Page 14

Öykü

Yeni

Çıkanlar

sayılı kişilerden Kaan’ı istiyordu Yurat. Onun canına karşılık karanlık zaferine tırmanan ölümlüye gücün ilk şartını, serveti sunuyordu! Yaşadığı anlık şaşkınlık ve ikilemle habis karanlığın boğucu baskısını tüm ruhunun üstüne çökmüş hissediyordu Zeki. Bunca yıldır kendisini anlamaya yaklaşmış tek insanı da karanlığa kurban etmek mi? Bu gerçekten kötü bir fikir olabilirdi. Ama alt tarafı eninde sonunda o da kendi gibi ölecek bir insandı. Eninde sonunda hepsi aciz homo sapienlerden oluşan sahte medeniyetin altı milyar üyesinden herhangi birine basit bir insandan daha fazla verirse kendi aşılmaz yalnızlığıyla örülü korkunç zaferine nasıl yürüyebilirdi? Hangi gerçek başarı, hangi kanlı zafer dostluk, ahlak ya da benzeri uydurma kavramların üzerine yükselmişti? Hiçbiri! Aykırı bir zaferin tek bir şartı vardı, ihanet! İhanet, tüm şehvani hırsların en büyüğü, insanoğlunun değişmez çöküşünü ayna gibi yansıtan tek samimi eylemiydi. İhanetsiz bir zafer düşünülemezdi. Zeki’nin gözlerine Antik İyonya Tanrılarına yakışan, iblislerce kutsanan korkunç bir parıltı inmişti. Güce taparlığın kanla yıkanan ilk basamağı, ihanetin hazzı! “Kabul ediyorum, onun canı senin olsun, bana istediğimi ver!” Yurat’ın hevesi en az Zeki kadar büyüktü, öylesine sevinmiş ve hırslanmıştı ki, şiddetle güçlenen aurasından dolayı mumun ışığı anormal boyutlarda dalgalanıyor, ahize ve odasındaki diğer eşyalar kendi kendine hareket ediyor, odanın içinde anlayamadığı dilde fısıltılar duyuluyordu. Zeki’nin başını kerpetenle sıkılıyormuş gibi aşırı bir basınç altındaydı Cinin harflere götürdüğü bozuk parayla anlattığı gerçeği gördüğünde zevkle solukları hızlandı. Memur Ahmet’in kaynağını bulmuştu, nasıl ona “mecburi” bir ortak olacağını çok iyi biliyordu. Cini göndermesinin vakti gelmişti. Nasıl olsa yine görüşecekti, Yurat’a feda ettiği arkadaşının onda uyandırdığı kan arzusunun büyüklüğünü hissediyordu. Herkes, her şey, insan ya da değil, bütün varlıklar yalnızca güç için yaşıyordu, başka bir gerçeklik yoktu! Deliliğin sarp dağlarında beklediği mutlak zaferine giden İyonyalı yarı-tanrı için yasak hazlarla dolu zaferler daha yeni başlamıştı. Yazan: Can ÇELİKEL

İllustrasyon: Erdinç KALAFAT

Thomas Ott Flaneur kitaplığı piyasa temayüllerinin dışında akan seçkisi ve edisyona gösterdiği hususi ihtimamla Türkiyeli okurun ezberini bozmaya, bu kez İsviçreli sanatçı Thomas Ott ile devam ediyor. Sanatçı, sinemacı, şarkıcı ve çizgi roman ressamı Ott klasik çizgi roman üretim teknikleri dışında, yazı ve resim ortaklığını scratch art tekniği ile tek bir cümle kurmadan bozarak eserlerini görsel bir şölene dönüştürmeyi başarıyor. Ott, kretuar yardımıyla bir cerrah gibi kazıyıp yonttuğu sayfalarında, seks, uyuşturucu ve şok’n roll kavramını birleştirerek çizgi romanlarında korku ve gerilim hikâyelerini okurun içine ustaca işliyor ve yarattığı bu karanlık evrenin korku tünelinde okurunu sinir bozucu ve ürpertici yolculuklara çıkartırken, çağdaş grafik anlatımıyla eşsiz başyapıtlar ortaya koyuyor. Flaneur, Thomas Ott’ un birbirinden özel üç eserini okurlarına aynı anda ve her biri 666 adet numaralandırılmış özel baskı olarak sunuyor.

Numaralar / Numbers 144 sayfa 170gr Kuşe, Hardcover, 666 adet numaralandırılmış özel baskı. Fiyat: 35 TL Çeviri: Bilge F. İnandı Yayıncı : Flaneur Comics

Cinema Panopticum 104 sayfa 170gr Kuşe, Hardcover, 666 adet numaralandırılmış özel baskı. Fiyat: 32 TL Çeviri: Bilge F. İnandı Yayıncı : Flaneur Comics

Thomas Ott - R.I.P 192 sayfa 170gr Kuşe, Hardcover, 666 adet numaralandırılmış özel baskı. Fiyat: 38 TL Çeviri: Bilge F. İnandı Yayıncı : Flaneur Comics

26

27

Profile for Gölge e-Dergi

Gölge e dergi ekim 2013 sayı 73  

Gölge e-Dergi Ekim 2013 Sayı 73

Gölge e dergi ekim 2013 sayı 73  

Gölge e-Dergi Ekim 2013 Sayı 73

Advertisement