Issuu on Google+


Okuyucuya ● Bu kitapta ve di¤er çal›flmalar›m›zda evrim teorisinin çöküflüne özel bir yer ayr›lmas›n›n nedeni, bu teorinin her türlü din aleyhtar› felsefenin temelini oluflturmas›d›r. Yarat›l›fl› ve dolay›s›yla Allah'›n varl›¤›n› inkar eden Darwinizm, 140 y›ld›r pek çok insan›n iman›n› kaybetmesine ya da kuflkuya düflmesine neden olmufltur. Dolay›s›yla bu teorinin bir aldatmaca oldu¤unu gözler önüne sermek çok önemli bir imani görevdir. Bu önemli hizmetin tüm insanlar›m›za ulaflt›r›labilmesi ise zorunludur. Kimi okuyucular›m›z belki tek bir kitab›m›z› okuma imkan› bulabilir. Bu nedenle her kitab›m›zda bu konuya özet de olsa bir bölüm ayr›lmas› uygun görülmüfltür. ● Belirtilmesi gereken bir di¤er husus, bu kitaplar›n içeri¤i ile ilgilidir. Yazar›n tüm kitaplar›nda imani konular, Kuran ayetleri do¤rultusunda anlat›lmakta, insanlar Allah'›n ayetlerini ö¤renmeye ve yaflamaya davet edilmektedirler. Allah'›n ayetleri ile ilgili tüm konular, okuyan›n akl›nda hiçbir flüphe veya soru iflareti b›rakmayacak flekilde aç›klanmaktad›r. Bu anlat›m s›ras›nda kullan›lan samimi, sade ve ak›c› üslup ise kitaplar›n yediden yetmifle herkes taraf›ndan rahatça anlafl›lmas›n› sa¤lamaktad›r. Bu etkili ve yal›n anlat›m sayesinde, kitaplar "bir solukta okunan kitaplar" deyimine tam olarak uymaktad›r. Dini reddetme konusunda kesin bir tav›r sergileyen insanlar dahi, bu kitaplarda anlat›lan gerçeklerden etkilenmekte ve anlat›lanlar›n do¤rulu¤unu inkar edememektedirler. ● Bu kitap ve yazar›n di¤er eserleri, okuyucular taraf›ndan bizzat okunabilece¤i gibi, karfl›l›kl› bir sohbet ortam› fleklinde de okunabilir. Bu kitaplardan istifade etmek isteyen bir grup okuyucunun kitaplar› birarada okumalar›, konuyla ilgili kendi tefekkür ve tecrübelerini de birbirlerine aktarmalar› aç›s›ndan yararl› olacakt›r. ● Bunun yan›nda, sadece Allah'›n r›zas› için yaz›lm›fl olan bu kitaplar›n tan›nmas›na ve okunmas›na katk›da bulunmak da büyük bir hizmet olacakt›r. Çünkü yazar›n tüm kitaplar›nda ispat ve ikna edici yön son derece güçlüdür. Bu sebeple dini anlatmak isteyenler için en etkili yöntem, bu kitaplar›n di¤er insanlar taraf›ndan da okunmas›n›n teflvik edilmesidir. ● Kitaplar›n arkas›na yazar›n di¤er eserlerinin tan›t›mlar›n›n eklenmesinin ise önemli sebepleri vard›r. Bu sayede kitab› eline alan kifli, yukar›da söz etti¤imiz özellikleri tafl›yan ve okumaktan hoflland›¤›n› umdu¤umuz bu kitapla ayn› vas›flara sahip daha birçok eser oldu¤unu görecektir. ‹mani ve siyasi konularda yararlanabilece¤i zengin bir kaynak birikiminin bulundu¤una flahit olacakt›r. ● Bu eserlerde, di¤er baz› eserlerde görülen, yazar›n flahsi kanaatlerine, flüpheli kaynaklara dayal› izahlara, mukaddesata karfl› gereken adaba ve sayg›ya dikkat edilmeyen üsluplara, burkuntu veren ümitsiz, flüpheci ve ye'se sürükleyen anlat›mlara rastlayamazs›n›z.

2


HARUN YAHYA


YAZAR ve ESERLER‹ HAKKINDA Harun Yahya müstear ismini kullanan yazar Adnan Oktar, 1956 y›l›nda Ankara'da do¤du. ‹lk, orta ve lise ö¤renimini Ankara'da tamamlad›. Daha sonra ‹stanbul Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve ‹stanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde ö¤renim gördü. 1980'li y›llardan bu yana, imani, bilimsel ve siyasi konularda pek çok eser haz›rlad›. Bunlar›n yan› s›ra, yazar›n evrimcilerin sahtekarl›klar›n›, iddialar›n›n geçersizli¤ini ve Darwinizm'in kanl› ideolojilerle olan karanl›k ba¤lant›lar›n› ortaya koyan çok önemli eserleri bulunmaktad›r. Harun Yahya'n›n eserleri yaklafl›k 30.000 resmin yer ald›¤› toplam 45.000 sayfal›k bir külliyatt›r ve bu külliyat 57 farkl› dile çevrilmifltir. Yazar›n müstear ismi, inkarc› düflünceye karfl› mücadele eden iki peygamberin hat›ralar›na hürmeten, isimlerini yad etmek için Harun ve Yahya isimlerinden oluflturulmufltur. Yazar taraf›ndan kitaplar›n kapa¤›nda Resulullah'›n mührünün kullan›lm›fl olmas›n›n sembolik anlam› ise, kitaplar›n içeri¤i ile ilgilidir. Bu mühür, Kuran-› Kerim'in Allah'›n son kitab› ve son sözü, Peygamberimiz (sav)'in de hatem-ül enbiya olmas›n› remzetmektedir. Yazar da, yay›nlad›¤› tüm çal›flmalar›nda, Kuran'› ve Resulullah'›n sünnetini kendine rehber edinmifltir. Bu suretle, inkarc› düflünce sistemlerinin tüm temel iddialar›n› tek tek çürütmeyi ve dine karfl› yöneltilen itirazlar› tam olarak susturacak "son söz"ü söylemeyi hedeflemektedir. Çok büyük bir hikmet ve kemal sahibi olan Resulullah'›n mührü, bu son sözü söyleme niyetinin bir duas› olarak kullan›lm›flt›r. Yazar›n tüm çal›flmalar›ndaki ortak hedef, Kuran'›n tebli¤ini dünyaya ulaflt›rmak, böylelikle insanlar› Allah'›n varl›¤›, birli¤i ve ahiret gibi temel imani konular üzerinde düflünmeye sevk etmek ve inkarc› sistemlerin çürük temellerini ve sapk›n uygulamalar›n› gözler önüne sermektir. Nitekim Harun Yahya'n›n eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, ‹ngiltere'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna Hersek'e, ‹spanya'dan Brezilya'ya, Malezya'dan ‹talya'ya, Fransa'dan Bulgaristan'a ve Rusya'ya kadar dünyan›n daha pek çok ülkesinde be¤eniyle okunmaktad›r. ‹ngilizce, Frans›zca, Almanca, ‹talyanca, ‹spanyolca, Portekizce, Urduca, Arapça, Arnavutça, Rusça, Boflnakça, Uygurca, Endonezyaca, Malayca, Bengoli, S›rpça, Bulgarca, Çince, Kishwahili (Tanzanya'da kullan›l›yor),

4


Hausa (Afrika'da yayg›n olarak kullan›l›yor), Dhivelhi (Mauritus'ta kullan›l›yor), Danimarkaca ve ‹sveçce gibi pek çok dile çevrilen eserler, yurt d›fl›nda genifl bir okuyucu kitlesi taraf›ndan takip edilmektedir. Dünyan›n dört bir yan›nda ola¤anüstü takdir toplayan bu eserler pek çok insan›n iman etmesine, pek ço¤unun da iman›nda derinleflmesine vesile olmaktad›r. Kitaplar› okuyan, inceleyen her kifli, bu eserlerdeki hikmetli, özlü, kolay anlafl›l›r ve samimi üslubun, ak›lc› ve ilmi yaklafl›m›n fark›na varmaktad›r. Bu eserler süratli etki etme, kesin netice verme, itiraz edilemezlik, çürütülemezlik özellikleri tafl›maktad›r. Bu eserleri okuyan ve üzerinde ciddi biçimde düflünen insanlar›n, art›k materyalist felsefeyi, ateizmi ve di¤er sapk›n görüfl ve felsefelerin hiçbirini samimi olarak savunabilmeleri mümkün de¤ildir. Bundan sonra savunsalar da ancak duygusal bir inatla savunacaklard›r, çünkü fikri dayanaklar› çürütülmüfltür. Ça¤›m›zdaki tüm inkarc› ak›mlar, Harun Yahya Külliyat› karfl›s›nda fikren ma¤lup olmufllard›r. Kuflkusuz bu özellikler, Kuran'›n hikmet ve anlat›m çarp›c›l›¤›ndan kaynaklanmaktad›r. Yazar›n kendisi bu eserlerden dolay› bir övünme içinde de¤ildir, yaln›zca Allah'›n hidayetine vesile olmaya niyet etmifltir. Ayr›ca bu eserlerin bas›m›nda ve yay›nlanmas›nda herhangi bir maddi kazanç hedeflenmemektedir. Bu gerçekler göz önünde bulunduruldu¤unda, insanlar›n görmediklerini görmelerini sa¤layan, hidayetlerine vesile olan bu eserlerin okunmas›n› teflvik etmenin de, çok önemli bir hizmet oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Bu de¤erli eserleri tan›tmak yerine, insanlar›n zihinlerini buland›ran, fikri karmafla meydana getiren, kuflku ve tereddütleri da¤›tmada, iman› kurtarmada güçlü ve keskin bir etkisi olmad›¤› genel tecrübe ile sabit olan kitaplar› yaymak ise, emek ve zaman kayb›na neden olacakt›r. ‹man› kurtarma amac›ndan ziyade, yazar›n›n edebi gücünü vurgulamaya yönelik eserlerde bu etkinin elde edilemeyece¤i aç›kt›r. Bu konuda kuflkusu olanlar varsa, Harun Yahya'n›n eserlerinin tek amac›n›n dinsizli¤i çürütmek ve Kuran ahlak›n› yaymak oldu¤unu, bu hizmetteki etki, baflar› ve samimiyetin aç›kça görüldü¤ünü okuyucular›n genel kanaatinden anlayabilirler. Bilinmelidir ki, dünya üzerindeki zulüm ve karmaflalar›n, Müslümanlar›n çektikleri eziyetlerin temel sebebi dinsizli¤in fikri hakimiyetidir. Bunlardan kurtulman›n yolu ise, dinsizli¤in fikren ma¤lup edilmesi, iman hakikatlerinin ortaya konmas› ve Kuran ahlak›n›n, insanlar›n kavray›p yaflayabilecekleri flekilde anlat›lmas›d›r. Dünyan›n günden güne daha fazla içine çekilmek istendi¤i zulüm, fesat ve kargafla ortam› dikkate al›nd›¤›nda bu hizmetin elden geldi¤ince h›zl› ve etkili bir biçimde yap›lmas› gerekti¤i aç›kt›r. Aksi halde çok geç kal›nabilir. Bu önemli hizmette öncü rolü üstlenmifl olan Harun Yahya Külliyat›, Allah'›n izniyle, 21. yüzy›lda dünya insanlar›n› Kuran'da tarif edilen huzur ve bar›fla, do¤ruluk ve adalete, güzellik ve mutlulu¤a tafl›maya bir vesile olacakt›r.

5


Bu kitapta kullan›lan ayetler, Ali Bulaç'›n haz›rlad›¤› "Kur'an-› Kerim ve Türkçe Anlam›" isimli mealden al›nm›flt›r.

Birinci bask›: fiubat 2003 ‹kinci bask›: Ekim 2004 Üçüncü bask›: Nisan 2006

ARAfiTIRMA YAYINCILIK Talatpafla Mah. Emirgazi Caddesi ‹brahim Elmas ‹flmerkezi A. Blok Kat 4 Okmeydan› - ‹stanbul Tel: (0 212) 222 00 88

Bask›: Seçil Ofset 100. Y›l Mahallesi MAS-S‹T Matbaac›lar Sitesi 4. Cadde No: 77 Ba¤c›lar-‹stanbul Tel: (0 212) 629 06 15

w w w. h a r u n y a h y a . o r g - w w w. h a r u n y a h y a . n e t

6


‹çindekiler Girifl . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .8 1. Kitap: Hz. ‹brahim . . . . . . . . . . . .10 Hz. ‹brahim'in Kavminin Özellikleri .11 Hz. ‹brahim'in Dini . . . . . . . . . . .22 Hz. ‹brahim'in Güzel Ahlak› . . . .130 2.Kitap: Hz. Lut . . . . . . . . . . . . . .172 Hz. Lut'un Hayat› . . . . . . . . . . . .173 Sonsöz . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .206 Ek Bölüm: Darwinizm Yan›lg›s› . .210 7


Tarih boyunca peygamberler, gönderildikleri kavimleri Allah'a bir ve tek olarak iman etmeye ve yaln›zca O'na kulluk etmeye ça¤›rm›fllard›r. ‹nsanlara hak dini tebli¤ etmifl ve örnek insan modelini bizzat kendi yaflay›fllar›yla tan›tm›fllard›r. Bu nedenle, Allah'›n seçkin kullar› olan peygamberlerin üstün kiflilikleri, güzel ahlak özellikleri, davran›fl flekilleri ve olaylar karfl›s›nda gösterdikleri tepkiler müminler için en güzel örne¤i teflkil eder. Peygamberler, içinde yaflad›klar› toplumlara bizzat örnek olduklar› gibi, Kuran'da tarif edilen özellikleriyle kendilerinden sonra gelen müminlere de yol göstermifllerdir. Allah Kuran'da peygamberlerin müminler için güzel birer örnek olduklar›n› flöyle bildirmifltir:

8


Andolsun, sizin için, Allah'› ve ahiret gününü umanlar ve Allah'› çokça zikredenler için Allah'›n Resûlü'nde güzel bir örnek vard›r. (Ahzab Suresi, 21)

Peygamberlerin her birinin Kuran'da övülen birçok güzel özellikleri vard›r. Dolay›s›yla iman edenler Kuran'da peygamberlerle ilgili bildirilen her detay› dikkatle incelemeli, bu kutlu insanlar›n yaflamlar›n›, gösterdikleri güzel ahlak örneklerini, Allah'a olan derin ba¤l›l›klar›n› kendilerine örnek almal›d›rlar. Her peygamberin, gönderildi¤i kavim, karfl›laflt›¤› olaylar, Allah'›n varl›¤›n› anlat›rken kulland›¤› yöntemler birbirinden farkl› olmufltur. Bu yüzden peygamberlerin içinde bulunduklar› kavimlerin özellikleri, insanlar›n Allah'a iman etmeye davet edildiklerinde peygamberlere gösterdikleri tepkiler, peygamberlerle birlikte inananlar›n karfl›laflt›klar› zorluklar bize ›fl›k tutan çok önemli bilgi ve tecrübelerdir. Bu kitab›n haz›rlan›fl amac› da Allah'›n, "‹brahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vard›r..." (Mümtehine Suresi, 4) ayetiyle övdü¤ü ‹brahim Peygamberi ve onunla ayn› dönemde yaflam›fl olan Lut Peygamberi tan›mak ve onlar›n tüm üstün özelliklerinden örnek almakt›r. Hiç kuflku yok ki, Kuran'da Hz. ‹brahim ve Hz. Lut hakk›nda verilen bilgilerin her biri birçok hikmet içermektedir. Bu kitapta, söz konusu hikmetleri inceleyecek ve bunlar› nas›l örnek al›p hayat›m›za geçirebilece¤imizi ele alaca¤›z.

9


10


Allah Kuran'da ilk peygamberin Hz. Adem oldu¤unu bildirir. Hz. Adem'den sonra Kuran'da ad› an›lan ikinci peygamber Hz. Nuh'tur. Hz. ‹brahim ise, Hz. Nuh'tan bir zaman sonra yaflam›flt›r ve Kuran'da verilen bilgiye göre Hz. Nuh'un soyundand›r. (Saffat Suresi, 83) Hz. ‹shak, Hz. ‹smail, Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. ‹sa ise Hz. ‹brahim'in soyundan gelen peygamberlerdendir. Tarihi kaynaklarda Hz. ‹brahim'in Ortado¤u'da, Mezopotamya bölgesinde yaflad›¤› yaz›lmaktad›r. Kuran'da ise Hz. ‹brahim'in o¤lu Hz. ‹smail'le birlikte Kabe'yi infla etti¤i bildirilmektedir. Bu bilgi bize Hz. ‹brahim'in yaflad›¤› co¤rafyan›n Ortado¤u oldu¤unu göstermektedir. Kuran'da Hz. ‹brahim'in kavmi hakk›nda verilen önemli bir bilgi de, bu toplumun putperest oldu¤udur. Nitekim bu bilgi tarihi kaynaklarda da yer almakta, o dönemde Ortado¤u'daki kavimlerin ta-

11


H z. ‹ brahim mam›na yak›n›n›n putperest inançlara sahip olduklar› belirtilmektedir. Devrin putperest toplumlar›, ya kendi elleriyle yapt›klar› heykellere ya da Günefl, Ay gibi gök cisimlerine tap›nm›fllard›r. Mezopotamya'da yap›lan kaz›larda Günefl'e ve Ay'a tap›nmak için yap›lan ve "Ziggurat" ad› verilen tap›naklara dair kal›nt›lar ve bilgiler bulunmufltur. Tafltan veya kilden yap›lm›fl ve put olarak kullan›lm›fl pek çok heykel kal›nt›s›, yine bu bölgedeki arkeolojik kaz›larda ortaya ç›kar›lm›flt›r. K›sacas› tarihsel ve arkeolojik bilgiler, Hz. ‹brahim'in yaflad›¤› devirlerde Ortado¤u'nun bir "putperestler diyar›" oldu¤uUr Nammu (MÖ 2112-2095) taraf›ndan Ay'a tap›nmak için yap›lm›fl olan Ur Ziggurat'›. Hammurabi yaz›tlar›na göre Sümer flehirleri aras›nda en ünlü olan› Ur'du.

12


H arun Y ahya nu göstermektedir. Allah Hz. ‹brahim'i seçmifl, peygamberlik göreviyle flereflendirmifltir. O, salih bir kul olarak, bu son derece azg›n, sald›rgan ve zalim putperestlerin aras›nda Allah'›n Hak Dini'ni ve güzel ahlak› temsil etmifltir. Rabbimizin Kuran'da bildirdi¤ine göre Hz. ‹brahim'in kavmi tafltan, tahtadan heykeller yap›yor, sonra da bu heykelleri ilah olarak kabullenip onlara tap›yorlard›. ‹badetlerini bu putlar›n önünde yerine getiriyor, onlara dua ediyor ve onlardan yard›m diliyorlard›. Kendilerine zarar vereceklerine inanarak, kendi elleriyle flekil verdikleri, hareket edemeyen bu cans›z tahta ve tafl parçalar›ndan korkuyor, onlardan medet umuyorlard›. En önemlisi de, bu bat›l inan›fllar›nda son derece ›srarl› olmalar›yd›. Kendilerinden önceki nesillerin -atalar›n›n– yaflamlar›n› körü körüne taklit ediyor, her nesil bir sonraki nesle bu sapk›n inan›fl› gelenek halinde miras b›rak›yordu. Allah böyle bir kavim içinde büyüyen Hz. ‹brahim'e, göklerin, yerin ve ikisinin aras›ndaki herfleyin Yarat›c›s›n›n Kendisi oldu¤unu, aksine inananlar›n büyük bir sapk›nl›k içinde olduklar›n› vahyetti. Ancak putperest kavmi, Hz. ‹brahim'in de kendileri gibi düflünmesini ve yaflamas›n› istiyordu. Hz. ‹brahim ise kavminin bu sapk›n inanc›ndan yüz çevirdi, inand›klar› sahte ilahlar›n hepsini reddetti, tek ve gerçek ‹lah olan

13


H z. ‹ brahim Allah'a iman etti. Allah, iman›n› daha da art›rmas› ve sa¤lamlaflt›rmas› için, Hz. ‹brahim'e, Kendisi'nin göklerde ve yerdeki kudretinin ve hakimiyetinin delillerini gösterdi: Böylece ‹brahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olmas› için- göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk. (Enam Suresi, 75)

Yukar›da da belirtti¤imiz gibi, Hz. ‹brahim putperestlerden oluflan ve atalar› da putlara tapan bir kavmin içerisinde yetiflmifltir. Onlarla birlikte büyümüfl, onlar›n e¤itimini alm›flt›r. Ancak kavmi sapk›n ve bat›l bir yaflam sürerken o, kavminin di¤er fertlerinden çok farkl› bir karakter ve çok üstün bir ahlak göstermifl, Allah'a iman›yla kavminden kopup ayr›lm›flt›r. Hz. ‹brahim, sadece flirkten (yani Allah'a ortak koflmaktan) kopup ayr›lmakla kalmam›fl, dahas› flirk içerisinde olan bu top-

Mezopotamya'da bulunan kal›nt›larda, bu bölgede yaflayan topluluklar bat›l inançlar› gere¤i çeflitli putlara tap›n›rken tasvir edilmektedir. Resimde Asur kral› Tukulti-Ninurta (1243-1207) sözde atefl tanr›s› Nusku'nun önünde e¤ilirken görülüyor. Nusku'nun kendisi resmedilmemekte, bir tahtla sembolize edilmektedir.

14


H arun Y ahya lulu¤a Allah'›n varl›¤›n› anlatm›fl, onlar› Allah'a iman etmeye davet etmifltir. Fakat kavmindeki insanlar Hz. ‹brahim'in anlatt›¤› gerçekleri kabul etmemifllerdir. Buna gösterdikleri gerekçe ise atalar›n›n dinine uymakta olufllar›d›r: Ne zaman onlara: "Allah'›n indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hay›r, biz, atalar›m›z› üzerinde buldu¤umuz fleye (gelene¤e) uyar›z" derler. (Peki) Ya atalar›n›n akl› bir fleye ermez ve do¤ru yolu da bulamam›fl idiyseler? (Bakara Suresi, 170)

Hz. ‹brahim'in kavminin as›rlard›r süregelen bu sapk›n ve putperest dini terk etmeme nedenlerinden bir tanesi, dinden uzak yaflayan insanlar›n geleneksel bir yan›lg›s›d›r: Do¤ru, ak›lc› ve hak olana göre de¤il, ço¤unlu¤a göre hareket etmek. Onlara göre, e¤er bir inanc› ve düflünceyi ço¤unluk kabul ediyorsa, bu inan›fl do¤ru olarak kabul edilmelidir. Aksini düflünmek, yani toplum taraf›ndan genel kabul gören bir düflünceyi sorgulamak, araflt›rmak, elefltirmek gereksizdir. ‹flte bu durum Kuran'da Allah'›n tarif etti¤i, insanlar›n sak›nmalar› gereken önemli bir yan›lg›d›r. Allah Kuran'da insanlar› bu konuda flöyle uyarmaktad›r: Yeryüzünde olanlar›n ço¤unlu¤una uyacak olursan, seni Allah'›n yolundan flafl›rt›p-sapt›r›rlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.' (Enam Suresi, 116)

Hz. ‹brahim ise, -tüm di¤er peygamberler ve salih müminler gibi- iman etmeyenlerin bu büyük yan›lg›s›ndan çok uzakt›r. O, tüm kavmini, yak›nlar›n› ve akrabalar›n› karfl›s›na almak pahas›na do¤rulardan vazgeçmemifltir. Kesin bir kararl›l›kla Allah'a iman etmifl ve hiçbir zorluk ya da bask› onu yolundan döndürmemifltir.

15


H z. ‹ brahim

Allah'›n Hz. ‹brahim'e Peygamberlik Vermesi Tarih boyunca uygarl›klar›n› devam ettirmifl olan bütün toplumlar, mutlaka Allah'›n varl›¤›ndan, birli¤inden, sonsuz güç ve kudret sahibi oldu¤undan, ahiret gününün varl›¤›ndan ve Rabbimizin kullar›ndan istediklerinden haberdar olmufllard›r. Allah bu gerçe¤i Kuran'da flöyle haber vermektedir: Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve ta¤uttan kaç›n›n" (diye) bir elçi gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayeti verdi, onlardan kiminin üzerine sap›kl›k hak oldu. Art›k, yeryüzünde dolafl›n da yalanlayanlar›n u¤rad›klar› sonucu görün. (Nahl Suresi, 36)

Elçiler, Allah'›n özel olarak seçti¤i ve üstün vas›flar verdi¤i kutlu insanlard›r. Onlar her zaman güçlü imanlar›, güzel ahlaklar›, üstün karakterleri ve örnek tav›rlar› ile çevrelerinin dikkatini çekmifl, içinde yaflad›klar› gafil ve sapk›n toplumdan ayr›lm›fllard›r. Onlar› di¤er insanlardan ay›ran en önemli vas›flardan biri ise, Allah'tan vahiy almalar›d›r. Allah Nisa Suresi'nde flu flekilde buyurmaktad›r: Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyetti¤imiz gibi, sana da vahyettik. ‹brahim'e, ‹smail'e, ‹shak'a, Yakub'a, torunlar›na, ‹sa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik. (Nisa Suresi, 163)

Allah'›n, vahyini peygamberleri arac›l›¤›yla insanlara ulaflt›rmas› tüm insanlar için çok büyük bir lütuftur. Çünkü Allah ayetleriyle insanlara hidayet yolunu göstermifl, ibadet flekillerini ö¤retmifl, güzel ahlak› tarif etmifl ve Kendi dinini eksiksiz olarak bildirmifltir. Rabbimiz salih davran›fllar›n ve ibadetlerin

16


H arun Y ahya

17


H z. ‹ brahim

TÜRK‹YE

URFA

AKDEN‹Z

LÜBNAN

BALIKLIGÖL HARRAN

‹RAN

SUR‹YE

fiAM

BA⁄DAT

IRAK

‹SRA‹L

BAB‹L ÖLÜ DEN‹Z EL HAL‹L UR ÜRDÜN

SUUD‹ ARAB‹STAN

MISIR

‹Z EN ILD KIZ

MED‹NE

MEKKE

Yukar›daki haritada k›rm›z› kesik çizgilerle iflaretlenen yol, Hz. ‹brahim'in yapt›¤› yolculu¤u tarihsel kay›tlar ›fl›¤›nda göstermektedir. Hz. ‹brahim Sümer flehri Ur'dan ç›km›fl, Mekke'ye kadar ilerlemifltir. (Yan sayfa) Ur flehrinin duvarlar›n›n d›fl›nda yap›lan kaz›larda MÖ 2000 y›l›na ait bir yerleflim bölgesinin kal›nt›lar› ortaya ç›kar›ld›. Tarihçiler Hz. ‹brahim kavminin de resimdekine benzer evlerde yaflam›fl olabileceklerini belirtmektedirler.

18


H arun Y ahya neler oldu¤unu peygamberlere vahiy yoluyla bildirdi¤ini Enbiya Suresi'nde flu flekilde haber vermektedir: Ve onlar›, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler k›ld›k ve onlara hayr› kapsayan-fiilleri, namaz k›lmay› ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi. (Enbiya Suresi, 73)

Hayatlar› boyunca Allah'›n r›zas›n›, rahmetini ve cennetini kazanmay› hedef edinen peygamberler, Allah'›n emirlerini tam olarak yerine getirerek her zaman örnek bir hayat yaflam›fllard›r. Peygamberlik, Allah'›n seçkin kullar›na nasip etti¤i flerefli bir makamd›r. Nitekim Allah, Hz. ‹brahim'e, bir denemeden sonra, bu flerefli makam› nasip etmifltir. Kuran'da Allah, Hz. ‹brahim'e peygamberlik görevini vermeden önce onu denedi¤ini flöyle bildirmektedir: Hani Rabbi, ‹brahim'i birtak›m kelimelerle denemiflti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmiflti. (O zaman Allah ‹brahim'e): "Seni flüphesiz insanlara imam k›laca¤›m" dedi. (‹brahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah:) "Zalimler Benim ahdime eriflemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)

19


H z. ‹ brahim Ayette belirtildi¤i üzere, Hz. ‹brahim Allah'›n denemesine karfl›l›k son derece itaatli davranm›fl ve Rabbimizin emirlerini tam olarak yerine getirmifltir. Bütün müminler de ayn› Hz. ‹brahim gibi Allah'›n emirlerini eksiksiz olarak yerine getirmekle sorumludurlar. Hz. ‹brahim'in Allah'a olan kay›ts›z flarts›z itaati, O'nun emirlerine gösterdi¤i boyun e¤icili¤i hepimiz için çok güzel bir örnektir. Hz. ‹brahim Allah'›n genç yafllarda (Enbiya Suresi, 60) elçilikle flereflendirdi¤i, üstün vas›flara sahip olan bir kuludur. Allah flirk içinde olan kavminin içinden seçip, Kendi dinini tebli¤ etme görevini ona nasip etmifltir. Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'e vahyettiklerini flu ayetle bizlere bildirmektedir: Yoksa onlar, Allah'›n Kendi fazl›ndan insanlara verdiklerini mi k›skan›yorlar? Do¤rusu Biz, ‹brahim ailesine Kitab'› ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54)

Üstteki ayette, ‹brahim ailesine, yani Hz. ‹brahim ve soyuna, "Kitap ve hikmet" verildi¤i bildirilmektedir. Rabbimiz, Hz. ‹brahim'e "sahifeler" verdi¤ini di¤er ayetlerde flu flekilde haber verir:

20


H arun Y ahya Ahiret ise daha hay›rl› ve daha süreklidir. fiüphesiz bu, önceki sahifelerde vard›r; ‹brahim'in ve Musa'n›n sahifelerinde. (A'la Suresi, 17-19) Yoksa Musa'n›n sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi? Ve vefa eden ‹brahim'in (sahifelerinde) olan... (Necm Suresi, 36-37)

Bu da göstermektedir ki, Allah Hz. Musa'ya Tevrat'›n vahyinden daha önce Hz. ‹brahim'e "sayfalar" indirmifltir. Bu sayfalarda, Hz. ‹brahim'in Allah'a teslimiyete dayal› olan hanif dini vard›r. Peygamber Efendimiz de bu konuyla ilgili flu flekilde buyurmaktad›r: "Ey Allah'›n Resûlü, Hz. ‹brahim ve Hz. Musa'n›n suhuflar›nda olanlardan herhangi bir fley size indirildi mi?" diye sordum, flu cevab› verdi: - Ey Ebu Zerr! (Evet, flu mealdeki ayetler indi deyip okudu:) "fiüphesiz iyi temizlenen ve Rabbinin ad›n› zikredip de namaz k›lan kimse umdu¤una eriflmifltir. Belki siz dünya hayat›n› üstün tutars›n›z. Halbuki âhiret daha hay›rl›, daha süreklidir. fiüphesiz ki bunlar evvelki sâhifelerde, ‹brahim ile Musa'n›n sahifelerinde de vard›r"1

21


H z. ‹ brahim

‹yilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan ‹brahim'in dinine uyandan daha güzel dinli kimdir?.. (Nisa Suresi, 125)

Tarih boyunca insanlar ‹brahim Peygamberin hangi dine mensup oldu¤u konusunda tart›flm›fllard›r. Yahudiler onu tüm Yahudilerin peygamberi olarak kabul eder ve kendilerinin Hz. ‹brahim'in yolunu izlediklerini ileri sürerler. H›ristiyanlar, Hz. ‹brahim'in Yahudilerin peygamberi oldu¤unu kabul eder, ancak onun kendisinden sonra gelecek olan Hz. ‹sa'ya tabi oldu¤unu iddia ederek Yahudilerden ayr›l›rlar. K›sacas› Hz. ‹brahim Yahudiler taraf›ndan "Yahudi", H›ristiyanlar taraf›ndan da "H›ristiyan" olarak gösterilir. Oysa Allah Kuran'da, Hz. ‹brahim'in ve soyunun dini konusunda tart›flanlar›n bu konuda hiçbir bilgilerinin olmad›¤›n› haber vermektedir: Yoksa siz, gerçekten ‹brahim'in, ‹smail'in, ‹shak'›n, Yakub'un ve torunlar›n›n Yahudi veya H›ristiyan olduklar›n› m› söylüyorsunuz? De

22


H arun Y ahya

ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah m›? Allah'tan kendisinde olan bir flehadeti gizleyenden daha zalim olan kimdir? Allah, yapt›klar›n›zdan gafil de¤ildir." (Bakara Suresi, 140)

Ayr›ca Allah Hz. ‹brahim'in H›ristiyan m›, Yahudi mi oldu¤unun tart›fl›lmas›n›n ak›ls›zca bir tart›flma oldu¤unu di¤er ayetlerde flu flekilde bildirmektedir: Ey Kitap Ehli, ‹brahim konusunda ne diye çekiflip tart›fl›yorsunuz? Tevrat da, ‹ncil de ancak ondan sonra indirilmifltir. Yine de ak›l erdirmeyecek misiniz? ‹flte sizler böylesiniz; hakk›nda bilginiz olan fleyde tart›flt›n›z, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tart›fl›p-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz. (Al-i ‹mran Suresi, 65-66)

Hz. ‹brahim hakk›nda en do¤ru bilgiyi bize ö¤reten kaynak Kuran'd›r; çünkü Kuran, Allah'›n tahrif edilmemifl olan tek kitab›d›r. ‹nsanlar yol göstericileri olan Kuran'› de¤il de, baflka kaynaklar› rehber edinirlerse büyük bir yan›lg›n›n içine düflerler. Kuran'da detayl› olarak aç›klanan bir konuyu göz ard› eden insanlar, kendi zanlar› ve inançlar› do¤rultusunda konulara aç›klama getirmekten çekinmezler. Halbuki iman edenler her konuda oldu¤u gibi, peygamberler ve soylar› hakk›nda bir yorum yaparken de Kuran ayetlerini ve Peygamber Efendimizin sünnetini esas al›rlar. Bilirler ki, insanlara do¤ru olmayan bilgileri ö¤retmeye çal›flmak, özellikle de peygamberler hakk›nda zan ve tahminde bulunup çekiflmek Allah'›n be¤enmedi¤i bir ahlakt›r. Hiç flüphesiz, Hz. ‹brahim'in dini hakk›ndaki kesin gerçe¤i de yine sadece tüm insanlar›n rehberi olan Kuran'dan ö¤renebiliriz:

23


H z. ‹ brahim ‹brahim, ne Yahudi idi, ne de H›ristiyand›: ancak, O hanif (muvahhid) bir Müslümand›, müflriklerden de de¤ildi. (Al-i ‹mran Suresi, 67)

Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'in Yahudi veya H›ristiyan olmad›¤›n›, "hanif" bir dine mensup oldu¤unu kesin olarak ifade etmektedir. "Hanif" kelimesi, "Allah'›n emrine teslim olup, Allah'›n dininden hiçbir konuda caymayan, ihlasl› kifli" anlam›n› tafl›maktad›r. Hz. ‹brahim'in "hanif" olarak vurgulanan özelli¤i, Allah'a bir ve tek olarak iman etmesi ve teslim olmas›d›r. Baflka bir ayette ise Rabbimiz, Hz. Muhammed (sav)'e, Hz. ‹brahim'in dinine uymas›n› emretmektedir: Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid) olan ‹brahim'in dinine uy. O, müflriklerden de¤ildi." (Nahl Suresi, 123)

Allah insanlardan hanif (Allah'› birleyen) olarak dine yönelmelerini istemektedir. ‹nsan›n f›trat›n›n hanif olmaya ve Rabbimize hiçbir fleyi ortak koflmamaya uygun oldu¤unu Allah Kuran'da aç›k bir flekilde vurgulamaktad›r: Öyleyse sen yüzünü Allah'› birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'›n o f›trat›na çevir; ki insanlar› bunun üzerine yaratm›flt›r. Allah'›n yarat›fl› için hiçbir de¤ifltirme yoktur. ‹flte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanlar›n ço¤u bilmezler. (Rum Suresi, 30)

Ayr›ca birçok ayetten de anlafl›ld›¤› üzere, "hanif" kelimesi ile ifade edilen Hz. ‹brahim'in dini, özünde ‹slam ile ayn›d›r. Zaten bütün hak dinler, bozulmam›fl halleriyle temelde bir ve tek olan Allah'›n r›zas›n›, rahmetini ve cennetini kazanmak üzerine kuruludur. Bu hak din, Hz. ‹brahim'den sonra o¤ullar›, torunlar› ve onun soyundan gelen di¤er salih insanlar taraf›ndan ayakta tutulmufltur. Örne¤in Kuran'da, Hz. Yusuf'un hapishane arkadafllar›yla yapt›¤› konuflmaya dikkat çekilmektedir. Hz.

24


H arun Y ahya Yusuf konuflurken kendisinin, atalar› Hz. ‹brahim ve onun neslinin dinine uydu¤unu flöyle ifade etmektedir: Atalar›m ‹brahim'in, ‹shak'›n ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiçbir fleyle flirk koflmam›z bizim için olacak fley de¤il. Bu, bize ve insanlara Allah'›n lütuf ve ihsan›ndand›r, ancak insanlar›n ço¤u flükretmezler. (Yusuf Suresi, 38)

Hangi devirde yaflarlarsa yaflas›nlar, "hanif" olan insanlar›n, yani Müslümanlar›n ortak özellikleri, Allah'a efller koflmadan sadece O'nu yüceltmektir. Peygamberlerin ana görevlerinden biri ise, insanlar› flirkten ve din ahlak›na karfl› olan her türlü uygulamadan kurtar›p as›l dini yaflamaya davet etmektir. Nitekim Peygamber Efendimizin hadislerinde de insanlar "Allah'a ortak koflmaktan" men edilmektedirler: Dedim ki, 'Ey Allah'›n Resulü, en büyük günah hangisidir?' Bana: 'Allah seni yaratm›fl iken, O'na ortak koflmand›r.'2

MÖ 9 ya da 8. yüzy›ldan kalma bu madalyon, Asur halk›n›n sözde tanr›lar›na sapk›n tap›n›fllar›n› sembolize etmektedir. Asurlular MÖ 1900-612 y›llar› aras›nda Mezopotamya'n›n en güçlü devleti idiler. Türlü sapk›n inanca sahip olan Asurlular›n en büyük putlar›n›n ad› Asshur idi.

25


H z. ‹ brahim Allah bir ayetinde de ‹slam'›n, Hz. ‹brahim'in dini gibi kolay oldu¤unu bildirmektedir: ... O, sizleri seçmifl ve din konusunda size bir güçlük yüklememifltir, atan›z ‹brahim'in dini(nde oldu¤u gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize flahid olsun, siz de insanlar üzerine flahidler olas›n›z diye. Art›k dosdo¤ru namaz› k›l›n, zekat› verin ve Allah'a sar›l›n, sizin Mevlan›z O'dur. ‹flte, ne güzel mevla ve ne güzel yard›mc›. (Hac Suresi, 78)

Ayette belirtildi¤i üzere, Hz. ‹brahim gibi bir ve tek olan Allah'a yönelen ve dini tam anlam›yla yaflayan insanlar Kuran'da "Müslümanlar" olarak isimlendirilmektedir. "Müslüman" kelimesi, Arapçadaki "selam" kelimesinden türemifltir ve "selamete kavuflan" veya "teslim olan" anlam›na gelmektedir. Müslümanl›¤›n özü, Allah'a teslim olmak ve bu teslimiyetin verdi¤i selameti (güvenlik ve huzuru) yaflamakt›r. Allah'›n insanlara birer hidayet önderi olarak gönderdi¤i peygamberleri de Rabbimize olan teslimiyetleri, gönülden ba¤l›l›klar› ve tevekkülleriyle bizlere örnektirler. Onlar her ifllerinde Rabbimize yönelen, O'na s›¤›nan, sadece O'nu dost edinen ve O'ndan yard›m isteyen teslimiyetli kimselerdir. Bu nedenle de Kuran'da her biri "Müslüman" olarak isimlendirilmektedir. ��rne¤in Allah Hz. Nuh'a insanlara, "... Benim ecrim, yaln›zca Allah'a aittir. Ve ben, Müslümanlardan olmakla emrolundum." (Yunus Suresi, 72) fleklinde söylemesini vahyetmifltir. Yunus Suresi'nde Hz. Musa'n›n kavmine "... Ey kavmim, e¤er siz Allah'a iman edip Müslüman olmuflsan›z, art›k yaln›zca O'na tevekkül edin." (Yunus Suresi, 84) fleklinde hitap etti¤ini bildirir. Ve yine Kuran'da Hz. Süleyman'›n Sebe halk›na "Bana

26


H arun Y ahya

27


H z. ‹ brahim karfl› büyüklük göstermeyin ve bana Müslüman olarak gelin" (Neml Suresi, 31) diye seslendi¤i bildirilir. Maide Suresi'nde ise Allah havarilere flu flekilde vahyetmifltir: Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmifltim; onlar da: "‹man ettik, gerçekten Müslümanlar oldu¤umuza sen de flahid ol" demifllerdi. (Maide Suresi, 111)

Yukar›daki ayetlerde de görüldü¤ü gibi, salih müminler Allah'a teslim olan, kat›ks›z flekilde din ahlak›n› yaflayan, ihlas sahibi kimselerdir. Allah bu insanlar› "Müslüman" ismiyle flereflendirmifltir. Hz. Yusuf'un duas› ise bizlere bu konuda çok güzel bir örnektir. Allah bu duay› flöyle haber vermektedir: "... Göklerin ve yerin yarat›c›s›, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayat›ma son ver ve beni salihlerin aras›na kat." (Yusuf Suresi, 101)

Hz. ‹brahim'in Allah'a olan coflkulu iman›, derin sevgisi, Rabbimizin bütün emirlerine gönülden boyun e¤ifli, itaati ve üstün ahlak› Kuran'da birçok kez vurgulanmaktad›r. Bu ayetlerden baz›lar› flu flekildedir: "Rabbimiz, ikimizi Sana teslim olmufl (Müslümanlar) k›l ve soyumuzdan Sana teslim olmufl (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. fiüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128) Rabbi ona: "Teslim ol" dedi¤inde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demiflti. (Bakara Suresi, 131)

Her Müslüman, Hz. ‹brahim'in gösterdi¤i güzel ahlak›, Allah'a iman›ndaki samimiyeti, Allah'a olan teslimiyetindeki

28


H arun Y ahya ve itaatindeki derinli¤i örnek almal›d›r. Hz. ‹brahim'in tebli¤ yaparken gösterdi¤i dirayet ve kararl›l›k da, kuflkusuz ki örnek al›nmas› gereken önemli özelliklerdendir. Ayetlerde de gördü¤ümüz gibi, Allah Hz. ‹brahim'i tüm insanlara örnek k›lm›flt›r. Ayetlerde Hz. ‹brahim gibi di¤er peygamberler de Allah'a teslim olmufl, hanif Müslümanlar olarak an›lmaktad›rlar. Bu dinlerin hepsi, temeli Hz. ‹brahim'in dinine dayanan hak dinlerdir. H›ristiyanl›k ve Yahudilik zaman içinde tahrif olmufl, Allah'›n vahyetti¤i zamanki hallerinden uzaklaflm›fllard›r. Ancak ilk vahyedildikleri dönemde hepsi, Allah'› birleyen, flirki en büyük günah olarak kabul eden, sadece Allah'›n r›zas› için yaflamay› ö¤ütleyen hak dinlerdi. Bugün hem Yahudilerin hem de H›ristiyanlar›n Hz. ‹brahim'e gösterdikleri sayg› ve sevgi ise, onlar› ‹slam ile ortak bir zeminde buluflturan önemli de¤erlerden biridir. Her üç ‹lahi dinin mensuplar› da, Hz. ‹brahim'in insanlara gösterdi¤i flekilde Allah'a inanmakta ve O'na kulluk etmeyi hedeflemektedirler. Bu nedenle Hz. ‹brahim ve onun hanif dini, Müslümanlar ile Kitap Ehli aras›nda ortak bir kelimedir. (Ancak H›ristiyanlar›n ve Yahudilerin Hz. ‹brahim'in dinini baz› yönlerden yanl›fl yorumlad›klar›n› göz önünde bulundurmak gerekmektedir.) Bir Kuran ayetinde Müslümanlar›n Kitap Ehli'ni bu ortak kelimeye davet ettikleri flöyle haber verilir: De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aran›zda müflterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan baflkas›na kulluk etmeyelim, O'na hiçbir fleyi ortak koflmayal›m ve Allah'› b›rak›p bir k›sm›m›z (di¤er) bir k›sm›m›z› Rabler edinmeyelim." E¤er yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "fiahid olun, biz gerçekten Müslümanlar›z." (Al-i ‹mran Suresi, 64)

29


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim'in, Dinini Tebli¤ Etmesi Her peygamber kendi kavmine Allah'›n emir ve yasaklar›n› bildirmekle görevlendirilmifltir. Nuh kavmine gönderilen Hz. Nuh, Semud kavmine gönderilen Hz. Salih, Lut kavmine gönderilen Hz. Lut, Medyen halk›na gönderilen Hz. fiuayb, ‹srailo¤ullar›'na gönderilen Hz. Musa, Hz. ‹sa ve di¤er tüm peygamberler Allah'›n mutlak varl›¤›n› insanlara anlatm›fl, onlar› din ahlak›n› yaflamaya ça¤›rm›fllard›r. Ancak Allah'›n peygamberlik makam›yla flereflendirdi¤i bu kutlu insanlar kimi zaman kavimlerinin büyük ço¤unlu¤unun inkar› ile karfl›laflm›fllard›r. Allah'›n dinini kabul etmek istemeyen bu inkarc›lar sadece kendilerine gönderilen peygamberleri reddetmekle kalmam›fllar, ayn› zamanda onlara karfl› çok yönlü bir mücadeleye girmifllerdir. Kendilerine gelen elçileri çirkin iftiralarla, tehdit ve sald›r›larla engellemeye çal›flm›fllard›r. Hatta Allah'›n insanlara hidayet önderi olarak seçti¤i bu de¤erli insanlar› yurtlar›ndan sürmeye, tutuklamaya, öldürmeye çal›flm›fllard›r. Allah Enfal Suresi'nde inkar edenlerin Peygamberimiz Hz. Muhammed'e kurduklar› tuzaklar›n baflar›s›zl›kla sonuçlanaca¤›n› flu flekilde haber verir: Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amac›yla, tuzak kuruyorlard›. Onlar bu tuza¤› tasarl›yorlarken, Allah da bir düzen (bir karfl›l›k) kuruyordu. Allah, düzen kurucular›n (tuzaklar›na karfl›l›k verenlerin) hay›rl›s›d›r. (Enfal Suresi, 30)

Kitab›n ilk bölümünde de belirtti¤imiz gibi, Hz. ‹brahim'in kavmi kendi yapt›klar› tafltan ve tahtadan heykellere, putlara tap›yor, sadece onlara dua ediyorlard›. Atalar›ndan gelen bu sapk›n inanca körü körüne ba¤lanm›fllard›. Hz. ‹brahim ise, bu

30


H arun Y ahya topluma tek bafl›na Allah'›n varl›¤›n› ve birli¤ini anlatacak kararl›l›¤a ve güçlü bir imana sahipti. Tarih boyunca birçok toplumda "ço¤unluk", üstünlük anlam›na gelmifltir. Bir toplumda ço¤unlu¤un düflünce ve inanc› ne yöndeyse, o düflünce ve inanç ço¤u zaman do¤ru kabul edilmifltir. Cahiliye toplumlar›nda ço¤unlu¤a karfl› koymak zordur. Pek çok insan, ço¤unlu¤un bask›s› alt›nda ezilir ve hatal› oldu¤unu bildi¤i halde pek çok düflünce ve uygulamaya boyun e¤er. Ancak peygamberler ve onlar› izleyen salih müminler böyle de¤ildirler. Onlar çok büyük ço¤unluklara kararl›l›kla karfl› koyabilmifllerdir. Toplumlar›ndan gördükleri bask›, tehdit ya da sald›r›lar karfl›s›nda büyük bir cesaret örne¤i sergileyerek Allah'›n dinine sadakat göstermifller, ibadetlerini ve Rabbimizin emirlerini titizlikle yerine getirmifllerdir. Bunun nedeni ise, her zaman sadece Allah'tan korkmufl ve O'na güvenip dayanm›fl olmalar›d›r.

Mezopotamya'da Ay ve Günefl'e tapan topluluklar büyük bir ço¤unluk oluflturuyorlard›. Agade Kral› Naram Sin'in de sözde Ay tanr›s› taraf›ndan kutsand›¤›na ve üstün güçlere sahip oldu¤una inan›l›yordu. (Yanda) Ay'a secde eden sapk›n Naram Sin ve onun bat›l inançlara sahip putperest halk›na ait bir zafer yaz›t› görülmektedir.

31


H z. ‹ brahim Hz. ‹brahim de bütün putperest kavmini tek bafl›na karfl›s›na alm›flt›r. Rabbimizin "Gerçek flu ki, ‹brahim tek bafl›na bir ümmetti." (Nahl Suresi, 120) fleklinde övdü¤ü Hz. ‹brahim'in karfl›s›na ald›¤› kiflilerin aras›nda kendi babas› da bulunmaktad›r. O, elleriyle yonttuklar› tafl ve tahta parçalar›ndan ibaret olan putlar›n hiçbir zaman ilahl›k vasf›na sahip olamayaca¤›n›, tek ilah›n Allah oldu¤unu sab›rla anlatm›flt›r. Tüm topluma bu flekilde karfl› gelerek, dinlerinin bat›l oldu¤unu anlatmas› ve düflmanl›k gösteren insanlarla güzellikle mücadele etmesi, Hz. ‹brahim'in Allah'a olan güçlü iman›n›, tevekkülünü, teslimiyetini, samimiyetini ve üstün karakterini tüm aç›kl›¤›yla gözler önüne sermektedir. Hz. ‹brahim Allah'a olan güçlü iman› sayesinde cesur ve kararl› bir kiflidir. Kavmine söyledi¤i flu sözlerde, onun cesur karakteri aç›kça görülmektedir: Kavmi onunla çekiflip-tart›flmaya girdi. Dedi ki: "O beni do¤ru yola erdirmiflken, siz benimle Allah konusunda çekiflip-tart›flmaya m› girifliyorsunuz? Sizin O'na flirk kofltuklar›n›zdan ben korkmuyorum, ancak Allah'›n benim hakk›mda bir fley dilemesi baflka. Rabbim, ilim bak›m›ndan herfleyi kuflatm›flt›r. Yine de ö¤üt al›p-düflünmeyecek misiniz? Hem siz, O'nun haklar›nda hiçbir delil indirmedi¤i fleyleri Allah'a ortak koflmaktan korkmazken, ben nas›l sizin flirk kofltuklar›n›zdan korkar›m? fiu halde 'güvenlik içinde olmak bak›m›ndan' iki taraftan hangisi daha hak sahibidir? E¤er bilebilirseniz." (Enam Suresi, 80-81)

Hz. ‹brahim'in kavmine yapt›¤› tebli¤de, onun Allah'a olan derin ve coflkulu iman›n›n çok güzel örnekleri görülmektedir. Hz. ‹brahim, Rabbimizin ona verdi¤i üstün kavray›fl ve hikmet sayesinde son derece etkileyici konuflmalar yapm›fl, çok hikmetli örnekler vermifltir. E¤er hikmet gözüyle de¤erlendirilirse Müslümanlar bu tebli¤ yöntemlerinden günümüzde de istifade

32


H arun Y ahya

33


H z. ‹ brahim edebilir, insanlar› Allah'a iman etmeye Hz. ‹brahim'in yöntemiyle davet edebilirler. Bu nedenle ilerleyen sayfalarda Hz. ‹brahim'in tebli¤indeki hikmetli aç›klamalar›ndan baz›lar›n› inceleyece¤iz.

Hz. ‹brahim'in Babas›na Yapt›¤› Tebli¤ Tebli¤ yapmak, yani di¤er insanlar› Allah'a bir ve tek olarak iman etmeye davet etmek, her Müslüman›n sorumluluklar›ndand›r. Bu ibadet, Kuran'da "iyili¤i emredip kötülükten menetmek" olarak ifade edilir. Bu salih amelin de temelinde, insanlar›n "uyar›l›p korkutulmalar›", yani Allah'›n tüm kainat› yoktan var etti¤i, her insan›n Rabbimize karfl› sorumlu oldu¤u ve ahiret gününde mutlaka Allah'a hesap verece¤i, dünya ifllerinin karfl›l›¤›n› ahirette görece¤i gibi çok önemli gerçeklerin bildirilmesi ve hat›rlat›lmas› vard›r. Ancak bir kifliyi Kuran'da kastedilen anlamda uyar›p-korkutabilecek olanlar, sadece Allah'a samimi olarak iman eden, O'ndan içli bir sayg›yla korkup sak›nan, ihlas sahibi Müslümanlard›r. Allah onlara do¤ruyu yanl›fltan ay›rma gücü, hikmet ve ak›l vermifltir. Konuflulan kiflinin karakterine, ruh haline ve hayata bak›fl aç›s›na göre anlat›m yap›lmas›, sözün en güzel flekilde söylenmesi, karfl› taraf›n verdi¤i tepkilerin çok iyi de¤erlendirilmesi ve bu tepkilere göre yeni yöntemler izlenmesi gerekir. Bir kifliye dahi tebli¤de bulunmak ciddi bir çaba gerektirirken, tüm toplumu uyarmak ve hatta Kuran'da bahsedildi¤i gibi "babalar› uyar›lmam›fl kavimlere", yani din ahlak›ndan uzak yaflam süren, bilgisiz kitlelere dini anlatmak oldukça a¤›r bir sorumluluktur. Allah bir ayetinde tebli¤in "hikmetle ve güzel ö¤ütle" yap›lmas›n› flöyle emreder:

34


H arun Y ahya

35


H z. ‹ brahim Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel ö¤ütle ça¤›r ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. fiüphesiz senin Rabbin yolundan sapan› bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125)

Her Müslüman, Allah'›n varl›¤›n› ve Kuran ahlak›n›n güzelliklerini mutlaka di¤er insanlara da anlat›p tavsiye etmekle yükümlüdür. Allah Kuran'da bunun yöntemlerini de ö¤retmifltir. Kuran ayetlerinde iman edenlerin öncelikle yak›nlar›n› Allah'a ve ahiret gününe iman etmeye davet etmelerini bildirmifltir. Rabbimiz ayetlerinde flu flekilde buyurmaktad›r: Allah ile beraber baflka bir ilaha yalvar›p-yakarma, sonra azaba u¤rat›lanlardan olursun. (Öncelikle) En yak›n h›s›mlar›n› (afliretini) uyar. (fiuara Suresi, 213-214)

Hz. ‹brahim'in babas›na yapt›¤› tebli¤, bu konuya örnektir. Hz. ‹brahim babas›na putlara tap›nman›n Allah'a ortak koflmak anlam›na geldi¤ini ve insan›n bir tek Allah'a kulluk etmesi gerekti¤ini çok hikmetli bir biçimde anlatm›flt›r. Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'in babas› Azer'e yapt›¤› tebli¤i flu ayetlerle anlatmaktad›r: Hani ‹brahim, babas› Azer'e (flöyle) demiflti: "Sen putlar› ilahlar m› ediniyorsun? Do¤rusu, ben seni ve kavmini apaç›k bir sap›kl›k içinde görüyorum." (Enam Suresi, 74) Hani babas›na demiflti: "Babac›¤›m, iflitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir fleyden ba¤›ms›zlaflt›rmayan fleylere niye tap›yorsun? "Babac›¤›m, gerçek flu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Art›k bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaflt›ray›m." (Meryem Suresi, 42-43)

Hz. ‹brahim'in babas›na yapt›¤› tebli¤de iman edenlerin örnek almas› gereken en önemli hususlardan biri, inkar eden kifli ne kadar kibirli ve zorlu olursa olsun, ona Allah'›n emir ve

36


H arun Y ahya

(solda) MÖ 2500-1100 y›llar›ndan kalma bir put. (sa¤da) Asurlular tafltan, tahtadan yap›lm›fl putlar›n›n kendilerini felaketlerden korudu¤una inanacak kadar büyük bir gaflet içindeydiler. Hadad isimli put da Kral Esarhaddon (MÖ 7. yy) taraf›ndan koruyucu putlar aras›nda say›l›yordu.

37


H z. ‹ brahim tavsiyeleri anlat›l›rken sab›rl› davran›lmas› ve güzel bir anlat›m yap›lmas› gerekti¤idir. Hz. ‹brahim'in bu tutumu ayn› Hz. Musa'n›n Firavun'a tebli¤indeki tutumu gibidir. Hz. Musa da, Allah'›n "Ona yumuflak söz söyleyin, umulur ki ö¤üt al›p-düflünür veya içi titrer-korkar." (Taha Suresi, 44) emri gere¤i Firavun'a tebli¤ yaparken ›l›ml› ve yumuflak bir üslup kullanm›flt›r. Hz. ‹brahim'in babas›na yapt›¤› tebli¤i ve babas›n›n verdi¤i karfl›l›¤› Allah ayetlerinde flöyle haber verir: "Babac›¤›m, fleytana kulluk etme, kuflkusuz fleytan, Rahman (olan Allah)a baflkald›rand›r." "Babac›¤›m, gerçekten ben, sana Rahman taraf›ndan bir azab›n dokunaca¤›ndan korkuyorum, o zaman fleytan›n velisi olursun." (Babas›) Demiflti ki: "‹brahim, sen benim ilahlar›mdan yüz mü çeviriyorsun? E¤er bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni tafla tutar›m; uzun bir süre benden uzaklafl, git." (‹brahim:) "Selam üzerine olsun, senin için Rabbimden ba¤›fllanma dileyece¤im, çünkü, O, bana pek lütufkard›r" dedi. "Sizden ve Allah'tan baflka tapt›klar›n›zdan kopup-ayr›l›yorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayaca¤›m." (Meryem Suresi, 44-48)

Hz. ‹brahim ve babas› aras›nda geçen bu konuflmalar bizler için çok önemli hikmetler içermektedir. Öncelikle Hz. ‹brahim'in son derece cesur ve tevekküllü tavr› dikkat çekicidir. Hz. ‹brahim ölüm pahas›na da olsa Allah'›n emrini yerine getirmifl ve babas›n› hidayete davet etmifltir. Babas›n›n sevgisini, yard›m›n›, imkanlar›n› kaybetmeyi göze alm›fl, onun tehditlerini önemsememifl ve kendisine "benden uzaklafl, git" demesine kar-

38


H arun Y ahya fl›l›k, çok büyük bir tevekkül ve sab›r göstermifltir. Allah'›n kendisine yard›m edece¤ini ve do¤ru yolu gösterece¤ini bilmifl, bunun verdi¤i rahatl›k ve güven içinde davranm›flt›r. Yaflad›¤› evden haks›z yere uzaklaflt›r›lmas›n›n üzerine hemen Allah'a dua etmesi ve O'nun duas›na icabet edece¤ine güvenmesi, bir Müslüman›n sahip olmas› gereken örnek tevekkül ve ihlas› göstermektedir. Dahas›, Hz. ‹brahim, kendisine karfl› bu kadar düflmanca davranan babas›na karfl› çok güzel bir ahlak göstermifl, ›l›ml› üslubunu korumufl ve ona "babac›¤›m" diye hitap etmeyi sürdürmüfltür. Bu, her Müslüman›n örnek almas› gereken çok üstün bir ahlak özelli¤idir. O, babas›na büyük bir flefkat ve itidalle yaklaflm›fl, onu mütevazi bir biçimde hidayete ça¤›rm›fl, ama babas› inkarda direnince hemen Allah'a s›¤›n›p babas›ndan uzaklaflm›flt›r. Hz. ‹brahim'in bu tavr›, bir Müslüman›n di¤er insanlara bak›fl›ndaki tek ölçünün Allah'›n r›zas› olmas›, "Allah için sevmek ve Allah için bu¤z etmek (hofllanmamak)" olmas› gerekti¤ini göstermektedir. Allah her Müslüman›n sahip olmas› gereken bu vasf› ayetlerde flöyle haber verir: Kendilerine onlar›n gerçekten ç›lg›n ateflin arkadafllar› olduklar› aç›kland›ktan sonra -yak›nlar› dahi olsa- müflrikler için ba¤›fllanma dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraflmaz. ‹brahim'in babas› için ba¤›fllanma dilemesi, yaln›zca ona verdi¤i bir söz dolay›s›yla idi. Kendisine, onun gerçekten Allah'a düflman oldu¤u aç›klan›nca ondan uzaklaflt›. Do¤rusu ‹brahim, çok duygulu, yumuflak huyluydu. (Tevbe Suresi, 113-114)

Hz. ‹brahim ile babas› Azer aras›ndaki konuflmalarda dikkat çekici olan bir di¤er husus, Azer'in flirk dinine olan fliddetli ba¤l›l›¤›d›r. Öyle ki, bu ba¤l›l›k kendi kan›ndan olan ve y›llarca büyütüp, yan›nda tuttu¤u ve kendisine karfl› da son derece sayg›l› davranan o¤lunu ölüm ile tehdit etmesine kadar var-

39


H z. ‹ brahim maktad›r. Hz. ‹brahim'in, Azer taraf›ndan böylesine a¤›r bir flekilde tehdit edilmesinin tek sebebi, onun yaln›zca Allah'a ibadet etmesi ve kavminin flirk dinini reddetmesidir. Azer, o¤lu Hz. ‹brahim'i "tafla tutmakla" tehdit edecek kadar azg›nlaflm›flt›r. Bu durum, inkarc›lar›n zalim, tahammülsüz ve bask›c› karakterinin bir örne¤idir.

40


H arun Y ahya

Hz. ‹brahim'in Ö¤üt Verdi¤i ‹nkarc› Kuran'da, Hz. ‹brahim'in insanlar› Allah'a iman etmeye davet ederken karfl›laflt›¤› azg›n bir hükümdardan bahsedilmektedir. Tarihi kaynaklarda "Nemrud" olarak an›lan bu inkarc› ile Hz. ‹brahim aras›nda önemli bir konuflma geçmifltir:

41


H z. ‚ brahim

42


H arun Y ahya Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda ‹brahim'le tart›flmaya gireni görmedin mi? Hani ‹brahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demiflti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demiflti... (Bakara Suresi, 258)

Ayette belirtildi¤i üzere mal, mülk ve iktidar›ndan dolay› böbürlenen bu kifli, Hz. ‹brahim'le tart›flmaya girerek kendisinin de yaratma vasf›na sahip (Allah'› tenzih ederiz.) olabilece¤i gibi büyük ve ak›ls›zca bir iftirada bulunmufltur. Mal›yla, mülküyle övünen bu kifli kendini ilahlaflt›rmakta, Allah'› inkar etmektedir. Kibirinden dolay› Allah'›n tüm kainat üzerindeki güç ve kudretini görmek istememektedir. ‹nkarc› kifli -tarihi kaynaklara göre Nemrud- kendisine Allah'›n varl›¤›n› ve birli¤ini tebli¤ eden Hz. ‹brahim ile tart›flmaya girer. Allah'a karfl› büyüklenen bu kifliye Hz. ‹brahim'in verdi¤i cevap ise, son derece hikmetli ve ak›lc›d›r: … "fiüphe yok, Allah Günefl'i do¤udan getirir, sen de onu bat›dan getir" deyince, o inkarc› böylece afallay›p kalm›flt›. Allah, zalimler toplulu¤unu hidayete erdirmez. (Bakara Suresi, 258)

Allah'›n varl›¤›n› ve kudretini insanlara anlatan peygamberler her zaman bu örnekteki gibi hikmetli ve ak›lc› anlat›mlar kullanm›fllard›r. Allah'a olan samimi imanlar› onlar›n tebli¤lerini etkili k›lm›fl, inkarc›lar›n sapk›n bak›fl aç›lar› bu flekilde geçersiz hale gelmifltir. Kendilerini do¤ru yolda zanneden, mallar›na, güçlerine ve flirk kofltuklar› putlar›na güvenen inkarc›lar ise, iman edenler karfl›s›nda her aç›dan çok çaresiz kalm›fllard›r. Çünkü Allah'›n mükemmel yarat›fl›n› ve sonsuz gücünü anlatan iman sahipleri karfl›s›nda bat›l inançlar›n›n savunmas›n› yapabilmeleri mümkün de¤ildir. Onlar her zaman yenilmeye, ayetteki ifadeyle "afallamaya", cevaps›z kalmaya mahkumdurlar.

43


H z. ‹ brahim Hz. ‹brahim'in verdi¤i cevapta dikkat çeken bir di¤er yön ise, onun samimiyeti ve do¤all›¤›d›r. ‹çten gelen, samimi bir anlat›m flekli Allah'›n izni ile her zaman insanlar›n kalplerine ve vicdanlar›na etki eder. Çünkü Allah'›n varl›¤› apaç›kt›r ve mümin bu kesin gerçe¤i içinden geldi¤i gibi do¤al bir üslupla anlat›r. Ancak bu anlat›m karfl›s›nda etkilenseler dahi, insanlar›n bir bölümü fleytan›n etkisine kap›larak inkarda ›srar ederler. Genellikle dinden uzak yaflayan bu insanlar, Hz. ‹brahim ile tart›flmaya giren kifli gibi zenginli¤in, güzelli¤in veya mevkinin kendi çabalar›n›n bir ürünü oldu¤unu düflünerek kibirlenirler. Kendilerine haks›z bir üstünlük payesi vererek Allah'›n büyüklü¤ünü unuturlar. fieytan onlar› sahip olduklar› güç ve iktidar› kullanarak kibire sürükler. Bu flekilde Allah'a kulluk etmelerini engellemek ister. Müminler de tebli¤ yaparken birçok insanla karfl›lafl›rlar. Bunlar›n ço¤u, büyüklenerek Allah'›n gücünü ve kudretini hakk›yla göremez. Bu durumda Müslümanlar›n yapmalar› gerekenlerden biri, Hz. ‹brahim gibi onlar›n kibirlerini ortadan kald›racak, Allah'›n karfl›s›nda ne kadar aciz olduklar›n› kendilerine hissettirecek örnekler vermek olmal›d›r. Bunun sonucunda inkar eden kifli art›k kibirlenmesinin, mal› ile övünmesinin Allah'›n gücü karfl›s›nda hiçbir önemi olmad›¤›n› anlayacakt›r. Kendi güç ve kudretinin s›n›rl› oldu¤unu, ölümü ile birlikte herfleyin yok olaca¤›n›, Allah'›n ise tek mutlak güç oldu¤unu vicdan› ile hissedecektir. Hz. ‹brahim'in, kendisiyle tart›flmaya giren kifliye karfl› kullanm›fl oldu¤u anlat›m flekli, tebli¤de ak›lc›, hikmetli ve sonuca yönelik konuflman›n ne kadar önemli oldu¤unu da göstermektedir. Müslüman, hiçbir zaman tart›flmaya dayal› ve sonuç getirmeyecek konuflmalara girmemelidir. Aksine her za-

44


H arun Y ahya

45


H z. ‹ brahim man için karfl› taraf›n psikolojik durumunu ve mant›k örgüsünü tahlil ederek, onun bat›l inançlar›n› ortadan kald›racak, ona Allah'›n varl›¤›n› gösterecek etkileyici ve ak›lc› izahlar kullanmal›d›r. Bu etkili ve hikmetli anlat›m flekline ise, ancak imanda derinleflmifl, Allah'›n ayetlerini uygulamada titiz davranan ve Allah'tan çok korkan insanlar›n sahip olabilecekleri aç›kt›r. Çünkü hikmet Allah'›n bir lütfudur ve onu Allah'tan talep etmek gerekir. Allah bir ayette "Kime dilerse hikmeti ona verir; flüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hay›r da verilmifltir..." (Bakara Suresi, 269) fleklinde buyurarak, bu s›rr› bizlere haber vermektedir.

46


H arun Y ahya

47


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim'in Kavmine Yapt›¤› Tebli¤ Bir Müslüman, inkar ya da gaflet içindeki bir insana nas›l tebli¤ yapmal›d›r? Onu dine nas›l davet etmelidir? Allah Kuran'da tebli¤ ibadetinin, iyi düflünülmüfl yöntemler ve üsluplarla yürütülmesi gerekti¤ine iflaret etmektedir. Tebli¤in tek bir yöntemi yoktur. Yöntem, karfl›daki kiflinin durumuna, içinde bulundu¤u flartlara, düflüncelerine ve inançlar›na göre de¤iflir. Örne¤in Allah ayetlerinde, Hz. Nuh'un insanlara Kendi varl›¤›n› hem "aç›kça ilan" etti¤inden, hem de "gizli gizli yollarla" anlatt›¤›ndan, onlar› dine yöneltecek dolayl› yöntemler kulland›¤›ndan bahsetmektedir. (Nuh Suresi, 9) Hz. ‹brahim'in kendi kavmine yapt›¤› tebli¤de de çok önemli örnekler bulunmaktad›r. Onun en dikkat çekici yöntemlerinden biri, kavmine Allah'› anlat›rken onlar›n vicdanlar›n› harekete geçirecek, onlar› düflündürecek yöntemler izlemesidir. Onlara sorular sorarak düflünmelerini sa¤lam›fl ve böylece içinde bulunduklar› sapk›nl›¤› ispat etmifltir. Tapt›klar› sahte ilahlar›n fluursuz birer tahta ve tafl parças›ndan ibaret oldu¤unu onlara göstermifl, ince bir planla onlar›n da aklen ve kalben buna ikna olmalar›n› sa¤lam›flt›r. Kavminin as›rlard›r içinde yaflad›¤› flirk sistemini bu tebli¤ yöntemiyle çökertirken, onlara Allah'›n varl›¤›n› ve birli¤ini de aç›klam›flt›r. Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'in tebli¤ini flöyle bildirir: Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir y›ld›z görmüfl ve demiflti ki: "Bu benim Rabbimdir." Fakat kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demiflti. Ard›ndan Ay'›, do¤ar görünce: "Bu benim Rabbim" demifl, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demiflti, "E¤er Rabbim beni do¤ru yola erdirmezse gerçekten sapm›fllar toplulu¤un-

48


H arun Y ahya dan olurum." Sonra Günefl'i do¤ar görünce: "‹flte bu benim Rabbim, bu en büyük" demiflti. Ama o da kayboluverince, kavmine demiflti ki: "Ey kavmim, do¤rusu ben sizin flirk koflmakta olduklar›n›zdan uza¤›m. Gerçek flu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müflriklerden de¤ilim." (Enam Suresi, 76-79)

Hz. ‹brahim'in bu ayetlerde belirtilen Ay, Günefl ve y›ld›zlar hakk›ndaki yorumlar›, kendisinin gerçek düflünceleri de¤il, kavmine yönelik bir tebli¤ yöntemi gibi gözükmektedir. (En do¤rusunu Allah bilir.) Çünkü gece vakti gördü¤ü y›ld›zlar›n ve Ay'›n k›sa bir zaman sonra (Günefl'in do¤mas›yla) yok olaca¤›n›, Günefl'in ise do¤duktan sonra tekrar bataca¤›n› elbette Hz. ‹brahim de bilmektedir. Ancak müflrik olan kavmi ak›l ve muhakemeden yoksun oldu¤u için, Hz. ‹brahim böyle aflamal› bir anlat›m yöntemi tercih etmifl olabilir. Kitab›n ilk bölümünde de üzerinde durdu¤umuz gibi, o

49


H z. ‹ brahim dönemin putperest toplumlar› kendi yapt›klar› heykellerin yan› s›ra Günefl, Ay gibi gök cisimlerine de tap›nmaktayd›lar. ‹flte bu nedenle Hz. ‹brahim onlar›n ilahl›k atfettikleri bu cisimlerin neden ilah olamayacaklar›n›, onlara soru-cevap yoluyla aç›klamak istemifl olabilir. Bunun için önce y›ld›zlar› bir ilah olarak göstermifl, kavminin dikkatini onlara çekmifl, ard›ndan bunlar›n asl›nda bir ilah olamayaca¤›n› Allah'›n kendisine ilham etti¤i flekilde ispat etmifltir. Hz. ‹brahim'in söyledi¤i "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" ifadesi de yine kavmine yönelik önemli bir mesajd›r: Bu flekilde, "ilah" vasf›na sahip olan varl›¤›n, asla ölmeyen ve yok olmayan bir varl›k oldu¤unu dolayl› olarak anlatm›flt›r. (En do¤rusunu Allah bilir.) Nitekim bunlar, Rabbimizin "Baki" (devam eden, fani olmayan) ve "Kaim" (idare edip ayakta tutan) s›fatlar›d›r. Hz. ‹brahim bunun ard›ndan, ayn› yöntemi, kavminin sözde ilahlar›ndan biri olan Ay için kullanm›fl ve Ay'›n bir ilah olmayaca¤›n› onlara yine ak›lc› bir yolla göstermifl olabilir. Daha sonra ayn› mant›¤› Günefl için de kullanm›fl ve bu arada özellikle Günefl'in "en büyük" oldu¤una dikkat çekmifl olabilir. Böylece, kavminin ilah olarak edinmesi muhtemel olan en büyük maddi varl›¤› da devreden ç›karm›flt›r. Günefl'in ötesinde, kavminin görebilece¤i daha büyük bir maddi varl›k yoktur ve dolay›s›yla bunun bir ilah olmad›¤›n›n anlat›lmas›, flirk sistemine önemli bir darbedir. Hz. ‹brahim, en sonunda da "ben müflriklerden de¤ilim" sözleri ile tüm bunlar› Allah'›n yaratt›¤›n›, O'nun tek gerçek ilah oldu¤unu ve kendisinin de Allah'a flirk koflmadan iman etti¤ini aç›klam›flt›r. Hz. ‹brahim'in bu sözlerinden onun flirk sistemini çok yak›ndan bildi¤i anlafl›lmaktad›r. O, tüm bu örnekleri bir tebli¤ yöntemi olarak vermifl ve bu flekilde onlar›n bozuk mant›kla-

50


H arun Y ahya

51


H z. ‹ brahim r›n›, sapk›nl›klar›n› ortaya ç›karmak istemifltir. Nitekim ayetlerden büyük bir azg›nl›k içindeki kavminin onunla tart›flmaya çal›flt›¤› anlafl›lmaktad›r: Kavmi onunla çekiflip-tart›flmaya girdi. Dedi ki: "O beni do¤ru yola erdirmiflken, siz benimle Allah konusunda çekiflip-tart›flmaya m› girifliyorsunuz? Sizin O'na flirk kofltuklar›n›zdan ben korkmuyorum, ancak Allah'›n benim hakk›mda bir fley dilemesi baflka. Rabbim, ilim bak›m›ndan herfleyi kuflatm›flt›r. Yine de ö¤üt al›p-düflünmeyecek misiniz?" (Enam Suresi, 80) Hz. ‹brahim kavmine tebli¤ yaparken Allah'›n ilham›yla hareket etmifltir. ‹zledi¤i yöntemlerden, verdi¤i örneklerden Hz. ‹brahim'in Allah'›n vahyi ile hareket etti¤i anlafl›lmaktad›r. Allah "Bu, ‹brahim'e, kavmine karfl› verdi¤imiz delilimizdir. Biz, diledi¤imizi derecelerle yükseltiriz. fiüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir." (Enam Suresi, 83) ayetiyle Hz. ‹brahim'e kavmine karfl› deliller verdi¤ini haber vermektedir.

Hz. ‹brahim'in kulland›¤› bu tebli¤ yöntemi, tüm Müslümanlar için örnektir. Bir mümin de tebli¤ yaparken karfl› taraf›n çürük ve temelsiz fikirlerini birer birer çökertmeli ve bunun kesin delillerini ortaya koymal›d›r. Bunun arkas›ndan da tebli¤ yapt›¤› kiflileri Allah'a iman etmeye ve yaln›zca O'na kulluk etmeye davet etmelidir. E¤er bir insan›n kendisine put edindi¤i kavramlar y›k›lmaz ve bu kavramlar› flirk koflmas›na neden olan mant›klar ortadan kald›r›lmazsa, o kiflinin Allah'a gerçek anlamda iman etmesi ve gerçek anlamda Müslüman olmas› zorlafl›r. Putlar›n y›k›lmas›, örne¤in insanlar›n kap›ld›klar› bat›l ideolojilerin, felsefelerin veya birtak›m maddi varl›klar›n terk edilmesi, gerçek iman›n flart›d›r. Hz. ‹brahim'in tebli¤inden onun Allah'a olan sevgisi, coflkulu iman› ve Allah'›n emirlerini uygulamadaki titizli¤i aç›k

52


H arun Y ahya bir flekilde anlafl›lmaktad›r. Kavmine ve babas›na yönelik yapt›¤› bir di¤er tebli¤ yöntemi de onun Allah'›n seçip be¤endi¤i ve insanlara üstün k›ld›¤›, kutlu bir insan oldu¤unu bizlere en güzel flekilde göstermektedir. Allah ayetlerde flu flekilde bildirmektedir: Onlara ‹brahim'in haberini de aktar-oku: Hani babas›na ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demiflti. Demifllerdi ki: "Putlara tap›yoruz, bunun için sürekli onlar›n önünde bel büküp e¤iliyoruz." Dedi ki: "Peki dua etti¤iniz zaman onlar sizi iflitiyorlar m›? Ya da size bir yararlar› veya zararlar› dokunuyor mu?" "Hay›r" dediler. "Biz atalar›m›z› böyle yaparlarken bulduk." (‹brahim) Dedi ki: "fiimdi neye tapmakta oldu¤unuzu gördünüz mü? Hem siz hem de eski atalar›n›z?" (fiuara Suresi, 69-76)

Yukar›daki ayetlerde de görüldü¤ü gibi, Hz. ‹brahim kavmine putlara tapman›n ne kadar büyük bir sapk›nl›k ve ak›ls›zl›k oldu¤unu çeflitli yöntem ve örneklerle anlatm›flt›r. Ancak kavminin bu hat›rlatmalara karfl› verdi¤i tek Bu heykelde Hammurabi, sapk›n inançlar›n›n bir gere¤i olarak sözde Sümer Günefl tanr›s› Shamash'› temsil eden bir put önünde sayg› gösterisinde bulunurken görülmektedir.

53


H z. ‚ brahim

54


H arun Y ahya cevap, "biz bunu atalar›m›zdan gördük" olmufltur. Önceki bölümde de üzerinde durdu¤umuz gibi bu cevap cahiliye toplumunda çok s›k rastlanan, bat›l inançlar› meflrulaflt›rmak için kullan›lan, al›fl›ld›k bir cevapt›r. Ve hak dinin karfl›s›nda hiçbir dayana¤› yoktur. Bu ayetlerin devam›nda Hz. ‹brahim, kavmini Allah'a iman etmeye davet etmekte ve onlara Rabbimizi tan›tmaktad›r: "‹flte bunlar gerçekten benim düflman›md›r; yaln›zca Alemlerin Rabbi hariç; Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur; Bana yediren ve içiren O'dur; Hastaland›¤›m zaman bana flifa veren O'dur; Beni öldürecek sonra diriltecek olan da O'dur; Din (ceza) günü hatalar›m› ba¤›fllayaca¤›n› umdu¤um da O'dur;" (fiuara Suresi, 77-82) Ayetlerde de görüldü¤ü gibi, Hz. ‹brahim'in kavmi flirk kofltuklar› putlar›na tap›nmakta kararl› olduklar›n› sürekli tekrarlamaktad›rlar. Hz. ‹brahim ise onlara Rabbimizi en güzel s›fatlar›yla överek karfl›l›k vermektedir. Allah kainatta bulunan canl› ya da cans›z tüm varl›klar›, yoktan var edendir. Dünya üzerindeki tüm nimetleri insanlar›n hizmetine veren, onlara saymakla bitiremeyecekleri kadar eflsiz güzellikleri bahfledendir. ‹nsan›n dünyaya gelifli, büyümesi, yemesi, içmesi, yürümesi, hareket etmesi, konuflmas›, gülmesi, k›sacas› tüm hayat› Allah'›n dilemesiyle gerçekleflmektedir. Hz. ‹brahim'in de ayetlerde bildirdi¤i gibi, insan hastaland›¤› zaman ona flifay› veren, iyilefltirip, eski sa¤l›kl› haline kavuflturan alemlerin Rabbi olan Allah't›r. Allah izin vermedikçe ne ilaçlar›n ne de doktorlar›n insanlara flifa vermesi mümkün de¤ildir. ‹nsan› var etti¤i gibi eceli geldi¤i zaman can›n› alacak olan da Allah't›r. ‹nsan daha dünyaya gelmeden önce kaç y›l, kaç gün, kaç saat, hatta kaç saniye hayatta kalaca¤› Allah kat›nda belirlenmifltir. ‹nsan›n hayat› boyunca bafl›na gelecek olan her detay, söyleyece¤i her söz, yapaca¤› her hareket kaderinde yaz›lm›flt›r. ‹nsan

55


H z. ‹ brahim Allah'›n takdir etti¤i kaderinin d›fl›nda tek bir hareket yapmaya ya da tek bir söz söylemeye güç yetiremez. Allah dünya hayat›n› insanlara bir deneme olarak yaratm›flt›r. ‹nsanlara bir hidayet önderi olarak elçilerini göndermifl, hidayet rehberi olarak da ayetlerini vahyetmifltir. Her insan ahiret gününde hayat› boyunca yapt›klar›yla hesaba çekilecektir. Rabbimize iman eden, O'ndan korkup sak›nan, Allah'›n emir ve yasaklar›na titizlikle uyan, tüm hayat›n› O'nun r›zas›n›, rahmetini umarak salih amelle geçiren iman sahipleri eflsiz nimetlerle karfl›laflacaklard›r. Allah kullar›na karfl› çok merhametli, çok ba¤›fllay›c› ve çok flefkatli oland›r. Allah hesap gününde iman eden kullar›n›n kötülüklerini örtece¤ini, onlar›n hatalar›n› ba¤›fllayaca¤›n› ve onlara sonsuz cennet nimetleriyle karfl›l›k verece¤ini vaat etmifltir.

Burada çok önemli bir konuyu daha hat›rlatmakta fayda vard›r: ‹nsan›n tebli¤ yaparak di¤er insanlar› hidayete erifltirme gücü yoktur. Tebli¤ mümin için bir ibadettir. Bu ibadetin karfl›l›¤›nda, kendisine tebli¤ yap›lan kiflinin iman edip etmemesi tamamen Allah'›n hidayet vermesine ba¤l›d›r. Allah nasip etmezse hiç kimse iman edemez. Nitekim Hz. ‹brahim'in Allah'a olan iman›ndan ald›¤› güçle yapt›¤› bu tebli¤e karfl›l›k, Allah'tan korkmayan, vicdanlar›n›n sesini dinlemeyen ve akletme yetene¤inden yoksun olan kavmi, inkarda ›srarc› davranm›flt›r. Ayr›ca iman etmeyi kabul etmemekle kalmay›p, ayn› zamanda daha da azg›nlaflarak Hz. ‹brahim'i ölümle tehdit etmifllerdir. Hatta, biraz sonra inceleyece¤imiz gibi, Hz. ‹brahim'i atefle atmaya kalkm›fllard›r. ‹flte bu nedenle flu gerçek unutulmamal›d›r: ‹man eden bir kifli çevresindeki insanlar› ihlasla ve kararl›l›kla Allah'a iman etmeye davet etmeli, ancak onlar›n iman etmemelerinden dolay› bir üzüntüye kap›lmamal›d›r.

56


H arun Y ahya Rabbimiz bir ayetinde "... Hak Rabbinizdendir; art›k dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin..." (Kehf Suresi, 29) fleklinde buyurmakta ve Peygamberimiz (sav)'e "Onlar mü'min olmayacaklar diye neredeyse kendini kahredeceksin (öyle mi?)" (fiuara Suresi, 3) fleklinde bildirmektedir. Allah Yusuf Suresi'nde flu flekilde buyurmaktad›r: Sen fliddetle arzu etsen bile, insanlar›n ço¤u iman edecek de¤ildir. Oysaki sen buna karfl› onlardan bir ücret de istemiyorsun. O, alemler için yaln›zca bir 'ö¤üt ve hat›rlatmad›r.' (Yusuf Suresi, 103-104)

Hz. ‹brahim'in kavminin, içinde bulunduklar› sistemin saçma oldu¤unu vicdanen görmelerine ra¤men inkarda diretmelerinin sebeplerinden biri, menfaatlerine olan düflkünlükleridir. Yaflamakta olduklar› flirk sistemi, onlara çeflitli dünyevi menfaatler sa¤lamaktad›r ve bu kurulu düzenin de¤iflmesi onlar›n ç›karlar› ile çat›flmaktad›r. (Aynen Mekke'deki putlar sayesinde büyük ticari karlar elde eden Mekke liderlerinin, Peygamber Efendimizin tebli¤ine karfl› ç›kmalar› gibi.) Bu, gerçekte Allah'›n peygamberleri için takdir etti¤i bir kanundur. Kuran'da belirtildi¤i üzere, her dönemde gönderilen elçilere karfl› ç›k›lm›fl; peygamberler ölüm ile tehdit edilmifl ve as›ls›z iftiralara u¤ram›fllard›r. Bu mübarek, k›ymetli insanlar, kimi zaman büyücülükle, kimi zaman delilik, kimi zaman da "flairlik", yani Allah ad›na sözler uydurmak fleklinde çirkin ve as›ls›z iftiralarla suçlanm›fllard›r. Bir baflka deyiflle, peygamberleri suçlayanlar, onlar› sapk›n, kendilerini ise hak yolda ilan etmek gibi bir sahtekarl›¤a baflvurmaktan çekinmemifllerdir. Ancak unutulmamal›d›r ki, bu insanlar büyük bir ak›ls›zl›¤›n kuflatmas› alt›ndad›rlar. Menfaatlerini korumaya çal›fl›rlarken asl›nda kendilerini kendi elleriyle sonsuza kadar süre-

57


H z. ‹ brahim cek bir azaba sokmaktad›rlar. Allah güzel ahlaklar›, takvalar›, derin imanlar› ile tüm insanlara örnek k›ld›¤› peygamberlerine isyan eden insanlar›n u¤rayacaklar› sonu flöyle haber vermifltir: ... Onlar, Allah'tan bir gazaba u¤rad›lar da üzerlerine afla¤›lanma (damgas›) vuruldu. Bu, Allah'›n ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haks›z yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi aflmalar› dolay›s›ylad›r. (Al-i ‹mran Suresi, 112)

Hz. ‹brahim'in Putlara Kurdu¤u Tuzak Kuran'da bildirildi¤ine göre, Allah Kendisi'nden korkan kullar›na "do¤ruyu yanl›fltan ay›rt etme" yetene¤i verir. Bu, sadece müminlere has olan çok büyük bir lütuf, üstün bir nimettir. Hz. ‹brahim'in, kavmini Allah'a iman etmeye davet ederken izledi¤i yöntemler, ald›¤› kararlar ve kulland›¤› üslup, Allah'›n seçkin kullar›na bahfletti¤i bu büyük nimetin önemli örnekleridir. Hz. ‹brahim'in hayat›ndaki bu örneklerden biri, kavminin putlar›na kurdu¤u tuzakt›r. Hz. ‹brahim, çok say›da olan bir toplulu¤a karfl› tek bafl›na mücadele vermifltir. Bu, elbette tehlikeli bir ortam›n varl›¤›n› ve dolay›s›yla da tedbir al›nmas› gerekti¤ini gösterir. Nitekim Hz. ‹brahim de inkarc›lar›n kendisine zarar vermelerini ve tebli¤inin önünü kesmelerini önlemek için tedbirler alm›flt›r. Örne¤in etraf›ndaki müflrikleri uzaklaflt›rmak için "hastay›m" demifltir: Hani babas›na ve kavmine demiflti ki: "Sizler neye tap›yorsunuz? Birtak›m uydurma yalanlar için mi Allah'tan baflka ilahlar istiyorsunuz? Alemlerin Rabbi hakk›ndaki zann›n›z nedir?" Sonra y›ld›zlara bir göz att›. "Ben, do¤ru-

58


H arun Y ahya su hastay›m" dedi. Böylelikle arkalar›n› çevirip ondan kaçmaya bafllad›lar. (Saffat Suresi, 85-90)

Hz. ‹brahim inkarc› toplulu¤u kendinden uzaklaflt›rd›ktan sonra putlar›n yan›na gitmifl ve onlar› parçalam›flt›r: Bunun üzerine onlar›n ilahlar›na sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?" dedi. "Size ne oluyor ki konuflmuyorsunuz?" Derken onlar›n üstüne yürüyüp sa¤ eliyle bir darbe indirdi. (Saffat Suresi, 91-93) Böylece o, yaln›zca büyükleri hariç olmak üzere onlar› paramparça etti; belki ona baflvururlar diye. (Enbiya Suresi, 58)

Hz. ‹brahim'in, putlar›n sadece birini sa¤lam b›rakm›fl olmas›n›n da önemli bir hikmeti vard›. Hz. ‹brahim'in kavmi putlar›n bulundu¤u yere gittiklerinde, sözde ilahlar›n›n paramparça oldu¤unu ve yaln›zca en büyük olan putun kald›¤›n› gördüler. Ve hemen bunu yapan kifliyi aramaya bafllad›lar. Hz. ‹brahim'in putlara ve bu müflrik inanca olan mücadelesini bildiklerinden dolay› putlar› onun k›rd›¤›n› hemen anlad›lar ve kendilerince intikam almak için Hz. ‹brahim'i aray›p buldular: "Bizim ilahlar›m›za bunu kim yapt›? fiüphesiz o, zalimlerden biridir" dediler. "Kendisine ‹brahim denilen bir gencin bunlar› diline dolad›¤›n› iflittik" dediler. Dediler ki: "Öyleyse, onu insanlar›n gözü önüne getirin ki, ona (nas›l bir ceza verece¤imize) flahid olsunlar." ‹brahim'i getirdikten sonra; dediler ki: "Ey ‹brahim, bunu ilahlar›m›za sen mi yapt›n?" (Enbiya Suresi, 59-62)

Bu soru, Hz. ‹brahim'in neden en büyük putu k›rmay›p sa¤lam b›rakt›¤›n› da ortaya ç›kar›yordu: "Hay›r" dedi. "Bu yapm›flt›r, bu onlar›n büyükleridir; e¤er

59


H z. ‹ brahim konuflabiliyorsa, siz onlara soruverin." (Enbiya Suresi, 63)

‹nkarc›lar, Hz. ‹brahim'in bu cevab› üzerine putlar›n konuflmaya güç yetiremeyece¤ini ister istemez düflündüler ve anlad›lar. O güne kadar bu tafl parçalar›n›n hiçbir gücü olamayaca¤›n› anlatan Hz. ‹brahim'e inanmayan bu insanlar, onun bu hikmetli plan› ile bu gerçe¤i kavrad›lar: Bunun üzerine kendi vicdanlar›na baflvurdular da; "Gerçek flu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler. (Enbiya Suresi, 64)

Ancak inkarc›lar›n bu piflmanl›¤› k›sa sürdü. Gerçe¤i anlam›fl olmalar›na ra¤men, s›rf kendilerine atalar›ndan miras kalan ve geçici dünyevi menfaatleri ile uyuflan flirk sistemini sürdürmek için Hz. ‹brahim'e tekrar karfl› ç›kt›lar: Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunlar›n konuflamayacaklar›n› sen de bilmektesin. Dedi ki: "O halde, Allah'› b›rak›p da sizlere yarar› olmayan ve zarar› dokunmayan fleylere mi tap›yorsunuz? Yuh size ve Allah'tan baflka tapt›klar›n›za. Siz yine de ak›llanmayacak m›s›n›z? Dediler ki "E¤er (bir fley) yapacaksan›z, onu yak›n ve ilahlar›n›za yard›mda bulunun." (Enbiya Suresi, 65-68)

Hz. ‹brahim'in bu k›ssada sergiledi¤i tav›rlar, ince bir plan ve hikmeti göstermektedir. Kavmine "hastay›m" diyerek onlar› yan›ndan uzaklaflt›rm›fl ve böylece kendisine rahat bir faaliyet imkan› oluflturmufltur. Sonra putlar› k›rm›fl, ama en büyük olan putu ayakta b›rakm›flt›r. Bunu, putlar›n k›r›ld›¤›n› gören kavminin verece¤i tepkilerin neler olabilece¤ini düflünerek yapm›flt›r. Hz. ‹brahim'in kurdu¤u bu tuzak, onun Allah'›n vahyi ile hareket eden, üstün ak›l ve basiret sahibi bir elçi oldu¤unu bizlere göstermektedir. O, Allah'›n ilham›yla çok hikmetli bir

60


H arun Y ahya

61


H z. ‹ brahim tuzak kurmufl ve Allah'›n izniyle çok güzel bir baflar› elde etmifltir. Putlar› k›rd›ktan sonra, bunun en büyük put taraf›ndan yap›ld›¤›n› söylemekle kavmini kendi inançlar›n› sorgulamaya yöneltmifltir. ‹lk baflta belirlemifl oldu¤u plan böylece aflama aflama gerçekleflmifltir. Hz. ‹brahim'in putlar› k›rmas›ndaki as›l amaçlardan biri, kavminin sahip oldu¤u inanç sisteminin ne kadar ak›l d›fl› oldu¤unu onlara kavratabilmektir. Çünkü e¤er bu yapt›klar›n›n saçmal›¤›n› anlamazlarsa, tekrar yeni putlar oluflturup onlara ayn› flekilde tap›nmaya devam edeceklerini biliyordu. Bu nedenle önemli olan, putlara tapman›n Allah'›n vahyine ve imana karfl› olan bat›l bir sapk›nl›k oldu¤unu onlara kavratmakt›r. Yemeyen, içmeyen, hareket edemeyen heykellerin bir insana zarar verebilece¤ini ya da bir fayda getirebilece¤ini düflünmek, çok büyük bir ak›ls›zl›kt›r. Bunu düflünenler, yani putperestler bir s›k›nt› ya da zorlukla karfl›laflt›klar›nda putlardan medet ummakta, onlardan yard›m istemekte, onlar›n istemeyece¤ini düflündükleri bir fley yapmamaktad›rlar. Çünkü bu putlardan korkmakta, cans›z putlar›n tüm kainat› ve canl›lar› var ettiklerine, tüm evreni yönetip yönlendirdiklerine, insanlara sa¤l›k, bereket, r›z›k, güç, anlay›fl verdi¤ine inanmaktad›rlar. Böylesine büyük bir gaflete kap›lacak derecede ak›l ve anlay›fltan yoksundurlar. Allah müflriklerin ne kadar büyük bir sapk›nl›k içinde olduklar›n› ayetlerde flu flekilde haber verir: Oysa (bu flirk kofltuklar› güçler ve nesneler) ne onlara bir yard›ma güç yetirebilir, ne kendi nefislerine yard›m etme¤e. Onlar› hidayete ça¤›r›rsan›z size uymazlar. Onlar› ça¤›r›rsan›z da, suskun dursan›z da size karfl› (tutumlar›) birdir. (Araf Suresi, 192-193) Onlar›n yürüyecek ayaklar› var m›? Ya da tutacaklar› elle-

62


H arun Y ahya ri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Yoksa iflitecek kulaklar› m› var? De ki: "Ortak kofltuklar›n›z› ça¤›r›n, sonra bir düzen (tuzak) kurun da bana göz bile açt›rmay›n." (Araf Suresi, 195)

Ancak bu anlay›fls›zl›¤›n sadece Hz. ‹brahim döneminde kald›¤›n› sanmak ise büyük bir yan›lg› olur. Putperestlik hala yaflamaktad›r, farkl› isimler alt›nda olsa bile. Örne¤in Hz. ‹brahim'in karfl›laflt›¤› putperestlerin inançlar›, günümüzdeki Darwinistlerin inand›klar› dogmalarla çok büyük bir benzerlik göstermektedir.

Hz. ‹brahim'in Putperest Kavmi ile Günümüz Darwinistleri Aras›ndaki Benzerlikler Hz. ‹brahim dönemindeki müflrik kavimler tafltan, topraktan ve tahtadan heykeller yap›yor, daha sonra kendi elleriyle yapt›klar› bu putlara tap›yorlard›. Sapk›n inan›fllar› gere¤i, tap›nd›klar› heykellerin kainat›n iflleyifli üzerinde bir güce sahip oldu¤una inan›yorlard›. Bu bat›l inan›fla göre, putlar karar alma, bunlar› uygulama, canl›lar› cezaland›rma ya da ödüllendirme yetkilerine sahipti. Bir baflka deyiflle söz konusu müflrikler, bu heykelleri oluflturan cans›z maddenin, sözde yaratma ve insanlar› yönetme gücüne sahip oldu¤unu san›yorlard›. Hiç flüphesiz bu çok büyük bir sapk›nl›k, Allah'›n Kuran ayetlerinde bildirdi¤i çok büyük bir günaht›r. Nitekim Allah bir Kuran ayetinde flu flekilde buyurmaktad›r: Gerçekten, Allah, Kendisi'ne flirk koflulmas›n› ba¤›fllamaz. Bunun d›fl›nda kalan› ise, diledi¤ini ba¤›fllar. Kim

63


H z. ‹ brahim Allah'a flirk koflarsa, do¤rusu büyük bir günahla iftira etmifl olur. (Nisa Suresi, 48)

Günümüzde de Darwin'in evrim teorisini savunanlar, Hz. ‹brahim döneminde yaflayan bu insanlar›n sapk›n inan›fllar›na çok benzer bir bat›l anlay›fl›n peflinden gitmektedirler. Onlar da karbon, hidrojen, oksijen, kalsiyum, magnezyum, demir gibi elementlerin, çeflitli mineraller içeren çamurlu suyun, zaman ve tesadüflerin yard›m› ile üstün bir güce ve hür iradeye sahip oldu¤una inanmaktad›rlar. Darwinistlerin sapk›n iddialar›na göre, dünyan›n ilk dönemindeki çamurdan, zaman içinde tesadüflerin yard›m› ile canl›l›k meydana gelmifltir. Do¤adaki tüm güzellikleri, hayvanlar› ve en önemlisi fluurlu bir insan› oluflturma karar›n› sözde yine bu çamurlu su, zaman ve tesadüf üçlüsü alm›flt›r. Bu bat›l inanc›n kökeni, cans›z maddeleri ak›l ve irade sahibi, karar alabilen ve bu kararlar› uygulayabilen varl›klar olarak kabul etmeye kadar gitmekte ve böylece madde adeta bir ilah olarak görülmektedir. Bu durumda evrende görülen her varl›¤›n kendi kendine ve tesadüfler sonucunda meydana geldi¤i iddia edilmekte ve her varl›k tesadüflerle birlikte ilah olarak kabul edilmektedir. (Allah'› tenzih ederiz.) Oysa kendi bedeninden bafllayarak, çevresini saran canl› ve cans›z varl›klar› inceleyen her insan, tüm kainat› sonsuz bir güce, akla ve ilme sahip olan bir Yarat›c›'n›n var etti¤ini görecektir. Üzerinde yaflad›¤› gezegenden bedeni aras›ndaki kusursuz uyuma, uzaydaki galaksiler, y›ld›zlar ve tüm di¤er gök cisimleri aras›ndaki dengeden saymakla bitiremeyece¤imiz kadar eflsiz nimetlerle bezenmifl yeryüzüne kadar her bir detay, sonsuz merhamet ve flefkat sahibi bir Yarat›c›'n›n varl›¤›n›n delillerindendir. O üstün Yarat›c›, alemlerin Rabbi olan Yüce Allah't›r. Rabbimiz insan›n biraz düflünerek bulabilece¤i bu apaç›k gerçe¤i Hz. ‹b-

64


H arun Y ahya

65


H z. ‹ brahim

rahim gibi elçileri arac›l›¤› ile de tüm insanlara bildirmifltir. Ne var ki, tarih boyunca birçok insan kendilerine anlat›lan gerçekleri inkar etmifller, Allah'›n varl›¤›n› inkarda diretmifllerdir. Allah, son vahyi olan Kuran'da bu tür insanlar›n varl›¤›n› flöyle bildirir: Olanca yeminleriyle, e¤er kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklar›na dair Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler, ancak Allah kat›ndad›r; onlara (mucizeler) gelse de kuflkusuz inanmayacaklar›n›n fluurunda de¤il misiniz? Biz onlar›n kalplerini ve gözlerini, ilkin inanma-

66


H arun Y ahya

d›klar› gibi tersine çeviririz ve onlar› tu¤yanlar› içinde flaflk›nca dolafl›r bir durumda terk ederiz. Gerçek flu ki, Biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuflsayd› ve herfleyi karfl›lar›na toplasayd›k, -Allah'›n diledi¤i d›fl›nda- yine onlar inanmayacaklard›. Ancak onlar›n ço¤u cahillik ediyorlar. (Enam Suresi, 109-111)

Görüldü¤ü gibi fluursuz minerallerin, atomlar›n ve tesadüflerin kusursuz ve eksiksiz tasar›mlar ortaya ç›kard›klar›n› iddia etmekle totemlerin önünde e¤ilip tahta heykelden sa¤l›k

67


H z. ‹ brahim ve bereket istemek, ayn› sapk›nl›¤›n devam›ndan baflka bir fley de¤ildir. De¤iflen tek fley bu sapk›nl›¤a verilen isimler, bunu tarif etmek için kullan›lan kavramlard›r. Hz. ‹brahim'in içinde yaflad›¤›, Allah'a ortaklar koflan sapk›n toplumun sahip oldu¤u inanca göre kainat› düzenleyen, yöneten, canl›lar› yönlendiren, hareket ettiren çeflitli putlar vard›. Darwinistler de benzer bir biçimde tüm canl›lar›n ve kainattaki kusursuz tasar›m›n cans›z maddelerin (atomlar›n, moleküllerin, do¤a güçlerinin, cisimlerin kimyasal ve fiziksel özelliklerinin) etkisiyle olufltu¤una inan›rlar. Bir putperestin putlara böyle bir gücü atfetmesi gibi, Darwinistler de "maddenin kendi kendini örgütlemesi", "do¤an›n türleri yaratmas›" gibi kavramlarla cans›z maddelere hayali bir yaratma gücü atfeder, onlar› putlaflt›r›rlar. Evrim teorisini savunan popüler yay›nlarda bu durum aç›kça gözlenebilir. Bu yay›nlarda yer alan yaz›larda Darwinistlerin putlar›ndan s›kça bahsedilir, bu putlar›n en bafl›ndaki put ise "Tabiat Ana" olarak isimlendirilir. Bu sapk›nl›¤› savunanlar kainattaki tüm geliflmelerin, de¤iflimlerin sözde Tabiat Ana'n›n –ya da Do¤a'n›n– yönlendirmesi ve iradesiyle gerçekleflti¤ine inan›rlar. Canl›lardaki kusursuz güzellikleri, tüm canl›lar›n meydana geliflini, ölümlerini, do¤al felaketleri Tabiat Ana'dan bilir, onun gazab› ya da mucizesi olarak yorumlarlar. Do¤adaki bir güzellikten bahsederken "do¤an›n insana arma¤an›", bir felaketten bahsederken de "tabiat anan›n gazab›" gibi sapk›nl›klar›n› gözler önüne seren cümleler sarf ederler. Ancak Tabiat Ana'n›n gücünü nereden ald›¤›na, ne ya da kim oldu¤una dair hiçbir aç›klama yapmazlar. Bu, elbette çok büyük bir ak›ls›zl›k, çok çirkin bir iftirad›r. Söz konusu kifliler Allah'a aç›kça flirk koflmakta ve bu çarp›k inançlar›n› da sözde bilimsel bir temele dayand›rmaya çal›fl-

68


H arun Y ahya

Kubbet-端s Sahra Camii'nden bir g旦r端nt端 (Carl Werner, 1863, Mathaf Gallery, Londra)

69


H z. ‹ brahim maktad›rlar. Darwinizm'in ça¤dafl elefltirmenlerinden biri olan Amerikal› düflünür Prof. Philip Johnson, evrim teorisine ve genel olarak ça¤›m›zdaki materyalist felsefeye olan inanc›n bir tür putperestlik oldu¤unu flöyle anlat›r: ‹nkar, her zaman için biz insanlar için sapt›r›c› bir tutku olmufltur. Aç›k ateizm ise, inkar›n sadece inkar›n en yüzeysel fleklidir... (‹nkar›n) bir di¤er eski stratejisi ise, Yarat›c›'n›n yerine, kontrolümüz alt›ndaki bir baflka varl›¤› yerlefltirmektir. Bunun ismi putperestliktir. ‹lkel kabileler putlar›n› tahtadan veya kilden yaparlard›. Ça¤dafl entelektüeller ise, kendi teorilerini putlar› haline getirmektedirler... 'Tanr›' kelimesini kullansalar bile, bunu tesadüf ve do¤a kanunlar› gibi göstermektedirler. Bu stratejiyi kullananlar›n tümü, Yarat›c›'n›n yerine yarat›lm›fl varl›klar› koymaktad›rlar ve zaten bu da putperestli¤in özüdür.3

Gerçekten de "Tüm kainat› yoktan var eden Rabbimizin yerine, kendileri de yarat›lm›fl olan aciz varl›klar› koymak" (Allah'› tenzih ederiz), binlerce y›ld›r süregelen putperestli¤in temelidir. ‹flte Hz. ‹brahim de ayn› sapk›n hayat görüflüne sahip olan kavmiyle mücadele etmifltir. Allah ayetlerinde bu durumu flu flekilde bildirir:

70


H arun Y ahya (‹brahim) Hani babas›na demiflti: "Babac›¤›m, iflitmeyen, görmeyen ve seni herhangi bir fleyden ba¤›ms›zlaflt›rmayan fleylere niye tap›yorsun? (Meryem Suresi, 42) (‹brahim) Hani babas›na ve kavmine demiflti ki: "Sizin, karfl›lar›nda bel büküp e¤ilmekte oldu¤unuz bu temsili heykeller nedir? "Biz atalar›m›z› bunlara tap›yor bulduk" dediler. Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalar›n›z apaç›k bir sap›kl›k içindesiniz." (Enbiya Suresi, 52-54)

Maddenin bir bilinç sahibi olmad›¤›, dolay›s›yla maddi varl›klara bilinç atfetmenin büyük bir yan›lg› oldu¤u aç›kt›r. Atomlar›n, moleküllerin, çamurlu suyun ya da tesadüflerin bir fluuru, karar alma gücü, düflünme yetene¤i yoktur. Atomlar fluursuz, cans›z maddelerdir. Oysa evrende var olan herfleyin ancak üstün bir fluur ve iradenin varl›¤›yla hayat bulabilece¤i aç›k bir gerçektir. Bu üstün fluur ve iradenin tümü alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir. Tüm kainat, sonsuz ilim sahibi olan Allah'›n yaratmas›d›r. Kainat›n her ayr›nt›s›nda Allah'›n yarat›fl›ndaki kusursuzluk, üstün ak›l ve ola¤anüstü ilim aç›kça görülmektedir. Allah canl› cans›z tüm varl›klar› yoktan var etmifl, bu varl›klar›n her birine insan› büyük bir hayranl›k içinde b›rakan mükemmel özellikler bahfletmifltir.

71


H z. ‹ brahim Hz. ‹brahim Ay'›n, Günefl'in ya da y›ld›zlar›n bir yarat›c› güçleri olamayaca¤›n› insanlara göstermifl ve bu flekilde onlar› flirk koflmaktan vazgeçip Allah'a iman etmeye ça¤›rm›flt›r. Bu s›rada izledi¤i yol ise -daha önce de belirtti¤imiz gibi- bizler için çok önemli iflaretler içermektedir. Hz. ‹brahim önce "olamazlar›" -yani putperestli¤in temelini oluflturan inançlar›n neden bat›l ve geçersiz oldu¤unu- insanlara Allah'›n ilham› ile en hikmetli ve en etkili flekilde göstermifltir. Onun kulland›¤› bu yöntem, tüm iman sahipleri için önemli bir yol göstericidir. Günümüzde baz› çevreler, Darwinizm ve materyalizm gibi ateist felsefelerin geçersizli¤inin ve bunlar› savunan kimselerin yan›lg›lar›n›n ortaya konmas›n› gereksiz görmektedirler. Onlara göre Allah'›n üstün yarat›fl sanat›n›n anlat›lmas› yeterlidir ve Darwinizm'in geçersizli¤inin anlat›lmas›na gerek yoktur. Oysa bu, son derece hatal› bir bak›fl aç›s›d›r. Çünkü insanlar›n y›llard›r al›flt›klar› hatal› düflünme flekillerini düzeltmenin en önemli yollar›ndan biri, onlar›n ak›llar›nda yer eden tüm soru iflaretlerinin birer birer aç›klanmas›d›r. Bu nedenle de insanlara Allah'›n varl›¤›n›n delillerini, Rabbimizin yarat›fl gerçeklerini anlat›rken, bir yandan da evrim teorisinin neden geçersiz oldu¤unun da mutlaka aç›klanmas› gerekir. Böylece insanlar kendi fikirlerinin ne kadar dayanaktan yoksun oldu¤unu, y›llarca büyük bir aldatDarwinistler evrendeki canl› ve cans›z tüm maddelerin, atomlar›n, moleküllerin, do¤a güçlerinin, cisimlerin kimyasal ve fiziksel özelliklerinin etkisiyle ve tesadüflerin yard›m›yla, zaman içinde olufltu¤una inan›rlar. Oysa evrimcilerin istedikleri tüm flartlar biraraya getirilse bile, bir canl› oluflmas› mümkün de¤ildir. Evrimciler, resimdeki gibi bir varile canl›lar› oluflturan tüm atomlar›, enzimleri, hormonlar›, proteinleri ve istedikleri tüm elementleri koysunlar, daha sonra bunlar› istedikleri yöntemlerle kar›flt›rs›nlar ve istedikleri kadar -gerekirse milyonlarca y›l- beklesinler. Ne yaparlarsa yaps›nlar ve ne kadar beklerlerse beklesinler, bu varilden tek bir canl› varl›k, hatta tek bir canl›n›n tek bir hücresini dahi ç›karamazlar.

72


H arun Y ahya

73


H z. ‹ brahim macan›n peflinden gittiklerini kavrayacak ve Allah'›n varl›¤›n›n apaç›k bir gerçek oldu¤unu daha kolay anlayacaklard›r. Darwinizm'in neden geçersiz oldu¤unun madde madde anlat›lmas›, bu anlay›fl› savunan insanlar›n tüm dayanaklar›n› ortadan kald›r›r. Böylece bütün "yan›lg›lar ve imkans›zl›klar" ortaya konmufl olur. Hz. ‹brahim de Allah'a olan coflkulu iman›ndan kaynaklanan üstün kavray›fl› ve basireti sayesinde, tafltan ve tahtadan putlar›n ya da Günefl'in, Ay'›n, y›ld›zlar›n neden ilah olamayaca¤›n› delilleriyle en hikmetli flekilde ortaya koymufltur. Allah'›n varl›¤›n› ve yarat›l›fl gerçe¤ini tebli¤ eden insanlar da, güzel ahlak› ve güçlü iman› ile Allah'›n insanlara örnek k›ld›¤› Hz. ‹brahim ile ayn› yöntemi izleyebilirler. Hz. ‹brahim'in kavmi ile Darwinistler aras›ndaki bir di¤er benzerlik de yap›lan tebli¤ karfl›s›nda verdikleri cevaplard›r. Putperestler tafltan ve tahtadan heykellerin hiçbir fleye güç yetiremeyece¤ini anlam›fl ve bunu kendileri de dile getirmifllerdir. Allah, "Bunun üzerine kendi vicdanlar›na baflvurdular da; 'Gerçek flu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)' dediler." (Enbiya Suresi, 64) ayetiyle bizlere bu gerçe¤i bildirir. Ancak gerçekleri apaç›k görmelerine ve kalben kabul etmelerine ra¤men inkarda direnmifl, putlar›na sadakatte kararl› olmufllard›r. Darwinistler de, evrim teorisinin bilim karfl›s›nda tüm dayanaklar›n› yitirdi¤ini, günümüzde Darwinizm'i somut bilimsel delillerle kan›tlaman›n imkans›z hale geldi¤ini çok iyi bilmektedirler. (Detayl› bilgi için bkz. Evrimcilerin ‹tiraflar›, 2. Bask›, Harun Yahya, Araflt›rma Yay›nc›l›k) Allah'›n üstün yarat›fl delillerini ortaya koyan her çal›flma onlar› daha da büyük bir ümitsizli¤e ve hezimete sürüklemektedir. Canl›lardaki kusursuz tasar›m örnekleri, kompleks sistemler, mükemmel yarat›l›fl detaylar› bilim adamlar› taraf›ndan ard› ard›na aç›klanmakta, Darwi-

74


H arun Y ahya nizm'in iddialar› bilim karfl›s›nda birer birer ortadan kald›r›lmaktad›r. Ancak Darwinistler bunu aç›kça kabul etmemekte, bu düflüncelerini sadece sat›r aralar›nda ve istemeden dile getirmekte, ama tam anlam› ile kabullenememektedirler. Bu konudaki her tart›flmada Darwinistler teorilerini körü körüne savunmaya, karfl› delilleri görmezden gelmeye devam etmektedirler. ‹flte bu noktada iman edenler çok önemli bir gerçe¤i asla unutmamal›d›rlar: Önemli olan, bir gerçe¤i sözle tasdik etmek, görünürde kabul etmek de¤ildir. Önemli olan, kalben bu gerçe¤in fark›nda olmakt›r. Darwinistler de yarat›l›fl gerçe¤ini kalben kabul etmifl durumdad›rlar. Samimi düflüncelerini insanlar›n önünde dile getirmemeleri bu gerçe¤i de¤ifltirmemektedir. Üstelik Darwinistlerin vicdanen yarat›l›fl gerçe¤ini çok iyi anlad›klar› halde reddetmeleri, Kuran'da bizlere bildirilen bir gerçe¤i de ortaya koymaktad›r: "Sadece az bir toplulu¤un iman edece¤i". ‹man edenlere düflen görev ise, gerçekleri tekrar tekrar anlatmak, anlamayanlar için yeni yöntemler ve üsluplar gelifltirmek, insanlara Allah'›n dinini en güzel flekilde tebli¤ edebilmek için genifl kapsaml› bir fikri mücadele yürütmek olmal›d›r. Bu mücadeleyi yürütecek kifliler Allah'a teslimiyetli ve tevekküllü olmal›d›rlar. Çünkü muhatap olduklar› kiflilere hidayeti verecek olan Allah't›r. Tüm anlat›lanlar, ancak Allah dilerse anlat›lan kiflilerde etki uyand›racakt›r. Hz. ‹brahim de kavmine tebli¤ yaparken çok sab›rl› davranm›fl, tevekkülü ve teslimiyeti ile tüm insanlara örnek olmufltur. O, her durumda Allah'›n kendisi ile birlikte oldu¤unu bilmifl, her an› oldu¤u gibi, zor gibi görünen olaylar› da Allah'›n yaratt›¤›na ve Rabbimizin her olay› en güzel ve en hay›rl› flekilde sonuçland›raca¤›na iman etmifltir. Kavminin tehditleri kar-

75


H z. ‹ brahim fl›s›nda elinden gelen tüm çabay› göstermifl, ancak sonucun Allah'a ait oldu¤unu bilerek, O'na dayan›p güvenmifltir. Allah, onun bu güzel tevekkülü karfl›s›nda onu daima güçlü ve baflar›l› k›lm›flt›r.

Hz. ‹ b r a h i m ' i n F i k r i M ü c a d e l e s i Hz. ‹brahim'in kavmi inkarda direnen zorba bir topluluktu ve ayetlerde de bildirildi¤i üzere bu k›ymetli insanla kendilerince tart›flmaya girmeye çal›flm›fllard›r. Hz. ‹brahim ise, bafl›na gelen her olayda büyük bir sab›r göstermifl, Allah'› vekil tutup O'na hamd ederek üstün bir ahlak göstermifltir. Hz. ‹brahim kavmine tebli¤ yaparken daima tüm somut delilleri ortaya koymufl, Allah'›n ona bahfletti¤i üstün hikmet sayesinde en etkili örnekleri vermifl ve son derece ikna edici bir yöntem kullanm›flt›. O, Allah'›n hoflnut olaca¤› gibi bir ahlak göstermifl, insanlara her zaman flefkatle ve merhametle yaklaflm›flt›. Hz. ‹brahim uygulad›¤› planla, karfl›s›ndaki putperest toplulu¤un bat›l inanc›n›n tüm temel dayanaklar›n› ortadan kald›rm›flt›r. Bu sapk›n inançlar›n en ufak bir akli temeli olmayan, mant›kla çeliflen, Allah'›n vahyine ayk›r› bir inan›fl oldu¤unu delillendirmifltir. Kavmi ve özellikle de babas› Azer ise, Hz. ‹brahim'e karfl› zorba yöntemler kullanmak istemifltir. Oysa Hz. ‹brahim sadece fikri bir çal›flma yapm›fl, inkar edenlere karfl› fikri bir mücadele yürütmenin ne kadar önemli oldu¤unu ortaya koymufltur. Karfl›s›ndakiler onu tafllamak, evinden sürmek ve hatta öldürmek istemifl, ama o kavminin zorbal›klar›na güzellikle karfl›l›k vermifltir. Bu, Allah'›n Kuran'da da iman edenlere emretti¤i üstün bir ahlak özelli¤idir:

76


H arun Y ahya ‹yilikle kötülük eflit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülü¤ü) uzaklaflt›r; o zaman, (görürsün ki) seninle onun aras›nda düflmanl›k bulunan kimse, sanki s›cak bir dost(un) oluvermifltir. (Fussilet Suresi, 34)

Hz. ‹brahim tevekkül etmifl, kavminin düflmanca tavr› karfl›s›nda her zaman Allah'a olan güçlü iman›, samimiyeti, teslimiyeti, ihlas› ona güç vermifl, Allah'›n varl›¤›n› anlatmak için çok etkili yöntemler gelifltirmifltir. Hayat› boyunca çok

77


H z. ‹ brahim büyük bir kararl›l›k ve flevkle inkar edenlere karfl› fikri mücadele yürütmüfl ve Allah'›n r›zas›, rahmeti, cenneti d›fl›nda hiçbir karfl›l›k beklememifltir. fiunu hiç unutmamak gerekir ki, herkesin iman etti¤i ve Allah'›n r›zas›na göre yaflad›¤› bir toplum içinde iman etmek daha kolayd›r. Bu toplumda insan, çevresindeki kiflilerin hayatlar›n› gözlemleyerek do¤ru yolu kolayl›kla bulabilir. Ancak imans›zlar›n, Allah'› inkar edenlerin say›ca çok oldu¤u bir ortamda iman etmek, Allah'›n raz› olaca¤› gibi bir yaflam sürmek daha ciddi bir kararl›l›k gerektirir ve dolay›s›yla daha makbul olabilir. (En do¤rusunu Allah bilir.) ‹flte Hz. ‹brahim de bu yönüyle Allah'›n insanlara üstün k›ld›¤› kutlu bir peygamberdir. Günümüzde baz› kifliler, çevrelerindeki insanlar›n bir k›sm›n›n Allah'›n varl›¤›n› inkar etmesi ve Kuran ahlak›n›n d›fl›nda yaflam sürmesinden dolay› ümitsizli¤e kap›lmakta, Allah'›n r›zas›n› kazanma yönündeki flevklerini yitirmektedirler. Oysa Müslüman, bütün dünya inkar etse dahi, Allah'a gönülden teslim olmakla, O'nun hoflnut olaca¤› gibi bir yaflam sürmekle yükümlüdür. Allah, "Gerçek flu ki, ‹brahim (tek bafl›na) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müflriklerden de¤ildi." (Nahl Suresi, 120) ayetiyle Hz. ‹brahim'in gerçek iman› tek bafl›na yaflayabilen, sadece Allah'a yönelen bir kul oldu¤unu bildirmektedir. ‹flte bu nedenle de tüm iman edenlerin ayn› Hz. ‹brahim gibi kesin kararl›l›k gösterip, koflullar ne olursa olsun inkar edenlerin aldatmacalar› ve tuzaklar› karfl›s›nda gevflekli¤e kap›lmamal›d›rlar.

78


H arun Y ahya

Hz. ‹brahim'in Atefle At›lmak ‹stenmesi Putlar›n›n k›r›lmas›ndan dolay› öfkelenen inkarc›lar, Hz. ‹brahim'e fliddetle ve bask›yla karfl›l›k vermeyi kararlaflt›rm›fllard›r. Bunun için de Hz. ‹brahim'i atefle atarak yakmak gibi büyük bir zalimli¤e baflvurmufllard›r: Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina infla edin de onu ç›lg›nca yanan ateflin içine at›n." Böylelikle ona bir tuzak haz›rlamak istediler. Oysa Biz, onlar› alçalt›lm›fllar k›ld›k. (Saffat Suresi, 97-98)

Baflka bir ayette de Allah, kavminin Hz. ‹brahim'e ne kadar düflmanca yaklaflt›¤›n›, onu mutlaka öldürmek için tuzak haz›rlad›klar›n› flu flekilde bildirir: Bunun üzerine kavminin (‹brahim'e) cevab› yaln›zca: "Onu öldürün ya da yak›n" demek oldu. Böylece Allah onu ateflten kurtard›. fiüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vard›r. (Ankebut Suresi, 24)

Müflriklerin, Allah'›n varl›¤›n›n delillerini aç›kça gördükleri halde, içlerinde Hz. ‹brahim'i atefle atacak kadar büyük bir öfke hissetmeleri, bu kiflilerin elçilere ve iman sahiplerine olan kin ve tahammülsüzlüklerinin önemli bir örne¤idir. Allah Kuran'da inkarc›lar taraf›ndan atefle at›lan di¤er baz› müminlerin de haberini vermektedir: Kahrolsun Ashab-› Uhdud; 'Tutuflturucu-yak›t dolu o atefl,' Hani kendileri (atefl hende¤inin) çevresinde oturmufllard›. Ve mü'minlere yapt›klar›n› seyrediyorlard›. Onlardan, yaln›zca 'üstün ve güçlü olan,' övülen Allah'a iman ettiklerinden dolay› intikam al›yorlard›. (Buruc Suresi, 4-8)

Ancak Allah inkarc›lar›n tüm tuzaklar›n› oldu¤u gibi, zul-

79


H z. ‹ brahim münü de bofla ç›kar›r. Müminler, kendilerine yap›lan iflkenceden dolay› Allah kat›nda büyük bir sevap kazan›rken, onlara bu zulmü yapan inkarc›lar ebedi cehennem azab›na müstahak olurlar. ‹lk bak›flta Hz. ‹brahim'in çok say›da inkarc› taraf›ndan yak›larak öldürülece¤i zannedilmektedir. Fakat ölüm ancak Allah'›n dilemesiyle oldu¤u gibi, atefl de ancak Allah'›n dilemesi ile "yakma" özelli¤ine sahip olmaktad›r. Herfleyi yaratan Allah, o an atefle Hz. ‹brahim'e karfl› "so¤uk ve esenlik" olmas›n› emretmifl, inkar edenlerin tuzaklar›n› kendi bafllar›na geçirmifltir:

80


H arun Y ahya Biz de dedik ki: "Ey atefl, ‹brahim'e karfl› so¤uk ve esenlik ol." Ona bir düzen kurmak istediler, fakat Biz onlar› daha çok hüsrana u¤rayanlar k›ld›k. Onu ve Lut'u kurtar›p içinde, alemler için bereketler k›ld›¤›m›z yere (ülkeye) ç›kard›k. (Enbiya Suresi, 69-71)

Allah tüm elçilerine yard›m etti¤i gibi, Hz. ‹brahim'e de bu zor an›nda en güzel flekilde yard›m etmifltir. Hz. Musa'ya tam Firavun ve askerlerinin yetiflti¤i anda denizin yar›larak yol aç›lmas› ve arkas›ndan Firavun ordusunun denizde bo¤ulmas› gibi, Hz. ‹brahim'e kurulan tuzak da büyük bir mucizeyle bozul-

81


H z. ‹ brahim mufltur. ‹brahim Peygamber inkar edenlerin kurduklar› bu tuzak karfl›s›ndaki dirayetiyle, cesaretiyle ve tevekkülü ile müminlere örnektir. Son derece güçlü bir iman› oldu¤u için bafl›na gelen bütün olaylar›n bir kader üzerine yarat›ld›¤›n›n, Allah'›n bir plan› oldu¤unun fluurundad›r. Bunun için olumsuz gibi görünen bir olayda da Allah'›n yard›m›n›n ve deste¤inin her zaman müminlerin yan›nda olaca¤›n› bilmifltir. Çünkü bu Allah'›n vaadidir; Allah müminlerin aleyhine inkar edenlere yol vermez. (Nisa Suresi, 141) Müminlerin de Allah'a olan iman›yla, tevekkülü ve güzel ahlak›yla ayetlerde övülen ‹brahim Peygamberi kendilerine örnek alarak, zorluklar karfl›s›nda her zaman Allah'a güçlü bir tevekkül göstermeleri ve herfleyi yaratan›n Allah oldu¤unu asla

82


H arun Y ahya unutmamalar› gerekir. Nitekim zarar getirece¤i düflünülen olaylar›n tümü asl›nda birer imtihan olarak ve yine müminlerin hayr›na gerçekleflmektedir. Bu durumda Müslüman›n daima flevkli ve azimli olmas› ve her zaman Rabbimize dayan›p güvenmesi Allah'›n r›zas›n› kazanmaya en uygun tav›r olacakt›r. Bundan dolay› inkarc›lar›n tuzak, komplo ve sald›r›lar› müminin hüzne kap›lmas›na ve s›k›nt› duymas›na kesinlikle sebep olmaz. Aksine her zaman için flevkinin artmas›na ve Allah'a yak›nlaflmas›na vesile olur. Nitekim Allah Kuran'da Peygamberimiz (sav)'e bu konuda flöyle emretmifltir: Sabret; senin sabr›n ancak Allah iledir. Onlar için hüzne kap›lma ve kurmakta olduklar› hileli-düzenlerden dolay› s›k›nt›ya düflme. fiüphesiz Allah korkup-sak›nanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir. (Nahl Suresi, 127-128)

83


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim K›ssas›ndan Günümüze ‹flaretler Allah, "Ey atefl, ‹brahim'e karfl› so¤uk ve esenlik ol" (Enbiya Suresi, 69) ayetiyle ateflin Hz. ‹brahim'e zarar vermedi¤ini bildirmifltir. Bununla inkar edenlerin tuzaklar› bozulmufl, onlar Allah'›n kutlu elçisine en ufak bir zarar dahi verememifllerdir. Bu ayet ayn› zamanda günümüze dair önemli bir iflaret de içermektedir. (En do¤rusunu Allah bilir.) Bilindi¤i gibi, günümüzde yüksek teknoloji ile farkl› özelliklere sahip kumafllar ve malzemeler üretilmektedir. Bu malzemelerle atefle dayan›kl› giysiler, araçlar yap›lmaktad›r. Örne¤in kifliyi atefl, alev, k›v›lc›m ya da baflka yan›c› etkilere karfl› koruyan iplik ve kumafllardan giysiler yap›lmaktad›r. Aleve karfl› dirençli olan bu giysiler daha zor tutuflur, daha yavafl yanar ve alev ya da ›s› kayna¤› ortadan kalkt›¤›nda kendili¤inden söner. Bu tür giysiler yanma s›ras›nda kifliye üzerindekileri ç›kartmak ya da alevleri söndürmek gibi do¤ru hareketleri yapmak için daha fazla zaman kazand›rmaktad›r. Cam, aramid, novoloid, sulfar ve saran liflerinden üretilen kumafllar da alev alarak yanmaz ve yüksek ›s›lara dayan›kl›d›r. Farkl› ipliklerden üretilen bu kumafllar›n yanmaya karfl› koruyucu olmalar› için kumafl›n a¤›rl›¤›, dokumas›, yap›s›, gerilimi ve çeflitli testlerde gösterdikleri performans dikkate al›n›r. Aleve dayan›kl› kumafllardan tasarlanan gömlek, pantolon, ceket, kazak, ayakkab›, eldiven, çorap ve bafll›k gibi giysiler petrol rafinerileri, kimyasal madde üreticileri, elektrik ve do¤algaz tesisleri, çelik endüstrisi, alüminyum imalatç›lar›, kaynak yap›lan iflletmeler, havac›l›k ve uzay endüstrisi, inflaat sanayi, acil durum ve yang›n söndürme görevlileri taraf›ndan kullan›l›r.4 Yukar›daki ayette de ahir zamanda ortaya ç›kan bu büyük bilimsel geliflmeye iflaret ediliyor ve atefle karfl› dayan›kl› kumafl ve maddelerin üretilece¤ine dikkat çekiliyor olabilir. fiüphesiz en do¤rusunu Allah bilir.

84


H arun Y ahya

85


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim'in Tebli¤indeki Hikmetler ‹nsanlara Soru Yöntemiyle Do¤ru Olan› Göstermek Hz. ‹brahim flirk koflan kavmine, tapt›klar› putlar›n hiçbir fleye güç yetiremeyeceklerini soru sorarak düflündürtmüfltür: ... Sizlere yarar› olmayan ve zarar› dokunmayan fleylere mi tap›yorsunuz? (Enbiya Suresi, 66)

Soru sormak, insanlar›n kendi mant›klar›n› kullanarak içinde bulunduklar› durumu fark etmelerini sa¤lamaktad›r. Bu çok önemli bir tebli¤ yöntemidir. Allah'› inkar eden insanlar samimi ve hikmetli sorular karfl›s›nda çok büyük bir hezimete u¤rarlar. Çünkü Allah'›n varl›¤› apaç›k delillerle ortadad›r. Allah'›n dininden yüz çevirerek ve Allah'› unutarak bir hayat kurman›n büyük bir aldan›fl olaca¤› aç›kt›r. Ak›l ve vicdan sahibi olan insanlar Allah'›n sonsuz güç ve kudretini kavrar, O'nun herfleye güç yetirdi¤ini, sonsuz ilim ve hikmet sahibi oldu¤unu bilir ve tüm hayatlar›n› Allah'›n r›zas› üzerine kurarlar. fieytan›n etkisiyle bu gerçekleri düflünmeyen, gaflet içerisindeki insanlar› uyand›rman›n etkili bir yolu ise, onlar› bu gaflet uykusundan uyand›racak, dikkatlerini açacak sorular sormakt›r. Nitekim Allah Kuran'›n pek çok ayetinde, insanlar› çeflitli sorularla düflünmeye davet etmektedir: fiimdi siz, içmekte oldu¤unuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? E¤er dilemifl olsayd›k onu tuzlu k›lard›k; flükretmeniz gerekmez mi? fiimdi yakmakta oldu¤unuz atefli gördünüz mü? Onun a¤ac›n› sizler mi infla ettiniz (yaratt›n›z), yoksa onu infla eden Biz miyiz? Biz onu hem bir ö¤üt ve hat›rlatma (konusu), hem ihtiyac› olanlara bir meta k›ld›k. fiu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et. (Vak›a Suresi, 68-74)

86


H arun Y ahya Müminler din ahlak›n› anlat›rken karfl›lar›ndaki kiflinin durumuna, fluurunun aç›kl›¤›na ve vicdanl› davran›p davranmamas›na göre birçok yöntem deneyebilirler. E¤er tebli¤ yap›lan kifli Allah'›n ayetlerine karfl› duyarl›, vicdan› aç›k bir kifliyse, Allah'›n izniyle din ahlak›n› kavramas› çok kolay olur. Fakat Hz. ‹brahim'in karfl›s›ndakiler gibi kibirli ve zalim bir topluluk ise, bu durumda onlar› bir flekilde "uyand›rmak", gaflet halinden ç›karmak, fikren sarsmak gereklidir. Böyle insanlar kibirlerinden dolay› do¤rular› göremeyecek, görseler de kabul etmeyecek bir fluursuzluk içerisindedirler. ‹natla kendi inançlar›n›n do¤rulu¤unu savunur ve farkl› bir fikri dinlemeye bile tahammül edemezler. ‹flte böyle bir durumda karfl› taraf›n savundu¤u fikri çürütmek için o kifliye sorular sormak, en hikmetli ve en çabuk sonuç verecek yöntemlerden biridir. Böylece kifli kendi savundu¤u sapk›n inanc›nda çeliflkiye düflecektir. Ve kendi ak›ls›zl›¤›na, bat›l ve sapk›n bir inanca nas›l sapland›¤›na bizzat kendisi flahit olacakt›r. Soru sorman›n bir di¤er önemi de karfl› taraf›n anlat›lanlar üzerinde düflünmekten kaçmas›n› engellemektir. Çünkü insan, Kuran'da belirtildi¤i üzere tart›flmaya aç›k bir varl›kt›r. Dolay›s›yla farkl› bir fikrin anlat›lmas› karfl›s›nda, birçok kifli genellikle karfl› sald›r›ya geçip kendi fikrini savunmaya çal›flacakt›r. Bu verimsiz tart›flmay› engellemenin bir yöntemi, soru sormak ve böylece kifliyi kendi fikrini sorgulamaya yöneltmektir. fieytan, insanlar›n Allah'›n, ahiret gününün, cennet ve cehennemin varl›¤› gibi önemli konular üzerinde düflünmelerini engellemek istedi¤inden, onlar› daima gerçeklerden kaçacaklar› bir tavra yöneltmeye çal›fl›r. Soru yöntemi bu gibi kiflilere karfl› kullan›labilir ve söz konusu kiflilerin Allah'›n varl›¤›, dünya hayat›n›n amac›, ölümden sonra neler olaca¤›, hesap günü gibi belki de daha önce hiç düflünmedikleri gerçekler üzerinde düflünmeleri sa¤lanabilir.

87


H z. ‚ brahim

88


H arun Y ahya

89


H z. ‹ brahim

Tebli¤de Cesur ve Aç›k Sözlü Davranman›n Önemi Hz. ‹brahim Allah'›n hidayet verdi¤i ve insanlar› iman etmeye ça¤›rmakla görevlendirdi¤i kutlu bir elçisidir. O, her elçi gibi insanlar› do¤ru yola, Allah'›n r›zas›n› kazanmaya, ahiret için yaflamaya ve güzel ahlakl› olmaya ça¤›rm›flt›r. Elçilerin bu davetleri s›ras›nda kulland›klar› yöntemler, konular› anlat›fl flekilleri, üsluplar› her Müslümana örnek olmal›, her Müslüman insanlar› din ahlak›na davet ederken bu mübarek insanlar gibi konuflmal› ve davranmal›d›r. Peygamberlerin Allah'a iman etmeye ve daha önceki sapk›n inançlar›n› terk etmeye davet ettikleri toplumlar genellikle söz anlamayan azg›n insanlardan oluflmaktad›r. Ancak Rabbimizin Peygamberimiz (sav)'e "fiu halde, sen bundan dolay› davet et ve emrolundu¤un gibi do¤ru bir istikamet tuttur..." (fiura Suresi, 15) ayetiyle de emretti¤i gibi, tüm elçiler tebli¤lerinde Allah'›n raz› olaca¤› flekilde davranm›fllar ve üstün bir ahlak göstermifllerdir. Hz. ‹brahim'in karfl›s›nda da atalar›n›n bat›l dinine son derece ba¤l› olan tart›flmac› bir kavim vard›r. Hz. ‹brahim onlara flirk sisteminin saçmal›¤›n› gösterdi¤i halde, kendisiyle tart›flmaya girmifllerdir: Kavmi onunla çekiflip-tart›flmaya girdi. Dedi ki: "O beni do¤ru yola erdirmiflken, siz benimle Allah konusunda çekiflip-tart›flmaya m› girifliyorsunuz? Sizin O'na flirk kofltuklar›n›zdan ben korkmuyorum, ancak Allah'›n benim hakk›mda bir fley dilemesi baflka. Rabbim, ilim bak›m›ndan herfleyi kuflatm›flt›r. Yine de ö¤üt al›p-düflünmeyecek misiniz? Hem siz, O'nun haklar›nda hiçbir delil indirmedi¤i fleyleri Allah'a ortak koflmaktan korkmazken, ben nas›l sizin flirk kofltuklar›n›zdan korkar›m? fiu halde 'güven-

90


H arun Y ahya lik içinde olmak bak›m›ndan' iki taraftan hangisi daha hak sahibidir? E¤er bilebilirseniz." ‹man edenler ve imanlar›n› zulümle kar›flt›rmayanlar, iflte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermifllerdir. Bu, ‹brahim'e, kavmine karfl› verdi¤imiz delilimizdir. Biz, diledi¤imizi derecelerle yükseltiriz. fiüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. (Enam Suresi, 80-83)

Hz. ‹brahim'in tebli¤inde en dikkat çeken hususlardan biri de samimiyeti ve aç›k sözlülü¤üdür. Allah'›n varl›¤›n› anlat›rken karfl›s›ndaki kiflilerin vicdanlar›na yönelik, etkili söz söylemektedir. Onlar› aç›kça uyarmakta, sadece Allah'tan korkmaya davet etmektedir. Bu ise, onlara ve ortak kofltuklar› putlar›na karfl› ne denli cesur, dirayetli ve kararl› oldu¤unu göstermektedir. Hz. ‹brahim, kavminin inanc›n›n sapk›nl›¤›n›, saçmal›¤›n› samimi bir anlat›m ve etkileyici üslupla ifade etmektedir. Bu, Allah'›n Kuran'da iman edenlere bildirdi¤i bir emridir: ‹flte bunlar›n, Allah kalplerinde olan› bilmektedir. O halde sen, onlardan yüz çevir, onlara ö¤üt ver ve onlara nefislerine iliflkin aç›k ve etkileyici söz söyle. (Nisa Suresi, 63)

Kavminin tümü kendisine karfl› iken, Hz. ‹brahim'in Allah'a olan derin iman›ndan kaynaklanan flevki ve kararl›l›¤›, çarp›c›, samimi ve ak›lc› üslubu her vicdanl› insan› etkileyecek bir tav›r üstünlü¤üdür. Ancak kavmi, hiçbir sözü anlamaya yanaflmayan cahil bir topluluk oldu¤u için, Hz. ‹brahim bundan sonra baflka yöntemler denemifltir. Onlar›n tart›flmac› üsluplar›na Allah'›n ayetlerinde de bildirdi¤i gibi, en güzel flekilde karfl›l›k vermifltir. Allah bir ayette iman edenlere flu flekilde emretmektedir: E¤er seninle çekiflip-tart›fl›rlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kitap verilen-

91


H z. ‹ brahim lerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" E¤er teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermifllerdir. Fakat yüz çevirdilerse, art›k sana düflen yaln›zca tebli¤(etmek)dir. Allah, kullar› hakk›yla görendir. (Al-i ‹mran Suresi, 20)

Planl› Davranmak ve Aflamal› Olarak Düflünmek Önceki bölümde de üzerinde durdu¤umuz gibi Hz. ‹brahim, kavmini Allah'a iman etmeye davet ederken türlü planlar yapm›fl ve çok farkl› yöntemler izlemifltir. Bu yöntemlerden biri de, olas› tehlikeleri ve alabilece¤i tepkileri düflünerek önceden çeflitli önlemler almakt›r. Kuran'da peygamberlerin Allah'›n vücutça ve ilimce destekledi¤i, üstün bir hikmet, anlay›fl ve kavray›fl yetene¤i verdi¤i, Allah'›n ilham›yla çok ak›lc› ve etkili tedbirler alan, basiret sahibi kullar olduklar› haber verilmektedir. Hz. ‹brahim'de de bu üstün özellikler en kamil flekilde ortaya ç›kmaktad›r. O, Allah'›n kendisine verdi¤i sorumlulu¤u en güzel flekilde yerine getirmifl, insanlar› hidayet yoluna davet etmek için elindeki tüm imkanlar› sonuna kadar kullanm›flt›r. Hz. ‹brahim'in karfl›s›nda çok kalabal›k bir topluluk vard›r. Üstelik bu topluluk onu öldürmekle, tafllamakla ve yurdundan sürmekle tehdit etmektedir. Hz. ‹brahim ise, kendisine türlü tuzaklar kurmaya çal›flan bu müflrikleri mutlaka yan›ndan uzaklaflt›rmak istemektedir. Bunun için de onlara "hastay›m" demifltir: Hani babas›na ve kavmine demiflti ki: "Sizler neye tap›yorsunuz? Birtak›m uydurma yalanlar için mi Allah'tan baflka ilahlar istiyorsunuz? Alemlerin Rabbi hakk›ndaki zann›n›z nedir?" Sonra y›ld›zlara bir göz att›. "Ben, do¤rusu hastay›m" dedi. Böylelikle arkalar›n› çevirip ondan kaçmaya bafllad›lar. (Saffat Suresi, 85-90)

92


H arun Y ahya

93


H z. ‹ brahim Hz. ‹brahim'in, söyledi¤i sözle inkarc›lar› yan›ndan uzaklaflt›rmas› son derece hikmetli ve ak›lc› bir tav›rd›r. Çünkü onun hasta oldu¤unu duyan kifliler, kendilerince bir zarar görmemek için ondan uzaklaflm›fl, böylece Hz. ‹brahim'e bir zarar verememifllerdir. Bu flekilde yaln›z kalan Hz. ‹brahim, putlar› k›rmak için de zaman kazanm›flt›r. E¤er böyle birfley söylememifl olsa, inkarc› kavmi yan›ndan ayr›lmayacak, o da putlar› k›r›p tuzak haz›rlama imkan› bulamayabilecekti. Hz. ‹brahim'in insanlar› flirk gibi bir günahtan ar›nd›rmak için gösterdi¤i bu ince plan, onun Allah korkusu, Allah sevgisi ve iman gücüyle hareket etti¤inin en güzel örneklerindendir. Allah'›n kendisine verdi¤i tebli¤ sorumlulu¤unu yerine getirmek için çok büyük bir cesaret ve kararl›l›kla, hiçbir zorluk karfl›s›nda y›lmadan gayret etmifltir. ‹nsanlardan hiçbir karfl›l›k beklememifl, kötülüklere iyilikle karfl›l›k vermifl, bunlar› yaparken de sadece Allah'›n r›zas›n› hedeflemifltir. Kuran'da "bir fleyi kusurlu göstererek zalimlerin elinden kurtarma" ile ilgili bir örnek daha verilmektedir: Bu örneklerden biri, Hz. Musa ile birlikte yolculuk eden Hz. H›z›r k›ssas›nda yer al›r. Ayetler flu flekildedir: Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "‹çindekilerini bat›rmak için mi onu deldin? Andolsun, sen flafl›rt›c› bir ifl yapt›n." (Kehf Suresi, 71) "Gemi, denizde çal›flan yoksullar›nd›, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbal›kla ele geçiren bir kral vard›." (Kehf Suresi, 79)

Allah'›n özel bir ilimle destekledi¤i kutlu bir kulu olan Hz. H›z›r'›n gemiyi deliflinde de çok büyük bir ak›l, basiret ve ileri görüfllülük dikkati çekmektedir. Ayetlerde Hz. H›z›r'›n Allah'a

94


H arun Y ahya güçlü iman›yla, tevekkülü, teslimiyeti ve daha birçok özelli¤iyle övülen, her hareketi hay›r ve hikmet üzere olan bir kul oldu¤u bildirilmektedir. Hz. H›z›r bir gemiyi delmifltir ve bunu yaparken çok önemli birkaç amac› vard›r. ‹leride bu gemidekilere ve gemiye zarar verecek zorba bir kral oldu¤unu bilmekte, merhametiyle hemen yoksullar›n yard›m›na koflmaktad›r. Onlar›n s›k›nt› içine düflmelerini, zorba kimselerden zulüm görmelerini engellemek istemifltir. O nedenle de yoksulluk ve ihtiyaç içinde olan bu insanlar› korumak için hemen gemilerinde bir delik açm›fl, böylece gemiyi eksik ve kusurlu göstererek zalimlerin elinden kurtarm›flt›r. Bu arada gemiyi makul ölçülerde, tekrar tamir edildi¤inde kolayca kullan›labilecek flekilde tahrip etmifltir. Böylece gemiyi gören kifli kusurlu zannedecek ve el koymaktan vazgeçecektir. Ancak müminler, zorba kiflilerin mallar›n› gasp etme tehlikesi ortadan kalkt›ktan sonra gemiyi kolayl›kla yeniden tamir edip, kullan›labilecek hale getireceklerdir. Ayetlerin devam›nda Hz. H›z›r Allah'›n emirlerini tereddütsüz uygulayan, merhamet ve flefkatiyle dikkat çeken, iman edenlere düflkünlü¤ü ve yard›mseverli¤iyle tan›nan, sabr› ve kararl›l›¤›yla övülen hikmet sahibi bir kul oldu¤u anlat›lmaktad›r. (Detayl› bilgi için bkz. Kehf Suresi'nden Ahir Zamana ‹flaretler, Harun Yahya) Hz. ‹brahim de inkarc› kavimle mücadele ederken kurdu¤u bir plan gere¤i, kavminin bir ilah olarak görüp, tapt›klar› putlar›n hepsini k›rm›fl, ancak bir tanesini sa¤lam b›rakm›flt›r. Bunu gören insanlar Hz. ‹brahim'i putlar› k›rmakla suçlam›fl ve onu kendilerince cezaland›rmak istemifllerdir. ‹flte Hz. ‹brahim'in inkar edenlere yönelik haz›rlad›¤› plan -daha önce de belirtti¤imiz gibi- burada ortaya ç›kmaktad›r: "Hay›r" dedi. "Bu yapm›flt›r, bu onlar›n büyükleridir; e¤er konuflabiliyorsa, siz onlara soruverin." (Enbiya Suresi, 63)

95


H z. ‚ brahim

96


H arun Y ahya

97


H z. ‹ brahim Hz. ‹brahim'in bu cevab›yla, tafltan, tahtadan putlar›n tüm kainat› yönlendirdi¤ine, canl›lar üzerinde hakim oldu¤una inanan putperest kavmi çok büyük bir ç›kmaza girmifl, küçük düflmüfl, hiçbir cevap verememifltir. Çünkü bu putlar›n hiçbir güçü olmayan, cans›z, tafl ve tahta parçalar›ndan heykeller olduklar› aç›kt›r. Bu apaç›k gerçe¤i kabul etmekten baflka çareleri olmad›¤› ortadad›r. Ancak vicdanen ve kalben inand›klar› bu gerçekleri aç›kça söyleyemezler. Bunu yapmalar›n›n nedenlerinden biri ise Allah'›n Kuran'da da bildirdi¤i gibi "zulüm ve büyüklenmeleri"dir. (Neml Suresi, 14) Hz. ‹brahim'in tebli¤inde vurgulanacak bir di¤er önemli konu ise, onun yeni bir anlat›ma bafllamadan önce, kavminin tüm çarp›k inançlar›n› tamamen ortadan kald›rm›fl olmas›d›r. Allah Hz. ‹brahim'e çok büyük bir hikmet, üstün bir anlay›fl ve tebli¤ gücü vermifltir. Kavmini Allah'a iman etmeye davet ederken en hikmet-

98


H arun Y ahya li, en etkili ve en ak›lc› üslubu kullanm›flt›r. Allah'›n ilham›yla kavminin çarp›k dinini tamamen ortadan kald›rm›fl, flirk dininin ne kadar büyük bir yan›lg› ve sapk›nl›k oldu¤unu en etkili flekilde ortaya koymufltur. Böylece Rabbimizin insanlara uyar›c›-kurtar›c› olarak gönderdi¤i ve alemlere üstün k›ld›¤› bu mübarek elçisi, Allah'›n izniyle, bat›l bir anlay›fl›n yerine Allah'›n varl›¤›na, O'nun üstün güç ve kudretine iman etmeye dayal›, hak olan bir bak›fl aç›s› yerlefltirmifltir. Hz. ‹brahim'in, kavmini Allah'›n vahyiyle hidayete davet ederken izledi¤i bu hikmetli yol, tüm Müslümanlar›n din ahlak›n› anlat›rken örnek alabilecekleri çok önemli bir rehberdir. Hz. ‹brahim'in kavmine yapm›fl oldu¤u bu tebli¤, bir toplulu¤u Allah'a iman etmeye davet ederken, önce o toplulu¤un sahip oldu¤u putperest dinin çeliflkilerini ve ç›kmazlar›n› ortaya koyman›n son derece hikmetli ve etkili bir yol oldu¤unu göstermektedir. Böylelikle inançlar›n›n çürük bir temele dayand›¤›n› gören insanlar›n, hak dinin üstünlü¤ünü kavramalar›, Allah'›n tüm kainat› yoktan yaratt›¤›n›, sonsuz güç ve kudret sahibi oldu¤unu ve tüm varl›klar› sar›p kuflatt›¤›n› görebilmeleri -Allah'›n dilemesiyle- çok daha kolay olacakt›r.

99


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim'e Gelen Elçiler Allah'›n Hz. ‹brahim'e verdi¤i en büyük nimetlerinden biri onu melekleri ile desteklemesidir. Rabbimizin Kuran'da haber verdi¤ine göre, Hz. ‹brahim'e insan suretinde gelen melek elçiler onun evinde konuk olmufllard›r: Sana ‹brahim'in a¤›rlanan konuklar›n›n haberi geldi mi? Hani, yan›na girdiklerinde: "Selam" demifllerdi. O da: "Selam" demiflti. "Yabanc› bir topluluk." (Zariyat Suresi, 24-25) Andolsun, elçilerimiz ‹brahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden k›zart›lm›fl bir buza¤› getirdi. (Hud Suresi, 69)

Görüldü¤ü gibi Hz. ‹brahim, gelen konuklar›n farkl› kifliler olduklar›n› hemen anlam›flt›r. Buna karfl›n hiç tan›mad›¤› bu konuklar›na karfl› çok üstün bir misafirperverlik örne¤i göstermifl, hemen çok güzel ikramlarda bulunmufltur. Hz. ‹brahim'in tan›mad›¤› misafirlerine hemen ikramda bulunmas›, onun üstün ahlak›n›n bir tecellisidir. ‹kram›n, misafirlerden bir talep gelmeden yap›lmas›, Müslümanlar›n örnek almalar› gereken ince düflünce özelliklerinden biridir. Hz. ‹brahim'in gösterdi¤i ince düflünce

100


H arun Y ahya

örneklerinden bir di¤eri de, bu ikram› sezdirmeden haz›rlamas›d›r: Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buza¤› ile geldi. Derken onlara yaklaflt›r›p (ikram etti); "yemez misiniz?" dedi. (Zariyat Suresi, 26-27)

Hz. ‹brahim konuklar›na aç olup olmad›klar›n› sormam›fl, dahas› bir yemek haz›rl›¤› yapt›¤›n› dahi onlara fark ettirmemifltir. Çünkü insan›n evine gelen bir misafir yemek yeme ihtiyac› oldu¤unu söylemekten mahçup olabilir ve izzet-i nefsinden dolay› bunu dile getiremeyebilir. Hz. ‹brahim'in yeme¤i sezdirmeden haz›rlatmas›, misafirlere duyulan sayg›n›n ve ilginin bir göstergesidir. Hz. ‹brahim konuklar›na "semiz, k›zart›lm›fl bir buza¤›" ikram etmifltir. Bu da sunulan yeme¤in son derece lezzetli ve güzel oldu¤unu göstermektedir. Onlara olabilecek en leziz, en taze ve en zevk veren yiyeceklerden birini haz›rlam›flt›r. Hz. ‹brahim'in, ikramda bulunurken "yemez misiniz" diye sormas› da, yine Allah'›n tüm insanlara örnek k›ld›¤› bu kutlu elçisinin üstün ahlak›n›n ve ince düflünceli tavr›n›n çok güzel örneklerindendir.

101


H z. ‹ brahim

Elçilerin Getirdi¤i Müjdeler Hz. ‹brahim'in konuklar›, onun kendilerine sundu¤u yiyeceklerden yememifllerdir: Ellerinin ona uzanmad›¤›n› görünce (‹brahim durumdan) hofllanmad› ve içine bir tür korku düfltü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik." (Hud Suresi, 70)

Konuklar›na çok s›cak davrand›¤› ve onlara ikramda bulundu¤u halde, onlar›n ikram edilen yemekleri yememeleri, Hz. ‹brahim'e ortada bir ola¤anüstülük oldu¤unu göstermifltir. ‹nsan suretinde kendisine gelmifl olan bu melekler, kuflkusuz çok nezih ve asil bir ahlak sergilemifllerdir. Nitekim Hz. ‹brahim de onlar›n çok k›ymetli misafirler olduklar›n› hemen teflhis etti¤i için kendilerine karfl› son derece misafirperver davranm›flt›r. Elçi-

102


H arun Y ahya

103


H z. ‹ brahim ler, buna karfl›l›k kendi kimliklerini aç›klam›fllar ve sonra da Hz. ‹brahim'i salih bir çocukla müjdelemifllerdir: Yan›na girdiklerinde "Selam" demifllerdi. O da: "Biz sizden korkmaktay›z" demiflti. Dediler ki: "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz." (Hicr Suresi, 52-53)

Elçilerin bu müjdesi karfl›s›nda Hz. ‹brahim ve han›m› flafl›rm›fllard›r. Çünkü her ikisinin yafl› da oldukça ilerlemifltir. Üstelik Hz. ‹brahim'in han›m›n›n da çocu¤u olmamaktad›r. Elçilerin bu müjdesine karfl›l›k Hz. ‹brahim onlara flu sözlerle karfl›l›k vermifltir: Dedi ki: "Bana ihtiyarl›k gelip-çökmüflken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?" Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma." (Hicr Suresi, 54-55) Kar›s› ayaktayd›, bunun üzerine güldü. Biz ona ‹shak'›, ‹shak'›n arkas›ndan da Yakub'u müjdeledik. "Vay bana" dedi (kad›n). "Ben kocam›fl bir kad›n iken ve flu kocam da bir ihtiyar iken do¤uracak m›y›m? Gerçekten bu, flafl›rt›c› bir fley!.." (Hud Suresi, 71-72)

Bu, Hz. ‹brahim için büyük bir mucizenin haberiydi. Elçilerin bu haberine çok flafl›ran Hz. ‹brahim'in efli, hayretle kendisinin nas›l do¤um yapaca¤›n› sordu¤unda, elçiler onun bu sorusuna, "... Öyle. Senin Rabbin buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir." (Zariyat Suresi, 30) diye cevap vermifllerdir. Allah baflka bir ayetinde de, Hz. ‹brahim ve eflinin bu emre flafl›rmamalar› gerekti¤ini bildirmifltir: Dediler ki: "Allah'›n emrine mi flafl›yorsun? Allah'›n rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halk› flüphesiz O, övülmeye lay›k oland›r, Mecid'tir." (Hud Suresi, 73)

104


H arun Y ahya Elçiler, Hz. ‹brahim'e ayr›ca flöyle bir hat›rlatmada da bulunmufllard›: Dediler ki: "Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma." (Hicr Suresi, 55)

Allah'tan umut kesmek, dinden uzak yaflayan insanlara ait bir ruh halidir. Bu insanlar birtak›m beklentileri yerine gelmedi¤inde ümitsizli¤e kap›l›r ve isteklerinin hiçbir zaman gerçekleflmeyece¤ine inan›rlar. Bu, onlar›n Allah'› gere¤i gibi takdir edemediklerini gösterir. Hz. ‹brahim ise daima Allah'tan ümitvar olarak güzel ahlak özelli¤i göstermifltir. Mümin, Allah'›n gücünün fark›nda olarak, herfleyi Allah'tan ister ve ümitvar olur. Unutulmamal›d›r ki, sebepleri ve bunlara ba¤l› olarak do¤an sonuçlar› yaratan, dünya üzerindeki kanunlar› koyan Allah't›r. Allah e¤er bir fleyin olmas›n› dilerse ona sadece "Ol" der ve o olay hemen gerçekleflir. Allah kat›nda herfley mümkün oldu¤u için mümin her talebinde ümit içindedir. Allah sonsuz kudretini bir Kuran ayetinde flu flekilde bildirmektedir: Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratand›r. O, bir iflin olmas›na karar verirse, ona yaln›zca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

105


H z. ‹ brahim Bu s›rr› kavrayan insan, afl›lmas› imkans›z gibi görünen engelleri de Allah'›n bir hikmetle yaratt›¤›n› bilir. K›s›rl›¤› yaratan Allah, istedi¤i anda bunu tersine çevirebilir. Nitekim Hz. ‹brahim k›ssas›nda da bu flekilde olmufl, Allah ilerlemifl yafllar›na ve efli k›s›r olmas›na ra¤men ona bilgin bir çocuk vermifltir. Öldüren de, dirilten de, yaflatan da yaln›zca Allah't›r. Ayetlerde Allah mucizevi bir olay› bizlere bildirmifl ve çocuk sahibi olmalar› mümkün olmayan Hz. ‹brahim ve eflini bir çocuk sahibi k›laca¤›n› haber vermifltir. Bu ayette ayn› zamanda günümüzde k›s›rl›¤›n tedavisinde ve t›p biliminde yaflanan geliflmelere de bir iflaret bulunuyor olabilir. (En do¤rusunu Allah bilir.)

106


H arun Y ahya

107


H z. ‹ brahim

Elçilerin Hz. ‹brahim'e Getirdi¤i Di¤er Haberler Hz. ‹brahim'e gelen elçilerin getirdikleri birinci haber, çocuk müjdesidir. ‹kinci haber ise, Hz. ‹brahim'le birlikte iman etmifl olan Lut Peygamberin inkarc› kavminin yak›nda helak edilece¤idir. (Lut Peygamber, Hz. ‹brahim'le ayn› dönemde, ayn› co¤rafyada yaflam›flt›r ve eflcinsel bir kavmi bu sap›kl›ktan vazgeçmeye ve iman etmeye davet etmifltir. Kitab›n 2. bölümünde Hz. Lut'un hayat›n› inceleyece¤iz.) Elçilerin verdi¤i bu haberi Allah Kuran'da flöyle bildirmektedir: (‹brahim) dedi ki: "fiu halde sizin as›l iste¤iniz nedir, ey elçiler?" "Do¤rusu biz, suçlu-günahkar bir kavme gönderildik" dediler. "Üzerlerine çamurdan tafllar ya¤d›rmak için. Rabbinin kat›nda ölçüyü tafl›ranlar i��in iflaretlenmifltir." (Zariyat Suresi, 31-34)

Elçiler ile Hz. ‹brahim aras›ndaki konuflma ayetlerde flu flekilde haber verilmektedir: Bizim elçilerimiz ‹brahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek flu ki, biz bu ülkenin halk›n› y›k›ma u¤rataca¤›z. Çünkü onun halk› zalim oldular." Dedi ki: "Onun içinde Lut da vard›r." Dediler ki: "Onun içinde kimin oldu¤unu biz daha iyi biliriz. Kendi kar›s› d›fl›nda, onu ve ailesini muhakkak kurtaraca¤›z. O (kar›s›) arkada kalacak olanlardand›r." (Ankebut Suresi, 31-32) ‹brahim'den korku gitti¤i ve ona müjde geldi¤i zaman, Lut kavmi konusunda Bizimle çekiflip-tart›flmalara giriyor(du). Do¤rusu ‹brahim, yumuflak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi. "Ey ‹brahim, bundan vazgeç. Çünkü gerçek flu ki, Rabbinin emri gelmifltir ve

108


H arun Y ahya gerçekten onlara geri çevrilmeyecek bir azab gelmifltir." (Hud Suresi, 74-76)

Allah'›n elçilerinin getirdikleri helak haberi, bir baflka surede flöyle haber verilir: Dediler ki: "Gerçekte biz, suçlu-günahkar olan bir toplulu¤a gönderildik. Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onlar›n tümünü muhakkak kurtaraca¤›z. Ama kar›s›n› (kurtaracaklar›m›z) d›fl›nda tuttuk, o, geride kalanlardand›r." (Hicr Suresi, 58-60)

Allah, içinde müminlerin bulundu¤u bir toplumu asla helak etmeyece¤ini Kuran'da bildirmektedir. Bu nedenle Allah gönderdi¤i haberci meleklerle Hz. ‹brahim'e ve Hz. Lut'a ne yapmalar› gerekti¤ini haber vermektedir. Böylece Hz. Lut ve Hz. ‹brahim o bölgeden ayr›larak hicret etmifllerdir.

109


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim'in O¤ullar›: Hz. ‹smail ve Hz. ‹shak Hz. ‹brahim'e gelen elçiler, gerçekte onun daha önceden Allah'a etmifl oldu¤u duan›n icabetini müjdelemifllerdir. Bu dua, Hz. ‹brahim'in Allah'tan salih bir varis istemesidir: "Rabbim, bana salihlerden arma¤an et" (Saffat Suresi, 100)

Hz. ‹brahim, Allah'tan, özellikle kendi soyundan bir evlat de¤il, salih bir insan istemektedir. Hz. ‹brahim'in Allah'a olan duas›, kendisinden sonra dini ayakta tutacak herhangi bir salih Müslümand›r. Hz. ‹brahim'in bir evlat beklentisi içinde olmad›¤›, elçilere verdi¤i cevaplardan da anlafl›lmaktad›r. Elçiler kendisini "bilgin bir çocukla" müjdelediklerinde, "Bana ihtiyarl›k gelip-çökmüflken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?" (Hicr Suresi, 54) diye cevap vermifltir. Ancak Allah Hz. ‹brahim'e mümin bir soy yaratmak istemifl, bu nedenle bir mucize gerçeklefltirerek k›s›r ve yafll› olan han›m›n› çocuk sahibi olmaya elveriflli k›lm›flt›r. Ve daha önceki bölümlerde de belirtti¤imiz gibi bu müjdeyi elçileri vas›tas›yla haber vermifltir: "Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik." (Saffat Suresi, 101)

Hz. ‹brahim'de gördü¤ümüz bu örnek, onun soyundan gelen Hz. Zekeriya için de geçerlidir. Allah Kuran'da Hz. Zekeriya'n›n duas›n› ve daha sonradan onu salih bir çocukla müjdelenmesini flöyle haber verir: (Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir. Hani o, Rabbine gizlice seslendi¤i zaman; Demiflti ki: "Rabbim, flüphesiz benim kemiklerim gevfledi ve bafl, yafll›l›k aleviyle tutufltu; ben Sana dua etmekle mutsuz olmad›m. Do¤ru-

110


H arun Y ahya

111


H z. ‚ brahim

112


H arun Y ahya su ben, arkamdan gelecek yak›nlar›m ad›na korkuya kap›ld›m, benim kar›m da bir k›s›rd›r. Art›k bana Kendi kat›ndan bir yard›mc› arma¤an et. Bana mirasç› olsun. Yakup o¤ullar›na da mirasç› olsun. Rabbim, onu raz› olunan k›l. (Allah buyurdu:) "Ey Zekeriya, flüphesiz Biz seni, ad› Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; Biz bundan önce ona hiçbir adafl k›lmam›fl›z. Dedi ki: "Rabbim, kar›m k›s›r iken, benim nas›l o¤lum olabilir? Ben de yafll›l›¤›n son basama¤›nday›m." (Ona gelen melek:) "‹flte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: -Bu Benim için kolayd›r, daha önce sen hiçbir fley de¤il iken, seni yaratm›flt›m." (Meryem Suresi, 2-9)

Hz. ‹brahim gibi Hz. Zekeriya da Allah'tan salih birer varis istemifllerdir. Hiç unutulmamal›d›r ki, e¤er bir insana Allah hidayet vermemiflse, hiç kimse onu do¤ru yola erifltiremez. Nitekim Allah Kuran'da "... Allah, diledi¤ini hidayete erdirir; O, hidayete erecek olanlar› daha iyi bilendir." (Kasas Suresi, 56) fleklinde buyurmaktad›r. Rabbimiz bu konuda bizlere Hz. Nuh'un o¤lunu da bir örnek olarak vermifltir. Bu kifli, Hz. Nuh gibi samimiyeti, sabr›, tevekkülü ve güzel ahlak›yla alemlere örnek k›ld›¤›, k›ymetli bir elçisinin o¤ludur. Ancak Hz. Nuh'un kendisini ça¤›rd›¤› hidayet yoluna uymam›fl ve inkarc›lardan olmufltur. Allah Hz. Nuh'un o¤lunu tufanda di¤er inkarc›lar ile birlikte helak etmifltir. (Hud Suresi, 43) Rabbimiz Hz. ‹brahim'i ise salih çocuklarla müjdelemifltir. Kuran'da Allah'›n peygamberlik makam›yla flereflendirdi¤i bu mübarek kullar›n Hz. ‹smail ve Hz. ‹shak olduklar› bildirilmektedir. Onlar da Hz. ‹brahim gibi Allah'a olan ba¤l›l›klar›, güzel ahlaklar› ve teslimiyetleri ile seçkin k›l›nan kutlu elçilerdir. Kuran'da Hz. ‹brahim'in Hz. ‹shak ve Hz. ‹smail ile müjdelendikten sonra Rabbimize olan samimi duas› ve flükrü flu flekilde haber verilmektedir:

113


H z. ‹ brahim "Hamd, Allah'a aittir ki, O, bana ihtiyarl›¤a ra¤men ‹smail'i ve ‹shak'› arma¤an etti. fiüphesiz Rabbim, gerçekten duay› iflitendir." (‹brahim Suresi, 39)

Rabbimiz Kuran'da Hz. ‹smail'in; "hay›rl› olanlardan oldu¤u" ve "alemlere üstün k›l›nd›¤›"n› bildirir. Ayetlerde ‹smail Peygamber için "vaadinde do¤ruydu ve gönderilmifl bir peygamberdi" (Meryem Suresi, 54-55) fleklinde buyurulmaktad›r. Allah Kuran'da Hz. ‹smail'den raz› oldu¤unu da tüm insanlara bildirmektedir. Hz. ‹shak henüz Hz. ‹brahim hayatta iken, Rabbimiz ona Hz. Yakub'u arma¤an etmifltir. Hz. Yakub da Allah'›n peygamberlik makam›yla flereflendirdi¤i salih bir mümindir. Allah Kuran'da bu seçkin kulunun üzerindeki nimetini tamamlad›¤›n› (Yusuf Suresi, 7) bildirmektedir. Hz. Yakub ayetlerde Allah'a olan samimi iman›, kat›ks›zca ahiret yurdunu anan ihlas sahibi bir kul oluflu (Sad Suresi, 46) ile övülen mübarek bir insand›r. Allah, Hz. ‹shak'›n ve Hz. Yakub'un üstün ahlak özelliklerini ayetlerde flöyle haber verir: Gerçekten Biz onlar›, kat›ks›zca (ahiretteki as›l) yurdu düflünüp-anan ihlas sahipleri k›ld›k.Ve gerçekten onlar, Bizim kat›m›zda seçkinlerden ve hay›rl› olanlardand›r. (Sad Suresi, 46-47) Ona ‹shak'› arma¤an ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler k›ld›k. Ve onlar›, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler k›ld›k ve onlara hayr› kapsayan-fiilleri, namaz k›lmay› ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi. (Enbiya Suresi, 72-73) Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak ‹shak'› da müjdeledik. (Saffat Suresi, 112)

Kuran'da Hz. ‹brahim her iflinde Rabbimize yönelmesi, sa-

114


H arun Y ahya mimi ve içten bir flekilde O'na dua etmesi ve Allah'a imanda kararl› olmas› ile övülmektedir. Hz. ‹brahim bafl›na gelen her türlü zorluk ve s›k›nt› karfl›s›nda gösterdi¤i teslimiyetli tavr› tüm iman sahipleri için bir örnektir. Hz. ‹brahim'in çocuklar› ile ilgili duas› da bu samimiyeti aç›kça göstermektedir: "Rabbimiz gerçekten ben çocuklar›mdan bir k›sm›n› Beyti Haram yan›nda ekini olmayan bir vadiye yerlefltirdim; Rabbimiz, dosdo¤ru namaz› k›ls›nlar diye (öyle yapt›m). Böylelikle Sen insanlar›n bir k›sm›n›n kalblerini onlara ilgi duyar k›l ve onlar› birtak›m ürünlerden r›z›kland›r. Umulur ki flükrederler." (‹brahim Suresi, 37)

Allah Hz. ‹brahim'in ve soyunun üzerindeki büyük lütfunu Yusuf Suresi'nde flu flekilde bildirir: Böylece Rabbin, seni seçkin k›lacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana ö¤retecek ve daha önce atalar›n ‹brahim ve ‹shak'a (nimetini) tamamlad›¤› gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacakt›r. Elbette Rabbin bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Yusuf Suresi, 6)

Allah di¤er ayetlerde Hz. ‹brahim'in soyu hakk›nda flöyle buyurur: Biz ona ‹shak'› ve Yakub'u arma¤an ettik ve onun soyunda peygamberli¤i ve Kitab› k›ld›k, ecrini de dünyada verdik. fiüphesiz o, ahirette salih olanlardand›r. (Ankebut Suresi, 27) Güç ve basiret sahibi olan kullar›m›z ‹brahim'i, ‹shak'› ve Yakub'u da hat›rla. Gerçekten Biz onlar›, kat›ks›zca (ahiretteki as›l) yurdu düflünüp-anan ihlas sahipleri k›ld›k. Ve gerçekten onlar, Bizim kat›m›zda seçkinlerden ve hay›rl› olanlardand›r. (Sad Suresi, 45-47)

115


H z. ‹ brahim Böylelikle, onlardan ve Allah'tan baflka tapt›klar›ndan kopup-ayr›l›nca ona ‹shak'› ve (o¤lu) Yakup'u arma¤an ettik ve her birini peygamber k›ld›k. Onlara rahmetimizden arma¤an(lar) ba¤›fllad›k ve onlar için yüce bir do¤ruluk dili verdik. (Meryem Suresi, 49-50)

Rabbimiz ayetlerde Hz. ‹brahim'in ailesini alemlere üstün k›ld›¤›n›, kitap ve hikmetle destekledi¤ini ve onlara büyük bir mülk nasip etti¤ini bildirmektedir: Gerçek flu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, ‹brahim ailesini ve ‹mran ailesini alemler üzerine seçti. (Al-i ‹mran Suresi, 33) Yoksa onlar, Allah'›n Kendi fazl›ndan insanlara verdiklerini mi k›skan›yorlar? Do¤rusu Biz, ‹brahim ailesine Kitab› ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54) ‹man edenler ve imanlar›n› zulümle kar›flt›rmayanlar, iflte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermifllerdir. Bu, ‹brahim'e, kavmine karfl› verdi¤imiz delilimizdir. Biz, diledi¤imizi derecelerle yükseltiriz. fiüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. (Enam Suresi, 82-83) Sonra gelenler aras›nda ona (hay›rl› ve flerefli bir isim) b›rakt›k. ‹brahim'e selam olsun. Biz, ihsanda bulunanlar› böyle ödüllendiririz. fiüphesiz o, Bizim mü'min olan kullar›m›zdand›r. (Saffat Suresi, 108-111)

Allah, Hz. ‹brahim'i güzel, hay›rl› ve temiz bir soy ile ödüllendirmifltir. Kavmi itaatsiz, kibirli ve Allah'› inkarda direnen bir topluluk iken, Hz. ‹brahim'in kendinden sonra kavmine mirasç› b›rakaca¤› o¤ullar› ise peygamber olarak seçilmifltir: Ve ona ‹shak'› ve Yakub'u arma¤an ettik, hepsini hidayete erifltirdik; bundan önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'›, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'y› ve Harun'u

116


H arun Y ahya hidayete ulaflt›rd›k. Biz, iyilik yapanlar› iflte böyle ödüllendiririz. (Enam Suresi, 84)

Hz. ‹smail ve Hz. ‹shak, Hz. ‹brahim ile birlikte insanlar› Allah'a iman etmeye davet etmifllerdir. Hz. ‹smail, babas› Hz. ‹brahim ile birlikte kutsal Kabe'yi infla etmifltir.

Hz. ‹brahim'in Kabe'yi ‹nfla Etmesi Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'in o¤lu Hz. ‹smail ile birlikte Kabe'yi infla etti¤ini bildirmektedir. Arabistan'›n Mekke kentinde bulunan Kabe, insanlar›n sadece Allah'a ibadet etmek için kullanacaklar› bir mekan olarak infla edilen ilk yap›d›r. Allah, "insanlar için ilk kurulan ev" olan Kabe'de "Hz. ‹brahim'in makam›"n›n bulundu¤unu flöyle bildirir: Gerçek flu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar için hidayet olan (Ka'be)dir. Orada apaç›k ayetler (ve) ‹brahim'in makam› vard›r. Kim oraya girerse, o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Allah'›n insanlar üzerindeki hakk›d›r. Kim de inkâr ederse, flüphesiz, Allah alemlere karfl› muhtaç olmayand›r. (Al-i ‹mran Suresi, 96-97)

Hz. ‹brahim, Allah'›n kendisine verdi¤i Kabe'yi infla görevini, o¤lu Hz. ‹smail ile birlikte yerine getirmifltir. Allah Kuran'da, bu konuda Hz. ‹brahim'e flöyle vahiyde bulundu¤unu bildirmifltir: Hani Biz ‹brahim'e Ev'in (Kabe'nin) yerini belirtip haz›rlad›¤›m›z zaman (flöyle emretmifltik:) "Bana hiçbir fleyi ortak koflma, tavaf edenler, k›yam edenler, rükua ve sücuda varanlar için Evimi tertemiz tut. ‹nsanlar içinde hacc› duyur; gerek yaya, gerekse uzak yollardan gelen yorgun düfl-

117


H z. ‹ brahim müfl develer üstünde sana gelsinler. Kendileri için birtak›m yararlara flahid olsunlar ve kendilerine r›z›k olarak verdi¤i hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'›n ad›n› ans›nlar. Art›k bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun. (Hac Suresi, 26-28)

Allah Hz. ‹brahim'e Kabe'nin temizlenmesini emretmifltir. Bu, fiziksel bir temizlik olabilece¤i gibi, manevi anlamda da bir temizlik olabilir. Dolay›s›yla bu ayetle Allah Kabe'nin hem fiziksel anlamda hem de manevi anlamda (flirkten ve Allah'tan baflkalar›na tapan müflriklerin kirinden) temizlenmesini emretmifltir. Allah bir di¤er ayette, Hz. ‹brahim ve Hz. ‹smail'in Kabe'yi infla görevlerini flöyle bildirmektedir: ‹brahim, ‹smail'le birlikte Ev'in (Ka'be'nin) sütunlar›n› yükseltti¤inde (ikisi flöyle dua etmiflti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. fiüphesiz, Sen ifliten ve bilensin" (Bakara Suresi, 127)

Hz. ‹brahim ve Hz. ‹smail Kabe'yi infla ederlerken, yani fiili bir ifl ve ibadet yaparlarken sürekli Rabbimize dua etmifllerdir. Peygamberlerin bu güzel özelli¤ini örnek alarak Allah'a her konuda dua edebilir, bir ifl yaparken de Allah'tan yard›m dileyebilir, O'nu zikir ve tesbih edip yüceltebiliriz. Çünkü Allah, insan›n gizlisinin gizlisini bilen, onu her an ifliten, gören ve her yapt›¤›ndan haberdar oland›r. Müminler Allah'›n bütün dualar›na icabet edece¤ini bilir ve dua etmeyi Allah'a yak›nlaflmak için bir vesile olarak görürler. Kimi zaman baz› insanlar sadece belirli zamanlarda, belirli yerlerde dua edebileceklerini zannederek duay› belli bir flekile sokmaya çal›fl›rlar. Oysa peygamberlerin Kuran'da haber verilen dualar› da bize göstermektedir ki, mümin bir ifl yaparken de, yatarken de, otururken de içinden Allah'a dua edebilir, her zaman Allah'a yönelebilir. Bunun

118


H arun Y ahya

119


H z. ‹ brahim için hiçbir kural yoktur. ‹nsan her an Allah'a yönelebilir, her an O'nu kalben an›p, en güzel isimleri ile Rabbimizi yüceltebilir. Hz. ‹brahim ile Hz. ‹smail de Kabe'yi infla ederlerken ettikleri dualar›n›n sonunda Allah'› yüceltmifllerdir. ‹ki peygamber de Allah'tan istediklerini sözle ifade ettikten sonra, O'nun herfleyi bildi¤ini, iflitti¤ini dile getirip Allah'› övmüfllerdir. Bu da göstermektedir ki, dua s›ras›nda da Allah'› s›fatlar› ile anmak ve O'na bu s›fatlarla dua etmek makbuldür. Nitekim Allah bir ayetinde flöyle buyurur: ‹simlerin en güzeli Allah'›nd›r. Öyleyse O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde 'ayk›r›l›¤a (ve inkara) sapanlar›' b›rak›n. Yapmakta olduklar› dolay›s›yla yak›nda cezaland›r›lacaklard›r. (Araf Suresi, 180)

Peygamberler gibi müminlerin de Allah'›n büyüklü¤ünü, herfleyi gördü¤ünü, iflitti¤ini, herfleye güç yetirdi¤ini, hüküm ve hikmet sahibi oldu¤unu dile getirerek Allah'› anmak bir mümin alametidir. Kuran'da peygamberlerin dualar›yla ilgili pek çok ayet, müminlerin nas›l dua edeceklerine dair yol gösterici olmaktad›r.

Makam-› ‹brahim, Hz. ‹brahim'in Kabe'yi infla ederken iskele olarak kulland›¤› tafl›n bulundu¤u yerdir.

120


H arun Y ahya

121


H z. ‚ brahim

122


H arun Y ahya

123


H z. ‚ brahim

124


H arun Y ahya

Hz. Ömer Camii'nin içinde, Hz. ‹brahim'in ilk infla etti¤i dönemden kald›¤›na inan›lan kutsal tafl.

125


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim ve O¤lunun Kurban ‹mtihan› Allah'›n Hz. ‹brahim k›ssas›nda haber verdi¤i olaylardan biri de kurban olay›d›r. Hz. ‹brahim'in ve o¤lu Hz. ‹smail'in bafl›ndan geçen bu denemeyi Rabbimiz ayetlerde flu flekilde haber verir: Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik. Böylece (çocuk) onun yan›nda koflabilecek ça¤a eriflince (‹brahim ona): "O¤lum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda bo¤azl›yorken gördüm. Bir bak, sen ne düflünüyorsun." (O¤lu ‹smail) Dedi ki: "Babac›¤›m, emrolundu¤un fleyi yap. ‹nflallah, beni sabredenlerden bulacaks›n." Sonunda ikisi de (Allah'›n emrine ve takdirine) teslim olup (babas›, ‹smail'i kurban etmek için) onu aln› üzerine yat›rd›. Biz ona: "Ey ‹brahim" diye seslendik. "Gerçekten sen, rüyay› do¤rulad›n. fiüphesiz Biz, ihsanda bulunanlar› böyle ödüllendiririz." Do¤rusu bu, apaç›k bir imtihand›. Ve ona büyük bir kurban› fidye olarak verdik. (Saffat Suresi, 101-107)

Allah yukar›daki ayetlerde Hz. ‹brahim'i nas›l bir denemeden geçirdi¤ini bizlere aktarmaktad›r. ‹slam alimleri de bu ayetleri genelde ayn› flekilde tefsir ederler. Örne¤in Elmal›l› Hamdi Yaz›r, Kuran-› Kerim tefsirinde, Hz. ‹brahim'in rüyas›nda gördüklerinin bir vahiy oldu¤unu, bu vahyin yerine getirilmesinin ise bir emir oldu¤unu belirtmektedir. Ayetlerin devam›n› ise flu flekilde aç›klamaktad›r: ... Bunun üzerine onu zorla yapmaya kalk›flmay›p, önce yerine getirilme fleklini istiflare etmek üzere böyle görüflünü sorarak tebli¤ etti ki, bununla ilk önce onun itaat ve boyun e¤mekle ecir ve sevaba ermesini temin etmek istedi. Düflünmeli, bunu söylerken "Ey yavrucu¤um!" diye hitap eden bir baban›n kalbinde ne yüksek bir flef-

126


H arun Y ahya

127


H z. ‹ brahim Tahrif edilmifl Eski Ahit'e göre, Hz. ibrahim ve han›m› Sara El-Halil kentinde bulunan Machpelah ma¤aras›na defnedilmifllerdir. Bu bölge günümüzde ‹srail iflgali alt›ndad›r.

128


H arun Y ahya kat duygusu çarp›yor ve ona ne kadar büyük bir vazife aflk›, Allah sevgisi hakim bulunuyordu... ‹flte bunun böyle ‹lâhî bir emir oldu¤unu anlayan ve Allah'›n sabredenlerle beraber oldu¤unu bilen o yumuflak huylu o¤ul "Ey babac›¤›m!" dedi, "Ne emrolunuyorsan yap. Beni inflaallah sabredenlerden bulacaks›n."5

Ömer Nasuhi Bilmen'in tefsirinde Hz. ‹brahim ve o¤lunun bafl›ndan geçen bu deneme flu flekilde izah edilmektedir: Hazret-i ‹brahim de o¤lu da Allah-u Teala'n›n emrine itaat edip teslimiyet gösterdiler ve ‹brahim Aleyhisselam o¤lunu (aln›n›n bir yan› üzerine yat›rd›) onu bo¤azlamak için öyle bir vaziyete bulundurdu... Onun rahmani bir rüya oldu¤unu anlayarak emr olundu¤un vazifeyi yapmaya azmettin, sabr›n, emri ‹lahi'ye itaatin tezahür etmifl oldu. Art›k Hak Teala lütfetmifl, o o¤lun yerine bir kurban hayvan›n›n kesilmesini emir eylemifl, Hazreti ‹brahim'i, öyle bir fedakarl›ktan kurtarm›flt›r. 6

Ayetlerden ve tefsirlerden Hz. ‹brahim ve o¤lu Hz. ‹smail'in Allah'a olan kalpten itaatleri, teslimiyetleri ve gönülden ba¤l›l›klar› aç›k bir flekilde anlafl›lmaktad›r. Bu üstün ahlak tüm iman edenlere çok güzel bir örnek, eflsiz bir rehberdir. Bu nedenle tüm iman edenler onlar›n yolunu izlemeli ve Allah'›n ayetlerini uygulamadaki titizlikleri, zorluk ya da s›k›nt›lar karfl›s›ndaki tavizsiz tav›rlar›, sab›rl› ve tevekküllü kiflilikleriyle tan›nmal›d›rlar. Allah Saffat Suresi'nin devam›nda flu flekilde bildirir: Sonra gelenler aras›nda ona (hay›rl› ve flerefli bir isim) b›rakt›k. ‹brahim'e selam olsun. Biz, ihsanda bulunanlar› böyle ödüllendiririz. fiüphesiz o, Bizim mü'min olan kullar›m›zdand›r. (Saffat Suresi, 108-111)

129


H z. ‹ brahim

Kuran'da Rabbimizin insanlara uyar›c›, korkutucu ve müjdeleyici olarak gönderdi¤i k›ymetli elçilerinin güzel ahlak özelliklerine dair birçok ayet yer almaktad›r. Tüm peygamberler, Allah'a olan teslimiyetleri, samimiyetleri, sadakatleri ve adil, mütevazi, onurlu tav›rlar›yla son derece üstün ahlakl› insanlard›r. Kuran'da Peygamberimiz Hz. Muhammed Allah'a olan derin iman›, tevekkülü, samimiyeti ve güçlü Allah korkusu, Hz. Süleyman her an Allah'a flükredip Rabbimizin flan›n› yüceltmesi, dini yayma konusundaki kararl›l›¤›, güç ve kudreti, Hz. Eyüp ve Hz. Nuh sab›rlar›, Hz. Musa samimiyeti, Hz. ‹sa manevi derinli¤i ve Allah'a olan teslimiyeti, Hz. Davud her tutum ve davran›fl›yla Allah'a yönelmesi ve daha birçok üstün özellikleriyle tüm insanlara örnek verilmifllerdir. Hz. ‹brahim'i de, Allah Kuran ayetlerinde övmekte ve tüm Müslümanlara üstün vas›flar› ile örnek göstermektedir. Yeryüzündeki tüm insanlar›n, Allah'›n peygamberlik makam› ile flereflendirdi¤i, ilim ve güç

130


H arun Y ahya bak›m›ndan destekledi¤i, güzel ahlaklar›yla övdü¤ü bu kutlu insanlar› kendilerine örnek almalar› gerekmektedir. Her Müslüman Allah'›n alemlere üstün k›ld›¤› bu k›ymetli kullara özenmeli, onlar›n eflsiz ahlak özelliklerini kendi hayatlar›na geçirmelidir. Kitab›n bu bölümünde birçok Kuran ayetinde Allah'a olan derin iman›, tevekkülü, samimiyeti ve teslimiyeti ile övülen Hz. ‹brahim'in üstün ahlak› anlat›larak insanlar, Hz. ‹brahim gibi bir ahlak göstermeye davet edilmektedir.

Hz. ‹brahim "Allah'›n Dostu"dur ‹yilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan ‹brahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, ‹brahim'i dost edinmifltir. (Nisa Suresi, 125)

Rabbimiz Kuran'da Hz. ‹brahim'i dost edindi¤ini bildirmifltir. Bu nedenle de Hz. ‹brahim "Halilullah" (Allah'›n dostu) olarak tan›nmakta, insanlar taraf›ndan bu güzel isimle an›lmaktad›r. Nitekim Peygamberimiz Hz. Muhammed de "Ey Allah'›m! ‹brahim aleyhisselâm senin Halilindir, peygamberindir." fleklinde buyurmufllard›r.7 Vahyedilmesinden sonra tahrif edilmifl olan Kitab-› Mukaddes'te ise Hz. ‹brahim için flu ifadeler yer almaktad›r: "Ve ‹brahim Allah'a iman etti ve böylece aklanm›fl say›ld›" diyen Kutsal Yaz› yerine gelmifl oldu. ‹brahim'e de Allah'›n dostu denildi. 8

Allah korkusuna ve sevgisine sahip, Allah'a dost olan insan›n hayattaki tek amac› O'nun hoflnutlu¤unu, rahmetini ve cennetini kazanmakt›r. Kalbinde ve akl›nda daima Allah olur. Gördü¤ü güzellikler karfl›s›nda "Allah ne güzel yaratm›fl, O övülmeye lay›kt›r" der, Allah'› en güzel isimleriyle tesbih eder.

131


H z. ‹ brahim Kendisine verilen her nimetin Allah'tan oldu¤unu bilir ve Allah'a çokça flükreder. Herhangi bir s›k›nt› ve zorlukla karfl›laflt›¤›nda ise, bunun Allah'tan bir deneme oldu¤unu ve hay›rlarla birlikte yarat›ld›¤›n› bilir. Allah için güzel bir sab›r gösterir, tevekkül eder ve ahiret yurdu için salih amellerde bulunur. Bediüzzaman Said Nursi'nin söyledi¤i "elhamdülillahi ala külli hal" (her flartta Allah'a hamd olsun) sözünü kendisine rehber edinir ve nimet içinde de, zorluk içinde de olsa hep Allah'a hamd eder. Allah Kuran'da bu onurlu makama ulaflmalar› için tüm müminleri teflvik etmektedir. Bir Kuran ayetinde müminlere kendilerini Allah'a yak›nlaflt›racak vesileler aramalar› flöyle emredilir:

132


H arun Y ahya Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sak›n›n ve (sizi) O'na (yaklaflt›racak) vesile aray›n... (Maide Suresi, 35)

Allah bir ayette "Öyleyse, Allah'a do¤ru kaç›n" (Zariyat Suresi, 50) diye buyurmaktad›r. Bir baflka ayette de flöyle buyurulmaktad›r: "... Art›k dosdo¤ru namaz› k›l›n, zekat› verin ve Allah'a sar›l›n, sizin Mevlan›z O'dur. ‹flte, ne güzel Mevla ve ne güzel yard›mc›." (Hac Suresi, 78)

Müzemmil Suresi'nde ise Allah, insan›n herfleyden kendini çekip yaln›zca Kendisi'ne yönelmesini emreder: Rabbinin ismini zikret ve herfleyden kendini çekerek yaln›zca O'na yönel. (O) Do¤unun ve bat›n›n Rabbidir. O'ndan baflka ilah yoktur. fiu halde (yaln›zca) O'nu vekil tut. (Müzemmil Suresi, 8-9)

133


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim Güç ve Basiret Sahibiydi, Do¤ruyu Seçme Yetene¤ine Sahipti Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'in "güç ve basiret" sahibi bir kul oldu¤unu bildirmifltir. (Sad Suresi, 45) Basiret "görüfl" anlam›na gelir, olaylara hikmetle bakabilmeyi, derin kavray›fl gücünü ifade eder. Allah'›n derin imanlar›, samimiyetleri ve teslimiyetleriyle insanlara örnek k›ld›¤› tüm peygamberler gibi Hz. ‹brahim de isabetli kararlar alan, ileriyi görebilen, basiret sahibi bir peygamberdir. Bir di¤er ayette ise Rabbimiz Hz. ‹brahim'e "rüfld", yani olgunluk verdi¤ini bildirmektedir: Andolsun, bundan önce ‹brahim'e rüfldünü vermifltik ve Biz onu bilenlerdik. (Enbiya Suresi, 51)

Ayette geçen "rüfld" kelimesi, "hak bir do¤rulukta kararl›l›kla, tam ve üstün bir isabetle, emin ad›mlarla gitmek, do¤ruya götürmek, yöneltmek" anlamlar›na gelmektedir. Allah'›n bu güzel vas›flarla güçlendirdi¤i Hz. ‹brahim, feraset ve basireti, ileri görüfllülü¤ü, do¤ru ile yanl›fl› birbirinden ay›rt etmesi ve isabetli karar vermesi ile inkar edenlere karfl› büyük bir mücadele vermifltir. Tüm bu özellikler onun Allah'tan içi titreyerek korkan, Rabbimizin ayetlerini uygulama konusunda çok titiz bir kul oldu¤unu bizlere göstermektedir. Nitekim Allah Kendisi'nden korkanlara bu büyük nimetin verilece¤ini bir ayetinde flöyle bildirmifltir: Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sak›n›rsan›z, size do¤ruyu yanl›fltan ay›ran bir nur ve anlay›fl verir, kötülüklerinizi örter ve sizi ba¤›fllar. Allah büyük fazl sahibidir. (Enfal Suresi, 29)

134


H arun Y ahya

135


H z. ‹ brahim Rabbimizin Hz. ‹brahim'e bahfletti¤i üstün vas›flar, bu kutlu insan›n inkar edenlere karfl› son derece etkili ve ak›lc› bir mücadele yürütmesine vesile olmufltur. Bunun sonucunda da Hz. ‹brahim ve onu izleyenler üstün gelmifllerdir. "Do¤ruluk" ve "do¤ruyu seçme" Peygamber Efendimizin de müminlere sürekli hat›rlatt›¤› çok önemli mümin vas›flar›ndand›r. Peygamberimiz (sav)'in bu konu ile ilgili baz› tavsiyeleri flu flekildedir: Allah'a inand›m de, sonra da dosdo¤ru ol! 9 Kim ki Allah ve Resulü'nün kendisini sevmesinden hofllan›rsa do¤ru söylesin. 10 Allah bir kimsenin hayr›n› murad ederse, onu do¤ruya irflad eder.11 Do¤ruluk (s›dk) iyili¤e götürür. ‹yilik de cennete iletir. ‹nsan do¤ru söyleye söyleye sonunda Allah kat›nda do¤ru olarak yaz›l›r. Yalanc›l›k fenal›¤a, fenal›k da cehenneme götürür. ‹nsan yalan söyleye söyleye sonunda Allah kat›nda yalanc› olarak yaz›l›r. 12

Hz. ‹brahim Kat›ks›zca Ahiret Yurdunu Anan ‹hlas Sahibi Bir Kuldu Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'i ve onun soyunu kat›ks›zca ahireti düflünüp anan ihlas sahipleri olarak tarif eder: ... ‹brahim'i, ‹shak'› ve Yakub'u da hat›rla. Gerçekten Biz onlar›, kat›ks›zca (ahiretteki as›l) yurdu dü-

136


H arun Y ahya flünüp-anan ihlas sahipleri k›ld›k. (Sad Suresi, 45-46)

Peygamberleri

ve

samimi

iman sahiplerini di¤er insanlardan ay›ran en temel özelliklerden biri, onlar›n dünya hayat›na dair bir beklenti içinde olmaks›z›n sadece Allah'›n r›zas›n› ve ahireti kazanmak için ciddi bir çaba içinde olmalar›d›r. Hayatlar›n›n sonuna kadar büyük bir sab›r ve ihlasla kavimlerini uyarmaya devam etmeleri, bunun en aç›k delillerindendir. ‹hlas sahibi bir mümin, yapt›¤› ifller ve ibadetlerle sadece Allah'›n sevgisini, hoflnutlu¤unu, takdirini ve dostlu¤unu hedefler. Bu konuda en güzel örnek ise Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in hayat›d›r. Peygamberimiz (sav), sadece Allah'›n hoflnutlu¤unu aram›fl, hayat› boyunca Allah'›n r›zas›n›, rahmetini ve cennetini kazanmay› amaç edinmifltir. Allah ayetlerde, insanlara bir rahmet ve lütuf olarak gönderilen elçilerin, hiçbir karfl›l›k beklemeden, ihlasla insanlar› din ahlak›n› yaflamaya davet ettiklerini flu flekilde haber vermektedir: De ki: "Ben, buna karfl› sizden bir ücret istemiyorum ve (kendili¤inden) bir yükümlülük getirenlerden de de¤ilim." (Sad Suresi, 86) De ki: "Ben sizden bir ücret istemiflsem, art›k o sizin olsun. Benim ecrim (ücretim), yaln›zca Allah'a aittir. O, herfleye flahid oland›r." (Sebe Suresi, 47)

Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde de "Amellerinizi Allah için halis k›l›n›z. Zira Allah-u Teala Kendisi

137


H z. ‚ brahim

138


H arun Y ahya için ihlasla yap›lan ameli kabul eder."13 fleklinde buyurmakta ve tüm insanlar› ihlasl› davranmaya davet etmektedir. Peygamberlerin dualar›na, kavimlerine yapt›klar› uyar›lara bakt›¤›m›zda onlar›n insanlar› Allah'a iman etmeye, amellerini halis k›lmaya, dünya hayat›n›n geçici nimetlerine aldanmamaya ve sadece ahiret yurdu için çal›flmaya davet ettiklerini görürüz. Bir müminin de sahip olmas› gereken en önemli vas›flardan biri, "kat›ks›zca ahiret yurdunu düflünüp anmas›d›r." Yap›lan her ifl, söylenen her söz sadece Allah'›n hoflnutlu¤unu kazanmak için olmal›d›r. Mümin, sürekli as›l hayat› olan ahirete özlem duymal› ve dünyaya hiçbir zaman ba¤lanmamal›d›r. ‹man edenler de elbette Allah'›n dünyadaki nimetlerinden faydalanacak, bu yolla Allah'a flükredip bu nimetlerin ahiretteki as›llar›n› düflüneceklerdir. Ama bunlar, hiçbir zaman amaç haline getirmemelidir. Her biri Allah'›n r›zas›n› kazanmaya, din ahlak›n› anlatmaya, ahiret yurdunu anmaya vesile olan birer nimet olarak görülmelidir. Cennetin sonsuz güzelliklerini düflünmek, Allah'›n cennet vaadinden dolay› sevinmek, cehennemin bitmeyecek azab›ndan sak›nmak ve bunu ak›lda tutmak, müminin Allah'a olan yak›nl›¤›n› ve Kuran ahlak›n› yaflama flevkini art›ran çok önemli vesilelerdir. Aksi takdirde fleytan insan›n unutma özelli¤ini kullanarak, onu ahiret gününün varl›¤›ndan gafil halde yaflatmak isteyecektir. Mümin, hiçbir zaman fleytan›n bu tuza¤›na düflmemeli, her zaman Hz. ‹brahim gibi ahiret yurdunu derin derin düflünen ve anlatan müminlerden olmal›d›r. Nitekim Allah kat›ks›zca ahiret yurdunu anan, Allah'›n r›zas›n› herfleyin üstünde tutan ve din ahlak›n› yaymak için tüm hayat› boyunca ihlasla çaba gösteren bu k›ymetli kulu için Bakara Suresi'nde flu flekilde buyurmaktad›r:

139


H z. ‹ brahim Kendi nefsini afla¤›l›k k›landan baflka, ‹brahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, Biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de O salihlerdendir. (Bakara Suresi, 130)

Hz. ‹brahim Seçkin ve Hay›rl› Bir Kuldu Ve gerçekten onlar, Bizim kat›m›zda seçkinlerden ve hay›rl› olanlardand›r. (Sad Suresi, 47)

Hz. ‹brahim Allah'›n hidayet verdi¤i, peygamberlikle flereflendirdi¤i ve Kendi kat›nda seçkin k›ld›¤› kullar›ndand›r. Bir ayette Hz. ‹brahim ve ailesinin alemler üzerine seçilmifl olduklar› flöyle bildirilmektedir: Gerçek flu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, ‹brahim ailesini ve ‹mran ailesini alemler üzerine seçti. (Al-i ‹mran Suresi, 33)

Hz. ‹brahim ve o¤ullar›, kendi kavimlerini Allah'a iman etmeye davet etmek ve onlara Allah'›n üstün güç ve kudretini anlatmak için seçilmifllerdir. Allah Kuran'da "Andolsun, Biz Nuh'u ve ‹brahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberli¤i ve Kitab'› onlar›n soylar›nda k›ld›k..." (Hadid Suresi, 26) fleklinde bildirmekte ve ‹brahim ailesinin soyunu peygamberlikle flereflendirdi¤ini haber vermektedir. "Hay›rl› olmak", önemli bir mümin alametidir. ‹nkarc›lar çevrelerine ve dünyaya iyilik de¤il, fler (kötülük) getirirler. Bu kaç›n›lmazd›r; çünkü inkar eden bir insan ç›karlar›n› herfleyin üzerinde tutar ve dolay›s›yla kendi ç›kar› söz konusu oldu¤unda di¤er insanlara zarar vermekten çekinmez. Mümin ise, hem manevi hem de maddi yönden tüm insanl›¤a hay›r, bereket ve bolluk getirir. Çünkü sahip oldu¤u Allah korkusu ve güçlü iman› gere¤i kendisinin ve yak›nlar›n›n aleyhinde bile olsa, adaleti ayakta tutar, insanlara iyilik yapar, zalimlere karfl› koyar.

140


H arun Y ahya

141


H z. ‹ brahim Peygamberimiz (sav) de "Ümmetimin hay›rl›lar› ise, ahlakça en güzel olanlar›d›r. 14 fleklinde buyurarak güzel ahlaklar›yla örnek olan müminlerin, yaflad›klar› toplum için "hay›rl› kimseler" olduklar›n› bildirmifltir. Allah, "hay›r getiren", yani Allah'›n hükmüne göre davran›p etraf›na hep din ahlak›n›n güzelliklerini tafl›yan müminlerle, bu

142


H arun Y ahya vas›ftan yoksun insanlar›n fark›n› bir ayette flöyle haber verir: Allah flu örne¤i verdi: ‹ki kifli; bunlardan birisi dilsiz, hiçbir fleye gücü yetmez ve herfleyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hay›r getirmez; flimdi bu, adaletle emreden ve dosdo¤ru yol üzerinde bulunanla eflit olabilir mi? (Nahl Suresi, 76)

143


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim Ar›nm›fl Bir Kalbe Sahipti Hani o, Rabbine ar›nm›fl (selim) bir kalp ile gelmiflti. (Saffat Suresi, 84)

Allah Kendisi'ne dost edindi¤i Hz. ‹brahim'i flirk içinde yaflayan kavminden ay›rm›fl ve tüm iman sahiplerinin hidayet önderi k›lm›flt›r. Allah'›n üstün ahlak sahibi elçilerini kendisine örnek alan bir müminin de Allah'a yak›nlaflmak, O'nun sevdi¤i ve raz› oldu¤u bir insan olabilmek için kalbini cahiliyenin tüm bat›l inançlar›ndan, çarp›k düflüncelerinden uzaklaflt›rmas›, yani temiz bir kalp ile Allah'a yönelmesi gerekir. ‹nsan›n ar›nmas›, ayn› zamanda nefsinin kötülüklerinden ve fleytan›n olumsuz telkinlerinden uzaklaflmas› anlam›na da gelmektedir. Allah Kuran'da "murdar (pis) olan› temiz olandan ay›rt edece¤ini" (Al-i ‹mran Suresi, 179) bildirmektedir. Buradaki temizlik manen ve ruhen yaflanan temizliktir. Din ahlak›ndan uzak yaflayan birçok insan da, "benim kalbim temiz" diyebilmektedir. Ancak gerçekte bu kifliler sadece kendi vicdanlar›n› rahatlatmaya çal›flmaktad›rlar. Çünkü Hz. ‹brahim gibi "ar›nm›fl (selim) bir kalbe" sahip olmak isteyen bir insan Allah'a kalpten iman etmelidir. Allah'›n emirlerini titizlikle yerine getirmeli, teslimiyetli ve tevekküllü olmal›d›r. Allah Kuran'da iyili¤i ve hoflnut olaca¤› ahlak› bizlere flu flekilde tarif etmektedir: Yüzlerinizi do¤uya ve bat›ya çevirmeniz iyilik de¤ildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitab'a ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine ra¤men, onu yak›nlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalm›fla, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namaz›

144


H arun Y ahya

145


H z. ‹ brahim

dosdo¤ru k›lan, zekat› veren ve ahidlefltiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastal›kta ve savafl›n k›z›flt›¤› zamanlarda sabredenler(in tutum ve davran›fllar›d›r). ‹flte bunlar, do¤ru olanlard›r ve muttaki olanlar da bunlard›r. (Bakara Suresi, 177)

Allah bir baflka ayette ise "ar›nanlar› sevece¤ini" (Tevbe Suresi, 108) bildirmektedir. Bir insan belki çok uzun süre, fleytan›n telkinleri ile hareket etmifl, kötü düflüncelere ve kötü bir ahlaka sahip olmufl olabilir. Ancak önemli

146


H arun Y ahya

olan bu kiflinin Allah'a tevbe etmesi, sahip oldu¤u bu ahlak› terk edip, Hz. ‹brahim'i ve di¤er peygamberleri örnek alarak ar›nm›fl bir kalp ile Allah'a yönelmesidir. Rabbimiz Maide Suresi'nde iman sahiplerini flu flekilde müjdelemektedir: Ancak kim iflledi¤i zulümden sonra tevbe eder ve (davran›fllar›n›) düzeltirse, flüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, ba¤›fllayand›r, esirgeyendir. (Maide Suresi, 39)

147


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim "Tek Bafl›na Bir Ümmetti" Gerçek flu ki, ‹brahim (tek bafl›na) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müflriklerden de¤ildi. (Nahl Suresi, 120)

Hz. ‹brahim, Allah'› herfleyin üzerinde tutan, sadece O'nun r›zas›n› gözeten, O'na içten ba¤l› olan, yaln›zca Allah'tan korkup sak›nan ve Allah'a güvenip dayanan bir peygamberdir. Çok say›da insan› karfl›s›na ald›¤›, onlar taraf›ndan öldürülmek, hatta atefle at›lmak istendi¤i halde, iman›ndan kaynaklanan cesareti ve tevekkülü sayesinde Allah'›n dinini hakim k›lmak için yapt›¤› mücadelesinde çok kararl› olmufltur. Tüm iman sahiplerinin de, Hz. ‹brahim'in bu üstün ahlak›na özenmeleri ve tek bafl›na kalsalar da Hz. ‹brahim gibi tevekküllü, cesur, kararl›, samimi, teslimiyetli ve iradeli olmalar› gerekmektedir. Bunun için öncelikle yap›lmas› gereken ise, bir ve tek olan Rabbimize gönülden teslim olmak, sadece O'ndan korkup, O'nu dost edinmektir. Çünkü bir mümin, dünyan›n herhangi bir yerinde inkarc› bir toplulu¤un içinde, tek bafl›na da kalsa Allah'›n r›zas›n› kazanma flevki ve iste¤i, onu daima hay›rl› davran›fllarda bulunmaya, ibadetlerini yerine getirmeye, din ahlak›n› eksiksizce yaflamaya ve Kuran ahlak›n›n bir gere¤i olarak insanlara din ahlak›n› tebli¤ etmeye yöneltir. Allah'›n her zaman yan›nda oldu¤unu, her an onu koruyup destekledi¤ini bilmenin verdi¤i güç ile hareket eder. Kim Hz. ‹brahim ile ayn› ahlak› gösterir, Allah'a ayn› sadakat ve teslimiyetle ba¤lan›rsa, Hz. ‹brahim gibi "tek bafl›na bir ümmet" kuvvetinde k›l›nmay› umabilir.

148


H arun Y ahya

149


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim Allah'a fiükrediciydi Allah insanlara say›s›z nimet vermifltir. Kendi kusursuz bedenlerinden kainattaki eflsiz canl›lara kadar, çevrelerini saran tüm güzellikler insanlar›n Rabbimize tüm içtenlikleriyle flükretmeleri için birer vesiledir. Allah Bakara Suresi'nde flu flekilde buyurmaktad›r: Öyle ki size, kendinizden, ayetlerimizi okuyacak, sizi ar›nd›racak, size Kitap ve hikmeti ö¤retecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik. Öyleyse (yaln›zca) Beni an›n, Ben de sizi anay›m; ve (yaln›zca) Bana flükredin ve (sak›n) nankörlük etmeyin. Ey iman edenler, sab›rla ve namazla yard›m dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 151-153)

Hz. ‹brahim, Rabbimizin kendisine bahfletti¤i nimetlere daima flükreden bir kul olarak, Allah'›n tüm Müslümanlara örnek gösterdi¤i salih bir mümindir. Nahl Suresi'nde Hz. ‹brahim için "O'nun nimetlerine flükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve do¤ru yola iletti." (Nahl Suresi, 121) fleklinde bildirilir. Kuran ayetlerinde k›ssalar› haber verilen peygamberlerin ahlaklar›na bakt›¤›m›zda ise, onlar›n her ifllerinde her an Allah'a yönelen, Allah'›n nimetlerine sürekli flükreden, Allah'› tesbih edip, Rabbimizin flan›n› yücelten iman sahipleri olduklar›n› görürüz. Peygamberimiz Hz. Muhammed de bir duas›nda "Hamd Allah'ad›r, O'na s›¤›n›r, O'ndan ma¤firet dileriz."15 fleklinde buyurmakta ve hamd etmenin önemine dikkat çekmektedir. ‹man sahipleri de Allah'›n mübarek elçilerinin bu flükredici tav›rlar›n› kendilerine örnek almal›, hayatlar›n›n her an›nda sürekli Allah'a hamd etmelidirler. Allah ayetlerinde flükrün sürekli olmas› gerekti¤ini de bizlere haber vermektedir. Bir s›k›n-

150


H arun Y ahya


H z. ‹ brahim t› an›nda, herhangi bir zorluk ya da hastal›kla karfl›lafl›ld›¤›nda, bir haks›zl›kla ya da zulümle karfl› karfl›ya gelindi¤inde mümin hemen Rabbimize flükretmelidir. Bu gibi olaylar› da Rabbimizin mutlaka bir hay›r ve hikmetle yaratt›¤›n› görmelidir. Çünkü Allah dünya hayat›nda her insan› zorluklar ve s›k›nt›lar karfl›s›nda nas›l bir ahlak gösterece¤iyle denemektedir. Güzel ahlak gösterenlerin ise, hem dünyada hem de ahirette çok üstün bir karfl›l›k göreceklerini vaat etmektedir. Ayetlerde Rabbimiz flu flekilde bildirir: Andolsun, Biz sizi biraz korku, açl›k ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edece¤iz. Sab›r gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155) Her nefis ölümü tad›c›d›r. Biz sizi, flerle de, hay›rla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)

152


H arun Y ahya

153


H z. ‚ brahim

154


H arun Y ahya

155


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim Allah'a Karfl› Teslimiyetli Bir Kuldu Rabbi ona: "Teslim ol" dedi¤inde, (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demiflti. (Bakara Suresi, 131)

"‹slam" kelimesi, teslim olman›n da kökü olan "selam" fiilinden türemifltir. Bu nedenle "Müslüman olmak", ayn› zamanda "teslim olmak" anlam›na gelmektedir. Hz. ‹brahim kavmiyle olan tüm mücadelesinde Allah'a derin bir ba¤l›l›k ve tam bir teslimiyet göstermifltir. Kavmi ne kadar zorlu olursa olsun, onu ne kadar y›ld›rmaya çal›fl›rsa çal›fls›n, ‹brahim Peygamber coflkulu iman›ndan kaynaklanan büyük bir flevkle Allah'›n dinini yayma sorumlulu¤unu sürdürmüfltür. Öyle ki, gerekti¤inde kavminden ayr›l›p hicret etmifl, sahip oldu¤u herfleyi arkas›nda b›rakm›flt›r.

156


H arun Y ahya

‹nsanlar› karanl›klardan nurlara ç›karmak için elçilik makam›yla flereflendirilmifl kutlu elçiler, Allah'›n tüm kainat› ve tüm insanlar›n hayat›n› bir kader ile yaratt›¤›n›, yaflad›¤›m›z ve yaflayaca¤›m›z her olay› ezelde Rabbimizin tespit etti¤ini çok iyi bilirler. Bu nedenle de onlar Allah'a teslimiyetli, kat›ks›zca Allah'a yönelen, O'nun emirlerine gönülden boyun e¤en mübarek kimselerdir. ‹man sahipleri de Allah'›n Kuran ayetleriyle haber verdi¤i kader gerçe¤ini çok iyi düflünmeli, Allah'›n yaratt›¤› kadere raz› ve teslimiyetli olarak yaflamal›d›rlar.

157


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim Yumuflak Huylu Bir Kuldu Merhamet sahibi, yumuflak huylu, flefkatli, sevgi dolu ve ba¤›fllay›c› olmak, Allah'›n Kuran ayetlerinde övdü¤ü mümin özelliklerindendir. Rabbimiz ayetlerinde Hz. ‹brahim'in de yumuflak huylu oldu¤unu haber vermektedir: ... Do¤rusu ‹brahim, çok duygulu, yumuflak huyluydu. (Tevbe Suresi, 114) Do¤rusu ‹brahim, yumuflak huylu, duygulu ve gönülden (Allah'a) yönelen biriydi. (Hud Suresi, 75)

‹man edenler Rabbimize duyduklar› coflkulu sevginin bir tecellisi olarak, Allah'›n raz› olaca¤› gibi bir kul olmak ve ayetlerde bildirilen güzel ahlaka sahip olmak için çok ciddi çaba sarf ederler. Yumuflak huylu, merhametli ve flefkatli olmak Peygamber Efendimizin hadislerinde de çok s›k üzerinde durulan ahlak özellikleridir. Bu hadislerden baz›lar› flu flekildedir: R›fk (yumuflakl›k, mülayimlik) bir fleye girdi mi, onu mutlaka tezyin eder, bir seyden de ç›kar›ld› m›, onu mutlaka kusurlu k›lar.16 Kalbinin yumuflamas›n› sever misin? Yetime merhamet et, onun bafl›n› okfla ve ona yedi¤inden yedir. Kalbin yumuflar. 17 Merhamet edin, merhamet olunas›n›z. Af edin, af olunas›n›z...18 Allah refikdir (merhametli ve flefkatli), r›fk› sever ve r›fka mükabil verdi¤ini baflka hiçbir fleyle vermez.19

Allah Kuran'da di¤er peygamberlerin de bu üstün vas›flara sahip olduklar›n› haber verir. Örne¤in Medyen halk›na elçi olarak gönderilen Hz. fiuayb için kavminin "... Sen gerçekte yumuflak huylu, akl› bafl›nda (reflid bir adam)s›n" (Hud Suresi, 87) dedi¤i bildirilir.

158


H arun Y ahya

159


H z. ‚ brahim

160


H arun Y ahya

Hz. ‹brahim Allah'›n Emri ile Hidayete Yönelten Bir Önderdi Allah'›n "Hadi" (hidayet veren) s›fat› bütün peygamberlerde oldu¤u gibi Hz. ‹brahim'de de hayat› boyunca en güzel flekilde tecelli etmifltir. Hz. ‹brahim, Allah'›n kendisini flereflendirdi¤i peygamberlik makam›yla kendi kavmi için hidayet önderi olmufltur. Onlar› Allah'a bir ve tek olarak iman etmeye davet etmifltir. Ayn› flekilde Hz. ‹brahim'in soyundan gelen di¤er peygamberler de kavimlerini hidayete yönelten önderler olmufllard›r: Ona (Hz. ‹brahim'e) ‹shak'› arma¤an ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler k›ld›k. Ve onlar›, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler k›ld›k ve onlara hayr› kapsayan-fiilleri, namaz k›lmay› ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi. (Enbiya Suresi, 72-73)

Allah, Kuran'da müminlerin "takva sahiplerine önder olma" yönündeki dualar›n› flu flekilde haber verir: Ve onlar: "Rabbimiz, bize efllerimizden ve soyumuzdan, gözün ayd›nl›¤› olacaklar arma¤an et ve bizi takva sahiplerine önder k›l," diyenlerdir. (Furkan Suresi, 74) Tarihi kaynaklarda Urfa Hz. Adem, Hz. ‹brahim, Hz. Eyüp, Hz. fiuayb, Hz. Elyasa gibi Allah'›n seçkin ve hay›rl› k›ld›¤› peygamberlerin yaflam›fl olduklar› bölge olarak geçer. Çeflitli rivayetlere göre, Hz. ‹brahim'in hayat›n›n önemli bir k›sm› da Urfa'da geçmifltir. ‹brahim Peygamberin Harran'da yaflad›¤›na dair tarihi bir kaynak Muharref ‹ncil'in Resullerin ‹flleri adl› bölümüdür: O da dedi: Kardefller ve babalar, dinleyin. Atam›z ‹brahim Haran'da oturmazdan önce, Mezopotamya'da bulundu¤u zaman, ‹zzetullah kendisine göründü. Ve ona dedi: Memleketinden ve akraban›n yan›ndan ç›k ve sana gösterece¤im memlekete gel. O zaman Kildanilerin memleketinden ç›k›p Haran'da oturdu... 20 (Yanda) Resimde Hz. ‹brahim'in yaflad›¤› yer olarak tan›t›lan Urfa Bal›kl› Göl görülmektedir.

161


H z. ‹ brahim

Peygamberimiz (sav) de, insanlar›, en flerefli ve güzel olan yola, Allah'›n yoluna ça¤›rm›fl, insanlar›n dünyada ve ahirette kurtulufllar›na vesile olmak için çal›flm›flt›r. Enam Suresi'nde Peygamberimiz (sav)'in kavmine yapt›¤› tebli¤ flu flekilde haber verilmektedir: De ki: "Bize yarar› ve zarar› olmayan Allah'tan baflka fleylere mi tapal›m? Allah bizi hidayete erdirdikten sonra, fleytanlar›n ayartarak yerde flaflk›nca b›rakt›klar›, arkadafl-

162


H arun Y ahya

lar›n›n da: "Do¤ru yola, bize gel" diye kendisini ça¤›rd›¤› kimse gibi topuklar›m›z üzerinde gerisin geri mi döndürülelim?" De ki: "Hiç flüphesiz Allah'›n yolu, as›l yoldur. Ve biz alemlerin Rabbine (kendimizi) teslim etmekle emrolunduk." (Enam Suresi, 71)

Bir hadis-i flerifte en do¤ru yolun Allah'›n ve Resulü'nün yolu oldu¤u flöyle belirtilmifltir: Muhakkak ki, en güzel söz Allah'›n Kitab›'d›r. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. 21

163


H z. ‹ brahim

Hz. ‹brahim'in Dualar› Kuran'da peygamberlerin dualar›n› haber veren birçok ayet bulunmaktad›r. Bu dualar Allah'a yak›nlaflmak için vesile arayan Müslümanlara çok hikmetli birer örnektir. Peygamberlerin samimi ve ihlasl› dualar›n› ö¤renmek, bu dualar› eden mübarek elçilerin üstün ahlaklar›n› ve manevi derinliklerini anlamaya çal›flmak ve Allah'a ayn› samimiyetle dua etmek, insan›n Allah'a olan yak›nl›¤›n›n artmas›nda önemli bir yoldur. Hz. ‹brahim'in Kuran ayetlerinde haber verilen içten dualar› da tüm Müslümanlar için çok güzel hikmetler içermektedir. ‹brahim Peygamber Allah'›, "... fiüphesiz Rabbim gerçekten duay› iflitendir." (‹brahim Suresi, 39) fleklinde yüceltmifl ve kavmine söyledi¤i flu sözlerle duan›n önemine dikkat çekmifltir. "Sizden ve Allah'tan baflka tapt›klar›n›zdan kopup-ayr›l›yorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki Rabbime dua etmekle mutsuz olmayaca¤›m." (Meryem Suresi, 48)

164


H arun Y ahya

Hz. ‹brahim Allah'tan hüküm ve hikmet istemifl, salihlerin aras›na kat›lmak için flöyle dua etmifltir: "Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) ba¤›flla ve beni salih olanlara kat." (fiuara Suresi, 83)

Hz. ‹brahim Allah'tan do¤ruluk dili istemifltir: "Sonra gelecekler aras›nda bana bir do¤ruluk dili (lisan-› s›dk) ver." (fiuara Suresi, 84)

Hz. ‹brahim ahiret hayat› için flöyle dua etmifltir: "Beni nimetlerle-donat›lm›fl cennetin mirasç›lar›ndan k›l. Babam› da ba¤›flla, çünkü o flafl›r›p sapanlardand���r. Ve beni (insanlar›n) diriltilecekleri gün küçük düflürme. Mal›n da, çocuklar›n da bir yarar sa¤layamad›¤› günde. Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler baflka." (fiuara Suresi, 85-89)

Hz. ‹brahim Rabbimizden flu flekilde ba¤›fllanma dilemifltir:

165


H z. ‹ brahim "Rabbimiz, inkar edenler için bizi fitne (deneme konusu) k›lma ve bizi ba¤›flla Rabbimiz. fiüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin." (Mümtehine Suresi, 5) "Rabbimiz, hesab›n yap›laca¤› gün, beni, anne-babam› ve mü'minleri ba¤›flla." (‹brahim Suresi, 41)

Hz. ‹brahim kendisinden sonra dini ayakta tutacak salih bir varis istemifltir: "Rabbim, bana salihlerden arma¤an et." (Saffat Suresi, 100)

Hz. ‹brahim kendi soyu için dua etmifltir: "Rabbim, beni namaz›(nda) sürekli k›l, soyumdan olanlar› da. Rabbimiz, duam› kabul buyur." (‹brahim Suresi, 40) Hani ‹brahim flöyle demiflti: "Bu flehri güvenli k›l beni ve çocuklar›m› putlara kulluk etmekten uzak tut." (‹brahim Suresi, 35)

‹çinde bulundu¤u flehri güvenlikli k›lmas› ve inananlar› r›z›kland›rmas› için Allah'a dua etmifltir: Hani ‹brahim: "Rabbim, bu flehri bir güvenlik yeri k›l ve halk›ndan Allah'a ve ahiret gününe inananlar› ürünlerle r›z›kland›r" demiflti de (Allah: "Sadece inananlar› de¤il) inkar edeni de az bir

166


H arun Y ahya süre yararland›r›r, sonra onu ateflin azab›na u¤rat›r›m; ne kötü bir dönüfltür o" demiflti. (Bakara Suresi, 126)

Bir ifl yaparken, Allah'›n bunu kendisinden kabul etmesi için dua etmifltir: ‹brahim, ‹smail'le birlikte Ev'in (Kabe'nin) sütunlar›n› yükseltti¤inde (ikisi flöyle dua etmiflti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. fiüphesiz, Sen ifliten ve bilensin." (Bakara Suresi, 127)

Allah'tan kendisini ve soyunu O'na teslim k›lmas›n›, ibadet yöntemlerini göstermesini, tevbelerini kabul etmesini istemifltir: "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmufl k›l ve soyumuzdan Sana teslim olmufl bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini göster ve tevbemizi kabul et. fiüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128) "Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, Kitab'› ve hikmeti ö¤retsin ve onlar› ar›nd›rs›n. fiüphesiz, Sen güçlü ve üstün olans›n, hüküm ve hikmet sahibisin." (Bakara Suresi, 129)

Hz. ‹brahim Allah'a samimi bir kalple ba¤l›d›r ve ahiret günü-

167


H z. ‹ brahim ne de kesin bilgi ile iman etmektedir. Bu sebeple dualar›ndaki ihlas›, samimiyeti, teslimiyeti aç›kça hissedilmektedir. Müminler de Rabbimize dua ederlerken kendilerine Hz. ‹brahim'in Allah'a olan derin ba¤l›l›¤›n›, samimiyetini ve ihlas›n› örnek almal›, tek dost ve yard›mc› olarak sadece Rabbimize yönelmelidirler.

Hz. ‹brahim'in Vasiyeti Rabbimiz Hz. ‹brahim'i Kuran'da, Allah'› birleyen bir muvahhid olarak bizlere tan›t›r: Hani ‹brahim babas›na ve kendi kavmine demiflti ki: "fiüphesiz ben, sizin tapt›klar›n›zdan uza¤›m. Beni Yaratan baflka. ‹flte O beni hidayete yöneltip-iletecektir." Ve bunu (bu tevhid inanc›n›) belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ard›nda kal›c› bir kelime olarak k›ld›-b›rakt›. (Zuhruf Suresi, 26-28)

Hz. ‹brahim'in tüm iman sahiplerine b›rakt›¤› bu miras tevhid inanc›d›r. Allah'›n mübarek elçisinin bu miras›, onun sadece Allah'›n hoflnutlu¤unu kazanmak için yaflad›¤›n›, sadece Allah'› dost ve vekil edindi¤ini ve sadece Allah'tan korkup sak›nd›¤›n› bizlere göstermektedir. Hz. ‹brahim, hayat› boyunca Allah'› birleyerek ve O'na hiçbir fleyi ortak koflmadan yaflamay› kavmine tebli¤ etmifltir. Bakara Suresi'nde Hz. ‹brahim'in vasiyeti flöyle haber verilir: Rabbi ona: "Teslim ol" dedi¤inde (O:) "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demiflti. Bunu ‹brahim, o¤ullar›na vasiyet etti, Yakup da: "O¤ullar›m, flüphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de ancak Müslüman olarak can verin" (diye benzer bir vasiyette bulundu.) (Bakara Suresi, 131-132)

Hz. ‹brahim'in hidayet önderli¤i soyunda da devam etmifl;

168


H arun Y ahya

169


H z. ‹ brahim

o¤ullar› Hz. ‹smail ve Hz. ‹shak, torunu Hz. Yakup ve onun o¤lu Hz. Yusuf ve onlar› izleyen ayn› soydan gelen di¤er mübarek elçiler de insanlar› din ahlak›n› yaflamaya hikmetli ö¤ütlerle ve vakarla davet etmeyi sürdürmüfllerdir. Kuran'da Hz. Yakub'un vasiyeti haber verilirken Rabbimiz flöyle buyurmaktad›r: Yoksa siz, Yakub'un ölüm an›nda, orada flahidler miydiniz? O, o¤ullar›na: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dedi¤inde, onlar: "Senin ilah›na ve atalar›n ‹brahim,

170


H arun Y ahya

‹smail ve ‹shak'›n ilah› olan tek bir ilaha ibadet edece¤iz; bizler O'na teslim olduk" demifllerdi. (Bakara Suresi, 133)

Hz. ‹brahim'in ard›ndan gelen di¤er peygamberler de kendi soylar›na ayn› vasiyette bulunmufllar, Allah'a gönülden teslim olmalar›n› ve Müslümanlar olarak ölmelerini ö¤ütlemifllerdir. Her kim Hz. ‹brahim'in vasiyetine uyarsa ve sadece Allah'a kulluk edip, tüm hayat›n› O'nun r›zas› için sürdürürse, Allah'›n hoflnutlu¤unu ve sonsuz mutluluk yurdu olan cenneti umabilir.

171


172


H arun Y ahya

Allah, Kuran'da baz› peygamberlerin ayn› dönemde yaflad›klar›n› bizlere bildirmifltir. Örne¤in Hz. Harun, Firavun'la olan mücadelesinde ve kavmine yapt›¤› tebli¤de kardefli Hz. Musa'ya destekçi olmufltur. Hz. Yakub ile o¤lu Hz. Yusuf da Allah'›n ayn› dönemde peygamberlik makam›yla flereflendirdi¤i mübarek insanlard›r. Kuran'da Hz. ‹brahim ve Hz. Lut'un da ayn› dönemde ve ayn› co¤rafyada yaflad›klar› haber verilir. Hz. Lut ve Hz. ‹brahim farkl› kavimlerin içinde hayat sürmelerine karfl›n, birbirlerinin destekçisi olmufllard›r. Rabbimiz Kuran'da flu flekilde bildirir: (‹brahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'› b›rak›p dünya hayat›nda aran›zda bir sevgi-ba¤› olarak putlar› (ilahlar) edindiniz. Sonra k›yamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tan›mayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin bar›nma yeriniz atefltir ve hiçbir yard›mc›n›z yoktur." Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edece¤im. Çünkü flüphesiz O, güçlü ve üstün oland›r,

173


H z. ‹ brahim hüküm ve hikmet sahibidir." (Ankebut Suresi, 25-26)

Allah'a hicret etmek; O'na gönülden teslim olmak, tek dost ve vekil olarak O'nu bilmek ve Allah'›n himayesine s›¤›nmak anlamlar›na gelmektedir. Hz. Lut da, sapk›n kavminin inkar dolu yaflamlar›ndan uzaklaflarak Rabbimize hicret etmifl, tüm peygamberler gibi samimiyeti ve Allah'a tevekkülü ile insanl›¤a örnek olmufl kutlu bir insand›r. Hz. Lut ve Hz. ‹brahim farkl› kavimlere gönderilmifller, farkl› insanlara tebli¤de bulunmufllard›r. Kuran'da Hz. Lut'un tebli¤ yapt›¤› toplumun, Allah'›n menetti¤i bir sap›kl›k olan eflcinselli¤i yaflayan bir toplum oldu¤u bildirilmektedir.

Lut Kavminin Sapk›nl›¤› Allah Kuran'da "Öyleyse sen yüzünü Allah'› birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'›n o f›trat›na çevir; ki insanlar› bunun üzerine yaratm›flt›r..." (Rum Suresi, 30) fleklinde buyurmakta ve insanlar› belli bir f›trat üzerine yaratt›¤›n› haber vermektedir. fieytan ise insanlara "Allah'›n yaratt›klar›n› de¤ifltirmelerini" emreder. (Nisa Suresi, 119) ‹nsan› f›trat›ndan uzaklaflt›r›p, türlü sapk›nl›klara düflürmeye gayret eder. fieytan›n insanlar› sürükledi¤i sapk›nl›klar›n en uç örneklerinden biri ise, eflcinselliktir. Nitekim Allah Kuran'da fleytan›n sevkiyle hareket edip, ahlaks›z bir yaflam süren bu insanlar›n durumunu "... Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdo¤ru yolu (rüfld yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azg›nl›k yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler..." (Araf Suresi, 146) fleklinde haber vermifltir. Bu kifliler Rabbimizin "Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; flehvetleri ard›nca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapman›z› ister-

174


H arun Y ahya ler." (Nisa Suresi, 27) ayetiyle de buyurdu¤u gibi tüm insanlar›n do¤ru yoldan sapmas›n› isterler. Kuran'da bu insanlar›n alacaklar› karfl›l›k flu flekilde bildirilir: Sonra onlar›n arkas›ndan öyle nesiller türedi ki, namaz (k›lma duyarl›l›¤›n)› kaybettiler ve flehvetlerine kap›l›puydular. Böylece bunlar azg›nl›klar›n›n cezas›yla karfl›laflacaklard›r. (Meryem Suresi, 59)

Bu ahlaki sapk›nl›k, tarih içinde farkl› insan topluluklar› aras›nda görülmüfltür. Bu topluluklardan biri de putperest Lut kavmidir. Hz. Lut, Rabbimize gönülden iman eden, güzel ahlakl›, tevekkül sahibi mübarek bir peygamberdir. Kavmini de Allah'tan korkup sak›nmaya, Allah'›n menetti¤i bu sap›kl›ktan vazgeçmeye ve Allah'›n raz› olaca¤› gibi bir yaflam sürmeye davet etmifltir. Ancak kavmi, Allah'›n kutlu elçisinin davetlerine düflmanl›kla cevap vermifltir. Hz. Lut'un kavmi, gösterdikleri çirkin cesaret ve bu ahlaks›zl›klar› nedeniyle Rabbimizin azab›n› hak etmifllerdir. Kuran'da Lut kavminin u¤rad›¤› son flöyle haber verilir: Hani Lut da kavmine flöyle demiflti: "Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmad›¤› hayas›z-çirkinli¤i mi yap›yorsunuz? "Gerçekten siz kad›nlar› b›rak›p flehvetle erkeklere yaklafl›yorsunuz. Do¤rusu siz, ölçüyü aflan (azg›n) bir kavimsiniz." Kavminin cevab›: "Yurdunuzdan sürüp ç›kar›n bunlar›, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarm›fl!" demekten baflka olmad›. Bunun üzerine Biz, kar›s› d›fl›nda onu ve ailesini kurtard›k; o (kar›s›) ise geride kalanlardand›. Ve onlar›n üzerine bir (azab) sa¤ana¤› ya¤d›rd›k. Suçlu-günahkarlar›n u¤rad›klar› sona bir bak iflte. (Araf Suresi, 80-84)

Aç›kça uyar›lmalar›na ra¤men yapt›klar› sapk›nl›¤a devam eden bu insanlar, Hz. Lut'u ve beraberindeki müminleri

175


H z. ‚ brahim

Carlos de Haes'in "The Picos de Europa" isimli tablosu. 1876

176


H arun Y ahya bulunduklar› flehirden sürmekle tehdit etmifllerdir. Ve "çokça temizlenen insanlarm›fl" (Araf Suresi, 82) diyerek kendilerince müminlerle alay ettiklerini sanm›fllard›r. Kavmin bu sapk›nl›¤›na ve azg›nl›¤›na karfl›n, Hz. Lut Allah'›n r›zas› için tebli¤ine devam etmifltir. Hz. Lut, Allah'a olan coflkulu iman›n›n ve derin Allah korkusunun bir tecellisi olarak sab›rl›, kararl› ve cesur bir kuldur. Yapt›¤› tebli¤e kavminin alayla ve sald›r›larla cevap vermesi, onun flevkini ve azmini daha da pekifltirmifltir. Allah'›n insanlara uyar›c› ve korkutucu olarak gönderdi¤i tüm peygamberler gibi, insanlara iyili¤i emredip onlar› kötülükten menetmeye devam etmifl, Rabbimizin kendisine bahfletti¤i bu flerefli sorumlulu¤u titizlikle yerine getirmifltir. Allah Kuran'da flu flekilde buyurmaktad›r: Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir flahid, bir müjde verici ve bir uyar›c› olarak gönderdik. Ve Kendi izniyle Allah'a ça¤›ran ve nur saçan bir çera¤ olarak (gönderdik). Mü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vard›r. Kafirlere ve münaf›klara itaat etme, eziyetlerine ald›rma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 45-48) Sonra birbiri pefli s›ra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldi¤inde, onu yalanlad›lar. Böylece Biz de onlar› (y›k›ma u¤rat›p yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onlar› (tarihin anlat›p aktard›¤›) bir olay k›ld›k. ‹man etmeyen kavim için y›k›m olsun. (Müminun Suresi, 44)

Müminlerin de Lut Peygamberin bu üstün ahlak›n› kendilerine örnek almalar›, yapt›klar› tebli¤de her zaman için sab›rl› davranmalar› ve din ahlak›n› insanlara farkl› yollarla, en güzel flekilde ve kararl›l›kla anlatmalar› gerekir.

177


H z. ‚ brahim

178


H arun Y ahya

Hz. Lut'un, Kavmini Uyarmas› Lut (kavmi) de, gönderilenleri yalanlad›. Hani onlara kardeflleri Lut: "Sak›nmaz m›s›n›z?" demiflti. "Gerçek flu ki, ben size gönderilmifl güvenilir bir elçiyim. Art›k Allah'tan korkup-sak›n›n ve bana itaat edin." (fiuara Suresi, 160-163)

Hz. Lut, kavminden yapt›klar› "çirkin-hayas›zl›¤›" b›rakmalar›n› ve kendisine tabi olmalar›n› istemifltir. O, yapt›¤› bu tebli¤in hemen arkas›ndan onlardan hiçbir karfl›l›k beklemedi¤ini, yaln›zca Allah'›n hoflnutlu¤unu kazanmak için gayret gösterdi¤ini belirtmifltir: "Buna karfl›l›k ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yaln›zca alemlerin Rabbine aittir." (fiuara Suresi, 164)

Hz. Lut bu sözlerinin hemen arkas›ndan kavminin yaflad›¤› hayat›n ne kadar büyük bir ahlaks›zl›k oldu¤unu da flöyle tarif etmifltir: Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabbinizin sizler için yaratm›fl bulundu¤u efllerinizi b›rak›yorsunuz. Hay›r, siz s›n›r› çi¤neyen bir kavimsiniz." Dediler ki: "Ey Lut, e¤er bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp ç›kar›lanlardan olacaks›n." Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yapt›¤›n›za öfke ile karfl› olanlardan›m. (fiuara Suresi, 165-168)

Günümüzde baz› insanlar bu gibi sapk›nl›klar› makul ve meflru gösterme çabas› içindedirler. Dünyan›n dört bir yan›nda ahlaki dejenerasyonun art›fl göstermesinin alt›nda yatan nedenlerden biri de budur. Oysa Müslüman tüm hayat›n› Allah'›n bildirdi¤i hükümlere göre belirler. Allah'›n "çirkinlik-hayas›zl›k" olarak tarif etti¤i bu ahlaki sapk›nl›k karfl›s›nda iman sahiplerinin tavr› da Hz. Lut gibi olmal›d›r.

179


H z. ‹ brahim Lut Peygamberin tüm uyar›lar›na, tehdit ve sald›r›yla cevap veren bu ak›ls›z ve ahlaks›z insanlar›n, say›ca fazla olmalar›ndan kaynaklanan bir güven hissi içinde olduklar› da ayetlerde görülmektedir. Dinden uzak yaflayan insanlar›n bir k›sm›, böyle yanl›fl bir bak›fl aç›s›na sahiptirler. Yani say›lar›n›n çok olmas›, onlara bir eminlik hissi vermektedir. Ancak Rabbimiz bize, tarih boyunca iman edenlerin say›s›n›n hep az oldu¤unu bildirmifltir. Hz. Lut'un kavminin içindeki iman edenlerin say›s› için de, Allah ayetinde "orada Müslümanlardan olan bir evden baflkas›n› bulmad›k" (Zariyat Suresi, 36) fleklinde buyurmaktad›r. Ancak Allah'›n yard›m› ve deste¤i daima müminlerin yan›ndad›r ve mühim olan da budur. Kuran'da Rabbimiz samimi kalple iman eden, sadece Allah'›n r›zas›n› gözeten, ahiret yurdu için salih amellerde bulunan, ‹slam ahlak›n› insanlar aras›nda yayg›nlaflt›rmak için gayret eden iman sahiplerinin her zaman galip geleceklerini vaat etmektedir. Nur Suresi'nde Rabbimiz flu flekilde buyurmaktad›r. Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmifltir: Hiç flüphesiz onlardan öncekileri nas›l 'güç ve iktidar sahibi' k›ld›ysa, onlar› da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' k›lacak, kendileri için seçip be¤endi¤i dinlerini kendilerine yerleflik k›l›p sa¤lamlaflt›racak ve onlar› korkular›ndan sonra güvenli¤e çevirecektir. Onlar, yaln›zca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir fleyi ortak koflmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, iflte onlar fas›kt›r. (Nur Suresi, 55)

Rabbimizin bu ‹lahi kanunu yüzy›llar boyunca gerçekleflmifl, her zaman az say›da olan müminler kendilerinden say›ca fazla olan kavimlerine karfl› olan mücadelelerinde çok büyük baflar›lar elde etmifllerdir. Allah iman edenleri flöyle müjdelemektedir: "... Nice küçük topluluk, daha çok olan bir toplulu¤a Allah'›n izniyle galib gelmifltir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249)

180


H arun Y ahya

Hz. Lut'a Gelen Elçiler Hz. ‹brahim'e gelen elçiler bu mübarek insan› salih bir evlatla müjdelemifllerdir. Elçilerin verdikleri bir di¤er haber ise, Lut kavmi ile ilgilidir: Bizim elçilerimiz ‹brahim'e bir müjde ile geldikleri zaman, dediler ki: "Gerçek flu ki, biz bu ülkenin halk›n› y›k›ma u¤rataca¤›z. Çünkü onun halk› zalim oldular."... (Ankebut Suresi, 31)

Ayetlerde elçilerin Hz. Lut'a geliflleri ise, flu flekilde haber verilir: Elçilerimiz Lut'a geldi¤i zaman, onlardan dolay› kayg›land›, gö¤sünü bir s›k›nt› bast› ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi. (Hud Suresi, 77)

Kuran'da Hz. Lut'un içinde yaflad›¤› sapk›n kavmin, Hz. Lut'a elçiler geldi¤ini haber alarak, onlar›n yanlar›na gittikleri haber verilir: Andolsun onlar, onun konuklar›ndan da murad almak için bask› yapt›lar... (Kamer Suresi, 37)

Hz. Lut ise, kavmini flu flekilde uyarmaktad›r: Kavmi ona do¤ru koflarak geldi; onlar daha önceden kötülükler ifllemekteydiler. "Ey kavmim" dedi. "‹flte benim k›zlar›m, bunlar sizler için daha temizdir. Art›k Allah'tan korkun ve beni misafirim önünde küçük düflürmeyin. ‹çinizde hiç akl› bafl›nda olan (reflid) bir adam yok mu?" Dediler ki: "Andolsun, senin k›zlar›nda bizim haktan bir fleyimiz olmad›¤›n› sen de bilmiflsindir. Bizim ne istedi¤imizi gerçekte sen biliyorsun." (Hud Suresi, 78-79)

Hz. Lut'un "iflte benim k›zlar›m" ifadesiyle kastetti¤i, kendi k›zlar› olabilece¤i gibi kavimdeki di¤er genç k›zlar da

181


H z. ‹ brahim olabilir. O, bu ifadesiyle kavmine, Allah'›n meflru k›ld›¤› flekilde, yani bir erkek ve bir kad›n aras›nda ve nikah alt›nda gerçekleflecek bir iliflkiye talip olmalar›n› önermekteydi. (En do¤rusunu Allah bilir.) "‹çinizde hiç akl› bafl›nda (reflid) olan bir adam yok mu" ifadesi ise, kavmin tamam›n›n azg›nl›k ve sapk›nl›k içinde oldu¤unu göstermektedir. Hz. Lut, Allah'›n seçti¤i flerefli ve güzel ahlakl› bir insan olarak, ahlak d›fl› yaflam süren bu topluluk aras›ndan ç›kmak istemiflti: Dedi ki: "Size yetecek gücüm olsayd› veya sa¤lam bir yere s›¤›nabilseydim." (Hud Suresi, 80)

Ancak Rabbimiz Lut kavminin bu azg›nl›klar›na karfl› fliddetli bir azap ile karfl›l›k verece¤ini elçileri arac›l›¤›yla Hz. Lut'a bildirdi: (Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tan›nmam›fl bir topluluksunuz." "Hay›r" dediler. "Biz sana, onlar›n hakk›nda kuflkuya kap›ld›klar› fleyle geldik. Sana gerçe¤i getirdik, biz flüphesiz do¤ru söyleyenleriz. Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola ç›kar, sen de onlar›n ard›ndan git ve sizden hiç kimse arkas›na bakmas›n; emrolundu¤unuz yere gidin. "Ve onlara flu emri verdik: "Sabaha ç›karlarken onlar›n arkas› mutlaka kesilecektir." (Hicr Suresi, 62-66) (Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaflamazlar. Gecenin bir parças›nda ailenle birlikte yürü. Sak›n, hiçbiriniz dönüp arkas›na bakmas›n; fakat senin kar›n baflka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yak›n de¤il mi?" (Hud Suresi, 81)

Ayette belirtilen önemli bir gerçek, Hz. Lut'un eflinin de helak edilecek kavme dahil olmas›d›r. O, Hz. Lut gibi Allah'›n alemlere üstün k›ld›¤›, peygamberlik makam›yla onurland›rd›-

182


H arun Y ahya ¤› k›ymetli bir kulunun han›m› olmufl, ancak bir nimet ve fleref olan bu s›fat ona -samimiyetsizli¤i ve inkar› yüzünden- bir fley kazand›rmam›flt›r. Hz. Lut'un han›m›n›n bu flekilde helak edilmesi, Allah'›n "seçkin ve hay›rl›" kimseler k›ld›¤› peygamberlerin yak›n› olma veya onlar›n soyundan gelme gibi ba¤lar›n insanlara ahiret azab›ndan yana bir ayr›cal›k sa¤lamayaca¤›n› göstermektedir. Bir insan›n kurtulufla ulaflmas›, o kiflinin Allah'a olan derin iman›, teslimiyeti, itaati ve Allah'tan fliddetle korkup-sak›nmas›yla ilgilidir. E¤er kiflinin kalbinde böyle samimi bir iman yoksa, Allah'›n elçilerinin en yak›n› dahi olsa, hiç kimse için kurtulufl yoktur. Hatta, Allah'›n elçilerinin yak›n›nda olup, onun e¤itimini al›p, yine de inkar etmesi, o kiflinin Allah kat›nda sorumlulu¤unu daha da art›rabilir. Nitekim Allah Kuran'da peygamberlerin han›mlar› hakk›nda flu flekilde buyurmaktad›r: Ey Peygamberin kad›nlar›, sizden kim aç›k bir çirkinutanmazl›kta bulunursa, onun azab› iki kat olarak artt›r›l›r. Bu da Allah'a göre pek kolayd›r. Ama sizden kim Allah'a ve Resûlü'ne gönülden itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona üstün bir r›z›k da haz›rlam›fl›zd›r. Ey Peygamberin kad›nlar›, siz kad›nlardan herhangi biri (gibi) de¤ilsiniz; e¤er sak›n›yorsan›z, art›k sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde hastal›k bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda söyleyin. Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kad›nlar›)n›n süslerini a盤a vurmas› gibi, siz de süslerinizi a盤a vurmay›n; namaz› dosdo¤ru k›l›n, zekat› verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinli¤i) gidermek ve sizi tertemiz k›lmak ister. (Ahzab Suresi, 30-33)

183


H z. ‚ brahim

184


H arun Y ahya Rabbimiz bu konuda Hz. Lut'un ve Hz. Nuh'un inkarc› han›mlar›n› bizlere ibret olarak vermektedir. Ayette ayr›ca Firavun'un iman eden han›m› da samimiyeti, Allah korkusu ve içten duas›yla çok güzel bir örnek olarak haber verilmektedir: Allah, inkar edenlere, Nuh'un eflini ve Lut'un eflini örnek verdi. ‹kisi de, kullar›m›zdan salih olan iki kulumuzun nikahlar› alt›ndayd›; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolay›, (kocalar›) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir fleyle yarar sa¤lamad›lar. ‹kisine de: "Atefle di¤er girenlerle birlikte girin" denildi. Allah, iman edenlere de Firavun'un kar›s›n› örnek verdi. Hani demiflti ki: "Rabbim bana Kendi kat›nda, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun yapt›klar›ndan kurtar ve beni o zalimler toplulu¤undan da kurtar." (Tahrim Suresi, 10-11)

Helak›n Gerçekleflmesi Hz. Lut'un kavminin helak edilece¤inin haberi elçiler taraf›ndan ilk önce Hz. ‹brahim'e bildirilir: (‹brahim) dedi ki: "fiu halde sizin as›l iste¤iniz nedir ey elçiler? Do¤rusu biz suçlu-günahkar bir kavme gönderildik" dediler. Üzerlerine çamurdan (iyice sertleflip kaskat› kesilmifl) tafllar ya¤d›rmak için. (Ki bu tafllar›n her biri) Rabbinin kat›nda ölçüyü tafl›ranlar için (herkese ayr› ayr›) iflaretlenmifltir. Bu arada mü'minlerden orda kim varsa ç›kard›k. Ne var ki orda Müslümanlardan olan bir evden baflkas›n› bulmad›k. (Zariyat Suresi, 31-36)

Elçiler Hz. ‹brahim'den sonra Hz. Lut'a gitmifl ve ona da bu helak› haber vermifllerdir. Müslüman topluluk ise bu helaktan korunacakt›r. Allah Lut kavmini nas›l bir azap ile helak etti¤ini flöyle bildirir:

185


H z. ‹ brahim

Andolsun onlar, onun konuklar›ndan da murad almak için bask› yapt›lar. Biz de onlar›n gözlerini silip kör ettik. ‹flte azab›m› ve uyarmam› tad›n." (Kamer Suresi, 37) Böylece emrimiz geldi¤i zaman, üstünü alt›na çevirdik ve üzerlerine balç›ktan piflirilmifl, istif edilmifl tafllar ya¤d›rd›k; Rabbinin kat›nda 'belli bir biçime sokulmufl, damgalanm›fl' olarak. Bunlar zalimlerden uzak de¤ildir. (Hud Suresi, 82-83)

Ayetin bafl›nda geçen "üstünü alt›na çevirmek" fiilinin fliddetli bir deprem ile bölgenin yerle bir oldu¤unu anlat›yor olmas› mümkündür. Ayetin devam›nda haber verilen "üzerlerine balç›ktan piflirilmifl, istif edilmifl tafllar ya¤d›rd›k" ifadesi ile volkanik bir patlama ve bunun sonucunda püsküren "piflirilmifl k›vamdaki" kaya ve tafllara iflaret ediliyor olabilir. fiuara Suresi'nin 173. ayetinde ayn› olay "... ve üzerlerine bir ya¤mur ya¤d›rd›k; uyar›l›p-korkutulanlar›n ya¤muru ne kadar da kötü" fleklinde bildirilmifltir. Yani kavim bir taraftan korkunç bir depremle, bir taraftan da üzerlerine ya¤an volkanik lavlar ve k›zg›n tafllarla yok olmufl olabilir. (En do¤rusunu Allah bilir.)

186


H arun Y ahya Tarihçiler, Lut kavmine isabet eden bu büyük felaketin yerinin, "Lut Gölü" veya "Ölü Deniz" olarak bilinen gölün k›y›s› oldu¤u görüflündedirler. Günümüzde ‹srail iflgali alt›ndaki Bat› fieria ile Ürdün aras›nda kalan Lut Gölü'nün yan›nda yer alan tarihi "Sodom" ve "Gomorra" flehirleri, Hz. Lut'un tebli¤de bulundu¤u sap›k eflcinsel kavmin yaflad›¤› yerler olarak kabul edilmektedir. Bölgede yap›lan arkeolojik araflt›rmalar, Lut Gölü'nün k›y›s›nda yer alan bu flehirlerin, büyük bir deprem sonucunda afla¤› çöktü¤ünü göstermektedir. Lut Gölü'nün geneline göre çok daha s›¤ olan bir bölümü, araflt›rmac›lara göre, yerin derinliklerine giren Lut kavminin kal›nt›s›d›r. (Ayr›nt›l› bilgi için bkz. Harun Yahya, Kavimlerin Helak›, 7. bask›, ‹stanbul, 2002)

Alman araflt›rmac› Werner Keller, arkeolojik ve jeolojik incelemelere dayanarak yapt›¤› aç›klamalarda Lut kavminin yaflad›¤› Sodom ve Gomorra flehirlerinin yerlerinin Siddim Vadisi oldu¤unu belirtir. Keller, kitab›nda buran›n Lut Gölü'nün en alt ucunda bulunan bölge oldu¤unu ve zaman›nda buralarda genifl yerleflim alanlar› bulundu¤unu anlat›r. Bölgede yaflanan felaket sonucunda göle kayan flehir kal›nt›lar›n›n bir k›sm› göl k›y›s›nda bulunmufltur. Bu kal›nt›lar Lut kavminin yaflam düzeyinin oldukça yüksek oldu¤unu gösteriyor.

187


H z. ‹ brahim Allah'›n ayette bildirdi¤i "üstünü alt›na çevirmek" fiilinin fliddetli bir deprem ile bölgenin yerle bir oldu¤unu anlat›yor olmas› mümkündür. Nitekim Lut Gölü ya da di¤er ad›yla Ölü Deniz, aktif bir sismik bölgenin, yani bir deprem kufla¤›n›n tam üstünde yer almaktad›r.

Allah ayetin devam›nda "üzerlerine balç›ktan piflirilmifl, istif edilmifl tafllar ya¤d›rd›k" fleklinde buyurmaktad›r. Alman arkeolog Werner Keller bu durumu flu flekilde aç›klar: "Bu deprem s›ras›nda, yer kabu¤unun çatlay›p çöküflü, kabu¤un alt›nda uyuyan volkanlara serbest yol vermifltir. fieria'n›n yukar› vadisinde bugün de sönmüfl kraterlere rastlanmakta olup, buralarda kireç katmanlar› üzerinde genifl lav kütleleri ve bazalt katmanlar› yer alm›flt›r."

22

188


H arun Y ahya

189


H z. ‚ brahim

190


H arun Y ahya

191


H z. ‹ brahim

Pompei Halk› Lut Kavmi ile Ayn› Sona U¤rad› Pompei, Roma'da ahlaki dejenerasyonun sembolüydü. Pompei halk› ayn› Lut kavmi gibi cinsel sapk›nl›klara yönelmifl, Allah'›n emretti¤i ahlaka ve hayata ayk›r› bir yaflam tarz›n› tercih etmiflti. Ancak onlar›n sonu da Lut kavmi gibi oldu. Çünkü Allah'›n emirlerine baflkald›ran her topluluk, bunun karfl›l›¤›n› mutlaka dünyada ya da ahirette alacakt›r. Bu Allah'›n bir kanunudur ve Allah "... Sen, Allah'›n sünnetinde kesinlikle bir de¤ifliklik bulamazs›n ve sen, Allah'›n sünnetinde kesinlikle bir dönüflüm de bulamazs›n." (Fat›r Suresi, 43) ayetiyle bu gerçe¤i bizlere haber verir. Pompei'nin helak›, Vezüv Yanarda¤›'n›n patlamas›yla gerçekleflmiflti. Vezüv Yanarda¤›, ‹talya'n›n, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Yaklafl›k, 2000 y›ldan beri suskun olan Vezüv "‹bret Da¤›" fleklinde adland›r›l›r. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin bafl›na gelen felaketle, Pompei facias› birbirine çok benzemektedir. Vezüv'ün bat› yamac›nda Napoli, do¤u yamac›nda ise Pompei kenti yer al›r. Yaklafl›k 2000 y›l ön-

192


H arun Y ahya ce yaflanan bir lav ve kül felaketi, bu kentin insanlar›n› ani bir biçimde yakalam›flt›. Felaket öylesine ani olmufltu ki, herfley 2000 y›l öncesinde oldu¤u gibi kald›. Sanki zaman dondurulmufltu. Pompei'nin böyle bir felaketle yeryüzünden silinmesinde elbette ders ç›kar›labilecek hikmetler vard›. Tarihi kay›tlar, flehrin yok olmadan önce tam bir sefahat ve sapk›nl›k merkezi oldu¤unu gösterir. fiehrin en belirgin özelli¤i, fuhuflun çok yayg›n olmas›yd›. Ancak Vezüv'ün lavlar› bir anda tüm kenti haritadan sildi. Olay›n en ilginç yan› ise, kentin günlük yaflant›s› içinde, Vezüv'ün korkunç patlamas›na ra¤men, kimsenin kaçamam›fl ve adeta oldu¤u yerde donakal›p felaketin fark›na bile varamam›fl olmas›yd›. Yemek yiyen bir aile, o andaki gibi aynen tafllaflm›flt›. Sap›kl›klar› esnas›nda tafllaflm›fl pek çok çift bulunmufltu. Daha da önemlisi, bu çiftler aras›nda, ayn› cinsten olanlar, küçük erkek ve k›z çocuklar da vard›. Pompei kal›nt›lar›ndan ç›kar›lan tafllaflm›fl insan cesetlerinin, baz›lar›n›n yüzleri hiç bozulmadan kalm›flt›. Genel yüz ifadesi flaflk›nl›kt›. Çünkü bu halk Allah'›n ayetlerinde bildirdi¤i gibi, "birdenbire" yok olmufltu. Allah bu konuda "bir flehir halk›n›" flöyle örnek verir: (Onlara) Yaln›zca bir tek 盤l›k (yetti); an›nda sönüverdiler. (Yasin Suresi, 29)

193


H z. ‹ brahim

Pompei kal›nt›lar›ndan ç›kar›lan tafllaflm›fl insan cesetlerinden birkaç örnek.

194


H arun Y ahya

195


H z. ‹ brahim

Bu freskte, Pompei halk›n› biraraya getiren ziyafetlerden biri tasvir edilmifltir.

196


H arun Y ahya

Pompei dรถnemine ait freskler.

197


H z. ‚ brahim

198


H arun Y ahya

199


H z. ‹ brahim

Hz. Lut'un ve Hz. ‹brahim'in Hicreti Ayetlerde Hz. ‹brahim ve Hz. Lut'un Allah'›n emriyle hicret edip, güzel bir yurda yerlefltikleri bildirilmektedir. Rabbimiz Kuran'da bu iki mübarek insana ve soylar›na nasip etti¤i hay›rl› sonu flu flekilde haber verir: Onu ve Lut'u kurtar›p içinde, alemler için bereketler k›ld›¤›m›z yere ç›kard›k. Ona ‹shak'› arma¤an ettik, üstüne de Yakub'u; her birini salihler k›ld›k. Ve onlar›, Kendi emrimizle hidayete yönelten önderler k›ld›k ve onlara hayr› kapsayan-fiilleri, namaz k›lmay› ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar Bize ibadet edenlerdi. Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin ifller yapmakta olan flehirden

Pompei'de bulunan bu kal›nt›larda, un ö¤ütmek için kullan›lan dört de¤irmen görülmektedir.

200


H arun Y ahya kurtard›k. fiüphesiz onlar, bozulmaya u¤rayan kötü bir kavimdi. Onu rahmetimize soktuk, çünkü o, salihlerdendi. (Enbiya Suresi, 71-75)

Hem Hz. Lut hem de Hz. ‹brahim hicret etmifller, yani yaflad›klar› evlerini ve yurtlar›n› Allah'›n emriyle terk etmifllerdir. Hicret, ancak salih müminler taraf›ndan gerçeklefltirilebilecek bir ibadettir. Dinden uzak yaflayan insanlar, tüm varl›klar›n› bir anda arkalar›nda b›rak›p bilinmeyen bir yere do¤ru göç etmeye yanaflmazlar. Evleri, eflyalar›, mal ve mülkleri onlar için çok önemlidir. Oysa bir mümin nereye giderse gitsin, Allah'›n kendisine nasip etti¤inin en hay›rl›s› olaca¤›n› bildi¤i için, hiç tereddüt etmeden var›n›-yo¤unu b›rak›p Allah'›n r›zas› için hicret edebilir. Hz. ‹brahim ve Hz. Lut, bu teslimiyeti ve tevekkülü en güzel flekilde göstermifllerdir. Allah'›n hoflnutlu¤unu kazanmak için dünyadan vazgeçmifl, karfl›l›¤›nda ise Rabbimiz onlar› hem dünya hayat›nda bereketli bir yere yerlefltirmifl, hem de ahirette sonsuz cennet nimetlerini bahfletmifltir. Allah'a güvenen ve hayatlar›n›n her an›nda mutlaka bir hay›rla karfl›laflacaklar›n› bilen müminler de her zaman peygamberler gibi Allah'a teslimiyetli davranmal›d›rlar. Çünkü gelecek endiflesi ve dünyaya ait h›rslar, ancak din ahlak›ndan uzak yaflayan insanlara mahsus özelliklerdir. Rabbimiz maddi menfaatlerinin pefline düflmemelerinin bir mükafat› olarak müminleri, hem dünyada hem de ahirette eflsiz nimetlerle müjdelemektedir. Bunun yan›nda Kuran'da, Allah'tan büyük bir nimet olarak, peygamberlerin sahip olduklar› büyük mülkten bahsedilir. Hz. Davud'a dünya hayat›nda büyük bir mülk verilmifl, Hz. Süleyman kimsenin güç yetiremeyece¤i bir kuvvete ve zenginli¤e sahip olmufltur. Allah Kuran'da Hz. ‹brahim'e ve soyuna da büyük bir mülk verdi¤ini bildirir:

201


H z. ‹ brahim Yoksa onlar, Allah'›n Kendi fazl›ndan insanlara verdiklerini mi k›skan›yorlar? Do¤rusu Biz, ‹brahim ailesine Kitab'› ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54)

Mal, mülk ve iktidar, inkar edenler veya gaflet içindeki insanlar için hemen her zaman kibir ve fl›mar›kl›k nedeni olur. Oysa peygamberler ve onlar›n yolunu izleyen müminler, Allah'›n kendilerine verdi¤i mal ve mülkü, O'nun r›zas›na uygun olarak din ahlak›n›n yay›lmas› için, hay›rlarda kullan›rlar. Ayr›ca müminlerin önemli bir özelli¤i de, mülkün tamamen Allah'a ait oldu¤unu bilmeleridir. Salih Müslümanlar kendilerine dünya hayat›na dair nimetler verildi¤inde Rabbimize flük-

202


H arun Y ahya reder, ancak bu nimetler eksildi¤inde de yine Allah'a kalpten hamd eder ve güzel bir sab›rla sabrederler. Çünkü onlar dünya hayat›nda bir denemeden geçirildiklerinin ve Allah'›n inananlar› eflsiz cennet nimetleriyle ödüllendirece¤inin bilincindedirler: ‹man edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallar›yla ve canlar›yla cihad edenlerin Allah kat›nda büyük dereceleri vard›r. ‹flte 'kurtulufla ve mutlulu¤a' erenler bunlard›r. Rableri onlara kat›ndan bir rahmeti, bir hoflnutlu¤u ve onlar için, kendisine sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler. Onda ebedi kal›c›d›rlar. fiüphesiz Allah, büyük mükafaat kat›nda oland›r. (Tevbe Suresi, 20-22)

203


H z. ‚ brahim

204


H arun Y ahya

205


H z. ‹ brahim

Bu kitapta Hz. ‹brahim ve Hz. Lut Peygamberlerin Allah'a olan coflkulu imanlar›n›, her ifllerinde Rabbimize yönelip dönüfllerini, üstün ahlaklar›n›, putperest ve sapk›n kavimleriyle yapt›klar› zorlu mücadeleyi Kuran ayetleri do¤rultusunda anlatt›k. Hz. ‹brahim putperest kavmine karfl› kararl›l›kla tebli¤de bulunmufl, Allah'a olan teslimiyeti sayesinde önüne ç›kan her engele sabretmifl, iman›nda kararl› olmufltur. Hz. Lut ise, sapk›n kavmine karfl› sab›rla mücadele etmifl, onlar› Allah'a iman etmeye ve ahlaks›zl›klardan uzak durmaya davet etmifltir. Allah'›n alemlere üstün k›ld›¤› bu mübarek insanlar, hayatlar› boyunca gösterdikleri iman derinli¤i ve yüksek ahlak ile Allah'›n hoflnutlu¤unu kazanm›fl, sonsuz nimetlerle bezenmifl cennet yurduna eriflmifllerdir. Samimi iman sahiplerinin hayatlar›ndaki en büyük amaçlar› da, birer hidayet rehberi olan peygamberlerimizin bu flerefli yolunu izlemek ve böylece Allah'›n raz› oldu¤u, muvahhid kullardan ol-

206


H arun Y ahya

mak olmal›d›r. Allah Kendisi'ne itaat edenlerin alaca¤› mükafat› Nisa Suresi'nde flu flekilde müjdelemektedir: Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse, iflte onlar Allah'›n kendilerine nimet verdi¤i peygamberler, do¤rular, flehidler ve salihlerle beraberdir. Ne iyi arkadaflt›r onlar? (Nisa Suresi, 69)

Peygamberler gibi Allah'›n dostu olabilmek ve ahirette de peygamberlerle birlikte olabilmek için, insan›n tüm hayat›n› Allah'›n r›zas›na uygun olarak yaflamas›, hep Allah'a güvenmesi, Allah'› ve O'nun dinini herfleyden üstün tutmas› gerekir. Her kim bu ahlak› gösterirse, her kim Hz. ‹brahim gibi "alemlerin Rabbine teslim oldum" der ve bu flekilde yaflarsa, o en büyük mutluluk ve kurtulufla kavuflmay› Allah'tan umabilir. Dünya üzerinde Allah'›n varl›¤›ndan yana gaflet içinde olan insanlar›n olmas›, hiçbir insan› yan›ltmamal›d›r. Unutmamak gerekir ki, Hz. ‹brahim putperest bir kavmi tek bafl›na iman etmeye davet etmifl, Rabbimiz de onun bu üstün ahlak›n› "... ‹brahim (tek bafl›na) bir ümmetti..." (Nahl Suresi, 120) ayetiyle övmüfltür. Hz. Lut, yan›ndaki çok az say›da müminle birlikte, çok üstün bir teslimiyet ve tevekkül örne¤i gös-

207


H z. ‚ brahim

208


H arun Y ahya

tererek sapk›n kavmini iman etmeye davet etmifltir. (Zariyat Suresi, 36) Ancak o ev halk›, kavmin tümünden çok daha kuvvetlidir, çünkü Allah'›n yard›m› ve deste¤i onlar›n yan›ndad›r. Önemli olan dünyan›n bu büyük s›rr›n›, herfleyin Allah'›n kudretinde oldu¤unu, herfleyin O'na boyun e¤di¤ini anlamak ve buna göre yaflamakt›r. Hz. ‹brahim ve Hz. Lut, bu s›rr› kavram›fl ve Allah'›n dostu olmufllard›r. Tüm iman sahipleri de Allah'›n bu mübarek elçileri gibi derin bir iman› ve maneviyat› elde etmeyi amaçlamalar›, Allah'›n Kendisi'ne dost edindi¤i kutlu insanlardan olmak için ciddi bir çaba göstermeleri gerekmektedir.

209


H z. ‚ brahim

210


H arun Y ahya

D

arwinizm, yani evrim teorisi, yarat›l›fl gerçe¤ini reddetmek amac›yla ortaya at›lm›fl, ancak baflar›l› olamam›fl bilim d›fl› bir safsatadan baflka bir fley de¤il-

dir. Canl›l›¤›n, cans›z maddelerden tesadüfen olufltu¤unu iddia eden bu teori, evrende ve canl›larda çok mucizevi bir düzen bulundu¤unun bilim taraf›ndan ispat edilmesiyle çürümüfltür. Böylece Allah'›n tüm evreni ve canl›lar› yaratm›fl oldu¤u gerçe¤i, bilim taraf›ndan da kan›tlanm›flt›r. Bugün evrim teorisini ayakta tutmak için dünya çap›nda yürütülen propaganda, sadece bilimsel gerçeklerin çarp›t›lmas›na, tarafl› yorumlanmas›na, bilim görüntüsü alt›nda söylenen yalanlara ve yap›lan sahtekarl›klara dayal›d›r. Ancak bu propaganda gerçe¤i gizleyememektedir. Evrim teorisinin bilim tarihindeki en büyük yan›lg› oldu¤u, son 20-30 y›ld›r bilim dünyas›nda giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Özellikle 1980'lerden sonra yap›lan araflt›rmalar, Darwinist iddialar›n tamamen yanl›fl oldu¤unu ortaya

211


H z. ‹ brahim koymufl ve bu gerçek pek çok bilim adam› taraf›ndan dile getirilmifltir. Özellikle ABD'de, biyoloji, biyokimya, paleontoloji gibi farkl› alanlardan gelen çok say›da bilim adam›, Darwinizm'in geçersizli¤ini görmekte, canl›lar›n kökenini art›k "yarat›l›fl gerçe¤iyle" aç›klamaktad›rlar. Evrim teorisinin çöküflünü ve yarat›l›fl›n delillerini di¤er pek çok çal›flmam›zda bütün bilimsel detaylar›yla ele ald›k ve almaya devam ediyoruz. Ancak konuyu, tafl›d›¤› büyük önem nedeniyle, burada da özetlemekte yarar vard›r.

Darwin'i Y›kan Zorluklar Evrim teorisi, tarihi eski Yunan'a kadar uzanan bir ö¤reti olmasına karflın, kapsamlı olarak 19. yüzyılda ortaya atıldı. Teoriyi bilim dünyasının gündemine sokan en önemli geliflme, Charles Darwin'in 1859 yılında yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabıydı. Darwin bu kitapta dünya üzerindeki farklı canlı türlerini Allah'ın ayrı ayrı yarattı¤ı gerçe¤ine karflı çıkıyordu. Darwin'e göre, tüm türler ortak bir atadan geliyorlardı ve zaman içinde küçük de¤iflimlerle farklılaflmıfllardı. Darwin'in teorisi, hiçbir somut bilimsel bulguya dayanmıyordu; kendisinin de kabul etti¤i gibi sadece bir "mantık yürütme" idi. Hatta Darwin'in kitabındaki "Teorinin Zorlukları" bafllıklı uzun bölümde itiraf etti¤i gibi, teori pek çok önemli soru karflısında açık veriyordu. Darwin, teorisinin önündeki zorlukların geliflen bilim tarafından aflılaca¤ını, yeni bilimsel bulguların teorisini güçlendirece¤ini umuyordu. Bunu kitabında sık sık belirtmiflti. Ancak geliflen bilim, Darwin'in umutlarının tam aksine, teorinin te-

212


H arun Y ahya mel iddialarını birer birer dayanaksız bırakmıfltır. Darwinizm'in bilim karflısındaki yenilgisi, üç temel bafllıkta incelenebilir: 1) Teori, hayatın yeryüzünde ilk kez nasıl ortaya çıktı¤ını asla açıklayamamaktadır. 2) Teorinin öne sürdü¤ü "evrim mekanizmaları"nın, gerçekte evrimlefltirici bir etkiye sahip oldu¤unu gösteren hiçbir bilimsel bulgu yokCharles Darwin tur. 3) Fosil kayıtları, evrim teorisinin öngörülerinin tam aksine bir tablo ortaya koymaktadır. Bu bölümde, bu üç temel bafllı¤ı ana hatları ile inceleyece¤iz.

Afl›lamayan ‹lk Basamak: Hayat›n Kökeni Evrim teorisi, tüm canlı türlerinin, bundan yaklaflık 3.8 milyar yıl önce ilkel dünyada ortaya çıkan tek bir canlı hücreden geldiklerini iddia etmektedir. Tek bir hücrenin nasıl olup da milyonlarca kompleks canlı türünü oluflturdu¤u ve e¤er gerçekten bu tür bir evrim gerçekleflmiflse neden bunun izlerinin fosil kayıtlarında bulunamadı¤ı, teorinin açıklayamadı¤ı sorulardandır. Ancak tüm bunlardan önce, iddia edilen evrim sürecinin ilk basama¤ı üzerinde durmak gerekir. Sözü edilen o "ilk hücre" nasıl ortaya çıkmıfltır? Evrim teorisi, yaratılıflı reddetti¤i, hiçbir do¤aüstü müdahaleyi kabul etmedi¤i için, o "ilk hücre"nin, hiçbir tasarım, plan

213


H z. ‹ brahim ve düzenleme olmadan, do¤a kanunları içinde rastlantısal olarak meydana geldi¤ini iddia eder. Yani teoriye göre, cansız madde tesadüfler sonucunda ortaya canlı bir hücre çıkarmıfl olmalıdır. Ancak bu, bilinen en temel biyoloji kanunlarına aykırı bir iddiadır.

"Hayat Hayattan Gelir" Darwin, kitabında hayatın kökeni konusundan hiç söz etmemiflti. Çünkü onun dönemindeki ilkel bilim anlayıflı, canlıların çok basit bir yapıya sahip olduklarını varsayıyordu. Ortaça¤'dan beri inanılan "spontane jenerasyon" adlı teoriye göre, cansız maddelerin tesadüfen biraraya gelip, canlı bir varlık oluflturabileceklerine inanılıyordu. Bu dönemde böceklerin yemek artıklarından, farelerin de bu¤daydan olufltu¤u yaygın bir düflünceydi. Bunu ispatlamak için de ilginç deneyler yapılmıfltı. Kirli bir paçavranın üzerine biraz bu¤day konmufl ve biraz beklendi¤inde bu karıflımdan farelerin oluflaca¤ı sanılmıfltı. Etlerin kurtlanması da hayatın cansız maddelerden türeyebildi¤ine bir delil sayılıyordu. Oysa daha sonra anlaflılacaktı ki, etlerin üzerindeki kurtlar kendiliklerinden oluflmuyorlar, sineklerin getirip bıraktıkları gözle görülmeyen larvalardan çıkıyorlardı. Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabını yazdı¤ı dönemde ise, bakterilerin cansız maddeden oluflabildikleri inancı, bilim dünyasında yaygın bir kabul görüyordu. Oysa Louis Pasteur Darwin'in kitabının yayınlanma-

214


H arun Y ahya sından befl yıl sonra, ünlü Fransız biyolog Louis Pasteur, evrime temel oluflturan bu inancı kesin olarak çürüttü. Pasteur yaptı¤ı uzun çalıflma ve deneyler sonucunda vardı¤ı sonucu flöyle özetlemiflti: "Cansız maddelerin hayat oluflturabilece¤i iddiası artık kesin olarak tarihe gömülmüfltür."23 Evrim teorisinin savunucuları, Pasteur'ün bulgularına karflı uzun süre direndiler. Ancak geliflen bilim, canlı hücresinin karmaflık yapısını ortaya çıkardıkça, hayatın kendili¤inden oluflabilece¤i iddiasının geçersizli¤i daha da açık hale geldi.

20. Yüzy›ldaki Sonuçsuz Çabalar 20. yüzyılda hayatın kökeni konusunu ele alan ilk evrimci, ünlü Rus biyolog Alexander Oparin oldu. Oparin, 1930'lu yıllarda ortaya attı¤ı birtakım tezlerle, canlı hücresinin tesadüfen meydana gelebilece¤ini ispat etmeye çalıfltı. Ancak bu çalıflmalar baflarısızlıkla sonuçlanacak ve Oparin flu itirafı yapmak zorunda kalacaktı: "Maalesef hücrenin kökeni, evrim teorisinin tümünü içine alan en karanlık noktayı oluflturmaktadır."24 Oparin'in yolunu izleyen evrimciler, hayatın kökeni konusunu çözüme kavuflturacak deneyler yapmaya çalıfltılar. Bu deneylerin en ünlüsü, Amerikalı kimyacı Stanley Miller tarafından 1953 yılında düzenlendi. Miller, ilkel dünya atmosferinde oldu¤unu iddia etti¤i gazları bir deney düzene¤inde birlefltirerek ve bu karıflıma enerji ekleyerek, proteinlerin yapısında kullanılan birkaç organik Alexander Oparin molekül (aminoasit) sentezledi. O

215


H z. ‹ brahim yıllarda evrim adına önemli bir aflama gibi tanıtılan bu deneyin geçerli olmadı¤ı ve deneyde kullanılan atmosferin gerçek dünya koflullarından çok farklı oldu¤u, ilerleyen yıllarda ortaya çıkacaktı.25 Uzun süren bir sessizlikten sonra Miller'in kendisi de kullandı¤ı atmosfer ortamının gerçekçi olmadı¤ını itiraf etti.26 Hayat›n kökeni sorununu aç›klamak için 20. yüzy›l boyunca yürütülen tüm evrimci çabalar hep baflar›s›zl›kla sonuçland›. San Diego Scripps Enstitüsü'nden ünlü jeokimyac› Jeffrey Bada, evrimci Earth dergisinde 1998 y›l›nda yay›nlanan bir makalede bu gerçe¤i flöyle kabul eder: Bugün, 20. yüzy›l› geride b›rak›rken, hala, 20. yüzy›la girdi¤imizde sahip oldu¤umuz en büyük çözülmemifl problemle karfl› karfl›yay›z: Hayat yeryüzünde nas›l bafllad›? 27

Hayat›n Kompleks Yap›s› Evrim teorisinin hayatın kökeni konusunda bu denli büyük bir açmaza girmesinin bafllıca nedeni, en basit sanılan canlı yapıların bile inanılmaz derecede karmaflık yapılara sahip olmasıdır. Canlı hücresi, insano¤lunun yaptı¤ı bütün teknolojik ürünlerden daha karmaflıktır. Öyle ki bugün dünyanın en geliflmifl laboratuvarlarında bile cansız maddeler biraraya getirilerek canlı bir hücre üretilememektedir. Bir hücrenin meydana gelmesi için gereken flartlar, asla rastlantılarla açıklanamayacak kadar fazladır. Hücrenin en temel yapı taflı olan proteinlerin rastlantısal olarak sentezlenme ihtimali; 500 aminoasitlik ortalama bir protein için, 10950'de 1'dir. Ancak matematikte 1050'de 1'den küçük olasılıklar pratik olarak "imkansız" sayılır. Hücrenin çekirde¤inde yer alan ve genetik

216


H arun Y ahya bilgiyi saklayan DNA molekülü ise, inanılmaz bir bilgi bankasıdır. ‹nsan DNA'sının içerdi¤i bilginin, e¤er ka¤ıda dökülmeye kalkılsa, 500'er sayfadan oluflan 900 ciltlik bir kütüphane oluflturaca¤ı hesaplanmaktadır. Bu noktada çok ilginç bir ikilem daha vardır: DNA, yalnız birtakım özelleflmifl proteinlerin (enzimlerin) yardımı ile efllenebilir. Ama bu enzimlerin sentezi de ancak DNA'daki bilgiler do¤rultusunda gerçekleflir. Birbirine ba¤ımlı olduklarından, efllemenin meydana gelebilmesi için ikisinin de aynı anda var olmaları gerekir. Bu ise, hayatın kendili¤inden olufltu¤u senaryosunu çıkmaza sokmaktadır. San Diego California Üniversitesi'nden ünlü evrimci Prof. Leslie Orgel, Scientific American dergisinin Ekim 1994 tarihli sayısında bu gerçe¤i flöyle itiraf eder: Son derece kompleks yapılara sahip olan proteinlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) aynı yerde ve aynı zamanda rastlantısal olarak oluflmaları aflırı derecede ihtimal dıflıdır. Ama bunların birisi olmadan di¤erini elde

Canl› hücrelerinin çekirde¤inde yer alan DNA molekülü, bunun bir örne¤idir. DNA, dört ayr› molekülün farkl› diziliminden oluflan bir tür bilgi bankas›d›r. Bu bilgi bankas›nda canl›yla ilgili bütün fiziksel özelliklerin flifreleri yer al›r. ‹nsan DNA's› ka¤›da döküldü¤ünde, ortaya yaklafl›k 900 ciltlik bir ansiklopedi ç›kaca¤› hesaplanmaktad›r. Elbette böylesine ola¤anüstü bir bilgi, tesadüf kavram›n› kesin biçimde geçersiz k›lmaktad›r.

217


H z. ‹ brahim etmek de mümkün de¤ildir. Dolayısıyla insan, yaflamın kimyasal yollarla ortaya çıkmasının asla mümkün olmadı¤ı sonucuna varmak zorunda kalmaktadır.28

Kuflkusuz e¤er hayatın do¤al etkenlerle ortaya çıkması imkansız ise, bu durumda hayatın do¤aüstü bir biçimde "yaratıldı¤ını" kabul etmek gerekir. Bu gerçek, en temel amacı yaratılıflı reddetmek olan evrim teorisini açıkça geçersiz kılmaktadır.

Evrimin Hayali Mekanizmalar› Darwin'in teorisini geçersiz kılan ikinci büyük nokta, teorinin "evrim mekanizmaları" olarak öne sürdü¤ü iki kavramın da gerçekte hiçbir evrimlefltirici güce sahip olmadı¤ının anlaflılmıfl olmasıdır. Darwin, ortaya attı¤ı evrim iddiasını tamamen "do¤al seleksiyon" mekanizmasına ba¤lamıfltı. Bu mekanizmaya verdi¤i önem, kitabının isminden de açıkça anlaflılıyordu: Türlerin Kökeni, Do¤al Seleksiyon Yoluyla...

Do¤al seleksiyonun evrim teorisine kazand›rd›¤› hiçbir fley yoktur. Çünkü bu mekanizma, hiçbir zaman bir türün genetik bilgisini zenginlefltirip gelifltirmez. Hiçbir zaman bir türü bir baflka türe çevirmez.

218


H arun Y ahya Do¤al seleksiyon, do¤al seçme demektir. Do¤adaki yaflam mücadelesi içinde, do¤al flartlara uygun ve güçlü canlıların hayatta kalaca¤ı düflüncesine dayanır. Örne¤in yırtıcı hayvanlar tarafından tehdit edilen bir geyik sürüsünde, daha hızlı koflabilen geyikler hayatta kalacaktır. Böylece geyik sürüsü, hızlı ve güçlü bireylerden oluflacaktır. Ama elbette bu mekanizma, geyikleri evrimlefltirmez, onları baflka bir canlı türüne, örne¤in atlara dönüfltürmez. Dolayısıyla do¤al seleksiyon mekanizması hiçbir evrimlefltirici güce sahip de¤ildir. Darwin de bu gerçe¤in farkındaydı ve Türlerin Kökeni adlı kitabında "Faydalı de¤ifliklikler oluflmadı¤ı sürece do¤al seleksiyon hiçbir fley yapamaz" demek zorunda kalmıfltı.29

Lamarck'›n Etkisi Peki bu "faydalı de¤ifliklikler" nasıl oluflabilirdi? Darwin, kendi döneminin ilkel bilim anlayıflı içinde, bu soruyu Lamarck'a dayanarak cevaplamaya çalıflmıfltı. Darwin'den önce yaflamıfl olan Fransız biyolog Lamarck'a göre, canlılar yaflamları sırasında geçirdikleri fiziksel de¤ifliklikleri sonraki nesle aktarıyorlar, nesilden nesile biriken bu özellikler sonucunda yeni türler ortaya çıkıyordu. Örne¤in Lamarck'a göre zürafalar ceylanlardan türemifllerdi, yüksek a¤açların yapraklarını yemek için çabalarken nesilden nesile boyunları uzamıfltı. Darwin de benzeri örnekler vermifl, örne¤in Türlerin Kökeni adlı kitabında, yiyecek bulmak için suya giren bazı ayıların zamanla balinalara dönüfltü¤ünü iddia etmiflti.30 Ama Mendel'in keflfetti¤i ve 20.yüzyılda geliflen genetik bilimiyle kesinleflen kalıtım kanunları, kazanılmıfl özelliklerin sonraki nesillere aktarılması efsanesini kesin olarak yıktı. Böylece do¤al seleksiyon "tek baflına" ve dolayısıyla tümüyle etkisiz bir mekanizma olarak kalmıfl oluyordu.

219


H z. ‹ brahim Lamarck zürafalar›n ceylan benzeri hayvanlardan türediklerine inan›yordu. Ona göre otlara uzanmaya çal›flan bu canl›lar›n zaman içinde boyunlar› uzam›fl ve zürafalara dönüflüvermifllerdi. Mendel'in 1865 y›l›nda keflfetti¤i kal›t›m kanunlar›, yaflam s›ras›nda kazan›lan özelliklerin sonraki nesillere aktar›lmas›n›n mümkün olmad›¤›n› ispatlam›flt›r. Böylece Lamarck'›n zürafa masal› da tarihe kar›flm›flt›r.

Neo-Darwinizm ve Mutasyonlar Darwinistler ise bu duruma bir çözüm bulabilmek için 1930'ların sonlarında, "Modern Sentetik Teori"yi ya da daha yaygın ismiyle neo-Darwinizm'i ortaya attılar. Neo-Darwinizm, do¤al seleksiyonun yanına "faydalı de¤ifliklik sebebi" olarak mutasyonları, yani canlıların genlerinde radyasyon gibi dıfl etkiler ya da kopyalama hataları sonucunda oluflan bozulmaları ekledi. Bugün de hala dünyada evrim adına geçerlili¤ini koruyan model neo-Darwinizm'dir. Teori, yeryüzünde bulunan milyonlarca canlı türünün, bu canlıların, kulak, göz, akci¤er, kanat gibi sayısız kompleks organlarının "mutasyonlara", yani genetik bozukluklara dayalı bir süreç sonucunda olufltu¤unu iddia etmektedir. Ama teoriyi çaresiz bırakan açık bir bilimsel gerçek vardır: Mutasyonlar canlıları gelifltirmezler, aksine her zaman için canlılara zarar verirler.

220


H arun Y ahya Bunun nedeni çok basittir: DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Bu molekül üzerinde oluflan herhangi rastgele bir etki ancak zarar verir. Amerikalı genetikçi B. G. Ranganathan bunu flöyle açıklar: Mutasyonlar küçük, rasgele ve zararlıdırlar. Çok ender olarak meydana gelirler ve en iyi ihtimalle etkisizdirler. Bu üç özellik, mutasyonların evrimsel bir geliflme meydana getiremeyece¤ini gösterir. Zaten yüksek derecede özelleflmifl bir organizmada meydana gelebilecek rastlantısal bir de¤iflim, ya etkisiz olacaktır ya da zararlı. Bir kol saatinde meydana gelecek rastgele bir de¤iflim kol saatini gelifltirmeyecektir. Ona büyük ihtimalle zarar verecek veya en iyi ihtimalle etkisiz olacaktır. Bir deprem bir flehri gelifltirmez, ona yıkım getirir.31

Nitekim bugüne kadar hiçbir yararlı, yani genetik bilgiyi gelifltiren mutasyon örne¤i gözlemlenmedi. Tüm mutasyonların zararlı oldu¤u görüldü. Anlaflıldı ki, evrim teorisinin "evrim mekanizması" olarak gösterdi¤i mutasyonlar, gerçekte canlıları sadece tahrip eden, sakat bırakan genetik olaylardır. (‹nsanlarda mutasyonun en sık görülen etkisi de kanserdir.) Elbette tahrip edici bir mekanizma "evrim mekanizması" olamaz. Do¤al seleksiyon ise, Darwin'in de kabul etti¤i gibi, "tek baflına hiçbir Rastgele mutasyonlar insanlara ve di¤er tüm canl›lara her zaman için zarar verirler. Resimlerde görülen çocuklar Çernobil kazas›n›n sonucunda sakat kalm›fllard›r.

221


H z. ‹ brahim fley yapamaz." Bu gerçek bizlere do¤ada hiçbir "evrim mekanizması" olmadı¤ını göstermektedir. Evrim mekanizması olmadı¤ına göre de, evrim denen hayali süreç yaflanmıfl olamaz.

Fosil Kay›tlar›: Ara Formlardan Eser Yok Evrim teorisinin iddia etti¤i senaryonun yaflanmamıfl oldu¤unun en açık göstergesi ise fosil kayıtlarıdır. Evrim teorisine göre bütün canlılar birbirlerinden türemifllerdir. Önceden var olan bir canlı türü, zamanla bir di¤erine dönüflmüfl ve bütün türler bu flekilde ortaya çıkmıfllardır. Teoriye göre bu dönüflüm yüz milyonlarca yıl süren uzun bir zaman dilimini kapsamıfl ve kademe kademe ilerlemifltir. Bu durumda, iddia edilen uzun dönüflüm süreci içinde sayısız "ara türler"in oluflmufl ve yaflamıfl olmaları gerekir. Örne¤in geçmiflte, balık özelliklerini taflımalarına ra¤men, bir yandan da bazı sürüngen özellikleri kazanmıfl olan yarı balık-yarı sürüngen canlılar yaflamıfl olmalıdır. Ya da sürüngen özelliklerini taflırken, bir yandan da bazı kufl özellikleri kazanmıfl sürüngen-kufllar ortaya çıkmıfl olmalıdır. Bunlar, bir geçifl sürecinde oldukları için de, sakat, eksik, kusurlu canlılar olmalıdır. Evrimciler geçmiflte yaflamıfl olduklarına inandıkları bu teorik yaratıklara "ara geçifl formu" adını verirler. E¤er gerçekten bu tür canlılar geçmiflte yaflamıfllarsa bunların sayılarının ve çeflitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olması gerekir. Ve bu ucube canlıların kalıntılarına mutlaka fosil kayıtlarında rastlanması gerekir. Darwin, Türlerin Kökeni'nde bunu flöyle açıklamıfltır: E¤er teorim do¤ruysa, türleri birbirine ba¤layan sayısız ara-geçifl çeflitleri mutlaka yaflamıfl olmalıdır... Bunların yaflamıfl olduklarının kanıtları da sadece fosil kalıntıları arasında bulunabilir.32

222


H arun Y ahya YAfiAYAN FOS‹LLER EVR‹M‹ ÇÜRÜTÜYOR

100-150 milyon y›ll›k denizy›ld›z› fosili (L.Cretaceous dönem)

Ordovikyen devrine ait 450 milyon y›ll›k "at t›rna¤› yengeci" fosili

150-200 milyon y›ll›k yusufçuk fosili (Jurassic-Recent dönem)

100-150 milyon y›ll›k karides fosili (L.Cretaceous dönem) Resimlerde de görüldü¤ü gibi, yap›lan arkeolojik kaz›lar sonucu bulunan tüm fosil örnekleri, günümüzde yaflayan örneklerinden farks›zd›r.

223


H z. ‹ brahim

Darwin'in Y›k›lan Umutlar› Ancak 19. yüzyılın ortasından bu yana dünyanın dört bir yanında hummalı fosil arafltırmaları yapıldı¤ı halde bu ara geçifl formlarına rastlanamamıfltır. Yapılan kazılarda ve arafltırmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlıların yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya çıktıklarını göstermifltir. Ünlü ‹ngiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci olmasına karflın bu gerçe¤i flöyle itiraf eder: Sorunumuz fludur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak inceledi¤imizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karflılaflırız; kademeli evrimle geliflen de¤il, aniden yeryüzünde oluflan gruplar görürüz.33 Yani fosil kayıtlarında, tüm canlı türleri, aralarında hiçbir geçifl formu olmadan eksiksiz biçimleriyle aniden ortaya çıkmaktadırlar. Bu, Darwin'in öngörülerinin tam aksidir. Dahası, bu canlı türlerinin yaratıldıklarını gösteren çok güçlü bir delildir. Çünkü bir canlı türünün, kendisinden evrimleflti¤i hiçbir atası olmadan, bir anda ve kusursuz olarak ortaya çıkmasının tek açıklaması, o türün yaratılmıfl olmasıdır. Bu gerçek, ünlü evrimci biyolog Douglas Futuyma tarafından da kabul edilir: Yaratılıfl ve evrim, yaflayan canlıların kökeni hakkında yapılabilecek yegane iki açıklamadır. Canlılar dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmıfllardır ya da böyle olmamıfltır. E¤er böyle olmadıysa, bir de¤iflim süreci sayesinde kendilerinden önce var olan bazı canlı türlerinden evrimleflerek meydana gelmifl olmalıdırlar. Ama e¤er eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmıfllarsa, o halde sonsuz güç sahibi bir akıl tarafından yaratılmıfl olmaları gerekir.34

224


H arun Y ahya

410 milyon y›ll›k Coelacanth fosili (üstte) ve bu bal›¤›n günümüzdeki hali (solda)

Fosil kay›tlar› evrim teorisinin önünde çok büyük bir engeldir. Çünkü bu kay›tlar, canl› türlerinin aralar›nda hiçbir evrimsel geçifl formu bulunmadan, bir anda ve eksiksiz yap›lar›yla ortaya ç›kt›klar›n› göstermektedir. Bu gerçek türlerin ayr› ayr› yarat›ld›klar›n›n ispatlar›ndan biridir.

Fosiller ise, canlıların yeryüzünde eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıktıklarını göstermektedir. Yani "türlerin kökeni", Darwin'in sandı¤ının aksine, evrim de¤il yaratılıfltır.

‹nsan›n Evrimi Masal› Evrim teorisini savunanların en çok gündeme getirdikleri konu, insanın kökeni konusudur. Bu konudaki Darwinist iddia, bugün yaflayan modern insanın maymunsu birtakım yaratıklardan geldi¤ini varsayar. 4-5 milyon yıl önce baflladı¤ı varsayılan bu süreçte, modern insan ile ataları arasında bazı "ara form"ların yafladı¤ı iddia edilir. Gerçekte tümüyle hayali olan bu senaryoda dört temel "kategori" sayılır: 1) Australopithecus 2) Homo habilis 3) Homo erectus 4) Homo sapiens

225


H z. ‹ brahim Evrimciler, insanların sözde ilk maymunsu atalarına "güney maymunu" anlamına gelen "Australopithecus" ismini verirler. Bu canlılar gerçekte soyu tükenmifl bir maymun türünden baflka bir fley de¤ildir. Lord Solly Zuckerman ve Prof. Charles Oxnard gibi ‹ngiltere ve ABD'den dünyaca ünlü iki anatomistin Australopithecus örnekleri üzerinde yaptıkları çok genifl kapsamlı çalıflmalar, bu canlıların sadece soyu tükenmifl bir maymun türüne ait olduklarını ve insanlarla hiçbir benzerlik taflımadıklarını göstermifltir.35 Evrimciler insan evriminin bir sonraki safhasını da, "homo" yani insan olarak sınıflandırırlar. ‹ddiaya göre homo serisindeki canlılar, Australopithecuslar'dan daha geliflmifllerdir. Evrimciler, bu farklı canlılara ait fosilleri ardı ardına dizerek hayali bir evrim fleması olufltururlar. Bu flema hayalidir, çünkü gerçekte bu farklı sınıfların arasında evrimsel bir iliflki oldu¤u asla ispatlanamamıfltır. Evrim teorisinin 20. yüzyıldaki en önemli savunucularından biri olan Ernst Mayr, "Homo sapiens'e uzanan zincir gerçekte kayıptır" diyerek bunu kabul eder. 36 Evrimciler "Australopithecus > Homo habilis > Homo erectus > Homo sapiens" sıralamasını yazarken, bu türlerin her biriEvrimciler, fosiller üzerinde yapt›klar› yorumlar› genelde ideolojik beklentileri do¤rultusunda yaparlar. Bu nedenle vard›klar› sonuçlar ço¤unlukla güvenilir de¤ildir.

226


H arun Y ahya nin, bir sonrakinin atası oldu¤u izlenimini verirler. Oysa paleoantropologların son bulguları, Australopithecus, Homo habilis ve Homo erectus'un dünyanın farklı bölgelerinde aynı dönemlerde yafladıklarını göstermektedir.37 Dahası Homo erectus sınıflamasına ait insanların bir bölümü çok modern zamanlara kadar yaflamıfllar, Homo sapiens neandertalensis ve Homo sapiens sapiens (modern insan) ile aynı ortamda yan yana bulunmufllardır. 38 Bu ise elbette bu sınıfların birbirlerinin atalaEvrim yanl›s› gazete ve dergilerde ç›kan harı oldukları iddiasının berlerde yukar›dakine benzer hayali "ilkel" insan resimleri s›kl›kla kullan›l›r. Bu hayali regeçersizli¤ini açıkça orsimlere dayanarak oluflturulan haberlerdeki taya koymaktadır. Hartek kaynak, yazan kiflinin hayal gücüdür. Anvard Üniversitesi pale- cak evrim bilim karfl›s›nda o kadar çok yenilgi alm›flt›r ki art›k bilimsel dergilerde evrimle ilontologlarından Stepgili haberlere daha az rastlanmaktad›r. hen Jay Gould, kendisi de bir evrimci olmasına karflın, Darwinist teorinin içine girdi¤i bu çıkmazı flöyle açıklar:

EE T T H H A SS A

E¤er birbiri ile paralel bir biçimde yaflayan üç farklı hominid (insanımsı) çizgisi varsa, o halde bizim soy a¤acımıza ne oldu?

227


H z. ‹ brahim Açıktır ki, bunların biri di¤erinden gelmifl olamaz. Dahası, biri di¤eriyle karflılafltırıldı¤ında evrimsel bir geliflme trendi göstermemektedirler.39

Kısacası, medyada ya da ders kitaplarında yer alan hayali birtakım "yarı maymun, yarı insan" canlıların çizimleriyle, yani sırf propaganda yoluyla ayakta tutulmaya çalıflılan insanın evrimi senaryosu, hiçbir bilimsel temeli olmayan bir masaldan ibarettir. Bu konuyu uzun yıllar inceleyen, özellikle Australopithecus fosilleri üzerinde 15 yıl arafltırma yapan ‹ngiltere'nin en ünlü ve saygın bilim adamlarından Lord Solly Zuckerman, bir evrimci olmasına ra¤men, ortada maymunsu canlılardan insana uzanan gerçek bir soy a¤acı olmadı¤ı sonucuna varmıfltır. Zuckerman bir de ilginç bir "bilim skalası" yapmıfltır. Bilimsel olarak kabul etti¤i bilgi dallarından, bilim dıflı olarak kabul etti¤i bilgi dallarına kadar bir yelpaze oluflturmufltur. Zuckerman'ın bu tablosuna göre en "bilimsel" -yani somut verilere dayanan- bilgi dalları kimya ve fiziktir. Yelpazede bunlardan sonra biyoloji bilimleri, sonra da sosyal bilimler gelir. Yelpazenin en ucunda, yani en "bilim dıflı" sayılan kısımda ise, Zuckerman'a göre, telepati, altıncı his gibi "duyum ötesi algılama" kavramları ve bir de "insanın evrimi" vardır! Zuckerman, yelpazenin bu ucunu flöyle açıklar: Objektif gerçekli¤in alanından çıkıp da, biyolojik bilim olarak varsayılan bu alanlara -yani duyum ötesi algılamaya ve insanın fosil tarihinin yorumlanmasına- girdi¤imizde, evrim teorisine inanan bir kimse için herfleyin mümkün oldu¤unu görürüz. Öyle ki teorilerine kesinlikle inanan bu kimselerin çeliflkili bazı yargıları aynı anda kabul etmeleri bile mümkündür.40

‹flte insanın evrimi masalı da, teorilerine körü körüne inanan birtakım insanların buldukları bazı fosilleri ön yargılı bir biçimde yorumlamalarından ibarettir.

228


H arun Y ahya

Darwin Formülü! fiimdiye kadar ele aldı¤ımız tüm teknik delillerin yanında, isterseniz evrimcilerin nasıl saçma bir inanıfla sahip olduklarını bir de çocukların bile anlayabilece¤i kadar açık bir örnekle özetleyelim. Evrim teorisi canlılı¤ın tesadüfen olufltu¤unu iddia etmektedir. Dolayısıyla bu iddiaya göre cansız ve fluursuz atomlar biraraya gelerek önce hücreyi oluflturmufllardır ve sonrasında aynı atomlar bir flekilde di¤er canlıları ve insanı meydana getirmifllerdir. flimdi düflünelim; canlılı¤ın yapıtaflı olan karbon, fosfor, azot, potasyum gibi elementleri biraraya getirdi¤imizde bir yı¤ın oluflur. Bu atom yı¤ını, hangi ifllemden geçirilirse geçirilsin, tek bir canlı oluflturamaz. ‹sterseniz bu konuda bir "deney" tasarlayalım ve evrimcilerin aslında savundukları, ama yüksek sesle dile getiremedikleri iddiayı onlar adına "Darwin Formülü" adıyla inceleyelim: Evrimciler, çok sayıda büyük varilin içine canlılı¤ın yapısında bulunan fosfor, azot, karbon, oksijen, demir, magnezyum gibi elementlerden bol miktarda koysunlar. Hatta normal flartlarda bulunmayan ancak bu karıflımın içinde bulunmasını gerekli gördükleri malzemeleri de bu varillere eklesinler. Karıflımların içine, istedikleri kadar amino asit, istedikleri kadar da (bir tekinin bile rastlantısal oluflma ihtimali 10-950 olan) protein doldursunlar. Bu karıflımlara istedikleri oranda ısı ve nem versinler. Bunları istedikleri geliflmifl cihazlarla karıfltırsınlar. Varillerin baflına da dünyanın önde gelen bilim adamlarını koysunlar. Bu uzmanlar babadan o¤ula, kuflaktan kufla¤a aktararak nöbetlefle milyarlarca, hatta trilyonlarca sene sürekli varillerin baflında beklesinler. Bir canlının oluflması için hangi flartların var olması gerekti¤ine inanılıyorsa hepsini kullanmak serbest olsun.

229


H z. ‹ brahim Ancak, ne yaparlarsa yapsınlar o varillerden kesinlikle bir canlı çıkartamazlar. Zürafaları, aslanları, arıları, kanaryaları, bülbülleri, papa¤anları, atları, yunusları, gülleri, orkideleri, zambakları, karanfilleri, muzları, portakalları, elmaları, hurmaları, domatesleri, kavunları, karpuzları, incirleri, zeytinleri, üzümleri, fleftalileri, tavus kufllarını, sülünleri, renk renk kelebekleri ve bunlar gibi milyonlarca canlı türünden hiçbirini oluflturamazlar. De¤il burada birkaçını saydı¤ımız bu canlı varlıkları, bunların tek bir hücresini bile elde edemezler. Kısacası, bilinçsiz atomlar biraraya gelerek hücreyi oluflturamazlar. Sonra yeni bir karar vererek bir hücreyi ikiye bölüp, sonra art arda baflka kararlar alıp, elektron mikroskobunu bulan, sonra kendi hücre yapısını bu mikroskop altında izleyen profesörleri oluflturamazlar. Madde, ancak Allah'ın üstün yaratmasıyla hayat bulur. Bunun aksini iddia eden evrim teorisi ise, akla tamamen aykırı bir safsatadır. Evrimcilerin ortaya attı¤ı iddialar üzerinde biraz bile düflünmek, üstteki örnekte oldu¤u gibi, bu gerçe¤i açıkça gösterir.

Göz ve Kulaktaki Teknoloji Evrim teorisinin kesinlikle açıklama getiremeyece¤i bir di¤er konu ise göz ve kulaktaki üstün algılama kalitesidir. Gözle ilgili konuya geçmeden önce "Nasıl görürüz?" sorusuna kısaca cevap verelim. Bir cisimden gelen ıflınlar, gözde retinaya ters olarak düfler. Bu ıflınlar, buradaki hücreler tarafından elektrik sinyallerine dönüfltürülür ve beynin arka kısmındaki görme merkezi denilen küçücük bir noktaya ulaflır. Bu elektrik sinyalleri bir dizi ifllemden sonra beyindeki bu merkezde görüntü olarak algılanır. Bu bilgiden sonra flimdi düflünelim:

230


H arun Y ahya Beyin ıflı¤a kapalıdır. Yani beynin içi kapkaranlıktır, ıflık beynin bulundu¤u yere kadar giremez. Görüntü merkezi denilen yer kapkaranlık, ıflı¤ın asla ulaflmadı¤ı, belki de hiç karflılaflmadı¤ınız kadar karanlık bir yerdir. Ancak siz bu zifiri karanlıkta ıflıklı, pırıl pırıl bir dünyayı seyretmektesiniz. Üstelik bu o kadar net ve kaliteli bir görüntüdür ki 21. yüzyıl teknolojisi bile her türlü imkana ra¤men bu netli¤i sa¤layamamıfltır. Örne¤in flu anda okudu¤unuz kitaba, kitabı tutan ellerinize bakın, sonra baflınızı kaldırın ve çevrenize bakın. flu anda gördü¤ünüz netlik ve kalitedeki bu görüntüyü baflka bir yerde gördünüz mü? Bu kadar net bir görüntüyü size dünyanın bir numaralı televizyon flirketinin üretti¤i en geliflmifl televizyon ekranı dahi veremez. 100 yıldır binlerce mühendis bu netli¤e ulaflmak için çalıflmaktadır. Bunun için fabrikalar, dev tesisler kurulmakta, arafltırmalar yapılmakta, planlar ve tasarımlar gelifltirilmektedir. Yine bir TV ekranına bakın, bir de flu anda elinizde tuttu¤unuz bu kitaba. Arada büyük bir netlik ve kalite farkı oldu¤unu göreceksiniz. Üstelik, TV ekranı size iki boyutlu bir görüntü gösterir, oysa siz üç boyutlu, derinlikli bir perspektifi izlemektesiniz. Uzun yıllardır on binlerce mühendis üç boyutlu TV yapmaya, gözün görme kalitesine ulaflmaya çalıflmaktadırlar. Evet, üç boyutlu bir televizyon sistemi yapabildiler ama onu da gözlük takmadan üç boyutlu görmek mümkün de¤il, kaldı ki bu suni bir üç boyuttur. Arka taraf daha bulanık, ön taraf ise ka¤ıttan dekor gibi durur. Hiçbir zaman gözün gördü¤ü kadar net ve kaliteli bir görüntü oluflmaz. Kamerada da, televizyonda da mutlaka görüntü kaybı meydana gelir. ‹flte evrimciler, bu kaliteli ve net görüntüyü oluflturan mekanizmanın tesadüfen olufltu¤unu iddia etmektedirler. flimdi biri size, odanızda duran televizyon tesadüfler sonucunda olufltu,

231


H z. ‹ brahim atomlar biraraya geldi ve bu görüntü oluflturan aleti meydana getirdi dese ne düflünürsünüz? Binlerce kiflinin biraraya gelip yapamadı¤ını fluursuz atomlar nasıl yapsın? Gözün gördü¤ünden daha ilkel olan bir görüntüyü oluflturan alet tesadüfen oluflamıyorsa, gözün ve gözün gördü¤ü görüntünün de tesadüfen oluflamayaca¤ı çok açıktır. Aynı durum kulak için de geçerlidir. Dıfl kulak, çevredeki sesleri kulak kepçesi vasıtasıyla toplayıp orta kula¤a iletir; orta kulak aldı¤ı ses titreflimlerini güçlendirerek iç kula¤a aktarır; iç kulak da bu titreflimleri elektrik sinyallerine dönüfltürerek beyne gönderir. Aynen görmede oldu¤u gibi duyma ifllemi de beyindeki duyma merkezinde gerçekleflir. Gözdeki durum kulak için de geçerlidir, yani beyin, ıflık gibi sese de kapalıdır, ses geçirmez. Dolayısıyla dıflarısı ne kadar gürültülü de olsa beynin içi tamamen sessizdir. Buna ra¤men en net sesler beyinde algılanır. Ses geçirmeyen beyninizde bir orkestranın senfonilerini dinlersiniz, kalabalık bir ortamın tüm gürültüsünü duyarsınız. Ama o anda hassas bir cihazla beyninizin içindeki ses düzeyi ölçülse, burada keskin bir sessizli¤in hakim oldu¤u görülecektir. Net bir görüntü elde edebilmek ümidiyle teknoloji nasıl kullanılıyorsa, ses için de aynı çabalar onlarca yıldır sürdürülmek-

232


H arun Y ahya tedir. Ses kayıt cihazları, müzik setleri, birçok elektronik alet, sesi algılayan müzik sistemleri bu çalıflmalardan bazılarıdır. Ancak, tüm teknolojiye, bu teknolojide çalıflan binlerce mühendise ve uzmana ra¤men kula¤ın oluflturdu¤u netlik ve kalitede bir sese ulaflılamamıfltır. En büyük müzik sistemi flirketinin üretti¤i en kaliteli müzik setini düflünün. Sesi kaydetti¤inde mutlaka sesin bir kısmı kaybolur veya az da olsa mutlaka parazit oluflur veya müzik setini açtı¤ınızda daha müzik bafllamadan bir cızırtı mutlaka duyarsınız. Ancak insan vücudundaki teknolojinin ürünü olan sesler son derece net ve kusursuzdur. Bir insan kula¤ı, hiçbir zaman müzik setinde oldu¤u gibi cızırtılı veya parazitli algılamaz; ses ne ise tam ve net bir biçimde onu algılar. Bu durum, insan yaratıldı¤ı günden bu yana böyledir. fiimdiye kadar insano¤lunun yaptı¤ı hiçbir görüntü ve ses cihazı, göz ve kulak kadar hassas ve baflarılı birer algılayıcı olamamıfltır. Ancak görme ve iflitme olayında, tüm bunların ötesinde, çok büyük bir gerçek daha vardır.

Beynin ‹çinde Gören ve Duyan fiuur Kime Aittir? Beynin içinde, ıflıl ıflıl renkli bir dünyayı seyreden, senfonileri, kuflların cıvıltılarını dinleyen, gülü koklayan kimdir? ‹nsanın gözlerinden, kulaklarından, burnundan gelen uyarılar, elektrik sinyali olarak beyne gider. Biyoloji, fizyoloji veya biyokimya kitaplarında bu görüntünün beyinde nasıl olufltu¤una dair birçok detay okursunuz. Ancak, bu konu hakkındaki en önemli gerçe¤e hiçbir yerde rastlayamazsınız: Beyinde, bu elektrik sinyallerini görüntü, ses, koku ve his olarak algılayan kimdir? Beynin içinde göze, kula¤a, burna ihtiyaç duymadan tüm

233


H z. ‹ brahim bunları algılayan bir fluur bulunmaktadır. Bu fluur kime aittir? Elbette bu fluur beyni oluflturan sinirler, ya¤ tabakası ve sinir hücrelerine ait de¤ildir. ‹flte bu yüzden, herfleyin maddeden ibaret oldu¤unu zanneden Darwinist-materyalistler bu sorulara hiçbir cevap verememektedirler. Çünkü bu fluur, Allah'ın yaratmıfl oldu¤u ruhtur. Ruh, görüntüyü seyretmek için göze, sesi duymak için kula¤a ihtiyaç duymaz. Bunların da ötesinde düflünmek için beyne ihtiyaç duymaz. Bu açık ve ilmi gerçe¤i okuyan her insanın, beynin içindeki birkaç santimetreküplük, kapkaranlık mekana tüm kainatı üç boyutlu, renkli, gölgeli ve ıflıklı olarak sı¤dıran yüce Allah'ı düflünüp, O'ndan korkup, O'na sı¤ınması gerekir.

Kafatas› ›fl›¤› içeri geçirmez. Yani beynin bulundu¤u yer kapkaranl›kt›r, dolay›s›yla beynin, ›fl›¤›n kendisiyle muhatap olmas› asla mümkün de¤ildir. Ancak siz, mucizevi bir flekilde bu zifiri karanl›kta ›fl›kl›, p›r›l p›r›l bir dünyay› seyredersiniz. Rengarenk bir do¤a, güneflin par›lt›s›, kalabal›k bir sokaktaki tüm insanlar bu zifiri karanl›k yerde oluflur. Kapkaranl›k beynin içinde, elektrik sinyallerinin, rengarenk, ›fl›lt›l›, ayd›nl›k bir görüntüye dönüflmesi ola¤anüstü büyük bir mucizedir. Ruhumuza, tüm görüntüleri gösteren, tüm sesleri duyuran, ruhumuzun zevk almas› için tüm tatlar› ve kokular› yaratan, herfleyin Yarat›c›s› olan Allah't›r.

234


H arun Y ahya

Materyalist Bir ‹nanç Buraya kadar incelediklerimiz, evrim teorisinin bilimsel bulgularla açıkça çeliflen bir iddia oldu¤unu göstermektedir. Teorinin hayatın kökeni hakkındaki iddiası bilime aykırıdır, öne sürdü¤ü evrim mekanizmalarının hiçbir evrimlefltirici etkisi yoktur ve fosiller teorinin gerektirdi¤i ara formların yaflamadıklarını göstermektedir. Bu durumda, elbette, evrim teorisinin bilime aykırı bir düflünce olarak bir kenara atılması gerekir. Nitekim tarih boyunca dünya merkezli evren modeli gibi pek çok düflünce, bilimin gündeminden çıkarılmıfltır. Ama evrim teorisi ısrarla bilimin gündeminde tutulmaktadır. Hatta bazı insanlar teorinin elefltirilmesini "bilime saldırı" olarak göstermeye bile çalıflmaktadırlar. Peki neden?.. Bu durumun nedeni, evrim teorisinin bazı çevreler için, kendisinden asla vazgeçilemeyecek dogmatik bir inanıfl olufludur. Bu çevreler, materyalist felsefeye körü körüne ba¤lıdırlar ve Darwinizm'i de do¤aya getirilebilecek yegane materyalist açıklama oldu¤u için benimsemektedirler. Bazen bunu açıkça itiraf da ederler. Harvard Üniversitesi'nden ünlü bir genetikçi ve aynı zamanda önde gelen bir evrimci olan Richard Lewontin, "önce materyalist, sonra bilim adamı" oldu¤unu flöyle itiraf etmektedir: Bizim materyalizme bir inancımız var, 'a priori' (önceden kabul edilmifl, do¤ru varsayılmıfl) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan fley, bilimin yöntemleri ve kuralları de¤il. Aksine, materyalizme olan 'a priori' ba¤lılı¤ımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren arafltırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz. Materyalizm mutlak do¤ru oldu¤una göre de, ‹lahi bir açıklamanın sahneye girmesine izin veremeyiz.41

235


H z. ‹ brahim Bu sözler, Darwinizm'in, materyalist felsefeye ba¤lılık u¤runa yaflatılan bir dogma oldu¤unun açık ifadeleridir. Bu dogma, maddeden baflka hiçbir varlık olmadı¤ını varsayar. Bu nedenle de cansız, bilinçsiz maddenin, hayatı yarattı¤ına inanır. Milyonlarca farklı canlı türünün; örne¤in kuflların, balıkların, zürafaların, kaplanların, böceklerin, a¤açların, çiçeklerin, balinaların ve insanların maddenin kendi içindeki etkileflimlerle, yani ya¤an ya¤murla, çakan flimflekle, cansız maddenin içinden olufltu¤unu kabul eder. Gerçekte ise bu, hem akla hem bilime aykırı bir kabuldür. Ama Darwinistler kendi deyimleriyle "‹lahi bir açıklamanın sahneye girmemesi" için, bu kabulü savunmaya devam etmektedirler. Canlıların kökenine materyalist bir ön yargı ile bakmayan insanlar ise, flu açık gerçe¤i göreceklerdir: Tüm canlılar, üstün bir güç, bilgi ve akla sahip olan bir Yaratıcının eseridirler. Yaratıcı, tüm evreni yoktan var eden, en kusursuz biçimde düzenleyen ve tüm canlıları yaratıp flekillendiren Allah'tır.

Evrim Teorisi Dünya Tarihinin En Etkili Büyüsüdür Burada flunu da belirtmek gerekir ki, ön yargısız, hiçbir ideolojinin etkisi altında kalmadan, sadece aklını ve mantı¤ını kullanan her insan, bilim ve medeniyetten uzak toplumların hurafelerini andıran evrim teorisinin inanılması imkansız bir iddia oldu¤unu kolaylıkla anlayacaktır. Yukarıda da belirtildi¤i gibi, evrim teorisine inananlar, büyük bir varilin içine birçok atomu, molekülü, cansız maddeyi dolduran ve bunların karıflımından zaman içinde düflünen, akleden, bulufllar yapan profesörlerin, üniversite ö¤rencilerinin, Einstein, Hubble gibi bilim adamlarının, Frank Sinatra, Charl-

236


H arun Y ahya ton Heston gibi sanatçıların, bunun yanı sıra ceylanların, limon a¤açlarının, karanfillerin çıkaca¤ına inanmaktadırlar. Üstelik, bu saçma iddiaya inananlar bilim adamları, pofesörler, kültürlü, e¤itimli insanlardır. Bu nedenle evrim teorisi için "dünya tarihinin en büyük ve en etkili büyüsü" ifadesini kullanmak yerinde olacaktır. Çünkü, dünya tarihinde insanların bu derece aklını baflından alan, akıl ve mantıkla düflünmelerine imkan tanımayan, gözlerinin önüne sanki bir perde çekip çok açık olan gerçekleri görmelerine engel olan bir baflka inanç veya iddia daha yoktur. Bu, eski Mısırlıların Günefl Tanrısı Ra'ya, Afrikalı bazı kabilelerin totemlere, Sebe halkının Günefl'e tapmasından, Hz. ‹brahim'in kavminin elleri ile yaptıkları putlara, Hz. Musa'nın kavminin altından yaptıkları buza¤ıya tapmalarından çok daha vahim ve akıl almaz bir körlüktür. Gerçekte bu durum, Allah'ın Kuran'da iflaret etti¤i bir akılsızlıktır. Allah, bazı insanların anlayıfllarının kapanaca¤ını ve gerçekleri görmekten aciz duruma düfleceklerini birçok ayetinde bildirmektedir. Bu ayetlerden bazıları flöyledir: fiüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için fark etmez; inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemifltir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır. (Bakara Suresi, 6-7) … Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla iflitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha afla¤ılıktırlar. ‹flte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

Allah, Hicr Suresi'nde de bu insanların mucizeler görseler bile inanmayacak kadar büyülendiklerini flöyle bildirmektedir: Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de, mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmifl bir toplulu¤uz" diyeceklerdir. (Hicr Suresi, 14-15)

237


H z. ‹ brahim Bu kadar genifl bir kitlenin üzerinde bu büyünün etkili olması, insanların gerçeklerden bu kadar uzak tutulmaları ve 150 yıldır bu büyünün bozulmaması ise, kelimelerle anlatılamayacak kadar hayret verici bir durumdur. Çünkü, bir veya birkaç insanın imkansız senaryolara, saçmalık ve mantıksızlıklarla dolu iddialara inanmaları anlaflılabilir. Ancak dünyanın dört bir yanındaki insanların, fluursuz ve cansız atomların ani bir kararla biraraya gelip; ola¤anüstü bir organizasyon, disiplin, akıl ve fluur gösterip kusursuz bir sistemle iflleyen evreni, canlılık için uygun olan her türlü özelli¤e sahip olan Dünya gezegenini ve sayısız kompleks sistemle donatılmıfl canlıları meydana getirdi¤ine inanmasının, "büyü"den baflka bir açıklaması yoktur. Nitekim, Allah Kuran'da, inkarcı felsefenin savunucusu olan bazı kimselerin, yaptıkları büyülerle insanları etkilediklerini Hz. Musa ve Firavun arasında geçen bir olayla bizlere bildirmektedir. Hz. Musa, Firavun'a hak dini anlattı¤ında, Firavun Hz. Musa'ya, kendi "bilgin büyücüleri" ile insanların toplandı¤ı bir yerde karflılaflmasını söyler. Hz. Musa, büyücülerle karflılafltı¤ında, büyücülere önce onların marifetlerini sergilemelerini emreder. Bu olayın anlatıldı¤ı bir ayet flöyledir: (Musa:) "Siz atın" dedi. (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehflete düflürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmifl oldular. (Araf Suresi, 116)

Görüldü¤ü gibi Firavun'un büyücüleri yaptıkları "aldatmacalar"la -Hz. Musa ve ona inananlar dıflında- insanların hepsini büyüleyebilmifllerdir. Ancak, onların attıklarına karflılık Hz. Musa'nın ortaya koydu¤u delil, onların bu büyüsünü, ayetteki ifadeyle "uydurduklarını yutmufl" yani etkisiz kılmıfltır: Biz de Musa'ya: "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor. Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı. Orada yenilmifl oldu-

238


H arun Y ahya lar ve küçük düflmüfller olarak tersyüz çevrildiler. (Araf Suresi, 117-119)

Ayetlerde de bildirildi¤i gibi, daha önce insanları büyüleyerek etkileyen bu kiflilerin yaptıklarının bir sahtekarlık oldu¤unun anlaflılması ile, söz konusu insanlar küçük düflmüfllerdir. Günümüzde de bir büyünün etkisiyle, bilimsellik kılıfı altında son derece saçma iddialara inanan ve bunları savunmaya hayatlarını adayanlar, e¤er bu iddialardan vazgeçmezlerse gerçekler tam anlamıyla açı¤a çıktı¤ında ve "büyü bozuldu¤unda" küçük duruma düfleceklerdir. Nitekim, yaklafl›k 60 yafl›na kadar evrimi savunan ve ateist bir felsefeci olan, ancak daha sonra gerçekleri gören Malcolm Muggeridge evrim teorisinin yak›n gelecekte düflece¤i durumu flöyle aç›klamaktad›r: Ben kendim, evrim teorisinin, özellikle uygulandı¤ı alanlarda, gelece¤in tarih kitaplarındaki en büyük espri malzemelerinden biri olaca¤ına ikna oldum. Gelecek kuflak, bu kadar çürük ve belirsiz bir hipotezin inanılmaz bir saflıkla kabul edilmesini hayretle karflılayacaktır.42

Bu gelecek, uzakta de¤ildir aksine çok yakın bir gelecekte insanlar "tesadüfler"in ilah olamayacaklarını anlayacaklar ve evrim teorisi dünya tarihinin en büyük aldatmacası ve en fliddetli büyüsü olarak tanımlanacaktır. Bu fliddetli büyü, büyük bir hızla dünyanın dört bir yanında insanların üzerinden kalkmaya bafllamıfltır. Evrim aldatmacasının sırrını ö¤renen birçok insan, bu aldatmacaya nasıl kandı¤ını hayret ve flaflkınlıkla düflünmektedir.

... Sen Yücesin, bize ö¤retti¤inden baflka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herfleyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olans›n. (Bakara Suresi, 32)

239


H z. ‹ brahim

Kaynakça 01- Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. ‹brahim Canan, A'la Suresi, 860 02- Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. ‹brahim Canan, 2. cilt, s. 130 03- Philip Johnson, The Wedge of Truth: Splitting the Foundations of Naturalism, Intervarsity Press, 2000, s. 154 04- http://www.firewear.com/spcgide.htm. http://www.iastate.edu/~tc-ext/flame.html 05- Elmal›l› Muhammed Hamdi Yaz›r, http://www.kuranikerim.com/telmalili/saffat.htm 06- Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran-› Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 9, s. 2994 07- Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. ‹brahim Canan, 6883 08- Kitab› Mukaddes, Yakub 2: 20-23 09- Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. ‹brahim Canan, 2. cilt, 236 10- Ramuz El-Ehadis, Musannif Ahmed Ziyaüddin Gümüflhanevi, Mütercim: Abdülaziz Bekkine, cilt 2, s. 397 11- Ramuz El-Ehadis, Musannif Ahmed Ziyaüddin Gümüflhanevi, Mütercim: Abdülaziz Bekkine, cilt 2, s. 447 12- ‹mam Nevevi, Riyaz'üs-Salihin, cilt 1, s. 166 13- Ramuz El-Ehadis, Musannif Ahmed Ziyaüddin Gümüflhanevi, Mütercim: Abdülaziz Bekkine, 1. cilt, 91-13 14- Ramuz El-Ehadis, Musannif Ahmed Ziyaüddin Gümüflhanevi, Mütercim: Abdülaziz Bekkine, cilt 2, s. 305 15- Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. ‹brahim Canan, Ebu Davud, cilt 9, s. 203 16- Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. ‹brahim Canan, cilt 7, s. 292 17- Ramuz El-Ehadis, Musannif Ahmed Ziyaüddin Gümüflhanevi, Mütercim: Abdülaziz Bekkine, cilt 1, 11-9 18- Ramuz El-Ehadis, Musannif Ahmed Ziyaüddin Gümüflhanevi, Mütercim: Abdülaziz Bekkine, 1. cilt, 70-10 19- Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. ‹brahim Canan, 7. cilt, s. 293 20- ‹ncil, Resullerin ‹flleri, 7/2-3 21- Buhari, I'tisam 2, Ebed 70; Kütüb-i Sitte, Muhtasar› Tercüme ve fierhi, Prof. Dr. ‹brahim Canan, 2. cilt, Akça¤ Yay›nlar›, Ankara, s. 338 22- Werner Keller, Und die Bibel hat doch recht, New York: William Morrow, 1956. 23- Sidney Fox, Klaus Dose, Molecular Evolu-

tion and The Origin of Life, New York: Marcel Dekker, 1977, s. 2 24- Alexander I. Oparin, Origin of Life, (1936) New York, Dover Publications, 1953 (Reprint), s.196 25- New Evidence on Evolution of Early Atmosphere and Life, Bulletin of the American Meteorological Society, cilt 74, Kas›m 1982, s. 1328-1330. 26- Stanley Miller, Molecular Evolution of Life: Current Status of the Prebiotic Synthesis of Small Molecules, 1986, s. 7 27- Jeffrey Bada, Earth, fiubat 1998, s. 40 28- Leslie E. Orgel, "The Origin of Life on Earth", Scientific American, cilt 271, Ekim 1994, s. 78 29- Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 189 30-Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 189 31- B. G. Ranganathan, Origins?, Pennsylvania: The Banner Of Truth Trust, 1988 32- Charles Darwin, The Origin of Species: A Facsimile of the First Edition, Harvard University Press, 1964, s. 179 33- Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the British Geological Association, cilt 87, 1976, s. 133 34- Douglas J. Futuyma, Science on Trial, New York: Pantheon Books, 1983. s. 197 35- Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, New York: Toplinger Publications, 1970, ss. 7594; Charles E. Oxnard, "The Place of Australopithecines in Human Evolution: Grounds for Doubt", Nature, cilt 258, s. 389 36- J. Rennie, "Darwin's Current Bulldog: Ernst Mayr", Scientific American, Aral›k 1992 37- Alan Walker, Science, cilt 207, 1980, s. 1103; A. J. Kelso, Physical Antropology, 1. bask›, New York: J. B. Lipincott Co., 1970, s. 221; M. D. Leakey, Olduvai Gorge, cilt 3, Cambridge: Cambridge University Press, 1971, s. 272 38 - Time, Kas›m 1996 39- S. J. Gould, Natural History, cilt 85, 1976, s. 30 40- Solly Zuckerman, Beyond The Ivory Tower, New York: Toplinger Publications, 1970, s. 19 47- Richard Lewontin, "The Demon-Haunted World", The New York Review of Books, 9 Ocak, 1997, s. 28 42-Malcolm Muggeridge, The End of Christendom, Grand Rapids: Eerdmans, 1980, s. 43

240


HZ. İBRAHİM VE HZ. LUT