Page 1

MARKA - PATENT - ENDÜSTRİYEL TASARIM DERGİSİ

37

3 AYDA BİR YAYIMLANIR | SAYI: 37 | ÜCRETSİZDİR

MUCİT ROBERT BOSCH 1861 - 1942

5 MADENDE FACİALARI ÖNLEYEBİLECEK CİHAZ

ISSN 2148-4821

10 İSTANBUL DESIGN WEEK 13 KIBRIS’TA HELLİM KRİZİ PATLADI

9 772148 482000


EDİTÖRDEN

Burcu Görücü Genel Yayın Yönetmeni burcu.gorucu@gossipdergi.com

GOssIP Aralık 2014 Sayı: 37 İmtiyaz ve Yayın Sahibi Grup Ofis Marka Patent A.Ş. adına Cenk SEVİNÇ

2015’e girerken Yıl 2015… 30-40 yıl önce çekilmiş bilim kurgu filmlerde gördüğümüz ve “yok artık” dediğimiz, çok geç geleceğini sandığımız o günlere geldik, geçiyoruz bile. Şimdi o çok şaşırdığımız pek çok teknolojik gelişme artık hayatımızda, üstelik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. O günlerde bize çok uzak gibi görünen, Star Trek’de gördüğümüz mobil telefonlar, Star Wars’da yer alan otomatik açılır kapanır kapılar, Michael Knight’ın Knight Rider’da aracıyla konuştuğu kol saati gibi bizi hayretler içinde bırakan teknolojilere, şu anda öyle alışmışız ki, kapılar sensörlü değilse şaşırıyor, aracımızdaki navigatör bizi anlamazsa sinirleniyor, akıllı telefonlar olmadan ne yapacağımızı bilemiyoruz. Aynı şekilde Minority Report ve Matrix’de kullanılan elle kontrol sistemi (leap motion) gibi yakın zamanda hayatımıza girecek olası teknolojilere de şimdiden aşinayız. Artificial Intelligence, Inception, Interstellar gibi son dönemin önemli bilim kurgu filmlerini izledikçe yıllar yıllar sonra başımıza neler geleceğini kestirebiliriz belki de. Çevirmeli telefonları kullanırken numara ezberlemek zorunda olduğumuz, yanlış numaralar çevirip vakit kaybettiğimiz zamanlardan, hızlı aramalarla, sesli aramalarla son sürat aramalar yapabildiğimiz, kitap değiş tokuşu yaptığımız zamanlardan, dijital kütüphanelere ulaşabildiğimiz, okyanus aşırı ülkelerdeki arkadaşlarımıza, tanıdıklarımıza kartpostallar gönderip heyecanla onlardan gelecek cevabı beklediğimiz zamanlardan, istediğimiz an onlarla canlı canlı görüşebildiğimiz, analog makinelerle çektiğimiz fotoğrafların baskıdan çıkmasını heyecanla beklediğimiz, “selfie” yapamadığımız zamanlardan, anında yediğimizi-içtiğimizi-gördüğümüzü paylaşabildiğimiz zamanlara geldik. Bunlar sadece sosyal hayatımızın içinden, kullanmayı çarçabuk öğrendiğimiz, sanki yıllardır kullanıyormuş gibi adapte olduğumuz gelişmeler. Bilim, sanayi ve tıpta yaşanan gelişmeler ve buluşlar düşünüldüğünde teknolojinin ne kadar hızla geliştiği, insanlığa faydalı olduğu bir gerçek. Hayatımızın içindeki tüm bu gelişmeler, yenilikler ileriyi görebilen, farklı düşünebilen, cesaretli, hayal gücü geniş, hayallerini bilimle ve teknolojiyle birleştirebilen insanların eseri. Zamanın bile yetişemediği hayal gücüne sahip bu insanlar var oldukça, buluşlar, önce bilim kurgu filmlere, romanlara, sonra hayatımıza sirayet edecek. Ümit edelim ki bu hayaller ve yenilikler, dünyadaki açlık, henüz çaresi bulunamayan hastalıklar, kaynakların tükenmesi gibi konularda için de yol gösterici olsunlar. Hayalleriniz, buluşlarınız ve ümitleriniz hiç tükenmesin…

Burcu Görücü

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Burcu GÖRÜCÜ Yayın Danışmanları Selçuk AKIN Betül ERDEN Sevcan DAŞDAN Melike B.GENÇ Hukuk Danışmanları Av.Filiz CANKAT Av.Işılay Ş.CENGİZ İstanbul Temsilcisi Mahmut DUMAN İzmir Temsilcisi İbrahim DEVECİOĞLU Tasarım

www.cosmic.com.tr Çeviri

www.ikarustercume.com Yayının Türü Üç aylık yaygın süreli yayın Yönetim Yeri Atatürk Bulvarı No:211/11 Kavaklıdere ANKARA Tel: 0 312 468 50 00 Faks: 0 312 468 44 55 Web: www.gossipdergi.com E-posta: info@gossipdergi.com facebook.com/gossipdergi twitter.com/gossipdergi instagram/gossipdergi.com Baskı Dumat OFSET Bahçekapı Mah. 2477 Sokak No:6 Şaşmaz - Etimesgut / Ankara Tel : 0 312 278 82 00 GossIP dergisinin imtiyaz ve yayın hakkı Grup Ofis Marka Patent A.Ş’ye aittir. Tüm hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.


20 GÜNDEM

16

KONUK MARKA

26

23

24 HUKUK

28 YARATICI TASARIMLAR


30 34 38

GOssIP RÖPORTAJ

33

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

36

40 41

DÜNYANIN İLKLERİ

MARKA BULMACA


GÜNDEM

4

Her demliğe en iyi çayı koyma vizyonuyla hareket eden ve tüketicinin gönlünde haklı bir yer edinen OFÇAY marka ve patent işlemlerinde 1999 yılından beri birlikte yol aldığı Grup Ofis Marka Patent vekilliği ile Türk Patent Enstitüsü tarafından ‘’Tanınmış Marka’’ olarak tescil edildi. 2012 yılında Grup Ofis Marka Patent vekilliği ile OFÇAY markasının ayırt edici marka özelliği taşıması ve halk nezdinde yaygın bilinirliğe sahip olması gerekçesiyle, markanın TANINMIŞ MARKA statüsüne alınması için TPE-Türk Patent Enstitüsü’ne başvuruda bulunuldu. OFÇAY markası TPE tarafından yapılan değerlendirmeler ve araştırmalar neticesinde tanınmış marka tespiti için gerekli kriterlere sahip olduğu kanaatiyle ‘’Tanınmış Marka’’ statüsüne alındı. Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan yasal süreçle tanınmış marka belgesine sahip olan OFÇAY’ın Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bülent Kasap konu ile ilgili açıklamasında şunları dile getirdi: ‘’1985 yılında çay tekelinin kaldırılmasıyla birlikte çay üretimine başlayarak sektörde ilk özel çay markası olan OFÇAY, 30 yıldır işinde uzman bir kadroyla üretim kalitesinden ödün vermeden sektörün öncü markalarından biri olmayı başarmıştır. Kalite tutkumuz ve çaya olan bağlılığımız OFÇAY’ı tüketicilerin gönlünde hak ettiği yere getirmişken, bu durumun resmi olarak onaylanması ve TPE tarafından ‘’Tanınmış Marka’’ olma statüsüne taşınması, mutluluğumuzu bir kat daha artırmıştır. OFÇAY’ın ‘’ayırt edici marka özelliği taşıması’, ‘’yaygın bilinirliğe sahip olması’’ nedeniyle tescil edilmesinin gururu sadece bize ait değildir. Bu süreçte bizimle birlikte emek veren herkese teşekkür ederim.’’ milliyet.com.tr

OF ÇAY’IN TANINMIŞ MARKA ÖZELLİĞİ TESCİLLENDİ


GÜNDEM

MADENDE FACiALARI ÖNLEYEBiLECEK CiHAZ Aktif Fuarcılık tarafından düzenlenen ‘’İnovasyon Türkiye Fuarı’’ bu yıl 3. kez 13-16 Kasım 2014 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Fuar, kendi sektöründeki yenilikçi projeleri görmek, yeni yatırımlar ve anlaşmalar yapmak üzere tüm Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden katılımcılara ev sahipliği yaptı. Fuarda, 450 kadar proje ile 50 üniversite bulunurken, 250 kadar proje ile Türk Patent Enstitüsü ve TÜBİTAK Ar-Ge Projeleri, tekno girişimciler, sanayi kuruluşları, kalkınma ajansları, teknoparklar ve teknopark firmaları ile Ar-Ge merkezleri bulundu. Bu yılkı fuarda en dikkat çekici buluşlardan biri madencilik sektöründe yaşanan facialar ile yakından ilgili… Okyanus Teknoloji’nin geliştirdiği ve İş Güvenliği Takip Sistemi (Wipelot ISG) adı verilen ürün sayesinde, kaza sonrası işçilerin bulunduğu konum kısa sürede belirlenebilecek. Ürün telsiz ve telefon iletişimini gerektirmiyor. Su, çamur ve gazdan etkilenmeyen ürünü işçi kemerine, bileğine veya baretine takabiliyor. Bu sayede olası bir tehlikeye veya kaza anında devreye girecek olan alarm sistemiyle, işçinin yeri belirlenerek acil durumda hızla müdahale edilmesi sağlanabilecek.

hurriyet.com.tr

5


GÜNDEM

6

ETi 60 YILLIK EFSANE MARKA ALASKA FRİGO’YU SATIN ALDI

Unlu mamuller ve çikolata sektöründe Türkiye’nin lider gıda şirketlerinden ETİ, sürpriz bir marka yatırımı gerçekleştirdi. ETİ, Türk tüketicisinin gönlünde taht kurmuş nostaljik ve efsane lezzet Alaska Frigo markasını bünyesine kattı. ETİ, Alaska Frigo’yu Türkiye’nin dört bir yanındaki tüketicilere ulaştırarak, markayı daha da büyütmeyi hedefliyor. Türkiye’nin en büyük gıda markaları arasında yer alan ETİ, nostaljik efsane lezzet Alaska Frigo’yu satın aldı. ETİ’nin toplam 13 milyon TL yatırımı kapsamında; Alaska Gıda’ya ait başta Alaska Frigo markası olmak üzere şirketin tüm markalarının yanı sıra satış ve dağıtım alt yapı yatırımları da yer alıyor. 60 yılı aşkın süredir Türk tüketicilerinin en sevdiği lezzetler arasında yer alan Alaska Frigo, ETİ’nin Türkiye genelindeki yaygın dağıtım ağı ve yarım asrı aşan tecrübesi ile tekrar eski efsanevi günlerine dönüş yapacak. Türkiye’nin en sevilen markalarından olan ve sinemalarda ‘’10 dakika ara’’ların vazgeçilmezi ‘’Alaska Frigo’’yu satın aldıkları için mutlu olduklarını belirten ETİ Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı, ‘’Bu yeni yatırımımız ile ETİ olarak faaliyet gösterdiğimiz alanı genişletiyoruz. ETİ’ye yakışacak bir marka olan Alaska Frigo ile çikolata kaplamalı soğuk atıştırmalık alanına adım atıyoruz. Eti olarak, sektöre kazandırdığı ilklerle anılan, kaliteli ve inovatif bir yaklaşımla lezzetli ürünler üretmeyi ilke edinen bir şirketiz. Alaska Frigo da bir sinema klasiği olarak bilinen, lezzeti ile efsane haline gelen ve bu özellikleriyle Türkiye’nin geçmişinde yer edinen bir marka. Bu anlamda satın almanın bizler için eko-

nomik değeri olduğu kadar, manevi değeri de bulunuyor. Tüketiciler tarafından beğenilen, sinemada satılan, atıştırmalık denildiğinde tüketicilerin ilk akla gelen markalar arasında yer alan ve bugünlere kadar başarıyla gelmiş Alaska Frigo, bundan böyle ETİ’nin gıda sektöründe yarım asrı aşan tecrübesi ve yaygın dağıtım ağı ile daha fazla sayıda tüketiciye ulaşacak’’ diye konuştu. Eti’nin, Alaska Frigo’yu satın almasının detayları, ETİ Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı ve ETİ Gıda İcra Kurulu Başkanı Hakan Polatoğlu’nun katılımıyla düzenlenen basın toplantısıyla paylaşıldı. ‘’Satın alma kararında hiç tereddüt etmedik’’ Alaska Frigo markasının tüketiciler nezdinde ‘Sinema Klasiği’ olarak bilindiğini hatırlatan Firuzhan Kanatlı, sözlerine şöyle devam etti: ‘’ Sizlerin de bildiği üzere, ETİ olarak Türkiye’nin en büyük 100 şirketi arasında ve tüketici anketlerinde de ‘en beğenilen markalar’ listelerinin ilk sırasında yer alıyoruz. Alaska Frigo da, Türkiye’nin geçmişinde yeri olan, bir sinema klasiği olarak bilinen ve önemli sayıda tüketici gibi, bizlerin de severek tükettiği bir ürün. Bu anlamda yapmış olduğumuz yatırımda hiç tereddüt etmedik. Eski sahiplerinin Alaska Frigo’yu daha ileri taşıyabilecek bir şirkete satmak istediğini biliyorduk. Markayı satın almak için bir süredir görüşmelerimiz devam ediyordu. Satın alma görüşmelerimiz sonuçlandı, imzalar atıldı ve sevdiğimiz bir markayı ETİ bünyesine kattık’’


GÜNDEM

‘’Alaska Frigo markası büyük potansiyel taşıyor’’ Bu satın alma ile faaliyet gösterdikleri alanları da genişlettiklerini söyleyen Firuzhan Kanatlı, ‘’60 yıllık geçmişe sahip olan, prestijli ve klasik duruşu hem de eşsiz tarifi ve benzersiz lezzeti ile bir değer oluşturan Alaska Frigo’nun Türk tüketicisi nezdindeki konumunu ve taşıdığı potansiyeli biliyoruz. Türkiye’nin dört bir köşesine yayarak daha da büyütmeyi hedefliyoruz. ETİ’nin Ar-Ge gücü ve yenilikçi bakış açısı ile bu potansiyeli efektif bir şekilde değerlendireceğimize inandığımız için satın alma kararını aldık’’ dedi. ‘’Orijinal lezzetini koruyacağız’’ Alaska Frigo, üretiminin ETİ’nin Eskişehir’deki tesislerinde gerçekleştirileceğini belirten ETİ Gıda İcra Kurulu Başkanı Hakan Polatoğlu, ‘’Alaska Frigo projesinde, geçmişten gelen ve hepimizin severek tükettiği bu ürünün orijinal lezzetini korumak bizim için önem taşıyor. Bu nedenle marka mirasına sadık kalarak üretimini gerçekleştireceğiz. Aynı özeni ürünün marka kimliği ve ambalajlarında da gösteriyoruz’’ dedi. Alaska Frigo’nun daha önceki süreçte yaşadığı zorluklar nedeni ile dağıtım ağının zaman zaman kesintiye uğradığını ve tüketiciye her noktada ulaştırılmamış bir marka olduğunu belirten Hakan Polatoğlu, ‘’ETİ’nin Eskişehir Tesislerinde üreteceğimiz Alaska Frigo’yu ilk etapta Batı ve Doğu

Marmara ile Batı Akdeniz bölgelerinde satışa sunacağız. Daha sonra Eti’nin yaygın dağıtım ağı vasıtasıyla, tüketicilerimiz ile temas halinde olduğumuz tüm satış kanallarımız üzerinden Türkiye’nin geneline ulaşmayı hedefliyoruz’’ şeklinde konuştu. Toplantının ardından, basın mensupları Alaska Frigo eşliğinde Nebil Özgentürk tarafından özel olarak hazırlanan, Türk sinemasını ve sinemanın 100. Yılını anlatan, belgesel niteliğindeki kısa filmi izleyerek nostaljik anlar yaşadı. ‘’60 yıllık bir sinema klasiği’’ Alaska Frigo İlk üretimi 1953 yılında gerçekleştirilen ve sektörünün ilk markaları arasında yer alan Alaska Frigo, 1976 yılından itibaren Alaska Gıda’ya ait üretim tesisinde üretilmeye devam etti. Yüksek bir bilinirliğe sahip olan Alaska Frigo markası, tüketiciler tarafından nostaljik, çocuklarını hatırlatan bir sinema klasiği olarak tanımlanıyor. ‘’10 dakika ara’’nın vazgeçilmezi Alaska Frigo Türkiye’nin en bilinen markalarından, bir zamanlar sinemalarda ‘’10 dakika ara’’ nın vazgeçilmezi ‘’ Alaska Frigo’’ tüketiciler için efsane markalar arasında yer alıyor. Tüm Türkiye’de çok iyi tanınan Alaska Frigo markası, ürünleriyle hayata mutluluk katan ETİ ile yoluna devam edecek.

etietieti.com

7


GÜNDEM

8

UTAK ULUSLARARASI TASARIM ARAŞTIRMALARI KONFERANSI

ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü tarafından düzenlenen “Uluslararası Tasarım Araştırmaları Konferansı” ODTÜ Mimarlık Fakültesinde gerçekleşti. Konferansta, tasarımın küresel bağlamını göz önüne alarak endüstriyel tasarım eğitiminin, mesleğinin ve araştırmalarının Türkiye’deki mevcut durumuna dair çalışmaların payUTAK’A ÇOK laşılması, böylece geleceğe yönelik çıkarımlar yapmak ve izlenebiSAYIDA KATI- lecek yollar ele alındı.

LIM GERÇEKODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü BaşkaTasarımcılar ve eğitimciler taranı Prof. Dr. Gülay Hasdoğan konferansta şu yoruLEŞTİ fından düzenlenen UTAK’a (Uluslararası Tasarım Araştırmaları Konferansı) çok sayıda katılım gerçekleşti. Farklı üniversitelerden gelen bildiricilerin yanı sıra, konferansın dışında bir çalıştay programı düzenlendi. 1. Çalıştayda Marka Kimliği - Tasarım İlişkisi ve Analizi, 2. Çalıştayda ise Endüstri Ürünleri Tasarımı Alanında Temel Tasarım Dersine Özgü Bir Yöntem ‘’Salt İşlem’’ konuları ele alındı.

Türk Patent Enstitüsü Tasarım Tescil Uzmanı Muazzez Korkmaz ise Endüstriyel Tasarım Tescili başvurusunda görsel anlatım, tasarım ve ürün tanımı, çoklu başvuru konularına değindi.

mu dile getirdi. “Etkinliğe Türkiye’nin 14 Üniversitesi ve 4 kuruluşundan 31 bildiri ile katılım sağlandı. Ayrıca çalıştaylarımıza üniversite öğrencilerinden ve tasarımcılardan yoğun ilgi gösterildi. Bildiriler bu alanda ülkemizde yürütülen en güncel çalışmaları temsil ediyordu. Konferans bundan sonra yürütülecek araştırmalara ve çalışmalara yön gösterebilecek nitelikte örnek çalışmaları ortaya koydu.“ Tasarım eğitimi, tasarım mesleği, tasarımda sosyal sorumluluk, tasarım araştırması ve tasarım yöntemleri gibi konuları içeren konferans pek çok bildiricinin sunmuş olduğu projeler ile sona erdi.


GÜNDEM

Pilavı, hızlı yemek haline getiren girişimci Cihan Bakan, yurt dışına açılma planları yapıyor. ‘’I Love Pilav’’ markasını yaratan Bakan, 7 restoranda 27 çeşit pilav sunuyor. Cihan Bakan, Türkiye’de neredeyse her evde pişen ve ana yemek olan pilavı ‘hızlı yemek’ konseptiyle yaygınlaştırmak için yola çıktı. ‘’I Love Pilav’’ markasıyla zincir kuran Bakan, franchise vererek tüm Türkiye’nin yanında yurtdışına da açılmayı hedefliyor. Türk yemek kültürünün olmazsa olmaz lezzetleri üzerine çalışmaya karar veren Cihan Bakan, pek çok araştırma ve tartışmanın arkasından sofralardan eksik olmayan ancak hak ettiği ana yemek statüsüne ulaşamayan pilavı merkeze almaya karar verdiğini söylüyor. Türkiye genelinde yaptığı araştırmalar sonucunda da bugün pek bilinmeyen tarifleri edinmiş.

Bu çalışmalar sonrasında Love Pilav fikrini netleştiren Bakan, ismi İngilizce seçme nedenlerinin gelecek planlarıyla ilgili olduğunu vurguluyor. Pek çok ulusta faaliyet gösteren marka olmayı hedeflediğinin altını çiziyor. Cihan Bakan’ın en büyük isteği, pilavı ana yemek haline getirerek sağlıklı fast food kültürüne öncülük etmek. I Love Pilav’la mağazalaşma atağını, Temmuz 2014’de başlatan Bakan, şu anda aylık 4 tonu zorlayan pirinç ve 3 ton civarında et tüketimine ulaştığını belirtiyor. 2015 yılı hedefi ise merkezi İstanbul olmak üzere franchise çalışmaları ile kendi noktaları da dahil toplamda 30 restorana ulaşmak.

milliyet.com.tr

PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞINI KIRACAK

9


GÜNDEM

Tasarım ve sürprizlerle dolu bir sonbahar 10

iSTAN BUL DESIGN WEEK TASARIMTASARIM VE KENT VE KENT TASARIMTASARIM VE KENT VE KENT 2005 yılında ilk defa İstanbul’un en tarihi tasarım geçmişi olan Eski Galata Köprüsü’nde hayata geçen İstanbul Design Week, bu sene 9. yılını yeni mekanı Beyoğlu Tepebaşı’nda kutladı. İstanbul Design Week tamamen tasarıma adanmış bir hafta olup tasarımcılar için bir vitrin, katılımcı firmalar için ürünlerini ve etkinliklerini uluslararası bir kitleye sunmaları için bir fırsat olmuştur. Katılımcılar, etkinlik süresince yürütülen sempozyumlar, seminerler ve konferanslar ile tasarımın farklı dallarında birçok yaratıcı fikri yoğun bir şekilde deneyimlemişlerdir. İstanbul Design Week proje ortakları; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Hürriyet ve Ddf; Dream De-

sign Factory desteği ile idf; International Design Fairs tarafından organize edilmektedir. Gelenekselleşen “Tasarım ve Kent” temasıyla IDW bu yıl; endüstriyel tasarım, teknoloji, mimari ve alanında faaliyet gösteren firma ve tasarımcıların yeni ürünleri özel projeleri ve 2014 trendleri sergilendi. “Yaratıcı sezon” konseptiyle hazırlanmış tasarım projeleriyle başlayan İDW 2014 tasarım rüzgarı, özel projeler modern sanat ve video sanat sergileri ve açılış davetleriyle tüm şehre yayılarak sonbahara büyük iz bıraktı. istanbuldesignweek.com / radikal.com.tr


GÜNDEM

YIRTICI FİKİRLER Türkiye’nin girişimcilik alanındaki en büyük etkinliği G3 Forumu bu yıl girişimci adaylarının ‘Yırtıcı Fikirleri’ni, kurt, kaplan, şahin ve baykuş temasıyla gündeme taşıdı. Geleceğin Gücü Girişimciler ‘G3 Forum’u bu yıl 4. kez Türk iş dünyasının önde gelen isimlerini, girişimci adaylarını, öğrencileri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Uluslararası Girişimcilik Merkezi UGM, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, TOBB Genç Girişimciler Kurulu ve GATE ev sahipliğinde, Vodafone ana sponsorluğunda gerçekleştirildi, Forum’un bu yılki ana teması ise Yırtıcı Fikirler. Kaplan gibi cesur musun? G3 Platform Başkanı Gülden Yılmaz, ‘G3 Forum’un bugüne kadar girişimciliğin gelişmesi ve girişimcileriyle büyüyen Türkiye hedefiyle, binlerce girişimci ve adayını kendi konusunun uzmanlarıyla buluşturduğunu söyledi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, forumun uzmanlarla girişimcileri buluşturan, alanındaki en büyük etkinlik olacağını belirten Yılmaz “Katılımcılara, bu yıl 90 kişilik mentor grubuyla geniş bir iletişim ağı oluşturma imkanı sağladık. İnteraktif yuvarlak masalarda 10 kişilik gruplar, 15 dakika arayla konularında uzman mentorlardan bilgi alacak. İstediği soruyu sorabilecek” dedi. G3 Forum’un bu yılki sloganının ‘Yırtıcı Fikirler’ olduğunu aktaran Yılmaz, “Katılımcılarımıza ‘kaplan gibi cesur musun, kurt gibi cin fikirli misin, şahin gibi ileri görüşlü müsün, baykuş gibi bilge misin?’ diye soracağız. Katılımcılarımız da, yuvarlak masalarda mentorlarımıza hukuktan yatırıma kadar soru sorma imkanı bulacak” diye konuştu. Bakan Yılmaz da katıldı Forum hakkında bilgi veren Yılmaz, “Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Gazeteci Cüneyt Özdemir’in moderatörlüğünde, Türkiye Ekonomisi 2023 vizyonu çerçevesinde girişimciliğin öngörülen rolünü tartışacak. Kapanış bölümünde ise başarılı girişimci Acun Ilıcalı, iş hayatındaki tecrübelerini genç girişimcilerle paylaşacak” dedi. Ilıcalı ayrıca, TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı ve Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk’un sorularını yanıtlayarak, girişimcileri bilgilendirecek” dedi. Gençleri motive ediyoruz TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı ise amaçlarının girişimcileri daha fazla geliştirecek ekosistemi ve girişim yapmalarını sağlayacak motivasyonu yaratmak olduğunu söyledi. Girişimciliğin orta ve uzun vadede pozitif işler yarattığının altını çizen Ali Sabancı, istihdam ve girişimcilik hakkında şunları söyledi: “Gençlerde işsizlik oranı yüzde 19 civarında. Girişimcilik istihdam yaratmak için bir fırsat. Dünyada yeni istihdam yaratan firmaların çoğu 5 yaşında. Girişimci sayısı artınca, istihdama katkı sağlanıyor. Oluşturduğumuz platformla gençlere, girişim yapmalarını sağlayacak motivasyonu vermeye çalışıyoruz.” stargazete.com

11


GÜNDEM

DESIGN TURKEY 12

ENDÜSTRİYEL TASARIM ÖDÜLLERİ Dördüncü Kez Sahiplerini Buldu Turquality’nin markalaşma çalışmalarını desteklemek için iki yılda bir düzenlenen, Türkiye’de tasarım algısının yaygınlaştırılması ve uluslararası pazarlarda ürüne katma değer ve rekabetçi üstünlük kazandıran iyi tasarımın ödüllendirilmesi amacıyla hayata geçirilen “Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri”, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri, gelecekte Türk sanayisinin gelişmesine yön verecek yaratıcı tasarımları ön plana çıkarırken aynı zamanda ödüllü projelerin sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da markalaşmasına imkan sağlıyor. Ödüle konu olan tasarımlar, 1 Ocak 2012 – 30 Ağustos 2014 arası üretilen ve piyasada satışa sunulan ürünler üzerinden değerlendirildi. 13 kategoride değerlendirmeye alınan tasarımlardan 351 ürün ve 54 kavramsal tasarım olmak üzere 405 başvuru değerlendirmeye alındı. Ürün tasarımı ödüllerinin ölçütleri ise farklılık ve yenilikçilik, kullanıcıya sağlanan fayda, estetik katkı, sağlık ve güvenlik, üretim için tasarım kalitesi, sürdürülebilirlik kıstaslarına dayanıyordu. Turquality programı etkinliği olarak Ekonomi Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (ETMK) işbirliğiyle düzenlenen etkinlikte bu yıl ilk kez verilen ve aynı başvuru döneminde 5 ve üstünde İyi ve/veya Üstün Tasarım Ödülü alan firmalara verilmesi öngörülen Turquality Özel Ödülü, beyaz eşya

ve elektronik eşya kategorisinde toplam beş İyi Tasarım Ödülü alması dolayısıyla Vestel markasına verildi. Bununla birlikte ’’İyi Tasarım Ödülleri’’ alan pek çok şirket ve markalar da şu şekilde; Innovasub, Korkmaz, Atlas Halı, Aniva, Samet, Porland Porselen, Nurus, Bürotime, Derin Design, Tuna Ofis, Karsan, Azuree, Ermaksan, Neste Emt, Nitrocare, Tende, Lifetime, Global Park, U-Line, Arlight, Heper, Karton Works, Serel Seramik, E.C.A, Regetta, Vitra, Kale Seramik, Bingo, Ülker Laviva, Activex, Gagoz, Tekirdağ, Atatürk Orman Çiftliği, Balkovan, Arçelik, Balparmak, Anavarza, Makro Dedektör, Vestel, Aura, Silverline, Vinola, Beko, Derin Design, Koleksiyon, Umut Demirel, KYS, Autoban. En çok ödül alan kategoriler ise; ambalaj ve hızlı tüketim ürünleri, vitrifiye ürünler ve yapı bileşenleri, ev cihazları ve kişisel bakım ürünleri, ev mobilyası, ev ve ofis gereçleri ve aksesuarlarından oluşuyor.


GÜNDEM

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaklaşık 16 bin kişinin geçimini sağladığı ve ülke ihracatının yüzde 25’ini oluşturan ‘’Hellim’’ KKTC, Güney Kıbrıs ve Türkiye arasında tartışma çıkardı. KKTC’nin Türk Patent Enstitüsü’nden Kıbrıs Adası’nın ürünü olarak tescil ettirdiği hellim peyniri için, Güney Kıbrıs’ın AB düzeyinde sadece Güney için yaptığı coğrafi işaret tescil başvurusu, KKTC’deki üreticiyi zora soktu. Güneydeki Rumların hellimi sahiplendiğini belirten Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Çıralı, AB’ye Rumların yaptığı başvuru onaylanır ve Kıbrıs’lı Türkler bu tescil dışında kalırsa, bu isimle üretim ve dünya pazarlarına satış yapmayacaklarını söyledi. Bunun dışında Türkiye’de de 70’in üzerinde imalatçının hellim adı altında üretim yaptığını söyleyen Çıralı ‘’Bu üretimden vazgeçilmesi için gerekli uyarıları defalarca yaptık ve zaman tanıdık. TOBB’a da bu konu hakkındaki rahatsızlığımızı ilettik. Tescilli bir ürün olan hellimin Türkiye’de üretiminin sürmesi durumunda hukuki yollara başvuracağız’’ dedi

TÜRKİYE’DE 70’İN ÜZERİNDE İMALATÇI HELLİM ÜRETİYOR LOGOSU HAZIR Hellimin coğrafi işaret olarak tescil sürecinin 2007’de başladığını dile getiren Çıralı ilk olarak KKTC’de tescillenen hellimin 2009’da Türkiye’de tescil edildiğini belirtti. Çıralı, Rumlar’ın ise aynı yıl ‘halloumi’ adıyla tescil için AB Komisyonu’na başvurduğunu ve yaptıkları itiraz sonucu dosyalarının eksiklikler nedeniyle geri gönderildiğini kaydetti. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB Komisyonu’na 2014 Temmuz’da ikinci kez yaptığı tescil başvurusunun sürdüğünü ve üç ay sonra sonuçlanmasını beklediklerini söyleyen Çıralı, hellimin Rumlar adına tescilinin kendileri açısından büyük tehlike oluşturduğunu söyledi. Hellim Denetleme Kurulu oluşturduklarını söyleyen Çıralı, halk oyuyla logo belirlediklerini ve bunu ürünlerde kullandıklarını kaydetti. hurriyet.com.tr

KIBRIS’TA HELLİM KRİZİ PATLADI

13


GÜNDEM

14

“ebola.com” İÇİN 150 BİN DOLAR İSTEDİLER

ebola.com İSİMLİ ALAN ADINI EDİNEN İKİ GİRİŞİMCİ, BU DOMAİN İÇİN 150 BİN DOLAR PARA İSTİYOR. Ebola tehlikesi dünyanın dört bir yanında devam ediyor. Hükümetler hastalığa karşı nasıl önlem alacaklarını düşünürken hastalığın ölümcül olduğu belirtiliyor. Çağın ‘’yeni vebası’’ Ebola, internette insanların arama motorlarına en çok yazdıkları kelimelerden de biri. John Schultz ve Chris Hood isimli iki girişimci 2008 yılında bilinmeyen bir nedenle ebola.com isimli internet alan adını satın aldı. İkili şimdi bu site ismini 150 bin dolara satışa çıkardı. İlk olarak Batı Afrika’da çıkan Ebola, çıktığı günden bugüne kadar 4 bin kişinin canına mal oldu. İnternet sitesinin pazarlamasıyla ilgili olarak CNBC’e konuşan Schultz, “ebola.com ilaç şirketleri için güzel bir alan adı. ebola.com’u aynı zamanda insanları hastalıkla ilgili olarak bilgilendirmek isteyen insanlar da alabilir’’ dedi. Blue String Ventures isimli şirketin başkanı olan Schultz, aynı zamanda BirdFlu.com (kuşgribi.com), Fukushima.com (Japonya’da yaşanan nükleer kazaya ithafen) gibi internet alan adlarına da sahip. hurriyet.com.tr


MARKA HİKAYELERİ

15


MARKA HİKAYELERİ

BİR GÜNDE AĞRI DAĞI KADAR

16

“nutella” Bugün ailenin üçüncü jenerasyonunun devam ettirdiği Ferrero Grubu’nun büyük başarı hikayesi, İtalya’nın Piedmont bölgesinde başlamış ve tüm dünyaya yayılarak genişlemiştir. Kurulduğu 1946 yılından günümüze dek Ferrero hem personel yapısında, hem de ürettiği ürünlerde mükemmellik tutkusunu ön planda tutmuştur. Ferrero Grubu’nun yarattığı NUTELLA, Kinder ve Ferrero Rocher gibi markalar, tüm dünyada tanınan ve tutkuyla sahiplenilen ürünleri ile geniş bir hayran kitlesine sahiptir. Ferrero kardeşlerden dedesiyle aynı ismi taşıyan torunu Giovanni Ferrero’nun CEO olarak görev yaptığı Ferrero Grubu’nun dünya çapında 38 genel merkezi, 18 fabrikası ve yaklaşık 21.600 çalışanı bulunmaktadır. Ferrero’nun dünyaca ünlü markası NUTELLA; 1940’lı yıllarda, İtalyan pasta şefi Pietro Ferrero tarafından geliştirilmiş bir fikre dayanır. 2. Dünya savaşı sebebi ile yaşanan kakao sıkıntısı, çikolata üretimini de çok azaltmıştır. 1946 yılında; Ferrero, Piedmont bölgesinde bol miktarda bulunan fındığı çok, kakao ile şekeri ise daha az kullandığı, NUTELLA’nın ilk versiyonu olan,”Giandujot’’ ürününü geliştirdi. Bu ürün, çikolata barı şeklinde idi.

1951 yılında; yaratıcı bir kişiliği olan Pietro Ferrero’nun aklına ekmeğe sürülebilir Giandujot çikolatası üretme fikri geldi. Bu sayede ekmek üstüne kolayca sürülebilen, pürüzsüz bir yapıya sahip ve bol fındıklı kakao karışımı olan, NUTELLA’nın atası “Supercrema Giandujot” u geliştirdi. 1959 yılında; Ferrero, Fransa’da yeni bir fabrika kurdu. Burada önce meşhur ‘’Mon Cheri’’ çikolatalarını üretmeye başladı. 1961 yılında ise; ‘’Supercrema” nın Fransız muadili ‘’La tartinoise’’ üretilmeye başlandı. 1964 yılında; ünlü ustanın oğlu olan Michele Ferrero, babasının sezgilerini ve ayak izlerini takip etmeye karar verdi. Sayısız denemeden sonra mükemmel formülü bularak babasının mirasını bir üst seviyeye taşıdı… Bu geliştirilmiş formüle NUTELLA adı verildi!


MARKA HİKAYELERİ

NUTELLA markası; Fındığın Almancası ‘’nuss’’ ve İngilizcesi ‘’nut’’tan üretildi.

1965 yılında; NUTELLA kavanoza girdi. Kavanoza ise, pelikan kavanoz adı verildi. Kavanoza bu ismin verilmesi pelikan marka mürekkeplerin klasik şişelerine benziyor olmasından kaynaklanıyordu. 1966 yılında; cam kavanozda satılan, ekmeğe sürülebilir kıvamdaki bu çikolata, 2 yıl gibi kısa bir sürede, başta Belçika, Almanya ve Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin kahvaltı sofralarında eşsiz bir yere sahip oldu. NUTELLA; 1998 ile onu takip eden 3 sene boyunca Şampiyonlar Ligi’nin sponsoru ve birçok ulusal futbol takımının resmi tedarikçisi olarak, spor dünyası için de ideal bir destek oldu. 1999 yılında; 60 yıllık deneyim ile NUTELLA Türkiye pazarına girdi.

NUTELLA’NIN İÇERİĞİ HERKES TARAFINDAN BİLİNSE DE TARİFİ HALEN SIR OLARAK SAKLANMAKTA. AYRICA NUTELLA BÜYÜK ORANDA KAKAO VE FINDIK DEĞİL BUNLARIN YERİNE ŞEKER VE HURMA YAĞI İÇERİYOR. 17

Dünya’da 1 gün içinde tüketilen NUTELLA kavanozlarını üst üste dizerek Ağrı Dağı’nın yüksekliğini aşan bir yüksekliğe ulaşılabilir. Dünya’da 1 yıl içinde üretilen NUTELLA’ları yan yan dizerek Edirne’den Kars’a 34 kez gidebilirsiniz.

nutella.com.tr / hurriyet.com.tr


UZMAN GÖRÜŞÜ

18

SLOGAN NEDİR ve NEDEN TESCİL EDİLİR? Slogan Fransızca bir kelimedir, Türkçe karşılığı da yoktur. Türk Dil Kurumu sloganı, “Bir düşünceyi kolay hatırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz.” olarak tarif eder. İkinci bir tarifle de “Kimlik, topluluk, örgüt, kurum veya kuruluşun amaç ve araçlarını özlü bir biçimde tanımlayan deyiş veya söz.” diye açıklar. Bizler sloganı bir markaya veya patente bağlı kelime grubu olarak düşünürüz, ticari bir çağrışım olarak nitelendiririz. Ama gerçekte slogan her zaman ticari amaç gütmez. “Ne mutlu Türküm diyene”, “Yurtta sulh, cihanda sulh”, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” gibi Atatürk’ün söylevlerinden, “Damlaya damlaya göl olur”, “Ak akçe kara gün içindir”, “Denize düşen yılana sarılır” gibi atasözlerinden doğan sloganlar halka mal olan sözler olduğu için tescil edilemez. Bu ve buna benzer sloganların ticari değeri olamamakla birlikte bazılarının manevi değerine paha biçmek mümkün değildir. “Hizmet ediyoruz”, “Sevgi, dostluk ve hoşgörü”, “Dostluğa zaman ayıralım” gibi belli bir sosyal topluluğun hedeflerinden, “Vatandaş Türkçe konuş” gibi bir amaç uğruna yaratılan sözlerden, “Ya ya ya şa şa şa … çok yaşa” gibi taraftar desteklerinden doğan sloganlar da vardır. Siyasi partilerin, sendikaların mitinglerinde duyduğumuz coşkulu sözler de birer slogandır. Burada açıklamak istediğim sınai mülkiyet haklarına bağlı sloganlardır. Bunlar ticari anlamda markayı hatırlatma, zihinlerde yer etme amacını taşıyan, birkaç kelimeden oluşan özdeyişleredir. Yazılı, sözlü ve görüntülü reklamlarda, sesli duyurularda kullanılır. Sloganlar firmaların marka tanıtım programlarının tamamlayıcısı, tabiri caizse dolgu maddesidir.

Gürşen SEVİNÇ Grup Ofis Marka Patent A.Ş. Kurucusu/ Marka ve Patent Vekili Peki slogan yaratırken hangi hususlara dikkat edilmelidir? • Slogan ilgili kuruluşun, markanın veya da pazarlanan ürünün özelliklerini taşımalıdır. • Firmanın markası, logosu veya amblemi ile kullanılabilmelidir. • Slogan özgün ve ayırt edici özelliği olan üç dört kelimeyi geçmeyen veciz, kafiyeli kısa cümle olmalı ve akılda kalmalıdır. • Sloganda eşya veya hizmeti ifade eden kelime geçmemelidir. ( ….. Sütleri, ….. Yoğurtları , ….. Pirinçleri, ….. Kitap Fuarı, ….. Balık Şenliği gibi) • Slogan firmanın ve markanın güven unsurunu taşınalı vizyon ve misyonunu ifade etmelidir. • Slogan bir çırpıda söylenebilmelidir. • Slogan yaratılırken tüketiciler ve rakip firmalar hedef alınmalıdır.


UZMAN GÖRÜŞÜ

Sloganının yasal olarak korunabilmesi için tescil edilmesi gereklidir. Prosedür marka tescilinde olduğu gibidir. Bu gün için 750 - 800 civarında tescil edilmiş slogan vardır.

Tescil edilmiş sloganlardan bazı örnekler: • Bir iyilik yap kendine (Doğadan) • Mutlu et kendini (Eti Brownie) • Kokusunda davet var (Nescafe) • Güzel bir gün geceden başlar (Yatsan) • Sevgi kadar yararlı (ETİ Cicibebe) • Ayakkabı Aşktır (Ayakkabı Dünyası) • Ateş seni çağırıyor (Burger King)

SLOGAN

Bazıları da sıra dışıdır. • Hayvanlar araba ile trafiğe çıksalardı (modellik hizmetleri… için tescilli) • Bunu yapan insan olamaz (çikolatalar, bisküviler… için tescilli) • Ben aptal değilim (parasal hizmetler… için tescilli ) • Çıraklığını yapmadığın işin patronu olma (eksperlik hizmetleri için tescilli ) • Burada buzağı büyüt (ormancılık ve tarım ürünleri… için tescilli) • Ye gitsin yahu! (pastalar, kekler… için tescilli) vs.

Özetle, bulunacak olan slogan hafızaya yerleşmeli, markanın canlılığını sürdürdüğü, ürünün veya hizmetin piyasada var olduğu sürece kullanılmalıdır.

SLOGANLAR FİRMALARIN MARKA TANITIM PROGRAMLARININ TAMAMLAYICISI, TABİRİ CAİZSE DOLGU MADDESİDİR. SLOGAN HAFIZAYA YERLEŞMELİ, MARKANIN CANLILIĞINI SÜRDÜRDÜĞÜ, ÜRÜNÜN VEYA HİZMETİN PİYASADA VAR OLDUĞU SÜRECE KULLANILMALIDIR.

19


KONUK MARKA

30 YILLIK BİR TÜRK MARKASI

20

7’den 77’ye herkese hitap eden ve 30 yıldır kaliteli ürün portföyünden ödün vermeyen Dagi bu sayımızda kapılarını GOssIP’e açtı. 1984 yılından bu yana sektörün yükselen yıldızı Dagi, kalite ve konfordan ödün vermeden her geçen yıl kendini yeniliyor. X kuşağı ve Z kuşağını birleştirerek marka bilincini tüm yaş grubunda koruyan Dagi Giyim’in Genel Müdür Yardımcısı Şeniz Katgı ile Dagi’nin serüvenini konuştuk.

Dagi Giyim’in kuruluş hikâyesinden biraz bahseder misiniz? Dagi markası, hazır giyim sektöründeki ilk adımlarını 1984 yılında attı. 1984’te şahıs şirketi olarak kurulan Dagi, 1988’de limited şirket oldu, 2004 yılında ise Koç ailesi tarafından satın alınarak anonim şirket statüsüne dönüştürüldü. Rahatlığı, sadeliği ve kalitesiyle ön plana çıkan Dagi, büyüme serüvenini 30 yıldır bir Türk markası olarak sürdürmektedir. Dagi marka olarak nasıl doğdu? Dagi, 2004 yılında kuruluşundan sonraki en büyük değişim sürecini yaşamıştır. Yeni açılımlarla kendini zenginleştiren, yaratıcı ve dinamik bir marka olan Dagi’nin önce logosu yenilenmiş, ardından mağaza sayısı arttırılmış ve ürünlerde kullanılan hammaddeler değiştirilip, ürün portföyü yeniden tasarlanmıştır. Tüketici zihnindeki kaliteli ve sağlam kumaş algısının pekişmesi sağlanmıştır. Dagi’nin kuruluşundan itibaren sürdürdüğü kararlı ve istikrarlı büyüme sürecinin bir sonucu olarak grubun merkez ofisi 1983 yılından bu yana Şişli-Bomonti’deki 6200 m2’lik kapalı alan ile üretimi de içine alacak şekilde yapılanmıştır. Özellikle 2004 yılında tüm ürün portfoyü yeniden tasarlanmıştır. Dagi, erkek ve kadınlar için iç çamaşır, pijama, eşofman, çorap ve mayo üretimi yapan bir marka konumuna gelmiştir.


KONUK MARKA

Dadı dizisindeki çiçekli bornoz Dagi ile özdeşleşti ve milyonlarca insanın hafızasına kazındı. Tekrar böyle bir projede yer almayı düşünüyor musunuz? Dagi, dizilerin ve tv programlarının tercih ettiği bir marka. Dönem dönem dizilerle bazı anlaşmalar yapıyoruz. Gülben Ergen’in oynadığı Dadı dizisi de bunlardan biriydi. Dizide renkli bir kişiliğe sahip olan Gülben Ergen için tasarım ekibimiz renkli çiçeklerle süslenmiş bir bornoz tasarladı ve bu ürün oldukça sevildi. Güzel, farklı, Dagi’ye uygun projelerde her zaman çözüm ortağı olabiliriz. Şu anki iç giyim sektöründe kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Dagi, Türkiye’de iç giyim kategorisinin en önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını, memnuniyetlerini ve güvenlerini en ön planda tutarak ürün ve kalitemizi en üst seviyelere getirmeyi hedef haline getirmiş çok güçlü bir iç giyim markasıyız. Ürünlerimizdeki kalite, rahatlık tasarımlarla birleştiği zaman tüketicilerin öncelikli tercihi oluyoruz. Dagi, tecrübeli kadro yapısıyla geçmişten bugüne kadar büyümenin içinde olan ve yarına yönelik büyüme hedeflerini benimsemiş bir iç giyim markası.

MAĞAZACILIĞA GEÇMEK MARKANIN EN GÜZEL GÖSTERİMİ ve YERİ OLUYOR. Dagi giyim, Dagi markası dışında alt markalar yaratmayı da düşünüyor mu? Tüm faaliyet ve süreçlerimizde sürekli iyileşme ve gelişme elde etmeyi ilke edinmiş bir markayız. Alt marka olarak yarattığımız Davila markamız var. Davila markasını henüz kullanmıyoruz; ancak çocuk ürünleri için bu markayı kullanma planımız var. Eros markası da Dagi’nin kardeşi diyebileceğimiz, şirket bünyemizde yer alan iç giyim ile ev konfeksiyon giyim ürünlerinin yer aldığı köklü bir markamız. Hangi kıstaslara dikkat ederek yeni ürün çıkartıyorsunuz? Öncelikle piyasa ihtiyacını belirliyoruz. Piyasa ihtiyacını belirlerken de satış analizinin çok iyi yapılması gerekiyor. Tüketici tercihleri ve pazarlamanın talepleri de göz önüne alınarak model tasarımlarını yapıyoruz. Dagi’nin önceliği, sağlıklı ürünler ortaya koymak. Ürünlerinin hijyenik ve konforlu olması Dagi’nin temel prensipleri arasında yer alıyor. Ürün gruplarımızı kadın, erkek ve çocuk olmak üzere üç kategori altında sınıflandırabiliriz. Bunların her birinde iç giyimden mayoya, pijamadan eşofmana evde giyilebilen rahat, sağlıklı giysilere kadar çok geniş yelpazede ürünlerimiz var. Anne-baba-çocuk üçlüsü için ürettiğimiz paralel tasarımlar, tüketiciler tarafından özellikle sempatiyle karşılanıyor. Dagi, şıklığı kadar kaliteli ve sağlıklı ürünleriyle de öne çıkan bir marka. Koleksiyonlarımızda ağırlıklı olarak pamuklu, modal ve mikro modal kumaşlar kullanıyoruz. İç çamaşırlarımız söz konusu olduğunda Azo test onaylı, kanserojen madde içermeyen sağlıklı kumaş kullanımımız yine ön planda. Kadın iç giyim koleksiyonunda sağlıklı, pamuklu malzemeye şıklık getiren saten ve danteli profesyonelce harmanlayarak müşterilerimiz için her zevke hitap eden ürünler sunuyoruz. Mayolarımızı ise hızlı kuruyan, rengi solmayan özel mayo kumaşlarından üretiyoruz.

MAĞAZALAŞTIYSANIZ TEK TEK ÜRÜNLER İLE HİZMET VEREMEZSİNİZ. MUTLAKA KARMA BİR ÜRÜNE GİTMENİZ GEREKİYOR.

21


KONUK MARKA

22

Günümüzde sosyal medya reklamcılığı çok yaygın kullanımda. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz Dagi olarak ne kadar önem veriyorsunuz? Sosyal medya için internet üzerinden sağlanan yeni medya düzeni diyebiliriz. Artık birçok haber ve gelişmeyi internet üzerinden sosyal medya kanallarıyla takip edebiliyoruz. Biz sosyal medyayı İletişim için başarılı bir araç olarak görüyoruz ve Dagi’nin de tercih ettiği bir medya kanalı. Sosyal medya sayesinde kendi müşterilerimiz ile bağlantı halinde olup, onların olumlu ya da olumsuz yorumlarından yola çıkarak tedbirler alabiliyoruz. Sosyal medyada reklam kullanımı diğer alanlara göre çok daha kalıcı ve müşterilerimizle birebir iletişim halinde olabilmek, hızlı iletişim kurup müşterilerimizin nabzını ölçebilmek, yeni trendleri takip edebilmek, ürünlerimizin tanıtımını yapabilmek açısından üzerinde titizlikle durduğumuz, önem verdiğimiz bir konu. Sosyal medya reklamları sayesinde yeniliklerimizi ve yeni ürün gruplarımızla ilgili müşterilerimizi haberdar edebiliyor, kısa süreli kampanyalar düzenleyebiliyor ve bu sayede hedef kitlemize kolayca ulaşabiliyoruz.

SOSYAL MEDYA DAGİ’NİN TERCİH ETTİĞİ BİR MEDYA KANALI Tüketicilerin sizi seçmeleri için 3 ana gerekçe nedir? Biz Dagi markası olarak tüketiciye aynı özelliklerde ürün sunma güvenini vermekteyiz. Diğer bir ifadeyle doğrudan kaliteli ürün garantisi veriyoruz. Müşteri beklentileri doğrultusunda hedefimize yön vermemiz, müşteri memnuniyetini ön planda tutmamızla tüketicilerin tercih sebebi oluyoruz. Tüketicilerin Dagi’yi tercih etmelerinin ilk sebebi kalite, ikincisi konfor, üçüncüsü ise ürün yeniliği.

TÜKETİCİLERİN DAGİ’Yİ TERCİH ETMELERİNİN İLK SEBEBİ KALİTE, KONFOR VE ÜRÜN YENİLİĞİ Röportaj: Betül Erden


SIRA DIŞI MARKALAR

ÜNLÜ OLSAK DA MI MARKA OLSAK, MARKA OLSAK DA MI ÜNLÜ OLSAK? Nasıl sloganlar, sayılar, ticaret unvanları, TV dizileri marka olabiliyorsa kişi adları da marka olabilir. Üstelik bu ad kamuoyunda tanınan ünlü bir kişiye aitse markanın tutunması çok daha kolaydır. Bu nedenle ‘marka’ tescil başvurusunda bulunarak ismin bazı ticari faaliyetler için koruma altına alan hem ulusal hem de uluslararası alanda birçok ünlü isim var. Peki ülkemizde marka hakları başkasına ait olan aynı ya da benzer ünlü isimler yok mu? Elbette var. İşte “Sıra Dışı Markalar” kitabından birkaç örnek… MARKA LOGOSU

KULLANILACAĞI MAL VE HİZMETLER Baş örtüleri, pareolar kravatlar, papyonlar, fularlar, şallar, geçme elbise yakaları, bandanalar, manşonlar, kol bantları, baş bantları, bileklikler.

İmparator Fatih Terim Kebap Lahmacun Salonu

Hayvan bakım evleri hizmetleri. Huzurevleri hizmetleri, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri… 23

Kot pantolon, kot etek, gecelik, şapka, sütyen, eşarp…

Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Ütüler; elektrikli ve buharlı ütüler, pres ütüler. Oyunlar ve oyuncaklar…


HUKUK

GÜNEŞİ BEKLERKEN…

24

Türkiye’nin en saygın ve tanınan gazeteci, yazar ve televizyon programcılarından biri olan M. Hulki Cevizoğlu bir dönem siyasette de rol almış ve Türk toplumunun saygı ve sevgisini kazanmıştır. Türk Televizyonları onu CEVİZ KABUĞU isimli programı ile tanımıştır. İlk kitabını 1987 yılında çıkartan Cevizoğlu, özellikle politik konulara ilgisi olan okuyucu kitlesinin sürekli takip ettiği yazarlardandır. M. Hulki Cevizoğlu’nun eserleri arasında yer alan ve 2009 yılında satışa konulan GÜNEŞİ BEKLERKEN isimli kitabı da özellikle politik konulara değinmesi nedeni ile ülkede oldukça ses getirmiş bir eserdir. Hal böyle iken medya sektöründe faaliyet gösteren bir firma tarafından M. Hulki Cevizoğlu’nun aynı adlı eserinin marka olarak ve aynı sektörde tescil ettirilmek üzere başvurusunun yapıldığı tespit edilmiştir. Bu firmanın gazeteci, program yapımcısı, yazar ve siyasetçi kimliği ile ön plana çıkan M. Hulki Cevizoğlu’nu ve onun TV’lerde, gazetelerde, reklamları yapılan, hakkında köşe yazılarının yazıldığı eserlerini bilmemesi, tanımaması ve onunla anılan GÜNEŞİ BEKLERKEN ismini kendisine tesadüfen marka olarak seçmesi mümkün görünmemektedir. Ad, bir kişinin ve/veya eserin toplum içinde tanınmasını ve diğer kişi ve eserlerden ayırt edilmesini sağlayan bir araçtır. Adın markada kullanılması onu ticari hale getirir.

Bu nedenle, GÜNEŞİ BEKLERKEN marka başvurusunun ilanına, eserin telif ve yayın hakkı sahibi olması dolayısıyla, M. Hulki Cevizoğlu adına 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince kötü niyet, şahsiyet ve telif haklarının ihlali gerekçelerine istinaden itiraz dosyalanmıştır. İtirazın Türk Patent Enstitüsü tarafından değerlendirilmesi sonucunda ise; başvuruyu oluşturan GÜNEŞİ BEKLERKEN ibaresinin muterizin iş bu başvurudan önce 2009 yılında yayımladığı kitabının adı olduğu, kitabın belli bir okuyucu kitlesine ulaştığı ve muterizin GÜNEŞİ BEKLERKEN ibaresini iş bu başvuruda yer alan “Basılı yayınlar”, “Basılı yayınların satış için bir araya getirilmesi hizmetleri (Belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” ve “Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılması, dağıtımına ilişkin hizmetler (Global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)” üzerinde iş bu başvurudan önce kullanıldığı düşünüldüğünden itirazın kabulü gerekmiştir, gerekçesine istinaden markanın kısmen reddine ve ilgili sınıfların marka başvurusundan çıkartılmasına karar verilmiştir.

Av. Filiz Cankat


HUKUK

ZARA, ZARA HOME PULL & BEAR, MASSIMO DUTTI

BERSHKA, STRADIVARIUS OYSHO, UTERQUE, LEFTIES

LFT SAVAŞLARI INDUSTRIA DE DISENO TEXTIL, S.A. (INDITEX, S.A.) dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de tanınan ZARA, ZARA HOME, PULL & BEAR, MASSIMO DUTTI, BERSHKA, STRADIVARIUS, OYSHO, UTERQUE, LEFTIES markalarının sahibi olup; dünya çapında binlerce perakende satış mağazası ile bahsedilen markalarını taşıyan giyim ve diğer giyim aksesuarlarının üretim, dağıtım ve satışını yapmaktadır. INDITEX, 90’lı yıllardan beri tescilli olarak korunan LEFTIES markasını özellikle son zamanlarda bir çok firmanın yaptığı gibi; kısaltma olarak tescil ettirmek istemiş ve Türkiye dahil, dünyanın bir çok ülkesinde LFT için marka başvurularında bulunmuştur. Bu markanın Türkiye’de ilgili bültende ilana çıkmasının ardından, yine uzun süredir piyasada var olan ve tekstil sektöründe bilinen LOFT markalarının sahibi, LOFT ve LFT markalarının benzerliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları ile itiraz etmiş ve bu itirazları TPE Markalar Dairesi tarafından kabul edilmiştir. Bu kabul kararının ardından INDITEX firması, LOFT ve LFT markalarının benzememesi, LFT’nin yıllardır kendi adlarına tescilli LEFTIES markasının kısaltması ve serisi olması ve yine esas kötü niyetli olanın LFT markasının ilanının ardından, kendi adlarına LFT marka başvurusu yapan itiraz sahibi olduğu iddiaları ile ret kararına itiraz etmiş ve bu itirazları nihai olarak TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından kabul edilmiştir. INDITEX şirketi, LOFT markalarının sahibi tarafından yapılan LFT marka başvurusuna karşı da mücadelesine devam etmektedir.

Av. Işılay Cengiz

25


PATENT HİKAYELERİ

TRAFİKTE BİR HÜKÜMDAR:

26

TRAFİK LAMBALARI Trafik lambalarının tarihi günümüzden çok da eskilere dayanmasa da henüz motorlu araçların kullanımından önce, sadece atların ve at arabalarının bulunduğu günlerde bile trafiğin dünyanın büyük şehirleri için ciddi bir sorun olduğu gerçekti. Günümüzde trafiği düzenlemek adına her adım başında bulduğumuz bu lambalar, bazen hayatımızı zorlaştırıyor gibi görünse de 150 yıllık tarihleri içerisinde nasıl bir değişim geçirdi ve trafik ışıkları ilk kez nerede ve nasıl kullanılmaya başlandı? Trafik sorununun çözümlenmesi gereksinimi trafikte yalnızca yaya ve at arabalarının bulunduğu döneme kadar uzanıyor. O dönemlerde trafikte güvenli akış için başlangıçta polisler görevlendirilmekteydi. Beyaz eldivenler giyen ve iletişim için düdük kullanan trafik polisleri üzerinde GEÇ yazılı büyük levhalar kullanılmaktaydı. Ancak görüşün zayıf olduğu akşam saatlerinde, trafik akışını sağlamak için bu levhalar yeterince işlevsel değillerdi. Bu ihtiyaç nedeniyle bilinen ilk ilkel trafik lambaları 1868 yılında Londra Parlamento Meydanı’nda, Bridge Caddesi ile New Palace Yard Caddesi’nin birleştiği köşeye kondu. Semafor denen bu lambalar yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki demir kolonlar üzerinde yer alıyordu. Yapım çalışmalarına Londra Emniyet Müdürü Richard Mayne’nin bizzat nezaret ettiği bu ilk trafik lambası, parlamenterlerin parlamento binasına daha güvenli ulaşabilmelerini kolaylaştırmak için düşünülmüştü. Saxby and Farmer şirketi tarafından yapılan ilk trafik lambasında, kırmızı ve yeşil renkli iki fener

dönmeli olarak yanıyordu. Kırmızı “dur”, yeşil ise “dikkat” anlamına geliyordu. Gaz aydınlatmalı bu fenerler, direğin dibinde duran ve yolun durumuna göre bir değerlendirme yapan görevlinin elle kumandasıyla değiştiriliyordu. Ancak her şey tahmin edildiği gibi pürüzsüz gitmedi ve 2 Ocak 1869’da, bu görevi yapma sırası gelen polis memuru, aydınlatmada kullanılan gazın patlaması sonucu çok ağır yaralanarak gözlerini kaybetti. Sonuç olarak, taksi şoförlerinin, “Zavallı taksicilerin başlarına musallat edilen yeni dertlerden biri” olarak nitelendirdikleri trafik lambaları 1872 yılında söküldü. Bu trajik kaza, kullanılan semaforların kaldırılmasına neden olurken, trafiği düzenlemek için yeni, güvenli ve işlevsel bir buluşa duyulan ihtiyacı daha da ortaya çıkarmıştı. Uzun zaman süren geliştirme ve çalışmalardan sonra, nihayet yaklaşık 40 yıl sonra, 5 Ağustos 1914 gününe gelindiğinde ABD’de, Ohio Cleveland kentinde American Traffic Signal Co. adlı şirket tarafından üretilen 5 metre yüksekliğindeki elektrikli lamba Euclid Bulvarı ile 105. Caddenin birleştiği köşede hizmete girdi. Bu elektrikli lambada; kırmızı ışık “dur”, yeşil ışık “geç” anlamındayken; bu ışıkların değişim sürelerine çok az bir süre kala ise sesle uyarı da yapılıyordu. Aynı şekilde Fransızlar 1923 yılında, Paris’te, Grands Boulevards ile Strasbourg Bulvarı’nın birleştiği köşeye diktikleri trafik lambasında ses ve ışık düzeninden yararlandılar.


PATENT HİKAYELERİ

Ancak özellikle yoğun kavşaklarda trafik polisinin trafiği düzenlemesine yardım etmek amacıyla geliştirilen bu elektrikli trafik lambaları, trafik akışında değişiklik yapmak istenmesi halinde ışığın trafik polisi tarafından değiştirilmesi gerekliliğini doğurduğu için hala güvenlik ve işlevsellik özelliklerini sağlayamamaktaydı. Diğer yandan sadece ‘dur’ ve ‘geç’ komutu veren çift renkli trafik lambalarının yetersizliği sonucu 1920 yılına gelindiğinde dört yollar için 3 renkli trafik lambaları New York’ta kullanılmaya başlandı. Günümüzde kullanılan trafik lambalarına benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasının kullanımı ise, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan’ın 1914’de başladığı denemeleri sonucunda 1923 senesinde gerçekleşti. Morgan yıllar süren çalışmaları sonucu bulduğu, geliştirilmiş trafik lambası tertibatının, 1923’de patentini aldı (U.S 1,475,024) ve ölmeden birkaç yıl önce cihazın patentini 40 bin dolara General Electric firmasına satarak son yıllarını varlık içinde sürdürdü. Bize oldukça basit gelen ve artık sıradanlaşan tüm teknolojiler gibi trafik lambaları da insanların bazen hayatına, bazen gözlerine ve sıklıkla da uykusuz gecelerine mal oldu. Ancak Morgan gibi bazı öngörülü kişiler, buluşlarına doğru politikalarla patent alarak fırsatları değerlendirdiler ve emeklerini paraya dönüştürdüler. 27 İlkkimbuldu.com / ottopot.com

Trafikte güvenli akış için başlangıçta beyaz eldivenler giyen ve iletişim için düdük kullanan trafik polisleri üzerinde GEÇ yazılı büyük levhalarla trafiği yönetiyorlardı. Bilinen ilk ilkel trafik lambaları 1868 yılında Londra Parlamento Meydanı’nda, Bridge Caddesi ile New Palace Yard Caddesi’nin birleştiği köşeye kondu.


YARATICI TASARIMLAR

BİN BİR ÇEŞİT ŞEMSİYE İlk kullanımına M.Ö. Mezopotamya’da rastlanan şemsiye, bizi yıllardır güneşten ve yağmurdan korumakta. İlk zamanlarda bir çeşit yağla kaplanarak su geçirmezliği sağlanan şemsiyelerin kullanımının artmasıyla daha dayanıklı modeller üretilmeye başlandı.

28

Seri üretimine 1830 yılında Londra’da “James Smith and Sons” şirketinde başlanan şemsiyelerin saplarının yapımında balina kemiği ve ahşap kullanıldı. 1852’de Samuel Fox adlı bir üreticinin çelik tel kullanmasıyla değişik modellerin üretimine başlandı. 1882 yılında İstanbul’da yaşayan Robenson adlı bir İngiliz’in üretime başlamasıyla da ilk yerli yapım şemsiyeler kullanıma girdi.

MODERN DOKUNUŞLAR

İlk kullanımından bugüne çeşitli modellerde, çeşitli boylarda ve tasarımlarda pek çok şemsiye modeli mevcut. İşte bazıları…

İlk görüşte tuhaf karşılansa da bulut şeklindeki şemsiye hem eğlenceli hem de modayı yakalamanızı sağlıyor. Pilates topu gibi bir pompa yardımıyla şişirilen şemsiye oldukça kullanışlı.

Şemsiyenizi kuşanın! Aniden yağmur bastırdı ve dışardasınız. Ama bu durum sizi endişelendirmez çünkü yanınızda Osmanlı Kılıcı şemsiyeniz var!

Tasarımcılar evcil hayvanlarımızı da unutmamışlar. Minik dostlarımızın yürüyüş keyifleri, bu şemsiye sayesinde asla kaçmayacak.

Engelli kişilerin şemsiye kullanmalarını kolaylaştıran özel tasarım bir şemsiye. Elleri değnekte iken ayrıca şemsiye kullanmalarına gerek kalmıyor. Şemsiye, değneklere monte ediliyor ve istendiğinde kolaylıkla çıkartılabiliyor.


YARATICI TASARIMLAR

Yağmurlu havalar aşkınıza engel değil! Çift eldivenlerinden sonra yine çiftler düşünülerek üretilmiş olan çift kişilik şemsiye.

Nubrella adı verilen tasarım ise sizi yalnızca yağmur değil; kar, soğuk hava ve rüzgara karşı koruyor. Üstelik nubrellayı kullanmak için ellerinizi kullanmaya gerek yok. Yağışlı ve fırtınalı bölgelerde oldukça tercih edilen bir şemsiye.

Görünmez şemsiye! Bir endüstriyel tasarım öğrencisinden kumaşsız şemsiye buluşu. Dışarıya hava üfleyen teknolojisi sayesinde su damlalarını dışa püskürtüyor ve yağmur damlalarından korunuyorsunuz. 2050 yılında üretilebileceği iddia edilen tasarım büyük ses getirmiş.

Yağmurlu havalarda kahve içmek vazgeçilmezdir. Şemsiyeniz sizin yerinize kahvenizi tutsa iyi olmaz mı?

Senz şemsiyeler alışılmışın dışında bir görünüme sahip; aerodinamik tasarımı sayesinde her zaman rüzgara karşı en rahat pozisyonu buluyor. Saatte 100 km. hızda esen rüzgara karşı bile dayanıklı, rüzgarda ters dönmüyor. 29

Yağmur yağarken de gökkuşağının keyfini çıkartabilin diye “Gökkuşağı Şemsiye” birbirinden canlı renkleri ile kış günlerinde içinizi ısıtacak çok özel bir şemsiye.

Hazırlayan: Sevcan Daşdan


GOssIP RÖPORTAJ

“DAMAR GÖRÜNTÜLEME SPREYİ”

30

Nİ BULAN PROF.DR. İBRAHİM IŞILDAK: BEN LABORATUVAR ÇOCUĞUYUM. BİLİMİN İŞÇİSİYİM

Yıldız Teknik Üniversitesinde düzenlenen ‘’İlk İşim Girişim’’ yarışmasında 225 projenin yarıştığı etkinlikte 10 proje finale kaldı. Birinci olan proje ise ‘’Damar Görüntüleme Spreyi’’. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakültesi Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Işıldak ile bu ilginç buluşun hikayesini konuştuk. ‘’Damar görüntülüme spreyi’’ fikri ilk olarak ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

BENİM GERÇEK BİR DOSTUM VAR; BİLİM İğnenin vücuda girmesinden rahatsız olan bir insanım. Ayrıca akrabalarımdan, arkadaş çevremden de iğne ile damara girişim süreçlerinde sıkıntı yaşadıklarını da duyuyordum. Mesleki görevimden dolayı bu tür sıkıntılara çözüm üretmeyi düşünüyordum. Sıcaklıkla renk değişimi gösteren maddeler konusunda çalışmalarda bulunmaktaydım. Bu maddeler

kullanılarak sıcaklık gösteren bantlar piyasada mevcuttu. Ancak bu bantlar damar görüntülemede kullanılmamaktaydı. Daha pratik bir sistem geliştirmek ve görüntüleme yapabilecek bir sprey geliştirme fikrini düşündüm. Bu konuya eğilmek ve üzerinde çalışmak için zaman ve zemin bakıyordum. Ortamı uygun bulunca püskürtülebilir veya spreylenebilir damar görüntüleme yapan polimer veya hidrojel yapılar üzerine çalışmaya başladık. İlk çalışmalardan olumlu sonuçlar aldıktan sonra ‘’İlk İşim Girişim’’ yarışmasına katıldık ve yarışmada birinci olduk. Şu aşamada buluşun patent müracaatı yapılmakta. Damar görüntüleme spreyinin Türkiye’de ve Dünya’da benzeri var mı? Damar görüntüleme spreyi fikri dünyada bir ilk. Bu anlamda Google, web of science ya da patent araştırmalarında damarı görüntüleyen bir sprey olarak karşımıza bilimsel çalışma veya ürün anlamında sözlü ya da fikri bir düşünce çıkmadı. Hatta daha önce Dünya’da bir fikir olarak da bakılmamış. Hiç düşünülmemiş bu fikrin tarafımızdan ilk kez düşünülmesi ve dünyaya mal edilebilecek bir ürüne dönüşmesi durumu, bizim için kıvanç verici. Türkiye’nin sahip olacağı “damar görüntüleme spreyi”


GOssIP RÖPORTAJ

ENERJİMİ BİLİME HARCIYORUM Buluşunuzun patent başvurusu sadece Türkiye ile mi sınırlı kalacak yoksa uluslararası bir patent müracaatında da bulunacak mısınız? Sprey için patent müracaatı şu an başvuru aşamasında. Türkiye’de incelemeli uluslararası patent başvurusunda bulunduk. Almanya’da, Rusya’da, Avusturya’da veya İsveç’te patent araştırması gerçekleşecek. Özellikle Amerika, Avusturalya, Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği’ne yönelik patent müracaatında da bulunacağız. Damar görüntüleme spreyini ilk olarak nerelerde görebileceğiz?

BU SORUN BÜTÜN İNSANLIĞIN SORUNU ve ÇÖZÜME ULAŞMASI İÇİN DE BÜTÜN İNSANLARA ULAŞMASINI İSTİYORUZ. Damar görüntüleme spreyi daha çok çocuklar, obezite hastaları, kemoterapi tedavisi alan hastalar için veya orijinde damar yapısı çok gelişmemiş, yani damar yapısı çok belirgin olmayan bireyler için kullanılacaktır. Dolayısıyla bu belirttiğimiz niteliklerdeki bireylerin ihtiyaç duyduğu her noktaya ulaştırılabilecek bir ürün olacaktır. Sağlık ocaklarında, köylerde, kasabalarda, acil polikliniklerde, özel veya tüzel her noktada, taşınabilir bir ürün olarak görülecektir. Damar görüntüleme spreyinin her hangi bir yan etkisi var mı? Kullanıcıların dikkat etmesi gereken hususlar neler? Kullanılan malzemeler biyo-uyumlu malzemeler olduğundan, şu an için öngörülen herhangi bir yan etkisi yok. İleriki günlerde bu yönde bir proje kapsamında testler yapılacaktır.

Spreyi deri tabakasına ilettikten sonra temizleme işlemi nasıl gerçekleşiyor? Ürün, spreyleme sonrası su bazlı bir polimere veya hidrojele dönüşmektedir. İçerisindeki biyo-uyumlu maddeler su çözücü içeriyor. Dolayısıyla gazlı bezle ya da ıslak mendille silinebilir. Ayrıca polimerik bir yapıda olduğu için, spreyi sıktıktan sonra deride ince bir film oluşuyor ve deri üzerindeki tabaka direkt olarak jelatin gibi çekilip alınabiliyor. Sprey, iğnenin kullanılması sırasında damar içine ulaşıyor mu? Spreyin kanla karışması herhangi bir problem yaratıyor mu? Şırınga kullanılırken spreyin bir kısmı damardan kana çok çok zayıf ihtimal de olsa karışabilir elbette, ancak bu durumun bir sakıncası yok. Şu an için spreyde kullandığımız malzemeler sağlıklı maddeler listesinde yer alıyor. Sprey, damar içerisine geçse bile biyo-uyumlu maddelerden oluştuğu için bir antijen gibi davranmayacaktır. Burada polimerik bir yapı söz konusu. İğnenin ucu girdiği yerde damarın içine spreyin girmesi çok zayıf bir ihtimal çünkü polimerik bir yapı olduğundan iğne polimeri yırtarak girebilir. Biz aslında tam tersine riskinden ziyade faydalı olabileceğini düşünüyoruz. Şöyle ki polimerik veya hidrojel yapı, iğnenin giriş ve çıkışlarını hedefleme şansı veriyor, el titremesi sebebi ile iğnenin sağa sola zig zag bir yapı çizmesini engelleme olanağı sağlıyor. Öncelikle polimere giriş yapıldığı için deriye verilebilecek muhtemel bir zararı önleme yönünde fayda sağlayacaktır. Böylece iğnenin uç kısmı olası bir zararda deriye değil polimere zarar veriyor olacaktır.

31


GOssIP RÖPORTAJ

32

Medikal anlamda buna benzer başka patentleriniz var mı? Üre saatini geliştirdik. Üre saati, kan almadan deri üstünden üreyi ölçüyor. Patentini alacağımız ve ilk kez tarafımızdan geliştirdiğimiz bir ürün. Fenilketonüri hastaları için ilk biyosensörü geliştirdik ve bir yarışmada bu çalışmamız da birincilik getirdi. Şimdi Miyokardiyal iskemiyi hızlı tayin eden bir yöntem geliştiriyoruz. Patent müracaatını da paralelinde yapıyoruz. Ayrıca şu anda diyaliz hastaları için parmaktan kan alarak evinde kendi kendini takip edebilecek bir sistem geliştiriyoruz. Bu çalışmaların çoğunu TÜBİTAK projeleri kapsamında gerçekleştiriyoruz. Geliştirilen bu ürünlerde kullanılan sensörleri de ilk kez biz üretiyoruz. Bunun dışında; yeni tip bir biyo-reaktör için patent müracaatında bulunduk ve yine bir proje kapsamında prototipini üretiyoruz. Bu anlamda yeni fikirlerimizin hepsinde, patentlenebilirlik kriterlerine dikkat ediyoruz. Ürüne dönüşebilecek, gerçekçi fikirleri ele alıyoruz, yenilikçi ve gerçekleşebilir, katma değer üretebilir noktaları süzerek

patent aşamasına geliyoruz. Problemlere çözüm getiren, üretilebilmesi ve katma değer sağlaması mümkün olan ürünler bizim için çok önemli. Buluşunuzu şimdiden talep eden, hali hazırda görüşmekte olduğunuz firmalar var mı? Türkiye’nin çok değişik yerlerinden özellikle medikal sektörden arıyorlar. Ayrıca Avusturalya başta olmak üzere pek çok medikal sektöründeki firmalar bizlerle iletişim kuruyor. Türkiye’nin en büyük firmaları bu ürüne talip oldu. Sadece büyük firmalar değil, çok farklı medikal sektör camiasından arayanalar da oldu. Gaziantep’ten tutun da İstanbul’a kadar. Amerika’dan mesaj atanlar da oldu. Gösterilen bu ilgiden ürüne ne kadar çok ihtiyaç olduğunu da görüyoruz. Bu yüzden büyük firmalar ile çalışmayı düşünüyoruz.

Röportaj: Betül Erden


BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

BİLİYOR MUYDUN? • Bir kutu Coca-Cola 33 adet küp şeker içerir. • Dünyaca ünlü elbise markası olan Fendi ismi, İzmirli bir levanten aileden gelme. Ataları İzmir’de Efendizade ailesine mensup olan bu şahıs, Efendi kelimesinin başındaki ‘e’ harfini atarak ürünlerine Fendi markasını vermiştir.

• Acil durumlarda pastel boya mum olarak kullanılabilir ve yanma süresi 30 dakikadır.

• Yılda 1.4 milyon boya kalemi satan Crayola firmasının yaratıcısı renk körüdür.

• Ford, yayaları fark edip önce sürücüyü uyaran, daha sonra kazayı önleyecek sistemi devreye sokan araç üretmiştir.

• Pringles kutusunun tasarımcısı, tasarımını o kadar beğeniyordu ki, külleri kendi isteği üzerine bir Pringles kutusunun içinde saklanmaktadır. • Steve Jobs’la yakın arkadaş olan U2 grubunun solisti Bono, grubun bütün şarkılarının iTunes’a karşılıksız yüklenmesi için izin vermiştir. 33

• Dünya’da bir gün içinde üretilen Nutella miktarı, Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın ağırlığının 8 katıdır.

• Louis Vuitton markası, sezon sonunda artan bütün mallarını Paris’teki fabrikasında yakmaktadır.

• Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmaz, sizi gizler. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamamalarını sağlar.


İYİ FİKİR

34

KiMiN AKLINA GELMiŞ ACABA?” Dedirtir.

FONKSİYONEL TELEFON KILIFI Özel ve fonksiyonel olan bu telefon kılıfları, kauçuk esnekliği sayesinde kulaklık, para, kredi kartı, kalem ve diğer küçük eşyalarınızı telefonunuz ile beraber taşımaya yardımcı oluyor.

MODERN ve FONKSİYONEL TASARIM SAÇ KURUTMA MAKİNESİ Estetik, işlevsellik, pratik ve temiz kullanım bu tasarımda bir araya geliyor. Saç kurutma makinesinde yer alan bu yardımcı parça, günlük kullanıma bağlı pratik ihtiyaçları dikkate alarak saç kurutma makinesini minimalist bir şekilde yeniden yorumlamaya yardımcı olmuş.

AÇILIR KAPANIR GİYSİ ASKILARI Bu tasarım, giysileri asabilmek için duvarda asılı gizli kancalardan oluşan şık bir giysi askısı. Üzerinde bulunan kancalar kullanımda değilken ahşabın üzerinde gizlenebiliyor ve askı uçlarının çıkıntılarını görmemiz engelleniyor.


İYİ FİKİR

TERS YÜZ ÇALAR SAAT Tasarımda, iki yüzü olan bir yapıya, ayrı ayrı iki farklı yüze on ve off yazıları yazılmış. Saatin on tarafını döndürdüğünüzde alarm etkinleşiyor ve alarm saati sağ tarafta görüntüleniyor. Tersine döndürüp off yazılı yeri yukarı aldığınızda alarm etkisiz hale geliyor ve yalnızca saatin kaç olduğunu gösteriyor.

TÜYLÜ BOYA FIRÇASI Poilu, Fransızca anlamı tüylü olan boya fırçası için harika bir biçimde ambalaj tasarımı yapılmış. Her bir fırça paketinin ambalajında çizilmiş değişik yüzler bulunuyor ve ambalaj içindeki fırçanın ucu yüzdeki bıyık imajını tamamlıyor. Hem de bıyıklar çeşitli renklerde!

YENİLİKÇİ MASA LAMBASI Joyo, modern ve yenilikçi bir masa lambası. Tasarımda biçim ve işlev tek bir nesne olarak bir araya geliyor. Joyo, aydınlatmanın yanı sıra para, takı, gözlük, kol saati gibi eşyalarınızı koymak için bölmeler barındırıyor. Üzerindeki USBler ile dilediğiniz cihazınızı şarj edebiliyorsunuz.

LEGO ÇİKOLATA KALIPLARI Lego, dünyanın en sevilen oyunları arasında yer alıyor. Tasarımcı da yenilebilir lego çikolata oluşturmak için modüler bir sistem tasarlamış. Lego şeklinde silikondan tasarlanan kalıplara sıcak çikolata dökülüyor ve soğuduktan sonra çikolata klasik tuğla şeklini alıyor.

DEV KUŞ YUVASI Dev kuş yuvası, evin huzur köşesi gibi. Etrafı ahşaptan oluşan yuvanın yumurtaları(minderleri) hareket ettirilebiliyor. Bu yuva örgü örmek, kitap okumak, dinlenmek, uyumak, meditasyon yapmak, webde gezinmek için ideal bir yer. Yer kapmak için evdekilerle yarışılır nitelikte.

35


MUCİT HİKAYELERİ

36

ROBERT BOSCH Almanya’nın güneyinde bulunan Ulm kentinin kuzeydoğusunda, Albeck’de doğan ünlü mucit ve iş adamı Robert Bosch, motorlu araçlar için elektrik donanımı üreten dünya çapında bir firma olan Robert Bosch GMBH’ı kurmadan önce küçük bir tesisatçı dükkanında işe başladı ve 20.yy’ın başında hemen hemen her otomobile takılan manyetoyu geliştirerek; küçük tesisatçı dükkanını dünyanın en fazla patenti olan firmalarından birine dönüştürdü. Ama bu önemli deneyimlerden seneler önce; Robert Bosch 1861 senesinde bir çiftçi ailesinin on iki çocuğunun on birincisi olarak dünyaya geldi. Eğitimini ince tesviyecilik dalında çıraklık yaparak tamamladıktan sonra ise ülkesinden ayrıldı, bir süre ABD’de Thomas Edison ile birlikte çalıştı ve ardından da İngiltere’ye gitti. Ondan iki yıl sonra da 10.000 marklık bir sermaye ile bir tesisat ve elektroteknik şirketi kurdu, evlendi ve çocukları oldu. Bosch, bir makinacı kalfa ve bir çırak çocukla birlikte her türlü elektrik tesisatı onarıyor ve telefon, ev telgrafı, paratoner (yıldırımsavar) gibi aygıtları monte ediyordu. 1887’de gazlı motorlar için ürettiği patentli(US662316, US690469) ürünü

olan manyetoyu geliştirdi. Kendisi tarafından üretilen manyeto artık bir motorlu araca, bir Dioa-Bouton üç tekerleklisine takılabildi. Bosch bundan beş yıl sonra kesin başarıya ulaştı. Proje mühendisi Gotdob Honold bujilerle bir yüksek gerilim manyetosu geliştirdi. Bu aygıt ateşleme hızı ve dakiklik açısından tüm rakip firmaların ürünlerinden üstündü. Ayrıca hızlı çalışan benzinli motorların geliştirilmesi üzerinde etken oldu. Aradan çok geçmeden Bosch hemen hemen bütün büyük otomobil firmalarından sipariş almaya başladı. Yeni yüzyıla girdikten birkaç ay sonra, bu arada 45 kişi çalıştıran Bosch, Stuttgart’a taşındı. Elektroteknik fabrikasını plânlarken ABD’de edindiği deneyimlerden yararlandı. Sık sık “Kızıl Bosch” olarak nitelendirilen sanayici, Almanya genelinde 1918’de kabul edilen 8 saatlik iş gününü 1906’da uygulayarak sosyal tutumunu kanıtladı. 1910’da fabrikasında çalışanlara Cumartesileri öğleden sonra izin verdi. Diğer işletmelerin çoğunda o tarihte haftada altı tam gün çalışılıyordu. Şirketi 1913’te 7 haftalık bir işçi mücadelesine sahne olunca, Bosch işverenler birliğine katıldı. O tarihe kadar bu örgüte üye olmayı reddetmişti.


MUCİT HİKAYELERİ

“İNSANLARIN GÜVENİNİ KAYBETMEKTENSE, PARA KAYBETMEYİ TERCİH EDERİM.” Birinci Dünya Savaşı patlak vermeden önce Bosch ürünlerinin %90’ını dış ülkelere satıyordu. Şirketi, motorlu taşıtlar için buji, ışık makinesi, akü, far vb. parçalarından oluşan ilk standart elektrikli donanımı sunuyordu. Bu arada çok sayıda patent başvurusu yapmıştı (GB1905/23132, GB1907/24288, GB1908/14698, GB1908/25855, GB1909/3511). Firmanın İngiltere, Fransa ve ABD’de kendi şirketleri ve temsilcilikleri bulunmaktaydı. Her ne kadar savaş başladığında dış ülkelerden sağladığı kazanç elden gittiyse de, savaş için yaptığı üretim bunu kat kat çıkartıyordu. Bosch bu kazancının büyük bir bölümünü Neckar kanalının inşası için kurulan bir vakfa devretti. Her zaman teknikteki yenilikleri göz önünde bulunduran Bosch, Birinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra araştırmaya büyük paralar ayırdı ve işletmesini giderek büyüttü. Özel hayatında ise 20’li yıllarda pek

çok acıyı da yaşamak zorunda kaldı. Oğlu “multipl skleroz” hastalığından öldüğü gibi, çocuğunun ölümünü kabullenemeyen karısı da geçirdiği ağır depresyonlar yüzünden hastanelerde bakılmak zorunda kaldı. 1927’de çalışanlara şirkette uzun yıllar çalıştıktan sonra, emekliliklerinde parasal destek sağlayan “Bosch Yardımı” adı altında toplumsal bir kuruluşu hayata geçirdi. Ne var ki, 30’lı yılların başındaki dünya ekonomik buhranı 1937’den beri Robert Bosch GMBH adını taşıyan bu kuruluşu da etkiledi. Satışlar hissedilir derecede gerilerken çalışanların kimisini işten çıkarmaları gerekti. Bosch’un fabrikaları İkinci Dünya Savaşı’nda geniş çapta yıkıldılarsa da kendisi buna tanık olmadı. Şirketin kurucusu 1942 yılında, 80 yaşında, Stuttgart’ta hayata veda etti. Fabrikaları yeniden inşa edildikten sonra üretim yelpazesine buzdolapları ve diğer elektrikli ev aletleri eklendi. Kendi adını taşıyan şirketleri ise dünyanın dört bir yanında büyümeye devam etti. bosch.com / wikipedia.org

37


Yazar: Altay Ayhan Yayınevi: Sistem Yayıncılık Sayfa Sayısı: 208

YEDİ ADIMDA MARKALAŞMA

Günümüzde çoğu şirket /şahıs, markalaşmanın zorlu yollarına girmektense ürünlerini markasız olarak piyasaya sürmeyi tercih ederek sektörde çok iyi konuma gelme potansiyeli olan ürün ve hizmetlerinin gölgede kalmasına neden oluyor. Altay Ayhan da bu kitapla, markalaşmanın yedi adımını hem teorik alt yapısıyla hem de ülkemizde ve uluslararası çapta bilinirliğe sahip yüze yakın markanın örnekleriyle bu adımların pratiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, her ülkede ve her sektörde geçerli olabilecek bu adımları takip ederek Türkiye’yi ve ürünlerimizi markalaştırmamız gerektiğini de yine örnekler üzerinden vurguluyor ve girişimci ruhlara bu konuda tavsiyelerde bulunuyor.

KİTAP

38

KİTAP

GEZGİN

Yazar: Emre Becer Yayınevi: Dost kitabevi Sayfa Sayısı: 205

AMBALAJ TASARIMI

Ambalaj tasarımı, bir ürünü pazarlamaya elverişli hale getirmek üzere form, yapı, malzeme, tipografi, renk ve imge gibi ürün hakkında bilgi veren tasarım unsurlarını bir araya getiren yaratıcı bir çalışma alanıdır. Ambalaj, bu tür görsel iletişim unsurları aracılığıyla bir “marka imgesi” oluşturur ve tüketici ile marka arasında bağlantı kurar. Tüketicinin bir markaya ilişkin algısı büyük ölçüde ambalaj tasarımı ile biçimlenir. 200’ün üzerinde fotoğraf ve krokinin yer aldığı bu temel kitapta; tarihçe, malzeme, tür, pazarlama, tasarım, üretim, öğrenci çalışmalarından örnekler, çevre ve bu alandaki yasal sınırlamalar gibi başlıklar çerçevesinde ele alınıp incelenmektedir.


GEZGİN

UYGULAMA

GE Patents

General Elecric’e ait GE Patents adlı bu uygulamada; araçlar, sağlık, enerji, elektrik, kimyasallar, kablosuz teknolojiler ve yazılım ile ilgili kategoriler bulunmakta. Her bir kategori içinde sektörel haberleri, patentleri ve son gelişmeleri takip etmek mümkün. Güzel bir uygulama, hem de ücretsiz!

İNTERNET

etsm.org.tr

ETMK (Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu), tasarımcılarla sanayicileri buluşturacak olan “Endüstriyel Tasarım Tanıtım Ajansı” ve Türkiye’deki özgün endüstriyel ürün tasarımına dair ürünlere ve bilgilere ulaşılmasını sağlayacak olan bu siteyi, “Endüstriyel Tasarım Sanal Müzesi”ni kurmuş. Endüstriyel tasarımla ilgili araştırmalara, kitaplara, tezlere, sergilere bu siteden kolayca ulaşabilirsiniz. Türkiye’de ki endüstriyel tasarımla ilgili bilgi kaynağı olan site Türkçe ve İngilizce.

39


BİZDEN HABERLER

BİZDEN HABER LER 40

GRUP OFİS MARKA PATENT’TEN GELİŞİM ÜNİVERSİTESİ’NDE TEMEL PATENT EĞİTİMİ Patent Vekili Murat Yıldız tarafından Gelişim Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde 13 Kasım 2014 tarihinde verilen temel patent eğitimine çok sayıda mühendislik öğrencisi katıldı. Öğretim görevlilerinin de yer aldığı eğitimde patent başvurusu ve süreçleri ile ilgili konular anlatıldı, sorular cevaplandı.

ASIRLIK PİRİNCİN COĞRAFİ İŞARET BAŞVURUSU GRUP OFİS MARKA PATENT’İN VEKİLLİĞİYLE GERÇEKLEŞTİ Tosya Belediye Başkanı Kazım Şahin, Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akdiken, Tosya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Erdal İpoğlu ve Tarım Danışmanı Recep Çakmak’tan oluşan heyet, Grup Ofis Marka Patent vekilliği aracılığıyla Türk Patent Enstitüsü’ne Tosya Pirinci ile ilgili detaylı bilgi ve araştırmaların bulunduğu dosyayı teslim ederek asırlık pirincin coğrafi işaret başvurusunu gerçekleştirdiler.

GRUP OFİS MARKA PATENT TPE TARAFINDAN DÜZENLENEN VEKİL İSTİŞARE TOPLANTISINA KATILDI Sınai mülkiyet alanında son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendirmek, marka ve patent vekilleri ile karşılıklı görüş alış verişinde bulunmak amacıyla düzenlenen toplantının açılışı, Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Habip ASAN tarafından yapıldı. Grup Ofis Marka Patent ve diğer vekillerin görüş ve önerilerini ilettiği toplantıda, ilerleyen zamanlarda kanuni zorunlulukların gerektirdiği işlemler dışındaki tüm başvuruların online olarak gerçekleştirilmesi hedefi doğrultusunda, önümüzdeki dönemde online başvuruları daha da cazip hale getirecek değişiklikler yapılacağı iletildi.


DÜNYANIN İLKLERİ

DÜNYANIN İLK DAKTİLOSU (1839) İlk yapılışı 1839’da Teroitli William Austin Burt tarafından gerçekleştirildi. Tipograf adı verilen bu makine elden daha yavaş yazıyordu. Bundan sonraki denemeler pek başarılı olamadı. Aradan 40 yıl geçtikten sonra Sholes, 1868’de ilk pratik daktiloyu yaptı. Remington’un 1878’de yaptığı daktilo ise bir dikiş makinesinin üzerine yerleştirilmişti. Şaryo dikiş makinesinin pedalına benzeyen bir pedalla döndürülüyordu. Makine ise silik ve büyük harf yazabiliyordu. Bu mahsurlarının yanında büyük ve pahalı olması piyasaya sürülmesine engel oldu.

DÜNYANIN İLK ÇAMAŞIR MAKİNESİ (1908) 1908’de ‘’Alva John Fisher’’ tarafından icat edildi. Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tambura kirli çamaşırlar konuluyordu. Tambur, elektrik yardımıyla döndürülüyor ve hareket sırasında çamaşırlar sürekli suyla temas ederek temizlenmiş oluyordu. İlk kurutuculu çamaşır makinesi ise 1924’te üretildi. 1937 yılında Bendix Corporation adlı şirket ilk tam otomatik çamaşır makinesini üretti. 1940’lı yıllardan itibaren tam otomatik makineler ev hanımlarının hizmetine girmeye başladı. 1950’li yıllarda ise yavaş yavaş dünyaya yayılıyordu.

DÜNYANIN İLK ELEKTRİKLİ BİLGİSAYARI (1945) ENIAC “Electronic Numerical Integrator And Computer” (Elektronik sayısal entegreli hesaplayıcı) elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip ilk bilgisayardır. II. Dünya Savaşı esnasında ABD’li bilim adamları tarafından inşa edilen ENIAC ilk çıkan bilgisayardı. ENIAC, yaklaşık 167 m² bir alana sığıyordu ve ağırlığı 30 tondu. Bilim adamları J.Mauchly ve P.Eckert tarafından yaklaşık 4 yılda imal edildi. Yaklaşık maliyeti 500.000 dolar idi. Gerçek anlamda çalışabilmesi ise 1947 yılını buldu.

DÜNYANIN İLK BİLGİSAYAR FARESİ (1964) İlk bilgisayar faresi (mouse) 1964 yılında Douglas Engelbart tarafından yapıldı. Engelbart 1968 yılında takımı ile beraber hypertext, bağlantılı bilgisayarlar ve bilgisayar arabirimlerinin ilk örneklerini geliştirdi. Programın yapısına göre bazen menü seçmek veya ekran içerisinde çalışılacak noktaya gidebilmek klavyedeki gösterge tuşlarıyla uzun zaman alıyordu, fare bu işlemlerin hızlandırılmasında görev aldı. Bir nevi klavye ile yapılan işlemleri kolaylaştırmak adına yapılmış bir parçacıktır. dunyaninilkleri.com / wikipedia.org

41


INTERSTELLAR/ (Yıldızlararası CHRISTOPHER NOLAN

İngiliz yönetmen Christopher Nolan’ın yönettiği film 2014 senesinin önemli bilim kurgu filmlerinden. Başrollerinde Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Michael Caine ve Jessica Chastain’in yer aldığı filmin konusu şöyle; yakın gelecekte, iklim değişiklikleri yüzünden dünyada kıtlık ve kuraklık çekilmektedir. İnsanlık yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Evrende gizemli bir “solucan deliği” keşfedilir ve bir grup araştırmacı, güneş sisteminin ötesinde insanoğlunun yaşamını sürdürebileceği bir gezegen aramak için bilinmeyene doğru yıldızlararası bir yolculuk yapmak zorunda kalır. Ekipteki Cooper, çocuklarını yeniden görmek ve insan ırkının geleceği arasında bir seçim yapmak zorundadır. Filmin senaryosu fizikçi Kip S.Thorne’nun evrendeki “Solucan Delikleri” teorisinden ilham alıyor. Thorne senaryoda Christopher Nolan ve kardeşi Jonathan Nolan ile birlikte çalışmış. Yerçekimi konusunda bilime katkıları olan fizikçi, Einstein’ın izafiyet teorisinden yola çıkarak, kara deliklerden geçilerek zamanda yolculuk yapılabileceğini söylüyor.

ALBÜM

42

SİNEMA

KÜLTÜR - SANAT

ENDLESS RIVER PINK FLOYD

Ambalaj tasarımı, bir ürünü pazarlamaya elverişli hale getirmek üzere form, yapı, malzeme, tipografi, renk ve imge gibi ürün hakkında bilgi veren tasarım unsurlarını bir araya getiren yaratıcı bir çalışma alanıdır. Ambalaj, bu tür görsel iletişim unsurları aracılığıyla bir “marka imgesi” oluşturur ve tüketici ile marka arasında bağlantı kurar. Tüketicinin bir markaya ilişkin algısı büyük ölçüde ambalaj tasarımı ile biçimlenir. 200’ün üzerinde fotoğraf ve krokinin yer aldığı bu temel kitapta; tarihçe, malzeme, tür, pazarlama, tasarım, üretim, öğrenci çalışmalarından örnekler, çevre ve bu alandaki yasal sınırlamalar gibi başlıklar çerçevesinde ele alınıp incelenmektedir.


MARKA BULMACA

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

36. Sayının Cevapları

1- D’S damat

2- Ferroli

3- Flormar

4- Greyder

5- Haribo

6- Kiğılı

43

7- Mango

8- Nine West

36. Sayının Kazananları: 1 - PINAR ERNİL

9- Rotring

10- Total

2 - ÜMİT BAYIRLI

11- Toyzz Shop

12- Yandex

3 - ALTUĞ YARDIMCI

37. Sayıda yer alan bulmacayı eksiksiz çözüp www.gossipdergi.com üzerinden cevapları gönderen katılımcılar arasından noter huzurunda yapılacak çekilişle 5 kişiye KÜRŞAT TARIM’dan ‘’Zeytin ve Zeytinyağı Paketi’’ hediye edilecektir. Son Katılım Tarihi: 31 Ocak 2015


MARKA BULMACA

Tabloda karışık harfler arasında 8 marka gizli. Bu yerli ya da yabancı 8 markayı bulabilecek misiniz?

44

36. Sayının Cevapları


Boğaz Pastili

Bebek Oyuncakları

(àOFǵ,PSVZVDVMBS

$JOTFM4BǘM‘L

7JUBNJOMFS

HOD

XXXFD[BOFDPNUS

EFOGB[MBàSàOMF EFOGB[MBNBSLBZMB

WJBYJ DIJDDP

QKVS

SEC OJWFBDPN

TFOTPEZO ESNVSBE

BGZF 45

PLFZ

NVTUFMB

TDIPMM MJFSBD

MJTUFSJOF

DSFTU

TFCBNFE BDOFDJOBNJEF KPZESPQT UFOHB GVOGBDUPSZ FSPT

PQUJGSFF

EVSFY WBTFMJOF

.BNBMBS

%Jǵ4BǘM‘ǘ‘

%VEBL,PSVZVDVMBS

#BTLàM

"ǘ‘[#BL‘N

4BÎ#BL‘N

0SUPQFEJ

5àZ%ÚLàDàMFS

öGUZTIBEFTPGHSBZ

4QPSDV#FTJOMFSJ

$JMU#BL‘N

-FOT4PMàTZPOMBS‘ 1SF[FSWBUJøFS

"OOF#FCFL

.FEJLBM (‘EB5BLWJZFMFSJ

QSPMPPOHJOH

CàCDIFO


KATEGORİ GÜNDEM

46

GOssIP dergi Sayı 37  

MARKA - PATENT - ENDÜSTRİYEL TASARIM DERGİSİ TRADEMARK - PATENT - INDUSTRIAL DESIGN JOURNAL

GOssIP dergi Sayı 37  

MARKA - PATENT - ENDÜSTRİYEL TASARIM DERGİSİ TRADEMARK - PATENT - INDUSTRIAL DESIGN JOURNAL

Advertisement