Page 1

BENGÜ Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Türk Dünyası

Genç

Yıl:1

Sayı: 1

Kasım 2012

Aylık Siyasi, Sosyal ve Kültürel Gazete “Dilde, Fikirde ve İste Birlik”

www.gencbengu.org

14 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı Kırım Yaltada tar gençliğinin FIRSAT ve imkânlarını genişletmek ve tum Dünyanin Kırım Tatar halkının Sorunları uzerine dikkatini çekmek icin Kırıma geldiler . Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin Yalta Kırım’da 14 Türk Devlet ve Topluluklarından 37 halk Topluluğu kentinde . Dünya Türk Gençlik Günleri ve Kurultayı’nda buluştular . Kırım Tatar Sivil Toplum kuruluşlarının ev sahipliğini yaptığı Kurultay , Dünya Türk Gençleri BİRLİĞİ , Türk Ocakları Genel Merkezi’nin ve TC Başbakanlık Türk Tanıtma Fonu Ile Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın (TİKA) katkılarıyla düzenlendi . Türkiye’den Türk Ocakları ve Kı14 . Türk Dünyası Genç- Otelinde XIV . Dünya Türk Gençlik rım teşkilatlarından , Gençlerin Kurull i k G ü n l e r i v e K u r u l t a y ı Günleri ve Kurultayı Başladı . Dünya taya Ortak Çalışmaları , Gönül BİR“Dilde , Fikirde , İŞTE Birlik “ şiarı- Türk Gençliğini İsmail Gaspıralı’nın LİĞİ etmeleri Ile mumkun Oldu . nın etrafında DTGB Bir Araya gelerek “ Dilde , Fikirde , İŞTE Birlik “ slo- Kendilerini gönülden kutluyoruz . 09.08.2009 Tarihinde Yalta - Intourist ganı Altında birleştirmek , Kırım TaDevamı 15’de

Tarihçe; Dünya Türk Gençleri Birliği

Dünya Türk Gençleri Birliği, Şubat 1992’de Tatar Gençleri Birliği Azatlık’ın öncülüğünde Rusya Federasyonu içindeki Türk Devlet ve Toplulukları ile Kırım ve Azerbaycan’dan gençlik teşkilâtlarının katıldığı Türk Dünyası Gençlik Kurultayı’nda doğdu.Türk Ocakları Genel Merkezi tarafından kurulan DTGB bu güne kadar 14 Kurultay yapmıştır. Ocak 2010 tarihinde Azerbaycan Devleti Adalet Bakanlığından kaydı geçirerek Uluslararası resmi bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak Bağımsız olmuştur. Dünya Türk Gençleri Birliği gönüllü, bağımsız, milletlerarası bir demokratik platform olarak kurulmuş ve temelini, uluslararası normlardan, insan hakları deklarasyonuna paralel devletlerarası anlaşmalardan almıştır.

Bakıda Gənclər Evi layihəsinin təqdimatı və Dünya Türk Gənclər Birliyinin ofisinin açılışı keçirilib Bakı. Ülkər Rəşidqızı - APA. Bu gün Bakıda Gənclər Evi layihəsinin təqdimatı və Dünya Türk Gənclər Birliyinin ofisinin açılış mərasimi keçirilib. APA-nın məlumatına görə, layihə Gənclər və İdman Nazirliyinin maliyyə dəstəyi ilə «Dünya Türk Gəncləri Birliyi» İctimai Birliyi, Azərbaycan Gənclər Təşkilatları Milli Şurası və «Azərbaycan İnkişaf Mərkəzi» İctimai Birliyi tərəfindən həyata keçirilir. Mərasimdə gənclər və idman naziri Azad Rəhimov, Gənclər Fondunun rəhbəri Fərhad Hacıyev, Bakı şəhər Gənclər və İdman İdarəsinin rəisi Raqif Abbasov, Narkotiklərə qarşı Milli Təbliğat ofisinin müdiri Məzahir Əfəndiyev və digər rəsmi nümayəndələr iştirak ediblər. İlk əvvəl layihənin rəhbəri Elşad Abdullayev nazir A.Rəhimovu Dünya Türk

8.Başkanlar

To p l a n t ı s ı /

Bakü- Azerbaycan

Dünya Türk Genel Başkanı Gençler Birliği Ekrem ABDULLAYEV

DTGB

Dünya Türk Gençleri Birliğinin 20. Kuruluş yıldönümü ve 11. Başkanlar Toplantısını yapmak için bulunuyoruz. Hepiniz hoş geldiniz. 20 yıl önce Türk dünyasının birliğinin ve gelişme yolunun sivil toplum çalışmalarından geçtiğini ön görerek, çağın gereklerine ayak uydurmak gayesiyle kuruluş çalışmalarına başlanan “Dünya Türk Gençleri Birliği” ilk kurultayını Tataristan’ın başkenti Kazan’da gerçekleştirmiştir. Bu süreçte eşsiz emekleri bulunan Talgat Ahmedişin’e teşekkürü bir borç biliyorum. Şubat 1992 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren DTGB, bu süre zarfında on dört Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı, on başkanlar toplantısını hayata geçirmiştir. Devamı 11’da

22-26 Mayıs Dünya Türk Gençleri Birliği’nin (DTGB) 8.ci Başkanlar toplantısı Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleşti. Makedonya Türk Demokratik Partisi Genlik Forumu’nun da üye olduğu bu birliğe temsilen Başkan Bilgin Demir katıldı. 23 Mayıs Cumartesi günü yapılan açılışta, Azerbeycan Gençler ve Spor Bakanın yanısıra, Azerbeycan Meclisi milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçisi ve bir çok sayıda üst düzey yönetici yanısıra Dünya Türk Gençlerinin liderleri de katıldı. Aynı gün Fahri Anıt ve Şehitlik Anıtının ziyareti de gerçekleştirdi. 24 Mayıs’ta gerçekleşen başkanlar toplantısında genç liderler kendi bölgelerindeki sorunları konuştular. Bu doğrultuda da sonuç bildirgesine girecek olan kararlar onaylandı. DTGB’nin kararları sonuç bildirgesinde yazılıp gerekli makamlara gönderilecektir. DTGB’nin Başkanı Hasan Ali Karasar başkanlıktan çekileceğini açıklamıştır. 10 yıldır bu görevi başarı ile sürdüren Sn Hasan Ali Karasar, artık başkanlığa ve yürütme kuruluna genç kanların gelmesi ve bu yola aynı hızda devam etmeleri gerektiğini belirtti. Bu doğrultuda, DTGB Başkanlık görevine Azerbeycan Milletvekili Sn.Ekrem Abdullayev ve Yürütme Kurulu Başkanlık görevine de Türk Ocaklarından Sn. Bülent Aksoy teklif edilmiş ve genç liderler tarafından kabul edilmiştir. Kabul edilen tüm teklifler bu yıl Kırım’da 14.cü Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayında delegelerin oylamasına sunulacaktır. Sonuç Bildirgesi 11’de

Gənclər Birliyinin ofisi ilə tanış edib. Bildirilib ki, gənclərin iş həyatına hazırlığı, rəqabət əsaslı iqtisadi sistemdə peşə və sənət sahibi olmaları, təlim və tədris imkanlarından istifadə edərək peşəkar vərdişlərinin təkmilləşdirilməsi məqsədi ilə həyata keçirilən layihənin əsas məqsədi gənclərin məşğulluq problemlərinin həllinə yardım etməkdir. Devam 5’te

Geldik Gördük Yazdık

Bultürk Başkanı Rafet ULUTÜRK Dünya Genç Türk Yazarlar Birliğinin Ekber Qoşalı başkanlığında yürüttüğü “Geldik, gördük, yazdık” programı çerçevesinde Kasım ayı başında Azerbaycana düzenlenen gezi sonrası şöyle bir açıklama yapmıştır: “Türk Dünyasının Şah Damarı olan Azerbaycan Türklerine Bulgaristanın Kocabalkan, Rodop, Dağlarından ve Deliorman ovasından kucak dolusu selamlar getirdim. Devamı 2’de

Ey Yüce TÜRK ! …

Seni anlamak, seni tanımak, seni tanımlamak, sana ulaşmak için bu kadar uğraşa, emeğe külfete gerek var mı ? Senin erdemin, senin özverin, inandığın ilkelerin, tarihi ve kültür mirasın, oluşturduğun değerlerin, Bilim ve sanat aşkın, insanlık dünyasına ve medeniyetine yaptığın katkıların, hürriyet ve istiklalin, Namusun ve onurun uğruna her millete örnek olan mücadelelerin, sabrın, ve vefakarlığın, konuk severliğin, Binlerce yıllık tarihin ve insani ideallerin bütün kalplerde ve zihinlerde yazılı değil mi ? Ertuğrul ÖKTE

Türk Gençleri İstanbul’da

Dünya Türk Gençleri Birliği, Türkçe konuşan ülkelerin gençlik teşkilatlarını biraraya getirmek amacıyla 16-19 Aralık 2012 tarihlerinde İstanbul’da 15. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı düzenleyecek. Türk Dünyası’nın Gençleri kendi aralarında kültürel yakınlaşma bütünleşme ve iş birliğini geliştirmek ve pekiştirmek amacı ile her yıl geleneksel olarak Balkanlardan –Altay’lara, Türkmenistandan – Sibirya’ya, Adriyatikten - Çin Seddine kadar, Türklerin yaşadığı her bölgeden gençler bu yıl İstanbul’a toplanmaktadır. “Dilde, Fikirde ve İştte birlik şiarını hayatta geçirmek için Türk Devlet ve topluluklarından gençler, 1992 yılından beri bir araya gelmekteler. Bu yılda İstanbul ‘da Sütlüce Mah.İmrahor cad. Dutluk sk.No.3 AK Parti İstanbu İL MERKEZİNİN üstünde Hilton Garden İnn.Otelinde DTGB-Dünya Türk Gençler Birliği 15.Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı 16 - 19 Aralık 2012 Tarihinde yapılacaktır. Fin-Ugor halklarının temsilcilerinin katılacağı kurultaya, ilk kez Buryad ve Kalmuk halkları temsilcileri de katılacak. Kurultayda aynı zamanda, Azerbaycanlı ve Türk yetkililer de hazır bulunacak. Kurultay, Azerbaycan Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Gençlik Fonu’nun maddi desteğiyle düzenlenmektedir. İSTANBUL VALİLİĞİ, iST.BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞNDAN VE Bulgaristandan ilk defa UHÖH Genel Başkanı Güner TAHİR de bu toplantıya katılacaklar arasındadır.


2

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Türk Genç Yazarları Bakü’de Buluştu-1 Rafet ULUTÜRK Dünya Türk Genç Yazarları Türk Dünyasının Şah Damarı Bakü’de “ G e l d i k G ö r d ü k , Ya z d ı k ” a d l ı proje çerçevesinde bir araya geldiler Bakü’deDünyaTürkGençYazarlarBirliği(DTGYB) Azerbaycan Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı yanında Gençlik Fonu ve Avrasya Uluslararası Araştırmalar Enstitüsünün de desteği ile hayata geçirdiği, “Geldik, Gördük, Yazdık” Projesi kapsamında bir araya geldiler. Türk Dünyası’nın her yerinden katılan Türk yazarlar kendi aralarında kültürel yakınlaşma, bütünleşme ve işbirliği yapmak, geliştirmek ve pekiştirmek amaçlı “Geldik Gördük, Yazdık” adlı projenin 05 – 11 Kasım 2012 tarihleri arasında Azerbaycan’ın Bakü kentinde temelleri atıldı. Burada asıl amaç Azerbaycan halkının sıkıntılarını, haklı oldukları Dağlık Karabağ sorununu ilk önce Azerbaycan dışında yaşayan Türklere ve ardın-

dan tüm acı gerçekliği ile dünya gündemine taşımaktır. Bu proje adına, Balkanlar’dan Altaylar’a; Türkmenistan’dan Sibirya’ya; Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar, Türklerin yaşadığı her coğrafyadan gelen Türk Genç Yazarları bir araya geldiler. “Dilde, Fikirde ve İşte Birlik” şiarını hayata geçirmek için 12 devletten 18 delege bu toplantıya iştirak etti. Azerbaycan devleti dünya standartlarında Ben de İstanbul Atatürk havaalanından AZEL hava yolları ile yola çıktım. Azerbaycan uçakları da kalite ve hizmet hususunda Türk Hava Yolları’na eriştiklerini gördüm. Teknolojinin son ürünleri kullanıldığına tanık oldum ve çok memnun kaldım. Ayni zamanda burada Azerbaycan devletinin dünya standartlarına ayak uydurduğunu görüyorsunuz. Hosteslerde çok saygılı ve bilgilendiriciydiler,bukısazamandaeskidenneredeysehiçbir iz kalmamış. Yani dünyaya ayak uydurmada Azerbaycanlı kardeşlerimizi zirveye çıktıklarını görebilirsiniz. Uçak yolculuğunda bulutların üzerine o yüksekliğe çıktığında bulutlar kendi esrarlı yerini kaybetmeye başlarlar. Ulaşılmaz olmalarından kaynaklanan bir hayranlığımız vardır bulutlara karşı fakat şimdi bulutların üzerinde dans etmiş bir şövalye olarak, bulutların öyle insandan daha yüce bir şeyler olmadığı hissine kapılıyor insan. Ayrıca kuşlarında istediği yöne uçabilmelerinden başka, uçağa binen insanlardan daha hür olduklarına inanmazsınız artık. Uçaktan inseniz de hürriyet bıçakla kesilir gibi kesilmez, tekrar havalanacağını bilmek teselli ediyor insanı. Ama her şeye rağmen yine de uçaktan inmek her şey için yeni bir başlangıçtır. Dilerim her uçağa binişim de bu başlangıçların iyi meyveleri ile sonuçlanmış olur. Azerbaycan Devleti nereden nereye geldiği net olarak görünmektedir. UçaktanAzerbaycan HaydarAliyev Hava Limanı’na indik bizleri kapıda Azerbaycanlı kardeşlerimiz hep bilinen o güler yüzleri ile karşıladılar. Aramızda o sıcak kucaklaşmalardan sonra İlgar kardeşimiz bizi kendi özel arabası ile kalacağımız yere doğru yola çıktık. Bizleri Bakü merkeze yakın “Modern” otele götürdüler. Burada da bizleri Ekber Goşalı Başkanımız ve ekibi samimi bir şekilde karşıladılar, hepimizle ayrı ayrı ilgilendiler ve odalarımıza kadar götürüp yerleştirdiler. Bakü’de otel çok güzeldi, balkona çıktım Hazar Denizi görünüyordu, birden geçmişe döndüm ve bu Türk denizine niçin göl dediklerini düşündüm?... Bakü’de güneş her gün genç olanlar ve de yüreği genç kalanlar için bambaşka doğar. Burada aramızda bir de İbad Hüseynov Gazimiz vardı, yanında da bir Albay kendisi gazimizin komutanıymış meğer. Albay anlatıyordu: “Biz ilk Kurultayda Türkiye’de 1993 yılında Özbek, Kırgız, Kazak, Azerbaycanlı, Türkmenlerin kardeş olduğunu orada öğrendim, hatta baya şaşırmış idim bu nasıl olur diye. Amma bu gün artık hepimiz bunu öğrendik, işte şimdiden sonra da aramızda kaynaşmayı da sağladıktan sonra artık büyük işler yapmaya başlayacağız” dedi. Gazimizin filmini seyrettik nasıl Ermeniler ile savaşmış. Yemekten sonra Gazimiz ile birlikte toptan hatıra fotoğrafı çektirdik. Güneş her gün genç olanlar ve de yüreği genç kalanlar için bambaşka doğar. Güneş ondan nasiplenmeyi bilenler için sonsuz bir güç kaynağıdır. Güneşin doğması yorgunlukların kader defterine devredilmesi demektir. Burada Türk Genç Yazarları da bu şekilde Hazar denizinin kıyısında her sabah güneşi karşılarlardı. Kahvaltıda akşam görüşemediğimiz arkadaşlarımızla kucaklaştık, yeni arkadaşlar ile tanıştık, önceden yapılan programda ufak bir değişiklikten sonra bu gün Azerbaycan’ın bağımsızlık savaşında şehit düşen kahramanlarının ziyareti ile başladık.

Azerbaycan’ın Ölümsüz Şehitlerini Ziyaret Azerbaycan Milli Meclisi Milletvekili Ganire Paşayeva’nın ev sahipliğinde Azerbaycan’ın ölümsüz lideri merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in mezarını, Şehitler Hiyabanı’nı ve Bakü Türk Şehitliği’ni ziyaret ettik. Şehitliğe girer girmez yamur çilemeye başladı, bu damlalar şehitlerimizin gözyaşlarıydı sanki çok etkilendik. Türk Dünyasından gelen tüm yazarlar şehitliklere hep birlikte çiçek ve çelenk koydular. Ardından Zarife Aliyeva, Fahri Hıyaban’a geçerek, gazetecilerden Çingiz Mustafayev, Salatın Esgerova, Şair Ali Riza Ulutürk ve Ali Mustafayev ile birlikte bir de burada Bulgaristan Türkü de Balkanlardan da şehitlerin olduğunu gördüm burada Türk şehitliğinde ve diğer kahramanları da ziyaret ederek dualar okundu. Şehitlik ziyaretinde basına açıklama yapan Azerbaycan Uluslararası Avrasya Enstitüsü Başkanı Sn.Ganire Paşayeva, “Karabağ sorununun çözümünde ve bu sorunun tüm dünyaya duyurulmasında ortak hareket etmeliyiz, 18 ülke ve topluluktan katılanlar, Azerbaycan’ın gerçekliklerini yakından tanıyacaklarını” söyledi. Karabağ ve Hocalı soykırımının Türk Dünyası’nın ortak problemi olduğunu vurgulayan Paşayeva, bu sorunların çözümünde ve Hocalı soykırımının dünyaya tanıtılmasında ortak hareket edilmesi gerektiğinin üzerini çizerek “Burada yatan tüm şehitler Türk Dünyasının şehitleridir” diye belirtti. Karabağ-Türk Dünyası’nın Ortak Problemi Uluslararası konferans; Azerbaycan’ın Atatürk merkezinde düzenlenen “KarabağTürk Dünyası’nın Ortak Problemi” Uluslararası Konferansı ile görevimize başladık. Azerbaycan’da Atatürk Merkezi, TİKA, TÜSİAB, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü SB, Azerbaycan Cumhuriyeti Gençliğe Yardım Fonu, ATHEM ile ortaklık içinde 18 Türk Devlet ve Topluluğundan (Türkiye, Türkmenistan, Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Gagauz yeri-Moldova, Başkurdistan-RF, Kırım-Ukrayna, Kerkük -Irak) 18 genç yazar ve gazeteciAzerbaycan’da bir araya geldiler.

Açılışa Azerbaycan Milletvekili Sn. Ganira Paşayeva, konuşmasında; “Bu gün Türk Dünyası’nın her yerinden yazarların Bakü’ye gelmesi ve Azerbaycan Türklerine sahip çıkmanızdan dolayı sizleri kutluyorum. Sizlere Azerbaycan topraklarına hoş geldiniz sefalar getirdiniz” dedi. Devam etti, “Türk Dünyası’ndan gelen yazarların yeni bir bin yılın başında Azerbaycan’da toplanması çok anlamlıdır. Biz Türkler - dostluk ve sevgi hareketiyiz. Bizler tarih boyunca kendi kültürümüzün kıymetini pek bilmedik. Şimdi Türk ülkeleri istiklallerine kavuşuyor. İstiklalin korunması milli ve manevi güçlerin kuvvetlenmesine bağlıdır. Amacı Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Problemi’nin Türk Dünyası’nın ortak problemi haline getirmek ve buraya gelen yazarların dili ile dünya kamuoyuna duyurmak olan bu toplantı, eminim ki, büyük sonuçlar doğuracak ve haklı Karabağ meselemizi Türklerin gözlemleriyle dünyaya yansıtılacaktır. Çünkü dünya artık içinde Türk’ün olduğu meseleler olunca önyargılı ve taraflı bir tavırla gerçekleri göz ardı etmekte ve haklı olan davalarını dünya görmezlikten gelmektedir. İşte değerli gençler bu gün TÜRK BİRLİĞİNE ne kadar ihtiyaç olduğunu bir kez daha ortaya çıkmıştır.” dedi. Ardından Dünya Türk Genç Yazarlar Birliği Başkanı Ekber Goşalı ise, “Geldim, Gördüm, Yazdım” adlı bir proje kapsamında düzenlediklerini, misafir yazar ve gazetecilerin ülkelerine döndükten sonra Karabağ konusunda kaleme alacakları yazıların kitapta toplanacağını ifade etti. Toplantıda Dünya Türk Genç Yazarlar Birliği (DTGYB) Başkanı Ekber Goşalı, Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyük elçiliği Kültür Müşaviri Seyit Ahmet Arslan, KKTC Bakü Temsilcisi Sadettin Topukçu, TUSİAB Başkanı Murat Bakır, Türk Cumhuriyetleri ve topluluklarından Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Gagauz Yeri (Moldova) Bulgaristan, Romanya, Kırım, Makedonya ve Irak’tan gelen temsilciler birer konuşma yaptılar. Konuşmacılar Türk Dünyası Birliği konusunda, Karabağ gerçeklerinin dünya kamuoyuna duyurmak için yapılan ve yapılması gerekenler hakkında düşüncelerini belirtiler. Türk Dünyası’nın her köşesinden gelen yazarlar konuşmalarını genel olarak eğitim, ekonomi, kültür, siyaset ve gelecekleri üzerine yaptılar. Bu ko-

nuşmaları dinlerken bazen gözlerimiz doldu, bazen sevindik, bazen de göğsümüz kabardı. Bizler bu konuşmaların hepsini Türk Dünyası’nın umutlu geleceğine uzanan eller olarak görmekteyiz ve hepimiz öyle görmeliyiz. Şahsen bu toplantılarda Dünya Türkleri’nin durumu hakkında çok şeyler bilmediğimizi öğrendim. “İNSANLAR İÇİN ÖĞRENMENİN BAŞI OLAN, SONUOLMAYANBİRUĞRAŞ”olduğunubirkezdaha

idrak ettik.Bulgaristan Türklerinin mensubu olarak ben de Azerbaycanlı kardeşlerimize destek vermek için katıldığım toplantıda özetle aşağıdaki konuları vurguladım: Rafet ULUTÜRK’ün konuşması; Türk Dünyasının Şah Damarı olan Azerbaycan Türklerine Bulgaristan’ın Kocabalkan, Rodop, Dağlarından veDeliormanovasındankucakdolususelamlargetirdim. “Biz Türkler, devletsiz yaşamadık, yaşayamayız ve dünya devlet kurmayı bizlerden öğrenmiştir, ancak artık Türk gibi başlayıp Türk gibi bitir dedirtmeliyiz. Artık gerçek ve doğru tarihi anlatmak lazım, binlerce film yaparak, on binlerce dizi üreterek Türk tarihini dünyaya göstermemiz lazım. Her şey sabır işidir, benim Türk gençlerine üç tavsiyem olacak: 1. Hayallerinizin sonu olmayacak 2. Ağır şartlar karşısında düşüp yıkılmayacak 3. İnanç ve dava adına savaşırken kesinlikle mükâfat beklemeyeceksiniz. Bedenleri ruhlara galebe çalanlar, asla büyük işler başaramazlar, ruhlar bedenlere galebe çalmalı. Birde şahsınıza yapılan zulmü affedin ki zalim olmayasın. Fakat Devletinize veya Milletinize yapılan zulmü hiç bir zaman asla ve asla affetmeyiniz. Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur. Ayrıca buradan 2 önerim olacak; 1. ArtıkTürk Dünyası’nın bir takvimini yapmalıyız, bu da Türk Dünyası’nın önemli olaylarının sıralandığı ve belirli tarihlerde anma törenlerini anımsatacak bir takvim 2. 1950-60 yılları arasında komünizmi yaymak üzere Komünist Rusya tarafından Bulgaristan’a Azerbaycanlı öğretmenler gönderilmiş, fakat kısa sürede bunların Türkçülük yaptığının ve yaydığının farkına varınca apar topar rejim tarafından geri gönderilmişlerdir. İşte bu gün Bulgaristan’da Türkçülüğe hizmet eden bu öğretmenlerimizden hala sağ olanları araştırıp bulalım ve Bulgaristan’da sağ olanlarla tekrar buluşturalım. Gerek Bulgaristan’da gerekAzerbaycan’da bir araya getirelim, böylece Azerbaycan Türkü ile Bulgaristan Türkü’nün kaynaşmasında büyük bir adım atılmış olacaktır. Karabağ ve Hocalı soykırımının sadece Azerbaycan’ın problemi değildir bu artık tüm Türk Dünyasının ortak problemidir. Burada gördüklerimizi tüm Türk Dünyası’na kendi bölgelerimize ulaştıracağız. 200 yıldır bizim gözlerimizi kapatan Rusya artık başarılı olamayacaktır, bu dönemin sonuna gelindi. Artık Dünyada yeni bir güç oluşuyor ve bu gücün fikri desteği ve kuruculuğu bize hepimize görev yüklemektedir. Bu güç Türk Dünyası olacak, bu gücün bu günkü güçlerden farkı adaleti kendi çıkarına göre değil, çıkarlarını adalete göre ayarlamasıdır. Bizler Türk Yazarları şunu çok iyi biliyoruz ki, “Bir Kalem, Bin Silahtan Üstündür” bunu çok kısa zamanda herkes kavrayacaktır. Buradan tüm Türk Dünyası’nın analarına sesleniyorum; “Çocuklarınızı yetiştirirken onları Dünyayı yönetebilecek bilgi, beceri, birikim ve ahlakla donatarak yetiştiriniz. Biz bu ağır işin altından kalkamasak da, sizin büyüttüğünüz gelecek kuşaklar bu ağır yükü bulunması gerektiği olan yüksekliklere rahatlıkla taşıyacaklardır. Türk Birliğine Dünyanın ihtiyacı vardır; bunu herkes idrak etmeli, dünyada kim adaletin hâkim olmasını isterse, bu birliğe destek olup sahip çıkmalıdır.” Son olarak da işgal altındaki Dağlık Karabağ, sadece Azerbaycan Türkleri’nin sorunu değil, bu sorun tün Türk Dünyası’nın hatta insanlığın sorunudur” diyerek sözünü bitirdi. HAYALLER BEYAZ KÂĞITLARA DÖKÜLDÜ - Buraya Türk Dünyası’ndan gelen yazarlar, genç beyinler geleceğe dair beklentilerinde ne varsa onları masaya koydular, ideallerini hayallerini bembeyaz kâğıtlar üzerine yazdılar. Bu hayallerin bizden sonra gelecek nesillerin gerçekler olacağının bilincindedirler. Buradan çıkan sonuç Karabağ, sadece Azerbaycan’ın sorunu değil. Karabağ bütün Türk Dünyasının sorunu olduğu ortaya çıkmış oldu. Bir ülkü için bir ülke için kalplerinde aynı şeyleri geçirenler bir aradaydılar. Lütfen Dünyaya Gerçekleri Duyuralım Tümbugerçeklerortadaykenbuorganizasyonunamacına uygun olarak okuyanlardan ricamız, Dağlık Karabağ probleminin dünyaca tanınması ve netice alınması

için elinizden gelen katkıyı yapmanızdır. Lütfen gerçekleri dünyaya duyuralım bir birimize yardımcı olalım. Bakü’nün en başarılı öğrencileri Türk okulunda Bu gün 7 Kasım günü Azerbaycan Devlet Üniversitesinde “Geçmişten Günümüze AzerbaycanTürkiye’de Vakıflar” Uluslararası konferansa katıldık. Öğle yemeğinde Bakü’de bulunan Özel Türk okulunda bizleri misafir ettiler. Okulu gezdik ve gördük ki, bu okulda akıllı tahtalardan başlayarak her tür son teknoloji kullanılmış. Burada yok yok tüm odalarda kamera, müdür istediği dersi anında dinleyebiliyor. Bir problem yaşandığında velilere kim haklı, kim haksız anında olay izletiliyor. Bakü’nün en başarılı öğrencileri bu okulda olduğunu öğrendik ve çok mutlu olduk. Kız Kalesi (Kız Galası) Ardından Bakü şehrini gezmeye başladık ve ilk olarak Kız Kalesi’ni (Kız Galası) ziyaret ettik. Kız Galası’na gittiğimizde ise buradan Bakü’nün büyüleyici manzarasını izledik, anlattıklarına göre aynı yere eskiden savaş esnasında kadın ve çocukları saklıyorlarmış. İçinde kuyu var su için, her katta ufak ufak odalar var, her odada da ufak pencereler var. Kız Galası Hazar’ın hemen yanında bulunmaktadır. Buraya düşman hiç bir zaman girememiş ve hiç bir yerinde de değişiklik veya yıkılma olmamış, bundan dolayı da burası hiç değişmediğinden bu yeri bakire bir kıza benzetiyorlar. Türk Dünyası Yazarları Adına Verilen Yemek Burada yemeği Azerbaycan Milletvekili Sn.Ganira Paşaeva Turan Restoranda verdi. Restoranın sahibi Azerbaycan halkının sevdiği Azerbaycan Gazisi’ymiş. Onunla tanıştık sohbet ettik. Bu gecede de Türk Dünyası’nın problemleri konuşuldu ve herkes kendi problemlerini dile getirdi. Ayrıca bazılarının da çözüm önerilerini ortaya koydular. Sonunda bu anlamlı buluşmanın anısına Milletvekilimize hediyeler verildi. Ermeni ve Rus Mezalimini Yerinde Gördük Yollar çok güzel üç şeritli tek yöne doğru hızla ilerliyorduk, Rusya zamanından eser yoktu. Yolda giderken genel tarihi bilgiler verildi. Bakü, Ermeni değil Rus İşgalinden Kurtuldu dediler. Azerbaycan’da bu işgalin ve tecavüzlerin sonucunu bazı rakamsal değerler ile verildi: Bu işgal sonucu bir milyon yüz bin kişi göç etmek zorunda kalmış. 20 bine yakın insan katledilmiştir, 50 bin insan sakat kalmıştır. 5 bin insandan bugün halen haber alınamamaktadır. Bu işin insani boyutu da var veya olması gerekmez mi, nerede insan hakları? Birde bunun ekonomik ve sosyal boyutu vardır. Maddi boyuta detaylı girerek vaktinizi almak istemem ama o günkü değeri ile bu zulmün Azerbaycan`a maliyeti 60 milyar dolardır. 21. yılına girdiğimiz bu trajedinin ekonomik, sosyal, insani boyutunu tahmin etmek herhalde zor olmasa gerek. İşte bu zor dönemlerde Azerbaycan hem bağımsızlığını korumaya çalışıyor, hem de toprakları işgal olmuş, mecburi göçe zorlanan insanlara bakmak, doyurmak, okutmak, sağlığını korumak için çaba sarf ediyordu. Dolayısıyla Ermeni işgaline maruz kalan toprakların yeniden ülkenin kontrolüne geçmesi sağlanmalı ve 21 yıldır işgal edilmiş haklarının tazminat hakkını istemelidir bu konuda da tüm Türk Dünyası bu haklı davasında Azerbaycan’ın yanında olmalıdır.

Kısa birTarih; 15 Eylül 1918 tarihindeAzerbaycan’da Mehmet Emin Resulzade tarafından kurulan Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin varlığını kabul edemeyen Kızıl ordu güdümündeki Ermeni çeteleri Bakü olmak üzere Karabağ bölgesini tedrici olarak işgal etmişlerdi. Bu işgal ve katliamlar karşısında sıkıntı yasayan kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti yöneticileri Osmanlı yönetiminden acil yârdim talebinde bulunur. Osmanlı yönetimi aldığı kararla, Genel Kurmay Başkan Vekili Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa komutasındaki Türk İslam Ordusunun Azerbaycan’a gönderir. Nuri Pasa komutasında ki Türk Ordusu 15 Eylül 1918 tarihinde kardeş Azerbaycan’a girer. İşgalci güçlerle yapılan çatışmalar sonrası, Agsu, Göyçay, Kürdemir ve Samahi gibi bölgeler kurtarılır. İki aylık süren çatışmalar ve ilerlemelerle Ağustos başında Türk-İslam ordusu Bakü’ye girmeyi başarır ve Bakü düşman işgalinden kurtarılır. Devamı 4‘de


Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Tarihi Bilgi

Dr.Nedim BİRİNCİ

AHİLİK ve AHİLİK TEŞKİLATI

Selçuklu Türkleri’nde, dinî ve millî birliğin muhafazasında, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve Osmanlı insanının yetişmesi ve terbiyesinde büyük hizmetler gören içtimaî (sosyal) bir teşkilat. Arapça “kardeşim” manâsına gelen ahî ile Türkçe “cömert, eli açık” manâsında olan akı kelimeleri ile yakınlık göstermekte ise de, hangisinden geldiği belli değildir. Her iki kelimeden de gelmesi ihtimal dahilindedir. Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da yaşayan Türklerin, esnaf ve sanatkârlarının birliğini, çalışma esas ve usullerini teşkil eden, sosyo-ekonomik bir Türk kurumudur. Ahilik, ihtiva ettiği hizmetler bakımından cömertlik, mertlik ve mürüvvet manâlarına gelen fütüvvet teşkilatının daha da gelişmiş bir şekli olarak görülmektedir. Sonraları esnaf ve sanatkârlar birliğine unvan olarak verilmiştir. On birinci asrın ikinci yarısından itibaren Anadolu’ya girmeye başlayan Müslüman Türkler (Selçuklular), Türkistan’da ticaret ve sanayi merkezlerinde yaygın fütüvvet ilkelerini de beraberlerinde getirdiler. Bu ilkeler arasında bilhassa; Müslüman kardeşinin işini görmek, onun yardımında bulunmak, hatâ ve kusurlarını affedip, husumet ve düşmanlık beslememek, ayıp ve kusurlarını örtmek, kendisini başkasından üstün görmemek, musibete uğrayan düşman bile olsa sevinmemek, başta gelmektedir. Diğer taraftan Horasan ve Mâverâünnehir’deyken Fahreddin-i Razî,Ahmed Yesevî ve Şihabüddin Sühreverdî gibi büyük âlimlerden ders alan Ahi Evren (1171-1262), daha sonra Anadolu’ya gelerek, Kayseri’de yerleşmiş ve halkı irşad vazifesine başlamıştı. Kayseri’de debbağlık yapıp, elinin emeği ile geçinenAhi Evren, Türkistan’dan gelen bilhassa esnaf teşekküllerini bir çatı altında toplayıp teşkilatlandırdı. Fütüvvetnamelerden faydalanarak, teşkilatın bir nevi yönetmeliğini yazdı. İslam ahlâkını esas alan bu yönetmeliği, esnaf ve sanatkârlar arasında tatbik etti. Onlar arasında İslam ahlâkına dayalı bir birlik ve kardeşlik kurdu. Böylece “ahilik teşkilatı” ortaya çıktı. Diğer taraftan, hocası Evhadüddin Kirmanî’nin kızı olan hanımı Fatma Bacı da kadınları yetiştirip “Baciyan” grubunu teşkil etti. Ahilik teşkilatı sayesinde, Anadolu’da Rumlar ile Ermenilerin elinde olan sanat ve ticaret hayatına, zamanla Türkler de katılıp, söz sahibi olmaya başladılar. Ayrıca ahiler, yaptıkları zaviyelerde, Müslüman tüccar ve esnafın ahlaki terbiyesi ile de uğraştılar. Ahi zaviyeleri zamanla memleketin her tarafına yayıldı. Ahiler, içtimaî hayattaki bu hizmetleri yanında ihtiyaç halinde gazalara ve memleket savunmasına da katıldılar. On üçüncü asrın ilk yıllarında Çin’in kuzey-batısında katliamlara başlayan, kısa bir müddet içerisinde dünyanın siyasî haritasını alt üst eden ve Anadolu’ya doğru yaklaşan Moğol tehlikesine karşı tedbir aldılar. Moğolların önlerinden kaçıp gelenlere kucak açarak, Anadolu insanını, Moğollara karşı gaza aşkı ile doldurarak; cihad yolunda Allahü tealanın rızasından başka bir şey düşünmeyen kimseler olarak yetiştirmeye çalıştılar ve bu insafsız düşman karşısında kahramanca mücadele ettiler. Nihayet Moğollar, 1243 yılında Kayseri’yi muhasara edip, çetin bir muharebe sonunda şehri ele geçirince, binlerce ahiyi şehid ettiler. Anadolu’nun karışıklıklar içerisinde olduğu bu sırada, Ahi Evren’i de Kırşehir’de öldürdüler. Kısaca “sulhta muallim, muharebede asker” olan ve Anadolu’nun her tarafına yayılmış bulunan ahiler, gerek Moğol zulmü ve gerekse başka karışıklıklarla sıkılan ve bunalan insanlara, maddî ve manevî güç ve moral vererek Osmanlı Devletinin kuruluşuna kadar Anadolu’yu dinî ve millî birlik içinde tutmaya muvaffak oldular. Bu sırada Söğüt civarında gelişmekte olan Osmanlı Beyliğinin emrine koşan ahilerin bir kısmı, uçlara yerleşip zaviyeler kurdular. Doğudan bu mıntıkaya gelen Türkmenlerin erkeklerini, ahi erkekleri, kadınlarını da Fatıma Bacının yetiştirdiği bacıyan grubu terbiye etti. Böylece, üç kıtada altı asır at koşturacak olan, istikbaldeki Osmanlı neslinin temelini attılar. Bu esnada itibarlı bir ahi olan Şeyh Edebali, Osman Gazi ile yakın münasebetler kurup, kızını ona verdi. Orhan Gazi ve Murad-ı Hüdavendigâr, ahilerden olup, vezirleri Alâeddin ve Çandarlı Kara Halil de ahi idiler. Böylece ahilerden bir kısmı âlim, kadı olarak ilim sahasında, bir kısmı vali ve komutan olarak idarî ve askerî alanda, bir kısmı da ticaret ve sanat alanında hizmet vermeye başladılar. Ahilerin; İslam’ın emri olan, zamanın kıymetini bilmek, disiplinli bir hayata sahip olmak, istişare etmek (karşılıklı danışmak, tartışmak), adil olmak ve adalet esaslarını aşıladıkları küçücük bir aşiret, kısa zamanda büyük bir devlet olmaya başladı. Zaman zaman devletin yükünü hafifletici hizmetlerde de bulunan ahiler, Bursa’yı Düzmece Mustafa’nın hücumundan korudukları gibi, 1360 yılında idareleri altındaki Ankara’yı Sultan Birinci Murad’a teslim ettiler. Bu hizmetlerine karşılık Osmanlılar, ahilere yardımcı olup hürmet göstererek halkı yetiştirmeleri için teşvikte bulundular. Bu yüzden, daha sonra Birinci Murad’ın ahilerin başı olduğu ve kendisinden Ahi Murad diye bahsedildiği de bilinmektedir. Osmanlı Devleti kuvvetlenip Anadolu’ya hakim olduktan sonra, ahiler daha ziyade hayırsever bir cemiyet, bir esnaf teşkilatı şeklinde faaliyetlerini devam ettirdiler. Ahilerarasında,sanatınokumakladeğil,ahininyetişmesiiçin,üstattan öğrenmesi şartı getirilip; yamaklık, çıraklık, kalfalık, ustalık, yiğitbaşılık, ahi babalık ve kethüdalık safhalarından geçmesi şartı vardı. Gündüz işinde çalışan ahiler, akşamları kendilerine mahsus binalarda sohbetlere katılırlardı. Böylece ahilerin ahlaki terbiyesi, ihmal edilmezdi. Ahilerin kendilerine mahsus kıyafetleri vardı. On dördüncü asır seyyahlarından İbn-i Battuta, üstlerine hırka, başlarına sarık sarılı beyaz yünden bir külah ve ayaklarına mest gibi ayakkabı giydiklerini bildirmektedir. Ahiliğe kabul edilen namzede (adaya), şeyh tarafından şedd-i bend denilen ve ahiliğin nişanı kabul edilen bir kuşak kuşatılırdı. Ahiler kuşaklarında, büyükçe bir bıçak taşırlardı.

Tarihte Dağıstanlılar

Tarihte özgürlük mücadelesinin en yoğun yaşandığı toprak parçalarından biri olan Dağıstanın günümüzdeki stratejik önemi, başta Rusya ve ABD olmak üzere birçok ülkenin ilgisini çekiyor. SSCB nin dağılmasının ardından tam bağımsızlık mücadelesi veren Dağıstan, çoğunluğu Müslüman, den fazla etnik unsurun barış içinde yaşadığı bir ülke olma yolunda... DAĞISTANDA RUS İŞGALİ Osmanlının Dağıstan ve Kafkaslar>daki hakimiyeti kısa süreli olmuş, Safeviler tekrar bölgeye sızmakla kalmamış, Şii düşüncesini de bölgedeki Sünni Müslümanlara dayatmaya çalışmışlardır. Ancak Safevilerin v.yüzyılda başlatmış oldukları bu hareket Dağıstan>da şiddetli tepki ile karşılanmıştır. Aynı yüzyılın ilk çeyreğinde Surhay Han önderliğinde birleşen Dağıstanlılar Şamahı şehrini geri alarak, tekrar Osmanlı himayesine girmişlerdir. Safevi Devletinin bölgedeki varlığı hiçbir zaman kalıcı olmamıştır. Çünkü Şiiliği yaymak için başlatılan zorlamaya dayalı propaganda yöntemleri her zaman için büyük tepki toplamıştır. Bu arada Rusyaya karşı sürekli olarak gücünü yitirmiş, Dağıstanda istediği etkiyi sağlayamamıştır. Osmanlı ve Safevi Devletlerinin bölgedeki etkinliklerini yitirmesi Rusyanın Kafkaslarda güçlenmesine neden olmuştur. Dağıstan>la ilgilenmeye başlayan Rusya, bugünkü Grozni olarak adlandırılan toprakları işgal etmiştir. Grozniyi Kafkasları işgal etmek için üs olarak kullanan Rusya v. yüzyıldan itibaren Dağıstana seferler düzenlemeye başlamıştır. Bu saldırılar sırasında bölge halkının Rusyaya tepkisi sert olmuştur. Çar Petro, Rus tacirlerin mallarının yağma edildiğini bahane ederek Terek Irmağından Derbende kadar Dağıstan topraklarını işgal etmiştir.

Rafet ULUTÜRK

Ders Almak İsteyenlere

Bir Öğretmenin Günlüğünden

Dağıstanın tamamının Ruslar tarafından işgali ancak gerçekleşmiştir. Çarlık Hükümeti işgal ettiği topraklarda yerel halka baskıcı bir politika yürütmüş, Dağıstanda Rus kökenli olmayan milletlerin siyasi ve ekonomik gelişmesini engellemiştir. Ruslar Dağıstanın işgali sırasında İmam Mansur, Gazi Muhammed ve Şeyh Şamil önderliğindeki direniş hareketleriyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. General Baryatinski kumandasındaki Rus birliklerine teslim olan Şeyh Şamil, destansı bir direniş mücadelesiyle tarihe adını yazdırmıştır. Rus işgali ile birlikte bölgede bir koloni idaresi tesis edilmiş ve Dağıstan Rus valiler tarafından idare edilmiştir. Dağıstanlılar Kafkas Cumhuriyetini, de Dağıstan Rusya Sosyalist Muhtar Cumhuriyetini kurmuşlardır. BUGÜNKÜ DAĞISTAN Bugün, yirmiden fazla dilin konuşulduğu Dağıstan>daki halkları üç ana grupta toplamak mümkün. Dağıstanın Kafkasların yerli halklarından, Türklerden, Arilerden oluşmaktadır. Dağıstandan fazla etnik grubun -Tatların dışında- tamamı Sünni Müslümandır. SSCB nin dağılma sürecinde bir milyon bin nüfusa sahip olan Dağıstanda, günümüzde milyona yakın Müslüman yaşamaktadır.

türündendir. Bundan dolayı belki de, birçok halk geleneğinde zengin sofra, bereketi simgeliyor. Foklorda “kutsuzlar” hakkında birçok hikâye vardır. Bu kişilerin işi gitmez ve onlar batıl inançlara inanırlar. Başka bir inanca göre, insan bir kez evden çıktı mı, bir şey unutup da geri dönmemelidir. “Kısmeti kaçar” derler. En iyisi de sağ ayakla evden çıkmaktır. En mükemmeli de, önüne bir bardak su serpmek. Gerek ciddi gerekse biraz gülerek günümüzde birçok insan bunu uygulamaya devam ediyor. Biraz unutulmuş olsa da, birçok yerde evin eşiğinde selam için el verilmez. İnançlara göre, “Eve gelen misafir varsa, onları içeri giymesini bekle. O zaman onları selamla, kucakla ve “hoş geldiniz” sözleriyle ağırla. Eğer bunu eşikte yaparsan, uğursuzluk getirir” derler. Aynı şey eşikten yiyecek veya eşya da uzatılmaz sözleri için de geçerlidir. Burada eşiğin, bir aile için kutsal bir yer olduğuna dikkat çekiliyor. Halk inançlarına göre, yeni gelin, eve girerken eşiğe ve kapıya bal ve yağı sürer-ailede bereket, refah ve huzur olsun diye. Bugün de birçok batıl inanç yaygındır. Mesela , kırık ayna uğursuzluk getirir derler. Veya, uçan kuş omuzunu pislerse, kısmetin olur derler. Bu şekilde sıralamaya devam edebiliriz: Bazıları,” masanın köşesine oturma, evlenemezsin” derken diğerleri- “iki taraftan da istenir” diye ekler...

Bulgaristan’da Milliyetçileri Çıldırttı

Bulgaristan’ın Osmanlı egemenliğinde bulunduğu sıralarda ülkenin Batak köyünde, 131 yıl önce yaşanan ve ‘Batak Katliamı’ olarak adlandırılan olayı inceleyen Avusturyalı tarih profesörünün ‘soykırım iddiası tam bir uydurma’ sonucuna varması ülkedeki aşırı milliyetçileri çıldırttı. Berlin’deki Doğu Avrupa Enstitüsü üyesi tarih profesörü Ulf Brunbauer Bulgar tarihçilerin, ‘Osmanlı yönetimine karşı 21 Nisan 1876’da başlatılan Batak isyanı sırasında, çoğu kadın ve çocuk 5000 kişinin Batak’taki Sveta Nedelya kilisesinde Osmanlılar tarafından kılıçtan geçirildiği’ şeklindeki iddialarını çürüttü. Ulf Brunbauer bununla da kalmadı, ‘Osmanlı yö-

Bir simit parasıyla Cennet...

Dünyanın en kıymetli incileriyle bile satın alamadığını, Bir simit parasıyla alınabileyeceğini bilmeyenlere.

En yaygın batıl inançlar

“Eğer sol pançan kaşınırsa-eline para geçecek. Sağ elin kaşınırsa-para vereceksin. Evden çıkarken sağ ayakla çık, işin hayıra gitsin diye. Hapşırdın mı- birisi seni anıyor. Kötülüğü önlemek için ağaca vur. Sol gözün oynarsa- iyi haber gelecek. Sağ kulağın kırmızı ise- senin için güzel şeyler konuşuluyor.” Buna benzer batıl inançlar, günlük hayatımızda yer alıyor. Birçoğunun anlamı vardır. Diğerleri ise halk arasındaki söylentilere ve inançlara dayanır. Günümüzde batıl inançlara inanan ve uygulayan birçok insana rastlıyoruz. Zdravets-Turnagagası çiçeği, birçok halk şarkısında yer alıyor. İnançlara göre, turnagagası kokusu, nazardan koruyor, kötülükleri önlüyor, sağlık ve güç verirken, aşk işaretidir aynı zamanda. Erkekler gurbete giderken, anne ve eşleri muhakkak kırmızı iplikle bağlı bir demet turnagagası verirmiş. Bugün de bunu yapanlar var. Kırmızı renginin de büyülü gücü sahip olduğuna, kötülüklerden ve uğursuzluktan koruduğuna inanılır. Bugün de Gergövden, Hıdrelez bayramında kurbanlık kuzunun başı turnagagası demetiyle süslenir. Büyük kilise bayramlarında din adamları, turnagagası çiçeğiyle, kutsal suyla dolu bakıra bandırdıktan sonra oradakiler kutsar. “Bir gün sabahından belli olur” demişler. “Bugün en yaygın batıl inançlara göre ”Eğer rastladığın ilk kişinin elleri dolu ise, gün boyunca işin hayrına gidecek.”

3

netimi altındaki Bulgaristan’ın tarih kitaplarında yazan hali uydurmadır’ diyerek Bulgar tarihçilere yüklendi. Sofya’da bir konferansa katılan Avusturyalı profesörün bu görüşleri ülkedeki aşırı milliyetçileri harekete geçirdi.

Günün son dersiydi; Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu. Öğretmeni, onun bu halini fark etti: — Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin? Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi: Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim. — Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım? —Ahmet arkadaşımız var ya… Evet, ne olmuş Ahmet’e? — Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pek iyi şeyler koymuyor. Eee? — Ona yârdim etmek istiyorum. Ama benim yârdım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz? Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yârdım etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu. Öğretmen: Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum? — Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum. Nerede çalışıyorsun? —Simit satıyorum. Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu. Öğretmen,Ali’ye dondu: Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu. —Çok zengin bir işadamı… Niçin? — İnsanlara daha çok yardım etmek için… Güzel, dedi Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yârdim edersin. Olmaz mı? — Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım. Neden olmaz?

—Üç sebepten dolayı olmaz.

Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor. İkincisi: ‘Ağaç yas iken eğilir.’ deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum. Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar. NurhanÖğretmen,karsısındabüyükbirivarmışgibidinliyordu:

Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım

- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem.

Allah,Cennet’igücükadariyilikedeneveriyor.

Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’egirebilirim.Bundandahakarlıbiryatırımolurmu? Öğretmen’in gözleri dolmuştu. Başını ‘Evet’ anlamında sallarken Ali’yi evine yolladı. Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı paraların masa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı. Hiç bir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını. Oturduğu yerden kalkamadı Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı… Ağladı… Ağladı.


4

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Türk Genç Yazarları Bakü’de Buluştu-2

Azerbaycan

Haritası

Azerbaycan Halkına Yapılan Soykırımlar; Ermenileri kullanarak Ruslar tarafından Azerbaycan halkına karşı yapılan soykırımları: 1)31 Mart 1918 soykırımı- resmi düzeyde Azerbaycan Türklerinin soykırım günü olarak anılır. 2)20 Ocak 1990 Bakü katliamı – Sovyet tankları Bakü’de yüzlerce Azerbaycanlıyı katletmiştir. 3)26 Şubat 1992 Hocalı soykırımı - Bu acımasız ve amansız soykırım, insanlık tarihine en korkunç toplu terör eylemlerinden biri olarak geçmiştir. Hocalı trajedisi, yaklaşık iki yüz yıl boyunca Ermeni şovenmilliyetçileri tarafından Azerbaycanlıya karşı uygulanan etnik temizlik ve soykırım politikasının devamı ve en kanlı sayfasıdır. Soykırım politikasının ve icraatının ağır sonuçları iki milyon kadar Azerbaycanlının kaderini şu veya bu şekilde etkilemiştir. 4)1994 Mayıs’ında zorlukla varılan ateşkese rağmen 17 yıldır 75 kilometrelik Azerbaycan – Ermenistan sınırında sular durulmuyor. Cephe hattı boyunca dağlarda yüzlerce keskin nişancı tutan Ermenistan ateşkese rağmen yüzlerce cana mal olan 1300 defa sınır ihlali yapmıştır. 5)2012 yılının son aylarında cephe hattındaki hareketlilikte artış yaşanmaktadır. Azerbaycan devleti Rusya ve Ermenistan’dan tazminat hakkını istemelidir, bu haklı davasını dünyaya duyurabilmek Dünya’da yaşayan tüm Türklerin hepimizin görevi olmalı. Bu haklı davayı biz buraya Türk Dünyasından gelen yazarlar kalemlerimizle bunu önce insanlarımıza daha sonra da bunu dünyaya duyuracağız. 6)Ermeniler, her türlü yüzsüzlüğü, hileyi ve yalanı ortaya koymaktan çekinmiyorlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde sempozyumlar, paneller düzenliyor, sergiler açıyorlar. Bütün hedef Dünyada Türkleri soykırımcılıkla, işgalcilikle suçlamaktır. Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili düzenlenen bu etkinliklere İngilizlerin HSCB Bankası ve Brıtısh Aırways’ın sponsor olarak destek verdiği de tespit edilmiş. Axa Sigorta Grubu içinde yer alan bu kuruluşların Ermenilere destek vermesi “altımızı oyuyorlar” anlamına gelmiyor mu? Bazı konulara dikkat etmek, bizi içten ve dıştan vurmak isteyenlerin oyununa gelmemek gerekiyor. Bugüne kadar dış baskılar nedeni ile Ermenilere çok büyük tavizler vermek durumunda kaldık, değdi mi? Kendi milli çıkarlarımızı niye ön plana almadık, niye düşünmedik bunları da sorgulayalım. Bunları not edelim ve gereken ne ise halkımıza bunları iyi anlatalım ve halk gerekeni zaten yapacaktır. TOVUZ’a geldik, buradaAyan Palace oteline geçtik, bu hotelin içerisi muhteşem bir görüntüsü vardı, otelin her yeri altın kaplamalı her yerden ışık saçıyordu. Ayan Palace’nin hemen altında Haydar Aliyev parkı ve az ilerisinde Tovuz Olimpiyat Spor Kompleksinin yakın olması da ziyaretçiler için bir ayrıcalıktı. Eşyalarımızı otele koyduk ve hemen yemeğe geçtik. Burada TOVUZ Valisi ile bir toplantı yapıldı bazı tarihi bilgiler verildi ve daha sonra Alibeyli köyüne gitmek için yola çıktık. Bakü’nün dışında ilk durağımızı Tovuz İlçesi oldu. İlçede İcra Başkanı Tevfik Zeynalovla yapılan görüşmede Ermenistan’la kilometrelerce sınırı olan bölgenin coğrafi konumu, altyapısı, kültür nesneleri vb. hakkında detaylı bilgiler verildi, bizi ilgilendiren sorulara cevaplar verildi. Gezi boyunca Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva bizlerle refakat etti. Aynı zamanda Avrasya Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Dr. Ganire Paşayeva’nın eşliğinde önce Ermenistan’la ön cephede bulunan Tavus’un Alibeyli ve Hacallı köylerine gittik. Burada konuklar Ermenistan tarafından Rus silahları ile vurulmuş okul kapısını ve duvarlarını ve evleri gördük. Ermenilerin Rus snayperleri ile yaraladıkları köylülerle görüştük, sohbet etme imkânı bulduk. İnsanlar kendi köylerinde rahat dolaşamıyorlar bu gün dünyada böyle bir tane daha köy var mı? Ben bilmiyorum ve bunu ilk defa duydum ve gördüm, maalesef bunlar bu gün aylar Ekim 2012 yıllarında halen bunlar yaşanıyor olması çok acı çok. Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin 1300 kez ateşkesi bozmuş ve sivil insanları, özellikle kadınları, çocukları, yaşlıları vurmuşlar. İnsanlarımızın kendi avlusunda, bahçesinde, evlerinin önünde, tarlada ve köyün neredeyse her yerinde Rus snayperlerle hedef alması gibi hiçbir kurala sığmayan vahşet eylemleri hakkında bilgiler alırken şaşkınlığımızı gizleyemedik. Tanık olduğumuz manzaralardan sarsıldık, Azerbaycan gerçeklerine bu ana kadar bu kadar olduğunu inanın düşünemedik bile. Maalesef bu yazılanlar hepsi gerçek. Ağdam İlçesi (Quzanlı) bölgesine gelen yazarlar Uluslararası Avrasya Basın Fonu (BAMF) Başkanı Umut Rahimoğlu, Ağdam İcra Başkanı 1. Yardımcısı Zülfü Gasimov ve İcra Başkanı temsilcilerinin katılımıyla Bayrak Meydanı’nı ve Şehitler Anıtı kompleksini ziyaret edildi.

Nereden

Ayrıca burada 8 bin yıllık tarih bulunmuştur ve bu gün tam sonuçlar bekleniyor Japonya’dan. İşte 8 bin yıllık tarih yakında ortaya çıkacaktır. Burada kazılar yapılmış üstleri örtülmüş, buraya açık bir müze yapılacağını da söylediler. Tuzak oyuncağınız oldu mu? Tovuz Alibeyli köyü Azerbaycan - Ermenistan sınırında 75 km’lik bir mesafede. Eski tarihlerde AzerbaycanErmenistan sınırında Ruslar Ermeni askerleri kullanarak Azerbaycan tarafına içine patlayıcı koydukları oyuncakları Tovuz nehrine bırakarak Türk çocuklarının ölmesine neden oluyorlar. Tovuz Bölgesindeki Alibeyli Köyü, keskin nişancıların gölgesinde yaşamaya alışık onlarca köyden bir tanesi. Tovuz savaş yıllarında da en çok Azerbaycan Türkü’nün şehit düştüğü bölge olarak kayıtlarda yer alıyor. Her şeye rağmen bu insanlar burada yaşamalarına devam etmektedirler. Burada bulunan bir nehir, bu nehir Ermenistan’dan Azerbaycan’a akıyor ve Rus uşakları Ermeniler, bunu bile kendileri için ne kadar küstahça kullanıyorlar. Bu nehirce çocuk oyuncakları atıyorlar ve bu oyuncaklar Azerbaycan’a geçtiğinde çocuklar bu oyuncakları alıyorlar ve eve giderken oyuncaklar patlıyor. Bu oyuncakların içine Ermeniler patlayıcılar yerleştirmişler. Evet, yanlış okumadınız oyuncakların içine patlayıcı yerleştirip patlamasını sağlıyorlar… Ermenistan sınırında Ermeni askerler içine patlayıcı koydukları oyuncakları Tovuz nehrine bırakarak Türk çocukların ölmesine neden olanları şiddetle kınıyoruz. Bunu yapanlara insan diyemeyiz, bu insanlık olamaz. Evine Götürdüğü Oyuncak Elinde Patladı Bu köyden 13 yaşındaki Aygün Şahmalıyeva nehirde bulduğu bir oyuncağı evine götürmüş. Bu oyuncakla oynamaya başlar ve bir anda oyuncak patlar. Aygün evine götürdüğü oyuncağın patlaması ve şarapnel yaralanması sonucu hayatını kaybetmiştir. İşte bu gün bu dünyayı yönetenlere oyuncakla çocuklara kıyanlardan hesap sormak için sesleniyoruz ve soruyoruz Türk çocukları gibi sizin çocuklarınızın da tuzak oyuncağı oldu mu diye. Neredesiniz, insan hakları, AGİT, Birleşmiş Milletler, adaletiniz nerede? Yoksa bunlar sizin çocuklarınız değiller, siz ikiyüzlülükle bunu da geçiştirip birilerini kandırdığınızı mı zannediyorsunuz. Dağlık Karabağ’da sınıra yakın Alibeyli Köyü’nde Ermeni askerler sürekli ateş açıyorlarmış. İki ülke arasındaki sınır çatışmaları 1994’teki ateşkese rağmen hala sürüyor. Bu Alibeyli köyünde evler dikkatimizi çekti, çünkü evleri Ermeni sınırına taraf olan yere duvar yapılmış ve tüm ev çatıya kadar kapatılmış. Bu tarafta hiçbir pencere bile yok nedeni de Rus keskin nişancılarından görülmemesi için. Çünkü Ermeni sınırından keskin nişancılar insanları vuruluyormuş. İşte bunu bu gün okuyanlar anlamakta zorluk çekebilirler, fakat maalesef acı gerçekler bunlardan ibaret. Köyde okul bombalanmış yeni bir okul yapılmış onu da eski okulun arkasına yapmışlar ki sınırdan görünmesin çocuklar diye. Düşünebiliyor musunuz? Burada yaşamak çok zor, gerçekten burada yaşayan bu kahraman köylüleri bir kere daha kutluyorum ve önlerinde saygı ile eğiliyorum. Her gün evine silah atılacak ve yaşamaya devam edeceksin bu kolay bir iş değil. Çocuğunu okula gönderiyorsunuz okula silahlar ile atış yapılıyor ve bunu da AGİT ve bir sürü uluslar arası sivil toplum kuruluşları gelip gidiyorlar buralara amma hiçbir çözüm bulunamıyor. Hatta insanların anlattıklarına göre AGİT yetkilileri bu köye maskelerle kurşun geçmez yeleklerle gelip geziyorlarmış bu köyde düşünebiliyor musunuz? Ya bu köyde yaşayanlar, nasıl bir hayat sürdürüyorlar? Küresel güçler Küresel Adaleti uygulamamakta ısrarcı İşte dünyada ikiyüzlü Avrupa, Rusya v.s. bunların hepsi de Ermenistan’da bir asker ölse pireden deve yapıyorlar. Ya bu çocuklar ne yapsınlar, yine sormadan geçemeyeceğim, nerede insan hakları, nerede Birleşmiş Milletler. Maalesef dünyada hak güçlü olanın olmuş, çünkü bu gün küresel güçler KÜRESEL ADALETİ uygulamamakta ısrarcı ve düşünülmüyor bile. Bu da Türkler dünya yönetiminden gittiklerinden beri hep böyle devam etmekteler. İşte bu gün şunu iyi anladık ki, Türk Dünyası artık birleşmeli, çünkü Birleşmiş bir Türk Birliği oluşturulana kadar bu olaylar, bu adaletsizlik devam edecektir. İşte bunun için Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Cumhuriyetleri tekrar bir araya gelerek dünyada söz sahibi olmaları ne kadar gerektiğini tüm dünyada yaşayan Türkler bunu çok iyi görmeleri gerekir. Ancak böyle dünyaya adalet dağıtabilir, dünya ancak o zaman adaletli yönetime kavuşabilir. Türkler Küresel Güç olduklarında Küresel adaleti de gerektiği gibi uygulayacaktır dünya ve insanlık bundan emin olsun... Azerbaycan Türkleri 17 yıl içerisinde bir sivil, ço-

Nereye

G e l d i . . . Bakü Şehitliğinde Bulgaristanlı ŞEHİT

cuk veya ihtiyar öldürmemiştir, ya Ermeniler kaç çocuk ve sivil insan öldürdüklerini saya bilmişler midir? Dünyada küresel güçler bu soruyu hiç sormuşlar mıdır? Burada Azerbaycanlı kardeşlerimiz Ermeniler ile savaşmıyor, burada savaş Rusya ve Fransa’dır, bunların da yarınlarını düşünmeleri gerekir çünkü burada yetişen çocuklar nefretle büyüdüklerini bilmelidirler. Burada yaşayan yaşlılar da evlatlarına vasiyetleri bu şehitlerin kanı yerde kalmamasıdır. Bu gün güçlü olan devletler yarın güçsüz olduğu zamanı ve torunlarını da düşünmeleri gerekmez m.? Müze gezileri - Bu hüzünlü tablodan sonra Tovuz şehrindeki Haydar Aliyev Müzesi ve Azerbaycan’daki ilk Âşık (Ozan) Müzesi olan - Hüseyin Bozalqanlı Müzesi tanışmış, şehrin gece manzarasını, ayrıca Haydar Aliyev Caddesini seyretmişlerdir. Tavuz’dan Ağdam İlçesi’ne giden misafirler Gence’de Nizami ziyaret edildi. Ardından Azerbaycan Milli ince sanat müzesine geçtik. Daha sonra âşıklar müzesine gittik, âşıkların sazlarını ve resimlerini gördük. Ayrıca Haydar Aliev Müzesinde hatıra defterini imzalamak Türk Dünyası Yazarları adına bize Bulgaristan Türkü’ne nasip oldu. Akşam da Âşıkları dinledik, 3 erkek, 1 Bayan ve 1 Bayan piyanoda. Türküleri, besteleri, sözleri ve sazları ile çok anlamlı ve güzel bir geceydi. Türkiye Cumhuriyetinin dünyada çok güçlenmesi gerekir Sıfır noktasındaki köylüler ile beraber gezdiğimiz bir köyün vatandaşlarının son birkaç yıldır evlerinden çıkıp bir iki kilometre ötedeki ata-baba mezarlıklarını ziyaret etmekten korkar hale gelmişler. Azerbaycan resmi makamlarının verdiği rakamlara göre toplam 180 bin nüfusu olan Tovuz Reyonu’nda 40 bine yakın kişi cephe hattında yaşıyor. Devlet, sınırda yaşayan halka mali yardım sağlıyor. Kaba bir hesapla üç kişilik bir aileye verilen para ayda 100 Manat: Devlet sınırda yaşamı destekleyen bir politika izlemeye çalışıyor. Zaten bölge halkının da Türk topraklarını bırakıp gitmeye niyeti yok. Savaşmaya hazırız Azerbaycan Milletvekili Sn. PAŞAYEVA Azerbaycan’ın sorunun diplomasi ve görüşmeler yoluyla çözümünden yana olduğunu söylüyor ve ekliyor, “Ancak barış görüşmeleri bir sonuç vermezse, Azerbaycan devleti kendi toprak bütünlüğünü sağlamak için tüm imkânlarını kullanacaktır olmadı mı bizler artık savaşmaya hazırız” dedi. Peki, Azerbaycan Türkleri gerçekten de savaşmaya hazır mı? Askeri olanaklar düşünüldüğünde sorunun yanıtı “evet”. Hatta sokaktaki vatandaş bile “Beş günde tüm Ermenistan’ı temizleriz” görüşünde. Ancak Rusya’nın Erivan’a verdiği güçlü destek devam ederken savaş ilanı demek bölgede Türkiye’de dâhil birçok aktörü karşı karşıya getirebilecek bir fitili ateşlemek demek. İşte bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’ni dünyada daha çok güçlenmesi gerekir. Bunu da, Türkiye dışındakiler bunu çok iyi bilmekteyiz tabi bunu Ankara’ya da bir anlatabilsek. Bu şehrin %70 işgal altında Orta Garbent Köyü’ndeyiz Köyün içine girdik yürümeye başladık az ileride bir cenaze vardı ve bu cenazeye de katıldık İçeride hepimize çay ikram ettiler, birlikte dua ettik ve başsağlığı diledik. Daha ileride bir taş duvarının önünde bir ev vardı, o evden bir yaşlı anne çıktı elinde torunun resmini tutuyordu. Torunu Fariz evin önünde oynarken bir kurşun Ermeni sınırından çocuğun oyununu oracıkta bitirivermiş ve şehit olmuş 9 yaşında. Bu olayı yazmak ve okumak bile zor; ya bu ateşin düştüğü ailenin hali… Evet, dünya kadınlar gününü kutlar iken Farizin annesi ve babaannesine de bu dünyada insan haklarından bir “hediye” mi acaba? Geçtiğimiz yılın Mart ayında Ermeni snayperinin açtığı ateş sonucunda 2011 yılının 8 Mart dünya kadınlar gününde Ağdam reyonunda yaşayan 9y. Fariz Badalov evinin önünde vurulmuş. 8 Mart saat 17.00 da 2011 de sınırdaki Orta Garbent köyünde 9 yaşındaki Fariz Bedelov, Ermeni keskin nişancı askerlerin 2 km’den açtıkları ateş sonucunda Rus kurşunu ile can vermiş. Ardından bu evin arkasına Ermeni sınırı tarafına 886 metre duvar yapılmış. Sınırdan görülmesin diye, her şeye rağmen bu Ermeniler, yarın Ruslar onları bıraktıklarında ne yapacaklar merak ediyoruz diyor halk. Ateşkes ihlalinin son kurbanları çocuklar olunca Azerbaycan’ın rahatsızlığı öfkeye dönüştü. Dünyada yapılan hiç bir şey karşılıksız kalmaz, ektiğinizi inşallah çok yakında biçersiniz. Bu yaşananları tüm Türk Dünyası hiçbir zaman unutmamalıdır. Düşünebiliyor musunuz evinin önünde oynarken oğlunuz vuruluyor? Bunlara insan denebilir mi bilmiyorum. Halk ise burada evlatlarına şunu söylüyor, Rusları ve Ermenileri hiçbir zaman unutmayınız. Bir atasözümüz der ki, “rüzgâr eken fırtına biçer”, yarın Ermenilerin ve Rusların torunları bu rüzgârları biçmeye hazırlıklı olsunlar. Bir başka atasözümüzde

“Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur” der. Bizim evlatlarımıza vasiyetimiz bu akan kanlar yerde kalmamasıdır. Bu sınır boyunda köylerde yaşam aşağı yukarı hep aynıdır. Ağdam Köyü’nde yaşayan Azer Nariyev 2004 yılında Ermeni askerlerin okula saldırısı sırasında kendini siper ederek 7-8 balayı (çocuğu) kurtarmış ancak omuriliğine saplanan kurşunlar onu sakat bırakmış. Cansu Çamlıbel’e, sınırın sıfır noktasında o günleri anlatan Azer, ömür boyu koltuk değneklerine mahkûm kalmış. Her gün hayatlarının tehlikede olmasına, sıkıntılara ve çektiği acılara rağmen bir gün bile Ağdam’dan taşınmayı düşünmemiş. Tovuz’daki sınır birliğinin Azeri Komutanı, Ermeni keskin nişancıların kullandığı Rus yapımı silahların 2-3 kilometreden vurabildiğini, 1.5 ila 2 kilometreden ateşlendiğinde öldürdüğünü anlatıyor. Komutan anlattı; Tovuz Rayonu’nun Sınır Komutanı, son dönemde neredeyse her gün Ermeni tarafının tacizine maruz kaldıklarını anlatıyor ve bizim bölgede gezmemizden dolayı yaşadığı tedirginliği gizlemiyor. Komutan, komutasındaki Azerbaycan keskin nişancılarının saat başı nöbet değiştirdiği söylüyor. Dağın eteklerinde göze çarpan zırhlı araçlar, acil durumlarda askerlere destek sağlayacak teçhizatla donatılmış. Düşünebiliyor musunuz yaşadığınız evinizin önünde bile vurulabilirsiniz. Ayrıca sınıra bakan pencereden varsa evinde de rahat değilsin demektir. Onun için sınır tarafta bulunan tüm pencereler kapatılmış yeni binalar ise duvarlarla kapatmaktadırlar. Evet değerli okuyucular belki anlamakta zorluk çekiyor olabilirsiniz, amma maalesef gerçekler bunlar. Bizlere köylüler yalvarıyorlar burada sadece gerçekleri ortaya çıkartın yazın ve sizlerden yalan yazmanızı istemiyoruz sadece gerçekleri gördüklerinizi yazın diyorlar. AGİT, İnsan Hakları ve benzeri kuruluşlar nerede Bu duruma rağmen bu kahraman köylüler burada çoluk çocuk yaşamalarına devam ediyorlar ve biz burada ata topraklarını kimseye bırakmayacağız, bunu her kez böyle bilsin diyorlar. Biz Türkler Ermenilerden korktular, kaçtılar dedirtmeyeceğiz. Ayrıca bu köyde ve diğer yakın köylerde de bayramları insanlarımıza zehir ediliyor. Bayramda her zaman o Rus keskin nişancıları iş başında ve rahat bir bayram geçirdiklerini hatırlamıyorlar, asıl bayramlarda silah sesleri yükseliyor ve bayram zehir ediliyor. Bu köyde bir de traktörcü ile görüştük o da traktörü ile çift sürerken bacağından vurulmuş. Biz burada rahat çalışamıyoruz, kendi tarlalarımızda bile silah sesleri dinmiyor, daha çok geceleri çalışıyoruz. Gece ay ışığı varsa yine çalışamıyoruz, çünkü ay ışığından traktör görünüyor. Bunlara rağmen burada 1 - 2 m. boş kalmamıştır, tüm tarlaların işleniyor olması bizleri çok memnun etmiştir. İşte bunları gördükçe burada yaşayan Türk köylülere hayranlığımız bir kez daha da arttı. Kısaca evinin içinde, önünde, sokakta, okulda ve topraklarında bile çalışmak için gözler hep sınırda. Evet, buna da yaşamak diyen AGİT, İnsan Hakları ve benzeri kuruluşlar nerede? Buraya AGİT, BM’den gelenlerin raporlarını görmek isterdim, bu gördüklerinden neleri yazabildiklerini… Görmüyor musunuz, kör müsünüz, yarın sizin de bir evladınız ölmesi mi gerekir. Buraya gelen AGİT ve BM temsilciler kurşungeçirmez yelekler ile köylerde geziyorlar. Evet, buna iki yüzlülük değil de ne denilir… Bu da herhalde bu insanları korkup köylerini bıraksınlar diye yapıyorlar, amma yanılıyorlar hiç kimse buradan gitmeyi düşünmüyor, her şeye rağmen tarlalarını gece de olsa çalışıyorlar. Böyle bir köyde yaşayabilen bu kahraman köylülerin önünde saygıyla eğiliyor ve sabırlar diliyoruz kendilerine. Gülen her zaman gülmez, ağlayan her zaman ağlamaz. Biz Türkler 200 yıldır ağlıyoruz, artık gülmek bizim de hakkımız… Azerbaycan - Ermenistan cephe hattında 2012 yılın 10 ayında 15 Azerbaycan askerinin şehit olduğunu belirtiyorlar, ayrıca 18 askerin de yaralandığını belirtiler. Son 10 aylık süre içerisinde Ermeniler Rusya’nın destekleri ile yaklaşık 1.300 dolayında ateşkes ihlali yaptığını söylediler. İşte ikiyüzlü insan hakları yine yok? Günün ikinci yarısı konuklar Terter İlçesi’nin düşmanla temas hattının yakınındaki Kapanl köyünde bulunmuşlar. Onlara eşlik eden Tartar İcra Başkanı yardımcısı Ramiz Şabanov işgalci Ermenistan ordusunun bu köye devamlı ateş altında tuttuğunu, ateş hattına yakın köylerde sivil halkın yaşadığı sorunlardan konuştu. Geçtiğimiz ay, Kurban Bayramı günü mayına basarak ölen 25 yaşındaki Elmaddin Guliyev’in ailesini ziyaret ettik. İki küçük torunu öksüz kalmış, dedesi her şeye rağmen bu iki oğlunun bunların kanını yerde bırakmayacağını, bunları sadece bunun için yetiştireceğini söylüyordu. Devamı - 6’da


Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Dr.Şemsettin KUZECİ Azerbaycana “Gittim Gördüm ve Yazdım

5-11 Kasım 2012 tarihleri arasında tekrar Azerbaycan yollarına düştüm. İlk kez 2000 yılındaydı 10. Türk Dünyası gençlik Günleri ve Kurultayına katılarak gitmiştim. Azerbaycan sevgim. Bundan çok evvellere dayanır. Ortaokul birinci sınıftayken Sovyet Radyo Evininden Sinan Sait’in sesiyle Arapça bölümünü dinlerken başlamıştır. İlk mektubu yazıp Bakü’ye gönderdiğim yıl aldığım cevapta Samed Vurgunşiir kitabı ve Azerbaycan’ı tanıtan birkaç kartposkart gelmişti bana. O zamanlar dünyalarbana sanki. Çok çok sevinmiştim. Git zaman gel zaman Yurt gazetesinde yazdığım şiir ve yazılarım Azerbaycan edebiyatçılar tarafından okunduğunu ve bizleri de artık orada tanıdıklarını duydum. Bağdat’a gelen Azerbaycan heyetleri ile korkarak tanışıp gizlice görüşmeye başladım. İlk tanışmam 1989 yılında idi. Bağdat’a Makamşinaz Hacı Baba, Neriman Veli, Kasım Kasımzade, Aybeniz Haşimova ve diğerleri gelmişti. Ben Musul Üniversitesinden yeni mezun olmuştum. Beni ve diğer edebiyatçı arkadaşlarımla rahmetli Abdüllatif Benderoğlu Bağdat’a çağırmıştı. Orda ilk defa Sinan Sait ile tanıştım. Ona Azerbaycan Radyosu Arapça bölümünü gönderdiğim mektuplardan bahsettim. Ve kendisiyle tanıştım. Azerbaycan dostlarımızla hasret giderdik. O gece Hacı Baba’nın Fuzuli’nin sözleriyle okuduğu makamlar ve “qarabağlı” usulleri bizi mest etmişti. Ayrıca, özü ve sesi güzel olan bir genç bayan ses sanatçısı okuduğu maniler o kadar güzel idi ki, tüm dinleyicilere duygusal anlar yaşattı ve hepimizi çok uzaklara götürdü. Öğrendim ki bu sanatçının adı Aybeniz’dir. Aman Allah’ım ne güzel isimdir dedi. Adı da özü kimi güzel bir sanatçı… Ben isem yeni nişanlı bir genç şair olarak içimden gelen oydu ki, ilk kızımın adını bu sanatçının adına koyacağım. Gün gitti, gün geldi kızım oldu. Ben tüm şairlerin aksine, hani derler ya “şairler söylerler ama yapmazlar” ben tam tersine yaptım bile. Allah ban bir kız nasip etti. Ben de adını Aybeniz koydum. Ama Azerbaycanlı Aybeniz’i bir daha görmedim. O’nun adını canımdan bir parça olduğu için sanki o her an karşımda yaşıyormuş gibi idi. Burada ilk Azerbaycan ateşi, sevgisi kalbime girmişti. Geldik, Gördük, Ya z d ı k Bu kısa girişten sonra bugün Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği’nin düzenlemiş olduğu “ geldik, gördük, yazdık” projesi çerçevesinde bir daha Azerbaycan’a geldiğimde, Azerbaycan’ı bap başka bir şekilde gördüm. Her bakımdan Azerbaycan gelişiyor. Medeniyet ve sosyal yönden gittikçe dünyaya ayak uydurmaktadır. Hele hele kongreler konusunda güzel Baki şehrine yeni bir unvan vermek yerinde olur o da “Kongreler şehri Bakü” olup ta dünyanın her yerinden Baki’de kongreler düzenleniyor. Baki’nin muhteşem güzelliğine, medeniyetine ve inkişafı ortaya çıkıyor. Baki’nin güzelliklerinin yanında yeni yapılmakta olan Köprüler, alt ve üst geçitler Bakinin güzelliğine güzellik katacaktır elbette… Bir de yeni dikilen binalar ve yapılan muhteşem oteller, turizm konusunda da bir cazibe noktası olmaya ilgi çekiyor… Gençlerin medeniyet soyunmaları, ilgi ve alakaların çoğalması şüphesiz ki, bu ülkeye ciddi bir şeklide başka bir ivme kazandırır. Bir toplumun geleceği gençlerine bağlıdır. Azerbaycan Devlet Başkanı genç olması hasebiyle de gençlerin daha ilgi gördüğünü öğrendik. Gençler Fondu ve Azerbaycan Azerbaycan Gençlik Bakanlığı ile Gençlik Fondu bu yıl yurtiçi ve yurt dışı STK’lere yardım ve teşvik ve destek olması globalleşmenin önemli ve büyük adımdır. Bugün bu yardımı alan kuruluşlar her yerden gençleri ve aydınları Azerbaycan’da topluyor, Azerbaycan halkı ile tanış ediyor. Azerbaycan gerçeklerini onlara tanıtarak, geleceğe yönelik varlıkları yolunda emin adımlar atmaktadırlar. Bu teşvikin sürdürülmesi ve daha yararlı işler, yeni projeler, Türk dünyası ile iç içe olma yolunda elbette Türk Birliğine doğru gidilecektir… Dağlık Qarabağ Gerçeği DGTYB’nin “geldik, gördük, yazdıq” projesine “Qarabağ Gerçeği” tüm çıplaklıklarıyla ele alınıp masaya yatırıldı. Onun yanında Tovus, Qebele, Quba’daki soykırımlar Ermeni vahşetini gözler önüne seriyor. Hele hele Hocalı Katliamı, tarihin en kara lekesi olarak nitelendirilmiştir. 13 Ülkeden 18 gazeteci-yazar ve aydının “geldik, gördük, yazdıq” projesine katılması ve Azerbaycan’da Qarabağ, Quba ve Hocalı katliamlar ve soykırımları kendi gözleriyle görmeleri bu projenin ne kadar önemli olduğu bir gerçektir. Bugün dünya’da enformasyon ve İletişim için batılı ülkeler devlet bütçelerine milyarlarla dolar harcamaktadır. Türk dünyasının kalbi sayılan can Azerbaycan devleti destek verdiği bu projelerle gösteriri ki, dünya devletleri arasında yarışmaktadır. Genç nesli ve genç kadrosu genç milletvekilleri bu yolda daha da geni perspektiften bakarak çaba harcamalarına eminiz. Bu uğurda önce Azerbaycan devletine ve DGTYB’nin genel başkanı Ekber Qoşalı kardeşim, değerli ekibine, ona destek olan ve onu yalnız bırakmayan başta genç ve aktif olan Bayan Milletvekili Qanire Paşayeva’ya Türk dünyası gazetecileri ve aydınları adına teşekkür ederiz. Bundan sonra da bu gibi çalışmalara başarılı olacaklarına inanıyorum

5

Bakıda Gənclər Evi layihəsinin təqdimatı və Dün- İsmail ERDEM ya Türk Gənclər Birliyinin ofisinin açılışı keçirilib İlk Türk İslam Düşünceler

Nazir A.Rəhimov jurnalistlərə açıqlamasında layihənin əhəmiyyətindən danışaraq bildirib ki, bu ev gənclər üçün həqiqətən də yararlı olacaq: «Layihə çərçivəsində gənclərimiz üçün müxtəlif kurslar təşkil olunacaq ki, bu da gənclərin daha çox maariflənməsinə kömək edəcək. Bu kurslarda iştirak üçün heç bir təşkilatın üzvü olmağa ehtiyac yoxdur. Bu kurslarda iştirak tam sərbəstdir. Hər bir gənc iki il müddətində bura müraciət edə biləcək». Nazir qeyd edib ki, hazırda Azərbaycanda 11 Gənclər Evi fəaliyyət göstərir və 10-u tikilir. Layihə çərçivəsində Azərbaycanda yaşayan, yaşı 15-dən 35-ə qədər olan gənclər mədəni, siyasi, bədii, idman və gənclik sahələrində fərdi inkişaflarına yardım alacaq, ölkələrinə faydalı fərd olmaları istiqamətində tədbirlərdə iştirak edəcək, müxtəlif düşüncəli insanlardan təcrübə qazanacaqlar. Mədəniyyət, İncəsənət və Elm Evi proqramı həyata keçirilməklə gənclərin sosiallaşması üçün ömür boyu müxtəlif öyrənmə metodlarının yer aldığı fərqli təhsil proqramları tətbiq ediləcək və ictimai yenilənməyə söykənən inkişaf mərhələlərindən gənclər maksimum faydalanacaqlar. Layihənin iki mərhələdə həyata keçirilməsi planlaşdırılır. Belə ki, I mərhələdəGənclikvəMədəniyyətevlərinin yaradılması və ictimaiyyətə tanıdılması,

Devleti Kim?

II mərhələdə Gənclik və Mədəniyyət evlərinin gücləndirilməsi, gənclərin iştirakının təmin edilməsi nəzərdə tutulur. Layihə ilk növbədə Bakı şəhərində reallaşacaq. Daha sonra gənc əhalinin aktivlik faizi qiymətləndirilərək digər şəhər və rayonlarda da həyata keçiriləcək. Layihə birinci mərhələsində gənclərin ən çox ehtiyac duyduqları – liderlik, Vəsaityaratma (Fundraising), marketinq, media, ingilis dili, kompüter kursları təşkil olunacaq. İkinci mərhələdə isə daha da çox sahə üzrə təlimlərin keçirilməsi nəzərdə tutulub. Layihənin müddəti 2 ildir, lakin müsbət nəticələr əldə edildiyi təqdirdə daimi xarakterli ola bilər. İki il ərzində layihədən 15 min gəncin faydalanacağı nəzərdə tutulub. Layihənin sonunda Azərbaycanın bütün sahələrinə yüksək peşəkar kadrların qazandırılması əldə olunacaq ən böyük fayda olaraq görülməkdədir.

Uluslararası Türkçenin Batılı Elçileri Sempozyumu Gerçekleştirildi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniver-

sitesi Edebiyat Fakültesinin Türk Dil Kurumu desteğiyle hazırladığı “Uluslararası Türkçenin Batılı Elçileri Sempozyumu” 5-6 Kasım tarihlerinde üniversitenin Topkapı ve Haliç yerleşkelerinde gerçekleştirildi. Açılış konuşmaları, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Fatih Andı, Rektör Prof. Dr. Musa Duman, Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir ve Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin tarafından yapılan sempozyuma 25 bilim adamı Türkçenin çeşitli sorunlarını ele alan bildirileri ile katıldı. Birçok bilimsel konunun yanı sıra Türkçenin çeşitli lehçeleri üzerine sözlük ve gramer eserleri ile dil incelemeleri yapmış olan Georgieuz, Megiser, Meninski, Pallas, Büttner, Redhouse, Kantemiroğlu, Meszaros, Benzing, Eckmann, Johanson,

Jirmunski ve Rona-Tas gibi Batılı bilim adamlarının eserleri birçok yönden inceleyip tartıştıldı. Bernt Brendemoen, Ekrem Causevic, Eva Csaki, Eva CsatoJohanson, Kemal Eraslan, Mertol Tulum gibi önemli Türkologların da bildiri sunduğu ve katkılarda bulunduğu sempozyum, yoğun bir ilgi ile izlendi.

Yunus Emre Enstitüsü, Bükreş ve Köstence Türk Kültür Merkezlerini Hizmete Açtı Türkiye’yi, Türk dilini, kültürünü, rini söyleyen Günay; bu merkezlerin yal-

sanatını ve tarihini tanıtmak ve yaygınlaştırmak amacıyla faaliyetlerde bulunan Yunus Emre Enstitüsü on yedinci Kültür Merkezini Bükreş’te, on sekizincisini Köstence’de açtı. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay’ın teşrifleriyle açılan Köstence Yunus Emre Türk Kültür Merkezi, Türkçe öğrenmek isteyenlere yönelik dil kursları düzenlemenin yanı sıra, çeşitli uluslararası sanatsal, kültürel ve bilimsel faaliyetlere de ev sahipliği yapacak. Bükreş Yunus Emre Türk Kültür Merkezinin açılışını Sayın Ertuğrul Günay ve Romanya Kültür Bakanı Sayın Kelemen Hunor’un yanı sıra Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan ve Türkiye’nin Romanya Büyükelçisi Ömür Şölendil yaptı. Köstence Yunus Emre Türk Kültür Merkezinin açılışında ise ayrıca Köstence Valisi Claudiu-lorya Palaz yer aldı. Köstence ve Bükreş’te açılan yeni merkezlerle sayısı on sekizi bulan bu merkezlerin, 2012 yılının sonuna kadar yirmi beşi bulmasını hedefledikle-

nızca dil eğitim merkezleri olmadığını, bunun yanı sıra geleneksel sanatlarımızı ve Türkiye’nin çağdaş gelişmelerini anlatacak gerçek bir “Kültür ve Sanat” merkezi olacağını belirtti. Bakan Günay, Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinin Türkiye’nin tarihinin, güncel gelişmelerinin ve geleceğe bakan çağdaş yüzünün

Öteden beri ilk Türk İslam Devletinin Karahan Devleti olduğu görüşü yaygındır. Son yıllarda ilk Türk İslam Devletinin İdil (İtil)- Sibirya’da kurulan Bulgar Devletinin olduğu görüşü ortaya çıktı. İlk Türk İslam Devletinin Bulgar Devleti ikincisinin Karahanlılar Devleti olduğuna kesin olarak belgelendi. Rusya Federasyonu Müslümanlarının Şeyhülislamı Taceddinov Talga’nın bu konuda belgelere dayalı açıklaması şöyledir: “Bulgarlar ilk Müslüman Türk Devletini kurdular diye biliriz biz. Bu doğrudur. Hicrî 9. yılda Hazreti Muhammed (Sallallahü aleyhi ve sellem)in Medine’den Sibirya Bulgar Türklerine gönderdiği 3 sahabe bize İslamı öğretmiş. Abdurrahman bin Zübeyr, Zübeyr bin Ca’deh ile Talha bin Osman (Radıyallahü anhüm ecmain) Hicrî 10. yılda vardıkları bu coğrafyada İslâm Dinîni 33 tabiînle birlikte anlatmışlar. Hicrî 310 / 922 Mîlâdî yılında ise Bağdat’ta Halîfe El Muktedir’in elçisi olan İbni Fadlan’ın heyeti Bulgar İlteberi Almuş Han’la târihi bir buluşma gerçekleştirmişti. Almuş Han bu görüşmeden sonra hidayete ermiş ve milletiyle birlikte kabul ettiği İslâm Dinîni Bulgar’da resmî din olarak ilan etmişti. Atalarımız Bulgarlar, İslâm Dinînin Avrupa’nın kuzey doğusunda ve Sibirya’da yayılmasında büyük rol oynamışlardır. Yani biz Hazreti Peygamber döneminde Müslüman olduk. İlk Müslüman Türk Devletinin torunları olmaktan da onur duyuyoruz. Elbette. Bu tarihî vakıanın 1100. yılı Moskova, Ufa ve Bulgar Şehrinde ilk dinî amaçlı topluca ziyâretle 25.08.1989 yılında Sovyetler Birliği’nde kutlanmıştı. Kutlama törenlerine yirmiden fazla ülkeden; Afganistan, Avustralya, Cezayir, Bangladeş, Bulgaristan, Japonya, Pakistan, Yemen, Kuveyt, Türkiye, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Lübnan ve İran’dan gelen birçok misafir katılmıştı. O tarihten itibaren her yıl Haziran ayının ikinci haftasında Bulgar şehrindeki ayakta kalmış en kadim İslâm mabedinde okunan ezan, kılınan topluca namaz ve yapılan tövbe ile bu mutlu gün anılmaktadır. Bugün Rusya Müslümanlarının dinî ve mahallî bir bayram günü olarak kutlanılmaktadır. Çeşitli hayır-hasenat hizmetlerinde bulunuyoruz. Maddi yardım, hastanelere ilaç yardımı, Çocuk yuvalarına, Huzurevlerine ve Okullara eşya yardımları yapıyoruz. Dinî ve resmî bayramlarda ziyaretler ve kutlamalar yapıyoruz. Ayrıca Rusya Müslümanları olarak Mekke-i Mükerreme’ye Hacc ziyaretlerimizi de yapıyoruz. Bu faaliyetlerin en zirve noktası ise her sene Rusya Müslümanlarının bir araya gelerek ecdadımızın başkenti olan Tataristan’daki Büyük Bulgar şehrinde yapılmakta olan topluca namaz ve duadır.

Düşüncelere Tercüman

Aklınızdan bir şey geçirdiğinizde bir başkasının bunu duymasını sağlama fikri, inanılmaz gelebilir. Ancak ABD’de bir grup bilim insanı beyindeki elektrik dalgalarına dayanarak bu ‘iç sesi’ yeniden oluşturmayı başardı. Bu yöntem ileride komada olan ya da iletişim kuramayan hastalarla iletişim kurulmasını sağlayabilir. Beyindeki elektrik iletişimine dayanarak düşünceleri deşifre edebilme konusunda son yıllarda pek çok araştırma yapıldı. Geçen yıl yapılan bir çalışmada beyinlerine elektrotlar bağlanan katılımcıların sesli harfleri düşünerek imleci üzerine getirebildiği görüldü. Bu verilerden hareket eden California Üniversitesi’nden Brian Pasley ve ekibi de “uyaranın yeniden canlandırılması” yönteminde bir adım daha ileri gitti. Public Library of Sciences Biology dergisinde yayınlanan araştırma için bireylerin konuşmaları dinlerken beyninde oluşan sinyaller kaydedildi. Ekip beynin yan tarafında, kulak hizasında bulunan superyor temporal gyrus (STG) denilen bir bölümüne odaklandı. Bu bölge, hem duyma becerisi ile, hem yüzdeki ifadeleri yorumlama becerisi ile, hem de dil ile ilgili faaliyetlerle bağlantılı. Ekip, epilepsi ya da tümör için ameliyata alınan 15 hastanın beyin dalgalarını inceledi. Varolan teknikler beyin sinyallerini kafatasının dışından incelemeye yetmiyor. Doğrudan beyinlerine elektrotlar yerleştirilen hastalara ameliyat sırasında çeşitli kişilerin kaydettiği belirli sözcük ve cümleler dinletildi. Sonra bir bilgisayar sistemi yardımıyla farklı frekanslardaki sözcüklerin dinlenmesi sırasında STG bölgesinde oluşan sinyaller incelendi. Ortaya çıkarılan model doğrultusunda, hastalardan belirli sözcükleri düşünmeleri istendi. Ekip, beyin dalgalarına bakarak bu sözcüğün hangisi olduğunu tespit etti. Hatta bu sözcüklerin bazıları söylendiği şekilde yeniden canlandırılabildi. Birebir olmasa da, sözcük boğuk ve ekolu bir şekilde duyulabiliyor. Uzmanlar yine de düşüncelerin sese dönüşmesini sağlayacak protezler geliştirebilecek noktaya gelebilmek için daha pek çok çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor. Bu gibi bir cihaz geliştirilmesi, derdini anlatamayacak durumdaki pek çok hastanın hayatını değiştirecek nitelikte bir gelişme olacak.


6 (DTGB) Yönetim Kurulu ve Başkanlık Heyeti 1.Ekrem Abdullayev, Genel Başkan,

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Türk Genç Yazarları Bakü’de Buluştu-3

2.Dr. Şemsettin Küzeci, Başkan Yrd. 3.Ekber Qoşalı, Genel Başkan Yrd. 4.Prof. Dr. Dossay Kençetay, Kazakistan 5.Elşat Abdullayev, Genel Koordinatör, 6.Rafet Ulutürk, İstanbul Koordinatörü 7.Utku Eke, Ortadoğu Koordinatörü,

Devam -Çatışmaların çoğu Ağdam, Füzuli, Goranboy ve Terter bölgelerinde meydana gelmiş. Kapanlı köyünde halk tarlalarını çalışamıyorlar, bir traktörcü konuşuyor; Ben akşamları çalışıyorum traktörüm ile çünkü gündüzleri silah atılıyorlar Ermeni sınırından. Hatta bazı geceleri ay ışı oldu günlerde de çalışamıyoruz. Bizler böyle kendi tarlalarımızda hatta köyde bile rahat dolaşamıyoruz. Kurban bayramında kurban kesmeye giderken yolda mayına basarak şehit olur arkasında iki öksüz çocuk kalır. Evet bu sınır boylarında insanların problemleri her yerde olduğu gibi hep aynı Rus snayperleriydi. Burada da köy halkı her yerde olduğu gibi bıktık artık bu silahlardan, dışarıdan yabancılar gelip gelip gidiyorlar amma hiçbir çözüm yok. Burada bu köyde mayınlara basanlar da çok. Yabancılar geliyorlar sözde araştırmalar yapıyorlar AGİT ve benzeri kuruluşlar ikiyüzlülüğünüz ortaya çıkmadı mı, sizlerde hiç mi vicdan yok, buraya gelenlerin raporlarını merak etmiyor değilim, amma bir sonuç yok… Burası Azerbaycan-Ermenistan sınırının en kuzeyindeki noktalardan biri olan Allahaemanet Köyü mevkii, son dönemde hareketliliğin en çok görüldüğü noktalardan. Sıfır noktasını simgeleyen demir bariyerler, Azerbaycan Terkleri’nin serbestçe gidebildiği son nokta. Buraya Tüm Türk Dünyasından gelen arkadaşlar hep birlikte sınıra kadar gittik. Bu sınıra yakın Azerbaycan Türklerine ait bir de mezarlık varmış 200 metre uzaklıkta. Bu mezarlığa giderken bile insanlar vuruluyor, evet insanlar dedelerinin mezarlarını ziyaret edemiyorlar. Bu da insan haklarından sayılıyor amma kime? Bir eve gidiyoruz evin camı yok aylardan ekim yıl 2012; evet, camları yok. Silahlarla kırılmış, bıktık artık diyor bir yaşlı nine yeter yeter artık diye bağırıyordu. Eve girdik evin duvarlarında içeride kurşunların izleri net görünmektedir, evet evin içinde dışındaki duvardan daha çok kurşun yaraları var. Ev iki kat 3 oda var katta amma onlar hepsi 5 kişi arka tarafta bulunan bir odaya yerleşmişler ve o odadan çıkamıyorlar. Bunlara rağmen ben evimi bırakmam diyor, camları onlar kıracak ben takacağım diyor ve ekliyor, Ruslar Ermenistan’ı bıraktığında ne yapacaklar merak ediyor ve o günü sabırla bekliyorum diyor. Evet, bizim çocuklarımız bu Rus keskin nişancıları unutmayacaklardır bundan emin olabilirsiniz. Bu gün bu Rus keskin nişancıları, Ruslar bu tohumları bizim köyümüze serpiyorlar ya yarın… Gence’de Nizami türbesini ziyaret Türk Dünyasının en büyük şairlerinden biri olan Nizami, 1141’de Gence’de doğdu. Asıl adı Cemaleddin EbuMuhammedİlyasbinYusuf’tur.DünyadaFarsşairi olarak tanıtılan Nizami kendi eserlerinde özellikle memleketi Gence’ye olan sevgisini dile getirmiştir. İlk kez Leylâ ile Mecnun’u, mesnevi şeklinde yazanlardandır. Hayatın anlamını insana ve insanlığa saygıda gören mütefekkir şair Nizami, eserlerinde Türkçe’deki deyim ve atasözlerini bol miktarda kullandı. Avrupalı araştırmacılar 17’inciyüzyıldan itibaren Nizami’nin eserleriyle ilgilenmeye başladılar, önce Fransız d’Erbelo, ardından Hammer Purgştal, Nizami hakkında bilgi veren yazılar yazdı. Rusça’ya da eserleri tercüme edilen Nizami’yi Türk Dünyası, Mehmet Emin Resulzade’nin ‘Azerbaycan Şairi Nizami’ (Ankara-1951) adlı eseriyle tanıdı. Son durak GUBA şehri Türk Devletleri ve topluluklarından yazarlar Azerbaycan’ın Guba kentinde Azerbaycan’ın Guba Şehrine Bağlı Eğri köyünde Kafkas İslâm Ordusu’nun 1918 yılında şehit olan 2 Türk Askerinin anısına yaptırılan Şehitlik bulunduğunu öğrendik. Bu şehitlerin isimlerinin Hacı Sefer ve Hacı Ali olduğunu ve memleketlerinin belirtilmediği söylendi. Azerbaycan’da 1130 Türk Askerinin Şehit olduğunu bildirilmiştir. Şehitlerin anılarını yaşatmak istediklerini söylediler. Türkler ve Yahudilere Soykırım Bu gün de Guba toplu mezarlığı ziyaret ettik. Ayrıca burada yeni bulunan bir toplu mezarlı olduğunu bu-

raya da SOYKIRIM MEZARLIĞI diyorlar. DTGYB Başkanı Ekber Goşalı ve Guba Gençlik-Spor İdaresi Müdürü Mustafa Nöhbalayev toplu soykırım mezarlık hakkında, genellikle 1918 yılında Ermenilerin kendi destekçilerinin yardımı ile yaptıkları soykırımlar hakkında konuk yazarları bilgilendirmişler. Mustafa Nöhbalayev iki ülke kardeşliğinin 1918’den daha öncelere dayandığını belirterek uluslararası arenada gururla Türkiye ile kardeş olduklarını ifade ettiklerini söyledi. Ağayev “Biz dünyada tek değiliz. Bizim dünyada Türkiye gibi bir kardeşimiz var’’ dedi. Türk Devletleri ve topluluklarından yazarlar 10 Kasım’da Azerbaycan’ın Guba kentindeki Soykırım Mezralığını ziyaret ettik. Buraya geldiğimizde gözlerimize inanamadık, 600 kişinin kafatasları çocuk, kadın hepsi var. İlginç olanı burada soykırıma uğrayanların Azerbaycan Türk’ü ve Yahudilerin bir arada olmalarıdır. Bunların kafataslarında çiviler var bazılarında, bazılarının başları parçalanmış ve her türlü işkence yapıldığı ortada. Buradan numuneler alınmış ve şu anda Japonya da halen araştırılıyormuş, ileride net olarak çıkacak bunların ölüm nedenleri ve kimler oldukları. Azerbaycan Doğalgazı Avrupaya Ulaşacak Ayrıca şu işbirliği de çok önemli; Türkiye ve Azerbaycan tarafından işletilecek olan TANAP, Azeri doğalgazının Avrupa’ya ulaştırılmasında Türkiye’nin önemli bir istasyona ev sahipliği yapması ile gerçekleşecek. Yabancı enerji devlerinin büyük ilgi gösterdiği bu projeye İngiliz BP, Fransa Gaz de France, Almanya RWE, Avusturya OMV ile Norveç, Bulgaristan ve Macaristan’ın enerji şirketleri ortak olmak için çaba gösteriyor. Yapılan anlaşmaya göre projede Azerbaycan’ın payı % 80, Türkiye’nin payı % 20 olacak. Ortaklık başvuruları iki ülke tarafından değerlendirilip hayata geçirilebilecek. Eğer, diğer ortaklara pay verilecekse bunun Azerbaycan’ın % 80’lik payından olacağı da yapılan anlaşmada yer alıyor. Azerbaycan gazının Türkiye ve Avrupa’ya taşınması hiç kuşkusuz küresel güçlerin kontrolündeki kartellerin engellerine takılmıştı. Ancak, iki ülke arasındaki sıkı işbirliği, bunun kırılması ile sonuçlandı. Projenin hâkimlerinin Türk olması, Azerbaycan ve Türkiye petrol şirketlerinin bu işi üstlenmesi, enerji alanında atılan devrim gibi bir adım olarak görülmelidir. Buraları ziyaret eden genç yazarlar, burada gördüklerini kendi bölgelerinde ve kendilerinden sonra gelecek nesillere gerçekleri bırakacaklarının bilincindeydiler. Artık tarihten bahsederken, tozlu sayfalarda saklanan altın harflerden değil, bu harflerin oluşturduğu kelimelerden de değil, o kelimeleri fikirleştiren yepyeni bir tarihten söz etmeliyiz. Büyük ve genç potansiyeline sahip olan Türk Dünyası bizlere ayrı bir dinamik katacak ve birçok olayı daha bilinçli bir şekilde idrak etmemizde yardımcı olacaktır. Türk Dünyası Gençleri dünyanın dört bir yanından iman, bilgi, dürüstlük, cesaret ve ülkü getirip burada gerçeklerle harmanladılar bunları. Getirmiş oldukları bilgileri gerçeklerin süzgecinden geçirip, burada doğruları buldular. Sırtlarında geleceğin yükünü taşıyor muşçasına sorumlu davrandılar. Gördükleri her şeyi sorguladılar, öğrenmeye gayret ettiler ve böylece net olarak her şeyi gözleri ile gördüler, elleri ile dokundular buradan ötesi eline kalemleri alıp gördüklerini yazmak olacaktır. Türk yazarları şunu çok iyi bilmekteler ki, HAYAT NEYİ NİYE YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNEBİLECEĞİMİZ KADAR UZUN. AMA DÜŞÜNMEDENYAPTIKLARIMIZITELAFİEDEBİLECEĞİMİZ KADAR UZUN OLMAYABİLİR. Türk Dünyası’nın her yerinden gelen genç Yazarlar bu yaşananları yerinde görme imkânı buldular ve bu yönde bıkmadan, yorulmadan gecelerini gündüzlerine kattılar. Gördükleri her şeyi not ettiler ve insanlarına her bilgiyi ulaştırmaları için buraya gelen herkes çok büyük gayret gösterdiler. Burada gerçekten büyük işler yapıldığını herkes bilmelidir. Tarihten de bilindiği gibi Türk Milleti büyük işleri tarihten bu yana hep yapmıştır ve bizlerde bunu devam ettireceğiz. Yalnız zaman mekân ve metot değişebilir, dün Çanakkale’de top tüfek ve süngüyle yapılanlar bu gün burada eğitim, bilgi ve kalemle yapılıyor. Yarında neyi nasıl gerektirirse onu öyle yapacaktır. KİM NE DERSE DESİN, BÜTÜN DÜNYA BUNUN KARAKTER MESELESİ OLDUĞUNU ER YA DA GEÇ ANLAYACAKTIR. Buraya gelen yazarlar, gelecekteTürk Dünyası’na çok dahaönemlikatkılardabulanacaklarınıinancımıztamdır. Son olarak “İşgal altındaki Dağlık Karabağ sadece Azerbaycan’ın değil, tüm Türk Dünyasının sorunudur” Bu sorunun çözümü için bizler el ele, omuz omuza olmalı; bu uğurda Türk Dünyası olarak birbirimize kenetlenmeliyiz. Bu “Geldik, gördük, yazdık” konulu etkinliğin hazırlanmasında hedefine ulaş-

ması için tüm Türk Dünyasını dolaşmalarını diliyor, bu etkinliğe emeği geçenleri de yürekten kutluyoruz. Burada gördüklerini not ederek yarın bölgelerine gittiğinde onları daha detaylı yazacaklarının sözünü verdiler ve böylece bu araştırmalarının da sonuna gelindi. Ayaklarımızı geçmişin üzerine koyup, kollarımızı geleceğe doğru uzattık Görüyoruz ki yirmi yıl önce konuşulması, hatta düşünülmesi bile zor olan şeylerin bugün bütün açıklığı ile gerçekleştirdi. Burada Türk yazarları çok güzel sonuçlar çıkardılar. TÜRK DÜNYASI GENÇLERİ GELECEKLERİNİ TAYİN EDİLMESİNİ BEKLEMİYORLAR GELECEĞE YÖN VERME YARIŞINA GİRİYORLAR. Evet, akıl ve gönül kesiştiğinde hakikat meydana çıkar. Bu noktadan bir birimizin çevresinde ellerimizi sallayarak vedalaşıyor ve memleketlerimize, geriye dönüyoruz. Bu gün sınırların kalkmasından bahsedenler çoktur, fakat bizler Türk Yazarları bu işi aramızda kalplerdeki sınırları kaldırdık işte bizimde amacımız kalplere, gönüllere girmektir. Azerbaycan’da misafirliğimiz sona erdi, şahsen yıllarca okuyup sahip olamayacağım şeyleri burada gördüm öğrendim. Ayaklarımızı geçmişin üzerine koyup, kollarımızı geleceğe doğru uzattık. Bu toplantını düzenlenmesinde emeği geçen Sayın Ekber GOŞALI kardeşimize, özellikle bizlere imkân sunan Azerbaycan’ın Kahraman Milletvekili Ganira PAŞAEVA’ya ve emeği geçen herkese bir kere daha teşekkür eder ve bizlere bu fırsatı tanıdıklarından dolayı kendilerini hiçbir zaman unutmayacağımızı ve her zaman gönlümüzde olacaklarını bilmelerini istiyoruz. Azerbaycan’da İlgar kardeşimiz bizleri hava alanına kadar yine kendi arabası ile götürdü. Azerbaycan Milletvekili Ganira PAŞAEVA ve kardeşimiz Ekber GOŞALI ile birlikte bize ayrılırken şunu söylediler “KARDEŞLERİM EKSİK KALANLAR İÇİN ÖZÜR DİLERİZ, FAZLASI İÇİN TEŞEKKÜR İSTEMEYİZ” Bizlerde özür dilemek bize düşer, siz Türklüğü Türk yapan değerlerden biri olan Misafirperverliği bizden esirgemeyerek bu güzel topraklarda yaşamayı hak ettiğinizi ispatladınız. Her gün kurşunların altında bile yaşayabilen Kahraman Azerbaycan halkını kutluyor ve TÜM AZERBAYCANLI KARDEŞLERİMİZ SAĞ OLUN VE SONSUZA DEK VAR OLSUNLAR. Tanrı Azerbaycan Halkını korusun ve yüceltsin. Silahımız olan kalemlerimizi Dağlık Karabağ için seferber ediyoruz Dağlık Karabağ probleminin dünyaya doğru bir şekilde anlatılması için silahımız olan kalemlerimizi tümünü seferber etmeye hazırız. Buradan Azerbaycan “Turist” gibi gelip gidenlere (AGİT, BM vs.) sesleniyoruz: Lütfen Azerbaycan’ı gezerken sadece bakmayın, gerçeği görün ve “insan” olarak kendinizi orada yaşayanların yerine koyarak düşünün. Her gün tarlanıza giderken, sokakta yürürken, hatta evinizde çocuğunuza taciz ateşi açıldığını hayal edin. İnsan kalabilmiş isek bunun hayalinin bile ne kadar ıstırap verici olduğunu çok rahat anlayabiliriz. İşte o insanlar bunu her gün değil “hayal” bizatihi yaşıyorlar. Her gün ölüp ölüp diriliyorlar. İşte burada bizim görevimiz yaşanan bu insanlık dramını dünyaya duyurmak ve bu durum biran önce düzeltilmesi için sesimizi her yere ulaştırmaya çabalamalıyız. Buradan Ermenistan`a özellikle de Rusya’ya sesleniyor, derhal işgali altındaki Azerbaycan topraklarından çekilmesi çağrısında bulunuyoruz. KÜRESEL ADALETİ yeniden oluşturmalıyız Başta büyük Türk Dünyası’na, bütün İslâm ve Hıristiyan âlemine sesleniyoruz: Azerbaycan halkının haklı davasını görmezden gelmeyin... Gelin gerçekleri görün, “insanlık” adına destek verin. Eminim ki, bizim kalemlerimiz, bunlara hatta dünyaya ulaşacaktır yeter ki, insanlık insani duygularını kaybetmemiş olsunlar. Bugün dünya Küresel Güçlerden çok Küresel Adalete muhtaçtır. Eskiden olduğu gibi Türklerin başta olduğu KÜRESEL ADALETİ yeniden oluşturmalıyız. Azerbaycan Devleti Rusya ve Ermenistan’dan tazminat hakkını her platformda önemle dile getirmelidir. Türk Cumhuriyetleri bu konularda öncü olmalı Azebaycanı haklı davasında desteklemelidir. Türk Dünyası dünyada “adaletin tesisi” için dünya çapında stratejiler geliştirmeye başlamalıdır. Bunun için hep birlikte emek sarf etmeliyiz. Biz Balkan Türkleri ve de özellikle Bulgaristan Türkleri zalimin zulmünün ne olduğunu çok iyi biliriz. Yirminci yüzyılda bütün insanlığın karşısında alınlarımıza silah dayayarak adımızı değiştirdiler ve zorla Hıristiyan yapmaya çalıştılar. Böyle zulümler ancak ortaçağda görülmektedir. Bu nedenle Azerbaycanlı kardeşlerimizin halini anlayabilenler bizleriz ve de onlara elimizden

Mesut UĞURLU

Türk tarihi Türk tarihi, günümüzdeki Türkî halklar’ın ve yabancı halkların arasında zamanla erimeden önce Türk dilini konuşmuş olan Türk topluluklarının ortak tarihidir. Göktürklerden önce varolmuş Türk dili konuşan topluluklar bazı tarihçiler tarafından, Türk tabiri yerine Ön Türk tabiri ile anılır. Türkîler’in siyasi bir topluluk olarak ilk tarih sahnesine çıkmalarının Hun (Hiung-nu’lar veya Şiongnu’lar) hükümdarlığı ile olduğuna dair iddialar vardır. Başlangıcı hususunda tartışmalar olsa da Türklerin tarihi, dünya tarihinin önemli bir parçasıdır. Avrasya ve Kuzey Afrika’da ortaya çıkan her halkın tarihi uzaktan veya yakından Türklerin hareketlerinden etkilenmiştir. Türkler doğu kültürlerini batıya ve batı kültürlerini doğuya taşımakla da önemli bir rol oynamışlardır. Kendi dinleri Tengricilik’ten sonra benimsedikleri yabancı dinlerinde çok kez öncüsü ve savunucusu olmuş ve yayılmalarını ve gelişmelerini sağlamışlardır (Mani dini, Musevilik, Budizm, Ortodoks ve Nasturi Hristiyanlığı, İslam). Türk Tarihinin Başlangıcı Dünya üzerinde yaşayan insan topluluklarının milletleşme süreci onların avcı-toplayıclıktan çiftçiçobancılığa geçimesi ile başlar.[3]. Türkleri oluşturacak insan topluluklarının m.ö 6000 lerde koyun yetiştiriciliğine başladığı düşünülmektedir. [4] Bu tarih atlı göçebe Türk kültürünün başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bu değişiklikler ile ilk Türk kültürü olan anav kültürü ortaya çıkmıştır. Türklerin atalarının MÖ 2500 ile M.Ö. 1700 yılları arasındaki Afanasiyevo kültürü ile başlayan ve MÖ 1700 ile MÖ 1200 yılları arasındaki Andronovo Kültürü ile devam eden dolikosefal mongolitlerle ortak yönleri bulunmayan Brakifesal ırka dayandıığını savunurlar. Bu ırkın savaşçı ve göçebe kültüre sahip olduğu, MÖ 1700 yılları sonrasında kitleler halinde Altay Dağları ile Tanrı Dağları arasındaki bölgeye yayıldığı bilinmektedir. Bilinen ilk Türk devleti İskitlerdir. M.Ö. 3`üncü yüzyıl •M.Ö.312: Büyük Hun Devleti’nin (Huing nu) kuruluşu ve Çin/Hiung nu arasında Kuzey Şansi Savaşı •M.Ö.240: Bozkır halklarına karşı Çin’in duvar inşası: Çin Seddi •M.Ö.209: Hiung nu lideri Teoman’ın ölümü ve Mete’nin Hiung-nu’ların (Hunların) lideri olması •M.Ö.201: Kırgız halkından ilk kez söz edilmesi M.Ö. 2`nci yüzyıl •MÖ.187:Çin’in Hiung nu üzerine Pa-i-Teng seferi •M.Ö.177-M.Ö.165: Yue-çilerin Hiung nu’lar tarafından Kansu’dan Baktriane’ye sürülmeleri ve oradaki Helen krallığını ortadan kaldırmaları •M.Ö.177-M.Ö.165: Hiung nu’ların Çin’e akınları •MÖ.138-M.Ö.126:Baktria’da Çang Kien elçiliği. Çinİran ilişkileri •M.Ö.2 yüzyılda:Asya Hun Devleti(Büyük Hun Devleti) yıkıldı M.Ö. 1`nci yüzyıl •M.Ö.49-M.Ö.36:Çiçi’nin Talas’a göçü (Batı Hiung-nu) 1`nci yüzyıl -•48: Hiung nu’ların ikiye bölünmeleri (Kuzey Hiung-nu ve Güney Hiung-nu) •93: Hiung nu’ların Sien Pi’ler tarafından mağlup edilmeleri 2`nci yüzyıl -•Aşağı İtil’de (Hazar denizi’nin kuzeyi) Hun varlığı 3`ncü yüzyıl -•260: Şan-şi’nin kuzeyinde Tabgaçlar 4`ncü yüzyıl -•304-351:Çin’in kuzeyinde Hiung-nu krallıkları (Han Zhao, Hou Zhao) •388-392: Çin’in kuzeyinde Ding ling krallığı (Wei) •374-375: Avrupa Hunlarının Don Nehri’ni geçişi •386-409: Tabgaçlar Kuzey Çin’de (Kuzey Vey) 5`nci yüzyıl •402: Rouran’ın kuruluşu (Yüan Yüan/Avarlar?) •407-431: Çin’in kuzeyinde Hiung-nu krallığı (Xia) •422: Lo-yang’ın Tabgaçlar tarafından alınışı •427: Romalılar ve Hunların ittifakı •434: Bizans ile Hunlar arasında Margos Antlaşması •440: Ak Hun (Eftalit) istilalarının başlaması •451: Attila Galya’da (bugün Fransa) •452: Attila’nın Roma seferi ve Papa I. Leo ile görüşmesi •480: Hazar denizi ile Tuna nehri arasında Ön Bulgarlar •480:Mazdek İsyanları’nda Sasaniler’e Ak Hunların yardım etmesi Orta Çağ/Türkler 6`ncı yüzyıl - Gelecek sayıda devam edecek •531-578: Kafkas Surları’nın İranlı Hüsrev tarafından dikilmesi •534: Tabgaçların (Vey Hanedanlığı) dağılması •552: Tu-kiu’lerin (Türküt’ler/Göktürkler) Rouran egemenliğe karşı ayaklanması. Birinci Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşu. •565: Ak Hunların (Eftalitler) Göktürkler tarafından ortadan kaldırılmaları •582: Birinci Göktürk Kağanlığının bölünmesi 7`nci yüzyıl •619: Avarların İstanbul’u I. kuşatması. •626: Avarların İstanbul’u II. kuşatması. •626-627:Doğu Roma İmparatoru Herakleios’un Hazarlar’dan yardım istemesi •639: Göktürk prensi Kürşad’ın ihtilal denemesi. •642: Güneydoğu Avrupa’da (Karadeniz’in kuzeyi’nde) Büyük Bulgarya Hanlığı’nın bölünmesi •673-674: Arapların Maveraünnehir’e ulaşması ve Göktürk şehri Buhara’yı kuşatması. •674: Paralı Türk askerlerinin İslam topraklarında varlığı •680: Ön Bulgarlar Balkanlar’da •681-744: İkinci Göktürk Kağanlığı’nın kuruluşu Devamı gelecek sayıda


Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

7

Haydar Aliyev’in Hayatı Film Oluyor AzerbaycanKültürveTurizmBakanlığı’ndanyapılan açıklamada, Bakanlığın, “Azerbaycanfilm”e merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in hayatını anlatan sinema filmi yapılmasını sipariş ettiği ve çekimlerin başladığı bildirildi. “En Sade Soyad” ismi ile sinemaseverlerin beğenisine sunulacak filmin çekimlerinin Nahçıvan, Moskova, Petesburg ve Riga’da gerçekleştirileceği ve çekimlerin yaklaşık altı ay süreceği belirtildi. Üçlü seri halinde yapılması planlanan filmin, Aliyev’in 1969 senesine kadarki yaşamını konu edinecek ilk bölümü, Haydar Aliyev’in 90. doğum yıldönümü olan 2013 senesinde gösterime girecek. Senaryosunu milletvekili Elmira Ahundova’nın, yönetmenliğini Ramiz Feteliyev’in üstlendiği filmde, Azerbaycanlı, Rus, Ukraynalı ve Gürcistanlı çok sayıda ünlü oyuncu rol alacak.

Türkçe Tartışma Topluluğu Türkçe ile ilgili çeşitli konuları tartışabi-

leceğiniz; düşüncelerinizi, önerilerinizi paylaşabileceğiniz; belirli tartışma konularının yanı sıra ilginizi çeken dil konularında farklı görüşleri öğrenmek için yeni tartışma konularını açabileceğiniz Türkçe Tartışma Topluluğu (TTT)’nun yeni sürümünü hizmetinize sunuyoruz. http://tartisma.tdk.org.tr adresinden ulaşabileceğiniz tartışma topluluğunda Türk Dil Kurumunun çalışmaları ve yayınlarıyla ilgili görüşlerinizi, yeni söz ve terim önerilerinizi de gündeme getirebileceğiniz TTT’de zaman zaman gündemdeki dil sorunlarıyla ilgili görüşlerinizi de alabileceğimiz tartışma öbekleri de oluşturulabilecektir. Üyeler, mevcut tartışma topluluklarının alt öbeklerini açabilecekleri gibi (Söz gelimi Yazım Tartışma Topluluğu’nun alt öbeği olarak Birleşik Sözlerin Yazılışı, Terim Tartışma Topluluğu’nun alt öbeği olarak da Bilgisayar Terimleri Öbeği oluşturulabilir.) yeni bir tartışma topluluğu kurarak ilgi alanlarına göre tartışma başlatabilecekler. TTT’ye üyelik ücretsiz olacaktır. Üye olabilmek için ilgili sayfaya bilgilerinizi yazmanız yeterli olacaktır. Üyelerin topluluğa gönderdiği iletiler TTT Yöneticisi (TTT-Y) tarafından onaylandıktan sonra sayfada görülebilecektir. Tartışılan konuyla ilgili olmayan, hakaret içeren, kişilik haklarına saldıran ve yasalara göre suç içeren ifadeler taşıyan iletiler onaylanmayacaktır. Üyelerin açacağı tartışma öbekleri Türkçe konulu olmalıdır. Üyelerin Türkçe ile ilgili olmayan tartışma öbeklerinin açılması önerisi kabul edilmeyecektir. Türkçe ile ilgili olmak kaydıyla üyelerin duyuruları da topluluğa dağıtılacaktır. Yeni tartışma öbekleri konusundaki önerilerinizi de bekliyoruz. Tartışmalarınızın Türkçenin geliştirilmesine, zenginleştirilmesine, özleştirilmesine katkıda bulunmasını dileriz. Bilgilerinize sunar, dilimize ve Kurumumuza gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederiz. Saygılarımızla. Türk Dil Kurumu

Nafiye YILMAZ

Bu güne kadar yapılan Kurultaylar

1 9 9 2

Ş u b a t

1 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Kazan , Tataristan 1 9 9 2

K a s i m

2 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Ufa, Başkurdistan 1 9 9 3

A ğ u s t o s

3 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Kazan , Tataristan 1 9 9 4

A ğ u s t o s

4 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Bahçesaray , Kırım 1 9 9 5

A ğ u s t o s

VII. Uluslararası Türk Dili Kurultayı 5 . Türk Dünyası Gençlik Günleri - Issık Göl , Kırgızistan Dünya Türkologlarını Buluşturdu ve Kurultayı 1 9 9 6 A ğ u s t o s

Türk Dil Kurumunca dört yılda bir uluslararası kapsamda düzenlenen Uluslararası Türk Dili Kurultayı’nın yedincisi 24-28 Eylül tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. İlki 1932’de Atatürk’ün öncülüğünde düzenlenen ve Türk Dil Kurumunun kuruluşundan bu yana yürüttüğü en önemli etkinliklerden biri olan dil kurultayları dünyadaki Türk dili araştırmalarında da özel bir yere sahip. Bugün Türk dilinin, Türk kültürünün ana eserleri dediğimiz eserler bu kurultaylarda verilen kararların, ardından yürütülen çalışmaların ürünleri. Türk dili kurultaylarının yedincisine yurt içinden 126 bilim adamı katılırken kurultay 25 ülkeden 80 bilim adamını konuk etti. Kurultayda toplam 206 bildiri sunuldu. Kurultay’ın açılışı 24 Eylül’de sırasıyla Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkan Vekili Dr. Nazif Öztürk, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek’in konuşmalarıyla yapıldı. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin, Atatürk’ün başlattığı kurultay geleneğinin vefatından sonra dernek genel kuruluna dönüştüğünü ve bilimsel niteliğini giderek kaybettiğini, 1988 yılından itibaren ise TDK’nin Türk diliyle ilgili ilmî bildirilerin sunulduğu, tartışıldığı ve Atatürk’ün başlattığı uluslararası kurultay geleneğine döndüğü bilgisini verdi. Gelişen dünya, değişen dil algısı, kurumların kendisini bu yeni düzene göre dönüştürme, geliştirme zorunluluğunu doğurmuştur, diyen TDK Başkanı, eski yapılarda, eski usul çalışma yöntemleriyle söylenecek yeni şeyler bulmanın giderek zorlaştığının altını çizdi. 2011’de çıkan 664 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden düzenlenen yapısıyla TDK’nin akademik yönünün güçleneceğinin, dilin çok farklı alanlarını kuşatacak disiplinler arası çalışmalara, projelere imkân sunacağının aktarıldığı konuşmada Prof. Dr. Kaçalin, katılımcı bilim adamlarından yeni projelerin şekillenmesi ve çalışmaların nihayetlendirilmesinde, Kurumun doğal üyeleri olarak hareket etmelerini beklediğini söyledi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkan Vekili Dr. Nazif Öztürk açış konuşmasında, öncelikle Anadolu Türkçesinin, ardından da bu dili konuşan bütün toplulukların söz varlığının tespiti, derlenmesi çalışmalarının önemi üzerinde durdu. Konuşmada üzerinde durulan ikinci konu ise bu söz varlığından ne ölçüde yararlanı-

labildiğiydi. Gelişmiş ülkelerde ve Türkiye’de çeşitli eğitim düzeylerinde edinilen kelime sayılarını karşılaştıran Dr. Öztürk, yazarların kaç kelime ile yazdıklarının da tetkik edilmesine ihtiyaç olduğunu söyledi. Bütün bu bilgilerin değerlendirilmesi ve hedeflerin belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Nazif Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Eğer hedeflerimiz yoksa daha öncekilerin tekrarıyla uğraşıp duruyoruz. Bu kurultaydan bu konularla ilgili somut kararlar çıkmalı ve bu somut kararları hükûmetimiz, milletimiz uygulamalı. Bunları yapabilmeliyiz ki bu dilin varisi olan 75 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bu servetten kendi nasibini ve hissesini almış olsun.” Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise VII. Uluslararası Türk Dili Kurultayı’na 469 başvurunun yapılmış olmasının Türkçenin dünya dilleri arasındaki ehemmiyetini ve kurultayın bilim dünyasındaki itibarını gösterdiğini 469 başvurudan 206’sının kurultayda sunulmaya değer görülmesinin ise kurultayın niteliği hakkında ipuçları verirken ilmî anlamdaki beklentileri de yükselttiğini söyledi. Arınç, hâlâ geçmişin sorunlarını düşünen değil on, yirmi hatta elli yıl sonra bilim dünyasının varacağı yeri görüp, öngörüler geliştirip, çalışma alanlarının belirlenmek zorunda olduğunu vurgularken sorumluluğun bilim adamlarına düştüğünü ifade etti. Üniversitelere ve öğretim üyelerine seslenen Bülent Arınç, “Öğrencilerinizi bunları dikkate alarak, yeni konulara yönlendirin, ders programlarınızı buna göre düzenleyin. Üniversitelerimiz projeleriyle bizleri, hükûmeti, YÖK’ü zorlamalı. Türk Dil Kurumunun, ihtiyaç duyulduğu hâlde, yeterli sayıdaki çalışmaya konu olamamış alanların tespiti noktasında araştırma yaptığını ve bu alanlara yönelen genç bilim adamlarına burs verdiğini biliyorum. Bu mühim bir teşviktir. Sizler de öğrencilerinizi bu konulara yönlendirin.” dedi. Çalışmaların gerçek hayata yansıtılabilmesinin önemi üzerinde de durulan konuşmada bilim dünyasına bu dört günde yapılacak katkıların tartışılıp geliştirilmesi yeni ve sorun çözücü neler yapabiliriz noktasında yol gösterici sonuçların alınmasının değeri üzerinde duruldu. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç sözlerini şöyle tamamladı: “Bu kurultayla birlikte aynı günler içinde Dil Bayramı’mızın da sekseninci yılını kutluyoruz. Türkçenin gelişmesi yönündeki gayretlerin bütün yurttaşlarımızca ortak bir şuur ve sorumlulukla sürdürülmesi dileğiyle Dil Bayramı’mızı da kutluyorum. Dilinde üstünlüğe erişememiş bir milletin kültür bakımından da gerçek bir üstünlüğe erişemeyeceğini hatırlarda tutmalıyız.”

6 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Ufa, Başkurdistan 1 9 9 7

E y l ü l

7. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Girne , KKTC 1 9 9 8

E y l ü l

8. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Türkistan , Kazakistan 1 9 9 9

E y l ü l

9. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Çeboksarı , Çuvaşistan 2 0 0 0

E y l ü l

10. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Bakü , Azerbaycan 2 0 0 4

E y l ü l

11. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Köstence , Romanya 2 0 0 5

K a s i m

12. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - İstanbul, Türkiye 2 0 0 7

A ğ u s t o s

13. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Ohri , Makedonya 2 0 0 9

A ğ u s t o s

14 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı - Yalta, Kırım - Ukrayna 15.ürk lik

Dünyası

Günleri

ve

Genç-

Kurultayı

İ s t a n b u l - H i l t o n 16 - 19.12.2012 Tarihlerinde yapılacaktır


8

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Gagauzya- Özerk Bölgesi’nde Komrat-Kıpçak’ta 1.Dünya Türk Halkları Kongresi yapıldı Gazeteci Yazar Rafet Ulutürk’ün iz- rinize sahip çıkarsanız, hepiniz güçlü olursunuz.” lenimleri ile Türk Halkları Kongresi. “Ama şunu da ilave etmeliyim ki, en çok bizim onlara yani Türkiye’ye ihtiyacımız var, çünkü Türk Halkları Kongresi’nin delegeleri Gagauz yeri güçlü ve özgür bir ülke, yarının da lider ülkesi olaKıpçak’ta buluştular. Yola Bulgaristan’dan, karayolu cak. Bizleri sadece Türkiye koruyabilir, bunu akile Romanya toprakları üzerinden Moldova’ya geç- lınızdan çıkarmayın” dedi. Bana dönerek de, Ne tim. Sınırda Oleg kardeşimizi aradım “ben sınırdan ge- olur bizim evlatlarımızı yalnız bırakmayınız” dedi. çiyorum, nereye geleyim” dediğimde bana “sınırdan Bir anda gözlerim doldu... çıktığında arabadan in ben geliyorum” dedi. Oleg ar- Türkiye’yi gerçekten çok seviyor olduklarını bizkadaşımızla buluştuktan sonra yola koyulduk ve Ga- zat görme imkânım oldu. Ben de “benim de burada gavuz kardeşlerimiz beni Kıpçak Köyü’ne götürdüler. artık kardeşim var Panteley (Manerka) benim karBeni Primariyanın sekreteri (Belediye Başkanı Sek- deşim dolayısıyla onun çevresinde 8 kardeşi ve Gareteri) Svetlana Hanım karşıladı ve eşyalarımı alarak gauz halkı bizim öz ve öz kardeşlerimizdir” dedim. kendi arabasına koydu. Birlikte babasının evine git- Bu iki yaşlı o kadar mutluydular ki, ailelerinin bir tik. Orada bir yemek hazırlamışlardı. Ben oruçlu oldu- arada olduğu bu görüntü onları mest ediyordu. Bağum için yemek yiyemeyeceğimi söyledim, hiç itiraz bası “Ben bu görüntü için her şeyimi veririm, beni etmediler. Zaten bizim Ramazan ayında olduğumuzu bu dünyada en çok mutlu eden ailemi böyle bir ve oruç tuttuğumuzu biliyorlardı. Oradan Primariya’ya arada görmektir. Yanımızda bir de Türkiye’den bir (Belediyeye) gittik orada yeni seçilen başkan ve çalı- kardeşimiz olunca mutluluğumuz on kat daha artşanlarla tanıştık. Bana Belediye Başkanı Sn.İvan Ni- mış oldu” dedi. Kanaatim şudur ki; Gagavuz halkı kolaeviç odasını verdi, “İşte telefon, işte internet burası bu geleneklerini sürdürdüğü sürece kendi benliğini kosenin” dedi. Hemen Moldava’ya gelen diğer arka- ruyacak ve asimile olmaktan kurtulacaktır. Her Milleti daşları aramaya ve irtibat kurmaya başladım. İlk gün yaşatan zaten sahip oldukları milli değerler değil midir? on arkadaş ile haberleşmeyi başardım ve gelmelerine sevindim. Akşam oradan Svetlana Hanımla bir- 1.Dünya Türk Halkları Kongresi başlıyor, 1.gün: likte evine gittik. Evlerinde beni kocası Panteley (Ma- 25.08.2010 tarihinde toplantıya Türk Dünyasından generka) ve oğlu Artöm çok sıcak karşıladılar, daha sonra len tüm arkadaşlar ile Kıpçak Belediyesi’nin önünde öğrendim kızları da varmış Alöna isminde... 16 yaşın- buluştuk. Otobüslere binerek Kıpçak Köyü’nden daki Alöna sağ olsun bana çok hizmet etti. Bana kala- Gagauzya’nın başkenti Komrat şehrine doğru yola cağım odayı gösterdiler, (burası Alöna’nın yani kızla- çıktık. rınınmış) “bu oda artık senin” dediler. Arkadaşlardan 1.Türk Halkları Kongresi Gagauzların başkenti önce geldiğim için köyde gezme fırsatı da buldum. Burada sokaklarda gezerken yanımda getirdiğim bazı hediyeleri ay yıldızlı balonları, oyuncak at, kedi ve köpekleri çocuklara dağıttım. Ayrıca Sn.Sakin ÖNER hocamızın verdiği Atatürk rozetlerini de burada dağıttım. Bu rozetleri çok sevdiler. Sokaklarda gezerken dikkatimi çeken en önemli şey küçük çocukların kendi aralarında sadece Gagavuz Türkçesi konuşmalarıydı. Ben özellikle Kıpçak’ta şunu gördüm; Kıpçak Köyü’nün geleceği gerçekten parlak. Bu arada, Kıpçak Köyü’nün tamamı Bulgaristan’dan gelmiş... Evlerde ise hizmet gerçekten mükemmeldi, yani ailelerin birer parçasıydık. Kıpçak Belediye Başkanı Sn.İvan Nikolaeviç beni Komrat’ın kurtuluş günü kutlamalarına götürdü. 21.08.2010 tarihinde Kıpçak Belediyesi’nin önünden Gagauz özerk bölgesinin Başkenti Komrat şehrine doğru Belediye Başkanı Nikoleviç ve hanımı ile birlikte yola çıktık. Komrat şehrine ulaştığımızda Komrat’ın kurtuluşu için toplanmış kalabalığın içine karıştık. Kıpçak Belediye Başkanı Sn.İvan Nikolaeviç’i tanıyanlar alıp bizleri ön sıralara oturttular. Komrat şehrinin kurulusunun 221.yılı kutlamalarında açılış4dilde(Moldova,GagavuzTürkçesi,Rusçaveİngi- Komrat şehrinde başladı. Türk Dünyasında kültülizce) yapıldı. Komrat Belediye Başkanı açılış konuşma- rel yakınlaşmayı ve bütünleşmeye hizmet etmek sında, “Gagavuz halkı artık tüm dünyaya dağıldı. ABD, amacı ile her yıl geleneksel olarak toplantılar düzenAB, Türkiye ve Rusya’ya... Hoş geldiniz sizleri ekmek leyen DTGB, kendine yeni bir hedef çizerek Birinci ve tuzla karşılıyoruz, bunlar bizim geleneklerimiz” dedi. Türk Halkları Kongresi’ni bu yıl 24-28 Ağustos tarihAçılıştan sonra Moldova ve Ga- leri arasında Gagauz yerinde gerçekleştirdi. Balkang a u z y a m i l l i m a r ş l a r ı o k u n d u . lardan – Altaylara, Türkmenistan’dan – Sibirya’ya, Ardından 3 çocuk sahneye gelerek ellerinde Gaga- Adriyatik’ten - Çin Seddi’ne kadar “Dilde, Fikirde uzları temsilen mavi, beyaz ve kırmızı renkli balonları ve İşte Birlik” şiarını hayata geçirmek için dünyahavaya bıraktılar. Gagavuzyeri bayrağını gökyüzüne nın her tarafından 80 genç delege Gagavuzya özerk gönderdiler. Komrat semaları Gagavuz bayraklarıyla Cumhuriyeti’nin başkenti Komrat’ta bir araya geldi. donandı. Daha sonra sahneye çıkan Gagavuzyeri’nin Komrat şehrinde açılış yapıldı. folklor grubu, seyircileri oyunlarıyla büyülediler. Ar- Açılış konuşmasını bir erkek ve bir kız Gagadından da Gagavuz halkının en çok sevdiği şarkıcı Ste- uzca ve Rusça yaptılar. Daha sonra Gagauz marşı pan KURİDİMOV ceketinde Sakin hocamızın ver- okundu. Ardından divana DTGB Başkanı Sn. Ekdiği Atatürk rozeti ile sahneye çıktı. KURİDİMOV rem Adullayev, Başkan Yrd. Şemsettin Küzeci, muhteşem sesiyle şarkılarını seslendirdi. Özellikle DTGB İstanbul Koordinatörü Rafet Ulutürk ve “Oğlan Oğlan” şarkısıyla Gagauz halkının coşkusu Moldova Milletvekili Sn. Oleg Garizan seçildiler. doruğa çıktı. Halk dakikalarca onu ayakta alkışladı. Açılış konuşmasını yapmak üzere DTGB GeKuridimov’un ardından Moldova folklor grubu An- nel Başkanı Sn. Ekrem Abdullayev’e söz verildi. sanbıl JOK sahneye geldi. Orada bir şey dikkatimi çekti. “DTGB 14 Kurultay, 10 Liderler toplantısı yapaGruptaki kadın ve erkeklerin hepsi bir boydaydı. Bu bilen tek teşkilattır. Bugün de burada 1.Türk Halkları durum bana çok ilginç geldi. Daha sonra öğrendim ki Kongresi’ni başlatıyoruz. 1.Türk Halkları Kurultayı’nın onların hepsi seçilirken, aynı boyda olmaları istenirmiş. yeni bin yılın başında Gagauzyeri’nde toplanması çok Her şey çok güzeldi fakat kutlamalarda anlamlıdır. Bizler dostluk ve sevgi hareketiyiz. Bizler taGagauzyeri’nin Başkanları yoktu. Böyle bir kutla- rih boyunca kendi kültürümüzün kıymetini pek bilmemaya Başkan’ın katılmaması, orada bulunan herkesi dik. Şimdi Türk ülkeleri istiklallerine kavuşuyor. İstiklason derece üzdü. Daha sonra öğrendik ki geç vakit lin korunması milli ve manevi güçlerin kuvvetlenmesine gelmiş konuşma yapmış Rusça konuşmuş ve gitmiş. bağlıdır” dedi. Gagavuz yeri özünün en şerefli günleKonuşmasını da Rusça yapmasını pek anlayamadım. rini yaşıyor. Bu 1.Türk Hakları Kurultayı Türk DünyaHâlbuki Gagauzya, Moldava’da bir bölge ve Rusya sının kendi arasındaki birliği kuvvetlendirecektir” dedi. ile hiç bir alakası yok. Gagauz halkının Başkanı kendi Ardından Umut Derneği Başkanı sözü aldı. O da “Bu halkının geleceğini düşünerek özgüvenlerinin artması bayram bizim tanışma bayramımız, buralara gelmekle için çabalamalı ve konuşmalarını Gagavuz Türkçe- iyi bir iş yaptınız. Bizim kapımız tüm Türk Dünyasına sinde yapmalıdır. Burası Gagavuz Türklerinin öz va- açıktır. Buraya geldiğiniz, bizi yalnız bırakmadığınız ve tanıdır. Kendi vatanlarında başkanın Rusça konuşma- bize yalnız olmadığımızı kanıtladığınız için sizlere tesını anlamak mümkün değildir. Zaten Gagauz halkı şekkür ederim. Buradan ayrıldığınızda bizi Gagavuzda kendisinden pek hoşnut değildir. Her şeye rağmen ları her yerde anlatınız. Türk Dünyası ilk defa buraya Gagauz Türkleri kendi liderlerini mutlaka bulacak- geliyor, sağ olunuz sizleri her zaman bekleriz” dedi. lardır ve gelecek kuşakların kendi varlıklarını ve dil- Daha sonra Moldova Milletvekili Sn. Oleg Galerini muhafaza etmek için mücadele edeceklerdir. rizan sözü aldı; Gagavuz dilinde “Bugün bizim Kongre çalışmalarına girmeden önce unutamayaca- Gagavuzya’da yeni beyaz bir sayfa açıldı. Gagavuz ğım bir hatıramı anlatmak istiyorum. Gagauz halkının halkı 10 devlet içerisinde dağıldı amma burada kaörf ve adetlerine bağlılığını gösteren ve Gagauz hal- lanlarda Moldova’nın içinde kendi devletini kurabildi. kını ebediyen yaşatmaya götürebilecek olan son de- Biz problemlerimizi Balkanların bazı kesimlerinde olrece önemli bir geleneğin uygulanması. Son Pazar ak- duğu gibi kanla değil, masada çözemeye muvaffak olşamı, misafir olduğum Panteley beni babasının evine duk. Tabi ki bize en çok destek Türkiye Cumhuriyetindavet etti. Anlattığına göre her Pazar babasının evinde den geldi, bundan dolayı da Türk halkına minnettarız. bütün sülale toplanıyorlarmış. Babasının evine gittiği- Koskoca bir Türk Dünyasının bir parçası olmaktan gumizde gördüm ki; tüm kardeşleri oradaydı. 9 kardeş- rur duyuyoruz. İşte bugün buraya gelmeniz, bizi önemler... 6 kadın, 3 erkek. 26 torun ve 6 torunun çocuğu semeniz bizi içinize kabul etmeniz demektir. Bugün buhepsi bir arada ailenin en büyüğünün yanındaydılar. raya gelen 14 devlet temsilcisinin hepsini kutluyorum. Tanıştıktan sonra bana kendilerinden biriymiş gibi sa- Türk Dünyasının bir parçası olan Gagavuz’yerine, rıldılar, çok mutlu oldular. Panteleyin babası ORJİNAL memleketimize hoş geldiniz sefa getirdiniz” dedi. MANERKA herkese orada şunları söyledi, “Ben siz- Daha sonra Komrat Belediye Başkanı Nikolay Harleri burada görmekten çok mutluyum. Size, hepinize lampieviç DUDOĞLU sözü aldı; Gagavuz dilinde söylüyorum; Türkiye’de ki kardeşlerinizi unutmayın. “Biz Sn.Oleg GARİZAN kardeşimizi, sizleri bir araya Biz bu gün burada özerk cumhuriyetimizi Sn. Süleyman bizim topraklara getirebildiği için kutluyorum. Biz sizDemirel’e borçluyuz. O olmasaydı bugün özerklik ol- leri burada gezdireceğiz, Komrat şehrimizi çok sevemazdı. Bunun için bir olun, birbirinize sahip çıkın. Böyle ceksiniz. Türk Halkları her yerde rahat ve özgür yaşabirbirinize gidin gelin ki aranızdaki kardeşlik, sıcaklık sınlar. Hepinize buralara kadar geldiğiniz için teşekkür kaybolmasın. Birbirinizi asla unutmayın. Sizler birbi- ederiz. Tekrar hoş geldiniz, Türk topraklarına” dedi.

Moldavadaki dış ülke diplomat ve büyükelçilerinden de toplantıya yakın ilgi vardı. Katılan diplomatlardan Türkiye Cumhuriyeti- Ali Urkal, RusyaA.M.Şevçenko ve Azerbaycan Moldova Büyükelçiliği temsilcisi-Vahap Zade birer konuşma yaptılar. Moldova Halk Asamblesi Başkanı-Olga Gonçarova’da konuşmasında toplantının Moldava’da yapılmasının kendileri için büyük bir kazanım olduğunu belirtti. Türkiye’den Sayın Prof. Dr. Ahmet ÇOLAK da bir konuşma yaptı. Ardından kongreye gönderilen Mesajlar okundu; Ankara’dan Başbakan Danışmanı Sn. Ali YÜKSEL; Dış Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Sn.Kemal YURTNAC; İstanbul Vali Yardımcılarından Sn.Mustafa ALTINTAŞ ve Sn. Harun KAYA; İstanbul Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Koordinatörü Sn. Hakkı Gülman, Bulgaristan Kültür Bakanı Sn. Vejdi RAŞİDOV, Konuşma yapanlar; Olga GONCAROVA – Moldova halkları Asambleya Başkanı; Olga RADOVA-Bilimler Akademisi Tarih, Devlet ve Hukuk Enstitüsü Bilim uzmanı Gagavuz şairi; Gagauzyanın Parlamento Başkanı A.H.Harlamenko, Plaketler, Teşekkürler ve Hediyeler verildi. Türkiye Cumhuriyeti- Ali Urkal, RusyaA.M.Şevçenko ve Azerbaycan Moldova Büyükelçiliği temsilcisi-Vahap Zade’ye birer plaket takdim edildi. Gagauzyeri Başkanı’nın plaketini Olga GONCAROVA aldı. Ayrıca kendisine de plaket takdim edildi. Komrat, Kıpçak ve Kongaz Belediye Başkanlarına da plaket takdim edildi. Gagauzyeri Başkanı’na da plaket takdim edilecekti ancak plaketini bile almaya gelmedi. Bu da hepimizi çok üzdü, diyebilirim ki, “bizim için en kötü olay” buydu. Nasıl oluyor da bir Başkan 1.Türk Halkları Kongresi’ne katılmıyor hatta toplantıyı yapmak için gelen “misafirlere hoş geldin bile” diyemiyor. Gagavuzların Başkanı kongre 1 hafta sürmesine rağmen, Türk Dünyasının değişik bölgelerinden gelen delegelerle görüşmek için zaman ayırmamasını yadırgıyoruz ve kınıyoruz. Büyük çabalar sarf edilerek tertiplenen 1.Türk Halkları Kongresi Gagavuzların Başkanı için bir fırsat olması gerekirken, hiç ilgi göstermemesi, Gagauz halkını ne kadar düşündüğünün de bir göstergesidir. Demek ki Türk Dünyasından uzak olmak istiyor, belki de gönlünde başka şeyler vardır. Gagauz bayramında bile Rusça’ya Gagauz Türkçesinden daha çok önem verdiğine göre. Gün bitince akşam yemeği ile birlikte Türk Dünyasından gelen heyetlerden her gece ayrı bir teşkilat, kendi giysileri ve türküleriyle folklor gösterileri sundu. Böylece “Gagavuz kardeşlerimiz ile kaynaşma sağlandı” diyebiliriz. Geç saatlere kadar gösteriler devam etti. Ardından yorgun düşen evine gitti. Evine diyoruz çünkü gerçekten hepimizi Kıpçak Köyü’nde bir eve misafir vermişlerdi. Ev sahipleri üzerimize titriyorlardı. Gece saat 01.00’de bile bizlere yemek ikram ediyorlardı ki, “bu da bizim kendimizi öz evimizdeymişiz gibi hissetmemizi” sağlıyordu. 2.günü Kongaz’da - 1.Türk Halkları Kongresi devam etti. Kozgaz’da devam eden kongrede Türk Dünyasının her köşesinden gelen Heyet Başkanları daha çok kendi bölgelerindeki problemleri anlattılar. Katılımcılar Türk Dünyası’nı bir arada görmekten duydukları mutlulukları dile getirdiler. Konuşmalar genel olarak eğitim, ekonomi, kültür ve siyaset üzerine yapıldı. Bu konuşmaları dinlerken bazen gözlerimiz yaşardı, bazen sevindik, bazen de göğsümüz kabardı. Bizler bu konuşmaların hepsini Türk dünyasının umutlu geleceğine uzanan eller olarak görmekteyiz.

Heyet konuşmaları; Türkiye adına Prof. Dr. Ahmet ÇOLAK; Dağıstan adına YANGURCİ ADZHIEV; İngiltere adına Levent BORBLEY; Kırım adına Eskender BARİYEV; Omsk Sibirya adına Dinara LUKMANOVA; Kırgızistan adına Edil MARLIS UULU EDIL; Çuvaşistan adına Oleg STEPNİKOV; Irak adına Şemsettin KÜZECİ; Bulgaristan adına Rafet ULUTÜRK Rafet ULUTÜRK konuşması.

Sayın Divan, Sn.Milletvekilleri, Sn.Ekselansları. Türk Dünyasının değerli Delegeleri, Bizleri Türk Dünyası coğrafyasının her yerinde takip eden değerli Basın mensupları, muhterem Gagavuz kardeşlerim,Kuruluşumuzun 20.yılına yaklaştığımız şu günlerde DTGB’nin ulaştığı mertebenin sevinci ve gururu ile hepinizi selamlıyorum. Hepinize konuksever ve güler yüzlü Bulgaristan Türklerinden özellikle de Sayın Genel Başkanımız Prof.Dr. Hayati Durmazdan ve Bulgaristan gençlerinden kucak dolusu sevgi ve selamlar getirdim.Bu gün gerçekleştirmekte olan 1.Dunya Turk Halklari Kongresi’ne katılmaktan büyük bir mutluluk ve şeref duyuyorum. Türk Dünyası coğrafyasının yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile kültürel ve tarihi birikimi açısından dünyanın en önemli coğrafyalarını oluşturmaktadır. Bu zenginlikleri ile hızla gelişmekte olan Türk Dünyası büyük bir stratejik öneme sahip olduğu gibi dünya siyasetinin ve ekonomisinin baş aktörü olma yönünde hızlı adımlarla ilerlemektedir. Burada bulunan tüm arkadaşlar bu güne kadar yapmış olduğunuz bu çalışmalarınız ve fedakârlığınız için sizleri gönülden kutluyorum. Bizlerde Bulgaristan Türkleri olarak Türk Dünyasının gelişmesinde elimizden geldiğince katkıda bulunma imkânına sahip olmaktan gurur duyuyoruz.Küreselleşen dünyada, sınırlar adeta ortadan kalkarak, mesafelerin kısalmasıyla, kıtalar arasındaki seyahatler, saatlere inmiş, tüm dünya insanları neredeyse iç içe yaşamaya başlamıştır. Teknolojinin akıl almaz bir hızla gelişmesi de haberleşme imkânlarını öylesine geliştirmiştir ki, dünyanın her köşesinden insanlar renk, dil, din, milliyet ayırt etmeden bir birileri ile ilişki kurabilmektedirler. Bu gelişmelerde gerek uluslararası ilişkilerde, gerekse iç siyasette ve sosyal yaşantıda yeni konseptlerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu da yeni oluşumların, yeni birlikteliklerin kurulması demektir. Bu yenidünya’da sivil kuruluşlar gün geçtikçe ulusal politikalarda olduğu gibi uluslararası politikalarda da etkili rol almaya başlamışlardır. Bu nedenle çeşitli ülkelerdeki sivil kuruluşlarla kendi aralarındaki işbirliği ve dayanışmayı en üst seviyeye çıkartabilmek için birliktelikler kurmaktadırlar. Bunun en iyi örneklerinden biriside DTGB’dir. DTGB’nin İnsan Haklarından-Çevreye; EkonomidenSiyasete; Bireysel özgürlüklerden-demokrasiye gibi her konuda gösterdikleri çabalardan dolayı kutluyoruz. Ancak bizler bunu da asarak yeni bir STK oluşturduk. Bu Sivil Toplum Kurulusunun da bu gün burada 1.Dünya Türk Halkları Kongresini yaparak bu bayrağı daha da yükseklere birlikte taşıyacağımızı kanıtlıyoruz. 1.Dünya Türk Halkları Kongresi’nin Gagavuz yerinde yapılması da bizler Balkanlar için ayrı bir anlam taşımaktadır. Çünkü Balkanlarda Hıristiyan olan sadece Gagavuzlar değil, bu günkü Bulgarlar da eski Bulgar Hanlığının torunları olarak Türk Dünyasının bir parçasıdır. Ümit ederiz ki bu toplantımız Avrasya bölgesinde olduğu gibi Balkanlar’da özellikle Bulgarlar, Gagavuzlar ve Türk Dünyası arasındaki sosyal, siyasi, iktisadi ve kültürel işbirliğinin gelişmesinde ve güçlendirilmesinde katkıda bulunacaktır. Değerli arkadaşlar, Fazla zamanınızı almamak için sözlerimi TD’nın her toplantısında yaptığım konuşmamın son sözleriyle tamamlamak istiyorum. Bu sözlerimi de her toplantıda tekrarlamak istiyorum. Sizlerin de bu sözlerimi özümsemenizi istiyor ve gittiğiniz her yerde bunları tekrarlamanızı istiyorum: Türk Dünyası Gençleri Dünyayı yönetmeye hazır olunuz. Çalışmalarınızı da her zaman bu doğrultuda yapınız. Çünkü dünyayı yönetenler bizler olmasak bile. Çocuklarımızveyatorunlarımızmutlaksuretleolacaktır. Hepinize Türk Dünyası uğuruna yürüttüğünüz özverili çalışmalarda üstün başarılar diler, Saygı ve sevgilerimle, 3.günü Kongre Kıpçak’ta devam etti. Türk Dünyasının neferleri dünyanın dört bir yanından iman, bilgi, dürüstlük, cesaret ve ülkü getirip Türklük meydanında harmanladılar bunları. Getirmiş oldukları bilgileri gerçeklerin süzgecinden geçirip, aralarında tartışıp doğruları buldular. Sırtlarında geleceğin yükünü taşıyormuşçasına sorumlu, hiç çökmemesini istedikleri bir binanın temelindeki taşları tek tek koyuyormuş gibi titiz davrandılar. Kongrenin 3.gününde basın ve sonuç bildirisi de hazırlandı. Buradan çıkan sonuçlar bir daha tüm delegelere okunup yine oylarına sunuldu ve hepsi oy birliği ile kabul edildi. En sonunda da her zaman olduğu gibi basın ve sonuç bildirisi hazırlandı ve böylece 1.Türk Hakları Kongresi’nin sonuna gelindi. Görüyoruzki;eskidenkonuşulması,hattadüşünülmesi bile güç olan şeyler bugün gerçek olmaktadırlar. Toplantıdan tüm delegeler çok güzel sonuçlar çıkardılar. TÜRK DÜNYASININ DELEGELERİ GELECEKLERİNİ TAYİN EDİLMESİNİ BEKLEMİYORLAR, GELECEĞE YÖN VERME YARIŞINA GİRİYORLAR. Evet, böylece bu kongrenin de sonunda hepimiz güzel duygularla geriye dönüyoruz. Bugün sınırların kalkmasından bahsedenler çoktur, fakat bizler Dünya Türk Halkları bu işi aramızda çözmeye karar verdik. Bizler dünyada ayrı bölgelerde yaşayan Türkler, kalplerdeki sınırları kaldırdık. Bizim de amacımız zaten kalpleri fethetmek, gönüllere girmektir. Gagauzyeri’nde misafirliğimiz sona erdi, şahsen yıllarca okuyup sahip olamayacağım şeyleri burada öğrendim. Gagauz kardeşlerimiz bizleri tek tek evlerinden alarak uçakla gidenleri havaalanına, karayolu ile gidenleri otogarlara kadar götürdüler. Bazı Gagauz kardeşlerimiz ise Komrat ve Kagula kadar uğurlamaya geldiler bizleri. Bu toplantının düzenlenmesinde katkıda bulunan özellikle tüm Kıpçak halkına, Sayın Oleg Garizan ve Kıpçak Belediye Başkanı Sn. İvan Nikolaeviç ve Belediye sekreteri Sn. Svetlana CAVDAR kardeşlerimize ve emeği geçenlere, özellikle de Kıpçak Primariya da çalışan herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Türkler Türkleri korusun ve yüceltsinler. Tüm Gagauz Halkı sağ olun ve sonsuza dek var olun.


Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Bulgarlara ibretlik olarak Ruslardan bırakılan Minare

Kubrat Han’ın kurduğu ilk Büyük Bulgarya Hanlığı’nın 640 yılında Hazarlar tarafından mağlub edilmesi sonucu Ön bulgarlar iki büyük kola ayrılıp karadeniz’in kuzeyinde ki eski memleketlerini terk etmişlerdir. Kubrat’in oğlu Asparuh ile güneybatıya göç eden kol Balkanlar’da kurdukları Birinci Bulgar Devleti günümüzün Bulgaristan’ının temeli olurken, Kotrak Han ile kuzeye göç edenler İdil Nehri’ne bitişik bir hanlık kurarak İdil Bulgarlarını oluşturmuşlardır. Ön bulgarların, Kubrat’ın diğer bir oğlu olan Batbayan’ın yanında kalan bölümü, Hazarların kontrölü altında yaşamayı kabul etmişlerdir. Bu yüzden Hazar Kağanlığı’nda kalanlara “Kara bulgar”, ve İdil Bulgarlarına “Ak bulgar” da denilir. Büyük Bulgarya Hanlığı’nın parçalanması üzerine, İtil bölgesine göçen Bulgar kabileleri, ilk zamanlar Hazarlarla dost geçindiler. Beş yüzyıllık tarihi ile sağlam siyasi ve askeri teşkilata sahip oldukları anlaşılmaktadır. Yerleştikleri toprakların verimli olması, ticareti iyi bilmeleri bu devlete güç kattı. Devletin başkenti olan “Bulgar” şehri, 11. ve 12. Yüzyılda Avrupanın en önemli ticaret şehirlerinden biriydi. Bulgar tüccarlar Hazar ülkesinde, Müslüman tüccarlarla karşılaşmaları, İtil Bulgarlarının 10. yüzyılda İslam dinini benimsemelerinde etkili olmuştur. Bulgar Hakanı Almuş; 920 yılında halife El-Muktedir’den ülkesine din adamları ile mescit inşası için mimarlar göndermesini istedi. İtil Bulgarları, İslamiyeti kabul etmeye başladılar. Almış Han İslam dinini benimsedikten sonra Cäğfär bine Ğabdulla (‫جعفر ابن عبدالله‬, Ja’afar ibn Abdullah) ismini almıştır. İdil Bulgarları’nın bağımsız bir devlet kurmaları, Rus Çarı I. Svyatoslav 966 yılında Peçenekleri mağlup edip Hazar Kağanlığı’nı da dağıtmasına kadar beklemiştir. İdil Bulgarları 922 yılında, Alamuş Han’ın (Almuş, Almas, Almış) hükümdarlığı sırasında İslam’a geçmişlerdir. Alamuş Han, bir kale yapımı içim Bağdat’taki El Muktedir halifesinden yardım istemiş, ve halife, kale mimarları ile birlikte din adamlarıda gönderip, İslama geçişini kale yapımı yardımı için şart kılmıştır. Böylece İdil Bulgarları, daha Karahanlılardan bile önce toplu halde İslama geçerek, ilk toplu İslama geçen Türk halkı olmuşlardır.[kaynak belirtilmeli] İdil Bulgarlarının müslüman olmasından dolayı, daha güneyde bulunan islami halklarla iletişimleri ve alışverişleri artmış, ve böylece arap ülkelerinden Ruslara giden lüks malların ticaretini kontröl etmeye başlamışlardır. İdil Bulgarları başarılı bir tarımcılık

geliştirip, Bolgar, Bilar (2’nci başkentleri), Suar (Suvar), Kaşan, Çükätav (Juketav), Aşlı (Oshel), Tuxcın (Tukçın), İbrahim (Bryakhimov) ve Tavile gibi birçok kentler kurmuşlardır. Ayrıca birçok Camii’ler ve kervansaraylar inşa etmişlerdir. 10’ncu yüzyıla kadar hala, en azından yaz aylarında tahta evleri terk edip çadırlarda oturmuş oldukları bilinir. İdil Bulgarları için en mühim komşuları, Hazar hanlığının 966 yılında yıkılmasından sonra Ruslar ve Peçenekler olmuşlardır. 11’nci yüzyılın ortalarında İdil Nehrinin güneyinde yaşamış olan Peçeneklerin yerini Kipçaklar (ya da Kumanlar) almıştır. 1006 yılında İdil Bulgarları, ticari amaçlardan dolayı ilk kez Ruslarla diplomatik bağlantılar kurmuşlardır. İbrahim Han döneminde (10061025) bu bağlantılar Horasan’a kadar uzanmışdır. 12’nci yüzyılda ama Rus prensleri Bulgar tüccarlarının yolunu kestirip onları soydurdukları ve hatta onlara işkence ettirdikleri için, Ruslar ile aralarında ciddi sorunlar yaşanmışdır. 1117 yılında Prens Yuri Dolgoruki (hükümdarlık süresi: 1125-1157) ve Kipçak Han’ı Ayepa arasında bir birleşme anlaşması gerçekleşmişdir. Bulgarlar ama Ayepa Han’ı ve diğer Prensleri zehirliyerek bu anlaşmayı dağıtmayı başarmışlardır. Andrei Bogoljubski (hük. 1157-1174) hükümdarlık zamanında İdil Bulgarlarına saldırmış ve devletlerini tekrar tehtit etmişdir. Ruslara karşı sürdürülen bu savaşların birisi Gadbulla Çelbir Han (hük. 1178-1225) zamanında gerçekleşmiş ve bundan kısa süre sonra Moğollar Kalka’yı yağmalamalarından dönüşlerinde İdil Bulgarları ülkesini basmışlardır. Moğolların gücü artması devam sürdükçe İdil Bulgarları devletinin sonu kaçınılmaz olmaya başlamışdır. 1236 yılının sonbaharında Batu Han gelmişdir; İdil Nehri’nin civarında Ruslara karşı saldırmak için toplanan dev ordusu Bolgar kentini talan etmişdir. Böylece büyük bir katliam ile İdil Bulgarları hanlığının sonu gelmişdir. Hayatta kalan İdil Bulgarları Moğol ordusuna katılmaya zorunlu tutulmuşlardır. Cengiz Han’ın Altın Ordu döneminde İdil Bulgarları toprakları ve inşa ettikleri kentler Cengiz Han’ın aristokratları için bir merkez haline gelmiş ve 14’ncü yüzyıla kadar bu önemini korumuşdur. 1237 yılında Moğol hükümdarı Batuhan tarafından ortadan kaldırdılar. Yüksek medeniyete sahip olan Kazan Bulgarları, Moğolların ve Altınordu Devletinin Türkleşmesine neden oldu. 1399 yılında Rus istilasına uğrayan Bulgar Devleti, Altınordu Devleti yıkılınca 1437 yılından itibaren “Kazan Hanlığı” bünyesinde varlıklarına devam ettiler. Murat ULUTÜRK

9

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Tarihçesi İstanbul’un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı. Bildiride,”olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara’da toplanacağı, Meclis’e katılacak üyelerin nasıl seçilecekleri, seçilerin en geç onbeş gün içinde yapılması gereği, kesin ve kararlı ifadelerle yer alıyordu. Ayrıca, dağılan Meclis-i Mebusan’ın üyeleri de Ankara’daki Meclis’e katılabileceklerdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelleri Ankara’daki bu ilk tarihi binada atıldı. Birinci Meclis Binası, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın yönetim yeri olarak pek çok tartışma ve millî kararlara sahne oldu: Bu yapı bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak, ilk yılların anılarını sergiliyor. İllerde seçilen temsilciler ve Meclis-i Mebusan’ın bir kısım üyeleri Ankara’ya geldiler. Ankara’nın o günkü şartları içinde Meclis’in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde, İttihat ve Terakki Cemiyeti kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı. Hazırlıklar tamamlanınca, Atatürk 21 Nisan’da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis’in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu. 23 Nisan 1920 Cuma sabahı erken saatlerde, Ankara’da bulunan herkes Meclis Binası çevresinde toplandı. Halk, kendi kaderine sahip çıkmanın coşkusu içindeydi. Hacı Bayram Camii’nde kılınan öğle namazından sonra, Meclis binası girişinde gözleri yaşartan muhteşem bir tören yapıldı. Saat 13.45’de, Ankara’ya gelebilen 115 milletvekili Meclis salonunda toplandı. Parlamento geleneklerine göre, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey (1845), Başkanlık kürsüsüne çıktı ve aşağıdaki konuşmayı yaparak Meclis’in ilk toplantısını açtı. “Burada Bulunan Saygıdeğer İnsanlar, İstanbul’un geçici kaydiyle yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün temelleri ile halifelik makamının ve hükümet merkezinin bağımsızlığının yok edildiği hepimizce bilinmektedir. Bu duruma baş eğmek, milletimizin, teklif olunan yabancı köleliğini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak için kesin olarak kararlı bulunan ve ezelden beri hür ve başına buyruk yaşamış olan milletimiz, kölelik durumunu son derece ve kesinlikle reddetmiş ve hemen vekillerini toplamaya başlıyarak Yüksek Meclisimizi meydana getirmiştir. Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.” Bu açılış konuşmasında, millî egemenliğe dayalı yeni Türk parlamentosunun adı da “Büyük Millet Meclisi” olarak konulmuştu. Bu ad herkesçe benimsedi. Daha sonra Atatürk’ün tüm konuşmalarında yer aldığı şekliyle ve ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesinde de yazılı olarak, “Türkiye Büyük Millet Meclisi” (TBMM) adı kalıcılık kazandı. TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa’yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM’nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü. TBMM, açılışından iki gün sonra, sadece yasama değil, yürütme gücüne de sahip olacak hukukî ve siyasî yapısını düzenleme çalışmalarına başladı. Bu düzenlemeler, TBMM’nin tam bir güçler birliği ilkesini benimsediğini göstermişti. 2 Mayıs 1920’de Bakanlar Kurulunun seçilmesi hakkındaki yasa çıkarıldı. 11 Bakandan oluşan “Meclis Hükümeti”, 5 Mayıs’da TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında ilk toplantısını yaptı. TBMM’nin açılışı ile birlikte, millî egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti doğmuş oluyordu. Birinci TBMM’nin iki temel hedefi, kesin zaferi kazanmak ve yeni devletin otoritesini güçlendirmek, kalıcılığını gerçekleştirmekti. Öncelikle, ülke topraklarının yabancı işgalinden kurtarılması gerekiyordu. 3 Aralık 1920’de Ermenistan Cumhuriyeti ile imzalanan Gümrü Barış Andlaşması, TBMM’nin yaptığı ilk uluslararası andlaşmaydı. Böylece Doğu cephesi kapandı. 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Andlaşması ile Rusya, yeni Türk Devletini ve Misak-ı Millî ilkelerini tanıdı. 6-11 Ocak 1921’de Birinci İnönü, 23-31 Mart 1921’de İkinci İnönü

ve 13 Eylül 1921’de Sakarya Zaferleri sonucunda, 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Andlaşması ile Fransızlar savaştan çekildi. Aynı yılın sonunda İtalyanlar da TBMM hükümetiyle işbirliğine giriştiler.1922 yılında, Yunanistan ve İngiltere dışında, TBMM, tüm ülkelerle iyi ilişkiler içindeydi,TBMM Orduları, 26 Ağustos 1922’de Büyük Zaferi kazandılar. 9 Eylül’de İzmir kurtarıldı. 18 Eylül’de ise Anadolu’da hiçbir yabancı askerî güç kalmamıştı. Yeni Türk Devleti’nin bu başarıları karşısında İngiltere de dahil olmak üzere İtilaf Devletleri ile 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Doğu Trakya kurtuldu. İtilaf Devletleri, 27 Ekim’de Lozan’da barış görüşmelerinin yapılmasını kararlaştırdılar. Uzun süren görüşmeler sonunda 24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Barış Andlaşması 24 Ağustos 1923’de TBMM’de onaylandı. Yeni Türk Devleti, askerî, siyasî ve ekonomik özgürlüğüne kavuştu. Atatürk diyor ki: “Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.” 23 Nisan’ın “Ulusal Egemenlik” ile ilişkisi 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bütün Dünya çocukları birlikte kutlarlar. Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde egemenlik padişaha aitti.Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Osmanlı İmparatorluğu’nun de saflarına katılmış olduğu İttifak Devletleri savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre Osmanlı İmparatorluğu da yenil¬miş sayıldı. Bütün ülke İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla “Ulusu yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir.” ilkesini öne sürdü. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler - günümüzün milletvekilleri - Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar. İlk Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı yapı Ankara’da Ulus Meydanı’ndan istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllarda Türkiye yokluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara’da duyul¬duğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı. Ulusal Kurtuluş Savaşıyla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Türk ulusu ulusal inancın nelere baş gelebileceğini gösterdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan İstiklal Savaşı yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu. 23 Nisan’ın çocuklar açısından önemi 23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine yabancı ulusların çocukları da katılır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. “Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.” diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan’da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan’da bütün Türkiye bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar.


10

DTGB’nin FAALİYETLERİ

1992 Şubat I. Türk Dünyası Gençlik Günleri-Kazan, Tataristan 1992 Kasım I. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Ufa, Başkurdistan 1993 Nisan II. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultay-Bakü, Azerbaycan 1993 Ağustos III. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Kazan, Tataristan 1994 Mart I. Başkanlar Konseyi Toplantısı-Nalçık, Balkarya 1994 Ağustos IV. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Bahçesaray, Kırım 1994 Ağustos Kırım Tatarlarının Vatana Dönüş Mücadelesi Fotoğraf Sergisi-Bahçesaray, 1994 Kasım Türk Dünyası Gençlik Liderleri Türkiye Türkçesi Dil Kursu-Ankara, Türkiye 1995 Nisan DTGB Yayın Organı Bengü Gazetesinin I. Nüshası 1995 Nisan II. Başkanlar Konseyi Toplantısı-Ankara, Türkiye 1995 Mayıs I. Türk Dünyası Gençlik Müzik Festivali-Ufa 1995 Ağustos V. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Issık Göl, Kırgızistan 1995 Ağustos Türk Dünyası Ekoloji Kongresi-Issık Göl, Kırgızistan 1995 Ağustos Manas Sempozyumu-Issık Göl, Kırgızistan 1996 Nisan III. Başkanlar Konseyi Toplantısı-Harleem, Hollanda 1996 Mayıs II. Türk Dünyası Gençlik Müzik Festivali-Ufa 1996 Haziran I. Türk Dünyası Spor Oyunları-Çeboksarı, Çuvaşistan 1996 Ağustos VI. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Ufa, Başkurdistan 1996 Ağustos Türk Dünyası’nda Demokrasi Eğitimi Sempozyumu, Ufa, Başkurdistan 1996 Ağustos Nasreddin Hoca ve Türk Dünyası Konferansı-Ufa, Başkurdistan 1996 Ağustos Prof. Dr. Zeki Velidi Togan Müzesi’ne Toplu Ziyaret, Başkurdistan 1997 Nisan IV. Başkanlar Konseyi Toplantısı-Bakü, Azerbaycan 1997 Mayıs III. Türk Dünyası Gençlik Müzik Festivali-Ufa 1997 Eylül VII. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Girne, K.K.T.C. 1998 Mayıs IV. Türk Dünyası Gençlik Müzik Festivali-Ufa 1998 Mayıs V. Başkanlar Konseyi Toplantısı-Ankara, Türkiye 1998 Eylül VIII. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Türkistan, Kazakistan 1999 Mayıs V. Türk Dünyası Gençlik Müzik Festivali-Ufa 1999 Temmuz VI. Başkanlar Konseyi Toplantısı-Denizli, Türkiye 1999 Eylül IX. Türk Dünyası Gençlik GünleriveKurultayı-Çeboksarı,Çuvaşistan 2000 Mayıs VII. Başkanlar Konseyi Toplantısı-Köstence, Romanya 2000 Mayıs İdil-Ural Sergisi-Ankara, Türkiye 2000 Haziran VI. Türk Dünyası Gençlik Müzik Festivali-Ufa 2000 Eylül X. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Bakü, Azerbaycan 2000 Eylül Türk Dünyası’nın Geleceğinin Dinamikleri Konferansı-Bakü,Azerbaycan 2004 Eylül XI. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Köstence, Romanya 2005 Kasım XII. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-İstanbul-Türkiye 2007 Eylül XIII. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı-Ohri-Makedonya 2009 Mayıs XIIII. DTGB Başkanlar Konseyi Toplantısı, Baku-Azerbaycan 2009 Ağustos XIIII Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı- Kırım-Ukraya 2010 Mayıs X. DTGB Başkanlar Konseyi Toplantısı, Sofya,Bulgaristan 2010 Ağustos 1. Türk Halkları Kongresi, Gagauzyeri- Moldova

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Kırım’da Türk Dünyası Yürüyüşü

Kırım’da yapılmakta Olan 14.Dünya Türk Gençleri BİRLİĞİ ( DTGB ) Kurultayının katılımcıları , Akmescit’te Kırım Tatar Milli Meclisi Yönetimi ve üyeleriyle görüştü . Dünya Kırım Tatar Kongresi Başkanı , Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Vekili Refat Çubarov , Kırım Tatar halkının Tarihi, sürgünün Halka yaşattığı Acı ve zorlukları , vatana dönüş mücadelesini anlattı . Kurultay katılımcıları imkb Çubarov’a Kırım Tatar halkının bugünkü Durumu ve Sorunları hakkinda sorular sordu . Daha Hiçbiri Türk Dünyası temsilcileri Akmescit sokaklarında Türk yürüyüş yapıldı . Yürüyüşe 250 Kisi katıldı yaklaşık . Katılım Avrupadan , Kavkaslardan , Balkanlardan , Orta Asyadan , Türkistandan ve Rusya’dan 36 Halkın temsilcileri , Türk halklarının Ukrayna ve Kırım’da yaşayan Halka alamiyorum niyet ve alamiyorum dileklerini getirdiklerini ve met yürüyüşle dünyada tum halklarla barış Içinde yaşama

dileğini ifade ettiler . Kurultay katılımcıları yaptıkları yürüyüşle Kırım Tatarlarının Ukrayna’daki Türk halklarının temsilcilerinden sesini duymak oldugunu hatırlattılar . Ellerinde kurultaya katılan halkların bayraklarını ve “ Doğu Türkistan , kalbimiz you, Click çarpıyor “ pankartları tutan ve “ Bizim Kırım “,” Özgürlük “ atan yürüyüş katılımcıları , Akmescit’in merkezinde barış Elçileri olarak Kabil Edilen beyaz güvercinleri göğe bıraktı sloganları . Met güvercinlerin , Kırım Tatarlarının diger halklarla barış Içinde Yasamak istediğini ,

diger halklara Saygı duymak istediğini , ancak karşılığında da Saygı Görmek istediğini belirtildi ve Dünyada baskıya maruz Kalan hiçbir halk olmamalı ve Kırım , halkların barış Içinde yasadigi Örnek Bir yer olmasi gerektiğini belirtiler .

7 avqust 2011-ci il tarixinde Türk Xalqları Ümumdünya Assambleyasının

Türk Xalqları Ümumdünya Assambleyasının (TXÜA) prezidenti akademik Yermentay Sultanmurad Dünya Azərbaycanlılarının III Qurultayı ilə əlaqədar öz heyəti ilə Azərbaycana səfərə gəlmişdir. Qonaqlar Atatürk Mərkəzində bir araya gələrək Türk dünyasının daha yaxın olması, bu birliyin qorunması naminə vacib tədbirlərdən söz açdılar. Tədbiri açıq elan edən TXÜA-nın I vitse-prezidenti, akademik Yəhya Yusif Caniyar Türk Dünyasından gəlmiş qonaqları iştirakçılara təqdim etdi. Daha sonra çıxış edərək bildirdi ki, Qazaxıstanda fəaliyyət göstərən Azərbaycan diaspor təşkilatları bir araya gələrək ölkənin sosial-iqtisadi, ictimai və mədəni həyatında yaxından iştirak etməklə yanaşı, həm də iki qardaş dövlətin arasında körpü rolu oynamağa çalışır. Söz Türk Xalqları Ümumdünya Asambleyasının prezidentiYermentay Sultanmurad cənablarına verildi.Akademik Yermentay Sultanmurad Türküstanda yeni qurulan Turan şəhəri barədə ətraflı məlumat verdi. Turan şəhərində gələcəkdə tikiləcək böyük Türk dünyasını özündə ehtiva edən binalar və layihələrdən danışdı. Azərbaycan və qazax ziyalılarının, elm xadimlərinin, mədəniyyət və ədəbiyyat xadimlərinin ümumtürk ictimai, siyasi və mədəni proseslərində daha fəal şəkildə fəaliyyət göstərməsi üçün birlikdə ortaq layihələrin reallaşdırılması, tədbirlərin keçirilməsi barədə məlumat verdi. O, həmçinin Avropa birliyi modeli ilə Türk Dünyası birliyi modelini müqayisə etdi. “Türk xalqları hələ qədimdən nadir mədəniyyət yaradıb, ilk dünya sivilizasiyasının meydana gəlməsinin önündə gedib”. E. Sultanmurat inkişaf etməkdə olan türk dövlətlərinin əməli birliyinə nail olunması üçün imkanların olduğunu da diqqətə çatdırdı. Onun sözlərinə görə, türk dövlətlərinin və xalqlarının iştirakı ilə vahid iqti-

sadi məkanın yaradılması üzərində ciddi addımlar atılmalıdır: “Utancverici məsələlərdən ən önəmlisi isə türklərin bir-biri ilə xarici dildən istifadə edərək təmas qurmalarıdır. Ortaq türk dili məsələsi qısa zamanda həll olunmalıdır”. TXÜA-nın I vitse-prezidenti akademik Yəhya Yusif Caniyar bildirdi ki, artıq Türk Xalqları Ümumdünya Assambleyasının son keçirilən iclasında prof. Qulamrza Səbri Təbrizi Türk Xalqları Ümumdünya Assambleyasının (TXÜA) fəxri prezdenti seçilmişdir. Səbri Təbrizi isə çıxışında bildirdi ki, Türk xalqları qədimdən birlik, mübarizlik nümayiş etdiriblər və bu kimi görüşlərin bu birliyin daha da möhkəmlənməsində əhəmiyyəti böyükdür. O, həmçinin qeyd etdi ki, Güney Azərbaycanı məsələsi Orta Asiyada qaldırılmalıdır. “Biz Güney Azərbaycanı problemini Avropanın və onun ayrı-ayrı təşkilatlarının diqqətinə daima çatdırırıq. Amma bu məsələ türk dünyasında qaldırılmalıdır. Bu gün güneyli qardaşlarımız ana dilində təhsil ala bilmirlər.” Şimali Qafqazdan gələn Türk xalqlarının nümayəndələri isə öz çıxışlarında bildirdilər ki, türksüz Qafqaz olmadığı kimi, Rusiya da yoxdur. Qazaxıstanın akademiki Əli Musa oğlu Əliyev isə 1937-ci ildə Qazaxıstana sürgün olunduğunu diqqətə çatdırdı. “Nəslimizdən 35 nəfəri sürgün edib öldürdülər. Mən hələ də orada anamın qəbrini axtarıram.”

Dünya Azərbaycanlıları Konqresi İdarə Heyətinin üzvü Ağalar Bayramov isə bütün problemləri milli məfkurəmizi dərk edə bilməməyimizdə gördü. “Biz 1514-cü ildə də milli məfkurəmizi dərk edə bilmədiyimizə görə bir-birimizlə savaşdıq. Məhz milli məfkurəmizi dərk edə bilməməyimizdir ki, Azərbaycan beş hissəyə bölünüb. Toplantıda türk dövlətlərinin başçılarına müraciət də ünvanlandı. Müraciətdə türk xalqlarının əməli birliyinə nail olunması məqsədilə ortaq dil və qrammatika məsələsinin həlli, o cümlədən hər il may ayının 4-cü şənbə gününün “Türk dili və mədəniyyəti günü” kimi qeyd edilməsi təklif olundu.

Türklüğün Acı Kaybı: Turan Yazgan Uzun süredir rajatsız olan ve tedavi gören Türk Dünyası Vakfı Genel Başkanı

Prof. Dr. Turan Yazgan vefat etti. Türk Dünyasına Büyük Hizmetleri bulunan ve yeri doldurulamayacak olan Türk Dünyası Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Tüm Türk Dünyası’nın Başı Sağolsun. Türk Dünyası Haber Ekibi olarak Allah’tan rahmet Türk Dünyasının Başı Sağolsun diyoruz..


Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Ekrem DTGB’ n in Sonuç Bildirgesi Türk Dünyasın’da bir çinar ABDULLAYEV Dünya Türk Gençleri Birliği 8.Lider Zirvesi Sonuç Bildirgesi

23-24 Mayıs 2009 tarihleri arasında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü Şehri’nde toplanan 29 Türk bölge ve topluluğundan katılan gençlik liderleri olarak; * Batı Trakya Türkleri’nin milli kimliklerinin reddedilmesi ve milli azınlık haklarının verilmemesi uluslararası standartlara tamamen aykırıdır. Batı Trakya Türkleri’nin sivil toplum kuruluşu olan İskeçe Türk Birliği Yunan makamlarınca tanınmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Mart 2008 kararı uyarınca İskeçe Türk Birliği hukuk mücadelesinde haklı bulunmuştur. Yunanistan makamları AİHM’in bu kararına rağmen Türk azınlığının örgütlenme ve demokratik temsil haklarını halen reddetmektedir. Yunanistan hükümetini AİHM’in bu kararına uymaya davet ediyoruz. Batı Trakya Türkleri’ni haklı mücadelelerinde destekliyoruz. * Türk Cumhuriyetleri çalışma bakanlıklarının Türk Cumhuriyetleri’nde çalışacak olan vatandaşları için bir sertifika programı düzenlemesini ve bu sertifika programına katılma şartının vize veren ülkelerin çalışma vizesi verme koşullarına eklenmesini talep ediyoruz. Bu sertifika programı gidilecek ülkenin tarihi, kültürü ve dili hakkında bilgiler içermelidir. * Afganistan Türkleri acil şekilde gençlerine yüksek öğretim verilmesi konusunda bağımsız Türk Cumhuriyetleri’nin yardımına ihtiyaç duymaktadır. Bağımsız Türk Cumhuriyetleri’nin milli eğitim bakanlıkları ve yönetimlerini Afganistan Türkleri gençlerine üniversitelerinde kontenjan ayırmaya ve burs sağlamaya davet ediyoruz. * Az sayılı halklar olarak nitelenen ve özellikle Sibirya’da yaşayan, Altay, Hakas, Şor, Teleut ve Tuvalar gibi Türk halkları hızla yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadırlar. Bu halklarımız sadece Türk Dünyası’nın değil tüm dünyanın kültürel ve tarihi zenginliğinin birer parçasıdır. Türk Cumhuriyetleri’nin yönetimlerini bu Türk halkları ile daha yakından ilgilenmeye davet ediyoruz. Özellikle Büyük Öğrenci Projesi gibi projelerde ve diğer Türk Cumhuriyetleri’nin sağladığı eğitim imkanlarında bu Türk halklarına özel ve yüksek kontenjanlar tanınmasını talep ediyoruz. Devletler tarafından tanınan kontenjanların ülke milli eğitim bakanlıklarının merkezi seçme kriterleri ile değil, liyakat ölçütlerine göre serbest başvuru esasında dağıtılmasını tavsiye ediyoruz. * Daha önce DTGB’nin tavsiye kararları doğrultusunda birden fazla bölgemizde hayata geçirilmiş olan Türk Dünyası Genç İşadamları forumlarının birleştirilmesine ve bunlar arasında koordinasyonun DTGB Yürütme Kurulu tarafından sağlanmasına karar verilmiştir. * Öğrenci projeleri ile Türkiye ve bağımsız Türk Cumhuriyetleri’nde eğitim gören gençlerin eğitimlerinin ardından ülkelerine dönmeleri özendirilmelidir. Bu öğrenciler mezun dernekleri ve burs veren kuruluşlarca izlenmeli ve kariyer desteği almalıdır. * 18 Mayıs 2009 Kırımtatar sürgününün 65. yıl dönümüdür. Akmescit’te 35 bin kişilik toplantı düzenleyen Kırımtatar halkının büyük acısını bu günde paylaşıyoruz. Tüm bağımsız Türk Cumhuriyetleri’ni Kırım’da konsolosluk ve temsilcilik açmaya davet ediyoruz. Bu vesile ile Birinci Dünya Kırımtatar Kongresi’ni düzenleyerek tüm diasporayı birleştiren Kırımtatar kardeşlerimize gösterdikleri haklı mücadelelerinde destek veriyoruz. Türk Cumhuriyetleri’nin Ukrayna ile ilişkilerinde Kırımtatar halkının hak ve hürriyetleri ile vatana dönüş mücadelelerini gündemde tutmalarını talep ediyoruz. Türk Cumhuriyetleri’nin yönetimlerini ve parlamentolarını 18 Mayıs 1944’te Kırımtatar halkının yaşamış olduğu soykırımı resmen tanımaya davet ediyoruz. * Türk Cumhuriyetleri’nin gençlerinin karşılıklı olarak kardeş devletlerin parlamentoları ve diğer devlet kurumlarında aldıkları eğitimle paralel biçimde staj programlarına katılabilmelerinin mümkün hale getirilmesini talep ediyoruz. * Merkezi Asya bölgesinin tabii kaynaklarının hakça paylaşımı konusunda ortak platformlarda yapılan her türlü barışçıl girişimi destekliyor, bu konunun bölge ülkelerinin bütünleşmesinde kilit rol oynayacağını düşünüyoruz. * Türk lehçeleri arasındaki aktarım çalışmalarına öncülük eden AvrasyaYazarlar Birliği’ne ve bu konuda faaliyet gösteren Türk devlet ve topluluklarından akademisyenlere özel teşekkürlerimizi bildiriyoruz. * Ahıska Türkleri’ni vatana dönüş mücadelelerinde destekliyor ve Gürcistan hükümetini Ahıska Türkleri’nin anavatanlarına dönüşleri konusunda daha titiz davranmaya davet ediyoruz. * Türk Dünyası çapında uyuşturucu madde kullanımı geleceğimizi tehdit eden önemli bir sorun haline gelmiştir. Tüm Türk devlet ve topluluklarının yönetimleri ile sivil toplum kuruluşlarını bu sorun ile mücadeleye daha fazla eğilmeye ve kaynak ayırmaya davet ediyoruz. * Moldova parlamentosuna üye olarak seçilen Gagauz temsilcimiz sayın Oleg Garizan’ı tebrik ediyoruz. Gagauz halkının Moldova’daki seçimleri sabote etmeye yönelik dış kaynaklı vandalizm ve şiddet olayları karşısındaki duruşunu destekliyoruz. * Ermenistan insan haklarına, uluslararası hukuka aykırı olarak ve ilgili uluslararası örgütlerin bu konuda yapmış oldukları girişimlere rağmen Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki işgalini sürdürmektedir. Güney Kafkasya’da bölgesel barışın sağlanması önündeki en büyük engel olan Dağlık Karabağ işgalinin bir an önce sonlandırılmasını talep ediyor; Ermenistan’ı uluslararası hukuka ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne saygılı siyaset izlemeye çağırıyoruz.

11

daha aramızdan ayrıldı GENELDTGBBAŞKANI

Orkun vakfı Başkanı, Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nin kurucularından, tarihçi, yazar ve fikir adamı Altan Deliorman 22.08.2012 Çarşamba günü 18.15’te beyin kanaması geçirdikten sonra yatırıldığı Şişli Etfal Hastanesi’nde vefat etti. Vefatı Bulgaristan câmiada büyük üzüntüye sebep olan Altan Deliorman’ın cenazesi 24.08.2012 Cuma günü Fatih Camiinde Cuma namazını müteakip kılındı cenaze namazından sonra ebedî istirahatgâhına defnedildi. Merhuma Allah’tan rahmet dileyip mekânı cennet olsun derken, kederli ailesine, Bulgaristan camiasına ve Türk Dünyasına ve ailesine, dost ve arkadaşlarına başsağlığı ve sabırlar temenni ederiz. ALTAN DELİORMAN KİMDİR Değerli tarihçi, gazeteci, yazar, fikir ve dava adamı, büyük Türkçü Nihal Atsız’ın son talebelerinden Altan DELİORMAN 25 Haziran 1935’te İstanbul’da doğdu. Gazeteci-yazar Necmettin DELİORMAN’ın oğludur. Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra bir süre İ. Ü. Hukuk Fakültesi’nde okudu. Daha sonra girdiği İ. Ü. Tarih Bölümünü bitirdi.

Aydınlar Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı ve 1970-1975 yılları arasında Genel Merkez Müdürlüğü yaptı. 1972-1987 yılları arasında Boğaziçi Yayınlarını yönetti. 1987’de Bayrak Basım-Yayımı kurdu. Tan, Akşam, Ekonomi, Ocak, Son Havadis, Ortadoğu ve Tercüman gazetelerinde muhabir, yazı işleri müdürü ve köşe yazarı olarak çalıştı. Kopuz, Ocak, Toprak, Millî Yol, Boğaziçi, Türk Edebiyatı, Bayrak, Orhun dergilerinde yazıları yayımlandı. Kılıç, Türk Dünyası, Millî Işık, Boğaziçi, Gurbette Bayrak, Tarih Gazetesi ve Edebiyat Gazetesi’ni yayınladı. İlk denemesi “Trenin Ayrılışı” 1948’de Çocuk Sesi’nde, ilk hikâyesi “Bir Kapı Açık Kaldı” 1954’te Türk Sanatı’nda yayımlandı. Yazılarının isminin dışında Murat Gencoğlu, Bahtiyar Bengü ve A.D. imzalarını da kullandı. Altan DELİORMAN evli ve bir kız, bir erkek çocuk babasıydı.

İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’nun Adnan Menderes Üniversitesi’de (ADÜ) gerçekleştirdiği dinleti ve gösteri Türk dünyasından esintileri Aydın’da buluşturdu. Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından kültürel etkinlikler çerçevesinde organize edilen İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu’nun sergilediği dinleti ve gösteri ADÜ Atatürk Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Aydın Valisi Kerem Al, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu, Aydın Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Salih Karataş, Kültür ve Turizm İl Müdürü Nuri Aktakka’nın katıldığı da izleyiciler arasında yer aldığı konserde, dinleyiciler şarkılara eşlik etti.

Şef Kamil Kay yönetimindeki İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu; Orta Anadolu, Balkan, Kırım, Orta Asya ve Türk Müziğinden eserlerin seslendirildiği dinletide, bazı türküleri de dans sanatçılarının gösterisi eşliğinde sundu. Etkinliğe katılan Aydın halkı, ADÜ öğrencileri ve protokolün coşkulu katılımları ile renkli dakikalar yaşandı. Geniş bir kadro ile Adnan Menderes Üniversitesine gelen İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğuna programın sonunda ADÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu tarafından teşekkür çiçeklerini takdim etti. Topluluk; salondan ADÜ’de olmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, tekrar görüşme dileklerini ifade ederek ayrıldı.

Türk Dünyasından Esintiler Aydın’da Buluştu

20 yılda verdikleri emekler ve yüksek gayretleriyle DTGB’yi bu güne getiren değerli delegasyon başkanlarımıza huzurlarınıza bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Kıymetli Konuklar, Otuzu aşkın ülkeden, kırktan fazla delegasyonu bir araya getiren DTGB, hiç şüphe yok ki büyük bir maddi ve manevi desteğe ihtiyaç duymaktadır. Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Tanıtma Fonu ile TİKAS Başkanlığı bu ihtiyaçlarımızı karşılamıştır. Bütün bunlarla yanaşı zaman zaman öz desteğini bizlerden esirgemeyen Türk Ocakları’na değerli yönetim kurlu üyeleri ve başkanı aksakalımız Nuri Gürgür’e bir daha öz teşekkürlerimizi bildirirem. Bu toplantımız 20. Kuruluş yıldönümüne tesadüf edir ve bunun hayata geçirilmesinde de emeği geçen Azerbaycan Gençlik ve Spor Bakanlığı’na, Keçiören Belediye Başkanlığı’na, Cengiz Holding’e, Türkmeneli Vakfı Kültür Merkezi Başkanlığı’na, NewartMedya Ajansı’na ve bize destek veren değerli protokolümüze öz teşekkürlerimizi bildirmek istiyirem. Değerli Misafirler, Gençlerin fikri gelişiminin sağlanması maksadıyla Birliğimize bağlı kurulmuş olan Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği, Türk Dünyası Genç Bilim Adamları Birliği ve Türk Dünyası Genç İletişimciler Birliği DTGB ile koordineli bir şekilde Türk Dünyasının hizmetinde çalışmaya devam etmektedir. Dünya’da genç nüfusun karar verme mekanizesindeki önemi, gittikçe artarken, Türk gençliğinin bunun dışında kalması mümkün değildir. Bir yandan kendi iç entegrasyonumuzu sağlarken, diğer yandan küreselleşen dünyanın diğer unsurlarından uzak kalmamız düşünülmez. Kendine kapanmış bir Türk gençliği tarihte eşsiz zaferleri gerçekleştirme hayali dahi kuramaz. Bu noktada yapılması gereken, diğer milletlerle iletişim halinde olan, kendinin ve dünyanın geleceğine yön veren, bunu başaracak güce ve katiyetli kararlı nesillere sahip, nesilleri meydana getirmektir. Bu Türk milletinin tarihsel misyonunun bir ihtiyaç ve zorunluluğudur. Hiç şüphe yoktur ki gençler milletlerin, ülkelerin ve dünyanın geleceğidir. Biz DTGB’de bunu başarmanın ilk adımlarını attık. Kurduğumuz gün, genç birer idealist olan nesiller bugün ülkelerinde milletvekili, belediye başkanı, diplomat, iş adamı, sanatçı, bilim insanı, olmuştur. O gün sivil toplumun dünyanın geleceğine yön vereceğini öngören nesiller bugün bizzat kendileri karar alma mekanizmalarının başında yer alabilecek noktaya gelmişlerdir. Bu umutlarımızı yükselten bir gelişme olarak akılarda tutulmalıdır. Bugün burada olmamız şüphesiz ki geleceği şekillendirecek fikirlerin ortaya konacağı, tarihe not düşülmesi gereken bir gerçektir. Bizden sonraki nesillere bırakılacak bir hedef, inançlarını gerçekleştirmek ve insanca duruşun vücut bulmuş halidir. Aziz Misafirler, Sevgili Gençler Başkanlar toplantımızın Türk Dünyası’nın bütün coğrafyalarında yaşayan Türk halkları için umut dolu sabahlara açılan bir kapı olmasını arzu ediyorum. Bu vesile ile törenimize katılarak bizleri onurlandıran siz değerli konuklarımızı saygı ile selamlıyor, Makedonya’dan Doğu Türkistan’a Kerkük’ten Kırım’a, tüm Turan diyarlarından gelen dostlarımız adına hepinize teşekkür ederken, konuşmamı Çuvaş Türklerinin meşhur sözleriyle bitirmek istiyirem:

Vardık, Varız, Var Olacağız. Sağolun, varolun! 17 Mayıs 2012, Ankara


12

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

Türk bilim Ankara’da Nazarbayev Paneli Bulgaristanın adamından Ünlü Karikaturisti buluş

Sakaryalı bilim adamı, bor karbür ve alüminyumdan oluşan yüksek dayanıklı kompozit zırh geliştirdi. Terör örgütü PKK’nın karakol ve askerî konvoylara düzenlediği saldırılarda güvenlik güçlerinin emniyetini sağlamak için çalışma yapan Sakaryalı bilim adamı, bor karbür ve alüminyumdan oluşan yüksek dayanıklılığa sahip kompozit zırh malzeme geliştirdi. Malzeme, bomba, mayın ve ağır silahlara karşı dayanıklılık testinden başarıyla geçti. Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Uğur Soy, yerli kaynaklar kullanarak zırh özelliğine sahip malzeme üretti. Mekanik ve termal testler uygulanan malzemenin gerek sertlik gerekse de mukavemet açısından diğer zırh malzemelerine nazaran yüksek performans gösterdiği saptandı. Zırh kompozitinin geliştirilmesinde yüzde 100 yerli alüminyum ve bor karbür malzemeleri kullandığını belirten Soy, malzemenin, nitrit ve elmasın yanı sıra dünyanın en sert malzemesi olduğunu vurguladı. Soy, şunları söyledi: “Bor karbür malzemesinin erime derecesi 2 bin 500′ün üzerinde. Bu malzeme dünyaca “kara elmas” olarak biliniyor. Kompozit zırh malzemesinin geliştirilmesinde öncelikle replika dediğimiz bir yöntemle bor karbür köpük ürettik. Daha sonra alüminyumu eriterek bor karbür köpük içerisine emdirdik. Nihayetinde bor karbür takviyeli metalik kompozit üretmiş olduk. Üretilen kompozit zırh malzemesinin yoğunluğu düşük, sertliği ve mukavemeti yüksek, zırh özelliğine sahip ve monolitik seramik zırhlara kıyasla daha ucuz.” Türkiye’nin ilk zırhlı kompozit yeleği Saldırılarda en yüksek tehdidi modern ateşli silahlardan çıkan, kinetik enerjiye sahip mermilerin oluşturduğunu ifade eden Uğur Soy, bu tür mermilere karşı zırh malzemesi olarak çelik, seramik ve cam/elyaf takviyeli çeşitli kompozitler kullanıldığını dile getirdi. Geliştirdiği yeni kompozit zırh malzemesinin mukavemet açısından benzerlerine göre yüksek performans gösterdiğini söyledi. Kompozit malzemenin askeri amaçlı olarak mekan ve personel koruma amacıyla zırh malzemesi olarak kullanılabileceğini kaydeden öğretim üyesi, “Askeri mekanların ve araçların korunması, nöbet kulübeleri, polis merkezleri, güvenlik riski bulunan binaların dış cephe kaplama uygulamalarında, zırh yelekleri, miğferler, hava araçlarında, para nakil araçları, VIP araçları gibiuygulamalarda tercih edilebilir.” diye konuştu. Numune olarak elde ettikleri malzemeyi panel şeklinde üretip doğal ortamlarda test etmeyi planladıklarını anlatan Soy, Türkiye’nin ilk zırhlı kompozit yeleğini üretmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Ankara’da Eğitim Gören Kazakistanlı Doktora ve Yüksek Lisans Öğrencileri tarafından “Kazakistan Dış Politikasındaki Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Rolü” adlı panel düzenlendi. Ankara’da Eğitim Gören Kazakistanlı Öğrenciler tarafından Ortadoğu Teknik Üniversitesi(ODTÜ)’nde düzenlenen “Kazakistan Dış Politikasındaki Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Rolü” panelinde Dinmuhammed Ametbek(ODTÜ) Kazakistan’ın dış politikasını belirleyen etkenlerle ilgili bir giriş konuşması yaptı. Daha sonra Dastan Almenev(ODTÜ), Kazakistan dış politikasının Avrasya vektörünü anlattı. Kazakistan dış politikasında Avrupa vektörünün Karakoz Zhumabekova(Ankara Üniversitesi) tarafından anlatıldığı panelde Meruyert Pambetova(Ankara Üniversitesi) ise Türk Dünyası vektörü hakkındaki düşüncelerini aktardı. Kazakistan dış politikasında Asya vektörünü de Din-

muhammed Ametbek(ODTÜ) tarafından değerlendirilmesinin ardından Aslan Turlıbek(Ankara Üniversitesi) Atatürk ve Nazarbayev’in benzerliklerini anlattı. Kazakistanlı öğrencilerin yanı sıra sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de katıldığı panel de katılımcılara Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in kitapları hediye edildi.

24 Nisan 2012 tarihinde Kazakistan Parlamentosu oturumuna katılan Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı Aset İsekeşev, Kazakistan’ın, turizm sektörünün geliştirilmesi amacıyla 8 yıllık turizm kalkınma programını uygulamaya koyacaklarını açıkladı. İsekeşev, Kazakistan Cumhurbaşkanının talimatı üzerine 2020 yılına kadar turizm sektörünün geliştirilmesi için turizm kalkınma programı hazırlanacak. Ülke ekonomisinde en karlı sektör haline gelmesi hedeflenen turizm sektörünün geliştirilmesi, istihdamı artırıp KOBİ’lerin gelişmesini sağlayacak. Tarafımızla sıkı işbirliği sürdürecek olan Türkiye ve Malezya gibi partnerlerimizin turizm sektörleri kısa bir süre içinde güçlü bir sanayi sektörü haline gelip ülkenin GSYİH büyümesi ve birçok ilgili sanayilerin gelişmesini teşvik etmiştir. Biz de bu ülkelerin deneyimlerini kullanacağız, dedi. Kazakistan’ın, turizm sektörünün geliştirilmesi amacıyla 8 yıllık turizm kalkınma programının hazırlanması için yeni projelerin gerçekleştirileceğini söyleyen İsekeşev, ülkeye gelen turistlerin sayısını artırmak için bir dizi yeni tatil yerlerinin açılması plan-

lanılıyor. Örneğin, Almatı yakınında yeni kayak merkezi ve Burabay (Kuzey Kazakistan’da-TK) tatil yeri kurulacak. Bununla birlikte, Kenderli tatil bölgesinin (Türk müttehitlerin de katıldığı Mangistau bölgesinde, Hazar Denizi’nin kıyısında gerçekleşmekte olan projesi-TK ) kurulması projesinin hızlandırılmasını sağlayacağız. Bozkırları, ormanları, dağları ve zengin bir flora ve faunaya sahip Kazakistan’ın artmakta olan turizm potansiyelini ortaya çıkarmak için destek vereceğiz. Tüm gerçekleştirilecek projelere devlet tarafından altyapı sağlanacak. Yerli ve yabancı yatırımcıları için güçlü iş teşvikleri tespit edilecek ve tarafımızdan hazırlanacak turizm sektörünün geliştirilmesi amacıyla 8 yıllık turizm kalkınma programına dahil edilecek, dedi.

Kazakistan Türkiye’nın Tecrübesinden Faydalanacak

Türkiye’den Azerbaycan için vize müjdesi Bakü`de bulunan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Azerbaycan hükümetinin Türk vatandaşlarına vize uygulamasını yakında kaldıracağını söyledi. KEİPA 40. Genel Kurul Toplantısına katılmak için Azerbaycan’da bulunan TBMM Başkanı Çiçek, Türk vatandaşlarına vize uygulamasının Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in gündeminde olduğunu, kendisinin konunun çözülmesi yönünde talimat verdiğini belirtti. Vize uygulamasının kaldırılması yönünde çalışmaların başladığını söyleyen Çiçek, sorunun yakın zamanda giderileceğini ve vizenin kalkacağını kaydetti.

Yeni Türk Uçağı Yolda ; Üzerinde Türk Cumhuriyetlerinin Bayrakları Olacak!

Türk Hava Kurumu Başkanı Osman Yıldı- meyi istediğiniz şehre, kendi kullandığınız uçakla rım, Türkiye’nin uzun süredir ara verdiği uçak gideceksiniz ve dönebileceksiniz” değerlendirüretimi için yapılan çalışmaların sonucunda ha- mesinde bulundu. zırlananyeni uçağın proje çizimlerinin bir bankanın kasasında emniyete alındığını bildirdi. “Yüzde 90′ı yerli olacak uçağın, üzerine dünyadaki Türk cumhuriyetlerinin bayraklarını koyacağız. Bu uçak, Türklerin sembolü olacak” diyen Yıldırım, gelecek yılın yaz döneminde uçağın test uçuşlarına başlamayı planladıklarını ifade etti. THK tarafından üretilecek uçağın 2-4 kişilik olacağını belirten Osman Yıldırım, “Eğitimde kullanacağız. İnsanlar, özel seyahatlerinde kullanabilecek. Bizden eğitim alan herkesin kullanabileceği bu uçaklar, bir yerden bir yere gitmede rahatlık sağlayacak. Örneğin hafta sonunu geçir-

1943 ‘te Kırcaalide doğdu. Öğrenimini Bulgaristanda yaptı. 1989’dan beri Türkiyede olan Ardagil uluslar arası ve ulusal karikatür yarışmalarına katıldı. Yurt dışı ve yurt içinde kişisel karikatür sergileri açtı. ÖDÜLLERİ 1985 – Uluslararası Karikatür Yarışması TÜRKİYE Büyük Ödül 1992 – Uluslararası Karikatür Yrşm TÜRKİYE Özel Ödül 1992 – Ulusal Karikatür Yarşm. TR’ye Özel Ödül 1993 – Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye Başarı Ödülü 1993 – Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye Jüri Özel Ödülü 1995 – Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye İkincilik Ödülü 1996 – Türkiye Olimpiyat Komitesi Başarı Ödülü 1996 – Ulusal Karikatür Yarışması TR’ye Özel Ödül 1996 – Ulusal Karikatür Yarışması TR’ye Özel Ödül 1996 – Ulusal Karikatür Yarışması TÜRKİYE Özel Ödül 1996 – Uluslararası Karikatür Yarışması TR’ye Özel Ödül 1997 - Türk Hava Kurumu Üçüncülük Ödülü 1998 – Uluslararası Karikatür Yarışması TR’ye Birincilik Ödülü 1998 – Uluslararası Karikatür Yarışması MAKEDONYA Dördüncülük Ödülü 1998 – Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye Özel Ödülü 1998 – Ulusal Karikatür Yarışması TR’ye Gazeteciler Cemiyeti Özel Ödülü 1999 – Ulusal Karikatür Yarışması TÜRKİYE Özel Ödül 2000 - Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye Özel Ödül 2001- Ulusal Karikatür Yarışması TÜRKİYE Özel Ödül 2001 – Uluslararası Karikatür Yarışması HOLLANDA FECO Özel Ödülü 2002 - Ulusal Karikatür Yarışm. TR’ye Özel Ödülü 2002 - Ulusal Karikatür Yarış. TÜRKİYE Özel Ödülü 2002 - Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye T.S.E. İkincilik Ödülü 2002 - Ulusal Karikatür Yarış. TÜRKİYE Özel Ödülü 2003 - Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye Onur Ödülü 2003 – Uluslararası Karikatür Yarış. TÜRKİYE Cumhuriyet Gazetesi Özel Ödülü 2003 – Uluslararası Karikatür Yarış. TR’ye Başarı Ödülü 2004 - Ulusal Karikatür Yarış. TR’ye Özel Ödülü 2004 – Uluslararası Karikatür Yarışması TÜRKİYE Başarı Ödülü 2004 – Uluslararası Karikatür Yarışması RODOS-YUNANİSTAN İkincilik Ödülü 2004 – Uluslararası Karikatür Yarış. G. KORE Beşincilik Ödülü 2005 – Uluslararası Karikatür Yarış. MAKEDONYA Vreme Gazetesi Özel Ödülü 2005 – Uluslararası Karikatür Yarış. G. KORE Beşincilik Ödülü 2006 – Uluslararası Karikatür Yarış. G. KORE Beşincilik Ödülü 2006 – Ulusal KAPADOKYA Karikatür Yarış. Özel Ödülü 2008 - Ulusal İZMİR Karikatür Yarışm. Özel Ödülü


Türk Dünyası Gençliğinin Sesi Düşünceler

Dr.Müjgan DENİZ

Bulgar Türkü ve Bulgaristan Türkü

Bulgar Türkü ve Bulgaristan Türkü ifadeleri, Bulgaristan ve Bulgaristan Türkleri ile ilgili haber, yorum ve yazılarda sürekli karşılaştığımız ifadelerdir. Kullanılan bu iki kavramın da gerçekliği ve kullanılırlığı vardır. Ancak günümüzde yazıldığının aksine bu iki farklı kavram aynı topluluğu değil birbirinden farklı toplulukları ve farklı olguları ifade etmektedir. İlk olarak, Bulgar Türkleri tarihsel süreç içerisinde yaşamışlar ve zaman içerisinde tıpkı, Sümerler, İnkalar, Hazarlar ve birçok topluluk gibi misyonlarını tamamlayarak tarihin tozlu sayfaları arasındaki yerlerini almışlardır. Bulgaristan Türkleri tabiri ise bundan yüzyıllar sonra 19.y.y’da Berlin Antlaşması (1878) literatürlere girmiş bir kavramdır. Biz bu çalışmamızda bu iki kavramı biraz açarak ülkemizin güzide basın mensuplarına ve aydınlarına! bu konuda yardımcı olmaya çalışacağız. Bulgar Türkleri Orta Asya Türklerinin bir kolu olan Ogur Türkleridir. Türk Dünyasının en geniş kitlesini Oğuz Türkleri oluşturmaktadır. Türkçede doğu batı lehçeleri arasında z – r ses değişimi neticesinde doğuda Oğuzlar olarak adlandırılan Türkler batıda Ogurlar olarak adlandırılmıştır. Bulgar Türklerinin esas nüvesini teşkil eden Ogur Türkleri tarihte üç büyük devlet kurmuşlardır. Ogur Türklerinin kurduğu ilk devlet olan Büyük Bulgar Devleti maalesef uzun ömürlü olamamış ve ve bu devletin bünyesinden Volga Bulgar Devleti ve Tuna Bulgar Devleti olmak üzere iki farklı siyasi teşekkül ortya çıkmıştır. Yapılan son araştırmalardan da anlaşıldığına göre Volga Bulgar Devleti İslamiyet’i ilk kabul eden Türk devletlerinden birisi olmuştur. Tuna Bulgar Devleti yöneticileri Abbasi Halifeleri ile bağlantılar kurarak, Başkentleri Bulgar şehrinde, camiler, medreseler, hanlar, hamamlar inşa ederek Bulgar şehrini bir ilim, irfan kültür ve ticaret merkezi haline getirmişlerdir. Balkanlarda kurulan Tuna Bulgar Devleti ise gerek doğudan gelen Türk göçlerinin yavaşlaması ve Slav nüfusun fazlalığı nedeniyle, gerekse Bizans İmparatorluğunun etkisi Hıristiyanlığı kabul etmişleridir. Söz konusu bu gelişmelerin etkisi ile Balkanlardaki Bulgar Türkleri kısa süre içerisinde milli kimlik ve kültürlerini kaybederek Slavlaşmışlardır. Ancak yeni yapılan araştırmalar göstermektedir ki devletin yönetimi yıkılışına kadar Türk kökenli ailelerin denetiminde kalmıştır. Bulgaristan Türkleri kavramı ise daha önce belirttiğimiz gibi Osmanlı Devletinin yıkılışının ve parçalanmasının önemli dönüm noktalarından birisi olan Berlin antlaşması ile literatürlere girmiş bir kavramdır. Osmanlı Devleti Balkanlarda ilerlemeye başlaması ile birlikte fethettiği bölgelere Anadolu’dan getirdiği Türkmen (Oğuz Türkleri) kitlelerini yerleştirmiştir. Bu iskân faaliyetleri sürecinde genellikle Karamanoğulları ve Saruhanoğulları beylikleri ahalisi bu günkü Bulgaristan coğrafyasında iskân ettirilmiştir. Osmanlı Devletinin Balkanlarda ilerlemesi boyunca iskân faaliyetleri devam etmiştir. Evald-ı fatihan ve Rumeli ahalisi olarak adlandırılan Balkan Türkleri ve dolayısı ile Bulgaristan Türkleri, Devletin zayıflamaya başlaması ve geri çekilme süreci boyunca Balkanlarda yeni bir takım devletler kurulmaya başlaması sonucu sınırları içerisinde kaldıkları ülkelerin isimleri ile birlikte Bulgaristan Türkleri, Romanya Türkleri gibi ifadeler ile adlandırılmaya başlanmıştır. Bulgaristan coğrafyasında yaşayan Türkler 19.y.y’ın sonarından itibaren Berlin Antlaşması ortaya çıkan Bulgaristan Devletinin adıyla anılmaya başlanmışlar ve günümüze kadar bu şekilde devam etmiştir. Bulgaristan’da yaşayan Türklerin, günümüz Bulgarları ile tek ortak noktası aynı coğrafyayı paylaşmalarıdır. Bunun dışında hiçbir ortak noktaları bulunmamaktadır. Bulgaristan Türkleri Yüz yılı zaman bir aşkın zaman boyunca kendilerini Bulgarlara benzetmeye çalışan, kendilerini Bulgar olarak adlandırmaya çalışan yönetimler ile mücadele etmişler bu durumu kabul etmemek ve Türk kalabilmek Türk olarak anılabilmek için, için gerektiğinde uğuruna kanarlını akıttıkları yüzlerce yıllık vatanlarını terk etmekten tereddüt etmemişlerdir. Bulgaristan Türklerinin Bulgarlar ile hiçbir ortak noktasının bulunmadığı gibi Anadolu Türkleri ile de küçük bir detay dışında hiçbir farklılıkları yoktur. Söz konusu küçük detay da Orta Asya’dan başlayan ve Anadolu dâhil birçok yeri Türk yurdu haline getiren göç hareketini Anadolu Türklüğünden bir adım daha batıya taşımış olmaları ve günümüz Türk dünyasının Adalar denizinden değil de Tuna Nehrinden Adriyatik Denizinden başlamasını sağlamış olmalarıdır. Devam

13

Sözde “Soya dönüş” asimilasyon sürecinde il şehidimiz

Silahlılar kapının önüne dayandı. Kapıyı içerden açmadılar. Maalesef, kapı dayanamadı. Kap karanlıktı o günler, zifiri karanlıktı. İsimlerin zorunlu alınmasıyla beraber ardı ardına soylar yeryüzünden siliniyordu. Neden, tüm bunlar ne içindi? İstedikleri zaman rahat bir şekilde ellerindeki silahlarıyla evlere baskın düzenliyorlardı. Zamanında yuvalarını terk edebilenler, haftalarca ormanlarda, mağaralarda ve kulübelerde saklanıyorlardı. Ormanlar ordu yardımıyla aranıyordu, yakalanın anası alıyordu... İlkbaharın başı, Nisan ayıydı. Diamandovo(Hüsemler) köyü orduca kuşatılmıştı. Uçan kuş bile güvensizlik uyandırıyor ve hedefe alınıyordu. Aynı gün okul da kapalıydı. Evlere bir huzursuzluk hâkimdi, kalpler kuşku dolu atıyordu. Dere mahallesinin kenar evlerinin birinde ev sahipleri en ağır günlerden birini yaşamaktaydı. Ailenin reisi başka yerde çalışmaktaydı, ancak önemli bir konu için evine sapmak zorundaydı. Keşke dönmemiş olsaydı! Kokusunu almışlardı. Çıkış yolu araması gerekiyordu. Hanımıyla beraber iki çocuğunu evinin birinci katına bıraktı ve hala inşaat aşamasında olan evin en üst katına çıkıp, samanların arasında gizlenmişti. Sabahın erken saatleriydi. Saat 4 civarındaydı. Silahlılar kapının önüne dayandı. Kapıyı içerden açmadılar.

Maalesef, kapı dayanamadı. Camlar kırılıp tuz gibi etrafa saçılmıştı. Kapıdan içeri girdiler çocuklar korkudan titriyordu, anneleriyse dehşet içinde olup davetiyesiz gelen askerlere anlam veremeden o büyük ve geniş olan gözleriyle bakıyordu. Onlar Kazımı arıyorlardı. Şimdi artık ikinci katın kapısına doğru ilerliyorlardı. Ayaklarıyla tekme atarak ve kırarak indirdiler kapıyı yere. Ardı ardına göz yaşartıcı gaz atıyorlardı. Onlar atıyor Kazım de hemen onları yakalayıp geri atıyordu. Ancak bu bir çıkış değildi. Kurtuluşu için değişik yollara başvurmalıydı. Yüksekti ve yaralanabilirdi ama riziko etmeye karar verdi. O bunların tümünü sadece ve sadece ismini ve soyunu korumak için yapıyordu. Küçük nehri geçmişti ve nefesi kesilmiş bir biçimde tarla üzerinden doğrudan ormana. Az daha kaldı, az daha kaldı… Ama kulağının yanında kurşun öttü, ardından bir tane daha ve bir tane daha… Yere yığıldı. Yaralanmıştı. Son gücünü kullanıp tekrar denemeliydi. Kalktı ve devam etti. İşte o an onu diğer bir kurşun yakaladı ve yeri yıktı. Ardino (Eğridere) hastanesinde kendine geldi. Beyaz odanın beyaz yatağı üzerinde yatıyordu. Kendisiyle baş başaydı. Ailesini düşünüyordu, gözlerinin önünden sırasıyla hanımı ve çocukları geçiyordu. Ziyaretleri yasaklamışlardı. 9 gün sonra yaşaması gereken bu dünyadan ayrıldı… Abidin KARASU

DTGB FAALİYETLERİ RESİMLERLE

Genel Başkan Ekrem Abdullayev Bulgaristan Temsilcisi ile Birlikte

BULTÜRK Temsilcisi konuşmadan

Azerbaycandan arkadaşlar ile

Azerbaycam Milletvekili Ganira PAŞAEVA

Azerbaycandan şehitlikte Türk Dünyası

Türk Dünyası Başkanları birlikte

BULTÜRK - Anadolu Temsilcisi

Mahmut ORAL

Haklarınız Nelerdir?

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ilan edildiği üzere, Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklar ve hürriyetlerden istifade etme, hakkına sahiptir. Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır. Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü şekliyle yasaktır. Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayri insani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz. Herkes her nerede olursa olsun hukuk kişiliğinin tanınması hakkını haizdir. K a n u n ö n ü n d e h e r k e s e ş i t t i r. Her şahsın kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı vardır. Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alıkonulamaz veya sürülemez. Herkes, haklarının, vecibelerinin veya kendisine karşı cezai mahiyette herhangi bir isnadın tespitinde, tam bir eşitlikle, davasının bağımız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir. Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün tertibatın sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile kanunen suçlu olduğu tespit edilmedikçe masum sayılır. Hiç kimse işlendikleri sırada milli veya milletlerarası hukuka göre suç teşkil etmeyen fiillerden veya ihmallerden ötürü mahkum edilemez. Hiç kimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışması hususlarında keyfi karışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruz bırakılamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmaya hakkı vardır. Herkes, herhangi bir devletin sınırları dahilinde serbestçe dolaşma ve yerleşme, kendi memleketi de dahil, herhangi bir memleketi terk etmek ve memleketine dönmek hakkına haizdir. Herkesin zulüm karşısında başka memleketlerden mülteci olarak kabulü talep etmek ve memleketler tarafından mülteci muamelesi görmek hakkını haizdir. Her ferdin bir uyrukluk hakkı vardır, hiç kimse keyfi olarak uyrukluğundan ve uyrukluğunu değiştirmek hakkından mahrum edilemez. Irk, uyrukluk veya din bakımından hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın her erkek ve kadın evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hakları haizdir. Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olmak hakkını haizdir ve hiç kimse keyfi olarak mal ve mülkünden mahrum edilemez. Her şahsın, fikir, vicdan ve din hürriyetine hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir. Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Her şahıs saldırısız toplanma ve dernek kurma ve derneğe katılma serbestisine malik olup, hiç kimse bir derneğe mensup olmaya zorlanamaz. Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını ve kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir. Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücret hakkına ve menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır. Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, ücretli tatillere hakkı vardır. Her şahsın, gerek kendisi gerekse ailesi için, yiyecek, giyim, mesken, tıbbi bakım, gerekli sosyal hizmetler dahil olmak üzere sağlığı ve refahını temin edecek uygun bir hayat seviyesine ve işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, ihtiyarlık veya geçim imkânlarından iradesi dışında mahrum bırakacak diğer hallerde güvenliğe hakkı vardır. Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkına, bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanma hakkına sahiptir. H e r ş a h s ı n ö ğ r e n i m h a k k ı v a rdır. Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkını öncelikle haizdirler. Herkes, topluluğun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak, ilim sahasındaki ilerleyişe iştirak etmek ve bundan faydalanmak hakkını haizdir. Herkesin, işbu Beyannamede derpiş edilen hak ve hürriyetlerin tam tatbikini sağlayacak bir sosyal ve milletlerarası nizama hakkı vardır.


14

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

BEYNİMİZİ OKUMAK Nasredinin Fıkraları Türk Bilimadamları Depremi 24 Saat Ay Alıp Satmıyorum. Nasrettin ARTIK MÜMKÜN hoca Önceden Bildi bir gün pazara gitmiş dolaşıyor, Deprem tahminiyle ilgili çarpıcı bir gelişme

hem de şöyle bir fiyatları yokluyor. Ahaliden birisi de yanına sokulup soruyor : - Hocam bugün ay kaç acaba...? Hoca gayet sakin: - Valla bilmem evladım uzun Türk araştırmacıları zihin okuyan bil- zamandır ay alıp satmıyorum. gisayar programı geliştirdi. Söz ko- Peştemal nusu program beyin verilerini kulla- Timur ile Hoca bir gün hanarak zihinden geçenleri okuyabiliyor. ”Beyin Verileri Kullanarak Zihinden Ge- mama giderler. Hoşbeş ederçenleri Kestiren Bilgisayar Programı” adı ken Timur, Hoca’ya sorar: verilen projeden sonuç alındı. Proje kapsa- “Hoca, ben köle olsam bana mında görev alan ODTÜ Bilgisayar Mü- kaç para değer biçerdin?” hendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatoş T. Hoca: Yarman Vural ve Koç Üniversitesi Psiko- “Ben bu işin tellalı değiloji Bölümü Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. lim ama bir 15 akçe ederdin!” İlke Öztekin tarafından zihin okuyan bilgi- B u laf üstüne Tisayar programı geliştirildi. Program insan m u r ç o k s i n i r l e r i n i r : beyninde kaydedilen sinyalleri kullanarak, “Hoca” der “Senin dediğini kudüşünülen nesneleri tahmin edebiliyor. lağın duyuyormu? Sadece bu Geliştirilen çalışma ile önce kişinin be- peştemal 15 akçe eder be!” yin sinyalleri kaydedilerek bilgisayara Hoca hiç istifini bozmadan: yükleniyor. Bilgisayar kişinin beyninin “ B e n zaten peşteyaklaşık bir düşünce modelini çıkararak male biçtim bu fiyatı!” der. öğreniyor. Yeni sinyaller ölçüldüğünde bilgisayar kişinin ne düşündüğünü kestirmeye çalışarak kişinin mutlu ya da sinirli olup olmadığını belirleyebiliyor. Ayrıca sistem, somut nesneleri de okuyabiliyor. Mesela akıldan geçen renkleri, sebze ve meyveler gibi bazı nesneleri yüzde 80 oranında doğru tahmin edebiliyor. Program kapsamındaki modeller tamamen Türkiye’de geliştirilirken, Türk üretimi program bazı özellikleriyle de benzerlerinden ayrılıyor.

Kırgızlar Geniş Tarihini Kaleme Alıyor

Sana Ne? Bir gün Nasreddin Hoca eve doğru yürüyormuş, bir arkadaşı arkadan seslenmiş “aman hoca gördün mü biraz önce geçen helva kazanı ağzına kadar doluydu”. Hoca istifini bozmadan “bana ne” demiş. Arkadaşı, “ama hoca helva kazanı sizin eve gidiyordu, buna ne dersin?” demiş; hoca yine istifini bozmadan “o zaman sana ne?” demiş.

Hoca Kaynanasını Nasıl Arar? Hoca’nın kaynanası çamaşır yıkarken ırmağa düşmüş, sulara kapılıp yitip gitmiş. Kasaba halkı toplanıp aramaya koyulmuşlar kadıncağızı. Hoca da aramakta, ama herkes gibi ırmağın aktığı yöne değil de geldiği yöne doğru giderek... Görenlerden biri şaşırmış bu işe ve seslenmiş Hoca’ya : “Hocam sen ters yöne gidiyorsun!” Başını adamdan yöne çeviren Hoca şu karşılığı vermiş : “Sen benim kaynanamı tanımazsın birader. Dünyanın en ters kadınıydı o. Mutlaka cesedi de ters yöne gitmiştir.” Eşeğe Ters Binmek Nasreddin Hoca bir gün yabancı bir köyde misafir olur. Cuma günü O’nu kürsüye çıkartırlar. Güzel bir vaaz verir. Herkes pek memnun kalır. Camiden çıkınca Hoca’nın eşeğini getirirler. Köylülerin hepsi ona hizmet etmek için adeta yarışırlar. Hoca eşeğine binerken biraz düşünür. Sonra eşeğin üstüne ters oturur. Herkes hayret eder. Köylülerden biri dayanamayıp sorar :

Kusur Çömlekte Hocanın bir gün subaşıya işi düşmüş. Adam haraç ve rüşvet yiyen biriymiş. Hoca fakir, ne yapsın. Bir çömleğe toprak doldurmuş ve üstüne bal sıvamış. Gitmiş işini görmüş, ilamını almış, memnun. Ertesi gün kapısında bir adam bitmiş: -”Hoca demiş, subaşı ilamda bir kusur etmiş. Geri is t i y o r. . . ” H o c a y u t a r m ı : - Hocam der. Kusura bakma Kırgızlar geçmiş yüzyıllar öncesinden itiba- -”Kusura bakmasın evlat”, demiş. ama eşeğe niçin ters binren, günümüze kadarki gelişen öz tarihini ka- “Kusur ilamda değil çömlekteydi.” d i ğ i n i s o r a b i l i r m i y i m ? leme alarak 7 ciltten oluşan kitabı hazırlıyor Hoca tebessüm ederek cevap verir : Kırgız Cumhuriyeti Milletvekili ve ti- Dünya Kaç Metre? - Eğer düz binip önünüze geçArkadaşlarından biri Hocaya sorar: cari hayatında da başarılı işadamı olan Alseydim siz arkada kalacaktınız. -Hoca, Dünya kaç metre? tınbek Sulaymanov Kırgız tarihinin hazırlatılmasında en büyük desteği gösteriyor. Tam o sırada bir cenaze geçiyormuş Siz öne geçseydiniz, bu defa ben Proje sahibi Altınbek Sulaymanov Arkeoloji yanlarından. Hoca onu göstererek: arkada kalmış olacaktım. Böyle Etnograf ve Tarihçilerden oluşan ilim adam- - O n a s o r ! B a k , ö l ç - ters binince size arkamı dönları grubuna 7 ciltten oluşan Kırgız milleti- m ü ş b i ç m i ş , g i d i y o r ! . . memiş oluyorum. Sebebi bu... nin tarihinin hazırlatılması görevini yükledi. Grup Başkanı Tarih İlimlerinin Doktoru, Prof. Tınçtıkbek Çorotegin konuyla ilgili yaptığı açıklamasında Kırgız tarihi Kırgız halkının ilk ortaya çıktığı zamandan günümüze kadarki gelen yaşamı, bunun içinden kültür tarzı, örf adeti, gelenekleri, inançları, başka milletlerle olan geçimi olan tüm bilgilerin gerçeğine ve kanıtlarına ulaşarak kitap sayfalarına taşıyacaklarını anlattı. Tarihçi Çorotegin Kırgızların dünya toprakları üzerinde yaşadığı coğrafi konumu ile Kırgızların ünlü kahramanı Manas kaynaklarından da esinlenilerek Yenisey ve Altay bögelerindeki hayatlarına da geniş yer verileceğini kaydetti. Toplam 30’a yakın ilim adamarın üzerine duracağı tarih kitabın her biri 500 sayfadan oluşup 7 cilt içinde geçmiştren günümüze Kırgız tarihi yansıtılacak. Ülkenin esas tarih kaynağını oluşturacak kitap ilk başlangıçta 70 binlik yüksek bir tirajla basılacak. “ Ye n i M e k k e Projesi’ni, Mekke’yi yok etme planıdır” diye tanımlayan tarihçiler ise tehlikenin boyutunu paylaştıkları fotoğraflarla gözler önüne sermeye çalıştı.

BENGÜ Türk Dünyasının Sesi

GENÇ

www.dtgb.org/rafetuluturk@gmail.com Tel:0090 212511 63 47 İmtiyaz Sahibi - DTGB Genel Başkan-Ekrem Abdullayev Yazı İşleri Müdürü Abidin HACİEV Yazı İşleri Müd.Yrd.

İsmail ERDEM Semiha AHMET Genel Yayın Yönetmeni

Rafet ULUTÜRK

Genel Yayın Müdürü Semra Hüseyin

Yayın DanıSmanları:

Prof. Dr. Hayati DURMAZ Dr. Ganira PAŞAYEVA Dr. Mustafa KAHRAMAN Prof. Dr. Emin ÇARIKÇI Prof. Dr. Ahmet ÇOLAK Yakub DELİÖMEROĞLU Doc.Dr.Kutluk KaanSÜMER Dr.Müjgan DENİZ Aygun HASANOĞLU

Haber Sorumlusu: Hukuk Danışmanı: Ekonomi Müdürü: İstihbarat Müdürü: Eğitim Sorumlusu: Görsel Yönetmen: Kültür-Sanat: Spor Müdürü: Art Direktör: İnternet Müdürü: Halkla İlişkiler: Reklam Müdürü:

Nafiye YILMAZ Seniha MERT Mujgan DENİZ Elşat ABDULLAYEV M.ustafa K.MAHDUM Nedim BİRİNCİN Murat TOYLUİ İbrahim SOYTÜRK Samet ERDEM Murat ULUTÜRK Neriman ERALP Nihat KAHRAMAN

İrtibat Bürosu: (500 Evler) Yıldırım Mh. Şehit Kamil Balkan cad. No: 114 / A 500 Evler - Bayrampaşa / İST. Bayrampaşa - Adaparkın üstü - Palmyalar durağın altı Tel: 0212 581 78 08 // 511 63 47 - Fax:0212 511 33 91 rafetuluturk@gmail.com Star Medya Yayıncılık A.Ş. Teknik Hazırlık: Murat ULUTÜRK

Bu gazete basın yayın ilkelerine uymayı taahhüt eder. Yazarlar yazılarından sorumludur.

www.dtgb.org

yaşandı. Türk bilim insanlarının müthiş icadı meyvesini verdi. Manyas’taki deprem, bir hafta önce tahmin edildi. Marmara ve Ege’de kurulan 18 ayrı izleme istasyonu sayesinde 4 Temmuz’da Manyas’ta meydana gelen 4.4 büyüklüğündeki deprem tespit edildi. Doğa Hareketleri Araştırma Derneği Başkanı Fuat Agalday, “Depremden bir gün önce Nilüfer Belediyesi’ne bildirdik. 6′nın üzerindeki depremleri 10 gün öncesinden bildirecek düzeydeyiz” dedi. Bugün’ün haberine göre; deprem tahminiyle ilgili çarpıcı bir gelişme yaşandı. İzleme istasyonlarıyla Marmara’da izleyen bilim ekibi, Balıkesir Manyas’taki depremi günler öncesinden belirleyip ilgili birimlere aktardı. Bursa’nın Nilüfer ilçesinde muhtemel depremin hareketlerini izlemek üzere kurulan Deprem Öncü İşaretleri İzleme İstasyonu’nda çalışmalarını yürüten Doğa Hareketleri Araştırma Derneği (DOHAD) Başkanı Fuat Agalday, kurulan sistemin 6 ve üzerinde olacak depremleri en az 10 gün öncesinden bildirecek düzeyde olduğunu söyledi. Agalday, iddiasını şu sözlerle destekledi: “Manyas’ta meydana gelen, 4 büyüklüğündeki depremin olacağını bir hafta öncesinden tahmin ettik ve depremden bir gün önce ilgili yerel yönetime ilettik.” 7 GÜN ÖNCE BELİRLENDİ Agalday, “Manyas’ta 4,4 büyüklüğünde deprem öncesi ölçtüğümüz parametrelerde bir anomali saptadık. Bu değişikliği 7 gün önce belirledik. Çünkü ön belirtileri başlamıştı. Sonra da ‘son 24 saat dilimine girildi’ şeklinde bir bilgilendirme yaptık ve deprem gerçekleşti. Biz bu konuda bir ilkiz. Ayrıca 6 ve üzerindeki büyüklükte yaşanacak depremleri çok daha kolay ve önce tespit edebiliriz” iddiasında bulundu. CİHAZLAR YÜZDE 100 YERLİ Nilüfer İlçe Belediyesi’ne bağlı Kriz Merkezi bünyesinde kurulan Deprem Öncü İşaretleri İzleme İstasyonu’nda çalışmalarını yürüten Agalday, 9′u Bursa‘nın Nilüfer ilçesinde olmak üzere Marmara ve Ege bölgelerinde toplam 18 izleme istasyonlarının olduğunu belirtti. 1999 depreminin ardından ‘deprem tahmin edilebilirmi’ sorusu üzerinden İstanbul Teknik Üniversitesi’nin bir araştırma başlattığını ve DOHAD’ın da bunu desteklediğini anlatan Fuat Agalday, “Bu konuda literatürü taradık. Dünyada yapılan bütün çalışmalara baktık. Gördük ki depremler tahmin edilebilir. Fakat çok detaylı bir çalışma yapmak gerekiyordu, biz de bunu yaptık ve başardık. Yüzde 100 yerli cihazlarımız sayesinde depremi tahmin edebiliyoruz” diye konuştu. Depremi tahmin edebilmek için birçok alanda çalışma yapılmasının gerekli olduğunu vurgulayan Agalday, şöyle devametti: “Jeofiziksel, hidrojeoloji ve elektromanyetik alan değişimleri gibi pek çok alanda izlemeler yapılması gerekiyor. Kuyulardaki, havalardaki değişimler gibi. Biz, tüm bu parametrelerin ölçümünü, tek bir istasyonda yaptık. Bunda da başarılı olduk.” Depremlerin bir kuralı olduğunu vurgulayan DOHAD Başkanı şu görüşleri dile getirdi: “Bir bölgede kaç büyüklüğünde bir deprem olmuşsa, o bölgede o büyüklükte bir deprem tekrarlanır. Bursa’nın geleceğinde 7′nin üzerinde bir deprem gözüküyor. Bursa’da en son 1855 yılında bir iki ay arayla 7′nin üzerinde deprem olmuştur. Aradan 150 yıl gibi bir süre geçti. Uluabat Gölü’nün güney tarafından gelen, Nilüfer ilçesinin içinden geçip, Osmangazi ve Yıldırım ilçesine doğru giden fay hattı çok önemli. Çünkü 7′nin üzerinde deprem üretebilen bir hat. İzlemelerimiz sürüyor.”

DTGB - DÜNYA’DAKİ TEMSİLCİLERİMİZ Romanya Dincer Geafer Amerika-New York:Terken HACALOĞLU Kırgısistan Edil Marlis Uulu KazakistanDosay Kenjetay Afganistan: Mustafa K.MAHDUM Ahıska Türkleri: Paşali Seferoğlu Altay: Katya Tıdıkova Avrupa: Orhan KutluI Azerbaycan: Akber Yolçiyev (Qoşalı) Balkarya: Alim Hubolov Başkurtistan: Florid Bagayev Batı Trakya: Cemil Kapza Bayır-Bucak: Sami Yıldırım Bulgaristan: Semra Hüseyin Cuvaşistan(Rusya) :Oleg Tcyplenkov Doğu Türkistan: Erkin Emet Fin-Ugor: Vasili Petrov Gagauzya: Oleg Federovich Garizan Hakasya: Lev Nerbışev Hollanda: Serdar Can Karacay: Hasan Halkkoç Kırım: Eskender Bariyev Sibirya Omsk Altınay Junusova Şor (Rusya) Cıltıs Tannagasheva Nogay (Rusya) Yangurchi Adzhiev KKTC Ercan Arıklı Tataristan (Rusya) Bulat Gatin Türkmenistan Murat Toylyyev

İsmail Gaspıralı Gençlik Teşkilâtı ....................................................................... Kırgız Gençleri Birliği Dünya Genç Türk Bilimadamları Birliği Cümbüş-İ Milli İslami Gençlik Teşkilatıist. Vatan Cemiyeti Kan-Kerede Altay Gençler Birliği Avrupa Türk Federasyonu Gençlik Teşkilatları Millî Şurası Ant Gençler Teşkilatı Başkurt Gençleri İttifakı Gümülcine Türk Gençler Birliği Bayır Bucak Türkmenleri Derneği Ufuk Vakfı - Sofya Suvar Çuvaş Gençleri Birliği Dünya Uygur Kurultayı Mofun - FİN-UGOR Anadili Gençler Cemiyeti Tun Gençlik Teşkilati Türk Evi Karaçay Vakfı Qardaşlık Kırım Tatar Gençleri Birliği Vahdet Türk Gençleri Teşkilatı Şor Millî Kültür Merkezi Birlik Nogay Gençleri Teşkilati Türk-Bir Derneği Azatlik Tatar Gençleri Birliği Mahtumkuli Düşünce Topluluğu


Türk Dünyası Gençliğinin Sesi

15

14 . Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı Kırım Yaltada 1.gun Pazar Delegasyonların gelişi . Bizleri havaalanında Bir grup folklor Grubu eşliğinde Kırımlı kardeşlerimiz Coşku Ile karşıladılar . Buradan otobüslerle bizleri Yalta - Intourist Oteline sorunu çözecek kadar götürdüler . Okur bizleri Kırımlı kardeşlerimiz odalarımıza sorunu çözecek kadar eşlik ettiler . Gec saatlerde delegasyon Başkanların Toplantısı yapıldı . Okur diger bölgelerden Gelen arkadaslarla görüşme imkânı Oldu . 2.gun Pazartesi Yalta’da - Intourist Otelinde XIV Dünya Türk Gençleri BİRLİĞİ Kurultayı Başladı . Kurultayın açılış konuşması Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu tarafından yapıldı . Kırımlıoğlu Kurultayın açılışında , Kırım Tatar Türklerinin 1944 yılındaki sürgün sonrasında haklarını Demokratik yollardan aramada dünyaya Örnek’in oldugunu anlattı . DddddDevamı 8’deKonuşmasında “ Kırım Türk Dünyasının ayrılmaz Parçası olduğundan dolayı , Kırım’a kurultaya Gelen misafirlerin burası sizlerin de vatanıdır . Kırım Tatar halkının anavatanı Olan Kırım’ın , Kırım Tatarlarının elinden alındığını ve Kendi vatanlarını unutmaları icin yillar boyunca çalışıldığını belirtti . Kırımoğlu , Kırım Tatar halkının onlarca Yıl boyunca anavatanına Dönme mücadelesini Veren Kırım Tatar halkının , Sadece barışçıl metotlar kullandığını Dile getirdi . Bundan 10 Yıl once , Kasim 1999’da Kofi Annan ( dönemin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ) Mustafa Kırımoğlu’na Uluslararası Ödül verirken dünyada sorunların ve milli hareketlerin Çok İyi oldugunu , ancak Sadece Kırım Tatar halkının milli hareketinin Demokratik prensiplerden Yola çıkarak mücadelesini barış yolu Ile sürdürdüğünü belirtti . Met , Bizim milli hareketimizin prensiplerinin bilinmesi Türk halkları icin yararlı olacaktır . Siz Kırım’ı Ziyaret edeceksiniz , Kırım Hanlığının başkenti Bahçesaray’ı gezeceksiniz . Bahçesaray gezisi sırasında İsmail Gaspıralı’nın mezarını Ziyaret edersiniz , Fatiha süresini okursunuz . İsmail Gaspıralı’nın “ Fikirde , İŞTE , dilde birlik “ sözleri kurultayımızın temeli Oldu . onu Seyit yapıyordu Gelen Ayşe prensipleri düşmanlarımız da biliyor ve Sovyet döneminde bizi bölmek icin ellerinden . Bir Örnek getireceğim . 1979 yilinda yapılan mahkemeden Hiçbiri ben Yakutsk cezaevine gönderildim . Hapishanede Ruslar ve Yakutlar Click Ayri odalar vardi . Cezaevine Gelen Herkes yatakhaneyi kendisi seçiyordu . Ben Durumu anladım ve Yakutların yattığı yatakhaneye Giderdim. Yakutlar bunun farkına varıp bana “ Neden Just geldin , biz Kırım Tatari değiliz ki ? “ diye Soru sordular . Ben met soruya teşekkür et olarak Bizim Ayni milletin temsilcileri olduğumuzu söyledim . Yakutlar şaşırdı , çünkü en Yakın Halkın Japon Halki oldugunu düşünüyorlardı . Herkesin onu Seyit Kendi Halki icin yapması gerekir . Eger biz halkımızı sevmeyi öğrenirsek , o Zaman geleceğimiz Parlak olacak “ Dedi . Ardından Türk Ocakları Tanıtım filmi gösterildi , daha Hiçbiri sırasıyla Abdurahman Ekiz Kırım Gençlik teşkilatı Başkanı , Türk Ocakları Genel Sekreteri Prof.Dr.Orhan Kavuncu , 14 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti hep yanımızda Oldu Bundan dolayı hepinizin huzurunuzda tesekkur ederim Dedi . Küresel dünyada Bir Adalet yok arkadaslar . Ekrem Abdullayev DTGB Genel Başkanı , ardından DTGB Yürütme Kurulu Başkanı Bülent Aksoy, Kurultayın ana amaçlarının , Dünya Türk Gençliğini Büyük aydın İsmail Gaspıralı’nın “ Dilde , Fikirde , İŞTE Birlik “ sloganı Altında birleştirmek , Kırım Tatar gençliğinin FIRSAT ve imkânlarını genişletmek ve tum Dünyanin Kırım Tatar halkının Sorunları uzerine dikkatini çekmek oldugunu söyledi . Daha Hiçbiri Rifat Çibarov - Kırım Meclis 1.mavini Başkanı ; Aziz Abdullayev - Bakanlar Kurulu bsk.yrd ; . Irak Milletvekili - Fevzi Ekrem Terzi ; TCFahri konsolos Yrd ; . Fevzi Yakubov - Kı-

rım pedagoji üniversitesi rektörü ve Heyet Başkanları da konuşmalar yaptılar . Mesajlar okundu ; TCCumhurbaşkanı , TCBaşbakanı , Dış Türklerden sorumlu Devlet Bakanı - Faruk Çelik , Devlet Bakanı - Mehmet Aydın , Azerbaycan Cumhurbaskanı - İlhan Aliyev , Kazakistan Cumhurbaskanı - Nazarbayev , Bulgaristan Kültür Bakanı - Vejdi Raşidov , Doğu Türkistan -Rabia Kadir ; 3.gün Salı Türk Dünyası Genç Yazarlar BİRLİĞİ Kongresi yapıldı . Yeni Yonetim Kurulu seçildi . Türk Dünyası Genç İletişimciler BİRLİĞİ Kongresi yapıldı . Yeni Yonetim Kurulu seçildi . Öğlenden Hiçbiri , Tarihi bölgelere Gezi ; Akyar Türk şehitliği - Burasını Yapan TC Devleti olmuş , Buraya tüm Malzeme çakıl taşları dahi Türkiye’den getirilmiştir . Burasının açılışına Türk Deniz filosu da gelmiş . Buraya tam açılış esnasinda ince ince Bir Yağmur başlamıştır . Met da İstiklâl Marşı okunmuş , ardından kuran okunmuş ve yeni versiyon ardından Yağmur dinmiş . Bir ARKADAŞ okur met Durumu Türkiye’den Gelen Bir komutanımıza sormuş , komutanım met ne iştir ? Bunlar okur yatan şehitlerimizin , askerlerimizin Sevinç gözyaşlarıdır Demis . Bahçesaray , Han Sarayı ve Zincirli Medrese gezildi . Türk Dünyası Liderlerinden İsmail Gazpiralın mezarında dualar okundu . Akşam Delegasyon-

ları tanıtımından Hiçbiri ; Türkiye , programı herkesi coşturdu Ankara’dan Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Türk Dünyası muzigi Topluluğu sanatçılarının konser . Kırım’dan Kerkük’e , Balkanlar’dan Orta Asya’ya Türk Yurdunun Dört Bir yanından derlenen eserleri dinlemek hepimiz icin Ayri Bir güzellikti . 4.gün Çarşamba Komisyon Çalışmaları -1 Öğleden Hiçbiri - Akmescit (Simferopol) Kurultay delegelerinin Kırım Tatar Milli meclisini Ziyaret Kırım’da Türk Dünyası yürüyüşü Kırım’da yapılmakta Olan 14.Dünya Türk Gençleri BİRLİĞİ ( DTGB ) Kurultayının katılımcıları , Akmescit’te Kırım Tatar Milli Meclisi Yönetimi ve üyeleriyle görüştü . Dünya Kırım Tatar Kongresi Başkanı , Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Vekili Refat Çubarov , Kırım Tatar halkının Tarihi, sürgünün Halka yaşattığı Acı ve zorlukları , vatana dönüş mücadelesini anlattı . Kurultay katılımcıları imkb Çubarov’a Kırım Tatar halkının bugünkü Durumu ve Sorunları hakkinda sorular sordu . Daha Hiçbiri Türk Dünyası temsilcileri Akmescit sokaklarında Türk yürüyüş yapıldı . Yürüyüşe 250 Kisi katıldı yaklaşık . Katılım Avrupadan , Kavkaslardan , Balkanlardan , Orta Asyadan , Türkistandan ve Rusya’dan 36 Halkın temsilcileri , Türk halklarının Ukrayna ve Kırım’da yaşayan Halka alamiyorum niyet ve alamiyorum dileklerini getirdiklerini ve met yürüyüşle dünyada tum halklarla barış Içinde yaşama dileğini ifade ettiler . Kurultay katılımcıları yaptıkları yürüyüşle Kırım Tatarlarının Ukrayna’daki Türk halklarının temsilcilerinden sesini duymak oldugunu hatırlattılar . Ellerinde kurultaya katılan halkların bayraklarını ve “ Doğu Türkistan , kalbimiz you, Click çarpıyor “ pankartları tutan ve “ Bizim Kırım “,” Özgürlük “ atan yürüyüş katılımcıları , Akmescit’in merkezinde barış Elçileri olarak Kabil Edilen beyaz güvercinleri göğe bıraktı sloganları . Met güvercinlerin , Kırım Tatarlarının diger halklarla barış Içinde Yasamak

istediğini , diger halklara Saygı duymak istediğini , ancak karşılığında da Saygı Görmek istediğini belirtildi ve Dünyada baskıya maruz Kalan hiçbir halk olmamalı ve Kırım , halkların barış Içinde yasadigi Örnek Bir yer olmasi gerektiğini belirtiler . Cuma Camii Cuma Camii inşaat alanını Ziyaret Edildi . Okur KKTC’li grub Başkanı Erhan Arıklı ezan okudu ve Cemat Ile Birlikte first namazı DTGB gençlerinden Bir grup Birlikte namaz kılındı . İnşallah Bir daha gelişimizde namazımızı caminin Içinde hep Birlikte kılarız . Refat Çubarov Konuşması Dünya Kırım Tatar Kongresi Başkanı Refat Çubarov Konuşmasında met Yıl Cuma Camii inşaatına başlanması gerektiğini belirtti . Cuma Camiinin inşaatı icin Akmescit Belediye Meclisinin 15 Temmuz 2004 Tarihinde aldığı kararla Yaltinskaya 22 adresindeki arsa ayrılmıştı . Ancak daha Hiçbiri Ayni Akmescit Belediye Meclisi , cami icin tum evrakların tamamlanmasına ragmen Yaltinskaya 22’deki arsayı park Alanı olarak belirleyerek 15 Temmuz 2004 tarihli kararı IPTAL Etti ve cami Click Lugovaya Sokağı Numara 6 adresinde arsa ayırmayı Kabil Etti . Ancak caminin Yaltinskaya Sokağı Numara 22 adresinde olmasında Israr eden Kırım Tatarları bunu Kabil etmedi ve 2008 yilinda PROTESTO eylemine Başladı . Protestonun first aşaması olarak cami insa edilmesi istenen Yerde Çadır kuruldu . Ikinci aşamada “ cami Click Bir TUĞLA “ kampanyası yapıldı . Met kampanya sırasında 137 bin TUĞLA 40 bin tuğlalık para toplandı ve. Mahkemeye başvuruldu . IV . Müslümanlar Kurultayı üyeleri imkb cami konusunda Yardım Click Ukrayna Cumhurbaskanı Viktor Yuşçenko’ya başvuruda bulundu . Kırım Müslümanları Ile Akmescit Belediye Meclisi arasında cami inşaatı Ile İlgili yapılan mahkemede 2 kez Müslümanlar Lehine karar alındı , cennetin ancak en oğlu Ukrayna Yüksek Mahkemesi met kararlara itiraz Akmescit Belediye Meclisinin Lehine karar alıp daha once cami konusunda alınan kararları Tekrar görüşülmek uzere met kararları alan mahkemelere gönderdi . Buna karşılık olarak Kırım Müslümanları , mahkeme kararını beklemeden cami inşaatına başlama kararını Aldi ve 23 Kasim 2008’de saat İşlem 09.00 ‘da camiyi çevreleyen Duvar kurulmaya başlandı . Refat Çubarov , yerel idarenin caminin Yaltinskaya , 22’deki arsada inşaatına gösterdiği tutumunu yorumlarken , Akmescit (Simferopol) Belediyesinin cami inşaatı Konusunu kasıtlı olarak oyaladığını iddia Etti . Çubarov , Konu Ile İlgili “Bu Yerde inşaat yapılması icin evrakların düzenlenmesine biz yaklaşık 4 Yıl harcadık . Eger defne Babenko ( Akmescit Belediye başkanı Gennadiy Babenko ) cami Click Just baska yer Teklif Edip bizi oyalayacağını düşünüyorsa , bunun cevabı Ukrainlerin dediği görmeme “ durnıh nema “( Kimse Aptal degildir ) “ Dedi . Çubarov , Akmescit Belediye başkanının tutumunun caminin kurulması gerektiğini , ancak cami inşaatından hafta önce konunun Yerli Halka danışılması gerektiğini bir sürerek konuyu mumkun oldugu kadar karanlık Fazla uzatmaktan ibaret oldugunu bir sürdü . Çubarov , “Bir Veren , Bir vermeyen , başvurumuzu Bir reddeden , Bir Geri alan yerel idarenin hareketlerinin aptallığı ve saçmalığı bizi tatmin etmiyor Arsayı . Met yer , Müslümanların istediği first yer degildir . İktidar , met Yeri verip Halki met arsayı almaya ikna etmişti . “ Dedi . Met Yilin Şubat ayında Bölgeler Partili Ukrayna milletvekili , Kırım Özerk Cumhuriyeti Verhovna Radasının eski başkanı Boris Deyç , Simferopol ( Akmescit ) Belediye Başkanı Gennadiy Babenko’ya gönderdiği auction mektupta Babenko’dan ve Akmescit Belediye Meclisi üyelerinden Cuma Camii inşaatı icin arsa ayırma konusunun çözülmesini istedi . Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mus-

tafa Abdülmecit Kırımoğlu’nun Kurultay delegelerine Akşam yemeği verdi . Heyet Tanıtım programı 5.gun Perşembe Sabah Kurultay 1.oturum Heyet Başkanlarının konuşmaları Kurultay 2.oturum DTGB Kurultayında Kırım Tatar Milli Hareketinin problemleri ele alındı Met günlerde “ Geçmişten Geleceğe Kırım’ın Milli Mücadelesi “Adi Altında yapılan sempozyumda Tarih tecrübesi kapsamında Kırım Tatar halkının şimdiki durumunun Sorunları ele alındı . Toplantıda faaliyetlerinin Bir Kaç Yılı Içinde Kırım Tatar gençlerini Aktif Sosyal ve Siyasi Hayata çekilmesi konusunda başarılı Olan Bizim Kırım Kırım Tatar teşkilatı başkanı Abduraman Egiz ve Kırım Tatar Gençlik Merkezi teşkilatının Fahri başkanı Eskender konusma yaptı Bariyev . Bariyev , konuşmasında DTGB Kurultayı görmeme Büyük etkinliği değerlendirdi . Bariyev , Kurultayı değerlendirirken , Politik ve iletisim şeklin verilmesi konusunda çalışması gerektiğini kaydetti bunun kurulduğu Andan met Yana faaliye-

tinin sonuçlarını Takip ettiğini kaydederek Kurultayın Sadece Bir birine Kardeş Olan Türk halkları arasındaki kültürel ilişkilerin kuvvetlendirilmesinin sağlanması konusunda degil , met ilişkilere Ekonomik . Bariyev’e Türkçesi Kırım Tatar Gençleri met yönde tür adımlar atmaya başladığını belirtti . Bariyev , Konu Ile İlgili “ Bugün biz Kırım Tatar gençlerine Yeni Siyasi Teknolojileri öğretiyoruz . Kırım Tatar Gençleri , günümüzün Siyasi teknolojilerini Göz önüne alarak , ulşuslararası kurumlarla ve Ukrayna’daki Siyasi Oluşum Kurumu Ile yaptığı işbirliği sonucunda Siyasi diyalog yapma konusunda Büyük Tecrübe kazandı , Malzeme topladı . Bugün biz met tecrübeyi Kardeş halklar temsilcileri Ile paylaşacağız “ Dedi . Bariyev , Kırım Tatar Gençlik Merkezi Teşkilatının DTGB kapsamında Genç siyasetçi okulunu yapmaya planladığını bildirdi . Bizim Kırım Teşkilatı Başkanı Abduraman Egiz , Kırım Hanlığının kuruluşundan Kırım’ın Rusya işgaline , 1944 sürgününe ve sürgün yerlerinden Kırım’a dönüşüne sorunu çözecek kadar Kırım Tatar halkının tarihini anlattı . Egiz , günümüz Kırım’ın en Ö NEML problemi Kırım halkının Büyük kısmının taraflı oldugunu ve taraflı Olan met Kırım Halki kısmının Kırım’daki duruma ve Kırım Tatar Milli Hareketine subjektif davranması oldugunu kaydetti . Egiz , met TÜR zorlukların yenmesi icin Kardeş Türk halklarının birlik olmasi gerektiği görüşünü savundu . Egiz , “ Günümüzde Kırım Tatar Gençleri Dahil Olmak uzere Türk gençlerinin Halkın hayrına yönelik amaçlara ulaşma konusunda Içinde oğlu Dereceli Sorumluluk duygusunu yetiştirip milli fikre hizmet Etme konusunda Lider olmaya heves etmesi gerekir . gerekir Bizim Noman Çelebicihan ve İsmail Bey Gaspralı görmeme Kırım Tatar halkının Büyük evlatlarının başardıklarını başarmaya çalışmamız “ Dedi . Bunun yanısıra toplantıda Dağıstan’ın Heyeti temsilcisi , Nogay Milli Hareketinin lideri Yangurci Acıyev konuştu . 6.gun Cuma Türk Dünyası Gençlik Kurultayı 1.Oturum Komisyonlar okundu tartışıldı ve takertakerMaddeMaddeTekraroylandılar. 2.Oturum 7.gun Cumartesi Heyetlerin ayrılışı


BENGÜ Türk Dünyasının Sesi

GENÇ

Haydar Aliyev, Ankara`da anıldı Haydar Aliyev`in vefatının 9. yılı dolayısıyla Ankara`da anma töreni düzenlendi. Azerbaycan’ın Türkiye Büyükelçiliğinin organizasyonuyla Hacettepe Üniversitesinde düzenlenen törene Türkiye Cumhuriyeti Kü ltür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve üst düzey yetkililer, ayrıca Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Elçin Efendiyev, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Şube Müdürü Fatma Abdullazade, Eğitim Bakanı Misir Merdanov, Kültür ve Turizm Bakan Ebülfes Garayev, Profesör Vasim Memmedeliyev, Azerbaycan Cumhurbaşkanına bağlı Devlet Yönetimi Akademisi Rektörü Urhan Alekperov, Azerbaycan Besteciler Birliği Başkanı Firengiz Alizade, TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, Azerbaycan`ın Ankara Büyükelçi Faik Bağırov, Türkiye’nin eski Azerbaycan Büyükelçisi Hulusi Kılıç, ünlü isimler, sanat ve iş adamları, öğrenciler ve basın

Astana’da Kırgız epik kahramanı Manas adına anıt yapılacak. Konu ile ilgili olarak Kırgızistan Başbakanı Cantörö Satıbaldiyev ve Kazakistan Başbakanı Serik Ahmetov geçen hafta Bişkek’teki ŞİÖ Zirvesi sır asında görüşüp anlaşmaya vardıkları açıklandı. Kabar.kg’de yayınlanan habere göre, Ahmetov, “Astana şehrinde Manas anıtını koymaya ve sokaklardan birine Cengiz Aytmatov’un adını vermeye karar verdik,”, dedi. Buna karşılık, Satıbaldiyev, karşılıklı anlaşma sonucu Kazak ş airi ve düşünürü Abay’ın anıtını da Bişkek’te kurmak için yer önerildiğini ve belirlendiğini söyledi. Satıbaldiyev, “Bahsedilen yer Opera ve Bale Tiyatrosu yakınındaki tiyatro bahçesidir”, diye açıkladı.

Kazakistan ve Çin Arasında Dev İşbirliği

temsilcileri katıldı. Azerbaycan halkının Milli Lideri Haydar Aliyev’in anım töreni çerçevesinde düzenlenen senfonik konserde Hacettepe Senfonik Orkestrası, dünyaca ünlü Azerbaycan piyano sanatçısı Ferhat Bedelbeyli ve kemancı Tuğrul Geniyev klasik müzik eserlerini seslendirdiler.

BDT Devlet Başkanları Zirvesi Türkmenistan’da Yapıldı Belirli aralıkta düzenli şekilde yapılan BDT Devlet Başkanları Zirvesine bu kez Türkmenistan ev sahipliği yaptı. Gürcistan’ın ayrılmasının ardından 11 ülkeye düşen BDT’nin Orta Asya ve Doğu Avrupa’da güçlü bir etkisi bulunmakta. Devlet Başkanlarının toplu görüşmelerinin ardın-

Astana’da Manas Anıtı Açılacak

dan kimi devlet başkanları arasında birebir özel görüşmelerde yapıldı. Zirvede ele alınan konuların başında her zaman olduğu gibi bilim,sanat enerji, ithalat ihracat, satış hacimleri , ulaşım geldi. Sonuç bildirgesinde üye ülkeler arasında ticari ve siyasi ilişkilerin daha fazla geliştirilmesi kararı açıklandı.

Çin ve Kazakistan arasında 2015 yılına kadar ticaret hacminin 40 milyar dolara yükseltilmesi için anlaşma imzalandı. Kazakistan’ın başkenti Astana’da yapılan 6. Kazak-Çin İş Konseyi toplantısı çerçevesinde bir araya gelen iki ülke heyetleri, ticaret hacmini 2015 yılına kadar 40 milyar dolara çıkartama kararı aldı. Kazakistan Başbakan Yardımcısı Kayrat Kelimbetov ve Çin Halk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Wang Qishan başkanlığında yapılan toplantıda; güvenlik, enerji, jeoloji, doğal kaynakları işleme, ulaştırma, finansal, ticari, ekonomik, bilim-teknik ve kültür alanlarında işbirliği konuları masaya yatırıldı. Daha sonra söz konusu alanlarda işbirliği anlaşmalara imza atıldı. Toplantıda konuşan Çin Halk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Qishan, iki ülke arasında özelikle enerji alanında işbirliğini geliştirmek istediklerini dile getirdi. Qishan, Çin-Kazakistan ham petrol boru hattı projesinin inşası ve iki ülkeyi birbirine bağlayan bir doğal gaz boru hattı projesi için çalışma yapılması gerektiğinin altını çizdi. Kazakistan’ın en büyük ikinci ticari ortaklarının olduğuna vurgu yapan Qishan, iki ülke arasında mevcut ticaret hacminin 25 milyar dolar olduğunu ve bu rakamı 2015 yılına kadar 40 milyar dolar seviyelerine çıkarabile-

ceklerini ifade etti. Toplantıda konuşan Kazakistan Başbakan Yardımcısı Kelimbetov ise 2008 yılında Kazakistan’da yaşanan mali kriz ve Expo 2017 sürecinde Çin’in verdiği desteği hatırlattı. Kazakistan ve Çin arasında ticari ilişkilerin en üst düzeyde olduğunu ifade eden Kelimbetov enerji işbirliğinin geliştirilmesi, petrol boru hattı kapasitesini artırılması için daha fazla çalışma içinde olacaklarının altını çizdi. Kazak-Çin İş Konseyi’nin yedinci toplantısının ise 2013 yılında Çin’in başkenti Pekin’de yapılması kararlaştırıldı. Toplantıya kutlama mesajı gönderen Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, iki ülke arasındaki dostluk ve ticari ilişkilere dikkat çekti.

Antalya - Türkiye

Köstence - Romanya

Üsküp - Makedonya

Bakü - Azerbaycan

Sofya - Bulgaristan

İstanbul-Türkiye

Dünya Türk Gençleri Birliği’nin İstanbul’daki DTGB-KURULTAYLARIN’DAN Kurultayına Bulgaristan’dan Güner Tahir katılacak Dünya Türk Gençleri Birliği, Türkçe konuşan ülkelerin gençlik teşkilatlarını biraraya getirmek amacıyla 17-19 Aralık 2012 tarihlerinde İstanbul’da 15. Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı düzenleyecek. Türk Dünyası’nın Gençleri kendi aralarında kültürel yakınlaşma bütünleşme

ve iş birliğini geliştirmek ve pekiştirmek amacı ile her yıl geleneksel olarak Balkanlardan –Altay’lara, Türkmenistandan – Sibirya’ya, Adriyatikten - Çin Seddine kadar, Türklerin yaşadığı her bölgeden gençler bu yıl İstanbul’a toplanmaktadır. “Dilde, Fikirde ve İştte birlik şiarını hayatta geçirmek için Türk Devlet ve topluluklarından gençler, 1992 yılından beri bir araya gelmekteler. Bu yılda İstanbul ‘da Sütlüce Mah.İmrahor cad. Dutluk sk.No.3 AK Parti İstanbu İL MERKEZİNİN üstünde Hilton Garden İnn.Otelinde DTGB-Dünya Türk Gençler Birliği 15.Türk Dünyası Gençlik Günleri ve Kurultayı 16 - 19 Aralık 2012 Tarihinde yapılacaktır. Fin-Ugor halklarının temsilcilerinin katılacağı kurultaya, ilk kez Buryad ve Kalmuk halkları temsilcileri de katılacak. Kurultayda aynı zamanda, Azerbaycanlı ve Türk yetkililer de hazır bulunacak. Kurultay, Azerbaycan Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Gençlik Fonu’nun maddi desteğiyle düzenlenmektedir. İstanbul Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan ve Bulgaristan’dan an ilk defa ‘UHÖH’ Genel Başkanı Güner TAHİR de bu toplantıya katılacaklar arasında.


Genç Bengü Gazetesi 1.Sayı  

Türk Dünyası Gençliğinin Sesi Gazetesi'nin 1.Sayısı

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you