Page 1

SAYI

43 YENİ

ÜCRETSİZDİR

2017

Sınai Mülkiyet Kanunu Patent Hikayeleri: RUBİK KÜP

9 772148 482000

ISSN 2148-4821

EN FİT MARKA:

ECE VAHAPOĞLU

ARDA ÖZEL DOSYA

’NIN MUTF MA

AĞI RKA SI


İmtiyaz ve Yayın Sahibi Grup Ofis Marka Patent A.Ş. adına Cenk SEVİNÇ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Burcu GÖRÜCÜ

Genel Yayın Yönetmeni: Burcu Görücü burcu.gorucu@gossipdergi.com

YENİ BİR YIL, YENİ BİR GOSSIP Ülkemiz için uzun ve zor geçen bir yılı geride bıraktık. Bir an önce bitsin istedik. Yeni yılda huzur gelsin, aydınlık bir güne uyanalım, pencereden bakınca manzara değişsin istedik. Ancak henüz değişen bir şey olmadı. Yıl bitti flaş haberler bitmedi, son dakika gelişmeleri eksik olmadı. 2016 yılında yüreğimize oturan hüzün bizi terk etmedi. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen biz de çalıştık, çok çalıştık. GOssIP ailesi olarak 2017 yılına yeni bir kapak, yeni bir tasarımla girelim istedik. Yeni yüzümüzle kategorilerimiz daha keskin, daha alımlı oldu. Sınai Mülkiyet dünyası ile ilgili her türlü haber, gelişme, bilgi paylaşımı yine GOssIP’te. Sektörün en güncel ve önemli konusu; 1995 yılında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerin, pek çok değişikle yerini yürürlüğe yeni giren Sınai Mülkiyet Kanunu’na bırakması oldu. Biz de bu sayımızda sıcağı sıcağına kaldırılan sistemler, yapılan değişiklikler ve yeni uygulamalar ile ilgili uzmanların yazılarına ve görüşlerine yer verdik. Her ne kadar zor bir yıl olsa da pek çok etkinlik, iptaller ya da ertelemeler söz konusu olmadan gerçekleşti. ÜSIMP Patent Fuarı, AR-GE İnovasyon Zirvesi ve Fuarı, Türkiye İnovasyon Haftası, Ankara Marka Festivali bunlardan birkaçıydı. Sınai mülkiyet dünyasındaki bu etkinliklerden kısa kısa bahsettik. GOssIP’in bu sayısındaki konukları ise on parmağında on marifet güzel sunucu Ece Vahapoğlu ve özgün tarzıyla sevilen Şef Arda Türkmen. Bu röportajlarımızı ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz. Sözü daha fazla uzatmadan sizi dopdolu içeriğimiz ve yeni tasarımımızla baş başa bırakıyoruz. Daha güzel, daha huzurlu bir yıl dileğiyle… GOssIP’i takipte kalın.

Yayın Kurulu Duygu ÇAKI Sevcan DAŞDAN Gamze COŞKUN BAKIR Nihan ÖZDEMİR SAMAN Betül YARDIMCI Burak OCAKOĞLU Deniz Ece CEBECİ Yayın Danışmanları Selçuk AKIN İbrahim DEVECİOĞLU Mahmut DUMAN Redaktör Gamze COŞKUN BAKIR Hukuk Danışmanı Av. Filiz CANKAT Katkıda Bulunanlar Önder Erol ÜNSAL Dr. Orhan IRMAK Tasarım Grafikir www.grafikir.com.tr Çeviri İkarus Tercüme www.ikarustercume.com Yayın Türü Üç aylık yaygın süreli yayın Yönetim Yeri Atatürk Bulvarı No: 211/11 Kavaklıdere ANKARA Tel: 0 312 468 50 00 Faks: 0 312 468 44 55 www.gossipdergi.com info@gossipdergi.com /gossipdergi /gossipdergi /gossipdergi Baskı MRK BASKI VE TANITIM HİZMETLERİ 1354. Cadde 1357. Sokak No: 43 Yenimahalle - ANKARA Tel: 0 312 354 54 57 GOssIP dergisinin imtiyaz ve yayın hakkı Grup Ofis Marka Patent A. Ş.’ye aittir. Tüm hakları saklıdır. Kaynak göstermeden alıntı yapılamaz.

EDİTÖRDEN

GOssIP Ocak 2017 Sayı: 43

3


İÇİNDEKİLER

GÖRÜŞ 32 | UZMAN CENK SEVİNÇ

24 | UZMAN KONUK ÖNDER EROL ÜNSAL

4

RÖPORTAJ 28 | ÖZEL ECE VAHAPOĞLU

42 | YARATICI TASARIMLAR

26 | MARKA HİKAYELERİ DİMES

44 | İTİRAZIM VAR COCA COLA STONE

38 | UZMAN KONUK DR. ORHAN IRMAK

50 | TEKNOSTALJİ ŞİŞMAN EKRANIN SONU

40 | PATENT HİKAYELERİ RUBİK KÜP

52 | BAŞARI HİKAYELERİ ELON MUSK


DOSYA 34 | ÖZEL amazon go

RÖPORTAJ 46 | GOSSIP ARDA TÜRKMEN

54 | İYİ FİKİR

64 | BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

56 | MUCİT HİKAYELERİ ALFRED NOBEL

65 | DÜNYANIN İLKLERİ

58 | GOSSIP ÖNERİYOR 60 | GOSSIP TANITIYOR ISIF’17

66 | GÖSTER KENDİNİ 67 | MARKA BULMACA 68 | GOSSIP NEREDE?

62 | SIRA DIŞI MARKALAR 5


SINAİ MÜLKİYET KANUNU’NA

G Ü N D E M

MERHABA

Sınai mülkiyet hakları kapsamında; Marka, Patent, Endüstriyel Tasarım ve Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında yayımlanan kanun hükmünde kararnameler ilk olarak 27 Haziran 1995 tarihinde hazırlanmıştı. Bu aşamada öncelikle marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretler konuları

ayrı ayrı ele alınmış ve sınai mülkiyet haklarının korunmasında uyumlulaşma süreci içinde Avrupa Birliği Müktesebatı ile uyumlu ilk ciddi yasal düzenlemeler yapılmıştı. 20 yılı aşkın süredir yol gösterici olan bu kanun hükmünde kararnameler birçok değişiklikle birlikte yerini kanunlara bıraktı.

10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU köklü değişiklikleri beraberinde getirdi. Toplam 193 maddeden oluşan ve 6 adet geçici maddesi bulunan Sınai Mülkiyet Kanunu’nda en çok dikkat çeken yeniliklerden biri, Türk Patent Enstitüsü’nün adının Türk Marka ve Patent Kurumu olarak değiştirilmesi oldu.

mal veya hizmetlerle ilgili olarak aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer markaların tesciline olanak sağlanacak. Bununla birlikte, markaların ilanda kalma süresi 3 ay iken, yeni kanunla bu süre 2 aya indi. Bir diğer önemli değişiklik ise kullanım ispatı oldu. Buna göre, başvuru sahibinin talebi ile itiraza konu olan markanın başvuru tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraza dayanak gösterilen mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğuna ya da kullanılmamasına dair haklı sebepler olduğuna ilişkin delil sunulması gerekecek.

Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte markalarda en çok dikkat çeken konu muvafakatname. Birlikte var olma anlaşması ya da rıza mektubu olarak da tanımlanabilen muvafakatname ile hak sahiplerince aynı/benzer türdeki 6


İlk kez Türkiye’de kamuya sunulan tasarımlar, kamuya sunulduğu tarihten itibaren 3 yıl tescilsiz tasarım olarak korunabilecek. 3 yıldan sonra söz konusu tasarımlar halka mal olacak. Buna ek olarak, tasarımlarda tarifname sunma zorunluluğu yeni kanunla isteğe bağlı hale geldi. Patentte yapılan köklü değişiklikler ve yenilikler ise saymakla bitmiyor. Patent verilemeyen buluşlara yaklaşık 4 yeni fıkra eklenmiş ve patentlenebilirlik kriterlerinin sınırları net bir şekilde çizilmiş. Yeni kanunla incelemesiz patent sistemi kaldırıldı, faydalı modeller için ise araştırma raporu sunma zorunluluğu getirildi. Patent verilme süresi 17-42 aydan 7-27 aya indi.

Araştırma ve inceleme raporları yabancı ofislere gönderilmeden Türk Patent ve Marka Kurumunda daha kısa sürede hazırlanacak, buluşu yapan kişinin ismi artık gizli tutulabilecek. Özellikle dikkat çeken yeniliklerden bir diğeri de kamu, kurum ve kuruluşlarında çalışanlara buluşları için ödenecek bedelin, buluştan elde edilen gelirin üçte birinden az olamayacağı. Buluş konusunun kamu, kurum veya kuruluşunun kendisi tarafından kullanılması halinde ödenecek bedel, bir defaya mahsus olmak üzere, bedelin ödendiği ay için çalışana ödenen net ücretin on katından fazla olmayacak. Daire Başkanlığı henüz yeni oluşturulan coğrafi işaretler konusunda ise yeni bir kavram karşımıza çıkıyor. Mahreç ve menşe ürün kapsamına girmeyen ürünler “Geleneksel Ürün Adı” ile koruma altına alınabilecek. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adlarının birbirinden ayırt edilebilmesi için farklı amblemler kullanılacak. Coğrafi işaretlere ilişkin denetim raporu sunma zorunluluğu ise 10 yıldan 1 yıla indirildi.

Türk Patent ve Marka Kurumunun marka ve patent vekillerinin, başvuru ve hak sahiplerinin bu sürece uyum sağlaması biraz zaman alacak gibi görünse de çokça değişikliği ve yeniliği beraberinde getiren sınai mülkiyet haklarının kanun ile korunması şüphesiz uygulamada daha işlevsel bir hal alacaktır.

Betül YARDIMCI / Marka Vekili

Yenilikler yalnızca marka ile sınırlı değil, aynı zamanda tasarımlar için de büyük değişiklikler var. Tasarım başvurularında tasarımcılar artık isimlerinin gizli tutulmasını talep edebilecek. Tasarımların ilanda kalma süresi 6 aydan 3 aya indi. Ayrıca çalışanların tasarımlarında hak sahibi işverenler olurken, öğretim elemanları, öğrenciler ve/ veya stajyerlerin tasarımlarında hak sahibi Yükseköğretim Kurumu olacak. Çalışanlar, öğrenciler ve stajyerler için ise taraflar bedel konusunda anlaşacak; anlaşma sağlanamazsa bedel, mahkeme tarafından tespit edilecek. Öğretim elemanlarına ise elde edilen gelirin en az yarısı üniversite tarafından verilecek.

7


MADRİD SİSTEMİNİN 125. YILI

SEMPOZYUMLA KUTLANDI Bu yıl Madrid Sistemi’nin 125. yılı “Markalar ve Madrid Uluslararası Marka Sistemi” sempozyumu ile kutlandı. Sempozyumda dünya genelinde çok uluslu şirket, KOBİ ve girişimci desteklerinin sistemin büyümesinde büyük rol aldığı vurgulandı.

Madrid Sistemi, kurulduğu günden bu yana bir milyondan fazla kayıtlı uluslararası markası ve 98 üye ülkesi ile markaların korunması kapsamında çok tercih edilen bir sistem haline geldi. Geçtiğimiz aylarda sistemin 125. yılına girmesi vesilesiyle Çin’in Qingdao şehrinde bu sisteme yönelik eleştirilerin ve değerlendirmelerin yapıldığı uluslararası bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma WIPO, EUIPO, OAPI, INTA gibi pek çok ülkeden ve kurumdan konuşmacılar katıldı. Türkiye’yi temsilen Türk Patent Enstitüsü’nden katılan marka uzmanı, sistemle ilgili Türkiye deneyimini ve sistemin ülkeye sağladığı avantajları aktardı. 8

GÜNDEM

Sempozyumda marka vekilleri ve marka avukatları çeşitli eleştirilerini ve değerlendirmelerini dile getirdi. Madrid Sistemi’nin bir parçası olan Filipinler ile sisteme ileride katılmayı planlayan ülkelerden Kolombiya’dan temsilciler, sempozyumda sistemin işleyişi ile ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulundu. Bununla birlikte WIPO yetkilileri, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Kanada’nın da en yakın zamanda Madrid Protokolü’ne katılımını beklediğini ifade etti.


PATENT VE MARKA VEKİLLERİNE

20. YIL ONUR ÖDÜLÜ Patent ve Marka Vekilleri Derneği (PEM) tarafından bu sene ilk defa düzenlenen onur ödülleri gecesinde, Türk Patent Enstitüsü (TPE) nezdinde Patent ve Marka Vekilliği 20 yıl ve üzeri aktif olarak sürdüren vekillere ödülleri takdim edildi.

1998 yılında, patent ve marka vekilliğinin etkin bir hukuki altyapıya kavuşturulması ve sektörde daha verimli hizmetler sunulması amacıyla kurulan Patent ve Marka Vekilleri Derneği bir ilke daha imza attı. Patent ve Marka vekillerinin onurlandırıldığı gece, Ankara Koru Otel’de, Türk Patent Enstitüsü Kurucu Başkanı ve aynı zamanda Patent ve Marka Vekilleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Yalçıner’in ev sahipliğinde gerçekleşti.

Grup Ofis Marka Patent’in kurucusu Gürşen Sevinç ve Grup Ofis Marka Patent Genel Müdürü Cenk Sevinç, onur ödülüne layık görülen vekiller arasındaydı. Marka ve Patent Vekili Gürşen Sevinç, gecenin sonunda Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Yalçıner ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdoğan Karaahmet’e sektördeki değerli hizmetleri sebebi ile teşekkürlerini iletti.

9


ÜSİMP

PATENT FUARI Türkiye’nin farklı bölgelerinden üniversite-sanayi iş birliği çalışmalarına aktif olarak destek veren ve bu iş birliğinin daha profesyonel seviyede yürütülmesini hedefleyen ÜSİMP (Üniversite Sanayi İş Birliği Merkezi Platformları), 8-9 Kasım tarihlerinde ÜSİMP Patent Fuarı’nı düzenledi.

Üniversite, iş dünyası ve STK temsilcilerini barındıran ve ikinci kez meraklılarıyla buluşan ÜSİMP Patent Fuarı, İstanbul Harbiye Askeri Müzesi’nde gerçekleşti. Sektörün tek marka, patent, tasarım dergisi olan GOssIP Dergi’nin de yer aldığı etkinliğe çok sayıda öğretim görevlisi, Teknoloji Transfer Ofisi ve buluşçu katıldı. Patentlerin ticarileştirilmesi süreçlerinin ele alındığı etkinlikte birçok buluş tanıtıldı ve patentin önemine değinildi. 10

GÜNDEM

Etkinlikte tanıtılan farklı alanlardaki; lazer damar kesme makası lasetüri, kıkırdak dilimleme cihazı, saç dökülmesini önleyen ürün, doğal dil işlemesi, omza entegre serum askısı, ışıkla haberleşen etiket gibi buluşlar oldukça ilgi gördü.


AR-GE’DEN PROJEYE, PROJEDEN ÜRETİME

1. AR-GE, İnovasyon Zirvesi ve Sergisi, Mimar ve Mühendisler Grubu MMG’nin öncülüğünde üniversiteler, teknoparklar ve AR-GE merkezlerinde ortaya çıkan projelerin tanıtılmasına, üniversite-sanayi iş birliğinin gelişmesine ve söz konusu projelerin yatırıma dönüşmesine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen inovatif bir etkinlik.

29 – 30 Kasım tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşen zirveye; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İTO Başkanı İbrahim Çağlar ve daha pek çok yetkili konuşma yaptı ve sonrasında projelerin sergilendiği sergi alanlarını gezerek proje sahipleriyle görüşmeler gerçekleştirdiler.

Türkiye’nin tek marka, patent, tasarım dergisi olarak etkinlikte yer alan GOssIP, proje sahipleri ve ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü. Optik kablosuz haberleşmeden, uzaktan genetik tanı uygulamasına kadar 180 inovatif projenin yer aldığı sergi, iki gün boyunca ziyaretçilerini ağırladı.

11


EN YARATICI ŞENLİK:

BULUŞ ŞENLİĞİ

Buluş Şenliği, JLP-NASA mühendislerinin 1998 yılından beri kendi aralarında düzenledikleri “Invention Challenge” adlı yarışma esas alınarak aynı formatta düzenlenen bir yarışma.

• Ortaöğretim öğrencilerinin ve hobi tutkunlarının, pratik bilim ile daha fazla haşır neşir olmalarına uygun ortam hazırlamak, yaratıcılıklarını ortaya koymalarını sağlamak ve buluş yapma duygu ve heyecanını yaşatmak.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi iş birliği bu yıl 13’üncüsü düzenlenen şenliğin amaçları şöyle; • Buluşların şenlik havasında yarışması sonucunda izlenmesi zevkli bir etkinlik yapılarak, buluş, yaratıcılık ve bilim konularında gençler ve öğrencilerde farkındalık yaratmak.

12

GÜNDEM

• Bilim ve buluş konularına ilgi duyan kişileri bir araya getirerek görüş alışverişinde bulunulabileceği bir atmosfer yaratmak. 13. Buluş Şenliğinin bu seneki teması “Bir damla ziyan etme” konusu ise “plastik bardaktaki suyu ve içindeki balığı 2 metre uzaktaki su tankına en kısa sürede, hiç dökmeden taşımak” idi. Birçok okul ve hobi tutkununun katılım gösterdiği şenlik, hem yarışmacılar hem de takipçiler tarafından bir hayli ilgi gördü.


TÜRKİYE İNOVASYON HAFTASI Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından her yıl düzenlenmekte olan İnovasyon Haftası’nın beşincisi 8-10 Aralık tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Her yıl düzenlenen İnovasyon Haftası etkinliği ile, dünyada ve Türkiye’de fark yaratan uluslararası profesyonelleri, sanayicileri, akademisyenleri ve üniversite öğrencilerini İstanbul’da bir araya getirerek; inovasyon odaklı konferans, sergi ve atölye çalışmaları ile dünya çapında bir etkinlik gerçekleştirmek hedeflenmektedir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılım gösterdiği etkinlikte inovasyonun önemi ve Türkiye’de inovasyon konuları üzerinde duruldu. Başarılı olan firmalara ödülleri takdim edildi.

Etkinlik bu yıl ortalama 60.000 yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırladı. 100’e yakın üniversitenin, birçok Ar-Ge Merkezi ve sanayicinin katıldığı etkinlikte öne çıkan buluşlardan Mars keşif cihazı, merdiven çıkan engelli arabası, telefonla kontrol edilebilen yangın robotu ve elektrikli arabalar etkinliğe damga vurdu.

İnovasyon stratejisi kategorisi birincisi: CMS Jant ve Makina Sanayi

Ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden alan Türkiye İnovalig 2016 şampiyonları şöyle:

İnovasyon organizasyonu ve kültürü kategorisi birincisi: Ford Otomotiv İnovasyon döngüsü kategorisi birincisi: Genomize Bilişim ve Biyoteknoloji A.Ş. İnovasyon kaynakları kategorisi birincisi: Temsa Global Sanayi ve Ticaret A.Ş. İnovasyon sonuçları kategorisi birincisi: VSY Biyoteknoloji ve İlaç Sanayi A.Ş. Ar-Ge liderliği özel ödülü: Arçelik Süreç inovasyonu özel ödülü: Çalık Holding Müşteri odaklı çözümler özel ödülü: Sabancı Holding Girişimcilik özel ödülü: TEB Teknoloji geliştirme özel ödülü: Turkcell Uluslararası başarı özel ödülü: THY

13


BAŞKENTTE

MARKA FESTİVALİ Ankara Ticaret Odası’nın ev sahipliği yaptığı Ankara Marka Festivali 13-15 Aralık tarihleri arasında ATO Congresium’da gerçekleşti.

Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Ankara Marka Festivali’nde “bilim ağacının gölgesinde: geleceğe dönüş” teması işlendi. Marka ile bilimin yolculuğuna, sektörüne damgasını vuran birbirinden değerli konuşmacılar eşlik etti. Festival boyunca söyleşiler, start-up girişimler, eğitim kampları, sergiler, konserler ve sosyal medya fenomenleri katılımcılara renkli anlar yaşattı.

14

GÜNDEM


Ayşegül Aldinç, Ferhat Göçer, Sertab Erener, Gamze Cizreli, Sadettin Saran, Demet Akbağ, Murat Dalkılıç, Abbas Güçlü, Neslihan Yargıcı ve Selami Şahin konuşmalarıyla festivale renk kattılar ve seyircinin yoğun ilgisiyle karşılaştılar. Murat Dalkılıç, “enerjik notalar” adlı konuşmasıyla dinleyicilere asla pes etme mesajı verirken; Cem Davran’ın moderatörlüğünde Demet Akbağ “bir demet muhabbet” adlı sunumuyla dünden bugüne marka yolculuğunu paylaştı. Gençlere ve tüm katılımcılara dikkate değer öğütlerde bulunan Sadettin Saran’ın başarı öyküsü ilgiyle dinlendi. Ankara Marka Festivali “geleceği değiştiren kafalar iz bırakan markalar” sloganıyla başkentte marka rüzgarları estirdi ve binlerce katılımcıyı ağırladı. Üç günlük marka serüveninin etkisi hala sürerken, bir sonraki festival programı şimdiden merak konusu.

15


İCAT ÇIKARDILAR! Time dergisinin her yıl seçtiği en iyi icatlar listesinde 2016 yılında dünyayı daha akıllı ve daha eğlenceli hale getiren icatlar yer alıyor. İşte geçtiğimiz yılın en iyi icatlarından bazıları:

Katlanabilir Drone

DJI MAVIC DRONE

DJI tarafından geliştirilen DJI Mavic Pro katlanabilir olmasıyla dikkat çekiyor. Katlandığında bir ekmeğin boyutundan daha küçük boyutlara kadar küçültülebilen drone, 4K kalitesinde çekim yapabiliyor.

Güçlü ve Sessiz Saç Kurutma Makinesi

DYSON SUPERSONIC

Alışılmış saç kurutma makinelerinin aksine hafif olan, sessiz ve çok daha hızlı çalışabilen saç kurutma makinesi, dakikada 110 bin devir yaparken, barındırdığı sensörler sayesinde oldukça yumuşak bir kurutma deneyimi sağlıyor.

Yeni Nesil Termometre

ARC INSTATEMP Birkaç santimetre uzaklıktan ölçüm yapabilen yeni nesil termometreler, vücut sıcaklığını 2,5 saniye gibi çok kısa bir sürede ölçebiliyor.

16

GÜNDEM

Katlanan Bisiklet Kaskı

MORPHER

Morpher özellikle bisikletli sürücüler için tasarlanmış bir kask. Ölüm ile burun buruna gelen mucidi Jeff Woolf, bisikletiyle yaptığı kaza sonucu Morpher’ı icat ediyor. İç içe geçmiş plastiklerden yapılmış bu bisiklet kaskı, kullanılmadığında neredeyse tamamen düz hale getirilebilecek kadar esnek ve kolay taşınabilir.

Bilişsel Bozukluğu Olanlara Özel Yemek Araç Gereçleri

EATWELL ASSISTIVE TABLEWARE Zihinsel ya da fiziksel rahatsızlıkları olan kişiler için tasarlanmış özel bir yemek takımı. Sıcak renkler kullanılarak tasarlanan takımda amaç, kişinin yemeği tabaktan ayırt edebilmesini sağlamak.


Çatı Şeklinde Tasarlanan Estetik Güneş Paneli

Kendi Kendini Bağlayan Ayakkabı

SOLAR ROOF NIKE HYPERADAPT 1.0

Tesla tarafından geliştirilen ve SolarCity iş birliğinde üretime geçilecek olan Solar Roof (Güneş Çatısı) göze batmayan estetik bir görünüme sahip ve çatının üzerine ekstra panellerin eklenmesini gerektirmiyor.

Nike tarafından üretilen bu modelde, ayakkabının diline yakın bir düğmeye basılarak ayakkabının bileği kavraması ya da çözülmesi mümkün.

Oyun İçin Geliştirilen Protez Kol

IKO Akıllı Havada Diş Fırçası Temassız QUIP Çalışan Ampul Pille çalışan Quip, 30 saniyede bir titreşerek kişinin diş fırçalama pozisyonunu değiştirmesi için uyarıda bulunan akıllı bir diş fırçası.

FLYTE

Elektromanyetizma sayesinde havada temassız durabilen ve dönebilen ampul, Edison’un pragmatistliği ve Tesla’nın hayalperestliğinin bir araya getirilmesiyle yaratılmış bir icat.

Çocuklar için üretilen IKO, standart bir protez kol gibi standart ihtiyacı karşılamasının yanı sıra, el yerine takılabilen oyuncak benzeri eklentiler ile bir oyun aletine dönüşebiliyor.

Her Yöne Dönebilen Lastikler

EAGLE 360

Goodyear tarafından lastik teknolojisine adapte edilmek istenen tekerlekler, araçların birçok yönde hareket edebilmesine imkan sağlıyor. 17


ANTEP’E İKİ TESCİL BİRDEN Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu’na tescili için başvurusu yapılan Antep Beyranı ve Antep Yuvarlaması / Antep Yuvalaması Coğrafi İşaret başvurularının tescil belgeleri TÜRKPATENT’te gerçekleştirilen törenle Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma ŞAHİN’e takdim edildi. Antep Yuvalaması

Antep Beyranı

Törene katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ali Çelik, yaptığı konuşmada, Antep Beyranı ve Antep Yuvarlaması yemeklerine verilen belgelerle birlikte, Türkiye’deki coğrafi işaret sayısının 200’e çıktığını bildirdi. Çelik, son zamanlarda tüketicilerin geleneksel ve yerel ürünlere ilgisinin arttığına dikkati çekerek, “Coğrafi işaret, o ürünün gerçekten de o coğrafyada ve geleneksel prensiplere uygun şekilde üretildiğini teminat altına alıyor.Bu özellikleri nedeniyle bu işarete sahip ürünler, pazarlara daha yüksek fiyatlarla girebiliyor.” diye konuştu.

18

GÜNDEM

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma ŞAHİN de Anadolu’nun bir hazine olduğunu ve bu hazinede hak edilen noktalara gelebilmek için önce yasal altyapının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun çok önemli olduğunun altını çizen Şahin, yasanın yeni dönemde daha güçlü rekabet etme şansı vereceğini belirtti. Sırada Menengiç Kahvesi ve Antep Lahmacunu başvurularının olduğuna değinen ŞAHİN, bu konuda 81 ile örnek olmak istediklerini dile getirdi. turkpatent.gov.tr


BU MARKANIN

TALİBİ ÇOK Amerika Birleşik Devletleri’nin 2016 yılında yapılan başkanlık seçimini kazanan DONALD TRUMP, marka başvuru sahiplerine ilham kaynağı oldu.

TRUMP’ın sansasyonel başkanlığı, farklı sektörler için yapılan TRUMP, DONALD TRUMP marka başvurularını da beraberinde getirdi. GOssIP Dergi’nin yapmış olduğu araştırmalara göre geçtiğimiz aylarda kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler vb. eşyalar için TRUMP marka başvurusu, iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler vb. eşyalar için TRUMP JEANS marka başvurusunun yapıldığı tespit edildi ve benzer marka başvurularının yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayıp Kanada, Japonya,

Meksika ve Benelüks gibi pek çok ülkede de yapıldığı ortaya çıktı. Emlak sektöründe faaliyet gösteren Mustafa Akyürek, gayrimenkul faaliyetleri kapsamında DONALD TRUMP markasının tescil edilmesi için başvuruda bulundu. Ancak bu başvurunun seçimlerden önce yapılmış olması oldukça dikkat çekiciydi. Yaptığı açıklamalarla dünya gündeminden inmeyen ve sansasyonlar yaratan Trump, sınai mülkiyet alanında da fenomen oldu.

19


Bİ‘KUTU DOSTLUK Hayvanların yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla tabaklarda kalan yiyeceklerin çöpe atılmak yerine sokak hayvanlarının beslenmesi için Bi’Kutu Dostluk adlı proje hayata geçirildi. Her gün yediğimiz yemeğin tamamını bitirdiğimiz söylenemez. Özellikle ev dışı yemek tüketimlerimizde bitiremediğimiz pek çok yemek maalesef çöpe gidiyor. Bi’Kutu Dostluk adlı proje kapsamında, özel kesim yerleri sayesinde müşterilerin tabaklarındaki artan yemekleri paketleyebilecekleri birer kutuya dönüşen Amerikan servisler kullanıcılar ile buluşturuluyor. Artık tabağınızda bitiremediğiniz yemekleri bir faydalı model ürünü olan Amerikan servisi ile katlayıp sokak hayvanlarına ulaştırabilirsiniz. Proje sahibi Dimi Reklam bu güzel, anlamlı ve faydalı model ile arta kalan yemeklerin özellikle soğuk kış günlerinde hayvanlara ulaştırılmasını kolaylaştırıyor.

KÜÇÜK DOSTLARIMIZ

ARTIK DAHA HİJYENİK Yaprak ve Yağmur Sürmeli adlı ikiz kardeşler evcil hayvanları Peggy için bir buluş yaptılar ve tüm evcil hayvan sahiplerine temizlikte kolaylık sağladılar. Peggymatic, evde beslenen kedi ve köpeklerin dışarıda dolaşmalarının ardından, eve girerken pati temizliklerini ve tuvalet ihtiyaçlarını giderdikten sonraki temizliğini fırçalayarak yapan dünyadaki ilk ve tek cihaz oldu. İkizler, cihaz tasarımını ticarileştirip, tüm kedi ve köpeklerin kullanımına sunmayı amaçlayarak Türk Patent Enstitüsü’ne marka müracaatını gerçekleştirdikten sonra Peggymatic buluşu için patent tescili alan hayvansever mucitler, aynı zamanda dış görünüşü için de tasarım tescili aldılar. Dünya ülkelerinde patent başvurusu yapabilmek için PCT başvurusunda bulundular. Ülke bazında başvurularını da gerçekleştiren ikizler, 25 Avrupa ülkesinde patent işlemini tamamladılar. 20

GÜNDEM

Bu arada Peggy, Peggymatic’i henüz kullanamadan geçirdiği bir operasyon sonucu hayata veda etti. Ancak Peggymatic onun anısına tüm küçük dostlarımızın kullanımına sunuldu.


ADIDAS BARÇA’YA KARŞI… Alman spor giyim şirketi Adidas, İspanyol profesyonel futbol kulübü FC Barcelona tarafından gerçekleştirilen bir marka başvurusuna itiraz etti. FC Barcelona, 2015 yılı Mayıs ayında ABD Patent Ofisi’ne kırmızı ve mavi renklerde 7 dikey şerit içeren bir logo ile 16, 25 ve 28. sınıflarda marka başvurusunda bulundu. Mayıs 2016’da ilan edilen markaya Adidas itiraz dosyaladı. Adidas söz konusu itirazında, FC Barcelona’nın başvurusuna benzer olduğunu belirttiği üç şeritli markalarının 1952 yılından bu yana ayakkabılar üzerinde kullanıldığını ve 1992 yılından beri spor ayakkabılar, sandaletler ve spor giyim için markalarının tescilli olduğunu savundu. Ayrıca; bu markalarının Katy Perry, Selena Gomez ve Kanye West gibi ünlü isimlerin sponsorluğunda da kullanıldığını ekledi. Sonucu merakla beklenen itirazın taraflarından Adidas sessizliğini korurken, FC Barcelona’nın avukatı ise bu durum karşısında şaşkın olduklarını ancak konuyu çözüme kavuşturacaklarını belirtti.

RUBİK KÜP

AB’DEKİ MARKA SAVAŞINI KAYBETTİ Bir çeşit üç boyutlu ve çok renkli yap-boz olan Rubik Küp, Avrupa Adalet Divanı’nın bu şeklin marka olarak tescil edilmeye yeterli olmadığı kararı üzerine marka mücadelesini kaybetmiş oldu. 1974 yılında Macar Erno Rubik tarafından icat edilen ve dünya çapında 400 milyondan fazla satılan bu oyuncak için Seven Towers adlı şirket 1996 yılında EUIPO nezdinde 3 boyutlu marka müracaatı yapmıştı. Ancak Alman oyuncak firması Simba Toys, küpün dönme kabiliyetinin markayla değil patentle korunması gerektiği iddiasıyla söz konusu marka korumasına itiraz etti.

EUIPO ve AB Mahkemesi’nin davayı reddetmesinin ardından davacı firma davayı Lüksemburg merkezli Avrupa Birliği Adalet Divanı’na taşıdı. Kararları temyiz edilemez olan Avrupa Birliği Adalet Divanı, Simba Toys firmasının argümanlarını haklı buldu. Bu durumda EUIPO, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın kararına dayanarak markaya ilişkin kararı yeniden düzenlemek durumunda kalacak gibi görünüyor. 21


GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN

GİRİŞİMCİYE DESTEK 2007 yılından beri girişimcilere Kuluçka Merkezi’nde önemli destekler sağlayan Gazi Teknopark, 2013 yılında TÜBİTAK desteğiyle başlattığı Gazi TTO Projesi ile girişimcilik konusundaki destek ve hizmetlerini artırdı.

4 yıldır Halkbank sponsorluğu ile düzenlediği yarışmalar ve girişimcilik eğitimleri ile birçok teknolojik girişimciliğin start almasına katkı sağladı. Ocak 2017 itibariyle de yine TÜBİTAK desteği ile Gazi BİGG-ANAHTAR Programı’nı başlattı.

Program kapsamında Gazi Teknopark, Türkiye’nin her yerinden başvuran girişimci adaylarının iş fikri başvurularını toplayarak değerlendirecek, uygun bulduğu iş fikirlerini ön kuluçka merkezine alarak girişimcilik eğitimleri verecek, mentorler eşliğinde nitelikli iş planı hazırlama hususunda girişimcilere destek olacaktır. İş fikirlerini bu hizmetlerden faydalanarak geliştiren girişimci adayları iş planlarıyla birlikte TÜBİTAK’a 2. aşama başvurusu gerçekleştirebilecekler.

22

GÜNDEM

TÜBİTAK, 2. aşama değerlendirmesini geçen iş planı sahiplerine kendi şirketlerini kurmaları ve iş fikirlerinin prototipini geliştirmeleri için 150.000 TL’ye kadar finansman desteği sağlayacak. Başvuru ve detayları için bigg.gazianahtar.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz.


DEV PROJELER

İSTANBUL’DA BULUŞUYOR Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı ISIF’17 2-4 Mart tarihlerinde Wow Convention Center’da katılımcı ve ziyaretçileriyle buluşacak.

2016 yılında ilk kez düzenlenmesine rağmen yüksek katılım gören, yurt içi ve yurt dışından birçok buluş sahibi, akademisyen, katılımcıya ev sahipliği yapan İstanbul Uluslararası Buluş Fuarı yenilenen teması ve dopdolu içeriğiyle kapılarını araladı. Türk Patent Enstitüsü ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, Buluşçular Birliği Federasyonu (IFIA)’na bağlı olarak Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) çalıştay desteğiyle gerçekleşiyor. Fikirlerin değerlenmesi, buluşların patentlenmesi ve tüm bunların sonucunda patentlerin ticarileştirilmesi ve lisanslanması konularını esas alan etkinlik yalnızca fuar olmakla kalmayıp içerisinde birçok workshop, panel, konferans ve sertifika programı barındırıyor.

ISIF’17 Teması Hezarfen ve Galata Kulesi ISIF’16’da Boğaziçi Köprüsü olan tema, ISIF’17’de Galata Kulesi ve Hezarfen. Özellikle yurt dışından gelecek olan katılımcılar da düşünülerek seçilen temaların buluşa çağrışım yapması ve tanınır olmasına dikkat ediliyor.

23


Yukarıdaki maddenin atıfta bulunduğu 7(1)(ç) bendi ise takip eden hükmü içermektedir: “(1) Aşağıda belirtilen işaretler marka olarak tescil edilemez. ç) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.”

Önder Erol Ünsal

UZMAN KONUK

Türk Patent ve Marka Kurumu Sinai Mülkiyet Uzmanı

24

“Sınai Mülkiyet Kanunu” ile Marka Alanında Getirilen Bir Yenilik

MUVAFAKATNAME İSTİSNASI Uzun yıllardır kanunlaşması beklenen “Sınai Mülkiyet Kanunu”, 10/01/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Önceki marka mevzuatını oluşturan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmü’nde Kararname’nin 7/1-(b) bendine karşılık gelen, yeni mevzuatın 5(1)(ç) bendi, kamu otoritesinin (önceden Türk Patent Enstitüsü, yeni mevzuata göre Türk Patent ve Marka Kurumu) önceden tescilli veya başvurusu yapılmış markalarla aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve aynı veya aynı tür malları veya hizmetleri içeren sonraki tarihli başvuruları re’sen (herhangi bir itiraza ihtiyaç duymaksızın) reddedebileceğini düzenlemektedir. Yeni mevzuat kapsamında aynı ret gerekçesi korunmuş, ancak önceki mevzuatta bu hükmün herhangi bir istisnası bulunmadığı halde, yeni mevzuatta yukarıda yer verdiğimiz muvafakatname sunulması hali hükmün istisnası olarak sayılmıştır.

Ülkemizde marka, patent, tasarım ve coğrafi işaretler alanında yeni bir dönemi başlatacak “Sınai Mülkiyet Kanunu”, anılan alanlarda birçok yeni düzenleme içermektedir. Bu yazı kapsamında ele alınacak yenilik, marka tescilinde muvafakat belgesi sunulması halinde uygulanacak ret istisnasıdır.

Muvafakatname istisnasının sonucu, önceden tescilli markanın sahibinin noter onaylı izin belgesini sunması halinde, aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer markaların aynı mallar veya hizmetleri kapsamaları halinde dahi kurum sicilinde tescil edilebilecekleridir. Buna göre yeni mevzuata göre, aynı marka aynı mal veya hizmet söz konusu olsa bile, muvafakat belgesinin sunulması durumunda iki farklı sahip adına tescil edilebilecektir.

Sınai Mülkiyet Kanunu madde 5(3) kapsamında takip edilen hüküm getirilmiştir: “(3) Bir marka başvurusu, önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Enstitüye sunulması halinde birinci fıkranın (ç) bendine göre reddedilemez. Muvafakatnameye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”

Düzenlemenin gerekçesine bakıldığında “… Söz konusu hükümle birbirleriyle ekonomik veya diğer yönlerden bağlı olanlar başta olmak üzere, başvuru sahiplerinin piyasada birlikte var olma yönünde ortaya koydukları iradenin korunması amaçlanmıştır.” ifadesiyle karşılaşılmaktadır. Buna göre kanun koyucu, marka sahiplerinin piyasada aynı markayla aynı mallar veya hizmetler için birlikte var olmayı kabul ettikleri ve buna ilişkin yazılı beyanlarını sundukları durumlarda, tarafların iradelerini esas almayı yerinde bulmaktadır ve


tarafların birbirlerinden rahatsız olmamaları halinde kamu adına re’sen hareket ederek tescil taleplerini reddetmenin haklı olmadığını düşünmektedir.

Bununla birlikte, belki taraflar yapacakları ek bir sözleşme ile Türkiye’nin farklı bölgelerinde markaların ne şekilde kullanılabileceğini kendi aralarında düzenleyebilirler.

Gerekçede “birbirleriyle ekonomik veya diğer yönlerden bağlı olanlar başta olmak üzere” ifadesi kullanılmış olsa da, kanaatimizce istisna birbirleriyle bağlı olan firmalardan çok, aralarında herhangi bir bağlantı bulunmayan, ancak piyasada aynı veya aynı tür mallar veya hizmetler için aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer markalarla birlikte var olmayı kabul eden firmalarca kullanılacaktır. Bu düzenleme, özellikle başka bir firmanın markasıyla aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bir markayla ticaret yapan, buna karşın diğer firmayla arasında herhangi bir sorun bulunmayan ve onunla piyasada barış içinde birlikte var olan, ancak sonraki tarihli marka tescil başvurusu reddedileceği için diğer firmanın tescilli marka tehdidini her an üzerinde hisseden firmalar tarafından sıklıkla kullanılacaktır.

Kanaatimizce muvafakatnamede en çok dikkat edilmesi gereken husus, tesciline muvafakat edilecek malların ve hizmetlerin kapsamı olmalıdır. Türkiye’de markalar genellikle birden fazla malı veya hizmetli içeren kapsayıcı ifadelerle (örneğin: ayak giysileri) tescil edilmektedir. “Sınıf 25: Ayak giysileri” tabirini esas alarak bir örnek durum geliştirecek olursak: ilk olarak anılan sınıftaki ayak giysileri tabirinin kapsamına sadece ayakkabıların değil, mesela terliklerin de girdiğini söyleyebiliriz. Önceki markanın sahibi olan kişi, markasını “ayak giysileri” tabiri için tescil ettirmiş olsa da, uzmanlaşma alanı örneğin spor ayakkabıları olabilir ve de bu kişi, bir diğer kişinin aynı markayla “topuklu kadın çizmeleri” üretip pazarlamasından herhangi bir rahatsızlık duymamakta olabilir. Bu durumda, tescilli markanın sahibi kişinin sonraki markanın tesciline yönelik muvafakatini, tüm “ayak giysileri” için vermektense “topuklu kadın çizmeleri” veya kendi faaliyet alanıyla ileride çatışmayacak ürünler için vermesi daha yerinde olacaktır. Böyle bir durumda, sonraki başvurunun kapsamını “topuklu kadın çizmeleri” ile sınırlayacak bir anlaşma taraflar arasında yapılabilir, dolayısıyla sonraki başvuru sadece bu mallar için yapılır ve muvafakat mektubu da sadece bu malların tescili için verilebilir. Mal ve hizmet paylaşımına ilişkin öncelikli bir mutabakat yapılmadan, sınırsız olarak verilecek tescil muvafakatnamelerinin taraflar arasında ileride soruna dönüşmesi olasıdır, dolayısıyla öngörülebilir sorunların başlangıçta giderilmesi yerinde olacaktır.

Yeni hükmün usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceği ifade edildiğinden ve yönetmelik bu yazının hazırlandığı tarihte henüz çıkmamış olduğundan, hük mün uygulama şartlarının henüz bilmemekteyiz, ancak hükmün kendisi “tescile açıkça muvafakat edildiğini gösteren noter onaylı bir belge” şartını getirmektedir. Dolayısıyla, öncelikli olarak kuruma noter onaylı bir belge sunulması ve bu belgede tescile izin verildiğinin açıkça belirtilmiş olması gerektiğini anlamaktayız. Marka tescili yenilemelerin yapılması durumunda teorik olarak sonsuza dek sürebilecek bir hak olduğundan, tescile muvafakatın süre sınırıyla verilmesi kanaatimizce oldukça düşük bir ihtimaldir. Yani, tescile muvafakat eden tarafın, yeni başvuru bizim markamız varken tescil edilebilir, ancak bu tescil yenilenmeyecektir veya 3 yıl sonra tescilden feragat edilmelidir şeklinde şartlara sözleşmede yer vermesi kanaatimizce pek de beklenebilir bir durum değildir. Aynı şekilde, Türkiye’de tescil tüm ülkede geçerli olacak şekilde gerçekleştiğinden ve belirli bir bölgeye ilişkin sınırlama içeremeyeceğinden, muvafakatnamenin belirli bir yerde kullanım sınırı içerecek şekilde düzenlenmesinin de mümkün olamayacağı görüşündeyiz.

Türk marka sistemi açısından çok olumlu bir yenilik olarak değerlendirdiğimiz muvafakatname üzerine tescil müessesinin uygulama alanı yönetmeliğin yayımlanmasıyla netleşecektir. Bununla birlikte kanaatimizce, şekli şartlardan daha önemli olan, tarafların öncelikli olarak kendi aralarındaki izin şartlarını netleştirmeleri, bunları kendi aralarında yapacakları sözleşmeyle resmiyete dökmeleri ve özellikle de tesciline izin verilecek mal ve hizmetlerin kapsamı üzerinde anlaştıktan sonra kuruma bu yöndeki izin belgesini sunmalarıdır. 25


M A R K A H İ K AY E L E R İ 26

Mustafa Vasfi Diren Kurucumuz Mustafa Vasfi Diren’in Ziraat Mektebi defterine, mezun olduğu gün not düştüğü “Bugün derslere son verdik, hayırlısıyla şu imtihanları da atlatırsak memleketimize hayırlı bir eleman olarak hayata atılmış olacağız.” sözleriyle başladı hikayemiz. Zorluk ve yokluk içinde geçen 50’li yıllarda sağlıklı nesillerin yetişmesi için beslenmenin önemini bilen ve vatansever bir ziraatçı olan kurucumuz, katma değerli ürünlerle bereketli topraklarımızın değerleneceğini ve Türkiye’nin tarıma dayalı sanayiyi geliştirerek kalkınacağını biliyordu. Memleketin meyvesi bol ve çeşitliydi ama birbirinden lezzetli, sofralık meyveler değerlendirilemiyor ve çiftçinin tüm çabası heba oluyordu.

M. Vasfi Diren’in düşünce dünyasını memleket, toprak ve insan şekillendiriyordu. “Çiftçi meyve üretmezse ya da herkes aynı ürünü ekip biçerse ne kendisine faydası olur ne de başkasına. Çiftçinin ürününü değerlendirecek bir yol bulmak lazım; ancak katma değerli ürünlerle bereketli topraklarımız değerlenebilir.” diyordu ve 50’li yıllarda eyleme geçerek DİMES’in ilk tohumlarını Anadolu’nun tam kalbinde Tokat’ta kendi evinin bahçesinde attı. Kurucumuz artık halkı için üretecek ve her zaman en iyisini üretecekti.


1963 yılında DİMES markası ile Türkiye’nin ilk yerli meyve suyu markasını üretti ve “Soframıza koymayacağımız meyveyi işleyemeyiz, çocuğumuza içirmeyeceğimiz meyve suyunu üretemeyiz.” dedi, bugünlerimize ışık tuttu. Bugün köklerimizden gelen bu kalite anlayışımızla tohumdan, evlerinize giren DİMES ürünlerine kadar tüm süreçleri kendimiz yönetiyor, DİMES lezzetinden nesillerdir emin oluyoruz. DİMES’lik meyve seçiminden, meyvelerimizin kendi araçlarımızla 24 saat içinde fabrikalarımıza taşınmasına, üretimde geleneksel saklama yöntemlerinden ilham alınarak koruyucu katkı kullanılmamasına kadar tüm seçimleri büyük bir sorumlulukla yapıyoruz çünkü bizler meyvenin o minik mucizesine yıllardır tanıklık ediyor ve bir küçük seçimin bile anlamını, fark yaratacağını biliyoruz. Bu yüzden DİMES dört mevsim tüketicilerine kaliteli, sağlıklı ve doğal ürünler sunmak dışında ayrıca onlara hayatlarındaki küçük anların ve seçimlerinin önemini hatırlatmak için var oluyor, tüketicilerine tüm iletişimlerinde HAYATA BAŞKA BAK diyerek bu felsefesini anlatıyor.

M. Vasfi Diren tarafından 1958 yılında sıfır sermayeyle memleket, toprak ve insan sevgisiyle kurulan DİMES’in hikayesi “Doğaya ve İnsana Saygı” olarak başladı ve bugün hala özüne sıkı sıkıya bağlı şekilde büyüyüp gelişiyor. Türkiye’nin en büyük meyve suyu üreticisi olmanın, evlerde en fazla içilen* ve 100’den fazla ülkeye ihracat yapan meyve suyu olmanın gururu ve sorumluluğu, meyvenin o yalın haline tutkumuz ile her gün yorulmadan çalışıyoruz. İnsana ve doğaya her zaman başka bakıyoruz; çiftçilerimiz, iş ortaklarımız ve tüketicilerimizle sürdürülebilir bir değer zinciri yarattığımızı biliyoruz ve gelecek nesiller için yatırımlarımıza devam ediyoruz. *Ipsos 2013-2014-2015 hanelerdeki nektar ve % 100 meyve suyu miktarı

27


EN FİT MARKA

ÖZEL RÖPORTAJ

ECE VAHAPOĞLU

28

8 Mart 1978’de İstanbul’da doğan Ece Vahapoğlu, İşletme okuduğu The American University of Rome’u 2000 yılında birincilikle bitirdi. Fransa IEHEI’de AB ve Uluslararası İlişkiler yüksek lisansı yaptı. 2001 yılında JC Derneği tarafından “Türkiye’nin En Başarılı Genci” seçildi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ‘Uluslararası Yükselen Yıldızlar Liderlik Programı’na katıldı. 2016 yılında Türkiye’de “Yılın Kadın İkonu” ödülünü aldı. Çok satanlar listelerinde yer alan yedi kişisel gelişim kitabı ve bir romanı var. Sağlıklı yaşam ve spor üzerine dört kitabı var. İlk kitabı 23 yaşındayken yayınlandı. ÖTEKİ adlı romanı beş dile çevrildi. Çeşitli TV kanallarında (NTV, CNBC-e, SkyTürk, CINE5, ATV) programlar hazırlayıp sundu. Milliyet, Sabah, Akşam, Takvim gazetelerinde köşe yazarlığı ve röportajlar yaptı. FitNews Gazetesi, blog. ecevahapoglu.com, patronlardunyasi.com, halklailiskiler.com sitelerinde ve CEO Life Dergisi’nde yazıyor. Spor, eğitim, sağlık ve kültür alanında sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyor. Spor etkinlikleri yapıyor. İstanbul Aydın Üniversitesi’nde “Radyo ve TV Sunuculuğu” dersi verdi. Gönüllü olarak Göbekli Tepe Tanıtım Projesi’nin koordinatörlüğünü üstlendi. Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan sertifikalı Wellness Eğitmeni olarak Herkes İçin Spor Federasyonu Proje Başkan Vekili görevini yürütüyor. Sağlıklı yaşam, spor ve beslenme seminerleri veriyor. Ulusal ve uluslararası pek çok etkinlikte Türkçe, İngilizce, Fransızca ve İtalyanca moderatörlük ve sunuculuk yapan Ece Vahapoğlu GOssIP’in konuğu…


Pek çok alanda farklı işlerle uğraşıyorsunuz. Bir gününüzü nasıl organize ediyorsunuz? Erken yatıp erken kalkarım. Saat 23.00’te vücut hücreleri kendini yenilemeye başlar. Ben de gece yarısını bulmadan uyurum. Sabahları bir bardak su içerek ve dua ederek kalkarım. Sporu genelde sabah yaparım. Ya açık havada koşarım ya da salona veya özel derse gidip fitness, yoga ve pilatesten birini yaparım. Yoğun tempoma rağmen haftada 6 gün spor yapıyorum. Gün boyu toplantılarım, yeni projelerin geliştirilmesi ve katılmam gereken davetler oluyor. Sunuculuk işim varsa onun provası ve sahnesi ile ilgileniyorum.

Çalışmıyorsam akşamları sevgilimle sakin vakit geçiriyorum. Sık sık seyahatlerim de oluyor. Çok programlı yaşarım; yoğun ajandamdaki sırrım zamanı iyi yönetmek. Sizi marka yapan hangi Ece oldu? Sunucu? Sporcu? Yazar? Son yıllardaki sporcu kimliğim beni daha geniş kitlelere ulaştırdı ve tanınma katsayımı artırdı. Sporda ve sağlıklı yaşamda bir marka olduğum söyleniyor. Ben de spordaki etkimi net görüyorum. Spor kariyerimden önce etkinliklerdeki sunuculuk yönümle de sektörde üst sırada bir marka olarak çok önemli organizasyonlarda görev aldım; sunuculuk işlerim de hala devam ediyor.

Aynı zamanda Wellness Eğitmenliği de yapıyorsunuz. Nedir Wellness Eğitmenliği? Herkes İçin Spor Federasyonundan eğitim ve sınavlarla alınmış resmi belgemle 2. kademe Wellness Eğitmeni oldum. 1. kademeyi zaten yıllar önce almıştım. Wellness; bedensel, zihinsel, ruhsal ve çevresel faktörlerle sağlıkta bütün halde zinde olmaktır. Ben eğitmen olarak topluma spor alışkanlığı kazandırmak için projeler üretiyorum. Spor etkinliklerinde halka spor yaptırıyorum. Sağlıklı beslenme bilgileri veriyorum. 21 günlük zayıflama kampım da var.

29


Sağlık, kişisel gelişim ve daha birçok alanda pek çok kitabınız var, yenileri geliyor mu? Yeni kitap yerine yeni spor markam geliyor: Fit21 Öncelikle spor taytları ve atletlerinden oluşan bir koleksiyon çıkacak. Wellness alanındaki etkili ismimi dijital platformlarda da güçlendireceğiz. İlerleyen yıllarda da tabii yeni kitaplar yazacağım.

Fit21 marka fikri nasıl ortaya çıktı? Neden 21? 21 gün bir alışkanlık kazanmak için gereken tekrar sayısı; benim de son kitaplarım, seminerlerim yayımlandı. 21 günlük sağlıklı zayıflama kampımda katılımcıların beslenme alışkanlıklarını dönüştürmelerine destek oluyorum; onlara spor alışkanlığı kazandırıyorum. Kampıma Fit21 adını vermek üzereyken yeni spor markama da isim düşünüyorduk. Yeni çıkacak spor koleksiyonumun markası da Fit 21. Bana çok uyan bir sözcük ve rakamın birleşimi.

30

ÖZEL RÖPORTAJ


Sizce bir markanın olmazsa olmazları neler? Marka olduğunuz alanda bilirkişi yani uzman olmanız, gerçekten öyle yaşamanız, size güven duyulması, istikrarlı ilerleyişiniz, kendinizi sürekli geliştirmeniz ve bilgilerinizi güzel bir iletişimle aktarmanız. Uluslararası markalar özellikle fitness yüzü olarak neden Ece Vahapoğlu’nu tercih ediyor? Çünkü gerçeğim. Yıllardır haftada 6 gün spor yapıyorum. Hep sağlıklı yaşadım. Profesyonel sporcu veya fiziğiyle ön planda olan bir model değilim. Sunucu ve yazar kimliği olan bir kadının kendi bedenine iyi bakmasıyla ortaya çıkan sonuçların fark edilmesi, yaşadığım tecrübelerin merak edilmesi, basında ve sosyal medyada etkili olmam, verdiğim mesajların arkasında durmam, çalıştığım markaların hissederek elçisi olmam, projeleri inanarak yapmam ulusal ve uluslararası büyük markaları etkiliyor. Güçlü markalar yıllardır yatırım yapmışlar, tabii ki doğru isimlerle çalışmak isterler.

Röportaj: Betül YARDIMCI

Bence Türkiye’deki en değerli markalar: Türk Hava Yolları ve Arçelik… Başka markaların da giderek daha çok kurumsallaştığını ve pazarlama dünyasına adapte olduğunu görüyorum. En çok kullandığım markalar: Elektronikte Samsung, Apple, Panasonic; giyimde ve aksesuarda Beymen, Network, Lacoste, Nike, Uniqlo, Skechers, Samsonite, Balenciaga, Jimmy Choo, Cartier. Bence yüzyılın icadı: İnternet. 31


Kanunla birlikte gelen yeni uygulamalara bakacak olursak, marka, tasarım, coğrafi işaret, faydalı model ve patent alanlarının her birinde çok sayıda değişiklik söz konusu.

Cenk Sevinç

UZMAN GÖRÜŞ

Marka ve Patent Vekili Grup Ofis Marka Patent

32

SINAİ MÜLKİYETE YENİ SOLUK Nihayet sınai mülkiyetle ilişkisi olan tüm sektörlerin heyecanla beklediği Sınai Mülkiyet Kanunu 10 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanunun sektöre yeni bir soluk ve işlevsellik getirmesi en büyük beklentimiz. Yönetmeliklerin nihai haline gelmesiyle uygulama çerçevesi de çizilecek olan Kanun çok sayıda yeniliği de beraberinde getirdi. Özellikle marka, tasarım ve coğrafi işaret alanlarında AB mevzuatına uyumu da öne çıkaran değişiklikler mevcut. Değişiklikler ve yenilikler oldukça heyecan verici ancak Kanun hükümlerinin 10 Ocak tarihinden sonra yapılan başvurular için geçerli olacak olması bir süre prensipte ve uygulamada ikili bir sistemi de getirecek gibi görünüyor. Ümidimiz bu ikili sistemin çok karışıklık yaratmadan yumuşak bir geçişle kısa sürede yerini tamamıyla yeni sisteme bırakabilmesi yönünde.

Marka alanındaki en önemli gelişmelerden biri muvafakatname sisteminin getirilmesi oldu. Bu sayede noter onaylı bir rıza mektubu ya da birlikte var olma anlaşmasıyla, yeni marka müracaatı sahipleri başvuru ya da itiraz aşamalarında benzer marka sahipleriyle anlaşmaya vararak bu kolaylıktan yararlanabilecek. Bununla birlikte marka ilana itiraz süresi 3 aydan 2 aya indirildi. Ancak yukarıda bahsedilen 10 Ocak onrası ve öncesi yapılan başvurularla ilgili işletilecek olan ikili sistem bir süre 2 ve 3 aylık farklı bültenlerin çıkarılmasını gerekli kılacak gibi görünüyor. Bu 2 aylık itiraz sürecine, AB marka sürecinden aşina olduğumuz, itiraz edenin kullanımının sorgulanabilmesinin önünü açan bir yenilik getirildi. Buna göre, markaya itiraza ilişkin karşı görüşün sunulması gereken süre içinde, itiraz edilen başvuru sahibinin talebiyle Kurum, itiraz sahibinin itiraza konu markayı başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık sürede Türkiye’de ciddi biçimde kullanıp kullanmadığını sorgulayabilecek. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddedecek. Ayrıca 7 yıl sonra Kurum idari iptal hakkına da sahip olarak söz konusu markanın söz konusu mal ve hizmetlerini re’sen iptal hakkına da sahip olacak; bu 7 yıllık süre içinde ise markanın kullanmamaya dayalı iptali için mahkeme nezdinde dava açılması gerekliliği varlığını koruyacak.


Marka alanında ayrıca itirazın taraflarına uzlaşma hakkı da tanındı. Böylece Kurum, gerekli görmesi halinde yayıma itirazlar ile kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi sırasında tarafları uzlaşmaya davet edebilecek ve uzlaşma süreci boyunca hak düşürücü süreler duracak. Tasarım alanında da bir dizi yenilik bizi bekliyor. Örneğin, bu sistemin nasıl olacağı net olmamakla birlikte, yalnızca özgün tasarımların tescil yoluyla koruma altına alınması amacıyla, tasarımlarda yenilik araştırması yapılacak ve yeni olmadığı anlaşılan tasarımların başvuruları Kurum tarafından re’sen reddedilecek. Bununla birlikte, re’sen ret kararlarına müracaat sahibi tarafından itiraz da edilebilecek. Ayrıca aynen markalarda olduğu gibi tasarımlarda da ilana itiraz süresi kısaltılarak 6 ay yerine 3 ay olacak. Yine AB mevzuatından alışık olduğumuz üzere tescilsiz tasarım koruması artık Türkiye’de de mümkün. Modası hızla değişen, kısa ömürlü tekstil, giyim ve ambalaj gibi sektörlerde ürünün piyasaya sunulduğu tarihten itibaren üç yılla sınırlı olmak üzere tescilsiz korumadan yararlanılabilecek. Bunlara ek olarak artık çoklu tasarım başvuruları yalnızca aynı alt sınıfta olan ürünler için değil, aynı sınıfta olan ürünler için de yapılabilecek. Bu şekilde kapsamı genişletilen tasarım başvurularında artık tarifname sunulması zorunluluğu da ortadan kalkacak.

Coğrafi işaretlerde ise denetim sistemi daha etkin bir hale getirildi. Denetim raporu sunma zorunluluğuna ilişkin süreler 10 yıldan 1 yıla indirildi. Ayrıca denetim raporunun sunulmasına ilişkin yaptırımlar da yeniden düzenlenecek. Başvuru süresi ise 6 aydan 3 aya indirildi. Başvuruların Resmi Gazete’de, yüksek tirajlı gazetede ve yerel gazetede yayınlanması zorunluluğu kaldırılıp başvurular Kurum bülteninde yayınlanacak. Böylece maliyet ve süre azalacak. Ayrıca geleneksel ürün adları da koruma altına alınacak. Patent ve faydalı model alanlarında da çok sayıda değişiklik göze çarpıyor. Patent verilme süresi neredeyse yarıya inerken, inceleme raporları da yabancı ofislere gönderilmeksizin Kurum’da kısa sürede hazırlanabilecek. Tüm bunlara ek olarak, patentte tescil sonrası Kurum nezdinde itiraz etme hakkı getirilerek mahkeme nezdinde açılan hükümsüzlük davalarının sayısı azalacak ve nitelikli patent sayısı artacak. İncelemesiz patent sistemi de kaldırılarak yeni olmayan buluşlara patent verilmesinin önüne geçilecek. Faydalı modeller için ise araştırma zorunluluğu getirilecek. AB mevzuatıyla uyumlu bir dizi yenilik getiren Kanun, Türkiye’de sınai mülkiyet alanında yeni yılla birlikte yeni uygulamaların ve oluşumların habercisi olacak gibi görünüyor. Pratiğin ilerleyen günlerde daha da netleşmesi beklenirken, Kanun’un ilgili tüm sektörlere yeni bir etkinlik ve güç katması ümidiyle…

33


Ö Z E L D O SYA

GELENEKSEL MARKETLERİN

34

SONU MU?

Dünyanın en çok kullanılan alışveriş sitelerinden biri olan Amazon.com, sanal olmayan (!) ilk mağazasını geçtiğimiz günlerde ABD’nin Seattle eyaletinde test etmeye başladı. “Amazon Go” ismi verilen bu mağazada çalışan ve kasiyer bulunmuyor. Kullanıcılar mağazaya girerken akıllı cihazlarından Amazon Go uygulamasını açıp mağazaya giriş yapıyor. Mağazadan alınan ürünler uygulamadaki sepete ekleniyor ve çıkarken de bu ürünlerin bedelleri sisteme tanımlı kredi kartlarından tahsil ediliyor.

Gelişmiş bir teknolojiye sahip Amazon Go, kullanıcının hangi raftan hangi ürünü aldığını belirleyen sensörlerle donatılmış durumda. Hatta bu sensörler, kullanıcının ürünü almaktan vazgeçip ürünü rafa geri koymasını algılıyor ve uygulama sepetinde bulunan ürünü sepetten otomatik olarak çıkarıyor. Amazon bu teknoloji sayesinde kullanıcıya hızlı, teknolojik ve sıra dışı bir alışveriş deneyimi yaşatacak gibi görünüyor. “Just Walk Out” (Sadece Dışarı Çık) sloganıyla yola çıkan Amazon, Amazon Go’nun teknolojisiyle ilgili olarak ABD Patent Ofisi’ne US2015012396 numarasıyla ve “Transitioning items from a materials handling facility” (Materyallerin elle tutulması ile işleyen bir tesisle eşyaların/


ürünlerin geçirilmesi) başlığıyla patent müracaatında bulundu. Bu patent başvurusu, Amazon Go’nun çalışma sistemi hakkında ilginç bilgileri de ortaya çıkardı. Başvuruda, mağazanın çeşitli bölgelerinde bulunan derinlik sensörleri ve kameraların varlığından bahsediliyor. Bu derinlik sensörleri ve kameralar kullanıcının mağazadaki konumunu belirliyor ve kullanıcının hangi ürünü aldığını veya geri bıraktığını belirlemede diğer sensörlere yardımcı oluyor.

A’dan Z’ye alışveriş felsefesini benimseyen Amazon, Amazon Go girişimi ile gıda sektörüne de giriş yapmış oldu. Milliyet’in haberine göre, ABD’li finans şirketi Cowen&Co’nun analisti John Blackledge, Amazon’un uzun süredir gözünü 795 milyar dolarlık karlı gıda sektörüne diktiğini belirterek; e-ticaret devinin, genç neslin yükselen dijital alışveriş trendini iyi analiz ettiği ve potansiyeli olan bir pazara girdiği değerlendirmesinde bulundu. Alışverişe dair her alanda yatırım yapan Amazon’un, gıda sektörünün dışında da birçok alanda yatırımı bulunuyor.

35


Sadece bir alışveriş sitesi olmanın ötesinde, alışverişin başından sonuna kadar kullanıcılarına hizmet vermeyi amaçlayan Amazon, bu hedef doğrultusunda birçok yeniliğe imza attı. Ünlü site, drone (kumandayla kontrol edilen insansız hava aracı) kullanılarak adrese teslimat yapılmasını sağlayan kargolama sistemi ile ilgili ABD Patent Ofisi’ne “US9305280” numarasıyla ve “Airborne fulfillment center utilizing unmanned aerial vehicles for item delivery” (Ürün gönderimi için insansız hava araçları kullanan hava ikmal merkezi) başlığıyla patent müracaatında bulunmuştu. Bu patent müracaatı içeriğinde zeplin şeklinde “hava ikmal merkezi”nden dağıtım yapacak droneları içeriyordu.

36

ÖZEL DOSYA


Amazon’a ait hizmetlerin birçoğu ülkemizde mevcut olmasa da Türkiye’de girişimleri yok değil. “Amazon Prime Video” hizmeti ile Türkiye’de bir açılım yapan Amazon, daha önce de Almanya mağazasına (Amazon.de) Türkçe dil seçeneğini ve Türkiye’ye özel ücretsiz kargo seçeneğini eklemişti. Bu hizmetlere Amazon Go eklenir mi bilinmez ama Amazon Go’yu kullanacak olan kullanıcıları çok farklı bir alışveriş tecrübesi bekliyor.

Amazon’un 10 milyon dolar yatırımla çektiği Manchester by the Sea adlı filmi, bir online mecra tarafından üretilen ve en iyi film dalında Oscar’a aday gösterilen ilk film oldu. Film 3 Şubat’ta ülkemizde gösterimde.​

Burak OCAKOĞLU

Ayrıca Amazon, online alışverişlerde kullanılmak üzere, kullanıcının telefon veya bilgisayar kamerasına göz kırparak ödeme yapmasını sağlayan ödeme sistemi ile ilgili ABD Patent Ofisi’ne US9202105 numarasıyla ve “Image analysis for user authentication” (Kullanıcı kimlik doğrulaması için görüntü analizi) başlığıyla başvurusunda da bulunmuştu.

Görünen o ki Amazon’un yenilikleri ile fazla zaman ayırmadan, sıra beklemeden, tek hareketle ödeme yapılan, satış danışmanı ve kasiyer bulunmayan, kapıya kadar ürün teslimi yapan bir alışveriş deneyimi yakın gelecekte bizi bekliyor.

37


AMBALAJ TASARIMINDA UZMANLIK

Orhan Irmak

UZMAN GÖRÜŞ

Tasarım Direktörü Orhan Irmak Tasarım

38

AMBALAJ TASARIMININ İNCELİKLERİ Markalaşma ve rekabet açısından ambalaj tasarımı, özellikle hızlı tüketim ürünleri düşünüldüğünde en güncel konulardan biridir. Alışveriş esnasında hangi markanın satın alınacağı kararının 2/3’ünün rafta verildiği düşünülürse, ambalaj tasarımı artık reklam iletişiminden bile önemli bir araç haline geldi. Ancak rekabetteki bu önemli aracı doğru kullanabilmek için ambalaj tasarımı alanında bilmemiz gereken bazı temel kurallar vardır;

Türkiye için nispeten yeni bir konu olan ambalaj tasarımı, aslen ikinci dünya savaşının sona ermesi ve sonrasında değişen tüketim alışkanlıkları ile paralel bir gelişim gösterdi. Bireysel alışverişe imkan veren süpermarketler ile birlikte ambalajlı ürün ile tüketici raflarda baş başa kalmaya başladı. Aradaki satıcının ortadan kalkması, ambalajın kendi kendini ifade etmesini zorunlu kıldı ve dolayısıyla ambalaj tasarımı da tasarım disiplinleri arasında bir uzmanlık alanı oldu. Amerika ve İngiltere gibi gelişmiş pazarlarda ambalaj tasarımı alanında uzmanlaşmış profesyonel hizmetlerin 1950’lere kadar gittiğine tanık oluyoruz. Türkiye’de ise grafik tasarımcıların ve endüstriyel tasarımcıların bireysel tasarım hizmetleri dışında kurumsal bir bütünsel ambalaj tasarımı hizmeti anlayışı 15-20 seneden daha uzun bir geçmişe sahip değil. Yine de bu alanda uzmanlaşmış ve uluslararası ödüllerle başarılarını tescillemiş yerli ambalaj tasarımı ofisleri var. Başarılı bir ambalaj tasarımı için mutlaka bu alanda uzmanlaşmış bir tasarım ofisinden destek alınması gereklidir.

AMBALAJ TASARIMINDA ZAMANLAMA Ambalaj tasarımı, gelişmiş ülkelerde ve küresel firmalarda yeni bir ürün geliştirme sürecinin doğal bir parçası aynı zamanda. Örneğin yeni bir çikolata üretmeyi planlayan bir firma, bunun hem endüstriyel tasarım, hem de grafik tasarım açısından nasıl bir ambalaja sahip olması gerektiği sorusunun yanıtı için projenin başında ambalaj tasarımı ofisleri ile irtibata geçer. Grafik ve endüstriyel tasarım alanları ile birlikte ambalaj malzemeleri, üretim teknikleri gibi ambalaja özel konularda donanımlı ekiplerce ele alınan projeler, sağlıklı bir şekilde tamamlanabilir. Türkiye’de ise maalesef ambalaj tasarımı önemi çok geç fark edilen, dolayısıyla da nasıl faydalanabileceği ve nasıl yönetileceği çok bilinmeyen bir alan.


Ancak doğru bir şekilde korunmayan yani tescil edilmemiş bir ambalaj tasarımı, gerçek anlamda size ait sayılmaz.

Birçok firmada, ürünün üretiminin başlamasına çok az bir süre kala “bunun nasıl bir ambalaja koyacağız?” sorusu akıllara geliyor. Tasarım direktörü olduğum Orhan Irmak Tasarım’da doğru yönetilen ambalaj projeleri kapsamında araştırma, strateji belirleme, maket yapımı, tüketici testleri gibi geniş bir yelpazede projeleri ele alma şansımız oluyor. Hâlbuki son dakikaya bırakılmış bir ambalaj tasarım süreci tahminlere dayalı ve ancak rastlantısal olarak başarılı sonuçlar sağlayabilir. Dolayısıyla ambalaj tasarımı ofisleri ile projelerin erken safhalarında bir araya gelinmesi, projelerin başarıyla sonuçlanması için bir zorunluluk.

SAĞLIKLI BIR PROJE ÖZETI Proje özetleri (brief), birçok yaratıcı alanda olduğu gibi ambalaj tasarımı alanında da kritik öneme sahiptir. Öncelikle ambalaj tasarımı hizmeti almak isteyen firmanın projeden beklentileri, markasını konumlandırması, piyasa rekabeti ve gelecek hedefleri gibi geniş bir yelpazede ihtiyaçlarını yazılı olarak ortaya koyması gerekir. Tüketiciye vaat edilen satın alma nedenleri, markanın diğer rakiplerden ayrılan ve daha üstün olan özellikleri ambalaj tasarımı ile öne çıkarılacağı için proje özetinde de etraflıca ifade edilmelidir. Ürün varyantları ve farklı boyları, üretime dönük bıçak izleri, teşhir kutuları gibi ikincil ambalajlar, baskı tekniklerindeki kısıtlar ve daha birçok detay ambalaj tasarımı için yazılan proje özetlerinde yer almalıdır.

YASAL KISITLARA DİKKAT! Ambalaj tasarımı haksız rekabetten tüketicilerin yanıltılmaması için getirilen kurallara kadar birçok yasal mevzuata tabi bir alandır.

Ambalaj üzerinde yer alan bilgilerin minimum yazılabileceği boyut, ürünün doğallığını ifade ederken kullanılabilecek kelimeler, ürün içeriğinin tüketici tarafından yanlış anlaşılmasını engellemek için kullanılamayacak renkler gibi birçok konu, ambalaj tasarımı ile ilgili tebliğlerde yer almaktadır. Üretici firmaların ambalaj geliştirme ile ilgili birimleri ve ambalaj tasarım ofisleri bu konuları sürekli takip etmelidir. Ve elbette bu yasal konular içerisinde belki de en önemli başlık tasarım tescili. En doğru kapsamda hazırlanmış bir proje özeti ve en doğru seçilmiş ambalaj tasarım ofisi, markanızı raflarda dikkat çekici kılacak ve başarılı bir satış getirecek ambalaj tasarımı elde etmenizi sağlayacaktır. Ancak doğru bir şekilde korunmayan yani tescil edilmemiş bir ambalaj tasarımı, gerçek anlamda size ait sayılmaz. Dolayısıyla doğru başlamış bir ambalaj tasarım sürecinin doğru neticelenebilmesi için tescil aşamasının da dikkatle ele alınmasını tavsiye ederim.

39


PAT E N T H İ K AY E L E R İ 40

SABIR KÜPÜ

Macar bir heykeltıraş ve mimar olan Ernõ Rubik tarafından bulunduktan sonra adını mucidinden alan Rubik Küp, aslında bir bulmaca küpü olarak tasarlanmıştır ve bilinen hali ile farklı boyutlarda olabilmekte ve her bir kenarındaki karelerin tamamının tek bir renk olacak şekle getirilmesi ile deneyenleri çözüme ulaştırmaktadır; tabii gerekli sabır gösterilebilirse… 1981 yılında Ernõ Rubik tarafından Rubik Küp için yapılan patent başvurusu incelendiğinde, her bir kenarın aynı renk olması için uğraşılan bu küpün sanılanın aksine çok daha detaylı bir yapısının olduğu mesajını vermektedir.

Hemen hemen herkesin bildiği, zekamızı kanıtlamak isterken aynı zamanda sabır taşımızı da çatlatan bir icat olan Rubik Küp, Ernõ Rubik tarafından patenti alınarak hayatımıza girmiş ve kimileri tarafından “Zeka Küpü” olarak adlandırılırken kimilerince de “Sabır Küpü” olarak adlandırılmıştır.

Patent başvurusunda bir mantık oyuncağı olarak bahsedilen Rubik Küp, toplam sekiz elemandan oluşmaktadır. Elemanlar, her biri bir T-şekilli enine kesime sahip olan ve merkezi olarak yerleştirilmiş iki özdeş bağlantı elemanı yardımıyla birleştirilmekte ve bu işlem bağlantı elemanlarındaki deliklerden geçen tek bir vidayla yapılmaktadır. Yani küp aslında kesişen üç eksende altı orta kareyi tutan bir merkez parça ve bu merkez parçanın üzerine takılan ve üzerinde dönebilen küçük plastik parçalardan oluşmaktadır. Bu şekilde, Rubik Küp’ün yanal yüzeylerini oluşturan elemanlar, eksensel olarak döndürülebilmektedir.


Çözümü oldukça sabır ve biraz da zeka gerektiren Rubik Küp’ün, zekasına güvenenler için çoklu varyasyonlarının olmaması olmazdı elbette diyerek, 3x3x3’lük standart Rubik Küp yerine, 4×4×4’lük Rubik’in İntikamı veya 5×5×5’lik Profesörün Küpü’nü denemelerini öneririz. Sabrınız bol olsun.

Duygu ÇAKI / Patent Vekili

Rubik Küp’ü patent dosyasından daha detaylı incelediğimizde, küpü parçalarına ayırıp yeniden bir araya getirmenin de mümkün ve oldukça basit olduğunu ve eğer çözmek için sabredemeyenlerdenseniz küpü parçalarına ayırıp çözülmüş hali ile tekrar bir araya getirebileceğinizi de küçük bir tüyo olarak sizlere vermek isteriz. Bunun için bir kenarı hafif döndürüp, köşedeki küpü hafifçe zorlayarak orta küpten ayırmanız yeterli olacaktır.

41


YA R AT I C I TA S A R I M L A R 42

AKILLI KILIFLAR Telefon kılıfları ilk üretildiğinde, telefonunuzu darbeden korumak adına üretilmişti. Telefonların gün geçtikçe akıllanmaya başladığı günümüzde, telefon kılıfları da boş duracak değil ya, onlarda bir o kadar akıllandılar. Artık hem telefonunuzu darbeden koruyup hem de başka işler yapabilirsiniz.

En büyük ihtiyacımızsın... Her işe yaramak diye buna denir!

Telefon kulaklıklarının dolanmasından size de gına gelmedi mi? İşte mükemmel bir çözüm.

Telefon kılıfı denildiğinde aklınıza böyle bir kılıf gelmeyeceğine eminiz. Çakısından kağıt kesicisine onda ne arasanız var.

Zaman nasıl da geçiyor… Tehlikeye karşı pssstt!

Biraz zorlayacak olsa da saatin yoksa kılıfından zamanı ölç.

Bu kılıfı kullanmak için dikkatli olmak gerek, yanlışlıkla kendinize biber gazı sıkarsanız, yanarsınız.

Led ışıklarıyla harika fotoğraflar! Özçekim yapmayı seven insanlara müjde! Artık fotoğrafta güzel çıkmak için ışık aramak zorunda değilsiniz.


Eskilere dönüş… Birini aramak için saatlerce o tuşları çevirdiğinizi hatırladınız mı? İyi ki teknoloji gelişmiş dedirtiyorlar.

Alo alo söyle bana benden güzeli var mı? Artık sizi hiç yalnız bırakmayan bir aynanız ve tarağınız var. Dilediğinizce, nerede isterseniz orada makyajınızı ve saçınızı yapabilirsiniz.

Nostalji… En hızlı siz çakacaksınız! Çakmağı olan bir telefon kılıfı… Nasıl? Bu kadarı da çok fazla dediğinizi duyar gibiyiz.

Telefonu korumaktan başka bir işe pek yaramasa da tutkunlarının severek kullanacağını düşünüyoruz.

Kolaylığın bu kadarı! Kapak açacağı yok diye çevir-aç kapak almak zorunda değilsiniz. Çünkü bu kılıf her zaman yanınızda. 43


44

TADINI ÇIKARIYOR

İçecek sektörünün lider firması The Coca-Cola Company; 2016 yılı başlarında, yeni markasını ve pazarlama stratejisini hafızalardan silinemeyecek reklam filmleri ile tüm dünyada eş zamanlı olarak tanıtmıştır. Orijinali “TASTE THE FEELING” olan yeni marka, Coca-Cola’nın “Global Düşün, Yerel Davran (Think Global, Act Local)” felsefesi sonucunda Türkçe’ye TADINI ÇIKAR olarak çevrilmiş ve Türkiye’de reklam kampanyaları bu doğrultuda gerçekleştirilmiştir. Fakat tescili talep edilen TADINI ÇIKAR marka başvurusu Türkiye’de ret engeline takılmıştır. Türk Patent Enstitüsü (TPE) nezdinde başvurusu yapılan TADINI ÇIKAR slogan markası 556 sayılı KHK’nın 7/1 (a) bendi uyarınca reddedilmiştir.

32. sınıfta başvurusu yapılan TADINI ÇIKAR markası, bu sınıfta bulunan emtialar kapsamında ayırt edici bulunmamıştır. Bu redde karşı yapılan itirazda, TADINI ÇIKAR markasının bir slogan markası olması sebebiyle ortalama tüketiciler nezdinde bir bütün olarak algılanacağı, bu ifadenin markayı taşıyan ürünlerin özelliğini tanımlamadığı, aksine ilgili ifadenin özlem, aşk, sevgi, umut gibi anların güzelliğinden yeterince yararlanmanın önemini vurguladığı argümanlarına dayanılmıştır. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun söz konusu itirazı incelemesi sonucunda marka, ayırt edici bulunmuş ve ilana çıkmıştır. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun vermiş olduğu bu yerinde karar, rasyonel pazarlamadan çok duygusal pazarlamaya önem veren The Coca-Cola Company’nin doğrudan tüketiciyi hedef almayan, her gün yaşanan sıradan zevklerin özel hale getirilmesini amaçlayan TADINI ÇIKAR slogan markasına değer katmıştır.

Nihan ÖZDEMİR SAMAN / Marka Vekili

İ T İ R A Z I M

V A R

COCA-COLA TESCİLİN


BENZERLİKTE

5ON NOKTA Çorap sektöründe 50 yıldır üretim yapan Öztaş Çorap Firması, ülkemizin önde gelen çorap ihracatçıları arasındadır. Öztaş Çorap, adına tescilli STONE markasıyla aynı mal ve hizmetlerde başvurusu yapılan ve üçüncü bir şahsa ait olduğu tespit edilen 5TONE markasının ilanına itiraz etmiştir. Başvuru sahibi, tescilli STONE markasını farklılaştırmaya çalışarak, başvurusunu yaptığı markanın başına “S” harfinin yerine söz konusu harfe şeklen çok benzeyen “5” rakamını getirmiştir. Buna istinaden yapılan itirazda, söz konusu markalarda geçen 5 rakamı ile S harfinin yazılış ve görünüş olarak birbiriyle son derece benzer olduğu, sektöründe maruf hale getirilmiş STONE markası mevcutken, aynı sektörde yapılan 5TONE marka başvurusunun zihinde STONE şeklinde algılanacağından bahsedilmiştir.

Başvuru sahibi sadece Öztaş Çorap’a ait tescilli STONE markasına çok benzer olan 5TONE markasının tescili için başvuru yapmakla kalmayıp, bunun yanı sıra piyasada STONE markasını benzer tarzdaki ürünler üzerinde aktif olarak da bilfiil kullanmaktadır. Başvuru sahibine ait internet sayfası ve sosyal medya hesaplarının incelenmesinde, ünlü markaların sahip olduğu tasarımlara STONE markalı etiket basarak satış yapıldığı ve hatta işletme adının dahi STONE olduğu tespit edilmiş ve tüm bu olgulara itiraz dilekçesinde yer verilmiştir. Başvuru sahibinin piyasadaki bu izinsiz kullanım şekli, tescilli markayı apaçık ihlal etmekte ve başvuru sahibinin iyi niyeti konusunda ilgilileri şüpheye düşürmektedir. Başvuru sahibi yasal olmayan bu kullanımını meşru hale getirmek için ilgili ürünlerde tescilini alamayacağını bildiği STONE markasına çok benzer şekilde bu markayı sözde farklılaştırarak 5TONE marka başvurusunda bulunduğu çok açıktır.

Çeşitli yazı karakterlerinden görsel örnekler Türk Patent Enstitüsü uzmanlarınca incelenmiştir.

TESCİLLİ MARKA

İTİRAZ EDİLEN MARKA

STONE 5TONE

Av. Filiz CANKAT

Tüm bu gerekçeler ve veriler doğrultusunda, Türk Patent Enstitüsü tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda yapılan itiraz haklı bulunmuş, tescilli STONE ve itiraza konu 5TONE markalarının benzer olduğu ve aralarında karıştırma ihtimali bulunduğu tespit edilerek itiraz edilen markanın reddine karar verilmiştir.

45


GOSSIP RÖPORTAJ

ARDA’NIN

46

Türkiye onu Arda’nın Mutfağı olarak tanıdı. Hazırladığı mükellef sofralarla, kullandığı malzemelere “arkadaş” demesiyle herkesin sempatisini kazandı ve kısa sürede tanınır oldu. 1975 İstanbul doğumlu olan Arda Türkmen, zihinlerimizdeki şef algısını değiştirmiş genç, dinamik ve hayat dolu bir şef! Saint Benoit Fransız Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü ve Sahne ve Gösteri Sanatları Bölümünden mezun oldu. 350’den fazla üniversite tur organizasyonu, 100’den fazla sanatçılı konser organizasyonu yaptı. Sabah gazetesinde Arda’nın Mutfağı sayfasını, La Cucina Italiana Dergisi’nde yemek tarifleri yazmaya başladığı yazı hayatına Hürriyet Pazar ekinde Arda’nın Mutfağı sayfasını yazarak devam etti. 5 arkadaşı ile kurduğu Velotürk ile sosyal sorumluluk projeleri geliştirip, Türkiye genelinde ilköğretim düzeyindeki çocuklara bugüne kadar 2600 bisiklet dağıttı. TV8 kanalında Arda’nın Mutfağı programını 7 sezondur devam ettirmektedir. Karaköy’de bulunan Mükellef ve Forneria’nın sahibi olan şef, aynı zamanda “Mutfağınızda Şef Sizsiniz” sloganıyla Arda’nın Mutfağı adlı bir yemek kitabı çıkarmıştır.

MUTFAĞI MARKASI


Restoran sektörüne girmeden önce catering ile ilgilenmişsiniz, bu işle ilgilenirken karşılaştığınız en tuhaf istek ne idi?

Arda’nın Mutfağı programının sırrı nereden geliyor? Türk halkının size duyduğu sempatinin sizce nedeni ne? Bizim programın sırrı ne biliyor musunuz? Son derece samimi olması. Ben hiç rol yapamam, yapmacık da olamam o yüzden günün sonunda ortaya kendi enerjisi olan, doğal bir program çıkıyor.

Catering işi yaparken birçok enteresan taleple karşılaşmıştık ancak ilk aklıma gelenler İstanbul’a Finlandiyalı bir grup gelmişti konser için. Benden sucuklu yumurta istemişlerdi, bir de U2 konserinde kuzu çevirme yapmışlığım var. Şef olmanın avantajları ve dezavantajları neler? Önce dezavantajlarından bahsedeyim; bayram, resmi tatil, yılbaşı gibi herkesin tatil yaptığı günlerde siz çalışmak zorundasınız. Avantajları ise sevdiklerinize her daim güzel yemekler yapabiliyorsunuz.

47


Roka Davet, Leblon, Forneria, Mükellef, Central sizin markalarınız. Sıradaki projeniz nedir? Çok fazla projemiz var çünkü yapmak istediğim daha çok şey var. Ancak şunu söyleyebilirim ki lokantacılık sektörü ile ilgili sıra dışı bir sürprizim olacak. lazım, tam kıvamında su eklemeniz gerekir yoksa bu yemeğin tüm özelliğinin kaybolmasına neden olur. Bir de tabii zeytinyağlı ne pişirirseniz pişirin mutlaka piştiği tencerede soğutulması sonra sunum tabağına alınması gerekir. O yüzden kolay gibi görünse de aslında son derece dikkat isteyen bir pişirme tekniği olduğunu düşünüyorum.

Şimdiye kadar tatmış olduğunuz ya da sizin yaptığınız en enteresan yiyecek nedir? Seyahatlerde birçok farklı lezzet deneyimlime fırsatım oluyor, şimdiye kadar tattığım en enteresan yiyecek Vietnam’da yediğim kızarmış örümcek ve Finlandiya’da yediğim ayı eti diyebiliriz. Türk mutfağında sizi en çok etkileyen yemek, pişirme tekniği hangisi? Türk mutfağında beni en çok etkileyen pişirme tekniği zeytinyağlılar diyebiliriz. Aslında birçok püf noktası var zeytinyağlı pişirmenin. Yağ oranını çok iyi dengelemeniz gerekiyor, yağı asla yakmamanız 48

GOSSIP RÖPORTAJ

Yemek yapımında pişirme yöntemleri patent tescili alınabiliyor, sizin sahip olduğunuz bir pişirme yöntemi var mı? Hayır yok, gastronomi sektörü ve teknoloji geliştikçe sürekli ortaya yeni şeyler çıkıyor ama kim bilir belki ben de bir gün böyle bir patent alırım. Yemek yapmak kadınlara özgü eylemmiş gibi bir algı varken şeflerin genellikle erkek olması ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Evet şeflerin çoğu erkek bunun nedeni de yoğun tempoya daha dayanıklı olmaları sanırım. Uzun çalışma saatleri ve mutfağın stresi insanı çok yıpratabiliyor. Bir de kadının sorumluluğu çok daha fazla; ev, çocuk iş vs. derken ancak… Artık kadın şefler de dünyada isimlerini duyurmaya başladılar, bunu da göz ardı etmemek gerek.


Röportaj: Sevcan DAŞDAN Fotoğraf: Erkan AYAN

Mükellef markanız tescilli, peki restoranınızın adı neden Mükellef? Mükellef ismi çok enteresan bir şekilde ortaya çıktı, restoranın tam karşısında vergi dairesi var ve biz de vergi mükellefiyiz. Bir de tabii mükellef sofra kurmak diye bir tabirimiz de var. Bir anda böyle bir isme karar verdik ve gerekli işlemleri yaptık. Roka Davet, Leblon, Forneria, Mükellef, Central sizin markalarınız. Sıradaki projeniz nedir? Çok fazla projemiz var çünkü yapmak istediğim daha çok şey var. Ancak şunu söyleyebilirim ki lokantacılık sektörü ile ilgili sıra dışı bir sürprizim olacak. Arda Türkmen nerede yemek yiyor? Beni her yerde görebilirsiniz yemek yerken, ara sokaktaki bir esnaf lokantasında da yemek yiyorum, yeni açılan mekanlarda da… 2017 yılının yeme-içme trendi sizce neler? Ev tipine dönüş olduğunu düşünüyorum, insanlar daha samimi ve rahat edecekleri ortamları tercih ediyorlar. Bence Türkiye’deki en değerli marka: Paşabahçe En çok kullandığım markalar: Paşabahçe, Tefal, New Balance Bence yüzyılın icadı: İnternet​

49


T E K N O S T A L J İ

ŞİŞMAN EKRANIN SONU

50

90’lı yılların sonuna doğru gerçekleştirilebilecek olan düz duvar ekranını beklerken yapımcılar, renkli televizyon alıcılarının geleneksel katot tüpünü daha da geliştirdiler: Böylece düz ekran ve daha parlak görüntüler elde ettiler. Şişkin ekranlı ve yuvarlak köşeli televizyon, yerini düz ekrana ve dik açılı köşelere bırakıyor. Bu bir devrim değildir ama televizyon izleyicisinin rahatını artırmaktadır. Çünkü yeni ekran, az da olsa büyümüştür, daha da aydınlıktır ve kenarlarda daha az bozulma gösterir. Katot tüpünün geliştirilmesi çalışmalarına ancak on yıl önce başlanmış olmasına karşın düz ekranlı televizyonlar çoktan satışa sunulmuştur. Gerçekten ilk önemli değişiklik oto-yakınsak PIL (Precision In Line: çizgide kesinlik) tüplerinde görülmüştür. Sırayla yeşil, kırmızı ve mavi elektron demetlerini üreten üç elektron tabancasının düzenlenişi değiştirilmiştir. Eski tüplerde, bu tabancalar üçgen (delta) biçiminde gruplanmışlardı. Ekran üzerindeki yeşil, kırmızı ve mavi aydınlanma noktaları da, küçük benekler olarak yine üçgen biçimlerinde dizilmişlerdir. Arkada, bir tabancadan çıkan elektron demetinin, kendi renginden başka beneklere vurmasını engelleyecek biçimde düzenlenmiş, delikleri olan bir metal yapraktan yapılmış bir perde (gölge perdesi) bulunur. Başka bir deyişle bu deliklerin yardımı ile mavi elektron demeti tabancası yalnızca mavi benekleri, kırmızı demet tabancası yalnızca kırmızı benekleri ve yeşil demet tabancası yalnızca yeşil benekleri görebilir.

Zor da olsa üç temel rengin ayrılması için böyle bir yöntem kaçınılmazdır; çünkü bir elektron demetini doğrudan renklendirmek olanaksızdır. Sistemin doğru işlemesi için her elektron demetinin dışarıya taşmadan yalnızca kendi rengindeki aydınlanma beneklerine vurmaları gerekir. Bu durum ne yazık ki, fabrikasyona bağlı mekanik belirsizlikler nedeniyle tabancaların dizilmesi ile ilgili içinden çıkılması güç bir sorun getirir. Sonuç olarak, gölge perdesinin kusurlarını düzeltmek için elektronik denkleştirme yöntemleri tasarlanmıştır. Delta tüplerinde aydınlanma beneklerinin üçgen dizilişi nedeniyle, düşey ve yatay taramaların her ikisinde de aynı kusurlar ortaya çıkar. Buradan, yakınsaklık denen önemli sayıda ayarlanma sorunu doğar. Bu ayarlar bozulduğu zaman görüntülerin çevresinde renkli saçaklar görülür.


Oto–yakınsak PIL tüplerinin çıkışı ile bu yakınsaklık ayarları düzeltilmiştir. Bu tüplerde, elektron tabancaları çizgiler üzerine dizilmişlerdir. Ayrıca tabancıların aynı anda üçer üçer eş zamanlı çalışmaları hepsinin en iyi kesinlikte dizilmelerini sağlar. Ayrıca aydınlanma beneklerinin dağılımı gibi gölge perdesinin de değiştirilmesi gerekmiştir. Bu aydınlanma benekleri, sırayla yeşil, kırmızı ve mavi düşey kuşaklar olarak dizilmişlerdir. Gölge perdesi ise yarıklarla delinmiştir. Bu düzenleniş, yakınsaklık ayarlanmalarının yalnız yatay bir düzeltme ile sınırlanmasını sağlamıştır. Son zamanlarda tüplerde bu düzeltme bi ferromanyetik maddeden yapılmış ve saptırıcıların berisindeki konumda tüpün boynuna geçirilmiş olan bir yüzük ile yapılabilmektedir. Fabrikadaki son denetleme sırasında tüplere basınç uygulanır ve topluca sınanırlar. Bir teknisyen, bir elektromıknatıs yardımı ile kusursuz bir görüntü elde etmek için uygulanması gereken manyetik alanın doğrultusunu ve şiddetini eliyle belirler. Sonra bu ayarlamayı kendiliğinden yapması için, yüzük mıknatıslanır. Böylece tüpte saptırıcı ve yüzüğün birlikte, otomatik olarak işlenmesi sağlanmış olur. MC 4 tipi denen yeni televizyon alıcılarında, yeni bir ekran yapısı gerçekleşmiştir. Burada M; matrisi (fosfor beneklerin dizilişi), C; kare köşeleri (coins carres) ve 4; renklerin sayısını göstermektedir. Çünkü üç temel renge, bunları ayıran siyah renk eklenmiştir.

Böylece çevre ışığının ekran üzerinden yansıması azaltılarak, görüntünün zıtlığı daha iyi ortaya çıkarılmıştır. Gerçekte yeni ekranlar da tüm düz olmayıp, yalnızca eskilere göre daha az şişkinlerdir. Dolayısıyla televizyona göre verev oturan bir izleyici, eski tüplerdekilere göre daha az bozulmuş bir görüntü görecektir. Geometri açısından bu özellik etkili olsa da pratikte çok önemli değildir. Çünkü hiçbir şeyi görmezlikten gelmeyen insan beyni, görmedeki sapmaları iyice düzeltir ve şişkin ekranın bozuklukları için de iyi bir denkleştirme sağlar. Ekran küresel olmadığı zaman, tabanca-aydınlanma beneği uzaklığı, tarama sırasında noktadan noktaya değişir. Dolayısıyla sabit bir odaklama olmadığından merkezde ve ekran kenarlarında eşzamanlı net bir görüntü elde etmek olanaksızdır. Öyleyse tarama çizgisi üzerinde noktadan noktaya değişen bir odaklamanın düzeltilmesi gerekir. Elektronik bakımdan böyle bir işlevi gerçekleştirmek oldukça kolay olsa bile televizyon fiyatının artması söz konusudur. Üstelik çekilecek zorluğa değer mi? Bu soruyu yanıtlayabilecek olan görme rahatlığının biraz artması için ödenmesi gereken ek fiyatı benimseyecek ya da benimsemeyecek olan müşteridir. Bu yanıt beklenirken televizyon yapımcıları ortalama biz çözümle yetindiler: Daha az şişkin ekran. Science et Vie / Henri - Pierre PENEL MART 1986 TARİHLİ BİLİM VE TEKNİK DERGİSİNDEN ALINTIDIR.

51


B A Ş A R I H İ K AY E L E R İ 52

GERÇEK DEMİR ADAM:

ELON MUSK

Kaptan Amerika: Stark! Saldırı planına ihtiyacımız var. Demir Adam: Benim bir planım var, saldırı… Her zaman, her durumda bir planı olan Demir Adam. Hayır, Tony Stark’tan bahsetmiyoruz, gerçek hayattaki iz düşümü olan Elon Musk… Bazıları onu Demir Adam (Iron Man) olarak biliyor. Bunun sebebi ise, Iron Man filminin yönetmeni Jon Favreau’nun, çekimler başlamadan önce Robert Downey Jr.’ı filmde oynayacağı karakter için Musk’ı temel alsın diye SpaceX Fabrikası’nda onunla vakit geçirmeye yollaması ve sonrasında attığı bir tweet’te Iron Man’in ilham kaynağının Elon Musk olduğunu belirtmesi. Elon Reeve Musk 1971’de Güney Afrika’da doğmuş. 12 yaşında kendi yaptığı “Blastar” adındaki oyunu satarak 500 dolar kazanmış. Üniversite eğitimini ABD’de tamamlamış. Fizik ve ekonomi alanlarında iki lisans programı bitirdikten sonra Stanford Üniversitesi’nde Uygulamalı Fizik ve Malzeme Bilimi doktora programına başlamış. Fakat bir süre sonra doktorayı yarım bırakıp haber kurumlarının internet yayıncılığına geçişini sağlayan bir sistem geliştirmek için Zip2 adını verdiği bir şirket kurarak iş hayatına geçiş yapmış. 1999 yılında, kurduğu bu ilk şirketi bilgisayar üreticisi Compaq’a 307 milyon dolara satıp, elde ettiği gelirle internet üzerinde kredi kartı kullanımını mümkün kılan ilk şirket olan PayPal’ı kurmuş. PayPal’ı 2002 yılında eBay’e 1.5 milyar dolara sattıktan sonra elde ettiği birikimle; temiz enerji, ulaşım ve uzay olmak üzere insanlığa fayda sağlayacak bu sektörlerde üç ayrı şirket kurarak giriş yapmış. Çalıştığı en ilginç alan ise uzay yolculuğu… Elon Musk, ileride yaşanması muhtemel bir felakete karşı, insan ırkının birçok gezegende yaşam sürdürebilmesi gerektiğini düşünüyor. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler her ne kadar aydınlık bir gelecek resmi çiziyor olsalar da, bu gelişmelerin bir de karanlık tarafı var.


Elon Musk felaket senaryolarını dikkate alarak, insanoğlunun uzaya yayılmaya başlaması gerektiğine inanıyor ve bunun için tekrar kullanılabilen roketleri üretmeyi deniyor. Eğer bir gün Mars’ta bir koloni kurulacaksa ve her yolculukta bir roket feda edilecekse,

işin maliyeti altından kalkılamaz boyutlara ulaşabilir. Musk’ın kurduğu SpaceX, işte bu soruna çözüm sunabilmek adına, tekrar kullanılabilen roketler üretmek için çalışıyor ve kurulduğundan bu yana önemli bir mesafe kat etmiş durumda. İnsanoğlunun tarihte geliştirdiği dikey kalkış ve iniş yapabilen ilk roket olan Grasshopper başarılı bir kalkışla 744 metreye çıktı ve iniş yaptı.

Musk, insanları bilgisayar olarak düşünüyor. Bir insanın donanımı, vücudu ve beyni; yazılımı ise düşünmeyi öğrenme yolu, değer sistemi, alışkanlıkları ve kişiliği olarak düşünülebilir. Bu çerçevede Musk, öğrenmeyi de basitçe “beyne veri ve algoritmalar indirmek” olarak tanımlıyor. Sırf bu nedenle klasik sınıf eğitimini “düşük hızda veri indirme” olarak tanımlıyor ve bugüne dek öğrendiği her şeyi okuyarak öğrendiğinin altını çiziyor.

Mars’ı kolonileştirme programı hakkında uzun dönem teknik zorlukların çözümü ve Mars üzerinde daimi insan yerleşimi hakkında yaptığı açıklamaları SpaceX’in Youtube kanalından izlenebiliyor. Elon Musk, sıradan bir girişimci değil. Ancak onu diğer girişimcilerden ayıran en ilginç özelliği ise eğitiminin fizik, malzeme bilimi ve ekonomi üzerine olmasına rağmen, çok kapsamlı mühendislik bilgisi ve vizyonu gerektiren zorlu alanlara gözünü kırpmadan girebilmesi. Musk muhtemelen, yeni nesil girişimci kuşağının parlak örneklerinden biri olarak tarih sayfalarında yerini aldı bile.

Sinem LEVENT / Marka Vekili

Örneğin; sicim kuramına (string theory) önemli katkısı bulunan ve bugün yaşayan en önemli fizikçilerden biri olan Michio Kaku’ya göre ileride insanları bekleyen birçok kötü senaryonun gerçekleşmesi mümkün olabilir. Kaku, 3D yazıcıların ortaya çıkması ve teknolojinin akıl almaz bir hızda gelişmesi ve ucuzlaması sayesinde, ileride evinde İspanyol gribi virüsünün (bu virüs 1918 yılındaki bir salgında 1. Dünya Savaşı’ndan ölen insan sayısından daha çok sayıda insanın ölümüne neden olmuştu.) DNA’sını üreten çocuklarla ya da evinin arka bahçesinde uranyum zenginleştirmeye kalkan insanlarla karşılaşmamızın olası olduğunu söylüyor. Bu tür tehlikelerin yanında, dünya dışından gelebilecek, büyük bir asteroidin dünyaya çarpması gibi tehditler de bulunuyor.

53


İ Y İ

F İ K İ R

18’lik ninja

54

Mektup açacağından cetvele, tornavidadan cep telefonu standına kadar tüm ihtiyaçlarınızı tek bir palette, üstelik cüzdanınızda taşımaya ne dersiniz? Ninja Wallet ile konservenizi ve şişenizi açabilir ya da gevşeyen vidanızı sıkabilirsiniz. 18 adet fonksiyonu olan bu tasarım, yalnızca bir kredi kartı büyüklüğünde. İsmini ise “Bir Ninja’nın her durumla başa çıkabileceği doğru bir silahı olmalıdır.” mottosundan almış.

Ebeveynler için eğlence

Hidroponik dikey bahçeler Şehirlerde yaşamanın en büyük dezavantajı hiç kuşkusuz taze ve organik sebze-meyveye ulaşamamak. NutriTower tarafından tasarlanan dikey bahçeler, toprak kullanmadan su içinde mineral besin çözümleriyle bitki yetiştirmenin en şık hali. Mutfakta aromatik otlar yetiştirerek lezzetli yemekler hazırlamanın vaktidir!

Kuşkusuz bugüne kadar üretilmiş en eğlenceli puset! Her ne kadar çocuk gelişimciler tarafından yürümeyi yeni öğrenen çocukların pusette gezdirilmemesi önerilse de, Quinny’nin ürettiği bu puset sayesinde kaykayı seven ebeveynler, çocukları pusete sığmayana dek bu pusetle gezmek isteyecekler.

Kahveler Eyfel’den Hemen her sayımızda kahveyle ilgili bir şeyler paylaşmamız kahvesever bir ekip olmamızdan olsa gerek. Ancak tüm paylaşımlarımız bir yana, Eyfel Kulesi mimarisinden esinlenerek tasarlanan bu şahane kahve makinesi bir yana! Yapılışı biraz uzun sürse de lezzetinin buna değeceği kanaatindeyiz.

“Nerede bu kumanda?” Evde hepimiz mutlaka kumandayı bir kez kaybetmişizdir. Kah koltuk arasından kah yan odadan çıkan kumandayı ararız da ararız. Ancak kırlent boyutlarındaki bu kumandanın kaybı sanıyoruz ki mümkün olmayacak. Kumanda kırlentler hem çok kullanışlı hem de çok ilgi çekici. Tabii yaslanmadan önce hangi kırlente yaslandığınıza dikkat etmeniz gerektiği de bir gerçek.


İtalyan dokunuşu

Sıra dışı yer minderleri Ping pong’un bilinen en eski şekli 1880’li yıllarda Hindistan ve Güney Afrika’daki İngiliz ordusu tarafından puro kutularının kapaklarının raket, yuvarlatılmış şarap şişesi mantarlarının top ve kitapların da file olarak kullanıldığı halidir. Zamanla minik bir top, iki küçük raket ve fileli masa ile oynanmaya başlanan ping pong, İtalyan tasarımcı tarafından son derece şık ve zarif halini almıştır.

Knot Studio tarafından tasarlanan yer minderlerini benzersiz kılan, ürünlerdeki alışılmamışlık. Metropol yaşamının ihtiyaçları göz önünde bulundurulurken, deniz yaşamından esinlenerek işlevsel olduğu kadar estetik bir ev objesi elde edilmiştir.

Taşmasın diye Taşmaması için bir çorbanın, sütün, makarnanın başında beklemek nedir, ne uzun bir çiledir çeken bilir. Hele taşmasın diye o tencereyi yarı açık bırakıp bir yere gittiğinizde kapağın kapanması, sonrasında o yemeğin taşması çok daha büyük bir çiledir. Bu minik silikon adamlar tencerenize sarkarak yemeğinize göz kulak oluyor ve kapağın kapanmasını engelliyor. Belirtmeden geçmeyelim, sağlıklı silikon kullanılarak üretiliyor.

Kazı kazan, gez kazı Bol seyahat eden, gezmeyi seven biri için yapılmış en eğlenceli harita. Bildiğimiz dünya haritası kazı kazan mantığıyla tasarlanmış. Bu güzel tasarım ile ziyaret ettiğiniz yerleri kazıyarak renklendirecek, keşfedilecek yerlerin nereler olduğunu renklenmeyen alanlardan kolayca anlayacaksınız.

Son yıllarda giyimden ev eşyasına pek çok alanda trend parçalar haline gelen vintage ürünler, tasarımcıların ellerine geçtiğinde daha bir havalı oluyorlar doğrusu. Ahşap oymacılığı ustası olan Amerikalı bir sanatçının eski bir valizden yarattığı son derece orijinal bir duvar aksesuarı yer almaktadır.

Deniz Ece Cebeci

Bazıları vintage sever

55


Nobel Ödülleri’nin Babası:

M U C İ T H İ K AY E L E R İ

Alfred NOBEL

56

Alfred Nobel, mucitlerin ve bilim insanlarının akıl ve yetileriyle sanayici ve fabrikatörlerin dinamizmini bir araya getirme yeteneğiyle tanınmaktaydı. Nobel ayrıca, sosyal ve barışa ilişkin konularla yakından ilgiliydi. Edebiyata da meraklı olan Nobel, şiir ve tiyatro oyunları da yazmaktaydı. Bu çerçevede Nobel Ödülleri aslında bir anlamda Nobel’in bu çok yönlü kişiliğinin, kişisel meraklarının ve hayatının bir uzantısı olarak tanımlanabilir.

Nobel Ödülleri, Alfred Nobel’in vasiyetnamesiyle kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli ödüldür ve ilk ödüller 1901 tarihinde verilmiştir.

1833 yılında Stockholm’de doğan Nobel, kimya ve fiziğin yanı sıra edebiyat ve şiire oldukça meraklıydı. Mühendis olan babası edebiyat ve şiire olan merakından hoşlanmamış ve Alfred’i farklı ülkelere göndererek kimya alanında kendini geliştirmesini sağlamıştı. Gittiği şehirlerden Paris’te ünlü kimyager Profesör T. J. Pelouze ile özel bir laboratuvarda çalışmaya başlayan Nobel, tehlikeli ve patlayıcı bir sıvı olan nitrogliserini bulan Ascanio Sobrero adlı genç kimyacı ile burada tanıştı. Sülfürik ve nitrik asidin bir karışımı olan nitrogliserin, herhangi bir pratik kullanımı olamayacak kadar tehlikeliydi zira herhangi bir durumda sıcak ya da basınçla karşılaştığında patlama olasılığı oldukça yüksekti. Bu dönemde Alfred Nobel, nitrogliserinin özellikle inşaat alanında pratik bir şekilde nasıl kullanılabileceğine yönelik çalışmalara başladı. Ancak bu maddenin kullanımı ve patlatılması esnasında ortaya çıkacak güvenlik sorunlarının çözülmesi gerektiğinin de farkındaydı.


Ölümünden sonra Nobel Barış Ödülleri’nin verilmesini vasiyet eden Nobel, inşaat işlerinde kullanılması amacıyla icat ettiği dinamitin, sonradan barış karşıtı eylemlerde kullanılabileceğini öngörememiş olması, acı bir talihsizlik.

İşte bu karışım, 1867 yılında Nobel tarafından dinamit adı altında patentlenmişti. Bununla birlikte, dinamitin patlatılabilmesi için fünyeyi yine Nobel icat etmişti. Bu icatlar, elmas uçla sondaj ve havalı sondajın genel kullanımının yaygınlaşmasıyla aynı zamana denk gelmiş ve böylece kayaların patlatılması, tünel açılması, kanal inşa edilmesi gibi birçok inşaat işine ilişkin maliyetin azalmasını da sağladı. Kısa sürede işlerini büyüten Nobel, 1865 yılında Hamburg yakınındaki Krimmel’deki fabrikasından Avrupa, Amerika ve Avustralya’ya nitrogliserin patlayıcılar ihraç etmeye başlamıştı. Yıllar içerisinde 90’dan fazla yer ve 20’den fazla ülkede fabrika ve laboratuvarlar kurdu. İşle uğraşmadığı dönemlerde patlayıcı teknolojisinin geliştirilmesinin yanı sıra suni ipek, sentetik kauçuk ve sentetik deri gibi birçok kimyasal icatla uğraşan Nobel, 1896 yılında hayata gözlerini yumduğunda 355 adet patentin sahibiydi. İtalya’nın San Remo şehrinde 10 Aralık 1896’da hayata veda eden Nobel’in vasiyeti de hayat görüşünün bir yansıması olarak; servetinin fizik, kimya, psikoloji, tıp, edebiyat ve barış alanlarında verilecek ödüller için kullanılması yönündeydi.

Gamze COŞKUN BAKIR

1852’de ailesinin işlerine yardımcı olmak amacıyla ailesinin yanına dönen Nobel, babasıyla birlikte nitrogliserinin kullanımına ilişkin deneyler yapmayı sürdürdü. 1863’te İsveç’e gitmesinin ardından burada da nitrogliserinin patlayıcı yönüne ilişkin çalışmalarına devam etti. Ancak bu çalışmalarının sonuçları oldukça acı olmaya başladı. Bu çalışmalar sırasında birçok patlama gerçekleşti. 1864’teki patlamada erkek kardeşi Emil ve birçok kişi hayatını kaybetti. Bu olayların ardından nitrogliserinin kullanımı yetkili otoritelerce de tehlikeli bulunarak Stockholm şehri sınırları içinde yasaklandı. Fakat bunların hiçbiri Nobel’i yıldırmadı ve Nobel nitrogliserinin seri üretimine başladı. Bu maddenin daha güvenli bir şekilde kullanımını sağlayabilmek adına Nobel farklı katkı maddeleri kullanmaya çalıştı. Kizelgur maddesiyle yaptığı karışım, sıvıyı macun kıvamına getirerek maddenin sondaj deliklerinin içine yerleştirilmesini kolaylaştırmıştı.

57


GOSSIP ÖNERİYOR

KİTAP

58

MARKANIZI NASIL PİŞİRİRSİNİZ? “Yemek yapmayı seviyorsanız, kendi markanızı yaratmayı daha çok seveceksiniz” sloganıyla yola çıkılan kitapta kendi işini yapmak ya da kendi markasını yaratmak isteyen girişimciler, özellikle de kadın girişimciler için birçok tarif yer alıyor. Başarının olmazsa olmaz kriterleri eğlenceli yemek tarifleri ile okuyuculara sunuluyor. Bu kitapta lezzetli bir mücver tarifi okurken kendinizi bir anda SWOT analizi yaparken bulabilirsiniz! Yazar: Banu Samancı Yayınevi: CEO Plus Sayfa Sayısı: 280

RADYO PROGRAMI

KİM BULDU, NASIL BULDU? Kim buldu, nasıl buldu? Programı NTV Radyo’da Günnur Öztürk tarafından hazırlanan eğlenceli bir içeriğe sahip. Karakutudan poşet çaya, Leonardo Da Vinci buluşlarından tüfeğin icadına kadar farklı alanlarda birçok buluşun ilgi çekici hikayesi sizi de etkisi altına alacak. Radyo: NTV Radyo Program Adı: Kim Buldu Nasıl Buldu Yayın Tarihi: Hafta içi her gün


WEB

kickstarter.com Genel olarak tanımlayacak olursak; her ne konuda olursa olsun bir girişimcilik projeniz var ise bu site için bir sunum hazırlıyorsunuz, site yetkililerince sunumunuz incelenip, projeniz değerlendiriliyor. Uygun görülmesi halinde projeniz siteye yükleniyor ve fon toplanmaya başlanıyor. Verilen süre içerisinde sizin belirlediğiniz fon miktarı toparlanırsa ne mutlu size! Olur da fon toparlanamazsa, yapılan bağışlar bağışçılara iade ediliyor, no pain no gain…

Web adres: www.kickstarter.com

UYGULAMA

LOGO MAKER Bir markanız var ama logonuz yok, üstelik tasarım bilginiz de yok, üzülmeyin! Her şeyin bir çözümü var. Logo Maker Uygulaması’yla hiçbir tasarım bilginiz olmadan birbirinden çarpıcı ve yaratıcı logolar tasarlayabilirsiniz. Logo Maker içerisinde bulunan 100’den fazla düzenlenebilir logo şablonu ve birçok filtre ile benzersiz logolar tasarlamak mümkün. Üstelik uygulama tamamen ücretsiz! Uygulama Adı: Logo Maker Destekleyen Sistem: Apple

59


GOSSIP TANITIYOR

TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK

60

ULUSLARARASI BULUŞ FUARI ISIF’17 Organizasyon Komitesi Başkanı Koray Şahin ve ISIF’17 İdari Direktörü Olgaç ÖZÇOBANOĞLU ile ISIF’i konuştuk. İstanbul Buluş Fuarı yolculuğu nasıl başladı? ISIF’in misyonu nedir? Daha önce gerçekleştirdiğimiz projelerden dolayı, Türk Patent Enstitüsü (TPE)‘nün gerçekleştirdiği yurt içi ve yurt dışı birçok etkinliğini gözlemleme şansımız oldu. Bu süreç içerisinde Türkiye’de ciddi anlamda uluslararası bir buluş fuarının olmaması dikkatimizi çekti. Taslak projeyi hazırlayıp TPE’ye sunduk ve TPE’nin onay vermesinin ardından çalışmalarımıza başladık. Uluslararası bir etkinliği oluşturabilmek için uluslararası bağlantılara ve bir çatı kuruluşa da ihtiyacınız bulunmakta. Biz de uluslararası bazda buluşçular desteklenmesi amacıyla 1968 yılında kurulmuş ve merkezi Cenevre’de bulunan Uluslararası Buluşçular Birliği Federasyonu yani IFIA ile iletişime geçip böyle bir etkinlik planımız olduğunu ve TPE’nin ev sahipliği yapacağını, T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da destekleneceğini anlattık. Görüşmeler sonucunda IFIA uluslararası partnerimiz olmayı kabul etti. Bu iş birliği çerçevesinde Anadolu Buluşlar ve Buluşçular Derneği (ABDER) IFIA’ya tam üye oldu ve Türkiye’deki tek yetkili temsilcisi haline geldi. Böylece ISIF yolculuğu başladı.

ISIF logosunun hikayesi nedir? Bu seneki temamız Hezarfen. ISIF logomuz sabit, ancak her sene bir tema belirliyoruz. Geçen sene Boğaziçi Köprüsü’ydü, bu sene Galata Kulesi ve Hezarfen. Yurt dışı bu sistemle ilgili obje olarak en çok Hezarfen Ahmed Çelebi’yi tanıyor, biz de o sebeple Hezarfen’i kullanmak istedik. Dünyadaki buluş fuarları arasında ISIF’i nasıl değerlendiriyorsunuz? ISIF geçen sene ilk kez düzenlendi ve ilk senesinde dünyada yapılan fuarlar arasında ilk 5’e girmeyi başardı. Buna etken olarak yabancı ülkelerin katılımı (toplamda 24 ülke), buluşun sayısı, kalitesi, sanayici ve yatırımcının ilgisi, B2B görüşmelerin sonuçları gösterilebilir. ISIF’17’nin ISIF’16’ya kıyasla daha iyi olacağını umut ediyoruz. ISIF sadece bir fuar etkinliği değil; içerisindeki B2B görüşmeler, workshoplar, paneller ve çalıştaylar ile ekosistemin bilgi paylaşım merkezidir. ISIF patentlerin ticarileşmesinde ne gibi bir önem arz ediyor, böyle bir hedefi var mı? ISIF’in en önemli hedefi sürdürülebilir olmak ve üretilen bilginin katma değere dönüştürülmesi için aracı olmaktır. ISIF’16’da %1,60’lık ticarileştirme oranı yakaladık. Anlaşması tamamlanmamış olanlar var, onları dışarıda tutuyoruz.

ISIF’ın en önemli misyonu; buluşların ticarileşmesine ve lisanslanmasına fayda sağlamaktır.


ISIF katılımcı portföyünü tanımlar mısınız? Çıkış noktamız bireysel buluşçular. Sonrasında Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, Teknoloji Transfer Ofisleri, Sanayi Odaları, Ar-Ge ve İnovasyon Merkezleri, Kuluçka Merkezleri, Patent Vekilleri ve Yatırım Ağları Katılımcı Portföyü olarak tanımlanabilir. ISIF toplamda kaç buluşa ev sahipliği yapacak? Aslında sayıya çok takılmamak lazım. Esas olan, yurt içi ve yurt dışından gelen buluşun kaliteli olmasıdır. Bizim amacımız kaliteli buluşlara ev sahipliği yapmaktır. ISIF’e ne kadar buluş gelmiş bu akılda kalmaz, ancak ISIF’teki buluşlar kaliteliydi denildiğinde işte bu unutulmuyor. Bu sene geçen seneye kıyasla daha kaliteli ve daha çok buluş geleceğini öngörüyoruz. Hangi buluşlar kalitelidir? Öncelikle her buluşun kendi içerisinde çok ciddi bir emek içerdiğinin bilinci içerisindeyiz. Kalite konusu ise hem teknik hem de tartışmaya çok açık bir konu. Ekosistemde yer alan çok değerli profesyoneller bile tartışıp net bir karara varamamışken bu konuda bizim yorum yapmamız uygun değil diye düşünüyorum. Her buluşun kalitesi kendi içinde değerlendirilmelidir. Bizim hedefimiz en üst seviyede teknolojileri ISIF’17’ye kazandırabilmek. Bu bir süreç, zamanla gerçekleşeceğine inanıyoruz ve hedefliyoruz. Bu ve bunun gibi tüm soruların cevapları ISIF’17 içerisinde düzenlenecek workshop ve panellerde uzmanlar tarafından verilmeye çalışılacaktır.

ISIF’e neden katılmalı? Katılımcılara ne sağlıyor? En basit haliyle, buluş sahiplerinin teknolojilerini yurt içi ve yurt dışından gelen yatırımcı ve çeşitli sektörlerden ziyaretçilere sergilemesi ve iletişim ağını genişletmesi olarak belirtebiliriz. Diğer avantajlar ise B2B, workshop ve paneller. Türk Patent Enstitüsü, LES Türkiye, WIPO, EPO ve diğer paydaşlarımız tarafından verilecek olan çalıştaylara ücretsiz katılma ve bu bilgi akışından yararlanma imkanını katılım sebepleri arasında sayabiliriz. Anadolu Buluşlar ve Buluşçular Derneği (ABDER)’nin ISIF’teki rolü nedir? ABDER, IFIA’nın yönetim kurulu üyesidir. IFIA’nın çatısı altında dünyada düzenlenen diğer buluş fuarlarına ülkemizden teknolojiler ile katılım sağlamakta ve IFIA fuar standartlarına uygun olarak ISIF sürecini geliştirmekte ve yönetmektedir. ABDER, buluşçulara hangi olanakları sağlıyor? Ortak çalıştığı 100’den fazla ülkede iletişim ağlarını geliştirme ve teknolojilerini sergileme imkânı sunmaktadır. Henüz bir buluşa sahip olmayan ancak bu konularla ilgilenen her birey bu derneğe üye olabilir mi? Tabii ki olabilir. Derneğin önceliği şu anda sektörün profesyonellerine derneğin gücünü ve ekosisteme katkılarını kanıtlamak. Zamanla bu konu ile ilgilenen bireylere eğitim verilmesi ve ekosistemin aktörleri ile birlikte bu eğitimlerin yaygınlaştırılması söz konusu olacaktır. ISIF Türkiye’deki gerçek anlamda ilk ve tek uluslararası buluş fuarı ’dır. ISIF’e ekosistemin tüm aktörleri kesin katılmalı.

61


SIRA DIŞI MARKALAR

“SIRADAN OLMAYIN, SIRA DIŞI OLUN!” DİYE BİR SÖZ VARDIR BİLİR MİSİNİZ?

Çok doğru aslında. Başta tepki alsa da çoğu zaman, farklı olan hep daha cazip daha güzel gelir. Gel gelelim markalarda sıradanlığa… Bu sözü söyleyen sıra dışılığın

Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri…

Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler…

Makarnalar, mantılar, erişteler…

Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler…

Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular…

Tütün, tütün içeren malzemeler…

Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler…

** Markalar, Türk Patent Enstitüsü tarafından yayınlanan resmi marka bültenlerinden alınmıştır. 62

buralara varacağını öngörebilmiş midir? Hiç sanmıyoruz. Yaratıcılıkta sınır tanımayan zihinlerimiz, bakalım hangi ürünler/hizmetler için nasıl markalar tasarlamış?


B U N L A R I B İ L İ YO R M U Y D U N U Z ? 64

1983 yılında Microsoft tarafından piyasaya sürülen ilk mouse.

Coca-Cola, tarihindeki ilk reklamı yaklaşık 130 yıl önce bir gazetede şu şekilde kullanılmıştır; “Delicious! Refreshing! Exhilirating! Invigorating!”

Apple, 1986 yılında o zamanki CEO John Sculley’nin yönlendirmesiyle The Apple Collection’ı yaratmıştır.

En eski Türk markası 1777 yılında kurulan Hacı Bekir Lokumları’dır.

Temelleri 1897 yılında Artvin’de atılan Lazzoni “Laz” kelimesinden türetilmiştir. 2010’da açtığı New York şubesiyle büyümeyi sürdürmektedir.

H&M 1947’de kurulduğunda adı Hennes idi ve sadece kadınlara özel ürünler üretiyordu. Erkek ürünlerinin satışına başlanmasıyla adı H&M oldu.

Ziraat Bankası 1863 yılında Osmanlı’ya bağlı olan Sırbistan’ın Pirot kasabasında kurulmuştur. Kurucusu Ahmet Şefik Mithat Paşa’dır.

TOYOTA’nın dikiş makinesi ürettiğini biliyor muydunuz?

Adidas’ın en çok satan ayakkabı modeli tam 45 yıl önce üretilen “Stan Smith” modelidir (40 milyondan fazla satıldı.).

Shell, 1833 yılında antika eşyalar ve deniz kabuğu satarak ticaret hayatına başlamıştır. Petrol satışına ise daha sonra başlamıştır.


Adını duyunca bile insanı ürperten bu aleti ilk kim bulmuştur? Deriyi delip, içerideki damarı bulup, bir de onu delip kan akıntısına ilacı yavaşça bırakmak… 1853 yılında Charles Pravaz’ın icat ettiği bu alet tıp tarihinde büyük bir çığır açmıştır. Şırınga, zamanla geliştirilmiş ve 1987 yılında Jean Louis Brunet adlı bir doktorun kan alınırken başka bir aparatı bulmasıyla daha da gelişmiştir.

KALEMTIRAŞ – 1897 İlkokul sıralarında tanıştığımız bu alet en eğlenceli oyuncaklarımızdan bir tanesi olmuştur. Önceden bıçak ucuyla yontularak açılan kalemler daha sonra John Lee Love isimli mucit tarafından 1897 yılında icat edilen kalemtıraş ile açılmaya başlanmıştır. İlk hali o bildiğimiz minik, taşınabilir haliydi. Daha sonra geliştirilip çeşitli şekiller aldı.

GAZ MASKESİ – 1914 ÜTÜ MASASI – 1892 Hadi ütüyü icat ettiniz. E, neyin üzerinde kullanılacak bu alet? İşte ihtiyaçlar icadı, icatlar ise başka bir ihtiyacı doğuruyor. Fakat bu icadın diğerlerinden farklı bir özelliği var. Bu icadı bulan kişi yüzde yüz bir ev hanımı. Ütü yaparken kırışıklıkları rahatça açamayan Sarah Boone adlı Afrikalı bir ev hanımı sorununu çözmek için mucitleri beklememiş ve 1892 yılında kendi ütü masasını kendisi icat etmiştir.

Garett E. Morgan adlı bir vatandaş, zehirli gaz olan yerlerde ağza takılarak nefes alınabilsin diye 1914 yılında böyle bir maske tasarlamıştır. İmalinden bir süre sonra Erie Gölü altında meydana gelen patlamada, orada bulunan 32 gaz maskeli adamın hayatının kurtulmasıyla gaz maskeleri kıymete binmiştir. İlerleyen yıllarda Amerikan ordusu tarafından geliştirilen gaz maskeleri bugünkü halini almıştır.

D Ü N YA N I N İ L K L E R İ

ŞIRINGA - 1853

65


GÖSTER KENDİNİ 66

12. İstanbul İthib Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması 12. İstanbul 2017 Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından organize edilmektedir.

Web adresi: kumastasarimyarismasi.org E-posta: contest@ithib.org.tr

5. Yaratıcı Endüstriler ve Tasarım Tedarikçileri Fuarı ve Konferansları

Tasarımı fonksiyonel, üretilebilir, kullanılabilir ve hayatın her alanına nüfuz edebilir şekilde kullanan markaların katılımıyla gerçekleşen 5. Yaratıcı Endüstriler ve Tasarım Tedarikçileri Fuarı ve Konferansları’na sizleri de bekleriz. Etkinlik Tarihi: 13-15 Nisan 2017 Etkinlik Yeri: Hilton İstanbul Convention and Exhibition Center Web adresi: designistanbul.net


Son Katılım Tarihi: 27 Mart 2017 1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

42. Sayının Cevapları

MARKA BULMACA

Bulmacayı çözüp info@gossipdergi.com adresine doğru cevapları gönderen katılımcılar arasından noter huzurunda yapılacak çekilişle 2 kişiye Banu Samancı’dan imzalı Markanızı Nasıl Pişirirsiniz kitabı, 3 kişiye GOssIP kahve keyfi paketi hediye edilecektir.

42. Sayının Kazananları Nalan Taşkın – İzmir / Sabit Badem – Ankara / Reyhan Yeşilkaya – Ankara Tayfun Pelister – İstanbul / Afet Maden - İstanbul 67


GOSSIP NEREDE?

GOssIP’i gördüğün yerde fotoğrafını çek, sosyal medyada paylaş, biz de sayfamızda paylaşalım. #gossipnerede

@ersinbilaloglu

@aysuntasdemir

@inthegossip

@gizemkaraarslan

@kueneffe @iremidil

#gossipnerede etiketiyle paylaştığınız fotoğraflar için teşekkürler! 68


GOssIP 43  

Marka - Patent - Tasarım Dergisi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you