Page 1

Bir

Anlatan

DOST OYEV SKI Klasiği

ABRAHAM

B. YEHOSHUA


i!Jir '1

~-

-----

-··

J


Bu, karamsar ve hüzün verici olmalda birlikte, sonunda insana ümit veren bir öyküdür. Büyük Rus yazarı Fydor Dostoyevski tarafından kaleme alınmıştır. Öyküde yetenekli bir gencin işlediği korkunç suç anlatılır. Bu genç, başlangıçta suçunu üstlenmekten kaçınarak, kendince haklı bulduğu

gerekçesine sığınır. Ancak yüreğindeki sıkıntı her geçen gün büyür ve işlediği

suçun ne denli korkunç olduğunu anlar. Hiç kimsenin elinde onu suçlayacak kesin bir kanıt bulunmamasına rağmen, yine de hak ettiği cezayı çekmek için polise teslim olur. Yaklaşık yüz

elli yıl önce, Rusya'nın Saint Petersburg kentinde, Rodion Raskolnikov adında yakışıklı, akıllı, başarılı ve ne yazık ki yoksul düşmüş bir öğrenci yaşardı. Bir mezar kadar küçük ve izbe kiralık bir odada oturur, eski püskü, yamalı elbiseler

7


giyer, arada bir eline geçen üç beş kuruşla güç bela geçinmeye çalışırdı. Çok da gururluydu. Yoksulluk onu bunaltıyor ve üzüyordu. Üzüldükçe bunalımı daha da büyüyor, durum içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Bu ruh hali yüzünden üniversiteye gitmeyi, geçimini sağlamak için özel ders vermeyi ve hatta arkadaşlarıyla görüşmeyi bırakmıştı. Aylardan beri kirasını ödeyemediğinden, ev sahibesiyle karşılaşmamak için odasından bile dışarı çıkmaz olmuştu.

Annesi ve güzel kız kardeşi Dunya uzak bir kentte yaşıyorlardı. Onlar da Raskolnikov gibi yaşamlarını zor şartlar altında sürdürüyorlardı. Dunya, geçimlerini sağlamak için kibar ve zarif bir hanımın evinde dadılık ve hizmetçilik yapmayı kabul etmişti. Ne yazık ki burada uzun süre kalamamıştı. Bu zarif hanımın Svidrigaylov adındaki ahlaksız kocası Dunya'ya göz koyup, sevgilisi olması için kızcağızı tehdit edince, onun da işi bırakmaktan başka çaresi kalmamıştı.

Raskolnikov' a gelince, o da geçimini sağlamak ve karnını doyurmak için babasından miras kalan bir altın saat, bir madalyon, bir gümüş zincir ve bunlara benzer birkaç küçük değerli eşya ile idare ediyordu.


Raskolnikov bunları, aç gözlü ve kötü kalpli yaşlı bir tefeci kadının evine emanet bırakıyor, karşılığında birkaç ruble borç alıyordu. Raskolnikov gibi değerli eşyalarını rehin bırakarak borç alan başkaları da vardı. Bu kişiler borçlarını kısa sürede ödemezlerse, aç gözlü ve kötü kalpli ihtiyar tefeci rehin aldığı eşyaları satarak parasını cebine atıyordu. Bu cadaloz hiç sevmediği ve arada bir patakladığı Lizaveta adındaki üvey kız kardeşi ile yaşıyordu. Lizaveta tuhaf ve biraz da saf bir kızdı. Ancak ablasından farklı, nazik biriydi ve insanlar onu severdi. Cimri ihtiyar kardeşine çok az para verdiğinden, Lizaveta komşuların ve tanıdıkların giysilerini onararak fazladan birkaç kuruş kazanıyordu. Ayrıca yaşlı kadının ölümünden sonra kız kardeşine tek kuruş bile kalmayacaktı. Çünkü tüm malvarlığını kiliseye bağışladığını belgeleyen bir vasiyet hazırlamıştı. Diğer pek çok kişi gibi, Raskolnikov da bu yaşlı kadını değersiz görüyor, ondan nefret ediyordu. Ona "kan emen bit" adını takmıştı. Tefeci kadının evi kendi evinden pek uzak değildi. Eski bir binanın dördüncü katındaki o eve her gidişinde, zihnine bulanık ve kötü fikirler üşüşüyordu. Yaşlı kadını,

9


insanlara zarar veren bir fırsat düşkünü olarak görüyor ve bu dünyadan bir an evvel göçüp gitmesi için dua ediyordu. Aklı sürekli yaşlı kadının ölümüne dair düşüncelerle doluydu. Ondan nefret eden onlarca insandan biri, günün birinde, onu öldürmek ve parasını almak isteyecekti. Bu neredeyse kesindi. Ve bu biri belki de Raskolnikov'un ta kendisiydi. Bunun düşüncesi bile Raskolnikov'u korkudan tir tir titretiyordu. Buna rağmen, onu öldürmeye hakla olduğuna iyiden iyiye inanmaya başlamıştı. Yaşlı kadının kız kardeşinin bile keyfini süremeyeceği bu servet, kendisi gibi yetenekli ve iyi bir gelecek vaat eden parlak bir gencin çok işine yarayabilirdi. Böylece, başta annesi ve kız kardeşi olmak üzere, ihtiyacı olan başkalarına da yardım edebilirdi. O paralarla eğitimini tamamlayabileceğini ve başka insanlar için büyük iyilikler yapabileceğini biliyordu. Kısacası ona göre, yaşlı kadını ortadan kaldırmak, pek çok kişinin yararına olacaktı. Raskolnikov, zihninde bu düşünceleri uzun uzadıya tarttığı o günlerde, annesinden bir mektup alır ve kız kardeşi Dunya'nın ev sahibinin tacizlerinden kurtulmak için çalışmayı bıraktığını ve hiç sevmediği, kişiliksiz, cimri bir adamla evlenmeye karar verdiğini öğrenir. Böyle bir evlilik kız kardeşine sadece mutsuzluk getirecektir.

10


Raskolnikov, çok sevdiği Dunya'sının, ağabeyinin eğitimini tamamlamasına yardım etmek için kendini feda ettiğini anlar ve kız kardeşine engel olmaya karar verir. Gerek kendini gerekse ailesini kurtarmak için yaşlı tefeciyi öldürme düşüncesi artık aklına daha çok yatmaktadır. Bir gün, Raskolnikov bir lokantada yemek yerken yakınındaki bir masada oturan iki gencin konuşmalarına kulak misafiri olur. Duydukları tefeci kadını öldürmekle ilgili düşüncelerini daha da güçlendirir. Gençler aralarında, yaşlı tefeci kadının ne kadar kötü kalpli ve zalim olduğundan, kız kardeşi Lizaveta'ya çektirdiği acılardan söz ederken, dünyada böyle bir insanın var olmasının ne büyük haksızlık olduğunu söylerler. Raskolnikov duyduklarının etkisi altında lokantadan dışarı çıkar ve o anda karşısında Lizaveta'yı görür. Kız, bir beyefendiyle konuşmaktadır. Adam, birkaç gömleğini onarması ıçın

kendisinden ertesi akşam saat yedide evine gelmesini ister. Böylece, Raskolnikov ertesi gün saat yedide yaşlı kadının evde

II


yalnız olacağını

anlar. Onu ortadan kaldırma planı gerçekleşmek üzeredir! Şehrin sokaklarında gezinmeyi sürdüren Raskolnikov, Marmeladov adında sarhoş bir memura rastlar. Adam, içki bağımlılığının onu nasıl mahvettiğini ve sefalete sürüklediğini anlatır. Ailesini açlıktan kurtarmak için temiz kalpli, narin kızı Sonya'yı, olabilecek en aşağılayıcı mesleği seçmeye mecbur etmiştir. Korkusundan evine dönemeyen Marmeladov, sokaklarda uyumaya razıdır. Ancak yufka yürekli Raskolnikov, sarhoş adama evine kadar eşlik etmeyi ve yaşlı tefeci kadından rehinlerine karşılık aldığı parayı son kuruşuna kadar vermeyi teklif eder. Düşünsenize, kendisi fakir bir öğrencidir ve yakında da bir katil olacaktır, fakat başkalarının yoksulluğu karşısında cebindeki son parasını verecek kadar da cömerttir! Tüm bu olaylardan aklı iyice karışan ve yüreği daralan Raskolnikov, ne pahasına olursa olsun yaşlı kadını öldürmeye karar vererek küçük ve hüzünlü odasına geri döner.

12


.,j

-~

-====-.:..

··--

----

-==--/


Ertesi gün Raskolnikov bir kağıda sardığı ve sıkıca bağladığı kaba saba bir

tahta parçasını sözde rehin bırakılacak bir eşyaymış gibi hazırlar. Apartmanın kapıcı

dairesinden gizlice bir balta alır ve bir ucunu düğümlediği ipten

geçirerek paltosunun içine asar. Ardından doğruca yaşlı kadının evine gider, dördüncü kata çıkarak zili çalar. Son derece gergindir. Zihni allak bullaktır. Tefeci kadın, Raskolnikov'un önceki ziyaretlerinden oldukça farklı ve bir hayli gergin olduğunu fark eder. Bu yüzden onu içeri almak istemez. Bunun üzerine Raskolnikov zorla içeri girer, ama heyecandan kapıyı kapatmayı unutur. Sahte rehin eşyayı yaşlı kadına verir. Kadın, paketin sıkı düğümlerini çözebilmek ve akşamın loş ışığında içindekini inceleyebilmek için pencereye

15


doğru yöneldiğinde,

Raskolnikov paltosunun içinde sakladığı baltayı çıkarır ve kadını öldürür. Ardından kadının eşyalarını ve paralarını çalmak için evin her yerini aramaya koyulur. Ellerine ve giysilerine bulaşan kan yüzünden öylesine korkar ki, sonunda sadece birkaç altın zincir, birkaç saat ve içinde çok az para bulunan bir cüzdanı cebine atar. Panik yüzünden ağzına kadar parayla dolu olan kutuyu bile fark edemez. Ganimetleri toplamaya çalışırken, içerden bir gürültünün geldiğini duyar ve o anda yaşlı tefecinin kız kardeşi Lizaveta'yı karşısında görüverir. Kız tahmininden önce eve dönmüş ve açık bıraktığı sokak kapısından içeri girmiştir. Lizaveta gördükleri karşısında adeta taş kesilir. Başka bir seçeneği kalmayan Raskolnikov, anlık bir kararla baltayı alır ve işlediği suçun tek tanığı olan bu genç ve masum kızı oracıkta öldürür. Ardından, koşarak kapıyı kapatır ve kalan değerli eşyaları bulmak için yeniden evi aramaya koyulur. Ta ki eve doğru yaklaşan ayak seslerini duyuncaya kadar. Eşyalarını rehin bırakmak için kapıya gelen iki genç o sırada zili çalarlar. Evinden hiç çıkmayan yaşlı kadının, üstelik kendilerine randevu verdiği halde kapıyı açmamasına şaşırarak, uzun uzun ve defalarca zile basarlar. Kapının arkasında elinde baltayla tir tir titreyen Raskolnikov durmaktadır. Gençler kapının anahtarla kilidi olmadığını, içerden zincirlendiğini

ı6


fark edince yaşlı kadının evde olduğunu anlarlar. Kapı açılmadığına göre yolunda gitmeyen bir şey olmalı diye düşünerek kapıcıyı çağırmaya karar verirler. Onlar hızla merdivenleri inerken, Raskolnikov oradan sıvışmak için peşlerinden harekete geçer. Fakat gençlerin kapıcıyla beraber yeniden yukarı doğru çıktığını duyunca, umutsuzca gerisingeri merdivenleri çıkar. İkinci katta bir evin kapısının açık olduğunu fark eder. İçerde boya yapılmaktadır. O sırada işçiler içerde olmadığından, Raskolnikov kapının arkasına geçerek saklanır ve kapıcı ile iki gencin dairenin önünden geçip gitmesiyle birlikte kendini dışarı atar. Hızla merdivenlerden aşağı inerken ganimet dolu paltosunun cebinden altın bir küpenin düştüğünü fark edemez. Kapıcı ile gençler yaşlı kadının evine girerler. Evde cinayet işlendiğini gördükleri anda, katilin birkaç saniye önce yanı başlarından sıvışarak kaçtığını anlarlar. Bu arada Raskolnikov, hiç kimseye görünmeden ve deli gibi koşarak evine varmayı başarmıştır. Kanlı baltayı temizler, yerine koyar. Yüreği hızlı hızlı çarparken küçük ganimetini yatağının yanındaki duvarın içinde bir deliğe saklar. Pantolonundaki kan lekesi olmuş yerleri keser, kirli çoraplarına kadar, nesi var nesi yoksa üstündeki her şeyi çıkarır. Oradan nasıl çıkabildiğine, nasıl


yara almadan kurtulabildiğine bir türlü aklı ermez. Bitkin ve gergindir. Arkasında iz bırakmadan suç mahallinden kaçmayı başarmış olsa bile, vicdanının yargısından kaçamayacağından henüz habersiz olan Raskolnikov, sıkıntılı bir uykuya dalar.

,/)

18

,,

o


••

Vç ~---=-------==~----

_.,..-


Raskolnikov 'un yirmi dört saatlik huzursuz, kabuslarla dolu uykusu ev sahibinin hizmetçisi tarafından bölünür. Hizmetçi, Raskolnikov' a karakoldan çağrıldığını bildiren yazılı bir emir uzatır. Raskolnikov şaşkına döner.

Bunu beklememektedir. Acaba onu gören biri mi oldu? Kendisinden mi şüpheleniyorlar? Yorgun ve bitkin bir

halde ayağa kalkar. Yaşlı kadının evinden çaldığı üç beş parça ganimeti toparlar ve

ilk iş, şehrin en ıssız yerine gider. Tahta çitle çevrili boş bir arazinin yakınında küçük bir oyuk bulur. Ganimetini içine saklayarak ağzını büyükçe bir taşla kapatır. Sonra, kararsız adımlarla,

korka korka karakola


gider. Önceki gün işlenen cinayetin suçlusu olarak sorgulanmayı beklemektedir. Ne var ki karakola vardığında, birkaç aydan beri ödemediği kiralar yüzünden ev sahibesinin şikayeti üzerine sorguya çağrıldığını öğrenir.

Kendini savunmaya çalıştığı sırada, yan odadan gelen konuşmaları duyar. Birileri, yaşlı tefeci kadının korkunç bir cinayete kurban gittiğinden söz etmektedir. Kapıcıyı çağırmaya giden iki genç de tutuklanmıştır. Huzursuz olan Raskolnikov korkudan bayılır. Karakoldaki zeki ve deneyimli bir polis, bu bayılmayı biraz şüpheli bulur. Cinayet hakkında bir şey bilip bilmediğini anlamak için Raskolnikov'u sorgulamaya karar verir. Olayla ilgili hiçbir şey bilmediğini ve son günlerde evinden dışarı neredeyse hiç çıkmadığını söyler. Memurlar Raskolnikov' a bir bardak su verirler, ev sahibesine olan borcunu da bir an önce ödemesini hatırlatarak onu gönderirler. Raskolnikov böylelikle rahatlar. Karakola yaptığı bu ziyaret sayesinde hem şimdilik hiç kimsenin kendisinden şüphelenmediğini anlamış hem de cinayetlerle ilgili diğer iki gençten şüphelenildiğini öğrenmiştir! Korkusu geçmiştir geçmesine, ama işlediği suçun vicdan azabı içini kemirmeye devam eder. Acı çekmekte, huzursuzlukla boğuşmaktadır. Raskolnikov o andan itibaren, bu huzursuzluktan

22


kurtulmak ve yüreğinde taşıdığı yükü hafifletmek için, içini dökebileceği, güvenilir birini aramaya başlar. Bu öyle bir kişi olmalıdır ki, kendisini polise şikayet etmeden, bu cinayetleri neden işlediğini anlamalı, sıkıntısını paylaşmalı, bu davranışında kendisine hak verecek kadar inanmalı ve hatta teselli etmelidir. Raskolnikov suçu saklamak ya da itiraf etmek gibi, birbiriyle çelişen iki dürtü arasında sıkışıp kalmıştır. Kimdir kendisini anlayıp teselli edebilecek bu zengin gönüllü kişi? Onu nerede bulacaktır? Bizim iyi kalpli öğrencimiz Raskolnikov, tüm bu özellikleri sarhoş memur Marmeladov'un


temiz kalpli, saf, tatlı ve güzel kızı Sonya' da bulacaktır. Raskolnikov, karakoldan çıktıktan sonra Marmeladov'u bir at arabasının tekerlekleri arasında, ağır yaralı halde yatarken görür. Ve bu genç adam, bir kez daha, üstelik o korkunç suçu işlediği günün ertesinde, akıl almaz bir merhamet ve yüreklilik sergiler. Yolun ortasında yatan yaralının yardımına ilk o koşar. Adamı yerden kaldırır ve üstünün başının kana bulanmasına aldırış etmeden onu evine taşır. Babaları gözlerinin önünde ölüme doğru giden Marmeladov'un açlıktan ölmek üzere olan çocuklarına ve hasta karısına kararlılıkla ve özveriyle yardım eder. Bir süre sonra yaralı memur Marmeladov'un büyük kızı Sonya da eve gelir. Raskolnikov, gözlerinden masumiyet akan bu açık yürekli, zeki ve zarif kızı görünce, aradığı kişinin, işlediği korkunç suçu itiraf etmek için güvenebileceği insanın,


ondan başkası olamayacağı hissine kapılır. Ancak Sonya' nın sırdaşı olmayı kabul edip etmeyeceğini henüz bilmemektedir. Ne var ki, suçu bir an önce itiraf etmek için yanıp tutuşmaktadır. Bu ateş kendisini kadere meydan okumaya zorlar. Büyük bir cesaretle gözünü karartır, neredeyse intihar girişimi sayılacak bir karar alır: Ertesi gün yaşlı kadının evine, suç mahalline geri dönecek ve neyin değiştiğini kendi gözleriyle görecektir. Cinayeti işledikten iki gün sonra neredeyse aynı saatlerde yine oradadır. Binadan içeri girer, basamakları ağır ağır çıkmaya başlar. İçinde tıpkı

cinayetin hemen öncesinde hissettiği sıkıntıya benzer bir his vardr. Raskolnikov, iki gün önce korkarak ve aceleyle indiği basamakları bu defa tek tek çıkar, ikinci katta saklandığı daireyi geçer (o gün açık olan kapı şimdi kapalıdır, boyacılar işlerini bitirmiş olmalılar). Yüreği ağzında merdivenleri çıkmaya

devam eder, en sonunda dördüncü kata, yaşlı kadının evine varır. Ve büyük bir şaşkınlıkla kapının açık olduğunu görür . Cinayetin üstünden geçen birkaç gün içinde

25


ev boşaltılmış, içerde hiçbir şey kalmamıştır. İçeride sadece çalışmakta olan iki işçi vardır. Raskolnikov içeri girer ve tek söz etmeden aralarına karışır. Boş odalarda gezinir, bir zamanlar ikonaların ve tabloların asılı olduğu duvarlarda kalan izleri inceler. İşçiler kendisini fark ederek ne istediğini sorarlar, fakat Raskolnikov yanıt vermez. Onun yerine gidip kapının zilini çalar. Cinayetten saniyeler sonra çalan ve onu dehşete düşüren kapı zili sesini yeniden duymak ister. O iki genç zili çaldığında kendisi de oradaydı, kapının hemen arkasında, yaşlı kadının ve kız kardeşinin ters dönmüş ölü bedenlerinin az ilerisinde duruyordu. O gün orada yaşadığı korkuyu yeniden yaşamak için, saplantılı şekilde üst üste zile basar, basar, basar. Şaşkın bakışlarla onu izleyen iki işçi sonunda bu duruma sinirlenirler. Bir kez daha orada ne aradığını sorarlar. Fakat Raskolnikov büyük bir yüzsüzlükle ve kaderine meydan okuyarak, onlara bu evin yaşlı tefeci kadın ile kız kardeşinin öldürüldüğü ev olup olmadığını sorar. Bu daireyi kiralamak istediğini ve içerde hala kan izlerinin bulunup bulunmadığını görmeye geldiğini söyler. İşçiler öfkeden çılgına dönerler. Böyle konuşmaya nasıl cesaret edebilir? Onu dışarı çıkarırlar ve hep birlikte kapıcının yanına inerler. Bu gencin tefeci kadının evine girdiğini, defalarca zile bastığını ve daireyi kiralayacağını iddia ettiğini


söylerler. Raskolnikov'un etrafı bir anda kendisine saldıran öfkeli bir kalabalıkla sarılır. "Sen de kim oluyorsun?" diye sorarlar, "Böyle bir şeye nasıl cüret edersin?" Komşulardan biri onu derhal karakola götürmeyi önerir . Bu tuhaf gencin aklından neler geçtiğini orada anlayacak ve onunla gerektiği gibi ilgileneceklerdir. Raskolnikov çekip gitmek yerine, ısrarla kaderine meydan okumayı sürdürür . "Tabii, buyurun, polisi çağırabilirsiniz;' der ve üstüne bir de adını ve adresini verir. Ancak, bu gencin sadece insanları kışkırtmaya çalışan bir deli olduğunu düşünen kapıcı, başına dert almamayı tercih ederek ona sessizce gitmesini söyler. Aklı başından gitmiş, yorgun halde evine dönen Raskolnikov, küçük odasına girdiğinde, upuzun ve sıkıntılı bir yolculuğun ardından

Saint Petersburg' a varmış annesi ve kız kardeşini karşısında buluverir. Delikanlının

yaşadığı fare deliğinin izbeliği ve

sefaleti karşısında

27


hayrete düşen iki kadın, onun solgun yüzünü ve sıkıntılı halini gördüklerinde korkuya kapılırlar. Raskolnikov ise onları gördüğüne sevinmek şöyle dursun, daha da büyük bir umutsuzluğa kapılır. Dünyada en çok sevdiği ve değer verdiği iki insanı karşısında görünce, işlediği korkunç suçun sadece kendisini değil, onları da lekeleyeceğini fark etmeye başlar. Bu yüzden onların sevgisini hak etmediğini ve artık onların geleceğine dair boş umutlar beslemekten vazgeçmesi gerektiğini düşünür. Bu nedenle her şeyden çok sevdiği bu iki insanı, ne yapıp edip kendinden uzaklaştırmaya çalışır. Varlıklarından rahatsız olmuş gibi davranır, kendisini rahat bırakmalarını söyler. Ancak tek bir şeyi kararlılıkla ve derhal açıklığa kavuşturmak ister: Kız kardeşi Dunya, sırf çektiği yoksulluk yüzünden, sevmediği ve annesinin mektuplarından anladığı kadarıyla cimri ve sünepe olan o adamla evlenmemelidir. Böyle biri kız kardeşini hor görecek ve hayatını cehenneme çevirecektir. "Hayır;' der Raskolnikov kararlı bir sesle, "Bana yardım etmek için, üstelik böyle bir yardımı hiç hak etmediğim halde, uygunsuz bir evlilikle yaşamını mahvetmene izin veremem." Dunya ve annesi onun bu hırçın tavrı karşısında şaşırır kalırlar. Çünkü Raskolnikov onlara her zaman sevgi ve saygı göstermiştir. Dunya, ağabeyi


kendisine o adamla evlenmemesini emrettiğinde öfkeye kapılır. Adamı hiç sevmediği doğrudur, ama ailesinin de ondan gelecek paraya ihtiyacı vardır. Bu karmaşık ve huzursuz dakikalar, Raskolnikov'un son günlerde görüşmeyi kestiği, kendisi gibi öğrenci olan Razumihin' in aniden çıkagelmesiyle son bulur. Herkes rahat bir nefes alır. Razumihin zeki, nazik, neşeli ve herkesin yardımına koşan bir geçtir. Yaşlı anne ile daha ilk görüşte tutulduğu genç ve güzel Dun ya' nın huzursuzluğunu anlamakta gecikmez. Raskolnikov'un öfkeden kararan yüzünü ve sert bakışlarını görünce, iki kadına bir süreliğine onu rahat bırakmalarını önerir. Dunya' nın müstakbel kocası hakkındaki konuşmalara istemeden kulak misafiri olmuştur. Raskolnikov gibi olumsuz bir görüşe kapıldığı halde bu konu hakkında hiçbir şey söylemez. Raskolnikov öfkeyle yüzünü duvara çevirirken, kendisi de genç kızı ve anneyi rahatlatmak için elinden geleni yapar. Onlara çok iyi bildiği bu büyük şehirde geceyi geçirecekleri uygun bir yer bulmaları için yardım etmeyi teklif eder.

29


#~· =-·----=··=·

==-

==-- --"""

1 1

0ört

i


-


Tanı da burada öyküye

yepyeni ve sıra dışı bir karakter katılır: Deneyimli ve akıllı bir sorgu hakimi olan Porfiriy Petroviç, tefeci kadın ile kız kardeşinin

cinayetini çözmek üzere Saint Petersburg'a gönderilmiştir. Polisin yürüttüğü tahkikat çıkmaza girmiş,

hiç kimse acımasızca işlenen bu çifte cinayetin gizemini

çözememiştir.

Bu olayla hiçbir ilgileri olmadığı anlaşılan iki gencin salınmasından sonra polis yeni birini tutuklamıştır. Bu kişi, cinayet günü bir arkadaşıyla birlikte ikinci kattaki boş dairede boya işi yapan Nikolay adındaki bir boyacıdır. Gayet düzgün bir genç olan Nikolay' ın içkiye düşkünlüğü, başına bu çorabı örmüştür. Kapının arkasına saklandığı

33


sırada

Raskolnikov'un cebinden düşen altın küpeyi o bulur ve bir şişe bira almak için onu mahalledeki bir adama satar. Adam, bu küpenin öldürülen yaşlı kadının dairesinden çalınmış olabileceğini düşünüp, katilin Nikolay olduğundan şüphelenerek, onu polise bildirir. Zavallı Nikolay küpeyi tesadüfen yerde bulduğunu ve dördüncü kata hiç çıkmadığını tekrarlayıp durmuştur. Fakat polis katilin o olduğuna emindir, bu yüzden genci göz altında tutmayı sürdürmektedir. Deneyimli araştırmacı Porfiriy de, Nikolay'a suçunu itiraf ettirerek, mahkumiyetini onaylatmak için davaya çağrılmıştır. Razumihin, Porfiriy'in akrabasıdır ve kendisine arkadaşı Raskolnikov'dan söz ettiğinde, yargıç onunla tanışmak istediğini söyler. Yaşlı kadının evine rehin getirenler listesinde Raskolnikov'un da adını görmüştür. Henüz ona karşı hiçbir şüphe beslemediği halde, altıncı hissi kendisine bu gençle dostça ve olağan bir tanışma ayarlamasını söylemektedir. Böylece Raskolnikov'un nasıl biri olduğunu anlayacak ve hissettirmeden onu sorgulayabilecektir . Nitekim bu buluşma gayet nazik ve hoş bir ortamda gerçekleşir. Görüşme sırasında Porfiriy, Raskolnikov' a göre dünyada "sıradan" ve "sıra dışı" olmak üzere iki grup insan olduğunu öğrenir. Çoğunluğu oluşturan "sıradanlar", yasalara boyun

34


gösterenlerdir. Daha az rastlanan "sıra dışılar" ise insanlık için asil ve önemli bir amacın peşinden giden ve amaçları uğruna yasaları çiğneme hakkını kendilerinde gören kişilerdir. Porfiriy, "Bu iki farklı insan tipinden biri diğerinden nasıl ayırt edilebilir?" diye Raskolnikov'a sorar. "Edilemez;' diye karşılık verir Raskolnikov, "Görünüşte aynıdırlar. Kimin farklı olduğu ve Tanrı tarafından özenle seçildiği, tıpkı Büyük İskender ya da Napolyon gibi, sadece sürdürdüğü yaşama bakarak anlaşılabilir. Böyle bir bireye hak ettiği onuru tarih bahşedebilir ancak. Ve onun yaptıkları, hatta yeri geldiğinde yasaları çiğnemiş ve korkunç eğen ve saygı


işler yapmış

bile olsa, birer yiğitlik olarak kabul

edilecektir." Keskin zekalı sorgu hakimi, "Ve belki de bunun gibi 'üstün ve özel' sayılan sıra dışı bir adam;' diye karşılık verir hafif bir tebessümle "birkaç gün önce tefeci kadının dairesinde iki kadını öldürmüş olabilir mi?" diye sözlerini sürdürür. Raskolnikov hemen bir karşılık vermez. Porfiriy'in ruhunun derinliklerine sızmak istediğini (ve hatta bunu başarabileceğini) hissederek sorunun havada kalmasını tercih eder. Sonunda, yine de bir karşılık verir: "Sıra dışı olduğuna inanan bir adam, sahiden de katil ise, onu bir an önce yakalamaya bakın. Adli makamlar ve emniyet son derece güçlüdür ve ona hak ettiği cezayı vereceklerdir." Porfiriy bir şey söylemez, gülümsemekle yetinir. Ancak tam Raskolnikov' a veda etmek üzereyken, üzerinde adının yazılı olduğu eski bir rehin eşyanın karakolda olduğunu söyleyiverir. Bu eşya sayesinde Porfiriy, Raskolnikov'un da o binaya sıkça girip çıktığını anlamıştır. Rehin bıraktığı eşyasını geri almak istiyorsa, Raskolnikov'un yazılı bir dilekçeyle polise başvurması gerekmektedir. Raskolnikov göstermelik sükuneti ve iç bayıltıcı saflığıyla, "Düz bir kağıt üzerine mi?" diye sorarken, gerçekte yüreği gümbür gümbür atmaktadır.


Porfiriy ona göz kırparak, "Evet, düz bir kağıda;' diye karşılık verir. Porfiriy artık kapıya yakındır, veda etmek üzereyken son bir soru daha sorar. Raskolnikov'un Tanrı'nın varlığına inanıp inanmadığını bilmek ister. Raskolnikov hiç tereddüt etmeden, "Evet, inanıyorum;' diye yanıtlar. Ne var ki bu yanıtı hakime yeterli gelmez. "Peki, Yeni Ahit'te yazdığı gibi, Lazarus'un öldükten sonra yeniden dirildiğine de inanıyor musun?" Raskolnikov, şaşkınlığını gizleyemez, bir parça düşünür.

"Evet, buna da inanıyorum."

37


---------~

i!Je.Å&#x;

)


Raskolnikov'un suçunu Sonya'ya itiraf etmek için duyduğu derin istek, onun ("sıradan" ve "sıra dışı" insanlar üzerine

yenilikçi teorisine rağmen) Tanrı'ya olan inancının bir göstergesi olabilir miydi?

Yoksa kızın kalbine ulaşmak için kendi yüreğini ona açma isteği miydi? Öyle ya

da böyle, onu gördüğü ilk andan itibaren, Sonya kendisi için neredeyse Aziz Meryem kadar saf bir varlık olmuştur. Raskolnikov at arabasının tekerlekleri arasında can veren memurun ailesiyle ilişkisini sürdürür. Bu da, Sonya'yla görüşmesine ve onun olağanüstü kişiliğini tanımasına fırsat sunar. Sonya da, dul kalmış annesi ve yetim kardeşleriyle ilgilenen bu yakışıklı, cömert ve merhametli genç adama karşı ilgisiz değildir. Yine onları ziyaret ettiği bir akşam, Raskolnikov Sonya'dan kendisi için İncil'den Lazarus'un mucizevi dirilişini anlatan bölümü yüksek sesle okumasını ister. İncil'e ve anlattığı bu güzel mesele yürekten inanan Sonya, onun bu isteğini yerine getirir. Raskolnikov onu dikkatle

41


dinler. Sonra ona yaşamı ve geleceği hakkında sorular sorar ve kendisinden söz eder. Umutsuzluğa düştüğünü itiraf eder. Özellikle maddi durumu yüzünden önünde parlak bir gelecek olmadığını söyleyerek genç kıza içini döker. Derken birdenbire Sonya'ya bakar ve ona şu soruyu sorar: İkisi birlikte bu duruma son verseler, yani bu dünyaya veda etseler nasıl olur? Böylece kendilerine büyük bir iyilik etmiş olmayacaklar mıdır? Konuşma uzun ve acıklıdır. Saf ve duyarlı bir kız olan Sonya, Raskolnikov'un çok acı çektiğini ve bu acının sadece yaşadığı büyük yoksulluk ve umutsuzluk yüzünden olmadığını hisseder. Genç adama acı çektiren başka bir şey vardır. Ona son derece nazik bir biçimde yaklaşır ve anlattırmaya çalıştığı şeyin ne olduğunu bilmeden, Raskolnikov'un yüreğindeki sancının gerçek nedenini yavaş yavaş ortaya çıkarır: Raskolnikov, yaşlı tefeci kadın ile onun masum kız kardeşinin acımasız katilidir. Sonya yıkılır. O ana kadar Raskolnikov'u, babasının başına gelen korkunç talihsizliğin ardından, elinde avucundaki azıcık parayla ailesine yardım etmeye çalışan, nazik, cömert bir genç olarak tanımıştır. Fakat ortaya çıkan bu gerçek son derece korkunçtur! Bildiği herkesten böylesine farklı olan (ve bu yüzden çoktan aşık olduğu) bu genç adam sadece birkaç gün önce dehşet verici bir suç

42


işlemiştir.

Büyük bir kaygı duyar. Sevdiği ve kendisinden destek bekleyen bu katile ne diyebilir ki? Kendisi yaşlı tefeci kadını hiç tanımıyordu. Buna karşın kadının kız

kardeşi

Lizaveta iyi

arkadaşıydı. Yaşlı kadının çektirdiği sıkıntılara katlanan

iyi

kalpli, tatlı bir kızdı. Arada bir sohbet etmek için buluşurlardı. Hatta bir Rus geleneğini yerine getirmiş, arkadaşlıklarını sağlamlaştırmak için, boyunlarında taşıdıkları haçları değiş tokuş etmişlerdi. Lizaveta'yı öldürmüş

olan kişinin, ruhunun bağlandığı bu yakışıklı ve zengin gönüllü genç adam olması ne dayanılmaz bir gerçektir. Umutsuzca gözyaşı döker. Yıkılan sadece Raskolnikov'unki değil, aynı zamanda kendi dünyasıdır. Ona nasıl yardım edebilir? Çektiği acıdan kurtulması ve Tanrı'nın huzurunda af dilemesi için ona nasıl rehberlik edebilir? Sonya'nın sert tepkilerini fark eden Raskolnikov, kendini haklı çıkarmaya çalışır.

43


"Yaşlı kadın,

kan emen bir bitten farksızdı, insanlara sadece kötülük ediyordu;' der. "Ondan kurtulmak en doğrusuydu." Sonya aynı görüşte değildir, onun bu sözlerine karşı çıkar. Tefeci kadın da Tanrı'nın yarattığı bir canlıdır. Onun kanını dökmeye ne hakkı olabilir? Üstelik sadece onu değil, saflığını ve iyiliğini herkesin bildiği zavallı kız kardeşini de öldürmüştür. Raskolnikov bir kez daha duygularını ifade etmeye çalışır, fakat başarılı olamaz. Konuşmalarının arasında, ruhunda kopan fırtınayı sözcüklere döken tuhaf bir cümle kurar. "Öldürmek istediğim yaşlı kadın değil, benim;' diyerek Sonya'ya itiraf eder, "Bu dehşet saçan dünyadaki durumum yüzünden umutsuzluğa düştüm. Fakat kendi canıma kıymak yerine, onu öldürdüm. Onun ölümü sayesinde kurtulacağıma dair boş bir hayale kapıldım." Sonya gözyaşı dökmeye devam eder. Bir taraftan, zavallı katili teselli etmek için ona sarılmakta diğer taraftan aklından geçenleri dürüstçe paylaşmaktadır: Raskolnikov polise teslim olmalı ve hak ettiği cezayı çekmelidir. Ancak o zaman günahlarından arınabilecek ve suçunun kefaretini ödemiş olacaktır. Ancak delikanlı onun bu önerisini kabul etmeye pek de razı görünmez . Ne kadar büyük bir suç işlediğini henüz tam olarak anlamamaktadır. Bu

44


yüzden herhangi bir cezaya çarptırılmaya da hazır değildir. Bu konuşmaların ardından Raskolnikov, Sonya'nın küçücük odasından çıkar. Şimdi öncekinden daha sıkıntılı ve daha mutsuzdur. Bu arada, ne Raskolnikov ne de Sonya bu konuşmalarına bir başkasının kulak misafiri olduğunu fark etmezler. Ama o gün Saim Petersburg'a gelerek, Sonya'nın odasının hemen yanındaki odayı kiralamış olan bir adam vardır. Bu adamın adı Svidrigaylov'dur, yani Raskolnikov'un kız kardeşi Dunya'yı yanında çalıştırmış olan hanımın kocası. Svidrigaylov fazlasıyla güvenilmez bir adamdır. Hatırlarsanız Dunya'yı da baştan çıkarmaya çalışmıştı.

Bu rezilliği fark eden karısı Dunya'yı işten çıkarmak

zorunda kalmıştı. Kızcağız Saint Petersburg'a gittikten kısa bir süre sonra da kadın aniden ölmüştü. Böylece, Svidrigaylov da Dunya ile birlikte olma zamanının geldiğine

karar vererek, derhal Saint Petersburg'a doğru yola koyulmuştu.

45


Genç kızın kendisiyle görüşmek istemeyeceğini bildiğinden, çaresizce ona yaklaşabilmenin bir yolunu arıyordu. Raskolnikov'un, Dunya'nın kendisine uygun olmayan bir adamla evlenmesine karşı çıktığını duymuştu. Sevdiği kızı yeniden görebilmek için Raskolnikov'un yardımına ihtiyacı vardı. Svidrigaylov, Sonya'nın odasının bitişiğindeki odayı kiralamış ve iki evin arasındaki duvarda bir delik olduğunu fark etmişti. Raskolnikov'un genç kızı ziyarete gittiği gün, duvarın dibine bir sandalye koymuş, kulağını duvara dayayarak onların konuşmalarını dinlemişti. Raskolnikov'un korkunç sırrını da işte o sırada büyük bir mutlulukla öğrenmişti. Svidrigaylov kendi kendine şöyle demişti: Öğrendiklerim bu genç adamın üstünde güç sahibi olmamı sağlayacak ve güzel kız kardeşine giden yolu benim için açmak zorunda kalacak. Bu sırada Raskolnikov kötü kalpli, kurnaz ve ahlaksız Svidrigaylov'un onları dinlediğinden habersiz, Sonya'nın gösterdiği sert tepki karşısında dünyası başına yıkılmış bir halde evine doğru yürümektedir. Bir anda Raskolnikov'un karşısına, nereden geldiğini bilemediği bir adam çıkar. Üzerine doğru yürürken, kasvet dolu delici bakışlarla kendisini süzmekten de geri durmaz. "Bu adam da kim? Benden ne istiyor?" diye kendi kendine sorar Raskolnikov. Gizemli yabancı ısrarlı adımlarla ve hiç konuşmadan yanında


yürümeye devam eder, ta ki Raskolnikov adama dönüp, "Kimsin sen ve benden ne istiyorsun?" diye sorana dek. Adam alçak bir sesle, "Katil;' diye heceler. Raskolnikov şaşkınlık içindedir. "Katil;' diye tekrarlar adam. "Katil kim?" diye sorar Raskolnikov, şaşkınlığını gizleyemez. Gizemli yabancı gözlerinin ta içine bakarak, "Sensin;' der ve oradan uzaklaşır. Korkudan dehşete düşen Raskolnikov odasına kapanır. Gecenin karanlığında birdenbire karşısına çıkan ve sırrını bilen bu adam da kimdir? Kendisi hakkında gerçekten ne biliyordur? Sonya'nın acı veren tepkisiyle kalbi kırılmış, aniden karşısına çıkan yabancının kendisine katil

47


diye seslenmesiyle de korkuya kapılmış bir halde yatağına uzanır. Hayal kırıklığı ve korkunun yarattığı huzursuzluktan kaçmak için gözlerini yumar yummaz uykuya dalar ve tuhaf bir rüya görür. Rüyasında yeniden yaşlı kadını öldürmeye gitmiştir. Yeniden onun yaşadığı binadadır. Yeniden merdivenleri çıkar. Yüreği ağzında ve adımları olabildiğince yavaştır. Yapmak üzere olduğu şey yüzünden dehşete kapılmasına rağmen sanki bunu yapmak zorundaymış gibi, merdivenleri çıkmayı sürdürür. Yaşlı kadının evine kadar gelir. Sokak kapısı açıktır. Fakat evin içi, önceki gün gördüğü gibi boş değildir. Her şey tastamam, öldürdüğü günkü gibi yerli yerindedir. Raskolnikov ayın puslu ve solgun ışığında odaları gezer. Öldürmek için yaşlı kadını arar, ama kadın yoktur, kayıptır. O sırada kapının yanında eski bir palto gözüne çarpar. Oraya nasıl asıldığını anlamaya çalışır, bu paltoyu daha önce görmemiştir. Büyük bir dikkatle paltoyu yerinden kaldırır ve bir sandalyede iki büklüm oturan, başı önüne düşmüş yaşlı kadını görür. Hala rüyada olan Raskolnikov paltosunun altında sakladığı baltayı çıkarır ve yaşlı kadının başına indirir. Fakat hiçbir şey olmaz. Yaşlı cadalozun başı kütükten yapılmış gibi sapasağlam yerinde durmaya devam eder. Sadece cansız ve donuk bir ses duyulur. Raskolnikov ne olduğunu anlamak için


üzerine eğildiği sırada iki büklüm duran yaşlı kadın şaşırtıcı bir şekilde kendi kendine güler, gülmekten çene kemikleri birbirinden ayrılır. Başına darbe aldığı halde, herhangi bir yerinde çizik bile yoktur. Korkuya kapılan Raskolnikov kaçmaya karar verir. Fakat merdivenlere yöneldiğinde kendisini bekleyen ve yakalamaya çalışan büyük bir kalabalıkla karşılaşır. Tam bu sırada, korku içinde uyanır Raskolnikov. Gözlerini açtığında, hemen yanı başında oturmakta olan bir adam görür. Yaklaşık kırk yaşlarında, sakallı, iri yapılı, uzun boylu ve şık giyimlidir. Raskolnikov ilk anda hala rüya gördüğünü düşünür, gözlerini yeniden yumar. Fakat tekrar açtığında, adamın gerçek olduğunu anlar. İzinsizce odasına girmiş ve şimdi de kendisine gülümsemektedir. Nihayet kendini tanıtır: Bu kişi, birkaç saat önce odasının duvarındaki delikten Raskolnikov'un itirafını dinlemiş, fakat şimdilik bu sırrı saklamaya karar vermiş olan Arkady Svidrigaylov'dan başkası değildir.

49


( dltz


Svidrigaylov, önceden de söylediğimiz gibi ahlaksız ve çapkın bir adamdır. Fakat çok da zekidir. Dunya onların evinde çalışırken, Svidrigaylov farklı konulardan

söz ederek onunla sohbet edebilmenin yolunu bulmuş ve genç kıza gerçekten aşık olmuştu. Diğer yandan, işvereninin ahlaksızlığını ve sinsi niyetlerini anlayan

Dunya, adamın kendisini baştan çıkarma girişimlerine karşı tedbiri elden bırakmamış, son derece dikkatli bir

tutum sergilemişti. Raskolnikov, Svidrigaylov'un kendisi ve kız kardeşi için tehlikeli olabileceğinin farkındadır. Ancak vicdan azabı duymadan her türlü kuralı çiğneyebileceğini itiraf eden bu adamdan etkilendiğini hisseder. Şayet Raskolnikov dünyada yasalara karşı gelebilecek insanların olduğuna sahiden inanıyorsa, işte tam da böyle bir adam şu an yatağının başucunda oturmaktadır. Bu gerçeği görmezden gelmesi mümkün müdür?

53


Svidrigaylov bu ilk tanışmada Raskolnikov hakkında bildiklerini anlatmaz. Onunla günlük konular hakkında konuşur. Delikanlının ailesinin ne kadar yoksul olduğunu bildiği için sohbetin sonunda, kendisine üç bin rublelik maddi yardım teklifinde bulunur. Tabii bu paranın kendisinden geldiğini söylemez. Ölen karısı tarafından Dunya'ya miras bırakıldığını anlatır. Sonra da oradan ayrılır. Diğer yandan sorgu hakimi Porfiriy de cinayet soruşturmasını sürdürmektedir. Raskolnikov'un aleyhine somut hiçbir kanıta ve görgü tanığına ulaşamamış olmasına rağmen, içinden bir ses bu çok bilmiş öğrencinin asıl suçlu olduğunu söylemektedir. Ve sonunda ona bir tuzak kurmaya karar verir. Raskolnikov, yaşlı kadının evinde bulunan rehin eşyasını geri almak için polis merkezine gitmiştir. Orada Porfiriy'e rastlar ve onunla güzel bir sohbete koyulur. Hakim, kendisine sorgulamanın gidişatından, şüpheli sanıklardan söz eder . Bu arada Raskolnikov'a bir de sır verir: Şüphelilere işledikleri suçu kabul etmelerini sağlayacak özel bir yöntem geliştirmiştir. Odasında iki kapı vardır : Biri giriş kap ısıdır, diğeri ise o sırada kapalı olan, bitişiğindeki odaya açılan kapıdır. Katilin suçu itiraf etmesini sağlayacak şey işte bu kapının arkasında gizlidir .

54


İşin aslı, Porfiriy bu kapalı olan kapının arkasına

bir anda Raskolnikov'un karşısına çıkaracağı bir "sürpriz" saklamıştır. Bu "sürpriz", önceki gün yolda Raskolnikov'u takip eden ve kendisine katil diyerek korkudan yüreğini ağzına getiren adamdan başkası değildir. Cinayetten iki gün sonra Raskolnikov oraya yeniden gittiğinde, bu adam da yaşlı kadının oturduğu binadaydı. Onu zili çalarken görmüş, kan izleri hakkında konuştuğunu ve evi kiralamak istediğini söylediğini işitmişti. Raskolnikov'un akşam saatlerindeki bu ziyaretini öğrenen Porfiriy, içinden gelen sesin doğruluğuna, katilin Raskolnikov olduğuna (çünkü bilindiği gibi, her suçlu mutlaka suç mahalline geri döner) emindir. Geliştirdiği plan ise şöyledir: Raskolnikov ile sohbeti sırasında kapı aniden açılacak ve Raskolnikov önceki gün kendisine katil diye seslenmiş olan adamla karşı karşıya gelecektir. Raskolnikov bu beklenmedik durum karşısında şaşıracak, aniden çökecek ve suçunu itiraf edecektir. Ancak kararlı ve zeki bir dedektifin planı da kimi zaman ters gidebilir. Porfiriy şaşkın Raskolnikov'a kurbanın evine yaptığı ziyaretten haberi olduğunu, oradaki tuhaf davranışlarını bildiğini açıkladığı sırada, kapalı kapının arkasından gürültüler ve itiş kakış sesleri duyulur. Birdenbire içeri bir adam girer.

55


Bu, yaşlı kadının cinayet sanığı olarak yakalanan boyacı Nikolay'dır. Şimdi de sorgu hakimi ile görüşmek için ısrar etmektedir. Nikolay' ı karşısında gören Porfiriy şaşkınlıktan donakalır. Adamı götürmeleri için polislere emir verir. Fakat boyacı polislerin elinden kurtulmayı başararak Porfiriy'in önünde diz çöker. Orada bulunan herkesin, özellikle de Raskolnikov'un şaşkın bakışları altında, "Evet, suçumu kabul ediyorum, yaşlı kadını ve kız kardeşini ben öldürdüm;' diyerek suçsuz olduğu halde cinayeti işlediğini itiraf eder. Porfiriy şok geçirir. Nikolay'ın işlemediği bir suçu itiraf etmekte olduğundan emindir. Bu yüzden suçu kabul etmesini engellemeye çalışır. Ancak boyacı ısrarlı bir şekilde tekrarlamaktadır: "Katil benim." Porfiriy böylece, işlemediği bir suçu üstlenen boyacı karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Raskolnikov'u orada daha fazla tutmamaya karar verır.

Bu büyük bir karışıklık anıdır. Porfiriy, Raskolnikov'un katil olduğuna emindir. Fakat Nikolay her şeyi alt üst ederek, durduk yere suçu üstlenmiş, üstelik de bunu gerçek suçlunun önünde yapmıştır. Böylesi bir durum, elinde varsayımlardan öte kesin bir kanıt bulunmayan sorgu hakiminin Raskolnikov' a işlediği suçu kabul ettirme şansını tehlikeye düşürür. Suçlunun yerine uzun yıllar

56


hapishanede yatacak olan da, ne yazık ki bir masumdur! Her zaman kendinden son derece emin olan Porfiriy, şimdi şaşkın ve ne yapacağını bilmez bir halde kalakalmıştır. Ortamın karışıklığından yararlanan Raskolnikov, alaycı bir dille ona şöyle der, "Kendine sahiden de çok tuhaf bir meslek seçmişsin. Bir saatten fazla bir süredir, katil olduğumu bana kanıtlamaya çalışıyorsun, ne var ki bu genç adam suçunu itiraf ediyor." Porfiriy buruk bir tebessümle, "Gerçekten de tuhaf bir meslek benimki ..." diyerek sözlerini onaylar, fakat ne olursa olsun gerçek suçlunun kaçmasına izin vermeyeceğinden de emindir. Raskolnikov evine döndüğünde, iki gün önce kendisine "katil" diye seslenen gizemli yabancının evinin kapısında kendisini beklediğini görür. Tepeden tırnağa ürperir. Ne var ki kendisine o korkunç suçlamayı yönelten adam, bu defa önünde eğilir ve kendisinden özür diler. Porfiriy seslendiği anda içeri girmek için kapının arkasında bekleyen "sürpriz"in kendisi olduğunu açıklar. Nikolay'ın itirafını işittiği anda yanılmış olduğunu anlamış ve şimdi de kendisinden özür dilemeye gelmiştir. Kendisini fena halde korkutmuş olan adam şimdi önünde eğilip af dilemektedir. Raskolnikov kararsız ve şaşkındır.

57


Ne

diyeceğini

bilemeyen biri gibi, "Seni bağışlıyorum;' diye ağzının içinde geveler. Birkaç dakika sonra da adamı oradan gönderir. Mesele beklenmedik bir şekilde yön değiştirmiştir. Raskolnikov bundan böyle sorgulamalar ve suçlamalarla yüzleşmek zorunda kalmayacaktır. Durum böyleyken, neden Raskolnikov kendini öncesinden de kötü hissetmekte ve daha da derin bir huzursuzluk duymaktadır?


,,======·

:Jedi


Ne yazık ki, bu huzursuzluk ve rahatsızlık hissinden yararlanmaya çalışan biri vardır: kötü kalpli Svidrigaylov! Önce

ölen karısından Dunya'ya miras kalan üç bin rubleyi teslim etmek istediğini söylemiş,

sonra da Sonya'nın yetim

kalan zavallı, korunmaya muhtaç kardeşlerine yardım etmeye kalkışmıştır.

Bu yolla heın genç kızın kalbini hem de Raskolnikov'un güvenini kazanmayı planlamaktadır. Böylelikle Raskolnikov

da onun Dunya'ya ulaşmasına aracılık edecektir. Ne var ki genç öğrenci bu alçak adamın beklenmedik cömertliğine şüpheyle yaklaşır. Bu cömertliğin ardındaki niyetin ne olduğunu merak eder. Svidrigaylov delikanlının hala kendisinden şüphe ettiğini, bu yüzden de kız kardeşine yaklaşmasına büyük olasılıkla yardım etmeyeceğini anlar. Genç adamın işlediği korkunç

61


suçu bildiğini ona söylemeye karar verir. Her şeyi bildiğinden şüphe duymaması için Sonya ile yaptığı konuşmada geçen cümleleri ona aynen nakleder. Raskolnikov'un yaşlı kadın için söylediği "kan emen bit" ifadesini tekrarlarken, hınzırca göz kırpar. Delikanlı şaşkınlıktan donakalır. O andan itibaren Svidrigaylov'un kendisini istediği zaman polise teslim edebileceğini ve onun elinde artık bir rehineden farksız olduğunu anlar. Karşısındakinin korkusunu gözünden okuyan namussuz adam, bunlar yetmezmiş gibi bir de, "Endişelenme dostum;' der. "Anlaşmanın bir yolunu bulacağız. Benim gibi uzlaşmacı biriyle anlaşmanın, hatta belki de birlikte yaşamanın ne kadar kolay olduğunu göreceksin ..." Sonra da, korkudan titreyen katile, onu polise bildirmek gibi bir niyeti olmadığını, hatta Rusya'dan kaçıp kurtulabilmesi için kendisine sahte pasaport ve bir miktar para da sağlayabileceğini anlatır.

Öte yandan, Porfiriy de meselenin peşini bırakmış değildir. Kılı kırk yaran psikolojik incelemeleri sonucunda, katilin boyacı Nikolay değil, Raskolnikov olduğundan adı gibi emindir. Yaşlı kadının evine yaptığı akşam ziyareti, kapı zilini ısrarla çalması ve her katilin yaptığı gibi bu genç öğrencinin de suç mahalline geri dönme isteğini bastıramamış olması hakimi ikna eden nedenler

62


arasındadır. Böylece onunla bir kez daha görüşmeye

karar verir. Ancak bu defa onu bürosuna davet etmek yerine, beklemediği bir anda karşısına çıkar. Raskolnikov'u küçük odasında ziyaret ederek onu şaşkına çevirir. Gerek Porfiriy gerekse Raskolnikov son derece akıllı ve eğitimli kişilerdir. Esas mevzunun ne olduğunu ikisi de bilmektedir. Ama sohbetleri ilk anda doğrudan cinayet konusuna ve suçlunun kimliğine yönelmez. Porfiriy, Raskolnikov'u açıkça suçlamadan önce, ona katil olduğu iddia edilen Nikolay'dan söz eder ve işlemediği halde suçu itiraf etme nedenlerini açıklamaya çalışır. Porfiriy, Nikolay'ın geçmişini ve oraya gelmeden önceki


hayatını

uzun uzun araştırmıştır. Onun sade bir yaşama inanan ve dünyayı günahlardan arındırmak için acı çekmeye razı olan dini bir tarikatın üyesi olduğunu öğrenmiştir. Saint Petersburg'a gelmeden önce bir köyde yaşamış ve kendini dünyevi zevklerden uzak tutan bir keşişin izinden yürümüştür. Fakat büyük şehre gelince yaşam biçimini değiştirir. Meyhanelerde ve tavernalarda sarhoş olup kadınların peşinden gitmeye başlar. Nikolay cinayet zanlısı olarak tutuklandığında, bu işte Tanrı'nın parmağı olduğuna inanır, yoldan çıktığı için Tanrı'nın kendisini cezalandırmak istediğini düşünür. Pişmanlık duyar ve tıpkı ilahi bir aydınlanma gibi, cezasını çekmeye karar vererek kendi kendini cinayetin suçlusu ilan eder. Ancak Porfiriy onun ifadesinde pek çok tutarsızlık olduğunu fark etmişti. Nikolay'ın işlenen suça ilişkin pek çok ayrıntıyı bilmediğini gözlemlemişti. Mahkemede itirafını geri çekeceğinden nerdeyse emindi. Tek suçu, anlaşıldığı kadarıyla, çalıştığı evde katilin düşürmüş olduğu altın küpeyi bulmuş olmasıydı.

Onun bu kararlılığı karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen Raskolnikov, "Peki, madem Nikolay' ın itirafını inandırıcı bulmuyorsun;' diye Porfiriy'e sorar, "o halde gerçek katil kim?"


Bu soru karşısında afallamış görünen sorgu hakimi önce onu tepeden tırnağa süzer. Sonra hiç tereddüt etmeden, "Raskolnikov, bu apaçık ortada. Katil sensin;' der. Raskolnikov ilk anda sessiz kalır. Kendisine doğrudan ve açıkça yöneltilen bu suçlamaya ne karşı çıkar ne de kendisini savunmaya girişir. Her şeyden öte Porfiriy' in elinde kendisini suçlayacak kesin bir kanıt olmadığını, onun sadece iç sesine ve derin psikolojik analiz yeteneğine güvendiğini anlamıştır. Böylece bunun aksini söylemek yerine, ona "Madem öyle, neden beni tutuklamıyorsun ?" diye sorar. "Seni tutuklamıyorum çünkü senin kendi başına karakola gitmeni ve işlediğin çifte cinayeti kabul '' .. . etmenı ıstıyorum. "Bunu neden yapacakmışım?" "Çünkü bunu sen yapacak olursan, cezan hafifleyecek. Bu arada iş arkadaşlarıma senden şüphelendiğimi söylemedim. Bunu yapmayacağım. Senin kendiliğinden itiraf etmeni istiyorum. Yarın bu şehirden ayrılıyorum. Ve sen, üstünde hiçbir şüphe izi taşımayan biri olarak kendi inisiyatifinle emniyete gideceksin ve ifade vereceksin. Bu sayede, hapishanede şüpheli olarak tutulan bir masum da serbest bırakılacak. Senin bu davranışın hakim tarafından takdirle karşılanacak. Böylece sana hak


ettiğinden

daha hafif bir ceza verece k ." "Ya kaçarsam?" diyerek hakimi öfkelendirir. "Nereye?" diye sorar hakim, "Sen hiçbir yere gidemezsin. Çünkü bütün eleştirilerine ve itirazlarına rağmen Rusya'yı

seviyorsun ve

ülkene bağlısın. Burası senin anavatanın. Diyelim ki çok uzaklarda bir köye saklandın, o zaman da kendini hiçbir şeyi paylaşamayacağın insanların arasında bulacaksın. Yolu yok, sen bu cinayeti işlediğini itiraf etmelisin. Ancak bunu yaparsan, hapishaneden çıktıktan sonra dünyada kendine bir yer bulursun. Henüz çok gençsin, akıllısın ve yeteneklisin. Çok daha iyi ve farklı bir yaşam seni bekliyor. Bu arada, bana Lazarus'un öldükten sonra dirildiğine inandığını söylememiş miydin?" Raskolnikov susar. Hiçbir şey söylemez. Suçunu kabullenip özgür iradesiyle teslim olmak artık çok da uzak bir fikir değildir.

66


c!ekiz


Bu arada Svidrigaylov'un kendisini polise bildirme korkusu hala devam etmektedir. Raskolnikov, yoldan çıkmış bu tutarsız adamın aklından geçenleri öğrenmek için

onunla buluşur. Adam kendisiyle işbirliği yapması için ısrar etmektedir. Ona sağlayacağı para, pasaport ve bağlantı desteğinden

bahsederek, yasalardan

kaçması için Raskolnikov'u ikna etmeye

çalışır. Elbette Raskolnikov'u sevdiğinden değil; sadece kendi çirkin emellerine ulaşmak için bu yolu izlemektedir. Genç adamı koruması altına aldığında, sevgili Dunya'sı ağabeyini kurtardığı için kendisine sonsuza kadar minnettar kalacaktır. Ne var ki Raskolnikov'un hala kararsız olduğunu ve önerisini geri çevirdiğini öğrenince, bu defa Dunya'ya bir mektup yazarak onunla görüşmek istediğini bildirir. Ona ağabeyinin tehlikede olduğunu ve onu nasıl kurtarabilecekleri konusunda kendisiyle görüşmek istediğini söyler. Mektubunda Raskolnikov'un son


derece ağır bir suça karıştığını da üstü kapalı olarak ifade eder. Dunya, Svidrigaylov'dan ölümüne korkmasına rağmen ve onun ne kadar güvenilmez, ahlaksız ve tehlikeli biri olduğunu bildiği halde, ağabeyinin gerçekten büyük bir felaketin içinde bulunduğunu anlar ve onunla buluşmaya razı olur. Meselenin ne olduğunu henüz tam olarak bilmemektedir. Ancak ne olursa olsun sorunun ne olduğunu öğrenmeye ve ağabeyine yardım etmenin bir yolunu bulmaya kararlıdır.

Svidrigaylov'un evinde buluşurlar. Dunya oraya yalnız gitmiştir. Son zamanlarda fazlaca etkilendiği Razumihin'in kendisiyle gelip, ağabeyi hakkındaki acı gerçeği öğrenmesini istemez. Svidrigaylov'un kendisine aktardığı gerçeklere ilk anda inanamaz. Fakat dinledikçe biraz daha ikna olur ve sonunda derin bir umutsuzluğa kapılır. Bunu fark eden Svidrigaylov, Dunya'dan, Raskolnikov'u kurtarmak için kendisine yardım etmesini ister. Ona sahte bir pasaport temin edecek, para verecek ve onu ülkeden çıkaracaktır. Daha sonra kendisi de annesiyle birlikte onun yanına gidebilecektir. Dunya bunun doğru bir çözüm olduğunu düşünmez. Dunya da yüreğinin derinlerinde, tıpkı Sonya gibi, eğer gerçekten böyle bir suçu işlediyse, Raskolnikov'un adalete teslim olması gerektiğine inanmaktadır.


Genç kız kararsızlık içinde acı çeker. Svidrigaylov ise tüm sorunları ortadan kaldıracak yardım teklifinde ısrar eder. Bu yardımlarının bedeli olarak tek bir şey ister: Dunya'nın kendisiyle birlikte olması. Kız reddeder . Svidrigaylov ona biraz daha yaklaşır. Dunya kaçmak için kapıya koşar fakat kapı kilitlidir. "Kapıyı aç;' diye öfkeyle Svidrigaylov'a bağırır. Adam alaycı bir tavırla, ''Anahtarları kaybettim;' diye karşılık verir. Sonra genç kıza biraz daha yaklaşır. Dunya o anda ağabeyi için duyduğu endişe yüzünden tuzağa düştüğünü anlar. Evin kapısı kilitlidir ve yan binalarda yaşayan tek bir canlı yoktur. Bağıracak olsa bile sesini kimse duyamaz. Fakat Svidrigaylov'u iyi tanıdığından olacaklara hazırlıklıdır. Çantasından Svidrigaylov'un ölen karısından almış olduğu küçük tabancayı çıkarır. Namluyu kendisi için yanıp tutuşan o kaba saba adama doğrultur ve ona durmasını emreder. Adam ilerlemeye devam eder. Genç kız başını hedef alarak tetiği çeker, fakat kurşun Svidrigaylov' u hafifçe sıyırır. Bu da adamı durdurmaya yetmez.


Dunya bir kez daha ateş eder fakat silahı tutukluk yapar. Şimdi tek kurşunu kalmıştır. Dunya elinde kalan son şansı değerlendirmek yerine, silahı kanepenin üzerine atar. Svidrigaylov ona iyice yaklaşır. Kollarıyla onu sarar ve gözyaşları içinde kendisini sevme olasılığı olup olmadığını sorar. Dunya, "Asla;' diye karşılık verir. İşte o an, adamın yüreğinde bu cesur genç kıza karşı bir acıma hissi belirir. Kollarını çözer, kapıyı açar ve onu serbest bırakır. Sonra da silahı alır ve cebine koyar. Birkaç dakika sonra kendisi de evden çıkar. Saint Petersburg sokaklarında amaçsızca dolaşmaya başlar. Gece boyunca bir meyhaneden ötekine gider, şehrin en berbat mekanlarını dolaşır. Gün ağarırken, şehrin tamamen boşaldığı bir saatte, bitkin ve solgun bir halde büyük köprüye gider, cebindeki silahı çıkarır, şakağına dayar ve tetiği çeker.

72


0ohuz -- ---

~= ---

- -~


Ve böylece Raskolnikov'un adalete teslim olma zamanı gelmiştir. Gereken cesareti kendinde bulabilecek midir? Tutuklanacak, yargılanacak ve uzun yıllar geçireceği Sibirya'nın çalışma kamplarına

gönderilecektir. Raskolnikov'un bu büyük umutsuzluğundan ve içine düştüğü ruhsal durumdan haberdar

olan Dunya ve Sonya, onun teslim olmak yerine yaşamına son vermesinden endişelenmektedirler. Raskolnikov, ilk iş olarak vedalaşmak için annesinin yanına gider. Annesi onun bir suç işlediğinden habersizdir, fakat oğlunun büyük bir felaketin içine sürüklendiğini anlar. "Anneciğim;' der oğlu, "Ben çok uzaklara gidiyorum, fakat sen sakın endişeye kapılma, geri döneceğim." Bir süre birlikte gözyaşı dökerler. Sonunda annesine veda ederek yanından ayrılır. Sıra kız kardeşi Dunya'yla vedalaşmaya gelir. Önceki sözlerini tekrarlar: "Her şeyden öte, ben ne

75


kötülük yaptım? Kan emen bir biti öldürdüm. Ve istemeden kız kardeşini de. Bütün o büyük adamlar, insanların iyiliksever saydığı liderler yüz binlerce masum insanın canına kıydılar. Ama bu eylemleri onların saygınlığına gölge düşürmedi. Tersine, onurlandırıldılar."

Ama Dunya, o her zaman çok sevdiği ve hayranlık duyduğu ağabeyine, bu kez sözleriyle karşı çıkar. "Sen, ağabeyciğim, sen kan döktün. İmkansız olan bir şey varsa, o da senin işlediğin suçun bedelini ödememendir." Raskolnikov üzgün ve mutsuz bir halde oradan ayrılır. Veda edeceği son bir kişi kalmıştır: Sonya. İçini döker Sonya'ya; birazdan yapacağı şeyin yaşamını karartmasından duyduğu

korkuyu paylaşır ve genç kızdan son bir şey ister: Sibirya'nın zor şartlarında çalışmaya gönderileceği zaman kendisinden vazgeçmemesini ve ne olursa olsun peşinden gelmesini. Sonya gözyaşları içinde .. . ona soz verır. "Senden vazgeçmeyeceğim. Seni nereye gönderirlerse ben de peşinden oraya geleceğim. Şimdi git ve bütün yürekliliğinle suçunu itiraf et. Hemen şimdi, şu anda, sokağın köşesine koş, yere kapan ve tüm dünyaya haykır: 'Ben bir suç işledim!' O zaman Tanrı sana yeniden hayat verir ve ancak o zaman suçunun lekesini silebilirsin." Boynunda asılı duran haçını çıkarır ve onu Raskolnikov'un


o ~~

~··..,. ..s--~-

-


boynuna asar. Sonra Lizaveta'dan aldığı haç kolyeyi kendi boynuna geçirir. Raskolnikov ona veda ederek ağırlaşan yüreğiyle birlikte ayrılır. Şehrin sokaklarında yürür, dünya ile vedalaşır. Kısa bir süre sonra gökyüzünün bir parçasını bile göremeyeceği karanlık bir hücreye atılacağını bilmektedir. O an bulunduğu yere diz çöker ve alnını yere koyar. Yoldan geçenler hayretle onu izlerler. "Sarhoştur" der biri. Fakat Raskolnikov'un çektiği acıyı içten içe tanıyan bir başkası, yavaşça "Yok, vatanıyla vedalaşıyor, yakında hacca gidecek;' diye fısıldar. O sırada kendine gelen Raskolnikov ayağa kalkar, karakola doğru ilerler, üçüncü kata çıkar ve karakolda baygınlık geçirdiği gün kendisinden şüphelenen memurun yanına gider. Polis memuru kendisini nazikçe buyur eder, tatlı bir sohbete koyulurlar. Raskolnikov'un şüpheli listesinde olduğunu bilmemektedir, oraya da ödenmeyen kira şikayeti üzerine geldiğinden emindir. Yan odadan sesler duyulur. Bir polis memuru arkadaşına o sabah Svidrigaylov'un intihar ettiğini anlatmaktadır. Raskolnikov'un aklı karışır. Eğer bu doğruysa, dünyada artık hiç kimse aleyhime şahitlik edemez, diye düşünür. Aniden kalkar, polise hoşçakal diyerek oradan uzaklaşır. Dışarı çıktığında avluda,


büyük bir acıyla kendisine bakmakta olan Sonya'yı görür. Sevdiği adamın son anda kararından dönmüş olması mümkün müdür? Kendisine sonuna kadar eşlik etmeye söz vermiş ve yoluna ömrünü adamış bir kadını hayal kırıklığına uğratabilecek midir? Raskolnikov başını çevirir, geri döner ve yeniden merdivenleri çıkar. Kendisini tekrar karşısında görmüş olmanın şaşkınlığını gizleyemeyen polisin odasından içeri girer. "Bir şey mi unuttun?" diye sorar polis. Ancak Raskolnikov solgun bir yüzle, "Bendim ..." der ve sesi duyulmaz olur. Polisler onun konuşamayacak kadar üzgün olduğunu görürler ve ona bir bardak su verirler. Raskolnikov suyu içmek istemez, kendini toparlamaya çalışır ve bu defa tane tane, yüksek sesle konuşur: "Yaşlı tefeci kadın ile kız kardeşi Lizaveta'yı bir baltayla öldüren bendim."

79


~onsรถz


Porfiriy haklı çıkmıştır. Raskolnikov'un, aleyhinde hiçbir kanıt bulunmamasına rağmen suçunu itiraf etmiş olması ve

böylece kendi yerine hapse giren masum birini kurtarmış olması, meselenin onun lehine gelişmesini sağlar. önce, soruşturma makamına işlediği çifte cinayeti ayrıntılı bir biçimde, üstelik hiçbir şeyi saklamadan açıkça tarif eder. Orada bulunanlar Raskolnikov'un da, Nikolay gibi bir çılgınlık yaptığını düşünürler. İşlemediği bir cinayetin suçunu üstlendiği şüphesine kapılırlar. Bunun üzerine Raskolnikov onları, tahta çitle çevrili boş arazinin yakınındaki büyük taşın altına, ganimeti sakladığı yere götürür. Böylelikle onlara gerçek katilin kendisi olduğunu ve sözlerinin gerçek dışı olmadığını kanıtlar. Bunun üzerine hakimler ortak bir kanıya varırlar: Fakirlik yüzünden büyük sıkıntıya düşmüş bir adam, bir anlık bunalım sonucu bu cinayeti işlemiştir. Arkadaşı Razumihin, Raskolnikov'un lehine tanıklık etmesi için onun iyiliksever kişiliğini anlatacak birkaç kişi çağırır. Bir keresinde, okul arkadaşı olan hasta bir öğrencinin yardımına koşmuş ve arkadaşının ölümünden sonra Duruşmadan


felçli babasının bakımını üstlenmiştir. Bir başka sefer, yakınlardaki bir evde çıkan yangında tehlikeye aldırmadan kendini alevlerin arasına atmış ve içerdekileri kurtarmıştır. Tüm bu anlatılanlar, onun çok ağır olmayan bir ceza almasına yardımcı olur. Raskolnikov sekiz yıl boyunca zorunlu olarak çalıştırılmak üzere Sibirya'ya gönderilir. Hiçbir şeyden haberi olmayan annesi ise, kendisini ölüme götürecek olan zihinsel bulanıklığın içine her geçen gün biraz daha fazla çekilmektedir. Razumihin ve Dunya beraberliklerini daha da sağlamlaştırırlar ve Raskolnikov Sibirya'ya gitmeden önce evlenirler. Onun yanında olabilmek ve ellerinden geldiğince ona yardım edebilmek için hazırlık yaparlar. Sonya sözünü tutar. Her şeyi arkasında bırakarak,

Raskolnikov'un yanında olmak, ara sıra ziyaretine gitmek ve onu yüreklendirmek için Sibirya'ya, onun kaldığı hapishanenin yakınlarındaki küçük bir şehre yerleşir.


İlk yıllarında Raskolnikov kendini diğer

mahkumlardan uzak tutar. Oradaki kader arkadaşları ona yakınlık göstermezler. Onu kibirli, kendini beğenmiş biri olarak görürler. Hatta onun gibi birinin böylesine acımasız bir suçu nasıl işlediğine de bir türlü anlam veremezler. Madem ganimete el sürmeyecekti, o halde bu cinayeti neden işledi? Üstün değerleri olan bir insan, fakirliğe düşmüş bile olsa, ne sebeple iki kadını baltayla ve nedensizce öldürür? Raskolnikov'un suçu, orada tutsak bulunan diğer katillerin gözünde iğrenç ve alçakçadır. Mahkumlar Raskolnikov'dan hoşlanmasalar da, onu ziyarete gelen Sonya'yı çok severler. Zaman zaman ondan ailelerine mektuplar ve bazı eşyalar ulaştırmasını isterler. Sonya'ya "küçük anne" adını takarlar. Bir gün Raskolnikov, bir dini törende görev aldığı sırada, öfkeli mahkumların saldırısına uğrar. Tanrı'ya inanmadığı için, kiliseden içeri adım atmamasını söylerler. Neyse ki, Sonya sayesinde onların ölümcül yumruklarından kurtulur. Bu arada Raskolnikov ağır bir hastalığa yakalanır. Uzun süre hastanede kalır. Üzgün ve umutsuzdur. Giderek daha çok içine kapanır. Sonya ara sıra onu ziyarete gitmekte, umut aşılamaya çalışmaktadır. Raskolnikov yavaş yavaş iyileşir ve iyileştikçe, işlediği suça yönelik içinde samimi bir vicdan azabının filizlendiğini fark eder. Cezasını çekmek

85


için içtenlikli bir arzu duymaya başlar. Sonunda Sonya'yı gerçekten sevdiğini fark eder. Birini gerçekten sevmeyi bilmediği için böylesine aşağılık bir suçu işlemiş olabileceğini anlamıştır. Yüreğini kaplayan bu duygu sayesinde yepyeni bir insan olarak yeniden doğar. Bu insan, cezasını çektikten sonra iyi ve yararlı bir yaşama başlayabilecektir.

Bu kitap, torunlarımın en küçüğü, benim dünyalar tatlısı Daphne'ciğime adanmıştır.


HİKAYENİN

ASLI

ydor Dostoyevski 1821 yılında Rusya'da doğdu :e 1881 yılında, altmış altı yaşındayken öldü. Ilk romanı, "Suç ve Ceza''yı, Çar'ın yönetimine karşı ayaklandığı için beş yıl hapse mahkum edildiği Sibirya'daki tutsaklar kampından çıktıktan kısa bir süre sonra, 1866 yılında yayımladı. Roman, Rusya'da ve tüm dünyada büyük ilgi uyandırdı, onlarca dile çevrildi ve sayısız sohbete konu oldu. Hepsi Sana Miras serisini hazırlayanlara çocuklara anlatmak üzere Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza''sını seçtiğimi söylediğimde, fazlasıyla hayrete düştüklerini, hatta biraz da korkuya kapıldıklarını gördüm . Aslında anlaşılabilir bir tepki bu. Zira dünya edebiyatının en iyi on romanından biri sayılan "Suç ve Ceza", iyi ve kötülerin daha en baştan belli olduğu ve kendileriyle asla çelişmedikleri romanlardan değildir. Yakışıklı, akıllı ve yardımsever bir öğrenci olan başkahramanımız Raskolnikov, henüz romanın başında bir cinayet işler. Dahası, bu yaptığı eylemi kendince haklı görmektedir . Ve zaman içinde, onun işlediği bu korkunç suçun

F


bilincine varmasına ve vicdanıyla yüzleşmesine tanık oluruz. "Suç ve Ceza"yı torunlarıma (on yaşındaki Tamar ve sekiz yaşındaki Gaia) okuduğumda, beni elektrik çarpmış gibi dinlediler. Eşim ve ben işte o zaman şunu farkettik: Onların böylesine etkilenmelerine sebep olan şey, işlediği suçun bilincine vararak, bunun cezasını çekmek ve pişmanlığını yaşamak isteyen genç öğrenci Raskolnikov'un onlarda uyandırdığı derin empati duygusuydu. Ve bir kez daha emin oldum ki, "Suç ve Ceza'' sadece yetişkinleri değil, tüm dünya çocuklarını etkileyecek kadar özel bir eser. Dostoyevski "Suç ve Ceza" kadar derin ve kıymetli başka eserler de kaleme aldı. Ne var ki yarattığı kahramanlar arasında en tanınmışı ve okurlar tarafından en çok sevileni hala Raskolnikov' dur .

A.B.Y.

90


HEMEN

ŞİMDİ, ŞU ANDA,

SOKAGIN KÖŞESİNE KOŞ, YERE KAPAN VE TÜM DÜNYAYA HAYKIR: "BEN BİR

suç

İŞLEDİM!"

PEKİ YA BUGÜNÜN

TÜM

-

-

-

ÇOCUK EDEBİYATI

BÜYÜK YAZARLARI, ZAMANLARIN EN BÜYÜK HİKAYELERİNİ, SANA YENİDEN ANLATSA . RESİMLErEN

ÇEl;REX

GÜRLEK SONJA BOUGAEVAYELDA

-

Profile for Gundogdu E-Library / E-Kütüphane

EVP0502-SUÇ VE CEZA  

EVP0502-SUÇ VE CEZA  

Advertisement