Page 1

Sayı: 35

AĞUSTOS 2011

Fiyatı : 1 TL

life


M

life

erhaba, Kutlu bir zaman diliminde, Ramazan ayında yine sizlerle beraberiz.

Kulun, Allah’a yaklaşmasında iyi değerlendirilmesi gereken güzelliklerle dolu günahlardan arınma ayıdır Ramazan. Oruç tutmanın yanında, orucumuzu güzelleştirecek zekat ve fitre vermenin toplum için önemini vurgulamaya çalıştık. Geçtiğimiz Ramazan ayında olduğu gibi bu Ramazan’da da “İyilikte Kim’in Payı Var” kampanyamızla, iyilikte pay sahibi olmaya çalıştık.

Alışveriş ve Yaşam Kültürü Dergisi AĞUSTOS 2011 YIL: 4 SAYI: 35 Kim Adına Sahibi Erol ERSAN Yönetim Yeri KİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Evren Caddesi Barış Sokak No: 6

Ramazan ayında en çok ziyaret edilen Eyüp ilçesini ve Hz. Muhammed’in (sav) sancaktarı Hz. Ebu Eyyübel Ensari’yi sizlere tanıtmaya çalıştık. Daha güzel bir Ramazan ayı geçirmeniz için özel iftar tarifleri ve sağlık tavsiyeleri sunduk. Bayramlarda ihmal ettiğimiz Anne-Baba ve Akraba ziyaretinin önemini sizlere tekrar hatırlatmak istedik. Çocuklarla ilgili hacivat-karagöz boyama sayfası, ödüllü su doku bulmacamız ve diğer bulmacalar ve daha onlarca sayfa, okunmak için sizi bekliyor.

Güneşli/İSTANBUL Tel: (0212) 489 21 21 www.kimgrup.com.tr Grafik Tasarım Gülşah ŞENEL İllüstrasyon Mustafa GÜLEÇ Katkıda Bulunanlar Selçuk YETGİN Fatmagül YILMAZ ÖZTÜRK Okur Hizmetleri Hattı Sema GÜR Baskı ve Cilt

Bir sonraki sayıda farklı konularda bir araya gelmek ve hayırlı bir Ramazan geçirmeniz dileğiyle... Keyifli okumalar. kimlife@kimgrup.com.tr

Star Medya Yayıncılık Kimlife Kimgrup reklam departmanı tarafından hazırlanmaktadır. Yerel süreli yayındır, ayda bir hazırlanır. Dergimizde ilanlarınızın yer almasını istiyorsanız; 0212 489 21 21 nolu telefondan iletişime geçebilirsiniz. twitter.com/kimmarket facebook.com/kimduyuru


içindekiler

7

14 9

33

Kim Kampanya

"İyilikte Sizin de Payınız Olsun"

14

Tarihi Kent Edirne

20

Zekat ve Fitre

22

Bayramlaşma

26

Orta Oyunu

28

Röportaj

34

Eyüp

42

Tariflerimiz

46

Ramazan Ayında Sağlık

52

Moda

58

Çocuklarımız

"Nedir? Kimlere Verilir?"

"Bayramda Akrabalarımızı Ziyaret Edelim"

"Osmanlı'daki Oyunlar ve Orta Oyunu"

"Yaşar Alptekin İle"

"Manevi Huzur'un Adresi"

"İftar Sofralarınız İçin Tarifler"

"Yaz ve Ramazan"

"2011 Yaz Çanta Modası"

"Çocuklarımızın Kitap Okuma Alışkanlıkları"

36


5 kimlife


Hızlı ve Rahat Alısverisin . . Adresi Kim Yüzyıl Subesi . M

ağazamız 23.12.2005 tarihinde hizmete açılmıştır. Açıldığı günden itibaren raflarında kaliteli ürünleri en uygun fiyatlarla bulundurarak tüketici memnuniyetini garantileyen Yüzyıl, güler yüzlü, çalışkan ve kalifiye personeliyle Yüzyıl sakinlerinin alışverişte ilk adresi olduk. Müşteri odaklı hizmet anlayışımız, müşteri memnuniyetini daima üst düzeyde tutan, kaliteli ve zengin ürünleri en uygun fiyatlarla müşterilerimize sunan, müşterilerimize karşı saygıyı ve güvenilirliği ilke edinen, müşterilerimize hizmeti görev bilen eğitimli ve güler yüzlü personeliyle bölge halkının güvenini ve sevgisini kazanmaktan mutluyuz. Mağazamızda ailecek alışveriş yapılabilecek seviyede geniş ve ferah reyon araları bulunmaktadır. Müşterilerimize servis hizmeti verebilmekteyiz ve ayrıca araçları ile gelen müşterilerimizin araç park sorunu ile karşılaşmamaktadır. Çünkü mağazamızın ön cephesi araç park etmeye müsait alanımız vardır.

KİM-LİK KART

Adı: Yüzyıl Mağazası Açılış Tarihi: 23.12.2005 Çalışanlar: Gülabi ELALDI, Murat YILMAZ, Savaş YALVAÇ, Aysel ÇAYIR, Tugba ZEHİR (BAŞ), Emine BAYRAM, Senay SAGDIÇ, Sevgi KOYUNCU, Zeynep YAVUZ, Esengül TIKTAS, Faysal SERTKAYA, Cemal ATİK, Hamdullah FIRAT, Hüseyın ÇELTİKÇİ, Hamdiye ÖZGÜR, Cihan AKDEMİR, Canan DİLER, Medine TURAN, Cemal ORUÇ, Fuat KOÇAK, Ercan ELİTAŞ, Şafi BULAT, Ebedin ATEŞ, Nurcan ERDOĞAN, Ali AASLIM, Şener SEZGİN, Ferzande ÇEPER. Kasa Sayısı: 5 Mağaza Büyüklüğü: 1600 m2 Adres: Fevzi Çakmak Mah. 2/17 C Sok. No: 27/D Bağcılar / İstanbul Telefon: 0212 430 38 91

6 kimlife


Kalite ve İndirimde M

arka

3 Yeni Magazamız Daha Hizmetinizde K

im Market olarak yılsonuna kadar 5'i Kim 20 si Kimpratik olmak üzere 25 yeni market daha açacaklarını söyleyen Kim Marketler Zinciri Genel Müdürü Hamit Akçay, şehir merkezlerinde Kim Pratik markasıyla küçük metrekarelerde çok sayıda mağaza açacaklarını söyledi. Ümraniye mağazasının açılışında konuşan Genel Müdür Hamit Akçay, yeni mağazalarla 100 personele daha istihdam sağlayarak toplam çalışan sayılarını 1600 kişiye çıkardıklarını ifade etti. Gürpınar ve Ümraniye mağazalarında alışverişin yanı sıra yaşam ve eğlence alanlarına da yer verdiklerini anlatan Akçay, mağaza içinde kafeterya ve eğlence mekanlarından oluşan bu yeni konsepti diğer mağazalara da uygulayacaklarını söyledi. Akçay, Üniversite kampüsüne yakın olması sebebiyle İzmit Arslanbey Mağazasında üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi göstermesini beklediklerini aktardı. Gürpınar mağazasında 1200 metre kare kapalı alan ve 7 kasa ile hizmet verileceğini aktaran Akçay, Ümraniye'de 1250 metre kare, İzmit Aslanbey'de ise 700 metrekare kapalı alana sahip olduklarını ifade etti.

7 kimlife


Kalite ve İndirimde M

arka

Kim

Ramazan’da Nöbetçi K

im marketler zinciri olarak Avrupa yakasında Fındıkzade ve Anadolu yakasında Üsküdar mağazalarımız Ramazan ayı boyunca Sahur öncesi açılıp sabaha kadar hizmet vereceğiz. Çalışma şartları veya değişik sebeplerle alışverişe fırsat bulamayanlara büyük kolaylık sağlayacağını düşünüyoruz. Kim Marketleri olarak gerek kalite gerek de fiyat politikasıyla müşterinin güvenini kazandıklarını anlatan Akçay, "Bu ramazanda da mağazalarımızda zam yapmayacağımızı belirtti. Özel kampanyalarla tüketicinin ramazan ruhunu en güzel şekilde yaşaması için hazırlıklarımızı tamamladık. Fiyat politikamızda içinde bulunduğumuz ayın ruhuna uygun olarak belirledik" diye konuştu. Ramazan ayının içerisinde olduğumuz şu günlerde bereketli günler geçirmeniz dileğiyle..

8 kimlife


Kim Geleneksel

9 kimlife


Makale

Bin Misket Teorisi

B

Yaşamımızda değer verdiğimiz birçok kavramın yavaş yavaş kaybolmaya başladığını fark ettiğimizde çok geç olabilir.

ütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde, etrafınıza bir bakın, belki de sırtını dönen sizsiniz? İnsan yaşamında birçok sorun var çözülmesi gereken. Verilen işi yetiştiremedik diye sevdiklerimize surat asmak, iş yoğunluğu içerisinde boğulmaktan dostlarımızın varlığını unutmak, yaşamımızın odak noktasına sadece iş yaşamını koymak... Gülümsemeyi unutmak...

kaybolmaya başladığını ettiğimizde çok geç olabilir.

fark

Önemli olan bu değerleri kaybetmeye başlamadan önce farkedebilmek. Bin Misket Teorisi Genç adam yoğun iş temposundan yorulmuştu. Vakit akşama

Aslında şöyle düşünmek mi gerekli? Sorun diye baktığımız birçok şeyin aslında bizden kaynaklandığı, yaşama dair değerlerimizi kaybetmeye başlamamız "Nedeni belki de yaşamımızı planlayamamız. Yaşamımızda değer verdiğimiz birçok kavramın yavaş yavaş

10 kimlife

yaklaşıyordu. Mesai kavramına yabancı olduğu için bu akşam da eve kaçta gideceğini kestiremiyordu. Başını ellerinin arasına alarak düşünmeye başladı. Şirketin en üst düzey yöneticilerindendi. Çok para kazanıyordu. Birçok insanın imrenerek baktığı bir hayatı vardı. Ama kendisi yaşadığı hayattan çok mutlu değildi. "Ne biçim hayat bu" diyerek kendi kendine hayıflanmaya başladı. Çok çalışmasının sonucu ailesine gereken zamanı ayıramıyor, hafta sonları bile evine gitmeye zaman bulamıyordu. Toplantılar, iş seyahatleri, yazışmalar ve koşuşturmaca ile geçen yaşamında çevresindeki çoğu dostunun ismini bile unutmuştu. Bu karamsarlık içinde kıvranırken,


Makale biraz rahatlamak amacı ile radyosunu açtı. Çalan müzikle biraz rahatlamıştı ki, müziğin kesilerek yaşlı bir adamın konuşmaya başlaması onu yaşama geri döndürdü. Radyoyu kapatıp işine geri dönmek isterken konuşma dikkatini çekti. Yaşlı adam ilginç bir teoriden bahsedeceğini söylüyordu. Kapatmaktan vazgeçip dinlemeye başladı. Yaşlı adam anlatmaya başladı; "Bir gün oturdum ve kendi kendime bir hesap yapmaya başladım. Bir insan ortalama 75 yaşına kadar yaşıyordu. Tabi bu bazen daha kısa veya daha uzun olabiliyordu. Ama biz 75 yaşına kadar yaşadığını varsayalım. Bir senede 52 hafta olduğuna göre (75x52) bu yaşamında 3900 cumartesi yaşayacağı ortaya çıkar. En önemlisi ben, bunları düşünmeye başladığımda 55 yaşındaydım. Ve yaşadığım 2180 cumartesiyi çıkarırsak ve 75 yaşına kadar yaşarsam önümde 1000 cumartesim kalmıştı. Ertesi gün hemen bir oyuncakçı dükkânına gittim ve elindeki bütün misketleri aldım, oradan başka birkaç dükkâna daha giderek misketlerin sayısını 1000 e tamamladım. Eve gelerek misketleri şeffaf bir kaba doldurdum. O günden sonra her cumartesi bir misketi kutudan çıkarıp kenara koydum. Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki bazı önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başladım. Anladım ki Dünyadaki zamanımın akıp gittiğini görmek kadar önceliklerimi düzene koymama

hiçbir şey yardımcı olamaz... Yaşlı adamın konuşmaları genç yöneticiyi oldukça etkilemiş. Yaşadığı dünyadan kopmuş radyoya kilitlenmişti. Yaşlı adam konuşmasına devam ediyordu. "Bu sabah kavanoza baktığımda son misket kalmıştı. Onu da

Verilen işi yetiştiremedik diye sevdiklerimize surat asmak, iş yoğunluğu içerisinde boğulmaktan dostlarımızın varlığını unutmak, yaşamımızın odak noktasına sadece iş yaşamını koymak...

kavanozdan çıkarıp kenara koydum. Eğer önümüzdeki cumartesiye kadar yaşarsam, bana biraz daha zaman verilmiş olacaktı." Unutmayın hepimizin kullanabileceği en önemli şey "Biraz daha fazla zamandır." Aslında bize verilmiş her günün bir lütuf olduğunu anlamayacak kadar duyarsız bir şekilde geçip gidiyoruz bu hayattan. Hangimiz sabah gözümüzü açtığımızda şunu dünyaya tekrarlıyoruz. "Bugün özel bir gün çünkü ben bugün de yaşıyorum. Gözlerim açık, ilk nefesimi bilinçli bir şekilde çektim içime. Bu bir ayrıcalık! Bugün özel bir gün, evet, bugün bana bir gün daha yaşama şansı verildi..." Farkında mısınız bilmiyorum ama bizi meşgul eden o kadar oyun var ki, önemli ya da önemsiz. Ama biz bunların arasında kaybolup gittigimizi farkedemiyoruz bile "İşin garibi farkettiğimiz anda "şu işimi de bitireyim ondan sonra..." diye erteliyoruz... Hadi arkanıza yaslanın. "Derin bir nefes alın... Hayatınızda önemli olan dostlarınızdan birisinin telefonunu çaldırın... Ya da cıvıl cıvıl sesinizle "ALO" deyin.. Gülümseyin... Mutluluklarınızın kalıcı ve bulaşıcı olması dileklerimle...

Selçuk YETGİN

11 kimlife


Neler Biliyoruz?

Kur’an-ı Kerim

Hakkında Neler Biliyoruz?

Sonsuzun, kelime ve harfler dünyasında parıldayan ışığıdır Kur’an. İnsan ve cinin duygu, düşünce ve his atlasında melekutun sesi soluğudur. o, kalblerde, şuurlarda, hislerde, akıllarda büyük bir tesir icra etmiştir.

K

ur'an Ne Demektir? Kur'an, Cenab-ı Hakk'ın Cebrail(as) vasıtasıyla Efendimiz'e yirmi iki sene iki ay yirmi iki günde Arapça olarak indirdiği, bize kadar ilk nazil olduğu şekilde tevatürle, yani yalan söylemeleri mümkün olmayan üstün vasıflı insanların bildirmeleri ile gelen ve mushaflarda yazılı olup okunması ile ibadet edilenn, hiçbir kimsenin bir benzerini getiremediği ve getiremeyeceği son İllahi kitaptır. Süre Nedir? Kur-an'ın ayrıldığı 114 bölümden her birine süre denir. Kur'an-ı Kerim, Fatiha Süresi'yle başlar, Nas Süresi'yle son bulur. Ayrıca Mekke döneminde inen sürelere Mekki, Medine döneminde inen sürelere ise "Medeni" süreler denir. Vahiy Katipliği Nedir? Vahiyleri yazıya geçiren, Efendimiz'in devamlı yanında bulunan kişilere vahiy kitabı denir. Sayıları 42'ye kadar yükselen katiplerden bazıları şunlardır:Hz.Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Zeyd b. Sabit. Kime Hafız Denir? Kur-an'ın tamamını ezberleyen kimselere hafız denir. Bu tür kimseler

için "Hafız-ı Kur-an" veya "Hafız-ı Kelam" da denir. Hatim Nedir? Hatim, mühürlemek, sona erdirmek ve bitirmek anlamlarına gelmektedir. Terim olarak ise Kur'an'ı sonuna kadar okuyup bitirmek demektir. Bir kimsenin Ku'an-ı Kerim'i hatmetmesi demek, Kur'an'daki 114 sürenin tamamını okuyup bitirmesi demektir. Hatim, Kur'an'ı yüzünden okumak suretiyle yapılabileceği gibi ezberden okunarak da yapılabilir. Ne Zaman Kitap Haline Geldi? Vahiy, Efendimiz'in son günlerine kadar devam ettiği için parça parça yazıya geçirilmiş olan Kur'an, O'nun (sas) sağlığında kitap haline getirilemedi. Efendimiz'den sonra Hz. Ebu Bekir bu iş için vahiy katiplerinden aynı zamanda hafız olan Hz. Zeyd bin Sabit'i görevlendirdi. Allah

12 kimlife

Resülü'nün vefatından yaklaşık bir sene sonra miladi 633 yılında Kur'an yazılı bir kitap haline getirildi. "Mukabele" nin Anlamı Nedir? Ramazanlarda Efendimiz, Cebrail (as) ile o zamana kadar mevcut vahiy metinlerini krşılıklı okuyorlardı. Efendimiz, son Ramazan'ında ise Cebrail'le (as) Kur'an'ı iki defa mukabele ettiklerini bildirdi. O zamandan beri Ramazan aylarında Kur'an mukabele halinde (karşılıklı) olarak okunmaktadır. Kaç Senede Nazil Oldu? Miladi 610 senesinde inmeye başlayan Kur'an, yaklaşık 23 yıl sonra Miladi 632 senesinde inen Maide Süresi'nin üçüncü ayeti olan, "Bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım." ayet-i kerimesi ile tamamlandı.


En İyi Örnek

Her Haliyle

Bizlere En Güzel Örnekti F ahr-i alem(Alemin övünç kaynağı) Her işe besmele ile başlardı. "Besmele ile başlamayan işin hayrı ve bereketi kesiktir" buyurmuştu.

*Herkese selam verirdi. "Allah katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında önce selam vermek için harekete geçendir." buyururdu. *Boş sözlerden kaçınırdı. "Malayani şeyleri terk etmesi, bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır." buyurmuştu. *Evine selam vererek girerdi. *Çocuklarla şakalaşırdı. *Bir evin kapısını en fazla 3 kez çalardı. *İsteyeni reddetmezdi. "Bana infak etmem ve yoksulluktan korkmamam emredildi." buyurmuştu. *Karnı acıkmadan yemezdi. *"Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın." buyurmuştu. *Güzel kokular sürünürdü. *Misafire ikram etmeyi severdi. " Allah'a ve Kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin." buyurmuştu. *Hasta ziyaretini ihmal etmezdi. *Cenaze namazına katılırdı. *Irkçılık yapanları sevmezdi. *Namazları cemaatle kılardı. *Hep hayrı tavsiye ederdi. *Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı. *Elbisesini sağdan giyerdi.

*Alışverişte sağ elini kullanırdı. *Ölmüş kişileri hayırla yad ederdi. *Yemeğin sonunda şükrederdi. *İnsanlara hediye verir ve hediyelerini kabul ederdi. *İnsanların en mütebessimiydi. *İnsanlara latife yapardı. *Ondan asla kaba söz duyulmamıştı.

13 kimlife

*Temizliğe çok önem verirdi. *İşçinin emeğinin karşılığını hemen verirdi. "İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz." buyurmuştu. *Esnaflara dürüst olmayı tavsiye ederdi. *Komşu ilişkilerinde çok hassastı. *Evleneceklere yardım ederdi. *Hz. Ömer (ra) adaleti ondan öğrenmişti. *Ben kral değilim derdi. Karşısında titreyen bir adama, "Korkma! Ben kral değilim. Kureyş'ten kuru ekmek yiyen kadının oğluyum." demişti. *Hayvanlara iyi bakılmasını ister, aşırı yük yüklemeyi yasaklardı. *İyilikleri asla unutmazdı. *Ayıpları yüze vurmazdı. *Aksi bilinmedikçe hüsnü zan yapardı. "Başkası hakkında bana kötü bilgi getirmeyin; ben yanınıza hakkınızda iyi düşünerek selim bir kalple gelmek isterim." buyurarak hüsn-ü zannın esas olduğunu belirtmişti. *Allah Rasulü'nün hayatında istikrar önemli bir yer tutar. "İbadetlerin en hayırlısı az da olsa devamlı olanıdır." buyurmuştu. *Her konuda güvenilir bir insandı. " Dürüst ve güvenilir tüccar kıyamette peygamberler, sıddıkler ve şehitlerle beraber olarak diriltilecektir." buyurmuştu. *Ashabının hal ve hatırını sorardı. *Çok nazikti, kimseyi rahatsız etmezdi. *Herkese iltifat ederdi.


Tarihi Bir Kent

Edirne 14 kimlife

Edirne tarihi bir kent olup tarih boyunca da önem ve değerini korumuştur. Edirne'nin ilkçağlarda Orta Asya'dan göç edip buraya yerleşen Traklar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Sonradan Büyük İskender buraları Makedonya İmparatorluğu'nun uçsuz bucaksız sınırları içine katmıştır.


AnnelerGörelim Günü Gezelim

M

armara Bölgesi'nin Trakya kısmında yer alan; Türkiye'nin Avrupa Yakası'nda ikinci büyük ve sınır boyu şehiridir Sınır kapısı "Bursa'nın oğlu İstanbul'un babası olarak adlandırılan ve Osmanlı Devleti'nin ikinci başkenti ve müzeşehir Edirne'nin doğusunda Kırklareli ve Tekirdağ güneydoğusunda Çanakkale batısında Yunanistan kuzey batısında Bulgaristan güneyinde ise Ege Denizi bulunmaktadır İl toprakları 40°30¢ ve 42°00¢ kuzey enlemleri ile 26°00¢ ve 27°00¢ doğu boylamları arasında yer alır. Trafik kod numarası 22'dir. Coğrafi Yapısı Edirne yurdumuzun kuzey batısında olup 41 40 kuzey paraleli, 26 34 doğu meridyenleri arasında yer almaktadır. Kuzeyinde Istıranca Dağları, orta bölümünde Ergene Havzası, güneyinde dağ ve platolar ile Meriç Deltası bulunur. Edirne'de bulunan nehirler içinde en büyüğü Meriç nehridir. Yunanistan ile sınır oluşturan nehrin Türk toprakları ve sınır boyunca uzunluğu 187 kilometredir. Karaağaç üçgeni içinde Türk toprakları içinden geçen kısmı yaklaşık 13 kilometredir. Edirne'de Meriç nehri dışında Tunca, Arda ve Ergene nehirleri yer almaktadır. Bunlardan toplam uzunluğu 56 kilometre olan Tunca nehrinin 12 kilometrelik bölümü Bulgaristan ile sınır oluşturmaktadır. İklim Edirne'de koyu bir kara iklimi hüküm sürmektedir. Kış ayları çok soğuk ve uzun, yaz ayları ise sıcak geçmektedir. Yağmur en fazla ilkbaharda yağmaktadır. Yıllık yağış ortalaması 452, 95 kg/m2'dir. Sıcaklığın en çok olduğu aylar Temmuz ve

Ağustos'tur. En soğuk aylar ise Ocak ve Şubat'tır. Sınır Kapıları Edirne, ülkemizin Avrupa'ya kara ve demiryolu ile bağlantısını sağlayan 5 sınır kapısına sahiptir.Kapıkule sınır kapısı, ülkemizin en büyük kara ve demiryolu sınır kapısıdır. Bulgaristan üzerinden Avrupa'ya açılan Kapıkule haricinde, Yunanistan ile Türkiye'yi birleştiren İpsala ve Pazarkule sınır kapıları mevcuttur. Ayrıca Uzunköprü'den yine Yunanistan'a giden demiryolu sınır kapısı mevcuttur. Eğitim Edirne, Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli bir eğitim ve kültür merkeziydi. Cumhuriyet döneminde Edirne'de eğitim konusunda hızlı bir gelişme göstermiş olup, şu anda okur-yazar oranı son yıllarda % 99'a ulaşmıştır. Edirne'de okulu olmayan köy bulunmamaktadır. Kentte bir üniversite haricinde 180 ilköğretim okulu, 20 lise, 15 meslek lisesi ve dengi okul, 3 özel okul, 2 özel ana okul ve 94 okul öncesi ana sınıfı vardır.

15 kimlife

Kültür Edirne, Anadolu'yu Avrupa'ya birleştiren bir konumda olması nedeniyle zengin bir kültüre de sahiptir. İl genelinde Osmanlı Türk kültürünü yansıtan 612 tarihi eser vardır. Bu eserlerden bir bölümü (ki bunlar Selimiye Camii, Üç Şerefeli Cami, Kervansaray, Meriç Köprüsü, Eski Cami v.b.) sağlamlılığını korumakta olup halen kullanılmaktadır. Bunlara benzer bir bölüm tarihi yapı da restore edilmektedir. Ayrıca il genelinde 29 adet SİT alanı mevcuttur. 639 yıldan bu yana yapılagelen Tarihi Kırkpınar Güreşleri ve Kültür Etkinlikleri geleneksel ata sporumuz olan yağlı güreşin en büyüğüdür. Edirne'nin Tarihçesi Edirne tarihi bir kent olup tarih boyunca da önem ve değerini korumuştur. Edirne'nin ilkçağlarda Orta Asya'dan göç edip buraya yerleşen Traklar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Sonradan Büyük İskender buraları Makedonya İmparatorluğu'nun uçsuz bucaksız sınırları içine katmıştır. Daha sonra Romalılar'ın hakim olduğu bu topraklar 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla Doğu Bizans'ın payına düşmüştür.


Bilginize... Gezelim Görelim

Roma İmparatorlarından II. Hadrianus tarafından yeniden kurulmuşcasına imar edilen kent, onun adına izafeten (Hadrianapolis) adıyla anılmıştır. 586 yılında Avar Türkleri burayı kuşatmışlar ancak alamadan geri dönmüşlerdir. Bulgar Türkleri ise 914 yılında kenti ele geçirmeyi başarmışlardır. Daha sonra tekrar Bizans'a geçen, 1050 ve 1078 yıllarında Peçenek Türkleri tarafından ikinci kez kuşatılan bu kent nihayet 1361 yılında I. Sultan Murat tarafından fetih edilerek, Osmanlı İmparatorluğu'nun taht (baş) şehri olmuş ve 1453 yılında İstanbul fethedilinceye kadar 92 yıl payitaht (başkent) olarak kalmıştır. Bu yıllar içinde de tarihinin en görkemli günlerini yaşamıştır. Edirne, Osmanlı İmparatorluğu döneminde "Paşa Sancağı" adıyla Rumeli Beylerbeyine bağlı bir vilayetti. Beylerbeyliğinin merkezi ise Sofya'da bulunuyordu. Edirne, imparatorluğun üniversite şehri olarak tanınmaktaydı. XVII. Yüzyılda dünyanın en büyük birkaç şehrinden biri haline gelen kent, XVIII. Yüzyılda gerileme dönemine girdi. 1745 ve 1751 yıllarında çıkan iki büyük yangın Edirne'yi büyük oranda ortadan kaldırdı. 22 Ağustos 1829 yılında Rusların şehre girip birkaç ay kalmaları

Edirne'nin uğradığı ilk işgal felaketi olmuştur. Edirne, 20 Ocak 1887'de tekrar Rusların 13 ay, 26 Mart 1913'te Bulgarların dört ay, 1920'li yıllarda Yunanlıların iki yıllık işgallerine de sahne olmuştur. Bugün yurdumuzun karayoluyla Avrupa'ya açılan sınır kapılarına sahip Edirne şehri, 25 Kasım 1922 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır. Gezilecek Yerler Edirne'de pek çok mesire yeri bulunmaktadır. Bunların başında Kırkpınar Güreşleri'nin yapıldığı ve Tunca nehrinin iki kolu arasında bir

16 kimlife

ada oluşturan Sarayiçi mevkii gelmektedir. Türkiye'yi Yunanistan'a bağlayan Karaağaç Pazarkule sınır kapısı yolu üzerinde Meriç nehri kenarındaki Söğütlük ormanı da Edirne'nin bir diğer ünlü mesire yeridir. Ayrıca Meriç ve Tunca nehirleri arasında kalan ve Edirne ile Karaağaç'ı birbirine bağlayan adanın bir bölümüne de "Bülbül Adası" denir. Selimiye Camii (Mosque) Alipaşa Çarşısı (Bazaar) Eski Cami (Old Mosque) II. Bayezit Külliyesi (The Complex of Bayezit II ) Üç Şerefeli Cami (The Mosque With Three Balconies) Şükrüpaşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi (The Memorial of Sukrupasha) Bedesten Çarşısı (Bazaar) Muradiye Camii (Mosque) Rüstempaşa Kervansarayı (The Caravansary of Rustempasha) Lalapaşa Dolmenleri (DOLMEN) Edirne Köprüleri (BRIDGES) KIRKPINAR Örf ve Adetleri Edirne tarih boyunca Avrupa ve Asya arasında göç akın istila ve sefer yolu üzerinde olduğu için çeşitli kültürler bu bölgede hakim olmuştur. 1361'de Osmanlı Türkleri'nin fethiyle Türk-İslam kültürü hızla yerleşmiş ve diğer kültürler unutulmuş sadece bazı


GezelimBilginize... Görelim

harabe ve tarihi kalıntıları kalmıştır. Edirne'de Türk-İslam gelenekleri hakimdir. Kıyafet Mahalli kıyafet gittikçe kaybolmakta sadece düğün bayram ve folklor gösterilerinde kullanılmaktadır. Yine de köylerde şalvar ve yelve gibi elbiselerin giyilmesi yaygındır.yemekleri Mahalli yemekleri tarhana badem ezmesi ciğer sarması mamaza ve akıtma ( mayalı ince ) mantı ve katmer bakla tavası çerkez tavuğu nemse böreği gözlemedir. Kırkpınar Güreşleri 14. yy'ın ikinci yarısından itibaren Edirne'nin Kırkpınar mevkiinde güreş şenlikleri düzenlenir. Süleymen Paşa'nın Rumeli'yi fetihleri sırasında ( 1346-1358 ) Anadolu'dan Rumeli'ye geçen Türk askerleri bu bölgede mola verirken güreşe başladılar. Bu kırk er birbirini yenemedi ve güreşteyken öldüler. Seneler sonra arkadaşları seferlerden ( akınlardan ) dönünce

arkadaşlarının kabrini ziyaret ettiklerinde soğuk gür bir pınarın aktığını görürler ( Kırklarpınarı ) zamanla Kırkpınarı olur Rumeli'yi fetheden kırk şehidi anmak için düzenlenen kırkpınar güreşleri zamanla gelenek haline gelir. Yiğitlerin harman olduğu er meydanı Kırkpınar'daki güreşlerde baş pehliven olarak Aliço Koca Yusuf Hergeleci İbrahim Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmet yetişmişlerdir. Camiler Selimiye Camii Gelmiş geçmiş mimarların en büyüğü Mimar Sinan'ın "ustalığımın eseridir." dediği bu cami dünyada tek kelimeyle "mimarlık harikası" olarak tanınır. Dahi mimarın 84 yaşındayken inşa ettiği bu görkemli cami Sultan II. Selim adına yapılmıştır. 1569 yılında yapımına başlanılan cami 6 yıl süren yorucu bir uğraş sonunda 1575 yılında tamamlanmıştır. Caminin dört köşesinde birebir eşit boy ve çapta dört minare yer almaktadır. Bunlar 70,89 metreyi bulan boyları ile Türkiye'nin en yüksek minareleridir. 31,28 metre çapındaki kubbesi de aynı özelliği taşımaktadır. Caminin duvarları ve mihrabı İznik ve Dimotoko çinilerinin en mükemmelleri ile süslenmiştir. Edirne'ye her yönden girişte iki taneymiş gibi görünen, ancak yaklaştıkça 4 tane olduğu anlaşılan minarelerin birisinin

17 kimlife

üç şerefesine üç ayrı merdivenle çıkılmaktadır. Bu merdivenlerden çıkanlar birbirlerini asla görememektedirler. Bu usta mimarın akıllara durgunluk verecek kıvrak zekasının timsali sayılmaktadır. Üç Şerefeli Camii Edirne'nin bir başka simgesidir. 1443-1448 yılları arasında Sultan II. Murat tarafından Konyalı Hacı Alaaddin'e yaptırılmıştır. Üç minaresi bulunan caminin her bir minaresinde ayrı bir motif bulunmakta, burmalı minaresi en dikkat çekeni olmaktadır. Camiye adını veren bir başka minare de üç şerefeli olanıdır ve bu minare 67 metrelik boyu ile dünyanın en yüksek minareleri arasında yer almaktadır. Eski Camii Sultan I.Süleyman tarafından 1403 yılında yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414'te bitirilmiştir. Mimarı Konyalı Hacı


Bilginize... Gezelim Görelim

Alaaddin'dir. Üzerindeki kitabelerin güzelliği ile dünyada ün yapmıştır. II. Bayezid Camii ve Külliyesi Sultan II. Bayezid tarafından 14841488 yılları arasında Tunca nehri kıyısında yaptırılmıştır. Dört duvara dayalı kubbesi ile dikkat çekmektedir. Caminin yanında Tabhane, Darülşifa, Medrese ve İmaretten ibaret bir de külliye bulunmaktadır. Burası zamanında akıl hastalarının su

Edirne, büyük ve güzel çarşılarıyla ün yapmıştır. Bu çarşıların günümüze kadar ayakta kalanları şunlardır; Alipaşa Çarşısı, Arasta Çarşısı, Bedesten Çarşısı. Kervansaraylar Edirne kervansarayları yapılarıyla tarihi zenginlik içermektedir. Günümüze kadar gelen kervansarayların en önemlileri şunlardır:

yapılır. Mavzana, tarhana, ciğer sarması, akıtma, badem ezmesi, lokma, gaziler helvası, deva-i misk, Edirne'nin özgün yemek ve tatlılarının başlıcalarıdır. Ayrıca ısırgan yemeği, borani, değişik türde bir peynir tatlısı olan belmuş, mısır unundan imal edilen kaçamak, süte peynir eklenmesiyle yapılan akçakatık ve hardaliye de özgün beslenme öğeleri arasında yer alır. Sultan 2.Bayezid Darüşşifası Batıda akıl hastalarının içlerine şeytan girmiş tanısıyla işkence edilip yakıldığı bir dönemde, burada son derece ileri ve insancıl yöntemlerle bu tür hastalar tedavi edilirdi...

sesi ile tedavi edildikleri yer olarak bilinir. Külliye müzesi, 2004 yılı Avrupa Müze Ödülü'nü almıştır.

Rüstempaşa Kervansarayı (halen otel olarak kullanılmaktadır) Ekmekçioğlu Ahmet Paşa Kervansarayı.

Muradiye Camii Sultan II.Murat tarafından 14351436 yılları arasında Sarayiçi mevkiine bakan bir tepe üzerinde inşa ettirilmiştir. Çini mihrabı fevkalade güzeldir. Yanında XVIII.yy'dan kalma İmaret ve Hamma bulunmaktadır.

Müzeler Etnografya Müzesi (Selimiye Camii arkasında) İslam Eserleri Müzesi (Selimiye Camii bahçesinde) Türk Psikiyatri Tarihi Müzesi (II. Beyazid Külliyesi)

Diğer Camiler Yıldırım Camii, Defterdar Camii, Beylerbeyi Camii, Mezitbey Camii, Kadıbedrettin Camii, Sitti Sultan Camii.

Yemekleri Edirne'de değişik beslenme biçimleri görülür. Meyve ve Sebze beslenmede önemli yer tutar. Türkiye çapında ünlü beyaz peynir imalatı çok yaygındır. Edirne Peyniri denilen bu peynir genellikle koyun sütünden

Çarşılar

18 kimlife

İstanbul Fatih Darüşşifası ve Edirne 2.Bayezid Darüşşifası akıl hastalarının su ve müzik sesi ile tedavi edildiği önemli kliniklerdi. Batı; medeniyeti, tıbbı, insani değerleri ve daha bir çok şeyi Müslümanlardan öğrenmiştir. Şifahane 32 yatak kapasiteli ve biri birini görmeyen 6 kışlık ve 4 yazlık hasta odası ile 1 musiki sahnesinden meydana gelmiştir. Bundan 500 yıl önce bir hastane içinde mükemmel akustiğe sahip bir müzik sahnesinin düşünülmesi ve hasta tedavisinde de bunun kullanılması son derece etkileyicidir. Sahnenin 10-15 metre kadar önünde bir şadırvan var.


GezelimBilginize... Görelim

Şadırvandaki su sesi, tedavinin önemli bir kısmını oluşturmakta ve hastanın huzura kavuşturmasına vesile olmakta. Hanende ve sazende ekibinin fasılları devam ederken yan odalarda tabipler -Allah'tan gelenşifa için gayret etmekteler. Mehmed Şükrü Paşa (1857 1916) Balkan Savaşları'nda 3 ay zor koşullar altında Edirne'yi savunmuştur, Edirne Müdafii olarak da anılmaktadır. Şükrü Paşa Çanakkale'de görevli iken, Balkan Savaşı'nın çıkması üzerine Edirne müstahkem mevkii komutanlığına getirilmiştir 1912'deki Birinci Balkan Harbinde Edirne'yi savunmuş, herkesin takdirini kazanmıştır 1915 yılında ölen Şükrü Paşa'nın naşı, Müttefik kuvvetler komutanlarının katılmasıyla büyük bir askeri tören düzenlenerek İstanbul'da toprağa verilmiştir. Adalet Kasrı (Kulesi) Padişahların divan toplantılarını dinledikleri Adalet Kasrı Fatih Sultan Mehmed döneminde bağımsız kule şeklinde bir bina olarak yapılmıştı. Benzerleri Edirne ve Manisa saraylarında da var olan yapının, Osmanlı Devleti'nin adaleti her şeyin üzerinde tuttuğunu ifade eden sembolik bir anlamı vardır. Çeşitli tamirler gören Adalet Kulesi Sultan II. Mahmud döneminde (1819-20) yıllarında tadil edilerek yükseltilmiştir. Daha sonra, 19 yy.da Sultan Abdül-

aziz döneminde bugünkü yüksek ve sivri külahlı görünümünü kazanmıştır. Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin düzenlendiği Sarayiçi semtindedir. Edirne Sarayı'na Kanuni Sultan Süleyman zamanında eklendi. Kanuni'nin kanunlarını burada yazdırdığı söylenir. Kasrın önünde iki taş vardır.

Bunlardan seng-i arz, halkın dilekçelerini değerlendirilmek için üzerine bıraktığı taştı. Seng-i ibrette ise ölüm cezasına çarptırılanların kelleleri sergilenirdi. Günümüzde Edirne Müzesi Müdürlüğüne ait bir yapı olup, zaman zaman resim sergileri açılmaktadır. Kırkpınar Efsanesi Efsaneye göre 1346 yılında Orhan Gazi'nin Rumeli'yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, büyük oğlu Süleyman Paşa 40 askerle

19 kimlife

Bizanslılar'a ait Domuzhisar'ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Öteki hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan'ın topraklarında kalan Samona'da mola verirler. 40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür. Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler. Arkadaşları onları aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılırlar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye, "Kırkpınar" adını verirler. Sarı Saltuk 40 yıl Edirne'de kaldıktan sonra Dobruca'ya gitmek zorunda kaldı ve burada vefat etti. Bunun üzerine Bizans hükümdarı Andronikos, oğlunu Edirne'ye vali yaptı. Bu iddiaya göre kendisi de bir pehlivan olan Sarı Saltuk Osmanlılardan önce Kırkpınar Güreşleri'ni ilk düzenleyen kişidir.


Zekat ve Fitre Hakk覺nda

Bilmedikleriniz

20 kimlife


Yardımlaşma

Z

ekât, kalbi cimrilik hastalığından, mali fakirin hakkindan temizleyen, zenginlerde sefkat ve merhamet duygularini gelistiren bir ibadettir. Zekât sayesinde fakirlerin kalbindeki haset ve kıskançlık ortadan kalkar. Kendilerine yardım eden zenginlere karşı sevgi ve saygı meydana gelerek toplumda birlik ve kardeşlik kuvvetlenmiş olur. İslâm Dini, toplumun dertlerini tedâvi eden, ihtiyaçlarını karşılayan birçok esaslar getirmiştir. Allah'ın emri olan zekât, bir sosyal yardımlaşma sistemidir. Zekât malın büyümesini ve bereketlenmesini saglar. Zekâtı verilen serveti, yok olmaktan, kötü insanların zararından Allah korur. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Mallarınızı zekât ile koruyunuz." (et-Tergib ve'tTerhib, c.1, s.520) Zekat Kimlere Farzdır? Zekat, Müslüman, erginlik çağına gelmis, akıllı, hür ve dinen zengin sayılan kimselere farzdır. Dinen zengin sayılanlar, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından baska "NISAP MIKTARI" mali olan kimselerdir. Asli İhtiyaç: Oturulan ev, giyim eşyası, binek arabası, ticaret için olmayan kitaplar, sanatın icrasi için gerekli aletler ve ailenin bir yıllık nafakasıdır. Nisap: Dinimizin koydugu bir zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçüye göre: Aslî ihtiyacından başka 81 gram altını, 561 gram gümüşü veya bu miktarlar karşılığı parası veya ticaret mali bulunan, kırk koyun veya keçiye, otuz sıgıra veya beş deveye sahip olan müslümanlar "NISAP MIKTARI" mala sahip olmus sayılırlar. Asli ihtiyaçtan başka bu miktarlarda mala sahip olduktan sona tam bir yıl geçince zekat farz olur.

Zekât Kimlere Verilir? Zekât verilecek kimseler şunlardır: Fakirler: Dini ölçülere göre zengin sayılmayan, nisab miktarı mali olmayan kimselerdir. Yoksullar: Hiçbir şeyi olmayanlar. Borçlular: Borcundan fazla nisab miktari mala sahip olmayanlar. Yolcu: Memleketinde mali oldugu halde yolda parasız kalan, elinde bir şey bulunmayan kimselerdir.

(Bunlara memleketlerine varacak kadar zekât verilebilir.) Allah Yolundakiler: Bunlar cihad veya hac için yola çıkıp parasız kalanlar ile işini gücünü bırakıp kendisini ilme vermis olan kimselerdir. Zekatin öncelikle fakir olan yakın akrabaya, komşulara, hemşehrilere verilmesi daha sevaplıdır. Zekât Kimlere Verilmez? 1)Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara, 2)Ogluna, oglunun çocuklarına, kızına, kızının çocuklarina ve bunlardan dogan çocuklara, 3) Zenginlere, 4) Müslüman olmayanlara, 5) Karı-koca birbirlerine.

21 kimlife

Fitre Nedir? Nasıl Verilir? Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir mala sahip olan Müslümanların Ramazan ayında fakirlere verdikleri sadakaya "fıtır" sadakası denir. Başın ve bedenin zekatı olarak da bilinir. Buna "fitre" de denilir. Dinimizce zengin sayılan bütün Müslümanların, fıtır sadakalarını vermeleri vaciptir. Fitre, evdeki kişi sayısınca verilir. Ramazan bayramından önce bir bebek doğsa evin reisinin onun için de fitre vermesi gerekir. Dinimizde zengin olan kimsenin, hem kendisinin, hem de erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitre-lerini vermesi vaciptir. Fitre, Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadaka olduğu için fitrenin bayramdan önce verilmesi en güzel davranıştır. Çünkü fitre vermenin amacı, fakirlerin bayram hazırlığı yapabilmelerini ve bayramı neşe ile karşılamalarını sağlamaktır. Fitre, bayram günü veya daha sonra gecikmeli olarak da verilebilir. Fitre verirken niyet etmek önemlidir. Veren kişinin, fitreyi Allah rızası için verdiğini gölünden geçirmesi yeterlidir. Bunu fakire verirken "Bu fitredir" demek gerekmez. Fitreyi edeple vermeli, karşıdakini incitecek davranışlarda bulunmamalıdır. Bir fakire birden az fitre verilmez ancak birden çok fitre verilebilir. Zekat kimlere veriliyorsa fitre de onlara verilir. Bir özürden dolayı Ramazanda oruç tutmayan kimseler, dinen zengin sayılıyorlarsa ve bu oruçlarını kaza edecek bedenî güce de sahip değilseler, tutamadıkları her bir oruç için fitre vermekle yükümlüdürler.


Bayramda Akrabalar覺m覺z覺 Ziyaret Edelim!..

22 kimlife


Bayramlaşma

ZİYARETLERDE ŞU HUSUSLARA DİKKAT!

Dinimiz akraba ilişkilerinin sıkı tutulması ve kesinlikle ihmal edilmemesi üzerinde titizlikle duruyor. En azından bayramda bu konuya gereken hassasiyeti göstermeliyiz.

Bayramda akrabalarımızı ziyaret edelim İnsanlar, her geçen gün daha da yalnızlaşıyor ve kendilerini sınırlı bir dünya içine adeta hapsediyorlar. İnsanlar arası ilişkiler gittikçe zayıflıyor. Çoğu kimse etrafında olup bitenleri umursamıyor bile. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" sözü bu hali çok güzel bir şekilde resmediyor. Aynı apartmanda yan yana oturan dairelerdeki insanlar bile birbirlerini tanımıyorlar. Akrabalar arası ilişkiler ise neredeyse kopma noktasında. Bu acı ve düşündürücü tablonun sebeplerini düşündüğümüzde kabaca bir tasnifle karşımıza iki ana unsur çıkıyor: Birincisi modern dünyanın bizlere sunduğu hayat tarzı, ikincisi ise kendi değerlerimizden uzaklaşmamız. Maalesef bunun en acı örneğini akraba ilişkilerinde yaşıyoruz. Yeni yetişen nesiller, amca, teyze, dayı, hala sevgisi ve ilgisi görmeden yetişiyor. Hâlbuki dinimiz akraba ilişkilerinin sıkı tutulması ve kesinlikle ihmal edilmemesi üzerinde çok ciddi olarak duruyor. Esasen akraba ziyareti, dinimizin, toplumu bir kalabalıklar yığını olmak yerine, bir aileye dönüştüren çok hayatî prensiplerden birisidir. Bu mesele dini kaynaklarda "sıla-i rahim" ifadesiyle anlatılıyor. Sıla kelimesi, memleket, ulaşma ve kavuşma gibi manalara geliyor. Sıla-i rahim ise gerek kan, gerekse evlilik vesilesiyle oluşan akrabalara, yakınlara iyilikte ve yardımda bulunma, onlarla ilgilenme, akrabalık bağlarını güçlendirip, koruma anlamlarına geliyor. Akrabalık Bağlarını Koparmayalım Rabbimiz sıla-i rahim yapmamızı Kur-an-ı Kerim'de bizzat bizden

istiyor. Konuyla alakalı ayeti beraber okuyalım: "Adını anıp Kendisini vesile ederek birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a saygısızlık etmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakınınız." (Nisâ, 4/1) Ayet-i kerimeden açıkça anlaşıldığı gibi Allah, bizden akrabalık bağlarını sıkı tutmamızı istiyor. Ayette geçen "erham", "rahim" (akraba) kelimesinin çoğuludur. Bu kelimeyi bazı tefsir alimleri, mahrem olsun olmasın, "Kişinin bütün yakınları akraba(rahim)dır" demişlerdir. Bu çok kuşatıcı bir anlayıştır ve bu manada aynı apartmanı, sokağı, işyerini paylaştığımız insanlar da sıla-i rahim çerçevesi içine girmiş oluyor. Sıla-i rahim, akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir. Muhabbeti artırır. İnsanlar arasındaki dargınlıkları ortadan kaldırır. Birbirine bağlılığı artırır. İnsanları yalnızlıktan, içine kapanmaktan korur. Maddi veya manevi sıkıntıların çözümü adına birlikte çareler bulunmasına vesile olur. Bu sayede hem kendiyle hem de toplumla barışık bir insan ortaya çıkmış olur.

1. Evvela sıla-i rahimde ihmal etmememiz gerekli olan insanlar anne ve babamızdır. Onlar, bizim hayat vesilemizdir. Onlarla ilgilenmek, ihtiyaçlarını gidermek ve rızalarını kazanmak bizim için bir vazifedir. 2. Akrabalarımıza ve yakınlarımıza karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olmalıyız. Onlarla her karşılaştığımızda selam vermeli, hal ve hatırlarını sormalı ve iyi dileklerde bulunmalıyız. 3. Plan ve programlarımız içine akraba ve yakınlarımızı ziyaret etmeyi de alarak müsait zamanlarımızda, özellikle de bayramlarda onları ziyaret etmeliyiz. Ziyarete giderken mümkünse bir hediye götürmek çok güzel bir davranış olacaktır. 4. Günümüzdeki çalışma şartları ve ekonomik endişelerden dolayı bizzat ziyaret etmek zor görünüyorsa, en azından telefon ve e-mail gibi teknolojinin bize sunduğu imkânlarla ilişkileri devamlı sıcak tutmalıyız. 5. Sıla-i rahimde akrabalık bağlarını koparanlara öncelik vermeliyiz. Nitekim "İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir." (Buharî, Edeb, 15) hadisi bu hakikati ifade ediyor.

Peygamberimiz Bayramlarda Neler Yapardı? Evvela Allah Resulü, bayram namazına gitmeden önce birkaç hurma yiyordu. Ardından bayram namazını kılmaya yürüyerek gidiyordu. Başka bir hadislerinde ise Allah Resulü'nün bayram namazına gitmeden önce gusül abdesti aldığı ifade ediliyor. (Buhari, Iydeyn, 4) Daha sonra "Bugünümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır" (Buhari, İdeyn, 3) buyuran Efendimiz'in bayrama, bayram namazını kılarak başladığını anlıyoruz. O, bayram namazını "musalla" adı verilen geniş bir alanda kıldırıyordu.

23 kimlife


Püf Noktalar Bayramlaşma Beş Vakit Namaza Gelin Kırmadan, incitmeden, "Beş vakit namaza gelin" uyarısı yapmak ne tatlı, ne nazik! Bayramlar, Allah (cc)'ın rahmetinin sağanak sağanak yağdığı, kalplerin yumuşadığı günler, vaiz ve hatipler de -her zaman olduğu gibi- özellikle bayram günlerinde son derece yumuşak, şefkatli ve ümit verici olmalıdır. Vaizler, "Beş vakit gelmediniz. Cumada gelmediniz. Bayramda ne işiniz var" türünden kırıcı sözler söylememeli, bilakis "Ne güzel, hiç değilse bayram namazına geldiler" deyip onları kazanmaya, gönüllerine girmeye ve anlatacağı güzel şeylerle iki cihan saadetini kazanmalarına vesile olmaya çalışmalıdırlar. Ashabıyla Bayramlaşıyor Bu geniş meydanda ashabıyla bayramlaşan Efendimiz'in, bayramların kalabalıkla ve büyük bir coşku içinde kutlanmasını arzu ettiğini biliyoruz. Bu sebeple Allah Resulü'nün kaynaklarda zikredildiğine göre silahlarla yapılan folklorik gösterilere izin verdiği, Mescid-i Nebevi'nin toprak zemini üzerinde bir grup Habeşli'nin oynadığı mızrak-kalkan oyunlarını eşi Hz Aişe ile birlikte seyredip Hz. Ömer'in müdahalesini de doğru bulmadığı bilinmektedir. (Buhari, İydeyn, 2) Yine bir bayram günü kendisi seyretmemekle birlikte Hz. Aişe'nin yanında kız çocuklarının def çalıp oynamalarına da izin vermiştir. (Buhari, İdeyn, 3) Bu hadislerden bayram günlerinde İslamî ölçüler içinde eğlenilmesi ve bazı oyunların oynanmasının caiz olduğunu anlıyoruz. Bayram günü Hz. Peygamber'in yanında Buas harbine ait hamasî türküler söyleyen iki kız çocuğuna müdahale etmek isteyen Hz. Ebu Bekir'e Allah Resulü: "Ey Ebu Bekir! Bırak onları söylesinler. Her milletin bir bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır" (Müslim, Salatü'l-ideyn, 16) demiştir. Yine Allah Resulü bayram günleri mescitte mızrak kalkan oyunu oynayanları seyretmek isteyen Hz. Aişe'ye yardımcı olarak bu gösteriyi onunla beraber seyretmiştir. (Buhari, İdeyn, 2)

Bayram Sadece Eğlence mi? Bu arada şunu da ifade etmekte fayda vardır ki, yukarıda da ifade edildiği gibi Efendimiz'in Ramazan bayramlarında musallaya çıkmadan önce hurma yeme âdeti bir sünnet telakki edilmiş ve bu anlayış zamanla bayramlarda tatlı ikramı geleneğini doğurmuştur. Efendimiz bir hadislerinde bayramı "yeme, içme ve Allah'ı zikir günleri" olarak tarif etmektedir. (Ebu Davud, Savm, 49) Buradan hareketle diyebiliriz ki bayram günleri sadece yeme, içme ve eğlence günleri değildir. Bununla beraber bize bayram nimetini yaşatan Rabbimizi zikrederek O'na şükretmeliyiz. Tefekkür Atlası Allah'ım sen ne büyüksün! İnsan gönül gözüyle, çiçeklerin çehrelerinde parıldayan manadan, ağaçların dal ve yapraklarında cilve çakıp duran canlılık ve güzelliklere kadar, çevresinde olup biten şeylere bir kere ibret gözüyle bakabilse, her şeyin ötelere ait sırlı hayat kaynağından fışkırıp geldiğini anlayacak ve tabiatın bu baş döndüren güzelliği karşısında büyülenip kendinden geçecektir. Eşyadaki bütün bu süslü vaziyetler, bu baş döndürücü keyfiyetler, bu birbirine tebessüm edip yardıma koşmalar o Rahmet ve Hikmeti sonsuza açılan birer penceredirler ki, bu pencerelerden bakar, her biri birer hikmet goncası olan O'nun

24 kimlife

sanatlarını seyreder ve büyük bir heyecanla kendimizden geçip "Allah'ım Sen ne büyüksün" deriz. Bir Dua Günahlarımızı bağışla ya Rabbi! Rabbimiz, Senden bütün varlığı kuşatan rahmet havuzuna bizi de almanı istiyoruz. Bize bayram hürmetine merhametinle muamele et, bütün günahlarımızı ve kusurlarımızı mağfiret et. Ömrümüzün geri kalan kısmında da bize sıhhat, afiyet ver ve bizleri salih ameller işlemeye muvaffak eyle. Dualarımızı kabul buyur, isteklerimizi geri çevirme. Örnek Hayatlar Ne işiniz var bayram namazında! Bir Ramazan bayramı günü vaaz veren vaiz efendi, sene içinde namaza gelmeyip sadece bayramdan bayrama namaza gelenleri uyarmak için şu hoş misal verir: "Muhterem cemaat! Geçen bayram namazından sonra baktık ki bir kardeşimiz camide ceketini unutmuş. Bekledik öğlene gelir alır diye, gelmedi. İkindi... Akşam... Yatsı... Sabah... Yine gelmedi. Belki cumada gelir diye bekledik. Yine gelmedi. Aradan aylar geçip kardeşimiz gelmeyince biz de ceketi bir fakire verdik. Siz sakın öyle yapmayın! Hemen gelip alın." HAZIRLAYAN: Ali İhsan ER


?

25 kimlife


Geleneklerimiz

Osmanlı’da

Ramazan Oyunları ve

Orta Oyunu Sadaka taşları oyunu

Fukara sofrası

Osmanlı döneminde, sadaka taşları oyunu en çok bilinen oyundur. Çocuklar, sokaktaki taşları toplayıp sakat leyleklere ev kurarlardı. Osmanlı'da verme geleneği; topluma, taşı bile sadakaya dönüştüren hayır anlayışını kazandırmıştı. Sadaka kutusu oyunu

Bu oyun genellikle Ramazan ayının başında, ortasında ve sonunda olmak üzere üç defa oynanırdı. Oyunda varsayalım ki biz çok fakiriz denilir ve o günlerde iftar sofrasından doymadan kalkılırdı. Misafir ağırlama oyunu

Çocuklara hediye olarak çarşılarda satılan karton ya da ahşap, kenarları süslenmiş sadaka kutularından alınırdı. Bu küçük kutular, minyatür çeyiz sandıklarına benzerdi. Toplanan bütün paranın fakirlere verileceği ailecek kararlaştırılırdı.

Mahallenin en fakiri, ailesiyle ve çocuklarıyla birlikte iftara davet edilirdi. Gelen misafirlere çok anlayışlı davranılırdı. Elbiselerinin eski, yırtık ve çamurlu olduğu göze görünmezdi. Misafirler, halıların üzerinde çamurlu ayakkabıları ile gezseler de bir şey denilmezdi. Konakta yaşayanlar hizmet ederlerdi. ZAMAN GAZETESİ

26 kimlife

Osmanlı’da Ramazan Oyunları


O

rta oyunu, çevresi izleyicilerle çevrili bir alan içinde oynanan, yazılı metne dayanmayan, içinde müzik, raks ve şarkı da bulunan doğaçlama bir oyundur. Orta oyunu adının geçtiği ilk belge 1834 tarihlidir. Daha eski kaynaklarda bu oyun; kol oyunu, meydan oyunu, taklit oyunu, zuhurî gibi adlarla anılmıştır. Orta oyunu, han ya da kahvehane gibi kapalı yerlerde de oynanmakla birlikte, genel olarak açık yerlerde ortada oynanan bir oyundur. Oyunun oynandığı yuvarlak ya da oval alana palanga denir. Oyunun dekoru; yeni dünya denilen bezsiz bir paravandan ve dükkân denilen iki katlı bir kafesten oluşur. Yeni dünya ev olarak, dükkân da iş yeri olarak kullanılır. Dükkânda bir tezgâh, birkaç hasır iskemle bulunur. Orta oyununun kişileri ve fasılları Karagöz oyunuyla büyük oranda benzerlik gösterir. Oyunun en önemli iki kişisi Kavuklu ile Pişekâr'dır.

Kavuklu, Karagöz oyunundaki Karagöz'ün karşılığı, Pişekâr da Hacivat'ın karşılığıdır. Orta oyununda da gülmece öğesi, Karagöz oyunundaki gibi, yanlış anlamalara, nüktelere ve gülünç hareketlere dayanır. Oyunda çeşitli mesleklerden, yörelerden, uluslardan insanların meslekî ve yöresel özellikleri, ağızları taklit edilir. Bunlar arasında Arap, Acem, Kastamonulu, Kayserili, Kürt, Frenk, Laz, Yahudi, Ermeni vb. sayılabilir. Orta oyununda kadın rolünü oynayan kadın kılığına girmiş erkeğe Zenne denir. Kavuklu Hamdi ile Pişekâr Küçük İsmail Efendi, orta oyununun önemli ustaları sayılır. Orta Oyununun Bölümleri: *Mukaddime (Giriş): Zurnacı, Pişekâr havası çalar. Pişekâr çıkar ve izleyiciyi selâmladıktan sonra zurnacıyla konuşur. Bu konuşmada, oynanacak oyunun adı bildirilir. Daha sonra zurnacı Kavuklu havasını çalar. Kavuklu ile Kavuklu arkası oyun alanına girer. Kavuklu ile Kavuklu arkası arasında kısa bir konuşma geçer. Sonra bu kişiler birden Pişekâr'ı görüp korkarlar ve korkudan birbirlerinin üstüne düşerler. Bazı oyunlarda zenne takımı ve Çelebi'nin daha önce çıkıp Pişekar'la konuştukları bir sahne de vardır. *Muhavere (Söyleşme): Bu bölüm Kavuklu ile Pişekâr'ın birbirleriyle tanıdık çıktıkları tanışma konuşmasıyla başlar.

27 kimlife

Kavuklu ile Pişekâr'ın birbirinin sözlerini ters anlamaları bir gülmece oluşturur ki buna arzbâr denir. Arzbârdan sonra tekerleme başlar. Tekerlemede Kavuklu, başından geçen olağan dışı bir olayı Pişekâr'a anlatır. Pişekâr da bunu gerçekmiş gibi dinler, sonunda bunun düş olduğu anlaşılır. *Fasıl (Oyun): Oyunun asıl bölümü, belli bir olayın canlandırıldığı fasıl bölümüdür. Orta oyunu fasılları genellikle iki paralel olay dizisinde gelişir. Dükkân dekorunda gelişen olaylarda genellikle Kavuklu bir iş arar. Pişekâr'ın ona iş bulmasıyla olaylar gelişir. Dükkâna gelip giden çeşitli müşterilerle ilgili oyunlar da vardır. İkinci olaylar dizisi yeni dünya denilen ev dekorunda geçer. Zenne takımının, Pişekâr aracılığıyla ev araması ve bir eve yerleşmesi biçiminde olaylar gelişir. *Bitiş: Oyunun son bölümüdür. Pişekâr, izleyicilerden özür dileyerek gelecek oyunun adını ve yerini bildirir. Oyunu kapatır. Geleneksel Türk halk tiyatrosunun önemli seyirliklerinden olan orta oyununun başlıcaları şunlardır: Mahalle Baskını, Terzi Oyunu, Yazıcı Oyunu, Büyücü Hoca. Fotoğrafçı, Hamam, Tahir ile Zühre, Kale Oyunu, Pazarcılar, Çeşme, Gözlemeci. Çifte Hamamlar, Kunduracı, Eskici Abdi.


Yaşar ALPTEKİN

YAŞAR “

ALPTEKİN

Kendisi için “samimi değil” dediler, “reklam yapıyor” dediler, dediler de dediler… İtiraf ediyorum medyadan çıkan haberlerden ben de etkilenmedim değil. Aradan zamanın geçmesini, ortamın durulmasını bekledim röportaj yapmak için…

Yaşar Alptekin'le bir televizyon programı vesilesiyle ilk kez bir araya geldik. Samimiyetine, içtenliğine yakından tanık oldum. Yaptığımız bu sohbetle kendisine inancım daha da pekişdi. Oysa yaşanan şaşalı, renkli bir hayattan sonra namazla tanışan bir insanın samimi olmaması mümkün mü? "KARA FATMALARA BAK BAK" DİYORDUM Yaşar Bey, dönüşümü yaşamadan önce, o renkli hayatı yaşarken inançlı insanlara nasıl bakıyordunuz? Yani diğer tarafta iken şu anda bulunduğunuz tarafa bakışınız nasıldı?

Utanç verici şeyler söylüyordum. Çarşaflı bir bayan görünce Allah günah yazmasın, Allah'a sığınıyorum "Kara Fatma diyordum. Kara Fatmalara bak" diyordum. "Şalvarlılar, takunyalılar" geliyor diyordum. Mesela gittiğim bir restaurant da baş örtülü bir bayan olsa kınıyordum dışlıyordum. Ya benim yanımdaki arkadaş lafı başlatıyordu ya da ben başlatıyordum." Bunların ne işi var burada" diye düşünüyordum. Bir çok bilmeyen cahil insanın düşündüğü gibi düşünüyordum. Ama sonra elhamdülillah namaz kılmaya başlayınca bundan çok utanır oldum. Yani o aslında tenezzül edip de içine girmediğimiz araştırmadığımız, dünyada ibadet halinde bulunan

28 kimlife

insanların ne kadar saf, temiz ve samimi olduklarını görünce daha da şaşırdım ve daha da utandım.

Ailenizin yapısı nasıl? Ailemizde inancını yaşayan yok. Biz göçmen bir aile olduğumuz için çok geniş bir sülale değiliz. Mesela bizim sülalemizde namaz kılan yoktur, annem ramazanda oruç tutuyor ama başı açıktır. Sadece namaz kılar onun dışında hiçbir şey yok. Ama, şimdi Allah nasip etti tekerlekli sandalyeyle onu umreye götürdüm. Şimdi elhamdülillah iyi.


Yaşar ALPTEKİN

"BU KIZI DİNCİ YAPACAKSIN" DİYE KIYAMETİ KOPARTILAR Eski eşiniz dönüşünüzden kızınız adına tedirgin oldu mu? Kızımı bir cemaate bağlı okulda okuttum. Kayınvalidem ve eşim "bu kızı dinci yapacaksın" diye kıyameti kopartılar. Hala o okulda mı okuyor? Hayır okulu bitirdi, şimdi tiyatro okuluna gidiyor. Kızıma önce uzun etekler giydirmiştim. Her şey çok güzeldi. Annesine gide gele, onu doldurmuş olmalı ki kızım bir gün ağlayarak "Herkes baban seni dinci yapacak diyor. Ben uzun etek giymek istemiyorum. O okula gitmek istemiyorum" dedi. Anlıyacağınız okulu zar zor bitirdi.

ORADA RUHUMUN BEDENİMDEN AYRILDIĞINI HİSSETTİM Cenazeye neden gittiniz, rahmetli Sakıp Bey’le tanışıyor muydunuz? 100 metre uzaktan bile rahmetliyi görmedim. İnanın niye gittiğimi bilmiyorum.Üstümü değiştirmek için eve geldim, ses olsun diye televizyonu açtım. Hani televizyonu açtığınızda ses görüntüden önce gelir ya, ilk gelen ses aynen şuydu:"Ünlü işadamlarımızdan Sakıp Sabancı, Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Öğlen namazından sonra cenazesi Fatih Camiinden kaldırılacaktır." Bu cümleyi duyduğumda içim titredi, bir şey oldu. Kendi kendime bu cenaze namazına gitmeliyim" dedim. O zamanlar da çok yoğunluk vardı hayatımda. Fatih Camii nerede bilmiyordum, cenaze namazı nasıl kılınır bilmiyordum. Aklıma kızımın okulunda kantinde çalışan "Ekrem diye bir arkadaş" geldi.Bir gün kızımı okuldan almaya gittiğimde "Ben bir namaz kılıcam,sen bekle, namaz kılıp geliyorum" demişdi..Aklımda namaz kıldığı oradan kaldı.Hemen telefon açtım,yardım istedim.O gün cenaze namazına birlikte gittik. O akşam bana namaz kılmasını öğretti venamaza başladım. Sakıp Sabancı'yı hiç görmemiştim ama kendisini çok seviyordum. Müt-

evazi bir insan olduğu için hep saygı duymuşumdur kendisine. Cenaze namazında ne hissettiniz? Orada ruhumun bedenimden ayrıldıgını hissettim, insanları gözlemlemeye başladım. Kimi insanlar saatine bakıyordu, geç oldu bitse de gitsek gibi. Kimi insanlar meşhur insan görür müyüz diye etrafına bakıyordu. Kimi insanlar birbirleriyle kartvizit alışverişi yapıyordu. Hepsi işadamı ara beni görüşelim tarzında. O sırada gözüm 50 mt. uzakta duran tabuta takıldı. Türkiye'nin en zengin işadamlarından birisi yatıyordu. Sahibi olduğu zannettiği hiçbir şeyi götüremiyordu. Götürebildiği yegane şey kefen, kefenin de cebi yok. Ve düşündüm buradaki insanlar bunun

29 kimlife

farkında değil. Bu bir ibret bundan hiç kimse bir ders çıkarmıyor. Herkes bir koktey de gibi. Sigara molası verilmiş, benzinlikte mola verilmiş gibiydi.Ölüm diye bir gerçek var.O öldüğüne göre bende öleceğim, bizde öleceğiz diye düşündüm. O ana kadar vallahi, billahi ölümü hiç düşünmemiştim. İÇİMDEKİ ŞEYTAN BENİ DÜRTÜYORDU Dönüşümünüzü ilk kiminle paylaştınız? Semih Abi ile paylaştım. Cahiliye dönemimde, 26 yaşında hacca gitmiş bir abim. Cenaze namazını kıldım eve geldim. Gece balkonda oturdum etrafı seyrettim. Şimdi hatırlamıyorum ama tek hatırladığım şey eve yürüyerek gelmiştim. Hatırladığım şey tebe-


Yaşar ALPTEKİN

ssüm ediyordum. Bir ara kendimi yakaladım tebessüm ederken. Korktum, deliriyor muyum, insanlar beni görecek delirdi sanacaklar. Yeni görmeye başlayan bir insan gibiydim sanki, gözlerim yeni açılmıştı. Ameliyat olmuşum, o ana kadar körmüşüm, gözlerim açılmış gibiydi. Etrafımı yeni açılmış gözlerimle seyrediyordum. Rabbim Semih abiyi aklıma getirdi. Eskiden ona takılırdım."Hacı abi manken kızlarla diskoya gidiyoruz gel takıl bize hayatını yaşa" derdim. Ben onu bozmaya çalışıyordum. İçimdeki şeytan beni dürtüyordu. O da ne beni kırıyordu, ne de kendi bozuluyordu. Beni o kadar güzel başından savıyordu ki daha da sinir oluyordum daha da bozuluyordum daha da ona yükleniyordum. Rabbim aklıma ilk Semih Abiyi getirtti. Beş vakit namaz kıldığımı ilk onunla paylaştım. İnanamadı. Motora atladım işyerine gittim. Gözümün içine baktı baktı hiç unutmuyorum, elini bacağıma koydu. "Senin hizmetle tanışma zamanın geldi "dedi. "Abi hizmet ne? "dedim. Sen pazartesi günü saat 7 de Vatan Caddesi'ndeki şu adrese gel dedi. Pazartesi günü gittim sohbete katıldım. İnanılmaz bir lezzet aldım. Orada çok samimiydi insanlar. Ben orda anladım ki samimiyetin laubalilik olmadığını. Çünkü, bizim o camiada herkes samimiyet adı altında laubali. Gerçek samimiyetin ne olduğunu o zaman anladım, Allah razı olsun. NAMAZ KILAN NE İÇKİ İÇER NE SATAR Dönüşümünüz basına nasıl yansıdı? Benim namaz kılmamın Türkiye'de bu kadar ses getireceğini, insanların bu kadar ilgileneceğini aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Suadiye'de Kızıldereli diye kafem vardı. Cahiliye dönemimde kızılderi hayranlığı vardı bende. Bir gün Yakamoz programının sunucusu Haluk Kurtoğlu röportaj

yapmak için kafeye geldi. Ne güzel kafe, içki olarak ne veriyorsun? dedi? Ben de "içki içmediğim için satmıyorum da haramdır." dedim. Niye dedi. Ben namaz kılıyorum, namaz kılan insan ne içki içer, ne satar dedim.Vay! Sen namaz mı kılıyorsun dedi. "Evet" dedim. Bu program yayınlandı, yayınlandığı günün ertesi günü Kanal 7'den telefon geldi. Haber merkezinden Taha Dağlı, benimle röportaj yaptı. Sonra ne oldu ben de anlayamadım. Bir anda rağbet görmeye başladım Namaz kılmaya başladıktan sonra eski çevrenizle iletişiminizi kopardınız mı? Ne oldu? İnsanlar bana ulaşmasın, ben o insanlara ulaşamayayım diye bütün cep telefonlarımı kapattım, Telefon hattımı değiştirdim. Fihristimi de bayan arkadaşlarımın numaralarını da yırttım. ilk namaza başladığımda, Türkiye'de ne kadar cemaat varsa hepsine girdim çıktım. Herhalde oralardan etkilenmiş olacağım ki, sakal bırakmaya başladım. Eyüp Sultan'da sakalla, cüppeyle dolaşmaya başladım. Bir gün hiç unutmuyorum feshanedeyiz. Bende sakal, cüppe sarık var Eyüp'e gidiyorum. Beni cahiliye dönemimden 2-3 arkadaş gördü." Aaa Yaşar!

30 kimlife

pardon abi çekimde misiniz "dedi. Yok dedim. "Abi bu ne hal, çekim filan yapmıyorsunuz değil mi?dedi. Çekim yapıyoruz da çekimin içine girdiklerini zannetmişlerdi. KIZIM BENİ HEP UZAKTAN SEYRETTİ Kızınız da delirdiğinizi düşündü mü? Elhamdülillah çok akıllı bir kızım var. Asla benimle oturup 'baba ne oluyor, nedir bu değişiklik' demedi. Hiçbir şey yokmuş gibi davrandı. Beni hep uzaktan seyretti. Kızınıza müdahale etme gereği duydunuz mu? Bir baba olarak istemez miyim? En iyisi göz görür taklit eder, sonra hakikate dönüşür dedim. Akşam ve yatsı namazlarını onun yattığı yerden beni göreceği mesafede bir yerde kıldım. Bütün tavan spotlarını söndürdüm bir tek kendi tepemdeki spotu açık bıraktım. Orada beyaz kıyafetlerimle namazlarımı kıldım ve yüksek sesle dualarımı okudum."Allah'ım ne olur bana nasip ettin kızıma da nasip et Allah'ım" diye dua ettim. Beş gün sonra bir cumartesi sabahı, kızım "baba sana bir şey söyleceğim"dedi. Buyur kızım dedim. Bana namaz kılmasını öğretir misin, bende


Yaşar ALPTEKİN

namaz kılmak istiyorum dedi. O zaman çok heyecanlandım. Hemen bana namaz kılmasını öğreten Ekrem'e telefon açtım. O bir kız arkadaşını getirdi. Kız arkadaşı ona öğretti. Ama; evde baş örtüsü yoktu. Gece saat 11 gibiydi. Bizim motorcuların bandana dediği, boyna sarılan ya da başa bağlanan, üzerinde Harley Davidson motor resmi olan üçgen bir örtü vardı. Zar zor düğüm atarak başını örttük. Çizgi film kahramanları gibi bir şey oldu. Bir de kız çocuklarını bilirsiniz, süse çok düşkün olurlar, "baba nasıl oldu bir bakayım aynaya" dedi. "Ya çok güzel oldu namazdan sonra bakarsın" dedim. Aynaya baktırmadım, baktırsaydım eminim baş örtüsünü çıkaracaktı. SABAHLARA KADAR AĞLAYARAK NAMAZ KILDIM Hacca gitmeye nasıl karar verdiniz? Hacca gitmeye, namaza başladıktan bir ay sonra karar verdim. Ama benim kimseyle paylaşamadığım sorunum vardı. Cahiliye dönemi'mden kalmış vergi borcum vardı. Vergi borcumdan dolayı da yurt dışına çıkış yasağım vardı. Gittiğim konferanslarda umreye gittin mi, hacca gittin mi? diye soruyorlardı. "Yurt dışına çıkış yasağım" var diyemiyordum, utanıyordum. Baktım olacak gibi değil en iyisi ben yazılayım dedim. Nasılsa yazılıp üç-beş senedir gidemeyen insanlar var. "Valla çok gitmek istiyorum, yazıldım çıkmadı" derim dedim Yüce Rabbim kısmet etti yazıldıktan 20-25 gün sonra çıktı. ALLAHIM SEN BENİM İÇİN YASAYI DEĞİŞTİRDİN Yurtdışı yasağı ne oldu? Sabahlara kadar ağlayarak namaz kıldım. Allah'ım beni huzuruna çağırdın ama sen biliyorsun gelemiyorum ne olur bana bir çıkış yolu göster. Bana kapı aç ya Rabb'im ne olur işimi kolaylaştır.

Sabahlara kadar ağlamaktan gözlerim şişti. İki hafta sonra muhasebeciden haber geldi. "Yaşar Bey müjde mi isterim, vergi affı çıktı. 100 milyar aşağısı affediliyor, 100 milyar yukarısına çıkış yasağı var" dedi. Benim de 53 milyar vergi borcum vardı. O akşam koşa koşa eve gittim, yine aynı şekilde sabahlara kadar ağlayarak, Allah'ım sen benim için yasayı değiştirdin. Benim, Senin huzuruna gelmem için, yasayı değiştirdin. Sen, beni seviyorsun ya Rabbi. Sen beni, benim seni sevdiğimden daha çok seviyorsun biliyorum. Benim sana verebileceğim hiçbir şey yok ya Rabbim. Malım mı, canım mı, onlar bende emanet. Benim sana verebileceğim yalnızca ibadet. Sana yalnız ibadet edebilirim. Ve ölene kadar sana söz veriyorum, namazımdan bir an dahi vazgeçmeyeceğim. Allah'ım son nefesime kadar imanlı al canımı diye dua ettim. NE İMANLI KADINLAR BİLİRİM BAŞÖRTÜSÜ ÖRTMEYEN Peki yeni bir evlilik düşünüyor musunuz? Evleneceğiniz bayanda ne tür kriterler arıyorsunuz? Kriter olarak sadece benim gibi Allah yolunda olsun istiyorum. Başörtülü olması şart deil. Ne ihlaslı, ne imanlı kadınlar biliyorum başörtüsü örtmeyen. Ben ona bakmam, ben yüreğe bakarım. Yüreği güzel olsun. Bana artık bu yaştan sonra, hem arkadaş, hem eş, hem hoca olacak biri lazım.Bir de din bilgisinin benden üstün olmasını isterim.

31 kimlife

ESKİDEN HALKIN TAKDİRİ İÇİN ÇALIŞIYORDUM, ŞİMDİ HAKK'IN TAKDİRİ İÇİN ÇALIŞIYORUM Peki, şu anda en samimi arkadaşınız kim, kimlerle görüşüyorsunuz? En samimi arkadaşlarım namaz kılanlar. Sümbül Efendi Camisi imamı İbrahim Abi, Topkapı Sanayi Sitesi Cami imamı Ahmet Yuter Abi, Kozyatağı Modern Mehmet Çavuş Cami imamı Yunus Abi, Faruk Abi, Ekrem Abi, Eşref Abi Eskiden halkın takdiri için çalışıyordum. Şimdi Hakk'ın takdiri için çalışıyorum, şimdi daha dikkatliyim. Eskiden serseri mayın gibiydim ama şimdi hedeflerimi seçiyorum. Gençlere ne tavsiye ediyorsunuz? Şunu söylüyorum. Ölmek ve namaz kılmak yaşlılara özgü bir şey değil. Ölmeyi ve namaz kılmayı yaşlı işi zannediyorsanız, gidin mezarlıklara doğum ve ölüm tarihlerine bakın. Kaç yaşında ölmüş. Gazeteleri okuyun, TV'leri seyredin. Ölmenin ve namaz kılmanın yaşı yoktur. Şuanı iyi değerlendirin. Nasıl bir arkadaşın sana bir şey hediye edince 10 defa teşekkür ediyorsun, Rabbim sana nimetler vermiş, senin teşekkürün ne olacak? Şükür - Şükürün ne olacak? İbadetİbadetin ne olacak? Namaz. Trafik kurallarına uyuyorsun. Sola dönme, sağa dönme, park yapma gibi. Ya da okula giderken, kıyafetlerine dikkat ediyorsun. Rabbim sana içki içme diyor, içki içince ne yapıyorsun, zinaya yöneliyorsun. Zina yapınca ne yapıyorsun, ne çocuğun ne karın kimse kimseyi tanımıyor. Röportaj: Nursel TOZKOPORAN


Ramazan’da Sağlık

Ramazan’da

Aşırı Uykunun

Nedeni

32 kimlife

Ramazan’da kan şekerinin düşmesinin kişide uyuma isteğine neden olabileceğini söyleyen uzmanlar, “Gün içinde uyuklamanın önüne geçebilmek için sahurda lifli gıdalar tüketin. Yağlı ve baharatlı yemeklerden uzak durun” uyarısında bulunuyor.


Ramazan’da Sağlık

S

ıcakların etkisi ile oruç tutan kişiler sağlık açısından bazı olumsuzluklar yaşayabiliyor. Uzun süren açlık süreçleri sağlıklı kişide ciddi bir sağlık problemi oluşturmasa da kişinin metabolizmasını olumsuz etkileyebilir. Uzun süren açlık süreçleri sonucunda sağlıklı bir kişinin metabolizmasında, kan şekeri düşebilir, dikkat azabilir, halsizlik olur. İş verimi azalabilir. dedi. Sinirlilik Görülür Açlığın hissiyle kan şekeri düştüğünden kişide uyuklama halleri yaşanabileceğini dile getiren Prof. Kavaklı, "Kan şekerinin düşmesi ile kişide halsizlik, hatta sinirlilik görülebilir" diye konuştu. Uyuklamayı Önlemenin Yolları Kan şekerinin düşmesini engelleyebilmek için sahurda lifli gıdalara yer verilmesi bir önlem olabileceğini kaydeden Prof. Kavaklı, şöyle devam etti: "Kan şekerinin düşmesinin engellenmesi ile gün içerisinde uyuklama hallerinin de önüne geçecektir. Sahur ve iftarda tükettiği ağır, yağlı, acılı ve baharatlı yemekler de uykusunu kaçırabileceğinden dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Mümkünse kısa sürelerle vücudunuzu ve zihninizi kısa öğle uykusuyla dinlendirmek gerekir. Uyku Süresini Dengelemek İçin

Ne Yapmalı? Ramazanda sahura kalkmak başta çalışanlar açısından uyku sürelerinin kısalmasına ve uyku düzeninin değişmesine sebep oluyor. Uyku düzeninin değişmesi kişilerde, bazı hormonların ritminin bozulmasına yol açabileceğini anlatan Prof. Kavaklı, "Uyku problemlerinin oluşması ve uyku problemlerinin etkisiyle günlük yaşantılarında uyum konularında sorun yaşamaları kaçınılmaz olmaktadır. Oruç tutan kişiler 24 saat içindeki toplam uyku sürelerini Ramazan öncesinde olduğu gibi tutmaya çalışması uyku sürelerini dengelemek için alınabilecek bir önlemdir. Ancak uyku açısından yaşanan bu tür problemler kalıcı bir bozukluk oluşturmadığından; uyku kalitesi oruç bittikten bir süre sonra

normale döner" açıklamasında bulundu. Karpuz Susuzluğu ve Açlığı Önlüyor Sıvı tüketirken yaz aylarının en gözde meyveleri kavun ve de özellikle karpuzdan yararlanılabileceğini söyleyen Gaziosmanpaşa Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Müjdat Kara, "Karpuzun yüzde 95'u sudur. Kalorisinin düşük olması ve sindirimi kolaylaştırması yanında A ve E vitamini içerir. Lifli meyve olan karpuz tokluk hissi vererek oruç süresinin daha kolay geçmesini sağlar. dedi. Bugün Gazetesi

Bunları Unutmayın!

Oruçlu iken zaten sıvı alımı yapılamayacağı için sıcak ortamlarda bulunmak, terlemeyi artırarak vücutta var olan suyun da kaybedilmesine ve buna bağlı olarak susuzluk hissedilmesine sebep oluyor. Bunun sonucu olarak kanın akışkanlığı azalıp risk grubunda olanlarda damar tıkanıklığı yaşanabileceğini söyleyen Prof. Kavaklı, bu açıdan bakıldığında kalp ve damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon yakınması olanların oruç tutması sakıncalı olduğunu hatırlattı. Bunun için aşırı güneşli ve sıcak havalarda sağlıklı kişilerin bile mümkün olduğunca dışarı çıkmaması öneren Prof. Kavaklı, "Ancak açık havada çalışmak zorunda kalanlar olacağından. Bu kişilerin açık renkli, bol, pamuklu giysiler giymesi, geniş kenarlı şapka kullanması, baş ve yüzlerini sık sık soğuk suyla yıkaması ve imkânı olanların gün içinde duşa girmesini tavsiye ederiz" şeklinde konuştu.

33 kimlife


Manevi Huzur

Manevi Huzur’un Adresi

Eyüp “

Ramazan'da Haliç kenarında açıkhava sinema şöleni de yapılacak... Eyüp belediyesi, "Onbir Ayın Sultanı" ramazan ayında vatandaşlar için çok özel iftar programları hazırladı. Geçtiğimiz yıl Ramazan ayı boyunca açıkhavada iftar yemekleri düzenleyerek bir ilke imza atan Belediye, bu sene de yine büyük ilgi görecek etkinlikler organize ediyor. Eyüp Sultan Camii'ni ziyarete gelen binlerce kişi, geçtiğimiz yıl Cülus Yolu'nda düzenlenen açık hava iftarlarına katılmış ve g eleneksel Ramazan etkinliklerinin coşkusunu yaşama fırsatı bulmuştu...

34 kimlife


Manevi Huzur

H

z. Eyüp Sultan Türbesi VIII. yüzyılda Arapların İstanbul'u kuşatması sırasında şehit düşen Hz.Muhammed'in (S.A.V)Sancaktarı, Ebu Eyyübel Ensari'nin mezarının yeri, Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul kuşatması sırasında Akşemseddin tarafından bulunmuştur. Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari'nin mezarının yeri Akşemsettin tarafından tayin edilince Fatih Sultan Mehmed, mezarı üzerine bir türbe yapılmasını emretti. Türbenin inşaatına 1453 yılında ve İstanbul Kuşatmasının ilk günlerinde başlandı. Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı türbe daha sonraki dönemlerde çeşitli ilavelerle değişime uğramış ancak esas türbe mekanı orjinaldir. Hz. Halid'in türbesinin yanındaki cuzhanede, Semiz Ali Paşa (Ölm. 1564), Mahfirüze Hatice Sultan (Ölm. 1621) ve Sadrazam Gürcü

Mehmed Paşa (1575 1623) medfundur. Fatih'ten sonra Hz. Halid'in kabri etrafında ilk şehitler gömüldüler. Daha sonra birçok devlet adamı, bilim adamı, sanatkar ve Eyüp Sultan'a yakın olmak isteyen birçok kişi buraya gömüldüler. Eyüp Sultan türbesinin haziresinde yatan bazı meşhur şahıslar: Gazi Ethem Paşa, Küçük Said Paşa, Fatih'in Sakası, Mustafa Ağa, Yusuf Baba, Hoca Sinan Paşa, Muhsinzade Mehmet Paşa, Esma Sultan, Şeyh Sadreddini acemi, Hasan-ı Samsuni, Ali bin Mehmed el- Kuşçu, Muhyiddin bin Muhammed bin Abdülevvel-i Tebrizi Mahmud Zihni Efendi, İzzet Paşa, Mehmed İbrahim Paşa, Yusuf Sinan Paşa, Mehmed Şevki, Mustafa Asım, Müeyyidzade Abdurrahman, Zübeyde Fitnat Hanım.

Eyüp Sultan Tarihi Eserler Tarihin muhtelif dönemlerinde bu güzel beldede 58 camii ve mescit,22 tekke,11 medrese,30 mektep,13 namazgah,10 kütüphane,2 imaret,4 karakol,30 sahil sarayı,10 hamam,11 sebil, ve 114 türbe inşa edilmiştir. Bu 114 türbenin hepsi kapalı olmayıp büyük bir kısmı açık türbe halindedir. Feshane, II. Mahmut tarafından 1826 yılında yeniçeri ordusunun yerine gelmiş olan yeni orduya üniforma dikmek için kurulmuş olan ve günümüzde ise uluslararası fuar kongre ve kültür merkezi olarak hizmet vermekte olan İstanbul Haliç kıyısındaki tarihi yapıdır. Haliç, kuşbakışı bakıldığında Kâğıthane ve Alibeyköyü suları ile birlikte bir geyik boynuzu görüntüsündedir. Sularının temiz ve berrak olduğu zamanlarda, akşam güneşi vurunca suları altın rengini alırdı. Bu yüzden Halice "Altın Boynuz" ismi verilmiştir. Ayrıca en büyük gemilerin bile barınabildiği bir iç liman olduğu için deniz ticâreti yönünden ehemmiyetliydi. İki kıyısında da verimli ve zengin işyerleri bulunurdu. Sularında ise çeşitli ve nefis balıklar cirit atardı. Her ne kadar Haliç, güzellik ve zenginlik bakımından Boğaziçi ile boy ölçüşemese bile güvenlik bakımından korunma ve sığınma yeriydi.

35 kimlife

Eyüp'te saat saat ramazan programı Haliç'te Eski Galata Köprüsü Üzerinde Eyüp Sultan İftarı Düzenleniyor...20 Bin Kişinin Katılacağı Eyüp Sultan İftarı'nda Ünlü Sanatçı Ahmet Özhan Sahne Alacak "Eyüp Belediyesi, 12 Mahallede Sahur Programları da Düzenliyor." Belediyenin önündeki tarihi yolda, Haliç kıyısında kurulan tahta Osmanlı evlerinde geleneksel yemek kültürümüzü yansıtan stantlar, çocuklar için eğlenceli etkinlikler, mini lunapark, çay bahçeleri ve açık hava sineması yer alacak. Belediye Ramazan süresince Türk Sineması'na damgasını vurmuş filmleri Eyüplülerle buluşturacak.


Geçmişten Günümüze

Osmanlı’dan Günümüze

Minyatür

Ç

Sanatı

Bilinen en eski minyatürler Mısır'da rastlanan ve İÖ 2. yüzyılda papirüs üzerine yapılan minyatürlerdir. Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma, Bizans ve Süryani elyazmaları'nın da minyatürlerle süslendiği görülür.

ok ince işlenmiş ve küçük boyutlu resimlere ve bu tür resim sanatına verilen addır. Ortaçağda Avrupa'da elyazması kitaplarda baş harfler kırmızı bir renkle boyanarak süslenirdi. Bu iş için, çok güzel kırmızı bir renk veren ve Latince adı "minium" olan kurşun oksit kullanılırdı. Minyatür sözcüğü buradan türemiştir. Bizde ise eskiden resme "nakış" ya da "tasvir" denirdi. Minyatür için daha çok nakış sözcüğü kullanılırdı. Minyatür sanatçısı için de "resim yapan, res-

sam" anlamına gelen nakkaş ya da musavvir denirdi. Minyatür daha çok kâğıt, fildişi ve benzeri maddeler üzerine yapılırdı. Minyatür, doğu ve batı dünyasında çok eskiden beri bilinen bir resim tarzıdır. Ama minyatürün bir doğu sanatı olduğunu, batıya doğudan geldiğini ileri sürenler vardır. Doğu ve batı minyatürleri resim sanatı yönünden hemen hemen birbirinin aynı olmakla birlikte renk ve biçimlerde, konularda ayrılıklar görülür.

36 kimlife


Geçmişten Günümüze

Minyatür, kitapları resimlemek amacıyla yapıldığından boyutları küçük tutulmuştur. Bu ortak bir özelliktir. Doğu ve Türk minyatürlerinin bazı başka özellikleri de vardır. Bu minyatürlerin çevresi çoğu kez "tezhip" denen bezemeyle süslenirdi. Minyatürde suluboyaya benzer bir boya kullanılırdı. Yalnız bu boyaların karışımında bir tür yapışkan olan arapzamkı biraz daha fazlaydı. Çizgileri çizmek ve ince ayrıntıları işlemek için yavru kedilerin tüylerinden yapılan ve "tüykalem" denen çok ince fırçalar kullanılırdı. Boyama işi için de çeşitli fırçalar vardı. Resim yapılacak kâğıdın üzerine arapzamkı katılmış üstübeç sürülürdü. Renklere saydamlık kazandırmak için de bu yüzeyin üzerine bir kat da altın tozu sürüldüğü olurdu.

ler değil dindışı minyatürler de yapılmaya başlandı. Baskı makinesinin bulunuşuna kadar Avrupa'da çok güzel ve görkemli minyatürler yapıldı. Bundan sonra minyatür daha çok madalyonların üzerine portre yapmak için kullanıldı. 17. yüzyıldan sonra fildişi üzerine yapılan minyatürler yaygınlaştı. Daha sonra minyatür sanatına karşı ilgi azalmakla birlikte dar bir sanatçı çevresinde geleneksel bir sanat olarak sürdürüldü. Selçuklular döneminde de minyatüre önem verildi. Selçuklular'ın İran ile ilişkileri nedeniyle minyatür sanatı İran etkisinde kaldı. Mevlana'nın resmini yapan Abdüddevle ve başka ünlü minyatür sanatçıları yetişti.

Bilinen en eski minyatürler Mısır'da rastlanan ve İÖ 2. yüzyılda papirüs üzerine yapılan minyatürlerdir. Daha sonraki dönemlerde Yunan, Roma, Bizans ve Süryani elyazmaları'nın da minyatürlerle süslendiği görülür. Hıristiyanlık yayılınca minyatür özellikle elyazması İncil'leri süslemeye başladı. Avrupa'da minyatürün gelişmesi 8. yüzyılın sonlarına rastlar. 12. yüzyılda ise minyatürün, süslenecek metinle doğrudan doğruya ilgili olması gözetilmeye ve yalnızca dinsel konulu minyatür-

Osmanlı Devleti döneminde ise 18. yüzyıla kadar İran ve Selçuklu etkisi sürdü. Fatih döneminde, padişahın resmini de yapmış olan Sinan bey adlı bir nakkaş, II. Bayezid döneminde de Baba Nakkaş diye tanınan bir sanatçı yetişti. 16. yüzyılda Reis Haydar diye tanınan Nigarî, Nakşî ve Şah Kulu ün yaptılar. Gene aynı dönemde, Bihzad'ın öğrencisi olan Horasanlı Aka Mirek de İstanbul'a çağrılarak saraya başnakkaş (başressam) yapılmıştı. Mustafa Çelebi, Selimiyeli Reşid, Süleyman Çelebi ve Levnî 18. yüzyılın ünlü nakkaşlarıdır. Bunlardan Levnî, Türk minyatür sanatında bir dönüm noktasıdır. Levnî, geleneksel anlayışın dışına çıktı ve kendine özgü bir biçim geliştirdi. 19. yüzyıl başlarında yenileşme hareketleriyle birlikte minyatürde de batı resim sanatının etkileri görüldü. Minyatür yavaş yavaş yerini bildiğimiz anlamda çağdaş resme bırakmaya başladı. Ama batıda olduğu gibi ülkemizde de geleneksel bir sanat olarak varlığını sürdürmektedir. Kaynak: www.minyatursanati.com

37 kimlife


Haz覺rl覺klar

38 kimlife


Haberiniz Olsun

Etkinlikler Festivaller İstanbul Sokak İftarları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi her yıl olduğu gibi bu yılda Ramazan ayında İstanbul halkını iftar sofralarında buluşturacak. Geçen yıl günde yaklaşık 20 bin kişiye verilen hizmet bu Ramazan ayında da İstanbul'un farklı semtlerine kurulan iftar sofralarında devam edecek.

Sosyal Tesislerde 30 Gün Ramazan Programı İstanbul'un eşsiz manzarası eşliğinde nezih, ferah ve sıcak bir aile ortamında hizmet veren Sosyal Tesisler, Ramazan ayına özel iftar menüleriyle bu yılda misafirlerini ağırlayacak. İstanbullulara daha ekonomik ve daha kaliteli hizmet etmeyi ilke edinen Sosyal Tesisler 15 farklı noktasında özel menü seçenekleriyle iftar sofraları şenlendirecek.

Feshane Sahne Etkinlikleri

İstanbul'da her yıl düzenlenen Ramazan ayı Feshane Şenlikleri 01- 29 Ağustos 2011 tarihleri arasında yapılacak. Tasavvuf müziği eşliğinde konserler tertip edilecek, ilahiler dinlenilecek, çocuklar için Hacivat-Karagöz gibi geleneksel gösteriler düzenlenecek.

Beyazıt 30.Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı

Beyazıt Sahnesi

Bu yılda İstanbul Beyazıt Sahnesi'ndeki gösteriler, Türk Tasavvuf Müziği'nden seçme eserler, geleneksel sahne gösterileri, çocuk eğlenceleri ve Türk Sanat Müziği eserleri İstanbullulara keyifli anlar yaşatacak.

Her yıl Ramazan ayı boyunca kitapseverlerle buluşan "Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı" bu yıl yine Beyazıt Meydanı`nda İstanbulluların beğenisine sunulacak. Edebiyat, tarih, kültür, medeniyet ve din alanında pek çok kitabın yer aldığı fuarda kitapseverler, yeni yayınları geniş bir yelpazede izleme imkanı bulacak.

39 kimlife


Haberiniz Olsun

Etkinlikler

Konserler

Kitaplar

Venezüella Simon Bolicvar Senfoni Orkestrası

08 Ağustos 2011 20:30 Haliç Kongre Merkezi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı, tüm dünya için ilham verici bir örnek oluşturan El Sistema'nın kurucusu José Antonio Abreu ile dünyaca ünlü şef Gustavo Dudamel yönetimindeki Venezüella Simon Bolivar Senfoni Orkestrası'nı İstanbul'da ağırlamaya hazırlanıyor. Bilet Fiyatları: 1. Kategori: 325.00 TL/2.Kategori: 220.00 TL / 3. Kategori: 165.00 TL / 4. Kategori: 102.00 TL

Efendimiz’in Ramazanı

Yazan: Sayit KOÇER Efendimiz'in (s.a.s), Ramazan'a nasıl hazırlandığını, iftarlarını nasıl açtığını, teravihlerini nasıl kıldığını, sahurlarını nasıl yaptığını, Ramazan ayının son günlerinin tamamını neden ibadetle geçirdiğini, itikâfa girmeye neden özen gösterdiğini, infaklarını nasıl yaptığını, fıtır sadakasını nasıl verdiğini, Kadir Gecesi'ni nasıl değerlendirdiğini anlatan bir eserdir.

Serdar ORTAÇ 06 Ağustos 2011 21:00 Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi, İstanbul Türk pop müziğinin kralı ve yaptığı her parçası dilden dile dolaşarak hit olan Serdar Ortaç, yeni albümü GOLD 2011 ile yaz boyunca sürecek olan konser programına start vermeye hazırlanıyor. Serdar Ortaç hazırladığı muhteşem showları ve sahne performansıyla, yine sevenlerinin gönüllerini fethedip, ortalığı kasıp kavuracak. Bilet Fiyatları : 1. Kategori - 320.00 TL 2. Kategori - 220.00 TL / 3. Kategori - 79.00 TL

Boğaz’da Akşam Keyfi

Ramazan Hatıraları Yazan: Abdülkadir SÜPHANDAĞI Allah kullarına Kur-an-ı Kerim-i ve Şanlı Resulü Efendimizin (s.a.v) hayatıyla öğrettiği her şeyi bir bütün olarak bütün Allah Dostlarının hayatlarında görebiliriz. Öyleyse neden Ramazanı önce O'nun Resulünü sonrada Allah Dostlarını örnek alarak geçirmeyelim?

Tarihte Ramazan

03 Ağustos 2011 - 31 Ağustos 2011 19:30 Bosphorus Princess, İstanbul Balık... Boğaz... Caz... Misafirleriniz Bosphorus Princess yatında ağırlanıyor. Çarşamba " Perşembe akşamları nefis akşam yemeği (fine-dining) ve canlı müzik" Cuma akşamları balık Boğaz caz.. Pazar sabahları Boğaz keyfi ve kahvaltıda caz... Bilet Fiyatı - 150.00 TL

40 kimlife

Yazan: Ertuğrul Tarık KARA Tarihçi Ertuğrul Tarık Kara, "Tarihte Ramazan" adlı kitabında, Osmanlı coğrafyasının değişik noktalarında Ramazan'ın nasıl karşılanıp idrak edildiğini anlatıyor. Kitap, bu topraklarda yüzlerce yıldır Ramazan'ın nasıl yaşandığını, hangi dinî vecibelerin hangi hassasiyetlerle yerine getirildiğini, Osmanlı'dan Asr-ı Saadet'e uzanan bir zaman diliminde anlatıyor.


Haberiniz Olsun

Sinema Vizyon Şirinler Tür: 3 Boyutlu, Aile, Animasyon, Çizgi, Çocuk. Gösterim Tarihi: 05 Ağustos 2011 Yönetmen:Raja Gosnell Oyuncular:Neil Patrick Harris, Jayma Mays, Sofia Vergara, Hank Azaria, Bryan Dechart. Efsanevi çizgi film şirinlerin hayatının anlatıldığı özellikle kötü bir büyücü kendi sinsi amaçları için onları yakalama saplantı uğraşmaları gerektiğini küçük mavi yaratıkları bir efsanevi yarış maceraları anlatılmaktadır.

Don’t Be Afraid Of The Dark

Tür:3 Boyutlu, Dram, Gerilim, Korku. Yönetmen:Troy Nixey Oyuncular:Katie Holmes, Guy Pearce, Bailee Madison, Alan Dale, Jack Thompson, Julia Blake, Ande Orbach. Gösterim Tarihi: 12 Ağustos 2011 14 yaşında sessiz ve kendi dünyasında bir genç kız olan Sally, babası ve onun kız arkadaşı Kim ile birlikte 19. yüzyıldan kalma eski bir eve taşınır. Bir süre sonra evde yolunda gitmeyen bir şeyler sezinler. Merdiven altında kötülük saçan bir takım yaratıklar vardır.

Arabalar 2

Tür:3 Boyutlu, Aile, Animasyon, Çocuk, Komedi, Macera. Yönetmen:John Lasseter, Brad Lewis Oyuncular:Cem Yılmaz, Owen Wilson, Michael Caine. Gösterim Tarihi: 12 Ağustos 2011 Şimşek McQueen, yeni pit ekibi ve yeni ekip şefi Mater ile dünya çapında beş farklı ülkede yapılan "Race of Champions" yarışlarına katılır. Bu ülkeler: Japonya, Almanya, İtalya, 24 saat yarışının yapıldığı Fransa ve İngiltere'dir.

dvd Çağrı

Yönetmen: Mustafa Akkad 1976 yapımı İslamiyet'in doğuşunu konu alan bir dinî film. Konu olarak İslamiyetin son peygamber HZ. Muhammed'in önderliğinde doğup yayılmasını anlatmaktadır. Filmin tamamına yakını Libya 'da bazı yerleri ise Fas 'ta çekilmiştir. Filmde Hz. Muhammed'in yüzü hiç gösterilmemiş sadece bazı olaylar onun gözüyle gösterilmiştir.

EşrefPaşalılar

Yönetmen: Hüdaverdi Yavuz

Türk dram filmi. Filmin başrollerinde Sinan Albayrak, Turgay Tanülkü, Deniz Özpınar, Burak Tarık ve Ali Yaylı oynamaktadır. Film, İzmir'in kabadayılarıyla ünlü bir semti olan "Eşrefpaşa"dan İstanbul'a göç etmiş olsa da yaşayış biçimlerini değiştirmemiş bir mahalle halkının semte atanan yeni bir hoca ile yaşadıklarını anlatmaktadır.

120

Yönetmen: Özhan Eren, Murat Saraçoglu Tür: Dram , Savaş filmi , Tarihi Van.. 1915 Ocak.. Kış... 1'nci Dünya Harbi'nin ilk ayları... Eli tüfek tutan herkes Ruslarla ölüm ? kalım harbindeyken sınır birliklerinde cephane tükenir... Vanlı çocuklar gönüllü olurlar; Yaşları 12 - 17 arasında değişen 120 isimsiz kahraman çocuk... Cephaneyi sırtlanırlar, karlı dağlarda günlerce gecelerce yürürler...

41 kimlife


. Iftar Soframız Çamlıca Çamlıca Çorbası Çorbası Tarifi

Malzemelerimiz * 1 havuç * 1 patates * 1 çay bardağı haşlanmış bezelye * 1 kase mantar * 1 soğan * 2 diş sarımsak * 3 çorba kaşığı tel şehriye * 1 limon * 1 yumurta sarısı * 1 tutam maydanoz * Mısır özü yağı * Etsuyu * Tuz - su

Havucu ve patatesi soyun. Küçük küp şeklinde doğrayın. Tencereye sıvıyağ dökün. Soğanı, sarımsağı yemeklik doğrayın, kıymayı ilave edin kavurun.Ardından havucu, patatesi ve bezelyeyi ilave edin. Hepsini karıştırdıktan sonra et suyunu koyun. Suyu ve küçük doğranmış mantarları koyun.Kaynayınca şehriyeyi ilave edip,kısık ateşte pişirin. Kıyılmış maydanozu, tuzu ve karabiberini ekleyin.Karıştırma kabında yumurta sarısını ve limon suyunu çırptıktan sonra yavaş yavaş çorbaya ekleyin ve altını kapatın. Üzerini maydanozla süsleyerek servis edebilirsiniz.

KiremitteKekikli Tavuk

Güllaç Malzemelerimiz * 10 yaprak güllaç * 2,5 lt. süt * 2,5 su bardağı toz şeker * 1 su bardağı pudra şekeri * 1 su bardağı hindistan cevizi * 1 su bardağı file badem * Yeşil fıstık * Kiraz şekerlemesi * Gül suyu

Tarifi

Malzemelerimiz * 2 Patates * 2 Tavuk Budu * 5 Diş Sarımsak * 1 Kase Biberli Domates Sos * Taze Kekik * Sıvıyağ * Tuz * Karabiber * Kaşar Peyniri

Tarifi

Tavukları ayıklıyoruz ve küp küp doğruyoruz. Sıvıyağ döktüğümüz tavada tavuklarımızı kızartıyoruz. Küp küp doğradığımız patatesleri yağda kızartıyoruz. Kiremit kabın içine önce patatesleri alıyoruz. Üzerine tavukları koyuyoruz en üste de küp küp doğradığımız kaşar peynirleri koyup 180 derecelik fırında kaşar eriyene kadar pişiriyoruz.

42 kimlife

Sütü tencereye alın. Toz şekeri ilave edin. Tahta kaşıkla karıştırın. Ilıktan biraz daha sıcak olunca altını kapatın. Parmağınızı yakmamalı. Çay bardağını çeyreği kadar gül suyu ekleyerek karıştırın. Güllaç yaprağının parlak tarafı üste bakacak şekilde yuvarlak tepsiye yerleştirin. 4 tane yaprağı zemine koyduktan sonra kepçeyle sütü üzerine gezdirin. Her yaprağın üzerine sütü gezdirin. 4 kat yerleştirdikten sonra pudra şekeri, hindistan cevizi ve file badem serpin. Üzerine 3 kat yaprak daha yerleştirin. Her katın arasına sütü gezdirin. Tekrar hindistan cevizi, file badem ve pudra şekeri serpin. Son 3 katı da aralarına süt dökerek yerleştirin. Her katı yerleştirdikten sonra elinizle hafifçe bastırın. Kalan pudra şekerini en üste serpin. Üzerine sütlü karışımın kalanını dökün. Üzerini nar ve kiraz şekerlemesiyle süsleyebilirsiniz.


Malzemelerimiz

Ev Usulü Döner

* 2 domates * 4 biber * 400 gr kuzu eti * 1 soğan * 1 çorba kaşığı salça * 2 çorba kaşığı yoğurt * Tuz, Karabiber

Pilavı için: * * * * *

2 su bardağı pirinç 1 su bardağı et suyu Tuz Sıvıyağ Su

Tarifi

Susuz yoğurt, salça, rendelenmiş soğan ve tuzu katıştırma kabına alıp iyice karıştırın. Kuzu etinden hazırlanmış bifteği iyice inceltin. Streç filmin üzerine eti yayın. Üzerine hazırlanmış soğanlı sosu sıvayın, tuzunu, baharatını ayarlayın. Daha sonra üzerine tekrar et, tekrar sos koyarak kat kat dizin. Bütün et ve sos bitince streçle sıkıca sararak mümkünse birkaç saat dolapta bekletin. Dolapta sertleştikten sonra incecik doğrayarak yüksek ateşte pişirin. Dönerinizi sade pişirilmiş pilav, sotelenmiş domates, biber ve çıtır patates kızartması ile servis yapın.

Bugdaylı Serin Çorba Malzemelerimiz * 2 su b.haşlanmış buğday * 500 gr. yoğurt * 1 su b. nohut * 1 tutam taze nane * Tuz * Zeytinyağı

Tahinli Irmik Helvası Malzemelerimiz

Tarifi

*1 Lt. Süt * 1 Su Bardağı Pekmez * 1 Su Bardağı Tahin * Yarım Kilo İrmik * 1 Paket Margarin * 2 Su Bardağı Toz Şeker * 1 Paket Çam Fıstığı

Yoğurdu karıştırma kabına alarak çırpın. Daha sonra buzlu su ile kıvamını açıp üzerine haşlanmış nohut, buğday ve taze nane ekleyerek karıştırın. Tuz ve zeytinyağını ekleyerek soğuk servis yapın.

Üzeri İçin: *Badem

Tarifi Tencerede margarini eritin. Margarin erirken çam fıstığını koyarak kavurun. İrmiği ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Kavurduktan sonra tahini ve pekmezi ekleyin. Ayrı bir tencerede sütü ısıtın. Sütü azar azar ilave edin. Tahin ve pekmez de sıvı olduğu için, 1 litreden 1 su bardağı eksik sütü ilave edin. İyice kavrulan helvayı tepsiye alın. Üzerine bastırarak düzleyin. Baklava gibi dilimleyin ve her dilimin üzerine bir badem yerleştirerek servis edin.

43 kimlife


Fayda Sağlar

Hurma ve Zemzem Suyu

Faydaları

Zemzem Suyu

*Zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır. *Araştırmaya göre diger sulara göre çok daha besleyicidir ve çok daha fazla mineral barındırmaktadır. *Zemzem suyunun kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldiği şuanki teknolojiye göre bile bilinemiyor. Yakınlarında hiçbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklıkta. Bu şartlarda suyunu denizden veya baska bir kuyudan alması imkansız. *Açlıgını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzlugunu gidermek için içenin susuzlugunu giderir.

*Sadece 1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacının tüm su ihtiyacını karşılamaktadır ve hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma göstermemektedir. * D ü n y a Sağlık örgütü (WHO)`nun raporlarına göre Dünya`daki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biri. *Yapılan test sonuçlarına göre Dünya`da içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu.

Faydaları;

Hurma Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından çok zengin olduğunu ayrıca sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum, demir, fosfat gibi mineralleri de barındırdığını söyledi. Hurmanın birçok faydası bulunduğunu belirten Mutlu; düzenli olarak tüketildiğinde kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşıdığını sözlerine ekledi.

* Protein içerir. * Protein, yağ ve karbonhidrat (üçünü bir arada) içeren tek meyvedir. * Vücudun yaşlanma belirtilerini azaltır. * Saf hurma cildi besler, hamilelik ve güneş lekelerini yok eder. * İçerdiği demir sayesinde, kansızlığa iyi gelir. * B1, B2 vitaminlerinin bir arada bulunmasından dolayı karaciğeri kuvvetlendirir. * Boğaz ağrısına, öksürüğe iyi gelir. * Kansere ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucudur. * İçerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik hastalıklarına karşı koruyucu özellik taşır. Orucun hurma ile açılması halinde, oruçtan dolayı insanın üzerinde oluşan halsizliği de içerdiği şeker oranı sayesinde hemen gidermektedir. Sadece Ramazan'da yemeyin, her zaman tüketin!

44 kimlife


?

45 kimlife


Sağlığınıza Dikkat

Yaz ve

Ramazan “

Günlük faaliyetlerimizin aksamaması için sahurda daha dikkatli besin seçimi yapmamız lazım. Sahuru kahvaltı şeklinde tüketmeyi öneriyoruz. Bunun için mideyi daha geç terk eden, kan şekerini çok hızlı değiştirmeyecek besinleri seçmek gerekmektedir.

A

ğustos ayında başlayan ramazan ayı uzun süre aç kalındığı hem de sıcakların yoğun olduğu bir döneme denk geliyor. Sağlıklı bir oruç için mutlaka sahura kalkılması gerekiyor. Aksi takdirde uzun süreli bir açlıkla vücut enerjiniz düşecektir. Bunun için açlık süresini mümkün olduğunca kısa tutabilmek için sahur önem kazanan bir öğün bizim için. Günlük faaliyetlerimizin aksamaması için sahurda daha dikkatli besin seçimi yapmamız lazım. Sahuru kahvaltı şeklinde tüketmeyi öneriyoruz. Bunun için mideyi daha geç terk eden, kan şekerini çok hızlı değiştirmeyecek besinleri seçmek gerekmektedir. Ör: kepek ekmeği, çavdar, tam tahıllı, yulaf vb. ekmek tipleri tercih edilebilir. Öğüne domates, salatalık ya da meyve eklenerek posa alımı arttırılabilir. Yumurta

tok tutar tercih sebebidir. Kolesterol seviyeniz yüksek olduğunda bile haftada 3 adet yumurta tüketebilirsiniz. Çorba tok tutan besinler arasındadır, seveni için tercih olabilir. Gün içinde daha sağlıklı ve zinde olabilmek için sahurda ağır ve yağ oranı yüksek besinlerden kaçınmamız gerekmektedir, hamur işleri vb. ağır

46 kimlife

besinler tüketildiğinde uyku kaliteniz düşecektir veya mide şikayetleriniz artabilir ve mide bulantıları oluşabilir. Ramazan ayı normal beslenme düzeninin dışında bir süreçtir. Bunun amacı sindirim sisteminin dinlenmesi, arınmanın sağlanarak, nefsimizin terbiyesini gerçekleştirebileceğimiz bir süreçken. Akşam iftar odaklı yaşamakla bunu amacından saptırmak ve zararlı hale getirip, vücudu hırpalamak olarak da bitirebiliyoruz. Bu da çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde taşıyor. En başta kabızlık; Su tüketimini azaltmakta ve ara öğünlerde tükettiğimiz meyveler unutulup yerini tatlılar almakta, sonuçta kabızlık sorunu baş göstermektedir. Bu sorunu yaşamamak için; iftarla birlikte başlayan su tüketimimiz sahura dek devam etmelidir. Sıcak bir


Sağlığınıza Dikkat

aya denk gelmesi su ihtiyacımızı daha da çok arttırmaktadır. Kabızlığı önlemek için öğünde bir tabak az yağlı salata tercih edilmeli, zeytinyağlı bir sebze yemeği sofrada bulunmalıdır. Yemekten belli bir saat sonra meyve tüketmekte yarar vardır. Gerekirse kefir ya da probiyotik bir yoğurt da eklenebilir.

Hamur Tatlısı Yerine Meyve ve Sütlü Tatlı Tercih Edin

İftar Sonrası Su İhtiyacınızı Başka İçeceklerle Karşılamayınız! İftardan sonra genelde bütün evlerde hemen çay ve kahve gibi içecekler çok yoğun olarak tüketilir. Gün içinde susuz kalan vücudumuzun dengesini sarsmamak için mutlaka suyu su olarak içmek gerekir. Günlük 2-2,5 litre su tüketmeye özen göstermek vücudun sıvı dengesinin sağlanması anlamında önem taşıyor. Çay içilebilir ama aynı zamanda diüretik (idrar söktürücü) olduğunu unutmamak gerekir. Yani sıvı kaybı sağlar. Bunun dışında vücudun serinlemesi için ayran tercih edilebilir. Hamur İşlerini Çok Tüketmek Hızlı Kilo Aldırıyor

Ramazan ayında iftar yemeklerinde genelde insanlar uzun süren açlık nedeniyle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı, börek gibi karbonhidrat ve protein ağırlıklı beslenmeyi tercih ediyor. Sebze ve meyve gibi lif oranı yüksek ancak enerjisi daha düşük besinlerden uzak duruluyor ya da az tüketiliyor. Bu da hazımsızlıkların artması dışında kabızlık ve hızlı kilo artışlarına neden oluyor. Ramazan bayramında kilo artışlarının olmaması ve mide problemlerinin ortadan kalkması için, karbonhidrat ve protein ağırlıklı beslenmek yerine sebze, meyve ağırlıklı ve düzenli beslenmek önem taşıyor.

Uzun süreli açlık sonrası kan şekeri düştüğü için vücudumuz bunu toparlamak adına canımız tatlı ister. Bu noktada orucumuzu açarken yenecek birkaç hurma hem lif sağlar, hem tatlı ihtiyacını giderir. Bu bir tatlı kaşığı bal, reçel veya pekmez de olabilir. Komposto veya limonata gibi bir içecekler de olabilir. Zaman zaman tatlı yemek istersek her gün olmamak kadıyla hamur tatlısı yerine daha hafif olan sütlü tatlı, dondurma veya meyve tatlısı tüketilebilir. İftardan Sonra Mutlaka Yürüyün Kan şekerini kontrol altına almak ve metabolizmamızın hareketlenmesi için mutlaka iftardan sonra her gün en az 30 dk yürüyüş yapmak gerekir. Namaz kılmak bile bir egzersiz faaliyet sağlar. Ramazan ayında kilo almak istemiyorsak iftar sonrası en azından tempolu yürüyüşü hayatımıza sokmak şarttır. Oruç anında gün içinde ister istemez hareket düzeyi kısıtlanacaktır. Bunun hayatımıza olumsuzluk olarak

47 kimlife

dönmesini engellemek adına egzersiz şarttır. Ramazan Ayında Sıvı alımı ve Ekmek Seçimi Oruç tutarken sahur ve iftar arasında bu sene hem çok uzun bir süreç geçiyor, hem de sıcaklara denk gelmesi sıvı alımını daha da önemli kılıyor demiştik; bunu toparlamak için uzun süre aç kalınmasına bağlı olarak düşen kan şekerini toparlamak adına orucumuzu açarken içeceğiniz bir bardak komposto veya hoşaf hem kan şekerinin toparlanmasına hem de sıvı alımında destek olmasını sağlayacaktır. Su vazgeçilmemesi gereken hayati bir içecektir. Sonrasında içilen ılık bir çorba yine sıvı alımı için bir destek yaratacağı gibi midemiz için de

toparlayıcı bir besin olacaktır. Orucumuzu açtıktan sonra sahura kadar aralıklı olarak su alımına özen göstermek gerekir. Su dışında ayran, taze sıkılmış meyce suları, soda, maden suyu, bitki çayları daha önce belirttiğim gibi komposto veya hoşaflarda tüketilebilir. Yine milli içeceğimiz çayla da destek yapılabilir ama dikkat edilmesi gereken öğünden 1 saat sonra ve açık olarak tüketmek gerekir. Çay idrar söktürücü olduğu için sıvı kaybını da destekler. Tansiyon dengenizin bozulmasına yol açar. Yine öğünle tüketmek de anemi(kansızlık) sorununa zemin hazırlar. Sahurda içeceğiniz 1 bardak süt sağlıklı beslenme açısından destek vermenin yanında sıvı alımı için


Sağlığınıza Dikkat

de katkı sağlar. Çorba ve süt aynı zamanda tokluk hissiyatı yaratmada katkı sağlayan gıdalardır.Sıvı ihtiyacınızı gazlı v kolalı içeceklerle karşılamanız kilo kontrolü açısından tavsiye etmediğimiz bir durumdur. Sıvı alımının yetersiz olması sıvıelektrolit dengesinin bozulmasına ve baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, halsizlik ve kabızlık sorunlarına yol açar. İftardan sahura kadar 2- 3 litre sıvı tavsiye ederiz. Bunun çoğunluğunun su olup olmadığını idrarınızdan rengini kontrol ederek anlayabilirsiniz. Rengi koyu ise sıvı alımınız yeterli değildir. İftarda ve sahurda uzun süre doygunluk hissi yaratması için tam tahıllı ekmek, kepek- çavdar veya yulaf ekmeği tüketilebilir. Besin tüketiminin azalması ve hareketsiz kalınması kabızlık sorununu beraberinde getirdiği için daha çok bu ekmekleri tüketmek bu sorunla karşılaşmamızı engeller. Lif alımını arttırdıkları için, doygunluk hissini arttırmanın yanında uzun süre de mideyi terk edeceklerinden kan şekerinin dengede kalmasına destek olurlar. Ramazanın vazgeçilmezi ve bu ayın sembolü olan pide ise kon-

trollü tüketilmektedir. Sıcak kokusu ile cazibe unsuru olacaktır. Ama diğer ekmek çeşitlerine göre daha çabuk acıkmayı sağlar. Ekmek tüketimini arttırmak için beyaz ekmeğe çok fazla saflaştırma işlemi uygulanmaktadır. Bu işlem aşamasında ekmek besin değerinden kaybetmektedir. Buğdayın besin değeri dahda çok kabuk - dış kısmında bulunmaktadır. Öğütleme ve kepeğin ayrıştırılması işlemi esnasında tükettiğimiz beyaz ekmekte B vitamini, folik asit, demir gibi maddelerin kaybı oluşmakta ve toplumda bunların eksikliğine bağlı sağlık sorunları baş göstermesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenle beyaz ekmek tüketmekten sakınmak gerekir. Kepek ekmeği, tam buğday unundan yapılan ekmek, çavdar vb. ekmeklerin besin değerinde kayıplar oluşmaz. Bu ekmekler sadece diyet esnasında yenmesi gereken ekmek türleri değildir. Sağlıklı beslenmek için genelde kepek, tam tahıllı, çavdar vb ekmekleri tercih edebilirsiniz. Pideyi ise istenildiğinde miktarı abartmadan yemek elinizdedir.

48 kimlife

Ramazanda sağlık açısından yiyip içerken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? 1- Besin yönünden dengeli bir iftar sofrası hazırlamaya dikkat etmeli 2- İftarda, ilk önce hafif, az yağlı gıdalar yenmeli Çok yemek, boş olan mideye yüklenilmesine sebep olur Bu durumda sindirim zorlaşır, midede ağırlık, ekşime, yanma, bulantı, bağırsaklarda kabızlık, şişkinlik gibi sağlık problemleri yaşanır Bunun için ilk oruç açıldığında hurma, peynir, domates, zeytin, kepek ekmeği gibi kahvaltılıklar veya çorba, etli sebze yemeği gibi hafif yemeklerle iftara başlanmalı, sindirime zaman tanıyarak 15-20 dakika sonra az yağlı ızgara et yemeği, kuru baklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmeli 3- Kan şekerini hızla yükselten beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı, glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmeli 4-Yemekler yavaş yavaş, iyi çiğneyerek yenmeli

Süt, peynir, zeytin, kepekli ekmek, çorba, domates, salatalık, biber, reçel gibi kahvaltılık besinler veya süt, yulaf gevreği, meyve gibi besinlerden oluşan hafif bir öğün en uygunudur Günlük su ihtiyacı 2-25 litredir ve bütün gün su içilemeyeceğinden dolayı sahurda bol sıvı alınmalı.


Sağlığınıza Dikkat

pleks şekerlerden oluşan bir öğün tercih edilmeli.

Sahur: Bir bardak süt veya bitki çayları (uykunuz kaçmamasını sağlar.) *Peynir *Yumurta (tok tutar; kolesterol problemi yoksa her gün de yenilebilir.) *Zeytin/yağ *Bal/reçel/pekmez *Belki çorba içilebilir *Ekmek ( mümkünse kepek/ çavdar/ yulaf ekmeği/ tam buğday sürede mideyi terk etmeyi sağlar. ) *Meyve (Karpuz) veya kurutulmuş meyveler yenebilir *Domates, salatalık. İftar: Bir bardak su + 1 tatlı kaşığı bal ( bu komposto da olabilir ) *Zeytin/ hurma, *Bir parça peynir, *Ilık çorba, salata, *Tam tahıllı veya kepekli ekmek , *30 dakika ara verin, daha sonra yemeğe geçin . *1 tabak sebze yemeği/ bir parça ızgara ya da haşlama et, *Yoğurt, *Salata. Çok iyi çiğneyin. Daha çok hafif yemekler tercih edin. Tatlı yenirse sütlü ve ya meyve tatlıları tercih ediniz. Ama tatlı yemek zorunda değilsiniz. Kurutulmuş meyvede bu isteğinizi köreltir. Ara: Meyve tüketiniz ve yatana kadar bol su içmeye özen gösteriniz. Ayran, meyve çayı, soda içilebilir. Kafeinli ve gazlı içeceklere çok ağırlık vermeyiniz; kahve, kola vb.

5- İftarda kızartma ve yağlı gıdalar yerine ızgara, haşlama, buğulama gibi usullerle pişirilmiş hafif yemekler tercih edilmeli 6- Tatlı yerine hamurlu, ağır tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli 7- Çay ve kahve, demirin emilimini azalttığı için, yemekten bir iki saat sonra içilmeli 8- İftarda henüz karın doymadan

Kimler Oruç Tutamaz? Şeker hastaları, kronik hastalığı olanlar, kalp hastaları, yüksek tansiyonu olanlar, hamile ve emzikli kadınlar, kanser hastaları ve sürekli ilaç almayı gerektiren durumlarda oruç tutulmamalıdır. Tedavilerinde ve sağlık durumlarında aksamlara yol açabilir. Yine aşırı yaşlılar ve gelişme çağındaki çocuklar da oruç tutmaları tehlike yaratabilir.

sigara içilmemeli En az 20 dakika sonra içilmeli Vücutta hücreler gıda beklerken birden nikotin başta olmak üzere zehir yoğunluğu ile karşı karşıya kalır Bu durumda kan pıhtılaşır ve kalp krizi riski artar Oksijen taşıması gereken hücreler bir anda zehir taşımaya başladığından, beyin hücreleri başta olmak üzere çok sayıda hücre ölür Vücutta ciddi anlamda zarar meydana gelir 9- Akşamki yemekle iktifa edilmemeli, sahura mutlaka kalkılmalı, az da olsa sahurda yemek yenmeli ve hafif besinler tercih edilmeli Çok uzun açlıklarda kan şekeri ve tansiyon düşer, boş midede asit salgısı artar Ertesi gün ise aç kalma süresinin uzamasıyla metabolik hız düşer, halsizlik, baş ağrısı görülür Bunun için geceyi ve ertesi günü aç geçirmemek için mutlaka sahura kalkılmalı 10- Sahurda yenilen besinlerin miktarı ve çeşidi çok önemlidir Sahurda yağlı ve ağır besinler metabolizma hızı yavaş olduğundan vücuda alınan besinlerin yağa dönüşümü daha fazla olur. Ayrıca bu tür yağlı ve ağır besinler yenip ardından yatıldığında ciddi mide rahatsızlıkları görülebilir Sahurda bunların yerine daha hafif, yağ oranı düşük, günlük alınması gereken protein ihtiyacının karşılanması bakımından protein içeriği yüksek, kan şekerini hızla yükseltmeyen kom-

49 kimlife

Oruç Tutarak Zayıflanabilir mi? Oruç tutmak bir zayıflama yöntemi değildir. Aç kalarak zayıflanılmaz. Vücuda giren besin azaldıkça vücutta kendini ona göre idare etmeyi öğrenecektir. Ama bunun yanında genellikle ramazan ayında toplam besin tüketimi iki öğünde olduğu gibi miktar olarak azalmaya bağlı zayıflama görülebilir. Yalnız sadece yağlar değil vücut kası ve suyu da gider. İlk haftalarda hızlı olan kilo kaybı daha sonra vücudun oruca uyumu ve kişinin fiziksek aktivitesinin azalması ile yavaşlar. Bunun tam tersi olarak bazı kişilerde beslenme düzeninin değişmesi ve hareket azalmasına bağlı olarak şişmanlama görülür ki bu da en çok rastlanan durumdur. Normalde oruç sindirim sisteminin dinlendirilmesi içindir. Bunu gereği gibi yaşarsak kilo almadan kapatılabilir. Sıvı Kaybını Arttırmamak İçin; Sıcaklığın fazla olduğu saatlerde dışarıda olmamalı, vücuttan su kaybı deri yoluyla da olduğu için dışarıda olma zorunluluğu varsa seçiminize dikkat etmek ve daha çok beyaz rengi tercih etmek gerekir. İdrar söktürücü etkisi olan gıdalardan uzak durmak gerekir (Maydanoz suyu, çay vb gibi ) Sağlıklı bir ramazan dileğiyle...

Dyt.Fatmagül YILMAZ ÖZTÜRK Beslenme ve Diyet

Özel Medicana Hospitals Bahçelievler Tel: 0212 449 1 449 Dahili: 2004 Faks:0 212 555 80 09 www.medicana.com.tr www.fatmagulyilmaz.com fyilmaz@medicana.com.tr


Öğrenelim

Gıybet’i Hayatımızdan Nasıl Silebiliriz?

ıybete giden bütün yolları kapatmak en iyisi. Yoksa her an gıybet çukuruna düşmek mümkün. Bunun için gıybet olan mekanları terk etmek, konuyu değiştirmek bir çözüm olabilir. Gıybete sebep olacak boşluklara da izin vermemek gerekir. Gıybeti hayatımızdan çıkarma yolları Bütün senemizi, hatta ömrümüzü nurlandıracak bir feyiz ve bereket kaynağının içindeyiz. Rabbimizin bütün amellerimize kat kat fazlasıyla karşılık verdiğinin bilincinde olarak yıllardır kurtulamadığımız bir kısım kötü alışkanlıklarımızdan şu günlerde kurtulabiliriz. Kulluk hayatımızı zehir eden, maneviyatımızı kalbine bir ok gibi saplanan gıybet, bu alışkanlıklarımızdan biri. Kur'an-ı Kerim'in "kardeşinin ölmüş etini yemek"le bir tuttuğu, Nebiler Serveri'nin "denize düşse kirletir." diye tarif ettiği bu yaradan nasıl kurtulabiliriz? 1-Öncelikle gıybetin zararlarından sık sık bahisler açıp, fert ve toplum hayatında meydana getirdiği

tahribatı hatırlamalıyız. 2-Aynı sıkıntıdan muzdarip birkaç arkadaşımızla sözleşerek gıybete karşı mücadele başlatmalıyız. 3-Gıybet ettiğimiz zaman birbirimizi uygun bir üslupla ikaz etmeliyiz. 4- Gıybet edilen ortamlarda imkanımız varsa müdahale edip konuyu değiştirmeli, yoksa o meclisten uzaklaşmalıyız. Çünkü "Gıybet eden de onu dinleyen de günaha ortaktır." 5- Gıybetini ettiğimiz insanlardan

50 kimlife

G

Gıybete giden bütün yolları kapatmak en iyisi. Yoksa her an gıybet çukuruna düşmek mümkün. Bunun için gıybet olan mekanları terk etmek, konuyu değiştirmek bir çözüm olabilir. Gıybete sebep olacak boşluklara da izin vermemek gerekir.

hemen helallik dilemeliyiz. Zira "onlardan helallik almadan cennete giremeyiz." 6- Kendimize bir kısım caydırıcı yaptırımlar uygulayabiliriz.(Her gıybet için bir miktar sadaka ya da oruç vs. gibi.) 7-Bu ve bunun gibi, Rabbimizin hoşuna gitmeyecek her türlü olumsuzluktan kurtulmamız için sürekli dua etmeliyiz. Süleyman SARGIN


51 kimlife


Güle Güle Kullanın

2011 Yaz Çanta Modası

0

Bu yaz her şey cıvıl cıvıl! Yaz modasına damgasını vuran neon renkler hanımların vazgeçilmezi olan çantalarada yansıdı. Adeta gökkuşağı havasında olan çantalar yandan-çapraz asılan uzun saplı olarak tasarlanmışlar.

muzda ya da kolda... Elde ya boyunda.... Kadınların tutkusu çantalar; 2011 yaz trendleriyle karşımıza çıkıyor. Defilelerde sunulan 2011 yaz çanta modelleri arasında geometrik desenler özellikle dikkat çekiyor. Sarı, pembe, beyaz, mavi, kavuniçi ve yeşil renklerinin ağırlıkta olduğu 2011 yaz çanta modelleri arasında en çok büzgülü, geniş çantalar tercih ediliyor. 2011 yaz çanta modelleri içerisinde puanlı desenler de sıkça karşımıza çıkıyor. 2011 yaz sezonunda çantalar; püsküller, egzotik deriler ve alışılmadık renklerle birer arzu nesnesine dönüşüyor. Yaz modası hem kıyafetlerde hem aksesuvarlarda renk karnavalına dönüşürken, çantalarda göz alıcı renkler ve

şık formlar öne çıkıyor. Klasik çantalarınız elinizin altında bulunsun,

ama bu yaz, klasikleşmeye aday yeni modellere de yatırım yapın. İşte en trendi çantalar... Renkli Çantalar Rengarenk çantalar bu yaz moda tutkunlarının elinden düşmeyecek. Sarı, mavi, fuşya, mor, kırmızı ve yeşil, kıyafetlerin yanı sıra çantada da çok moda. Blok egzotik renklerle yapılan şık kontrastlar, çantalara ayrı bir hava katıyor. Üstelik bu tarz, klasik çanta modellerinde de dikkat çekiyor. Renk blokları, büyük desenler, denizci tarzını yansıtan lacivert, beyaz ve kırmızı çizgiler yeni sezonda çantalara damgasını vuruyor.

52 kimlife


Güle Güle Kullanın

Renkli çantalar, işkadınlarının klasik ofis kıyafetlerini bile tamamlıyor. Sezonun renkleri, eğlencenin yanı sıra sofistike bir tarzı ve kaliteyi de simgeliyor. Küçük siyah elbisenizi, beyaz tonlarındaki uçuşan maksilerinizi, klasik etekceket takımınızı renkli çantalarla kombinleyerek zamansız tarzınızı yeni sezona uyarlayabilirsiniz. El çantası Clutch yani portföy çantalar, yeni sezonda da elinizden düşmeyecek. Ünlü tasarımcılar, farklı form ve renklerde el çantalarına koleksiyonlarında yer verdiler. Sezonun çantalarından olan bu modeller, bileği kavrayan kısa saplarıyla dikkat çekiyor. Özelliklede Louis Vuitton'un portföyleri çok şık ve zarif. İnce, pürüzsüz, kaliteli yumuşak derileri lüksü yansıtıyor. Small ve medium boylarındaki el çantaları, geniş iç hacmiyle kullanım rahatlığı da sağlıyor. Şık bir gece davetinde zarif kıyafetlerinizi küçük portföy çantayla

tamamlayabilirsiniz. Gündüz ise daha büyük olanları tercih edin. Klasik renkler gündüz için daha uygun. Portföyler diğer çantalara göre daha dikkat çekicidir, bu nedenle, kaliteli deriden olanlara yatırım yapmalısınız.

Püskül çantalar çok moda Püsküller, bohem tarzları ve şık duruşlarıyla en klasik modellere bile modernlik kazandırıyor. Ağzı büzgülü çantaların fermuarlarında, portföy çantalarda püskül çok şık duruyor. Uzun Saplı Büzgülü Çantalar Yeni sezonda moda olan büzgülü torba model çantalar, 1960 ve 1970'lerin hipi modasını bize yeniden hatırlatıyor. İnce, deri, keten ve kanvastan yapılan ve tek omuzda rahatça taşınan büzgülü çantalar, yaz için çok pratik. Bu modellerin bir özelliği de geniş hacimli olmaları. Aynı zamanda kullanışlı olan bu çantalara yatırım yapabilirisiniz. Kutu çanta Zincir ya da deri sapıyla omza asılan ve küçük zarif formuyla dikkat çeken kutu çantalar, sezonun en trendi modellerinden. Hanım hanımcık tarzı yansıtan bu çantaların kısa saplı olanları asil bir duruşu simgeliyor. Klasik bej, gri, kahverengi, siyah tonlarının yanı sıra canlı neon renklerini de deneyebilirsiniz. Kutu çantalar gece ve gündüz kıyafetlerinizi mükemmel tamamlıyor.

53 kimlife


Hayvanlar Alemi

Kedigillerden

P

Pars

Anadolu’nun tarihinde birçok farklı kedigil türüne rastlamak mümkündür. Bunlardan bazıları son buz devrinin bitmesi ile, bazıları da Roma İmparatorluğu döneminde avlanarak tükenmiştir. Ama bu tarihi son 200 yıla kısıtladığımızda bile aslan, kaplan, pars ve çita türleri ile karşılaşırız.

ars veya «leopar» yahut öbür adıyla «panter» (Panthera pardus), hainlik ve yırtıcılık bakımından arslam da, kaplanı da geride bırakır. Bu kedi, arslandan da, kaplandan da ufak olmakla beraber, dövüşme kabiliyeti itibariyle onlardan hiç de aşağı değildir. Afrika yerlileri, pars yerine bir arslanla karşılaşmayı her zaman için tercih ettiklerini söylerler.

Pars gündüz saatlerinde de ortalıkta gözükebilirse de, asıl karanlıkta, faaldir. Avını, bıraktığı izlerden takip ederek evcil sığır ve koyunlara, geyiklere, antiloplara, maymunlara ve çeşitli küçük hayvanlara pusu kurar. Yalnız babudn sürülerine saldırmayacak kadar akıllıdır, zira bu maymunlar kendilerini korumayı bilirler. Fakat babuin tek olursa iş

Bu hain ve açıkgöz hayvan, ağaca tırmanmak ve ağaçların arasında gizlenmek hususlarında arslandan da, kaplandan da daha hünerlidir. 3 metreden yükseklere sıçrabilir ve şaşılacak; bir hızla ağaca tırmanabilir. Bazen avını da ağaca çıkararak, orada, yağmacılardan uzakta rahatça karnını doyurur.

değişir tabiî. Pars, avının arkasından atlayarak bir, iki uzun sıçrayışta ona yetişir. Kendinden küçük avların, belkemiklerini kırmak, onları boğmak ve boğazlarını parçalamak suretiyle birkaç saniyenin içinde hakkından gelir. Pars'ın zekâsı Pars'ın zekâ derecesi yüksektir. Çabuk öğrenir ve yararına olan her şeyi hatırında tutar. Erken öğrendiği şeylerden biride hiledir. Avlanmak için çok kere hileye baş vurur. Yakınlarda bir geyik olunca, parsın yerlerde yuvarlanarak türlü oyunlar yaptığı görülmüştür. Merakı uyanan geyik hiç bir şeyden şüphelenmeden düşmanına

54 kimlife


Hayvanlar Alemi Bir batında ikiden beşe kadar yavru doğurur. Eskiden leoparla panter'in parstan başka başka hayvanlar olduğu sanılırdı. Şimdi aradaki farkın sadece irilik ve cinsiyetle ilgili olduğu anlaşılmıştır. Pars türünün daha iri olan erkeğine panter, dişisine ise leopar denilmektedir.

yaklaşır. Pars oyununa devam eder, geyik de olanları daha iyi görmek için biraz daha sokulur. İşte o zaman pars bir sıçrayışta avının boynunun üzerindedir. Korkusuz bir hayvan Evcil köpek, pars'ın en sevdiği yiyeceklerdendir. Çin köylerinden

Lihngan'da korkusuz bir pars bir evin açık penceresinden içeri girmiş, evin sahibinin uyumakta olduğu yatağa yaklaşmış ve buraya bağlı olan bir köpeği kapıp götürmüştü. Ertesi gece gene oraya dönerek aym odadaki başka bir köpeği de kaçırmıştı. Evin sahibi ertesi akşam yatağının ayak ucunarbir köpek daha bağlamıştı. Pars o gece görünmedi, fakat ertesi gece gene gelerek nöbet tutulmasına rağmen, avıyla ormana birlikte kaçabildi. Birkaç gece sonra da birkaç kilometre ilerdeki başka bir köyden bir domuzu kaçırdı.

Pars normal olarak insanlara saldırmaz. Fakat kızdırılması veya yaralanması halinde insanlarla kıyasıya dövüşür. Arada da bir pars'ın insan avcısı kesilerek kısa zamanda birçok cana kıydığı görülür. Nerelerde bulunur Pars, Eski Dünya'nın sıcak bölgelerinde ve soğuk bölgelerinin bazısında arslandan da, kaplandan da daha yaygındır. Yurdu, Avrupa'da Karadeniz'den başlayarak ve Hindistan ile Seylân'ı da içerisine alarak doğuda Burma'ya ve Malakka yarımadasına kadar uzanır. Afrika'da ise, Büyük Sahra'nın dışında hemen her yerde bulunur. Çeşitli pars türleri Pars'lar büyüklük itibariyle epey farklıdırlar. Bazıları, uzun kuyruklarıyla birlikte 270. santim uzunluğundadırlar. Başka parslar ise 210 santim veya daha kısadırlar. Ortalama ağırlıkları 50 kilodur. Pars en çok yirmi yıl yaşar.

Bu' pars sonunda takip edilerek öldürüldü ise de, o vakte kadar üç yerliyi yaralamaya fırsat bulmuştu.

55 kimlife

Tipik leopartn bütün vücudu, deve tüyü sarısı kürkün üzerine düzenli olarak serpilmiş irili ufaklı siyah beneklerle kaplıdır. Beneklerin dördü veya beşi, kürkün asıl renginden biraz daha koyu bir merkezin etrafında daire meydana getirirler. Bizde leopar denilen kürk, pars'ların bit türünün kürküdür. Habeşistan ile Doğu Hint Adaları'nda çok yaygın olan bir pars da, «kara panter» diye tanınan kuzgunî siyah kürklü bir hayvandır. Pars'ın kürkünün cinsi ile yurdunun iklimi arasında sıkı bir bağlantı

vardır. Sıcak ülkelerdeki pars' ların kürkü kısa ve sık tüylüdür, buna kargılık soğuk bölgelerin, özellikle Sibirya'nınikilerin tüyleri uzun, kaim, yumuşak ve yoğundur. Parsların en güzeli olan Sibirya leopar'ına da Sibirya'da rastlıyoruz. Bu, açık gri renkli ve uzun tüylü, benekli bir kürkü olan mavimsi gri gözlü nefis bir hayvandır. Güzel olduktan başka, karakteri de yumuşaktır. İnsanların elinde pars türünün en uysal üyesi olur.


Astroloji

Çicekler ve

Burçlarınız

Burçlarımıza göre sevdiğimiz çiceklerin anlamlarını, en önemli özelliklerini, zayıf noktalarını, başarılı ve başarsız olduğumuz alanları ve hatta sevdiğimiz yemekleri neden öğrenmeyelim ki !

B

OĞA / LALE Yaşama sevinci ile dolu olan boğa, canlı renklere sahip çiçekleri sever. Laleler içinde en geniş seçeneğe sahiptir. Farklı tonlarda bulunduğu gibi değişik şekillerde de elde edilebilir. Eğer bir bahçesi yoksa laleler ile dolu bir vazo da yeterli olacaktır. En önemli özellikleri : Güvenilirlik, sabır, iyi huyluluk En zayıf noktaları : Hantallık, kıskançlık, tatlı düşkünlüğü Toplumda tercih ettiği rol : Bahçıvanlık Başarısız olduğu alan : Gazetecilik Tercih ettiği araç : Traktör Sevdiği yemek : Lahana dolması

de gösterişli olanlarını sever. Orkide bu yüzden favorileri arasındadır. Büyüleyici ve alışılmadık renkler onu fazlasıyla etkiler. Egzotik güzelliği ile bitkiler ailesinin en büyük üyelerinden olup 25.000 den fazla vahşi büyüyen çeşidi vardır. En önemli özellikleri : Sadakat, cesaret ve hoşgörü

ASLAN / ORKİDE Yükseği seven aslan çiçeklerde

56 kimlife

En zayıf noktaları : Egoizm, gurur, hakimiyet hırsı Toplumda tercih ettiği rol : Kral Yeteneksiz olduğu konu : Casusluk Tarihi örnekler : Napolyon Tercih ettiği araç : Fayton KOÇ / SÜMBÜL Koçun zamanı ilkbahardır. Bu dönemde sümbülün çiçekleri ile mutlu olur. Yumuşak pembe, mavi, mor ve beyaz renkler onu büyüler. İlkbahar çiçeklerini genelde kışın evde ve camın önünde yetiştirir. Böylece onlarla haftalarca mutlu olabilir. En önemli meziyetleri: Cesaret, girişkenlik, coşku, anlayış. En zayıf noktaları: İç güdüsellik, sabırsızlık, saflık. Tarihi örnekler : Kusursuz ve kor kusuz şövalye, Orleanslı bakire.


Astroloji

Sevdiği yemek : Izgara dana eti. Bu burçta doğan erkeklerin tercih ettiği yayın : Spor gazetesi Tercih ettiği giysi : Jean İKİZLER / GÜL İkizlerin sembolüdür. Çiçeklerin kraliçesi özellikle ikizleri etkiler. İkizler sadece onun çekiciliğini değil onun nasıl yetiştirileceğini de bilir. Bakımı ve diğer işlerine de hakimdir. En önemli özellikleri: Girişim isteği, her şeye kolaylıkla uyum, zekâ En zayıf noktaları: Tutarsızlık, egoistlik, umursamazlık Yeteneksizliği: Hükümet görevlisi olmak Tercih ettiği araç : Taksi En sevdiği yemek : Mezeler En sevdiği içecek : Coca Cola TERAZİ / DALYA Çok şık olan terazi barok güzelliğe sahip dalyaları tercih eder. Basit, yarı veya tam dolu dalya çeşitleri değişik renkli ve yapraklıdır. Türleri her geçen yıl artmaktadır. Yönetici Yıldızınız: Venüs (Güzellik, sevgi ve güzel sanatları temsil eder) Grubunuz: Hava, negatif Burcunuzun cinsiyeti: Erkek Üstün yeteneğiniz: Dengeli ve ölçülü olmak Özelliğiniz: Saygı ve zariflik Emeliniz: Olgun, düzeyli dostluk kurmak YAY / ZAMBAK Güzel şekli ve hoş kokusu ile yayı büyüler. İlk tercihi beyaz kral zambağı olsa da kırmızı ateş zambağı alaca renkli Türk zambağı ona mutluluk verir. En önemli özellikleri: İyimserlik, kendine güven, girişimci ruh En zayıf noktaları: Megolamanlık, konformizm En sevdiği rol: Araştırmacılık Yeteneksiz olduğu alan: Dans Tarihi örnek: Robin Hood Roman kahramanı: Anjelik Tercih ettiği araç: At arabası KOVA / KARDELEN Kardelen kıştan sonra ilk olarak açan çiçeklerden biridir ve ilkbaharın gelişini haber verir. Mutlu kova, çimenleri parlak renkleri ile dolduran ve daha şubat ayında etrafa güzel

kokular yayan bu çiçeği çok sever. En önemli meziyetleri: idealizm, hoşgörü, fikir zenginliği En zayıf noktaları: Aldırmazlık, soğukluk En iyi rolü: Özgürlüğe düşkün kişi Tarihteki örneği: Abraham Lincoln Filmlerdeki kadın kahramanı: Barbarella En sevdiği içecek: Soda Favori rengi: Metalik mavi, yeşil YENGEÇ / AKDENİZ LALESİ Akdeniz'den gelen anemon

güçlü renkleri ile yengeci büyüler. Yengecin yaşam tarzında olduğu gibi anemonlar da kendilerine özgüdür. Rahatsız edilmeden küçük gruplar halinde yetişirler. Küçük veya taşlı bahçelerde. En önemli özellikleri : Hassaslık, sevme yeteneği, yaratıcılık En zayıf noktaları : İnatçılık; saldırganlık, limoni tabiat Ona uygun meslek : Gece bekçisi Tarihi örnekler : Marcel Proust Sevdiği yemek : Yumurta Sevdiği içecek : Süt BAŞAK / MARGİT Bakımının kolay ve her yere uyması sebebiyle margit başak için uygun çiçek dostudur. Renkli ve parlak beyazı ile dikkat çeker. Başağın balkonda veya bahçedeki tercihi renkli türleridir. En önemli özellikleri : Dürüstlük, alçak gönüllülük, ölçülülük

57 kimlife

En zayıf noktaları : Titizlik, hasta olmaya karşı abartılı korku Önerilen meslekler : Doktor, hemşire Yeteneksizliği: Halkla ilişkiler yöneticisi Kadın olarak : Rahibe Theresa Önerilen araç : Bisiklet AKREP / EŞEK DİKENİ Akrepler hareketi sever ve her boş zamanlarında gezi ve yürüyüşler yapar. Bu sırada dağlarda bulunan dikenlerin güzelliği ilgisini çeker. Centiyane gibi diğer dağ çiçekleri de onu büyüler. En önemli özellikleri : İrade kuvveti, cesaret, yaratıcılık İstediği meslek : Muhalefet lideri Tarihteki örneği: Sir Francis Drake Sevdiği yemek : Biberli pizza Sevdiği içecek : Viski (sek, buzsuz) Sevdiği renk : Siyah OĞLAK / AMARİL Çalışkan oğlak uzun boylu amarilleri sever. İlk tercihi kırmızı çiçekli çeşididir. Kendisi gibi ona da özen gösterir ve gelecek yılda da çiçek açmasını sağlar. En önemli meziyetleri: Ciddilik, dürüstlük, sertlik En zayıf noktaları: Abartılı titizlik ve her şeyi ciddiye alma eğilimi Yeteneksizliği: İşkoliklik Tarihteki örneği: Louis Pasteur Tercih ettiği araç: Traktör Sevdiği yemek: Sebze çorbası. BALIK / NERGİS İlkbaharda balığın doğumu ile sarı renkli nergislerin de çiçekleri açar. İlkbahar çiçeği ünvanı ona aittir. özellikle trompet nergisi parlak sarı rengi ile büyüleyicidir. En önemli meziyetleri: Özeleştiri yeteneği, yardımseverlik En zayıf noktaları: Hayalcilik, mantıksızlık Tarihteki örneği : Hıristiyan şehitleri En sevdiği yemek : Deniz otlarından yapılmış salata En sevdikleri içecek : Votka Favori rengi: Turkuaz Önerilen kitap : R.L. Stevenson'ın "Dr. Jeykıll ve Mr. Hyde"ı


Çocuklarımız

Çocuklarda

Kitap Okuma

Ç

Alıskanlıgı .

Burçlarımıza göre sevdiğimiz çiceklerin anlamlarını, en önemli özelliklerini, zayıf noktalarını, başarılı ve başarsız olduğumuz alanları ve hatta sevdiğimiz yemekleri neden öğrenmeyelim ki !

ocuklarınıza kitap okumanız için gereken herhangi bir yaş, belirli bir zaman dilimi yok. Belki de kitap okumak, her yaşta, her zaman, her yerde yapılabilen en kolay ve eğlenceli bir aktivite olabilir. Bebeğiniz bile kitaptaki resimlere bakabilir, okuduğunuz kelimelerin ritmini ve kafiyesini duyabilir. Teknoloji ile erken yaşta tanışan, binlerce uyarıcı ile karşılaşan çocuklara kitapların kendi renkli dünyalarıyla tanıştırmak pekte kolay olmasa da nihayetinde onlar yinede isabetli seçimler yapabiliyorlar. Kitaplarla dolu bir kütüphanede merakla dokunup, inceliyorlar.

olmamasına dikkat ediyorsanız, çocukta da okuma isteği gelişecektir. Ayrıca kitapevlerine birlikte gitmek, sabırla kitapları incelemesine ve seçmesine izin vermek onları heveslendirecektir. Böylece okumanın bir işkence olmadığını, istediği zaman farklı dünyalara gidebileceği bir yolculuk olduğunu keşfedecektir. Televizyon ve/veya bilgisayar, oyun,

Şayet evde de kitap okunuyor ve çocuklara iyi örnek oluyor, kitabın ona ayırdığınız zamana engel

58 kimlife

spor aktiviteleri dışında "okuma zamanları" yaratarak birlikte özel vakitler geçirip aranızdaki bağı güçlendirebilirsiniz. Bu ona değer verdiğinizi göstermenin en güzel yoludur. En nitelikli kitabı seçebilmek ve okumaya teşvik edecek bazı kriterler bulunmaktadır. Bir kitapta öykünün iyi yazılmış olması kadar iyi resmedilmiş olması da önemlidir. Yazıda ifade edilen duygunun canlandırılabilmesi için bazen renkli bazen de siyah beyaz olması gerekir. Anlatılan hikâye ile resimleri bütünleşiyorsa, daha etkili olacaktır. Ayrıca bir kitap ne kadar iyi yazılmış ve ne kadar iyi resmedilmiş olursa olsun grafik tasarımı ve kullanılan malzemenin kalitesiz olması okumayı olumsuz


Eğlen - Öğren Çocuklarımız

yönde etkileyecektir. Aynı zamanda kitabın yazarının ve eserlerinin biliniyor olması ve saygın bir yayınevi tarafından yayınlanması güvenirliği arttıracaktır. Diğer bir kriter ise, başka kültürlerden alınan eserlerin, çocuğa evrensel bir bakış açısı kazandırması, farklı kültürleri, değerleri tanıması için okunması ve okutulması yerinde olacaktır. Ayrıca çocukların anlayabilmeleri için iyi çevrilmiş olmaları ve Türk dilinin iyi kullanılmış olması şarttır. Çocuğun yaratıcılığını geliştirecek sıra dışı hikâyeler bakış açılarını geliştirecektir. Son olarak ta "iyi" karakterler kadar "kötü" karakterlerinde vurgulandığı, dozunu aşmadan öğretici ve ders verici olan kitaplarda çocuğun kendi doğrularına sahip olmasına yardımcı olacaktır. Kısaca katı kuralları olmayan, ilgi çeken, farklı bakış açıları kazandıran ve keyif veren kitaplar değerlidir. Yaş Gruplarına Göre Kitap Okuma Alışkanlıkları ve Seçimleri Okul Öncesi Dönemdeki Çocuklar (3-6 yaş): Okumaya hazırlık dönemidir. Çocuğunuz okumaya başlamadan önce gördüğü harfleri anlamlandırmaya yönelik temel beceriler kazanacaktır. Yazılar ve kitaplara aşina olacak, kitapların işleyişini öğrenecek ve harfleri tanımaya başlayacaktır. Ne kadar çok harfi tanırsa, bu harflere ait seslere o kadar yoğunlaşabilir. Bu dönemde ayrıca yaratıcılıkları gelişir,

olayların nedenleri üzerinde dururlar. oKendi yaşamlarını anlamalarına yardımcı olacak fikirler ve konular içeren bildik masallar ve hikâyeler seçilebilir. Küçük çocuklar, yiyecekler, hayvanlar, vasıtalar ve çocuklarla ilgili kitaplardan hoşlanır. oKitapların belirgin bir konusu ve kahramanı olmalıdır. Bir ya da birkaç kahramanın karşılıklı ilişkilerini anlatan öyküler okunmalıdır. (üç küçük domuzcuk) Onun yaşındayken sevdiğiniz masalları okumayı da tercih edebilirsiniz. oİyi resmedilmiş, ayrıntılı resimleri olan kitaplar seçilmelidir. oÇocuğun hayal gücü harekete geçirilmelidir. Kitabın bir bölümünde durup, "Sence bundan sonra ne olmuştur?" gibi bir soru sorup

hikâyenin kalanını tamamlamasını isteyebilirsiniz. oÇocuğun sınıflandırabileceği nesneler içermesi yerinde olacaktır. oKüçük çocuklar uyumadan önce onlara kitap okunmasından çok hoşlanır. oKüçük çocuklara okunacak kitabı seçmelerine ve tutmalarına izin vermek gerekir. oYazısı fazla olmayan kitaplar seçilmelidir. Dinlerken sıkılabilir. oResimlerin isimlerini belirtmek yeni kelimeler öğrenmesine yardımcı olur. oTabelaları ve levhaları okuyun. oTelevizyonu kapatın. Okul Çağındaki Çocuklar (6-12) yaş: Çocuklar için okumayı öğrenme ve okuduklarından keyif alma dönemidir. 6-8 yaş döneminde kitabı kendi başına okuyabilmesi için harfleri seslendirmeyi, sık kullanılan kelimeleri tanımayı ve daha sonra okuduklarının ne anlama geldiğini kavramayı ve anlamını kaybetmeden daha hızlı okumayı başaracaktır. Artık çocuk kendini tanımaktadır. Diğer insanların kendinden farklı olduğunu, aynı duygu ve düşüncelere sahip olmadıklarını anlayabilir. Yeniliklere açıktır. 8-12 yaş döneminde ise, esas amaç her alanda yeni bilgiler edinmeleri, istekli ve bağımsız okuyucular olmalarıdır. Çocuklar aktif olarak okumayı, sürekli düşünmeyi ve sorgulamayı öğrenirler. Okuyan çocuklar otomatik olarak kelimeleri tanır ve daha önceden sahip oldukları bilgiler arasında bağlantı kurabilirler. Artık okumak, bilgi edinmek ve karmaşık materyalleri anlamlandırabilmektir. Mine Çelik Psikolojik Danışman www.cocukvegenc.com

59 kimlife


Oku - Öğren

Çocuk

Kitapları ?

Hz. Ebubekir

Masal Gemisi

Yazar: Ruhi Demirel "Hazreti Ebubekir, Rahip Yemlika'yı buldu. Gördüğü rüyayı anlattı. Rahip ona bazı sorular sordu. Aldığı cevaplar karşısında şaşıran rahip Hazreti Ebubekir'e: - Gördüğün bu rüyada büyük müjdeler var. Yakında bir peygamber ortaya çıkacak. Sen de O'nun en yakın arkadaşı ve yardımcısı olacaksın, dedi. Hazreti Ebubekir duyduğu bu sözlerden çok etkilendi. Zaten herkes bir peygamberin geleceğini söylüyordu. İncil'de, Tevrat'ta hep bu müjdeler vardı. Fakat kendisinin O peygambere en yakın insan olacağını doğrusu hiç beklemiyordu."

Yazar: Fatma Beyza Tütüncüoğlu Masal, çocuk dünyasının en güzel, en tatlı yanıdır. Orada bir halıya binip seyahat edebilirsiniz. Hayvanlarla konuşup, çiçeklerle arkadaş olabilirsiniz. Pastadan evler, şekerden yollar da oradadır. Sayılar hoplar zıplar, harfler okula giderler. Çocuklar bundan mutluluk duyarlar. Eğlenirler. Yüzlerine kocaman bir gülümseme yerleşir.

Oruç Tutmayı Seviyorum Yazar: Çiğdem ÖZMEN

Zeka Tahtası

Ramazan geldi hoş geldi Evlere şenlik geldi Oruç tutanlar için cennetten müjde geldi.

Yazar: Ersin Teres Biz bu kitabımızda, tabii ki zekânın tanımı, işlevi gibi konular üzerinde durmadık. Yediden yetmişe herkesin faydalanabileceği bu çalışmada, zekânızı geliştirecek, beyninize spor yaptıracak, sizi eğlendirecek, eğlendirirken de bir şeyler öğretecek zekâ sorularını hazırladık. Kitapta bazen sadece matematik bilginizi kullanarak çözebileceğiniz bazen de matematik bilginizin yetmeyeceği sorular bulacaksınız. Matematik bilginiz yetmediğinde zekânızı kullanmanızı tavsiye ederiz. Kitapta soruların tek bir çözüm yolu verilse de siz daha farklı çözüm yolları bulmaya, üretmeye çalışın. Bu, zekânızı daha da geliştirecektir.

İftar Vakti(Güzel Davranış Hikayeleri-6) Yazar: Erdoğan Tücan On bir ayın sultanı Ramazan gelince neler değişmiyor ki? İnsan, elinde bulunan nimetlerin değerini daha iyi anlıyor. Bu ayda çevremizdeki insanlara bakışımız değişiyor, yardımlaşma bir kat daha artıyor. Bu kitaptaki hikâyelerde genel olarak Ramazan hikayelerini, doğruluktan ayrılmamayı, hırsın zararını, öfkemizi nasıl yeneceğimizi, çevremizdeki insanların sıkıntılarına çare olmayı, bize karşı kötülük yapana bile iyilikte bulunmayı ve daha birçok erdemli davranışın hikâyesini bulacaksınız.

60 kimlife


61 kimlife


Tekno Haber

Tekno Yenilikler Dünyanın ilk Mango’lu akıllı telefonu Fujitsu Toshiba IS12T

popüler olmuştu. Wi-Fi ve 3G bağlantısı üzerinden sesli ve görüntülü görüşmeye, yazılı mesajlaşmaya imkan veren uygulama şimdi de Android kullanıcılarının hizmetinde. Star Wars temalı Xbox 360 yıl sonunda piyasada

Fujitsu ve Japonya'nın ikinci büyük mobil operatörü olan KDDI Japonya'nın ilk Windows Phone 7.5 (Mango) işletim sistemine sahip akıllı telefonunu eylül ayı içinde piyasaya sunacaklarını açıkladı. Microsoft başkanı Yasuyuki Higuchi'nin açıklamasına göre bahsi geçen telefon, dünyanın da ilk Mango'lu telefonu.

Android kullanıcıları da Viber’la ücretsiz konuşabilecek Akıllı telefonunuz aracılığıyla arkadaşlarınızla, eşinizle dostunuzla konuşurken dakikalarınız gitmesin, faturanız yükselmesin istiyorsanız Skype ve Fring tarzı uygulamalar kullanmanız gerektiğini biliyorsunuzdur. Bu uygulamaların bir benzeri olan Viber da geçen yıl iPhone uygulaması olarak yayınlanmış ve kullanıcılar arasında oldukça

Sony’den bilgisayarsız çalışabilen harici Blu-ray yazıcı Sony Japonya, bilgisayara ihtiyaç duymadan Blu-ray ve DVD yazabilen harici yazıcıları VBD-MA1'i duyurdu. Üzerindeki bağlantı noktaları sayesinde kullanıcılar bu cihaza video kameralarını bağlayabiliyor ve bu sayede kameralarının hafızalarındaki videoları yazabiliyor. Yeni Android Market, Windows Phone 7’yi andırıyor

"George Lucas ne ekmek yedi bu seriden arkadaş" dediğinizi duyar gibiyiz. Evet, yine bir Star Wars özel versiyonuyla karşı karşıyayız. LucasArts ve Microsoft iş birliğiyle ortaya çıkan yeni ürün, Star Wars temalı ve Kinect destekli bir Xbox 360. Sınırlı sayıda üretilen Star Wars versiyonu C3PO'yu anımsatan altın renginde bir kontrolöre ve R2D2 görünümünde bir kasaya sahip. Konsol, yalnızca üzeri boyanmış değil, açıldığında veya bir CD yerleştirildiğinde R2D2'nun "bip" sesini çıkarıyor. Yıl sonuna doğru piyasaya çıkacak olan özel set, Kinect Star Wars oyunuyla birlikte gelecek ve Amerika fiyatı 449 dolar olacak.

62 kimlife

Google, 2.2 ve üzeri Android işletim sistemi kullanan cihazlar için Android Market'i güncelledi. Güncellenen market, Windows Phone 7'de gördüğümüze benzer arayüze sahip ve derli toplu yapısıyla eskisine oranla daha güzel görünüyor.


Kim Çocukça

Çocukça Boyamaya Başlayın

63 kimlife


Çözün - Kazanın

ÖDÜLLÜ SUDOKU ÇÖZÜN KAZANIN! Bulmacayı doğru çözüp gönderen ilk 5 Kişi Hediye kazanacak. Çözdüğünüz bulmacayı aşağıdaki formu doldurarak adresimize göndermeniz yeterli olacaktır. Ağustos Sayımızın Hediyeleri

Ad - Soyad:............................................. Doğum Tarihi:.......................................... Meslek:................................................. Adres:.................................................. .......................................................... Telefon:................................................

Gönderi Adresi: Güneşli Mah. Evren Cad. Barış Sk. No: 6 Güneşli / İSTANBUL Tel: 0212 444 1 546 DİKKAT!: Aynı haneden birden fazla kişi katılamaz. Her ayın 20'sinden sonra gönderilen cevaplar kabul edilmeyecektir.

64 kimlife

Temmuz Ayı Sudoku Çözümü


Bulmaca

BULMACA

65 kimlife


Şubelerimiz

Kalite ve İndirimde M

arka

İstanbul Acıbadem Acıbadem Mah. Günal Sok. Gülevler Konutları 12. Blok No:1 Tel:0216 327 13 60 - 62 - 63 - 65 Alibeyköy Karadolap Mah. Sayayolu Cad. No: 19 K:3-4 Eyüp Tel: 0212 626 73 72 Altıntepe Altıntepe Mah. Bağdat Cad. No:87 Maltepe Tel: 0216 518 01 07 - 08 - 09 Arnavutköy Yavuz Selim Mah. Fatih Cad. No:175 G.O.Paşa Tel: 0212 597 56 10 - 11 Ataşehir Yenişehir Mah. Viyana Sok. No:21 Ümraniye / İstanbul Tel: 0216 455 80 76 - 455 80 87 Ayazağa Ayazağa Mah. Atatürk Cad. No: 27 Şişli Tel: 0212 332 21 11 Bağcılar 1 Yavuzselim Mahallesi Mahmutbey Yolu Caddesi No:1 Tel: 0212 434 19 79 Bağcılar 2 Çınar Mah. Dağyolu Cad. 5/2 Sok. No:3 Bağcılar Tel: 0212 461 01 11 Bahçeköy Adnan Menderes Cad. No:9 Bahçeköy / Sarıyer Tel: 0212 226 48 20 Büyükçekmece Cumhuriyet Mah. Turgut Özal Bulvarı Kardeş Sok. Adakent Apt. No:1 Büyükçekmece Tel: 0212 883 48 16 Çobançeşme Çobançeşme Mah. Mithatpaşa Cad. No:14 Yenibosna Tel: 0212 652 88 42 - 57 0212 652 87 74 Erenköy Feritbey Sok. No:14 Erenköy Tel: 0216 411 09 21

Esenler 1 Atışalanı Caddesi No:25 Esenler Tel: 0212 611 20 85

Hadımköy İstasyon Mah. Namık Kemal Cad. No:45 Kiptaş 1. Etap Tic. Merkezi Giriş Kat. Hadımköy/Arnavutköy Tel: 0.212.780 10 51

Esenler 2 Namık Kemal Cad. No:2 Tel: 0212 483 51 95 Esenyurt Saadet Dere Mah. Doğan Araslı Cad. No:14 Esenyurt Tel: 0212 428 41 33 Etiler Nispetiye Mah. Aytar sok. Murat Dağlı Apt. No:18 Levent Tel: 0212 269 31 44 Ferahevler Ferahevler Mah. Adnan Kahveci Cad. No:66 Sarıyer Tel: 0212 299 96 14 Fındıkzade Millet Cad. No:27/D Fındıkzade Tel: 0212 529 85 48

İkitelli Atatürk Mah. İkitelli Cad. No: 174/A İkitelli Tel: 0212 495 23 44

Göktürk Göktürk Mah. Cumhuriyet Cad. No:4/1 Eyüp / İstanbul Tel: 0212 322 68 93 - 94 Güneşli Güneşli Mah. Barış Sok. No:2/A Bağcılar Tel: 0212 657 83 71 Gültepe 1 Ortabayır Mah. Talatpaşa Cad. No:71 Tel: 0212 279 34 19 Gültepe 2 Telsizler Mah. Talatpaşa Cad. No:153 Tel: 0212 281 83 90 Halkalı Merkez Mah. Mahmutbey Cad. No: 17 Halkalı Tel: 0212 693 27 19 Halkalı 2 Atakent Mah. 213 Sok. No:5 Bodrum Kat. Güneş Park Çarşısı Halkalı –K.Çekmece / İstanbul Tel: 0212 472 80 94 - 95 - 96

Ünalan Ünalan Mah. Ayazma Cad. No: 20 Üsküdar Tel: 0216 317 10 91

Kartal Çavuşoğlu Çavuşoğlu Mah. Portakal Sk. No: 20/1-2 Kartal Tel: 0216 306 68 13

Üsküdar Mimarsinan Mah. Otopark Arkası Sok. No:1 Üsküdar Tel:0216 492 62 16 - 17 - 18 - 20

Kasımpaşa Camii Kebir Mah. 4 Kuyu Cad. No:13 Kasımpaşa / Beyoğlu Tel: 0212 250 32 55 - 250 54 51

Ümraniye Ihlamurkuyu Tepeüstü Mah. Alemdağ Cad. No:616 Ümraniye Tel: 0216 508 19 10 - 15

Mecidiyeköy 1 Selehattin Pınar Cad. No:31 Şişli Tel: 0212 216 94 61

Yakacık Yakacık Mah. Samandıra Cad. No:7 Tel: 0216 451 03 07

Mecidiyeköy 2 Naci Kasım Sok. No:7 Şişli Tel: 0212 212 98 15

Florya Şenlik Mah. Efeler Sok. No:3 Florya Tel: 0212 662 66 94

Uğur Mumcu Uğur Mumcu Mah. Akşemsettin Cad. No:56 Yakacık Tel: 0216 476 26 33

Okmeydanı Mithat Paşa Cad. Keser Sok. No:3 Şişli Tel: 0212 361 13 52 Pendik Batı Mah. Sabri Taşkın Cad. No: 4 Tel: 0216 491 75 72 Sarıyer Kilyos Yolu Nalbant Çeşme No:95 Sarıyer Tel: 0212 342 35 53

Yenibosna Yıldırım Beyazıt Cad. No: 278/212 Tel: 0212 452 28 19 - 20 Yüzyıl Fevzi Çakmak Mah. Osmangazi Cad. 2/17-C Sok. No:27/D Bağcılar Tel: 0212 430 38 91 Zeytinburnu Balıklı Yolu Cad. 85/5 Sok. No:30/4 Tel: 0212 416 08 28 Zeytinburnu Çırpıcı Çırpıcı Mah. 75/2 Sok. No:109 Zeytinburnu Tel: 0212 547 45 00 - 82

Sultançiftliği Atatürk Bulvarı No:46 Gaziosmanpaşa Tel: 0212 475 46 99 Şirinevler Mithatpaşa Cad. No:1/3 Şirinevler Tel: 0212 653 72 28 Tarabya Cumhuriyet Mah. Arabayolu Cad. No:11 Sarıyer Tel: 0212 299 83 75 Tarabya Sahil Tarabya Mah. Yeniköy Cad. Dere Sok No:1 Tarabya / Sarıyer Tel: 0212 262 25 55 262 15 05

Kocaeli Derince Çenedağ Mah. İstiklal Cad. No:180 Derince / Kocaeli Tel: 0262 223 33 72 - 223 24 48

İzmit Cedit Mah. Atatürk Bulvarı No:3 Kocaeli / İzmit Tel: 0262 332 52 56 - 68

Arslanbey Başaran Mah. İzmit Cad. No:138 Kartepe - Kocaeli Tel:0 262 351 42 16 - 46

Derince - 60 Evler Yavuz Sultan Mah. Körfez Cad. İtimat Sok. No:5 60 Evler - Derince / Kocaeli Tel: 0.262. 239 33 20 - 22

Kozluk Akçakoca Mah. İnönü Cd. No:33 İzmit / Kocaeli Tel:0 262 291 00 28 / 0 262 325 84 48

Tütünçiftlik Güney Mah. Albay Sok. No:6 Körfez - Kocaeli Tel:0 262 527 26 03 - 04

66 kimlife

Yarımca Mimar Sinan Mh. Mehmet Akif Ersoy Cd. No:166 Körfez- Kocaeli Tel:0 262 558 00 15

Müşteri Danışma Hattı:

444 1 546


67 kimlife


68 kimlife

magazin,edergi,catalog  

magazin,edergi,catalog

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you