapmayı başardı. ‘En iyi stratejik plan yapan belediye’ ödülünü alması da doğru yolda olduğumuzun en büyük kanıtı. Belediyecilik hizmetlerinin tek bir amacı vardır

Magirus arazisi AVM değil, doğayla uyumlu kent meydanı yapılıyor

Bütün belediyecilik hizmetleri tek bir amaç için planlanır ve

“Bizler geçmişteki plansız kentleşmenin zorluklarıyla müca-

uygulanır; vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmek. Gün-

dele ediyoruz ancak bizden sonraki nesillerin bu zorlukları ya-

gören Belediyesi uyguladığı ve planladığı tüm projelerini bu

şamasını istemiyoruz” şiarını benimseyen Başkan Karaman,

felsefenin ışığında sürdürüyor. Belediyecilik faaliyetlerini va-

konut yapılmaya ve belediyemiz açısından gelir elde edilmeye

tandaşlarının yaşam kalitesini artırmak olarak tanımlayan

çok müsait olan Magirus arazisini hem bugünün hem de ge-

Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman ve ekibi,

lecek nesillerin ihtiyaçlarını göz önüne alarak bir kent meyda-

plansız kentleşmeden ve nüfus yoğunluğundan kaynaklanan

nı ve yeşil alan projesi olarak değerlendirme kararı alarak bu

büyük sorunlara çözüm üretme zorluğu karşısında uygulana-

sözünün arkasında durduğunu gösteriyor. Böylece kaynakları

bilir alternatif çözümler üreterek başarılı adımlar atıyor. “Yeri-

doğru kullanmayı ve gelecekte ortaya çıkabilecek yeni ihti-

miz yok demedik, bahanemiz yok dedik” sloganıyla çalışan

yaçlar için rezervler oluşturmayı hedefleyen Güngören Bele-

Güngören Belediyesi bu minvalde erişilebilir standartları va-

diyesi sürdürülebilir belediyecilik anlayışının bir örneğini daha

tandaşlarıyla her projesinde buluşturuyor.

sergilemiş oluyor.

haziran2013


13

kentlilik gungorendergi.com

İhtiyaç varsa, imkân vardır

Projeler acil, orta ve uzun vadeli hazırlanır

Belediyecilik faaliyeti hiç şüphesiz kendi sınırları içerisinde kı-

Her ihtiyacın aciliyetli şekilde giderilmesi gerekebilir. Ancak

sıtlı imkânlarla, sınırsız ihtiyaçları karşılamanın bir diğer adıdır.

bir ihtiyacı karşılamak için hızlı kararlar alıp çözüm ürettiği-

Bazı belediyeler gerek yüzölçümü gerek ekonomik kaynakları

nizi düşünmek, bazen kalıcı çözümlerin önünde bir engeldir.

bakımından daha fazla imkâna sahiptir ve bu imkânın bir ge-

Bu bakımdan bir ihtiyacın acil, orta ve uzun vadeli olarak ele

reği olarak uygulanan projelerde gözle görülür bir artış söz

almak ve etaplar halinde uygulamak icap eder. Başkan Ka-

konusu olabilir. Ancak ne olursa olsun, o bölgede yaşayan in-

raman ve ekibinin bu yaklaşımı her projede zamandan, büt-

sanların ihtiyaçlarının karşılanması hem bir zorunluluk hem de hizmete talip olanlar açısından bir sorumluluktur. Bu anlayıştan hareketle ilçemize hitap edecek büyük bir spor kompleksi inşa edebilecek alanı bulunmayan ve büyük alanları istimlak edebilecek ekonomik kaynakları bulunmayan Güngören Belediyesi, yine akılcı ve uygulanabilir çözümlerle bu sorumluluğunu yerine getirdi. Her mahalleye birer cep havuzu ve spor üniteleri kurmak sure-

çeden, kullanılabilir kent alanlarından tasarruf ettirmekte ve efektif çözümler ile yeni değerleri Güngörenli vatandaşlara kazandırmaktadır. Kadınlara, çocuklara ve engellilere pozitif ayrım var! 2010 yılında yapılan referandum ile yasal bir zemine oturtulan engellilere, kadınlar ve çocuklara karşı pozitif ayrımcılık yapılabilmesi imkanı Güngören Belediyesi’nin üzerinde titizlikle durduğu konuların başında geliyor. Erişilebilir standart caddelerde kaldırım yüksekliği, kaldırım genişliği, ışıklandırma, araç

tiyle ekonomik ve pratik bir belediyecilik örneği gösterdi. ADM

park alanlarının sınırlandırılması gibi uygulamalar bu pozitif

(Aile Danışma Merkezi) binası, İSMEK ve Köyiçi Kültür Merkez-

ayrımcılığın belli başlı göstergeleri. Bu vesileyle Ortaç Cad-

leri gibi binaların içerisine kurulan spor tesisleri hemşehrileri-

desi, Rezzaki Sokak, Kınalı Caddeleri’nde özel hesaplama

mizin ihtiyacına cevap verdi. Başkan Karaman, ilçenin özgün

tekniği ile yaptığımız çalışmalar engelli, kadın ve çocukların

sorunlarına özgün çözümler üretetme gayretinin her geçen gün

cadde ve kaldırımlarda daha rahat hareket etmelerine imkan

arttığını ve yeni projelerin uygulamaya sokulacağını vurguluyor.

tanıyor. haziran2013


14

kentlilik gungorendergi.com

Uluslararası standartlarda hizmet üretiyoruz

dirilmesi büyük önem arz ediyor. Haliyle Güngören için sak-

İlçemiz içindeki tüm yolların öncelikle yayaların hakkı olduğu-

sıdaki bir parça toprak bile önemli ve gereklidir. Refüjler, yol

nun bilincindeyiz. Başta engelli vatandaşlar olmak üzere bü-

kenarlarındaki yeşil bantlar, adalar, kaldırım ağaçlandırmaları

tün yayaların daha rahat haraket etmelerini birinci amaç ola-

gibi detayları oldukça önemseyen Güngören Belediyesi, ba-

rak gören Güngören Belediyesi, aynı zamanda araçların park

kım programlarına bunları da dahil ederek halkımızın gözüne

edebileceği yol kenarlarını da güvenli ve standartlara uygun

hoş gelecek, kent mimarisine uygun özel tasarımlar uyguluyor.

hale getirmeye çalışıyor. Kaldırım yükseklikleri, çelik babalar,

Tramvay yolu üzerinde yapılan topiary çalışmaları, Davutpaşa

park cepleri gibi yapısal unsurlarda uluslararası standartlar

Caddesi üzerinde dikilen çınar ağaçları da bu uygulamaları-

göz önünde bulunduruluyor. Aynı şekilde engelli vatandaşlar,

mızdan birkaç örnek sadece. Güngören Belediyesi’nin yeşil

çocuklar, kadınlar ve yaşlıların da kent içindeki normal hayat-

alan çalışmalarındaki uyugulamaları birçok il ve ilçe belediyesi

ları esnasında yaşayabilecekleri olası sıkıntılar göz önüne alına-

için öncü örnekler teşkil ettiğini hatırlatmış olalım.

rak bu yönde alt ve üst yapıların uygulanmasına dikkat ediliyor. Tasarruflu ağaçlar dikiyoruz Şehirde yaşayanların en büyük şikayet konularından birisi

Bilim ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda yapılan test ve

olan kaldırım ve yaya aydınlatması üzerinde titizlikle durduğu-

yenilikler gösteriyor ki, her ağaç her yere uygun değil. Daha

muz konuların başında geliyor. Ansi lümen (ışık gücü) değer-

önce plansızca dikilen mevcut ağaçların fazla polen üretmesi,

leri dikkate alınmadan yapılacak bir aydınlatmanın bir faydası

kökleriyle altyapıya zarar verip bina temellerini tehdit etmesi,

olmayacağının farkında olarak aydınlatma işlemlerini uluslara-

yukarı doğru fazlaca uzadığı için hırsızlık olaylarına sebebiyet

rası standartlara uygun şekilde yapıyoruz.

vermesi gibi birçok dezavantajı var. Bu sebeple Güngören’in tamamına bu ağaçlar yerine şehir yaşamına ve mimarisine

Saksıdaki bir parça toprak bile önemli

uygun, polen ve böcek üretmeyen, altyapı tıkanmalarına ne-

İlçemiz sınırları içerisindeki yeşil alan miktarını fazlalaştırmak

den olmayan, budama maliyetlerinde ciddi miktarlarda tasar-

ve mevcut bütün yeşil alanların en uygun şekilde değerlen-

ruf ettiren ağaçlar dikilmesine öncülük ediyoruz.

haziran2013


15

kentlilik Yunus Emre Tozal / Harita Mühendisi

gungorendergi.com

Doğu - Batı Arasında Medeniyet Köprüsü:

İ

stanbul tarih boyunca Doğu ile Batı arasında bir köprü vazifesi olarak kültürlerin birbirleriyle iletişim kurmalarına zemin hazırlamış; gerek Doğu Roma İmparatorluğu’nun, gerekse Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentliğini yaparak farklı dinlerin, ırkların birbirleriyle etkileşim; iletişim; kaynaşma ve uzlaşma halinde olmalarına vesile olmuştur. İçinden deniz geçen ve iki kıtayı birbirine bağlayan tek şehirdir İstanbul. Muhteşem tarihiyle, müthiş zaferlere şahitlik eden bir şehir olarak İstanbul’un tarihsel birikimi İstanbul’a, kültürlerin kaynaşması ve coğrafi konumu itibariyle bir medeniyet misyonu yüklemiştir. İki kıtayı buluşturan elleriyle İstanbul, medeniyetlerin en önemli beşiği, tarihin altın sayfalarına kazınan şehri olmuştur. Uygarlıkların

iç içe geçtiği bir şehirdir İstanbul. Dünyada üstüne bu kadar şiir yazılmış, sokaklarına bu kadar hikâye yüklenmiş, ressamlara bu kadar ilham vermiş, kaldırım taşlarına bile bu kadar anlam yüklenmiş bir şehir var mıdır? Kaç şair bir kentin siluetine bu kadar vurulmuş... Mehmet Akif’ten Orhan Veli’ye, Yahya Kemal’den Faruk Nafiz’e, Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a, Cemal Süreyya’dan Edip Cansever’e, Ali Koçak’tan Cahit Koytak’a sayısız şaire ilham vermiştir. Her sokağının bir öyküsü vardır bu şehrin. Kız Kulesi, İstiklal Caddesi, Haliç, Üsküdar, Ortaköy, Sultanahmet, Topkapı… Her çeşmesinin, her camisinin, her mekânının kendine özgü bir hikâyesi, bir anlamı, geçmişten geleceğe aktaracağı bir hissesi vardır. Sanatçıyı yüreğinden yakalar İstanbul’un bu özgün yanı ve bambaşka dünyalara götürür. haziran2013


16

kentlilik gungorendergi.com

Her şey bu şehirde gizli, herkes bu şehre hayran... İçi, onunla yaşayanı; dışı, daha görmeyeni bile yakan, tutuşturan bir şehir İstanbul. Görüp de hayran kalmayanı yok bu şehrin... Sevginin, güzelliğin, zarifliğin bir sembolü İstanbul. Sevginin olmadığı yere güneş bile doğmaz. Tarih boyunca bu şehirde barınmış tüm kültürlere, bu şehirde yaşamış tüm farklı ırklara, bu şehirle yaşamını anlamlandırmış tüm insanlara medeniyet güneşi doğuyor her gün.

İstanbul insanı duru kılıyor, arılaştırıyor. Belki de bu yüzden

sanatçıların,

entelektüellerin

dikkatlerini

çekiyor.

İngiliz Seyyah Miss Julia Pardoe Şehirlerin Kraliçesi olarak İstanbul’u seçerken, İspanyol romancı Juan Goytisolo dünya kültür tarihinde İstanbul seyahatnameleri hakkında başlı başına bir literatürün oluştuğunu vurgular.

Kendisine

gelenleri

tüm

sıcaklığıyla

saran

İstan-

bul, Gérard de Nerval’i ise başka türlü büyülemiştir. Nerval için ise mehtapta İstanbul akşamları Binbir Gece Masallarındaki masal şehirlerinden farksızdır. Doğu’nun mistik

bir

özelliklerini

müştür.

Bu

geçenler

medeniyet

kapısıdır

İstanbul,

doğunun

tüm

Batı’ya

yüzünü

dön-

sokaklarından

gelip

taşıyarak

yüzden

İstanbul

örtüsünün

altında

kendilerini,

in-

sanları, kâinatı daha özgün bir biçimde anlamlandırırlar.

“İstanbul Modern” Müzesi’nin açılışını, yaptıkları yayınla tüm dünyaya duyuran ünlü Fransız TV5 kanalının Başkanı

Zonaro’nun üzerinde bıraktığı iz, paha biçilmez tabloların

Jean-Jacques Aillagon İstanbul’dan etkilendiğini şöyle dile

yapımına ve sanat harikalarının ortaya çıkmasına vesile ol-

getirmişti: “İstanbul, tarihi boyunca daima kozmopolit bir

muştur. Edmando Amicis tarafından yazılan Constantinapolis

şehir olmuş. Avrupa’daki diğer şehirlere göre daha şans-

(İstanbul) adlı kitabından etkilenip İstanbul’a gelen Zonaro, II.

lı çünkü değişik kültürlerin kaynaştığı, ‘melezleşmiş’ bir

Abdülhamit’in kendisine verdiği destekle sarayın baş ressamı

şehir. Oysa Avrupalı şehirler, göçmenler nedeniyle böyle

seçilir ve Yıldız Sarayı’nda müthiş çalışmalara imza atmıştır.

bir kaynaşmayı, ‘melezleşmeyi’ daha yeni yeni öğreniyor.” Hakkında “O şarkı söylediğinde Balkanlara barış gelir” deHayatının sonuna dek, yarım yüzyıla yakın İstanbul’da yaşa-

nilen, Balkanların meşhur sanatçısı Dino Merlin İstanbul’u

yan ünlü ressam Leonardo de Mango, İstanbul’un kıvrım-

Şehirlerin Sultanı olarak anıyor. Şöyle ifade etmişti İstanbul’a

lı kıyılarında yer alan Fenerbahçe ve Üsküdar başta olmak

duyduğu aşkı Dino Merlin: “Ben Türkiye’deki halk ve kültür

üzere Büyükdere, Göksu, Eyüp, Fener, Adalar, Haliç, Suriçi,

ile aramda bir bağlantı olduğunu hissediyorum. Bu nedenle

Sarayburnu ve Boğaziçi’ni resmettiği çok sayıda eser ya-

İstanbul’da yabancılık hissetmiyorum. İstanbul’u kendi şeh-

par. İstanbul’dan geldiğinden itibaren hayatının sonuna ka-

rim gibi görüyorum. Ben İstanbul’u Saraybosna’nın erkek

dar bırakamaz İstanbul’u. Yine İstanbul’un İtalyan Ressam

kardeşi, ağabeyi gibi görüyorum. Bize küçüklüğümüzden beri

haziran2013


17

kentlilik gungorendergi.com

böyle öğretildi. Şu an kendimi ağabeyimi ziyarete gelmiş gibi hissediyorum. İstanbul, dünyayı ayakta tutan sütunlardan bir tanesidir. Her aşkın kendine özel ve anlatılamayan bir yönü vardır. Benim İstanbul’a olan bağlılığım da tamamen bir aşktır.” Sadece yazarlar, şairler, sanatçılar, ressamlar değil, tasarımcılar da İstanbul’un insana sunduğu medeniyet algısından etkileniyor. Koleksiyon ve Gaia&Gino’nun davetlisi olarak İstanbul’a gelen tasarımcı Karim Rashid, İstanbul’dan esinlenerek yaptığı ürünler arasında, çeşme ve musluklarımızdan ilham aldığı tuzluk ve biberlikler, çevrildiğinde meyvelik olabilen ve İstanbul’un yedi tepesini tüm güzelliğiyle sunan mumluklar bulunuyor. İstanbul’a hayranlığını şu sözlerle dile getiriyor Karim Rashid: “Gaia&Gino için hazırladığım ilk koleksiyonu, manzarasından, insanlarından, yemeklerinden ve kültüründen ilham aldığım İstanbul’a ilk ziyaretimde tasarla-

dım. Örneğin, Morphescape aksesuarları, tek bir dalgalanmanın sürekli devam ettiği ve yemek masasında ihtiyaç duyulan her noktayı ayıran seramik bir yüzeydir, böylece her fonksiyonun modüler olarak bitiştirildiği, bütün bir masaya sahip oluyorsunuz. Esin kaynağı, İstanbul’un, minarelerden camilere, modern kente ve boğaza hâkim olan genel görünümüydü.”

İstanbul, Şehirlerin Sultanı, Kraliçesi, İstanbul, bambaşka dünyaların kapısını aralayan şehir, İstanbul, insanı ta yüreğinden yakalayan ve bir daha bırakmayan şehir, İstanbul, insanı İstanbul yapan şehir… haziran2013


18

kentlilik gungorendergi.com

Malazgirt P ar k ı

Güngören Belediyesi’nin yenileyip vatandaşın hizmetine sunacağı parklardan bir diğeri ise Malazgirt Parkı.

Y

eşil alan miktarının arttırılacağı parkta; çeşme, pergola ve çok miktarda oturma alanlarına yer verilecek. Parkın üst kısmında yer alacak basketbol sahasıyla birlikte birçok dinlenme bölümü yapılacak. Dikilecek ağaçlarla gölgelik alanlar arttırılacak, böylece gü-

haziran2013

neşli günlerde vatandaşın dinlenmesine olanak sağlanacak. Yapılacak kafeyle hem çevre iş yerlerine hem de vatandaşlara hizmet verilecek. Mayıs ayı sonunda başlanacak yenileme çalışmalarının temmuz ayında bitirilip vatandaşın hizmetine sunulması hedefleniyor.


19

kentlilik gungorendergi.com

Bayrampaşa Caddesi Güngören Belediyesi erişilebilir standart cadde çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

Dönmez Sokak

G

üngören’lilerin yaşam standartlarını arttırmak için her yaşa ve koşula uygun biçimde yapılandırılan alanlara Bayrampaşa Caddesi de eklendi.

Erişilebilir standart cadde yapımı kapsamında projelendirilen Bayrampaşa Caddesinde yağmursuyu kanalı, çelik baba, bordur, tretuvar, parketaş ve aydınlatma çalışmaları başlatıldı.

G

üngören halkı hakettiği kaliteli ve sürdürülebilir hizmetle buluşturulmaya devam ediyor.

İlçe genelinde devam eden erişilebilir standart cadde ve sokak çalışmaları kapsamında başlatılan Dönmez sokak düzenlemesinde, dezavantajlı grupların kullanımı için özel ola-

Park yoğunluğuna çözüm olması açısından otopark cepleri de eklenen

rak projelendirilen kaldırımların parketaşı dö-

caddede bakımsız eski ağaçlar kesilerek yerine kent yaşamına uygun,

şemesi tamamlandı. 4 mevsim yeşil kalabilen

kökleriyle binaların temellerini tahrip etmeyen, alerjik polen üretmediği

sağlıklı ve estetik görünümleriyle vatandaşın

için çocukların ve yaşlıların sağlığına zarar vermeyen, dört mevsim

takdirini toplayan yeni ağaçlar dikildi.

yeşil kalabilen ağaçlar dikildi. Çalışmalar sonunda 305 metre uzunluğunu bulacak olan Bayrampaşa Caddesinin yol genişliği 12,10 metre olacak şekilde projelendirildi.

Devam eden çalışmalarda yayaların kullanım alanı kaldırımların araçlar tarafından işgal edilmemesi için çelik babalar eklenecek ve

Sakinlerinin memnuniyeti ile devam eden Bayrampaşa Cadde düzen-

park cepleri yapılacak. Dekoratif aydınlatma

lemesi çalışmaları, Haziran ayı sonunda tamamlanarak Güngören hal-

direkleri ile süslenecek cadde asfalt çalışma-

kının kullanımına açılacaktır.

sının ardından kullanıma açılacak. haziran2013


20

s ö y l e ş i gungorendergi.com

Önceki sayımızda Güngören’in geçmişini, hayatının büyük bir bölümünü Güngören için çalışarak geçiren, Osman Nuri Özbek ya da Güngörenlilerin deyimiyle Osman Bey’in oğlu İlhan Özbek ‘in ağzından dinlemiştik. Geçtiğimiz sayıda İlhan Özbek’in anlattığı, 1924 yılında Güngören Köyüne dedesinin nasıl yerleştikleri, Osman Bey’in Güngören için yaptıkları, Güngören – Bağcılar yolunun nasıl inşa edildiği, 2. Dünya savaşı yıllarında Güngören’de yaşananlar, Güngören’deki günlük yaşam gibi birçok konuyu bu sayıda da keyifle okumaya devam edeceğiz. haziran2013

45 HANELİK BİR KÖYDEN

KOSKOCA BİR KENT’E (2)


21

s ö y l e ş i gungorendergi.com

“Camin temelinin atılmasından 48 saat sonra vefat etti”

lar, ne yediniz diyorum hamburger diyorlar, hamburger

Babam buraya cami yapmayı çok istemişti, ben ölmeden

yemek midir? Lokantalarda sulu yemek vardı, şimdi gi-

yapalım derdi hep. Ama kadastro ile ilgili birkaç engel

din bakın sulu yemek yapan kaç yer kaldı. Hep dönerci,

çıktı. Caminin temelini attık, burada öğle namazını kıldık

hep kebapçı. Ha düzgün yapılsa bazı şeyler, hayvancılık

ve 48 saat sonra vefat etti. Caminin adını Osman Nuri

yaptığımız için biliyorum, yani etlere neler katılıyor, neler

Özbek Camisi koyduk. Ama halk dilinde Osmanbey Ca-

yapılıyor. Şimdi yeni yeni kanunlar çıkıyor ama kanun

misi olarak geçiyor. Evler, Osmanbey Evleri mevki ola-

çıkarmak önemli değil, kontrol önemli. Bir de insanın

rak öyle anılıyor buralar. Kaba inşaatı bitti, sadece çatısı

kendi kendini kontrol etmesi lazım. Sen o esnaftan

kaldı. Bu arazi babam amcam ve halamındı. Biz de cami

memnun değilsen, o hile yapıyorsa bir daha alma o es-

olsun diye Belediyeye hibe etik. Ondan sonra bir dernek

naftan, mecburen kendini düzeltecektir o. Ya kapayacak

kurduk, Osman Nuri Özbek diye. Derneğin yönetimine

gidecek, ya düzeltecek.

babam girmek istemedi, onun yerine vekâleten ben görevdeyim.

“Eskiden marka diye bir saplantımız yoktu” Bir para hırsı olmuş insanlarda, onda bu var, bende ne-

“Artık hoşgörü kalmadı insanlarda”

den yok? Aşırı tüketim, lüks tüketime yönlenmiş insan-

Eskiden büyüklere karşı saygı, küçüklere karşı bir sev-

lar. Bakıyorsunuz telefon ilk çıktığında 2500 Mark’tı 1993

gi vardı, klasik bir tabir olacak ama babam da aynı şeyi

senesinde ve iş yapan insanlar telefon kullanabiliyordu,

söylerdi: “köylerde babalarının, amcalarının girdiği kah-

kontör falan yoktu. Kazanan istediği gibi harcasın o so-

veye çocuklar girmez, onlar başka kahveye giderlerdi.”

run değil ama ailelere yük oluyor çocukların bu istekleri,

Şimdi eski İstanbul hep göç aldı, ilk gelen insanlar da Al-

ne yapıyor “baba onda bu var bunda şu var ben mahcup

lah korkusu, dürüstlük vardı, ama bu şehir nasıl insanları

oluyorum”.

bozdu. Dış mihraklar bize bazı şeyler öğretmeye başladı, bozmaya çalıştılar. Eski saygı yok, bugün komşulukta da

Eskiden marka diye bir saplantımız yoktu, büyük butikler,

aynı, yolda trafikte de alışverişte de aynı. Bir yere gidi-

mağazalar yoktu pazardan giyinirdik. Fatih Çarşamba’dan

yorsunuz, eskiden insanlar sırayla sırasına geçerdi, tra-

annem bana kıyafet alırdı. Eskiden kumaş alırlardı. Tey-

fikte birine yol soruyorsunuz arkanızdaki araba dat dat

zem, Cibali Meslek Enstitüsü mezunuymuş. Bir araya

kornaya basıyor, eskiden bunlar yoktu. Eskiden herkes

gelirlerdi teyzem, halam, annem bir şeyler dikerlerdi hep

daha hoşgörülü idi, artık hoşgörü kalmadı insanlarda.

beraber. Zetina dikiş makinesi vardı hiç unutmam, an-

Çocukluğumuz daha güzeldi, harçlık alırdık, lunaparklar

nem okul mezunu olduğu için kalıp çıkartır, diker; tey-

vardı gider orada eğlenirdik. Şimdi oralar bile bozulmuş,

zem, güzel dikiş yapardı, 2 günde 4-5 tane günlük elbise

tinercisi var çocuğunu yollamaya korkuyor insan. Komşu-

yaparlardı kendilerine. Çünkü eskiden konfeksiyon yoktu,

lar öyle, sizin çocuğunuz var, illaki atlayacak zıplayacak

bu kadar çeşit yoktu, insanlar azla yetinmeyi biliyordu.

en ufak bir seste alt komşu gelir çocuğunuza sahip olun

Şimdi kimse azla yetinmiyor. Televizyon çıktı, eskiden her

çok zıplıyor diyor. Ee... senin de çocuğun var, biz çocu-

evde yoktu. Mesela eskiden, çevrede maddi durumu iyi

ğumuzu terbiye etmeye çalışıyoruz ama bir yere kadar.

olan komşulara gidilirdi televizyon izleyebilmek için. Şim-

Onun yüzünden bile kavgalar, bir sürü olaylar oluyor. Yani

di çocuğun odasında, salonda, mutfakta yemek yerken

insanların birbirlerine tahammülü, hoşgörüsü kalmıyor.

öbür diziyi kaçırmayalım diye her tarafta televizyon var, bunların hepsi para. Şimdiki çocuklar hem şanslı hem

“Yemek yemek bile çok hızlı artık”

şanssız. Bilgisayarlar, gerçi benim çocuklarda yok ama

O eski saflık artık yok. Yemek kültürü hızlı. Ben şimdi

bütün arkadaşlarında görüyorum aileleri bilgisayarın ba-

kendi çocuklarımdan görüyorum, “yemek yedik” diyor-

şından kaldıramıyoruz diyorlar. haziran2013


22

s ö y l e ş i gungorendergi.com

“Güngören ok tabelasını ne zaman görse duygulanırdı “ Babam, Şakir Bey’e de söylerdi, “sahil yolundan geldiğimde Güngören tabelası var” duygulanıyorum derdi. Çünkü ufacık bir köyden bu hale geldik. Eskiden burası da Bakırköy’ün bir köyü olarak geçiyormuş. Esenler, Bağcılar, Avcılar, Küçükçekmece bunların hepsi Bakırköy’e bağlı bir köymüş. “Çok duygulanıyo-

“O zaman pek siyaset olmamış, herkes el birliği yapmış. Şimdi ise 2000 kişi olan bir köyden 312 bin kişilik bir belediye oluşmuş...

rum oralarda Güngören ok tabelasını görünce” derdi babam.

“4 dönem belediye başkanlığı yaptı babam” Babamı, 1960 ihtilalinden sonra muhtarlıktan da alıyorlar. Demokrat parti muhtarı diye azaları da görevden alıyorlar. Özbenlerin abileri vardı, o 1-2 sene muhtarlık yapıyor. 1968’de bir araya geliyorlar, 2000 nüfus oluyorlar, o zaman belediyeyi kuruyorlar. Babamı zorla muhtar yapıyorlar, sen aday olacaksın demişler. Okumuş insan o zamanlar pek yok diye. Babam anlatır, o vakitler herkesin hayvanı var, merası var. “Kurban Bayramında koyunları Fatih Camisinin avlusunda satardık karda kışta, bir gün koyunlar kaçtı para kazanacağım diye zarara girdiğimde oldu zamanında” diye anlatırdı. “Daha sonra 1966’da belediyeyi kurduğumuzda yeni belediye, mazbatayı elimize aldık ne bina var ne de başka

İlk Belediye Binası

bir şeyimiz. Bir de kanun varmış ilk 1 ay içerinde resmi toplantıyı yapmak lazımmış. Ondan sonra bir ilkokulun bir odasını belediye olarak

“Belediyenin bulunduğu yer eskiden kireç ocağıydı”

kullanmaya başladık ve toplantımızı da yaparak resmiyetimizi gerçek-

Haznedar’da kiraladıkları belediye yerinde 2 yıl kalıyorlar. Şuan

leştirdik.”. Ondan sonra Haznedar’da ara sokata 2 katlı bire yer kiralı-

ki belediyenin bulunduğu yer eskiden kireç ocağıydı. O zamanın

yorlar. Öyle belediyeyi kuruyorlar. Ondan sonra 2’si ara dönem olmak

başbakanı Demirel. Babam onu çağırıyor ve şimdiki Güngören

üzere 4 dönem belediye başkanlığı yapıyor. Sonra istifa edip milletvekil-

Belediyesi’nin bulunduğu yere temeli atıyorlar. Aynı gün Efes Pil-

liğine adaylığını koydu.Tabi o zamanlar Güngören Belde Belediyesi’ydi.

sen Fabrikasının açılışı da vardı. Demirel önce belediyenin temelini attı, sonrada Efes Pilsen Fabrikası’nın açılışını yaptı. 1979’un Nisan ayına kadar belediye başkanlığı yaptı babam. 1977 seçimlerinde belediyedeki ilk meclisimizde, meclisi toplayacağız birisi Aksaray’da kahya, yani eskiden dolmuşların kalktığı yerde kahyalar vardı, diğer partili meclis üyeleri de MHP - CHP gibi, onlar da başka başka işler yaparlardı. Çok okumuşluk yoktu o dönemlerde. Partiler genelde bu kişi 1. sırada olsun diğeri 2. sırada olsun diye belirlerler. Adamları toplayacağız toplantı için ama haber veriyoruz, o da ancak işini bitirip gelebilir. Herkes ekmeğini başka türlü kazanıyor, biri bakkal biri kâhya. O dönemlerde bayağı zor olmuş, karar vereceği vakit. O zaman pek siyaset olmamış, herkes el birliği yapmış, sıfırdan bir 2000 kişi olan köyden 312 bin kişilik bir belediye oluşmuş şimdilerde. Bir

Güngören Belediyesi’nin açılışında Osman Nuri Özbek halkla birlikte...

de daha ilginç bir şey söyleyeyim. Babam 1991-95 arası Doğruyol Partisi’nde mİlletvekilliği yaptı. O dönemde Doğruyol Partisi iktidardı. Tansu Çiller başbakan, Demirel Cumhurbaşkanıydı.

haziran2013


23

s ö y l e ş i gungorendergi.com

“Merter’in Güngören’e bağlanması babamın sayesinde”

“Biz 2. Dünya Savaşı’na girmedik ama büyük yok-

O dönemde burası, 1993’te ilçe oldu. Haritaları çizilirken

luk çektik”

Ankara’da Merter’i buraya bağlamak için babam çok bü-

Biz bir takım elbiseyi ters düz yaparak 5-6 sene giyer-

yük kavga verdi. Merterliler biz Güngören’i istemiyoruz, biz

dik” derdi rahmetli babam. O zamanlar yokluk var, sa-

Bahçelievler’i istiyoruz dediler. İsmi var oranın. Ama nere-

vaş dönemleri, giderlermiş terziye 2-3 günde yıpranan

ye kimleri sokuşturdular araya... Ama biz Güngören’in yer-

tarafın tersini çevirip diktirirlermiş.

lisiyiz. Güngören’e gelen ekonomik gelir Merter’den geliyor, zaten E-5’e kadar olan alan bizim olmalı. Çok baskı yaptılar Demirel’e, “ben çok ısrar ettim ve sonra Merterliler beni sevmediler” derdi rahmetli. Gelir düzeyi daha yüksek olan, rantı daha yüksek olan bir yerdi. Merter’in Güngören’e bağlanması için babam çok emekler verdi.

“Kalemle yazmayı unuttuk” Biz eskiden mektup yazardık arkadaşlarımıza, askerdeyken, ya da sevdiğimize. Şimdi bilgisayarın başında yazıyoruz ya da ekrana bakmadan telefonla mesaj yazıyor çocuklar. Bunların hepsi kültür yozlaşması, asosyal oluyor insanlar konuşmuyor, “chat”leşiyor, skyp’de konuşuyorlar, görüntülü konuşma yapıyorlar ama bir şey konuşmuyorsunuz ki, hava nasıl ora nasıl ancak bunlar soruluyor. Ama mektupta insanlar duygularını yazardı, yazmayı unuttuk. Kalemle yazmayı unuttuk, geçiyoruz teknolojinin karşısına yazıyoruz. Geçen bankada bir işim oldu dilekçe yazmam gerekiyordu, bir baktım yazıları A4’te yazarken, düzgün yazardım eskiden, şimdi yazıyorum aşağı yukarı gidiyor. Çünkü ne yapmışız, iki satır telefon numarası dışında bir şeyi not almamışız, ya da yazmamış. Teknoloji sebebiyle sayesinde yazmayı unuttuk.

Babamın “kömür verilmiştir”, “ekmek verilmiştir” gibi ibareler bulunduğu karnesi vardı. Eski nüfus kağıtlarının arkası defter gibiydi. Hani derler ya, “biz 2. Dünya Savaşı’na girmedik ama büyük yokluk çektik”. Çünkü, Almanlar gelirler diye orduya destek olunmuş. Biz sokakta top oynardık, ayakkabılarımız yırtılırdı. Babam da bu durum karşısında “sana demirden ayakkabı yaptıracağım” derdi. Biz bir ayakkabıyı pençe yaptırır, tabanını değiştirir, 1 sene giyerdik, şimdi ki gençler 3 ayda bir ayakkabı eskitir oldular. Bugün çocuklarımızı israf konusunda nasıl uyarıyorsak büyüklerimiz de o zamanlar bize öyle uyaırırlardı.

“Eskiden postacının yolunu gözlerdik” Eskiden postacının yolunu gözlerdik. Mesela sevdiğinden mektup beklemenin keyfi çok başkaydı. 1970’li yıllarda benim Fransa’da mektup arkadaşım bir kız vardı, postayla ona mektup gönderirdim o da bana yollardı. Yaklaşık bir hafta on güne gelirdi. Okuldan gelir, postacının yolunu gözlerdim, bana mektup geldi mi diye sorardım? Yani dünya bize farklıydı 1970’li zamanlarda, ulaşılmaz geliyordu her şey. Şimdiki çocuklar çok şanslı, her şeyi görüyorlar belgesellerle. Gerçi biz o zamanlar daha mutluyduk. Bunu kabul ediyoruz. Ama şimdiki çocuklar bunu kabul etmiyor. O zamanlarda yaşamadıkları için. Ama o anlattıklarıma babamlar gülerlerdi.

Önümüzdeki sayı, bir köyden nasıl koskoca bir kent’in ortaya çıktığını, Merter’in Güngören’e na1940’lı Yıllar, sıl bağlandığını, son yarım yüzyılda Güngören’in HasatGüngören’de Zamanları nelerin değiştiğini yine İlhan Özbek anlatacak. haziran2013


24

a

i

l

gungorendergi.com

e

Ailede

A m a ç

Mutluluğu Paylaşmak

İletiºim Uzmanı Fatih Akbaba, aile içi iletiºimde amacın mutlu olmak ve mutlu etmek olduğunu kaydetti. “Mutlu edersen mutlu olmayı hak edersin.” diyen Akbaba, hiçbir mutluluğun insana altın tepsi içinde sunulmadığını vurguladı.

G

ereksiz ve yersiz kıskançlığın ilişkileri yıprattığını ifade eden Akbaba, evlilikte mutluluğun anahtarına, dürüstlük, sadakat, sabır ve sorumluluk sahibi bireylerin ulaşabileceğini ifade etti. Akbaba, çocuk eğitimiyle ilgili bilgi vererek, çocukların kalplerinde sevgi kutucukları bulunduğunu aktardı.

haziran2013


25

a Dr. Demet ILIKKAN

i

l

gungorendergi.com

e

Erken Ergenliğe Dikkat! G elişme, büyüme aşamalarında görülen bireysel farklılıklar ergenlik zamanlamasında da görülür. Anne-babası ergenliğe daha erken veya daha geç girenlerde de benzer eğilim gözlenir. Gene de bu değişkenliğin belli sınırlar içinde olması normal kabul edilir. Kız çocuklarda 8 yaşından önce, erkek çocuklarda 9 yaşından önce ergenlik bulgularının başlaması erken ergenlik kabul edilir. Herhangi bir sorunu olmayan sağlıklı çocukta ergen ergenlik bulguları ortaya çıkma sıklığı 150 çocukta 1’dir. Erken ergenlik bulguları beliren kız çocukların yaklaşık yüzde 90‘ında, erkek çocukların yaklaşık yüzde 50’sinde altta yatan herhangi bir sorun saptanmaz. Günümüzde erken ergenlik nedeni olarak büyük oranda çevresel nedenlerin de üzerinde durulmaktadır. Bazen vücudun maruz kaldığı cinsiyet hormonu içeren dış uyaranlar erken ergenlik benzeri bulgulara yol açar. Bu dış uyaranlar saç kremleri, makyaj veya kozmetik ürünler, yiyecek içecekler içinde saklı olarak vücudumuza ulaşabilir. Çocuk bunlara uzun süre, düzenli olarak maruz kalırsa erken ergenlik benzeri bulgular ortaya çıkar. Bu uyaranları içeren cilt ürünleri veya yiyecek-içeceklerin günlük kullanımdan çıkarılmalarını takip eden aylar içinde ergenlik benzeri bulgularda gerileme gözlenir. Dış uyaranlar etkisiyle ergenlik bulguları gösteren çocuklar incelendiğinde vücutlarının ergenlik gelişimine tam olarak kalkışmadığı saptanır. Nadiren erken ergenlik sebebi olarak altta yatan bazı hastalıklar tespit edilebilir. Bunlar ergenlik sürecini oluşturan veya etkileyen hormon sistemleri üzerinden etki ederler. Yumurtalık veya tiroid bezi hastalıkları, beyin tümörleri veya nörolojik sistem hastalıkları, bazı sendromik durumlar, nörolojik

sisteme radyoterapi uygulamaları erken ergenlik sebebi olarak altta yatabilir.

Erken ergenlik bulguları gösteren tüm çocuklar öncelikle bir çocuk doktoru ve gerekiyorsa bir çocuk endokrin uzmanı tarafından değerlendirilmeli, gereken tetkikler planlanmalı ve altta yatan nedenler sorgulanmalıdır. Tüm olguları tedavi etmek gerekmez. Ancak tüm olguların düzenli aralarla uzman hekim tarafından takip edilmesi gerekir. Tedavi altta yatan sebebe göre olacaktır. Bu olguların pek çoğunda altta yatan başka bir hastalık olmamasına rağmen olguların bazısında ergenlik bulguları çocuğun baş edemeyeceği kadar erken yaşta ortaya çıkabilir, kimisinde bulgular çok hızla ilerleyen bir ergenliği gösterebilir, kimisinde ise olası erişkin boyu ergenliğin bu hızlı ilerleyişi ile sosyal olarak sorun yaşatacak kısalıkta hesaplanmış olabilir. Tüm bu olgularda ergenlik sürecini yavaşlatacak hormon baskılayıcı tedaviler uygulanabilir. Tedavi kararı, çocuğun yaşı, ergenlik bulgularının şiddeti ve ilerleyiş hızı göz önüne alınarak verilir. Tedaviye çocuk istenilen yaşa ulaşana kadar devam edilir. Tedavi edinilen yanıta göre süreç içinde değerlendirilir, yeniden düzenlenir. Erken ergenlikte çocuğun vücudunda yaşadığı değişiklikleri algılayışı, kabul veya reddedişi üzerinde de durulmalıdır. Çocuğa vücudunda oluşan değişikliklerin normal bir sürecin parçası olduğu basit bir şekilde anlatılmalıdır. Ancak 5-6 yaşında göğüs dokusu büyüyen, 8-9 yaşında adet kanaması başlayan çocuğun bu değişiklikleri kavraması her zaman kolay olmaz. Anne- babanın destekleyici rolü önemlidir. Anne- babanın ergenlik bulguları ile ilgili yorumları çocuğun kaygılarını arttırabileceği gibi baş etmesini kolaylaştırabilir de.

Bırakın Çocuğunuz Bu Oyunları Oynasın

A

ktif kullanım gerektiren video oyunları çocuğunuzun enerji tüketim miktarı ve kalp atım hızını arttırarak, obezite riskini en aza indiriyor. Birçok ebeveyn çocuklarının oynadıkları video oyunlar yüzünden hiç hareket etmedikleri için ileride fazla kilo problemi yaşamalarından korkar. Ancak durum hiç de sanıldığı gibi değil. Western Australia ve Wales’ Swansea üniversitelerinden bilim adamları yapmış oldukları araştırmada, video oyunların çocukların enerji tüketimini arttırdığını ve kalp atım hızını arttırdığını saptadı. İlkokula giden çocuklar üzerinde yapılan inceleme, erkek çocukların kız çocuklarına göre daha az hareket ettiklerini gösterdi. 25

a

i

l

e

İlkokula giden erkek çocuklarının yüzde 50’sinden biraz azı obeziteye sebebiyet verecek kadar hagungorendergi.com reketsizken, bu oran kız çocuklarda yüzde 28’e düşüyor. Aktif kullanımlı video oyunları obezite riski taşıyan çocukların sağlığı için önemli bir çözüm gibi görünüyor. haziran2013


26

a

i

l

gungorendergi.com

e

SDM Sosyal Dayanışma

Merkezi

Sosyal Dayanışma Merkezi Marketi, yedi yılda binlerce aileye giyim, gıda, medikal ve temizlik ürünleri yardımı yaptı.

K

imsesiz, dul, yoksul ve çalışamayacak durumdaki vatandaşların ücret ödemeden alışveriş yaptığı Sosyal Dayanışma Merkezi Marketi, yedi yılda binlerce aileye giyim, gıda, medikal ve temizlik ürünleri yardımı yaptı. Vatandaşlardan gelecek yardım ve bağışlarla muhtaç durumdaki kimselere destek

Bayramlarda kimsesiz ve muhtaç çocuklar giydiriliyor Kurban ve Ramazan bayramlarında Güngören’de yaşayan kimsesiz, yoksul, yetim ve şehit yakınları mağazalara götürülerek kendi tercihlerine göre giydiriliyor. Belirlenen kriterlerde isteyen tüm vatandaşlar bayramlarda muhtaç durumdaki insanlara giyim yardımında bulunabilir. haziran2013

olmak amacıyla 2006 yılında kurulan SDM, geçen süre zarfında tamamen Güngören Belediyesi’nin finanse ettiği bir sosyal yardım kuruluşu halini aldı. Büyük bir alışveriş marketini aratmayan SDM markette, yüzlerce farklı ürün bulunuyor. Bir katında sadece giyim ürünleri bulunan iki katlı SDM binasının ikinci katında ise gıda, medikal ve temizlik ürünleri bulunuyor.


27 27

aa

Yardımlar ailelerin sosyal durumlarına göre yapılıyor Güngören Belediyesi

tarafından kurulan Sosyal Dayanışma Merkezi aracılığıyla muhtaç durumdaki

ailelere

yar-

dımda bulunmak, kurban bağışı yapmak ve bayramlarda giydirme

çocukları

mutluluğuna

kavuşmak istiyorsanız, ücretsiz

olarak

0800

219 65 18 ya da 0212 449 55 49 numaralı tele-

fonları arayabilirsiniz.

Gerçekten mağdur durumdaki kimselere yardım eden SDM, başvuru sahiplerinin sosyal durumunu inceledikten sonra başvuruyu olumlu ya da olumsuz olarak sonuçlandırıyor. Kimi zaman yapılan sosyal incelemeler sırasında ailenin gerçekten yardıma muhtaç durumda olduğu anlaşılıyor, evlerinde yiyecek ekmekleri bile olmayan ailelere de rastlanabiliyor. Böyle durumlarda acil olarak, kurul kararı beklenmeden erzak yardımı yapılıyor.

ii

ll

gungorendergi.com gungorendergi.com

ee

Kurban bağışları ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor Bayramlarda ya da adak adayan vatandaşların yaptıkları kurban bağışlarının, yapılan incelemeler sonucunda muhtaç durumdaki evlere ulaştırılması sağlanıyor. Vatandaşın talep etmesi doğrultusunda kurbanı, Sosyal Dayanışma Merkezi temin edip, kesip belirlenen yoksul ailelere dağıtıyor.

İnceleme tamamlandıktan sonra aile her ay belirlenen çek miktarıyla alışverişini yapabiliyor. Ailelerdeki kişi, çalışan, kiracı olma durumu ve öğrenci sayısına göre belirlenen çek miktarı, her aile için farklılık gösteriyor. Engelli vatandaşlar için temin edilmiş bir çok medikal üründen de muhtaç durumdaki vatandaşın ücretsiz yararlanması sağlanıyor.

“Yapacağınız yardımların ne zaman kime ulaştığını kontrol edebilirsiniz” Herkesin yardımda bulunabileceği SDM, gerçekten ihtiyaç sahibi olan her insanın en temel ihtiyaçlarını karşılamasında büyük destek oluyor. Bu desteğe Güngörenli vatandaşların ve tüm yurttaşların da bağışlarını gönül rahatlığıyla emin ellere teslim etme huzurunu yaşayabilmesi için kayıt sistemi oluşturulmuş. Bu kayıt sistemiyle SDM yetkilisinin deyimiyle “bir kilo salça yardımı yapan, sekiz sene sonra siz benim salçamı ne yaptınız derse, kayıtlarımızdan ne zaman, kime teslim edildiğini gösterebiliriz” diyor. Barkot sistemiyle çalışan SDM markette her şey kayıt altında ve yardımların ne zaman kime ulaştığı saklanıyor. haziran2013


28

a

i

l

gungorendergi.com

e

İşte Evliliği Zedeleyen Cümleler Siz Bu Cümleleri Sakın Söylemeyin...

A

ile Danışmanı ve İletişim Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ömer Doğru, evliliği uzun bir yolculuğa benzeterek, ‘Bu uzun yolculukta aracınızın tekeri patlar, motoru bozulur işler beklediğiniz gibi gitmez ve asıl kişiliğiniz ortaya çıkar.’ dedi. Evliliklerdeki anlaşmazlıklardan kadınların büyük zarar gördüğüne dikkat çeken Doğru, boşanmanın da bir seçenek olduğunu, ancak hak olmadığını söyledi. Boşanma sürecindeki çocuklu çiftlere, ‘Boşanmadan önce mutlaka çocuk esirgeme yurduna gidin ve annesiz babasız yetişen bir çocuğa bunu sorun, onu bir müddet izleyin ve sonra karar verin’ uyarısında bulunan Yrd. Doç. Dr. Ömer Doğru, şunları söyledi: ‘Unutmayın her kavganızda tek kaybeden var, o da çocuklardır. Evlilik zor bir yaşam biçimidir. Sanıldığı kadar kolay ve toz pembe bir hayat yolculuğu değildir. Yaşamdaki zorluklar, stres, ekonomik sorunlar, ailelerin beklentileri ve eşlerin birbirlerine uymayan yönleri evliliği zorlaştırır, eşlerin birbirlerine olan hoşgörüleri, hata ve kusurların erimesine neden olur. Diğer eşe karşı hoşgörüsüzlük, ondan mükemmel olmasını beklemek, onun insan üstü bir varlık olduğunu sanmak, evlilikte yapılan en büyük hatalardandır. Sağlıklı evliliklere baktığımız zaman, her iki eşin birbirine oldukça hoşgörülü olduğunu görüyoruz.’ Evliliğin Temelini Sarsan Cümleler Doğru, “Hep böylesin. Böyle yaparsın. Zaten senden başkası da beklenmez. Bencilsin. Hiç değişmiyorsun. Bu huyunu annenden, babandan kapmışsın. Bir gün de iyi yanını göremeyecek miyim?” şeklindeki ifadelerin, eşi bir kalıba sokan ve damgalayan ifadeler olduğunu söyledi. Hata ve yanlışlıkların iki taraftan da kaynaklandığı halde ‘Kim daha haklı?’ diye adeta ‘mahkeme’ kurulduğuna dikkat çeken İletişim Uzmanı Ömer Doğru, ‘Evliliğimiz boyunca kavgaları hiç ben başlathaziran2013

madım. Sen hep bana kötü davrandın, beni aşağıladın. Bütün sorunlar senden kaynaklanıyor.’ şeklindeki ifadelerin de tıkanan evliliklerin klasik sözleri olduğunu vurguladı. Evlilik müesseselerinde tarafların, önce kendisine bakarak, ‘Ben nerede hata yapıyorum, yanlışım ne olabilir?’ diye düşünmesi gerektiğini tavsiye eden Doğru, evliliğin temelini sarsan cümleleri de şöyle sıraladı: • Sen hep böylesin, her zaman geç kalırsın, zamanında gelmezsin zamanında hazırlanmazsın. • Çok konuşuyorsun, seni artık dinlemiyorum. Bir de dinlemesini öğren. • Sen ne biçim insansın, gittikçe çekilmez oluyorsun. Annene benzemeye başladın. • Ailen artık bize gelmesin, onlar ne zaman gelirse sen değişiyorsun. • Bu ne biçim bir elbise, sana hiç yakışmamış, kendini 20 yaşında mı hissediyorsun. • Bu çocuk adam olmaz, çünkü sana çekmiş. • Sen devamlı yalan söylersin, hep aynı masallar, bırak artık bu yalanları. • Bunu daha önce de dinlemiştim, her şeyi tekrar edersin, bozuk plak gibisin. • Sen sevgiden ne anlarsın, insanda birazcık düşünce olur, yazık seninle geçen yıllarıma.


29

e ğ i t i m gungorendergi.com

8. Sınıf

Öğrencisi Apple’a Oyun Hazırlayıp

Sattı

İ

lköğretim 8. sınıf öğrencisi Dağhan Ege Koç’un yazılımına imzasını attığı “My Planet Needs Me” isimli oyun, Apple tarafından kabul edilerek, firmanın uygulama indirme merkezi olan App Store’da satışa sunuldu. Çamlıca’daki SEV İlköğretim Okulu son sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Dağhan Ege Koç, çok küçük yaşlarda bilgisayar oyunlarına ilgisinin başladığını ve 6 yaşında bilgisayarındaki bütün oyunları oynayabildiğini söyledi. Babasının her zaman kendisine destek verdiğini, 9 yaşındayken bilgisayar aldığını ifade eden Koç, merak duyduğu oyunları internetten oynadığını ifade etti. Koç, zamanla ilgisinin akıllı telefonlara, Ipad tarzı cihazlara kaydığını ve buralardaki oyunlara yöneldiğini anlatarak, “Daha sonra bir oyun yazma isteği oluştu. Bu isteğime ailemden de destek geldi. Ailem bana güvendi. Kendimi geliştirmem için yur t dışında bir kursa göndermeye karar verdi” diye konuştu. “Bu alanda Türkiye’yi temsil etmek istiyorum”

Dağhan Ege Koç, geleceğe yönelik amaç ve hayallerini de şöyle sıraladı: “Öncelikle bu oyunun çok satması gibi bir amacım yok. Bu sadece sembolik bir başlangıçtı. Bilgisayar mühendisi olmak istiyorum ve bu alana ilgi gösteriyorum. Türkiye, teknolojide biraz iyi ancak oyun sektöründe fazla gelişmemiş. Türkiye’yi bu sektörde geliştirmek, temsil etmek istiyorum. Türkiye teknoloji, bilişim konusunda potansiyele sahip ama daha iyi olabilir. Arkadaşlarımın bu alana yönelmelerini istiyorum. Bilişim sektörü mutlaka daha fazla gelişecek. Teknoloji ar tık pahalı bir şey değil. İnternet, bilgisayar ucuzladı. Buralardan çok daha iyi bir şekilde kendilerini geliştirebilirler. Ben SBS’ye hazırlanıyorum. Bu süreçte hobilerini terk edenler var ancak ben oyun hobim üzerine çalıştım. Neticede her şey sınav değil. İsterseniz vakit ayırabilir ve farklı şeyler yapabilirsiniz.” haziran2013


30

e ğ i t i m gungorendergi.com

Veliler Öğrencilerle Ders Çalışacak

A

dıyaman’ın Besni ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğünce havaların ısınmasıyla sınavlara girecek öğrencilerin motivasyonlarının düşmemesi için “Ülkem İçin 1 Saat” projesi başlatıldı. Proje ile öğrencilerin, veli, öğretmen, idareci işbirliğinde günde bir saat beraber ders çalışarak, Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) öncesi rehavete kapılmaması ve motive olmaları amaçlanıyor. İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Turaç yaptığı açıklamada, havaların ısınması ve sınavın yaklaşması nedeniyle eğitim performansının düşmesini engellemek için veli, öğretmen, idareci ve öğrencilerin eğitime olan konsantrasyonunu en üst seviyede tutmak istediklerini söyledi. Ülke genelinde iklim şartları gereği havaların ısınıp doğanın canlanmasına bağlı olarak “insan vücudunun da canlandığını” belirten Turaç, buna bağlı olarak öğrencilerin ilgisinin gezmeye ve eğlenmeye yöneldiğini ifade etti. haziran2013

Havaların ısınması ve sınavın yaklaşması nedeniyle eğitim performansının düşmesini engellemek için veli, öğretmen, idareci ve öğrencilerin eğitime olan konsantrasyonu en üst seviyede tutulmak isteniyor.

Bu durumun da öğrencilerin sınav aylık performansın son dönemlerde neden olduğunu vurgulayan Turaç, projesiyle bu olumsuzluğun önüne lerini kaydetti.

için hazırlandıkları 8 zafiyete uğramasana “Ülkem İçin 1 Saat” geçmeyi hedefledik-

Ailelerin çocukları için bir saatlerini ayırarak, onlarla beraber kitap okumalarını, soru çözmelerini hatta ders çalışmalarını öneren Turaç, şöyle konuştu: “Aileler birlikte yaşıyor ama birçoğu çocuğundan, çocuklar da anne babalarından habersiz. Günlük yaşamımızda her şeye zaman ayırıyoruz, işimize, arkadaşlarımıza, internete fakat akşam eve geldiğimizde çocuklarımıza zaman ayırmıyoruz. Proje çerçevesinde ailelerden, akşam saat 20.00-21.00 arasında televizyonsuz, internetsiz ve misafirsiz, sadece çocuklarına zaman ayırıp onlarla beraber kitap okumak ve sohbet etmek gibi etkinlikler gerçekleştirmelerini istiyoruz”


31

e ğ i t i m

L S

gungorendergi.com

LYS MEB’den LYS Adaylarına 45 Gün İzin!

M

illi Eğitim Bakanı Avcı’nın onayladığı genelgeye göre, 45 günü aşmamak kaydıyla öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği süre özürlü devamsızlık olarak değerlendirilecek. Milli Eğitim Bakan Nabi Avcı’nın onayladığı genelgeye göre, lise son sınıf öğrencileri, velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde 45 günü aşmamak kaydıyla izinli sayılabilecek. Böylece Lisans Yerleştirme Sınavına (LYS) hazırlanan lise son sınıf öğrencilerine zaman baskısı yaşamadan hazır-

lık sürecinde derslerine daha iyi motive olmaları, sınav streslerinin olabildiğince azaltılarak sınavlara psikolojik olarak daha rahat girmeleri ile gerçeğe uygun olmayan beyan ve diğer suretle rapor alınmasını önlemek amaçlanıyor. Milli Eğitim Bakanı Avcı, ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören lise son sınıf öğrencilerinin özürlü devamsızlıklarına ilişkin genelgeyi onayladı. Genelgede konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliğinde, “Ders yılı içinde toplam 20 gün okula özürsüz olarak devam etmeyen öğrenciler, not-

ları ne olursa olsun başarısız sayılır” ile “Özürlü ve özürsüz devamsızlıklar ile okul yönetimince verilen izinlerin toplamı 45 günü aşamaz. Kaza, ölüm, doğal afet, yangın, göz altına alınma, tutuklanma ve uzun süreli tedaviyi gerektiren hastalık nedeniyle yapılan devamsızlıkların özürlü devamsızlıktan sayılabilmesi için özrün, resmi kurumdan alınacak belge veya resmi/özel sağlık kurum veya kuruluşlarınca düzenlenecek raporla belgelendirilmesi ve özrü takip eden ‘5 iş günü’ içinde okul yönetimine bildirilmesi gerekir. Zorunluluk hallerinde özrün bildirim süresi okul yönetimince uzatılabilir” bilgisi yer aldı.

Yeni Okullar Müstakil Olacak Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı adına imzalanan okul dönüşümlerine yönelik yazı, 81 il valiliğine gönderildi.

M

illi Eğitim Bakanlığı, yeni açılacak ilkokul ve ortaokulların birbirlerinden bağımsız binalarda olması konusunda valilikleri uyardı.

rının 30 öğrenci ve altında olmasının hedeflendiği hatırlatılan yazıya göre, eğitim-öğretime ilk defa açılacak okullar müstakil ilkokul veya müstakil ortaokul olacak.

Kademeli geçişler 2014-2015 eğitimöğretim yılında tamamlanacağından okul dönüşümleriyle ilgili planlamalar belirtilen husus göz önünde bulundurularak yapılacak.

Yazıda, ilgili kanun gereği ilköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul binalarının bağımsız okullar halinde kurulmasının esas olduğu belirtildi.

2012-2013 eğitim öğretim yılı için kademeli geçiş uygulanan ancak öğretmenlerin yer değiştirmesi veya öğrencilerin nakilleri sonucu şartları uygun olan okulların, 3 yıl beklenilmeksizin, müstakil ilkokul veya müstakil ortaokula dönüştürülecek.

Yatılı bölge ortaokullarına zorunlu olmadıkça, ilkokul bölümünden öğrenci alınmayacak. Mevcut ilkokul öğrencilerinin taşımalı ilköğretim uygulamasına dahil edilmesi veya aynı yerleşim biriminde 10 öğrenci bulunması durumunda ilkokul açılacak.

Bakanlığın stratejik planında ve hükümet programında, okullarda tekli öğretim yapılması ve sınıf mevcutla-

haziran2013


32

s a ğ l ı k gungorendergi.com

te k i l ile

m eyin m a ç İ H gara Si

H

amilelik döneminde sigara içen annelerin bebeklerinde menenjit görülme olasılığı 3 kat artıyor. Hamilelik döneminde sigara içen annelerin bebeklerinde menenjit hastalığı görülme olasılığı yükseliyor. Doktorlara göre evde sigara içen anne babaların çocukları da ölümcül hastalıklara yakalanabiliyor. İngiltere’de bir yıl içinde 600 çocuğun sigara dumanına maruz kaldığı için menenjit hastalığına yakalandığı düşünülüyor. Nottingham Üniversitesi uzmanları, pasif içiciliğin menenjite yakalanma riskini iki kat artırdığını belirtirken; 5 yaş altındaki çocuklarda risk oranı daha da artıyor.

Rujda Kanser

K

Hamilelikte sigara dumanına maruz kalmak ise riskin 3 kat artmasına neden oluyor. BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZAYIFLIYOR Doktorlara göre, sigara dumanına maruz kalmak çocukların bağışıklık sistemini zayıflatıyor ve hastalıklara karşı direncini düşürüyor. İngiltere’de her yıl 2 bin 500 kişi menenjit hastalığına yakalanıyor. Bu kişiler arasında 5 yaş altındakilerin sayısı ise oldukça yüksek. Hastalığa yakalanan 20 kişiden 1’i hayatını kaybederken, 6 kişiden 1’inde de kalıcı hasarlar oluşabiliyor. Geçtiğimiz yıl İngiltere’de doğum yapan annelerden yüzde 13’ünün sigara içtiği belirlendi.

Tehlikesi

adınların vazgeçilmezi kozmetik ürünlerin içerisinde bulunan yüksek dozda zehirli madde, akciğer ve mide kanserine neden olabiliyor.

kalarını istedi. Daha sonra bu markaların içerikleri inceleme altına alındı. Seçilen 32 ruj ve parlatıcı markasından 10’unda yüksek miktarda krom bulundu.

Yeni bir araştırma, günlük hayatta kullanılan ruj ve dudak parlatıcılarının içinde birçok zehirli kimyasal maddeye rastlandığını ortaya koydu.

Environmental Health Perspectives dergisinde yayımlanan araştırma, günde ortalama 8 kere bu ürünlerin uygulanmasıyla, kadınların yüksek miktarda alüminyum ve manganezin maddelerine maruz kaldığını belirtiyor.

Kozmetik ürünleri sıkça kullanan kadınlar, içeriğindeki yüksek dozdaki kroma maruz kalarak akciğer ve mide kanserine davetiye çıkarıyor. Araştırmacılar, bazı renkli ruj ve dudak parlatıcılarında alüminyum ve manganez bulunduğunu belirtti. Araştırmalar, alüminyumun Alzheimer’a neden olduğunu, manganezin ise ruh halindeki ani değişikliklere ve hafızayı etkilediği ileri sürüyor. Araştırmada, California Üniversitesi’nde okuyan bir grup kız öğrenciden çantalarında ve evde kullandıkları rujların mar-

Çöp

Torbası

M

Araştırmayı yürüten Katharine Hammond, bu maddelerin ürünlerde çıkmasının sorun olmadığını ancak yüksek miktarda olduğu takdirde tehlike yarattığını açıkladı. Hammond, “Zehirli metaller bazı ürünlerde çok fazla çıkıyor. Bu da kadın sağlığını uzun vadede etkileyebilir” dedi. Araştırmacılar, kadınları paniğe sokmayı değil sadece kullandıkları ürünleri hakkında bilinçlenmelerini istediklerini belirtiyor.

Deyip

Geçmeyin! Sağlıklı yaşam için ufak ama önemli not

arketlerde, ihtiyacımız ve bütçemize uygun alışveriş yapmaya dikkat ederken, kasaya geldiğimizde ihtiyacımızdan fazla fazla poşet alanları görürüz. Kimi zaman kendimiz de alırız.

İç içe koyduğunuz poşetler, konteynırlara ulaşana kadar sızıntılara ve dolayısıyla sivrisinek, karasinek ve benzeri gibi mikrop içerisinde yaşayan canlıların konteynırların etrafında yaşamaya başlamasına vesile olur.

Ama market poşetleri; çöplerin atılması için üretilmedikleri için delinmeye ve dolayısıyla sızdırmaya daha müsait. Çoğu zaman, sızdırmayı kendimizce çözümlerle engellemeye çalışırken buluruz. Fazla fazla alınan poşetleri iç içe koyarak, evimizin içerisinde sızıntıyı engellediğimizi düşünürüz...Hane içinde sızıntıdan kurtulduğumuzu düşünürken; kapımızın önüne koyduğumuz andan itibaren çöpün atık toplama merkezine ulaşana kadarki mücadelesini biliyor musunuz?

Üstelik havalar da bu kadar ısınmaya başlamışken, bu sızıntıların hem kendiniz hem de geleceğinizi emanet ettiğiniz çocukların yaşadığı çevreye nasıl zarar vereceğini göz ardı etmemenizi öneririz.

haziran2013

Çöp deyip geçmeyin, çöplerinizi doğrudan bu ihtiyaç için üretilen çöp poşetlerine atmayı hele de yaz mevsimi bu kadar yaklaşmışken unutmayın…


33

s a ğ l ı k gungorendergi.com

Çocuklarda Orta Kulak

İltihabına Dikkat !

Ortakulak iltihabı Çocuk Doktoru Demet Ilıkkan orta kulak iltihabı korunma yöntemlerini anlattı. Ortakulak iltihabı nasıl ve neden oluşur;

Uzman Dr. Demet Ilıkkan

İki yaş altı çocuklarda sıklıkla antibiyotik tedavisi gerektirmeden dört beş gün içinde geçebiliyor.

Kulak üç kısımdan oluşuyor. Kulak zarından iç kulağa kadar olan kısım orta kulak. Ortakulağı enfeksiyona açık hale getiren şey ise östaki borusu. Ortakulak, küçük bir borucuk ile boğaza bağlanıyor. Östaki borusunun işlevi orta kulağı havalandırmak. Kış aylarında çok sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları orta kulağa bağlanan bu borunun işlevini bozuyor. Orta kulağın havalanamaz hale gelmesi de enfeksiyona neden oluyor.

apse oluştuysa, kulak zarına çizik atarak bu sıvıyı tahliye etmek gerekebiliyor. Orta kulak iltihabından nasıl kaçınırız; En iyi korunma yöntemi evdeki ortam sıcaklığını 20 derecenin üzerine çıkarmamak ve nem oranını yüzde 50’de tutmaktır. Kış aylarında evlerimiz çok sıcak ve nemsiz oluyor. Bu da özellikle üst solunum yolları enfeksiyonları sırasında burnumuzun daha da kapalı kalmasına neden oluyor. Üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında çocuklar açık havada vakit geçirmeli. Bu da burunlarının açık kalmasına katkı sağlayacaktır.

Belirtileri ve tedavi yöntemi nedir; Genellikle kulak ağrısı ve ateş şeklinde kendini gösteriyor.

Tüylü oyuncaklardan, tozlu ve sigara içilen ortamlardan uzak durma, sık sık ellerin yıkanması da koruyucu olacaktır.

Geçici işitme kaybı da olabiliyor. Kulak zarı delindiyse, kulaktan sıvı da gelebiliyor.

Neden çocuklarda daha sık görülür;

İki yaş altı çocuklarda sıklıkla antibiyotik tedavisi gerektirmeden dört beş gün içinde geçebiliyor. Tabi nasıl bir tedavi uygulanacağı her zaman doktorun takdiri. Nadiren eğer kulağın içinde

Çocukların anatomileri mükemmel değil. Her şeyden önce enfeksiyonlara çok daha yatkınlar. Yine anatomik nedenlerle ortakulak da yetişkinlere oranla çok daha çabuk bu enfeksiyonlardan etkileniyor. haziran2013


34

s a ğ l ı k Uzman Dr. Ayşe Summak

gungorendergi.com

Her Yıl Yedi Milyon İnsanı Tehdit Eden Sinsi Hastalık

HİPERTANSİYON

G

üngören Dergi olarak Güngören’de en sık rastlanan hastalıkları konu aldığımız bu bölümümüzde, aldığımız bilgiler doğrultusunda Güngören’de en çok

görülen hastalıklardan biri olan hipertansiyonla ilgili Özel Güngören Hastanesi’nden Uzman Dr. Ayşe Summak ile hipertansiyona yol açan nedenler, sonuçlar ve önlemler hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

Güngören’de de en sık rastlanılan hastalıklardan biri olan hipertansiyon nedir, ne kadar sıklıkla görülür, bir hastanın bu konuda bilmesi gerekenler genel olarak nelerdir? Hipertansiyon zaten tüm dünyada en sık görülen ölüm nedenlerinden birisidir. Yani sadece Güngören’de değil genel popülasyonu yüksek bir hastalıktır. Hipertansiyon için kanın damar duvarına yaptığı basınç diyoruz. Türkiye’de ve tüm dünyada oldukça fazla sayıda hipertansiyon hastasına rastlanır. Bu konuda ne gibi istatistiki bilgiler var ya da yeterince üzerinde durulmuş mudur? Dünyada yaklaşık her yıl yedi milyon insan hipertansiyonhaziran2013

dan dolayı hayatını kaybediyor. Bir buçuk milyara yakın insan da hipertansiyon hastası. Kardiyoloji derneğinin en son yaptığı istatistiklere göre Türkiye’de beşi erkek toplam on bir milyon hipertansiyon hastası var. Eskiden özellikle ülkemizde, bu tür araştırmalar çok yoktu, ama artık sıklıkla takip edilmekte. Ülkemizdeki hipertansiyon hastalarının yüzde 19’unu 30-39 yaş gurupları oluşturuyor. Yarıdan fazla hipertansiyon hastası da 50 ile 55 yaş aralığında. Daha çok erişkin yaş hastalığı da denilebilir. Altmış yaş üstünde de her üç kişiden biri hipertansiyon hastasıdır. Hipertansiyon konusunda hem toplum olarak hem de tıp dünyası olarak eskiden daha bilinçsizdik. Ortalıkta şöyle yanlış bir kanı vardı, yaşı 60 ise hipertansiyon olması normaldir denilirdi. Artık tıptaki sürekli ilerlemelerle hipertansiyonu azaltmak için daha çok dikkat edilmeye başlandı, çünkü dünyada önlenebilir ölüm nedenleri içerisinde bir numaradır. Bu yüzden de dünyada 17 Mayıs hipertansiyon günü olarak belirlenmiştir. Bu günlerde daha çok etkinlikler düzenlenir. Tansiyon ölçümleri sıklaşır, çeşitli paneller, etkinlikler düzenlenir. İnsanlar bu konuda bilinçlendirilmeye çalışılır.


35

s a ğ l ı k gungorendergi.com

Öldürücü bir hastalık mıdır? Hipertansiyon, direk olarak kendisi öldürmediği için hedef organ hasarı yaratır. Yani kalp yetmezliği, inme, beyin kanaması, çeşitli kalp hastalıkları ve böbrek yetmezliğine yol açarak ölüme sebebiyet verir.

bir şeyim yok” diyor. Bakıyorsun yirmili yaşlarda tansiyon problemi ortaya çıkıyor ama hasta farkında olmadığı için benim bir problemim yok diyor. Tansiyon ölçümlerinde normal değerler ne olmalı? Tansiyonun normal değerleri 12-8 , tedavi olması gereken

Çeşitleri nelerdir, sebepleri temel olarak belli midir, kimlerin yakalanma olasılığı daha yüksektir? Esansiyel hipertansiyon ve Sekonder hipertansiyon dediğimiz iki kısımda inceliyoruz. Esansiyel hipertansiyon çoğunluğu oluşturuyor. Yani sebebi bilinmeyen dediğimiz guruptur. Bu hastalığa aslında hiçbir sebep yok. Yüzde 95 civarında Esansiyel hipertansiyon, geriye kalan küçük kısımda Sekonder hipertansiyon dediğimizdir. Bu da Hipertroidi yani diğer hastalıklara eşlik eden, onlara yol açan tansiyondur. Esansiyel hipertansiyon (sebebi bilinmeyen tansiyon) halk arasında biz buna asabi tansiyon diyoruz. Bunun nedenleri arasında daha çok kalıtımın etkisi var. Yüzde 60 civarında cinsiyetin etkisi var. Kadınlarda daha sık rastlanmaktadır. Genellikle 35 yaş üzeri görülür, yani yaş ilerledikçe tansiyona yakalanma riski de yükseliyor. Genç yaşlarda olan hipertansiyonlar genelde sebebi bilinen hipertansiyon oluyor. Yani sebebi bilinmeyen hipertansiyona, on beş yirmili yaşlarda daha az rastlanıyor. Esansiyel hipertansiyonun nedenlerinden biri de ırktır. Siyah ırkta daha fazla görülüyor. Kilosu fazla olan insanlarda hipertansiyon görülme riski artıyor. Sigara, tuz tüketimi, fazla alkol kullanımı, Sedander hayat dediğimiz, pasiflik hareketsizlik. Yani düzensiz uyku, düzensiz beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik, spor yapmamak gibi etkenler yol açar. İnsanların pek çoğunun tansiyon hastası olduğundan haberi yok. Peki insanlar hipertansiyon hastası olduklarından nasıl haberdar olabiliyorlar? Buraya hasta hangi şikayetle gelire gelsin, öncelikle tansiyon değerlerine bakıyoruz. Çünkü çok sık görülüyor ve çoğu hastanın da bundan haberi olmuyor. Bilinmesi için tek yol, belirli aralıklarla kan basıncının ölçülmesi. İnsanlar daima kan basınçlarını ve tansiyonlarını kontrol etmeliler. Yani çok az bir kısımda belirtileri görülebilir. O yüzden çoğu hastamız “ama benim başım ağrımıyor ki, benim

sınır 14-9, ideal değer ev ölçümleri için ise 135-85 tir. Biz de ise evreler var. Biz o evrelere göre hangi ilaçları kullanacağımızı nasıl bir tedavi uygulayacağımızı belirleriz. Tansiyon hastaları tam olarak hangi şikayetleri olursa doktorlarına başvurmalılar veya hangi belirtilere dikkat etmeliler? Hastaların burada dikkat etmelerini gerektiren şeyler sık sık ölçüm yapmaları, bana bir şey olmaz dememeleridir. Baş ağrısı özellikle kafanın arkasında ve ensede, çabuk yorulma, nefes darlığı, görme bozukluğu, burun kanaması, kulaklarda çınlama, çarpıntı, kafada ağırı ve göz kararması başlıca belirtileridir. Ama büyük çoğunluğunun tansiyon olduğundan haberi yok ancak hedef organ hasarlarıyla geliyorlar. Bunlarda kalp krizi, beyin kanaması, böbrek yetmezliği gibi şikayetlerle geliyor hasta.

Peki bunları önlemek için ne gibi tedbirler alınmalı, nelere dikkat edilmeli? Hipertansiyonu önlemek için alışkanlıkların ve yaşam tarzının değiştirilmesi lazım. Beslenme, yaşam tarzı, alışkanlıklar bunlar önlenebilir. Ancak yaş, cinsiyet, ırk, genetik gibi nedenler tabi değiştirilemez. Beslenirken özellikle az tuz tüketilmeli, yağlı ve hazır yiyeceklerden uzak durulmalı, alkol ve sigara tüketimi azaltılmalı, organik yiyecekler tüketilmeli ve düzenli spor yapılmalıdır. Ülkemiz dünyada en çok tuz tüketen ülke ve maalesef tuz tansiyona çok büyük oranda etki etmektedir… haziran2013


36

röportaj gungorendergi.com

Nese

Karaböcek “Orta Şarkın Altın Bülbülü”


37

röportaj gungorendergi.com

B

eş yaşında başladığı sanat yaşamında sayısız esere imza atan, son yıllarda inzivaya çekilmiş görüntüsü verse de kitap ve albüm çalışmalarına devam eden “Orta Şarkın Altın Bülbülü” Neşe Karaböcek ve kendi dilinden yaşamı, sanat dünyası. Güngören Erdem Bayazıt Kültür Merkez’inde verdiği konser sonrasında bir araya geldiğimiz ve sorularımıza içtenlikle cevap veren Neşe Karaböcek yarım asırdan fazladır sanat dünyasında. Albümler, sinema filmleri ve şimdi de kitap çalışmalarıyla adını tekrar duyuracak olan Neşe Hanım, geride bıraktığı uzun yıllara rağmen yorgun değilim diyor ve çalışmalarına durmaksızın devam ediyor.


38

röportaj gungorendergi.com

Göngören hakkında ne düşünüyorsunuz? Daha önce gelmiş miydiniz? Hiç gelmedim ama çok güzel buldum. Öncelikle halkı çok iyi bir dinleyici, inanılmaz sevecen, çok sevdim. Keşke her zaman gelsem buraya. Güngören Belediyesine beni böyle güzel bir dinleyici kitlesi ile buluşturduğu için samimiyetle teşekkür ediyorum ve bundan sonrasında da bu buluşmaların devamını diliyorum, çünkü halk ile bir arada olmak bana da doping oluyor. Bundan sonra onlara yeni şarkılar yapmaya hazırlanacağım, inşallah bir single çıkartacağım. Bu kadar yıldan sonra kendinizi yorgun hissediyor musunuz? Sahnede enerjim Allah tarafından geliyor, tabi halk karşımda çok şükür. Sanatçının eskisi olmaz kesinlikle, bazı kişilere eski sanatçı diye yakıştırıyorlar ya güceniyorum, bana demediler hiçbir zaman çok şükür ama o yorum çok kötü. Sanatçı eskidikçe değerlenir, Frank Sinatra’ya olgunlaştıkça eski diyebilir misiniz? Aynı şekilde Elvis Presley, onlara eski denir mi? Giderek olgunlaşır, giderek şarkıları daha güzel okur ve daha başkadır artık onlar. Sanatçının yenisi olur ama eskisi olmaz ben buna karşıyım.

örnek olacak bir çalışma oldu ve bundan sonra o yolu takip ettiler. Epey güzel ve yeni bir müzik tarzıydı. Bitkilerle ilgili çalışmalarınızın yayınlanacağı kitaptan bahseder misiniz? Kitabım “yeşil elmas” henüz çıkmadı. Bitirdim düzenlemesini yapıyorum. Gün geçtikçe bildiğim bitki sayısı artıyor, 100 bitkiyken şimdi oldu 1000 bitki... Bana iki kitap çıkar diyorlar, eşim de bunu tavsiye ediyor. Bir de ayrıca vitaminlerle ilgili araştırmalar yapıyorum. Amerika’da sağlık bakanlığının bültenlerine üye olmuştum, oradan gelen her bültenden de bir şeyler öğrenip vitaminlerle ilgili çok fazla bilgi edindim. Mesela hangi vücudun hangi vitaminlere ihtiyacı var, her bünye aynı vitamini kaldırmıyor. Çünkü DNA’lar başka. Yani sizin şifreleriniz başka benim şifrelerim başka. Onun için herkes ayrı vitamine ihtiyaç duyuyor. Ben de onları derledim ve yazdım, o kadar güzeller ki ayrı bir kitap olabilirler. Acaba ayrı mı yapsam yoksa katıştırsam mı diye düşünüyorum şimdi. Bakalım ne olacak. Siyah elmas diyorlar ya kömüre, bu da toprağın yeşil elması. Onun için adını öyle koyduk. Allah nasip ederse Eylül-Ekim gibi çıkacak. Mesela zeytin yaprağı olağanüstü bir şey, kuvvet verici, toksin atıcı. Yıkayıp 3 yaprağı bir bardak suda hafif kaynatıyorsunuz, çok hafif soğuyacak ondan sonra içeceksiniz onu, çok yararlı bir şey.

Sanat yaşamınızda 50’den fazla yılı geride bırakmışsınız, geriye baktığınızda neleri görüyorsunuz? Büyük bir vefasızlık oldu mu? Vefasızlık olmadı, görüyorsunuz halk benim için en önemlisi. Ne gazino ne şurası ne burası. Onlar beni hiç bırakmadı, ne vefasız ne de cefasız. Yani ben halk ile büyüdüm, onlar benim küçüklüğümden beri hep yanımda oldular. Onun için ben onlara medyunu şükranım ve başka hiçbir şey beni ilgilendirmiyor, ben onlara şarkılarımı yapıyorum, onlar beni dinlemeyi seviyorlar. Yaşamınızda dönüm noktası dediğiniz zamanlar var mı? Bir tanesi çocuklarımın doğumları. Diğeri “Artık Sevmeyeceğim’’... Alaturka bir şarkıyı, batılılaştırarak okuduğum ve onlara bir yol açtığım için sanatçıların yaşamında bir dönüm noktası oldu. İlk altın plağımı da ondan aldım. Ayrıca, Amerika’da ilk yaptığım “arkadaş” kaseti de yine dönüm noktası oldu benim için. Türkiye’deki ilk “new age” tarzını ben yapmıştım o şarkıyla. Yani batı şarkıcılarına da haziran2013

Sahnede enerjim Allah tarafından geliyor, tabi halk karşımda çok şükür. Sanatçının eskisi olmaz kesinlikle, bazı kişilere eski sanatçı diye yakıştırıyorlar ya güceniyorum, bana demediler hiçbir zaman çok şükür ama o yorum çok kötü.


39

Nese

Karaböcek

Bu ilginizin sebebi nedir? Konuyla ilgilenmem çocuklarıma hamile kaldığım zaman başladı. Hamile kadınlar ilaç içemez, o yüzden ne yapsam diye araştırıyordum, sesim kısılıyordu lahana suyu iyi gelir dediler. Tabi o zamanlar bilgisayar yok, aktara gidip sordum ve böylece kendimi içine girmiş buldum. Neye ne yarıyor diye araştırmaya başladım. Hakikaten de o akşam bal ile karıştırıp içtiğimde lahana suyunun sesime çok iyi geldiğini gördüm. Tadı çok kötü ama ne yaparsınız sağlık için her şey. Son yıllardaki Türkiye’nin sanat ve müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Tük Sanat Müziği geriledi. Ben sahnede okurken nasıl ilgiyle dinlediler. Bunun sebebi de şu; okuyanlar tam ifade edemiyorlar. Mesela televizyonda okunuyor, radyoda okunuyor, TSM’yi ileriye götüremediler. Ben “eski dostları” hasbelkader Ankara radyosunda keşfettim. Şarkı orada halkın isteği üzerine bir emisyon almış. Benim şarkılarımı meşhur olmuş diye okutmadılar. Ben de o zaman gireyim arşivden şarkı beğeneyim dedim, nota olarak aramaya başladım, sonra elime rast makamında eski dostlar takıldı, sözlerini çok beğendim. Sazlara geçtim radyoda okudum, ondan sonra eser inanılmaz biçimde tutuldu... Yani arşive girip şarkıyı seçip, yorumunu da iyi yapmaları lazım. Yorumcudur şarkıları sevdiren... “Korsanlar yüzünden dükkanımı kapattım” Ben bazı şarkıların sözlerini değiştiririm biliyor musunuz? Mesela “şarkı söylüyor sazımı”, “şarkı söylüyor sesim” olarak değiştiririm. Söz de yazdığım için bir çok şarkının

röportaj gungorendergi.com

güftesini değiştirmekte bir beis görmüyorum.Zaten bundan dolayı şarkılarım çok tutuluyor. Mesela aranjelerini başka türlü yaparım, başka türlü yorumlarım, başka türlü çaldırırım. Onun için bu şarkılar böyle tuttu, bakın hala seviliyor, herkes ezbere biliyor. Daima çalışacaksınız, daima... Ben durdum epeydir. Dükkanım vardı altın plak diye, oradan da epey şarkılarım çıktı, 1981’de kurduk, korsan plaklar yüzünden 2003 gibi kapattık, zaten ondan sonra da şimdilerde internet var, plakçılar iş yapamıyor artık, bu konudan da çok yanığız. Dükkanımı kapattım mesela şarkı üretemiyoruz, nasıl olacak bu nereye gidecek, buna bir dur diyen olması lazım. Şimdi internetten şambur şumbur indir! Şarkıcı yapımcı ne yapsın artık. “Kendi kendime rakip oldum” Benim bir plağım için saklambaç gazetesi yarım sayfa reklam verdi mesela. Şimdi nereye veriyorsunuz ne yapıyorsunuz.. 45’lik gibi single yapmak istiyorum ama şarkı bulamıyorum, kendimin yaptıklarını da beğenmiyorum bu ara. İyi bir “artık sevmeyeceğim” gibi bir şey yapayım diye bekliyorum, herkese dank diye insin... Arkadaş’da getirdiğim new age ekolüyle Türkiye’ye yeni soundlar getiren benim. Burada papatya gibisin beyaz ve ince okunuyordu, bir de Erol Büyükburç türkçe bir eser okuyordu “bir başka sevgiliyi” gibi... O dönem onlar okunuyordu. Benim getirdiğim soundla şimdiki nesil tamamen benim etkim altında. Mesela Mustafa Ceceli benim “yağmur ağlıyor”u okudu, demek ki çok sene evvel yapmışım her şeyi. Ben onu yenilemek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum, kendi kendime rakip oldum. Sizin eserlerinizi seslendirenlerden herhangi bir telif alıyor musunuz? Tabi alıyorum. Müzik yapımları gibi olmuyor, çok temsili bir şeyler oluyor, cüzi miktarlar... Bunca yıllık çalışmalarınız filmler, plaklar, şimdi de kitaplar. Tüm bunlarla insanlara ne vermek istediniz? İnsanlara güzel şeyler vermek istedim, onları mutlu etmek istedim. Yer yer filmlerim olsun, şarkılarım olsun insanların hem gülüp hem ağlayacağını hem mutlu hem de mutsuz olacaklarını iletmek istedim onlara. Daha ziyade de onları mutlu etmek istedim. Sizin gibi pozitif ve çok yönlü bir sanatçıyla tanıştığımıza çok memnun olduk. Değerli vaktinizi bizlere ayırdığınız için çok teşekkür ederiz, son olarak neler söylemek istersiniz? Güngören Belediyesi’ne beni böyle güzel bir dinleyici kitlesiyle buluşturduğu için tekrar teşekkür ediyorum. Yapılan diğer etkinliklere de benim konserimdeki gibi yoğun ilgi ve katılımın gösterilmesini diliyorum. haziran2013


40

teknoloji gungorendergi.com

Avrupa’nın Geni Anadolu’dan

Avrupa kıtasındaki gen yapısına ilişkin en kapsamlı araştırma ilginç veriler ortaya koydu. Uluslararası bir grup tarafından yapılan gen çalışması, Avrupa’nın gen yapısında 4 bin yıl önce gizemli bir kırılma olduğunu gösteriyor. Avrupa’daki ilk çiftçiler de gen haritasına göre Anadolu kökenli.

N

ature Dergisi’nde yayınlanan bir makalede Avrupa’nın genetik yapısının 4 bin ya da 5 bin yıl önce ani bir değişim yaşadığı ve Avrupa DNA’sının değiştiğine ilişkin bilimsel veriler paylaşıldı. Avustralyalı bilim insanları, 7 bin 500 yıllık olduğu düşünülen çeşitli iskeletler üzerinde yaptıkları araştırmalarda yaşanan bu değişimin nedeninin ise bulunamadığını söyledi. Bunda Neolitik çağın sonraları, Bronz çağının başında Avrupa’da Bell Beaker kültürünün ( ters çevrilmiş zil seklindeki vazo buluntuları nedeniyle bu isim verilmiş, Stoneage buluntularıyla bağlantılı oldukları belirtilir) hızlı gelişmesinin etkili olabileceği yorumu yapıldı. Nature dergisinin 23 Nisan’da çıkan sayısında yer alan araştırmada, Almanya’daki ilk çiftçilerin, Anadolu insanlarıyla yakından bağlantılı olduğu da ortaya konuldu. Avustralya’da Adelaide Üniversitesi’nde bulunan Eski DNA Merkezi’nde çalışmayı yürüten Alan Cooper, “İlginç olan bu haziran2013

ilk alt-Avrupa kültürünün 4 bin 500 yıl önce yer değiştirmesi ve bunun çok açık ve başarılı bir şekilde yapılmış olması. Büyük bir şey meydana gelmiş ve bunun arkasındaki şey ne biz onun peşindeyiz” dedi. Araştırmacılar bugünün Avrupa’sının yüzde 45’ini oluşturan genetik soyu çıkarmak üzere tarih öncesi iskeletlerden elde edilen diş ve kemik örnekleri üzerinde çalıştıklarını açıkladılar. Uluslararası araştırma ekibinin yanı sıra Almanya’da bulunan Mainz Üniversitesi ve National Geographic Toplumu Genografik Projesi’nin dahil edildiği araştırmanın zaman içinde gerçekleşen ilk yüksek çözünürlüklü genetik kayıt olduğu belirtildi. Araştırmanın Almanya ayağını gerçekleştiren Wolfgang Haak, “Avrupa’da zaman içinde meydana gelen nüfus değişimini ve insan DNA’sının gerçek zaman içinde geliştiğini ve değiştiğini dolaysız bir şekilde gözlemlemiş olduk. Bu kalıtım yoluyla geçen genetik kayıt, Orta Avrupa’daki ilk çiftçilerin göç yoluyla Türkiye ve yakın çevresinden gelen toptan külterel ve genetik verilerden geçmiş olabileceğini gösterdi “ dedi.


41

teknoloji gungorendergi.com

Bozuk Para Büyüklüğünde Robot Arı ABD’li bilim insanları dünyanın en küçük robotunu yaptı. Böcek boyutundaki kanatlı ‘RoboBee’, dünyanın kanatlara sahip en ufak hava aracı olarak kayıtlara geçti.

H

arvard Üniversitesi araştırmacıları, robot-bilim alanında önemli bir başarıya imza attı. Kanat genişliği sadece 3 cm olan, 80 miligram ağırlığındaki RoboBee, dünyanın en küçük ve uçabilen robotu unvanını kazandı. Science dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan Pakpong Chirarattananon, “Bilinen en küçük kanatlı robotu yapmayı başardık” ifadesini kullandı. Bilim insanları, RoboBee’yi inşa edebilmek için milimetrenin altına inen çözünürlük seviyesinde çok zor bir çalışma gerçekleştirdi. Balata ve civataların anlamsız kaldığı kadar küçük bir boyutta olan RoboBee, çok farklı bir yöntemle bir araya getirildi. RoboBee, birbirlerine yapıştırıcı ile tutturulabilen farklı materyallerin kullanıldığı düz levhalarla bir araya getirildi. Levhaların katlanabilir olması, RoboBee’nin bir araya getirilmesini kolaylaştırdığı gibi hareket kabiliyetini artırdı. Los Angeles Times’a konuşan Chirarattananon, “Kullandığımız yöntem origami-

den biraz farklı... Bu sayede küçük ve titiz bir çalışma yapmayı başardık” dedi. Beyin ve Enerji Lazım Araştırmacılar, RoboBee’nin kaslasını çok küçük boyutta bir piezoelektrik aktüatör ile oluşturdu. İnce seramik şeritleri temsil eden bu teknoloji, elektrik akımıyla sıkılaşıyor ve robotun kanatlarını saniyede 120 defa çırpmasını sağlıyor. RoboBee, boyuna göre çok marifetli olsa da, kendi beyinlerine sahip olmak için çok küçükler. Akıllı telefonlarda kullanılan işlemciler bile RoboBee için çok büyük olduğu gibi, robotun enerji kaynağı da bulunmuyor. RoboBee’nin birçok prototipi, kanatlarına maksimum 10-15 dk enerji sağlayan enerji kordonları kullanılarak uçabildi. Chirarattananon, minik robotlara enerji kaynağı ve beyin kazandıracakları bir teknoloji seviyesine ulaştıkları zaman, RoboBee ve benzerlerinin arama kurtarma gemileri ve diğer birçok alanda kullanılabileceğini belirtti.

Süper Buğday İngiliz bilim adamları, verimliliği yüzde 30 oranında artırabilen "süper buğday" geliştirdi. Merkezi Cambridge'de bulanan Ulusal Tarım Botaniği Enstitüsü, buğdayın çok eski atasıyla modern bir cinsini birleştirerek yeni bir tür ortaya çıkardı. Yapılan ilk denemelerde, bu yeni tür buğdayın ürününün, mevcut modern çeşitlerinden daha büyük ve güçlü olduğu görülürken, "süper buğdayın", çiftçiler tarafından ekilmeden önce en az 5 yıl denenmesi ve ruhsatlandırılması gerekiyor. Dünya üzerinde tüketilen kalorinin beşte biri buğdaydan geliyor. Buğdayın, yaklaşık 10 bin yıl önce sakal otu ve diğer ilkel tahıllardan evrimleştiği biliniyor. haziran2013


42

teknoloji gungorendergi.com

Dünya’nın En Eski Suyu Bulundu

İ

ngiliz bilim insanları Kanada’daki bir madende 1.5 milyar yıllık su buldu. Labaratuvar incelemeleri devam eden suyun şimdiye kadar bulunan en eski döneme ait su olduğu belirtildi. Kanada’daki bir bakır ve çinko madeninde bulunan kayadan 1,5 milyar yıl öncesinden kalma su çıkarıldı. “Nature” dergisinde yayımlanan makaleye göre, Ontario eyaleti kenti yakınlarındaki Timmins bölgesindeki madende çalışma yapan Kanadalı ve İngiliz bilim adamları, 2,4 kilometre derinlikte bulunan tarih öncesi dönemden kalma suyun hala hidrojen ve metan gibi gazlar açısından zengin olduğunu keşfetti. Daha önce yüzeyde olduğu ancak zamanla kayaların arasından

sızıp yer altında biriktiği sanılan suyun içinde mikro organizmalar bulunup bulunmadığını belirlemek için test yapılıyor. Manchester Üniversitesi’nden Prof. Chris Ballentine, “Daha önce Güney Afrika’da milyonlarca yıl öncesine ait su bulunmuştu. Bu ise şimdiye kadar bulunan en eski döneme ait su. Güney Afrika’daki su da benzer kimyasal yapıya sahipti ve içinde bazı mikroplara rastlanmıştı” dedi. Suyun hangi döneme ait olduğunu bulmak için üç farklı tarihleme tekniği kullandıklarını belirten Prof. Ballentine, suyun içinde bulunacak mikro organizmaların tarih öncesi dönemde yaşamla ilgili son derece önemli bilgiler sağlayabileceğine dikkati çekti. Çinko ve bakır içeren sülfit cevherinde bulunan suyun, 40-50 derece sıcaklığında olduğu belirlendi.

Uzayda 1 Ay Kalıp Döndüler! İçinde 45 fare, 15 semender ve bazı bitkilerin olduğu Bion-M isimli Rus kapsülü, uzaydaki bir aylık görevinin ardından dün Dünya’ya döndü. Hayvanlardan bazılarının öldüğü belirtilirken, Vladimir Sychov isimli yetkili, “İlk kez hayvanlar uzayda bu kadar uzun süre kendi başlarına kalabildiler” dedi. Rus medyasının bugüne kadar “Hiç bir ülke yapamadı” diye övdüğü, vücutların yerçekimsiz ortama nasıl adapte olduğunu belirlemeyi amaçlayan projenin, Mars’a insanlı uçuş yolunu açabileceği umuluyor.

haziran2013


43

teknoloji gungorendergi.com

Yoldaki Sigara İzmaritini Bile Gören Otomobil Bu Posteri Yalnızca Çocuklar Görüyor İspanya’da çocuk istismarına karşı başlatılan kampanya sıradışı yöntemiyle dikkat çekiyor. Zira, kampanyanın posteri çocuklara farklı, yetişkinlere farklı görünüyor. Anar isimli bir yardım kuruluşu çocuk istismarına dikkat çekmek için yalnızca çocuklar tarafından görülebilen bir poster hazırladı.

G

oogle’ın ehliyet bile almayı başaran kendi kendini süren otomobillerinin dünyayı nasıl gördüğü ilk kez ortaya çıktı. Yolda ilerlediği her saniye 750 mb gibi büyük

bir veri miktarı toplayan sürücüsüz otomobiller, yerdeki izmariti bile tespit ediyor. Google, bir yıl önce ehliyet almayı başaran Toyota Prius marka otomobilinin gerçek dünyayı nasıl gördüğünü ilk kez gözler önüne serdi. Teknolojik gelişmeleri destekleyen kar amacı gütmeyen Xprize şirketinin etkinliğinde yapılan tanıtımda, sürücüsüz otomobilin çevresini algılama kapasitesi gözler önüne serildi. Mashable sitesinin haberine göre, iş geliştirme merkezi Idealab şirketinin CEO’su Bill Gross, bulunduğu ortam hakkında saniyede 750 mb veri toplayan otomobilin alıcılarıyla elde ettiği görüntünün fotoğrafını çekti ve Twitter’da paylaştı.

Lentiküler baskı tekniğiyle iki farklı fotoğraf kullanılarak hazırlanan poster, çocukların bakış açısından bakıldığında farklı, yetişkinlerin bakış açısından bakıldığında farklı görünüyor. Kampanya, yetişkinler tarafından istismar edilen 10 yaş altı çocuklara ulaşmayı hedefliyor. Dolayısıyla bu yaşlarda ortalama boyları 1 metre 35 cm’nin altında olan çocuklar postere baktıklarında, ‘Sizi inciten olursa bizi arayın, yardım edelim’ mesajıyla birlikte bir telefon numarası görüyor. İngiliz bilim insanları Kanada’daki madende 1.5 milyar yıllık su bul‘Çocuk İstismarıbir Bazen Yalnızca Çocukdu. Labaratuvar incelemeleri devam lara Görünür’ eden suyun şimdiye kadar bulunan en eski döneme ait su olduğu belirKanada’daki birresmi bakırve ve‘Çocuk çinko Yetişkinler içinse postertildi. yalnızca bir çocuk bulunan kayadan 1,5 milistismarı bazen ancak madeninde istismar edilen çocuğun gözüne göyar yıl öncesinden kalma su çıkarıldı. rünür’ mesajından oluşuyor. “Nature” dergisinde yayımlanan makaleye numarası göre, Ontario eyaleti Yetkililer, yetişkinlerin telefon ve ‘Bizi arayın’kenti meyakınlarındaki Timmins bölgesindeki sajını görmesi halinde, istismar ettikleri çocukları yardım madende çalışma yapan Kanadalı ve istemekten caydıracağını düşünerek böyle bir2,4 yola başvurİngiliz bilim adamları, kilometre duklarını açıkladı. derinlikte bulunan tarih öncesi dönemden kalma suyun hala hidrojen Poster, yakında tüm İspanya sokaklarında yerini alacak. haziran2013


44

teknoloji gungorendergi.com

Sosyal Medya Hafıza Yeteneğini Değiştiriyor

İ

nternet çağı, beynimizin çalışma şeklini de değiştiriyor olabilir. Bilim insanları, bir saat içinde 30 milyon mesaj girilen Facebook gibi sosyal ağların, insan hafızasını yeni düşünme şekilleri geliştirmeye zorluyor olabileceğini belirtti. Araştırmalar, insanların Facebook iletilerini insan yüzlerinden daha kolay hatırladığını gösterdi. Milyarlarca insanın hayatında giderek daha fazla yer edinmeye başlayan sosyal ağlar, sundukları son derece yoğun ve karmaşık sistem sebebiyle insan beyninin farklılaşmasına yol açıyor olabilir.

Akla İlk Gelen Facebook California Üniversitesi’ndeki araştırmada, 32 kişi üzerinde deney yapıldı. Deneklere gösterilmek üzere gruptaki asistanların Facebook hesaplarından 200 ileti ve amazon.com adresindeki son zamanlarda basılmış kitap tanıtımlarından 200 cümle derlendi. Deneyde, Facebook cümleleri olarak, “Bugün 7 bin 689 günlüğüm”, “Kütüphane telefonla konuşulacak yer değil; ders çalışılacak yerdir”; kitap cümlesi olarak da “Şerefin bile limiti vardır”, “Çok bağırmaktan boğazım ağrımıştı” gibi örnek ifadeler toplandı.

ABD’nin California Üniversitesi’nde yapılan araştırma, bilim insanlarını şaşırtan sonuçlar ortaya koydu. Araştırma ekibinin başını çeken Dr. Laura Mickes, ‘duyguların hafıza üzerine etkisini’ inceleyen çalışmalarında, duyguları tetiklemek için Facebook iletilerini kullandılar. Bilişsel psikolog Mickes ve ekibi, araştırmada hiç bekledikleri sonuçlar elde etti. Sonuçlar, insanların Facebook iletilerini, insan yüzlerinden daha iyi hatırladığını gösterdi. Mikes, “Asıl araştırma sorumuz bu değildi; sonuçlar bizim için de biraz şaşırtıcı oldu” ifadesini kullandı.

ICANN tarafından koordine edilen dünya internet trafiği, Los Angeles’ta çalışma saati bitince İstanbul’dan koordine edilecek. İstanbul’dan sonra da koordinasyon Singapur’a geçecek. Bu şekilde internetin koordinasyonu konusunda ülkemiz dünyada yönetim merkezi olacak. Dünyadaki 300 milyonu aşan alan adları sahiplerine destek vermek amacıyla kurulacak çağrı merkezleri için de İstanbul aday olacaktır. Bu kurulacak çağrı merkezlerinde sağlanacak çok yüksek sayıdaki nitelikli istihdam imkanları gençlerimiz için önemlidir.”

Dijital Pearl Harbor’ Korkusu Artıyor BBC muhabiri Jonathan Marcus, tekoloji şirketleri birbiri ardına siber saldırıya maruz kalan ABD’nin yaşadığı siber savaş endişesinin gün geçtikçe arttığına dikkat çekti. Analistler, her gün kişisel bilgi ve fikri mülkiyetin çalındığı milyonlarca saldırı olduğunu belirtiyor. Birkaç hafta önce Maryland’de küçük bir şehir Gaithersburg’da bir tren rayının yakınında duruyordum.

olan

O sırada bir yük treni, etrafını uyarmak için düdüğünü vargücüyle çalarak demiryolu geçidinden büyük bir hızla geçti. Amerika’da demiryolu yolcular tarafından pek tercih edilmiyor olabilir ancak yük trenleri ülke ekonomisi için oldukça önemli. Birçok modern altyapı gibi demiryolları da karmaşık dijital sistemler ile kontrol ediliyor. haziran2013

Bu tür bilgisayarların yada modern toplumun dayandığı diğer elektronik sistemlerin siber saldırıya uğrayabileceği endişesi artık giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Geçen sene ABD’nin eski Savunma Bakanı Leon Panetta, “dijital bir Pearl Harbor” yaşanabileceğini söylemiş ve ABD’nin ulaşım ve enerji altyapısına karşı siber saldırı yapılması ihtimalinden söz etmişti. Birkaç hafta önce Başkan Barack Obama da bu uyarıyı tekrarladı. “Hackerların insanların kişisel bilgilerini çaldığını, emaillerine girdiklerini biliyoruz... Başka ülkelerin ya da şirketlerin şirket sırlarını çaldığını biliyoruz.” “Şimdi düşmanlarımız enerji ağlarımızı, finans kurumlarımızı ve hava trafiği kontrol sistemlerimizi sabote etmeye çalışıyor”.


45

teknoloji gungorendergi.com

Güngören Sokakları 360° Geziliyor

Güngören Belediyesi’nin ilçe sınırları içinde bulunan tüm cadde ve sokaklarını dijital ortama aktardığı özel çalışması 360° Güngören bölgeyi daha yakından tanımak isteyenler için benzersiz bir hizmet. Vatandaşların, ilçenin sokak ve caddelerini 360° gezebilmek için 360derece.gungoren.bel.tr adresine girmeleri yeterli oluyor.

K

ent Bilgi Sistemi için tamamlayıcı bir özelliği olan hizmet hakkında bilgi veren Güngören Belediye Başkanı Ş. Yücel Karaman, “Amacımız, etkileşimli bir tanıtım platformu oluşturmak. Bu bağlamda, kamu kurum ve kuruluşları ile vatandaşlar ve yabancı ziyaretçiler arasında etkileşimli bilgi bağını oluşturduk. Kısa ve uzun vadede sürdürülebilir bir tanıtım modeli meydana gelmiş oldu. Belediyemizin vizyon ve planlar çerçevesinde özel yerler başta olmak üzere tüm ilçenin, ulusal ve uluslar arası bilinirliliği sağlamak ve bu mekanlar hakkında farkındalık oluşturmayı hedefledik. Hazırlamış olduğumuz sistem sayesinde, 360° görsellik, gerçek dünyayı harita ile vatandaşlarımızın masaüstüne getirdik. Böylelikle vatandaşlarımız tek tuşla Güngören ilçemizi 3 boyutlu olarak gezebiliyor” diye konuştu. Kentsel Dönüşüm ve Yenileme Projelerine alt yapı oluşturmada da kullanılacak olan sistem, cadde, sokak, kapalı alan, tarihi eser gibi tüm verileri 360° video destekli olarak ofis ortamında

incelenmesini sağlıyor. Yenileme, boyama, dönüşüm projelerine altlık oluşturmada da hizmet verecek olan çalışma, çoklu kullanım ile aynı verinin farklı birimlerce farklı açılardan değerlendirilme imkanı da veriyor. Sistemin çekim işlemi, üzerinde 6 merceği olan özel bir kamera ve anlık yer bilgisi veren Jeodezik GPS ile gerçekleştiriliyor. Güngören Belediyesi, Kent Bilgi Sistemi veya Kent Rehberi olarak çalışan sistemlerin istenen amaca matuf fonksiyonları icra edemedikleri ve bu tür sistemlerin özellikle, kullanıcı tarafından veri algılama sorunu, verinin doğruluğuna inanma ve verilerin tamamlayıcılığının sağlanamaması gibi sorunları olduğunu saptadı. Üzerinde 360° ve alt yapı verilerinin olmadığı bir Kent Bilgi Sisteminin veya Kent Rehberinin bir tarafının eksik olduğunu net olarak gözlemleyen yetkililer, ilk adımda tüm ilçe sınırları içindeki alt yapı verilerini CBS’ye aktarmış ve ikinci adımda da 360° video görüntülerini ekledi ve tümleşik Kent Bilgi Sistemi’ni oluşturmuş oldu. haziran2013


46

yazı dizisi gungorendergi.com

“Sanatın

Ebru Alparslan BABAOĞLU

haziran2013


47

Sudaki Aksi Geleneksel Türk sanatlarından biri olan ve yakın zamana kadar unutulma tehlikesiyle karşı karşıya olan Ebru sanatı, bugün Türkiye’nin farklı bölgelerinde açılan Ebru kurslarıyla binlerce kişiye ulaşıyor. Son yıllarda ebrucuların sayısının artması bir yandan sanatın yaygınlaşarak daha fazla kişiye ulaşabilmesine olanak verirken bir yandan da ortaya çıkan eserlerde geleneğin dışına çıkılmasına neden oluyor. Geleneğin dışına çıkılması ise yeni yeni sorunlar doğururken, sanatın adabından uzaklaşılmasıyla sonuçlanıyor. Ne zaman nerede ortaya çıktığı bilinmeyen ve batı ülkelerinde “Türk Kağıdı” olarak geçen bu meşakkatli sanat, dünyanın bir çok ülkesinde de farklı biçimlerle icra ediliyor.

yazı dizisi gungorendergi.com

“Bizim sanatlarımızın hepsi usta çırak münasebetiyle öğrenilir” Bizim sanatlarımızın hepsi, sadece ebru değil bütün sanatlarımız usta, çırak münasebetiyle öğrenilir. Meşk ederek öğrenilir. Musiki öğrenecekseniz eğer hocanın yanına oturursunuz. Dizinizi döverek usul öğrenirsiniz önce. Diz dövmek tabiri de oradan çıkar. Usul öğrenirsiniz makam öğrenirsiniz, sonra teker teker meşk edersiniz. Yusuf Paşa’nın Segah Peşrevi’ni meşk edersiniz arkasından başka bir şeyi meşk edersiniz, bitirdikçe bir sonrakine geçersiniz. Hoca tatmin olur “tamam bu güzel oldu der” sonra ötekine geçersiniz. Bizim sanatlarımızın hepsi böyle rahat çalışıyorsanız eğer. Eğer sülüs hat meşk ediyorsanız önce rabbiyesini yazdırır hocanız, güzel yazdıysanız harflere geçersiniz, harfleri tek tek çalışırsınız. Ondan sonra bitişmeleri çalışırsınız, bir sırası

Geri dönüşü ve tekrarı olmayan ebru bir kaç dakikalık bir çalışmanın sonucu. Renklerin kağıt üzerinde bıraktığı uyumlu ahengin elde edilebilmesi ise uzun yıllar süren emek ve sabrın ürünü. Adının kesin olarak nereden geldiği bilinmese de, gelen kanı farsça bulut anlamına gelen “ebri” den geldiği yönünde.

vardır ve bunu ustanız söyler size...

“Siz farkında olmadan ustanız o sanatın adabını da öğretir” Ustanız, o sanatın adabıyla ile ilgili bilgileri de siz farkında olmadan aktarır, bir bakımdan sizi yetiştirir. Ebruda

Ebru, her dönemde ortaya çıkan ve öğrenciler yetiştiren büyük bir ebru sanatçısı sayesinde unutulmaktan kurtulup bugüne kadar ulaşabilmiş. Cumhuriyet döneminden sonra ise tamamen köşesine çekilen, nadir kimseler tarafından icra edilen ebru sanatı son dönemde Mustafa Düzgünman’ın emekleri sayesinde unutulmamış. Yarım asırdan fazla ebru sanatıyla iç içe olan Mustafa Hocanın yetiştirdiği bir kaç öğrenciden biri olan ve icazetini 1989 yılında alan, Klasik Türk Sanatları Vakfında Ebru hocalığı yapan Alparslan Babaoğlu ebru sanatını ve adabını anlattı.

da hattaki gibi kendi kendinize pişemezsiniz, sanat ustasız olmaz. Çünkü ustanın kamışı elindeyken bir harfi çıkartırken, elinde ne kadar çevirdiğini görmeniz lazım, onu görmeden bulamazsınız. Hattatlar kamışı ellerinde çevirerek harfleri çıkarırlar. Onun kamışı nasıl tuttuğunu nerede nasıl hangi harfi hangi açıyla koyduğunu görmeniz lazım. Dolayısıyla bizim bütün sanatlarımız usta çırak münasebetiyle öğrenilir. Ebru da bunların arasında. Ebrunun diğer sanatlarımız gibi kendine has bir takım gelenekleri vardır. Yani bunları öğrenmezseniz, doğru ebruyu yapamazsınız bunları da ancak bir hocadan öğrenirsiniz.

haziran2013


48

yazı dizisi gungorendergi.com

“Geçmiş ebrucuların ruhuna Fatiha” Rahmetli Mustafa Düzgünman hocamla ilgili televizyonda bir diyalog vardı. Hoca orda kendi sesinden diyordu ki; “ustamızdan gördüğümüz terbiye iktizası olarak, tekneye oturduğumuz zaman geçmiş ebrucuların ruhu için bir Fatiha okuruz”. Bu bizim ebruculuk adabımızdandır, tekneye oturduğumuz zaman geçmiş ebrucuların ruhları için bir Fatiha okumak. Ama ebruyu ustasız öğrenenler, oturdular bizim bu geleneğimizin aksine ebrucular için bir dua kaleme aldılar. Ebrucular böyle dua edecek diye. Ustadan sadece ebrunun, bizim sanatlarımızın, tekniği estetiğiyle ilgili bilgiler değil; adabıyla geleneğiyle ilgili bilgiler de öğrenilir. Demin söylediğim bunlardan bir tanesi. “Ustanız varken, size laf düşmez” Ustanız önünüzdeyken konuşmak size düşmez. Ustanız hayattaysa, birisi bir konuda bir tartışma çıkarttıysa, birisi bir şey söyleyecekse, benim ustam hayattaysa ben müdahil olmam, ustam konuşur. Bizim sanatımızın adabındadır. Bütün sanatlarımız da böyledir. Bizim sanatlarımızın geleneği de edebe dayanır. “Ebru nefis terbiyesi için bir araçtır” Ebru nefis terbiyesi için çok önemli bir vasıtadır. Bütün sanatlar böyledir ama ebru özellikle böyledir. Çünkü çok kısa sürede bir eser vücuda getiriyorsunuz. Tekne başına oturuyorsunuz, beş dakika sonra çok güzel bir lale ebrusu, karanfil ebrusu yapıyorsunuz. Bu, insanda enaniyete sebep olabilir. Eğer ebru doğru amaçlarla, duygularla, düşüncelerle yapılmazsa, “ne güzel lale yaptım, benim gibi kimse lale yapamıyor” duygusuna kapılırsanız eğer, o sizin nefsinizi terbiye ederken birden bire sizi bıçağın öbür tarafına götürür, enaniyete sebep olur. Bütün sanatlarımızda olduğu gibi ebru da nefis terbiyesi için bir araçtır, bu da ustanın rahle-i tedrisinden geçerek edinilir. Kendi kendinize bunları algılamanız, idrak etmeniz zordur. “Kendi desenlerini oluşturabilmek için uzun bir süre gerek” Ebru malzeme itibarıyla da diğerlerinden farklı ve külfetli bir iş. Ürünleri tedarik etmeniz lazım, eğer onları yapmazsanız ebrucu olamazsınız. Bir kursa gidip sadece hocanın söylediklerini yaparak ebrucu olunmaz, ancak ebru sanatı tanınır. Ebrucu olmak için illa kendi teknenizi açacaksınız, o teknenin başında teknenin size çıkartacağı güçlükleri problemleri kendi kendinize çözmeyi öğreneceksiniz. Ancak o zaman ebrucu olursunuz. Onun için süreç oldukça uzun, yani bana göre birisinin kendi desenlerini renklerini oluşturması ve gelenekli Türk ebrusunun hususiyetlerini taşıyan ebru çeşitlerinin hepsini başarıyla yapması için geçirmesi gereken süre, beş altı seneden az değildir. haziran2013

“Ebruda çok fazla değişken etkili” Ebru biraz fiziko kimyasal hadiseler içeriyor. Havanın rutubeti, havanın basıncı, teknenin sıcaklığı, boyaların sıcaklığı. Boyalar farklı sıcaklıklarda kitre farklı sıcaklıklarda olursa başka problemler çıkıyor. Yani bunları tek tek tecrübeyle öğrenip başınıza geldiği zaman hemen çözebilecek hale gelmeniz lazım, çünkü bu da oldukça zaman alan bir süreç. “Ben sanatçı değilim” Kavramları yerine doğru oturtmak lazım. Ben sanatçı değilim, sanatçı olma iddiasında da değilim. Ben ustamdan öğrendiklerimi yapıyorum. Ustamdan öğrendiklerim dışında denediğim şeyler de oluyor ama onları ayırıyorum. Bunlar başka şeyler diye ayırıyorum. Sanatçı olmak başka bir şey, insan kendi kendine ben sanatçı oldum diyemez. Ben birisine kendimi tanıtırken ebru sanatçısıyım demiyorum, ebrucuyum diyorum. Ben sanatçı mıyım değil miyim, ona başkaları karar verir. “Türk ebrusu dejenere oluyor” Ebruyla uğraşan insan sayısı Türkiye’de çok fazla. Bu hem iyi hem kötü. Şu anlamda iyi, ebru hiç tanınmıyordu, ilk ebru yaptığım zamanlar ebruyla uğraşan insan sayısı bir elin parmakları kadardı. Şimdi bu sayı yüzlerle binlerle ifade ediliyor. Türkiye’nin her yerinde ebru kursları var, bir yandan iyi oldu. Çok seviliyor, çok popüler oldu, ebruyla ilgili basında çok fazla haberler yer almaya başladı. Fakat bu bir yandan da kontrol edilemez biçimde yozlaşmayı beraberinde getirdi. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla, herkes yaptıklarını dijital ortama aktarıyor. İnternet kullanıcıları birbirlerinin yaptıklarını takdir ediyor haliyle ortaya bizim geleneğimizin dışında şeyler çıkıyor ve Türk ebrusu diye adlandırılıyor. Bu da bizim ebrumuzu dejenere etmeye başladı. Ben bu durumdan korku duyuyorum. Bu duruma müsaade etmememiz lazım.


49

yazı dizisi gungorendergi.com

Japonya’da ebru, analin türü, suda eriyen boyalarla su üzerinde yapılıyor. Onlar kullandıkları renk sayısına göre farklı isimler koymuşlar. Japonya’da asırlardır imparatorun ve asillerin himayesinde birer ebru sanatçısı bulunurmuş. Ebru tekniği, renkleri kendisine has olduğu için imparator sadece kendi ebrucusunun yaptığı ebruların üzerine yazı yazarmış. Dolayısıyla o yazının imparatordan geldiğinin kanıtı olarak kabul edilirmiş. Çünkü bir başkası o ebrucunun kullandığı teknikle, boyalarla ebru yapmayı bilmiyor. Mektubu gören mektubun gerçekten imparatordan geldiğini ebrularına bakarak anlıyor. Daha sonra asiller de aynı şekilde hareket ederek yazılarını ebrulu kağıtların üzerine yazmışlar. Onun için çevlerinde her daim bir ebru sanatçısı himaye etmişler. Ve Japonya’da bu durum asırlarca babadan oğula geçerek devam eden bir gelenek haline gelmiş.

melerini ve Türk ebru geleneğinden ayrılmamalarını tavsiye ediyorum. Maalesef bizim geleneğimiz yok olmak, dejenere olmak üzere. Asıl ebru battal ebrudur bana göre. Ama şimdi herkes çiçekli ebru yapıyor kimse battal ebru ya da hatip ebru yapmıyor. Envai çeşit çiçek yapıyorlar, herkes gül yapıyor. Dışardan bakıldığında ebru çiçek sanatı zannediliyor. halbuki ebru çiçek ressamlığı değil. Bizim teknede yaptığımız battal ebruyu bir ressama verip “aynısını tuvalinde boya” deseniz, uğraşır yapamıyorum der bırakır. Biz battal ebruyu çok kısa sürede yapıyoruz. Ebruda bir rastgelelik var. Resim sanatçısının o rastgeleliği tuvalinde yansıtması mümkün değildir ama kalemle istediğiniz çiçek, istediğiniz desen çizilebilir. Hasılı, ebru bir resim tekniği değil kağıt bezeme tekniğidir. Ebruya başlayanların sabırlı olmaları lazım.

“Bütün dünyada Türk Kağıdı diye bilinir” Bütün dünyada Türk Kağıdı diye bilinen bu sanat Avrupa ve Amerika’ya Türkiye’den intikal etmiş. Konuyla ilgili yapılan yayınlarda da ebrudan Türk Kağıdı diye bahsediliyor. Ama tabi biz sanatımıza sahip çıkmasak, helvayı, baklavayı Yunanlılara kaptırdığımız gibi, ebruyu da İtalyanlara kaptırırız. “Her yerde renkli renkli topraklar var, o topraklardan boya yapabilirsiniz” Topraktan boya yapıyoruz. Arabamın bagajında her zaman keser, naylon torba, poşetler, küçük bir kürek bulunur. Bir seyahat esnasında İstanbul’a dönüş yolundaki bir köy pazarında yeşil bir toprakla buldum. O topraktan ebru yaptım, inanılmaz bir ebru ortaya çıktı. Mesela Ankara yolunda Kızılcahamam’a yaklaşılan bölgede oksitlenmeden dolayı oluşan sarı renkli topraklar vardır, o topraktan sarı boya elde edilebilir. Maden bakımından ülkemiz çok zengin, her yerde renkli topraklara rastlanabiliniyor, o topraklardan boya yapılabilir. “Temel malzemeler oldukça önemli” Ebrunun en önemli malzemesi üzerinde ebru yaptığınız sıvıyı elde ettiğiniz deniz kadayıfı ya da kitre. Boya yapmak için de toprak, boyaların suyun üzerinde açabilmesi için ise sığır ödü gerekir. Bunun dışında at kuyruğunu gül dalına sararak fırça yapıyoruz. Temel malzemelerimiz bunlar. “Ebru resim tekniği değil kağıt bezeme tekniğidir” Ebruya başlayanlara ne tavsiye edersiniz gibi şeyler sorarlar. Ebru bir sabır sanatıdır, ebruyu seven, uğraşan, yapmak isteyen insanlara en başta sabırlı olmalarını, kolay vazgeçme-

1957 yılında Ankara’da doğdu. 1984 yılında Topkapı Sarayı Nakışhânesi’ne devam ederken başladığı ebru yapımını aralıksız sürdürmektedir. 1985 yılında ustası merhum Mustafa DÜZGÜNMAN ile tanıştı ve 1989 yılında kendisinden ebru sanatının öğretilmesi ve icrâsı konusunda icâzet aldı. İlk kişisel sergisini 1990 yılında Topkapı Sarayı’nda açtı, aynı yıl Washington D.C.’de ikinci, 1991 yılında memleketi olan Çorum’da üçüncü ve 1999 yılında Yıldız Sarayı Çit Kasrı’nda dördüncü kişisel sergisini açtı. Sayısız karma sergiye katıldı.

Alparslan Babaoğlu

“Japonya’da asırlardır yapılıyor”

Ebru Sanatçısı haziran2013


TARİHİ VE KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİYLE ADETA BİR AÇIK HAVA MÜZESİ

DOĞU İLE BATI ARASINDAKİ EŞİK MALATYA…

haziran2013


Ö

yle bir şehir ki dokusuyla kocaman medeniyetlerin ruhunu yaşatıyorken, aynı zamanda da şahane görünümü ve imkanlarıyla modernleşmiş bir kent. Bir tarafı tarihin en derinlerine bağlıyken bir yanı günümüzün en modern düzeyine ulaşmış.

İLÇEMİZDEKİ MALATYA DERNEKLERİ MALATYA PÖTÜRGE KÖKPINAR KÖYÜ YARD. DERNEĞİ KUTSAL SK. NO: 3 GÜNEŞTEPE BAŞKAN CELAL ATEŞ MALATYA DOĞANYOL İLÇESİ ULUTAŞ KÖYÜ DERNEĞİ ÖNDER SOK. NO: 13 MERKEZ BAŞKAN SAİM ASLIHAN MALATYA KALE İLÇESİ TEPEBAŞI (KESRİK) DERNEĞİ DİLŞAH SOK. NO: 1 GENÇOSMAN BAŞKAN MUSTAFA KARAKUŞ MALATYA KALE İLÇESİ ÇANAKÇI KÖYÜ DERNEĞİ DİLŞAH SOK. NO: 2 GENÇOSMAN BAŞKAN MEHMET KİRAZ MALATYA DARENDE ILICA SOS. YRD. DAYN. VE KÜLT. DERNEĞİ SOĞANLI CAD. PETEK SOK. NO: 2/1 M. ÇAKMAK BAŞKAN CUMA ÖZTÜRK MALATYA KALE İKİZPINAR DERNEĞİ VARDAR SOK. NO :26 M. ÇAKMAK BAŞKAN NEVZAT KAYA MALATYA ARGUVAN VE ARAPKİR ÇEV. KÖY. DERNEĞİ TEZEL SOK. NO: 1 GÜNEŞTEPE BAŞKAN MEHMET KOÇDAĞ MALATYA TATLICAK KÜLT. YRD. DERNEĞİ DENİZCİ SOK. NO: 4 GÜNEŞTEPE BAŞKAN ZEKİ KEKLİK

Eğer Malatya’yı bir ucundan diğer ucuna kadar gezerseniz; bir türkü misali çınlar kulağınızda. Eski konakları geçirmiş görmüş olduğu kocaman tarihi fısıldar, hoş kokulu yemekleri misafirperverliğini, kültür olgunluğunu anlatır. Çiçeklere bezenmiş kayısı bahçeleri, güzel havası, hoş suları, güleç insanları ne denli kadim bir şehir olduğunu beyan eder. Doğunun en gözde şehri Malatya; bir yanıyla yıllardır içinde barındırdığı gelenekleri, geçirmiş olduğu tarihi ruhunu, yetiştirdiği büyük insanlarıyla doğunun en batılısı ve en gelişmiş kenti olduğunun kanıtıdır.


52

gezen b i l i r gungorendergi.com

Aslan tepe Höyüğü: Batı’dan doğuya giden yollar üzerinde bir “Han-ı Cedid’’. Battalgazi ilçesinde yer alan Kervansaray H.1047 (1637 miladi) IV. Murat Han’ın silahtarı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Ulu Camii:

1224 yılında Anadolu Selçuklu hükümdarı 1. Alaeddin Keykubat tarafından Mimar Yakup Bin Ebubekir El Benna El Malati’ye yaptırılmıştır. Bu camiinin kitabesinin hala Malatya Saray Mahallesi Camiinde olduğu bilinmektedir. Avlulu, Eyvanlı, Mihrapönü, Tuğla Kubbeli, Çini İşlemeli,

Bir türkünün kulağa çalınması, bir esintiyle yemişlerin, yemeklerin, kayısının, türlü kokuların insanı sarmalamasıdır. Dost sıcaklığına, yar hasretine çalınan sazların sesi ve türküsüdür. Kayısı ağaçlarının renkliliğiyle adeta çiçekler ülkesidir Malatya...

Taş Duvarları ince işçiliği bakımından zengin, Kubbesi 16 köşeli, tavanı Nesih yazılı bir Ayet, koyu kahverengi parlak çini Mozaiklerle süslüdür. Yazı Ustası Ahmet Bin Yakup’tur. Minberi hala Ankara Etnografya Müzesindedir. Destanlar kenti Battal Gazi’nin diyarı

Malatya; nice şaha, padişaha, fatihe yarenlik etmiştir, kapı açmıştır. Bereketli topraklarını sakınmamış, misafirperverce sofrasını açmıştır. İşte böylesine mert topraklarda da nice nice büyükler yetişmiştir. İsimlerini sayamayacağı-

Malatya tarihi ve kültürel zenginlikleriyle adeta bir açık hava müzesi Malatya’yı anlatmak yazmak kolay iş değildir. Bu kadar büyük bir tarihe sahip, Anadolu’nun bütün medeniyetlerinden derin bir kültür harmanlamış olan bu şehre, birçok pencereden bakarsanız ancak anlarsınız. İnsanlığın ve medeniyetin yayıldığı topraklar olan, Anadolu’nun ortası, yani göz bebeği Malatya; Doğuyla batı arasında eşik görevi görür... Tarih boyunca birçok medeniyete, devlete, beyliğe ev sahipliği yapmış olan kent, zengin tarihi ve kültürel varlıklarıyla adeta bir açık hava müzesidir. Kentte bulunan pek çok tarihi mekan turizm açısından da parlak bir gelecek vadediyor. Türkiye’nin en önemli illerinden bir olan Malatya’daki belli başlı eserleri size kısaca tanıtalım. Silahtar Mustafa Paşa Kervan Sarayı Batı’dan doğuya giden yollar üzerinde bir ‘’Han-ı Cedid’’. Battalgazi ilçesinde yer alan Kervansaray H.1047 (1637 miladi) IV. Murat Han’ın silahtarı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle bahsetmektedir: “ En güzeli Sultan Murad Han’ın makbul veziri Silahtar Mustafa Paşa hanıdır. Yüz yetmiş odalı ve demir kapılıdır. Kubbelerle örtülmüş olup eşsiz bir handır. Kapısının üzerindeki tarihin son mısrasında; Oldu bu han-ı cedidaramgah-ı bi bedel. Dikdörtgen planlı, açık avlu ve kapalı (yazlık-kışlık) kısımlardan oluşan kervansarayın giriş kısmının üstünde merdivenle çıkılan bir mescit kısmı yer almaktadır. Üst örtü olarak sade ayaklar üstüne oturtulmuş tonozlar kullanılmıştır. Kesme taş ile örülmüş duvarların üst taraflarına pencereler açılarak hantal duvarlar hareketlendirilmiştir.” haziran2013

mız kadar evliyası, edeplisi, şairi, ozanı, kahramanı vardır. Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi şüphesiz ki Battal Gazidir. Bir destan bir efsane bir kahramanlık öyküsüdür Battal Gazi. Günümüzde de ülke tarihine ne büyük değerler kattığını belirtmek için ise İsmet paşa ve Turgut Özal’ı örnek vermeden geçemeyeceğiz. Eminim ki pek çoğumuz Battal Gazi’yi duymuşuzdur. Bir destanı anlatılır ki özetle vermezsek Malatya’yı eksik anlatmış oluruz. Battal Gazi Destanı:

Anadolu’da Müslümanlar açısından Bizans tehlikesi bertaraf edilmiş ve bunun üzerine Battal gazi de Medine’ye yerleşmiştir. Ancak bir zamanlar Battal Gazi’yle girdiği savaşlarda hüsrana uğramış ve Battal Gazi’den af dileyip bir daha Malatya’ya karışmayacağı sözünü vermiş olan Kayser Kanatur, Battala verdiği sözü unutur ve Malatya üzerine ordu gönderir. Ordu şehri yakıp yıkar Battal durumu işitince topladığı ordu ile Kayser ile savaşır. Kayser Nesih kalesine saklanır. Battal kaleyi kuşatır. Kale duvarının dibinde dinlenmek amacıyla uzanır ve uyur. Kaleden Battal’ın uyuduğunu gören Kayser ‘in kızı Battal’a âşık olur. Gelmekte olan Bizans ordusundan haberdar etmek için bir not yazar ve bu notu taşa sararak Battal’a atar. Uyandırmak için âşığı tarafından atılan taş Battal’ın başına değer ve Battal’ı öldürür. Prenses Battal’ın öldüğünü görünce kederinden yüreğinin ortasına bir hançer saplar ve ebediyete Battal’la buluşmak için intikal eder.


53

gezen bilir gungorendergi.com

Cömert bölgelerin mutfağı da zengin ve bereketli olur... Kayısı: Tarihi kaynaklara göre Türkistan, Orta Asya ve Batı Çin’i içerisine alan çok geniş bir bölgenin kayısının ana vatanı olduğu sanılmaktadır. Günümüzden 5000 yıl gibi çok uzun bir zaman önce kayısı bu bölgede bilinmekte ve tarımı yapılmaktaydı. Tarım ve Ürünleri: 7 türlü 7 taneli buğdayı Arpası, pamuğu, çöpü ve ovalarındaki otlakları herkes tarafından aranılır. Bakla ve nohutu gayet meşhurdur. Sanayide beyaz pembe pamuk ipliği ve beyaz pembe pamuk bezi meşhurdur. Dağlarında keremgüv adında kudret helvası mazı, pazı ıspanak, lahana vs. sebzeleri boldur. 7 türlü ayvası, 20 türlü elması vardır. Ayrıca Dürbül üzümü ve kirazı çok meşhurdur. Doğal nimetleriyle bir bereket abidesi ve nimet vahasıdır… Malatya doğası ve iklimiyle adeta cennettin yeryüzündeki yansımasıdır Ünlü Osmanlı Seyyahı Evliya Çelebi Malatya’yı gezdikten sonra şunları kaydeder defterine; “Suyu ve havası gayet latiftir. Denizde ve karada dolaşan seyyahların beyanına göre, havası Tebriz’in iç çekici havasına benzemektedir. Belki daha da üstündür. Havasının güzelliğinden halkı dinç, güçlü, kuvvetli ve rahatına düşkün ve güzel tenlidirler.” Bu kısa not bile yeterlidir Malatya’yı tanımak ve sevmek için. Cömert bölgelerin mutfağı da zengin ve bereketli olur Doğu Anadolu’nun zengin ve bereketli topraklarından fışkıran sebze ve meyvelerin yanı sıra tahılların da Malatya mutfağında hatırı sayılır bir yeri var. İç Anadolu ile Doğu Anadolu’nun buluştuğu yöre mutfağında kırmızı et yemeklerin tamamlayıcısıdır. Malatya’nın dünyaca meşhur kayısısı ile birlikte kendine mahsus tarhanası da giderek daha fazla tanınıyor. Malatya yemeklerinde fark yaratan önemli bir öğe de yabani otların kullanımı. Yörede anık, kızoğluk ve yarpuz adıyla bilinen yaban otları yemeklerin tatlandırılıp, aromalandırılmasında kullanılan başlıca taze baharatlardır. Kışların sert geçtiği bölgede kışa hazırlık, yaz sıcaklarında sebzelerin kurutulmasıyla başlar ve hemen her Anadolu kentinde olduğu gibi tarhana, salça, erişte, pekmez ve pestil yapımıyla desteklenir. Malatya deyince damağımızda; Fakir kellesi, ilişemen, bulgur herlesi, ergibaz’in tadı kalır. Dilimize Malatya türküleri dolanır. Yüzümüzde kocaman bir gülümseme ve yüreğimizde sıcacık bir mutluluk bitiverir… haziran2013


54 gungorendergi.com

haziran2013


55

istanbul gungorendergi.com

Şemsi Ahmet Paşa bir gün Mimar Sinan’a giderek, “Bana öyle bir yerde cami yap ki üzerine kuşlar pislemesin” demiş. Mimar Sinan da bütün camilerinde yaptığı gibi iyi bir araştırma yaparak, üzerine kuşların konmadığı bir cami yapmayı başarmış.


56

istanbul gungorendergi.com

ŞEMSİ PAŞA’NIN TORUNLARININ CAMİ’NİN AVLUSUNDAKİ MEZARLARI

Şemsi Paşa bir gün Mimar Sinan’a giderek, “Bana öyle bir yerde cami yap ki üzerine kuşlar pislemesin” demiş. Mimar Sinan da bütün camilerinde yaptığı gibi iyi bir araştırma yaparak, üzerine kuşların konmadığı bir cami yapmayı başarmış. II. Selim ve Sultan III. Murad dönemlerinde vezirlik yapan Şemsi Ahmet Paşa, İsfendiyar ailesinden Kastamonu Beyi Kızıl Ahmet Bey’in torunu, Mirza Paşa’nın da oğludur. Osmanlı saray okulu olan Enderun’da yetişen Şemsi Paşa; Avcıbaşı, Bölük Ağası, Müteferrika ve Sipahiler Ağalığı da yapmış. Daha sonra 1554 yılında Anadolu, bir süre sonra da Rumeli Beylerbeyliği yapmış. Sultan II. Selim tarafından vezirliğe yükseltilmiştir.

Şemsi Paşa Cami’nin yapılış rivayeti Gerçek ismi Şemsi Paşa Cami olan ve Üsküdar sahilde bulunan caminin ismine dair ilginç rivayetler aktarılıyor. Söylenenlere göre, camiye Kuşkonmaz denmesinin nedeni Şemsi Paşa’nın aşırı titiz olmasıyla ilgili. Şemsi Paşa, Sokullu Mehmet Paşa ile rekabet halindeymiş. Zaman zaman şakayla karışık atışırlarmış. Şemsi Paşa bir gün Sokullu’ya, “Sokullu, camiini kuşlar pislemiş” diye takılınca, “Gökyüzüne açık olan her yer kuşların pislemesine müsaittir” cevabını almış. Paşa, cami yaptırmaya karar verince Sokullu’nun sözü aklına gelmiş. Mimar Sinan’a giderek, “Bana öyle bir yerde cami yap ki üzerine kuşlar pislemesin” demiş. Sinan, bütün camilerinde yaptığı gibi iyi bir araştırmadan sonra kuzey- güney rüzgârlarının kesiştiği bu noktayı bulmuş. Dalgaların kıyıya çarpmasıyla meydana gelen titreşimleri incelemiş ve camiyi burada yapmaya karar vermiş. Bu titreşimlerin de etkisiyle kuşların konmadığı yere Şemsi Paşa Camisi ve külliyesini yapmış. Cami, türbe ve Sıbyan Mektebi’nden meydana gelen Şemsi Paşa Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan bir medrese, külliye ile birlikte 1580 yılında Şemsi Ahmet Paşa tarafından Sinan’a yaptırılmış.

haziran2013


57

istanbul

CAMİNİN İÇİNDE AYRI BİR BÖLÜMDE BULUNAN ŞEMSİ PAŞA’NIN TÜRBESİ

gungorendergi.com

Caminin mimari özellikleri Yapı topluluğunun avlusunun kuzeybatı yönüne medrese hücreleri bir şerit gibi yerleştirilmiş. On iki medrese hücresinden meydana gelmiş olan bu bölüm bir sıra kesme taş dizisi ve üç sıra tuğladan yapılmış. Hücrelerin ön kısmında baklava başlıklı on yedi sütunun taşıdığı bir revak bulunmakta. Buradaki sütunlar birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmış. Ancak medrese hücrelerinin duvarları üzerinde bu revaklarla ilgili kemer bağlantılarının izlerinde onarım sırasında rastlanamamış. Revakların üzeri düz bir çatı ile örtülmüş. Revak sütunlarında yeşil ve siyah porfir sütunlara da yer verilmiş.

Üsküdar İskele Meydanı’nın düzenlenmesi sırasında yeşil bir sütunun bulunarak cami avlusuna getirildiği, bunun bir benzerinin de itfaiye binasında bulunarak aynı yere taşındığı dikkate alındığında revaklarda kullanılan sütunların ne şekilde olduğu ortaya çıkmakta. Bu bakımdan revakların orijinalinde yeşil ve siyah porfir olduğu sanılmakta. Şemsi Paşa Külliyesi ile birlikte medrese de 1894 depreminde hasar görmüş ve İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü tarafından 1940 yılında onarılmıştır. Medrese 1953 yılından itibaren Şemsi Paşa Halk Kütüphanesi olarak kullanılmakta. haziran2013


58

kültür / sanat gungorendergi.com

Entelektüellerin

Hurafeleri

The Sanlıkol Hybrid Jazz Orchestra Feat.

Erkan Oğur

İbrahim

Paşalı

212 Sf. Profil Yayıncılık

Hamal ve ihtimal kelimeleri akrabadır. Entelektüel, ihtimallerin hamalıdır. Her ihtimali düşünmek zorundadır. Popüler şarkılardan sıkılan entelektüeller, nedense, popüler sorulardan ve cevaplardan sıkılmıyorlar. Eğer her ihtimali düşünselerdi, hakikat muamelesi yaptıkları popüler cevaplardan kuşkuya düşer, egemenlerin kültürüne evrensel kültür demeye son verirlerdi... İnsanoğlunun ırkçılık yüzünden ödediği ağır bedellerden sonra çareyi “dünya vatandaşı” olmakta bulanlar, iddialarının aksine dünyalarının Avrupadan ibaret olduğunu, geride kalan her vatanın ve kültürün teferruat olduğunu görürlerdi... Yolu ve yöntemi hesaba katmadan düşünmek, kulağa hoş gerisi boş kıyaslamalarda bulunmak, böylesi popüler kavramlar üretmek, entelektüel yolsuzluktur. Entelektüellerin Hurafeleri; yolda olanların, yolunu şaşıranların, yerinde sayanların, ileri-geri konuşanların ve susanların - yolculuk boyunca elden düşüremeyeceği bir kitap...

Besteci Mehmet Ali Sanlıkol’un liderliğindeki değerli müzisyenlerden oluşan Sanlıkol Caz Orkestrası, sanatçının Temmuz ayında yayımlayacağı yeni albümden parçaları Türkiye’nin en önemli bestecilerinden, perdesiz gitar virtüözü Erkan Oğur ile birlikte seslendirecek. Kaba zurna, ney, kös ve nekkare gibi farklı enstrümanları bünyesinde barındıran Sanlıkol Caz Orkestrası’nın çok sesli müziği ve Erkan Oğur’un ustalığını birlikte sunan bu gecede Mehmet Ali Sanlıkol’un modern caz müziği ile mehter müziğinden etkilenmiş çalışmalarını dinleme fırsatı yakalayacaksınız. 05 Temmuz 2013 20:00 İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Mustafa Kemal Amfisi, İstanbul

Taksim Trio

TÜRK Modernleşmesi Arif Kolay 288 Sf. Yeditepe Yayınevi

III. Selim Avrupada 17. asırda başlayan siyasi, sosyal ve iktisadi gelişmeler karşısında Osmanlının ilgisiz kalamayacağını görmüş ve devletin son zamanlarda içine düştüğü sıkıntıyı yaptığı ıslahatlarla çözmeye çalışmıştır. Bu konuda radikal adımlar atmış ve başta askeri alanda olmak üzere pek çok alanda reformlar yapmaya çalışmıştır. Bu yönüyle III. Selim kendisinden sonraki döneme damgasını vuracak olan modernleşme sürecinin mimarı kabul edilmiştir.

07 Temmuz 2013 22:00 Jolly Joker

Bu eser, Türk devletinin parlak günler görmesi için çabalayan III. Selim ve diğer tüm hükümdar ve devlet adamlarının hatırasına hürmetle, Türk Modernleşmesinin daha iyi anlaşılabilmesine katkıda bulunmaktadır.

KİTAP haziran2013

MÜZİK

Sayısız konserde sahne tozu yutan, sayısız albümde stüdyo havası soluyan üç tutkulu müzisyen Hüsnü Şenlendirici, İsmail Tunçbilek ve Aytaç Doğan’nın hazırladığı “Taksim Trio2”de kanun, klarnet ve bağlamanın sıradışı buluşmasına sahit olacaksınız. Neşet Ertaş, Barış Manço, Orhan Gencebay, Zülfü Livaneli, Sezen Aksu, Tarkan gibi türk müziğinin önemli isimlerinin eserlerine yer verilen albümde iki yeni beste de var. Taksim Trio yeni albümlerinin yeni repertuarı ile ilk kez 7 Haziran’da Jolly Joker İstanbul sahnesinde olacak.


r

59

kültür / sanat gungorendergi.com

Anadolu Ateşi

Babadan Oğula Vizyon Tarihi : 07Haziran 2013 Yapımı : 2012 - ABD Tür : Dram , Suç Yönetmen : Derek Cianfrance Oyuncular : Eva Mendes, Bradley Cooper, Ryan Gosling, Rose Byrne, Ray Liotta

“Anadolu Ateşi Evolution” ve “Troya” gösterileriyle aralıksız olarak gösterilerine yurtiçi ve yurtdışında devam eden Anadolu Ateşi Dans Topluluğu 14 Temmuz’da Harbiye Açıkhava’da sanatseverlerle buluşacak. Anadolu Ateşi Dans Topluluğu bugüne kadar; Yeni Zellanda’dan Amerika’ya, Sibirya’dan Bahreyn’e kadar 87 ülke ve 275 şehirde 3850 canlı performans ile 35 milyon seyirciyle buluştu. Her gösteri ile izleyenleri büyüleyen “Anadolu Ateşi Evolation” 14 Temmuz tarihinde Açıkhava’yı bir kez daha yakacak. 14 Temmuz 2013 21:30

Luke çok yetenekli bir motosiklet sürücüsüdür ve dublörlük yaptığı karnaval kumpanyası ile şehir şehir gezmektedir. New York’un kuzeyindeki Schenectady bölgesine geldiğinde eski sevgilisi Romina ile yeniden karşılaşır; ve kendi yokluğundan Romina’nın onun oğlu olan Jason’ı dünyaya getirdiğini öğrenir. Luke yollarda geçen hayatını düzene sokma ve ailesiyle yeni bir yaşam kurma kararı alır. İlk iş olarak da Robin’in yanında araba tamircisi olarak çalışmaya başlar. Robin kısa sürede Luke’un yeteneklerini keşfeder ve yapılacak bir dizi banka soygunu için kendisine ortak olmasını ister.

Sarı Siyah

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi

Vizyon Tarihi : 07 Haziran 2013 Yapımı : 2012 - Türkiye

utan,

üsk

Sema

Töreni

et ve na Balfü bi nin

io arı er

Tür : Dram Yönetmen : Levent Akçay Oyuncular : Halit Akçatepe, Burcu Binici, Kaan Keskin, Yusuf Güney, Mehmet Akif Özcan

Mevlânâ Kültür ve Sanat Vakfı’nın tertiplediği “Semâ Töreni” Galata Mevlevihânesi Müzesi’nde gerçekleştirilecektir. Değerli ses ve saz sanatçılarının katılımıyla gerçekleşecek Semâ Töreni’nde Hüseyin Fahreddin Dede Efendi’nin bestesi olan Acemaşiran makamında Ayin-i Şerifi icrâ edilecektir.

1915 senesinde İstanbul Tıbbiyesi hiç mezun veremedi... Çünkü 1915’de mezun olması gereken sınıf Çanakkale’de külliyen şehit oldu. 50 İstanbul Lisesi son sınıf öğrencisi gönüllü olarak savaşa katılmak isterler ve birliğe katılarak Çanakkale Savaşı’nda (1914 , Saat: 3.30, Kabatepe) hayatlarını kaybederler. Büyüklerinin ölüm haberini alan İstanbul Lisesi öğrencileri sarı

09 Haziran 2013 17:00 Galata Mevlevihanesi, İstanbul

GÖSTERİ

olan okul binasının kapı ve pencerelerini siyaha boyarlar. Bugünden sonra hayatlarını kaybeden öğrenciler anısına okul renkleri sarı-siyah olarak kabul edilir...

SİNEMA haziran2013


60

kültür / sanat gungorendergi.com

GÜNGÖREN BELEDİYESİ

HEMFEST’e Güngörenli Açılış

H

alk Eğitim Merkezleri’nin dördüncüsünü düzenlediği HEMFEST’e Vali Hüseyin Avni Mutlu, Güngören Kaymakamı Zafer Orhan ve Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman katıldı. Güngören Ritim Grubunun gösterisi ile başlayan açılış, Vali Mutlu ve Başkan Karaman’dan büyük alkış aldı. Çocuklarla tek tek ilgilenen Vali Mutlu ve Başkan Karaman çocukları tebrik etti.

Halk Eğitim Merkezlerinin düzenlediği HEMFEST fuarının dördüncüsü bu yıl Yeşilköy CNR Expo’da düzenlendi.

Kurdele kesiminin ardından Başkan Karaman ve Vali Mutlu tüm standları gezerek kursiyerlerin tesbihler, el oyması çalışma takımları, yağlı boya tablolar gibi birçok el emeği göz nuru eserleri hakkında ayrıntılı bilgi aldı. Güngören Halk Eğitim Merkezinin hazırladığı modernize edilmiş yöresel kıyafetleri de inceleyen Başkan ve Vali kurs eğitmenleri ile hatıra fotoğrafı çekildi. 1 Haziran tarihine kadar süren fuara Güngören Bilim, Kültür, Sanat ve Spor Liginin de katıldığı fuarda Güngören Belediyesi ritim grubu, konserleri ve çeşitli etkinlikleriyle fuar süresince ve sonrasında adından övgüyle söz ettirdi.

Kültür Sanat Kurslarından Muhteşem Kapanış

T

ürk Sanat Müziğinden, yöresel oyunlara, resimden, ritim kursuna birçok dalda yıl boyunca eğitimler veren Güngören Belediyesi Kültür ve Sanat Kursları, kapanış töreni ile son buldu. Türk Sanat Müziği Korosunun seslendirdiği şarkılar eşliğinde başlayan program, ritim gurubu, gitar kursu öğ-

haziran2013

rencilerinin gitar dinletisi, Kafkas oyunları ve miniklerin halk oyunları gibi renkli anlarla izleyicilerin keyifli vakit geçirmesini sağladı. Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman, İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Nurkan, Meclis Üyeleri ve birçok davetlinin katıldığı programda çocuklar Başkan Karaman ile bol bol fotoğraf çektirdi.


61

KÜLTÜR SANAT GÜNLÜĞÜ

kültür / sanat gungorendergi.com

Güngören’de Malatya Günleri

G

üngören Belediyesi, düzenlediği Malatya Günleri etkinliği ile ilçede yaşayan Malatyalıları buluşturdu. Aliya İzzet Begoviç Parkı’nda düzenlenen Malatya Günleri’nde, Malatyalı vatandaşlar buluşarak memleket hasreti giderdi. Malatya il ve ilçelerine bağlı dernekler tarafından açılan stantlarda Malatya’nın birbirinden güzel yiyecekleri sergilendi. Güngören Belediye Başkanı Ş. Yücel Karaman, yaptığı konuşmada Malatyalıların her daim ülkenin birlik ve bütünlüğünden yana olduklarını belirterek, “Geleceğe daha iyi hazırlanmak için, bu ülkenin bir olması, iyi olması, diri olması lazım. Önce aile yapısını güçlendiriyoruz. Sonra akrabalık ilişkilerini güçlendiriyoruz. Anadolu’dan kopup gelmiş,

şehrin keşmekeşi içerisinde kaybolmaya yüz tutmuş hemşerileri, birlikte beraberce program yapmaya özendiriyoruz. Bunu da başaracağız ve ülke olarak bütün mozaiğiyle, bütün güzellikleriyle güçlü bir ülke olmaya doğru emin adımlarla devam edeceğiz. Bu konuda Malatyalıları tebrik ediyorum. Güzel çalışmalar yaptılar” dedi. Malatya Dernekler Federasyonu (MADEF) Başkanı Yılmaz Durmuş ise Başkan Karaman’a teşekkür ederek, “Birlik, beraberlik, dayanışma, kardeşlik burada” diyerek derneklerin kendi aralarında birlik ve bütünlüğü sağlamaları gerektiğini söyledi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte sahne alan Malatyalı türkücü Mehmet Balaman ise söylediği memleket türküleriyle Malatyalıları coşturdu.

Bosna Hersek’te Mevlevihane Açılışı

Y

eniden inşa edilen tarihi Mevlevihane, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam ve Güngören Belediye Başkanı Şakir Yücel Karaman’ın katıldığı törenle açıldı. Törende bir Konyalı ve bir Saraybosna aşığı olarak bu eserden gurur duyduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, ‘’Çünkü medeniyetimizin Anadolu’daki ve Rumeli’deki bu 2 büyük abide şehri, bu eserle yine ebediyete kadar bağlanmış oluyor’’ diye konuştu. Kardeş belediye kapsamında yıkılan Saraybosna Mevlevihanesinin yenisinin yapılması kararlaştırılmıştı.

yapılan ve 1954 yılında yıkılan tarihi Mevlevihane’nin yeniden inşası 150 gün sürdü.

450 bin euroya mal olan Mevlevihane’nin TİKA’nın ihale ettiği belirten Altay, 150 gün gibi kısa bir sürede Mevlevihane’nin tamamlandığını söyledi.

‘’Balkanlar Mevlevihane Araştırma Merkezi’’ olarak hizmet verecek ve Hacı Mustafa Vakfı tarafından işletilecek tekkede, Mesnevi dersleri, Mesnevi’nin Türkçe ve Boşnakça çevirileri ve kültürel etkinlikler yapılacak.

Bosna Sancak Beyi İshak Bey’in oğlu İshabe tarafından 1462 yılında

haziran2013


62

s

p

o

gungorendergi.com

r

Hentbol Turnuvası Birincileri Belli Oldu

G

üngören Ligi spor karşılaşmalarında sona doğru yaklaşılıyor. Lig maçları kapsamında Tozkoparan Kapalı Spor Salonunda gerçekleşen okullar arası Hentbol Turnuvası finalleri oldukça çekişmeli geçti. Final için birbiriyle yarışan takımlar maçlar boyunca izleyicilere oldukça heyecanlı dakikalar yaşattılar. Sporu ve özellikle de hentbolu sevdirmek, öğrencilere spor bilinci kazandırmak amacıyla düzenlenen turnuvada öğrenciler rakiplerini elemek ve derece almak için mücadele ettiler.

Genç erkekler, yıldız erkekler ve yıldız kızlar kategorisinde gerçekleşen maçların sonuçlarına göre dereceye giren okullar: Genç Erkekler 1. Güngören Ticaret Meslek Lisesi 2. İzzet Ünver Lisesi 3. Özel Başarılı Koleji Yıldız Erkekler 1. Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu 2. Cumhuriyet Ortaokulu 3. Mustafa Kemal Ortaokulu Yıldız Kızlar 1. Cumhuriyet Orta Okulu 2. M. Fatih Koleji 3. M. Akif Ersoy Ortaokulu

Öğrenciler Öğretmenlerini Alkışladı Belediye, Milli Eğitim, GÜSİAD, BEDAŞ ve İlçedeki okullar gibi bir çok kurumun katıldığı Voleybol Turnuvası yaklaşık iki ay boyunca 60 maç sonucunda finale gitti.

G

Güngoren Belediyesi’nin 9 yıldır geliştirerek sürdürdüğü Güngören Ligi, Kurumlar Arası Voleybol Turnuvası maçları sonuçlandı.

oldu. Güngören Belediyesi Halk Oyunları ekibinin kemençe eşliğinde yaptığı gösteri ile başlayan final maçında Ergenokon ve Gündoğdu İlköğretim okulu çalışanları karşılaştı. Final maçının ve turnuvanın galibi Ergenekon İlkogretim Okulu olurken ikinci Gündoğdu İlköğretim Okulu oldu.

Belediye, Milli Eğitim, GÜSİAD, BEDAŞ ve İlçedeki okullar gibi bir çok kurumun katıldığı Voleybol Turnuvası yaklaşık iki ay boyunca 60 maç sonucunda finale gitti.

Kupa ve madalyalarını Belediye Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Süheyla Sülez’den alan takımlar sevincini tribünleri dolduran öğrencileri ile paylaştı.

Güngören Köyiçi Spor Salonunda gerçekleşen final müsabakalarında 3.lük için yarışan takımlardan galip çıkan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü

Tribünleri dolduran öğrencilerin tezahüratları eşliğinde süren maçlarda, öğrenciler kazanan öğretmenlerini alkışlarla destekledi.

üngören Bilim, Kültür, Sanat ve Spor Ligi’nde bu kez kurum çalışanları Voleybol Turnuvası’nda yarıştı.

haziran2013


63

s

p

o

gungorendergi.com

r

İzciler Yeşil Sahaları Fethetti

2

012-2013 Güngören Bilim Kültür Sanat ve Spor Ligi yarışmaları tüm coşkusuyla devam ediyor. Farklı branşlarda birçok öğrencinin yarıştığı yarışmalarda yarışmacı öğrenciler yetiştirici öğretmenlerinin gözetiminde sıkı bir şekilde çalışarak müsabakalara hazırlandılar. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ortaokul ve ortaöğretim okullarına yönelik izcilik müsabakaları Güngören Belediyesi Güneştepe Spor Tesisleri’nde düzenlenen “mat yarışması” ile başladı. Bu yılki yarışmaya geçmiş yılların birikimiyle daha bir iddialı başlayan minik öğrenciler, yarışma için belirlenen mesafeyi mattan mata sekerek en iyi zamanda tamamlamak için çalıştılar.

Küçükler, küçük yıldızlar, yıldızlar, gençler, genç yıldızlar olmak üzere beş farklı kategoride gerçekleşen yarışmada, belirlenen mesafeyi mattan mata geçerek en iyi zamanda tamamlayan ilk üç takım dereceye girdi. Heyecan içinde yarışan izcileri, saha kenarında destekleyen aile ve arkadaşları da izci şarkıları eşliğinde eğlenme fırsatı buldu. Mat yarışmasını birincilikle tamamlayan her kategorinin takımları, çeşitle hediyelerle ödüllendirilecek. Dereceye giren okullar ve öğrenciler ödüllerini lig kapanış programında alacaklar.

Kurumlar Futbolla Kaynaştı

K

urumlar arası iletişimi güçlendirmek gayesiyle Güngören ligi kapsamında düzenlenen futbol turnuvası keyif dolu bir sürecin ardından sona erdi. Birbirinden çekişmeli müsabakların yasandığı turnuvada kurumlarımız bece-

rilerini sergilerken aynı zamanda başarılı bir ekip çalışmasının nasıl olması gerektiğini izleyicilere gösterdi. İlk haftanın maç sonuçları Güngören Belediye Başkanlığı- Bedaş Hükümet Konağı - Güngören Halk Eğitim Merkezi İlçe Milli Eğitim - Güngören Vergi Dairesi Amatör Spor Kulüpleri - GÜSİAD Belediye Meclis Üyeleri / Sesa - İlçe Emniyet Müdürlüğü Merter Vergi Dairesi - Teiaş

: 4-6 : 4- 9 : 4- 2 : 7-4 : 2- 8 : 2- 3 haziran2013


64

bulmaca gungorendergi.com

'Bir de' anlamında söz

Fotoğraftaki parkın ismi

Araçlar, vasıtalar

Zengin, yoksul karşıtı

Çölde yerleşme bölgesi

Altmış dakika Mantık

Bir mahalle adı Yabancı

2

Yavaş, ağır çalınan beste

Alt tabaka, havas karşıtı

Kolombiyum' un simgesi

Bir çifte kürekli küçük patalya

Birinci

9

Büyücü 'Ey, hey' anlamında söz

7

Bir şaşma sözü

Denge

Hitabet sanatı

Göçebe konak yeri

Üstün nitelikli '... dememe' (karşı çıkmama)

Kâğıt katlama sanatı

8

'... betiz' (Yüz rengi)

Düşünce

5

Danimarka' nın ülke kodu

'... gibi' (Parlak, tertemiz)

Cılız, zayıf Mesafe Tutsak Öğütülmüş tahıl

Bebek ayakkabısı

İyi ahlak, terbiye

Kumaşdaki benek

Galyum' un simgesi Zanaat öğreticisi

6

Üye Kur'an' da surenin bölümü

1

Ok torbası

Kenya' nın İnternet kodu

Mizaç, huy Amerikan armudu

Verme, ödeme

Söylencebilim, mitoloji

On kenarlı

O yer

4

Arka arkaya giden şeyler

Samaryum' un simgesi

Gevşeme, rahatlama

Serbest bırakma

3

Sıkıntı verme, üzme

Özel yer

Başkaldırıcı İnci çiçeği

Aza

Eski dilde 'O'

Tahtadan eğreti yapı

'Metin ...' (Sunucu)

Davranış, tavır

10

Tüfeğe takılan bıçak Vilayet Haftanın gün sayısı

'... oturma' (Uygun gelme)

Gömüt, mezar

Ceza atışı

11 Oturum

ANAHTAR KELİME

haziran2013

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11


Haziran  
Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you