Page 1

SAYI

44

ÜCRETSİZDİR

2017

Beyonce’nin Blue Iyv Savaşı Kylie Minogue X Kylie Jenner

#worldipday Dünya Fikri Mülkiyet Günü

GOssIP RÖPORTAJ:

9 772148 482000

ISSN 2148-4821

UMUT EKER

ÖZE L RÖ GOs POR sIP TAJ :

ÖZEL DOSYA

PAC-MAN

AYŞ EGÜ L AL DİN Ç


İmtiyaz ve Yayın Sahibi Grup Ofis Marka Patent A.Ş. adına Cenk SEVİNÇ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Burcu GÖRÜCÜ

Genel Yayın Yönetmeni: Burcu Görücü burcu.gorucu@gossipdergi.com

BU SAYIDA... Sınai mülkiyet sektörünün tek dergisi olarak bu sayıda da sizlere dopdolu bir içerik hazırladık. Son üç ay boyunca yürürlüğe giren yeni Sınai Mülkiyet Kanunu’nun getirdiği yenilikleri anlatan eğitimler, paneller ve etkinlikler düzenlendi. Yapılan etkinlikler, fuarlar, konferanslar bu konu kapsamında ele alındı. Bu yılın en önemli etkinliklerinden biri olan Uluslararası Buluşçular Birliği Federasyonu (IFIA) himayesi altında ve Türk Patent ve Marka Kurumu ev sahipliğinde düzenlenen ISIF Uluslararası Buluş Fuarı’nda da yeni Sınai Mülkiyet Kanunu üzerine paneller düzenlendi. Ülkemizde bu gelişmeler söz konusu iken, uluslararası arenada renk markası, koku markası ve ünlülerin marka savaşları gibi konular gündem oldu. Uzman konuğumuz Önder Erol Ünsal bu sayıda Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte gündeme gelen markanın ciddi bir biçimde kullanımı kavramını ve buna yönelik tespit ilkelerini anlattı. Bir diğer uzman konuğumuz Prof. Dr. Arzu Oğuz ise Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü nezdinde açılan Fikri Mülkiyet Hakları, İnovasyon ve Teknoloji Politikaları Yüksek Lisans Programı’nı bizlere tanıttı. GOssIP’in en eğlenceli ve bilgilendirici kategorilerinden olan başarı hikayeleri ve mucit hikayelerinde Margaret Knight’ın kadın mucit olarak yaşadığı sıkıntıları ve Ray Kroc’un azimli başarı öyküsüne yer verdik. GOssIP’in bu sayıdaki röportaj konukları ise bir zamanlar desinatörlük de yapmış olan değerli sanatçımız Ayşegül Aldinç ve stil danışmanlığı ve tasarımcılığının yanı sıra kendi tarzını yansıtan yeni markasıyla adından söz ettiren Umut Eker.

Yayın Kurulu Duygu ÇAKI Sevcan DAŞDAN Gamze COŞKUN BAKIR Betül YARDIMCI Burak OCAKOĞLU Deniz Ece CEBECİ Yayın Danışmanları Selçuk AKIN İbrahim DEVECİOĞLU Mahmut DUMAN Redaktör Gamze COŞKUN BAKIR Hukuk Danışmanı Av. Filiz CANKAT Katkıda Bulunanlar Önder Erol ÜNSAL Prof. Dr. Arzu OĞUZ Tasarım Grafikir www.grafikir.com.tr Çeviri İkarus Tercüme www.ikarustercume.com Yayın Türü Üç aylık yaygın süreli yayın Yönetim Yeri Atatürk Bulvarı No: 211/11 Kavaklıdere ANKARA Tel: 0 312 468 50 00 Faks: 0 312 468 44 55 www.gossipdergi.com info@gossipdergi.com /gossipdergi /gossipdergi /gossipdergi Baskı MRK BASKI VE TANITIM HİZMETLERİ 1354. Cadde 1357. Sokak No: 43 Yenimahalle - ANKARA Tel: 0 312 354 54 57 GOssIP dergisinin imtiyaz ve yayın hakkı Grup Ofis Marka Patent A. Ş.’ye aittir. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz.

EDİTÖRDEN

GOssIP Mayıs 2017 Sayı: 44

GOssIP’i takipte kalın… 5


İÇİNDEKİLER

GÖRÜŞ 32 | UZMAN İBRAHİM DEVECİOĞLU

28 | ÖZEL RÖPORTAJ

24 | UZMAN KONUK ÖNDER EROL ÜNSAL

42 | YARATICI TASARIMLAR

26 | MARKA HİKAYELERİ VOLKAN İTFAİYE

44 | İTİRAZIM VAR AFRICA TWIN HONDA MOTOR

38 | UZMAN GÖRÜŞ DR. ARZU OĞUZ

50 | TEKNOSTALJİ CHIP

40 | PATENT HİKAYELERİ STRES YAYI 6

AYŞEGÜL ALDİNÇ

52 | BAŞARI HİKAYELERİ RAY KROC 54 | İYİ FİKİR


DOSYA 34 | ÖZEL PAC-MAN

GOSSIP RÖPORTAJ 46 | UMUT EKER

56 | MUCİT HİKAYELERİ MARGARET KNIGHT

65 | DÜNYANIN İLKLERİ

58 | GOSSIP ÖNERİYOR 60 | GOSSIP TANITIYOR THE PITCHER

66 | GÖSTER KENDİNİ 67 | MARKA BULMACA 68 | GOSSIP NEREDE?

62 | SIRA DIŞI MARKALAR 64 | BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? 7


G Ü N D E M

TANINMIŞ MARKALAR LİSTESİNDE

8

YENİLER Kenton Gıda adına tescilli Kenton, yüzyıllık köklü bir tarihe sahip olan ÇAYKUR adına tescilli DİDİ, Deha Mağazacılık adına tescilli MADAME COCO, 1965 yılında kurulan Petkim Petrokimya Holding A.Ş. adına tescilli olan PETKİM markaları Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Tanınmış Marka olarak kabul edildi.

Tatlı Şefi KENTON Yüzde 100 Türk sermayeli şirketler topluluğu olan Sultanlar Grup markası KENTON, ilk küresel marka olma vizyonuyla 70’lerin sonunda, Türkiye’nin toz tatlı ve pişirme yardımcıları kategorisinde faaliyete başladı. Azmin gücüne ve sürekli gelişime inanan Kenton, bugün birçok ülkede milyonlarca mutfağa giren bir marka olmayı başardı. “Lezzetin Zirvesi” sloganı ile yola çıkan Kenton, Türk damak tadına uygun lezzetlerle zirveye tırmanarak, “Mutfakta Ona Güvenirim” sloganında olduğu gibi tüketicilerin güvenini kazanmayı başardı.

KENTON, marka ve markanın kullanıldığı mal/hizmetler kapsamında ayırt ediciliği ile 30 yılı aşkın süredir gıda sektöründe ve tüketici nezdinde orijinal bir marka olarak yüksek bilinirliğe sahip olmuştur. Bu kapsamda Grup Ofis Marka Patent tarafından hazırlanan KENTON tanınmış marka başvurusu, Türk Patent ve Marka Kurumunca incelendi ve markanın pastacılıkfırıncılık ürünleri ile ilgili katkı maddeleri bakımından yaygın bir bilinirliğe sahip olduğu tespit edilerek KENTON markası tanınmış marka kabul edildi.

Biri Tanınmış Marka mı DİDİ? ÇAYKUR, “Büyük Türkiye’nin Büyük Soğuk Çayı!” sloganıyla 20122013 yılları arasında kendisi için yepyeni bir pazar olan soğuk çay piyasasına girdi ve tüketici ile tanıştı. DİDİ, kısa zamanda reklam tanıtım çalışmaları ile en çok tercih edilen soğuk içeceklerden olmayı başardı. Pazarın büyümesine etki edecek şekilde bir hareketlilik getiren DİDİ, 2013 yılından bu yana yoğun reklam ve tanıtım faaliyetleri ile ülke genelinde tanınmış bir marka oldu. Grup Ofis Marka Patent tarafından hazırlanan DİDİ tanınmış marka başvurusu, Türk Patent ve Marka Kurumunca incelendi ve yapılan değerlendirmeler sonucunda DİDİ markasının “hazır soğuk içeceklerde” yaygın bilinirliği tespit edilerek “Tanınmış Marka” olduğuna karar verildi.


En Tanınmış Madam: MADAME COCO Piyasaya girdiği tarihten itibaren güçlü bir pazarlama politikası ile sağlam adımlarla ilerleyen MADAME COCO açtığı birçok mağazayla, Türkiye’nin dört bir yanına MADAME COCO markasını duyurdu. Akılcı ürün pazarlama yöntemi ile ev tekstili sektöründe en bilinen markalar arasında yer alarak herkes tarafından benimsendi.

Petrokimya Sektöründe Dev Marka: PETKİM Vekillik işlemlerinde Grup Ofis Marka Patent ile birlikte yol alan Madame Coco’nun Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılan tanınmış marka başvurusu kapsamında markanın faaliyet alanı ile özdeşleştiği ve ayırt edici yönünün yüksek olduğu, tanıtımında ulusal ve yerel düzeyde yayın yapan yazılı ve görsel basın organlarının kullanıldığı, reklam ve tanıtım faaliyetleri için önemli çalışma ve bütçelerin yapıldığı göz önünde bulundurularak MADAME COCO markası tanınmış marka olarak kabul edildi.

Petkim, 50´yi aşan petrokimyasal ürün yelpazesiyle bugün sanayimizin önde gelen hammadde üreticilerinden biridir. Petkim´in ürettiği petrokimyasal ürünler; inşaat, tarım, otomotiv, elektrik, elektronik, ambalaj, tekstil, ilaç, boya, deterjan, kozmetik sektörlerinin önemli girdileridir. Grup Ofis Marka Patent Genel Müdürü Cenk Sevinç tarafından Petkim Genel Müdürü Anar Mammadov’a takdim edilen Türk Patent ve Marka Kurumu kararında; PETKİM markasının “petro” ve “kimya” ibarelerinin ilk hecelerinin bir araya getirilmesi suretiyle oluşturulmuş, belirli bir anlamı olmayan orijinal nitelikte bir sözcük olduğu, markanın üzerinde kullanıldığı petrokimya ürünleri ile özdeşleşerek tüketici nezdinde söz konusu ürün ve hizmetleri çağrıştırmakta ve yüksek kaliteye işaret etmekte olduğu ve dolayısıyla geniş bir kitle tarafından tanınan, yaygın bilinirliğe sahip bir marka olduğu göz önüne alınarak PETKİM’in “Tanınmış Marka” olduğu kabul edilmiştir. 9


DÜNYA TASARIM GÜNÜ:

KALIPLARIN DIŞINA ÇIKMAK Her yıl 29 Haziran’da kutlanan Dünya Endüstriyel Tasarım Günü’nün bu yılki konsepti “KALIPLARIN DIŞINA ÇIKMAK (Thinking outside the box)” oldu. Konseptin ana fikri BM’nin “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”ndan feyz alınarak ortaya çıkarıldı.

Endüstriyel tasarımların, sürdürülebilir tasarımlar üretmesiyle dünyaya katkı sağladığı yadsınamaz bir gerçek. Peki, nedir bu “sürdürülebilir tasarım” konsepti? Yeni teknolojilerin, geri dönüştürülebilir ve sürdürülebilir materyallerin kullanımıyla çevreye duyarlı ürünlerin üretilmesi ve daha bütüncül bir yaklaşım belirlenerek “kalıpların dışında düşünülmesi” bu tasarım anlayışının temel noktalarıdır. Bu konsept ayrıca, ürünlerin ve kullanım sürelerinin tüketicilerin davranışlarını ve seçimlerini nasıl belirlediğini ve bu tercihlerin dünya üzerinde nasıl sonuçlar yarattığını belirlemeyi de amaçlıyor.

10

GÜNDEM

Gelecek 20 yıl içinde orta sınıfa mensup kişi sayısının artacağına ilişkin beklenti göz önünde bulundurulursa, halihazırda azalmakta olan doğal kaynaklara olan talebin de artacağını tahmin etmek zor değil. Bu durumda küresel tüketim ve üretim kalıplarının değiştirilmemesi halinde, geri dönüşü olmayan bir çevresel zararla karşı karşıya kalınacağı da bilinen bir gerçek. Bu gidişatın önüne geçilebilmesinde en önemli rol ise bilinçli tüketicilerin yanı sıra “kalıpların dışına çıkabilen” tasarımcılara düşüyor.


“İNOVASYON-HAYATIN İYİLEŞTİRİLMESİ”

MOTTOLU DÜNYA FİKRİ MÜLKİYET GÜNÜ

Artık hepimizin aşina olduğu üzere 26 Nisan Dünya Fikri Mülkiyet Günü olarak kutlanıyor. Fikri Mülkiyet Haklarına ilişkin bilincin artırılması amacıyla belirlenen bu gün için her yıl WIPO tarafından bir motto belirleniyor. Bu yılın mottosu ise “İnovasyon – Hayatın İyileştirilmesi”

İnovasyona vurgu yapılan bu mottoyla, yeniliklerin hayatımızı nasıl daha iyi bir seviyeye taşıdığına ve daha güvenilir, sağlıklı ve konforlu hale getirdiğine, bununla birlikte problemleri de nasıl gelişime dönüştürdüğüne dikkat çekilmesi amaçlanıyor. Dolayısıyla Fikri Mülkiyet Hakları’nın, yenilikleri desteklediği, yeni fikirler üretilmesi için buluşçuları cesaretlendirdiği, ödüllendirdiği aynı zamanda bu buluşların gelecekteki buluşçulara ilham kaynağı olması için açık ve ulaşılabilir hale getirilmesini hedeflediği verilmek istenen mesajın kilit noktalarını oluşturuyor. Her geçen gün, yaşadığımız dünyayı daha iyi bir yer haline getirecek sıra dışı ve etkileyici birçok buluşa ve yeniliğe imza atılıyor. Bu buluşlar mucizevi sonuçları da beraberinde getiriyor. Peru’da havadan su toplayarak temiz içme suyu sorununa çare olan reklam panoları, ABD’de zarar görmüş insan dokularını yeniden üretebilen 3D printer, Kenya’da başlatılan mobil para transferi ve mikrofinans hizmeti, Çin’de cep telefonlarını dakikalar içerisinde

şarj etmeye yarayan grafenli şarj aleti ve daha birçokları bu sıra dışı yeniliklere örnek olarak verilebilir.   Yenilikler ve buluşlar, sorunları gelişim ve değişime dönüştürme kapasitesine sahip insan gücünün sınırları olmayan bir sonucu. Bu sayede mümkün olanın sınırları zorlanıyor, eşi benzeri olmayan yeni imkan ve ihtimalleri de beraberinde getiriyor. 2017 yılının Dünya Fikri Mülkiyet Günü’nde bu yenilikçi güç ve kapasitenin varlığı kutlanıyor. Bu güç ve kapasiteyle gelen buluşların, iklim değişikliği, hastalıklar, yoksulluk ve hızla artan nüfusun kıt kaynaklarla beslenmesi gibi küresel sorunlara nasıl çözümler getirdiğine dikkat çekiliyor. Buluşların ve yeniliklerin hayatımızı nasıl daha yaşanır hale getirip kolaylaştırdığını görmek için çok uzaklara gitmemiz gerekmiyor aslında. Elimizden düşmeyen cep telefonları ve bu satırların yazıldığı bilgisayar da bu yenilikçi rüzgarın bir sonucu değil mi? O halde, kutlu olsun Dünya Fikri Mülkiyet Günümüz!

11


BİRİNCİ ULUSAL COĞRAFİ İŞARETLER BULUŞMASI

GOssIP

ÖZEL HABER

Birinci Ulusal Coğrafi İşaretler Buluşması, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü’nün katılımıyla Türk Patent ve Marka Kurumunda gerçekleştirildi. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte marka, patent, tasarım ve faydalı modelde olduğu gibi coğrafi işaretlerde de pek çok değişiklik ve yapılandırmalar oldu. Coğrafi işaretler; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle, belirli bir yöre ya da coğrafi alanla sınırlı olan ürünleri gösteren adlardır. 21 Mart’ta TÜRKPATENT tarafından yapılan Ulusal Coğrafi İşaretler Buluşması Etkinliği’nde GOssIP Dergi olarak konu hakkında bir de sunum yapan Sınai Mülkiyet Uzmanı Gonca Ilıcalı’ya coğrafi işaretlere gelen yenilikler hakkında sorular sorduk.

Yeni kanun coğrafi işaretlere neler getirdi? En önemli yenilik, hem coğrafi işaret hem de ülkemizin yeni tanıştığı bir koruma sistemi olan “geleneksel ürün adı”na ilişkin işlemleri yürütmek üzere Coğrafi İşaretler Dairesi Başkanlığının kurulmasıdır. Coğrafi işaret başvurularının yayınlanma usulündeki bürokratik ve maliyet getiren düzenlemeler sadeleşmiştir. Başvurular ve ilgili diğer tüm ilanlar bültende yayımlanmaya başlamıştır. Hatta ilk bültenimiz 15 Mart’ta internet sitemizde yayımlanmıştır. Böylelikle konuyla doğrudan ilgili kesimlerin bu ilanları takibi de son derece kolaylaştırılmıştır.

12

GÜNDEM

Coğrafi işaret başvurularının yayına itiraz süresi 6 aydan 3 aya indirilerek tescil süreci kısaltılmıştır. Bu noktada özellikle dikkat çekmek istediğim husus, 555 sayılı KHK’ye göre yapılan başvuruların 555 sayılı KHK uyarınca inceleneceği ancak ilanların bültende yayımlanacağıdır. Bu durumdaki başvuruların yayına itiraz süresi ise 6 aydır. Başvuruların reddi kararı ile yayına karşı yapılan itirazlar Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığında oluşturulan kurul tarafından incelenecek. Kurul gerekli gördüğünde, tarafları 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca uzlaşmaya teşvik edebilecek.


Tescil edilen coğrafi işaretin tescile konu özelliklerinde değişiklik olması halinde -inceleme, ilan ve itiraz aşamalarına tabi olması şartıyla- söz konusu değişiklik sicile yansıtılabilecek. Böylelikle mevcut durumda karşılaşılan birçok soruna çözüm sağlanabilecek. Tescil ettirenin tescilden doğan sorumlulukları yerine getiremeyecek hale gelmesi ya da bu yönde bir talebi olması halinde sicil kayıtlarında değişiklik yapılabilmesi mümkün olabilecek. Coğrafi işaretlerin kanun hükümlerine uygun olarak tescil edilmiş olduğunu gösteren ve kurumumuza ait olan resmi ‘’amblem’’ uygulaması sayesinde konuya ilişkin farkındalık artırılacak. Amblem kullanımı önümüzdeki yıl uygulamaya girecek. Denetim sistemini etkinleştirecek tedbirler de söz konusu. Bu kapsamda tescile uygunluk bakımından yapılacak denetimlere ilişkin raporlama, yılda bir kuruma sunulacak.

Denetim mekanizması nasıl çalışacak? Bu denetimler nasıl ve kim tarafından yapılacak? Denetim, tescile konu ürünlerin üretimi, piyasaya arzı veya dağıtımı aşamalarında veya ürün piyasada iken kullanımının tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimine ilişkin her türlü faaliyeti kapsar. Başvuruda kuruma sunulacak bilgiler kapsamında denetim faaliyetinin nasıl yapılacağı yer almakta. Kurum tarafından yapılan incelemede, başvuru yapan tarafından önerilen denetim sisteminin uygun olup olmadığı da ayrıca incelenmektedir. Bu durumda denetimlerdeki esas sorumluluğun başvuru yapanda olduğunu söyleyebiliriz. Başvuru yapan, denetimin etkin olarak yapılabilmesi için bir denetim komisyonu oluşturmakla ve tescilin gerçekleşmesiyle birlikte “tescil ettiren” tanımı altında denetim komisyonunun bu görevini yerine getirmesini sağlamakla yükümlüdür.

Öte yandan kanunumuz, tescilli coğrafi işaretlerin sicilde belirtilen şartlara uygun olan ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösterenler tarafından kullanılmasını öngörmekte ve bu kişilerin söz konusu faaliyetlerini tescil ettirene bildirmelerini hükmetmekte. Dolayısıyla tescil ettirenin elinde bir liste oluşacak ve bu liste de denetimde esas teşkil edecek. Denetim komisyonu tescilde belirtilen esaslara uygun olarak denetimlerini gerçekleştirecek. Denetimlerin yapıldığını gösterir raporlama ise, tescil ettiren tarafından, coğrafi işaret tescilinin bültende yayımlandığı tarihten itibaren yılda bir kere kuruma gönderilecek. Ancak şikâyet olması hâlinde, kurum denetim raporlarının süresinden önce sunulmasını isteyebilir. Denetim raporlarının kurum tarafından incelenmesi sonucunda eksiklik tespit edilirse, tescil ettirenin bu eksikliği 6 ay içerisinde gidermesi gerekir. Eksikliğin süresi içerisinde giderilmemesi veya denetim faaliyetinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğinin tespit edilmesi hâlinde ise tescil ettiren denetime ilişkin sorumluluğunu yerine getirmemiş olacağından, “tescil ettirende değişiklik” hükmü uygulanacaktır. Aynı zamanda başvuru hakkına da sahip olanlar tarafından bu sorumluluğu üstlenebilecek talip çıkarsa, sicil kaydında gerekli değişiklik yapılacak, aksi takdirde tescilden doğan hak sona erecektir. Burada bahsettiğimiz denetim, başvuru yapan tarafından oluşturulan denetim mercinin yaptığı denetimlerdir. Gıda ve tarım ürünleri bakımından 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile diğer ürünler bakımından da diğer kanunlarda yer alan coğrafi işaretlerin denetimine ilişkin hükümler saklıdır. TÜRKPATENT tarafından gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye’nin 81 ilini kapsayan coğrafi işaret standında Edirne’nin badem ezmesinden Çorum leblebisine, Antakya künefesinden Zile pekmezine kadar pek çok ürün il temsilcileri eşliğinde katılımcılarla buluştu. Bakan Özlü ve Prof. Asan, Uşak tarhanasının, Mersin tantunisinin ve İzmir lokmasının coğrafi işaret tescillerini, başvuru sahiplerine takdim etti. Etkinlik, tescil alan bu ürünlerin konuklara ikramıyla sona erdi. 13


COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER ZİRVESİ

Türkiye’de ilk defa düzenlenen Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi 28-29 Nisan tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleşti. Zirvede, belirli coğrafi bölgelere ait ürünleri tanıtmak, bu ürünler için pazar oluşturmak ve farkındalık yaratmak amaçlandı.

Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren coğrafi işaretlerin önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Türkiye’nin yöresel zenginliği coğrafi işaretlerin tescil edilmesi, korunması ve bu coğrafi işaretlerin uluslararası platformda da tescil ile koruma altına alınması zirvede dikkat çeken konu başlıklarını oluşturdu.

14

GÜNDEM

Pazarlama ve ekonomik denge oluşturma aracı olan ve kültürel zenginliği simgeleyen coğrafi işaretler zirvesinde Grup Ofis Marka Patent tarafından başvurusu hazırlanan Beypazarı kurusu, Tosya pirinci, Afyonkarahisar’ın Şuhut keşkeği ve patatesli ekmeği de zirvede yer alan lezzetli ürünler arasındaydı. Başkentliler bu zirvede birbirinden değerli yöresel ürünleri inceleme fırsatını yakaladı. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle daha önce menşe adı ve mahreç işareti olarak yalnızca ikiye ayrılan coğrafi işaretlere AB uygulamalarında da görülen geleneksel ürün adı konsepti eklendi. Bu kavramlar bundan sonra Avrupa Birliğindeki uygulamaya benzer bir şekilde farklı renklerdeki amblemlerle belirgin hale getirilecek ve bundan sonra bu ürünlerin hangi kategoriye girdiği üzerilerindeki amblemlerle ayırt edilecek. Bu ürünlerdeki amblem kullanımı ise 10 Ocak 2018 tarihinden sonra gerçekleşecek.


“GO AKADEMİ” YENİ SINAİ MÜLKİYET KANUNU’NU ANLATIYOR Yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu ile birlikte Grup Ofis Marka Patent GO AKADEMİ eğitim kadrosu İstanbul, Ankara ve İzmir’de eğitimler düzenledi.

1995 tarihinden bugüne, marka, patent, tasarım ve coğrafi işaretlerin korunması hakkında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler Sınai Mülkiyet Hakları kapsamında yol gösterici bir kaynak oldu. Uzun yıllar söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin daha etkin ve verimli bir yapıya geçmesi için kanunlaşmasına yönelik çalışmalar yapıldı ve bu doğrultuda 10 Ocak 2017 tarihinde 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu yürürlüğe girdi.

TÜRK VEKİLLERİN

ALICANTE ÇIKARTMASI

Grup Ofis Marka Patent GO Akademi tecrübeli eğitim kadrosu, yeni Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında değişen süreler, yeni uygulamalar ve hukuki pratikler hakkında bilgi vermek amacıyla Sınai Mülkiyet Kanunu Eğitimleri düzenledi. İlki 8 Şubat tarihinde İstanbul Divan İstanbul City’de gerçekleşen eğitimlerin devamı 28 Şubat Hilton İzmir’de ve 14 Mart Ankara HiltonSA’da yapıldı. Yoğun ilgi gören eğitimlerle katılımcılar marka ve patent vekilleri ile bire bir görüşerek bilgi alışverişinde bulundu. GO Akademi, Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu Eğitimleri’nin yanı sıra firmalara ve üniversitelere yönelik genel sınai mülkiyet eğitimleri vermeye devam etmektedir.

Patent ve Marka Vekilleri Derneği (PEM) tarafından geçtiğimiz aylarda İspanya Alicante’ye bir çalışma ziyareti düzenlendi. Patent ve marka vekilleri, sınai mülkiyet hukukunda görev yapan avukatlar ve özel şirketlerin sınai mülkiyet yöneticilerinin davet edildiği çalışma ziyaretinin ilk gününde AB Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO)’ne gidildi. Her biri alanında uzman konuşmacılar tarafından, öncelikle EUIPO hakkında genel ve açıklayıcı bilgilendirmeler yapıldı. Sonrasında EUIPO nezdinde yapılan marka ve tasarım başvurularında uygulama ve emsal kararlara ilişkin sunumlar yapıldı. Tüm gün süren ziyaret hem edinilen bilgiler hem de uzmanlarla etkileşim açısından oldukça verimli oldu.

Yapılan sunum ve bilgilendirmelerin ardından ise kısa bir EUIPO binası turu gerçekleşti. Çalışma ziyaretine katılan Grup Ofis Marka Patent Genel Müdür Yardımcısı Selçuk Akın, “Toplamda beş gün süren çalışma ziyareti kapsamında yapılan toplantılarda, faydalı bilgiler ve tecrübeler edinildi. Alicante ziyareti süresince EUIPO uzmanları ve vekil firmalar ile yüz yüze yapılan görüşmeler sıcak ilişkilerin kurulmasına ortam sağladı.” dedi. 15


STRES ÇARKI

MUCİDİNİ STRESE SOKTU Her şeyin modası olduğu gibi oyuncakların da modası geliyor ve geçiyor. Sanal bebek, taso, beyblade, furby, stres yayı, tetris gibi… Son günlerdeki oyuncak modası ise stres çarkı oldu. Büyük küçük herkesi peşinden sürükleyen oyuncak, kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına aldı. Mucidin büyük kazançlar elde ettiği düşünülürken hazin bir hikayesi olduğu ortaya çıktı.

Elde çevrilerek stres attırdığı iddia edilen bu oyuncağın mucidi ABD’li Catherine Hettinger. Bir kas rahatsızlığı olan mucit, kızının dağıttığı oyuncaklarını toplayamayacak duruma geldi ve kızı için bir oyuncak icat etti. Bu oyuncağı hem kendisi hem de kızı kullanabilmekte ve ortalık da hiç dağılmamaktaydı. Kızı, oyuncağı o kadar çok sevdi ki başkalarının da stres çarkıyla oynayabilmesi için fuarlarda satmaya başladı. Bu esnada 10 Şubat 1992 tarihinde stres çarkının patent başvurusu ABD Patent Ofisine yapıldı. Ancak beklenenin aksine stres çarkı ilgi görmedi. Her yıl yenilenmesi gereken patenti, 2005 yılında gerek maddi yetersizlikler gerekse ilgi görmemesinden dolayı yenilemedi ve stres çarkının patent tescilini alamadan hakkını kaybetti. Daha önce de farklı alanlarda icatlar yapan mucit, bu icatlar için de patent başvurusu yaptı ancak bu başvuruların da yıllık ücreti ödenmediğinden tescil alamadı. 16

GÜNDEM

Bir anda tüm dünyada üretilmeye başlanan stres çarkı elden ele yayıldı ve oyuncak modasının ikonu haline geldi. Stres çarkının popüler olmasından sonra tekrar kolları sıvayan Catherine, classicspinner.com adlı bir site üzerinden oyuncağın ilk halini tanıtmaya başladı. Ayrıca Kickstarter adlı girişimlere bağış toplanan bir site aracılığıyla stres çarkı için bağış toplayan Catherine, yaklaşık yirmi beş bin dolar bağış toplanırsa oyuncağı tekrar üreteceğini temin etti. Stres çarkının popülerliği daha ne kadar sürer bilinmez ancak stres çarkı sayesinde tüm dünya patent tescilinin önemini bir kez daha anlamış oldu.


DÜNYA AMBALAJ TASARIMININ DEVLERİ

İSTANBUL’DA BULUŞTU Dünyanın yedi önemli şehrinden yedi tasarım ofisinin bir araya gelerek oluşturduğu, GLBA - Global Local Branding Alliance (Global Lokal Ambalaj Tasarım Ofisleri Birliği) 2017 Konferansı İstanbul’da gerçekleştirildi.  Berlin, Moskova, Şangay, New York, Johannesburg, Sao Paulo ve İstanbul’da yer alan GLBA üyeleri, birliğin İstanbul temsilcisi olan Orhan Irmak Tasarım’ın ev sahipliğinde bir araya geldi.

THOMAS REINER, DR. ORHAN IRMAK

THOMAS REINER, TRACY HUANG, THERESE MEYER, DR. ORHAN IRMAK

Sektörün en önemli oyuncularının bir araya geldiği konferansta, global ambalaj tasarım trendleri işin uzmanlarınca ele alındı. Türkiye’de bulunan gıda, tekstil, kişisel bakım ve kozmetik gibi ambalaj tasarımının kritik öneme sahip olduğu çeşitli sektörlerden marka yöneticileri de GLBA Konferansı’nda hazır bulundu.

DR. ORHAN IRMAK, GÖKHAN IRMAK

Yurt dışına tasarım hizmeti ihraç ediyoruz Ambalajın hem küresel, hem de yerel değerleri yansıtması gerektiğine inanan GLBA üyeleri, konferansta temsil ettikleri bölgelerden yerel tasarım trendlerini paylaştı. Tasarımın Türkiye için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Dr. Orhan Irmak, “Yurt dışına tasarım hizmeti ihraç ediyoruz. Markalar açısından farklılaşmanın en önemli aracı ambalaj tasarımıdır.” dedi.

17


İSTANBUL ULUSLARARASI

BULUŞ FUARI ISIF’17 Bu yıl ikincisi düzenlenen ISIF’17, 32 ülkeden 350 buluşa ev sahipliği yaptı.

Uluslararası Buluşçular Birliği Federasyonu (IFIA) himayesi altında ve Türk Patent ve Marka Kurumu ev sahipliğinde; patentlerin, buluşların, yeni ürünlerin ve teknolojik fikirlerin sergilendiği ISIF Uluslararası Buluş Fuarı’nın ilki geçtiğimiz sene 3-6 Mart tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşmişti. Bu yıl ise 2-4 Mart tarihleri arasında Wow Convention Center’da gerçekleşen 18

GÜNDEM

etkinlik kapsamında yine bir önceki sene olduğu gibi paneller, çalıştaylar ve ödül töreni etkinlik kapsamında düzenlendi. ISIF Uluslararası Buluş Fuarı’nın öncelikli amacı; buluşçu, yatırımcı ve farklı ülkelerin patent ofislerinin bir araya gelmesi ile etkileşimi artırmak, patentlerin ticarileşmesini sağlamak ve sektör bilincinin oluşturulmasına katkı sağlamak.

Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Habip ASAN fuarda sergilenen buluşların yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından incelendiğini belirterek, bu sene ikincisi düzenlenmesine karşın fuarın dünyadaki en büyük 5 fuar arasında yer aldığını kaydetti. ISIF’17 Dergi Sponsoru olan GOssIP Dergi’nin de yer aldığı etkinlikte birçok dalda birden fazla kişi, kurum ve kuruluşa ödül verildi.


COCA-COLA E-TİCARET SİTESİNİ

TÜRKİYE‘DE HİZMETE SUNDU Coca-Cola dünyanın birçok noktasında bulunan dekorasyondan kişisel bakım ürünlerine kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip mağazasını, online platforma taşıyarak kullanıcılarına sunmuştu. Türkiye’de perakende mağazası bulunmayan ünlü içecek firması, sürpriz bir hamle yaparak Türkiye’de e-ticaret web sitesini hizmete sundu.

“coca-coladukkani.com” adresinden kullanıcılara hizmet veren site, okulofis ürünleri, çanta, cüzdan, oyuncak, mutfak aksesuarları gibi yüzlerce ürünü bünyesinde barındırıyor. Amerika’da “buy.shareacoke.com”, Avrupa’da ise “shopcoke.com” adreslerinin ardından, Türkiye’de hizmete giren “coca-coladukkani.com”, Coca-Cola’nın dünyadaki üçüncü online e-ticaret sitesi oldu.

Coca-Cola’nın perakende mağazası için ise biraz daha beklememiz gerekecek gibi. “merakettim. coca-colaturkiye.com” adresinden tüketicilerinin sorularını yanıtlayan firma, “Coca-Cola mağazası açmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Coca-Cola mağazası açma hakkı şu anda Türkiye’de anlaşmalı olduğumuz tek bir firmaya ait ancak Coca-Cola adı olmadan firmamız tarafından onaylanacak farklı bir perakende noktasında çeşitli lisanslı ürünlerimiz dönemsel olarak satılabilir.” yanıtını verdi.

Birbirinden farklı Coca-Cola temalı ürünlerin doğrudan satışını yapacak olan e-ticaret sitesinin, ilerleyen dönemlerde “buy.shareacoke. com”da bulunan, üzerindeki yazıların tüketici tarafından değiştirilebildiği kişiselleştirilmiş ürünleri “cocacoladukkani.com”da da sunması bekleniyor.

19


JAPONYA’DA İLK KEZ RENK MARKASI TESCİLLENDİ Japonya’nın ilk tescilli renk markalarının sahipleri, naçizane bir kalem silgisi ve marketler zinciri oldu.

Birçok büyük firmanın imzası haline gelen renklere tescil aldığını biliyoruz. Artık bu durum Japonya’da da olağan dışı olmaktan çıkıp kabul edilebilir bir hal aldı; öyle ki ülkenin ilk renk markaları da tescilli markalar portföyünde yerini aldı. Tombow Pencil’ın ürettiği Mono Silgisi’nin mavi-beyaz-siyah paket renkleri ve Seven&I Holdingleri’nin sahibi olduğu 7-Eleven Marketleri’nin altın-yeşilkırmızı renk düzeni Japonya’nın ilk tescilli renk markaları oldu.

Renk markası tescil sahiplerinden Mono Silgileri, Japonya’da oldukça popüler bir kırtasiye malzemesi ve 1967’den beri piyasada. Öte yandan diğer renk markası sahibi olan 7-Eleven Market Zincirleri’nin dünyada en fazla marketinin bulunduğu ülke Japonya. 2015 öncesinde ülkede renkler, logonun ve kelime markalarının bir yan unsuru olarak görülüp marka olarak kabul edilmiyordu. Bu yeni marka anlayışıyla yalnızca kelimelerin ve görsellerin değil, renkler gibi diğer unsurların da marka stratejisinde önemli rol oynadığı kabul edilmiş oldu.

20

GÜNDEM


‘KYLIE’LER SAVAŞIYOR Ringin bir köşesinde kozmetik ve moda alanında kendi krallığını oluşturma yolunda ilerleyen 19 yaşındaki Kylie Jenner Kardashian; diğer bir köşede ise 48 yaşındaki şarkıcı, söz yazarı, dansçı ve aktris Kylie Minogue.

Krallığını büyütmenin peşinde olan Jenner’ın Kylie Jenner INC. adlı firması “reklamcılık hizmetleri” kapsamında KYLIE markasının tescili için başvuruda bulundu. Ön inceleme aşamasından sorunsuz geçip ilana çıkan marka Kylie Minogue’un itirazıyla karşı karşıya kaldı. Minogue’un itirazı, KYLIE, KYLIE MINOGUE, KYLIE MINOGUE DARLUN ve LUCKY-THE KYLIE MINOGUE MUSICAL markaları öncelikli olmakla birlikte markanın sulandırılması ve itibarının zedelenmesi gerekçelerine dayandırılmıştı.

Ayrıca itirazda Kylie Minogue’un “uluslararası alanda tanınan performansçı, insani yardım ve göğüs kanseri aktivisti” olduğuna da dikkat çekilirken, aynı zamanda 1979 yılından beri eğlence sektöründe yer aldığına da değinilmişti. Bunun karşısında Jenner ise “Laurel Springs School’dan evde eğitim görerek 2015 yılında mezun olan” ve “Keeping Up With Kardashians’ adlı ikinci derece bir televizyon şovunda yer alan bir kişi” olarak tanımlanmıştı. Bu efsanevi savaş, Kylie Minogue’un itirazını geri çekmesiyle tatlıya bağlandı. Bununla birlikte Jenner’la Minogue arasında yapılan bir anlaşmayla taraflar, birbirlerinin alanına girmeyip rekabet kurallarına uygun hareket edeceklerini kabul etti. 21


TİMSAH SAVAŞLARI Singapur merkezli Crocodile International, Yeni Zelanda’da Fransız Lacoste firmasına ait timsah görselli markaya ilişkin yargıtay seviyesine kadar taşınan savaşı kazandı.

Her iki giyim firmasının da kullandığı logolar üzerinde timsah görselinin bulunması birçok ülkede bu iki firmanın karşı karşıya gelmesine ve firmalar arasında amansız bir marka savaşının başlamasına sebep oldu. 2008 yılında Crocodile International, Lacoste’un kullanmadığı bir markayı tekeline almasının haksızlık olduğunu ve bu markanın tescilini elinde tutması için herhangi bir sebebi olmadığını iddia etti. Söz konusu markaların görünümleri şu şekilde: Lacoste’un tescil ettirdiği 70068 no’lu marka:

Konu bir üst mahkemeye taşındığında iki firma arasındaki rekabet daha da alevlendi. Temyiz aşamasında iki markanın da ana unsurunun timsah görseli olduğu, Crocodile International’ın iddiasının aksine logo ve kelime birleşiminin farklılık yaratmadığı kararıyla karşılaşılsa da, Crocodile International savaşını kararlılıkla sürdürdü. Yargıtay aşamasında Crocodile International istediği sonuca ulaştı ve Aralık 1999 tarihinden bu yana Lacoste’un elinde bulundurduğu marka “Lacoste’un 22

GÜNDEM

Lacoste’un genel kullandığı marka:

bu markayı dünyanın hiçbir yerinde kullanmadığı ve dolayısıyla tescilini elinde tutmak için hiçbir nedeni olmadığı” gerekçesiyle iptal edildi. Crocodile International ya da başka bir firmanın benzer bir markanın tescilini alıp alamayacağının ise başka bir konu olduğu önemle vurgulanırken Crocodile International’a 25.000 dolar olan dava masrafının ödenmesi kararı alındı. Dünyanın neresinde olursa olsun marka kullanımının ne kadar önemli olduğu bu olayla bir kez daha kanıtlanmış oldu.


BEYONCE’NİN ‘BLUE IVY’ MARKA MÜCADELESİ Beyonce fanlarının en büyük mutluluklarından biri, Beyonce’nin onayından geçen markaları ve ürünleri almak. Ancak bazen dünyaca ünlü şarkıcının isminden fayda sağlamak isteyenler ondan önce harekete geçebiliyor. Bunun yakın zamanda yaşanan örneklerinden biri, Beyonce’nin kızı Blue Ivy Carter’ın ismiyle marka müracaatı yapmak istediğinde ortaya çıktı.

Beyonce, holdingi BGL Trademark Holdings LLC üzerinden ABD Patent Ofisine “Blue Ivy Carter” markasıyla bebek ürünlerinden spor ekipmanlarına ve eğlence hizmetlerine kadar geniş bir emtia ve hizmet listesiyle başvuru yaptı. Fakat New England merkezli parti organizasyonu şirketi olan Blue Ivy Events’in hali hazırda almış olduğu “Blue Ivy” markası, Beyonce’nin kızının ismi için yapmış olduğu başvurunun tesciline engel oldu.

Hala devam etmekte olan marka mücadelesinin nasıl sonuçlanacağı büyük merak konusu. Blue Ivy Events adlı şirketin, bu markanın tescilini almasının ana amacının Beyonce’nin şirketinden yüklü miktarda bir ödeme alarak konuyu kapatmak olduğunu düşününler de mevcut. Kısa bir araştırma yapıldığında görünen o ki aslında Blue Ivy Events Şirketi Blue Ivy markasını alan tek şirket değil. Farklı ve kendine özgü tasarımlarla iki firmanın daha Blue Ivy markasına tescil aldığı görünüyor. Beyonce’nin minik kızı Blue Ivy daha şimdiden oldukça meşhurken ve her geçen gün ününe ün katarken, benzeri marka savaşlarına uzun süre konu olacağa benziyor. 23


OYUN HAMURUNDA

TESCİL KOKUSU Hasbro Inc. tarafından yaratılan Play-Doh hamurunun oynayan her çocuk tarafından bilinen kokusu ABD’de tescil yolunda. Başvuruda koku şu şekilde tanımlanıyor: “Tatlı, biraz misk kokusu içeren, vanilya rayihası ve kiraz izleri taşıyan kokularla tuzlu ve buğday esaslı hamur kokusunun kombinasyonundan oluşan benzersiz bir koku.”

ABD Marka Kanunu’na göre koku markaları tescil edilebiliyor ancak bu tür markaların tanımlanması oldukça zor. Yukarıdaki tanımda da bu zorluk bir kez daha gözler önüne seriliyor: Biraz misk kokusu içeren, vanilya rayihası ve kiraz izleri taşıyan bir kokunun nasıl olabileceğini tahmin edip hissedebiliyor musunuz? Çok da kolay olmasa gerek!

21. yüzyılda öğrenim ve başarının temeli olarak gösterilen oyun hamurları, çocukların hayal gücünü harekete geçirirken aynı zamanda zihinsel ve fiziksel gelişiminde büyük rol oynuyor. Yaratıcılık becerilerinin gelişiminde tercih edilen oyun hamuru çocukların yakın çevrelerini rahat anlamalarına yardımcı olup, böylece onların okul ve okul dışı ortamlarda başarılı olmalarını destekliyor. Play-Doh koku markasının tescile olan yolculuğunu merakla takip ediyoruz.

24

GÜNDEM


MARKA TÜRKİYE

IS Y A M 6 2 5 2 GRE VE

AR KON TFİ KIRD

RAYI SERGİ SA

“Güçlü marka güçlü Türkiye” sloganı ile yola çıkan Marka Türkiye etkinliği Ekonomi Bakanlığınca Türkiye İhracatçılar Meclisi organizasyonu ile gerçekleşiyor. 25-26 Mayıs tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek olan etkinliğe yerli ve yabancı pek çok duayen katılım gösteriyor; “Ekrandan Doğan Markalar” paneli ile yapımcı, söz yazarı ve yönetmen Birol Güven, “Ali Kırca ile Marka Meydanı” paneli ile Türkiye’nin en önemli haberci ve yazarlarından Ali Kırca, Siyaset Meydanı geleneğini markaya dönüştürüyor ve Türkiye’de marka hakkında söz sahibi profesyonelleri bir araya getirerek markalaşma konusunu masaya yatırıyor. “Marka Kliniği” paneliyle ise faaliyete yeni geçen Start-up’lara duayen reklamcılar

Markalaşmak topyekûn bir harekettir. Dünya ile yarışmak için öncelikle ülke olarak marka olmanız gerekir. Tıpkı Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin Turkey Discover the Potential atılımının hedeflediği gibi. Türkiye ve Marka kelimelerinin birleşiminde herhangi bir eklemeye ihtiyaç yoktur. Markalaşma yolunda Türkiye’ye ilham verecek şey, bizzat bu ülkenin içindedir. Kültürel mirası, çok sesliliği, yükselen ekonomisi ve genç nüfusuyla Türkiye’nin global marka evreni ile kendine özgü bir şekilde buluşma zamanı geldi. Dünyayı kesiştiren Türkiye’den, bu topraklara özgü bir marka buluşması: MARKA TÜRKİYE

tarafından yol gösteriliyor. Marka Kliniği oturumunda Cem Topçuğlu-TBWA Başkan, Haluk Sicimoğlu ve Ender Mermerci gençlere yol gösteriyor. “Incredible India” kampanyası ile Hindistan’ı tüm dünyada konuşturan V. Sunil ve daha pek çokları Marka Türkiye çatısı altında buluşuyor. Etkinlik kapsamında; Türkiye’yi, Türkiye’nin markalarını, marka olmaya aday ürünlerini ve şirketlerini dünyaya nasıl anlatırız, dünyada nasıl markalaşırız, anlattıklarımızın sonuçlarını nasıl ölçeriz gibi konuları ihracatçılar ve konunun uzmanları ile paylaşmak, bu yönde bir ortak akıl geliştirmek hedeflenmektedir. Haydi Türkiye gücünü ve potansiyelini keşfet!

25


Önder Erol Ünsal

UZMAN KONUK

Türk Patent ve Marka Kurumu Sinai Mülkiyet Uzmanı

26

Markanın Ciddi Kullanımı Kavramı ve Buna Yönelik

TESPİT İLKELERİ 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girişiyle birlikte, marka koruması alanında yeni bir dönem başlamıştır. Yeni mevzuatın marka alanında getirdiği en önemli değişikliklerden biri “kullanmama savunması”dır. İlan edilen bir marka tescil başvurusuna yapılan ilana itiraza karşı, başvuru sahipleri bu düzenleme çerçevesinde itiraz gerekçesi markaların kullanılmadığını öne sürebilecektir. İtiraz gerekçesi markanın, itiraz konusu başvurunun başvuru tarihinden önceki 5 yıllık süre içerisinde tescil edilmiş olması halinde bu savunma kullanılamayacaktır. Bir diğer deyişle, savunma ancak başvuru tarihinden geriye sayılacak 5 yıllık süreden daha önce tescil edilmiş markalar bakımından öne sürebilecektir. Yeni düzenlemenin de etkisiyle, 6769 Sayılı Kanun’la başlayan dönemde markanın kullanımı ve kullanımın nasıl ispatlanabileceği daha da büyük önem kazanmıştır.

6769 Sayılı Kanun’un 9. maddesinde markanın kullanılması düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, tescilli markanın Türkiye’de, tescile konu mallar ve hizmetler bakımından, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde ciddi biçimde kullanılmaması halinde, marka kullanılmayan mallar ve hizmetler bakımından iptal edilecektir. Ayrıca; markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması ve marka sahibinin izni ile başkaları tarafından kullanılması halleri de markanın kullanımı olarak kabul edilecektir. Yukarıda yer verilen açıklamalardan; tescilli marka sahipleri açısından markanın kullanılması yükümlülüğünün tescil tarihinden itibaren başladığını, markanın tescil kapsamındaki mallar ve hizmetler bakımından kullanılması gerektiğini, kullanımın Türkiye’de gerçekleşmesinin şart olduğunu ve kullanımın “ciddi biçimde kullanım” olması gerektiğini anlıyoruz. Mevzuatımızı büyük ölçüde ödünç aldığımız Avrupa Birliğinde markanın “ciddi kullanımı”ndan ne anlaşılması gerektiğini, AB Adalet Divanının konu hakkındaki içtihadından (Minimax kararı; C-40/01) anlayabiliriz. Türkçe’ye “ciddi kullanım” olarak çevrilen terim, AB mevzuatında “genuine use (gerçek kullanım)” olarak geçmektedir. Gerçek kullanım teriminin daha yerinde olduğunu düşünmekle birlikte, bu yazıda terimi Türk mevzuatında yer aldığı haliyle ciddi kullanım olarak kullanacağız. Adalet Divanı “Minimax” kararında ciddi kullanım kavramını aşağıdaki şekilde değerlendirmektedir: •

Markanın ciddi kullanımı, markanın fiilen kullanılmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla, tek amacı markadan kaynaklanan hakları sürdürmek olan simgesel kullanım (token use) ciddi kullanım olarak kabul edilemez. Bir markanın ciddi kullanımı, markanın esas işlevine, yani tescile konu mallar veya hizmetlerin kaynağını ayırt etme işlevine uygun biçimde gerçekleştirilmelidir. Ciddi kullanım, kullanımı gerçekleştiren işletmenin kendi içindeki kullanımı değil, markanın kapsamında yer alan malların veya hizmetlerin piyasadaki kullanımını gerektirir. Ciddi kullanım halihazırda piyasaya sürülmüş veya piyasaya sürülmek üzere olan ve bunun için reklam kampanyaları hazırlanarak müşterilere ulaştırılmış mallara veya hizmetlere ilişkin olmalıdır.


Bir markanın kullanımının ciddi kullanım olup olmadığı değerlendirilirken, markanın ticari kullanımını oluşturan tüm faktörler ve durumlar dikkate alınmalıdır (Markanın ticari kıymetinin gerçek olup olmadığı, özellikle bu kullanımın ilgili ticari sektörde mallar ve hizmetler için pazar oluşturma veya pazar payı yaratma etkileri sağlayabilecek kullanım olarak görülüp görülemeyeceği, vb.). İnceleme konusu vakanın kendi şartları, diğerlerinin yanı sıra, incelenen malların ve hizmetlerin niteliğine, ilgili piyasanın özelliklerine, markanın kullanım sıklığına ve ölçüsüne önem verilmesini gerektirebilir. Kullanımın ciddi kullanım olarak kabul edilebilmesi için her zaman miktar olarak çok büyük olması gerekmez, bu husus ilgili piyasanın, inceleme konusu malların ve hizmetlerin özelliklerine bağlıdır.

Bu noktada, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) marka inceleme kılavuzunun ilgili bölümüne dönecek olursak, ciddi kullanımın ispatı konusunda aşağıdaki genel ilkelerle karşılaşacağız: •

Ciddi kullanımın ispatı için kanıtların sunulması gereklidir. Bir markanın gerçek kullanımı olasılık veya varsayımlara bağlı olarak ispatlanamaz. Markanın ilgili piyasadaki etkili ve yeterli kullanımı somut ve nesnel kanıtlarla gösterilmelidir. Ofis, önceki markaların ciddi kullanımı resen belirleyemez. Tanınmış markaların sahipleri de markalarının ciddi kullanımını ispat etmek için delil sunmak zorundadır. Ofisin, markanın ciddi kullanımını tespiti için yüksek bir eşik belirlemesi zorunlu değildir. Adalet Divanı içtihadında belirtildiği üzere, kullanımın ciddi olup olmadığını tespit edebilmek için niceliksel bir eşik seçmek somut olarak mümkün değildir. Dolayısıyla, kullanımın ciddi olup olmadığını belirleyebilmek için vakayı incelemeden önce bir kullanım seviyesi kuralı objektif olarak oluşturulamaz. Sonuç olarak, kullanımı minimum düzeyde göstermek şart olsa da, minimum düzeyin ne olduğu her vakanın kendi şartları çerçevesinde tespit edilecektir. Genel kural, gerçek bir ticari amaca hizmet edilmesi koşuluyla, mallara ve hizmetlere ve ilgili piyasaya bağlı olarak, bir markanın minimum düzeydeki kullanımının ciddi kullanım teşkil etmek için yeterli olabileceğidir. Bir diğer deyişle, sunulan kanıtların marka sahibinin ilgili piyasada

ticari bir konum elde edebilmek veya bu konumu sürdürebilmek için ciddi çabada bulunduğunu göstermesi halinde (kullanımın markadan kaynaklanan hakları sürdürmek amaçlı simgesel kullanım (token use) olması halinin tersi) bu kullanım yeterli olacaktır. Kullanımı ispatlamak için sunulması gereken kanıtlar; ilgili mal ve hizmetlerin kullanıldığı yeri, zamanı ve kullanım biçimini göstermelidir. Kullanım kanıtlarına ilişkin şartlar kümülatiftir. Bir diğer deyişle itiraz sahibi bu şartları sadece açıklamak değil aynı zamanda ispatlamak durumundadır. Bununla birlikte, kullanımın yeri, zamanı ve biçimine ilişkin açıklama ve kanıtların yeterliliği, sunulan kanıtların bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir. Kullanımın yeri, zamanı ve biçimine ilişkin faktörlerin birbirinden ayrı biçimde değerlendirilmesi uygun değildir. Dolayısıyla ofis, sunulan kanıtları bütüncül biçimde değerlendirmelidir. İncelenen vakanın kendine özgü tüm halleri dikkate alınmalıdır ve sunulan materyaller birbirleriyle birlikte ele alınmalıdır. Bunun sonucunda, sunulan kanıtların bir bölümü tek başına markanın ciddi kullanımını ispatlamak için yetersiz olsa da, bu kanıtlar diğer belge ve bilgilerle birlikte kullanımın ispatına katkıda bulunabilir. Sunulan kanıtların bir kısmı dolaylı veya ikinci derecede bağlantı içeren deliller olabilir. Bu tip dolaylı kanıtlar, sunulan delillerin bütüncül değerlendirmesinde belirleyici rol oynayabilir. Bunların ispat gücü dikkatli biçimde değerlendirilmelidir. Sunulan kanıtların tarihleri ve kullanıldığı yer dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle sipariş, fatura ve kataloglarda gösterilen yer ve zaman dikkatli biçimde incelenmelidir. Tarih içermeyen bazı kanıtlar bağlantılı bulunabilir ve tarih içeren diğer delillerle birlikte değerlendirmeye alınabilir. Bu durumla, malların ve hizmetlerin zaman içermesinin yaygın olmadığı sektörlerde karşılaşılabilir (Örneğin, dondurmacı menüleri nadiren tarih içerir.).

Ciddi kullanımın ispatı, marka incelemesinde 6769 Sayılı Kanun’dan sonra daha sıklıkla tartışılacak bir husus haline gelmiştir. Konu hakkındaki AB yargı içtihadının ve EUIPO uygulamasının dikkatli biçimde incelenmesi, doğru ve yerinde değerlendirmelere daha kısa yoldan varılmasını sağlayabilecektir. 27


M A R K A H İ K AY E L E R İ 28

“YAPABİLİYORUZ” DEMEK GÜZEL! “Bizim mesleğimiz, insanların canını ve malını korumak ve kurtarmak amacıyla kendi canını ortaya koyduğun, kutsal bir meslektir.” 1974 yılında İtfaiye aracı üretmek amacıyla İsa Tecim tarafından kurulan Volkan İtfaiye, İzmir’in Gaziemir ilçesinde 50 m²’lik bir alanda 8 kişi ile üretime başlamıştır. Volkan İtfaiyenin “Tehlike anındaki hislerinizi biliyoruz” mottosuyla hareket eden serüveni, maddi kaygılardan uzak hayat kurtarabilme çabası hep daha iyisini yapmayı gerektirmektedir ve bunu yapmaktadır. 1978’de kendi yangın pompasını üretmeye başlamıştır. Türkiye’deki ilk 18 metre hidrolik merdivenli aracı üretmiş ve hala kullanılmakta olan araçla ilklerin öncüsü olmaya devam edeceğinin sinyalini vermiştir. Daha sonra Türkiye’de ilk uçak söndürme aracı ve 1992 yılında üretilen ilk modüler itfaiye aracını üretmiştir.

İsa TECİM / Volkan İtfaiye Kurucusu

2000 yılında dünyanın en büyük itfaiyecilik ve yangın güvenliği fuarı olan Interschutz’a katılan Volkan İtfaiye ilk siparişini alarak pazardaki gücünü ve kalitesini göstermiştir. Yangın pompaları ve itfaiye araçları konusunda gerek yurt içinde gerekse yurt dışında sektörde güvenilir ve öncü bir üretici olarak bilinen Volkan, kaliteden ödün vermeyen, daima bir adım ilerisini hedefleyen yenilikçi üretim sistemi, son teknolojilerin üretime adaptasyonunu sağlayan teknikleri ve koşulsuz müşteri memnuniyeti ilkesini benimseyen anlayışı ile 1974 yılından beri akılcı çözümler sunmaktadır. Volkan Grup, tasarımdan satış sonrası servise kadar her aşamada titizlik, yaratıcılık ve yeniliği ilke edinmekte, çevreye duyarlı bir çalışma ortamı sağlamakta, yeni mezun olmuş iş görenler çalıştırmaya ve sektöründe lider tedarikçilerle çalışmaya özen göstermektedir.


CAD-CAM destekli üretim teknikleri, model ve kalıphanesi, son teknoloji ile çalışan alüminyum ve bronz dökümhaneleri, modern sert eloksal ünitesi, komple bilgisayar sistemli EN1028-2 normlarına uygun pompa test ünitesi, komplike karkas kurulum ve kaynak aparatları ve her şeyden önemlisi ileri derecede sanayileşmiş bir bölgenin kalbinde olmanın getirdiği avantajlar üretim için gerekli gücü sağlamaktadır. Volkan İtfaiye, kısa süre içerisinde kendi sektöründe merakla beklenen bir dergi haline gelen Vol Dergisi’ni yayımlamaktadır. Bugün ise; Volkan Grup taşındığı Torbalı Yazıbaşı’nda üretim teknolojisinin tüm imkanlarından faydalanarak 25.000 m²’si kapalı olmak üzere 135.000 m² alana sahip fabrikada 300’ü aşkın çalışanı ile üretim yapmaktadır.

Yaşam hakkını korumak ve sağlıklı çözümler üretebilmek için Volkan Grubu olarak dünya üzerindeki tüm itfaiyecilere en güvenilir tekniklerle ve deneyimli bir ekiple gerekli yangınla mücadele donanımı sunuyoruz. Sizleri yangınla mücadele teknolojilerine fark getiren yangınla mücadele endüstrisinin dünyada parlayan yıldızı ile birlikte olmaya davet ediyoruz.

29


SEK’İZ UĞURU;

ÖZEL RÖPORTAJ

AYŞEGÜL ALDİNÇ

30

Ayşegül Aldinç’in sanat kariyeri ilk olarak 1981’de İrlanda’da yapılan Eurovision Şarkı Yarışması’na Modern Folk Üçlüsü ile katılıp, Ali Kocatepe’nin bestesi olan “Dönme Dolap” isimli şarkıyı seslendirmesi ile başladı. 1988 yılında ilk albümü “Ve Ayşegül Aldinç” ile profesyonel müzik hayatına geçiş yaptı. “Karasevda”, “Gözlerin Su Yeşili” gibi hitlerin bugüne kadar geldiği bu albümden sonra, 1991 yılında, içerisinde “Sorma” gibi daha sonra birçok önemli şarkıcı tarafından da söylenen hiti barındıran “Benden Söylemesi” isimli albümü yayınlandı. 1993’te Onno Tunç’un müzik yönetmenliğini yaptığı “Alev Alev” albümü; “Alev Alev”, “Yanlışsın”, “Al Beni” gibi hitler üretti. Ayşegül Aldinç, müzik çalışmalarının yanı sıra, oynadığı sinema filmleri ve dizilerde önemli yönetmen ve oyuncularla çalışıp, çeşitli ödüller aldı. 2010 yılında, Sezen Aksu’ya ait olan “O Kız” ve “Ağla” isimli şarkıları barındıran single ve hemen ardından çıkardığı, yine bir Sezen Aksu şarkısı olan “Li Lal Lal La La” isimli single ile müzik marketlerdeki yerini tekrar aldı. 2011 yılında, bir Gani Müjde projesi olan “Pis 7’li” adlı dizide 3 sezon boyunca “Esma Sultan” karakterini canlandırdı. 2015’in Nisan ayında, sözü ve müziği Mabel Matiz’e ait olan “Bir Tek Gördüğüm” single çalışması dijital ortamlarda yayınlandı ve şu sıralar “sahibinin sesi” konseptiyle çıkan “Sek’iz” isimli albümünün pek çok şarkısı sevenleriyle buluşuyor.


Ayşegül Aldinç bir buluş yapsa ne üzerine olurdu? Gerektiğinde görünmez olmayı sağlayacak bir buluş olurdu sanırım :) Ayşegül Aldinç’in hayatının kırılma noktası olan bir olay var mı? Babamın kaybıdır hayatımdaki kırılma noktam. Annem hayatta, üzerine titriyorum. Öleceğini bilen tek canlı insan. Kişinin kendi ölümü sorun değil. Öldün bitti gitti. Geride kalanlar için büyük üzüntü. Gecinden versin diyelim ve daha neşeli konular konuşalım. Son albümünüz Sek’iz ile sekiz güzel şarkıyı bir araya getirdiniz. Sekiz rakamının hayatınızda ayrıca önemli bir yeri var mı? Hayatımdaki önemli olaylara şöyle topluca baktığımda özellikle iyi sonuçların ya da başlangıçların, içerisinde bu rakam olan gün ve yıllarda ve hatta bazen saatlerde

olduğunu fark ettiğimden bu yana sekiz, diğer rakamlardan ayrıldı benim için. Sevimli de bir tipografik yapısı var. Şişman :) yan yatınca sonsuzluk oluyor vb. Iskaladığınız şarkılar desek… Ah keşke ıskalamasaydım diyor musunuz? Evet, müzik hayatım boyunca önüme çıkan ama benim o zamanki duygumla içselleştiremediğim şarkılar var doğrusu. Bu proje albüm bile olur diye düşünmüştüm bir ara. Vazgeçtim sonra. O şarkılar ilk söyleyenlerde güzel zira. Tekrar yapımlar risk de içerir bana göre. O ilk tat aranır. Ben böyle hissediyorum çoğu tekrar yapımı dinlediğimde en azından. Orijinal halini tercih ederim. Kendi eski şarkılarımı

yeniden bir proje bazında albümlendirmeyi dahi çok gerekli bulmazken... Iskaladığım şarkılar da ıskalanmış olarak duradursun :) Yine de sağım solum belli olmaz. Bu, bu döneme ait duygularım. Yaptıklarınız mı yapmadıklarınız mı sizi Ayşegül Aldinç yapan şeyler? İkisi de… Önemli olan pişmanlık duymamaktır. Sektörün iki ayrı dalında (şarkıcılık, oyunculuk) yoğunluklu olarak varlık gösterdiğimden kabul ettiklerimin yanı sıra çok fazla teklifi de geri çevirmek durumunda kaldım. Reddettiklerimden hemen hemen hiç pişmanlık duymadım. Sezgisel miyim neyim. Reddettiğim projeler de tesadüf bu ya birkaçı hariç pek uzun ömürlü olmadı. 31


Ayşegül Aldinç ismi müzik piyasasında zaten bir marka. Peki, bu ismi bir ürünle markalaştırmayı hiç düşündünüz mü? Bir ara “parfümünüz olsun bu isimde” diye bir teklif gelmişti. Ülkede sektörün geçmişine bakacak olursak markaların markalarla bu tarz iş birliklerinde başarılı sonuçlara fazlaca rastlayamıyoruz. Aynı zamanda desinatörlük geçmişiniz de var. Bu yeteneğinizle farklı tasarımlar yaratarak sektörde yer alma isteğiniz oldu mu? Şimdiki adı Marmara Üniversitesi olan Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Seramik Bölümü diplomalıyım. Okuldaki son yılımda Yıldız Porselen Fabrikasında staj yaptım. Bitirdikten hemen sonra da annem “Memurluk iyidir evladım, garantili iştir.” diyerek aynı fabrikada devlet memuru olarak çalışmama neden oldu. Uyumlu, iyi bir çocukmuşum demek, annemin isteğini geri çevirmemişim :) Şarkıcılık ve oyunculuk hep ilk sıralardaydı buna karşın. Sizce bir markanın olmazsa olmazları neler? Adı, itibarı, logosu ilk aklıma gelenler, itibar her şeyden önemli. Hemen burada güvenilirliği ve erişiminin kolay olmasını da eklemeliyim. Adı, logosu ise akılda kalıcılık açısından önemli.

32

ÖZEL RÖPORTAJ


Eserleriniz, fotoğraflarınız ile ilgili herhangi bir telif problemi yaşadınız mı? Telif hakları konusu geçmişte oldukça sorunluydu. Günümüzde, birliklerin çabasıyla şartlar daha iyi. Buna karşın yine de kendi içlerinde uzlaşmaları zamana bağlı görünüyor. Albümlerimde şarkı sözlerim var. Şarkıcı olarak da komşu haklar kapsamında yer alan hak edişlerimden yararlanıyorum. Sosyal medya hesaplarınızı kendiniz yönetiyorsunuz, zorlandığınız durumlar oluyor mu?

Röportaj: Betül YARDIMCI

Geçen yıl hacklendim. Takdir edersiniz ki gayet kötü bir pozisyona düşürülmek bu. Öyle ki evinize hırsız girmiş gibi oluyor. Bence ondan da beter bir durum. Bunun dışında pek sorun yaşamadım. Zaman zaman az sayıda da olsa had bilmezliklerle karşılaştığımda ise uygun bir dille uyardığımda olumlu anlamda karşılığını gördüğüm oluyor.

Bir markanın adı, itibarı, logosu, her şeyden önemli. Hemen burada güvenilirliği ve erişiminin kolay olmasını da eklemeliyim. Adı, logosu ise akılda kalıcılık açısından önemli. Bence Türkiye’deki en değerli marka: Atatürk ve Atatürk markası tabii ki. En çok kullandığım marka: Tek bir isimle sınırlandırmam mümkün değil ama bir markanın olmazsa olmazı kalite. Bence yüzyılın icadı: İnternet, cep telefonu. 33


Yıllar içindeki artışa baktığımızda (%638’lik bir artış) şirketlerimizin marka bilincine daha fazla hâkim oldukları ve önem verdikleri apaçık görülmektedir.

İbrahim Devecioğlu

UZMAN GÖRÜŞ

Marka ve Patent Vekili Grup Ofis Marka Patent

34

mARKANIZ SAĞLAM OLMALI Bilirsiniz arkasını sağlama almak diye bir deyim vardır; bu sağlamlığı bazen abimiz ya da babamız, bazen siyasi bir güç ya da illegal bir güç, bazen de alın terimizle sağlarız. Başarılı şirketlerin veya kişilerin arkasında bir güç daha vardır. Kimileri bunun bilincinde kimileri yavaş yavaş bilinçlenmeye başlıyor kimileri ise hala farkında değil. İşte bu güç mARKA olmanın verdiği güçtür. Ülke olarak biz arkamızı ne kadar sağlama almışız bakalım. 544 sayılı “Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile “Türk Patent Enstitüsü” (TPE) kurulduktan sonraki ilk istatistiğe baktığımızda yerli marka müracaat sayısı 12.815 adettir (1995). 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na geçmeden önceki yıla baktığımızda da yerli marka müracaat sayısını 94.575 olarak görüyoruz (2016).

YIL

SAYI

1995

12.815

2000

21.188

2005

48.981

2010

73.142

2015

95.962

2016

94.575

Yıllara Göre Başvuru Sayıları Bir marka için müracaat edilmesi tescil edildiği anlamına gelmemektedir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan sonra bir markanın tescil edilme süreci koşullar yolunda giderse ortalama 8-10 aydır. Yani bir müracaat yaptığımızda Türk Patent ve Marka Kurumu uzmanı tarafından ön inceleme yapılması, markanın ilanına karar verilmesi, ilanda herhangi bir itiraz ile karşılaşmaması, tescil kararının gelmesi, tescil işleminin süresi içerisinde yapılması ve tescil belgesinin gelmesi 8-10 ay sürmektedir. Buna iyi senaryo diyelim şimdi kötü senaryolara bir bakalım; 1. Müracaatın Türk Patent ve Marka uzmanları tarafından ön inceleme aşamasında 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 5. Maddesi gereğince reddedilmesi. Bunun en büyük nedeni öncesinde detaylı bir ön araştırma ve inceleme yapılmamış olmasıdır. 2. Müracaata ilan aşamasında itiraz gelmesi ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6. Maddesi gereğince reddedilmesi. Bunun en büyük nedeni de gelen itiraza karşı iyi bir savunma yapılmamasıdır. 3. Müracaatın tescil tamamlama işleminin süresi içerisinde yapılmaması. Bunun en büyük nedeni ise dikkatli takibin yapılmamasıdır. 4. Müracaatı yapan firmanın müracaatından vazgeçmesi. Bunun en büyük nedeni ise firmanın ilgili ürün ya da hizmetten vazgeçmesi ya da ekonomik sorunlardır. Yukarıda saydığımız nedenler sonucunda oluşan tabloya şimdi yeniden bakabiliriz.


YIL

BAŞVURU

TESCİL

1995

12.815

5.259

İLLER

BAŞVURU SAYISI

2000

21.188

10.668

BAYBURT

5

2005

48.981

26.963

TUNCELİ

5

2010

73.142

32.397

HAKKARİ

18

2015

95.962

70.111

MUŞ

20

2016

94.575

83.665

BİTLİS

21

Yıllara Göre Başvuru ve Tescil Sayıları Karşılaştırması mARKASI sağlam olan illerimiz hangisi diye baktığımızda ise 2016 yılında ülkemizde yapılan yerli marka müracaat sayısı 94.575 adet olduğuna göre İstanbul ilimizde yapılan müracaat 79 ilde yapılan müracaat sayısı toplamından fazla görülmektedir.

2016 Yılında En Az Başvuru Yapan Şehirler mARKASI sağlam olup da ülkemize müracaat yapan ülkelere de bir göz attığımızda Vatikan dahil 193 ülke olduğunu düşünürsek 2016’da Türk Patent ve Marka Kurumuna müracaat yapmayan ülke sayısı 89 olup sadece 1 adet müracaat yapan ülke sayısı 10’dur.

İLLER

BAŞVURU SAYISI

ÜLKELER

BAŞVURU SAYISI

İSTANBUL

44782

A.B.D.

2361

ANKARA

7440

ALMANYA

1891

İZMİR

6546

ÇİN

856

BURSA

4348

FRANSA

791

GAZİANTEP

3439

İSVİÇRE

783

ANTALYA

2978

İTALYA

687

KONYA

2548

BİRLEŞİK KRALLIK

623

KOCAELİ

1940

JAPONYA

453

ADANA

1475

HOLLANDA

410

MERSİN

1368

KORE

351

2016 Yılında En Fazla Başvuru Yapan Şehirler

2016 Yılında Ülkemize En Fazla Başvuru Yapan Ülkeler

mARKASI sağlam olmayan son 5 ilimize de bir göz atarsak 2016 yılında en az müracaatı yapan Bayburt aynı zamanda 1995-2016 arasında da toplam 114 müracaat ile genel sıralamada da en sonda yer almaktadır.

Sonuç olarak güçlü bir ekonomi markalaşmaktan geçmektedir, arkanızı sağlama alın geleceğe güvenle bakın.

* Veriler turkpatent.gov.tr adresinden alınmıştır. 35


Ö Z E L D O SYA

OYUN DÜNYASINDA BİR KÜLT:

36

PAC-MAN

Oyun konsolu ya da daha yaygın adıyla “atari” denince ilk akla gelenlerden biri Pac-Man’dir. En başarılı jetonlu oyun seçilerek Guinness Rekorlar Kitabı‘na girmeyi başaran “Sarı Daire”, 1980 yılında hayatımıza girdi. Piyasaya çıktığı günden bu yana popülerliğinden ve eğlencesinden bir şey kaybetmeyen oyun, bugün bile birçok kişinin akıllı cihazlarında yer alıyor.

Konsol oyunları ilk olarak 1940’lı yılların sonunda, daha sonraları “oyunsever” olarak isimlendirilecek olan kitlenin beğenisine sunuldu. İlk konsol örneklerinden birisi Thomas T. Goldsmith Jr. ve Estle Ray Mann tarafından geliştirilen “Cathode-Ray Tube Amusement Device” adlı bir cihazıdır. Bu cihaz için ABD Patent Ofisine “katot ışın tüpü eğlence cihazı” (Cathode-ray tube amusement device) başlığı ve US2455992 numarasıyla bir patent başvurusu yapılmıştı. Bilgisayar tabanlı ilk konsol oyunu ise 1958 yılında analog bir bilgisayarda yapılan, osiloskop cihaz ekranı üzerinde tenis benzeri bir oyun olan “Two for Tennis” olarak kabul ediliyor. İlk grafiksel görsel öğelere sahip oyunlardan biri olarak anılan bu oyun, Amerikalı fizikçi William Higinbotham tarafından geliştirildi.


Bilgisayar tabanlı grafiksel oyunlara olan ilginin artmasıyla birlikte, birçok oyun firması boy göstermeye başladı. Bu amaçla 1955 yılında Masaya Nakamura tarafından Namco firması kuruldu. Namco, 2005 yılında ülkemizde sanal bebek olarak bilinen Tamagotchi’nin yaratıcısı, oyun ve oyuncak üreticisi olan Bandai ile birleşerek “Bandai Namco Holding” adını aldı. Sevilen ve beğenilen birçok oyuna imza atan şirket, hiç kuşkusuz en büyük atılımını 1980 yılında satışa sunduğu Pac-Man oyunu ile gerçekleştirdi. Pac-Man’ın babası olarak nitelendirilen Namco’nun kurucusu Masaya Nakamura, geçtiğimiz Ocak ayında 91 yaşında hayata veda etti.

Oyunun babası Masaya Nakamura olarak bilinse de oyununun yaratıcısı ve tasarımcısı Toru Iwatani’dir. 1977 yılında Namco’da çalışmaya başlayan Toru Iwatani, oyunu ilk olarak “Pakku-Man” (pakku, Japonca’da yemek yerken ağız hareketini anlatan bir kelime) ismiyle geliştirdi. Pac-Man’in tasarımı için bir dilim eksik pizzadan ilham alan, Iwatani Pacman’in büyük noktaları yiyip güçlenmesinin kaynağının da “Temel Reis” olduğunu belirtmektedir. Oyunda Pac-Man’in dışında diğer karakterlerin yani hayaletlerin de isimleri bulunmaktadır. Kırmızı hayalet “Blinky”, pembe hayalet “Pinky”, mavi hayalet “Inky” ve turuncu hayalet de “Clyde” ismindedir. Toru Iwatani 2010 yılında Hollanda’da katıldığı bir fuarda Pac-Man’in ilk taslak çizimlerini hayranları ile paylaştı. Pac-Man’in dışında birçok farklı oyun geliştiren tasarımcının “Pole Position” isimli araba yarışı oyunu da oldukça popülerdir.

37


Pac-Man, oyunun tamamını oyuncunun kontrol etmesini sağlayarak video oyun dünyasında bir kilometre taşı oldu ve oyun dünyasına kattığı yenilikle bu dünyanın en önemli karakterlerinden biri haline geldi. Oyun, yarattığı etki ile bir oyundan çok bir akımın oluşmasına sebep oldu. Öyle ki kalem, yastık, top ve benzeri birçok alanda üretilen lisanslı ürünleriyle Pac-Man, oyun dünyasından sıçrayıp adeta bir fenomene dönüştü. Bir ikona dönüşen oyun ile ilgili “Buckner & Garcia” isimli müzik grubu 1982’de “Pac-Man Fever” isimli bir şarkı dahi çıkardı.

38

ÖZEL DOSYA

Pac-Man oyununda bir labirent içerisinde bulunan sarı daire şeklindeki bir cisim kullanıcı tarafından kontrol edilmekte ve labirent içerisinde bulunan noktaların Pac-Man olarak adlandırılan bu sarı kafa tarafından yenmesi amaçlanır. Labirentteki tüm diskler toplanınca bir üst seviyeye geçilir. Oyun esnasında ayrıca labirent içerisinde bulunan hayaletlerden de kaçmak gerekir. İlerleyen yıllarda oyun ile ilgili birçok cihaz üretildi ve birçok patent başvurusuna konu oldu. ABD Patent Ofisine US6554704 numarasıyla yapılan başvuru (Maze-based game for a gaming machine - Labirent tabanlı bir oyun için makine) bunun örneklerinden biridir.


1999 yılında, Pac-Man’i 256 seviye sonunda bitiren ilk kişi olarak ve oyun sonunda 3.333.360 puan elde ederek bir rekor kırmıştır. Üretildiği günden bu yana oyunun dışında birçok ürüne konu olan Pac-Man’e dair 2015 yılında “Pixel” isimli bir film de yayınlandı. Filmde oyunun tasarımcısı Toru İwatani de rol aldı.

Burak OCAKOĞLU

Oyun ülkemizde de yoğun ilgi gördü. Türkiye’de “Dobişko” adıyla piyasaya sürülen Pac-Man’in birçok farklı versiyonu ilerleyen zamanlarda üretildi. Google 2010’da bu oyunu “doodle” olarak kullanıcılarına sundu. Bu ‘doodle’a ulaşmak için Pac-Man yazarak bir Google araması başlatmanız yeterli olacaktır. Billy Williams adlı bir oyuncu

39


Prof. Dr. Arzu Oğuz

UZMAN GÖRÜŞ

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Önceki Dekanı FİSAUM Müdürü

40

ANKARA ÜNİVERSİTESİ DÜNYAYA FİKRİ MÜLKİYET HAKLARINI ÖĞRETİYOR Uygarlığımızı, insanların yaratıcı karakteri sonucunda ortaya çıkan düşünce ürünlerine borçluyuz. Mucitlerin “buluş”ları bilim ve teknolojideki gelişmeyi sağlamış, yazar ve sanatçıların “eser”leri duygu dünyamızı geliştirmiş, hayatımız “tasarım”lar sayesinde konforlu ve estetik hale gelmiştir. Ayrıca son yüzyılımız, “marka” ve “coğrafi işaret” gibi kalite, köken ve garanti eden işaretlerin kavramların ekonomiye yarattığı katkı değeri değerlendirmektedir. Gerek fikrî haklar alanında eser sahiplerinin haklarının korunması, gerek sınaî haklar alanında patent, faydalı model, marka, endüstriyel tasarım, coğrafi işaretler, entegre devre topografyaları ve yeni bitki çeşitleri gibi sınaî haklarının korunması politikalarını geliştiren ve etkin biçimde uygulayan ülkeler ekonomik olarak ilerlemişlerdir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ve anayasamızda da “insan hakkı” olarak ifadesini bulan fikri mülkiyet haklarının hukuki korunmasının ve etkin uygulanmasının ekonomi üzerindeki etkisi kendisini son otuz yılda daha fazla göstermeye başlamıştır. Bunun üzerine Türkiye, fikri mülkiyet hukuku mevzuatını Avrupa Birliği ile uyumlu hale getirmeye çabalamış, Dünya Ticaret Örgütü ile imzalanan TRIPS anlaşmasından doğan taahhütlerimiz yerine getirilmiştir. Nihai olarak Sınai Mülkiyet Kanunu 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Fikri mülkiyet haklarının yoğun gündem oluşturduğu 90’lı yıllarda, Türkiye’deki sistem eleştirilmekte, bilinç ve eğitimdeki eksiklikler vurgulanmaktaydı. Ayrıca; akademide, sanayide ve kamuda, teknoloji merkezlerinde, sanayi-üniversite iş birliğinde ihtiyaç duyulan fikri haklar uzmanlarına duyulan ihtiyaç ve bu konudaki eksiklik hep dile getirilmiştir. Fikri mülkiyet hukuku alanında yüksek lisans ve doktora programlarının açılmaması, uzman yetiştirilememesi sonucunu doğurmaktadır. Ankara Üniversitesi, bunları değerlendirerek 1997’de Ankara Üniversitesi Fikrî ve Sınaî Haklar Araştırma ve Uygulama Merkezi (FİSAUM)’ni kurmuştur. FİSAUM, bu alanda ülkemizdeki tek ihtisas kütüphanesine sahiptir. Merkezin başlıca amacı, toplumumuzda fikrî ve sınaî haklar kültürünün oluşmasına katkıda bulunmaktır. FİSAUM, amacını gerçekleştirmek üzere kurslar düzenlemekte, projeler hazırlamakta, yayın yapmakta, ulusal ve uluslararası konferanslar düzenlemekte ve danışmanlık yapmaktadır. Bu çabaların eğitmen eksikliğini gidermeye yeterli olmadığının değerlendirilmesi üzerine FİSAUM önderliğinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Anabilim Dalı ile birlikte bir proje hazırlanarak, yine üniversitemiz Sosyal Bilimler Enstitüsü nezdinde Anabilim Dalı kurulmak suretiyle “Fikri Mülkiyet Hakları, İnovasyon ve Teknoloji Politikaları” yüksek lisans programı açılmıştır. 2013-2014 bahar döneminde başlayan program üç dönem olarak eğitim vermektedir. Disiplinler arası nitelik taşıyan yüksek lisans programında, Ankara Üniversitesi’nin yanında, diğer üniversitelerden, Türk Patent ve Marka Kurumundan ve Kültür Bakanlığından eğitmenlerle Türkçe olarak eğitim verilen programın ilk mezunları verilmektedir.


Bu programda fikri mülkiyet hukukunun müfredatta yer alan en temel konuları; telif hakları, patent, faydalı model, marka, tasarım, coğrafi işaretler, geleneksel bilgi ve yeni bitki çeşitleridir. Elbette fikri mülkiyet ile inovasyon arasındaki kopmaz bağ gözetilerek, Bilimsel Bilginin İktisadı, Fikri Mülkiyet Hakları Yönetimi ve Pazar Stratejisi, İşletme Yönetimine Giriş, Sosyal Bilimlere Giriş ve Karar Analizi Teknikleri, Hukuk ve İktisat Okumaları, Sosyal Teori ve Teknoloji Araştırmaları dersleri verilmektedir. Programa kayıtta ALES veya yabancı dil puanı aranmamaktadır.

geleneksel bilgi ve yeni bitki çeşitleri olmakla birlikte disiplinler arası bir yaklaşımla araştırma metotları ve üniversitelerde fikri mülkiyet hakları ihlalleri konuları da yer almaktadır. Söz konusu programda dersler tamamen İngilizce olup, alanında yabancı dilde yüksek lisans programı olarak ülkemizde bir ilktir. Programın tezli bölümüne kayıt olabilmek için 2.0 ortalama ve ALES’ten 55 puan, TOEFL’dan 78 puan aranmakta olup, tezsiz bölümüne kayıt olabilmek için ALES aranmamaktadır. Yoğun ilgi gören programda hala 5’i Türk olmak üzere 17 öğrenci öğrenim görmektedir.

Bundan başka üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda, 2016-2017 öğretim yılında İngilizce olarak başlattığımız yüksek lisans programı, hedefi büyüterek tüm dünyaya fikri mülkiyet haklarını öğretme gayesi gütmektedir. “Fikri Mülkiyet Hukuku İngilizce Yüksek Lisans Programı” adını taşıyan projemiz, kurumsal iş birliğinin güzel bir örneği olup, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü, Türk Patent ve Marka Kurumu ve Ankara Üniversitesi iş birliği çerçevesinde başlamış, uluslararası niteliğe sahiptir. Projede yer verdiğimiz dersler yine fikri mülkiyet hukukunun en temel konuları, telif hakları, patent, faydalı model, marka, tasarım, coğrafi işaretler,

Yabancı öğrenciler, Vietnam, Mısır, Gürcistan, Bangladeş, Endonezya, Peru, Pakistan, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelmektedirler. Programın ilk dönemi, WIPO tarafından verilen uzaktan eğitim ile gerçekleşirken, ikinci dönem öğrencileri üniversitemizde öğrenim görmekte ve hem ülkemizdeki hem de uluslararası alandaki en yetkin isimlerden ders alma fırsatı bulmaktadırlar. Bu programın, fikri mülkiyet haklarının daha etkin korunmasını dünya çapında yaygınlaştırmanın ötesinde, önyargıların kırılması, kardeşliğin geliştirilmesi ve dünya barışına katkı sunacağına inanıyorum. 41


PAT E N T H İ K AY E L E R İ 42

YAYLANDIR STRESİ SONLANDIR

Çocukluğu 90’larda geçmiş olanların çok daha yakından tanıdığı rengarenk bir oyuncak; nam-ı diğer stres yayı (slinky). Sarmal şekli ile iki elimizde bir sağa bir sola yaylandırarak oynadığımız şüphesiz zamanının en popüler oyuncaklardan biri olan stres yayının patent tescili olduğunu biliyor muydunuz?

Stres yayı, 90’larda hayatımıza girse de geçmişi 1947 yılında Richard James tarafından dosyalanan patent başvurusuna dayanmaktadır. Makine mühendisi olan Richard James, gemilerde kullanılan ekipmanların kırılganlığını azaltmak üzerinde çalışırken yayları elinden düşürür. O esnada düşürdüğü yaylar zıplamaya başlar. Bu yaylardan oyuncak yapmaya karar verir ve böylece stres yayı ortaya çıkar.

Stres yayı tesadüfen bulunan buluşlardan biridir.


Richard James tarafından hazırlanan patent başvurusunda ifade edildiği kadarıyla, eğimli bir düzlemde yürüyebilen veya dış enerjinin uygulanmadığı basamaklarda yürüyebilen sarmal bir yaylı oyuncak olarak tanımlanmıştır. Yine söz konusu patent başvurusunun detaylarına inildiğinde, kapalı konumda dönüşler arasındaki yanal kuvvet sıfır olan ve yürümek ve salınmak üzere uyarlanmış ve her biri doğal frekansa sahip sarmal yapılı bir yaydan oluştuğu anlatılmış. Stres yayının kendi kendine yürümesi veya merdiven basamaklarından inmesi de patent dosyasında ifade edilmiştir.

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte oyuncaklar da değişiyor. Bir dönemin çocuklarının elinden düşürmediği bu buluş, günümüzde bile hala ilgi görmeye devam ediyor. Nostalji kaçamağı yapmak isteyenler ya da çocuğunu bu eğlenceli oyuncak ile henüz tanıştırmamış olanlar için önceden uyarıyoruz ki; elinizden bırakamayacaksınız.

Duygu ÇAKI / Patent Vekili

Richard James bir sakarlık sonucu ortaya çıkan basit bir yaydan milyonlar değerinde bir patent ortaya çıkarmıştır.

43


YA R AT I C I TA S A R I M L A R 44

BU KULAKLIKLAR İŞTAH AÇAR Çeşitli renk seçenekleri de bulunan macaron kulaklıklar gerçekten de çok lezzetli görünüyor değil mi?

NOKIA’NIN MELEĞİ Karşınızda Nokia bluetooth kulaklık yarışmasını kazanan, tasarımıyla fark yaratan “Melek Kulaklık”

ELF KULAKLARA MERHABA! TARZINIZI TAMAMLAYIN Kuru kafa görselli ürünler her geçen gün daha da çok giriyor hayatımıza. T-shirtler, takılar derken şimdi de sıra kulaklıklarda…

“Elf kulaklık” ismiyle piyasaya sürülen ürün, silikondan üretilmiş. İlgiyi kulaklarınıza çekmek istiyorsanız tam size göre.

BAZILARI GÖSTERİŞ SEVER Albümünü görseldekine benzer gösterişli bir kulaklıkla dinleyen Rihanna’nın bu tarz kulaklıkların trend olmasında şüphesiz büyük payı oldu.


KULAKTAN DEĞİL ELMACIKTAN Duo’nun tasarladığı ve ses dalgalarını elmacık ve kulak içi kemikleriyle beyne ileten bu kulaklığı, bone ya da gözlüğünüze sabitlemeniz yeterli.

KURŞUN STYLA Munito tarafından tasarlanan ve yalnızca 500 adet üretilen bu kulaklık, 9 mm’lik bir kurşun örnek alınarak altından yapıldı. Kablosu da kurşun geçirmez yeleklerde kullanılan özel bir kumaş olan Kevlar ile kaplı.

LED KULAKLIK

Öncelikle söyleyelim, görseldeki tasarım günlük kullanım için değil. NASA ile ortak çalışmalar sonucu üretilen bu kulaklık aynı zamanda astronotların ihtiyaç duyduğu tüm bilgileri sağlayan bir iletişim aygıtı.

Led ışıklı kabloları olan bu kulaklığı gece yürüyüşlerinizde güvenle kullanabilirsiniz.

KEDİ KULAĞI Bu enteresan tasarım da ışıkları ve kedi kulakları ile bir hayli ilgi çekici. Kulaklığın kulaklarındaki hoparlörler sayesinde müzik istediğiniz zaman kulağınızda istediğiniz zaman dışarıda.

Deniz Ece CEBECİ

İKİSİ BİR ARADA

45


46

TOZUNU ATTIRDI Africa Twin, uzun yolculukların keyfini motosikletle çıkaranların ve aynı zamanda konfordan da uzak kalamayanların markasıdır. Hem tüm dünyada hem de ülkemizde oldukça bilinen motorlu araçlar sektöründe devleşmiş bir şirket olan HONDA MOTOR tarafından 90’ların başından beri üretilen bu motosiklet, kullanıcısına kendini özel hissettirerek, onunla arasında özel bir bağ kurar. Dünyanın çeşitli ülkelerinde tescillerle korunan marka için HONDA MOTOR, Türkiye’de de tescil başvurusunda bulunmuş fakat bu başvuru itiraz engeline takılmıştır. Resmi Marka Bülteni’nde ilan edilen Africa Twin ibareli marka başvurusuna, başka bir firma tarafından, “Twin” ibareli markalarına dayanarak itiraz dosyalanmıştır. Bunun sonucunda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından “Twin” ibareli markaların Africa Twin markasına benzer olması ve iltibas ihtimali olması nedeniyle HONDA MOTOR’a ait marka

tescil başvurusunun reddedilmesine karar verilmiştir. Bu ret kararına karşı HONDA MOTOR’un itirazında Africa Twin markasının sektörde oldukça tanınan bir marka olduğuna, yıllardır süregelen kullanımla ayırt edicilik kazandığına, markayı oluşturan unsurların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine ve firmalar arasındaki sektörel farklılıklara değinilmiştir. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun karara itirazı incelemesi sonucunda, markaların ihtiva ettikleri unsurlar bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda verilen ilk ret kararı isabetli bulunmamış ve HONDA MOTOR’un yaptığı itiraz kabul edilmiş, marka tesciline engel ortadan kalkmıştır. Oldukça yerinde ve adil olan bu kararla markaların bütün olarak değerlendirilmesinin gerekliliği bir kez daha vurgulanmış, böylece HONDA MOTOR motorlu taşıtlar piyasasında yerini daha da sağlamlaştırmıştır.

Aysun TAŞDEMİR

İ T İ R A Z I M

V A R

İTİRAZLARIN


PARİZİEN

HİPSTER OLURSA

İstanbul Çorap tarafından PARİZİEN markasına benzer görülen THE PARİSİAN HİPSTER markasının ilanına itiraz edilmiştir. Bu itiraz, Türk Patent Kurumunca markaların benzer olması ve aynı türden mal ve hizmetleri kapsaması nedeniyle kabul edilmiş ve başvurunun reddine karar verilmiştir. Başvuru sahibi reddedilen bu ilk başvurusu ile aslında yeni olmayan ama son zamanlarda sosyal medyanın da etkisi ile popüler bir moda akımı haline gelerek sıkça karşılaştığımız HİPSTER ibaresini markasında kullanmak istemiştir. Dünya çapında bilinen ve yaygın bir kullanımı olan HİPSTER ibaresi İSTANBUL ÇORAP’a ait tanınmış PARİZİEN markası ile birleştirilerek bir marka yaratılmıştır. Böylelikle başvuru sahibi kendisini bu popüler akımın bir parçası olarak görüp, PARİZİEN markasının tanınmışlığını da kullanarak piyasada yer edinme çabasında olduğunu ortaya koymuştur.

THE PARİSİAN HİPSTER markasından vazgeçmeyen başvuru sahibi, bu kez güya markayı farklılaştırarak başına diğer kelimelerin baş harfleri olan TPH harflerini ve “şekil” unsurunu eklemiş, TPH THE PARİSİAN HİPSTER isimli ikinci marka başvurusunu yapmıştır. PARİZİEN markası, sektörün en bilinen markalarındandır. Bu nedenle tüketiciler, İSTANBUL ÇORAP’a ait HİPSTER çoraplarının PARİSİEN markasıyla satıldığını düşünecek ve aldıkları üründe alışkın oldukları kaliteyi arayacaklardır. İşte bu sebeplerle İSTANBUL ÇORAP tarafından bu markanın da ilanına itiraz edilmiştir. Tüm bu gerekçeler doğrultusunda, Türk Patent tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede itiraz haklı bulunmuş, tescilli PARİZİEN ve itiraza konu TPH THE PARİSİAN HİPSTER markalarının karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilerek, markanın reddine karar verilmiştir. İTİRAZ EDEN MARKA

İstanbul Çorap’a ait marka görseli

İTİRAZ EDİLEN MARKA

Av. Filiz CANKAT

1978’de faaliyetlerine başlayan İstanbul Çorap; MÜJDE, PARİZİEN, MÜJDELUX ve VOG markalarını tüketicilerle buluşturan Türkiye’nin lider kadın çorabı üreticisidir. Firmanın yaptığı yatırım ve bu markaların korunmasına yönelik çabaları sınai mülkiyete verdiği önemi kanıtlamaktadır.

47


GOSSIP RÖPORTAJ

Umut Eker ve Didem Soydan ortak yapımı sınır ötesi bir marka. İçerisinde dövme workshopları yapılan, kendine özgü bir tasarıma sahip güzel mi güzel butik. Umut Eker, 1983 İstanbul doğumlu stil danışmanı, tasarımcı, model. Didem Soydan ise 1984 İstanbul doğumlu model, dizi oyuncusu. Uzun yıllardır tanışan iki arkadaş kendi tarzlarını yansıtan çizgi üstü bir marka oluşturmaya karar verip işe koyuluyorlar ve 6 ay içerisinde karşımıza Hole Academie çıkıyor. Nişantaşı’nda bir ara sokakta açılan Hole Academie’nin hikayesine gelince…

SINIR ÖTESİ HOLE BİR MARKA: ACADEMIE 48


Hole Academie’nin marka hikayesi nedir? Nasıl başladı? Neden Hole Academie? Adını Didem buldu. Geçen yıl evde otururken bir marka oluşturalım dedik. Ertesi gün beni aradı beş tane marka buldum dedi, ben direkt Hole Academie’yi seçtim. “Dirty” bir isim ve konseptimize çok uydu. Bir buçuk yıl önce de burayı beğenip tutmuştuk daha ne yapacağımız belli değildi. İsminden etkilenerek dekorasyonu da ona uygun yaptık. Logonuz? Logomuzu sokak sanatçısı Leo Lunatic çizdi. Sokaklardaki panda çizimlerinden kendisini tanırsınız. Türkiye’nin en başarılı sokak sanatçılarından biri. Didem Soydan ve Umut Eker tarzı çok beğeniliyor. Başka markalar oluşturmak gibi planlarınız var mı? Tek marka üzerinden çekirdek halde ilerlemeyi düşünüyoruz. O yüzden kimsenin bilmediği bir ara sokakta dükkan açtık. Biz trans müşteri istemiyoruz, bilen gelsin istiyoruz. Çok göz önünde olduğun zaman o yükseliş bir anda gidiyor. O yüzden trenin arka vagonunda oturacaksın.

Stiliniz, yaşam tarzınız ile Umut Eker bir marka diyebilir miyiz? Bunu benim cevaplamam kendime olan saygımı yitirmeme neden olur. Stiliniz farklı olunca farklı hayat yaşıyormuş beklentisi oluyor ama ben kurumsal yaşayan birinden daha sakin bir hayat yaşıyorum muhtemelen. Ben de herkes gibi sabahları peynir zeytin yiyen bir insanım. Geçtiğimiz zamanlarda bir kadın kahverengi ayakkabı giyiyorsa kahverengi çanta takmak zorundaydı ve bu durum moda üzerine yazılmış kutsal bir kitapta yazar gibi algılanıyordu. Michael Jackson’dan sonra erkekler beyaz çorap giyemez iddiası vardı vesaire vesaire… 2000’lerde anlamsız bir moda akımı başladıktan sonra 2010’lara doğru moda ezber bozmaya başladı ve bütün dönemler birbirine karıştı. Üzerine Rock’n Roll bir ceket giyip altına R&B tarzı pantolon giyebiliyorsun ve onun altına kimsenin cesaret edemediği bir sneakers giyip konuyu kapatabiliyorsun. Bu karışıklığın içinde insanlar özgürleşti ama bu özgürlüğün içinde tüm saçmalıklar moda adı altında anılmaya başladı. Ama bence yine de kötü bir dönem değil. Sadece sorun şu; insanların stillerini analiz etmek zorlaştı. Eskiden bana göre bir insanın ne dinlediğini, nasıl yemek yediğini, nerelerde gezdiğini anlamam stiliyleydi. Şimdi birbirine karıştı bunun sebebi ise hazır giyim markalarının eski moda retro ürünleri pompalaması.

Çok iyi bir stilim olmasını istiyorum diyorsan ve bunun sadece giydiğin kıyafetlerle olacağını zannediyorsan yanılıyorsun. 49


Ülkelerde neden bayraklar var? O ülkenin kim olduğunu anlamak için. Stil de böyle. Senin kim olduğunu diğer insanlara anlatıyor. Markalar artık dijital mecrada sıra dışı tanıtımlar yapıyor. Bu markalar sosyal medya üzerinden takip edilebiliyor. O tarzda giyinmeyen takipçiler bile, bu sıra dışı markaları takip ediyor, neden? Bu soruya bir psikolog daha iyi bir yanıt verir diye düşünüyorum. Ama bu durum bence çok normal, sonuçta beyaz bir kadın Rihanna’yı takip eder ve Rihanna gibi olmak ister ama hiçbir zaman Rihanna gibi bir tene sahip olamaz. İnsanlar olmak isteyip olamadıkları şeyleri takip etmeyi seviyorlar. Ancak insanlarda şöyle bir hata var. Ben 21 yaşımdayken yine her yerimde dövme vardı yine sokaklarda farklı şeyler giyerek dolaşan bir adamdım. Her zaman böyleydim. Bu benim artık sakinleştiğim, kemikleştiğim bir dönem. Kendimi kanıtlamak ya da kabul ettirmek için bir şey yapmama gerek yok. İnsanlar sadece dövme yaptırmakla bu işin olacağını düşünüyor ama iş bununla kalmıyor. Bunun yükü çok ağır, herkes bunu taşıyamaz. Türkiye’nin herhangi bir şehrinde tişörtle markete girdiğinizde “UFO’n nerede” diye bakıyorlar. Buna hazırlıklı olmak gerekiyor.

50

GOSSIP RÖPORTAJ

Puma, Levi’s gibi dünyaca ünlü markalarla çalışıyorsunuz, Hole Academie markanız da bu markalarla bağlantılı. Yollarınız nasıl kesişti? Puma ile 2016 yazında çalıştık şu anda çalışmaya devam ediyoruz. Puma’nın marka elçiliğini yapıyoruz. Didem ile birlikte yine Levi’s için de iş birliği içerisindeyiz. Biz Didem’le bir projede yer aldığımızda onun meyvesini daha iyi alıyorlar. Marka hem kadınlara hem de erkeklere hitap ediyor, iki yakın dost var ellerinde ve neden olmasın diyorlar. Bir de biz çalıştığımız markalarla aşk yaşamıyorsak o iş gerçekten olmuyor. Nedir marka elçiliği? Markayla iş birliği içerisinde olup markanın yeni çıkan ürünlerini tanıtıyoruz. Bizim yaptığımız marka elçiliği Didem Soydan ile beraber markaya inanmayla ve markanın bize inanmasıyla ilerliyor. Dolayısıyla iş yaptığımız markaya olan aşkımız var. Hole Academie başka hangi markalara ev sahipliği yapıyor? Levi’s ve Puma’nın yanı sıra New Era. Hole Academie Türkiye’de alışkın olduğumuz butik anlayışının dışına çıkıyor, bu tip butiklerin birkaç örneğini görüyoruz, peki siz nerelerden giyiniyorsunuz? Ben her yerden giyinebilen biriyim. Çalıştığım için söylemiyorum ama ben Levi’s aşığıyım. Neredeyse bütün jeanlerim Levi’s’tır. Bakın mesela üzerimdeki Jean 8 yıllık. Son iki yıldır spor ayakkabı olarak Puma giyiyorum. Benim alışveriş günüm yoktur markete giderken vitrinde bir şey görüp alırım. Bence herkes öyle yapmalı.


Röportaj: Sevcan DAŞDAN Fotoğraf: Erkan AYAN

Sizce bir markada olmazsa olmaz dediğiniz özellikler nelerdir? Markanın ilham aldığı bir şey olması gerekiyor. Her dönem inanılacak bir kaynağı olmalı. Markanın bir çekirdeği olmalı çekirdek değişmez. Meyvelerin de öyledir. Elmanın da çekirdeği var dışı ne renk olursa olsun çekirdeği hiçbir zaman değişmez. Markalar da aynı bu şekilde kabuğu değiştirmeli ama çekirdeği hep aynı kalmalı. İstanbul bir marka olsaydı sizce hangi marka olurdu? Alexander McQueen. Çünkü Alexander McQueen yalnızca bir tasarımcı değil bir sanatçıydı. Bir keresinde kelebekleri mikroskop ile inceleyip gözle görülmeyen kelebek desenlerinden bir koleksiyon yaptı. Çıplak gözle görülemeyecek olan desenlerde binlerce renk pantonesi kullanıldı. İstanbul da çok renkli bir şehir. Yabancıların İstanbul’u beğenme nedeni de budur; tarihi muhteşem bir binanın yanında müteahhit Abdullah abinin yaptığı bir bina yer alabiliyor. Bu durum İstanbul’u Tokyo’dan, Berlin’den ve diğer dünya şehirlerinden ayrı kılıyor. Her şeyin tek bir noktada buluştuğu gerçek bir sentez. McQueen de moda markaları içerisinde İstanbul gibi çok çeşitli ve ince işlenmiş özel bir markadır.

Sizce Türkiye’de en iyi giyinen kadın ve erkek kim? En iyi giyinen kadınlar; Ece Sükan ve Didem Soydan. Erkek ise; Mehmet Günsür Bence Türkiye’deki en değerli marka? Türk Hava Yolları En çok kullandığım marka? Marlboro Bence yüzyılın icadı? Yüzyılın olmasa da bu soruya cevabım topuklu ayakkabı. Kadına kadın olduğunu hissettiren, özgüvenini artıran, iyi hissettiren tek şey.

51


T E K N O S T A L J İ 52

KÜÇÜK BİR “CHIP”

HEPİMİZİN GELECEKTEKİ YAŞAMINI DEĞİŞTİREBİLİR Saat sabahın 7.30’u. Çalar saat çalmakta, yatak odasının perdeleri açılmaktadır. Bir taraftan termostat harekete geçer ve kalorifer yanarak odamızın sıcaklığı 22O ˚C’yi bulur. Mutfaktaki kahve makinesi fokurdamaya başlar; arka kapı kendiliğinden açılır ve köpeğin bahçeye çıkmasına müsaade eder. Televizyon da o sırada açılır ve en yeni haberleri verir (Bir gece önce istediğiniz konular sıralanmıştı.), bunlar ekonomiyle ilgili son haberlerdir. Televizyon haberleri bittikten sonra sıra postanıza gelir, bilgisayar şebekesine mektuplarını dikte eden iş adamlarının veya dostlarınızın mektupları okunur. Bu sırada evin hanımı yerel pazarlardaki fiyatları televizyonda birbiriyle karşılaştıran bir program seyreder. Bundan sonra basılan bir düğme televizyonu kişisel bir telefon şekline sokar, hanımın ekmekçi ve bakkalını karşısına çıkarır ve o da o akşamki yemekli parti için gereken siparişleri verir. Mutfak terminali üzerindeki tuşlara basılınca da bellek bankasındaki sevdiği yemek listeleri ekranda görülür. Makineye bunlarla ilgili olarak 6 kişilik bir yemek için nelerin ve ne miktarda gerektiğini saptamasını, akşam tam 7:15’te fırının ısınmaya başlamasını ve her yemek için gereken sıcaklığı ayarlamasını emreder. Belki bu senaryonun gerçekleşmesine daha yıllar gerekeceği halde esas teknoloji bugün bile mevcuttur. Bütün bunları mikrobilgisayar mucizesine borçluyuz ve onlar teknolojide büyük bir kalkınma oluşturan o müthiş ucuz siliconchip’in gelişmesiyle gerçek olmuştur.

Bu mucize-chip’in milyonlarca yapılabilmesi 800 dolardan daha aşağı bir fiyatla satılan ev bilgisayarlarının imalini şimdiden güvence altına almıştır, hatta bunların fiyatlarının gittikçe düşmesi bile söz konusudur. Yakında böyle bir ev bilgisayarı basit bir mutfak lavabosu kadar her evin bir parçası olacaktır. O, çamaşır ve dikiş makinelerini, robot elektrik süpürgesini, hatta tabakları durulayacak ve raflarına yerleştirecek bir makineyi programlayacaktır. Herhangi bir makine iyi işlemez veya bozulursa, bilgisayara sorulacak bir soru derhal arızanın nerede olduğunu gösterecek ve onarım önerilerini de bildirecektir. Kompüterlenmiş bir aygıt sayesinde kaloriferin ısısı lüzumlu oda ve yerlere yöneltilecek ve fazla ısınan odalardan kesilecektir ki bu sayede elektrik tüketimi de azalacaktır. Küçük, son derece güvenilir, vakum lambasının (tüpü) çalışması için ihtiyaç gösterdiğinden çok küçük bir elektrik akımıyla çalışan


bu elektronik chip zamanla bilgisayarlarda kullanılmak için ideal olduğunu kanıtladı. 1960’ta mühendisler birçok transistor ve öteki elektronik bileşikleri küçücük dört köşe bir silikon parçası içine sokabiliyorlardı. Bu bütünleşen devreler - entegre devreler kullanıldıkları her tesiste onun büyüklüğünü, maliyetinin ve elektrik tüketimini dehşetli surette düşürdüler ve böylece masa üzerinde kullanılabilecek küçücük bilgisayarların yapılmasına olanak sağladılar. Birçok uzman, aygıt yapan bütün bir sanayinin mini bilgisayarlar yapmak için yeni plan ve programlar yapmaya başlayacağına inanmaktadır. (Tipik bir misal: 1971’de bir Sharp cep elektronik hesap makinesi 395 dolara satılırken, bugün onun teknik bakımdan daha gelişmiş bir modeli 10,95 dolara satılmaktadır.) Şimdiye dek neredeyse endüstrinin chip üretiminin %85’i toptan piyasaya yönelmektedir. En çok da TV oyunları, sayısal saatler ve hesap makinelerinde… Fakat uzun vadeli satışlar daha fazla 3 esas kilit alanında olacaktır. Otomobiller Geçen yıl Detroit (Amerika’nın otomobil üretim merkezi) 2 milyon dolar değerinde chip satışı olmuştur. 1980 başlarında otomobil endüstrisinin 1 milyar dolardan daha fazla chip satın alacağı beklenmektedir. Her otomobilde bir bilgisayarın bulunacağı gün pek uzak değildir (yalnızca birkaç yıl sonra). Komünikasyon - İletişim Bell Telephone Laboratuvarları, mucize chip’ten faydalanarak herkesin evindeki telefonunu

hırsızı haber verecek bir alarm tesisine, yangını önceden bildirecek bir yangın alarmına ve evin içinde bütün odaların birbiriyle görüşebileceği bir iç iletişim sistemine dönüştürmek için uğraşmaktadır. Motorola firması chip’le çalışan elde taşınan portatif telefonlar yaptı, bunlar bir kilo ağırlığında ve kablosuzdur. 1980 başlarında Washington ve Baltimor’da bu telefonlar bir deneme olarak kullanılmaya başlanacaktır. Ayda 100 dolarlık ücretle aboneler bu telefonu belediye sınırları içinde istedikleri yere beraber götürebileceklerdir, hatta sokakta giderken bile istedikleri yere telefon edebilecekler veya onlara telefon edilebilecektir. Büro Donatım Chip’ler geleneksel mini bilgisayarların iş pazarını dramatik bir şekilde genişleteceklerdir. Aynı zamanda chip’le donatılmış mini’ler mevcut büyük kompüterlere çok değerli ekler yapılmasını olanaklı kılmaktadır. Bazı sosyal eleştiriciler, kompüterlerin televizyon gibi her tarafa dağılmasının insanın bilimsel gücünü bir gün köreltebileceğini ileri sürmektedirler. 1984 isimli kitabında George Orwell’ın karamsar görüşüne rağmen kompüter devrimi aydınlara uyarıcı bir etki yapmakta, organlarını serbest bırakmakta ve insanlığı daha yüksek bir yaşam nizamına doğru coşkulandırmaktadır. READER’S DIGEST’ten ŞUBAT 1979 TARİHLİ BİLİM ve TEKNİK DERGİSİNDEN ALINTIDIR. 53


B A Ş A R I H İ K AY E L E R İ 54

McDONALD’S’IN YARATICISI:

RAY KROC

İşini sevmekle başladı her şey… Sadece para için çalışırsanız, hiçbir zaman başarılı olamazsınız ancak yaptığınız işi severseniz ve müşteriyi birinci planda tutarsanız başarı sizin olur.

Çek kökenli anne ve babadan dünyaya gelen Ray, zor şartlar altında büyüdü. Lise yıllarında çalışma hayatına atılmasının sebebi Ray’in girişken ruhundan değil maddi şartların zor olmasıydı. On beş yaşındayken yaşını gizleyerek 1. Dünya Savaşı’na katıldı ve savaşta ambulans şoförlüğü yaptı. Savaştan sonra firma temsilciliği, kâğıt bardak satışı, hatta radyoda piyano çalmak gibi farklı sektörlerde çalıştı. 1930’lu yıllarda kâğıt bardak satışı artış gösterince geliştirdiği multimikser ile ticaret dünyasına hızlı bir adım attı. Nitekim McDonald kardeşleri de bu sayede tanıyacaktı. Ray’in hedefinde kendi kurduğu şirketle mikser aletlerinin satışını yapmak vardı. Ancak 2. Dünya Savaşı ve beraberinde getirdiği ekonomik sıkıntılar Ray’in hayallerine engel oldu ama pes etmedi. Yeni ufuklara yelken açmak isterken mikser şirketinin en iyi müşterilerinden olan McDonald kardeşler dikkatini çekti. İlk McDonald’s restoranı California Monrovia Havaalanı civarında arabayla geçenlere sosisli sandviç satan yol üstü küçük bir stanttı.

Dick ve Mac McDonald kardeşler sekiz yıl sonra bu küçük standı ayaküstü yemek yenen ve rakiplerinin yarı fiyatına hamburger satan bir dükkân haline getirdi. Başlarda arabaya servis edilen sosisli sandviçler zamanla yerini hamburger, patates kızartması ve milkshake’e bıraktı. 1948 yılında California San Bernardino’da ülkedeki ilk gerçek fast food restoranı olarak açıldı. Hala arabaya servis yöntemine devam eden McDonald’s’ın kağıt bardak ve peçete gibi ucuz maliyetli ürünler kullanması fiyatlarına yansıdı; menüye cheeseburger, içecek ve tatlı eklendi. Nitekim McDonald’s o kadar çok satıyordu ki Ray’den mikser almaya ihtiyaç duydular ve böylece Ray, McDonald’s ile tanıştı. Ayrıca arabaya servis yerine paket ve self servise yönelen McDonald’s’ta hamburger, rakiplerine göre yarı fiyata satılıyordu ve bu sayede kısa zamanda yüksek cirolara ulaşmayı başardılar.


Ray, hızlı bir hizmet sistemi ile çalışan, maliyeti düşük potansiyeli yüksek bu tarz bir restorana ihtiyaç duyulacağını fark ederek McDonald’s’ı satın almak istedi ancak bu isteği reddedildi. Buna istinaden lisans ile yalnızca bir defalığına mahsus McDonald’s’ın isim hakkını satın alınabileceği bir sistem önerdi. Bu fikri kabul edilince ilk lisansı alarak 1955’te Chicago yakınlarında kendine ait ilk McDonald’s restoranını açtı. İsim hakkının alınmasıyla ilgili ufak bir hilenin döndüğü dilden dile nesilden nesile aktarılan bir hikaye olmakla birlikte aslında Ray her şeyi usulüne uygun yaptı ve bu lisans diğer lisansların kapısını açtı. Her lisans satışından McDonald kardeşlerin pay alacağı muhteşem bir ağ… Bundan tam altı sene sonra 2.7 milyon dolar karşılığında McDonald’s’ı tüm hakları ile satın aldı ve aynı yıl Hamburger Üniversitesi’ni açtı. Her yıl ortalama 3000 kişinin eğitim aldığı Hamburger Üniversitesi, McDonald’s’ın tüm dünyadaki işletmeci ve üst düzey çalışanlarının, McDonald’s ürünleri konusunda uzmanlık eğitimi aldıkları bir eğitim merkezidir. Ancak bildiğimizin aksine asıl başarıyı restoran sektöründe değil emlak sektörüne atıldığında yakaladı. Fikir şu şekildeydi: McDonald’s Emlak Acenteliği yeni restoranların inşası için arsa kiralayacak, inşaat masraflarını karşılayacak ve her şey hazır olduğunda bu binaları satışa katılma koşulu karşılığında lisans alan firmalara kiralayacak. İzlenen bu yolla Amerika’nın doğusundan batısına kadar pek çok yerde şubeleşen McDonald’s 1965’te anonim şirket oldu. Toplamda 32 milyar dolarlık hissesi ile sokakta satış yapan basit bir stanttan daha büyük binalara geçen, müşterilerin oturduğu restorana dönüştü.

Time Dergisi tarafından “Time 100: The Most Important People of the Century” listesine dahil edilen Amerikalı iş adamı Ray Kroc, McDonald’s’ı dünyanın önde gelen fast food zincirlerinden biri hâline getiren isim olarak biliniyor. 1970’te McDonald’s International’ı kurarak uluslararası pazara atıldı. Yurt dışındaki restoranlarda klasik McDonald’s ürünlerinin yanı sıra yerel yemekleri de sundu ancak yaşadığı büyük maddi kayıplar neticesinde bu hatasından döndü. Ray’in kurduğu müthiş ağ ile uluslararası satışlar, toplam cironun onda birine ulaştı ve her geçen gün büyümeye devam etti. Ray, ölene kadar şirketini yönetti. McDonald’s bugün, 100’den fazla ülkede 30.000’den fazla restoranla hizmet veriyor. Bunların 13.000’den fazlası Amerika dışında. Restoranların yaklaşık %70’i işletmeciler, diğerleri ise McDonald’s şirketinin kendisi tarafından işletiliyor. Her gün yaklaşık 52 milyon insan McDonald’s’ı ziyaret ediyor. Ayrıca çalışan sayısı tahmini olarak 2 milyon. Ray, McDonald’s’ı fast food zinciri ile sınırlı bırakmadı aynı zamanda günümüzde faaliyetine hala devam eden alkolizm, diyabet ve diğer hastalıklar konusunda araştırma ve tedavi etme amaçlı bir vakıf kurdu. Ray, gerçek başarıyı yakaladığında 50’li yaşların sonundaydı ve asla pes etmediği için bir dünya markası haline geldi. İşin sırrını ise şu şekilde açıkladı: “Dünyada hayal kırıklığına uğramış milyonlarca insan vardır, ancak azim ve sebat her şeyin üstündedir ve her şeye hakimdir.”

Yönetmen John Lee Hancock, Ray’in hayat hikayesinden etkilenerek 2016 yılında The Founder adlı filmi sinemaseverlerle buluşturdu.

55


KENDİN YAP Mükemmel ölçüyü ayarlamak artık çok kolay. PerfectDrink, IOS ve Android uyumlu akıllı bir ölçektir. Uygulamada bulunan yüzlerce tarifi gerçek zamanlı şekilde izleyebilir, kendi özel eklemelerinizi yapabilir hatta bu şekilde şahsınıza münhasır yeni tarifler elde edip kaydedebilirsiniz. Ayrıca elinizdeki malzemelerinizle uygun tarifler de oluşturabilirsiniz.

İ Y İ

F İ K İ R

GEL KEYFİM GEL

PRATİKPROJEKTÖR Bütün anılarımızı ceplerimizdeki telefonlarda taşıdığımız bugünlerde hayatın her anını yakalamaya çalışıyor ve paylaşıyoruz. Hafifliği ve kolay montajı sayesinde son derece kullanışlı hale gelen bu kartondan yapılmış projektör, güzel anılarınızı sevdiklerinizle paylaşmanız ve iyi vakit geçirmeniz için üretilmiş. İhtiyacınız olan tek şey projektörü yansıtabileceğiniz düz beyaz bir zemin.

EN SEVİMLİ ŞİŞE TUTUCU EL EMEĞİ GÖZ NURU AMPLİFİKATÖR Megafon mantığı ile üretilmiş görseldeki amplifikatör diğer amplifikatörlerin aksine elektriksiz çalışıyor. Üstelik ev dekorasyonunda kullanılabilecek şıklıkta. Ahşap bir çerçeveye dayandırılan ürünün tüm detayları ses titreşimlerini iletmek için tasarlanmıştır. Cep telefonunuzun ses çıkış kısmını amplifikatörün dar olan ağzına yerleştirmeniz sesleri daha yüksek duyabilmeniz için yeterli.

56

İş yerinizde gün boyu bacaklarınızı sarkıttıktan sonra eve gittiğinizde hanginiz “Şöyle bir ayaklarımı uzatayım.” demiyorsunuz? Fuut isimli bu pratik ürün sayesinde eve gitmeyi beklemenize gerek kalmayacak. Çalışma masanızın altına monte edilen ayak hamağınız, çalışma saatlerindeki konforunuz için tasarlandı. Üstelik masalarınızın altında kalacağı için görüntü kirliliği de yaratmayacak.

Mutfakta kullandığımız yağ, sirke, şarap şişelerini hep sıra sıra dizip kullanacak değiliz ya. Biraz da tepetaklak dursunlar. Yatan fil şeklinde tasarlanan bu şirin şişe tutucuyu mutfak tezgahında, mutfak masasında ve hatta özenle hazırlanmış bir davet sofrasının baş köşesinde bile hayal edebilirsiniz.


YER ÇEKİMİNE MEYDAN OKUYAN SEHPA Dalga Şehir isimli tasarım kuşkusuz bugüne kadar yapılan en iddialı sehpa! Parlak bir mimarlık öğrencisinin Inception filminden etkilenmesi sonucu ortaya çıkan sehpa, ahşap, çelik ve 3 boyutlu baskı teknolojisi kullanılarak üretilmiş. Yer çekimine meydan okuyan sehpa, gerçek bir şehrin içbükey inşa edilmesinin hayali ile ortaya çıkmış.

EV PLANETARYUMU Çoğumuz tavanında cam olmayan evlerde yaşıyoruz. Kaldı ki şehrin ışıkları da yıldızları görmemize olanak tanımıyor çoğu zaman. Evinizde gökyüzünü izleme keyfi sunan LiveStar Mini Planetaryum ile yıldızları, takım yıldızları hatta Samanyolu’nu inceleyebilirsiniz. Yaydığı loş ışık sayesinde çocuklarınızın odasında gece lambası olarak da kullanılmaya uygun bir tasarım.

KAYDIRMA KİTAPLIK

İÇİNİZDEKİ ÇOCUK İÇİN

Bu kitaplık, iki tarafında yer alan silindir biçimindeki tekerlekli kutular ve onları saran plastik bir banttan oluşuyor. Tekerlekler kaydırıldıkça silindirlere sarılı bant açılıyor ve içine dilediğiniz çoklukta kitap sığdırılabiliyorsunuz. Kitaplıktaki kitaplardan bir kısmı alındığında diğer kitaplar dengede kalabiliyor. Başlardaki silindirler ise kalem ve diğer gereçleri muhafaza etmek için kutu şeklinde tasarlanmış.

Balonlar sizleri de çocukluğunuza götürüyor mu? Balon lambalardan sarkan ipler lambaları gerçek balon gibi göstermekle kalmıyor aynı zamanda balonun ipi, açma kapama görevini yerine getiriyor. Farklı renk seçenekleri bulunan bu aydınlatmaların birkaçı bir arada kullanıldığında gerçekten çok hoş bir görüntü elde ediliyor. Üstelik lambanın aplik modeli de mevcut.

Akıllı telefondan sonra hayatımıza girecek yeni akıllılar, bilgisayarlar. Keecker isimli akıllı bilgisayar, 360 ° video kamera, 90 ° yukarı ve aşağı hareket eden güçlü bir projeksiyon sistemine sahip. Filmleri ve görüntüleri projelendirmenizi, web’de gezinmenizi, video görüşmeleri yapmanızı, ev dekorasyonu ve daha fazlasını oluşturmanızı sağlıyor. Elbette tüm akıllı sistemler gibi Keecker da iOS ve Android akıllı telefonlarla uyumlu.

Deniz Ece Cebeci

AKILLI PROJEKSİYON

57


Edison’un kadın versiyonu

M U C İ T H İ K AY E L E R İ

Margaret KNIGHT

58

Gazeteciler tarafından “Edison’un kadın versiyonu” olarak tanımlanan Margaret Knight, birçok icada imza attı. Büyük mücadelelerle elde ettiği patentlerinden biri kese kağıdı ve kese kağıdı yapma makinesiydi. 1871 yılında alışverişlerde kullanılan altı düz kese kağıtlarını yavaş ve elleriyle çalışan işçilerin yerine, kesip, katlayıp yapıştırarak yapabilen makineyi icat edip patentini alan Knight hayatı boyunca birçok patentin de sahibi oldu.

Elektrik, araba, cep telefonu gibi hayatımızı kolaylaştıran birçok icat var. Ama günlük hayatımızda kullandığımız ve çok önemsiz gibi gördüğümüz icatlar olmasa ne yapardık acaba? Örneğin, kese kağıtları olmasaydı alışverişler kolay olur muydu? Kuruyemişçiden alınan kuruyemiş neye koyulur, nasıl uzun süre saklanırdı?

Knight’ın hikayesi, 1838 yılında fakir bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelmesiyle başladı. Babasının vefatından sonra ailesiyle New Hampshire’da yaşamaya başlayan mucit, bu dönemde pamuk fabrikalarında çalışan erkek kardeşlerine öğle yemeği götürüyordu. İşte tam da bu ziyaretlerinden birinde hayatının dönüm noktası olacak bir kaza yaşandı. Çelik uçlu bir dokuma mekiğinin düşerek bir işçiyi yaralayışına tanık oldu. Bu nahoş durum, Margaret Knight’ın kıvrak zekasını harekete geçirerek fabrikanın ve işçilerin güvenliğini artırmak için mekiklerin bir kapakla donatılmasını sağladı. Knight’ın bu icadı birçok fabrikada uygulansa da mucit bu ilk icadı için patent almadı. Uzun yıllar birçok farklı işte çalıştıktan sonra Massachusetts’de Columbia Kesekağıdı Şirketi’nde işe başlayan Margaret Knight, eliyle yassı tabanlı kese kağıdı üretmekteydi. Bir hafta boyunca yaptığı on saatlik mesai karşılığında 1,5-3,5 dolar kazanıyordu. Erkek bir işçinin kazandığının üçte biriyle işçilerin yaptığı işi yapacak bir makine geliştirmeye karar verdi.


Margaret’in 70 yaşındayken 89. icadını (bunlardan ortalama 20 tanesi patentliydi) tamamlamak için günde 20 saat çalıştığını ve Kraliçe Victoria’dan Kraliyet Şeref Lejyonu ödülünü aldığını biliyor muydunuz?

Türkiye’de tüketiminin günde 50 milyonu bulduğu belirtilen naylon poşet kullanımı çevremiz, sağlığımız ve ülkemiz için oldukça zararlı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 1 Ocak 2018 itibariyle geçerli kılacağı Atık Yönetmeliği kapsamında marketlerde ve mağazalarda naylon poşet kullanımı yasaklanacak. Bundan böyle alışverişlerde kese kağıdı, bez çanta, file, tekerlekli pazar çantası veya sepet kullanılacak.

Gamze COŞKUN BAKIR

Yoğun uğraşlar sonrası nihayet yassı tabanlı kese kağıdı üretme makinesinin prototipini yapan mucit, otuz kişinin yaptığı işi yapabilecek bir makineyle bu ağır ve maliyetli işe bir çözüm buldu. Bu sefer icadının patentini almaya kararlı olan Knight, makinesinin demir bir modelini hazırlatmak için makineyi bir makine atölyesine götürüp sert metalden bir kopyasını yaptırdı. Her şey iyi gidebilirdi, ancak Charles Annan adlı bir kopyacı atölyeye uğramasaydı. Annan makineye sadece bir kez baktı ve makine için kendi adıyla patent başvurusu yaptı. Ancak Margaret Knight, hakkını aramaya kararlıydı ve taklitçisini dava etti. Annan’ın savunması kadınların bir şey icat edemeyeceği ve dolayısıyla bu icadın da Margaret Knight’a ait olamayacağı yönündeydi. 1800’lerde kadınların erkeklerden çok daha az ücretlere çalışıp ikinci sınıf muamele gördüğü göz önünde bulundurulduğunda, bu sav çok da şaşırtıcı değildi. Ancak

Knight yılmadı ve makineyi icat ettiğini doğrulayacak tanıklar topladı. Mucidimizin fabrikadaki patronundan teknisyene kadar birçok kişi Margaret Knight’ın makinenin mucidi olduğunu kanıtlar yönde ifadeler verdi. Tüm bunlar nihayet işe yaradı, Knight davayı kazandı ve 1871’de icadının patentini almayı başardı.

59


GOSSIP ÖNERİYOR

KİTAP

60

GELECEĞİ KEŞFEDENLER Geleceği Keşfedenler, makinelerin insanların zihin dünyasına ortak olacağı bir geleceği hayal ederek yola çıkmış ve adım adım içinde yaşadığımız dijital çağı inşa etmiş dâhilerin, yenilikçilerin, hackerların, girişimcilerin hikayesi. Kimdi bu insanlar? Kafaları nasıl çalışıyordu? Hikaye, ilk yazılımcı kabul edilen Ada Lovelace ile başlıyor ve Charles Babbage, Alan Turing, John Von Neumann, Robert Noyce, Bill Gates, Steve Wozniak, Steve Jobs, Larry Page gibi pek çok etkileyici şahsiyetle devam ediyor.

Yazar: Walter Isaacson Yayınevi: Domingo Yayınevi Sayfa Sayısı: 520

TV PROGRAMI

SAÇMA İCATLAR Dondurma yemeye bile üşeniyor musunuz? O zaman motorlu dondurma külahı kulağınıza çok hoş gelecek. Evcil hayvanlarınız için hayvan askılığını daha önce hiç duymamış olabilirsiniz ama bu bir icat ve çok da sıra dışı bir icat. Akıllara gelmeyen sıra dışı icatları merak ediyorsanız saçma icatlar programını kaçırmayın! Televizyon Kanalı: TRT Program Adı: Saçma İcatlar Yayın Tarihi: Pazartesi 17.15


WEB

makersturkiye.com Siz de eğer maker ruhuna sahipseniz ve maker hareketinden haberdar olmak istiyorsanız bu site tam size göre. Makers Türkiye; öğrenciler, öğretmenler, tasarımcılar, mühendisler ve tüm meraklıların bir araya geldiği bir platform ve Türkiye’nin en büyük maker topluluğu. Eğer bir buluş ya da duyurunuz varsa bu site kanalıyla paylaşımlarını kolayca ilgililere ulaştırabilirsiniz.

Web adres: makersturkiye.com

UYGULAMA

AUTO DRAW Yeni bir çizim aracı olan AutoDraw, tasarıma ihtiyaç duyan herkese yardımcı oluyor. Akıllı telefon, tablet, dizüstü bilgisayar, masaüstü vb. uygulamalarda kolayca çalışan AutoDraw ile ne çizmek isterseniz sizin çiziminize benzer birden fazla öneri şablon çıkarıyor ve profesyonel çizimleri sunuyor. AutoDraw uygulaması ile yüzlerce çizime erişilebilir ve çizimlerinizi eğlenceli hale getirebilirsiniz.

Uygulama Adı: AutoDraw Destekleyen Sistem: Android

61


GOSSIP TANITIYOR 62

GİRİŞİMCİLERİ HAREKETE GEÇİREN ETKİNLİK: Bu yıl ikincisi düzenlenen etkinlikte GOssIP Dergi olarak yerimizi aldık ve The Pitcher Kurucu Ortağı Batuhan Balcı ile The Pitcher Event’i konuştuk.

The Pitcher logosu neyi ifade ediyor? The Pitcher, fikrine ve onu hayata geçirecek ekibine güvenen girişimcilere hak ettikleri ilgiyi çekmek için başlatılan bir inisiyatif. The Pitcher kürsüsüne çıkan girişimciler, EMEA’nın en aktif yatırımcılarından bazılarına işlerini sergileme şansı buldukları için logomuzda da kürsüdeki bir girişimci yer alıyor.

The Ultimate Pitching Event sloganı ile yola çıkan The Pitcher’ın hikayesi nasıl başladı? 2012 yılında ortağım Melih ile birlikte Insprad’i kurduk ve firmalara içerik üretmeye başladık. Çoğunlukla teknoloji ve girişimcilik dikeyindeki firmalar ile flört ettik. Sanıyorum kendimizi bu ekosistemdeki insanlara daha yakın bulduğumuz için böyle bir yol çizdik. Birçok kurum ve kişi tanıdık. Sonra dedik ki, “Madem bu kadar kişi tanıyoruz, haydi bir araya getirelim.”… The Pitcher böyle doğdu. The Pitcher’ın misyonu nedir? Belki yüzden fazla konferans ve seminere katıldım. Aynı şeyleri tekrar tekrar duymak bir süre sonra beni aşırı sıkmaya başladı. The Pitcher’ın konseptini oluştururken de buna dikkat ettik. The Pitcher’da sadece girişimcilere sahne verdik ve katılımcıların sürekli yeni fikirler duyabileceği bir ortam oluşturduk. Etkinliğin sonuç odaklı olması çok önemli. The Pitcher’da girişimci sahne alır, 5 dakikada kendini yatırımcıya anlatır, diğer 5 dakikada yatırımcının sorularını yanıtlar. Her 10 dakikada bir katılımcılar yeni bir fikre tanıklık eder ve olası iş birlikleri için fırsat sunulur. Etkinliklerimizde, Google’da 3 dakikada ulaşabileceğiniz içeriğe yer vermek yerine, kişileri tanıştırmaya ve yeni iş birlikleri oluşturmaya yatırım yapıyoruz.

The Pitcher’ı diğer girişimcilik etkinliklerden farklı kılan şey ne? The Pitcher tamamen ücretsiz bir küresel etkinlik. Girişimler yatırımcıların radarına girerken, yatırımcılar da yeni yatırım fırsatları keşfediyor. Bunun dışında isteyen herkes The Pitcher etkinliklerine katılıp ister ekosistemin diğer oyuncularıyla tanışıyor, ister ilgisini çeken bilgilendirici yan oturumlara katılabiliyor. Öte yandan The Pitcher’ın ana etkinliğini yılda bir kez düzenlemekle kalmıyoruz. Her ay girişimcilik ekosistemini ilgilendiren bir tartışma konusunu, yine ekosistemin öncü oyuncularını sahneye çıkararak masaya yatırıyoruz. The Pitcher Meetups ismini verdiğimiz bu buluşmalara da herkes ücretsiz olarak gelip, tartışmaya katılabiliyor.


The Pitcher katılımcı portföyünü tanımlar mısınız? The Pitcher’ın odağında erken, orta ve ileri aşama girişimciler ile yatırımcılar var. Bunların yanı sıra kuluçka merkezleri, teknokentler ve teknoloji transfer ofisleri gibi ekosistem kurumları ile farklı sektörlerde faaliyet göstermelerine rağmen ekosisteme destek olmayı misyon edinmiş kurumlar da The Pitcher’a katılıyor. The Pitcher’a neden katılmalı? Katılımcılar ne kazanıyor? En büyük fayda diğer girişimciler, yatırımcılar ve kurumlar ile tanışmak. Motive ve odaklı şekilde gelen katılımcılar, işleri için dramatik faydalar sağlayabilecek bağlantılar bulabiliyorlar. Bunun yanı sıra insanlar bir gününü ayırarak ekosisteme dair ihtiyaç duydukları tüm bilgileri bizzat gözlemleyebiliyorlar.

Batuhan Dalcı, Ayşe İnal ve Rolf Schrömgens

Geçen sene ile bu seneyi kıyaslayacak olursanız ne değişti The Pitcher 2017’de? Artık bu işi uluslararası arenaya taşıdık. 14 ülkeden 500 üzerinde girişim başvurusu aldık. Geçtiğimiz yıl 30 girişimci sunumuna yer vermiştik, fakat bu aldığımız geri bildirimler doğrultusunda bunu 20’ye düşürdük. Bu yıl ilk kez The Pitcher’da yan oturumlara da yer verdik. Ekosistemin en büyük kurumlarından bazılarının temsilcileri, yan oturumlarda her katılımcıya çoklu fayda sunacak özgün konferans ve seminerler düzenlediler. Etkinlik takvimi daha zengindi ve bu sayede 15 Nisan’da 1000’i aşkın insanı The Pitcher’da buluşturduk.

The Pitcher Türkiye’deki ayakları yere basan, sonuç odaklı girişimcilik etkinliğidir. The Pitcher’a fırsatları kaçırmak istemeyenler kesin katılmalıdır.

63 63


SIRA DIŞI MARKALAR

“SIRADAN OLMAYIN, SIRA DIŞI OLUN!” DİYE BİR SÖZ VARDIR BİLİR MİSİNİZ?

Son zamanlarda et restoranlarının popüler olmasıyla et ve et restoranlarını kapsayan sınıflarda marka başvuruları da bir hayli arttı. Artan başvurular neticesinde markalarını birbirlerinden farklılaştırmak için türlü yollar deneyen başvuru sahipleri yaratıcılıklarını ortaya koydular. Sizin için seçtiğimiz birbirinden farklı marka başvuruları…

Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…

Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…

Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…

Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…

Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…

Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…

Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri…

** Markalar, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yayınlanan resmi marka bültenlerinden alınmıştır. 64


THE PITCHER 2017 EMEA’NİN EN İYİLERİNİ BELİRLEDİ 521 girişimin arasından sıyrılan üç proje 70’i aşkın yatırımcının oylarıyla zirveye ulaştı. Galip Sina Berik

Ahmad Al-Hidiq

Zühtü Eşiyok

E-Sport Akademi

HeyDoc!

Kiraplus

Türkiye’de e-spor eğitimleri sunan tek girişim ve sporcuların bir sonraki mücadeleye hazır olmaları için yeteneklerini geliştirmelerini sağlıyor.

Hastaları doğru danışmanlara yönlendiren bir teletıp platformu. Muayene gerektirmeyen sorunlar için uygulama içi destek de sunuyor.

Gayrimenkul sahipleriyle kiracıları bir araya getiren, tüm kiralama işlemlerini basit, hızlı, güvenilir ve avantajlı hale getiren bir platform.

/thepitcherorg WWW.THEPITCHER.ORG


B U N L A R I B İ L İ YO R M U Y D U N U Z ? 66

Kurukahveci Mehmet Efendi, 1871’de çiğ kahveyi öğüterek satmaya başlayan Mehmet Efendi tarafından İstanbul’un Fatih semtinde kurulmuştur.

Süt gibi sıvıları ısıtarak zararlı mikroorganizmaları öldüren ve aynı zamanda sıvıların tadını bozmayan pastörizasyon yöntemini 1856 yılında Fransız kimyacı Louis Pasteur bulmuştur.

Selpak, Eczacıbaşı tarafından 1970’te piyasaya sürüldü. Marka selülozun “sel”i ve temiz anlamındaki “pak” kelimesinden oluşmuştur.

Duracell 1924 yılında kurulduğunda adı Mallory Battery idi. Unilever, adını Hollanda merkezli margarin üreticisi Margarine Unie ile İngiliz sabun şirketi Lever Brothers’ın ortaklığından almıştır.

Nestle 1866 yılında eczacı Henri Nestle tarafından kurulmuştur. Nestle’nin ilk ürünü bir bebek mamasıydı.

Harley Davidson’ın kurucuları; William Harley ve Arthur Davidson’dur.

Beko markası ilk olarak salça ve konserve kutusu üretimi için 1954’te tescil edilmiş, ardından ampul satışına geçerek elektroniğe yönelmiştir. Toshiba markası Tokyo Shibaura Electric’in kısaltılmış halidir.


Bilindiği üzere ateş ilk keşfedilen şeylerden biridir. Ancak yorulmadan, pratik bir şekilde ateş elde edilememektedir. 1680 yılında Robert Boyle kükürtlü kibriti icat etti. Bu kibrit zımpara kağıdına sürtüldüğü zaman yanıyor ve tutuşturmak istediğiniz şeyi kolaylıkla yakıyordu. Daha sonra geliştirilerek fosforluları da elde edildi.

YANGIN SÖNDÜRÜCÜ - 1816 İlk hali su doldurulmuş metal bir silindir olan bu alet, sıkıştırılmış havanın itmesiyle suyu püskürterek çalışıyordu. George Manby isimli mucit 1816 yılında bu alet üzerinde birtakım çalışmalar yaparak ilk adımlarını atmıştır. İlerleyen yıllarda geliştirilerek bugünkü halini almıştır.

İNGİLİZ ANAHTARI – 1835 ASPİRİN – 1828 Hammaddesi söğüt ağacının kabuğunun tozudur. Bu kabuğun ağrılara iyi geldiği M.Ö. 400’de Hipokrat’ın notlarında geçmektedir. Sarı renkte, kristal yapıda ve tadı çok acı olan salisin adlı tozu, 1828 yılında elde etmeyi başaran kişi Johann Bucher’dir. Fakat aspirinin asıl mucidi, babasının ağrılarına çare ararken aspirinin etkin maddesi asetil salisilik asidi bulan Felix Hoffman’dir.

Japonların, Hintliler’in cümle alemin imal ettiği anahtarlar vardır. Fakat anahtarıyla ünlü olmuş tek millet İngilizler’dir. Neden mi? Çünkü bu anahtar kapı değil vida açıyor. Her boyuttaki vidayı ayarlamalı mekanizması sayesinde açan bu anahtarı bulan kişi Solymon Merrick’dir. 1835’te icat ettiği anahtarla bugüne kadar açılmadık vida kalmamıştır.

D Ü N YA N I N İ L K L E R İ

KİBRİT – 1680

67


GÖSTER KENDİNİ 68

2. Özel Eğitim Materyal ve Etkinlik Yarışması ÖDÜLLER Materyal Kategorisi ve Etkinlik Kategorisi Birincilik Ödülü: 10.000 TL İkincilik Ödülü: 7.500 TL Üçüncülük Ödülü: 5.000 TL Mansiyon Ödülü: 27 kişiye (materyal) 17 kişiye (etkinlik) 1.500 TL Düzenleyen: MEB Web Adresi: orgm.meb.gov.tr Telefon: 0312 413 31 11

YARIŞMA TAKVİMİ Başvuru için Son Tarih: 30 Haziran 2017

YARIŞMANIN AMACI Ülkemizde özel eğitim alanında kullanılan materyal ve etkinliklere ek olarak yenilikçi, özgün, işlevsel etkinlik ve materyallerin üretilmesi, eğitimciler tarafından bilinmesi, paylaşılması ve model teşkil etmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2. Özel Eğitim Materyal ve Etkinlik Yarışması düzenlenmektedir.

Posterland.org Afiş Tasarım Yarışması 2017 ÖDÜLLER 1.Etap Her bir ödül: 2.000 TL 6 adet eşdeğer ödül 2.Etap Her bir ödül: 3.000 TL 3 adet eşdeğer ödül YARIŞMA TAKVİMİ Başvuru için Son Tarih: 16 Haziran 2017 Düzenleyen: TOBB ETÜ Web Adresi: tobb.armagan.etu.edu.tr E-posta: tobbarmagan@etu.edu.tr

YARIŞMANIN AMACI TOBB için özel olarak tasarlanmış armağan ürünlerinin elde edilmesi amacıyla, TOBB Üniversitesi öğrencileri arasında bir yarışma düzenlenmektedir.


Son Katılım Tarihi: 31 temmuz 2017 1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

43. Sayının Cevapları

MARKA BULMACA

Bulmacayı çözüp info@gossipdergi.com adresine doğru cevapları gönderen katılımcılar arasından noter huzurunda yapılacak çekilişle 3 kişiye Banu Samancı’dan imzalı Markanızı Nasıl Pişirirsiniz kitabı ve GOssIP kahve keyfi paketi hediye edilecektir.

43. Sayının Kazananları Bilge Hilal Çadır – Tokat / Nilüfer Koçyiğit – İstanbul / İpek Amil – Bursa / Murat Yılmaz – Ankara / Tuğba Karakoç - Ankara 69


GOSSIP NEREDE?

GOssIP’i gördüğün yerde fotoğrafını çek, sosyal medyada paylaş, biz de sayfamızda paylaşalım. #gossipnerede

@canberkince

@cevherpekcck

@_ecerdgn

@htksutbas @memduhaaslan

@orhanirmaktasarim

@i_devecioglu 70

#gossipnerede etiketiyle paylaştığınız fotoğraflar için teşekkürler!


GOssIP44  

Marka - Patent - Tasarım Dergisi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you