Issuu on Google+


OKUYUCUYA •Bu kitapta ve di¤er çal›flmalar›m›zda evrim teorisinin çöküflüne özel bir yer ayr›lmas›n›n nedeni, bu teorinin her türlü din aleyhtar› felsefenin temelini oluflturmas›d›r. Yarat›l›fl› ve dolay›s›yla Allah'›n varl›¤›n› inkar eden Darwinizm, 150 y›ld›r pek çok insan›n iman›n› kaybetmesine ya da kuflkuya düflmesine neden olmufltur. Dolay›s›yla bu teorinin bir aldatmaca oldu¤unu gözler önüne sermek çok önemli bir imani görevdir. Bu önemli hizmetin tüm insanlar›m›za ulaflt›r›labilmesi ise zorunludur. Kimi okuyucular›m›z belki tek bir kitab›m›z› okuma imkan› bulabilir. Bu nedenle her kitab›m›zda bu konuya özet de olsa bir bölüm ayr›lmas› uygun görülmüfltür.

•Belirtilmesi gereken bir di¤er husus, bu kitaplar›n içeri¤i ile ilgilidir. Yazar›n tüm kitaplar›nda imani konular Kuran ayetleri do¤rultusunda anlat›lmakta, insanlar Allah'›n ayetlerini ö¤renmeye ve yaflamaya davet edilmektedirler. Allah'›n ayetleri ile ilgili tüm konular, okuyan›n akl›nda hiçbir flüphe veya soru iflareti b›rakmayacak flekilde aç›klanmaktad›r.

•Bu anlat›m s›ras›nda kullan›lan samimi, sade ve ak›c› üslup ise kitaplar›n yediden yetmifle herkes taraf›ndan rahatça anlafl›lmas›n› sa¤lamaktad›r. Bu etkili ve yal›n anlat›m sayesinde, kitaplar "bir solukta okunan kitaplar" deyimine tam olarak uymaktad›r. Dini reddetme konusunda kesin bir tav›r sergileyen insanlar dahi, bu kitaplarda anlat›lan gerçeklerden etkilenmekte ve anlat›lanlar›n do¤rulu¤unu inkar edememektedirler.

•Bu kitap ve yazar›n di¤er eserleri, okuyucular taraf›ndan bizzat okunabilece¤i gibi, karfl›l›kl› bir sohbet ortam› fleklinde de okunabilir. Bu kitaplardan istifade etmek isteyen bir grup okuyucunun kitaplar› birarada okumalar›, konuyla ilgili kendi tefekkür ve tecrübelerini de birbirlerine aktarmalar› aç›s›ndan yararl› olacakt›r.

•Bunun yan›nda, sadece Allah r›zas› için yaz›lm›fl olan bu kitaplar›n tan›nmas›na ve okunmas›na katk›da bulunmak da büyük bir hizmet olacakt›r. Çünkü yazar›n tüm kitaplar›nda ispat ve ikna edici yön son derece güçlüdür. Bu sebeple dini anlatmak isteyenler için en etkili yöntem, bu kitaplar›n di¤er insanlar taraf›ndan da okunmas›n›n teflvik edilmesidir.

•Kitaplar›n arkas›na yazar›n di¤er eserlerinin tan›t›mlar›n›n eklenmesinin ise önemli sebepleri vard›r. Bu sayede kitab› eline alan kifli, yukar›da söz etti¤imiz özellikleri tafl›yan ve okumaktan hoflland›¤›n› umdu¤umuz bu kitapla ayn› vas›flara sahip daha birçok eser oldu¤unu görecektir. ‹mani ve siyasi konularda yararlanabilece¤i zengin bir kaynak birikiminin bulundu¤una flahit olacakt›r.

•Bu eserlerde, di¤er baz› eserlerde görülen, yazar›n flahsi kanaatlerine, flüpheli kaynaklara dayal› izahlara, mukaddesata karfl› gereken adaba ve sayg›ya dikkat etmeyen üsluplara, burkuntu veren ümitsiz, flüpheci ve ye'se sürükleyen anlat›mlara rastlayamazs›n›z.


YAZAR ve ESERLER‹ HAKKINDA Harun Yahya müstear ismini kullanan yazar Adnan Oktar, 1956 y›l›nda Ankara'da do¤du. ‹lk, orta ve lise ö¤renimini Ankara'da tamamlad›. Daha sonra ‹stanbul Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve ‹stanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde ö¤renim gördü. 1980'li y›llardan bu yana, imani, bilimsel ve siyasi konularda pek çok eser haz›rlad›. Bunlar›n yan› s›ra, yazar›n evrimcilerin sahtekarl›klar›n›, iddialar›n›n geçersizli¤ini ve Darwinizm'in kanl› ideolojilerle olan karanl›k ba¤lant›lar›n› ortaya koyan çok önemli eserleri bulunmaktad›r. Harun Yahya'n›n eserleri yaklafl›k 30.000 resmin yer ald›¤› toplam 45.000 sayfal›k bir külliyatt›r ve bu külliyat 60 farkl› dile çevrilmifltir. Yazar›n müstear ismi, inkarc› düflünceye karfl› mücadele eden iki peygamberin hat›ralar›na hürmeten, isimlerini yad etmek için Harun ve Yahya isimlerinden oluflturulmufltur. Yazar taraf›ndan kitaplar›n kapa¤›nda Resulullah'›n mührünün kullan›lm›fl olmas›n›n sembolik anlam› ise, kitaplar›n içeri¤i ile ilgilidir. Bu mühür, Kuran-› Kerim'in Allah'›n son kitab› ve son sözü, Peygamberimiz (sav)'in de hatem-ül enbiya olmas›n› remzetmektedir. Yazar da, yay›nlad›¤› tüm çal›flmalar›nda, Kuran'› ve Resulullah'›n sünnetini kendine rehber edinmifltir. Bu suretle, inkarc› düflünce sistemlerinin tüm temel iddialar›n› tek tek çürütmeyi ve dine karfl› yöneltilen itirazlar› tam olarak susturacak "son söz"ü söylemeyi hedeflemektedir. Çok büyük bir hikmet ve kemal sahibi olan Resulullah'›n mührü, bu son sözü söyleme niyetinin bir duas› olarak kullan›lm›flt›r. Yazar›n tüm çal›flmalar›ndaki ortak hedef, Kuran'›n tebli¤ini dünyaya ulaflt›rmak, böylelikle insanlar› Allah'›n varl›¤›, birli¤i ve ahiret gibi temel imani konular üzerinde düflünmeye sevk etmek ve inkarc› sistemlerin çürük temellerini ve sapk›n uygulamalar›n› gözler önüne sermektir. Nitekim Harun Yahya'n›n eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, ‹ngiltere'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna Hersek'e, ‹spanya'dan Brezilya'ya, Malezya'dan ‹talya'ya, Fransa'dan Bulgaristan'a ve Rusya'ya kadar dünyan›n daha pek çok ülkesinde be¤eniyle okunmaktad›r. ‹ngilizce, Frans›zca, Almanca, ‹talyanca, ‹spanyolca, Portekizce, Urduca, Arapça, Arnavutça, Rusça, Boflnakça, Uygurca, Endonezyaca, Malayca, Bengoli, S›rpça, Bulgarca, Çince, Kishwahili (Tanzanya'da


kullan›l›yor), Hausa (Afrika'da yayg›n olarak kullan›l›yor), Dhivelhi (Mauritus'ta kullan›l›yor), Danimarkaca ve ‹sveçce gibi pek çok dile çevrilen eserler, yurtd›fl›nda genifl bir okuyucu kitlesi taraf›ndan takip edilmektedir. Dünyan›n dört bir yan›nda ola¤anüstü takdir toplayan bu eserler pek çok insan›n iman etmesine, pek ço¤unun da iman›nda derinleflmesine vesile olmaktad›r. Kitaplar› okuyan, inceleyen her kifli, bu eserlerdeki hikmetli, özlü, kolay anlafl›l›r ve samimi üslubun, ak›lc› ve ilmi yaklafl›m›n fark›na varmaktad›r. Bu eserler süratli etki etme, kesin netice verme, itiraz edilemezlik, çürütülemezlik özellikleri tafl›maktad›r. Bu eserleri okuyan ve üzerinde ciddi biçimde düflünen insanlar›n, art›k materyalist felsefeyi, ateizmi ve di¤er sapk›n görüfl ve felsefelerin hiçbirini samimi olarak savunabilmeleri mümkün de¤ildir. Bundan sonra savunsalar da ancak duygusal bir inatla savunacaklard›r, çünkü fikri dayanaklar› çürütülmüfltür. Ça¤›m›zdaki tüm inkarc› ak›mlar, Harun Yahya Külliyat› karfl›s›nda fikren ma¤lup olmufllard›r. Kuflkusuz bu özellikler, Kuran'›n hikmet ve anlat›m çarp›c›l›¤›ndan kaynaklanmaktad›r. Yazar›n kendisi bu eserlerden dolay› bir övünme içinde de¤ildir, yaln›zca Allah'›n hidayetine vesile olmaya niyet etmifltir. Ayr›ca bu eserlerin bas›m›nda ve yay›nlanmas›nda herhangi bir maddi kazançhedeflenmemektedir. Bu gerçekler göz önünde bulunduruldu¤unda, insanlar›n görmediklerini görmelerini sa¤layan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmas›n› teflvik etmenin de, çok önemli bir hizmet oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Bu de¤erli eserleri tan›tmak yerine, insanlar›n zihinlerini buland›ran, fikri karmafla meydana getiren, kuflku ve tereddütleri da¤›tmada, iman› kurtarmada güçlü ve keskin bir etkisi olmad›¤› genel tecrübe ile sabit olan kitaplar› yaymak ise, emek ve zaman kayb›na neden olacakt›r. ‹man› kurtarma amac›ndan ziyade, yazar›n›n edebi gücünü vurgulamaya yönelik eserlerde bu etkinin elde edilemeyece¤i aç›kt›r. Bu konuda kuflkusu olanlar varsa, Harun Yahya'n›n eserlerinin tek amac›n›n dinsizli¤i çürütmek ve Kuran ahlak›n› yaymak oldu¤unu, bu hizmetteki etki, baflar› ve samimiyetin aç›kça görüldü¤ünü okuyucular›n genel kanaatinden anlayabilirler. Bilinmelidir ki, dünya üzerindeki zulüm ve karmaflalar›n, Müslümanlar›n çektikleri eziyetlerin temel sebebi dinsizli¤in fikri hakimiyetidir. Bunlardan kurtulman›n yolu ise, dinsizli¤in fikren ma¤lup edilmesi, iman hakikatlerinin ortaya konmas› ve Kuran ahlak›n›n, insanlar›n kavray›p yaflayabilecekleri flekilde anlat›lmas›d›r. Dünyan›n günden güne daha fazla içine çekilmek istendi¤i zulüm, fesat ve kargafla ortam› dikkate al›nd›¤›nda bu hizmetin elden geldi¤ince h›zl› ve etkili bir biçimde yap›lmas› gerekti¤i aç›kt›r. Aksi halde çokgeç kal›nabilir. Bu önemli hizmette öncü rolü üstlenmifl olan Harun Yahya Külliyat›, Allah'›n izniyle, 21. yüzy›lda dünya insanlar›n› Kuran'da tarif edilen huzur ve bar›fla, do¤ruluk ve adalete, güzellik ve mutlulu¤a tafl›maya bir vesile olacakt›r.


Bu kitapta kullan›lan ayetler, Ali Bulaç'›n haz›rlad›¤› "Kur'an-› Kerim ve Türkçe Anlam›" isimli mealden al›nm›flt›r.

Birinci Bask›: Aral›k 1999 ‹kinci Bask›: Kas›m 2001 Üçüncü Bask›: Temmuz 2005 Dördüncü Bask›: Eylül 2005 Beflinci Bask›: Kas›m 2005 Alt›nc› Bask›: Haziran 2006 Yedinci Bask›: Eylül 2007 Sekizinci Bask›: Ekim 2008

ARAfiTIRMA YAYINCILIK Talatpafla Mah. Emirgazi Caddesi ‹brahim Elmas ‹flmerkezi A Blok Kat 4 Okmeydan› - ‹stanbul Tel: (0 212) 222 00 88 Bask›: Entegre Matbaac›l›k Sanayi Cad. No: 17 Yenibosna-‹stanbul Tel: (0 212) 451 70 70 w w w. h a r u n y a h y a . o r g - w w w. h a r u n y a h y a . n e t


‹Ç‹NDEK‹LER G‹R‹fi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .33 KURAN, KOLAY OLANA ‹LETEN B‹R REHBERD‹R . . . . . 35 ALLAH KOLAY OLANI EMRETM‹fiT‹R . . . . . . . . . . . . . . . . 40 ALLAH'IN YARATTI⁄I ‹MT‹HAN ÇOK KOLAYDIR . . . . 53 KURAN AHLAKINI YAfiAMANIN KOLAYLI⁄I . . . . . . . . .74 fiEYTANIN ZAYIF H‹LES‹ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 98 SONUÇ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .101 DARWIN‹ZM'‹N ÇÖKÜfiÜ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .103


11

Evrendeki tüm ilmin sahibi olan Allah, uçufl s›ras›nda yüksek miktarda oksijene ihtiyaç duyan kufllar için kompleks bir solunum sistemi yaratm›flt›r. Kufl akci¤erleri, kara canl›lar›n›n akci¤erlerine göre tamamen ters biçimde ifller. Kara canl›lar› havay› ayn› kanaldan al›r ve verirler. Kufllarda ise hava, akci¤erlerde sürekli tek bir yönde hareket eder. Bu, akci¤erlerin etraf›nda bulunan özel "hava kesecikleri" taraf›ndan sa¤lanmaktad›r. Böylece kuflun yüksek enerji ihtiyac› karfl›lanm›fl olur. www.olumgercegi.com


12

O Allah ki, yaratand›r, (en güzel bir biçimde) kusur suzca var edendir, 'flekil ve suret' verendir. En güzel isimlerO'nundur. Göklerde ve yerde olanlar›n tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haflr Suresi, 24)


13

Kaplanlar genellikle gece avlanırlar. Gece görüflleri insanınkinden 6 kat daha iyidir. Di¤er kediler gibi avlarını pusuya yatarak yakalayan kaplanlar çok sessiz ve fark ettirmeden hareket ederek, avlar›n› takip ederler. www.ahiretvar.com


14

Kutup ay›lar›, buzullarda yaflamak üzere yarat›lm›fllard›r. Bir kutup ayısı, ayak parmaklarının arasındaki oyuklar sayesinde buz yüzeyini vakum etkisiyle kolaylıkla kavrar. Böylelikle buz üzerinde uzun mesafeleri kaymadan rahatça yürüyebilir. Parmaklarının arasındaki a¤ımsı yapı sayesinde ise, saatte 10 km hızla yüzebilir ve 100 km gibi bir mesafeyi hiç dinlenmeden kat edebilir. www.sosyaldarwinizm.com


15

Karanl›kta dolaflan aslanlar›n ›fl›¤› mümkün oldu¤u kadar fazla toplayabilmeleri için gözlerinde özel bir yarat›l›fl vard›r. Bu sayede mükemmel bir gece görüflüne sahiptirler. Di¤er canl›lara göre daha büyük olan göz bebekleri ve lensleri aslanlar› iyi birer avc› yapan en önemli özelliklerdendir. Allah bu canl›lar› içinde yaflad›klar› ortama en uygun özelliklerle birlikte yaratm›flt›r. www.peygamberlerimiz.org


16

Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz. (Nahl Suresi, 5)


17

Bir yunus 3 km uzakta yan yana duran iki ayr› metal paray›, ses dalgalar›n› kullanarak birbirinden ay›rt edebilir. Yunuslar birbirlerine 220 km uzakl›ktan mesaj yollayabilirler. www.munafikliklamucadele.com


18

Köpeklerin burunlar›ndaki koku hücrelerinin say›s› insanlar›nkinden kat kat fazlad›r. Bu nedenle sokakta yürüyen bir insan ile yan›nda gezdirdi¤i köpe¤in alg›lad›klar› kokular ayn› de¤ildir. Köpek, sahibinin fark›na varmad›¤› kokulardan, bulundu¤u ortam ile ilgili çok detayl› bilgi edinir. Havadaki en küçük oranlardaki kokular› dahi güçlük çekmeden tespit eder. Söz konusu özellikleri nedeniyle, kay›p insanlar›, patlay›c› maddeleri ve felakete u¤ram›fl kiflileri bulmakta köpeklerden faydalan›l›r. www.olumgercegi.com


19

Yeryüzündeki tüm canlı varlıkların temel yapı taflı karbon elementidir. Canlıların bedenlerini oluflturan organik moleküller, yani proteinler, ya¤lar, karbonhidratlar karbon atomlarının farklı bilefliklerinden meydana gelmifltir. Karbon elementi, ancak devasa y›ld›zlar›n merkezinde özel reaksiyonlar sonucunda üretilir. Bu mucizevi reaksiyonlar gerçekleflmese, bugün evrende karbon diye bir element, di¤er anlam›yla canl›l›k diye bir kavram olmayacakt›. Bu örnek, evrenin tek bir anda mükemmel flekilde yarat›ld›¤›n›n aç›k bir delilidir. www.psikolojiksavas.net


20

Resimde görülen kufl fosili, ünlü Messel Oluflumu'nda bulundu¤u için bu isimle anılmaktadır. Kara canlılarından tamamen farklı bir yapıya sahip olan kuflların hiçbir vücut mekanizması kademeli evrim modeliyle açıklanamaz. Herfleyden önce kuflu kufl yapan en önemli özellik olan kanatlar evrim teorisi için çok büyük bir çıkmazdır. www.evrimyok.com

Messel Kuflu Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 50 milyon yıl Bölge: Almanya


21

Teknoloji, kolektif çalıflma, askeri strateji, geliflmifl bir iletiflim a¤ı, örnek ve rasyonel bir hiyerarfli, disiplin, kusursuz bir flehir planlaması... ‹nsanların her zaman yeteri kadar baflarılı olamadı¤ı bu alanlarda, karıncalar daima baflarılıdırlar. Ve bu durum on milyonlarca yıldır aynıdır. www.burmaamberleri.com

Karınca Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 45 milyon yıl Bölge: Rusya


22

Dikenli Vatoz

Ringa Bal›¤›

Günümüz denizlerinde görülen dkenli vatoz (solda)


23

Yan sayfada resimde görülen fosilde Dasyatidae (dikenli vatozlar) familyasına dahil bir dikenli vatoz ve ringa balı¤ı birarada bulunmaktadır. Günümüzde yaflayan dikenli vatozların ve ringaların bundan on milyonlarca yıl önce yaflamıfl olan örneklerinden hiç farkı olmadı¤ını ortaya koyan bu fosil, evrimi geçersiz kılan sayısız delilden biridir. www.darwinistyenilgininacisi.com

(Yan sayfada) Dikenli Vatoz ve Ringa Bal›¤› Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 54 - 37 milyon yıl Bölge: Green River Oluflumu, ABD

Üstte 54- 37 milyon y›ll›k ringa bal›¤› fosili altta sa¤da ise günümüzde yaflayan ringa bal›¤› örne¤i bulunmaktad›r.


24

Bugüne kadar bulunan çok say›daki bitki fosillerinin ortak bir özelli¤i vardır: Hepsi kusursuz bitkilerdir ve bugünkülerle tıpatıp benzerlik göstermektedirler. Ayrıca bitkilerin gerçeklefltirdi¤i fotosentez olayının oluflumunu tesadüflerle açıklamak imkansızdır. www.evrimsizkafataslari.com

Manolya Yapra¤ı Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 50 milyon yıl Bölge: Cache Creek Oluflumu, Kanada


25

Bal ar›lar›n›n davran���fllar› evrimciler aç›s›ndan soru iflaretleri ile doludur. Örne¤in evrimciler bal ar›lar›n›n petek yap›m›nda kulland›klar› ak›l almaz hesaplar› evrim teorisinin hiçbir hayali mekanizmas› ile aç›klayamamaktad›rlar. Milyonlarca y›ld›r ayn› olan ar›lar, Darwinizm’e büyük bir darbe indirmektedir. www.bocekfosilleri.com

Bal Arısı Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 45 milyon yıl Bölge: Rusya


26

Biyolog Francis Hitching, bugüne kadar evrim teorisini destekleyen tek bir fosilin bile olmad›¤›n› flöyle ifade eder: "E¤er fosiller buluyorsak ve e¤er Darwin'in teorisi do¤ruysa, o halde kayaların belirli bir grup yaratı¤ın, daha kompleks bir baflka grup yaratı¤a do¤ru küçük kademelerle evrimleflti¤ini gösteren kalıntılar ortaya çıkarması gerekir. Bu nesilden nesile ilerleyen "küçük geliflmelerin" son derece iyi korunmufl olması gerekir. Ama durum hiç de böyle de¤ildir. Aslında, bunun tam tersi do¤rudur..." (Francis Hitching, The Neck of the Giraffe: Where Darwin Went Wrong, Tichnor and Fields, s. 40)

Ginkgo Yapra¤ı Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 50 milyon yıl Bölge: Kanada

Yanda 50 milyon yıll›k ginkgo yapra¤ı ve altta sa¤da ise bu fosilden hiçbir fark› olmayan günümüz ginkgo yapra¤ın›n örne¤i görülmektedir.


27

Darwinistlerin kaplumba¤anın kabuklu yapısına, dokularına bir açıklama getirebilmeleri gerekmektedir. Tüm bunların hayali evrimsel süreçte nasıl tesadüfen geliflti¤ini gösterebilmeli ve buna dair deliller ortaya koyabilmelidirler. Ancak Darwinistler bir canlının geliflimi konusunda yalnızca hikayelere baflvururlar. Hikayelerini destekleyecek evrimsel delillerden ise tümüyle yoksundurlar. Darwinistlerin karflılafltıkları her zaman yaflayan fosiller olacaktır. www.darwintitredi.com

Kaplumba¤a Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi Yafl: 37-23 milyon yıl Bölge: Nebraska, ABD


28

Evrimin hayali mekanizmalarından biri olan mutasyonun ve tesadüflerin, bitkilerin oluflumunu açıklayamadı¤ını evrimci Pierre-Paul Grassé flöyle itiraf etmektedir: "Mutasyonların havyanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının karflılanmasını sa¤ladı¤ına inanmak, gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını da ister: Tek bir bitki, tek bir havyan, tam olması gerekti¤i flekilde binlerce ve binlerce faydalı tesadüfe maruz kalmalıdır. Yani mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli, inanılmaz derecede düflük olasılıklara sahip olaylar kolaylıkla gerçekleflmelidir. Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur, ama bilim bu iflin içine dahil edilmemelidir." (Pierre-Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, s. 103)

Solda 50 milyon yıll›k kayaarmudu yapra¤ı fosili ve üstte ise günümüz karaarmudu yapra¤› örne¤i görülmektedir.


29

Dünyanın en büyük a¤aç türü olarak bilinen sekoyalar, aynı zamanda çok uzun ömürlüdürler. Yaklaflık 150 metre yüksekli¤inde, 1000 yaflında olan örnekleri bulunmaktadır. Ço¤unlukla Kuzey Amerika'da yaflarlar. Fosil örnekleri, sekoyaların milyonlarca yıldır aynı olduklarını, yani evrim geçirmediklerini ortaya koymaktadır. Resimde görülen 50 milyon yıllık sekoya dalı fosilinin, günümüzdeki örneklerinden hiçbir farkı yoktur. Sekoyalardaki bu de¤iflmezlik tüm canl›lar gibi sekoyalar› da Allah'›n yaratt›¤›n›n delillerindendir. www.kambriyenvedarwin.com

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 50 milyon yıl Bölge: Cache Creek Oluflumu, British Columbia, Kanada

Yanda 50 milyon y›ll›k sekoya dalı fosili ve üstte bu fosilden hiçbir fark› olmayan günümüz sekoya dal›.


30

Yılan sineklerinin larvaları en düz yüzeylere dahi tırmanabilecek bir yapıflma organına sahiptir. Bu canlı, yaklaflık 45 milyon yıl önce de, günümüzdekiler gibi son derece üstün donanımlara sahipti. Söz konusu canlının her detayı, amberlerde oldukça iyi korunmufl flekilde günümüze kadar gelmifltir. Canlının mükemmel flekilde korunmufl olan özellikleri, evrimcileri tamamen açıklamasız bırakmaktadır. Spekülasyonlara mahal vermeyecek kadar belirgin yapılar, milyonlarca yıl boyunca hiçbir evrimleflmenin gerçekleflmedi¤ini açıkça ilan eder. www.evrimteorisivefosiller.com

Yılan sine¤i larvası Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 45 milyon yıl Bölge: Rusya

Günümüzde yaflayan y›lan sine¤i.


31

2 cm boylar›nda olan cırcır böcekleri parlak renkli, yuvarlak iri bafllı, kısa kanatlı, uzun antenli böceklerdir. Sadece erkekleri ön kanatlarını birbirine sürterek ses çıkarır ve diflileri kendilerine çekerler. Resimdeki amber içinde yaklaflık 45 milyon yıldan beri hiç bozulmadan kalmıfl olan bir cırcır böce¤inin günümüzdeki örne¤ine baktı¤ımızda tamamen aynı özellikleri taflıdı¤ını görürüz. Bu da bize canlıların ilk yaratıldıkları günden bu yana aynı özelliklere sahip olduklar›n›, dolayısıyla hiçbir zaman evrimleflmediklerini kanıtlamaktadır. www.baltikamberleri.com

Amber içindeki fosilden hiçbir fark› olmayan günümüz cırcır böce¤i.

Cırcır Böce¤i Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi Yafl: 45 milyon yıl Bölge: Rusya


G‹R‹fi Allah'›n insanlar için, yarat›l›fllar›na en uygun olarak seçti¤i din, ‹slam dinidir. Allah dinini insanlar›n yaflayabilmesi için çok kolay k›lm›flt›r. Din ahlak›, insanlar›n üzerindeki tüm külfeti, k›s›tlay›c› ve s›n›rlay›c›, insanlara zorluk getiren a¤›rl›klar› kald›r›r. ‹nsan›n sadece sonsuz merhametli, flefkatli, ba¤›fllay›c›, salih kullar› için herfleyi hay›rla yaratan, tüm gücün sahibi olan Allah'›n kendisi için belirledi¤i kadere teslim olmas›n›, herfleyde sadece O'nun r›zas›n› arayarak O'na yönelmesini bildirir. Evrendeki her varl›¤›n ve gerçekleflen her olay›n sahibi olan Allah'a güvenip dayanmak ve O'nu dost edinmek, bir insan›n hayat›ndaki tüm korkular›n, endiflelerin, s›k›nt›lar›n ve zorluklar›n da sonu demektir. Kuran ahlak›n› yaflayan bir insan için dinin getirdi¤i en önemli kolayl›k ve güzelliklerden biri budur. Bunun d›fl›nda Allah, tüm emir ve hükümlerini insanlar›n f›tratlar›na en uygun flekilde bildirmifltir ve hiçbirinde bir zorluk bulunmamaktad›r. Allah, Kuran'da din ahlak›n›n kolay oldu¤unu, dinine tabi olanlar›n ifllerini kolaylaflt›raca¤›n› flöyle bildirir: "Ve seni kolay olan için baflar›l› k›laca¤›z." (A'la Suresi, 8) "… O, sizleri seçmifl ve din konusunda size bir güçlük

33


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

yüklememifltir, atan›z ‹brahim'in dini(nde oldu¤u gibi)..." (Hac Suresi, 78)

Peygamberimiz (sav) de, bu ayetler do¤rultusunda "Din kolayl›kt›r." (Buhari, Iman: 29; Nesai, ‹man: 28; Musned, 5:69) diye buyurarak, insanlar› din ahlak›n› yaflamaya davet etmifltir. ‹nsanlar›n dinde zorluk olarak gördükleri uygulama veya inançlar ise, dine sonradan müflrikler veya insanlar› dinden uzaklaflt›rmak isteyen inkarc›lar taraf›ndan eklenmifl ve hak dinin bir parças›ym›fl gibi insanlara aktar›lm›flt›r. Baz› kimseler de, kendilerini daha takva göstermek için zor olan› yapman›n daha makbul olaca¤› yan›lg›s›na kap›larak, gösterifle yönelik bir din anlay›fl›n› benimsemifllerdir. Oysa, Peygamber Efendimiz yan›ndaki Müslümanlara her zaman dini "kolaylaflt›rmay›" emretmifltir. O halde salih Müslümanlar bu emre itaat etmeli ve insanlara kolay olan› zor göstermenin vebalini yüklenmemelidirler. Peygamber Efendimiz (sav)'in bu konuyla ilgili bir hadisi flöyledir: "Kolaylaflt›r›n, güçlefltirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düflmeyin." (Hz. Said ibni Ebu Berde r.a.) (Ramuz El-Hadis 2. Cilt, s. 510) Bu kitapta da, Peygamberimiz (sav)'in bu tavsiyesine uygun olarak, Allah'›n dininin yaflanmas›n›n son derece kolay oldu¤u hat›rlat›lmaktad›r. Ayr›ca ‹slam dininin, insan›n yarat›l›fl›na, huzuruna, mutlulu¤una en uygun yaflam biçimi oldu¤u ve Kuran ahlak›na uyularak sürdürülen yaflam›n bir insan için olabilecek en güzel yaflam oldu¤u anlat›lmaktad›r.

34


KURAN, KOLAY OLANA ‹LETEN B‹R REHBERD‹R

Biz sana bu Kuran'› güçlük çekmen için indirmedik. ‹çi titreyerek korku duyanlara; ancak ö¤ütle-hat›rlatma (olsun diye indirdik). (Taha Suresi, 2-3)

Allah, tarih boyunca tüm insanl›¤a do¤ruyu bulmalar›, kesin olan bilgiye ulaflabilmeleri ve din hakk›nda bilgi edinebilmeleri için kutsal kitaplar ile bu kitaplar› insanlara ileten ve aç›klayan peygamberler göndermifltir. Allah'›n insanlara yol gösterici olarak indirdi¤i son kitap ise Kuran'd›r. Bir ayette Kuran'›n yol gösterici özelli¤i için flöyle bildirilir: Bundan (Kur'an'dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. Do¤ruyu yanl›fltan ay›ran (Furkan)› da indirdi. Gerçek flu ki, Allah'›n ayetlerini inkar edenler için fliddetli bir azap vard›r. Allah güçlüdür, intikam al›c›d›r. (Al-i ‹mran Suresi, 4)

Allah'›n Kuran'dan önce indirdi¤i kitaplar, müflrikler ve dine düflman insanlar taraf›ndan tahrif edilmifltir. Bu kitaplar, içlerine birçok hurafe ve bat›l inanç eklenerek özlerinden uzaklaflt›r›lm›fllard›r. Ancak Allah son kutsal kitap olan Kuran'›n bozulmayaca¤›na dair ayetlerde kesin bir hüküm vermifl ve k›ya35


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

met gününe kadar korunaca¤›n› flöyle bildirmifltir: Hiç flüphesiz, zikri (Kur'an'›) Biz indirdik Biz; onun koruyucular› da gerçekten Biziz. (Hicr Suresi, 9) Bat›l, ona önünden de, ard›ndan da gelemez. (Çünkü Kuran) Hüküm ve hikmet sahibi, çok övülen (Allah)'tan indirilmedir. (Fussilet Suresi, 42)

Kuran'›n k›yamete dek geçerli oldu¤unu ve korunaca¤›n› bilen müminler bunun huzur ve güvenini yaflarlar. Kuran, insan›n her hükmünden, her emrinden kesin olarak emin oldu¤u, kalbinde ve vicdan›nda hiçbir burukluk ve flüphe oluflmadan tabi olaca¤› bir kitapt›r. ‹nsanlar›n böylesine "emin" bir yol göstericisinin olmas› çok büyük bir nimet ve Allah Kat›ndan verilmifl bir rahmettir. Allah, Kuran'›n müminler için önemini bir ayetinde flöyle haber vermektedir: … Biz Kitab› sana, herfleyin aç›klay›c›s›, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)

Kuran'› bilen ve kendisine rehber edinen her insan, yarat›l›fl amac›n›, Allah'›n hoflnutlu¤unu, rahmetini ve cennetini kazanman›n yolunu, cennet ve cehennemde nas›l bir hayat olaca¤›n›, Allah'›n yarat›fl›ndaki s›rlar›, en güzel ahlak› ve daha birçok bilgiyi en do¤ru ve en eksiksiz flekliyle ö¤renir. Bir insan›n din hakk›nda sorabilece¤i ve kendisine baflka insanlar taraf›ndan yöneltilebilecek her türlü soru da Kuran'da cevaplanm›flt›r. Allah bir ayetinde bunu flöyle buyurmaktad›r: Onlar›n sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karfl›) sana hakk› ve en güzel aç›klama tarz›n› getirmifl olmayal›m. (Furkan Suresi, 33)

Kuran ayetleri ile din hakk›nda herfleyin bilgisi verildi¤i gi36


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

bi, insanlar›n ihtilafa düflecekleri hiçbir konu da b›rak›lmam›flt›r. Allah Kuran'›n indirilifl sebeplerinden birinin de insanlar›n ihtilafa düfltükleri konular›n aç›klanmas› oldu¤unu flöyle bildirmifltir: Biz Kitab'› ancak, hakk›nda ihtilafa düfltükleri fleyi onlara aç›klaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olmas› d›fl›nda (baflka bir amaçla) indirmedik. (Nahl Suresi, 64)

Ayette görüldü¤ü gibi Kuran, Allah'a iman eden, salih kullar için büyük bir rahmet ve her konuda yol göstericidir. Allah, Kuran yoluyla bize bilemeyece¤imiz, yarat›fl›n›n s›rr› olan konular› bildirir ve tüm insanlar› bu bilgilerle uyar›r. Örne¤in Kuran'da fleytan›n varl›¤›, özellikleri, amac›, insanlara hangi yönlerden yaklaflabilece¤i, ne gibi yöntemler kullanabilece¤i, fleytan›n sinsi karakteri ve daha pek çok bilgi verilmektedir. Bunun da ötesinde, bir insan›n fleytan›n etkisinden nas›l ç›kabilece¤inin yolu gösterilmektedir. Kuran'da fleytan hakk›nda anlat›lanlar müminler için çok büyük bir kolayl›kt›r; çünkü bu sayede fleytan gibi sinsi ve kendilerine görülmez yollarla yaklaflan bir düflmana karfl› insanlar daima uyan›k olurlar. Kuran son derece anlafl›l›r ve herkese hitap eden bir kitapt›r. Dolay›s›yla insanlar›n ahiret gününde Allah'a dünya hayat›nda yapt›klar› için hesap verirlerken, "Ben bundan habersizdim, bana bildirilmemiflti" diyebilecekleri veya mazeret gösterebilecekleri hiçbir konu bulunmamaktad›r. Allah, insanlar› Kuran arac›l›¤› ile, en güzel flekilde uyarm›fl ve yaflamlar›yla ilgili en önemli konularda bilgilendirmifltir. Allah yine bir kolayl›k olarak, insanlar›n daha kolay kavray›p anlayabilmeleri için Kuran'da ayetleri çeflitli flekillerde aç›klam›flt›r. Allah Kuran'›n bu üslubunu ayetlerinde flöyle bildirir: 37


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Andolsun, Biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir toplulu¤a bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeflitli biçimlerde aç›klad›k. (Araf Suresi, 52) … Bak, iyice kavray›p-anlamalar› için ayetleri nas›l çeflitli biçimlerde aç›kl›yoruz? (Enam Suresi, 65)

Allah'›n bu hükümlerine ra¤men, insanlar›n genel olarak düfltükleri önemli hatalardan biri, Kuran'›n her insan taraf›ndan anlafl›l›r olmad›¤›n› düflünmeleridir. Ço¤u insan Kuran'›n okunmas›, anlafl›lmas› ve yaflanabilmesi için uzun y›llar süren bir e¤itime ihtiyaç oldu¤unu zanneder. Bu yarg›ya varan kiflilerin büyük bir k›sm› ise bir kez bile Kuran'› okumam›flt›r asl›nda. Veya okumufltur ama anlamay› denememifltir, daha bafl›ndan ayetleri anlamayaca¤› yönünde kendini flartland›rm›flt›r. Halbuki Kuran, Allah'›n ayetlerinde bildirdi¤i gibi apaç›kt›r. Samimi olarak Kuran'› okuyan her insan›n kolayl›kla anlayabilece¤i bir üsluba sahiptir. Kuran'›n dilinin son derece anlafl›l›r olmas› insanlar için çok büyük bir nimettir. Allah insanlar›n Kuran'› rahatl›kla okuyup anlamalar› için kolaylaflt›rd›¤›n› bir ayetinde flöyle bildirir: Biz bunu (Kuran'›) senin dilinle kolaylaflt›rd›k, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyar›p-korkutman için. (Meryem Suresi, 97)

Allah, rahmetinin ve merhametinin bir sonucu olarak, insanlar›n anlay›fl› için dinini bu kadar kolaylaflt›rm›flken, insana düflen sadece Allah'›n bildirdikleri üzerinde düflünmek ve onlar› uygulamakt›r. Ne var ki, pek çok insan böylesine kolay bir yol varken, zor olan› tercih etmektedir. Kendilerine yanl›fl yol göstericiler aramakta, yaflamlar›n›n amac›n› ö¤renebilecekleri, 38


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

ebedi kurtulufllar›na vesile olacak Kuran'dan uzak yaflamaktad›rlar. Nitekim bir ayette bildirildi¤i gibi Peygamberimiz (sav) de bu konuda Allah'a flöyle seslenmifltir: Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran'› terkedilmifl (bir kitap) olarak b›rakt›lar." (Furkan Suresi, 30)

Kalpleri tatmin bulmufl olarak Allah'a ba¤lanan halis müminler ise Kuran'›n hüküm ve hikmet sahibi olan Rabbimiz’den gönderilmifl bir hidayet rehberi oldu¤unu bilirler. Allah Kuran'›n "müminler için flifa ve rahmet" (‹sra Suresi, 82) oldu¤unu da bildirmifltir. Kuran ayetleri ile insan›n akl›nda oluflabilecek sorular ve flüpheler tamamen ortadan kalkar ve insan kendisi için en uygun olan ahlak› ve yaflam biçimini ö¤renmifl olur. fiu çok önemli bir noktad›r: Allah insanlar› ‹slam f›trat›n› yaflad›klar› takdirde mutlu, huzurlu, aklen ve bedenen sa¤l›kl› olabilecekleri flekilde yaratm›flt›r. Bunlar› elde etmek için Kuran'dan baflka yol arayanlar binlerce, milyarlarca y›l geçse de hiçbir zaman arad›klar›n› bulamayacaklard›r. ‹nsan›n dünyada ve ahirette rahat etmesi için tek yol Allah'›n insanlar için indirdi¤i Kuran'a ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetine tabi olmas›d›r. Allah'›n ayetinde bildirdi¤i gibi, Kuran insanlar› karanl›klardan ayd›nl›¤a ç›karan yegane hak Kitapt›r: Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitapt›r ki, Rabbinin izniyle insanlar› karanl›klardan nura, O güçlü ve övgüye lay›k olan›n yoluna ç›karman için sana indirdik. (‹brahim Suresi, 1)

Allah'›n kitab›n›n nuruna uyanlar, yol göstericili¤ine tabi olanlar, -Allah'›n dilemesi ile- dünyada ve ahirette daima kolayl›klarla karfl›laflacak ve güzel bir hayat yaflayacaklard›r. 39


ALLAH KOLAY OLANI EMRETM‹fiT‹R

‹nsanlar›n birço¤unun din hakk›ndaki bilgileri, küçüklüklerinden itibaren çevrelerinden edindikleri kulaktan dolma bilgilere dayal›d›r. Dini, gerçek kayna¤›ndan yani Kuran'dan ö¤renmedikleri için de, din ad› alt›nda birçok hurafeye, as›ls›z inanca kap›l›rlar. Bu inançlar›n en tehlikelilerinden biri ise dini yaflaman›n zor oldu¤u fleklindeki gerçek d›fl› inançt›r. Tarih boyunca, dini özünden sapt›rmay› amaçlayan ve dinin yaflanmas›n› engellemek için türlü yöntemler deneyen kifliler, dine birçok zorlaflt›r›c› uygulama ve hurafe katmaya çal›flm›fllard›r. Kendi türettikleri uygulamalar yüzünden bilerek veya bilmeyerek insanlar›n dinden uzaklaflmalar›na sebep olmufllard›r. Oysa, Allah'›n Kuran'da bildirdikleri ve Peygamber Efendimizin sünneti bize dinin yaflanmas›n›n samimi insanlar için son derece kolay oldu¤unu ö¤retmektedir. Öncelikle flunu belirtmek gerekir ki; Allah evrendeki herfley gibi insan› da yoktan var etmifltir. ‹nsan› en iyi tan›yan, ona flah damar›ndan daha yak›n olan Allah, dini de insan›n yarat›l›fl›na uygun yaratm›flt›r. Allah bir ayetinde insan›n din ile f›trat›na (yarat›l›fl›na) en uygun olana ça¤r›ld›¤›n› flöyle haber verir: 40


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Öyleyse sen yüzünü Allah'› birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'›n o f›trat›na çevir; ki insanlar› bunun üzerine yaratm›flt›r. Allah'›n yarat›fl› için hiçbir de¤ifltirme yoktur. ‹flte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanlar›n ço¤u bilmezler. (Rum Suresi, 30)

Rabbimizin flefkat ve merhametinin bir sonucu olarak ça¤lar boyu gönderilmifl olan bütün hak dinler her zaman çok kolay uygulanabilir hükümlere sahip olmufllard›r. Çünkü Allah insanlar için daima kolayl›k dilemifltir ve "... Allah, size kolayl›k diler, zorluk dilemez..." (Bakara Suresi, 185) ayetiyle de bu gerçe¤i haber vermifltir. Allah'›n s›n›rlar›na uyan bir insan ayn› zamanda, yarat›l›fl›na en uygun olan son derece güzel bir hayat› yaflayan insand›r. Bu gerçe¤i bilmeyen birtak›m insanlar ise din ahlak›n›n s›n›rlar› kalkt›¤› takdirde daha rahat yaflayacaklar›n›; örne¤in ahlaki de¤erlere önem vermedikleri zaman özgür olacaklar›n› düflünürler. Ya da dinin yaflamlar›n› zorlaflt›racak birtak›m k›s›tlamalar getirece¤ini zannederler. Halbuki bütün bunlar insanlar›n kap›ld›klar› çok büyük yan›lg›lar ve fleytan›n aldatmacalar›d›r. Çünkü Allah'›n dinini yaflamak, insanlara emrettiklerini yerine getirmek son derece kolayd›r. As›l zor olan, Yüce Rabbimiz Allah'›n bildirdi¤i s›n›rlar› tan›mayan insanlardan oluflan bir toplumda yaflamakt›r. Böyle bir yaflant› son derece kötü sonuçlar› da beraberinde getirir. Öncelikle din ahlak›ndan uzak yaflayan toplumlarda veya dinsiz insanlar›n hayatlar›nda daima kaos, kargafla, huzursuzluk, korku, mutsuzluk ve stres vard›r. Allah'tan korkmayan bir insan her türlü ahlaks›zl›¤› yapar, hiçbir konuda s›n›r tan›maz ve dejenere bir hayat sürer. Böyle bir hayatta insanlar birbirlerine karfl› fedakarl›k göstermez, sevgi, sayg› bilmez, maddi ve 41


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

manevi destek vermezler. Bu yüzden de böyle bir yaflam hiçbir zaman, hiçbir insana mutluluk getirmez. Din ahlak›n›n s›n›rlar› kalkt›¤› zaman insan›n huzur bulaca¤› ortam›n tam tersi meydana gelir ve tamam›yla fleytan›n istedi¤i gibi cehenneme benzer bir ortam oluflur. Örne¤in günümüzde s›kça örneklerine rastlad›¤›m›z olaylardan uyuflturucu kullan›m›n›n ve ticaretinin yayg›nlaflmas›, fuhflun, rüflvetin, sahtekarl›¤›n önlenemez bir hal almas› gibi durumlar tamam›yla dinden ve dolay›s›yla manevi her türlü de¤erden ve güzellikten uzaklafl›lmas›yla ilgilidir. Böyle ortamlarda insanlar kendilerince özgür ve diledikleri gibi davranma lüksüne sahip olduklar›n› zannederler. Oysa, bu s›n›r tan›maz yaflant›lar›n›n kendilerine getirdi¤i maddi ve manevi y›k›m, özgürlük zannettikleri hislerden çok daha büyüktür. Düflünün ki, fuhufltan, uyuflturucudan veya alkolden sa¤l›¤› bozulmufl, bedeni yafl›na göre çok daha h›zl› yafllanm›fl, saçlar›, cildi parlakl›¤›n› ve canl›l›¤›n› yitirmifl, bitkin, sefil bir hayat süren insanlar›n kazanc› ne olabilir? Gerçekten de s›n›r tan›mazl›k, ahlak› hiçe saymak, amac› olmayan ve sonunun yokluk oldu¤u san›lan bir yaflam› sürdürmek, istisnas›z her insanda fiziksel ve ruhsal olarak çok büyük tahribatlar meydana getirir. Üstelik bu sonuçlar herkesin görebilece¤i, asla inkar edemeyece¤i kadar aç›k ve kesindir. Burada verilen örneklerin çok uç örnekler oldu¤unu düflünenler olabilir. Ancak flu bir gerçektir ki, insan din ahlak›ndan ne kadar uzak yaflarsa, Allah'›n s›n›rlar›n› ne kadar tan›mazsa o kadar mutsuz ve zor bir hayat yaflar. Bir insan›n burada verilen örneklerdeki kadar uç bir hayat yaflam›yor olmas› ise, onun kolay ve mutlu bir hayat› oldu¤u anlam›na gelmez. Belki yukar›da söz etti¤imiz insanlara göre biraz daha rahat bir hayat ya42


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

flar. Ama gerçek mutlulu¤u ve huzuru asla bulamaz. Üstelik sonuç olarak da bu insan, Allah'›n emirlerinden uzaklaflt›¤› için büyük bir piflmanl›k duyaca¤›, zorluklar›n ve ac›lar›n en büyüklerini yaflayaca¤› ahiret hayat› ile karfl›lafl›r. Allah'tan korkan ve din ahlak›n›n gereklerini eksiksiz olarak yerine getiren insanlar ise hem dünyada hem de ahirette büyük bir kazanç içindedirler. Herfleyden önce, Allah'a itaat etmenin manevi hazz›n› ve vicdani rahatl›¤›n› yaflarlar. Onlar için daima bir müjde ve güzellik vard›r. Allah, r›zas›na uyanlar› ve s›n›rlar›n› koruyanlar› bir ayetinde flöyle müjdelemektedir: Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (‹slam u¤runda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyili¤i emredenler, kötülükten sak›nd›ranlar ve Allah'›n s›n›rlar›n› koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele. (Tevbe Suresi, 112)

Vicdan›na ters düflerek, Allah'›n s›n›rlar›n› korumak konusunda gevflek davrananlar veya iman› çirkin görerek, imans›zl›¤› güzel görenler ise, dünyada da ahirette de zorluk ve s›k›nt›larla karfl›laflacaklard›r. Allah bir ayetinde flöyle bildirir: ... Bunlar Allah'›n s›n›rlar›d›r. Kim Allah'›n s›n›rlar›n› çi¤nerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmifl olur... (Talak Suresi, 1)

Din ahlak›n› yaflaman›n zor oldu¤unu zanneden insanlar›n yan› s›ra yukar›da söz etti¤imiz gibi dini yaflamay› zor gösteren insanlar›n durumu vard›r. Dinin özünü kavrayamayan baz› kifliler din konusunda afl›r›ya kaçmaya müsaitlerdir. Nas›l ki baz› insanlar güya özgürlük ad› alt›nda s›n›rlar› tan›mazlarsa, baz› kimseler de takva ad› alt›nda Allah'›n koydu¤u s›n›rlar› de¤ifltirme, zorlaflt›rma cüretini gösterirler. Bu, asl›nda fleytan›n insan43


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

lara bir tuza¤›d›r. Allah'›n haram k›lmad›¤›n›, haram gibi gösterip, daha çok yasak oluflturmay› bu insanlar bir üstünlük zannederler. Dahas›, kendi koyduklar› bu kurallara da gere¤i gibi riayet etmez ve bir de bunun vicdani çöküntüsünü yaflarlar. Yüce Allah, bir ayetinde, Hz. ‹sa'dan sonra ‹sevili¤i sapt›ran H›ristiyanlar› bu konuya bir örnek olarak vermektedir: Sonra onlar›n izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ard›nca gönderdik. Meryem o¤lu ‹sa'y› da arkalar›ndan gönderdik; ona ‹ncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir flefkat ve merhamet k›ld›k. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanl›¤› ise, Biz onlara yazmad›k (emretmedik). Ancak Allah'›n r›zas›n› aramak için (türettiler) ama buna da gerekti¤i gibi uymad›lar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birço¤u da fas›k olanlard›r. (Hadid Suresi, 27)

Bu sebeple Allah inananlar› bu tehlikeye karfl› uyarm›fl ve dinde afl›r›l›¤a gidenlerin do¤ru yoldan sapt›klar›n› Kuran'da bildirmifltir: De ki: "Ey kitap ehli, haks›z yere dininiz konusunda afl›r› gitmeyin ve daha önce sapm›fl, birço¤unu sapt›rm›fl ve dümdüz yoldan kaym›fl bir toplulu¤un heva (istek ve tutku)lar›na uymay›n." (Maide Suresi, 77)

‹nsan›n tek yapmas› gereken Kuran'da Allah'›n insanlara emrettiklerini yerine getirmek ve yasaklad›klar›ndan da kaç›nmakt›r. Allah herfleyi insanlar için kolay k›larken dini zorlaflt›rmaya çal›flanlar, ahirette bunun sorumlulu¤unu yüklenmifl olarak hesap verirler. Herfleyde oldu¤u gibi bu konuda da Peygamber Efendimizin hayat› ve uygulamalar› bize en güzel ör44


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

nektir. Bir hadisinde mübarek Peygamberimiz (sav) Allah'›n s›n›rlar›ndan ayr›lmamay› ve ayn› zamanda s›n›rlar› aflmamay› müminlere hat›rlatm›fl ve dinin kolay oldu¤unu belirtmifltir: "Din kolayd›r. Kimse dine karfl› fledid olamaz. Zira dine ma¤lub düfler. (Yani dinin kolayl›¤›na intibak etmeli. S›k› tutay›m diyen aciz kal›r.) Hatt› hareketinizi do¤rultun, (hududa) yak›n olun." (Ramuz El-Hadis, 1. Cilt, s.98) ‹nsanlar›n dini, Peygamber Efendimizin yukar›daki hadisiyle bildirdi¤i flekilde de¤erlendirmeleri gerekir. Yani Allah'›n aç›k ve anlafl›l›r k›ld›¤›, kolayl›kla uygulanabilecek hükümleri anlafl›lmaz ve zor göstermeleri büyük bir hatad›r. Nitekim Allah Kuran'da bildirdi¤i hükümleri her flart ve ortamda, her insan›n rahatl›kla uygulayabilece¤i flekilde kolaylaflt›rm›flt›r. ‹lerleyen bölümlerde, Allah'›n hükümlerinde, helal ve haram s›n›rlar›nda insanlara tan›d›¤› kolayl›klardan baz›lar›na yer verilecektir.

Yiyecekler konusunda tan›nan kolayl›klar Allah r›z›k olarak insanlara çok fazla nimet vermifltir. Renk renk meyveler, çeflit çeflit yiyecekler, sebzeler, etler, içecekler, yemifller… Her biri insanlar›n hizmetine sunulmufltur. Ve Allah "Sana, kendilerine neyin helal k›l›nd›¤›n› sorarlar. De ki: "Bütün temiz fleyler size helal k›l›nd›." (Maide Suresi, 4) ayetiyle, insanlara bütün temiz yiyeceklerin helal k›l›nd›¤›n› bildirmifltir. Allah'›n insanlara haram k›ld›¤›n› bildirdi¤i yiyecekler ise, ölü eti, kan, domuz eti gibi, zaten insanlar için zararl› ve temiz olmayan yiyeceklerdir. Allah bir ayetinde flöyle buyurmaktad›r: De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyece¤i (fleyler) için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti 45


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

-ki bu gerçekten murdard›r- ya da Allah'tan baflkas› ad›na kesilmifl bir f›sk d›fl›nda, haram k›l›nm›fl bir fley bulmuyorum. Kim kaç›n›lmaz bir ihtiyaçla karfl› karfl›ya kal›rsa, -sald›rmamak ve haddi aflmamak flart›yla- (bu say›lanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir). fiüphesiz senin Rabbin ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. (Enam Suresi, 145)

Ayette haram olan yiyecekler için geçen "murdar" (pis) ifadesinin pek çok hikmeti vard›r. Çünkü domuz eti gerçekten insan vücuduna zarar verecek özelliklere sahiptir. Örne¤in domuz eti çok ya¤l›d›r, yenildi¤i takdirde bu ya¤ kana geçer. Kandaki bu fazla miktardaki ya¤ atar damarlar›n sertleflmesine, tansiyon yükselmesine ve kalp enfarktüsüne sebep olur. Ayr›ca domuz ya¤› içerisinde "sutoksin" denilen zehirli maddenin d›flar› at›lmas› için, lenf bezlerinin normale göre daha fazla çal›flmas› gerekir. Bu durum özellikle çocuklarda lenf dü¤ümlerinin iltihaplanmas› ve fliflmesi fleklinde kendini gösterir. Bunlar›n d›fl›nda domuz eti bol miktarda kükürt içerir. Vücuda fazla miktarda al›nan kükürt; k›k›rdak, kas ve sinirlere oturarak eklemlerde iltihaplanma, kireçlenme ve bel f›t›¤› gibi çeflitli hastal›klara yol açar. Bütün bunlar›n yan›nda çeflitli deri hastal›klar› ve triflin gibi (triflin sadece domuz yoluyla geçer ve insanlarda öldürücü bir durum meydana getirir) ciddi hastal›klara da sebep olmaktad›r. (Burada domuz etinin yaln›zca bilinen genel birkaç zarar›na dikkat çekilmifltir.) Görüldü¤ü gibi, insana zarar verecek olan yiyeceklerin haram k›l›nmas› da insanlara sunulmufl bir kolayl›k ve korumad›r. Ancak burada bir noktaya daha dikkat çekmekte yarar vard›r: Elbette bir fleyin haram ya da helal olmas› tamamiyle Rabbimiz'in emriyledir. Ve insan sadece Allah'›n emrine göre ha46


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

reket etmekten sorumludur. Allah bir yiyece¤in haram olmas›n›n hikmetlerini dilerse insanlara gösterir, dilemezse göstermez. Ama Allah insanlara bir kolayl›k olmas›, kalplerinin tam olarak tatmin bulmas› için, yukar›da verdi¤imiz örnekten anlafl›ld›¤› gibi bu hikmetleri insanlara birçok vesile ile göstermektedir. Allah Kuran'da yasaklanan yiyeceklerden bahsederken insan›n bafl›na gelebilecek her türlü durumda nas›l davranmas› gerekti¤ini de aç›klam›flt›r. Böylece insanlar›n beklenmedik durumlarda tereddüt yaflamalar› engellenmifltir. Bu konudaki baz› ayetler flöyledir: Öyleyse Allah'›n sizi r›z›kland›rd›¤› fleylerden helal (ve) temiz olanlar›n› yiyin; e¤er O'na kulluk ediyorsan›z Allah'›n nimetine flükredin. O, size ancak ölüyü, kan›, domuz etini ve Allah'tan baflkas› ad›na kesilmifl olan (hayvan)› haram k›ld›. Fakat kim mecbur kal›rsa, sald›rmamak ve s›n›r› aflmamak üzere (yiyebilir). Çünkü gerçekten Allah, ba¤›fllayand›r, esirgeyendir." (Nahl Suresi, 114-115)

Bu ayetin ard›ndan Allah'›n ba¤›fllayan ve esirgeyen oldu¤unun hat›rlat›lmas› da müminlere rahatl›k veren ve onlar› müjdeleyen bir ayettir. Çünkü insan zay›f yarat›lm›flt›r. Hata yapabilir, unutabilir, dalabilir, iradesiz davranabilir. Ancak, Allah, samimi olarak tevbe etti¤inde kendisini ba¤›fllayacak ve esirgeyecektir.

Allah'›n namaz k›lanlara verdi¤i kolayl›klar 5 vakit namaz k›lmak Müslüman›n bütün hayat› boyunca, aksatmadan yapaca¤›, Allah'›n belirledi¤i vakitlerde farz olan 47


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

bir ibadettir. ‹badetlerini yerine getirmeyen insanlar, namaz k›lmay› da genellikle yafll›l›k dönemlerine b›rak›rlar. Halbuki namaz da tüm di¤er ibadetler gibi son derece kolay yerine getirilebilecek bir ibadettir. fiunu belirtmek gerekir ki, Allah bir insan için neyi farz k›lm›flsa, o insan kulluk vazifesi olarak onu yapmakla yükümlüdür. Bunun karfl›l›¤›nda ise Allah'›n r›zas›n›, rahmetini ve cennetini kazanmay› umabilir. Allah'›n insanlara farz k›ld›¤› ibadetlerde kolayl›k k›lmas› ise Allah'›n merhametinin ve flefkatinin bir göstergesidir. Buna ra¤men, Allah'›n emirlerine uymayanlar›n ise ahirette, güçlerinin yetmedi¤ine veya zor geldi¤i için yapamad›klar›na dair hiçbir mazeretleri olmayacakt›r. (Allah'›n Kuran'da bildirdi¤i ve bir sorumluluk yüklemedi¤ini belirtti¤i insanlar hariç olmak üzere) Örne¤in, abdest almak son derece kolay k›l›nm›flt›r. Hatta, bir insan›n abdest almak için su bulamamas› durumuna karfl›n Allah "teyemmüm etme"yi yol olarak göstermifltir ki, teyemmüm her koflulda kolayl›kla yerine getirilebilir. Allah su bulamayanlar›n nas›l teyemmüm edeceklerini bir ayetinde flöyle bildirir: "... E¤er cünüpseniz temizlenin (gusül edin); e¤er hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmiflse yahut kad›nlara dokunmuflsan›z da su bulamam›flsan›z, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük ç›karmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki flükredersiniz." (Maide Suresi, 6)

Allah'›n ayetinde de bildirdi¤i gibi, Allah insanlara güçlük ç›karmak istemez. Kuran'da bildirilen her konuda Allah insanlar 48


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

için kolayl›klar vermifltir. Allah'›n insanlar için emretti¤i ibadetler iman edenler için son derece kolayd›r. Allah, sonsuz rahmeti ve merhameti ile insanlar için en kolay ve en güzel olan ibadetleri ve yaflam fleklini bildirmifl ve bunlara uyanlar› ise, r›zas›, rahmeti ve cenneti ile müjdelemifltir.

Savaflta namaz›n k›salt›lmas› Kuran'da belirli dönemler için bildirilmifl kolayl›klar da vard›r. Örne¤in Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) döneminde inkarc› toplulu¤u ile s›cak savafl içerisinde olan müminlerin, o esnada ibadetlerini yerine getirebilmeleri için Allah bir kolayl›k göstermifltir. Savafl esnas›nda müminlerin namaz› zaruri durumlarda k›saltabileceklerini flöyle aç›klam›flt›r: Yeryüzünde ad›m att›¤›n›zda (yolculu¤a ya da savafla ç›kt›¤›n›zda), kafirlerin size bir kötülük yapmalar›ndan korkarsan›z, namaz› k›saltman›zda sizin için bir sak›nca yoktur. fiüphesiz kafirler, sizin apaç›k düflmanlar›n›zd›r. (Nisa Suresi, 101)

Bu ayetten de anlafl›ld›¤› gibi, Allah'›n her hükmü ve her emri müminlerin her biri için ayr› ayr› hikmet ve hay›rlarla doludur. Allah kullar› için zorluk istemez. Allah, müminlerin gerçek dostu ve tek vekilidir.

Oruç için sa¤lanan kolayl›k Allah Müslümanlara Ramazan ay› içerisinde oruç tutmalar›n› emretmifltir. Ancak Allah ayetleriyle istisnai durumlar› yani hastal›k, yolculuk hali durumlar›n› da aç›klayarak insanlar için zorluk dilemedi¤ini kolayl›k diledi¤ini bir kez daha bildirmifltir: 49


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

"Ramazan ay›... ‹nsanlar için hidayet olan ve do¤ru yolu ve (hak ile bat›l› birbirinden) ay›ran apaç›k belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmifltir. Öyleyse sizden kim bu aya flahid olursa art›k onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmad›¤› günler say›s›nca di¤er günlerde (tutsun). Allah, size kolayl›k diler, zorluk dilemez. (Bu kolayl›k) say›y› tamamlaman›z ve sizi do¤ru yola (hidayete) ulaflt›rmas›na karfl›l›k Allah'› büyük tan›man›z içindir. Umulur ki flükredersiniz. (Bakara Suresi, 185)

Allah'›n hükümleriyle ilgili ayetlerinde, insanlar için kolayl›k diledi¤ini bildirmesi, dinin kolayl›¤›n›n düflünülerek anlafl›lmas› gerekti¤ini de göstermektedir. Zorluk yaflayacaklar›n› zannederek, ibadetlerini yerine getirmekten kaç›nanlar büyük bir yan›lg› içindedirler ve dini yanl›fl tan›maktad›rlar.

Allah'›n sorumluluk yüklemedikleri Allah'›n merhametinin baflka bir tecellisi olarak, güç yetiremeyecek olanlara di¤er insanlara yüklenen sorumluluklar yüklenmemifltir. Allah bunu bir ayetinde flöyle bildirir: Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse, (Allah) onu, alt›ndan ›rmaklar akan cennetlere sokar. Kim de s›rt çevirirse, onu ac› bir azab ile azabland›r›r. (Fetih Suresi, 17)

Allah sakatl›¤› olan insanlar›n ibadet sorumluluklar›n› kald›r›rken rahmetini ve sonsuz flefkatinin bir kan›t›n› daha insanlara göstermektedir. Bir ayette Allah'›n insanlara güçlük ç›karmad›¤› ve bunun O'nun flefkatinin ve merhametinin bir göster-

50


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

gesi oldu¤u flöyle ifade edilmektedir: … E¤er Allah dileseydi size güçlük ç›kar›rd›. fiüphesiz Allah güçlü ve üstün oland›r, hüküm ve hikmet sahibidir. (Bakara Suresi, 220)

Rastgele söylenen yeminlerde gösterilen kolayl›k Yemin etmek, genelde insanlar aras›nda a¤›z al›flkanl›¤› olarak yap›lan yayg›n bir davran›flt›r. Özellikle birine söz verirken insan al›flkanl›kla yemin edebilir. Yeminlere sadakat, verilen sözde durmak ise Allah'›n Kuran'da emretti¤i bir mümin özelli¤idir. Ancak insan, unutkan bir varl›kt›r, baz› durumlarda dalg›nl›kla yapaca¤› ifli veya verdi¤i sözü unutabilir. Bu, çok do¤al, insani zay›fl›klardan meydana gelen bir hatad›r. ‹flte bu durumda Allah, rastgele, a¤›z al›flkanl›¤› ile, dikkatini tam vermeden edilen yeminlerden insanlar› sorumlu tutmayarak, müminlerin üzerinden bu sorumlulu¤u alm›flt›r. Edilen yeminlere sadakat ahirette sorulacakt›r, ancak Allah'›n Kuran'da istisna k›ld›klar›, rastgele ve amaçs›zca söylenen yeminlerdir. Allah bunu bir ayetinde flöyle bildirir: Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, bofl, amaçs›z sözler'den dolay› sorumlu tutmaz; fakat kalplerinizin kazand›klar›ndan dolay› sorumlu tutar. Allah ba¤›fllayand›r, yumuflak davranand›r. (Bakara Suresi, 225)

Allah'›n yemin konusunda k›ld›¤› bir baflka kolayl›k daha vard›r. Bir amaç üzerine, bilinçli olarak Allah ad›na yemin eden, sonra da bu yeminini bozmak isteyenler için, Allah bir kolayl›k

51


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

yolu göstermifltir. Bu da yeminlerin kefaretle çözülmesidir: Allah, yeminlerinizin (kefaretle) çözülmesini size farz (veya meflru) k›ld›… (Tahrim Suresi, 2) … ancak yeminlerinizle ba¤lad›¤›n›z sözlerden dolay› sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) kefareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamas›ndan on yoksulu doyurmak ya da onlar› giydirmek veya bir köleyi özgürlü¤üne kavuflturmakt›r. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vard›r.) Bu, yemin etti¤inizde (bozdu¤unuz) yeminlerinizin kefaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle aç›klar, umulur ki flükredersiniz. (Maide Suresi, 89)

Ayetlerden anlafl›ld›¤› gibi Allah her iki durumda da insanlar›n dine uygun hareket etmeleri için kolayl›k göstermektedir. Güzel ve do¤ru olan elbette yeminlerin korunmas›d›r. Ancak bir insan verdi¤i sözü unutabilir veya söz verdi¤i dönemdeki koflullar de¤iflebilir ve o kifli sözünü tutamayacak bir duruma gelebilir. Allah, insanlar için kolayl›k dileyerek, yeminlere kefaret olacak durumlar› bildirmifl ve her insan için bir yol göstermifltir. Ayr›ca yemini bozma konusunda kefaret gibi bir flart›n emredilmesi, insan›n vicdan›n›n sesini dinlemesi için de bir kolayl›kt›r. Yeminini bozan kifli, kefaret ödemek durumunda olaca¤› için, yeminini gerçekten bozmas› gerekli mi yoksa sözünü hala yerine getirebilir mi, diye bir kez daha düflünecek bunun sonucunda en vicdanl› ve en do¤ru karar› verecektir. Allah dinini son derece kolay k›lm›flt›r. ‹slam dini, her zaman için ve her konuda kolayl›k dinidir. ‹nsan samimi dindar olmaya, Rabbimiz'in nimetleri karfl›s›nda flükredici bir kul olmaya niyet etti¤inde, din ahlak›n› yaflama konusunda hiçbir zorlukla karfl›laflmayacakt›r. 52


ALLAH'IN YARATTI⁄I ‹MT‹HAN ÇOK KOLAYDIR

Din ahlak›ndan uzak yaflayan insanlar hayatlar› boyunca kendileri için çeflitli hedefler belirlerler. Bu hedeflerin ortak noktas› ise genellikle sadece dünya hayat›na yönelik olmalar›d›r. Örne¤in uzman bir doktor, baflar›l› bir mühendis, iyi bir baba, çok para kazanan bir ifl adam› ya da dünya çap›nda ünlü bir sanatç› olmak ve benzerleri, birçok insan›n en büyük ideallerinden say›labilir. Bunlar›n d›fl›nda daha pek çok alanda insanlar baflar›y›, mutlulu¤u ve rahat bir yaflam› elde edebilmek için çal›fl›r, çaba sarf eder, kimi zaman çeflitli fedakarl›klarda bulunurlar ve kendilerince "bir yerlere gelmeye" çal›fl›rlar. Ancak, tüm bunlara dald›klar›nda, dünyada bulunmalar›n›n as›l amac›n› unutur veya görmezlikten gelirler. Oysa her insan›n tüm hayat›n› ve bir gün gelip de mutlaka ölece¤ini düflünerek, kendisine baz› sorular sormas› gerekir. "Ben bu dünyada niçin var›m?", "Var olmam›n amac› nedir?" "(Örnek olarak) Belki iyi bir mimar olup çok say›da bina tasar›m› yapt›m, zengin oldum, mal mülk sahibi oldum, bir ünvan kazand›m, tan›nd›m, ama bütün bunlar bana ne kazand›rd›? Ölümümden sonra bunlardan hangisinin bir anlam› kalacak? 53


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Dünya üzerinde b›rakt›klar›m›n bana ahirette ne gibi bir faydas› olacak? Yaflam›m sadece bu dünya hayat›mdan m› ibaret?" ‹flte bunlar her insan›n, kendisine ölüm gelmeden evvel sormas› gereken sorulardan baz›lar›d›r. Bu noktada flunu belirtmek gerekir; insanlar elbette ki meslek sahibi olacaklar, hatta mesleklerinde son derece baflar›l› olmay› da dileyecekler ve bunun için çal›flacaklard›r. Ancak bunlar›n her birinin insan›n nihai hedefi için birer araç olduklar›n› unutmamak da çok önemlidir. Ne var ki insanlar›n büyük bir bölümü as›l amaçlar›n› unutur veya görmezden gelirler ve tüm hayatlar›n› asl›nda araç olan bu geçici geçimliklere adarlar. Oysa her insan›n çok az bile düflünse ulaflabilece¤i çok önemli bir gerçek vard›r: Allah dünyay› da insanlar› da bir hikmet üzerine yaratm›flt›r. ‹nsanlar›n yarat›l›fl amac› Kuran'da bildirildi¤i üzere yaln›zca Allah'a kulluk etmektir. Dünyan›n yarat›l›fl amac› ise insanlar›n ahiretteki konumlar›n›n belirlenmesi için bir imtihan yeri olmas›d›r. Allah bu gerçe¤i Kuran'da flöyle bildirir: O, amel (davran›fl ve eylem) bak›m›ndan hanginizin daha iyi (ve güzel) olaca¤›n› denemek için ölümü ve hayat› yaratt›. O, üstün ve güçlü oland›r, çok ba¤›fllayand›r. (Mülk Suresi, 2)

Allah insanlara dünyan›n geçicili¤ini ve sonsuza kadar yaflayacaklar› as›l mekan›n ahiret oldu¤unu anlamalar›n› sa¤layacak çok fazla delil vermifltir. Örne¤in dünya üzerinde yüzlerce çeflit hastal›k olmas›, mikroskobik bir virüsün kendisinden milyonlarca kat büyük insan bedenine ölümcül bir etkide bulunabilmesi, insan›n sürekli temizlenmeye, yemek yemeye, dinlenmeye ve uykuya muhtaç olmas›, insan ömrünün ortalama 60-70 y›l gibi çok k›sa bir 54


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

süre olmas›, zaman›n insan üzerinde son derece y›prat›c› bir etkisinin olmas›, istisnas›z herkesin sonunun mutlaka ölüm olmas›, hayat boyunca elde edilen mal›n, mülkün, itibar›n, sevilenlerin arkada kalmas›, insan bedeninin toprak içerisinde çürüme sürecine girmesi gibi birçok neden, insanlar›n dünya hayat›n›n geçici ve eksikliklerle dolu, insan ruhunu asla tatmin edemeyecek bir yer oldu¤unu anlamalar› için yeterlidir asl›nda. Tüm bunlar insanlar› dünyaya ba¤lanmaktan al›koyacak çok önemli gerçeklerdir. Allah Kuran'da, dünyan›n "öylesine" bir yer olarak yarat›lmad›¤›n›, belirli bir hikmet üzerine var edildi¤ini flöyle bildirir: Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye gö¤ü, yeri ve ikisi aras›nda bulunanlar› yaratmad›k. E¤er bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, Kendi Kat›m›zdan edinirdik. Yapacak olsayd›k, böyle yapard›k. (Enbiya Suresi, 16-17)

Nitekim insan biraz düflündü¤ünde, dünyan›n sonsuza kadar kal›nacak bir yer olmad›¤›n›, sadece bir deneme mekan› oldu¤unu, bu hayat›n son durak de¤il, aksine k›sa süreli bir u¤rak yeri oldu¤unu, bu geçici mekanda yaflad›¤› her an›ndan sorumlu tutulaca¤›n›, en önemlisi kendisini yoktan var eden Rabbimiz'e karfl› bir sorumlulu¤u oldu¤unu rahatl›kla anlayacakt›r. Bu anlay›fla sahip olan insan›n bir aflama daha ilerleyerek flunu düflünmesi gerekir: Allah dünyada bütün insanlar› türlü türlü olaylarla, flerle ve hay›rla denemektedir. Gün içerisinde insan›n karfl›laflt›¤› tüm olaylar, asl›nda ölümden sonraki sonsuz hayatta bulunaca¤› mekan› belirleyen denemelerden oluflmaktad›r. Ve Allah her insana bu denemede bir kolayl›k k›lm›fl ve ona yolunu, yani ne yapmas› gerekti¤ini gösterdi¤ini bildirmifltir: 55


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

fiüphesiz Biz insan›, karmafl›k olan bir damla sudan yaratt›k. Onu deniyoruz. Bundan dolay› onu ifliten ve gören yapt›k. Biz ona yolu gösterdik; (art›k o,) ya flükredici olur ya da nankör. (‹nsan Suresi, 2-3)

Ayetlerde bildirildi¤i gibi, Allah tüm insanlar›n yaflamlar›nda mutlaka onlar için do¤ru olan yolu göstermifl, din ve güzel ahlak hakk›nda bilgi sahibi olmalar›n› sa¤lam›flt›r. Her insan dünyan›n geçici bir yer oldu¤unu ve ahireti için hayat›n› Allah'›n hoflnut olaca¤› gibi yaflamas› gerekti¤ini bir vesile ile ö¤renir. K›sacas›, bu dünyada yaflanan, insanlar›n haberdar olmad›klar› veya kazançl› olmak için ne yapmalar› gerekti¤ini bilmedikleri bir imtihan de¤ildir. Allah her ça¤da gönderdi¤i elçileri, geçmiflte göndermifl oldu¤u kitaplar› ve her insanda yaratt›¤› vicdan ile, insanlara do¤ru yolu gösterir ve onlar› yanl›fl olanlardan sak›nd›r›r. Allah'a iman eden, tam bir teslimiyetle teslim olan, sadece Allah'› dost ve vekil edinen, her olayda Allah'a dönüp yönelerek O'na tevekkül eden müminler için, Allah'›n yaratt›¤› her deneme çok kolay ve zevklidir. ‹man›n s›rr›n› bilenler, Allah'a samimi olarak iman edenler için dünya hayat›n›n hiçbir an›nda zorluk, s›k›nt›, keder, cefa, güçlük olmaz. Her olay, Allah'a yak›nlaflmak ve cenneti daha fliddetli umabilmek için bir nimete dönüflür. Samimi iman›n flartlar›ndan biri de Allah'› çok iyi tan›mak ve bilmektir. Bir insan Allah'› ne kadar iyi tan›rsa, Allah'›n gücünü ne kadar iyi bilirse, takvas› ve Allah'a yak›nl›¤› da o kadar güçlü olur. Örne¤in Allah'›n affedicili¤ini bilen bir insan, hiçbir zaman hatalar›ndan veya eksikliklerinden dolay› ümitsizli¤e veya karamsarl›¤a kap›lmaz. Allah'›n r›z›k veren oldu¤una iman eden biri, para kazanma konusunda h›rs yapmaz. R›zk› verenin Allah oldu¤unu bilir; çal›fl›r, çaba gösterir ama r›zk›n miktar›n› 56


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Allah'›n tayin etti¤ini ve kendisinin de¤ifltiremeyece¤ini bilmenin teslimiyetini yaflar. Dolay›s›yla, Allah'› bilen ve tan›yan bir insan için dünya hayat› büyük bir kolayl›k ve nimetlerle doludur; o insan her an Allah'›n bir tecellisini ve yarat›fl›ndaki bir güzelli¤i görerek yaflar. K›sacas› Allah'a teslim olmufl salih Müslümanlar için Allah'›n yaratt›¤› imtihan son derece kolay ve zevklidir.

Allah affedicidir Allah'›n sonsuz flefkati ve merhameti insanlar için çok büyük bir nimettir. Çünkü insan gaflete düflebilen, unutkan, yan›labilen, hata yapabilen bir varl›kt›r. Allah, sonsuz merhameti ile insanlara, her zaman hatalar›ndan dolay› ba¤›fllanma dileme ve tevbe etme imkan› tan›m›flt›r. Allah'›n azab›na u¤rama korkusu ile samimi olarak günahlar›n›n affedilmesini isteyen her insan Allah'›n kendisini ba¤›fllamas›n› umabilir. Zira Kuran'da bildirildi¤i gibi, "Allah tevbeleri kabul etmek ister". (Nisa Suresi, 27) Allah bir ayetinde affedicili¤ini flöyle bildirir: Kim kötülük ifller veya nefsine zulmedip sonra Allah'tan ba¤›fllanma dilerse Allah'› ba¤›fllay›c› ve merhamet edici olarak bulur. (Nisa Suresi, 110)

Allah ba¤›fllay›c›l›¤› ile insanlara hayatlar› boyunca sürekli olarak yeni f›rsatlar verir. ‹nsan›n tek yapmas› gereken hatas›ndan bir daha dönmemek üzere vazgeçmesi ve ölüm an› gelmeden evvel, vicdan›n›n sesini dinleyerek tevbe etmesidir. Allah, yaln›zca samimiyetsiz insanlar›n tevbelerinin kabul edilmeyece¤ini bir ayetinde flöyle bildirir: Tevbe; ne kötülükleri yap›p- edip de onlardan birine ölüm çat›nca: "Ben flimdi gerçekten tevbe ettim" di57


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

yenler, ne de kafir olarak ölenler için de¤il. Böyleleri için ac› bir azab haz›rlam›fl›zd›r. (Nisa Suresi, 18)

Allah'›n insanlar›n günahlar›n› ba¤›fllayan olmas›, cezalar›n› ertelemesi ve onlara hayatlar› boyunca her an yeni bir imkan daha vermesi insanlara çok büyük bir lütfu, rahmetinin ve merhametinin bir tecellisidir. E¤er insanlar günahlar› nedeniyle hemen sorgulanarak cezaland›r›lsalard›, Allah'›n bildirdi¤i gibi yeryüzünde canl› hiçbir varl›k kalmazd›: E¤er Allah, insanlar› zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsayd›, onun üstünde (yeryüzünde) canl›lardan hiçbir fley b›rakmazd›; ancak onlar› ad› konulmufl bir süreye kadar ertelemektedir. Onlar›n ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilir, ne de öne al›nabilirler. (Nahl Suresi, 61)

Dolay›s›yla, insanlar hatalar› veya günahlar› ne olursa olsun, hiçbir zaman Allah'›n raz› oldu¤u gibi bir kul olabilmek için geç kalm›fl de¤ildirler. ‹nsan yaflam› boyunca ne kadar hata yapm›fl olursa olsun, dinden ne kadar uzak yaflam›fl olursa olsun samimi olarak tevbe etti¤i ve salih bir kul oldu¤u takdirde geçmiflte yapt›¤› hatalar› düflünmesine gerek yoktur. Geçmiflte yaflayan insanlar için ancak bir ibret vesilesi, ayn› hatalara tekrar dönmemek, benzerlerini bir daha yapmamak için ö¤üt almas› gereken hat›ralard›r. Allah uyar› gelip do¤ru yolu bulduktan sonra salih kullar›n› geçmifllerinden sorumlu tutmayaca¤›n› Kuran'da haber vermifltir: … Allah geçmiflte olan› ba¤›fllad›. Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan öc alacakt›r. Allah üstün ve güçlü oland›r, öc sahibidir. (Maide Suresi, 95) O inkar edenlere de ki: "E¤er vazgeçerlerse geçmifl58


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

te (yapt›klar›) fleyler ba¤›fllanacakt›r. Ama yine dönecek olurlarsa, önceki (toplumlara uygulanan) sünnet, muhakkak (onlar›n bafl›ndan da) geçmifl olacakt›r. (Enfal Suresi, 38)

Kuflkusuz bu, Allah'›n dinde insanlara lütfetti¤i büyük bir kolayl›kt›r.

Allah tüm dualara icabet eder ve her insana çok yak›nd›r Din ahlak›ndan uzak toplumlarda, Allah'a dua etmek çeflitli bat›l inanç ve hurafelerle zorlaflt›r›lm›flt›r. ‹nsanlar, her an Allah'a yönelebilecekleri halde, bunun için zamanlar belirlemifller veya araya arac›lar koymufllard›r. Allah bu bat›l inançlara karfl› insanlar› flöyle uyar›r: Haberin olsun; halis (kat›ks›z) olan din yaln›zca Allah'›nd›r. O'ndan baflka veliler edinenler (flöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaflt›rs›nlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralar›nda hakk›nda ihtilaf ettikleri fleylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalanc›, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez. (Zümer Suresi, 3)

Allah'a dua etmek için çeflitli arac›lara gerek oldu¤unu söyleyen insanlar, asl›nda dini zor göstererek insanlar› yoldan sapt›rmaktad›rlar. Çünkü "Andolsun, insan› Biz yaratt›k ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte oldu¤unu biliriz. Biz ona flahdamar›ndan daha yak›n›z." (Kaf Suresi, 16) ayetiyle bildirildi¤i gibi, insana en yak›n olan daima Allah't›r. Yani insan her diledi¤i zaman Allah'a yönelebilir, diledi¤i anda Rabbimiz'e sesini duyurabilir, dua ile yard›m dileyebilir. 59


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Dua etmek için özel vakitler kollanmas›na da gerek yoktur. Her an her dakika Allah'a dua edilebilir. Aksi takdirde, insan kendili¤inden kurallar ç›karm›fl olur. ‹nsan bir yerden bir yere giderken, merdivenden inerken, al›flverifl yaparken, yemek haz›rlarken, televizyon seyrederken, asansördeyken, bir yerde beklerken, gece yatt›¤› zaman, sabah kalkt›¤›nda, kahvalt› ederken, araba kullan›rken k›sacas› her yerde ve her zaman Allah'a dua ederek, Allah'tan istediklerini belirtebilir. Bunun için, akl›ndan geçirmesi dahi kafidir, çünkü Allah insan›n sinesinde gizlediklerini dahi bilen, herfleyden haberdar oland›r. Bununla birlikte Allah'a dua eden herkes, Allah'›n dualara mutlaka icabet eden oldu¤unu bilmelidir. Allah, ihtiyaç içinde olan insanlar›n daima Kendisi'ne yöneldikleri takdirde ifllerini kolaylaflt›raca¤›n› flu ayetle bildirir: Ya da s›k›nt› ve ihtiyaç içinde olana, Kendisi'ne dua etti¤i zaman icabet eden, kötülü¤ü aç›p gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri k›lan m›? Allah ile beraber baflka bir ilah m›? Ne az ö¤üt-al›p düflünüyorsunuz. (Neml Suresi, 62)

Allah'›n kullar›na verdi¤i bu s›n›rs›z imkan hiç flüphesiz sonsuz rahmetinin bir tecellisidir. Allah Kuran'da insanlara yak›nl›¤›n›, Kendisine yönelenlerin velisi olaca¤›n› ve dua edenin duas›na muhakkak icabet edece¤ini pek çok ayetiyle bildirmektedir. Bu ayetlerden biri flöyledir: Kullar›m Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yak›n›m. Bana dua etti¤i zaman dua edenin duas›na cevap veririm. Öyleyse, onlar da Benim ça¤r›ma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irflad (do¤ru yolu bulmufl) olurlar. (Bakara Suresi, 186) 60


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Müminlerin, Allah'›n bu rahmeti ve nimeti üzerinde bir daha düflünerek Allah'›n r›zas›na uygun yaflamalar› gerekir. Çünkü Allah'›n kendilerine verdi¤i bu kolayl›k öyle büyük ve s›n›rs›z bir imkand›r ki; herfleyin Hakimi, Sahibi olan tek güç sahibi Allah, insanlara istedikleri herfleye karfl›l›k verece¤ini vaat etmektedir. Ve Allah kesinlikle vaadinden dönmez.

Allah kimseye güç yetirece¤inden fazlas›n› yüklemez Bir insan›n hayat›nda karfl›laflt›¤› olaylar her ne kadar o anda ona zor gibi görünse de, asl›nda her biri o kiflinin sabredebilece¤i fliddette meydana gelir. ‹nsan› yaratan ve ona ruh veren Allah't›r. Her insan›n neye ne kadar dayanabilece¤ini, ne kadar yükü ve zorlu¤u kald›rabilece¤ini de en iyi Allah bilir. Allah kimseye kald›raca¤›ndan fazlas›n›n yüklenmeyece¤ini ve kimsenin haks›zl›¤a u¤rat›lmayaca¤›n› birçok ayetiyle bildirmifltir: Allah, hiç kimseye güç yetirece¤inden baflkas›n› yüklemez. (Kiflinin nefsinin) Kazand›¤› lehine, kazand›rd›klar› aleyhinedir... (Bakara Suresi, 286) ‹man edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz hiç kimseye güç yetirece¤inden fazlas›n› yüklemeyizonlar da cennetin ashab› (halk›)d›rlar. Onda sonsuz olarak kalacaklard›r. (Araf Suresi, 42)

Kuflkusuz her insan›n sabredece¤i, tevekkül gösterece¤i olaylar ayn› olmayabilir. Ço¤u insan farkl› farkl› olaylarla denenir. Ancak sonuçta Allah her insan için gücü oran›nda bir deneme k›lar. Örne¤in kimi insan dünyada yoksul bir hayat sürer ve yokluk içinde ne kadar sab›r gösterdi¤i denenir. Kimi ise 61


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

zenginlik ve bolluk içinde yaflar ve bu yaflam içinde ne kadar flükredici, ne kadar güzel ahlakl› oldu¤uyla denenir, dünya hayat›na h›rsla ba¤lan›p ba¤lanmad›¤› konusunda s›nan›r. Ama sonuçta zengin olan da fliddetli yokluk içinde olan da kendileri için en hay›rl› hayat› yafl›yordur. Fakir olan ne kadar yokluk çekse de bu, onun için dayan›lamayacak bir zorluk de¤ildir. Ayn› flekilde zengin olan ne kadar bolluk içinde olsa da bu, onun fl›mar›k, nankör bir insan olmaya zorlayamaz. Sonuçta bu insanlar›n Allah'a olan ba¤l›l›klar›, hesap gününe yönelik korkular› onlar›n Kuran ahlak›n› yaflayan, dinin emirlerini yerine getiren insanlar olmalar›n› sa¤lar. Bu insanlar karfl›laflt›klar› her olayda daima Allah'a yönelir, O'ndan yard›m diler sadece Rabbimiz'in r›zas›n› ararlar. Böyle insanlar hiçbir zaman zorluklar karfl›s›nda y›lg›nl›k göstermez, s›nand›klar› olay ne kadar fliddetli olsa da dinden uzaklaflmazlar. Böyle Allah'a dayan›p güvenen insanlar için Allah sonsuz flefkatinin ve merhametinin bir göstergesi olarak her olay›, en zor görüneni dahi kolaylaflt›r›r. "Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karfl›l›k vard›r. Ona buyru¤umuzdan kolay olan›n› söyleyece¤iz." (Kehf Suresi, 88) ayetinde de bu bildirilmifltir. Allah bu gerçe¤e baflka ayetlerinde ise flöyle haber vermifltir: Fakat kim verir ve korkup-sak›n›rsa, Ve en güzel olan› do¤rularsa, Biz de onu kolay olan için baflar›l› k›laca¤›z. (Leyl Suresi, 5-7)

Allah'a dayan›p güvenmeyenlere ise, kolay olan olaylar dahi zor gelir. Allah bu insanlar›n nankörlüklerine, dini inkar etmelerine, Kuran ahlak›ndan uzaklaflmalar›na karfl›l›k olarak onlara dünya hayat›nda daima zorluk verir: 62


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Kim de cimrilik eder, kendini müsta¤ni görürse, Ve en güzel olan› yalan sayarsa, Biz de ona en zorlu olan› (azaba u¤ramas›n›) kolaylaflt›raca¤›z. Tereddi edece¤i (baflafla¤› düflüfle u¤rayaca¤›) zaman, mal› ona hiç yarar sa¤lamaz. fiüphesiz, Bize ait olan, yol göstermektir. (Leyl Suresi, 8-12)

Allah her zorlukla beraber bir kolayl›k k›lar Allah dünya hayat›nda insanlar› denerken, sonsuz rahmetinin bir sonucu olarak her zorlukla beraber mutlaka bir kolayl›k yarataca¤›n› da müjdelemifltir. Allah ayetlerinde bu müjdeyi flöyle bildirir: Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolayl›k vard›r. Gerçekten güçlükle beraber kolayl›k vard›r. (‹nflirah Suresi, 5-6)

Kuran'da peygamberlerin ve salih müminlerin hayatlar›na bak›ld›¤›nda karfl›laflt›klar› zor gibi görünen her türlü durumda Allah'›n mutlaka bir kolayl›k yaratt›¤› dikkat çekmektedir. Allah "Fettah" s›fat› ile her türlü zorlu¤u açan, kolaylaflt›rand›r. Söz gelimi Kuran'da Allah yolunda mücadele ederken karfl›laflt›klar› tepkiler ve maruz kald›klar› fliddet yüzünden, yaflad›klar› yerden ayr›lmak durumunda b›rak›lan yani hicret eden müminler örnek verilir. Bu insanlar, tüm ifllerini, evlerini, bahçelerini, mallar›n› b›rakarak, hiç tan›mad›klar› topraklara, hiç tan›mad›klar› insanlar›n yanlar›na göç etmek zorunda kalm›fllard›r. Bu, d›fltan bak›ld›¤›nda zor bir durumdur. Ancak Allah, Nisa Suresi'nde, hicret eden müminlerin durumlar›n› kolaylafl63


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

t›rd›¤›n› ve onlar› nimetlendirdi¤ini flöyle bildirir: Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde bar›nacak çok yer de bulur, genifllik (ve bolluk) da. Allah'a ve Resûlü'ne hicret etmek üzere evinden ç›kan, sonra kendisine ölüm gelen kiflinin ecri flüphesiz Allah'a düflmüfltür. Allah, ba¤›fllay›c›d›r, esirgeyicidir. (Nisa Suresi, 100)

Nitekim Allah bu vaadini Peygamberimiz (sav) döneminde yaflayan müminler üzerinde aç›kça göstermifltir. Dünyevi de¤erlere önem vermeyen sahabeler, Allah yolunda her türlü fedakarl›¤› yaparak çeflitli zorluklar› göze ald›klar› için, Allah bu güzel ahlaklar›na karfl›l›k onlar› en güzel flekilde r›z›kland›rm›fl ve bar›nd›rm›flt›r. Onlar›n her ifllerini di¤er insanlara göre kolaylaflt›rm›flt›r. Sahabelerin yaflad›klar› bu kolayl›k ve rahmeti Allah bir ayetinde flöyle haber verir: Hat›rlay›n; hani sizler say›ca azd›n›z ve yeryüzünde zay›f b›rak›lm›flt›n›z, insanlar›n sizi kap›p-yakalamas›ndan korkuyordunuz. ‹flte O, sizi (yerleflik k›l›p) bar›nd›rand›, sizi yard›m›yla destekledi ve size temiz fleylerden r›z›klar verdi. Ki flükredesiniz. (Enfal Suresi, 26) Di¤er peygamberlerin hayatlar›ndaki daha pek çok örnek de Allah'›n müminlere sa¤lad›¤› kolayl›klar›n apaç›k göstergeleridir. Mesela Hz. Yusuf'un hayat›ndaki pek çok olayda Allah'›n rahmetinden verdi¤i bu kolayl›k görülmektedir. Hz. Yusuf kendisini k›skanan kardeflleri taraf›ndan kuyuya at›lmas›ndan sonra kuyunun yan›ndan geçen bir kervan taraf›ndan bulunmufltur. Hz. Yusuf'u kuyudan kurtaran kifliler onu köle olarak bir 64


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

vezire satm›fllard›r. Bir süre sonra Hz. Yusuf, hiçbir suçu olmad›¤› halde kendisine at›lan iftiralar nedeniyle hapse at›lm›flt›r. Hz. Yusuf'un hayat›ndaki bu geliflmeler ilk bak›flta çok zor bir durum gibi gözükebilir. Ancak Allah Hz.Yusuf'un gösterdi¤i güzel ahlaka ve tevekküle karfl›l›k onu dünyada da mükafatland›rm›fl ve zorluklarla beraber mutlaka kolayl›k k›ld›¤›n› göstermifltir. Hz. Yusuf bafl›na gelen pek çok olumsuz gibi görünen olay›n vesile olmas›yla, hazinenin bafl›na getirilerek önemli bir yönetici olmufltur. Allah Hz. Musa'n›n hayat›nda da karfl›laflt›¤› zorluklarla beraber kolayl›klar k›larak müminleri desteklemifltir. Hz. Musa ça¤lar boyu yaflam›fl en azg›n insanlardan biri olan Firavun'a karfl› mücadelesinde de Allah'›n yard›m› ve deste¤i ile üstünlük elde etmifltir. Allah, kendisine kardefli Harun'u bir yard›mc› olarak vermesi için dua eden Hz. Musa'n›n duas›na icabet etmifltir. Ayr›ca Allah Hz. Musa'y› mucizevi baz› olaylarla da destekleyerek, onun, Firavun'un büyücülerinin karfl›s›nda galibiyet elde etmesini de sa¤lam›flt›r. Hz. Musa da en zorlu anlarda bile Allah'›n yard›m›n›n iman edenlerle beraber oldu¤unu unutmam›flt›r. Bir taraftan Firavun'un askeri gücü taraf›ndan takip edilirken, di¤er taraftan da deniz ile karfl›laflan Hz. Musa, yan›ndaki müminlere Allah'›n yard›m›n›n daima yan›nda oldu¤unu söylemifl ve Allah'›n mutlaka bir ç›k›fl yolu gösterece¤ini hat›rlatm›flt›r: (Musa:) "Hay›r" dedi. "fiüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir." Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yar›l›verdi de her parças› kocaman bir da¤ gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklaflt›rd›k. Musa'y› ve onunla birlikte olanlar›n hepsini kurtarm›fl 65


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

olduk. Sonra ötekileri suda bo¤duk. (fiuara Suresi, 62-66)

Peygamberlerin hayat›ndan bir baflka örnek ise Hz. Muhammed (sav)'in müflrikler taraf›ndan izlenirken bir ma¤araya gizlenmesi s›ras›nda yan›nda bir müminin olmas›d›r. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in Allah'a flirk koflanlar›n tehditi alt›ndayken yan›nda destekçi bir müminin olmas› Allah'›n nasip etti¤i kolayl›klardan bir tanesidir: Siz O'na (peygambere) yard›m etmezseniz, Allah O'na yard›m etmifltir. Hani kafirler ikiden biri olarak O'nu (Mekke'den) ç›karm›fllard›; ikisi ma¤arada olduklar›nda arkadafl›na flöyle diyordu: "Hüzne kap›lma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah O'na 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmiflti, O'nu sizin görmedi¤iniz ordularla desteklemifl, inkar edenlerin de kelimesini (inkar ça¤r›lar›n›) alçaltm›flt›. Oysa Allah'›n kelimesi, Yüce oland›r. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 40)

Asl›nda insan, hikmet gözüyle bakt›¤›nda, hayat›n›n her an›nda Allah'›n kendisi için yaratt›¤› kolayl›klar› görebilir. Ancak bu gerçe¤i görebilen insanlar, Allah'tan korkup sak›nan, Allah'a tevekkül eden, her zorlukla karfl›laflt›¤›nda bunun kaderinde oldu¤unu bilerek, tek dost ve velisinin Allah oldu¤una iman edenlerdir. Allah ayetlerinde, böyle kullar›n› ummad›klar› yerlerden r›z›kland›rarak onlar›n ifllerini kolaylaflt›raca¤›n› bildirir: … ‹flte bununla, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere ö¤üt verilir. Kim Allah'tan korkup-sak›n›rsa, (Allah) ona bir ç›k›fl yolu gösterir; ve onu hesaba kat66


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

mad›¤› bir yönden r›z›kland›r›r. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, Kendi emrini yerine getirip-gerçeklefltirendir. Allah, herfley için bir ölçü k›lm›flt›r. (Talak Suresi, 2-3) Genifl-imkanlar› olan, nafakay› genifl imkanlar›na göre versin. R›zk› k›s›tl› tutulan da, art›k Allah'›n kendisine verdi¤i kadar›yla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdi¤inden baflkas›yla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlü¤ün ard›ndan bir kolayl›¤› k›l›p-verecektir. (Talak Suresi, 7)

Allah'›n ayetlerinde de bildirdi¤i gibi, Allah koydu¤u hükümlere samimiyetle ba¤l› olanlar için mutlaka bir kolayl›k yarat›r. Buna iman eden müminler, hiçbir zaman zorluklar karfl›s›nda gevfleklik göstermezler. Allah, ‹nflirah Suresi'nde de her zorlukla beraber bir kolayl›k oldu¤unu ve Kendisi'nin, insan›n üzerindeki yükü kald›r›p atan oldu¤unu flöyle müjdelemifltir: Biz, senin gö¤sünü yar›p-geniflletmedik mi? Ve yükünü indirip-atmad›k m›? Ki o, senin belini bükmüfltü; Senin zikrini (flan›n›) yüceltmedik mi? Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolayl›k vard›r. Gerçekten güçlükle beraber kolayl›k vard›r. (‹nflirah Suresi, 1-6)

Allah müminlere görünmez ve sezilmez yollarla kolayl›k ve destek sa¤lar Baflta da belirtti¤imiz gibi dünya bir imtihan yeri olarak yarat›lm›flt›r. Tüm insanlar burada Allah'a ve ahiret gününe olan inançlar›yla denenmektedirler. Allah'›n yaratt›¤› bu imtihan ortam›n›n bir gere¤i olarak, d›fltan bak›ld›¤›nda kötülük yapanlar 67


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

da iyi olanlar da ayn› flartlarda yafl›yor gibi görünürler. Oysa Allah'a iman edenlerin yaflad›¤› hayat dini inkar edenlerden çok daha farkl›d›r. Önceki sayfalarda da belirtti¤imiz gibi Allah iman eden kullar›na daima kolayl›k verir, onlar›n ifllerini kolaylaflt›r›r, zor durumlarda dahi muhakkak bir ç›k›fl yolu gösterir. Bu, Allah'›n aç›k bir yard›m›d›r. Ancak Kuran'da Allah'›n kullar›na sezilmez yollarla yard›m edece¤i, onlara ummad›klar› flekilde destek ve kolayl›k sa¤layaca¤› da haber verilmifltir. Allah'›n Kuran'da bildirdi¤i bu yard›mlar› birkaç ana bafll›k alt›nda örneklendirebiliriz.  Allah müminlere meleklerle yard›m gönderir Allah'›n müminlere olan yard›m› çeflitli flekillerde tecelli etmektedir. Allah'›n yard›mlar›ndan biri, melekleri, zor anlar›nda müminlerin yard›m›na göndermesidir. Allah Kuran'da bu yard›m›, Peygamberimiz (sav) döneminde yaflanm›fl olan bir olay› örnek vererek flöyle haber vermektedir: Sen müminlere: "Rabbinizin size meleklerden indirilmifl üç bin kifliyle yard›m-iletmesi size yetmez mi?" diyordun. Evet, e¤er sabrederseniz, sak›n›rsan›z ve onlar da aniden üstünüze çullan›verirlerse, Rabbiniz size meleklerden niflanl› befl bin kifliyle yard›m ulaflt›racakt›r. Allah bunu (yard›m›) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yapt›. 'Yard›m ve zafer' (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'›n Kat›ndand›r. (Al-i ‹mran Suresi, 124-126)

Allah bir baflka ayetinde ise müminlere görünmeyen ordularla da yard›m etti¤ini aç›klam›flt›r: 68


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Ey iman edenler, Allah'›n üzerinizdeki nimetini hat›rlay›n. Hani size ordular gelmiflti; böylece Biz de onlar›n üzerine, bir rüzgar ve sizin görmedi¤iniz ordular göndermifltik. Allah, yapt›klar›n›z› görendir. (Ahzab Suresi, 9)

Allah'›n Kuran'da müminlerin daima galip geleceklerini bildirmesi, müminler için güzel ve flevklendirici bir vaaddir. Ancak burada bir noktaya daha dikkat çekmekte yarar vard›r. Her yard›m Allah'tand›r ve kuflkusuz gücün tüm sahibi Allah't›r. Müminler, as›l zafer ve yard›m›n asl›nda Allah'a ait oldu¤unu bilirler. Meleklerin destek olmas›n›n ise, Allah'›n bir müjdesi, kendilerine yard›m ve deste¤inin meleklerin yard›m› fleklindeki tecellisi oldu¤unu asla unutmazlar. Çünkü Rabbimiz ayetlerinde bu gerçe¤i flöyle hat›rlatm›flt›r: Siz Rabbinizden yard›m talep ediyordunuz, O da: "fiüphesiz ben size birbiri ard›nca bin melek ile yard›m ediciyim" diye cevap vermiflti. Allah, bunu, yaln›zca bir müjde ve kalblerinizin tatmin bulmas› için yapm›flt›; (yoksa) Allah'›n Kat›ndan baflkas›nda nusret (zafer ve yard›m) yoktur. Hiç flüphesiz Allah üstün ve güçlü oland›r, hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal Suresi, 9-10)

Allah'›n diledi¤i kuluna diledi¤i flekilde yard›m edece¤ini bilen müminlerin, en zorlu anlarda dahi içlerinde bir güven ve huzur duygusu olur. Bu ruh hali içinde manevi yönden son derece güzel bir hayat yaflarlar.  Allah müminleri düflmanlar›na karfl› destekler Allah'›n bir takdiri olarak iman edenlerin say›s›, her dö69


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

nemde hep az olmufltur. Ancak galip gelenler say›ca üstün olanlar de¤il, her zaman mümin olanlard›r. Müminler Allah'›n verdi¤i ak›l, feraset, basiret, güzel ahlak gibi nimetlerle daima inkar içindeki insalara karfl› baflar› elde etmifllerdir. Tüm bunlar›n yan› s›ra Allah, kimi zaman müminleri inkarc›lar›n gözünde say›ca ve kuvvetçe de çok gösterdi¤ini ve bunun inkarc›larda y›lg›nl›¤a ve korkuya neden oldu¤unu da haber vermifltir. Allah ayetlerinde Asr-› Saadet döneminde gerçekleflen böyle bir olay› flöyle bildirir: Karfl› karfl›ya geldi¤inizde, Allah, 'olaca¤› olan ifli gerçeklefltirmek' için, onlar› gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onlar›n gözlerinde azalt›yordu. Ve (bütün) ifller Allah'a döndürülür. Ey iman edenler, bir toplulukla karfl› karfl›ya geldi¤iniz zaman, dayan›kl›k gösterin ve Allah'› çokça zikredin. Ki kurtulufl (felah) bulas›n›z. (Enfal Suresi, 44-45)

Az say›daki müminin inkarc›lar›n bak›fl aç›s›nda son derece güçlü ve zorlu, kalabal›k bir topluluk olarak görülmesi kuflkusuz Allah'›n mucizelerinden biridir ve ayn› zamanda müminler aç›s›ndan da çok büyük bir kolayl›k olarak yaflanm›flt›r. Böylece Allah müminlere baflar› kazand›rm›flt›r. Ayr›ca Allah baflka ayetler ile Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'e, diledi¤i zaman müminlerin gücünü oldu¤undan kat kat daha fazla art›raca¤›n› bildirmifltir. Sabretmelerine karfl›l›k olarak inanan kullar›na umduklar›ndan çok daha büyük bir güç ve zafer verece¤ini flöyle vaat etmifltir: Ey Peygamber, mü'minleri savafla karfl› haz›rlay›pteflvik et. E¤er içinizde sabreden yirmi (kifli) bulunursa, iki yüz (kifliyi) ma¤lub edebilirler. Ve e¤er içiniz70


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

den yüz (sab›rl› kifli) bulunursa, kafirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçe¤i) kavramayan bir topluluktur. fiimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f oldu¤unu bildi. Sizden yüz sab›rl› (kifli) bulunursa, (onlar›n) iki yüzünü bozguna u¤rat›r; e¤er sizden bin (kifli) olursa, Allah'›n izniyle (onlar›n) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 65-66)

Allah, yukar›daki ayetlerde bildirdi¤i gibi, Peygamberimiz (sav) zaman›nda müminleri s›cak bir savafl›n içinde olduklar› için inkarc›lar›n gözünde say›ca ve kuvvetçe daha kalabal›k ve daha güçlü göstererek müminleri desteklemifltir. Çünkü Allah, müminlerin daima dostu ve yard›mc›s›d›r. ‹nkar edenler ne kadar çok say›da olsalar da, ne kadar büyük bir güce sahip olsalar da sonuçta tüm güç Allah'a aittir. Allah tek bir "Ol" emriyle diledi¤ini yapand›r. Allah'a dayan›p güvenen, O'nun sonsuz kudretini, herfleye gücü yeten oldu¤unu takdir edebilen insanlar daima bunun rahatl›¤›n› yaflarlar.  Allah, müminlerin kalplerine güven ve huzur duygusu indirir Allah, Enfal Suresi'nde yine Peygamberimiz (sav) döneminde yaflanan bir zorluk an›nda müminler üzerinde oluflturdu¤u manevi deste¤i flöyle haber verir: Hani Kendisi'nden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi Kendisi'yle tertemiz k›lmak, sizden fleytan›n pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararl›l›k duygusunu) pekifltirmek ve bununla ayaklar›n›z› (arz üzerinde) sa¤lamlaflt›rmak 71


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

için size gökten su indiriyordu. (Enfal Suresi, 11)

Ayette bildirilen "uyuklama bürüyordu" ifadesi kuflkusuz manevi bir uykuya iflaret etmektedir. Allah, zorluk an›nda, samimi olanlar›n üzerine böyle bir hal vermifl ve bu manevi deste¤in sonucunda müminler huzur, güven ve kararl›l›k duygusunu yaflam›fllard›r. Asl›nda bu huzur ve güven duygusu müminlerin tüm yaflamlar›na hakimdir. Allah'a ve ahirete iman eden insanlar, Allah'›n herfleyin tek hakimi oldu¤unu bildikleri için zaten hiçbir olay karfl›s›nda pani¤e kap›lmaz, hüzne ve s›k›nt›ya düflmezler. Rabbimiz'in herfleyi kendileri için en hay›rl› olacak flekilde, ahiretlerine en faydal› olacak flekilde yaratt›¤›n› bilirler. "E¤er Allah size yard›m ederse, art›k sizi yenilgiye u¤ratacak yoktur ve e¤er sizi 'yapayaln›z ve yard›ms›z' b›rakacak olursa, ondan sonra size yard›m edecek kimdir? Öyleyse mü'minler, yaln›zca Allah'a tevekkül etsinler." (Al-i ‹mran Suresi, 160) ayetine kesin olarak iman eder ve tevekkülün manevi konforu içinde yaflamlar›n› sürdürürler. Karfl›laflt›klar› zorluk ne kadar büyük gözükse de sonuçta geçici oldu¤unun bilincindedirler. Çünkü dünyadaki yaflam›n sonsuz ahiret yaflam› yan›nda çok k›sa bir zaman dilimi oldu¤unu unutmazlar. Dünyada karfl›lafl›labilecek bir zorluk insan›n tüm yaflam›n› kapsasa bile en fazla 50-60 y›l sürecektir. 50-60 y›l tevekkül ve güzel ahlakla geçirilen bir ömrün, sonsuz cennet hayat›nda yaflad›¤› karfl›l›k ise kuflkusuz benzersiz olacakt›r. Cennette müminler hiçbir s›k›nt›, hüzün, yokluk, b›kk›nl›k, zorluk yaflamayacak aksine sonsuz güzellikler içinde nefislerinin arzu ettiklerinin tümüne kavuflacaklard›r.

72


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

‹flte bu gerçe¤in bilincinde olmak iman eden bir insan›n her olay karfl›s›nda y›lmaz ve sars›lmaz bir tevekkül yaflamas›n› sa¤lar. Bunun manevi huzur ve nefle duygusu da dünyadaki en büyük kolayl›klardan biridir. Unutulmamal›d›r ki, tüm kalpler ve tüm güç Allah'›n elindedir. Allah diledi¤i an diledi¤i olay›, diledi¤i flekilde yarat›r. Huzur ve güven arayan insan, Allah vermedikçe, hiçbir yolla buna ulaflamaz. Kuran ahlak›n› yaflam›n›n insanlara getirdi¤i kolayl›k, insan›n herfleyin Allah'›n kontrolünde oldu¤unu bilmesidir. Her iflinde Allah'a yönelen, her iflinin karfl›l›¤›n› sadece Allah'tan bekleyen insan, daima Allah'›n yard›m›n› ve deste¤ini çeflitli yollardan yan›nda bulacakt›r. Hay›r, sizin mevlan›z Allah't›r. O, yard›m edenlerin en hay›rl›s›d›r. (Al-i ‹mran Suresi, 150)

73


KURAN AHLAKINI YAfiAMANIN KOLAYLI⁄I

Allah (a¤›r yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zay›f olarak yarat›lm›flt›r. (Nisa Suresi, 28)

Fedakarl›k, güvenilirlik, flefkat göstermek, mütevaz› olmak, dürüstlük, güzel söz söylemek, yoksulu yedirmek, sözünde durmak, al›nan bir emaneti zaman›nda iade etmek, asil, olgun, içli, yumuflak bafll›, affedici, tevekküllü, sab›rl›, cömert, sayg›l›, itidalli olmak, baflkalar›n›n hakk›n› yememek, sahtekarl›k yapmamak, insanlar› küçümsememek gibi güzel özellikler Allah'›n insanlara emretti¤i Kuran ahlak›n›n gereklerinden baz›lar›d›r. Asl›nda insanlar›n tamam› vicdanlar›nda Allah'›n hoflnut olaca¤› güzel ahlak›n ne oldu¤unu çok iyi bilirler. Ne var ki fleytan, insanlar›n ço¤unlu¤una bu ahlak› yaflamay› zor ve imkans›z gösterir. Hatta güzel ahlak›n bir ömür boyunca hiçbir konuda taviz vermeden uygulanmas›, sadece peygamberlere ve sahabelere özgü bir üstünlük olarak kabul edilir. Cahiliyenin sahip oldu¤u baz› güzel ahlak özellikleri ise pamuk ipli¤ine ba¤l› gibidir; en ufak bir darbede kopar. Örne¤in en efendi ve itidalli bilinen bir insan bile, ç›kar›n›n zedelendi¤ini düflündü¤ü bir konuda hiddetlenebilir, kontrolsüz, kaba ve sald›rgan tav›rlar 74


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

gösterebilir. En küçük fleye dahi sabretmeyi bilmez. Günümüz toplumlar›nda insanlar ço¤unlukla bu çarp›k ahlak anlay›fl›n› tafl›maktad›rlar. Ço¤unluk birbirine benzer tav›rlar gösterdi¤i için de cahiliye ahlak›n›n ürünleri olan; bencillik, kendi ç›karlar›n› korumak u¤runa baflkalar›n› ezmek, sahtekarl›k, yalanc›l›k, ikiyüzlülük, ac›mas›zl›k, alayc›l›k, küstahl›k, kabal›k, k›skançl›k vs. çok do¤al özellikler gibi görülür. Hatta bir kifli kendini tan›mlarken "Ben çok h›rsl›, k›skanç ve cimriyim" gibi son derece kötü özellikleri sanki kiflili¤inin önemli ve güzel parçalar›ym›fl gibi s›ralayabilir. Dolay›s›yla insanlar›n çok büyük bir k›sm› genellikle birbirlerini ve kendilerini bu negatif özellikleriyle kabullenirler. Hatta halk aras›nda genellikle "Bir insan 7'sinde neyse 70'inde de odur" deyimi kullan›l›r. Bu yanl›fl anlay›fla göre sahip olunan kötü özelliklerin, huylar›n, al›flkanl›klar›n de¤iflmemesi, hayat boyunca ayn› kalmas› makul karfl›lan›r. Oysa daha önce de belirtti¤imiz gibi Allah insan› din f›trat›na uygun olarak yaratm›flt›r. Dolay›s›yla insan›n do¤as›nda, güzel ahlak› görmekten ve uygulamaktan zevk almak vard›r. Di¤er yollar ise, zor ve insana ›zd›rap verici olanlard›r. Yak›n tarihimizin önemli ‹slam alimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi, fiualar isimli eserinde imanl› bir yaflam›n kolayl›¤›na ve küfrün insan hayat›na getirdi¤i zorlu¤una flöyle dikkat çeker: "‹man ve tevhid yolu, gayet k›sa ve do¤ru ve müstakim ve kolayd›r. Ve küfür ve inkâr yollar› gayet uzun ve müflkilâtl› ve tehlikelidir. Demek bu istikametli ve hikmetli ve herfleyde en k›sa ve kolay yolda sevkedilen bu kâinatta, elbette flirk ve küfrün hakikatlar› olamaz ve îman ve tevhidin hakikatlar›, bu kâinata günefl gibi lâz›m ve vâcibdir. Hem ahlâk-› insaniyede en rahat, en faydal›, en k›sa, en selâmetli yol ise s›rat-› müstakimde, istikamettedir." (fiualar, s.490) 75


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Bediüzzaman baflka bir sözünde de bu konuyu flu ifadelerle aç›klam›flt›r: "Küfür yolunda yürümek, buzlar üzerinde yürümekten daha zahmetli ve daha tehlikelidir. ‹man yolu ise, suda, havada, ziyada yürümek ve yüzmek gibi pek kolay ve zahmetsizdir." (Mesnevi-i Nuriye s.71) ‹mans›z bir hayatta insan belki birtak›m zevkler yaflayabilir. Ama bunlar çok k›sad›r ve mutlaka ard›ndan ›zd›rap ve eziyeti de gelir. ‹nsan ne kadar zenginlik, bolluk, güzellik, zevk içinde yaflasa da e¤er iman› yoksa bunlar›n tümünün bir gün elinden gidece¤ini bilmenin s›k›nt›s›n› yaflar. Tüm sahip olduklar› ya dünyada karfl›laflt›¤› bir olayla elinden ç›kacakt›r ya da bir gün ölümle birlikte kaç›n›lmaz olarak bunlardan uzaklaflacakt›r. Yani ahirete iman ve Allah'a tevekkül olmayan bir yerde gerçek huzur ve zevkin yaflanmas› kesinlikle mümkün olmaz. Said Nursi, iman ve güzel ahlak olmad›¤›nda insan›n nas›l bir sonuçla karfl›lafl›laca¤›n› flöyle ifade eder: "Hayat ise, e¤er îmân olmazsa veyahut isyan ile o îmân tesir etmezse; hayat, zâhirî ve k›sac›k bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir." (Sözler s. 151) Güzel ahlak ise insan için en kolay ve en güzel oland›r. ‹man yolunu seçen insanlar için yaflamlar›ndan ahirete uzanan kesintisiz bir zevk, nefle ve rahatl›k vard›r. Herhangi bir eksiklikleri olsa da bunun geçici oldu¤unu, dünyada eksik olan herfleyin ahirette sonsuza dek vaat edilmifl oldu¤unu bilmenin bitmeyen flevkini yaflarlar. Sonsuz nimete kavuflabilmek için yapmalar› gereken ise çok kolayd›r; Kuran'a ve vicdanlar›n›n emrettiklerine uymalar› Allah'›n izniyle onlar› sonsuz güzelliklerin ve kesintisiz nimetlerin mekan› olan cennete ulaflt›racakt›r. 76


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Vicdanlar›na uyanlar daima kazan›rlar Otoyolda ilerleyen arabalar› düflünün… Her birinin içinde farkl› kültürlerden gelen, farkl› ifllerde çal›flan, karakterleri ayr›, ald›klar› e¤itimleri, tipleri k›sacas› herfleyleri birbirinden farkl› olan insanlar otobanda ilerlerler. Bu arabalardan iki tanesinin yol üzerinde bir trafik kazas› ile karfl›laflt›klar›n› varsayal›m. Kaza yapan araban›n içinde yaral› oldu¤u aç›kça görülen bir kifli bayg›n bir halde olsun... Bu durumda arabalardan bir tanesi sadece bak›p yoluna devam ederken di¤eri arabay› hemen durdurup yaral› olan kifliye yard›m edip, onu en yak›n hastaneye yetifltirmeye ve elinden geldi¤i kadar yard›mc› olmaya çal›fl›r… Bu iki kifli aras›ndaki en önemli ayr›m birinin vicdan›n›n sesine kulak vermesi di¤erinin ise vicdan›n› dinlememesidir. Aralar›ndaki kültür, e¤itim, ifl, ›rk, soy vs. fark›n›n ise asl›nda hiçbir önemi yoktur. Her insan, hiçbir istisnas› olmadan, hayat› boyunca, do¤rular› söyleyen bu sese yani vicdana sahiptir. Yanl›fl bir hareket yaparken, günah ifllerken ve düfltü¤ü her hatada vicdan› ona mutlaka do¤ru olan› söyler. ‹nsan›n vicdan›n›n sesini teflhis etmesi ise son derece kolayd›r. Çünkü bir olay karfl›s›nda insana do¤ru olan› söyleyen vicdan, daima içinde ilk duydu¤u sestir. ‹nsan bu ilk sese uydu¤u takdirde rahatl›k ve huzur içinde bir hayat yaflar. Aksinde ise, yani bu sese kulaklar›n› t›kay›p nefsine yönelik bahaneler, mazeretler aramaya bafllarsa, bu durumda da içinden ç›kamayaca¤› zorluklarla, fliddetli bir vicdan azab› ile birlikte yaflamak zorunda kal›r. Bu nedenle vicdan›n varl›¤›, Allah'›n insanlara verdi¤i çok büyük bir kolayl›k ve nimettir. Bu nimetin k›ymetini bilen ve vicdan›n› kullanan insan, her durumda, do¤ruyu yanl›fltan ay›77


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

ran, Allah'›n raz› olaca¤› ve dünyada ve ahirette kurtuluflunu sa¤layan bir anlay›fla da sahip olur. Vicdana uyma konusundaki en güzel örneklerden biri de Peygamber Efendimiz (sav) döneminde yaflam›fl olan Müslüman kad›nlard›r. Tesettür ve bafl örtüsü Allah (cc)’›n farz k›ld›¤› “farz-› ayn” hükmünde bir ibadettir. Müslüman kad›nlar bu ibadeti indirildi¤i anda, hemen yerine getirmifl, büyük bir titizlik ve flevkle uygulam›fllard›r. Nur Suresi’ndeki örtünmeyle ilgili ayetler Hicret’ten sonraki dönemde indirilmifltir: “fieybe k›z› Safiye anlat›yor ve diyor ki: Biz Hz. Aifle’nin yan›nda iken bir k›s›m han›mlar Kureyflli kad›nlar›n durumunu ve faziletlerini anlatm›fllard›. Bunun üzerine Hz. Aifle buyurdular ki; "muhakkak ki Kureyflli kad›nlar›n üstünlü¤ü vard›r. Ama Allah’a yemin ederim ki, ben Ansar’›n kad›nlar›ndan daha çok Allah’›n Kitab›n› tasdik eden ve Kur’an’a inanan faziletli kimseler görmedim." Nur Suresi’ndeki “bafl örtülerini yakalar›n›n üzerlerine koysunlar” ayeti kerimesi nazil oldu¤unda kocalar› onlar›n yanlar›na gittiler ve kendilerine Allah (cc)’›n bu konuda inzal buyurdu¤u ayeti okudular. Her bir kifli kar›s›na, k›z›na, bac›s›na ve yak›nlar›na bu ayeti okuyordu. ‹çlerinden hiçbir han›m bafl örtüsünü yakalar› üzerine koymaz olmad›. Allah’›n indirdi¤i kitab›ndaki hükmüne inand›klar›ndan ve tasdik ettiklerinden örtülerine büründüler...” (‹bn-i Kesir, Hadislerle Kuran-› Kerim Tefsiri, cilt:11, syf. 5880) Yine tesettürle ilgili ayetlerin indi¤i dönemde Müslüman kad›nlar›n güzel tav›rlar›yla ilgili olarak flunlar rivayet edilir: Hz. Ayfle (radiyAllahu anh)'dan rivayet edilmifltir: “Baflörtülerini yakalar›n›n üstüne koysunlar” ayetini inzal edince harmaniyelerini y›rtarak onunla örtünmüfllerdir.” (‹bn-i Kesir, Hadislerle Kuran-› Kerim Tefsiri, cilt:11, syf. 5880) Allah Kuran’da insan›n kurtuluflunun vicdan›n› dinlemekte oldu¤unu flöyle bildirir: 78


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', sonra ona fücurunu (s›n›r tan›maz günah ve kötülü¤ünü) ve ondan sak›nmay› ilham edene (andolsun). Onu ar›nd›r›p-temizleyen gerçekten felah bulmustur. (fiems suresi, 7-9)

Ayette bildirilen "onu (yani nefsi) ar›nd›r›p temizleyen gerçekten felah bulmufltur" ifadesi vicdan›na uyan kiflinin huzur buldu¤unu aç›kça ortaya koymaktad›r. Vicdan›n›n emirlerine uymayan insanlar›n durumu ise ayetlerin devam›ndaki flöyle haber verilmektedir. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette y›k›ma u¤ram›flt›r. (fiems Suresi, 10)

Allah'›n be¤endi¤i ahlak› yaflamayan bir insan›n vicdan› sürekli iyiyi, do¤ruyu ve güzeli emretmeye devam eder, bunun sonucunda ise kiflinin içinde bir çat›flma olur. Bile bile vicdans›zl›k yapman›n azab› gece gündüz insan›n yakas›n› b›rakmaz. Bu ise insan için dünyada ve ahirette büyük bir y›k›m getirir.

Allah'a tevekkül etmenin ve teslim olman›n kolayl›¤› Her insan›n hayat›nda "flanss›zl›k", "olumsuzluk", "terslik" gibi görünen birçok olay meydana gelir. Bunlar bir insan›n tüm hayat›n› etkileyecek kadar fliddetli gibi görünen veya günlük hayat içinde karfl›lafl›lan ufak tefek olaylar olabilir. Kuran ahlak›n› yaflamayan insanlar, en küçü¤ünden en büyü¤üne kadar nefislerinin hofllanmad›¤› bu tür olaylarla karfl›laflt›klar›nda s›k›nt›, endifle, mutsuzluk, gerginlik ve korku duyarlar. Oysa bu onlar›n çok önemli bir gerçekten habersiz yaflamalar›n›n sonucunda kendi kendilerine yaflatt›klar› bir zulümdür. Allah'›n bir 79


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

ayetinde bildirdi¤i gibi "Allah insanlara zulmetmez, insanlar kendi kendilerine zulmederler". Allah'a iman etmeyen veya iman etti¤i halde Allah'›n bildirdi¤i gerçekleri görmezden gelerek yaflamay› tercih eden insanlar›n daha dünyada ald›klar› karfl›l›k, hep böyle endifle, üzüntü ve kuruntu içinde yaflamak, birçok korkuya ve zay›fl›¤a sahip olmakt›r. Gerçe¤i bilenler içinse, dünya hayat›nda korku, endifle veya mutsuzluk nedeni olabilecek hiçbir fley yoktur. Çünkü iman edenler, her olay› Allah'›n kaderde yaratt›¤›n›, herfleyin Allah Kat›ndaki Levh-i Mahfuz isimli kitapta bulundu¤unu ve kendilerinin de di¤er tüm insanlar gibi kaderin izleyicisi olduklar›n› bilirler. Allah'›n yaratt›¤› olaylar›n kendileri için her zaman güzellikle sonuçlanaca¤›n›, Allah'›n salih kullar›n›n kaderini en hikmetli ve kendileri için en hay›rl› flekilde yaratt›¤›n› asla unutmazlar. ‹nsanlar›n büyük bir bölümü kaderi bilirler, ama kaderle ilgili çarp›k anlay›fllara sahiptirler. Örne¤in sadece insan›n saç rengi, boyunun uzunlu¤u, hangi anne babaya sahip olaca¤› gibi belirli konular›n insan›n kaderinde oldu¤unu di¤er konularda ise e¤er çok çabalar, çal›fl›r ve azim gösterirlerse kaderlerini de¤ifltirebileceklerini zannederler. Oysa gerçek fludur: Bir insan›n her an›, tüm yaflant›s›, hayat› boyunca karfl›laflt›¤› ve karfl›laflaca¤› her olay, her konuflma, her bak›fl, her ses kaderindedir. Örne¤in flu an bu kitab›n bu sat›rlar›n› okuyan kiflinin kaderinde bugünün bu saatinde bu sat›rlar› okumak zaten vard›r. Allah bu an›, siz daha yarat›lmadan milyonlarca y›l önce de bilmektedir. Belki bu kitab› okuyana kadar insan birçok olay yaflam›flt›r. Örne¤in tam okumaya bafllayacakken kap› çalm›fl ve bir arkadafl› gelmifltir. Böylece kitab› okumas› üç saat sonraya ertelenmifltir. Eline kitab› al›p da tam o s›rada kap›n›n çalmas›, 80


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

kap›y› açt›¤›nda arkadafl›n›n gülen yüzü, "merhaba" deyifli, kitab› okuma saatinin üç saat ertelenmesi harfi harfine, siz bunlar› yaflamadan önce Allah'›n haf›zas›nda, sizin, arkadafl›n›z›n ve bu kitab›n kaderinde belirlenmifltir. Allah bir ayetinde bu konuyu flöyle bildirir: Senin içinde oldu¤un herhangi bir durum, onun hakk›nda Kur'an'dan okudu¤un herhangi bir fley ve sizin iflledi¤iniz herhangi bir ifl yoktur ki, ona (iyice) dald›¤›n›zda, Biz sizin üzerinizde flahidler durmufl olmayal›m. Yerde ve gökte zerre a¤›rl›¤›nca hiçbir fley Rabbinden uzakta (sakl›) kalmaz. Bunun daha küçü¤ü de, daha büyü¤ü de yoktur ki, apaç›k bir kitapta (kay›tl›) olmas›n. (Yunus Suresi, 61)

Allah, zamandan ve mekandan münezzehtir. Zamana ve mekana tabi olan ise insand›r. Bu nedenle bizim için geçmifl, flu an ve gelecek olan Allah'›n Kat›nda bir and›r. Örne¤in bir sonraki yafl günümüz bizim için gelecek olan bir and›r. Gerçekte ise o an, Allah Kat›nda olup bitmifltir, Allah o an› bilir. Yani bizim bir sonraki yaflgünümüzde ne giyece¤imizi, kimlerle birlikte olaca¤›m›z›, o gün ne yapaca¤›m›z› Allah flu anda bilmektedir. Ayn› flekilde iki sene sonra, üç sene sonra, on sene, k›rk sene sonra ne yapaca¤›m›z› da Allah flu anda en ince detay›na kadar sar›p kuflatm›flt›r. Allah tek bir insan›n yaflam›n›n tüm günlerini, hatta tüm dakikalar›n›, saniyelerini tek bir an olarak bildi¤i gibi, kainat var oldu¤undan beri yaflam›fl olan milyarlarca insan›n ve bundan sonra yaflayacak olan tüm insanlar›n yaflamlar›n›n her saniyesine de tek bir an olarak hakimdir. Allah sonsuz uzun zaman› sonsuz k›sa zaman içinde yani tek bir anda yaratm›flt›r. ‹nsan›n Allah'›n bu sonsuz ilminin bilincinde olmas› ve ka81


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

derinin bir izleyicisi oldu¤unu bilmesi ise onun için büyük bir nimet ve kolayl›kt›r. Hakk›yla iman eden, samimiyetle Allah'a teslim olan bir mümin, kendisi için haz›rlanm›fl olan kaderini ibret alarak, heyecanla, flükürle ve her an tefekkür ederek, koltu¤una oturup bir filmi izleyen kiflinin rahatl›¤› ile, güven ve sevinç içinde izler. Allah'› dost ve vekil edinen ve Allah'›n yaratt›¤› her olaydan, her görüntü ve her konuflmadan raz› olan bir insan kaderinden de raz›d›r. Allah, insanlar› denemek için kaderlerinde farkl› olaylar ve görüntüler yaratabilir. Bunlar kimi zaman ürkütücü, kimi zaman zorluk ve s›k›nt› dolu görülebilir. Ancak bu olaylar›n her biri Allah Kat›nda en ince detaylar›na kadar planl› ve sakl›d›r. Örne¤in, Hz. Yusuf hiçbir suçu olmad›¤› halde y›llarca zindanda kalm›flt›r. Bu onun kaderindedir. Fakat, Hz. Yusuf Allah'›n yaratt›¤› kadere hoflnutluk ve sevinçle teslim oldu¤u için, hapis ona bir zorluk ve s›k›nt› de¤il, aksine birçok nimetin ve güzelli¤in kap›s›n› açan bir olay olarak görünmüfltür. Sözgelimi, böyle bir zorluk an›n› kolayl›klar›n ve konforun oldu¤u bir ortamla karfl›laflt›ran mümin, nimetlerin zevkine daha fliddetle var›r. Her gün bir gül bahçesi gören bir insan›n bu bahçeden alaca¤› zevk ile, y›llarca beton duvardan baflka bir fley görmemifl bir insan›n gül bahçesinden alaca¤› zevk elbette ki çok farkl›d›r. Zorlu¤u, çirkinli¤i bilen bir insan rahattan ve güzellikten çok daha büyük bir zevk alacakt›r. Veya kaderinde Hz. Yusuf gibi haks›zl›¤a, zorlu¤a, hapis gibi bir ortama sabretmek olan bir insan, bunun ahirette kendisine Allah'tan bir hoflnutluk ve ecir olarak dönece¤ini düflünerek, kaderine sevinir. Sonuçta, kaderinde olan› yaflad›¤›n› ve kendisi dahil olmak üzere hiçbir yarat›lm›fl varl›¤›n onun kaderinin önüne geçemeyece¤ini, kaderindeki tek bir saniyeyi dahi de¤ifltiremeyece¤ini 82


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

bilir ve kaderine teslimiyetin rahatl›¤›n› yaflar. Kadere teslim olan bir mümin elbette ki, her konumda elinden gelenin en fazlas›n› yaparak çaba gösterir. Söz gelimi hastalanan bir insan elbette ki doktora gidecek, ilaçlar›n› alacak ve hastal›¤› ile ilgili herfleye dikkat edecektir. Ancak bunlar› yaparken, gitti¤i doktorun, ald›¤› ilaçlar›n ve tedavisinin sonucunun da Allah'›n yaratt›¤› kaderde oldu¤unu bilerek davran›r. Bu nedenle, hiçbir zaman mutsuzlu¤a, telafla, s›k›nt›ya veya karamsarl›¤a kap›lmaz. Allah'›n kendisi için diledi¤inin en hay›rl›s› oldu¤unu bilmenin huzur ve güvenini yaflar. ‹nsan›n her olayda bir hay›r oldu¤una iman etmesi son derece önemli bir konudur. Müminler, fler gibi görünen olaylarda dahi onun kendileri için büyük bir hay›r oldu¤una iman eder ve Allah'a tevekkül ederler. Bu, sadece müminlere has bir özelliktir. Peygamber Efendimiz bir hadisinde bu konuyu flöyle ifade etmifltir: "Mü'min kiflinin durumu ne kadar flafl›rt›c›d›r. Zira her ifli onun için bir hay›rd›r. Bu durum, sadece mü'mine hast›r, baflkas›na de¤il: Ona memnun olaca¤› bir fley gelse flükreder, bu ise hay›rd›r; bir zarar gelse sabreder bu da hay›rd›r." (Muslim, Zuhd 64, 2999) Allah, tüm evrenin tek hakimi, sonsuz güç sahibidir. Bu gerçe¤i bilen ve hakk›yla görebilen bir insan için zaten Allah'a teslim olarak tevekkül etmekten baflka bir yol yoktur. Çünkü bir insan›n karfl›laflt›¤› her olay, her insan, her konuflma, her ses, Allah'›n denetimi alt›ndad›r. Peygamber Efendimizin de belirtti¤i gibi Allah'tan gelen herfley mümin için bir güzellik ve bir hay›rd›r. Müminlerin bu gerçe¤in bilincinde olarak yaflad›klar› tevekkül anlay›fl›n› Allah bir ayetinde flöyle bildirir: Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, aln›ndan yakala83


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

y›p-denetlemedi¤i hiçbir canl› yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdo¤ru bir yol üzerinedir (dosdo¤ru yolda olan› korumaktad›r.) (Hud Suresi, 56)

Allah'a tevekkül etmeyerek, herfleyi kendi güçlerinin ve kontrollerinin alt›nda zannedenler ise, daima korku, hüzün, endifle ve karamsarl›k içinde olurlar. Bu, bir filmi izleyen bir insan›n sanki filmin sonunu de¤ifltirebilecekmifl gibi heyecana ve pani¤e kap›lmas›na benzer. Böyle bir korku nas›l son derece yersiz ve gereksiz ise, kaderini izleyen bir insan›n da karfl›laflt›klar› karfl›s›nda benzer hislere kap›lmas› gereksiz ve yersizdir. Örne¤in, suçsuz bir insana iftira atanlar Allah'›n kontrolünde varl›klard›r. Ve Allah, insan› denemek için bu olaylar› yarat›r. Bunlara sabretti¤i takdirde, Allah'›n r›zas›n›, cennetini ve rahmetini kazanmay› uman mümin için üzülüp kederlenecek hiçbir neden olmaz. Ayr›ca Allah, müminlere her zaman yard›m›n› gönderir ve onlara ifllerinde kolayl›k sa¤lar. Bu, Allah'›n kesin bir vaadidir. Allah bir ayetinde haks›zl›¤a u¤rayanlar için flöyle buyurmaktad›r: ‹flte böyle; her kim kendisine yap›lan haks›zl›¤›n benzeriyle karfl›l›k verir, sonra aleyhine 'azg›nl›k ve sald›r›da' bulunulursa, Allah, mutlaka ona yard›m eder. fiüphesiz Allah, affedicidir, ba¤›fllay›c›d›r. (Hac Suresi, 60)

O halde Allah'›n gücünü, yard›m›n› ve dostlu¤unu bilen müminler için tevekkül ve teslimiyet tek yoldur ve yollar›n en güzeli ve en kolay›d›r. Aksi takdirde insan kald›ramayaca¤› a¤›r bir yükün alt›na girer. Bediüzzaman Said Nursi, bir sözünde insan›n tevekkül etmedi¤i takdirde, kendi kendini nas›l bir zorluk içine sokaca¤›n› flöyle ifade eder: "‹nsan zaîftir, belalar› çok. Fâkirdir, ihtiyac› pek ziyâde. Cizdir, ha84


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

yat yükü pek a¤›r. E¤er Kadîr-i Zülcelâl'e dayan›p tevekkül etmezse ve îtimad edip teslim olmazsa, vicdan› daim azâb içinde kal›r. Semeresiz meflakkatler, elemler, teessüfler onu bo¤ar. Ya sarhofl veya canavar eder." (Sözler, s. 29)

Ayr›ca flunu belirtmek gerekir ki, burada anlat›lanlar insanlar›n kendilerini veya birbirlerini teselli etmeleri, zorluklar karfl›s›nda düflünerek kendilerine telkinde bulunmalar› için verilen bilgiler de¤ildir. Bunlar Allah'›n yarat›fl›n›n ve dünya hayat›n›n gerçek yüzüdür. As›l, aksine inanan veya aksine göre davranan kendini aldatm›fl ve yan›ltm›fl olur. Dolay›s›yla cahiliye insan› en varl›kl› ve en rahat günlerinde dahi tevekkülsüzlü¤ün s›k›nt› ve gerilimini yaflarken, gerçeklere iman eden bir mümin, her ne koflulda olursa olsun dinin insanlara getirdi¤i kolayl›¤›, nefleyi ve konforu yaflar. Allah Kuran'da müminler için flöyle bildirir: Haberiniz olsun; Allah'›n velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklard›r. Onlar iman edenler ve (Allah'tan) sak›nanlard›r. Müjde, dünya hayat›nda ve ahirette onlar›nd›r. Allah'›n sözleri için de¤ifliklik yoktur. ‹flte büyük 'kurtulufl ve mutluluk' budur. (Yunus Suresi, 62-64)

Yaln›zca Allah'›n hoflnutlu¤unu araman›n kazand›rd›klar› Dikkat ederseniz insanlar›n büyük bir bölümü hayatlar› boyunca hep birilerinin hoflnutlu¤unu, be¤enisini ve sevgisini kazanmaya çal›fl›rlar. Arkadafllar›n›n, patronlar›n›n, ifl arkadafllar›n›n, site sakinlerinin, izleyicilerinin, çocuklar›n›n… Böyle bir anlay›fltaki insan›n hayat fleklinden giyimine, konuflma üslubun85


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

dan dinledi¤i müzi¤e kadar herfleyinde be¤enisi hedeflenen biri vard›r. Bu, birçok yönden çok zor, s›k›c›, yorucu ve y›prat›c› bir hayatt›r. Herfleyden önce, baflka insanlar›n hoflnutlu¤unu arayan bir insan, vicdan›n› ço¤u zaman bask› alt›na almak durumunda kalacakt›r. Örne¤in, yeni tan›flt›¤› bir arkadafl grubundan d›fllanmamak, kendisini kabul ettirebilmek için, bu insanlarda gördü¤ü yanl›fl tav›rlar› söylemeye, onlar› uyarmaya çekinir. Yaln›z kalma ve çevresindekileri kaybetme korkusu ile hayat› boyunca vicdan›n›n emrettiklerinden tavizler verir. Bu, önceleri onda büyük bir vicdani s›k›nt› olufltururken bir süre sonra tamamen vicdan› körelir ve art›k do¤ru ile yanl›fl›, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ay›rt edemeyecek duruma gelir. Ayn› anda birçok insan› memnun etmek için çabalayan bir kifliyi bekleyen di¤er bir zorluk ise, birini memnun ederken di¤erini k›zd›rma ihtimalidir. Bir insan arkadafllar›n› memnun ederken ailesini, ailesini memnun ederken arkadafllar›n› k›zd›r›p kaybedebilir. Veya patronunun gözüne girmek için elinden geleni yapan bir insan ifl arkadafllar›n›n hoflnutsuzlu¤unu kazanabilir. Tüm bunlar›n sonucunda ise, böyle bir insan›n yaflam›nda her halükarda huzursuzluk, tedirginlik ve memnuniyetsizlik olaca¤› aç›kt›r. Oysa samimi bir Müslüman sadece Allah'›n hoflnutlu¤unu arar. Onun için çevresindeki insanlar›n ne diyece¤i de¤il, Allah'›n emrettikleri önemlidir. Allah'›n r›zas›n› aramak ve ona göre hareket etmek ise her zaman dosdo¤ru olan yoldur. Allah bir ayetinde sadece Allah'›n r›zas›n› arayanla, birbiriyle geçimsiz birçok ortakl› sahipleri olan bir adam›n durumu aras›ndaki fark› flöyle bildirir: Allah (ortak koflanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakk›nda uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortakl› olan (köle) bir adam ile yaln›zca bir kifliye 86


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

teslim olmufl bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'›nd›r. Hay›r onlar›n ço¤u bilmiyorlar. (Zümer Suresi, 29)

Ayette belirtildi¤i üzere insan›n yaflay›fl›na uygun olan yaln›zca Allah'›n hoflnutlu¤u üzerine kurulmufl bir yaflamd›r. Said Nursi de Allah'›n r›zas›n› kazanmak için gayret etmenin her zaman çok kolay bir hayat getirece¤ini flöyle aç›klam›flt›r: "Amelinizde r›za-y› ‹lahi olmal›. E¤er O raz› olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. E¤er O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O raz› olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmad›¤›n›z halde, halklara kabul ettirir. Onlar› da raz› eder." (Lem'alar, s. 154) Bediüzzaman'›n bu tefekkürü son derece önemlidir; gerçek ihlas ve samimiyetin de anahtar›d›r. ‹nsan ancak Rabbimizin r›zas›n› arayarak gerçek samimi dindar olabilir. E¤er yapt›¤› ifllerde insanlar›n veya baflka varl›klar›n r›zas›na yöneliyorsa, o zaman muhakkak bu iflin içine riya kar›flm›fl olur. Riyakar bir yap› ise insan› hem dünyada hem de ahirette zarara sokar. Öncelikle, insanlar›n r›zas›n› arayanlar, bekledikleri karfl›l›¤› hiçbir zaman göremezler. Bir insan›n gözüne girmek, ona adeta "yaranmak" için çabalay›p dururlar ama karfl›lar›ndaki insan onlar›n bu çabalar›n› takdir edemez. Zaten etse bile kendisi de aciz ve zavall› bir insand›r. Herfleyin tek hakimi ve sahibi olan Allah, Kendi r›zas›n› kazanmak için çabalayanlar› ise sonsuz cenneti ile müjdeler ki, cennet, insan›n nefsinin arzu etti¤i herfleyin haz›r bulundu¤u bir mekand›r. Allah yaln›zca Kendi r›zas›na uyanlar›n kurtulufla erece¤ini flöyle bildirmifltir: Allah, r›zas›na uyanlar› bununla kurtulufl yollar›na ulaflt›r›r ve onlar› Kendi izniyle karanl›klardan nura ç›kar›r. Onlar› dosdo¤ru yola yöneltip-iletir. (Maide Suresi, 16) 87


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Sadece Allah'›n r›zas›na uymak her insana, dünyada ve ahirette en kolay, en güzel ve en nefle dolu hayat› getirecektir.

Fedakarl›k kolay, bencillik ise zor oland›r Cahiliye toplumlar›nda insanlar genellikle kendi istek ve ç›karlar›n› ön planda tutar, her zaman "Önce benim rahat›m, zevkim, konforum gelir" düflüncesiyle hareket ederler. Fedakarl›k ise, bu insanlar›n nefsine çok zor gelir. Egoist tav›rlar uyan›kl›k olarak görülürken, fedakarl›k genelde safl›k olarak yorumlan›r. Oysa Allah'a iman eden ve Allah'›n hoflnutlu¤unu kazanmak için fedakarl›kta bulunan biri için fedakarl›k hem büyük bir kazançt›r, hem de son derece kolay bir ibadettir. Müminlerin fedakarl›k anlay›fllar›n› Allah flöyle haber verir: Kendileri, ona duyduklar› sevgiye ra¤men yeme¤i, yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'›n yüzü (r›zas›) için yediriyoruz; sizden ne bir karfl›l›k istiyoruz, ne bir teflekkür. Çünkü biz, as›k suratl›, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimiz'den korkuyoruz." Art›k Allah, onlar› böyle bir günün flerrinden korumufl ve onlara par›lt›l› bir ayd›nl›k ve bir sevinç vermifltir. (‹nsan Suresi, 8-11)

Yapt›¤› fedakarl›¤›n karfl›l›¤›nda, ayetlerde bildirildi¤i gibi, Allah'›n r›zas›n› ve "par›lt›l› bir ayd›nl›k ve sevinç" duyaca¤› ahiret nimetlerini kazanaca¤›n› bilen bir mümin için, feda ettiklerinin hiçbir önemi kalmaz. Geçici, k›sa ve eksikliklerle dolu bir hayatta insan›n en sevdi¤i mal varl›¤›n›n dahi, Allah'›n hoflnutlu¤unun ve bunun karfl›l›¤›nda verece¤i cennet hayat›n›n yan›nda hiçbir de¤eri ve güzelli¤i yoktur. Buna iman eden müminler, yapt›klar› fedakarl›k ne kadar büyük olursa olsun ne bir takdir 88


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

beklerler ne de di¤er insanlar› minnet alt›nda b›rak›rlar. Bütün bunlar›n yan›nda Allah, Kendi r›zas› için fedakarl›kta bulunanlara dünyada da bolluk ve bereket vaat eder, verdi¤inin fazlas›n› o kifliye ba¤›fllar. Allah bu vaadini ayetlerinde flöyle bildirir: Allah'a karfl›l›¤›n› çok artt›rma ile kat kat artt›raca¤› güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daralt›r ve geniflletir ve siz O'na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi, 245) Mallar›n› Allah yolunda infak edenlerin örne¤i yedi baflak bitiren, her bir baflakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örne¤i gibidir. Allah, diledi¤ine kat kat artt›r›r. Allah (ihsan›) bol oland›r, bilendir. Mallar›n› Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri fleyin peflinden bafla kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri Kat›ndad›r, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklard›r. (Bakara Suresi, 261-262)

Allah'a ve ahirete inanmayanlar içinse fedakarl›¤›n her türlüsü büyük bir kay›p, kendilerinden ve ç›karlar›ndan önemli bir eksilmedir. ‹nançs›z olduklar› için, asl›nda kendilerine büyük kazanç olacak güzellikleri çirkin ve kay›p olarak görürler. Bencilli¤in, mal›n› ve paras›n› elinde s›k› s›k›ya tutmaya çal›flman›n s›k›nt› ve gerilimini yaflarlar. Evlerinde otururken dahi sürekli bir huzursuzluk içindedirler. Eflyalar›n›n y›pranmas›, yiyeceklerinin tükenmesi, dostlar›n›n ziyareti bu insanlar için hep bir eziyet ve zahmet konusudur. Kötü ahlaklar› ile kendi kendilerine zulmeder, güzel ahlak›n getirece¤i huzur ve bereketten mahrum kal›rlar.

89


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Affedicilik insan için en hay›rl› ve en güzel oland›r "Kullar›ndan tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve ifllediklerinizi bilen O'dur." (fiura Suresi, 25) ayetinde de bildirildi¤i gibi, Allah affedicidir. Müminler de Allah'›n be¤endi¤i ahlaka uyan kifliler olarak, birinden kötülük gördüklerinde affetmeyi, kötülü¤ü iyilikle uzaklaflt›rmay› seçerler. fiüphesiz, bir kötülük karfl›s›nda sabrederek, alttan almak, kötülük yapan kimseyi affederek intikam h›rs›na kap›lmamak, öfkeyi yenip tutmak takva sahibi insanlara has bir özelliktir. Ve bu tavr›n karfl›l›¤› Allah'›n hoflnutlu¤u ve sevgisidir. Allah bir ayetinde flöyle bildirir: Onlar, bollukta da, darl›kta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki haklar›n)dan ba¤›fllama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanlar› sever. (Al-i ‹mran Suresi, 134)

Kötülüklere karfl› iyilikle karfl›l›k vererek affeden kifli ayn› zamanda kendisi ve çevresi içinde bar›fl ve huzur dolu bir ortam haz›rlam›fl olur. Bu elbette ki, sürekli karfl›l›kl› intikamlar›n al›nd›¤›, kin, nefret, düflmanl›k duygular›n›n hakim oldu¤u zor bir ortamla karfl›laflt›r›lmayacak kadar kolay, huzurlu ve rahat bir ortamd›r. ‹nsan, ilk an kap›ld›¤› öfke ve kin duygular›ndan kurtulmak için belki k›sa bir süre nefsini dizginlemek ve sab›r ve çaba göstermek durumunda kalacakt›r, ama karfl›l›¤›nda dostluk, sevgi, sayg› ve bar›fl dolu bir ruha ve ortama sahip olacakt›r. Allah ayetlerinde müminlere flöyle bildirir: ‹yilikle kötülük eflit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülü¤ü) uzaklaflt›r; o zaman, (görürsün ki) seninle onun aras›nda düflmanl›k bulunan kimse, san90


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

ki s›cak bir dost(un) oluvermifltir. Buna da, sabredenlerden baflkas› kavuflturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan baflkas› da kavuflturulamaz. (Fussilet Suresi, 34-35)

Allah, güzel ahlak›n karfl›l›¤›nda insanlara güzel ve kolay bir hayat sunar. Affedici olmayan bir insan›n çevresinde hep düflmanlar›, ona kin ve nefret güden insanlar bulunurken, affeden insan›n dünyada buldu¤u karfl›l›k huzurlu ve bar›fl dolu bir hayat ve s›cak dostlard›r.

Tevazu kolay ve rahat bir hayat getirir Kibir ve büyüklenme bir insana en çok zulüm ve s›k›nt› yaflatan kötü ahlak özelliklerindendir. Tevazu ise, tam aksine, insana huzur ve rahatl›k getirir. Kibirli bir insan, herfleyden önce tüm özelliklerini kendine ait zanneder. Örne¤in zekas›n›n Allah'›n kendisine verdi¤i bir nimet oldu¤unu düflünüp flükredece¤ine, zekas›yla övünür. Bu özelli¤ini gözünde büyüterek çevresindekileri kendisinden küçük görür ve afla¤›lar. Bu karakterinin bir sonucu olarak, çevresindeki insanlar taraf›ndan sevilmez, itici bulunur. Belki, kibirli tav›rlar›ndan dolay› baz› kimseler yan›nda ezilip, sayg› gösteriyor olabilirler. Ancak kibirli insana gösterilen sayg›, içten, samimi, gerçekten o kifliye hürmet duyuldu¤u için gösterilen bir sayg› de¤ildir; aksine onun kibirinin, azametinin flerrinden kurtulabilmek için uygulanan bir davran›fl fleklidir. Dolay›s›yla kibirli insanlar›n gerçek, samimi, içten bir sevgi ile kendilerine ba¤l› dostlar› olmaz. Çevrelerinde hep kendilerine göstermelik bir ilgi ve sayg› gösteren insanlar olur. Kibirli insan›n kendi kendine yapt›¤› en büyük zulümlerden 91


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

biri de, çevresine karfl› hep kusursuz ve eksiksiz görünmeye çal›flmas›d›r. Örne¤in yukar›da verdi¤imiz örnekte oldu¤u gibi, zekas› ile kibirlenen bir insan daima en zeki olma iddias›ndad›r. Asla hata yapmay› kabullenemez. Bir hata yapt›¤›nda bunun insanlar taraf›ndan fark edilmemesi için elinden geleni yapar, hatta yalan söyleyerek çok küçük durumlara düfler. Oysa insan son derece aciz, eksikliklere sahip ve bu dünya hayat›nda her an denenen bir varl›kt›r. Dolay›s›yla hayat› boyunca birçok eksikli¤i ve hatas› olmas› son derece do¤ald›r. Bunlar› di¤er insanlar›n gözünden saklamaya çal›flmak ise son derece anlams›z ve gereksizdir. Allah'›n herfleyi gören ve bilen olmas›, insan›n aciz ve eksikliklerle dolu bir varl›k oldu¤unu kavramas›, ve insanlar›n gözünde ne oldu¤unun de¤il, as›l Allah Kat›ndaki yerinin önemli oldu¤unu bilmesi, insan›n üzerindeki bu zulmü kald›rarak, yaflad›¤› hayat› kolay ve huzurlu hale getirir. ‹nsanlar›n nefislerinde yer al›p onlara en büyük s›k›nt›y› yaflatan hislerden biri ise kendisini baz› özelliklerinden dolay› di¤erlerine göre daha de¤erli bulmas›d›r. Bu, asl›nda fleytan›n da bir özelli¤idir. Allah, Hz. Adem'i yaratt›¤›nda fleytana ve tüm meleklere Hz. Adem'in önünde secde etmelerini emretmifltir. Melekler, Allah'›n güzel ahlakla yaratt›¤› varl›klar olarak hemen secde etmifllerdir. fieytan ise secde etmekte direnmifl ve mazeret olarak flunlar› söylemifltir: Dedi ki: "Ben ondan hay›rl›y›m; sen beni ateflten yaratt›n, onu ise çamurdan yaratt›n." (Sad Suresi, 76)

Ayette de bildirildi¤i gibi, fleytan kendisini di¤er yarat›lm›fllara göre üstün gördü¤ü için, Allah'›n emrinden dahi ç›kabilecek kadar azg›nlaflm›flt›r. Kuran'da kendilerini üstün zannettikleri için sapanlardan da söz edilmektedir. Örne¤in, Yahudi ve H›ristiyanlar, "Biz 92


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Allah'›n çocuklar›y›z ve sevdikleriyiz..." (Maide Suresi, 18) diyerek sapmaktad›rlar. Ancak, onlar da dahil olmak üzere bütün insanlar, Allah'›n yaratt›¤› aciz varl›klard›r. Her insan Allah'a muhtaçt›r ve Allah'›n kendisi için yaratt›¤› kaderi izler. Hiçbir insan kendi kendine baz› özellikler kazan›p sonra bunlarla ��stünlük kazanamaz. ‹nsanlar›n üstünlü¤ü ancak Allah'a yak›nl›kta, takvada gösterdikleri çaba ile ölçülebilir. Allah'›n kendisini ayr›cal›kl› ve üstün zannedenlere Kuran'da verdi¤i cevap flöyledir: "... Peki, ne diye sizi günahlar›n›zdan dolay› azabland›r›yor? Hay›r, siz O'nun yaratt›¤›ndan birer beflersiniz. O, diledi¤ini ba¤›fllar, diledi¤ini azapland›r›r. Göklerin, yerin ve bunlar›n aras›ndakilerin tümünün mülkü Allah'›nd›r. Son var›fl O'nad›r." (Maide Suresi, 18)

Kusursuzluk ve hatas›zl›k iddias›, insan için çok a¤›r bir yüktür. ‹nsanlar aras›nda da ayr›cal›kl› olmaya çal›fl›rlar, bu yüzden her anlar›n› kontrol alt›nda tutarlar, her an iddial› bir tav›r içinde olmaya gayret gösterirler. Örne¤in bir toplant›ya kat›ld›klar›nda en etkili konuflan›n, en güzel giyinenin, en zeki çözümler bulan›n, en fazla dikkati üzerinde toplayan›n kendileri olmas›n› isterler. Herhangi bir topluluk içindeyken bile, oturmak için seçtikleri yere kadar bir ayr›cal›k, farkl›l›k, üstünlük havas› oluflturmaya çal›fl›r, asla kalabal›¤›n veya o odadaki insanlar›n aras›nda kaynamay› kabullenemezler. Bunun içinse her an "diken üzerinde" gibidirler. Hiçbir hareketleri do¤al ve içten olmaz. Yapt›klar› herfley, iddialar›na ulaflabilmek için hesapl› ve planl› olur. Bunun bir insan için ne kadar büyük bir azap olaca¤› ve o kifliye ne kadar büyük bir yük yükleyece¤i ise ortadad›r. Ayr›ca bilinmelidir ki böyle insanlar, kibirlenerek hedefledikleri hiçbir fleye eriflemezler. Kibirlendikçe, hem çev93


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

relerinden nefret ve k›zg›nl›k kazan›rlar, hem de ellerindekiler al›nd›¤›nda çok büyük bir çöküntü yaflayarak hayata küserler. Allah bir ayetinde, kibirlenenlerin bir sonuca varamad›klar›n› flöyle bildirir: fiüphesiz kendilerine gelmifl bulunan hiçbir delil olmaks›z›n Allah'›n ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onlar›n gö¤üslerinde kendisine ulaflamayacaklar› bir büyüklük (iste¤i)nden baflkas› yoktur. Art›k sen Allah'a s›¤›n. fiüphesiz O hakk›yla ifliten, hakk›yla görendir. (Mümin Suresi, 56)

Kibirli insanlar, dünya hayat›nda hiçbir emellerine eriflemedikleri gibi, en önemlisi Allah'›n sevgisini de kaybederler. Allah bir ayetinde bunu flöyle bildirir: "‹nsanlara yana¤›n› çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmifl olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslay›p böbürleneni sevmez." (Lokman Suresi, 18)

Tevazulu insanlar ise, kibirli insanlar›n yaflad›klar› s›k›nt› ve bask›lar› hiçbir zaman yaflamazlar. Elbette ki her insan herfleyin en güzeline sahip olmay›, herfleyin en iyisini yapmay› ister. Ancak bunlar› dünyevi h›rslar›n› tatmin etmek, insanlar›n gözlerinde büyümek ve bundan dolay› sayg› görmek için yapanlar büyük bir kay›p içindedirler. Mütevaz› bir insan ise bunlar›n hepsini Allah'› raz› etmek ve sevap kazanmak için ister. Bir fley baflard›¤›nda veya güzel bir özelli¤e sahip oldu¤unda, bunlar›n hiçbirinin kendisinden olmad›¤›n›, her birinin Allah'›n kendisine lütfetti¤i nimetler oldu¤unu bilir. Bunlar› kendisine veren, kaderinde kendisine baflar›, güzellik ve nimet yaratan Allah'a flükreder. Dolay›s›yla bunlardan herhangi birini kaybetti¤inde de mutsuz olmaz. Bunun da kendisi için bir deneme oldu¤unu bi94


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

lir ve tevekkül eder. Ne baflar›y› ne de baflar›s›zl›¤›, ne güzelli¤i ne de çirkinli¤i sahiplenmez. Hepsinin dünya hayat›nda kendisini denemek için yarat›lan olay ve görüntüler oldu¤unu bilerek, bu inanc›n›n kendisine verdi¤i huzur ve rahatl›¤› yaflar. Bediüzzaman da kibirli ve mütevaz› insanlar›n yaflamlar› aras›ndaki fark› k›saca flöyle özetler: "Kendini be¤enen belay› bulur, zahmete düfler. Kendini be¤enmeyen safay› bulur, rahmete gider." (Mektubat, s.301)

Dürüstlük ve samimiyetin getirdi¤i kolayl›k ve huzur Cahiliye insanlar› bafllar› s›k›flt›¤›nda hemen yalana baflvururlar. Bunu kendilerini kurtarmak için kolay bir yöntem olarak görürler. Oysa, dürüst olmamak ve yalanc›l›k bir insan›n sahip oldu¤u en azap ve s›k›nt› verici yönlerden biridir. Herfleyden önce yalan söyleyen bir insan her an yalan›n›n ortaya ç›kmas›n›n tedirginli¤ini yaflar ve bundan dolay› küçük düflecek diye korkar. Bunun d›fl›nda yalanc›l›¤›n getirdi¤i vicdan s›k›nt›s› insanlarda huzursuz ve gerilimli bir hale neden olur. Herkesin birbirine yalan söyledi¤i bir ortam ise son derece samimiyetsiz ve riyakard›r. Herkes birbirinin her söyledi¤inden flüphelenir. En basit konularda dahi birbirlerine güvenemezler. Söz gelimi yeni ald›klar› k›yafetin yak›fl›p yak›flmad›¤›n› sorduklar›nda riyakar bir cevap alacaklar›ndan emindirler. Yalanlar ve riya üzerine kurulu bir dostlu¤un ise samimi ve içten bir dostluk olamayaca¤› bellidir. Oysa dürüstlük Allah'tan korkan bir insan için çok önemlidir. Allah bir ayetinde iman edenlere dürüstlü¤ü flöyle emreder: Ey iman edenler, Allah'tan sak›n›n ve sözü do¤ru söy95


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

leyin. (Ahzab Suresi, 70)

Dürüstlük ve samimiyet ise müminlere çok güzel, güvenilir, huzur dolu bir hayat getirir. Örne¤in hata yapan bir mümin bunu hiçbir zaman di¤erlerinden gizlemez. Çünkü Allah'›n kendisini her an izledi¤ini ve iflitti¤ini bilir ve Allah'a yönelerek tevbe eder. Müminlerin bilmesi gerekiyorsa bunu onlara da en do¤ru ve dürüst flekliyle anlat›r. Müminlerin böyle bir dürüstlük karfl›s›nda samimiyetini istismar etmeyeceklerini bilir. Aksine yap›lan hata ne olursa olsun müminler, o kiflinin gösterdi¤i samimi ve tevazulu tav›rdan dolay› son derece hoflnut olur ve o kifliye güven duyarlar. Peygamber Efendimiz (sav) de bir hadisinde yalan söylemek ile ilgili olarak flöyle buyurmufllard›r: Hiç flüphe yok ki do¤ruluk iyili¤e götürür. ‹yilik de cennete götürür. Kifli do¤ru söyleye söyleye Allah Katında sıddîk (do¤ru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kifli yalan söyleye söyleye Allah Katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır. (Buhârî, iEdeb, 69; Müslim, Birr, 103104) Samimi, gizlisi sakl›s› olmayan, esrarengiz bir hava sunmayan aç›k bir insan çok güvenilirdir ve o kiflinin yan›nda herkes rahat eder. Böyle insanlar›n birarada bulunduklar› bir toplum ise, çok büyük bir nimet ve güzelliktir. ‹nsanlar belki dürüst davranarak kendilerini küçük düflürmekten, zorluk yaflamaktan çekinirler ancak, Allah dürüst ve samimi insanlara çok nefleli, güvenli ve huzurlu bir ortam verir. Onlar›n ahirette alacaklar› karfl›l›k ise çok daha güzel ve müjde doludur: Allah dedi ki: "Bu, do¤rulara, do¤ru söylemelerinin yarar sa¤lad›¤› gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacaklar›, alt›ndan ›rmaklar akan cennetler vard›r. 96


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Allah onlardan raz› oldu, onlar da O'ndan raz› olmufllard›r. ‹flte büyük 'kurtulufl ve mutluluk' budur." (Maide Suresi, 119)

Güzel ahlak her insan›n hayat›na huzur ve kolayl›k getirir Bu bölümde güzel ahlak özelliklerinden birkaç örnek verilerek, as›l kolay olan›n ve insana mutluluk getirenin Kuran ahlak›n›n yaflanmas› oldu¤u anlat›ld›. Burada verilen örnekleri ço¤altmak mümkündür. Çünkü her kötü özelli¤inden kurtularak bir iyilik daha kazanan kifli için bir kat daha fazla sevinç vesilesi oluflacakt›r. Örne¤in k›skanç biri k›skançl›kla kendi kendini y›prat›p dururken, bütün güzelliklerden, güzel insanlardan, di¤er insanlar›n baflar›lar›ndan zevk almaya bafllayacakt›r. Örne¤in daha önce k›skançl›k ve öfke ile bakt›¤› arkadafl›n›n güzelli¤i, bir anda Allah'›n yarat›fl›n› övdü¤ü, her gördü¤ünde nimet olarak gördü¤ü bir güzelli¤e ve sevince dönüflecektir. Veya en ufak bir olayda dahi sab›rs›zlanarak kendisine suni olarak s›k›nt›lar yaflatan bir insan, sabr›n güzelli¤ini ve Allah Kat›ndaki de¤erini ö¤renerek yaflad›¤›nda, en zorlu ve çetin gibi görünen olaylarda dahi sabretmenin, tevekkülün ve teslimiyetin büyük sevincini ve huzurunu yaflar. Bu zorluklara sab›r gösterdi¤inde kazanaca¤› ecri düflünerek sevinci kat kat artar. Sonuç olarak, Allah'a, Allah'›n yaratt›¤› kadere, cennetin ve cehennemin varl›¤›na kesin bir bilgiyle iman etmek, bir insana en büyük sevinci, huzuru, rahatl›¤› ve kolayl›¤› getiren önemli bir s›rd›r. Bunlara eriflmek için baflka yollar arayanlar büyük bir yan›lg› içindedirler ve iman etmeden bu nimetlere asla eriflemezler.

97


fiEYTANIN ZAYIF H‹LES‹

Allah her insan› bu dünya hayat›nda dener. Ve her insan›n bu deneme s›ras›nda gösterdi¤i ahlaka ve iman›na göre, as›l hayat›n›n cennette veya cehennemde olaca¤› belirlenmifl olur. Allah'›n kullar› için yaratt›¤› bu deneme ise son derece kolay ve rahatt›r. Daha önceki konularda da de¤inildi¤i gibi insana düflen Allah'›n Kuran'da bildirdi¤i ve insana dünya hayat›nda da mutluluk ve huzur getiren hayat› yaflamakt›r. Allah, bu imtihan içinde ise imana karfl› negatif bir güç olarak fleytan› yaratm›flt›r. Allah'›n ayetlerinde bildirdi¤i gibi, fleytan insanlar›n düflüncelerine vesvese vererek, onlara imans›zl›¤› telkin ederek, veya baz› insanlar›n tav›rlar› ve konuflmalar› arac›l›¤›yla, insanlar› dinden, Allah'›n emirlerinden ve güzel ahlaktan çevirmek için çaba harcar. Bunun için her yolu dener, insanlara türlü türlü tuzaklar kurar. fieytan›n insan›n bir düflman› oldu¤unu Allah bir ayetinde flöyle haber vermektedir: Ey iman edenler, hepiniz topluca "bar›fl ve güvenli¤e (Silm'e, ‹slam'a) girin ve fleytan›n ad›mlar›n› izlemeyin. Çünkü o, size apaç›k bir düflmand›r. (Bakara Suresi, 208)

Ne var ki, Allah'›n ayetlerinde de bildirdi¤i gibi fleytan›n insanlar için haz›rlad›¤› hileler çok zay›ft›r ve iman gözüyle bakan 98


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

biri fleytan›n tuzaklar›n› hemen görür ve bozar. Allah Kuran'da fleytan›n yapt›¤› hilelerin çok zay›f oldu¤unu ve insanlar üzerinde zorlay›c› bir etkisinin olmad›¤›n› haber vermifltir. Kuran'daki, "‹fl hükme ba¤lan›p-bitince, fleytan der ki: "Do¤rusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karfl› zorlay›c› bir gücüm yoktu, yaln›zca sizi ça¤›rd›m, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni k›namay›n, siz kendinizi k›nay›n. Ben sizi kurtacak de¤ilim, siz de beni kurtacak de¤ilsiniz. Do¤rusu daha önce beni ortak koflman›z› da tan›mam›flt›m. Gerçek flu ki, zalimlere ac› bir azab vard›r." (‹brahim Suresi, 22) ayeti gere¤ince zorlay›c› bir güç olmad›¤› için mümin güçlü bir konumda olur. Bu da çok büyük bir rahatl›kt›r. iblis'in müstakil bir gücünün olmad›¤› baflka ayetlerde de flöyle haber verilir: Andolsun, ‹blis, kendileri hakk›nda zann›n› do¤rulam›fl oldu, böylelikle iman eden bir grup d›fl›nda, ona uymufl oldular. Oysa onun, kendilerine karfl› hiçbir zorlay›c›-gücü yoktu; ancak Biz ahirete iman edeni, ondan kuflku içinde olandan ay›rdetmek için (ona bu imkan› verdik). Senin Rabbin, herfleyin üzerinde gözetici-koruyucudur. (Sebe Suresi, 20-21)

fieytan›n insanlar üzerinde hiçbir zorlay›c› gücünün olmamas›, insanlar için Allah'›n belirledi¤i bir kolayl›kt›r. fieytan sadece insana kötülü¤ü, inkar›, kötü ahlak özelliklerini f›s›ldar, onlar› inkara ça¤›r›r. Ancak, bunlar› insanlara yapt›rmak için bask› uygulamaz, kurdu¤u tuzaklar anlafl›l›r ve zay›ft›r. ‹nsan›n fleytan›n etkisinden kurtulmak için çok büyük bir çaba ve güç harcamas›na gerek yoktur. Çok az düflünen bir insan gerçek99


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

leri hemen görür ve fleytana uymaz. Örne¤in, fleytan bir insana dünya hayat›n› çok çekici ve süslü gösterebilir. Genç bir insana dünya hayat›n› sanki hiç bitmeyecekmifl gibi hissettirip, onu dünyaya tutkuyla ba¤lamaya çal›flabilir. Oysa, akl› bafl›nda ve gerçekçi düflünen biri için fleytan›n bu çabalar› çok zay›f ve etkisizdir. Her insan›n bir gün mutlaka ölece¤ini, dünya hayat›nda çekici gibi görünen herfleyin geçici, k›sa ömürlü ve cennetteki haliyle k›yasland›¤›nda son derece eksik ve yetersiz oldu¤unu bilen ve düflünen bir insan, fleytan›n tuza¤›n› bozmufl olur. Veya fleytan bir insana kibiri ve kendini be¤enmeyi f›s›ldar. Ancak, acizliklerini, eksikliklerini, kusurlar›n› düflünen veya bir gün ölüp de topra¤›n alt›nda çürüyecek bir bedene sahip oldu¤unu hat›rlayan insan fleytan›n bu telkininden de kolayl›kla kurtulacakt›r. Elbette ki bu kolayl›k, samimi olarak fleytan›n etkisinde yaflamak istemeyen, Allah'›n r›zas›n›, rahmetini ve cennetini hedef edinen salih insanlar içindir. Aksi takdirde, yani bir insan Allah'tan korkup sak›nmad›¤›nda ve Allah'›n r›zas›n› gözetmedi¤inde fleytan›n tuzaklar›na düflmesi çok kolay olacakt›r. Rabbimiz fleytan›n sadece "muhlis" kullar›n›n üzerinde bir etkisinin olamayaca¤›n› ayetlerinde flöyle haber vermektedir: Dedi ki: "Senin izzetin ad›na andolsun, ben, onlar›n tümünü mutlaka azd›r›p-k›flk›rtaca¤›m. Ancak onlardan, muhlis olan kullar›n hariç." (Sad Suresi, 82-83)

Buna karfl›l›k fleytan›n ça¤r›lar›na uyan ve onu dost edinenlerin sonu ise ayette flöyle aç›klanmaktad›r: Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) sapt›rm›fl oldu. fieytan da insan› 'yapayaln›z ve yard›ms›z" b›rakand›r. (Furkan Suresi, 29) 100


SONUÇ

Yeryüzünde yaflamakta olan tüm insanlar gibi siz de ilerleyen her saat, her dakika ve her saniye ahiret yaflam›n›za daha çok yaklafl›yorsunuz. Bu, kaç›n›lmaz bir gerçek... Bir gün, bir flekilde yaflam›n›z sonlanacak ve Allah Kat›nda dünyada yapt›klar›n›zdan dolay› hesap vereceksiniz. fiimdiye kadar dini zor gördü¤ünüz için dinden uzak durmufl, Kuran ahlak›n› yaflamam›fl ve birçok hata yapm›fl olabilirsiniz. Ama flu andan sonra önemli olan samimi olarak Allah'a tevbe edip, ahiretiniz için en hay›rl›s›n› yapman›z ve kolay olana yönelmenizdir. Bu karara vard›¤›n›zda flu ana kadar al›flt›¤›n›zdan çok farkl› ve "güzel bir hayat"a kavuflaca¤›n›z ise Allah'›n izniyle kesin bir gerçektir. "Güzel bir hayat" kavram› insanlara ço¤u zaman yabanc› gelir. ‹nsanlar›n büyük bir ço¤unlu¤u, hiçbir s›k›nt›, üzüntü, korku, endifle duymayacaklar› bir hayat›, eriflilmesi imkans›z bir hayal olarak görürler. Gerçekten böyle bir hayat, dinden uzak yaflayan insanlar için eriflilmesi mümkün olmayan bir hayaldir. Böyle huzurlu ve sevinç içinde bir hayat› sadece Allah'›n r›zas›n›, cennetini ve rahmetini kendilerine hedef edinen, Allah'tan korkup sak›nanlar yaflayabilirler. Bu Allah'›n inanan 101


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

kullar›na müjdeledi¤i bir gerçektir: Erkek olsun, kad›n olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç flüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaflat›r›z ve onlar›n karfl›l›¤›n›, yapt›klar›n›n en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)

Kitap boyunca da kapsaml› olarak anlat›ld›¤› gibi, Allah'›n insanlar için bildirdi¤i din, çok kolay ve zahmetsizdir. Ayr›ca insan›n hayat›ndaki tüm zorluklar›, s›k›nt› ve zahmetleri giderir. Dini yaflayan insan Allah'›n korumas› alt›nda, her iflinde baflar›ya ve en güzeline eriflir ve ayette bildirildi¤i gibi en güzel hayat› yaflar. O halde siz de güzel olan› ve ayn› zamanda da en kolay yaflam› tercih edin. Böyle bir hayat› Kuran ahlak›n› yaflayarak kolayca elde edebilirsiniz. Çünkü Kuran, bu evrendeki herfley gibi sizi de yaratan Allah'›n sözüdür. fiu ana kadar içinde yaflad›¤›n›z toplumdan, çevrenizdeki insanlardan, gazetelerden, televizyondan ald›¤›n›z telkinleri bir kenara b›rakarak sadece Allah'›n sözü olan hak dine yönelin ve Kuran ahlak›n› yaflaman›n kolayl›¤›n› düflünün. Unutmay›n; e¤er din ahlak›n›n rahatça yaflanabilirli¤ini görmezlikten gelerek, kolay olan› terk edecek olursan›z, ahirette ummad›¤›n›z sonsuz bir ac› ile karfl›laflabilirsiniz.

102


DARWIN‹ZM'‹N ÇÖKÜfiÜ

Darwinizm, yani evrim teorisi, yarat›l›fl gerçe¤ini reddetmek amac›yla ortaya at›lm›fl, ancak baflar›l› olamam›fl bilim d›fl› bir safsatadan baflka bir fley de¤ildir. Canl›l›¤›n, cans›z maddelerden tesadüfen olufltu¤unu iddia eden bu teori, evrende ve canl›larda çok mucizevi bir düzen bulundu¤unun bilim taraf›ndan ispat edilmesiyle çürümüfltür. Böylece Allah'›n tüm evreni ve canl›lar› yaratm›fl oldu¤u gerçe¤i, bilim taraf›ndan da kan›tlanm›flt›r. Bugün evrim teorisini ayakta tutmak için dünya çap›nda yürütülen propaganda, sadece bilimsel gerçeklerin çarp›t›lmas›na, tarafl› yorumlanmas›na, bilim görüntüsü alt›nda söylenen yalanlara ve yap›lan sahtekarl›klara dayal›d›r. Ancak bu propaganda gerçe¤i gizleyememektedir. Evrim teorisinin bilim tarihindeki en büyük yan›lg› oldu¤u, son 20-30 y›ld›r bilim dünyas›nda giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Özellikle 1980'lerden sonra yap›lan araflt›rmalar, Darwinist iddialar›n tamamen yanl›fl oldu¤unu ortaya koymufl ve bu gerçek pek çok bilim adam› taraf›ndan dile getirilmifltir. Özellikle ABD'de, biyoloji, biyokimya, paleontoloji gibi farkl› alanlar103


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

dan gelen çok say›da bilim adam›, Darwinizm'in geçersizli¤ini görmekte, canl›lar›n kökenini art›k yarat›l›fl gerçe¤iyle aç›klamaktad›rlar. Evrim teorisinin çöküflünü ve yarat›l›fl›n delillerini di¤er pek çok çal›flmam›zda bütün bilimsel detaylar›yla ele ald›k ve almaya devam ediyoruz. Ancak konuyu, tafl›d›¤› büyük önem nedeniyle, burada da özetlemekte yarar vard›r. Darwin'i Y›kan Zorluklar Evrim teorisi, tarihi eski Yunan'a kadar uzanan bir ö¤reti olmas›na karfl›n, kapsaml› olarak 19. yüzy›lda ortaya at›ld›. Teoriyi bilim dünyas›n›n gündemine sokan en önemli geliflme, Charles Darwin'in 1859 y›l›nda yay›nlanan Türlerin Kökeni adl› kitab›yd›. Darwin bu kitapta dünya üzerindeki farkl› canl› türlerini Allah'›n ayr› ayr› yaratt›¤› gerçe¤ine karfl› ç›k›yordu. Darwin'e göre, tüm türler ortak bir atadan geliyorlard› ve zaman içinde küçük de¤iflimlerle farkl›laflm›fllard›. Darwin'in teorisi, hiçbir somut bilimsel bulguya dayanm›yordu; kendisinin de kabul etti¤i gibi sadece bir "mant›k yürütme" idi. Hatta Darwin'in kitab›ndaki "Teorinin Zorluklar›" bafll›kl› uzun bölümde itiraf etti¤i gibi, teori pek çok önemli soru karfl›s›nda aç›k veriyordu. Darwin, teorisinin önündeki zorluklar›n geliflen bilim taraf›ndan afl›laca¤›n›, yeni bilimsel bulgular›n teorisini güçlendirece¤ini umuyordu. Bunu kitab›nda s›k s›k belirtmiflti. Ancak geliflen bilim, Darwin'in umutlar›n›n tam aksine, teorinin temel iddialar›n› birer birer dayanaks›z b›rakm›flt›r. Darwinizm'in bilim karfl›s›ndaki yenilgisi, üç temel bafll›kta incelenebilir: 104


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

1) Teori, hayat›n yeryüzünde ilk kez nas›l ortaya ç›kt›¤›n› asla aç›klayamamaktad›r. 2) Teorinin öne sürdü¤ü "evrim mekanizmalar›"n›n, gerçekte evrimlefltirici bir etkiye sahip oldu¤unu gösteren hiçbir bilimsel bulgu yoktur. 3) Fosil kay›tlar›, evrim teorisinin öngörülerinin tam aksine bir tablo ortaya koymaktad›r. Bu bölümde, bu üç temel bafll›¤› ana hatlar› ile inceleyece¤iz. Afl›lamayan ‹lk Basamak: Hayat›n Kökeni Evrim teorisi, tüm canl› türlerinin, bundan yaklafl›k 3.8 milyar y›l önce ilkel dünyada ortaya ç›kan tek bir canl› hücreden geldiklerini iddia etmektedir. Tek bir hücrenin nas›l olup da milyonlarca kompleks canl› türünü oluflturdu¤u ve e¤er gerçekten bu tür bir evrim gerçekleflmiflse neden bunun izlerinin fosil kay›tlar›nda bulunamad›¤›, teorinin aç›klayamad›¤› sorulardand›r. Ancak tüm bunlardan önce, iddia edilen evrim sürecinin ilk basama¤› üzerinde durmak gerekir. Sözü edilen o "ilk hücre" nas›l ortaya ç›km›flt›r? Evrim teorisi, yarat›l›fl› reddetti¤i, hiçbir do¤aüstü müdahaleyi kabul etmedi¤i için, o "ilk hücre"nin, hiçbir plan ve düzenleme olmadan, do¤a kanunlar› içinde rastlant›sal olarak meydana geldi¤ini iddia eder. Yani teoriye göre, cans›z madde tesadüfler sonucunda ortaya canl› bir hücre ç›karm›fl olmal›d›r. Ancak bu, bilinen en temel biyoloji kanunlar›na ayk›r› bir iddiad›r.

105


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

"Hayat Hayattan Gelir" Darwin, kitab›nda hayat›n kökeni konusundan hiç söz etmemiflti. Çünkü onun dönemindeki ilkel bilim anlay›fl›, canl›lar›n çok basit bir yap›ya sahip olduklar›n› varsay›yordu. Ortaça¤'dan beri inan›lan "spontane jenerasyon" adl› teoriye göre, cans›z maddelerin tesadüfen biraraya gelip, canl› bir varl›k oluflturabileceklerine inan›l›yordu. Bu dönemde böceklerin yemek art›klar›ndan, farelerin de bu¤daydan olufltu¤u yayg›n bir düflünceydi. Bunu ispatlamak için de ilginç deneyler yap›lm›flt›. Kirli bir paçavran›n üzerine biraz bu¤day konmufl ve biraz beklendi¤inde bu kar›fl›mdan farelerin oluflaca¤› san›lm›flt›. Etlerin kurtlanmas› da hayat›n cans›z maddelerden türeyebildi¤ine bir delil say›l›yordu. Oysa daha sonra anlafl›lacakt› ki, etlerin üzerindeki kurtlar kendiliklerinden oluflmuyorlar, sineklerin getirip b›rakt›klar› gözle görülmeyen larvalardan ç›k›yorlard›. Darwin'in Türlerin Kökeni adl› kitab›n› yazd›¤› dönemde ise, bakterilerin cans›z maddeden oluflabildikleri inanc›, bilim dünyas›nda yayg›n bir kabul görüyordu. Oysa Darwin'in kitab›n›n yay›nlanmas›ndan befl y›l sonra, ünlü Frans›z biyolog Louis Pasteur, evrime temel oluflturan bu inanc› kesin olarak çürüttü. Pasteur yapt›¤› uzun çal›flma ve deneyler sonucunda vard›¤› sonucu flöyle özetlemiflti: "Cans›z maddelerin hayat oluflturabilece¤i iddias› art›k kesin olarak tarihe gömülmüfltür." (Sidney Fox, Klaus Dose, Molecular Evolution and The Origin of Life, New York: Marcel Dekker, 1977, s. 2) Evrim teorisinin savunucular›, Pasteur'ün bulgular›na karfl› uzun süre direndiler. Ancak geliflen bilim, canl› hücresinin karmafl›k yap›s›n› ortaya ç›kard›kça, hayat›n kendili¤inden oluflabilece¤i iddias›n›n geçersizli¤i daha da aç›k hale geldi. 106


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

20. Yüzy›ldaki Sonuçsuz Çabalar 20. yüzy›lda hayat›n kökeni konusunu ele alan ilk evrimci, ünlü Rus biyolog Alexander Oparin oldu. Oparin, 1930'lu y›llarda ortaya att›¤› birtak›m tezlerle, canl› hücresinin tesadüfen meydana gelebilece¤ini ispat etmeye çal›flt›. Ancak bu çal›flmalar baflar›s›zl›kla sonuçlanacak ve Oparin flu itiraf› yapmak zorunda kalacakt›: "Maalesef hücrenin kökeni, evrim teorisinin tümünü içine alan en karanl›k noktay› oluflturmaktad›r." (Alexander I. Oparin, Origin of Life, (1936) New York, Dover Publications, 1953 (Reprint), s.196)

Oparin'in yolunu izleyen evrimciler, hayat›n kökeni konusunu çözüme kavuflturacak deneyler yapmaya çal›flt›lar. Bu deneylerin en ünlüsü, Amerikal› kimyac› Stanley Miller taraf›ndan 1953 y›l›nda düzenlendi. Miller, ilkel dünya atmosferinde oldu¤unu iddia etti¤i gazlar› bir deney düzene¤inde birlefltirerek ve bu kar›fl›ma enerji ekleyerek, proteinlerin yap›s›nda kullan›lan birkaç organik molekül (aminoasit) sentezledi. O y›llarda evrim ad›na önemli bir aflama gibi tan›t›lan bu deneyin geçerli olmad›¤› ve deneyde kullan›lan atmosferin gerçek dünya koflullar›ndan çok farkl› oldu¤u, ilerleyen y›llarda ortaya ç›kacakt›. ("New Evidence on Evolution of Early Atmosphere and Life", Bulletin of the American Meteorological Society, c. 63, Kas›m 1982, s. 13281330) Uzun süren bir sessizlikten sonra Miller'in kendisi de kulland›¤› atmosfer ortam›n›n gerçekçi olmad›¤›n› itiraf etti. (Stanley Miller, Molecular Evolution of Life: Current Status of the Prebiotic Synthesis of Small Molecules, 1986, s. 7) Hayat›n kökeni sorununu aç›klamak için 20. yüzy›l boyunca

107


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

yürütülen tüm evrimci çabalar hep baflar›s›zl›kla sonuçland›. San Diego Scripps Enstitüsü'nden ünlü jeokimyac› Jeffrey Bada, evrimci Earth dergisinde 1998 y›l›nda yay›nlanan bir makalede bu gerçe¤i flöyle kabul eder: Bugün, 20. yüzy›l› geride b›rak›rken, hala, 20. yüzy›la girdi¤imizde sahip oldu¤umuz en büyük çözülmemifl problemle karfl› karfl›yay›z: Hayat yeryüzünde nas›l bafllad›? (Jeffrey Bada, Earth, fiubat 1998, s. 40) Hayat›n Kompleks Yap›s› Evrim teorisinin hayat›n kökeni konusunda bu denli büyük bir açmaza girmesinin bafll›ca nedeni, en basit san›lan canl› yap›lar›n bile inan›lmaz derecede karmafl›k yap›lara sahip olmas›d›r. Canl› hücresi, insano¤lunun yapt›¤› bütün teknolojik ürünlerden daha karmafl›kt›r. Öyle ki bugün dünyan›n en geliflmifl laboratuvarlar›nda bile cans›z maddeler biraraya getirilerek canl› bir hücre üretilememektedir. Bir hücrenin meydana gelmesi için gereken flartlar, asla rastlant›larla aç›klanamayacak kadar fazlad›r. Hücrenin en temel yap› tafl› olan proteinlerin rastlant›sal olarak sentezlenme ihtima950 li; 500 aminoasitlik ortalama bir protein için, 10 'de 1'dir. Ancak matematikte 1050'de 1'den küçük olas›l›klar pratik olarak "imkans›z" say›l›r. Hücrenin çekirde¤inde yer alan ve genetik bilgiyi saklayan DNA molekülü ise, inan›lmaz bir bilgi bankas›d›r. ‹nsan DNA's›n›n içerdi¤i bilginin, e¤er ka¤›da dökülmeye kalk›lsa, 500'er sayfadan oluflan 900 ciltlik bir kütüphane oluflturaca¤› hesaplanmaktad›r. Bu noktada çok ilginç bir ikilem daha vard›r: DNA, yaln›z birtak›m özelleflmifl proteinlerin (enzimlerin) yard›m› ile eflle-

108


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

nebilir. Ama bu enzimlerin sentezi de ancak DNA'daki bilgiler do¤rultusunda gerçekleflir. Birbirine ba¤›ml› olduklar›ndan, efllemenin meydana gelebilmesi için ikisinin de ayn› anda var olmalar› gerekir. Bu ise, hayat›n kendili¤inden olufltu¤u senaryosunu ç›kmaza sokmaktad›r. San Diego California Üniversitesi'nden ünlü evrimci Prof. Leslie Orgel, Scientific American dergisinin Ekim 1994 tarihli say›s›nda bu gerçe¤i flöyle itiraf eder: Son derece kompleks yap›lara sahip olan proteinlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) ayn› yerde ve ayn› zamanda rastlant›sal olarak oluflmalar› afl›r› derecede ihtimal d›fl›d›r. Ama bunlar›n birisi olmadan di¤erini elde etmek de mümkün de¤ildir. Dolay›s›yla insan, yaflam›n kimyasal yollarla ortaya ç›kmas›n›n asla mümkün olmad›¤› sonucuna varmak zorunda kalmaktad›r. (Leslie E. Orgel, The Origin of Life on Earth, Scientific American, c. 271, Ekim 1994, s. 78) Kuflkusuz e¤er hayat›n do¤al etkenlerle ortaya ç›kmas› imkans›z ise, bu durumda hayat›n do¤aüstü bir biçimde "yarat›ld›¤›n›" kabul etmek gerekir. Bu gerçek, en temel amac› yarat›l›fl› reddetmek olan evrim teorisini aç›kça geçersiz k›lmaktad›r. Evrimin Hayali Mekanizmalar› Darwin'in teorisini geçersiz k›lan ikinci büyük nokta, teorinin "evrim mekanizmalar›" olarak öne sürdü¤ü iki kavram›n da gerçekte hiçbir evrimlefltirici güce sahip olmad›¤›n›n anlafl›lm›fl olmas›d›r. Darwin, ortaya att›¤› evrim iddias›n› tamamen "do¤al seleksiyon" mekanizmas›na ba¤lam›flt›. Bu mekanizmaya verdi¤i önem, kitab›n›n isminden de aç›kça anlafl›l›yordu: Türlerin Kökeni, Do¤al Seleksiyon Yoluyla... Do¤al seleksiyon, do¤al seçme demektir. Do¤adaki yaflam mücadelesi içinde, do¤al flartlara uygun ve güçlü canl›lar›n ha-

109


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

yatta kalaca¤› düflüncesine dayan›r. Örne¤in y›rt›c› hayvanlar taraf›ndan tehdit edilen bir geyik sürüsünde, daha h›zl› koflabilen geyikler hayatta kalacakt›r. Böylece geyik sürüsü, h›zl› ve güçlü bireylerden oluflacakt›r. Ama elbette bu mekanizma, geyikleri evrimlefltirmez, onlar› baflka bir canl› türüne, örne¤in atlara dönüfltürmez. Dolay›s›yla do¤al seleksiyon mekanizmas› hiçbir evrimlefltirici güce sahip de¤ildir. Darwin de bu gerçe¤in fark›ndayd› ve Türlerin Kökeni adl› kitab›nda "Faydal› de¤ifliklikler oluflmad›¤› sürece do¤al seleksiyon hiçbir fley yapamaz" demek zorunda kalm›flt›. (Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 189) Lamarck'›n Etkisi Peki bu "faydal› de¤ifliklikler" nas›l oluflabilirdi? Darwin, kendi döneminin ilkel bilim anlay›fl› içinde, bu soruyu Lamarck'a dayanarak cevaplamaya çal›flm›flt›. Darwin'den önce yaflam›fl olan Frans›z biyolog Lamarck'a göre, canl›lar yaflamlar› s›ras›nda geçirdikleri fiziksel de¤ifliklikleri sonraki nesle aktar›yorlar, nesilden nesile biriken bu özellikler sonucunda yeni türler ortaya ç›k›yordu. Örne¤in Lamarck'a göre zürafalar ceylanlardan türemifllerdi, yüksek a¤açlar›n yapraklar›n› yemek için çabalarken nesilden nesile boyunlar› uzam›flt›. Darwin de benzeri örnekler vermifl, örne¤in Türlerin Kökeni adl› kitab›nda, yiyecek bulmak için suya giren baz› ay›lar›n zamanla balinalara dönüfltü¤ünü iddia etmiflti. (Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 184) Ama Mendel'in keflfetti¤i ve 20.yüzy›lda geliflen genetik bili110


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

miyle kesinleflen kal›t›m kanunlar›, kazan›lm›fl özelliklerin sonraki nesillere aktar›lmas› efsanesini kesin olarak y›kt›. Böylece do¤al seleksiyon "tek bafl›na" ve dolay›s›yla tümüyle etkisiz bir mekanizma olarak kalm›fl oluyordu. Neo-Darwinizm ve Mutasyonlar Darwinistler ise bu duruma bir çözüm bulabilmek için 1930'lar›n sonlar›nda, "Modern Sentetik Teori"yi ya da daha yayg›n ismiyle neo-Darwinizm'i ortaya att›lar. Neo-Darwinizm, do¤al seleksiyonun yan›na "faydal› de¤ifliklik sebebi" olarak mutasyonlar›, yani canl›lar›n genlerinde radyasyon gibi d›fl etkiler ya da kopyalama hatalar› sonucunda oluflan bozulmalar› ekledi. Bugün de hala dünyada evrim ad›na geçerlili¤ini koruyan model neo-Darwinizm'dir. Teori, yeryüzünde bulunan milyonlarca canl› türünün, bu canl›lar›n, kulak, göz, akci¤er, kanat gibi say›s›z kompleks organlar›n›n "mutasyonlara", yani genetik bozukluklara dayal› bir süreç sonucunda olufltu¤unu iddia etmektedir. Ama teoriyi çaresiz b›rakan aç›k bir bilimsel gerçek vard›r: Mutasyonlar canl›lar› gelifltirmezler, aksine her zaman için canl›lara zarar verirler. Bunun nedeni çok basittir: DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Bu molekül üzerinde oluflan herhangi rastgele bir etki ancak zarar verir. Amerikal› genetikçi B. G. Ranganathan bunu flöyle aç›klar: Mutasyonlar küçük, rasgele ve zararl›d›rlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu üç özellik, mutasyonlar›n evrimsel bir geliflme meydana getiremeyece¤ini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleflmifl bir organizmada meydana gelebilecek rastlant›sal bir de¤iflim, ya etkisiz olacakt›r ya da zararl›. Bir 111


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

kol saatinde meydana gelecek rasgele bir de¤iflim kol saatini gelifltirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacakt›r. Bir deprem bir flehri gelifltirmez, ona y›k›m getirir. (B. G. Ranganathan, Origins?, Pennsylvania: The Banner Of Truth Trust, 1988)

Nitekim bugüne kadar hiçbir yararl›, yani genetik bilgiyi gelifltiren mutasyon örne¤i gözlemlenmedi. Tüm mutasyonlar›n zararl› oldu¤u görüldü. Anlafl›ld› ki, evrim teorisinin "evrim mekanizmas›" olarak gösterdi¤i mutasyonlar, gerçekte canl›lar› sadece tahrip eden, sakat b›rakan genetik olaylard›r. (‹nsanlarda mutasyonun en s›k görülen etkisi de kanserdir.) Elbette tahrip edici bir mekanizma "evrim mekanizmas›" olamaz. Do¤al seleksiyon ise, Darwin'in de kabul etti¤i gibi, "tek bafl›na hiçbir fley yapamaz." Bu gerçek bizlere do¤ada hiçbir "evrim mekanizmas›" olmad›¤›n› göstermektedir. Evrim mekanizmas› olmad›¤›na göre de, evrim denen hayali süreç yaflanm›fl olamaz. Fosil Kay›tlar›: Ara Formlardan Eser Yok Evrim teorisinin iddia etti¤i senaryonun yaflanmam›fl oldu¤unun en aç›k göstergesi ise fosil kay›tlar›d›r. Evrim teorisine göre bütün canl›lar birbirlerinden türemifllerdir. Önceden var olan bir canl› türü, zamanla bir di¤erine dönüflmüfl ve bütün türler bu flekilde ortaya ç›km›fllard›r. Teoriye göre bu dönüflüm yüz milyonlarca y›l süren uzun bir zaman dilimini kapsam›fl ve kademe kademe ilerlemifltir. Bu durumda, iddia edilen uzun dönüflüm süreci içinde say›s›z "ara türler"in oluflmufl ve yaflam›fl olmalar› gerekir. Örne¤in geçmiflte, bal›k özelliklerini tafl›malar›na ra¤men, bir yandan da baz› sürüngen özellikleri kazanm›fl olan yar› ba-

112


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

l›k-yar› sürüngen canl›lar yaflam›fl olmal›d›r. Ya da sürüngen özelliklerini tafl›rken, bir yandan da baz› kufl özellikleri kazanm›fl sürüngen-kufllar ortaya ç›km›fl olmal›d›r. Bunlar, bir geçifl sürecinde olduklar› için de, sakat, eksik, kusurlu canl›lar olmal›d›r. Evrimciler geçmiflte yaflam›fl olduklar›na inand›klar› bu teorik yarat›klara "ara-geçifl formu" ad›n› verirler. E¤er gerçekten bu tür canl›lar geçmiflte yaflam›fllarsa bunlar›n say›lar›n›n ve çeflitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olmas› gerekir. Ve bu ucube canl›lar›n kal›nt›lar›na mutlaka fosil kay›tlar›nda rastlanmas› gerekir. Darwin, Türlerin Kökeni'nde bunu flöyle aç›klam›flt›r: E¤er teorim do¤ruysa, türleri birbirine ba¤layan say›s›z ara-geçifl çeflitleri mutlaka yaflam›fl olmal›d›r... Bunlar›n yaflam›fl olduklar›n›n kan›tlar› da sadece fosil kal›nt›lar› aras›nda bulunabilir. (Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 179) Darwin'in Y›k›lan Umutlar› Ancak 19. yüzy›l›n ortas›ndan bu yana dünyan›n dört bir yan›nda hummal› fosil araflt›rmalar› yap›ld›¤› halde bu ara geçifl formlar›na rastlanamam›flt›r. Yap›lan kaz›larda ve araflt›rmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canl›lar›n yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya ç›kt›klar›n› göstermifltir. Ünlü ‹ngiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci olmas›na karfl›n bu gerçe¤i flöyle itiraf eder: Sorunumuz fludur: Fosil kay›tlar›n› detayl› olarak inceledi¤imizde, türler ya da s›n›flar seviyesinde olsun, sürekli olarak ayn› gerçekle karfl›lafl›r›z; kademeli evrimle geliflen de¤il, aniden yeryüzünde olu-

113


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

flan gruplar görürüz. (Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the British Geological Association, c. 87, 1976, s. 133)

Yani fosil kay›tlar›nda, tüm canl› türleri, aralar›nda hiçbir geçifl formu olmadan eksiksiz biçimleriyle aniden ortaya ç›kmaktad›rlar. Bu, Darwin'in öngörülerinin tam aksidir. Dahas›, bu canl› türlerinin yarat›ld›klar›n› gösteren çok güçlü bir delildir. Çünkü bir canl› türünün, kendisinden evrimleflti¤i hiçbir atas› olmadan, bir anda ve kusursuz olarak ortaya ç›kmas›n›n tek aç›klamas›, o türün yarat›lm›fl olmas›d›r. Bu gerçek, ünlü evrimci biyolog Douglas Futuyma taraf›ndan da kabul edilir: Yarat›l›fl ve evrim, yaflayan canl›lar›n kökeni hakk›nda yap›labilecek yegane iki aç›klamad›r. Canl›lar dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya ç›km›fllard›r ya da böyle olmam›flt›r. E¤er böyle olmad›ysa, bir de¤iflim süreci sayesinde kendilerinden önce var olan baz› canl› türlerinden evrimleflerek meydana gelmifl olmal›d›rlar. Ama e¤er eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya ç›km›fllarsa, o halde sonsuz güç sahibi bir ak›l taraf›ndan yarat›lm›fl olmalar› gerekir. (Douglas J. Futuyma, Science on Trial, New York: Pantheon Books, 1983. s. 197) Fosiller ise, canl›lar›n yeryüzünde eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya ç›kt›klar›n› göstermektedir. Yani "türlerin kökeni", Darwin'in sand›¤›n›n aksine, evrim de¤il yarat›l›flt›r. ‹nsan›n Evrimi Masal› Evrim teorisini savunanlar›n en çok gündeme getirdikleri konu, insan›n kökeni konusudur. Bu konudaki Darwinist iddia, bugün yaflayan modern insan›n maymunsu birtak›m yarat›klar-

114


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

dan geldi¤ini varsayar. 4-5 milyon y›l önce bafllad›¤› varsay›lan bu süreçte, modern insan ile atalar› aras›nda baz› "ara form"lar›n yaflad›¤› iddia edilir. Gerçekte tümüyle hayali olan bu senaryoda dört temel "kategori" say›l›r: 1- Australopithecus 2- Homo habilis 3- Homo erectus 4- Homo sapiens Evrimciler, insanlar›n sözde ilk maymunsu atalar›na "güney maymunu" anlam›na gelen "Australopithecus" ismini verirler. Bu canl›lar gerçekte soyu tükenmifl bir maymun türünden baflka bir fley de¤ildir. Lord Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard gibi ‹ngiltere ve ABD'den dünyaca ünlü iki anatomistin Australopithecus örnekleri üzerinde yapt›klar› çok genifl kapsaml› çal›flmalar, bu canl›lar›n sadece soyu tükenmifl bir maymun türüne ait olduklar›n› ve insanlarla hiçbir benzerlik tafl›mad›klar›n› göstermifltir. (Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, New York: Toplinger Publications, 1970, s. 75-94; Charles E. Oxnard, "The Place of Australopithecines in Human Evolution: Grounds for Doubt", Nature, c. 258, s. 389) Evrimciler insan evriminin bir sonraki safhas›n› da, "homo" yani insan olarak s›n›fland›r›rlar. ‹ddiaya göre homo serisindeki canl›lar, Australopithecuslar'dan daha geliflmifllerdir. Evrimciler, bu farkl› canl›lara ait fosilleri ard› ard›na dizerek hayali bir evrim flemas› olufltururlar. Bu flema hayalidir, çünkü gerçekte bu farkl› s›n›flar›n aras›nda evrimsel bir iliflki oldu¤u asla ispatlanamam›flt›r. Evrim teorisinin 20. yüzy›ldaki en önemli savunucular›ndan biri olan Ernst Mayr, "Homo sapiens'e uzanan zincir gerçekte kay›pt›r" diyerek bunu kabul eder. (J. Rennie, "Darwin's Current Bulldog: Ernst Mayr", Scientific American, Aral›k 1992) 115


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Evrimciler "Australopithecus > Homo habilis > Homo erectus > Homo sapiens" s›ralamas›n› yazarken, bu türlerin her birinin, bir sonrakinin atas› oldu¤u izlenimini verirler. Oysa paleoantropologlar›n son bulgular›, Australopithecus, Homo habilis ve Homo erectus'un dünya'n›n farkl› bölgelerinde ayn› dönemlerde yaflad›klar›n› göstermektedir. (Alan Walker, Science, c. 207, 1980, s. 1103; A. J. Kelso, Physical Antropology, 1. bask›, New York: J. B. Lipincott Co., 1970, s. 221; M. D. Leakey, Olduvai Gorge, c. 3, Cambridge: Cambridge University Press, 1971, s. 272) Dahas› Homo erectus s›n›flamas›na ait insanlar›n bir bölümü çok modern zamanlara kadar yaflam›fllar, Homo sapiens neandertalensis ve Homo sapiens sapiens (modern insan) ile ayn› ortamda yan yana bulunmufllard›r. (Time, Kas›m 1996) Bu ise elbette bu s›n›flar›n birbirlerinin atalar› olduklar› iddias›n›n geçersizli¤ini aç›kça ortaya koymaktad›r. Harvard Üniversitesi paleontologlar›ndan Stephen Jay Gould, kendisi de bir evrimci olmas›na karfl›n, Darwinist teorinin içine girdi¤i bu ç›kmaz› flöyle aç›klar: E¤er birbiri ile paralel bir biçimde yaflayan üç farkl› hominid (insan›ms›) çizgisi varsa, o halde bizim soy a¤ac›m›za ne oldu? Aç›kt›r ki, bunlar›n biri di¤erinden gelmifl olamaz. Dahas›, biri di¤eriyle karfl›laflt›r›ld›¤›nda evrimsel bir geliflme trendi göstermemektedirler. (S. J. Gould, Natural History, c. 85, 1976, s. 30) K›sacas›, medyada ya da ders kitaplar›nda yer alan hayali birtak›m "yar› maymun, yar› insan" canl›lar›n çizimleriyle, yani s›rf propaganda yoluyla ayakta tutulmaya çal›fl›lan insan›n evrimi senaryosu, hiçbir bilimsel temeli olmayan bir masaldan ibarettir. Bu konuyu uzun y›llar inceleyen, özellikle Australopithecus fosilleri üzerinde 15 y›l araflt›rma yapan ‹ngiltere'nin en ünlü ve sayg›n bilim adamlar›ndan Lord Solly Zuckerman, bir evrimci 116


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

olmas›na ra¤men, ortada maymunsu canl›lardan insana uzanan gerçek bir soy a¤ac› olmad›¤› sonucuna varm›flt›r. Zuckerman bir de ilginç bir "bilim skalas›" yapm›flt›r. Bilimsel olarak kabul etti¤i bilgi dallar›ndan, bilim d›fl› olarak kabul etti¤i bilgi dallar›na kadar bir yelpaze oluflturmufltur. Zuckerman'›n bu tablosuna göre en "bilimsel" -yani somut verilere dayanan- bilgi dallar› kimya ve fiziktir. Yelpazede bunlardan sonra biyoloji bilimleri, sonra da sosyal bilimler gelir. Yelpazenin en ucunda, yani en "bilim d›fl›" say›lan k›s›mda ise, Zuckerman'a göre, telepati, alt›nc› his gibi "duyum ötesi alg›lama" kavramlar› ve bir de "insan›n evrimi" vard›r! Zuckerman, yelpazenin bu ucunu flöyle aç›klar: Objektif gerçekli¤in alan›ndan ç›k›p da, biyolojik bilim olarak varsay›lan bu alanlara -yani duyum ötesi alg›lamaya ve insan›n fosil tarihinin yorumlanmas›na- girdi¤imizde, evrim teorisine inanan bir kimse için herfleyin mümkün oldu¤unu görürüz. Öyle ki teorilerine kesinlikle inanan bu kimselerin çeliflkili baz› yarg›lar› ayn› anda kabul etmeleri bile mümkündür. (Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, New York: Toplinger Publications, 1970, s. 19) ‹flte insan›n evrimi masal› da, teorilerine körü körüne inanan birtak›m insanlar›n bulduklar› baz› fosilleri ön yarg›l› bir biçimde yorumlamalar›ndan ibarettir. Darwin Formülü! fiimdiye kadar ele ald›¤›m›z tüm teknik delillerin yan›nda, isterseniz evrimcilerin nas›l saçma bir inan›fla sahip olduklar›n› bir de çocuklar›n bile anlayabilece¤i kadar aç›k bir örnekle özetleyelim. Evrim teorisi canl›l›¤›n tesadüfen olufltu¤unu iddia eder. Dolay›s›yla bu iddiaya göre cans›z ve fluursuz atomlar biraraya ge117


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

lerek önce hücreyi oluflturmufllard›r ve sonras›nda ayn› atomlar bir flekilde di¤er canl›lar› ve insan› meydana getirmifllerdir. fiimdi düflünelim; canl›l›¤›n yap›tafl› olan karbon, fosfor, azot, potasyum gibi elementleri biraraya getirdi¤imizde bir y›¤›n oluflur. Bu atom y›¤›n›, hangi ifllemden geçirilirse geçirilsin, tek bir canl› oluflturamaz. ‹sterseniz bu konuda bir "deney" tasarlayal›m ve evrimcilerin asl›nda savunduklar›, ama yüksek sesle dile getiremedikleri iddiay› onlar ad›na "Darwin Formülü" ad›yla inceleyelim: Evrimciler, çok say›da büyük varilin içine canl›l›¤›n yap›s›nda bulunan fosfor, azot, karbon, oksijen, demir, magnezyum gibi elementlerden bol miktarda koysunlar. Hatta normal flartlarda bulunmayan ancak bu kar›fl›m›n içinde bulunmas›n› gerekli gördükleri malzemeleri de bu varillere eklesinler. Kar›fl›mlar›n içine, istedikleri kadar amino asit, istedikleri kadar da (bir tekinin bile rastlant›sal oluflma ihtimali 10-950 olan) protein doldursunlar. Bu kar›fl›mlara istedikleri oranda ›s› ve nem versinler. Bunlar› istedikleri geliflmifl cihazlarla kar›flt›rs›nlar. Varillerin bafl›na da dünyan›n önde gelen bilim adamlar›n› koysunlar. Bu uzmanlar babadan o¤ula, kuflaktan kufla¤a aktararak nöbetlefle milyarlarca, hatta trilyonlarca sene sürekli varillerin bafl›nda beklesinler. Bir canl›n›n oluflmas› için hangi flartlar›n var olmas› gerekti¤ine inan›l›yorsa hepsini kullanmak serbest olsun. Ancak, ne yaparlarsa yaps›nlar o varillerden kesinlikle bir canl› ç›kartamazlar. Zürafalar›, aslanlar›, ar›lar›, kanaryalar›, bülbülleri, papa¤anlar›, atlar›, yunuslar›, gülleri, orkideleri, zambaklar›, karanfilleri, muzlar›, portakallar›, elmalar›, hurmalar›, domatesleri, kavunlar›, karpuzlar›, incirleri, zeytinleri, üzümleri, fleftalileri, tavus kufllar›n›, sülünleri, renk renk kelebekleri ve bunlar gibi milyonlar118


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

ca canl› türünden hiçbirini oluflturamazlar. De¤il burada birkaç›n› sayd›¤›m›z bu canl› varl›klar›, bunlar›n tek bir hücresini bile elde edemezler. K›sacas›, bilinçsiz atomlar biraraya gelerek hücreyi oluflturamazlar. Sonra yeni bir karar vererek bir hücreyi ikiye bölüp, sonra art arda baflka kararlar al›p, elektron mikroskobunu bulan, sonra kendi hücre yap›s›n› bu mikroskop alt›nda izleyen profesörleri oluflturamazlar. Madde, ancak Allah'›n üstün yaratmas›yla hayat bulur. Bunun aksini iddia eden evrim teorisi ise, akla tamamen ayk›r› bir safsatad›r. Evrimcilerin ortaya att›¤› iddialar üzerinde biraz bile düflünmek, üstteki örnekte oldu¤u gibi, bu gerçe¤i aç›kça gösterir. Göz ve Kulaktaki Teknoloji Evrim teorisinin kesinlikle aç›klama getiremeyece¤i bir di¤er konu ise göz ve kulaktaki üstün alg›lama kalitesidir. Gözle ilgili konuya geçmeden önce "Nas›l görürüz?" sorusuna k›saca cevap verelim. Bir cisimden gelen ›fl›nlar, gözde retinaya ters olarak düfler. Bu ›fl›nlar, buradaki hücreler taraf›ndan elektrik sinyallerine dönüfltürülür ve beynin arka k›sm›ndaki görme merkezi denilen küçücük bir noktaya ulafl›r. Bu elektrik sinyalleri bir dizi ifllemden sonra beyindeki bu merkezde görüntü olarak alg›lan›r. Bu bilgiden sonra flimdi düflünelim: Beyin ›fl›¤a kapal›d›r. Yani beynin içi kapkaranl›kt›r, ›fl›k beynin bulundu¤u yere kadar giremez. Görüntü merkezi denilen yer kapkaranl›k, ›fl›¤›n asla ulaflmad›¤›, belki de hiç karfl›laflmad›¤›n›z kadar karanl›k bir yerdir. Ancak siz bu zifiri karanl›kta ›fl›kl›, p›r›l p›r›l bir dünyay› seyretmektesiniz. Üstelik bu o kadar net ve kaliteli bir görüntüdür ki 21. yüz119


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

y›l teknolojisi bile her türlü imkana ra¤men bu netli¤i sa¤layamam›flt›r. Örne¤in flu anda okudu¤unuz kitaba, kitab› tutan ellerinize bak›n, sonra bafl›n›z› kald›r›n ve çevrenize bak›n. fiu anda gördü¤ünüz netlik ve kalitedeki bu gör��ntüyü baflka bir yerde gördünüz mü? Bu kadar net bir görüntüyü size dünyan›n bir numaral› televizyon flirketinin üretti¤i en geliflmifl televizyon ekran› dahi veremez. 100 y›ld›r binlerce mühendis bu netli¤e ulaflmaya çal›flmaktad›r. Bunun için fabrikalar, dev tesisler kurulmakta, araflt›rmalar yap›lmakta, planlar ve tasar›mlar gelifltirilmektedir. Yine bir TV ekran›na bak›n, bir de flu anda elinizde tuttu¤unuz bu kitaba. Arada büyük bir netlik ve kalite fark› oldu¤unu göreceksiniz. Üstelik, TV ekran› size iki boyutlu bir görüntü gösterir, oysa siz üç boyutlu, derinlikli bir perspektifi izlemektesiniz. Uzun y›llard›r on binlerce mühendis üç boyutlu TV yapmaya, gözün görme kalitesine ulaflmaya çal›flmaktad›rlar. Evet, üç boyutlu bir televizyon sistemi yapabildiler ama onu da gözlük takmadan üç boyutlu görmek mümkün de¤il, kald› ki bu suni bir üç boyuttur. Arka taraf daha bulan›k, ön taraf ise ka¤›ttan dekor gibi durur. Hiçbir zaman gözün gördü¤ü kadar net ve kaliteli bir görüntü oluflmaz. Kamerada da, televizyonda da mutlaka görüntü kayb› meydana gelir. ‹flte evrimciler, bu kaliteli ve net görüntüyü oluflturan mekanizman›n tesadüfen olufltu¤unu iddia etmektedirler. fiimdi biri size, odan›zda duran televizyon tesadüfler sonucunda olufltu, atomlar biraraya geldi ve bu görüntü oluflturan aleti meydana getirdi dese ne düflünürsünüz? Binlerce kiflinin biraraya gelip yapamad›¤›n› fluursuz atomlar nas›l yaps›n? Gözün gördü¤ünden daha ilkel olan bir görüntüyü oluflturan 120


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

alet tesadüfen oluflam›yorsa, gözün ve gözün gördü¤ü görüntünün de tesadüfen oluflamayaca¤› çok aç›kt›r. Ayn› durum kulak için de geçerlidir. D›fl kulak, çevredeki sesleri kulak kepçesi vas›tas›yla toplay›p orta kula¤a iletir; orta kulak ald›¤› ses titreflimlerini güçlendirerek iç kula¤a aktar›r; iç kulak da bu titreflimleri elektrik sinyallerine dönüfltürerek beyne gönderir. Aynen görmede oldu¤u gibi duyma ifllemi de beyindeki duyma merkezinde gerçekleflir. Gözdeki durum kulak için de geçerlidir, yani beyin, ›fl›k gibi sese de kapal›d›r, ses geçirmez. Dolay›s›yla d›flar›s› ne kadar gürültülü de olsa beynin içi tamamen sessizdir. Buna ra¤men en net sesler beyinde alg›lan›r. Ses geçirmeyen beyninizde bir orkestran›n senfonilerini dinlersiniz, kalabal›k bir ortam›n tüm gürültüsünü duyars›n›z. Ama o anda hassas bir cihazla beyninizin içindeki ses düzeyi ölçülse, burada keskin bir sessizli¤in hakim oldu¤u görülecektir. Net bir görüntü elde edebilmek ümidiyle teknoloji nas›l kullan›l›yorsa, ses için de ayn› çabalar onlarca y›ld›r sürdürülmektedir. Ses kay›t cihazlar›, müzik setleri, birçok elektronik alet, sesi alg›layan müzik sistemleri bu çal›flmalardan baz›lar›d›r. Ancak, tüm teknolojiye, bu teknolojide çal›flan binlerce mühendise ve uzmana ra¤men kula¤›n oluflturdu¤u netlik ve kalitede bir sese ulafl›lamam›flt›r. En büyük müzik sistemi flirketinin üretti¤i en kaliteli müzik setini düflünün. Sesi kaydetti¤inde mutlaka sesin bir k›sm› kaybolur veya az da olsa mutlaka parazit oluflur veya müzik setini açt›¤›n›zda daha müzik bafllamadan bir c›z›rt› mutlaka duyars›n›z. Ancak insan vücudundaki teknolojinin ürünü olan sesler son derece net ve kusursuzdur. Bir insan kula¤›, hiçbir zaman müzik setinde oldu¤u gibi c›z›rt›l› veya parazitli al-

121


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

g›lamaz; ses ne ise tam ve net bir biçimde onu alg›lar. Bu durum, insan yarat›ld›¤› günden bu yana böyledir. fiimdiye kadar insano¤lunun yapt›¤› hiçbir görüntü ve ses cihaz›, göz ve kulak kadar hassas ve baflar›l› birer alg›lay›c› olamam›flt›r. Ancak görme ve iflitme olay›nda, tüm bunlar›n ötesinde, çok büyük bir gerçek daha vard›r. Beynin ‹çinde Gören ve Duyan fiuur Kime Aittir? Beynin içinde, ›fl›l ›fl›l renkli bir dünyay› seyreden, senfonileri, kufllar›n c›v›lt›lar›n› dinleyen, gülü koklayan kimdir? ‹nsan›n gözlerinden, kulaklar›ndan, burnundan gelen uyar›lar, elektrik sinyali olarak beyne gider. Biyoloji, fizyoloji veya biyokimya kitaplar›nda bu görüntünün beyinde nas›l olufltu¤una dair birçok detay okursunuz. Ancak, bu konu hakk›ndaki en önemli gerçe¤e hiçbir yerde rastlayamazs›n›z: Beyinde, bu elektrik sinyallerini görüntü, ses, koku ve his olarak alg›layan kimdir? Beynin içinde göze, kula¤a, burna ihtiyaç duymadan tüm bunlar› alg›layan bir fluur bulunmaktad›r. Bu fluur kime aittir? Elbette bu fluur beyni oluflturan sinirler, ya¤ tabakas› ve sinir hücrelerine ait de¤ildir. ‹flte bu yüzden, herfleyin maddeden ibaret oldu¤unu zanneden Darwinist-materyalistler bu sorulara hiçbir cevap verememektedirler. Çünkü bu fluur, Allah'›n yaratm›fl oldu¤u ruhtur. Ruh, görüntüyü seyretmek için göze, sesi duymak için kula¤a ihtiyaç duymaz. Bunlar›n da ötesinde düflünmek için beyne ihtiyaç duymaz. Bu aç›k ve ilmi gerçe¤i okuyan her insan›n, beynin içindeki birkaç santimetreküplük, kapkaranl›k mekana tüm kainat› üç 122


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

boyutlu, renkli, gölgeli ve ›fl›kl› olarak s›¤d›ran Yüce Allah'› düflünüp, O'ndan korkup, O'na s›¤›nmas› gerekir. Materyalist Bir ‹nanç Buraya kadar incelediklerimiz, evrim teorisinin bilimsel bulgularla aç›kça çeliflen bir iddia oldu¤unu göstermektedir. Teorinin hayat›n kökeni hakk›ndaki iddias› bilime ayk›r›d›r, öne sürdü¤ü evrim mekanizmalar›n›n hiçbir evrimlefltirici etkisi yoktur ve fosiller teorinin gerektirdi¤i ara formlar›n yaflamad›klar›n› göstermektedir. Bu durumda, elbette, evrim teorisinin bilime ayk›r› bir düflünce olarak bir kenara at›lmas› gerekir. Nitekim tarih boyunca dünya merkezli evren modeli gibi pek çok düflünce, bilimin gündeminden ç›kar›lm›flt›r. Ama evrim teorisi ›srarla bilimin gündeminde tutulmaktad›r. Hatta baz› insanlar teorinin elefltirilmesini "bilime sald›r›" olarak göstermeye bile çal›flmaktad›rlar. Peki neden?.. Bu durumun nedeni, evrim teorisinin baz› çevreler için, kendisinden asla vazgeçilemeyecek dogmatik bir inan›fl olufludur. Bu çevreler, materyalist felsefeye körü körüne ba¤l›d›rlar ve Darwinizm'i de do¤aya getirilebilecek yegane materyalist aç›klama oldu¤u için benimsemektedirler. Bazen bunu aç›kça itiraf da ederler. Harvard Üniversitesi'nden ünlü bir genetikçi ve ayn› zamanda önde gelen bir evrimci olan Richard Lewontin, "önce materyalist, sonra bilim adam›" oldu¤unu flöyle itiraf etmektedir: Bizim materyalizme bir inanc›m›z var, 'a priori' (önceden kabul edilmifl, do¤ru varsay›lm›fl) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir aç›klama getirmeye zorlayan fley, bilimin yöntemleri ve kurallar› de¤il. Aksine, materyalizme olan 'a priori' ba¤l›l›¤›m›z nedeniyle, dünyaya materyalist bir aç›klama getiren araflt›rma yöntemlerini ve 123


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

kavramlar› kurguluyoruz. Materyalizm mutlak do¤ru oldu¤una göre de, ‹lahi bir aç›klaman›n sahneye girmesine izin veremeyiz. (Richard Lewontin, "The Demon-Haunted World", The New York Review of Books, 9 Ocak 1997, s. 28)

Bu sözler, Darwinizm'in, materyalist felsefeye ba¤l›l›k u¤runa yaflat›lan bir dogma oldu¤unun aç›k ifadeleridir. Bu dogma, maddeden baflka hiçbir varl›k olmad›¤›n› varsayar. Bu nedenle de cans›z, bilinçsiz maddenin, hayat› yaratt›¤›na inan›r. Milyonlarca farkl› canl› türünün; örne¤in kufllar›n, bal›klar›n, zürafalar›n, kaplanlar›n, böceklerin, a¤açlar›n, çiçeklerin, balinalar›n ve insanlar›n maddenin kendi içindeki etkileflimlerle, yani ya¤an ya¤murla, çakan flimflekle, cans›z maddenin içinden olufltu¤unu kabul eder. Gerçekte ise bu, hem akla hem bilime ayk›r› bir kabuldür. Ama Darwinistler kendi deyimleriyle "‹lahi bir aç›klaman›n sahneye girmemesi" için, bu kabulü savunmaya devam etmektedirler. Canl›lar›n kökenine materyalist bir ön yarg› ile bakmayan insanlar ise, flu aç›k gerçe¤i göreceklerdir: Tüm canl›lar, üstün bir güç, bilgi ve akla sahip olan bir Yarat›c›n›n eseridirler. Yarat›c›, tüm evreni yoktan var eden, en kusursuz biçimde düzenleyen ve tüm canl›lar› yarat›p flekillendiren Allah't›r. Evrim Teorisi Dünya Tarihinin En Etkili Büyüsüdür Burada flunu da belirtmek gerekir ki, ön yarg›s›z, hiçbir ideolojinin etkisi alt›nda kalmadan, sadece akl›n› ve mant›¤›n› kullanan her insan, bilim ve medeniyetten uzak toplumlar›n hurafelerini and›ran evrim teorisinin inan›lmas› imkans›z bir iddia oldu¤unu kolayl›kla anlayacakt›r. Yukar›da da belirtildi¤i gibi, evrim teorisine inananlar, büyük bir varilin içine birçok atomu, molekülü, cans›z maddeyi doldu124


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

ran ve bunlar›n kar›fl›m›ndan zaman içinde düflünen, akleden, bulufllar yapan profesörlerin, üniversite ö¤rencilerinin, Einstein, Hubble gibi bilim adamlar›n›n, Frank Sinatra, Charlton Heston gibi sanatç›lar›n, bunun yan› s›ra ceylanlar›n, limon a¤açlar›n›n, karanfillerin ç›kaca¤›na inanmaktad›rlar. Üstelik, bu saçma iddiaya inananlar bilim adamlar›, profesörler, kültürlü, e¤itimli insanlard›r. Bu nedenle evrim teorisi için "dünya tarihinin en büyük ve en etkili büyüsü" ifadesini kullanmak yerinde olacakt›r. Çünkü, dünya tarihinde insanlar›n bu derece akl›n› bafl›ndan alan, ak›l ve mant›kla düflünmelerine imkan tan›mayan, gözlerinin önüne sanki bir perde çekip çok aç›k olan gerçekleri görmelerine engel olan bir baflka inanç veya iddia daha yoktur. Bu, Afrikal› baz› kabilelerin totemlere, Sebe halk›n›n Günefl'e tapmas›ndan, Hz. ‹brahim'in kavminin elleri ile yapt›klar› putlara, Hz. Musa'n›n kavminin alt›ndan yapt›klar› buza¤›ya tapmalar›ndan çok daha vahim ve ak›l almaz bir körlüktür. Gerçekte bu durum, Allah'›n Kuran'da iflaret etti¤i bir ak›ls›zl›kt›r. Allah, baz› insanlar›n anlay›fllar›n›n kapanaca¤›n› ve gerçekleri görmekten aciz duruma düfleceklerini birçok ayetinde bildirmektedir. Bu ayetlerden baz›lar› flöyledir: fiüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar. Allah, onlar›n kalplerini ve kulaklar›n› mühürlemifltir; gözlerinin üzerinde perdeler vard›r. Ve büyük azap onlarad›r. (Bakara Suresi, 6-7) …Kalpleri vard›r bununla kavray›p-anlamazlar, gözleri vard›r bununla görmezler, kulaklar› vard›r bununla iflitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha afla¤›l›kt›rlar. ‹flte bunlar gafil olanlard›r. (Araf Suresi, 179) 125


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

Allah Hicr Suresi'nde ise, bu insanlar›n mucizeler görseler bile inanmayacak kadar büyülendiklerini flöyle bildirmektedir: Onlar›n üzerlerine gökyüzünden bir kap› açsak, ordan yukar› yükselseler de, mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmifl bir toplulu¤uz" diyeceklerdir. (Hicr Suresi, 14-15)

Bu kadar genifl bir kitlenin üzerinde bu büyünün etkili olmas›, insanlar›n gerçeklerden bu kadar uzak tutulmalar› ve 150 y›ld›r bu büyünün bozulmamas› ise, kelimelerle anlat›lamayacak kadar hayret verici bir durumdur. Çünkü, bir veya birkaç insan›n imkans›z senaryolara, saçmal›k ve mant›ks›zl›klarla dolu iddialara inanmalar› anlafl›labilir. Ancak dünyan›n dört bir yan›ndaki insanlar›n, fluursuz ve cans›z atomlar›n ani bir kararla biraraya gelip; ola¤anüstü bir organizasyon, disiplin, ak›l ve fluur gösterip kusursuz bir sistemle iflleyen evreni, canl›l›k için uygun olan her türlü özelli¤e sahip olan Dünya gezegenini ve say›s›z kompleks sistemle donat›lm›fl canl›lar› meydana getirdi¤ine inanmas›n›n, "büyü"den baflka bir aç›klamas› yoktur. Nitekim, Allah Kuran'da, inkarc› felsefenin savunucusu olan baz› kimselerin, yapt›klar› büyülerle insanlar› etkilediklerini Hz. Musa ve Firavun aras›nda geçen bir olayla bizlere bildirmektedir. Hz. Musa, Firavun'a hak dini anlatt›¤›nda, Firavun Hz. Musa'ya, kendi "bilgin büyücüleri" ile insanlar›n topland›¤› bir yerde karfl›laflmas›n› söyler. Hz. Musa, büyücülerle karfl›laflt›¤›nda, büyücülere önce onlar›n marifetlerini sergilemelerini emreder. Bu olay›n anlat›ld›¤› ayet flöyledir: (Musa:) "Siz at›n" dedi. (Asalar›n›) at›verince, insanlar›n gözlerini büyüleyiverdiler, onlar› dehflete düflürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmifl oldular. (Araf Suresi, 116) 126


HARUN YAHYA (ADNAN OKTAR)

Görüldü¤ü gibi Firavun'un büyücüleri yapt›klar› "aldatmacalar"la -Hz. Musa ve ona inananlar d›fl›nda- insanlar›n hepsini büyüleyebilmifllerdir. Ancak, onlar›n att›klar›na karfl›l›k Hz. Musa'n›n ortaya koydu¤u delil, onlar›n bu büyüsünü, Kuran'daki ifadeyle "uydurduklar›n› yutmufl" yani etkisiz k›lm›flt›r: Biz de Musa'ya: "Asan› f›rlat›ver" diye vahyettik. (O da f›rlat›verince) bir de bakt›lar ki, o bütün uydurduklar›n› derleyip-toparlay›p yutuyor. Böylece hak yerini buldu, onlar›n bütün yapmakta olduklar› geçersiz kald›. Orada yenilmifl oldular ve küçük düflmüfller olarak tersyüz çevrildiler. (Araf Suresi, 117-119)

Ayetlerde de bildirildi¤i gibi, daha önce insanlar› büyüleyerek etkileyen bu kiflilerin yapt›klar›n›n bir sahtekarl›k oldu¤unun anlafl›lmas› ile, söz konusu insanlar küçük düflmüfllerdir. Günümüzde de bir büyünün etkisiyle, bilimsellik k›l›f› alt›nda son derece saçma iddialara inanan ve bunlar› savunmaya hayatlar›n› adayanlar, e¤er bu iddialardan vazgeçmezlerse gerçekler tam anlam›yla a盤a ç›kt›¤›nda ve "büyü bozuldu¤unda" küçük duruma düfleceklerdir. Nitekim yaklafl›k 60 yafl›na kadar evrimi savunan ve ateist bir felsefeci olan, ancak daha sonra gerçekleri gören Malcolm Muggeridge evrim teorisinin yak›n gelecekte düflece¤i durumu flöyle aç›klamaktad›r: Ben kendim, evrim teorisinin, özellikle uyguland›¤› alanlarda, gelece¤in tarih kitaplar›ndaki en büyük espri malzemelerinden biri olaca¤›na ikna oldum. Gelecek kuflak, bu kadar çürük ve belirsiz bir hipotezin inan›lmaz bir safl›kla kabul edilmesini hayretle karfl›layacakt›r. (Malcolm Muggeridge, The End of Christendom, Grand Rapids: Eerdmans, 1980, s.43) Bu gelecek, uzakta de¤ildir aksine çok yak›n bir gelecekte 127


KOLAYLIK D‹N‹ ‹SLAM

insanlar "tesadüfler"in ilah olamayacaklar›n› anlayacaklar ve evrim teorisi dünya tarihinin en büyük aldatmacas› ve en fliddetli büyüsü olarak tan›mlanacakt›r. Bu fliddetli büyü, büyük bir h›zla dünyan›n dört bir yan›nda insanlar›n üzerinden kalkmaya bafllam›flt›r. Art›k evrim aldatmacas›n›n s›rr›n› ö¤renen birçok insan, bu aldatmacaya nas›l kand›¤›n› hayret ve flaflk›nl›kla düflünmektedir.

... Sen Yücesin, bize ö¤retti¤inden baflka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herfleyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olans›n. (Bakara Suresi, 32)

128


Kolaylık Dini İslam