Issuu on Google+

Aralık 2016

Sayı 111

1


. . icindekiler . 4 K tap Fuarı Notları 7 2016 K tap Fuarı 9 ANİME M nd Game 13 Ed le Büdü 14 S nemayı Seven Adam Hakkında 18 Gez c Fest val 22. Yolcuğunda 23 ÇİZGİROMAN F kr m n Kara Del ğ 31 ÖYKÜ Grev m z Tehl ke 37 ŞİİR Geçm şten Gelen Çağrı 38 ÖYKÜ Bozkır 42 ÖYKÜ B tt 47 ÇİZGİROMAN Haba s 51 ÖYKÜ Varkolakların Geces - II 57 ÖYKÜ Ruh 61 ÖYKÜ Ölüler Konuşuyor, 67 ÖYKÜ Şeytanın Saklı Yüzü 70 İNCELEME Alacakaranlıkta Umudun Öyküler 72 ÖYKÜ Sesler -IV 75 SİNEMA Star Wars Rogue One’ı Beklerken

Sayı: 111 Genel Yayın Yönetmen : Mehmet Kaan SEVİNÇ Ed tör ve Grafik Tasarım: Mustafa Emre ÖZGEN Yayın Kurulu: Ahmet YÜKSEL, Olca KARASOY Tuğba TURAN, Hasan Nad r DERİN, Gülhan SEVİNÇ, Mehmet Berk Yaltırık, At lla BİLGEN, Rıza TÜRKER Melahat YILMAZ Redaks yon: Ecehan BİÇEN Kapak: Rıza TÜRKER Arka Kapak: Tolga TANYEL www.golgederg .com http://tw tter.com/GolgeDerg http:// ssuu.com/GolgeDerg http://golgederg .dev antart.com/

Gölge e-Derg nternetten yayın yapan özgür ve özgün çer kl tam bağımsız b r derg d r.

2


2016 yılını ger de bırakıyoruz. Oldukça zor b r yıl geç rd k. K m zaman canımız yandı, k m zaman se olup b tenler şaşkınlıkla zled k. N hayet bu yılın da sonuna geld k. Gölge e-Derg a les olarak bu yılı da b r çay çmeden kapatmayalım ded k! 24 Aralık günü, yazar, ç zer ve okurlar olarak Kadıköy'de toplanıyoruz. Ayrıntılı b lg ler Facebook sayfamızda bulab l rs n z. On yıl ve 111 sayıda ed nd ğ m z tüm dostlarımızı aramızda görmekten mutluluk duyacağız! Mustafa Emre ÖZGEN

3


KİTAP FUARI NOTLARI Öznur “V gor F lth” BAYCAN Hoşlanmayacağınız şeyler okuyab l rs n z. Merhaba! Fuarda geç rd ğ m dolu dolu günler n ardından gözlemled ğ m üzer ne b r şeyler karalamayı sted m. Fuarda stant görevl s olmamdan ötürü okuyucular le b reb r sohbet etme şansına er şt m. Özell kle genç ve çocuk okuyucuları d nlemek şahsım adına key fl yd . Fuarda tanıştığım tüm nsanlara teşekkür ed yorum. Bu sene okuyucu olarak katılmadığım lk Tüyap deney m md . Madalyonun arka yüzünü gördüm. K tapları s zlere ulaştırmak adına nsanların nasıl emek verd ğ ne şah t oldum. Okuyucuların almayı arzu ett ğ k taplara bakarken gözler ndek ışıldamayı gördüm. B r k taba daha verecek parası kalmadığı ç n ağlayan nsanlar gördüm.

edeb yatına tam olarak yansıtamadığımızı düşünüyorum. Genç okuyucuların lg s n çeken Wattpad uygulamasındak popülerl k hakkında söyleyeceğ m b rkaç şey mevcut. Edeb yat le ç çe olan ve edeb şlere değer verenler olarak Wattpad kısmına önyargılı baktığımızı söyleyeb l r m.

Bunların yanında k tap fuarında olmaması gereken şeyler de gözlemled m. İlk günler genel okuyucu k tles n ağırlayan Tüyap, hafta ç öğrenc ler ağırladı. İlköğret m 610 yaş arası m n kler fuarda gördüğümde heyecanlandım. Lak n onlara h tap eden çok fazla şey göremed ğ m ç n üzüldüm.

Gel şen nternet uygulamaları ve ulaşılab l rl k kısmındak kolaylıktan ötürü nsanların terc h ett ğ paylaşım ağına gençler n lg l olmasını doğal karşılıyorum.

Evet, bazı yayınevler n n çocuk edeb yatına yer vermeler ben sev nd rse de bu konuda yeters z olduğumuzu ve klas klerden öteye geçemed ğ m z , üzer ne b r şeyler katılmaya çalışılsa da yen l kler çocuk

“Edeb değer taşımadığı halde nasıl olur da bu kadar lg görür?” kısmında soru şaretler m z mevcut. En azından kend adıma sorduğum sorulardan b r de bu. 4


lerleyen b lg akışı yüzünden tak p edemed ğ m z onca wattpad öyküler n n arasında kal tel olanları da mevcut lak n ruhsal gel ş mler n n tam da kem k noktasında okumalarının sakıncalı olacağı öyküler n de yer aldığı wattpad uygulamasını nasıl kontrol altına alab l r z k zaten?

Ortalama 17 le 25 yaş arası gençler n kend ler ne rahatlıkla “Yazar” demeler ne tepk l yaklaşanlardanım. Düşündüğüm şeylerden b r de; kal tel ve edeb d l yüksek şeyler okumak mı yoksa sadece okumak mı? Bunların ayrımını henüz keşfedemeyen ve yaş ortalaması küçük olan okuyucuların b r anda POE okumasını da beklem yorum elbette. Onların duygularına h tap edeb len her k tap onlar ç n değerl . Gözlemled ğ m değ şmeyen tek gerçek bu.

Ülkem zde yayıncılık anlayışının eks k olduğunu ve teknoloj le b rleşm ş hal n görmektey z sadece. Wattpad uygulamasında daha y k o n u m a d a g e l n e b l r. N e d e n g e n ç okuyucuların bu denl tutkuyla bağlı olduklarını düşününce popülerl k anlayışının ön planda olduğunu fark etmek yeterl cevap ben m ç n.

Çağımızın ger s nde m y z? Kend adıma d yeb l r m k hâlâ sarı sayfaların üzer nden akan kel meler eller mde h ssederek okumaktan key f alıyor ve e-k tap okuyucuya b le henüz geçemem şken onları anlamam ç n kend m yeters z buluyorum.

Popüler anlayış le yapılan şler lg göreb l r, pek değer görecek m ? İşte bu sorunun yanıtını uzun zaman sonra göreb leceğ z.

Evet, çağımızın ger s ndey z. Hızla

5


Pek ya okuyucular ne düşünüyor? Genel olarak baktığımızda heps n n yakındığı tek şey f yatlardı. Bunun sebeb de gayet açık. Tembell ğ seven halkız. Ayağımıza kadar get r len şeylere bayılırız. İnternet üzer nden alışver ş hem uygun hem de enerj harcamalarına gerek kalmadan elde ed leb l rl ğ kolay ken fuara lg s zl ğ n de olması beklen r b r şeyd ben m ç n. Gelen okuyucu gruplarının yüzde y rm l k d l m c dd hazırlık yapmış, l stes ve har tası le sak n sak n dolanıp sted ğ n elde ederken ger kalan grupların sadece “bakınmak” ç n geld kler n düşünürsek k tap fuarlarının artık c dd ye alınmadığını net şek lde söylemek st yorum.

ödün verm ş eserler le nsanlara sunulacak h çb r şey n z kalmayacak. Ekmek yoksa pasta yen leb l r lak n k tap okunamaz. *Pasta İtalyanlar ç n makarna demekt r. Pek yayıncılar? Onların h ç m ş kâyet yok?

Ekonom k kaygıları olan nsanlara k tap okutamazsınız. Onlar karınlarını nasıl doyuracaklarını düşünürken hayatın onlara sunduğu şeylerle dare etmek zorunda kalırlar.

K tabın oluşma sürec ne şah t olmuş b r s olarak söyleyeb l r m k , s zler popüler olanlara değer ver p anlık olarak onlarla zaman geç rd ğ n zde ötelenen değerl eserler n hakkını y yerek yayıncıların da hevesler n kırab leceğ n z unutmayın.

Sevg l devlet yönet c ler ; K tap okumanın önem n konuşurken lütfen okunması ç n de gerekl s stem n kurulması adına zem n hazırlayın. Z ra kal teden

Soruyorum, okumak mı yoksa okutmak mı? Umarım popüler olan yanıtı bulamayız. Şu an hayatta olan o kadar değerl yazarlarımız var k , fark ett ğ m zde geç kalınmış olmasından korkuyorum. Son olarak, sahafların da verd ğ zor mücadeley hatırlatmak ster m. Üşengeçl ğ y t rmen z umut ederek, seneye Tüyap'ta görüşmek üzere…

6


2016 KİTAP FUARI Salur PAÇACIOĞLU

Her yıl olduğu g b bu yıl da merakla dolaştık stantları, tanıdık yüzler görmey umduk. Z yaretç ler n acelec koşuşturmaları arasında b z de ara ara onlarla sürüklend k. Mutlu eden kısmı bu koşuşturma ve nsanların k taplara sayfa sayfa dokunuşları, tek tek nceley p ç ne s nd rerek k taplıklarındak arş vler ne eklemeler . Sonra o mza kuyruklarını görünce yazara ver len o sevg , lg daha da umutlandırıcıydı. İnsanlar b r ves le le de olsa okuyor. Otobüste zaman geç r rken, hafta sonu d nlen rken. Ben akıllı telefonların bu k tap sevg s n daha da körelteceğ n düşünürken bu kalabalık ve yoğun lg y görünce hâlâ zaman var d ye düşünüyorum. Bundan çok değ l, 20-25 yıl kadar önce ne kadar zor ulaşırdık k taplara. Bu kadar zeng n çer k yoktu hal yle. O zamandan bu zamana yok olan kaybolmaya yüz tutmuş şeyler de var. Zaman, kültürel değ ş m ve 7


sev nd r c b r haberd . Z ra dünya oldukça sıcak gel şmeler yaşıyor. Ülkem z sınırlarında d nmeyen b r sızısı varken bu lg belk de nsanların b r kaçışı, bıkkınlığının da b r gösterges olab l r.

teknoloj k gel ş mler alışkanlıklarımızı, hayattan beklent ler m z b ç ml yor değ şt r yor. Bu yılk k tap fuarının z yaretç rekoru kırdığını fuar b t m nde öğrend m. Bu da ayrıca

İmza gününde Uğur Dündar oldukça uzun b r okuyucu sırasını er tmeye çalışıyordu. Şunu söylemek gerek: Oldukça yoğun b r mza kuyruğu vardı yazarlara.. B r heyecan Abdullah Turhan'ın mza standına g tt k fakat maalesef erken ayrılmış. Boş koltuğunu göreb ld k. En üzüldüğüm anlardan b r yd bu da. Sonuç olarak asıl gez nd ğ m ç zg roman kısımlarından bahsedey m. Esk ye özlem b tmem ş. Yen yapılanları, yen ç zerler tab k ötelem yorum fakat esk n n o muazzam hayal gücü tarzı tekn ğ her zaman farklı b r tatta, apayrı b r gönül tahtında.

8


MIND GAME Olca KARASOY

Entr ka dolu b r akıl oyunu; hazır olun!

görmektey z.

Üzer nden çok çalışılmış ama amatör ruhu kaybetmemek ç n el nden gelen yapmış b r yönetmen: Masaak Yuasa.

M a s a a k Yu a s a ' n ı n b u r e n k l e r n e anlamlarda kullandığınıda bel rtmek ster m;

Yuasa, 16 Mart 1965 doğumlu, 51 yaşında olmasına olmasına rağmen b r çocuk kadar renkl hayal gücüne sah p yönetmen, senar st, an matördür. Kend s tarz olarak Satosh Kon'u anımsatıyor d yeb l r m. Zaten Satosh Kon tarafından en meşhur an mes olan M ndGame'de bolca övgü almış. Yuasa'nın renkler n d l n kullanan b r yönetmen. Özell kle mav , pembe ve kırmızı renkler n an meler nde ağırlıklı olarak kullanmıştır. B lhassa bunu K ckHeartan mes nde net b r şek lde

Mav , özgürlük, sak nl k ve gerçekç l k anlamında kullanılmıştır. Pembe, uyum ve sevg anlamında kullanılmıştır. Kırmızı, aşk, nefret ve hırs anlamlarında kullanılmıştır. Aslında bu ay Redl ne s ml b r an me f lm n nceleyecekt m lak n tesadüf eser karşıma çıkan M nd Game çok daha lg çek c geld ve M ndGame' ncelemeye karar verd m. 9


demekm ş.) Çünkü babası Atsu'nun kız arkadaşını baştan çıkarmıştır. Myon'un babası yakuzalar g rer g rmezde fark ed p barın arkasına saklanır. Bu arada Myon'un babası deme sebeb m an me boyunca adama b r s mle seslenmem ş olmaları. Myon'un babası korkak ve çapkın b r adamdır. Myon'un annes n de aldattığı ç n anneler babalarını terk etm şt r. Daha sonra flashback'ler le anlaşılıyork büyük yakuza yan An k , Myon'un annes n n lk sevg l s ym ş ve Myon'un babası tarafından d skoda kadını

20 yaşındak manga-kaN sh 'n n hayal çok

baştan çıkarmış ardından evlenm şt r.

y b r manga-ka olmaktır. B r gün geç saatlerde çocukluk aaşkıMyon le karşılaşır ve yıllar sonra

Atsu, Myon'un babasını beklemekten

ona olan aşkını t raf eder. Lak n Myon başka

sıkıldığı ç n Myon'a tecavüz etmeye kalkışır.

b r s le evlenecekt r. Bunu N sh 'ye söyled ğ nde

Ryo, Myon'u kurtarmaya çalışsa da Atsu onu ter

oldukça üzülür ve bu üzüntüyü bastırmak ç n

ve bayıltır. Korkudan N sh ' n adını söyleyen

Myon, N sh 'y

babasının restoranına davet

Myon, Atsu'nun d kkat n N sh 'ye çev rmes n

eder. B rl kte restorana g derlerve orada

sağlar. El ndek s lahla N sh 'ye yönelen Atsu

Myon'un ablası Yan'ı ve babasını görürler.

onunla dalga geçmeye başlar. S lahını N sh 'n n

Myon'un n şanlısı Ryo'da restorana gel r.

poposuna dayar ve ateş eder. N sh ölmüş ve

Ryo'nun karşısında N sh kend s n ez lm ş

arafa g tm şt r. Öldükten sonra Tanrı le karşılaşır.

olarak h sseder çünkü Ryo kaslı, kar zmat k ve

Tanrıda an meye yakışır türden enteresandır ve

güçlüdür. Oysa N sh güçsüz, çek ngen b r

sürekl t p değ şt r r. Tanrı, N sh 'ye ölümün

yapıdadır. Kıskançlıktan kend n y yen N sh

kapısını göster r ve ona “Yürü ve kaybol” der.

çer ye g ren k yakuzanın sayes nde kend ne

Tab N sh ç n bunu kabul etmek kolay olmaz.

gel r. Aysu ve An k den len bu k yakuzaMyon'un

Tanrının boşluğundan faydalanıp yaşam

babasını arıyorlardır. (Burada b r not eklemek

kapısına yönel r koşarak kaçmaya çalışır.

ster m; An k , yakuzalar çer s nde büyük ab

10


Peş nden koşan Tanrı N sh 'n n yaşama steğ nden etk len r ve kaçmasına göz yumar.

verm şt r kend n . B r süre sonra N sh ve Myon c nsel olarak da yakınlaşırlar.

N sh hayata ger döndüğünden popsundek s lahı alıp Atsu'yu öldürür, An k 'y tehd t eder. Yakuzalardan kaçmak ç n An k 'n narabasına b ner ve babayı arkada bırakıp Yan ve Myonla hızlıca kaçarlar. Köprüde sıkışan N sh arabayı köprüden aşağıya sürer lak n arabayı b r bal na yutar. Bal nanın ç nde yaşlı b r adam görürler. Kend s de esk b r yakuza olan adam 30 yıldır bal nanın m des nde hapsolmuştur. Y ne flashback'ler aracılığı le öğren r z k yaşlı adam aslında An k 'n n babasıdır. Evet, Türk f lmler ne döndü sanırım?!

Bal nanın ç ndek su sev yes yükselmeye başlayınca bal nanın öleceğ n ve oradan kurtulmaktan başka çareler n n olmadığını anlarlar. Osaka'ya gelen bal nanın m des nden n hayet kaçmayı başarırlar. Artık N sh , Myon, Yan ve yaşlı adam özgürdür ve b r anda an me başlangıç sahnes ne döner ardından karakterler n geçm şler göster l r ve “H kaye asla b tmed ” yazısı le an me sonlanır. Maalesef b r kez daha bel rs z b ten b r an me le karşı karşıya kalırız. An mede bolca flashback kullanılmış. Özell kle an men n başlangıçtak flashback'lerden genelde hoşlanmadığımı bel rtmem lazım. Flashback'ler an mede hoş b r anlatım yaratsada fazlasının kullanılması kafa karışıklığından ve zley c y an meden uzaklaştırmaktan başka b r şe yaramıyor bence.

Yaşlı adam bal nanın yuttukları le bal nanın m des nde b r ev kurmuştur. Bal nanın m des nden kaçmaya çalışan N sh bunu başaramamış ve duruma alışmak zorunda kalmıştır. Başka çareler n n olmadığını anlayıncada Yan kend n dansa, Myon yüzmeye, N sh 'de m zah mangaları yapmaya 11


M ndGame'de en sıra dışı şey se görüntüsüydü. Özell kle an men n başlarında kullanılan karakterler n suratlarının gerçek nan suratı olması çok enteresan gelecekt r. Bence an meyehoş b r m zahı anlatım katmış. Yönetmen Masaak Yuasada bunun b l nc nde olacak k an meler nde farklı m zah öğeler kullanmaktan kaçınmıyor.

Yönetmen: Masaak Yuasa H kaye: Rob n N sh Yıl: 2004 Tür: Macera, Komed , Fantast k

Ayrıca bel rtmel y m k an me Rob nN sh 'n n aynı s ml mangasına dayanıyor. Evet N sh sm n n nereden geld ğ ortada Son olarak söyleyeb leceğ m şey se kes nl kle sak n b r kafa le zlenmes gereken, görsel olarak zley c ye şenl k havası veren bol ödüllü b r an me.

12


13


SİNEMAYI SEVEN MIND GAME ADAM HAKKINDA Entr ka dolu b r akıl oyunu; hazır olun! Olca KARASOY

Kemal YILMAZ

görmektey z.

Üzer nden çok çalışılmış ama amatör ruhu kaybetmemek ç n el nden gelen yapmış b r yönetmen: Yuasa. zamanı İlk kezMasaak adını duyduğum

M a s a a k Yu a s a ' n ı n b u r e n k l e r n e b rkaç anektodla daha o zaman M that anlamlarda kullandığınıda bel rtmek ster Bey' m; daha tanımadan, yüzünü b le görmeden Mav , özgürlük, sak nl k ve gerçekç l k snobb sh b r s nema hocası olarak anlamında kullanılmıştır. kodluyorum kafamda. B r süre de böyle Pembe, g d yor bu... uyum ve sevg anlamında kullanılmıştır. Pek ya lk tanıştığımız zaman? Merkez'dek belk kapıyı Kırmızı, odasından aşk, nefrethışımla ve hırs- anlamlarında çarparak çıkmış b le olab l r m - söylene kullanılmıştır. söylene çıktığım an. Ders n almak ç n Aslında bu ay Redl ne s ml b r an me görüşmeye g rm ş m ama bana öncek f lm n nceleyecekt m lak n tesadüf eser sınıfına herhang b r yen öğrenc eklemes karşıma çıkan M nd Game çok daha lg çek c yapmayacağını söylüyor. 21-22 yaşlarında geld ve M ndGame' ncelemeye karar verd m. olmam lazım. Müz k Kulübü'ne ömrümü

hatırlıyorum. Hazırlık b tm ş, 19 yaşında taze Yuasa, 16 Mart 1965 doğumlu, 51 yaşında bolmasına r K mya öğrenc s y m. Yen dönem n olmasına rağmen b r çocuk kadar ar fes ... Güney Kampüs'tey z. İsm lazım renkl hayal gücüne sah p yönetmen, senar st, değ l b r arkadaşla an matördür. Kend konuşuyoruz. s tarz olarakYaz Satosh Kon'u okulunda sanırım, M that Alam'dan ders anımsatıyor d yeb l r m. Zaten Satosh Kon aldığını t a r a f ı nanlatıyor d a n e növe möve e ş hbutrrem a nyor. m e sMalum olan arkadaş sonrasındak muhabbetlerden M ndGame'de bolca övgü almış. Yuasa'nın brenkler r nde Edward Norton'ınbyönett ğ 'Keep ng kle n d l n kullanan r yönetmen. Özell the th' konuşulurken mavFa , pembe ve kırmızı'romant renkler kn komed an meler nde zleyeceksem Chapl n zler m' g B b lhassa b r atar bunu ağırlıklı olarak kullanmıştır. yapıyor. ç mden K c k H eBen a r t ade n m e s n d'götüm' e n e t d byorum. r şek lde 'Sank b z C t zen Kane konuşuyorduk.' Bu t p 14


çocuğu almasaydım keşke derse' d ye... Neyse sonra yavaş yavaş çenem açıldı b r süre sonra da susturmak mümkün olmadı zaten. Baktım k b r zarar yok gelecek. K mse k msey ayıplamıyor, herkes sadece s nema konuşmak ç n orada ve yıllar boyunca kafamda b r kt rd ğ m tüm önyargılar b rer b rer yıkılıyor. Muhabbetler artıyor... sonrası da malum zaten. H ç b tmeyen s nema muhabbetler . Unutulmayacak tea&w ne part ler ve sonrasında 'nefes' aldıran screen ngler. Keş fler, paylaşılan l steler, ded kodular... 'S nemayı Seven Adam' k tabını aldıysanız görmüşsünüzdür. Her yıl sonu l steler yapardı. Ben de o zaman l seden ber paylaştırdığım ödüller yollamıştım ona. (Evet bu blogda gördüğünüz ödüller aslında ben 93'ten ber falan yapıyorum, öyle b r manyaklık) B r de filmlere not verd ğ m excel ç zelges . 'Bana ne' der nsan... uzun uzun ncelem şt notların üzer ne tartışmıştık. Hang filmlere tekrar şans vermem gerekt ğ n söylem şt . Ben m bazılarını n ye hadd nden fazla beğend ğ m konuşmuştuk. Isabelle Huppert' n La P an ste'dek , Jul anne Moore'un Far from Heaven'dak performanslarını tartışmıştık. Onunla sadece oyuncuları konuşmak da ayrı b r key ft . Hatta b r kere, artık olağanüstü an masyonlar olduğunu senaryolarının l ve act on'lardan daha y

verd ğ m dönemler ve artık K mya yapmayacağımı anladığım zamanlar... Zaten önces nden önyargılıyım adama, züppe buluyorum. B r de üstüne ben ders ne almıyor. Gençl k başımda duman... öfke saçacak yer arıyorum o sırada zaten. Y ne m ml yorum kafamda ünlü M that Alam'ı. Merkez'dek film göster mler ne de g d yorum b r yandan ama b r şek lde nat ed p h ç oradak faal yetlere katılmıyorum. K m b l r neler saydırdım o zaman; ş md h ç hatırlamadığım, hatırlamamın da gereks z olduğu b r şey fade etmed ğ ... Bunun sonrasında hep güzel anılar var çünkü. Sonuçta, kulüpten 'emekl ' olup mezun yet yaklaşırken son senemde bu sefer düştüm M that Bey' n el ne zaten. D plomanın yanında film çalışmaları sert fikası da almak st yordum ve k seçmel daha almam gerek yordu. 'Auteur D rectors I'le başladık yola... Tab k nanılmaz önyargılıyım zaten, lk başlarda c dd b r kabuk ç nde her derse g r yorum ağzımı açmadan çıkıp g d yorum. B len b l r M that Bey' n dersler katılımlı derslerd r. Önces nde film zlen p sonra çember şekl nde d z lm ş sandalyelere oturup filmler üzer ne tartışılır. O daha çok moderasyon yapar. S ns b r şek lde sted ğ yöne doğru da yönlend r r k , sted ğ temat k yaklaşımlar tartışılsın. Truffaut geçt , Bergman geçt ... gördükler mden büyülend m ama ağzımı açmadım. O da o sırada ç nden geç r rm ş 'bu

15


bulmuş' b r adamın coşkusu, Fassbender zlet rken uğradığımız şok karşısındak hınzır gülümsemes , dönem sonu ödüllerde Bak 'yle 400 Blows propagandalarımıza katılması, yaptığımız kısa filmler zlerken gülmekten kırıldığı o anlar, Gus Van Sant'le o toplu buluşma, sonrasındak kebapçı muhabbet ne katılmamıştı yalnız.. ama o gün yanında öğrenc ler yle gururlandığı o kadar açıktı k . Hep zaten çevres nde esk yen öğrenc ler yle ne kadar mutlu olduğunu h ssett r rd gözler yle. Hrant D nk' n vurulduğunu duyduğumuz gün sofradak o hal m z hatırlıyorum. Hayatın get rd ğ tatsız olaylarda sak nl ğ kaybetmeden üzer ne tartıştığımız da oldu, doyasıya her şeyle - kend m zle dah l dalga geçt ğ m z zamanlar da... Tat l K tabı'nın İstanbul F lm Fest val 'nde en y film kazandığını Marmara'nın lob s nde öğrend ğ zaman çocuklar g b zıplaması ve eve g derken koşarak kapanış kokteyl ne katılması gözümün önünden h ç g tm yor... B r de tab Seyfi'n n cenazes ndek b tm şl ğ ... nasıl üzülmüştü. Üzüldük sev nd k ama hep daha çok

olduğunu söyley p onu P xar zlemeye kna etmeye çalışıyordum. Bana 'oyuncuların gözler yle nefesler yle verd ğ o h ss an masyonun vermed ğ n ' söylem şt . Fest val buluşmaları aklımda, Urban'da kutlanan doğumgünler (k onun doğumgünü fest vale denk gel rd hep) Salonlardan o da ş kayetç yd b z m g b ve tab k sey rc den de... en ünlü anektodlarından b r s b rgün yer nden kalkıp salonda mısır y yen b r adamın yanına g d p mısırı alıp yer ne ger dönmes yd sanırım. B r de h ç unutmam Tsa M ng L ang filmler nde salondan çıkanlarla çok eğlen rd . Darmadağınık o kadar çok şey aklıma gel yor k ... Mezun yet ar fes nde onunla Merkez'de dertleşt ğ m z, ne yapmak sted ğ me karar vermeye çalıştığım o anlar. Ben sm lazım değ l b r yapımcının önüne atarak lk ş görüşmem yapmamı sağlaması. (Hem de herkes n ortasında) Auteur II'de yazdığım paper ç n duyduğu heyecan (kaybett m onu da... ondan da stemed m h ç nedense, saklamıştır kes n onları da.), It's A Wonderful L fe zlerken 'çocukluk b lyeler n 16


gözünde o sev nc ışıltıyı görmek bana hep daha fazla az m verd . Çünkü b l yordum k , b r üstüne çıktığımda daha da çok sev necekt . Ufak b r steğ olmuştu benden. O kaldı m ras sev yes nde ama ç mde daha büyük vas yetler var, onun ç n yapacağım. İy olmasın varsın, en azından yaptım d yeceğ m. En son bu yaz Ürgüp'e g tmeden önce gördüm. Sonra dönüşte b r türlü y koşulları yakalayamadık. ABD'deyken dua ett m, b r kere daha görey m ded m. Durumu daha da kötüleşt . Ma ller attım... en son öğretmenler gününde.. okuyamayacağını b le b le. Ama şte b r umut... Bu yazı h ç b ts n stem yorum, b t nce her şey yle g decekm ş g b gel yor şu an. 'Publ sh' butonuna basarsın ve uçar g der yazı. Sohbetler b tt ama ardında nanılmaz büyük gen ş b r a le bıraktı. Aslında b z onunla yaşamaya devam edeceğ z. Güle güle M that Bey... ne kadar teşekkür etsem az s ze... O şen kahkaha, o candan sarılma, sınırı olmayan espr ler... hakkınızda d 'l geçm şle konuşmaya başlamak çok zormuş.

gülmeye çalıştık. Okulda çok zor b r ş yaptı. O kadar da kolay değ ld yaptıkları, her şey kırmızı halılar değ ld . Merkez' ayakta tuttu. MAEV' açtı, MAFM'n n yaptığı, önayak olduğu her şey t t zl kle nceled . Ama her ne kadar aşırı d s pl n (d ktatör d ye dalga geçt ğ m z de oldu) hep fik rler aldı. O zamana kadar k msen n konuşturmadığı b z çocuklar, açık açık orada fik rler n beyan etmeye ve gerek rse onları savunmaya kalkıştı. Arada darılıp kırılırdı da sted ğ b r şey olmayınca ama onu aslında sürekl gençlerden aldığı enerj hayatta tuttu bence. Ne y yaptı k , ş adamlığıyla kalmadı. Uğraştı ve b r a le kurdu orada. H ç çocuğu yoktu ama ardında gözü yaşlı çok evlat bıraktı. Dün ölüm haber nden sonra çalışma arkadaşlarıma şunu söyled m. 'O olmasaydı ben tanımıyor olurdunuz şu anda' ded m. Doğru da... K mya yapmıyor olurdum o kes n... ama s nema master'ına bulaşmam... sonrasında lle bu sektöre g receğ m d ye d d nmeler. Onun desteğ hep vardı. Ona yaptığımız şler yorgun argın ve hatta bıkkın bazen de önemsemez tavırla anlatırken

http://m zansen.blogspot.com.tr 17


25 November Kasım - 1December Aralık Ankara 2 - 4 December Aralık Esk şeh r 5 - 7 December Aralık Kastamonu

/gez c fest val 18


GEZİCİ FESTİVAL 22. YOLCULUĞUNDA Ankara S nema Derneğ tarafından T.C. Kültür ve Tur zm Bakanlığı'nın katkılarıyla düzenlenen Gez c Fest val, 22' nc yolculuğuna tam gaz devam ed yor. Her yıl olduğu g b , başkent Ankara'dan yola çıkan Gez c Fest val, 25 Kasım - 1 Aralık'ta Ankara'dak göster mler n n ardından, 2-4 Aralık tar hler arasında Esk şeh r'e konuk olacak. Gez c Fest val yolculuğunu, 5 - 7 Aralık'ta Kastamonu'da tamamlayacak. Barışa G den Yollar: Padra g O'Malley Ankara'ya gel yor James Demo'nun Arabulucu (The Peacemaker) belgesel n n göster leceğ bölüm kapsamında, f lm n kahramanı Padra g O'Malley Ankara'da olacak. Kuzey İrlanda, Kosova, N jerya g b ül- kelerde barış müzakereler nde bulunan O'Malley, ABD Büyükelç l ğ ve S v l Düşün'ün katkılarıyla gerçekleşt r lecek f lm göster m n n ardından Türk ye ve Ortadoğu'yla lg l görüşler n zley c lerle paylaşacak. Reha Erdem'le S nemanın Altın Çağı Gez c Fest val, bu yıl, Reha Erdem' n seçt kler yle s nemaseverler n karşısına çıkıyor. Erdem' n seçk s nde, geçm şten günümüze ayna tutan beş klas k yer alıyor: Tehl kel Fısıltı(Ch ldren's Hour; W ll am Wyler, 1961), Sess zl k (The S lence; Ingmar Bergman, 1963), Ox-Bow Olayı(The Ox-Bow Inc dent;W ll am Wellman, 1943), Yankes c (P ckpocket; Robert Bresson, 1959), Strombol (Roberto Rossel n , 1950).

öner bu seçk .” Reha Erdem, s nemanın altın çağı ve s nemada yen lenmen n tek umudu olarak gördüğü bu f lm- ler seçme nedenler n fest val sırasında zley c lerle paylaşacak. Osmanlı, Gez c Fest val'de 'Peçes n Açıyor' Gez c Fest val, 22'nc yılında s nemaseverler asırlık b r yolculuğa çıkararak, uluslararası arş vlerden henüz gün yüzüne çıkmamış b r Osmanlı İmparatorluğu le de tanıştıracak. Osmanlı topraklarını z yaret eden yabancılar tarafından 1918-1926 yılları arasında çek lm ş bu f lmler, Çanakkale Savaşı'ndan, İstanbul sokaklarında gördükler

Reha Erdem, bu f lmler aracılığıyla s nemanın aslında esk med ğ n ve b ze yen ufuklar açmaya devam ett ğ n hatırlatıyor. Kend fades yle, “F lmler n z h n açıcı ustalıklarını, verecekler benzers z hazları, duyuracakları heyecanları hatırlatma arzusuyla oluşmuş b r 19


yankı bulan f lmler n, fest val n kentler ndek “ lk” göster mler le zley c s n n karşısına çıkacak. Bu bölümde göster lecek f lmler: Ivan I. Tverdovsky'n n Karlovy Vary başta olmak üzere pek çok uluslararası fest valden ödüllerle dönen f lm Hayvanat (Zoolog ya), Thomas B dega n' n, evden kaçan kızını arayan b r a len n yaşadıklarını anlattığı f lm Kovboylar (Les Cowboys), Usta yönetmen J m Jarmusch'un Cannes F lm Fest val 'nde göster len son yapıtı Paterson, yılın s nema olayı olarak değerlend r len Maren Ade'n n Cannes'da lk göster m n yapan f lm Ton Erdmann, İsveçl yönetmen Mans Mansson'un Berl n ve Göteborg f lm fest valler nde lg yle karşılanan ve ödülle dönen f lm Yarden, Brez lyalı yönetmen Kleber Mendonça F lho'nun Cannes F lm Fest val 'nde yarışan f lm Aquar us, Mısır'ın Oscar adayı Mohamed D ab'ın son f lm Çatışma (Clash), fest val n an masyon ve vamp r öyküler sevenlere bu yılk hed yes Korel yönetmen Sang-ho Yeon'un f lm Seul İstasyonu (Seoul Stat on).

kamerayı, peçeler n açarak selamlayan O s m a n l ı k a d ı n l a r ı n a v a r ı n c a y a k a d a r, g ö rü n me ye n Osma n l ı'yı b e ya zp e rd e ye yansıtacak. Hollanda Büyükelç l ğ 'n n katkıları ve EYE F lm Enst tüsü şb rl ğ yle zley c karşısına çıkacak ve fest val n 20. yılında gerçekleşt r len “Osmanlı'dan Manzaralar”ın devamı n tel ğ ndek bu bölüm, Osmanlı İmparatorluğu'na farklı b r ayna tutacak. Göster m sırasında, Nez h Erdoğan sunumu, Ç ğdem Borucu da p yanosuyla bu sess z görüntülere eşl k edecek.

K arostam , “Yarım Kalan Sözler” le Anılacak Gez c Fest val, 4 Temmuz 2016'da hayata gözler n yuman, dünyaca ünlü İranlı yönetmen, senar st ve yapımcı Abbas K arostam 'y anmak ç n “Yarım Kalan Sözler” s ml özel b r bölüm hazırladı. F lm, K arostam 'n n çalışma ortağı ve yakın arkadaşı, görüntü yönetmen Seyfullah Samad an mzalı Abbas K arostam le 76 dak ka ve 15 san ye (76 M nutes and 15 seconds w th Abbas K arostam ). “Türk ye 2016”da, Yönetmenlerle Tanışma Fırsatı

Gez c Fest val, İlk Göster mler

Gez c Fest val, “Türk ye 2016” bölümü le Türk ye s nemasının en yen örnekler n , f lmler n yönetmenler yle b rl kte zleme olanağı sunuyor. S nemaseverler, bu bölümde, sadece en yen , bol ödüllü Türk ye f lmler yle değ l, yönetmenler

Dünya s nemasının ses get ren en yen f lmler n Türk ye'dek s nemaseverler le buluşturmayı gelenek hal ne get ren Gez c Fest val, 22'nc yolculuğunda da uluslararası 20


Son yıllarda, s nemasever zley c s n güncel sanat le buluşturma hedef yle, Köken Ergun, CANAN, Işıl Eğr kavuk göster m ve serg ler gerçekleşt ren Gez c Fest val' n bu yılk sanatçı konuğu Zeyno Pekünlü. Pekünlü'nün v d e o l a r ı Ye ş l ç a m m e l o d r a m l a r ı n d a n , YouTube'dan toplanan “How to..?” kl pler yle oluşturulmuş kolajlarına uzanıyor. Bölüm kapsamında Zapata İstanbul'da, Hep O Şarkı, Erkek Erkeğe, Sus K mseler Duymasın!, Kend ne A t B r Banyo ve B r Kadına Ürkütmeden Nasıl Dokunursunuz? adlı f lmler göster lecek.

le de buluşacak. F lmler , sey rc yle zleyecek olan Türk ye'n n usta yönetmenler Reha Erdem, Kıvanç Sezer, Zek Dem rkubuz, Mehmet Can Mertoğlu, Soner Can, Barış Kaya ve Rıza Sönmez, göster mlerden sonra zley c lerle f lmler hakkında söyleş yapacak. İzley c s n bekleyen Türk ye F lmler ve Yönetmenler “Türk ye 2016” bölümünde, beyazperdeye yansıyacak f lmler; Mehmet Can Mertoğlu'nun Cannes F lm Fest val 'nden ödülle dönen f lm Albüm, katıldığı fest vallerde çok sayıda ödül alan Kıvanç Sezer' n Babamın Kanatları, Vened k F lm Fest val 'nden ödüllerle dönen Reha Erdem' n son f lm Koca Dünya, yen kurgusuyla Zek Dem rkubuz'un son f lm Kor, Rıza Sönmez' n sey rc ler kısa b r Kars gez nt s ne davet ett ğ f lm Orhan Pamuk'a Söylemey n, Kars'ta Çekt ğ m F lmde Kar Romanı da Var, lk göster m n Berl n F lm Fest val 'nde yapan ve katıldığı fest vallerden 18 ödülle dönen Soner Caner ve Barış Kaya'nın yönetmenl ğ n yaptığı Rauf.

Geçt ğ m z yıllarda olduğu g b SALT şb rl ğ yle düzenlenecek Zeyno Pekünlü serg s , 18 Kasım'da kapılarını açarak fest val n haberc s oldu. Sanatçının fest valde yer almayan şler SALT Ulus'ta 7 Ocak'a kadar serg len yor. Zeyno Pekünlü Anlatımı Atölyes

le D j tal H kâye

Bugün nternet, b reysel, kolekt f ya da nterakt f olarak üret len ve tüket len, d j tal teknoloj lerden faydalanan b reysel, toplumsal, tar hsel anlatılarla dolu. Bu atölye çalışması,

Yeş lçam'dan YouTube'a “Erkekl k Haller ” 21


22') ve Aynasızlar (Cops) (1922, 33') Hakan Al Toker' np yanosu eşl ğ nde göster l yor.

h kâye anlatıcılığının tar h n ve bugününü tartışmayı, d j tal h kâye anlatımının s yaset, reklamcılık, akt v zm, oyun, eğ t m, sanat alanların- dak olanaklarına b r g r ş yapmayı, f lm, canlandırma, maj, yazı, hypertext, ses, blogg ng, radyo, sosyal medya g b medyumlardak farklı örnekler ncelemey ve b reysel ya da grup projeler f k rler n tartışmayı amaçlıyor.

Kısa İy d r ve Çocuk F lmler Gez c Fest val' n kısa f lm meraklıları ç n klas kleşm ş bölümü Kısa İy d r, bu yıl da Alman Kültür Merkez 'nde ücrets z olarak zley c yle buluşacak. Çocukları bu yıl da unutmayan Fest val' n seçk s bu kez Çek Cumhur yet 'nden. Ücrets z olarak küçük zley c ler n beğen s ne sunulacak f lmlere büyükler de davetl . Çocuklara b r armağan da Avusturya Büyükelç l ğ 'n n katkılarıyla gerçekleşt r lecek olan Canlandırma Atölyes . Roland Schütz'ün ücrets z olarak düzenleyeceğ atölyeye katılıp lk f lm n üretmek steyen çocukların ebeveynler fest val le let ş me geçeb l r.

Sükût Altındır: Buster Keaton Gez c Fest val, “Sess z F lmler ” de unutmadı. Sess z s nemanın en üç büyük sm nden b r olan Buster Keaton'ın ölümünün 50. yılında, ABD Büyükelç l ğ 'n n katkılarıyla, en öneml dört kısa f lm , B r Hafta (One Week ) (1920, 25'), Günah Keç s (The Goat) (1921, 23'), T yatro Salonu (The Playhouse) (1921, 22


19 23


20 24


25 21


26 22


23 27


28 24


25 29


SON 26 30


GREVİMİZ TEHLİKE YAZAN: Tuğba TURAN

İLLÜSTRASYON: Tolga TANYEL N e d e n ? B r erkeğ n aşkı, gördüğü lk donsuz m n etekl ye kadar sürer de ondan!”

" All men arecreatedequal. Well. It's not true! Somearesmart, somearen't / Tüm nsanlar eş t yaratılmıştır. Pekala. Bu doğru değ l! Bazıları zek d r, bazıları değ l."

***

Donald Trump

(Sanırım sevg l ed törümüz Mustafa Emre Özgen y ne başlığı yanlış anlamış. Ek m ayında h kâyem n adındak GOOLGE'y "GOOGLE" yazıp ben k dak kalığına del rtm şt ! Bu ayk başlık da 'GREVİMİZ' değ l, GÖREVİMİZ TEHLİKE' olmalı. Hem b z m kızların şek ller b le yok grev yapamazlar k !? Had L sbethSalander' s nemada k farklı aktr s canlandırmıştı. Ya Gölge? Sanal b r kere o! Kend yok! Şekl yok!)

*** Prev ously on Gölge: "Bugüne kadar kaç k ş ye Y damgasını vurdunuz? İstat st k tutmam. O lüzumsuz devlet kurumlarının ş . Ben m ş m o kurumların sağlayamadığı adalet sağlamak. Neden öldürdüğünüz adamların göğsüne Y harf ç z yorsunuz? Zorro'dan mı lham aldınız?

(Gölge: Sens n şek ls z! S gorta yok! Yol parası yok! Sodexho yok! Tam 11 aydır çalış babam çalış! Had masaya oturalım buna çözüm bulalım, d yen de yok. Ne zaman, 'Ne olacak b z m şu s gorta ş ?' desek, çözüm masasını dev rd k, sürec dondurucuya koyduk falan f lan lafları!)

Zorro da göğsünde b r Y le gömülmüştür, k mseler b lmez. Ben lham almam, nt kam alırım." *** "Sırada k ş sel b r soru var: H ç âşık oldunuz mu?

*** Gölge ve L sbethSalander dünya üzer nde günümüzde ya da geçm şte yaşamış kötü adamlarla uğraştıkları yetm yormuş g b b r de, kend n , 'B r ler ne ya da b r şeylere düşman olan, baş kaldıran herkesle şb rl ğ yapab l r' d ye tanımlayan Yban s ml nt kam meleğ (melekl ğ tartışılır) le baş etmek zorunda

Oldum tab k . Kadınım ben. Kat l m, ama kalps z değ l m. Nerede ş md o şanslı erkek? Şanslı olduğu ç n mezarlıkta. Yoksa daha çok çekecekt el mden. 31


32


***

kaldılar. Melekl ğ tartışılır ded m çünkü bu Yban , suçlu olduğuna nandığı nsanların daha çok erkekler n, göğsüne Y harf ç zerek öldüren b r ser kat ld . Ona sorsanız, öldürdüğü tüm erkekler, bu ölümden çok daha fazlasını hak ed yordu ya; adalet mekan zmalarının kusursuz çalıştığı b r ülkede/dünyada, bunun kararını vermek b ze düşmezd .

Sene 415. B zans İmparatoru I. Teodosyus, Hr st yanlığı resm d n olarak kabul etm şt r ve tüm Pagan nançları, semboller ve ay nler yasaklamıştır. Dahası herkes n vaft z ed lerek Hr st yan olmasını stem şt r. Demek k kraldan çok kralcılık her yüzyılda varmış!

Gölge ve L sbeth, sosyal medyadan, Yban 'n n, 17 Kasım Terör Örgütü L der Hr stodulosKs ros le At na'ya g tt ğ n öğrend ler. Soluğu At na'da aldılar. B r nt kam meleğ ve hap s kaçkını b r örgüt elebaşı ne yapar, ne eder, k m n peş ne düşer; sorup soruşturmaya başladılar. Amma ve lak n, olay sandıklarından daha karmaşıktı. Ya da bas tt ; sadece yanlış yüzyıldalardı.

Hypat a s ml genç b r kadın, yen doğan d n n, düşünce ve araştırma ortamına get rd ğ baskıyı görmüş. K l se, vaft z olmayı ve Hr st yanlığın öğret ler n kabul etmey reddett ğ ç n, onu büyücülük ve fah şel k yapmakla suçlamış. İskender ye başp skoposu olan Cyr lle, Hypat a'ya herkes n önünde vaft z olması, k taplarını yakması ve İsa'nın yoluna g rmes gerekt ğ n söylem ş. Hypat a, y ne aynı kalabalığın huzurunda, düşüncen n nançtan üstün olduğunu söylem ş.

*** Sene 415. Yer B zans İmparatorluğu. Hr st yanlığı kabul edel fazla olmayan mparatorluk sokaklarında b r grup yen yetme Hr st yan fanat k, Hypat a s ml genç b r kadını l nç etmek üzere kovalıyorlardı. L sbeth ve Gölge olay yer ne yet şt kler nde, Yban ve Ks ros eller nde kılıç, hayır elektr kl testere ya da kılıçla elektr kl testere arası b r s lahla adamları doğramak üzerelerd . Derken L sbethGölge-Yban ve Ks ros arasında, uçan tekmel , dönen yumruklu b r uzak doğu dövüş şovu başladı.

Bu kadın, ta o zamanlarda, zamanın sonsuzluğunda evren n varoluş kurallarını araştırmış. Y ne o dönemlerde fanat k Hır st yan d ndarlar, Yahud ler ve küçük b r grup olan Paganlar arasında yaşanan gerg nl kler tüm şehr huzursuz edecek n tel kteym ş. Sadece günümüzde değ l her yüzyılda nsanoğlunun başının belası olan 'sen n nancınben m nancım' kavgasını yapan fanat kler, bu gerg nl kler n sonucunda hırslarını sanırım bu genç kadından almışlar. Öldürülen Hypat a'nın vücudu yakılmadan önce paramparça ed lm ş. Adını, tems l ett ğ m rası ve özell kle kadınlığını aşağılamak ç n vücudunun her b r parçası İskender ye sokaklarında dolaştırılmış.+++

Ortama sonradan katılan S yah Örümcek Adam'la şler y ce sarpa sarmışken, b z m kahramanlar, Yban 'n n Bürke Hatun'dan tırlarla get rtt ğ kestere s lahını ele geç rd ler. B z m kızlar erkekler b r güzel hakladılar. Sıra Yban 'ye geld . L sbeth ve Gölge'n n aynı anda üzer ne atlamasıyla Yban , Hypat a'yı öldürecek adamları ıskalayınca, kestere Hypat a'nın göğsüne saplandı. Tal hs z genç kadın orada parçalanarak öldü.

*** Gölge, L sbeth ve Yban , 21. yy'da eş n benzer n göremeyecekler demek sterd m ama nanç uğruna nsan parçalamanın şu d nle veya bu yüzyılla l şk s olmadığı ç n d yem yorum; 21.

Pek , k md bu Hypat a?... 33


Yban : GREV YAPIN!

yy'da da göreb lecekler bu vahşete lk elden tanık oldular. Gölge ve L sbeth, kend

Gölge: Haklısın be Yban ! Ama sen daha

zamanında nt kam alırken k nc b r defa

aramızda yen s n b lmezs n bu e-h kaye

düşünmeyen, geçm şten de

nt kam

şç l ğ n , emekç l ğ n ! Sen de katıl b z m

alab leceğ n sanan Yban 'y zor zapt ett ler.

grev m ze! Düşmanız müşmanız ama hak

Geçm ş değ şt remeyecekler n , ancak ondan

hep m z n hakkı! Ez len tüm halklar b rleş n! El

ders alıp daha güçlü ve ad l b r gelecek

puebloun do!!!

yaratab lecekler gerçeğ n Yban 'ye anlatmaları ____________________________

k saatler n aldı.

B U H İ K AY E D E G R E V V A R D I R

Tüm nsanlığın bunu kavrayab lmes se, aradan 1601 yıl geçmes ne rağmen hâlâ

____________________________

mümkün görünmüyordu.

Tabelalarını da yerleşt rd kten sonra Gölge, L sbeth ve Yban boş b r arsada, b r

***

var lde ateş yakıp, ateş n başında gece gündüz

Yban : Bırakın ben ! Kadını öldürdüler, bar

demeden nöbete dururlar. Ateş grev n olmazsa

parçalamalarına z n vermeyel m! Bu nasıl b r

olmazıdır ya;başkaldırı ateş ...

nsanlık! Bu nasıl b r k n! Bu nasıl b r erkek

L sbeth: Gel n marshmallow közley p

egemenl ğ !

y yel m.

Gölge: Bırak eller nden gelen artlarına koymasınlar! Yüzyıllar sonra b r sürü erkek ve

Gölge: Ne marshmallow'u ya! Sank

kadın aklın hak m yet n öven ve d n otor teye

D sney Channel ç zg f lm ndey z. Türk e-

karşı çıkan cesur Hypat a'nın yaşamı ve

derg s ndey z b z kızım. Sucuk közley p y yel m

özell kle öldürülüş şekl arasında l şk

oh m s !

kuracaklar...

Yban (ateşe gözler n d km ş bakarken

L sbeth: Ne kadar yüzyıl geçerse geçs n

esk ler anlatmaya başlar): Çocukluğumla lg l

erkek aklının, düşünen, f k r üreten kadın

bazı şeyler karanlık sank . Hatırlayamıyorum.

karşısında acz ç nde olduğunu görecekler ç n

Mürekkep ş şes kılıklı b r ps kolog vardı sanırım.

baskı yöntemler n değ şt recekler ama kadını

Onun muayenehanes n n penceres nden

mutlak hak m yet altına alma çabaları asla

atlamak stem şt m hep. Ama yüzünü görmey de

b tmeyecek! Şek lden şekle g r p her da m

sterd m ben yere düştüğümde. İk s n beraber

önümüze sürülecek!

yapamayacağım ç n atlayamadım. L sbeth: O ded ğ n b r f lmde vardı.

Yban : Madem k n z de bu kadar

Karıştırıyorsun sen. Bruce W ll s ps kologdu.

akıllısınız da neden az önce sana şek ls z d yen ve bunca zamandır s z s gortasız, maaşsız, aç

Gölge: Evet. W ll s, renk körü ps kolog B ll

susuz çalıştıran yazarınıza karşı

Capa'yı canlandırır o f lmde. Ve hastası

ayaklanmıyorsunuz?

muayenehanes n n camından atlar. Sen değ ls n yan o nt har etmey düşünen.

Gölge: Haklısın da ne yapab l r z k ? Klavye onun el nde!

Yban : Ara sıra ben de düşünmed m değ l 34


ama o f lm zley nce hatlar karışmış olmalı bende.

beceremeyeceks n z! Hayd görey m s z ! Roll n',

Eee b r ps kopat kolayla yet şm yor tab k !

roll n', roll n'…

Tam o sırada, kızların ateş yakıp grev

Şarkıdan akan notaların hızlanmasıyla

yaptığı boş arsaya kameramanıyla beraber

beraber grev alanına akın akın nsan gelmeye

el nde m krofonuyla Savaş Ay çıkagel r. O her

başlar. İlk önce Mehmet Berk Yaltırık'ın Tepedek

zamank kısık ses tonuyla başlar heyecanlı

B a r h k a y e s n n k a h r a m a n l a r ı B e k r,

heyecanlı konuşmaya:

Peymanzer, Paşa Kızı, Vedat, Kenan ve Pel n sökün ederler. 'Dokuz aydır ne b r maaş ne b r

Savaş Ay: S zlere zıpkın g b , f şşek g b b r

s gorta!' d yerek bağırır Vedat T naTurner'ın

haber vereceğ m! B z m kızlar Gölge ve L sbeth

şarkısının arasında. 'Ne dokuz ayı ben

yanlarına düşmanları olan Yban 'y de almışlar

1890'lardan ber bekl yorum!' der Bek r d şler n

grev yapıyorlar! Amanın k mler görüyorum! Lech

gıcırdatarak.

Walesa aramızda sayın sey rc ler! Ama 37

Onlardan sonra Quent nTarant no yer n alır

yaşındak hal le!

ateş n başında. '2016'yı ben yönet yormuşum,

Lech Walesa: 1980 yılından gel yorum

öyle dem ş Tw tter'danMatt Oswalt.* Madem

kızlar. Grev var ded ler, geld m. O zamanlar on

b a n a b u n u l a yık g ö rd ü l e r b e n d e g re v

b nlerce şç y greve sürükleyecek derecede

yapacağım!'

gücüm ve yaptırımım vardı Polonya'da. Hükümet le görüşmelere ben katılırdım. Kaç kere

H llary Cl nton sess zce gel p yerleş r ateş n

tutuklandım nanın hatırlamıyorum. Sonunda

etrafındak kalabalığın arasına. Herkes başıyla

stekler m z kabul ett ler ama tekrar tutuklandım.

selamlar onu. B r şey söylemes ne gerek yoktur.

Zaten, h çb r dönem, h çb r ülkede, şç ler ç n

B rden ortalık toza dumana bulanır. Noel

güllük gül stanlık olmamıştır hayat. Sonradan

Baba gökyüzünde süzülmeye alışkın kızağıyla

pol t kaya atıldım, hatta Polonya Cumhurbaşkanı

toz toprak ç ndek arsaya nm şt r.

b le oldum! Ama sorsanız en çok ne zaman mutlu Noel Baba: Açılın bakıyım! Ben de grev

d m; tab k şç arkadaşlarımla hakkımızı aramak

yapmaya geld m. B n yıllardır her yılbaşı çalış

ç n 14 ağustos 1980'de genel greve g derken!

çabala, paketle, hed ye dağıt, esk yılı yen yıla

Sonuna kadar arkanızdayım gençler!

bağla! Sonucu ne! B r teşekkür eden m var?! Ben B rden b z müz k ses duyulmaya başlar.

de grev yapayım da, sonsuza kadar 2016'da kalıp

T naTurner grev alanına gelm ş, Proud Mary'y

görün gününüzü!

söylemekted r: Grevc ler İng l zce ve Türkçe olarak hep Left a goodjob n thec ty

b r ağızdan: H A Y I IIIIIIIII R RRRRR ! ! !

Work ngforthemaneveryn ghtandday ***

And I neverlostonem nute of sleep ng

Gölge ve L sbeth' n yazarlarına karşı

Worry ngaboutthewayth ngsm ghthavebeen

başlattıkları b r grevle ayaklanan e-derg

B gwheelkeep on turn ng

kahramanları, acaba sted kler n alab lecekler

Proud Mary keep on burn ng

m ? Bas t g b görünen bu grev, dalga dalga

Roll n', roll n', roll n' on ther ver

yayılarak tüm dünyayı etk leyeb lecek m ? Bu T na Turner (şarkının arasında): Ben Allah'ın

g d şle dünya 2017'ye g reb lecek m ?

cezası b r koka n bağımlısı olan kocam İke'ı Tüm bunlar ve daha fazlası Gölge e-Derg

başımdan attım kızlar! S z m bu ş

Ocak sayısında... 35


+Volta re, Felsefe Sözlüğü'nde Hypat a'ya kısa da olsa yer verm ş; onu, “İskender ye'de, Theodosyus dönem ne Platon ve Homeros öğreten kadın” olarak tanımlamıştır. +Sokrates, tar h k tabında (H sto re de Socrate) Hypat a'n n nasıl öldürüldüğünü detaylı olarak anlatır. +Edward G bbon “H sto re de la décadence et de la chute de l'emp reRoma n” adlı eser nde, Hypat a'nın yaşamına ve özell kle öldürülüş şekl ne gen ş yorumlarla yer verm şt r. *"Is Quent nTarant nod rect ng 2016?" v a @MattOswaltVA

36


GEÇMİŞTEN GELEN ÇAĞRI Yaşama da r b r arzun kalmadığında Hırsını kaybeders n, ger dönemezs n Yavaşça yen l rs n ve kabullen rs n Ölüm sen çağırır, sana uzaktır Yüzüne takılı duran soğuk fade Aynada sen n ç n b r şey fade etmed ğ nde D mağın, kalb n, benl ğ n dağlanır Sess zce b r çığlık kalb nde yer n alır Kayıplarından ger de kalan hayatın Yavaşça perdeler ardında sana göster l nce Buruk b r syan yüksel r boğazından Ölüm sen çağırır, anlayacaksın günü gel nce Düşler nde gördükler nle, yaşayıp b ld kler nle B r anlam çel şk s yaşadın gözümün önünde Nasıl oldu da em n olamadın, anlayamadın S sler ardında k huzursuz ruhumu tanıyamadın Ölüm sen çağırır, sen de onu tanırsın B raz daha adım at, ses m tak p et Ben de oradayım elbet bekler olduğun Öldüğün gün kavuştuğumuz gün Ölüm sen çağırdı, ş md b r aradayız Umarım b r daha asla ayrılmayız Nasıl tanımazsın aşığının ses n Belk de unutacaktın çağırmasaydım sen Sen n ç n sakladım t trek boğuk ruhan ses m Çağırdım yanıma çünkü özled m sen K msem yoktu ben mde, sen n g b Unutmak yok bundan sonra, b r aradayız ebed Ölümün b rleşt rd ğ hayatlar B r daha ayrılmazlar… Mahşere kadar

Ş r ve Görsel: Yusuf GÜRKAN

37 33


BOZKIR YAZAN: Ahmet YÜKSEL

İLLÜSTRASYON: Mehmet Kaan SEVİNÇ

Uzun zamandır bozkırın soğuk rüzgârında kesk n taşlara basa basa nceltt ğ ayı der s sandalın son bağı da kopmuştu. Bel ndek kemer , sandalın kopan bağının yer ne bağlamak ç n çözdüğünde tun ğ n n altı d zler nden aşağı düşüverd . Buz g b havada alet kalkmasa b le b l yordu k şehre g d nce elb ses n n etek kısmı götünü kurtarmak ç n elbette lazım olacaktı. "Nasıl olsa o zamana kadar b r sarmaşık dalı bulur bel m sağlam tutarım" ded ç nden. Ş md eks k etekle bacaklarından yukarı doğru esen rüzgârı daha da ç nde h ssed yordu.

hayalet n el nden olacaktı. Kaçmanın akıllıca olmadığını düşündü. Bu gece kaçınılmaz b r ölüm vardı her nasılsa geleceğ n b lmed ğ . Karanlığın ç nde r leşerek gelen gölge yaklaşık on adım uzağında an den durdu. Son gücüyle kend n savunmadan, boğuşmadan, kapışmadan ölmeyecekt . Meraklı gözlerle baktı gölgeye. "Nes n?" d ye bağırdı. B r süre sess z kaldıktan sonra "K ms n?" d ye bağırdı. Donmuşçasına duran gölgeden kaçmalı mı yoksa g d p tesl m m olmalıydı. Her şey n b tt ğ n düşündü. Ş md tam tesl m yet zamanıydı. H çb r tanrıya nanmamıştı. Sadece doğum ve ölüm vardı nandığı. Her doğan ölecekt . Ölümün affı yoktu. Karşısında kend nden epeyce büyük ve ne olduğunu b lmed ğ bu gölge sonunu mu get recekt ? Uzaklardan uluma sesler gel yor, sesler sıklaşıyor ve g tt kçe de yaklaşıyordu. Gölge olduğu yerde duruyordu. Gözler puslu karanlıkta k uzun boynuz seçt .

Gökyüzü yavaş yavaş kararmaya başladı. Gece n yordu bozkıra. Ya kurtlarla karşılaşıp parçalara ayrılacak ya da haydutlarla karşılaşıp parçalara ayrılacaktı. Başka b r yol yoktu zaten. Belk yerden almaya kuvvet n n yett ğ b r, b lemed n k taşı kend n savunmak ç n fırlatacak ama her koşulda parçalanacaktı. Ş md den çok uzaklardan uluma sesler gel yordu. Ya haydutlar aralarında haberleş yor ya da gerçek kurtlar kokusunu almış yaklaşıyorlardı. Koşmaya, kaçmaya da dermanı yoktu.

B r ç ft boynuz uzanıyordu gölgeden, balta olduğunu zannett ğ b r değneğe yaslanıyordu. B r nsan olmalıydı. "K ms n" d ye bağırdı yen den. Karşısındak adamın cüsses nden b r savaşçı olduğu anlaşılıyordu. Vücudunun çeş tl yerler ne aksesuar olarak taktığı kurukafalardan da büyük b r dövüşçü olduğu bell yd . Bu kadar hals z, yorgun ve açken böyle heybetl b r savaşçı karşısında duramayacağını elbette b l yordu. Y ne de b r şey yapmalıydı. Kaçmaya

Gecen n karanlığında kend ne doğru gelen b r gölge gördü. Çok r , omuzları çökmüş, eller yere kadar sarkık; haydut mu, hayvan mı yoksa bambaşka b r mahlûkat mı olduğu bell olmayan gölge. Belk de b r hayalet. O kadar çok ölüm görmüş ve o kadar çok öldürmüştü ama hep bahsed len o hayalet h ç göremem şt . Ş md bu çares zl ğ nde ölümü belk de bu 38


39


varsa kend nden b r suret yapmıştı yeryüzüne. Bu kadar heybet, bu kadar asalet anca b r tanrıda olurdu. Ş md kurt sesler nerede se kalçasından b r ısırık alacak kadar yakından gel yordu. Gerçek b r kurt muydu bunlar yoksa haydutlar aralarında haberleş yorlar mıydı? Hâlâ anlayamamıştı.

kalksa o büyük savaşçının sırtına sardığı mızrağı le yüzlerce adım öteden ş şe takılmış b r güverc n g b avlanacaktı. Kurt ulumaları yaklaşıyordu. Ya da haydutlar. "B r şey yapmayacak mısın" d ye bağırdı heybetl savaşçının gölges ne. "Sen de o t soylarındansın değ l m , sen de o haydut sürüsündens n."

Dev cüssen n ayakta durmak ç n dayandığı baltayı k el le tutup çekt , ş md o yeryüzündek tanrı s luet yerle b r olmuş, o ağır beden gecen n ç nde bozkırda b r tepeye dönüşmüştü. Kurtlar ç n bu beden parçalayıp kend hayatını kurtarab l rd . Ulumalar o kadar yakındı k , hele hırlamalar. Bu küçük lahın beden yle sürükled ğ z nc re takılı leşler vahş hayvanların lk tadımlıklarıydı. Z nc rler n çek lmes nden, alttak o dev cüssen n bu çek şt rmelerle hareket etmes nden bell yd .

Uluyan kurtlar oldukça yaklaşmıştı ancak o dev savaşçı hâlâ kıpırdamıyordu. "Ya öldür ben ya da koru" ded b rkaç adım yaklaşarak dev adama. Hâlâ kıpırdamadığını görünce y ce yaklaştı. Ya çok büyük b r savaşçıyla ve yahut kılığına bakılırsa yüce b r şamanla karşı karşıya olduğunu fark ett . O yüce adam el nde yakın b r zamanda parçaladığı b r vücudun üst kısmını saçlarından tutup buraya kadar get rm şt . Gözler açık öylece durup duruyordu. Yavaşça o yüce adamın etrafında dönmeye başladı. El nde yerden destek aldığı b r balta vardı. Büyük, ağır b r balta! Bu savaşçı baltasını savurduğunda b r düzüne nsanın kelles gövdes nden ayrılıyordur. B r kılıcı yok bu devasa yaratığın ama sırtında çok vahş b r mızrağı var. Yavaş yavaş hem yaklaşıp hem de etrafında dolanmaya başladı s h rl savaşçının. Ve yandan gördüğünde hayret ç nde kaldı. Eller ve ayaklarına z nc rlenm ş ve z nc rler arkaya doğru alab ld ğ ne uzanıyor. Z nc r n tutsak halkaları boyunca da ya el, ya kol ya da yarım b r gövde sürüklenerek gelm ş peş nden. Nasıl b r kıyımdı k nsancıklar öldükler le kalmışlar. Tutsak ed lemeyen bu dev vücut büyük b r kıyımın ç nden çıkmıştı. Ş md o dev cüssen n sırtına baktığında arkasına sarılı sandığı mızrağın aslında sırtına saplanmış olduğunu gördü. Onlarca mızrakla, okla, kılıçla b rl kte saplanmış koca b r mızrak. Bu dev cüsse nasıl olmuş, nasıl b r cenkten çıkıp, nasıl b r vahşetten gel p de burada böylece ayakta kalab lm şt ? Ölmüş müydü? Ölür müydü? B r lah varsa, b r tanrı

Baltayı alıp kaçab l rd . Baltayı bırakıp daha hızlı kaçab l rd . Ya da kalıp b rkaç kurdu haklayab l rd . Belk de bu r cesed parçalasa kurtlar ona dokunmadan g derd . Hırlamalardan b rkaç hayvanın b rb r yle paylaşmak stemed ğ b r et parçası olduğunu anlaşılıyordu. Ölü tanrının bozkırın ç ne kadar taşıdığı nsancıkların parçalarından b r paylaşılamıyordu. Ölü savaşçının beden ne saplı mızraklardan b r n çek p çıkarttı, el nde tarttı ve sesler n geld ğ yere fırlattı. İsabetl b r atış olacak k acı b r uluma duydu. Sonra b r sess zl k ve ardından kurtların yaralı arkadaşlarını üleşmeler n d nled . Ne kadar kuvvetl ysen payın o kadar büyük. B rkaç mızrak daha vardı kahramanın leş nde. Çekt der y parçalayıp devasa vücuda saplanan mızraklardan b r n daha. B r kere daha şansını dened . Hırlayan kurtların arasına attığı mızrağın toprağa saplanma ses b r hayal kırıklığıydı. Sonra leşten b r mızrak daha çekt , el nde tarttı ve hırıltıların arasına fırlattı. Y ne toprağa düşen mızrağın ses n duydu hırıltılar

40


topluca hırlamaya başladılar adama. Ş md o son k mızrağı kullanma zamanıydı. Üzer ne doğru sıçrayan hayvana can havl le soktu mızrağı. Böyle b r hamle beklemeyen hayvanın boğazından g ren mızrak hayvanın kend ağırlığı le yere düşmes sırasında sırtından dışarı doğru çıktı. Yaralı hayvan fazla can çek şmeden öldü. Adam ardından atlayan kurdu göremed ve tökezley p düştü. İr hayvan b lekten d şled ğ kolu koparttı. Adam akan kana bakmak stemese de akan taze kanın kokusu hayvanları sarhoş ed yordu. B r acı sardı vücudunu. Ş md üzer nde üç dört tane kurdun d şler n h ssed yordu ve acıyı h ssetmez olana kadar sürdü bu parçalanma.

arasında. Fazla b r şansı olmadığını düşündü. Ağır ağır gökyüzünde yükselmeye başlayan ay şans get reb l rd . Azgın kurt sürüsü yaklaşırsa atacaktı sona kalan k mızrağı. Belk koca vücuda saplı oklar ve kılıçlar da şe yarayab l rd . Kurtlar doyar mıydı? Doysa g der m yd ? Kaç kurtla dövüşeb l rd ? Balta şe yarar mıydı? Bunları düşünerek olduğu yere çöktü. İşte o anda ardında b r hırıltı duydu. Koca cüssel savaşçının üzer ndek küçük adama doğru sıçrayan kurt adamın denges n bozdu ve adam düşerken el ndek baltayı salladı. Balta kurdun vücuduna değd ve hayvan nleyerek yere düştü. Kesk n dem r hayvanın karnını yarıp bağırsaklarını dışarı çıkartmıştı. Taze kan kokusuna b r anda üç dört kurt daha atıldı. Yere düşen yaralı hayvanı çek şt rd ler. B rer b rer gelerek kalabalıklaştı hayvanlar. Ve ardından

41


BİTTİ! YAZAN: At lla BİLGEN

İLLÜSTRASYON: Gökçe DENİZ

B z ayırmak ç n uğraşanların gözü aydın. B rl ktel ğ m z b tt ama onu ç mden söküp atmak h ç kolay olmayacak. İlk aşkımdı ve b rl kte olduğumuz otuz yıl boyunca ben b r gün b le yalnız bırakmadı. İy günümde, kötü günümde hep yanımdaydı.

başımı ona doğru çev rd m. “Yanıma gel. Sen ancak ben tesell edeb l r m.” derces ne ben süzüyordu. O an eller mde sıcaklığını h ssetmey , kokusunu doyasıya ç me çekmey sted m ama cesaret edemed m. Herkes b ze bakacak, toyluğumla alay edecek sandım. O korkuyla başımı öne eğd m ve hızlı adımlarla çay ocağına yürüyüp kahvem aldım. Kokusunu en az h ssedeceğ m b r masaya oturduğumda sınıfta kaldığımı a leme nasıl söyleyeceğ m düşünüyordum.

Onunla tanıştığımızda daha ün vers tedeyd m. Ders aralarında herkes g b soluğu kant nde alırdım. Kapıdan çer adımımı attığım an kokusunu duyardım. Doğrusunu söylemek gerek rse lk zamanlar t c bulurdum ama zamanla alıştım. B rkaç ay sonra hoşuma g der olmuştu. Sene sonuna doğru se artık ona sah p olmak ç n yanıp tutuşuyordum, ancak a lemden gelen para kısıtlıydı. B rl ktel ğ m z artı masraf demekt ve bunu kaldıracak madd gücüm yoktu. İstemeyerek de olsa ondan uzak durmaya çalıştım; ama kader b z b r araya get rmey kafasına koymuştu! Aslında kadere f lan nanmazdım. Kend yazgımızı kend m z n yazdığını dd a ederd m. Meğer ne büyük yanılgıymış. Hayatımızı ancak b r yere kadar bel rleyeb l yoruz. Dönüm noktası ded ğ m z v rajlarda se d reks yon hâk m yet b zden çıkıyor ve araba sted ğ yöne doğru g d yor!

“Ne lan bu surat?” Ses n geld ğ yöne doğru başımı çev rd ğ mde Al 'y gördüm. El nde tuttuğu bardaktak çayın neredeyse yarısını çm şt . Bakışlarımı ondan alıp masanın üstünde duran kahve f ncanına yönelt rken sıkıntılı b r nefes koyuverd m ve “Sınav berbat geçt . Çaktım.” ded m. Ne ded ğ m anlamaya çalışırcasına b r süre sess zce bana baktı, ardından koca b r kahkaha atarak “Ulan bende b r şey oldu sandım.”ded . “Ama çok çalışmıştım...” B r sandalye çek p karşıma otururken “Ben de h ç çalışmamıştım ama bak sonuç değ şmed . İk m z de çaktık.” ded .

O gün sınavım kötü geçmeseyd belk b r araya h ç gelmeyecekt k. Aslında sıkı da çalışmıştım ama sorular çıkmaz ded ğ m, bu yüzden bakmadığım yerlerden gel nce resmen çuvalladım. Amf den çıktığımda hırsımdan neredeyse ağlayacaktım. Sak nleşmek ç n soluğu kant nde aldım. Oradaydı ve kokusu her zamank nden daha davetkârdı. Duraklayıp

“Ş md a leme ne d yeceğ m.” “Ben ne d yeceksem sen de onu d yeceks n. Kaldım! Sonra da 'Meraklanmayın bütünlemelerde ver r m. Olmadı seneye kes n.' ders n.”

42


43


b r kahkaha patlattı ve “B lm yorsan bu boku çmeyeceks n oğlum.” ded . Haklıydı. Bu yüzden ses m çıkartmadım. Hızla çt ğ m alkolün etk s yle yüzüm kıpkırmızı kes lm ş, kalp atışlarım hızlanmıştı. Arkama yaslanıp der n b r nefes aldım. Meyhanedek tüm kokular s l nm ş, b r tek onunk kalmıştı! Doyasıya ç me çek p derd m b r çırpıda Al 'ye anlattım.

“Bırak dalga geçmey .” “Ooo sen de olayı çok abartıyorsun be. Her şey bu kadar kafaya takarsan yakında oynatırsın. Rahat ol oğlum b raz. Öğrenc n n fıtratında var bu.”. “Neym ş fıtratımızda olan?” “Sınıfta kalmak!”

“Bu mudur lan?” d ye sordu.

“Y ne saçmalıyorsun.”

“Evet.”

“Anlaşıldı sen n devreler tamamen yanmış. Kalk bakalım g d yoruz.”

“Allah sen davul ets n. Neden daha önce söylemed n?”

“Nereye?”

“Ne b ley m…Çek nd m?”

“Sınıfta kaldığımızı kutlamaya!”

“Benden m ? Neyse halleder z koçum.” ded ve b r şey söylememe fırsat vermeden ayağa kalkıp gözden kayboldu. Döndüğünde yanında o vardı. Gecen n sonunda sallanarak bekâr ev me döndüğümde ben mleyd ve bugüne kadar ben h ç yalnız bırakmadı.

Ne kadar t raz ett ysem de laf anlatamadım. Koluma g rd ğ g b ben ayağa kaldırdı ve adeta sürüklerces ne dışarı çıkarttı. B r süre sokaklarda amaçsızca dolaştık. Hava kararmaya başlayınca karşımıza çıkan lk meyhaneye daldık. İçer adımımızı attığımız an kokusunu h ssett m. Buradaydı! O key fle sırıttım. Bu hal m Al 'n n gözünden kaçmamıştı. Garsonun gösterd ğ masaya oturur oturmaz gülümseyerek “Pezevenk! Ortam hoşuna g d nce nasılda sırıtıyorsun. B r de gelmek stem yordun.” ded .

Ancak b rl ktel ğ m z a leme b r türlü kabul ett remed m. Babam b r şey demed , z ra son nefes n verene kadar haber olmadı. Annemden saklamadım. Ne var k o da sürekl söylend . Onu bırakmam ç n h ç usanmadan telk nlerde bulundu. Annem çok sev yordum, bu yüzden her sefer nde b r bahane uydurdum.

“Haklısın. İy k zorlamışsın. Ama asıl hoşuma g den şey…” ded m ve sustum. Merakla cümlem b t rmem bekled . Benden ses çıkmayınca “Neym ş?” d ye sordu.

“Hele b r okul b ts n anne…” “Askere g dey m geley m…” “B r şe g rey m lk ş m ondan ayrılmak olacak...”

“Önce rakımızı söyleyel m. Anlatırım sonra.”

Bugüne kadar ne ben m bahaneler m b tt , ne de annem n söylenmeler .

Bardaklarımızı tokuşturduğumuzda “Eee anlat bakalım.” ded . Konuşacak cesaret bulmak amacıyla b r d k şte bardağı yarıladım. O yaşlarda rakıya alışık değ ld m. B r de aç karnına ç nce dağıldım. Boğazım cayır cayır yanıyordu. Suya saldırdım. Arka arkaya kaç bardak su çt ğ m bugün b le hatırlamıyorum. Bu hal m karşısında Al kend n tutamayarak ağız dolusu

Ün vers tede k msen n umurunda değ ld k. Arkadaşlarımın ev nde rahatlıkla b rl kte kalab l yorduk. İş hayatımın lk dönemler nde de durum aynıydı. Ancak terf etmeye başladıkça olay farklılaştı. Doğal olarak sosyal statüm değ şm şt ve ç ne g rd ğ m bu yen çevre onu küçümsüyor, hatta yer yer aşağılıyordu. Mecburen gözden uzak yerlerde buluşmaya

44


başladık. Tüm tedb rler m ze rağmen arada

olmasını, dışarıda kar veya yağmurun

onlara yakalanıyorduk. B r şey demeseler de

yağmasını önemsemeden “Çocukların gözü

gözler ndek o küçümsey c bakışı fark etmemek

önünde olmaz. Ne yapacaksan lütfen dışarıda

olanaksızdı. Y ne de b rb r m zden ayrılmadık,

yap” d yerek b z ortamdan uzaklaştırdılar.

çünkü sevg m z onların hak r bakışlarından çok

Ondan ayrı kalmayayım d ye bu aşağılayıcı

daha yüceyd .

tavırlara katlandım ama gücüm g derek azalıyordu.

Eş me h ç yalan söylemed m. Zaten o da

Bu arada devlet de boş durmadı ve

her şey b l yordu. Buna rağmen evlenmeden “Benden onu

durumu bana benzeyenlere kafayı taktı. Artık

bırakmamı sakın bekleme.” ded m. “Ben bu

onunla b rl kte parklarda oturmam, cafelerde çay

şek lde kabul ed yorsan evlenel m.” ded m.

çmem yasaklanmıştı. İnsanlardan adeta tecr t

Eller m sıkıca tuttu ve gözler n gözler me d k p

ed lm şt k. B rl kte olmak sted ğ m zde b z

“Hele mzayı atalım b rkaç aya kalmaz onu sana

hemen dışarı çıkartıyorlardı. Ancak bazı mekân

unuttururum.” ded . “Göreceks n ben değ l sen

sah pler halden anlıyordu. “Rahatınıza bakın.

bırakmak

s t e y e c e k s n . ” d e d . “ Ya

B z halleder z.” d yorlardı. Ama yürekler sevg

bırakamazsam.” d ye sordum. “H ç öneml

dolu o nsanları da yıldırdılar. İran'dak ahlak

değ l.” ded . ”Sen öyles ne çok sev yorum k

pol s ne benzer k ş ler l şk m ze göz yuman

gerek rse onunla paylaşab l r m.” ded .

mekânlara ağır para cezaları yazdılar.

önce üzer ne basa basa

Tab k eş m yanıldı. Bırakamadım. Ama

Onlar aşağıladıkça b z b rb r m ze daha

söyled ğ n n aks ne kabullenmed . Tıpkı annem

sıkı bağlandık. Ne yaparlarsa yapsınlar

g b başımın et n yed . Olur olmaz yerlerde

ayrılmayacağımıza da r yem nler ett k.

konuyu hep ona get rd ve “Ben söylemekten

Bu arada b tmek b lmeyen b r öksürük

bıktım, ama o d nlemekten bıkmadı. Ne olur

başıma musallat oldu. Eş m fırsatı kaçırmayıp

b raz da s z konuşun. Bell m olur, belk s z

suçu ona attı. Dayanamayıp “Ne alakası var?”

d nler” ded . Onlar da konuştular. Söyled kler n

ded m.

duymazlıktan geld m. Yılmadılar. B z b rl kte “Olmaz olur mu sen yavaş yavaş

gördükler nde ben b r kenara çek p “Bırak artık

öldürüyor. Artık mola vermeden yürüyem yorsun

şunu” ded ler. “Ondan sana fayda yok.” ded ler.

b le.”

“Böyle masum durduğuna bakma. Kuyunu çten

“Eee ne de olsa ht yarladık. Esk s g b

çe kazacak.” ded ler. Gülümsey p “Ama ben çok

genç değ l z.”

mutluyum.” ded m. Bu hal me çok kızdılar ve “Ölümün onun el nden olacak.” d yerek gözümü korkuttular.

“Aynı yaştayız. Ben n ye sen n g b

Bu tehd tler ne Che Guavera'nın

değ l m?”

sözler yle yanıt verd m: “Ölüm nereden ve nasıl

“Gör bak bana ne çekt rm şs n!”

gel rse gels n, hoş geld , safa geld .”

“Fer t!

Kararlılığ��m üzer ne b z mle uğraşmayı bıraktılar, ama bu sefer de hareketler m z

“Tamam kızma. Şakaydı.”

kısıtladılar. Evler ndeyken el m ne zaman ona

“Ama bu ş n şakası yok. Bırakacaksın.”

doğru uzansa; havanın sıcak veya soğuk 45


“Şey…”

D l nden kurtulmak ç n t raz etmed m ama bırakmadım. Artık g zl g zl buluşuyorduk. Onunla b rl kte olmak ç n h çb r bahaney kaçırmıyordum. Bakkaldan ekmek m alınacak; hemen fırlıyordum. Çöp mü dökülecek? Gönüllü oluyordum. Eş m n verd ğ ş hallederken, k arada b r derede onunla buluşuyordum. Kokusunu g zlemek ç n de karanf lden sakıza kadar her şey den yordum. Dün geceye kadar b r sorun çıkmadı. Akşam eve geld ğ mde eş m el nde gömleğ mle karşıma çıktı. Öfke dolu b r sesle “Bu ne?” d ye sordu.

“Ne hal n varsa gör Fer t. Artık yoruldum.” “Özür d ler m.” Yanıt b le vermeye tenezzül etmed . Bağırıp çağırsa kend m haklı çıkartmak ç n debelen rd m ama h çb r şey söylemed . Sadece baktı, sonra da arkasını dönüp mutfağa g tt . Aslında haklıydı. Bu aşk ben ağır ağır öldürüyordu. O an kararımı verd m. Yanına g tt m ve s gara paket m ceb mden çıkartıp gözünün önünde çöpe attım “Hayırdır?” d ye sordu.

“Gömlek!”

“B tt . Çünkü sen nle yaşlanmak st yorum!”

“Afer n. Ş md kokla bakalım ne kokuyor?” ded ve gömleğ burnuma dayadı. Suçüstü yakalanmıştım. Bu yüzden ses m çıkartmadım. “Demek yalan söylemeye de başladın!”

46


43 47


48


49


50


VARKOLAKLARIN GECESİ - II YAZAN: Mehmet Berk YALTIRIK

İLLÜSTRASYON: Hüsey n ESEN

Köşey döner dönmez sokak boyunca yanan lambaların hep b rden söndüğünü gördüler.Sokak hayl ürkütücü görünüyordu. İnsanın adım atmadan önce çek nce duyacağı b r yer g b …

bakışlarını yere nd rd . O esnada şansına kapının açıldığı duyuldu. Esk t p dar ve dönen merd venlerden üç kat yukarıya çıkarak çatı katına açılan boşluğa bakan b r sahanlığa ulaştılar. Dem rden kahvereng b r kapının onların gel ş yle haf f aralandığını gördüler. Eşofmanlı b r n n karanlık ç ndek bell bel rs z görüntüsü kend ler n kapı arasından karşıladı:

Çağıl etrafa bakınara: “Şu sıralar çok denk gel yorum…” ded . Ses nde bell bel rs z b r korkuyu bastırma çabası sez l yordu. Yaren de sokağın ortalarına doğru bakınırken yürümey bırakıp b r anlığına duraksadı. Çağıl'ı duymazlıktan gelerek b r süre soluklandı. Aklı Eng n'deyd . B r yandan da gecen n bu saat nde kapısına dayanacağı b r yazara nasıl dert anlatacağını düşünüyordu. Cümleler aklında tutmaya çalışırken b r yandan da Muzaffer Taş'ın oturduğu apartmanı s lueten görerek heyecana kapıldı.

“K ms n z?” “Muzaffer Bey ben m Yaren. Han s z nle röportaja gelm şt m geçen yıl?” “Tanıdım. Hayırdır bu saatte?” “Özel b r durum var. Nasıl söyleyeceğ m b lm yorum ama yardımınıza ht yacım var?” “Ödev projes falan mı? İnternette çoğu yayınım var. Faydalanab l rs n z sted ğ n z g b .”

Sokağın orta kısmında d k lmekte olan b raz esk görünümlü b r apartmanın sokak kapısına doğru koşar adımlarla lerled yen den. Çağıl da hemen arkasından tak p ed yordu. Muzaffer Taş'ın adının yazılı olduğu z l cep telefonunun ışığıyla bularak b r- k kere bastı. Çağıl'a bakarak: “Umarım açar…” d ye söylend . Çağıl apartmanın g r ş ndek loş ışıkta Yaren' seyred yordu. Saçlarının tuhaf parıltısı ve gerg n duruşu onu gözünde daha da çek c yapmıştı. H sler n kend s n n b le fark etmes nden ürkerek öteled . Eng n g b sorunlu b r n n kend s nden atak davranmasına ç nden küfrett .

“Hayır, hayır. Daha başka b r mesele. Erkek arkadaşımla lg l . Şey… Kend s n n bazı ps koloj k sorunları var. Belk de b r tür takıntı b lem yorum…” “Ben mle ne alakası var?” “Kend s … Bakın çok kom k gelecek belk ama gerçekten zor durumda olmasam s ze gelmezd m. Kend s komşularından b r n n s z n h kayeler n zdek şeylerden olduğunu zanned yor?” “Hortlak?” “Gal ba…”

Yaren b r anlığına sank bakışlarını yakalamışçasına arkasını dönünce utanarak

“Hasb nallah! Bu vamp r çılgınlığı nereden 51


52


duydu:

çıktı y ne? En son Alacakaranlık romanı popüler olduğunda vamp rler n gerçek olup olmadığını soran ergenlerle muhatap olurdum. Ş md ün vers telere m s rayet ett ? Daha bugün b r del kanlı daha yolumu kes p benzer b r şeyler geveled !”

“End şelenmey n. Bazı h kâyeler m gerçek zanneden def ne meraklıları kapıma dayanab l yor. Malum Ed rne'dey z…” Çağıl ancak savaş oyunlarında rastladığı b r s lahı gördüğünden şaşkındı: “Alman Luger… İk nc Dünya Savaşı'ndan kalma sanırım.”

“Adı Eng n m yd ?” “Nereden b ld n?”

“Evet. Dedeme a t. B r Alman subayından almış. Tab öldürdükten sonra. Part zan n ve yatakların Almanlarla çatıştıkları dönemden… Kapıda beklett ğ m ç n özür d ler m. Lütfen çer ye geç n.”

“S z nle bugün konuşmuş, b r- k saat önce.” “Sen kapıma mı yolladı?” “Kend s göndermed ben geld m. Bakın gerçekten zor durumda. Kend s şu an Sel m ye'de. B zler n ve kend n n tehl kede olduğunu düşünüyor.”

İçer ye g rd kler nde kend ler n b r ucu gen şçe b r salona d ğer ucu se b r kor dora açılan sade b r antrede buldular. Hemen karşılarında yetm şlerden yahut seksenlerden kalma kenarı bakır şlemelerle süslü b r ayna vardı. Kend ler n ışığı yanmakta olan salonda bulduklarında daha önce görmed kler türden b r evdelerd .

“Benden ne st yorsunuz? G d p vamp r avlamamı mı? Erkek arkadaşının b r cadıcıya değ l ps koloğa ht yacı var bence…” “S z onu kna edeb l rs n z. Bu tür şeyler n tamamen kurgu olduğuna nandırırsanız düzelecekt r. Ps kolog ne derece yardımcı olur b lemem ama s z başarab l rs n z bence.”

Salonun duvarlarının b r ucunda dört adet büyük k taplık var. Pek çok k tap, yazma, defter, dosya ve derg b n b r çeş t b bloyla b rl kte burada duruyordu. Hemen önünde üstü defterler, not defterler ve çeş tl kırtas ye malzemeler yle dolu b r çalışma masası vardı. Karşısındak duvarda se Muzaffer Taş'ın bazı etk nl k ve k tap tanıtımlarının çerçevelenm ş af şler yle b rl kte, öyküler nde bahs geçen bazı nesneler n kend ler yahut repl kaları asılıydı. Hemen g r şte duvarın d b nde b r üçlü kanepe, karşısında da camın önünde b r tekl koltuk duruyordu.

“Üzgünüm ama kapıyı suratınıza kapatmak zorunda kalacağım!” “Lütfen Muzaffer Bey! S z de b z m okulumuzdan mezun oldunuz. S z n b r dönemler yazarlık yaptığınız toplulukta başkan yardımcısıyım. S zden herhang b r olarak değ l, topluluğunuzda s zden sonra yet şm ş b r ün vers te arkadaşınız olarak yardım st yorum…” Kapının b r anlığına örtüldüğünü ş tt ler. Yaren boynunu bıkkınca bükerek merd venlere yöneld . Tam o esnada kapının ardından z nc r n n açıldığını ve antre ışığının da yandığını gördüler. Muzaffer el nde esk dönemden kalma b r Alman yapımı Parabellum'la karşılarında d k lmekteyd . Yaren le Çağıl'ın s laha korkulu gözlerle baktığını görünce açıklama gereğ

Yaren daha önce gördüğünden pek gar psemed ğ nden üçlü kanepeye oturuverd . Ç a ğ ı l s e d a h a ö n c e M u z a f f e r Ta ş ' ı n öyküler nde, k taplarında tar f ett ğ b r takım eşyaları duvarda karşısında görünce heyecana kapılmıştı:

53


“B rkaç gün önce kend bölümünde kaybolan kızlardan b r n karşısındak apartmana g rerken gördüğünü söyled . Pol s falan çağırdı hatta. K mse b r şey bulamadı. Komşusu y ne anlayışla karşıladı, konuştu ama kna olmadı. B r anda oldu her şey…”

“Bunlar… Bunlar h kâyeler n zden… Repl ka mı?” “ H a y ı r. B a l k a n l a r d â h l ç e ş t l seyahatler mde topladığım şeyler. Öyküler mde kullandığım şeyler…” “Şu şek ll tahta kazık… Bozh dar'ınAğacı'ndan yapıldığı söylenen. “Mezarlıktak ler” ve “Boğdan'da Vahşet” öyküler nden! Gümüş kurşunlu tabanca, “Tutrakan'daDolunay”dan. Meşhur gümüş kama, “IstrancalarınKorkusu”ndan. Şu gümüşlü küçük kafesl hazneler n olduğu gerdanlık, ç ne sarımsak konulan… O da “Kanlı Mehtap”tan. Oh! Bu en sevd ğ m, Orta Asya kurganlarından ufak ama etk l bakır ayna, “Kurgandan Gelen” öykünüzden! Şu muska “Lofça'da Gece”den. Şu tütsü kabı da “Alkızı'nınDüğünü”nden…”

“Ps kolog değ l m ama lg alanım gereğ bazı araştırmalarım oldu. Z h n bazen nsanlara bu türden oyunlar oynar. Ps koloj k b r rahatsızlık olmasa da algıda yahut yargıda bozukluk ded ğ m z olay söz konusu olab l r.” “Nasıl yan ?” “Yan b r varlığı, doğaüstü b r olayı gördüğünü zanneden b r s gördüğü b r gölgey y a r a t ı k s a n a b l r. B r k a ç k ş b r d e n tanımlayamadıkları b r karaltıyı yaratık olarak tanımlayab l r. Ben m vamp r h kâyeler m n b rçoğu bu yüzden tar h kaynaklara dayanmaktadır. İnsanlar toplu h ster kr zler ne kapılab lmekted r. Bugün Afr ka'da, Sırb stan'da ve Romanya'da ölü kazıklama, vamp r sanıp l nç etme olaylar olab l yor halen.”

“Öyküler m gerçekten sev yorsun…” “Buraya geleceğ m z b lsem mzalamanız ç n k taplarımı get r rd m. İmza günler n kaçırıyorum hep…” “Başka b r zamanda…”

“Eng n de b r şek lde o gördüğü kıza benzett ğ b r n belk üzüntüsünden sorumluluk duyarak orada gördü ve böyle b r l şk lend rme yaptı öyle m ?”

Yaren' n manalı b r şek lde öksürmes onları öyküler ve mza günler üzer ne b r sohbete g rmekten alıkoydu. Çağıl da Yaren' n yanına oturduktan sonra Muzaffer tam karşılarındak koltuğa oturdu:

“Gal ba. Çünkü sıkıntılı b r nokta var. Genelde vamp rlere karşı duyulan h ster , o varlıktan korku duyulan toplumlarda, o toplumların fertler nde görülür.”

“Ev kılığım ç n kusura bakmayın. M saf r beklemed ğ mden s zlere b r şey de kram edem yorum. Gerç gel ş maksadınız m saf rl k değ l… Şu del kanlı, Eng n. Ne zaman başladı şu takıntısı?”

“Anladım. B zde tab vamp r yok. C nlerle lg l olab l r bu yüzden sıkıntılı b r nokta var değ l m ?”

“Aslında s z n öyle sürekl okurlarınızdan değ l.” d ye söze g rd Yaren. “Telev zyondan falan tanıyordu b r de k tapçılardan göz aş nalığı. Bu tür konulara b r lg s b le olduğunu söyleyemem.” “Durduk yere m şüphelenmeye başladı?”

“Kısmen evet. Vamp rler b zde yüz yıl önces ne kadar muhtemelen korku öğes yd . Balkanların Osmanlı toprağı olması b r yana pek çok mahkeme kaydına g ren vamp r had ses nde Ed rne'y görürüz. Bugün b le hâlâ o nanışın kalıntısı ölü gel nler n, hayalet s luetler n varlığından bahseden söylenceler

komşusundan

54


kend s n arayab leceğ m z , konuşab leceğ n söylem şt .”

derleyeb l rs n z buralardan.” “Sıkıntılı nokta ned r?”

“Çok güzel. Kend s n arayıp Eng n' n sağlığı ç n ufak b r test yapacağımızı söyle.”

“2016'nın ortasında, 20'l yaşlarda b r genc n, muhtemelen buraya okumak üzere dışarıdan gelen b r genc n 100 yıl öncek nsanlara benzer reaks yonu göstermes . Bu yüzden anormal. Umarım b r tür h ster d r. Ps koloj k b r rahatsızlık olması ht mal var. O kızlara karşı neden suçluluk duydu? Durduk yere böyle b r suçluluk duyduysa neden hortlak söylences yle açıklamaya çalıştı? Bey nsel b r hasar olab l r. Başına b r darbe falan aldı mı?”

“Test?” “Vamp r olmadığını göstermes ç n sarımsak, zemzem suyu tarzı şeyler götüreceğ m yanımda şte Eng n' kna etmek ç n. B r tür m zansen…” Yaren, cep telefonunun rehber ne bakınırken antreye geçt . Çağıl onun çıkmasının ardından sordu:

“B ld ğ m kadarıyla hayır.” “M zansen derken?” “Anlaşıldı. Önce onunla konuşmak lazım. Sonra kna faslı. Onun ç n de aklıma b r f k r geld …”

“B r tür t yatro. Tıpkı öyküler mdek g b . Eng n' gerçekten kna edeb lmem z ve bu yanılsamayı göstereb lmem z ç n…”

“Evet?” “Öykülerdek g b derken… Yoksa?” “Tek başımıza yapamayız. Yardıma ht yacımız var. Şu komşusuna g tmel y z hep b rl kte.”

Yaren kulağında telefonla antreden salona uzattı kafasını: “Pardon. Dm tr Bey' n b r r cası var…”

“Akşam akşam?” Muzaffer: “Ned r?” “Buraya vak tl geld n z sank ! Gece g tmem z y olur. Eng n böylece korkulacak b r şey olmayacağını anlar lk başta. Komşusuna ufak b r test uygulayacağız. Vamp r olmadığını görünce bunun b r tür yanılsama olduğunu görecek.”

“Sarımsak kokusundan h ç hazzetmed ğ n söylüyor.” “İsabet! Ben de sevmem. Yemekte güzel oluyor, o da kokusu olmadığından! İşkembe çorbasını b le sarımsaksız çer m ben…” “B r de nançlı b r Hr st yan olduğundan zemzem suyunu m zansen amaçlı da olsa çemeyeceğ n söylüyor.”

“Komşusuna da danışmalıyız herhalde?” “Elbette. Çat kapı nsanlara g d p hortlak mt hanından geç remey z. Önce o k ş ye g del m…”

“İsterse b z m buradak Bulgar k l ses nden kutsanmış su ayarlayab l r m. Rah b tanıyorum. Ama gerek yok. Ed rne'n n altı su dolu. Musluk suyu ş m z görür. Yeter k Eng n nansın!”

“Gerek yok. B ze telefon numarasını verm şt . İsm Dm tr .” “Bulgar mı?”

Yaren yen den antreye geçt . Ardından telefonu sallayarak salona g rd : “B z bekled ğ n söyled . Kardeş ne sofrayı hazırlamasını da söylem ş. Gelm şken b r z yafete hayır demezs n z ded . Gerçekten k bar b r s …”

“Evet. Buraya taşınmış. Güzel Türkçe konuşuyor. Çok da k bar b r s .” “Numarasını ne ç n verd ?” “İncel ğ nden. Eng n y ne rahatsızlanırsa 55


“Ben m taktığım b r s m. Balkanlarda cadıcılara özgü b r g ys , d rekt kaput falan d yorlar. Ocaklardan yan bell a lelerden gelen vamp r avcılarının soyuna göre hazırlandığına nanılan, üstünde bazı tılsımlar ve daha önce öldürülmüş vamp rler n s m ve tar hler n n çyüze şlend ğ b r tür g ys . Ulu vamp rler n öldürülmeden önce yüzüldüğü der s nden elde ed l rm ş. Bende de var b r tane. Muhtemelen sonuncu. Bulgar stan'da b r koleks yoncudan r ca m nnet satın alab ld m ama korkmayın g y ld ğ nde ve dıştan alelade, esk b r der palto g b duruyor.”

Çağıl hınçla: “Eng n yetm yordu ş md b r de Dm tr çıktı!” d ye geç rd ç nden. Muzaffer b r hamlede yer nden fırladı: “O halde konuklarımızı bekletmeyel m! Fena halde acıkmıştım, çarşıya n p kokoreçç lere uğramaya da üşen yordum. İy gelecek… Ben hemen m zansene uygun olarak g y ney m. Hazırlanınca çıkarız.” Kend nden em n b r fadeyle kor dora doğru yürüyen Muzaffer'e seslend Çağıl: “M zansene uygun g y nmek derken? Aklıma gelen şey m yoksa?” Muzaffer sırıtarak ona döndü: “Evet. Cadıcı Manyağı! O da var bende. Onu g yeceğ m!”

“Gerçek nsan der s m ?” “B r zamanlar vamp r olduğuna nandıkları b r nsanın der s yd muhtemelen…”

Yaren yüzünü buruşturdu: “Cadıcı Manyağı mı?”

56


RUH YAZAN: Mercan C. ALPER

İLLÜSTRASYON: Rıdvan B. HARMAN

Karlarla kaplı ormanda ağır adımlarla dolaşıyorlardı. Ayaklarının pürüzsüz beyazlıkta bıraktığı s yah lekeler dışında orada olduklarına da r h çb r z olmadan sess zl k ç nde lerl yorlardı. Bu senek kış d ğerler nden daha zorlu geç yordu. Kar günlerce durmaksızın yağmış ve her yer kaplamıştı. İlk günlerde gökyüzünden yumuşakça savrulup üzerler ne düşen kar taneler yle eğlen rken sonrak günlerde fırtınaya dönüşen hava onların üzer ne beyaz b r kabus g b çökmüştü. Günlerd r etrafta gez nmeler ne rağmen y yecek h çb r şey bulamamışlardı. Vücutları açken d renc n y t r yor ve soğuk, kalın tenler ne daha da der nden nüfus ed yordu. Açlık hal hazırda soğukla b lenm ş s n rler n daha da ger yor, her b r n öfkel b rer şeytana çev r yordu.

güneş bulutların arasında tamamen y t p g derken l der grubun ger kalanına gecey orada geç recekler n söyleyerek onları durdurdu. Burayı b l yordu. Geçen sonbaharda b r kez daha burada gecelem şlerd . Etrafına bakındı. Akşamın lk saatler n n soğuk mav l ğ ağaçları olduğundan daha büyük göster yordu. Karın er şemed ğ her yer mav n n çeş tl tonlarıyla boyanmış g b duruyordu. Üzer karlarla kaplı ağaçlar beyaz örtülere sarınmış b lge ruhlar g b akşam göğünü selamlıyordu. Ruhun ne demek olduğuna da r b r f kr yoktu.Sadece onlarınböyle konuştuğunu duymuştu. Anlamını b lmese de ağaçlara bakınca ruh ded kler şey n ağacın kend s olduğunu düşünmüştü. Zaten onlar kend ler nden büyük ve kuvvetl her şeye ruh d ye seslen yorlardı. Ağaç da o ruhlardan b r olmalıydı şte…

Grubun en genç üyes ger den gel yor, öndek ler n ayak zler n tak p ederek yürüyordu. Açlığın etk ler en çok onun yüzüne yansımıştı. Yaşının get rd ğ tez canlılık onu herkesten daha öfkel , daha az d kkatl yapıyordu. Duyduğu en ufak seste heyecanlanıyor hemen o yöne doğru hamle ed yordu. Ne zaman b r çıtırtı duyup ler atılmak stese l der onu ş ddet g tt kçe artan darbelerle ger savuruyordu. L der n saldır emr olmadan ortaya atılmanın kend canını ve gruptak ler tehl keye atmak olduğunu henüz b lm yordu. M des nden yükselen sesler duymazlıktan gel p kend n kontrol etmeye çalışarak l derden en uzak köşede yola devam ed yordu.

Arkadaşları yavaşça ruhların d b ne doğru sokulmaya başlamıştı. Ağaçları zlerken ger de kalmıştı. L der ona bakarak s n rl s n rl homurdandı. Onun kend s ne vurduğu yerler n acısı hâlâ geçmem şt . Daha fazla hırpalanmak stem yordu. Hızlıca arkadaşlarının g tt ğ yöne doğru yürümeye başladı. Ağaçların az ler s nde, karın daha seyrek düştüğü bölgede, yere saplanmış gr kayalar vardı. Tam önündek ağacın d b nde üst üste yığılmış kayalar ağaçla boşluk arasında güvenl b r duvar oluşturuyordu. Kayalara doğru yanaştı. Taşların soğuk kokusunu ç ne çekt . Soğuk, etraflarını saran taş çember yüzünden b raz kırılmış g b de olsa hâlâ der s n yakıyordu. Arkadaşlarıyla b rl kte

Yüzünü bütün gün pek göstermeyen 57


58


olanlardandı. Alıştıklarından farklı olarak hep k ayağının üzer nde duruyor ve hızlı koşamıyordu. Der s d ğer avlar kadar tüylü olmadığı ç n yemek daha key f verse de pek etl olmadığı ç n onları çok tok tutmuyordu. Avın tüysüz der s n d şled ğ n düşündü. Kanın ağzındak o tuzlu, ılık tadı heyecanını daha da artırdı. Yutkunup göz ucuyla l dere baktı. Hâlâ ney bekl yordu? İşte av önler nde öylece duruyor ve kend kend ne konuşuyordu. El nde ne kend n savunmak ç n uzun b r ağaç dalı ne de yanında ona yardım edecek k mse yoktu. L der hâlâ gözler ava odaklı beklerken ç ndek açlığın çağrısına daha fazla tepk s z kalamadı.

çember n ç ne çek l p b rb rler ne sığındılar. Vücutları b rb rler n ısıtsın d ye b rb rler ne sımsıkı sokulup der n olmayan b r uykuya daldılar. En genc olduğu ç n bu uykulu, tuhaf yığının en dışı y ne ona kalmıştı. Beden n mümkün olduğunca d ğerler ne yaslayarak uyumaya çalıştı. Arkadaşlarından gelen kesk n, ekş , ıslak toprak ve rutubet kokusu genz n yakıyordu. Sırtını arkadaşının göğsüne yaslamıştı. Sırtında d ğer n n atan kalb n h ssed yordu. Kışın karanlığı gündüzünden farksız b r beyazlıkta ortalığı aydınlatırken etraf o kadar sess zd k kışın kend ne has sess zses n duyab l yordu. Uykuyla uyanıklık arasında g d p gel rken arada b r kıpırdanıyor, yönünü değ şt r yor üşüyen kısmını arkadaşlarına yaslayıp tekrar uykuya dalıyordu.

Arkadaşları ne olduğunu anlamadan öne doğru fırladı. Ardına sığındıkları kayanın üstündek karları arkasındak aç gruba doğru savururken hızlı b r şek lde yerdek kar yığınının üzer ne nd . K mse onun ne yaptığını b le anlayamadan yemeğ yle arasındak yolu yarılamıştı b le. Avla aralarında k mesafe çok uzak değ ld . B rkaç adım sonra onu yakalayacak, d şler n boynuna geç r p onu boğacaktı. Sonrasıysa tam b r z yafet. Yüzünü, burnunu hatta gözler n onun kanına bulayacak ve susuzluğunu g derecekt . Arkasında l der n öfkel nefes n h ssed yordu. Hemen ardından atlayıp gelm ş olmalıydı. D ğerler n n karda koşan ayak sesler n duydu. Herkes onun peş nden saldırıya geçm şt . Heps b rden koşup bağırıyordu.

Derken o ses duydu. B r anda doğruldu. Neyd o? Yoksa günler süren açlıktan sonra yemekler ayaklarına mı gelm şt ? Ş md arkadaşları da doğrulmuştu. Hep b rl kte gözler ses n geld ğ yöne kenetlenm ş b r şek lde nefesler n tutup beklemeye başlamışlardı. L der b r yandan ses d nlerken b r yandan da onlara şaret m bekley n der g b bakıyordu. Sesler g derek artarken kımıldamadan öylece durdular. Ses n sah b n n ten nden yayılan tatlı koku heps n n ağzını sulandırmıştı. M des ndek hareketlenmen n boğazını yaktığını, heyecanın ayaklarını karıncalandırdığını h ssed yordu.İç ndek ler atılıp avı yakalama çgüdüsüyle savaş ver rken yemekler b r anda açığa çıkıverd .

Avları b r anda gelen bu saldırı karşısında etraflarını saran sert kayalar g b donup kalmıştı. Kımıldamıyor sadece çılgın g b bağırıyordu. Son b r adım ve sonra… Sonrasında olan şey anlamaları aylar hatta yıllar sürecekt .Tam hamles n yapacakken avın geld ğ ağaçların arasından b r yaratık çıkıverm şt . Tıpkı av g b k ayağının üstünde duruyor, korkutucu ne ded ğ anlaşılmayan sesler çıkarıyordu. El nde gündüzler

“Hah!” ded ç nden. Bu onlardan b r yd . Kolay b r avdı ancak çok lezzetl değ ld . Y ne de günlerd r süren açlıktan sonra y gelecek d ye düşündü. Gruptak herkes avı görünce aynı şek lde rahatlamıştı. Bu en kolay ve savunmasız

59


d ğerler ona değ l yaratığa gözler n d km ş yavaş adımlarla ger çek l yorlardı. Avın yanında duran yaratık el ndek sıcak kızgın topu arkadaşlarına doğru savuruyor, ağzından köpükler çıkararak bağırıyordu. L der g del m buradan ded ğ nde artık kend s ç n yapılacak b r şey kalmadığını b l yordu.

gökyüzünde parlayan o turunculu sarılı toptan b r parça taşıyordu. Avla onun arasına geç p durmuş ve tam saldıracağı anda el ndek o renkl topla kafasına olanca gücüyle vurmuştu. O büyük b r gürültüyle yere savrulurken arkadaşları b r anda koşmayı bırakıp kalakalmışlardı.Grubun bu d kkat dağınıklığını fırsat b len av hemen yaratığın arkasına sığınmıştı. Arkadaşları şaşkın b r şek lde bekleş rken o başında büyük b r acıyla nleyerek doğrulmaya çalıştı. Kan kokusu alıyordu. Kend kafasından sızan kanın kokusunu. Ancak kan kokusunu bastıran başka b r koku daha gel yordu burnuna. Acı b r koku. Der s n dağlayan, ştahını kaçıran onu ve d ğerler n korkutan yabancı b r koku. Arkadaşları da durdukları yerde bu yabancı kokuyu almış ve kokunun sah b olan arkadaşlarının yerde kıvranarak yatışını zlemeye başlamışlardı. L der n d ğerler ne ger çek lmeler n söyled ğ n duyar g b oldu b r an. Heps kulaklarını büküp ger ye doğru kaçışıyorlardı. Korkmuşlardı. El nde gökyüzündek sıcak ruhtan b r parça taşıyan yaratık heps n korkutmuştu. Doğrulup onlarla g tmek st yordu ancak aldığı darbe öyle sertt k yerden kalkamadı sadece nlemekle yet nd . Der s acıyla yanıyordu. Kend n zorlayarak başını çev r p yarasını karlara gömdü. Soğuk kar der s ndek acıyı nce b r sızıya çev r rken o da arkadaşlarına yalvarırcasına ağlamaya başladı. Ancak

Tüm vahş kurtlar ger çek ld ğ nde yaratık ve av eller nde o sıcak topla yanına geld ler. Yakından bakınca yaratık ve avın aynı türden olduğunu fark ett . B r d ğer ne el ndek renkl topu göster rken d ğer el yle onun yerde yatan acı ç ndek harekets z beden n dürtüyordu. Av onu çev k hareketlerle yerden kaldırıp sırtına yükled ğ nde gözler hala o sıcak ruh parçasındaydı. Av,yaratık olan arkadaşına heyecanla b r şeyler anlatırken eller ndek renk topu b r büyüyor b r küçülüyor ve renkten renge geç yordu. Bazen gökyüzünün turuncu hal g b görünüyor bazen de sarı b r yele g b dalgalanıyordu. Bu ruhun adı ne d ye düşündü avın sırtında g derken. Ağaç ruhunu b l yordu, yağmur ve rüzgar ruhunu da öğrenm şt . Onlar kend ler nden büyük ve güçlü her şeye ruh d yordu. Öyleyse bu sıcak ve renk değ şt ren şeyde b r ruh olmalıydı. Yaşamın son kırıntıları da damarlarından çek l rken yaratığın “ateş” d ye fısıldadığını duydu. Adı buymuş demek ded kend kend ne. Son nefes n gökyüzüne bırakırken,ateş…

60


ÖLÜLER KONUŞUYOR II. Bölüm YAZAN: Zeker ya ÜNAL

İLLÜSTRASYON: R. Batuhan BERAH

B r nc bölümün özet : C nayet Masası Kom ser S bel Tamer, d r d r gömülmüş genç b r kadın cesed n n bulunduğu c nayet mahall nde yardım steyen b r kadının ses n duyar. Aynı sesler otops sırasında da duyduğunda, kurbanın kızkardeş n n de aynı kat l n el nde olduğu f kr ne kapılır. ve konukseverl kle karşılıyor. Onun kahve-çay tekl f n k barca redded p n speten az eşyayla döşenm ş salona geç p oturuyorum. Kısa süre sonra g derek yaklaşan b r motor ses yle düşünceler mden sıyrılıyorum. Akülü tekerlekl sandalyes yle kapıda bel ren Z kr gülümseyerek "Naber S b?" d yor. Z kr ben m en yakın arkadaşım. Hatta, neredeyse tek gerçek arkadaşım. B r tek onunla b rl kteyken hesapsızk tapsız konuşab l yorum. B r tek onunla b rl kteyken kend m maske takmak zorunda h ssetm yorum. Başıma gelen bu olağanüstü durumu anlatab leceğ m başka b r ler n düşünem yorum.

Acıdan kahrolmuş anne-babayı uğurladıktan sonra ç m allak bullak, yazı ve fotoğraflarla kaplı beyaz tahtanın başına geç p düşünmeye başlıyorum. Annen n ağzından kaçırdığına göre: Ç ft Ankara'dak kızları Esra le uzun zamandır küs. Ebru'nun kaybolması olayından sonra onu telefonla arıyor ama u l a ş a m ı y o r l a r. " K ı z a l e s n e t e p k l y s e açmaması doğal, belk de numarasını değ şt rd ." d ye geç r yorum ç mden. Ama ya açamıyorsa? Ya Ankara'da değ l buradaysa? Ya hayatı tehl kedeyse? Aklımdan geçenlere şaşırıp b r an duraksıyorum: Duyduğum o ga pten seslere dayanarak, buna gerçekten nanıyor muyum? Hem nansam ne fark eder? K me ney , nasıl kanıtlayacağım; daha kend m yaşadıklarıma b r anlam veremezken?

-Daha y günler m de olmuştu Zek. Sen nasılsın? Kapıyı kapatıp karşıma geç yor ve el ndek kahve dolu kupayı sehpanın üstüne koyuyor.

Odanın ç nde volta atmayı bırakıp masama çöküyorum. Maktulun annes Em ne hanımın tam kapıdan çıkarken el me sarılıp "Kızımın kat ller n bul kom ser hanım!" d ye yalvarışını hatırlıyorum. Yüreğ m sıkışıyor. Telefonu el me aldığımda ekranda, askerdek küçük kardeş m n fotoğrafı bel r yor. Rehbere g r p şu an ben d nleyeb lecek ve bana nanab lecek tek k ş n n sm ne dokunuyorum.

-Ne olsun, home-off ce çalışmaya devam. Yazmaya da devam. Bu aralar y ne fantast k b r öyküyle uğraşıyorum. Bu b raz uzun olacak herhalde, tükett resmen ben ... Geçen hafta gelemed n? -Ya ş güç, fırsat olmadı... -Sen y m s n S b? B raz dalgın görünüyorsun, ned r sorun? Y ğ tcan'la mı lg l ?

...

-Hah! Keşke öyle olsa... Y ğ tcan'la

Ç ğdem abla ben y ne büyük b r güler yüz

61


62


yüzünden sabahtan ber kafam allak bullak. Başkom ser duygularımı ş n ç ne karıştıracağımı düşünerek ben bu davadan uzak tutmak st yor. C nayet mahal nde bayıldığım haber ş md den tüm emn yette aldı yürüdü. Kend m soruşturmaya vermek st yorum ama aklımı da toplayamıyorum. Böyle b r şey neden ben m başıma geld anlamıyorum!

durumumuz aynı şte, b r dargın b r barışık... B rden gözler parlayarak "Yen b r dava mı yoksa?" d ye soruyor, "Evet, öyle deneb l r." d ye cevap ver yorum. -Zor b r dava bell k . Olay ne? Şüphel var mı? B raz ayrıntı versene yahu! -Bu seferk b raz karışık Zek. Aslında, ben de senden f k r almak ç n geld m. Belk ne yapmam gerekt ğ n sen bana söyleyeb l rs n. Yan ş n aslı, b r ler ne anlatmaya ht yacım var, yoksa kafayı y yeceğ m ve bana ancak sen nanab l rs n g b gel yor.

-Eh, sanırım ben anlıyorum... -Ne? Nedenm ş? -Çok bas t. Aslında, b r o kadar da karmaşık. Anladığım kadarıyla bu b r "hed ye" S b. "Tanrı verg s " ded ğ m z türden. Tab sen buna "lanet" de d yeb l rs n...

Arkasına yaslanıyor, tek kaşını kaldırarak "Meraklandım!" d ye mırıldanıyor. Ç ğdem ablanın b z d nlemed ğ ne em n olduktan sonra der n b r nefes alıyorum ve bana b le son derece gar p gelen h kayem tüm detaylarıyla anlatıyorum. B t rd ğ mde, düşünürken her zaman yaptığı g b dalgın dalgın çenes n kaşıyor. Bana 24 saat g b gelen b r süren n s o n u n d a " B e n . . Va l l a n e d y e c e ğ m b lm yorum." d yor. Anlattıklarımın onu son derece heyecanlandırdığını, ama kend n d zg nlemeye çalıştığını ses tonundan anlayab l yorum. Ben mle konuşmaktan çok, sank sesl düşünüyormuş g b mırıldanmaya başlıyor.

-B r dak ka, nasıl yan ? -Şöyle k ; muhtemelen duyduğun sesler kurbanın ölmeden öncek son düşünceler . Yan kurbanla çok gar p b r şek lde let ş m kurab lme yeteneğ ne sah ps n. Odanın ç nde huzursuzca gez nmeye başlıyorum. Z hn m duyduklarıma nanmak stemese de başka yapacak b r şey görem yor. B r yanım "Had canım sen de!" dey p gülmek sterken d ğer yanım çares zl k ç nde. Sonunda ağzımı açab ld ğ mde, "Ben... hayatım boyunca h ç muc zelere nanmadım." d ye mırıldanıyorum. "Meslek hayatımda da hep somut del ller üzer nden hareket ett m. Gözümle görmed ğ m, elle tutamadığım h çb r şeye rağbet etmed m. Çünkü... Yan davalar böyle çözülür, anladın mı? Bulguları değerlend r rs n, puçlarını tak p eders n... Eğer söyled kler n doğruysa, haklısın; bu gerçekten de b r lanet... Ve ben bundan nasıl kurtulacağımı b lm yorum.”

-B l rs n, ben h kayeler mde hep böyle konuları şler m. Yan , sıradışı olaylarla karşılaşan sıradan nsanlar... Ve böyle olayların gerçekte de yaşanab leceğ ne her zaman n a n ı r ı m . Ya n , m u c z e l e r n g e r ç e k olab leceğ ne, anlarsın ya... Ama lk defa b r muc zeye bu kadar yakından şah tl k ed yorum. Yan ... Eğer bu anlattıkların doğruysa, k kes n doğrudur... Yan , o sesler "gerçekten" duyduğuna em n m s n? Ps koloj k b r şey olmadığına?

Kend m yen den koltuğa bırakıp başımı eller m n arasına alıyorum. -Of Allahım! Tek sted ğ m y b r pol s olmakken, bunlar neden ben m başıma gel yor k?

-Ben ne yaşadığımı b l yorum Z kr ! Bu olay

63


-Şu d r d r gömülen kız var ya, onun cesed n tekrar görmem lazım.

-Bu yeteneğ n sana ver lmes n n b r sebeb var. Sen seç lm şs n S b. Ben, annem veya sokaktak herhang b r başka nsan değ l, sadece sen. Eğer kurbanın kızkardeş de aynı kat l n el ndeyse -k sen öyle olduğunu sez yorsun- yapman gereken şey onu kurtarmak olmalı.

-N ye k ? Onun otops s yapıldı b tt şte? Daha ney n göreceks n? Yardımcım Ahmet'le b rl kte Adl Tıp Kurumu'nun s n r bozucu beyaz kor dorlarında yürüyoruz. B rden durup arkama dönüyorum ve "Of Ahmet, ne kadar çok soru soruyorsun!" d ye çıkışıyorum, "Bütün sorularının cevaplarını alacaksın, b raz sabret."

-Pek nasıl? Yaşadıklarıma k msey nandıramam k ? Koca b r c nayet soruşturmasını ga pten gelen sesler üzer nden yürütemem. Başkom ser canıma okur. Hem zaten herkes n gözü ben m üzer mde!

Morgun kapısında bekleyen görevl Oktay'la b rl kte çer g r yoruz. Çel k kapaklardan b r n açıp cesed açığa çıkarttıktan sonra, gözler nde soru şaretler yle bana dönüp "Konuştu��umuz g b kom ser m, sadece beş dak ka." d yor. Heyecanla ceket m çıkartırken "Bana o da yeter." d ye mırıldanıyorum. Oktay stemeyerek de olsa- odadan çıkınca cep telefonumu yardımcıma fırlatıyorum.

-K msen n b r şey b lmes ne gerek yok. Bu yolda tek başına olacaksın. Her zaman yaptığın şey yap; puçlarını tak p et. Ama bunun ç n cesetle daha çok zaman geç rmel s n. Z kr y ne k tap sayfalarından fırlamış b r roman kahramanı g b konuşuyordu. Heyecanı ses tonundan ve parlayan gözler nden okunuyordu. İş n kötüsü; söyled kler kulağa mantıklı gel yordu. Aramızda sebeps z b r sess zl k oldu. Bana b r yıl g b gelen bu süre boyunca yerdek halının desenler n ncelemekten başka b r şey yapmadım. Sonunda ayağa kalkıp "Ben kaçayım Zek, haftaya görüşürüz." ded m. Tam kapıdan çıkacakken arkamdan seslend :

-Bunu n'apacağım ben? -Ben kayda alacaksın. -O neden k ? -Bana del l lazım, h ç k mse ç n olmasa da kend m ç n. Aklımı kaçırmadığımdan em n olmam lazım. Had başlat! Söyled kler mden h çb r şey anlamayan Ahmet ben çekmeye başlıyor. Gömleğ m n kollarını kıvırıp cesede doğru eğ l yorum. Gözler m kapatıyorum. Der n b r nefes alıyorum. Gözler m yen den açtığımda morgda değ l, soğuk ve yarı karanlık b r odadayım.

-Başkom ser dey nce, o nasıl? -Nasıl olsun, y . Her zamank Ergün başkom ser şte. Görüşmüyorsunuz değ l m hâlâ? -Hayır. Pek sen? Sen nk nden haber var

P s ve soğuk zem nde yatıyorum. Eller m ve ayaklarım kalın s c mlerle bağlı. Ağzım se b r bantla kapatılmış. Kardeş m tam karşımda yerde yatıyor. Onun da durumu benden pek farklı değ l. Pencereden gelen ışıkla onu zar zor seçeb l yorum. Korkuyorum, çok korkuyorum... Hem kend m, hem de Esra ç n... Esra... Güzel kardeş m... Onu kurtarmanın b r yolunu bulmalıyım. Ben kurtulamasam da, onun

mı? -Hayır. Ben de o umutsuzca babasını bekleyen küçük kız değ l m artık. ... -Telefonda da doğru düzgün b ' şey söylemed n, akşam saat Adl Tıp'ta ne ş m z var?

64


buradan kaçmasına yardım etmel y m.

nasıl son bulacağını merak ed yor. Arabadan

"Belk b r ler ben görür" umuduyla, adeta

n p s lahlarımızı çek yor ve deponun tam

sürünerek penceren n kenarına g d yorum.

karşısındak k katlı metruk b naya g r yoruz. Her

Pencereye çakılı k tahta parçasının arasından

adımda gıcırdayan merd venler yavaşça çıkıp

sess z sokağı ve karşı b nanın g r ş katındak

b r nc kata gel yoruz. Odalardan b r ne

"Mel h Ecza Deposu" yazılı tabelayı görüyorum.

daldığımda, Esra'nın boğazına b r bıçak

Lütfen... Lütfen b r ler b z farkets n... Lütfen

dayamış olan kat lle yüz yüze gel yorum.

b r ler b ze yardım ets n... O korkunç ıslığı ve

Karşımdak yüz, ben d r d r mezara gömen,

ayak sesler n yen den duyuyorum. Hemen

geceler boyu kabuslarıma g ren o ruh hastasına

sürünerek tekrar esk yer me gel yorum. Allahım

a t.

sen b ze yardım et! Sen bana yardım et!

-Hoşgeld n kom ser S bel Tamer... İt raf etmel y m k ; bu kadar erken beklem yordum.

Kend me geld ğ mde d zler m n üstüne çöküp öksürmeye başlıyorum. Kend m sank

-Sen... Sen... Nasıl olur? Sen öldün!

uzun süre oks jens z kalmış g b h ssed yorum.

Pol sle g rd ğ n çatışmada öldün!

Yüzü korkudan bembeyaz kes lm ş olan -İnsanlar ölür, kom ser, ama mücadeleler

yardımcım gel p doğrulmama yardım ed yor.

ölmez. İk z m öldü, evet, ama ben onun

B raz sak nleş nce telefonu alıp v deo kaydını

mücadeles n kaldığı yerden devam ett r yorum.

zl yorum. Aman Allahım! Gözbebekler

Hem de daha y şek lde. Evet kom ser, ben

kaybolmuş, transa geçm ş, durmadan

Suat'ın k z y m.

mırıldanıp yardım steyen bu kadın ben m y m?

-İnsanları d r d r toprağa gömmek m ulan

Z kr 'n n bugün söyled kler b r kez daha

mücadele? Bırak kızı, yoksa...

kulaklarımda yankılanıyor: "Bu yeteneğ n sana ver lmes n n b r sebeb var. Sen seç lm şs n S b."

-Yoksa ne? B z nsanları öldürmüyoruz,

-Ee, bana anlatman gereken b 'şeyler

kom ser. Yen den d r lmeler n sağlıyoruz. S lahlarınızı yere atın, yoksa kız ölür!

olduğunun farkındasın herhalde?

Her şey b r anda olup b t yor. Ahmet' n

-Arabada herşey anlatacağım! Tab

s lahından çıkan merm , kat l n bıçağı tutan sol

ben mle gelmek st yorsan?

kolunu saplanıyor. Acıyla haykıran adam bıçağı

-Nereye g d yoruz?

el nden düşürüyor. Esra'yı b ze doğru tekley p, -Mel h Ecza Deposu'na. B r pucu buldum.

açık olan pencereden aşağı atlıyor. Onun

Had yürü!

ardından pencereye doğru seğ rten yardımcıma "Bırak g ts n Ahmet! Onu tutuklayamayız!" d ye

...

seslen yorum. Ardından, sıkı sıkı sarıldığım,

Te l e f o n u n n a v g a s y o n p r o g r a m ı

korku ç ndek genç kıza dönüyorum:

yardımıyla Mel h Ecza Deposu'na ulaşıp, arabayı deponun b r arka sokağına

-Merak etme, bulduk sen . Güvendes n...

parked yoruz. Ahmet b raz önce duyduklarından

...

dolayı hâlâ şokta olsa da bell etmemeye O metruk b nayı nasıl bulduğumuzu

çalışıyor. O da ben m g b bu küçük maceranın 65


Ben m ? Ben se -Z kr 'n n tab r yle"ölülerle konuşmaya" devam ed yorum. Kurbanlar, hayatları zorla eller nden alınanlar ben mle let ş m kuruyor. Bense onların nt kamını almaya ve adalet yer ne get rmeye çalışıyorum. Bana bahşed len bu eşs z yeteneğ nsanlardan saklayarak.

k mseye açıklayamayacağımızdan, Esra'yla küçük b r anlaşma yapıyoruz. Genç kız b nadan kend çabalarıyla kaçtığı yönünde fade ver yor, b z se -her ne kadar Ahmet buna razı olmasa da- h çb r şeyden haber m z yokmuş g b yapıyoruz. Esra'nın tar f ne dayanarak robot resm ç z len kat l hakkında yakalama kararı çıkarılıyor ve başkom ser bu olayın ardından, aylar sonra lk kez oğlunu arıyor.

66


ŞEYTANIN SAKLI YÜZÜ KISIM III - BAYKUŞ YAZAN: Eda Yaren CENGİZ

İLLÜSTRASYON: Ham de AYDIN ger lerse ger les n, yabanın soğuk ve paslı dem r n göğsünün üzer nde h ssed yordu.

VII ''Oğullarını Ben-H nnom Vad s 'nde ateşte kurban ett ; falcılık ve büyücülük yaptı. Medyumlara, ruh çağıranlara danıştı. RAB'b n gözünde çok kötülük yaparak O'nu öfkelend rd .'' (2. Tar hler 33:6)

Kalabalık bundan oldukça zevk alıyor olmalıydı, onu k l sen n ç ne zorla soktuktan sonra başında b rkaç k ş n n nöbet tutmasına karar ver ld , d ğerler se k l sey talan ederek keşfetmekteyd .

Kalabalık b r grup nsan, sess z olmaya çalışarak örgütlü b r şek lde yürüyordu. Gerg nl k z rvedeyd , öyle k bazıları ara sıra eller ndek yabaları düşürüyorlardı. k l sen n kapısı önünde pusuda bekl yorlardı, yargıcın b r süre sonra çıkması gerek yordu. O zaman bunun nt kamını alacaktılar.

Yargıç kırılan camların ses n , parçalanan ahşap günah çıkarma kab n n n gıcırtılarını ve bağırışlarını duyuyordu. Başında d k len nöbetç ler se onu hırpalamaktan oldukça zevk alıyor g b gözüküyorlardı, ses çıkarmak stemese de böğrüne batırılan ahşap sopalar onu fazlasıyla rahatsız ed yordu. Homurdanarak onu dürten gence baktı, del kanlının uzun saçları arasında g zlenen gözler ona nefretle bakıyordu, patlama noktasına gelm ş olmalıydı. Yabayı ters b r şek lde tuttu ve tüm gücüyle sapı yaşlı adamın üstüne nd rd .

Saçları ağarmış b r adam k l sen n kapısından çıkmadan önce etrafa g zl ce b r bakış attığında, k msey göremem şt . Rahatça dışarı çıkıp ev ne doğru yöneld ğ nde, burnunun d b nde b ten b r yaba le karşılaştı, yabanın paslı uçlarında kurumuş kanlar vardı.

''Hep n z aynı cehennem ateş nde yakacağım!''

Der n b r nefes alarak gülümsemeye çalıştı, tehl ke çok yakınındaydı ve kalabalık grup oldukça büyüktü.

''Sen sorunumuzun ne olduğunu b l yorsun?''

Genç sayıklayarak adama tekrar ve tekrar vurduğunda, ona k mse müdahale etmem şt , tıpkı k l sen n de durduk yere taşlananlara engel olmadığı g b . Adamın enses ne gelen b r darbe le öne doğru yıkılması gence zerre anlam fade etm yordu, b r anlığına duraksadıktan sonra b rkaç k ş y yardıma çağırdı.

Kalabalık neşel b r tezahürat yaptıktan sonra, tek el n kaldırarak onları susturdu. Yabayı b raz daha kavrayıp onunla yaşlı adamı dürttü, yargıç ağaran saçlarını terlemeye başlayan alnından çek p ger led . Ne kadar

Yaşlı adamın yağ tulumu vücudunu yüklen p k l sen n çan kules ne çıkarmaları düşündükler nden zor olmuş olsa da, taş duvarlara sıkça çarpan yargıç kısa sürede ayılmıştı. Merhamet ç n onu oraya götüren

''B r sorununuz var gal ba?'' Yabanın sah b ona kend s n n tam ters olan, alaycı b r gülümseme le karşılık verd .

67


68


lüks evlere de sıçrıyordu. Evler ne kıvılcımların düşmes n çares zl kle zleyen nsanlar canhıraş çığlıklar atarak kaçıyorlardı, bazıları kaçmayı başaramayıp syancıların el ne düşüyordu, k l sen n bunu engelleme g b b r şansı yoktu, onlar k msen n durumunun farkında b le değ ld .

gençler n gözler n n ç ne baktı, tek gördüğü nefrett , ona da nfaz sırası bekleyen cadılar g b davranıyorlardı. Adam der n b r nefes aldığında hedef olduğu bakışlar konuşmasını başlamadan b t rmes ne sebep oldu.

Gençler gülerek evler arasında koşuşturuyor, ateş n ulaşamadığı yerler kend eller yle besl yorlardı. Sanat eser g b nce nce şlenm ş evler, yavaşça alevler tarafından yutuldu, b r ev n tamamen yanması sadece b r saat alıyordu.

Ona vuran genç öne çıktı, etrafındak lerden güç alarak adama son b r kez baktı. ''Sen yaşamayı hak etm yorsun.'' Önderl ğ n ett ğ kalabalık bu son söz le adamı kaldırdı ve kuleden attı, adamın kısa b r feryadı ş t ld , sonra da büyük b r düşme ses ne eşl k eden ç bulandıran b r çatırdı.

Tüm kasaba yanana kadar durmayacaklardı, cadı avı onların kalpler n yakmıştı, onlar da nt kam ç n onların hayatlarını yakacaktı.

Del kanlı gözler n kuruladı, daha yen başlamışlardı.

-

IX

''Ben d r l yorum, kalkıyorum şte

''Buna şaşmamalı. Şeytan da nur m e l e ğ n n g ö r ü n ü m ü n e b ü r ü n ü r. ' ' (II.Kor ntl ler 11:14)

Küller n arasından kızıl saçlarımla Ve nsan y yorum, hava solumasına.'' (Sylv a Plath, Lady Lazarus)

Gecen n karanlığında yanan k l se, kasabanın merkez n aydınlatıyordu. Yangın g tt kçe yayılıyor, k l sen n yakınına konuşlanmış

69


ALACAKARANLIKTA UMUDUN ÖYKÜLERİ Aynur KULAK Her da m zor zamanları olacak olan dünyanın Stefan Zwe g h kayeler nden ve hüman st anlatımından h çb r zaman mahrum kalmaması lazım. Kend hayatında umduğunu bulamamış ve umutsuzluğun pençes ne düşmüş b r nsan olarak alacakaranlıkları aydınlığa kavuşturacak olan b r yazar Stefan Zwe g. b tmek b lmeyen b r alacakaranlık, cevabı olmayan sorular, ted rg n ed c buhranlar olamazdı sadece. Fakat ç les n çekt ğ savaşın b t ş n görmek stemed ve nt har ett . Stefan Zwe g' n Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlanan “Alacakaranlıkta B r Öykü” k tabı adının aks ne b r umut öyküler k tabı olarak k tap raflarındak yer n aldı. Onca bad reler atlatmış, memleket nden sürülmüş, k tapları mha ed lm ş, b r Yahud olarak f şlenm ş olan Zwe g' n k tabını b t rd ğ n zde umutlanmamanız neredeyse mkansız. “Alacakaranlıkta B r Öykü” şöyle başlıyor: “O da b rden kararı verd . Rüzgar y ne yağmur mu get rm şt kent n üzer ne? Hayır. Dışarıda hava bu yaz günler nde seyrek rastlanır şek lde açık ve sak n. Ama geç oldu, fakat fark etmed k. Sadece karşıdak b nanın dama açılan pencereler haf f b r ışıltıyla gülümsüyor, ötelerde, dam uçlarının arkasında gökyüzü puslanıyor, altın reng ne bürünüyor.” Herkese ve her şeye rağmen umut dolu b r Stefan Zwe g kaçmak zorunda olan fakat

paragraf bu. Dolayısıyla bu k taptan

kaçacak h çb r yer olmayan b r yazardı. Bu

bahsederken hüman st b r entelektüelden de

ka nat O'na b r memleket, b r ev, b rçok nsan

bahsetmek gerek yor. Çünkü Zwe g b rçok yazar

borçlu. Halbuk O, sınırları olmayan b r dünya ve

g b büyük b r Dünya Savaşı'na maruz kalmış

o dünyaya kend n a t h ssetmek sted , heps bu.

olmasına rağmen, düşünürken ve yazarken

Çok mu zordu, çok mu kolaydı a t olduğu yerde,

kend n sınırlamamış, bulunduğu durumun

nsanlarla, barış ç nde yaşamak? Yaşamak

perspekt f açılarını son derece gen ş tutmuş ve 70


nasıl b r alacakaranlığın ç nde olursa olsun okuyucularının umudunu hep d r tutmuş b r yazar. Evet k tap “Alacakaranlıkta B r Öykü” s ml öykü le başlıyor. On altı tane öyküden oluşan k tap boyunca Zwe g'ın o umut dolu na f anlatışının ç nde sak n sess z b r yolculuğa çıkıyorsunuz. İlk öyküden sonra gelen Yakıcı Sır on beş öykünün toplandığı b r öykü öbeğ aslında. Her b r öykü başlıklarla b rb r nden ayrılmış fakat mevzuu bah s olan tek b r h kaye. Her b r öyküyü ayrı ayrı okuyab lecek olmakla beraber h çb r öyküyü b r d ğer nden ayıramıyorsunuz. “Yakıcı Sır” adlı öykü öbeğ “Oyun Arkadaşı” başlığı le açılıyor. “Genç adamın otelde lk yaptığı ş, burada kalan konukların yer aldığı l steye göz atmak oldu. Çok geçmeden hayal kırıklığına uğramıştı. İç ndek ted rg n b r ses: “Ben n ç n geld m buraya” d ye sormaya başladı. “Ş md dağın tepes nde h ç k mseyle konuşmadan tek başına oturmak bürodak nden daha sıkıcı olacak.” Durağan başlayan öyküler son öyküyü okumanızla beraber şaşırtıcı b r sonla noktalanıyor. Çabuk Dostluk, Üçlü, Saldırı, F ller, Çatışma, Yakıcı Sır, Suskunluk , Yalancılar, Ay Işığında İzler, Saldırı, Fırtına, İlk Kavrayış, Şaşırtıcı Karanlık, Son Düş… Öyküler art arda okuyuver yorsunuz. G zeml dünyalar, saf arzular, duyguların çatışması bu kısacık öykülerde büyük b r ustalıkla anlatılıyor.

Alacakaranlıkta B r Öykü Yazar: Stefan Zwe g Çev r : Ahmet Arpat Yayınev : Ayrıntı Yayınları Yayın Tar h : Ek m 2016 Sayfa: 126

Her da m zor zamanları olacak olan dünyanın Stefan Zwe g h kayeler nden ve hüman st anlatımından h çb r zaman mahrum kalmaması lazım. Kend hayatında umduğunu bulamamış ve umutsuzluğun pençes ne düşmüş b r nsan olarak alacakaranlıkları aydınlığa kavuşturacak olan b r yazar Stefan Zwe g.

71


SESLER BÖLÜM IV - MADDE ÖTESİ YAZAN: Mustafa Emre ÖZGEN Söyleyecekler m n de sen yönlend rmes n stemem. B rkaç dak ka ç nde anlattığın şeyler aslında o kadar da bas t değ l. Üstel k herkes n de başına gelmez.”

“…ve anlattığım konularda ulaşab leceğ m en b r k ml sm n s z olduğunu söyled ler…” Mavera rutubet ve k tap kokusunun b rb r ne karıştığı, neredeyse b nlerce k tabın raflardan nsanın üzer ne her an yığılab leceğ zlen m n veren, gen ş olmasına rağmen çer s n n yoğunluk ve dağınıklık neden yle oldukça dar göründüğü k tapçıda, derd n karşısındak kayıtsız adama anlatmaya çalışıyordu.

B rkaç san ye süren sess zl ğ Mavera bozdu; “B r çözüm öner n z yok mu?” “B rçok çözüm öner m var. Ama önce yalan söyley p söylemed ğ n b lmem gerek yor.” “Neden yalan söyleyey m?”

K tapçı, gözler n kıza d km ş, onu dükkânından göndermek ç n b r bahane arar g b yd . B rkaç kez der n nefes alıp verd . Koltuğuna yerleşmeye çalıştı. Duvardak saate baktı. Tek kel me etmed .

“Pek çok neden n olab l r. Anlattıklarında o sam m yet göremed m. Yardımcı olup olmamak arasında kararsızım.” “Ne yapmamı bekl yorsunuz? Bakın, çmed ğ m hap kalmadı. Oldukça zor geceler yaşıyorum. Burada da b r çözüm bulamazsam sonrak adımım ne olacak b lm yorum. Kardeş m aradım. 'İy m s n?' ded m, 'B r şey n var mı?' ded m. Sordum. Yok d yor, y y m problem yok d yor. Ama ben anlıyorum. Ses t tr yor. Kel meler yutuyor. B r şey saklıyor. Akşam tekrar arayacağım eve g tmeden. Dersten çıkmasını bekl yorum. Ben oyalayamayacağını söyleyeceğ m. Eğer devam ederse yanına g deceğ m.”

“İsm n z Felsefe'den mezun b r arkadaşımdan aldım, Den z. Tez ne çok yardım etm şs n z. Merak ett ğ m b r şeyler var dey nce kes nl kle yardımcı olacağını söyled . Bulut ab halleder merak etme ded .” K tapçı st f n bozmadı; “Den z y çocuktur…” K tapçı hâlâsab tt . Mavera “Ee?” demek sterces ne kaşlarını kaldırıp başını salladı. “Yanlış zamanda mı geld m?”

“Ne konuştun kardeş nle?”

K tapçı d rsekler n masasına dayadı;

K tapçı sam m yete son ver p doğrudan sen d ye h tap etm şt .

“Öyle demeyel m. Ama anlattığın şeyler toparlamaya çalışıyorum. Zaten sen oradan buradan b r şeyler öğrenm şs n. Ben doktor değ l m. Sana derd n şu d yemem.

“Rüyalarıma g r yorsun ded m. Sen ağlarken, yardım sterken görüyorum, b r sorun 72


sesler taşıyab lenlerle let ş m kurab lmen. Olayın özet bu, zaten b l yorsun. Ben m de bazı küçük yetenekler m var d yel m.”

mu var ded m. Paran mı yok d ye sordum. B r yere borcun mu var ded m yok ded . Sana musallat olan b r m var ded m, yok yok ded geç şt rd . B r onu rahatsız ed yor ama babamı telaşlandırmamak ç n anlatmıyor. Ben de benzer yollardan geçt m, anlıyorum onu.”

“Yan s z yol göstereceks n z.” “Evet.” “Pek , unutma ş ne demek?”

K tapçı masasının çekmeces n açtı. Haf f b r ışıltı çıktı ortaya. Mavera'nın d kkat n çeken parlaklık, adam el n çekmeceye götürünce sona erd . El nde çok uzun olmayan, oldukça parlak, ışık vurdukça renkten renge g ren ama en çok da mav ye çalan cam boncuklu b r tesp h vardı.

“Ded ğ m g b , bu konuşmalarımızı da unutacaksın b razdan. Sadece v cdanımı rahatlatmak ç n sana anlatıyorum bunları.” Mavera yer nden kalkacak oldu. Kararsız kaldı.

“İsm n z Bulut'tu değ l m ?”

“Kararını verd ysen bu ş b r çözüme kavuşturalım.”

Evet derces ne başını salladı k tapçı. Sonra tesp h avucu ç ne alıp el n yumruk yaptı. Gözler n kapattı.

Bulut saat ne baktı, sek z geç yordu. Neredeyse k saatt r konuşuyorlardı. Hava çoktan kararmıştı, kaç saatt r b r tane müşter gelmem şt üstel k.

“İnternette okuduklarını anlattın. Pek , onlara nanıyor musun?”

“Had , ben m de b r ev m var. Saat görmüyor musun?”

“Açıkçası nancım h ç güçlü olmadı…” “Ben ne anlatsam kâr etmez öyleyse. Ş md sen n daha önce yapmaya çalıştığın şey daha yoğun olarak uygulayacağız. Ben sana yardımcı olacağım. Sonra heps n unutacaksın.”

“Kabul!” “Şu rafların arkasına geç. G derken de sandalyen al. Gel yorum…”

“Anlayamadım.”

“Neden?”

Bulut gülümsed .

“Geçenler b z zley p ay n f lan yapıyoruz zannets n ster m s n?”

“Anlattıkların, duyguların, kaygın... Sana yardım edeceğ m. Ama buradan çıktıktan sonra olup b ten her şey , hatta bu anlattıklarımı unutmanı sağlayacağım. Bunu baştan söylüyorum. G d p dışarıda burada yaşayacağın madde ötes şeyler başkalarına anlatmanı, adımı c nc ye çıkarmanı stemem.”

Mavera steks z hareketlerle den len yaptı. Bulut bu arada dükkânın kapısını k l tled . Ardından rafların arkasında oturup onu bekleyen genç kızın yanına geld . Kız oturuyor, k tapçı se karşısında ayakta duruyordu. Tesp h n sağ el nde, yumruğunun ç nde, y ce sıkmıştı. Adam gözler n kapadı. Mavera şaşkınlıkla onu zl yordu. Bulut b r şeyler mırıldanmaya başladı. Anlaşılmayan bu kel meler yükseld kçe sağ el n n parmakları arasından parıltılar sızmaya başladı. Bulut daha yüksek fakat dışarıdan duyulmayacak b r ses

Mavera şaşkınlıkla gözler n kocaman açmıştı. İr yeş l gözler gar p bakmaya başladı. “Nasıl yan ?” “Yaşadığın şey sağlayan varlıklar vardır. K m s ses taşır, k m s görüntü. Bazıları daha ler g d p anılar taşır. Sen n küçük yeteneğ n

73


b r şey! Başıma bela mısın be! S*kt r g t o*ospu! Sen nle m uğraşacağız!”

tonuyla b r şeyler söylüyordu. Arapça'ya benz yordu ama değ ld . Mavera korkmaya başlamıştı. Adamın avucu ç nden sızan ışık g tt kçe güçlen yordu. Mavera'nın kalp atışları hızlanmış, eller terlem şt . Bulut se adeta transa geçm şt .

Kardeş gözünün önünde yed ğ tokatlardan yere düşen Mavera ona uzanmak sted , el n uzattı, yet şemed , doğrulmak sted , ayağa kalkmaya çalıştığı anda sandalyeden boşluğa doğru düşmeye başladı. Ş md çığlık atmaya çalışan kend s yd . Ne kadar bağırmaya çalışırsa çalışsın ses b r türlü çıkmıyordu!

K tapçı b r anda avucunu açtı. Ortaya çıkan parlak ve yoğun ışık huzmeler önce Maverayı korkuttu! B r anda ç nde bulunduğu tüm mekânın değ şmes , her şey n b r anda ortadan kaybolup etrafta süzülen ışık dalgalarının çevres n kaplaması karşısında nutku tutulmuştu.

Düşüyordu, etrafındak ışık huzmeler yavaş yavaş kararmaya başladı. B r an her yer kapkara oldu. Gözler n açtığında k tapçının arkasındak bölmede, yerdeyd . Bulut gözler kapalı sess zce mırıldanmaya devam ed yordu. B t rd ve gözler n açıp Mavera'ya baktı. Onun gördüğü ve duyduğu her şey o da görüp duymuştu. Yorum yapmaktan kaçındı.

Mavera sandalyes n n kenarlarına tutundu. Sank havadaydı. Karşısında bulanık b r görüntü bel rd . Odaklanmaya çalıştı. Bu kardeş yd . Bağırmak sted , yapamadı. Ses çıkmadı. Onu duymak sted , d kkat n tamamen ona ver nce ağladığını ve yalvardığını duydu. Kardeş n n yüzüne nen b r tokat gördü sonra. Parkalı, sakallı, ayağında esk b r kot ve başında bere olan tek ns z b r t p kardeş n tokatlıyordu.

Mavera daha fazla dayanamadı. Gözler nde b r ken yaş b r anda boşandı. Aklını kaybedeceğ n sandı. D zler üstünde lerleyerek duvarın d b ne g tt . Sırada yaşadıklarını unutması vardı. Bulut kızın aradığı şeyler görmes n sağladıktan sonra bazı anılarını yok edecekt .

“Tamam, yapma, yeter!” “Aldıracaksın o çocuğu!”

Yapmadı, beklemeye karar verd …

“Tamam vurma!” “Sana b r daha ne mal var ne de başka

74


STAR WARS: ROUGE ONE'I BEKLERKEN Hasan Nad r DERİN

yen karakter tanıdık, yen mekânlara ve zamanlara g tt k, yepyen maceralar yaşadık.

Star Wars. 1977'de, bugün Bölüm 4 olarak andığımız lk f lm n göster me g rd ğ günden ber b r efsane. George Lucas'ın o günlerde hayal ett ğ n n b le çok ötes ne geçt muhtemelen. O günden bu yana Star Wars ser s ne a t 7 adet uzun metraj f lm zled k s nemalarda (Clone Wars an masyon ser s n n lk bölümü de d yeb leceğ m z an masyon f lm n de sayarsak 8). Ancak Star Wars evren s nema f lmler yle kısıtlı kalmadı elbette. Daha lk yıllarından t baren, bugün çok da y anılmayan telev zyon f lmler , daha sonra çeş tl an masyon ser ler le b rl kte Star Wars evren sürekl gen şled . Benzer şek lde Star Wars romanları ve ç zg romanları da sürekl olarak karşımıza çıkmaya devam ett . İş n ç ne b lg sayar oyunlarını da dâh l edeb l r z elbette. Tüm bunlar b r araya gel nce, yaklaşık 40 yıl boyunca uzun metraj f lmler dışında yüzlerce

Star Wars evren nde yüzlerce karakter var ama s nemalarda zled ğ m z uzun metraj Star Wars f lmler hep belk b r konu üzer nden devam ett ve Skywalker a les n n yaşadıklarını anlattı b zlere. Ta k şu ana kadar. Bu ay s nemalarımızda göster me g recek olan Rouge One, doğrudan lk f lmle bağlantılı olsa da ana karakterler nden h ç b r Skaywalker a les nden değ l (Darth Vader'ı da göreceğ m z doğrudur ama şu ana kadar gelen b lg ler doğruysa ana karakterlerden b r olmayacak). 2012 yılında D sney, Star Wars f lmler n n haklarını satın aldığında ana h kâyey devam ett receğ g b , farklı h kayelere sah p Star Wars f lmler ne de kapı açacağını söylem şt . İşte Rouge One bu f lmlerden lk . 75


76


sıkça karşımıza çıktığı g b ana karakter m z genç b r kadın. Geçm ş nde babası le çeş tl olaylar yaşamış (Star Wars evren ç n h ç şaşırtıcı değ l), b r zamanlar tek başına ayakta kalmaya çalışırken as ler n f k rler n ben msem ş ve onlara katılmış. Bu rolü canlandıran Fel c ty Jones, İng ltere'den gelen başarılı b r oyuncu olarak d kkatler çekm şt . 2012 yılındak L ke Crazy f lm tanındı ve 2015 yılında The Theory of Everyth ng le Oscar'a b le aday oldu. Y ne de gen ş k tleler n çok fazla tanıdığı b r s m olduğu söylenemez. Rouge One kend s ç n b r sıçrama tahtası olab l r.

Aslında Rouge One'da anlatılacak h kâyen n özet b ze 40 yıl önce ver lm şt zaten. Bölüm 4'ün g r ş yazılarında “ syancı güçler n casusları, Ölüm Yıldızı'nın g zl planlarını çalmayı başarmışlardı” şekl nde b r bölüm vardı. İşte Rouge One'ın anlattığı h kâye tam da bu. Tür olarak,farklı özell klere sah p b r grup nsanın bell b r amaç ç n b r araya geld ğ f lmlerden b r sayab l r z. Bu tarz f lmlere vereb leceğ m z en t p k örneklerden b r Yed Samuray k , lk Star Wars f lm n n es n kaynaklarından b r n n de Kurosawa'n n H dden Fortress f lm olduğunu düşündüğümüzde yanlış b r örnek olmaz sanırım.

Cass an Andor (D ego Luna): İsyancı güçler n becer kl askerler nden. F lm m z n k nc kahramanı. Çoğunlukla savaş sırasındak sak n tavırları le b l n yor. Bu rolü canlandıran D ego Luna, 2001 yılında Y Tu Mamá Tamb én f lm le ün kazanan Meks kalı b r oyuncu. O günden ber pek çok f lme oynadı ama o f lmdek partner

Henüz f lm zlemeden yorum yapmak çok doğru olmaz ama b z karşımıza çıkacak karakterlere ve onları canlandıran oyunculara kısaca b r bakalım. Jyn Erso (Fel c ty Jones): F lm m z n ana kahramanı. Son yıllarda aks yon f lmler nde

77


García Bernal kadar başarılı olamadı. B r Star Wars f lm onun ç n de yen b r şans. Orson Krenn c (Ben Mendelsohn): F lm m z n kötü adamı. Ölüm Yıldızı'nın b t r lmes nden sorumlu olan k ş . F lm n sonunda Ölüm Yıldızı'nın planlarının ele geç r leceğ n b ld ğ m ze göre kend s n pek hayırlı b r sonun beklemed ğ n kest reb l r z. İsm n hemen hatırlayamasak da görünce k m olduğunu anladığımız karakter oyuncularındanBen Mendelsohn'un başarılı b r kötü adam olacağına şüphe yok. başarılı f lmden sonra Hann bal le hak ett ğ hayran k tles ne ulaştı. Yakın zamanda Doctor Strange'de de zled ğ m z M kkelsen, bu f lm n ana karakterler nden olmasa k l t b r role sah p. Ana karakter m z Jyn Erso'nun yıllar önce kaybolmuş olan babası. Henüz Jyn' neden çocuk yaşında bırakıp g tt ğ n b lm yoruz ama Ölüm Yıldızı'nın planları le lg l syancıların elde ett ğ lk b lg y o sızdırıyor. K-2SO (Alan Tudyk): Hang Star Wars f lm nde sev ml b r dro d olmaz k ? İşte Rouge One'da karşımıza çıkacak olan K-2SO bu boşluğu dolduruyor. Esk b r mparatorluk robotu ama Andor tarafından yen den programlanmış ve artık syancılara sadık. Onu da Alan Tudyk' n ses nden tanıyacağız.

Ch rrut Îmwe (Donn e Yen): Gözler görmeyen ama yakın dövüş sanatlarında çok usta olan b r rah p. Kend s Jed değ l belk ama Güç'ün gücüne sonuna kadar nanıyor. Had ş md den b r tahm n yapalım, etrafta lazer s lahları c r t atarken serg led ğ Uzakdoğu dövüş sanatları le Rouge One'ın en popüler karakter olacak bence. Elbette bunda en çok Ip Man le tanıdığımız Donn e Yen'n kar zmasının da büyük payı olacak.

Saw Gerrera (Forest Wh taker): As ler n tecrübel s mler nden b r . Klon Savaşları'na katılmış b r asker. Zaten bu karakter , Klon Savaşları'nı anlatan an masyon d z s nde de görmüştük. Forest Wh taker aynı zamanda ek b n de en deney ml oyuncusu. The Last K ng of Scotland le kazandığı Oscar yanında pek çok f lmde de r l ufaklı rollere oyunculuk yeteneğ n konuşturdu.

Galen Erso (Mads M kkelsen): Madem kar zma ded k, gelel m f lm n en kar zmat k aktörüne. Dan marka'nın dünya s nemasına armağan ett ğ bu müth ş oyuncu onlarca

Bu karakterler dışında syancı casus ek b arasında J ang Wen' n canlandırdığı Baze Malbus ve R z Ahmed' n canlandırdığı Bodh

78


Rook karakterler n göreceğ z. Öncek f lmlerden tanıdığımız Mon Mothma ve Ba l Organa karakterler de b r kez daha karşımıza çıkacak. Ve elbette Darth Vader. Herhalde s nema tar h n n en b l nen karakterler nden b r n burada tekrar tanıtmaya gerek yok. Rouge One'da onu çok fazla görmeyeceğ z belk ama o muhteşem ses n n kaynağının b r kez daha James Earl Jones olacağını not olarak düşel m.

Monsters le tanıyıp sevd ğ m z, Godz lla le b r m ktar hayal kırıklığı yaratan yönetmen Gareth Edwards bakalım bu kez nasıl b r f lmle karşımıza çıkacak. Üzer ndek baskının geçen sene zled ğ m z Bölüm 7'n n yönetmen J.J. Abrams kadar fazla olmadığını ve bunun b r avantaj olduğunu söyleyeb l r z. Net cede yıllardır görmed ğ m z esk dostlarla yen den buluşmuyoruz. Karşımızda yepyen karakterler ve bambaşka b r öykü var. Elbette b r Star Wars f lm zleyeceksek o ruhu yakalamasını bekl yoruz ama farklı denemeler yapılmasına da t razımız yok.

Oyuncu kadrosuna bakıldığında özell kle syancı casus ek b ç n farklı etn k kökenlerden oyuncuların seç lmes ne özel olarak d kkat ed ld ğ gözüküyor. İng l z, Meks kalı, Pak stanlı ve Ç nl oyuncuların aynı ek pte toplanması bell k tesadüf değ l. Hatta M kkelsen' n Dan markalı olduğu düşünülürse yelpaze daha da gen şl yor.

O halde güç tüm f lm ek b yle olsun k b ze yıllar sonra adını anab leceğ m z b r Star Wars f lm le karşımıza gels nler. 79


80


Gölge e-Dergi Aralık 2016 111. Sayı