Issuu on Google+


YAZAR VE ESERLER‹ HAKKINDA Harun Yahya müstear ismini kullanan yazar Adnan Oktar, 1956 y›l›nda Ankara'da do¤du. ‹lk, orta ve lise ö¤renimini Ankara'da tamamlad›. Daha sonra ‹stanbul Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve ‹stanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde ö¤renim gördü. 1980'li y›llardan bu yana, imani, bilimsel ve siyasi konularda pek çok eser haz›rlad›. Bunlar›n yan› s›ra, yazar›n evrimcilerin sahtekarl›klar›n›, iddialar›n›n geçersizli¤ini ve Darwinizm'in kanl› ideolojilerle olan karanl›k ba¤lant›lar›n› ortaya koyan çok önemli eserleri bulunmaktad›r. Harun Yahya'n›n eserleri yaklafl›k 30.000 resmin yer ald›¤› toplam 45.000 sayfal›k bir külliyatt›r ve bu külliyat 57 farkl› dile çevrilmifltir. Yazar›n müstear ismi, inkarc› düflünceye karfl› mücadele eden iki peygamberin hat›ralar›na hürmeten, isimlerini yad etmek için Harun ve Yahya isimlerinden oluflturulmufltur. Yazar taraf›ndan kitaplar›n kapa¤›nda Resulullah'›n mührünün kullan›lm›fl olmas›n›n sembolik anlam› ise, kitaplar›n içeri¤i ile ilgilidir. Bu mühür, Kuran-› Kerim'in Allah'›n son kitab› ve son sözü, Peygamberimiz (sav)'in de hatem-ül enbiya olmas›n› remzetmektedir. Yazar da, yay›nlad›¤› tüm çal›flmalar›nda, Kuran'› ve Resulullah'›n sünnetini kendine rehber edinmifltir. Bu suretle, inkarc› düflünce sistemlerinin tüm temel iddialar›n› tek tek çürütmeyi ve dine karfl› yöneltilen itirazlar› tam olarak susturacak "son söz"ü söylemeyi hedeflemektedir. Çok büyük bir hikmet ve kemal sahibi olan Resulullah'›n mührü, bu son sözü söyleme niyetinin bir duas› olarak kullan›lm›flt›r. Yazar›n tüm çal›flmalar›ndaki ortak hedef, Kuran'›n tebli¤ini dünyaya ulaflt›rmak, böylelikle insanlar› Allah'›n varl›¤›, birli¤i ve ahiret gibi temel imani konular üzerinde düflünmeye sevk etmek ve inkarc› sistemlerin çürük temellerini ve sapk›n uygulamalar›n› gözler önüne sermektir. Nitekim Harun Yahya'n›n eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, ‹ngiltere'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna Hersek'e, ‹spanya'dan Brezilya'ya, Malezya'dan ‹talya'ya, Fransa'dan Bulgaristan'a ve Rusya'ya kadar dünyan›n daha pek çok ülkesinde be¤eniyle okunmaktad›r. ‹ngilizce, Frans›zca, Almanca, ‹talyanca, ‹spanyolca, Portekizce, Urduca, Arapça, Arnavutça, Rusça, Boflnakça, Uygurca, Endonezyaca, Malayca, Bengoli, S›rpça, Bulgarca, Çince, Kishwahili (Tanzanya'da kullan›l›-


yor), Hausa (Afrika'da yayg›n olarak kullan›l›yor), Dhivelhi (Mauritus'ta kullan›l›yor), Danimarkaca ve ‹sveçce gibi pek çok dile çevrilen eserler, yurt d›fl›nda genifl bir okuyucu kitlesi taraf›ndan takip edilmektedir. Dünyan›n dört bir yan›nda ola¤anüstü takdir toplayan bu eserler pek çok insan›n iman etmesine, pek ço¤unun da iman›nda derinleflmesine vesile olmaktad›r. Kitaplar› okuyan, inceleyen her kifli, bu eserlerdeki hikmetli, özlü, kolay anlafl›l›r ve samimi üslubun, ak›lc› ve ilmi yaklafl›m›n fark›na varmaktad›r. Bu eserler süratli etki etme, kesin netice verme, itiraz edilemezlik, çürütülemezlik özellikleri tafl›maktad›r. Bu eserleri okuyan ve üzerinde ciddi biçimde düflünen insanlar›n, art›k materyalist felsefeyi, ateizmi ve di¤er sapk›n görüfl ve felsefelerin hiçbirini samimi olarak savunabilmeleri mümkün de¤ildir. Bundan sonra savunsalar da ancak duygusal bir inatla savunacaklard›r, çünkü fikri dayanaklar› çürütülmüfltür. Ça¤›m›zdaki tüm inkarc› ak›mlar, Harun Yahya Külliyat› karfl›s›nda fikren ma¤lup olmufllard›r. Kuflkusuz bu özellikler, Kuran'›n hikmet ve anlat›m çarp›c›l›¤›ndan kaynaklanmaktad›r. Yazar›n kendisi bu eserlerden dolay› bir övünme içinde de¤ildir, yaln›zca Allah'›n hidayetine vesile olmaya niyet etmifltir. Ayr›ca bu eserlerin bas›m›nda ve yay›nlanmas›nda herhangi bir maddi kazanç hedeflenmemektedir. Bu gerçekler göz önünde bulunduruldu¤unda, insanlar›n görmediklerini görmelerini sa¤layan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmas›n› teflvik etmenin de, çok önemli bir hizmet oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Bu de¤erli eserleri tan›tmak yerine, insanlar›n zihinlerini buland›ran, fikri karmafla meydana getiren, kuflku ve tereddütleri da¤›tmada, iman› kurtarmada güçlü ve keskin bir etkisi olmad›¤› genel tecrübe ile sabit olan kitaplar› yaymak ise, emek ve zaman kayb›na neden olacakt›r. ‹man› kurtarma amac›ndan ziyade, yazar›n›n edebi gücünü vurgulamaya yönelik eserlerde bu etkinin elde edilemeyece¤i aç›kt›r. Bu konuda kuflkusu olanlar varsa, Harun Yahya'n›n eserlerinin tek amac›n›n dinsizli¤i çürütmek ve Kuran ahlak›n› yaymak oldu¤unu, bu hizmetteki etki, baflar› ve samimiyetin aç›kça görüldü¤ünü okuyucular›n genel kanaatinden anlayabilirler. Bilinmelidir ki, dünya üzerindeki zulüm ve karmaflalar›n, Müslümanlar›n çektikleri eziyetlerin temel sebebi dinsizli¤in fikri hakimiyetidir. Bunlardan kurtulman›n yolu ise, dinsizli¤in fikren ma¤lup edilmesi, iman hakikatlerinin ortaya konmas› ve Kuran ahlak›n›n, insanlar›n kavray›p yaflayabilecekleri flekilde anlat›lmas›d›r. Dünyan›n günden güne daha fazla içine çekilmek istendi¤i zulüm, fesat ve kargafla ortam› dikkate al›nd›¤›nda bu hizmetin elden geldi¤ince h›zl› ve etkili bir biçimde yap›lmas› gerekti¤i aç›kt›r. Aksi halde çok geç kal›nabilir. Bu önemli hizmette öncü rolü üstlenmifl olan Harun Yahya Külliyat›, Allah'›n izniyle, 21. yüzy›lda dünya insanlar›n› Kuran'da tarif edilen huzur ve bar›fla, do¤ruluk ve adalete, güzellik ve mutlulu¤a tafl›maya bir vesile olacakt›r.


O K U Y U C U YA ● Bu kitapta ve di¤er çal›flmalar›m›zda evrim teorisinin çöküflüne özel bir yer ayr›lmas›n›n nedeni, bu teorinin her türlü din aleyhtar› felsefenin temelini oluflturmas›d›r. Yarat›l›fl› ve dolay›s›yla Allah'›n varl›¤›n› inkar eden Darwinizm, 140 y›ld›r pek çok insan›n iman›n› kaybetmesine ya da kuflkuya düflmesine neden olmufltur. Dolay›s›yla bu teorinin bir aldatmaca oldu¤unu gözler önüne sermek çok önemli bir imani görevdir. Bu önemli hizmetin tüm insanlar›m›za ulaflt›r›labilmesi ise zorunludur. Kimi okuyucular›m›z belki tek bir kitab›m›z› okuma imkan› bulabilir. Bu nedenle her kitab›m›zda bu konuya özet de olsa bir bölüm ayr›lmas› uygun görülmüfltür. ● Belirtilmesi gereken bir di¤er husus, bu kitaplar›n içeri¤i ile ilgilidir. Yazar›n tüm kitaplar›nda imani konular, Kuran ayetleri do¤rultusunda anlat›lmakta, insanlar Allah'›n ayetlerini ö¤renmeye ve yaflamaya davet edilmektedir. Allah'›n ayetleri ile ilgili tüm konular, okuyan›n akl›nda hiçbir flüphe veya soru iflareti b›rakmayacak flekilde aç›klanmaktad›r. ● Bu anlat›m s›ras›nda kullan›lan samimi, sade ve ak›c› üslup ise kitaplar›n yediden yetmifle herkes taraf›ndan rahatça anlafl›lmas›n› sa¤lamaktad›r. Bu etkili ve yal›n anlat›m sayesinde, kitaplar "bir solukta okunan kitaplar" deyimine tam olarak uymaktad›r. Dini reddetme konusunda kesin bir tav›r sergileyen insanlar dahi, bu kitaplarda anlat›lan gerçeklerden etkilenmekte ve anlat›lanlar›n do¤rulu¤unu inkar edememektedirler. ● Bu kitap ve yazar›n di¤er eserleri, okuyucular taraf›ndan bizzat okunabilece¤i gibi, karfl›l›kl› bir sohbet ortam› fleklinde de okunabilir. Bu kitaplardan istifade etmek isteyen bir grup okuyucunun kitaplar› birarada okumalar›, konuyla ilgili kendi tefekkür ve tecrübelerini de birbirlerine aktarmalar› aç›s›ndan yararl› olacakt›r. ● Bunun yan›nda, sadece Allah r›zas› için yaz›lm›fl olan bu kitaplar›n tan›nmas›na ve okunmas›na katk›da bulunmak da büyük bir hizmet olacakt›r. Çünkü yazar›n tüm kitaplar›nda ispat ve ikna edici yön son derece güçlüdür. Bu sebeple dini anlatmak isteyenler için en etkili yöntem, bu kitaplar›n di¤er insanlar taraf›ndan da okunmas›n›n teflvik edilmesidir. ● Kitaplar›n arkas›na yazar›n di¤er eserlerinin tan›t›mlar›n›n eklenmesinin ise önemli sebepleri vard›r. Bu sayede kitab› eline alan kifli, yukar›da söz etti¤imiz özellikleri tafl›yan ve okumaktan hoflland›¤›n› umdu¤umuz bu kitapla ayn› vas›flara sahip daha birçok eser oldu¤unu görecektir. ‹mani ve siyasi konularda yararlanabilece¤i zengin bir kaynak birikiminin bulundu¤una flahit olacakt›r. ● Bu eserlerde, di¤er baz› eserlerde görülen, yazar›n flahsi kanaatlerine, flüpheli kaynaklara dayal› izahlara, mukaddesata karfl› gereken adaba ve sayg›ya dikkat edilmeyen üsluplara, burkuntu veren ümitsiz, flüpheci ve ye'se sürükleyen anlat›mlara rastlayamazs›n›z.


TOHUM MUC‹ZES‹

HARUN YAHYA


Bu kitapta kullan›lan ayetler Ali Bulaç'›n haz›rlad›¤› "Kur'an-› Kerim ve Türkçe Anlam›" isimli mealden al›nm›flt›r.

1. Bask›: Temmuz 2000 2. Bask›: A¤ustos 2006

ARAfiTIRMA YAYINCILIK Talatpafla Mah. Emirgazi Caddesi ‹brahim Elmas ‹flmerkezi A Blok Kat 4 Okmeydan› - ‹stanbul Tel: (0 212) 222 00 88

Bask›: Seçil Ofset 100 Y›l Mahallesi MAS-S‹T Matbaac›lar Sitesi 4. Cadde No: 77 Ba¤c›lar-‹stanbul Tel: (0 212) 629 06 15

w w w. h a r u n y a h y a . o r g - w w w. h a r u n y a h y a . n e t


‹Ç‹NDEK‹LER

G‹R‹fi 4 TOHUMDAK‹ SIR 12 TOHUMLARIN YAPISI VE OLUfiUMU 22 TOHUMLARDAK‹ TASARIM 32 TOHUMLARIN DA⁄ITILMASI 50 B‹TK‹LER‹N VE TOHUMLARIN DAYANIKLILI⁄I 86 ÖNEML‹ B‹R AfiAMA: F‹L‹ZLENME 96 TOHUM, B‹R YARATILIfi GERÇE⁄‹D‹R 114 SONUÇ 118 EVR‹M YANILGISI 120


8

TOHUM MUC‹ZES‹

Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerlefltirdik; flüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz. Böylelikle, bununla size hurmal›klardan, üzümlüklerden bahçeler-ba¤lar gelifltirdik, içlerinde çok say›da yemifller vard›r; sizler onlardan yemektesiniz. Ve (daha çok) Tur-i Sina'da ç›kan bir a¤aç (türü de yaratt›k); o ya¤l› ve yiyenlere bir kat›k olarak bitmekte (ürün vermekte)dir. (Mü'minun Suresi, 18-20)


Girifl

B

ahçenizde bulunan meyve a¤açlar›, evinizin penceresinden görünen çam orman› ya da arabayla giderken yol kenar›nda gördü¤ünüz ç›narlar hakk›nda hiç detayl› olarak düflünmüfl müydü-

nüz? Bu bitkilerin nas›l ortaya ç›kt›¤›n›, hangi aflamalardan geçerek bir a¤aç haline geldiklerini biliyor musunuz?Yoksa bitkilerin varl›¤› sizin için sadece estetik bir anlam m› ifade ediyor? Veya "olsalar da olur olmasalar da" diye mi düflünüyorsunuz? E¤er böyle düflünüyorsan›z yan›l›yorsunuz. Çünkü estetik zevkinize hitap etmelerinin yan›s›ra, nefes alman›z› sa¤layan atmosferdeki dengeleri, oksijen miktar›n›n yeterlili¤ini, fazla karbondioksitten zehirlenmemenizi, atmosferdeki nemin rahats›z edici ölçülerde olmamas›n›, yaflad›¤›n›z yerdeki havan›n çok so¤uk ya da çok s›cak olmamas›n› yani flu anda pek çok yönden rahat bir yaflam sürmenizi büyük ölçüde bitkilerin varl›¤›na borçlusunuz. Üstelik bitkilerin size olan faydas› sadece bunlarla da s›n›rl› de¤il. Bütün canl›lar gibi siz de yaflamak için ihtiyac›n›z olan vitaminlerin ve minerallerin çok büyük bir bölümünü bitkilerden karfl›l›yorsunuz. Bitkilerin canl› yaflam›nda etkili olan genel özellikleri, nas›l fotosentez yaparak besin ürettikleri, topraktan ald›klar› maddeleri nas›l dev gibi a¤açlar›n en uç dallar›na kadar da¤›tt›klar› gibi mucizevi detaylar Evrim Yalan›n› Çökerten Gerçekler Dizisi'nin baflka bir kitab› olan Bitkilerdeki Yarat›l›fl Mucizesi adl› kitapta detayl› olarak ele al›nm›flt›. Bu kitapta ise bitkilerin baflka bir yönünden, tohumlardan bahsedilecektir. Tohum konusunun bu kitapta daha detayl› olarak incelenmesindeki amaç ise, insanlarda genel olarak var olan al›flkanl›k perdesini kald›rmakt›r. Her insan tohumu tan›r, neye benzedi¤ini bilir, bitkilerin tohumlardan olufltu¤undan haberdard›r. Ancak nas›l olup da tahta parças›n› and›ran bir cisimden birbirine benzeyen ya da benzemeyen çeflit çeflit bitkinin ç›kt›¤›n›, bütün bu bitkilere ait bilgilerin tohumlara nas›l yerlefltirildi¤ini, bu bilgilerin nas›l ayr› ayr› flifrelendirildi¤ini belki de hiç düflünmemifltir. Nas›l olup da tahta görünümlü bir cisimden tam ayar›nda flekeriyle, özel kokusuyla, lezzetiyle meyveler ç›kmaktad›r? A¤ac› üreten, meyveleri a¤aca yerlefltiren tohumun kendisi midir? Meyvelerin veya çiçeklerin

9


10

TOHUM MUC‹ZES‹

fleklini, rengini belirleyen tohum mudur? Peki ya a¤aç ile ilgili bilgileri eksiksiz olarak içindeki embriyoya yerlefltiren tohumun kendisi midir? Bu gibi sorular insan›n akl›na hiç gelmemifl olabilir. Ancak insan bu sorular üzerinde biraz düflününce, "Bir tohum a¤aç üretmeyi nas›l bilir?" sorusunun cevab›n› da merak etmeye bafllayacakt›r. Tahta parças› görünümündeki bir cisim nas›l olur da üretti¤i a¤ac›n nas›l bir flekle ve yap›ya sahip olmas› gerekti¤ini belirleyebilir? ‹flte özellikle bu son soru oldukça önemlidir. Çünkü tohumdan herhangi bir odun kütlesi ç›kmaz. Örnek olarak binlerce farkl› bitki türü içinden herhangi bir elma a¤ac›n› düflünelim. Elma a¤ac›, bilindi¤i gibi topra¤a at›lan bir tohumdan ortaya ç›kar. Tohum, küçük bir cisimdir; ama nas›l olur bilinmez, o tohumun içinden belli bir süre sonra 4-5 metre uzunlu¤unda ve yüzlerce kilo a¤›rl›¤›nda dev bir a¤aç oluflur. A¤açtaki elmalar, cilalanm›fl gibi duran pürüzsüz kabuklar›, kendine özgü aromas›, içlerindeki flekerli su ile kusursuzdurlar. Tohumun, kendisine oranla bu dev boyuttaki a¤ac› yaparken kullanabilece¤i tek malzeme ise ilk aflamada kendi içindeki yedek besin, sonras›nda ise sadece toprak ve günefl ›fl›¤›d›r. Elma örne¤inde de görüldü¤ü gibi tohumlar, içinde tafl›ma sistemi bulunan, topraktaki maddeleri özümsemek için gereken köklere sahip ve son derece iyi tasarlanm›fl canl› bir varl›k üretmektedir. ‹nsan bile, ak›l sahibi bir varl›k olarak, iyi bir a¤aç resmi çizmesi gerekti¤inde dahi zorlan›r; bir a¤ac›n köklerindeki ve dallar›ndaki ayr›nt›lar› çizmek ise çok daha zor bir ifltir. Ama tohum, bu son derece kompleks canl›y› bütün sistemleriyle birlikte, canl› olarak üretmektedir. Konuyu anlatabilmek için tohum "üretmektedir" diyoruz; ancak flunu hat›rlatal›m: Tohum, müstakil bir akla, fluura ve iradeye sahip bir varl›k de¤ildir. Bu durumda a¤açlar› ve bitkileri tüm çarp›c› sistemleriyle birlikte ortaya ç›karan›n yani üretenin tohumun kendisi oldu¤unu iddia etmek mümkün de¤ildir. E¤er böyle bir iddiada bulunan olursa, bu durumda tohumun son derece -hatta insandan bile- ak›ll› ve bilgili bir varl›k oldu¤u sonucuna varmas› gerekir. Elbette bu, gerçekd›fl› bir iddia olur. Bu konunun aç›klamas› ise -kitap boyunca da tüm delilleriyle görece¤imiz gibi- fludur: Tohumun içinde son derece üstün bir ak›l ve kap-


Girifl

saml› bir bilgi gizlidir. Ancak bu ak›l ve bilgi, elbette tohumun kendisine ait de¤ildir. Tohumu meydana getiren maddelerin moleküllerinin, bu moleküllerin atomlar›n›n ak›l ve bilgi sahibi oldu¤u iddia edilemeyece¤ine göre bu bilgi tohumun içine bir flekilde yerlefltirilmifltir. Peki bu bilgiyi yerlefltiren kimdir? ‹flte insan bu flekilde birkaç aflamal› düflündü¤ünde çok önemli gerçeklere ulafl›r. Tohum, kendi bafl›na hiçbir fley yapmas› mümkün olmayan kuru, cans›z bir cisimdir. Tohumlara bu bilgi çok üstün bir güç sahibi taraf›ndan yerlefltirilmifltir. Benzeri olmayan bu gücün sahibi Allah't›r. Tohumlar Allah taraf›ndan a¤aç yapabilecek bilgi ve sisteme sahip olarak yarat›lm›flt›r. Topra¤a at›lan her tohum, Allah'›n ilmi ile kuflat›lm›flt›r; O'nun ilmi ile büyüyüp geliflir ve bitki haline gelir: Gayb›n anahtarlar› O'nun Kat›ndad›r, O'ndan baflka hiç kimse gayb› bilmez. Karada ve denizde olanlar›n tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düflmez; yerin karanl›klar›ndaki bir tane, yafl ve kuru d›flta olmamak üzere hepsi (ve herfley) apaç›k bir kitaptad›r. (En'am Suresi, 59)

AKILLI TASARIM yani YARATILIfi Kitapta zaman zaman karfl›n›za Allah'›n yaratmas›ndaki mükemmelli¤i vurgulamak için kulland›¤›m›z "tasar›m" kelimesi ç›kacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullan›ld›¤›n›n do¤ru anlafl›lmas› çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmıfl olması, Rabbimiz'in önce plan yaptı¤ı daha sonra yarattı¤ı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir fleyin ya da bir iflin olmasını diledi¤inde, onun olması için yalnızca "Ol" demesi yeterlidir. Ayetlerde flöyle buyurulmaktadır: Bir fleyi diledi¤i zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82) Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir iflin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

11


12

TOHUM MUC‹ZES‹

1

.BÖLÜM

fiimdi ekmekte oldu¤unuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? E¤er dilemifl olsayd›k, gerçekten onu bir ot k›r›nt›s› k›lard›k; böylelikle flaflar-kal›rd›n›z. (Vak›a Suresi, 63-65)


To h u m d a k i S › r

A

fla¤›daki resimlere bak›n. Sizce kuru tahta parçalar›n› and›ran bu cisimler nedir? Bu cisimlerden canl› bir varl›k meydana gelebilir mi?

Bu cisimlere bakan birçok insan muhtemelen bunlar›n meyve çekir-

dekleri veya çal› ç›rp› benzeri maddeler, hatta bir nevi çöp olduklar›n› düflünmüfl olabilir. O halde siz, kimilerinin "çöp" olarak nitelendirdikleri bu cisimleri al›p bahçeniz veya evinizdeki bir saks›n›n içindeki topra¤a gömün ve bir müddet bekleyin. Bir süre sonra ne olaca¤›n› merak ediyorsan›z arka sayfay› çevirin ve sonucu görün. Arka sayfadaki resimlerden anlafl›laca¤› gibi bu "kuru tahta parçalar›" birer tohumdur. Ve bu tohumlar uygun flartlar sa¤land›¤›nda hayret verici flekilde yeflerir ve çeflit çeflit bitkileri meydana getirirler. Peki acaba küçük ve kuru olan bu cisimleri bir tahta parças›ndan ay›ran özellik nedir? Tohumlar›n, kendilerini di¤er cisimlerden ay›ran çok önemli bir özellikleri vard›r. Tohumlar ait olduklar› bitkinin her dal›na, her yapra¤›na, bu yapraklar›n say›s›na, flekillerinin nas›l olaca¤›na, kabu¤unun ne renkte ve kal›nl›kta olaca¤›na, besin ve su tafl›yan borular›n›n geniflli¤ine, say›s›na, bitkinin uzunlu¤una, meyve verip vermeyece¤ine, verecekse bu meyvelerin tatlar›na, kokular›na, flekillerine, renklerine dair -k›sacas› bir bitkiyle ilgili olabilecek- bütün bilgilere sahip cisimlerdir. Peki tohum hakk›nda hiçbir bilgiye sahip olmasayd›k ve bu cismi ilk defa görüyor olsayd›k, ne ifle yarad›¤›n› da hiç bilmeseydik -arka sayfa-

13


14

TOHUM MUC‹ZES‹

daki resimlerde görüldü¤ü gibi- tohumlar›n içinden hiçbiri di¤erine benzemeyecek flekilde say›s›z bitkinin ç›kabilece¤ini, bu bitkilerin bir k›sm›n›n da metrelerce yüksekli¤e ulaflabileceklerini tahmin edebilir miydik? Tabii ki böyle bir fleyi tahmin edemezdik. Kuru tahta parças› görünümündeki bir cisimden mis gibi kokan, çarp›c› renklere ve flekillere sahip say›s›z çiçe¤in; papatyalar›n, lalelerin, açelyalar›n, sardunyalar›n, nergislerin, güllerin, menekflelerin ç›kaca¤›n› düflünemezdik. Türlü türlü meyvelerin; fleftalinin, hindistan cevizinin, armutlar›n, ayvan›n, dutun, kay›s›n›n yine bu tohumlar›n oluflturdu¤u a¤açlarda yetiflece¤ini, küçük siyah, kahverengi ya da sar› cisimlerin bö¤ürtlenleri, portakallar›, mandalinalar›, karpuzlar›, erikleri, biberleri, domatesleri oluflturaca¤›n› hayal bile edemezdik. ‹flte bu yüzden tohum, üzerinde düflünülmesi gereken bir varl›kt›r. Milyonlarca y›ld›r tohumlar›n içinde bitkilere ait bütün bilgilerin saklan›yor olmas› s›radan bir konu olarak karfl›lanmamal›d›r. Bu, konu üzerinde düflünen insan›n önünde hiç beklemedi¤i ufuklar› açacak, pek çok olaya bak›fl aç›s›n› de¤ifltirecek bir


To h u m d a k i S › r

15


16

TOHUM MUC‹ZES‹

bilgidir. Bu bilgiye daha yak›ndan flahit olmak için insan›n en yak›n›ndan, örne¤in evinde bulunan sebzelerden, çiçeklerden, meyvelerden düflünmeye bafllamas› yeterlidir. Örne¤in; bir tohumun karpuz olabilmesi için ne gibi bilgilere ihtiyaç vard›r, düflünelim. Karpuz dilimini eline al›p inceleyen insan çok belirgin bir düzen ile karfl›laflacakt›r. Bu düzeni sa¤layan bütün bilgiler karpuzun çekirdeklerinde yani tohumlar›nda mevcuttur. ‹ncelemeye devam eden kifli karpuzun çekirdeklerinin her birinin ince bir ba¤ ile sulu bölüme tutturuldu¤unu görecek, çekirdeklerin üzerindeki incecik zar› fark edecektir. ‹flte bu zar›n yap›s› hakk›ndaki bilgi de, karpuzun hofla giden tam ayar›nda flekeri, esans› ve lezzeti ile ilgili bilgi de tohumlar›nda mevcuttur. Bundan baflka; karpuzun kabu¤undaki desenler, kabu¤un kal›nl›¤›, üzerindeki mumlu yap› ile ilgili bütün bilgiler de tohumlarda flifrelenmifltir. Kabu¤u oluflturan hücrelerin bir duvar ustas›n›n yapamayaca¤› kadar pürüzsüz bir doku oluflturmalar›n› sa¤layan bilgi de tohumlardad›r. Dünyan›n her yerinde karpuzlar›n ayn› özelliklere sahip olmas›n› sa¤layan da tohumda sakl› olan bu bilgidir. Bu nedenle dünyan›n neresine gidilirse gidilsin karpuz çekirdeklerinden bir miktar al›n›p topra¤a ekilse bir süre sonra topraktan bir karpuz bitkisinin ç›kt›¤›, ard›ndan bu bitkinin üzerinde küçük karpuzlar›n olufltu¤u, bunlar›n da zamanla büyüdü¤ü ve gerçek birer karpuza dönüfltükleri görülecektir. Baflka bir örnek verelim ve kozalakl› bir a¤ac›n özellikleri ile çöl bitkilerinin özelliklerinden baz›lar›n› ele alarak karfl›laflt›rma yapal›m. K›fl›n toprak dondu¤u için a¤aç Karpuz çekirdeklerindeki detayl› tasar›m› inceleyen bir insan çok önemli bir gerçe¤e ulaflacakt›r. Bu küçücük çekirdeklerin içinde, tad›yla, kokusuyla, koruyucu kabu¤uyla kusursuz bir meyvenin bilgilerinin yerlefltirilmesi bir yarat›l›fl mucizesidir.


To h u m d a k i S › r

kökleri bir süre sonra topraktan su alamaz duruma gelir. Ayr›ca k›fl›n çok az ya¤mur ya¤ar, ya¤›fllar›n ço¤u kar olarak düfler. Bu nedenle a¤açlar›n k›fl mevsiminde ortaya ç›kan susuzlu¤a dayan›kl› olmalar› gerekmektedir. ‹flte a¤açlar bu dayan›kl›l›¤› yapraklar› sayesinde kazan›rlar. Örne¤in; birçok kozalakl› a¤ac›n yapraklar› sert bir deri gibidir ve dökülmez. Yapraklar›n›n üzerindeki mumlu yüzey de suyun buharlaflma yolu ile kayb›n› azalt›r ve bu dayan›kl›l›k yapraklar›n dökülmesini ya da su bas›nc› dolay›s›yla bitkinin solmas›n› önler. Bundan baflka kozalakl› a¤açlar›n yapraklar›n›n ço¤u i¤ne fleklindedir ve dona karfl› da dayan›kl›d›r. Ayr›ca bu bitkiler her bahar mevsiminde yeni yapraklar açt›klar›nda enerji toplarlar. Ve yapraklar›n›n dayan›kl›l›¤› da bu bitkiler için önemlidir. Çünkü hava koflullar›n›n elveriflli oldu¤u her f›rsatta bu bitkiler hemen fotosentez yaparak besin depolarlar. Yapraklar›n› dökmeyen a¤açlar›n flekli de genelde koni biçimindedir ve bu sayede üzerlerine düflen kar kolayl›kla dökülür ve böylece dallar› a¤›rl›ktan k›r›lmam›fl olur. Ayr›ca tutulan karlar a¤ac› so¤u¤a karfl› korur ve yapraklardan nemin ç›kmas›n› azaltarak su kayb›n› önler.1 Çölde yaflayan bir bitki için kurakl›k en büyük tehlikelerden biridir. Ne zaman ya¤aca¤› belli olmayan ya¤Her a¤aç türü farkl› bir tasar›ma sahiptir. Bu tasar›mla ilgili tüm bilgiler de tohumlarda saklanm›flt›r.

17


18

TOHUM MUC‹ZES‹

murlar, kum f›rt›nalar›, afl›r› s›cakl›k gibi olumsuz etkenler normal flartlarda bitkilerin soylar›n›n tükenmesine neden olabilir. Ancak çöl bitkilerine ya da kurak iklimlerde yetiflen di¤er bitkilere bakt›¤›m›zda bu ortamlara dayan›kl› olmalar›n› sa¤layacak kendilerine has özelliklerinin bulundu¤unu görürüz. Tohum yap›lar›, üreme flekilleri bu koflullarda nesillerini devam ettirmelerini sa¤layacak flekildedir. Buna çöl bitkilerinin tohumlar›n›n içerdikleri baz› maddelerden örnekler verelim. Birçok çöl tohumu filizlenmeyi engelleyen çeflitli maddelere sahiptir. Örne¤in; Sinapis alba adl› bitkinin meyveleri tohumun filizlenmesini engelleyen "blastokoline" maddesi ihtiva eder. Arizona'daki baz› çöl bitkileri de yine yap›lar›ndaki baz› maddeler nedeniyle çok uzun uyku dönemlerinden sonra fidan verirler. Mesela; Lepidium lasiocarpum Çöl bitkilerinin susuzlu¤a ve s›ca¤a dayan›kl› bir yap›lar›n›n olmas› da bu bitkilerin tohumlar›na kodlanm›fl olan bilgilere ba¤l›d›r. Bu çeflit çeflit bilgiyi küçücük tohumlar›n içine s›¤d›ran, elbette sonsuz bir kudret sahibi olan Allah't›r.


To h u m d a k i S › r

19

isimli bitki bir y›ldan sonra, Streptanthus arizonicus 26 aydan sonra filizlenmeye haz›rd›r. Bu maddelerin varl›¤›n›n önemi özellikle kurak mevsim bafl gösterdi¤inde anlafl›lmaktad›r.2 Bu iki bitki türünün örnek verilen özelliklerinin her biri tohumun embriyosunda bulunmas› gereken bir bilgi demektir. Yapraklar›n› dökmeyen bitkilerle çöl bitkileri aras›ndaki bu birkaç fark bile bitki tohumlar›n›n içinde ne kadar çok ve detayl› bilginin kodlanm›fl oldu¤unu aç›kça göstermektedir. Gülün k›rm›z› rengi, yapraklar›ndaki k›vr›mlar›n her birinin nas›l olaca¤›, kaç yapra¤›n›n olaca¤›, yapraklar›n›n yumuflakl›¤›, kadifemsi yap›s›, güle kokusunu veren maddelerin oran› birer bilgidir. Patl›cana morumsu siyah rengini veren, üstüne cilal› kabu¤unu yerlefltiren, içinde çekirdeklerini s›ralayan, sap›n› dayan›kl› k›lan, sap›n içindeki tafl›ma borular›n›n uzunluklar›n› belirleyen, embriyoya yerlefltirilmifl olan bilgilerdir. Kuru sopaya benzeyen asma dallar›ndan tatl› ve su dolu kesecikler halinde üzümlerin ç›kmas›n› sa¤layan da bu bilgidir. Üzüm kabuklar›n› f›nd›k kabuklar›ndan farkl› k›-

Yukar›da görülen kuru tohumlardan, kusursuz güzellikteki, rengarenk gülleri ç›kartan göklerin ve yerin Rabbi olan Allah't›r.


20

TOHUM MUC‹ZES‹

‹çleri flekerli su dolu, lezzetli üzümler üstte görülen kuru a¤aç dallar›nda yetiflir. ‹ncecik bir dal›n üzerinde kilolarca üzüm yaratan hiç kuflkusuz ki Allah't›r.

lan, bu iki meyvenin renklerini, tatlar›n›, kokular›n›, içindeki vitaminleri, birinin sulu birinin kuru yap›larda olmas›n› sa¤layan hep tohumlar›n embriyolar›ndaki bilgilerdir. Bitkiler ilk ortaya ç›kt›klar›ndan beri tohumla üreyen türlerin her birinde bu bilgiler var olmufltur. Buraya kadar anlat›lanlarda da aç›kça görüldü¤ü gibi aksi bir durum yani bu bilginin olmamas› demek, o bitkinin var olmamas› demektir. Bu noktada akla flu soru gelmektedir: Tohuma bu bilgi kim taraf›ndan yerlefltirilmifltir? Bu sorunun cevab›n› kitab›n girifl bölümünde vermifltik. Ancak burada bir kez daha hat›rlatmakta yarar vard›r. Tüm bu muazzam bilgiyi to-


To h u m d a k i S › r

humun içine yerlefltiren, herfleyin Yarat›c›s› olan Allah't›r. Küçücük bir tohumun içine böylesine muazzam bir bilginin yerlefltirilmifl olmas› ve tohumlar›n di¤er özellikleri iman edenler için Allah'›n benzersiz yaratma sanat›na birer örnektir. ‹manlar›n› art›racak, onlar› Rabbimiz'e yaklaflt›racak bir vesiledir. Allah herfleye güç yetiren oldu¤unu, binlerce sayfal›k bilgileri küçücük tohumlara yerlefltirerek ve efli benzeri olmayan çeflit çeflit bitkiyi bu küçücük cisimlerden ç›kararak bir kez daha bize göstermektedir. Tohumlardan bitkilerin ç›kmas›n› sa¤layan yaln›zca Allah't›r. Bu gerçek ayetlerde flöyle bildirilmektedir: fiimdi ekmekte oldu¤unuz (tohum)u gördünüz mü? Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? E¤er dilemifl olsayd›k, gerçekten onu bir ot k›r›nt›s› k›lard›k; böylelikle flaflar-kal›rd›n›z. (Vak›a Suresi, 63-65)

Bir di¤er ayette tohumu yaratan›n da, topra¤›n içine düfltü¤ünde onu yar›p içinden yeni bir bitkiyi ç›karan›n da Allah oldu¤u flöyle haber verilmektedir: Taneyi ve çekirde¤i yaran flüphesiz Allah't›r. O, diriyi ölüden ç›kar›r, ölüyü de diriden ç›kar›r. ‹flte Allah budur. Öyleyse nas›l oluyor da çevriliyorsunuz? (En'am Suresi, 95)

Gerçek bu kadar aç›k olmas›na ra¤men bunu kavrayamayan insanlar yeryüzünde her zaman mevcut olmufltur. Allah'›n varl›¤›n› inkar eden kifliler bu yarat›l›fl mucizesini görmezlikten gelerek tohumlar›n ortaya ç›k›fl›na tesadüflerle aç›klama getirmeye çal›flm›fllard›r ve halen de çal›flmaktad›rlar. Ancak ne kadar çabalarlarsa çabalas›nlar sonuç de¤iflmeyecektir. Ak›l ve vicdan sahibi her insan tohumdaki kusursuz tasar›m› ve içerdi¤i ola¤anüstü bilgiyi inceledikçe bunun tesadüfen oluflamayaca¤›n› anlayacak ve yarat›l›fl gerçe¤ine flahit olacakt›r. Kitab›n ilerleyen bölümlerinde de görülece¤i gibi tohumlardaki tasar›m ve içlerinde yer alan bilgi, kendi kendine ortaya ç›kamayacak kadar ihtiflaml›d›r.

21


22

TOHUM MUC‹ZES‹

2

.BÖLÜM

Görmüyorlar m›; biz, suyu çorak topra¤a sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanlar›, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar m›? (Secde Suresi, 27)


To h u m l a r › n Ya p › s › v e O l u fl u m u

B

afl›n›z› çevirdi¤inizde gördü¤ünüz metrelerce uzunluktaki a¤açlardan, mis gibi kokular›ndan zevk ald›¤›n›z çiçeklere, yedi¤iniz sebzelere, meyvelere kadar pek çok bitki en baflta birer tohumdu-

lar. Peki bu tohumlar hangi safhalardan geçerek oluflmufltur? Tohum oluflumunun ilk safhas› çiçekli bitkilerdeki polenlerin yani erkek hücrelerin tafl›nmas›d›r. Rüzgar, böcekler, hayvanlar ya da baflka herhangi bir yolla tafl›nan erkek üreme hücrelerinin (polenlerin) yolculuklar›n›n son noktas› çiçeklerin difli üreme organlar›d›r. Çiçeklerin tam ortas›nda, meyve yapraklar›ndan (karpellerden) oluflmufl tek ya da birkaç tane difli organ bulunur. Her difli organ›n en üst bölümünde de bir tepecik, bunun alt›nda tepeci¤i tafl›yan bir boyuncuk ve en dipte de tohum taslaklar›n› bar›nd›ran fliflkince bir yumurtal›k vard›r. Erkek organlardan gelen çiçek tozlar›, yüzeyi yap›flkan bir s›v›yla kapl› olan tepeci¤e konarlar, sonra boyuncuk kanal›yla dipteki yumurtal›¤a ulafl›rlar. Bu yap›flkan s›v›n›n çok önemli bir görevi vard›r: Çiçek tozlar› boyuncu¤un alt›ndaki yumurtal›¤a ulaflamad›kça buradaki tohum taslaklar›n› dölleyemezler. Bu yap›flkan s›v› bu noktada devreye girer ve çiçek tozlar›n›n etrafa da¤›larak bofl yere harcanmas›n› önler. Çiçek tozlar›, tepeci¤in üstüne konduktan sonra büyümeye bafllar. Olgunlaflm›fl her polen tanesi iki sperm hücresi tafl›r. Ayn› türden bir çiçe¤in tepeci¤ine yap›flan polen, kök kadar ince bir borucuk gelifltirerek, difli organ›n boyuncu¤undan yumurtal›¤a do¤ru uzat›r. Borucuk, uzayarak yumurtal›¤a ulaflt›¤›nda kopar ve içindeki spermler serbest kal›r. Böylece spermlerden biri yumurtal›ktaki yumurta hücresiyle birleflir. Bu oluflum ileride tohumu meydana getirecektir. Di¤er çekirdek de ayn› tohum tasla¤›ndaki baflka hücrelerle birleflerek tohumun çimlenmesi için gerekli besin deposunu oluflturur. ‹flte bu olaya döllenme denir. Döllenmeden bir süre sonra da ortaya tohum ç›kar. Döllenmeden sonra oluflan her tohumda bir bitki embriyosu bir de besin deposu bulunur. Bitkiyle ilgili bafltan beri anlatt›¤›m›z bütün bilgiler bu embriyoda bulunur; yani embriyo bitkinin küçük bir kopyas›n› içinde bar›nd›r›r. Besin deposu ise, bitki kendi besinini üretebilecek hale gelene kadar embriyonun büyümesini sa¤layacakt›r.

23


24

TOHUM MUC‹ZES‹

2n kromozomlu bitki

Anter

Fide

Yumurtal›k içinde tohum tasla¤›

Polen kesesinde, mikrosporlar› oluflturan ana hücreler

Mayoz

Mayoz

Embriyo (2n) Endosperm (3n)

‹kili Döllenme Mayoz bölünme sonucunda polen taneciklerinde 4 tane haploit (n) mikrospor oluflur

D‹PLO‹T SAFHA HAPLO‹T SAFHA

Tohum Kabu¤u Tohum

Tohum tasla¤› ana hücresi mayoz bölünme geçirerek megaspor oluflur

Tozlaflmadan sonra polen tanesinden yumurtal›¤a kadar polen tüpü oluflur. Tüp içerisinde vejetatif ve generatif olmak üzere iki çekirdek bulunur.

Mayoz

Mitoz

Polen taneleri da¤›l›r Mayoz bölünme ile oluflan 4 hücreden 3'ü ölür di¤eri (megaspor) ise 3 mitoz geçirerek 8 çekirdekli embriyo kesesini oluflturur.

Erkek gametofit Polen tüpü Sperm (n) Sperm (n)

Antipot hücreleri Endospermi oluflturacak hücre (sekonder çekirdek) Sinerjitler Yumurta (n)

Polen tüpü tohum tasla¤›na ulaflt›¤›nda spermlerden bir tanesi yumurtay› dölleyerek embriyoyu di¤eri de sekonder çekirde¤i dölleyerek endospermi oluflturur. Tohum tasla¤›n›n dikine kesiti

Bu flemada bir bitkinin çiçeklenmesinden tohum oluflumuna kadar gerçekleflen aflamalar görülmektedir. Böyle bir ifllemin tesadüfen ortaya ç›kamayaca¤› ak›l sahibi her insan için aç›k bir gerçektir. (Musa Özet Osman Arpac›, Ali Uslu, Biyoloji 3, Surat Yay›nlar›, s.17)


To h u m l a r › n Ya p › s › v e O l u fl u m u

Tohumlardaki Yedek Besin Deposunun Özellikleri Tohumlarda embriyo ile birlikte bulunan yedek besin çok önemlidir. Çünkü tohum halindeki bir bitkinin fotosentez yapacak yapraklar› ve topraktan besin toplayabilece¤i kökleri yoktur. Topra¤›n üstüne ç›kacak bir filiz haline gelene kadar tohum bünyesindeki bu besini kullanmak zorundad›r. Bu nedenle yedek besin, tohumun geliflimini tamamlamas›na yetecek miktarda olmal›d›r. Bu noktada karfl›m›za mucizevi bir detay ç›kmaktad›r. Her bitkinin tohumunda tam ihtiyac› olacak kadar besin depolanm›flt›r. Uzun süre çimlenmeden dayanmas› gereken tohumlar›n (örne¤in hindistan cevizi tohumlar›) içindeki besin miktar› ile suyla karfl›laflt›ktan k›sa bir süre sonra filizlenmeye bafllayan tohumlar›n (kavun, karpuz vs.) içindeki besin miktar› farkl› farkl› ayarlanm›flt›r. Üstelik döllenmeden sonra tohum oluflurken bitkinin türüne göre hangi maddelerin depolanaca¤› da ince ince tasarlanm›flt›r. Genel olarak niflasta ve protein, kimi zaman da bunlara ek olarak fleker ve ya¤ tohumda besin olarak depolan›r. Bu maddelerden niflasta, vazgeçilmezdir çünkü tohum için gerekli olan ana enerjiyi sa¤layacakt›r. Depolanm›fl proteinler de bitki aç›s›ndan önemli olan di¤er proteinleri infla etmek için embriyonun ihtiyaç duyaca¤› aminoasitleri meydana getirecektir.3 fiimdi burada durup düflünelim. Bu besin miktar›n› ve cinsini ayarlayan kimdir? Bunu ayarlayan tohum olamaz çünkü ortada henüz bir tohum yoktur, bu ayarlama tohumun oluflumundan önce yap›lmaktad›r. O halde bitkinin kendisi, tohumunun hangi aflamalardan geçerek, ne kadar süre sonra döllenebilece¤ini tespit edip, kendisi mi bu miktar› ayarlamaktad›r? Böyle bir ihtimali kabul etmek, bitkinin kendi akl› ve fluuru oldu¤unu, ileri görüfllü oldu¤unu, kendi d›fl›nda geliflen olaylardan haberdar oldu¤unu ve daha inan›lmas› mümkün olmayan pek çok mant›k d›fl› olay› kabul etmek demektir. Elbette bunu kabul etmek ak›l ve mant›k sahibi bir insan için mümkün de¤ildir. Bu durumda karfl›m›za ç›kan gerçek aç›kt›r: Her bitkinin tohumunun içine tam gerekti¤i kadar besini depolayan, tüm bitkilerin ve o bitkilerin döllenme aflamalar›n›n, sistemlerinin Yarat›c›s› olan Allah't›r.

25


26

TOHUM MUC‹ZES‹

DE⁄‹fi‹K TOHUM T‹PLER‹ KABUKSUZ TOHUMLU B‹TK‹LERDE (GYMNOSPERMLERDE) tohum zar› besin deposu embriyo

tohum zar› kozalakl›larda

Ç‹ÇEKL‹ B‹TK‹LERDE (ANGIOSPERMLERDE) (Tek çenekli bitkilerde) tohum zar› tohum zar› ve k›l›f besin deposu

1 çenekli embriyon orkidelerde

graminees

palmiyelerde

(Çift çenekli bitkilerde) d›fl besi dokusu 2 çenekli embriyon

2 çenekli embriyon

dü¤ünçiçe¤igiller

sebze benzeri bitkiler

flekerpancar› benzeri bitkiler

De¤iflik bitki türlerine ait olan bu tohum taslaklar›nda yedek besin deposunun ve embriyonun fleklinin birbirinden farkl› oldu¤u görülmektedir. (Grains de Vie. s. 18)

Tohumlardaki Besin Maddelerinin Önemi Döllenmeden sonra tohum oluflurken bitkinin türüne göre niflasta ve protein ile birlikte fleker ve ya¤ da tohumda besin olarak depolan›r. Niflasta tohum için gerekli olan ana enerji kayna¤›n› sa¤lar. Depolanm›fl proteinler de bitki aç›s›ndan önemli olan di¤er proteinleri infla etmek için embriyonun ihtiyaç duyaca¤› aminoasitleri sa¤layacakt›r. Fakat embriyonun proteinleri ve niflastay› emerek, onlar› kendi içinde tafl›yabilecek hale gel-


To h u m l a r › n Ya p › s › v e O l u fl u m u

27

mesi için ço¤unlukla suda çözülmez özellikte olan bu protein ve niflastalar›n kimyasal olarak parçalan›p suda çözünür küçük birimler haline gelmesi gerekmektedir. Nitekim tohum da -ilerleyen bölümlerde görece¤imiz gibi- bu ihtiyac› çözebilecek bir sistemle birlikte yarat›lm›flt›r.4 Tohumun geliflimini sürdürebilmesi ve bir bitki haline gelebilmesi için mutlaka gerekli olan besin deposunun varl›¤› sadece bitkiler için önemli de¤ildir. Tohumlardaki bu besleyici maddeler hem insanlar hem de hayvanlar için önem tafl›maktad›r. Örne¤in; bu¤day, m›s›r, pirinç, arpa, çavdar, yulaf, dar›, kara bu¤day, baklagiller (bezelye, fasulye, soya fasulyesi, börülce, yer f›st›¤›) ve kabuklu yemifller (Brezilya f›st›klar›, hindistan cevizi, ceviz, badem gibi) besleyici maddeleri içinde bulunduran tohumlardand›r. Bezelye, içinde fleker depolayan tohumlardand›r.

Resimlerde görülen arpa, antep f›st›¤›, ceviz, pirinç, f›nd›k, kestane gibi tohumlar son derece besleyicidir.

Allah tohumlar› vesile k›larak insanlar› pek çok yönden r›z›kland›rmaktad›r.


28

TOHUM MUC‹ZES‹

‹çinde ya¤ depolayan bu tohumlardan pek çok yönden faydalan›lmaktad›r.

‹nsan yaflam› do¤rudan ya da dolayl› olarak tohumlar›n varl›¤›na ba¤l›d›r.

Genellikle tohumlarda, di¤er maddelere oranla flekere daha az rastlan›r. Tatl› m›s›r, kestane, badem, f›st›k ve bezelye gibi tohumlar ise di¤erlerine oranla çok daha fazla miktarda fleker depolayan tohumlardand›r. Ya¤ depolayan tohumlardaki ya¤, tohumlar olgunlaflt›kça h›zl› bir flekilde artar. Tohumlardan elde edilen en önemli ya¤lar›n baz›lar› keten, pamuk, soya fasulyesi, zeytin, yer f›st›¤›, keneotu tohumu, hindistan cevizi, susam ve hurma bitkilerinden elde edilmektedir. Bu ya¤lar besin olarak kullan›lmalar›n›n yan›s›ra boya, cila, muflamba, mürekkep, sabun ve yal›t›m maddelerinin yap›m›nda da kullan›lmaktad›r.5 Bu örneklerden anlafl›laca¤› üzere, insan›n yaflam› ve sa¤l›¤› do¤rudan do¤ruya ya da dolayl› olarak tohumlara ba¤l›d›r. Lifli besin, baharat gibi besin ihtiyaçlar›, içecekler, yenilebilen ve endüstriyel olmak üzere kullan›lan ya¤lar, vitaminler ve ilaçlar insan›n tohumlardan yararland›¤› alanlardan birkaç›d›r.


To h u m l a r › n Ya p › s › v e O l u fl u m u

29

Tohumlardaki Mineral ve Vitaminler Kuru tohumlar›n pek ço¤unun besin de¤eri son derece yüksektir. Bunlardan kabak çekirde¤i, susam ve ayçiçe¤i tohumlar›, tah›l tanelerine oranla daha fazla protein içeren besinlerdir. Örne¤in kabak çekirde¤i tohumlar› % 30'dan daha fazla protein içerirler. E vitamini aç›s›ndan yüksek olan bu tohumlar ayn› zamanda a¤›rl›klar›n›n yar›s›ndan daha fazla ya¤ içermektedirler. Bunun ço¤u (% 80'den daha fazlas›) damar sertli¤ine karfl› koruyucu türde olan ya¤lar, bizim as›l ya¤l› asitlerimiz ve ya¤da çözünen vitaminlerden A, D ve E vitaminleridir. Tohumlarda B vitamini de bulunmaktad›r fakat tohumun türüne ba¤l› olarak bu miktar de¤iflmektedir.6 Bundan baflka tohumlar mineral aç›s›ndan da son derece zengindirler. Örne¤in; bol miktarda demir ve çinko bulundururlar. Özellikle balkaba¤› tohumlar›nda magnezyum miktar› da fazlad›r. Ayn› zamanda birçok tohum, bak›r deposudur. Tohumlardaki kalsiyum ve potasyum ve fosfor seviyesi de oldukça yüksektir, çok az miktarda sodyum içermektedirler. Ço¤u tohumda iyot da bulunmaktad›r. Balkaba¤› tohumlar› (çekirdekleri) konsantre çinko tafl›r. Bu özellikleri sayesinde çeflitli hastal›klar›n tedavisinde kullan›l›rlar. Bundan baflka balkaba¤› tohumlar› kalsiyum ve fosfor gibi demir aç›s›ndan da oldukça zengindirler. Ayn› zamanda E vitamini ve temel ya¤l› asitleri içermektedir. Tohumlar›nda

Çinko, kalsiyum, fosfor, E vitamini vs. aç›s›ndan zengin olan balkaba¤› tohumlar›.


30

TOHUM MUC‹ZES‹

B vitaminerinin kar›fl›m› bulunmaktad›r bunlar›n aras›nda niasin en zengin olan›d›r. Susam tohumlar› dünyada en çok kullan›lan tohumlard›r. Bu tohumlar ya¤ aç›s›ndan zengindirler (ya¤ oran› % 55'in üzerindedir). Susam tohumlar› yaklafl›k olarak % 20 protein, baz› A ve E vitaminlerini, B12 ve folik asit d›fl›ndaki B vitaminlerinin ço¤unu içermektedirler. Ço¤u tohumda oldu¤u gibi mineraller de susam tohumlar›nda bolca miktarda bulunmaktad›r. Kalsiyum, bak›r, magnezyum, fosfor ve potasyum gibi çinko ve demir de yüksek miktarlardad›r. Susam tohumlar› mükemmel bir kalsiyum kayna¤›d›r. Bununla birlikte ço¤u tohumda oldu¤u gibi fosfor da oldukça yüksektir. Susam tohumlar› ayn› zamanda içeriklerindeki E vitamini ya da di¤er faktörlerden dolay› hafif bir antioksidan etkisine sahiptirler.7 Tepecik

Tohum Kabu¤u

Baflc›k

Taç Yaprak

Yumurtal›k Tohum Tasla¤›

Ayçiçe¤i Embriyosu

Yanda iç yap›s›n›n flematik anlat›m› görülen ayçiçe¤i tohumlar›n›n meyve kabuklar› kuru ve sert dokulardan oluflur. Bu nedenle olgunlaflt›klar›nda tohum kabuklar› çatlamaz. Bu, kabuklar›n içindeki besin de¤eri yüksek tohumun saklanmas› için gereklidir.


To h u m l a r › n Ya p › s › v e O l u fl u m u

Çi¤ ayçiçe¤i tohumlar› k›zart›lm›fl olanlar›na ve tuzlu cinslerine göre besleyicilik aç›s›ndan zengindirler. Kan bas›nc› problemi olanlar için ayçiçe¤i tohumlar› potasyum aç›s›ndan zengin, sodyum aç›s›ndan fakirdir. Ayçiçe¤i tohumlar›ndaki yüksek miktardaki ya¤ (-damar sertli¤ine karfl› koruyucu nitelikte olan ya¤lar gibi-) temel linoleic asit ve E vitamini kolesterol düzeyini indirmek ve kardiyovasküler hastal›klar› önlemede oldukça etkilidir. Ayçiçe¤i tohumlar› yaklafl›k olarak % 25 proteinden oluflmaktad›rlar, liflidirler, B vitamini aç›s›ndan zengindirler. Yüksek oranda potasyum, düflük oranda sodyum ve farkl› oranlarda çinko, demir ve kalsiyum içermektedirler. Ayçiçe¤i tohumlar› mineral aç›s›ndan zengin besin kaynaklar›d›r. Bak›r, manganez ve fosfor seviyeleri de oldukça yüksektir, ayr›ca magnezyum bulunmaktad›r.8 Yukar›da yer verdi¤imiz bu birkaç örnekte de görüldü¤ü gibi Allah tohumlar› vesile k›larak insanlar› pek çok yönden r›z›kland›rmaktad›r. Bu yönüyle tohum sadece bitkilerin yetiflmesine vesile olmas› ile de¤il, flükredilmesi gereken nimetlerden biri olarak da karfl›m›za ç›kmaktad›r. Öyleyse Allah'›n sizi r›z›kland›rd›¤› fleylerden helal (ve) temiz olanlar›n› yiyin; e¤er O'na kulluk ediyorsan›z Allah'›n nimetine flükredin. (Nahl Suresi, 114) Pek çok mineral ve vitamin tohumlarda bulunur. insan yaflam›n›n devaml›l›¤› için tohumlar›n varl›¤› zorunludur. Bu, di¤er canl›lar için de geçerlidir. Allah tohumlar› tüm canl›lar için nimet olarak yaratmaktad›r.

31


32

TOHUM MUC‹ZES‹

3

.BÖLÜM

O, gökleri dayanak olmaks›z›n yaratm›flt›r, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sars›nt›ya u¤rat›r diye sars›lmaz da¤lar b›rakt› ve orada her canl›dan türetip yay›verdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik. (Lokman Suresi, 10)


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

T

33

ohumlar temel yap› olarak -önceki bölümde de söz etti¤imiz gibi- bir tohum k›l›f›, besin deposu ve embriyodan oluflurlar. Ancak temel yap›lar› ayn› olmas›na ra¤men her tohumun besin deposu-

nun miktar›, tohumu çevreleyen koruyucu zar›n cinsi, kal›nl›¤›, kendisini saran meyvenin flekli, meyvesinin tad› birbirinden çok farkl›d›r. Tohum k›l›flar›n›n flekillerinden renklerine, malzemelerindeki çeflitlili¤e kadar herfley, bitkilerin yaflad›¤› ortama ve türüne göre de¤ifliklik gösterir. Bu aç›dan incelendi¤inde tüm tohumlar bir tasar›m harikas› olarak karfl›m›za ç›karlar. fiimdi bu tasar›m farkl›l›klar›n› örnekler vererek görelim. Kay›s›da tek bir çekirdek yani bir tane tohum bulunur ve bu çekirdek kat› kabu¤unun içinde çok iyi korunur. Etli k›s›m ise flekerli ve yenilmeye elverifllidir. Bu bölüm insanlar›n yan›s›ra kufllar, kemirgenler, böcekler ve di¤er hayvanlar için de iyi bir besindir. Ancak meyvenin böyle iki k›s›mdan oluflmas›, bitki için de iyi bir f›rsatt›r. Çünkü meyve bölümünün yenilmesi ile birlikte kay›s›n›n ortas›nda sert bir çekirdek fleklinde tohum ortaya ç›kar. Ve tohum bu flekilde uygun bir yerde filizlenerek yeni bir a¤aç olarak yetiflme imkan› bulur. Baflka bir örnek olarak kiviyi verelim. Kivi, kay›s›n›n aksine içindeki çekirdekleri (tohumlar›) de yenen bir meyvedir. ‹flte bunun için kivinin tek bir tohumu de¤il, çok say›da küçük tohumu vard›r. Etli bir meyve olan kivide oldu¤u gibi gruplaflm›fl halde bulunan tohumlar genellikle küçüktür ama birarada bulunmalar› ve çok say›da olmalar› nedeniyle -meyvenin bir bölümü yense bile- bir bitki haline gelme ihtimalleri daha fazlad›r. Kivideki tohumlar çok say›da ve küçüktür. Ancak kay›s›da tek bir çekirdek yani bir tane tohum bulunur ve bu çekirdek kat› kabu¤unun içinde çok iyi korunur.


34

TOHUM MUC‹ZES‹

Dünya üzerindeki bitki çeflitlili¤i ile do¤ru orant›l› olarak tohumlarda da çeflitlilik söz konusudur. Her bitkinin tohumunun flekli, içerdi¤i yedek besin miktar›, tohum kabu¤unun cinsi ve kal›nl›¤› birbirinden farkl›d›r. Bu aç›dan incelendi¤inde tüm tohumlar bir tasar›m harikas› olarak karfl›m›za ç›kar.

Alttaki resimde yer alan Epilobium glaberrinum adl› bu bitki tohumlar›n› rüzgarla da¤›t›r. Tohum kapsülünün 4 parçadan oluflan bir tasar›m› vard›r. Bu parçalar birbirinden ayr›l›r ayr›lmaz bitkinin püsküllü tohumlar› havaya da¤›l›p rüzgar›n esti¤i yönde çeflitli bölgelere yay›l›r. Kuru meyvelerde genellikle bu bitkideki püsküllere benzer flekilde, tohumun tafl›nmas›n› sa¤layan özel tasar›mlar vard›r.

Tohumlar›n tasar›m›na bakarak nas›l da¤›t›ld›¤›n› anlamak mümkündür. Yanda görülen tüy tohumlar rüzgar vas›tas›yla çevreye da¤›l›rken yukar›daki resimde görülen bitkinin tohumlar› bitkinin kurumas›ndan sonra çevreye da¤›lmaktad›r.


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

35

boyuncu¤un kalan k›sm› tohum k›l›f› tohum zar› yumurta ak› çenek tohumcuk kök tasla¤› kapal› mikrofil göbek ba¤› birikme yeri

plesanta

çiçek sap› ÇEfi‹TL‹ TOHUM TÜRLER‹

kay›s›, fleftali gibi meyvelerin tohumlar›

kivi, nicandra gibi meyvelerin tohumlar›

f›nd›k benzeri meyvelerin tohumlar›

haflhafl benzeri bitkilerin tohumlar›

Bütün tohumlardaki içerik genel olarak ayn›d›r. Ancak resimde de görüldü¤ü gibi tohumun flekli bitkinin türüne göre de¤ifliklik gösterir. Allah tohumlarda benzersiz bir çeflitlilik yaratm›flt›r.

Kuru meyveler ise genellikle tohumun korunmas›nda ve yay›lmas›nda önemli bir fonksiyona sahip olan mimari yap›larla süslüdür. Buna örnek olarak devedikeninin tepesinde bulunan püskülü verebiliriz. Bu küçük paraflütlerin görevleri -ileriki bölümlerde detaylar›yla inceleyece¤imiz gibi- de¤erli yüklerini (üreme hücrelerini) hava yoluyla uzaklara tafl›makt›r. Kuru meyvelerden çok tohumlu olanlar tohumlar›n› yaymak için aç›l›rlar. Yeflerme s›ras›nda tohumlar birbirlerine yaklaflarak s›k›fl›r ve iyice s›k›flt›racak flekilde karfl›l›kl› birbirlerini zorlarlar. Bu tür meyvelere kendili¤inden aç›lan meyveler denilir. Bunlarda, tohumun k›l›f› kal›n ve dayan›kl›d›r, çünkü embriyoyu ve besin deposunu bu k›l›f korumaktad›r. Bu türün tohumlar› çok farkl› renkler, flekiller ve dokulara sahip oldu¤u gibi, kanatlar, tüyler, ince zar gibi farkl› bölümlere de sahiptir.


36

TOHUM MUC‹ZES‹

Çok tohumlu kuru meyvalar›n tipleri büyük bir çeflitlili¤e sahiptir. Kapsüller, kesecikler, keçiboynuzu, taneli vs. gibi pek çok meyva tasar›m› söz konusudur. ‹flte bunlara birkaç örnek: Montbretia'n›n üç tohum kapl› kapsülü parlak oranj renkte yuvarlak tohumlara sahiptir. Tohumlar›n› etrafa saçmak için rüzgar›n onu sallamas›n› veya herhangi bir canl›n›n oradan geçmesini bekler.9 Baklagiller ise meyvalar› taneli olan son derece genifl bir türdür. Her türün flekli ve özellikleri kendine özgüdür. Örne¤in; bezelyenin taneleri son derece düzgün bir flekilde arka arkaya dizilmifllerdir. Colutea arborescens ise içi hava ile fliflmifl bir haldedir ve gürültülü bir flekilde çatlar. Bu bitkilerin en ilginci de mimoza bitkisinin (Mimosa pigra) inan›lmaz taneleridir. Bunlar, her biri bir tohum içerecek flekilde tüylü dikenlere benzer flekiller oluflturmufllard›r.10 Bunlar bitki tohumlar›ndaki fonksiyonel tasar›mlarla ilgili yaln›zca birkaç örnektir. Her bitki türünün tohum yap›s›n›n farkl› oldu¤u düflünüldü¤ünde benzersiz

Yukar›daki resimde görülen Montbretia bitkisi tohumlar›n› rüzgar vas›tas›yla da¤›t›r. Bundan baflka hayvanlar da bu bitkinin tohumlar›n› da¤›tmas›nda yard›mc› olurlar.

Kusursuz bir düzen içinde s›raya dizilmifl olan bezelye tohumlar›, bitkinin içindeki özel keseciklerde korunurlar. Bu, dünyan›n neresinde olursa olsun yetiflen bütün bezelyeler için geçerlidir. Ayn› kusursuz düzen, ayn› mükemmel renk ve tad bütün bezelyelerde vard›r. Bunu sa¤layansa bezelyelere Allah taraf›ndan yerlefltirilmifl olan bilgidir.


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

Üstteki mimoza bitkisinin tanelerinden her biri bir tohum içerecek flekilde tüylü dikene benzer flekiller oluflturur. Yandaki Colutea arborescens ise içi hava ile fliflmifl bir haldedir ve tohumlar›n› patlatarak da¤›t›r.

bir çeflitlilik ve bu çeflitlilikteki kusursuzluk ile karfl› karfl›ya oldu¤umuz görülecektir.

Tohum K›l›flar›ndaki Özel Maddeler Tohumlar›n genel tasar›mlar›ndaki farkl›l›klar›n yan›s›ra, k›l›flar› da tam ihtiyaç duyacaklar› özelliklere sahip olarak yarat›lm›flt›r. Tohumun içindeki embriyo son derece de¤erlidir. Bu nedenle yeni bitki tam olarak geliflene kadar bu embriyonun özenle korunmas› gerekir. Bu koruma her bitki türüne göre de¤ifliklik gösteren tohum k›l›flar› ile sa¤lanm›flt›r. Tohum k›l›f›n› oluflturan maddenin dayan›kl›l›¤› oran›nda tohum d›fl ortam›n olumsuz etkilerinden korunur. Bundan baflka k›l›f› oluflturan maddeler, tohumlar›n su üzerinde durabilmesinde ya da rüzgarlarla uçmas›nda da etkendirler. Tohumlar›n d›fl k›l›flar›, son derece çeflitli ve dikkat çekici özelliklere sahiptir. Baz› d›fl zarlar düflmanlar› uzaklaflt›rabilmek için ac› bir madde ile kapl›d›r. Baz›lar› ise "tanen" denilen bir madde bak›m›ndan zengindir

37


38

TOHUM MUC‹ZES‹

ki bu madde tohumlardaki çürümeyi s›n›rland›r›r. Birçok bitki türünün tohumlar›nda ise k›l›flar bir tür jöle ile kapl›d›r. Proteinlerle birleflmifl kompleks flekerlerden oluflan bu jölemsi madde, su ile karfl›laflt›¤›nda kolayca flifler. Bu sayede tohum kolayca nemli maddelerin üzerine yap›fl›r. Bu özellik, ileride görece¤imiz gibi filizlenme s›ras›nda önemli rol oynayacakt›r.11 Tohumlar›n koruyucu d›fl katmanlar› (tohum k›l›flar›) genellikle çok serttir. Bu özellik tohumu karfl›laflaca¤› d›fl etkenlere karfl› korur. Örne¤in; baz› tohumlar›n geliflimlerinin son aflamas›nda d›fl yüzeylerinde dayan›kl› mumlu bir yap› birikir, bu sayede tohumlar su ve gaz tesirine karfl› dirençli olurlar.12 Tohum k›l›flar› bitkinin türüne göre de¤iflik malzemelerle kaplanabilir; fasulye tanesinde oldu¤u gibi ince bir zarla ya da kiraz çekirde¤inde oldu¤u gibi odunsu ve sert bir kabukla örtülü olabilir. Suya dayan›kl› olmas› gereken tohumlar›n kabuklar› di¤erlerine göre daha sert ve kal›nd›r. Resimde görülen jölemsi cisimler Ocimum basilicum adl› bir çeflit fesle¤en türüne aittir. Bu fesle¤enin tohum k›l›flar› su ile ba¤lant› haline geçti¤inde birkaç dakika içerisinde hemen jölemsi bir madde üretir. Böylece resimdeki ilginç flekli al›rlar. Bu fesle¤en türünün tohumlar› Tayland'da ve do¤unun baflka bölgelerinde özellikle meyva sular›na kat›larak kullan›l›r. (Grains de Vie, s.24)

Yanda görülen Ipomoea murucoide'lerin a¤›r tohumlar› bu incecik tüyler sayesinde havada uçabilmektedir. Ayr›ca tohumlar›n rüzgarla birlikte yerde yuvarlanmas›n› sa¤layanlar da bu tüylerdir. (Grains de Vie, s.25)

Tohumlardaki tasar›ma günlük hayat›m›zda s›k karfl›laflt›¤›m›z bir bitkiden, fasulye tanesinden örnek verelim:


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

39

Tohumlardaki embriyonun korunmas›nda ve yay›lmas›ndaki tek etken tohum k›l›flar› de¤ildir. Baz› bitki türlerinde bu ifllemler ayn› zamanda meyve ile de yap›lmaktad›r. Örne¤in resimlerde de¤iflik evreleri görülen Nicandra physaloide çiçe¤inde yumurtac›k bir süre sonra içerisi tohumla dolu fliflkin bir meyve haline gelir. Bu meyvenin üst kabu¤unun bir bölümü soyulacak olursa tohumlar›n ilk boyutlar›n›n yani yumurtac›k olan hallerinin 500 kat›na ulaflt›klar› görülecektir. Tohumlar, anne bitkiye göbek ba¤› olarak nitelendirilebilecek bir ba¤ ile ba¤lanm›fllard›r. (Grains de

Fasulye tanesi, türüne göre bir veya iki k›l›f ile çevrilmifltir. Bu k›l›flar t›pk› bir palto gibi tohumu d›fl ortam›n so¤uk hava, kurakl›k, mekanik etkiler gibi zorlu flartlar›ndan korur. Buras›, ayn› zamanda d›fl ortam ile olan bütün al›flveriflin de yap›ld›¤› bölgedir. K›sacas›, tohumun büyümesi konusunda bu k›l›f önemli bir rol oynamaktad›r. Fasulye tanesinin bulundu¤u yerden kopar›ld›¤› noktada oval bir iz görülür. Bu, tanenin yani tohumun anne bitkiye olan ba¤lant› noktas›d›r. Dikkatli bir flekilde incelendi¤inde burada "micropyle" denen küçük bir delik oldu¤u görülecektir. Bu deli¤i ifllevleri nedeniyle bebeklerdeki göbek ba¤›na benzetmek mümkündür. Bu özel geçifl yerinden yumurtac›¤›n içerisindeki difli üreme hücresini döllemeye yarayan tüp girer. Ayr›ca za-


40

TOHUM MUC‹ZES‹

man› geldi¤inde su, bu delikten içeriye girerek ve tohumun filizlenmesini sa¤lar.13 Tohum kabuklar›n›n kal›nl›¤› da -daha önce belirtti¤imiz gibi- bitkinin türüne göre özel olarak ayarlanm›flt›r. Her bitkinin tohum kabu¤u bulundu¤u ortamda geliflmesine olanak verecek yeterliliktedir; ne çok kal›nd›r ne de çok ince. Çünkü kabu¤u çok kal›n olan bir tohum bütün zorlu koflullarda yaflayabilir; ancak bir dezavantaj olarak afl›r› kal›n bir kabuk embriyonun d›flar› ç›kmas›nda baz› problemlere neden olabilir. Zay›f kabu¤u olan bir tohum ise pek çok d›fl etken nedeniyle daha çabuk bozulabilir. ‹flte bu yüzden tüm tohumlar bulunduklar› ortama en uygun kabuk kal›nl›klar›na sahiplerdir. Ayr›ca bitki tohumlar›n›n tasar›mlar›n› inceledi¤imizde flöyle bir detayla daha karfl›lafl›r›z. Tohumlar›n kaFasulye taneleri koruyucu bir k›l›fla çevrelenmifllerdir.

buklar›, hayvanlarla tafl›nan tohumlarda da¤›t›mlar›n› yapacak olan hayvanlar›n ilgi duyaca¤› kadar kolay delinebilme özelli¤ine sahiptirler. Ancak ayn› zamanda bu kabuklar, kaplad›klar› tohumlar› bütün tohum yiyiciler için cazip hale getirmeyecek bir yap›dad›rlar.14

Nar tohumlar› sulu, k›rm›z› meyveler ile korunmaktad›r. Son derece estetik bir görünüme sahip olan nar taneleri elbette ki Allah'›n kusursuz tasar›m›n›n bir ürünüdür.


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

Buraya kadar anlat›lanlardan da aç›kça görüldü¤ü gibi basit bir d›fl görünüme sahip olan tohumlar›n asl›nda detayl› bir tasar›m› vard›r. ‹çlerindeki maddelerin oranlar›ndan içeriklerine ve koruyucu üst kaplamalar›na kadar tüm tohumlar›n özellikleri bulunduklar› iklim koflullar›na, çevre flartlar›na göre de¤ifliklik göstermektedir. Peki bu çeflitlilik ve detaylar nas›l ortaya ç›km›flt›r? Bu sorunun cevab› ile ilgili olarak evrim teorisini savunan kitaplara bakt›¤›m›zda ilginç bir durumla karfl›lafl›r›z. Evrimciler "Neden?", "Nas›l?" gibi sorulara cevap vermektense üstü kapal› ifadeler, göz boyama yöntemleri kullanmay› tercih ederler. Bu konuyla ilgili olarak tohumlar›n üst kaplamalar› hakk›nda Evolution isimli evrimci bir kitapta yaz›lanlar› ele alal›m. Tohumun üst kaplamas› çeflitli hayvanlar›n az› difllerine, ba¤›rsak asitlerine ve enzimlere, oksijensiz atmosfere direnecek kadar dayan›kl›d›r. Ayr›ca bu tohum kaplamas› gerekti¤inde uygun filizlenme koflullar› oluflana kadar embriyoyu havadan, yanl›fl filizlenmesine neden olacak sebeplerden ve tohum yiyen hayvanlardan korumak için evrimsel olarak dizayn edilmifltir.15

Dikkat edilirse yukar›da tohumlar›n kusursuz tasar›m›ndaki dikkat çekici özelliklerden baz›lar› arka arkaya s›ralanmakta, son sat›rlarda ise "evrimsel dizayn" ifadesi kullan›larak tohumlar›n evrim ile olufltu¤u havas› yarat›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Ancak takdir edilece¤i gibi yukar›daki paragraf tohumlar›n nas›l ortaya ç›kt›klar› sorusunu aç›klamaktan son derece uzakt›r. Çünkü burada sadece tohumlardaki tasar›m›n kusursuzlu¤undan bahsedilmektedir. Sona eklenen "evrimsel olarak dizayn edilmifltir" cümlesi ise gerçekte hiçbir anlam ifade etmemektedir. Ayr›ca bu ifade kendi içinde de tutars›zd›r. Zira, "evrim" ve "dizayn" kavramlar› birbirine taban tabana z›t kavramlard›r ve evrimin bir dizayn ortaya ç›karmas›, bir fley tasarlamas› düflünülemez. Çünkü evrim tesadüflere dayal› bir süreci savunur; "dizayn" yani "tasar›m" kavram› ise bir akl›n varl›¤›n› gösterir. Dolay›s›yla bir yerde bir dizayn varsa bu durum evrim, tesadüf, rastlant› gibi kavramlar›n bunda hiçbir etkisi olamayaca¤›n› ortaya koyar. Canl›lardaki ve flu anki konumuz olan tohumlardaki dizayn da onlar›n evrimin de¤il üstün bir akl›n ürünü olduklar›n›n en aç›k kan›t›d›r.

41


42

TOHUM MUC‹ZES‹

Bu durumu flöyle bir örnekle daha aç›k hale getirelim. Bir gün bir resim galerisine gitti¤inizi ve burada bir salon dolusu tohum resmi ile karfl›laflt›¤›n›z› farz edelim. Her resimde farkl› bir bitkinin tohumu ile ilgili detaylar çizilmifl olsun. Galerinin sahibine bu kadar çeflitli resmi kimin çizdi¤ini sordu¤unuzu düflünelim. E¤er bu kifli size "bu resimlerin bir ressam› yoktur, bunlar tesadüflerin yard›m›yla evrimsel olarak dizayn edilmifltir" dese ne düflünürsünüz? Elbette böyle bir cevab›n son derece mant›ks›z ve ak›l d›fl› oldu¤unu hemen anlar ve ressam›n varl›¤› konusunda ›srar edersiniz. Cans›z tohum resimlerinin "evrimsel dizayn›na" inanamayaca¤›n›za göre, tamamen canl› yap›larda, içinde bir bitkiye ait tüm bilgileri bulunduran, uygun flart ve ortamlarda filizlenerek dev a¤açlar›, yüz binlerce çeflit meyveyi, çiçe¤i meydana getiren tohumlar›, bilinçsiz ve fluursuz tesadüflerin var etti¤ine de inanamazs›n›z. Görüldü¤ü gibi burada as›l olarak bu dizayn› kimin yapt›¤›, nas›l yapt›¤›, bitkinin bu dizayna uygun bir yap›ya nas›l getirildi¤i ve bunun nas›l yerlefltirildi¤i gibi sorular›n cevab›n›n verilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, tohumlar›n yap›s›nda evrimcilerin tesadüf iddialar› ile asla aç›klanamayacak, çok aç›k bir tasar›m ve plan vard›r. Elbette ki bu plan fluursuz tesadüflerin sonucunda ya da baflka herhangi bir nedenle ortaya ç›kmam›flt›r. Her resmin bir ressam› oldu¤u gibi her tasar›m› her plan› yapan da biri vard›r. Tohumlardaki kusursuz tasar›m ise sonsuz ak›l ve üstün güç sahibi olan Allah'a aittir. Bitkilerin yaflam›n›n her kademesinde görülen bu ak›l, onlar›n üstün güç sahibi olan Allah taraf›ndan yarat›lm›fl olduklar›n›n aç›k bir delilidir. Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, a¤aç ondand›r (ki) hayvanlar›n›z› onda otlatmaktas›n›z. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmal›klar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. fiüphesiz bunda, düflünebilen bir topluluk için ayetler vard›r. (Nahl Suresi, 10-11)


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

Üstteki resimlerde kiraz tohumu ve bu tohumun içindeki bilgiler do¤rultusunda büyümüfl, çiçek açm›fl, zaman› geldi¤inde de meyve verecek bir kiraz a¤ac› görülmektedir. Yandaki resim ise bir tür yabani incir a¤ac›na aittir. Metrelerce yükseklikteki bu dev a¤açlar da, meyvelerinin flekeri, kusursuz rengi ve lezzeti tam olan kiraz gibi a¤açlar da küçük tohumlardan ç›kmaktad›r. (Afla¤›daki resimde görülen insan elindeki küçük tohum yandaki incir a¤ac›n›n tohumudur) Bu a¤açlarla ilgili bütün bilgiler eksiksiz bir flekilde tohumlar›nda kodlanm›flt›r. Üstelik milyonlarca y›ld›r ayn› tohumlara ayn› bitkiler kodludur ve bu sayede ayn› tohumlardan ayn› bitkiler ç›kmaktad›r. Allah tohumlara yerlefltirdi¤i bilgi ile herfleye güç yetiren oldu¤unu bize göstermektedir.

43


44

TOHUM MUC‹ZES‹

Palmiye bitkisinin tohumlar› afla¤›da görülen meyvelerin içinde saklan›r. Tohumlar›n topra¤a ulaflmas› ve gerekli flartlar›n sa¤lanmas› ile birlikte metrelerce uzunlu¤a ulaflacak a¤aç büyümeye bafllar.

Solda gördü¤ünüz kuru tohumlardan afla¤›daki resimlerde görülen rengarenk, mis gibi kokan çiçekler yetiflmektedir. Bu, üzerinde düflünülmesi gereken önemli bir yarat›l›fl gerçe¤idir.


45 Dünya üzerinde çok say›da çiçek, a¤aç, meyve ve sebze vard›r. Bu çeflitlilik bitkilerin tohumlar›na yerlefltirilmifl olan bilgiler ile sa¤lanmaktad›r. Solda iris çiçe¤i ve tohumu, Sa¤ altta Siklamen çiçe¤i ve tohumlar› görülüyor.

Afla¤›da görülen tohumlarda yandaki k›rm›z› renkli, d›fl kabuklar›nda dikene benzer ç›k›nt›lar› olan meyvelerin bilgisi mevcuttur. Bundan baflka a¤ac›n yapraklar›ndaki yeflilin tonu, flekli, damarlar›n›n k›rm›z› renkte olacaklar› da tohumlardaki bilgide sakl›d›r. Ayr›ca bu a¤aç türü, bu bilgi sayesinde dünyan›n her yerinde ayn› özelliklere sahiptir.


46

TOHUM MUC‹ZES‹

30 m

Yukar›da görülen küçük tohumlarda yandaki 30 metrelik a¤açla ilgili tüm bilgiler kodlanm›flt›r. A¤açta kaç yaprak olaca¤›, a¤ac›n boyu, meyve verip vermeyece¤i gibi özelliklerin tümü bu bilgiler aras›ndad›r. Üstelik tüm bu bilgiler dünya tarihinin bafl›ndan bu yana ayn› tohumlarda ayn› flekilde kodlanm›flt›r. Ve ayn› tohumlardan hep ayn› a¤açlar büyümüfltür.

Topra¤a at›ld›klar›nda resimlerde görülen tohumlardan bir süre sonra bu rengarenk çiçeklerin ç›kaca¤› herkes taraf›ndan bilinir. Ancak bunun nas›l gerçekleflti¤i, tohumlara bu bilginin kim taraf›ndan yerlefltirilmifl oldu¤u genellikle hiç düflünülmez. Oysa as›l önemli olan budur. Tohumlara bu bilgiyi yerlefltiren Allah't›r. Allah her türlü yaratmay› bilendir.

Begonya bitkisi ve tohumlar›

Gomphrena çiçe¤i ve tohumlar›


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

1-4) Manolya bitkisi geceleri yapraklar›n› az kapat›r. Bu sayede böceklerin kendisini daha çok ziyaret etmesini sa¤lam›fl olur. 5) Çiçek solmaya bafllar. Taç yapraklar art›k bir çiçe¤in yere düflecek çöpleri haline gelir. 6) Taç yapraklar solar. 7) Çiçe¤in polenlenmifl yumurtas› meyveye dönüflmeye bafllar. 8) Meyve olgunlaflt›¤›nda çok güzel k›rm›z› bir renk al›r. 9) En sonunda olgunlaflm›fl meyveler patlayarak düflmeye haz›r tohumlar haline dönüflürler. Bu tohumlar daha sonra yanda görülen ihtiflaml› manolya a¤açlar›n› oluflturacaklard›r.

47


48

TOHUM MUC‹ZES‹

Tohumlar›n Büyüklüklerinin Farkl› Olmas›n›n Önemli Sebepleri Vard›r Her bitkinin tohumu farkl› bir büyüklü¤e sahiptir. Örne¤in uzun süreli su yolculu¤u yapan hindistan cevizleri, en büyük tohumlar aras›ndad›r. Bu büyüklük hindistan cevizlerine yolculuklar› s›ras›nda yetecek kadar besini depolama imkan›n› verir. Orkidelerin ise oldukça küçük tohumlar› vard›r. Orkideler toprak, ›fl›k ve nemin onlar için kesin olarak uygun oldu¤u durumlarda yetiflebilen hassas bitkilerdir. Bu yüzden orkideler rüzgar ile kolayca uçabilecek kadar küçük ve en uygun yere da¤›labilecek say›da tohum yaparlar. Tek bir orkide çiçe¤i milyonlarca tohum üretebilir.16 Görüldü¤ü gibi tohumlar›n büyüklükleri de bitkilerdeki di¤er özellikler gibi bir plan dahilinde belirlenmifltir. 2 cm.lik 0.6 cm.lik

4-6 cm.lik

25 cm.lik


To h u m l a r d a k i Ta s a r › m

Yukar›da resmi görülen kay›n a¤ac› tohumlar› sonbahar›n sonlar›na do¤ru da¤›l›r ve etrafta uçuflmaya bafllarlar. Boyutlar› 0.5 cm. olan bu küçük tohumlar nerede yeterli ›fl›k varsa orada büyürler. Tropikal ormanlarda çok büyük hacimli tohumlar yetiflir. Sa¤ üstte resmi görülen Mommay bunlardan biridir. Mommay tohumlar›n›n büyüklü¤ü genellikle 5 cm.dir. Bu tohumun özelli¤i kurak yerlerde filizlenebilme avantaj›n› sa¤layan kolay uzayan köklere sahip olmas›d›r. Bu da tohum için susuzluktan kuruma riskini azalt›r.17 O, gökten su indirendir. Bununla herfleyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeflillik ç›kard›k, ondan birbiri üstüne bindirilmifl taneler türetiyoruz. Ve hurma a¤ac›n›n tomurcu¤undan da yere sarkm›fl salk›mlar, birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (k›l›yoruz.) Meyvesine, ürün verdi¤inde ve olgunlu¤a eriflti¤inde bir bak›verin. fiüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vard›r. (En'am Suresi, 99)

49


50

TOHUM MUC‹ZES‹

4

.BÖLÜM

fiüphesiz, göklerin ve yerin yarat›lmas›nda, gece ile gündüzün art arda geliflinde, insanlara yararl› fleyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'›n ya¤d›rd›¤› ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra diriltti¤i suda, her canl›y› orada üretip-yaymas›nda, rüzgarlar› estirmesinde, gökle yer aras›nda boyun e¤dirilmifl bulutlar› evirip çevirmesinde düflünen bir topluluk için gerçekten ayetler vard›r. (Bakara Suresi, 164)


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

B

itkiler gibi hareketsiz, yerlerinde sabit duran canl›lar›n, tohumlar›n› di¤er bitkilere nas›l ulaflt›rd›klar›n›, tohum da¤›tma iflleminin nas›l gerçekleflti¤ini belki bugüne kadar hiç düflünmemifl olabi-

lirsiniz. Oysa tohumlu bitkiler ilk var olduklar› dönemden itibaren hiçbir yard›ma, hiçbir müdahaleye ihtiyaç duymadan tohumlar›n› çeflitli flekillerde da¤›tma imkan›na sahiptirler. Da¤›t›m iflleminin aflamalar›n› genel olarak flöyle özetleyebiliriz: Döllenen çiçeklerden tohumlar oluflur. Bunlar kimi bitkilerde yere düfler, kiminde rüzgarla havalan›r, kiminde de hayvanlara tak›l›r ve bu flekilde çevreye da¤›l›r. Ancak bu özet, bitki tohumlar›n›n da¤›t›m sisteminin oldukça yüzeysel bir tan›mlamas›d›r. Çünkü bu da¤›t›m ifllemi detaylar›na inilerek incelendi¤inde, bitkilerin ve hayvanlar›n yaflamlar›yla direkt ba¤lant›l› pek çok ilginç olay›n gerçekleflti¤i görülecektir. Öncelikle her bitkinin oluflturdu¤u tohum -önceki bölümde gördü¤ümüz gibi- farkl› bir flekle sahiptir. Bir tohumun ya da meyvenin flekline bakarak nas›l yolculuk yapt›¤›n› yani nas›l da¤›t›ld›¤›n› tahmin etmek mümkündür. Örne¤in; baz› a¤açlar›n etli, yumuflak, cezbedici koku ve renklerde meyveleri vard›r. Sindirime dayan›kl› kal›n k›l›fl› tohumlar› olan bu a¤açlar, bu cezbedici özellikleriyle kufllar› ve di¤er hayvanlar› kendilerine çekerler. Baz› tohumlar›nsa i¤neleri, çengelleri hatta olta ve dikenleri vard›r. Bu tohumlar kürklü hayvanlara tak›larak tafl›n›rlar. Baz› tohumlar rüzgarda kümeler halinde, tüy ya da tüycükler fleklinde seyahat ederler. Di¤erleri kanatlara sahiptir ya da küçük balonlara benzer flekilde flifltirler ve bu sayede uçabilirler. Havada yolculuk yapan tohumlar›n yeterince hafif olmalar›, ayr›ca flekillerinin de havada uçmaya uygun bir tasar›mda olmas› gerekmektedir. Baz› bitkiler ise üremek için sadece tohumlar›n› topra¤a düflürürler. Baz›lar› da tohumlar›n› kendi kendilerine f›rlatarak da¤›t›rlar. Bu f›rlatma, tohum kab› içinde büyüme s›ras›nda oluflan gerilimin bir flekilde boflalmas›yla sa¤lan›r. Baz› bitkilerde ise tohum kabuklar› güneflte kuruduktan sonra çatlayarak aç›l›r ve toprak yüzeyine düfler.

51


52

TOHUM MUC‹ZES‹

Sazlar tohumlar›n› hem su ile hem de rüzgarlarla da¤›t›rlar. Bu bitkinin topuz gibi bir bölümü vard›r. S›k›fl›k küçük küçük binlerce meyveden oluflur. Bu meyvalar›n üstünde de resimde görüldü¤ü gibi küçük püsküller mevcuttur. Bu püsküller zaman› geldi¤inde tohumlar›n tafl›nmas›n› sa¤lar. (Grains de Vie, s.40)

Lys de mer bitkisi Akdeniz k›y›lar›nda yetiflen bir bitkidir. Çok hafif köfleli tohumlar› vard›r. Tohumlar›n d›fl kabuklar› olgunlafl›nca yosun gibi bir yap› al›r. Bu bitkinin tohumlar› da su üzerinde yüzerek da¤›l›rlar. (Grains de Vie, s.40)

Sö¤ütler (Salix), çok kolay ve çabuk üreyebilen bir bitki türüdür. Tohumlar›n›n çok çeflitli da¤›lma flekilleri vard›r, havada uçuflurlar, suyun üzerinde de çok kolayl›kla ilerleyebilirler. Sö¤ütlerin ço¤alma h›z›n› flöyle bir hesaplama ile daha iyi görebiliriz: E¤er bir a¤aç 500 t›rt›l›ms› baflak verse, bunlar›n her biri 100 küçük tane içerse ve bu tanelerin de her biri 200 tohum içerse bu, her y›l 10 milyon tohum demektir. E¤er bunlar›n tümü yeflerme imkan› bulsayd› yeryüzü çok k›sa bir zaman içerisinde sö¤üt ile dolard›. Ancak do¤ada yarat›lm›fl olan hassas dengeler sayesinde böyle olmaz ve bu tohumlar›n yaln›zca gerekti¤i kadar› a¤aç olarak büyür. (Grains de Vie, s. 41)


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

53

Monnoyere adl› bu bitkinin tohumlar› ya¤mur sular› ile tafl›n›r. Tohumlar›n üzerinde parmak izini and›ran küçük çizgiler vard›r. Bu çizgiler yüzeydeki bas›nc› art›rmaya yarar. Bu sayede tohumlar kolayl›kla da¤›l›rlar. (Grains de Vie, s.42) Yanda ise Monnoyere bitkisinin tohumlar›n›n aç›lm›fl hali görülmektedir.

A¤›r tohumlar genellikle çok fazla özelli¤e sahip de¤ildir. Çengel, kanat ya da suda batmamalar›n› sa¤layacak bir yap›lar› yoktur. Bu nedenle topra¤a düfltükleri yerde kal›rlar. Buna örnek olarak f›nd›klar›, mefle palamutlar›n› ve kestaneleri verebiliriz. Bu tohumlar›n topra¤a düfltükleri yer, genellikle yeflermeleri için hiç de uygun bir zemin de¤ildir. Bu tohumlar›n birer a¤aç haline gelebilmeleri için ayd›nl›k, kolayca geliflebilecekleri a¤açs›z bir bölgeye gitmeleri gerekmektedir. Çok ilginçtir ki, alakargalar, kargalar, a¤açkakanlar ve en önemlisi de sincaplar bu gibi meyveleri severek yerler. Bu küçük hayvanlar mefle ve kestane a¤ac› ormanlar›n›n nesillerin devam›n› sa¤layan en temel faktörlerdir. Olgunlaflan tohumlar› toplayan hayvanlar bunlar› de¤iflik yerlere saklarlar, ancak bir k›sm›n› koyduklar› yerden almay› unuturlar. ‹flte bu durum f›nd›klara yeflerme ve birer a¤aç haline gelme imkan› verir. Kuflkusuz burada her iki canl› aras›nda kusursuz bir uyum vard›r. Bu canl›lar› birbirleriyle uyum içinde yaratan Allah't›r.


54

TOHUM MUC‹ZES‹

Buraya kadar genel hatlar›yla verilen örneklerde, tohumlar›n yay›lmas›nda çok detayl› bir sistemin tasarlanm›fl oldu¤u hemen görülmektedir. Tohumlar›n da¤›t›lmas›nda as›l olarak dikkati çeken nokta çok farkl› parçalara ve da¤›t›m flekillerine sahip olmas›na ra¤men sistemin kusursuz flekilde ifllemesidir. Hayvanlar›n tafl›d›¤› tohumlar hep böyle tafl›n›r ve bu sistemde bir aksama meydana gelmez. Rüzgarla uçanlar uygun flekilleri sayesinde hep uçarak hareket ederler. Burada en çok dikkat çeken nokta ise, ilerleyen bölümlerde verilecek örneklerde de görülece¤i gibi hem hayvanlar›n hem de bitkilerin bu ifllemler s›ras›nda son derece fluurlu bir flekilde hareket etmeleridir. Peki bu fluurun ve plan›n kayna¤› nedir? Elbette ki bir çiçe¤in ya da a¤ac›n, bir kuflla ya da sincapla biraraya gelerek bir da¤›t›m sistemi kurmaya karar vermesi, bu canl›lar›n neler yapacaklar›n› ve sistemin nas›l iflleyece¤ini ortaklafla tasarlamalar› mümkün de¤ildir. Bitkilerin kendileri de üremek için plan haz›rlay›p bu plana göre bir sistem kurmufl olamazlar. Ama vakti geldi¤inde her bitki üreme ifllemlerini bafllat›r, tohumunu oluflturur ve onu gerekti¤i gibi da¤›t›r. Di¤er bitkiler de ayn› flekilde, ayn› s›rayla ayn› sistemi kullanarak hareket ederler. Bu, dünyan›n her yerindeki ayn› tür bitkiler için de¤iflmeden devam eder.

Balistik Bilgisine Sahip Tohumlar Baz› bitkilerin tohumlar›n›n yay›lmas› için çok güçlü olmayan etkiler bile yeterli olmaktad›r. Bir ya¤mur damlas› üzerine düfltü¤ünde ya da herhangi baflka bir kuvvet ile karfl›laflt›¤›nda tohumlar›n› havaya f›rlatan çiçekler vard›r. Örne¤in Akflam çuha çiçe¤i tohumlar›n› kuruyken kapal› olan kapsüllerde saklar. Islan›nca bu kapsüller hemen aç›l›r ve bir kupa fleklini al›r. Bu durumdayken tohumlar›n da¤›lmas› için ya¤mur damlalar› yeterli olacakt›r. K›na çiçe¤i ise bütün yol kenarlar›nda görülebilen sar›, portakal rengi ve kahverengi benekli çiçekleri olan bir bitkidir. Dokunuldu¤unda bir silah›n atefllenmesine benzer bir flekilde tohumlar›n› etrafa f›rlat›r.


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

Akflam çuha çiçe¤inin tohumlar› kapsüllerin ›slanmas›yla aç›l›r ve tohumlar bu flekilde etrafa yay›l›rlar.

Ancak burada çok ilginç bir nokta söz konusudur. Bilindi¤i gibi, bitkiler dura¤an varl›klard›r yani hareket edemezler. F›rlatma gibi bir eylemin yap›labilmesi içinse mutlaka bir enerjinin var olmas› gerekmektedir. Bu enerji, içerisinde tohumlar›n bulundu¤u meyve yapra¤›ndaki de¤iflimler sonucunda ortaya ç›kar. Kapal› bir tohum düflünün. Bu tohumun meyve yapraklar› güneflte kurudu¤unda büzüflür. Bu enerji yaratan bir de¤iflimdir. Ayn› flekilde tohum ya¤murda ›sland›¤›nda fliflen meyve yapraklar›n›n dokular›nda gerçekleflen de¤iflim f›rlatma mekanizmas› için bir enerji kayna¤› oluflturur.18 Bitkilerdeki bu gibi da¤›t›m ifllemlerinde son derece hassas dengeler üzerine kurulu mekanizmalar vard›r. Bitkinin harekete geçerek tohumlar›n› yaymaya bafllamas›ndaki zamanlama da çok önemlidir. Bu konunun önemini Akdeniz salatal›¤›n›n tohumlar›n› nas›l yayd›¤›n› detayland›rarak görelim.

Akdeniz Salatal›klar›ndaki Roket Sistemi Akdeniz salatal›¤› benzeri bitkiler, tohumlar›n›n yay›lmas› için kendi güçlerini kullan›rlar. Olgunlaflmaya bafllamas›yla birlikte Akdeniz salatal›klar›n›n içleri yap›flkan bir s›v›yla dolmaya bafllar. S›v›dan kaynaklanan bas›nç gittikçe artar ve sonunda bas›nca dayanamayan bitkinin sap› patlar. Sap patlarken, havaya f›rlat›lan roketin arkas›nda b›rakt›¤› ize ben-

55


56

TOHUM MUC‹ZES‹

zer bir flekilde içindeki s›v›y› da d›flar›ya f›flk›rt›r. Bu sayede s›v›yla birlikte salatal›¤›n tohumlar› da topra¤a da¤›lm›fl olur.19 ‹lk bak›flta sadece bir bitkinin olgunlaflt›¤› için patlamas› olarak düflünülecek bu ifllemdeki mekanizma asl›nda çok hassast›r. Öncelikle salatal›¤a s›v›n›n dolmaya bafllamas›yla salatal›¤›n ve tohumlar›n›n olgunlaflmaya bafllad›¤› dönemin ayn› zamana denk gelmesi gerekmektedir. Çünkü sistem daha önce çal›flmaya bafllasa, tohumlar olgunlaflmadan patlayan salatal›k hiçbir ifle yaramayacakt›r. Bu da bitkinin üreyememesine yani bu türün yok olmas›na neden olacakt›r. Fakat bitkide yarat›lm›fl olan mükemmel zamanlama sistemi sayesinde böyle bir tehlike oluflmaz. Sistem tam gereken vakitte harekete geçer ve tohumlar da¤›lmaya bafllar. Bu hassas zamanlama tohumunu patlatarak yayan bütün bitkiler için geçerlidir. Bitkilerdeki bu sistemin aksakl›k ç›kmadan ifllemesi böyle bir sistemin nas›l ortaya ç›kt›¤› sorusunu da beraberinde getirmektedir. Öncelikle, aç›kça görüldü¤ü gibi bitkinin üremesi için sistemin bir bütün olarak var olmas› zorunludur. Her birinin en bafl›ndan itibaren ayn› anda var olmas› gereken bu mekanizmalar›n yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca y›l süren de¤iflimlerin sonucunda evrimleflerek geliflti¤ini iddia etmek ise ak›l ve mant›k d›fl›d›r. Çünkü salatal›k da, içindeki s›v› da, tohumlar da, tohumlar›n olgunlaflmas› da herfley ayn› anda ortaya ç›kmal›d›r. Herhangi bir aksakl›k bitkinin tohumlar›n› yayamamas›na ve bir süre sonra da neslinin tükenmesine neden olur. Üstelik bu sistemin hangi parças›n› aradan ç›kar›rsan›z ç›kar›n, hep ayn› sonuçla karfl›lafl›rs›n›z. Aç›kça görüldü¤ü gibi tek bir tohumun da¤›t›m aflamas›ndaki detaylar bile, bitkilerin tüm parçalar›yla birlikte, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya ç›kt›klar›n› göstermektedir. Bu ise kör tesadüflerle, rastgele ve bilinçsiz do¤a olaylar›yla gerçekleflmesi mümkün olmayan bir durumdur. Aç›k olan gerçek fludur ki, bitkiler, herfleyi yaratm›fl olan Allah taraf›ndan eksiksizce yarat›lm›fllard›r. Üstün güç sahibi olan Allah'tan baflka ilah yoktur. Ak›l sahibi her insana düflen ise bu gerçe¤i unutmadan yaflamak ve her iflinde Allah'a yönelmektir. Sizin ilah›n›z yaln›zca Allah't›r ki, O'nun d›fl›nda ilah yoktur. O, ilim bak›m›ndan herfleyi kuflatm›flt›r. (Taha Suresi, 98)


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

Di¤er Bitkilerden Örnekler Çal› bitkisi de kendi kendine aç›lma yöntemiyle üreyen bitkilerdendir. Ancak bu bitkinin sistemi, Akdeniz salatal›¤›n›n tam tersi bir flekilde ifllemektedir. Çal› bitkisi tohumlar›n›n içinde bulundu¤u kabu¤un patlamas›, içindeki herhangi bir s›v›n›n yard›m›yla de¤il, bitkide meydana gelen buharlaflma sayesinde olur. Bu kabu¤un günefle bakan yüzü, s›cakl›k artt›kça gölgede kalan yüzünden daha h›zl› bir flekilde kurumaya bafllar. Bu durum, iki taraf aras›nda bir bas›nc›n ortaya ç›kmas›na neden olur. En sonunda kabuk ortadan ikiye ayr›l›r böylece içindeki çok say›daki küçük siyah tohum de¤iflik yönlere da¤›lm›fl olur.20 Hura a¤ac› (Hura Crepitans) ise Brezilya'ya özgü tropikal bir a¤açt›r. Tohumlar› bir düzine odac›¤›n birleflmesinden oluflan bir kapsül fleklindedir. Tohum kapsülleri günefl ›fl›nlar›n›n alt›nda büyük bir güçle patlarlar. Hura a¤ac›, tohumlar›n› uza¤a f›rlatma konusunda en baflar›l› a¤açlardand›r. Öyle ki tohumlar›n› yayma vakti geldi¤inde, onlar› yaklafl›k olarak 12 m. uzakl›¤a kadar f›rlatabilir. Bu patlamadan sonra etrafa hem tohumlar hem de ikiye bölünmüfl kabuklar saç›l›r.21 Sa¤ üstte resmi görülen Hura bitkisi, tohumlar›n› patlarak da¤›t›r. Yanda görülen k›na çiçe¤inin (Impatiens balfourii) ise çok de¤iflik bir da¤›tma tekni¤i vard›r. Tohumlar› dokunur dokunmaz elde patlar ve da¤›l›r. Bu çiçe¤in tohum yapraklar› resimde de görüldü¤ü gibi düz durmaz. Bu yapraklar tohumu çevreleyen d›fl tabaka ile koruyucu iç tabaka aras›ndaki bas›nç fark›ndan dolay› yuvarlak olur.

57


58

TOHUM MUC‹ZES‹

Sardunyalar›n Etkili Üreme Yöntemleri Sardunyalar (Geranium Pusillum) son derece ilginç ve etkili bir üreme yöntemine sahiptirler. Bu bitki türü yerde sürünerek hareket eder ve tohumlar›n› bir tür f›rlatma mekanizmas› kullanarak da¤›t›r. Sardunyan›n meyvesi gerçek bir manc›n›k gibi çal›fl›r. Meyveler merkezde bir direk oluflturacak flekilde geliflirler. Bu dire¤in çevresinde bulunan alt› tane meyva yapra¤›n›n her biri yay fleklindeki esnek bir fleritin ucunda bulunur. Meyveler olgunlaflt›¤›nda da tohum kabuklar›nda ortaya ç›kan enerji ile aniden yay gibi ters tarafa do¤ru e¤rilirler. Bu sayede meyve yapraklar›n›n taban›ndaki bölümlerde bulunan tohumlar t›pk› birer top güllesi gibi havaya f›rlat›l›rlar. Belirli bir yörünge izleyen tohumlar yukar› do¤ru yükselir ve daha ileriye düflerler. Bu mekanizma inan›lmaz bir mükemmelli¤e sahiptir. Ancak f›rlatman›n en mükemmel flekilde gerçekleflmesi için hem tohumlar›n bulundu¤u bölmenin aç›k olmas›, hem de buradaki tohumlar›n serbest vaziyette olmas› gerekmektedir. Bu durum, sert esen bir rüzgar›n tohumlar› çevreye da¤›tmas›na sebep olabilir. Ancak sardunyalarda kusursuz bir tasar›m vard›r. Bunu engellemek için bu bölümlerin girifline tohumlar› hafifçe içeride tutan küçük tüyler yerlefltirilmifltir.22 Dünyan›n neresine giderseniz gidin bu özelliklerin her biri flimdiye kadar yetiflmifl olan bütün sardunyalarda eksiksiz olarak vard›r. Aksi bir durum söz konusu olsayd› sardunyan›n üremesi mümkün olamazd› ve bitkinin soyu tükenirdi. Sardunyalardaki bu kusursuz ve detayl› tasar›m›n kendi kendine ortaya ç›kamayaca¤› çok aç›kt›r. Yeryüzündeki bütün canl›lar› en kusursuz flekilde yaratm›fl olan Allah, sardunyalar› da bu detayl› tasar›mla birlikte yaratm›flt›r.


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

Erodium Tohumlar›n›n Ola¤anüstü Vidalama Mekanizmalar› Sardunyada oldu¤u gibi Erodium bitkisinin meyveleri de boyuncuk bölgelerinden birleflerek ortak bir merkezde biraraya gelirler. Resimde görülen meyvelerin içinde tohumlar bulunur. Bitki olgunlaflt›¤›nda tohumlar›n ba¤l› oldu¤u saplar k›vr›l›r ve yere do¤ru uzamaya bafllar. ‹flte bu noktada bitkideki ola¤anüstü vidalama mekanizmas› devreye girmektedir. Erodium tohumlar› topra¤a vida gibi girmelerini sa¤layan bir sisteme sahiptirler. Vidalama sistemi flu parçalardan oluflmaktad›r: 1- Olgunlaflan tohumlarda kuyru¤un üst k›sm› dik olacak flekilde k›vr›l›r. Kuyruk topra¤a girme iflleminde bir levye (kolay 2 çevirmeyi sa¤layan kol) görevini üstlenmifltir. 2- Kuyru¤un alt k›sm› burma fleklindedir ve bu fle3 kilde topra¤a sokulur. Bu bölüm tohumun yere girmesini sa¤layan bir motor görevini üstlenmifltir. 4 3- Kuyru¤u çevreleyen tüyler uzun, s›k ve diken gibi diktirler. Bunlar destek görevini yerine getirir5 ler. 4- Tohumu içinde bar›nd›ran bafl ise vidan›n sivri ucu gibidir. Kuyru¤un üzerinde levye etkisini oluflturaca¤› dayanak noktas› olarak faaliyet gösterir. 5- Bafl›n üzerindeki tüyler k›sa ve düzgündür. Bunlar tohumun topra¤a giriflini kolaylaflt›rd›¤› gibi ayn› zamanda t›pk› bir olta i¤nesi gibi geriye ç›kmas›n› da engeller. Soldaki büyük resimde yere sabitlenmifl durumdaki Erodium tohumlar› görülmektedir. 23 Bir bitkinin yumuflak dokusunun sert topra¤› bir vida gibi delmesi elbette ki tesadüfler neticesinde gerçekleflemez. Allah benzersiz yaratt›¤› bu bitkiye yerlefltirmifl oldu¤u sistemle bize sanat›n› tan›tmaktad›r. Allah yaratmada hiçbir orta¤› olmayand›r. 1

59


60

TOHUM MUC‹ZES‹

Bakla gibi bitkilerin kapsüllerinin ço¤u, olgunlaflma dönemlerinde kurumalar›n›n etkisiyle aç›l›r ve dokular flekil de¤ifltirir. Tohum kabuklar› buruflur, bükülür ve yay gibi aç›l›r. Çatlayarak aç›lma yöntemini uygulayan bitkinin tam bu aç›lma bölgesindeki dokular›n hücreleri zay›f bir dizilifle sahiptir. Bu nedenle herhangi bir bas›nc›n etkisiyle tohumlar hemen parçalan›p yar›l›verir. Bu olay son derece ani bir flekilde gerçekleflir.

Tohumlar›n› Rüzgarla Da¤›tan Bitkiler Hava yolu ile tafl›nan tohumlar›n yeterince hafif olmalar› gerekmektedir ve flekilleri de uçmaya uygun flekilde dizayn edilmifl olmal›d›r. Örne¤in; f›nd›¤›n ya da hindistan cevizinin büyüklü¤ünde ve a¤›rl›¤›nda bir tohumun uçmas›na imkan yoktur. Bu nedenle rüzgarla tafl›nan bütün bitkiler çok hafiftirler; ya tüyümsü ya da kanat benzeri yap›lara sahiptirler. Ayr›ca uçan tohumlar›n büyük bir ço¤unlu¤u sonbahar›n bafl›nda yani rüzgarlar›n en fliddetli esti¤i dönemlerde olgun hale gelirler. Burada rüzgarlar›n ortaya ç›k›fl› ile tohumlar›n olgunlaflma döneminin tam bir uyum içinde olmas› elbette ki dikkat çekicidir. Tohumlar›n› rüzgarla da¤›tan bitkiler de di¤erleri gibi kendi içlerinde farkl› ve özel yap›lara sahiptir. Örne¤in Kuzey Afrika çöllerinde meyveler ve tohumlar ya kanatl›d›r ya da hafif ve tüylüdür. Kuzey Do¤u Sudan'daki Nubian Çölü'ndeki ve Kuzey Amerika çöllerindeki bitkiler, meyve ve tohumlar›n› esintilerle yayarlar. Orta Do¤u ve Kuzey Afrika'daki bitkilerse top gibi yuvarlak olur ve kurak zamanda rüzgar taraf›ndan sürüklenirler.24 Karahindiba, marul ve devedikeni, tohumlar›n› rüzgarla da¤›tan bitkilerden baz›lar›d›r. Tohumlar›n› rüzgarla tafl›tan bitkilere baflka bir örnek olarak da yer kiraz›n› verebiliriz. Yer kiraz› tohumlar› ka¤›t benzeri hava


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

61

dolu kesecikleri içindedir. Bu kesecikler küçük balonlar gibi tohumlar›n rüzgarda hareket etmesini sa¤lar. Bu konuyla ilgili olarak verilen örnekler incelenirken ak›lda tutulmas› gereken önemli bir nokta vard›r. Bir bitkinin üreme fleklini zaman içinde de¤ifltirmesi, örne¤in hayvanlar taraf›ndan topra¤a gömülerek üreyen bir bitkinin tohumunun, zamanla rüzgarla tafl›nacak kadar hafif hale gelmesi mümkün de¤ildir. Kay›s› çekirde¤i gibi a¤›r bir tohumun aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, binlerce, milyonlarca hatta milyarlarca y›l geçse de, rüzgarla tafl›nacak kadar hafif bir tohum haline gelmesi, kenarlar›nda kanat benzeri yap›lar›n oluflmas› imkans›zd›r. Bu, hiçbir yönden mant›kla ve bilimsel gerçeklerle ba¤daflmayan bir iddia olacakt›r. Çünkü do¤ada böyle bir de¤iflimi planlayacak ve uygulayacak bir fluur yoktur. Do¤adaki tafl, a¤aç, toprak, hayvanlar böyle bir planlama yapamazlar. Bitkinin kendisi de do¤an›n bir parças›d›r ve tohumlar›nda bilinçli düzenlemeler yapacak bir yetene¤e sahip de¤ildir. Bu gerçekler düflünüldü¤ünde tohumlar›n ilk ortaya ç›kt›klar› andan itibaren flu andaki özelliklerine sahip olduklar› hemen anlafl›lmaktad›r. Bu da tohumlar›n bir anda yarat›lm›fl olduklar›n›n binlerce hatta milyonlarca delilinden biridir. Tohumlar›n, tafl›nmaya uygun yap›lar›nda aç›k bir tasar›m vard›r ve bu tasar›m sonsuz ilim sahibi olan Allah'a aittir. Devedikeni bitkisinin çiçek oluflumundan tohumun ortaya ç›k›fl›na kadar olan aflamalar›nda ince bir sistem vard›r.


62

TOHUM MUC‹ZES‹

Sa¤daki büyük resimde uçarak da¤›lan tohumlardan her biri f›rsat›n› buldu¤u anda yeni bir karahindiba bitkisi oluflturacakt›r.

Havada uçan tohumlar›n uçufl prensiplerini inceleyen mühendisler Zanonia tohumlar›yla ilgili son derece flafl›rt›c› bir sonuç elde etmifllerdir. Zanonia tohumlar›ndaki yerçekimi merkezini inceleyen mühendisler e¤er yerçekimi merkezi geriye kayd›r›lm›fl olsayd› tohumlar›n daha yavafl bir flekilde hareket edece¤ini tespit etmifllerdir. Ancak Zanonina tohumlar› sahip olduklar› kusursuz flekil ve genel yap› sayesinde uzaklara rahatl›kla gidebilmektedir.25


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

63

Tohumlar›n Uçmalar›n› Kolaylaflt›ran Özel Tasar›mlar Rüzgarla tafl›nan bitki tohumlar›n›n hareket kabiliyeti sadece tohumun büyüklü¤üne, yere olan mesafesine ya da rüzgara ba¤l› de¤ildir. En önemli etkenlerden biri, kuflkusuz ki tohumlar›n sahip olduklar› özel flekiller ve ek yap›lard›r. Uçan tohumlar› genel olarak kanatl›, paraflütümsü, toz tohumlar ve tüylere sahip olan tohumlar olarak grupland›rmak mümkündür.

Pervane Kanatl› Tohumlar Hava yolunu kullanarak üreyen bitkilerden Avrupa akçaa¤açlar›n›n tohumlar› helikopter pervanesine benzer çok ilginç bir tasar›ma sahiptir. Bu tohumlar›n sadece tek taraftan ç›kan kanatlar› vard›r. Bu kanatlar› sayesinde uygun fliddette bir rüzgar oldu¤unda kendi etraflar›nda dönerek hareket edebilirler. Olgunlaflan her kanat zar gibi bir görüntüye sahiptir ve üzerinde bulunan damarlarla t›pk› bir böcek kanad›na benzer. Kendi etraflar›nda dönecek flekilde hareket etmelerini sa¤layan bir dizayna sahip olmalar› akçaa¤aç tohumlar›n›n düflüfl h›z›n› yavafllat›r. E¤er rüzgar yoksa tohumlar yavafl yavafl ve helis fleklinde bir hareketle (kendi etraflar›nda dönerek) yere düflerler. Akçaa¤açlar yaflad›klar› bölgeye seyrek ola-

Akçaa¤açlar›n helikopter pervanesine benzeyen tohumlar› kendi etraflar›nda dönecek flekilde hareket etmelerini sa¤layan bir yap›ya sahiptir. Bu sayede kilometrelerce uza¤a tafl›nabilirler.


64

TOHUM MUC‹ZES‹

Terminalia bitkisi V fleklinde kanatlara sahiptir. ‹nsano¤lu uçaklar› icad ederken kufllardan ilham alm›flt›r. Helikopter konusunda ise kendisine fikir veren fley, yusufçuk böceklerinin yan›s›ra bitkiler dünyas›n›n, bir merkez etraf›nda dönen kanatlara sahip tohumlar› olmufltur. Resimlerde tohumlar›n› havaya uçurarak da¤›tan bitki tohumlar›ndan örnekler görülmektedir. Akçaa¤ac›n tohumlar› bir çift kanat gibi a¤açta as›l› durur.

rak da¤›ld›klar› için, döllenme ifllemlerinde en büyük yard›mc›lar› rüzgarlard›r. Ufak bir rüzgar esintisinde dahi kendi etraflar›nda dönme hareketi yapacak bir tasar›ma sahip olan helikopter tohumlar, bu özellikleri sayesinde kimi zaman kilometrelerce süren uzun mesafeleri bile aflabilirler.26 Terminalia calamansanai adl› bitki ise "V" fleklinde kanatlara sahiptir. Bu özellik sayesinde sakin bir hava ak›m›nda t›pk› ka¤›ttan bir uçak gibi rahatl›kla havada kayarak uçabilir.27

Paraflüt Tohumlar ‹nsanlar›n yüksekten atlamak için kulland›klar› paraflütler özel olarak tasarlanm›fl bir flekle sahiptir. Rüzgar› içlerine almalar›n› sa¤layan yap›lar› ile, kendilerini kullanan kifliye havada hareket etme imkan› verirler. Baz› tohumlarda da paraflütlere benzer bir yap› vard›r. Paraflüt tohumlar olgunlaflt›klar›nda hemen a¤açtan yere düflmezler.


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

65

Alttaki resimde görülen kedi otu (Cetranthus Ruber) ve yanda resmi görülen Silybum Marianum gibi küçük tohumlu bitkilerde genellikle paraflüt tohumlara rastlan›r. (Grains de Vie, s.56)

Kum otu (Scabiosa Stellata) zarl› yap›ya sahip olan uçan tohumlara bir örnektir.

Onlar› daha uza¤a götürecek kuvvetli rüzgarlar›n ç›kmas›n› beklerler. E¤er böyle olmasayd› ana bitkinin çok yak›n›na düfleceklerinden büyüme imkanlar› daha az olurdu. Paraflüt tohumlar›n h›z›, tohumun büyüklü¤üne ve yap›s›n›n gözenekli olup olmamas›na ba¤l›d›r. Tohumun sahip oldu¤u paraflüt benzeri bölüm ne kadar büyükse h›z› o kadar yavaflt›r. Ayr›ca ne kadar az gözenekliyse havan›n hareketlerine o kadar hassas olur. Tohumlar›n bu gözenekli yap›s› da Silybum marianum bitkisinde oldu¤u gibi basit ipekli olmas›na, devedikeninde (Cirsium occidentale) oldu¤u gibi tüylü olmas›na veya kum otundaki (Scabiosa stellata) Devedikeni bitkisinin tüylü tohumlar›n› Allah, rüzgarla tafl›nmaya en uygun yap›ya sahip olarak yaratm›flt›r.

gibi zarl› yap›da olmas›na ba¤l› olarak de¤iflir.28 Bu birkaç örnekte de görüldü¤ü gibi, paraflüt tohumlar son derece de-


66

TOHUM MUC‹ZES‹

tayl› tasarlanm›fl özelliklere sahiptir. Tohumun h›z›n›n artmas› ve daha kolay hareket etmesi için gerekli olan her detay bu tasar›mda mevcuttur. Bu tasar›m›n tesadüfen meydana gelemeyece¤ini aç›klamak için flöyle bir örnek verelim. ‹nsanlar›n kulland›klar› paraflütleri düflünün. Kuflkusuz bunlar›n özel bir tasar›ma sahip olduklar› konusunda hiç kimsenin bir tereddütü ya da itiraz› yoktur. Bir paraflütün kendi kendine ortaya ç›kamayaca¤›n› herkes bilir. Paraflütü ilk olarak düflünüp tasarlayan bir kifli vard›r. Paraflütü yapmak için kullan›lacak kumafl›n ipli¤ini üreten, bu ipli¤i dokuyarak kumafl haline getiren bir fabrika, sonra bu kumafllar› birlefltiren insanlar vard›r. Paraflütün havadayken aç›lmas›n› sa¤layan mekanizma özel olarak tasarlan›p yap›lm›flt›r. Durup dururken bir kumafl›n paraflüt fleklinde biraraya gelemeyece¤i ve havada uçabilecek bir sistem kazanamayaca¤› çok aç›kt›r. Peki o halde paraflüt gibi yap›lar› olan -hatta bir paraflütten çok daha kompleks mekanizmalara sahip- tohumlar nas›l ortaya ç›km›fllard›r? Gözenekli yap›lar›n›n az ya da çok olmas› gibi detaylar kim taraf›ndan düflünülmüfltür? Bu soruya cevap olarak "bunlar tohumlardaki bilgilerde kodludur" diyenler olabilir. Bu durumda söz konusu kifliler, ilk tohumun nereden ç›kt›¤›n›, nas›l meydana geldi¤ini, bu bilgilerin tohumun içine nas›l yerleflti¤ini aç›klamal›d›rlar. Bu ilk tohum kendi kendine, tesadüflerle böyle bir bilgiye sahip olmufl olamaz. Tohumun yap›s›n› meydana getiren kör ve fluursuz atomlar bir gün karar al›p "Biz tohum denen bir cisim olufltural›m, içine dev a¤açlar›n, birbirinden ilginç bitkilerin, rengarenk çiçeklerin, son derece lezzetli meyvelerin bilgilerini kodlayal›m, daha sonra bu tohumu yeryüzüne yay›p tüm dünyada milyonlarca çeflit bitki olufltural›m" demifl olamazlar. Böyle bir iddiada bulunmak elbette ak›l ve mant›k sahibi bir insan›n yapabilece¤i birfley de¤ildir. Nas›l ki bir paraflüt kendi kendine ortaya ç›kamazsa paraflüt benzeri tohumlar›n da kendili¤inden ortaya ç›kamayacaklar›, bu kadar detayl› tasar›mlara tesadüfen sahip olamayacaklar› aç›kt›r. Nitekim evrimciler ne kadar çabalasalar da tohumlar›n ortaya ç›k›fllar›na tesadüflerle aç›klama getirememektedirler. Evrimci bir yay›n olan


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

Grains de Vie adl› eserde, paraflüt yap›l› tohumlar›n sahip olduklar› tasar›m "anlafl›lamam›fl bir konu" olarak ifade edilmektedir: Evrimin nas›l olup da uçmaya böylesine incelikli olarak adapte olmufl uygulama noktalar› ortaya ç›karabilmifl olmas› hala anlafl›labilmifl bir konu de¤ildir. 29

Yukar›daki al›nt›da görüldü¤ü gibi evrimciler, kendi hayal dünyalar›nda ürettikleri "evrim" gibi soyut, hayali bir kavram› adeta müstakil bir güç olarak nitelendirmekte, evrimin birfleyler yapma, düzenleme, tasarlama, meydana getirme gücü varm›flças›na ifadeler kullanmaktad›rlar. Oysa "evrim" bir güce sahip de¤ildir. Evrimin temel yönlendiricisi olarak kabul edilen tesadüf ise bafl›bofl bir süreçtir; kusursuz sistemler oluflturabilecek bir güce sahip de¤ildir. Tohumlar, içlerine gerekli bilgileri yerlefltiren, nas›l bir ortamda yaflad›klar›ndan ne gibi sistemlere ihtiyaçlar› olaca¤›ndan haberdar olan bir güç taraf›ndan bu özellikleriyle birlikte var edilmifllerdir. Bu, elbette ki hiçbir benzeri olmayan bir güçtür ve tüm alemleri yaratm›fl olan Allah'a aittir. Allah evreni yaratm›fl, kusursuz bir düzen içinde herfleyi biçimlendirmifltir. Ak›l sahibi her insana düflen evrendeki düzeni gözlemleyerek Allah'›n yaratt›klar› üzerinde düflünmektir. Allah ayetlerinde Kendisi'nden baflka ilah olmad›¤›n› ve kurtuluflun yaln›zca Kendisi'ne ibadet etmekte oldu¤unu flöyle buyurmaktad›r: "Bizim, sizi bofl bir amaç u¤runa yaratt›¤›m›z› ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyece¤inizi mi sanm›flt›n›z?" Hak melik olan Allah pek Yücedir, Ondan baflka ‹lah yoktur; Kerim olan Arfl'›n Rabbidir. Kim Allah ile beraber ona iliflkin geçerli kesin bir kan›t (burhan)› olmaks›z›n baflka bir ilaha taparsa, art›k onun hesab› Rabbinin Kat›ndad›r. fiüphesiz inkar edenler kurtulufla eremezler. (Mü'minun Suresi, 115-117)

Toz Görünümlü Tohumlar Haflhafllar›n ve aslana¤›zlar›n›n meyvalar› rüzgarla salland›klar› zaman etrafa binlerce incecik tohum serperler. Bu tohumlar öyle küçüktür ki, havada uçan toz taneciklerine benzer. Bu bitkilerde tohumlar›n bulun-

67


68

TOHUM MUC‹ZES‹

du¤u kapsüllerin üst k›s›mlar›nda gözenekler vard›r. Gözenekleri tuzlu¤un üst k›s›mlar›ndaki deliklere benzetmek mümkündür. Öyle ki geçti¤imiz yüzy›l›n bafl›nda tuzlu¤u icad eden R.H. France da bu bitkilerdeki ustal›kla yap›lm›fl sistemden esinlenmifltir.30 Orkidelerinse üç tohum kab› olan kapsülleri vard›r. Bu kapsüller olgunlaflt›klar› zaman etrafa incecik, küçük tohumlar›n› toz bulutlar› halinde saçarak patlarlar. Tohumlar›n hiçbir a¤›rl›klar› yoktur. Hiçbir besin depolar› yoktur. Hatta embriyo henüz tam olarak oluflmam›flt›r bile. Yeflerebilmek için orkide tohumlar›n›n çok özel flartlar bulmalar› gerekmektedir. Bu, bir dezavantaj de¤ildir. Çünkü orkide tohumlar›n›n say›s› inan›lmaz derecede çoktur.31

Üstteki resimde görülen aslana¤z› ve tohum kesiti görülen haflhafl gibi bitkilerin meyveleri rüzgarla sars›ld›klar› zaman etrafa binlerce incecik tohum b›rak›rlar. Yandaki resimde ise haflhafl bitkisinin çiçe¤i görülmektedir.

Tüy Görünümlü Tohumlar T›pk› paraflütlü tohumlar gibi tüylü olanlar da do¤rudan yere düflmezler. Ana bitkiden ayr›lmak için rüzgar›n onlar› sallamas›n› beklerler. Bu tohumlara örnek olarak filbahar›n› (Clematite) verebiliriz. Pampa otu (Perbe de la pampa) gibi uzun tüylü olan bitkiler de, bayrak gibi rüzgarda dalgalan›rlar. Bu tüyümsü yap›lar› ile tohumlar rüzgarla birlikte uzaklara tafl›nabilirler.32


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

69

Filbahar› (Clematite) bitkisinde (en soldaki resim) döllenmeden sonra her meyve ile birlikte bu türe özgü bir stilde fl›k tüyler ortaya ç›kar. Üstteki iki resimde ise pamuk bitkisinin tohumlar› görülmektedir.

Tohumlar›n› Suyla Da¤›tan Bitkiler Deniz ya da ›rmak kenar›nda yetiflen bitkiler, tohumlar›n› suyu kullanarak da¤›t›rlar. Bu tür bitkiler suya dayan›kl› olmalar›n› sa¤layan çok özel yap›lara sahiptir. Su geçirmeyen ve suda batmayan, uzun bir deniz yolculu¤undan sonra bile yeflerme özelli¤ini kaybetmeyecek kadar dayan›kl› olmalar›n› sa¤layan bir tasar›mlar› vard›r. Tohumlar›n› suyla da¤›tan bitkilerin tohumlar›ndaki su geçirmezlik özelli¤i kal›n ve cilal› d›fl tabaka ile sa¤lanm›flt›r. Suda batmazl›k özelli¤i ise bazen bir hava odas› ile bazen havadar süngerimsi bir yap› ile, bazen de küçük tohumlardaki gibi yüzey geriliminin kullan›lmas› ile sa¤lan›r. Hindistan cevizi, tohumlar›n› suyla yayan bitkilerden biridir. Tohum, tafl›man›n güvenli olmas› için sert bir kabu¤un içine yerlefltirilmifltir. Bu sert kabu¤un içinde uzun bir yolculuk için su da dahil olmak üzere- ihtiyaç duyulan herfley haz›rd›r. D›fl taraf› ise tohumun sudan zarar görmemesi için oldukça sert bir dokumayla kaplanm›flt›r. Hindistan cevizi tohumlar›n›n en dikkat çekici özelliklerinden biri ise suda yüzebilmelerini ve batmamalar›n› sa¤layan hava boflluklar›na sahip olmalar›d›r. Bütün bu özellikleriyle hindistan cevizi tohumlar› yüzlerce kilometrelik genifl bir alan içinde okyanus ak›nt›lar›yla tafl›nabilme imkan›na sahiptir. Tohum k›y›ya ulaflt›¤›nda filizlenmeye bafllar ve bir hindistan cevizi a¤ac› olarak yetiflir.33 Kumsala ulaflt›¤› için çimlenmeye bafllayan hindistan cevizi bitkisi.


70

TOHUM MUC‹ZES‹

Hindistan cevizi a¤ac› oldukça büyük olan tohumlar›n› su vas›tas› ile da¤›t›r. Tohumlar›n büyüklü¤ü yolculuk s›ras›nda gerekli olan yedek besin deposunun miktar›n› belirler.

Hindistan cevizleri, deniz ak›nt›lar› ile yay›lma konusunda en baflar›l› bitkilerdendir. Bu büyük oval çekirdek dünyan›n bütün tropikal k›y›lar›nda bulunur. Hindistan cevizinin batmamas›n› sa¤layan as›l neden lifli bir meyve olmas›d›r. Çünkü hava, bitkinin lifleri aras›na hapsolmufltur. Hindistan cevizinin d›fl kabu¤u düz, cilal› ve su geçirmezdir. Bu özellikleri ile bitki, deniz üzerinde aylarca yüzebilir.34 Tropikal enlemlerde seyahat eden tohumlardan baflka biri de büyük baklagil tohumlar›ndan olan deniz fasulyeleridir. Çok kal›n ve su geçirmez olan d›fl k›l›flar› ve çok uzun yaflayabilme özellikleri sayesinde bu tohumlar seyahat eden bitkiler aras›nda en iyileridir. Tohumlar›nda ya da tohumlar› içeren meyvelerin içinde bulunan hava odalar› sayesinde denizde batmazlar. Deniz fasulyelerinin tohumlar› hindistan cevizininkiler kadar büyük de¤ildir ve tafl›ma iflleminde sadece nehirleri kullan›r.35


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

71

Bundan baflka Caesalpinia bonduc adl› bitkinin tohumlar› da deniz ak›nt›lar› sayesinde çok uzaklara kadar gidebilir. Yuvarlak ve gri renkteki bu küçük tohum, kal›n k›l›f›n›n alt›nda bulunan hava odas› sayesinde suda batmaz. Y›llarca denizde kalabilir ve bu süre boyunca yeflerme özelli¤ini kaybetmeksizin dayanabilir.

Caesalpinia bonduc

Tropikal bir Afrika bitkisi olan Entada gigas tohumlar› ise kalp fleklinde çok ilginç bir yap›ya sahiptir. Tohumlar çok büyük boyutlardaki etli k›sm›n içerisinde yetiflir. Su kenarlar› boyunca yetiflen bu bitki fliddetli ya¤murlarla tafl›narak Atlantik Okyanusu'na kadar ulafl›r. Bu flekilde y›llar süren yolculuklar›na ç›kan tohumlar, Avrupa'ya, Meksika Körfezi'ne ve Flori-

Coco de fesse

da'ya kadar giderler. Ve ulaflt›klar› yerde yeni bir bitki olarak yetiflirler. Tohumlar›n› suyla yayan baflka bir bitki türü de Pancratium maritimum yani deniz zamba¤›d›r. Akdeniz'in ve Atlantik'in kumlu sahillerinde görülen bitkinin yay›lmas›, köflemsi yap›daki siyah ve ola¤anüstü hafif tohumlar› ile olur. Tohumlar›n d›fl k›l›f› yosun gibi bir yap›ya sahiptir.36 Nasturtium (tere) benzeri bitkilerin tohumlar› hidrofob (su geçirmeyen) bir cila ile kapl›d›r. Bu cila, onlar›n suyun yüzey gerilimini kullanmalar›n› ve dolay›s›yla batmamalar›n› sa¤lamaktad›r. Bu sayede bitkilerin tohumlar› ›rmaklar› yüzerek geçebilmektedir.37 Entada gigas Baz› bitkilerin tohumlar› oldukça büyüktür ve üreyebilmek için suya ihtiyaç duyarlar. Bu tür bitkilerin tohumlar›nda ihtiyaçlar› olan herfley vard›r. Örne¤in yolculuklar›nda yetecek miktarda besin deposu, yüzmelerini sa¤layacak hava yast›klar›, ya¤l› yüzey bu tohumlardaki tasar›m›n detaylar›ndan birkaç tanesidir. Bir tür palmiye a¤ac› olan Coco de mer (Coco de fesse olarak da bilinir) bitkisi 20 kg a¤›rl›¤a kadar tohum üretebilmektedir. Bu a¤›r tohum suda bir nevi hava kapan› sayesinde yüzer. Tohumda bulunan suyu iten ya¤lar ve kimyasallar, su geçirmeme özelli¤ini art›r›r. (ortadaki resim)


72

TOHUM MUC‹ZES‹

Mangrov ormanlar› hem bitki hem de hayvan çeflitlili¤i aç›s›ndan dünyadaki en verimli bölgelerden biridir. Genellikle sak›z a¤açlar›n›n biraraya gelmesiyle oluflurlar. Bu bölgelerde yetiflen Rhizophora ve Ceriops gibi bitkilerin son derece ilginç bir üreme flekli vard›r. Bu bitkilerin havada geliflen kökleri, yay gibi e¤ilerek alüvyonlar›n ve bal盤›n içerisine saplan›r. Tohumlar›ysa daha anne bitkiden ayr›lmadan yeflermeye bafllar ve filiz haline gelir. Belli bir süre sonra bu filizler de bal盤›n içine düflerler. Filizler düfler düflmez çok h›zl› bir flekilde köklenmeye bafllarlar. Böylece çevre flartlar›yla sürüklenme ve kaybolup gitme riski de bafltan yok edilmifl olur. (Grains de Vie, s. 40)

Yanda resmi görülen Cyperus gibi bitkilerin tohumlar›nda tüy veya uzant› yoktur. Bu bitki de di¤er pek çok bitki gibi tohumlar›n› su yolu ile da¤›t›r. Tohumlar› kaplayan cila suda batmadan ilerlemelerini sa¤lar. (Grains de Vie, s.41)


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

Suyu kullanarak tohumlar›n› da¤›tan bitkiler kendi a¤›rl›klar›n› azalt›c› ve yüzey alanlar›n› art›r›c› bir yap›ya sahiptir. Havayla dolu, su üzerinde yüzen bu yap› genellikle meyvelerde ve tohumlarda bulunur. Yüzen dokunun birkaç de¤iflik flekli olabilir. Havayla dolu olan hücrelerde içi boflluklu süngerimsi bir yap› olabildi¤i gibi hücre aralar›ndaki boflluklar› yok edecek flekilde tohumun içine hava hapsolmufl bir yap› da olabilir. Tohumlar iflte bu yap›lar sayesinde yüzerler. Bundan baflka yüzen dokunun hücre duvarlar›, suyun içeriye girmesini engelleyecek bir yap›ya sahip olmal›d›r. Ayr›ca bitkinin bilgilerinin sakland›¤› embriyoyu korumak için de bir iç katman vard›r.38 Tohumlardaki bu aç›k tasar›m Allah'›n yeryüzünde yaratt›¤› say›s›z yarat›l›fl delilinden yaln›zca bir tanesidir. Bu bölümde verilen örneklerde de görüldü¤ü gibi, su yoluyla üreyen bitkilerdeki en önemli özellik, tohumlar›n tam karaya ulaflt›klar› zaman aç›lmalar›d›r. Asl›nda bu son derece ilginç ve istisnai bir durumdur çünkü bilindi¤i gibi bitki tohumlar› genellikle suya de¤dikleri anda çimlenmeye bafllarlar. Ama bu durum söz konusu bitkiler için geçerli de¤ildir. Tohumlar›n› suyla tafl›yan bitkiler özel tohum yap›lar› sayesinde bu konuda ayr›cal›kl›d›rlar. E¤er bu bitkiler de di¤erleri gibi suyu görür görmez hemen çimlenmeye bafllasalard›, soylar› çoktan tükenmifl olurdu. Oysa yaflad›klar› flartlara uygun mekanizmalar› sayesinde bu bitkiler varl›klar›n› rahatl›kla sürdürebilmektedir. Yeryüzündeki tüm bitkiler kendileri için en uygun yap›lara sahiptir. Her türe özgü istisnai özellikler akla, "nas›l olup da her tür bitkinin ihtiyaçlar›yla yaflad›klar› ortam›n özellikleri birebir uyumludur ve bu özellikler nas›l ortaya ç›km›flt›r?" sorular›n› getirecektir. Tohumlar›n› suyla da¤›tan bitkileri örnek alarak düflünecek olursak, bu bitkilerin tesadüfen ortaya ç›km›fl olamayacaklar›n› bir kere daha bütün aç›kl›¤› ile görürüz. Bu bitkilerin tohumlar›n›n suda uzun süre kalabilmek için normalden daha dayan›kl› bir yap›ya ihtiyaçlar› vard›r; bu yüzden kabuklar› oldukça kal›nd›r ve embriyoyu sudan koruyacak özel bir yap›lar› vard›r. Böyle bir yap›n›n tesadüflerle, bitkinin kendi müstakil çabalar›yla var olamayaca¤› aç›kt›r. Ayr›ca tohumlar›n uzun yolculuklar› s›ras›nda normalden daha fazla besine ihtiyaçlar› olacakt›r ve tam gerek-

73


74

TOHUM MUC‹ZES‹

ti¤i kadar besin, bu tohumlar›n içine yerlefltirilmifltir. Elbette ki bu da tesadüfen ortaya ç›kamayacak bir özelliktir. Bir bitkinin yolculuk süresini ve besin ihtiyac›n› hesaplay›p, gereken miktar› tohumunun içine yerlefltiremeyece¤i apaç›k bir gerçektir. Bu bitkilerin tohumlar› tüm di¤er bitkilerin aksine suda bulunduklar› süre içinde çimlenmez ancak tam karaya geldikleri anda çimlenmeye bafllarlar. Böyle bir zamanlaman›n da tesadüfen gerçekleflmesi olanaks›zd›r. Bu hassas hesap ve ölçülerin tümü, tohumlar› yaratan, onlar›n her türlü ihtiyaçlar›n› ve özelliklerini bilen, sonsuz ak›l ve bilgi sahibi olan Allah taraf›ndan kusursuzca tasarlanm›flt›r. Allah herfleyi bir ölçü ile yaratt›¤›n› ayetlerinde flöyle bildirmektedir: Yere (gelince,) onu döfleyip-yayd›k, onda sars›lmaz-da¤lar b›rakt›k ve onda herfleyden ölçüsü belirlenmifl ürünler bitirdik. (Hicr Suresi, 19)

Tohumlar›n› Baflkalar›na Tafl›tarak Da¤›tan Bitkiler Otlar›n içinde yürüdü¤ünüzde giysinize tak›lan, köpe¤inizin tüylerine yap›flan tohumlar bu tafl›nma ifllemi için tasarlanm›fl özel yap›lara sahiptir. ‹¤neler, çengeller, olta ve dikenler bu bitkilerin hareket eden cisimlere yap›flmas›n› sa¤layan yap›lardan birkaç›d›r. Baz› türlerde ise bunlar›n yerine dikkat çekici koku, renk ya da lezzete sahip meyveler vard›r. Bu meyveler hayvanlar› cezbedebilmek, tohumlar› tafl›malar›n› sa¤lamak için süslenerek dizayn edilmifl gibidirler. Renk, koku, flekil ve sunufl bak›m›ndan kusursuzdurlar. fieker, su, enerji ve mineral tuzlar bak›m›ndan zengin olan meyveler hayvanlar için her yönden caziptir. Bu meyveleri yiyen hayvanlar tohumlar›n a盤a ç›kmas›n› sa¤layarak bitkilerin ço¤almas›na büyük yard›mda bulunmufl olurlar. Bu sayede söz konusu bitkiler tafl›y›c›lar vas›tas›yla çok genifl alanlara da¤›labilirler. 6 veya 7 cm boyutlar›nda olan Ibicella lutea (Martynia lutea)'n›n meyvesinin yandaki resimde görüldü¤ü gibi iki tane cayd›r›c› görüntüye sahip çengeli vard›r. Bu, bitki için iyi bir korunma sa¤lar çünkü çengeller sayesinde hiçbir hayvan bu meyveyi yemeye cesaret edemez. Meksika çal›l›klar›nda yetiflen bu tohumlar, çengellerini kullanarak yak›nlar›ndan geçen hayvanlar›n ayaklar›na tak›l›r ve bu flekilde yer de¤ifltirirler. (Grains de Vie, s.45)


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

75

Bu¤daygillerden olan yabani arpa (Hordeum murinum) k›lç›klarla kapl›d›r ve özel bir tutunma sistemi vard›r. Bu sistem o kadar etkilidir ki yap›lan her harekette tohum tutunmufl oldu¤u yere daha da sa¤lamlaflarak yap›fl›r. Bu arada dikenlerinin ucundaki mikro-kabuklar sayesinde de diplerdeki tohumlar› gelebilecek her türlü tehlikeye karfl› korur. (Grains de Vie, s.45)

Trifolium hirtum ad›ndaki bu bitkinin bafl k›sm›nda serbest halde tüycükler vard›r. E¤er bir hayvan bu bölüme çarparak geçecek olursa meyvenin etraf›ndaki bu yap› parçalan›r. Ard›ndan rüzgar da tohumlar› etrafa saçar. (Grains de Vie, s.46)

Memeli hayvanlar›n sindirim sistemleri kufllara göre çok daha yavafl ifllemektedir. Bu da hayvan›n yemifl oldu¤u tohumlar›n çok daha uzak mesafelere kadar gidebilmesini sa¤lar. Örne¤in Afrika'da filler gibi büyük otoburlar çok önemli birer tohum yayma görevlileridirler. Hatta baz› türlerin yeflermesi sadece fillere ba¤l›d›r. Örne¤in Bat› Afrika'da yaflayan Baillonella toxisperma bitkisinin tohumlar› yaln›zca filler taraf›ndan do¤aya serpifltirilmektedir. (Grains de Vie, s.49)


76

TOHUM MUC‹ZES‹

Gui (Viscum album) yani ökseotu bütün di¤er a¤açlar›n yapraklar›n› döktü¤ü k›fl aylar› boyunca yeflil kalan tek bitkidir. K›fl sezonu boyunca minik tohumlar üretir. Ökseotu tohumlar›n›n özelli¤i toprakta de¤il de a¤ac›n kendi gövdesi üzerinde yeflerebilmeleridir. Peki bu ifllem nas›l gerçekleflir? Ard›ç kufllar› ökseotu tohumlar›n› çok sever. Bu, ökseotu aç›s›ndan son derece önemlidir, çünkü bitki üreyebilmek için Ard›ç kufllar›n›n sindirim sistemlerinden geçmek zorundad›r. Normal flartlar alt›nda top gibi bir flekle sahip olan tohumlar, yuvarlanarak do¤rudan topra¤a düflerler ve kendilerine ev sahibi olabilecek baflka bir dal›n üzerine tutunamazlar. Oysa tohumlar›n yeflermek için mutlaka bir dala tutunmas› ve yere düflmemesi gereklidir. Bu sorun tohumlar›n Ard›ç kufllar› taraf›ndan yenilmesi ile çözülmüfltür. Ard›ç kuflunun karn›ndaki tohumlar, "visin" denilen çok etkili bir madde ile çevrili olarak vücuttan at›l›r. Kuflun sindirim sisteminden geçerek b›rak›lan tohum yere düflmez ve kuflun üzerinde bulundu¤u dala yap›fl›r. ‹flte bu sayede yeni bir parazit bitki dalda yeflermeye bafllar. (Grains de Vie, s.47) Görüldü¤ü gibi, ökseotu bitkisinin üremesi Ard›ç kuflunun bu bitkinin tohumlar›n› sevmesine ba¤l›d›r. Bitkinin böyle bir yöntemle üremesi elbette ki düflündürücüdür. Bu birlikteli¤in tesadüfen oluflmas›n›n mümkün olamayaca¤› aç›kt›r. Ökseotlar› ilk ortaya ç›kt›klar› andan itibaren bu yöntemi kullanarak üremektedirler. Çünkü bu flekilde yarat›lm›fllard›r. Bu birlikteli¤i yaratan, iki canl›y› birbirinden haberdar eden Allah't›r.


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

77

Çam a¤açlar› tohumlar›n› pek çok yöntem kullanarak da¤›t›rlar. Çam kozala¤›, uçabilen tohumlar›n› ayr› ayr› odac›klar›nda bar›nd›ran bir apartman gibidir. Tohumlar y›llar boyunca s›ms›k› bir flekilde kapal› kal›rlar. Tohumlar›n ortaya ç›k›fl›ndan yaklafl›k üç sene sonra yaz döneminde, güneflin ›s›tmas›yla birlikte tohumlar aç›lmaya bafllar ve etrafa saç›l›p uçarlar. Çam kozalaklar›n›n ikinci da¤›lma yöntemi ise sincaplar taraf›ndan tafl›nmas›d›r. Sincaplar daha yaz mevsiminde üzerinde birkaç tane s›ms›k› kapal› kozalak tafl›yan k›sa dal› kopart›r ve yuvalar›na götürürler. Kozalaklar›n kabuklar›n› afla¤›dan yukar›ya do¤ru ay›rarak tek tek soymaya bafllarlar. Bu ifllem esnas›nda, son derece metodlu ve h›zl› çal›fl›rlar. Daha sonra tohumlar› yanaklar›na doldururlar. Ve sadece üst kabuklara hiç dokunmadan b›rak›rlar. Çünkü bunlar›n›n içlerinin bofl oldu¤unu bilirler. Bunun ard›ndan, h›zla bir çukur açar ve a¤›zlar›ndaki tohumlar›n tümünü buraya doldururlar. E¤er çam kozala¤›n›n kabu¤unu ay›klamaya zamanlar› yoksa bu durumda oldu¤u gibi deli¤e b›rak›rlar. ‹flte bu sayede tohumlar bahara kadar bozulmadan durur. Ve bahar geldi¤inde çam kozalaklar› yeflermeye bafllar. (Grains de Vie, s.65)

Bitki tohumlar› sincap benzeri canl›lar için önemli bir besin kayna¤›d›r. Bitkiler ve hayvanlar aras›ndaki bu uyumlu iliflkiyi yaratan, herfleyden haberdar olan Allah't›r.


78

TOHUM MUC‹ZES‹

Borneo'da yetiflen bo¤azlayan türü incir a¤ac›, bir tür yabanar›s› ile ortak bir yaflam sürdürür. ‹ncir, yabanar›lar›n›n yumurtalar› için güvenli bir bar›nakt›r. Buna karfl›l›k yabanar›lar› da polenlerini tafl›yarak incirin döllenmesine yard›mc› olurlar. ‹ncirin olgunlaflmas› ile birlikte incirin içine b›rak›lm›fl olan yabanar›s› larvalar› da olgunlafl›r. Haftalar sonra yumurtalardan kanats›z ve kör olan erkek yabanar›lar› ç›kar. Erkek ar›lar çiçe¤in difli organ›n›n duvarlar›n› açarak içeriye girer ve burada bulunan difli yabanar›s› ile çiftleflirler. Erkek yabanar›s›n›n k›sa hayat›ndaki son görevi efli için bir ç›k›fl tüneli açmakt›r. Erkekler genellikle yüzeye ç›kar ç›kmaz ölür. Hamile difli yabanar›s› yumurtalar›n› b›rakt›¤› incirin içinde bulunan erkek çiçekten ald›¤› polenleri tafl›yarak zincire bafllar. Bulundu¤u a¤açtan baflka bir tanesine do¤ru uçarak, olgunlaflmam›fl incirin alt k›sm›ndaki difli organ›n bulundu¤u yere girer. ‹ncirin içindeki labirentler boyunca ilerler. Yumurtal›¤›n›n ulaflt›¤› her çiçe¤in difli organ›na bir yumurtas›n› b›rak›r ve çiçe¤in polenlerini her yere sürer. Difli yabanar›s› da erkek gibi görevini tamamlad›¤›nda ölür. Bir süre sonra difli yabanar›s›n›n b›rakt›¤› yumurtalardan yeni yabanar›lar› ç›kar. Bunlar da polenlerle kapl› olarak daha önce erkek yabanar›s› taraf›ndan aç›lan tünelden d›flar› ç›karlar. Ve üreme zincirine devam etmek için baflka bir incire geçerler. (National Geographic, Nisan1 1997 s.41) Yabanar›s›n›n böyle bir yöntemi kendi kendine bulmas›, kendi iradesiyle bu zinciri oluflturmaya karar vermesi ve bunu di¤erlerine ö¤retmesi imkans›zd›r. ‹ncirin üreme sisteminin yabanar›s› ile ortak yaflayacak flekilde özel olarak tasarland›¤› son derece aç›kt›r. Bu da sistemin Allah taraf›ndan yarat›ld›¤›n› ve ar›lar›n Allah'›n ilham› ile hareket ettiklerini bir kez daha gösterir.


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

79

Meyveyle beslenen kufllar, sadece bu türe özgü olarak, tafll›¤a sahip de¤illerdir. Dolay›s›yla tohumlar› ö¤ütmezler. Bu son derece önemli bir özelliktir. Çünkü tohumlar kufllar›n midesinde ö¤ütülseydi bu durumda, bitkinin türünün yok olmas› söz konusu olabilirdi. Ancak kufllar›n tafll›¤a sahip olmamalar›, meyvelerin kufllar taraf›ndan tafl›nmas›n› ve ço¤almas›n› sa¤lamaktad›r. Görüldü¤ü gibi kufl ile bitki aras›nda ortak bir iliflki söz konusudur. Kufl, bedeninde bitkinin tohumlar›n›n tafl›nmas›na olanak tan›maktad›r. Buna karfl›l›k bitki ise kendisini serpifltiren kuflun beslenmesini sa¤lamaktad›r. (Grains de Vie, s.49 )

Bitkilerin tohumlar› kufllar için kimi zaman yuva yap›m›nda kulland›klar› bir eflya niteli¤inde olurken kimi zaman da besin maddesi olur. Meyvelerin etli k›sm›n› yiyen kufllar tohumlarda saklanm›fl olan embriyonun filizlenmesini kolaylaflt›racak pek çok ifllem yaparlar. Baz› bitkilerin tohum kabuklar›n›n soyulmas›n› sa¤lamak, baz› bitkilerde ise sert olan tohum kabuklar›n› sindirim sistemlerinde inceltmek kufllar›n, bitkilerin üremesindeki katk›lar›ndan birkaç tanesidir.


80

TOHUM MUC‹ZES‹

Özel Korumal› Tohumlar Arille, baz› bitki tohumlar›n›n çevresindeki ince koruyucu kabu¤a verilen isimdir. Hayvanlar genellikle tohumu de¤il de bu koruyucu yar›m kabu¤u yutarlar. Arille, bitki kabu¤unda etli görünüme sahip ve tohumu genel olarak tam çevrelemeyen küçük bir ura benzer. Tohumlar›n› arille ile koruyan tohumlardan baz›lar› flunlard›r: Porsuk a¤ac› (Taxus baccata) sonbaharda, koyu yeflil renkteki diken görünümlü yapraklar›yla mükemmel bir kontrast yapan canl› k›rm›z› renkli çok güzel ariller ç›kart›r. Bunlar çok lezzetli olan flekerli tatlar›yla özellikle karatavuklar için son derece caziptirler. Ancak karatavuklar porsuk a¤ac›n›n arillerini yerken ac› bir tad› olan tohumun mutlaka ç›kart›p atarlar. Bu son derece önemli bir ifllemdir. Çünkü tohumun yeflerebilmesi için mutlaka gaga darbeleri ile delinmesi gerekmektedir. Tohumlar karatavuklar taraf›ndan yutulsalar da sindirim yollar› içerisinde hiçbir zarara u¤ramazlar çünkü kabuklar› çok dayan›kl›d›r. Porsuk a¤ac› tohumlar› ayn› zamanda çok güçlü bir zehir de içermektedir. Bu madde oklar›n ucuna öldürücü zehir olarak sürüldü¤ü gibi, zehirli ilaç da yap›lmaktad›r. Zehiri alan canl›n›n kalbinin durmas›na sebep olan içerisindeki alkaloidlerdir. Bunlar tedavide de çok kullan›l›r. Bunlardan en önemlileri: morfin, striknin, atropin'dir.


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

Füzen (i¤ a¤ac› ya da euonymus sp.) ilginç görünümlü meyveler üretir. Bu meyveler aç›ld›klar›nda kufllar için çok çekici ve üç renkten oluflmufl bir görünüm sunarlar: ‹ç k›s›m beyaz, tohumlar ise siyaht›r. Meyveyi çevreleyen arille (koruyucu yar›m kabuk) ise canl› bir portakal rengine sahiptir. Füzen bitkisi bu renk çeflitlili¤i ile çok de¤iflik hayvan türlerini kendine çeker. Avustralya'da yetiflen Akasya tohumlar›, yay›lmalar›n› besin bak›m›ndan zengin olan arilleri sayesinde gerçeklefltirmektedirler. Bunlar türlerine göre k›rm›z›, kahverengi veya beyaz olabildikleri gibi uzun veya k›sa olabilirler. K›sa, beyaz veya kahve renginde olanlar›, kar›ncalar›n besin maddesidir. Besleyici ariller kar›ncalar taraf›ndan yuvaya tafl›n›rlar. Siyah renkteki tohumlar ise bazen arilden ayr›l›r ve yolda unutulurlar. Böylece yuvaya ulaflt›r›lamadan d›flar›da kalm›fl olurlar. Ancak pek çok tohum yerin alt›ndaki yuvaya doldurulur. Burada konulduklar› yer ise yeflermeleri için en uygun derinliktir. K›rm›z› renkteki daha uzun olan ariller ise kufllar taraf›ndan yenilir. Baklaya benzeyen meyveleri aç›ld›¤› zaman, tohumlar arilleri ile as›l› durumda kal›rlar ve solucan taklidi yaparak kufllar› kendilerine çekerler. 39

Akasya a¤ac›n›n tohumlar› arille ad› verilen bir tür besleyici k›l›f ile kapl›d›r. Bu k›l›f hayvanlar taraf›ndan yenilir ve tohumlar yeflerme imkan› bulur.

81


82

TOHUM MUC‹ZES‹

Kar›ncalar ve Tohumlar Aras›ndaki Uyumlu ‹liflki Biraz önce de belirtti¤imiz gibi, baz› bitkilerin üremeleri hayvanlara ba¤l›d›r çünkü tohumlar› hayvanlar taraf›ndan tafl›n›r. Bu da¤›t›m flekli hayvanlar ve bitkiler aras›nda dikkat çekici bir birlikteli¤in ve uyumun var oldu¤unu gösterir. Örnek olarak çevresi ya¤l›, yenilebilir bir dokuyla kapl› olan bir tohumu ele alal›m. ‹lk bak›flta alelade gelebilecek bu ya¤l› doku, gerçekte bitkinin neslinin devaml›l›¤› aç›s›ndan çok önemli bir detayd›r. Çünkü bu özellik kar›ncalar›n söz konusu bitkiye ilgi duymas›na sebep olmaktad›r. Bu bitkilerin üremesi pek çok bitkiden farkl› olarak kar›ncalar vas›tas›yla gerçekleflir. Hemen her bitkide oldu¤u gibi bu türün tohumunun da filizlenebilmesi için topra¤›n alt›na girmesi gerekmektedir. Ayr›ca tohumun iç k›sm›nda bulunan ve filizlenmeyi gerçeklefltirecek olan bölümün de a盤a ç›kmas› gerekmektedir. Bitki bu ihtiyaçlar›n› kendisi karfl›layamaz ama bunlar› onun için yapan kar›ncalar vard›r. Bu bitkilerin tohumlar›ndaki ya¤l› doku, tafl›y›c› kar›ncalar için çok cazip bir yiyecektir. Kar›ncalar bunlar› büyük bir istekle toplay›p yuvalar›na tafl›rlar. Böylece ilk aflamada hiç bilmeden tohumu topra¤›n alt›na gömmüfl olurlar. Bundan sonra bitki için önemli olan ikinci bölüm bafllamaktad›r. Kar›ncalar binbir zahmetle tohumlar› yuvalar›na tafl›malar›na ra¤men sadece kabu¤unu yer, etli iç k›sm›n› b›rak›rlar. Bu sayede hem kar›nca besin elde etmifl, hem de bitkinin üremesini sa¤layacak bölüm toprak alt›na inmifl olur.40 Peki kar›nca ve tohum aras›ndaki bu uyum nas›l ortaya ç›km›flt›r? Kar›ncan›n bunu bilinçli olarak yapt›¤› yani bitkinin üremesi için neyin gerekli oldu¤unu bildi¤i ve buna göre hareket etti¤i gibi bir düflünce elbette ki mant›ken kabul edilemez. Ya da kar›ncan›n bir gün tesadüfen tohumu keflfetti¤i, bunu topra¤›n alt›na götürüp yedi¤i, sonra da buradan bir bitkinin ç›kt›¤›n› görüp bu ifllemi devam ettirdi¤i, çevresindeki kar›ncalara bunu ö¤retti¤i, kendinden sonraki nesillere de bir flekilde bunu yapmalar› gerekti¤ini haber verdi¤i gibi bir tez öne sürmek de elbette ki ak›lc›l›ktan ve bilimsellikten tamamen uzak olacakt›r. Bitkinin de üremek


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

83

Çok say›da lezzetli meyve üreten bir bitki, hayvanlar için besleyici ve cazip bir besin maddesidir. Bu sayede tohumlar›n› daha genifl bir alana yaymay› da baflarabilir. Kar›ncalarla resimdeki tohum aras›ndaki iliflki buna bir örnektir. Bu uyumlu beraberli¤i yaratan, her ifli evirip çeviren Allah't›r.

için bu kar›nca türünün hofluna gidecek özellikleri bir flekilde ö¤rendi¤i ve tohumunu bu özelliklere uygun hale getirdi¤i, kar›ncayla ayn› ortamda bulunmay› ayarlad›¤› gibi bir iddia da bilimsel aç›dan hiçbir geçerlili¤i olmayan bir safsata olmaktan öteye gidemeyecektir. Bu uyumun özel olarak ayarlanm›fl olmas› flartt›r. Çünkü yeryüzündeki bu bitkiye ait ilk tohum, üreyebilmek için baflka bir mekanizmaya sahip de¤ildi. Ve e¤er kar›ncalar›n ilgisini çekemeseydi flu an bir varl›¤›n›n olmas› da söz konusu olamayacakt›. (Üstelik kar›ncalar var olmasa hiçbir flekilde yaflama ihtimalleri olmayacakt›.) Ama bu bitki vard›r ve bu durumun bize gösterdi¤i gerçek de aç›kça ortadad›r. Bu kusursuz uyumu sa¤layan fluur ne kar›ncaya ne de bitkiye aittir. Bu fluurun kayna¤›, her iki canl›n›n sahip olduklar› özelliklerden haberdar olan, bu canl›lar› birbirlerine uyumlu flekilde yaratan üstün bir sahibi olan Allah't›r. Allah her canl›n›n Kendisi'ne boyun e¤mifl oldu¤unu bir ayetinde flöyle bildirmektedir: Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun e¤mifl' bulunuyorlar. (Rum Suresi, 26)


84

TOHUM MUC‹ZES‹

Agouti ile Bertholletia'n›n Uyumlu ‹liflkisi Güney Amerika'da yetiflen Bertholletia a¤açlar›n›n kapsül içindeki tohumlar›, orman zeminine düfltükten sonra bir süre bulunduklar› yerde kal›r. Bunun sebebi hayvanlar›n ilgisini çekecek hiçbir özelliklerinin olmamas›d›r. Bu tohumlar›n kokular› yoktur, d›fl görünüfl olarak da dikkat çekici de¤ildirler, ayr›ca k›r›lmalar› da çok zordur. Ancak bu a¤ac›n üreyebilmesi için de bir flekilde tohum olarak oluflturdu¤u kapsüllerin içindeki f›nd›klar›n ç›kar›l›p topra¤›n alt›na gömülmeleri gereklidir. Bu olumsuz gibi görünen özelliklerden hiçbiri Bertholletia için sorun teflkil etmez. Çünkü bu olumsuzluklar› aflacak özelliklere sahip olan bir canl› vard›r ve bu canl› kendisiyle ayn› ortamda yaflamaktad›r. Güney Amerika'da yaflayan bir tür kemirici olan Agouti, bu kal›n ve kokusuz kabu¤un alt›nda kendisi için bir yiyecek oldu¤unu bilmektedir. Agoutilerin diflleri kesici ve sivridir. Özel difl yap›lar› sayesinde tohumlar›n sert kapsüllerini kolayca k›rarlar. Tek bir kapsül içinde yaklafl›k 20 civar›nda f›nd›k bulunur. Bu da Agoutilerin bir seferde yiyece¤inden çok fazlad›r. Agouti, çenesine ald›¤› f›nd›klar› tafl›r ve onlar› açt›¤› küçük deliklere yerlefltirdikten sonra üstünü örter. Agoutiler bu ifllemi f›nd›klar› daha sonra yemek için yapm›fl olmalar›na ra¤men, gömdükleri f›nd›klar›n ço¤unu daha sonra bulamazlar. Ve bu durum da Bertholletia a¤ac›n›n ifline yarar. Bu sayede a¤ac›n filizlerinden pek ço¤u topra¤›n içine filizlenmek üzere gömülmüfl olur.41 Görüldü¤ü gibi Agouti'nin beslenme flekli ile Bertholletia a¤açlar›n›n üreme flekli, birbirlerine son derece uyumludur. Bu uyum tesadüfen ortaDünya üzerindeki bütün Agoutiler Bertholletia a¤ac›n›n f›nd›klar› ile beslenir. Ayn› flekilde dünya üzerindeki bütün Bertholletia a¤açlar› da bu hayvan›n f›nd›klar›n› topra¤a gömmesi sayesinde üreme imkan› bulur. Bu, kesinlikle tesadüflerle aç›klanamayacak bir durumdur ve her iki canl›y› da Allah'›n yaratt›¤›n› kan›tlamaktad›r.


To h u m l a r › n D a ¤ › t › l m a s ›

ya ç›km›fl bir uyum de¤ildir. Bu canl›lar birbirlerini tesadüfen keflfetmemifllerdir. Bertholletia a¤ac›n›n böyle fluursuz bir tesadüfün gerçekleflmesini bekleyecek zaman› yoktur; böyle bir lükse sahip de¤ildir. Çünkü bu a¤ac›n, var oldu¤u ilk günden itibaren üreyebilmesi Agouti'nin varl›¤›na ba¤l›d›r. Bu durumda bu iki canl› birbirlerine uyumlu flekilde yarat›lm›fllard›r. Bu durumu flöyle bir örnekle netlefltirebiliriz: Bir eve girdi¤inizi düflünün. Evin içinde bir televizyon olsun ve yan›ndaki sehpada da bir televizyon kumandas› duruyor olsun. Kumanday› elinize ald›¤›n›z› ve bununla televizyonu açt›¤›n›z›, kanallar aras›nda dolaflt›¤›n›z› düflünün. Bu durumda ne düflünürsünüz? Muhtemelen, "bu kumanda bu televizyonu yönetecek flekilde tasarlan›p üretilmifltir" dersiniz. Peki baflka bir kifli odaya girse ve flöyle dese: "Bu kumanda da televizyon da zaman içinde tesadüfler sonucunda var olmufl, üstelik yine tesadüfler sonucunda birbirlerine uyumlu hale gelmifllerdir." Bu kifli hakk›nda ne düflünürsünüz? Muhtemelen bu insan›n ak›l sa¤l›¤› hakk›nda ciddi flüpheler duyars›n›z. Oysa burada örnek verdi¤imiz Bertholletia a¤ac› ile Agouti isimli canl› aras›ndaki uyum bir televizyon ve kumandas› aras›ndaki uyumdan çok daha karmafl›kt›r. Her iki canl›n›n da tüm sistemleri birbirlerine fayda verecek flekilde düzenlenmifltir. Ve elbette bir düzenleme varsa bir Düzenleyici de vard›r. Bu canl›lar tek bir Yarat›c› yani Allah taraf›ndan yarat›lm›fllard›r. Do¤ada say›s›z örnekleri olan bu uyum hiç kuflkusuz ki çok üstün bir akl›n ürünüdür. Sonsuz ak›l sahibi olan Allah, her iki canl›y› bu özellikleriyle birlikte yaratm›flt›r: Yeryüzünde hiçbir canl› yoktur ki, r›zk› Allah'a ait olmas›n. Onun karar (yerleflik) yerini de ve geçici bulundu¤u yeri de bilir. (Bunlar›n) Tümü apaç›k bir kitapta (yaz›l›)d›r. (Hud Suresi, 6)

85


86

TOHUM MUC‹ZES‹

5

.BÖLÜM

Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Art›k ö¤üt al›pdüflünmez misiniz? E¤er Allah'›n nimetini saymaya kalk›flacak olursan›z, onu bir genelleme yaparak bile sayamazs›n›z. Gerçekten Allah, ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. (Nahl Suresi, 17-18)


Bitkilerin ve To h u m l a r › n D a y a n › k l › l › ¤ ›

H

er bitki yaflad›¤› bölgedeki iklim koflullar›na uygun bir tasar›ma ve özelliklere sahiptir. Örne¤in; kurak bölgelerdeki bitkilerde var olan özellikler di¤er türlerde yoktur. Bu nedenle çöller-

den al›nan bir bitkinin kutuplarda ya da tropikal ormanlarda, tropikal ormanlardan al›nan bir bitkininse kutuplarda ya da çöllerde yaflamas› beklenemez. Çünkü tropikal bölgelerdeki bitkilerin bütün yap›lar› -yapraklar›n›n büyüklükleri, tohumlar›n›n dayan›kl›l›k özellikleri vs.- bu bölge flartlar›na uygundur. Kutup bölgelerinde yetiflen bitkilerin özellikleri ise kutup flartlar›na uygundur. Ancak baz› bitkiler, beklenmedik flekilde ortaya ç›kan zorlu flartlara karfl› da son derece dayan›kl›l›k gösterirler. Afl›r› s›cak hava, kurakl›k ya da aksine fliddetli ya¤mur ve so¤uk bitkilerin dayan›kl› olmalar›n› gerektiren flartlardand›r. Bu gibi beklenmedik durumlarla karfl› karfl›ya kalan baz› bitkiler ise bir çeflit uyku durumuna geçerek dayan›kl›l›k gösterirler.

Suda yaflayan bir bitkinin çölde, kurak iklimde yaflayan bir bitkinin tropiklerde yaflamas› imkans›zd›r. Resimlerde görülen bitkilerin her biri farkl› iklim koflullar›nda yaflayacaklar› tasar›mlara sahiptir.

87


88

TOHUM MUC‹ZES‹

Tohumlardaki Uyku Durumu Bitkilerin fazla bilinmeyen özelliklerinden bir tanesi yukar›da söz etti¤imiz gibi baz› bitki türlerine ait tohumlar›n çok zor koflullara dayan›kl› olmalar›d›r. Söz konusu tohumlar zor flartlar›n olufltu¤u dönemlerde bilinçli bir flekilde metabolizma faaliyetlerini azaltarak yani bir anlamda uykuya geçerek daha dayan›kl› olurlar. Uyku olay› ilk etap olan kurutma aflamas› ile bafllar. Tohum, sahip oldu¤u suyu dokular›ndan kaybederek uykuya dalar. Canl› bitki dokular› % 90 ila % 95 aras›nda su içerirken, uykudaki tohumlar›n dokular› % 5 veya en fazla % 15 gibi su içerir. Bu ifllem belirli bir s›ralama ile genetik kontrol alt›nda geçeklefltirilir. Bu ifllemin gerçeklefltirilmesinde bafll›ca etken absisik asit adl› bir hormondur.42 Bu hormon bitki büyümesini engelleyen hormonlardan biridir. Bu hormonun varl›¤› sayesinde tohum içinde fonksiyonlar yavafllar. Uyku durumundaki bir tohumun hücrelerinde, solunum çok azal›r, ne beslenme ne de büyüme olmaz.43 On y›llarca hatta yüzy›llarca uyku durumunda kalan ve sonra filizlenen tohumlar vard›r. Bu uyku durumu bitkilerin soylar›n› sürdürmeleri aç›s›ndan son derece önemlidir. Bitkiler hep ayn› yerde bulunduklar› için zor koflullarda yaflamlar›n› sürdürebilmelerini sa¤layan böyle bir mekanizman›n varl›¤› zorunludur.44 Peki bu derece önemli olan bu özellik nas›l ortaya ç›km›flt›r? fiartlar kötüye gitti¤inde bitki tohumlar› nas›l olup da bulunduklar› yerde yani topra¤›n alt›nda bundan haberdar olmakta ve önlem almaktad›rlar? Bir tohumun ne gözleri, ne saati, ne de sinir sistemi mevcuttur. Bu durumda bitki uyanma vaktinin geldi¤ini nas›l hesaplamaktad›r? Evrimciler baz› bitkilerin zor koflullarda yaflamalar›n› sa¤layan bu özelliklere sahip olmalar›na "Bitkiler istenilmeyen dönemlerde yaflamlar›n› garantiye almak için mekanizmalar gelifltirmifllerdir" gibi cümlelerle aç›klama getirmeye çal›fl›rlar. Ancak bu, düflünüldü¤ünde hiçbir anlam ifade etmeyen bir cümledir. Çünkü tahta bir gövdeden, yeflil yapraklardan, çiçeklerden, köklerden oluflan bir a¤ac›n ya da bir çiçe¤in kendisi ad›na böyle bir ihtiyaç hisset-


Bitkilerin ve To h u m l a r › n D a y a n › k l › l › ¤ ›

mesi ve düflünmesi, tohumunun uykuya geçmesini sa¤layacak bir sistemi keflfetmesi, bu mekanizmay› kendi içinde kurmas›, sonra da bunun için gerekli olan genetik bilgiyi kodlayarak bunu hücrelerine yerlefltirmesi ve bu bilgiyi gelecek nesillere aktarmas› elbette ki mümkün de¤ildir. Böyle bir iddia bilimsellikten oldu¤u kadar ak›lc›l›ktan da uzakt›r. Evrimcilerin bu konuda anlatt›klar› bir baflka hikaye ise flöyledir: "Evrim süresince, her bir bitki türü çevre koflullar›na ait verileri ustal›kla elde etti ve zihnine yerlefltirdi. Bu bilgiler konsantre edilerek genetik materyalinin içerisine kodland›. Tohumlar, mevsimlerin ardarda geldi¤ini, topra¤›n cinsini ve kalitesini, bir akarsuyun yak›n olup olmad›¤›n›, etraf›nda rakip türlerin var olup olmad›¤›n›, ortaya ç›kan bofl bir alan›n varl›¤›n› 'tan›ma' yetene¤ine sahip oldular."45 Yukar›daki ifadeler biraz düflünüldü¤ünde bunlar›n da son derece mant›ks›z varsay›mlar oldu¤u rahatça anlafl›lacakt›r. Bir bitkinin zihni yoktur ki, çevresindeki verileri "zihnine yerlefltirsin"! Veya bir bitki, sahip oldu¤u genetik materyalden haberdar de¤ildir ki, buna yeni bilgiler eklesin. Ayn› flekilde bitki ak›l ve fluur sahibi bir varl›k de¤ildir ki, çevresini "tan›ma yetene¤ine" sahip olsun! Bunlar›n tümü bitkilerin Allah taraf›ndan yarat›lm›fl oldu¤unu kabul etmek istemeyen evrimcilerin gerçek d›fl› masallar›ndan ibarettir. Evrimcilerin iddialar›n›n tutars›zl›¤›n›n baflka bir yönü daha vard›r. Evrimciler, bitkilerin, özelliklerini zaman içinde geliflen tesadüfi de¤iflimlerle kazand›klar›n› iddia ederler. Bu iddiaya göre, bitkilerin uzun y›llar süren uyuyabilme özelli¤ini kazanabilmeleri için de aradan yüzbinlerce, milyonlarca hatta yüzlerce milyon y›l geçmifl olmas›, bitkilerin olumsuz koflullara dayanarak bu kadar uzun y›llar boyunca beklemifl olmalar› gerekmektedir. Ancak bitkiler böyle bir zorlu¤a dayanamazlar. Tohum çimlenmeye bafllad›ktan sonra flartlar olumsuzsa yaflam›n› sürdüremez ve bu da o bitkinin soyunun tükenmesi demektir. Böyle bir durumda kötü flartlarla karfl›laflan ilk tohuma, uyuma yetene¤ini kazand›racak ola¤anüstü bir tesadüfün (buna mucize demek daha do¤ru olur) meydana gelmifl olmas› gerekir. Bunun hiçbir flekilde mümkün olmayaca¤›, evrimcilerin tek alternatif olarak öne sürdükleri te-

89


90

TOHUM MUC‹ZES‹

sadüflerin de¤il yüz milyonlarca, trilyon kere trilyon y›l beklense de bir bitkinin genetik flifresine yeni bir bilgi ekleyemeyece¤i, tohumlara uyuma özelli¤ini ya da baflka herhangi bir özelli¤i kazand›ramayacaklar› sa¤duyu sahibi her insan için aç›kt›r. Bitkiler ve onlar› meydana getiren tohumlar, Allah taraf›ndan bugünkü özellikleriyle birlikte kusursuz bir flekilde yarat›lm›fllard›r. Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Art›k ö¤üt al›p-düflünmez misiniz? E¤er Allah'›n nimetini saymaya kalk›flacak olursan›z, onu bir genelleme yaparak bile sayamazs›n›z. Gerçekten Allah, ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. (Nahl Suresi, 17-18)

Su geçirmez mantosuna bürünmüfl haldeki embriyon bazen ana bitkiden çok uzaklara kadar gidebilir. Bütün bu seyahati süresince tohum uyku halinde kal›r. At kestanelerini ve soya fasulyelerini buna örnek olarak verebiliriz. Tohum ulaflaca¤› yere vard›¤›nda bile uyku durumu aylar boyunca sürebilir. Ancak bu anlams›z bir bekleyifl de¤ildir. "Uyku hali" denilen bu olay çok temel bir ihtiyaçt›r ve kompleks ifllemlerle gerçekleflmektedir. Bu dinlenme, yeflermenin en elveriflli zamanda ve do¤ru yerde bafllat›lmas› için uygulamaya sokulan bir stratejidir. Çünkü filizlenme olay› bir defa bafllad›¤›nda art›k geriye dönüfl mümkün de¤ildir. E¤er d›fl flartlar olumsuzsa genç ve narin filizler bunlardan çok fazla etkilenecek ve varl›klar›n› sürdüremeyeceklerdir. Tohumlardaki uyku durumu bu riski ortadan kald›rmaktad›r.


Bitkilerin ve To h u m l a r › n D a y a n › k l › l › ¤ ›

Lupin Bitkisinin Tahmin Yetene¤i Bir insan›n gökyüzüne bakarak ya da baflka yöntemler kullanarak hava tahmini yapmas› mümkündür. Peki bir bitkinin tahmin yetene¤ine sahip olmas› mümkün müdür? Arktik tundralardaki Lupin bitkisi hava tahmini yapar ve bu tahmin do¤rultusunda e¤er flartlar olumsuzsa çimlenmez ve toprak alt›nda bir nevi uykuya geçerek havalar›n düzelmesini bekler. Bu bitkinin tohumlar›, büyümek için y›l›n belli zamanlar›nda s›cak havaya ihtiyaç duyar. Tohumlar s›cakl›¤›n yeterli olmad›¤›n› fark ettiklerinde bir mucize gerçekleflir, ortam di¤er flartlar aç›s›ndan uygun olsa da tohumlar çatlamaz ve donmufl topraklarda s›cakl›¤›n artmas›n› beklerler. Uygun ortam tam olarak sa¤land›¤›nda da aradan geçen zaman›n uzunlu¤una bakmaks›z›n Lupin tohumlar› kald›klar› yerden geliflmeye devam ederler. Öyle ki kaya yar›klar› aras›nda yüzlerce y›l bozulmadan, çimlenmeden kalan bitki tohumlar› bulunmufltur.46

Lupin bitkisi donmufl topraklarda y›llarca bozulmadan kalabilen dayan›kl› tohumlar (alttaki resim) üretir.

91


92

TOHUM MUC‹ZES‹

Görüldü¤ü gibi, tohum d›fl ortamdaki olaylardan haberdarm›flças›na baz› de¤ifliklikler yaflamaktad›r. Konunun önemi aç›s›ndan flu sorular› tekrar soral›m: D›fl ortam hakk›ndaki bilgiler yerin alt›ndaki tohuma nas›l ulaflmaktad›r? Tohumun kendi kendine d›fl ortamdan haberdar olmas›, yani hava tahmini yapmas› mümkün müdür? Tohumun içinde bulunan bir mekanizma ona durumu haber vermektedir. Tohum da bu haber üzerine bir yerden emir gelmifl gibi geliflimini aniden durdurmaktad›r. Peki öyleyse bu haberleflme sistemi nas›l ortaya ç›km›flt›r? Bu sistemi bitkinin kendisi mi düflünerek bulmufltur? Bu sistemle ilgili gereken teknik donan›m› kendisinde nas›l oluflturmufltur? Bu sistemi tabii ki bitkinin kendisi bulmam›flt›r. Böyle bir yetene¤i bitkinin kendisinin kazanamayaca¤› aç›kt›r. Bitki ilk ortaya ç›kt›¤› andan itibaren tohumunda sakl› duran genetik bilgide, zaten bu yetenek kodludur. Lupin bitkisi, so¤uk hava ile karfl›laflt›¤›nda geliflmesini dondurabilece¤i bir sisteme bu genetik kod sayesinde sahiptir. Böyle bir bilgi kodlamas›n›n ise bir bitki hücresinde kendi kendine oluflmas› imkans›zd›r. Evrimcilerin öne sürdükleri hayali geliflim süreci ne kadar uzun olursa olsun, bu s›rada ne tür olaylar gerçekleflirse gerçekleflsin, bitki tohumlar›n› hava durumundan haberdar eden böyle bir sistemin kendi kendine oluflmas› mümkün de¤ildir.

Di¤er Bitkilerden Örnekler Michigan Üniversitesi taraf›ndan 1879'da bafllat›lan bir bilimsel çal›flmada farkl› türlerde tohumlar kavanozlar›n içerisine konmufl ve saklanm›flt›. Periyodik olarak kavanozlardaki tohumlar› filizlendirmek için denemeler yap›lm›flt›. 1980'lerde yani bu deneye baflland›ktan 101 y›l sonra tohumlar›n baz›lar› filizlenmifltir. Danimarka'da 1978'de yürütülen ayr› bir çal›flmada, topra¤›n içerisinde yap›lan kaz›da 850 y›ll›k hareketsiz tohumlar›n filizlendi¤i görülmüfltür.47 Yine ayn› flekilde Mimosa glomerata'n›n tohumlar›, kurutulmufl bitki koleksiyonlar›n›n tutuldu¤u bir kapta 220 y›l saklanm���fl ve tohumlar suyla ›slat›l›r ›slat›lmaz filizlenmifltir. Dayan›kl› tohumlara baflka bir örnek


Bitkilerin ve To h u m l a r › n D a y a n › k l › l › ¤ ›

Tesbih a¤ac›n›n tohumlar› küçük, sert, kaygan ve metalik bir görünüme sahiptir. Tesbihe benzeyen tohumlar›n özelli¤i alt›yüz y›l topra¤›n alt›nda kald›ktan sonra filizlenebilmeleridir. (Grains de Vie, s.68)

olarak da, 1942 y›l›nda, 2. Dünya Savafl› s›ras›nda 147 y›ll›k Albizia julibrissin adl› bitkiyi verebiliriz. Londra'daki British Museum'da saklanan bu tohum yang›n söndürme çal›flmalar› s›ras›nda ›slan›nca aradan geçen zamana ra¤men filizlenmifltir.48 Tundra bölgelerinde hava s›cakl›klar› düflük oldu¤u için bozulma daha yavafl olur. Öyle ki baz› tohumlar, 10.000 yafl›ndaki buzul tabakalar›ndan ç›kar›l›p, laboratuvara al›nd›¤›nda gerekli miktarda ›s› ve nemin sa¤lanmas›yla birlikte tekrar hayata dönebilmektedirler.49 Tohum, hepimizin bildi¤i gibi içinde belli miktarda besin bulunan ve d›fl kabu¤u tahtay› and›ran bir cisimdir. ‹çinde s›cakl›¤› alg›layan bir sistemin bulunmas›, d›fl dünyadan bilgi al›fl-verifli yapabilmesi ve sonucunda elde etti¤i verileri de¤erlendirmeye alarak bu bilgiler do¤rultusunda hareket etmesi kuflkusuz mucizevi olaylard›r.

93


94

TOHUM MUC‹ZES‹

Ancak evrimcilere göre, tohumlar bu sistemin oluflumunu tesadüflerin yard›m› ve kendi iradeleriyle sa¤lam›fllard›r. Hatta evrimci iddialara göre, tohumlar son derece fluurlu bir flekilde olumsuz koflullar›n çimlendikten sonra büyümelerine engel olaca¤›n›n fark›ndad›rlar. Bu flartlar› gördükleri anda geliflimlerini durdurmak için neler yapmalar› gerekti¤ini bilir ve s›cakl›k yeterli hale geldi¤inde kald›klar› yerden geliflmelerine devam ederler. Elbette bu iddialar tamamen ak›l d›fl›d›r. Bunlar› yapan tohumlar›n kendileri de¤ildir. Bir tahta parças›n›n zeka ve bilince sahip olmas›, tahmin yetene¤ini kullanmas› ve böyle planlar yapmas› mümkün de¤ildir. ‹flte bu yüzden tohum-

Çevrenizde ya da resimlerde gördü¤ünüz bitkilere bakarken pek ço¤unun küçük tahta parçalar›na benzer tohumlardan üredi¤ini ve bunun çok büyük bir iman hakikati oldu¤unu sak›n unutmay›n.


Bitkilerin ve To h u m l a r › n D a y a n › k l › l › ¤ ›

lardaki bu ola¤anüstü mekanizman›n, evrim teorisinin iddia etti¤i gibi rastlant›larla aç›klanmas› imkans›zd›r. Tohumlar, zorlu koflullara dayan›kl› olacak flekilde özel olarak tasarlanm›fllard›r; Allah taraf›ndan bu özelliklerle birlikte yarat›lm›fllard›r. Hiç kuflkusuz ki alemlerin Rabbi olan Allah küçücük tohumlarda bize Kendi varl›¤›n›n ve üstün yarat›fl›n›n delillerini sergilemektedir. Allah diledi¤i anda diledi¤ini benzersiz olarak yaratand›r. O'nun yaratmada hiçbir orta¤› yoktur. ‹flte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan baflka ‹lah yoktur. Herfleyin Yarat›c›s›'d›r, öyleyse O'na kulluk edin. O, herfleyin üstünde bir vekildir. Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif oland›r, haberdar oland›r. (En'am Suresi, 102-103)

95


96

TOHUM MUC‹ZES‹

6

.BÖLÜM

Yeryüzünde birbirine yak›n komflu k›talar vard›r; üzüm ba¤lar›, ekinler, çatall› ve çatals›z hurmal›klar da vard›r ki, bunlar ayn› su ile sulan›r; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) baz›s›n› baz›s›na üstün k›l›yoruz. fiüphesiz, bunlarda akl›n› kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vard›r. (Rad Suresi, 4)


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

D

öllenmenin ard›ndan oluflan tohumun bir bitkiye dönüflmesindeki ilk aflama önceki bölümde inceledi¤imiz gibi tafl›nmad›r. Tafl›nman›n ard›ndan da filizlenme safhas› bafllar. Bir tohum ol-

gunlaflt›¤›nda genellikle hareketsizdir, hemen filizlenmez. Çünkü tohumun filizlenmesi için pek çok faktörün birarada olmas› gerekmektedir. Bir tohumun filizlenebilmesi için uygun s›cakl›k, nem ve oksijen gereklidir. Bu flartlar biraraya geldi¤inde, uyku halindeki tohumlar canlanmaya bafllar. Bu flartlardan herhangi birinin eksik olmas› filizlenmeyi durdurur. Bir tohumun filizlenmesi için öncelikle suya ihtiyac› vard›r. Çünkü olgun tohumlardaki embriyolar›n suyu bulunmaz, metabolizman›n tekrar aktif hale gelmesi için yani büyüme iflleminin bafllayabilmesi için hücrelerde sulu bir ortama ihtiyaç vard›r. Ayr›ca büyüme için gerekli enzimlerin etkinli¤inin artmas› da suya ba¤l›d›r. Bu ihtiyaç tohumlar›n ›slanmas› ile karfl›lan›r. Tohumlar›n uyanmas› yani metabolizmalar›n›n harekete geçmesi ile birlikte kök ve filiz de büyür ve bu aflamada hücre bölünmesi bafllar. Bir yandan da belirli fonksiyonlar›n özel dokular taraf›ndan gerçeklefltirilebilmesi için hücre farkl›laflmas› olur.50 Bu aflamada oksijene mutlaka ihtiyaç vard›r. Tohum, içindeki besinlerden oksijenli solunumla enerji ve ›s› üretimine bafllar. Çünkü çimlenen tohumlarda yeni oluflan bitkinin k›s›mlar›n›n oluflabilmesi için enerjiye ihtiyaç vard›r. Uygun s›cakl›k da, enzimlerin maksimum h›zlarda çal›flmas›n› sa¤lar.51 Görüldü¤ü gibi, tohumun büyümek için enerjiye yani besine ihtiyac› vard›r. Fakat tohumun, topraktaki mineralleri kökleriyle alacak hale gelene kadar beslenebilece¤i bir kayna¤› yoktur. Öyleyse tohum, büyümesi için gerekli olan besini nas›l bulmaktad›r? Bu sorunun cevab› tohumun yap›s›nda gizlidir. Daha önceki bölümlerde de detayl› olarak ele al›nd›¤› gibi, döllenme s›ras›nda tohumla birlikte oluflan besin deposu, bitki filiz verip toprak d›fl›na ç›kana kadar tohumlar taraf›ndan kullan›l›r. Tohumlar bir bitki olarak kendi besinlerini üretir hale gelinceye kadar, bünyelerindeki bu yedek besinlere ihtiyaç duyarlar.

97


98

TOHUM MUC‹ZES‹

Taze bir tohumdaki yedek besin, nemli, zengin bir jeldir ve embriyonun etraf›nda bulunur. Tohum kurudukça kendini uzun süre saklayacak bir flekil almak için sertleflir. Bu s›rada besin deposu da sertleflir. Tohum yeniden nemlendi¤inde besin maddesi yine sulu bir jele dönüflür, kökü ve gövdeyi kendi besinlerini sa¤layacak hale gelene kadar besler. Bu durumu m›s›rda çok kolay gözlemlemek mümkündür. Tazeyken m›s›r tohumu yumuflakt›r, kurudu¤unda ise sertleflir. Tazeyken tatl› olan m›s›r›n içindeki fleker, kurudu¤unda niflastaya dönüflür. Yeniden su ile nemlendi¤inde niflasta yine flekere dönüflür. Tohum bu kimyasal de¤iflikli¤i geçirmek için suya ihtiyaç duyar.

Uykudan Uyanan Tohumlar Yukar›da söz etti¤imiz flartlar biraraya geldi¤inde tohum içinde kimyasal baz› ifllemler gerçekleflir. Biraz önce de belirtti¤imiz gibi tohum filizlenmeden önce uyku halindedir. Embriyonun uyku halinde kalmas›n› sa¤layan ise baz› bitki hormonlar›d›r. Bunlar›n en önemlisi absisik asittir. Ayr›ca tohumlar›n kabu¤u gaz al›flveriflini engelleyecek kadar s›k ve sert dokulu oldu¤undan embriyonun faaliyetini engeller ve uyku halinde kalmas›na neden olur. Tohum ›slat›ld›¤›nda ise, tohum örtüsü flifler ve embriyo hücrelerinde bulunan enzimler faaliyete geçerek "giberellin" isimli yeni bir hormon salg›lamaya bafllarlar. Bu hormon uyku durumunda kalmay› sa¤layan absisik asitin etkisini ortadan kald›r›r. Bu asitin etkisinin ortadan kalkmas› ile de sindirim enzimleri (alfa-amilaz) faaliyete geçer. Bu enzimler besin deposu içindeki niflastan›n parçalanarak flekere dönüflmesini sa¤lar. Ortaya ç›kan flekerler embriyo hücreleri taraf›ndan solunumda kullan›l›r ve böylece hücrelerin bölünmesi için gerekli enerji sa¤lanm›fl olur.52


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

80 ‹lk Yapraklar

60

30

20 0

Amilaz

Niflasta 40

20 Koleoptil Sindirim Enzimleri

10

1 2 3 4 Çimlenme Zaman› Niflastal› Koleoptil Sindirim Enzimleri Endosperm Alevron Tabakas›

5

6

0

Endosperm Niflastas› (mg/tohum)

99

Besin Maddesi Kotiledon a

Kök b

Kalan Niflasta c

d

e

Tohumun nemlenmesiyle birlikte baz› hormonlar ve sindirim enzimleri salg›lanmaya bafllar. (a) Enzimler endospermde bulunan niflasta ve di¤er besinlerin sindirilmesini sa¤lar. (b) Bu aflamadan sonra filiz ve kök geliflmeye bafllar. (c) Çimlenmenin son aflamas›nda yedek besin deposu bitmifltir. Ortaya ç›kan ilk yapraklar fotosentez yapmaya bafllar. (d) (Musa Özet, Osman Arpac›, Ali Uslu, Biyoloji 3, Sürat Yay›nlar›, s.46)

‹nsanlar bir tohumu topra¤a att›klar›nda genellikle bu ifllemlerden hiç haberdar olmazlar. Birkaç gün sonra o tohumun filizlenmesine ve yavafl yavafl bir bitki haline dönüflmesine ise do¤al bir süreç olarak bakarlar. Oysa yukar›da s›ralad›¤›m›z ifllemler, görüldü¤ü gibi son derece komplekstir. Önce son derece uygun flartlar oluflmakta, ard›ndan birbiri peflis›ra kimyasal ifllemler gerçekleflmekte, bir enzim di¤erine etki ederek tohumun bitki haline dönüflmesini sa¤lamaktad›r. ‹nsanlar bu kusursuz sistemler üzerinde biraz derinlemesine düflündü¤ünde, büyük bir yarat›l›fl gerçe¤i ile karfl› karfl›ya oldu¤unu anlayacakt›r. Çünkü böyle içiçe, biri olmazsa di¤eri aktif hale geçmeyen sistemlerin kör tesadüfler sonucu ortaya ç›kamayaca¤› son derece aç›kt›r. Üstelik bu kompleks sistem filizlenme ile de son bulmamakta, daha da mucizevi ifllemlerle devam etmektedir. Gereken koflullar sa¤lan›p da çimlenme bafllad›¤›nda tohum toprak-


100

TOHUM MUC‹ZES‹

tan suyu çeker ve embriyo hücreleri bölünmeye bafllar, daha sonra tohum kabu¤u aç›l›r. Filizlenme süresince bitkinin tohumdan ç›kan ilk bölümü kökçüklerdir. Bitkilerdeki kök sisteminin ilk aflamas› olan bu kökçükler sürekli sürgün verir ve toprakta afla¤› do¤ru büyürler. Kökler büyüdükçe topra¤› zorlamaya bafllar ve yüksek derecede bir sürtünmeyle karfl›lafl›rlar ancak hiçbir zarar görmezler. Çünkü yeni oluflan bitkinin köklerinin uç k›sm›ndaki hücreler daima aktif haldedirler. Ve en uçtaki hücreler, kökün sert toprak parçalar› aras›nda hareket ederken korunmas›n› sa¤larlar. Bu koruyucu tabakan›n (kaliptra) arkas›ndaki hücreler ise çok h›zl› bölünme (mitoz bölünme) özelli¤ine sahip olup, kökün günde yaklafl›k 11 cm. kadar uzamas›n› sa¤larlar. Kökçükler geliflerek dalland›kça, topraktan gerekli besini emebilecekleri yüzeyi art›rman›n yan›nda, bitkinin topra¤a daha sa¤lam tutunmas›n› da sa¤larlar. Buna ilave olarak kökçüklerde oluflan emici tüyler de bitkinin topraktan gerekli maddeleri emerek alma kapasitesini art›rmada büyük rol oynamaktad›r.53

Emici Tüy

Hücrelerin Büyümesi Olgun kök

Kaliptra

Epidermis

Parenkima

Çekirdek Endodermis Perisikl

Floem Apikal Meristem

Koleoptil

Bitkilerin kökleri yerçekiminin etkisiyle, topra¤›n alt tabakalar›na do¤ru h›zl› bir büyüme gösterirler. Kök uçlar› çok h›zl› bölünme yetene¤ine sahip bir büyüme bölgesinden (meristem doku) oluflur. Bu doku, parenkima hücrelerinden oluflan bir tabaka (kaliptra) taraf›ndan korunur. Buradaki hücreler "müsilaj" ad› verilen bir madde üretirler. Bu madde, köklerin toprak içinde hareketini kolaylaflt›r›rken ayn› zamanda topraktan baz› maddelerin (iyonlar) emilimini h›zland›r›r. Köklerdeki meristem doku bölündükçe oluflan yeni hücreler, köklerin uzamas›n› sa¤larlar. Bunun yan› s›ra olgunlaflarak farkl›laflan bu hücreler bulunduklar› konuma göre tafl›ma, depolama veya epidermis hücresi olarak görev al›rlar. (Biyoloji 3, sf.48 flekil 2.7)


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

Kökçüklerin geliflmesini, sap ve yapraklar› üretecek olan tomurcuklar›n geliflimi izler. Tohum toprak üstüne, ›fl›¤a do¤ru yönelir ve sürekli güçlenir. Topra¤›n üstüne ç›kan filizin ilk gerçek yapraklar› aç›ld›¤›ndaysa bitki, fotosentez yoluyla kendi besinini üretmeye bafllar. Buraya kadar anlat›lanlar, asl›nda herkesin çok iyi bildi¤i, hatta s›k s›k gözlemledi¤i konulard›r. Tohumlar›n topra¤› yararak içinden ç›kmalar› herkes için çok al›fl›lm›fl bir görüntüdür. Ama tohumun büyümesi s›ras›nda gerçekte bir mucize gerçekleflmektedir. A¤›rl›¤› ancak "gram"larla ifade edilebilecek olan tohum, üzerindeki kilolarca a¤›rl›ktaki topra¤› delerek yukar› ç›karken hiç zorlanmaz. Tohumun tek amac› topra¤›n üstüne ç›k›p ›fl›¤a ulaflmakt›r. Çimlenmeye bafllayan bitkiler incecik gövdeleriyle sanki bofl bir alanda hareket ediyormufl ve üzerlerinde onca a¤›rl›k yokmuflças›na, oldukça rahat bir flekilde, yavafl yavafl gün ›fl›¤›na do¤ru yol al›rlar. Topra¤›n alt›ndaki tohumun yüzeye ç›k›fl yolu çeflitli yöntemlerle kapat›larak, gün ›fl›¤›na ulaflmas›n› engellemek için deneyler yap›lm›flt›r. Deneyler sonucunda ortaya ç›kan sonuçlar çok flafl›rt›c› olmufltur. Tohum, önüne ç›kan her engelin etraf›ndan dolaflacak kadar Filizlenme s›ras›nda hücreler h›zl› ve fliddetli bir flekilde bölünmeye bafllar. Büyüme suyun emilmesini h›zland›r›r ve art›r›r. Filizlenme s›ras›nda ortaya ç›kan enerji çok kuvvetlidir, o kadar ki normal hava bas›nc›n›n tam tersine olacak flekilde ve yaklafl›k 100 kat›na eflit bir kuvvet uygulayarak ortaya ç›kar. Bu sayede genç filizler kayalar› yarabilecek, betondan evleri çatlatabilecek kuvvette olurlar. (Grains de Vie, s.82 )

101


102

TOHUM MUC‹ZES‹

uzun filizler ç›kartarak ya da büyüdü¤ü yerde bask› yaratarak sonuçta yine gün ›fl›¤›na ulaflmay› baflarm›flt›r. Tohumlar›n filizlenme ifllemi h›zland›r›lm›fl görüntü fleklinde izlendi¤inde filizin kararl›l›¤› ve yönünü flafl›rmadan günefle do¤ru hareket etmesi çok daha iyi anlafl›lmaktad›r. Çimlenmeye bafllayan tohumlar›n amaçlar› günefl ›fl›¤›na ulaflmak oldu¤u için filizler her zaman topra¤›n üstüne ç›kacak flekilde hareket ederler. Ancak çimlenen bir tohumda iki yönde büyüme gerçekleflir. Filiz yukar›ya do¤ru yani yerçekimine ters yönde hareket ederek büyümektedir. Kökler ise yerçekimine uygun hareket ederek topra¤›n içlerine do¤ru ilerlemektedir. Bir bitkinin iki ayr› organ›n›n birbirine tamamen z›t yönlere do¤ru büyümeleri elbette ki düflündürücüdür. Nas›l olup da hem kökler hem de filiz hangi yöne gideceklerini bilmektedir? Bitkilerde büyümeyi yönlendiren uyar›lar, ›fl›k ve yerçekimidir. Tohumdan ç›kan ilk kök ve filiz bu iki çeflit uyar›ya karfl› oldukça duyarl› sistemlerle donat›lm›flt›r. Filizlenen bitkinin köklerinde yerçekimi sinyallerini alg›layan hücreler bulunur. Yukar›ya do¤ru yükselen gövde k›sm›n-

Bitkiler büyüme süreçlerinde, gelifltikleri yerde büyük bir bask› yaratabilirler. Mesela yeni yap›lm›fl bir yolda yar›klar›n içinde yetiflen baz› fideler yar›klar›n daha da genifllemesine yol açabilirler. K›sacas› tohumlar gün ›fl›¤›na ç›karken engel tan›mazlar.


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

da ise ›fl›¤a duyarl› olan hücreler bulunur. ‹flte bu hücrelerin ›fl›¤a ve yerçekimine duyarl› olmas› da bitkinin parçalar›n› gereken yerlere do¤ru yönlendirir. Bu iki uyar› türü, köklerin ve filizin büyüme yönü e¤er dikey de¤il de farkl› bir yöne do¤ru ilerliyorlarsa, yönlerini düzeltmelerini de sa¤lar.54 Filizlenmeye bafllayan tohumla ilgili dikkat çeken bir yön daha vard›r. Bilindi¤i gibi, topra¤›n genel olarak çürütücü, parçalay›c› özelli¤i vard›r. Ancak topra¤›n içindeki tohum ve milimetrenin yar›s› inceli¤indeki kökler hiçbir zarar görmezler. Aksine topra¤› kullanarak sürekli geliflir ve büyürler. Buraya kadar verilmifl olan bilgiler tekrar gözden geçirildi¤inde çok ola¤anüstü bir durumla karfl› karfl›ya olundu¤u hemen görülecektir. Tohumu oluflturan hücreler birdenbire baflkalaflmaya bafllamakta ve de¤iflik flekiller alarak bitkinin de¤iflik bölümlerini oluflturmaktad›r. Üstelik köklerde ve gövde de görüldü¤ü gibi farkl› yönlerde hareket etmektedirler. Gelin, kökün yerçekimiyle hareket ederek topra¤›n derinliklerine gitmesini, gövdenin de topra¤›n üstüne do¤ru hareket etmesini biraz daha derinlemesine düflünelim. D›fltan bak›ld›¤›nda son derece güçsüz bir görünüme sahip olan bu yap›lar›n farkl› iki yöne do¤ru topra¤› yararak yapt›klar› hareketler akla pek çok soru getirmektedir. Öncelikle bu noktada göz önünde bulundurulmas› gereken çok önemli bir karar an› vard›r. Bu karar an›n›, yani hücrelerin baflkalaflmaya bafllad›¤› zaman› belirleyen, onlara gidecekleri yönü gösteren kimdir ya da nedir? Nas›l olup da her hücre hangi bölümde yer alaca¤›n› bilerek hareket etmektedir? Nas›l olup da bir kar›fl›kl›k ç›kmamakta örne¤in kök hücreleri sadece topra¤›n içine do¤ru uzamakta, topra¤›n üstüne ç›kmaya çal›flmamaktad›r?

103


104

TOHUM MUC‹ZES‹

Resimlerde sümbül çiçe¤inin filizlenme aflamalar› görülmektedir. Bu bölümde say›lm›fl olan tüm ifllemler, filizlenen bitkilerin tümünde eksiksiz olarak gerçekleflir. Bütün hormonlar ve enzimler eksiksiz olarak salg›lan›r. Aksi durumda filizlenme gerçekleflmez. Bu, dünyadaki bütün bitkiler için geçerlidir. Bu durumda filizlenme iflleminin tesadüfen gerçekleflti¤ini iddia etmek mümkün de¤ildir. Filizlenmenin her aflamas› Allah'›n bilgisi ve kontrolü alt›nda gerçekleflir.


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

Bitkilerin filizlenmesi s›ras›nda kökler yerçekimine uygun olarak topra¤›n derinliklerine do¤ru ilerlerken, filiz de topra¤›n üstüne günefl ›fl›¤›na do¤ru ulaflmak için hareket eder.

Bunlara benzer bütün sorular›n asl›nda tek cevab› vard›r. Bu karar› alan ve uygulayan, kar›fl›kl›k ç›kmamas› için gerekli olan sistemleri belirleyen ve bünyesinde bunlar› oluflturan elbette ki bitkinin kendisi de¤ildir. Bitkiyi oluflturan hücreler de bunlar› yapamazlar. Bir hücrenin tahmin ve karar yetene¤i, fluuru, ›fl›¤› veya yerçekimini ay›rt edebilecek bir bilinci, zekas› olamaz. Baflka bir canl›n›n müdahalesiyle de bu sistemlerin oluflmas› mümkün de¤ildir. Örne¤in, bir insana (bitkiler konusunda dünyan›n en bilgili uzman› da olsa) yerçekimine duyarl› bir bitki hücresi meydana getir deseniz, bunu baflarmas› mümkün de¤ildir. Bütün bunlar bize bitkilerin üstün ilim sahibi bir güç taraf›ndan yarat›ld›klar›n› ve yönlendirildiklerini gösterir. Yani bu karar› hücrelere ald›rtan, onlara görevlerine göre ne yöne gitmeleri gerekti¤ini gösteren ve sahip olduklar› tüm yap›lar› yaratan üstün bir ak›l sahibi vard›r. Benzeri olmayan bu sonsuz akl›n sahibi tüm alemlerin Rabbi olan Allah't›r. Allah kuru tahta benzeri tohumlardan mucizevi ifllemlerle çeflit çeflit bitkiler yaratmakta ve bu bitkiler sayesinde de yeryüzüne hayat vermektedir: Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerlefltirdik; flüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz. Böylelikle, bununla size hurmal›klardan, üzümlüklerden bahçeler-ba¤lar gelifltirdik, içlerinde çok say›da yemifller vard›r; sizler onlardan yemektesiniz. (Müminun Suresi, 18-19)

105


106

TOHUM MUC‹ZES‹

Filizlerin Kararl›l›¤› Tohumun yar›l›p içinden filizin ç›kabilmesi için çok yüksek miktarda kuvvet gerekmektedir. Bu kuvvetin büyüklü¤ü, filizlerin asfalt kald›r›mlar›n kenarlar›n› çatlatarak ç›kt›klar› düflünüldü¤ünde çok daha iyi anlafl›lmaktad›r. Bu etkili gücün kayna¤› her bitkiyi oluflturan hücrelerin içinde bulunan hidrolik bas›nçt›r. Bitkinin büyümesi için mutlaka gerekli olan bu bas›nç hücre duvar›n› esnetip, geniflletme özelli¤ine sahiptir. E¤er bu özellik olmasayd› bitkilerdeki hücre büyümesi gerçekleflemezdi, yani tohum filizlenemezdi.55 Büyük bir güç kullanarak topraktan ç›kmaya çal›flan filiz, daha önce de belirtti¤imiz gibi her zaman uygun bir ortama ulafla-

Resimlerde mefle palamudunun büyümesindeki çeflitli aflamalar görülmektedir. Sol üstteki tohumlar topra¤a ulaflt›ktan bir süre sonra filizlenmeye bafllar. Soldaki küçük resimde görülen filizler zaman içinde, sa¤ sayfada görülen dev boyutlardaki mefle a¤açlar›na dönüflür.


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

O Allah ki, yaratand›r, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'flekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar›n tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haflr Suresi, 24)

107


108

TOHUM MUC‹ZES‹

mayabilir. Günefl ›fl›¤›n› engelleyecek bir cismin alt›nda kalmas› durumunda bitkinin fotosentez yapmas› zorlaflacakt›r. Bu da bitkinin büyüyememesi demektir. Bu nedenle topra¤›n alt›ndan ç›kan her filiz, yeryüzüne ulaflt›¤›nda hemen ›fl›k kayna¤›na do¤ru büyüme yönünü de¤ifltirir. Bu ifllem fototropizm olarak adland›r›l›r. Fototropizm, bitkilerde bulunan ›fl›¤a duyarl› yön tayin sisteminin bir göstergesidir.56 Evinizdeki bitkileri daha karanl›k ya da günefli do¤rudan almayan bir yere koydu¤unuzda bir süre sonra güneflin geldi¤i yöne do¤ru döndüklerini görürsünüz. Bunun için kimi zaman yapraklar›n›n boylar›n› uzatt›klar›na ve yapraklar›n›n yönlerini de¤ifltirdiklerine hatta k›vr›ld›klar›na flahit olursunuz. Bir filizin, topra¤›n alt›ndan ç›kar ç›kmaz ya da karanl›k bir yere konuldu¤unda hemen güneflin geldi¤i yönü tesbit edebilmesi ve bilinçli bir flekilde o yöne yönelebilmesi üzerinde düflünülmesi gereken bir konudur. Bitkiler sahip olduklar› ›fl›¤a ve yerçekimine dayal› kusursuz yön tayin yetenekleri sayesinde kolayl›kla bu baflar›y› elde etmektedirler. Hayvanlarla ve insanlarla karfl›laflt›rd›¤›m›zda bitkiler, ›fl›¤› alg›lama konusunda daha avantajl› durumdad›rlar. Çünkü hayvanlar ve insanlar sadece gözleriyle ›fl›¤› alg›layabilirler. Bitkilerdeki yön tayin sistemleri ise son derece keskindir. Bu yüzden hiçbir zaman yönlerini flafl›rmazlar.

Ayçiçekleri bitkilerin günefl ›fl›¤›na yönelmesine en güzel örneklerdendir. Yukar›da güneflin hareketine göre bir ayçiçe¤inin gün içindeki dönüflü resmedilmifltir.


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

109

Tohumun kabu¤unu yararak ç›kan filiz asl›nda son derece zor bir ifli baflarmaktad›r. Kiraz›n ya da f›nd›¤›n kabu¤unu düflünün. Sert bir cisimle vurarak k›rabildi¤iniz bu sa¤lam maddeleri küçük yumuflak bir ç›k›nt› olan filiz kolayl›kla delip geçebilmektedir. Bu ifllemi kolaylaflt›ran, tohumun su almas›yla birlikte kabu¤unun yumuflamas› ve kabu¤un içindeki iç bas›nc›n yükselmesi gibi etkenlerdir. Filizleri bu özellikleri ile birlikte yaratan Allah't›r.

Çimlenme küçücük bir cisimden metrelerce uzunluktaki ve tonlarca a¤›rl›ktaki bir bitkinin oluflmas›n›n ilk aflamas›d›r. Yavafl yavafl büyüyen bitkinin kökleri yere, dallar› yukar›ya do¤ru uzan›rken, içindeki sistemler de (besin tafl›yacak sistemler, döllenmesini sa¤layacak sistemler, bitkinin uzamas›n›, genifllemesini ve bunlar›n durmas›n› kontrol eden hormonlar) hep birlikte ortaya ç›kar ve hiç birinin oluflumunda bir aksama ya da gecikme olmaz. Bitki için gerekli olan herfley ayn› anda geliflir. Bu, son derece önemli bir detayd›r. Örne¤in; bir yandan çiçe¤in döllenme mekanizmas› geliflirken, di¤er yandan da tafl›ma borular› (besin ve su tafl›ma borular›) oluflmaktad›r. Aksi takdirde, mesela çiçek döllenme mekanizmas› oluflmayan bir bitkide, su ve besinleri tafl›maya yarayan soymuk ya da odun borular›n›n var olmas›n›n hiçbir önemi olmayacakt›r. Bu durumda köklerin oluflmas›n›n da bir anlam› yoktur. Çünkü böyle bir bitki neslini devam ettiremeyece¤i için ek mekanizmalar bir ifle yaramayacakt›r.


110

TOHUM MUC‹ZES‹

Ancak bitkilerin gelifliminde bu yönde bir aksakl›k görünmez. Herfley tam olmas› gerekti¤i flekilde ve olmas› gerekti¤i zamanda gerçekleflir. Buraya kadar anlat›lanlardan anlafl›laca¤› gibi bitkilerdeki birbirine ba¤l› ve tam uyumlu olan bu mükemmel tasar›mda kesinlikle tesadüfen oluflamayacak bir plan vard›r. Evrimci bilimadamlar›n›n iddia ettikleri gibi kademeli bir oluflum, di¤er canl›lar gibi bitkiler için de hiçbir flekilde söz konusu de¤ildir. Bu kitap boyunca inceledi¤imiz tohumdaki kusursuz tasar›m herfleyi en ince ayr›nt›s›yla bilen ve meydana getiren bir Yarat›c›'n›n varl›¤›n›n delilidir. Bitkilerin yaflam›ndaki yaln›zca ilk aflama yani tohumun oluflumu bile bize üstün güç sahibi olan Allah'›n yaratmas›ndaki benzersizli¤i aç›kça göstermeye yeterlidir. Solda görülen çam kozalaklar›n›n›n içinde korunmakta olan tohumlar topra¤a ulaflt›ktan sonra bir plan dahilinde gerçekleflen ifllemlerle filizlenmeye bafllar. Bu küçük tohumlardan bir süre sonra görkemli çam a¤açlar› oluflacakt›r.


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

111


112

TOHUM MUC‹ZES‹

Resimlerde çeflitli bitkilerin filiz hallerinden örnekler görülmektedir. Bu c›l›z filizler gün geçtikçe büyüyerek dev a¤açlar› oluflturacakt›r. Bu inan›lmas› güç de¤iflim tohumlara Allah taraf›ndan yerlefltirilmifl olan bilgi sayesinde gerçekleflmektedir.


Önemli Bir Aflama: Filizlenme

113

Topra¤› yararak ç›kan bu küçük filizlerin yanda görülen a¤açlara dönüflmesinde akl›n› kullanabilen insanlar için pek çok ibret vard›r. Düflünen her insan Allah'›n ihtiflaml› sanat›n› bakt›¤› her yerde görebilir.

Allah... O'ndan baflka ‹lah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. ‹zni olmaks›z›n O'nun Kat›nda flefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalar›ndakini bilir. (Onlar ise) Diledi¤i kadar›n›n d›fl›nda, O'nun ilminden hiçbirfleyi kavray›p-kuflatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplay›p-kuflatm›flt›r. Onlar›n korunmas› O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)


114

TOHUM MUC‹ZES‹

7

.BÖLÜM

Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, böylece yeryüzü yemyeflil donat›ld›. fiüphesiz Allah, lütfedicidir, herfleyden haberdard›r. (Hac Suresi, 63)


To h u m , B i r Ya r a t › l › fl G e r ç e ¤ i d i r

B

uraya kadar bitkilerin önemli bir parças› olan tohumlar›n genel özelliklerinden, tohumlu bitkilerin nas›l ürediklerinden yani tohumlar›n nas›l da¤›t›ld›¤›ndan bahsederek, de¤iflik tohum türle-

rinden örnekler verdik. Tohumlarda sakl› olan bilgi sayesinde milyonlarca y›ld›r ayn› flekilde bitkilerin topraktan ç›k›yor olmas›n›n tafl›d›¤› öneme dikkat çekerek yeryüzündeki bitki çeflitlili¤inin tohumlarda kay›tl› olan bilgiler sayesinde gerçekleflti¤ini anlatt›k. Bu bilgiler ›fl›¤›nda ortaya ç›kan sonuç tohumlarda kusursuz bir tasar›m›n var oldu¤udur. Peki üstün bir tasar›ma sahip olan tohumlar nas›l ortaya ç›km›fllard›r? Yeryüzündeki canl› ve cans›z varl›klar›n, evrendeki kusursuz düzenin tesadüfen olufltu¤unu iddia eden evrim teorisine göre bitkilerin, dolay›s›yla tohumlar›n ortaya ç›k›fllar› da tesadüfen gerçekleflmifltir. Ancak evrimci kaynaklar› inceledi¤imizde tohumlar›n evrimleflmesi ile ilgili net bir bilgi veremediklerini görürüz. Bu konudaki hangi evrimci kitab› incelesek, karfl›m›za hep birtak›m varsay›mlar, bu varsay›mlar üzerine kurulmufl hayali senaryolar, kesin bir karara ba¤lanamayan sonuçsuz teoriler ve bu as›ls›z iddialar gözönünde bulundurularak yap›lm›fl gerçek d›fl› çizimlerle karfl›lafl›r›z. Nitekim günümüzde bulunmufl olan tohum fosillerine bakt›¤›m›zda evrimciler aç›s›ndan durumun hiç de iç aç›c› olmad›¤›na flahit oluruz. Çünkü tohum fosillerinde yarat›l›fl›n çok aç›k delilleri vard›r. Günümüzden yaklafl›k 350 milyon y›l önce (Devonian Dönemi olarak adland›r›lan dönemde) bulunmufl tohum fosillerinde de bugünkü ile ayn› koruyucu d›fl örtü, embriyo ve besin deposu mevcuttur.57 Bu da tohumlar›n özel ya-

p›lar›n›n flimdiki özellikleriyle ayn› olacak flekilde milyonlarca y›l önce de var olduklar›n›n ve bugüne kadar hiç de¤iflime u¤ramad›klar›n›n, di¤er bir ifadeyle "evrim" gibi hayali bir süreç geçirmediklerinin çok aç›k bir göstergesidir. Nitekim evrimci yay›nlarda tohumlar›n oluflumu ile ilgili ç›kmazlar›n zaman zaman itiraf edildi¤ine rastlamak mümkündür. Bu itiraflardan biri flöyledir: Tohumlar›n nas›l geliflti¤i bilgisi hakk›nda birçok boflluk vard›r. … polen

115


116

TOHUM MUC‹ZES‹

odas›n›n uzan›m› hakk›nda, polen damlas›n›n rolü hakk›nda, tohum tasla¤›n›n büyümesinin ertelenmesi hakk›nda, …hücre zar›n›n yap›s› hakk›nda daha ö¤renilmesi gereken birçok fley var.58

Yukar›daki ifadenin bize gösterdi¤i sonuç ise aç›kt›r. Dünya üzerindeki canl›l›¤›n di¤er detaylar›nda oldu¤u gibi bitkilerin ve tohumlar›n ortaya ç›k›fl› konusunda da evrim teorisi büyük bir ç›kmaz içindedir. Bu da bize, bu canl›lar›n Allah taraf›ndan yarat›ld›klar›n› göstermektedir. Gerek tohumlar›n gerekse bunlardan geliflen bitkilerin ilk ortaya ç›kt›klar› andan itibaren bütün mekanizmalar›, kompleks sistemleri ve flafl›rt›c› özellikleri eksiksiz olarak vard›r. Evrimcilerin kulland›klar› "zamanla geliflim, tesadüflere ba¤l› de¤iflimler, ihtiyaçlar sonucunda ortaya ç›kan adaptasyonlar" gibi terimler, hiçbir geçerlili¤e sahip olmayan ve bilimsel aç›dan da anlam tafl›mayan iddialard›r.

Sa¤ üstteki resimde akçaa¤ac›n Orta Eocene (yaklafl›k 60-65 milyon y›l önce) dönemine ait tohum fosili ve günümüzdeki akçaa¤aç tohumu görülmektedir.(http://lsvl.la.asu.edu/plb407/kpigg/acer.htm) Aç›kça görüldü¤ü gibi aralar›nda hiçbir fark yoktur. Bu durum tohumlar›n evrim geçirmediklerinin, bugünkü halleriyle Allah taraf›ndan bir anda yarat›ld›klar›n›n aç›k bir kan›t›d›r.


To h u m , B i r Ya r a t › l › fl G e r ç e ¤ i d i r

117

Soldaki resimde bir tür palmiye çefliti olan Nipa meyvesi ve Eocene (yaklafl›k 65 milyon y›l önce) döneminden günümüze gelen fosili görülmektedir. (Dr. Paul D. Taylor, Eyewitness Guides, Fossil, London, s.36)

Bu resim ise Danimarka'da bulunan ve Orta Miosen dönemine ait üzüm fosillerine aittir. Fosilerin bulundu¤u müze yetkilileri günümüz üzümlerinden hiçbir farklar›n›n olmad›¤›n› belirtmektedirler. (http://lsvl.la.asu.edu/plb407/kpigg/grapes.htm)

Altta soldaki mavi renkli cisim Mystery bitkisinin meyvesinin fosilidir. En altta ise Mystery bitkisinin kendisi görülüyor. Sa¤daki ise ayn› bitkinin tohumlar›n›n orta Miyosen (yaklafl›k 22 milyon y›l önce) dönemine ait fosillerinin resmidir. (http://lsvl.la.asu.edu/plb407/kpigg/mystery1.htm)

Bugünkü benzerlerinden hiçbir fark› olmayan bu bitki fosili çiçekleri ve meyvesi ile kusursuz bir yap›ya sahiptir. Archaefructus türüne ait bu fosil 140 milyon yafl›ndad›r ve bilinen en eski çiçekli bitki fosilidir.


118

TOHUM MUC‹ZES‹

Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler ç›kartt›k, böylelikle ondan yemektedirler. Biz, orada hurmal›klardan ve üzüm-ba¤lar›ndan bahçeler k›ld›k ve içlerinde p›narlar f›flk›rtt›k: Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yapt›klar›ndan yemeleri için. Yine de flükretmiyorlar m›? Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice fleylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir. (Yasin Suresi, 33-36)


Sonuç

E

vrimcilerin canl›lar›n oluflumunda yer verdikleri tesadüf iddias› akl›n› kullanabilen ve düflünebilen her insan›n mant›ks›zl›¤›n› kolayl›kla görebilece¤i bir iddiad›r. Günlük yaflamdan bir örnek

vererek bunu görelim: Bilgisayarda bir çiçek resmi oluflturmak istedi¤inizde kulland›¤›n›z belli programlar vard›r. Bu programlar, konusunda e¤itim alm›fl, uzman kifliler taraf›ndan üretilmifltir. Ayr›ca bilgisayar›n›z da bu programlar› kullanarak çiçe¤e rengini, üzerindeki desenleri verebilece¤iniz flekilde tasarlanm›flt›r. Ancak çiçe¤in ortaya ç›kmas› için en geliflmifl bilgisayar›n ve piyasadaki en iyi programlar›n olmas› yeterli de¤ildir. En bafl›ndan düflünecek olursak; bu bilgisayar› açacak, program› çal›flt›r›p, gerekli komutlar› vererek çiçe¤i flekillendirecek bir kiflinin mutlaka olmas› gerekmektedir.Dolay›s›yla bilgisayar ekran›ndaki resmi gören kifli hiçbir zaman bunun kendi kendine ortaya ç›km›fl olabilece¤ini düflünmez. Resmi yapan birinin oldu¤undan emindir. Bilgisayar›n bir fabrikada üretildi¤inden, bütün parçalar›n› tek tek üreten birilerinin oldu¤undan da emindir. Ayn› flekilde saks›n›zda yetifltirdi¤iniz çiçeklerin, sokaktaki çimenlerin, bahçelerdeki güllerin ve a¤açlar›n da kendiliklerinden, tesadüfen ortaya ç›kmalar› mümkün de¤ildir. Üstelik bu bitkilerin, tohumlar›na kendileri ile ilgili gerekli tüm bilgileri yerlefltirip, bu tohumlardan üremeye bafllamalar› da imkans›zd›r. Çünkü tohumlarda yer alan bilgi, mutlak bir akl› ve bilinci gerektirir. Son derece kusursuz bir tasar›ma ve çeflitlili¤e sahip olan tohumlara bitkilerle ilgili bilgileri yükleyen, onlara flekil veren, kabuklar›n›, koruyucu zarlar›n› yerlefltiren, içlerinden her yönden kusursuz bitkilerin ç›kmas›n› sa¤layan çok üstün bir güçtür. Bu güç, tüm alemlerin Rabbi olan, herfleyden haberdar olan Allah'a aittir. Allah tüm bitkileri yaratan, onlar› flekillendiren, kokular›n›, tadlar›n›, renklerini verendir. Allah bu gerçe¤i bize bir ayetinde flöyle bildirmifltir: Ve birbiri üstüne dizilmifl tomurcuk yüklü yüksek hurma a¤açlar› da. Kullara r›z›k olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir flehri dirilttik. ‹flte (ölümden sonra) dirilifl de böyledir. (Kaf Suresi, 10-11)

119


120

TOHUM MUC‹ZES‹

EK

BÖLÜM

Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratand›r. O'nun nas›l bir çocu¤u olabilir? O'nun bir efli (zevcesi) yoktur. O, herfleyi yaratm›flt›r. O, herfleyi bilendir. ‹flte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan baflka ‹lah yoktur. Herfleyin Yarat›c›s›'d›r, öyleyse O'na kulluk edin. O, herfleyin üstünde bir vekildir. (En'am Suresi, 101-102)


E v r i m Ya n › l g › s ›

D

arwinizm, yani evrim teorisi, yarat›l›fl gerçe¤ini reddetmek amac›yla ortaya at›lm›fl, ancak baflar›l› olamam›fl bilim d›fl› bir safsatadan baflka bir fley de¤ildir. Canl›l›¤›n, cans›z maddelerden te-

sadüfen olufltu¤unu iddia eden bu teori, evrende ve canl›larda çok mucizevi bir düzen bulundu¤unun bilim taraf›ndan ispat edilmesiyle çürümüfltür. Böylece Allah'›n tüm evreni ve canl›lar› yaratm›fl oldu¤u gerçe¤i, bilim taraf›ndan da kan›tlanm›flt›r. Bugün evrim teorisini ayakta tutmak için dünya çap›nda yürütülen propaganda, sadece bilimsel gerçeklerin çarp›t›lmas›na, tarafl› yorumlanmas›na, bilim görüntüsü alt›nda söylenen yalanlara ve yap›lan sahtekarl›klara dayal›d›r. Ancak bu propaganda gerçe¤i gizleyememektedir. Evrim teorisinin bilim tarihindeki en büyük yan›lg› oldu¤u, son 20-30 y›ld›r bilim dünyas›nda giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Özellikle 1980'lerden sonra yap›lan araflt›rmalar, Darwinist iddialar›n tamamen yanl›fl oldu¤unu ortaya koymufl ve bu gerçek pek çok bilim adam› taraf›ndan dile getirilmifltir. Özellikle ABD'de, biyoloji, biyokimya, paleontoloji gibi farkl› alanlardan gelen çok say›da bilim adam›, Darwinizm'in geçersizli¤ini görmekte, canl›lar›n kökenini art›k "yarat›l›fl gerçe¤iyle" aç›klamaktad›rlar. Evrim teorisinin çöküflünü ve yarat›l›fl›n delillerini di¤er pek çok çal›flmam›zda bütün bilimsel detaylar›yla ele ald›k ve almaya devam ediyoruz. Ancak konuyu, tafl›d›¤› büyük önem nedeniyle, burada da özetlemekte yarar vard›r. Darwin'i Y›kan Zorluklar Evrim teorisi, tarihi eski Yunan'a kadar uzanan bir ö¤reti olmas›na karfl›n, kapsaml› olarak 19. yüzy›lda ortaya at›ld›. Teoriyi bilim dünyas›n›n gündemine sokan en önemli geliflme, Charles Darwin'in 1859 y›l›nda yay›nlanan Türlerin Kökeni adl› kitab›yd›. Darwin bu kitapta dünya üzerindeki farkl› canl› türlerini Allah'›n ayr› ayr› yaratt›¤› gerçe¤ine karfl› ç›k›yordu. Darwin'e göre, tüm türler ortak bir atadan geliyorlard› ve zaman içinde küçük de¤iflimlerle farkl›laflm›fllard›. Darwin'in teorisi, hiçbir somut bilimsel bulguya dayanm›yordu;

121


122

TOHUM MUC‹ZES‹

kendisinin de kabul etti¤i gibi sadece bir "mant›k yürütme" idi. Hatta Darwin'in kitab›ndaki "Teorinin Zorluklar›" bafll›kl› uzun bölümde itiraf etti¤i gibi, teori pek çok önemli soru karfl›s›nda aç›k veriyordu. Darwin, teorisinin önündeki zorluklar›n geliflen bilim taraf›ndan afl›laca¤›n›, yeni bilimsel bulgular›n teorisini güçlendirece¤ini umuyordu. Bunu kitab›nda s›k s›k belirtmiflti. Ancak geliflen bilim, Darwin'in umutlar›n›n tam aksine, teorinin temel iddialar›n› birer birer dayanaks›z b›rakm›flt›r. Charles Darwin

Darwinizm'in bilim karfl›s›ndaki yenilgisi, üç temel bafll›kta incelenebilir:

1) Teori, hayat›n yeryüzünde ilk kez nas›l ortaya ç›kt›¤›n› asla aç›klayamamaktad›r. 2) Teorinin öne sürdü¤ü "evrim mekanizmalar›"n›n, gerçekte evrimlefltirici bir etkiye sahip oldu¤unu gösteren hiçbir bilimsel bulgu yoktur. 3) Fosil kay›tlar›, evrim teorisinin öngörülerinin tam aksine bir tablo ortaya koymaktad›r. Bu bölümde, bu üç temel bafll›¤› ana hatlar› ile inceleyece¤iz. Afl›lamayan ‹lk Basamak: Hayat›n Kökeni Evrim teorisi, tüm canl› türlerinin, bundan yaklafl›k 3.8 milyar y›l önce ilkel dünyada ortaya ç›kan tek bir canl› hücreden geldiklerini iddia etmektedir. Tek bir hücrenin nas›l olup da milyonlarca kompleks canl› türünü oluflturdu¤u ve e¤er gerçekten bu tür bir evrim gerçekleflmiflse neden bunun izlerinin fosil kay›tlar›nda bulunamad›¤›, teorinin aç›klayamad›¤› sorulardand›r. Ancak tüm bunlardan önce, iddia edilen evrim sürecinin ilk basama¤› üzerinde durmak gerekir. Sözü edilen o "ilk hücre" nas›l ortaya ç›km›flt›r? Evrim teorisi, yarat›l›fl› reddetti¤i, hiçbir do¤aüstü müdahaleyi kabul etmedi¤i için, o "ilk hücre"nin, hiçbir tasar›m, plan ve düzenleme olmadan, do¤a kanunlar› içinde rastlant›sal olarak meydana geldi¤ini iddia eder. Yani teoriye göre, cans›z madde tesadüfler sonucunda ortaya canl›


E v r i m Ya n › l g › s ›

123

bir hücre ç›karm›fl olmal›d›r. Ancak bu, bilinen en temel biyoloji kanunlar›na ayk›r› bir iddiad›r. "Hayat Hayattan Gelir" Darwin, kitab›nda hayat›n kökeni konusundan hiç söz etmemiflti. Çünkü onun dönemindeki ilkel bilim anlay›fl›, canl›lar›n çok basit bir yap›ya sahip olduklar›n› varsay›yordu. Ortaça¤'dan beri inan›lan "spontane jenerasyon" adl› teoriye göre, cans›z maddelerin tesadüfen biraraya gelip, canl› bir varl›k oluflturabileceklerine inan›l›yordu. Bu dönemde böceklerin yemek art›klar›ndan, farelerin de bu¤daydan olufltu¤u yayg›n bir düflünceydi. Bunu ispatlamak için de ilginç deneyler yap›lm›flt›. Kirli bir paçavran›n üzerine biraz bu¤day konmufl ve biraz beklendi¤inde bu kar›fl›mdan farelerin oluflaca¤› san›lm›flt›. Etlerin kurtlanmas› da hayat›n cans›z maddelerden türeyebildi¤ine bir delil say›l›yordu. Oysa daha sonra anlafl›lacakt› ki, etlerin üzerindeki kurtlar kendiliklerinden oluflmuyorlar, sineklerin getirip b›rakt›klar› gözle görülmeyen larvalardan ç›k›yorlard›. Darwin'in Türlerin Kökeni adl› kitab›n› yazd›¤› dönemde ise, bakterilerin cans›z maddeden oluflabildikleri inanc›, bilim dünyas›nda yayg›n bir kabul görüyordu. Oysa Darwin'in kitab›n›n yay›nlanmas›ndan befl y›l sonra, ünlü Frans›z biyolog Louis Pasteur, evrime temel oluflturan bu inanc› kesin olarak çürüttü. Pasteur yapt›¤› uzun çal›flma ve deneyler sonucunda vard›¤› sonucu flöyle özetlemiflti: Cans›z maddelerin hayat oluflturabilece¤i iddias› art›k kesin olarak tarihe gömülmüfltür.59 Evrim teorisinin savunucular›, Pasteur'ün bulgular›na karfl› uzun süre direndiler. Ancak geliflen bilim,

Louis Pasteur, evrim teorisinin dayana¤› olan "cans›z madde canl›l›k oluflturabilir" iddias›n› yapt›¤› deneylerle geçersiz k›ld›.


124

TOHUM MUC‹ZES‹

canl› hücresinin karmafl›k yap›s›n› ortaya ç›kard›kça, hayat›n kendili¤inden oluflabilece¤i iddias›n›n geçersizli¤i daha da aç›k hale geldi. 20. Yüzy›ldaki Sonuçsuz Çabalar 20. yüzy›lda hayat›n kökeni konusunu ele alan ilk evrimci, ünlü Rus biyolog Alexander Oparin oldu. Oparin, 1930'lu y›llarda ortaya att›¤› birtak›m tezlerle, canl› hücresinin tesadüfen meydana gelebilece¤ini ispat etmeye çal›flt›. Ancak bu çal›flmalar baflar›s›zl›kla sonuçlanacak ve Oparin flu itiraf› yapmak zorunda kalacakt›: Maalesef hücrenin kökeni, evrim teorisinin tümünü içine alan en karanl›k noktay› oluflturmaktad›r.60 Oparin'in yolunu izleyen evrimciler, hayat›n kökeni konusunu çözüme kavuflturacak deneyler yapAlexander Oparin'in hayat›n kökenine evrimci bir aç›klama getirmek için yürüttü¤ü çabalar büyük bir fiyaskoyla sonuçland›.

maya çal›flt›lar. Bu deneylerin en ünlüsü, Amerikal› kimyac› Stanley Miller taraf›ndan 1953 y›l›nda düzenlendi. Miller, ilkel dünya atmosferinde oldu¤unu iddia etti¤i gazlar› bir deney düzene¤inde birlefltirerek ve bu kar›fl›ma enerji ekleyerek, proteinlerin yap›s›n-

da kullan›lan birkaç organik molekül (aminoasit) sentezledi. O y›llarda evrim ad›na önemli bir aflama gibi tan›t›lan bu deneyin geçerli olmad›¤› ve deneyde kullan›lan atmosferin gerçek dünya koflullar›ndan çok farkl› oldu¤u, ilerleyen y›llarda ortaya ç›kacakt›.61 Uzun süren bir sessizlikten sonra Miller'in kendisi de kulland›¤› atmosfer ortam›n›n gerçekçi olmad›¤›n› itiraf etti.62 Hayat›n kökeni sorununu aç›klamak için 20. yüzy›l boyunca yürütülen tüm evrimci çabalar hep baflar›s›zl›kla sonuçland›. San Diego Scripps Enstitüsü'nden ünlü jeokimyac› Jeffrey Bada, evrimci Earth dergisinde 1998 y›l›nda yay›nlanan bir makalede bu gerçe¤i flöyle kabul eder:

En son evrimci kaynaklar›n da kabul etti¤i gibi, hayat›n kökeni, hala evrim teorisi için son derece büyük bir açmazd›r.


E v r i m Ya n › l g › s ›

Bugün, 20. yüzy›l› geride b›rak›rken, hala, 20. yüzy›la girdi¤imizde sahip oldu¤umuz en büyük çözülmemifl problemle karfl› karfl›yay›z: Hayat yeryüzünde nas›l bafllad›.63 Hayat›n Kompleks Yap›s› Evrim teorisinin hayat›n kökeni konusunda bu denli büyük bir açmaza girmesinin bafll›ca nedeni, en basit san›lan canl› yap›lar›n bile inan›lmaz derecede karmafl›k yap›lara sahip olmas›d›r. Canl› hücresi, insano¤lunun yapt›¤› bütün teknolojik ürünlerden daha karmafl›kt›r. Öyle ki bugün dünyan›n en geliflmifl laboratuvarlar›nda bile cans›z maddeler biraraya getirilerek canl› bir hücre üretilememektedir. Bir hücrenin meydana gelmesi için gereken flartlar, asla rastlant›larla aç›klanamayacak kadar fazlad›r. Hücrenin en temel yap› tafl› olan proteinlerin rastlant›sal olarak sentezlenme ihtimali; 500 aminoasitlik ortalama bir protein için, 10950'de 1'dir. Ancak matematikte 1050'de 1'den küçük olas›l›klar pratik olarak "imkans›z" say›l›r. Hücrenin çekirde¤inde yer alan ve genetik bilgiyi saklayan DNA molekülü ise, inan›lmaz bir bilgi bankas›d›r. ‹nsan DNA's›n›n içerdi¤i bilginin, e¤er ka¤›da dökülmeye kalk›lsa, 500'er sayfadan oluflan 900 ciltlik bir kütüphane oluflturaca¤› hesaplanmaktad›r. Bu noktada çok ilginç bir ikilem daha vard›r: DNA, yaln›z birtak›m özelleflmifl proteinlerin (enzimlerin) yard›m› ile efllenebilir. Ama bu enzimlerin sentezi de ancak DNA'daki bilgiler do¤rultusunda gerçekleflir. Birbirine ba¤›ml› olduklar›ndan, efllemenin meydana gelebilmesi için ikisinin de ayn› anda var olmalar› gerekir. Bu ise, hayat›n kendili¤inden olufltu¤u senaryosunu ç›kmaza sokmaktad›r. San Diego California Üniversitesi'nden ünlü evrimci Prof. Leslie Orgel, Scientific American dergisinin Ekim 1994 tarihli say›s›nda bu gerçe¤i flöyle itiraf eder: Son derece kompleks yap›lara sahip olan proteinlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) ayn› yerde ve ayn› zamanda rastlant›sal olarak oluflmalar› afl›r› derecede ihtimal d›fl›d›r. Ama bunlar›n birisi olmadan di¤erini elde etmek de mümkün de¤ildir. Dolay›s›yla insan, ya-

125


126

TOHUM MUC‹ZES‹

Evrim teorisini geçersiz k›lan gerçeklerden bir tanesi, canl›l›¤›n inan›lmaz derecedeki kompleks yap›s›d›r. Canl› hücrelerinin çekirde¤inde yer alan DNA molekülü, bunun bir örne¤idir. DNA, dört ayr› molekülün farkl› diziliminden oluflan bir tür bilgi bankas›d›r. Bu bilgi bankas›nda canl›yla ilgili bütün fiziksel özelliklerin flifreleri yer al›r. ‹nsan DNA's› ka¤›da döküldü¤ünde, ortaya yaklafl›k 900 ciltlik bir ansiklopedi ç›kaca¤› hesaplanmaktad›r. Elbette böylesine ola¤anüstü bir bilgi, tesadüf kavram›n› kesin biçimde geçersiz k›lmaktad›r.

flam›n kimyasal yollarla ortaya ç›kmas›n›n asla mümkün olmad›¤› sonucuna varmak zorunda kalmaktad›r.64 Kuflkusuz e¤er hayat›n do¤al etkenlerle ortaya ç›kmas› imkans›z ise, bu durumda hayat›n do¤aüstü bir biçimde "yarat›ld›¤›n›" kabul etmek gerekir. Bu gerçek, en temel amac› yarat›l›fl› reddetmek olan evrim teorisini aç›kça geçersiz k›lmaktad›r. Evrimin Hayali Mekanizmalar› Darwin'in teorisini geçersiz k›lan ikinci büyük nokta, teorinin "evrim mekanizmalar›" olarak öne sürdü¤ü iki kavram›n da gerçekte hiçbir evrimlefltirici güce sahip olmad›¤›n›n anlafl›lm›fl olmas›d›r. Darwin, ortaya att›¤› evrim iddias›n› tamamen "do¤al seleksiyon" mekanizmas›na ba¤lam›flt›. Bu mekanizmaya verdi¤i önem, kitab›n›n isminden de aç›kça anlafl›l›yordu: Türlerin Kökeni, Do¤al Seleksiyon Yoluyla... Do¤al seleksiyon, do¤al seçme demektir. Do¤adaki yaflam mücadelesi içinde, do¤al flartlara uygun ve güçlü canl›lar›n hayatta kalaca¤› düflüncesine dayan›r. Örne¤in y›rt›c› hayvanlar taraf›ndan tehdit edilen bir geyik sürüsünde, daha h›zl› koflabilen geyikler hayatta kalacakt›r. Böylece geyik sürüs��, h›zl› ve güçlü bireylerden oluflacakt›r. Ama elbette bu


E v r i m Ya n › l g › s ›

mekanizma, geyikleri evrimlefltirmez, onlar› baflka bir canl› türüne, örne¤in atlara dönüfltürmez. Dolay›s›yla do¤al seleksiyon mekanizmas› hiçbir evrimlefltirici güce sahip de¤ildir. Darwin de bu gerçe¤in fark›ndayd› ve Türlerin Kökeni adl› kitab›nda "Faydal› de¤ifliklikler oluflmad›¤› sürece do¤al seleksiyon hiçbir fley yapamaz" demek zorunda kalm›flt›.65 Lamarck'›n Etkisi Peki bu "faydal› de¤ifliklikler" nas›l oluflabilirdi? Darwin, kendi döneminin ilkel bilim anlay›fl› içinde, bu soruyu Lamarck'a dayanarak cevaplamaya çal›flm›flt›. Darwin'den önce yaflam›fl olan Frans›z biyolog Lamarck'a göre, canl›lar yaflamlar› s›ras›nda geçirdikleri fiziksel de¤ifliklikleri sonraki nesle aktar›yorlar, nesilden nesile biriken bu özellikler sonucunda yeni türler ortaya ç›k›yordu. Örne¤in Lamarck'a göre zürafalar ceylanlardan türemifllerdi, yüksek a¤açlar›n yapraklar›n› yemek için çabalarken nesilden nesile boyunlar› uzam›flt›. Darwin de benzeri örnekler vermifl, örne¤in Türlerin Kökeni adl› kitab›nda, yiyecek bulmak için suya giren baz› ay›lar›n zamanla balinalara dönüfltü¤ünü iddia etmiflti.66 Ama Mendel'in keflfetti¤i ve 20. yüzy›lda geliflen genetik bilimiyle kesinleflen kal›t›m kanunlar›, kazan›lm›fl özelliklerin sonraki nesillere aktar›lmas› efsanesini kesin olarak y›kt›. Böylece do¤al seleksiyon "tek bafl›na" ve dolay›s›yla tümüyle etkisiz bir mekanizma olarak kalm›fl oluyordu. Neo-Darwinizm ve Mutasyonlar Darwinistler ise bu duruma bir çözüm bulabilmek için 1930'lar›n sonlar›nda, "Modern Sentetik Teori"yi ya da daha yayg›n ismiyle neo-Darwinizm'i ortaya att›lar. Neo-Darwinizm, do¤al seleksiyonun yan›na "faydal› de¤ifliklik sebebi" olarak mutasyonlar›, yani canl›lar›n genlerinde radyasyon gibi d›fl etkiler ya da kopyalama hatalar› sonucunda oluflan bozulmalar› ekledi. Bugün de hala dünyada evrim ad›na geçerlili¤ini koruyan model neo-Darwinizm'dir. Teori, yeryüzünde bulunan milyonlarca canl› türü-

127


128

TOHUM MUC‹ZES‹

nün, bu canl›lar›n, kulak, göz, akci¤er, kanat gibi say›s›z kompleks organlar›n›n "mutasyonlara", yani genetik bozukluklara dayal› bir süreç sonucunda olufltu¤unu iddia etmektedir. Ama teoriyi çaresiz b›rakan aç›k bir bilimsel gerçek vard›r: Mutasyonlar canl›lar› gelifltirmezler, aksine her zaman için canl›lara zarar verirler. Bunun nedeni çok basittir: DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Bu molekül üzerinde oluflan herhangi rasgele bir etki ancak zarar verir. Amerikal› genetikçi B. G. Ranganathan bunu flöyle aç›klar: Mutasyonlar küçük, rasgele ve zararl›d›rlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu üç özellik, mutasyonlar›n evrimsel bir geliflme meydana getiremeyece¤ini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleflmifl bir organizmada meydana gelebilecek rastlant›sal bir de¤iflim, ya etkisiz olacakt›r ya da zararl›. Bir kol saatinde meydana gelecek rasgele bir de¤iflim kol saatini gelifltirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacakt›r. Bir deprem bir flehri gelifltirmez, ona y›k›m getirir. 67 Nitekim bugüne kadar hiçbir yararl›, yani genetik bilgiyi gelifltiren mutasyon örne¤i gözlemlenmedi. Tüm mutasyonlar›n zararl› oldu¤u görüldü. Anlafl›ld› ki, evrim teorisinin "evrim mekanizmas›" olarak gösterdi¤i mutasyonlar, gerçekte canl›lar› sadece tahrip eden, sakat b›rakan genetik olaylard›r. (‹nsanlarda mutasyonun en s›k görülen etkisi de kanserdir.) Elbette tahrip edici bir mekanizma "evrim mekanizmas›" olamaz. Do¤al seleksiyon ise, Darwin'in de kabul etti¤i gibi, "tek bafl›na hiçbir fley yapamaz." Bu gerçek bizlere do¤ada hiçbir "evrim mekanizmas›" olmad›¤›n› göstermektedir. Evbacak

anten gözler

a¤›z

Evrimciler yüzy›l›n bafl›ndan beri sinekleri mutasyona u¤ratarak, faydal› mutasyon örne¤i oluflturmaya çal›flt›lar. Ancak on y›llarca süren bu çabalar›n sonucunda elde edilen tek sonuç, sakat, hastal›kl› ve kusurlu sinekler oldu. Üstte, normal bir meyve sine¤inin kafas› ve sa¤da mutasyona u¤ram›fl di¤er bir meyve sine¤i.


E v r i m Ya n › l g › s ›

rim mekanizmas› olmad›¤›na göre de, evrim denen hayali süreç yaflanm›fl olamaz.

Fosil Kay›tlar›: Ara Formlardan Eser Yok Evrim teorisinin iddia etti¤i senaryonun yaflanmam›fl oldu¤unun en aç›k göstergesi ise fosil kay›tlar›d›r. Evrim teorisine göre bütün canl›lar birbirlerinden türemifllerdir. Önceden var olan bir canl› türü, zamanla bir di¤erine dönüflmüfl ve bütün türler bu flekilde ortaya ç›km›fllard›r. Teoriye göre bu dönüflüm yüz milyonlarca y›l süren uzun bir zaman dilimini kapsam›fl ve kademe kademe ilerlemifltir. Bu durumda, iddia edilen uzun dönüflüm süreci içinde say›s›z "ara türler"in oluflmufl ve yaflam›fl olmalar› gerekir. Örne¤in geçmiflte, bal›k özelliklerini tafl›malar›na ra¤men, bir yandan da baz› sürüngen özellikleri kazanm›fl olan yar› bal›k-yar› sürüngen canl›lar yaflam›fl olmal›d›r. Ya da sürüngen özelliklerini tafl›rken, bir yandan da baz› kufl özellikleri kazanm›fl sürüngen-kufllar ortaya ç›km›fl olmal›d›r. Bunlar, bir geçifl sürecinde olduklar› için de, sakat, eksik, kusurlu canl›lar olmal›d›r. Evrimciler geçmiflte yaflam›fl olduklar›na inand›klar› bu teorik yarat›klara "ara-geçifl formu" ad›n› verirler. E¤er gerçekten bu tür canl›lar geçmiflte yaflam›fllarsa bunlar›n say›lar›n›n ve çeflitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olmas› gerekir. Ve bu ucube canl›lar›n kal›nt›lar›na mutlaka fosil kay›tlar›nda rastlanmas› gerekir. Darwin, Türlerin Kökeni'nde bunu flöyle aç›klam›flt›r: E¤er teorim do¤ruysa, türleri birbirine ba¤layan say›s›z ara-geçifl çeflitleri mutlaka yaflam›fl olmal›d›r... Bunlar›n yaflam›fl olduklar›n›n kan›tlar› da sadece fosil kal›nt›lar› aras›nda bulunabilir. 68 Darwin'in Y›k›lan Umutlar› Ancak 19. yüzy›l›n ortas›ndan bu yana dünyan›n dört bir yan›nda hummal› fosil araflt›rmalar› yap›ld›¤› halde bu ara geçifl formlar›na rastlanamam›flt›r. Yap›lan kaz›larda ve araflt›rmalarda elde edilen bütün bulgu-

129


130

TOHUM MUC‹ZES‹

lar, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canl›lar›n yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya ç›kt›klar›n› göstermifltir. Ünlü ‹ngiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci olmas›na karfl›n bu gerçe¤i flöyle itiraf eder: Sorunumuz fludur: Fosil kay›tlar›n› detayl› olarak inceledi¤imizde, türler ya da s›n›flar seviyesinde olsun, sürekli olarak ayn› gerçekle karfl›lafl›r›z; kademeli evrimle geliflen de¤il, aniden yeryüzünde oluflan gruplar görürüz.69 Yani fosil kay›tlar›nda, tüm canl› türleri, aralar›nda hiçbir geçifl formu olmadan eksiksiz biçimleriyle aniden ortaya ç›kmaktad›rlar. Bu, Darwin'in öngörülerinin tam aksidir. Dahas›, bu canl› türlerinin yarat›ld›klar›n› gösteren çok güçlü bir delildir. Çünkü bir canl› türünün, kendisinden evrimleflti¤i hiçbir atas› olmadan, bir anda ve kusursuz olarak ortaya ç›kmas›n›n tek aç›klamas›, o türün yarat›lm›fl olmas›d›r. Bu gerçek, ünlü evrimci Biyolog Douglas Futuyma taraf›ndan da kabul edilir: Yarat›l›fl ve evrim, yaflayan canl›lar›n kökeni hakk›nda yap›labilecek yegane iki aç›klamad›r. Canl›lar dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya ç›km›fllard›r ya da böyle olmam›flt›r. E¤er böyle olmad›ysa, bir de¤iflim süreci sayesinde kendilerinden önce var olan baz› canl› türlerinden evrimleflerek meydana gelmifl olmal›d›rlar. Ama e¤er eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya ç›km›fllarsa, o halde sonsuz güç sahibi bir ak›l taraf›ndan yarat›lm›fl olmalar› gerekir.70 Fosiller ise, canl›lar›n yeryüzünde eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya ç›kt›klar›n› göstermektedir. Yani "türlerin kökeni", Darwin'in sand›¤›n›n aksine, evrim de¤il yarat›l›flt›r. ‹nsan›n Evrimi Masal› Evrim teorisini savunanlar›n en çok gündeme getirdikleri konu, insan›n kökeni konusudur. Bu konudaki Darwinist iddia, bugün yaflayan modern insan›n maymunsu birtak›m yarat›klardan geldi¤ini varsayar. 4-5 milyon y›l önce bafllad›¤› varsay›lan bu süreçte, modern insan ile atalar› aras›nda baz› "ara form"lar›n yaflad›¤› iddia edilir. Gerçekte tümüyle hayali olan bu senaryoda dört temel "kategori" say›l›r:


E v r i m Ya n › l g › s ›

1- Australopithecus 2- Homo habilis 3- Homo erectus 4- Homo sapiens Evrimciler, insanlar›n sözde ilk maymunsu atalar›na "güney maymunu" anlam›na gelen "Australopithecus" ismini verirler. Bu canl›lar gerçekte soyu tükenmifl bir maymun türünden baflka bir fley de¤ildir. Lord Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard gibi ‹ngiltere ve ABD'den dünyaca ünlü iki anatomistin Australopithecus örnekleri üzerinde yapt›klar› çok genifl kapsaml› çal›flmalar, bu canl›lar›n sadece soyu tükenmifl bir maymun türüne ait olduklar›n› ve insanlarla hiçbir benzerlik tafl›mad›klar›n› göstermifltir.71 Evrimciler insan evriminin bir sonraki safhas›n› da, "homo" yani insan olarak s›n›fland›r›rlar. ‹ddiaya göre homo serisindeki canl›lar, Australopithecuslar'dan daha geliflmifllerdir. Evrimciler, bu farkl› canl›lara ait fosilleri ard› ard›na dizerek hayali bir evrim flemas› olufltururlar. Bu flema hayalidir, çünkü gerçekte bu farkl› s›n›flar›n aras›nda evrimsel bir iliflki oldu¤u asla ispatlanamam›flt›r. Evrim teorisinin 20. yüzy›ldaki en önemli savunucular›ndan biri olan Ernst Mayr, "Homo sapiens'e uzanan zincir gerçekte kay›pt›r" diyerek bunu kabul eder.72 Evrimciler "Australopithecus > Homo habilis > Homo erectus > Homo sapiens" s›ralamas›n› yazarken, bu türlerin her birinin, bir sonrakinin atas› oldu¤u izlenimini verirler. Oysa paleoantropologlar›n son bulgular›, Australopithecus, Homo habilis ve Homo erectus'un dünya'n›n farkl› bölgelerinde ayn› dönemlerde yaflad›klar›n› göstermektedir.73 Dahas› Homo erectus s›n›flamas›na ait insanlar›n bir bölümü çok modern zamanlara kadar yaflam›fllar, Homo sapiens neandertalensis ve Homo sapiens sapiens (modern insan) ile ayn› ortamda yan yana bulunmufllard›r.74 Bu ise elbette bu s›n›flar›n birbirlerinin atalar› olduklar› iddias›n›n geçersizli¤ini aç›kça ortaya koymaktad›r. Harvard Üniversitesi paleontologlar›ndan Stephen Jay Gould, kendisi de bir evrimci olmas›na karfl›n, Darwinist teorinin içine girdi¤i bu ç›kmaz› flöyle aç›klar: E¤er birbiri ile paralel bir biçimde yaflayan üç farkl› hominid (insa-

131


132

TOHUM MUC‹ZES‹

n›ms›) çizgisi varsa, o halde bizim soy a¤ac›m›za ne oldu? Aç›kt›r ki, bunlar›n biri di¤erinden gelmifl olamaz. Dahas›, biri di¤eriyle karfl›laflt›r›ld›¤›nda evrimsel bir geliflme trendi göstermemektedirler. 75 K›sacas›, medyada ya da ders kitaplar›nda yer alan hayali birtak›m "yar› maymun, yar› insan" canl›lar›n çizimleriyle, yani s›rf propaganda yoluyla ayakta tutulmaya çal›fl›lan insan›n evrimi senaryosu, hiçbir bilimsel temeli olmayan bir masaldan ibarettir. Bu konuyu uzun y›llar inceleyen, özellikle Australopithecus fosilleri üzerinde 15 y›l araflt›rma yapan ‹ngiltere'nin en ünlü ve sayg›n bilim adamlar›ndan Lord Solly Zuckerman, bir evrimci olmas›na ra¤men, ortada maymunsu canl›lardan insana uzanan gerçek bir soy a¤ac› olmad›¤› sonucuna varm›flt›r. Zuckerman bir de ilginç bir "bilim skalas›" yapm›flt›r. Bilimsel olarak kabul etti¤i bilgi dallar›ndan, bilim d›fl› olarak kabul etti¤i bilgi dallar›na kadar bir yelpaze oluflturmufltur. Zuckerman'›n bu tablosuna göre en "bilimsel" -yani somut verilere dayanan- bilgi dallar› kimya ve fiziktir. Yelpazede bunlardan sonra biyoloji bilimleri, sonra da sosyal bilimler gelir. Yelpazenin en ucunda, yani en "bilim d›fl›" say›lan k›s›mda ise, Zuckerman'a göre, telepati, alt›nc› his gibi "duyum ötesi alg›lama" kavramlar› ve bir de "insan›n evrimi" vard›r! Zuckerman, yelpazenin bu ucunu flöyle aç›klar: Objektif gerçekli¤in alan›ndan ç›k›p da, biyolojik bilim olarak varsay›lan bu alanlara -yani duyum ötesi alg›lamaya ve insan›n fosil tarihinin yorumlanmas›na- girdi¤imizde, evrim teorisine inanan bir kimse için herfleyin mümkün oldu¤unu görürüz. Öyle ki teorilerine kesinlikle inanan bu kimselerin çeliflkili baz› yarg›lar› ayn› anda kabul etmeleri bile mümkündür.76 ‹flte insan›n evrimi masal› da, teorilerine körü körüne inanan birtak›m insanlar›n bulduklar› baz› fosilleri ön yarg›l› bir biçimde yorumlamalar›ndan ibarettir. Darwin Formülü! fiimdiye kadar ele ald›¤›m›z tüm teknik delillerin yan›nda, isterseniz evrimcilerin nas›l saçma bir inan›fla sahip olduklar›n› bir de çocuklar›n bi-


E v r i m Ya n › l g › s ›

S

H A

E T

‹nsan›n evrimi masal›n› destekleyen hiçbir fosil kal›nt›s› yoktur. Aksine, fosil kay›tlar› insanlar ile maymunlar aras›nda afl›lamaz bir s›n›r oldu¤unu göstermektedir. Bu gerçek karfl›s›nda evrimciler, gerçek d›fl› birtak›m çizim ve maketlere umut ba¤lam›fllard›r. Fosil kal›nt›lar›n›n üzerine diledikleri maskeleri geçirir ve hayali yar› maymun yar› insan yüzler olufltururlar.

le anlayabilece¤i kadar aç›k bir örnekle özetleyelim. Evrim teorisi canl›l›¤›n tesadüfen olufltu¤unu iddia etmektedir. Dolay›s›yla bu iddiaya göre cans›z ve fluursuz atomlar biraraya gelerek önce hücreyi oluflturmufllard›r ve sonras›nda ayn› atomlar bir flekilde di¤er canl›lar› ve insan› meydana getirmifllerdir. fiimdi düflünelim; canl›l›¤›n yap›tafl› olan karbon, fosfor, azot, potasyum gibi elementleri biraraya getirdi¤imizde bir y›¤›n oluflur. Bu atom y›¤›n›, hangi ifllemden geçirilirse geçirilsin, tek bir canl› oluflturamaz. ‹sterseniz bu konuda bir "deney" tasarlayal›m ve evrimcilerin asl›nda savunduklar›, ama yüksek sesle dile getiremedikleri iddiay› onlar ad›na "Darwin Formülü" ad›yla inceleyelim: Evrimciler, çok say›da büyük varilin içine canl›l›¤›n yap›s›nda bulunan fosfor, azot, karbon, oksijen, demir, magnezyum gibi elementlerden bol miktarda koysunlar. Hatta normal flartlarda bulunmayan ancak bu ka-

133


134

TOHUM MUC‹ZES‹

r›fl›m›n içinde bulunmas›n› gerekli gördükleri malzemeleri de bu varillere eklesinler. Kar›fl›mlar›n içine, istedikleri kadar amino asit, istedikleri kadar da (bir tekinin bile rastlant›sal oluflma ihtimali 10-950 olan) protein doldursunlar. Bu kar›fl›mlara istedikleri oranda ›s› ve nem versinler. Bunlar› istedikleri geliflmifl cihazlarla kar›flt›rs›nlar. Varillerin bafl›na da dünyan›n önde gelen bilim adamlar›n› koysunlar. Bu uzmanlar babadan o¤ula, kuflaktan kufla¤a aktararak nöbetlefle milyarlarca, hatta trilyonlarca sene sürekli varillerin bafl›nda beklesinler. Bir canl›n›n oluflmas› için hangi flartlar›n var olmas› gerekti¤ine inan›l›yorsa hepsini kullanmak serbest olsun. Ancak, ne yaparlarsa yaps›nlar o varillerden kesinlikle bir canl› ç›kartamazlar. Zürafalar›, aslanlar›, ar›lar›, kanaryalar›, bülbülleri, papa¤anlar›, atlar›, yunuslar›, gülleri, orkideleri, zambaklar›, karanfilleri, muzlar›, portakallar›, elmalar›, hurmalar›, domatesleri, kavunlar›, karpuzlar›, incirleri, zeytinleri, üzümleri, fleftalileri, tavus kufllar›n›, sülünleri, renk renk kelebekleri ve bunlar gibi milyonlarca canl› türünden hiçbirini oluflturamazlar. De¤il burada birkaç›n› sayd›¤›m›z bu canl› varl›klar›, bunlar›n tek bir hücresini bile elde edemezler. K›sacas›, bilinçsiz atomlar biraraya gelerek hücreyi oluflturamazlar. Sonra yeni bir karar vererek bir hücreyi ikiye bölüp, sonra art arda baflka kararlar al›p, elektron mikroskobunu bulan, sonra kendi hücre yap›s›n› bu mikroskop alt›nda izleyen profesörleri oluflturamazlar. Madde, ancak Allah'›n üstün yaratmas›yla hayat bulur. Bunun aksini iddia eden evrim teorisi ise, akla tamamen ayk›r› bir safsatad›r. Evrimcilerin ortaya att›¤› iddialar üzerinde biraz bile düflünmek, üstteki örnekte oldu¤u gibi, bu gerçe¤i aç›kça gösterir. Göz ve Kulaktaki Teknoloji Evrim teorisinin kesinlikle aç›klama getiremeyece¤i bir di¤er konu ise göz ve kulaktaki üstün alg›lama kalitesidir. Gözle ilgili konuya geçmeden önce "Nas›l görürüz?" sorusuna k›saca cevap verelim. Bir cisimden gelen ›fl›nlar, gözde retinaya ters olarak düfler. Bu ›fl›nlar, buradaki hücreler taraf›ndan elektrik sinyallerine dönüfltürülür ve beynin arka k›sm›ndaki görme merkezi denilen küçücük bir noktaya ulafl›r. Bu elektrik sinyalleri bir dizi ifllemden sonra beyindeki bu


E v r i m Ya n › l g › s ›

merkezde görüntü olarak alg›lan›r. Bu bilgiden sonra flimdi düflünelim: Beyin ›fl›¤a kapal›d›r. Yani beynin içi kapkaranl›kt›r, ›fl›k beynin bulundu¤u yere kadar giremez. Görüntü merkezi denilen yer kapkaranl›k, ›fl›¤›n asla ulaflmad›¤›, belki de hiç karfl›laflmad›¤›n›z kadar karanl›k bir yerdir. Ancak siz bu zifiri karanl›kta ›fl›kl›, p›r›l p›r›l bir dünyay› seyretmektesiniz. Üstelik bu o kadar net ve kaliteli bir görüntüdür ki 21. yüzy›l teknolojisi bile her türlü imkana ra¤men bu netli¤i sa¤layamam›flt›r. Örne¤in flu anda okudu¤unuz kitaba, kitab› tutan ellerinize bak›n, sonra bafl›n›z› kald›r›n ve çevrenize bak›n. fiu anda gördü¤ünüz netlik ve kalitedeki bu görüntüyü baflka bir yerde gördünüz mü? Bu kadar net bir görüntüyü size dünyan›n bir numaral› televizyon flirketinin üretti¤i en geliflmifl televizyon ekran› dahi veremez. 100 y›ld›r binlerce mühendis bu netli¤e ulaflmaya çal›flmaktad›r. Bunun için fabrikalar, dev tesisler kurulmakta, araflt›rmalar yap›lmakta, planlar ve tasar›mlar gelifltirilmektedir. Yine bir TV ekran›na bak›n, bir de flu anda elinizde tuttu¤unuz bu kitaba. Arada büyük bir netlik ve kalite fark› oldu¤unu göreceksiniz. Üstelik, TV ekran› size iki boyutlu bir görüntü gösterir, oysa siz üç boyutlu, derinlikli bir perspektifi izlemektesiniz. Uzun y›llard›r on binlerce mühendis üç boyutlu TV yapmaya, gözün görme kalitesine ulaflmaya çal›flmaktad›rlar. Evet, üç boyutlu bir televizyon sistemi yapabildiler ama onu da gözlük takmadan üç boyutlu görmek mümkün de¤il, kald› ki bu suni bir üç boyuttur. Arka taraf daha bulan›k, ön taraf ise ka¤›ttan dekor gibi durur. Hiçbir zaman gözün gördü¤ü kadar net ve kaliteli bir görüntü oluflmaz. Kamerada da, televizyonda da mutlaka görüntü kayb› meydana gelir. ‹flte evrimciler, bu kaliteli ve net görüntüyü oluflturan mekanizman›n tesadüfen olufltu¤unu iddia etmektedirler. fiimdi biri size, odan›zda duran televizyon tesadüfler sonucunda olufltu, atomlar biraraya geldi ve bu görüntü oluflturan aleti meydana getirdi dese ne düflünürsünüz? Binlerce kiflinin biraraya gelip yapamad›¤›n› fluursuz atomlar nas›l yaps›n? Gözün gördü¤ünden daha ilkel olan bir görüntüyü oluflturan alet tesadüfen oluflam›yorsa, gözün ve gözün gördü¤ü görüntünün de tesadü-

135


136

TOHUM MUC‹ZES‹

fen oluflamayaca¤› çok aç›kt›r. Ayn› durum kulak için de geçerlidir. D›fl kulak, çevredeki sesleri kulak kepçesi vas›tas›yla toplay›p orta kula¤a iletir; orta kulak ald›¤› ses titreflimlerini güçlendirerek iç kula¤a aktar›r; iç kulak da bu titreflimleri elektrik sinyallerine dönüfltürerek beyne gönderir. Aynen görmede oldu¤u gibi duyma ifllemi de beyindeki duyma merkezinde gerçekleflir. Gözdeki durum kulak için de geçerlidir, yani beyin, ›fl›k gibi sese de kapal›d›r, ses geçirmez. Dolay›s›yla d›flar›s› ne kadar gürültülü de olsa beynin içi tamamen sessizdir. Buna ra¤men en net sesler beyinde alg›lan›r. Ses geçirmeyen beyninizde bir orkestran›n senfonilerini dinlersiniz, kalabal›k bir ortam›n tüm gürültüsünü duyars›n›z. Ama o anda hassas bir cihazla beyninizin içindeki ses düzeyi ölçülse, burada keskin bir sessizli¤in hakim oldu¤u görülecektir. Net bir görüntü elde edebilmek ümidiyle teknoloji nas›l kullan›l›yorsa, ses için de ayn› çabalar onlarca y›ld›r sürdürülmektedir. Ses kay›t cihazlar›, müzik setleri, birçok elektronik alet, sesi alg›layan müzik sistemleri bu çal›flmalardan baz›lar›d›r. Ancak, tüm teknolojiye, bu teknolojide çal›flan binlerce mühendise ve uzmana ra¤men kula¤›n oluflturdu¤u netlik ve kalitede bir sese ulafl›lamam›flt›r. En büyük müzik sistemi flirketinin üretti¤i en kaliteli müzik setini düflünün. Sesi kaydetti¤inde mutlaka sesin bir k›sm› kaybolur veya az da olsa mutlaka parazit oluflur veya müzik setini açt›¤›n›zda daha müzik bafllamadan bir c›z›rt› mutlaka duyars›n›z. Ancak insan vücudundaki teknolojinin ürünü olan sesler son derece net ve kusursuzdur. Bir insan kula¤›, hiçbir zaman müzik setinde oldu¤u gibi c›z›rt›l› veya parazitli alg›lamaz; ses ne ise tam ve net bir biçimde onu alg›lar. Bu durum, insan yarat›ld›¤› günden bu yana böyledir. fiimdiye kadar insano¤lunun yapt›¤› hiçbir görüntü ve ses cihaz›, göz ve kulak kadar hassas ve baflar›l› birer alg›lay›c› olamam›flt›r. Ancak görme ve iflitme olay›nda, tüm bunlar›n ötesinde, çok büyük bir gerçek daha vard›r. Beynin ‹çinde Gören ve Duyan fiuur Kime Aittir? Beynin içinde, ›fl›l ›fl›l renkli bir dünyay› seyreden, senfonileri, kufllar›n c›v›lt›lar›n› dinleyen, gülü koklayan kimdir?


137 ‹nsan›n gözlerinden, kulaklar›ndan, burnundan gelen uyar›lar, elektrik sinyali olarak beyne gider. Biyoloji, fizyoloji veya biyokimya kitaplar›nda bu görüntünün beyinde nas›l olufltu¤una dair birçok detay okursunuz. Ancak, bu konu hakk›ndaki en önemli gerçe¤e hiçbir yerde rastlayamazs›n›z: Beyinde, bu elektrik sinyallerini görüntü, ses, koku ve his olarak alg›layan kimdir? Beynin içinde göze, kula¤a, burna ihtiyaç duymadan tüm bunlar› alg›layan bir fluur bulunmaktad›r. Bu fluur kime aittir? Elbette bu fluur beyni olufltu-

Evrimciler "ben" dedi¤imiz varl›¤›n, sadece beynin içindeki sinir hücreleri ve bunlar aras›ndaki kimyasal reaksiyonlar oldu¤unu iddia ederler. Oysa bilimsel bulgular, zihnin sadece beyinden ibaret olmad›¤›n›, aksine beynin ötesinde, beyni kullanan madde-ötesi bir varl›¤›n oldu¤unu göstermektedir. Bu varl›k, göze ihtiyaç duymadan gören, kulak olmadan duyan, burna gerek duymadan koklayan "RUH"tur.

ran sinirler, ya¤ tabakas› ve sinir hücrelerine ait de¤ildir. ‹flte bu yüzden, herfleyin maddeden ibaret oldu¤unu zanneden Darwinist-materyalistler bu sorulara hiçbir cevap verememektedirler. Çünkü bu fluur, Allah'›n yaratm›fl oldu¤u ruhtur. Ruh, görüntüyü seyretmek için göze, sesi duymak için kula¤a ihtiyaç duymaz. Bunlar›n da ötesinde düflünmek için beyne ihtiyaç duymaz. Bu aç›k ve ilmi gerçe¤i okuyan her insan›n, beynin içindeki birkaç santimetreküplük, kapkaranl›k mekana tüm kainat› üç boyutlu, renkli, gölgeli ve ›fl›kl› olarak s›¤d›ran yüce Allah'› düflünüp, O'ndan korkup, O'na s›¤›nmas› gerekir. Materyalist Bir ‹nanç Buraya kadar incelediklerimiz, evrim teorisinin bilimsel bulgularla aç›kça çeliflen bir iddia oldu¤unu göstermektedir. Teorinin hayat›n kökeni hakk›ndaki iddias› bilime ayk›r›d›r, öne sürdü¤ü evrim mekanizmalar›n›n hiçbir evrimlefltirici etkisi yoktur ve fosiller teorinin gerektirdi¤i ara


138

TOHUM MUC‹ZES‹

formlar›n yaflamad›klar›n› göstermektedir. Bu durumda, elbette, evrim teorisinin bilime ayk›r› bir düflünce olarak bir kenara at›lmas› gerekir. Nitekim tarih boyunca dünya merkezli evren modeli gibi pek çok düflünce, bilimin gündeminden ç›kar›lm›flt›r. Ama evrim teorisi ›srarla bilimin gündeminde tutulmaktad›r. Hatta baz› insanlar teorinin elefltirilmesini "bilime sald›r›" olarak göstermeye bile çal›flmaktad›rlar. Peki neden?.. Bu durumun nedeni, evrim teorisinin baz› çevreler için, kendisinden asla vazgeçilemeyecek dogmatik bir inan›fl olufludur. Bu çevreler, materyalist felsefeye körü körüne ba¤l›d›rlar ve Darwinizm'i de do¤aya getirilebilecek yegane materyalist aç›klama oldu¤u için benimsemektedirler. Bazen bunu aç›kça itiraf da ederler. Harvard Üniversitesi'nden ünlü bir genetikçi ve ayn› zamanda önde gelen bir evrimci olan Richard Lewontin, "önce materyalist, sonra bilim adam›" oldu¤unu flöyle itiraf etmektedir: Bizim materyalizme bir inanc›m›z var, 'a priori' (önceden kabul edilmifl, do¤ru varsay›lm›fl) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir aç›klama getirmeye zorlayan fley, bilimin yöntemleri ve kurallar› de¤il. Aksine, materyalizme olan 'a priori' ba¤l›l›¤›m›z nedeniyle, dünyaya materyalist bir aç›klama getiren araflt›rma yöntemlerini ve kavramlar› kurguluyoruz. Materyalizm mutlak do¤ru oldu¤una göre de, ‹lahi bir aç›klaman›n sahneye girmesine izin veremeyiz.77 Bu sözler, Darwinizm'in, materyalist felsefeye ba¤l›l›k u¤runa yaflat›lan bir dogma oldu¤unun aç›k ifadeleridir. Bu dogma, maddeden baflka hiçbir varl›k olmad›¤›n› varsayar. Bu nedenle de cans›z, bilinçsiz maddenin, hayat› yaratt›¤›na inan›r. Milyonlarca farkl› canl› türünün; örne¤in kufllar›n, bal›klar›n, zürafalar›n, kaplanlar›n, böceklerin, a¤açlar›n, çiçeklerin, balinalar›n ve insanlar›n maddenin kendi içindeki etkileflimlerle, yani ya¤an ya¤murla, çakan flimflekle, cans›z maddenin içinden olufltu¤unu kabul eder. Gerçekte ise bu, hem akla hem bilime ayk›r› bir kabuldür. Ama Darwinistler kendi deyimleriyle "‹lahi bir aç›klaman›n sahneye girmemesi" için, bu kabulü savunmaya devam etmektedirler. Canl›lar›n kökenine materyalist bir ön yarg› ile bakmayan insanlar ise, flu aç›k gerçe¤i göreceklerdir: Tüm canl›lar, üstün bir güç, bilgi ve akla sahip olan bir Yarat›c›n›n eseridirler. Yarat›c›, tüm evreni yoktan var


139 eden, en kusursuz biçimde düzenleyen ve tüm canl›lar› yarat›p flekillendiren Allah't›r. Evrim Teorisi Dünya Tarihinin En Etkili Büyüsüdür Burada flunu da belirtmek gerekir ki, ön yarg›s›z, hiçbir ideolojinin etkisi alt›nda kalmadan, sadece akl›n› ve mant›¤›n› kullanan her insan, bilim ve medeniyetten uzak toplumlar›n hurafelerini and›ran evrim teorisinin inan›lmas› imkans›z bir iddia oldu¤unu kolayl›kla anlayacakt›r. Yukar›da da belirtildi¤i gibi, evrim teorisine inananlar, büyük bir varilin içine birçok atomu, molekülü, cans›z maddeyi dolduran ve bunlar›n kar›fl›m›ndan zaman içinde düflünen, akleden, bulufllar yapan profesörlerin, üniversite ö¤rencilerinin, Einstein, Hubble gibi bilim adamlar›n›n, Frank Sinatra, Charlton Heston gibi sanatç›lar›n, bunun yan› s›ra ceylanlar›n, limon a¤açlar›n›n, karanfillerin ç›kaca¤›na inanmaktad›rlar. Üstelik, bu saçma iddiaya inananlar bilim adamlar›, profesörler, kültürlü, e¤itimli insanlard›r. Bu nedenle evrim teorisi için "dünya tarihinin en büyük ve en etkili büyüsü" ifadesini kullanmak yerinde olacakt›r. Çünkü, dünya tarihinde insanlar›n bu derece akl›n› bafl›ndan alan, ak›l ve mant›kla düflünmelerine imkan tan›mayan, gözlerinin önüne sanki bir perde çekip çok aç›k olan gerçekleri görmelerine engel olan bir baflka inanç veya iddia daha yoktur. Bu, Afrikal› baz› kabilelerin totemlere, Sebe halk›n›n Günefl'e tapmas›ndan, Hz. ‹brahim'in kavminin elleri ile yapt›klar› putlara, Hz. Musa'n›n kavminin alt›ndan yapt›klar› buza¤›ya tapmalar›ndan çok daha vahim ve ak›l almaz bir körlüktür. Gerçekte bu durum, Allah'›n Kuran'da iflaret etti¤i bir ak›ls›zl›kt›r. Allah, baz› insanlar›n anlay›fllar›n›n kapanaca¤›n› ve gerçekleri görmekten aciz duruma düfleceklerini birçok ayetinde bildirmektedir. Bu ayetlerden baz›lar› flöyledir: fiüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar. Allah, onlar›n kalplerini ve kulaklar›n› mühürlemifltir; gözlerinin üzerinde perdeler vard›r. Ve büyük azab onlarad›r. (Bakara Suresi, 6-7) …Kalpleri vard›r bununla kavray›p-anlamazlar, gözleri vard›r bununla görmezler, kulaklar› vard›r bununla iflitmezler. Bunlar hay-


140

TOHUM MUC‹ZES‹

vanlar gibidir, hatta daha afla¤›l›kt›rlar. ‹flte bunlar gafil olanlard›r. (Araf Suresi, 179) Allah, Hicr Suresi'nde de, bu insanlar›n mucizeler görseler bile inanmayacak kadar büyülendiklerini flöyle bildirmektedir: Onlar›n üzerlerine gökyüzünden bir kap› açsak, ordan yukar› yükselseler de, mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmifl bir toplulu¤uz" diyeceklerdir. (Hicr Suresi, 14-15) Bu kadar genifl bir kitlenin üzerinde bu büyünün etkili olmas›, insanlar›n gerçeklerden bu kadar uzak tutulmalar› ve 150 y›ld›r bu büyünün bozulmamas› ise, kelimelerle anlat›lamayacak kadar hayret verici bir durumdur. Çünkü, bir veya birkaç insan›n imkans›z senaryolara, saçmal›k ve mant›ks›zl›klarla dolu iddialara inanmalar› anlafl›labilir. Ancak dünyan›n dört bir yan›ndaki insanlar›n, fluursuz ve cans›z atomlar›n ani bir kararla biraraya gelip; ola¤anüstü bir organizasyon, disiplin, ak›l ve fluur gösterip kusursuz bir sistemle iflleyen evreni, canl›l›k için uygun olan her türlü özelli¤e sahip olan Dünya gezegenini ve say›s›z kompleks sistemle donat›lm›fl canl›lar› meydana getirdi¤ine inanmas›n›n, "büyü"den baflka bir aç›klamas› yoktur. Nitekim, Allah Kuran'da, inkarc› felsefenin savunucusu olan baz› kimselerin, yapt›klar› büyülerle insanlar› etkilediklerini Hz. Musa ve Firavun aras›nda geçen bir olayla bizlere bildirmektedir. Hz. Musa, Firavun'a hak dini anlatt›¤›nda, Firavun Hz. Musa'ya, kendi "bilgin büyücüleri" ile insanlar›n topland›¤› bir yerde karfl›laflmas›n› söyler. Hz. Musa, büyücülerle karfl›laflt›¤›nda, büyücülere önce onlar›n marifetlerini sergilemelerini emreder. Bu olay›n anlat›ld›¤› ayet flöyledir: (Musa:) "Siz at›n" dedi. (Asalar›n›) at›verince, insanlar›n gözlerini büyüleyiverdiler, onlar› dehflete düflürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmifl oldular. (Araf Suresi, 116) Görüldü¤ü gibi Firavun'un büyücüleri yapt›klar› "aldatmacalar"la Hz. Musa ve ona inananlar d›fl›nda- insanlar›n hepsini büyüleyebilmifllerdir. Ancak, onlar›n att›klar›na karfl›l›k Hz. Musa'n›n ortaya koydu¤u delil, onlar›n bu büyüsünü, ayetteki ifadeyle "uydurduklar›n› yutmufl" yani etkisiz k›lm›flt›r:


141 Biz de Musa'ya: "Asan› f›rlat›ver" diye vahyettik. (O da f›rlat›verince) bir de bakt›lar ki, o bütün uydurduklar›n› derleyip-toparlay›p yutuyor. Böylece hak yerini buldu, onlar›n bütün yapmakta olduklar› geçersiz kald›. Orada yenilmifl oldular ve küçük düflmüfller olarak tersyüz çevrildiler. (Araf Suresi, 117-119) Ayetlerde de bildirildi¤i gibi, daha önce insanlar› büyüleyerek etkileyen bu kiflilerin yapt›klar›n›n bir sahtekarl›k oldu¤unun anlafl›lmas› ile, söz konusu insanlar küçük düflmüfllerdir. Günümüzde de bir büyünün etkisiyle, bilimsellik k›l›f› alt›nda son derece saçma iddialara inanan ve bunlar› savunmaya hayatlar›n› adayanlar, e¤er bu iddialardan vazgeçmezlerse gerçekler tam anlam›yla a盤a ç›kt›¤›nda ve "büyü bozuldu¤unda" küçük duruma düfleceklerdir. Nitekim, yaklafl›k 60 yafl›na kadar evrimi savunan ve ateist bir felsefeci olan, ancak daha sonra gerçekleri gören Malcolm Muggeridge evrim teorisinin yak›n gelecekte düflece¤i durumu flöyle aç›klamaktad›r: Ben kendim, evrim teorisinin, özellikle uyguland›¤› alanlarda, gelece¤in tarih kitaplar›ndaki en büyük espri malzemelerinden biri olaca¤›na ikna oldum. Gelecek kuflak, bu kadar çürük ve belirsiz bir hipotezin inan›lmaz bir safl›kla kabul edilmesini hayretle karfl›layacakt›r.78 Bu gelecek, uzakta de¤ildir aksine çok yak›n bir gelecekte insanlar "tesadüfler"in ilah olamayacaklar›n› anlayacaklar ve evrim teorisi dünya tarihinin en büyük aldatmacas› ve en fliddetli büyüsü olarak tan›mlanacakt›r. Bu fliddetli büyü, büyük bir h›zla dünyan›n dört bir yan›nda insanlar›n üzerinden kalkmaya bafllam›flt›r. Evrim aldatmacas›n›n s›rr›n› ö¤renen birçok insan, bu aldatmacaya nas›l kand›¤›n› hayret ve flaflk›nl›kla düflünmektedir.


142

TOHUM MUC‹ZES‹

NOTLAR 1- Harry J. Fuller, The Plant World, s.85-86 2- www.britannica.com/bcom/eb/article/1/0,5716,120821+4+111095,00.html 3- Malcolm Wilkins, Plantwatching, NewYork, Fact on File Publications, 1988, s.48 4- Plantwatching, s.48 5- Wilfred W. Robbins, T. Elliot Weier, C. Ralph Stocking, Botany, An Introduction to Plant Science, s.268) 6-http://www.healthy.net/asp/templates/book.asp?PageType=Book&ID=343 7-http://www.healthy.net/asp/templates/book.asp?PageType=Book&ID=343 8-http://www.healthy.net/asp/templates/book.asp?PageType=Book&ID=343 9- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.31 10- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.32-33) 11- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.24 12- Plantwatching, s.44 13- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.17 14- Mark Ridley, Evolution, Oxford University Press, 1997, s.293 15- Mark Ridley, Evolution, Oxford University Press, 1997, s.293 16- Harry J. Fuller, The Plant World, s.48-51 17- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.86 18- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.60 19- David Attenborough, The Private Life of Plants, Princeton Univ. Press, Princeton, New Jersey, s.15 20- David Attenborough, The Private Life of Plants, Princeton Univ. Press, Princeton, New Jersey, s.16 21- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.62 22- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.61 23- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le

Monde Merveilleux Des Graines, s.61-62 24- www.britannica.com/bcom/eb/article/9/0,5716,68289+1+66568,00.html 25- Alfred Stefferud, The Wonders of Seeds, s.68-69 26- David Attenborough, The Private Life of Plants, Princeton Univ. Press, Princeton, New Jersey, s.19 27- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.54-55 28- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.56 29- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.56 30- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.57 31- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.57 32- Françoise Brenckmann Grains de Vie, Le Monde Merveilleux Des Graines, s.57 33- Solomon, Berg, Martin, Villie, Biology, Saunders College Publishing, s. 751 34- Grains de Vie, s.36-37 35- David Attenborough, The Private Life of Plants, Princeton University Press, Princeton, New Jersey, s.24 36- Grains de Vie, s.38-39 37- Grains de Vie, s.41 38-T.T. Kozlowski, Seed Biology, Academic Press, New York and London, 1972, s.194 39- Grains de Vie, s.53 40- David Attenborough, The Private Life of Plants, Princeton University Press, Princeton, New Jersey, s.24 41- David Attenborough, The Private Life of Plants, Princeton University Press, Princeton, New Jersey, s. 35 42- Grains de Vie, s.68 43- Musa Özet, Osman Arpac›, Biyoloji 2, Sürat Yay›nlar›, s.138-141 44- Advanced Plant Physiology, Malcolm B. Wilkins, Longman Scientific & Technical, England, 1987, s.462 45- Grains de Vie, s.68


143 46- Raven, Evert, Curtis, Biology of Plants, World Publishers, New York, 1976, s.346 47- Solomon, Berg, Martin, Villie, Biology, Saunders College Publishing, s.680 48- Malcolm Wilkins, Plantwatching, New York, Facts on File Publications, 1988, s. 46-47 49- John King, Reaching for The Sun, 1997, Cambridge University Press, Cambridge, s.117 50- Plantwatching, s.47 51- Musa Özet, Osman Arpac›, Ali Uslu, Biyoloji 3, Sürat Yay›nlar›, s.46 52-Solomon, Berg, Martin, Villie, Biology, Saunders College Publishing, s.766-768 53- Musa Özet, Osman Arpac›, Ali Uslu, Biyoloji 3, Sürat Yay›nlar›, s. 48 54- Malcolm Wilkins, Plantwatching, New York, Facts on File Publications, 1988, 6566 55- Plant watching, s.56 56- Helena Curtis, N. Sue Barnes, Invitation to Biology, Worth Publishers, Inc. s.356357 57- Raven, Evert, Curtis, Biology of Plants, World Publishers, New York, 1976, s.326 58- Seed Biology, s.66 59- Sidney Fox, Klaus Dose, Molecular Evolution and The Origin of Life, New York: Marcel Dekker, 1977. s. 2 60- Alexander I. Oparin, Origin of Life, (1936) New York, Dover Publications, 1953 (Reprint), s.196 61- "New Evidence on Evolution of Early Atmosphere and Life", Bulletin of the American Meteorological Society, cilt 63, Kas›m 1982, s. 1328-1330. 62- Stanley Miller, Molecular Evolution of Life: Current Status of the Prebiotic Synthesis of Small Molecules, 1986, s. 7 63- Jeffrey Bada, Earth, fiubat 1998, s. 40 64- Leslie E. Orgel, "The Origin of Life on Earth", Scientific American, cilt 271, Ekim 1994, s. 78

65- Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 189 66- Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 184. 67- B. G. Ranganathan, Origins?, Pennsylvania: The Banner Of Truth Trust, 1988. 68- Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 179 69- Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the British Geological Association, cilt 87, 1976, s. 133 70- Douglas J. Futuyma, Science on Trial, New York: Pantheon Books, 1983. s. 197 71- Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, New York: Toplinger Publications, 1970, ss. 75-94; Charles E. Oxnard, "The Place of Australopithecines in Human Evolution: Grounds for Doubt", Nature, cilt 258, s. 389 72- J. Rennie, "Darwin's Current Bulldog: Ernst Mayr", Scientific American, Aral›k 1992 73- Alan Walker, Science, vol. 207, 1980, s. 1103; A. J. Kelso, Physical Antropology, 1st ed., New York: J. B. Lipincott Co., 1970, s. 221; M. D. Leakey, Olduvai Gorge, vol. 3, Cambridge: Cambridge University Press, 1971, s. 272 74- Time, Kas›m 1996 75- S. J. Gould, Natural History, vol. 85, 1976, s. 30 76- Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, New York: Toplinger Publications, 1970, s. 19 77- Richard Lewontin, "The Demon-Haunted World", The New York Review of Books, 9 Ocak, 1997, s. 28 78- Malcolm Muggeridge, The End of Christendom, Grand Rapids: Eerdmans, 1980, s.43


144

TOHUM MUC‹ZES‹

Dediler ki: "Sen Yücesin, bize ö¤retti¤inden baflka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herfleyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olans›n." (Bakara Suresi, 32)


TOHUM MUCİZESİ