Issuu on Google+

gezi postası DİRENİŞİN GÜNLÜK GAZETESİ

14 HAZİRAN 2013 CUMA | 07

@gezipostasi | gazetegezipostasi.blogspot.com

#direngeziparkı #occupygezi

Biz Buradayız Hiçbir Yere Gitmiyoruz! Hükümetin asıl olanı görmezden gelmeye çalışarak kendine suni muhatap yaratma çabaları boşa çıktı ve nihayet dün akşam için Taksim Dayanışması’na bir çağrı yapıldı. Bazı sanatçılar ve Taksim Dayanışması’ndan temsilciler gece saatlerinde Ankara’ya giderek hükümet adına Başbakan ile bir görüşme yaptı. Sabaha karşı sona eren toplantıdan sonra önce hükümet adına Bakan Hüseyin Çelik daha sonra ise sanatçılar ve Taksim Dayanışması sekretaryasından TMMOB Başkanı Tayfun

Kahraman bir açıklama yaptı. Açıklamada Gezi Parkı ile ilgili yargı kararının bekleneceği, süreç boyunca Park ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunulmayacağı, olası aksi bir durumda ise referandum yoluna gidileceği konusunda anlaşıldığı belirtildi. Dayanışma’nın daha önce belirlenmiş ve direnişin beşinci gününde hükümet adına Başbakan Yardımcıcı Bülent Arınç’a sunulmuş olan talepleri ile ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmadı.

ANNELER BURADA!

ANKARA’DA

sayfa 2’de

devamı 2. sayfada

POLİS ŞİDDETİ SÜRÜYOR KESK DİRENİŞLE BİRLİKTE sayfa 3’de

sayfa4’de


2

Biz Buradayız, Hiçbir Yere Gitmiyoruz! 1. sayfanın devamı

Daha önce gerek Danıştay Başkanı’ndan, gerek Başbakan’ın kendisinden, gerekse hukukçulardan bahse konu düzenlemenin referandum konusu yapılmasının hukuken mümkün olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen sokağı görmezden gelen bu manevranın tekrar dayatılması, hükümetin zaten “olması gereken” yargı kararını beklemek konusundaki taahhütünün anlamsızlığı ile birleşince ortaya çıkan tablo sesimizi daha güçlü bir şekilde çıkarmaktan başka çözüm yolu olmadığını gösteriyor. Bu bakımdan Taksim Dayanışması’nın ve beraberindeki “sanatçı heyetinin” Başbakan’la yaptığı bu görüşmeden “somut” bir şeylerin çıkmamış olması şaşırtıcı değildir. Zira son iki gündür Başbakan’ın yanından çıkanların yapmış oldukları açıklamalar, zat-ı alilerinin meseleyi biraz daha iyi kavramış olmakla birlikte hâlâ direnişçileri ciddiye almadığının göstergesiydi. Bu geceki görüşmede de bu durum değişmemiştir. Taksim Dayanışması’nın en başından beri talepleri açıktır. Bunlar Başbakan’ın karşısında da muhtemelen tekrarlanmıştır fakat kendisi o “tamam hallederiz, hadi evinize şimdi” tavırlı bildiğini okuyan baba edasıyla, bu taleplere kulak asmamıştır. Her halükarda, Başbakan’ın ve her yanına geleni “kafalayıp” geri gönderdiği sanatçının, “arabulucunun”, çakma temsilcilerin ve temsil işini pek doğru düzgün yapamayanların sözlerinin esasen gerçeklikte pek bir hükmü yoktur. Bu hükmü ortaya koyan şey, Direniş’in en başından beri direnişçilerin kendisidir, Park’tır, Meydan’dır, Ankara’dır, Gazi’dir, Dersim’dir, Antakya’dır, ölen 3 insanımızdır. Nitekim, bu geceki toplantı sonrası sabaha kadar Gezi Parkı’ndan yükselen talepler ve Park’ın diğer kentlerdeki “kardeşleriyle” olan dayanışmasını vurgulayan haykırışlar, Direniş’in karşısında toplumsal rızayı bırakın imal etmeyi, icat etmeyi bile artık beceremeyen Başbakan’ın Direniş’i sindirme taktiklerini en başından boşa çıkarmıştır. Hasıl-ı kelam, bunca medyanız, bunca polis şiddetiniz, bunca toplantılarınız, bunca yıllık “usta” siyasetiniz Direniş’i sindirememiştir. Park’tan yükselen ses şudur: Henüz uzlaşılmış bir durum yoktur, taleplerimiz karşılanmamıştır ve burayı terk etmeyeceğiz. Ülkenin dört bir yanındaki arkadaşlarımızla birlikte yaşam alanlarımız sahip çıkıyoruz. Direnişimizi daha yüksek sesle haykırmaya devam edeceğiz. Zaten Gezi Parkı’nın talepleri sabahın ilk ışıklarına kadar kürsüden okunmuş, “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş” sloganları Taksim’den tüm Türkiye’ye yayılmıştır. Bununla birlikte verdiğimiz mesaj açıktır, hiç değişmemiştir: Kentlerimizde bizler varız ve bizim üstümüze basıp geçerek niyetlerinizi gerçekleştiremeyeceksiniz. Demokrasi sandığa sığmaz, referandumla ölçülmez; demokrasi sokaktadır; onca polis zoruna rağmen direnen insanlar yaşam alanları için demokrasi talep etmektedir. Kentlerimizi istediğiniz gibi çekip çeviremeyeceğiniz gibi, bu kentlerde, hatta evlerimizde ve yatak odalarımızda nasıl yaşayacağımızı da istediğiniz gibi (sizin sevdiğiniz tabirle) “dizayn edemezsiniz”, toplum mühendisliğiniz buna yetmez. Kentlerimiz bizim! İleri demokrasi Gezi Parkı’nda! Başbakanlık ofislerinde değil!

gezi postası

ANNELER BURADA! İktidar günlerdir Gezi Direnişi’ni tehditlerle yıldırmaya, sindirmeye çalışıyor. Sürekli bir “çok büyük saldırı olacak ve Gezi’yi boşaltacaklar” haberi dolanıyor ortada. Vali “müdahale olmayacak” derken başbakan “bilmemkaç saat içinde bu iş bitecek” diyor; Hülya Avşar “Gezi’ye girecekler, çıkın oradan” minvalli ne idüğü belirsiz açıklamalar yapıyor; sonra “müdahale olmayacak” diyen ve sözüne asla güvenilmeyeceğini tecrübeyle sabitlediğimiz Vali annelere sesleniyor ve “çocuklarınızı oradan alın, can güvenlikleri yok” diyerek korkuyu büyütmeye çalışıyor. Fakat galiba anlamadıkları bir şey var, anlatalım: Gezi Direnişi borsa değil ki manipüle edesiniz!

Biz zaten günlerdir saldırı altındayız, üstelik saldırılarınızdan korkmadığımız için saldırı altındayız. Direnişin ilk günlerindeki yoğun saldırılardan geçerek Gezi’ye çadırlarımızı kurup yerleştik; medyanın yok sayma saldırısına karşı koyarak buradayız; gözümüzün içine baka baka söylediğinizin yalanlarınızla savaşarak geldik buraya; “müdahale olmayacak” diye attığınız tweetlerin üzerinden dakikalar sonra gelen ses ve gaz bombalarına meydan okuduğumuz için hâlâ buradayız. Özcesi, siz korkutmaya çalıştıkça biz büyüdük. Galiba kendi kendinize dediniz ki “bunların hepsi gençtir nasılsa, kanları deli akıyor. Onlara değil de annelere babalara çalışalım bu defa. Anneleri korkutalım, bunu da çocuklarını öldürmekle tehdit ederek yapalım!” Bir direnişe meclisten bakmanın getirdiği körlükten olsa gerek, bunu da yaptınız. Ama bakın ne oldu? Anneler “biz zaten buradayız” diye bağırdı Gezi Parkı’nda. Dün gece el ele tutuşarak “Abdullah Cömert çocuğumuzdur” sloganlarıyla Gezi Parkı’nı kuşatan anneler başta başbakan olmak üzere hükümetin “Geziyi basacağız” tehditlerine, bunun korkuyla sindirilmeyecek bir direniş olduğunu ve sadece “çoluk çocuk”tan ibaret olmadığını göstererek cevap verdi.


gezi postası

Yoldaşına Küfretme, Direnişi Kirletme! “Orospu Çocuğu” diyerek beraber mücadele ettiğin seks işçilerini ötekileştirdiğinin farkında mısın? “Piç” diyerek geleneksel aile modeli ve ahlakı haricinde kalan insanları aşağıladığının farkında mısın? “İbne”, “götveren” diyerek LGBT bireyleri hiçe saydığının farkında mısın? “Sikmek, sokmak, koymak, çakmak” vb. küfürlerle kadın bedenini aşağılayan erkek egemen dili yücelttiğinin farkında mısın? “Dönme” diyerek transseksüel ve travesti bireylerin cinsel kimlik/yönelimlerini hiçe saydığının farkında mısın? Gezi Parkı direnişi hepimiz için yeni ve farklı bir deneyim. Birbirinden farklı kimliklerin bir dayanışma içerisine girmesine

ve ortak bir direniş ruhuyla hareket etmelerine Gezi Parkı ön ayak olmuştur. İktidarın parkta yaşananlara karşı tutumu da bu dayanışmanın meşruiyetine ve kuvvetine delalettir.

Taleplerimizi, öfkemizi ve haklılığımızı dile getirirken kullandığımız üslup, muhatabımız olan iktidarın diliyle değil, temellerini burada attığımız ayrıştırıcı olmayan yeni bir dille yapılmalıdır. Bu bağlamda parkta sık sık kulağımıza çalınan cinsiyetçi üsluptan sıyrılmak, direnişin amacına ulaşması kadar önemlidir.

Yeme Bizi Başkan! Daha plan projesi bile belli olmadan Gezi Parkı’ndaki ağaçları sökmeye başlayan iktidar mensupları, direnişle karşılaşınca neye uğradığını şaşırdı. Önce başbakan tarafından AVM yapılacağı açıklanan alanda, daha sonra rezidanstan şehir müzesine, türlü türlü planlar protestolar sonrasında başbakan ve belediye başkanı tarafından panik havasıyla dile getirildi. Konuyla ilgili son dönemde en sık kullanılan argüman “Gezi Parkı’ alanının AVM yapmak için yeterli metrekareye sahip olmayışı” oldu. Erdoğan’ın bir defa, Kadir Topbaş’ın ise defalarca dile getirdiği bu argüman, hükümetin ve belediyenin düştüğü acziyeti açıkça gösteriyor. Gezi Parkı’nın toplam alanı 50 dönüm.

İstiklal’in en işlek yerine gecekondu gibi kondurulan Demirören AVM’nin 19 bin metrekare inşaat izniyle 50 bin metrekareye kurulduğunu unutmuş değiliz. Topbaş’ın dediğine inanalım, ‘sadece Topçu Kışlası alanı’ inşaata açılmış olsun.  Topbaş’ın ifadesine göre Topçu Kışlası 7500 metrekarelik bir alanda kurulmuş. Topbaş’ın belediye başkanlığı döneminde Fatih’in göbeğine ‘Menderes’in izinde’ dikilen Historia AVM’nin 6500 metrekare alan üzerine kurulduğunu biliyoruz. Topbaş’a tavsiyemiz, AVM iddiasını yalanlarken sokak dükkanları gibi izahatlara girişecekse bile, metrekare türünden mazeretlere sığınmamasıdır. Bu ülkede yeterince ‘matematik dehası’ siyasetçi olduğunu biliyoruz, Topbaş eksik kalsa da olur. 

KESK

3

Direniş’le Birlikte Gerek Başbakan’ın o kendine yakışan, zarif üslubuyla dile getirdiği, gerekse onun seçip onun görüştüğü, bizzat muhteşem animasyonlar gösterdiği kimselerden gelen açıklamalarda da ortak görülen “24 saat içinde Gezi’ye müdahale” tehdidi toplumun çeşitli kesimlerinden tepki toplamaya devam ediyor. Annelerin Gezi Parkı Direnişine el ele tutuşarak çember oluşturmasından sonra, herhangi bir müdahale durumunda hükümet KESK’in yaklaşık 250.000 üyesiyle greve gidişiyle zor duruma düşecek gibi görünüyor. KESK yapmış olduğu açıklamada “direnişe başından beri verdikleri desteği” yinelerken, “Perşembe 21:00 itibariyle tüm kamu emekçilerini direnişin aktif parçası olmaya” çağırdı. Gezi’ye herhangi bir müdahale durumunda da sabah itibariyle işyerlerine giderek tüm kamu emekçilerini direnişi sahiplenmeye çağıracağını ve greve gidilerek şehirlerin merkezi meydanlarına yürüneceğini duyurdu. Ayrıca, bu kararın sadece Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece için değil, Gezi’ye saldırılacak herhangi bir an için geçerli olduğu da belirtildi.  Tayyip Erdoğan Taksim Meydanı’ndaki planlama için durmaksızın konuşurken, yıllanmış sağ popülist “Taksim Camii” hayalini de dile getirmişti - ama pek üzerinde durulmamıştı. Ama Taksim, şu an en sivilinden ve en özgüründen bir camiye fiilen sahip durumda. Vakit namazlarının dışında, bugün ikinci Direniş Cuması, İhsan Eliaçık’ın imamlığında kılınacak. Müslüman Gezi direnişçileri, iktidarın zorbalığına, polisin TOMA’larına ve gazlarına karşı Hakk için kıyama duracak. Allah salih amelleri kabul eder.


Diren HAYAT TV “Kontrol edemediğim medya medya değildir” düsturundan bir gün bile şaşmayan devlet şimdi de Gezi Direnişi’ni, taleplerimizi ve sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin her yerinde direnişle birlikte süregelen polis şiddetini ekrana taşıyan Hayat TV’yi kapatmak istiyor! RTÜK Hayat TV hakkında ekran karartma kararı verdi! Hayat Televizyonu Yayın Koordinatörü Mustafa Kara’nın açıklaması: “Halkın sesi, hayatın sesi susturulmak isteniyor. Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun verdiği ve Türksat’a bildirilen karar uyarınca, Hayat Televizyonu’nun ekranı her an karartılabilir; her an gerçekler derin bir karanlığa gömülebilir. AKP Hükümeti, halkın gerçeklere ulaşma hakkını bir kez daha baskı ve sansür yoluyla engelliyor. 21 Mart 2007’den bu yana Türksat uyduları üzerinden yayın yapan Hayat Televizyonu, hukuksuz biçimde susturulmak isteniyor. “Ekran karartma” kararına gerekçe olarak, 6 yıldan fazladır yayında olan kanalımızın “kaçak olduğu”, “lisansı bulunmadığı” iddiaları gündeme getiriliyor. İddialar tümüyle asılsızdır, çarpıtmadır. Hayat Televizyonu, 21 Mart 2007’den bu yana uluslararası yayıncılık lisanslarıyla Türksat uyduları üzerinden yayın yapmaktadır. Aynı zamanda, RTÜK lisansı için gerekli tüm başvuruları yapmış olup, lisans başvurusu Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun önündedir. Geçtiğimiz aylarda yapılmış tüm görüşmelere, varılan mutabakatlara ve yasaların gerektirdiği tüm adımlar tarafımızca atılmış olmasına rağmen, şimdi RTÜK tarafından keyfi bir tutum içine girilmiştir. Gezi Parkı’nda başlayan direniş ve halkın yükselen taleplerinin sesi olan Hayat Televizyonu, “bu konuda gelen şikayetler ve raporlar” gerekçe edilerek RTÜK tarafından incelemeye alınmış ve ekran karartma kararı verilmiştir. İki haftadır süren Gezi Parkı eylemleri boyunca bütün medya üzerinde uygulanan ağır baskı, Hayat Televizyonu’na kapatma olarak yansımıştır. Radyo Televizyon Üst Kurulu, yayın yaptığımız Türksat uydusuna bir yazı yazarak yayınımızın durdurulmasını istemiştir. Gün boyu yaptığımız tüm girişimlere, görüşmelere, makul çözüm bulma çabalarımıza rağmen, somut ve güvenilir bir yanıt alamadık. Son olarak ‘en geç Cuma saat 12.00’de yayınımızın durdurulacağı’ tarafımıza bildirilmiştir. Bu keyfi ve hukuksuz karardan bir an önce vazgeçilmelidir. Her zaman ekranımızda yer bulmuş bütün halk kesimlerini televizyonlarına sahip çıkmaya, Hayat Televizyonu ile dayanışmaya çağırıyoruz.”

ANKARA’DA POLİS ŞİDDETİ SÜRÜYOR

Dün gece İstanbul’da Vali eylemcileri dinliyor, Ankara’daysa başbakan Taksim Dayanışması ile görüşüyordu. Gezi Parkı, tehditler asla bitmese de, önceki günlere nazaran daha gerilimsizdi. Ama Ankara sokaklarında polis şiddeti 31 Mayıs’tan bu yana neredeyse her gün devam ediyor. Dün gece de Güvenpark’ta kitap okuma eylemi, Kuğulu’da yürüyüş vardı. Yağış nedeniyle geceyarısı bir araya gelen Tunalı HilmiKennedy bölgesindeki yüzlerce eylemci ise sloganlarla yürüyüşe geçmişti ki polis gaz bombaları, TOMA’lar ve akreplerle saldırıya geçti. Çevik kuvvet polisleri, gaz ve ses bombalarıyla grubu Kuğulupark’a kadar kovaladı. Kennedy Caddesi’ne yapılan saldırılarda 5 kişi gözaltına alındı ve gecenin ilerleyen saatlerinde Tunalı Hilmi Caddesi üzerindeki sokakların köşelerini tutan polisler, yoldan geçenlere kimlik kontrolü yaptı.  Aynı saatlerde Gezi Parkı’ndan Ankara’ya destek sloganları yükseliyordu. 

Biber Gazı Soludunuz mu?

Biber gazı solumanın akciğer üzerinde ani ve uzun süreli etkileri olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir. Türk Toraks Derneği akciğer sağlığını geliştirmeyi hedeflemiş 3000 hekim üyesi olan bir uzmanlık derneğidir. Türk Toraks Derneği son olaylardan sonra biber gazına maruz kalan bireylerin solunum testlerini yaparak rahatsızlığı olanların ileri tedavisi icin bilgiler vererek bir kamu hizmeti yapmaya karar vermiştir. 14-16 Haziran tarihlerinde Taksim Point otelde saat 09.00-18.00 arası sunulacak bu hizmet ile ilgilenenlerin  u-pece@hotmail.com, toraks@toraks.org.tr adresinden veya 05337351188 nolu telefondan ulaşmalarını rica ediyoruz. 


Gezi Postası #7